<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>Kırşehir Haber Portalı &amp; : Ekoloji</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/rss/category/ekoloji</link>
<description>Kırşehir Haber Portalı &amp; : Ekoloji</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>Kırşehir.Net &amp; Kırşehir Haber Portalı &amp; kirsehirhaber.org  ve kirsehri.com adreslerinden yayınlanmaktadır. Yazılım: Ahenk BT &amp; Tükav Gaziler Eğitim Kültür Hiz.</dc:rights>

<item>
<title>43 derece sıcaklığa rağmen ziyaretçi akınına uğruyor! Milyonlarca yıl önce oluşan doğa harikası</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/43-derece-sicakliga-ragmen-ziyaretci-akinina-ugruyor-milyonlarca-yil-oence-olusan-doga-harikasi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/43-derece-sicakliga-ragmen-ziyaretci-akinina-ugruyor-milyonlarca-yil-oence-olusan-doga-harikasi</guid>
<description><![CDATA[ Mersin&#039;in Mut ilçesinde bulunan milyonlarca yıl önce oluşan doğa harikası Yerköprü Şelalesi Tabiat Anıtı 42-43 sıcaklığın olduğu bölgede yerli ve yabancı birçok misafiri ağırlıyor.Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından &#039;tabiat anıtı&#039; olarak tescillenen Mersin&#039;in Mut ilçesine 35 kilometre mesafedeki Yerköprü Şelalesi her yıl olduğu gibi bu sene de ilgi çekiyor.Turkuaz gölüyle, kuraklıktan etkilenmeyen yaklaşık 30 metre yükseklikten akan şelalesi ve tabiat parkıyla her dönem güzelliği ile dikkat çeken şelale, sıcaklıkların 42-43 derecelere ulaştığı bugünlerde daha fazla ziyaret ediliyor.Yaklaşık 2 kilometrelik yürüyüş yolunu kullanan yerli ve yabancı birçok ziyaretçi seyir terasından muhteşem bir şekilde akmaya devam eden şelaleyi uzun süre izleyerek serinlemeye çalışıyor.Yasak olmasına rağmen sıcağında etkisi ile bazı kişiler serinlemek için şelaleye girerken bazıları da turkuaz suda yüzüyor.Şelaleye gelenlerden İhsan Aydar, &quot;Serinlemek için geldik. Biraz yürüyüş yaptık ama değdi. Şelalenin güzelliği muhteşem. Yasak bölgeye de girdik ama yapacak bir şey yok. Bir kez denedik&quot; dedi.Şelalenin anlatılanlardan daha güzel olduğunu belirten vatandaşlardan Aykut Şahin de, bu manzaranın güzelliğine paha biçilemeyeceğini ifade etti.Şelalenin çok güzel olduğunu, merak edenin gelmesini tavsiye eden Kevser Şahin ise, yolun meşakkatli olduğunu söyledi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HDLaCBcEk0OPxuHVnB1dYA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>derece, sıcaklığa, rağmen, ziyaretçi, akınına, uğruyor, Milyonlarca, yıl, önce, oluşan, doğa, harikası</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HDLaCBcEk0OPxuHVnB1dYA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="43 derece sıcaklığa rağmen ziyaretçi akınına uğruyor! Milyonlarca yıl önce oluşan doğa harikası"><p>Mersin'in Mut ilçesinde bulunan milyonlarca yıl önce oluşan doğa harikası Yerköprü Şelalesi Tabiat Anıtı 42-43 sıcaklığın olduğu bölgede yerli ve yabancı birçok misafiri ağırlıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/b9Ngm9JP4UGuMjF8lE9eSA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından 'tabiat anıtı' olarak tescillenen Mersin'in Mut ilçesine 35 kilometre mesafedeki Yerköprü Şelalesi her yıl olduğu gibi bu sene de ilgi çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XEnn2aXrH0iHQkR0h0Fgzg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Turkuaz gölüyle, kuraklıktan etkilenmeyen yaklaşık 30 metre yükseklikten akan şelalesi ve tabiat parkıyla her dönem güzelliği ile dikkat çeken şelale, sıcaklıkların 42-43 derecelere ulaştığı bugünlerde daha fazla ziyaret ediliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PHaRSnWSyU-94dsfS1fFKA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaklaşık 2 kilometrelik yürüyüş yolunu kullanan yerli ve yabancı birçok ziyaretçi seyir terasından muhteşem bir şekilde akmaya devam eden şelaleyi uzun süre izleyerek serinlemeye çalışıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XV1xBRA6xU6o9Jv8KY3-Tg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yasak olmasına rağmen sıcağında etkisi ile bazı kişiler serinlemek için şelaleye girerken bazıları da turkuaz suda yüzüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1XbXc3qv-U6QcarwOmQTsw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şelaleye gelenlerden İhsan Aydar, "Serinlemek için geldik. Biraz yürüyüş yaptık ama değdi. Şelalenin güzelliği muhteşem. Yasak bölgeye de girdik ama yapacak bir şey yok. Bir kez denedik" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9NPkp57_NkGYA1DMwIUNaQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şelalenin anlatılanlardan daha güzel olduğunu belirten vatandaşlardan Aykut Şahin de, bu manzaranın güzelliğine paha biçilemeyeceğini ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Fxyjf1JNqkOp4Ue3BX5soA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şelalenin çok güzel olduğunu, merak edenin gelmesini tavsiye eden Kevser Şahin ise, yolun meşakkatli olduğunu söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G6_L5YE2aUKxAA5w08B1sA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MF-6zyORKE2wgFMI2VF50w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>&amp;quot;Yeşil Cennet&amp;quot; olarak anılıyor! Doğal güzelliğiyle büyülüyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/yesil-cennet-olarak-aniliyor-dogal-guzelligiyle-buyuluyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/yesil-cennet-olarak-aniliyor-dogal-guzelligiyle-buyuluyor</guid>
<description><![CDATA[ Erzincan&#039;ın Refahiye ilçesinde doğal güzelliğiyle göz dolduran Dumanlı Yaylası, aşırı sıcaklarda şehirden uzaklaşıp doğada vakit geçirmek isteyenlerin gözde mekanları arasında yer alıyor.2017 yılında Türkiye&#039;nin 219&#039;uncu tabiat parkı ilan edilen Dumanlı Yaylası, 8 bin 964 hektarlık alanıyla Türkiye’deki ender Sarı Çam Ormanlarından birisi. Yaylada oluşturulan sosyal tesisler, yürüyüş yolları ve piknik alanlarının yanı sıra vatandaşlar karavan veya çadırları ile gelerek doğayla iç içe kamp yapma imkanı bulabiliyor.  Refahiye Dumanlı Ormanları Tabiat Parkında; giriş nizamiyesi, beraberinde bilet gişesi ve güvenlik binası oluşturuldu. Alanda; idari bina, konferans salonu, sıhhi tesis binasının içerisinde çadırlı kamp alanı, tuvalet, duş yerleri ve çamaşır yıkama ünitesi ile mutfak inşa edilmiştir.   Ayrıca iki kattan oluşan kır lokantası da bulunan tabiat parkında insanların ateş yakıp piknik yapabilmeleri için mangal üniteleri, bulaşık yıkama üniteleri, sulama üniteleri bulunuyor. Parkın içinde misafirlerin anlık ihtiyaçlarına yönelik büfe de yer alırken, misafirlerin rahatlıkla ibadetlerini yapabilmeleri için 200 kişilik cami ve şadırvan da yer alıyor. 10 kilometrelik küp taştan oluşan yürüyüş yolu kenarlarında yağmurlu havalarda insanların sığınabilecekleri yağmur barınakları bulunuyor. İdare ve konuk evinin de bulunduğu Dumanlı Tabiat Parkında her biri 80 metrekareden oluşan bir ailenin doğa ile iç içe rahatlıkla kalabileceği iki kattan oluşan 15 adet bungalov ev inşa edildi.  Dumanlı Tabiat Parkı; doğal güzelliği, temiz havası, bol soğuksu kaynakları, kamp imkanları ile yaz ve kış turizmine açık. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gknwflFzlEWjAG--1e-zbg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Yeşil, Cennet, olarak, anılıyor, Doğal, güzelliğiyle, büyülüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gknwflFzlEWjAG--1e-zbg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="" ye cennet olarak an do g b><p>Erzincan'ın Refahiye ilçesinde doğal güzelliğiyle göz dolduran Dumanlı Yaylası, aşırı sıcaklarda şehirden uzaklaşıp doğada vakit geçirmek isteyenlerin gözde mekanları arasında yer alıyor.</p>2017 yılında Türkiye'nin 219'uncu tabiat parkı ilan edilen Dumanlı Yaylası, 8 bin 964 hektarlık alanıyla Türkiye’deki ender Sarı Çam Ormanlarından birisi. Yaylada oluşturulan sosyal tesisler, yürüyüş yolları ve piknik alanlarının yanı sıra vatandaşlar karavan veya çadırları ile gelerek doğayla iç içe kamp yapma imkanı bulabiliyor.  Refahiye Dumanlı Ormanları Tabiat Parkında; giriş nizamiyesi, beraberinde bilet gişesi ve güvenlik binası oluşturuldu. Alanda; idari bina, konferans salonu, sıhhi tesis binasının içerisinde çadırlı kamp alanı, tuvalet, duş yerleri ve çamaşır yıkama ünitesi ile mutfak inşa edilmiştir.   Ayrıca iki kattan oluşan kır lokantası da bulunan tabiat parkında insanların ateş yakıp piknik yapabilmeleri için mangal üniteleri, bulaşık yıkama üniteleri, sulama üniteleri bulunuyor. Parkın içinde misafirlerin anlık ihtiyaçlarına yönelik büfe de yer alırken, misafirlerin rahatlıkla ibadetlerini yapabilmeleri için 200 kişilik cami ve şadırvan da yer alıyor. 10 kilometrelik küp taştan oluşan yürüyüş yolu kenarlarında yağmurlu havalarda insanların sığınabilecekleri yağmur barınakları bulunuyor. İdare ve konuk evinin de bulunduğu Dumanlı Tabiat Parkında her biri 80 metrekareden oluşan bir ailenin doğa ile iç içe rahatlıkla kalabileceği iki kattan oluşan 15 adet bungalov ev inşa edildi.  Dumanlı Tabiat Parkı; doğal güzelliği, temiz havası, bol soğuksu kaynakları, kamp imkanları ile yaz ve kış turizmine açık.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dünyanın en yalnız ağacı yapay zeka ile eş arıyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/dunyanin-en-yalniz-agaci-yapay-zeka-ile-es-ariyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/dunyanin-en-yalniz-agaci-yapay-zeka-ile-es-ariyor</guid>
<description><![CDATA[ Bilim insanları, dünyada bilinen tek Sikad ağacının erkek örneği için dişi bir eş bulmayı hedefliyor. Bu proje yapay zeka ve drone teknolojileri kullanılarak Güney Afrika&#039;nın Ngoye Ormanı&#039;nda yürütülüyor.Dünyanın en yalnız ağacı, yapay zeka sayesinde yakında bir eş bulabilir.Sikad ağacının (Encephalartos woodii) şimdiye kadar vahşi doğada sadece tek bir erkek örneği keşfedildi.1895 YILINDA KEŞFEDİLDİBotanikçi John Medley Wood, 1895 yılında bu tek bitkiyi Güney Afrika&#039;nın KwaZulu-Natal eyaletindeki Ngoye Orman Rezervi&#039;nde bulmuştu.İlkel bir tohumlu bitki türü olan sikadlar ilk olarak dinozorlar Dünya&#039;da dolaşmaya başlamadan önce ortaya çıktı.Şimdi ise bilim insanları bu ağaç türüne yapay zeka yardımıyla bir eş arıyor.&quot;SİKADLARIN TANIMLANMASINA ODAKLANIYOR&quot;İngiltere&#039;deki Southampton Üniversitesi&#039;nde araştırma görevlisi olan Laura Cinti, &quot;Projemizin yapay zeka kullanma yaklaşımı, yukarıdan bakıldığında palmiye ağaçlarına benzeyen sikadların görsel olarak tanımlanmasına odaklanıyor&quot; dedi.&quot;GÖRÜNTÜ TANIMA ALGORİTMALARIMIZI EĞİTTİK&quot;Cinti, &quot;Başlangıçta, palmiye ağaçlarını saymak için palmiye yağı endüstrisinde rutin olarak kullanılan algılama modellerini benimsedik, ancak bunu özel bakış açımıza ve sikadların benzersiz şekline göre optimize etmek için kendi görüntü tanıma algoritmalarımızı eğittik&quot; dedi.2 YILDA 4 BİN HEKTAR GÖRÜNTÜ ELDE EDİLDİ2022 ve 2024 yıllarında yapılan araştırmalarda 10.000 dönümlük (4.000 hektar) Ngoye Ormanı&#039;nın 195 dönümünden (79 hektar) binlerce görüntü elde edildi.Drone kameralar, sikadların benzersiz spektral imzasını tanımlamak umuduyla beş dalga boyunda görüntüler yakaladı ve böylece onları çevredeki ağaçlardan ayırt etmeyi kolaylaştırdı.Cinti, yapay zeka sisteminin sikadları tanıma yeteneğini geliştirmek için çeşitli ortamlarda sentetik haritalar oluşturulduğunu aktardı.ÖNCEKİ ARAŞTIRMALAR SONUÇSUZ KALDIAyrıca Cinti diğer bilim insanları tarafından yürütülen önceki araştırmaların sonuçsuz kaldığını söyledi.Araştırmacılar binlerce görüntüyü, görüntü tanıma görevlerinde kullanılan bir bilgisayar görme modeli olan YOLOv8&#039;de çalıştırdı.Modeli çeşitli sikad türlerinin fotoğraflarını kullanarak eğittiler ve hedeflerinin yukarıdan nasıl görünebileceğini programa öğretmek için bunları dijital olarak oluşturulmuş kanopilere yerleştirdiler.Engebeli arazi ve bulut örtüsü görüntülerin analizini daha da zorlaştırsa da araştırmacıların yapay zeka modelini iyileştirmeye devam etmeyi planladığı aktarıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ps2CjJX4t0WzasE7EkpXlw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Dünyanın, yalnız, ağacı, yapay, zeka, ile, eş, arıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ps2CjJX4t0WzasE7EkpXlw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Dünyanın en yalnız ağacı yapay zeka ile eş arıyor"><p>Bilim insanları, dünyada bilinen tek Sikad ağacının erkek örneği için dişi bir eş bulmayı hedefliyor. Bu proje yapay zeka ve drone teknolojileri kullanılarak Güney Afrika'nın Ngoye Ormanı'nda yürütülüyor.</p><p>Dünyanın en yalnız ağacı, yapay zeka sayesinde yakında bir eş bulabilir.</p><p>Sikad ağacının (Encephalartos woodii) şimdiye kadar vahşi doğada sadece tek bir erkek örneği keşfedildi.</p><p><strong>1895 YILINDA KEŞFEDİLDİ</strong></p><p>Botanikçi John Medley Wood, 1895 yılında bu tek bitkiyi Güney Afrika'nın KwaZulu-Natal eyaletindeki Ngoye Orman Rezervi'nde bulmuştu.</p><p>İlkel bir tohumlu bitki türü olan sikadlar ilk olarak dinozorlar Dünya'da dolaşmaya başlamadan önce ortaya çıktı.</p><p>Şimdi ise bilim insanları bu ağaç türüne yapay zeka yardımıyla bir eş arıyor.</p><p><strong>"SİKADLARIN TANIMLANMASINA ODAKLANIYOR"</strong></p><p>İngiltere'deki Southampton Üniversitesi'nde araştırma görevlisi olan Laura Cinti, "Projemizin yapay zeka kullanma yaklaşımı, yukarıdan bakıldığında palmiye ağaçlarına benzeyen sikadların görsel olarak tanımlanmasına odaklanıyor" dedi.</p><p><strong>"GÖRÜNTÜ TANIMA ALGORİTMALARIMIZI EĞİTTİK"</strong></p><p>Cinti, "Başlangıçta, palmiye ağaçlarını saymak için palmiye yağı endüstrisinde rutin olarak kullanılan algılama modellerini benimsedik, ancak bunu özel bakış açımıza ve sikadların benzersiz şekline göre optimize etmek için kendi görüntü tanıma algoritmalarımızı eğittik" dedi.</p><p><strong>2 YILDA 4 BİN HEKTAR GÖRÜNTÜ ELDE EDİLDİ</strong></p><p>2022 ve 2024 yıllarında yapılan araştırmalarda 10.000 dönümlük (4.000 hektar) Ngoye Ormanı'nın 195 dönümünden (79 hektar) binlerce görüntü elde edildi.</p><p>Drone kameralar, sikadların benzersiz spektral imzasını tanımlamak umuduyla beş dalga boyunda görüntüler yakaladı ve böylece onları çevredeki ağaçlardan ayırt etmeyi kolaylaştırdı.</p><p>Cinti, yapay zeka sisteminin sikadları tanıma yeteneğini geliştirmek için çeşitli ortamlarda sentetik haritalar oluşturulduğunu aktardı.</p><p><strong>ÖNCEKİ ARAŞTIRMALAR SONUÇSUZ KALDI</strong></p><p>Ayrıca Cinti diğer bilim insanları tarafından yürütülen önceki araştırmaların sonuçsuz kaldığını söyledi.</p><p>Araştırmacılar binlerce görüntüyü, görüntü tanıma görevlerinde kullanılan bir bilgisayar görme modeli olan YOLOv8'de çalıştırdı.</p><p>Modeli çeşitli sikad türlerinin fotoğraflarını kullanarak eğittiler ve hedeflerinin yukarıdan nasıl görünebileceğini programa öğretmek için bunları dijital olarak oluşturulmuş kanopilere yerleştirdiler.</p><p>Engebeli arazi ve bulut örtüsü görüntülerin analizini daha da zorlaştırsa da araştırmacıların yapay zeka modelini iyileştirmeye devam etmeyi planladığı aktarıldı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ayçiçeği tarlaları göz kamaştırıyor! Sarının her tonuyla güneşi kıskandırıyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/aycicegi-tarlalari-goez-kamastiriyor-sarinin-her-tonuyla-gunesi-kiskandiriyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/aycicegi-tarlalari-goez-kamastiriyor-sarinin-her-tonuyla-gunesi-kiskandiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Ankara’nın Kahramankazan ilçesinde sarının her tonu ile güneşi kıskandıran ayçiçeği tarlaları göz kamaştırıyor.İlçenin hemen hemen her yerinde bulunan ayçiçeği tarlaları arasında yapılan yolculuklar ise daha keyifli hale geldi.Kahramankazan Ankara yolunun sağında ve solunda bulunan ayçiçeği tarlaları yoldan geçen sürücüler için sarının her tonuyla göz kamaştıran görseller oluşturuyor.Kahramankazan&#039;da belediyenin de teşvikiyle bir kaç yıldır ayçiçeği ekimi yapılıyor.Yaklaşık 10 bin dönüm araziye ekilen ayçiçekleri ilçe ekonomisine büyük katkı sağlarken ayrıca görsel yönden de muhteşem bir güzellik ortaya koyuyor.Dron ile görüntülenen ayçiçeği tarlaları adeta kartpostalı andırırken görsel bir şölen sunmakta. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6ugQGEgNBEee94AQLacD_g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Ayçiçeği, tarlaları, göz, kamaştırıyor, Sarının, her, tonuyla, güneşi, kıskandırıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6ugQGEgNBEee94AQLacD_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Ayçiçeği tarlaları göz kamaştırıyor! Sarının her tonuyla güneşi kıskandırıyor"><p>Ankara’nın Kahramankazan ilçesinde sarının her tonu ile güneşi kıskandıran ayçiçeği tarlaları göz kamaştırıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AN2kMqAdY0G4pwU0ISxIgQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlçenin hemen hemen her yerinde bulunan ayçiçeği tarlaları arasında yapılan yolculuklar ise daha keyifli hale geldi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ktYlCtvH90-3bOIVATAKiA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kahramankazan Ankara yolunun sağında ve solunda bulunan ayçiçeği tarlaları yoldan geçen sürücüler için sarının her tonuyla göz kamaştıran görseller oluşturuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fGflI0Ca-U2TIwF0v6-KPg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kahramankazan'da belediyenin de teşvikiyle bir kaç yıldır ayçiçeği ekimi yapılıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fWckxr4I-kqTAxOQAhI0qw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaklaşık 10 bin dönüm araziye ekilen ayçiçekleri ilçe ekonomisine büyük katkı sağlarken ayrıca görsel yönden de muhteşem bir güzellik ortaya koyuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ib1CONQMAkC_LpkHkFQxSg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dron ile görüntülenen ayçiçeği tarlaları adeta kartpostalı andırırken görsel bir şölen sunmakta.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tTfm35Z5EkGkIYLuc1Fyvw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j0JeKJKpBkqmXgOIJC3zgg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Günpınar Şelalesi&amp;apos;ne ziyaretçi akını</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/gunpinar-selalesine-ziyaretci-akini</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/gunpinar-selalesine-ziyaretci-akini</guid>
<description><![CDATA[ Malatya&#039;nın Darende ilçesinde bulunan doğa harikası Günpınar Şelalesi ziyaretçi akına uğruyor.Darende ilçesinde önemli turizm destinasyonlarından biri olan Günpınar Şelalesi ihtişamlı görüntüsü ve çevresindeki zengin bitki örtüsüyle ziyaretçi akınına uğruyor.   Darende ilçe merkezine yaklaşık 7 kilometre uzaklıkta olan suyu kaynağından üç kademe halinde yaklaşık 40 metre yükseklikten dökülen şelale doğal yapısı ve manzarasıyla doğa ve fotoğraf tutkunlarından yoğun ilgi görüyor.  Doğal güzellikleri ile doğaseverlerin ve yerli yabancı turistlerin de uğrak mekanı haline gelen şelale her mevsimde olduğu gibi yaz mevsiminde de ziyaretçilerin akınına uğruyor. Doğa harikası şelaleyi yıl sonuna kadar 20 bin kişinin ziyaret etmesi bekleniyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P3kY-t6Y80Wbt3INXwdHSg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Günpınar, Şelalesine, ziyaretçi, akını</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P3kY-t6Y80Wbt3INXwdHSg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Günpınar Şelalesi'ne ziyaretçi akını"><p>Malatya'nın Darende ilçesinde bulunan doğa harikası Günpınar Şelalesi ziyaretçi akına uğruyor.</p>Darende ilçesinde önemli turizm destinasyonlarından biri olan Günpınar Şelalesi ihtişamlı görüntüsü ve çevresindeki zengin bitki örtüsüyle ziyaretçi akınına uğruyor.   Darende ilçe merkezine yaklaşık 7 kilometre uzaklıkta olan suyu kaynağından üç kademe halinde yaklaşık 40 metre yükseklikten dökülen şelale doğal yapısı ve manzarasıyla doğa ve fotoğraf tutkunlarından yoğun ilgi görüyor.  Doğal güzellikleri ile doğaseverlerin ve yerli yabancı turistlerin de uğrak mekanı haline gelen şelale her mevsimde olduğu gibi yaz mevsiminde de ziyaretçilerin akınına uğruyor. Doğa harikası şelaleyi yıl sonuna kadar 20 bin kişinin ziyaret etmesi bekleniyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Meteor yağmuru ne zaman, saat kaçta? Meteor yağmuru Türkiye&amp;apos;den izlenecek mi?</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/meteor-yagmuru-ne-zaman-saat-kacta-meteor-yagmuru-turkiyeden-izlenecek-mi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/meteor-yagmuru-ne-zaman-saat-kacta-meteor-yagmuru-turkiyeden-izlenecek-mi</guid>
<description><![CDATA[ Her yıl Ağustos ayında Swift-Tuttle kuyruklu yıldızının bıraktığı partiküllerin dünya atmosferine girmesiyle oluşan perseid meteor yağmuru, bu yıl da geceyi aydınlattı. Meteor yağmuru yine devam edecek. Peki, meteor yağmuru ne zaman, saat kaçta? Meteor yağmuru Türkiye&#039;den izlenecek mi?Swift-Tuttle kuyruklu yıldızının bıraktığı partiküllerin her yıl ağustos ayında dünya atmosferine girmesiyle oluşan perseid meteor yağmuru bu adı gökyüzünde görünür saçılma noktası Perseus Takımyıldızı&#039;na denk geldiği için alıyor.Halk arasında “yıldız kayması” olarak bilinen ve yılda 8 kez gerçekleşen meteor yağmurlarının en görkemlisi Perseid meteor yağmuru, 12-13 Ağustos gecesi en yoğun dönemine ulaşacak.Bu tarihlerde saatte 60 ile 100 yıldız kayması görülebilecek. Dünya atmosferine giriş hızları saniyede 59 kilometreyi bulacak meteorlar, ateş toplarını andıran görüntü verecek.Perseid meteor yağmuru kuzey yarım küreden görülebilir olacak. Bilim insanları Perseid meteor yağmurunun Türkiye&#039;den de çıplak gözle gözlemlenebileceğini ifade ediyor.Perseidleri gözlemek için Türkiye saati ile 00.00 ile 04.00’te, yapay ışıklardan uzak bir bölgede, gözlerimizi gök kubbeye çevirerek sahneye odaklanmak yeterli olacak. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/k03UuZDUZ0m2drxrwh2kiQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Meteor, yağmuru, zaman, saat, kaçta, Meteor, yağmuru, Türkiyeden, izlenecek, mi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/k03UuZDUZ0m2drxrwh2kiQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Meteor yağmuru ne zaman, saat kaçta? Meteor yağmuru Türkiye'den izlenecek mi?"><p>Her yıl Ağustos ayında Swift-Tuttle kuyruklu yıldızının bıraktığı partiküllerin dünya atmosferine girmesiyle oluşan perseid meteor yağmuru, bu yıl da geceyi aydınlattı. Meteor yağmuru yine devam edecek. Peki, meteor yağmuru ne zaman, saat kaçta? Meteor yağmuru Türkiye'den izlenecek mi?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kyAuFdiwQE2eVmexFiuv4g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Swift-Tuttle kuyruklu yıldızının bıraktığı partiküllerin her yıl ağustos ayında dünya atmosferine girmesiyle oluşan perseid meteor yağmuru bu adı gökyüzünde görünür saçılma noktası Perseus Takımyıldızı'na denk geldiği için alıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PmRkN51pRkKoewC87kVdBA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Halk arasında “yıldız kayması” olarak bilinen ve yılda 8 kez gerçekleşen meteor yağmurlarının en görkemlisi Perseid meteor yağmuru, 12-13 Ağustos gecesi en yoğun dönemine ulaşacak.Bu tarihlerde saatte 60 ile 100 yıldız kayması görülebilecek. Dünya atmosferine giriş hızları saniyede 59 kilometreyi bulacak meteorlar, ateş toplarını andıran görüntü verecek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/V8Di9iz29Uml1pqqx-p1KQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Perseid meteor yağmuru kuzey yarım küreden görülebilir olacak. Bilim insanları Perseid meteor yağmurunun Türkiye'den de çıplak gözle gözlemlenebileceğini ifade ediyor.Perseidleri gözlemek için Türkiye saati ile 00.00 ile 04.00’te, yapay ışıklardan uzak bir bölgede, gözlerimizi gök kubbeye çevirerek sahneye odaklanmak yeterli olacak.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Muğla&amp;apos;da doğa yürüyüşünde kaybolan Rus turist aranıyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/muglada-doga-yuruyusunde-kaybolan-rus-turist-araniyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/muglada-doga-yuruyusunde-kaybolan-rus-turist-araniyor</guid>
<description><![CDATA[ Muğla&#039;nın Marmaris ilçesinde bir hafta önce tek başına doğa yürüyüşüne çıktıktan sonra bir daha haber alınamayan Rus turist Natalya Somova (48) için arama çalışması başlatıldı.Rusya&#039;nın başkenti Moskova’dan Marmaris&#039;e tatil için gelen Rusya vatandaşı Natalya Somova, 17 Ağustos sabah saatlerinde Karia Yolu parkuru için tek başına çıktığı yürüyüşten dönmedi.Yakınları 19 Ağustos&#039;ta Rusya&#039;ya dönüş bileti bulunan Somova&#039;ya ulaşamayınca, durumu Marmaris İlçe Emniyet Müdürlüğü asayiş ekiplerine bildirdi. Ekipler, Somova&#039;nın bulunması için çalışma başlattı.Güvenlik kamerası kayıtlarını inceleyen ekipler, Somova&#039;nın Karia Yolu parkuruna giriş yaptığını tespit etti.Marmaris Asayiş Büro ekipleri ve AFAD merkezi ile koordineli olarak Marmaris Belediyesi Arama Kurtarma (MABKE), Datça Mahalle Afet Gönüllüleri Derneği (MAG-AME-DER), Datça ve Marmaris Mahalle Afet Gönüllüleri Acil Müdahale Derneği (MAG/AMESAR), komando ekipleri, Sahil Güvenlik ekipleri ile jandarma iz takip köpekleri, 8 dron, 1 termal dron ve İHA ile arama çalışması başlatıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sg-wwr8h_0iZGbVShW_kdQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Muğlada, doğa, yürüyüşünde, kaybolan, Rus, turist, aranıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sg-wwr8h_0iZGbVShW_kdQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Muğla'da doğa yürüyüşünde kaybolan Rus turist aranıyor"><p>Muğla'nın Marmaris ilçesinde bir hafta önce tek başına doğa yürüyüşüne çıktıktan sonra bir daha haber alınamayan Rus turist Natalya Somova (48) için arama çalışması başlatıldı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cWy3_0I-PE6Cl4-VBiuf6g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Rusya'nın başkenti Moskova’dan Marmaris'e tatil için gelen Rusya vatandaşı Natalya Somova, 17 Ağustos sabah saatlerinde Karia Yolu parkuru için tek başına çıktığı yürüyüşten dönmedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/c1iQm5xw6UaxXX1ZgWpEaw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yakınları 19 Ağustos'ta Rusya'ya dönüş bileti bulunan Somova'ya ulaşamayınca, durumu Marmaris İlçe Emniyet Müdürlüğü asayiş ekiplerine bildirdi. Ekipler, Somova'nın bulunması için çalışma başlattı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bjaTGJ-X3EKEiZwK-cw44w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Güvenlik kamerası kayıtlarını inceleyen ekipler, Somova'nın Karia Yolu parkuruna giriş yaptığını tespit etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qcrAhLRs4UuGugcMRsKCzA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Marmaris Asayiş Büro ekipleri ve AFAD merkezi ile koordineli olarak Marmaris Belediyesi Arama Kurtarma (MABKE), Datça Mahalle Afet Gönüllüleri Derneği (MAG-AME-DER), Datça ve Marmaris Mahalle Afet Gönüllüleri Acil Müdahale Derneği (MAG/AMESAR), komando ekipleri, Sahil Güvenlik ekipleri ile jandarma iz takip köpekleri, 8 dron, 1 termal dron ve İHA ile arama çalışması başlatıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/A5e2vmEUZUKyK3xOP6tkxg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_OTSTBcKw0G1alpFfKOB8g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/I0zjn98Qh0We6zexOpaIDg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Urema Yaylası doğal güzelliğini koruyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/urema-yaylasi-dogal-guzelligini-koruyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/urema-yaylasi-dogal-guzelligini-koruyor</guid>
<description><![CDATA[ Ardahan’ın serhat ilçesi Posof muhteşem doğasıyla adeta büyülüyor.Yüzlerce çeşit endemik bitkilerle kaplı ola Urema Yaylası mevsim değişikliğine rağmen canlılığını koruyor.Yoğun yağmurla birlikte yüksek kesimlerdeki karların tamamen eridiği yaylada görsel şölen yaşanıyor.Yaz aylarında yaylaya çıkan köylüler ve araziye yayılan hayvanlar bölgeye ayrı bir canlılık ve güzellik katıyorlar.Menderesler ise bin bir çeşit bitkiyle görenlere eşsiz bir doğa sunuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yUA-lzw2wUWPQwki-bpYDg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Urema, Yaylası, doğal, güzelliğini, koruyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yUA-lzw2wUWPQwki-bpYDg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Urema Yaylası doğal güzelliğini koruyor"><p>Ardahan’ın serhat ilçesi Posof muhteşem doğasıyla adeta büyülüyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AQyB2pXm2kKqEUsmxnoVSg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yüzlerce çeşit endemik bitkilerle kaplı ola Urema Yaylası mevsim değişikliğine rağmen canlılığını koruyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EEB1tJ-X8UyE4U9q9lcGFQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yoğun yağmurla birlikte yüksek kesimlerdeki karların tamamen eridiği yaylada görsel şölen yaşanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0E7-jV_oVUWDZYvhYVKejg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaz aylarında yaylaya çıkan köylüler ve araziye yayılan hayvanlar bölgeye ayrı bir canlılık ve güzellik katıyorlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/frZ8nLeU70qX0WWlSQ1CuQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Menderesler ise bin bir çeşit bitkiyle görenlere eşsiz bir doğa sunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Oc6PGcn61UmX27Hisg0bEw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Burası tropikal ada değil Konya: “Bu ağacı görmek için Afrika’ya gitmenize gerek yok”</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/burasi-tropikal-ada-degil-konya-bu-agaci-goermek-icin-afrikaya-gitmenize-gerek-yok</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/burasi-tropikal-ada-degil-konya-bu-agaci-goermek-icin-afrikaya-gitmenize-gerek-yok</guid>
<description><![CDATA[ Yağmur ormanlarından getirilen onlarca türde binlerce kelebek ile özel bitki türleri Konya’daki Tropikal Kelebek Bahçesi’nde sergileniyor. Bahçenin yetkilisi Hakan Babaoğul, “Bahçemizi değerli kılan unsurlardan birisi de her botanik bahçede bulamayacağınız türlerin olmasıdır. 2015&#039;ten günümüze kadar uzun araştırmalar ve çalışmaların bir sonucu olarak sadece bahçemizde görebileceğiniz 70 türe sahibiz.” diye konuştu.Konya Tropikal Kelebek Bahçesi, 70’i Türkiye’de sadece burada görülebilecek 200 tür bitki ve binlerce kelebekle etkileyici bir görsellik sunuyor.Yağmur ormanlarından bozkıra getirilen onlarca türde binlerce kelebeğin yeni yuvası olan bahçe, aralarında Calliandra surinamensis, Ixora sunkist ve Wrightia antidysenterica gibi özel bitkilerin bulunduğu büyük bir botanik alan özelliği de taşıyor.Bahçe uzmanlarınca yapılan araştırmalar ve saha çalışmaları sonucunda, 200 bitki türü bulunan bahçedeki 70 türün Türkiye’de sadece burada görülebildiği bildirildi.Tropikal Kelebekler Bahçesi’nde bitkiler bölümü sorumlusu ve tropik bitki uzmanı Hakan Babaoğul, ziyaretçilerin kelebeklerin dışında, yaşadıkları yerlerde göremeyecekleri bitki türlerini de inceleme imkanına sahip olduklarını söyledi.Kelebeklerin doğal ortamlarının oluşması için çalıştıklarını vurgulayan Babaoğul, “Bazı türler nektarla, bazı türler ise meyveyle besleniyor. Biz kelebeklerin doğal yaşam ortamlarında beslenme şekilleri nasılsa burada da aynı ortamı sağlamaya çalışıyoruz. Aynı zamanda ziyaretçilerimizin de kelebeklerin doğal ortamında geziyorlarmış gibi hissetmelerini istiyoruz. Burası, kelebek bahçesi olmasının yanında Uluslararası Botanik Bahçeleri Birliğine de üye bir botanik bahçesi özelliğine sahip.” ifadesini kullandı.Bitkiler arasında Türkiye’nin iki endemik palmiye türünden biri olan Datça hurmasının da yer aldığına dikkati çeken Babaoğul, ziyaretçilerin bu bitkiyi de inceleme fırsatı bulduğunu dile getirdi.Ziyaretçilerin kelebeklerin güzelliklerini izlerken aynı zamanda tropikal bitkiler hakkında da bilgi aldığını anlatan Babaoğul, şöyle konuştu:
“Bitkilerimizin 70 türü Türkiye&#039;de sadece Konya Tropikal Kelebek Bahçesi&#039;nde görülebilir. Bir botanik bahçe için özel türler gereklidir. Bahçemizi değerli kılan unsurlardan birisi de her botanik bahçede bulamayacağınız türlerin olmasıdır. Biz de 2015 yılından günümüze kadar uzun araştırmalar ve çalışmaların bir sonucu olarak sadece bahçemizde görebileceğiniz 70 türe sahibiz. Bu türlerin arasında bulunan baobab ağacı sadece burada görülebilecek türlerden birisidir. Bünyesinde 120 tona kadar su barındırabilir ve 25 metreye kadar büyüyebilir. Bu ağacı görmek için Afrika&#039;ya gitmek gerekir ya da Konya Tropikal Kelebek Bahçesine gelerek görülebilir.” ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Rd3U85ercEmRSBhQ6GGfkg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Burası, tropikal, ada, değil, Konya:, “Bu, ağacı, görmek, için, Afrika’ya, gitmenize, gerek, yok”</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Rd3U85ercEmRSBhQ6GGfkg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Burası tropikal ada değil Konya: “Bu ağacı görmek için Afrika’ya gitmenize gerek yok”"><p>Yağmur ormanlarından getirilen onlarca türde binlerce kelebek ile özel bitki türleri Konya’daki Tropikal Kelebek Bahçesi’nde sergileniyor. Bahçenin yetkilisi Hakan Babaoğul, “Bahçemizi değerli kılan unsurlardan birisi de her botanik bahçede bulamayacağınız türlerin olmasıdır. 2015'ten günümüze kadar uzun araştırmalar ve çalışmaların bir sonucu olarak sadece bahçemizde görebileceğiniz 70 türe sahibiz.” diye konuştu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F2lsAh7wzk2wOx4scOq_ow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Konya Tropikal Kelebek Bahçesi, 70’i Türkiye’de sadece burada görülebilecek 200 tür bitki ve binlerce kelebekle etkileyici bir görsellik sunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jlBE9FEl9EWCiCPMP5FPAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yağmur ormanlarından bozkıra getirilen onlarca türde binlerce kelebeğin yeni yuvası olan bahçe, aralarında Calliandra surinamensis, Ixora sunkist ve Wrightia antidysenterica gibi özel bitkilerin bulunduğu büyük bir botanik alan özelliği de taşıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IRtn82bqkkuyCt4zsdsLgw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bahçe uzmanlarınca yapılan araştırmalar ve saha çalışmaları sonucunda, 200 bitki türü bulunan bahçedeki 70 türün Türkiye’de sadece burada görülebildiği bildirildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tmz6ZylP3kuS6cc_wp-LPw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tropikal Kelebekler Bahçesi’nde bitkiler bölümü sorumlusu ve tropik bitki uzmanı Hakan Babaoğul, ziyaretçilerin kelebeklerin dışında, yaşadıkları yerlerde göremeyecekleri bitki türlerini de inceleme imkanına sahip olduklarını söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vCDJ-U_wV0-Zqit5VfoIAA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kelebeklerin doğal ortamlarının oluşması için çalıştıklarını vurgulayan Babaoğul, “Bazı türler nektarla, bazı türler ise meyveyle besleniyor. Biz kelebeklerin doğal yaşam ortamlarında beslenme şekilleri nasılsa burada da aynı ortamı sağlamaya çalışıyoruz. Aynı zamanda ziyaretçilerimizin de kelebeklerin doğal ortamında geziyorlarmış gibi hissetmelerini istiyoruz. Burası, kelebek bahçesi olmasının yanında Uluslararası Botanik Bahçeleri Birliğine de üye bir botanik bahçesi özelliğine sahip.” ifadesini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gH9lPP4CAEu5X5VH2PzguA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bitkiler arasında Türkiye’nin iki endemik palmiye türünden biri olan Datça hurmasının da yer aldığına dikkati çeken Babaoğul, ziyaretçilerin bu bitkiyi de inceleme fırsatı bulduğunu dile getirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x6hv5ppO1kSj9nzD-V8--Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ziyaretçilerin kelebeklerin güzelliklerini izlerken aynı zamanda tropikal bitkiler hakkında da bilgi aldığını anlatan Babaoğul, şöyle konuştu:
“Bitkilerimizin 70 türü Türkiye'de sadece Konya Tropikal Kelebek Bahçesi'nde görülebilir. Bir botanik bahçe için özel türler gereklidir. Bahçemizi değerli kılan unsurlardan birisi de her botanik bahçede bulamayacağınız türlerin olmasıdır. Biz de 2015 yılından günümüze kadar uzun araştırmalar ve çalışmaların bir sonucu olarak sadece bahçemizde görebileceğiniz 70 türe sahibiz. Bu türlerin arasında bulunan baobab ağacı sadece burada görülebilecek türlerden birisidir. Bünyesinde 120 tona kadar su barındırabilir ve 25 metreye kadar büyüyebilir. Bu ağacı görmek için Afrika'ya gitmek gerekir ya da Konya Tropikal Kelebek Bahçesine gelerek görülebilir.”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rK8U7ZwJoUebhwF97uc7ZQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BkS2dkGYbEK_RAqhq4Ox6w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/L4BFdjmd40qYqYLilzpUgQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1Jm0eEeOAUK4OspDTtZX-Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Sfp5wvEPdEG9EC2iwgdzfw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3cPM1MdajUmBcwy1ODK8Tg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XN1FC8qpb0uX4gksAGvdKQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5Gvn4CIrk06gVfxl2q-9CA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EiPN_VNnikCJxk3duCIVMg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kars&amp;apos;ta baharın müjdecisi çiçekler açmaya başladıa</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/karsta-baharin-mujdecisi-cicekler-acmaya-basladia</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/karsta-baharin-mujdecisi-cicekler-acmaya-basladia</guid>
<description><![CDATA[ Kış mevsiminin uzun ve çetin geçtiği Kars&#039;ın Sarıkamış ilçesinde, &quot;baharın müjdecisi&quot; olarak bilinen kardelen ve çiğdem çiçekleri açmaya başladı.Türkiye&#039;nin en yüksek yerleşim yerlerinden 2 bin 200 rakımlı Sarıkamış ilçesinde son günlerde hava sıcaklığının artmasıyla karlar erimeye başladı. Eriyen kar suları çayırlarda göletler oluşturdu.  Hançerli düzü ve Keklik Vadisi&#039;nde baharı müjdeleyen mor kardelen, çiğdem ve sarıçiçekler açtı. Keklik Şelalesi&#039;nin debisi de kar sularıyla yükseldi. Her mevsim farklı güzelliğe bürünen ilçede, ormanlık ve çayırlık alanlarda açan rengarenk çiçekler, doğasever ve fotoğraf tutkunlarının ilgisini çekiyor.Amatör fotoğrafçı Şenay Vanlı, karların erimeye başlamasıyla çok güzel manzara oluştuğunu belirterek, &quot;Arkadaşlarla geldik çekim yapıyoruz, kardelenler, çiğdem ve sarıçiçekleri çekiyoruz. İlkbahar kendini gösterdi.&quot; ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4X3DEi-pnEWHbn_EDkEmbQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Karsta, baharın, müjdecisi, çiçekler, açmaya, başladıa</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4X3DEi-pnEWHbn_EDkEmbQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Kars'ta baharın müjdecisi çiçekler açmaya başladıa"><p>Kış mevsiminin uzun ve çetin geçtiği Kars'ın Sarıkamış ilçesinde, "baharın müjdecisi" olarak bilinen kardelen ve çiğdem çiçekleri açmaya başladı.</p>Türkiye'nin en yüksek yerleşim yerlerinden 2 bin 200 rakımlı Sarıkamış ilçesinde son günlerde hava sıcaklığının artmasıyla karlar erimeye başladı. Eriyen kar suları çayırlarda göletler oluşturdu.  Hançerli düzü ve Keklik Vadisi'nde baharı müjdeleyen mor kardelen, çiğdem ve sarıçiçekler açtı. Keklik Şelalesi'nin debisi de kar sularıyla yükseldi. Her mevsim farklı güzelliğe bürünen ilçede, ormanlık ve çayırlık alanlarda açan rengarenk çiçekler, doğasever ve fotoğraf tutkunlarının ilgisini çekiyor.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4Q90_AoQSE20SAe7oCacbw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="">Amatör fotoğrafçı Şenay Vanlı, karların erimeye başlamasıyla çok güzel manzara oluştuğunu belirterek, "Arkadaşlarla geldik çekim yapıyoruz, kardelenler, çiğdem ve sarıçiçekleri çekiyoruz. İlkbahar kendini gösterdi." ifadelerini kullandı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Görenleri büyüleyen manzara!</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/goerenleri-buyuleyen-manzara</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/goerenleri-buyuleyen-manzara</guid>
<description><![CDATA[ Ağrı&#039;nın Patnos ilçesinde bulunan, manzarasıyla ilgi uyandıran Patnos Baraj Gölü doğaseverlerin ilgisini çekmeye devam ediyor. İlçe merkezine 4 kilometre uzaklıkta bulunan baraj göleti adeta görsel şölen oluşturuyor. Doğadaki birçok rengi içinde barındıran baraj göleti ve çevresindeki manzara, vatandaşların ilgisini çekiyor.Gevi Çayı üzerinde, sulama amacıyla 1985-1992 yılları arasında inşa edilen Patnos Barajı yeşilin ve mavinin bir araya geldiği muhteşem görünümü ile her geçen gün doğaseverlerin ve vatandaşların ilgi odağı haline gelmeye devam ediyor.  Havaların ısınmasıyla birlikte mevsimin tadını çıkaran vatandaşlar, güzergahlarının üzerinde bulunan baraj gölünde karşılaştıkları manzarada hatıra fotoğrafı çektirmeyi de ihmal etmiyor.  Patnos Baraj Gölü&#039;ndeki su seviyesinin geçen yıla göre çok fazla olduğunu ve bunun da hem çiftçiler için hem de doğal bir ortamda vakit geçirmek isteyen vatandaşlar için çok güzel bir gelişme olduğunu vurgulayan Patnos Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Faruk Yavuz, &quot;Geçen yıl yağışların az oranda olması baraj gölü ve çevresinin kurak bir mevsim geçirdi. Bu yıl ise yağışların çok olması çiftçilerimiz için çok iyi oldu. Patnos&#039;ta vatandaşların Patnos Baraj Gölü&#039;nün dışında başka gidecek bir yerlerinin olmamasından dolayı bu alanlara piknik yapmak için geliyorlar&quot; dedi.  Patnos&#039;ta bulunan baraj gölünün daha kullanışlı hale getirilmesi gerektiğini, özellikle göl sahilinin olması daha çok vatandaşlar ziyaretine neden olacağını belirten Murat Ülker, &quot;Patnos Baraj Gölü son zamanların en çok doluluk oranına ulaştı. Bu doluluk oranı hem çiftçilerin hem de gezmek için ziyaret eden vatandaşları sevindirdi. Özellikle havaların ısınmasıyla birlikte mevsimin tadını çıkaran vatandaşlar, baraj gölünde karşılaştıkları manzarada hatıra fotoğrafı çektirmeyi de ihmal etmiyor. Baraj gölünün daha da kullanışlı bir hale gelmesi gerekiyor. Yol ve çevre düzenlemesi yapılırsa Patnos&#039;taki vatandaşlar için hafta sonu vazgeçilmez bir yer olur. Yetkililerin bu konuyu dikkate alması gerekiyor&quot; dedi.  Vatandaşlardan Sedat Zirek ise, &quot;Patnos Baraj Gölü&#039;nün manzarası gerçekten de çok güzel. Patnos&#039;ta takılabileceğimiz tek yerdir. İnşallah buraya daha farklı şeyler yapılır&quot; sözlerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JJfw8Z_k6UiDwCauvw_Jxg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Görenleri, büyüleyen, manzara</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JJfw8Z_k6UiDwCauvw_Jxg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Görenleri büyüleyen manzara!"><p>Ağrı'nın Patnos ilçesinde bulunan, manzarasıyla ilgi uyandıran Patnos Baraj Gölü doğaseverlerin ilgisini çekmeye devam ediyor. İlçe merkezine 4 kilometre uzaklıkta bulunan baraj göleti adeta görsel şölen oluşturuyor. Doğadaki birçok rengi içinde barındıran baraj göleti ve çevresindeki manzara, vatandaşların ilgisini çekiyor.</p>Gevi Çayı üzerinde, sulama amacıyla 1985-1992 yılları arasında inşa edilen Patnos Barajı yeşilin ve mavinin bir araya geldiği muhteşem görünümü ile her geçen gün doğaseverlerin ve vatandaşların ilgi odağı haline gelmeye devam ediyor.  Havaların ısınmasıyla birlikte mevsimin tadını çıkaran vatandaşlar, güzergahlarının üzerinde bulunan baraj gölünde karşılaştıkları manzarada hatıra fotoğrafı çektirmeyi de ihmal etmiyor.  Patnos Baraj Gölü'ndeki su seviyesinin geçen yıla göre çok fazla olduğunu ve bunun da hem çiftçiler için hem de doğal bir ortamda vakit geçirmek isteyen vatandaşlar için çok güzel bir gelişme olduğunu vurgulayan Patnos Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Faruk Yavuz, "Geçen yıl yağışların az oranda olması baraj gölü ve çevresinin kurak bir mevsim geçirdi. Bu yıl ise yağışların çok olması çiftçilerimiz için çok iyi oldu. Patnos'ta vatandaşların Patnos Baraj Gölü'nün dışında başka gidecek bir yerlerinin olmamasından dolayı bu alanlara piknik yapmak için geliyorlar" dedi.  Patnos'ta bulunan baraj gölünün daha kullanışlı hale getirilmesi gerektiğini, özellikle göl sahilinin olması daha çok vatandaşlar ziyaretine neden olacağını belirten Murat Ülker, "Patnos Baraj Gölü son zamanların en çok doluluk oranına ulaştı. Bu doluluk oranı hem çiftçilerin hem de gezmek için ziyaret eden vatandaşları sevindirdi. Özellikle havaların ısınmasıyla birlikte mevsimin tadını çıkaran vatandaşlar, baraj gölünde karşılaştıkları manzarada hatıra fotoğrafı çektirmeyi de ihmal etmiyor. Baraj gölünün daha da kullanışlı bir hale gelmesi gerekiyor. Yol ve çevre düzenlemesi yapılırsa Patnos'taki vatandaşlar için hafta sonu vazgeçilmez bir yer olur. Yetkililerin bu konuyu dikkate alması gerekiyor" dedi.  Vatandaşlardan Sedat Zirek ise, "Patnos Baraj Gölü'nün manzarası gerçekten de çok güzel. Patnos'ta takılabileceğimiz tek yerdir. İnşallah buraya daha farklı şeyler yapılır" sözlerini kullandı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Masal diyarlarından farkı yok! Görüntüsüyle büyülüyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/masal-diyarlarindan-farki-yok-goeruntusuyle-buyuluyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/masal-diyarlarindan-farki-yok-goeruntusuyle-buyuluyor</guid>
<description><![CDATA[ Artvin&#039;in &quot;Sakin Şehir&quot; ünvanlı Şavşat ilçesinde doğal güzellikleriyle ünlü Karagöl, muhteşem görüntüsüyle herkesi büyülüyor. Kalp şeklini andıran görünümü, muhteşem doğası masal diyarlarını andırıyor.Artvin&#039;in &quot;Sakin Şehir&quot; ünvanlı Şavşat ilçesinde doğal güzellikleriyle ünlü Karagöl, ziyaretçi akınına uğruyor.Artvin&#039;in &quot;Sakin Şehir&quot; ünvanlı Şavşat ilçesinde doğal güzellikleriyle ünlü Karagöl, havaların ısınmasıyla ziyaretçi akınına uğradı. Kalp şeklini andıran görünümü, muhteşem doğası masal diyarlarını andırıyor.Karagöl-Sahara Milli Parkı her mevsim yeril ve yabancı turistlerin ilgi odağı olmayı sürdürüyor.Karadeniz&#039;in gözde turizm rotalarından biri olan bölgenin ilkbahar renklerini görmek isteyenler soluğu Karagöl&#039;de alıyor.İlçe merkezine 25 kilometre uzaklıkta bulunan ve kuş bakışı görüntüsü kalbi andıran Karagöl, şehirden uzak doğayla iç içe zaman geçirmek isteyen turistlerin ilgisini çekiyor.Sahara Milli Park içerisinde bulunan, Ladin ve çam ağaçları arasında kalp şeklindeki görüntüsü ile dikkat çeken Karagöl, görenleri adeta büyülüyor. Günlük hayatın stresinden uzaklaşmak için arkadaşları ve ailesiyle Karagöl&#039;e günübirlik gelen doğa severler muhteşem doğanın tadını çıkartıyor.Karagöl&#039;de bulunan tesisin işletmeciliğini yapan Göksu Özgen (34), “Şavşat Karagöl&#039;ün kalp şeklinde olması dünyada ilgi görüyor. Ülkemizdeki yerli turistlerin yanı sıra yabancı turistlerde ev sahipliği yapmaktayız. Gölümüzde tekne, turları, mesire alanları, kamp alanları farklı ekinlikler yapmaya müsait. Aynı zamanda fotoğraf tutkunlarının oldukça fazla ziyaret ettiği bir yer. Şavşat Karagöl&#039;de en önem verdiğimiz temizlik ve doğayı korumak” ifadelerine yer verdi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GFc8fmEIek2JBcmeRfwQ0g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Masal, diyarlarından, farkı, yok, Görüntüsüyle, büyülüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GFc8fmEIek2JBcmeRfwQ0g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Masal diyarlarından farkı yok! Görüntüsüyle büyülüyor"><p>Artvin'in "Sakin Şehir" ünvanlı Şavşat ilçesinde doğal güzellikleriyle ünlü Karagöl, muhteşem görüntüsüyle herkesi büyülüyor. Kalp şeklini andıran görünümü, muhteşem doğası masal diyarlarını andırıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZO8CdFSq-kug5JE8eXX6CA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Artvin'in "Sakin Şehir" ünvanlı Şavşat ilçesinde doğal güzellikleriyle ünlü Karagöl, ziyaretçi akınına uğruyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OW1mdtA7vU66uNCN-9Ljng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Artvin'in "Sakin Şehir" ünvanlı Şavşat ilçesinde doğal güzellikleriyle ünlü Karagöl, havaların ısınmasıyla ziyaretçi akınına uğradı. Kalp şeklini andıran görünümü, muhteşem doğası masal diyarlarını andırıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bakZOiulU0G1kF6OkOzoVw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karagöl-Sahara Milli Parkı her mevsim yeril ve yabancı turistlerin ilgi odağı olmayı sürdürüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Je5ar2mtUkC6rDLiEObfuw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karadeniz'in gözde turizm rotalarından biri olan bölgenin ilkbahar renklerini görmek isteyenler soluğu Karagöl'de alıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fF3Z9cOydE-HvaBfqPdk_A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlçe merkezine 25 kilometre uzaklıkta bulunan ve kuş bakışı görüntüsü kalbi andıran Karagöl, şehirden uzak doğayla iç içe zaman geçirmek isteyen turistlerin ilgisini çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4ptVZSKKoUq84HRk5SGvfw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sahara Milli Park içerisinde bulunan, Ladin ve çam ağaçları arasında kalp şeklindeki görüntüsü ile dikkat çeken Karagöl, görenleri adeta büyülüyor. Günlük hayatın stresinden uzaklaşmak için arkadaşları ve ailesiyle Karagöl'e günübirlik gelen doğa severler muhteşem doğanın tadını çıkartıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PB52IfMCV0ygSUqf0Hd92g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karagöl'de bulunan tesisin işletmeciliğini yapan Göksu Özgen (34), “Şavşat Karagöl'ün kalp şeklinde olması dünyada ilgi görüyor. Ülkemizdeki yerli turistlerin yanı sıra yabancı turistlerde ev sahipliği yapmaktayız. Gölümüzde tekne, turları, mesire alanları, kamp alanları farklı ekinlikler yapmaya müsait. Aynı zamanda fotoğraf tutkunlarının oldukça fazla ziyaret ettiği bir yer. Şavşat Karagöl'de en önem verdiğimiz temizlik ve doğayı korumak” ifadelerine yer verdi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Marmara Denizi’ne ekilen mercanlar iki kat gelişim sağladı, bölgede biyoçeşitlilik artıyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/marmara-denizine-ekilen-mercanlar-iki-kat-gelisim-sagladi-boelgede-biyocesitlilik-artiyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/marmara-denizine-ekilen-mercanlar-iki-kat-gelisim-sagladi-boelgede-biyocesitlilik-artiyor</guid>
<description><![CDATA[ DP World Yarımca ve Deniz Yaşamı Koruma Derneği iş birliğiyle, mercan resiflerinin korunması ve deniz ekosisteminin sürdürülebilirliği adına başlatılan &quot;Sarı Mercanların Korunması Projesi” titizlikle yürütülüyor. Proje kapsamında, deniz altına 400&#039;den fazla mercan dikildi ve bu mercanların yüzde 75&#039;inin yeni habitatlarına başarılı bir şekilde uyum sağladığı belirlendi. Ekim işleminin ardından yaklaşık 2 kat büyüyen mercanların üremeye başlayarak koloniler oluşturduğu gözlemlenirken, ekim yapılan alanda biyoçeşitliliğin belirgin bir şekilde arttığı görüldü. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wxrZxUGZBkSbGqn1nddYmg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Marmara, Denizi’ne, ekilen, mercanlar, iki, kat, gelişim, sağladı, bölgede, biyoçeşitlilik, artıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wxrZxUGZBkSbGqn1nddYmg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Marmara Denizi’ne ekilen mercanlar iki kat gelişim sağladı, bölgede biyoçeşitlilik artıyor"><p>DP World Yarımca ve Deniz Yaşamı Koruma Derneği iş birliğiyle, mercan resiflerinin korunması ve deniz ekosisteminin sürdürülebilirliği adına başlatılan "Sarı Mercanların Korunması Projesi” titizlikle yürütülüyor. Proje kapsamında, deniz altına 400'den fazla mercan dikildi ve bu mercanların yüzde 75'inin yeni habitatlarına başarılı bir şekilde uyum sağladığı belirlendi. Ekim işleminin ardından yaklaşık 2 kat büyüyen mercanların üremeye başlayarak koloniler oluşturduğu gözlemlenirken, ekim yapılan alanda biyoçeşitliliğin belirgin bir şekilde arttığı görüldü.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doğal manzara gören herkesi hayran bıraktı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/dogal-manzara-goeren-herkesi-hayran-birakti</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/dogal-manzara-goeren-herkesi-hayran-birakti</guid>
<description><![CDATA[ Yozgat&#039;ta ilkbahar mevsimiyle birlikte doğada açan, ince dallı narin yapraklarıyla dikkat çeken gelincik çiçekleri, görsel şölen sunuyor.Bozok yaylasında ilkbahar mevsimi ile beraber açan gelincik çiçekleri, güzel manzaralar oluşturuyor.Kentte doğayı kırmızı renge boyayan çiçekleri gören vatandaşlar cep telefonlarına sarılıyor.Anı ölümsüzleştirmek isteyen vatandaşlar ise bol bol hatıra fotoğrafı çektiriyor. Fotoğraf sanatçıları da en güzel kareyi yakalamak için çalışıyor.Kırmızının her tonunu sergileyen bu çiçekler, yeşilin arasında adeta bir renk cümbüşü ortaya çıkarıyor.Yozgat&#039;ın Sorgun ilçesine bağlı Bahadın beldesinde gelincik çiçekleri arasında eşi ile birlikte fotoğraf çektiren Emel Yiğit, “Böyle doğal güzellikleri her zaman bulma fırsatımız olmuyor, biz de yolun kenarında bulunan gelincik çiçeklerini fotoğraflayıp bir anı bırakmak istedik. Diğer sarı ve mor çiçeklerle de birlikte olunca renk cümbüşü oluyor. Ben de bu güzellikleri gördükçe fotoğraflıyorum, sosyal medyamda da paylaşıyorum, yakınlarımın görmesi için. Hatta telefon ekranıma da koymayı düşünüyorum, çok güzel iç açıcı manzaralar bunlar” dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/utG3cLvm7kOflRD_DwZRbQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Doğal, manzara, gören, herkesi, hayran, bıraktı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/utG3cLvm7kOflRD_DwZRbQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Doğal manzara gören herkesi hayran bıraktı"><p>Yozgat'ta ilkbahar mevsimiyle birlikte doğada açan, ince dallı narin yapraklarıyla dikkat çeken gelincik çiçekleri, görsel şölen sunuyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tEH-ifq8SEGUhdX1oZgRPg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bozok yaylasında ilkbahar mevsimi ile beraber açan gelincik çiçekleri, güzel manzaralar oluşturuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aGRJ7bVsjE2gOVEdOacFIQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kentte doğayı kırmızı renge boyayan çiçekleri gören vatandaşlar cep telefonlarına sarılıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nM3cbLdnz0ik_ROc_KkTTQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Anı ölümsüzleştirmek isteyen vatandaşlar ise bol bol hatıra fotoğrafı çektiriyor. Fotoğraf sanatçıları da en güzel kareyi yakalamak için çalışıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VsK-M78z3ESXr2xt72rA9Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kırmızının her tonunu sergileyen bu çiçekler, yeşilin arasında adeta bir renk cümbüşü ortaya çıkarıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pxJVIVS71EyuDJZDzKczag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yozgat'ın Sorgun ilçesine bağlı Bahadın beldesinde gelincik çiçekleri arasında eşi ile birlikte fotoğraf çektiren Emel Yiğit, “Böyle doğal güzellikleri her zaman bulma fırsatımız olmuyor, biz de yolun kenarında bulunan gelincik çiçeklerini fotoğraflayıp bir anı bırakmak istedik. Diğer sarı ve mor çiçeklerle de birlikte olunca renk cümbüşü oluyor. Ben de bu güzellikleri gördükçe fotoğraflıyorum, sosyal medyamda da paylaşıyorum, yakınlarımın görmesi için. Hatta telefon ekranıma da koymayı düşünüyorum, çok güzel iç açıcı manzaralar bunlar” dedi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tarım ve Orman Bakanlığı&amp;apos;ndan nesli tükenme tehdidi altında olan turnalara sıkı takip</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/tarim-ve-orman-bakanligindan-nesli-tukenme-tehdidi-altinda-olan-turnalara-siki-takip</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/tarim-ve-orman-bakanligindan-nesli-tukenme-tehdidi-altinda-olan-turnalara-siki-takip</guid>
<description><![CDATA[ Tarım ve Orman Bakanlığınca nesli tehlike altında olan türlerle ilgili yürütülen çalışmalar kapsamında son 10 yılda 154 turna halkalandı, 54 bireye verici takıldı.Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamaya göre Türkiye, farklı iklim ve doğal ekosistemlere sahip olması nedeniyle turnanın kuluçkaya yattığı, kışladığı ve göç sırasında konaklama alanı olarak kullandığı dünyadaki nadir ülkelerden biri konumunda bulunuyor.  Bakanlığa bağlı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünce (DKMP) kuşların göçleri, üremeleri, hayatta kalma başarıları gibi verilerin elde edilmesine yönelik halkalama ve verici takma çalışmaları yürütülüyor.  DKMP, 2013&#039;te hazırladığı &quot;Turna Eylem Planı&quot; ile nesli tehlike altında olan türlerden olan turna popülasyonlarını düzenli olarak takip ediyor. Bu kapsamda, Türkiye&#039;de ilk turna halkalama çalışması 2014&#039;te DKMP&#039;nin Almanya&#039;dan bir sivil toplum kuruluşu ile yaptığı işbirliğiyle başladı. 3 yıl süren ortak çalışmanın ardından eğitilen ve halkacı sertifikası alan kişiler, Covid-19 salgını dönemi hariç, 10 yıldır düzenli olarak halkalama ve verici takma çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.  Bu çerçevede, Bolu, Samsun, Tokat, Giresun, Sivas, Erzincan, Erzurum, Muş, Ağrı, Iğdır, Kars ve Ardahan&#039;da toplam 154 turna halkalandı, 54 bireye de verici takıldı. Bu sayede turnaların hangi alanlarda üredikleri ve kışladıkları gibi bilgilere ulaşıldı.  Sivas başta olmak üzere Ardahan, Erzurum, Erzincan, Van, Muş gibi illerde üreyen turnalarının kışlama için Kayseri&#039;deki Sultan Sazlığı Milli Parkı ile Adana&#039;daki Yumurtalık Lagünü Milli Parkı ve Akyatan-Tuzla Yaban Hayatı Geliştirme Sahası&#039;nı tercih ettikleri görüldü. Bu alanlar &quot;Ramsar Sulak Alanı&quot; statüsüyle de korunan alanlar arasında yer alıyor.  Gözlemlerin sonuçlarına göre Türkiye&#039;de Avrasya turnası (Grus grus) ve telli turna (Anthropoides virgo) olmak üzere 2 türe rastlandı. Avrupa&#039;da kuluçkaya yatan turnalar kışı Fransa, İber Yarımadası, Türkiye, Kuzey ve Doğu Afrika&#039;da geçiriyor.  Afrika&#039;da kışlayan turnaların önemli bir kısmı kışlama alanlarına Anadolu üzerinden geçiş yapıyor. Turnaların Batı ve Orta Anadolu üzerinden geçişleri ile ilgili 1982 yılında yürütülen detaylı bilimsel çalışmada toplam 12 bin 960 birey tespit edilmişti.  &quot;ONLARIN KORUNMASI BU CANLILARA HEPİMİZİN ORTAK BORCU&quot;  Açıklamada görüşlerine yer verilen Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, biyolojik çeşitliliğin bir ülkenin serveti olduğunu belirterek, bu çeşitliliği korumak için gayret gösterdiklerini bildirdi.  Nesli tükenme tehlikesi altında olan turnaların korunmasına dönük tedbirler aldıklarına dikkati çeken Yumaklı, ilgili kurumların bu konuda çalıştıklarını kaydetti.  Bakan Yumaklı, alınan tedbirlerle turna popülasyonunun düzenli olarak takip edildiğine işaret ederek, şu ifadeleri kullandı:  &quot;Biyolojik çeşitliliğimize sahip çıkıyoruz. Sorumluluğumuzun bilinciyle çalışmalarımız, tedbirlerimiz ve yeni projelerimizle, nesli tükenme tehlikesi altında olan türlere umut olmaya ve onları korumaya devam edeceğiz. Bilim insanlarımızın, sivil toplum kuruluşlarımızın ve vatandaşlarımızın işbirliği ile güzel sonuçlar alıyoruz. Onların korunması bu canlılara hepimizin ortak borcudur.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yCVAUJDDfkyC1lkboiCK9g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Tarım, Orman, Bakanlığından, nesli, tükenme, tehdidi, altında, olan, turnalara, sıkı, takip</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yCVAUJDDfkyC1lkboiCK9g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan nesli tükenme tehdidi altında olan turnalara sıkı takip"><p>Tarım ve Orman Bakanlığınca nesli tehlike altında olan türlerle ilgili yürütülen çalışmalar kapsamında son 10 yılda 154 turna halkalandı, 54 bireye verici takıldı.</p><p>Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamaya göre Türkiye, farklı iklim ve doğal ekosistemlere sahip olması nedeniyle turnanın kuluçkaya yattığı, kışladığı ve göç sırasında konaklama alanı olarak kullandığı dünyadaki nadir ülkelerden biri konumunda bulunuyor.  Bakanlığa bağlı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünce (DKMP) kuşların göçleri, üremeleri, hayatta kalma başarıları gibi verilerin elde edilmesine yönelik halkalama ve verici takma çalışmaları yürütülüyor.  DKMP, 2013'te hazırladığı "Turna Eylem Planı" ile nesli tehlike altında olan türlerden olan turna popülasyonlarını düzenli olarak takip ediyor. Bu kapsamda, Türkiye'de ilk turna halkalama çalışması 2014'te DKMP'nin Almanya'dan bir sivil toplum kuruluşu ile yaptığı işbirliğiyle başladı. </p><p>3 yıl süren ortak çalışmanın ardından eğitilen ve halkacı sertifikası alan kişiler, Covid-19 salgını dönemi hariç, 10 yıldır düzenli olarak halkalama ve verici takma çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.  Bu çerçevede, Bolu, Samsun, Tokat, Giresun, Sivas, Erzincan, Erzurum, Muş, Ağrı, Iğdır, Kars ve Ardahan'da toplam 154 turna halkalandı, 54 bireye de verici takıldı. Bu sayede turnaların hangi alanlarda üredikleri ve kışladıkları gibi bilgilere ulaşıldı.  Sivas başta olmak üzere Ardahan, Erzurum, Erzincan, Van, Muş gibi illerde üreyen turnalarının kışlama için Kayseri'deki Sultan Sazlığı Milli Parkı ile Adana'daki Yumurtalık Lagünü Milli Parkı ve Akyatan-Tuzla Yaban Hayatı Geliştirme Sahası'nı tercih ettikleri görüldü. Bu alanlar "Ramsar Sulak Alanı" statüsüyle de korunan alanlar arasında yer alıyor.  Gözlemlerin sonuçlarına göre Türkiye'de Avrasya turnası (Grus grus) ve telli turna (Anthropoides virgo) olmak üzere 2 türe rastlandı. Avrupa'da kuluçkaya yatan turnalar kışı Fransa, İber Yarımadası, Türkiye, Kuzey ve Doğu Afrika'da geçiriyor.  Afrika'da kışlayan turnaların önemli bir kısmı kışlama alanlarına Anadolu üzerinden geçiş yapıyor. Turnaların Batı ve Orta Anadolu üzerinden geçişleri ile ilgili 1982 yılında yürütülen detaylı bilimsel çalışmada toplam 12 bin 960 birey tespit edilmişti.  <strong>"ONLARIN KORUNMASI BU CANLILARA HEPİMİZİN ORTAK BORCU"</strong>  Açıklamada görüşlerine yer verilen Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, biyolojik çeşitliliğin bir ülkenin serveti olduğunu belirterek, bu çeşitliliği korumak için gayret gösterdiklerini bildirdi.  Nesli tükenme tehlikesi altında olan turnaların korunmasına dönük tedbirler aldıklarına dikkati çeken Yumaklı, ilgili kurumların bu konuda çalıştıklarını kaydetti.  Bakan Yumaklı, alınan tedbirlerle turna popülasyonunun düzenli olarak takip edildiğine işaret ederek, şu ifadeleri kullandı:  "Biyolojik çeşitliliğimize sahip çıkıyoruz. Sorumluluğumuzun bilinciyle çalışmalarımız, tedbirlerimiz ve yeni projelerimizle, nesli tükenme tehlikesi altında olan türlere umut olmaya ve onları korumaya devam edeceğiz. Bilim insanlarımızın, sivil toplum kuruluşlarımızın ve vatandaşlarımızın işbirliği ile güzel sonuçlar alıyoruz. Onların korunması bu canlılara hepimizin ortak borcudur."</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>&amp;quot;Bana deli olduğumu bile söylediler ama çok emek verdim&amp;quot;</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/bana-deli-oldugumu-bile-soeylediler-ama-cok-emek-verdim</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/bana-deli-oldugumu-bile-soeylediler-ama-cok-emek-verdim</guid>
<description><![CDATA[ Aksaray&#039;da 11 yıl önce emekli olup köyüne dönen Hüseyin Duru (60) ile eşi Şenay Duru (59), babaannesinden miras kalan çoğunluğu taşlık 10 dekar alanı, 1500 meyve ağacı ve 400 gül dikip bahçeye dönüştürdü. Duru, &quot;Burada ağaç olmayacağını, boşa uğraştığımı ve hatta deli olduğumu bile söyleyenler oldu. Çok emek verdim. 1500&#039;e yakın ağaç dikip, ağaçlar tutunca barajın yakınındaki alandan 160 traktör toprak çektirerek yeşillendirdim&quot; dedi.Kent merkezinde oturan inşaat işçisi Hüseyin Duru, 11 yıl önce emekli oldu.Duru, ardından da eşi Şenay Duru ile merkeze 35 kilometre uzaklıktaki 298 nüfuslu Çatalsu köyüne yerleşti.Burada babaannesinden miras kalan çoğunluğu taşlık olan atıl vaziyetteki 10 dekar alana ağaç ve çiçek dikip, araziyi bahçeye çevirdi.Şehirde yaşamaktan yorduğunu belirten 2 çocuk babası Hüseyin Duru, şunları söyledi:&#039;&#039;Şehirde yaşamı terk ederek köyüme döndüm. Şehir usandırdı ve yordu beni. Babaannemden kalma 10 dekar taşlık ve atıl alanda ne yaparız diye eşimle düşündük.2013 yılında emekli oldum. Gelip araziye baktığımda kendi köylülerim, burada ağaç olmayacağını, buranın taş olduğunu, boşa uğraştığımı ve hatta deli olduğumu bile söyleyenler oldu.Fakat kaya yapısı çok sert değildi, yumuşak bir kayaydı. Çok emek verdim. Kazmayla kazdım. 1500&#039;e yakın ağaç dikip, ağaçlar tutunca barajın yakınındaki alandan 160 traktör toprak çektirerek yeşillendirdim. Buranın eski hali, yandaki arazi gibiydi hatta daha fazla taşlıktı.&#039;&#039;Bahçede yetişen ürünlerden kendi ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra satış da yaptığını belirten Duru, &#039;&#039;Emek, çaba ve sabır lazım. Ağaçlardaki meyveleri toplayıp kendi meyve ihtiyacımızı karşılıyoruz. Geri kalan kısmını da yaş veya kuru olarak satıyoruz.Yine gülleri de toplayıp reçel yapıyoruz. Onu da kendi ihtiyacımız sonrasını satıyoruz. Bahçede aralara fasulye ve nohut gibi bakliyatlar ektik ve onları da kendimiz üretiyoruz. Fermente edilmiş ürünleri tüketmiyoruz. Bizim bahçemizi örnek alıp ağaç dikenler de oldu&#039;&#039; dedi.Şenay Duru ise &quot;Eşim mutluysa ben de mutluyum. Bahçemizde günümüz, gül ve sebze, meyve toplamakla geçiyor. Mutluluğumu ise eşime borçluyum. Şehirde sabah dışarı çıkınca her şey parayla. Köyde ise böyle değil. Doğada kendi yiyeceğini doğal ve organik olarak üretiyorsun. Bu şekilde hem ruhen, hem de bedenen sağlığına kavuşmuş oluyorsun. Köye geldiğim için çok memnunum. Artık şehre gidince başımız ağrıyor. Emekliler için köy bence birebir yaşam alanı. 36 yıllık evliyiz ve birbirimizi severek evlendik&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wkO4a4J0O0eOkVFhPVDlPw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Bana, deli, olduğumu, bile, söylediler, ama, çok, emek, verdim</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wkO4a4J0O0eOkVFhPVDlPw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="" bana deli oldu bile s ama emek verdim><p>Aksaray'da 11 yıl önce emekli olup köyüne dönen Hüseyin Duru (60) ile eşi Şenay Duru (59), babaannesinden miras kalan çoğunluğu taşlık 10 dekar alanı, 1500 meyve ağacı ve 400 gül dikip bahçeye dönüştürdü. Duru, "Burada ağaç olmayacağını, boşa uğraştığımı ve hatta deli olduğumu bile söyleyenler oldu. Çok emek verdim. 1500'e yakın ağaç dikip, ağaçlar tutunca barajın yakınındaki alandan 160 traktör toprak çektirerek yeşillendirdim" dedi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EhgLV-5U8EayWLSgGU2j5g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kent merkezinde oturan inşaat işçisi Hüseyin Duru, 11 yıl önce emekli oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vmNN6sQ5f0CFA7YdfAVjdg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Duru, ardından da eşi Şenay Duru ile merkeze 35 kilometre uzaklıktaki 298 nüfuslu Çatalsu köyüne yerleşti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aogDmx90XkK41CnAr2_f4g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Burada babaannesinden miras kalan çoğunluğu taşlık olan atıl vaziyetteki 10 dekar alana ağaç ve çiçek dikip, araziyi bahçeye çevirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KHmPPY2R7EenSwpVT8y22Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şehirde yaşamaktan yorduğunu belirten 2 çocuk babası Hüseyin Duru, şunları söyledi:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/veAAINubJ0yRcPNpEi2gyg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>''Şehirde yaşamı terk ederek köyüme döndüm. Şehir usandırdı ve yordu beni. Babaannemden kalma 10 dekar taşlık ve atıl alanda ne yaparız diye eşimle düşündük.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HmGYLNeHC0GKaFTArXYf7A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2013 yılında emekli oldum. Gelip araziye baktığımda kendi köylülerim, burada ağaç olmayacağını, buranın taş olduğunu, boşa uğraştığımı ve hatta deli olduğumu bile söyleyenler oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Yjk-ByYdqUiZsMpDShnZYQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fakat kaya yapısı çok sert değildi, yumuşak bir kayaydı. Çok emek verdim. Kazmayla kazdım. 1500'e yakın ağaç dikip, ağaçlar tutunca barajın yakınındaki alandan 160 traktör toprak çektirerek yeşillendirdim. Buranın eski hali, yandaki arazi gibiydi hatta daha fazla taşlıktı.''</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XwDX9xfbaE-7cLV9NqQnTA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bahçede yetişen ürünlerden kendi ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra satış da yaptığını belirten Duru, ''Emek, çaba ve sabır lazım. Ağaçlardaki meyveleri toplayıp kendi meyve ihtiyacımızı karşılıyoruz. Geri kalan kısmını da yaş veya kuru olarak satıyoruz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H5uPPxEaVEKtzzaXviajwA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yine gülleri de toplayıp reçel yapıyoruz. Onu da kendi ihtiyacımız sonrasını satıyoruz. Bahçede aralara fasulye ve nohut gibi bakliyatlar ektik ve onları da kendimiz üretiyoruz. Fermente edilmiş ürünleri tüketmiyoruz. Bizim bahçemizi örnek alıp ağaç dikenler de oldu'' dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x9zlA3MMw0W7HyRQA3HQxQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şenay Duru ise "Eşim mutluysa ben de mutluyum. Bahçemizde günümüz, gül ve sebze, meyve toplamakla geçiyor. Mutluluğumu ise eşime borçluyum. Şehirde sabah dışarı çıkınca her şey parayla. Köyde ise böyle değil. Doğada kendi yiyeceğini doğal ve organik olarak üretiyorsun. Bu şekilde hem ruhen, hem de bedenen sağlığına kavuşmuş oluyorsun. Köye geldiğim için çok memnunum. Artık şehre gidince başımız ağrıyor. Emekliler için köy bence birebir yaşam alanı. 36 yıllık evliyiz ve birbirimizi severek evlendik" diye konuştu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye&amp;apos;nin gizli hazinesi! Gören hayran kalıyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/turkiyenin-gizli-hazinesi-goeren-hayran-kaliyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/turkiyenin-gizli-hazinesi-goeren-hayran-kaliyor</guid>
<description><![CDATA[ Artvin&#039;in gölleriyle meşhur ‘Sakin Şehir&#039; ünvanlı Şavşat ilçesinde bir göl daha keşfedilmeyi bekliyor. İlçenin gizli hazinesi olarak bilinen Peribacalarını görüntülemek isteyenler, hemen üst bölümde yer alan gölü görünce hayran kalıyor.Artvin&#039;in Şavşat ilçesine bağlı Meşeli köyünde yer alan Şavşat Peribacaları, doğal güzellikleri ve benzersiz atmosferi ile doğaseverlerin ve fotoğraf tutkunlarının ilgisini çekiyor.Yıllar önce ormanlık alanda meydana gelen bir heyelan sonucu oluşmuş doğal kayalar, peri bacalarını andıran görüntüsüyle uçurumun kenarında etkileyici bir manzara sunuyor.Şavşat ilçe merkezine yaklaşık 25 kilometre uzaklıkta bulunan doğa harikası, Karagöl Tabiat Parkı&#039;na ise 15 dakikalık bir yürüyüş mesafesinde yer alıyor.Yemyeşil bir doğanın ortasında görkemli bir şekilde yükselen kayalar, ziyaretçilerine adeta büyüleyici bir deneyim yaşatıyor.Bölge, sessizliği ve doğal güzellikleriyle huzur arayanların ve macera peşinde koşanların uğrak noktası haline geliyor.Şavşat Peribacaları&#039;nın hemen üstünde yer alan Cil&#039;i gölü, henüz keşfedilmemiş doğa harikalarından biri olarak biliniyor.Şavşat Peribacaları&#039;nı keşfettikten sonra yürüyüşle ulaşılabilen Cil&#039;i gölü, doğa severler için rota oluşturuyor.Gülfidan Erdem, Şavşat Peribacaları&#039;na ilk kez geldiğini belirterek, &quot;Artvin&#039;de yaşıyorum, Şavşat&#039;ta peri bacalarına ilk kez geliyorum. Yolları zor olsa da görülmeye değer. Çok güzel, kendiliğinden oluşmuş bu kayalar kesinlikle görülmeli&quot; dedi.Amatör doğa fotoğrafçısı Yasin Tatar ise, &quot;Şavşat Peribacaları&#039;ndayız. Bir Kapadokya olmasa da elimizde böyle imkanlar var, güzel bir manzaramız var.Daha önce gelmemiştim, ilk defa geldim ve çok memnun kaldım. Ulaşım biraz sıkıntılı ama yine de gelinebilir. Arazili araçlarla geldik ve biraz yürüyerek buraya ulaştık&quot; şeklinde konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ck6NxfGHS0yuje5TXUMK2w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Türkiyenin, gizli, hazinesi, Gören, hayran, kalıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ck6NxfGHS0yuje5TXUMK2w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Türkiye'nin gizli hazinesi! Gören hayran kalıyor"><p>Artvin'in gölleriyle meşhur ‘Sakin Şehir' ünvanlı Şavşat ilçesinde bir göl daha keşfedilmeyi bekliyor. İlçenin gizli hazinesi olarak bilinen Peribacalarını görüntülemek isteyenler, hemen üst bölümde yer alan gölü görünce hayran kalıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SjQDvQKT0EOgfHc_q5UUog.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Artvin'in Şavşat ilçesine bağlı Meşeli köyünde yer alan Şavşat Peribacaları, doğal güzellikleri ve benzersiz atmosferi ile doğaseverlerin ve fotoğraf tutkunlarının ilgisini çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Vff14oNNW0uEMMAjpxr0dA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yıllar önce ormanlık alanda meydana gelen bir heyelan sonucu oluşmuş doğal kayalar, peri bacalarını andıran görüntüsüyle uçurumun kenarında etkileyici bir manzara sunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4hc_HAd3kkqtn-jy-UHUjg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şavşat ilçe merkezine yaklaşık 25 kilometre uzaklıkta bulunan doğa harikası, Karagöl Tabiat Parkı'na ise 15 dakikalık bir yürüyüş mesafesinde yer alıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ESb6WPGFU0GQcYUKhLvqJQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yemyeşil bir doğanın ortasında görkemli bir şekilde yükselen kayalar, ziyaretçilerine adeta büyüleyici bir deneyim yaşatıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s72x46agQkaBT0D9ouUvkQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bölge, sessizliği ve doğal güzellikleriyle huzur arayanların ve macera peşinde koşanların uğrak noktası haline geliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/b5gYCVpdP02K8ZMXR9dZug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şavşat Peribacaları'nın hemen üstünde yer alan Cil'i gölü, henüz keşfedilmemiş doğa harikalarından biri olarak biliniyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wkyESgu6Q06PMsqAISFZPg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şavşat Peribacaları'nı keşfettikten sonra yürüyüşle ulaşılabilen Cil'i gölü, doğa severler için rota oluşturuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cEcRGk1rqEeErCi4mkbN4A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gülfidan Erdem, Şavşat Peribacaları'na ilk kez geldiğini belirterek, "Artvin'de yaşıyorum, Şavşat'ta peri bacalarına ilk kez geliyorum. Yolları zor olsa da görülmeye değer. Çok güzel, kendiliğinden oluşmuş bu kayalar kesinlikle görülmeli" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iWjdvHh2DkK6HL0YiAtHtg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Amatör doğa fotoğrafçısı Yasin Tatar ise, "Şavşat Peribacaları'ndayız. Bir Kapadokya olmasa da elimizde böyle imkanlar var, güzel bir manzaramız var.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/V-ZLcuHDX0iH6hMlNxyM1w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daha önce gelmemiştim, ilk defa geldim ve çok memnun kaldım. Ulaşım biraz sıkıntılı ama yine de gelinebilir. Arazili araçlarla geldik ve biraz yürüyerek buraya ulaştık" şeklinde konuştu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sürülerini flüt eşliğinde otlatıyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/surulerini-flut-esliginde-otlatiyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/surulerini-flut-esliginde-otlatiyor</guid>
<description><![CDATA[ Malatya&#039;nın Arguvan ilçesinde bin 400 metre rakımdaki sürüler, flüt eşliğinde otlatılıyor.Malatya&#039;nın Arguvan ilçesi Çobandere Mahallesi&#039;nde bin 400 metre rakımdaki sürüler, flüt eşliğinde otlatılıyor.Arguvan ilçesi Çobandere Mahallesi Kınık mezrasında yaşayan 50 yaşındaki Zeki Çıplak, küçük yaşlarda başladığı çobanlık mesleğini severek sürdürüyor.Uzun yıllardır bölgede çobanlık yapan Çıplak, sürülerini ise flüt eşliğinde otlatıyor.Ağırlıklı olarak büyükbaş hayvan yetiştiriciliği yapan Çıplak, flüt çalmadığı zamanlarda hayvanların otlamadığını kaydederek, bazen flütle birlikte türkü de seslendirdiğini kaydetti. Çıplak, müzik eşliğinde otlayan hayvanlarda yüksek verim aldığını da belirtti.Mesleğini severek yaptığını ifade Zeki Çıplak, doğa ve hayvanlarla bir arada olmasının kendini mutlu ettiğini söyledi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/r7TsHfHFAEefZuZJ30OISw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Sürülerini, flüt, eşliğinde, otlatıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/r7TsHfHFAEefZuZJ30OISw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Sürülerini flüt eşliğinde otlatıyor"><p>Malatya'nın Arguvan ilçesinde bin 400 metre rakımdaki sürüler, flüt eşliğinde otlatılıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1ePncZIA40205F4r1JqopA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Malatya'nın Arguvan ilçesi Çobandere Mahallesi'nde bin 400 metre rakımdaki sürüler, flüt eşliğinde otlatılıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Jt0esMIvy0-4cMYp1_MzEw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Arguvan ilçesi Çobandere Mahallesi Kınık mezrasında yaşayan 50 yaşındaki Zeki Çıplak, küçük yaşlarda başladığı çobanlık mesleğini severek sürdürüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/880OCzGxJEWWdyRPM1_T6A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun yıllardır bölgede çobanlık yapan Çıplak, sürülerini ise flüt eşliğinde otlatıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/I_6orMBYR0-M-wftP3LSfg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ağırlıklı olarak büyükbaş hayvan yetiştiriciliği yapan Çıplak, flüt çalmadığı zamanlarda hayvanların otlamadığını kaydederek, bazen flütle birlikte türkü de seslendirdiğini kaydetti. Çıplak, müzik eşliğinde otlayan hayvanlarda yüksek verim aldığını da belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Kiknh4HOpkSQ4OA63MUZ1g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mesleğini severek yaptığını ifade Zeki Çıplak, doğa ve hayvanlarla bir arada olmasının kendini mutlu ettiğini söyledi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mersin&amp;apos;in saklı cenneti hayran bırakıyor: Yerköprü Şelalesi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/mersinin-sakli-cenneti-hayran-birakiyor-yerkoepru-selalesi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/mersinin-sakli-cenneti-hayran-birakiyor-yerkoepru-selalesi</guid>
<description><![CDATA[ Mersin&#039;in Mut ilçesindeki Yerköprü Şelalesi, kendine özgü ekosistemi, derin vadi içerisindeki doğal yapısı ve manzarasıyla ziyaretçileri kendine hayran bırakıyor.Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü&#039;nce Türkiye&#039;deki 110 ‘tabiat Anıtı&#039;ndan biri olarak tescillenen ve Mut ilçe merkezine 35 kilometre mesafedeki Yerköprü Şelalesi&#039;nin bulunduğu alan, tabiat parkı olarak koruma altında tutuluyor.Gezende Kanyonu&#039;ndan ve derin vadilerden geçen Ermenek Çayı üzerindeki şelalenin, yaklaşık 110 milyon yıl önce Kretase (Tebeşir) Dönemi&#039;nde oluştuğu belirlendi.Şelalenin, 30 metre yükseklikten aktığı noktadaki su tünelinde doğallığı bozulmamış sarkıt ve zengin bitki örtüsü yer alıyor.Parkın içerisindeki yürüyüş parkuru, köprüler, merdivenler, dinlenme alanları ve seyir terasları, ziyaretçilere farklı bir gezi deneyimi sunuyor.Yeşilliklere bürünmüş vadideki şelale, özellikle sıcak havalarda yerli ve yabancı turistlerin gözde mekanlarından biri olarak öne çıkıyor.Mut Belediye Başkanı Murat Orhan, Doğa Koruma ve Milli Parklar tarafından sahanın büyük bir bölümünün 1. derece sit alanı olarak tescillendiğini belirterek, şelalenin incirden, nar ağacına kadar çok zengin bir tabiat örtüsünün içerisinde olduğunu ifade etti.Orhan, “Yer köprü Mut için, Mersin için ve Türkiye için en önemli kaynaklardan biri. İnsan doğayla alakalı güzel bir ortam görmek istiyorsa mutlaka yer köprüyü gezmesi gerekir. İnsanların çok rahat gezip dolaşıp ve doğayla iç içe harika bir şelale, gezip görebileceği bir yer. Bunun için Mut&#039;un şanslı olduğunu düşünüyorum ve sadece Mersin değil bütün Türkiye&#039;yi burayı gezmeyi davet ediyoruz” dedi.Şelaleye ailesiyle birlikte gezmeye geldiğini belirten İbat Özcan, “İnanın Şelaleyi muhteşem bulduk. Türkiye&#039;nin birçok yerine gittim, gezdim. Ailem ile birlikte buraya geldik. Burası gerçekten muhteşem bir yer. Yerköprü şelalesine gelen insanların pişman olmayacağı, harika bir yer. Ülkemizde turizm ve doğal güzellik açısından kaçırılmaması gereken yerlerden biri” şeklide konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G4Tvmju3YE6miUzPbjE7Zw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Mersinin, saklı, cenneti, hayran, bırakıyor:, Yerköprü, Şelalesi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G4Tvmju3YE6miUzPbjE7Zw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Mersin'in saklı cenneti hayran bırakıyor: Yerköprü Şelalesi"><p>Mersin'in Mut ilçesindeki Yerköprü Şelalesi, kendine özgü ekosistemi, derin vadi içerisindeki doğal yapısı ve manzarasıyla ziyaretçileri kendine hayran bırakıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ShmJsflpEk6XIY3TEs56aQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü'nce Türkiye'deki 110 ‘tabiat Anıtı'ndan biri olarak tescillenen ve Mut ilçe merkezine 35 kilometre mesafedeki Yerköprü Şelalesi'nin bulunduğu alan, tabiat parkı olarak koruma altında tutuluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6wj4XtITskab3inBsbM98g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gezende Kanyonu'ndan ve derin vadilerden geçen Ermenek Çayı üzerindeki şelalenin, yaklaşık 110 milyon yıl önce Kretase (Tebeşir) Dönemi'nde oluştuğu belirlendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6GDfjIVuPEyF5D8B0EYs_Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şelalenin, 30 metre yükseklikten aktığı noktadaki su tünelinde doğallığı bozulmamış sarkıt ve zengin bitki örtüsü yer alıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3CcriPeSOUaZ-d04HpqdTA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Parkın içerisindeki yürüyüş parkuru, köprüler, merdivenler, dinlenme alanları ve seyir terasları, ziyaretçilere farklı bir gezi deneyimi sunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qYWEjuO-7kqPkCvI8Np3Og.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeşilliklere bürünmüş vadideki şelale, özellikle sıcak havalarda yerli ve yabancı turistlerin gözde mekanlarından biri olarak öne çıkıyor.Mut Belediye Başkanı Murat Orhan, Doğa Koruma ve Milli Parklar tarafından sahanın büyük bir bölümünün 1. derece sit alanı olarak tescillendiğini belirterek, şelalenin incirden, nar ağacına kadar çok zengin bir tabiat örtüsünün içerisinde olduğunu ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mqw5ksKgakC_PFgfjCm6VA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Orhan, “Yer köprü Mut için, Mersin için ve Türkiye için en önemli kaynaklardan biri. İnsan doğayla alakalı güzel bir ortam görmek istiyorsa mutlaka yer köprüyü gezmesi gerekir. İnsanların çok rahat gezip dolaşıp ve doğayla iç içe harika bir şelale, gezip görebileceği bir yer. Bunun için Mut'un şanslı olduğunu düşünüyorum ve sadece Mersin değil bütün Türkiye'yi burayı gezmeyi davet ediyoruz” dedi.Şelaleye ailesiyle birlikte gezmeye geldiğini belirten İbat Özcan, “İnanın Şelaleyi muhteşem bulduk. Türkiye'nin birçok yerine gittim, gezdim. Ailem ile birlikte buraya geldik. Burası gerçekten muhteşem bir yer. Yerköprü şelalesine gelen insanların pişman olmayacağı, harika bir yer. Ülkemizde turizm ve doğal güzellik açısından kaçırılmaması gereken yerlerden biri” şeklide konuştu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ağrı&amp;apos;nın volkanik platolarındaki menderesler görsel şölen oluşturuyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/agrinin-volkanik-platolarindaki-menderesler-goersel-soelen-olusturuyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/agrinin-volkanik-platolarindaki-menderesler-goersel-soelen-olusturuyor</guid>
<description><![CDATA[ Ağrı Taşlıçay ilçesine bağlı Sinek Yaylası&#039;nda volkanik platolar üzerindeki menderesler, otlanan küçükbaş hayvanlar ve yemyeşil doğasıyla muhteşem manzaralar sunuyor.2 bin 400 rakımda bulunan ve Taşlıçay ilçe merkezine 30 kilometre uzaklıktaki Sinek Yaylası, zengin kaynak suları ve bitki örtüsüyle her yıl çok sayıda hayvanı ve göçeri ağırlıyor.Bu yıl yağan yağmurlarla su seviyesinin arttığı yaylalarda da, menderesler doldu taştı.Yüksek dağların arasındaki vadilerden kıvrılarak akan kilometrelerce uzunluktaki menderesler; baharda yeşilin, sonbaharda sarı ve kırmızının tonlarıyla adeta ziyaretçilerini mest ediyor.Zengin bitki örtüsüne sahip Ağrı’nın Sinek Yaylası’nda yılın 6 ayı küçük ve büyükbaş binlerce hayvan sürüsüne ev sahipliği yapıyor.Yemyeşil doğası ve yüksek dağlarında otlayan hayvanlar ve menderesler havadan görüntülendi.İlçenin doğal güzellikleri arasında yer alan mendereslerin muhteşem görüntüleri, görenleri kendine hayran bırakıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/233011MGWkeD6gWOSyalZQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Ağrının, volkanik, platolarındaki, menderesler, görsel, şölen, oluşturuyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/233011MGWkeD6gWOSyalZQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Ağrı'nın volkanik platolarındaki menderesler görsel şölen oluşturuyor"><p>Ağrı Taşlıçay ilçesine bağlı Sinek Yaylası'nda volkanik platolar üzerindeki menderesler, otlanan küçükbaş hayvanlar ve yemyeşil doğasıyla muhteşem manzaralar sunuyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5XJZdbPuM0-BoZsWdjY7Zw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2 bin 400 rakımda bulunan ve Taşlıçay ilçe merkezine 30 kilometre uzaklıktaki Sinek Yaylası, zengin kaynak suları ve bitki örtüsüyle her yıl çok sayıda hayvanı ve göçeri ağırlıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/28dFzkduzkG6_CAlD6SAxg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu yıl yağan yağmurlarla su seviyesinin arttığı yaylalarda da, menderesler doldu taştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/baoaKcle9U27y_zEF_nAkQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yüksek dağların arasındaki vadilerden kıvrılarak akan kilometrelerce uzunluktaki menderesler; baharda yeşilin, sonbaharda sarı ve kırmızının tonlarıyla adeta ziyaretçilerini mest ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2g5Oy-P86EebLtKrPeg3bQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zengin bitki örtüsüne sahip Ağrı’nın Sinek Yaylası’nda yılın 6 ayı küçük ve büyükbaş binlerce hayvan sürüsüne ev sahipliği yapıyor.Yemyeşil doğası ve yüksek dağlarında otlayan hayvanlar ve menderesler havadan görüntülendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ANJwcQXw_U-01JWR-3NozQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlçenin doğal güzellikleri arasında yer alan mendereslerin muhteşem görüntüleri, görenleri kendine hayran bırakıyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Adıyaman&amp;apos;da &amp;quot;altın yumurta böceği&amp;quot; görüntülendi! Örümceğe benziyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/adiyamanda-altin-yumurta-boecegi-goeruntulendi-orumcege-benziyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/adiyamanda-altin-yumurta-boecegi-goeruntulendi-orumcege-benziyor</guid>
<description><![CDATA[ Adiyaman&#039; ın Kahta ilçesinde halk arasında &#039;dikenli dantel böceği&#039; olarak bilinen (Phyllomorpha laciniata) görüntülendi.İlçeye bağlı Aydınpınar Mahallesi yakınlarında dağda halk arasında &#039;dikenli dantel böceği&#039; veya &#039;altın yumurta böceği&#039; olarak bilinen (Phyllomorpha laciniata) görüntülendi.Yumurtalarını sırtlarında taşıyan, dikenli kanatları ve nohut büyüklüğündeki örümceğe benzer yapısı olan nadir görülen böcek türü, bölgedeki çoban tarafından cep telefonu kamerası ile görüntülendi.Diyarbakır Dicle Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Zooloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Satar, konu ile ilgili yaptığı açıklamada, bu türün kanatlarının kurumuş yapraklara benzediği için fark edilmesinin oldukça zor olduğunu ifade ederek, &quot;Altın yumurta böceği normalde kurumuş yapraklara benzediği için düşmanları tarafından çok fark edilemeyen bir böcek. Fakat bu dişileri çiftleştikten sonra yumurtalarını ya üzerlerine yapıştırıyorlar ya da erkeklerine yapıştırıyorlar. Dolayısıyla fark edilme oranı artıyor. Bunlara altın yumurta böceği denilmesinin sebebi ise bunların yumurtaları önce beyazımsıdır daha sonra sarıya döner ve daha sonra altın rengini alır&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kL1ceXZjzk6PwrzsF_YTPA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Adıyamanda, altın, yumurta, böceği, görüntülendi, Örümceğe, benziyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kL1ceXZjzk6PwrzsF_YTPA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Adıyaman'da " yumurta b g benziyor><p>Adiyaman' ın Kahta ilçesinde halk arasında 'dikenli dantel böceği' olarak bilinen (Phyllomorpha laciniata) görüntülendi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GQ1J9Z5cH0-w6p9xicKvCw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlçeye bağlı Aydınpınar Mahallesi yakınlarında dağda halk arasında 'dikenli dantel böceği' veya 'altın yumurta böceği' olarak bilinen (Phyllomorpha laciniata) görüntülendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xTtAdnL9ek6cSH7OliaWBA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yumurtalarını sırtlarında taşıyan, dikenli kanatları ve nohut büyüklüğündeki örümceğe benzer yapısı olan nadir görülen böcek türü, bölgedeki çoban tarafından cep telefonu kamerası ile görüntülendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TiqtmWBBDk-ldG8WeWsoxg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diyarbakır Dicle Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Zooloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Satar, konu ile ilgili yaptığı açıklamada, bu türün kanatlarının kurumuş yapraklara benzediği için fark edilmesinin oldukça zor olduğunu ifade ederek, "Altın yumurta böceği normalde kurumuş yapraklara benzediği için düşmanları tarafından çok fark edilemeyen bir böcek. Fakat bu dişileri çiftleştikten sonra yumurtalarını ya üzerlerine yapıştırıyorlar ya da erkeklerine yapıştırıyorlar. Dolayısıyla fark edilme oranı artıyor. Bunlara altın yumurta böceği denilmesinin sebebi ise bunların yumurtaları önce beyazımsıdır daha sonra sarıya döner ve daha sonra altın rengini alır" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/11h0UK5RwEG5ETtPnaz5KA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZKNF0xM-nkG4siwMcAEdiQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/idsY5ys3xUCJjHsdH5vlRw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VfaBKUG3_E-tXPGyG6Waag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JiF-UUXP8UGuL8jnkYU14A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tpVj76W5Ck-owqi0eyy8fg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Cennet ve Cehennem Vadisi&amp;apos;nde üzücü görüntüler! Doğa harikası yer çöplüğe döndü</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/cennet-ve-cehennem-vadisinde-uzucu-goeruntuler-doga-harikasi-yer-coepluge-doendu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/cennet-ve-cehennem-vadisinde-uzucu-goeruntuler-doga-harikasi-yer-coepluge-doendu</guid>
<description><![CDATA[ Hakkari il merkezi ile Yüksekova ilçesi arasında yer alan ve bünyesinde 20 bin yıllık buzulları barındıran doğa harikası Cennet ve Cehennem Vadisi, ziyaretçilerden geriye kalan çöplerden dolayı adeta çöplüğe döndü.Bölgenin el değmemiş ve yüzyıllardır erimeden kalan buzullarıyla ünlü Cennet ve Cehennem Vadisi, doğaseverlerin uğrak mekanı olmaya devam ediyor. İsmiyle nam salan ve her yıl binlerce doğaseveri ağırlayan Cennet ve Cehennem Vadisi’nin son görüntüleri büyük tepki topladı.Bölgeye giden kişi ve kişilerce gelişi güzel çöplerin atılmasına tepki gösteren Cilo Doğa Severler Spor Kulübü Başkanı Çetin Yorgun, ekibiyle mıntıka temizliği yaptığını ve bu tür olayların takipçisi olacaklarını belirtti.Çetin Yorgun, “Bilindiği üzere burası 20 bin yıllık buzulları barındıran yerdir. Cennet ve Cehennem Vadisi, el değmemiş bir yer ama bazı kişi ve kişilerce gelişi güzel çöplerin atılması bizleri üzmüştür. Biz de doğanın önemine dikkat çekerek temizlik yaptık” dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nTLcR2BhoUWUrhAh6Lfv-Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Cennet, Cehennem, Vadisinde, üzücü, görüntüler, Doğa, harikası, yer, çöplüğe, döndü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nTLcR2BhoUWUrhAh6Lfv-Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Cennet ve Cehennem Vadisi'nde üzücü görüntüler! Doğa harikası yer çöplüğe döndü"><p>Hakkari il merkezi ile Yüksekova ilçesi arasında yer alan ve bünyesinde 20 bin yıllık buzulları barındıran doğa harikası Cennet ve Cehennem Vadisi, ziyaretçilerden geriye kalan çöplerden dolayı adeta çöplüğe döndü.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SrT8eAi-9Ey03pps1PNThw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bölgenin el değmemiş ve yüzyıllardır erimeden kalan buzullarıyla ünlü Cennet ve Cehennem Vadisi, doğaseverlerin uğrak mekanı olmaya devam ediyor</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/38qEjfIY1UK5n5Q8RgDiJQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>. İsmiyle nam salan ve her yıl binlerce doğaseveri ağırlayan Cennet ve Cehennem Vadisi’nin son görüntüleri büyük tepki topladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sWTQGmOpEUGh1odp5rtwBQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bölgeye giden kişi ve kişilerce gelişi güzel çöplerin atılmasına tepki gösteren Cilo Doğa Severler Spor Kulübü Başkanı Çetin Yorgun, ekibiyle mıntıka temizliği yaptığını ve bu tür olayların takipçisi olacaklarını belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wFyGSrz12kGU7TCdMO_fxA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çetin Yorgun, “Bilindiği üzere burası 20 bin yıllık buzulları barındıran yerdir. Cennet ve Cehennem Vadisi, el değmemiş bir yer ama bazı kişi ve kişilerce gelişi güzel çöplerin atılması bizleri üzmüştür. Biz de doğanın önemine dikkat çekerek temizlik yaptık” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IDABuVbYaEOuwNHh9QNNNg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Nadir görülen kuş, Hatay&amp;apos;da bir işyerinin önüne geldi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/nadir-goerulen-kus-hatayda-bir-isyerinin-oenune-geldi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/nadir-goerulen-kus-hatayda-bir-isyerinin-oenune-geldi</guid>
<description><![CDATA[ Hatay&#039;da antikacı Mehmet Serkan Sincan, iş yerinin önünde uçamaz halde bulduğu ebabil kuşunu iş yerinde misafir ediyor. Sincan, ebabil kuşunu tekrar uçabilecek hale geldiğinde doğaya bırakacak.Asrın felaketi sonrası memleketini terk etmeyerek mesleğini devam ettiren antikacı Mehmet Serkan Sincan, geçtiğimiz günlerde iş yerinin önünde uçamaz halde ebabil kuşu buldu. Kedilerin saldırısından koruyarak ebabil kuşunu iş yerinde misafir etmeye başlayan Sincan, kuşun yeniden uçar hale gelmesini bekliyor.&quot;BEREKET GETİRDİĞİNE İNANIYORUZ&quot;  Gökyüzünde günlerce yol alan ve göç yolunda yorgun düşen ebabil kuşu, depremzede antikacının iş yerinde misafir olarak yaşıyor. Antikacı Mehmet Serkan Sincan, ebabil kuşunun özelliklerinden ve kültürümüzdeki yerinden bahsederek, &quot;Dükkanımızın önünde bulduk, ebabil kuşu olduğunu düşünüyoruz. Peygamberimizi savaşta kurtaran bir hayvandır, dolayısıyla kuyruk şekli V şeklindedir. Evlere bereket getirdiğine inanıyoruz. Şu anda besliyoruz, birkaç güne salarız doğasına inşallah. Hem kendimiz serinliyoruz, hem de kuşumuzu serinletiyoruz. İnşallah iyileştirip doğaya salacağız. Şu anda muz ve kiraz verdik, ben de birazdan böcek alıp besleyeceğim&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8iKWGh_Uf0inLmKh1CStLg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Nadir, görülen, kuş, Hatayda, bir, işyerinin, önüne, geldi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8iKWGh_Uf0inLmKh1CStLg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Nadir görülen kuş, Hatay'da bir işyerinin önüne geldi"><p>Hatay'da antikacı Mehmet Serkan Sincan, iş yerinin önünde uçamaz halde bulduğu ebabil kuşunu iş yerinde misafir ediyor. Sincan, ebabil kuşunu tekrar uçabilecek hale geldiğinde doğaya bırakacak.</p><p>Asrın felaketi sonrası memleketini terk etmeyerek mesleğini devam ettiren antikacı Mehmet Serkan Sincan, geçtiğimiz günlerde iş yerinin önünde uçamaz halde ebabil kuşu buldu. </p><p>Kedilerin saldırısından koruyarak ebabil kuşunu iş yerinde misafir etmeye başlayan Sincan, kuşun yeniden uçar hale gelmesini bekliyor.</p><p><strong>"BEREKET GETİRDİĞİNE İNANIYORUZ"</strong>  Gökyüzünde günlerce yol alan ve göç yolunda yorgun düşen ebabil kuşu, depremzede antikacının iş yerinde misafir olarak yaşıyor. Antikacı Mehmet Serkan Sincan, ebabil kuşunun özelliklerinden ve kültürümüzdeki yerinden bahsederek, "Dükkanımızın önünde bulduk, ebabil kuşu olduğunu düşünüyoruz. Peygamberimizi savaşta kurtaran bir hayvandır, dolayısıyla kuyruk şekli V şeklindedir. Evlere bereket getirdiğine inanıyoruz. Şu anda besliyoruz, birkaç güne salarız doğasına inşallah. Hem kendimiz serinliyoruz, hem de kuşumuzu serinletiyoruz. İnşallah iyileştirip doğaya salacağız. Şu anda muz ve kiraz verdik, ben de birazdan böcek alıp besleyeceğim" dedi. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yer: Erzincan! Türkiye&amp;apos;nin gizli kalmış cenneti, doğaseverlerin yeni gözdesi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/yer-erzincan-turkiyenin-gizli-kalmis-cenneti-dogaseverlerin-yeni-goezdesi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/yer-erzincan-turkiyenin-gizli-kalmis-cenneti-dogaseverlerin-yeni-goezdesi</guid>
<description><![CDATA[ Erzincan’ın Kemah ilçesinde Munzur Dağları eteklerinde 2500 rakımda bulunan ve göçerlerin koyun sürülerini besledikleri, ulaşımı zor olduğu için adeta ‘saklı cennet’ diye nitelendirilen Sohmarik Yaylası, doğaseverlerin yeni gözdesi haline geldi.Sohmarik Yaylası, doğal güzellikleriyle doğaseverleri cezbediyor.Yayla, ulaşım zorluğuna rağmen doğal güzelliğiyle doğaseverlerin yanı sıra fotoğrafçıların ve belgesel çekimi yapan görüntü yönetmenlerinin de ilgisini çekiyor.Yaylanın müdavimleri ise besicilik ve Erzincan Tulum Peyniri üretimi yapan Şavak Aşireti mensupları.Özellikle yaz aylarında rengarenk açan çiçekler, Munzur’un yüksek kesimlerinde erimeyen karlar, şırıl şırıl akan dereler, yayılan koyun sürüleri, kilometrelerce yol kat edip Sohmarik Yaylasına çıkan doğaseverleri mest ediyor.Munzur Dağları eteklerinde bulunan Sohmarik Yaylası, bu günlerde sosyal medya üzerinden görüp gelen yerli ve yabancı doğaseverlere ev sahipliği yapıyor.Bin bir çeşit çiçek ve endemik bitki örtüsüne sahip olan yayla, koruma altındaki çengel boynuzlu dağ keçileri, yaban keçileri, boz ayı, vaşak, ur kekliği, kurt, tilki ve kınalı keklik gibi zengin hayvan popülasyonuna da ev sahipliği yapıyor. Doğaseverler için bulunmaz bir doğa ve kamp alanı sağlıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uzpuVxCKFEGGhRG5qm0uIQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Yer:, Erzincan, Türkiyenin, gizli, kalmış, cenneti, doğaseverlerin, yeni, gözdesi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uzpuVxCKFEGGhRG5qm0uIQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Yer: Erzincan! Türkiye'nin gizli kalmış cenneti, doğaseverlerin yeni gözdesi"><p>Erzincan’ın Kemah ilçesinde Munzur Dağları eteklerinde 2500 rakımda bulunan ve göçerlerin koyun sürülerini besledikleri, ulaşımı zor olduğu için adeta ‘saklı cennet’ diye nitelendirilen Sohmarik Yaylası, doğaseverlerin yeni gözdesi haline geldi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NWkEuyUz6kS3_W-6aEz3YQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sohmarik Yaylası, doğal güzellikleriyle doğaseverleri cezbediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-gHCBS178keDsidCa4b5uQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yayla, ulaşım zorluğuna rağmen doğal güzelliğiyle doğaseverlerin yanı sıra fotoğrafçıların ve belgesel çekimi yapan görüntü yönetmenlerinin de ilgisini çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/C9xwsVPGWE6YXx-xJVZKEw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaylanın müdavimleri ise besicilik ve Erzincan Tulum Peyniri üretimi yapan Şavak Aşireti mensupları.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kQRvCYqsHUGaUhjbF4Rzow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özellikle yaz aylarında rengarenk açan çiçekler, Munzur’un yüksek kesimlerinde erimeyen karlar, şırıl şırıl akan dereler, yayılan koyun sürüleri, kilometrelerce yol kat edip Sohmarik Yaylasına çıkan doğaseverleri mest ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ljhq6pk-bES84xk_XJ96JQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Munzur Dağları eteklerinde bulunan Sohmarik Yaylası, bu günlerde sosyal medya üzerinden görüp gelen yerli ve yabancı doğaseverlere ev sahipliği yapıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EK_xYw5T3kWo6J8OUfT1HQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bin bir çeşit çiçek ve endemik bitki örtüsüne sahip olan yayla, koruma altındaki çengel boynuzlu dağ keçileri, yaban keçileri, boz ayı, vaşak, ur kekliği, kurt, tilki ve kınalı keklik gibi zengin hayvan popülasyonuna da ev sahipliği yapıyor. Doğaseverler için bulunmaz bir doğa ve kamp alanı sağlıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q6hrLdOEAUKpvdiirE-Odg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/plCP-oVuPU-GqBB-orfnXg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doğadaki en güçlü mikrop öldürücüymüş! Toprakta kendiliğinden yetişiyor, doğal antibiyotik etkisi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/dogadaki-en-guclu-mikrop-oeldurucuymus-toprakta-kendiliginden-yetisiyor-dogal-antibiyotik-etkisi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/dogadaki-en-guclu-mikrop-oeldurucuymus-toprakta-kendiliginden-yetisiyor-dogal-antibiyotik-etkisi</guid>
<description><![CDATA[ Vücudu korumak, bağışıklığı güçlendirmek ve hastalıklara karşı daha dirençli hale gelebilmek için düzenli beslenmeye çok dikkat etmeniz gerekiyor. Beslenme şekliniz kadar tükettiğiniz her besin vücut sağlığınız için büyük önem taşıyor. Doğada bulunan sağlıklı pek çok besin organlarınızı ve bağışıklığınızı güçlendirebiliyor. Yüzyıllardır doğada kendiliğinden yetişen ve güçlü bir mikrop öldürücü olan kuzukulağı da en faydalı besinlerden biri.Hastalıklara karşı güç kalkanı oluşturmak ve güçlü bir bağışıklık için sağlıklı beslenmek gerekiyor.Beslenme listenizi sağlıklı besinlerden oluşturduğunuzda hastalıklara karşı vücudunuzda bir güç kalkanı oluşturabilirsiniz. Kuzukulağı da vücut için çok faydalı ve adeta binbir derde deva olan besinlerden biri.Doğada kendiliğinden yetişen ve şifa deposu olan kuzukulağını doğru tükettiğinizde vücudunuza sayısız fayda sağlıyor. Yapılan son araştırmalar kuzukulağının enfeksiyonlara karşı çok iyi geldiğini ve vücudu adete yenilediğini ortaya çıkardı.Bilim literatüründe Rumex acetosella olarak adlandırılan kuzukulağı, kırmızı gövdeli bir bitki türüdür.
Yapraklarında yüksek miktarda potasyum barındıran kuzukulağı, ayrıca okzalat, oksalik asit, tanen, antrakinon, reçine ve şeker içerir.
Bunun dışında A, B ve C vitaminleri bakımından zengindir. Tüysüz uzun yaprakları nedeniyle kuzuların kulaklarına benziyor.Halk arasında ekşimlik, oğlak kulağı ve ebemekşisi olarak da isimleri vardır. Türkiye&#039;de en fazla yetiştiriciliği Tokat&#039;ta yapılırken Dünya da ise Avrupa ülkelerinde sera yöntemiyle yetiştirilir.Ancak kuzukulağı kendiliğinden sulak alanlarda yetişen bir bitkidir. Sonbaharda tam olgunlaşan bu bitki kış ayları boyunca pazar tezgahlarında bulunabilir.Eski çağlardan beridir cilt hastalıklarında sıklıkla kullanılan kuzukulağı özellikle sedef hastalığı, egzama ve çıbanlara birebir fayda sağlar.
İçerdiği asidik özellikle cilt yüzeyindeki deforme olmuş hücreleri yeniler. Güçlü bir mikrop öldürücü etkisi vardır.
Yapılan son araştırmalarda bitkinin anne sütünü artırıcı etkisinin olduğu saptanmıştır. Karabuğday ailesine ait kuzukulağı nemli topraklarda kolayca yetişir. Çiğ olarak tüketilebilir.Alternatif tıpta kuzukulağı suyu özellikle cilt hastalıklarının tedavisinde kullanılır. Bir demet kuzukulağı iyice yıkandıktan sonra bir litre su eklenerek kaynatılır. Yarım saate kadar kaynayan su süzülür.Yumuşamış olan lapa kuzukulağını kurumuş topuk ya da dirseğe koyup üzerini streçleyip yarım saat beklerseniz.
Bu bölgenin yenilenmesine yardımcı olur. Ayrıca bu su egzama gibi rahatsızlıklara sürüldüğünde deforme olan bölgeyi yeniler. kuzukulağı kurutulup kaynatılıp çay elde edilir.
Bu çay güçlü bir idrar söktürücüdür. Sindirimi düzenler ve safranın fonksiyonlarını yeniler.Kadınların ergenlikten itibaren yaşadığı adet döngüsünde yaşanan sancı ve ağrıları dindirir. Ayrıca düzensiz adet döngüsünde de fayda sağlar.Çiğ olarak tüketildiğinde dil üzerindeki enfeksiyonlu hücreleri ve diş aralarındaki besin atıklarını temizler. Diş etlerini güçlendirir. Diş kaybını azaltır.C vitamini eksikliğinden kaynaklı ortaya çıkan ciddi hastalıkların riskini düşürür. Vücuttaki sağlıklı hücre sayısını artırır.Taze olan kuzukulağı ezilip cilt yüzeyine sürüldüğünde burada olan egzama, sedef, güneş yanığı gibi cilt problemlerin riskini azaltır. Tüm cilt hücrelerini güçlendirerek yaşlanma ve kırışıklık gibi etkileri ortadan kaldırır.Çeşitli sebeplerden ötürü yavaşlayan bağırsaklar kabızlığa neden olur. Ancak kuzukulağı bağırsakların işlevselliğini artırarak sindirim sorunlarının önünde geçer. Adeta müshil gibi etki sağlar.İçeriğinde sıvı oranı yüksek olduğunda böbrek bezlerini çalıştırır. Ancak yüksek potasyum içerdiğinden vücutta sıvı dengesizliğine yol açabilir.
Kandaki toksinleri ve yağları temizleyerek idrar yolu ile atar. Bu işlemi sırasında idrar yollarını ve mesaneyi temizler. Taş ve kum oluşumunu önler.Yapılan araştırmalarda kuzukulağı tohumunun anne sütünü artırdığını ve besleyici özelliğini çoğalttığı görülmüştür.Üst solunum yolları hastalıkları sırasında tüketildiğinde boğazı enfeksiyondan arındırır. Bağışıklığın neden olduğu yüksek ateşi düşürür.Genellikle çiğ olarak salatalarda kullanılır. Ancak çorba ve böbreklerde de iç malzeme niyetine de tüketilebilir. 20 gram kurutulmuş kuzukulağını kaynamış bir bardak sıcak suyun içine ekleyin 5 dakika sonra süzüp tüketin. Bu çay ateşi düşürmeye ve idrar sökmeye yardımcı olur.Bir demet kuzukulağını iyice yıkayın. Bir saat boyunca sirkeli suda bekletin. Daha sonra doğrayıp bir tabağa alın içine bir salatalık doğrayıp zeytin yağı limon ve pul biber ekleyip tüketin. Bu salatayı ara öğün olarak tükettiğinizde kilo vermenize de yardımcı olur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DbVNL3g5JEKLsuTUNag7wQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Doğadaki, güçlü, mikrop, öldürücüymüş, Toprakta, kendiliğinden, yetişiyor, doğal, antibiyotik, etkisi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DbVNL3g5JEKLsuTUNag7wQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Doğadaki en güçlü mikrop öldürücüymüş! Toprakta kendiliğinden yetişiyor, doğal antibiyotik etkisi"><p>Vücudu korumak, bağışıklığı güçlendirmek ve hastalıklara karşı daha dirençli hale gelebilmek için düzenli beslenmeye çok dikkat etmeniz gerekiyor. Beslenme şekliniz kadar tükettiğiniz her besin vücut sağlığınız için büyük önem taşıyor. Doğada bulunan sağlıklı pek çok besin organlarınızı ve bağışıklığınızı güçlendirebiliyor. Yüzyıllardır doğada kendiliğinden yetişen ve güçlü bir mikrop öldürücü olan kuzukulağı da en faydalı besinlerden biri.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S4dWMjG9xkG-nq4xmjqhqg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hastalıklara karşı güç kalkanı oluşturmak ve güçlü bir bağışıklık için sağlıklı beslenmek gerekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/v9X2dh2dJkmDNFYcENxBmA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beslenme listenizi sağlıklı besinlerden oluşturduğunuzda hastalıklara karşı vücudunuzda bir güç kalkanı oluşturabilirsiniz. Kuzukulağı da vücut için çok faydalı ve adeta binbir derde deva olan besinlerden biri.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/c-O_u7eWOkmQo3JguvnN1g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doğada kendiliğinden yetişen ve şifa deposu olan kuzukulağını doğru tükettiğinizde vücudunuza sayısız fayda sağlıyor. Yapılan son araştırmalar kuzukulağının enfeksiyonlara karşı çok iyi geldiğini ve vücudu adete yenilediğini ortaya çıkardı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OfACP9FIpUSWtxdFAoitag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bilim literatüründe Rumex acetosella olarak adlandırılan kuzukulağı, kırmızı gövdeli bir bitki türüdür.
Yapraklarında yüksek miktarda potasyum barındıran kuzukulağı, ayrıca okzalat, oksalik asit, tanen, antrakinon, reçine ve şeker içerir.
Bunun dışında A, B ve C vitaminleri bakımından zengindir. Tüysüz uzun yaprakları nedeniyle kuzuların kulaklarına benziyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wIc_aPfx5Uyh67VDeB0m-A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Halk arasında ekşimlik, oğlak kulağı ve ebemekşisi olarak da isimleri vardır. Türkiye'de en fazla yetiştiriciliği Tokat'ta yapılırken Dünya da ise Avrupa ülkelerinde sera yöntemiyle yetiştirilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7gE6ntPznUONz2sMr4toBw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak kuzukulağı kendiliğinden sulak alanlarda yetişen bir bitkidir. Sonbaharda tam olgunlaşan bu bitki kış ayları boyunca pazar tezgahlarında bulunabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iek4f3D3q0-gStSLeObctA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eski çağlardan beridir cilt hastalıklarında sıklıkla kullanılan kuzukulağı özellikle sedef hastalığı, egzama ve çıbanlara birebir fayda sağlar.
İçerdiği asidik özellikle cilt yüzeyindeki deforme olmuş hücreleri yeniler. Güçlü bir mikrop öldürücü etkisi vardır.
Yapılan son araştırmalarda bitkinin anne sütünü artırıcı etkisinin olduğu saptanmıştır. Karabuğday ailesine ait kuzukulağı nemli topraklarda kolayca yetişir. Çiğ olarak tüketilebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K6jyiLxb402UFuAkB7wIqw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Alternatif tıpta kuzukulağı suyu özellikle cilt hastalıklarının tedavisinde kullanılır. Bir demet kuzukulağı iyice yıkandıktan sonra bir litre su eklenerek kaynatılır. Yarım saate kadar kaynayan su süzülür.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SpHlT_rNK0Wb8Qtpoc1jHw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yumuşamış olan lapa kuzukulağını kurumuş topuk ya da dirseğe koyup üzerini streçleyip yarım saat beklerseniz.
Bu bölgenin yenilenmesine yardımcı olur. Ayrıca bu su egzama gibi rahatsızlıklara sürüldüğünde deforme olan bölgeyi yeniler. kuzukulağı kurutulup kaynatılıp çay elde edilir.
Bu çay güçlü bir idrar söktürücüdür. Sindirimi düzenler ve safranın fonksiyonlarını yeniler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZXIE1TyGuUqKEeQeOLmtFA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kadınların ergenlikten itibaren yaşadığı adet döngüsünde yaşanan sancı ve ağrıları dindirir. Ayrıca düzensiz adet döngüsünde de fayda sağlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d-peKMROyUGR2-uOxprr_w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çiğ olarak tüketildiğinde dil üzerindeki enfeksiyonlu hücreleri ve diş aralarındaki besin atıklarını temizler. Diş etlerini güçlendirir. Diş kaybını azaltır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CPtoCmzgzU-QhupnX6pAVQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>C vitamini eksikliğinden kaynaklı ortaya çıkan ciddi hastalıkların riskini düşürür. Vücuttaki sağlıklı hücre sayısını artırır.Taze olan kuzukulağı ezilip cilt yüzeyine sürüldüğünde burada olan egzama, sedef, güneş yanığı gibi cilt problemlerin riskini azaltır. Tüm cilt hücrelerini güçlendirerek yaşlanma ve kırışıklık gibi etkileri ortadan kaldırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iMSZL8NAkk6whBk2v3t8_w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çeşitli sebeplerden ötürü yavaşlayan bağırsaklar kabızlığa neden olur. Ancak kuzukulağı bağırsakların işlevselliğini artırarak sindirim sorunlarının önünde geçer. Adeta müshil gibi etki sağlar.İçeriğinde sıvı oranı yüksek olduğunda böbrek bezlerini çalıştırır. Ancak yüksek potasyum içerdiğinden vücutta sıvı dengesizliğine yol açabilir.
Kandaki toksinleri ve yağları temizleyerek idrar yolu ile atar. Bu işlemi sırasında idrar yollarını ve mesaneyi temizler. Taş ve kum oluşumunu önler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pIp836znEEO4XjW4tdxCRQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yapılan araştırmalarda kuzukulağı tohumunun anne sütünü artırdığını ve besleyici özelliğini çoğalttığı görülmüştür.Üst solunum yolları hastalıkları sırasında tüketildiğinde boğazı enfeksiyondan arındırır. Bağışıklığın neden olduğu yüksek ateşi düşürür.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3YlbPdsIxEOeP2aMw0hi1Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Genellikle çiğ olarak salatalarda kullanılır. Ancak çorba ve böbreklerde de iç malzeme niyetine de tüketilebilir. 20 gram kurutulmuş kuzukulağını kaynamış bir bardak sıcak suyun içine ekleyin 5 dakika sonra süzüp tüketin. Bu çay ateşi düşürmeye ve idrar sökmeye yardımcı olur.Bir demet kuzukulağını iyice yıkayın. Bir saat boyunca sirkeli suda bekletin. Daha sonra doğrayıp bir tabağa alın içine bir salatalık doğrayıp zeytin yağı limon ve pul biber ekleyip tüketin. Bu salatayı ara öğün olarak tükettiğinizde kilo vermenize de yardımcı olur.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>259 yıllık doğal klima! Kavurucu sıcaklarda herkes oraya koşuyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/259-yillik-dogal-klima-kavurucu-sicaklarda-herkes-oraya-kosuyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/259-yillik-dogal-klima-kavurucu-sicaklarda-herkes-oraya-kosuyor</guid>
<description><![CDATA[ Osmaniye&#039;de 259 yıllık olduğu tahmin edilen ve mahallenin sembolü haline gelen anıt çınar ağacı, bunaltıcı yaz günlerinde doğal klima etkisi oluşturuyor.Osmaniye&#039;nin en eski mahallelerinden olan Gebeli Mahallesinde bulunan çınar ağacı mahallenin sembolü konumunda.Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünce 2020 yılında tescillenerek anıt ağaç olarak koruma altına alınan 259 yaşındaki çınar ağacı, mahalle sakinlerinin oturup çay içip sohbet ettiği 259 yıllık çınar ağacı bunaltıcı yaz günlerinde doğal klima etkisi görüyor.Hava sıcaklığının 40 derecenin üzerine çıktığı bu günlerde vatandaşlar, asırlık çınar ağacının gölgesinde serinliyor.Çınara ağacını zamanında dedelerinin diktiğini söyleyen Hasan Kaytan(59), “Mahallemiz Osmaniye&#039;nin en eski mahallesinden biri, çınarı dedemin babası dikmiş. Burası köy meydanı olduğu için hayvan bağlamak için 2 tane kazıp dikiyorlar, bir tanesi ışkınlanıyor, çınar oluyor. Kök kısmı 500 metre ileride 2 tane çınar ağacı çıktı, dar geliyor, taşları kırıyor. Şimdi Osmaniye 50 derece, buraya çıkıyorsun 25 derece serin o yüzden şanslıyız mahalleli olarak’’ diye konuştu.Sıcak yaz aylarında ağacın altında rahat rahat oturduklarını söyleyen Hasan Dincel,“ Mahallenin, köyün kurucularından dedelerimizin diktiği çınarın altında her gün serinliyoruz.Şehir merkezine göre bulunduğumuz nokta hava sıcaklığı yüzde 50 farklıdır. Bu konuda rahatız, ben 68 yaşındayım. Aşağı yukarı 53 yıldır bu çınarın altında rahatça serinliyoruz’’ ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wj3_hnzFVUK00uV1RotThQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>259, yıllık, doğal, klima, Kavurucu, sıcaklarda, herkes, oraya, koşuyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wj3_hnzFVUK00uV1RotThQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="259 yıllık doğal klima! Kavurucu sıcaklarda herkes oraya koşuyor"><p>Osmaniye'de 259 yıllık olduğu tahmin edilen ve mahallenin sembolü haline gelen anıt çınar ağacı, bunaltıcı yaz günlerinde doğal klima etkisi oluşturuyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xeP8ZPZNSUq1JxEPBk3Gaw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Osmaniye'nin en eski mahallelerinden olan Gebeli Mahallesinde bulunan çınar ağacı mahallenin sembolü konumunda.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6O5v7E8_o0OdmgORLR5PDQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünce 2020 yılında tescillenerek anıt ağaç olarak koruma altına alınan 259 yaşındaki çınar ağacı, mahalle sakinlerinin oturup çay içip sohbet ettiği 259 yıllık çınar ağacı bunaltıcı yaz günlerinde doğal klima etkisi görüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iAj6mNF0nki8NCdUxKbreg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hava sıcaklığının 40 derecenin üzerine çıktığı bu günlerde vatandaşlar, asırlık çınar ağacının gölgesinde serinliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hbnmr8w_G0uBu4xpTzGE3g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çınara ağacını zamanında dedelerinin diktiğini söyleyen Hasan Kaytan(59), “Mahallemiz Osmaniye'nin en eski mahallesinden biri, çınarı dedemin babası dikmiş. Burası köy meydanı olduğu için hayvan bağlamak için 2 tane kazıp dikiyorlar, bir tanesi ışkınlanıyor, çınar oluyor. Kök kısmı 500 metre ileride 2 tane çınar ağacı çıktı, dar geliyor, taşları kırıyor. Şimdi Osmaniye 50 derece, buraya çıkıyorsun 25 derece serin o yüzden şanslıyız mahalleli olarak’’ diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1Cq77L-DG0e29H3ShqvzMg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sıcak yaz aylarında ağacın altında rahat rahat oturduklarını söyleyen Hasan Dincel,“ Mahallenin, köyün kurucularından dedelerimizin diktiği çınarın altında her gün serinliyoruz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gu6SWPqSQEyb6zrJbvvL1A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şehir merkezine göre bulunduğumuz nokta hava sıcaklığı yüzde 50 farklıdır. Bu konuda rahatız, ben 68 yaşındayım. Aşağı yukarı 53 yıldır bu çınarın altında rahatça serinliyoruz’’</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AT1Fa4aimUWbrvszHIIptg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dünyanın ikinci büyük krater gölü! Türkiye&amp;apos;nin göz bebeği, her mevsim akın akın geliyorlar</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/dunyanin-ikinci-buyuk-krater-goelu-turkiyenin-goez-bebegi-her-mevsim-akin-akin-geliyorlar</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/dunyanin-ikinci-buyuk-krater-goelu-turkiyenin-goez-bebegi-her-mevsim-akin-akin-geliyorlar</guid>
<description><![CDATA[ Havaların ısınmasıyla birlikte dünyanın ikinci büyük krater gölü olma özelliğine sahip Nemrut Dağı ile Nemrut Krater Gölü’nde turizm sezonu açıldı.Doğal güzelliğiyle yerli ve yabancı turistlerin uğrak yeri olan Nemrut Dağı ile Nemrut Krater Gölü, her mevsim büründüğü farklı güzellikleriyle misafirlerini ağırlıyor.Avrupalı Seçkin Destinasyonlar (EDEN) projesi çerçevesinde ‘Mükemmeliyet ödülü’ alan Nemrut Krater Gölü; buhar bacası, küçük ve büyük gölleri ile her mevsim ziyaretçilerine ayrı ayrı güzellikler sunuyor.Bitlis’in Tatvan ilçesine 20 kilometre uzaklıkta bulunan bin 250 rakımlı Nemrut Krater Gölü aynı zamanda bölgede yaşayan ayılarıyla da son yıllarda sık sık gündeme geldi.İstanbul’dan gelen misafirlerini Nemrut Krater Gölü’ne getiren İlhami Orhan, “Nemrut doğa harikası bir yer. Tam anlamıyla doğa ile iç içe olduğu için gezilecek bir yerdir” dedi.Nemrut Krater Gölü’nü ilk defa gördüğünü söyleyen Ahmet Orhan, “Nemrut’tan çok bahsediliyordu bugün görmek nasip oldu. Doğa ile iç içe olan Nemrut’u ziyaret ettik. Gerçekten de anlatılanlardan çok daha güzel bir yer. Gelmişken de piknik yapalım dedik” dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GDK8vIUbekeRKFIPh1bdLg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Dünyanın, ikinci, büyük, krater, gölü, Türkiyenin, göz, bebeği, her, mevsim, akın, akın, geliyorlar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GDK8vIUbekeRKFIPh1bdLg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Dünyanın ikinci büyük krater gölü! Türkiye'nin göz bebeği, her mevsim akın akın geliyorlar"><p>Havaların ısınmasıyla birlikte dünyanın ikinci büyük krater gölü olma özelliğine sahip Nemrut Dağı ile Nemrut Krater Gölü’nde turizm sezonu açıldı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UlE70XqA2kugxjGURae22Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doğal güzelliğiyle yerli ve yabancı turistlerin uğrak yeri olan Nemrut Dağı ile Nemrut Krater Gölü, her mevsim büründüğü farklı güzellikleriyle misafirlerini ağırlıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KXCD_7gVAkiAr-nzHsP2pw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Avrupalı Seçkin Destinasyonlar (EDEN) projesi çerçevesinde ‘Mükemmeliyet ödülü’ alan Nemrut Krater Gölü; buhar bacası, küçük ve büyük gölleri ile her mevsim ziyaretçilerine ayrı ayrı güzellikler sunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LhNjm_dZvkSfEn19oZ-Xzw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bitlis’in Tatvan ilçesine 20 kilometre uzaklıkta bulunan bin 250 rakımlı Nemrut Krater Gölü aynı zamanda bölgede yaşayan ayılarıyla da son yıllarda sık sık gündeme geldi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/calGHEAeGUqTJ1fQIqNgwA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İstanbul’dan gelen misafirlerini Nemrut Krater Gölü’ne getiren İlhami Orhan, “Nemrut doğa harikası bir yer. Tam anlamıyla doğa ile iç içe olduğu için gezilecek bir yerdir” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u2P9OTnES0aXJdtJhqMvzw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nemrut Krater Gölü’nü ilk defa gördüğünü söyleyen Ahmet Orhan, “Nemrut’tan çok bahsediliyordu bugün görmek nasip oldu. Doğa ile iç içe olan Nemrut’u ziyaret ettik. Gerçekten de anlatılanlardan çok daha güzel bir yer. Gelmişken de piknik yapalım dedik” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/C2vJaU1I50G3uDSZtyWFoQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye&amp;apos;de 150 türde var! Yetkililer harekete geçti, &amp;quot;Doğal denge 2022&amp;apos;den sonra bozuldu&amp;quot;</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/turkiyede-150-turde-var-yetkililer-harekete-gecti-dogal-denge-2022den-sonra-bozuldu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/turkiyede-150-turde-var-yetkililer-harekete-gecti-dogal-denge-2022den-sonra-bozuldu</guid>
<description><![CDATA[ Artvin&#039;in Şavşat ilçesinde bulunan Karagöl-Sahara Milli Parkı ve çevresinde ladin ormanlarına zarar veren 8 ve 12 dişli kabuk böceğine karşı başlatılan mücadele devam ediyor.Artvin Orman Bölge Müdürlüğü ekiplerince yürütülen çalışmayla kurumalara iklim değişikliğine bağlı nedenlerle popülasyonu artan 8 ve 12 dişli kabuk böceğinin neden olduğu tespit edildi.Şavşat Sahara Karagöl Milli Parkı bölümünde 320 hektar alanda yaklaşık 14 bin ağacın böceklerin etkisiyle zarar gördüğü kayıt altına alındı. 8 dişli kabuk böceğiyle mücadelede kurumanın önüne geçebilmek için biyolojik mücadelenin yanı sıra mekanik mücadeleyle de böcekli ağaçların alandan çıkartılması işlemine başlandı.Bölgede yürütülen çalışmalarla ilgili bilgi veren Artvin Çoruh Üniversitesi Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümü Orman Entomolojisi ve Koruma Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Temel Göktürk, Türkiye&#039;de 150, Artvin&#039;de de 30 farklı türde kabuk böceğinin olduğunun tespit edildiğini söyledi.Bu 30 farklı kabuk böceğinin geçmişten bugüne kadar Artvin ormanlarında yayılış gösterip belli yıllarda salgınlar oluşturarak ağaçların kurumasına neden olduğunu belirten Göktürk, son yıllarda ise 8 dişli kabuk böceğinin Şavşat&#039;ta yoğun bir popülasyon artışı sonrası ladin ormanlarına zarar vermeye başladığını kaydetti.Orman Bölge Müdürlüğünün başarılı bir çalışmayla böceğin salgın oluşturacağını önceden tespit ettiğini kaydeden Göktürk, “Orman Bölge Müdürlüğünün Sahara Milli Parkı&#039;nda ağaç kesim yetkisi bulunmamaktadır. Özel bir izinle buradaki böcekli ağaçların kesilerek alan dışına çıkartılması zorunlu hale gelmiştir. Eğer gerekli çalışma yapılmazsa zarar bir sonraki yıl 5 katına 10 katına çıkabilir ve alanda daha fazla kurumalara neden olmaktadır. Bunun örneklerini geçmişte Hatila Milli Parkı&#039;nda görmüştük. Geç kalınan bir müdahale sonrası kabuk böceğinin zararı üst düzeylere çıkaraktan oradaki binlerce ağacın kurmasına neden olmuştur. Sahara Milli Parkı&#039;nda içerisinde kabuk böceği bulunan yarı kuru ağaçların kesilerek alandan çıkartılması zorunlu hale gelmiştir” dedi.Artvin Orman Bölge Müdürlüğünün biyolojik, biyoteknik ve mekanik mücadeleyi koordineli ve başarılı bir şekilde yürüttüğünü kaydeden Göktürk, “Bölgede bu yıl 800 feromen tuzak asıldı. Her birine 10 binlerce böcek yakalandı ve imha edildi. Siz alandan 1 böcekli ağacı çıkardığınızda 10 feromon tuzağının yaptığı işi yapmış oluyorsunuz. Bölgeye yırtıcı böceklerde bırakılıyor. Artvin Orman Bölge Müdürlüğünün yapmış olduğu çalışmayı olumlu olarak görüyorum” diye konuştu.Bölgedeki doğal dengenin 2022&#039;den sonra bozulduğunu anlatan Göktürk, “Böcek ekonomik zarar eşiğini aşarak zararlı konuma gelmiştir. Orman Bölge Müdürlüğü&#039;nün uyguladığı mücadele yöntemi dünyanın her yerinde başarıya ulaşmıştır&quot; ifadelerini kullandı.Öte yandan Artvin Orman Bölge Müdürlüğü tarafından zararlı böceklerle mücadele kapsamında Sahara Karagöl Milli Park alanında 2023 yılında 150 adet feromon tuzağı ilse 239 bin 400 adet böcek topladı. 2024 yılında ise böceğin biyolojisi ve mevsim şartları dikkate alınarak uçma zamanı gelmeden sahalara 800 adet feromon tuzağı ise bu yılın ilk 6 ayında 8 milyon 634 bin 380 adet zararlı böcek toplanarak imha edildi.
Biyolojik mücadele kapsamında 2023 yılında söz konusu sahalara 405 adet Thanasimus formicarius, 525 adet Temnochila caerulea ve 473 adet Clerus mutillarius olmak üzere toplam 1.403 adet yırtıcı böcek salımı yapıldığı kaydedildi.2024 yılında ise Şavşat Biyolojik Mücadele Laboratuvarımızda Ips typographus (Sekiz Dişli Büyük Ladin Kabuk Böceği) zararlısının yırtıcısı olan Thanasimus formicarius, Temnochila caerulea ve Clerus mutillarius adlı böceklerden 6 bin adet Temmuz ayı sonuna doğru üretimi tamamlanarak bu sahalara salınacak. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/U-WQEUa7w0i_MFWpZVtDFg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Türkiyede, 150, türde, var, Yetkililer, harekete, geçti, Doğal, denge, 2022den, sonra, bozuldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/U-WQEUa7w0i_MFWpZVtDFg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Türkiye'de 150 türde var! Yetkililer harekete geçti, " do denge sonra bozuldu><p>Artvin'in Şavşat ilçesinde bulunan Karagöl-Sahara Milli Parkı ve çevresinde ladin ormanlarına zarar veren 8 ve 12 dişli kabuk böceğine karşı başlatılan mücadele devam ediyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aZN6gMyyNUusp3Q53xBbQA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Artvin Orman Bölge Müdürlüğü ekiplerince yürütülen çalışmayla kurumalara iklim değişikliğine bağlı nedenlerle popülasyonu artan 8 ve 12 dişli kabuk böceğinin neden olduğu tespit edildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dx5sSJQvzkGKGkQqXHShFw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şavşat Sahara Karagöl Milli Parkı bölümünde 320 hektar alanda yaklaşık 14 bin ağacın böceklerin etkisiyle zarar gördüğü kayıt altına alındı. 8 dişli kabuk böceğiyle mücadelede kurumanın önüne geçebilmek için biyolojik mücadelenin yanı sıra mekanik mücadeleyle de böcekli ağaçların alandan çıkartılması işlemine başlandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tbcLwFpdLU6uZZqCXDCVyQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bölgede yürütülen çalışmalarla ilgili bilgi veren Artvin Çoruh Üniversitesi Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümü Orman Entomolojisi ve Koruma Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Temel Göktürk, Türkiye'de 150, Artvin'de de 30 farklı türde kabuk böceğinin olduğunun tespit edildiğini söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/L9_F78eaSkOczY0ss-ONdw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu 30 farklı kabuk böceğinin geçmişten bugüne kadar Artvin ormanlarında yayılış gösterip belli yıllarda salgınlar oluşturarak ağaçların kurumasına neden olduğunu belirten Göktürk, son yıllarda ise 8 dişli kabuk böceğinin Şavşat'ta yoğun bir popülasyon artışı sonrası ladin ormanlarına zarar vermeye başladığını kaydetti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q0aUpUYKlUefXqaq3R6bpg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Orman Bölge Müdürlüğünün başarılı bir çalışmayla böceğin salgın oluşturacağını önceden tespit ettiğini kaydeden Göktürk, “Orman Bölge Müdürlüğünün Sahara Milli Parkı'nda ağaç kesim yetkisi bulunmamaktadır. Özel bir izinle buradaki böcekli ağaçların kesilerek alan dışına çıkartılması zorunlu hale gelmiştir. Eğer gerekli çalışma yapılmazsa zarar bir sonraki yıl 5 katına 10 katına çıkabilir ve alanda daha fazla kurumalara neden olmaktadır. Bunun örneklerini geçmişte Hatila Milli Parkı'nda görmüştük. Geç kalınan bir müdahale sonrası kabuk böceğinin zararı üst düzeylere çıkaraktan oradaki binlerce ağacın kurmasına neden olmuştur. Sahara Milli Parkı'nda içerisinde kabuk böceği bulunan yarı kuru ağaçların kesilerek alandan çıkartılması zorunlu hale gelmiştir” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9yD0E92YjkuZxwMLqlWpkw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Artvin Orman Bölge Müdürlüğünün biyolojik, biyoteknik ve mekanik mücadeleyi koordineli ve başarılı bir şekilde yürüttüğünü kaydeden Göktürk, “Bölgede bu yıl 800 feromen tuzak asıldı. Her birine 10 binlerce böcek yakalandı ve imha edildi. Siz alandan 1 böcekli ağacı çıkardığınızda 10 feromon tuzağının yaptığı işi yapmış oluyorsunuz. Bölgeye yırtıcı böceklerde bırakılıyor. Artvin Orman Bölge Müdürlüğünün yapmış olduğu çalışmayı olumlu olarak görüyorum” diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m6_PzT9WT0OHGmwftztrrQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bölgedeki doğal dengenin 2022'den sonra bozulduğunu anlatan Göktürk, “Böcek ekonomik zarar eşiğini aşarak zararlı konuma gelmiştir. Orman Bölge Müdürlüğü'nün uyguladığı mücadele yöntemi dünyanın her yerinde başarıya ulaşmıştır" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CRS_p4C6HEmLSGFlAQ_8pg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Öte yandan Artvin Orman Bölge Müdürlüğü tarafından zararlı böceklerle mücadele kapsamında Sahara Karagöl Milli Park alanında 2023 yılında 150 adet feromon tuzağı ilse 239 bin 400 adet böcek topladı. 2024 yılında ise böceğin biyolojisi ve mevsim şartları dikkate alınarak uçma zamanı gelmeden sahalara 800 adet feromon tuzağı ise bu yılın ilk 6 ayında 8 milyon 634 bin 380 adet zararlı böcek toplanarak imha edildi.
Biyolojik mücadele kapsamında 2023 yılında söz konusu sahalara 405 adet Thanasimus formicarius, 525 adet Temnochila caerulea ve 473 adet Clerus mutillarius olmak üzere toplam 1.403 adet yırtıcı böcek salımı yapıldığı kaydedildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wwlij65Bi0SqmhU76zoQ0A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2024 yılında ise Şavşat Biyolojik Mücadele Laboratuvarımızda Ips typographus (Sekiz Dişli Büyük Ladin Kabuk Böceği) zararlısının yırtıcısı olan Thanasimus formicarius, Temnochila caerulea ve Clerus mutillarius adlı böceklerden 6 bin adet Temmuz ayı sonuna doğru üretimi tamamlanarak bu sahalara salınacak.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Eşsiz güzelliğiyle göz kamaştırıyor! Her mevsim ilgi görüyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/essiz-guzelligiyle-goez-kamastiriyor-her-mevsim-ilgi-goeruyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/essiz-guzelligiyle-goez-kamastiriyor-her-mevsim-ilgi-goeruyor</guid>
<description><![CDATA[ Ağrı&#039;nın merkeze bağlı Başçavuş köyünde yükselen baraj suları altında kalan caminin minaresi, eşsiz güzelliğiyle göz kamaştırıyor.Ağrı kent merkezine 18 kilometre uzaklıkta bulunaBaşçavuş köyü, baraj suları altında kalan minaresiyle her mevsim yerli ve yabancı ziyaretçileri tarafından ilgi görüyor.Yazıcı Barajı&#039;nın devreye girmesiyle köy sakinlerinin büyük bölümünün göç ettiği köyde, sular altında kalan cami minaresi her mevsim ayrı bir güzellik sunuyor.Her mevsim ayrı bir güzelliğe büründüğünü söyleyen fotoğraf tutkunu İlknur Karaoğlan, “Burası aslında baraj suları altında kalmış bir köy. Şu an su seviyesi çok yüksek olduğu için evlerin hepsi sular altında kalmış ama su seviye düştüğü zaman evler ortaya çıkmaya başlıyor.Manzaramız mükemmel, hem burada doğa, yeşillik, hayvanlarla iç içe olduğumuz bir manzaradayız. Ve buranın gün batımı çok mükemmel, izlemek isteyen herkesi buraya bekliyoruz” şeklinde konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4IRS2VbKtUubIG_wMJD_ag.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Eşsiz, güzelliğiyle, göz, kamaştırıyor, Her, mevsim, ilgi, görüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4IRS2VbKtUubIG_wMJD_ag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Eşsiz güzelliğiyle göz kamaştırıyor! Her mevsim ilgi görüyor"><p>Ağrı'nın merkeze bağlı Başçavuş köyünde yükselen baraj suları altında kalan caminin minaresi, eşsiz güzelliğiyle göz kamaştırıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UQyxpGWvCUeTzfFdUTQA2w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ağrı kent merkezine 18 kilometre uzaklıkta buluna</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BLC5-jv-Y0iX4gSp5ZeM-w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Başçavuş köyü, baraj suları altında kalan minaresiyle her mevsim yerli ve yabancı ziyaretçileri tarafından ilgi görüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QiLTIUGR30eBx1Mr5dEPZQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yazıcı Barajı'nın devreye girmesiyle köy sakinlerinin büyük bölümünün göç ettiği köyde, sular altında kalan cami minaresi her mevsim ayrı bir güzellik sunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IU8xmvsHKkWB9KqQ_wjcGg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her mevsim ayrı bir güzelliğe büründüğünü söyleyen fotoğraf tutkunu İlknur Karaoğlan, “Burası aslında baraj suları altında kalmış bir köy. Şu an su seviyesi çok yüksek olduğu için evlerin hepsi sular altında kalmış ama su seviye düştüğü zaman evler ortaya çıkmaya başlıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CyElxP2HeEuLzaGUrs8pcg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Manzaramız mükemmel, hem burada doğa, yeşillik, hayvanlarla iç içe olduğumuz bir manzaradayız. Ve buranın gün batımı çok mükemmel, izlemek isteyen herkesi buraya bekliyoruz” şeklinde konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zV5nyoZ4OkGlw3Gtq2J6Gw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0IyWBUci3EKNcyGSBEoaow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jT54iLTqf0S1StDKsXLplA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>&amp;quot;Sakin Şehir&amp;quot; doğal güzelliğiyle göz kamaştırıyor! Bazgiret Şelalesi ilgi odağı oldu</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/sakin-sehir-dogal-guzelligiyle-goez-kamastiriyor-bazgiret-selalesi-ilgi-odagi-oldu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/sakin-sehir-dogal-guzelligiyle-goez-kamastiriyor-bazgiret-selalesi-ilgi-odagi-oldu</guid>
<description><![CDATA[ Artvin´in Şavşat ilçesinde bulunan Bazgiret Şelalesi, karların erimesiyle coşkulu bir şekilde akıyor. Şelale, yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekerken, görsel bir şölen sunuyor.Artvin´in &quot;sakin şehir&quot; ünvanlı Şavşat ilçesinde Bazgiret Şelalesi en coşkulu dönemini yaşıyor. Karçal Dağları´nda karların erimeye başlamasıyla coşkulu akan şelale göz kamaştırıyor.Bozulmamış doğasıyla ahşap mimarisi ve kültürüyle yıllara meydan okuyan Maden köyü ziyaretçilerine, şehir gürültüsünden ve stresinden uzak bir ortam sunuyor.Bin 800 rakımlı Maden köyü, aynı zamanda muhteşem bir şelaleyi de içinde barındırıyor. Ahşap evleri ve doğal yaşamı görmeye gelen yerli ve yabancı turistleri, Maden köyü şelalesini görünce hayran kalıyor.Şelaleyi görmek isteyenler, yeşillikler arasında dar patika yollardan geçerek yaklaşık 40 dakikalık doğa yürüyüşü sonrası sarp kayalıkların arasından dökülen suyun eşsiz manzarası ile buluşuyor.
TURİSTLERİN İLGİSİNİ ÇEKİYOR
2 bin rakımda kayaların arasından 3 kademede dereye dökülen şelale ve yol üzerinde bulunan göl yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5omr7ecCL0e3dfOP17-SCw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Sakin, Şehir, doğal, güzelliğiyle, göz, kamaştırıyor, Bazgiret, Şelalesi, ilgi, odağı, oldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5omr7ecCL0e3dfOP17-SCw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="" sakin do g kama bazgiret ilgi oda oldu><p>Artvin´in Şavşat ilçesinde bulunan Bazgiret Şelalesi, karların erimesiyle coşkulu bir şekilde akıyor. Şelale, yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekerken, görsel bir şölen sunuyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lmw5hVVuUU6DmOql0w-_3A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Artvin´in "sakin şehir" ünvanlı Şavşat ilçesinde Bazgiret Şelalesi en coşkulu dönemini yaşıyor. Karçal Dağları´nda karların erimeye başlamasıyla coşkulu akan şelale göz kamaştırıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fz02ck9PuUiVk3kCX6gDVA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bozulmamış doğasıyla ahşap mimarisi ve kültürüyle yıllara meydan okuyan Maden köyü ziyaretçilerine, şehir gürültüsünden ve stresinden uzak bir ortam sunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QGine1Tbn02nDXTnj8Nwyw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bin 800 rakımlı Maden köyü, aynı zamanda muhteşem bir şelaleyi de içinde barındırıyor. Ahşap evleri ve doğal yaşamı görmeye gelen yerli ve yabancı turistleri, Maden köyü şelalesini görünce hayran kalıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y2Sk_7OLlkC1YOCDokrRWw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şelaleyi görmek isteyenler, yeşillikler arasında dar patika yollardan geçerek yaklaşık 40 dakikalık doğa yürüyüşü sonrası sarp kayalıkların arasından dökülen suyun eşsiz manzarası ile buluşuyor.
TURİSTLERİN İLGİSİNİ ÇEKİYOR
2 bin rakımda kayaların arasından 3 kademede dereye dökülen şelale ve yol üzerinde bulunan göl yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>&amp;quot;Yılancı Kemal&amp;quot; Elleriyle yakaladığı yılanı doğaya bıraktı! &amp;quot;İnsanlar senden daha tehlikeli&amp;quot;</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/yilanci-kemal-elleriyle-yakaladigi-yilani-dogaya-birakti-insanlar-senden-daha-tehlikeli</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/yilanci-kemal-elleriyle-yakaladigi-yilani-dogaya-birakti-insanlar-senden-daha-tehlikeli</guid>
<description><![CDATA[ Hatay&#039;da ‘Yılancı Kemal&#039; olarak bilinen Kemal Başer&#039;in insanların yaşam alanında yakaladığı yılanı, nasihat vererek doğaya bıraktığı anlar gülümsetti.Yaz aylarının gelmesi ve havaların aşırı ısınmasından dolayı yeraltı canlıları, gün yüzüne çıkmaya başladı. Yer altı canlılarından özellikle yılanlar; doğada, yollarda, bahçelerde ve evlerde görülmeye başladı. Hatay&#039;ın Payas ilçesinde yaşayan ve haşere ilaçlama işi yapan Kemal Başer de insanların yaşam alanına giren karayılanı yakaladı.  Bölgede &#039;Yılancı Kemal&#039; olarak bilinen Başer&#039;in karayılan hakkında bilgi verdiği anlar ve doğaya saldığı anlar cep telefonu kamerasına yansıdı. Yılancı Kemal&#039;in karayılanı doğaya bıraktığı esnada, &quot;Karayılan sen zararlı değilsin ama insanlar senden daha tehlikeli&quot; demesi tebessüm ettirdi. Doğaya bırakılan karayılan doğaya bırakıldığı anda bir süre sonra gözden kayboldu.  BİNAYA GİREN YILAN KORKUTTU  Mardin’in Nusaybin ilçesinde bir binaya giren yılan, korku dolu anlar yaşatırken itfaiye ekipleri tarafından yakalanarak doğaya bırakıldı.  Edinilen bilgiye göre, gece saatlerinde Nusaybin ilçesi, Çatalözü Mahallesinde bulunan bir binaya 1,5 metre uzunluğunda bir yılan girdi. Korkuya kapılan bina sakinleri durum ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cxHODmqumk2SKbsfe1axiQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Yılancı, Kemal, Elleriyle, yakaladığı, yılanı, doğaya, bıraktı, İnsanlar, senden, daha, tehlikeli</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cxHODmqumk2SKbsfe1axiQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="" y kemal elleriyle yakalad do b senden daha tehlikeli><p>Hatay'da ‘Yılancı Kemal' olarak bilinen Kemal Başer'in insanların yaşam alanında yakaladığı yılanı, nasihat vererek doğaya bıraktığı anlar gülümsetti.</p>Yaz aylarının gelmesi ve havaların aşırı ısınmasından dolayı yeraltı canlıları, gün yüzüne çıkmaya başladı. Yer altı canlılarından özellikle yılanlar; doğada, yollarda, bahçelerde ve evlerde görülmeye başladı. Hatay'ın Payas ilçesinde yaşayan ve haşere ilaçlama işi yapan Kemal Başer de insanların yaşam alanına giren karayılanı yakaladı.  Bölgede 'Yılancı Kemal' olarak bilinen Başer'in karayılan hakkında bilgi verdiği anlar ve doğaya saldığı anlar cep telefonu kamerasına yansıdı. Yılancı Kemal'in karayılanı doğaya bıraktığı esnada, "Karayılan sen zararlı değilsin ama insanlar senden daha tehlikeli" demesi tebessüm ettirdi. Doğaya bırakılan karayılan doğaya bırakıldığı anda bir süre sonra gözden kayboldu.  <strong>BİNAYA GİREN YILAN KORKUTTU</strong>  Mardin’in Nusaybin ilçesinde bir binaya giren yılan, korku dolu anlar yaşatırken itfaiye ekipleri tarafından yakalanarak doğaya bırakıldı.  Edinilen bilgiye göre, gece saatlerinde Nusaybin ilçesi, Çatalözü Mahallesinde bulunan bir binaya 1,5 metre uzunluğunda bir yılan girdi. Korkuya kapılan bina sakinleri durum]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doğaseverlerin yeni gözdesi: Kızılağaç Kanyonu</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/dogaseverlerin-yeni-goezdesi-kizilagac-kanyonu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/dogaseverlerin-yeni-goezdesi-kizilagac-kanyonu</guid>
<description><![CDATA[ Muş&#039;un doğal güzellikleri arasında yer alan Kızılağaç Kanyonu, son dönemde doğaseverlerin ve macera tutkunlarının uğradığı yerlerin başında geliyor.Kızılağaç Kanyonu, etkileyici kaya oluşumları ve yeşilin bin bir tonunu barındıran bitki örtüsüyle görenleri kendine hayran bıraktırıyor.
Kanyon boyunca uzanan patika yollar, doğa tutkunlarına görsel bir şölen sunuyor. Akarsuyun serin suları ise yaz aylarında serinlemek isteyenler için ideal bir seçenek oluşturuyor.Merkeze 20 kilometre uzaklıktaki Kızılağaç Kanyonu, dik kayalıkların arasından süzülerek 2 kilometre akan dere ve doğal güzellikleriyle beğeni topluyor.Muş ve çevre illerden gelen ziyaretçiler, suyun içine koydukları sandalyelerde serinliyor. Kızılağaç Belde Belediyesi sorumluluk sahasında yer alan kanyonun turizme kazandırılması amacıyla bölgeye ahşap kamelya yapılması, mesire alanlarının oluşturulması, su sporu, yürüyüş yolu ve cam teras yapılması planlanıyor.Hafta sonunu arkadaşları ile birlikte Kızılağaç Kanyonu’nda geçiren vatandaşlardan Ramazan Öğüt, “Huzur ve güvenin sağlanmasıyla son zamanlarda birçok bölgemizin güzelliklerinin ortaya çıkması, aynı zamanda malumunuz Kızılağaç Kanyonumuzun da ortaya çıkmasına vesile oldu.Hafta sonları binlerce kişinin buraya akın ettiği Kızılağaç Kanyonumuzun turizme açılmasını bekliyoruz. Bölgenin en uğrak yerleri haline gelen Kızılağaç Kanyonumuz tabii spora da elverişli kanyondur.Su sporları olsun, dağ sporları olsun bu konuda ciddi anlamda önem arz eden kanyonumuz, devlet büyüklerimizin desteğiyle turizme açılmayı bekliyor. Bizler şehrin kalabalığından uzaklaşıp günün stresini atmak için arkadaşlarımızla beraber hafta sonu kimi zamanda hafta içi buraya geliyoruz. Kimi zaman közde çay, sohbet ve muhabbetle günün stresini atmaya çalışıyoruz” dedi.Eşi ve çocukları ile birlikte kanyona gelen Ahmet Nur Köse ise “Çok güzel bir doğası var, çok beğendim. Sosyal medyada gördük buranın fotoğraflarını ve çok beğendik. Kanyon suyu normalde serindir ama buranın suyu çok ılık, çok güzel ve çocuklar yüzüyor” şeklinde konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MzLz5hQbkk2D2dcuotAuFg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Doğaseverlerin, yeni, gözdesi:, Kızılağaç, Kanyonu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MzLz5hQbkk2D2dcuotAuFg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Doğaseverlerin yeni gözdesi: Kızılağaç Kanyonu"><p>Muş'un doğal güzellikleri arasında yer alan Kızılağaç Kanyonu, son dönemde doğaseverlerin ve macera tutkunlarının uğradığı yerlerin başında geliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BUrHVn7ubUuEVnrkoJxYcA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kızılağaç Kanyonu, etkileyici kaya oluşumları ve yeşilin bin bir tonunu barındıran bitki örtüsüyle görenleri kendine hayran bıraktırıyor.
Kanyon boyunca uzanan patika yollar, doğa tutkunlarına görsel bir şölen sunuyor. Akarsuyun serin suları ise yaz aylarında serinlemek isteyenler için ideal bir seçenek oluşturuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3DCNd5Yx706yJscOP-X2Fw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Merkeze 20 kilometre uzaklıktaki Kızılağaç Kanyonu, dik kayalıkların arasından süzülerek 2 kilometre akan dere ve doğal güzellikleriyle beğeni topluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P0uOjUwJNUCO0d_MRgM1Ng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Muş ve çevre illerden gelen ziyaretçiler, suyun içine koydukları sandalyelerde serinliyor. Kızılağaç Belde Belediyesi sorumluluk sahasında yer alan kanyonun turizme kazandırılması amacıyla bölgeye ahşap kamelya yapılması, mesire alanlarının oluşturulması, su sporu, yürüyüş yolu ve cam teras yapılması planlanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qmInFBa8gkeTESgq4CPZ0A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hafta sonunu arkadaşları ile birlikte Kızılağaç Kanyonu’nda geçiren vatandaşlardan Ramazan Öğüt, “Huzur ve güvenin sağlanmasıyla son zamanlarda birçok bölgemizin güzelliklerinin ortaya çıkması, aynı zamanda malumunuz Kızılağaç Kanyonumuzun da ortaya çıkmasına vesile oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IR01abddWkiJBV_e9_cu2w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hafta sonları binlerce kişinin buraya akın ettiği Kızılağaç Kanyonumuzun turizme açılmasını bekliyoruz. Bölgenin en uğrak yerleri haline gelen Kızılağaç Kanyonumuz tabii spora da elverişli kanyondur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UqLXL5zDLUKNZHJ9Ie2PTw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Su sporları olsun, dağ sporları olsun bu konuda ciddi anlamda önem arz eden kanyonumuz, devlet büyüklerimizin desteğiyle turizme açılmayı bekliyor. Bizler şehrin kalabalığından uzaklaşıp günün stresini atmak için arkadaşlarımızla beraber hafta sonu kimi zamanda hafta içi buraya geliyoruz. Kimi zaman közde çay, sohbet ve muhabbetle günün stresini atmaya çalışıyoruz” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fqD89nD7fUKXc4dQB9nM6Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eşi ve çocukları ile birlikte kanyona gelen Ahmet Nur Köse ise “Çok güzel bir doğası var, çok beğendim. Sosyal medyada gördük buranın fotoğraflarını ve çok beğendik. Kanyon suyu normalde serindir ama buranın suyu çok ılık, çok güzel ve çocuklar yüzüyor” şeklinde konuştu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yılın sadece 10 günü görülebilen manzara! Görmek için dünyanın her yerinden geliyorlar</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/yilin-sadece-10-gunu-goerulebilen-manzara-goermek-icin-dunyanin-her-yerinden-geliyorlar</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/yilin-sadece-10-gunu-goerulebilen-manzara-goermek-icin-dunyanin-her-yerinden-geliyorlar</guid>
<description><![CDATA[ Yılın sadece 10 gününe münhasır Karanlık Kanyondaki gün batımını görmek için dünyanın birçok ülkesinden turist Erzincan’ın Kemaliye ilçesine geliyor.Erzincan’ın Kemaliye ilçesinde bulunan Karanlık Kanyonda bugünlerde kanyonun tam ortasından batan güneş manzarası görenleri hayran bırakıyor.Munzur Dağları üzerinde Karasu Nehri&#039;nin oluşturduğu kanyonda bu manzara sadece 10 gün izleniliyor.Manzarayı izleyebilmek için turistler tekneyle belirli bir alana gidiyor. Karanlık Kanyonun tam ortasından batan gün batımının temmuz ayının başlarında başlayıp 10 gün bu manzarayı izleyebilmenin mümkün olduğunu kaydeden yöre insanlarından turizmci Güven Güldal, “Dünyanın birçok ülkesinden turist bu anı görebilmek için buraya geliyorlar. Gelen turistleri teknelerimizle alan derinliğinin olduğu kısma götürüyoruz. Gün batımı saatinde güneş tam Karanlık Kanyonun ortasından batıyor ve muhteşem bir manzara ortaya çıkıyor.” dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4OwZoAlwcUW6B33GizV0Sg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Yılın, sadece, günü, görülebilen, manzara, Görmek, için, dünyanın, her, yerinden, geliyorlar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4OwZoAlwcUW6B33GizV0Sg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Yılın sadece 10 günü görülebilen manzara! Görmek için dünyanın her yerinden geliyorlar"><p>Yılın sadece 10 gününe münhasır Karanlık Kanyondaki gün batımını görmek için dünyanın birçok ülkesinden turist Erzincan’ın Kemaliye ilçesine geliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZjjF2O2GjUK969T1Ir4zKw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erzincan’ın Kemaliye ilçesinde bulunan Karanlık Kanyonda bugünlerde kanyonun tam ortasından batan güneş manzarası görenleri hayran bırakıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4ui49C-juUuHg20UEEULgA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Munzur Dağları üzerinde Karasu Nehri'nin oluşturduğu kanyonda bu manzara sadece 10 gün izleniliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Sd4V2dJmgk6HRAKvXOMqXw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Manzarayı izleyebilmek için turistler tekneyle belirli bir alana gidiyor. Karanlık Kanyonun tam ortasından batan gün batımının temmuz ayının başlarında başlayıp 10 gün bu manzarayı izleyebilmenin mümkün olduğunu kaydeden yöre insanlarından turizmci Güven Güldal, “Dünyanın birçok ülkesinden turist bu anı görebilmek için buraya geliyorlar. Gelen turistleri teknelerimizle alan derinliğinin olduğu kısma götürüyoruz. Gün batımı saatinde güneş tam Karanlık Kanyonun ortasından batıyor ve muhteşem bir manzara ortaya çıkıyor.” dedi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Arjantin&amp;apos;de deniz dondu, dalgalar buza dönüştü</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/arjantinde-deniz-dondu-dalgalar-buza-doenustu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/arjantinde-deniz-dondu-dalgalar-buza-doenustu</guid>
<description><![CDATA[ Arjantin&#039;in Patagonya bölgesinde nadir görülen bir doğa olayı yaşandı. Kıyıya vuran dalgalar dondu. Patagonya&#039;da bu doğa olayı nadir görülse de 2020&#039;de kutuplardan gelen soğuk hava dalgasının etkisiyle hissedilen sıcaklık 20 dereceye düşmüş ve yine deniz, otomobiller ve boru hatları donmuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6hs4cyJkNE2eV7lOC-Q56A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Arjantinde, deniz, dondu, dalgalar, buza, dönüştü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6hs4cyJkNE2eV7lOC-Q56A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Arjantin'de deniz dondu, dalgalar buza dönüştü"><p>Arjantin'in Patagonya bölgesinde nadir görülen bir doğa olayı yaşandı. Kıyıya vuran dalgalar dondu. Patagonya'da bu doğa olayı nadir görülse de 2020'de kutuplardan gelen soğuk hava dalgasının etkisiyle hissedilen sıcaklık 20 dereceye düşmüş ve yine deniz, otomobiller ve boru hatları donmuştu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yer: Diyarbakır! Önce ağaçta görüldü, sonra kayboldu</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/yer-diyarbakir-once-agacta-goeruldu-sonra-kayboldu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/yer-diyarbakir-once-agacta-goeruldu-sonra-kayboldu</guid>
<description><![CDATA[ Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde dut ağacında dev etçil çekirge görüntülendi. Daha sonrası ise ağaç dalları arasında gözden kayboldu.Kulp ilçesi Taşköprü mevkisinde vatandaş, dut ağacında dev etçil çekirge fark etti. Çekirge, cep telefonu ile görüntülendiği sırada ağaç dalları arasında gözden kayboldu.  Boyları 20 santimetreye kadar ulaşabilen bu tür, özellikle geceleri avlanan etçil çekirge olarak biliniyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0icoSIZppE-nNhDmKYmaSA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Yer:, Diyarbakır, Önce, ağaçta, görüldü, sonra, kayboldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0icoSIZppE-nNhDmKYmaSA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Yer: Diyarbakır! Önce ağaçta görüldü, sonra kayboldu"><p>Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde dut ağacında dev etçil çekirge görüntülendi. Daha sonrası ise ağaç dalları arasında gözden kayboldu.</p>Kulp ilçesi Taşköprü mevkisinde vatandaş, dut ağacında dev etçil çekirge fark etti. Çekirge, cep telefonu ile görüntülendiği sırada ağaç dalları arasında gözden kayboldu.  Boyları 20 santimetreye kadar ulaşabilen bu tür, özellikle geceleri avlanan etçil çekirge olarak biliniyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Burası Kapadokya değil! Kars&amp;apos;ın &amp;quot;peri bacaları&amp;quot;</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/burasi-kapadokya-degil-karsin-peri-bacalari</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/burasi-kapadokya-degil-karsin-peri-bacalari</guid>
<description><![CDATA[ Kars&#039;ın Sarıkamış ilçesi Komdere Vadisi&#039;nde bulunan doğa harikası peri bacaları, Kapadokya&#039;yı andırıyor. Bölgeyi ziyaret edenlerinde dikkatini çeken peri bacalarının turizme kazandırılması bekleniyor.Türkiye&#039;nin en önemli kış turizmi merkezlerinden birisi olan ve boz ayılarıyla, sarıçam ağaçlarıyla yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgi gösterdiği Sarıkamış&#039;ta bulunan ve peri bacalarına benzeyen delikli kayalar, vatandaşların dikkatini çekiyor.Karakurt bölgesine gezi amaçlı geldiğini belirten Vedat Demiral, &quot;Her ne kadar peri bacalarının Nevşehir&#039;de olduğu bilinse de Sarıkamış&#039;ta da peri bacaları var.Herkesi buraya davet ediyoruz. Gelin görün, baraj kenarında baraj gölünde, piknik yapın, balığını tutun ve peri bacalarında istifade edin&quot; dedi.Öte yandan Sarıkamış ilçesine 28 kilometre uzaklıkta Karakurt bölgesi Komdere Vadisi&#039;nde bulunan peri bacaları ve delikli kayaların turizm gezi alanları içine alınması bekleniyor. Kars-Erzurum kara yolu güzergahında olan peri bacaları kara yolunu kullanan vatandaşlardan yoğun ilgi görüyor. Peri bacalarının önünde fotoğraf çekilen vatandaşlar daha sonra yollarına devam ediyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R_v2hxjyYU-wS6AGmrT1yA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Burası, Kapadokya, değil, Karsın, peri, bacaları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R_v2hxjyYU-wS6AGmrT1yA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Burası Kapadokya değil! Kars'ın " peri bacalar><p>Kars'ın Sarıkamış ilçesi Komdere Vadisi'nde bulunan doğa harikası peri bacaları, Kapadokya'yı andırıyor. Bölgeyi ziyaret edenlerinde dikkatini çeken peri bacalarının turizme kazandırılması bekleniyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zDqSuBLWZU-3NpEtVVtV6A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Türkiye'nin en önemli kış turizmi merkezlerinden birisi olan ve boz ayılarıyla, sarıçam ağaçlarıyla yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgi gösterdiği Sarıkamış'ta bulunan ve peri bacalarına benzeyen delikli kayalar, vatandaşların dikkatini çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UotzAXeXS0WlriwG5HX8XA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karakurt bölgesine gezi amaçlı geldiğini belirten Vedat Demiral, "Her ne kadar peri bacalarının Nevşehir'de olduğu bilinse de Sarıkamış'ta da peri bacaları var.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/a7l-3uQDOUea_en64lQ-hQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Herkesi buraya davet ediyoruz. Gelin görün, baraj kenarında baraj gölünde, piknik yapın, balığını tutun ve peri bacalarında istifade edin" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GEe9F2DpUkSFw4oe9mNiHA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Öte yandan Sarıkamış ilçesine 28 kilometre uzaklıkta Karakurt bölgesi Komdere Vadisi'nde bulunan peri bacaları ve delikli kayaların turizm gezi alanları içine alınması bekleniyor. Kars-Erzurum kara yolu güzergahında olan peri bacaları kara yolunu kullanan vatandaşlardan yoğun ilgi görüyor. Peri bacalarının önünde fotoğraf çekilen vatandaşlar daha sonra yollarına devam ediyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Deliklikaya Şelalesi&amp;apos;ni gören büyüleniyor! Nefes kesen manzara</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/deliklikaya-selalesini-goeren-buyuleniyor-nefes-kesen-manzara</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/deliklikaya-selalesini-goeren-buyuleniyor-nefes-kesen-manzara</guid>
<description><![CDATA[ Artvin&#039;in doğal güzelliklerinden biri olan Delikli kaya Şelalesi, bu kez sıra dışı bir drone gösterisine ev sahipliği yaptı. Drone pilotunun şelalenin önce içinden sonra da altından geçerek çektiği görüntüler büyük ilgi topladı.Artvin’in Murgul ilçesine bağlı Başköy’de yüksekten akan suyun kayayı zamanla aşındırmasıyla ’yüzük’ şeklindeki delikli bir kaya içinden akmaya başlaması ile şelaleye bölge halkı tarafından ’Delikli Kaya’ ismi verilirken, şelale yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgisini çekiyor.Kentin doğal güzellikleri kayıt altına alan, Yerel Rehber ve Turizm Gönüllüsü Osman Demir, Delikli Kaya Şelalesinde drone uçuşu yaptı. Pilotun ustalıkla kontrol ettiği drone, şelalenin delikli yapısının içinden geçerek nefes kesen anlara imza attı.
Ardından drone, şelalenin altından geçerek etkileyici su manzarasını gözler önüne serdi. Görüntülerin sosyal medyada paylaşılmasıyla birlikte büyük yankı uyandıran bu cesur uçuş, doğaseverler ve teknoloji meraklıları tarafından beğeniyle izlendi. Kullanıcılar, pilotun yeteneklerini ve Delikli Şelale&#039;nin doğal güzelliklerini övgü dolu yorumlarla dile getirdi.Osman Demir, yaklaşık 10 yıldır Artvin’de bulunan doğal ve tarihi güzellikleri çekip tanıtmaya çalıştığını ifade ederek şunları söyledi:&quot;İlimizde oldukça fazla turistlik destinasyon var. Göller, şalaleler, mağaralar, kanyonlar, Zirveler, bunların yanında tarihi yapılarda var. Mümkün olduğu kadar bunları tanıtmaya çalışıyorum. Bugünde Murgul ilçemizi ziyaret ettik. Burada bulunan delikli kaya şelalesini çekimler yaptık çekimler büyük ilgi gördü. Fırsat buldukça Artvin’imizi tanıtmaya devam edeceğiz çünkü Artvin’i seviyoruz gereken önemi görmesini istiyoruz.” ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Vr7Gnf7JGUy9qo6GvKGlLg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Deliklikaya, Şelalesini, gören, büyüleniyor, Nefes, kesen, manzara</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Vr7Gnf7JGUy9qo6GvKGlLg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Deliklikaya Şelalesi'ni gören büyüleniyor! Nefes kesen manzara"><p>Artvin'in doğal güzelliklerinden biri olan Delikli kaya Şelalesi, bu kez sıra dışı bir drone gösterisine ev sahipliği yaptı. Drone pilotunun şelalenin önce içinden sonra da altından geçerek çektiği görüntüler büyük ilgi topladı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F5oseKiIsEeh4nU-piDNNw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Artvin’in Murgul ilçesine bağlı Başköy’de yüksekten akan suyun kayayı zamanla aşındırmasıyla ’yüzük’ şeklindeki delikli bir kaya içinden akmaya başlaması ile şelaleye bölge halkı tarafından ’Delikli Kaya’ ismi verilirken, şelale yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgisini çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/A4bJu0Z-AkOGSYyG8hLmWA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kentin doğal güzellikleri kayıt altına alan, Yerel Rehber ve Turizm Gönüllüsü Osman Demir, Delikli Kaya Şelalesinde drone uçuşu yaptı. Pilotun ustalıkla kontrol ettiği drone, şelalenin delikli yapısının içinden geçerek nefes kesen anlara imza attı.
Ardından drone, şelalenin altından geçerek etkileyici su manzarasını gözler önüne serdi. Görüntülerin sosyal medyada paylaşılmasıyla birlikte büyük yankı uyandıran bu cesur uçuş, doğaseverler ve teknoloji meraklıları tarafından beğeniyle izlendi. Kullanıcılar, pilotun yeteneklerini ve Delikli Şelale'nin doğal güzelliklerini övgü dolu yorumlarla dile getirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9ALXSv_cmECHqk8DTq6xoA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Osman Demir, yaklaşık 10 yıldır Artvin’de bulunan doğal ve tarihi güzellikleri çekip tanıtmaya çalıştığını ifade ederek şunları söyledi:"İlimizde oldukça fazla turistlik destinasyon var. Göller, şalaleler, mağaralar, kanyonlar, Zirveler, bunların yanında tarihi yapılarda var. Mümkün olduğu kadar bunları tanıtmaya çalışıyorum. Bugünde Murgul ilçemizi ziyaret ettik. Burada bulunan delikli kaya şelalesini çekimler yaptık çekimler büyük ilgi gördü. Fırsat buldukça Artvin’imizi tanıtmaya devam edeceğiz çünkü Artvin’i seviyoruz gereken önemi görmesini istiyoruz.”</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye&amp;apos;de görülmesi gereken 10 şelaleden biri! Dağın ortasında 40 ayrı kaynaktan dökülüyor, gören büyüleniyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/turkiyede-goerulmesi-gereken-10-selaleden-biri-dagin-ortasinda-40-ayri-kaynaktan-doekuluyor-goeren-buyuleniyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/turkiyede-goerulmesi-gereken-10-selaleden-biri-dagin-ortasinda-40-ayri-kaynaktan-doekuluyor-goeren-buyuleniyor</guid>
<description><![CDATA[ Gümüşhane&#039;nin Şiran ilçesinde yer alan ve dağın ortasındaki 40 ayrı kaynaktan dökülen Tomara Şelalesi, doğaseverlerin gözde mekanlarından biri haline geldi. Bölgenin en etkileyici doğal güzelliklerinden biri olan şelale, sadece manzarasıyla değil, serin sularıyla ve yemyeşil doğasıyla da ziyaretçilerini büyülüyor.Şiran ilçesi sınırlarındaki Tomara Şelalesi, dağın ortasındaki 40 ayrı noktadan yaklaşık 15 metre yükseklikten dökülen berrak suyu ile yazın serinlemek isteyenlerin adresi oldu. Havaların ısınmasıyla birlikte ziyaretçi sayısında artış yaşanan Tomara Şelalesi, Türkiye&#039;de turizm otoriteleri tarafından ziyaret edilmesi tavsiye edilen 10 şelaleden birisi olarak gösteriliyor.
Doğu Karadeniz Bölgesi&#039;nin en gözde turistik noktalarından olan Tomara Şelalesi Tabiat Parkı&#039;nda piknik alanları, cam seyir terası, çocuklar için oyun parkı ve lokanta da bulunuyor.Şelalenin en dikkat çekici özelliği ise sularının dağın ortasındaki 40 ayrı kaynaktan beslenmesi. Bu gözelerden çıkan sular, birleşerek görkemli bir şelaleye dönüşüyor ve her mevsim farklı bir güzellik sunuyor.
Şelalenin yanında yürüyenler, suyun serinliğiyle adeta mevsim değişimini hissediyor.
Son yıllarda yaban keçilerinin şelale kenarına kadar indiği ve insanlara birkaç metre yaklaştığı alanda bulunan yürüyüş parkurları ve piknik alanları ile de tesis ziyaretçilere birçok aktivite imkanı sunuyor.İstanbul&#039;da yaşayan ve 14 yıl sonra memleketi Gümüşhane&#039;ye gelen Büşra Mutlu, “14 yıldır Gümüşhane&#039;yi görmüyorum. Çok merak ettiğim için öyle bir yolculuk yaptım uzun vakit sonra. Çok güzel bir memleket. Fakat Tomara Şelalesi&#039;ni görmek harikaydı. O kadar güzel ki verdiği ferahlık, verdiği huzur gerçekten çok güzel. Doyamadım diyebilirim. Harikaydı. Tomara Şelalesi&#039;ni İstanbul&#039;da iken çok merak ediyordum. Gelmek nasip oldu, çok güzel. Tomara Şelalesi beni gerçekten çok etkiledi” dedi.Samsun&#039;dan gelen Beytullah Genç de, “Samsun&#039;dan geliyorum buraya. Daha önce bir defa tesadüfen gelme şansı buldum. Muazzam çok hoşuma gitti. Buraya mutlaka bir daha gelmek istiyordum. O zaman pandemi zamanıydı. Çok bir şey anlamamıştık. Bugün yine nasip oldu. Ailemle yine geldim. Mükemmel bir yer. Ben buraya ilk geldiğimde bir şelale bekliyordum ama kaynağından çıkan bir şelale ile karşılaştım. O yüzden yani saklı bir cennet, mükemmel bir yer. Bu taraflara yolum düştüğünde mutlaka yine geleceğim. Şu an yine buraya yolum düşerek gelmedim, ekstra 250 kilometre yol yaparak geldim bu sıcakta. Çok memnun kaldım. Ailecek güzel vakit geçirmek için geldik buraya” diye konuştu.Tomara&#039;da yaşadığı mevsim değişikliğini anlatan Genç, “Şu an belki hava 40 derece olabilir ama şu suya ayağımızı soktuğumuzda inanın 30 saniyeden fazla ayağımızı tutamıyoruz. Bu mükemmel bir şey. Ve kaynağından da burada su içebiliyoruz. Suyun tadına da baktık. Gerçekten lezzetli bir su. O yüzden çok memnun kaldık burada” ifadelerini kullandı.Bu yıl sezona bayram yoğunluğuyla başladıklarını kaydeden işletmeci Zeynep Kara ise, “Okulların tatil olması ve bayramın denk gelmesiyle beraber yoğun bir gurbetçi sayısına hitap ettik. Her sene artan misafir sayımız bu yıl da artarak devam ediyor. Hedefimiz bu yıl 250 bin misafir ağırlamak.Şehrin kalabalığından, sıcağından bunalan misafirlerimize doğada eşsiz yürüyüşle, Tomara Şelalesi&#039;nin serinliğiyle merhaba diyoruz.Aynı şekilde sezonumuza başladığımızdan beri sabah kahvaltısından akşam yemeğine, çocuk oyun parkından hediyelik ürün satışları olan bir yere sahibiz. Misafirlerimizi bekliyoruz, gurbetçimizi bekliyoruz” dedi.Tomara&#039;nın bir diğer adının da “Kırk Gözeler” olduğunu ve bu şekilde dağdan çıkan suların oluşturduğu birkaç şelaleden birinin Tomara Şelalesi olduğunu hatırlatan Kara, “Tomara &#039;Kırk Gözeler&#039; olarak da geçiyor ve Türkiye&#039;de iki tane var. Bir tanesi de bizde. Dağın arasından doğal şekilde çıktığı için görülmeye değer bir nokta. Türkiye&#039;de eşsiz olan bir yer olduğu için bütün misafirlerimiz gezi rotalarının arasına eklemeli. Şu an yaşadığımız aşırı sıcaklar nedeniyle nem oranı da artıyor.Ama şelale yoluna yaklaştığımızda o yürüyüş yolundaki serinlik resmen mevsim değişikliğine sebep oluyor. Yaklaştıkça o suyun serinliğinin verdiği esintiyle beraber direkt mevsim değişikliği yaşanıyor. Sıcaktan şikayeti olan, şehrin kalabalığından, trafiğinden kaçıp bir nefes almak isteyen herkesi Tomara Şelalesi&#039;ne bekliyoruz” diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m1Q6HTGzSU2YPSmIafCi7w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Türkiyede, görülmesi, gereken, şelaleden, biri, Dağın, ortasında, ayrı, kaynaktan, dökülüyor, gören, büyüleniyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m1Q6HTGzSU2YPSmIafCi7w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Türkiye'de görülmesi gereken 10 şelaleden biri! Dağın ortasında 40 ayrı kaynaktan dökülüyor, gören büyüleniyor"><p>Gümüşhane'nin Şiran ilçesinde yer alan ve dağın ortasındaki 40 ayrı kaynaktan dökülen Tomara Şelalesi, doğaseverlerin gözde mekanlarından biri haline geldi. Bölgenin en etkileyici doğal güzelliklerinden biri olan şelale, sadece manzarasıyla değil, serin sularıyla ve yemyeşil doğasıyla da ziyaretçilerini büyülüyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AhA9fUG2gkiBlTc6fj1RhQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şiran ilçesi sınırlarındaki Tomara Şelalesi, dağın ortasındaki 40 ayrı noktadan yaklaşık 15 metre yükseklikten dökülen berrak suyu ile yazın serinlemek isteyenlerin adresi oldu. Havaların ısınmasıyla birlikte ziyaretçi sayısında artış yaşanan Tomara Şelalesi, Türkiye'de turizm otoriteleri tarafından ziyaret edilmesi tavsiye edilen 10 şelaleden birisi olarak gösteriliyor.
Doğu Karadeniz Bölgesi'nin en gözde turistik noktalarından olan Tomara Şelalesi Tabiat Parkı'nda piknik alanları, cam seyir terası, çocuklar için oyun parkı ve lokanta da bulunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/o4MUVHLiDE-MJ_gK5c0vUw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şelalenin en dikkat çekici özelliği ise sularının dağın ortasındaki 40 ayrı kaynaktan beslenmesi. Bu gözelerden çıkan sular, birleşerek görkemli bir şelaleye dönüşüyor ve her mevsim farklı bir güzellik sunuyor.
Şelalenin yanında yürüyenler, suyun serinliğiyle adeta mevsim değişimini hissediyor.
Son yıllarda yaban keçilerinin şelale kenarına kadar indiği ve insanlara birkaç metre yaklaştığı alanda bulunan yürüyüş parkurları ve piknik alanları ile de tesis ziyaretçilere birçok aktivite imkanı sunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UlaE0ZqCfke2h1TX2Mq_7w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İstanbul'da yaşayan ve 14 yıl sonra memleketi Gümüşhane'ye gelen Büşra Mutlu, “14 yıldır Gümüşhane'yi görmüyorum. Çok merak ettiğim için öyle bir yolculuk yaptım uzun vakit sonra. Çok güzel bir memleket. Fakat Tomara Şelalesi'ni görmek harikaydı. O kadar güzel ki verdiği ferahlık, verdiği huzur gerçekten çok güzel. Doyamadım diyebilirim. Harikaydı. Tomara Şelalesi'ni İstanbul'da iken çok merak ediyordum. Gelmek nasip oldu, çok güzel. Tomara Şelalesi beni gerçekten çok etkiledi” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jdVpfNR-OESu4KoIv9arzA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Samsun'dan gelen Beytullah Genç de, “Samsun'dan geliyorum buraya. Daha önce bir defa tesadüfen gelme şansı buldum. Muazzam çok hoşuma gitti. Buraya mutlaka bir daha gelmek istiyordum. O zaman pandemi zamanıydı. Çok bir şey anlamamıştık. Bugün yine nasip oldu. Ailemle yine geldim. Mükemmel bir yer. Ben buraya ilk geldiğimde bir şelale bekliyordum ama kaynağından çıkan bir şelale ile karşılaştım. O yüzden yani saklı bir cennet, mükemmel bir yer. Bu taraflara yolum düştüğünde mutlaka yine geleceğim. Şu an yine buraya yolum düşerek gelmedim, ekstra 250 kilometre yol yaparak geldim bu sıcakta. Çok memnun kaldım. Ailecek güzel vakit geçirmek için geldik buraya” diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/op57DUu2HUK7aenIxEJ4Pg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tomara'da yaşadığı mevsim değişikliğini anlatan Genç, “Şu an belki hava 40 derece olabilir ama şu suya ayağımızı soktuğumuzda inanın 30 saniyeden fazla ayağımızı tutamıyoruz. Bu mükemmel bir şey. Ve kaynağından da burada su içebiliyoruz. Suyun tadına da baktık. Gerçekten lezzetli bir su. O yüzden çok memnun kaldık burada” ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nku1cnS3v0-6c0m7a4uCfA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu yıl sezona bayram yoğunluğuyla başladıklarını kaydeden işletmeci Zeynep Kara ise, “Okulların tatil olması ve bayramın denk gelmesiyle beraber yoğun bir gurbetçi sayısına hitap ettik. Her sene artan misafir sayımız bu yıl da artarak devam ediyor. Hedefimiz bu yıl 250 bin misafir ağırlamak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DAkzWmNTQ0GnDlt8ZMbjzA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şehrin kalabalığından, sıcağından bunalan misafirlerimize doğada eşsiz yürüyüşle, Tomara Şelalesi'nin serinliğiyle merhaba diyoruz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3Lh5ZNYPzE-Ssppncs0QXQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aynı şekilde sezonumuza başladığımızdan beri sabah kahvaltısından akşam yemeğine, çocuk oyun parkından hediyelik ürün satışları olan bir yere sahibiz. Misafirlerimizi bekliyoruz, gurbetçimizi bekliyoruz” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1mO9cd-q1Uq20VRQ7M7B3g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tomara'nın bir diğer adının da “Kırk Gözeler” olduğunu ve bu şekilde dağdan çıkan suların oluşturduğu birkaç şelaleden birinin Tomara Şelalesi olduğunu hatırlatan Kara, “Tomara 'Kırk Gözeler' olarak da geçiyor ve Türkiye'de iki tane var. Bir tanesi de bizde. Dağın arasından doğal şekilde çıktığı için görülmeye değer bir nokta. Türkiye'de eşsiz olan bir yer olduğu için bütün misafirlerimiz gezi rotalarının arasına eklemeli. Şu an yaşadığımız aşırı sıcaklar nedeniyle nem oranı da artıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tjrzgdh61k-mXk6AdpsPww.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ama şelale yoluna yaklaştığımızda o yürüyüş yolundaki serinlik resmen mevsim değişikliğine sebep oluyor. Yaklaştıkça o suyun serinliğinin verdiği esintiyle beraber direkt mevsim değişikliği yaşanıyor. Sıcaktan şikayeti olan, şehrin kalabalığından, trafiğinden kaçıp bir nefes almak isteyen herkesi Tomara Şelalesi'ne bekliyoruz” diye konuştu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>&amp;quot;Uçan su&amp;quot; olarak anlıyor! Doğa tutkunları için çekim alanı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/ucan-su-olarak-anliyor-doga-tutkunlari-icin-cekim-alani</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/ucan-su-olarak-anliyor-doga-tutkunlari-icin-cekim-alani</guid>
<description><![CDATA[ Kars&#039;taki, kış ve yaz mevsiminde etkili olan yağışlarla gür akan Susuz Şelalesi, doğa tutkunları için çekim alanı.Kars-Ardahan kara yolunda yer alan ve 75 metre yükseklikten aktığı için &quot;uçan su&quot; olarak da adlandırılan Susuz Şelalesi, her dönem ziyaretçi alıyor.Susuz Kaymakamlığı tarafından hazırlanan projeyle kazandırılan &quot;Susuz Şelalesi Mesire Alanı&quot;na gelen vatandaşlar, burada hem piknik yapıp hem de seyir terasından şelaleyi izleme fırsatı yakalıyor.Kışın da büyük kısmı buzla kaplanan şelaleye gelen ziyaretçiler, zaman zaman suyun aktığı yere inerek fotoğraf çektiriyor.Kış ve yaz mevsiminde etkili olan yağışlarla gür akan şelale, çevresini kaplayan yeşil örtüyle turistler için cazibe merkezi olmuş durumda.Ziyaretçilerden Nazılcan Ecem Beşli, doğa harikası Susuz Şelalesi&#039;ni çok beğendiğini belirterek, yerli ve yabancı turistleri bölgeye davet etti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4oqtFTedM06C74bowrihMg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Uçan, su, olarak, anlıyor, Doğa, tutkunları, için, çekim, alanı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4oqtFTedM06C74bowrihMg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="" u su olarak anl do tutkunlar i alan><p>Kars'taki, kış ve yaz mevsiminde etkili olan yağışlarla gür akan Susuz Şelalesi, doğa tutkunları için çekim alanı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-aGk_jpnVEONfrsX9Rwg5g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kars-Ardahan kara yolunda yer alan ve 75 metre yükseklikten aktığı için "uçan su" olarak da adlandırılan Susuz Şelalesi, her dönem ziyaretçi alıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FoQ0NEKV10KsppSkARUYZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Susuz Kaymakamlığı tarafından hazırlanan projeyle kazandırılan "Susuz Şelalesi Mesire Alanı"na gelen vatandaşlar, burada hem piknik yapıp hem de seyir terasından şelaleyi izleme fırsatı yakalıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8vFw4YPYWUm_vbIQXBTITA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kışın da büyük kısmı buzla kaplanan şelaleye gelen ziyaretçiler, zaman zaman suyun aktığı yere inerek fotoğraf çektiriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/v2VGDU_Tp0OFirIVIFkYwg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kış ve yaz mevsiminde etkili olan yağışlarla gür akan şelale, çevresini kaplayan yeşil örtüyle turistler için cazibe merkezi olmuş durumda.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BP5ynvJHAEaWYX1RNTJWJQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ziyaretçilerden Nazılcan Ecem Beşli, doğa harikası Susuz Şelalesi'ni çok beğendiğini belirterek, yerli ve yabancı turistleri bölgeye davet etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AoxkgwJoc0WaPp6nkr5bhg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yiN5019SNUGW-PiUJGPDVg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-MHBkzOBiESxThWp5o3gpw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XCkW9jGQeU-oHUEGqhfcVQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lxXgKkW_JEqRDfvGf4Ke4A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Simav’da kestane dal kanseri ile biyolojik mücadele</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/simavda-kestane-dal-kanseri-ile-biyolojik-mucadele</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/simavda-kestane-dal-kanseri-ile-biyolojik-mucadele</guid>
<description><![CDATA[ Simav Orman İşletme Müdürlüğünce kestane ağaçlarına zarar veren kestane dal kanseri ile biyolojik mücadelenin sürdüğü bildirildi.Simav Orman İşletme Müdürlüğü Aksaz Orman İşletme Şefliğinde bulunan kestane ağaçlarına zarar veren kestane dal kanseri ile biyolojik mücadele çerçevesinde, kestane ağaçlarından alınan kanserli doku numuneleri Bolu Orman Bölge Müdürlüğü Orman Zararlıları ile Mücadele Laboratuvarına gönderilerek bu kanserli hücrelere uygun Hipovirulent (faydalı virüs) macunlar üretildi.Daha sonra kanserli dokulardaki hastalık ilerlemesini yavaşlatan ve iyileşme sağlayan hipovirulent macunlar numune alınan ağaçlardaki kanserli dokulara tatbik edildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KyDYhqk6L0Ctg5ce2YUfCQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Simav’da, kestane, dal, kanseri, ile, biyolojik, mücadele</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KyDYhqk6L0Ctg5ce2YUfCQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Simav’da kestane dal kanseri ile biyolojik mücadele"><p>Simav Orman İşletme Müdürlüğünce kestane ağaçlarına zarar veren kestane dal kanseri ile biyolojik mücadelenin sürdüğü bildirildi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZDjFd-pFFUy1yqkHflw5vg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Simav Orman İşletme Müdürlüğü Aksaz Orman İşletme Şefliğinde bulunan kestane ağaçlarına zarar veren kestane dal kanseri ile biyolojik mücadele çerçevesinde, kestane ağaçlarından alınan kanserli doku numuneleri Bolu Orman Bölge Müdürlüğü Orman Zararlıları ile Mücadele Laboratuvarına gönderilerek bu kanserli hücrelere uygun Hipovirulent (faydalı virüs) macunlar üretildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/746voVmq6EKToSFhEJXm1Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daha sonra kanserli dokulardaki hastalık ilerlemesini yavaşlatan ve iyileşme sağlayan hipovirulent macunlar numune alınan ağaçlardaki kanserli dokulara tatbik edildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R4bNXndtwUCCKEWevqZt3w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9rQOPyBrlUCyju_ah6n1XA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NVuoSHPMa0OAlU-PozqwcA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sıcaklıklar ekosistemi etkiledi: Caretta carettaların cinsiyeti değişti</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/sicakliklar-ekosistemi-etkiledi-caretta-carettalarin-cinsiyeti-degisti</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/sicakliklar-ekosistemi-etkiledi-caretta-carettalarin-cinsiyeti-degisti</guid>
<description><![CDATA[ Dünya genelinde artan sıcaklıklar tüm canlıları etkilemeye devam ediyor. Deniz kaplumbağaları caretta carettaların mayıs ve haziranda başlayan yumurtlama döneminin ardından yumurtalarından çıkan yavrularının kürsel ısınma sebebiyle cinsiyetlerinin değişti açıklandı.Muğla&#039;nın Ortaca ilçesindeki İztuzu Plajı&#039;nda yumurtadan çıkan caretta caretta yavrularının denizle buluşma süreci başladı.Nesli tükenme riskiyle karşı karşıya bulunan canlılar arasında yer alan deniz kaplumbağaları caretta carettaların mayıs ve haziranda başlayan yumurtlama döneminin ardından yumurtalarından çıkan yavruları suyla buluşuyor.Küresel ısınmayla birlikte yavruların cinsiyetlerinde yaşanan değişim de devam ediyor.Deniz Kaplumbağaları Araştırma, Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi (DEKAMER) görevlileri de yavru kaplumbağaların hayata tutunması için çalışma yapıyor.DEKAMER Proje Yürütücüsü Prof. Dr. Yakup Kaska, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünün destekleriyle İztuzu&#039;nda 30 yılı aşkın süredir koruma çalışmalarının yürütüldüğünü söyledi.Kaska, ağustos ortasına kadar yumurtlamaların devam etmesini beklediklerini belirterek, &quot;Deniz kaplumbağalarının deniz suyunun ısınmasıyla çiftleşmelerinin erken başladığını biliyoruz. Ancak yavruların esas sıcaklıktan nasıl etkilendiğini araştırıyoruz.&quot; dedi.Yavruların insanlardaki gibi kromozoma sahip olmadığına işaret eden Kaska, &quot;Yavru gelişirken içinde bulunduğu ortamın sıcaklığına göre cinsiyetini değiştirir. Ortam sıcak olursa dişi, serin olursa erkek yavru çıkıyor. Şu ana kadar yaptığımız sıcaklık ölçümlerinde yavruların neredeyse yüzde 90&#039;ı dişi çıktı. Dolayısıyla geriye kalan yüzde 10&#039;luk erkek, popülasyonun devamı için yeterli olacak mı, bilmiyoruz.&quot; diye konuştu.Kaska, İztuzu Plajı&#039;nda şu ana kadar 730&#039;u aşan yuva sayısına ulaştıklarını, burada 250 civarında annenin yuva yaptığını vurgulayarak, ekiplerin şu ana kadar 4-5 bin civarında yavruyu denize gönderdiğini söyledi.Sezon sonunda yaklaşık 40 bin civarında yavrunun denize ulaşmasını beklediklerini anlatan Kaska, çalışmaların bu yönde sürdüğünü dile getirdi.Kaska, 2050 yılında dünyanın 1 derece daha ısınması durumunda yavruların hepsinin dişi çıkacağını, bunun için ne gibi önlemler almaları gerektiği konusunda farklı çalışmalara şimdiden başladıklarını dile getirdi.İztuzu Kumsalı&#039;nda da küresel ısınmanın etkisiyle deniz kaplumbağalarının bu yıl biraz daha erken yuva yapmaya başladığını bildiren Kaska, bunun ilk örneğinin Dalyan Kumsalı&#039;nda görüldüğünü, normalde 15 Mayıs gibi başlayan yuva yapımının bu yıl 22 Nisan&#039;da oluştuğunu kaydetti.Kaska, caretta carettaların doğduğu kumsala 25-30 yıl sonra tekrar döndüğünü aktararak, bu nedenle yavru çıkışlarının güvenli bir alanda yapılmasının şart olduğunu sözlerine ekledi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/o-mxRyu1HUCD8q_Z8lq4hA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Sıcaklıklar, ekosistemi, etkiledi:, Caretta, carettaların, cinsiyeti, değişti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/o-mxRyu1HUCD8q_Z8lq4hA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Sıcaklıklar ekosistemi etkiledi: Caretta carettaların cinsiyeti değişti"><p>Dünya genelinde artan sıcaklıklar tüm canlıları etkilemeye devam ediyor. Deniz kaplumbağaları caretta carettaların mayıs ve haziranda başlayan yumurtlama döneminin ardından yumurtalarından çıkan yavrularının kürsel ısınma sebebiyle cinsiyetlerinin değişti açıklandı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6JQDV3vHqU-v4nV35XM12A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Muğla'nın Ortaca ilçesindeki İztuzu Plajı'nda yumurtadan çıkan caretta caretta yavrularının denizle buluşma süreci başladı.Nesli tükenme riskiyle karşı karşıya bulunan canlılar arasında yer alan deniz kaplumbağaları caretta carettaların mayıs ve haziranda başlayan yumurtlama döneminin ardından yumurtalarından çıkan yavruları suyla buluşuyor.Küresel ısınmayla birlikte yavruların cinsiyetlerinde yaşanan değişim de devam ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GD-C2cHS7E6t7co0Uap0vQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Deniz Kaplumbağaları Araştırma, Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi (DEKAMER) görevlileri de yavru kaplumbağaların hayata tutunması için çalışma yapıyor.DEKAMER Proje Yürütücüsü Prof. Dr. Yakup Kaska, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünün destekleriyle İztuzu'nda 30 yılı aşkın süredir koruma çalışmalarının yürütüldüğünü söyledi.Kaska, ağustos ortasına kadar yumurtlamaların devam etmesini beklediklerini belirterek, "Deniz kaplumbağalarının deniz suyunun ısınmasıyla çiftleşmelerinin erken başladığını biliyoruz. Ancak yavruların esas sıcaklıktan nasıl etkilendiğini araştırıyoruz." dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PiakxkTQNUyhH1JQB0q2Yg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yavruların insanlardaki gibi kromozoma sahip olmadığına işaret eden Kaska, "Yavru gelişirken içinde bulunduğu ortamın sıcaklığına göre cinsiyetini değiştirir. Ortam sıcak olursa dişi, serin olursa erkek yavru çıkıyor. Şu ana kadar yaptığımız sıcaklık ölçümlerinde yavruların neredeyse yüzde 90'ı dişi çıktı. Dolayısıyla geriye kalan yüzde 10'luk erkek, popülasyonun devamı için yeterli olacak mı, bilmiyoruz." diye konuştu.Kaska, İztuzu Plajı'nda şu ana kadar 730'u aşan yuva sayısına ulaştıklarını, burada 250 civarında annenin yuva yaptığını vurgulayarak, ekiplerin şu ana kadar 4-5 bin civarında yavruyu denize gönderdiğini söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P3nS_h9TgUqsVI9FYBvKZg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sezon sonunda yaklaşık 40 bin civarında yavrunun denize ulaşmasını beklediklerini anlatan Kaska, çalışmaların bu yönde sürdüğünü dile getirdi.Kaska, 2050 yılında dünyanın 1 derece daha ısınması durumunda yavruların hepsinin dişi çıkacağını, bunun için ne gibi önlemler almaları gerektiği konusunda farklı çalışmalara şimdiden başladıklarını dile getirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Y-4A_7BoUEiVI7oZEtkutg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İztuzu Kumsalı'nda da küresel ısınmanın etkisiyle deniz kaplumbağalarının bu yıl biraz daha erken yuva yapmaya başladığını bildiren Kaska, bunun ilk örneğinin Dalyan Kumsalı'nda görüldüğünü, normalde 15 Mayıs gibi başlayan yuva yapımının bu yıl 22 Nisan'da oluştuğunu kaydetti.Kaska, caretta carettaların doğduğu kumsala 25-30 yıl sonra tekrar döndüğünü aktararak, bu nedenle yavru çıkışlarının güvenli bir alanda yapılmasının şart olduğunu sözlerine ekledi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Anne ayı ile 2 yavrusunun oyunu kamerada</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/anne-ayi-ile-2-yavrusunun-oyunu-kamerada</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/anne-ayi-ile-2-yavrusunun-oyunu-kamerada</guid>
<description><![CDATA[ Erzincan ile Tunceli arasındaki Munzur Dağları’nda bir anne ayı ile iki yavrusunun neşeli anlarını doğa fotoğrafçıları kaydetti. Bir grup fotoğrafçı yürüyüş sırasında ayı ailesine denk gelince kamerayla çekim yaptı. İşte belgeselleri aratmayan o görüntüler... ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WLN9h7zWK0efN09nufPyWQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Anne, ayı, ile, yavrusunun, oyunu, kamerada</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WLN9h7zWK0efN09nufPyWQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Anne ayı ile 2 yavrusunun oyunu kamerada"><p>Erzincan ile Tunceli arasındaki Munzur Dağları’nda bir anne ayı ile iki yavrusunun neşeli anlarını doğa fotoğrafçıları kaydetti. Bir grup fotoğrafçı yürüyüş sırasında ayı ailesine denk gelince kamerayla çekim yaptı. İşte belgeselleri aratmayan o görüntüler...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İstanbul&amp;apos;da sonbahar rotası önerisi: Atatürk Arboretumu</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/istanbulda-sonbahar-rotasi-oenerisi-ataturk-arboretumu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/istanbulda-sonbahar-rotasi-oenerisi-ataturk-arboretumu</guid>
<description><![CDATA[ Dünyada türünün en büyük örnekleri arasında yer alan ve 1602 egzotik, 403 endemik bitkiye ev sahipliği yapan Atatürk Arboretumu, ziyaretçilerine sonbaharın tüm renklerinin yansıdığı eşsiz bir manzara sunuyor.Dünyada türünün en büyük örnekleri arasında yer alan Atatürk Arboretumu, ziyaretçilerine sonbaharın tüm renklerinin yansıdığı eşsiz bir manzara sunuyor.
Prof. Dr. Hayrettin Kayacık tarafından araştırma ve gözlem amacıyla 1949&#039;da kurulan Atatürk Arboretumu, araştırma kurumlarının, bilim insanlarının ve doğa severlerin incelemelerine, bilimsel araştırmalarına açık bir laboratuvar olarak hizmet vermesinin yanı sıra 2011&#039;den bu yana ziyaretçileri de ağırlıyor.Belgrad Ormanı&#039;nın güneydoğusunda 296 hektarlık orman parçası üzerinde kurulu, 1.602 egzotik, 403 endemik bitkiye ev sahipliği yapan Atatürk Arboretumu, her mevsim olduğu gibi sonbaharda da kentin gürültüsünden uzaklaşmak ve mevsimin güzelliklerini yaşamak isteyenlerden yoğun ilgi görüyor.İçerisinde bulunan 3 suni göleti ve bitki çeşitliğiyle mevsimin güzelliklerini yaşamak isteyenlerin ilgi odağı arboretumda, ziyaretçiler sonbahar renkleri olan sarı, kahverengi ve yeşilin tüm tonlarını keşfederken, fotoğraf çekmeyi de ihmal etmiyor.Atatürk Arboretumu&#039;nu, yıllık ortalama 200 bin kişi ziyaret ediyor.Yiyecek ve içecekle girilmesine izin verilmeyen canlı ağaç parkını, üniversite öğrencileri ve akademisyenler de bilimsel çalışmaları için ziyaret ediyor. Bilimsel araştırma ve gözlem dışında film, katalog ve düğün çekimleri için tercih edilen mekanların başında gelen Atatürk Arboretumu, pazartesi günleri ziyarete kapalı.Sarıyer, Kemerburgaz-Bahçeköy Yolu üzerindeki arboretum için oluşturulan internet sitesi üzerinden online bilet alınabiliyor.
Atatürk Arboretumu&#039;na giriş ücretleri hafta içi ve hafta sonu olduğunda değişiyor.

Hafta içi tam 7.50 TL, öğrenci 2.50 TL.
Hafta sonu tam 20 TL, öğrenci 7.50 TL.

Müze kart burada geçerli değil. Bayram tatillerinde de hafta sonu fiyatları geçerli oluyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Fo8mJhM790OZ_ueVLxE3ow.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>İstanbulda, sonbahar, rotası, önerisi:, Atatürk, Arboretumu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Fo8mJhM790OZ_ueVLxE3ow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="İstanbul'da sonbahar rotası önerisi: Atatürk Arboretumu"><p>Dünyada türünün en büyük örnekleri arasında yer alan ve 1602 egzotik, 403 endemik bitkiye ev sahipliği yapan Atatürk Arboretumu, ziyaretçilerine sonbaharın tüm renklerinin yansıdığı eşsiz bir manzara sunuyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/B-GnQfdBBE271Jb-UZKO6Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünyada türünün en büyük örnekleri arasında yer alan Atatürk Arboretumu, ziyaretçilerine sonbaharın tüm renklerinin yansıdığı eşsiz bir manzara sunuyor.
Prof. Dr. Hayrettin Kayacık tarafından araştırma ve gözlem amacıyla 1949'da kurulan Atatürk Arboretumu, araştırma kurumlarının, bilim insanlarının ve doğa severlerin incelemelerine, bilimsel araştırmalarına açık bir laboratuvar olarak hizmet vermesinin yanı sıra 2011'den bu yana ziyaretçileri de ağırlıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WplwZfkHy06XED_kcxUGuw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Belgrad Ormanı'nın güneydoğusunda 296 hektarlık orman parçası üzerinde kurulu, 1.602 egzotik, 403 endemik bitkiye ev sahipliği yapan Atatürk Arboretumu, her mevsim olduğu gibi sonbaharda da kentin gürültüsünden uzaklaşmak ve mevsimin güzelliklerini yaşamak isteyenlerden yoğun ilgi görüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tl7tx1iP5kyBX6xX1WvQ8Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İçerisinde bulunan 3 suni göleti ve bitki çeşitliğiyle mevsimin güzelliklerini yaşamak isteyenlerin ilgi odağı arboretumda, ziyaretçiler sonbahar renkleri olan sarı, kahverengi ve yeşilin tüm tonlarını keşfederken, fotoğraf çekmeyi de ihmal etmiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pLxNqG085kefbzQGivxV4Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Atatürk Arboretumu'nu, yıllık ortalama 200 bin kişi ziyaret ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/B-_86fj2H029cmAmx4Rwfw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yiyecek ve içecekle girilmesine izin verilmeyen canlı ağaç parkını, üniversite öğrencileri ve akademisyenler de bilimsel çalışmaları için ziyaret ediyor. Bilimsel araştırma ve gözlem dışında film, katalog ve düğün çekimleri için tercih edilen mekanların başında gelen Atatürk Arboretumu, pazartesi günleri ziyarete kapalı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aCJXu-7_jUWVKw7HkCYwxg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sarıyer, Kemerburgaz-Bahçeköy Yolu üzerindeki arboretum için oluşturulan internet sitesi üzerinden online bilet alınabiliyor.
Atatürk Arboretumu'na giriş ücretleri hafta içi ve hafta sonu olduğunda değişiyor.

Hafta içi tam 7.50 TL, öğrenci 2.50 TL.
Hafta sonu tam 20 TL, öğrenci 7.50 TL.

Müze kart burada geçerli değil. Bayram tatillerinde de hafta sonu fiyatları geçerli oluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vWVDT6CFsEe9j9oL1NOmiA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PVvYjwHNUk-iHAtJtcZong.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h9J672AJ4EKbdDfj0Qi8fw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yGPG248Gq0m9z84i68RJsQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KsAfiwPQm0-0yU3e3MxHlA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5b5CH0wlvkicN9pGaFyIog.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pxo2a9g-G0-5k0uPdrCqGQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BnGMRZLsWkeB4mETbk6kdw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rDX4Th8er0iyzeVV07b3Rg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UkV-Pnne1EaAdst3c05GJw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Güneş tutulması ne zaman? Güneş tutulması Türkiye&amp;apos;den izlenecek mi? (2022 yılı gök olayları takvimi)</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/gunes-tutulmasi-ne-zaman-gunes-tutulmasi-turkiyeden-izlenecek-mi-2022-yili-goek-olaylari-takvimi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/gunes-tutulmasi-ne-zaman-gunes-tutulmasi-turkiyeden-izlenecek-mi-2022-yili-goek-olaylari-takvimi</guid>
<description><![CDATA[ Güneş tutulması ne zaman? sorusunun yanıtı, önemli doğa olaylarını yakından takip eden vatandaşlar tarafından sorgulanmaya devam ediyor. 2022 yılı önemli gök olayları arasında yer alan parçalı güneş tutulmasının gerçekleşeceği tarih belli oldu. Peki, güneş tutulması ne zaman? Güneş tutulması Türkiye&#039;den izlenecek mi?2022 yılı önemli gök olayları takviminin yayımlanmasıyla birlikte, bu yıl ikincisi gerçekleşecek güneş tutulmasının ne zaman gerçekleşeceği belli oldu. Doğa olaylarını izlemeyi seven kişiler ise güneş tutulmasının Türkiye&#039;den izlenebilip izlenemeyeceğini merak ediyor. Peki, güneş tutulması ne zaman? Güneş tutulması Türkiye&#039;den izlenecek mi?  GÜNEŞ TUTULMASI NE ZAMAN?  2022 yılı önemli gök olayları takviminin yayımlanmasıyla birlikte güneş tutulmasının ne zaman yaşanacağı belli oldu.  Buna göre; Parçalı güneş tutulması 25 Ekim 2022 Salı Günü saat 13.00‘da başlayacak ve tutulma ülkemizde kısmen gözlemlenebilecek.GÜNEŞ TUTULMASI NEDİR?  Güneş tutulması, Ay&#039;ın yörünge hareketi sırasında Dünya ile Güneş arasına girmesi ve bunun sonucunda da Ay&#039;ın Güneş&#039;i kısmen ya da tümüyle örtmesi nedeniyle gözlemlenen doğa olayıdır.  Tutulmanın olması için Ay&#039;ın yeni ay evresinde olması ve Dünya&#039;ya göre Güneş ile kavuşum halinde olması, yani yörünge düzleminin Dünya&#039;nın Güneş çevresindeki yörünge düzlemi ile çakışması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EoU32RK3Ak6VKg22ApuMRg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Güneş, tutulması, zaman, Güneş, tutulması, Türkiyeden, izlenecek, mi, 2022, yılı, gök, olayları, takvimi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EoU32RK3Ak6VKg22ApuMRg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Güneş tutulması ne zaman? Güneş tutulması Türkiye'den izlenecek mi? (2022 yılı gök olayları takvimi)"><p>Güneş tutulması ne zaman? sorusunun yanıtı, önemli doğa olaylarını yakından takip eden vatandaşlar tarafından sorgulanmaya devam ediyor. 2022 yılı önemli gök olayları arasında yer alan parçalı güneş tutulmasının gerçekleşeceği tarih belli oldu. Peki, güneş tutulması ne zaman? Güneş tutulması Türkiye'den izlenecek mi?</p>2022 yılı önemli gök olayları takviminin yayımlanmasıyla birlikte, bu yıl ikincisi gerçekleşecek güneş tutulmasının ne zaman gerçekleşeceği belli oldu. Doğa olaylarını izlemeyi seven kişiler ise güneş tutulmasının Türkiye'den izlenebilip izlenemeyeceğini merak ediyor. Peki, güneş tutulması ne zaman? Güneş tutulması Türkiye'den izlenecek mi?  <strong>GÜNEŞ TUTULMASI NE ZAMAN?</strong>  2022 yılı önemli gök olayları takviminin yayımlanmasıyla birlikte güneş tutulmasının ne zaman yaşanacağı belli oldu.  Buna göre; Parçalı güneş tutulması 25 Ekim 2022 Salı Günü saat 13.00‘da başlayacak ve tutulma ülkemizde kısmen gözlemlenebilecek.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2S8RoIrWqEaqiv4-RT-n_Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><strong>GÜNEŞ TUTULMASI NEDİR?</strong>  Güneş tutulması, Ay'ın yörünge hareketi sırasında Dünya ile Güneş arasına girmesi ve bunun sonucunda da Ay'ın Güneş'i kısmen ya da tümüyle örtmesi nedeniyle gözlemlenen doğa olayıdır.  Tutulmanın olması için Ay'ın yeni ay evresinde olması ve Dünya'ya göre Güneş ile kavuşum halinde olması, yani yörünge düzleminin Dünya'nın Güneş çevresindeki yörünge düzlemi ile çakışması gerekir.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ay tutulması ne zaman? Ay tutulması Türkiye&amp;apos;den izlenecek mi?</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/ay-tutulmasi-ne-zaman-ay-tutulmasi-turkiyeden-izlenecek-mi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/ay-tutulmasi-ne-zaman-ay-tutulmasi-turkiyeden-izlenecek-mi</guid>
<description><![CDATA[ Ay tutulmasının ne zaman yaşanacağı, gök olaylarını izlemeyi seven birçok kişi tarafından merak edilmeye başladı. Bu yıl ikincisi gerçekleşecek olan tam ay tutulmasının hangi tarihte meydana geleceği araştırılıyor. 2022 yılı gök olayları takvimiyle birlikte ay tutulmasının ne zaman olacağı ve Türkiye&#039;den izlenip izlenemeyeceği belli oldu. İşte ayrıntılar.2022 yılı önemli gök olayları takviminin yayımlanmasıyla birlikte, bu yıl ikincisi gerçekleşecek tam ay tutulmasının ne zaman olacağı belli oldu. Doğa olaylarını izlemeyi seven kişiler ise ay tutulmasının Türkiye&#039;den izlenebilip izlenemeyeceğini merak ediyor. Peki, ay tutulması ne zaman? Ay tutulması Türkiye&#039;den izlenecek mi?  AY TUTULMASI NE ZAMAN?  2022 yılı önemli gök olayları takviminin yayımlanmasıyla birlikte ay tutulmasının ne zaman yaşanacağı belli oldu.  Buna göre; Tam ay tutulması 8 Kasım 2022 Salı Günü saat 14.00‘da başlayacak.AY TUTULMASI TÜRKİYE&#039;DEN İZLENEBİLECEK Mİ?  8 Kasım tarihinde gerçekleşecek olan ay tutulması, Avrupa, Afrika ve Asya&#039;dan gözlenebilecek. Ancak tutulma Türkiye&#039;de gündüz saatine denk geldiği ve hava aydınlık olacağı için görülemeyecek. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iXSOZAh6Nkm0dSSkT2wsnw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>tutulması, zaman, tutulması, Türkiyeden, izlenecek, mi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iXSOZAh6Nkm0dSSkT2wsnw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Ay tutulması ne zaman? Ay tutulması Türkiye'den izlenecek mi?"><p>Ay tutulmasının ne zaman yaşanacağı, gök olaylarını izlemeyi seven birçok kişi tarafından merak edilmeye başladı. Bu yıl ikincisi gerçekleşecek olan tam ay tutulmasının hangi tarihte meydana geleceği araştırılıyor. 2022 yılı gök olayları takvimiyle birlikte ay tutulmasının ne zaman olacağı ve Türkiye'den izlenip izlenemeyeceği belli oldu. İşte ayrıntılar.</p><p>2022 yılı önemli gök olayları takviminin yayımlanmasıyla birlikte, bu yıl ikincisi gerçekleşecek tam ay tutulmasının ne zaman olacağı belli oldu. </p><p>Doğa olaylarını izlemeyi seven kişiler ise ay tutulmasının Türkiye'den izlenebilip izlenemeyeceğini merak ediyor. Peki, ay tutulması ne zaman? Ay tutulması Türkiye'den izlenecek mi?  <strong>AY TUTULMASI NE ZAMAN?</strong>  2022 yılı önemli gök olayları takviminin yayımlanmasıyla birlikte ay tutulmasının ne zaman yaşanacağı belli oldu.  Buna göre; Tam ay tutulması 8 Kasım 2022 Salı Günü saat 14.00‘da başlayacak.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UNtTv8VkK0C3T6bWGpAXdw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><strong>AY TUTULMASI TÜRKİYE'DEN İZLENEBİLECEK Mİ?</strong>  8 Kasım tarihinde gerçekleşecek olan ay tutulması, Avrupa, Afrika ve Asya'dan gözlenebilecek. Ancak tutulma Türkiye'de gündüz saatine denk geldiği ve hava aydınlık olacağı için görülemeyecek.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İstanbul&amp;apos;da sonbahar güzelliği yaşayabileceğiniz 5 orman</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/istanbulda-sonbahar-guzelligi-yasayabileceginiz-5-orman</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/istanbulda-sonbahar-guzelligi-yasayabileceginiz-5-orman</guid>
<description><![CDATA[ İstanbul çoğu zaman yoğun ve bunaltıcı olabiliyor. Özellikle kış aylarının yaklaştığı bu dönemde şehrin bizi içine çeken karmaşasından biraz olsun uzaklaşmak, doğanın içinde ruhumuzu dinlendirmek ve tertemiz hava solumak için İstanbul’da gidebileceğimiz beş orman bulunuyor. Üstelik İstanbul’un her mevsim görmeye değer bu ormanlarında sonbahar güzelliğini şehirden uzaklaşmadan da yaşayabiliriz.


İşte İstanbul’un o ormanları...Avrupa Yakası’nda yer alan ve akla ilk gelen yerlerden birisi Belgrad Ormanı... İstanbul&#039;un en geniş ormanlık alanı olarak bilinen, uzun yürüyüş parkurlarına sahip bu ormanda aileniz ve arkadaşlarınızla yürüyüş yapabilir, piknik alanlarında vakit geçirebilirsiniz. Belgrad, içinde bulundurduğu birbirinden farklı binlerce ağaç, kuş ve bitki çeşidiyle bu sonbahar da bize görülmeye değer bir tabiat sunuyor.Anadolu Yakası’nda şehrin tam ortasında yer alan, sonbaharda görülmeye değer bir başka yeşil alan ise Aydos Ormanı. Şehrin karmaşasından uzaklaşıp huzur bulabileceğiniz bu ormanda keşfedebileceğiniz birçok yer ve etkinlik var. Aydos Tepesi ve Aydos Gölü mutlaka görmeniz gereken yerler arasında. Etrafı yemyeşil ağaçlarla çevrili gölde deniz bisikletiyle gezebilir, mesire alanında piknik yapabilir, parkurlarda yürüyüş yapabilir ya da koşabilirsiniz. Hatta doğayla iç içe bir noktada kamp yapabilir ve gölde balık tutabilirsiniz.Anadolu Yakası&#039;nda bulunan Ayhan Şahenk Sevgi Ormanı, aynı zamanda Karadeniz kıyılarının çok yakınında yer alıyor. Geniş yürüyüş yollarına sahip bu ormanda kamp yapabilir, piknik alanlarında sevdiklerinizle huzurlu vakit geçirebilirsiniz. Beykoz&#039;da konumlanan sevgi ormanı şu an geçiçi olarak kapalı.Anadolu Yakası’nda sonbahar güzelliğini yaşayabileceğiniz bir başka rota ise Alemdağ Ormanı. İstanbul’un en yüksek ikinci tepesi olan Alemdağ’da yürüyüş, dağ koşusu ve bisiklet gibi birçok spor aktivetesi yapabilir sakin ve huzurlu bir gün geçirebilirsiniz.Avrupa Yakası’nda Belgrad Ormanı&#039;nın devamı niteliğinde olan bu orman özellikle çiftlerin çok geldiği bir yer. Özellikle bu mevsim görülmeye değer bu ormanda uzun yürüyüşler yapabilir temiz havanın tadını çıkarabilirsiniz.Anadolu Yakası’nda temiz hava ve orman kokusu alabileceğiniz Taşdelen Ormanı, doğal su kaynakları, yürüyüş alanları ve piknik yerleriyle sonbaharın tadını çıkarabileceğiniz ormanlardan bir tanesi. Bu yemyeşil alanda kamp yapabilir, keyifli bir hafta sonu geçirebilirsiniz. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7l16b6A7B0untRrY0ay1Xg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>İstanbulda, sonbahar, güzelliği, yaşayabileceğiniz, orman</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7l16b6A7B0untRrY0ay1Xg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="İstanbul'da sonbahar güzelliği yaşayabileceğiniz 5 orman"><p>İstanbul çoğu zaman yoğun ve bunaltıcı olabiliyor. Özellikle kış aylarının yaklaştığı bu dönemde şehrin bizi içine çeken karmaşasından biraz olsun uzaklaşmak, doğanın içinde ruhumuzu dinlendirmek ve tertemiz hava solumak için İstanbul’da gidebileceğimiz beş orman bulunuyor. Üstelik İstanbul’un her mevsim görmeye değer bu ormanlarında sonbahar güzelliğini şehirden uzaklaşmadan da yaşayabiliriz.


İşte İstanbul’un o ormanları...</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/e4GayaPSwUerok0I-T4dSQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Avrupa Yakası’nda yer alan ve akla ilk gelen yerlerden birisi Belgrad Ormanı... İstanbul'un en geniş ormanlık alanı olarak bilinen, uzun yürüyüş parkurlarına sahip bu ormanda aileniz ve arkadaşlarınızla yürüyüş yapabilir, piknik alanlarında vakit geçirebilirsiniz. Belgrad, içinde bulundurduğu birbirinden farklı binlerce ağaç, kuş ve bitki çeşidiyle bu sonbahar da bize görülmeye değer bir tabiat sunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3Bxii7ShUk-QgXfHpUfzUQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Anadolu Yakası’nda şehrin tam ortasında yer alan, sonbaharda görülmeye değer bir başka yeşil alan ise Aydos Ormanı. Şehrin karmaşasından uzaklaşıp huzur bulabileceğiniz bu ormanda keşfedebileceğiniz birçok yer ve etkinlik var. Aydos Tepesi ve Aydos Gölü mutlaka görmeniz gereken yerler arasında. Etrafı yemyeşil ağaçlarla çevrili gölde deniz bisikletiyle gezebilir, mesire alanında piknik yapabilir, parkurlarda yürüyüş yapabilir ya da koşabilirsiniz. Hatta doğayla iç içe bir noktada kamp yapabilir ve gölde balık tutabilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TiFPspxCO0WJvu92PZ9LYg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Anadolu Yakası'nda bulunan Ayhan Şahenk Sevgi Ormanı, aynı zamanda Karadeniz kıyılarının çok yakınında yer alıyor. Geniş yürüyüş yollarına sahip bu ormanda kamp yapabilir, piknik alanlarında sevdiklerinizle huzurlu vakit geçirebilirsiniz. Beykoz'da konumlanan sevgi ormanı şu an geçiçi olarak kapalı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/siqMImAWck-2XrklQ9ZWxg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Anadolu Yakası’nda sonbahar güzelliğini yaşayabileceğiniz bir başka rota ise Alemdağ Ormanı. İstanbul’un en yüksek ikinci tepesi olan Alemdağ’da yürüyüş, dağ koşusu ve bisiklet gibi birçok spor aktivetesi yapabilir sakin ve huzurlu bir gün geçirebilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R0d8-ejpq0iIEBxJLlKTLA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Avrupa Yakası’nda Belgrad Ormanı'nın devamı niteliğinde olan bu orman özellikle çiftlerin çok geldiği bir yer. Özellikle bu mevsim görülmeye değer bu ormanda uzun yürüyüşler yapabilir temiz havanın tadını çıkarabilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_L9wc-U9806gZopGAMskEQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Anadolu Yakası’nda temiz hava ve orman kokusu alabileceğiniz Taşdelen Ormanı, doğal su kaynakları, yürüyüş alanları ve piknik yerleriyle sonbaharın tadını çıkarabileceğiniz ormanlardan bir tanesi. Bu yemyeşil alanda kamp yapabilir, keyifli bir hafta sonu geçirebilirsiniz.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sonbaharda açan çiçekler</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/sonbaharda-acan-cicekler</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/sonbaharda-acan-cicekler</guid>
<description><![CDATA[ Yaz ile birlikte güneşli günleri geride bırakıyor olsak da doğa kendini yenilemeye devam ediyor. Havaların yavaş yavaş soğumaya başladığı sonbahar mevsiminde çiçek açan bitkiler, renkli görünümleriyle bahar havasını yaşatıyor. İşte sonbaharda açan çiçekler...KardelenZakkumZambakAster (Yıldızpatı)Cadı FındığıDikenli İğdeKamelyaEkinezya ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mX2PXcS60keQnfLbnnUgMw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Sonbaharda, açan, çiçekler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mX2PXcS60keQnfLbnnUgMw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Sonbaharda açan çiçekler"><p>Yaz ile birlikte güneşli günleri geride bırakıyor olsak da doğa kendini yenilemeye devam ediyor. Havaların yavaş yavaş soğumaya başladığı sonbahar mevsiminde çiçek açan bitkiler, renkli görünümleriyle bahar havasını yaşatıyor. İşte sonbaharda açan çiçekler...</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gDVF44LuQE2CNAUOBKg5mw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kardelen</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ai4Y00v-U0eKuKbJLR2IXw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zakkum</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HS2rnJmL5kScxGhZW1zgRw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zambak</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XieP5jpFNEeYEMbmj7BlEA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aster (Yıldızpatı)</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rsk1oMwGok2gZALpCKNYkw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cadı Fındığı</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4fCbQgsg5US4H5ww-tMGkQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dikenli İğde</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/r85cwszCIUCaR2-1E9MPgg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kamelya</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iYQiGamyO0emk3KAegKv3Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ekinezya</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Güneş tutulması depremi tetikler mi?</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/gunes-tutulmasi-depremi-tetikler-mi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/gunes-tutulmasi-depremi-tetikler-mi</guid>
<description><![CDATA[ Bugün yaşanan güneş tutulması öncesinde birçok kişi de bir yandan depremle ilişiği olup olmadığını sorgulamaya başladı. 17 Ağustos 1999 depreminden önce de meydana gelen güneş tutulması, yine gerçekleşmesi nedeniyle kafalarda soru işareti bıraktı. Jeoloji Uzmanı ve Bilim Akademisi üyesi Prof. Dr. Naci Görür, 8 Ekim&#039;de  sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla, depremin güneş tutulmasıyla bir ilişkisi olup olmadığına yönelik sorulara yanıt vermişti. İşte ayrıntılar.Güneş tutulması depremi tetikler mi? sorusuna yanıt arayan birçok kişiye, Jeoloji Uzmanı Prof. Dr. Naci Görür&#039;ün açıklamaları yanıt oldu.
8 Ekim 2022 tarihinde sosyal medya hesabı üzerinden güneş tutulması ve deprem ilişiği hakkında açıklamalar yapan uzman isim, merak edilen soruya yanıt vermişti.Prof. Dr. Naci Görür, güneş tutulmalarının depremlere olası etkisine dair, 8 Ekim tarihinde sosyal medya hesabı üzerinden açıklama yapmıştı.Güneş tutulmasıyla ilgili takipçilerinden gelen soruları yanıtlayan Görür, şu ifadelerini kullanmıştı:
&quot;Kimi takipcilerim soruyor. Bu ay güneş tutulması olacak. 17 Ağustos 1999 depreminden önce de olmuştu. Endişeliyiz hocam ya tekrar olursa diyorlar. Ay Dünya ile Güneş arasına girdiğinde bu olay gerçekleşir.Bu olay sırasında üç gezegen de aynı sırada olduğu için Dünya üzerine daha fazla çekim uygularlar. Bu çekim hem hidrosferde hem de litosferde kabarmalara neden olur. Kimi zaman litosferdeki kabarma 25-30 cm varabilir. Normalde bu çekim kuvveti büyük depremlere neden olmaz.Ancak kimi yerlerdeki faylar aşırı stres biriktirmiş ve deprem üretmeye zaten hazır hale gelmiş ise o faylar üzerinde depreme neden olabilir. Yani bardağı taşıran son damla rolü oynayabilir. Sevgiyle.&quot;Bugün gerçekleşmeye başlayan güneş tutulması Türkiye&#039;den görülmeye başlandı. 
TÜBİTAK verilerine göre; en yüksek tutulma oranı Doğu illerinde gerçekleşecek.İstanbul&#039;da ise maksimum örtünme saat 13.47&#039;de yaşanacak.Güneş tutulması, Ay&#039;ın yörünge hareketi sırasında Dünya ile Güneş arasına girmesi ve dolayısıyla Ay&#039;ın Güneş&#039;i kısmen ya da tümüyle örtmesi sonucunda gözlemlenen doğa olayıdır.Tutulmanın olması için Ay&#039;ın yeni ay evresinde olması ve Dünya&#039;ya göre Güneş ile kavuşum halinde olması, yani yörünge düzleminin Dünya&#039;nın Güneş çevresindeki yörünge düzlemi ile çakışması gerekir.
Bir yıl içinde Ay, Dünya çevresinde yaklaşık on iki kez dönmesine karşın, Ay&#039;ın yörünge düzlemi ile Dünya&#039;nın yörünge düzlemi arasında beş derece kadar bir açı olması sonucu, Ay her defasında Güneş&#039;in tam önünden geçmez ve dolayısıyla bu çakışma seyrek olarak oluşur.Bu yüzden, yılda iki ile beş arasında Güneş tutulması gözlemlenir. Bunlardan en çok ikisi tam tutulma olabilir.
Güneş tutulması Dünya üzerinde dar bir koridor izler. Bu yüzden herhangi bir bölge için Güneş tutulması çok ender bir olaydır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0yHmhwdSuUmBhXaoQae6mg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Güneş, tutulması, depremi, tetikler, mi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0yHmhwdSuUmBhXaoQae6mg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Güneş tutulması depremi tetikler mi?"><p>Bugün yaşanan güneş tutulması öncesinde birçok kişi de bir yandan depremle ilişiği olup olmadığını sorgulamaya başladı. 17 Ağustos 1999 depreminden önce de meydana gelen güneş tutulması, yine gerçekleşmesi nedeniyle kafalarda soru işareti bıraktı. Jeoloji Uzmanı ve Bilim Akademisi üyesi Prof. Dr. Naci Görür, 8 Ekim'de  sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla, depremin güneş tutulmasıyla bir ilişkisi olup olmadığına yönelik sorulara yanıt vermişti. İşte ayrıntılar.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AVXwgAVXFE6mxcGk-555wQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Güneş tutulması depremi tetikler mi? sorusuna yanıt arayan birçok kişiye, Jeoloji Uzmanı Prof. Dr. Naci Görür'ün açıklamaları yanıt oldu.
8 Ekim 2022 tarihinde sosyal medya hesabı üzerinden güneş tutulması ve deprem ilişiği hakkında açıklamalar yapan uzman isim, merak edilen soruya yanıt vermişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-bPu0NrTQUON_nn4GYkdtg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Prof. Dr. Naci Görür, güneş tutulmalarının depremlere olası etkisine dair, 8 Ekim tarihinde sosyal medya hesabı üzerinden açıklama yapmıştı.Güneş tutulmasıyla ilgili takipçilerinden gelen soruları yanıtlayan Görür, şu ifadelerini kullanmıştı:
"Kimi takipcilerim soruyor. Bu ay güneş tutulması olacak. 17 Ağustos 1999 depreminden önce de olmuştu. Endişeliyiz hocam ya tekrar olursa diyorlar. Ay Dünya ile Güneş arasına girdiğinde bu olay gerçekleşir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XMU1EaoX4ECgBsWY6nDtWw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu olay sırasında üç gezegen de aynı sırada olduğu için Dünya üzerine daha fazla çekim uygularlar. Bu çekim hem hidrosferde hem de litosferde kabarmalara neden olur. Kimi zaman litosferdeki kabarma 25-30 cm varabilir. Normalde bu çekim kuvveti büyük depremlere neden olmaz.Ancak kimi yerlerdeki faylar aşırı stres biriktirmiş ve deprem üretmeye zaten hazır hale gelmiş ise o faylar üzerinde depreme neden olabilir. Yani bardağı taşıran son damla rolü oynayabilir. Sevgiyle."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Os6hEZ4okkGaZ037UtNFvw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bugün gerçekleşmeye başlayan güneş tutulması Türkiye'den görülmeye başlandı. 
TÜBİTAK verilerine göre; en yüksek tutulma oranı Doğu illerinde gerçekleşecek.İstanbul'da ise maksimum örtünme saat 13.47'de yaşanacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eEK2avfxzkCGZ_V26dqLjw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Güneş tutulması, Ay'ın yörünge hareketi sırasında Dünya ile Güneş arasına girmesi ve dolayısıyla Ay'ın Güneş'i kısmen ya da tümüyle örtmesi sonucunda gözlemlenen doğa olayıdır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8QQGMbryHk6AWeHjQzy6lA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tutulmanın olması için Ay'ın yeni ay evresinde olması ve Dünya'ya göre Güneş ile kavuşum halinde olması, yani yörünge düzleminin Dünya'nın Güneş çevresindeki yörünge düzlemi ile çakışması gerekir.
Bir yıl içinde Ay, Dünya çevresinde yaklaşık on iki kez dönmesine karşın, Ay'ın yörünge düzlemi ile Dünya'nın yörünge düzlemi arasında beş derece kadar bir açı olması sonucu, Ay her defasında Güneş'in tam önünden geçmez ve dolayısıyla bu çakışma seyrek olarak oluşur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JzmKB5kUsEukJG8LzrJgAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu yüzden, yılda iki ile beş arasında Güneş tutulması gözlemlenir. Bunlardan en çok ikisi tam tutulma olabilir.
Güneş tutulması Dünya üzerinde dar bir koridor izler. Bu yüzden herhangi bir bölge için Güneş tutulması çok ender bir olaydır.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kertenkeleler düşünülenden 35 milyon yıl önceye dayanıyor olabilir</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/kertenkeleler-dusunulenden-35-milyon-yil-oenceye-dayaniyor-olabilir</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/kertenkeleler-dusunulenden-35-milyon-yil-oenceye-dayaniyor-olabilir</guid>
<description><![CDATA[ İngiltere&#039;de yapılan bir araştırmaya göre kertenkelelerin varlığı, düşünülenden 35 milyon yıl daha önceye dayanıyor olabilir.BBC&#039;nin haberine göre, İngiltere&#039;deki Bristol Üniversitesinin yaptığı keşifte, Ulusal Tarih Müzesi&#039;nin deposunda 1950&#039;lerden bu yana bulunan bir sürüngenin kalıntıları, bilgisayarlı tomografiyle incelendi ve üç boyutlu hali canlandırıldı.  Yapılan inceleme sonucunda, türü bilinmeyen sürüngenin modern kertenkelelerle yakından bağlantılı olabileceği ve kökeninin düşünülenden 35 milyon yıl daha önceye dayanıyor olabileceği ortaya konuldu.  Araştırmayı yürüten Dr. David Whiteside, &quot;İncelenen fosil, 240 milyon yıl önce &#039;Squamatlar&#039;dan ayrılan Rhynchocephalia grubundaki tek hayatta kalan Yeni Zelanda tuatara&#039;nın yakın bir akrabası olan yaygın bir sürüngendi&quot; dedi.  &quot;Fosili ve üç boyutlu halini incelemeye devam ettikçe günümüzdeki kertenkelelerle daha yakından bağlantılı olduğuna ikna olmaya başladık.&quot; ifadelerini kullanan Whiteside, bu fosilin çok özel olduğunu ve &quot;son yıllarda yapılan en önemli keşif olabileceğini&quot; vurguladı.  Araştırmacılar, fosilin keskin dişlerine atıfta bulunarak yaptıkları keşfe &quot;küçük kasap&quot; anlamına gelen &quot;Cryptovaranoides microlanius&quot; adını verdi.  Kertenkelelerin kökeninin, geç Orta Jura (Jurassic) dönemine uzandığı düşünülürken yeni araştırmayla bu canlıların Geç Triyas (Triassic) döneminde (237-201 milyon yıl önce) yaşamış olabileceği tespit edildi.  İncelenen fosilin, &quot;Squamata&quot; olarak adlandırılan kertenkelelerin ve yılanların kökenine ilişkin tüm tahminleri ve evrim hızları hakkındaki varsayımları etkilediği belirtiliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8bg-GLeHr0-6bHSYKA4MgQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Kertenkeleler, düşünülenden, milyon, yıl, önceye, dayanıyor, olabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8bg-GLeHr0-6bHSYKA4MgQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Kertenkeleler düşünülenden 35 milyon yıl önceye dayanıyor olabilir"><p>İngiltere'de yapılan bir araştırmaya göre kertenkelelerin varlığı, düşünülenden 35 milyon yıl daha önceye dayanıyor olabilir.</p>BBC'nin haberine göre, İngiltere'deki Bristol Üniversitesinin yaptığı keşifte, Ulusal Tarih Müzesi'nin deposunda 1950'lerden bu yana bulunan bir sürüngenin kalıntıları, bilgisayarlı tomografiyle incelendi ve üç boyutlu hali canlandırıldı.  Yapılan inceleme sonucunda, türü bilinmeyen sürüngenin modern kertenkelelerle yakından bağlantılı olabileceği ve kökeninin düşünülenden 35 milyon yıl daha önceye dayanıyor olabileceği ortaya konuldu.  Araştırmayı yürüten Dr. David Whiteside, "İncelenen fosil, 240 milyon yıl önce 'Squamatlar'dan ayrılan Rhynchocephalia grubundaki tek hayatta kalan Yeni Zelanda tuatara'nın yakın bir akrabası olan yaygın bir sürüngendi" dedi.  "Fosili ve üç boyutlu halini incelemeye devam ettikçe günümüzdeki kertenkelelerle daha yakından bağlantılı olduğuna ikna olmaya başladık." ifadelerini kullanan Whiteside, bu fosilin çok özel olduğunu ve "son yıllarda yapılan en önemli keşif olabileceğini" vurguladı.  Araştırmacılar, fosilin keskin dişlerine atıfta bulunarak yaptıkları keşfe "küçük kasap" anlamına gelen "Cryptovaranoides microlanius" adını verdi.  Kertenkelelerin kökeninin, geç Orta Jura (Jurassic) dönemine uzandığı düşünülürken yeni araştırmayla bu canlıların Geç Triyas (Triassic) döneminde (237-201 milyon yıl önce) yaşamış olabileceği tespit edildi.  İncelenen fosilin, "Squamata" olarak adlandırılan kertenkelelerin ve yılanların kökenine ilişkin tüm tahminleri ve evrim hızları hakkındaki varsayımları etkilediği belirtiliyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doğu Anadolu&amp;apos;nun doğasından kış manzaraları</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/dogu-anadolunun-dogasindan-kis-manzaralari</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/dogu-anadolunun-dogasindan-kis-manzaralari</guid>
<description><![CDATA[ Kars&#039;ta etkili olan soğuk hava ve kar, doğal güzelliklerin bambaşka bir yönünü ortaya çıkardı.Doğu Anadolu&#039;da soğuk havanın etkisiyle kış mevsimi hem gündelik yaşamı hem de doğayı etkiledi.Kars’ın Sarıkamış ilçesinde üzerinde kırağı oluşan bitkiler, alışılmışın dışında görüntülere sahne oldu.Soğuk hava nedeniyle donan bitki ve ağaçlar, doğanın bambaşka bir yüzünü ortaya çıkardı.

İşte Doğu Anadolu&#039;da soğuk havanın etkisiyle ortaya çıkan manzaralar... ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2NCrcvnONEqEDGtnjihnkw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Doğu, Anadolunun, doğasından, kış, manzaraları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2NCrcvnONEqEDGtnjihnkw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Doğu Anadolu'nun doğasından kış manzaraları"><p>Kars'ta etkili olan soğuk hava ve kar, doğal güzelliklerin bambaşka bir yönünü ortaya çıkardı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lvsRs7QEskmnyz3tsieo5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doğu Anadolu'da soğuk havanın etkisiyle kış mevsimi hem gündelik yaşamı hem de doğayı etkiledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dWx0YegLpUOjQ6hioHgqSA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kars’ın Sarıkamış ilçesinde üzerinde kırağı oluşan bitkiler, alışılmışın dışında görüntülere sahne oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NBu7kqY_SE2FhyrR1Ozrxw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Soğuk hava nedeniyle donan bitki ve ağaçlar, doğanın bambaşka bir yüzünü ortaya çıkardı.

İşte Doğu Anadolu'da soğuk havanın etkisiyle ortaya çıkan manzaralar...</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vuem3KaL-Uauug1EaQnCyg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6SlbhDIQoUO8fOuPBQSXwQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y1JCRARU4EibuIBtnxv4jw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pRnq0xl7GESInB9qDC_xyQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/occVik5ehUmV60eQ3g3zVw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doğa ile bağınızı güçlendirmenin 8 yolu</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/doga-ile-baginizi-guclendirmenin-8-yolu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/doga-ile-baginizi-guclendirmenin-8-yolu</guid>
<description><![CDATA[ Beton bloklarla çevrili manzara, yoğun çalışma rutini ve şehir hayatı... Bütün bu karmaşaya ara vermek için doğayla yeniden bağ kurmak ve iç huzura ulaşmak belki de en güzel çözüm olabilir.  İşte doğayla ilişkinizi kuvvetlendirmek için yapabilecekleriniz...ANI ÖZÜMSEYİN
Doğayla bütünleşmek için ormana gidebilir veya bir göl kenarında manzaranın tadını çıkarabilirsiniz. Ancak elinizde hala telefon varsa ve modern hayatın sorumlulukları peşinizi bırakmıyorsa doğanın güzelliklerini takdir etmeniz mümkün değil. Her şeyi bırakın. Aklınızı kurcalayan şeyleri bir süreliğine uzaklaştırmayı deneyin. Kuş seslerine kulak verin ve ağaçların kokusunu içinize çekin.
 
KEŞFE ÇIKIN
Huzur bulmak için kaçtığınız pek çok farklı mekan olduğuna eminiz. Bu sefer bir değişiklik yapın ve daha önce hiç gitmediğiniz bir yeri keşfe çıkın. Farklı yeşil alanlar zihninizi ve bedeninizi arındırmaya yardımcı olacaktır.YARATICILIK VE DOĞA BİR ARADA
Doğayla birden fazla yolla bütünleşmeniz mümkün. Bu yollardan biri de doğayla iç içeyken yaratıcılığınızı ortaya çıkarmak. Fotoğraf çekmeyi, resim çizmeyi veya kara kalem çalışması yapmayı deneyin.
KİTAP OKUYUN
Doğayla bağlarınızı kuvvetlendirmek için şehir hayatından uzaklaşmanız mümkün olmayabilir. Evinizin konforunda doğa hakkında kitaplar okumayı deneyin. Bitkileri ele alan bir kitap veya ormanda maceraya çıkmış bir grup gencin hikayesi sizi bir nebze olsa da doğaya yakınlaştırabilir.GÜN DOĞUMUNU KAÇIRMAYIN
Doğanın mucizelerini derinlemesine hissetmek için bazı anlara tanıklık etmeyi deneyin. Elinize bir bardak kahve alın ve gün batımını izleyemeye gidin. Eğer sabah insanıysanız gün doğumunu da izleyebilirsiniz.
BİTKİLERİ, ÇİÇEKLERİ ÖĞRENİN
Doğadan koptuğunuzu hissediyorsanız şehir hayatından fırsat buldukça doğal yaşama dair bilgiler edinmeye çalışın. Günlük hayatınızda karşınıza çıkan bitkilerin, ağaçların ve çiçeklerin adlarını öğrenerek başlayabilirsiniz.DOĞA ARKADAŞI BULUN
Doğada çıktığınız küçük keşiflerde yanınızda bir arkadaş olması sizi daha güvende ve huzurlu hissettirebilir. Beraber yapabileceğiniz aktiviteler seçin, rotalar belirleyin ve doğanın güzelliklerini beraber takdir edin.
ÖZGÜRCE GEZİN
Her gün aynı ulaşım araçlarıyla bir yerlere varmaya çalışıyoruz. Yeni bir yere giderken bile navigasyona bağımlı hareket ediyoruz. Her gün gittiğiniz yolu alternatif rotalarla yenileyin. Karşınıza daha yeşil ve huzur verici bir yol çıkabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PfTCU-a7PEqN5dM4N0dzpg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Doğa, ile, bağınızı, güçlendirmenin, yolu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PfTCU-a7PEqN5dM4N0dzpg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Doğa ile bağınızı güçlendirmenin 8 yolu"><p>Beton bloklarla çevrili manzara, yoğun çalışma rutini ve şehir hayatı... Bütün bu karmaşaya ara vermek için doğayla yeniden bağ kurmak ve iç huzura ulaşmak belki de en güzel çözüm olabilir.  İşte doğayla ilişkinizi kuvvetlendirmek için yapabilecekleriniz...</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aMPNF_fs3EyY6CwOQwBaYQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ANI ÖZÜMSEYİN
Doğayla bütünleşmek için ormana gidebilir veya bir göl kenarında manzaranın tadını çıkarabilirsiniz. Ancak elinizde hala telefon varsa ve modern hayatın sorumlulukları peşinizi bırakmıyorsa doğanın güzelliklerini takdir etmeniz mümkün değil. Her şeyi bırakın. Aklınızı kurcalayan şeyleri bir süreliğine uzaklaştırmayı deneyin. Kuş seslerine kulak verin ve ağaçların kokusunu içinize çekin.
 
KEŞFE ÇIKIN
Huzur bulmak için kaçtığınız pek çok farklı mekan olduğuna eminiz. Bu sefer bir değişiklik yapın ve daha önce hiç gitmediğiniz bir yeri keşfe çıkın. Farklı yeşil alanlar zihninizi ve bedeninizi arındırmaya yardımcı olacaktır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/k2YNAvXmuk6jH8na455ZSg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>YARATICILIK VE DOĞA BİR ARADA
Doğayla birden fazla yolla bütünleşmeniz mümkün. Bu yollardan biri de doğayla iç içeyken yaratıcılığınızı ortaya çıkarmak. Fotoğraf çekmeyi, resim çizmeyi veya kara kalem çalışması yapmayı deneyin.
KİTAP OKUYUN
Doğayla bağlarınızı kuvvetlendirmek için şehir hayatından uzaklaşmanız mümkün olmayabilir. Evinizin konforunda doğa hakkında kitaplar okumayı deneyin. Bitkileri ele alan bir kitap veya ormanda maceraya çıkmış bir grup gencin hikayesi sizi bir nebze olsa da doğaya yakınlaştırabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vdfth7uAwUav-CP6ZsZgXQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>GÜN DOĞUMUNU KAÇIRMAYIN
Doğanın mucizelerini derinlemesine hissetmek için bazı anlara tanıklık etmeyi deneyin. Elinize bir bardak kahve alın ve gün batımını izleyemeye gidin. Eğer sabah insanıysanız gün doğumunu da izleyebilirsiniz.
BİTKİLERİ, ÇİÇEKLERİ ÖĞRENİN
Doğadan koptuğunuzu hissediyorsanız şehir hayatından fırsat buldukça doğal yaşama dair bilgiler edinmeye çalışın. Günlük hayatınızda karşınıza çıkan bitkilerin, ağaçların ve çiçeklerin adlarını öğrenerek başlayabilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vM_FF5rQYE-q2BgXwPS8mg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>DOĞA ARKADAŞI BULUN
Doğada çıktığınız küçük keşiflerde yanınızda bir arkadaş olması sizi daha güvende ve huzurlu hissettirebilir. Beraber yapabileceğiniz aktiviteler seçin, rotalar belirleyin ve doğanın güzelliklerini beraber takdir edin.
ÖZGÜRCE GEZİN
Her gün aynı ulaşım araçlarıyla bir yerlere varmaya çalışıyoruz. Yeni bir yere giderken bile navigasyona bağımlı hareket ediyoruz. Her gün gittiğiniz yolu alternatif rotalarla yenileyin. Karşınıza daha yeşil ve huzur verici bir yol çıkabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mercek bulutu nedir? Mercek bulutu neden ve nasıl oluşur?</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/mercek-bulutu-nedir-mercek-bulutu-neden-ve-nasil-olusur</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/mercek-bulutu-nedir-mercek-bulutu-neden-ve-nasil-olusur</guid>
<description><![CDATA[ Mercek bulutu, Bursa&#039;da görülmesiyle birlikte merak edilen gök olayları arasında yer almaya başladı. UFO&#039;ya benzeyen şekliyle ilginç bir görüntü oluşturan mercek bulutunun neden ve nasıl oluştuğu sorgulanıyor. Peki, mercek bulutu nedir? Mercek bulutu neden ve nasıl oluşur?Bursa&#039;da sabah saatlerinden itibaren beliren mercek bulutu, gökyüzüne bakanlarda şaşkınlık yarattı. Aynı noktada dairesel şekil değiştirerek görülen mercek bulutu ilginç görüntü oluşturdu. Peki, mercek bulutu nedir, neden oluşur?  MERCEK BULUTU NEDİR VE NEDEN OLUŞUR?  Meteoroloji Genel Müdürlüğünün internet sitesinde mercek bulutu hakkında şunlardan bahsedilmiştir;   &quot;Mercek bulutları engebelerden kaynaklanan rüzgar dalgalanmalarının bir sonucu olarak oluşur ve engebenin kuytu tarafında aşağı doğru hareketli türbülansın olduğunu gösterir.   Orografik bir olayın sonucudur. Mercek terimi daha çok cirrocumulus, altocumulus ve stratocumulus tipi bulutlarla beraber kullanılır. Fön rüzgarlarının görüldüğü her türlü coğrafi alanda bu tür bulutları görmek olasıdır.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5iknN2v9x06tqK3gLCq__g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Mercek, bulutu, nedir, Mercek, bulutu, neden, nasıl, oluşur</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5iknN2v9x06tqK3gLCq__g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Mercek bulutu nedir? Mercek bulutu neden ve nasıl oluşur?"><p>Mercek bulutu, Bursa'da görülmesiyle birlikte merak edilen gök olayları arasında yer almaya başladı. UFO'ya benzeyen şekliyle ilginç bir görüntü oluşturan mercek bulutunun neden ve nasıl oluştuğu sorgulanıyor. Peki, mercek bulutu nedir? Mercek bulutu neden ve nasıl oluşur?</p>Bursa'da sabah saatlerinden itibaren beliren mercek bulutu, gökyüzüne bakanlarda şaşkınlık yarattı. Aynı noktada dairesel şekil değiştirerek görülen mercek bulutu ilginç görüntü oluşturdu. Peki, mercek bulutu nedir, neden oluşur?  <strong>MERCEK BULUTU NEDİR VE NEDEN OLUŞUR?</strong>  Meteoroloji Genel Müdürlüğünün internet sitesinde mercek bulutu hakkında şunlardan bahsedilmiştir;   "Mercek bulutları engebelerden kaynaklanan rüzgar dalgalanmalarının bir sonucu olarak oluşur ve engebenin kuytu tarafında aşağı doğru hareketli türbülansın olduğunu gösterir.   Orografik bir olayın sonucudur. Mercek terimi daha çok cirrocumulus, altocumulus ve stratocumulus tipi bulutlarla beraber kullanılır. Fön rüzgarlarının görüldüğü her türlü coğrafi alanda bu tür bulutları görmek olasıdır."]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Şelaleye giren ailenin üzerine ağaç düştü: 1 ölü, 4 yaralı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/selaleye-giren-ailenin-uzerine-agac-dustu-1-oelu-4-yarali</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/selaleye-giren-ailenin-uzerine-agac-dustu-1-oelu-4-yarali</guid>
<description><![CDATA[ Endonezya&#039;nın Java eyaletinde doğa gezisi sırasında şelaleye giren ailenin üzerine toprak kayması nedeniyle ağaç düştü. Bir kişinin öldüğü 4 kişinin yaralandığı kazanın ardından şelale ziyarete kapatıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/141Xrbf0HUi-kdrRdPsUOw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Şelaleye, giren, ailenin, üzerine, ağaç, düştü:, ölü, yaralı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/141Xrbf0HUi-kdrRdPsUOw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both&v=20230223071444885" class="type:primaryImage" alt="Şelaleye giren ailenin üzerine ağaç düştü: 1 ölü, 4 yaralı"><p>Endonezya'nın Java eyaletinde doğa gezisi sırasında şelaleye giren ailenin üzerine toprak kayması nedeniyle ağaç düştü. Bir kişinin öldüğü 4 kişinin yaralandığı kazanın ardından şelale ziyarete kapatıldı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Güneş tutulması ne zaman, hangi tarihlerde gerçekleşecek? (2023 güneş tutulması tarihleri)</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/gunes-tutulmasi-ne-zaman-hangi-tarihlerde-gerceklesecek-2023-gunes-tutulmasi-tarihleri</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/gunes-tutulmasi-ne-zaman-hangi-tarihlerde-gerceklesecek-2023-gunes-tutulmasi-tarihleri</guid>
<description><![CDATA[ Güneş tutulmasının, 2023 yılında ne zaman gerçekleşeceği birçok kişi tarafından araştırılıyor. Gök olaylarını yakından takip etmeyi seven vatandaşlar, 2023 yılı güneş tutulması tarihlerini sorguluyor. 2023 yılı gök olayları takvimine göre, güneş tutulmasının bu yıl hangi tarihlerde meydana geleceği belli oldu. Peki, güneş tutulması ne zaman?Yılın en heyecanlı gök olayları arasında yer alan güneş tutulmasının, 2023 yılında hangi tarihlerde yaşanacağı merak ediliyor. Her yıl iki kez meydana gelen güneş tutulmalarının bu yıl ne zaman yaşanacağı belli oldu. Peki, güneş tutulması ne zaman, hangi tarihlerde gerçekleşecek?  2023 GÜNEŞ TUTULMASI TARİHLERİ  2022&#039;nin ilk güneş tutulması 30 Nisan&#039;da, ikinci ve son güneş tutulması ise 25 Ekim günü yaşanmıştı. 2023 yılı gök olayları takvimine göre bu yılın güneş tutulması tarihleri belli oldu.  Buna göre; 2023 yılı güneş tutulması 20 Nisan 2023&#039;te ve 14 Ekim 2023&#039;te gerçekleşecek.GÜNEŞ TUTULMASI NASIL OLACAK?  Ay, güneşin önünden geçerek parçalı bir güneş tutulması meydana getirecek. Güneş, gözlemcilerin dünyanın neresinde bulunduklarına bağlı olarak hilal bir ay gibi görünecek. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GUs9CzudsUeUX_fr2yZMOA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Güneş, tutulması, zaman, hangi, tarihlerde, gerçekleşecek, 2023, güneş, tutulması, tarihleri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GUs9CzudsUeUX_fr2yZMOA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Güneş tutulması ne zaman, hangi tarihlerde gerçekleşecek? (2023 güneş tutulması tarihleri)"><p>Güneş tutulmasının, 2023 yılında ne zaman gerçekleşeceği birçok kişi tarafından araştırılıyor. Gök olaylarını yakından takip etmeyi seven vatandaşlar, 2023 yılı güneş tutulması tarihlerini sorguluyor. 2023 yılı gök olayları takvimine göre, güneş tutulmasının bu yıl hangi tarihlerde meydana geleceği belli oldu. Peki, güneş tutulması ne zaman?</p>Yılın en heyecanlı gök olayları arasında yer alan güneş tutulmasının, 2023 yılında hangi tarihlerde yaşanacağı merak ediliyor. Her yıl iki kez meydana gelen güneş tutulmalarının bu yıl ne zaman yaşanacağı belli oldu. Peki, güneş tutulması ne zaman, hangi tarihlerde gerçekleşecek?  <strong>2023 GÜNEŞ TUTULMASI TARİHLERİ</strong>  2022'nin ilk güneş tutulması 30 Nisan'da, ikinci ve son güneş tutulması ise 25 Ekim günü yaşanmıştı. 2023 yılı gök olayları takvimine göre bu yılın güneş tutulması tarihleri belli oldu.  Buna göre; 2023 yılı güneş tutulması 20 Nisan 2023'te ve 14 Ekim 2023'te gerçekleşecek.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EkOavU6ykk2egVcQNxirlA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><strong>GÜNEŞ TUTULMASI NASIL OLACAK?</strong>  Ay, güneşin önünden geçerek parçalı bir güneş tutulması meydana getirecek. Güneş, gözlemcilerin dünyanın neresinde bulunduklarına bağlı olarak hilal bir ay gibi görünecek.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Manisa&amp;apos;da kurtlar fotokapanla ilk kez görüntülendi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/manisada-kurtlar-fotokapanla-ilk-kez-goeruntulendi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/manisada-kurtlar-fotokapanla-ilk-kez-goeruntulendi</guid>
<description><![CDATA[ Manisa, İzmir, Muğla ve Aydın&#039;daki ormanlık alanlara yerleştirilen 348 fotokapan ile yaban hayatı gözlemlenirken, Manisa&#039;da ilk kez bir kurt sürüsü fotokapanla görüntülendi.Tarım ve Orman Bakanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar 4&#039;üncü Bölge Müdürlüğü Avcılık ve Yaban Hayatı Şube Müdürlüğü&#039;nün Manisa, İzmir, Muğla ve Aydın&#039;daki farklı ormanlık alanlara yerleştirdiği foto kapanlar ile avcılıkla mücadele edilirken, aynı zamanda yaban hayvanlarının doğal yaşamı da görüntüleniyor.Gündüz ve gece kayıtta olan 348 foto kapandan Manisa&#039;daki 43 fotokapan tarafından kurt, domuz, tilki, çakal, geyik, karaca gibi birçok hayvan görüntülendi.Özellikle Manisa&#039;da kurt sürüsü ilk kez görüntülenirken, Doğa Koruma ve Milli Parklar 4’üncü Bölge Müdürlüğü Avcılık ve Yaban Hayatı Şube Müdürü Hasan Paşalı, son dönemlerde kentte kurt popülasyonunun arttığını söyledi.Bölgenin Kızıl geyik, kurt, karaca, ala geyik, boz ayı, tilki, çakal, tavşan, yaban domuzu gibi popülasyonlar nedeniyle şanslı olduğunu söyleyen Paşalı, foto kapanlar ile türlerin yayılış ve hakimiyet alanlarının, türler arası ve tür içi etkileşimlerin belirlendiğini, popülasyondaki özel bireylerin tespiti, tür çeşitliliği, türün mevsimsel ve günlük aktivitelerini izlenip popülasyon büyüklüğünün tespit edildiğini söyledi.Doğada görülen yaban hayvanlarının alınmaması gerektiğini söyleyen Paşalı, vatandaşların yaralı yaban hayvanlarını kendilerine iletebileceklerini hatırlattı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CzZGSpvvYkS5Q0CO5Hi88Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Manisada, kurtlar, fotokapanla, ilk, kez, görüntülendi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CzZGSpvvYkS5Q0CO5Hi88Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Manisa'da kurtlar fotokapanla ilk kez görüntülendi"><p>Manisa, İzmir, Muğla ve Aydın'daki ormanlık alanlara yerleştirilen 348 fotokapan ile yaban hayatı gözlemlenirken, Manisa'da ilk kez bir kurt sürüsü fotokapanla görüntülendi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NBu6VQlPaE-86UQbNTgwsA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tarım ve Orman Bakanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar 4'üncü Bölge Müdürlüğü Avcılık ve Yaban Hayatı Şube Müdürlüğü'nün Manisa, İzmir, Muğla ve Aydın'daki farklı ormanlık alanlara yerleştirdiği foto kapanlar ile avcılıkla mücadele edilirken, aynı zamanda yaban hayvanlarının doğal yaşamı da görüntüleniyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/O512OfsgTkmCErVdQpSdfA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gündüz ve gece kayıtta olan 348 foto kapandan Manisa'daki 43 fotokapan tarafından kurt, domuz, tilki, çakal, geyik, karaca gibi birçok hayvan görüntülendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-7Hu6jfwW0OeRuvy95g_xw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özellikle Manisa'da kurt sürüsü ilk kez görüntülenirken, Doğa Koruma ve Milli Parklar 4’üncü Bölge Müdürlüğü Avcılık ve Yaban Hayatı Şube Müdürü Hasan Paşalı, son dönemlerde kentte kurt popülasyonunun arttığını söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0qFXyDeWakGhvMlaUd9X3Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bölgenin Kızıl geyik, kurt, karaca, ala geyik, boz ayı, tilki, çakal, tavşan, yaban domuzu gibi popülasyonlar nedeniyle şanslı olduğunu söyleyen Paşalı, foto kapanlar ile türlerin yayılış ve hakimiyet alanlarının, türler arası ve tür içi etkileşimlerin belirlendiğini, popülasyondaki özel bireylerin tespiti, tür çeşitliliği, türün mevsimsel ve günlük aktivitelerini izlenip popülasyon büyüklüğünün tespit edildiğini söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wvCXfTN3J0engNswQlwVBA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doğada görülen yaban hayvanlarının alınmaması gerektiğini söyleyen Paşalı, vatandaşların yaralı yaban hayvanlarını kendilerine iletebileceklerini hatırlattı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/woyh96A9oUejUmVNOh9l-w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MZN-7PiFUEW8FBJw0_WUfg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qiaLb4Z2z0C1XoUmEC5dyQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5Rn1TsxQeUa_ED9urKD8OQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nvhiuFuDBUaKXwC3lxA73w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gXhP3iwjIEK3TWs4VVMjFg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4-j4H_NcPUeIeDCWjZ1ZQg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2pgTZwmRA0iCpg7wls6zzA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ULU3O9kxUE-6vbPVSpaLSg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İşba (çiy noktası) nedir?</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/isba-ciy-noktasi-nedir</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/isba-ciy-noktasi-nedir</guid>
<description><![CDATA[ Çiy noktasının yükselmesi havadaki nem miktarının da arttığı anlamına gelir. Oransal nem artıyorsa çiy sıcaklığı ve nem de artıyor demektir. Peki, işba (çiy noktası) nedir?İşbâ ya da çiy noktası, bir gaz içinde bulunan serbest nemin içinde bulunduğu veya etrafında bulunduğu cisimlerin yüzeyinde yoğunlaşarak su durumuna geçmeye başladığı sıcaklık derecesidir. Çiy noktası havanın içerdiği nemi belirtmek için de kullanılır.Havanın sıcaklığı düştükçe, su buharından yeterli miktarda enerji serbest bırakılır ve bu da yoğunlaşmaya yani sıvılaşmaya neden olur. Bu işlem buharlaşma sürecinin tersidir. Başka bir deyişle, havanın sıcaklığı düştükçe içinde bulunan oransal nem artarak %100&#039;e ulaştığında yoğunlaşma başlar. Oransal nemin %100&#039;e ulaştığı sıcaklık değeri çiy noktası indeksini gösterir. Çiy noktasının yükselmesi havadaki nem miktarının da arttığı anlamına gelir. Oransal nem artıyorsa çiy sıcaklığı ve nem de artıyor demektir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SrccmhszwEOlMC3qlnaIlQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>İşba, çiy, noktası, nedir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SrccmhszwEOlMC3qlnaIlQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="İşba (çiy noktası) nedir?"><p>Çiy noktasının yükselmesi havadaki nem miktarının da arttığı anlamına gelir. Oransal nem artıyorsa çiy sıcaklığı ve nem de artıyor demektir. Peki, işba (çiy noktası) nedir?</p><p>İşbâ ya da çiy noktası, bir gaz içinde bulunan serbest nemin içinde bulunduğu veya etrafında bulunduğu cisimlerin yüzeyinde yoğunlaşarak su durumuna geçmeye başladığı sıcaklık derecesidir. Çiy noktası havanın içerdiği nemi belirtmek için de kullanılır.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1n9eg5ClzkqoLB4WIVpDKg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="">Havanın sıcaklığı düştükçe, su buharından yeterli miktarda enerji serbest bırakılır ve bu da yoğunlaşmaya yani sıvılaşmaya neden olur. Bu işlem buharlaşma sürecinin tersidir. Başka bir deyişle, havanın sıcaklığı düştükçe içinde bulunan oransal nem artarak %100'e ulaştığında yoğunlaşma başlar. Oransal nemin %100'e ulaştığı sıcaklık değeri çiy noktası indeksini gösterir. Çiy noktasının yükselmesi havadaki nem miktarının da arttığı anlamına gelir. Oransal nem artıyorsa çiy sıcaklığı ve nem de artıyor demektir.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sivas&amp;apos;ta ilginç doğa olayı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/sivasta-ilginc-doga-olayi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/sivasta-ilginc-doga-olayi</guid>
<description><![CDATA[ Sivas’ın Zara ilçesinde iki bulut arasında beliren hortum görenleri hayrete düşürdü.Zara ilçesinde uzaklığı 17 kilometre olan Tepeköy’de dün öğle saatlerinde sağanak yağmur etkili oldu. Yağmur ile birlikte nadir olarak görülen hortum meydana geldi. İki bulut arasında beliren hortum görenleri hayrete düşürürken, hortumda herhangi bir olumsuzluğun yaşanmadığı öğrenildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HKKjUt2tUkasvuTkle6tIg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Sivasta, ilginç, doğa, olayı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HKKjUt2tUkasvuTkle6tIg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Sivas'ta ilginç doğa olayı"><p>Sivas’ın Zara ilçesinde iki bulut arasında beliren hortum görenleri hayrete düşürdü.</p><p>Zara ilçesinde uzaklığı 17 kilometre olan Tepeköy’de dün öğle saatlerinde sağanak yağmur etkili oldu. Yağmur ile birlikte nadir olarak görülen hortum meydana geldi. </p><p>İki bulut arasında beliren hortum görenleri hayrete düşürürken, hortumda herhangi bir olumsuzluğun yaşanmadığı öğrenildi.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UCscM7zbw0irsV6UQFlbVg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="">]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Himalaya dağları &amp;quot;devasa bir çöp yığınına&amp;quot; dönüştü</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/himalaya-daglari-devasa-bir-coep-yiginina-doenustu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/himalaya-daglari-devasa-bir-coep-yiginina-doenustu</guid>
<description><![CDATA[ Dağları temizleme görevindeki bir çevreci, dağcıların Himalaya dağlarını “devasa bir çöp yığınına” dönüştürdüklerini belirtti. Yüzde 45’i plastik olan atıkların, her bir kayanın arkasında görülebilecek kadar fazla olduğu belirtildi.Himalaya dağları, arkasında birçok atık bırakan dağcılar yüzünden çöp yığınına döndü. 
Dağcıların, buzulların 200 yıl sonra yeniden ortaya çıkacağı yerlere de atıklar attığı ifade edildi.Makalu açıklarında 3,7 ton atığı temizleyen keşif gezisinin parçası olan bir dağcı, Everest&#039;ten bir ton atığı uzaklaştırmak için Himalaya kirliliği hakkında farkındalık yaratma misyonlu bir temizleme kampanyası olan Himalayan Clean-Up&#039;ı kurdu.Keşif gezisinden alınan görüntüler, dağcı Luc Boisnard ve ekibinin plastik şişeler, hijyenik pedler ve terk edilmiş çadırlar da dahil olmak üzere atık yığınları arasında güçlükle ilerlediğini gösteriyor.Boisnard, çöpü toplamak için on şerpa (Himalaya halkının üyesi), iki Nepalli yüksek irtifa uzmanı ve beş aşçı ile Makalu&#039;ya tırmanıyordu, ancak bir akciğer enfeksiyonu geliştirdikten sonra pes etmek zorunda kaldı.Nepalli yetkililer, 2014 yılında dağcıların çıkışlarından önce bir “çöp depozitosu” bırakmalarını zorunlu kılan bir yasa çıkardı.
Dağcılar ürettikleri 8 kg atığı aşağı indirmesi halinde, 3238 euroluk (yaklaşık 70.847 Türk lirası) ücretin iadesi yapılıyor.
Ancak eleştirmenler, bu yasanın etkisiz olduğunu savundu.Nepalli dağcı Nirmal Purja, insanları Himalayalar&#039;daki çevre kirliliği sorununa karşı uyarıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nITvo92D9EGgXbq73OQ4pA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Himalaya, dağları, devasa, bir, çöp, yığınına, dönüştü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nITvo92D9EGgXbq73OQ4pA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Himalaya dağları " devasa bir y d><p>Dağları temizleme görevindeki bir çevreci, dağcıların Himalaya dağlarını “devasa bir çöp yığınına” dönüştürdüklerini belirtti. Yüzde 45’i plastik olan atıkların, her bir kayanın arkasında görülebilecek kadar fazla olduğu belirtildi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PQPizToOKE6ZMwJ-BO-zpw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Himalaya dağları, arkasında birçok atık bırakan dağcılar yüzünden çöp yığınına döndü. 
Dağcıların, buzulların 200 yıl sonra yeniden ortaya çıkacağı yerlere de atıklar attığı ifade edildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Sq__YVaUKE-DeZ730dBeHw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Makalu açıklarında 3,7 ton atığı temizleyen keşif gezisinin parçası olan bir dağcı, Everest'ten bir ton atığı uzaklaştırmak için Himalaya kirliliği hakkında farkındalık yaratma misyonlu bir temizleme kampanyası olan Himalayan Clean-Up'ı kurdu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KmlvQjCkIkuhSv_fkIpj7Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Keşif gezisinden alınan görüntüler, dağcı Luc Boisnard ve ekibinin plastik şişeler, hijyenik pedler ve terk edilmiş çadırlar da dahil olmak üzere atık yığınları arasında güçlükle ilerlediğini gösteriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2QW1sa8gk0mN59c1GBCcCA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Boisnard, çöpü toplamak için on şerpa (Himalaya halkının üyesi), iki Nepalli yüksek irtifa uzmanı ve beş aşçı ile Makalu'ya tırmanıyordu, ancak bir akciğer enfeksiyonu geliştirdikten sonra pes etmek zorunda kaldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ip7zkj9tgUi6yRB_FYcZsg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nepalli yetkililer, 2014 yılında dağcıların çıkışlarından önce bir “çöp depozitosu” bırakmalarını zorunlu kılan bir yasa çıkardı.
Dağcılar ürettikleri 8 kg atığı aşağı indirmesi halinde, 3238 euroluk (yaklaşık 70.847 Türk lirası) ücretin iadesi yapılıyor.
Ancak eleştirmenler, bu yasanın etkisiz olduğunu savundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PlqbLATo60uhyYaemFU18w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nepalli dağcı Nirmal Purja, insanları Himalayalar'daki çevre kirliliği sorununa karşı uyarıyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Meteor yağmuru ne zaman ve saat kaçta? Meteor yağmuru nereden izlenir? Perseid meteor yağmuru hakkında tüm ayrıntılar</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/meteor-yagmuru-ne-zaman-ve-saat-kacta-meteor-yagmuru-nereden-izlenir-perseid-meteor-yagmuru-hakkinda-tum-ayrintilar</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/meteor-yagmuru-ne-zaman-ve-saat-kacta-meteor-yagmuru-nereden-izlenir-perseid-meteor-yagmuru-hakkinda-tum-ayrintilar</guid>
<description><![CDATA[ Astronomi meraklıları, Türkiye semalarını aydınlatacak yoğun meteor yağmurunun ne zaman başlayacağını merak ediyor. Öte yandan meteor yağmurunun kaç saatleri arasında olacağı ve ülkemizde nerelerden görülebileceği de sorgulanıyor. Peki, meteor yağmuru ne zaman ve saat kaçta?  Meteor yağmuru Türkiye&#039;de nerelerden görülecek?Türkiye semaları meteor yağmuru ile aydınlanacak. Perseid meteor yağmuru, hafta sonu en yoğun dönemine ulaşacak ve saatte 60- 100 adet arasında oluşacak ateş topları saniyede 59 kilometre hızla Dünya atmosferine girecek. İşte, meteor yağmurunun detayları...Halk arasında “yıldız kayması” olarak bilinen ve yılda 8 kez gerçekleşen meteor yağmurlarının en görkemlisi Perseid meteor yağmuru, 12-13 Ağustos gecesi en yoğun dönemine ulaşacak. Bu tarihlerde saatte 60 ile 100 yıldız kayması görülebilecek. Dünya atmosferine giriş hızları saniyede 59 kilometreyi bulacak meteorlar, ateş toplarını andıran görüntü verecek.Perseid meteor yağmuru kuzey yarım küreden görülebilir olacak. Bilim insanları Perseid meteor yağmurunun Türkiye&#039;den de çıplak gözle gözlemlenebileceğini ifade ediyor. Perseidleri gözlemek için Türkiye saati ile 00.00 ile 04.00’te, yapay ışıklardan uzak bir bölgede, gözlerimizi gök kubbeye çevirerek sahneye odaklanmak yeterli olacak.TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi&#039;nin (TUG) hazırladığı 2023 Gök Olayları Yıllığı&#039;na göre; bazıları binlerce yıl öncesine tarihlenen kuyruklu yıldızların geçişleri sonrası bıraktığı artıklardan oluşan gök taşı yağmuru olayları, her yıl dünyada 8 kez yaşanıyor.Bunlar Quadrantid (Dörtlük), Lyrid (Çalgı), Eta Aquarid (Eta Kova), Delta Aquarid (Delta Kova), Perseid (Kahraman-Perce), Orionid (Avcı), Leonid (Aslan) ve Geminid (İkizler) olarak adlandırılıyor.Gök taşlarının son derece yüksek hızlarla dünya atmosferine girip, sürtünme sonucu yanması ile oluşan meteor yağmurlarının en dikkat çekicisi ise 14 Temmuz’da başlayıp 1 Eylül’e kadar sürecek Perseid (Perse) gök taşı yağmuru.Perseid&#039;in en yoğun görüldüğü gün ise bu yıl 12-13 Ağustos gecesi olacak.TUG&#039;un 2022 Gök Olayları Yıllığı’nı hazırlayan Prof. Dr. Faruk Soydugan ve Başuzman Dr. Tuncay Özışık, bu yılki sayıya özel, meteorları ilk kez tarihçelendirdi. Yıllıkta Perseid gök taşı yağmuru şöyle anlatıldı:“Perseid yağmuru kuzey kürede gözlenen en yoğun ve etkileyici doğal ışık gösterilerinden biridir. Meteor yağmuru, çekirdeği 26 kilometre çapa sahip 109P/Swift-Tuttle Kuyruklu Yıldızı’ndan ayrılan çok sayıda irili ufaklı kayaç ve toz parçasının Yer&#039;in çekim etkisiyle atmosfere girmesi sonucu meydana geliyor. Swift-Tuttle Kuyruklu Yıldızı, güneş çevresindeki turunu 133 yılda tamamlıyor. 14 Temmuz’da başlayan ve 1 Eylül’e kadar gözlenebilecek meteorların gökyüzündeki çıkış noktası Perse (Kahraman) Takımyıldızı bölgesine düşüyor. Çıkış noktası koordinatları sağ açıklık eşittir 48 derece ve dik açıklık eşittir artı 58 derece.” ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-A31eXFwf0yamWujAGAJig.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Meteor, yağmuru, zaman, saat, kaçta, Meteor, yağmuru, nereden, izlenir, Perseid, meteor, yağmuru, hakkında, tüm, ayrıntılar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-A31eXFwf0yamWujAGAJig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Meteor yağmuru ne zaman ve saat kaçta? Meteor yağmuru nereden izlenir? Perseid meteor yağmuru hakkında tüm ayrıntılar"><p>Astronomi meraklıları, Türkiye semalarını aydınlatacak yoğun meteor yağmurunun ne zaman başlayacağını merak ediyor. Öte yandan meteor yağmurunun kaç saatleri arasında olacağı ve ülkemizde nerelerden görülebileceği de sorgulanıyor. Peki, meteor yağmuru ne zaman ve saat kaçta?  Meteor yağmuru Türkiye'de nerelerden görülecek?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yJnTikzL-EGEbguFna1KGw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Türkiye semaları meteor yağmuru ile aydınlanacak. Perseid meteor yağmuru, hafta sonu en yoğun dönemine ulaşacak ve saatte 60- 100 adet arasında oluşacak ateş topları saniyede 59 kilometre hızla Dünya atmosferine girecek. İşte, meteor yağmurunun detayları...</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uxP-J_M7AkK1apWIu80B1w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Halk arasında “yıldız kayması” olarak bilinen ve yılda 8 kez gerçekleşen meteor yağmurlarının en görkemlisi Perseid meteor yağmuru, 12-13 Ağustos gecesi en yoğun dönemine ulaşacak. Bu tarihlerde saatte 60 ile 100 yıldız kayması görülebilecek. Dünya atmosferine giriş hızları saniyede 59 kilometreyi bulacak meteorlar, ateş toplarını andıran görüntü verecek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G8fv4Mcuk0Gl3pqwQTHQ4Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Perseid meteor yağmuru kuzey yarım küreden görülebilir olacak. Bilim insanları Perseid meteor yağmurunun Türkiye'den de çıplak gözle gözlemlenebileceğini ifade ediyor. Perseidleri gözlemek için Türkiye saati ile 00.00 ile 04.00’te, yapay ışıklardan uzak bir bölgede, gözlerimizi gök kubbeye çevirerek sahneye odaklanmak yeterli olacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wVcBrl3ZSUiGESS3SxSAJw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi'nin (TUG) hazırladığı 2023 Gök Olayları Yıllığı'na göre; bazıları binlerce yıl öncesine tarihlenen kuyruklu yıldızların geçişleri sonrası bıraktığı artıklardan oluşan gök taşı yağmuru olayları, her yıl dünyada 8 kez yaşanıyor.Bunlar Quadrantid (Dörtlük), Lyrid (Çalgı), Eta Aquarid (Eta Kova), Delta Aquarid (Delta Kova), Perseid (Kahraman-Perce), Orionid (Avcı), Leonid (Aslan) ve Geminid (İkizler) olarak adlandırılıyor.Gök taşlarının son derece yüksek hızlarla dünya atmosferine girip, sürtünme sonucu yanması ile oluşan meteor yağmurlarının en dikkat çekicisi ise 14 Temmuz’da başlayıp 1 Eylül’e kadar sürecek Perseid (Perse) gök taşı yağmuru.Perseid'in en yoğun görüldüğü gün ise bu yıl 12-13 Ağustos gecesi olacak.TUG'un 2022 Gök Olayları Yıllığı’nı hazırlayan Prof. Dr. Faruk Soydugan ve Başuzman Dr. Tuncay Özışık, bu yılki sayıya özel, meteorları ilk kez tarihçelendirdi. Yıllıkta Perseid gök taşı yağmuru şöyle anlatıldı:“Perseid yağmuru kuzey kürede gözlenen en yoğun ve etkileyici doğal ışık gösterilerinden biridir. Meteor yağmuru, çekirdeği 26 kilometre çapa sahip 109P/Swift-Tuttle Kuyruklu Yıldızı’ndan ayrılan çok sayıda irili ufaklı kayaç ve toz parçasının Yer'in çekim etkisiyle atmosfere girmesi sonucu meydana geliyor. Swift-Tuttle Kuyruklu Yıldızı, güneş çevresindeki turunu 133 yılda tamamlıyor. 14 Temmuz’da başlayan ve 1 Eylül’e kadar gözlenebilecek meteorların gökyüzündeki çıkış noktası Perse (Kahraman) Takımyıldızı bölgesine düşüyor. Çıkış noktası koordinatları sağ açıklık eşittir 48 derece ve dik açıklık eşittir artı 58 derece.”</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yavru flamingoların yaşamı takip altında</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/yavru-flamingolarin-yasami-takip-altinda</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/yavru-flamingolarin-yasami-takip-altinda</guid>
<description><![CDATA[ İzmir Kuş Cenneti&#039;nde yapay üreme adasındaki 262 yavru flamingo, göç yollarının, barındıkları alanların ve yaşam sürelerinin takip edilmesi amacıyla uzman ve gönüllülerce halkalandı.Flamingoların Türkiye&#039;deki iki üreme sahasından biri olan Gediz deltasındaki İzmir Kuş Cenneti&#039;nde 2012&#039;de oluşturulan 6,5 dönümlük yapay kuluçka adasında bu yıl 10 bin civarında yavru yumurtadan çıktı.
Doğa Koruma ve Milli Parklar 4. Bölge Müdürlüğü İzmir Şubesi ekiplerinin yakından takip ettiği yavru flamingolar, kanat çırpıp uçma denemeleri yapmaya başladı.Yumurtadan çıktıktan sonra siyah ve füme renklerdeki tüylere sahip yavru flamingolar, tuz karidesi olarak da bilinen bir tür eklem bacaklı &quot;artemia salina&quot; ile besleniyor.
Yeni doğan yavrular, suda toplu bulundukları &quot;kreş&quot; adı verilen yerde vakitlerini geçiriyor. Kuşlar zaman zaman dünyaya gözlerini açtıkları adaya çıkıyor.
Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, Ege ve Ankara üniversiteleri ile Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) işbirliğiyle flamingo adasında yavru kuşlar için halkalama çalışması gerçekleştirildi.Uzmanlarca eğitime tabi tutulan 90 kişilik ekip, İzmir Kuş Cenneti&#039;nde bir araya geldi. Araçlarla yapay üreme alanına gelen görevliler, gece 03.00&#039;de suya inerek yavru flamingoları belirlenen alana topladı.
Yoğun çalışmanın ardından minik flamingolardan bir bölümünü belirlenen alana toplamayı başaran gruptakiler, havanın aydınlanmasıyla halkalama işlemine başladı.Flamingoların sağ bacağına PVC plastik halka, sol bacağına da metal halka takan yetkililer, yavruların göç yolları, barındıkları alanlar ve yaşam sürelerini daha kolay takip edilebilecek.
Ayrıca kuşlardan tüy örnekleri alınarak genetik ve sağlık durumları ortaya konacak.Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü Yaban Hayatı Daire Başkanı Erdem Karaağaç, AA muhabirine, alandaki yapay adada bu yıl yaklaşık 10 bin yavrunun dünyaya geldiğini aktardı.
Dünya üzerinde kuşların beslenme yerlerini, göç rotalarını ve üredikleri yerleri bilmek için çeşitli kuş halkalama faaliyetleri yürütüldüğünü ifade eden Karaağaç, şunları kaydetti:
&quot;Doğa Koruma Milli Parklar Genel Müdürlüğü olarak yaban hayatının hem korunması hem yaşam alanlarının devamı ve aynı şekilde sürdürülebilirliğinin sağlanması için çalışmalarımız her alanda devam ediyor. Bu halkalama sayesinde de türün takibi, popülasyonun durumu, üreme ve yaşam koşullarıyla beslenme ve habitat durumu konusunda bilgi edinmeye çalışıyoruz. Bu kapsamda çalışmalarımız pandemi nedeniyle biraz aksama gösterdi ama bu yıldan itibaren her sene yapmayı planlıyoruz. Burada doğan bireylerin nerelere göç ettiğini, nasıl beslendiğini ve başka ülkelerde görülüp görülmediğini takip edeceğiz.&quot;Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ortaç Onmuş da gönüllülerin bu çalışma için 2 gün eğitim aldığını ve karanlıkta suya girerek çalışmalara başladıklarını ifade etti.Toplam 300-350 flamingo yavrusunu çite aldıklarını belirten Onmuş, &quot;Bunların ölçümlerini yapıp her flamingoya üzerlerinde ayrı bir kod içeren bir plastik halka takıyoruz. Biz bu halkaları kullanarak o flamingoların nerelere gittiklerini, ne kadar yaşadıklarını, ölürlerse neden öldüklerini detaylı olarak anlayabiliyoruz. Bilgileri aldığımız zaman bu hayvanları korumak için elimizde çok ciddi bilimsel veriler oluyor.&quot; dedi.FAO yetkilisi Erdoğan Özevren ise flamingoların ekosistem açısından önemine değinerek, çalışmanın düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ycsuMg_93EGhU3LjM-MhRA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Yavru, flamingoların, yaşamı, takip, altında</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ycsuMg_93EGhU3LjM-MhRA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Yavru flamingoların yaşamı takip altında"><p>İzmir Kuş Cenneti'nde yapay üreme adasındaki 262 yavru flamingo, göç yollarının, barındıkları alanların ve yaşam sürelerinin takip edilmesi amacıyla uzman ve gönüllülerce halkalandı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WEl7diMILEC3SzolV6zOEQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Flamingoların Türkiye'deki iki üreme sahasından biri olan Gediz deltasındaki İzmir Kuş Cenneti'nde 2012'de oluşturulan 6,5 dönümlük yapay kuluçka adasında bu yıl 10 bin civarında yavru yumurtadan çıktı.
Doğa Koruma ve Milli Parklar 4. Bölge Müdürlüğü İzmir Şubesi ekiplerinin yakından takip ettiği yavru flamingolar, kanat çırpıp uçma denemeleri yapmaya başladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_T3zFDN1iEicqFIMWhJjvQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yumurtadan çıktıktan sonra siyah ve füme renklerdeki tüylere sahip yavru flamingolar, tuz karidesi olarak da bilinen bir tür eklem bacaklı "artemia salina" ile besleniyor.
Yeni doğan yavrular, suda toplu bulundukları "kreş" adı verilen yerde vakitlerini geçiriyor. Kuşlar zaman zaman dünyaya gözlerini açtıkları adaya çıkıyor.
Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, Ege ve Ankara üniversiteleri ile Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) işbirliğiyle flamingo adasında yavru kuşlar için halkalama çalışması gerçekleştirildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XM-DmydHrUug4wnnaYmsDQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlarca eğitime tabi tutulan 90 kişilik ekip, İzmir Kuş Cenneti'nde bir araya geldi. Araçlarla yapay üreme alanına gelen görevliler, gece 03.00'de suya inerek yavru flamingoları belirlenen alana topladı.
Yoğun çalışmanın ardından minik flamingolardan bir bölümünü belirlenen alana toplamayı başaran gruptakiler, havanın aydınlanmasıyla halkalama işlemine başladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OSYGDZlaQEeM1QGOwC1r2A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Flamingoların sağ bacağına PVC plastik halka, sol bacağına da metal halka takan yetkililer, yavruların göç yolları, barındıkları alanlar ve yaşam sürelerini daha kolay takip edilebilecek.
Ayrıca kuşlardan tüy örnekleri alınarak genetik ve sağlık durumları ortaya konacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/94QgEcWBmEObDvWUhQQXUw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü Yaban Hayatı Daire Başkanı Erdem Karaağaç, AA muhabirine, alandaki yapay adada bu yıl yaklaşık 10 bin yavrunun dünyaya geldiğini aktardı.
Dünya üzerinde kuşların beslenme yerlerini, göç rotalarını ve üredikleri yerleri bilmek için çeşitli kuş halkalama faaliyetleri yürütüldüğünü ifade eden Karaağaç, şunları kaydetti:
"Doğa Koruma Milli Parklar Genel Müdürlüğü olarak yaban hayatının hem korunması hem yaşam alanlarının devamı ve aynı şekilde sürdürülebilirliğinin sağlanması için çalışmalarımız her alanda devam ediyor. Bu halkalama sayesinde de türün takibi, popülasyonun durumu, üreme ve yaşam koşullarıyla beslenme ve habitat durumu konusunda bilgi edinmeye çalışıyoruz. Bu kapsamda çalışmalarımız pandemi nedeniyle biraz aksama gösterdi ama bu yıldan itibaren her sene yapmayı planlıyoruz. Burada doğan bireylerin nerelere göç ettiğini, nasıl beslendiğini ve başka ülkelerde görülüp görülmediğini takip edeceğiz."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WnToVZwcMEyzYAMUKh2oyQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ortaç Onmuş da gönüllülerin bu çalışma için 2 gün eğitim aldığını ve karanlıkta suya girerek çalışmalara başladıklarını ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WLW1Up5Lck2HUAnf1ey2VA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Toplam 300-350 flamingo yavrusunu çite aldıklarını belirten Onmuş, "Bunların ölçümlerini yapıp her flamingoya üzerlerinde ayrı bir kod içeren bir plastik halka takıyoruz. Biz bu halkaları kullanarak o flamingoların nerelere gittiklerini, ne kadar yaşadıklarını, ölürlerse neden öldüklerini detaylı olarak anlayabiliyoruz. Bilgileri aldığımız zaman bu hayvanları korumak için elimizde çok ciddi bilimsel veriler oluyor." dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_6CQ0Q5pLEaNsl7m9iD9hg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>FAO yetkilisi Erdoğan Özevren ise flamingoların ekosistem açısından önemine değinerek, çalışmanın düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dünyada birçok ülke doğa olaylarıyla mücadele ediyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/dunyada-bircok-ulke-doga-olaylariyla-mucadele-ediyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/dunyada-bircok-ulke-doga-olaylariyla-mucadele-ediyor</guid>
<description><![CDATA[ Dünyada bazı ülkeler sıcak hava dalgasıyla bazıları ise sellerle mücadele ediyor. Tunus&#039;ta termometreler 49 dereceyi gösterdi. Hindistan ve Pakistan&#039;da şiddetli yağış sele neden oldu. İsviçre&#039;de ise şiddetli fırtına hasara yol açtı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3Gi9_PN2aEi8ArM_GvvYTA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Dünyada, birçok, ülke, doğa, olaylarıyla, mücadele, ediyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3Gi9_PN2aEi8ArM_GvvYTA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Dünyada birçok ülke doğa olaylarıyla mücadele ediyor"><p>Dünyada bazı ülkeler sıcak hava dalgasıyla bazıları ise sellerle mücadele ediyor. Tunus'ta termometreler 49 dereceyi gösterdi. Hindistan ve Pakistan'da şiddetli yağış sele neden oldu. İsviçre'de ise şiddetli fırtına hasara yol açtı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>El Nino nedir, ne demek? El Nino sıcakları nasıl olur?</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/el-nino-nedir-ne-demek-el-nino-sicaklari-nasil-olur</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/el-nino-nedir-ne-demek-el-nino-sicaklari-nasil-olur</guid>
<description><![CDATA[ El Nino, sosyal medya kullanıcılarının merak edip araştırdığı atmosfer olayları arasında yer almaktadır. El Nino sırasında bulunan ılık suyun doğuya, Amerika&#039;nın batı kıyısına doğru itilmesi El Nino sıcaklıkları meydana gelmektedir. Peki, El Nino nedir, ne demek? El Nino etkisi nasıl olur?El Nino, küresel bir okyanus-atmosfer olayıdır. El Nino ve La Nina, Doğu Büyük Okyanus yüzey sularının sıcaklığındaki büyük salınımlar ve bunların yol açtığı atmosferik olayların genel adı olarak kullanılmaktadır.   El Nino ve La Nina&#039;nın güney yarımküredeki etkileri çok büyüktür. Bu etkiler ilk olarak 1923&#039;te Sir Gilbert Thomas Walker tarafından tanımlanmıştır.El Nino&#039;nun atmosferik imzası olan Güney Salınımları, Tahiti ve Darwin bölgelerindeki aylık veya mevsimsel hava basıncı değişimleridir. Mayıs 2023 itibarıyla El Nino aktif durumdadır. EL NİNO NE DEMEK?  El Nino, İspanyolca&#039;da &quot;Küçük Oğlan&quot; anlamına gelir. Güney Amerikalı balıkçılar ilk olarak 1600&#039;lerde Pasifik Okyanusu&#039;nda olağandışı ılık su dönemlerini fark ettiler. Bu olaya El Nino adı verdiler.  El Nino havamızı önemli ölçüde etkileyebilir. Daha sıcak sular, Pasifik jet akımının nötr pozisyonunun güneyine doğru hareket etmesine neden olur. Bu değişimle birlikte, kuzey ABD ve Kanada&#039;daki bölgeler normalden daha kuru ve daha sıcak olur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8_Xp1vhIsUiz2wa5aUN1tA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Nino, nedir, demek, Nino, sıcakları, nasıl, olur</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8_Xp1vhIsUiz2wa5aUN1tA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="El Nino nedir, ne demek? El Nino sıcakları nasıl olur?"><p>El Nino, sosyal medya kullanıcılarının merak edip araştırdığı atmosfer olayları arasında yer almaktadır. El Nino sırasında bulunan ılık suyun doğuya, Amerika'nın batı kıyısına doğru itilmesi El Nino sıcaklıkları meydana gelmektedir. Peki, El Nino nedir, ne demek? El Nino etkisi nasıl olur?</p><p>El Nino, küresel bir okyanus-atmosfer olayıdır. El Nino ve La Nina, Doğu Büyük Okyanus yüzey sularının sıcaklığındaki büyük salınımlar ve bunların yol açtığı atmosferik olayların genel adı olarak kullanılmaktadır.   El Nino ve La Nina'nın güney yarımküredeki etkileri çok büyüktür. Bu etkiler ilk olarak 1923'te Sir Gilbert Thomas Walker tarafından tanımlanmıştır.</p><p>El Nino'nun atmosferik imzası olan Güney Salınımları, Tahiti ve Darwin bölgelerindeki aylık veya mevsimsel hava basıncı değişimleridir. Mayıs 2023 itibarıyla El Nino aktif durumdadır. </p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RI7niTv5MkexdVhZoP9SDA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><strong>EL NİNO NE DEMEK?</strong>  El Nino, İspanyolca'da "Küçük Oğlan" anlamına gelir. Güney Amerikalı balıkçılar ilk olarak 1600'lerde Pasifik Okyanusu'nda olağandışı ılık su dönemlerini fark ettiler. Bu olaya El Nino adı verdiler.  El Nino havamızı önemli ölçüde etkileyebilir. Daha sıcak sular, Pasifik jet akımının nötr pozisyonunun güneyine doğru hareket etmesine neden olur. Bu değişimle birlikte, kuzey ABD ve Kanada'daki bölgeler normalden daha kuru ve daha sıcak olur.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Anadolu’nun gizemli efsanesi Anadolu Parsı fotokapanla görüntülendi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/anadolunun-gizemli-efsanesi-anadolu-parsi-fotokapanla-goeruntulendi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/anadolunun-gizemli-efsanesi-anadolu-parsi-fotokapanla-goeruntulendi</guid>
<description><![CDATA[ Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü tarafından doğaya yerleştirilen fotokapanlarla, Anadolu’nun gizemli efsanesi Anadolu Parsı görüntülendi. DKMP’den yapılan açıklamada, “Bu kadim topraklar ilelebet onun yurdu olsun diye izlerini sürüyor, işaretlerini takip ediyor ve onu koruyoruz.” denildi.Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü’nün Türkiye’nin çeşitli noktalarına yerleştirdiği fotokapanlardan birine Anadolu Parsı takıldı.  Türkiye&#039;de nesli tükendiği düşünülen Anadolu Parsı’nı, doğada görüntülemek çok zor olsa da çalışmalara yılmadan devam edildiği belirtilen açıklamada, ülkenin biyolojik çeşitliliğinin ve doğal güzelliklerinin korunması konusunda gerçekleştirilen titiz çalışmalar neticesinde, 1974 yılından sonra ilk kez 2019’da fotokapanlar ile görüntülendiği hatırlatıldı.  Anadolu’nun gizemli efsanesi Anadolu Parsı’nı, görüntülemenin büyük heyecan uyandırdığı ve sevinç kaynağı olduğu vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:  “Bu eşsiz hazineyi korumak ve neslinin devamlılığını sağlamak amacıyla Genel Müdürlüğümüzce dört koldan hummalı bir çalışma başlatıldı. Bir taraftan ‘Göçmen Türler Sözleşmesi Orta Asya Memeliler Girişimi’ uzmanlarınca leopar türü için hazırlanan bölgesel eylem planı ülkemize uyarlanırken, diğer yandan ‘Anadolu Parsının Eylem Planı’ kapsamında hızla veriler toplanmaya başlandı.  Farklı üniversitelerden uzmanların görev aldığı TÜBİTAK projesi ile şimdiden geniş alanlara fotokapanlar yerleştirildi. Fotokapanlardan elde edilen veriler Pars eylem planında ve yaban hayatı geliştirme sahalarının yönetim planlarında altlık veri olarak kullanılacak. Bu kadim topraklar ilelebet onun yurdu olsun diye izlerini sürüyor, işaretlerini takip ediyor ve onu koruyoruz.” ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ASfTdFHva0G6dQ_Ppg2m5A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Anadolu’nun, gizemli, efsanesi, Anadolu, Parsı, fotokapanla, görüntülendi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ASfTdFHva0G6dQ_Ppg2m5A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Anadolu’nun gizemli efsanesi Anadolu Parsı fotokapanla görüntülendi"><p>Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü tarafından doğaya yerleştirilen fotokapanlarla, Anadolu’nun gizemli efsanesi Anadolu Parsı görüntülendi. DKMP’den yapılan açıklamada, “Bu kadim topraklar ilelebet onun yurdu olsun diye izlerini sürüyor, işaretlerini takip ediyor ve onu koruyoruz.” denildi.</p>Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü’nün Türkiye’nin çeşitli noktalarına yerleştirdiği fotokapanlardan birine Anadolu Parsı takıldı.  Türkiye'de nesli tükendiği düşünülen Anadolu Parsı’nı, doğada görüntülemek çok zor olsa da çalışmalara yılmadan devam edildiği belirtilen açıklamada, ülkenin biyolojik çeşitliliğinin ve doğal güzelliklerinin korunması konusunda gerçekleştirilen titiz çalışmalar neticesinde, 1974 yılından sonra ilk kez 2019’da fotokapanlar ile görüntülendiği hatırlatıldı.  Anadolu’nun gizemli efsanesi Anadolu Parsı’nı, görüntülemenin büyük heyecan uyandırdığı ve sevinç kaynağı olduğu vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:  “Bu eşsiz hazineyi korumak ve neslinin devamlılığını sağlamak amacıyla Genel Müdürlüğümüzce dört koldan hummalı bir çalışma başlatıldı. Bir taraftan ‘Göçmen Türler Sözleşmesi Orta Asya Memeliler Girişimi’ uzmanlarınca leopar türü için hazırlanan bölgesel eylem planı ülkemize uyarlanırken, diğer yandan ‘Anadolu Parsının Eylem Planı’ kapsamında hızla veriler toplanmaya başlandı.  Farklı üniversitelerden uzmanların görev aldığı TÜBİTAK projesi ile şimdiden geniş alanlara fotokapanlar yerleştirildi. Fotokapanlardan elde edilen veriler Pars eylem planında ve yaban hayatı geliştirme sahalarının yönetim planlarında altlık veri olarak kullanılacak. Bu kadim topraklar ilelebet onun yurdu olsun diye izlerini sürüyor, işaretlerini takip ediyor ve onu koruyoruz.”]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kırmızı listedeki porsuk Muğla’da görüntülendi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/kirmizi-listedeki-porsuk-muglada-goeruntulendi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/kirmizi-listedeki-porsuk-muglada-goeruntulendi</guid>
<description><![CDATA[ Dünya Doğayı Koruma Birliği (IUCN) tarafından kırmızı listeye alınan porsuk, Muğla’nın Kavaklıdere ilçesinde görüldü. Tarlada yem ararken görüntülenen koruma altındaki porsuk, bir süre sonra gözden kayboldu.Dünya Doğayı Koruma Birliği (IUCN) tarafından yayımlanan soyu tehdit altındaki türlerin kırmızı listesinde yer alan porsuk, Muğla’nın Kavaklıdere ilçesine bağlı Çayboyu Mahallesi’nde yem ararken görüntülendi.Tarlada yem ararken görüntülenen koruma altındaki porsuk, görüntülenmesinden kısa bir süre sonra gözden kayboldu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0Litw7H9EUqEbWNS-c99aw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Kırmızı, listedeki, porsuk, Muğla’da, görüntülendi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0Litw7H9EUqEbWNS-c99aw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Kırmızı listedeki porsuk Muğla’da görüntülendi"><p>Dünya Doğayı Koruma Birliği (IUCN) tarafından kırmızı listeye alınan porsuk, Muğla’nın Kavaklıdere ilçesinde görüldü. Tarlada yem ararken görüntülenen koruma altındaki porsuk, bir süre sonra gözden kayboldu.</p>Dünya Doğayı Koruma Birliği (IUCN) tarafından yayımlanan soyu tehdit altındaki türlerin kırmızı listesinde yer alan porsuk, Muğla’nın Kavaklıdere ilçesine bağlı Çayboyu Mahallesi’nde yem ararken görüntülendi.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KxEIGk9zQUaiuxIQTCzn0Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="">Tarlada yem ararken görüntülenen koruma altındaki porsuk, görüntülenmesinden kısa bir süre sonra gözden kayboldu.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dağda mahsur kalan iki turisti AKUT kurtardı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/dagda-mahsur-kalan-iki-turisti-akut-kurtardi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/dagda-mahsur-kalan-iki-turisti-akut-kurtardi</guid>
<description><![CDATA[ Muğla’nın Marmaris ilçesine tatile gelen iki turist, gezi için çıktıkları İçmeler Mahallesi’ndeki dağlık alanda mahsur kaldı. Turistler, AKUT ekipleri tarafından kurtarıldı.Marmaris’e tatil için gelen yabancı uyruklu iki turist, sabah saatlerinde doğa yürüyüşü için ormanlık alana çıktı.  Sarp araziler arasında ormanlık alana gelen iki turist geri dönmek için yollarını bulamadı.  Yakınları tarafından dağlık alana yürüyüşe gidenlerin geri dönmemesi üzerine 112 Acil Çağrı Merkezi’nden yardım istendi.  Marmaris AKUT ekipleri dağda mahsur kalan iki turisti bulundukları bölgeden kurtardı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XwIj1X8qZEK7bjBRA8gyDw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Dağda, mahsur, kalan, iki, turisti, AKUT, kurtardı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XwIj1X8qZEK7bjBRA8gyDw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Dağda mahsur kalan iki turisti AKUT kurtardı"><p>Muğla’nın Marmaris ilçesine tatile gelen iki turist, gezi için çıktıkları İçmeler Mahallesi’ndeki dağlık alanda mahsur kaldı. Turistler, AKUT ekipleri tarafından kurtarıldı.</p>Marmaris’e tatil için gelen yabancı uyruklu iki turist, sabah saatlerinde doğa yürüyüşü için ormanlık alana çıktı.  Sarp araziler arasında ormanlık alana gelen iki turist geri dönmek için yollarını bulamadı.  Yakınları tarafından dağlık alana yürüyüşe gidenlerin geri dönmemesi üzerine 112 Acil Çağrı Merkezi’nden yardım istendi.  Marmaris AKUT ekipleri dağda mahsur kalan iki turisti bulundukları bölgeden kurtardı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Halkalı Güneş tutulması ne zaman? Halkalı Güneş tutulması Türkiye&amp;apos;den görülecek mi?</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/halkali-gunes-tutulmasi-ne-zaman-halkali-gunes-tutulmasi-turkiyeden-goerulecek-mi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/halkali-gunes-tutulmasi-ne-zaman-halkali-gunes-tutulmasi-turkiyeden-goerulecek-mi</guid>
<description><![CDATA[ Halkalı Güneş tutulmasının ne zaman gerçekleşeceği, gök olaylarına ilgi duyan binlerce kişi tarafından sorgulanmaya başladı. Ay&#039;ın, Güneş&#039;in önünden tam kavuşumlu geçişinde Güneş&#039;i tam örtmediği zaman gözlemlenen Halkalı Güneş tutulmasının Türkiye&#039;den görülüp görülmeyeceği merak ediliyor. Peki, Halkalı Güneş tutulması ne zaman, Türkiye&#039;den görülecek mi?Halkalı Güneş tutulması, Ay&#039;ın, Güneş&#039;in önünden tam kavuşumlu geçişinde Güneş&#039;i tam örtmediği zaman gözlemlenir. Ay&#039;ın çapı, Güneş&#039;in ışık yuvarının çapının yaklaşık 400&#039;de biridir. Ay&#039;ın Dünya&#039;ya uzaklığı, Güneş&#039;in uzaklığının yaklaşık 400&#039;de biridir. Bu yüzden Ay&#039;ın Dünya&#039;dan görünür büyüklüğü Güneş ile yaklaşık olarak aynıdır.
Ancak gerek Dünya&#039;nın Güneş çevresindeki, gerekse Ay&#039;ın Dünya çevresindeki yörüngeleri tam daire olmadığından, Ay her tam kavuşumlu geçişte Güneş&#039;i tam olarak örtmez. Bu durumda, Güneş diskinin Ay tarafından örtülmeyen kısmı, Dünya&#039;dan halka şeklinde gözlemlenir.Halkalı güneş tutulması 14 Ekim&#039;de Kuzey, Orta ve Güney Amerika göklerinde görünecek ve yoluna çıkanlar için eşsiz bir manzara, bilim insanları için ise ender bir fırsat yaratacak.NASA&#039;ya göre, hava koşulları izin verdiği sürece, Güneş&#039;in yalnızca bir kısmının ay tarafından kaplandığı hilal şeklindeki kısmi güneş tutulması, Alaska da dahil olmak üzere ABD&#039;nin 49 kıta eyaletinin tamamında görülebilecek .ABD’de, Pasifik zaman dilimiyle saat 09.13&#039;te başlayacak tutulma Oregon, Nevada, Utah, New Mexico ve Texas eyaletlerinden izlenebilecek. Tutulma, California, Idaho, Colorado ve Arizona&#039;nın belirli bölgelerinden de görülebilecek.NASA yetkilisi Kelly Korreck, CNN&#039;e yaptığı açıklamada, NASA&#039;nın, tutulma günü yerel saatle 11.30&#039;dan itibaren Albuquerque, New Mexico, Kirbyville, Texas ve White Sands, New Mexico&#039;dan görüntüleri canlı paylaşacağını belirtti.Güneş tutulması Türkiye&#039;den gözlemlenemeyecek.
ABD&#039;de gözlemlendikten sonra tutulma, Meksika, Belize, Honduras, Panama ve Kolombiya&#039;dan da izlenecek ve son olarak Brezilya’nın Atlantik kıyısındaki Natal kentinde sona erecek.Halkalı Güneş tutulması çeşitli aşamalarla gerçekleşirken, ilk olarak Ay, Güneş&#039;in önünden geçmeye başladığında hilal şeklinde bir parçalı tutulma yaşanacağı aktarıldı.
Kısmi tutulmanın başlamasından 1 saat 20 dakika sonra Ay, doğrudan Güneş&#039;in önüne geçerek &quot;ateş çemberi&quot;ni oluşturacak.
Ay, Güneş&#039;in karşısındaki yolculuğunu sona erdirip, gözden kaybolmadan önce bir diğer kısmi tutulmanın meydana geleceği belirtildi.Korreck, ülkenin söz konusu eyaletlerinde görülecek bir sonraki halkalı Güneş tutulmasının 2046&#039;da olacağını belirtti.&quot;Bu fenomeni tekrar görmemiz uzun zaman alacak.&quot; diyen Korreck, ABD vatandaşlarını Güneş tutulmasının tam olarak görülebileceği yerlere gitmeye çağırdı.NASA Heliofizik Dairesi Direktörü Peg Luce, göz kamaştırıcı gök olayının milyonlarca kişi tarafından izlenebileceğini söyledi.Ay&#039;ın yörüngesi içinde Dünya’dan en uzak noktada bulunduğu esnada gerçekleşecek tutulmanın &quot;ateş çemberi&quot; olarak isimlendirilmesi, Güneş&#039;i tamamıyla kapatamamasıyla oluşan halkalı görünümden geliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BOyiam1vpE-wPgpuMb08pw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Halkalı, Güneş, tutulması, zaman, Halkalı, Güneş, tutulması, Türkiyeden, görülecek, mi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BOyiam1vpE-wPgpuMb08pw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Halkalı Güneş tutulması ne zaman? Halkalı Güneş tutulması Türkiye'den görülecek mi?"><p>Halkalı Güneş tutulmasının ne zaman gerçekleşeceği, gök olaylarına ilgi duyan binlerce kişi tarafından sorgulanmaya başladı. Ay'ın, Güneş'in önünden tam kavuşumlu geçişinde Güneş'i tam örtmediği zaman gözlemlenen Halkalı Güneş tutulmasının Türkiye'den görülüp görülmeyeceği merak ediliyor. Peki, Halkalı Güneş tutulması ne zaman, Türkiye'den görülecek mi?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/N9Vp1_nkYkyxf6kgUExH7A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Halkalı Güneş tutulması, Ay'ın, Güneş'in önünden tam kavuşumlu geçişinde Güneş'i tam örtmediği zaman gözlemlenir. Ay'ın çapı, Güneş'in ışık yuvarının çapının yaklaşık 400'de biridir. Ay'ın Dünya'ya uzaklığı, Güneş'in uzaklığının yaklaşık 400'de biridir. Bu yüzden Ay'ın Dünya'dan görünür büyüklüğü Güneş ile yaklaşık olarak aynıdır.
Ancak gerek Dünya'nın Güneş çevresindeki, gerekse Ay'ın Dünya çevresindeki yörüngeleri tam daire olmadığından, Ay her tam kavuşumlu geçişte Güneş'i tam olarak örtmez. Bu durumda, Güneş diskinin Ay tarafından örtülmeyen kısmı, Dünya'dan halka şeklinde gözlemlenir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QmOY7HfpwU6zcOCn-5nWTA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Halkalı güneş tutulması 14 Ekim'de Kuzey, Orta ve Güney Amerika göklerinde görünecek ve yoluna çıkanlar için eşsiz bir manzara, bilim insanları için ise ender bir fırsat yaratacak.NASA'ya göre, hava koşulları izin verdiği sürece, Güneş'in yalnızca bir kısmının ay tarafından kaplandığı hilal şeklindeki kısmi güneş tutulması, Alaska da dahil olmak üzere ABD'nin 49 kıta eyaletinin tamamında görülebilecek .</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rncljC52qEaD5uAczPd00A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ABD’de, Pasifik zaman dilimiyle saat 09.13'te başlayacak tutulma Oregon, Nevada, Utah, New Mexico ve Texas eyaletlerinden izlenebilecek. Tutulma, California, Idaho, Colorado ve Arizona'nın belirli bölgelerinden de görülebilecek.NASA yetkilisi Kelly Korreck, CNN'e yaptığı açıklamada, NASA'nın, tutulma günü yerel saatle 11.30'dan itibaren Albuquerque, New Mexico, Kirbyville, Texas ve White Sands, New Mexico'dan görüntüleri canlı paylaşacağını belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P1aGf6CT1kqzfIFUnqx8ag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Güneş tutulması Türkiye'den gözlemlenemeyecek.
ABD'de gözlemlendikten sonra tutulma, Meksika, Belize, Honduras, Panama ve Kolombiya'dan da izlenecek ve son olarak Brezilya’nın Atlantik kıyısındaki Natal kentinde sona erecek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UZ1aBKmzNEi0KWQYR0hIiQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Halkalı Güneş tutulması çeşitli aşamalarla gerçekleşirken, ilk olarak Ay, Güneş'in önünden geçmeye başladığında hilal şeklinde bir parçalı tutulma yaşanacağı aktarıldı.
Kısmi tutulmanın başlamasından 1 saat 20 dakika sonra Ay, doğrudan Güneş'in önüne geçerek "ateş çemberi"ni oluşturacak.
Ay, Güneş'in karşısındaki yolculuğunu sona erdirip, gözden kaybolmadan önce bir diğer kısmi tutulmanın meydana geleceği belirtildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1XTfXRVXG0S7hI_sg_Om3Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Korreck, ülkenin söz konusu eyaletlerinde görülecek bir sonraki halkalı Güneş tutulmasının 2046'da olacağını belirtti."Bu fenomeni tekrar görmemiz uzun zaman alacak." diyen Korreck, ABD vatandaşlarını Güneş tutulmasının tam olarak görülebileceği yerlere gitmeye çağırdı.NASA Heliofizik Dairesi Direktörü Peg Luce, göz kamaştırıcı gök olayının milyonlarca kişi tarafından izlenebileceğini söyledi.Ay'ın yörüngesi içinde Dünya’dan en uzak noktada bulunduğu esnada gerçekleşecek tutulmanın "ateş çemberi" olarak isimlendirilmesi, Güneş'i tamamıyla kapatamamasıyla oluşan halkalı görünümden geliyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kanlı Ay tutulması ne zaman, saat kaçta gerçekleşecek? Türkiye&amp;apos;den izlenecek mi?</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/kanli-ay-tutulmasi-ne-zaman-saat-kacta-gerceklesecek-turkiyeden-izlenecek-mi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/kanli-ay-tutulmasi-ne-zaman-saat-kacta-gerceklesecek-turkiyeden-izlenecek-mi</guid>
<description><![CDATA[ Kanlı Ay tutulması, gök olaylarını izlemeyi ve takip etmeyi seven kişiler tarafından sorgulanıyor. Ay&#039;ın kızıl bir görünüme bürünmesiyle ortaya çıkacak gök olayı, gökbilimciler tarafından Kanlı Ay olarak adlandırılıyor. Peki, Kanlı Ay tutulması ne zaman, saat kaçta gerçekleşecek? Türkiye&#039;den izlenecek mi?Kanlı Ay tutulması için geri sayım başladı. Yaşanacak olan Kanlı Ay tutulmasında, Ay&#039;ın yüzde 12&#039;si dünyanın gölgesinde kalacak ve bu bölgede bir kızarıklık meydana gelecek. Peki, Kanlı Ay tutulması ne zaman, saat kaçta gerçekleşecek? Türkiye&#039;den izlenecek mi?Kanlı Ay tutulması 28 Ekim 2023 tarihinde gerçekleşecek. Türkiye saatiyle 21.00&#039;de başlayacak bu tutulma, saat 01.26&#039;da sona erecek.Bu tutulmada ayın sadece yüzde 12&#039;si dünyanın gölgesi içinde kalacağından bu bölgedeki kızarıklığın fark edilmesi zor olacak. Tutulmanın maksimum evresi 23.15&#039;te gerçekleşecek.Asya&#039;nın en doğusu ve Avustralya’da tutulma devam ederken Ay batacak. Asya, Avrupa Afrika’da tamamı izlenecek. Afrika&#039;nın en batı ucu, Atlas Okyanusu ve Amerika kıtasının doğusunda tutulma devam ederken Ay doğacak.Kanlı Ay tutulması Türkiye&#039;den de izlenebilecek.Tam Ay Tutulması Dünya&#039;nın Güneş ile Ay arasında girerek Ay&#039;ın tamamıyla Dünya&#039;nın gölgesi altında kaldığı yörünge konumunda ortaya çıkıyor.Bu konumda Güneş ışınlarının Ay&#039;a ulaşması engellendiğinden Ay yalnızca Dünya&#039;nın atmosferinden mavi bir filtreyle yansıyan ışıkla aydınlanıyor ve bu yüzden kızıl bir görünüme bürünüyor.Gökbilimciler Ay&#039;ın bu durumuna &quot;Kanlı Ay&quot; adını veriyorlar. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9d7cyEZhuEOLzRIBw5ZzSw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Kanlı, tutulması, zaman, saat, kaçta, gerçekleşecek, Türkiyeden, izlenecek, mi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9d7cyEZhuEOLzRIBw5ZzSw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Kanlı Ay tutulması ne zaman, saat kaçta gerçekleşecek? Türkiye'den izlenecek mi?"><p>Kanlı Ay tutulması, gök olaylarını izlemeyi ve takip etmeyi seven kişiler tarafından sorgulanıyor. Ay'ın kızıl bir görünüme bürünmesiyle ortaya çıkacak gök olayı, gökbilimciler tarafından Kanlı Ay olarak adlandırılıyor. Peki, Kanlı Ay tutulması ne zaman, saat kaçta gerçekleşecek? Türkiye'den izlenecek mi?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/V3EPdspth0q1rUIXajKB-A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kanlı Ay tutulması için geri sayım başladı. Yaşanacak olan Kanlı Ay tutulmasında, Ay'ın yüzde 12'si dünyanın gölgesinde kalacak ve bu bölgede bir kızarıklık meydana gelecek. Peki, Kanlı Ay tutulması ne zaman, saat kaçta gerçekleşecek? Türkiye'den izlenecek mi?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iRGwQb_sK0qbew461pe1Jw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kanlı Ay tutulması 28 Ekim 2023 tarihinde gerçekleşecek. Türkiye saatiyle 21.00'de başlayacak bu tutulma, saat 01.26'da sona erecek.Bu tutulmada ayın sadece yüzde 12'si dünyanın gölgesi içinde kalacağından bu bölgedeki kızarıklığın fark edilmesi zor olacak. Tutulmanın maksimum evresi 23.15'te gerçekleşecek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YBdzqEPXa0ugtC7jvKbJKg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Asya'nın en doğusu ve Avustralya’da tutulma devam ederken Ay batacak. Asya, Avrupa Afrika’da tamamı izlenecek. Afrika'nın en batı ucu, Atlas Okyanusu ve Amerika kıtasının doğusunda tutulma devam ederken Ay doğacak.Kanlı Ay tutulması Türkiye'den de izlenebilecek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OA3RWbWknUiiiWroD2jZDg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tam Ay Tutulması Dünya'nın Güneş ile Ay arasında girerek Ay'ın tamamıyla Dünya'nın gölgesi altında kaldığı yörünge konumunda ortaya çıkıyor.Bu konumda Güneş ışınlarının Ay'a ulaşması engellendiğinden Ay yalnızca Dünya'nın atmosferinden mavi bir filtreyle yansıyan ışıkla aydınlanıyor ve bu yüzden kızıl bir görünüme bürünüyor.Gökbilimciler Ay'ın bu durumuna "Kanlı Ay" adını veriyorlar.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sisler altındaki Aras Vadisi doğa tutkunlarının rotasında</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/sisler-altindaki-aras-vadisi-doga-tutkunlarinin-rotasinda</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/sisler-altindaki-aras-vadisi-doga-tutkunlarinin-rotasinda</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye-Ermenistan sınırı boyunca ilerleyen Aras Vadisi ve sisler altındaki dağlar, sunduğu birbirinden güzel doğal zenginliklerle doğa tutkunlarını ağırlıyor.Türkiye&#039;nin en doğusunda yer alan Aras Vadisi&#039;ne dört mevsim doğa yürüyüşleri düzenleniyor. Gruplar halinde bölgeye gelen doğa tutkunları, vadinin doğal güzellikleri arasında gezinti yapıyor. Kış mevsiminin etkisiyle sisle kaplanan vadinin güzelliklerini görmek için foto safari yapan doğa fotoğrafçıları, Kızıldağ zirvesine tırmanıyor. Iğdır Fotoğraf Gezi Kültür ve Doğa Kulübü Başkanı Muhammed Akkuş, Türkiye-Ermenistan sınır hattı boyunca yol alan Aras Vadisi&#039;nin doğaseverlerin ilgisini çektiğini söylediVadiyi ve dağları saran sis bulutları arasında çok güzel manzaraların oluştuğunu dile getiren Akkuş, &quot;Fotoğraf tutkunu arkadaşlarımızla buraya gelerek bu güzel manzaraları hem kayıt altına alıyoruz hem de buranın tanıtımı için etkinlik yapıyoruz. Bütün doğaseverleri ve fotoğraf tutkunlarını buraya gelip fotoğraf çekmeye ve bu eşsiz manzaraları izlemeye davet ediyoruz.&quot; dedi.  FOTOĞRAFÇILARA DAVETDoğa fotoğrafçısı Harun Cengiz de yılın bu zamanında sisler altındaki manzaraların fotoğraflarını çekmek için etkinlik düzenlediklerini anlatarak, &quot;Sağ tarafımızda Ermenistan sınırı boyunca uzanan Aras Nehri, sol tarafımızda Tekelti Dağı sisler altındaki görüntüsüyle çok güzel manzara oluşturmuş. Buranın manzarası çok güzel, tüm doğa fotoğrafçılarını buraya bekliyoruz.&quot; ifadelerini kullandı.  Fotoğrafçı Ali Uçum da Aras Vadisi&#039;ndeki çalışmalarda güzel görseller elde ettiklerini anlattı.  Foto safari için bölgeye geldiklerini dile getiren Uçum, &quot;Doğa fotoğrafları için geldik çok güzel manzaralarla karşılaştık. Görüldüğü gibi burada dağlar ve vadi sislere bürünmüş, güzelliğiyle insanlarda merak uyandırıyor.&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mGdCqPoaxUOCY5PSIi96zg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Sisler, altındaki, Aras, Vadisi, doğa, tutkunlarının, rotasında</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mGdCqPoaxUOCY5PSIi96zg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Sisler altındaki Aras Vadisi doğa tutkunlarının rotasında"><p>Türkiye-Ermenistan sınırı boyunca ilerleyen Aras Vadisi ve sisler altındaki dağlar, sunduğu birbirinden güzel doğal zenginliklerle doğa tutkunlarını ağırlıyor.</p>Türkiye'nin en doğusunda yer alan<strong> Aras Vadisi</strong>'ne dört mevsim doğa yürüyüşleri düzenleniyor. Gruplar halinde bölgeye gelen doğa tutkunları, vadinin doğal güzellikleri arasında gezinti yapıyor. Kış mevsiminin etkisiyle sisle kaplanan vadinin güzelliklerini görmek için foto safari yapan doğa fotoğrafçıları, Kızıldağ zirvesine tırmanıyor. Iğdır Fotoğraf Gezi Kültür ve Doğa Kulübü Başkanı Muhammed Akkuş, Türkiye-Ermenistan sınır hattı boyunca yol alan Aras Vadisi'nin doğaseverlerin ilgisini çektiğini söyledi<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RKAbEKq9DEuaU1C1pEjnpw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><p>Vadiyi ve dağları saran sis bulutları arasında çok güzel manzaraların oluştuğunu dile getiren Akkuş, "Fotoğraf tutkunu arkadaşlarımızla buraya gelerek bu güzel manzaraları hem kayıt altına alıyoruz hem de buranın tanıtımı için etkinlik yapıyoruz. Bütün doğaseverleri ve fotoğraf tutkunlarını buraya gelip fotoğraf çekmeye ve bu eşsiz manzaraları izlemeye davet ediyoruz." dedi.  <strong>FOTOĞRAFÇILARA DAVET</strong></p><p>Doğa fotoğrafçısı Harun Cengiz de yılın bu zamanında sisler altındaki manzaraların fotoğraflarını çekmek için etkinlik düzenlediklerini anlatarak, "Sağ tarafımızda Ermenistan sınırı boyunca uzanan Aras Nehri, sol tarafımızda Tekelti Dağı sisler altındaki görüntüsüyle çok güzel manzara oluşturmuş. Buranın manzarası çok güzel, tüm doğa fotoğrafçılarını buraya bekliyoruz." ifadelerini kullandı.  Fotoğrafçı Ali Uçum da Aras Vadisi'ndeki çalışmalarda güzel görseller elde ettiklerini anlattı.  Foto safari için bölgeye geldiklerini dile getiren Uçum, "Doğa fotoğrafları için geldik çok güzel manzaralarla karşılaştık. Görüldüğü gibi burada dağlar ve vadi sislere bürünmüş, güzelliğiyle insanlarda merak uyandırıyor." diye konuştu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bitkisel bazlı plastikler aktivistlerin iddia ettiğinin aksine doğada çözülmüyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/bitkisel-bazli-plastikler-aktivistlerin-iddia-ettiginin-aksine-dogada-coezulmuyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/bitkisel-bazli-plastikler-aktivistlerin-iddia-ettiginin-aksine-dogada-coezulmuyor</guid>
<description><![CDATA[ Biyoplastiklerden yapılan şişelerin ve çatal bıçak takımlarının iddia edildiği gibi doğada biyolojik olarak çözülebilir olması gerekiyor. Ancak yeni bir araştırmaya göre bu çözülme sadece belli koşullar altında gerçekleşiyor.Bitki bazlı plastikler, tipik petrol bazlı ürünlere kıyasla çevreye duyarlı bir alternatif olarak gösteriliyor. Ancak yeni bir çalışma, &quot;biyoplastik&quot; olarak adlandırılan ürünlerin çoğunun okyanusta veya karada bir yıldan uzun süre kaldıktan sonra bile ayrışmadığını gösteriyor.  Önceki araştırmalar, kağıt pipetlerin doğada uzun yıllar kaldıkları için &quot;sonsuza kadar var olan kimyasallar&quot; olarak bilinen ve kansere neden olan PFAS içerdiğini göstermişti.  Yeni araştırma, bu biyoplastiklerin toksik olmasalar bile tıpkı petrol bazlı ürünler gibi doğada çözülmediği kanıtladı.  Biyoplastiklerin artan popülaritesi ile 5 Gyres Enstitüsü&#039;ndeki araştırmacılar şişeler, pipetler ve poşetler gibi ürünlerin okyanusa atıldığında veya yol kenarına bırakıldığında nasıl sonuç vereceğini görmek istediler.   Karşılaştırma için ahşap veya kağıttan yapılmış geleneksel plastiklerle beraber biyoplastikleri de karada ve denizde birçok yere bıraktılar.1 YIL SONRA BİLE DOĞADA ÇÖZÜLMEDİLER  Bu ürünlerin neredeyse hiçbiri 64 hafta sonra bile eskimedi ve bazıları neredeyse hiç değişmedi. Yıprananlar ayrışmak yerine daha küçük parçalara bölünme eğilimindeydi.  Biyoplastik endüstrisi dünya çapında yaklaşık 11,6 milyar dolar değerinde ve yılda yaklaşık yüzde 19 oranında büyümesi bekleniyor.  Karada bırakılan ürünler suda bırakılanlara göre daha yavaş parçalandı ancak 64 hafta sonra bile biyoplastik öğelerin yüzde 78&#039;i bütün halinde kaldı. KİMYASAL YAPISI PETROL BAZLI PLASTİKLERLE AYNIÜrünler mısır gibi doğal içeriklerden üretilse de kimyasal ayarlamalar sonucunda petrol ürünlerinden yapılan normal plastiklerle hemen hemen aynı kimyasal yapıya sahip oluyor.Daha önceki araştırmalar, biyoplastiklerin nadiren düzgün bir şekilde atıldığını ve bu durumun onları küresel ısınma açısından geleneksel plastiklere göre daha tehlikeli hale getirdiğini göstermişti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K5wGm89llECT8AZOadG1IA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Bitkisel, bazlı, plastikler, aktivistlerin, iddia, ettiğinin, aksine, doğada, çözülmüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K5wGm89llECT8AZOadG1IA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Bitkisel bazlı plastikler aktivistlerin iddia ettiğinin aksine doğada çözülmüyor"><p>Biyoplastiklerden yapılan şişelerin ve çatal bıçak takımlarının iddia edildiği gibi doğada biyolojik olarak çözülebilir olması gerekiyor. Ancak yeni bir araştırmaya göre bu çözülme sadece belli koşullar altında gerçekleşiyor.</p><p>Bitki bazlı plastikler, tipik petrol bazlı ürünlere kıyasla çevreye duyarlı bir alternatif olarak gösteriliyor. Ancak yeni bir çalışma, "biyoplastik" olarak adlandırılan ürünlerin çoğunun okyanusta veya karada bir yıldan uzun süre kaldıktan sonra bile ayrışmadığını gösteriyor.  Önceki araştırmalar, kağıt pipetlerin doğada uzun yıllar kaldıkları için "sonsuza kadar var olan kimyasallar" olarak bilinen ve kansere neden olan PFAS içerdiğini göstermişti.  Yeni araştırma, bu biyoplastiklerin toksik olmasalar bile tıpkı petrol bazlı ürünler gibi doğada çözülmediği kanıtladı.  Biyoplastiklerin artan popülaritesi ile 5 Gyres Enstitüsü'ndeki araştırmacılar şişeler, pipetler ve poşetler gibi ürünlerin okyanusa atıldığında veya yol kenarına bırakıldığında nasıl sonuç vereceğini görmek istediler.   Karşılaştırma için ahşap veya kağıttan yapılmış geleneksel plastiklerle beraber biyoplastikleri de karada ve denizde birçok yere bıraktılar.</p><p><strong>1 YIL SONRA BİLE DOĞADA ÇÖZÜLMEDİLER</strong>  Bu ürünlerin neredeyse hiçbiri 64 hafta sonra bile eskimedi ve bazıları neredeyse hiç değişmedi. Yıprananlar ayrışmak yerine daha küçük parçalara bölünme eğilimindeydi.  Biyoplastik endüstrisi dünya çapında yaklaşık 11,6 milyar dolar değerinde ve yılda yaklaşık yüzde 19 oranında büyümesi bekleniyor.  Karada bırakılan ürünler suda bırakılanlara göre daha yavaş parçalandı ancak 64 hafta sonra bile biyoplastik öğelerin yüzde 78'i bütün halinde kaldı. </p><p><strong>KİMYASAL YAPISI PETROL BAZLI PLASTİKLERLE AYNI</strong></p><p>Ürünler mısır gibi doğal içeriklerden üretilse de kimyasal ayarlamalar sonucunda petrol ürünlerinden yapılan normal plastiklerle hemen hemen aynı kimyasal yapıya sahip oluyor.</p><p>Daha önceki araştırmalar, biyoplastiklerin nadiren düzgün bir şekilde atıldığını ve bu durumun onları küresel ısınma açısından geleneksel plastiklere göre daha tehlikeli hale getirdiğini göstermişti.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>35 bin yavru caretta caretta denizle buluştu</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/35-bin-yavru-caretta-caretta-denizle-bulustu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/35-bin-yavru-caretta-caretta-denizle-bulustu</guid>
<description><![CDATA[ Nesli tehlike altındaki caretta carettalar her yıl bu dönemlerde yuvalarından çıkarak denizle buluşuyor. Muğla&#039;nın Ortaca ilçesinde bulunan İztuzu Plajı&#039;nda 35 bin yavru deniz kaplumbağası engelleri aşarak denize ulaştı.Muğla&#039;nın Ortaca ilçesindeki İztuzu Plajı&#039;nda mayıs ve haziranda başlayan döngü sonrası yumurtadan çıkan yaklaşık 35 bin yavru carettalar denizle buluştu.Avrupa&#039;nın en iyi caretta caretta koruma ve yuvalama alanlarından biri olan İztuzu sahili yakınında yer alan DEKAMER, 2008&#039;den bu yana sahilde koruma çalışması yaparken Türkiye&#039;nin çeşitli yerlerinde yaralı bulunan deniz kaplumbağalarının da tedavisini yürütüyor.Hastane ortamının sağlandığı merkezde kaplumbağalar, özenle tedavi ediliyor.DEKAMER görevlilerince İztuzu&#039;nda çeşitli önlemler alınıyor. Yumurtlama ve yavru çıkışlarının yaşandığı dönemde sahilde gece boyu tutulan nöbetle koruma çalışması yürütülüyor.Caretta carettaların en önemli yumurtlama alanları arasında yer alan plajda, Deniz Kaplumbağaları Araştırma Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezince (DEKAMER) çeşitli önlemler alınırken görevliler de sahili gözetim altında tuttu.DEKAMER Proje Yürütücüsü Prof. Dr. Yakup Kaska, AA muhabirine, bu yıl İztuzu sahilinde yavru çıkışında büyük artış gerçekleştiğini söyledi.Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının destekleriyle İztuzu sahilindeki popülasyonda iki katına çıkan bir koruma çalışması sağlandığını belirten Kaska, &quot;Bu yıl sahilde 745 yuvamız oldu. Bu yuvalardan çıkan 35 bin civarındaki yavruyu da denize göndermiş olduk.&quot; dedi.Kaska, İztuzu Plajı&#039;nda &quot;koruma kullanma dengesi&quot; kapsamında yapılan çalışmalarla kumsaldaki caretta carettaların çiftleşme ve yuvalama alanlarında önemli seviyede artış yaşandığını dile getirdi.Yuva sayısının bölgede uzun yıllar önce 200, 300 civarında olduğunu hatırlatan Kaska, &quot;Şimdi ise neredeyse üç katına ulaştı. Bu da devletimizin o yıllardan bu yıla kadar koruma çalışmalarını devamlı bir şekilde yapıldığının ve koruma önlemlerinin de alındığının göstergesi. Bu yıl adeta bir hasat mevsimi yaşandığı bir dönem. Dolayısıyla Türkiye hem değerlerine hem de canlılarını en iyi şekilde koruduğunu bütün dünyaya bu şekilde gösteriyor.&quot; diye konuştu.DEKAMER&#039;e dünyadan birçok ziyaretçi geldiğini aktaran Kaska, ziyaretçilere Türkiye&#039;deki koruma çalışmalarını gösterirken ülke tanıtımını yaptıklarını kaydetti.Yakup Kaska, şu ana kadar 350 civarında deniz kaplumbağasını tedavi ederek doğaya gönderdiklerini, 7 kaplumbağanın ise merkezde tedavisinin devam ettiğini sözlerine ekledi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M4yn2d5MfU2sn_Xr-Ad20A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>bin, yavru, caretta, caretta, denizle, buluştu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M4yn2d5MfU2sn_Xr-Ad20A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="35 bin yavru caretta caretta denizle buluştu"><p>Nesli tehlike altındaki caretta carettalar her yıl bu dönemlerde yuvalarından çıkarak denizle buluşuyor. Muğla'nın Ortaca ilçesinde bulunan İztuzu Plajı'nda 35 bin yavru deniz kaplumbağası engelleri aşarak denize ulaştı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MU35e0hgBEqBvNNqGEFaqw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Muğla'nın Ortaca ilçesindeki İztuzu Plajı'nda mayıs ve haziranda başlayan döngü sonrası yumurtadan çıkan yaklaşık 35 bin yavru carettalar denizle buluştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IK0CGeYJM0KFF2YGhN2NlQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Avrupa'nın en iyi caretta caretta koruma ve yuvalama alanlarından biri olan İztuzu sahili yakınında yer alan DEKAMER, 2008'den bu yana sahilde koruma çalışması yaparken Türkiye'nin çeşitli yerlerinde yaralı bulunan deniz kaplumbağalarının da tedavisini yürütüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LyeSQ6l-LEu5dT_nl8TkKw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hastane ortamının sağlandığı merkezde kaplumbağalar, özenle tedavi ediliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TvXDdzLN8kW0LLH3SntbGw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>DEKAMER görevlilerince İztuzu'nda çeşitli önlemler alınıyor. Yumurtlama ve yavru çıkışlarının yaşandığı dönemde sahilde gece boyu tutulan nöbetle koruma çalışması yürütülüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0yfSwD_eVUCueY7ZnYqGaQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Caretta carettaların en önemli yumurtlama alanları arasında yer alan plajda, Deniz Kaplumbağaları Araştırma Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezince (DEKAMER) çeşitli önlemler alınırken görevliler de sahili gözetim altında tuttu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2F9zMGEMTE-pXCDdBPfwUw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>DEKAMER Proje Yürütücüsü Prof. Dr. Yakup Kaska, AA muhabirine, bu yıl İztuzu sahilinde yavru çıkışında büyük artış gerçekleştiğini söyledi.Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının destekleriyle İztuzu sahilindeki popülasyonda iki katına çıkan bir koruma çalışması sağlandığını belirten Kaska, "Bu yıl sahilde 745 yuvamız oldu. Bu yuvalardan çıkan 35 bin civarındaki yavruyu da denize göndermiş olduk." dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zJ0XFvLHOkKWC5zrru_tgA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kaska, İztuzu Plajı'nda "koruma kullanma dengesi" kapsamında yapılan çalışmalarla kumsaldaki caretta carettaların çiftleşme ve yuvalama alanlarında önemli seviyede artış yaşandığını dile getirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UAW_8vnQEUebIcBO9TdfTw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yuva sayısının bölgede uzun yıllar önce 200, 300 civarında olduğunu hatırlatan Kaska, "Şimdi ise neredeyse üç katına ulaştı. Bu da devletimizin o yıllardan bu yıla kadar koruma çalışmalarını devamlı bir şekilde yapıldığının ve koruma önlemlerinin de alındığının göstergesi. Bu yıl adeta bir hasat mevsimi yaşandığı bir dönem. Dolayısıyla Türkiye hem değerlerine hem de canlılarını en iyi şekilde koruduğunu bütün dünyaya bu şekilde gösteriyor." diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IDBooL7UwE6tdzewk8-ZaA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>DEKAMER'e dünyadan birçok ziyaretçi geldiğini aktaran Kaska, ziyaretçilere Türkiye'deki koruma çalışmalarını gösterirken ülke tanıtımını yaptıklarını kaydetti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1Up9Lme79ke1XJy2H5ft9A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yakup Kaska, şu ana kadar 350 civarında deniz kaplumbağasını tedavi ederek doğaya gönderdiklerini, 7 kaplumbağanın ise merkezde tedavisinin devam ettiğini sözlerine ekledi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dünya Mirası Listesi’ndeki dünyanın en büyük mercan resifi beyazlıyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/dunya-mirasi-listesindeki-dunyanin-en-buyuk-mercan-resifi-beyazliyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/dunya-mirasi-listesindeki-dunyanin-en-buyuk-mercan-resifi-beyazliyor</guid>
<description><![CDATA[ Avustralya açıklarında bulunan dünyanın en büyük mercan sistemi olan ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde bulunan Büyük Set Resifi’nde yeni bir büyük beyazlama tespit edildi. Deniz yüzeyi sıcaklığının yükselmesiyle bağlantılı olduğu ifade edilen beyazlama olayının, son 8 yıldaki 5. olay olduğunun altı çizildi.Avustralya Büyük Set Resifi Deniz Parkı Otoritesi, Avustralya açıklarında 344 bin 400 kilometre karelik alana yayılmış olan dünyanın en büyük mercan sisteminin tehlike altında olduğunu belirterek en son yapılan havadan gözlem çalışmasında, resifte büyük bir beyazlama olduğunu ortaya koydu.Resif Otoritesi Şef Bilim İnsanı Dr. Roger Beeden, beyazlamanın uzun bir süre boyunca ortalamanın üzerinde deniz yüzeyi sıcaklıkları sonucunda görüldüğünün altını çizerek “İklim değişikliği, Büyük Set Resifi ve dünya çapındaki mercan resifleri için en büyük tehdittir” dedi.
Bilim insanları, havadan yapılan gözlemin okyanus altı çalışmalarla destekleneceğini vurgulayarak ‘uzun süreli veya yoğun ısının&#039; mercanların ölümüne yol açabileceğini belirtti.İtalya’nın yüzölçümü büyüklüğünde olan Büyük Set Resifi, milyonlarca deniz canlısının yaşam alanı ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde bulunuyor. Beyazlama, mercan sistemindeki alg simbiyotlarının ortadan kalkması sonucu meydana geliyor ve mercanlar zarar görüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tRWA9YiXMU6u3VuOCHRqNA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Dünya, Mirası, Listesi’ndeki, dünyanın, büyük, mercan, resifi, beyazlıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tRWA9YiXMU6u3VuOCHRqNA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Dünya Mirası Listesi’ndeki dünyanın en büyük mercan resifi beyazlıyor"><p>Avustralya açıklarında bulunan dünyanın en büyük mercan sistemi olan ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde bulunan Büyük Set Resifi’nde yeni bir büyük beyazlama tespit edildi. Deniz yüzeyi sıcaklığının yükselmesiyle bağlantılı olduğu ifade edilen beyazlama olayının, son 8 yıldaki 5. olay olduğunun altı çizildi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SHgseQE5OEC-fsq-nJbZbg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Avustralya Büyük Set Resifi Deniz Parkı Otoritesi, Avustralya açıklarında 344 bin 400 kilometre karelik alana yayılmış olan dünyanın en büyük mercan sisteminin tehlike altında olduğunu belirterek en son yapılan havadan gözlem çalışmasında, resifte büyük bir beyazlama olduğunu ortaya koydu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KJExhhV3aEuyiixv-m0WBw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Resif Otoritesi Şef Bilim İnsanı Dr. Roger Beeden, beyazlamanın uzun bir süre boyunca ortalamanın üzerinde deniz yüzeyi sıcaklıkları sonucunda görüldüğünün altını çizerek “İklim değişikliği, Büyük Set Resifi ve dünya çapındaki mercan resifleri için en büyük tehdittir” dedi.
Bilim insanları, havadan yapılan gözlemin okyanus altı çalışmalarla destekleneceğini vurgulayarak ‘uzun süreli veya yoğun ısının' mercanların ölümüne yol açabileceğini belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_f9pcwdOykqwmme0sM8MSw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İtalya’nın yüzölçümü büyüklüğünde olan Büyük Set Resifi, milyonlarca deniz canlısının yaşam alanı ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde bulunuyor. Beyazlama, mercan sistemindeki alg simbiyotlarının ortadan kalkması sonucu meydana geliyor ve mercanlar zarar görüyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doğada en son yaklaşık 50 yıl önce görüldü: Java kaplanına ait kıl bulundu</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/dogada-en-son-yaklasik-50-yil-oence-goeruldu-java-kaplanina-ait-kil-bulundu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/dogada-en-son-yaklasik-50-yil-oence-goeruldu-java-kaplanina-ait-kil-bulundu</guid>
<description><![CDATA[ Endonezya&#039;da doğada en son yaklaşık 50 yıl önce gözlemlenen endemik tür Java kaplanına ait olduğu düşünülen kıl örneği, Endonezya Hayvanbilim Müzesi&#039;ndeki doldurulmuş bir Java kaplanı kürküyle eşleşti.The Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin haberine göre, Endonezya&#039;da yaban hayatı koruma çalışmaları yürüten araştırmacı Kalih Raksasewu, 5 yıl önce Java adasındaki görgü tanıklarının ifadelerinden yola çıkarak Java kaplanına ait olduğu düşünülen bir kıl örneği buldu.  Numune, Uluslararası Doğayı Koruma Birliği (IUCN) tarafından 2008&#039;de neslinin tükendiği ilan edilen ve doğada en son 1976 yılında gözlemlenen Java kaplanının yaşıyor olma ihtimalini gündeme getirdi.  Bilim insanları yaptıkları araştırmada, türe ait olduğu düşünülen kıl örneğini inceledi.  Araştırmada, genetik yakınlığı olan türlerle karşılaştırılan kıl örneğindeki DNA diziliminin, Endonezya Hayvanbilim Müzesi&#039;nde bulunan 1930 yılında doldurulmuş bir Java kaplanının kürkündeki kıllarla en yakın eşleşmeyi sağladığı tespit edildi.  Araştırma yazarları, Java kaplanı hakkındaki bulguların saha çalışmaları ve ileri genetik taramalarla test edilmesi gerektiğini belirtti. Endonezya Çevre Bakanlığı da Java kaplanı olma olasılığını doğada gözlemlemek için kamera tuzakları ve genetik incelemeler yapılacağını kaydetti.  Söz konusu araştırmanın sonuçları, 21 Mart&#039;ta Cambridge University Press tarafından yayımlanan Oryx dergisinde paylaşıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9PkdTSp0F0OTJ6t6QUls6Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Doğada, son, yaklaşık, yıl, önce, görüldü:, Java, kaplanına, ait, kıl, bulundu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9PkdTSp0F0OTJ6t6QUls6Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Doğada en son yaklaşık 50 yıl önce görüldü: Java kaplanına ait kıl bulundu"><p>Endonezya'da doğada en son yaklaşık 50 yıl önce gözlemlenen endemik tür Java kaplanına ait olduğu düşünülen kıl örneği, Endonezya Hayvanbilim Müzesi'ndeki doldurulmuş bir Java kaplanı kürküyle eşleşti.</p>The Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin haberine göre, Endonezya'da yaban hayatı koruma çalışmaları yürüten araştırmacı Kalih Raksasewu, 5 yıl önce Java adasındaki görgü tanıklarının ifadelerinden yola çıkarak Java kaplanına ait olduğu düşünülen bir kıl örneği buldu.  Numune, Uluslararası Doğayı Koruma Birliği (IUCN) tarafından 2008'de neslinin tükendiği ilan edilen ve doğada en son 1976 yılında gözlemlenen Java kaplanının yaşıyor olma ihtimalini gündeme getirdi.  Bilim insanları yaptıkları araştırmada, türe ait olduğu düşünülen kıl örneğini inceledi.  Araştırmada, genetik yakınlığı olan türlerle karşılaştırılan kıl örneğindeki DNA diziliminin, Endonezya Hayvanbilim Müzesi'nde bulunan 1930 yılında doldurulmuş bir Java kaplanının kürkündeki kıllarla en yakın eşleşmeyi sağladığı tespit edildi.  Araştırma yazarları, Java kaplanı hakkındaki bulguların saha çalışmaları ve ileri genetik taramalarla test edilmesi gerektiğini belirtti. Endonezya Çevre Bakanlığı da Java kaplanı olma olasılığını doğada gözlemlemek için kamera tuzakları ve genetik incelemeler yapılacağını kaydetti.  Söz konusu araştırmanın sonuçları, 21 Mart'ta Cambridge University Press tarafından yayımlanan Oryx dergisinde paylaşıldı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kars&amp;apos;ta kızıl tilkiler av mesaisinde</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/karsta-kizil-tilkiler-av-mesaisinde</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/karsta-kizil-tilkiler-av-mesaisinde</guid>
<description><![CDATA[ Avlanma becerileri dolayısıyla &quot;kurnaz&quot; olarak nitelendirilen kızıl tilkiler, Kars&#039;ta zorlu doğa koşullarında hayatta kalmak için tüm yeteneklerini sergiliyor. Kızıl tilkilerin yaşam alanı doğaseverler tarafından kayıt altına alındı. Hızlı hareket eden ve iyi koku alan bu tilkiler, güçlü işitme duyusu sayesinde kar altındaki canlıları duyarak tespit ediyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/euO3cxi3KEuvS9nC0iv9Og.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Karsta, kızıl, tilkiler, mesaisinde</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/euO3cxi3KEuvS9nC0iv9Og.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Kars'ta kızıl tilkiler av mesaisinde"><p>Avlanma becerileri dolayısıyla "kurnaz" olarak nitelendirilen kızıl tilkiler, Kars'ta zorlu doğa koşullarında hayatta kalmak için tüm yeteneklerini sergiliyor. Kızıl tilkilerin yaşam alanı doğaseverler tarafından kayıt altına alındı. Hızlı hareket eden ve iyi koku alan bu tilkiler, güçlü işitme duyusu sayesinde kar altındaki canlıları duyarak tespit ediyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Fotoğraf çektirmek isteyenleri ağırlıyor: Sarı kanola tarlalarına yoğun ilgi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/fotograf-cektirmek-isteyenleri-agirliyor-sari-kanola-tarlalarina-yogun-ilgi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/fotograf-cektirmek-isteyenleri-agirliyor-sari-kanola-tarlalarina-yogun-ilgi</guid>
<description><![CDATA[ Ramazan Bayramı tatili sürüyor. Tekirdağ’da bulunan sarı kanola tarlaları, fotoğraf çektirmek isteyenleri ağırlıyor. İstanbul’dan yola çıkan vatandaşlar, fotoğraf çektirmek için kentteki tarlaları ziyaret ediyor.Tekirdağ’da çiçek açan kanola bitkisiyle boydan boya sarıya bürünen tarlalar, eşsiz manzarada fotoğraf çektirmek isteyenleri ağırlıyor.Ramazan Bayramı’nı fırsat bilen tatilciler, sarı kanola tarlalarını görüntülemek, hatıra fotoğrafı çektirmek ve doğayla iç içe vakit geçirmek istiyor.Tekirdağ Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Hacıoğlu, kentin birçok turizm çeşidini içinde barındırdığını belirtti.Tekirdağ’ın renkli tarlalarının turizm için alternatif olduğunu aktaran Hacıoğlu, kanola tarlalarının vatandaşları kendine hayran bıraktığını söyledi.İstanbul’dan kenti gezmeye gelen Cansu Yörükoğlu, bayram tatilini Tekirdağ’da geçireceklerini söyledi.Kanola tarlasında güzel bir fotoğraf karesi ile anı ölümsüzleştirdiklerini dile getiren Yörükoğlu, bu sarı görüntünün benzersiz bir güzelliğe sahip olduğunu kaydetti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rzH_qHtSJUyWwXK-DEBhJw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Fotoğraf, çektirmek, isteyenleri, ağırlıyor:, Sarı, kanola, tarlalarına, yoğun, ilgi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rzH_qHtSJUyWwXK-DEBhJw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Fotoğraf çektirmek isteyenleri ağırlıyor: Sarı kanola tarlalarına yoğun ilgi"><p>Ramazan Bayramı tatili sürüyor. Tekirdağ’da bulunan sarı kanola tarlaları, fotoğraf çektirmek isteyenleri ağırlıyor. İstanbul’dan yola çıkan vatandaşlar, fotoğraf çektirmek için kentteki tarlaları ziyaret ediyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dbi5X1VPckaU-eECDIphcA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tekirdağ’da çiçek açan kanola bitkisiyle boydan boya sarıya bürünen tarlalar, eşsiz manzarada fotoğraf çektirmek isteyenleri ağırlıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QK8THR7LGEKZ67QFrzACOA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ramazan Bayramı’nı fırsat bilen tatilciler, sarı kanola tarlalarını görüntülemek, hatıra fotoğrafı çektirmek ve doğayla iç içe vakit geçirmek istiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K22P1CwYvkWKTrMJg0LHLA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tekirdağ Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Hacıoğlu, kentin birçok turizm çeşidini içinde barındırdığını belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MtPrwfNxy0SQl-rfD6HPLw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tekirdağ’ın renkli tarlalarının turizm için alternatif olduğunu aktaran Hacıoğlu, kanola tarlalarının vatandaşları kendine hayran bıraktığını söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LrE1JcDXn0mVzZ3iWK4bhA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İstanbul’dan kenti gezmeye gelen Cansu Yörükoğlu, bayram tatilini Tekirdağ’da geçireceklerini söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UIw_Ah3yn0GzxTH4qt4ecA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kanola tarlasında güzel bir fotoğraf karesi ile anı ölümsüzleştirdiklerini dile getiren Yörükoğlu, bu sarı görüntünün benzersiz bir güzelliğe sahip olduğunu kaydetti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TwJKuogmGE-3ba_b2RyKkw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zZjwxdURjEuvlwgKrhZOAA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çizgili sırtlan ailesi fotokapana yansıdı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/cizgili-sirtlan-ailesi-fotokapana-yansidi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/cizgili-sirtlan-ailesi-fotokapana-yansidi</guid>
<description><![CDATA[ Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü, fotokapana yansıyan çizgili sırtlan ailesinin görüntüsünü paylaştı.Doğada yaban hayatın izlenmesi amacıyla yerleştirilen fotokapana, çizgili sırtlan ailesi yansıdı. Şanlıurfa&#039;da kaydedilen görüntü, DKMP Genel Müdürlüğü tarafından sosyal medyada, &#039;Çizgili sırtlan (Hyaena hyaena) ailesinin tamamını kayda aldık galiba&#039; notuyla paylaşıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/reWvsu4Z3U6V3pZU_F6r-A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Çizgili, sırtlan, ailesi, fotokapana, yansıdı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/reWvsu4Z3U6V3pZU_F6r-A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Çizgili sırtlan ailesi fotokapana yansıdı"><p>Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü, fotokapana yansıyan çizgili sırtlan ailesinin görüntüsünü paylaştı.</p><p>Doğada yaban hayatın izlenmesi amacıyla yerleştirilen fotokapana, çizgili sırtlan ailesi yansıdı.</p><p> Şanlıurfa'da kaydedilen görüntü, DKMP Genel Müdürlüğü tarafından sosyal medyada, 'Çizgili sırtlan (Hyaena hyaena) ailesinin tamamını kayda aldık galiba' notuyla paylaşıldı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>2023&amp;apos;te 190 türden 23 binden fazla kuş halkalandı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/2023te-190-turden-23-binden-fazla-kus-halkalandi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/2023te-190-turden-23-binden-fazla-kus-halkalandi</guid>
<description><![CDATA[ Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünce (DKMP) kuşların göçleri, üremeleri, hayatta kalma başarıları gibi verilerin elde edilmesine yönelik yürütülen halkalama çalışmaları kapsamında, 2023 yılında 190 türden 23 bin 794 kuş halkalandı.Tarım ve Orman Bakanlığı&#039;ndan yapılan yazılı açıklamaya göre; kuşların önemli göç yolları üzerinde bulunan Türkiye&#039;de yürütülen halkalama çalışmaları ile kuşların göçleri ve popülasyon dinamikleri araştırılıyor. Ayrıca kuşların tanınmasını, gerektiğinde morfometrik ve diğer ölçümlerin yapılması da bu işlemle sağlanıyor. Halkalama işlemi, yakalanan kuşun tür, yaş ve cinsiyet gibi bilgileri kayıt edildikten sonra bacağına halka takılmasıyla yapılıyor. 2002&#039;de DKMP Genel Müdürlüğü, ODTÜ Biyoloji Bölümü ve Kuş Araştırmaları Derneği arasında imzalanan iş birliği protokolü ile başlatılan Ulusal Halkalama Programının (UHP) kapsamı yıllar içinde genişletilerek, birçok üniversite ve sivil toplum kuruluşunu katılımıyla yapıldı.  KELAYNAKLARIN SOYUNUN TÜKENMESİ ÖNLENDİ  Yürütülen çalışmalarla ülkedeki kelaynakların soyunun tükenmesinin önüne geçildi. Göç dönemi öncesinde istasyona alınan kelaynaklar, sadece üreme dönemlerinde serbest bırakılırken yarı vahşi bir yaşam sürdüren tür olarak kabul edildi. Bu kapsamda, kelaynakların halkalanması işlemleri &#039;özel halkacı&#039; lisansına sahip DKMP Genel Müdürlüğü görevlisi veterinerler tarafından yapıldı. Bu kapsamda, 2023 yılı üreme sezonunda yeni doğan toplam 57 yavru halkalandı. Bu yavruların biyometrik ölçüleri alınarak kaydedildi, ayrıca, cinsiyet ve genetik çalışmalar için örnekler de alındı. Ayrıca İzmir Gediz Deltasında, DKMP Genel Müdürlüğü, Ankara Üniversitesi, Ege Üniversitesi ve Uluslararası Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) iş birliğiyle 2023 yılı flamingo halkalama çalışmaları gerçekleştirildi. 3-6 Ağustos 2023 tarihlerinde gerçekleştirilen çalışmalarla 262 yavru flamingoya hem metal hem de PVC halka takıldı, tüy ve parazit örnekleri alındı.  NESLİ TEHLİKE ALTINDAKİ TÜRLER İÇİN EYLEM PLANI  DKMP Genel Müdürlüğünce ayrıca ülkede nesli tehlike altında olan türler için eylem planı hazırlanarak uygulamaya konuldu. Bu kapsamda, 2013 yılında hazırlanan &#039;Ulusal Turna Eylem Planı&#039;nın birinci 5 yıllık (2014-2019) uygulama planı tamamlandı. 2020-2024 yıllarını kapsayan ikinci uygulama dönemi ise devam ediyor. Eylem planı kapsamında, turnaların üreme, beslenme ve kışlama alanlarının tespit edilmesi amacıyla halkalama ve uydu vericilerle takip çalışması yürütülüyor. Bu proje ile sayıları oldukça azalmış olan turnaların ülkedeki popülasyonunun ve yaşam alanlarının korunması maksadıyla yönetim araçlarının, koşullarının geliştirilmesi hedefleniyor. Bu maksatla ilk adım olarak, türün 31 yaşam alanının bilimsel olarak ortaya konabilmesi için teknolojik imkanlar da kullanılarak izleme çalışmaları gerçekleştiriliyor. Elde edilen bilimsel veriler ışığında turnalar için önemli olan üreme, yazlama, kışlama ve göç sırasında konaklama alanları belirlenmeye başlandı. Bu çalışmalar kapsamında 27&#039;si 2023 yılında olmak üzere toplam 152 turna halkalandı. Halkalama çalışmalarının ardından halkalı olarak görülen ve geri bildirimi yapılan turnalar kayıt altına alınmaya başlandı.  2023 YILINDA 23 BİNDEN FAZLA KUŞ HALKALANDI  2023 yılında ülke genelinde DKMP Genel Müdürlüğünce koordine edilen tüm halkalama çalışmaları sonucunda, 190 türden 23 bin 794 kuş halkalandı. Söz konusu halkalama çalışmalarının 22 bin 756&#039;sı ise halkalama istasyonlarında gerçekleştirildi. Halkalama istasyonlarında en fazla halkalanan 10 kuş türü karabaşlı ötleğen, kızılgerdan, çıvgın, söğütbülbülü, küçük akgerdanlı ötleğen, boz ötleğen, saz kamışçını, kızılkuyruk, akgerdanlı ötleğen ve mavigerdan olarak sıralandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CT6OBzJtTEGB2JyX0bCakA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>2023te, 190, türden, binden, fazla, kuş, halkalandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CT6OBzJtTEGB2JyX0bCakA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="2023'te 190 türden 23 binden fazla kuş halkalandı"><p>Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünce (DKMP) kuşların göçleri, üremeleri, hayatta kalma başarıları gibi verilerin elde edilmesine yönelik yürütülen halkalama çalışmaları kapsamında, 2023 yılında 190 türden 23 bin 794 kuş halkalandı.</p>Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamaya göre; kuşların önemli göç yolları üzerinde bulunan Türkiye'de yürütülen halkalama çalışmaları ile kuşların göçleri ve popülasyon dinamikleri araştırılıyor. Ayrıca kuşların tanınmasını, gerektiğinde morfometrik ve diğer ölçümlerin yapılması da bu işlemle sağlanıyor. Halkalama işlemi, yakalanan kuşun tür, yaş ve cinsiyet gibi bilgileri kayıt edildikten sonra bacağına halka takılmasıyla yapılıyor. 2002'de DKMP Genel Müdürlüğü, ODTÜ Biyoloji Bölümü ve Kuş Araştırmaları Derneği arasında imzalanan iş birliği protokolü ile başlatılan Ulusal Halkalama Programının (UHP) kapsamı yıllar içinde genişletilerek, birçok üniversite ve sivil toplum kuruluşunu katılımıyla yapıldı.  KELAYNAKLARIN SOYUNUN TÜKENMESİ ÖNLENDİ  Yürütülen çalışmalarla ülkedeki kelaynakların soyunun tükenmesinin önüne geçildi. Göç dönemi öncesinde istasyona alınan kelaynaklar, sadece üreme dönemlerinde serbest bırakılırken yarı vahşi bir yaşam sürdüren tür olarak kabul edildi. Bu kapsamda, kelaynakların halkalanması işlemleri 'özel halkacı' lisansına sahip DKMP Genel Müdürlüğü görevlisi veterinerler tarafından yapıldı. Bu kapsamda, 2023 yılı üreme sezonunda yeni doğan toplam 57 yavru halkalandı. Bu yavruların biyometrik ölçüleri alınarak kaydedildi, ayrıca, cinsiyet ve genetik çalışmalar için örnekler de alındı. Ayrıca İzmir Gediz Deltasında, DKMP Genel Müdürlüğü, Ankara Üniversitesi, Ege Üniversitesi ve Uluslararası Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) iş birliğiyle 2023 yılı flamingo halkalama çalışmaları gerçekleştirildi. 3-6 Ağustos 2023 tarihlerinde gerçekleştirilen çalışmalarla 262 yavru flamingoya hem metal hem de PVC halka takıldı, tüy ve parazit örnekleri alındı.  NESLİ TEHLİKE ALTINDAKİ TÜRLER İÇİN EYLEM PLANI  DKMP Genel Müdürlüğünce ayrıca ülkede nesli tehlike altında olan türler için eylem planı hazırlanarak uygulamaya konuldu. Bu kapsamda, 2013 yılında hazırlanan 'Ulusal Turna Eylem Planı'nın birinci 5 yıllık (2014-2019) uygulama planı tamamlandı. 2020-2024 yıllarını kapsayan ikinci uygulama dönemi ise devam ediyor. Eylem planı kapsamında, turnaların üreme, beslenme ve kışlama alanlarının tespit edilmesi amacıyla halkalama ve uydu vericilerle takip çalışması yürütülüyor. Bu proje ile sayıları oldukça azalmış olan turnaların ülkedeki popülasyonunun ve yaşam alanlarının korunması maksadıyla yönetim araçlarının, koşullarının geliştirilmesi hedefleniyor. Bu maksatla ilk adım olarak, türün 31 yaşam alanının bilimsel olarak ortaya konabilmesi için teknolojik imkanlar da kullanılarak izleme çalışmaları gerçekleştiriliyor. Elde edilen bilimsel veriler ışığında turnalar için önemli olan üreme, yazlama, kışlama ve göç sırasında konaklama alanları belirlenmeye başlandı. Bu çalışmalar kapsamında 27'si 2023 yılında olmak üzere toplam 152 turna halkalandı. Halkalama çalışmalarının ardından halkalı olarak görülen ve geri bildirimi yapılan turnalar kayıt altına alınmaya başlandı.  2023 YILINDA 23 BİNDEN FAZLA KUŞ HALKALANDI  2023 yılında ülke genelinde DKMP Genel Müdürlüğünce koordine edilen tüm halkalama çalışmaları sonucunda, 190 türden 23 bin 794 kuş halkalandı. Söz konusu halkalama çalışmalarının 22 bin 756'sı ise halkalama istasyonlarında gerçekleştirildi. Halkalama istasyonlarında en fazla halkalanan 10 kuş türü karabaşlı ötleğen, kızılgerdan, çıvgın, söğütbülbülü, küçük akgerdanlı ötleğen, boz ötleğen, saz kamışçını, kızılkuyruk, akgerdanlı ötleğen ve mavigerdan olarak sıralandı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dünya’nın Bilinen En Büyük Mağarası</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/dunyanin-bilinen-en-buyuk-magarasi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/dunyanin-bilinen-en-buyuk-magarasi</guid>
<description><![CDATA[ Son Doong Mağarası, büyüklüğü, iç yapısı ve ekosistemi ile doğanın gücünü ve karmaşıklığını sergileyen bir harikadır. Hem bilimsel hem de turistik açıdan büyük bir öneme sahip olan bu mağara, Vietnam’ın doğal mirasının değerli bir parçasıdır. ]]></description>
<enclosure url="http://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x580_66e7328c91d41.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Dünya’nın, Bilinen, Büyük, Mağarası</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Son Doong Mağarası: Milyon Yıllık Bir Gizem ve Doğa Harikası</strong></p>
<p></p>
<p>Vietnam’ın Quang Binh bölgesinde yer alan Son Doong Mağarası, dünya üzerindeki bilinen en büyük mağara olarak dikkat çekmektedir. 2009 yılında keşfedilen bu muazzam yapının büyüklüğü, iç yapısı ve ekosistemi, doğanın güç ve karmaşıklığını gözler önüne seriyor. Bu makalede, Son Doong Mağarası’nın tarihçesi, yapısal özellikleri, ekosistemi ve koruma çabaları detaylı bir şekilde ele alınacaktır.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66e7341c35535.jpg" alt=""></p>
<h3><strong>Keşfin Derinlikleri: Tarihçe ve İlk Adımlar</strong></h3>
<p></p>
<p>Son Doong Mağarası’nın keşfi, 1990 yılında Vietnamlı tarım işçisi Ho Khanh’ın ormanda rastladığı büyük bir mağara girişiyle başlamıştır. Ho Khanh, bulduğu mağaranın büyüklüğü karşısında ilk başta çekinmiş ve içeri girmemiştir. Ancak, mağaranın varlığını yerel yetkililere bildirmiştir. Mağaranın keşfi, Vietnam’ın dağlık bölgelerindeki karmaşık yeraltı yapılarının yalnızca bir örneğini temsil etmektedir.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66e7363d78b36.jpg" alt=""></p>
<p>2009 yılında, mağara bilimci Howard Limbert ve ekibi, Ho Khanh’ın bulgusunu tekrar değerlendirmiş ve mağarayı detaylı bir şekilde araştırmak üzere harekete geçmiştir. Bu araştırmalar, mağaranın yalnızca büyük değil, aynı zamanda oldukça karmaşık bir mağara ağı içerdiğini ortaya koymuştur. Mağara içindeki geniş tüneller ve doğal oluşumlar, bilim insanları tarafından büyük bir heyecanla incelenmiştir.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66e7341a75ace.jpg" alt=""></p>
<h3><strong>Büyüklük ve Yapısal Özellikler</strong></h3>
<p></p>
<p>Son Doong Mağarası, 5 kilometreden uzun ana tünel geçişlerine sahip olup, devasa boyutlarıyla dikkat çekmektedir. Mağaranın yüksekliği yaklaşık 200 metreyi bulmakta, genişliği ise 150 metreye kadar ulaşmaktadır. Bu devasa boyutlar, mağaranın içinde oldukça geniş ve açık alanlar sunmakta, ziyaretçilerine adeta bir yeraltı dünyasının büyüsünü yaşatmaktadır.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66e7354813250.jpg" alt=""></p>
<p>Mağara içindeki bu geniş alanlar, mağaranın yapısındaki doğal oluşumlarla daha da büyüleyici hale gelmektedir. İçinden geçen nehirler, mağaranın iç yapısına önemli katkılarda bulunmakta ve bu su akıntıları mağara duvarlarını aşındırarak benzersiz şekillerin oluşmasına neden olmaktadır. Mağaranın üzerinde bulunduğu fay hattı da bu devasa boyutların oluşumunda rol oynamıştır.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66e736af590ea.jpg" alt=""></p>
<p>Mağaranın yaşının yaklaşık 2,3 milyon yıl olduğu tahmin edilmekte, ancak çevresindeki kireç taşının 400 milyon yaşında olduğu düşünülmektedir. Mağara içindeki fosil geçidi, 350 milyon yıllık beyaz fosillerle doludur ve bu fosiller, mağaranın jeolojik geçmişine ışık tutmaktadır.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66e7343470a3b.jpg" alt=""></p>
<h3><strong>Doğal Ekosistem ve Biyolojik Çeşitlilik</strong></h3>
<p></p>
<p>Son Doong Mağarası, sadece büyüklüğüyle değil, aynı zamanda içinde barındırdığı zengin ekosistemle de dikkat çekmektedir. Mağara içindeki yağmur ormanı, tropikal bitki örtüsü ve çeşitli hayvan türleri ile adeta bir ekosistem cenneti olarak kabul edilmektedir. Edam Bahçesi olarak bilinen bu bölge, 200 metre derinlikteki bir yağmur ormanıdır ve burada ağaçlar 45 metreye kadar uzanabilir.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66e7363c79fb4.jpg" alt=""></p>
<p>Mağaranın iç kısmında, özellikle karanlık ortama uyum sağlamak zorunda kalan canlılar bulunmaktadır. Bu canlılar arasında beyaz renkte yeni keşfedilen yedi tür vardır. Bu türlerin bazıları gözlerini evrimsel süreçte yitirmiştir ve renklerini kaybetmiştir. Uçan tilkiler, kaplanlar ve langurlar gibi çeşitli hayvan türleri, bu eşsiz ekosistemde yaşamlarını sürdürmektedir.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66e735468eb16.jpg" alt=""></p>
<p>Yağmur mevsimlerinde, mağaranın içinde 600 metre genişliğinde bir göl oluşmakta, bu göl zamanla kaybolmaktadır. Ayrıca, mağaradaki su altı geçitleri, diğer mağaralarla bağlantılar sağlayabilir. Yapılan son araştırmalar, bu geçitlerin Hang Thung adlı başka bir mağaraya bağlandığını ortaya koymuştur. Bu su altı geçitleri, mağaranın iç ekosisteminin dinamiklerini ve çeşitliliğini etkileyen önemli unsurlardır.</p>
<p></p>
<h3><strong>Koruma ve Turizm Çabaları</strong></h3>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66e7343077d0f.jpg" alt=""></p>
<p></p>
<p>Son Doong Mağarası, etkileyici büyüklüğü ve egzotik ekosistemi nedeniyle hızla turistik bir cazibe merkezi haline gelmiştir. Ancak, mağaranın korunması büyük önem arz etmektedir. Ziyaretçi akışı ve turlar, mağaranın ekosistemini korumak amacıyla sıkı kurallarla düzenlenmektedir. Rehber eşliğinde yapılan turlar, hem ziyaretçilerin güvenliğini sağlamak hem de mağaranın doğal yapısının bozulmasını önlemek için titizlikle planlanmaktadır.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66e736ad0a315.jpg" alt=""></p>
<p>Turizm faaliyetleri sırasında, ziyaretçilerin çevresel etkileri minimize etmeleri ve ekosistemi korumak için belirli kurallara uymaları sağlanmaktadır. Bu önlemler, mağaranın hem doğal güzelliklerinin hem de ekosisteminin korunmasına yardımcı olmaktadır. Mağaranın içindeki doğal oluşumların zarar görmemesi için ziyaretçi sayısı sınırlı tutulmakta ve turlar belirli rotalar boyunca düzenlenmektedir.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66e7347d1c64d.jpg" alt=""></p>
<h3><strong>Sonuç ve Gelecek Perspektifi</strong></h3>
<p></p>
<p></p>
<p>Son Doong Mağarası, büyüklüğü, iç yapısı ve ekosistemi ile doğanın gücünü ve karmaşıklığını sergileyen bir harikadır. Hem bilimsel hem de turistik açıdan büyük bir öneme sahip olan bu mağara, Vietnam’ın doğal mirasının değerli bir parçasıdır. Ziyaretçilerine eşsiz bir yer altı deneyimi sunarken, aynı zamanda doğal çevrenin korunması için alınan önlemlerle bu olağanüstü yapının gelecek nesillere de ulaşması sağlanmaktadır.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66e735475b114.jpg" alt=""></p>
<p>Son Doong Mağarası, doğal güzelliklerin ve yeraltı dünyasının ne kadar büyüleyici ve çeşitli olabileceğini en iyi şekilde gösteren örneklerden biridir. Bilim insanları ve doğa severler için bu mağara, doğanın mucizelerini ve yeraltı dünyasının derinliklerini keşfetme fırsatı sunmaktadır. Gelecekte yapılacak keşifler ve araştırmalar, bu muazzam yapının daha fazla yönünü gün yüzüne çıkaracak ve doğanın gücünü daha da yakından tanıma imkanı sağlayacaktır.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hasta Kargaların Eczanesi Karınca Yuvası</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/hasta-kargalarin-eczanesi-karinca-yuvasi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/hasta-kargalarin-eczanesi-karinca-yuvasi</guid>
<description><![CDATA[ Doğa, hayvanların hayatta kalmak için geliştirdiği olağanüstü yeteneklerle doludur. Bunlardan biri de kargaların karınca yuvalarına olan ilginç davranışlarıdır. ]]></description>
<enclosure url="http://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x580_66e71561672fd.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Hasta, Kargaların, Eczanesi, Karınca, Yuvası</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h3>Kargaların Şifalı Davranışı: Karınca Yuvasındaki Tedavi</h3>
<p></p>
<p>Doğa, hayvanların hayatta kalmak için geliştirdiği olağanüstü yeteneklerle doludur. Bunlardan biri de kargaların karınca yuvalarına olan ilginç davranışlarıdır. Kargalar hastalandıklarında, bilinenin aksine sadece bir yere çekilip iyileşmeyi beklemekle kalmaz, karınca yuvalarına saldırarak bizzat tedavi olmaya çalışırlar. Bu davranış, kargaların hastalıklardan kurtulma stratejilerinden biri olarak kabul edilmektedir.</p>
<p></p>
<p>Kargalar hastalandığında, karınca yuvalarını ayaklarıyla kazar ve daha sonra kanatlarını açarak hareketsizce beklerler. Karıncaların kendilerine saldırmasına ve vücutlarında gezinmesine izin verirler. Bu sıradışı davranışın ardında ise oldukça etkileyici bir biyolojik mekanizma yatar: Karıncaların salgıladığı <strong>formik asit</strong>. Karıncalar, mantar ve mikroplara karşı böcek ilacı etkisi yapan formik asidi ağızlarından salgılarlar. Karga, bu küçük böceklerden gelen formik asit sayesinde hastalığın etkisini azaltır ve vücudundaki zararlı mikroorganizmalardan kurtulmayı başarır.</p>
<p></p>
<h3>Bu Kuşlar Bunu Nasıl Biliyor?</h3>
<p></p>
<p>Doğanın bu zekice ve içgüdüsel davranışı insanları düşündürmektedir: <strong>Kargalar bu bilgiyi nasıl ediniyor?</strong></p>
<p>Cevap, hayvanların uzun yıllar boyunca deneyimlerine dayanan içgüdülerinde saklıdır. Bilim insanları, birçok hayvan türünün içgüdüsel olarak hastalıklara karşı çözüm bulduğunu ve bu tür davranışların evrimsel süreçte nesilden nesile aktarıldığını düşünmektedir.</p>
<p></p>
<p>Bu tür içgüdüsel davranışlar, belki de kargaların milyonlarca yıllık evrimsel süreçlerinde kazandıkları deneyimlerin bir yansımasıdır. Kargalar, yüksek zekâları ve sosyal yapıları ile bilinen kuşlardır. Yiyecek bulma, barınak yapma ve tehlikelerden kaçınma gibi konularda sergiledikleri davranışlar, onların çevresel değişikliklere karşı uyum sağlamalarının bir parçasıdır. Bu bağlamda, karıncaların formik asit salgılayarak hastalıklarla mücadele etmeye yardımcı olması da kargaların hayatta kalma stratejilerinin bir sonucu olabilir.</p>
<p></p>
<h3> Sonuç</h3>
<p></p>
<p>Kargaların bu tedavi yöntemini nasıl öğrendiği halen gizemini koruyor. Ancak, kargalar gibi zeki ve sosyal hayvanların içgüdülerine ve çevresel deneyimlerine dayanarak bu tür çözüm yollarını bulmaları oldukça olağan bir durumdur. Doğa, her zaman hayvanların ihtiyaçlarına cevap veren karmaşık ve etkileyici mekanizmalar sunar.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>NASA, Tutulma Sırasında Çekirgeleri Kaydetmenizi İstiyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/nasa-tutulma-sirasinda-cekirgeleri-kaydetmenizi-istiyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/nasa-tutulma-sirasinda-cekirgeleri-kaydetmenizi-istiyor</guid>
<description><![CDATA[ İşte Eclipse Soundscapes Projesi için doğayı nasıl kaydedeceğiniz. Amerikalı bilim insanları tam Güneş tutulması sırasında gökyüzüne bakmakla kalmamış, etrafındaki her şeye dikkatini verdiğinden de emin olmuştu. Wheeler ve katkıda bulunan arkadaşları 31 Ağustos 1932’de ABD ve Kanada’nın kuzeydoğu kesimlerine giderek, bu göksel olayın yaban hayatındaki etkilerini belgeleyen, tutulmayla alakalı ilk katılıma açık çalışmalardan birinde yer […]
NASA, Tutulma Sırasında Çekirgeleri Kaydetmenizi İstiyor yazısı ilk önce Popular Science üzerinde ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/cricket-nasa1.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>NASA, Tutulma, Sırasında, Çekirgeleri, Kaydetmenizi, İstiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<a href="https://popsci.com.tr/nasa-tutulma-sirasinda-cekirgeleri-kaydetmenizi-istiyor/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img width="150" height="150" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/cricket-nasa1-150x150.jpg" alt="NASA, Tutulma Sırasında Çekirgeleri Kaydetmenizi İstiyor" align="left"></a><p><strong>İşte Eclipse Soundscapes Projesi için doğayı nasıl kaydedeceğiniz.</strong></p>
<p>Amerikalı bilim insanları <a href="https://popsci.com.tr/?s=tam+g%C3%BCne%C5%9F+tutulmas%C4%B1" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">tam Güneş tutulması</a> sırasında gökyüzüne bakmakla kalmamış, etrafındaki her şeye dikkatini verdiğinden de emin olmuştu. Wheeler ve katkıda bulunan arkadaşları <a href="https://www.semanticscholar.org/paper/Observations-on-the-Behavior-of-Animals-during-the-Wheeler-MacCoy/6cdbcd7f275d25634c1da6597cbcdbfe0ebc2a00" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">31 Ağustos 1932’de</a> ABD ve Kanada’nın kuzeydoğu kesimlerine giderek, bu göksel olayın yaban hayatındaki etkilerini belgeleyen, tutulmayla alakalı ilk katılıma açık çalışmalardan birinde yer almışlardı. Gönüllüler o gün hayvan ve böceklerin davranışlarına ilişkin neredeyse 500 kayıt yapmışlardı. Neredeyse bir asır sonra NASA, bu katkıları onurlandırmanın yanısıra daha da detaylandırmak istiyor.</p>
<p>Ajans 8 Nisan’da, yaklaşan tam Güneş tutulmasının güzergâhında bulunan gönüllüleri devam eden <a href="https://eclipsesoundscapes.org/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Eclipse Soundscapes Projesi</a>‘ne yardımcı olmaya çağırıyor. Görsel, işitsel ve yazılı kayıtların birleşimi yoluyla NASA, araştırmacıların tutulmanın ülke çapındaki çeşitli ekosistemlere etkisini daha iyi anlamasına yardımcı olmayı hedefliyor.</p>
<p></p>
<p>Ay Güneş’in önünden geçerken ortamdaki ışık kararıyor, sıcaklıklar düşüyor ve hatta bazı yıldızlar belirlemeye başlıyor. Bu ani çevresel değişimlerin, hayvanları şaşırtıp sanki alacakaranlık veya şafak vaktindeymiş gibi davranmaya ittiği biliniyor. NASA’ya göre ajans, çekirgelerin davranışını daha iyi anlamakla özel olarak ilgilenmenin yanında hayvanların gece ve gündüz davranışları bakımından verecekleri tepkiler arasındaki farklılıkları da gözlemlemeyi amaçlıyor.</p>
<p>Eclipse Soundscapes Projesi’nin İletişim Koordinatörü olan Kelsey Perrett, bu ayın başlarında yapılan <a href="https://science.nasa.gov/solar-system/skywatching/sense-the-solar-eclipse-with-nasas-eclipse-soundscapes-project/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">bir duyuruda</a> şöyle aktarıyor: “Ne kadar çok ses verisi ve gözlemimiz olursa, bu sorulara o kadar iyi yanıt veririz. Katılımcı bilim insanlarının yapacağı katkılar, belli ekosistemleri daha derinlemesine incelememize ve tutulmanın her birini nasıl etkilemiş olabileceğini belirlememize olanak sağlayacak.”</p>
<p>Tutulma güzergâhı içerisindeki yaklaşık 30 milyon insanın her biri, 8 Nisan’da birçok şekilde katkı sunabilir. Tam tutulma güzergâhı üzerindeki veya yakınındaki kişiler, etraftaki sesleri kaydetmek için AudioMoth isimli ve nispeten düşük maliyetli bir ses kaydedicisinin yanında bir mikro-SD kart satın alarak “<a href="https://eclipsesoundscapes.org/roles/#data-collector-role" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Veri Toplayıcısı</a>” olabilir. Bu arada “<a href="https://eclipsesoundscapes.org/roles/#observer-role" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Gözlemciler</a>” gördükleri ve duydukları şeyleri not alıp sonrasında bunları projenin internet sitesi üzerinden teslim edebilirler. “<a href="https://eclipsesoundscapes.org/roles/#apprentice-role" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Çıraklar</a>” ve “Veri Analistleri” de gelen verilerin değerlendirilmesine yardımcı olmak üzere hızlı, ücretsiz çevrim içi kurslara katılabilirler. <a href="https://eclipsesoundscapes.org/accessibility-inclusion/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Duyusal erişilebilirlik durumları</a> bulunan kişiler için de bir sürü seçenek var ve NASA, büyük gönüllü gruplarının işini <a href="https://eclipsesoundscapes.org/roles/#mentor-role" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">kolaylaştıracak</a> kaynakları bölgesel okullar, kütüphaneler, parklar ve topluluk merkezleri yoluyla sunuyor.</p>
<p> </p>
<p><em>Yazar: Andrew Paul/Popular Science. Çeviren: Ozan Zaloğlu.</em></p>
<p><a href="https://popsci.com.tr/nasa-tutulma-sirasinda-cekirgeleri-kaydetmenizi-istiyor/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">NASA, Tutulma Sırasında Çekirgeleri Kaydetmenizi İstiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://popsci.com.tr/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Popular Science</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İşte Tam Güneş Tutulması Sırasında Yaşanan Bütün Duyusal Deneyimler</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/iste-tam-gunes-tutulmasi-sirasinda-yasanan-butun-duyusal-deneyimler</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/iste-tam-gunes-tutulmasi-sirasinda-yasanan-butun-duyusal-deneyimler</guid>
<description><![CDATA[   NASA’nın Bilim Görevleri Müdürlüğü Heliofizik Bölümü, Güneş’in tabiatını ve dokunduğu her şeyi inceliyor. Bunlar arasında Dünya, atmosfer ve temelde gezegenin Güneş rüzgarı ile radyasyonuna karşı koruyucu bir güç alanı olan manyetosfer de bulunuyor. Birleşik Devletler dünkü tam Güneş tutulması sebebiyle yoğun bir duygu patlaması yaşarken NASA, bu doğal olayla ilgili en ilginç çalışmaların ve […]
İşte Tam Güneş Tutulması Sırasında Yaşanan Bütün Duyusal Deneyimler yazısı ilk önce Popular Science üzerinde ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/04/eclipse_audi1.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>İşte, Tam, Güneş, Tutulması, Sırasında, Yaşanan, Bütün, Duyusal, Deneyimler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<a href="https://popsci.com.tr/iste-tam-gunes-tutulmasi-sirasinda-yasanan-butun-duyusal-deneyimler/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img width="150" height="150" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/04/eclipse_audi1-150x150.jpg" alt="İşte Tam Güneş Tutulması Sırasında Yaşanan Bütün Duyusal Deneyimler" align="left"></a><p> </p>
<p>NASA’nın Bilim Görevleri Müdürlüğü Heliofizik Bölümü, Güneş’in tabiatını ve dokunduğu her şeyi inceliyor. Bunlar arasında Dünya, atmosfer ve temelde gezegenin Güneş rüzgarı ile radyasyonuna karşı koruyucu bir güç alanı olan manyetosfer de bulunuyor. Birleşik Devletler dünkü tam Güneş tutulması sebebiyle yoğun bir duygu patlaması yaşarken NASA, bu doğal olayla ilgili <a href="https://popsci.com.tr/cep-telefonunuz-nasaya-lazim/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">en ilginç çalışmaların</a> ve tarihin başlangıç noktası konumunda.</p>
<p>En heyecanlı “tutulma partileri”, yol kenarında hatıra tişörtleri satan standlar ve tam tutulma güzergâhı boyunca beliren kartondan Güneş gözlükleri ile yıldızımız, dün her zamankinden daha fazla rock yıldızıydı. Heliofizikçi ve NASA’nın tutulma lideri <a href="https://sma.gsfc.nasa.gov/sac/2023/dr-kelly-korreck" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Dr. Kelly Korreck</a>, bu büyüleyici gökbilim olayının arkaplanını anlattı ve en iyi seyir alanlarıyla ilgili ipuçları sundu.</p>
<p>Gökyüzündeki bulutların gitmesini beklerken, fotoğraf ekibimiz biraz gergindi. Ay büyük gölgesini Dünya’ya düşürürken, tutulmanın belirtilerini gördük ama bulutlar gidecek miydi? Cevabı yakında bulacaktık.</p>
<p></p>
<p><strong>Bir tutulma, çok sayıda bilimsel veri noktasının müjdecisi</strong></p>
<p>Ay’ın gölgesi sizi heyecanlandırmıyorsa, şunu düşünün: Albert Einstein genel görelilik kuramını 1915 yılında yayımlamıştı fakat kuram, Sör Arthur Eddington ve takımının Güneş’in kütleçekiminin yıldız ışığı üzerindeki etkisini ölçtüğü 1919’daki tam Güneş tutulmasına kadar kanıtlanmamıştı.</p>
<p>Evrenimizdeki en büyük yıldız (Güneş elbette) Dr. Korreck’i heyecanlandırıyor çünkü kendisi uzun zaman önce bu konuda doktora yapmış. Korreck, bilim insanlarının uzun zamandır Güneş tutulmalarını kullanarak bilimsel keşifler yaptığını belirtiyor. Örneğin tutulmalar, <a href="https://www.wired.com/2009/08/dayintech-0818/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">helyumu ilk defa tespit etmemize yol açmıştı</a>. Dünkü tutulma da bilim insanlarına <a href="https://popsci.com.tr/nasa-gunes-tutulmasina-3-roket-firlatacak/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Güneş’in iyonosferdeki etkilerini inceleme</a> fırsatı sunacak. İyonosferik katmandaki bozulmalar, GPS navigasyon sistemleri ve özellikle radyo dalgaları olmak üzere iletişim sinyallerimizde kısa kesintilere yol açabiliyor.</p>
<p>Tutulmaların Dünya’nın başka yerlerinde yaklaşık 18 ayda bir gerçekleşse de Dr. Korreck, aynı yerde sadece 400 ila 1000 yılda bir yaşandığını söylüyor. Aslında Teksas eyaletinin <a href="https://www.statesman.com/story/news/2023/09/25/last-total-solar-eclipse-austin-texas-didnt-exist-1397-626-years-ago/70910291007/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Austin şehrinde görülen son tam Güneş tutulması</a>, 600 yıldan uzun bir süre önce 1397’de gerçekleşmiş. O zamanlar Austin diye bir yer yokmuş. Sonraki tutulma ise 2343’e kadar gerçekleşmeyecek; yani hepimiz gittikten uzun bir süre sonra.</p>
<p>“Normalde herhangi bir şehir veya kasabada sadece 400 ila 1000 yılda bir tutulma gerçekleşiyor” diyor Dr. Korreck. “Bu yüzden belli bir noktada tutulma görmek son derece nadir yaşanan bir durum olsa da bu özel dans, gezegenlerin bu özel hizalanışı Dünya’nın başka bir yerinde gerçekleşiyor.”</p>
<p>Dünkü tam tutulmanın bu kadar olağan dışı olmasının sebebiyse Güneş’in en faal halini yaşadığı “Solar maksimum” dönemi sırasında meydana gelmiş olması. Hatta NASA’nın Güneş’ten çıkan parlak, pembe renkli bukleler veya ilmekler şeklinde görüneceğini söylediği “flamaları” görme şansı bile var. Güneş’in manyetik alanının bu dönemdeki uzunluğu ve yoğunluğu sebebiyle tutulma, heliofizikçileri (ve bütün bilim camiasını) heyecanlandırdı.</p>
<p>“Tutulmaya dört buçuk dakika kaldı” diyor Dr. Korreck. “2017’de en fazla iki buçuk dakikaydı ama 2045’te altı dakika falan olacak. Bu yüzden 20 yıl sonra iple çekeceğimiz daha çok şey var.”</p>
<p><strong>Görsel bir olaydan daha fazlası</strong></p>
<p>Ay Güneş ve Dünya arasında durduğunda, dış mekandaki sıcaklıklar hızla düşebiliyor (10 dereceye kadar). Bir tutulma sırasında Güneş’i örten gölge, sıcaklığı hızlı bir şekilde ortadan kaldırır. Gökyüzü kararır ve sıcaklıklar düşer. Hatta ölçülebilir bir ses bileşeni dahi vardır.</p>
<figure aria-describedby="caption-attachment-47717" class="wp-caption alignnone"><img decoding="async" class="size-full wp-image-47717" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/04/eclipse-pink1-560x374.jpg" alt="" width="560"><figcaption class="wp-caption-text">Fotoğraf: Andi Hedrick/Audi</figcaption></figure>
<p>Harvard Üniversitesinde çalışan gökbilimci Allyson Bieryla, Cuma günü CNN’e “Güneş’in parlak ışığını bir flüt sesiyle eşleştirdik” <a href="https://www.cnn.com/2024/04/06/world/lightsound-device-eclipse-visually-impaired-scn/index.html" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">diyor</a>. “Sonrasında bir klarnet olan orta frekansa geçti ve tam tutulma sırasında bir nevi düşük bir tıklama sesine indi” diye konuşuyor. “Hatta bu tıklama sesi tam tutulma sırasında yavaşlıyor.”</p>
<p>Olay sırasında gerçekleşen bu tuhaf ışık değişimine şahit olan hayvanlar ve <a href="https://popsci.com.tr/nasa-tutulma-sirasinda-cekirgeleri-kaydetmenizi-istiyor/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">böcekler aleminin çıkardığı seslerden</a> bahsetmiyoruz bile.</p>
<p>“Bence genel olarak bir tutulma, bedenin tümüyle yaşanan bir deneyimdir” diyor Dr. Korreck. “Hava soğur, ışık değişir, gölge biraz daha keskin olur. Görsellikten daha fazlasını içeren bir gök olayını yaşama şeklidir bu. Gerçekten keyif almak ve bu özel hizalanmadan yararlanmak için biraz zaman ayırın.”</p>
<p>Tam tutulma anı yaklaşırken, sanki gerçekten alacakaranlık olmuş gibi yakındaki atlar anırmış ve köpekler havlamıştı. Ve işte oldu: Bulutlar ayrıldı ve gökyüzü karardı, hayvanlar sessizliğe büründü ve manzarayı bir durgunluk kapladı. Taç kürenin ardından beliren Güneş patlamalarını görebiliyorduk ve Venüs Güneş’in altında belirmişti. Birkaç dakikalığına zaman durmuş ve sonrasında gün ışığı yeniden sızmıştı. Bu asla unutmayacağım bir şey.</p>
<p> </p>
<p><em>Yazar: Kristin Shaw/Popular Science. Çeviren: Ozan Zaloğlu.</em></p>
<p><a href="https://popsci.com.tr/iste-tam-gunes-tutulmasi-sirasinda-yasanan-butun-duyusal-deneyimler/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">İşte Tam Güneş Tutulması Sırasında Yaşanan Bütün Duyusal Deneyimler</a> yazısı ilk önce <a href="https://popsci.com.tr/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Popular Science</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Terletici Mevsimde En İyi Kumaş Nasıl Seçilir?</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/terletici-mevsimde-en-iyi-kumas-nasil-secilir</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/terletici-mevsimde-en-iyi-kumas-nasil-secilir</guid>
<description><![CDATA[ Keskin vücut kokusunu sınırlandırmak istiyorsanız, sentetik şeyleri atlayın. Yaz mevsiminin bunaltıcı sıcakları, serin ve ferah kalmanın zorluğunu da beraberinde getiriyor. Maalesef vücut kokusunu uzak tutmak söz konusu olduğunda kumaşların hepsi aynı değil. Yakın zaman önce Alberta Üniversitesinde yürütülen bir çalışma, bazı giysilerin neden daha çok koktuğuna ışık tutuyor. Bu rehber ve ipuçları, kokunuzun farkındaysanız daha […]
Terletici Mevsimde En İyi Kumaş Nasıl Seçilir? yazısı ilk önce Popular Science üzerinde ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/07/clothes_that_don_t_retain_odors1.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Terletici, Mevsimde, İyi, Kumaş, Nasıl, Seçilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<a href="https://popsci.com.tr/terletici-mevsimde-en-iyi-kumas-nasil-secilir/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img width="150" height="150" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/07/clothes_that_don_t_retain_odors1-150x150.jpg" alt="Terletici Mevsimde En İyi Kumaş Nasıl Seçilir?" align="left"></a><p><strong>Keskin vücut kokusunu sınırlandırmak istiyorsanız, sentetik şeyleri atlayın.</strong></p>
<p>Yaz mevsiminin bunaltıcı sıcakları, serin ve ferah kalmanın zorluğunu da beraberinde getiriyor. Maalesef vücut kokusunu uzak tutmak söz konusu olduğunda kumaşların hepsi aynı değil. Yakın zaman önce Alberta Üniversitesinde yürütülen bir çalışma, <a href="https://www.ualberta.ca/folio/2024/07/new-research-offers-fresh-insights-on-why-some-clothes-get-smellier.html" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">bazı giysilerin neden daha çok koktuğuna ışık tutuyor</a>. Bu rehber ve ipuçları, kokunuzun farkındaysanız daha rahat ve daha kokusuz bir yazın keyfini çıkarmanıza yardımcı olabilir.</p>
<p><strong>Kokunun ardındaki bilimi anlamak</strong></p>
<p>Vücut kokusuna temel olarak ter ve ölü cilt hücrelerinde çoğalan bakteriler sebep oluyor. Terlediğimizde, özellikle de sıcak havada, bu bakteriler hızla çoğalıyor ve teri keskin kokulu bileşenlere ayrıştırıyor. Giydiğiniz kumaş türü, terleme miktarınız ve bakterilerin büyüyüp koku üretme hızı üzerinde önemli bir etki meydana getirebilir.</p>
<p>Alberta Üniversitesinde yapılan bir çalışmaya göre yapay kumaşlar, hafif ve dayanıklı oldukları için spor giyimde yaygın şekilde kullanılan ve bazıları nemi dışarı atma özelliğine sahip. Fakat kokuyu doğal liflere göre <a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4249026/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">daha fazla</a> tutma eğilimleri var. Bunun sebebi, polyester ve naylon gibi yapay liflerin nemi hapsetmesi ve bakterilerin gelişmesi için ideal bir ortam sağlaması.</p>
<p><strong>Kokudan kaçınmak için en iyi kumaşlar</strong></p>
<ul>
<li><strong>Merinos yünü</strong></li>
</ul>
<p>Merinos yünü, vücut kokusuyla mücadelede en iyi seçeneklerden biri. Merinos yünündeki lifler sıradan yünün aksine ince ve yumuşak olduğundan, sıcak havada rahatça giyilmesini sağlıyor. Merino yünü de tüm yünler gibi <a href="https://www.americanwool.org/wool-101/science-of-wool/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">doğal şekilde nemi dışarı atma</a> özelliklerine sahip ve kendinizi terli hissetmeden önce önemli miktarda nem emebilir. Ek olarak, bakterilerin çoğalmasını önleyen ve bu sayede kokuyu azaltan doğal antimikrobiyal özellikleri var.</p>
<ul>
<li><strong>Pamuk</strong></li>
</ul>
<p>Pamuk, nefes alabilirliği ve rahatlığı sebebiyle sıcak hava için popüler bir kumaş. Nemi emiyor ve böylelikle serin kalmanıza yardımcı olabiliyor. Fakat pamuk, bazı diğer kumaşlara göre daha uzun süre nemli kalabilir ve uygun şekilde kurutulmazsa bakteri büyümesine yol açabilir. Buna rağmen gündelik kıyafetler için iyi bir seçenek olmaya devam ediyor. Ayrıca yapay olanlardan <a href="https://www.ncsf.org/blog/152-cotton-vs-polyester-wear-to-reduce-body-odor" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">daha kokusuz</a> olabiliyor.</p>
<ul>
<li><strong>Keten</strong></li>
</ul>
<p>Sıcak hava için bir diğer harika seçim de keten. Keten bitkisinden yapılan keten lifleri yüksek ölçüde nefes alabilir özellikte olup, havanın dolaşımına imkan tanıyor ve sizi serin tutmaya yardımcı oluyor. Keten aynı zamanda hızla kuruyor ve bakterilerin çoğalma olasılığını azaltıyor. <a href="https://stilwellmemorial.com/sleeping/9-surprising-health-and-wellness-benefits-of-linen/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Doğal özellikleri</a> sayesinde koku tutmaya karşı daha düşük yatkınlık sergiliyor böylelikle yaz giysileri için ideal hale geliyor.</p>
<ul>
<li><strong>Bambu</strong></li>
</ul>
<p>Bambu kumaşı, yumuşaklığı ve ekoloji dostu tabiatı sayesinde giderek ün kazanıyor. Mükemmel nem çekme özellikleri ve doğal şekilde <a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC9137583/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">antibakteriyel</a> olmaları, kokunun azalmasına yardımcı oluyor. Bambunun da nefes alabilen özellikte olması, onu sıcak hava için rahat bir seçim haline geliyor.</p>
<p><strong>Kaçınılacak kumaşlar</strong></p>
<ul>
<li><strong>Polyester</strong></li>
</ul>
<p>Polyester, dayanıklılığı ve nemi buharlaştırma özellikleri sayesinde spor giyimde yaygın kullanılan bir malzeme. Fakat <a href="https://www.ualberta.ca/folio/2020/07/research-reveals-why-its-hard-to-get-the-smell-out-of-polyester.html#:~:text=Polyester%20is%20a%20non-polar,a%20certain%20level%20of%20smelliness." data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">ciltteki yağı hapsettiğinden</a> ve bakteriler için bir çoğalma zemini yarattığından kokuları tutma eğilimi gösteriyor. Sıcak havada polyester giyerseniz, doğal liflerden daha hızlı koktuğunu fark edebilirsiniz.</p>
<ul>
<li><strong>Naylon</strong></li>
</ul>
<p>Polyester gibi naylon da dayanıklıdır ve pek çok aktif giyim elbisesinde kullanılır. Maalesef <a href="https://www.beekaylon.com/nylon-vs-polyester-exploring-the-differences-in-synthetic-fibers#:~:text=Nylon%20fibers%20are%20not%20as,enhance%20breathability%20and%20improve%20comfort." data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">ısı ve nemi</a> de hapsedebilmesi, bakterilerin büyümesini ve kokuyu teşvik eder. Sıcak havada ferah kalmak istiyorsanız naylondan kaçınmak en iyisi.</p>
<p><strong>Kokuyu yönetmek için ipuçları</strong></p>
<ul>
<li><strong>Sık yıkamak</strong></li>
</ul>
<p>Düzenli yıkamak giysilerinizdeki teri, bakterileri ve kokuyu ortadan kaldırır. Antibakteriyel bir deterjan kullanarak bakterilerin düzgün şekilde bertaraf edildiğinden emin olun. Durulama kısmına sirke eklemek de kokuların giderilmesine yardımcı olabilir.</p>
<ul>
<li><strong>Uygun şekilde kurutmak</strong></li>
</ul>
<p>Kıyafetlerinizi yıkandıktan sonra tamamen kurutmak çok önemli. Nemli giysiler bakterilere ev sahipliği yapabilir ve kalıcı kokulara yol açabilirler. Mümkün olduğu zaman kıyafetlerinizi güneşte kurutun çünkü <a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC7365468/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">morötesi ışınlar</a>, kokuya sebep olan bakterilerin öldürülmesine yardımcı olabilen antibakteriyel özelliklere sahip.</p>
<ul>
<li><strong>Bol kıyafetler seçmek</strong></li>
</ul>
<p>Serin kalmanıza yardımcı olabilen ve terlemeyi azaltabilen bol kıyafetler, hava dolaşımı için her zaman daha iyidir. Sıkı giysiler ısı ve nemi hapsedebilir ve bakteriyel büyümeye olanak sağlayan bir ortam meydana getirebilir.</p>
<ul>
<li><strong>Antimikrobiyal kumaşlar kullanmak</strong></li>
</ul>
<p>Bazı modern kumaşlar, kokuya sebep olan bakterilerin büyümesini önlemek üzere <a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC8275915/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">antimikrobiyal etkin maddelerle</a> işlenir. Bu kumaşlar yoğun faaliyetler sırasında bile kokuları uzak tutmaya yardımcı olduklarından spor giysiler için iyi bir seçim olabilir.</p>
<p><em>Yazar: Debbie Wolfe/Popular Science. Çeviren: Ozan Zaloğlu.</em></p>
<p><a href="https://popsci.com.tr/terletici-mevsimde-en-iyi-kumas-nasil-secilir/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Terletici Mevsimde En İyi Kumaş Nasıl Seçilir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://popsci.com.tr/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Popular Science</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Karıncalar Yaralı Arkadaşlarını Kurtarmak İçin Minik Ameliyatlar Yapıyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/karincalar-yarali-arkadaslarini-kurtarmak-icin-minik-ameliyatlar-yapiyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/karincalar-yarali-arkadaslarini-kurtarmak-icin-minik-ameliyatlar-yapiyor</guid>
<description><![CDATA[ Bazı karıncalar birbiri üzerinde ameliyat yapacak şekilde evrimleşmiş. Popular Science yazarı Rachel Feltman, Bu Hafta Öğrendiğim En Garip Şey podcastinde birkaç hafta önce kendi kendilerini tedavi edebilen primatlarla ilgili konuştuğunu ve hastalıklara yiyeceklerle, merhemlerle tedavi uygulayan başka hayvanlar hakkında daha fazla bilgiyle geri döneceğinin sözünü verdiğini aktarıyor. Fakat çok daha çılgınca bir şeyle alakalı yeni […]
Karıncalar Yaralı Arkadaşlarını Kurtarmak İçin Minik Ameliyatlar Yapıyor yazısı ilk önce Popular Science üzerinde ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/08/bite1.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Karıncalar, Yaralı, Arkadaşlarını, Kurtarmak, İçin, Minik, Ameliyatlar, Yapıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<a href="https://popsci.com.tr/karincalar-yarali-arkadaslarini-kurtarmak-icin-minik-ameliyatlar-yapiyor/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img width="150" height="150" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/08/bite1-150x150.jpg" alt="Karıncalar Yaralı Arkadaşlarını Kurtarmak İçin Minik Ameliyatlar Yapıyor" align="left"></a><p><strong>Bazı karıncalar birbiri üzerinde ameliyat yapacak şekilde evrimleşmiş.</strong></p>
<p>Popular Science yazarı Rachel Feltman, Bu Hafta Öğrendiğim En Garip Şey podcastinde birkaç hafta önce kendi kendilerini tedavi edebilen primatlarla ilgili konuştuğunu ve hastalıklara yiyeceklerle, merhemlerle tedavi uygulayan başka hayvanlar hakkında daha fazla bilgiyle geri döneceğinin sözünü verdiğini aktarıyor. Fakat çok daha çılgınca bir şeyle alakalı yeni bir çalışma yayımlanmış: Birbirlerini ameliyat eden hayvanlarla… Üstelik daha da tuhaf olanı, makalenin yazarlarının insan dışı hayvanlarda kasıtlı, tedavi amaçlı uzuv kesmenin şimdiye kadarki ilk kanıtı olduğunu söylediği bu ameliyatların yakın akrabalarımızda görülmemesi. <em>Karıncalarda</em> görülmüş!</p>
<p>Yani, tamam, ameliyat hazırlığı yapıp mini minnacık neşterler kullanan böceklerden bahsetmiyoruz. Florida oduncu karıncaları (<em>Camponotus floridanus</em>), aynı yuvada kalan arkadaşlarının yaralanmış bacaklarını ısırarak koparıyor. Fakat yöntem biraz ilkel olsa da bilim insanları bu davranışın oldukça karmaşık olduğunu söylüyor.</p>
<p>Karıncaların tedavi uyguladığının görüldüğü ilk örnek bu da değil. Aynı araştırma takımının kısa süre önce yürüttüğü başka bir <a href="https://www.smithsonianmag.com/smart-news/these-ants-can-diagnose-and-treat-their-comrades-infected-wounds-180983526/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">çalışmada</a> sahra altı Afrika’da yaşayan Matabele karıncalarının, sırtlarındaki bezelerden antimikrobiyal veya yara iyileştirici özelliklere sahip 50’den fazla bileşen içeren içerik çıkardıkları keşfedilmiş. Karıncalar enfeksiyona yakalandıklarında (yedikleri termitlerle yaptıkları vahşi çatışmalarda fazlaca gerçekleşiyor), arkadaşları yaralarını yalıyor ve bu iyileştirici maddeyi onlara salgılıyorlar.</p>
<p>Fakat Florida oduncu karıncalarının çok bölgesel oldukları ve diğer karıncalarla olan kavgalardan kaynaklı yaralanmaya yatkınlık taşıdıkları bilinse de bu karıncalar, aynı ilacı yapacak bezelere sahip değiller. <a href="https://www.cnn.com/2024/07/03/science/ant-leg-amputations-scn/index.html" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Ağaçlarda yaşayan pek çok karınca</a> bu bezeleri evrimlerinin bir noktasında kaybetmiş. Belki de yer altında yaşamıyor olmaları, onları patojenlere karşı daha korunaklı hale getiriyor. Fakat araştırmacılar, savaş yaralarının icabına başka ne şekillerde bakmak üzere adapte olmuş olabileceklerini merak etmiş.</p>
<p>Görünüşe göre bu duruma karşı çözümleri tüm şeyi çiğnemek.</p>
<p><em>Yazar: Popular Science Ekibi. Çeviren: Ozan Zaloğlu.</em></p>
<p><a href="https://popsci.com.tr/karincalar-yarali-arkadaslarini-kurtarmak-icin-minik-ameliyatlar-yapiyor/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Karıncalar Yaralı Arkadaşlarını Kurtarmak İçin Minik Ameliyatlar Yapıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://popsci.com.tr/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Popular Science</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dinozorlar Yok Olmasaydı, Üzümler Olmayabilirdi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/dinozorlar-yok-olmasaydi-uzumler-olmayabilirdi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/dinozorlar-yok-olmasaydi-uzumler-olmayabilirdi</guid>
<description><![CDATA[ Bu ikilinin ‘orman sıfırlanması’ sayesinde evrimsel bir bağlantısı var. K-T kitlesel yok oluş olayından sonra ortalıkta gezen dinozor kalmaması, üzüm olarak bildiğimiz meyvelerin gelişip yayılmasına olanak sağlamış olabilir. Araştırmacılardan oluşan bir ekip Kolombiya, Panama ve Peru’da 60 ila 19 milyon yıl öncesine kadar uzanan fosilleşmiş üzüm çekirdekleri bulmuşlar. Batı Yarımküre’deki üzüm familyasından bilinen en eski […]
Dinozorlar Yok Olmasaydı, Üzümler Olmayabilirdi yazısı ilk önce Popular Science üzerinde ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/08/grapes1-1024x576.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Dinozorlar, Yok, Olmasaydı, Üzümler, Olmayabilirdi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<a href="https://popsci.com.tr/dinozorlar-yok-olmasaydi-uzumler-olmayabilirdi/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img width="150" height="150" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/08/grapes1-150x150.png" alt="Dinozorlar Yok Olmasaydı, Üzümler Olmayabilirdi" align="left"></a><p><strong>Bu ikilinin ‘orman sıfırlanması’ sayesinde evrimsel bir bağlantısı var.</strong></p>
<p><a href="https://popsci.com.tr/gunumuzdeki-dinozorlar-kiyametten-nasil-sag-kurtuldu/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">K-T kitlesel yok oluş olayından</a> sonra ortalıkta gezen <a href="https://popsci.com.tr/?s=dinozor" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">dinozor</a> kalmaması, üzüm olarak bildiğimiz meyvelerin gelişip yayılmasına olanak sağlamış olabilir. Araştırmacılardan oluşan bir ekip Kolombiya, Panama ve Peru’da 60 ila 19 milyon yıl öncesine kadar uzanan fosilleşmiş üzüm çekirdekleri bulmuşlar. Batı Yarımküre’deki üzüm familyasından bilinen en eski bitki örneğini de içinde barındıran bulgu, üzümün evrimsel tarihinin bazı kısımlarını ilk defa açığa çıkarıyor. Dinozorlar ile üzümlerin bu değiş tokuşu, 1 Temmuz’da <em><a href="https://dx.doi.org/10.1038/s41477-024-01717-9" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Nature Plants</a></em> bülteninde yayımlanan bir çalışmada detaylarıyla anlatılıyor.</p>
<p>Makalenin yazarlarından biri olan ve Field Müzesinin Negaunee Bütüncül Araştırma Merkezinde çalışan yardımcı paleobotani galerisi müdürü Fabiany Herrera, “Bunlar dünyanın bu kısmında bulunan en eski üzümler ve gezegenin diğer tarafında bulunan en eski üzümlerden birkaç milyon yıl daha gençler” <a href="https://www.eurekalert.org/news-releases/1049819" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">diyor bir açıklamada</a>. “Bu önemli bir keşif çünkü dinozorların yok oluşundan sonra, üzümlerin gerçekten dünyaya yayılmaya başladığını gösteriyor.”</p>
<p><strong>Ormanın sıfırlanması</strong></p>
<p>Meyveler gibi yumuşak dokular genelde fosil şeklinde korunmuyor. Paleobotanikçiler genellikle antik bitkiler üzerinde tohumlar yoluyla araştırma yapıyor çünkü bunların fosilleşmesi daha muhtemel. Bilinen en eski üzüm tohumları 66 milyon yıllık; yani <a href="https://popsci.com.tr/dinozorlari-olduren-asteroit-kilometrelerce-yukseklige-ulasan-kuresel-bir-tsunamiyi-tetiklemis/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">dev bir asteroit Dünya’ya çarpıp</a> kitlesel yok oluş tetiklediği zamanlardan kalma. O zamanlar sadece dinozorlar ve Dünya üzerindeki türlerin tahmini yüzde 95’i <a href="https://popsci.com.tr/dunya-6nci-degil-7nci-yok-olusu-yasaniyor-olabilir/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">yok olmakla</a> kalmamış, ormanlar da sıfırlanmış ve gezegenin bitkilerinin bileşimini değiştirmiş. Araştırma takımının hipotezine göre dinozorların bu ortadan kayboluşu, ormanların değişmesine yardımcı olmuş olabilir.</p>
<p>Çalışmanın eş yazarı ve Michigan Üniversitesi Taşılbilim Müzesinde yardımcı galeri müdürü olan Monica Carvalho, “Dinozorlar gibi büyük hayvanların, etraflarındaki ekosistemleri değiştirdikleri biliniyor” <a href="https://www.eurekalert.org/news-releases/1049819" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">diyor bir açıklamada</a>. “Ormanda gezen büyük dinozorlar vardı ise bunların muhtemelen ağaçları devirdiklerini ve ormanları etkili bir şekilde bugün olduğundan daha açık halde tuttuklarını düşünüyoruz.”</p>
<p>Fakat dinozorlar onları budamayınca, günümüz Güney Amerika’sında bulunanlar da dahil bazı tropik ormanlar daha kalabalık hale gelmiş. Ağaç katmanları nihayetinde bir alt bitki örtüsü ve bir gölgelik oluşturmuş. Bu yeni sık ormanlar ise bazı bitkiler için fırsatla doluymuş.</p>
<p>“Fosil kayıtlarında, hemen hemen bu zamanlarda üzümler gibi ağaçlara tırmanmak için sarmaşıklar kullanan daha fazla bitki görmeye başlıyoruz” diyor Herrera.</p>
<p>Takip eden yıllarda çeşitlenen kuş ve <a href="https://popsci.com.tr/memelilerin-atalari-dinozorlar-ile-birlikte-yasamisti/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">memeli türleri</a> de tohumlarını etrafa yayarak üzümlere yardım etmiş olabilir. 2013 yılında yayımlanan <a href="https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/24036414/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">bir çalışmada</a> en eski üzüm fosillerinin Hindistan’da bulunduğu aktarılıyor. O zamanlar üzüm tohumları henüz Güney Amerika’da bulunmuyormuş. Fakat Herrera orada olabileceklerinden şüphelenmiş.</p>
<p>“Üzümler yaklaşık 50 milyon yıl önce başlayan kapsamlı bir fosil kaydına sahip, dolayısıyla ben de Güney Amerika’da bir tane keşfetmek istedim fakat samanlıkta iğne aramak gibiydi” diyor Herrera. “Üniversitede öğrenci olduğum zamandan beri Batı Yarımküre’de en eski üzümü arıyordum.”</p>
<p><strong>Taştan bir tohum</strong></p>
<p>2022 yılında Herrera ve Carvalho <a href="https://dx.doi.org/10.1038/s41477-024-01717-9" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Kolombiya And’larında saha çalışması</a> yürütüyormuş. Bir fosil Carvalho’nun gözüne ilişmiş ve sonradan bunun 60 milyon yıllık bir üzüm tohumunun kalıntıları olduğu ortaya çıkmış. Güney Amerika’da o zamana kadar bulunan ilk üzüm fosili olmasa da dünyadaki fosillerin en eskilerinden biri.</p>
<figure aria-describedby="caption-attachment-48077" class="wp-caption alignnone"><img decoding="async" class="size-full wp-image-48077" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/08/fossil-grape-colombia1-560x638.png" alt="" width="560"><figcaption class="wp-caption-text">Batı Yarımküre’de bulunan en eski üzüm fosili olan Lithouva, yaklaşık 60 milyon yaşında ve Kolombiya’da keşfedilmiş. Üstteki resimde fosillere CT taramasıyla yeniden oluşturulan üzüm eşlik ediyor. Alt kısım ise sanatçının yeniden oluşturduğu üzümü gösteriyor. Fotoğraflar: Fabiany Herrera, Sanat eseri: Pollyanna von Knorring</figcaption></figure>
<p>Araştırma takımı, ufak olmasına rağmen fosili şekline, boyutuna ve diğer fiziksel özelliklerine bakarak tanımlamayı başarmış. Ayrıca laboratuvarda fosilin iç yapısını gösteren <a href="https://dx.doi.org/10.1038/s41477-024-01717-9" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">CT taramaları</a> yürütmüşler. Fosile, Field Müzesindeki Güney Amerika paleobotanisinin bir destekçisi olan Arthur T. Susman’a ithafen <em>Lithouva susmanii</em> adını vermişler.</p>
<p>Çalışmanın eş yazarı olan ve ABD Ulusal Doğa Tarihi Müzesinde çalışan Gregory Stull, “Bu yeni tür, yaygın üzüm sarmaşığı Vitis’in evrimleştiği grubun Güney Amerika’daki bir kökenini desteklediği için de önemli” diyor.</p>
<p>Güney ve Orta Amerika’da yürütülen ek saha çalışmaları; Kolombiya, Panama ve Peru’da dokuz yeni fosil üzüm türünün tanımlanmasına yol açmış. Bu fosiller, Batı Yarımküre’ye özgü üzümlerin <a href="https://plants.usda.gov/home/classification/87548" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">uzak akrabaları</a>. İki Leea türünün de olduğu bazı türler bugün sadece Doğu Yarımküre’de bulunuyor. Üzüm aile ağacındaki konumları, evrimsel yolculuklarının oldukça çalkantılı geçtiğini gösteriyor.</p>
<p>“Fosil kayıtları bize üzümlerin çok dirençli bir sınıf olduğunu söylüyor” diyor Herrera. “Orta ve Güney Amerika bölgesinde bir sürü yok oluşa maruz kalmışlar fakat dünyanın diğer kısımlarında uyum sağlayıp hayatta kalmayı da başarmışlar.”</p>
<p><em>Yazar: Laura Baisas/Popular Science. Çeviren: Ozan Zaloğlu.</em></p>
<p><a href="https://popsci.com.tr/dinozorlar-yok-olmasaydi-uzumler-olmayabilirdi/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Dinozorlar Yok Olmasaydı, Üzümler Olmayabilirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://popsci.com.tr/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Popular Science</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bazı Arıların Su Altında Kış Uykusuna Yatabildiği Nasıl Kazara Keşfedildi?</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/bazi-arilarin-su-altinda-kis-uykusuna-yatabildigi-nasil-kazara-kesfedildi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/bazi-arilarin-su-altinda-kis-uykusuna-yatabildigi-nasil-kazara-kesfedildi</guid>
<description><![CDATA[ İşte manşet: Görünüşe göre arılar su altında hayatta kalabiliyor. Çılgınca değil mi? Fakat daha da çılgınca olanı, pek çok bilimsel keşifte olduğu gibi bu keşfin de kazara başlamış olması. Bilim insanları bal arılarındaki diyapozun (biyolojik gelişimin durduğu, kış uykusuna benzeyen bir durum) incelendiği bir araştırma üzerinde çalışıyormuş. Diyapoz yapan arıların sessizliğe bürünüp soğuyor ve etrafta […]
Bazı Arıların Su Altında Kış Uykusuna Yatabildiği Nasıl Kazara Keşfedildi? yazısı ilk önce Popular Science üzerinde ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/08/eastern-bumblebee1.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Bazı, Arıların, Altında, Kış, Uykusuna, Yatabildiği, Nasıl, Kazara, Keşfedildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<a href="https://popsci.com.tr/bazi-arilarin-su-altinda-kis-uykusuna-yatabildigi-nasil-kazara-kesfedildi/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img width="150" height="150" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/08/eastern-bumblebee1-150x150.jpg" alt="Bazı Arıların Su Altında Kış Uykusuna Yatabildiği Nasıl Kazara Keşfedildi?" align="left"></a><p>İşte manşet: Görünüşe göre arılar su altında hayatta kalabiliyor. Çılgınca değil mi? Fakat daha da çılgınca olanı, pek çok bilimsel keşifte olduğu gibi bu keşfin de kazara başlamış olması.</p>
<p>Bilim insanları bal arılarındaki diyapozun (biyolojik gelişimin durduğu, kış uykusuna benzeyen bir durum) incelendiği <a href="https://news.uoguelph.ca/2024/04/queen-bumblebees-can-survive-underwater-finds-new-u-of-g-research/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">bir araştırma üzerinde çalışıyormuş</a>. Diyapoz yapan arıların sessizliğe bürünüp soğuyor ve etrafta uçuşmak, yiyecek yemek ya da daha fazla arı meydana getirmek gibi yaptıkları olağan şeylerin hiçbirini yapmıyorlar. Kulağa güzel, uzun bir şekerleme gibi gelebilir fakat aslında, soğukta yiyecek olmadan aylar boyunca hayatta kalmak onlar için kolay değil.</p>
<p>En azından (miktar hesabınız diğer arılarla değişebilir) yaygın doğu bal arısı için bu süreç aynı zamanda rahatsız edici çünkü bu yalnız başına yürüttükleri bir uğraş. Bu bal arıları, yaz mevsiminin sonunda eşleşmemiş kraliçeler meydana getiriyor. Kraliçeler daha sonra eşleşiyor ve bir miktar besin depolayıp toprakta ufak oyuklar açarak altı ila dokuz ay boyunca diyapoza giriyorlar. <a href="https://ento.psu.edu/news/winter-survival-guide-for-queen-bumble-bees" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Kış geldiğinde tüm işçi ve erkek arılar ölüyor</a> fakat diyapozda olan kraliçe ilkbaharda ortaya çıkıp erkek ve işçi arılardan oluşan yeni bir nesil doğuruyor. Sadece hayatta kalması gerekmiyor, aynı zamanda kuvvetli olup yeni bir kovan yeri bulmaya hazır olması, yumurta bırakmaya başlaması ve bu yeni koloniyi işçiler olgunlaşana kadar besleyip koruması da gerekiyor.</p>
<p>Yani evet, bu hassas bir operasyon. Müstakbel kraliçenin uykuya geçmeden önce ihtiyaç duyduğu tüm besinleri alması için etrafta yeteri kadar çiçeğin bulunması ve arının uyukladığı zaman meydana gelen tüm çevresel stres unsurlarından pasif şekilde sağ çıkması gerekiyor. İklim değişikliği, uç noktadaki hava olaylarında meydana gelen artış göz önüne alındığında belli ki bazı yeni tehditler sergiliyor.</p>
<p><a href="https://www.smithsonianmag.com/smart-news/hibernating-bumblebee-queens-can-survive-underwater-for-up-to-a-week-study-finds-180984175/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Laboratuvardaki büyük bir ‘eyvah’ sayesinde</a> ise artık bu arıların atlatmak üzere evrimleştiği stres unsurlarından birinin de su basması olduğunu biliyoruz.</p>
<p>Kanada’daki Guelph Üniversitesinde çalışan araştırmacılar, <em>Bombus impatiens</em> veya diğer adıyla yaygın doğu bal arısı üzerinde yürüttükleri önceki bir çalışmada yapılan bir “deney hatasının”, “diyapoz yapan kraliçe bal arılarının kaldığı kaplarda kazara su birikmesine” yol açtığını söylüyor. Akademik olmayan makale diliyle araştırmacılar, küçük deneklerinin içinde uyukladığı tüplerde yoğuşma suyu biriktiğini çok geç fark etmişler.</p>
<p>Suyu tahliye (ve muhtemelen bir sürü de küfür) ettiklerinde, sırılsıklam olmuş kraliçelerin bazılarının yaşadığını görünce şaşırmışlar. Doğal olarak, bu şaşırtıcı kabiliyetleri teste tabi tutmaya karar vermişler.</p>
<p><a href="https://www.theguardian.com/environment/2024/apr/17/bumblebee-species-common-eastern-survive-underwater-hibernating?CMP=oth_b-aplnews_d-1" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">143 yaygın doğu bal arısını alıp</a> toprak dolu tüplere yerleştirmişler ve sonrasında onları, diyapozu başlatmak için bir soğutma ünitesine koymuşlar. (Soğuk bir arı uykulu bir arıdır.)</p>
<p>Ardından uykulu kraliçelerin yer aldığı tüpleri iki gruba ayırmışlar: 17 tanesi kontrol amaçlı kullanılmak üzere kuru tutulurken, diğer 126 tanesine soğuk su eklenmiş. Suya batan arıların yarısı doğal olarak su yüzeyinde yüzmeye bırakılırken, diğer yarısı pompa benzeri (!) bir aparat ile hafifçe aşağı doğru ittirilmiş. 8 saat, 24 saat veya 7 gün bu koşullarda bırakılmışlar. Düşük sıcaklık ise onları kış modunda tutmuş. Bilim insanları; toprağı sırılsıklam yapan sağanak yağmurdan, bölgeyi tamamen su altında bırakan bir sele kadar farklı olası su basma senaryolarını canlandırmak istemiş. Pompalı arıların kullanılmasının sebebi, eriyen kar sebebiyle yer altı su seviyelerinin yükselmesi gibi bazı durumlarda suyun oyuğu doldurmadan oyuğa girebilmesi. Tam sel gibi diğer durumlar ise arıları tümüyle su altında bırakıyor.</p>
<p>Bilim insanları daha sonra kraliçeleri sudan çıkarmış, onları normal toprak tüplerine aktarmış ve sekiz hafta daha soğuk depoda tutmuşlar. Böylelikle hepsi, sel dışında eşit bir diyapoz yaşamışlar.</p>
<p>Bir hafta yüzen 21 arıdan 17 tanesi, sekiz hafta sonra hâlâ dayanıyormuş; yani hayatta kalma oranı %81. Ayrıca hiç ıslanmayan arılar çok daha iyi performans göstermiş. 17 kuru arıdan 15’i sekizinci haftaya ulaşmış; bu da %88 demek.</p>
<p><em>Yazar: Rachel Feltman/Popular Science. Çeviren: Ozan Zaloğlu.</em></p>
<p><a href="https://popsci.com.tr/bazi-arilarin-su-altinda-kis-uykusuna-yatabildigi-nasil-kazara-kesfedildi/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Bazı Arıların Su Altında Kış Uykusuna Yatabildiği Nasıl Kazara Keşfedildi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://popsci.com.tr/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Popular Science</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Muzlar Yok Olma Tehlikesi Altında. Fakat Bilim İnsanlarının Bir Planı Var</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/muzlar-yok-olma-tehlikesi-altinda-fakat-bilim-insanlarinin-bir-plani-var</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/muzlar-yok-olma-tehlikesi-altinda-fakat-bilim-insanlarinin-bir-plani-var</guid>
<description><![CDATA[ 100’ü aşkın farklı bitkiye bulaşabilen bir mantar, bu popüler meyveyi mahvediyor. Meyve kasenizi süsleyen parlak renkli muzların başı belada. Popüler bir muz tipi, mantar patojeninden kaynaklı yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Fusarium muz solgunluğu (FWB) hastalığı, meyveye giden besin akışını tıkıyor ve onun solmasına sebep oluyor. Bu patojen 1950’li yıllarda ticari muz mahsullerini yok etti […]
Muzlar Yok Olma Tehlikesi Altında. Fakat Bilim İnsanlarının Bir Planı Var yazısı ilk önce Popular Science üzerinde ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/08/bananas1-1024x576.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Muzlar, Yok, Olma, Tehlikesi, Altında., Fakat, Bilim, İnsanlarının, Bir, Planı, Var</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<a href="https://popsci.com.tr/muzlar-yok-olma-tehlikesi-altinda-fakat-bilim-insanlarinin-bir-plani-var/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img width="150" height="150" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/08/bananas1-150x150.png" alt="Muzlar Yok Olma Tehlikesi Altında. Fakat Bilim İnsanlarının Bir Planı Var" align="left"></a><p><strong>100’ü aşkın farklı bitkiye bulaşabilen bir mantar, bu popüler meyveyi mahvediyor.</strong></p>
<p>Meyve kasenizi süsleyen parlak renkli <a href="https://popsci.com.tr/mantar-hastaligi-muzlari-5-ila-10-yil-icinde-yok-edebilir/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">muzların</a> başı belada. Popüler bir muz tipi, mantar patojeninden kaynaklı yok olma <a href="https://evrimagaci.org/muzlar-yok-olusa-dogru-surukleniyor-5113" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">tehlikesiyle</a> karşı karşıya. <a href="https://www.frontiersin.org/journals/plant-science/articles/10.3389/fpls.2019.01395/full" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Fusarium muz solgunluğu (FWB)</a> hastalığı, meyveye giden besin akışını tıkıyor ve onun solmasına sebep oluyor. Bu patojen 1950’li yıllarda ticari muz mahsullerini yok etti ve bir türü (Gros Michel muzlarını) işlevsel yönden yok oluşa sürükledi.</p>
<p>Fakat bu <a href="https://popsci.com.tr/muzlar-bizim-kuzenimiz-mi/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">renkli meyve</a> için tüm umutlar tükenmiş değil. Bilim insanlarından oluşan uluslararası bir araştırma takımının yeni çalışmasında, muzları yok eden bu mikrobun ardındaki moleküler işleyişler saptanmış. Araştırma, patojene karşı yeni tedavi ve stratejilerin kapısını aralıyor. Bulgular, 16 Ağustos’ta <em><a href="https://www.nature.com/articles/s41564-024-01779-7" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Nature Microbiology</a></em> bülteninde yayımlanan yeni bir çalışmada detaylandırılıyor.</p>
<p><strong>Muzlara ne zarar veriyor?</strong></p>
<p>Tarlada kalan ürünlerin sebebi, ismi çok uzun bir <a href="https://www.popsci.com/environment/zombie-fungus-real-life-diseases/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">mantar patojeni</a>: <em>Fusarium oxysporum</em> f.sp. <em>Cubense (Foc)</em> tropikal ırk 4 (TR4). İsmi Foc TR4 şeklinde kısaltılan bu mantar, 1950’lerde çeşitli muz ekinlerini önemli ölçüde azaltmış ve bütün bir türü yok etmiş. Fakat tehlike altında olanlar sadece muzlar değil.</p>
<p>Amherst – Massachusetts Üniversitesinde çalışan ve <em>Popular Science</em>‘a konuşan makale eş yazarı moleküler biyolog <a href="https://umassfusariumlab.wixsite.com/ma-lab/people" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Li-Jun Ma</a>, “<em>Fusarium oxysporum</em>, bir tür kompleksi olarak 100’den fazla bitki konağına bulaşabiliyor” diyor.</p>
<figure aria-describedby="caption-attachment-48088" class="wp-caption alignnone"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-full wp-image-48088" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/08/panama-diseasejpg1-560x747.jpg" alt="" width="560"><figcaption class="wp-caption-text">Fusarium muz solgunluğu, şu an dünyanın ticari olarak mevcut en popüler muzu olan Cavendish muzunu kırıp geçiriyor. Mantar muz tarlasına bir kez girdiğinde yok edilemiyor ve o zamandan sonra Cavendish muzlarının yetiştirilmesini neredeyse imkansız hale getiriyor. Fotoğraf: A. Viljoen</figcaption></figure>
<p>Bu öldürücülüğün bir kısmı mantarın <a href="https://popsci.com.tr/?s=gen+d%C3%BCzenleme" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">genomuyla</a> ve onun değişebilme şekilleriyle alakalı. Ma’ya göre her bir <em>Fusarium oxysporum</em> genomu, bir çekirdek ve bir de yardımcı genom olmak üzere iki kısma ayrılabiliyor. Çekirdek genom, genomu işler halde tutmaya yarayan tüm temel düzen işlevlerini gerçekleştiriyor. Sonrasında yardımcı bir genom soydan soya değişiklik gösterebiliyor ve özel işlevleri yerine getirebiliyor; belli bir bitkiye bulaşma kabiliyeti de bunlara dahil.</p>
<p>Patojen ve genomunun moleküler bir seviyede nasıl çalıştığını anlamak, onunla mücadele yöntemleri geliştirmenin ve daha fazla muz türünün <a href="https://popsci.com.tr/?s=yok+olma" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">yok olmasını</a> önlemenin anahtarı konumunda.</p>
<p><strong>Bunlar babaannenizin muzları (veya mantarı) değil</strong></p>
<p>50 yılı aşkın süre önce, bu mantar savaşının ilk kurbanları <a href="https://popsci.com.tr/mantar-hastaligi-muzlari-5-ila-10-yil-icinde-yok-edebilir/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Gros Michel muzlarıydı</a>. Büyük ölçüde muz solgunluğuna yanıt olarak, hastalığa dirençli bir yedek şeklinde Cavendish çeşidi yetiştirildi ve bugün ticari bakımdan en popüler muz tipi haline geldi. Bu durum bir süreliğine işe yaradıysa da 1990’lara gelindiğinde Güneydoğu Asya’dan Orta Amerika’ya yayılan başka bir muz solgunluğu <a href="https://www.nature.com/articles/s41564-024-01779-7" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">patlak verdi</a>.</p>
<p>Ma ve ekibi, Cavendish muzundaki bu yeni muz solgunluğu salgınıyla mücadele etmek için geride bıraktığımız on yılı TR4’ün genomunun nasıl çalıştığını <a href="https://www.nature.com/articles/s41564-024-01779-7" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">inceleyerek geçirmiş</a>. Şaşırtıcı bir durum gerçekleşmiş ve araştırmacılar TR4’ün aslında 1950’li yıllarda ekinleri yok eden patojenden türemediğini keşfetmişler.</p>
<p>Ma, <a href="https://www.eurekalert.org/news-releases/1054467" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">çalışmaya eşlik eden bir basın bülteninde</a> şöyle söylüyor: “Cavendish muzunu yok eden TR4 patojeninin, Gros Michel muzlarını kırıp geçiren ırktan evrimleşmediğini artık biliyoruz. TR4’ün genomu, TR4’ün virülansında anahtar etmen gibi duran nitrik oksit üretimiyle bağlantılı birtakım yardımcı genler içeriyor.”</p>
<p><strong>Zararlı gazlar</strong></p>
<p>Bu <a href="https://www.nature.com/articles/s41564-024-01779-7" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">yeni çalışmada</a> Ma ve makalenin Birleşik Devletler’de, Çin’de ve Güney Afrika’daki enstitülerde çalışan eş yazarları, dünya çapından 36 farklı Foc soyunu dizileyip karşılaştırmış. Bu soylar arasında Gros Michel muzlarına saldıranlar da bulunuyor. Yapılan dizilimler, günümüzdeki muz solgunluğu salgınından Foc TR4’ün sorumlu olduğunu ortaya çıkarmış. Foc TR4 ayrıca bir konağı işgal ederken bazı yardımcı genleri iki amaçla kullanıyor. Bu genler <a href="https://www.nature.com/articles/s41564-024-01779-7" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">mantarsal nitrik oksidi hem üretiyor hem de etkisiz hale getiriyor</a>.</p>
<p>“Beklendiği gibi TR4 genomunda patojenin virülansına katkı sağlayan yardımcı dizilimler keşfettik” diyor Ma. “Bunlar arasında, konak işgalini başlatan zararlı gaz nitrik oksit üretimi de var.”</p>
<figure aria-describedby="caption-attachment-48089" class="wp-caption alignnone"><img decoding="async" class="size-full wp-image-48089" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/08/cavendish-banana-decay1-560x620.png" alt="" width="560"><figcaption class="wp-caption-text">Cavendish muzlarındaki FWB’nin harici belirtileri. Görüntü: Zhang vd.</figcaption></figure>
<p>Araştırma takımı, bu gazın Cavendish muzundaki hastalık istilasına nasıl bir katkı yaptığını hâlâ bilmiyor. Fakat nitrik oksit üretimini kontrol eden bu iki gen bertaraf edildiğinde, Foc TR4’ün virülansının önemli ölçüde azaldığını belirlemeyi başarmışlar.</p>
<p>Çalışmanın eş yazarı ve Amherst – Massachusetts Üniversitesinde doktora sonrası araştırma görevlisi olan Yong Zhang, “Bu yardımcı genetik dizilimlerin belirlenmesi, Foc TR4’ün yayılımını hafifletmek ve hatta kontrol etmek yönünden birçok stratejik kapı aralıyor” <a href="https://www.eurekalert.org/news-releases/1054467" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">diyor bir açıklamada</a>.</p>
<p><strong>‘Bir çiftçiye teşekkür etmeyi hiçbir zaman unutmayın’</strong></p>
<p>Araştırma takımı, gelecekteki araştırmalarda mantarın böylesine zararlı bir gazı kendisine hasar vermeden nasıl üretebildiğini <a href="https://www.eurekalert.org/news-releases/1054467" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">daha iyi anlamak</a> istiyor. Nitrik oksit üretimini engellemenin çeşitli yollarını test etmek ve bitki hücrelerine hasar vermeden önce gazı uzaklaştırabilecek genleri keşfetmek istiyorlar.</p>
<p>Bir diğer önemli husus da bunun gibi çalışmaların, tek ürün <a href="https://popsci.com.tr/?s=tar%C4%B1m" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">tarımının</a> ve tek bir türe bel bağlamanın tehlikeleriyle ilgili farkındalığı artırması.</p>
<p>“Tek ürün tarımı olarak da bilinen herhangi bir ekinde tek bir kültür bitkisi yetiştirme faaliyeti, patojenlerin gelişmesi için fırsat sağlıyor” diyor Ma. “Pazardaki farkıl muzlara dönük talebin artmasına yardımcı olmak için raflardan bilerek farklı muz çeşitleri seçebiliriz. Yerel şekilde alışveriş yaparak yerel üreticileri destekleyebiliriz.”</p>
<p>Bu ayrıca masalarımıza koyduğumuz bütün o yiyecekleri üretenlerin sarf ettiği emek ve çabaya değer vermenin ne kadar önemli olduğunu gösteren de bir ders niteliğinde.</p>
<p>“Biz tüketiciler olarak muzların veya diğer meyve/sebzelerin marketlerde yetişmediğini takdir etmeliyiz” diyor Ma. “Yiyecekleri masalarımıza getirip vücutlarımızı beslemek için muazzam gayretler sarf ediliyor. Bütün vücudu toz toprakla kaplı bir çiftçi gördüğünüzde, ona teşekkür etmeyi hiçbir zaman unutmayın.”</p>
<p><em>Yazar: Laura Baisas/Popular Science. Çeviren: Ozan Zaloğlu.</em></p>
<p><a href="https://popsci.com.tr/muzlar-yok-olma-tehlikesi-altinda-fakat-bilim-insanlarinin-bir-plani-var/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Muzlar Yok Olma Tehlikesi Altında. Fakat Bilim İnsanlarının Bir Planı Var</a> yazısı ilk önce <a href="https://popsci.com.tr/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Popular Science</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ABD’de Her Yıl Bir Milyardan Fazla Kuş Binalara Uçtuğu İçin Ölüyor Olabilir</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/abdde-her-yil-bir-milyardan-fazla-kus-binalara-uctugu-icin-oluyor-olabilir</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/abdde-her-yil-bir-milyardan-fazla-kus-binalara-uctugu-icin-oluyor-olabilir</guid>
<description><![CDATA[ ‘Onları görmesek bile kaybediyoruz.” Cam pencereler insan mühendisliğinin bir harikası; doğal ışığı kapalı yapılara getiren, şeffaf, sağlam malzeme katmanlarından oluşan ve neredeyse görünmez yapılar. Fakat bu aydınlık ve havadar binaların duvarlarının ötesinde, pencereler başka bir şeye dönüşüyor: Doğal yaşam için bir tehdide. Kuşlar camı anlamıyor. Köşegen bir çerçeve veya pencere kolu gibi; bir pencere camının […]
ABD’de Her Yıl Bir Milyardan Fazla Kuş Binalara Uçtuğu İçin Ölüyor Olabilir yazısı ilk önce Popular Science üzerinde ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/09/dead-bird-hand1.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>ABD’de, Her, Yıl, Bir, Milyardan, Fazla, Kuş, Binalara, Uçtuğu, İçin, Ölüyor, Olabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<a href="https://popsci.com.tr/abdde-her-yil-bir-milyardan-fazla-kus-binalara-uctugu-icin-oluyor-olabilir/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img width="150" height="150" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/09/dead-bird-hand1-150x150.jpg" alt="ABD’de Her Yıl Bir Milyardan Fazla Kuş Binalara Uçtuğu İçin Ölüyor Olabilir" align="left"></a><p><strong>‘Onları görmesek bile kaybediyoruz.”</strong></p>
<p>Cam pencereler insan mühendisliğinin bir harikası; doğal ışığı kapalı yapılara getiren, şeffaf, sağlam malzeme katmanlarından oluşan ve neredeyse görünmez yapılar. Fakat bu aydınlık ve havadar binaların duvarlarının ötesinde, pencereler başka bir şeye dönüşüyor: Doğal yaşam için bir tehdide.</p>
<p>Kuşlar camı anlamıyor. Köşegen bir çerçeve veya pencere kolu gibi; bir pencere camının mevcut olduğunu gösteren yapısal ipuçlarını tanımak onlara öğretilmemiş. Bunun yerine çoğu kez pencere camlarından uçarak geçmeye çalışıyorlar ve bir pencerenin ardındaki açık alanı daha çok bir yaşam alanı gibi görüyor ya da camdaki yansımayı gerçek olarak yorumluyorlar. Bunun için onları çok eleştirmeyin, <a href="https://www.youtube.com/watch?v=IXdvjyp-t0k" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">insanlar da camlara çarpıyor</a>. Fakat tüylü, uçan arkadaşlarımız için sonuçlar çok daha ciddi.</p>
<p>Pencereler ve cam binalar, özellikle de yapay ışığın cazibesi ve bozuk yönelimiyle birleştiğinde devasa miktarda bir kuşun ölümüne sebep oluyor. Üstelik sorun düşündüğümüzden çok daha kötü. Yeni araştırmaya göre bu sayılar geçmişte yanlış ve daha düşük tahmin edilmiş. Pencereye çarptıktan sonra afallamış veya yaralanmış halde bulunup doğal yaşam rehabilitasyon yerlerine götürülen kuşların hepsinin tamamen iyileştiğini düşünüyor olabilirsiniz. Ancak 7 Ağustos’ta <em><a href="https://doi.org/10.1371/journal.pone.0306362" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">PLOS One</a></em> bülteninde yayımlanan bir çalışmaya göre, tedavi görüp yırtıcılardan korundukları en iyi olası koşullarda bile yaklaşık yüzde 60’ı ölüyor.</p>
<p>Daha önceki araştırmalarda, binalarla çarpışmadan kaynaklanan tahmini kuş kayıplarıyla ilgili değişken sonuçlara varılmış. 2014 yılında <a href="https://academic.oup.com/condor/article/116/1/8/5153098" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">yayımlanan</a> ve en çok atıf yapılan tahminlerden biri, sadece ABD’de her sene pencerelere çarpmaktan yüzlerce milyon ila bir milyar arasında kuşun öldüğünü söylüyor. Fakat bu önceki analiz ve pencere ölümlerine dair yürütülen neredeyse tüm diğer soruşturmalar, sadece binaların yakınında ölü bulunan kuşların sayılmasına dayanıyor. Yeni çalışmada ise bir adım öteye gidiliyor ve başlangıçtaki çarpışmadan sağ kurtulan kuşlara ne olduğu değerlendiriliyor. Yarısından fazlasının başaramadığının bulunması, can sıkıcı ve talihsiz nitelikteki yeni bir tahmine yol açmış. Çalışmanın yazarları, “Her sene 1 milyar kuşun çok üzerinde kuş binalara çarparak ölüyor” diye yazıyor.</p>
<p><em>Popular Science</em>‘a konuşan ve Fordham Üniversitesinde biyoloji doktora adayı olan makale baş yazarı <a href="https://sites.google.com/site/fordhambiologybgsa/home/roster" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Ar Kornreich</a>, “Bu sayıların şaşırtıcı olduğunu söylemek istiyorum” diyor. “Durumun bu kadar kötü olmadığını düşündüğümü söylemek istiyorum. Fakat maalesef mantıklı görünüyor.”</p>
<p>“Vahşi hayvanlar çetindir. Feci koşullarda yapabildikleri kadar uzun süre hayatta kalmaya çalışırlar… Fakat onları görmesek bile kaybediyoruz” diyor Kornreich.</p>
<p>Pencerelere çarpan çoğu kuş hemen ölmüyor. Yakın zaman önce yürütülen <a href="https://meridian.allenpress.com/wjo/article-abstract/136/1/113/498924/Evidence-consequences-and-angle-of-strike-of-bird" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">gözlemsel bir çalışmada</a>, camla çarpışan kuşların yüzde 80’e kadarının olay yerinden uçup gittiği, yüzde 12 ila 14 arasında bir kısmının geçici süre sersemlediği ve çarpışmaların yüzde 50’sinin görünür hiçbir kanıt bırakmadığı keşfedilmiş. Ancak yeni araştırma, pek çok kuşun halen darbe sonrasında öldüğünü gösteriyor.</p>
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="OHdyUNU4Kd"><p><a href="https://popsci.com.tr/yarali-bir-kusa-nasil-yardim-etmeliyiz/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Yaralı Bir Kuşa Nasıl Yardım Edebiliriz?</a></p></blockquote>
<p></p>
<p>Kornreich ve makalenin eş yazarları, 2016 ve 2021 yılları arasında ABD’nin birkaç kuzeydoğu ve orta-Atlantik eyaletindeki doğal yaşam rehabilitasyoncularından (rehabilitasyoncu ruhsatı gerekliliklerine uygun şekilde) kuş- bina çarpışmalarıyla ilgili derleyebildikleri kadar veri derlemişler. Veri setlerinde çok sayıda boşluk olsa da 152 farklı kuş türünü kapsayan 3.100’den fazla belgelenmiş çarpışmanın izini sürmüşler. Araştırmacılar, pencere çarpışmalarından sonra rehabilitasyonculara getirilen kuşların sadece yüzde 39,5’unun doğaya geri salındığını ve tedavinin ortalama olarak 12 günden fazla sürdüğünü belirlemişler. Aksi şekilde, yüzde 32,1’i de tedavi sırasında ve genelde bulunduklarından sonraki üç gün içerisinde ölmüş. Kuşların yüzde 28,4’lük ilave bir kısmı ise, iyileşemeyecek hayvanlar için bunun en insancıl yol olduğuna karar veren doğal yaşam rehabilitasyoncularınca ötanazi edilmiş.</p>
<p>Los Angeles – California Üniversitesinde (UCLA) çalışan şehir ekoloğu ve kâr amacı gütmeyen <a href="https://www.urbanwildlands.org/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Şehir Yaban Alanları Grubu</a>‘nun bilim direktörü <a href="https://www.ioes.ucla.edu/person/travis-longcore/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Travis Longcore</a>, “Çalışmada, yeterince yararlanılmamış bir bilgi kaynağı kullanılarak ilginç ve önemli bir soru ele alınıyor” diyor. Longcore yeni araştırmada yer almamış ancak ışık kirliliği ve kuş- bina çarpışmaları üzerine yaptığı çalışmalar var. Yeni çalışmaların bulgularına katılarak, “çarpışmalardan kaynaklı kuş ölümlerine dönük tahminlerimiz muhtemelen alt uçta kalıyor” diyor.</p>
<p>Makalenin eş yazarı, koruma biyoloğu ve NYC Kuş Birliğinin koruma ve bilim direktörü olan <a href="https://nycbirdalliance.org/blog/meet-our-new-director-of-conservation-and-science" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Dustin Partridge</a>, “Eğer kuşlar yakalanıp rehabilitasyon birimine götürülecek kadar uzun süre sersemlerse, en iyi koşullarda bile; yani yiyecek olduğunda, su olduğunda, yırtıcılar olmadığında, sokakta onları süpüren çöp süpürücüleri olmadığında ve üzerilerine basan insanlar olmadığında, yüzde 60’ı hâlâ ölüyor” diyor.</p>
<p>Bu istatistikleri, yaralı bulunan ve 2014 yılında kuş ölümleri üzerine yürütülen bir çalışmada hariç tutulmuş kuş sayısıyla birleştiren araştırmacılar, her yıl ABD’de pencereye çarparak ölen 100 milyon kadar ilave kuş olduğunu (ılımlı şekilde) tahmin ediyor. Ancak Partridge ve Kornreich, bu yeni rakamların hâlâ doğru sayının altında kalabileceğini çünkü bulunan kuşların, binalara çarpan ve hemen ölmeyen toplam kuş miktarının sadece ufak bir kısmı olduğunu söylüyor.</p>
<p>“Rehabilitasyon vakalarına bakmak, bu gizli ölümler konusunda cesetlerden elde edemeyeceğiniz fikirler veriyor” diyor Kornreich. Çalışma kuş çarpışmalarının her birini hesaba katmasa da ölümleri doğru tahmin etme kabiliyetimizi destekliyor.</p>
<p>Sersemlemiş görünmeyen veya rehabilitasyonculara nakledilmeyen kuşların birçoğunun hâlâ ölmesi muhtemel. Ayrıca Kornreich rehabilitasyonculara götürülen kuşların, fark edilmeyen veya çarpışma mahallini hemen terk eden kuşlardan daha ciddi yaralanmış bir kuş grubunu temsil edebileceğini de söylüyor. “Pencerelere çarpıp kaçmayı başaranlar hakkında çok şey bilmiyoruz” diyen araştırmacılar, daha uzun vadeli bu sonuçların ortaya çıkarılması için daha çok gözlemsel araştırmanın ve takip araştırmasının yapılması gerektiğini söylüyor. Ayrıca genel olarak, yapılan bu tek çalışmanın yanıt vermediği pek çok bilinmez ve soru da var. Araştırmacıların verileri eksik ve bölgesel. Örneğin Kuzeydoğu’da elde edilen bulguların ülkedeki başka yerlere de uygulanıp uygulanamayacağı ya da bir kuşun bir rehabilitasyoncuya götürülmesine hangi etmenlerin karar verdiği belli değil.</p>
<p>Fakat bildiğimiz bir şey varsa, o da doğada bir kuş olarak hayatta kalmanın zor olması; özellikle de yaralanmış veya sersemlemişse. Ayrıca çalışmadaki sonuçlar, bir pencere çarpışmasıyla yaralanan ama yine de kendine gelmiş gibi görünebilen kuşların yüzdesi bakımından can sıkıcı.</p>
<p>Ek olarak araştırmacılar, kuş- pencere çarpışmalarının sonuçlarını etkileyen değişkenleri de değerlendirmiş. Bilim insanları başka şeylerin dışında daha büyük boyutlu kuşların hayatta kalmasının daha muhtemel olduğunu, ölümlerin ve tedavi süresinin mevsimlere göre değiştiğini ve kafa travması ile beyin sarsıntılarının, en yaygın bildirilen yaralanmalar olduğunu keşfetmiş; bulgular, gelecekteki doğal yaşam tedavileri için bilgi ve öncelik sağlanmasına yardımcı olabilir.</p>
<p>Kornreich, kendilerine getirilen her kuşu kurtaramasalar da “doğal yaşam rehabilitasyoncularının yardıma muhtaç doğal yaşam, kuşlar ve diğerleri için bir hayata tutunma dalı olduğunu” söylüyor. “Çözümün çok önemli bir kısmı onlar. Popülasyonlar üzerinde olduğu kadar kendi başına değerli olan bireysel yaşamlar üzerinde de önemli bir etkileri var.”</p>
<p>Ancak bulgular, rehabilitasyoncuların tek çözüm olamayacağının altını çiziyor. “Önlemenin kilit nokta olduğunu gösteriyorlar” diyor Longcore. Üstelik önlemek mümkün.</p>
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="c1yZ5hJM1R"><p><a href="https://popsci.com.tr/isiklarin-kapatilmasi-kuslarin-hayatini-kurtarabilir/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Işıkların Kapatılması, Kuşların Hayatını Kurtarabilir</a></p></blockquote>
<p></p>
<p>Kuşlar, günümüz dünyasında çok büyük sayıda güçlükle karşı karşıya kalıyor ve popülasyonları hızla geriliyor. Kuzey Amerika kuş faunası üzerine yürütülen <a href="https://www.science.org/doi/10.1126/science.aaw1313" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">2019 tarihli bir çalışmaya</a> göre bir zamanlar yaygın olan türler bile kayıp yaşıyor. İklim değişikliği, doğal yaşam alanlarının kaybı ve evet; kediler var. Yabani kediler ve <a href="https://popsci.com.tr/kedinizi-onun-ve-yakin-cevrenin-iyiligi-icin-disari-cikarmayin/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">dış mekan kedileri</a>, 40 kuş türünün tamamen yok olmasına <a href="https://www.pnas.org/doi/10.1073/pnas.1602480113" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">yol açmış</a>. Ayrıca insan sebepli kuş ölümlerine yön veren en büyük etken oldukları düşünülüyor. Yapılan bir analizde, kuşların ABD’de <a href="https://www.nature.com/articles/ncomms2380" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">4 milyara kadar kuşu</a> öldürdüğü tahmin ediliyor. Kuş ölümü listesinde pencereler, onu yakın bir mesafeden ikinci olarak takip ediyor. Ayrıca belki de pencere problemi, ele alınması en kolay tehdit olabilir.</p>
<p>Kuş güvenlik camları ile pencere filmleri, bantları ve doğru şekilde yapıştırılmış etiketler gibi kanıtlanmış stratejilerin hepsi aslında hiçbir olumsuz taraf sergilemeden çarpma tehlikesini en aza indiriyor. Longcore, pek çok kuşun gece vakti göç ettiğini ve insan şehirlerinin yapay ışığına doğru çekildiğini söylüyor. Göç sezonunda yapılan ışık kapatma girişimleri, kuşların ilk başta tehlikeli engellere çekilmesini önleyerek milyonlarcasını kurtarabilir.</p>
<p>Ayrıca ister şehirde, ister kırsal alanda olsun; yardım etme konusunda herkes bir rol oynayabilir. Longcore, kentsel yayılmanın işgal ettiği alan miktarı ve düşük yoğunluklu gelişim miktarı yüzünden çoğu kuş çarpışmasının muhtemelen, yüksekliği düşük binalar ve bakım evleriyle dolu kenar mahalleler ya da kırsal alanlarda gerçekleştiğini söylüyor.</p>
<p>Eğer daha güvenli bir uçuş ortamı oluşturmak istiyorsanız, “ihtiyacınız olan şey camları kuşlara daha görünmez hale getirmek” diyor Partridge. <a href="https://abcbirds.org/wp-content/uploads/2017/04/Save-birds-2017.pdf" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Mevcut pencereleri değiştirmek</a> için en iyi çalışan yöntem, herhangi bir film veya uygulamanın en fazla 5 cm mesafelik bir desenle ayrılması. Teller de harika birer önleyici bariyer. Ayrıca “özellikle göç sırasında ışıkları kapatmak çok önemli” diye ekliyor Longcore. İlkbahar veya sonbaharda kendi evinizdeki ışıkları kapatmak veya dışarıda hava kararır kararmaz perdeleri çekmek de bireysel olarak atabileceğiniz önemli adımlar arasında. İçinde yaşadığınız topluluğu ticari binalar için <a href="https://www.audubon.org/our-work/cities-and-towns/lights-out" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">bir ışık kapatma programı</a> başlatmaya sevk etmek, daha büyük ölçekte değişim getirebilir.</p>
<p>“Kuşlar, çevremizin devasa önem taşıyan birer parçası” diyor Kornreich. Zararlı böcekleri yiyor, bitkileri tozlaştırıyor, tohumları yayıyor ve leşleri temizliyorlar. Daha başka <a href="https://www.audubon.org/news/6-unexpected-ways-birds-are-important-environment-and-people" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">bir sürü yararlı faaliyetleri</a> var. Ayrıca birer keyif kaynağılar. “Kuşlar insanlar için binlerce yıldır birer ilham ve neşe kaynağı oldu” diye ekliyor araştırmacılar. Eğer kuşların gelecekte çok ötelere uçtuğunu görmek istiyorsak, pencerelerimize farklı bir çerçeveden bakmamız gerekiyor.</p>
<p><em>Yazar: Lauren Leffer/Popular Science. Çeviren: Ozan Zaloğlu.</em></p>
<p><a href="https://popsci.com.tr/abdde-her-yil-bir-milyardan-fazla-kus-binalara-uctugu-icin-oluyor-olabilir/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">ABD’de Her Yıl Bir Milyardan Fazla Kuş Binalara Uçtuğu İçin Ölüyor Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://popsci.com.tr/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Popular Science</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bitkilerin Hisleri ve Duyguları Var mı?</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/bitkilerin-hisleri-ve-duygulari-var-mi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/bitkilerin-hisleri-ve-duygulari-var-mi</guid>
<description><![CDATA[ Bitkilerin acı reseptörleri, sinirleri veya bir beyni olmadığı düşünüldüğünde, biz hayvanlar alemi üyelerinin anladığı şekliyle acı hissetmezler. Bir havucu kökünden sökmek veya bir çalıyı budamak, botanik bir işkence değildir ve o elmayı endişelenmeden ısırabilirsiniz. Bitkilerin histen daha gelişmiş bir özellik olan ve işlenmesi için beyin gereken duyguları da yoktur. Venüs sinekkapan bitkisi gibi bazı bitkiler […]
Bitkilerin Hisleri ve Duyguları Var mı? yazısı ilk önce Popular Science üzerinde ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/09/olena-bohovyk-r0M9HrfJMBM-unsplash.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Bitkilerin, Hisleri, Duyguları, Var, mı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<a href="https://popsci.com.tr/bitkilerin-hisleri-ve-duygulari-var-mi/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img width="150" height="150" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/09/olena-bohovyk-r0M9HrfJMBM-unsplash-150x150.jpg" alt="Bitkilerin Hisleri ve Duyguları Var mı?" align="left"></a><p>Bitkilerin acı reseptörleri, sinirleri veya bir beyni olmadığı düşünüldüğünde, biz hayvanlar alemi üyelerinin anladığı şekliyle acı hissetmezler. Bir havucu kökünden sökmek veya bir çalıyı budamak, botanik bir işkence değildir ve o elmayı endişelenmeden ısırabilirsiniz. Bitkilerin histen daha gelişmiş bir özellik olan ve işlenmesi için beyin gereken duyguları da yoktur.</p>
<p>Venüs sinekkapan bitkisi gibi bazı bitkiler belirgin duyusal kabiliyetlere sahip. Bu bitkinin inanılmaz tuzakları yarım saniye kadar kısa sürede kapanabiliyor. Benzer şekilde, küstüm çiçeği bitkisi yapraklarını dokunmaya tepki olarak hızla kapatıyor (bu adaptasyon, olası otçulları ürkütüp kaçırma görevi görüyor olmalı). Bu bitkiler görünürde açık bir duyu kapasitesi sergilese de yakın zaman önce yürütülen araştırmalar, başka bitkilerin mekanik uyaranları hücresel bir seviyede algılayıp tepki verebildiğini göstermiş. Bilimsel çalışmalarda sıkça kullanılan bir hardal bitkisi olan <em>Arabidopsis</em>, tırtıllar veya yaprak bitleri kendisini yediği zaman yapraktan yaprağa elektrik sinyalleri gönderiyor ve otçulluğa karşı kimyasal savunmalarını artırma sinyali veriyor. Bu dikkat çekici tepki fiziksel hasarla başlasa bile söz konusu elektriksel uyarı sinyali, acı sinyalinin dengi değil ve hasar gören bir bitkiye hayvani özellikler yükleyerek, onu acı çeken bir bitki gibi düşünmememiz gerekir. Bitkiler Güneş ışığına, yer çekimine, rüzgara ve hatta ufak böcek ısırıklarına yanıt verme konusunda sıra dışı kabiliyetlere sahip ama evrimsel başarı ve başarısızlıkları (neyse ki) acıyla değil, sadece yaşam ve ölümle şekillenmiş.</p>
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="cJazU4FDd0"><p><a href="https://popsci.com.tr/sinekkapan-bitkisi-yapraklarini-nasil-kapatiyor/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Sinekkapan Bitkisi Yapraklarını Nasıl Kapatıyor?</a></p></blockquote>
<p></p>
<p>Pek çok bitkinin fiziksel uyaranları ve hasarları zannedildiğinden daha karmaşık şekillerde algılayıp iletebildiği görülse de burada bahsedilen ‘algılama’ ve ‘iletme’, hayvanlar alemindeki özelliklere yapılan birer benzetme. Gazete haberlerinde gördüğünüz ‘<a href="https://yesilgazete.org/bitkiler-hem-konusuyor-hem-de-birbirlerini-duyuyor/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Bitkiler konuşabiliyor</a>‘, ‘<a href="https://onedio.com/haber/vejetaryenlerin-keyfini-kaciracak-arastirmaya-gore-bitkiler-de-aciyi-hissedebiliyor-775062" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">hissedebiliyor</a>‘, ‘<a href="https://gazeteoksijen.com/botanik/olmek-uzere-olan-bitkiler-sizinle-konusuyor-ciglik-atiyor-174592" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">bağırıyor</a>‘ veya ‘<a href="https://biomedya.com/bitkiler-konusabilir-mi#:~:text=G%C3%B6r%C3%BCn%C3%BC%C5%9Fe%20g%C3%B6re%20bitkiler%20hava%20yolu,bitkiler%20kendilerine%20%C3%B6zg%C3%BC%20dili%20kullan%C4%B1rlar." data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">birbirleriyle iletişim kurabiliyor</a>‘ türü başlıklar da bitkilerde görülen, kendiliğinden gerçekleşen kimyasal, fiziksel ve biyolojik etki- tepki mekanizmalarının hayvanlar alemindeki olgulara hatalı şekilde benzetilip yorumlanmasından kaynaklanıyor.</p>
<p>Venüs sinekkapan bitkisinin görecek gözleri, dokunacak sinirleri ve düşünüp karar verecek bir beyni yokken üzerine böcek konduğunu nasıl algılıyor, biliyor ve yapraklarını kapatmaya ‘karar veriyor’? <a href="https://popsci.com.tr/sinekkapan-bitkisi-yapraklarini-nasil-kapatiyor/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">2 yıl önce yapılan bir araştırmaya</a> göre bu bitkinin hassas tetikleyici kıllarına dokunulması, mekanosensif iyon kanallarını harekete geçirerek fiziksel bir mekanizmayı tetikliyor. Hareket ile uyarıldığı zaman açılan bu kanallar, iyon yüklü moleküllerin akın etmesine ve hücrelerin farklı çalışmasına sebep oluyor (aynı yapılar, daha gelişmiş sistemler olan biz hayvanlarda da var, bkz: yakınsak evrim). Ancak bunlar beyin ve sinir sistemi olmadan, tamamen mekanik ve bilinçsiz şekilde gerçekleşen ve dışarıdan bilinçliymiş gibi görünen faaliyetler.</p>
<p>Bitkiler aslında yaptıkları hiçbir şeyi bilinçli yapmıyor çünkü düşünecek sistemleri yok. Sadece canlılığın milyarlarca yıllık evriminde ortaya çıkan sayısız mekanizmadan bazıları işe yaradığı ve yok olmadığı için günümüze kadar ulaşmış. Örneğin bitkiler böcekleri kendine çekmek için çiçek açmıyor, böcekler dikkatlerini çeken çiçeklere gidiyorlar. Bu bitkiler daha çok tozlaştığı için hayatta kalma şansları artıyor ve kullanılan ‘aktif anlatım dili’nde bu durum, bitkiler sanki kendilerini böcekleri çekmek için güzelleştiriyormuş gibi algılanıyor. Evrim bilinçsiz bir süreç. Milyarlarca yılda gerçekleşen, deneme yanılma faaliyetine ‘benzeyen’ sayısız sürecin sonunda ortaya çıkan sistemler doğanın işleyişini meydana getiriyor. Bunun sonucunda çok ufak boyutlu <a href="https://popsci.com.tr/arilarin-zamani-algilayabildigini-nasil-biliyoruz/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">arılar</a> bizim <a href="https://popsci.com.tr/bal-arilari-tipki-insanlar-gibi-top-oynuyor/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">nasıl yapabildiklerine şaşırdığımız</a> şeyler <a href="https://popsci.com.tr/bal-arilari-parazitlerden-korunmak-icin-sosyal-mesafe-uyguluyor/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">yapıyorlar</a>. Tabii ki onların da bu kadar kapsamlı düşünecek beyinleri yok. <a href="https://popsci.com.tr/arilar-insan-yapimi-kovanlarda-gereksiz-yere-aci-cekiyor/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Arıcıların</a> dumanlarına bir türlü çözüm bulamıyor ya da ballarının neden azaldığını anlayamıyorlar.</p>
<p><em>Yazarlar: Melissa Petruzzello/Brittannica & Ozan Zaloğlu.</em></p>
<p><a href="https://popsci.com.tr/bitkilerin-hisleri-ve-duygulari-var-mi/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Bitkilerin Hisleri ve Duyguları Var mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://popsci.com.tr/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Popular Science</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kulak Memelerimiz Neden Var? Evrimsel Açıdan Mantıklı Değiller</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/kulak-memelerimiz-neden-var-evrimsel-acidan-mantikli-degiller</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/kulak-memelerimiz-neden-var-evrimsel-acidan-mantikli-degiller</guid>
<description><![CDATA[ Ne zaman sevdiğiniz bir melodiye ritim tutsanız veya arkadaşınızla sohbet etseniz, bunu mümkün kılan karmaşık bir sistem iş başında oluyor. Kulaklarınız biyolojinin birer harikası. İçlerinde bir sürü şey oluyor. Popular Science‘a konuşan ve Avusturya’daki Konrad Lorenz Enstitüsünde çalışan evrimsel biyolog, biyolojik antropolog ve doktora sonrası araştırma görevlisi Anne Le Maître, kulak için “Çok karmaşık bir […]
Kulak Memelerimiz Neden Var? Evrimsel Açıdan Mantıklı Değiller yazısı ilk önce Popular Science üzerinde ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2020/12/iStock-111870039.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Kulak, Memelerimiz, Neden, Var, Evrimsel, Açıdan, Mantıklı, Değiller</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<a href="https://popsci.com.tr/kulak-memelerimiz-neden-var-evrimsel-acidan-mantikli-degiller/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img width="150" height="150" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2020/12/iStock-111870039-150x150.jpg" alt="Kulak Memelerimiz Neden Var? Evrimsel Açıdan Mantıklı Değiller" align="left"></a><p>Ne zaman sevdiğiniz bir melodiye ritim tutsanız veya arkadaşınızla sohbet etseniz, bunu mümkün kılan karmaşık bir sistem iş başında oluyor. Kulaklarınız biyolojinin birer harikası. İçlerinde <a href="https://www.nidcd.nih.gov/health/how-do-we-hear" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">bir sürü şey oluyor</a>. <em>Popular Science</em>‘a konuşan ve Avusturya’daki <a href="https://www.kli.ac.at/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Konrad Lorenz Enstitüsünde</a> çalışan evrimsel biyolog, biyolojik antropolog ve doktora sonrası araştırma görevlisi <a href="https://www.kli.ac.at/en/people/current_fellows/view/343" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Anne Le Maître</a>, kulak için “Çok karmaşık bir yapı” diyor.</p>
<p>Bu karmaşıklık, milyonlarca yıl boyunca daha iyi duymaya yönelik yoğun seçilim baskısının bir sonucu. Fakat kulağın bir kısmı hariç: Bu kısım ise kulak memeleri. Tüm ince ayarlı kısımlar arasında, bu parçalar pek akla yatkın durmuyor. İşte bilim insanlarının duyu organlarımızı nasıl anlamlandırdıkları…</p>
<p><strong>Kulaklarımızın hikayesi</strong></p>
<p>Kulaklar, dış dünyadaki sesi kafanızdan dışarı doğru çıkan kıkırdaklı yapılarla yakalar ve bunu bir kanaldan geçirerek zarsı bir davula iletir. Bu ses daha sonra bir dizi ufak orta kulak kemiğine ve kulak salyangozu adı verilen, salyangoz şeklindeki labirente gidiyor. Bu labirent, sinir sinyallerini ta beyninize kadar iletiyor. Le Maître memelilerin, sürüngenlerde ve kuşlarda olduğu gibi sadece bir tane yerine üç tane orta kulak kemiğiyle beraber özellikle karmaşık bir kulakları olduğunu belirtiyor. Üstelik, diğer omurgalılarda bulunmayan geniş dış kulak yapılarımız (kulak kepçesi) var. Peki nasıl böylesine girift kulaklarımız oldu? <a href="https://popsci.com.tr/evet-insanlar-hala-evrimlesiyor/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Evrim</a> yoluyla tabii ki.</p>
<p>Le Maître, binlerce yıl boyunca pek de memeli olmayan atalarımızdaki çene kemiği parçalarının yer değiştirip ayrıldığını ve orta kulak kemiklerinden ikisinin yanısıra kulak zarını destekleyen kemiği de meydana getirdiğini açıklıyor. <a href="https://www.nature.com/articles/s41467-023-42606-7" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Çin</a> ve <a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4718169/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">başka yerlerde</a> bulunan <a href="https://www.nature.com/articles/s41467-023-42606-7" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">fosiller</a>, bu evrimsel sürecin günümüzdeki memelilerin evrimsel öncülleri olan ve uzun süre önce yok olmuş mammaliaforme’lerde Kretase dönemi boyunca gerçekleşen başlangıç ve bitişlerini gösteriyor. “[Farklı tür ve fosiller arasındaki] farklı ara formları görüyorsunuz… Fakat memeli formuna doğru bir gidişat var” diyor Le Maître. Bu özel, ses ileten kemikler ve benzersiz, ekstra uzun, sarmal halindeki kulak salyangozuyla birlikte memelilerin, diğer çoğu omurgalıdan daha geniş bir frekans aralığını duyabildiğini ekliyor bilim insanı.</p>
<p>Bahamalar’daki Western Atlantic Üniversitesi Tıp Fakültesinde yardımcı anatomik profesörü olarak çalışan <a href="https://wausm.education/md-program/faculty/meet-our-faculty-and-staff/mark-n-coleman/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Mark Coleman</a>, belirgin kıkırdak ve deri kıvrımları olan dış kulaklarımızın da memelilere özgü olduğunu ve sesleri artırıp biz ve akrabalarımızın seslerin yerini bulmamızı sağlayarak ilave bir yardımcı rol oynadığını söylüyor. <a href="https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/22282428/#full-view-affiliation-1" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Primat</a> ve memelilerdeki işitsel sistem üzerinde çalışan Coleman, farklı hayvanların kulaklarının akort şeklini ve bunun kulak yapısıyla olan ilgisini karşılaştırıyor.</p>
<blockquote><p>“Evrimleşmiş her özellik uyumsal değil.”</p></blockquote>
<p>Çeşitli türlerin, farklı ses tiplerini yakalamak üzere özelleşmiş kulakları olduğunu söylüyor. Örneğin kanguru farelerinin, boyutları için özellikle düşük frekanslı olan sesleri tespit etmelerini ve <a href="https://doi.org/10.1016/B978-0-12-151808-0.50012-5" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">çıngıraklı yılanlar gibi yırtıcılardan kaçınmalarını</a> sağlayan çok büyük orta kulakları var. İnsan kulakları şempanzelerinkine benziyor fakat aradaki ufak farklılıklar, şempanzelerin işitsel sisteminin yüksek ve düşük frekansları en iyi şekilde yakaladığı anlamına geliyor. Coleman, insanların işitme duyusunun ise orta aralıktaki frekanslara (yaklaşık 1.000 ve 4.000 Hertz arasında) karşı en hassas olduğunu söylüyor.</p>
<p>Ayrıca Le Maître, benzer yaşam alanları olan hayvanların sık sık aynı tür kulaklara sahip olduğunu söylüyor. Yer altında yaşayan türler, sucul memelilerde olduğu gibi ne kadar yakın akraba olurlarsa olsunlar, genelde birbirlerine önemli ölçüde benzer görünen orta kulaklara sahipler. “Memeliler genelinde yakınsak adaptasyon var” diyor bilim insanı.</p>
<p>Kulak kepçemizdeki yükseltiler bile özel olarak evrimleşmiş bir amaca sahip. Kulak topografimizdeki yükseltiler ve çukurlar, sesleri çok daha hassas şekilde filtreleyip saptıyor. Yarasalar ve makiler gibi gece vakti avlanan canlıların, böcekleri karanlıkta yakalamalarını sağlayan ve özellikle engebeli olan dış kulakları olduğunu belirtiyor Coleman. İnsan kulakları nispeten basit olsa da dış kulaklarımız değiştiğinde <a href="http://www.jneurosci.org/content/early/2018/03/05/JNEUROSCI.2530-17.2018" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">beyinlerimizin hâlâ uyum sağlaması</a> ve bir sesin kaynağını nasıl belirleyeceğini yeniden öğrenmesi gerekiyor.</p>
<p>Tüm bunlar bizi gizemli bir şeye götürüyor.</p>
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="X1N9j2Z8hi"><p><a href="https://popsci.com.tr/dogal-secilim-bu-bocegin-tuhaf-boynuzunu-aciklayamiyor-2/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Doğal Seçilim, Bu Böceğin Tuhaf Boynuzunu Açıklayamıyor</a></p></blockquote>
<p></p>
<p><strong>Evrimsel istisna: Kulak memeleri</strong></p>
<p>Bu yumuşak, kıkırdaksız takım taklavat hayvanlar aleminde nispeten yeni ortaya çıkmış; Coleman aslında sadece insanlarda, şempanzelerde ve gorillerde bulunduklarını söylüyor. Biyologlar şimdiye kadar ne amaca hizmet ettiklerini belirleyememiş. “Bence işlevleri, küpe takmak için güvenli bir yer sağlamak” diye espri yapıyor Coleman.</p>
<p>Kulakların içerisinde çok sayıda kan damarı var, dolayısıyla bu kulak memelerinin, fillerin dev kulaklarının <a href="https://www.britannica.com/story/why-are-elephants-ears-so-big" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">serin kalmalarına yardımcı olmasına</a> benzer şekilde sıcaklığın düzenlenmesinde rol oynamaları muhtemel. Fakat hem Coleman hem Le Maître, bu kuramın tahminden fazlası olmadığını belirtiyor. Alternatif olarak hayvanbilimci Desmond Morris gibi bazı bilim insanları ise kulak memelerinin çiftlerin bağ kurmasını kolaylaştırmak üzere <a href="https://www.garysvintagebooks.com/product-page/the-naked-ape-by-desmond-morris" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">erojen bir bölge olarak geliştiği</a> fikrini öne sürmüş ancak bu tür bir cinsel seçilimin kulaklarımızı şekillendirdiğine dair pek doğrudan kanıt yok.</p>
<p>Kulağın diğer çoğu kısmının aksine, kulak memeleri insanlar arasında oldukça fazla değişiklik gösteriyor. Lisedeki fen dersinde yapışık veya ayrık kulak memelerini ebeveynlerinizden geçen tek bir alel dizisinden <a href="https://popsci.com.tr/evet-insanlar-hala-evrimlesiyor/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">miras aldığınızı</a> öğrenmiş olabilirsiniz. Üstelik fazla basite indirgenen bu olgunun <a href="https://www.popsci.com/earlobe-shape-genetics/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">aslında doğru olmadığı</a> ve kulak memelerimizin genetikle belirlendiği şekilde farklı tip ve biçimlerde geldiği de ortaya çıkmış. Le Maître’ya göre bu değişkenlik seviyesi, kulak memelerimizin belli bir şekle ve amaca bürünme noktasında iyi gelişmiş orta kulak kemikleri gibi bir şeye göre çok daha düşük bir baskı altında bulunduğunu akla getiriyor.</p>
<p>Bunun yerine kulak memeleri, evrimin mükemmel bir tasarım süreci olmadığının bir kanıtı olabilir. Harvard Üniversitesinde paleoantropolog olarak çalışan <a href="https://heb.fas.harvard.edu/people/bridget-alex" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Bridget Alex</a>, “Evrimleşen her özellik adaptif değildir” diyor. Hangi özelliklerin ortaya çıkabileceğine dair fiziksel ve biyolojik kısıtlamalar var. Rastgelelik, bir grupta belli bir özellik takımının şans eseri baskın hale geldiği <a href="https://popsci.com.tr/evet-insanlar-hala-evrimlesiyor/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">genetik sürüklenme</a> yoluyla devreye giriyor.</p>
<p>Ayrıca evrimsel “tablalar” adı verilen şeyler de var. Ünlü paleontolog Stephen Jan Gould’un ortaya attığı bu terimde, bir katedralin kemer ve tavan bölümü arasındaki üçgenimsi alanı kastediliyor. Bu üçgenlerin, proje planının kasıtlı bir parçası olması gerekmiyor. Onun yerine, istenen mimari özellik olan kemerin bir yan ürünüler. Benzer şekilde vücudumuzun bazı kısımlarının da diğerlerinin kazara ortaya çıkan yan ürünleri olabileceğini açıklıyor Alex. Belki kulak memeleri, kulaklarımızın başka bir yerinde gerçekleşen ve duyma kabiliyetimizi en yükseğe çıkaran, bunun sonucunda da bazı etleri yanlışlıkla etrafta salınır halde bırakan bir kıkırdak geçişi sebebiyle ortaya çıkmıştır.</p>
<p>Evrimin bazen pespaye de olsa devam eden çalışmasının tek göstergesi kulak memeleri değil. Kulaklarımızda, kulak kepçelerini kedilerin yaptığı gibi döndürüp yöneltebilen memeli atalarımızdan kalan ve işlevini kaybetmiş kaslarımız da var. Bu hurda kasları bulunmasına rağmen insanların çoğu kulaklarını hiç hareket ettiremiyor (kuyruk sokumu kemiklerimizin artık nasıl kuyruklara bağlanmadığı gibi). Gizemini koruyan başka kullanışsız şeyler de var. “İnsan çenesinin [de] neden evrimleştiği bilinmiyor” diyor Alex. “Adaptif mi, bir yan ürün mü, şans eseri mi, cinsel seçilim mi?” Bu sorunun cevabını çenenizi (veya kulak memelerinizi) sıvazlayarak düşünebilirsiniz ancak bunu yapmak sizi cevaba daha fazla yaklaştırmayacak.</p>
<p><em>Yazar: Lauren Leffer/Popular Science. Çeviren: Ozan Zaloğlu.</em></p>
<p><a href="https://popsci.com.tr/kulak-memelerimiz-neden-var-evrimsel-acidan-mantikli-degiller/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Kulak Memelerimiz Neden Var? Evrimsel Açıdan Mantıklı Değiller</a> yazısı ilk önce <a href="https://popsci.com.tr/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Popular Science</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yeni Araştırmaya Göre Zebraların Çizgilerinin Kamuflajla Alakası Yok</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/yeni-arastirmaya-goere-zebralarin-cizgilerinin-kamuflajla-alakasi-yok</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/yeni-arastirmaya-goere-zebralarin-cizgilerinin-kamuflajla-alakasi-yok</guid>
<description><![CDATA[ Zebraların çizgileri, uzun zamandır çeşitli teorilere ilham vermiştir; bunlar arasında en bilinenlerinden biri, bu çizgilerin kamuflaj sağladığı ve avcılardan korunmayı sağladığıdır. Ancak, Calgary Üniversitesi&#039;nden Doç. Dr. Amanda Melin&#039;in başını çektiği yeni bir araştırma, bu hipotezi çürütmüş ve zebraların çizgilerinin kamuflaj sağladığına dair kanıt bulamadıklarını göstermiştir. ]]></description>
<enclosure url="http://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x580_66e1922f4b86a.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Yeni, Araştırmaya, Göre, Zebraların, Çizgilerinin, Kamuflajla, Alakası, Yok</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Araştırmanın Temel Bulguları</strong></p>
<ol>
<li><strong>Kamuflaj Hipotezinin Çürütülmesi</strong></li>
</ol>
<p>Daha önce zebraların çizgilerinin, avcılardan korunmak için bir tür kamuflaj sağladığı düşünülmüştü. Ancak, Melin ve ekibi, zebraların çizgilerinin avcılar tarafından algılanabilir olduğunu ve bu çizgilerin avcılara karşı bir kamuflaj sağlama işlevi görmediğini belirlemiştir. Araştırma, zebraların çizgilerinin, avcılara karşı arka planla uyum sağlama ya da görünmez olma gibi bir etkisi olmadığını göstermiştir.</p>
<p>Melin, “Daha önce zebra çizgilerinin kamuflaj için olduğu düşünülüyordu. Ancak biz, zebraların çizgilerinin avcılar tarafından algılanıp algılanamayacağını çeşitli koşullarda test ettik ve sonuçlar, bu çizgilerin kamuflaj işlevi görmediğini gösterdi,” şeklinde açıklamada bulunmuştur.</p>
<ol start="2">
<li><strong>Görüş Kapasiteleri ve Mesafe Analizi</strong></li>
</ol>
<p>Araştırmacılar, zebraların çizgilerinin avcılar tarafından ne kadar mesafeden görülebildiğini tahmin etmek için çeşitli hesaplamalar yapmışlardır. Tanzanya’daki bir sahadan elde edilen dijital görüntüler üzerinde, zebraların çizgilerinin aslanlar, benekli sırtlanlar ve diğer zebralar tarafından nasıl algılandığı simüle edilmiştir. Sonuçlara göre, çoğu avcı, zebraların çizgilerini gün ışığında 50 metre, alacakaranlıkta 30 metre ve aysız gecelerde ise 9 metre mesafeden ayırt edebilmiştir. Bu bulgular, zebraların çizgilerinin kamuflaj sağlamadığı görüşünü destekler niteliktedir.</p>
<ol start="3">
<li><strong>Sosyal Amaçlar İçin Çizgilerin Kullanımı</strong></li>
</ol>
<p>Araştırma, zebraların çizgilerinin sosyal amaçlarla kullanıldığına dair bir kanıt da bulmamıştır. Daha önce, çizgilerin zebraların birbirlerini tanımalarını kolaylaştırdığına ve sosyal avantaj sağladığına dair teoriler öne sürülmüştü. Ancak, zebraların yakın akrabaları olan diğer sosyal türler, çizgileri olmadan da birbirlerini tanıyabilmektedir.</p>
<p><strong>Sonuç ve Değerlendirme</strong></p>
<p>Bu yeni çalışma, zebraların çizgilerinin evrimsel bir avantaj sağladığına dair önceki hipotezleri sorgulamaktadır. Çizgilerin kamuflaj sağladığı düşüncesi, şimdiye kadar hem bilimsel hem de popüler literatürde yaygın bir görüş olarak kabul edilmiştir. Ancak Melin ve ekibinin bulguları, zebra çizgilerinin bu rolü oynamadığını ve zebraların doğal çevrelerinde avcılara karşı daha iyi bir koruma sağlamadığını göstermektedir.</p>
<p>Sonuç olarak, zebraların çizgilerinin işlevi hakkında daha fazla araştırma yapılması gerektiği ve bu tür araştırmaların zebraların evrimsel stratejilerini anlamada önemli bir rol oynayacağı vurgulanmaktadır. Bu bulgular, zebra çizgilerinin evrimsel anlamda başka bir işlevi olup olmadığını anlamak için gelecekteki araştırmalara zemin hazırlayabilir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Erzincan&amp;apos;daki Kırk Gözeler doğal güzelliğiyle ziyaretçi akınına uğruyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/erzincandaki-kirk-goezeler-dogal-guzelligiyle-ziyaretci-akinina-ugruyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/erzincandaki-kirk-goezeler-dogal-guzelligiyle-ziyaretci-akinina-ugruyor</guid>
<description><![CDATA[ Erzincan&#039;da Soğuk Sular Mesire Alanı&#039;nda bulunan &#039;Kırk Gözeler&#039; doğaseverlerin uğrak mekanlarından biri oluyor.Erzincan&#039;ın Kemah ilçesindeki Soğuk Sular Mesire Alanı&#039;na gelenler, &#039;Kırk Gözeler&#039;de doğayla iç içe vakit geçiriyor. Munzur Dağları eteklerindeki 40 farklı gözeden çıkan &#039;Kırk Gözeler&#039; kent merkezine 40, ilçeye 11 kilometre uzaklıkta bulunuyor.Şelaleleri, dereleri ve doğasıyla ilgi çeken mesire alanı, yurt içi ve dışından çok sayıda misafiri ağırlıyor. Mesire alanına gelenler, doğayla iç içe vakit geçiriyor. Yaz tatilinde daha çok ziyaretçiye ev sahipliği yapmaya hazırlanan bölgede işletmeci tarafından yürüyüş yolları, dinlenme ve piknik alanları oluşturuldu.Ziyaretçilere nostalji yaşatacak tarım araç gereçlerinin de belirli noktalara bırakıldığı mesire alanına fotoğraf tutkunları da ilgi gösteriyor. Soğuk Sular Mesire Alanı işletmecisi Yüksel Oktay, mesire alanının Kemah&#039;a gelen turistlerin uğrak mekanlarından biri olduğunu belirterek, &quot;Buranın suları haziran ayının 15&#039;inde çıkıyor, ağustos sonunda kesiliyor. Eskiden ismi &#039;Kırk Gözeler&#039; olarak bilinirdi ve böyle anılırdı. Bu su 40 gözeden birleşerek çıkar ve buradan geçtikten sonra Fırat Nehri&#039;ne akar&quot; dedi.Mesire alanına başta İstanbul&#039;dan olmak üzere sezonda yaklaşık 10 bin turist geliyor. Kırk Gözeler&#039;deki sular aynı zamanda içiliyor ve içme suyu olarak da kullanılıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8Hfpx2wyp0CWb5LR9C-6-w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Erzincandaki, Kırk, Gözeler, doğal, güzelliğiyle, ziyaretçi, akınına, uğruyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8Hfpx2wyp0CWb5LR9C-6-w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Erzincan'daki Kırk Gözeler doğal güzelliğiyle ziyaretçi akınına uğruyor"><p>Erzincan'da Soğuk Sular Mesire Alanı'nda bulunan 'Kırk Gözeler' doğaseverlerin uğrak mekanlarından biri oluyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qKZCPlg0SkGalIFcW8_qOQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erzincan'ın Kemah ilçesindeki Soğuk Sular Mesire Alanı'na gelenler, 'Kırk Gözeler'de doğayla iç içe vakit geçiriyor. Munzur Dağları eteklerindeki 40 farklı gözeden çıkan 'Kırk Gözeler' kent merkezine 40, ilçeye 11 kilometre uzaklıkta bulunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5iej6yKvhUCkne1bjpH6BQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şelaleleri, dereleri ve doğasıyla ilgi çeken mesire alanı, yurt içi ve dışından çok sayıda misafiri ağırlıyor. Mesire alanına gelenler, doğayla iç içe vakit geçiriyor. Yaz tatilinde daha çok ziyaretçiye ev sahipliği yapmaya hazırlanan bölgede işletmeci tarafından yürüyüş yolları, dinlenme ve piknik alanları oluşturuldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F1Fv4lVvAEWjNd3qP4fNnA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ziyaretçilere nostalji yaşatacak tarım araç gereçlerinin de belirli noktalara bırakıldığı mesire alanına fotoğraf tutkunları da ilgi gösteriyor. Soğuk Sular Mesire Alanı işletmecisi Yüksel Oktay, mesire alanının Kemah'a gelen turistlerin uğrak mekanlarından biri olduğunu belirterek, "Buranın suları haziran ayının 15'inde çıkıyor, ağustos sonunda kesiliyor. Eskiden ismi 'Kırk Gözeler' olarak bilinirdi ve böyle anılırdı. Bu su 40 gözeden birleşerek çıkar ve buradan geçtikten sonra Fırat Nehri'ne akar" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZV4UUru_WkGtxUM0qIeuXg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mesire alanına başta İstanbul'dan olmak üzere sezonda yaklaşık 10 bin turist geliyor. Kırk Gözeler'deki sular aynı zamanda içiliyor ve içme suyu olarak da kullanılıyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BigPicture Doğa Fotoğrafçılığı Yarışması&amp;apos;nın kazananları açıkladı: Vahşi yaşamın hayatta kalma savaşı gözler önünde</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/bigpicture-doga-fotografciligi-yarismasinin-kazananlari-acikladi-vahsi-yasamin-hayatta-kalma-savasi-goezler-oenunde</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/bigpicture-doga-fotografciligi-yarismasinin-kazananlari-acikladi-vahsi-yasamin-hayatta-kalma-savasi-goezler-oenunde</guid>
<description><![CDATA[ ABD’de yer alan California Bilimler Akademisi, BigPicture Doğa Fotoğrafçılığı Yarışması’nın bu yılki kazananlarını açıkladı. Fotoğraflar, küresel ısınma ve habitat kaybının dünyanın dört bir yanındaki vahşi yaşam üzerindeki etkisini ortaya koydu. İşte 2022 BigPicture Doğa Fotoğrafçılığı Yarışması’nın kazananları...Dünyanın biyolojik çeşitliliğini vurgulayan ve gezegenin karşı karşıya olduğu birçok tehdidi gösteren BigPicture Doğa Fotoğrafçılığı Yarışması, kazananlarını ve finalistlerini açıkladı. 
Fotoğraf: Mediadrumimages/Jose GrandioYarışma California Bilimler Akademisi tarafından yürütülüyor. Eserler, Suzi Eszterhas, Sophie Stafford ve fotoğraf editörü Jaymi Heimbuch’ın aralarında yer aldığı doğa ve koruma fotoğrafçılığı uzmanlarından oluşan bir panel tarafından değerlendiriliyor.
Fotoğraf: Mediadrumimages/Tom ShlesingerBüyük Ödül’ü  bir çiftleşme ritüelinde birbirleriyle kaynaşan kaktüs arıları yakından gösteren “Bee Balling” adlı fotoğrafıyla Karine Aigner kazandı. Teksas&#039;ta çekilen fotoğraf sıradışı. Çünkü kaktüs arıları yalnız yaşıyorlar, ancak çiftleşme amacıyla birbirlerine çok yakın yuva yapıyorlar.
Fotoğraf: Mediadrumimages/Karine AignerFotoğrafçı Bence Mate, sabah güneşinin ilk ışıklarıyla arkadan aydınlatılan bir Avrasya kunduzunun ağacı kemiren fotoğrafıyla “Karasal Yaşam” kategorisini kazandı. Fotoğraf, , kunduzların barajlar inşa ederek yaşam alanlarını nasıl değiştirdiğini gösteriyor. Bununla birlikte, Avrasya kunduzları bir zamanlar dünyada yaygın olarak bulunuyordu. Ancak büyük kemirgenler, 1800&#039;lerde neredeyse tükenene kadar avlandı. Sayıları 20. yüzyılın başında 1200&#039;e kadar düştü. Koruma çabalarının ardından kunduzların sayısı şimdi bir milyonun üzerinde bulunuyor. 
Fotoğraf: Mediadrumimages/Bence MateDeniz aslanları, ABD’nin California eyaletinde yer alan Montere Körfezi’nin sembollerinden biri. Ancak fotoğrafçı David Slater, deniz tabanının bir bölümünde dalış yaparken üzücü bir manzaraya rastladı. Ölü bir deniz aslanı, vücudunu süsleyen rengarenk yarasa yıldızlarıyla kaplı bir şekilde yatıyordu. Omnivor(et yiyici) olan yarasa yıldızları, okyanus tabanına düşen leşlerle besleniyorlar. 

Fotoğraf: Mediadrumimages/David Slaterİşte yarışmanın diğer finalistleri...
Fotoğraf: Mediadrumimages/Pal HermansenFotoğraf: Mediadrumimages/Fernando ConstanFotoğraf: Mediadrumimages/Tony WuFotoğraf: Mediadrumimages/Tom St GeorgeFotoğraf: Mediadrumimages/Jaime CulebrasFotoğraf: Mediadrumimages/Bence MateFotoğraf: Mediadrumimages/Sitaram May ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ztZ8m63ogkOXKlQwtEBJmw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>BigPicture, Doğa, Fotoğrafçılığı, Yarışmasının, kazananları, açıkladı:, Vahşi, yaşamın, hayatta, kalma, savaşı, gözler, önünde</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ztZ8m63ogkOXKlQwtEBJmw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="BigPicture Doğa Fotoğrafçılığı Yarışması'nın kazananları açıkladı: Vahşi yaşamın hayatta kalma savaşı gözler önünde"><p>ABD’de yer alan California Bilimler Akademisi, BigPicture Doğa Fotoğrafçılığı Yarışması’nın bu yılki kazananlarını açıkladı. Fotoğraflar, küresel ısınma ve habitat kaybının dünyanın dört bir yanındaki vahşi yaşam üzerindeki etkisini ortaya koydu. İşte 2022 BigPicture Doğa Fotoğrafçılığı Yarışması’nın kazananları...</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KOiADwmScEWgEsW4bmfBdA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünyanın biyolojik çeşitliliğini vurgulayan ve gezegenin karşı karşıya olduğu birçok tehdidi gösteren BigPicture Doğa Fotoğrafçılığı Yarışması, kazananlarını ve finalistlerini açıkladı. 
Fotoğraf: Mediadrumimages/Jose Grandio</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/59zWUqhb2EOQp37OOQG7eA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yarışma California Bilimler Akademisi tarafından yürütülüyor. Eserler, Suzi Eszterhas, Sophie Stafford ve fotoğraf editörü Jaymi Heimbuch’ın aralarında yer aldığı doğa ve koruma fotoğrafçılığı uzmanlarından oluşan bir panel tarafından değerlendiriliyor.
Fotoğraf: Mediadrumimages/Tom Shlesinger</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SMAjpFP08EynMnrylZ2wRg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Büyük Ödül’ü  bir çiftleşme ritüelinde birbirleriyle kaynaşan kaktüs arıları yakından gösteren “Bee Balling” adlı fotoğrafıyla Karine Aigner kazandı. Teksas'ta çekilen fotoğraf sıradışı. Çünkü kaktüs arıları yalnız yaşıyorlar, ancak çiftleşme amacıyla birbirlerine çok yakın yuva yapıyorlar.
Fotoğraf: Mediadrumimages/Karine Aigner</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oBtep3tw_ke7wCAh3czO-w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fotoğrafçı Bence Mate, sabah güneşinin ilk ışıklarıyla arkadan aydınlatılan bir Avrasya kunduzunun ağacı kemiren fotoğrafıyla “Karasal Yaşam” kategorisini kazandı. Fotoğraf, , kunduzların barajlar inşa ederek yaşam alanlarını nasıl değiştirdiğini gösteriyor. Bununla birlikte, Avrasya kunduzları bir zamanlar dünyada yaygın olarak bulunuyordu. Ancak büyük kemirgenler, 1800'lerde neredeyse tükenene kadar avlandı. Sayıları 20. yüzyılın başında 1200'e kadar düştü. Koruma çabalarının ardından kunduzların sayısı şimdi bir milyonun üzerinde bulunuyor. 
Fotoğraf: Mediadrumimages/Bence Mate</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oMYvbeZm00CRDGhX6e5Eqw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Deniz aslanları, ABD’nin California eyaletinde yer alan Montere Körfezi’nin sembollerinden biri. Ancak fotoğrafçı David Slater, deniz tabanının bir bölümünde dalış yaparken üzücü bir manzaraya rastladı. Ölü bir deniz aslanı, vücudunu süsleyen rengarenk yarasa yıldızlarıyla kaplı bir şekilde yatıyordu. Omnivor(et yiyici) olan yarasa yıldızları, okyanus tabanına düşen leşlerle besleniyorlar. 

Fotoğraf: Mediadrumimages/David Slater</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-8umbcgTDkmX6sdF8tGSYQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İşte yarışmanın diğer finalistleri...
Fotoğraf: Mediadrumimages/Pal Hermansen</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OvppL3khKkK2b9djsBkoRg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fotoğraf: Mediadrumimages/Fernando Constan</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DatT34c9rUm7GCQ1utHGpw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fotoğraf: Mediadrumimages/Tony Wu</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xBaOwA_IhEm0V5e5Lot5-Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fotoğraf: Mediadrumimages/Tom St George</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QiGohcVEaU6HDivoliXVHw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fotoğraf: Mediadrumimages/Jaime Culebras</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q6gtXX3D50qwW7-s_UD4vg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fotoğraf: Mediadrumimages/Bence Mate</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cq40-GJ9xEiiq74bqSzcog.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fotoğraf: Mediadrumimages/Sitaram May</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>NTV Ekibi Ruanda&amp;apos;da</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/ntv-ekibi-ruandada</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/ntv-ekibi-ruandada</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye&#039;den 6 bin 500 kilometre uzaktaki Ruanda&#039;ya giden NTV ekibinden Yağız Şenkal ve Bahattin Demir, ülkenin yaşadığı soykırımdan sonra oradaki insanlarının tekrar bir ulus yaratma çabasını, coğrafyasını ve sadece birkaç ülkede yaşayan gümüş sırtlı gorillerle yaptıkları yolculuğu bizlere aktardı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jm9Jk7mzQk6xsQxbwlrKcA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>NTV, Ekibi, Ruandada</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jm9Jk7mzQk6xsQxbwlrKcA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="NTV Ekibi Ruanda'da"><p>Türkiye'den 6 bin 500 kilometre uzaktaki Ruanda'ya giden NTV ekibinden Yağız Şenkal ve Bahattin Demir, ülkenin yaşadığı soykırımdan sonra oradaki insanlarının tekrar bir ulus yaratma çabasını, coğrafyasını ve sadece birkaç ülkede yaşayan gümüş sırtlı gorillerle yaptıkları yolculuğu bizlere aktardı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Emisyon Ticaret Sistemi kabul edildi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/emisyon-ticaret-sistemi-kabul-edildi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/emisyon-ticaret-sistemi-kabul-edildi</guid>
<description><![CDATA[ Avrupa Parlamentosu, Emisyon Ticaret Sistemi, Sosyal İklim Fonu ve Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması ile ilgili teklifleri kabul etti.İklim Değişikliği ile mücadelede kritik bir dönemeci temsil eden ve yeni bir ekonomik sistemin doğuşunun tescili olacak yeni Emisyon Ticaret Sistemi (ETS), Avrupa Parlamentosu’nda 8 Haziran’da yapılan oylamada reddedilmişti ve Çevre Komisyonu’na geri gönderilmişti. Aynı zamanda Sosyal İklim Fonu ve Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması da geri dönmüştü. Bu hafta başında ise Komisyonda yapılan görüşmeler sonucunda bazı revizelerle beraber yeni ETS üzerinde uzlaşmaya varıldı. Dün de Avrupa Parlamentosu’na sunulan düzenleme bu kez kabul edildi. Avrupa Parlamentosu ayrıca Sosyal İklim Fonu ve Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması ile ilgili tekliflerini de kabul etti.NELER İÇERİYOR?   Yeni Emisyon Ticaret Sistemi ile Avrupa Komisyonu tarafından teklif edilen yüzde 61 emisyon azaltım hedefi yüzde 63&#039;e yükseltildi. Önemli tartışma başlıklarından ücretsiz karbon tahsisleri 2027&#039;den başlamak üzere 2032&#039;ye kadar kademeli olarak sonlandırılacak. Düşük emisyonlu sistemlere geçen endüstriyel şirketler ödüllendirilirken enerji denetim kuruluşlarının tavsiyelerini dinlemeyenlerin ücretsiz tahsisleri sınırlandırılacak.   2024 yılından itibaren Avrupa içi tüm deniz ulaştırması ETS&#039;nin kapsamına dahil edilecek. Avrupa dışı deniz ulaşımının ise yüzde 50&#039;si ETS tarafından kapsanacak. 2027&#039;den sonra AB dışındaki ülkelerin gemileri de ETS&#039;ye tabi tutulacak. Denizcilik sektörü kapsamında ETS&#039;den elde edilecek gelirlerin yüzde 75&#039;i “Okyanus Fonu”na aktarılacak.   Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması (SKDM) organik kimyasallar, plastikler, hidrojen, amonyak ve dolaylı emisyonları kapsayacak şekilde genişletilecek. SKDM’den elde edilecek gelirler en az gelişmiş ülkelerin yeşil dönüşümünü desteklemek için de kullanılacak.  Komisyon binalar ve karayolu taşımacılığı için ETS-2 olarak adlandırılan yeni bir sistem kurulmasına karar verdi. Başlangıçta sadece ticari bina ve araçları kapsayacak olan sistemde 2029 yılına kadar vatandaşlar muaf tutulacak. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YJeNob1_AUue1T2hVLywqA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Emisyon, Ticaret, Sistemi, kabul, edildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YJeNob1_AUue1T2hVLywqA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Emisyon Ticaret Sistemi kabul edildi"><p>Avrupa Parlamentosu, Emisyon Ticaret Sistemi, Sosyal İklim Fonu ve Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması ile ilgili teklifleri kabul etti.</p><p>İklim Değişikliği ile mücadelede kritik bir dönemeci temsil eden ve yeni bir ekonomik sistemin doğuşunun tescili olacak yeni Emisyon Ticaret Sistemi (ETS), Avrupa Parlamentosu’nda 8 Haziran’da yapılan oylamada reddedilmişti ve Çevre Komisyonu’na geri gönderilmişti. Aynı zamanda Sosyal İklim Fonu ve Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması da geri dönmüştü. Bu hafta başında ise Komisyonda yapılan görüşmeler sonucunda bazı revizelerle beraber yeni ETS üzerinde uzlaşmaya varıldı. Dün de Avrupa Parlamentosu’na sunulan düzenleme bu kez kabul edildi. Avrupa Parlamentosu ayrıca Sosyal İklim Fonu ve Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması ile ilgili tekliflerini de kabul etti.</p><p><strong>NELER İÇERİYOR?</strong>   Yeni Emisyon Ticaret Sistemi ile Avrupa Komisyonu tarafından teklif edilen yüzde 61 emisyon azaltım hedefi yüzde 63'e yükseltildi. Önemli tartışma başlıklarından ücretsiz karbon tahsisleri 2027'den başlamak üzere 2032'ye kadar kademeli olarak sonlandırılacak. Düşük emisyonlu sistemlere geçen endüstriyel şirketler ödüllendirilirken enerji denetim kuruluşlarının tavsiyelerini dinlemeyenlerin ücretsiz tahsisleri sınırlandırılacak.   2024 yılından itibaren Avrupa içi tüm deniz ulaştırması ETS'nin kapsamına dahil edilecek. Avrupa dışı deniz ulaşımının ise yüzde 50'si ETS tarafından kapsanacak. 2027'den sonra AB dışındaki ülkelerin gemileri de ETS'ye tabi tutulacak. Denizcilik sektörü kapsamında ETS'den elde edilecek gelirlerin yüzde 75'i “Okyanus Fonu”na aktarılacak.   Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması (SKDM) organik kimyasallar, plastikler, hidrojen, amonyak ve dolaylı emisyonları kapsayacak şekilde genişletilecek. SKDM’den elde edilecek gelirler en az gelişmiş ülkelerin yeşil dönüşümünü desteklemek için de kullanılacak.  Komisyon binalar ve karayolu taşımacılığı için ETS-2 olarak adlandırılan yeni bir sistem kurulmasına karar verdi. Başlangıçta sadece ticari bina ve araçları kapsayacak olan sistemde 2029 yılına kadar vatandaşlar muaf tutulacak. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Marmaris&amp;apos;te orman yangını büyük ölçüde kontrol altına alındı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/marmariste-orman-yangini-buyuk-oelcude-kontrol-altina-alindi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/marmariste-orman-yangini-buyuk-oelcude-kontrol-altina-alindi</guid>
<description><![CDATA[ NTV Ekibi, Muğla Marmaris&#039;teki orman yangınının olduğu bölgeden son gelişmeleri aktardı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IWGn5_iXjkSRh4DWd4c0Ig.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Marmariste, orman, yangını, büyük, ölçüde, kontrol, altına, alındı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IWGn5_iXjkSRh4DWd4c0Ig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Marmaris'te orman yangını büyük ölçüde kontrol altına alındı"><p>NTV Ekibi, Muğla Marmaris'teki orman yangınının olduğu bölgeden son gelişmeleri aktardı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Almanya ve AB’yi şok eden denetçi raporu</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/almanya-ve-abyi-sok-eden-denetci-raporu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/almanya-ve-abyi-sok-eden-denetci-raporu</guid>
<description><![CDATA[ Bir Alman hükümet denetçisi tarafından yeşil tahvillere yönelik hazırlanan ve henüz kamuya açıklanmamış olan rapor, oldukça ses getirecek bazı eleştiriler içeriyor.Bir Alman hükümet denetçisi, Avrupa Birliği&#039;nin, hükümetlerin ve şirketlerin iklim değişikliğiyle mücadele çabalarını finanse etmesine yardımcı olmayı amaçlayan &quot;yeşil tahviller&quot; için kullandığı standartları eleştirdi. Reuters’ın ele geçirdiği iç rapora göre tahviller için belirlenen kriterler, özel ihraççılardan talep edilen kriterlerden &quot;daha az iddialı ve daha az şeffaf&quot;.  Alman Yüksek Denetim Kurumu raporunda, gevşek standartların yeşil yıkama suçlamalarına davetiye çıkarabileceğini ve &quot;yeşil yoldan sermaye yatırımı yapmak isteyen yatırımcıların güvenini kalıcı olarak zedeleyebileceğini&quot; söyledi.  Almanya Maliye Bakanlığı ve AB Komisyonu, rapora ilişkin bir yorumda bulunmamayı tercih etti. AB&#039;nin en büyük küresel yeşil tahvil ihraççılarından olması ve milyarlarca euro’luk koronavirüs kurtarma fonunun bir parçası olarak tahvil satışlarını artırması bekleniyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2DOH31W5yEG-XlwTJWCmnQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Almanya, AB’yi, şok, eden, denetçi, raporu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2DOH31W5yEG-XlwTJWCmnQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Almanya ve AB’yi şok eden denetçi raporu"><p>Bir Alman hükümet denetçisi tarafından yeşil tahvillere yönelik hazırlanan ve henüz kamuya açıklanmamış olan rapor, oldukça ses getirecek bazı eleştiriler içeriyor.</p>Bir Alman hükümet denetçisi, Avrupa Birliği'nin, hükümetlerin ve şirketlerin iklim değişikliğiyle mücadele çabalarını finanse etmesine yardımcı olmayı amaçlayan "yeşil tahviller" için kullandığı standartları eleştirdi. Reuters’ın ele geçirdiği iç rapora göre tahviller için belirlenen kriterler, özel ihraççılardan talep edilen kriterlerden "daha az iddialı ve daha az şeffaf".  Alman Yüksek Denetim Kurumu raporunda, gevşek standartların yeşil yıkama suçlamalarına davetiye çıkarabileceğini ve "yeşil yoldan sermaye yatırımı yapmak isteyen yatırımcıların güvenini kalıcı olarak zedeleyebileceğini" söyledi.  Almanya Maliye Bakanlığı ve AB Komisyonu, rapora ilişkin bir yorumda bulunmamayı tercih etti. AB'nin en büyük küresel yeşil tahvil ihraççılarından olması ve milyarlarca euro’luk koronavirüs kurtarma fonunun bir parçası olarak tahvil satışlarını artırması bekleniyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Döngüsel çelik</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/doengusel-celik</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/doengusel-celik</guid>
<description><![CDATA[ Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın Türkiye’ye olası yıllık maliyeti 1,8 milyar dolar seviyelerine çıkabilir.Ege Demir-Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği tarafından Avrupa Birliği Yeşil Mutabakat’ının demir-çelik sektörüne etkilerini ve geleceğe yönelik yol haritasını düzenlediği bir toplantıyla ele aldı. Toplantıda bir konuşma yapan Ege Demir Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı Yalçın Ertan, hammadde fiyatlarındaki ani değişiklikler, enerji krizi, Ukrayna-Rusya savaşı; iç piyasada ekonomik değişimlerin yanı sıra Yeşil Mutabakat’a sağlanacak uyum ve sınırda karbon düzenlenmesinin hayata geçirilmesi ile ihracatçıların maliyetlerinde meydana gelecek artışlar sektör için önemli risk oluşturuyor. Ertan “Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında sınırda karbon vergisi gibi yeni uygulamalar ile başta demir-çelik, kimya, otomotiv, tekstil olmak üzere birçok sektörümüzün ihracatının ve rekabet gücünün etkileneceğini biliyoruz. Yapılan çalışmalar bu sürecin olası yıllık maliyetinin 1,8 milyar dolar seviyelerine çıkabileceğini gösteriyor. Türkiye’nin 2053 sıfır emisyon hedefi çerçevesinde de hepimizin bu sürece ayak uydurması gerekiyor” diye konuştu.   EMİSYONDA EN SORUMLU ÜLKELERDEN BİRİ TÜRKİYE  Türkiye Çelik Üreticileri Derneği Genel Sekreteri Dr. M. Veysel Yayan ise “Yeşil kalkınma için 3 milyar dolarlık finansman oluşturuldu. Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması kapsamındaki ürünlerin Avrupa Birliği’ne ihracat miktarına göre baktığımızda en sorumlu ülke Rusya, ikinci Çin, üçüncü ise Türkiye. Önümüzdeki dönemde karbon düzenlemesi kapsamında sorunlarla karşı karşıya kalacağımızı öngörüyoruz. 2030 yılı itibarıyla yüzde 21 yani 246 milyon tonluk düşüş yapmamız gerekiyor. Karbon maliyeti 352 milyon euro yani 400 milyon dolar civarında” dedi.    Türk çelik sektörünün Yeşil Mutabakat hedeflerine uyum çalışmalarının devam ettiğini ve bu kapsamda son 15 yıl içinde baca gazlarının kontrol altına alınmasına imkan sağlayan sistemlerin devreye alındığını söyleyen Veysel Yayan, Türkiye’de bir Emisyon Ticaret Sistemi’nin (ETS) kurulması ve ETS gelirlerinin, yeşil dönüşüme yönelik yatırımlar yapan sektörlere finansman kaynağı oluşturulacak şekilde tahsis edilmesine ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. “Karbon kaçağı riski altında olduğu düşünülen enerji yoğun sektörler için ücretsiz tahsisatlar verilmesi gerekiyor. YEKDEM ve Çevre Katkı Payı uygulamaları ile oluşturulan fonlardan ve bütçeden şimdiden destek sağlanarak, sera gazlarının azaltılması için yatırımların yapılması önemli” diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2Gi9Od5G3USz95dok3-HXw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Döngüsel, çelik</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2Gi9Od5G3USz95dok3-HXw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Döngüsel çelik"><p>Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın Türkiye’ye olası yıllık maliyeti 1,8 milyar dolar seviyelerine çıkabilir.</p><p>Ege Demir-Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği tarafından Avrupa Birliği Yeşil Mutabakat’ının demir-çelik sektörüne etkilerini ve geleceğe yönelik yol haritasını düzenlediği bir toplantıyla ele aldı.</p><p> Toplantıda bir konuşma yapan Ege Demir Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı Yalçın Ertan, hammadde fiyatlarındaki ani değişiklikler, enerji krizi, Ukrayna-Rusya savaşı; iç piyasada ekonomik değişimlerin yanı sıra Yeşil Mutabakat’a sağlanacak uyum ve sınırda karbon düzenlenmesinin hayata geçirilmesi ile ihracatçıların maliyetlerinde meydana gelecek artışlar sektör için önemli risk oluşturuyor. </p><p>Ertan “Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında sınırda karbon vergisi gibi yeni uygulamalar ile başta demir-çelik, kimya, otomotiv, tekstil olmak üzere birçok sektörümüzün ihracatının ve rekabet gücünün etkileneceğini biliyoruz. Yapılan çalışmalar bu sürecin olası yıllık maliyetinin 1,8 milyar dolar seviyelerine çıkabileceğini gösteriyor. Türkiye’nin 2053 sıfır emisyon hedefi çerçevesinde de hepimizin bu sürece ayak uydurması gerekiyor” diye konuştu.   <strong>EMİSYONDA EN SORUMLU ÜLKELERDEN BİRİ TÜRKİYE</strong>  Türkiye Çelik Üreticileri Derneği Genel Sekreteri Dr. M. Veysel Yayan ise “Yeşil kalkınma için 3 milyar dolarlık finansman oluşturuldu. Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması kapsamındaki ürünlerin Avrupa Birliği’ne ihracat miktarına göre baktığımızda en sorumlu ülke Rusya, ikinci Çin, üçüncü ise Türkiye. Önümüzdeki dönemde karbon düzenlemesi kapsamında sorunlarla karşı karşıya kalacağımızı öngörüyoruz. 2030 yılı itibarıyla yüzde 21 yani 246 milyon tonluk düşüş yapmamız gerekiyor. Karbon maliyeti 352 milyon euro yani 400 milyon dolar civarında” dedi.    Türk çelik sektörünün Yeşil Mutabakat hedeflerine uyum çalışmalarının devam ettiğini ve bu kapsamda son 15 yıl içinde baca gazlarının kontrol altına alınmasına imkan sağlayan sistemlerin devreye alındığını söyleyen Veysel Yayan, Türkiye’de bir Emisyon Ticaret Sistemi’nin (ETS) kurulması ve ETS gelirlerinin, yeşil dönüşüme yönelik yatırımlar yapan sektörlere finansman kaynağı oluşturulacak şekilde tahsis edilmesine ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. “Karbon kaçağı riski altında olduğu düşünülen enerji yoğun sektörler için ücretsiz tahsisatlar verilmesi gerekiyor. YEKDEM ve Çevre Katkı Payı uygulamaları ile oluşturulan fonlardan ve bütçeden şimdiden destek sağlanarak, sera gazlarının azaltılması için yatırımların yapılması önemli” diye konuştu. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hatay&amp;apos;da yaban keçisi avlayan kişiye 254 bin 912 lira ceza</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/hatayda-yaban-kecisi-avlayan-kisiye-254-bin-912-lira-ceza</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/hatayda-yaban-kecisi-avlayan-kisiye-254-bin-912-lira-ceza</guid>
<description><![CDATA[ Hatay&#039;ın Arsuz ilçesinde yaban hayatı geliştirme sahasında yaban keçisi avlayan kişiye 254 bin 912 lira ceza uygulandı.Hatay&#039;da yaban keçisi avlayan kişiye 254 bin 912 lira ceza uygulandı.  Hatay Doğa Koruma ve Milli Parklar Şefliği, İskenderun-Arsuz Yaban Hayatı Geliştirme Sahasında avcılık yapıldığı ihbarı üzerine bölgede inceleme başlattı.  Ekipler, yaban keçisi (Capra aegagrus) avladığını tespit ettikleri kişiye, 4 bin 912 lira idari para ve 250 bin lira tazminat cezası uyguladı.  Ayrıca, şüphelinin yanındaki dört sırt çantasında ele geçirilen yaban keçisi eti ile tüfeğe el konuldu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X3E8hWyxykWY0Huj3hQneg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Hatayda, yaban, keçisi, avlayan, kişiye, 254, bin, 912, lira, ceza</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X3E8hWyxykWY0Huj3hQneg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Hatay'da yaban keçisi avlayan kişiye 254 bin 912 lira ceza"><p>Hatay'ın Arsuz ilçesinde yaban hayatı geliştirme sahasında yaban keçisi avlayan kişiye 254 bin 912 lira ceza uygulandı.</p>Hatay'da yaban keçisi avlayan kişiye 254 bin 912 lira ceza uygulandı.  Hatay Doğa Koruma ve Milli Parklar Şefliği, İskenderun-Arsuz Yaban Hayatı Geliştirme Sahasında avcılık yapıldığı ihbarı üzerine bölgede inceleme başlattı.  Ekipler, yaban keçisi (Capra aegagrus) avladığını tespit ettikleri kişiye, 4 bin 912 lira idari para ve 250 bin lira tazminat cezası uyguladı.  Ayrıca, şüphelinin yanındaki dört sırt çantasında ele geçirilen yaban keçisi eti ile tüfeğe el konuldu.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doğayı restore etme yasası</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/dogayi-restore-etme-yasasi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/dogayi-restore-etme-yasasi</guid>
<description><![CDATA[ Avrupa Komisyonu’na sunulan yeni yasa, kabul edilirse zarar görmüş ekosistemlerin onarılması için 100 milyar euro’luk bir plan hayata geçirilecek.Ormanlar ve doğal hayat, İklim Değişikliği ile mücadelede insanlığın elindeki en büyük güç. Soluduğumuz havayı, içtiğimiz suyu, gıdalarımızı ormanlar sayesinde elde ediyoruz. Yaklaşık 1,6 milyar insan ormanlardan geçiniyor. Diğer taraftan ormanlar, kara canlılarının yüzde 80ʼinin yaşam alanını oluşturuyor. BM Gıda ve Tarım Örgütü’nün açıklamasına göre (FAO) ise ormanlar, 2050’ye kadar atmosfere salınması beklenen toplam karbondioksit emisyonunun 10’da birini emme potansiyeline sahip. Ama her yıl 10 milyardan fazla ağaç yok oluyor.   Avrupa Çevre Ajansı’na göre tüm çabalara rağmen Avrupa Birliği topraklarındaki ‘korunan’ habitatların bile yüzde 81’i kötü durumda. Haziran ayının sonunda Avrupa Komisyonu’na sunulan yeni “Doğa Restorasyon Yasası” bu gidişatı tersine çevirmek için 100 milyar dolarlık bir fonu harekete geçirmeyi hedefliyor. Yeni yasa teklifi, Avrupa habitatının restore edilmesini doğrudan amaçlayan ilk düzenleme olma özelliğini taşıyor.  HER 1 EURO, 38 EURO KAZANDIRIYOR  Avrupa Komisyonu verilerine göre doğa için harcanan her 1 euro, 8 ila 8 euro arasında ekonomik değer üretiyor. Bu nedenle yeni yasa ile sulak arazilerin, nehirlerin, ormanların ve deniz ekosisteminin daha sağlıklı hale getirilmesi amaçlanıyor. İlk hedef 2030’a kadar AB topraklarındaki ekosistemlerinin yüzde 20’sini restore etmek… Nehirler üzerindeki engellerin kaldırılarak 2030 yılına kadar 25 bin km uzunluğundaki nehrin serbest akmasının sağlanması ve polen taşıyıcı canlıların nüfusunun azalmasının önlemesi de yasanın hedefleri arasında. Tarla kuşları ve kelebeklerin de nüfusunun artırılması da yasa kapsamına dahil edildi.   KİMYASAL İLAÇ KULLANIMI AZALTILACAK Yasa kapsamında tarımda kimyasal kullanımının azaltılması da planlanıyor. Kimyasal ilaç kullanımı biyoçeşitliliği ve dolayısıyla gıda güvenliğini tehdit eden en önemli faktörlerden. Teklif kabul edilirse tarımda kimyasal ilaçlama 2030 yılına kadar yüzde 50 azaltılacak. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7moSyT6Q_EOQ8JgvqG7VIw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Doğayı, restore, etme, yasası</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7moSyT6Q_EOQ8JgvqG7VIw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Doğayı restore etme yasası"><p>Avrupa Komisyonu’na sunulan yeni yasa, kabul edilirse zarar görmüş ekosistemlerin onarılması için 100 milyar euro’luk bir plan hayata geçirilecek.</p><p>Ormanlar ve doğal hayat, İklim Değişikliği ile mücadelede insanlığın elindeki en büyük güç. Soluduğumuz havayı, içtiğimiz suyu, gıdalarımızı ormanlar sayesinde elde ediyoruz. Yaklaşık 1,6 milyar insan ormanlardan geçiniyor. Diğer taraftan ormanlar, kara canlılarının yüzde 80ʼinin yaşam alanını oluşturuyor. BM Gıda ve Tarım Örgütü’nün açıklamasına göre (FAO) ise ormanlar, 2050’ye kadar atmosfere salınması beklenen toplam karbondioksit emisyonunun 10’da birini emme potansiyeline sahip. Ama her yıl 10 milyardan fazla ağaç yok oluyor.   Avrupa Çevre Ajansı’na göre tüm çabalara rağmen Avrupa Birliği topraklarındaki ‘korunan’ habitatların bile yüzde 81’i kötü durumda. Haziran ayının sonunda Avrupa Komisyonu’na sunulan yeni “Doğa Restorasyon Yasası” bu gidişatı tersine çevirmek için 100 milyar dolarlık bir fonu harekete geçirmeyi hedefliyor. Yeni yasa teklifi, Avrupa habitatının restore edilmesini doğrudan amaçlayan ilk düzenleme olma özelliğini taşıyor.  <strong>HER 1 EURO, 38 EURO KAZANDIRIYOR</strong>  Avrupa Komisyonu verilerine göre doğa için harcanan her 1 euro, 8 ila 8 euro arasında ekonomik değer üretiyor. Bu nedenle yeni yasa ile sulak arazilerin, nehirlerin, ormanların ve deniz ekosisteminin daha sağlıklı hale getirilmesi amaçlanıyor. İlk hedef 2030’a kadar AB topraklarındaki ekosistemlerinin yüzde 20’sini restore etmek… Nehirler üzerindeki engellerin kaldırılarak 2030 yılına kadar 25 bin km uzunluğundaki nehrin serbest akmasının sağlanması ve polen taşıyıcı canlıların nüfusunun azalmasının önlemesi de yasanın hedefleri arasında. Tarla kuşları ve kelebeklerin de nüfusunun artırılması da yasa kapsamına dahil edildi.   <strong>KİMYASAL İLAÇ KULLANIMI AZALTILACAK</strong></p><p> Yasa kapsamında tarımda kimyasal kullanımının azaltılması da planlanıyor. Kimyasal ilaç kullanımı biyoçeşitliliği ve dolayısıyla gıda güvenliğini tehdit eden en önemli faktörlerden. Teklif kabul edilirse tarımda kimyasal ilaçlama 2030 yılına kadar yüzde 50 azaltılacak. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gıda mili hesabı yanlış çıktı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/gida-mili-hesabi-yanlis-cikti</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/gida-mili-hesabi-yanlis-cikti</guid>
<description><![CDATA[ Küresel gıda taşımacılığının yarattığı emisyonların tahmin edilenden daha yüksek olabilir.Nature Food&#039;da yayınlanan bir araştırmaya göre küresel gıda tedarik zincirinin yarattığı emisyonların önceden hesaplanandan daha yüksek olduğunu ve toplam gıda sistemi emisyonlarının yaklaşık beşte birini oluşturduğunu gösteriyor.  Nature Food&#039;da yayınlanan ve gıdanın üretildiği yer ile tüketildiği yer arasındaki mesafeyi dikkate alan “gıda mili” terimine odaklanan çalışma, küresel gıda taşıma sisteminin karbon ayak izini tahmin ediyor. Geçmişteki araştırmalar, gıda taşımanın, gıda sisteminin geri kalanına kıyasla küçük bir karbon ayak izine sahip olduğunu gösteriyordu. Ancak çoğu araştırmada, gıda tedarik zincirinin tamamındaki emisyonlar hesaba katılmıyor. Yeni çalışma bu boşluğu doldurmayı amaçlıyor ve gübre, makine ve hayvan yemi nakliyesinden kaynaklanan emisyonların yanı sıra dünya çapında gıda ürünlerinin gönderilmesinden kaynaklanan daha belirgin nakliye ve araç emisyonlarını içeriyor. Bu bakış açısıyla araştırma küresel gıda taşımacılığının 3 milyar ton CO2 eşdeğeri emisyondan sorumlu olduğunu hesaplıyor. Bu rakam, önceki çalışmalardan 3,5 ila 7,5 kat daha fazla.GELİŞMİŞ ÜLKELER SORUMLU  Araştırmada küresel gıda taşıma sisteminin karbon ayak izinden özellikle gelişmiş ülkelerin sorumlu olduğunu gösteriyor. Çalışmaya göre ‘yüksek gelirli ülkeler’ dünya nüfusunun yalnızca yüzde 12,5&#039;ini temsil ederken, uluslararası gıda taşımacılığının yüzde 52&#039;sinden ve bunun yarattığı emisyonların yüzde 46&#039;sından sorumlu olduklarını hesaplıyor. Tüm uluslararası gıda taşımacılığının sona ermesi durumunda gıda taşımacılığı emisyonları sadece yüzde 9 azalabilecek. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mTnkVpJ3TEeCaAhYTNVkUw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Gıda, mili, hesabı, yanlış, çıktı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mTnkVpJ3TEeCaAhYTNVkUw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Gıda mili hesabı yanlış çıktı"><p>Küresel gıda taşımacılığının yarattığı emisyonların tahmin edilenden daha yüksek olabilir.</p><p>Nature Food'da yayınlanan bir araştırmaya göre küresel gıda tedarik zincirinin yarattığı emisyonların önceden hesaplanandan daha yüksek olduğunu ve toplam gıda sistemi emisyonlarının yaklaşık beşte birini oluşturduğunu gösteriyor.  Nature Food'da yayınlanan ve gıdanın üretildiği yer ile tüketildiği yer arasındaki mesafeyi dikkate alan “gıda mili” terimine odaklanan çalışma, küresel gıda taşıma sisteminin karbon ayak izini tahmin ediyor. Geçmişteki araştırmalar, gıda taşımanın, gıda sisteminin geri kalanına kıyasla küçük bir karbon ayak izine sahip olduğunu gösteriyordu. Ancak çoğu araştırmada, gıda tedarik zincirinin tamamındaki emisyonlar hesaba katılmıyor. Yeni çalışma bu boşluğu doldurmayı amaçlıyor ve gübre, makine ve hayvan yemi nakliyesinden kaynaklanan emisyonların yanı sıra dünya çapında gıda ürünlerinin gönderilmesinden kaynaklanan daha belirgin nakliye ve araç emisyonlarını içeriyor. </p><p>Bu bakış açısıyla araştırma küresel gıda taşımacılığının 3 milyar ton CO2 eşdeğeri emisyondan sorumlu olduğunu hesaplıyor. Bu rakam, önceki çalışmalardan 3,5 ila 7,5 kat daha fazla.</p><p><strong>GELİŞMİŞ ÜLKELER SORUMLU</strong>  Araştırmada küresel gıda taşıma sisteminin karbon ayak izinden özellikle gelişmiş ülkelerin sorumlu olduğunu gösteriyor. Çalışmaya göre ‘yüksek gelirli ülkeler’ dünya nüfusunun yalnızca yüzde 12,5'ini temsil ederken, uluslararası gıda taşımacılığının yüzde 52'sinden ve bunun yarattığı emisyonların yüzde 46'sından sorumlu olduklarını hesaplıyor. Tüm uluslararası gıda taşımacılığının sona ermesi durumunda gıda taşımacılığı emisyonları sadece yüzde 9 azalabilecek. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yavru ıstakozlar denize salındı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/yavru-istakozlar-denize-salindi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/yavru-istakozlar-denize-salindi</guid>
<description><![CDATA[ Çanakkale Üniversitesi tarafından yetiştirilen 300 yavru ıstakoz denizle buluştu.Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nin yerli ıstakoz popülasyonunu artırmak için başlattığı projeye kapsamında Türkiye sularında yaşayan ve sayıları giderek azalan ıstakozların yumurtalarından yüzlerce yavru yetiştirildi. Türkiye’de ilk defa üretilen ıstakozlar arasından 300 adet yavru, Çanakkale Boğazı’nda düzenlenen “İyilik Yap Denize At” etkinliğiyle doğaya salındı.  Dardanel ile Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi iş birliğinde gerçekleştirilen proje kapsamında Avrupa ıstakozu olarak bilinen ve ülkemiz sularında da bulunan yerli ıstakoz türü Homarus Gammarus’un popülasyonunu artırmak için bir çalışma yürütüldü. Çalışma için; İngiltere’de bu ıstakoz türünün yetiştiricilik yoluyla üretilip doğal ortamına bırakılarak, doğadaki ıstakoz popülasyonunun sürdürülebilir şekilde desteklendiği başarılı bir model örnek alındı.   ÇOMÜ Dardanos Yerleşkesi’ndeki Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi’ne ait Deniz Canlıları Araştırma-Uygulama Merkezi’nde, Prof. Dr. Umur Önal öncülüğünde bir ekip, özel havuzlarda larval aşamadan itibaren yüzlerce yavru ıstakoz yetiştirdi.   YAPAY RESİFLER OLUŞTURULDU  Türkiye’de ilk kez yetiştirilen ıstakozlar, Gelibolu’daki Dardanel Midye Çiftliği’nin altında oluşturulan özel resiflere salındı. Bu pilot çalışma, Türkiye sularında yaşayan ve geçmişte Çanakkale Boğazı’nda bolca bulunan ıstakozların sayısını artırmayı amaçlayan ilk adım olma niteliği taşıyor. Önümüzdeki yıllarda daha fazla yavru ıstakozun denize salınması ve Dardanel Midye Çiftliği altında oluşturulacak yapay resiflerin katkısıyla ıstakozların doğada hayatta kalma oranlarının yükseltilmesi hedefleniyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H6OWzAv6WUKE_Fsu1ASaOA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Yavru, ıstakozlar, denize, salındı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H6OWzAv6WUKE_Fsu1ASaOA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Yavru ıstakozlar denize salındı"><p>Çanakkale Üniversitesi tarafından yetiştirilen 300 yavru ıstakoz denizle buluştu.</p>Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nin yerli ıstakoz popülasyonunu artırmak için başlattığı projeye kapsamında Türkiye sularında yaşayan ve sayıları giderek azalan ıstakozların yumurtalarından yüzlerce yavru yetiştirildi. Türkiye’de ilk defa üretilen ıstakozlar arasından 300 adet yavru, Çanakkale Boğazı’nda düzenlenen “İyilik Yap Denize At” etkinliğiyle doğaya salındı.  Dardanel ile Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi iş birliğinde gerçekleştirilen proje kapsamında Avrupa ıstakozu olarak bilinen ve ülkemiz sularında da bulunan yerli ıstakoz türü Homarus Gammarus’un popülasyonunu artırmak için bir çalışma yürütüldü. Çalışma için; İngiltere’de bu ıstakoz türünün yetiştiricilik yoluyla üretilip doğal ortamına bırakılarak, doğadaki ıstakoz popülasyonunun sürdürülebilir şekilde desteklendiği başarılı bir model örnek alındı.   ÇOMÜ Dardanos Yerleşkesi’ndeki Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi’ne ait Deniz Canlıları Araştırma-Uygulama Merkezi’nde, Prof. Dr. Umur Önal öncülüğünde bir ekip, özel havuzlarda larval aşamadan itibaren yüzlerce yavru ıstakoz yetiştirdi.   <strong>YAPAY RESİFLER OLUŞTURULDU</strong>  Türkiye’de ilk kez yetiştirilen ıstakozlar, Gelibolu’daki Dardanel Midye Çiftliği’nin altında oluşturulan özel resiflere salındı. Bu pilot çalışma, Türkiye sularında yaşayan ve geçmişte Çanakkale Boğazı’nda bolca bulunan ıstakozların sayısını artırmayı amaçlayan ilk adım olma niteliği taşıyor. Önümüzdeki yıllarda daha fazla yavru ıstakozun denize salınması ve Dardanel Midye Çiftliği altında oluşturulacak yapay resiflerin katkısıyla ıstakozların doğada hayatta kalma oranlarının yükseltilmesi hedefleniyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Karaburun habitatı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/karaburun-habitati</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/karaburun-habitati</guid>
<description><![CDATA[ Karaburun Yarımadası’nda 21 aydır yürütülen çalışmalar sonucunda toplam 1.106 adet flora ve fauna taksonu kayı altına alındı.Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü tarafından “Özel Çevre Koruma Bölgesi” ilan edilen İzmir-Karaburun yarımadasındaki kıyı bölgelerde insan ve doğa dengesinin sürdürülebilir olması, doğal, kültürel, tarihi, eğitsel ve estetik değerlerin koruma altına alınarak gelecek nesillere aktarılması amacıyla yürütülen ‘Biyoçeşitlilik Araştırma Projesi’nde sona yaklaşıldı.   Eylül 2020’de başlayan proje kapsamında Mordoğan mevkiinde bulunan Küçük-Büyük Ayıbalığı Koyu’ndaki mağaralar, Karaburun merkezinde yer alan Büyük-Küçük Ada, Kalecik Mevkii, Bozköy Barajı, Badembükü, Tuzla Koyu ve İris Gölü bölgelerinde bölgede “biyoçeşitlilik” araştırmaları yapılıyor. Karaburun Yarımadası özellikle yarasalar, küçükbaş hayvanlar, yaban domuzu, sürüngenler ve kuş türleri için yaşam alanı sunuyor.   KAYIT ALTINA ALINDI  Proje kapsamında 21 aydır arazide yürütülen çalışmalar sonucunda teşhisi tamamlanarak kayıt altına alınan toplam 1.106 adet flora ve fauna taksonu bulunuyor. Bunlardan 142’si, ÖÇKB için yeni kayıt niteliği taşıyor.   Önemli kuş alanı olarak tanımlanan Karaburun Yarımadası’nda 258 adet kuş türü belirlenmiş, bunlardan 17’si ÖÇKB için yeni kayıt niteliği taşırken 14’ü de Karaburun’a özel olarak kayda geçilmiş. Ildır Körfezi ÖÇKB iç sularında altı balık taksonu yeni kayıt olarak tespit edilmiş. Bölgede yine omurgasız hayvanlar kategorisinde 46 taksonun 34’ü ÖÇKB için yeni kayıt olarak saptanmış. İncelemelerde bu omurgasız hayvan türlerinden üçünün endemik tür olduğu kayda geçirilmiş.   Diğer taraftan bölgede 18 adet farklı habitat tipi tespit edilmiş. Proje alanında gerçekleştirilen arazi çalışmalarından elde edilen verilere göre alanda; iki adet tohumsuz bitki, 489 adet tohumlu bitki keşfedilmiş. Arazi çalışmalarında 21 adet memeli türüne rastlanmış. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pnpWbl_Yw0SKwxDBFS3pYA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Karaburun, habitatı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pnpWbl_Yw0SKwxDBFS3pYA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Karaburun habitatı"><p>Karaburun Yarımadası’nda 21 aydır yürütülen çalışmalar sonucunda toplam 1.106 adet flora ve fauna taksonu kayı altına alındı.</p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü tarafından “Özel Çevre Koruma Bölgesi” ilan edilen İzmir-Karaburun yarımadasındaki kıyı bölgelerde insan ve doğa dengesinin sürdürülebilir olması, doğal, kültürel, tarihi, eğitsel ve estetik değerlerin koruma altına alınarak gelecek nesillere aktarılması amacıyla yürütülen ‘Biyoçeşitlilik Araştırma Projesi’nde sona yaklaşıldı.   Eylül 2020’de başlayan proje kapsamında Mordoğan mevkiinde bulunan Küçük-Büyük Ayıbalığı Koyu’ndaki mağaralar, Karaburun merkezinde yer alan Büyük-Küçük Ada, Kalecik Mevkii, Bozköy Barajı, Badembükü, Tuzla Koyu ve İris Gölü bölgelerinde bölgede “biyoçeşitlilik” araştırmaları yapılıyor. Karaburun Yarımadası özellikle yarasalar, küçükbaş hayvanlar, yaban domuzu, sürüngenler ve kuş türleri için yaşam alanı sunuyor.   <strong>KAYIT ALTINA ALINDI</strong>  Proje kapsamında 21 aydır arazide yürütülen çalışmalar sonucunda teşhisi tamamlanarak kayıt altına alınan toplam 1.106 adet flora ve fauna taksonu bulunuyor. Bunlardan 142’si, ÖÇKB için yeni kayıt niteliği taşıyor.   Önemli kuş alanı olarak tanımlanan Karaburun Yarımadası’nda 258 adet kuş türü belirlenmiş, bunlardan 17’si ÖÇKB için yeni kayıt niteliği taşırken 14’ü de Karaburun’a özel olarak kayda geçilmiş. Ildır Körfezi ÖÇKB iç sularında altı balık taksonu yeni kayıt olarak tespit edilmiş. Bölgede yine omurgasız hayvanlar kategorisinde 46 taksonun 34’ü ÖÇKB için yeni kayıt olarak saptanmış. İncelemelerde bu omurgasız hayvan türlerinden üçünün endemik tür olduğu kayda geçirilmiş.   Diğer taraftan bölgede 18 adet farklı habitat tipi tespit edilmiş. Proje alanında gerçekleştirilen arazi çalışmalarından elde edilen verilere göre alanda; iki adet tohumsuz bitki, 489 adet tohumlu bitki keşfedilmiş. Arazi çalışmalarında 21 adet memeli türüne rastlanmış.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Akdeniz’in en gözde 7 antik kenti</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/akdenizin-en-goezde-7-antik-kenti</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/akdenizin-en-goezde-7-antik-kenti</guid>
<description><![CDATA[ Ülkemizin en önemli turizm bölgelerinden biri olan Akdeniz, hem tarihi hem de doğal güzellikleriyle görülmeye değer birçok yere sahip. Her yıl milyonlarca yerli ve yabancı turisti ağırlayan Akdeniz Bölgesi, yalnızca tatil beldeleriyle değil, keşfedebileceğiniz çok sayıda tarihi geçmişe de ev sahipliği yapıyor. Akdeniz’in en gözde noktalarında konumlanan bu antik kentler ziyaretçilerini adeta bir açık hava müzesine götürüyor. Tarihi dokusu ve doğal güzellikleriyle ülkemizin en gözde yerlerinden biri olan Akdeniz’e yolunuz düşerse bu tarihi yerleri görmeden sakın dönmeyin. İşte Akdeniz’de keşfetmeniz gereken 7 antik kent..Fethiye-Kalkan arasında Kaş’a bağlı Gelemiş Köyü’nde yer alan Patara Antik Kenti, Likya’nın en önemli ve en eski şehirlerinden birisi. Helenistik Dönem’de inşa edilen anıtsal yapılar; meclis binası, tiyatro, zafer takları, bulvar, hamam, tahıl ambarı ve tarihin en eski deniz feneri de bu döneme ait.
Burayı ziyarete geldiğinizde caretta caretta&#039;ları ile ünlü, Türkiye&#039;nin en uzun plajı Patara Plajı&#039;nı da görebilirsiniz. Sizi zamanda yolculuğa çıkaracak Patara Antik Kenti’ni mutlaka ziyaret etmelisiniz.Antalya’nın Döşemealtı ilçesinde yer alan Termessos Antik Kenti, Türkiye&#039;nin en iyi korunmuş antik kentlerinden birisi. Tarihi açıdan büyük bir öneme sahip olan bu antik kent, el değmemiş bir görünüme sahip ve aynı zamanda içerisinde bulunan kaplıcalarıyla da milli park kapsamında yer alıyor.
Yıllar içerisinde çevresini saran doğal bitki örtüsü, sık çam ormanları ile adeta saklı bir kente dönüştü. Pisidia Bölgesi&#039;nin güneybatısında konumlanan, Anadolu’nun en eski halklarından Luviler ve Solymler tarafından kurulan önemli bir antik kent konumunda. Çok sayıda anıtsal mezar ve tapınaklara sahip olan bu saklı kenti görmeniz gereken yerler arasında.Mersin’in Anamur’un ilçesinde yer alan Anemurium Antik Kenti, Anadolu&#039;nun en güney noktasında yer alıyor. Milattan önce 400 yıllarda kurulduğu tahmin edilen ve birçok medeniyetin buluştuğu bu antik şehir, geniş alana yayılan tarihi kalıntıları ve muhteşem deniz manzarasıyla görenleri kendine hayran bırakıyor.
İki bölümden oluşan bu tarihi yapıyı gezerken surlar, hamamlar ve geniş alana sahip bir tiyatro göreceksiniz. Akdeniz’e yolunuz düşerse muhteşem bir yerde konumlanan bu antik kenti görmeden dönmeyin.Mersin’de yer alan bir diğer gizli cennet ise Kanlidivane Antik Kenti. Erdemli’de konumlanan bu tarihi kentin geçmişi MÖ 3. yüzyıla dayanıyor. Kent genel anlamda büyük bir obruk etrafına yerleşmiş anıt mezarlar, evler ve dini merkezlerden oluşuyor.
Hellenistik Kule, Armaronxas Aile Kabartmaları, kiliseler, ev kalıntıları, Çanakçı Nekropolü de önemli yapıları arasındadır. 19. yüzyılda bir Fransız gezginin tesadüfen bulmasıyla ortaya çıkan Kanlıdivane Antik Kenti, bölgenin en önemli antik kentlerinden biri olarak gösteriliyor. Görülmesi gereken yerler listenize burayı da mutlaka ekleyin.Akdeniz’in bir diğer gizli cevheri ise Kremna Antik Kenti. Burdur&#039;un Bucak İlçesi, Çamlık Köyü’nde yer alan bu antik kent Psidia&#039;lılar tarafından kuruldu.
Kazılarda çıkarılan büyük ve küçük Atena, Leto, Hygeia, Nemesis giyimli kadın, Apollon, Asklepios ve Herakles heykelleri kentin önemli eserleri arasında yer alıyor ve Burdur Müzesi’nde sergileniyor.
Etrafı surlarla çevrili olan kentin güney ve batıdan olmak üzere iki girişi var. Yapılan kazılarda çıkarılan büyük ve küçük Atena, Leto, Hygeia, Nemesis giyimli kadın, Apollon, Asklepios ve Herakles heykelleri Burdur Müzesi Kremna Salonu’nda sergileniyor. Kültürel zenginliklerin ve tarihin buluştuğu bu antik kent görmeniz gereken yerler arasında yer alıyor.Anadolu kültür mirasının en güzel örneklerinden biri olan ve 2 bin yıllık bir geçmişe sahip Kastabala Antik Kenti de Osmaniye&#039;nin Cevdetiye ilçesinde yer alıyor.
Birçok yapısı günümüze kadar sağlam kalan ve Çukurova&#039;nın Efes&#039;i olarak adlandırılan Kastabala Antik Kenti&#039;ndeki en önemli kalıntıların başında sütunlu cadde gelmektedir. Kentin kuzey ve batısında çok sayıda kaya mezarları vardır. Görenlerin ilgisini çeken bu kalıntıların bilimsel kazı çalışmaları da hala devam ediyor.
Osmaniye’nin zamana meydan okuyan bu antik kentini de listenize eklemeyi unutmayın.&quot;Gladyatörler şehri&quot; olarak bilinen Kibyra Antik Kenti, Burdur’da ziyaret edebileceğiniz bir diğer önemli antik kent.
Devasa anıtsal yapıları ile göz dolduran bu tarihi kent görenleri kendisine hayran bırakıyor. Roma ve Bizans mimarisi ile yapılan Kibyra Antik Kenti, 10 bin kişilik stadyumu, orkestra yeri, dünyada bir benzerinin daha olmadığı Medusa mozaiği ile kaplı odeionu (müzik evi), Roma hamamı, 9 bin kişilik tiyatrosu ve yer altı mezarlarına sahip. Kozmopolit bir kent olarak nitelendirilen Kibyra’nın yerleşim alanı da oldukça büyük.
Anıtsal yapıları simetrik bir biçimde düzenlenmiş ve oldukça iyi korunmuş durumda. Yapıların en önemli özelliği ise birbirlerinin manzarasını kesmeyecek şekilde dizayn edilmeleri. 2016 yılında UNESCO Dünya Mirası geçici listesine alınan bu antik kenti keyifle ziyaret edebilirsiniz. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nly81qFjyEOVIFBiwmz5GQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Akdeniz’in, gözde, antik, kenti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nly81qFjyEOVIFBiwmz5GQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Akdeniz’in en gözde 7 antik kenti"><p>Ülkemizin en önemli turizm bölgelerinden biri olan Akdeniz, hem tarihi hem de doğal güzellikleriyle görülmeye değer birçok yere sahip. Her yıl milyonlarca yerli ve yabancı turisti ağırlayan Akdeniz Bölgesi, yalnızca tatil beldeleriyle değil, keşfedebileceğiniz çok sayıda tarihi geçmişe de ev sahipliği yapıyor. Akdeniz’in en gözde noktalarında konumlanan bu antik kentler ziyaretçilerini adeta bir açık hava müzesine götürüyor. Tarihi dokusu ve doğal güzellikleriyle ülkemizin en gözde yerlerinden biri olan Akdeniz’e yolunuz düşerse bu tarihi yerleri görmeden sakın dönmeyin. İşte Akdeniz’de keşfetmeniz gereken 7 antik kent..</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GTD4GGHZuUeDNfu4P555Jg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fethiye-Kalkan arasında Kaş’a bağlı Gelemiş Köyü’nde yer alan Patara Antik Kenti, Likya’nın en önemli ve en eski şehirlerinden birisi. Helenistik Dönem’de inşa edilen anıtsal yapılar; meclis binası, tiyatro, zafer takları, bulvar, hamam, tahıl ambarı ve tarihin en eski deniz feneri de bu döneme ait.
Burayı ziyarete geldiğinizde caretta caretta'ları ile ünlü, Türkiye'nin en uzun plajı Patara Plajı'nı da görebilirsiniz. Sizi zamanda yolculuğa çıkaracak Patara Antik Kenti’ni mutlaka ziyaret etmelisiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w46ePZHZpkye5eyv-KYI6Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Antalya’nın Döşemealtı ilçesinde yer alan Termessos Antik Kenti, Türkiye'nin en iyi korunmuş antik kentlerinden birisi. Tarihi açıdan büyük bir öneme sahip olan bu antik kent, el değmemiş bir görünüme sahip ve aynı zamanda içerisinde bulunan kaplıcalarıyla da milli park kapsamında yer alıyor.
Yıllar içerisinde çevresini saran doğal bitki örtüsü, sık çam ormanları ile adeta saklı bir kente dönüştü. Pisidia Bölgesi'nin güneybatısında konumlanan, Anadolu’nun en eski halklarından Luviler ve Solymler tarafından kurulan önemli bir antik kent konumunda. Çok sayıda anıtsal mezar ve tapınaklara sahip olan bu saklı kenti görmeniz gereken yerler arasında.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nAF0kfcKA0ufxOaj3uMJZg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mersin’in Anamur’un ilçesinde yer alan Anemurium Antik Kenti, Anadolu'nun en güney noktasında yer alıyor. Milattan önce 400 yıllarda kurulduğu tahmin edilen ve birçok medeniyetin buluştuğu bu antik şehir, geniş alana yayılan tarihi kalıntıları ve muhteşem deniz manzarasıyla görenleri kendine hayran bırakıyor.
İki bölümden oluşan bu tarihi yapıyı gezerken surlar, hamamlar ve geniş alana sahip bir tiyatro göreceksiniz. Akdeniz’e yolunuz düşerse muhteşem bir yerde konumlanan bu antik kenti görmeden dönmeyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/94W90Bic50CfO21-j9_D-g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mersin’de yer alan bir diğer gizli cennet ise Kanlidivane Antik Kenti. Erdemli’de konumlanan bu tarihi kentin geçmişi MÖ 3. yüzyıla dayanıyor. Kent genel anlamda büyük bir obruk etrafına yerleşmiş anıt mezarlar, evler ve dini merkezlerden oluşuyor.
Hellenistik Kule, Armaronxas Aile Kabartmaları, kiliseler, ev kalıntıları, Çanakçı Nekropolü de önemli yapıları arasındadır. 19. yüzyılda bir Fransız gezginin tesadüfen bulmasıyla ortaya çıkan Kanlıdivane Antik Kenti, bölgenin en önemli antik kentlerinden biri olarak gösteriliyor. Görülmesi gereken yerler listenize burayı da mutlaka ekleyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VPkAliIrOEWdQ1jM3hvHjw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Akdeniz’in bir diğer gizli cevheri ise Kremna Antik Kenti. Burdur'un Bucak İlçesi, Çamlık Köyü’nde yer alan bu antik kent Psidia'lılar tarafından kuruldu.
Kazılarda çıkarılan büyük ve küçük Atena, Leto, Hygeia, Nemesis giyimli kadın, Apollon, Asklepios ve Herakles heykelleri kentin önemli eserleri arasında yer alıyor ve Burdur Müzesi’nde sergileniyor.
Etrafı surlarla çevrili olan kentin güney ve batıdan olmak üzere iki girişi var. Yapılan kazılarda çıkarılan büyük ve küçük Atena, Leto, Hygeia, Nemesis giyimli kadın, Apollon, Asklepios ve Herakles heykelleri Burdur Müzesi Kremna Salonu’nda sergileniyor. Kültürel zenginliklerin ve tarihin buluştuğu bu antik kent görmeniz gereken yerler arasında yer alıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YaICLvJupUuII2wDX1bZ4w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Anadolu kültür mirasının en güzel örneklerinden biri olan ve 2 bin yıllık bir geçmişe sahip Kastabala Antik Kenti de Osmaniye'nin Cevdetiye ilçesinde yer alıyor.
Birçok yapısı günümüze kadar sağlam kalan ve Çukurova'nın Efes'i olarak adlandırılan Kastabala Antik Kenti'ndeki en önemli kalıntıların başında sütunlu cadde gelmektedir. Kentin kuzey ve batısında çok sayıda kaya mezarları vardır. Görenlerin ilgisini çeken bu kalıntıların bilimsel kazı çalışmaları da hala devam ediyor.
Osmaniye’nin zamana meydan okuyan bu antik kentini de listenize eklemeyi unutmayın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TosmE_57rUmJCNwTtBQksQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"Gladyatörler şehri" olarak bilinen Kibyra Antik Kenti, Burdur’da ziyaret edebileceğiniz bir diğer önemli antik kent.
Devasa anıtsal yapıları ile göz dolduran bu tarihi kent görenleri kendisine hayran bırakıyor. Roma ve Bizans mimarisi ile yapılan Kibyra Antik Kenti, 10 bin kişilik stadyumu, orkestra yeri, dünyada bir benzerinin daha olmadığı Medusa mozaiği ile kaplı odeionu (müzik evi), Roma hamamı, 9 bin kişilik tiyatrosu ve yer altı mezarlarına sahip. Kozmopolit bir kent olarak nitelendirilen Kibyra’nın yerleşim alanı da oldukça büyük.
Anıtsal yapıları simetrik bir biçimde düzenlenmiş ve oldukça iyi korunmuş durumda. Yapıların en önemli özelliği ise birbirlerinin manzarasını kesmeyecek şekilde dizayn edilmeleri. 2016 yılında UNESCO Dünya Mirası geçici listesine alınan bu antik kenti keyifle ziyaret edebilirsiniz.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Pandemi vahşi yaşam için bitmedi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/pandemi-vahsi-yasam-icin-bitmedi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/pandemi-vahsi-yasam-icin-bitmedi</guid>
<description><![CDATA[ Yüz maskeleri ve eldivenler gibi kişisel koruyucu ekipmanların kullanımı corona virüs pandemisi sırasında, dünyada daha önce hiç olmadığı kadar arttı. Kanada’da yapılan yeni bir çalışma, tek kullanımlık plastikteki bu artışın dünyadaki hayvanlar üzerindeki etkisi konusunda uyardı. 23 ülkedeki 100&#039;ü aşkın vakayı değerendiren bilim insanları, bu atıkların doğada başta kuşlar olmak üzere pek çok hayvan türünün ölümüne yol açtığını söyledi. Araştırmacılar, ülkeleri etkili bir atık yönetimi yapmaya çağırdı.Dalhousie Üniversitesi&#039;nden araştırmacılar, yüz maskeleri ve tek kullanımlık eldivenlere dolanan vahşi hayvanların fotoğraflarını toplamak için sosyal medya platformlarını taradı.Ekip, Nisan 2020&#039;den Aralık 2021&#039;e kadar 23 ülkede toplamda 114 olay kaydetti. Bilim insanları tek kullanımlık plastiklerden etkilenen hayvanların çoğunun kuş türlerinden oluştuğunu açıkladı.Çalışmanın yazarları konuya ilişkin yaptıkları açıklamada, &quot;Gelecekteki kaçınılmaz salgınlar sırasında benzer durumların yaşanmasını önleyebilmemiz için ülkelerin atık yönetiminde dikkat olması oldukça önemli” dedi.Diğer taraftan, hastalığın yayılmasını önlemek için yaygın olarak kullanılan maskeler, tek kullanımlık eldivenler, test kitleri ve hijyenik mendiller ile kişisel koruma ekipmanlarının  pandemi sırasında hayati bir öneme sahip olduğu kanıtlandı.Daha önceki çalışmalar, pandemi sırasında ayda 129 milyar yüz maskesi ve 65 milyar eldiven kullanıldığını gösterdi. Ancak, uygun bir atık yönetim sistemi uygulanmadığında, bunların çoğu çöp olarak kaldı.Araştırmacılar, &quot;Çevrede yaygın olarak bulunan bu tür maddeler, hayvanlar onlarla çeşitli şekillerde  etkileşime girebildiğinden, vahşi yaşam için doğrudan bir tehdit oluşturuyor&quot; diye yazdı. Bununla birlikte, bilim insanları Nisan 2020&#039;den Aralık 2021&#039;e kadar 23 ülkede tek kullanımlık plastiklerden etkilenen etkilenen toplam 114 olay bulduklarını açıkladı. Bunların 9’unun ise öldüğü belirlendi.Çalışmada tek kullanımlık plastiklerden en kötü etkilenen hayvan türlerinin ise sessiz kuğu, ringa martısı, Avustralya beyaz ibis, kırmızı kitlerin aralarında olduğu kuş türleri olduğu aktarıldı. En kötü etkilenen memeliler arasında ise doğu gri sincabı, Avrupa kirpisi ve kızıl tilki yer aldı.Araştırmacılar, bulguların yetkilileri atık yönetim sistemlerini iyileştirmeye teşvik edeceğini umduklarını belirterek, “Dünyanın farklı bölgelerinde maske zorunluluklarının sona ermesine rağmen, Covid-19 sırasında yanlış yönetilen milyarlarca tek kullanımlık pandemi ile ilgili enkaz, on yıllar boyunca karasal ve su ortamlarımızda kalacak” değerlendirmesinde bulundu.Öte yandan, çalışma, 25 bin ondan fazla KKD ve Covid-19 ile ilgili diğer plastik atık türlerinin Dünya okyanuslarına girdiğini tahmin eden bir çalışmadan kısa bir süre sonra geldi.ABD’deki araştırmacılar, pandeminin başlangıcından Ağustos 2021&#039;e kadar 193 ülke tarafından 8,4 milyon ton pandemi ile ilgili plastik atık üretildiğini tahmin etti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/30rwq7AZ60uDi23-pzs-gg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Pandemi, vahşi, yaşam, için, bitmedi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/30rwq7AZ60uDi23-pzs-gg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Pandemi vahşi yaşam için bitmedi"><p>Yüz maskeleri ve eldivenler gibi kişisel koruyucu ekipmanların kullanımı corona virüs pandemisi sırasında, dünyada daha önce hiç olmadığı kadar arttı. Kanada’da yapılan yeni bir çalışma, tek kullanımlık plastikteki bu artışın dünyadaki hayvanlar üzerindeki etkisi konusunda uyardı. 23 ülkedeki 100'ü aşkın vakayı değerendiren bilim insanları, bu atıkların doğada başta kuşlar olmak üzere pek çok hayvan türünün ölümüne yol açtığını söyledi. Araştırmacılar, ülkeleri etkili bir atık yönetimi yapmaya çağırdı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_nd7ahd5mkaXAaRcK2eevg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dalhousie Üniversitesi'nden araştırmacılar, yüz maskeleri ve tek kullanımlık eldivenlere dolanan vahşi hayvanların fotoğraflarını toplamak için sosyal medya platformlarını taradı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4-vzvjtbbEeAPlNofui38g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ekip, Nisan 2020'den Aralık 2021'e kadar 23 ülkede toplamda 114 olay kaydetti. Bilim insanları tek kullanımlık plastiklerden etkilenen hayvanların çoğunun kuş türlerinden oluştuğunu açıkladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ohf2iuZJvk6B71J2efyauw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çalışmanın yazarları konuya ilişkin yaptıkları açıklamada, "Gelecekteki kaçınılmaz salgınlar sırasında benzer durumların yaşanmasını önleyebilmemiz için ülkelerin atık yönetiminde dikkat olması oldukça önemli” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XUjukcjbZkCZzYjmYTwOkQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diğer taraftan, hastalığın yayılmasını önlemek için yaygın olarak kullanılan maskeler, tek kullanımlık eldivenler, test kitleri ve hijyenik mendiller ile kişisel koruma ekipmanlarının  pandemi sırasında hayati bir öneme sahip olduğu kanıtlandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-UVkzJGmNkOmH79nBmlPRg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daha önceki çalışmalar, pandemi sırasında ayda 129 milyar yüz maskesi ve 65 milyar eldiven kullanıldığını gösterdi. Ancak, uygun bir atık yönetim sistemi uygulanmadığında, bunların çoğu çöp olarak kaldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/moCZQByTZ06v4LeFr8PrVA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, "Çevrede yaygın olarak bulunan bu tür maddeler, hayvanlar onlarla çeşitli şekillerde  etkileşime girebildiğinden, vahşi yaşam için doğrudan bir tehdit oluşturuyor" diye yazdı. Bununla birlikte, bilim insanları Nisan 2020'den Aralık 2021'e kadar 23 ülkede tek kullanımlık plastiklerden etkilenen etkilenen toplam 114 olay bulduklarını açıkladı. Bunların 9’unun ise öldüğü belirlendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zt5-SPzZ7Ei3UiBzpP99SQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çalışmada tek kullanımlık plastiklerden en kötü etkilenen hayvan türlerinin ise sessiz kuğu, ringa martısı, Avustralya beyaz ibis, kırmızı kitlerin aralarında olduğu kuş türleri olduğu aktarıldı. En kötü etkilenen memeliler arasında ise doğu gri sincabı, Avrupa kirpisi ve kızıl tilki yer aldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Nkra-FfrnkqpEQKJYlfQjQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, bulguların yetkilileri atık yönetim sistemlerini iyileştirmeye teşvik edeceğini umduklarını belirterek, “Dünyanın farklı bölgelerinde maske zorunluluklarının sona ermesine rağmen, Covid-19 sırasında yanlış yönetilen milyarlarca tek kullanımlık pandemi ile ilgili enkaz, on yıllar boyunca karasal ve su ortamlarımızda kalacak” değerlendirmesinde bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aQrDnkCEdk-KjhS23t5q4Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/51gs-NF48UGgdY2LiakzkQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Öte yandan, çalışma, 25 bin ondan fazla KKD ve Covid-19 ile ilgili diğer plastik atık türlerinin Dünya okyanuslarına girdiğini tahmin eden bir çalışmadan kısa bir süre sonra geldi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/isTbgSXb8ESP6x4xQrBT9w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ThGjwbh1x0SLf9ejLuhYmA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ABD’deki araştırmacılar, pandeminin başlangıcından Ağustos 2021'e kadar 193 ülke tarafından 8,4 milyon ton pandemi ile ilgili plastik atık üretildiğini tahmin etti.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ağaçların Göbeklitepesi 2 bin yıldır zamana meydan okuyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/agaclarin-goebeklitepesi-2-bin-yildir-zamana-meydan-okuyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/agaclarin-goebeklitepesi-2-bin-yildir-zamana-meydan-okuyor</guid>
<description><![CDATA[ Şanlıurfa’da ağaçların Göbeklitepesi olarak adlandırılan ve yaklaşık 2 bin yıldır ayakta duran zeytin ağacı, zamana meydan okuyor.Şanlıurfa’nın Eyyübiye ilçesindeki Altınbaşak kırsal Mahallesine bağlı Zeytinlik mezrasında bulunan zeytin ağacı Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu tarafından 2017 yılında &#039;Anıt Ağaç&#039; olarak tescillendi. Bölgede ağaçların Göbeklitepesi olarak adlandırılan 2 bin yıllık zeytin ağacı, Eyyübiye ilçesinde yer alan ve ismi de Cudi Dağı olan tepenin üzerinde yer alıyor. Toplam 6 buçuk metre çapında olan zeytin ağacının çevresinde ise antik döneme ait olduğu tahmin edilen yerleşim alanları, mağaralar, mezarlar ve sarnıçlar bulunuyor. Bölge halkı, 2017 yılından itibaren gözlerin üzerine çevrildiği zeytin ağacının turizme kazandırılması için çalışmaların hızlandırılmasını istiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gkJ_uHxmhUuyABWJQV4-hQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Ağaçların, Göbeklitepesi, bin, yıldır, zamana, meydan, okuyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gkJ_uHxmhUuyABWJQV4-hQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Ağaçların Göbeklitepesi 2 bin yıldır zamana meydan okuyor"><p>Şanlıurfa’da ağaçların Göbeklitepesi olarak adlandırılan ve yaklaşık 2 bin yıldır ayakta duran zeytin ağacı, zamana meydan okuyor.</p><p>Şanlıurfa’nın Eyyübiye ilçesindeki Altınbaşak kırsal Mahallesine bağlı Zeytinlik mezrasında bulunan<strong> zeytin ağacı</strong> Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu tarafından 2017 yılında <strong>'Anıt Ağaç'</strong> olarak tescillendi. Bölgede ağaçların Göbeklitepesi olarak adlandırılan 2 bin yıllık zeytin ağacı, Eyyübiye ilçesinde yer alan ve ismi de Cudi Dağı olan tepenin üzerinde yer alıyor. Toplam 6 buçuk metre çapında olan zeytin ağacının çevresinde ise antik döneme ait olduğu tahmin edilen yerleşim alanları, mağaralar, mezarlar ve sarnıçlar bulunuyor. </p><p>Bölge halkı, 2017 yılından itibaren gözlerin üzerine çevrildiği zeytin ağacının turizme kazandırılması için çalışmaların hızlandırılmasını istiyor.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CC-SAGjTPESOSIBdP4d5bg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="">]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>&amp;apos;Vampir Kelebek&amp;apos;ler İstanbul&amp;apos;da</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/vampir-kelebekler-istanbulda</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/vampir-kelebekler-istanbulda</guid>
<description><![CDATA[ Karadeniz Bölgesi&#039;nde sık görülen vampir kelebekler, İstanbul&#039;da da görülmeye başladı. Özellikle akşam saatlerinde Beykoz&#039;daki evleri istila eden kelebekler, panik yarattı. Biyoloji Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Fatih Dikmen, &quot;İnsanların kendileri açısından korkmasına gerek yok ama bitki zararlısı bir tür. O yüzden bahçelerindeki bitkilerin ya da ektikleri ürünlerin bu böcekler tarafından zayıflatılması ya da hasara uğratılması söz konusu olabilir&quot; dedi.Türkiye&#039;ye Gürcistan&#039;dan giriş yapan ve özellikle son yıllarda Karadeniz Bölgesi&#039;nde sıkça bulunan vampir kelebekler, İstanbul&#039;da artmaya başladı. Görünüşüyle kelebeği andıran ancak istilacı bir böcek türü olan kelebekler, Beykoz&#039;un Çukurca Mahallesi&#039;ni de sardı.Gündüz saatlerinde her ağacın üstünde rastlanan kelebekler, akşamları da mahalleliyi balkonlarında rahat bırakmıyor. Durumdan rahatsız olduklarını söyleyen mahalle sakinleri bir önlem alınmadığını ve kendi imkanlarıyla ilaçlama yaptıklarını belirtti. İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından da, &quot;Hayvanların mevsimsel artışı ve gelen şikayetler üzerine İstanbul&#039;un yeşil alanlarında vampir kelebeklerin fazla olduğu, Beykoz, Sarıyer ve Beşiktaş gibi ilçelerde ilaçlama çalışmalarımız devam etmektedir&quot; açıklaması yapıldı.Vampir kelebekler hakkında açıklamalarda bulunan Biyoloji Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Fatih Dikmen, kelebeklerin Türkiye&#039;ye özgü bir canlı olmadığına dikkat çekerek, &quot;Karadeniz Bölgesi&#039;nden İstanbul&#039;a doğru yavaş yavaş yayıldığını biliyoruz. 10 yıl önce kadar ilk görülmeye başlandı vampir kelebekler. Türkiye&#039;ye özgü bir canlı değil. Yurt dışından gelen ve bölgeyi yıllar içerisinde işgal eden istilacı dediğimiz türlerden. İstanbul&#039;un çok her tarafına yayılmıyor ama Karadeniz iklimini andıran bölgelerde özellikle Şile, Beykoz, Sarıyer taraflarında daha fazla görüldüğünü biliyoruz&quot; dedi.Beykoz&#039;da yaşayan Sabri Topal da, &quot;Beykoz&#039;da yaşayıp akşamları balkona çıkmak isteyen herkes mağdurdur. Hava kararmaya başladıktan sonra bir anda saldırıya geçiyorlar. Bir anda tavan, ışıkların etrafı her taraf kelebek. Bir şey yemek içmek pek mümkün olmuyor. Gündüz tek tük görülüyor. 4-5 sene önce bir taneye tanık oldum o zamandan sonra bunlar çoğalmaya başladı. Özellikle yazın bu dönemlerinde bizim sürekli akşam misafirlerimiz&quot; ifadelerini kullandı.Mahalle sakinlerinden Esra Bostancı da, &quot;Rahatsızız. Yapraklara dokunduğumuzda gözümüzü kapatıyoruz. Çarpıp geçiyorlar. Normalde kelebekler yumuşak olur ama bunlar taş gibi. Isırdıkları zaman da bunu rahatça hissedebiliyorsunuz. Kelebek ısırmaz aslında ama bunlar ısırıyor&quot; dedi.22 yıldır Beykoz&#039;da yaşayan Selma Kütükçü, &quot;Balkonda oturamıyoruz eve de doluşuyorlar. Bitkilerimize de çok zarar veriyor. Bütün bitkileri kurutabiliyor. Şikayetçiyiz ama bir önlem de alınmıyor bunun hakkında. Kendi çabamızla alıp ilaçlama yapıyoruz ama belirli bir yere kadar. Biz de kendi bütçemizle bir şeyler yapmaya çalışıyoruz ama nasıl kurtulacağız bilmiyoruz. Bitkilerin aralarında olduğu için gözükmüyor ama akşam saatinde oturduğumuz zaman bütün tavanlar olduğu gibi kelebeklerden dolu&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-j3fMbJDJkyuROm8zplARw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Vampir, Kelebekler, İstanbulda</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-j3fMbJDJkyuROm8zplARw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="'Vampir Kelebek'ler İstanbul'da"><p>Karadeniz Bölgesi'nde sık görülen vampir kelebekler, İstanbul'da da görülmeye başladı. Özellikle akşam saatlerinde Beykoz'daki evleri istila eden kelebekler, panik yarattı. Biyoloji Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Fatih Dikmen, "İnsanların kendileri açısından korkmasına gerek yok ama bitki zararlısı bir tür. O yüzden bahçelerindeki bitkilerin ya da ektikleri ürünlerin bu böcekler tarafından zayıflatılması ya da hasara uğratılması söz konusu olabilir" dedi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mvqMQ2wUzkuDHBypUPnNEg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Türkiye'ye Gürcistan'dan giriş yapan ve özellikle son yıllarda Karadeniz Bölgesi'nde sıkça bulunan vampir kelebekler, İstanbul'da artmaya başladı. Görünüşüyle kelebeği andıran ancak istilacı bir böcek türü olan kelebekler, Beykoz'un Çukurca Mahallesi'ni de sardı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7ps6mf2Dp06soyNVl0mwKQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gündüz saatlerinde her ağacın üstünde rastlanan kelebekler, akşamları da mahalleliyi balkonlarında rahat bırakmıyor. Durumdan rahatsız olduklarını söyleyen mahalle sakinleri bir önlem alınmadığını ve kendi imkanlarıyla ilaçlama yaptıklarını belirtti. İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından da, "Hayvanların mevsimsel artışı ve gelen şikayetler üzerine İstanbul'un yeşil alanlarında vampir kelebeklerin fazla olduğu, Beykoz, Sarıyer ve Beşiktaş gibi ilçelerde ilaçlama çalışmalarımız devam etmektedir" açıklaması yapıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hQHnZGr610atTmPvkXiL9w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vampir kelebekler hakkında açıklamalarda bulunan Biyoloji Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Fatih Dikmen, kelebeklerin Türkiye'ye özgü bir canlı olmadığına dikkat çekerek, "Karadeniz Bölgesi'nden İstanbul'a doğru yavaş yavaş yayıldığını biliyoruz. 10 yıl önce kadar ilk görülmeye başlandı vampir kelebekler. Türkiye'ye özgü bir canlı değil. Yurt dışından gelen ve bölgeyi yıllar içerisinde işgal eden istilacı dediğimiz türlerden. İstanbul'un çok her tarafına yayılmıyor ama Karadeniz iklimini andıran bölgelerde özellikle Şile, Beykoz, Sarıyer taraflarında daha fazla görüldüğünü biliyoruz" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/04RzOtg3Ck232T-UaTwbeQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beykoz'da yaşayan Sabri Topal da, "Beykoz'da yaşayıp akşamları balkona çıkmak isteyen herkes mağdurdur. Hava kararmaya başladıktan sonra bir anda saldırıya geçiyorlar. Bir anda tavan, ışıkların etrafı her taraf kelebek. Bir şey yemek içmek pek mümkün olmuyor. Gündüz tek tük görülüyor. 4-5 sene önce bir taneye tanık oldum o zamandan sonra bunlar çoğalmaya başladı. Özellikle yazın bu dönemlerinde bizim sürekli akşam misafirlerimiz" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Jnhk7MwFEEOi3pLENZ-CDQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mahalle sakinlerinden Esra Bostancı da, "Rahatsızız. Yapraklara dokunduğumuzda gözümüzü kapatıyoruz. Çarpıp geçiyorlar. Normalde kelebekler yumuşak olur ama bunlar taş gibi. Isırdıkları zaman da bunu rahatça hissedebiliyorsunuz. Kelebek ısırmaz aslında ama bunlar ısırıyor" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UuqpvEIur0WmGCeumJorCQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>22 yıldır Beykoz'da yaşayan Selma Kütükçü, "Balkonda oturamıyoruz eve de doluşuyorlar. Bitkilerimize de çok zarar veriyor. Bütün bitkileri kurutabiliyor. Şikayetçiyiz ama bir önlem de alınmıyor bunun hakkında. Kendi çabamızla alıp ilaçlama yapıyoruz ama belirli bir yere kadar. Biz de kendi bütçemizle bir şeyler yapmaya çalışıyoruz ama nasıl kurtulacağız bilmiyoruz. Bitkilerin aralarında olduğu için gözükmüyor ama akşam saatinde oturduğumuz zaman bütün tavanlar olduğu gibi kelebeklerden dolu" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MWEM-cXDWk68thS-4dti1Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0UPNRAwn4km0qFVbqjoo5w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rC3YiEsGaUaYH6I41OsgWQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/N-qsWzGc5kSJxORWiHXe3Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fleHzdumaEa_RIHa04mweg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Gpv1YEpNP0aMGUAWjcvEHw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nO3rLCl1KkWF8Z2oJftEJg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Niğde&amp;apos;de görülmesi gereken 6 yer</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/nigdede-goerulmesi-gereken-6-yer</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/nigdede-goerulmesi-gereken-6-yer</guid>
<description><![CDATA[ Niğde, Bolkar Dağları&#039;ndaki krater gölleri, 3 bin metrenin üzerinde 37 zirvesi bulunan Aladağlar, Bern Sözleşmesi ile koruma altına alınan &quot;sessiz kurbağalar&quot;, dağcıların adresi Demirkazık ve Anadolu&#039;da tek örnek olduğu bilinen &quot;Gülen Meryem Ana&quot; freski ile ziyaretçilerini bekliyorHititler, Romalılar, Selçuklu, Karamanoğlu Beyliği, Osmanlı gibi birçok medeniyete ev sahipliği yapan Niğde, kiliseleri, ören yerleri, camileri, dağları, gölleri ve doğal güzellikleriyle ziyaretçilerini bekliyor.
TÜRKİYE&#039;DE GEZİLMESİ GEREKEN 50 YERNiğde, Adana, Mersin ve Konya sınırları arasında yer alan Orta Toroslar&#039;daki Bolkar Dağları, buzul gölleri, eşsiz manzarası ve yeşil bitki örtüsüyle bir çok yerli ve yabancı turisti ağırlıyor.Yaklaşık 2 bin 650 metre yüksekliğindeki krater gölü Karagöl ve Çiniligöl, endemik bitki ve hayvan türleriyle dikkati çekiyor.Dünyada sadece Niğde&#039;de Bolkar Dağları&#039;ndaki Karagöl, Çiniligöl ve Eğrigöl&#039;de yaşayan, &quot;sessiz kurbağa&quot; olarak da bilinen Toros kurbağası, görenlerin ilgisini çekiyor.
Yaklaşık 120 yıl önce bölgede yaşadıkları tespit edilen ve Bern Sözleşmesi ile koruma altına alınan Toros kurbağası (Rana Holtzi), 3 bin rakımlı buzul göllerinin kenarlarında çayırlık ortamda ve küçük su kaynaklarında yaşamını sürdürüyor.Dağ kurbağaları, gözlerinin etrafından kulak bölgesine doğru uzanan &quot;Zorro maskesi&quot;ne benzeyen görünümleriyle de yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı oldu.Aladağlar, 3 bin metrenin üzerinde 37 zirvesi, vadileri, trekking parkurları, Yedigöller, Hacer Ormanları ve Kapuzbaşı Şelaleleri ile doğa ve spor tutkunları için en gözde güzergahları barındırıyor.
Niğde, Kayseri ve Adana sınırları içinde yer alan Aladağlar, 55 bin hektarlık alanı kaplıyor.Toros sıradağlarının en yüksek zirvelerinin bulunduğu Aladağlar, jeolojik olarak ilginç yapısıyla çok sayıda zirveye, vadiye, göllere ve şelalelere sahip.
Bölgenin zirveleri bitki örtüsünden yoksunken, alt kesimlerde otsu bitkiler, düşük rakımlı kesimlerde ise kızılçam, karaçam ve köknar ormanları bulunuyor.Bölgenin en önemli zirvelerinden Demirkazık, çok sayıda amatör ve profesyonel dağcıya ev sahipliği yapıyor. Kızılkaya, Kaldı ve Emler zirveleri de ayrıca büyük ilgi görüyor.Trekking yapmak isteyenler ise Sokullupınar’dan başlayarak, Soğukpınar’a uzanan parkurda vadilerden ve Yedigöller&#039;den geçerek Hacer Boğazı&#039;nı aşıyor, ardından Kapuzbaşı Şelaleleri&#039;ne ulaşıyor.Merkeze bağlı Gümüşler beldesinde yer alan 8. yüzyıl ile 12. yüzyıl arasındaki dönemde yapıldığı tahmin edilen Gümüşler Manastırı&#039;nda, Kapadokya bölgesinin en iyi duvar resimleri olarak nitelendirilen iç süslemeler, kayadan oyma rahip odaları, mutfak, saklama küpleri, iki katlı yer altı şehri ile acil durumlarda saklanmak üzere yapılmış gizli bölmeler ziyaretçilerini bekliyor.Yaklaşık 1,5 kilometrelik alanda uzanan kayadan oyma yerleşim yerindeki manastır, ören yeri, kilise ve kayadan oyma yerleşim alanlarıyla ön plana çıkan yapı içerisinde en çok, Anadolu&#039;da tek örnek olduğu bilinen &quot;Gülen Meryem Ana&quot; freski ilgi çekiyor.Manastır içindeki Yunan haçı planlı kilisedeki bazı duvar resimleri çökme sonucu bozulsa da &quot;Gülen Meryem Ana&quot; freski gizemini koruyor.Kent merkezindeki Alaaddin Tepesi&#039;nde, 1223&#039;te Zeyneddin Beşare tarafından yaptırılan tarihi Alaaddin Cami&#039;nin doğuya bakan kapısının üst kısmındaki taş işlemeye 09.00-11.00 saatlerinde güneş ışınlarının yansımasıyla oluşan, &quot;taçlı kadın başı&quot; silüeti ziyaretçilerin ilgisini çekiyor.Camiyi görmeye gelen turistler, kapıdaki kadın silüetine yoğun ilgi gösteriyor. Oldukça sade inşa edilen caminin giriş kapısında ve mihrabındaki süslemeler de ilgi odağı oluyor.Halk arasında, camiyi inşa eden ustalarından birisinin, Niğde Sancak Beyi&#039;nin kızına aşık olduğuna ve bu &quot;imkansız&quot; aşkını ölümsüzleştirmek için caminin kapısına beyin kızını tasvir eden silüeti yaptığına inanılıyor.
Niğde Kalesi ve Sungurbey Cami ile birlikte 2012 yılında UNESCO&#039;nun Dünya Kültür Geçici Miras Listesi&#039;ne alınan Alaaddin Camisi aradan geçen 800 yıla rağmen orijinalliğini koruyor.Niğde Valisi Yılmaz Şimşek, yaklaşık 10 bin yıllık tarihi geçmişe sahip Niğde&#039;nin &quot;Kapadokya&#039;nın giriş kapısı&quot; konumunda olduğunu söyledi.
Kentin, Hititler, Romalılar, Selçuklu, Karamanoğlu Beyliği, Osmanlı gibi birçok medeniyete ev sahipliği yaptığını belirten Şimşek, &quot;Niğde ve çevresinde bu medeniyetlere ait eserleri görmek mümkün. Gümüşler Manastırı, orta çağdan kalma ve Kapadokya&#039;nın en iyi korunmuş, en büyük manastırlardan birisi. Gülen Meryem Ana freskiyle de ön plana çıkıyor&quot; diye konuştu.Vali Şimşek, Aktaş beldesinde bulunan Andaval Kilisesi ile şöyle konuştu:
&quot;Andaval Kilisesi Roma İmparatoru Konstantin&#039;in annesi Helena adına yaptırılmış. Ayasofya ile yaşıt kilise, inanç turizmi açısında son derece önemli&quot;Şimşek, kent merkezine 30 kilometre mesafedeki Göllüdağ&#039;da yer alan geç Hitit dönemi Tabal Krallığı&#039;na ait antik kentin, turizme kazandırılması için çalışmaların devam ettiğini bildirdi.Kent merkezinde Niğde Kalesi, saat kulesi, Hüdavent Hatun Türbesi ve kent müzesine dönüşt ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LMNtczegp02_b77H1aFShw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Niğdede, görülmesi, gereken, yer</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LMNtczegp02_b77H1aFShw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Niğde'de görülmesi gereken 6 yer"><p>Niğde, Bolkar Dağları'ndaki krater gölleri, 3 bin metrenin üzerinde 37 zirvesi bulunan Aladağlar, Bern Sözleşmesi ile koruma altına alınan "sessiz kurbağalar", dağcıların adresi Demirkazık ve Anadolu'da tek örnek olduğu bilinen "Gülen Meryem Ana" freski ile ziyaretçilerini bekliyor</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TrUYx_JGik-RyK-Sq_L7rQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hititler, Romalılar, Selçuklu, Karamanoğlu Beyliği, Osmanlı gibi birçok medeniyete ev sahipliği yapan Niğde, kiliseleri, ören yerleri, camileri, dağları, gölleri ve doğal güzellikleriyle ziyaretçilerini bekliyor.
TÜRKİYE'DE GEZİLMESİ GEREKEN 50 YER</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0aXXVfqq20eLAPZkxEY_0Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Niğde, Adana, Mersin ve Konya sınırları arasında yer alan Orta Toroslar'daki Bolkar Dağları, buzul gölleri, eşsiz manzarası ve yeşil bitki örtüsüyle bir çok yerli ve yabancı turisti ağırlıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ljVWQYWfFEObKq3k5tUeaQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaklaşık 2 bin 650 metre yüksekliğindeki krater gölü Karagöl ve Çiniligöl, endemik bitki ve hayvan türleriyle dikkati çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-2Bn-B6b1k-1cP9JnJMliw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünyada sadece Niğde'de Bolkar Dağları'ndaki Karagöl, Çiniligöl ve Eğrigöl'de yaşayan, "sessiz kurbağa" olarak da bilinen Toros kurbağası, görenlerin ilgisini çekiyor.
Yaklaşık 120 yıl önce bölgede yaşadıkları tespit edilen ve Bern Sözleşmesi ile koruma altına alınan Toros kurbağası (Rana Holtzi), 3 bin rakımlı buzul göllerinin kenarlarında çayırlık ortamda ve küçük su kaynaklarında yaşamını sürdürüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dZs16rZLgUCCs68ssQqJzA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dağ kurbağaları, gözlerinin etrafından kulak bölgesine doğru uzanan "Zorro maskesi"ne benzeyen görünümleriyle de yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cerDaDvjmUqLQEbXCW67BA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aladağlar, 3 bin metrenin üzerinde 37 zirvesi, vadileri, trekking parkurları, Yedigöller, Hacer Ormanları ve Kapuzbaşı Şelaleleri ile doğa ve spor tutkunları için en gözde güzergahları barındırıyor.
Niğde, Kayseri ve Adana sınırları içinde yer alan Aladağlar, 55 bin hektarlık alanı kaplıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YC4ucTSDHUC0p__UzoOodQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Toros sıradağlarının en yüksek zirvelerinin bulunduğu Aladağlar, jeolojik olarak ilginç yapısıyla çok sayıda zirveye, vadiye, göllere ve şelalelere sahip.
Bölgenin zirveleri bitki örtüsünden yoksunken, alt kesimlerde otsu bitkiler, düşük rakımlı kesimlerde ise kızılçam, karaçam ve köknar ormanları bulunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Yu5Qk3_AD0ipm4nQVu2yHg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bölgenin en önemli zirvelerinden Demirkazık, çok sayıda amatör ve profesyonel dağcıya ev sahipliği yapıyor. Kızılkaya, Kaldı ve Emler zirveleri de ayrıca büyük ilgi görüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/W8p7tn4ojEOqoAYWrlMXeQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Trekking yapmak isteyenler ise Sokullupınar’dan başlayarak, Soğukpınar’a uzanan parkurda vadilerden ve Yedigöller'den geçerek Hacer Boğazı'nı aşıyor, ardından Kapuzbaşı Şelaleleri'ne ulaşıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rEDAu43aGUy9rQQaMBVePg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Merkeze bağlı Gümüşler beldesinde yer alan 8. yüzyıl ile 12. yüzyıl arasındaki dönemde yapıldığı tahmin edilen Gümüşler Manastırı'nda, Kapadokya bölgesinin en iyi duvar resimleri olarak nitelendirilen iç süslemeler, kayadan oyma rahip odaları, mutfak, saklama küpleri, iki katlı yer altı şehri ile acil durumlarda saklanmak üzere yapılmış gizli bölmeler ziyaretçilerini bekliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/puqrU-CY9EKcDwNZbp5BTQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaklaşık 1,5 kilometrelik alanda uzanan kayadan oyma yerleşim yerindeki manastır, ören yeri, kilise ve kayadan oyma yerleşim alanlarıyla ön plana çıkan yapı içerisinde en çok, Anadolu'da tek örnek olduğu bilinen "Gülen Meryem Ana" freski ilgi çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YuWl5LNxOUyzuBAF6SCzbA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Manastır içindeki Yunan haçı planlı kilisedeki bazı duvar resimleri çökme sonucu bozulsa da "Gülen Meryem Ana" freski gizemini koruyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/STrujJPhjkervx-SDCm_Yw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kent merkezindeki Alaaddin Tepesi'nde, 1223'te Zeyneddin Beşare tarafından yaptırılan tarihi Alaaddin Cami'nin doğuya bakan kapısının üst kısmındaki taş işlemeye 09.00-11.00 saatlerinde güneş ışınlarının yansımasıyla oluşan, "taçlı kadın başı" silüeti ziyaretçilerin ilgisini çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CeED35cxOkaYd4QWbkwRrw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Camiyi görmeye gelen turistler, kapıdaki kadın silüetine yoğun ilgi gösteriyor. Oldukça sade inşa edilen caminin giriş kapısında ve mihrabındaki süslemeler de ilgi odağı oluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ts0emVUF2kKTiUEgL4_SWA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Halk arasında, camiyi inşa eden ustalarından birisinin, Niğde Sancak Beyi'nin kızına aşık olduğuna ve bu "imkansız" aşkını ölümsüzleştirmek için caminin kapısına beyin kızını tasvir eden silüeti yaptığına inanılıyor.
Niğde Kalesi ve Sungurbey Cami ile birlikte 2012 yılında UNESCO'nun Dünya Kültür Geçici Miras Listesi'ne alınan Alaaddin Camisi aradan geçen 800 yıla rağmen orijinalliğini koruyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SNF7RMSSkUO_G9sZLyy79w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Niğde Valisi Yılmaz Şimşek, yaklaşık 10 bin yıllık tarihi geçmişe sahip Niğde'nin "Kapadokya'nın giriş kapısı" konumunda olduğunu söyledi.
Kentin, Hititler, Romalılar, Selçuklu, Karamanoğlu Beyliği, Osmanlı gibi birçok medeniyete ev sahipliği yaptığını belirten Şimşek, "Niğde ve çevresinde bu medeniyetlere ait eserleri görmek mümkün. Gümüşler Manastırı, orta çağdan kalma ve Kapadokya'nın en iyi korunmuş, en büyük manastırlardan birisi. Gülen Meryem Ana freskiyle de ön plana çıkıyor" diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8RW4X-cUakqL9Q1g88EuVw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vali Şimşek, Aktaş beldesinde bulunan Andaval Kilisesi ile şöyle konuştu:
"Andaval Kilisesi Roma İmparatoru Konstantin'in annesi Helena adına yaptırılmış. Ayasofya ile yaşıt kilise, inanç turizmi açısında son derece önemli"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Nw3P-FIiZE-DHWGx4VdC4A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şimşek, kent merkezine 30 kilometre mesafedeki Göllüdağ'da yer alan geç Hitit dönemi Tabal Krallığı'na ait antik kentin, turizme kazandırılması için çalışmaların devam ettiğini bildirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/U4r-kCJtaUOiVALvLDnV3Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kent merkezinde Niğde Kalesi, saat kulesi, Hüdavent Hatun Türbesi ve kent müzesine dönüştürülecek bedestenin de önemli eserler arasında yer aldığına işaret eden Şimşek, Bor ilçesinde Roma Havuzu, Tyana Krallığı'na ait antik kenti ve su kemerlerini ziyaret etmenin mümkün olduğunu vurguladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rPi9xICPKEWF62hJFUWfOQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kent genelinde 80 civarında tarihi cami, şu anda ayakta duran 30'a yakın kilise, kervansaraylar ve çeşmeler, tarihi yer altı şehirleri bulunduğunu aktaran Şimşek, şunları kaydetti:
"Niğde aslında bir açık hava müzesi. Amacımız da bu açık hava müzemizdeki zenginliklerimizi, gün yüzüne çıkarmak ve daha çok turist çekmek. Niğde doğal güzellikleriyle de ön plana çıkan bir il. Bolkar Dağları'nda iki krater gölümüz var, Çinili ve Karagöl. Bu bölge endemik bitki ve hayvan türleriyle ön plana çıkıyor.
Toros kurbağası (Rana holtzi ) endemik bir hayvan türü ve sadece bu göllerde yaşıyor. Çamardı ilçemizde dünya dağcılarının mabedi olarak bilinen Aladağlar ve Demirkazık var. Bu bölgede 3 bin metrenin üzerinde 30 zirve bulunuyor. Burası dağ ve doğa turizmi açısından önemli bir merkez"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KupoJN76u0G-Zphw9UPKzw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şimşek, merkeze 15 kilometre uzaklıktaki Ketençimen Yaylası, Çiftehan köyündeki termal kaplıcanın da kentin önemli değerlerinden olduğunu dile getirdi.
Niğde'nin tarih, kültür, dağ, doğa, inanç ve termal turizm açısından önemli bir şehir olduğuna vurgu yapan Vali Şimşek, "Niğde gerek tarihi zenginlikleri açısından gerekse doğal güzellikleri açısından çok önemli bir kent, ancak bir çok insan bunun farkında değil. Niğde'ye gelip bu güzellikleri görenler, 'Biz Niğde'yi böyle bilmiyorduk.' diyerek hayretlerini dile getiriyor. Amacımız bu güzellikleri ve zenginlikleri herkese tanıtmak. Turizm pastasından daha çok pay almak. Bu nedenle herkesi bu güzellikleri gelip görmeye davet ediyorum" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ixnKtkvh-E2SH72In71qbA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/08WTCyccyEKTb9WhgZUplQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/r0Xvwo9HdEK36WcewOg6Rw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aIWWVBkgEUKC7bEnP9s5dA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jmRghUq4_06xJbRGe4uAEg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zfhenkIF_ki0QJ9y49lLYQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZaxX9FKUhUydCslzPV0Nmg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lja7U6vQc0u3rWo53RenFQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yVVNXGH53kiGTMP3OvWPIQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/k19wyQLKlkisNd8R5wFdZg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8MnETj3Lj0mnBLeDYP89MA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RbQYVl1COEyyZZ5y1_q6XQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nx64jdqeHEmsCKUijU4BTA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OyUqxJSLlUaUzLnEXWxv-Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XR63vrY6oEKkXpIC4HXnVQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AgnZbEH1QECoZQihr-ixZw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qBLM-kZZPEWxFZk_kvvsLg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JSHZqWUCbUKnQ4KBamiY-Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oDB7jRkI0EKKj7RxDsY3TQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sTWPqPOeFEeEBn6qxCH5BQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RQFYvFuUSkKl5yPVRHQ7mQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/g2MKhRPrrUS8I0NF7HXpCA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/05y4eWNLXUCk8JLQqwQlpw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bebZFMTrrkS5k04B993PEQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UMAZ2Zu1LkeSv3juneArVQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rrL4Y5qCL0K6Aik2bSvtgA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iIpOzx25gUSZ9wYJ4pX69Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FkeqXwns3UGvSPvz-u_mYg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aegPPJRtLUm45DJxMwZqFg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye’nin tarihe tanıklık eden 10 köprüsü</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/turkiyenin-tarihe-taniklik-eden-10-koeprusu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/turkiyenin-tarihe-taniklik-eden-10-koeprusu</guid>
<description><![CDATA[ Tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapan Türkiye, tarihsel ve kültürel zenginlik açısından oldukça önemli bir yere sahip. Yurdun batısından doğusuna, kuzeyinden güneyine her yeri bu zenginliklerle dolu. Bunlara verilebilecek en güzel örneklerden biri de köprüler... Binlerce yıllık geçmişe sahip, birbirinden ayrı kara parçalarını birleştirme görevi üstlenen bu köprüler; tarihi, mimarisi ve konumuyla gerçek anlamda tarihe tanıklık etmiş eserler arasında yer alıyor.  İşte Türkiye’nin tarihe tanıklık eden 10 köprüsü...Kanuni Sultan Süleyman Köprüsü İstanbul Büyükçemece’de yer alıyor. Mimar Sinan tarafından 16. yüzyılda inşa edilen köprünün yapımına Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle başlanarak, II.Selim zamanında tamamlandı. Köprü, 4 ayrı bölüm ve 28 kemerden oluşuyor. Dönemi itibariyle de Rumeli&#039;ye uzanan kervan ve sefer yolu üzerine inşa edilen büyük bir su yapısına sahip. Mimar Sinan’ın ustalığını ve hatta dehasını gösteren bu önemli yapı, mimarisi ve çok geniş bir alanda kurulması bakımından Osmanlı dönemi Türk mühendisliğinin başta gelen eserleri arasında. Uzun yıllar önce restore edilen bu köprü aynı zamanda ilçenin de sembolü. İstanbul’un tarihi zenginliklerini keşfederken bu köprüden geçmeyi de unutmayın.Tarihi ve kültürel zenginlikler açısından önemli bir yere sahip olan köprü, Antalya kentimizde yer alıyor. Köprü, 220 metre uzunluğu ve eşsiz mimari yapısı ile de dikkatleri üzerine çekiyor. Serik ilçesinde yer alan köprü bölgedeki köylüler tarafından hala kullanılıyor ve çay ortasındaki dirsekli yapısı ile de farklı bir mimari sunuyor. Pamfilya döneminin de en önemli geçiş güzergahları arasında yer alan Alaeddin Keykubad Köprüsü, Roma döneminde yapıldı ve doğal afetler sonucu yıkılarak Selçuklu döneminde yeniden inşa edildi. Her dönem kullanıldığı için ayakta kalmayı başaran bu tarihi yapıyı Antalya’ya yolunuz düşerse mutlaka ziyaret edin.Artvin&#039;in Arhavi ilçesinde yer alan ve birbirini tamamlayarak tam daire özelliği taşıyan tarihi &quot;Çifte Köprüler&quot;, asırlara meydan okuyan ihtişamlı görüntüsüyle görülmeye değer yerler arasında. Ziyaretçelerin her mevsim yoğun ilgi gösterdiği bu tarihi köprü, kentin en önemli kültürel yapıları arasında gösteriliyor. İlçeye Bağlı Ortacalar bölgesinde Kamilat ve Soğucak dereleri üzerinde birbirini tamamlayayarak konumlandırılan köprüler, 18. yüzyılda moloz ve kesme taşlarla Osmanlı mimarisi şeklinde inşa edilmiş ve yıllar önce restore edilerek turizme kazandırıldı. Yemyeşil doğası ve göz alıcı mimarisiyle görülmeye değer Çifte Köprüler’i rotanıza eklemeyi unutmayın.Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde yer alan Malabadi Köprüsü, bölgenin önemli tarihi miraslarından biri. Artukoğulları Dönemi&#039;nde Timurtaş Bin İlgazi Bin Artuk tarafından inşa ettirilen köprü 12&#039;nci yüzyıl Selçuklu Dönemi anıtsal mühendislik ve mimarlık başyapıtları arasında. Malabadi Köprüsü, aynı zamanda dünyanın bugüne ulaşan en büyük kemer açıklığına sahip taş kemer köprüsü. Kemerin her iki yanından kervan ve yolcular için iki barınak oda bulunuyor. Üzerinde bulunan insan, güneş ve arslan figürlü kabartmalarıyla da özgün ve dikkat çekici yapılar arasında. Diyarbakır’a yolunuz düşerse burayı görmeden dönmeyin.Diyarbakır’ın tarihe tanıklık eden bir diğer köprüsü ise Dicle Köprüsü. Kentin Sur ilçesinde Dicle Nehri üzerinde yer alan tarihi köprü halk tarafından “On Gözlü Köprü” olarak bilinir. Mervaniler zamanında hükümdar Nizamüddevle Nasr tarafından yaptırılan köprünün, zaman içinde birçok kez restore edilerek kısmen değiştiği düşünülüyor. Kentin simgesi haline gelen ve en önemli yapıları arasında yer alan bu köprü Silvan veya Mervani isimleriyle de biliniyor. 178 metre uzunluğunda ve 5.6 metre genişliğindeki bu tarihi köprü savaşlarda da daima en çok korunan yapılardan biri. Tarihin izlerini yakından görmek isterseniz Dicle Köprüsü’nü rotanıza ekleyebilirsiniz.Günümüzde Tunca Köprüsü olarak bilinen Ekmekçizade Ahmetpaşa Köprüsü Edirne’nin Odunpazarı ilçesi Tunca nehri üzerinde yer alıyor. 15. yüzyılda Ekmekçizade Ahmet Paşa tarafından yaptırılan köprünün mimarı Sedefkar Mehmet Ağa‘dır. Köprü toplamda 11 ayak ve 10 kemerden oluşuyor. Köprünün bir bölümü ve günümüzde ortada bulunan yazıtlı köşk kısmı su taşkını sonrasında yıkılarak ve 2008 yılında restore edildi. Dikkat çeken mimarisi ve tarihiyle kentin önemli yapıları arasında olan bu köprüyü Edirne’ye giderseniz mutlaka ziyaret etmelisiniz.Adana’nın Seyhan Nehri üzerinde yer alan Taş Köprü, dördüncü yüzyılda Roma İmparatoru Hadrianus tarafından yaptırıldı. Yüzyıllarca Avrupa ile Asya arasında önemli bir köprü oluşturan bu tarihi yapı 319 metre uzunluğunda ve 13 metre yüksekliğinde. Köprünün 21 kemerinden 14’ü hala ayakta. Ortadaki büyük kemerde iki aslan kabartması oldukça dikkat çekici. Taş köprü dünyanın kullanılan en eski köprüsü ünvanıyla da önemli bir yere sahip. Adana (Seyhan) ve Karşıyaka (Yüreğir) yakalarını birleştiren Taş Köprü Adana’nın en önemli simgelerinden. Bu göz alıcı köprüyü Adana’ya yolunuz düşerse mutlaka görmelisiniz.Justinianus Kö ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GvF5Hfn-102DZn2g3GQNng.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Türkiye’nin, tarihe, tanıklık, eden, köprüsü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GvF5Hfn-102DZn2g3GQNng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Türkiye’nin tarihe tanıklık eden 10 köprüsü"><p>Tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapan Türkiye, tarihsel ve kültürel zenginlik açısından oldukça önemli bir yere sahip. Yurdun batısından doğusuna, kuzeyinden güneyine her yeri bu zenginliklerle dolu. Bunlara verilebilecek en güzel örneklerden biri de köprüler... Binlerce yıllık geçmişe sahip, birbirinden ayrı kara parçalarını birleştirme görevi üstlenen bu köprüler; tarihi, mimarisi ve konumuyla gerçek anlamda tarihe tanıklık etmiş eserler arasında yer alıyor.  İşte Türkiye’nin tarihe tanıklık eden 10 köprüsü...</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HyCtTWc0m0mW1rO0yB_vew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kanuni Sultan Süleyman Köprüsü İstanbul Büyükçemece’de yer alıyor. Mimar Sinan tarafından 16. yüzyılda inşa edilen köprünün yapımına Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle başlanarak, II.Selim zamanında tamamlandı. Köprü, 4 ayrı bölüm ve 28 kemerden oluşuyor. Dönemi itibariyle de Rumeli'ye uzanan kervan ve sefer yolu üzerine inşa edilen büyük bir su yapısına sahip. Mimar Sinan’ın ustalığını ve hatta dehasını gösteren bu önemli yapı, mimarisi ve çok geniş bir alanda kurulması bakımından Osmanlı dönemi Türk mühendisliğinin başta gelen eserleri arasında. Uzun yıllar önce restore edilen bu köprü aynı zamanda ilçenin de sembolü. İstanbul’un tarihi zenginliklerini keşfederken bu köprüden geçmeyi de unutmayın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y8taMa-50E62J0Q2nOMWmw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tarihi ve kültürel zenginlikler açısından önemli bir yere sahip olan köprü, Antalya kentimizde yer alıyor. Köprü, 220 metre uzunluğu ve eşsiz mimari yapısı ile de dikkatleri üzerine çekiyor. Serik ilçesinde yer alan köprü bölgedeki köylüler tarafından hala kullanılıyor ve çay ortasındaki dirsekli yapısı ile de farklı bir mimari sunuyor. Pamfilya döneminin de en önemli geçiş güzergahları arasında yer alan Alaeddin Keykubad Köprüsü, Roma döneminde yapıldı ve doğal afetler sonucu yıkılarak Selçuklu döneminde yeniden inşa edildi. Her dönem kullanıldığı için ayakta kalmayı başaran bu tarihi yapıyı Antalya’ya yolunuz düşerse mutlaka ziyaret edin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TkRpeujxik6x5UVmGw4Fug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Artvin'in Arhavi ilçesinde yer alan ve birbirini tamamlayarak tam daire özelliği taşıyan tarihi "Çifte Köprüler", asırlara meydan okuyan ihtişamlı görüntüsüyle görülmeye değer yerler arasında. Ziyaretçelerin her mevsim yoğun ilgi gösterdiği bu tarihi köprü, kentin en önemli kültürel yapıları arasında gösteriliyor. İlçeye Bağlı Ortacalar bölgesinde Kamilat ve Soğucak dereleri üzerinde birbirini tamamlayayarak konumlandırılan köprüler, 18. yüzyılda moloz ve kesme taşlarla Osmanlı mimarisi şeklinde inşa edilmiş ve yıllar önce restore edilerek turizme kazandırıldı. Yemyeşil doğası ve göz alıcı mimarisiyle görülmeye değer Çifte Köprüler’i rotanıza eklemeyi unutmayın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FsaiGytxMkK23l2k-aW6mQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde yer alan Malabadi Köprüsü, bölgenin önemli tarihi miraslarından biri. Artukoğulları Dönemi'nde Timurtaş Bin İlgazi Bin Artuk tarafından inşa ettirilen köprü 12'nci yüzyıl Selçuklu Dönemi anıtsal mühendislik ve mimarlık başyapıtları arasında. Malabadi Köprüsü, aynı zamanda dünyanın bugüne ulaşan en büyük kemer açıklığına sahip taş kemer köprüsü. Kemerin her iki yanından kervan ve yolcular için iki barınak oda bulunuyor. Üzerinde bulunan insan, güneş ve arslan figürlü kabartmalarıyla da özgün ve dikkat çekici yapılar arasında. Diyarbakır’a yolunuz düşerse burayı görmeden dönmeyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Nj5wiNHhQkWouxgI59ktxA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diyarbakır’ın tarihe tanıklık eden bir diğer köprüsü ise Dicle Köprüsü. Kentin Sur ilçesinde Dicle Nehri üzerinde yer alan tarihi köprü halk tarafından “On Gözlü Köprü” olarak bilinir. Mervaniler zamanında hükümdar Nizamüddevle Nasr tarafından yaptırılan köprünün, zaman içinde birçok kez restore edilerek kısmen değiştiği düşünülüyor. Kentin simgesi haline gelen ve en önemli yapıları arasında yer alan bu köprü Silvan veya Mervani isimleriyle de biliniyor. 178 metre uzunluğunda ve 5.6 metre genişliğindeki bu tarihi köprü savaşlarda da daima en çok korunan yapılardan biri. Tarihin izlerini yakından görmek isterseniz Dicle Köprüsü’nü rotanıza ekleyebilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2CcNhYlH0U6x9_zPbv1zDA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Günümüzde Tunca Köprüsü olarak bilinen Ekmekçizade Ahmetpaşa Köprüsü Edirne’nin Odunpazarı ilçesi Tunca nehri üzerinde yer alıyor. 15. yüzyılda Ekmekçizade Ahmet Paşa tarafından yaptırılan köprünün mimarı Sedefkar Mehmet Ağa‘dır. Köprü toplamda 11 ayak ve 10 kemerden oluşuyor. Köprünün bir bölümü ve günümüzde ortada bulunan yazıtlı köşk kısmı su taşkını sonrasında yıkılarak ve 2008 yılında restore edildi. Dikkat çeken mimarisi ve tarihiyle kentin önemli yapıları arasında olan bu köprüyü Edirne’ye giderseniz mutlaka ziyaret etmelisiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-5fv4r75KkqZaykvAJAiUw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Adana’nın Seyhan Nehri üzerinde yer alan Taş Köprü, dördüncü yüzyılda Roma İmparatoru Hadrianus tarafından yaptırıldı. Yüzyıllarca Avrupa ile Asya arasında önemli bir köprü oluşturan bu tarihi yapı 319 metre uzunluğunda ve 13 metre yüksekliğinde. Köprünün 21 kemerinden 14’ü hala ayakta. Ortadaki büyük kemerde iki aslan kabartması oldukça dikkat çekici. Taş köprü dünyanın kullanılan en eski köprüsü ünvanıyla da önemli bir yere sahip. Adana (Seyhan) ve Karşıyaka (Yüreğir) yakalarını birleştiren Taş Köprü Adana’nın en önemli simgelerinden. Bu göz alıcı köprüyü Adana’ya yolunuz düşerse mutlaka görmelisiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JZD7zaOql0ezTbOXJjarUA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Justinianus Köprüsü veya Sangarius Köprüsü Sakarya’nın Serdivan ilçesinde yer alıyor. Bizans İmparatoru Justinianus tarafından MS 558-560 yıllarında yaptırılan köprü, 365 metre uzunluğunda ve 9,85 metre genişliğinde. Toplam 12 kemerli olan köprünün batı ucunda tak izi, doğu ucunda apsisli yapı ve köprü ile ilgili tonozlu yapı kalıntıları bulunuyor. Her yıl binlerce turisti ağırlayan Justinianus Köprüsü, erken Bizans Dönemi’nin Anadolu’daki en görkemli anıtsal yapılarından. Justinianus, zamana meydan okuyan mimarisi, önemli geçmişi ve çevresindeki eşsiz doğasıyla seyahat listenize girmeyi hak edecek yerler arasında.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oTVCbtNIlUahVMdqAKvkEA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Adana’nın Karaisalı ilçesinde yer alan Varda Köprüsü, halk arasında Koca Köprü olarak anılıyor. Osmanlı Hükümdarı 2. Abdülhamit ile Alman İmparatoru Kaiser Wilhem tarafından inşa edilen köprü 99 metre yüksekliğinde ve 172 metre uzunluğunda. Aynı zamanda vadiyi de birbirine bağlamakta. Hatta ”James Bond" serisinin "Skyfall" filminin aksiyon sahnelerinin de çekildiği Varda Köprüsü, çeşitli yerli ve yabancı filme ev sahipliği yapmasıyla da dikkatleri üzerine çekmekte. Alışılmışın dışındaki mimarı yapısı ve virajlı yoluyla özgün yapılar arasında yer alıyor. Ülkemizin tarihsel, kültürel ve doğal zenginlikleri açısından oldukça önemli bir yere sahip kentimiz Adana’ya giderseniz, Varda Köprüsü’nü mutlaka ziyaret etmelisiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zs94vZXjpUmCfLKWVy8sIQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tarihe tanıklık eden bir başka köprü ise Palu Köprüsü. Türkiye’nin en görkemli köprüleri arasında yer alan köprü, Elazığ'ın Palu ilçesi Murat nehri üzerinde yer alıyor. Köprünün ne zaman yapıldığına dair net bir bilgi bulunmuyor ancak Roma Dönemi’nde inşa edildiği düşünülüyor. Palu Köprüsü, kuruluşu ve kemer şekilleri bakımından Selçuklu dönemi köprülerine de benzetiliyor. Tarihi köprünün Artuklular Dönemi’nde yapıldığı da söylentiler arasında. Köprü, İpek Yolu güzergâhında bulunması nedeniyle eskiden ‘İstanbul'u Bağdat'a bağlayan köprü’ olarak da biliniyor. Turistlerin ve fotoğraf tutkunlarının ilgisini çeken bu köprüyü siz de mutlaka ziyaret etmelisiniz.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Arin Gölü&amp;apos;nü mesken tutan flamingolar, fotoğrafçıların kadrajında</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/arin-goelunu-mesken-tutan-flamingolar-fotografcilarin-kadrajinda</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/arin-goelunu-mesken-tutan-flamingolar-fotografcilarin-kadrajinda</guid>
<description><![CDATA[ Bitlis&#039;in Adilcevaz ilçesindeki Arin Gölü&#039;nde 3 ay boyunca konaklayan flamingolar, özellikle doğa tutkunu fotoğrafçıların ilgi odağı oluyor.Adilcevaz&#039;a 35 kilometre uzaklıktaki Arin Gölü, her yıl olduğu gibi bu sene de göçmen kuşların uğrak yeri oldu. Fotoğrafçıların kadrajına aldığı flamingolar, özellikle son yıllarda gölde yoğun görülmeye başlandı. İran&#039;daki Urmiye Gölü&#039;nden göç eden flamingolar, her yıl ağustosta Bitlis&#039;e gelerek Arin&#039;de konaklıyor.3 ay burada kalan flamingolar, havaların soğuması ile Afrika ülkelerine doğru yola çıkıyor. Göldeki flamingolar, çevre il ve ilçelerden gelen fotoğrafçıların da ilgi odağı oluyor.Flamingo güzelliğini fotoğraflamaya geldiklerini belirten Adilcevaz Gazeteciler ve Fotoğrafçılar Derneği (AGFODER) Başkan Yardımcısı Cengiz Velioğlu, &quot;Flamingoların muazzam görüntülerini çekip, bunları arşivlerimize kattık. Burada çok güzel görüntülerle karşılaştık. Bizler için inanılmaz heyecan verici ve şaşırtıcı oldu. Buraya gelen flamingolar, havaların soğumaya başlaması ile birlikte sıcak bölgelere göç ediyor. Tüm doğaseverleri ve fotoğraf tutkunlarını bu güzellikleri görmeye davet ediyoruz&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ub8svTppFUuqlkt5LREwZw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Arin, Gölünü, mesken, tutan, flamingolar, fotoğrafçıların, kadrajında</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ub8svTppFUuqlkt5LREwZw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Arin Gölü'nü mesken tutan flamingolar, fotoğrafçıların kadrajında"><p>Bitlis'in Adilcevaz ilçesindeki Arin Gölü'nde 3 ay boyunca konaklayan flamingolar, özellikle doğa tutkunu fotoğrafçıların ilgi odağı oluyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SzLVTG4r1kyCM1plCT1yHw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Adilcevaz'a 35 kilometre uzaklıktaki Arin Gölü, her yıl olduğu gibi bu sene de göçmen kuşların uğrak yeri oldu. Fotoğrafçıların kadrajına aldığı flamingolar, özellikle son yıllarda gölde yoğun görülmeye başlandı. İran'daki Urmiye Gölü'nden göç eden flamingolar, her yıl ağustosta Bitlis'e gelerek Arin'de konaklıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Wyqc8717SkCA2vfEy8-8mQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>3 ay burada kalan flamingolar, havaların soğuması ile Afrika ülkelerine doğru yola çıkıyor. Göldeki flamingolar, çevre il ve ilçelerden gelen fotoğrafçıların da ilgi odağı oluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5Q9EVS6KDE2Y77LoHAqKjQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Flamingo güzelliğini fotoğraflamaya geldiklerini belirten Adilcevaz Gazeteciler ve Fotoğrafçılar Derneği (AGFODER) Başkan Yardımcısı Cengiz Velioğlu, "Flamingoların muazzam görüntülerini çekip, bunları arşivlerimize kattık. Burada çok güzel görüntülerle karşılaştık. Bizler için inanılmaz heyecan verici ve şaşırtıcı oldu. Buraya gelen flamingolar, havaların soğumaya başlaması ile birlikte sıcak bölgelere göç ediyor. Tüm doğaseverleri ve fotoğraf tutkunlarını bu güzellikleri görmeye davet ediyoruz" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UASvGuL9PkeoZLS8nvpfDw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j79-CUkzW0OY9Bjg1pl9PA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8Bb0lLiN20ueZBxoIsfn7w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u8wGTzIUoU-645FUBcgz-A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MSu_6KjnwEu_KBDxktKhHA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NtFGjIe4pkGony8nVLlvNA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Korku ve heyecanın aynı anda yaşandığı dünyanın en tehlikeli köprüsü: Carrick&amp;amp;A&amp;amp;Rede Rope</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/korku-ve-heyecanin-ayni-anda-yasandigi-dunyanin-en-tehlikeli-koeprusu-carrickarede-rope</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/korku-ve-heyecanin-ayni-anda-yasandigi-dunyanin-en-tehlikeli-koeprusu-carrickarede-rope</guid>
<description><![CDATA[ Kuzey İrlanda, dünyanın en ilginç ve tehlikeli köprülerinden biri olan Carrick-A-Rede Rope köprüsüne ev sahipliği yapıyor.Kuzey İrlanda, dünyanın en ilginç ve tehlikeli köprülerinden biri olan Carrick-A-Rede Rope köprüsüne ev sahipliği yapıyor.20 metre uzunluğunda ve 30 metre yüksekliğindeki bu halat köprü eşsiz manzarasıyla görenleri kendisine hayran bırakıyor.Ballintoy kasabasının yakınlarındaki Antrim ilçesinde bulunan köprüyü geçmek göründüğü kadar kolay olmuyor. Ancak her yıl binlerce turist bu deneyimi tatmak için köprüyü ziyaret ediyor.
Köprüyü geçme cesaretinde bulunanlar Rathlin Adası&#039;nın ve hatta İskoçya&#039;nın muhteşem manzarasıyla ödüllendiriliyor.Köprünün 350 yılı aşkın bir tarihe sahip olduğu düşünülüyor. Somon balıkçıları tarafından inşa edildiği öngörülen köprü seneler içinde birçok değişime uğradı. Köprü ilk olarak aslında Carrick Adası&#039;na ulaşmanın bir yolu olarak ihtiyaçtan doğdu.1970’li yıllarda sadece bir tırabzan ve çıtalardan oluşan köprü zamanlar halatlarla desteklendi. 2000 yılında, köprü elden geçirildi ve yeni bir köprü inşa edildi ve 10 tonluk bir yük ile test edildi.Carrick-A-Rede Rope köprüsü, her yıl binlerce turisti kendisine çeken turistik bir merkeze dönüştü.Köprünün bulunduğu alan ve çevresi jeoloji florası ve faunası nedeniyle &#039;Özel Bilimsel İlgi Alanı&#039; olarak belirlendi.Köprüyü birbirine bağlayan dağların alt kısmında ise balıkçıların fırtınalı ve sert havalarda barınak olarak kullandıkları mağaralar bulunuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mRIYQ31rYEqcNbk_w9TxOQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Korku, heyecanın, aynı, anda, yaşandığı, dünyanın, tehlikeli, köprüsü:, Carrick&amp;A&amp;Rede, Rope</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mRIYQ31rYEqcNbk_w9TxOQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Korku ve heyecanın aynı anda yaşandığı dünyanın en tehlikeli köprüsü: Carrick-A-Rede Rope"><p>Kuzey İrlanda, dünyanın en ilginç ve tehlikeli köprülerinden biri olan Carrick-A-Rede Rope köprüsüne ev sahipliği yapıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-emmevT7OkaNvKi46oErmA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kuzey İrlanda, dünyanın en ilginç ve tehlikeli köprülerinden biri olan Carrick-A-Rede Rope köprüsüne ev sahipliği yapıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1kvbYQL9Rk2kkvEA6-7u7w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>20 metre uzunluğunda ve 30 metre yüksekliğindeki bu halat köprü eşsiz manzarasıyla görenleri kendisine hayran bırakıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/o4Ytfftnf0aCqOGiShb_cQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ballintoy kasabasının yakınlarındaki Antrim ilçesinde bulunan köprüyü geçmek göründüğü kadar kolay olmuyor. Ancak her yıl binlerce turist bu deneyimi tatmak için köprüyü ziyaret ediyor.
Köprüyü geçme cesaretinde bulunanlar Rathlin Adası'nın ve hatta İskoçya'nın muhteşem manzarasıyla ödüllendiriliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/85ouedGAbUOQV1ndVuVr-A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Köprünün 350 yılı aşkın bir tarihe sahip olduğu düşünülüyor. Somon balıkçıları tarafından inşa edildiği öngörülen köprü seneler içinde birçok değişime uğradı. Köprü ilk olarak aslında Carrick Adası'na ulaşmanın bir yolu olarak ihtiyaçtan doğdu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8qgyMgb2REm-oUy_fgxRCg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>1970’li yıllarda sadece bir tırabzan ve çıtalardan oluşan köprü zamanlar halatlarla desteklendi. 2000 yılında, köprü elden geçirildi ve yeni bir köprü inşa edildi ve 10 tonluk bir yük ile test edildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bgscsmVkw0C1he8wtoLeUA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Carrick-A-Rede Rope köprüsü, her yıl binlerce turisti kendisine çeken turistik bir merkeze dönüştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/A1VXmqq12kGoOSfE-sPgXw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Köprünün bulunduğu alan ve çevresi jeoloji florası ve faunası nedeniyle 'Özel Bilimsel İlgi Alanı' olarak belirlendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4fmC3xTD3UG0ejoYL6YnGQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Köprüyü birbirine bağlayan dağların alt kısmında ise balıkçıların fırtınalı ve sert havalarda barınak olarak kullandıkları mağaralar bulunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ExaGNEy6AUWVeIGphDY55Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NginDVIejkeZmVdE2GJpQw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Elazığ’da dev hortum</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/elazigda-dev-hortum</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/elazigda-dev-hortum</guid>
<description><![CDATA[ Elazığ’da yolda, araçların arasında oluşan hortum şaşırttı. Vatandaşların cep telefonuyla kaydettiği hortum, yaklaşık bir dakika sonra dağıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JCuKcMjsUUWN5dtOfDQFkQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Elazığ’da, dev, hortum</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JCuKcMjsUUWN5dtOfDQFkQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Elazığ’da dev hortum"><p>Elazığ’da yolda, araçların arasında oluşan hortum şaşırttı. Vatandaşların cep telefonuyla kaydettiği hortum, yaklaşık bir dakika sonra dağıldı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yaban keçisi avına 254 bin lira ceza</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/yaban-kecisi-avina-254-bin-lira-ceza</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/yaban-kecisi-avina-254-bin-lira-ceza</guid>
<description><![CDATA[ Hatay&#039;da koruma altında olan yaban keçisini avlayan kişiye 250 bin lira tazminat ile 4 bin 912 lira idari ceza uygulandı.Hatay&#039;ın İskenderun- Arsuz ilçesindeki Yaban Hayatı Geliştirme Sahası&#039;nda koruma altında bulunan yaban keçisi avı yapıldığı ihbarı üzerine Hatay Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Şube Müdürlüğü, Dörtyol DKMP Şefliği ekipleri ve Arsuz İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri harekete geçti.  Keçi avcısı olduğu belirlenen A.V.&#039;nin evi jandarma tarafından arandı. Aramada 21,8 kilogram yaban keçisi eti ve 1 adet AK-47 piyade tüfeği ele geçirildi.  Gözaltına alınan A.V., yaban keçisi avladığını itiraf etti. A.V.&#039;ye 250 bin lira tazminat ve 4 bin 912 lira idari ceza uygulandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/boG2hyJysUybLEmMsBW9oQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Yaban, keçisi, avına, 254, bin, lira, ceza</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/boG2hyJysUybLEmMsBW9oQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Yaban keçisi avına 254 bin lira ceza"><p>Hatay'da koruma altında olan yaban keçisini avlayan kişiye 250 bin lira tazminat ile 4 bin 912 lira idari ceza uygulandı.</p>Hatay'ın İskenderun- Arsuz ilçesindeki Yaban Hayatı Geliştirme Sahası'nda koruma altında bulunan yaban keçisi avı yapıldığı ihbarı üzerine Hatay Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Şube Müdürlüğü, Dörtyol DKMP Şefliği ekipleri ve Arsuz İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri harekete geçti.  Keçi avcısı olduğu belirlenen A.V.'nin evi jandarma tarafından arandı. Aramada 21,8 kilogram yaban keçisi eti ve 1 adet AK-47 piyade tüfeği ele geçirildi.  Gözaltına alınan A.V., yaban keçisi avladığını itiraf etti. A.V.'ye 250 bin lira tazminat ve 4 bin 912 lira idari ceza uygulandı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dünyanın En Uzun Ömürlü Ağaçlarından Biri: Sarv&amp;amp;e Abarqu</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/dunyanin-en-uzun-omurlu-agaclarindan-biri-sarve-abarqu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/dunyanin-en-uzun-omurlu-agaclarindan-biri-sarve-abarqu</guid>
<description><![CDATA[ İran&#039;ın Yezd eyaletinin Abarkuh şehrinde, doğanın zamana karşı koyan nadir hazinelerinden biri olan Sarv-e Abarqu ya da Zerdüşt Selvisi olarak bilinen tarihi bir selvi ağacı bulunuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x580_66f46cd2a053d.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Dünyanın, Uzun, Ömürlü, Ağaçlarından, Biri:, Sarv&amp;e, Abarqu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bölge halkı tarafından adak ve dilek ağacı olarak kabul edilen bu kadim ağaç, sadece bir doğal varlık değil, aynı zamanda İran'ın kültürel mirasının önemli bir parçası olarak büyük bir değer taşıyor.</p>
<p></p>
<p>Selvi ağacı hakkında pek çok efsane mevcut. Kimilerine göre ağacı, Nuh Peygamber'in oğlu Yafes sulamış, kimilerine göreyse Zerdüşt dikmiş. İran mitolojisi ve halk inanışlarında önemli bir yer tutan bu efsaneler, ağacın tarihsel derinliğini daha da zenginleştiriyor.</p>
<p></p>
<p>İran ajansı ISNA'ya göre bu büyüleyici doğa harikası 4.000 ila 4.500 yaşında ve 25 metre uzunluğunda. Yaşı itibarıyla Mısır piramitleri kadar eski olduğu düşünülen bu ağaç, sadece İran'da değil, dünya çapında da saygı duyulan bir doğa anıtı haline gelmiş durumda.</p>
<p></p>
<p>Yüzyıllara meydan okuyan Sarv-e Abarqu, doğanın gücünü ve tarih boyunca insanlığın ona duyduğu saygıyı yansıtan eşsiz bir simge olarak varlığını sürdürüyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Karadeniz&amp;apos;in Keşfedilmeyi Bekleyen Yaylaları</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/karadenizin-kesfedilmeyi-bekleyen-yaylalari</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/karadenizin-kesfedilmeyi-bekleyen-yaylalari</guid>
<description><![CDATA[ Karadeniz, doğanın cömertliğinin en güzel örneklerini barındıran bir bölge.  Karadeniz’in yaylaları, sadece bir doğa kaçamağı değil; aynı zamanda kültürel bir yolculuktur. Her köy, her yayla, kendine has bir hikaye taşır. Doğanın bu eşsiz güzellikleriyle dolu coğrafyayı keşfetmek, her seferinde yeni bir deneyim sunuyor. Karadeniz’i ziyaret ettiğinizde, bu gizli cennetleri keşfetmeyi unutmayın! ]]></description>
<enclosure url="http://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x580_66f2d20e6ba15.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Karadenizin, Keşfedilmeyi, Bekleyen, Yaylaları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İlk kez bu muhteşem coğrafyaya adım atanlar, yeşilin her tonunu görecek, suların şırıldadığı ormanlarda kaybolacaklar. Eğer bir doğa aşığıysanız, Karadeniz’in yaylaları sizi büyüleyecek.</p>
<h2>Yayla Kültürünün İzinde</h2>
<p>Doğu Karadeniz, yayla kültürü ile tanınan bir bölge. Karadeniz'de yayla kültürü, hala canlı bir şekilde yaşatılıyor; bölge halkı, yaz aylarında yaylalara çıkarak bu kültürü devam ettiriyor.</p>
<h1>Karadeniz'in Huzur Dolu Yaylaları</h1>
<p>Deniz, kum ve güneş tatilinden bir süreliğine uzaklaşmak isteyenler, şehir yaşamının gürültüsünden bunalanlar ve serin derelerle dolu, temiz havada doğanın tadını çıkarmak isteyenler buraya! Karadeniz’in eşsiz yaylalarında huzur bulmaya ne dersin?</p>
<p>Ayder, Pokut, Karagöl, Anzer, Gito ve İkizdere gibi birçok muhteşem yayla seni bekliyor. Bol oksijen depolayabileceğin, Karadeniz mutfağının lezzetleri eşliğinde hayran kalacağın manzaralar seni bekliyor. Hadi, bu doğal cennete doğru yola çıkalım!</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f2d1be76923.jpg" alt=""></p>
<h2>1. Ayder Yaylası, Çamlıhemşin – Rize</h2>
<p>Karadeniz’in en gözde yaylalarından biri olan Ayder, Rize’nin Çamlıhemşin ilçesine bağlı. Şehir merkezine yaklaşık 1 saat uzaklıkta, 1350 m yükseklikte yer alan bu yayla, hem yerli hem yabancı turistlerin ilgisini çekiyor. Bungalovlar ve pansiyonlar gibi çeşitli konaklama seçenekleri mevcut. Ladin, kayın ve gürgen ağaçları arasında doğanın keyfini çıkarabilir, şifalı kaplıcalarında dinlenebilirsin. Ayder’i keşfederken bu güzelliklere uğramayı sakın unutma!</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f2d1dbd35c6.jpg" alt=""></p>
<h2>2. Pokut Yaylası, Çamlıhemşin – Rize</h2>
<p>2100 m yükseklikteki Pokut Yaylası, bulutlara dokunma hissi uyandıran manzaralarıyla ünlü. Ahşap evleri ve çam ormanlarıyla kaplı bu yayla, doğa yürüyüşü sevenler için mükemmel bir nokta. Sal Yaylası’na 3-4 km, Hazindak Yaylası’na ise 15 km uzaklıkta. Pokut’un serin rüzgarlarıyla dolu yeşil doğasında huzurlu bir tatil için yola çık!</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f2d21057492.jpg" alt=""></p>
<h2>3. Karagöl Yaylası, Borçka – Artvin</h2>
<p>Artvin’in Borçka ilçesinde bulunan Karagöl Yaylası, heyelan sonucu oluşmuş Karagöl ile dikkat çekiyor. 27 km mesafede olan bu yayla, kamp tutkunları ve vahşi hayvan fotoğrafçıları için ideal bir yer. Farklı bir doğa deneyimi için Artvin Otelleri’nden birini seçerek Karagöl’e git!</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f2d20f838a1.jpg" alt=""></p>
<h2>4. Anzer Yaylası, İkizdere – Rize</h2>
<p>Anzer balı ile ünlü Anzer Yaylası, Rize’nin İkizdere ilçesinde bulunuyor. 2105 m yükseklikte, temiz havası ve çeşit çeşit çiçekleriyle huzur dolu bir atmosfer sunuyor. Doğa yürüyüşü yapabilir, yamaç paraşütü deneyimleyebilirsin. Anzer’i ziyaret ederken balını tatmayı unutma!</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f2d28e44cc5.jpg" alt=""></p>
<h2>5. Gito Yaylası, Rize</h2>
<p>2400 m yüksekliğindeki Gito Yaylası, yeşil ve mavinin buluştuğu harika bir manzara sunuyor. Zil Kale’yi ziyaret ederek tarihi bir yolculuğa da çıkabilirsin. Fırtına Deresi’nin üzerindeki bu yayla, doğanın tüm güzelliklerini keşfetmek için mükemmel bir adres.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f2d2d90f40f.jpg" alt=""></p>
<h2>6. İkizdere Yaylası – Rize</h2>
<p>İkizdere Yaylası, dereleri ve bol oksijeniyle huzur dolu bir tatil imkanı sunuyor. Kaçkar Dağları’nın eteklerinde yer alan bu yayla, doğa ile baş başa kalmak isteyenler için ideal. Ayder Yaylası ile arasında yaklaşık 2 saatlik bir mesafe var.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f2d335c6d10.jpg" alt=""></p>
<h2>7. Kiraz Yaylası, Maçka – Trabzon</h2>
<p>Maçka’nın Gürgenağaç Köyü’nden 7 km ilerlediğinde Kiraz Yaylası seni bekliyor. 1850 m yükseklikteki bu yaylada konaklama seçenekleri mevcut. Ayrıca, çim kayağı yapabilir veya Ayeser Şenlikleri’ne katılabilirsin.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f2d20e8686f.jpg" alt=""></p>
<h2>8. Elevit Yaylası, Çamlıhemşin – Rize</h2>
<p>1800 m yükseklikte bulunan Elevit Yaylası, Fırtına Vadisi’ni geçip Çat Vadisi’ne ulaştığında karşına çıkıyor. Dilersen burada kamp yapabilir veya konaklama seçeneklerinden birini tercih edebilirsin. Ağustos ayında ziyaret etmeyi öneririz!</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f2d20d79236.jpg" alt=""></p>
<h2>9. Perşembe Yaylası, Aybastı – Ordu</h2>
<p>1500 m yükseklikteki Perşembe Yaylası, gölü ve doğal menderesleriyle dikkat çekiyor. Safari, kamp ve yamaç paraşütü gibi etkinliklerle dolu bu yaylada keyifli zaman geçirebilirsin. Ordu Otelleri’nden konaklama seçeneklerini incelemeyi unutma!</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f2d455341ef.jpg" alt=""></p>
<h2>10. Kafkasör Yaylası</h2>
<p>Artvin şehir merkezine 20 dakika mesafedeki Kafkasör Yaylası, 1250 m yüksekliği ile etkileyici manzaralar sunuyor. Cıskaro, Acısu ve Yalnızhasan sularının şifalı olduğu söyleniyor. Burada doğanın tadını çıkarabilirsin.</p>
<h2>Mutlaka Yapman Gerekenler</h2>
<p>Karadeniz’in güzelliklerini keşfetmek için doğru adresleri sıraladık. Gittiğin yaylada mutlaka:</p>
<ul>
<li>Güneşin doğuşuna tanıklık et!</li>
<li>Uzun doğa yürüyüşlerine çık!</li>
<li>Bol bol fotoğraf çek, bu huzuru hatırla!</li>
<li>Yıldızlarla dolu gökyüzünün tadını çıkar!</li>
<li>Bu eşsiz manzaralar eşliğinde çayını iç!</li>
</ul>
<p>Karadeniz’in yaylaları, sadece doğal güzellikler sunmakla kalmıyor; aynı zamanda kültürel bir yolculuk da sağlıyor. Her yayla, kendine özgü hikayeler barındırıyor. Bu gizli cennetleri keşfetmek, her ziyaretinde yeni bir deneyim sunuyor. Karadeniz’i ziyaret ettiğinde bu muhteşem yaylaları keşfetmeyi sakın unutma! </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ulubey Kanyonu: Anadolu’nun Gizli Cenneti Uşak’ta Doğa ve Tarihin Buluşma Noktası</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/ulubey-kanyonu-anadolunun-gizli-cenneti-usakta-doga-ve-tarihin-bulusma-noktasi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/ulubey-kanyonu-anadolunun-gizli-cenneti-usakta-doga-ve-tarihin-bulusma-noktasi</guid>
<description><![CDATA[ Anadolu, yalnızca kültürel zenginliğiyle değil, aynı zamanda doğanın sunduğu eşsiz manzaralarla da öne çıkıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x580_66f2cc2a56258.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Ulubey, Kanyonu:, Anadolu’nun, Gizli, Cenneti, Uşak’ta, Doğa, Tarihin, Buluşma, Noktası</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Uşak ilinde yer alan Ulubey Kanyonu, bu coğrafyanın en çarpıcı örneklerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Derinliği ve genişliği ile hayranlık uyandıran bu kanyon, keşfedilmeyi bekleyen bir doğa harikasıdır. Yalnızca yerel halkın değil, dünya genelinden gelen gezginlerin de ilgisini çeken Ulubey Kanyonu, Anadolu'nun doğal güzelliklerinin yanı sıra tarihî zenginlikleriyle de ziyaretçilerini büyülüyor.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f2cc31774b1.jpg" alt=""></p>
<h2>Derinliklerin Sırrı: Ulubey Kanyonu’nun Oluşumu</h2>
<p>Ulubey Kanyonu, Büyük Menderes Grabeni'nin çökmesi sonucunda oluşmuş bir doğa şekli olarak dikkat çekiyor. Kanyonun derinliklerinden akan Ulubey ve Banaz çayları, yıllar içinde bu muazzam yapıyı şekillendirmiştir. Kumtaşı ve granit gibi çeşitli kayaçların bir araya geldiği bu kanyon, yer yer 200 metreyi bulan derinliğiyle ziyaretçilerine gerçeküstü manzaralar sunuyor. Kanyonun oluşturduğu eşsiz ekosistem, flora ve fauna açısından da zengin bir yapıdadır.</p>
<p></p>
<h2>Macera Dolu Aktiviteler</h2>
<p>Ulubey Kanyonu, doğaseverler için birçok aktivite seçeneği sunuyor. Trekking ve doğa yürüyüşleri yaparak bu eşsiz doğal yapıyı keşfedebilir, bölgedeki kamp alanlarında konaklayarak doğanın keyfini çıkarabilirsiniz. Ziyaretçiler için en unutulmaz deneyimlerden biri, kanyonun 150 metre yüksekliğindeki cam terasında manzaranın tadını çıkarmaktır. 135 metrekarelik bu teras, ayaklarınızın altında uzanan derin vadinin büyüleyici görüntüsünü sunuyor.</p>
<p>Yüksek noktalara ulaşmak isteyenler için bayrak dikili tepesi, etkileyici bir manzara sunan bir diğer noktadır. Buraya yapılan tırmanış, ziyaretçileri kanyonun göz alıcı manzarasıyla buluşturuyor.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f2cc2d0fdf3.jpg" alt=""></p>
<h2>Tarihin İzinde</h2>
<p>Ulubey Kanyonu sadece doğal güzellikleri ile değil, aynı zamanda tarihî kalıntılarıyla da zengin bir bölgedir. Sülümenli Köyü'nde bulunan Blaundus Antik Kenti, Hıristiyanlık tarihinin önemli noktalarından biri olarak ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Ayrıca, Pepouza Antik Kenti, Montanizm tarikatının merkezi olarak biliniyor ve bu bölgedeki tarihi dokunun bir parçası.</p>
<p>Kanyon içerisinde yer alan Clandras Su Kemeri, geçmişin izlerini günümüze taşıyan önemli yapılar arasında. Ulubey Kanyonu’nu ziyaret ettiğinizde, hem doğanın hem de tarihin iç içe geçtiği bir deneyim yaşayacaksınız.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f2cc29784a1.jpg" alt=""></p>
<h2>Ekoturizm Potansiyeli</h2>
<p>Ulubey Kanyonu, son yıllarda doğa fotoğrafçıları ve macera tutkunları için popüler bir destinasyon haline geldi. Kanyonun sunduğu zengin ekosistem ve muhteşem manzaralar, bölgedeki ekoturizmin gelişmesine katkı sağlıyor. Macera Park gibi alanlar, ekstrem spor meraklıları için cazip seçenekler sunarken, kamp ve karavan alanları da doğaseverleri ağırlıyor.</p>
<p>Uşak’a özgü yöresel halı ve kilim satış noktaları, yöresel lezzetlerin tadına varabileceğiniz kafe ve restoranlar da kanyon ziyaretinin vazgeçilmezleri arasında. Ayrıca, Ulubey Kanyonu, lavanta bahçeleri gibi diğer doğal güzelliklere de oldukça yakın konumda bulunuyor.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f2cc2fdfbdb.jpg" alt=""></p>
<h2>Sonuç</h2>
<p>Uşak ilindeki Ulubey Kanyonu, hem doğal güzellikleri hem de tarihî zenginlikleri ile Anadolu'nun keşfedilmeyi bekleyen bir cenneti olarak öne çıkıyor. Doğayla iç içe bir deneyim yaşamak, heyecan verici aktivitelerde bulunmak ve tarihin derinliklerine yolculuk etmek isteyenler için Ulubey Kanyonu, seyahat listenizde mutlaka yer alması gereken bir destinasyon. Her adımda yeni bir keşif, her köşede bir sürpriz sizleri bekliyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tarihin İçinden Bulutlara Doğru: Romanya Karpat Dağları</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/tarihin-icinden-bulutlara-dogru-romanya-karpat-daglari</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/tarihin-icinden-bulutlara-dogru-romanya-karpat-daglari</guid>
<description><![CDATA[ Karpat Dağları, Avrupa’nın ikinci büyük sıradağlarını oluştururken, Romanya’da konumlanan bölümü, doğası, manzaraları ve yerel halklarının kendine has kültürleriyle keşfedilmeyi bekleyen bir hazine sunmaktadır. ]]></description>
<enclosure url="http://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x580_66f2c61c57446.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Tarihin, İçinden, Bulutlara, Doğru:, Romanya, Karpat, Dağları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f2c6268936b.jpg" alt=""></p>
<p>Doğu Avrupa’nın kalbinde, Çekya’dan Romanya’ya kadar uzanan 1500 kilometrelik bir alanı kapsayan bu dağlar, jeolojik olarak Alpler’den daha eski bir tarihe sahiptir. Bratislava’dan başlayıp Tuna Nehri civarında Demirkapı’da sona eren Karpatlar, biçim olarak içbükey bir yay şeklinde Macaristan’ın sınırlarını belirlerken, ekosistem anlamında da büyük bir zenginliğe ev sahipliği yapar.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f2c62568ebf.jpg" alt=""></p>
<h2>Ekosistem ve Biyoçeşitlilik</h2>
<p>Karpat Dağları, farklı iklim ve bitki örtüsü ile zengin bir ekosisteme sahiptir. Bu dağların zengin florası ve faunası, Avrupa’nın en geniş tilki, boz ayı, vaşak ve dağ keçisi popülasyonlarını barındırmaktadır. Karpatlar, doğanın heybetini, güzelliklerini ve yerel kültürlerin ilgi uyandıran yaşamlarını keşfetmek isteyen gezginler için bir cennet niteliğindedir. Doğal güzellikleriyle birlikte, Karpat Dağları, birçok aktiviteye de ev sahipliği yapar; trekking, dağ bisikleti ve vahşi yaşam gözlemi gibi doğa aktiviteleri için ideal bir ortam sunar.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f2c623aaa9a.jpg" alt=""></p>
<h2>Tarih ve Kültürel Zenginlik</h2>
<p>Karpat Dağları, ismini geçmişte Romanya ve Moldova’da yaşayan Dakyalı Carpi halkından almış olabilir. Bu bölgedeki tarihî kalıntılar, el değmemiş ormanlar, mineral açısından zengin su kaynakları ve kaplıcalar, bu coğrafyanın göz alıcı doğasını şekillendirmiştir. Orta Çağ’dan günümüze kadar gelmiş olan otantik kültürler, Sakson kasabaları, kaleler ve özgün mimari ile Karpatlar, tarihin derin izlerini taşımaktadır. Bu açıdan Romanya, Karpatlar’ın en güzel bölgelerinden biridir ve 250 bin hektarlık ormanlık alanı ile doğa tutkunlarını cezbetmektedir.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f2c621689c0.jpg" alt=""></p>
<h2>Drakula’nın İlhamı</h2>
<p>Karpat Dağları, özellikle Bram Stoker’ın “Drakula” eserinin ilham kaynağı olmasıyla da tanınmaktadır. Transilvanya Platosu’nun zirvelerine bakarak yazıldığı rivayet edilen bu eser, bölgenin mistik atmosferini gözler önüne serer. Tarihin etkileyici derinliği ve zirvelerin büyüleyici görkemi, ziyaretçilerin bu coğrafyanın gizemini daha iyi anlamasına yardımcı olur.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f2c620146ce.jpg" alt=""></p>
<h2>Doğa ve Kültür Etkileşimi</h2>
<p>Romanya Karpatları’nda, doğayı keşfetmenin yanı sıra çeşitli tabiat parkları ve milli parklar da bulunmaktadır. Apuseni Tabiat Parkı, yer altı zenginlikleri ve tarihî kalıntılarıyla dikkat çekerken, Piatra Craiului Millî Parkı da, biyoçeşitliliği ve tırmanış rotalarıyla maceraperestler için cazip bir destinasyondur.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f2c699729fd.jpg" alt=""></p>
<p>Braşov, Orta Çağ mimarisi ve Sakson tarihini yansıtan yapılarıyla Karpat Dağları’nın kültürel zenginliğini tanımak için harika bir başlangıç noktasıdır. Black Church, Braşov Kalesi ve çeşitli müzeleriyle ziyaretçilerini kendine çeker. Bu küçük kent, hem tarihi hem de doğal güzellikleri ile unutulmaz bir deneyim sunar.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f2c61b4abd8.jpg" alt=""></p>
<h2>Geleneksel Yaşam ve Misafirperverlik</h2>
<p>Karpatlar’ın eteklerinde yer alan küçük köyler, geçmişten günümüze korudukları gelenekleriyle misafirperverliğin bir simgesi haline gelmiştir. Yerel el sanatları, yöresel giysiler ve somut kültürel zenginlikler, bu köylerin ruhunu oluşturmaktadır. Romanya Karpatları’nda doğanın sunduğu güzelliklerin yanı sıra, bu yerlerdeki insanlar da tarih boyunca geleneklerini sürdürerek ziyaretçilerini ağırlamaktadır.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f2c6cbe9fa8.jpg" alt=""></p>
<h2>Sonuç</h2>
<p>Karpat Dağları, yalnızca doğal güzellikleri değil, aynı zamanda tarihi ve kültürel zenginlikleri ile de keşfedilmeyi bekleyen bir bölgedir. Doğa, insan ve tarih, bu dağların arasında iç içe geçmiş bir şekilde hayat bulmaktadır. Romanya’nın bu eşsiz köşesi, doğayla iç içe bir yaşam alanı sunarak ziyaretçilerine unutulmaz anılar vadetmektedir. Bu nedenle, macera dolu bir seyahat için Karpat Dağları’nı keşfetmek, her gezginin ajandasında yer almalıdır.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f2c6cacd0c0.jpg" alt=""></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Rahatlatan Doğa ve Manzara Resimleri</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/rahatlatan-doga-ve-manzara-resimleri</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/rahatlatan-doga-ve-manzara-resimleri</guid>
<description><![CDATA[ Doğanın sunduğu güzellikler, sadece gözlere hitap etmekle kalmaz, aynı zamanda ruhu da dinlendirir. Doğa manzaralarının sakinliği ve huzuru, günlük hayatın stresi içinde kaybolan zihinler için adeta bir terapi gibidir. Dağların ihtişamı, ormanların yeşilliği, sakin denizler ve güneşin batış anı gibi doğa resimleri, bulunduğunuz ortamı güzelleştirirken, aynı zamanda zihinsel dinginlik sağlar. ]]></description>
<enclosure url="http://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x580_66f1dc9690c44.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Rahatlatan, Doğa, Manzara, Resimleri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Doğanın sunduğu güzellikler, sadece gözlere hitap etmekle kalmaz, aynı zamanda ruhu da dinlendirir. Doğa manzaralarının sakinliği ve huzuru, günlük hayatın stresi içinde kaybolan zihinler için adeta bir terapi gibidir. Dağların ihtişamı, ormanların yeşilliği, sakin denizler ve güneşin batış anı gibi doğa resimleri, bulunduğunuz ortamı güzelleştirirken, aynı zamanda zihinsel dinginlik sağlar.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Zeytin Ağaçlarının Gizli Koruyucusu: Karatavuklar</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/zeytin-agaclarinin-gizli-koruyucusu-karatavuklar</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/zeytin-agaclarinin-gizli-koruyucusu-karatavuklar</guid>
<description><![CDATA[ Zeytin Ağaçlarının Gizemli Yolculuğu: Doğada Karatavukların Rolü

Belki dikkatinizi çekmiştir; yere attığınız zeytin çekirdeklerinden hiçbirinin çimlenmediğini gözlemlemişsinizdir. Peki, zeytin tohumları neden bu şekilde çimlenmiyor? Çevremizdeki zeytin ağaçları nasıl ortaya çıkıyor?

Zeytin, odunsu yapısıyla bilinen sert bir meyvedir. Bu sertlik, zeytinin içindeki çekirdeği de etkiler. Zeytin çekirdekleri oldukça sert bir kabukla çevrilidir ve içerisindeki fideciklerin bu kabuğu kıracak gücü yoktur. Dolayısıyla, yediğimiz zeytinlerin çekirdeklerini toprağa attığımızda, bu çekirdeklerden bir zeytin ağacı yetişmez. Peki, doğada bu süreç nasıl işler?

Doğada zeytin meyvelerinin sadece insanlar tarafından tüketilmediğini söylemekte fayda var. Zeytini çok seven başka bir canlı daha var: Karatavuk (Turdus merula) adı verilen küçük, siyah kuşlar. Karatavuklar, zeytin meyvelerine düşkünlükleriyle tanınır. Yaklaşık 24-25 cm uzunluğunda olan bu kuşlar, simsiyah tüyleri ve sarımsı gagalarıyla dikkat çekerler. Zeytin meyvesini bir çırpıda yutan karatavuklar, meyvenin etli kısmını sindirir, ancak sert çekirdeğini sindiremezler. Sindiremedikleri bu çekirdekleri dışkılarıyla dışarı atarlar.

İlginç bir şekilde, yalnızca karatavukların sindirim sisteminden geçmiş olan zeytin çekirdekleri toprağa düştüğünde çimlenebilir. Bunun nedeni, karatavukların kursaklarında bulunan küçük taşlar ve güçlü mide asitlerinin zeytin çekirdeğinin sert kabuğunu inceltip yumuşatmasıdır. Bu süreç, çekirdeğin toprağa düştüğünde kolayca filizlenmesini sağlar. Böylece karatavukların sayesinde, doğada yeni zeytin ağaçları ortaya çıkar.

Bu doğal süreç, karatavukları zeytin ağaçları için çok önemli bir hale getirir. Ancak karatavuklar avlanır ve nesilleri tükenirse, bu süreç de kesintiye uğrar. Karatavukların yok olması, yeni zeytin ağaçlarının gelişemeyeceği ve uzun vadede zeytin ağaçlarının da tehlike altına gireceği anlamına gelir.

Sonuç olarak, zeytin ağaçlarının varlığı büyük ölçüde karatavukların hayatta kalmasına bağlıdır. Zeytin ağaçlarının korunması için doğadaki bu ince dengeyi bozmamak, karatavukların yaşam alanlarını korumak ve onların doğal döngüdeki yerini anlamak büyük önem taşır. Bu kuşlar, zeytinlerin gerçek dostu ve ağaçların geleceği için vazgeçilmez bir role sahiptir. ]]></description>
<enclosure url="http://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x580_66f0f019a8026.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Zeytin, Ağaçlarının, Gizli, Koruyucusu:, Karatavuklar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h3>Zeytin Ağaçlarının Gizemli Yolculuğu: Doğada Karatavukların Rolü</h3>
<p></p>
<p>Belki dikkatinizi çekmiştir; yere attığınız zeytin çekirdeklerinden hiçbirinin çimlenmediğini gözlemlemişsinizdir. Peki, zeytin tohumları neden bu şekilde çimlenmiyor? Çevremizdeki zeytin ağaçları nasıl ortaya çıkıyor?</p>
<p></p>
<p>Zeytin, odunsu yapısıyla bilinen sert bir meyvedir. Bu sertlik, zeytinin içindeki çekirdeği de etkiler. Zeytin çekirdekleri oldukça sert bir kabukla çevrilidir ve içerisindeki fideciklerin bu kabuğu kıracak gücü yoktur. Dolayısıyla, yediğimiz zeytinlerin çekirdeklerini toprağa attığımızda, bu çekirdeklerden bir zeytin ağacı yetişmez. Peki, doğada bu süreç nasıl işler?</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f0f01b7ad7e.jpg" alt=""></p>
<p>Doğada zeytin meyvelerinin sadece insanlar tarafından tüketilmediğini söylemekte fayda var. Zeytini çok seven başka bir canlı daha var: Karatavuk (Turdus merula) adı verilen küçük, siyah kuşlar. Karatavuklar, zeytin meyvelerine düşkünlükleriyle tanınır. Yaklaşık 24-25 cm uzunluğunda olan bu kuşlar, simsiyah tüyleri ve sarımsı gagalarıyla dikkat çekerler. Zeytin meyvesini bir çırpıda yutan karatavuklar, meyvenin etli kısmını sindirir, ancak sert çekirdeğini sindiremezler. Sindiremedikleri bu çekirdekleri dışkılarıyla dışarı atarlar.</p>
<p></p>
<p>İlginç bir şekilde, yalnızca karatavukların sindirim sisteminden geçmiş olan zeytin çekirdekleri toprağa düştüğünde çimlenebilir. Bunun nedeni, karatavukların kursaklarında bulunan küçük taşlar ve güçlü mide asitlerinin zeytin çekirdeğinin sert kabuğunu inceltip yumuşatmasıdır. Bu süreç, çekirdeğin toprağa düştüğünde kolayca filizlenmesini sağlar. Böylece karatavukların sayesinde, doğada yeni zeytin ağaçları ortaya çıkar.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f0f01a8ef80.jpg" alt=""></p>
<p>Bu doğal süreç, karatavukları zeytin ağaçları için çok önemli bir hale getirir. Ancak karatavuklar avlanır ve nesilleri tükenirse, bu süreç de kesintiye uğrar. Karatavukların yok olması, yeni zeytin ağaçlarının gelişemeyeceği ve uzun vadede zeytin ağaçlarının da tehlike altına gireceği anlamına gelir.</p>
<p></p>
<p>Sonuç olarak, zeytin ağaçlarının varlığı büyük ölçüde karatavukların hayatta kalmasına bağlıdır. Zeytin ağaçlarının korunması için doğadaki bu ince dengeyi bozmamak, karatavukların yaşam alanlarını korumak ve onların doğal döngüdeki yerini anlamak büyük önem taşır. Bu kuşlar, zeytinlerin gerçek dostu ve ağaçların geleceği için vazgeçilmez bir role sahiptir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gümeli Porsuğu: Türkiye&amp;apos;nin ve Dünyanın En Yaşlı Ağaçlarından Biri</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/gumeli-porsugu-turkiyenin-ve-dunyanin-en-yasli-agaclarindan-biri</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/gumeli-porsugu-turkiyenin-ve-dunyanin-en-yasli-agaclarindan-biri</guid>
<description><![CDATA[ Zonguldak&#039;ın Alaplı ilçesindeki Gümeli köyünde bulunan porsuk ağacı, 4112 yaşını aşan ömrüyle hem Türkiye&#039;nin hem de dünyanın en yaşlı ağaçlarından biri olarak kabul ediliyor. Bu eşsiz ağaç, bilim insanları ve doğa severler için büyük bir ilgi odağı. ]]></description>
<enclosure url="http://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x580_66eb1013518fd.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Gümeli, Porsuğu:, Türkiyenin, Dünyanın, Yaşlı, Ağaçlarından, Biri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyanın En Yaşlı Ağaçlarından Biri: Zonguldak Gümeli'deki Porsuk Ağacı</p>
<p>İnsanlık tarihi boyunca doğa, zamanın sessiz tanığı olmuştur. Ancak bazı canlılar, insan yaşamının kısalığını bize hatırlatacak kadar uzun süre hayatta kalmayı başarmıştır. Zonguldak’ın Gümeli Köyü’nde bulunan 4112 yaşındaki Porsuk Ağacı (Taxus Baccata) bunlardan biridir. Yazının icat edildiği dönemlerde genç bir fidan olan bu ağaç, insanlık tarihine ışık tutarcasına zamana meydan okumuştur.</p>
<p></p>
<p>Bu kadim ağaç, sadece Türkiye’nin değil, aynı zamanda dünyanın da en yaşlı ağaçlarından biri olarak kabul edilmektedir. Henüz para icat edilmemişken, Porsuk Ağacı köklerini derinlere salmış ve insanlığın gelişimine tanıklık etmiştir. Bu yaşlı ağaç, 2016 yılında yapılan bilimsel incelemelerle yaşı tescil edilmiş ve dünya genelinde en yaşlı dördüncü ağaç olarak kayıtlara geçmiştir.</p>
<p></p>
<p>Gümeli Porsuğu'nun Tarihi ve Önemi</p>
<p>Porsuk ağacı, dayanıklılığı ve uzun yaşamı ile bilinen bir ağaç türüdür. Doğal olarak çok uzun süre yaşayabilen bu türün Gümeli’deki örneği, yalnızca Türkiye'nin değil, dünyanın da en eski canlılarından biri olarak dikkat çekmektedir. Türkiye’deki doğal yaşamın korunmasına ve biyoçeşitliliğin önemine işaret eden bu ağaç, çevresindeki ekosistemi destekleyerek orman ekolojisi açısından büyük bir değer taşımaktadır.</p>
<p></p>
<p>Gümeli Tabiat Anıtı olarak ilan edilen bölge, Porsuk Ağacı’nın korunması için özel bir statüye sahiptir. Bu sayede, hem yerel halkın hem de turistlerin ilgisini çeken ağaç, çevresindeki doğal zenginliklerle birlikte bir ekoturizm merkezi haline gelmiştir.</p>
<p></p>
<p>Zamanın Sessiz Tanığı</p>
<p>4112 yaşındaki Porsuk Ağacı, insan yaşamının ne kadar kısa ve geçici olduğunu düşündürür. Tarih boyunca birçok medeniyet yükselip düşerken, bu ağaç sessizce varlığını sürdürmüş ve adeta zamanı aşmıştır. Binlerce yıl önce dikilen bu fidan, günümüzde hala yaşamaya devam ederek insanlara doğanın gücünü ve direncini göstermektedir.</p>
<p></p>
<p>Ağaçlar, yalnızca oksijen üreten canlılar değil, aynı zamanda tarihin derinliklerine kök salan, dünyadaki yaşam döngüsünün birer parçasıdır. Zonguldak’ın Gümeli Köyü'ndeki bu kadim Porsuk Ağacı, tarih boyunca yaşanan her olayı köklerinde biriktirmiş, yaşanan her değişimi dallarıyla göğüslemiştir.</p>
<p></p>
<p>Doğal Mirasın Korunması</p>
<p>Dünyanın en yaşlı dördüncü ağacı olan bu Porsuk Ağacı, yalnızca bir doğal güzellik değil, aynı zamanda korunması gereken bir mirastır. Doğal ve tarihi mirasın gelecek kuşaklara aktarılması, hem çevre bilincinin artması hem de doğanın korunması açısından büyük önem taşır.</p>
<p></p>
<p>Bu yaşlı ağacın ömrü boyunca ayakta kalabilmesi, doğanın sunduğu benzersiz bir armağandır. Doğal yaşamın korunması ve bu tür ağaçların tahrip edilmemesi, sadece Türkiye için değil, tüm dünya için bir sorumluluktur.</p>
<p></p>
<p>Zonguldak’ın Gümeli Köyü'ndeki 4112 yaşındaki Porsuk Ağacı, zamana meydan okuyan ve insanlık tarihine sessizce tanıklık eden bir doğa harikasıdır. Hem Türkiye’nin hem de dünyanın önemli bir doğal mirası olan bu ağaç, yaşamın geçici olduğunu hatırlatan bir sembol olarak ayakta kalmaya devam ediyor. Doğanın gücüne ve direncine saygı duymak, bu tür mirasları koruyarak gelecek nesillere aktarmak hepimizin ortak sorumluluğudur.</p>
<p>Neden Bu Kadar Özel?</p>
<p> * Yaşı: 4112 yıllık ömrüyle insan ömrünün ne kadar kısa olduğunu gözler önüne seriyor.</p>
<p> * Boyutu ve Görünümü: Zamanın izlerini taşıyan gövdesi ve dallarıyla görsel bir şölen sunuyor.</p>
<p> * Bilimsel Değer: Ağacın yaş halkaları incelenerek iklim değişiklikleri ve tarihsel süreçler hakkında önemli bilgiler elde ediliyor.</p>
<p> * Tabiat Anıtı: 2008 yılında tabiat anıtı ilan edilerek koruma altına alındı.</p>
<p>Gümeli Porsuğu Neden Önemli?</p>
<p> * Doğal Miras: Binlerce yıldır ayakta kalmayı başaran bu ağaç, doğal bir miras olarak kabul ediliyor.</p>
<p> * Ekosistem: Çeşitli canlı türlerine ev sahipliği yaparak ekosistemin dengesini sağlıyor.</p>
<p> * Turizm Potansiyeli: Bölgeye gelen yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekerek turizme katkı sağlıyor.</p>
<p>Gümeli Porsuğu'nu Ziyaret</p>
<p>Gümeli köyüne giderek bu eşsiz ağacı yakından görebilir, doğanın gücüne tanıklık edebilirsiniz. Ancak, ağacın korunması için belirlenen kurallara uymanız ve çevreye zarar vermemeniz önemlidir.</p>
<p>Gümeli Porsuğu Hakkında Daha Fazla Bilgi</p>
<p> * Bilimsel Çalışmalar: Ağacın yaşı ve özellikleri hakkında yapılan bilimsel çalışmalar devam ediyor.</p>
<p> * Koruma Çalışmaları: Ağacın ve çevresinin korunması için çeşitli projeler yürütülüyor.</p>
<p> * Ziyaret Bilgileri: Gümeli köyüne ulaşım ve konaklama seçenekleri hakkında bilgi almak için yerel turizm ofisleriyle iletişime geçebilirsiniz.</p>
<p>Gümeli porsuğu, Türkiye'nin doğal zenginlikleri arasında önemli bir yere sahiptir. Bu eşsiz ağacı korumak ve gelecek nesillere aktarmak hepimizin görevidir.</p>
<p>Eğer Gümeli porsuğu hakkında daha fazla bilgi almak isterseniz, aşağıdaki kaynaklardan faydalanabilirsiniz:</p>
<p> * Zonguldak Valiliği: http://www.zonguldak.gov.tr/dunyanin-en-yasli-porsuk-agaci-gumeli-porsugu</p>
<p> * Kültür Portalı: https://kulturportali.gov.tr/turkiye/zonguldak/gezilecekyer/gumeli-tabiat-alani</p>
<p>#GümeliPorsuğu #Zonguldak #Doğa #Ağaç #TabiatAnıtı #Türkiye</p>
<p>Bu içerik hakkında sorularınız varsa lütfen çekinmeden sorun.</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doğu Akdeniz&amp;apos;de Tropikalleşme Süreci Hızlanıyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/dogu-akdenizde-tropikallesme-sureci-hizlaniyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/dogu-akdenizde-tropikallesme-sureci-hizlaniyor</guid>
<description><![CDATA[ Doğu Akdeniz&#039;deki tropikalleşme süreci, artan hava sıcaklıkları ve deniz suyu ısınması nedeniyle hız kazanıyor. Bölgedeki sıcak hava dalgaları, deniz yüzeyi sıcaklıklarını artırarak tür değişim sürecini tetikliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x580_66e9da5c17a95.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Doğu, Akdenizde, Tropikalleşme, Süreci, Hızlanıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p> Özellikle Süveyş Kanalı'nın açılmasıyla başlayan tropikalleşme, deniz suyu sıcaklıklarının yükselmesiyle ivme kazanmış durumda.</p>
<p></p>
<p>Mersin Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi İşleme Teknolojisi Anabilim Dalı'ndan Prof. Dr. Deniz Ayas, deniz yüzeyi sıcaklıklarının yükselmesinin, 0-25 metre derinliklerde yüksek ısınmalara yol açtığını belirtti. Bu değişikliklerin, Posidonia oceanica gibi deniz çayırları, makro algler, süngerler ve mercanlar gibi habitat oluşturan canlıların ölümlerine veya popülasyon daralmalarına neden olduğunu ifade etti. Bu türlerin, diğer birçok tür için üreme, beslenme ve saklanma alanları sağladığını vurgulayan Ayas, bu canlı gruplarının biyoçeşitlilik için kritik öneme sahip olduğunu söyledi.</p>
<p></p>
<p>Prof. Ayas, Akdeniz'in tropikalleşmesine ve değişmesine dikkat çekti. İndo-Pasifik kökenli türlerin, Süveyş Kanalı aracılığıyla 100 yılı aşkın süredir Akdeniz’e girdiğini belirten Ayas, sıcak hava akımlarının deniz yüzeyi sıcaklıklarını artırarak tür göçlerini hızlandırdığını ifade etti. Deniz suyu sıcaklıklarındaki anormal artışların, yeni egzotik ve tropik türlerin ortaya çıkmasına yol açtığını söyledi.</p>
<p></p>
<p>Ayas, Akdeniz'in değişmeye devam edeceğini ve bu sürecin, deniz çayırları, mercanlar ve diğer habitat oluşturan türlerin azalmasına neden olacağını öngördü. Özellikle kıyı zonunda yer alan bu türlerin sıcaklıktan etkilendiğini ve popülasyonlarının daraldığını vurguladı. Bu durumun, bölgedeki ekosistem dengesi üzerinde uzun vadeli etkiler yaratabileceği öngörülüyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dünyanın En Eski ve En Derin Türk Gölü; BAYKAL</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/dunyanin-en-eski-ve-en-derin-turk-goelu-baykal</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/dunyanin-en-eski-ve-en-derin-turk-goelu-baykal</guid>
<description><![CDATA[ Baykal Gölü, Türk tarihi, kültürü ve dilinin ilklerinin şekillendiği önemli bir bölge olarak bilinir. Hem doğal güzellikleri hem de tarihsel önemi açısından büyük bir değer taşır. Şimdi bu eşsiz göl hakkında daha kapsamlı ve detaylı bilgiler sunalım; ]]></description>
<enclosure url="http://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x580_66e73bd7643ef.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:52:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Dünyanın, Eski, Derin, Türk, Gölü, BAYKAL</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Baykal Gölü, hem derinliği hem de tarihsel önemi ile dünya üzerinde benzersiz bir konumda yer almaktadır. Sibirya'nın kalbinde bulunan bu göl, hem coğrafi hem de kültürel açıdan büyük bir öneme sahiptir.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66e73bd90b3ef.jpg" alt=""></p>
<p>Baykal Gölü, sadece dünya üzerindeki en derin göl değil, aynı zamanda Türk tarihinin ilk izlerinin bulunduğu bir yer olarak da dikkat çeker. Türk kültürü ve dilinin kökenlerinin bu gölde şekillendiği, gölde balıkçılığın yapıldığı ve bölge halkının geçimini buradan sağladığı tarihi kaynaklarda yer almaktadır. Bu tarihi bağlar, Baykal Gölü'nün kültürel ve doğal mirasını daha da zenginleştirmektedir.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66e73bf8d102f.jpg" alt=""></p>
<h3><strong>Geolojik Özellikler ve Oluşum Süreci</strong></h3>
<p></p>
<p>Baykal Gölü, yaklaşık 1.642 metreye kadar derinliği ile dünyanın en derin gölü olarak tanınır. Uzunluğu yaklaşık 636 kilometre, genişliği ise 80 kilometredir. Bu genişlik ve derinlik, gölde bulunan ekosistemlerin çeşitliliği üzerinde büyük bir etki yaratır. Baykal Gölü, Sibirya'nın tektonik hareketleri sonucunda oluşmuş bir çöküntü gölüdür. Gölün tabanı, deniz seviyesinden yaklaşık 1.285 metre aşağıda bulunur ve tabanındaki tortul kayaçların kalınlığı yaklaşık 7 kilometredir. Bu jeolojik yapı, gölün derinliklerinde çeşitli doğal oluşumların meydana gelmesine olanak tanır.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66e73c1ad0795.jpg" alt=""></p>
<h3><strong>Biyolojik Çeşitlilik ve Endemik Türler</strong></h3>
<p></p>
<p>Baykal Gölü, yaklaşık 1.700 bitki ve hayvan türüne ev sahipliği yapmaktadır ve bu türlerin büyük bir kısmı sadece Baykal Gölü'ne özgüdür. Özellikle gölde yaşayan yaklaşık 350 balık türü, gölün ekosisteminin ne kadar zengin olduğunu gösterir. Baykal Gölü'nün suyu, çeşitli endemik türlerin yaşaması için ideal bir ortam sağlar. Bunlardan biri, Baykal Foku (Pusa sibirica) adı verilen nadir bir tatlı su fokudur. Bu fok, gölde yaşayan endemik türlerden sadece biridir ve gölde yaşayan diğer türlerle birlikte ekosistemin çeşitliliğini artırır.</p>
<p></p>
<p>Göl, ayrıca çeşitli zooplankton türleri barındırır. Bu planktonlar, gölün su kalitesinin ve ekosistem sağlığının önemli göstergeleridir. Baykal Gölü'nün biyolojik çeşitliliği, sadece suyun derinliğiyle değil, aynı zamanda ekosistemdeki farklı yaşam formlarıyla da ilişkilidir. Göldeki birçok tür, özel adaptasyonlar geliştirmiştir ve bu türlerin yaşama şekilleri, gölün ekosisteminin karmaşıklığını ve zenginliğini yansıtır.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66e73c3a42675.jpg" alt=""></p>
<h3><strong>Çevresel ve Kültürel Önemi</strong></h3>
<p></p>
<p>Baykal Gölü, 1996 yılında UNESCO Dünya Mirası olarak ilan edilmiştir. Bu unvan, gölün benzersiz ekosisteminin korunmasını ve sürdürülebilir yönetimini uluslararası düzeyde desteklemek amacıyla verilmiştir. Baykal Gölü, Rusya'nın önemli içme suyu kaynaklarından biridir ve çevresindeki doğal alanlar birçok tür için yaşama alanı sağlar. Bunun yanı sıra, göl çevresindeki yerel halk, geleneksel yaşam biçimlerini sürdürmekte ve bu kültürel pratikler bölgenin kültürel zenginliğine katkıda bulunmaktadır.</p>
<p></p>
<p>Ancak, Baykal Gölü ve çevresindeki ekosistemler çeşitli tehditlerle karşı karşıyadır. Sanayileşme, kirlilik ve iklim değişikliği gibi faktörler, gölün ekosistem sağlığını tehlikeye atmaktadır. Bu nedenle, gölün korunması ve sürdürülebilir yönetimi için uluslararası ve yerel düzeyde çabalar sürdürülmektedir. Baykal Gölü'nün ekosistem sağlığını korumak için alınacak önlemler, gölün uzun vadeli korunması için kritik öneme sahiptir.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66e73c2240212.jpg" alt=""></p>
<h3><strong>Kültürel Efsaneler ve Anlatılar</strong></h3>
<p></p>
<p>Baykal Gölü hakkında birçok efsane ve kültürel anlatı bulunmaktadır. Bu efsaneler, gölün kültürel önemini ve bölge halkı üzerindeki etkisini ortaya koyar. Örneğin, göldeki buzların eridiğinde büyük dalgaların oluşacağına dair bir inanış bulunmaktadır. Ayrıca, göldeki bir ada üzerindeki taş yapı ve çevredeki nehirlerle ilgili efsaneler, bölgenin kültürel zenginliğine katkıda bulunan anlatılardır. Bu efsaneler, Baykal Gölü'nün sadece doğal değil, aynı zamanda kültürel bir miras olduğunu vurgular.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66e73aeda84ab.jpg" alt=""></p>
<h3><strong>Ulaşım ve Ziyaret</strong></h3>
<p></p>
<p>Türkiye’den Baykal Gölü’ne doğrudan bir uçuş bulunmamaktadır. Gölü ziyaret etmek isteyenlerin Rusya'nın Moskova kentine uçup, ardından İrkutsk şehrine geçmeleri gerekmektedir. Toplam yolculuk süresi yaklaşık 12 saattir ve hava koşulları göz önünde bulundurularak uygun giysiler ve sağlam ayakkabılar önerilir. Baykal Gölü'nü ziyaret etmek isteyenler, gölün çevresindeki doğal güzelliklerin yanı sıra tarihi ve kültürel zenginlikleri de keşfetme fırsatı bulabilirler.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66e73c31c09cc.jpg" alt=""></p>
<h3><strong>Sonuç</strong></h3>
<p></p>
<p>Baykal Gölü, dünyanın en derin ve en eski gölü olarak doğal bir mücevher olmanın ötesinde, Türk kültürünün ve tarihinin önemli izlerini taşıyan bir mekândır. Bu göl, etkileyici derinliği, biyolojik çeşitliliği ve çevresindeki ihtişamlı manzaralar ile sadece bir doğal güzellik değil, aynı zamanda bilimsel ve kültürel bir mirastır. Baykal Gölü’nün korunması ve sürdürülebilir yönetimi, hem yerel hem de uluslararası düzeyde öncelikli bir hedef olmalıdır. Bu muazzam göl, gezegenimizin büyüklüğünü ve çeşitliliğini en iyi şekilde temsil eden örneklerden biridir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Murat Kurum’un Kanal İstanbul sessizliği ne anlatıyor?</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/murat-kurumunkanal-istanbulsessizligi-ne-anlatiyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/murat-kurumunkanal-istanbulsessizligi-ne-anlatiyor</guid>
<description><![CDATA[ Murat Kurum’un Kanal İstanbul sessizliği ne anlatıyor? ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/01/kanal-istanbul-YS0L_cover.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Murat, Kurum’un Kanal, İstanbul sessizliği, anlatıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Murat Kurum’un, seçim vaatlerini ve projelerini açıkladığı İstanbul vizyon tanıtım toplantısında Kanal İstanbul’dan hiç bahsetmemesi tesadüf mü? Mesela Kurum, seçildiği takdirde, İBB’nin yeniden Kanal İstanbul’un inşası için iktidarla uyumlu bir işbirliği içinde olacaklarına dair neden en ufak bir açıklama yapmıyor?</strong> Türkiye gündemi 31 Mart yerel seçimlerine kilitlenmiş durumda. AKP açısından kelimenin tam manasıyla İstanbul’u almak, Türkiye’yi almak anlamına gelecek. Bu seçimlere damgasını vuracak kentlerin başında gelen İstanbul’a hem iktidar hem de muhalefetin farklı kanatları talip. İstanbul Belediye Başkanlığı yarışında CHP’nin mevcut İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve AKP’nin eski Çevre, Şehircilik, İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un ardından İYİ Parti İstanbul Milletvekili Buğra Kavuncu, “Ben de varım” dedi. Anketlerdeki oy oranları değişim gösterir mi ya da seçmen davranışları nereye doğru evrilir onu şimdiden bilmek zor ancak, 31 Mart’a kadar özellikle İstanbul’da gündemi belirleyecek konular aşağı yukarı belli. İstanbul özelinde seçim meydanlarında en çok konuşulacak konulardan birinin Kanal İstanbul olacağını şimdiden söylemek mümkün. Bunun ilk emarelerini bu hafta yapılan konuşmalarda da gördük. 2009’da Beylikdüzü CHP İlçe Başkanlığı ile siyaset hayatına atılan Ekrem İmamoğlu, 2014 yerel seçimlerinde Beylikdüzü’ne Belediye Başkanı seçildi. Ardından bu kariyer onu 2019’da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğuna taşıdı. Murat Kurum ise Kasım 2009’da TOKİ’ye bağlı Emlak Konut GYO’nun Genel Müdürü oldu. Kurum, siyasete ilk kez 2018’de o dönemki adıyla Çevre ve Şehircilik Bakanı, yeni adıyla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı olarak girdi. Bu görevde tam 5 yıl kaldı, pek çok tartışmalı karara imza attı. Buğra Kavuncu’dan da kısaca bahsedecek olursak, kamuoyu Kavuncu'nun ismini, Ekrem İmamoğlu'nun kazandığı 2019 yerel seçimlerinde, o dönemki CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ile uyumlu çalışmasıyla duymuştu. İmamoğlu için o dönemki seçim çalışmalarına destek verdi. Daha sonra 2023 genel seçimlerinde milletvekili oldu. Hatırlanacağı üzere, Kanal İstanbul projesi ilk kez 27 Nisan 2011'de dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 2011 genel seçimleri öncesinde kamuoyuna açıklandı. Bu proje 13 yıl boyunca içerik ve boyut değiştirse de gündemden hiç düşmedi, muhalefetle iktidar arasında bıçak sırtı tartışmaların önemli gündem başlıklarından biri oldu. <strong>Seçmen davranışlarını olumlu etkilemediği ya da seçim meydanlarında projeden bahsetmenin artık oya tahvil olmadığı AKP nezdinde denenerek görüldü.</strong> <strong>Yıllar içinde Kanal İstanbul projesiyle ilgili görülen en temel tespit şu ki, kamuoyunda yarattığı alerjiyle artık bu projeden bahsetmenin yurttaş nezdinde oy değeri olmaması.</strong> <strong>Geçen hafta İmamoğlu ve Kurum arasında geçen Kanal İstanbul polemiği de bunun en net göstergesi.</strong> <strong>Murat Kurum’un, seçim vaatlerini ve projelerini açıkladığı İstanbul vizyon tanıtım toplantısında Kanal İstanbul’dan hiç bahsetmemesi tesadüf mü?</strong> <strong>Mesela Kurum, seçildiği takdirde, İBB’nin yeniden Kanal İstanbul’un inşası için iktidarla uyumlu bir işbirliği içinde olacaklarına dair neden en ufak bir açıklama yapmıyor?</strong> Geçen hafta yurttaşlarla sohbetinde Kurum, “Birçok mega projemiz olacak” deyince, gazeteciler de haklı olarak, “Mega projelerden biri de Kanal İstanbul mu?” diye sordu. İstanbul projesi hakkında, "İstanbul'un gündeminde olmayan hiçbir şey bizim gündemimizde olmayacak dedik. İstanbul halkı neyi istiyorsa, neyi bekliyorsa biz de hep onların isteği ve dilekleri doğrultusunda çalışacağız ve bu beklentileri karşılayacak projeler yapacağız. Öncelik sıralaması olacak” dedi. Bu sözler elbette İmamoğlu’na da soruldu. İmamoğlu, “Seçimler nelere muktedir, oy almak nelere muktedir. Bu kadar hararet niye böyle bir anda söndü? Yani hep milletin dediği olur. Doğru söylüyor, milletin gündeminde ne varsa o olur. Milletin gücü, sandığın gücü, bir anda bu tür iradenin kendinde olmadığı, yöneticilerin bir anda sesini kısabiliyor. Dün söylediklerinin tersini söyleyebiliyorlar” cevabı verdi.</p>
<blockquote><strong>Murat Kurum, her ne kadar bugünlerde “halkın istemediği bir şey gündemimizde olmayacak” dese de kısa bir arşiv taramasıyla geçmiş dönemlerde ısrarla bu projenin tamamlanacağından bahsettiğini görebiliriz.</strong></blockquote>
<p>Arşiv unutmaz derler ya, Kurum, her ne kadar bugünlerde “halkın istemediği bir şey gündemimizde olmayacak” dese de kısa bir arşiv taramasıyla geçmiş dönemlerde ısrarla bu projenin tamamlanacağından bahsettiğini görebiliriz. Arşivlerde çok eskiye değil, daha yakın geçmişe gidelim. Kanal İstanbul Projesi için hazırlanan Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporu Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yeterli bulunduktan sonra 23 Aralık 2019'da askıya çıkarılarak kamuoyunun görüşüne açıldı. Raporun askıda olduğu 10 gün boyunca projenin iptalini isteyen yurttaşlar, İstanbul başta olmak üzere Türkiye'nin dört bir yanında dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na bağlı il müdürlükleri önünde uzun kuyruklar oluşturarak itiraz dilekçesi verdi. 17 Ocak 2020’de Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Kanal İstanbul’un ÇED Raporu'nu onayladıklarını açıklayarak, “ÇED sürecini, planlama sürecini bakanlığımızın yürüttüğü, yine uygulama süreçlerinde imar uygulamalarının bakanlığımız nezdinde yapılacağı ve asrın projesi diyeceğimiz Boğaziçi'ni, İstanbul Boğazı'nı koruma ve kurtarma projesidir. Boğazımızın özgürlük projesidir. İstanbul'umuzun medeniyet projelerinden bir tanesidir. Kanal İstanbul projesi içerisinde de hem akıllı şehir uygulamalarını gerçekleştireceğiz hem de kanalın iki yakasında 500 bin nüfusunu aşmayacak, yatay şehirleşme örneği gösterecek, örnek bir şehircilik modelini uygulayacağız” ifadelerini kullandı. Kurum’un bu açıklamalarına karşı İmamoğlu, Kanal İstanbul’un felaket, ihanet ve cinayet projesi olduğuna dikkat çekerek, projenin derhal iptal edilmesi çağrısında bulunmuştu. Karşılıklı söz düellosu bir süre böyle devam etti. İmamoğlu’nun projenin "İstanbul'un su kaynaklarını yok edeceğini" belirtmesi üzerine, Kurum, Mart 2021’de "İstanbul'un su kaybı yaşayacağı iddiası kesinlikle bilimsel değildir, tamamıyla gerçek dışıdır” ifadelerini kullanmıştı. Kurum, Kasım 2021’de Kanal İstanbul projesine gelen eleştirilere, "Kanal İstanbul'u kime sordunuz diyenlere cevabımız şu; milletimize sorduk. Yüzyılın en büyük, Cumhuriyet tarihinin en muazzam projesi Kanal İstanbul'u defalarca anlattım. Kanal İstanbul, Cumhurbaşkanımızın milletinin onayına sunduğu, milletin de onay verdiği büyük bir projedir. Yüzde 52'si yeşil alanlardan oluşan Türkiye'nin en çevreci şehircilik projesidir. Yapacağımız rezerv konutlarla İstanbul'u depreme hazırlayan büyük bir dönüşüm projesidir” yanıtını vermişti. Proje son olarak, TMMOB’nin açtığı yürütmeyi durdurma davasına karşı Danıştay’ın yeniden bilirkişi atama kararıyla gündemde. AKP’nin kurduğu rant, talan, israf düzeni artık bu çılgınlığı kendinden menkul projeyi vaatler arasında ağıza alamayacak hâle getirmiş.</p>
<blockquote><strong>Kanal güzergahındaki araziler 8-10 kere el değiştirdi, fiyatlar astronomik yerlere fırladı, Arap sermayesi arsa kapatma yarışına girdi, hepsi birer lojistik faciası yaratacak köprüler ballandırılarak anlatıldı, göstermelik temel atma törenleri düzenlendi.</strong></blockquote>
<p>Kanal güzergahındaki araziler 8-10 kere el değiştirdi, fiyatlar astronomik yerlere fırladı, Arap sermayesi arsa kapatma yarışına girdi, hepsi birer lojistik faciası yaratacak köprüler ballandırılarak anlatıldı, göstermelik temel atma törenleri düzenlendi. Bölgeyi Araplara rant dağıtım aracına dönüştürmek dışında çivi çakılmamış bir inatlaşma oyun alanına döndürdüler, burada yaşayanlar açısından pek çok mağduriyet yarattılar. <strong>Kanal İstanbul projesinin toplam maliyeti resmi olarak 15 milyar dolar olarak açıklandı. O dönemde bunun karşılığı 75 milyar TL idi. Bugün itibariyle dolar kurunu 30 TL olarak alırsanız maliyet kabaca 450 milyar TL’ye geldiğini görebiliriz.</strong> Sonuç, bu projeye bugüne kadar ne ciddi bir yatırımcı çıktı ne de yerli ya da yabancı kaynak bulunabildi. Tek amaç, İBB kaynaklarının bu projeye aktarılabilmesinin yolunu bulabilmek. Bunun için bu kez projeden bahsetmeyerek bunu yapmaya çalışacaklar gibi görünüyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Maden oligarşisi: İliç’ten sonra Artvin’e SSR Mining zehiri</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/maden-oligarsisi-ilicten-sonra-artvine-ssr-mining-zehiri</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/maden-oligarsisi-ilicten-sonra-artvine-ssr-mining-zehiri</guid>
<description><![CDATA[ Maden oligarşisi: İliç’ten sonra Artvin’e SSR Mining zehiri ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/02/pelin_cengiz_img-1.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Maden, oligarşisi:, İliç’ten, sonra, Artvin’e, SSR, Mining, zehiri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yeş</strong><strong>il Artvin Derne</strong><strong>ği Başkanı </strong><strong>Nur Ne</strong><strong>şe Karahan, </strong><strong>“</strong><strong>Artvin</strong><strong>’</strong><strong>de Cerattepe</strong><strong>’</strong><strong>de Cengiz Holding</strong><strong>’</strong><strong>i ve Hod Köyü’nde SSR Mining</strong><strong>’</strong><strong>i frenlemeye çalışıyoruz. Yerel seçimlerde buraları kazanırlarsa artık fren tutmaz” diyor. </strong> Erzincan’ın İliç ilçesindeki Anagold Madencilik tarafından işletilen Çöpler Altın Madeni’nde liç yığın alanının kayması sonucu toprak altında kalan dokuz işçinin bulunmasına ilişkin bir arpa boyu yol alınamazken, bölgedeki çevresel riskler de bertaraf edilebilmiş değil. Yaşanan facianın ardından şirketin çevre izinleri ve üretim lisansı iptal edilirken, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki’nin çeşitli açılışlara katılmayı tercih ederek maden bölgesine dokuz gün sonra teşrif etmesi de meseleye yaklaşımı gösteriyor. Facia tüm boyutlarıyla gözümüzün önünde dururken, madenci şirketin ortaklık yapısına ve Türkiye’de diğer projesine de mercek tutmakta fayda var. Zira, bu ortalık yapısı ve diğer projeler gelecekte bizleri nelerin beklediğinin habercisi. Kamuoyunda bu aralar sıkça yer aldı ancak yine de şirketlerin ortaklık yapısını hatırlayalım.</p>
<ul>
<li>Anagold Madencilik, 2000 yılında kuruldu. Anagold Madencilik, faaliyetlerine yüzde 80 ortağı olan ABD-Kanada ortaklığındaki SSR Mining ve Çalık Holding şirketlerinden biri olan Lidya Madencilik ortaklığında devam ediyor.</li>
<li>Lidya Madencilik, Çalık Holding’in Kanadalı Alacer Gold ile 2009 yılında işbirliğini gerçekleştirmesinden sonra 2010 yılında faaliyetlerine başlayan bir şirket olarak biliniyor.</li>
<li>Kanada-Vancouver merkezli SSR Mining’in (<a href="https://www.ssrmining.com/operations/">https://www.ssrmining.com/operations/</a>) 2020 yılında satın aldığı ABD-Denver merkezli Alacer Gold üzerinden Çalık Holding ile birlikte ortak dört projesi daha bulunuyor.</li>
<li>SSR Mining, Türkiye’deki altın arama ve üretim faaliyetlerini Alacer Gold üzerinden yürütürken, Çalık Grubu’na bağlı olan Lidya Madencilik Türkiye’deki diğer operasyonlarını (<a href="https://www.lidyamadencilik.com/portfoy">https://www.lidyamadencilik.com/portfoy</a>) Anagold Madencilik, Artmin Madencilik, Polimetal, Bakırtepe, Tunçpınar şirketleriyle gerçekleştiriyor.</li>
</ul>
<p>30 yılı aşkın süredir Artvin’de Cerattepe’de önce Kanadalı İnmet Mining’e daha sonra Cengiz Holding’e karşı direnenler bir yandan da SSR Mining’in altın madenciliğine karşı mücadele veriyor. Kanada-ABD ortaklığındaki SSR Mining, Çalık Holding bünyesindeki Artmin Madencilik üzerinden Artvin'deki altın-bakır cevherleşme projesi Hod Maden'in de sahibi.</p>
<blockquote><strong>Ş</strong><strong>u anda </strong><strong>ş</strong><strong>irket, k</strong><strong>öy okuluna yerleşmiş durumda, yolları ve trafo merkezlerini inşa ediyor. Yukarı Maden ve Aşağı Maden köyleri tehdit altında. İlk ruhsatı 2015</strong><strong>’</strong><strong>te 1,93 hektar için “ÇED Gerekli Değildir” kararıyla aldılar. Daha sonra toplam proje alanı 8 bin 600 hektara çıkarıldı.</strong></blockquote>
<p>SSR Mining’in (<a href="https://www.ssrmining.com/operations/development/hod-maden/">https://www.ssrmining.com/operations/development/hod-maden/</a>) sitesinde yer alan bilgilere göre, 8 Mayıs 2023’te Hod Maden Projesi'nin yüzde 40'a kadar hissesi ve operasyonel kontrolü Lidya Madencilik’ten SSR Mining tarafından satın alındı. Böylece, Artvin’deki projenin kontrolü ve çoğunluk hissesi SSR Mining’e geçmiş oldu. Lidya Madencilik’in (<a href="https://www.lidyamadencilik.com/projeler/hod-maden">https://www.lidyamadencilik.com/projeler/hod-maden</a>) sitesinde yer alan bilgilere göre, 2018 yılında yayınlanan Ön Fizibilite Raporu yeraltı madencilik yöntemiyle 11 yıl maden ömür boyunca yüksek tenörlü altın içeren bakır konsantresi üretileceğini öngörüyor. SSR Mining’in Hod Maden Projesi’yle ilgili, “yüksek getirili, kısa vadeli ve risksiz büyüme projesi” ifadelerinin yer alması epeyce manidar. Dünyanın maden oligarşilerinin Türkiye’nin doğasına, yaşam alanlarına, emekçilerine bakış açısını gayet net şekilde özetliyor. Artvin’de uzun yıllardır insanüstü bir çabayla Cerattepe’de altın madenciliğinin yanı sıra diğer talan ve rant projelerine karşı mücadele veren Yeşil Artvin Derneği Başkanı Nur Neşe Karahan’a, Hod Maden ile ilgili son durumu sordum. Karahan, “Artvin’de Cerattepe’de Cengiz Holding’i ve Hod Köyü’nde SSR Mining’i frenlemeye çalışıyoruz. Yerel seçimlerde buraları kazanırlarsa artık fren tutmaz” diyor. Peki, Artvin’de şu sıralarda neler oluyor, Karahan’ın anlatımlarından aktaralım: “Cerattepe’de şu anda tünel sistemiyle bakırı çıkarıyorlar. Altın yüzeyde olduğu için açık kazıya geçmek istiyorlar, bunun için turizm alanını daralttılar. Şehirle bağlantılı şekilde özellikle üst mahallelerde patlatmalar sebebiyle yüzeyde hareketlenmeler var, heyelan riski taşıyor. Turizm alanının daraltmasına ilişkin dava açtık, Danıştay yürütmeyi durdurma verdi, süreç bir üst mahkemede devam ediyor.</p>
<blockquote><strong>Türkiye'nin emeği de doğası </strong><strong>da emperyalist </strong><strong>şirketler ve yerli işbirlikçileri eliyle yıllarca yağmalandı, daha da yağmalanmak isteniyor. </strong><strong>Ü</strong><strong>lke topraklarının yerli ve yabancı sermayeli maden şirketleri arasında paylaştırılması, emperyalist sermaye güçlerinin taleplerine göre yasal düzenlemeler, ayrıcalıklar ve teşvikler sunulması ciddi bir kaynak transferi ve mü</strong><strong>lks</strong><strong>üzleştirme stratejisinin temelinde yer alıyor.</strong></blockquote>
<p>Hod’da ise durum şöyle: Burada ortadan bir nehir geçiyor, yanında Deriner Barajı var. Burada siyanürlü madencilik yapıldığında Deriner Barajı, Artvin, Borça, Karadeniz derken kirlilik uluslararası sulara taşınacak. Burası ekoloji açıdan çok zengin bir vadi ancak, şu ana kadar sıyırdıkları toprağı bu vadiye doldurdular. Şu anda şirket, köy okuluna yerleşmiş durumda, yolları ve trafo merkezlerini inşa ediyor. Yukarı Maden ve Aşağı Maden köyleri tehdit altında. İlk ruhsatı 2015’te 1,93 hektar için “ÇED Gerekli Değildir” kararıyla aldılar. Daha sonra toplam proje alanı 8 bin 600 hektara çıkarıldı. 700 küsür araziyi kamulaştırmaya çalışıyorlar, bir kısmı sahipleri tarafından verildi, diğerlerinin davaları sürüyor.” Türkiye'nin emeği de doğası da emperyalist şirketler ve yerli işbirlikçileri eliyle yıllarca yağmalandı, daha da yağmalanmak isteniyor.</p>
<blockquote><strong>Ü</strong><strong>lke topraklarının yerli ve yabancı sermayeli maden şirketleri arasında paylaştırılması, emperyalist sermaye güçlerinin taleplerine göre yasal düzenlemeler, ayrıcalıklar ve teşvikler sunulması ciddi bir kaynak transferi ve mü</strong><strong>lks</strong><strong>üzleştirme stratejisinin temelinde yer alıyor.</strong></blockquote>
<p>Buna ideolojiler üzeri bir yerden dayanışma ve birlik içinde “dur” demek zorundayız. Erzincan’da çok içimiz yandı, Artvin’de aynı acıların yaşanmaması için zararın neresinden dönülürse tüm ülke için kârdır.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hatay&amp;apos;ın talihsizliği</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/hatayin-talihsizligi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/hatayin-talihsizligi</guid>
<description><![CDATA[ Hatay&#039;da Altyapı Eksiklikleri, İnsan Hakları İhlalleri ve Çevresel Tahribat: Depremin Yıldönümünde Yaşanan Sorunlar ve Genel Değerlendirme ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/02/pelin_cengiz_img-2.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Hatayın, talihsizliği</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hatay'ın Altyapı Eksiklikleri, İnsan Hakları İhlalleri ve Çevresel Tahribat: Durumun Genel Değerlendirmesi</strong></p>
<p>Hatay, son dönemde büyük bir krizle karşı karşıya kalmış durumda. Altyapı eksiklikleri, insan hakları ihlalleri ve çevresel tahribat, kentin yaşadığı bu krizin temel bileşenleridir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 6 Şubat depreminin yıldönümünde Hatay hakkında yaptığı açıklamalar, mevcut durumun ciddiyetini gözler önüne serdi. Erdoğan'ın "Hatay'a geldi mi? Şu anda Hatay garip kaldı, mahzun kaldı" şeklindeki sözleri, bölgenin yaşadığı sıkıntıları vurgulamaktadır. Bu açıklamaların ardından, Ekoloji Birliği ve İklim Adaleti Koalisyonu tarafından hazırlanan rapor, devletin bir yıl boyunca Hatay'da yeterli adımları atmadığını ve gerekli destekleri sağlamadığını ortaya koymuştur.</p>
<p>Rapor, Hatay'daki temel insan haklarının ihlali ve yaşam koşullarının kötüleşmesi konusundaki endişeleri detaylandırmaktadır. Kentteki ekolojik sorunlar, mülkiyet haklarının ihlali ve toksik maddelerin varlığı gibi konular raporda öne çıkmaktadır. Tarım alanlarına yapılan toplu konut projeleri ve zeytinliklerin üzerine dökülen enkazlar, kentin ekolojik dengesini bozmuş ve doğal kaynakların yok olmasına neden olmuştur.</p>
<blockquote><strong>"İnsanların mülkiyet hakları rezerv alanlarla ihlal edilmiş durumda. Asbest ve toksik maddelerle ilgili tehlikeler sürüyor. Zeytinliklere ve tarım alanlarına toplu konut projeleri yapılıyor. Zeytinliklerin üzerine enkazların döküldüğünü tespit ettik."</strong></blockquote>
<h3><strong>Antakya'nın Ekolojik Yıkımı ve Şantiye Dönüşümü</strong></h3>
<p>Antakya’daki ekolojik tahribat da dikkat çekicidir. Müfettişler, mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ve toksik maddelerin çevreyi tehdit ettiğini bildirmektedir. Tarım alanlarına yapılan projeler ve zeytinliklerin tahribatı, kentin doğal yapısını olumsuz etkilemiştir. Ayrıca, bölgedeki taş ocakları ve moloz döküm sahalarının sayısındaki artış, ekolojik dengeyi bozmuş ve doğal kaynakları tahrip etmiştir.</p>
<blockquote><strong>"Yıkıntı atıkları ve döküm sahaları sayısı Hatay genelinde 38'e çıktı. Uzunbağ, Narlıca ve Samandağ Deniz Stadyumu moloz depolama alanlarında döküm ve ayrıştırma sürüyor. Depremin hemen sonrasında olduğu gibi halen ayrıştırma sadece demir ve diğer ticari metaller için yapılıyor."</strong></blockquote>
<p>Bir yılı aşkın bir süredir çözüme kavuşturulamayan sorunlar arasında temiz suya erişim, hijyen problemleri ve kamulaştırma süreçleri yer almaktadır. Özellikle içme suyu sıkıntısı ve hijyen problemleri halkın yaşam kalitesini etkilemekte ve kamulaştırmaların adil olmayan bir şekilde yürütülmesi ciddi endişelere yol açmaktadır. Enkaz kaldırma ve moloz döküm faaliyetlerinin yönetmeliklere uygun yapılmaması, sağlık sorunlarına ve solunum yetmezliğine yol açmaktadır.</p>
<p>Genel olarak, Hatay’daki mevcut durum, hem ekolojik hem de sosyal açıdan büyük bir kriz yaşandığını göstermektedir. Bu kriz, bölgenin doğal ve insan kaynaklarının korunması açısından önemli bir sorumluluk yüklemektedir. Hatay’ın bu zorlu süreçten nasıl çıkacağı, alınacak önlemler ve yapılacak reformlarla doğrudan ilişkilidir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sıfır atık projesi hayata geçiyor | Depozito iade sistemi: Biriken paralar alışverişte kullanılabilecek</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/sifir-atik-projesi-hayata-geciyor-depozito-iade-sistemi-biriken-paralar-alisveriste-kullanilabilecek</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/sifir-atik-projesi-hayata-geciyor-depozito-iade-sistemi-biriken-paralar-alisveriste-kullanilabilecek</guid>
<description><![CDATA[ Yeni yılda Türkiye genelinde başlayacak geri dönüşüme para iadesinin testi Ankara Kızılcahamam&#039;da yapılıyor. Tek kullanımlık şişeler makinelere atılıyor. Karşılığında 25 kuruş alınıyor. Sıfır Atık Projesi kapsamında, hayata geçirilecek &quot;Depozito Yönetim Sistemi&quot;nin 1 Ocak 2025&#039;te başlaması planlanıyor. Bakanlık, ilk etapta 5 bin noktada iade sistemi kurmayı planlıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/692Do8NBEEifbMkcGGwPtw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Sıfır, atık, projesi, hayata, geçiyor, Depozito, iade, sistemi:, Biriken, paralar, alışverişte, kullanılabilecek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/692Do8NBEEifbMkcGGwPtw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Sıfır atık projesi hayata geçiyor | Depozito iade sistemi: Biriken paralar alışverişte kullanılabilecek"><p>Yeni yılda Türkiye genelinde başlayacak geri dönüşüme para iadesinin testi Ankara Kızılcahamam'da yapılıyor. Tek kullanımlık şişeler makinelere atılıyor. Karşılığında 25 kuruş alınıyor. Sıfır Atık Projesi kapsamında, hayata geçirilecek "Depozito Yönetim Sistemi"nin 1 Ocak 2025'te başlaması planlanıyor. Bakanlık, ilk etapta 5 bin noktada iade sistemi kurmayı planlıyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki: Marmara’da ekolojik felaket kapıda bekliyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/cevre-sehircilik-ve-iklim-degisikligi-bakani-mehmet-ozhaseki-marmarada-ekolojik-felaket-kapida-bekliyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/cevre-sehircilik-ve-iklim-degisikligi-bakani-mehmet-ozhaseki-marmarada-ekolojik-felaket-kapida-bekliyor</guid>
<description><![CDATA[ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Marmara Denizi Eylem Planı’nın doğru ve kararlı bir şekilde uygulanmaması durumunda müsilaj gibi ekolojik bir felaketin kapıda beklediğini söyleyerek, “Marmara her gün biraz daha kirlenip bozulmaya devam ediyor.” dedi.Marmara Deniz Eylem Planı Koordinasyon Kurulu 4. Toplantısı, Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde gerçekleşti.
Toplantıda konuşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Marmara Denizi’ndeki müsilaj tehlikesinin sürdüğünü söyledi.Kurulun, 2021 yılında Marmara Denizi’nde baş gösteren müsilaj sorununun çözüme kavuşturulması için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla kurulduğunu ve bugün 4’üncü toplantılarını gerçekleştireceklerini bildiren Özhaseki, Marmara’daki müsilaja yol açan nedenlerin belli olduğunu kaydetti.
Özhaseki, iklim değişikliği sebebiyle tüm atmosfer ve dünya yüzeyinde sıcaklığın arttığını belirterek, “Bu sıcaklık artışının tüm gezegenimizde yol açmış olduğu afetlere hepimiz vakıfız. İkinci olarak ileri biyolojik arıtma tesislerinde arıtılmayan atık sular ve tarımsal gübre kaynaklı olarak Marmara&#039;ya yoğun şekilde azot ve fosfor yayılımı olduğunu biliyoruz.” diye konuştu.Marmara Denizi’nin 24 milyonu aşkın bir nüfusa ev sahipliği yaptığını anlatan Özhaseki, şunları söyledi:
“Böyle büyük bir nüfusu barındıran Marmara Denizi havzasının korunması için bu büyük nüfusun atıklarını bilimsel şekilde de yönetmemiz icap ediyor. Marmara Denizimizi bilimsel gereklilikler çerçevesinde korumak ve baş gösteren müsilajı kontrol altına almak adına 6 Haziran 2021&#039;de 22 maddelik Marmara Denizi Eylem Planı hazırlanmıştı. Bunun ardından bakanlığımız koordinasyonunda valilikler ve belediyelerimizle birlikte yürütülen özverili çalışmalar neticesinde deniz yüzeyindeki müsilajı bir ay gibi bir süre içerisinde temizlemiştik.”
Özhaseski, müsilajın yeniden görülmemesi için denize atık su deşarj eden tesisleri kalabalık bir ekiple sıkı bir şekilde denetim altında tutmaya devam ettiklerini söyledi.Bugüne kadar yürüttükleri çalışmalara değinen Özhaseki, şöyle konuştu:
“2021 yılından bu yana yürüttüğümüz çalışmalara baktığımızda Marmara&#039;nın geleceğinin koruma altına alınması adına 21 bilim insanımızın katılımıyla bilim ve teknik kurulu oluşturuldu. Marmara Denizi&#039;nin çevresel durumunu iyileştirmek ve müsilajın tekrarını önlemek için 2021-24 Marmara Denizi Bütünleşik Stratejik Planı hazırlandı. Ayrı bir kararla Marmara Denizi&#039;ni özel çevre koruma bölgesi ilan ettik. Hocalarımızın hazırlamış olduğu 22 maddelik bir eylem planımız vardı. Bunun 14 tanesi kirlilik yükünün azaltılmasıyla ilgili. Kirlilik yükünü azaltmadan müsilaj ve bazı tehditlerden kurtulma şansımız ne yazık ki yok. Çünkü müsilaj nihayetinde bir sonuç. Eğer eylem planımız doğru ve kararlı bir şekilde uygulanmazsa, müsilaj gibi ekolojilk bir felaket kapıda bekliyor. Marmara her gün biraz daha kirlenip bozulmaya devam ediyor. Başta balık türleri olmak üzere ekocanlılık gittikçe azalıyor ve zayıflıyor.”Bakan Özhaseki, bu toplantıdaki amacın kurumların neler yaptığını görmek olduğunu vurgulayarak, bununla ilgili bir sunum yapılacağını kaydetti.
Özhaseki, “Amaç hiç kimseyi suçlamak değil, suçlu aramak değil. Öyle bir derdimiz yok. Çünkü bu ayrı bir konu. Burada doğru tespitler yapıp sonra yol haritamızı belirleyip eylem planını doğru bir şekilde en hızlı vaziyette uygulamak durumundayız. Bunun için bir aradayız. Amacımız Marmara Denizi&#039;ni eski güzel haline, yeniden el birliğiyle kavuşturabilmek. Neler yapabiliriz, kime ne görev düşüyor? Bizim işçilerimize düşen bir görev varsa her an bunu yapmaya da hazırız.” dedi.
Yapacakları toplantıların tertemiz bir Marmara Denizi&#039;ni ortaya çıkarmaya vesile olacağını dile getiren Özhaseki, “İstişare edeceğiz, konuşacağız, yardımlaşacağız ve el birliğiyle bu sorunu çözeceğiz.” ifadesini kullandı.
Toplantıda İstanbul Valisi Davut Gül, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Marmara Denizi&#039;ne kıyısı olan illerin valileri, belediye başkanları, Marmara Deniz Eylem Planı Koordinasyon Kurulu üyeleri, akademisyenler ve bakanlık bürokratları yer aldı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rEbc_CPJukCR_Ld0dzAsmA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Çevre, Şehircilik, İklim, Değişikliği, Bakanı, Mehmet, Özhaseki:, Marmara’da, ekolojik, felaket, kapıda, bekliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rEbc_CPJukCR_Ld0dzAsmA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki: Marmara’da ekolojik felaket kapıda bekliyor"><p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Marmara Denizi Eylem Planı’nın doğru ve kararlı bir şekilde uygulanmaması durumunda müsilaj gibi ekolojik bir felaketin kapıda beklediğini söyleyerek, “Marmara her gün biraz daha kirlenip bozulmaya devam ediyor.” dedi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lVKY8R1blkCNxFovnrsa1g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Marmara Deniz Eylem Planı Koordinasyon Kurulu 4. Toplantısı, Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde gerçekleşti.
Toplantıda konuşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Marmara Denizi’ndeki müsilaj tehlikesinin sürdüğünü söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fTSqkakctUurRurKXB1pew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kurulun, 2021 yılında Marmara Denizi’nde baş gösteren müsilaj sorununun çözüme kavuşturulması için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla kurulduğunu ve bugün 4’üncü toplantılarını gerçekleştireceklerini bildiren Özhaseki, Marmara’daki müsilaja yol açan nedenlerin belli olduğunu kaydetti.
Özhaseki, iklim değişikliği sebebiyle tüm atmosfer ve dünya yüzeyinde sıcaklığın arttığını belirterek, “Bu sıcaklık artışının tüm gezegenimizde yol açmış olduğu afetlere hepimiz vakıfız. İkinci olarak ileri biyolojik arıtma tesislerinde arıtılmayan atık sular ve tarımsal gübre kaynaklı olarak Marmara'ya yoğun şekilde azot ve fosfor yayılımı olduğunu biliyoruz.” diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6kEMcuCYFUWZ_N1CPlgFcg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Marmara Denizi’nin 24 milyonu aşkın bir nüfusa ev sahipliği yaptığını anlatan Özhaseki, şunları söyledi:
“Böyle büyük bir nüfusu barındıran Marmara Denizi havzasının korunması için bu büyük nüfusun atıklarını bilimsel şekilde de yönetmemiz icap ediyor. Marmara Denizimizi bilimsel gereklilikler çerçevesinde korumak ve baş gösteren müsilajı kontrol altına almak adına 6 Haziran 2021'de 22 maddelik Marmara Denizi Eylem Planı hazırlanmıştı. Bunun ardından bakanlığımız koordinasyonunda valilikler ve belediyelerimizle birlikte yürütülen özverili çalışmalar neticesinde deniz yüzeyindeki müsilajı bir ay gibi bir süre içerisinde temizlemiştik.”
Özhaseski, müsilajın yeniden görülmemesi için denize atık su deşarj eden tesisleri kalabalık bir ekiple sıkı bir şekilde denetim altında tutmaya devam ettiklerini söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OTEgWU1F6UCTs81vnqDodw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bugüne kadar yürüttükleri çalışmalara değinen Özhaseki, şöyle konuştu:
“2021 yılından bu yana yürüttüğümüz çalışmalara baktığımızda Marmara'nın geleceğinin koruma altına alınması adına 21 bilim insanımızın katılımıyla bilim ve teknik kurulu oluşturuldu. Marmara Denizi'nin çevresel durumunu iyileştirmek ve müsilajın tekrarını önlemek için 2021-24 Marmara Denizi Bütünleşik Stratejik Planı hazırlandı. Ayrı bir kararla Marmara Denizi'ni özel çevre koruma bölgesi ilan ettik. Hocalarımızın hazırlamış olduğu 22 maddelik bir eylem planımız vardı. Bunun 14 tanesi kirlilik yükünün azaltılmasıyla ilgili. Kirlilik yükünü azaltmadan müsilaj ve bazı tehditlerden kurtulma şansımız ne yazık ki yok. Çünkü müsilaj nihayetinde bir sonuç. Eğer eylem planımız doğru ve kararlı bir şekilde uygulanmazsa, müsilaj gibi ekolojilk bir felaket kapıda bekliyor. Marmara her gün biraz daha kirlenip bozulmaya devam ediyor. Başta balık türleri olmak üzere ekocanlılık gittikçe azalıyor ve zayıflıyor.”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Vt72Zl9wFEa9bqNIYpn2ZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bakan Özhaseki, bu toplantıdaki amacın kurumların neler yaptığını görmek olduğunu vurgulayarak, bununla ilgili bir sunum yapılacağını kaydetti.
Özhaseki, “Amaç hiç kimseyi suçlamak değil, suçlu aramak değil. Öyle bir derdimiz yok. Çünkü bu ayrı bir konu. Burada doğru tespitler yapıp sonra yol haritamızı belirleyip eylem planını doğru bir şekilde en hızlı vaziyette uygulamak durumundayız. Bunun için bir aradayız. Amacımız Marmara Denizi'ni eski güzel haline, yeniden el birliğiyle kavuşturabilmek. Neler yapabiliriz, kime ne görev düşüyor? Bizim işçilerimize düşen bir görev varsa her an bunu yapmaya da hazırız.” dedi.
Yapacakları toplantıların tertemiz bir Marmara Denizi'ni ortaya çıkarmaya vesile olacağını dile getiren Özhaseki, “İstişare edeceğiz, konuşacağız, yardımlaşacağız ve el birliğiyle bu sorunu çözeceğiz.” ifadesini kullandı.
Toplantıda İstanbul Valisi Davut Gül, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Marmara Denizi'ne kıyısı olan illerin valileri, belediye başkanları, Marmara Deniz Eylem Planı Koordinasyon Kurulu üyeleri, akademisyenler ve bakanlık bürokratları yer aldı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye&amp;apos;nin dünyaca ünlü sahilinde üzen görüntüler! &amp;quot;Yüzerken köpük gibi ve şeffaf plastikler üzerimize geliyor&amp;quot;</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/turkiyenin-dunyaca-unlu-sahilinde-uzen-goeruntuler-yuzerken-koepuk-gibi-ve-seffaf-plastikler-uzerimize-geliyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/turkiyenin-dunyaca-unlu-sahilinde-uzen-goeruntuler-yuzerken-koepuk-gibi-ve-seffaf-plastikler-uzerimize-geliyor</guid>
<description><![CDATA[ Antalya&#039;nın Konyaaltı Sahili&#039;nin devamındaki Sarısu Plajı&#039;nda, son günlerde plastik kirliliği yaşanıyor. Denize girenler yüzdükleri sırada ağızlarına plastik parçacıklarının girdiğinden yakınıyor. Sahil boyu plastik atıklarla kirlenen Sarısu&#039;da, açıkta demirli gemilerden şüphe ediliyor.Antalya&#039;nın Konyaaltı ilçe sınırlarındaki Konyaaltı Sahili&#039;nin devamında, Antalya Limanı&#039;ndan sonraki alanda bulunan Sarısu Plajı&#039;nda son günlerde ciddi plastik kirliliği ortaya çıktı.Plajda dalgaların vurduğu alanlarda denizden geldiği belirtilen plastik atıklar, deniz yüzeyinde yüzenlerin ağzına geliyor.Naylon parçacıkları ve diğer plastik atıkların vücutlarına yapıştığını ve ağızlarına girdiğini belirten yerli ve yabancı tatilciler, deniz yüzeyinde bayramdan sonra ortaya çıkan plastik kirliliğinin nedeninin açıkta demirlemiş gemilerden kaynaklanmış olabileceğini söylüyor.Uzun yıllardır Sarısu&#039;da, her sabah denize girdiğini belirten yerleşik Rus Viktor Bikkenev, bayram öncesi çok temiz olan Sarısu&#039;daki denizde, bayramdan sonra özellikle son 1 haftadır ciddi plastik atığı görmeye başladıklarını söyledi.Buna yol açan şeyin ne olduğunu bilmediğini, ancak açıkta demirlemiş gemilerden kaynaklanabileceğini anlatan Bikkenev, &quot;Yüzerken ağzımıza, yüzümüze plastik atıkların parçacıkları çarpıyor. O yüzden artık burada denize giremiyoruz. Bu durumdan herkes şikayetçi. Antalya&#039;ya yakışmıyor. Doğamızı temiz tutmalıyız, inşallah temizlenir&quot; dedi.Antalyalı Seyfettin Oral, &quot;Bugün geldim ve denizin içi gerçekten çok berbat. İçinde atıklar var, gemiden mi atıldı bilemiyorum. Sahiller yine aynı şekilde berbat. Girilecek gibi değil. Antalya&#039;yı, Konyaaltı Sarısu&#039;yu övüyorlar ama bazı problemler var&quot; diye konuştu.Feride Oral ise &quot;Yüzerken torunumla köpük gibi ve şeffaf plastikler insanların üstüne üstüne geliyor. Az önce çıktık denizden, çok var. Böyle pislik olunca gelmek istemiyoruz. Etrafta çok kirlilik var&quot; dedi.Bir yaz okulunun öğrencilerini her sabah Sarısu Sahili&#039;ne getiren Rus öğretmen Tatyana Malahova, sahilin son günlerde aşırı kirlendiğini, plastik atıkların çoğaldığını belirtti. Malahova, deniz yüzeyinde özellikle parçalar halindeki plastik atıklar yüzünden öğrencilerin yüzemediğini, artık başka plajlara gideceklerini söyledi. Öğrenciler de yüzerken karşılaştıkları, vücutlarına ve ağızlarına gelen plastik parça atıklarla ilgili şikayetlerini dile getirdi.Denizdeki kirliliğin yanı sıra, vatandaşların kumsala ve hemen yanındaki ormana bıraktığı çöpler de dikkat çekiyor.Sahil boyunca kumsalda her türlü atığı görmek mümkün. Ayrıca ağaçların yanlarında yakılmış mangallar ve atıkları da rahatsız edici boyutta gözleniyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DHGShRjvy0GwLSPxmu0eJQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Türkiyenin, dünyaca, ünlü, sahilinde, üzen, görüntüler, Yüzerken, köpük, gibi, şeffaf, plastikler, üzerimize, geliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DHGShRjvy0GwLSPxmu0eJQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Türkiye'nin dünyaca ünlü sahilinde üzen görüntüler! " y k gibi ve plastikler geliyor><p>Antalya'nın Konyaaltı Sahili'nin devamındaki Sarısu Plajı'nda, son günlerde plastik kirliliği yaşanıyor. Denize girenler yüzdükleri sırada ağızlarına plastik parçacıklarının girdiğinden yakınıyor. Sahil boyu plastik atıklarla kirlenen Sarısu'da, açıkta demirli gemilerden şüphe ediliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rLVuO50gZ0-BGA6rq7KDpw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Antalya'nın Konyaaltı ilçe sınırlarındaki Konyaaltı Sahili'nin devamında, Antalya Limanı'ndan sonraki alanda bulunan Sarısu Plajı'nda son günlerde ciddi plastik kirliliği ortaya çıktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QjKbNe4DXkKEyGWxNjHLnQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Plajda dalgaların vurduğu alanlarda denizden geldiği belirtilen plastik atıklar, deniz yüzeyinde yüzenlerin ağzına geliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nMJkw7sJp0yPrRMbKheKPg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Naylon parçacıkları ve diğer plastik atıkların vücutlarına yapıştığını ve ağızlarına girdiğini belirten yerli ve yabancı tatilciler, deniz yüzeyinde bayramdan sonra ortaya çıkan plastik kirliliğinin nedeninin açıkta demirlemiş gemilerden kaynaklanmış olabileceğini söylüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/emIpEIznBEy9C68uH0mNhA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun yıllardır Sarısu'da, her sabah denize girdiğini belirten yerleşik Rus Viktor Bikkenev, bayram öncesi çok temiz olan Sarısu'daki denizde, bayramdan sonra özellikle son 1 haftadır ciddi plastik atığı görmeye başladıklarını söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/B01Ce27wHE-LNQokQSpgQg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Buna yol açan şeyin ne olduğunu bilmediğini, ancak açıkta demirlemiş gemilerden kaynaklanabileceğini anlatan Bikkenev, "Yüzerken ağzımıza, yüzümüze plastik atıkların parçacıkları çarpıyor. O yüzden artık burada denize giremiyoruz. Bu durumdan herkes şikayetçi. Antalya'ya yakışmıyor. Doğamızı temiz tutmalıyız, inşallah temizlenir" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pgTSeR631UeP4m7deBhWzw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Antalyalı Seyfettin Oral, "Bugün geldim ve denizin içi gerçekten çok berbat. İçinde atıklar var, gemiden mi atıldı bilemiyorum. Sahiller yine aynı şekilde berbat. Girilecek gibi değil. Antalya'yı, Konyaaltı Sarısu'yu övüyorlar ama bazı problemler var" diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tiAwZDWiaUmLB8ENVI0tqA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Feride Oral ise "Yüzerken torunumla köpük gibi ve şeffaf plastikler insanların üstüne üstüne geliyor. Az önce çıktık denizden, çok var. Böyle pislik olunca gelmek istemiyoruz. Etrafta çok kirlilik var" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0MCyjBZNw0eRPp0VGABxeA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir yaz okulunun öğrencilerini her sabah Sarısu Sahili'ne getiren Rus öğretmen Tatyana Malahova, sahilin son günlerde aşırı kirlendiğini, plastik atıkların çoğaldığını belirtti. Malahova, deniz yüzeyinde özellikle parçalar halindeki plastik atıklar yüzünden öğrencilerin yüzemediğini, artık başka plajlara gideceklerini söyledi. Öğrenciler de yüzerken karşılaştıkları, vücutlarına ve ağızlarına gelen plastik parça atıklarla ilgili şikayetlerini dile getirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qqdLo5cNyE6KqPW0gyVwBw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Denizdeki kirliliğin yanı sıra, vatandaşların kumsala ve hemen yanındaki ormana bıraktığı çöpler de dikkat çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Z-1Ds2-mP0Ow4siTJ8WUAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sahil boyunca kumsalda her türlü atığı görmek mümkün. Ayrıca ağaçların yanlarında yakılmış mangallar ve atıkları da rahatsız edici boyutta gözleniyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Fransa&amp;apos;da tarım protestolarına polisten göz yaşartıcı gazla müdahale</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/fransada-tarim-protestolarina-polisten-goez-yasartici-gazla-mudahale</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/fransada-tarim-protestolarina-polisten-goez-yasartici-gazla-mudahale</guid>
<description><![CDATA[ Tarımsal kullanım için su rezervuarları inşa edilmesine karşı çıkan ve Fransa&#039;nın batısında toplanan iklim aktivistleri, polis müdahalesine maruz kaldı. Protestolar, yasaklanmasına rağmen ikinci gününde de devam etti.Fransız çevreciler, tarımsal sanayi uygulamalarına yönelik protestoların ikinci gününde polis müdahalesi ile karşılaştı.
Polis, ülkenin batısında toplanan ve tarımsal kullanım için su rezervuarları inşa edilmesine karşı çıkan iklim aktivistlerine karşı göz yaşartıcı gaz kullandı.Fransız AFP haber ajansının bildirdiğine göre bugün La Rochelle&#039;deki bir limanda yürüyüşe geçen protestocular yoğun çevik kuvvet polisiyle karşılaştı.Havza karşıtı binlerce kişi dün protesto için toplanmış, ancak yetkililer gösterileri yasaklamış ve projenin planlandığı Saint-Sauvant bölgesinde polis güçlerini konuşlandırmıştı.Batıdaki Deux-Sevres departmanında yer alan ve Fransız devleti tarafından büyük ölçüde finanse edilen havzalar, giderek kuraklaşan yaz aylarında ekinleri sulamak amacıyla kışın su depolamak üzere tasarlandı.Rezervuarların yeraltı suyunun yüzeye pompalanmasıyla doldurulması amaçlanıyor ancak muhalifler, kış döneminde yeterli kar ve yağmur yağışı olmaması halinde bu rezervuarların işe yaramayacağını söylüyor.Ayrıca yeraltı suyunun açıkta depolanmasının buharlaşmaya, yosun ve bakteriler tarafından potansiyel kirlenmeye maruz bıraktığı belirtiliyor.Mart 2023&#039;te benzer bir projeye karşı düzenlenen protestolarda, aynı bölgedeki Sainte-Soline şantiyesine ulaşmaya çalışan protestocular polis tarafından püskürtülürken, birkaçı ağır olmak üzere çok sayıda kişi yaralanmıştı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fc4ToE2bOEKChZ7noCm0Gg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Fransada, tarım, protestolarına, polisten, göz, yaşartıcı, gazla, müdahale</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fc4ToE2bOEKChZ7noCm0Gg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Fransa'da tarım protestolarına polisten göz yaşartıcı gazla müdahale"><p>Tarımsal kullanım için su rezervuarları inşa edilmesine karşı çıkan ve Fransa'nın batısında toplanan iklim aktivistleri, polis müdahalesine maruz kaldı. Protestolar, yasaklanmasına rağmen ikinci gününde de devam etti.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HlSXc7Rk2ki-RP8OhyWTlw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fransız çevreciler, tarımsal sanayi uygulamalarına yönelik protestoların ikinci gününde polis müdahalesi ile karşılaştı.
Polis, ülkenin batısında toplanan ve tarımsal kullanım için su rezervuarları inşa edilmesine karşı çıkan iklim aktivistlerine karşı göz yaşartıcı gaz kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UfcbtHfpxkGfCOF2pPb5qQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fransız AFP haber ajansının bildirdiğine göre bugün La Rochelle'deki bir limanda yürüyüşe geçen protestocular yoğun çevik kuvvet polisiyle karşılaştı.Havza karşıtı binlerce kişi dün protesto için toplanmış, ancak yetkililer gösterileri yasaklamış ve projenin planlandığı Saint-Sauvant bölgesinde polis güçlerini konuşlandırmıştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/t_K5ONkG_EWDYnkynC0aDg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Batıdaki Deux-Sevres departmanında yer alan ve Fransız devleti tarafından büyük ölçüde finanse edilen havzalar, giderek kuraklaşan yaz aylarında ekinleri sulamak amacıyla kışın su depolamak üzere tasarlandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1MqFXDH3Lk6UxjYgNlPphA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Rezervuarların yeraltı suyunun yüzeye pompalanmasıyla doldurulması amaçlanıyor ancak muhalifler, kış döneminde yeterli kar ve yağmur yağışı olmaması halinde bu rezervuarların işe yaramayacağını söylüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XWhUEcZqbEeONz7T-fctwQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ayrıca yeraltı suyunun açıkta depolanmasının buharlaşmaya, yosun ve bakteriler tarafından potansiyel kirlenmeye maruz bıraktığı belirtiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FcZVgdVEKESRG25a2LyHTA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mart 2023'te benzer bir projeye karşı düzenlenen protestolarda, aynı bölgedeki Sainte-Soline şantiyesine ulaşmaya çalışan protestocular polis tarafından püskürtülürken, birkaçı ağır olmak üzere çok sayıda kişi yaralanmıştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3z6oHXSPNUmz7Fy1qXhBUg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kopenhag&amp;apos;da çöp toplayan turistlere ödül verilecek</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/kopenhagda-coep-toplayan-turistlere-oedul-verilecek</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/kopenhagda-coep-toplayan-turistlere-oedul-verilecek</guid>
<description><![CDATA[ Danimarka&#039;nın başkenti Kopenhag&#039;da, turizmin neden olduğu çevre kirliliğiyle mücadele için çöp toplayan turistlere ödül verilecek.Kopenhag Turizm Ofisi&#039;nden yapılan açıklamada turistlere, çevre dostu aktivitelere katılmaları halinde, ücretsiz yemek ve aktivite ödülleri verileceği belirtildi.Bu aktiviteler arasında toplu ulaşım ya da bisiklet kullanma gibi etkinlikler yer alacak.Karşılığında turistler yemek, kahve veya kano kiralamak için hediye kuponu talep edebilecek.Uygulama 15 Temmuz&#039;da başlayacak.Proje 11 Ağustos&#039;a kadar sürecek. İlk uygulama başarılı olursa yılın geri kalanında da devam edecek. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G0YjNcyj-kC75MGQOMkU9w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Kopenhagda, çöp, toplayan, turistlere, ödül, verilecek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G0YjNcyj-kC75MGQOMkU9w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Kopenhag'da çöp toplayan turistlere ödül verilecek"><p>Danimarka'nın başkenti Kopenhag'da, turizmin neden olduğu çevre kirliliğiyle mücadele için çöp toplayan turistlere ödül verilecek.</p><p>Kopenhag Turizm Ofisi'nden yapılan açıklamada turistlere, çevre dostu aktivitelere katılmaları halinde, ücretsiz yemek ve aktivite ödülleri verileceği belirtildi.</p><p>Bu aktiviteler arasında toplu ulaşım ya da bisiklet kullanma gibi etkinlikler yer alacak.</p><p>Karşılığında turistler yemek, kahve veya kano kiralamak için hediye kuponu talep edebilecek.</p><p>Uygulama 15 Temmuz'da başlayacak.</p><p>Proje 11 Ağustos'a kadar sürecek. İlk uygulama başarılı olursa yılın geri kalanında da devam edecek. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Deniz kabuklarında fiberglas tehlikesi!</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/deniz-kabuklarinda-fiberglas-tehlikesi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/deniz-kabuklarinda-fiberglas-tehlikesi</guid>
<description><![CDATA[ Denizlerde plastik kirliliği endişesi her geçen gün artarken İngiliz bilim insanlarından cam elyafı uyarısı geldi. Eski teknelerden denizlere yayılan cam elyafı parçacıklarının midye ve istiridye gibi kabuklularda biriktiği tespit edildi.İngiltere&#039;de yapılan son testlerde, deniz kabuklularında çok miktarda fiberglas yani cam elyafı tespit edildi.   İngiltere&#039;nin güney sahillerinden toplanan İstiridye ve midyeleri güçlü mikroskoplarla inceleyen bilim insanları çok miktarda cam elyafı parçacığına rastladıklarını söylüyor.1 KİLOGRAMDA 11 BİNDEN FAZLA   1 kilogram deniz kabuklusunun içinde 11 binden fazla mikroskopik cam parçacığı tespit edildi.  Uzmanlar plastik gibi cam elyafı parçacıkların da enflamasyona yol açabileceği konusunda uyarıyor. Bunun insan sağlığına etkilerini henüz bilemdiklerini belirten uzmanlar &quot;Şimdi asıl soru bunun hangi düzeyde sorun teşkil ettiği&quot; sorusuna yanıt arıyor. 1960 YILINDAN BU YANA   Güçlü, hafif ve ucuz olması sebebiyle 1960&#039;lardan beri tekne yapımında fiberglas tercih ediliyor. Ancak kullanılmayan ve terk edilen tekneler, çevre kirliliğine yol açıyor.  Bu cam liflerinden üretilmiş fiberglas, birçok katmanı özel bir reçine ile birleştirildiğinde tekne üretimi için ideal malzemeyi oluşturuyor. Ancak eski tekneler terk edildiğinde ya da tamir edildiğinde küçük parçaları suya karışıp ufalanıyor.   Suyu filtre eden kabuklu deniz canlılarının plastiğin yanı sıra cam elyafı parçacıklarını da biriktirdiğine dikkat çekiliyor.  Midye ve istiridye yemekte henüz bir sakınca olmadığını söyleyen bilim insanları bu konuda daha fazla araştırma gerektiğine vurgu yapıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uWvx6hKr8EKKcCdgVzrHgA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Deniz, kabuklarında, fiberglas, tehlikesi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uWvx6hKr8EKKcCdgVzrHgA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Deniz kabuklarında fiberglas tehlikesi!"><p>Denizlerde plastik kirliliği endişesi her geçen gün artarken İngiliz bilim insanlarından cam elyafı uyarısı geldi. Eski teknelerden denizlere yayılan cam elyafı parçacıklarının midye ve istiridye gibi kabuklularda biriktiği tespit edildi.</p><p>İngiltere'de yapılan son testlerde, deniz kabuklularında çok miktarda fiberglas yani cam elyafı tespit edildi.   İngiltere'nin güney sahillerinden toplanan İstiridye ve midyeleri güçlü mikroskoplarla inceleyen bilim insanları çok miktarda cam elyafı parçacığına rastladıklarını söylüyor.</p><p><strong>1 KİLOGRAMDA 11 BİNDEN FAZLA</strong>   1 kilogram deniz kabuklusunun içinde 11 binden fazla mikroskopik cam parçacığı tespit edildi.  Uzmanlar plastik gibi cam elyafı parçacıkların da enflamasyona yol açabileceği konusunda uyarıyor. Bunun insan sağlığına etkilerini henüz bilemdiklerini belirten uzmanlar "Şimdi asıl soru bunun hangi düzeyde sorun teşkil ettiği" sorusuna yanıt arıyor.</p><p><strong> 1960 YILINDAN BU YANA </strong>  Güçlü, hafif ve ucuz olması sebebiyle 1960'lardan beri tekne yapımında fiberglas tercih ediliyor. Ancak kullanılmayan ve terk edilen tekneler, çevre kirliliğine yol açıyor.  Bu cam liflerinden üretilmiş fiberglas, birçok katmanı özel bir reçine ile birleştirildiğinde tekne üretimi için ideal malzemeyi oluşturuyor. Ancak eski tekneler terk edildiğinde ya da tamir edildiğinde küçük parçaları suya karışıp ufalanıyor.   Suyu filtre eden kabuklu deniz canlılarının plastiğin yanı sıra cam elyafı parçacıklarını da biriktirdiğine dikkat çekiliyor.  Midye ve istiridye yemekte henüz bir sakınca olmadığını söyleyen bilim insanları bu konuda daha fazla araştırma gerektiğine vurgu yapıyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dünya için büyük tehlike! Sular oksijen kaybediyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/dunya-icin-buyuk-tehlike-sular-oksijen-kaybediyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/dunya-icin-buyuk-tehlike-sular-oksijen-kaybediyor</guid>
<description><![CDATA[ Dünya genelindeki su kütlelerindeki çözünmüş oksijen miktarı hızla azalıyor ve bilim insanları bunun Dünya&#039;nın yaşam destek sistemi için en büyük risklerden biri olduğunu  belirtiyor.Dünyanın su ekosis­temlerinde her geçen yıl oksijen kaybı yaşanıyor. Bu durum Dünya&#039;nın ekolojik dengesi için ciddi bir tehdit oluşturuyor.Bilim insanları, sucul ekosistemlerdeki bu oksijen azalmasının, tatlı su göllerinden okyanuslara kadar geniş bir yelpazede yaşayan canlıların hayatını tehlikeye attığını belirtiyor.Kevin Rose liderliğindeki Rensselaer Polytechnic Enstitüsü&#039;ndeki bir ekip, bu durumu Dünya&#039;nın gezegensel sınırları içine dahil etmek gerektiğini savunuyor.
Gezegensel sınırlar, Dünya&#039;nın yaşam destek sistemi için kritik olan belirli çevresel sınırları tanımlar; şimdiye kadar iklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik kaybı gibi süreçler bu kategoride değerlendirilmişti.Oksijensizleşme, ekosistemler üzerindeki diğer bu tür süreçlere benzer şekilde ciddi etkilere neden olabilir.
Su kütlelerindeki çözünmüş oksijen eksikliği, sıcak suların daha az oksijen tutabilmesi, sera gazı emisyonlarının artması ve su sıcaklıklarının yükselmesi gibi faktörlerle ilişkilendiriliyor.Bu durum, özellikle tarımsal ve endüstriyel atıkların suya karışmasıyla tetiklenen alg patlamaları ve bakteri çoğalmasının artmasına neden olabilir. Bu patlamalar, mevcut oksijeni hızla tüketebilir ve sucul yaşamı ciddi şekilde tehdit edebilir.Araştırmacılar, oksijensizleşmenin önlenmesi veya azaltılması için sera gazı emisyonlarının azaltılması, besin akışının kontrol altına alınması gibi önlemlerin alınması gerektiğini vurguluyor. Bunun yanı sıra, sucul ekosistemlerdeki bu tehlikenin küresel ölçekte bir anlayış ve eylem gerektirdiği ifade ediliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YAG3h8GYcU6Pemgl0kjdcg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Dünya, için, büyük, tehlike, Sular, oksijen, kaybediyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YAG3h8GYcU6Pemgl0kjdcg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Dünya için büyük tehlike! Sular oksijen kaybediyor"><p>Dünya genelindeki su kütlelerindeki çözünmüş oksijen miktarı hızla azalıyor ve bilim insanları bunun Dünya'nın yaşam destek sistemi için en büyük risklerden biri olduğunu  belirtiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/McWk1UICX0m4Dh62aVa_jg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünyanın su ekosis­temlerinde her geçen yıl oksijen kaybı yaşanıyor. Bu durum Dünya'nın ekolojik dengesi için ciddi bir tehdit oluşturuyor.Bilim insanları, sucul ekosistemlerdeki bu oksijen azalmasının, tatlı su göllerinden okyanuslara kadar geniş bir yelpazede yaşayan canlıların hayatını tehlikeye attığını belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/e4tHOviz_UuebSBIo8yvZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kevin Rose liderliğindeki Rensselaer Polytechnic Enstitüsü'ndeki bir ekip, bu durumu Dünya'nın gezegensel sınırları içine dahil etmek gerektiğini savunuyor.
Gezegensel sınırlar, Dünya'nın yaşam destek sistemi için kritik olan belirli çevresel sınırları tanımlar; şimdiye kadar iklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik kaybı gibi süreçler bu kategoride değerlendirilmişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/f6NmUio0skyo_g5qcORO7g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oksijensizleşme, ekosistemler üzerindeki diğer bu tür süreçlere benzer şekilde ciddi etkilere neden olabilir.
Su kütlelerindeki çözünmüş oksijen eksikliği, sıcak suların daha az oksijen tutabilmesi, sera gazı emisyonlarının artması ve su sıcaklıklarının yükselmesi gibi faktörlerle ilişkilendiriliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/i3ROoJ9FR0W_vSluoUgWDg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu durum, özellikle tarımsal ve endüstriyel atıkların suya karışmasıyla tetiklenen alg patlamaları ve bakteri çoğalmasının artmasına neden olabilir. Bu patlamalar, mevcut oksijeni hızla tüketebilir ve sucul yaşamı ciddi şekilde tehdit edebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J-Y4v8AB1UmvamIaH5copQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, oksijensizleşmenin önlenmesi veya azaltılması için sera gazı emisyonlarının azaltılması, besin akışının kontrol altına alınması gibi önlemlerin alınması gerektiğini vurguluyor. Bunun yanı sıra, sucul ekosistemlerdeki bu tehlikenin küresel ölçekte bir anlayış ve eylem gerektirdiği ifade ediliyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çinli bilim insanları mercanları korumak için vatoz robot geliştirdi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/cinli-bilim-insanlari-mercanlari-korumak-icin-vatoz-robot-gelistirdi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/cinli-bilim-insanlari-mercanlari-korumak-icin-vatoz-robot-gelistirdi</guid>
<description><![CDATA[ Çin&#039;de mercan kayalıklarının korunabilmesi için vatoz şeklinde bir robot geliştirildi. Çinli bilim insanları, deniz canlılarıyla kolay uyum sağladığı için robotun daha sağlıklı veriler toplabileceğine dikkat çekiyor.Çinli bilim insanları  mercan resiflerinin korunması için Vatoz şeklinde robot geliştirdi.Öne ve arkaya yüzebilen, dalabilen ve  keskin dönüşler yapan robot  parende de atabiliyor.   Çinli bilim insanları, deniz canlılarıyla kolay uyum sağladığı için robotun daha sağlıklı veriler toplabileceğine dikkat çekiyor  Dünyadaki mercan resifleri küresel ısınmanın tehdidi altında. Uzmanlar, mercan resiflerinin yok olmasıyla deniz canlıları çeşitliliğinin de azalacağına dikkat çekiyor.  Amerikan Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi, iklim değişikliği nedeniyle dünyadaki mercan resiflerinin dörtte birinin beyazlaştığı uyarısı yapıyor.   Uzmanlar mercan resiflerinin korunabilmesi için sera etkisi yaratan gazların salımının azaltılması gerektiğini söylüyor.   Birleşmiş Milletler çevre programı küresel ısınmaya karşı sert önlemler alınmaması halinde 2050&#039;ye kadar mercan resiflerinin yüzde 90&#039;nın yok olabileceği uyarısında bulunuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rBmoF5j6sEKA1CIRIahEvg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Çinli, bilim, insanları, mercanları, korumak, için, vatoz, robot, geliştirdi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rBmoF5j6sEKA1CIRIahEvg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Çinli bilim insanları mercanları korumak için vatoz robot geliştirdi"><p>Çin'de mercan kayalıklarının korunabilmesi için vatoz şeklinde bir robot geliştirildi. Çinli bilim insanları, deniz canlılarıyla kolay uyum sağladığı için robotun daha sağlıklı veriler toplabileceğine dikkat çekiyor.</p><p>Çinli bilim insanları  mercan resiflerinin korunması için Vatoz şeklinde robot geliştirdi.</p><p>Öne ve arkaya yüzebilen, dalabilen ve  keskin dönüşler yapan robot  parende de atabiliyor.   Çinli bilim insanları, deniz canlılarıyla kolay uyum sağladığı için robotun daha sağlıklı veriler toplabileceğine dikkat çekiyor  Dünyadaki mercan resifleri küresel ısınmanın tehdidi altında. Uzmanlar, mercan resiflerinin yok olmasıyla deniz canlıları çeşitliliğinin de azalacağına dikkat çekiyor.  Amerikan Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi, iklim değişikliği nedeniyle dünyadaki mercan resiflerinin dörtte birinin beyazlaştığı uyarısı yapıyor.   Uzmanlar mercan resiflerinin korunabilmesi için sera etkisi yaratan gazların salımının azaltılması gerektiğini söylüyor.   Birleşmiş Milletler çevre programı küresel ısınmaya karşı sert önlemler alınmaması halinde 2050'ye kadar mercan resiflerinin yüzde 90'nın yok olabileceği uyarısında bulunuyor. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Karadeniz’de denizin rengi değişti</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/karadenizde-denizin-rengi-degisti</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/karadenizde-denizin-rengi-degisti</guid>
<description><![CDATA[ Karadeniz&#039;deki aşırı yağışlar deniz rengini değiştirdi. Denizin mavi rengi çamura bulandı.Karadeniz Bölgesi&#039;nde son günlerde meydana gelen aşırı yağışlar, su taşkınlarına neden olarak bölgedeki doğal güzellikleri etkiledi.  Karasu Irmağı ve Akliman sahiliyle birleşen sel suları, denizin rengini maviden kahverengine çevirdi.  Akliman sahilinde, sel sularının getirdiği çamur ve toprak, deniz yüzeyinde belirgin bir bulanıklık oluşturdu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5rQ5p9qKUUuaajDuc6uvmg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Karadeniz’de, denizin, rengi, değişti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5rQ5p9qKUUuaajDuc6uvmg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Karadeniz’de denizin rengi değişti"><p>Karadeniz'deki aşırı yağışlar deniz rengini değiştirdi. Denizin mavi rengi çamura bulandı.</p>Karadeniz Bölgesi'nde son günlerde meydana gelen aşırı yağışlar, su taşkınlarına neden olarak bölgedeki doğal güzellikleri etkiledi.  Karasu Irmağı ve Akliman sahiliyle birleşen sel suları, denizin rengini maviden kahverengine çevirdi.  Akliman sahilinde, sel sularının getirdiği çamur ve toprak, deniz yüzeyinde belirgin bir bulanıklık oluşturdu.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Eğirdir Gölü’nün bölünmesine 1,2 kilometre kaldı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/egirdir-goelunun-boelunmesine-12-kilometre-kaldi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/egirdir-goelunun-boelunmesine-12-kilometre-kaldi</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye’nin önemli tatlısu göllerinden Eğirdir Gölü, kuraklık ve kirlilik tehdidi altında... Eğirdir Gölü’nün en dar kısmı olan Kemer Boğazı’ndaki su genişliği, 1,8 kilometreden 1,2 kilometreye geriledi. Bu alandaki derinlik bazı noktalarda, 50-60 santimetreye kadar düştü. Uzmanlar, gölün bölünmesinin yok olma sürecini hızlandıracağı konusunda uyarıda bulundu.Kuraklık ve kirlilik tehdidi altındaki Eğirdir Gölü’nün bölünmesine 1,2 kilometre kaldı.Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Eğirdir Su Ürünleri Fakültesi&#039;nden emekli akademisyen ve Türkiye Tabiatını Koruma Derneği Bilim Danışmanı Dr. Erol Kesici, gölün en dar noktası olan Kemer Boğazı’ndaki kuraklık tehlikesinin arttığına dikkat çekti.
Eğirdir Gölü’nün en dar noktası olan Gelendost-Yenice ile Senirkent-Akkeçili arasındaki Kemer Boğazı’nın kurumasıyla kamışlık, sazlık istilasının yaşanabileceğini söyleyen Dr. Kesici, önlem alınmaz, kuruma devam ederse gölün bu noktadan ikiye bölüneceği uyarısında bulundu.Bu bölümün Eğirdir Gölü’nün en dar noktası olduğunu ifade eden Dr. Kesici, “Karşı taraf gölün doğusu. Gelendost kısmı ile bulunduğumuz batı kısmı arasında daha önce yaklaşık 2 kilometreye yakın mesafe vardı. Fakat su seviyesi azaldı.” dedi.Bu bölgenin göldeki en az su seviyesine sahip bölge olduğunu dile getiren Kesici, “Kıyılardan başlayan ve gölün ortasında gördüğümüz büyük adacıklarla birlikte sazlık adaları nedeniyle göl tamamen ikiye ayrılma durumunda.” dedi.
Kesici şöyle devam etti:
“Ekim aylarında suyun tamamen çekildiği dönemlerde bataklık olmasa karşı kıyıya yürüyerek geçmek de mümkün. Mutlak suretle bu sazlıkların bakımlarının, gençleştirmelerinin yapılması gerekiyor. Dip kısımları açıldığı zaman, hiç olmazsa suyun sirkülasyonu olacaktır. Burada erozyon ve diğer nedenlerle oluşan toprak birikimi engellenmiş olacaktır. Ve aynı zamanda da gölün temizlenmesine katkıda bulunmuş olunacaktır.”Gölün rakım olarak en yüksek tarafının da burası olduğunu dile getiren Dr. Kesici, “Şehir merkezinin olduğu yerle buranın arasında en az 10 metrelik kot farkı var. En az seviye, burada; en yüksek seviye gölün Eğirdir kesiminde. Zaten bu kısmına gölün Hoyran kesimi diyoruz. Aşağı kısmı gölün Eğirdir kısmı oluyor. Topografik özelliğinden dolayı en az su seviyesinin olduğu ve en hassas yerlerden biri. Buranın mutlak suretle eski haline dönüştürülmesi gerekiyor. Çünkü göl bölündüğü zaman daha çabuk yok olacaktır ve buharlaşma artacaktır. Zaten en büyük sorunlardan biri de gölün seviyesinin azalmasıyla artan aşırı buharlaşma. O nedenle bu bölgede bu sazlıklarla ilgili iyileştirmelerin mutlaka yapılması gerekiyor.” diye konuştu.Bu noktadaki derinliğin 1,5 metreyi geçmediğini de anlatan Dr. Erol Kesici, “Bazı yerlerde ise 50-60 santimetre. Ama tamamen bataklıklaşmış bir alan olarak görmekteyiz. Şurada gördüğümüz sarılık, yerlere baktığımız zaman bataklık alandır. Çok fazla su seviyesi kalmadı. Balıkçılar, küçük tekneyle bile daha zor geçebiliyor.” ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LRDuBPzYn0mPdypjYKiEJA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Eğirdir, Gölü’nün, bölünmesine, 1, 2, kilometre, kaldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LRDuBPzYn0mPdypjYKiEJA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Eğirdir Gölü’nün bölünmesine 1,2 kilometre kaldı"><p>Türkiye’nin önemli tatlısu göllerinden Eğirdir Gölü, kuraklık ve kirlilik tehdidi altında... Eğirdir Gölü’nün en dar kısmı olan Kemer Boğazı’ndaki su genişliği, 1,8 kilometreden 1,2 kilometreye geriledi. Bu alandaki derinlik bazı noktalarda, 50-60 santimetreye kadar düştü. Uzmanlar, gölün bölünmesinin yok olma sürecini hızlandıracağı konusunda uyarıda bulundu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5xRgajLvYEeL9TvgMUNGQQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kuraklık ve kirlilik tehdidi altındaki Eğirdir Gölü’nün bölünmesine 1,2 kilometre kaldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w_ULaTR9uUKrsyOljoivAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Eğirdir Su Ürünleri Fakültesi'nden emekli akademisyen ve Türkiye Tabiatını Koruma Derneği Bilim Danışmanı Dr. Erol Kesici, gölün en dar noktası olan Kemer Boğazı’ndaki kuraklık tehlikesinin arttığına dikkat çekti.
Eğirdir Gölü’nün en dar noktası olan Gelendost-Yenice ile Senirkent-Akkeçili arasındaki Kemer Boğazı’nın kurumasıyla kamışlık, sazlık istilasının yaşanabileceğini söyleyen Dr. Kesici, önlem alınmaz, kuruma devam ederse gölün bu noktadan ikiye bölüneceği uyarısında bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Juk0BAPH5kq4MHNRh4SYAA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu bölümün Eğirdir Gölü’nün en dar noktası olduğunu ifade eden Dr. Kesici, “Karşı taraf gölün doğusu. Gelendost kısmı ile bulunduğumuz batı kısmı arasında daha önce yaklaşık 2 kilometreye yakın mesafe vardı. Fakat su seviyesi azaldı.” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0lbsOJTh0kasf-yc_HDdCw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu bölgenin göldeki en az su seviyesine sahip bölge olduğunu dile getiren Kesici, “Kıyılardan başlayan ve gölün ortasında gördüğümüz büyük adacıklarla birlikte sazlık adaları nedeniyle göl tamamen ikiye ayrılma durumunda.” dedi.
Kesici şöyle devam etti:
“Ekim aylarında suyun tamamen çekildiği dönemlerde bataklık olmasa karşı kıyıya yürüyerek geçmek de mümkün. Mutlak suretle bu sazlıkların bakımlarının, gençleştirmelerinin yapılması gerekiyor. Dip kısımları açıldığı zaman, hiç olmazsa suyun sirkülasyonu olacaktır. Burada erozyon ve diğer nedenlerle oluşan toprak birikimi engellenmiş olacaktır. Ve aynı zamanda da gölün temizlenmesine katkıda bulunmuş olunacaktır.”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qRNW-2hlpk-FMdEuv6nUEA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gölün rakım olarak en yüksek tarafının da burası olduğunu dile getiren Dr. Kesici, “Şehir merkezinin olduğu yerle buranın arasında en az 10 metrelik kot farkı var. En az seviye, burada; en yüksek seviye gölün Eğirdir kesiminde. Zaten bu kısmına gölün Hoyran kesimi diyoruz. Aşağı kısmı gölün Eğirdir kısmı oluyor. Topografik özelliğinden dolayı en az su seviyesinin olduğu ve en hassas yerlerden biri. Buranın mutlak suretle eski haline dönüştürülmesi gerekiyor. Çünkü göl bölündüğü zaman daha çabuk yok olacaktır ve buharlaşma artacaktır. Zaten en büyük sorunlardan biri de gölün seviyesinin azalmasıyla artan aşırı buharlaşma. O nedenle bu bölgede bu sazlıklarla ilgili iyileştirmelerin mutlaka yapılması gerekiyor.” diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H0SmbOd75Ua4mvz_cqfAsg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu noktadaki derinliğin 1,5 metreyi geçmediğini de anlatan Dr. Erol Kesici, “Bazı yerlerde ise 50-60 santimetre. Ama tamamen bataklıklaşmış bir alan olarak görmekteyiz. Şurada gördüğümüz sarılık, yerlere baktığımız zaman bataklık alandır. Çok fazla su seviyesi kalmadı. Balıkçılar, küçük tekneyle bile daha zor geçebiliyor.” ifadelerini kullandı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ODTÜ’den endişelendiren tespit: “Kritik eşik aşıldı, Marmara komada!”</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/odtuden-endiselendiren-tespit-kritik-esik-asildi-marmara-komada</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/odtuden-endiselendiren-tespit-kritik-esik-asildi-marmara-komada</guid>
<description><![CDATA[ ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Yücel, Marmara Denizi’nin ilk 30 metresi hariç ciddi oksijen azlığı çektiğini söyledi. Marmara Denizi’nin komada olduğunu anlatan Yücel, “Oksijen özellikle ilk 30 metreden sonra hipoksi eşiği dediğimiz, bir balığın giremeyeceği seviyede düşük.” diye konuştu.ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü, Bilim 2 gemisi ile 8 bilim insanının katıldığı ve 4 gün süren 2024 Marmara Denizi seferlerinin ilk bölümünü geçtiğimiz günlerde tamamladı.Isınma, kirlilik, oksijen değerleri, akıntı yönleri gibi birçok parametrenin incelendiği sefer sonrasında gemide soruları yanıtlayan Yücel, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile yürüttükleri Marmara Denizi Bütünleşik Modelleme Sistemi (MARMOD) projesi kapsamında özellikle müsilaj krizinden beri artan sıklıktaki deniz seferleriyle, Marmara Denizi&#039;nin oşinografik durumunu takip ettiklerini belirtti.Düzenledikleri son seferde özellikle Doğu Marmara’ya odaklandıklarını bildiren Yücel, “İlk bulgularımızda özellikle oksijende durum hiç ama hiç iç açıcı değil, hala Marmara ilk 30 metresi hariç ciddi oksijen azlığı çeken, komada bir yer. Oksijen özellikle ilk 30 metreden sonra hipoksi eşiği dediğimiz, bir balığın giremeyeceği seviyede düşük. Ardından 150-200 metreye eriştiğinizde neredeyse ölçmekte zorlandığımız, çok çok az seviyelerde oksijen var.” dedi.
Daha önce, özellikle Doğu Marmara’da 600 ila 800 metre bandındaki Akdeniz suyunun Marmara’ya az da olsa bir nefes verdiğini ve oksijen değerlerini bir nebze de olsa artırdığını belirten Yücel, son seferde buna rastlamadıklarını, denizlerdeki ısınmanın bu sonucu doğurmuş olabileceğini ifade etti.Önceki yıllara göre Marmara Denizi’nin çok fazla ısınıp yorulduğunu, mayıs sonu itibarıyla da alg patlamalarıyla sistemin hırpalandığını dile getiren Yücel, “Geçen yılki seferimizde eylül ayında ölçtüğümüz yaz sonu değerlerini şimdiden ölçmüşüz ve geçmişiz bile. Yaz süresince bunun artacağını düşünüyoruz. Deniz suyu sıcaklıkları bu yıl rekorlar kırdı. Temmuz, ağustos, eylül aylarında bu rekorların yenilenmesi olası. Şimdiden Doğu Marmara&#039;da deniz suyu sıcaklığını 26, İzmit Körfezi’nde 27 derece ölçtük ki bu bölgelerde son 40 yılın ortalaması 24-25 derecelerdir.” diye konuştu.
Deniz suyu sıcaklığındaki artışın daha az oksijen çözülebilmesine ve kirlilik artışına neden olduğunu aktaran Yücel, sıcaklık, oksijensizleşme ve kirliliğin kısır bir döngü içinde birbirini beslediği tespitini paylaştı.Yücel, kirliliğin boyutu hakkında şunları söyledi:
“Özellikle son yıllarda çok yoğun veri topladığımız için çok net konuşabilirim. Marmara’da azot, fosfor kirliliği artarak devam ediyor, birikim devam ediyor, trendlerde azalmayı bırakın herhangi bir durma gözlemlemedik. Marmara&#039;da çok ciddi bir biyolojik üretim hali sürmekte. Üretim değerleri Karadeniz&#039;in 3-4 katı. Esas 3-4 hafta önceki biyolojik üretim patlamasını geride bıraktık, şimdi sistem nispeten yazla ilgili bir denge durumuna ulaştı. Marmara çok üretken, aşırı azot ve fosfor yüklü.”Denizde oksijenin azaldığı noktada hayatın bittiği gibi bir algı bulunsa da tek hücreli yaşamın sürdüğünü, mikrobiyal canlıların solunum yapmaya devam ettiğini anlatan Yücel, söz konusu canlıların bu solunumu nitrat denilen, azotun oksijen bağlı formuyla yaptıkları bilgisini verdi.
Doğu Marmara’da da 200 metreden sonra nitrat seviyelerinin düştüğüne ve oksijen azaldıkça nitratın da azalmaya başladığına değinen Yücel, termodinamik teoriye göre oksijen ve nitrat tükendiğinde mikrobiyal yaşamın sülfat soluyarak hidrojen sülfür gazı ortaya çıkaracağını işaret etti.
MARMOD projesi sayesinde böyle bir trendi Doğu Marmara&#039;da tespit ettiklerini vurgulayan Yücel, şu uyarılarda bulundu:
“Bu bir felaket anlamına geliyor. Bu bütün besin sisteminin, besin ağının çökmesi demek. Hidrojen sülfürlü sular dipte birikmeye başladığı anda yavaş yavaş kötüleşmeyle beraber önlem alınmazsa yukarı doğru çıkacak. Bu, koku yapması, hidrojen sülfürlü suların kıyıya vurması demek. Üstteki 30 metrelik oksijenli suyla birleştiği zaman yeni müsilajımsı, göze hoş gelmeyen, halk sağlığı açısından müthiş tehdit oluşturan, balıkçılık için bambaşka tehdit oluşturan, turizmi çökertecek bir fenomen olacak. Hidrojen sülfür İzmit Körfezi dışında, Marmara&#039;da henüz yok, henüz oluşuma başlamadı ama son 3 yıldaki gidişat sürerse, önümüzdeki 4 ya da 5 yıl içerisinde Doğu Marmara&#039;daki nitratın tükeneceğini biz MARMOD verileriyle görüyoruz.”
Marmara’nın sorununun azot ve fosfor yükü olduğunu hatırlatan Yücel, bu yükün önemli bir kısmının tarımsal girdiler ve şehirlerin arıtılmamış, az arıtılmış veya en ileri seviyede arıtılmamış atık sularının Marmara ile buluşmasından kaynaklandığını, acil olarak harekete geçilmesi gereken konuların başında da bu iki sorunun geldiği değerlendirmesini paylaştı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XN4jLdqH4EWDFcW4a67DJA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>ODTÜ’den, endişelendiren, tespit:, “Kritik, eşik, aşıldı, Marmara, komada”</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XN4jLdqH4EWDFcW4a67DJA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="ODTÜ’den endişelendiren tespit: “Kritik eşik aşıldı, Marmara komada!”"><p>ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Yücel, Marmara Denizi’nin ilk 30 metresi hariç ciddi oksijen azlığı çektiğini söyledi. Marmara Denizi’nin komada olduğunu anlatan Yücel, “Oksijen özellikle ilk 30 metreden sonra hipoksi eşiği dediğimiz, bir balığın giremeyeceği seviyede düşük.” diye konuştu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eYzVzrpwLEyP0ZTYPWIGHw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü, Bilim 2 gemisi ile 8 bilim insanının katıldığı ve 4 gün süren 2024 Marmara Denizi seferlerinin ilk bölümünü geçtiğimiz günlerde tamamladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/82FiwHQS7kSN1__pRPbYKA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Isınma, kirlilik, oksijen değerleri, akıntı yönleri gibi birçok parametrenin incelendiği sefer sonrasında gemide soruları yanıtlayan Yücel, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile yürüttükleri Marmara Denizi Bütünleşik Modelleme Sistemi (MARMOD) projesi kapsamında özellikle müsilaj krizinden beri artan sıklıktaki deniz seferleriyle, Marmara Denizi'nin oşinografik durumunu takip ettiklerini belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LVbhh34aNUKmP7wSgou_2w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Düzenledikleri son seferde özellikle Doğu Marmara’ya odaklandıklarını bildiren Yücel, “İlk bulgularımızda özellikle oksijende durum hiç ama hiç iç açıcı değil, hala Marmara ilk 30 metresi hariç ciddi oksijen azlığı çeken, komada bir yer. Oksijen özellikle ilk 30 metreden sonra hipoksi eşiği dediğimiz, bir balığın giremeyeceği seviyede düşük. Ardından 150-200 metreye eriştiğinizde neredeyse ölçmekte zorlandığımız, çok çok az seviyelerde oksijen var.” dedi.
Daha önce, özellikle Doğu Marmara’da 600 ila 800 metre bandındaki Akdeniz suyunun Marmara’ya az da olsa bir nefes verdiğini ve oksijen değerlerini bir nebze de olsa artırdığını belirten Yücel, son seferde buna rastlamadıklarını, denizlerdeki ısınmanın bu sonucu doğurmuş olabileceğini ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5c5h8duf90-ZVgKm3v6Q8w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Önceki yıllara göre Marmara Denizi’nin çok fazla ısınıp yorulduğunu, mayıs sonu itibarıyla da alg patlamalarıyla sistemin hırpalandığını dile getiren Yücel, “Geçen yılki seferimizde eylül ayında ölçtüğümüz yaz sonu değerlerini şimdiden ölçmüşüz ve geçmişiz bile. Yaz süresince bunun artacağını düşünüyoruz. Deniz suyu sıcaklıkları bu yıl rekorlar kırdı. Temmuz, ağustos, eylül aylarında bu rekorların yenilenmesi olası. Şimdiden Doğu Marmara'da deniz suyu sıcaklığını 26, İzmit Körfezi’nde 27 derece ölçtük ki bu bölgelerde son 40 yılın ortalaması 24-25 derecelerdir.” diye konuştu.
Deniz suyu sıcaklığındaki artışın daha az oksijen çözülebilmesine ve kirlilik artışına neden olduğunu aktaran Yücel, sıcaklık, oksijensizleşme ve kirliliğin kısır bir döngü içinde birbirini beslediği tespitini paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/apjFKsSrJkSLrGfXYg5nxg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yücel, kirliliğin boyutu hakkında şunları söyledi:
“Özellikle son yıllarda çok yoğun veri topladığımız için çok net konuşabilirim. Marmara’da azot, fosfor kirliliği artarak devam ediyor, birikim devam ediyor, trendlerde azalmayı bırakın herhangi bir durma gözlemlemedik. Marmara'da çok ciddi bir biyolojik üretim hali sürmekte. Üretim değerleri Karadeniz'in 3-4 katı. Esas 3-4 hafta önceki biyolojik üretim patlamasını geride bıraktık, şimdi sistem nispeten yazla ilgili bir denge durumuna ulaştı. Marmara çok üretken, aşırı azot ve fosfor yüklü.”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0Kl5l_K1vU69LKwWyplenw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Denizde oksijenin azaldığı noktada hayatın bittiği gibi bir algı bulunsa da tek hücreli yaşamın sürdüğünü, mikrobiyal canlıların solunum yapmaya devam ettiğini anlatan Yücel, söz konusu canlıların bu solunumu nitrat denilen, azotun oksijen bağlı formuyla yaptıkları bilgisini verdi.
Doğu Marmara’da da 200 metreden sonra nitrat seviyelerinin düştüğüne ve oksijen azaldıkça nitratın da azalmaya başladığına değinen Yücel, termodinamik teoriye göre oksijen ve nitrat tükendiğinde mikrobiyal yaşamın sülfat soluyarak hidrojen sülfür gazı ortaya çıkaracağını işaret etti.
MARMOD projesi sayesinde böyle bir trendi Doğu Marmara'da tespit ettiklerini vurgulayan Yücel, şu uyarılarda bulundu:
“Bu bir felaket anlamına geliyor. Bu bütün besin sisteminin, besin ağının çökmesi demek. Hidrojen sülfürlü sular dipte birikmeye başladığı anda yavaş yavaş kötüleşmeyle beraber önlem alınmazsa yukarı doğru çıkacak. Bu, koku yapması, hidrojen sülfürlü suların kıyıya vurması demek. Üstteki 30 metrelik oksijenli suyla birleştiği zaman yeni müsilajımsı, göze hoş gelmeyen, halk sağlığı açısından müthiş tehdit oluşturan, balıkçılık için bambaşka tehdit oluşturan, turizmi çökertecek bir fenomen olacak. Hidrojen sülfür İzmit Körfezi dışında, Marmara'da henüz yok, henüz oluşuma başlamadı ama son 3 yıldaki gidişat sürerse, önümüzdeki 4 ya da 5 yıl içerisinde Doğu Marmara'daki nitratın tükeneceğini biz MARMOD verileriyle görüyoruz.”
Marmara’nın sorununun azot ve fosfor yükü olduğunu hatırlatan Yücel, bu yükün önemli bir kısmının tarımsal girdiler ve şehirlerin arıtılmamış, az arıtılmış veya en ileri seviyede arıtılmamış atık sularının Marmara ile buluşmasından kaynaklandığını, acil olarak harekete geçilmesi gereken konuların başında da bu iki sorunun geldiği değerlendirmesini paylaştı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dünyaca ünlü Phaselis’te tepki çeken görüntü: “Medeniyetten uzaklaşmış insanların eseri”</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/dunyaca-unlu-phaseliste-tepki-ceken-goeruntu-medeniyetten-uzaklasmis-insanlarin-eseri</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/dunyaca-unlu-phaseliste-tepki-ceken-goeruntu-medeniyetten-uzaklasmis-insanlarin-eseri</guid>
<description><![CDATA[ Antalya’nın en çok rağbet gören turistik merkezlerinden dünyaca ünlü Phaselis sahilinde ziyaretçilerin ardında bıraktığı çöp yığınları tepki çekti. Plajdaki kirliliği cep telefonu kamerasıyla kaydeden bir vatandaş, “Bu pisliği, insanımızın ne kadar medenilikten uzaklaştığını görmek, insanın içini acıtıyor. Bir kişi çöp bırakmış, diğerleri de ona uygun çöplerini bırakıp gitmiş.” diye konuştu.Antalya’nın Likya döneminin önemli antik kentlerinden olan Kemer ilçesine bağlı, iki koydaki kumsallarıyla da her yaz binlerce yerli ve yabancı tatilciyi ağırlayan Phaselis’te tepki çeken görüntüler ortaya çıktı.Önceki gün antik kent ve sahiline giden Rabia Albay Baltacıoğlu, duyarsız kişilerin sahile bırakıp, gittiği çöp yığınlarıyla karşılaştı.Phaselis Antik Kenti’ne girişin ücretli olduğunu belirten Baltacıoğlu, “Burası, Phaselis Antik Kenti. Girişte kuyruk bekliyorsunuz, içeri girince için acıyor. Bu pisliği, insanımızın ne kadar medenilikten uzaklaştığını görmek, insanın içini acıtıyor. Bir kişi çöp bırakmış, diğerleri de ona uygun çöplerini bırakıp gitmiş. Phaselis Antik Kenti, bu yaz yoğunluktan girip keyif yapamadığımız, milattan önce kurulan hamamı, agorası, tiyatrosu ile liman kent. 21’inci yüzyılda medeniyetten uzaklaşmış insanların eseri, çöp ve plastik yığınlarıyla geldiği durum.” diyerek tepki gösterdi.Karşılaştığı kirlilik nedeniyle çok üzüldüğünü, otoparkın, ağaçların dibi ve birçok yerin çöple dolu olduğunu söyleyen Rabia Alpay Baltacıoğlu, “Temizlik sıfır. Geçen sene de kapıdaki görevlilere söyledim, ‘Anons edin, insanlar çöpleri bırakmasın’ diye. ‘Gelenler bakanlığa şikayet ediyor, onun için anons edemiyoruz’ dediler. Ne yazık ki ören yeri diye vandal insanlar bu hale getirmiş. Bu sene bir başka kirlilik var. Phaselis girişinde bazen 2 kilometre ana caddeye kadar kuyruk oluyor.” şeklinde konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FxqcMUyydk60rtfV644oeQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Dünyaca, ünlü, Phaselis’te, tepki, çeken, görüntü:, “Medeniyetten, uzaklaşmış, insanların, eseri”</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FxqcMUyydk60rtfV644oeQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Dünyaca ünlü Phaselis’te tepki çeken görüntü: “Medeniyetten uzaklaşmış insanların eseri”"><p>Antalya’nın en çok rağbet gören turistik merkezlerinden dünyaca ünlü Phaselis sahilinde ziyaretçilerin ardında bıraktığı çöp yığınları tepki çekti. Plajdaki kirliliği cep telefonu kamerasıyla kaydeden bir vatandaş, “Bu pisliği, insanımızın ne kadar medenilikten uzaklaştığını görmek, insanın içini acıtıyor. Bir kişi çöp bırakmış, diğerleri de ona uygun çöplerini bırakıp gitmiş.” diye konuştu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HjX31T5Kk0SIIwBdNHuEpw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Antalya’nın Likya döneminin önemli antik kentlerinden olan Kemer ilçesine bağlı, iki koydaki kumsallarıyla da her yaz binlerce yerli ve yabancı tatilciyi ağırlayan Phaselis’te tepki çeken görüntüler ortaya çıktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xiMmI9qQoUmu1XkAWw53iA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Önceki gün antik kent ve sahiline giden Rabia Albay Baltacıoğlu, duyarsız kişilerin sahile bırakıp, gittiği çöp yığınlarıyla karşılaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4A263YiMT0-cZteX0YSubQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Phaselis Antik Kenti’ne girişin ücretli olduğunu belirten Baltacıoğlu, “Burası, Phaselis Antik Kenti. Girişte kuyruk bekliyorsunuz, içeri girince için acıyor. Bu pisliği, insanımızın ne kadar medenilikten uzaklaştığını görmek, insanın içini acıtıyor. Bir kişi çöp bırakmış, diğerleri de ona uygun çöplerini bırakıp gitmiş. Phaselis Antik Kenti, bu yaz yoğunluktan girip keyif yapamadığımız, milattan önce kurulan hamamı, agorası, tiyatrosu ile liman kent. 21’inci yüzyılda medeniyetten uzaklaşmış insanların eseri, çöp ve plastik yığınlarıyla geldiği durum.” diyerek tepki gösterdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sLstO8ukXU-6tYtio1Q4Ow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karşılaştığı kirlilik nedeniyle çok üzüldüğünü, otoparkın, ağaçların dibi ve birçok yerin çöple dolu olduğunu söyleyen Rabia Alpay Baltacıoğlu, “Temizlik sıfır. Geçen sene de kapıdaki görevlilere söyledim, ‘Anons edin, insanlar çöpleri bırakmasın’ diye. ‘Gelenler bakanlığa şikayet ediyor, onun için anons edemiyoruz’ dediler. Ne yazık ki ören yeri diye vandal insanlar bu hale getirmiş. Bu sene bir başka kirlilik var. Phaselis girişinde bazen 2 kilometre ana caddeye kadar kuyruk oluyor.” şeklinde konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Of2oa2sV6U6uYscZel3HQw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yuQZ548Wq0KuQFq5PBODcA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IRc23gT8kU2dXmvFu738Tw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Oksijen seviyesi düştü, deniz köpürdü: “Buradaki durum müsilajdan beter, durum çok ciddi”</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/oksijen-seviyesi-dustu-deniz-koepurdu-buradaki-durum-musilajdan-beter-durum-cok-ciddi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/oksijen-seviyesi-dustu-deniz-koepurdu-buradaki-durum-musilajdan-beter-durum-cok-ciddi</guid>
<description><![CDATA[ Doğu Akdeniz’de kirlilik artıyor. Mersin’deki Yenişehir sahili boyunca kirliliğe bağlı köpüklenmeler oluştuğu görüldü. Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Deniz Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Barış Salihoğlu, Mersin’de yaşanan kirliliği “Müsilajdan beter.” diyerek yorumladı. Mersin Körfezi’ndeki durumun ürkütücü boyutlara ulaştığını ifade eden Salihoğlu, “Gerçekten durum çok ciddi. Deniz sistemlerini ortadan kaldırıyoruz, tabiri caizse denizleri komaya sokuyoruz.” diye konuştu.Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Deniz Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Barış Salihoğlu, Mersin Körfezi’nde kirlilik seviyesinin artması nedeniyle meydana gelen köpüklenme için “Müsilajdan beter.” yorumunda bulundu.Mersin Körfezi’nde 1 aydır kıyıya yakın bölgelerde deniz yüzeyinde köpüklenme görülürken suda görüş mesafesinde de azalma yaşanıyor.
Yenişehir sahili boyunca görülen köpüklenme hakkında konuşan Salihoğlu, Mersin Körfezi’ni Doğu Akdeniz’de kirliliğin en yoğun görüldüğü bölgelerden biri olarak nitelendirdi.Körfezin kıyılarında şu anda gözle görülür bir kirlilik olduğunu ve buradaki durumun neredeyse Marmara Denizi ile eş değer hale geldiğini aktaran Salihoğlu, “Şu anda Mersin Körfezi’nde denize baktığınızda ancak 1,5 metreyi görebiliyorsunuz. Işık geçirgenliği oldukça düşmüş, çok kirli bir suyla karşı karşıyayız ve bu kirlilik oksijen seviyelerini de düşürüyor. Deniz yüzeyinde köpüklü yapılar, yoğun alg patlamaları var. Şu anda içine girdiğimiz deniz sağlıklı ve keyif veren bir deniz değil. Kirli ve bulanık bir denizle karşı karşıyayız.” diye konuştu.Özellikle belli türdeki alglerin yoğun üremesi sonrası, fiziksel olarak akıntı ve rüzgarla bu köpüklenmenin oluştuğunu anlatan Salihoğlu, şöyle devam etti:
“Buradaki durum müsilajdan beter çünkü gerçekten inanılmaz bir kirlilik yükü var, şehir kirliliği çok yüksek. Yaz döneminde nüfus artışıyla birlikte evsel atıklar çok yükselmiş durumda. Büyük nehirlerden, örneğin Seyhan Nehri’nden, çok ciddi bir kirlilik girdisi var. Tarımsal ve endüstriyel kökenli kirlilik de çok yüksek.”
Kirliliğin ana kaynağının karasal girdiler olduğunu, şehir deşarjları ile etkisiz veya yetersiz çalışan arıtma tesislerinin de önemli bir rol oynadığını kaydeden Salihoğlu, nehirlerden gelen yayılı kaynaklı kirlilik yükünün de yüksek seviyede ve tarımsal ve endüstriyel uygulamalardan kaynaklandığını bildirdi.
Mersin Körfezi’ndeki durumun ürkütücü boyutlara ulaştığını ifade eden Salihoğlu, denizin durumuyla ilgili kullanılan kriterlere göre buranın çok kötü veya aşırı kötü seviyelerde olduğu tespitini paylaştı.
Salihoğlu, suyun geçirgenliğinin yani insanların suyu görme kapasitesinin çok düşük, azot ve fosfor yüklerinin ise çok yüksek olduğunu, bu durumun fitoplanktonu aşırı seviyede artırdığını vurguladı.Açık bir deniz olan Akdeniz’deki akıntı sisteminin şu anda bu körfezleri temizleyebilecek durumda olmadığı değerlendirmesinde bulunan Salihoğlu, şunları söyledi:
“Gerçekten durum çok ciddi. Deniz sistemlerini ortadan kaldırıyoruz, tabiri caizse denizleri komaya sokuyoruz. Sıcaklıklar da çok artmış durumda. Yaptığımız ölçümlerde, Mersin şehri kıyılarında deniz suyu sıcaklıkları 34 dereceleri gösteriyor. İklim değişikliğinin ve sıcaklıkların baskısı çok yüksek ve hiç görülmemiş seviyelerde bir kirlilikle denizlere yükleniyoruz. Aynı zamanda balıkçılık faaliyetleri de hiçbir şekilde sürdürülebilir değil.”
Enstitü olarak Mersin Büyükşehir Belediyesi ile “Temiz Akdeniz İçin Ekosistem Tabanlı İzleme ve Yönetim Planı Projesi” yürüttükleri bilgisini veren Salihoğlu, farkındalık oluşturmaya çalıştıkları bu çalışmada belli bir seviyeye geldiklerini ancak bunun yeterli olmadığını, durumun ciddiyetinin artık herkes tarafından anlaşılması gerektiğini dile getirdi.Akdeniz’in temiz ve parlak deniziyle ünlendiğini ancak Mersin sahillerinin bu standartlardan uzak olduğunu ifade eden Salihoğlu, kirliliğin dış etkenlerden değil insan davranışlarından kaynaklandığını belirtti.
Bölgedeki nüfus artışının altını çizen Salihoğlu, turizmin yoğun olduğu her bölgede insan kullanımından dolayı ortaya büyük bir atık yükü çıktığından ve bu atıkların doğru yönetilmesi gerektiğinden bahsetti.
Salihoğlu, şu tavsiyelerde bulundu:
“Kirliliğin geniş bir alanı kaplaması söz konusu. Şu anda çoğu atık, basit bir ön arıtmadan sonra tüm azot ve fosfor yüküyle birlikte denize ulaşmakta. Bunların önüne geçmemiz, bir seferberlik yaklaşımıyla denizlerin üstüne düşmemiz, denizlere daha fazla dikkat etmemiz gerekiyor. Bir an önce denizlere olan kirliliği azaltmak için bir araya gelmemiz, koruma alanları ilan etmemiz lazım. İyi tarım uygulamalarına geçilmesi ve daha iyi planlama yapılması, endüstriyel atıkların mutlaka arıtılarak nehirlere verilmesi şart. Aksi halde, sosyal, ekonomik ve ekolojik kayıplarımız çok fazla olacak.” ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WcYdD8H-gEOXfrHVvpj0cQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Oksijen, seviyesi, düştü, deniz, köpürdü:, “Buradaki, durum, müsilajdan, beter, durum, çok, ciddi”</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WcYdD8H-gEOXfrHVvpj0cQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Oksijen seviyesi düştü, deniz köpürdü: “Buradaki durum müsilajdan beter, durum çok ciddi”"><p>Doğu Akdeniz’de kirlilik artıyor. Mersin’deki Yenişehir sahili boyunca kirliliğe bağlı köpüklenmeler oluştuğu görüldü. Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Deniz Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Barış Salihoğlu, Mersin’de yaşanan kirliliği “Müsilajdan beter.” diyerek yorumladı. Mersin Körfezi’ndeki durumun ürkütücü boyutlara ulaştığını ifade eden Salihoğlu, “Gerçekten durum çok ciddi. Deniz sistemlerini ortadan kaldırıyoruz, tabiri caizse denizleri komaya sokuyoruz.” diye konuştu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZVhEnJUFX0yTjDoqrIGqKQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Deniz Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Barış Salihoğlu, Mersin Körfezi’nde kirlilik seviyesinin artması nedeniyle meydana gelen köpüklenme için “Müsilajdan beter.” yorumunda bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P9L1oSfLJ0qMumyd_Bo58A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mersin Körfezi’nde 1 aydır kıyıya yakın bölgelerde deniz yüzeyinde köpüklenme görülürken suda görüş mesafesinde de azalma yaşanıyor.
Yenişehir sahili boyunca görülen köpüklenme hakkında konuşan Salihoğlu, Mersin Körfezi’ni Doğu Akdeniz’de kirliliğin en yoğun görüldüğü bölgelerden biri olarak nitelendirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Y3BB709vjkm86H6NF-2F7Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Körfezin kıyılarında şu anda gözle görülür bir kirlilik olduğunu ve buradaki durumun neredeyse Marmara Denizi ile eş değer hale geldiğini aktaran Salihoğlu, “Şu anda Mersin Körfezi’nde denize baktığınızda ancak 1,5 metreyi görebiliyorsunuz. Işık geçirgenliği oldukça düşmüş, çok kirli bir suyla karşı karşıyayız ve bu kirlilik oksijen seviyelerini de düşürüyor. Deniz yüzeyinde köpüklü yapılar, yoğun alg patlamaları var. Şu anda içine girdiğimiz deniz sağlıklı ve keyif veren bir deniz değil. Kirli ve bulanık bir denizle karşı karşıyayız.” diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x3ahzI0Ku06iwfEtfRFtKQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özellikle belli türdeki alglerin yoğun üremesi sonrası, fiziksel olarak akıntı ve rüzgarla bu köpüklenmenin oluştuğunu anlatan Salihoğlu, şöyle devam etti:
“Buradaki durum müsilajdan beter çünkü gerçekten inanılmaz bir kirlilik yükü var, şehir kirliliği çok yüksek. Yaz döneminde nüfus artışıyla birlikte evsel atıklar çok yükselmiş durumda. Büyük nehirlerden, örneğin Seyhan Nehri’nden, çok ciddi bir kirlilik girdisi var. Tarımsal ve endüstriyel kökenli kirlilik de çok yüksek.”
Kirliliğin ana kaynağının karasal girdiler olduğunu, şehir deşarjları ile etkisiz veya yetersiz çalışan arıtma tesislerinin de önemli bir rol oynadığını kaydeden Salihoğlu, nehirlerden gelen yayılı kaynaklı kirlilik yükünün de yüksek seviyede ve tarımsal ve endüstriyel uygulamalardan kaynaklandığını bildirdi.
Mersin Körfezi’ndeki durumun ürkütücü boyutlara ulaştığını ifade eden Salihoğlu, denizin durumuyla ilgili kullanılan kriterlere göre buranın çok kötü veya aşırı kötü seviyelerde olduğu tespitini paylaştı.
Salihoğlu, suyun geçirgenliğinin yani insanların suyu görme kapasitesinin çok düşük, azot ve fosfor yüklerinin ise çok yüksek olduğunu, bu durumun fitoplanktonu aşırı seviyede artırdığını vurguladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IzJCchhIWk6Al_SELSmaag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Açık bir deniz olan Akdeniz’deki akıntı sisteminin şu anda bu körfezleri temizleyebilecek durumda olmadığı değerlendirmesinde bulunan Salihoğlu, şunları söyledi:
“Gerçekten durum çok ciddi. Deniz sistemlerini ortadan kaldırıyoruz, tabiri caizse denizleri komaya sokuyoruz. Sıcaklıklar da çok artmış durumda. Yaptığımız ölçümlerde, Mersin şehri kıyılarında deniz suyu sıcaklıkları 34 dereceleri gösteriyor. İklim değişikliğinin ve sıcaklıkların baskısı çok yüksek ve hiç görülmemiş seviyelerde bir kirlilikle denizlere yükleniyoruz. Aynı zamanda balıkçılık faaliyetleri de hiçbir şekilde sürdürülebilir değil.”
Enstitü olarak Mersin Büyükşehir Belediyesi ile “Temiz Akdeniz İçin Ekosistem Tabanlı İzleme ve Yönetim Planı Projesi” yürüttükleri bilgisini veren Salihoğlu, farkındalık oluşturmaya çalıştıkları bu çalışmada belli bir seviyeye geldiklerini ancak bunun yeterli olmadığını, durumun ciddiyetinin artık herkes tarafından anlaşılması gerektiğini dile getirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QA9uZhFQvk-DulH5J5Bb2Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Akdeniz’in temiz ve parlak deniziyle ünlendiğini ancak Mersin sahillerinin bu standartlardan uzak olduğunu ifade eden Salihoğlu, kirliliğin dış etkenlerden değil insan davranışlarından kaynaklandığını belirtti.
Bölgedeki nüfus artışının altını çizen Salihoğlu, turizmin yoğun olduğu her bölgede insan kullanımından dolayı ortaya büyük bir atık yükü çıktığından ve bu atıkların doğru yönetilmesi gerektiğinden bahsetti.
Salihoğlu, şu tavsiyelerde bulundu:
“Kirliliğin geniş bir alanı kaplaması söz konusu. Şu anda çoğu atık, basit bir ön arıtmadan sonra tüm azot ve fosfor yüküyle birlikte denize ulaşmakta. Bunların önüne geçmemiz, bir seferberlik yaklaşımıyla denizlerin üstüne düşmemiz, denizlere daha fazla dikkat etmemiz gerekiyor. Bir an önce denizlere olan kirliliği azaltmak için bir araya gelmemiz, koruma alanları ilan etmemiz lazım. İyi tarım uygulamalarına geçilmesi ve daha iyi planlama yapılması, endüstriyel atıkların mutlaka arıtılarak nehirlere verilmesi şart. Aksi halde, sosyal, ekonomik ve ekolojik kayıplarımız çok fazla olacak.”</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>En sinsi afet: Sıcak hava | Bugünün sıcakları yarının soğuğu olacak!</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/en-sinsi-afet-sicak-hava-bugunun-sicaklari-yarinin-sogugu-olacak</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/en-sinsi-afet-sicak-hava-bugunun-sicaklari-yarinin-sogugu-olacak</guid>
<description><![CDATA[ Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar, küresel iklim değişikliğinin yol açtığı tehditlere ilişkin bir yazı kaleme aldı. Dünya genelinde birçok bölgede sıcaklık rekorları kırıldığını anımsatan Birpınar, buna bağlı olarak deniz seviyesinde yükselmeler yaşandığını belirterek, sahiller ve ada yerleşim yerlerinin sular altında kalmasının mevcut haritaların değişimine yol açtığını ifade etti.Günlük yaşamımızı doğrudan etkilemesine rağmen, dünya gündeminde yeterince yer bulamayan küresel ısınma ve iklim değişikliği yaşadığımız çağın en sinsi afeti olarak değerlendiriliyor. İklim değişikliğine bağlı, olağanüstü yağış, fırtına, kuraklık, beklenmedik hava olayları haberlere konu olurken, görünmeyen tehdit sıcak hava dalgası hayatın her alanını olumsuz etkiliyor. Sağlıktan, eğitime, tarımdan enerjiye, ekonomiden, kitlesel göçlere hatta ülke sınırlarının değişimine kadar başta insanlar olmak üzere tüm canlıları tehdit ediyor.  Kabullenelim, yaşadığımız gezegen, insan kaynaklı faaliyetlerden dolayı iklim değişikliği tehdidiyle karşı karşıya. Halihazırda yaşadığımız sıcaklıklar dönemsel olduğu iddia edilse bile üretilen sera gazı emisyonlarının bu denli seyretmesi halinde çok uzak olmayan bir zamanda bugünkü aşırı sıcaklık yarının yeni normali olacak. Abarttığımı mı düşünüyorsunuz?  Paris İklim Anlaşması, yüzyılın ortasına kadar küresel sıcaklık artışını sanayi öncesi döneme kıyasla +1,5℃ tutmayı amaçlıyordu ama Avrupa İklim Servisi verilerine göre daha bugünden, bu seviyenin halihazırda +1,6℃’ye çıktığı tespit edildi.  O yüzden yeni normallere hazırlıklı olanlar kazançlı çıkarken bu tehdidi görmezden gelenler ne yazık ki büyük bedeller ödemek zorunda kalacak. Bu nedenle BM Genel Sekreteri Guterres’in 24 Temmuz 2024 tarihinde tüm tarafları “Aşırı Sıcaklarla Mücadele” noktasında ortak eylemde bulunmaya yönelik çağrısını faydalı görüyorum. Zira aşırı sıcaklar, iklim değişikliği etmenli en büyük tehdit olabilir.  Yine hatırlatmakta fayda var; bizleri bunaltan ve çok sıcak olarak ifade ettiğimiz şu günler, önümüzdeki yüzyılın en serin yaz günleri olmaya da aday. Yani bugünün sıcakları yarının soğuğu olacak. Söz konusu durumu komplo olarak değerlendirenler için uluslararası sıcaklık ölçüm istatistiklerine göz atalım.  Örneğin, Dünya Meteoroloji Örgütü (DMÖ) tarafından 2024 Mart ayında yayımlanan “2023 Küresel İklim Görünümü” Raporuna göre 2023 yılı kayıtlardaki en sıcak yıl olarak tespit edildi. Rapora göre küresel ortalama sıcaklık değerinin sanayi öncesi döneme kıyasla +1,43℃ daha yüksek seyrettiği, 2015-2023 dönemini kapsayan son 9 yıllık periyodun ise kayıtlardaki en sıcak yıllar olduğu belirtildi. Yine, DMÖ’nün 2024 Haziran tarihli “Yıllıktan Onyıllığa İklim Güncellemesi (2024-2028)” adlı yayınında ise önümüzdeki 5 yıllık sürecin tamamında küresel sıcaklıkların sanayi öncesi döneme kıyasla +1,5℃ üzerinde seyretme olasılığının yüzde 47, aynı dönem içerisinde en az 1 yıl boyunca sıcaklığın +1,5℃ üzerinde seyretme olasılığının ise yüzde 80 olduğu raporlandı.  Avrupa İklim Servisi Copernicus tarafından Temmuz 2024 tarihinde yayınlanan çalışmada ise son 12 aylık süreçte (Temmuz 2023-Haziran 2024) küresel sıcaklık değerinin sanayi öncesi döneme kıyasla +1,64℃ daha yüksek olduğu raporlandı. Çalışmaya göre Haziran 2024, tarihteki en sıcak Haziran olarak kayıtlara geçmiştir. Bu dönemde İtalya, Yunanistan ve Türkiye’de hayatı olumsuz etkileyen aşırı sıcaklar yaşandı.  DÜNYANIN EN SICAK GÜNÜ 22 TEMMUZ’DA YAŞANDI  Günlük bazda da birçok bölgede sıcaklık rekorları yaşandı. İspanya ve İtalya’nın bazı bölgelerinde 45℃ aşan sıcaklıklar kayıtlardaki en yüksek değerler olarak ölçüldü. Avrupa İlkim servisi Copernicus verilerine göre temmuz ayında da üst üste günlük bazda rekor sıcaklıklara tanık olduk. 21 Temmuz 2024 tarihi ortalama yüzey sıcaklığı açısından kayıtların yapıldığı zaman içerisinde şu anki dünyanın en sıcak günü olarak tescillendi. NASA tarafından daha sonra 22 Temmuz 2024 tarihinin 21 Temmuz’da yaşanan sıcaklık değerini aşarak yeni rekoru tazelediği belirlendi.  IPCC ve NASA uzmanları sera gazı emisyonlarındaki artışların sıcak hava dalga sayı ve şiddetinde daha büyük artışlara yol açacağına inanıyorlar. Bu tezi destekleyen NASA araştırmalarına göre son 40 yıllık süreçte ABD’de sıcak hava dalga sayılarında aylık bazda 2’den 4’e çıkarak ikiye katlandığı belirlendi.ISINDIKÇA KLİMA AÇIYORUZ, KLİMA AÇTIKÇA ISINIYORUZ  Artan sıcaklıklarla mücadele noktasında soğutucu kullanımı her geçen gün artış göstermekte, bu durum küresel bazda enerji kullanımını da yükseltmektedir.   Uluslararası Enerji Ajansı “2023 Küresel Elektrik Piyasası” Raporuna göre küresel bazda tüketilen elektriğin yüzde 10’u soğutma alanında kullanılıyor. Sıcakların artış gösterdiği yaz dönemlerinde sıcak bölgelerde elektrik enerjisi ihtiyacı % 50 artış gösterebiliyor.   Yüksek talep hem dağıtım şebekesi altyapısı hem de enerji üretimi üzerinde ciddi baskılar oluşturuyor. Yine Çin’de Şangay sakinlerinin istenen düzeyde serinletilebilmesi için bir saatte en az 800 ton kömü ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eUhxrF5iS0yNMzVpzS2XhA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>sinsi, afet:, Sıcak, hava, Bugünün, sıcakları, yarının, soğuğu, olacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eUhxrF5iS0yNMzVpzS2XhA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="En sinsi afet: Sıcak hava | Bugünün sıcakları yarının soğuğu olacak!"><p>Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar, küresel iklim değişikliğinin yol açtığı tehditlere ilişkin bir yazı kaleme aldı. Dünya genelinde birçok bölgede sıcaklık rekorları kırıldığını anımsatan Birpınar, buna bağlı olarak deniz seviyesinde yükselmeler yaşandığını belirterek, sahiller ve ada yerleşim yerlerinin sular altında kalmasının mevcut haritaların değişimine yol açtığını ifade etti.</p>Günlük yaşamımızı doğrudan etkilemesine rağmen, dünya gündeminde yeterince yer bulamayan küresel ısınma ve iklim değişikliği yaşadığımız çağın en sinsi afeti olarak değerlendiriliyor. İklim değişikliğine bağlı, olağanüstü yağış, fırtına, kuraklık, beklenmedik hava olayları haberlere konu olurken, görünmeyen tehdit sıcak hava dalgası hayatın her alanını olumsuz etkiliyor. Sağlıktan, eğitime, tarımdan enerjiye, ekonomiden, kitlesel göçlere hatta ülke sınırlarının değişimine kadar başta insanlar olmak üzere tüm canlıları tehdit ediyor.  Kabullenelim, yaşadığımız gezegen, insan kaynaklı faaliyetlerden dolayı iklim değişikliği tehdidiyle karşı karşıya. Halihazırda yaşadığımız sıcaklıklar dönemsel olduğu iddia edilse bile üretilen sera gazı emisyonlarının bu denli seyretmesi halinde çok uzak olmayan bir zamanda bugünkü aşırı sıcaklık yarının yeni normali olacak. Abarttığımı mı düşünüyorsunuz?  Paris İklim Anlaşması, yüzyılın ortasına kadar küresel sıcaklık artışını sanayi öncesi döneme kıyasla +1,5℃ tutmayı amaçlıyordu ama Avrupa İklim Servisi verilerine göre daha bugünden, bu seviyenin halihazırda +1,6℃’ye çıktığı tespit edildi.  O yüzden yeni normallere hazırlıklı olanlar kazançlı çıkarken bu tehdidi görmezden gelenler ne yazık ki büyük bedeller ödemek zorunda kalacak. Bu nedenle BM Genel Sekreteri Guterres’in 24 Temmuz 2024 tarihinde tüm tarafları “Aşırı Sıcaklarla Mücadele” noktasında ortak eylemde bulunmaya yönelik çağrısını faydalı görüyorum. Zira aşırı sıcaklar, iklim değişikliği etmenli en büyük tehdit olabilir.  Yine hatırlatmakta fayda var; bizleri bunaltan ve çok sıcak olarak ifade ettiğimiz şu günler, önümüzdeki yüzyılın en serin yaz günleri olmaya da aday. Yani bugünün sıcakları yarının soğuğu olacak. Söz konusu durumu komplo olarak değerlendirenler için uluslararası sıcaklık ölçüm istatistiklerine göz atalım.  Örneğin, Dünya Meteoroloji Örgütü (DMÖ) tarafından 2024 Mart ayında yayımlanan “2023 Küresel İklim Görünümü” Raporuna göre 2023 yılı kayıtlardaki en sıcak yıl olarak tespit edildi. Rapora göre küresel ortalama sıcaklık değerinin sanayi öncesi döneme kıyasla +1,43℃ daha yüksek seyrettiği, 2015-2023 dönemini kapsayan son 9 yıllık periyodun ise kayıtlardaki en sıcak yıllar olduğu belirtildi. Yine, DMÖ’nün 2024 Haziran tarihli “Yıllıktan Onyıllığa İklim Güncellemesi (2024-2028)” adlı yayınında ise önümüzdeki 5 yıllık sürecin tamamında küresel sıcaklıkların sanayi öncesi döneme kıyasla +1,5℃ üzerinde seyretme olasılığının yüzde 47, aynı dönem içerisinde en az 1 yıl boyunca sıcaklığın +1,5℃ üzerinde seyretme olasılığının ise yüzde 80 olduğu raporlandı.  Avrupa İklim Servisi Copernicus tarafından Temmuz 2024 tarihinde yayınlanan çalışmada ise son 12 aylık süreçte (Temmuz 2023-Haziran 2024) küresel sıcaklık değerinin sanayi öncesi döneme kıyasla +1,64℃ daha yüksek olduğu raporlandı. Çalışmaya göre Haziran 2024, tarihteki en sıcak Haziran olarak kayıtlara geçmiştir. Bu dönemde İtalya, Yunanistan ve Türkiye’de hayatı olumsuz etkileyen aşırı sıcaklar yaşandı.  <strong>DÜNYANIN EN SICAK GÜNÜ 22 TEMMUZ’DA YAŞANDI</strong>  Günlük bazda da birçok bölgede sıcaklık rekorları yaşandı. İspanya ve İtalya’nın bazı bölgelerinde 45℃ aşan sıcaklıklar kayıtlardaki en yüksek değerler olarak ölçüldü. Avrupa İlkim servisi Copernicus verilerine göre temmuz ayında da üst üste günlük bazda rekor sıcaklıklara tanık olduk. 21 Temmuz 2024 tarihi ortalama yüzey sıcaklığı açısından kayıtların yapıldığı zaman içerisinde şu anki dünyanın en sıcak günü olarak tescillendi. NASA tarafından daha sonra 22 Temmuz 2024 tarihinin 21 Temmuz’da yaşanan sıcaklık değerini aşarak yeni rekoru tazelediği belirlendi.  IPCC ve NASA uzmanları sera gazı emisyonlarındaki artışların sıcak hava dalga sayı ve şiddetinde daha büyük artışlara yol açacağına inanıyorlar. Bu tezi destekleyen NASA araştırmalarına göre son 40 yıllık süreçte ABD’de sıcak hava dalga sayılarında aylık bazda 2’den 4’e çıkarak ikiye katlandığı belirlendi.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/r88lj_79M0atdD1y5ruj8A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar"><strong>ISINDIKÇA KLİMA AÇIYORUZ, KLİMA AÇTIKÇA ISINIYORUZ</strong>  Artan sıcaklıklarla mücadele noktasında soğutucu kullanımı her geçen gün artış göstermekte, bu durum küresel bazda enerji kullanımını da yükseltmektedir.   Uluslararası Enerji Ajansı “2023 Küresel Elektrik Piyasası” Raporuna göre küresel bazda tüketilen elektriğin yüzde 10’u soğutma alanında kullanılıyor. Sıcakların artış gösterdiği yaz dönemlerinde sıcak bölgelerde elektrik enerjisi ihtiyacı % 50 artış gösterebiliyor.   Yüksek talep hem dağıtım şebekesi altyapısı hem de enerji üretimi üzerinde ciddi baskılar oluşturuyor. Yine Çin’de Şangay sakinlerinin istenen düzeyde serinletilebilmesi için bir saatte en az 800 ton kömür kullanımı gerekiyor. Buradan da görüleceği üzere artan emisyonlar sıcak hava dalgalarını daha da artırırken, sıcaklarla mücadele için daha çok enerji ihtiyacı oluşuyor, herhangi bir kesinti yaşanmaması adına da ne yazık ki daha çok fosil yakıt kullanılarak havaya verilen sera gazı emisyonlarında yükselmeye sebebiyet verilerek zarar boyutu artıyor. Yine UAE değerlendirmelerine göre soğutma sektörü küresel bazda salınan sera gazı emisyonlarının yüzde 3’ünden sorumlu durumda. Soğutucuların hem kullandıkları enerjinin üretiminden dolayı hem de soğutma gazı olarak kullanılan ve karbondioksitten daha yüksek küresel ısınma potansiyeline sahip gazları kullanması hiç şüphesiz soğutma sektörünün kümülatif sera etkisini daha da yükseltmektedir.  Esasında bu durum yaşam tarzlarımızdaki değişikliğin de bir göstergesi. Anadolu insanı geçmiş zamanlarda, sıcak mevsimlerde daha serin olan yayla gibi alanlara çıkıyor, kışın da daha sıcak alanlarda kalarak enerji ihtiyacını asgari düzeyde tutardı. Ancak günümüzde bu durumun tersine şahit oluyoruz. Sıcak mevsimlerde daha sıcak alanlara, soğuk mevsimlerde de daha soğuk alanlara gidiyor ve gerek ısınma gerekse de serinleme ihtiyacımızı karşılamak için ilave araç/ekipman ve daha yüksek enerji tüketiyoruz.   <strong>EN ÖLÜMCÜL AFET SICAK HAVA </strong>  İklim değişikliğinin etkileri ile yaşanan kuraklık, aşırı sıcak ve yağış gibi etmenlerin doğrudan veya dolaylı etkileri dolayısıyla yaşanan can kayıpları her geçen gün artış gösteriyor. Dünya Meteoroloji Örgütünün 2021 tarihli “Aşırı Hava Olayları, İklim ve Su Kaynaklı Afetlerin” yol açtığı zararları içeren Raporunda 1970-2020 yılları arasında gerçekleşen afetler dolayısıyla 2 milyonu aşkın can kaybının yaşandığı, oluşan ekonomik hasarın ise 4 trilyon Amerikan dolarını aştığı belirtilmiştir. Raporda her 10 kayıptan 9’unun, ekonomik hasarın da %60’ının gelişmekte olan ekonomilerde görüldüğüne ayrıca dikkat çekilmiştir.   Dünya Meteoroloji Örgütü, diğer bir çalışması olan “İklim Değişikliği ve Sağlık” isimli 2023 Raporunda; iklim değişikliği etmenli afetlerden en ölümcül olanının sıcak hava dalgaları olduğunu vurgulamıştır. Benzer şekilde, Dünya Sağlık Örgütü tarafından 2000-2019 yılları arasında yıllık bazda sıcaklığa bağlı olarak yaklaşık 489.000 can kaybının meydana geldiği, bu sayının  ve %45'inin Asya, %36'sının ise Avrupa'da gerçekleştiği ifade edilmiştir.   Sıcak hava dalgaları Afrika’da sıcaklıkların 49℃, Çin’de 52℃, ABD’de ise 46℃ aşan değerlere ulaşmasına yol açtı. Kuzey Afrika'daki sıcaklık değerleri 44-49 ℃ arasında değişirken, ABD'nin güneyinde 100 milyonun üzerinde insanı etkileyen sıcak hava dalgası nedeniyle 46,7℃ dereceyi bulan değerler ölçüldü. Çin'in Sanbao bölgesinde ise sıcaklık 16 Temmuz'da 52,2℃ ile rekor kırdı. Ortadoğu’da benzer bir durum hakim olup Kuveyt’te 51℃, Dubai’de ise 43℃’ler ölçülürken, özellikle de Dubai’de yüksek nemin etkisi ile birlikte hissedilen sıcaklık 62℃ olarak kayıtlarda yerini aldı.  <strong>KAR DEĞİL SICAK TATİLİ!</strong>  Geçmişte çocukluğumuzda yaşadığımız, kışın yoğun kar yağışı nedeniyle eğitime verilen ara artık yerine sıcak tatiline bırakacak. Sıcak havalar hayat kalitesini olumsuz etkilediği gibi ciddi sağlık riskleri de beraberinde getiriyor. Özellikle gelişme çağındaki çocuklar kırılgan gruplar içerisinde yer alıyor. Aşırı sıcaklar içinde bulunduğumuz yıl içerisinde kırılgan yapıdaki çocukları korumak adına Dünya genelinde 80 milyon öğrenciyi eğitimden uzak bıraktı.  2024 yılı Haziran ayında yaşanan yüksek sıcaklıklar dolayısıyla  ABD’nin  Massachusetts Eyaletinin başkenti Boston şehrinde havalandırma sistemlerinin yetersiz olduğu bazı okulların tatil edilmesine yol açtı. Bangladeş genelinde 2023 Haziran ayında olduğu gibi 2024 Nisan’da da görülen ve normalin 16℃ üzerinde seyreden yüksek sıcaklıklar 33 milyon öğrenci için okulların tatil edilmesine neden oldu. Güney Sudan’da Mayıs 2024’te yaşanan ve 45℃’yi aşan sıcak hava dalgası 2 hafta boyunca okulların tatil edilmesi ile sonuçlandı. Pakistan, Hindistan ve Filipinlerde de benzer durumlar yaşandı.  <strong>İŞÇİLER GECE ÇALIŞACAK</strong>  Artan sıcaklar iş verimi üzerinde de olumsuz etkiler oluşturmaktadır. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 2019 tarihli “Sıcaklık Artışının Çalışma Performansı Üzerine Etkileri” konulu Raporuna göre 24-26℃’yi aşan sıcaklıkların iş verimini düşürdüğü, 33–34°C'de orta yoğunlukta çalışan bir işçinin yüzde 50 fiziksel performans kaybı yaşayacağı ki bu değerin dış ortamda çalışanlarda sağlık sorunlarına da yol açabileceği belirtilmektedir. Raporda ayrıca, küresel sıcaklık artışının yüzyılın sonuna kadar +1,5℃ ile sınırlandırılması varsayımında dahi 2030 yılına kadar dünya çapında 80 milyon tam zamanlı işe eşdeğer bir üretkenlik olan toplam çalışma saatlerinin yüzde 2,2’lik kısmının kaybedileceği (ki burada tarım ve inşaat gibi dış ortam çalışmalarının günün serin zamanlarında yapılacağı varsayımının yapıldığı, aksi takdirde kaybın 136 milyon tam zamanlı üretkenlik eşdeğeri olan toplam çalışma saatlerinin yüzde 3,8 değerine çıkacağı), sıcaklık etkisi dolayısıyla iş üretkenliğinde yaşanan ekonomik kaybın 1994 yılında 280 milyar Amerikan doları eşdeğerinde iken bu değerin 2030 yılında küresel ekonomiye 2,4 trilyon Amerikan doları tutarında bir zarar vereceğine dikkat çekilmiştir.  Yine ILO tarafından 2024 yılında yayınlanan “Çalışma Alanında Sıcaklık: Güvenlik ve Sağlık açısından Çıkarılan Dersler” konulu Raporunda küresel ölçekte çalışanların yüzde 70’ine tekabül eden 2,41 milyar çalışanın aşırı sıcaklığa maruz kaldığı, bu durumun 22,8 milyon ölümcül olmayan kazaya sebebiyet verdiği ve 19bin de can kaybının yaşandığına dikkat çekilmiştir. Bölgesel olarak ele aldığımızda Afrika’da çalışanların yüzde 93’ü, Ortadoğu’da çalışanların %84’ü, Asya ve Pasifik’te çalışanların %75’inin aşırı sıcaklara maruz kaldığı belirtilen Raporda; 2000-2020 arasında ülkemizin de yer aldığı Avrupa ve Orta Asya’da aşırı sıcaklığa maruz kalma oranının dünya ortalamasının 2 katını geçerek yüzde 17,3 ile en çok artışın yaşandığı bölgelerden biri olduğu ifade edilmiştir.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H1OdqBC_DUaIHKaVxjyOVg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><strong>DENİZ SEVİYESİ YÜKSELİYOR, HARİTALAR DEĞİŞİYOR, KAVİMLER GÖÇÜ BAŞLIYOR</strong>  Dünyamızın dörtte üçünü kaplayan sular sıcaklık döngüsünde de önemli bir role sahiptir. Suyun ısı tutma kapasitesi havanınkinden fazla olduğundan dolayı atmosfere salınan ısının yaklaşık yüzde 90’ı okyanus ve denizler tarafından tutulmaktadır. Bu durum bir yandan küresel bazda sıcaklıkların çok fazla artmasını önlerken diğer taraftan denizlerin ısınmasına yol açarak deniz ekosisteminin zarar görmesine ve yıkıcı fırtınaların artmasına yol açmaktadır. Bununla birlikte, denizlerde yaşanan aşırı ısınma suyun genleşmesi ile birlikte deniz suyu seviyesinde yükselmelere yol açmakta ve buzulların daha çabuk erimesini tetiklemektedir. Bu durumda, sahil kıyıları ve özellikle ada yerleşim yerlerinin sular altında kalması ve mevcut haritaların değişimine yol açmaktadır. Bu değişim, milyonlarca insanı etkileyecek kuraklıkla birleşince kitlesel göçlere sebep olacak. Birleşmiş Milletler iklim göçünün Doğu’dan Batıya, Güneyden Kuzey’e doğru olmasını öngörmektedir.  Dünya Meteoroloji Örgütü’nün “2023 Küresel İklim Görünümü” Raporuna göre 2023 yılında kayıtların başladığı son 63 yıllık süreçteki en yüksek okyanus sıcaklık değerine ulaşılmıştır. Aynı şekilde, Avrupa İklim Servisi Copernicus değerlendirmelerine göre 2023 yazında Ülkemizi sınırlayan Akdeniz’de görülen sıcak hava dalgaları dolayısıyla deniz suyu sıcaklığının normalin 5,5℃ üzerinde seyrettiği belirlenmiştir.  <strong>KURAKLIK, SU VE GIDA KRİZİNİ TETİKLİYOR</strong>  Aşırı sıcak hava dalgaları, su ve gıda arz güvenliği için de büyük bir risk barındırıyor. Sinsi bir afet olarak değerlendirilen kuraklık bu etkinin en görünür halidir. BM Tarım ve Gıda Örgütü’nün (FAO) 2023 tarihli “Afetlerin Tarım ve Gıda Güvenliği Üzerindeki Etkisi” konulu Raporunda yer alan değerlendirmelerine göre yüksek sıcaklığın hakim olduğu gün sayısı 1980-2010 dönemine kıyasla günümüzde yaşanan daha uzun sıcak hava dalgaları ve kuraklık etkisiyle ilave 1,27 milyon insanın gıda güvensizliği yaşayacağı belirtiliyor. Aynı Raporda, gelişen teknolojiye rağmen Batı Avrupa’da 2022 yılında görülen kuraklığın ürün veriminde yüzde 45, buğday ve pirinç veriminde ise yüzde 30’ a varan düşüşlere neden olduğuna dikkat çekilmiştir.  Yine NASA tarafından 2016 yılında yürütülen bir çalışmada aralarında Türkiye’nin de bulunduğu Akdeniz ülkelerinde 1998-2012 döneminde yaşanan kuraklığın son 900 yılın en şiddetlisi olduğu ortaya kondu.  <strong>SICAKLIK ARTTIKÇA ORMAN YANGINLARI ARTIYOR</strong>  Aşırı sıcaklar ve kuru hava iklim değişikliği ile mücadelede en büyük potansiyele sahip ormanlar için de büyük bir tehdit unsuru olarak karşımıza çıkmaktadır. Küresel sıcaklık artış değerine bağlı olarak yangın sezonlarının daha da uzayabileceği ve yanan alan miktarının daha da artabileceği Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli'nin (IPCC) uyarıları arasında yer alıyor. Diğer bir ifadeyle, İklim Değişikliği orman yangınlarının şiddetini ve etkisini yükseltiyor. Yapılan değerlendirmelere göre küresel sıcaklık artışının sanayi öncesi döneme kıyasla +1.5 C derece olması halinde Akdeniz Havzası yaz dönemlerinde olması muhtemel orman yangınlarında yanan alanlarda %41’lik artış, sıcaklık artışının +2C olması halinde yanan alanlarda %62’lik artış ve sıcaklık artışının +3C derece olması halinde ise yanan alanlardaki %97’lik bir artış bekleniyor.  <strong>TÜRKİYE, TEHLİKE ÇEMBERİNDE</strong>  Bulunduğumuz coğrafya, yani Akdeniz Havzası iklim değişikliğinin etkilerine karşı en kırılgan bölgelerden bir tanesidir. NASA tarafından 2016 yılında yürütülen bir çalışmaya göre aralarında Türkiye’nin de bulunduğu Akdeniz ülkelerinde 1998-2012 döneminde yaşanan kuraklığın son 900 yılın en şiddetlisi olduğu ortaya kondu. Bir önceki kuraklığın ise 1560-1640 döneminde bölgeyi etkilediği, anılan zamanda bölgede hüküm süren Osmanlı Devleti’nin kuraklıktan oldukça etkilendiği ve bu durumun Cihan Devletinin çöküşünü hızlandıran faktörlerden biri olarak iddia edilmektedir.  Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün (MGM) “2023 Türkiye” değerlendirmelerine göre 2023 yılı ortalama sıcaklığı uzun yıllar ortalama sıcaklık değerlerinden +1,3℃ derece daha yüksek seyretti. Bu değer 10 yıllık periyotlarda giderek artan bir şekilde kendisini gösterdi. 1980-1990 döneminde ortalama sıcaklık 12,7°C gerçekleşirken bu değer 1991-2001 döneminde 13,1°C, 2002-2012 döneminde 13,6°C ve son olarak 2013-2023 döneminde ise 14,3°C olarak 190-1990 döneminden +1,7℃ daha yüksek olarak kayıtlara geçti.  Yine MGM verilerine göre 2024 Haziran ayı kayıtlardaki, diğer bir söylem ile son 53 yıllık periyodun, en sıcak ayı oldu; öyle ki, bu ayın sıcaklık ortalaması uzun dönem ortalamasının +3,4℃ üzerinde gerçekleşti.  Üç tarafı denizlerle kaplı Türkiye’nin, olası deniz sularının yükselmesinde kıyı şeridindeki yaşam olumsuz etkilenmenin yanı sıra iç bölgelerde yaşanacak kuraklık ve orman yangınları da önümüzdeki dönemin maalesef afet olasılık listesinde yer almaktadır. Ayrıca ülkemizin uluslararası alanda yaşanması beklenen kitlesel iklim göç güzergahında olması nedeniyle gıda ve su kaynaklarını daha da önemli hale getirecektir.  <strong>ACİL ÖNLEMLER ALINMALI!</strong>  Artan sıcaklar, bilinçsiz yer altı ve yerüstü su kullanımı, tarımsal ürün deseninde vahşi sulama ve yer altı sularının bilinçsizce kullanımı da kuraklık riskini artıran faktörlerin başında geliyor. MGM değerlendirmelerine göre ülkemizin iç, güney ve batı kesimleri aşırı kuraklık tehdidi ile karşı karşıya bulunuyor. Birçok ilimizde barajlar şimdiden alarm seviyesine ulaşmış durumda. Bu durumun içinde bulunduğumuz günlerde su ve gıda arz güvenliğini ciddi bir şekilde etkileyeceği aşikar.  Söz konusu gelişmeleri ardı ardına sayınca, kötümser bir tablo çizdiğimi düşünebilirsiniz ancak söz konusu sıcaklık afeti sinsice içimize nüfuz ederken söz konusu felaketler zincirleme gelişini yok soymak vurdum duymazlık olur. Başlarken söylediğim gibi, bu felaketlerden kurtulmak için topyekün önlem almamız gerekiyor, 7’den 70’ye bilinçlenmeli ve kurumsal alt yapımızı hazırlamayız. Tedbir kuldan takdir Allah’tan!]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir’de endişe yaratan görüntü: Yüzlerce ölü balık kıyıya vurdu</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/izmirde-endise-yaratan-goeruntu-yuzlerce-oelu-balik-kiyiya-vurdu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/izmirde-endise-yaratan-goeruntu-yuzlerce-oelu-balik-kiyiya-vurdu</guid>
<description><![CDATA[ İzmir’in Bayraklı ilçesinde ölü balıklar sahile vurdu. Bölgede kirlilik ve ölü balıklar nedeniyle pis bir koku oluştu, sinekler çoğaldı. Kıyıya vuran ölü balıkları görenler, durumdan tedirgin oldu.Bayraklı sahilinde kıyıya çupra ve levrek başta olmak üzere her boydan yüzlerce ölü balık vurdu.Ölü balıklar ve deniz yüzeyindeki kirlilik ilçede pis bir kokuya neden oldu, sinekler de çoğaldı.Ölü balıkları görenler, durumdan tedirgin olurken, İzmir Büyükşehir Belediyesi Deniz Koruma Şube Müdürlüğü ekipleri denizdeki ölü balıkları toplamak için çalışma başlattı.Bayraklı bölgesinde ağır bir koku olduğunu söyleyen Ahmet Husalar, “Motor kullanıyorum ve devamlı bu yoldan gelip geçiyorum. Son zamanlarda kokuda inanılmaz bir artış var. Medeniyetin başkenti İzmir’de insanlar balık yiyemiyor ama balık kokusunu belediye ücretsiz olarak insanlara dağıtıyor. İnşallah bir an önce sorunu çözerler. Koku kışın da ara ara duyuluyor ama yaz aylarında katlanılamayacak bir şekilde oluyor. Hizmet bekliyoruz, başka bir şey beklemiyoruz.” ifadelerini kullandı.Sahilde yürüyüş yapan Rıdvan Şinasi ise “Doğma büyüme buralıyım. Çocukken, 1960&#039;lı yılların başında burada denize girerdik, çok güzeldi, plaj gibiydi. Hatta körfezde yunusların yüzdüğünü görürdük, kaplumbağaların olduğunu biliyorum. Hiçbiri kalmadı.” dedi.Şinasi şöyle devam etti:
“‘Körfez, kendi kendini temizliyor’ diyorlardı demek ki, böyle bir şey yok. Bu görüntü kirliliğin sonucu. Ölü, irili ufaklı balıklar var, kötü bir görüntü. Körfezde böyle bir görüntünün olması üzüyor. Baktığınızda suyun ne kadar kirli olduğu gözüküyor. İlgililer çok acil önlem almaları lazım, körfezin hali felaket.” ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rkVgw16ujEKm5rIYIknTcw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>İzmir’de, endişe, yaratan, görüntü:, Yüzlerce, ölü, balık, kıyıya, vurdu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rkVgw16ujEKm5rIYIknTcw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="İzmir’de endişe yaratan görüntü: Yüzlerce ölü balık kıyıya vurdu"><p>İzmir’in Bayraklı ilçesinde ölü balıklar sahile vurdu. Bölgede kirlilik ve ölü balıklar nedeniyle pis bir koku oluştu, sinekler çoğaldı. Kıyıya vuran ölü balıkları görenler, durumdan tedirgin oldu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/af4MoETsfU-TfYiwP_AuMQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bayraklı sahilinde kıyıya çupra ve levrek başta olmak üzere her boydan yüzlerce ölü balık vurdu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MzBoWYWQXUaiWGBj1NAdUA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ölü balıklar ve deniz yüzeyindeki kirlilik ilçede pis bir kokuya neden oldu, sinekler de çoğaldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZpQXqYeV1kq8t5ICzuY46w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ölü balıkları görenler, durumdan tedirgin olurken, İzmir Büyükşehir Belediyesi Deniz Koruma Şube Müdürlüğü ekipleri denizdeki ölü balıkları toplamak için çalışma başlattı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eha0YPv2RUqkPwOYgyQaUA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bayraklı bölgesinde ağır bir koku olduğunu söyleyen Ahmet Husalar, “Motor kullanıyorum ve devamlı bu yoldan gelip geçiyorum. Son zamanlarda kokuda inanılmaz bir artış var. Medeniyetin başkenti İzmir’de insanlar balık yiyemiyor ama balık kokusunu belediye ücretsiz olarak insanlara dağıtıyor. İnşallah bir an önce sorunu çözerler. Koku kışın da ara ara duyuluyor ama yaz aylarında katlanılamayacak bir şekilde oluyor. Hizmet bekliyoruz, başka bir şey beklemiyoruz.” ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8Yd-EwK-tUCFT0nrDouzqw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sahilde yürüyüş yapan Rıdvan Şinasi ise “Doğma büyüme buralıyım. Çocukken, 1960'lı yılların başında burada denize girerdik, çok güzeldi, plaj gibiydi. Hatta körfezde yunusların yüzdüğünü görürdük, kaplumbağaların olduğunu biliyorum. Hiçbiri kalmadı.” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K572tqhWyUeCxN82sswNiA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şinasi şöyle devam etti:
“‘Körfez, kendi kendini temizliyor’ diyorlardı demek ki, böyle bir şey yok. Bu görüntü kirliliğin sonucu. Ölü, irili ufaklı balıklar var, kötü bir görüntü. Körfezde böyle bir görüntünün olması üzüyor. Baktığınızda suyun ne kadar kirli olduğu gözüküyor. İlgililer çok acil önlem almaları lazım, körfezin hali felaket.”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cgGoR4PZD0KGJL6P5xBvhQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir’de endişelendiren görüntü: Deniz yeşile döndü!</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/izmirde-endiselendiren-goeruntu-deniz-yesile-doendu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/izmirde-endiselendiren-goeruntu-deniz-yesile-doendu</guid>
<description><![CDATA[ İzmir’de körfezin rengi kirlilik nedeniyle yeşile döndü. Körfezde balık ölümleri de sürüyor. Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü Deniz Bilimleri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Esin Suzer, ölümlerin nedeninin oksijensizlik ve solungaçlardaki tıkanmalardan kaynaklandığını söyledi.İzmir Körfezi’nde Bayraklı ilçesi sahilinde görülen balık ölümleri ve kötü koku, yayılarak Karşıyaka sahiline ulaştı.Kentte 20 Ağustos’ta Bayraklı ilçesi Turan mevkisi sahiline ölü balıkların vurması ve kötü koku sorununun ortaya çıkması sonrası İzmir Büyükşehir Belediyesi ekiplerinin denizde başlattığı temizlik çalışması devam ediyor.Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ile Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ekiplerinin aldığı su ve ölü balık numuneleri üzerinde laboratuvar incelemesinin de sürdüğü belirtildi.Deniz suyu renginin yeşil ve kahverengiye döndüğü körfezde balık ölümleri bugün Karşıyaka ilçesi Bostanlı sahiline kadar yayıldı. Çok sayıda ölü balığın deniz yüzeyine çıktığı ve sahile vurduğu görüldü.Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü Deniz Bilimleri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Esin Suzer, 1999 yılından itibaren İzmir Körfezi’nde çalışmalar yürüttüklerini belirtti.Körfezde bir arıtma sisteminin bulunduğunu ancak şu anda nüfus yoğunluğunun çok fazla olduğunu aktaran Suzer, şunları kaydetti:
“Buna bağlı olarak da evsel ve endüstriyel kirlilikler var. Körfezde şu anda azot ve fosfor besin elementleri de yüksek seviyede bulunuyor. Yüksek sıcaklıkla birlikte mikro alglerin patlamasına sebep oluyor. Bunlar aşırı ürediği zaman da sudaki oksijen dip seviyesine iniyor. Bunlar da balık ölümlerine kadar gidebiliyor. Çünkü suda şu anda oksijen azlığı var. Sıcaklıkla birlikte oksijen satürasyonu da düşmekte. Körfezimizde özellikle iç körfezde akıntı sistemi çok yavaş olduğu için bu tür olaylar görülüyor. Oksijensizlikten ve solungaçlardaki tıkanmalardan kaynaklanıyor bu ölümler. Bu, tabii ki kirliliğin bir etkisi.”Manisa Celal Bayar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı ve Deniz Biyoloğu Prof. Dr. Ergün Taşkın da yaptıkları çalışmalarda “İzmir Körfezi&#039;nin Türkiye&#039;nin su kalitesi olarak en düşük yerlerinden bir tanesi olduğunu belirlediklerini” söyledi.Buradaki balık ölümlerinin de asıl nedeninin kirliliğe bağlı oksijen eksikliği olduğunu dile getiren Taşkın, sıcak havanın da bunda etkili olduğunu ifade etti.Turan Mahallesi Muhtarı Nursel Ölmez ise balık ölümlerine bağlı olarak bölgede yoğun bir kokunun oluştuğunu, ölü balıkların bir an önce toplanmasını istediklerini belirtti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uOYqiNsPqESkCDCeVBsX1w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>İzmir’de, endişelendiren, görüntü:, Deniz, yeşile, döndü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uOYqiNsPqESkCDCeVBsX1w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="İzmir’de endişelendiren görüntü: Deniz yeşile döndü!"><p>İzmir’de körfezin rengi kirlilik nedeniyle yeşile döndü. Körfezde balık ölümleri de sürüyor. Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü Deniz Bilimleri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Esin Suzer, ölümlerin nedeninin oksijensizlik ve solungaçlardaki tıkanmalardan kaynaklandığını söyledi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3DZl9q1vO0-uTb-dIxNuxA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İzmir Körfezi’nde Bayraklı ilçesi sahilinde görülen balık ölümleri ve kötü koku, yayılarak Karşıyaka sahiline ulaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X_NRHtNOwEabcpcKdUKCVQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kentte 20 Ağustos’ta Bayraklı ilçesi Turan mevkisi sahiline ölü balıkların vurması ve kötü koku sorununun ortaya çıkması sonrası İzmir Büyükşehir Belediyesi ekiplerinin denizde başlattığı temizlik çalışması devam ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l8Kxp7zRE0q-XrL7KlHthA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ile Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ekiplerinin aldığı su ve ölü balık numuneleri üzerinde laboratuvar incelemesinin de sürdüğü belirtildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3fhfdhTtsEWtEQKVw0IeAA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Deniz suyu renginin yeşil ve kahverengiye döndüğü körfezde balık ölümleri bugün Karşıyaka ilçesi Bostanlı sahiline kadar yayıldı. Çok sayıda ölü balığın deniz yüzeyine çıktığı ve sahile vurduğu görüldü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/74rEdvy_60uC3M04uS4RXQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü Deniz Bilimleri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Esin Suzer, 1999 yılından itibaren İzmir Körfezi’nde çalışmalar yürüttüklerini belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/em4LpLqx6Uez412Wq-68bg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Körfezde bir arıtma sisteminin bulunduğunu ancak şu anda nüfus yoğunluğunun çok fazla olduğunu aktaran Suzer, şunları kaydetti:
“Buna bağlı olarak da evsel ve endüstriyel kirlilikler var. Körfezde şu anda azot ve fosfor besin elementleri de yüksek seviyede bulunuyor. Yüksek sıcaklıkla birlikte mikro alglerin patlamasına sebep oluyor. Bunlar aşırı ürediği zaman da sudaki oksijen dip seviyesine iniyor. Bunlar da balık ölümlerine kadar gidebiliyor. Çünkü suda şu anda oksijen azlığı var. Sıcaklıkla birlikte oksijen satürasyonu da düşmekte. Körfezimizde özellikle iç körfezde akıntı sistemi çok yavaş olduğu için bu tür olaylar görülüyor. Oksijensizlikten ve solungaçlardaki tıkanmalardan kaynaklanıyor bu ölümler. Bu, tabii ki kirliliğin bir etkisi.”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CyaXsd-LnEKWKGvk_q2ABQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Manisa Celal Bayar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı ve Deniz Biyoloğu Prof. Dr. Ergün Taşkın da yaptıkları çalışmalarda “İzmir Körfezi'nin Türkiye'nin su kalitesi olarak en düşük yerlerinden bir tanesi olduğunu belirlediklerini” söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SCUn0NuTUk-_9QnNswZUfQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Buradaki balık ölümlerinin de asıl nedeninin kirliliğe bağlı oksijen eksikliği olduğunu dile getiren Taşkın, sıcak havanın da bunda etkili olduğunu ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MiZa5QKNPku36LZeC5-fJg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Turan Mahallesi Muhtarı Nursel Ölmez ise balık ölümlerine bağlı olarak bölgede yoğun bir kokunun oluştuğunu, ölü balıkların bir an önce toplanmasını istediklerini belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jNu0X7IsgUuT6xZewZfF7g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3nVQxQhLME6bYJEEnkD0lg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S7xYZt7e10OomEVuF03V9w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tZIzcloJMUiMuUe4Ztjfaw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>“Türkiye’nin Maldivleri” tekne işgali altında: “Her gün 6 bin kişi geliyor! Koy, koyluktan çıktı”</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/turkiyenin-maldivleri-tekne-isgali-altinda-her-gun-6-bin-kisi-geliyor-koy-koyluktan-cikti</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/turkiyenin-maldivleri-tekne-isgali-altinda-her-gun-6-bin-kisi-geliyor-koy-koyluktan-cikti</guid>
<description><![CDATA[ “Türkiye’nin Maldivleri” olarak nitelendirilen Antalya’daki Suluada, her gün yüzlerce kişinin taşındığı tur teknelerinin işgali altında… Adrasan Sahili’nde denize girecek yer kalmayacak şekilde kıyıya demirleyip kişi başı 800 liradan tur müşterisi alan teknecilerden, otelciler ve tatilcilerin yanı sıra tekne sahipleri de dert yanıyor.640 kilometre sahil bandında 233’ü plaj ve 5 marina ile Türkiye’de mavi bayrak listesinde birinciliğini koruyan Antalya, el değmemiş bakir koylarıyla da dikkat çekiyor.Her yıl milyonlarca yerli ve yabancı turist ağırlayan kentte yaz tatilinin en çok ilgi gören doğal değerlerinden biri de Kumluca ilçesindeki Suluada.Suluada, Akdeniz açıklarında başta Adrasan olmak üzere Çıralı, Olimpos, Mavikent gibi yöredeki diğer tatil beldelerinden yoğun tekne turları alıyor.Biri 50, diğeri 120 metre bembeyaz kumulu ve turkuaz renkli suyuyla iki plaja sahip adaya, günde 200’e yakın tekne tur düzenliyor.Turlar Adrasan koyundan çıkış ve tekrar aynı yere akşam saatlerinde dönüş olarak planlanıyor.
Kişi başı ücreti 800-1000 lira arasında değişiyor.Kumu ve suyunun rengiyle Maldivler’e benzetilen adanın günlük ziyaretçi sayısı 6 bini buluyor.
Ziyaretçiler 45 dakika süren tur sırasında Gelidonya Feneri gibi bölgenin tarihi değeri olan Adrasan Deniz Feneri’ni de görme imkanı buluyor.
Ada, ismini de kaynak tatlı suyundan alıyor.
Ana karayla bağı bulunmayan adanın, denizin dibinden tatlı su damarıyla ana karadan gelen tatlı suya sahip olduğu ifade ediliyor.Doğal beyaz kumuyla ziyaretçilere Maldivler’e gitmiş gibi tatil imkanı sunan ada, bugünlerde güzelliklerinin yanı sıra bozulmaya başlayan doğal yapısı ve etrafını saran teknelerin bıraktığı çöpler, kapasitesinin üzerindeki yoğunlukla ve sintine atığıyla anılır oldu.
Tatilciler konakladıkları otelin hemen karşısındaki sahilden denize girmek istiyor ancak yanaşan yüzlerce tekneden yüzecek yer bulamadığı için 1 kilometre kadar yürümek zorunda kalıyor.
Bu durumu otel işletmecilerine şikayet olarak götüren tatilci, sorun yaşadığını anlattığı işletmeci tekne sahipleriyle karşı karşıya geliyor.Bölgede tekne işletmecileri tarafından 3 kooperatif kuruldu.
Tura katılmak isteyen tatilciler, bir liman ya da iskele olmadığı için yarı bellerine kadar denize girerek tekneye binmekten dert yanıyor. Bazı çocuklu tatilcilerin, binmek için tekneden uzatılan küçük iskelede uzun uğraşlar verdikleri görüldü.
Düzensizlik, otel işletmeleri, tekneciler ve bölgedeki tatilcilerin ortak derdi.
Adrasan Sahili’nin uygun olan kısmına yapılacak bir liman ya da iskelenin hem kıyıdaki işgali çözeceğini hem de bir düzen getireceğini belirten tekne sahipleri, çözüm beklediklerini belirtti.Bölgede daha önceleri inceleme yapan ve rapor hazırlayan Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’nden Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, bölgenin kaderine terk edildiğini ve tekne işgaline uğradığını söyledi.
İşin kontrolsüz şekilde büyüdüğünü belirten Prof. Dr. Gökoğlu, “Adrasan koyunun her yeri tekne oldu. Türkiye’nin en güzel koylarından biriydi. Koyun 3’te 2’sini tekneler kaplıyor. Teknelerin çok olması sintine, petrol, yağ ve atık anlamında kirliliğe neden oluyor. Adrasan koyu koyluktan çıktı.” dedi.
Günde 6 bin ziyaretçinin çok ciddi bir sayı olduğunu belirten Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, “Adanın etrafını 6 bin kişi sarsa yüzecek yer kalmaz. Üzülüyorum. Hiçbir şey planlı yapılmıyor. Ne koparabilirsek ülkenin bir yerinden, onun peşinde herkes.” diye konuştu.Adrasan’da otel işletmeciliği yapan aynı zamanda Adrasan Gelişim Derneği Başkanı Serkan Konuralp, teknelerin ilk başlarda sayılarının 30-40 civarı olduğunu ve daha kontrollü olduğunu söyledi. Ancak bugünlerde kontrolün elden çıktığını belirten Konuralp, “Suluada’nın çok meşhur olmasıyla günde iki tur düzenlenir oldu. Kabaca günde 6 bin kişi adayı görmeye geliyor. 180 tekne var burada. Kontrol edilememesi bizi çok üzüyor. Şu an fiziki şartlarımız yetersiz. Daha iyi bir toplama alanına ihtiyaç var. Yüzme alanı da çok daraldı. Konuklar buraya yüzmek için geliyor. Yüzemiyor ve şikayet ediyorlar.” dedi.
Konuralp, Suluada’nın bu yoğunlukla doğal dengesinin de bozulduğunu söyledi.Suluada’ya her gün tur düzenleyen tekne işletmecisi ve Özadrasan Çıralı Kooperatifi Başkan Yardımcısı Mert Can Bayer de durumdan memnun olmadığını belirtti.
Bayer, tur için gelenlerin kalabalıktan şikayetçi olduğunu, bu nedenle adanın daha sakin yerlerine gitmeye çalıştığını ifade ederek, şöyle devam etti:
“Misafirleri olabildiğince en sakin yere götürmek istiyoruz. ‘Kalabalık, tekneler çok yoğun’ deniliyor. İskelemiz olsaydı tekne sayısının artmasının önüne geçilirdi. Sahil dolana kadar tekne almaya çalışıyorlar. Devam ediyor sayı artmaya. Biz de memnun değiliz tekne sayısının artmasından. Hatta yeni tekne alanlar da bu durumdan memnun değil. Kontrolsüz artış oldu. İmkanı olanlar büyüttü. Bu sürdürülebilir bir turizm için uygun değil. Bir iskele yapılması lazım.”
Teknelerin plaja yanaşıp müşteri almalarını da hoş karşılamadığını belirten Bayer, “Özellikle otel işletmeleri bunu istem ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uW14UeNgXUucb5SwYK81ew.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>“Türkiye’nin, Maldivleri”, tekne, işgali, altında:, “Her, gün, bin, kişi, geliyor, Koy, koyluktan, çıktı”</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uW14UeNgXUucb5SwYK81ew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="“Türkiye’nin Maldivleri” tekne işgali altında: “Her gün 6 bin kişi geliyor! Koy, koyluktan çıktı”"><p>“Türkiye’nin Maldivleri” olarak nitelendirilen Antalya’daki Suluada, her gün yüzlerce kişinin taşındığı tur teknelerinin işgali altında… Adrasan Sahili’nde denize girecek yer kalmayacak şekilde kıyıya demirleyip kişi başı 800 liradan tur müşterisi alan teknecilerden, otelciler ve tatilcilerin yanı sıra tekne sahipleri de dert yanıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oP1pOBdtd0Orx-QHoMUStg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>640 kilometre sahil bandında 233’ü plaj ve 5 marina ile Türkiye’de mavi bayrak listesinde birinciliğini koruyan Antalya, el değmemiş bakir koylarıyla da dikkat çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P1QuzC59skiDFuls-KlDYA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her yıl milyonlarca yerli ve yabancı turist ağırlayan kentte yaz tatilinin en çok ilgi gören doğal değerlerinden biri de Kumluca ilçesindeki Suluada.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aw28GujSwEWavEiBuW2SWA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Suluada, Akdeniz açıklarında başta Adrasan olmak üzere Çıralı, Olimpos, Mavikent gibi yöredeki diğer tatil beldelerinden yoğun tekne turları alıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EDJbd_OQ9E2VuQQoh9iWGA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Biri 50, diğeri 120 metre bembeyaz kumulu ve turkuaz renkli suyuyla iki plaja sahip adaya, günde 200’e yakın tekne tur düzenliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZlTgudiVv0eU1Opeff3LLw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Turlar Adrasan koyundan çıkış ve tekrar aynı yere akşam saatlerinde dönüş olarak planlanıyor.
Kişi başı ücreti 800-1000 lira arasında değişiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MgFBo6ZavkixcXC80zZwGQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kumu ve suyunun rengiyle Maldivler’e benzetilen adanın günlük ziyaretçi sayısı 6 bini buluyor.
Ziyaretçiler 45 dakika süren tur sırasında Gelidonya Feneri gibi bölgenin tarihi değeri olan Adrasan Deniz Feneri’ni de görme imkanı buluyor.
Ada, ismini de kaynak tatlı suyundan alıyor.
Ana karayla bağı bulunmayan adanın, denizin dibinden tatlı su damarıyla ana karadan gelen tatlı suya sahip olduğu ifade ediliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KM0a3EkE8Uyn4EqrHdshVg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doğal beyaz kumuyla ziyaretçilere Maldivler’e gitmiş gibi tatil imkanı sunan ada, bugünlerde güzelliklerinin yanı sıra bozulmaya başlayan doğal yapısı ve etrafını saran teknelerin bıraktığı çöpler, kapasitesinin üzerindeki yoğunlukla ve sintine atığıyla anılır oldu.
Tatilciler konakladıkları otelin hemen karşısındaki sahilden denize girmek istiyor ancak yanaşan yüzlerce tekneden yüzecek yer bulamadığı için 1 kilometre kadar yürümek zorunda kalıyor.
Bu durumu otel işletmecilerine şikayet olarak götüren tatilci, sorun yaşadığını anlattığı işletmeci tekne sahipleriyle karşı karşıya geliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h6l3WZtTmk-HZV0SODBx8w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bölgede tekne işletmecileri tarafından 3 kooperatif kuruldu.
Tura katılmak isteyen tatilciler, bir liman ya da iskele olmadığı için yarı bellerine kadar denize girerek tekneye binmekten dert yanıyor. Bazı çocuklu tatilcilerin, binmek için tekneden uzatılan küçük iskelede uzun uğraşlar verdikleri görüldü.
Düzensizlik, otel işletmeleri, tekneciler ve bölgedeki tatilcilerin ortak derdi.
Adrasan Sahili’nin uygun olan kısmına yapılacak bir liman ya da iskelenin hem kıyıdaki işgali çözeceğini hem de bir düzen getireceğini belirten tekne sahipleri, çözüm beklediklerini belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Eabpdl7-wEWGNTuqr_fyEA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bölgede daha önceleri inceleme yapan ve rapor hazırlayan Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’nden Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, bölgenin kaderine terk edildiğini ve tekne işgaline uğradığını söyledi.
İşin kontrolsüz şekilde büyüdüğünü belirten Prof. Dr. Gökoğlu, “Adrasan koyunun her yeri tekne oldu. Türkiye’nin en güzel koylarından biriydi. Koyun 3’te 2’sini tekneler kaplıyor. Teknelerin çok olması sintine, petrol, yağ ve atık anlamında kirliliğe neden oluyor. Adrasan koyu koyluktan çıktı.” dedi.
Günde 6 bin ziyaretçinin çok ciddi bir sayı olduğunu belirten Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, “Adanın etrafını 6 bin kişi sarsa yüzecek yer kalmaz. Üzülüyorum. Hiçbir şey planlı yapılmıyor. Ne koparabilirsek ülkenin bir yerinden, onun peşinde herkes.” diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4Ke3_7MovECo5p9Ufex4fg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Adrasan’da otel işletmeciliği yapan aynı zamanda Adrasan Gelişim Derneği Başkanı Serkan Konuralp, teknelerin ilk başlarda sayılarının 30-40 civarı olduğunu ve daha kontrollü olduğunu söyledi. Ancak bugünlerde kontrolün elden çıktığını belirten Konuralp, “Suluada’nın çok meşhur olmasıyla günde iki tur düzenlenir oldu. Kabaca günde 6 bin kişi adayı görmeye geliyor. 180 tekne var burada. Kontrol edilememesi bizi çok üzüyor. Şu an fiziki şartlarımız yetersiz. Daha iyi bir toplama alanına ihtiyaç var. Yüzme alanı da çok daraldı. Konuklar buraya yüzmek için geliyor. Yüzemiyor ve şikayet ediyorlar.” dedi.
Konuralp, Suluada’nın bu yoğunlukla doğal dengesinin de bozulduğunu söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Evj-xCYeqE-9kVin40OYbA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Suluada’ya her gün tur düzenleyen tekne işletmecisi ve Özadrasan Çıralı Kooperatifi Başkan Yardımcısı Mert Can Bayer de durumdan memnun olmadığını belirtti.
Bayer, tur için gelenlerin kalabalıktan şikayetçi olduğunu, bu nedenle adanın daha sakin yerlerine gitmeye çalıştığını ifade ederek, şöyle devam etti:
“Misafirleri olabildiğince en sakin yere götürmek istiyoruz. ‘Kalabalık, tekneler çok yoğun’ deniliyor. İskelemiz olsaydı tekne sayısının artmasının önüne geçilirdi. Sahil dolana kadar tekne almaya çalışıyorlar. Devam ediyor sayı artmaya. Biz de memnun değiliz tekne sayısının artmasından. Hatta yeni tekne alanlar da bu durumdan memnun değil. Kontrolsüz artış oldu. İmkanı olanlar büyüttü. Bu sürdürülebilir bir turizm için uygun değil. Bir iskele yapılması lazım.”
Teknelerin plaja yanaşıp müşteri almalarını da hoş karşılamadığını belirten Bayer, “Özellikle otel işletmeleri bunu istemiyor. Tekne alanı eskiden 100 metreyken şimdi 800 metreyi geçti.” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/b_Yweb0BkkCn2O7-Xi-APg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Suluada’ya ilk defa gideceğini belirten Damla Can da tekneye yarı beline kadar suya girerek binebildi. Fotoğraflarda çok güzel göründüğü için merak ettiğini belirten Can, “Bir iskele olsa daha iyi olurdu. Az önce gördüm birilerini, çok zor bindiler tekneye. Dalgadan ıslanmazdık en azından.” diye konuştu.
Ailesiyle birlikte Adrasan’da bir otelde konaklayan ve denize girmek için sahile gelen Fatih Özler de teknelerden denize giremediği için sitem etti.
Metrelerce yürüdüğünü ve tatilin işkenceye döndüğünü belirten Özler, “Teknelerden denize giremiyoruz. Yürüyoruz. Sahilin yarıdan fazlasını tekneler kaplamış. İlk defa geliyorum ve böyle bir şey görmedim. Tur için de 800 lira istiyorlar. Çok pahalı.” dedi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir&amp;apos;deki kötü koku ve balık ölümlerinin sebebi açıklandı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/izmirdeki-koetu-koku-ve-balik-oelumlerinin-sebebi-aciklandi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/izmirdeki-koetu-koku-ve-balik-oelumlerinin-sebebi-aciklandi</guid>
<description><![CDATA[ İzmir Büyükşehir Belediyesi, Körfez&#039;de görülen balık ölümleri ve kötü kokunun deniz suyu sıcaklıklarının yükselmesi sonucu tek hücreli canlı (plankton) popülasyonun artışından kaynaklandığını bildirdi.Deniz suyu sıcaklığının küresel ısınma ve iklim değişikliği etkisiyle artarak 29 dereceye ulaştığı, bu ortamın da &quot;Dinoflagellate Gymnodinium&quot; cinsi tek hücreli canlıların (planktonların) popülasyonunda ani artışları beraberinde getirdiği bertilen açıklamada, sudaki oksijen oranının düşmesiyle başlayan plankton ölümlerinin ise kötü kokuya neden olduğu ifade edildi.  Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:  &quot;Ayrıca bu canlıların popülasyonundaki aşırı artış, bulundukları suyun yüzeyinin kızılımsı-kahverengi bir görünüme bürünmesine de neden olmaktadır. Bununla birlikte plankton patlamasıyla sudaki çözünmüş oksijen miktarının oldukça azalmasının balıkların ölümüne sebebiyet verdiği düşünülmektedir. İzmir Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanlığı tarafından gerekli çalışmalar yapılmaktadır. Deniz Koruma Şube Müdürlüğümüz de hem deniz süpürgesi hem de karadan temizlik çalışması yapmaktadır.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vZ7dmx5pcUqhUF5o2HGzgQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>İzmirdeki, kötü, koku, balık, ölümlerinin, sebebi, açıklandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vZ7dmx5pcUqhUF5o2HGzgQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="İzmir'deki kötü koku ve balık ölümlerinin sebebi açıklandı"><p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, Körfez'de görülen balık ölümleri ve kötü kokunun deniz suyu sıcaklıklarının yükselmesi sonucu tek hücreli canlı (plankton) popülasyonun artışından kaynaklandığını bildirdi.</p>Deniz suyu sıcaklığının küresel ısınma ve iklim değişikliği etkisiyle artarak 29 dereceye ulaştığı, bu ortamın da "Dinoflagellate Gymnodinium" cinsi tek hücreli canlıların (planktonların) popülasyonunda ani artışları beraberinde getirdiği bertilen açıklamada, sudaki oksijen oranının düşmesiyle başlayan plankton ölümlerinin ise kötü kokuya neden olduğu ifade edildi.  Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:  "Ayrıca bu canlıların popülasyonundaki aşırı artış, bulundukları suyun yüzeyinin kızılımsı-kahverengi bir görünüme bürünmesine de neden olmaktadır. Bununla birlikte plankton patlamasıyla sudaki çözünmüş oksijen miktarının oldukça azalmasının balıkların ölümüne sebebiyet verdiği düşünülmektedir. İzmir Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanlığı tarafından gerekli çalışmalar yapılmaktadır. Deniz Koruma Şube Müdürlüğümüz de hem deniz süpürgesi hem de karadan temizlik çalışması yapmaktadır."]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay: Körfezde yüzmeyi vadedemem</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/izmir-buyuksehir-belediye-baskani-cemil-tugay-koerfezde-yuzmeyi-vadedemem</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/izmir-buyuksehir-belediye-baskani-cemil-tugay-koerfezde-yuzmeyi-vadedemem</guid>
<description><![CDATA[ İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, İzmir Körfezi’ndeki kirlilikle ilgili açıklama yaptı. Tugay, “5 yılın sonunda körfezimizde yüzmeyi vadedemem ama bugüne oranla çok daha temiz bir körfezi bırakmayı vadedebilirim.” ifadelerini kullandı.İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Egemenlik Evi Çetin Emeç Toplantı Salonu’nda İzmir Körfezi’nde yaşanan balık önemleriyle ilgili basın toplantısı düzenledi.Tugay, olayın yaşanmasından itibaren bilim insanları ve büyükşehir belediyesinin ilgili birimleriyle çalışma yapmaya başladıklarını anlattı.
Körfezin ağır bir kirlilik yaşadığını, balık ölümlerinin de bunun sonucu olduğunu belirten Tugay, şöyle devam etti:
“1965 yılından bu yana körfez kirlenmekte, bu yeni bir durum değil. Yıllar içerisinde derelerle körfezimize evsel, endüstriyel ve bir miktarda tarımsal atıklar taşınıyor. İşin son noktasına gelinmiş gibi görünüyor. Bununla yüzleşmemiz gerektiğini, çözüm için ortak bir çaba içinde olmamız gerektiğini söylüyorum. Körfezde yaşanan renk değişikliği ve balık ölümleri plankton denilen bir mikroorganizma türünün denizde aniden çoğalmasıyla ortaya çıktı. Bunların gemilerle taşındığını ve iklim değişikliğiyle körfez içinde baskın haline geldiğini söyleyebiliriz.”Körfez kirliliğini siyasetin üstünde bir sorun olarak gördüğünü belirten Tugay, yaşanan çevre felaketi karşısında tüm kurumlarla işbirliği yapılması gerektiğini dile getirdi.
İzmir Körfezi’nde yaşanan sorunların son 10 yıldır arttığına dikkati çeken Tugay, şöyle devam etti:
“2000 yılında yapılan kanun ve yönetmelik değişikliğinin ardından deniz ve iç sulardan birinci derecede sorumlu Çevre Şehircilik ve İklim Değişliği Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığıdır. Belediyeler ve diğer kurumlara kadro ve müdahale yetkisi verilmiş değil. İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZSU körfez konusunda icracı olamıyor. İç körfezde milyonlarca ton çamur birikmiş durumda. Bu çamuru almak istesek büyükşehir belediyesinin belli bir metreye kadar çalışma yetkisi var. Körfezde su akımını değiştirecek sirkülasyon kanalını yapma yetkisi de bakanlığa ait.”Körfezin takibi için bilim kurulu kuracaklarını aktaran Tugay, sudaki değerleri de İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZSU’nun internet sitesinden İzmirlilerle paylaşacaklarını ifade etti.
İzmir Körfezi’ni İzmirlilerle kurtaracaklarını belirten Tugay, “Bunun için insanların körfezi kirletmemek adına azami dikkat etmelerini istiyorum. Biz de yetkilerimizi kullanarak denetimlerimizi sürdüreceğiz. Hata yapan kurum ve kişileri afişe edeceğiz hem de yetkimiz çerçevesinde cezalandıracağız. 5 yılın sonunda körfezimizde yüzmeyi vadedemem ama bugüne oranla çok daha temiz bir körfezi bırakmayı vadedebilirim. Bunu İzmirlilerle yapacağız.” ifadelerini kullandı.Bir basın mensubunun, körfezde balık tutulmasına yönelik sorusuna Tugay, şöyle yanıt verdi:
“Detaylı bir mikrobiyolojik çalışma bana ulaşmadı. Körfezden balık tutulmasını doğru bulmuyorum. Özellikle iç körfezden tutmak doğru değil. Hıfzıssıhha kararına göre yasak, bundan sonra bununla ilgili de önlem almalıyız. Körfezde insan sağlığıyla ilgili bir mikrop türü yok. Bu kirliliği gidermezsek ilerde bunları da yaşayabiliriz.”
Körfezde yaşanan balık ölümleriyle ilgili bakanlıkları aramayı düşünüp düşünmediği sorulan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, bu olay olmadan önce bakanlarla görüşmek istediğini ilgili kurumlara ilettiğini, eylül ayı başında görüşeceklerine dair dönüşlerin olduğunu, körfezin temizliği için elini uzatacağını ve o elin boşta kalmayacağına inandığını kaydetti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-I2d1td7q0S8FjD6fcVDMA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>İzmir, Büyükşehir, Belediye, Başkanı, Cemil, Tugay:, Körfezde, yüzmeyi, vadedemem</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-I2d1td7q0S8FjD6fcVDMA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay: Körfezde yüzmeyi vadedemem"><p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, İzmir Körfezi’ndeki kirlilikle ilgili açıklama yaptı. Tugay, “5 yılın sonunda körfezimizde yüzmeyi vadedemem ama bugüne oranla çok daha temiz bir körfezi bırakmayı vadedebilirim.” ifadelerini kullandı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lTir3rBUdUuFdDFKEaamPg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Egemenlik Evi Çetin Emeç Toplantı Salonu’nda İzmir Körfezi’nde yaşanan balık önemleriyle ilgili basın toplantısı düzenledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Lehz3TEZ0E64oPLZbFl4gQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tugay, olayın yaşanmasından itibaren bilim insanları ve büyükşehir belediyesinin ilgili birimleriyle çalışma yapmaya başladıklarını anlattı.
Körfezin ağır bir kirlilik yaşadığını, balık ölümlerinin de bunun sonucu olduğunu belirten Tugay, şöyle devam etti:
“1965 yılından bu yana körfez kirlenmekte, bu yeni bir durum değil. Yıllar içerisinde derelerle körfezimize evsel, endüstriyel ve bir miktarda tarımsal atıklar taşınıyor. İşin son noktasına gelinmiş gibi görünüyor. Bununla yüzleşmemiz gerektiğini, çözüm için ortak bir çaba içinde olmamız gerektiğini söylüyorum. Körfezde yaşanan renk değişikliği ve balık ölümleri plankton denilen bir mikroorganizma türünün denizde aniden çoğalmasıyla ortaya çıktı. Bunların gemilerle taşındığını ve iklim değişikliğiyle körfez içinde baskın haline geldiğini söyleyebiliriz.”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jlXMsHP2nk-luhoRrWxzKg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Körfez kirliliğini siyasetin üstünde bir sorun olarak gördüğünü belirten Tugay, yaşanan çevre felaketi karşısında tüm kurumlarla işbirliği yapılması gerektiğini dile getirdi.
İzmir Körfezi’nde yaşanan sorunların son 10 yıldır arttığına dikkati çeken Tugay, şöyle devam etti:
“2000 yılında yapılan kanun ve yönetmelik değişikliğinin ardından deniz ve iç sulardan birinci derecede sorumlu Çevre Şehircilik ve İklim Değişliği Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığıdır. Belediyeler ve diğer kurumlara kadro ve müdahale yetkisi verilmiş değil. İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZSU körfez konusunda icracı olamıyor. İç körfezde milyonlarca ton çamur birikmiş durumda. Bu çamuru almak istesek büyükşehir belediyesinin belli bir metreye kadar çalışma yetkisi var. Körfezde su akımını değiştirecek sirkülasyon kanalını yapma yetkisi de bakanlığa ait.”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_V_dtQ_BbUmhnKZpjExXvA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Körfezin takibi için bilim kurulu kuracaklarını aktaran Tugay, sudaki değerleri de İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZSU’nun internet sitesinden İzmirlilerle paylaşacaklarını ifade etti.
İzmir Körfezi’ni İzmirlilerle kurtaracaklarını belirten Tugay, “Bunun için insanların körfezi kirletmemek adına azami dikkat etmelerini istiyorum. Biz de yetkilerimizi kullanarak denetimlerimizi sürdüreceğiz. Hata yapan kurum ve kişileri afişe edeceğiz hem de yetkimiz çerçevesinde cezalandıracağız. 5 yılın sonunda körfezimizde yüzmeyi vadedemem ama bugüne oranla çok daha temiz bir körfezi bırakmayı vadedebilirim. Bunu İzmirlilerle yapacağız.” ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H-OR4na3_0af4hyYJrKHfA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir basın mensubunun, körfezde balık tutulmasına yönelik sorusuna Tugay, şöyle yanıt verdi:
“Detaylı bir mikrobiyolojik çalışma bana ulaşmadı. Körfezden balık tutulmasını doğru bulmuyorum. Özellikle iç körfezden tutmak doğru değil. Hıfzıssıhha kararına göre yasak, bundan sonra bununla ilgili de önlem almalıyız. Körfezde insan sağlığıyla ilgili bir mikrop türü yok. Bu kirliliği gidermezsek ilerde bunları da yaşayabiliriz.”
Körfezde yaşanan balık ölümleriyle ilgili bakanlıkları aramayı düşünüp düşünmediği sorulan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, bu olay olmadan önce bakanlarla görüşmek istediğini ilgili kurumlara ilettiğini, eylül ayı başında görüşeceklerine dair dönüşlerin olduğunu, körfezin temizliği için elini uzatacağını ve o elin boşta kalmayacağına inandığını kaydetti.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yeşilırmak’ta toplu balık ölümleri</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/yesilirmakta-toplu-balik-oelumleri</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/yesilirmakta-toplu-balik-oelumleri</guid>
<description><![CDATA[ Amasya’da Yeşilırmak Nehri’nde toplu balık ölümleri yaşandı. Balıklar ile sudan numune alınırken, ölümlerin ilk belirlemelere göre çözünmüş oksijen yetersizliğinden kaynaklandığı belirtildi.Yeşilırmak Nehri’nin geçtiği Amasya’nın 55 Evler Mahallesi’ndeki Ataşehir mevkisinde balık ölümleri yaşandı.
Su yüzeyine çıkan ölü balıkları gören mahalleli, durumu polise bildirdi.İhbarla bölgeye gelen ekipler, incelemenin ardından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikli İl Müdürlüğü ile Tarım ve Orman Müdürlüğü’ne haber verdi.
Ekipler, hem nehirden hem de balıklardan numune aldı.İlk belirlemelere göre balık ölümlerinin çözünmüş oksijen yetersizliğinden kaynaklandığı belirtildi.
Bu durumun da debinin düşük olması ve yüksek sıcaklıktan yaşanabileceği bildirildi.Kesin sonuçlar, numunelerin incelenmesinin ardından ortaya çıkacak. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Crl5kPorME-pSA_wvZFyhw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Yeşilırmak’ta, toplu, balık, ölümleri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Crl5kPorME-pSA_wvZFyhw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Yeşilırmak’ta toplu balık ölümleri"><p>Amasya’da Yeşilırmak Nehri’nde toplu balık ölümleri yaşandı. Balıklar ile sudan numune alınırken, ölümlerin ilk belirlemelere göre çözünmüş oksijen yetersizliğinden kaynaklandığı belirtildi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TuiiWZMoPk-gdRSlyuG8Ig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeşilırmak Nehri’nin geçtiği Amasya’nın 55 Evler Mahallesi’ndeki Ataşehir mevkisinde balık ölümleri yaşandı.
Su yüzeyine çıkan ölü balıkları gören mahalleli, durumu polise bildirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9ppO2G5CxEqM52WDdyPAAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İhbarla bölgeye gelen ekipler, incelemenin ardından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikli İl Müdürlüğü ile Tarım ve Orman Müdürlüğü’ne haber verdi.
Ekipler, hem nehirden hem de balıklardan numune aldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/biWTGFBG0k2CD0UEcCg-dA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlk belirlemelere göre balık ölümlerinin çözünmüş oksijen yetersizliğinden kaynaklandığı belirtildi.
Bu durumun da debinin düşük olması ve yüksek sıcaklıktan yaşanabileceği bildirildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wlHxYuMxV0qo6gSyOuMq8A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kesin sonuçlar, numunelerin incelenmesinin ardından ortaya çıkacak.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Körfezin bir bölümü yeşile büründü: İzmir Körfezi’ndeki ölümlere ayrıntılı inceleme</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/koerfezin-bir-boelumu-yesile-burundu-izmir-koerfezindeki-oelumlere-ayrintili-inceleme</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/koerfezin-bir-boelumu-yesile-burundu-izmir-koerfezindeki-oelumlere-ayrintili-inceleme</guid>
<description><![CDATA[ Toplu balık ölümleri ve kötü kokuyla gündeme gelen İzmir Körfezi’nde ayrıntılı inceleme başlatıldı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ekiplerinin ilk belirlemelerine göre körfezdeki toplu ölümlerin nedeni organizmalardaki ciddi artış sebebiyle çözünmüş oksijen miktarının düşmesi… Körfezde İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı süpürge teknesi temizlik çalışmalarını sürdürürken Bayraklı sahiline 4 hidrosoft pompa kurdu. Pompaların, çektikleri suyu filtreleyerek yeniden denize deşarj ettikleri, bu yolla su içindeki oksijen oranının da artırılmasının hedeflendiği belirtildi.Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ekipleri, Kötü koku ve balık ölümleriyle gündeme gelen İzmir Körfezi’nde ayrıntılı inceleme başlattı.İzmir’de 20 Ağustos günü Bayraklı ilçesi Turan mevkisi sahiline ölü balıkların vurması ve kötü koku sorununun ortaya çıkması sonrası kirlilik kaynağının tespiti ve kirliliğin önüne geçilmesi için çalışmalar sürüyor.Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın körfezde daha ayrıntılı inceleme yapılacağı açıklamasının ardından bakanlık merkez teşkilatına bağlı uzman ekipler ile Mobil Su ve Atık Su Analiz Laboratuvarı, Bayraklı ilçesinden denize dökülen Manda Çayı’nda göreve başladı.Ekipler, çaydan alınan su numunelerini bölgede hazır bulunan Mobil Su ve Atık Su Analiz Laboratuvarı’na yönlendirdi.
Ekiplerin körfeze akan Bostanlı, Bayraklı, Laka, Arap ve Balçova dereleri, Manda ve Meles çayları ve Atatürk Organize Sanayi Bölgesi ile Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi arıtma tesislerinden de numuneler alacağı belirtildi.Çalışmalarla ilgili gazetecilere bilgi veren Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ÇED İzleme ve Çevre Denetimi Daire Başkanı Barış Ecevit Akgün, balık ölümlerine ilişkin il müdürlüğünce yürütülen çalışmalara katkı sağlamak amacıyla bakanlığın merkez denetim ekipleriyle laboratuvarı bölgeye yönlendirdiklerini söyledi.
Balık ölümlerinin ardından denizde çeşitli derinlik ve açıklıklardan numuneler alındığını kaydeden Akgün, şunları kaydetti:
“Burada körfeze girişi bulunan 7 büyük derenin getirmiş olduğu kirlilik yükünün tespitine ilişkin bir çalışma yürüteceğiz. İl müdürlüğümüz tarafından zaten bölgedeki bütün kaynaklar düzenli olarak denetleniyor. Sürekli atık su izleme sistemleri vasıtasıyla debisi 5 bin metreküpün üzerinde olan 36 atık su arıtma tesisi verilerini online olarak izliyoruz. Ama mevzuat kapsamında bu izleme sistemlerini bulundurması gerekmeyen atık su kaynaklarını da mobil su ve atık su laboratuvarımızda numuneleri almak suretiyle denetleyeceğiz.”Akgün, ilk tespitlere göre bölgede bulunan organizmalardaki ciddi artış sebebiyle çözünmüş oksijen miktarının düştüğünü, birikmiş kirliliğin balık ölümlerine neden olduğunun görüldüğünü ancak kapsamlı değerlendirmeyi analiz sonuçlarına göre yapabileceklerini ifade etti.İZSU&#039;ya ait Narlıdere ve Çiğli arıtma tesislerinden de önceki günlerde numuneler alındığını aktaran Akgün, analiz sonuçlarının henüz çıkmadığını, bu tesislerde de inceleme yapacaklarını sözlerine ekledi.
Bu arada ekiplerin numune aldığı Manda Çayı üzerinde ölü balıkların bulunduğu gözlendi.Balık ölümlerinin görüldüğü körfezde İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı süpürge teknesi temizlik çalışmalarını sürdürürken İZSU ekiplerinin de Bornova deresinin denize döküldüğü noktada dip çamurlarını iş makineleriyle temizledikleri görüldü.İtfaiye Daire Başkanlığı ekipleri ise Bayraklı sahiline 4 hidrosoft pompa kurdu. Pompaların, çektikleri suyu filtreleyerek yeniden denize deşarj ettikleri, bu yolla su içindeki oksijen oranının da artırılmasının hedeflendiği belirtildi.TÜBİTAK MARMARA Araştırma Gemisi&#039;nin de İzmir Körfezi&#039;nde çeşitli noktalarda inceleme yaptığı gözleniyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4kvFq9Xjyk6k__mgZz2izw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Körfezin, bir, bölümü, yeşile, büründü:, İzmir, Körfezi’ndeki, ölümlere, ayrıntılı, inceleme</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4kvFq9Xjyk6k__mgZz2izw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Körfezin bir bölümü yeşile büründü: İzmir Körfezi’ndeki ölümlere ayrıntılı inceleme"><p>Toplu balık ölümleri ve kötü kokuyla gündeme gelen İzmir Körfezi’nde ayrıntılı inceleme başlatıldı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ekiplerinin ilk belirlemelerine göre körfezdeki toplu ölümlerin nedeni organizmalardaki ciddi artış sebebiyle çözünmüş oksijen miktarının düşmesi… Körfezde İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı süpürge teknesi temizlik çalışmalarını sürdürürken Bayraklı sahiline 4 hidrosoft pompa kurdu. Pompaların, çektikleri suyu filtreleyerek yeniden denize deşarj ettikleri, bu yolla su içindeki oksijen oranının da artırılmasının hedeflendiği belirtildi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JGW_HTnpbE6BLN1UnNkgoA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ekipleri, Kötü koku ve balık ölümleriyle gündeme gelen İzmir Körfezi’nde ayrıntılı inceleme başlattı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/T0u-lo8YlEWVleBQ4C-zew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İzmir’de 20 Ağustos günü Bayraklı ilçesi Turan mevkisi sahiline ölü balıkların vurması ve kötü koku sorununun ortaya çıkması sonrası kirlilik kaynağının tespiti ve kirliliğin önüne geçilmesi için çalışmalar sürüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SXZaEU3DZUCELzfbk9PPTA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın körfezde daha ayrıntılı inceleme yapılacağı açıklamasının ardından bakanlık merkez teşkilatına bağlı uzman ekipler ile Mobil Su ve Atık Su Analiz Laboratuvarı, Bayraklı ilçesinden denize dökülen Manda Çayı’nda göreve başladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_qobONaMqU-iR5YshGRO2Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ekipler, çaydan alınan su numunelerini bölgede hazır bulunan Mobil Su ve Atık Su Analiz Laboratuvarı’na yönlendirdi.
Ekiplerin körfeze akan Bostanlı, Bayraklı, Laka, Arap ve Balçova dereleri, Manda ve Meles çayları ve Atatürk Organize Sanayi Bölgesi ile Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi arıtma tesislerinden de numuneler alacağı belirtildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YHKd-BJwv0qTop_3rOXr-A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çalışmalarla ilgili gazetecilere bilgi veren Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ÇED İzleme ve Çevre Denetimi Daire Başkanı Barış Ecevit Akgün, balık ölümlerine ilişkin il müdürlüğünce yürütülen çalışmalara katkı sağlamak amacıyla bakanlığın merkez denetim ekipleriyle laboratuvarı bölgeye yönlendirdiklerini söyledi.
Balık ölümlerinin ardından denizde çeşitli derinlik ve açıklıklardan numuneler alındığını kaydeden Akgün, şunları kaydetti:
“Burada körfeze girişi bulunan 7 büyük derenin getirmiş olduğu kirlilik yükünün tespitine ilişkin bir çalışma yürüteceğiz. İl müdürlüğümüz tarafından zaten bölgedeki bütün kaynaklar düzenli olarak denetleniyor. Sürekli atık su izleme sistemleri vasıtasıyla debisi 5 bin metreküpün üzerinde olan 36 atık su arıtma tesisi verilerini online olarak izliyoruz. Ama mevzuat kapsamında bu izleme sistemlerini bulundurması gerekmeyen atık su kaynaklarını da mobil su ve atık su laboratuvarımızda numuneleri almak suretiyle denetleyeceğiz.”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UN7n4tv0m0SnjgHYaeLp6Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Akgün, ilk tespitlere göre bölgede bulunan organizmalardaki ciddi artış sebebiyle çözünmüş oksijen miktarının düştüğünü, birikmiş kirliliğin balık ölümlerine neden olduğunun görüldüğünü ancak kapsamlı değerlendirmeyi analiz sonuçlarına göre yapabileceklerini ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_2fgImRVs0mlaVXValcadg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İZSU'ya ait Narlıdere ve Çiğli arıtma tesislerinden de önceki günlerde numuneler alındığını aktaran Akgün, analiz sonuçlarının henüz çıkmadığını, bu tesislerde de inceleme yapacaklarını sözlerine ekledi.
Bu arada ekiplerin numune aldığı Manda Çayı üzerinde ölü balıkların bulunduğu gözlendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uWtFlbp-CUKr0q4Dh2V17Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Balık ölümlerinin görüldüğü körfezde İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı süpürge teknesi temizlik çalışmalarını sürdürürken İZSU ekiplerinin de Bornova deresinin denize döküldüğü noktada dip çamurlarını iş makineleriyle temizledikleri görüldü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q6ATucshC06hJGxnO8-rKg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İtfaiye Daire Başkanlığı ekipleri ise Bayraklı sahiline 4 hidrosoft pompa kurdu. Pompaların, çektikleri suyu filtreleyerek yeniden denize deşarj ettikleri, bu yolla su içindeki oksijen oranının da artırılmasının hedeflendiği belirtildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6rSoX96FVUS85qSuGKlFLQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>TÜBİTAK MARMARA Araştırma Gemisi'nin de İzmir Körfezi'nde çeşitli noktalarda inceleme yaptığı gözleniyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7eo6jLTR-keqDonsO9-3hQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IgCl2LYKs0K82Vf5QidHFA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Antalya’da bir göl, otopark oldu! 19 yıllık adım adım değişim uydu fotoğraflarında</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/antalyada-bir-goel-otopark-oldu-19-yillik-adim-adim-degisim-uydu-fotograflarinda</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/antalyada-bir-goel-otopark-oldu-19-yillik-adim-adim-degisim-uydu-fotograflarinda</guid>
<description><![CDATA[ Antalya’daki Adrasan Koyu kıyısında yer alan endemik bitki, kuş ve balık türlerinin olduğu göl, 19 yılda kurudu. Çevresinde kaçak yapıların yükseldiği gölün bir kısmı bu süre içinde doldurularak, tur araçlarına otopark yapıldı. Gölün yıllar içinde otoparka dönüşmesi, uydu fotoğraflarıyla da görüntülendi. Akdeniz Üniversitesi&#039;nden Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, “Orada bir doğal yaşam vardı, yok edildi. Gölün yatağı doldurulup herkes kendine bir arsa çıkarma peşinde.” diye konuştu.Antalya’nın Kumluca ilçesine bağlı Adrasan’da bir göl, tur araçlarının otoparkına dönüştü.Antalya’nın önemli turistik koylarından Adrasan, bir süredir kıyıya demirleyen tekneler tarafından işgal edilmiş durumda.
Hem turizmciler hem de turistlerin şikayetçi olduğu tekne yoğunluğundan, yeni tekneler alarak Türkiye’nin Maldivleri olarak anılan Suluada’ya tur düzenleyen tekne sahipleri de dertli.
Tekne krizi çözüme kavuşamazken bölgedeki önemli doğal gölün de kuruyup imara açıldığı ortaya çıktı.Yaklaşık 250 dönümlük gölün zamanla kurumasına göz yumulduğu ve çevresinin doldurularak kaçak yapıların yükseldiğini aktaran turizmciler, gölün bir kısmının da tur operatörlerine ait araçlar için otopark haline getirildiğini söyledi.
Gölün yaşadığı değişim, uydu fotoğraflarıyla görüntülendi.2005 yılında uydu fotoğraflarında yeşilliği ve canlılığıyla dikkati çeken göl, 2013 yılına kadar canlılığını korudu.2019 yılında otopark olarak ayrılan yere tur otobüslerinin park yaptığı ve giderek otopark alanının genişlediği dikkati çekti.
2024 yılı Ocak ayında çekilen son uydu fotoğrafında ise gölün tamamen kuruduğu, sazlıklarla kaplandığı ve yeşil görüntüsünün kahverengiye döndüğü görüldü.Ayrıca otoparkın da genişlediği ve tur otobüslerinin de park alanında yoğunlaştığı dikkati çekti.Bölgedeki endemik bitki türleri, çeşitli kuş türleri ile gölde üreyen balıkların da yok olduğunu anlatan Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’nden Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, duruma üzüldüğünü ifade etti.
Yağışlarla karadan taşınan malzemenin zamanla gölü doldurduğunu belirten Prof. Dr. Gökoğlu, “Sazlık, bataklıklar oluşmaya başladı. Orada daha önceden yılan balıkları, çipura, dil balıkları, levrek, barbun, lahos balıkları giriş çıkış yapabiliyordu. İnsanlar ranta saldırdığı için bir kısmı dolduruldu. Orada bir doğal yaşam vardı, yok edildi. Gölün yatağı doldurulup herkes kendine bir arsa çıkarma peşinde.” diye konuştu.20 yıl önce bir proje için bölgede inceleme yaptığını, gölün kurumasının ve yapılaşmanın önüne geçecek şekilde bir doğal yaşam parkı haline getirmek amacıyla çalışmalar yaptıklarını da anlatan Prof. Dr. Gökoğlu, “Kenarları ağaçlandırıp koşu parkurları yapılması için çalışma yapmıştık. O proje olsaydı çok iyi olacaktı. Denizel ekosistem için o göl denizi de besleyecekti. Yağma edilmeyecekti. Sazlıklara geceleri kuşlar gelip tünerdi. Her şeyi yok ettik orada. Binalar yapılıyor şimdilerde.” ifadelerini kullandı.Bölgede uzun süredir turizmcilik yapan Adrasan Gelişim Derneği Başkanı Serkan Konuralp da gölün yok edilmesine tepki gösterdi.
Tur otobüslerine park yeri yapmak için gölün bir kısmının doldurulduğunu belirten Konuralp, “Tur otobüsleri için daha başka bir uygulama yapılsaydı orayı kaybetmezdik. Geçici bir çözüm oldu tur otobüsleri için ama gölü kaybettik. Adrasan’da genel yapılaşma sorunu var. Yöneticiler geçici çözümlerle günü kurtarıyor.” diye konuştu.Endemik türleri inceleyen uzmanların Avrupa’nın birçok ülkesinden göl için bölgeye geldiğini de kaydeden Başkan Konuralp, “Konuklarımız hem bitkileri hem de kuş türlerini incelerdi. Daha değerli bir turizmdi. Endemik türler artık yok. Koylar çok güzel ama kontrolsüzce kullandığımız için o da değerini yitirdi.” dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6f-BSwVrNESsNeSUspbzZQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Antalya’da, bir, göl, otopark, oldu, yıllık, adım, adım, değişim, uydu, fotoğraflarında</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6f-BSwVrNESsNeSUspbzZQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Antalya’da bir göl, otopark oldu! 19 yıllık adım adım değişim uydu fotoğraflarında"><p>Antalya’daki Adrasan Koyu kıyısında yer alan endemik bitki, kuş ve balık türlerinin olduğu göl, 19 yılda kurudu. Çevresinde kaçak yapıların yükseldiği gölün bir kısmı bu süre içinde doldurularak, tur araçlarına otopark yapıldı. Gölün yıllar içinde otoparka dönüşmesi, uydu fotoğraflarıyla da görüntülendi. Akdeniz Üniversitesi'nden Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, “Orada bir doğal yaşam vardı, yok edildi. Gölün yatağı doldurulup herkes kendine bir arsa çıkarma peşinde.” diye konuştu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2af5iSZT_UuT7xFJ-AcxgA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Antalya’nın Kumluca ilçesine bağlı Adrasan’da bir göl, tur araçlarının otoparkına dönüştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JbyE5sBS00y6n5ZteAjRqw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Antalya’nın önemli turistik koylarından Adrasan, bir süredir kıyıya demirleyen tekneler tarafından işgal edilmiş durumda.
Hem turizmciler hem de turistlerin şikayetçi olduğu tekne yoğunluğundan, yeni tekneler alarak Türkiye’nin Maldivleri olarak anılan Suluada’ya tur düzenleyen tekne sahipleri de dertli.
Tekne krizi çözüme kavuşamazken bölgedeki önemli doğal gölün de kuruyup imara açıldığı ortaya çıktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/g-ZV4rMbUE-KvuLuNK-Qmw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaklaşık 250 dönümlük gölün zamanla kurumasına göz yumulduğu ve çevresinin doldurularak kaçak yapıların yükseldiğini aktaran turizmciler, gölün bir kısmının da tur operatörlerine ait araçlar için otopark haline getirildiğini söyledi.
Gölün yaşadığı değişim, uydu fotoğraflarıyla görüntülendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Kuyn23Wf4kyNI-cr7kz-Nw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2005 yılında uydu fotoğraflarında yeşilliği ve canlılığıyla dikkati çeken göl, 2013 yılına kadar canlılığını korudu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/inXof1_JjUm-vTjHLSMsFA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2019 yılında otopark olarak ayrılan yere tur otobüslerinin park yaptığı ve giderek otopark alanının genişlediği dikkati çekti.
2024 yılı Ocak ayında çekilen son uydu fotoğrafında ise gölün tamamen kuruduğu, sazlıklarla kaplandığı ve yeşil görüntüsünün kahverengiye döndüğü görüldü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bSqtT_ftTkqeTmD_pIQmaw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ayrıca otoparkın da genişlediği ve tur otobüslerinin de park alanında yoğunlaştığı dikkati çekti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/W9z0db2qN0-iFNCrR04_BA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bölgedeki endemik bitki türleri, çeşitli kuş türleri ile gölde üreyen balıkların da yok olduğunu anlatan Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’nden Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, duruma üzüldüğünü ifade etti.
Yağışlarla karadan taşınan malzemenin zamanla gölü doldurduğunu belirten Prof. Dr. Gökoğlu, “Sazlık, bataklıklar oluşmaya başladı. Orada daha önceden yılan balıkları, çipura, dil balıkları, levrek, barbun, lahos balıkları giriş çıkış yapabiliyordu. İnsanlar ranta saldırdığı için bir kısmı dolduruldu. Orada bir doğal yaşam vardı, yok edildi. Gölün yatağı doldurulup herkes kendine bir arsa çıkarma peşinde.” diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wKakaHhVjkqmXi4rSaKtcg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>20 yıl önce bir proje için bölgede inceleme yaptığını, gölün kurumasının ve yapılaşmanın önüne geçecek şekilde bir doğal yaşam parkı haline getirmek amacıyla çalışmalar yaptıklarını da anlatan Prof. Dr. Gökoğlu, “Kenarları ağaçlandırıp koşu parkurları yapılması için çalışma yapmıştık. O proje olsaydı çok iyi olacaktı. Denizel ekosistem için o göl denizi de besleyecekti. Yağma edilmeyecekti. Sazlıklara geceleri kuşlar gelip tünerdi. Her şeyi yok ettik orada. Binalar yapılıyor şimdilerde.” ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G0HOy3QUskCXl70VBgxcEA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bölgede uzun süredir turizmcilik yapan Adrasan Gelişim Derneği Başkanı Serkan Konuralp da gölün yok edilmesine tepki gösterdi.
Tur otobüslerine park yeri yapmak için gölün bir kısmının doldurulduğunu belirten Konuralp, “Tur otobüsleri için daha başka bir uygulama yapılsaydı orayı kaybetmezdik. Geçici bir çözüm oldu tur otobüsleri için ama gölü kaybettik. Adrasan’da genel yapılaşma sorunu var. Yöneticiler geçici çözümlerle günü kurtarıyor.” diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eNnGxQvBIUKxLEfv5Eq9HA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Endemik türleri inceleyen uzmanların Avrupa’nın birçok ülkesinden göl için bölgeye geldiğini de kaydeden Başkan Konuralp, “Konuklarımız hem bitkileri hem de kuş türlerini incelerdi. Daha değerli bir turizmdi. Endemik türler artık yok. Koylar çok güzel ama kontrolsüzce kullandığımız için o da değerini yitirdi.” dedi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkülere konu olan dere balık ölümleriyle gündemde</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/turkulere-konu-olan-dere-balik-oelumleriyle-gundemde</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/turkulere-konu-olan-dere-balik-oelumleriyle-gundemde</guid>
<description><![CDATA[ Giresun ile Gümüşhane sınırında bulunan ve türkülere konu olan Gelevera Deresi, bu kez balık ölümleriyle gündeme geldi. Vatandaşlar, suyun renginin kızıla döndüğü deredeki ölümlerin sebebinin araştırılmasını istiyor.Akılbaba Dağı’ndan doğan ve türkülere konu olan Gelevera Deresi’nde son günlerde yaşanan balık ölümleri vatandaşları korkutuyor.Dereyi besleyen küçük derelerde de yoğun balık ölümlerinin olduğu görülürken çevre sakinleri bölgede bulunan maden şirketinin derelere siyanür akıttığını iddia etti.Suyun renginin kızıla döndüğü Gelevera Deresi’nde yaşanan toplu balık ölümlerinin nedeninin araştırılmasını isteyen vatandaşlar iddiaların da soruşturularak gerçeğin ortaya çıkarılmasını ve bu çevre felaketinin bir an önce sona erdirilmesini istedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LSe-NozK1EWhMx-r9yY7wg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Türkülere, konu, olan, dere, balık, ölümleriyle, gündemde</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LSe-NozK1EWhMx-r9yY7wg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Türkülere konu olan dere balık ölümleriyle gündemde"><p>Giresun ile Gümüşhane sınırında bulunan ve türkülere konu olan Gelevera Deresi, bu kez balık ölümleriyle gündeme geldi. Vatandaşlar, suyun renginin kızıla döndüğü deredeki ölümlerin sebebinin araştırılmasını istiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/axJpSuDmbkKHeuxzuAnsCQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Akılbaba Dağı’ndan doğan ve türkülere konu olan Gelevera Deresi’nde son günlerde yaşanan balık ölümleri vatandaşları korkutuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SZQnjKBz2U-_NEVvSBKSKw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dereyi besleyen küçük derelerde de yoğun balık ölümlerinin olduğu görülürken çevre sakinleri bölgede bulunan maden şirketinin derelere siyanür akıttığını iddia etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CWF0rfQpSk2ggAdZJVJcQg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Suyun renginin kızıla döndüğü Gelevera Deresi’nde yaşanan toplu balık ölümlerinin nedeninin araştırılmasını isteyen vatandaşlar iddiaların da soruşturularak gerçeğin ortaya çıkarılmasını ve bu çevre felaketinin bir an önce sona erdirilmesini istedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NoGsUGKsSU2Qogmafm96nA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Deniz kirliliğine karşı 9 noktada 14 deniz süpürgesi görevde</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/deniz-kirliligine-karsi-9-noktada-14-deniz-supurgesi-goerevde</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/deniz-kirliligine-karsi-9-noktada-14-deniz-supurgesi-goerevde</guid>
<description><![CDATA[ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na bağlı Türkiye Çevre Ajansı’nın çalışmalarıyla yurdun 9 farklı noktasında faaliyete alınan 14 deniz süpürgesi, deniz yüzeyini tarayarak temizlik yapıyor. Deniz süpürgeleri, topladığı atıkların bertarafını da sağlıyor.İzmir Körfezi’nde yaşanan balık ölümleri ve şehre yayılan kötü koku deniz kirliliğini yeniden gündeme getirirken, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na bağlı Türkiye Çevre Ajansı, denizlerdeki atıkların toplanması için çalışma başlattı.
Türkiye Çevre Ajansı’nın, İstanbul ve İzmir başta olmak üzere 9 farklı bölgede faaliyete geçirdiği 14 deniz süpürgesi, su yüzeyini tarayarak temizliyor, topladığı atıkların da bertarafını sağlıyor.Deniz kirliliğinin öneminin giderek artan bir konu olduğuna dikkat çeken Türkiye Çevre Ajansı Başkanı Prof. Dr. Ferhat Pirinççi, “Sanayi atıkları, evsel atıklar veya atık yönetimin iyi bir şekilde planlanmaması, aynı şekilde deniz trafiğinin etkili bir şekilde denetlenmemesi veyahut vatandaşlarımızın bireysel amaçlı deniz kullanımlarına dikkat etmemesi sonucunda ciddi bir deniz kirliliği riskiyle karşı karşıyayız.” dedi.
Prof. Dr. Pirinççi, Türkiye Çevre Ajansı tarafından deniz kirliliğine yönelik farklı projelerin hayata geçirildiğini, bunlarda birinin de deniz süpürgeleri olduğunu belirtti.
Tüm projelerde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile birlikte çalıştıklarının altını çizen Prof. Dr. Pirinççi, “İstanbul başta olmak üzere 9 farklı bölgemizde, deniz süpürgesi diye tabir ettiğimiz 14 adet deniz yüzeyini temizleme aracı faaliyet halinde. İstanbul&#039;un yanı sıra İzmir Körfezi, Bursa, Bandırma, Erdek, Muğla, Mersin gibi bölgelerde şu an deniz yüzeyi temizleme araçlarımız aktif bir şekilde operasyon yürütüyor.” ifadelerini kullandı.Deniz süpürgeleriyle ilgili bilgi veren Prof. Dr. Pirinççi, “Bu araçlar belli bir mekanizmanın harekete geçmesiyle deniz yüzeyini tarıyor, başta çöpler olmak üzere atıkları biriktirip kendi haznesine alarak deniz suyunu tekrar geri bırakıyor. Dolayısıyla buradan toplanan çöpler de yine atık merkezlerine götürülüp bertaraf ediliyor. Dolayısıyla deniz yüzeyindeki çöplerin temizlenmesi noktasında etkili bir çözüm olarak karşımıza çıkıyor. Toplanan atıklar görenleri şaşırtıyor. Neler toplandığını görseniz. Plastikler en dikkat çekici şeyler ama bebek bezlerinden tutun da normal şartlar altında denizle ilişkisi olmasını düşünemeyeceğimiz atıkların toplandığını da görüyoruz.” dedi.Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum&#039;un çevre konusundaki hassasiyetine vurgu yaparak Türkiye Çevre Ajansı olarak her türlü deniz aracını denetlediklerini, denizi kirletenlere cezai yaptırım uyguladıklarını ve farkındalık eğitimleri verdiklerini söyledi.
Prof. Dr. Pirinççi, “Aslında iki amacımız var. Birincisi, krizin etkilerini hızlı bir şekilde ortadan kaldırmak. Çöpse çöpün etkili bir şekilde toplanması, o çöpe neden olan kaynakların ortadan kaldırılması, gerekirse yaptırım uygulanması. İkinci aşamada ise bir daha o deniz kirliliğine neden olan faktörlerin ortaya çıkmaması için gerekli girişimlerde bulunulması.” diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u3BSLy6OWU6gr8NNYMwXrQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Deniz, kirliliğine, karşı, noktada, deniz, süpürgesi, görevde</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u3BSLy6OWU6gr8NNYMwXrQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Deniz kirliliğine karşı 9 noktada 14 deniz süpürgesi görevde"><p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na bağlı Türkiye Çevre Ajansı’nın çalışmalarıyla yurdun 9 farklı noktasında faaliyete alınan 14 deniz süpürgesi, deniz yüzeyini tarayarak temizlik yapıyor. Deniz süpürgeleri, topladığı atıkların bertarafını da sağlıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hikf1QGFdkWqh35_2H4aow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İzmir Körfezi’nde yaşanan balık ölümleri ve şehre yayılan kötü koku deniz kirliliğini yeniden gündeme getirirken, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na bağlı Türkiye Çevre Ajansı, denizlerdeki atıkların toplanması için çalışma başlattı.
Türkiye Çevre Ajansı’nın, İstanbul ve İzmir başta olmak üzere 9 farklı bölgede faaliyete geçirdiği 14 deniz süpürgesi, su yüzeyini tarayarak temizliyor, topladığı atıkların da bertarafını sağlıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PSfqFrtwEUSzwalqwzizzg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Deniz kirliliğinin öneminin giderek artan bir konu olduğuna dikkat çeken Türkiye Çevre Ajansı Başkanı Prof. Dr. Ferhat Pirinççi, “Sanayi atıkları, evsel atıklar veya atık yönetimin iyi bir şekilde planlanmaması, aynı şekilde deniz trafiğinin etkili bir şekilde denetlenmemesi veyahut vatandaşlarımızın bireysel amaçlı deniz kullanımlarına dikkat etmemesi sonucunda ciddi bir deniz kirliliği riskiyle karşı karşıyayız.” dedi.
Prof. Dr. Pirinççi, Türkiye Çevre Ajansı tarafından deniz kirliliğine yönelik farklı projelerin hayata geçirildiğini, bunlarda birinin de deniz süpürgeleri olduğunu belirtti.
Tüm projelerde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile birlikte çalıştıklarının altını çizen Prof. Dr. Pirinççi, “İstanbul başta olmak üzere 9 farklı bölgemizde, deniz süpürgesi diye tabir ettiğimiz 14 adet deniz yüzeyini temizleme aracı faaliyet halinde. İstanbul'un yanı sıra İzmir Körfezi, Bursa, Bandırma, Erdek, Muğla, Mersin gibi bölgelerde şu an deniz yüzeyi temizleme araçlarımız aktif bir şekilde operasyon yürütüyor.” ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zIwTwFus3Uemas6Tf3QiBw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Deniz süpürgeleriyle ilgili bilgi veren Prof. Dr. Pirinççi, “Bu araçlar belli bir mekanizmanın harekete geçmesiyle deniz yüzeyini tarıyor, başta çöpler olmak üzere atıkları biriktirip kendi haznesine alarak deniz suyunu tekrar geri bırakıyor. Dolayısıyla buradan toplanan çöpler de yine atık merkezlerine götürülüp bertaraf ediliyor. Dolayısıyla deniz yüzeyindeki çöplerin temizlenmesi noktasında etkili bir çözüm olarak karşımıza çıkıyor. Toplanan atıklar görenleri şaşırtıyor. Neler toplandığını görseniz. Plastikler en dikkat çekici şeyler ama bebek bezlerinden tutun da normal şartlar altında denizle ilişkisi olmasını düşünemeyeceğimiz atıkların toplandığını da görüyoruz.” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kGIM51xFpUKXN3LVd4e_gw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'un çevre konusundaki hassasiyetine vurgu yaparak Türkiye Çevre Ajansı olarak her türlü deniz aracını denetlediklerini, denizi kirletenlere cezai yaptırım uyguladıklarını ve farkındalık eğitimleri verdiklerini söyledi.
Prof. Dr. Pirinççi, “Aslında iki amacımız var. Birincisi, krizin etkilerini hızlı bir şekilde ortadan kaldırmak. Çöpse çöpün etkili bir şekilde toplanması, o çöpe neden olan kaynakların ortadan kaldırılması, gerekirse yaptırım uygulanması. İkinci aşamada ise bir daha o deniz kirliliğine neden olan faktörlerin ortaya çıkmaması için gerekli girişimlerde bulunulması.” diye konuştu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir’de belediyeye 1,8 milyon lira kirlilik cezası</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/izmirde-belediyeye-18-milyon-lira-kirlilik-cezasi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/izmirde-belediyeye-18-milyon-lira-kirlilik-cezasi</guid>
<description><![CDATA[ İzmir Körfezi’nde balık ölümleri sürüyor. Körfezde yaşanan çevre felaketine ilişkin ekiplerin çalışmaları sürerken, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bölgedeki incelemelerini tamamladı. Bakanlık, İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne 1,8 milyon lira para cezası kesilmesine karar verdi.Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, İzmir Körfezi&#039;ndeki kirlilik ve balık ölümleri nedeniyle İzmir Büyükşehir Belediyesine 1 milyon 858 bin Türk lirası para cezası uygulandığını ve sorumlular hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu bildirdi.Bakanlıktan yapılan açıklamada, İzmir Körfezi&#039;nde meydana gelen kirlilik ve balık ölümlerinin ardından inceleme başlatıldığı, Bakanlığa bağlı uzman ekiplerle mobil su ve atık su laboratuvarının bölgeye sevk edildiği hatırlatıldı.Körfez&#039;e dökülen derelerden ve atık su arıtma tesislerinin çıkışlarından numuneler alındığı belirtilen açıklamada, analizler sonucunda İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğüne bağlı Çiğli Kentsel Atıksu Arıtma Tesisi ile Güneybatı Atıksu Arıtma Tesislerinin, &quot;çevre mevzuatında belirtilen standartların üzerinde&quot; kirli suları İzmir Körfezi&#039;ne deşarj ettiklerinin belirlendiği aktarıldı.Açıklamada &quot;İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğüne 2872 sayılı Çevre Kanunu kapsamında 1 milyon 858 bin 610 Türk lirası idari ceza uygulandı. Ayrıca sorumlular hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunuldu.&quot; bilgisi verildi.İzmir Körfezi&#039;nde dün de deniz suyu renginin yeşil ve kahverengiye döndüğünün ve Karşıyaka ilçesi Aksoy Mahallesi civarında çok sayıda ölü balığın deniz yüzeyine çıktığının görüldüğü kaydedildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h6L0qmXyuk2DOy53jkIF3g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>İzmir’de, belediyeye, 1, 8, milyon, lira, kirlilik, cezası</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h6L0qmXyuk2DOy53jkIF3g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="İzmir’de belediyeye 1,8 milyon lira kirlilik cezası"><p>İzmir Körfezi’nde balık ölümleri sürüyor. Körfezde yaşanan çevre felaketine ilişkin ekiplerin çalışmaları sürerken, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bölgedeki incelemelerini tamamladı. Bakanlık, İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne 1,8 milyon lira para cezası kesilmesine karar verdi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UnbFrGWA3U6nckExTuUXOw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, İzmir Körfezi'ndeki kirlilik ve balık ölümleri nedeniyle İzmir Büyükşehir Belediyesine 1 milyon 858 bin Türk lirası para cezası uygulandığını ve sorumlular hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu bildirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kzfwCFS7IkGAnuLIpbPikA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bakanlıktan yapılan açıklamada, İzmir Körfezi'nde meydana gelen kirlilik ve balık ölümlerinin ardından inceleme başlatıldığı, Bakanlığa bağlı uzman ekiplerle mobil su ve atık su laboratuvarının bölgeye sevk edildiği hatırlatıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KdJEWgwXv0CXoA-COEPZOQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Körfez'e dökülen derelerden ve atık su arıtma tesislerinin çıkışlarından numuneler alındığı belirtilen açıklamada, analizler sonucunda İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğüne bağlı Çiğli Kentsel Atıksu Arıtma Tesisi ile Güneybatı Atıksu Arıtma Tesislerinin, "çevre mevzuatında belirtilen standartların üzerinde" kirli suları İzmir Körfezi'ne deşarj ettiklerinin belirlendiği aktarıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Tmer_wOiUEuARYISlLGBTQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Açıklamada "İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğüne 2872 sayılı Çevre Kanunu kapsamında 1 milyon 858 bin 610 Türk lirası idari ceza uygulandı. Ayrıca sorumlular hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunuldu." bilgisi verildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Bzb3crM5d0O1a34uo92uag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İzmir Körfezi'nde dün de deniz suyu renginin yeşil ve kahverengiye döndüğünün ve Karşıyaka ilçesi Aksoy Mahallesi civarında çok sayıda ölü balığın deniz yüzeyine çıktığının görüldüğü kaydedildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R2qRZ31DFU27skNYGsS7xQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İletişim Başkanı Altun, Daily Express&amp;apos;e yazdı: Sürdürülebilir gelecek vizyonu</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/iletisim-baskani-altun-daily-expresse-yazdi-surdurulebilir-gelecek-vizyonu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/iletisim-baskani-altun-daily-expresse-yazdi-surdurulebilir-gelecek-vizyonu</guid>
<description><![CDATA[ Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Daily Express gazetesinde “Türkiye&#039;nin Sürdürülebilir Gelecek Vizyonu” konulu bir makale kaleme aldı.Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun makalesinde &quot;Gelecek nesillere daha yaşanabilir ve sürdürülebilir bir dünya bırakmakla mesulüz.&quot; dedi.   Türkiye&#039;nin üzerine düşeni yaptığını, bölgesinde de sürdürülebilir uygulamalar oluşturmaya çalıştığını belirtti. Türkiye&#039;nin son yıllarda yenilenebilir kaynakları kullanımı ve enerji verimliliğinde büyük ilerleme kaydettiğini, dünya orman varlığı sıralamasında 46 dan 2020 yılında 27. sıraya yükseldiğini, su kaynaklarının verimli kullanımına önem verildiğini anlattı.  Sıfır atık projesiyle geri dönüşüm oranı 2017 yılında yüzde 13 iken, 2022 yılında yüzde 30&#039;a ulaştığına dikkat çekti.   Sürdürebilir ekonomi konusunda uluslararası işbirliği gerektiğine vurgu yaparak &quot;G20 Konferansı tam olarak bunun için mükemmel bir fırsat sunmaktadır.&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5BmS051zjUivhyobvC7knQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>İletişim, Başkanı, Altun, Daily, Expresse, yazdı:, Sürdürülebilir, gelecek, vizyonu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5BmS051zjUivhyobvC7knQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="İletişim Başkanı Altun, Daily Express'e yazdı: Sürdürülebilir gelecek vizyonu"></p>
<p>Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Daily Express gazetesinde “Türkiye'nin Sürdürülebilir Gelecek Vizyonu” konulu bir makale kaleme aldı.</p>
<p>Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun makalesinde "Gelecek nesillere daha yaşanabilir ve sürdürülebilir bir dünya bırakmakla mesulüz." dedi. Türkiye'nin üzerine düşeni yaptığını, bölgesinde de sürdürülebilir uygulamalar oluşturmaya çalıştığını belirtti.</p>
<p>Türkiye'nin son yıllarda yenilenebilir kaynakları kullanımı ve enerji verimliliğinde büyük ilerleme kaydettiğini, dünya orman varlığı sıralamasında 46 dan 2020 yılında 27. sıraya yükseldiğini, su kaynaklarının verimli kullanımına önem verildiğini anlattı. Sıfır atık projesiyle geri dönüşüm oranı 2017 yılında yüzde 13 iken, 2022 yılında yüzde 30'a ulaştığına dikkat çekti. Sürdürebilir ekonomi konusunda uluslararası işbirliği gerektiğine vurgu yaparak "G20 Konferansı tam olarak bunun için mükemmel bir fırsat sunmaktadır." dedi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Fındık Bakteriyel Yanıklık Hastalığına Karşı Alınacak Önlemler</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/findik-bakteriyel-yaniklik-hastaligina-karsi-alinacak-onlemler</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/findik-bakteriyel-yaniklik-hastaligina-karsi-alinacak-onlemler</guid>
<description><![CDATA[ Üreticilerden gelen yoğun şikâyetler ve Giresun İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü teknik elemanlarının yapmış olduğu saha çalışmalarında bölgemizde fındık bahçelerinde yer yer kurumalar görülmüş olup,  bu arazlar incelendiğinde ‘Fındık Bakteriyel Yanıklık Hastalığı’ olduğu tespit edildi.

Hastalık etmeni bir bakteri olup, bulaşık üretim materyali ile bir bölgeden diğerine taşınabilmektedir. Bitkiden bitkiye yağmur, rüzgar ve budama aletleri ile yayılır. Hastalık tomurcuklarda ölüme, yapraklarda ve zuruflarda lekelere, sürgün, dal ve gövdede kanserlere sebep olmaktadır. Yapraklarda yuvarlak veya çok köşeli, çapları genellikle 1-2 mm olan lekeler oluşur. Yeni oluşan lekeler başlangıçta donuk, sarımsı yeşil renkte olup, zamanla kırmızımsı kahverengine dönüşebilir.

Sürgünler ve dallarda boyuna çatlaklarla beraber kanserler oluşabilir. Sürgünler incelendiğinde; kabuğun hafifçe çökük ve kırmızımsı mor bir renkte olduğu ve bu bölgelerdeki kabuk kaldırıldığında, altındaki dokunun kırmızımsı kahverengi bir renk aldığı görülebilir. Yapraklar bu dallar üzerinde kıvrılarak kurur ve asılı kalır. Eğer kanserler genç ağaçlarda gövdeyi kuşatırsa, ağaçların ölümüne sebep olabilir.

Hastalık etmeni zuruflar üzerinde koyu kahverengi veya siyah renkte küçük lekeler oluşturur. Meyve kabuğu üzerinde oluşturduğu lekeler ise yüzeysel, yuvarlak ve kahverengidir. Hastalığa etkili kimyasal bir madde bulunmamakta olup, fındık bahçelerinde aşağıda belirtilen kültürel önlemlerin alınması gerekmektedir:

-Taban suyu yüksek ve su tutan toprakların bulunduğu yerlerde bahçe tesis edilmemelidir.

-Gübreleme ve zamanında ve tekniğine uygun yapılmalıdır.

-Bahçe tesis edilirken sağlıklı fidanlar seçilmeli ve sonbaharda dikim yapılmalıdır.

-Hastalıklı sürgünler ve dallar enfekteli kısmın altından sağlam dokudan kesilerek bahçeden uzaklaştırılmalı ve bunlar yakılarak imha edilmeli, 

-Budamada kullanılan aletler bir ocaktan diğerine geçerken % 10&#039;luk çamaşır suyuna daldırılarak dezenfekte edilmelidir.

Konuyla ilgili ayrıntılı bilgi almak isteyen üreticilerin; Giresun İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğüne ve İlçe Müdürlüklerine müracaat edebilirler. ]]></description>
<enclosure url="http://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66e2d67943677.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Fındık, Bakteriyel, Yanıklık, Hastalığına, Karşı, Alınacak, Önlemler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span>Üreticilerden gelen yoğun şikâyetler ve Giresun İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü teknik elemanlarının yapmış olduğu saha çalışmalarında bölgemizde fındık bahçelerinde yer yer kurumalar görülmüş olup,  bu arazlar incelendiğinde <strong>‘Fındık Bakteriyel Yanıklık Hastalığı’</strong> olduğu tespit edildi.</span></span></p>
<p><span><span>Hastalık etmeni bir bakteri olup, bulaşık üretim materyali ile bir bölgeden diğerine taşınabilmektedir. Bitkiden bitkiye yağmur, rüzgar ve budama aletleri ile yayılır. Hastalık tomurcuklarda ölüme, yapraklarda ve zuruflarda lekelere, sürgün, dal ve gövdede kanserlere sebep olmaktadır. Yapraklarda yuvarlak veya çok köşeli, çapları genellikle 1-2 mm olan lekeler oluşur. Yeni oluşan lekeler başlangıçta donuk, sarımsı yeşil renkte olup, zamanla kırmızımsı kahverengine dönüşebilir.</span></span></p>
<p><span><span>Sürgünler ve dallarda boyuna çatlaklarla beraber kanserler oluşabilir. Sürgünler incelendiğinde; kabuğun hafifçe çökük ve kırmızımsı mor bir renkte olduğu ve bu bölgelerdeki kabuk kaldırıldığında, altındaki dokunun kırmızımsı kahverengi bir renk aldığı görülebilir. Yapraklar bu dallar üzerinde kıvrılarak kurur ve asılı kalır. Eğer kanserler genç ağaçlarda gövdeyi kuşatırsa, ağaçların ölümüne sebep olabilir.</span></span></p>
<p><span><span>Hastalık etmeni zuruflar üzerinde koyu kahverengi veya siyah renkte küçük lekeler oluşturur. Meyve kabuğu üzerinde oluşturduğu lekeler ise yüzeysel, yuvarlak ve kahverengidir. Hastalığa etkili kimyasal bir madde bulunmamakta olup, fındık bahçelerinde aşağıda belirtilen kültürel önlemlerin alınması gerekmektedir:</span></span></p>
<p><span><span>-Taban suyu yüksek ve su tutan toprakların bulunduğu yerlerde bahçe tesis edilmemelidir.</span></span></p>
<p><span><span>-Gübreleme ve zamanında ve tekniğine uygun yapılmalıdır.</span></span></p>
<p><span><span>-Bahçe tesis edilirken sağlıklı fidanlar seçilmeli ve sonbaharda dikim yapılmalıdır.</span></span></p>
<p><span><span><strong>-Hastalıklı sürgünler ve dallar enfekteli kısmın altından sağlam dokudan kesilerek bahçeden uzaklaştırılmalı ve bunlar yakılarak imha edilmeli, </strong></span></span></p>
<p><span><span><strong>-Budamada kullanılan aletler bir ocaktan diğerine geçerken % 10'luk çamaşır suyuna daldırılarak dezenfekte edilmelidir.</strong></span></span></p>
<p><span><span>Konuyla ilgili ayrıntılı bilgi almak isteyen üreticilerin; Giresun İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğüne ve İlçe Müdürlüklerine müracaat edebilirler.</span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Akbelen Ormanı: Kamulaştırma ve İptal Süreci</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/akbelen-ormani-kamulastirma-ve-iptal-sureci</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/akbelen-ormani-kamulastirma-ve-iptal-sureci</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye’de Çevre Politikalarının Siyasi Dinamikleri: Akbelen Ormanı’nın Kamulaştırılması ve İptali Sürecinin Analizi ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/03/Akbelen-Ormani.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Akbelen, Ormanı:, Kamulaştırma, İptal, Süreci</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>**Başlık: Akbelen Ormanı ve Siyasi Keyfilik: Türkiye'de Çevre Politikalarının Araştırılması**</p>
<p></p>
<p>Bu araştırma, Türkiye’de çevre politikalarının ve doğal alanların yönetiminin nasıl siyasi etkiler ve keyfiliklerle şekillendiğini incelemektedir. Özellikle, Akbelen Ormanı çevresindeki tarım arazilerinin kamulaştırılması ve ardından bu kararın iptali süreci detaylı olarak ele alınacaktır. Araştırma, bu olayın arka planındaki siyasi dinamikleri ve çevre politikalarının yerel ve ulusal düzeydeki etkilerini değerlendirmektedir.</p>
<p></p>
<p>Türkiye’de çevre politikaları, genellikle siyasi hesaplar ve seçim stratejileriyle şekillenmektedir. Bu çalışmada, Akbelen Ormanı örneği üzerinden, doğal alanların nasıl seçim malzemesi haline geldiği ve bu süreçte ortaya çıkan keyfi yönetim uygulamaları incelenecektir. Araştırmanın amacı, bu tür uygulamaların çevre koruma üzerindeki etkilerini analiz etmektir.</p>
<p></p>
<p><strong>Yöntem:</strong></p>
<p></p>
<p>Bu araştırma, Akbelen Ormanı ile ilgili kararların resmi belgeleri, medya raporları ve ilgili kişi ve kurumların açıklamaları üzerinden nitel bir analiz yapmaktadır. Ayrıca, kamuoyu tepkileri ve siyasi süreçler üzerine yapılan gözlemler de araştırmanın verilerini oluşturmaktadır.</p>
<p></p>
<p><strong>Bulgular:</strong></p>
<p></p>
<p>11 Mart 2024 tarihinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan Resmi Gazete kararında, Milas’ta Akbelen Ormanı çevresindeki 190 parsellik tarım arazisinin linyit madeni sahası olarak kullanılmak üzere kamulaştırılması öngörülmüştür. Ancak, iki gün sonra yayımlanan başka bir Cumhurbaşkanı kararıyla bu kamulaştırma iptal edilmiştir. İptalin ardından, AKP’nin Muğla Büyükşehir Belediye Başkan adayı Prof. Dr. Aydın Ayaydın’ın bu kararın iptali için girişimde bulunduğu ortaya çıkmıştır. Ayaydın, Erdoğan’a bu kararın gözden geçirilmesini talep ettiğini belirtmiştir.</p>
<p></p>
<p><strong>Tartışma:</strong></p>
<p></p>
<p>Bu süreç, çevre politikalarının nasıl siyasi çıkarlar doğrultusunda şekillendirildiğine dair önemli bir örnek teşkil etmektedir. Ayaydın’ın, seçim öncesinde çevre konusundaki hassasiyetini öne sürmesi, siyasi hesapların çevre politikalarını nasıl etkilediğini gözler önüne sermektedir. Ayrıca, Erdoğan’ın karar değişikliği, yerel seçim stratejileriyle doğrudan bağlantılı olarak değerlendirilmelidir.</p>
<p></p>
<p><strong>Sonuç:</strong></p>
<p></p>
<p>Akbelen Ormanı örneği, çevre politikalarının ve doğal alanların yönetiminin siyasi hesaplar ve keyfi yönetim uygulamalarıyla nasıl şekillendirildiğini göstermektedir. Çevre koruma politikalarının daha sistematik ve şeffaf bir şekilde ele alınması gerekmektedir. Yerel ve ulusal düzeyde çevre yönetimi üzerine yapılan bu tür araştırmalar, politikaların etkinliğini ve adaletini değerlendirmek için kritik öneme sahiptir.</p>
<p></p>
<p><strong>Anahtar Kelimeler:</strong></p>
<p></p>
<p>Akbelen Ormanı, çevre politikaları, kamulaştırma, siyasi keyfilik, Türkiye, doğal alan yönetimi</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kayısı Ağaçlarında Görülen Monilya Hastalığına Karşı İlaçlama</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/kayisi-agaclarinda-goerulen-monilya-hastaligina-karsi-ilaclama</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/kayisi-agaclarinda-goerulen-monilya-hastaligina-karsi-ilaclama</guid>
<description><![CDATA[ Kayısı ağaçlarında görülen monilya  hastalığına karşı ilaçlama zamanı gelmiştir. 

Hastalığı yapan etmen bir fungus olup, hastalık meyve ağaçlarının çiçek, sürgün ve meyveleri üzerinde zarar yapar. Hastalanan çiçekler kahverengileşir ve mumyalaşarak uzun süre dal üzerinde kalır ve zamk çıkararak dala yapışır. Küçük meyvelerde hastalık belirtisi çiçek dökümünden sonra ortaya çıkar. Bu meyveler enfeksiyonu çiçek döneminde alır. Hastalık sürgünlere yine çiçekten geçer. Hasta sürgünler esmerleşerek kurur, kuruyan sürgünlerde zamk salgısı görülür. Kalın sürgünlerde ise kapanmayan kanser yaraları oluşur.

Kayısıda özellikle olgun meyve enfeksiyonları önemli zarar yapar. Meyvelerin üzerindeki misel kitlesi meyveyi buruşturur ve ileri dönemde tamamen kurutur. Kuruyan meyveler dalda asılı kalır. Böyle meyvelere mumya denir.

Bu hastalık ile mücadelede;

1- Çiçeklerin  % 5-10 açtığında yani çiçeklenme başlangıcında,

2- Çiçeklerin  %90-100 açıldığında yani tam çiçeklenme döneminde

Sistemik  veya koruyucu fungusitlerden biri ile ilaçlama yapılmalıdır. ]]></description>
<enclosure url="http://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66e2d67943677.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Kayısı, Ağaçlarında, Görülen, Monilya, Hastalığına, Karşı, İlaçlama</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span>Kayısı ağaçlarında görülen monilya  hastalığına karşı ilaçlama zamanı gelmiştir. </span></span></p>
<p><span><span>Hastalığı yapan etmen bir fungus olup, hastalık meyve ağaçlarının çiçek, sürgün ve meyveleri üzerinde zarar yapar. Hastalanan çiçekler kahverengileşir ve mumyalaşarak uzun süre dal üzerinde kalır ve zamk çıkararak dala yapışır. Küçük meyvelerde hastalık belirtisi çiçek dökümünden sonra ortaya çıkar. Bu meyveler enfeksiyonu çiçek döneminde alır. Hastalık sürgünlere yine çiçekten geçer. Hasta sürgünler esmerleşerek kurur, kuruyan sürgünlerde zamk salgısı görülür. Kalın sürgünlerde ise kapanmayan kanser yaraları oluşur.</span></span></p>
<p><span><span>Kayısıda özellikle olgun meyve enfeksiyonları önemli zarar yapar. Meyvelerin üzerindeki misel kitlesi meyveyi buruşturur ve ileri dönemde tamamen kurutur. Kuruyan meyveler dalda asılı kalır. Böyle meyvelere mumya denir.</span></span></p>
<p><span><span>Bu hastalık ile mücadelede;</span></span></p>
<p><span><span>1- Çiçeklerin  % 5-10 açtığında yani çiçeklenme başlangıcında,</span></span></p>
<p><span><span>2- Çiçeklerin  %90-100 açıldığında yani tam çiçeklenme döneminde</span></span></p>
<p><span><span>Sistemik  veya koruyucu fungusitlerden biri ile ilaçlama yapılmalıdır.</span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ceviz Antraknozuna Karşı İlaçlama</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/ceviz-antraknozuna-karsi-ilaclama</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/ceviz-antraknozuna-karsi-ilaclama</guid>
<description><![CDATA[ Ceviz antraknozuna karşı ilaçlama zamanı gelmiştir. Ceviz antraknozu hastalığı ağacın yapraklarının kuruyarak dökülmesine ve meyveler üzerinde koyu lekeler oluşturarak zayıf meyve oluşmasına neden olmaktadır.

Hastalıklı meyvelerin yeşil kabukları kaldırıldığında sert kabukları üzerinde de koyu lekeler görülür  ve böyle meyveler depolama sırasında çabuk çürür.

Bu hastalıkla mücadele zamanları:

1.ilaçlama zamanı: Tomurcukların yeni patlamaya başladığı ,yaprakçıkların kedi kulağı olduğu dönem

2. ilaçlama zamanı: Yapraklardaki yaprakçıkların yarı büyüklüğünü aldığı dönem

3.ilaçlama zamanı: Meyveler fındık büyüklüğündeyken

4.ilaçlama zamanı : Meteorolojik koşullara ve ilacın etki süresine göre ilaçlama yapılmalıdır ]]></description>
<enclosure url="http://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x580_66e1abc671222.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Ceviz, Antraknozuna, Karşı, İlaçlama</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span>Ceviz antraknozuna karşı ilaçlama zamanı gelmiştir. Ceviz antraknozu hastalığı ağacın yapraklarının kuruyarak dökülmesine ve meyveler üzerinde koyu lekeler oluşturarak zayıf meyve oluşmasına neden olmaktadır.</span></span></p>
<p><span><span>Hastalıklı meyvelerin yeşil kabukları kaldırıldığında sert kabukları üzerinde de koyu lekeler görülür  ve böyle meyveler depolama sırasında çabuk çürür.</span></span></p>
<p><span><span><strong>Bu hastalıkla mücadele zamanları:</strong></span></span></p>
<p><span><span><strong>1.ilaçlama zamanı:</strong> Tomurcukların yeni patlamaya başladığı ,yaprakçıkların kedi kulağı olduğu dönem</span></span></p>
<p><span><span><strong>2. ilaçlama zamanı:</strong> Yapraklardaki yaprakçıkların yarı büyüklüğünü aldığı dönem</span></span></p>
<p><span><span><strong>3.ilaçlama zamanı:</strong> Meyveler fındık büyüklüğündeyken</span></span></p>
<p><span><span><strong>4.ilaçlama zamanı :</strong> Meteorolojik koşullara ve ilacın etki süresine göre ilaçlama yapılmalıdır</span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>EÜ yeşil alan miktarını artırmayı sürdürüyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/eu-yesil-alan-miktarini-artirmayi-surduruyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/eu-yesil-alan-miktarini-artirmayi-surduruyor</guid>
<description><![CDATA[ Yeşil ve sürdürülebilir kampüs çalışmaları ile dikkat çeken ve bu konuda dünyanın sayılı üniversiteleri arasında yer alan Ege Üniversitesinde kampüs alanlarının daha etkin ve verimli kullanılmasına yönelik yeşillendirme ve peyzaj çalışmaları devam ediyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.habergundemim.com/images/haber/02042024122306_e8ce73d335fb8920b1a9612d22242484.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>EÜ, yeşil, alan, miktarını, artırmayı, sürdürüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Yeşil ve sürdürülebilir kampüs çalışmaları ile dikkat çeken ve bu konuda dünyanın sayılı üniversiteleri arasında yer alan Ege Üniversitesinde kampüs alanlarının daha etkin ve verimli kullanılmasına yönelik yeşillendirme ve peyzaj çalışmaları devam ediyor. Bu kapsamda, Ege Üniversitesi kampüs metro girişinde yürütülen peyzaj çalışmaları tamamlandı. .</p>
<p>Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, yeşil alan düzenlemeleriyle çehresi değişen alanı gezerek, öğrencilerle sohbet etti. Rektör Prof. Dr. Budak, “Yeşil Kampüs ilkemiz doğrultusunda, kampüsümüzün farklı noktalarına yeni yeşil alanlar kazandırıyoruz. Öğrencilerimizin bu alanlarda yaşam kalitelerini artırdıklarını görmekten ve geçirdikleri zamanın keyfini bizimle paylaşmalarından büyük mutluluk duyuyoruz” dedi.</p>
<p>Ege Üniversitesini Türkiye’nin en sürdürülebilir ve en güzel kampüslerinden birisi haline getirmeyi hedef edindiklerini ifade eden Prof. Dr. Budak, “Yeşil alanlar, yaşam kalitesinin en önemli göstergelerinden birini oluşturuyor. Bizler de öğrencilerimizin huzurlu, kaliteli ve yeşil kampüs ortamında zaman geçirmeleri için tüm çalışmalarımızı bu yönde oluşturduk ve son dönemde de yeşil alan miktarı bakımından önemli bir sıçrama kaydettik. Özellikle tam kurumsal akredite, öğrenci odaklı, araştırma üniversitemizin kampüsü,  İzmir’in merkezinde adeta akciğer işlevi üstleniyor.</p>
<p>Ege Üniversitesi olarak, tüm birimlerimizle yeşil alan miktarını artırarak,  kaynakları etkin ve verimli kullanıp,  sürdürülebilirlik ilkelerini bir kültür haline getirdik. Ülkemizin çevreye duyarlı, yaya öncelikli, erişilebilir, engelsiz, model kampüsü olarak tam dijital, dört mevsim yeşil bir üniversite kampüsü felsefesiyle çalışmalarımızı bugüne kadar aralıksız sürdürdük ve sürdürmeye devam edeceğiz. Tüm bu çalışmalarımızın sonucunda 2023 yılında Greenmetric Dünya Yeşil Üniversiteler sıralamasında bin 183 dünya üniversitesi arasında 96’ncı, ülkemizdeki devlet üniversiteleri arasında 4’üncü sırada yer alarak bölgeminiz en yeşil ve sürdürülebilir üniversitesi olmayı başardık. Yaptığımız çalışmalar ile bölgesel ve ulusal ölçekte model oluyoruz. 25-26 Nisan 2024 tarihleri arasında Üniversitemiz ev sahipliğinde ‘Greenmetric Türkiye Ulusal Çalıştayı’nı düzenleyeceğiz” dedi. Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gaziemir’deki Nükleer Atık Skandalı: Çevresel Adaletsizlik ve Halk Sağlığına Tehdit</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/gaziemirdeki-nukleer-atik-skandali-cevresel-adaletsizlik-ve-halk-sagligina-tehdit</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/gaziemirdeki-nukleer-atik-skandali-cevresel-adaletsizlik-ve-halk-sagligina-tehdit</guid>
<description><![CDATA[ İzmir Gaziemir’de gömülü nükleer atıkların varlığı, Türkiye’de çevre sorunlarının en ciddi ve göz ardı edilen vakalarından biridir. 2007 yılında tesadüfen keşfedilen bu atıklar, yasal sınırın 7.291 katı üzerinde radyasyon yaymaktadır. 500 bin tondan fazla olduğu tahmin edilen atıkların, Türkiye’nin nükleer enerji kullanmadığı göz önüne alındığında, yurtdışından getirildiği neredeyse kesinlik kazanmıştır. ]]></description>
<enclosure url="http://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x580_66e04386edf28.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Gaziemir’deki, Nükleer, Atık, Skandalı:, Çevresel, Adaletsizlik, Halk, Sağlığına, Tehdit</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>2007 yılında keşfedilen ve yasal sınırların binlerce kat üzerinde radyasyon yayan nükleer atıklar, halk sağlığı ve çevre için büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Yıllardır süren temizlik çabalarına rağmen, sorunun çözülmemiş olması, yalnızca Türkiye’nin değil, küresel kapitalizmin çevreye ve insan sağlığına karşı umursamaz tutumunu da ortaya koymaktadır. Bu çalışma, nükleer atıkların yarattığı riskleri, çevresel adaletsizlikleri ve sermayenin doğa ile insan hayatına karşı ihmalini detaylı bir şekilde ele almaktadır.</p>
<p></p>
<p></p>
<p><strong>Anahtar Kelimeler:</strong></p>
<p>Nükleer atık, çevre adaleti, İzmir, Gaziemir, halk sağlığı</p>
<p></p>
<p></p>
<h3>1. Giriş</h3>
<p></p>
<p>İzmir Gaziemir’de gömülü nükleer atıkların varlığı, Türkiye’nin en ciddi ve göz ardı edilen çevre sorunlarından biridir. 2007 yılında rastlantı sonucu keşfedilen bu atıklar, yasal sınırın 7.291 katı üzerinde radyasyon yaymaktadır. Tahmini olarak 500 bin tondan fazla olan bu atıkların, Türkiye’de nükleer enerji kullanılmıyor olması nedeniyle yurtdışından getirildiği düşünülmektedir. Ancak bu atıkların kaynağı, ne zaman ve nasıl getirildiği gibi kritik bilgiler hâlâ açıklığa kavuşmamıştır.</p>
<p></p>
<h3>2. Nükleer Atıkların İzmir Gaziemir’e Getirilmesi ve Keşfi</h3>
<p></p>
<p>Gaziemir’deki atıklar, eski bir kurşun fabrikasının arazisinde hissedarlar arasındaki bir anlaşmazlık sonucunda ortaya çıkarılmıştır. Türkiye’de bu kadar tehlikeli atıkların kontrolsüz bir şekilde gömülebilmesi, denetim mekanizmalarının yetersizliğini ve sermayenin çevre üzerindeki olumsuz etkisini net bir şekilde göstermektedir. Gemi söküm ve ağır sanayi gibi sektörlerdeki atıkların kontrolsüz bir şekilde doğaya bırakılması, halk sağlığını tehdit eden kapitalist sistemin çevresel adaletsizliklerini derinleştirmektedir.</p>
<p></p>
<h3>3. Çevresel ve Halk Sağlığına Etkiler</h3>
<p></p>
<p>Nükleer atıkların en büyük tehlikesi, bölge halkı üzerindeki sağlık riskleridir. Yaydıkları radyasyon, solunum yolu hastalıklarından kansere kadar birçok ciddi sağlık sorununa yol açabilir. İzmir’deki artan kanser vakaları, bu risklerin ne kadar ciddi olduğunu göstermektedir. Ocak 2023’te İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Gaziemir Belediyesi tarafından başlatılan temizlik çalışmaları devam etse de, bölgedeki halk bu tehdit ile yaşamaya devam etmektedir.</p>
<p></p>
<h3>4. Küresel Çevre Adaletsizliği</h3>
<p></p>
<p>Gaziemir’deki nükleer atık sorunu, küresel çevre adaletsizliğinin somut bir örneğidir. Gelişmiş ülkeler, enerji üretimi ve tüketim taleplerini karşılamak için gelişmekte olan ülkeleri adeta birer çöplük olarak kullanmaktadır. İzmir’in üçüncü büyük şehri olan Gaziemir’de yaşayan halk, küresel kapitalizmin çıkarları uğruna hiçe sayılmakta ve yaşam kaliteleri tehlikeye atılmaktadır.</p>
<p></p>
<h4>4.1. Doğaya Karşı Adaletsizlik</h4>
<p></p>
<p>Bu atıklar sadece insan sağlığını değil, aynı zamanda doğayı da tehdit etmektedir. Yağmur sularıyla yer altına sızan tehlikeli maddeler, çevredeki tarım alanlarına ve hayvancılığa zarar vermektedir. Bölge halkı, bu tehlikeler karşısında çaresiz kalmış durumdadır ve bu da plansız şehirleşme ve çevre politikalarının yetersizliğini gözler önüne sermektedir.</p>
<p></p>
<h4>4.2. Katılımcı Demokrasi Eksikliği</h4>
<p></p>
<p>Nükleer atık krizinin çözümü, Türkiye’de çevre politikalarına halkın katılımının ne kadar sınırlı olduğunu göstermektedir. 2007’den bu yana temizlik çalışmalarında somut bir adım atılmamış olması, demokratik süreçlerin eksikliğine işaret etmektedir. Halk, bu konuda bilgilendirilmemekte ve çevreyi ilgilendiren karar alma süreçlerinden dışlanmaktadır. Bu da kapitalist sistemin sosyal ve çevresel adaletsizliklerini derinleştirmektedir.</p>
<p></p>
<h3>5. Çevre Mücadelesi ve Hukuki Süreç</h3>
<p></p>
<p>Gaziemir’deki nükleer atıkların temizlenmesi için yürütülen mücadele, sadece yerel yönetimlerin sorunu olmamıştır. 2021 yılında Gaziemir Belediye Başkanı’nın başlattığı her cuma alanda durma eylemi, bu sorunun yeniden gündeme taşınmasını sağlamıştır. 2023 yılında kurulan “İzmir’in Çernobil’i Temizlensin Komisyonu”, yetkililere 14 soru yönelterek somut adımlar talep etmiştir, ancak bu sorulara verilen yanıtlar belirsizliğini korumaktadır.</p>
<p></p>
<h3>6. Sonuç ve Öneriler</h3>
<p></p>
<p>Gaziemir’deki nükleer atık sorunu, sadece İzmir’in değil, küresel çevre politikalarının başarısızlığını da ortaya koymaktadır. Yıllardır süren bu çevre felaketi, kapitalizmin çevresel, sosyal ve ekonomik adaletsizliklerini açıkça göstermektedir. Atıkların bilimsel yöntemlerle temizlenmesi ve halk sağlığını koruma amaçlı kanser taramalarının yapılması gerekmektedir. Bu süreç, yalnızca Türkiye için değil, küresel çevre adaleti mücadelesi için de önemli bir adımdır.</p>
<p></p>
<p><strong>Öneriler:</strong></p>
<p></p>
<p>1. Nükleer atıkların bilimsel yöntemlerle temizlenmesi ve bu sürecin şeffaf bir şekilde yürütülmesi.</p>
<p>2. Gaziemir halkına yönelik sağlık taramalarının yapılması ve bölge sakinlerinin sağlık hizmetlerine erişiminin artırılması.</p>
<p>3. Gelişmiş ülkelerin çevreye zarar veren atıklarını başka ülkelere göndermelerinin engellenmesi için uluslararası denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi.</p>
<p>4. Çevresel süreçlere halkın katılımını artıracak demokratik mekanizmaların oluşturulması.</p>
<p></p>
<h3>Kaynakça</h3>
<p></p>
<p>- Gaziemir Belediyesi Resmi Web Sitesi, 2021.</p>
<p>- İzmir Büyükşehir Belediyesi, “İzmir’in Çernobil’i Temizlensin Komisyonu Raporu,” 2023.</p>
<p>- Greenpeace, “Nuclear Waste Management,” 2022.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Batman’da boru hattından sızan petrol dereye karıştı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/batmanda-boru-hattindan-sizan-petrol-dereye-karisti</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/batmanda-boru-hattindan-sizan-petrol-dereye-karisti</guid>
<description><![CDATA[ Batman’ın Beşiri ilçesindeki Silivanka petrol sahasındaki boru hattından sızan ham petrol, bölgeden geçen dereye karıştı. Ekipler iki noktada temizlik çalışması başlattı.Batman’da boru hattından sızan petrol, dereye karıştı.Beşiri ilçesi İkiköprü Beldesi’ne bağlı Durucak Köyü yakınlarından geçen derede petrol sızıntısının olduğunu görenler, durumu yetkililere bildirdi.İhbar üzerine bölgeye gelen Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’na bağlı ekipler, Silivanka petrol sahasına ait boru hattında sızıntı olduğunu tespit etti.Boru hattında onarım çalışması ve petrolün karıştığı derede iki noktada temizlik çalışması başlatıldı.Dereden vidanjör yardımıyla çekilen ham petrol üretim sahasına geri gönderilirken, sızıntının yer altındaki eski boruların aşınmasından kaynaklandığı belirtildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fPSlHAXPW0WazoWY4untBQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Batman’da, boru, hattından, sızan, petrol, dereye, karıştı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fPSlHAXPW0WazoWY4untBQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Batman’da boru hattından sızan petrol dereye karıştı"><p>Batman’ın Beşiri ilçesindeki Silivanka petrol sahasındaki boru hattından sızan ham petrol, bölgeden geçen dereye karıştı. Ekipler iki noktada temizlik çalışması başlattı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4yyNNLTMdky7IkuCO5APPA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Batman’da boru hattından sızan petrol, dereye karıştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mEScNw8QxkyK7MMkHbSFvA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beşiri ilçesi İkiköprü Beldesi’ne bağlı Durucak Köyü yakınlarından geçen derede petrol sızıntısının olduğunu görenler, durumu yetkililere bildirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GyImfLcdH0ekuo1hahMhsg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İhbar üzerine bölgeye gelen Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’na bağlı ekipler, Silivanka petrol sahasına ait boru hattında sızıntı olduğunu tespit etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vJsO97G_wkm4_k5i-UCl7w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Boru hattında onarım çalışması ve petrolün karıştığı derede iki noktada temizlik çalışması başlatıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Dj9ZSMdjI0KAy2ygTP4Uyg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dereden vidanjör yardımıyla çekilen ham petrol üretim sahasına geri gönderilirken, sızıntının yer altındaki eski boruların aşınmasından kaynaklandığı belirtildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kXEcdAWiwkuAvbwXzBFXPg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Büyük deney başladı: ODTÜ öğrencileri ve mezunları 3 günde tamamlayacak!</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/buyuk-deney-basladi-odtu-oegrencileri-ve-mezunlari-3-gunde-tamamlayacak</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/buyuk-deney-basladi-odtu-oegrencileri-ve-mezunlari-3-gunde-tamamlayacak</guid>
<description><![CDATA[ Orta Doğu Teknik Üniversitesi öğrencileri ve mezunlarının yer aldığı büyük çevre deneyi başladı. Türkiye&#039;nin 28 kıyı ilinde denizlerin sıcaklık, kirlilik ve oksijen durumunu tespit edilecek. Katılımcıların özel üretilmiş cihazlarla denizlerden toplayacağı örneklerden elde edilecek sonuçlar, bilimsel bir makaleyle Türkiye&#039;nin denizlerinin durumuna ışık tutacak.Ülkede yürütülecek en kapsamlı &quot;vatandaş bilimi&quot; projesi niteliğindeki &quot;Denizlerimizin Genç Kaşifleri&quot; ile öğrenciler ve yakınları, bayram tatili için bulundukları kıyı illerinde özel üretilmiş cihazlarla denizlerden örnekler toplamaya başladı.  Gönüllülerle yürütülen deneyle gemiyle aylar sürecek seyrüsefere gerek kalmayacak, 250 bin litre yakıt tasarrufu sağlanacak ve 650 ton karbondioksite karşılık gelen karbon ayak izinin de önüne geçilmiş olacak.  ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Verşan Kök, üniversite olarak bilim, teknoloji, topluma hizmet ve eğitimdeki başarılarla ülkeye ve dünyaya katkı sağlamak üzere çalışmalarını yürüttüklerini belirterek, &quot;Bu kapsamda gerçekleştirdiğimiz ve ülkenin deniz kenarındaki illerinde, öğrencilerimiz, mezunlarımız ve vatandaşlarımızın katılacağı deneyimizin sonuçlarını 19 Mayıs Atatürk&#039;ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı&#039;nda toplumumuzla paylaşacağız.&quot; dedi.  TÜM GÖNÜLLÜLERİN İMZASIYLA BİLİMSEL BİR MAKALE YAZILACAK  ODTÜ Rektör Danışmanı ve Proje Koordinatörü Prof. Dr. Eren Kalay ise ODTÜ Bilim İletişimi Ofisi öncülüğünde, Deniz Bilimleri Enstitüsü (DBE) ile Tasarım Fabrikası destekleriyle &quot;Denizlerimizin Genç Kaşifleri&quot; projesinin ülkenin kıyı illerinde dün itibarıyla başlatıldığını duyurdu.  Proje kapsamında, ODTÜ öğrencileri, mezunları ile ailelerinden oluşan katılımcıların denize kıyı olan 28 ilde ölçümler yapmaya başladığını vurgulayan Kalay, &quot;Ortam sıcaklığı, basınç, nemlilik, deniz suyu sıcaklığı ile deniz suyunun pH değeri, elektriksel iletkenliği, çözünmüş oksijen oranı ve bulanıklığı; 3 gün boyunca bayram tatili ile eş zamanlı olarak ölçülecek.&quot; dedi.  Ölçümler için ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü ve Tasarım Fabrikası tarafından özel bir cihaz geliştirildiğini belirten Kalay, şu bilgileri verdi:  &quot;Bu cihazlarla toplanan veriler, ODTÜ Bilim İletişimi Ofisince veri tabanında koordinatlarıyla toplanacak ve araştırmacılar tarafından işlenerek nihai sonuçlar, 7&#039;den 77&#039;ye tüm gönüllü katılımcıların imzasıyla bilimsel bir makale olarak yayımlanacak. Makalede, ilkokul öğrencisi ile emekliliğini yaşayan bir vatandaşımızın adları bu proje sayesinde yan yana yazılabilecek.&quot;  AYLARCA SÜRECEK DENEY ÜÇ GÜNDE TAMAMLANACAK  Projenin ekonomik olarak da büyük bir getirisinin de olduğunu vurgulayan Kalay, şunları söyledi:  &quot;Deniz Bilimleri Enstitüsünün kendi olanaklarıyla bu projeyi gerçekleştirmesi için Bilim-2 isimli araştırma gemisiyle tüm deniz kıyılarını dolaşması; bunun için de yaklaşık 250 bin litre yakıt tüketmesi, milyonlarca liralık bir bütçe gerekecekti. Üstelik bu çalışma, 650 ton karbondioksite karşılık gelen karbon ayak izi bırakacaktı.&quot;  Söz konusu araştırmanın gemiyle yapılması halinde aylar süreceğine dikkati çeken Kalay, şöyle konuştu:  &quot;Bunun yerine, bayram tatili vesilesiyle memleketlerinde olacak öğrencilerimiz, kıyı illerinde yaşayan mezunlarımız, aileleri ve yakınlarıyla birlikte gerekli verileri hep birlikte toplayacağız. Bu çapta bir deney Türkiye&#039;de ilk; dünyada da ilk olmasını bekliyoruz.&quot;  Prof. Dr. Kalay, profesyonel olarak deniz bilimleriyle uğraşmayan kişilerin dahil olması sayesinde hem daha çevreci ve çok daha düşük bütçeli hem de geniş katılımlı bir projenin hayata geçirildiğini sözlerine ekledi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/b38QT9bpa0aESFeGtj4G6Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Büyük, deney, başladı:, ODTÜ, öğrencileri, mezunları, günde, tamamlayacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/b38QT9bpa0aESFeGtj4G6Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Büyük deney başladı: ODTÜ öğrencileri ve mezunları 3 günde tamamlayacak!"><p>Orta Doğu Teknik Üniversitesi öğrencileri ve mezunlarının yer aldığı büyük çevre deneyi başladı. Türkiye'nin 28 kıyı ilinde denizlerin sıcaklık, kirlilik ve oksijen durumunu tespit edilecek. Katılımcıların özel üretilmiş cihazlarla denizlerden toplayacağı örneklerden elde edilecek sonuçlar, bilimsel bir makaleyle Türkiye'nin denizlerinin durumuna ışık tutacak.</p>Ülkede yürütülecek en kapsamlı "vatandaş bilimi" projesi niteliğindeki "Denizlerimizin Genç Kaşifleri" ile öğrenciler ve yakınları, bayram tatili için bulundukları kıyı illerinde özel üretilmiş cihazlarla denizlerden örnekler toplamaya başladı.  Gönüllülerle yürütülen deneyle gemiyle aylar sürecek seyrüsefere gerek kalmayacak, 250 bin litre yakıt tasarrufu sağlanacak ve 650 ton karbondioksite karşılık gelen karbon ayak izinin de önüne geçilmiş olacak.  ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Verşan Kök, üniversite olarak bilim, teknoloji, topluma hizmet ve eğitimdeki başarılarla ülkeye ve dünyaya katkı sağlamak üzere çalışmalarını yürüttüklerini belirterek, "Bu kapsamda gerçekleştirdiğimiz ve ülkenin deniz kenarındaki illerinde, öğrencilerimiz, mezunlarımız ve vatandaşlarımızın katılacağı deneyimizin sonuçlarını 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'nda toplumumuzla paylaşacağız." dedi.  <strong>TÜM GÖNÜLLÜLERİN İMZASIYLA BİLİMSEL BİR MAKALE YAZILACAK</strong>  ODTÜ Rektör Danışmanı ve Proje Koordinatörü Prof. Dr. Eren Kalay ise ODTÜ Bilim İletişimi Ofisi öncülüğünde, Deniz Bilimleri Enstitüsü (DBE) ile Tasarım Fabrikası destekleriyle "Denizlerimizin Genç Kaşifleri" projesinin ülkenin kıyı illerinde dün itibarıyla başlatıldığını duyurdu.  Proje kapsamında, ODTÜ öğrencileri, mezunları ile ailelerinden oluşan katılımcıların denize kıyı olan 28 ilde ölçümler yapmaya başladığını vurgulayan Kalay, "Ortam sıcaklığı, basınç, nemlilik, deniz suyu sıcaklığı ile deniz suyunun pH değeri, elektriksel iletkenliği, çözünmüş oksijen oranı ve bulanıklığı; 3 gün boyunca bayram tatili ile eş zamanlı olarak ölçülecek." dedi.  Ölçümler için ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü ve Tasarım Fabrikası tarafından özel bir cihaz geliştirildiğini belirten Kalay, şu bilgileri verdi:  "Bu cihazlarla toplanan veriler, ODTÜ Bilim İletişimi Ofisince veri tabanında koordinatlarıyla toplanacak ve araştırmacılar tarafından işlenerek nihai sonuçlar, 7'den 77'ye tüm gönüllü katılımcıların imzasıyla bilimsel bir makale olarak yayımlanacak. Makalede, ilkokul öğrencisi ile emekliliğini yaşayan bir vatandaşımızın adları bu proje sayesinde yan yana yazılabilecek."  <strong>AYLARCA SÜRECEK DENEY ÜÇ GÜNDE TAMAMLANACAK</strong>  Projenin ekonomik olarak da büyük bir getirisinin de olduğunu vurgulayan Kalay, şunları söyledi:  "Deniz Bilimleri Enstitüsünün kendi olanaklarıyla bu projeyi gerçekleştirmesi için Bilim-2 isimli araştırma gemisiyle tüm deniz kıyılarını dolaşması; bunun için de yaklaşık 250 bin litre yakıt tüketmesi, milyonlarca liralık bir bütçe gerekecekti. Üstelik bu çalışma, 650 ton karbondioksite karşılık gelen karbon ayak izi bırakacaktı."  Söz konusu araştırmanın gemiyle yapılması halinde aylar süreceğine dikkati çeken Kalay, şöyle konuştu:  "Bunun yerine, bayram tatili vesilesiyle memleketlerinde olacak öğrencilerimiz, kıyı illerinde yaşayan mezunlarımız, aileleri ve yakınlarıyla birlikte gerekli verileri hep birlikte toplayacağız. Bu çapta bir deney Türkiye'de ilk; dünyada da ilk olmasını bekliyoruz."  Prof. Dr. Kalay, profesyonel olarak deniz bilimleriyle uğraşmayan kişilerin dahil olması sayesinde hem daha çevreci ve çok daha düşük bütçeli hem de geniş katılımlı bir projenin hayata geçirildiğini sözlerine ekledi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Flamingoların evine moloz yığını döktüler</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/flamingolarin-evine-moloz-yigini-doektuler</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/flamingolarin-evine-moloz-yigini-doektuler</guid>
<description><![CDATA[ Muğla’nın Milas ve Bodrum ilçeleri arasında her yıl binlerce flamingoya ev sahipliği yapan Tuzla Sulak Alanı ve Tabiat Parkı, moloz yığınlarıyla doldu. Bölgede yollar tahrip edilirken, sulak alan içinde molozlar olduğu görüldü.Muğla’da flamingolara ev sahipliği yapan Tuzla Sulak Alanı’na moloz yığınları döküldü.Milas ilçesine 20 kilometre mesafedeki Boğaziçi Mahallesi sınırlarındaki Tuzla Sulak Alanı ve Tabiat Parkı, flamingo ve farklı türlerden kuşlara ev sahipliği yapıyor.380 hektarlık alanı kaplayan ve besin kaynakları açısından zengin olan sulak alan, her yıl yaklaşık 3 bin flamingoya ev sahipliği yapıyor.Flamingoların her yıl uğrak adresi haline gelen alanın birçok noktasına kişi veya kişilerce moloz döküldü.Dökülen molozlar sulak alan içine dolmaya başlarken, yolların da tahrip edildiği dikkati çekti.
Tepecikler haline gelen hafriyat yığınları alanın farklı noktalarına yayılırken bölgede bulunan bazı yapıların ise kimliği belirsiz kişilerce tahrip edildiği görüldü. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_hqMUetXi0uHIbCAKQbjzQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Flamingoların, evine, moloz, yığını, döktüler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_hqMUetXi0uHIbCAKQbjzQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Flamingoların evine moloz yığını döktüler"><p>Muğla’nın Milas ve Bodrum ilçeleri arasında her yıl binlerce flamingoya ev sahipliği yapan Tuzla Sulak Alanı ve Tabiat Parkı, moloz yığınlarıyla doldu. Bölgede yollar tahrip edilirken, sulak alan içinde molozlar olduğu görüldü.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VwzxGUVVJEaZ2C4W5haSPQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Muğla’da flamingolara ev sahipliği yapan Tuzla Sulak Alanı’na moloz yığınları döküldü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ime45iZ7KUywE3G9ox0o7w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Milas ilçesine 20 kilometre mesafedeki Boğaziçi Mahallesi sınırlarındaki Tuzla Sulak Alanı ve Tabiat Parkı, flamingo ve farklı türlerden kuşlara ev sahipliği yapıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qlkPKTFK2kWzTMUroo3lXA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>380 hektarlık alanı kaplayan ve besin kaynakları açısından zengin olan sulak alan, her yıl yaklaşık 3 bin flamingoya ev sahipliği yapıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S1x4O6WlNEy4k20abBMdEQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Flamingoların her yıl uğrak adresi haline gelen alanın birçok noktasına kişi veya kişilerce moloz döküldü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QpaHi5NlxEu90HBpfEkMlw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dökülen molozlar sulak alan içine dolmaya başlarken, yolların da tahrip edildiği dikkati çekti.
Tepecikler haline gelen hafriyat yığınları alanın farklı noktalarına yayılırken bölgede bulunan bazı yapıların ise kimliği belirsiz kişilerce tahrip edildiği görüldü.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yüzey yarıkları çoğalıyor | Uzmanından obruk uyarısı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/yuzey-yariklari-cogaliyor-uzmanindan-obruk-uyarisi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/yuzey-yariklari-cogaliyor-uzmanindan-obruk-uyarisi</guid>
<description><![CDATA[ Kuraklıkla birlikte Konya Havzası&#039;ndaki yer altı sularının çekilip toprağın göçmesiyle oluşan obruklar dikkat çekerken ovada yüzey yarıkları da görülmeye başlandı. Uzmanlar, yarıkların kilometrelerce uzunlukta, 5-10 metre genişlikte ve 5-10 metre derinlikte olduğunun altını çizdi. Durumun tehlike arz ettiğini belirten uzmanlar, yüzey yarıklarının obruğun habercisi olduğunu vurguladı.Konya&#039;nın Karapınar ilçesinde yoğunlukla oluşan obrukların yanı sıra yüzey yarıkları da gözlemlenmeye başladı.Konya Teknik Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölüm Başkanı ve Obruk Araştırma, Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Fetullah Arık, kuraklığın iklim değişikliği nedeniyle oluşan yüzey yarıklarının genellikle obruklarla karıştırıldığını söyledi.Arık, &quot;Yüzey yarıkları, tamamen kuraklıkla ve orada bulunan gevşek malzemeyle ilişkilendirilebilecek bir olay. Bazen kilometrelerce uzunlukta, 5-10 genişlikte, 5-10 metre derinlikte de olabiliyor ve tehlike arz ediyor. Şu anda havzanın kenarlarında özellikle dağlarla ovanın sınırının olduğu bölgelerde, ovadaki kalın alüvyal nitelikteki malzemenin içerisindeki su kaybolduğu için bir bakıma sıkışma gerçekleşiyor. Bu sıkışmadan kaynaklı olarak da dağla ova arasındaki bölgelerde yarıklar meydana geliyor.&quot; diye konuştu.Yüzey yarıklarının kuraklığın işareti olduğunu ifade eden Prof. Dr. Arık, &quot;Ova içerisinde altta yine morfolojik olarak yükseltiler bulunan alanlarda da oluştuğunu görüyoruz. Birçok yerde obrukla da karıştırılıyor. Aslında bu yüzey yarıkları bir bakıma obruğun da habercisi gibi. Çünkü kuraklığın en bariz göstergelerinden birisi.&quot; dedi.Obruk oluşumuna en etken nedenin kuraklık olduğunun altını çizen Prof. Dr. Arık, &quot;Obruk zaten tek başına bir olay değil. Özellikle iklim değişikliği, kuraklık ve aşırı su talebinin tetiklediği bir olay olduğu için yüzey yarıklarının oluşum mekanizması da hemen hemen aynı kaynaktan geliyor. Dolayısıyla bizim buradaki en önemli başlığımız yine susuzluğumuz, yağışların azlığı, iklim değişikliği, kuraklık, aşırı ve kontrolsüz su tüketimi.&quot; ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5pDEjy78lkKkiNe8XsSm4w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Yüzey, yarıkları, çoğalıyor, Uzmanından, obruk, uyarısı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5pDEjy78lkKkiNe8XsSm4w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Yüzey yarıkları çoğalıyor | Uzmanından obruk uyarısı"><p>Kuraklıkla birlikte Konya Havzası'ndaki yer altı sularının çekilip toprağın göçmesiyle oluşan obruklar dikkat çekerken ovada yüzey yarıkları da görülmeye başlandı. Uzmanlar, yarıkların kilometrelerce uzunlukta, 5-10 metre genişlikte ve 5-10 metre derinlikte olduğunun altını çizdi. Durumun tehlike arz ettiğini belirten uzmanlar, yüzey yarıklarının obruğun habercisi olduğunu vurguladı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x6GG5p5V0ki0KVy5-VikYw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Konya'nın Karapınar ilçesinde yoğunlukla oluşan obrukların yanı sıra yüzey yarıkları da gözlemlenmeye başladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tnUmbNqgF0qRu23_sLJpEw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Konya Teknik Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölüm Başkanı ve Obruk Araştırma, Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Fetullah Arık, kuraklığın iklim değişikliği nedeniyle oluşan yüzey yarıklarının genellikle obruklarla karıştırıldığını söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kZJq385btEaVuz5-VDPjig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Arık, "Yüzey yarıkları, tamamen kuraklıkla ve orada bulunan gevşek malzemeyle ilişkilendirilebilecek bir olay. Bazen kilometrelerce uzunlukta, 5-10 genişlikte, 5-10 metre derinlikte de olabiliyor ve tehlike arz ediyor. Şu anda havzanın kenarlarında özellikle dağlarla ovanın sınırının olduğu bölgelerde, ovadaki kalın alüvyal nitelikteki malzemenin içerisindeki su kaybolduğu için bir bakıma sıkışma gerçekleşiyor. Bu sıkışmadan kaynaklı olarak da dağla ova arasındaki bölgelerde yarıklar meydana geliyor." diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SqdWrtFLDEeq23l28MMMIQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yüzey yarıklarının kuraklığın işareti olduğunu ifade eden Prof. Dr. Arık, "Ova içerisinde altta yine morfolojik olarak yükseltiler bulunan alanlarda da oluştuğunu görüyoruz. Birçok yerde obrukla da karıştırılıyor. Aslında bu yüzey yarıkları bir bakıma obruğun da habercisi gibi. Çünkü kuraklığın en bariz göstergelerinden birisi." dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nnPGiHAPTEGqB9rqY1WdUQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Obruk oluşumuna en etken nedenin kuraklık olduğunun altını çizen Prof. Dr. Arık, "Obruk zaten tek başına bir olay değil. Özellikle iklim değişikliği, kuraklık ve aşırı su talebinin tetiklediği bir olay olduğu için yüzey yarıklarının oluşum mekanizması da hemen hemen aynı kaynaktan geliyor. Dolayısıyla bizim buradaki en önemli başlığımız yine susuzluğumuz, yağışların azlığı, iklim değişikliği, kuraklık, aşırı ve kontrolsüz su tüketimi." ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HcExyOxKx06eHiQp6T_S1A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_SZSFDOjTEWbfLflLcw4_A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Piknikçiler Dicle Nehri kıyısını çöplüğe çevirdi: Su kuşları tehdit altında</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/piknikciler-dicle-nehri-kiyisini-coepluge-cevirdi-su-kuslari-tehdit-altinda</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/piknikciler-dicle-nehri-kiyisini-coepluge-cevirdi-su-kuslari-tehdit-altinda</guid>
<description><![CDATA[ Diyarbakır’da piknikçilerin uğrak noktası Dicle Nehri, çevresine bırakılan atıklar nedeniyle çöplüğe döndü. Bölgenin zengin tabiatını hatırlatan uzmanlar, özellikle plastik kirliliğine dikkat çekti. Uzmanlar son dönemde sayıları azalan su kuşlarının, kirlilikten dolayı tehdit altında olduğunu ifade etti.Diyarbakır’da piknik yapanların uğrak noktalarından Dicle Nehri çevresindeki yeşil alanlar, atıklarla çöplüğe döndü.Nehir kıyısı ve köprü çevresinde piknik yapanların bıraktığı atıklar, insan ve hayvan sağlığını etkilemeye başladı.Dicle Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Kılıç, atıkların büyük bir bölümünün plastik kökenli olduğunu belirterek, “Özellikle plastikler, insanlık için çok ciddi sonuçlara neden olacak. Tabiatta attığımız veya kullandığımız malzemeleri toplamamız lazım. Piknikten sonra malzemeleri uygun yerlere, çöp toplama varillerine getirdiğimiz zaman; bunların toplanması söz konusu. Eğer bunlar tabiatta kalırsa pek çok sorun da beraberinde geliyor.” diye konuştu.Çöplerin zaman içinde mikro ve nano seviyede parçalanıp besin ve solunum yoluyla insanlar başta olmak üzere tüm canlıları tehdit ettiğini ifade eden Kılıç, “İnsan vücudunda nano seviyede, bir milimetrenin milyonda biri büyüklüğünde plastik parçacıklara rastlandı. Bunlar kan yoluyla kalpte, karaciğerde, böbrekte, beyinde birikim yapıyor, çok ciddi sağlık sorunlarına neden oluyor.” ifadelerini kullandı.Kirliliğin bölgede yaşayan sayısı az türdeki hayvanları da etkilediğini belirten Prof. Dr. Kılıç, “Bazıları kritik sayıda, yeni nesilleri tükenmekte olan türlerimiz var. Bunlar, bu kirlilikten tıpkı insanda olduğu gibi etkileniyor. Bunların da nesilleri tehdit altına girmektedir. Özellikle su kuşları, sudaki kirlilikten çok etkileniyor. Yalıçapkınları var, çok güzel balıkçıl türlerimiz var. Ördeklerimiz var, kıyı kuşlarımız var. Bu kirlilikten bunlar özellikle etkileniyor. Zaten sayıları az, dolayısıyla nesli tükenmeyle de karşı karşıya kalabiliyorlar.” dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/D0FqbLHmtUGXl2aCVkuNCQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Piknikçiler, Dicle, Nehri, kıyısını, çöplüğe, çevirdi:, kuşları, tehdit, altında</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/D0FqbLHmtUGXl2aCVkuNCQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Piknikçiler Dicle Nehri kıyısını çöplüğe çevirdi: Su kuşları tehdit altında"><p>Diyarbakır’da piknikçilerin uğrak noktası Dicle Nehri, çevresine bırakılan atıklar nedeniyle çöplüğe döndü. Bölgenin zengin tabiatını hatırlatan uzmanlar, özellikle plastik kirliliğine dikkat çekti. Uzmanlar son dönemde sayıları azalan su kuşlarının, kirlilikten dolayı tehdit altında olduğunu ifade etti.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0gmff7n4lE-difCd9mPvfw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diyarbakır’da piknik yapanların uğrak noktalarından Dicle Nehri çevresindeki yeşil alanlar, atıklarla çöplüğe döndü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ytVaXw9aiEqvq7j-YQpaJA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nehir kıyısı ve köprü çevresinde piknik yapanların bıraktığı atıklar, insan ve hayvan sağlığını etkilemeye başladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Giy9PC0Wnkaah2TXwCDhnw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dicle Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Kılıç, atıkların büyük bir bölümünün plastik kökenli olduğunu belirterek, “Özellikle plastikler, insanlık için çok ciddi sonuçlara neden olacak. Tabiatta attığımız veya kullandığımız malzemeleri toplamamız lazım. Piknikten sonra malzemeleri uygun yerlere, çöp toplama varillerine getirdiğimiz zaman; bunların toplanması söz konusu. Eğer bunlar tabiatta kalırsa pek çok sorun da beraberinde geliyor.” diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NWSqhifS_EKzLHer33WZ_A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çöplerin zaman içinde mikro ve nano seviyede parçalanıp besin ve solunum yoluyla insanlar başta olmak üzere tüm canlıları tehdit ettiğini ifade eden Kılıç, “İnsan vücudunda nano seviyede, bir milimetrenin milyonda biri büyüklüğünde plastik parçacıklara rastlandı. Bunlar kan yoluyla kalpte, karaciğerde, böbrekte, beyinde birikim yapıyor, çok ciddi sağlık sorunlarına neden oluyor.” ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TgxnMoU_qkWCutyzAbAasw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kirliliğin bölgede yaşayan sayısı az türdeki hayvanları da etkilediğini belirten Prof. Dr. Kılıç, “Bazıları kritik sayıda, yeni nesilleri tükenmekte olan türlerimiz var. Bunlar, bu kirlilikten tıpkı insanda olduğu gibi etkileniyor. Bunların da nesilleri tehdit altına girmektedir. Özellikle su kuşları, sudaki kirlilikten çok etkileniyor. Yalıçapkınları var, çok güzel balıkçıl türlerimiz var. Ördeklerimiz var, kıyı kuşlarımız var. Bu kirlilikten bunlar özellikle etkileniyor. Zaten sayıları az, dolayısıyla nesli tükenmeyle de karşı karşıya kalabiliyorlar.” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jkFTYAWMcUC1B_wQy0iFQA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XRiIepzRt02Q2ygVR8HR8A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yılda sadece 10 gün yaşıyor, koparmanın cezası 387 bin lira</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/yilda-sadece-10-gun-yasiyor-koparmanin-cezasi-387-bin-lira</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/yilda-sadece-10-gun-yasiyor-koparmanin-cezasi-387-bin-lira</guid>
<description><![CDATA[ Manisa’daki Spil Dağı Milli Parkı’nda senede 1 kez nisan ayında açan ve 10 gün yaşayan Manisa lalesi, havaların ısınmasıyla açtı. Doğaseverler laleleri görebilmek için Spil’e çıkarken, laleyi koparmanın cezası bu yıl 387 bin 142 lira oldu.Manisa ve İzmir arasında farklı flora ve faunasıyla görenleri hayran bırakan Spil Dağı Milli Parkı’nda, baharı müjdeleyen endemik türlerden Manisa laleleri, havaların ısınması ile açmaya başladı.Senede 1 kez nisan ayında açan ve 10 gün boyunca canlı kalabilen laleler, büyük ilgi uyandırıyor.Doğaseverler laleleri canlı görebilmek için Spil’e çıkarken, bulabilenler bol bol fotoğrafını çekiyor.Laleler, Çevre Kanunu’nun koruması altında…Yılda yalnızca 10 gün yaşayabilen Manisa lalesini koparmanın cezası bu yıl 387 bin 142 lira olarak belirlendi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WMDokuunAUimrhhdcpliyA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Yılda, sadece, gün, yaşıyor, koparmanın, cezası, 387, bin, lira</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WMDokuunAUimrhhdcpliyA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Yılda sadece 10 gün yaşıyor, koparmanın cezası 387 bin lira"><p>Manisa’daki Spil Dağı Milli Parkı’nda senede 1 kez nisan ayında açan ve 10 gün yaşayan Manisa lalesi, havaların ısınmasıyla açtı. Doğaseverler laleleri görebilmek için Spil’e çıkarken, laleyi koparmanın cezası bu yıl 387 bin 142 lira oldu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0T8HbAKcXUaMwO-h_qtH7A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Manisa ve İzmir arasında farklı flora ve faunasıyla görenleri hayran bırakan Spil Dağı Milli Parkı’nda, baharı müjdeleyen endemik türlerden Manisa laleleri, havaların ısınması ile açmaya başladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vOrTdRuJ0Eiqdfy9d_kC4g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Senede 1 kez nisan ayında açan ve 10 gün boyunca canlı kalabilen laleler, büyük ilgi uyandırıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/faTbZ3EKCESCaLQ63Glayg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doğaseverler laleleri canlı görebilmek için Spil’e çıkarken, bulabilenler bol bol fotoğrafını çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DaPzJA3nYkmoUT4qUO-rEA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Laleler, Çevre Kanunu’nun koruması altında…</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Fw23q8aqeUCVmuksQVKHAQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yılda yalnızca 10 gün yaşayabilen Manisa lalesini koparmanın cezası bu yıl 387 bin 142 lira olarak belirlendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/W_MPTr1I6Ui0g-uIXnx60Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Büyük Menderes’te kuraklık tehlikesi: Su kıtlığı kapıda</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/buyuk-mendereste-kuraklik-tehlikesi-su-kitligi-kapida</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/buyuk-mendereste-kuraklik-tehlikesi-su-kitligi-kapida</guid>
<description><![CDATA[ Büyük Menderes Nehri kuraklık sinyali veriyor. Söke’de Menderes üzerinde yer alan tarihi Taşköprü’de su neredeyse tamamen bitmiş durumda. Uzmanlar, yağışlarda yaşanan düşüşün su kıtlığına yol açabileceği konusunda uyarıyor.Afyonkarahisar’ın Dinar ilçesi yakınlarında Suçıkan mevkisinde doğan, Denizli, Uşak ve Aydın’dan geçerek Ege Denizi’ne dökülen 584 kilometre uzunluğundaki Büyük Menderes Nehri’nde yağışın az olması nedeniyle kuraklık etkili olmaya başladı.Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) Başkanı Bahattin Sürücü, kuruma noktasına gelen nehirde yağışlardaki düşüşlerin su kıtlığına yol açabileceğini söyledi.Uzun süredir yağmayan yağmurun, dün bardaktan boşalırcasına yağsa da Menderes’te etki yaratmadığını söyleyen Sürücü, “Yağmura ve suya hasret kalan çiftçiler baharın girmesiyle birlikte havza boyunca sıralanan tarlalarına Menderes’ten su çektiler. Menderes yatağından çekilen suyla binlerce hektar araziye su basıldı.” dedi.Menderes’in birçok yerinde su kalmadığını anlatan Sürücü, “Menderes’ten yatak sularını çekemeyen bazı çiftçiler, Aydın ve Söke Organize Sanayi bölgelerinden gelen ve içinde olumsuz her şeyi barındıran siyah sıvıyı sulamada kullanmak zorunda kaldıklarını söylediler. Tarımsal sulamalar başladığında zaten yetersiz doluluk oranına sahip baraj suları verilse dahi önümüzdeki aylarda önemli su sıkıntılarının oluşacağı görülmektedir.” şeklinde konuştu.Sudaki sıkıntıların sadece tarımı değil, nehir ekosistemini, ulusal ve uluslararası açıdan tehlike altında çok sayıda canlı türüne ev sahipliği yapan Büyük Menderes Deltası’nın biyolojik çeşitliliğini de olumsuz etkileyeceğini aktaran Sürücü, şöyle devam etti:
“Söke’ye bağlı Sarıkemer’de yerleşimi ikiye bölen Menderes üzerinde yer alan tarihi Taşköprü’de neredeyse su tamamen bitmiş durumda. Bu alanda sular kuruduğundan, tarihi Taşköprü’nün arkasında biriken tonlarca çöp, katı atıklar, ağaç kütükleri, çalı çırpı köprünün kemerlerini tıkamış olduğu ve köprüye ne kadar zarar verdiği net bir şekilde görülmektedir.”“DSİ 21. Bölge Müdürlüğü’nden tarafımıza gönderilen yazıda ‘Büyük Menderes Nehri üzerinde bulunan tarihi Taşköprü’nün memba tarafında biriken malzemeler, makineli çalışma ile alınarak, suyun rahat bir şekilde akışı sağlanmıştır’ denmektedir. Şu anda Taşköprü’de sular kurudu. Çöpler ve atıklar açık bir şekilde görülmektedir. Belki sulu haliyken temizlemek zordu ama şimdi çok kolay ve temizlenecek yer net bir şekilde görülmektedir. Kemerlerin altında bulunan atıklar, kütükler tamamen temizlenerek tekrar sular geldiğinde rahat bir şekilde akışın sağlanması için bir çalışma yapılmalıdır. Ayrıca, çöpleri ve atıkları su yüzeyinde tutan yüzer bariyer sistemi yıllardır bir türlü tamiratı yapılamadığından, yukarı havzadan gelen atıklar Söke regülatörünün önünde birikmeye başlamıştır.”“Umarız sulama mevsimi bitiminde regülatör kapakları açıldığında bu atıklar menderes yoluyla denize gönderilmez. Bir an önce kurumlar arası iş birliğiyle bu çalışmalar başlatılmalıdır.” ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XX9HgM7DQECEccFfnGVIIQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Büyük, Menderes’te, kuraklık, tehlikesi:, kıtlığı, kapıda</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XX9HgM7DQECEccFfnGVIIQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Büyük Menderes’te kuraklık tehlikesi: Su kıtlığı kapıda"><p>Büyük Menderes Nehri kuraklık sinyali veriyor. Söke’de Menderes üzerinde yer alan tarihi Taşköprü’de su neredeyse tamamen bitmiş durumda. Uzmanlar, yağışlarda yaşanan düşüşün su kıtlığına yol açabileceği konusunda uyarıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3mQdDMfQIUq4bvYxAs2thQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Afyonkarahisar’ın Dinar ilçesi yakınlarında Suçıkan mevkisinde doğan, Denizli, Uşak ve Aydın’dan geçerek Ege Denizi’ne dökülen 584 kilometre uzunluğundaki Büyük Menderes Nehri’nde yağışın az olması nedeniyle kuraklık etkili olmaya başladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d5oQYJtpe0WBNk4nK3CEAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) Başkanı Bahattin Sürücü, kuruma noktasına gelen nehirde yağışlardaki düşüşlerin su kıtlığına yol açabileceğini söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bBSYRHkm0Ua33O_6awr8yA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzun süredir yağmayan yağmurun, dün bardaktan boşalırcasına yağsa da Menderes’te etki yaratmadığını söyleyen Sürücü, “Yağmura ve suya hasret kalan çiftçiler baharın girmesiyle birlikte havza boyunca sıralanan tarlalarına Menderes’ten su çektiler. Menderes yatağından çekilen suyla binlerce hektar araziye su basıldı.” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YlOG07x7bk68CPztJ3B_HQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Menderes’in birçok yerinde su kalmadığını anlatan Sürücü, “Menderes’ten yatak sularını çekemeyen bazı çiftçiler, Aydın ve Söke Organize Sanayi bölgelerinden gelen ve içinde olumsuz her şeyi barındıran siyah sıvıyı sulamada kullanmak zorunda kaldıklarını söylediler. Tarımsal sulamalar başladığında zaten yetersiz doluluk oranına sahip baraj suları verilse dahi önümüzdeki aylarda önemli su sıkıntılarının oluşacağı görülmektedir.” şeklinde konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7y4RrCal70-iHaRGVYdBfA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sudaki sıkıntıların sadece tarımı değil, nehir ekosistemini, ulusal ve uluslararası açıdan tehlike altında çok sayıda canlı türüne ev sahipliği yapan Büyük Menderes Deltası’nın biyolojik çeşitliliğini de olumsuz etkileyeceğini aktaran Sürücü, şöyle devam etti:
“Söke’ye bağlı Sarıkemer’de yerleşimi ikiye bölen Menderes üzerinde yer alan tarihi Taşköprü’de neredeyse su tamamen bitmiş durumda. Bu alanda sular kuruduğundan, tarihi Taşköprü’nün arkasında biriken tonlarca çöp, katı atıklar, ağaç kütükleri, çalı çırpı köprünün kemerlerini tıkamış olduğu ve köprüye ne kadar zarar verdiği net bir şekilde görülmektedir.”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Wu331nWX9UmIISLIw2-NUA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>“DSİ 21. Bölge Müdürlüğü’nden tarafımıza gönderilen yazıda ‘Büyük Menderes Nehri üzerinde bulunan tarihi Taşköprü’nün memba tarafında biriken malzemeler, makineli çalışma ile alınarak, suyun rahat bir şekilde akışı sağlanmıştır’ denmektedir. Şu anda Taşköprü’de sular kurudu. Çöpler ve atıklar açık bir şekilde görülmektedir. Belki sulu haliyken temizlemek zordu ama şimdi çok kolay ve temizlenecek yer net bir şekilde görülmektedir. Kemerlerin altında bulunan atıklar, kütükler tamamen temizlenerek tekrar sular geldiğinde rahat bir şekilde akışın sağlanması için bir çalışma yapılmalıdır. Ayrıca, çöpleri ve atıkları su yüzeyinde tutan yüzer bariyer sistemi yıllardır bir türlü tamiratı yapılamadığından, yukarı havzadan gelen atıklar Söke regülatörünün önünde birikmeye başlamıştır.”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Z58LhYCV50uiMbmR_f9zkg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>“Umarız sulama mevsimi bitiminde regülatör kapakları açıldığında bu atıklar menderes yoluyla denize gönderilmez. Bir an önce kurumlar arası iş birliğiyle bu çalışmalar başlatılmalıdır.”</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>&amp;apos;Sakin şehir&amp;apos; Şavşat&amp;apos;ta, temizlik seferberliği</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/sakin-sehir-savsatta-temizlik-seferberligi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/sakin-sehir-savsatta-temizlik-seferberligi</guid>
<description><![CDATA[ Artvin&#039;de &#039;sakin şehir&#039; unvanlı ilçe Şavşat&#039;ta belediye öncülüğünde çevre temizliği için seferberlik başlatıldı. Poşetlerle çöp toplayan ilçe halkı, kısa sürede sokak, cadde ve piknik alanlarını temizledi.Şavşat Belediyesi, farkındalık oluşturmak için çevre temizliği seferberliği başlattı. İlçe merkezinde başlayan etkinliğe, Şavşat Belediye Başkanı Durmuş Aydın yanı sıra Şavşat Kaymakamı Kübra Sivaslıoğlu, belediyede görevli personel, öğrenciler, öğretmenler ve halk katıldı. Ellerine aldıkları poşetlerle çöp toplayan katılımcılar, kısa sürede sokak, cadde ve piknik alanlarını temizledi. Etkinlik sonrası öğrencilere ikramda bulunuldu.  &#039;TEMİZ BİR ŞAVŞAT İÇİN EL ELE&#039;  Şavşat Kaymakamı Kübra Sivaslıoğlu, &quot;Şavşat halkının, bütün kamu kurum ve kuruluşlarımızın, bu etkinliğe, 7&#039;den 70&#039;e duyarlılık göstermeleri beni çok mutlu etti. Temiz çevre, temiz toplum. Atıksız bir ilçe ve çöp kirliliğini yenmek için çok güzel bir etkinlik oldu. Piknik ve mesire alanlarına atılan cam ve pet şişe, izmarit, poşet gibi doğada uzun yıllar kalan ve çevreye ciddi zararları olan atıkların atılmamasını istiyorum. Bunu hepimiz isteyince başarılı oluruz. Bu etkinliği düzenleyen Şavşat Belediyemize ve katılım sağlayan herkese çok teşekkür ediyorum. Temiz bir doğa, temiz bir Şavşat için el ele, gönül gönüle&quot; dedi.  &#039;HER ŞEY TEMİZ BİR ŞAVŞAT İÇİN&#039;  Etkinlik öncesi konuşan Belediye Başkanı Durmuş Aydın da &quot;Bizler bugün yapmış olduğumuz bu etkinlikte gerek çocuklarımıza gerekse bütün halkımıza çevre bilincini oluşturabilmek için bir farkındalık etkinliği yapıyoruz. Her şey temiz bir Şavşat için. Temiz bir Şavşat&#039;ta yaşamak, bizim ve çocuklarımızın en önemli hakkıdır. Bunu sağlamak belediye olarak bizlerin ve de bütün duyarlı vatandaşlarımızın görevidir. Köylere giderken yol kenarlarında ciddi manada çöplerin atıldığını görüyoruz. Bazı mesire yerleri ve piknik alanları, çöp yorgan haline gelmiş durumda. Belediye olarak sorumluluk alanımız dışında olsa da oraların da temiz tutulması konusunda çalışma ve faaliyetlerimiz devam edecektir&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/U_gANAmkoEGffIVd3p19Gw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Sakin, şehir, Şavşatta, temizlik, seferberliği</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/U_gANAmkoEGffIVd3p19Gw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="'Sakin şehir' Şavşat'ta, temizlik seferberliği"><p>Artvin'de 'sakin şehir' unvanlı ilçe Şavşat'ta belediye öncülüğünde çevre temizliği için seferberlik başlatıldı. Poşetlerle çöp toplayan ilçe halkı, kısa sürede sokak, cadde ve piknik alanlarını temizledi.</p><p>Şavşat Belediyesi, farkındalık oluşturmak için çevre temizliği seferberliği başlattı. İlçe merkezinde başlayan etkinliğe, Şavşat Belediye Başkanı Durmuş Aydın yanı sıra Şavşat Kaymakamı Kübra Sivaslıoğlu, belediyede görevli personel, öğrenciler, öğretmenler ve halk katıldı.</p><p> Ellerine aldıkları poşetlerle çöp toplayan katılımcılar, kısa sürede sokak, cadde ve piknik alanlarını temizledi. Etkinlik sonrası öğrencilere ikramda bulunuldu.  <strong>'TEMİZ BİR ŞAVŞAT İÇİN EL ELE'</strong>  Şavşat Kaymakamı Kübra Sivaslıoğlu, "Şavşat halkının, bütün kamu kurum ve kuruluşlarımızın, bu etkinliğe, 7'den 70'e duyarlılık göstermeleri beni çok mutlu etti. Temiz çevre, temiz toplum. Atıksız bir ilçe ve çöp kirliliğini yenmek için çok güzel bir etkinlik oldu. Piknik ve mesire alanlarına atılan cam ve pet şişe, izmarit, poşet gibi doğada uzun yıllar kalan ve çevreye ciddi zararları olan atıkların atılmamasını istiyorum. Bunu hepimiz isteyince başarılı oluruz. Bu etkinliği düzenleyen Şavşat Belediyemize ve katılım sağlayan herkese çok teşekkür ediyorum. Temiz bir doğa, temiz bir Şavşat için el ele, gönül gönüle" dedi.  <strong>'HER ŞEY TEMİZ BİR ŞAVŞAT İÇİN'</strong>  Etkinlik öncesi konuşan Belediye Başkanı Durmuş Aydın da "Bizler bugün yapmış olduğumuz bu etkinlikte gerek çocuklarımıza gerekse bütün halkımıza çevre bilincini oluşturabilmek için bir farkındalık etkinliği yapıyoruz. Her şey temiz bir Şavşat için. Temiz bir Şavşat'ta yaşamak, bizim ve çocuklarımızın en önemli hakkıdır. Bunu sağlamak belediye olarak bizlerin ve de bütün duyarlı vatandaşlarımızın görevidir. Köylere giderken yol kenarlarında ciddi manada çöplerin atıldığını görüyoruz. Bazı mesire yerleri ve piknik alanları, çöp yorgan haline gelmiş durumda. Belediye olarak sorumluluk alanımız dışında olsa da oraların da temiz tutulması konusunda çalışma ve faaliyetlerimiz devam edecektir" diye konuştu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye&amp;apos;deki atık su arıtma tesisi sayısı yükseliyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/turkiyedeki-atik-su-aritma-tesisi-sayisi-yukseliyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/turkiyedeki-atik-su-aritma-tesisi-sayisi-yukseliyor</guid>
<description><![CDATA[ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, 1213 atık su arıtma tesisi ile ülke nüfusunun yüzde 90,6&#039;sına hizmet verildiğini bildirdi.Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Bakanlığın atık su ve katı atık çalışmalarına ilişkin açıklamalarda bulundu.  Bakanlığın, arıtılmış atık suların yeniden kullanımı konusunda çalışmalar yaptığını belirten Özhaseki, şu bilgileri verdi:  &quot;Bu çerçevede halihazırda yüzde 5,30 olan arıtılmış atık suların yeniden kullanım oranını, 2028 yılında yüzde 11&#039;e çıkarmayı hedefliyoruz. Bakanlık olarak yerleşim yerlerinden kaynaklanan atık suların toplanarak arıtılması, çevre ve insan sağlığının korunmasını amaçlıyoruz.&quot;  Kentsel atık su arıtma tesislerine ilişkin bilgi veren Özhaseki &quot;2002 yılında 145 olan atık su arıtma tesisi sayısını 1213&#039;e çıkardık. 74 ilimizde bulunan tesisler ile ülke nüfusunun yüzde 90,6&#039;sına hizmet veriliyor.&quot; dedi.  Özhaseki, devam eden kentsel atık su arıtma tesisi çalışmalarına ilişkin, &quot;74 ilimizdeki atık su arıtma tesislerinin yanı sıra 3 il merkezinde inşaat, 3 il merkezinde de proje aşamasında çalışmalarımız sürüyor. Mevcut durumda atık su arıtma tesisi olan illerden 3&#039;ünde ileri biyolojik atık su arıtma tesislerimizin inşaat süreci, 3&#039;ünde ise proje süreci devam ediyor.&quot; bilgisini paylaştı.  &quot;DAHA TEMİZ BİR DÜNYA&quot;  Belediye atıklarının insan ve çevre sağlığına etkilerinin en aza indirilip, etkin yönetiminin gerçekleştirilmesi amacıyla, belediyelerin finanse etmekte zorlandıkları atık altyapı projelerinin desteklenmesi için başlatılan Katı Atık Programı (KAP) projesi kapsamında, düzenli depolama tesislerinin yapımına da destek sağlandığını aktaran Özhaseki, bu kapsamda düzenli depolama tesisi bulunmayan yerlere öncelik verildiğini bildirdi.  Özhaseki, şunları kaydetti:  &quot;Katı atıkların çevreye zarar vermeden bertarafını sağlamak üzere düzenli olarak depolanması amacıyla inşa edilen katı atık düzenli depolama tesisi sayısı 2024&#039;ün ilk çeyreğinde 94&#039;e ulaştı. Bu tesisler ile 1248 belediyede 75,9 milyon kişiye yani nüfusun yüzde 94,5&#039;ine hizmet veriliyor. Suyun her damlasının değerlendirilerek ekonomik, sosyal ve çevresel yaşama kazandırılmasını önemsiyoruz. Çevremizi hassasiyetle koruyor, katı atıkları düzenli depoluyoruz. Evlatlarımıza daha sağlıklı ve daha temiz bir dünya emanet edeceğiz.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wprDOD59QEWN2DaNK1NPWA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Türkiyedeki, atık, arıtma, tesisi, sayısı, yükseliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wprDOD59QEWN2DaNK1NPWA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Türkiye'deki atık su arıtma tesisi sayısı yükseliyor"><p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, 1213 atık su arıtma tesisi ile ülke nüfusunun yüzde 90,6'sına hizmet verildiğini bildirdi.</p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Bakanlığın atık su ve katı atık çalışmalarına ilişkin açıklamalarda bulundu.  Bakanlığın, arıtılmış atık suların yeniden kullanımı konusunda çalışmalar yaptığını belirten Özhaseki, şu bilgileri verdi:  "Bu çerçevede halihazırda yüzde 5,30 olan arıtılmış atık suların yeniden kullanım oranını, 2028 yılında yüzde 11'e çıkarmayı hedefliyoruz. Bakanlık olarak yerleşim yerlerinden kaynaklanan atık suların toplanarak arıtılması, çevre ve insan sağlığının korunmasını amaçlıyoruz."  Kentsel atık su arıtma tesislerine ilişkin bilgi veren Özhaseki "2002 yılında 145 olan atık su arıtma tesisi sayısını 1213'e çıkardık. 74 ilimizde bulunan tesisler ile ülke nüfusunun yüzde 90,6'sına hizmet veriliyor." dedi.  Özhaseki, devam eden kentsel atık su arıtma tesisi çalışmalarına ilişkin, "74 ilimizdeki atık su arıtma tesislerinin yanı sıra 3 il merkezinde inşaat, 3 il merkezinde de proje aşamasında çalışmalarımız sürüyor. Mevcut durumda atık su arıtma tesisi olan illerden 3'ünde ileri biyolojik atık su arıtma tesislerimizin inşaat süreci, 3'ünde ise proje süreci devam ediyor." bilgisini paylaştı.  <strong>"DAHA TEMİZ BİR DÜNYA"</strong>  Belediye atıklarının insan ve çevre sağlığına etkilerinin en aza indirilip, etkin yönetiminin gerçekleştirilmesi amacıyla, belediyelerin finanse etmekte zorlandıkları atık altyapı projelerinin desteklenmesi için başlatılan Katı Atık Programı (KAP) projesi kapsamında, düzenli depolama tesislerinin yapımına da destek sağlandığını aktaran Özhaseki, bu kapsamda düzenli depolama tesisi bulunmayan yerlere öncelik verildiğini bildirdi.  Özhaseki, şunları kaydetti:  "Katı atıkların çevreye zarar vermeden bertarafını sağlamak üzere düzenli olarak depolanması amacıyla inşa edilen katı atık düzenli depolama tesisi sayısı 2024'ün ilk çeyreğinde 94'e ulaştı. Bu tesisler ile 1248 belediyede 75,9 milyon kişiye yani nüfusun yüzde 94,5'ine hizmet veriliyor. Suyun her damlasının değerlendirilerek ekonomik, sosyal ve çevresel yaşama kazandırılmasını önemsiyoruz. Çevremizi hassasiyetle koruyor, katı atıkları düzenli depoluyoruz. Evlatlarımıza daha sağlıklı ve daha temiz bir dünya emanet edeceğiz."]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Konya’da obruk tehlikesi: Uzmanlardan “Bizi felakete götürür” uyarısı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/konyada-obruk-tehlikesi-uzmanlardan-bizi-felakete-goeturur-uyarisi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/konyada-obruk-tehlikesi-uzmanlardan-bizi-felakete-goeturur-uyarisi</guid>
<description><![CDATA[ Konya Ovası’nda açılan kaçak su kuyuları, obruk riskini artırıyor. Konunun uzmanı akademisyenler, bir gecede açılan kuyular olduğunu ve bu kuyuların kapatılması gerektiğini belirtiyor. Obruk oluşumundaki hızlanmaya dikkat çeken uzmanlar, “Bu bizi felaketlere götürebiliyor.” uyarısında bulundu.Konya Ovası’nda açılan kaçak su kuyuları, bölgedeki obruk tehlikesinin daha da artmasına neden oluyor.
Kaçak su kuyularının obruk riskini artırdığına dikkati çeken konunun uzmanı akademisyenler, bir gecede açılan kuyular olduğunu, bu kuyuların kapatılması gerektiğini belirtiyor.Konya’nın Çumra ilçesine bağlı iki mahallede geçen hafta eş zamanlı olarak 15 obruk oluşması, obruk konusunu tekrar gündeme getirdi.Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Jeoloji Mühendisliği Bölümü Uygulamalı Jeoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Halil Kumsar, obrukların yer altında zamanla çözünen kireç taşlarının boşluk oluşturması ve zeminin çökmesiyle oluştuğunu söyledi.
Kumsar, bu tür boşluk içeren yerlerde yerleşim açısından risk oluştuğunu kaydederek, böyle yerlerde depremlerin daha büyük çöküntülerin olmasına neden olduğunu anlattı.Yer altı boşluklarının çok ayrıntılı bir şekilde incelenmesi ve ona göre kent planlaması yapılması gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Kumsar, “Eş zamanlı oluşan obruklar depremin habercisi olmaz. Onlar lokal, yerel hareketlerdir. Biz bunları kütle hareketleri olarak da tanımlarız. Onlar bir çökme şeklinde doğrudan yer çekimi yetkisiyle aşağıya inerler. Buradaki yer altındaki mağaranın tavanının aşağıya inmesidir. Dolayısıyla onu taşıyacak aşağıdan bir suyun kaldırma kuvveti bile yoktur.” diye konuştu.
Kumsar, yer altı sularının bilinçsiz kullanılmasının obruk oluşum riskini artırdığını belirterek, yağışların az olduğu Konya Ovası’nda da tarımsal sulamada yer altı sularının kullandığına dikkati çekti.
Bölgede DSİ’nin açtığı kuyularda suyun kontrollü şekilde kullanıldığını ancak kaçak kuyuların da açıldığını belirten Kumsar, “Konya Ovası’nda vatandaşın açtığı kayda girmeyen sondajlar da var. Bunların planlı bir şekilde kapatılması lazım. Yer altı suyuyla yapılacak olan sulamalarda özellikle kireç taşı veyahut karbonatlı kayaçların olduğu ortamlarda dikkatli olmak gerekir.” ifadelerini kullandı.Jeoloji Mühendisliği Bölümü Mineraloji-Petrografi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Barış Semiz ise Denizli’nin Çivril ilçesinde 4 yıl önce meydana gelen obrukta bazı bilimsel veriler elde ettiklerini söyledi.
Obruğun mevcut jeolojik çökmenin sonucu meydana geldiğini tespit ettiklerini dile getiren Semiz, şöyle konuştu:
“Buradaki obruk oluşumunun en büyük sebebi bölgedeki su çekimlerinin çok fazla olması diyebiliriz. Bölgede kontrolsüz bir şekilde yer altı suyu kullanımı tespitlerimiz oldu. O bölgenin jeolojik yapısının bu tip oluşumları oluşturulabilecek potansiyele sahip bir bölge olduğunu ortaya koyduk. Buna göre de önlemlerin alınması şeklinde önerilerde bulunduk.”
Doç. Dr. Barış Semiz, karbonatlı kayaçların çok olduğu yerlerde yer altı su seviyesinin düşmesinin obruk oluşumlarını hızlandırabildiğini vurgulayarak, “Kaçak kuyular tespit edilemiyor, 1 gecede kuyuların açıldığını görüyorsunuz. Bu, sonunda bizi böyle felaketlere götürebiliyor.” dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2YpaV9llLUqVMGugu2-Whg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Konya’da, obruk, tehlikesi:, Uzmanlardan, “Bizi, felakete, götürür”, uyarısı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2YpaV9llLUqVMGugu2-Whg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Konya’da obruk tehlikesi: Uzmanlardan “Bizi felakete götürür” uyarısı"><p>Konya Ovası’nda açılan kaçak su kuyuları, obruk riskini artırıyor. Konunun uzmanı akademisyenler, bir gecede açılan kuyular olduğunu ve bu kuyuların kapatılması gerektiğini belirtiyor. Obruk oluşumundaki hızlanmaya dikkat çeken uzmanlar, “Bu bizi felaketlere götürebiliyor.” uyarısında bulundu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uaxZNu1o7EenXSw6DYHYGQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Konya Ovası’nda açılan kaçak su kuyuları, bölgedeki obruk tehlikesinin daha da artmasına neden oluyor.
Kaçak su kuyularının obruk riskini artırdığına dikkati çeken konunun uzmanı akademisyenler, bir gecede açılan kuyular olduğunu, bu kuyuların kapatılması gerektiğini belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yGQN00Suw0SeDnb6nYa2_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Konya’nın Çumra ilçesine bağlı iki mahallede geçen hafta eş zamanlı olarak 15 obruk oluşması, obruk konusunu tekrar gündeme getirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NiGtINP_0E28xnKL9VvIOw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Jeoloji Mühendisliği Bölümü Uygulamalı Jeoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Halil Kumsar, obrukların yer altında zamanla çözünen kireç taşlarının boşluk oluşturması ve zeminin çökmesiyle oluştuğunu söyledi.
Kumsar, bu tür boşluk içeren yerlerde yerleşim açısından risk oluştuğunu kaydederek, böyle yerlerde depremlerin daha büyük çöküntülerin olmasına neden olduğunu anlattı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UY7ALq_IHkG-CTH53LjqYg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yer altı boşluklarının çok ayrıntılı bir şekilde incelenmesi ve ona göre kent planlaması yapılması gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Kumsar, “Eş zamanlı oluşan obruklar depremin habercisi olmaz. Onlar lokal, yerel hareketlerdir. Biz bunları kütle hareketleri olarak da tanımlarız. Onlar bir çökme şeklinde doğrudan yer çekimi yetkisiyle aşağıya inerler. Buradaki yer altındaki mağaranın tavanının aşağıya inmesidir. Dolayısıyla onu taşıyacak aşağıdan bir suyun kaldırma kuvveti bile yoktur.” diye konuştu.
Kumsar, yer altı sularının bilinçsiz kullanılmasının obruk oluşum riskini artırdığını belirterek, yağışların az olduğu Konya Ovası’nda da tarımsal sulamada yer altı sularının kullandığına dikkati çekti.
Bölgede DSİ’nin açtığı kuyularda suyun kontrollü şekilde kullanıldığını ancak kaçak kuyuların da açıldığını belirten Kumsar, “Konya Ovası’nda vatandaşın açtığı kayda girmeyen sondajlar da var. Bunların planlı bir şekilde kapatılması lazım. Yer altı suyuyla yapılacak olan sulamalarda özellikle kireç taşı veyahut karbonatlı kayaçların olduğu ortamlarda dikkatli olmak gerekir.” ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ttij14CGg02GIYccwv-g7g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Jeoloji Mühendisliği Bölümü Mineraloji-Petrografi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Barış Semiz ise Denizli’nin Çivril ilçesinde 4 yıl önce meydana gelen obrukta bazı bilimsel veriler elde ettiklerini söyledi.
Obruğun mevcut jeolojik çökmenin sonucu meydana geldiğini tespit ettiklerini dile getiren Semiz, şöyle konuştu:
“Buradaki obruk oluşumunun en büyük sebebi bölgedeki su çekimlerinin çok fazla olması diyebiliriz. Bölgede kontrolsüz bir şekilde yer altı suyu kullanımı tespitlerimiz oldu. O bölgenin jeolojik yapısının bu tip oluşumları oluşturulabilecek potansiyele sahip bir bölge olduğunu ortaya koyduk. Buna göre de önlemlerin alınması şeklinde önerilerde bulunduk.”
Doç. Dr. Barış Semiz, karbonatlı kayaçların çok olduğu yerlerde yer altı su seviyesinin düşmesinin obruk oluşumlarını hızlandırabildiğini vurgulayarak, “Kaçak kuyular tespit edilemiyor, 1 gecede kuyuların açıldığını görüyorsunuz. Bu, sonunda bizi böyle felaketlere götürebiliyor.” dedi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kaçak salep soğanı toplayan iki kişiye 774 bin lira para cezası</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/kacak-salep-sogani-toplayan-iki-kisiye-774-bin-lira-para-cezasi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/kacak-salep-sogani-toplayan-iki-kisiye-774-bin-lira-para-cezasi</guid>
<description><![CDATA[ Elazığ’da koruma altındaki salep soğanlarını kaçak olarak toplayan 2 kişi, suçüstü yakalandı. Yapılan kontrollerde 30 kilogram salep bitkisi topladığı belirlenen 2 kişiye, 774 bin 282 lira para cezası uygulandı.Elazığ’ın Arıcak ilçesinde koruma altında olan salep soğanlarını kaçak toplayan 2 kişiye 774 bin 282 lira para cezası uygulandı.Doğa Koruma ve Milli Parklar Elazığ Şubesi Müdürlüğü ekiplerince yürütülen doğa koruma ve kontrol faaliyetleri kapsamında ilçe kırsalında salep soğanı toplayan 2 kişi suçüstü yakalandı.Yapılan kontrolde 30 kilogram salep bitkisi topladığı tespit edilen 2 kişiye biyolojik çeşitliliği tahrip etme suçundan 774 bin 282 lira para cezası kesildi.Ekipler, salep soğanlarını tekrar ekimini yaptı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BHcsBYvcWUSvnnd6NOp_GA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Kaçak, salep, soğanı, toplayan, iki, kişiye, 774, bin, lira, para, cezası</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BHcsBYvcWUSvnnd6NOp_GA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Kaçak salep soğanı toplayan iki kişiye 774 bin lira para cezası"><p>Elazığ’da koruma altındaki salep soğanlarını kaçak olarak toplayan 2 kişi, suçüstü yakalandı. Yapılan kontrollerde 30 kilogram salep bitkisi topladığı belirlenen 2 kişiye, 774 bin 282 lira para cezası uygulandı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gCYWBJ2S4kyKIm6yVxMThw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Elazığ’ın Arıcak ilçesinde koruma altında olan salep soğanlarını kaçak toplayan 2 kişiye 774 bin 282 lira para cezası uygulandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/shVJtrdtekKXTx6t1v_phA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doğa Koruma ve Milli Parklar Elazığ Şubesi Müdürlüğü ekiplerince yürütülen doğa koruma ve kontrol faaliyetleri kapsamında ilçe kırsalında salep soğanı toplayan 2 kişi suçüstü yakalandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tEC30YmEnEusU3lky5sknQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yapılan kontrolde 30 kilogram salep bitkisi topladığı tespit edilen 2 kişiye biyolojik çeşitliliği tahrip etme suçundan 774 bin 282 lira para cezası kesildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9Oz89fyQTkivUD0VGW4o4A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ekipler, salep soğanlarını tekrar ekimini yaptı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Koparmanın cezası 387 bin lira, jandarma drone ile koruyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/koparmanin-cezasi-387-bin-lira-jandarma-drone-ile-koruyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/koparmanin-cezasi-387-bin-lira-jandarma-drone-ile-koruyor</guid>
<description><![CDATA[ Afyonkarahisar’da koparılmasının cezası 387 bin lira olan endemik bitki türü Eber Sarısı, drone ile yapılan denetimlerle korunuyor.Afyonkarahisar’da koparıldığında 387 bin 141 lira cezası bulunan endemik bitki türü Eber Sarısı’nın bulunduğu alanlar drone ile kontrol ediliyor.  Eber Sarısı, Bolvadin ve Çay ilçeleri sınırlarındaki Eber Gölü çevresinde bulunan alanlarda yetişiyor.  Koparılması yasak olan Eber Sarısı’na zarar verildiğinde 387 bin 141 lira idari para cezası uygulanıyor.İl Jandarma Komutanlığı Çevre, Doğa ve Hayvanları Koruma Timi ile Doğa Koruma ve Milli Parklar 5. Bölge Müdürlüğü ekipleri, bahar aylarında sarı rengiyle çiçeklenen Eber Sarısı’nın yetiştiği bölgeleri havadan drone ile kontrol ediyor.  Ekipler, çevrenin korunmasına yönelik bilgilendirme de yapıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0qeptOVl10eEEHYueA3y8Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Koparmanın, cezası, 387, bin, lira, jandarma, drone, ile, koruyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0qeptOVl10eEEHYueA3y8Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Koparmanın cezası 387 bin lira, jandarma drone ile koruyor"><p>Afyonkarahisar’da koparılmasının cezası 387 bin lira olan endemik bitki türü Eber Sarısı, drone ile yapılan denetimlerle korunuyor.</p>Afyonkarahisar’da koparıldığında 387 bin 141 lira cezası bulunan endemik bitki türü Eber Sarısı’nın bulunduğu alanlar drone ile kontrol ediliyor.  Eber Sarısı, Bolvadin ve Çay ilçeleri sınırlarındaki Eber Gölü çevresinde bulunan alanlarda yetişiyor.  Koparılması yasak olan Eber Sarısı’na zarar verildiğinde 387 bin 141 lira idari para cezası uygulanıyor.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oqeXiX7ScEaOHbrXzDM6xw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="">İl Jandarma Komutanlığı Çevre, Doğa ve Hayvanları Koruma Timi ile Doğa Koruma ve Milli Parklar 5. Bölge Müdürlüğü ekipleri, bahar aylarında sarı rengiyle çiçeklenen Eber Sarısı’nın yetiştiği bölgeleri havadan drone ile kontrol ediyor.  Ekipler, çevrenin korunmasına yönelik bilgilendirme de yapıyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ters lalelere jandarma koruması</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/ters-lalelere-jandarma-korumasi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/ters-lalelere-jandarma-korumasi</guid>
<description><![CDATA[ Muş’ta nadir görülen ters laleler açtı. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü koparılacak her bir ters lale için ceza bedelini 387 bin 141 lira olarak belirledi. Jandarma Komutanlığına bağlı Çevre Doğa ve Hayvanları Koruma Timi, lalelerin korunması için başlarında nöbet tutmaya başladı.Muş merkeze bağlı Karaağaç beldesinde, bin 800 rakımlı Çizmeburun Dağı’nda açan ve nadir görülen ters laleler, jandarma ekipleri tarafından korunuyor.Nesli koruma altında bulunan ters lalelerin soğanlarına zarar verilmemesi için jandarma ekipleri denetimlerini sıklaştırıyor.Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ise koparılan her lale için 387 bin 141 TL idari para cezası kesiyor.Muş Valisi Avni Çakır, Muş&#039;un meşhur Ters Lalesi ve Muş Lalesinin ilkbahar mevsimiyle birlikte ilin birçok noktasında görülebildiğini söyledi.Özellikle nisanın son haftaları ile mayısın ikinci haftasına kadar canlılıklarını koruyan bu endemik bitkilerin korunması gerektiğini vurgulayan Vali Çakır, “Ters lalelerin toplanması, ticarete konu edilmesi ve zarar verilmesi yasak. Jandarmamız bu anlamda bu bitkilerimizin yoğun olduğu bölgelerde görev ifa ediyorlar. Tabi bu konuda Muş’ta da vatandaşlarımızın hassasiyeti artık ciddi alamda oluştu. Çünkü bu Türkiye’de nadir gözüken bitkilerden bir tanesi. İlimizin de dışarıdaki en önemli tanıtım figürlerinden bir tanesi. Bu noktada jandarmamız çalışmalarını sürdürüyor.” dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P-tUlQxZVUG-BWzuWHvjxA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Ters, lalelere, jandarma, koruması</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P-tUlQxZVUG-BWzuWHvjxA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Ters lalelere jandarma koruması"><p>Muş’ta nadir görülen ters laleler açtı. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü koparılacak her bir ters lale için ceza bedelini 387 bin 141 lira olarak belirledi. Jandarma Komutanlığına bağlı Çevre Doğa ve Hayvanları Koruma Timi, lalelerin korunması için başlarında nöbet tutmaya başladı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oirSOuqwUkmu2MFGiQxvrg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Muş merkeze bağlı Karaağaç beldesinde, bin 800 rakımlı Çizmeburun Dağı’nda açan ve nadir görülen ters laleler, jandarma ekipleri tarafından korunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XPNdgjC_SE2XPudC41x04g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nesli koruma altında bulunan ters lalelerin soğanlarına zarar verilmemesi için jandarma ekipleri denetimlerini sıklaştırıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5dAGVleGIkGvK65cOHB-IA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ise koparılan her lale için 387 bin 141 TL idari para cezası kesiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l9xr6m-BmUe2a-IoFYrmrw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Muş Valisi Avni Çakır, Muş'un meşhur Ters Lalesi ve Muş Lalesinin ilkbahar mevsimiyle birlikte ilin birçok noktasında görülebildiğini söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u8uKTlp3z0GjNTzoCGFPIw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özellikle nisanın son haftaları ile mayısın ikinci haftasına kadar canlılıklarını koruyan bu endemik bitkilerin korunması gerektiğini vurgulayan Vali Çakır, “Ters lalelerin toplanması, ticarete konu edilmesi ve zarar verilmesi yasak. Jandarmamız bu anlamda bu bitkilerimizin yoğun olduğu bölgelerde görev ifa ediyorlar. Tabi bu konuda Muş’ta da vatandaşlarımızın hassasiyeti artık ciddi alamda oluştu. Çünkü bu Türkiye’de nadir gözüken bitkilerden bir tanesi. İlimizin de dışarıdaki en önemli tanıtım figürlerinden bir tanesi. Bu noktada jandarmamız çalışmalarını sürdürüyor.” dedi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Araba lastiği, plastik boru, cam şişe… Bodrum’da denizin dibinden çıkanlar görenler şaşırttı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/araba-lastigi-plastik-boru-cam-sise-bodrumda-denizin-dibinden-cikanlar-goerenler-sasirtti</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/araba-lastigi-plastik-boru-cam-sise-bodrumda-denizin-dibinden-cikanlar-goerenler-sasirtti</guid>
<description><![CDATA[ Muğla’nın turizm cenneti ilçelerinden Bodrum’da 10 yıldır düzenlenen deniz dibi temizliğinde dalgıçlar, denizin dibinde 2,5 ton çöp çıkardı. Toplanan atıklar, geri dönüşüm için atık merkezine götürüldü.Bodrum’da denizin gibinden 2,5 ton çöp çıktı.
Bodrum Belediyesi tarafından koyların atıklardan arındırılması amacıyla 10 yıldır düzenlenen deniz dibi temizliğinin ikinci etabı Yalıkavak’ta gerçekleşti.Bir buçuk saat süren deniz dibi temizliğinde dalgıçlar yaklaşık 2.5 ton atık çıkardı.Deniz dibinden araba lastiği, cam şişeler, teneke kutuları, plastik borular gibi bir çok malzeme çıkarıldı.Deniz dibi temizliği etkinliğinde toplanan atıklar, geri dönüşümü yapılmak üzere Konacık Mahallesi’ndeki atık merkezine götürüldü. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DiPp8kBITES5LBDFFjWuIA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Araba, lastiği, plastik, boru, cam, şişe…, Bodrum’da, denizin, dibinden, çıkanlar, görenler, şaşırttı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DiPp8kBITES5LBDFFjWuIA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Araba lastiği, plastik boru, cam şişe… Bodrum’da denizin dibinden çıkanlar görenler şaşırttı"><p>Muğla’nın turizm cenneti ilçelerinden Bodrum’da 10 yıldır düzenlenen deniz dibi temizliğinde dalgıçlar, denizin dibinde 2,5 ton çöp çıkardı. Toplanan atıklar, geri dönüşüm için atık merkezine götürüldü.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wYVeXSqf_0-dwRFeEBpkzQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bodrum’da denizin gibinden 2,5 ton çöp çıktı.
Bodrum Belediyesi tarafından koyların atıklardan arındırılması amacıyla 10 yıldır düzenlenen deniz dibi temizliğinin ikinci etabı Yalıkavak’ta gerçekleşti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/f3x3DOUg4UqYJUk-U-HP6Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir buçuk saat süren deniz dibi temizliğinde dalgıçlar yaklaşık 2.5 ton atık çıkardı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yhjzs1ngn0Kw3Gyrjiwc7A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Deniz dibinden araba lastiği, cam şişeler, teneke kutuları, plastik borular gibi bir çok malzeme çıkarıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8iEE-PhBVEij29qqGN6cqQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Deniz dibi temizliği etkinliğinde toplanan atıklar, geri dönüşümü yapılmak üzere Konacık Mahallesi’ndeki atık merkezine götürüldü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/17bBihO-vUahi7zkkXD2zA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4unkPVSRBky-k37YMVrsYQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zfA1dIVv1UKzqUZNfjm_qg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JPcmEXpPdUyT8NNnwbvM9Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Teksas&amp;apos;ta fırtına: 7 kişi hayatını kaybetti</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/teksasta-firtina-7-kisi-hayatini-kaybetti</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/teksasta-firtina-7-kisi-hayatini-kaybetti</guid>
<description><![CDATA[ Teksas&#039;ın Houston kentini vuran şiddetli hava koşullarında ölenlerin sayısı 7&#039;ye çıktı. Fırtınalar, kentteki ağaçları ve elektrik direklerini devirdi, sokaklar kırık camlarla kaplandı.ABD&#039;nin dördüncü büyük kenti olan Houston&#039;ı perşembe günü şiddetli yağmur ve saatte 160 kilometre hıza ulaşan rüzgarlar vurdu.
Kent merkezindeki caddeler patlayan camlarla kaplanırken, devrilen ağaçlar ve elektrik hatları yerleşim alanlarını kirletti.Ulusal Hava Servisi, Cypress banliyösünde bir hortum meydana geldiğini doğruladı.
Houston İtfaiyesi, caddelerdeki devrilen ağaçları kaldırmak için harekete geçti.Yetkililer can kaybının 7&#039;ye yükseldiğini açıklarken Harris İlçe Şerifi Ed Gonzalez, mobil evine yıldırım düşmesi ve evin alev alması sonucu  85 yaşında bir kadının da hayatını kaybettiğini söyledi.Ayrıca 60 yaşındaki bir adamın, fırtınanın vurduğu bölgenin geniş bir bölümünde elektriğin kesilmesinin ardından oksijen tankını çalıştırmak için kamyonetine gittikten sonra tepkisiz bir şekilde bulunduğu ve öldüğü açıklandı.
57 yaşındaki bir adam ise devrilen bir elektrik direğini kaldırmaya çalışırken yere yığıldı ve hayatını kaybetti.Houston Belediye Başkanı John Whitmire, perşembe günü fırtınadan sonra yaptığı açıklamada dört kişinin öldüğünü söylemişti.Petrol ve petrokimya merkezli bir ekonomiye sahip olan ve 2,3 milyon kişinin yaşadığı Houston&#039;daki okullar cuma günü kapatıldı ve zorunlu olmayan çalışanlara evde kalmaları çağrısı yapıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Yug-KjGVvUK0lPr57PekGw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Teksasta, fırtına:, kişi, hayatını, kaybetti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Yug-KjGVvUK0lPr57PekGw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Teksas'ta fırtına: 7 kişi hayatını kaybetti"><p>Teksas'ın Houston kentini vuran şiddetli hava koşullarında ölenlerin sayısı 7'ye çıktı. Fırtınalar, kentteki ağaçları ve elektrik direklerini devirdi, sokaklar kırık camlarla kaplandı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/10HpqiyMEUWJehKE5xh5yA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ABD'nin dördüncü büyük kenti olan Houston'ı perşembe günü şiddetli yağmur ve saatte 160 kilometre hıza ulaşan rüzgarlar vurdu.
Kent merkezindeki caddeler patlayan camlarla kaplanırken, devrilen ağaçlar ve elektrik hatları yerleşim alanlarını kirletti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2DrWbD3L5EmICYiR5j7vkQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ulusal Hava Servisi, Cypress banliyösünde bir hortum meydana geldiğini doğruladı.
Houston İtfaiyesi, caddelerdeki devrilen ağaçları kaldırmak için harekete geçti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/W4UBE32OPkCiSrmayN4k5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yetkililer can kaybının 7'ye yükseldiğini açıklarken Harris İlçe Şerifi Ed Gonzalez, mobil evine yıldırım düşmesi ve evin alev alması sonucu  85 yaşında bir kadının da hayatını kaybettiğini söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AC-wddeljEqS37yjU-vxUw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ayrıca 60 yaşındaki bir adamın, fırtınanın vurduğu bölgenin geniş bir bölümünde elektriğin kesilmesinin ardından oksijen tankını çalıştırmak için kamyonetine gittikten sonra tepkisiz bir şekilde bulunduğu ve öldüğü açıklandı.
57 yaşındaki bir adam ise devrilen bir elektrik direğini kaldırmaya çalışırken yere yığıldı ve hayatını kaybetti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K1DAAvYDoUCsWDYiSq2vaQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Houston Belediye Başkanı John Whitmire, perşembe günü fırtınadan sonra yaptığı açıklamada dört kişinin öldüğünü söylemişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Pm4Hx99ho0uhTUtwCKzvmA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Petrol ve petrokimya merkezli bir ekonomiye sahip olan ve 2,3 milyon kişinin yaşadığı Houston'daki okullar cuma günü kapatıldı ve zorunlu olmayan çalışanlara evde kalmaları çağrısı yapıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hrtmxzqx20al-Ptcmmmb3w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ODTÜ, denizlerin röntgenini çekti: 28 ilde büyük çevre deneyi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/odtu-denizlerin-roentgenini-cekti-28-ilde-buyuk-cevre-deneyi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/odtu-denizlerin-roentgenini-cekti-28-ilde-buyuk-cevre-deneyi</guid>
<description><![CDATA[ Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Türk denizlerinin röntgenini çekti. Denize kıyısı olan 28 ilde nisan ayında yapılan deneyin ilk bulgularına göre, deniz yüzeyi sıcaklığı geçen yılın aynı dönemine kıyasla Batı Karadeniz’de 2,3, Marmara’da 1,8, Akdeniz’de 1,5, Ege ve Doğu Karadeniz ise 1 derece yüksek ölçüldü. ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Verşan Kök, çevre deneyinin ilk sonuçlarıyla ilgili olarak, “Büyük çevre deneyinin ilk sonuçlarını, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bağımsızlık ve aydınlanma meşalesini yaktığı 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nda paylaşmaktan büyük mutluluk duyuyoruz.” dedi.Türkiye’yi çevreleyen denizlerin sıcaklık, kirlilik ve oksijen durumunu tespit için 28 kıyı ilinde ve KKTC’de öğrenciler, mezunlar ile yakınlarının katılımıyla ülkedeki en büyük çevre deneyinin ilk sonuçlarını açıkladı.Ülkede yürütülen en kapsamlı vatandaş bilimi projesi niteliğindeki Denizlerimizin Genç Kaşifleri ile 7’den 77’ye katılımcılar, Ramazan Bayramı tatilinde bulundukları kıyı illerinde özel üretilmiş cihazlarla denizlerden örnekler topladı.
Gönüllülerle yürütülen deneyle gemiyle aylar sürecek seyrüsefere gerek kalmadan, 250 bin litre yakıt tasarrufu sağlandı, 650 ton karbondioksite karşılık gelen karbon ayak izinin de önüne geçildi.ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Verşan Kök, Denizlerimizin Genç Kaşifleriprojesinde toplanan verilerin ilk analizlerine yönelik, açıklamalarda bulundu.
ODTÜ’nün nitelikli araştırmacılarıyla bilime yaptığı katkıların yanı sıra, bilimi toplumla buluşturan projelerle öncü rol oynamaya devam ettiğini vurgulayan Kök, Türkiye’de bir üniversite bünyesinde kurulan ilk Bilim İletişimi Ofisi’nin de yine üniversitede yer aldığına dikkati çekti.
Son yıllarda öne çıkan bilim iletişimi yöntemlerinden birisinin vatandaş bilimi olduğunu belirten Kök, bu yöntemle toplumun bilimsel süreçlere katılımının teşvik edildiğini anlattı.
ODTÜ Bilim İletişimi Ofisi tarafından Türkiye’nin deniz kenarı şehirlerinde ve KKTC’de gönüllü araştırma ekipleri kurduklarını söyleyen Kök, bu sayede toplumu bilimle buluştururken, 7’den 77’ye halkın desteği ile aylarca sürecek bir projeyi düşük karbon ayak izi bırakarak gerçekleştirdiklerini kaydetti.Rektör Kök, ülkenin en geniş kapsamlı çevre deneyleri arasında yer alan projede, ODTÜ öğrenci ve mezunları ile yakınlarından oluşan katılımcıların, denize kıyısı olan 28 ilde ve KKTC’de ODTÜ tarafından geliştirilen deney ve ölçüm kitleri aracılığıyla deniz suyunun sıcaklık, tuzluluk, çözünmüş oksijen ve pH verilerini ölçtüğünü belirterek, bu verilerin, ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsünce (DBE) yapılan deniz suyu kalitesini belirlemeye yönelik bilimsel çalışmalara katkıda bulunmak üzere incelenmeye başlandığını aktardı.Proje için, ODTÜ Tasarım Fabrikası ile DBE araştırmacıları tarafından, denizler için büyük önem arz eden parametreleri dakikalar içinde toplamayı olanaklı kılan Kaşif-1 adlı cihaz geliştirildiğini anlatan Kök, “Bu parametrelerin koordinatlarla beraber merkezi veri tabanında birleştirilerek enstitümüzdeki bilim insanlarının yorumlamaları için hazır hale getirildi.” dedi.
Rektör Kök, “Büyük çevre deneyinin ilk sonuçlarını, Gazi Mustafa Kemal Atatürk&#039;ün bağımsızlık ve aydınlanma meşalesini yaktığı 19 Mayıs Atatürk&#039;ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı&#039;nda paylaşmaktan büyük mutluluk duyuyoruz.” diye konuştu.ODTÜ&#039;nün gönüllü araştırmacıların ölçümlerinden toplanan tüm veriler, Bilim İletişimi Ofisi veri tabanında toplanarak derlendi ve ODTÜ DBE ve ODTÜ İklim Merkezi araştırmacıları Prof. Dr. Barış Salihoğlu ve Doktor Öğretim Üyesi Devrim Tezcan tarafından ilk analizleri yapıldı.ODTÜ&#039;nün projeye ilişkin ilk analiz raporunda, şu ifadelere yer verildi:
“ODTÜ DBE tarafından değerlendirilen verilerin ışığında, küresel ısınmanın her yıl kendisini artarak hissettirmesine bir kez daha tanık olmanın yanı sıra bu yıl El Nino&#039;nun da etkisiyle diğer pek çok bölgede olduğu gibi ülkemizde de rekor sıcaklıkların kendini göstermesi bu çalışmayla da onaylanmış oldu.
Türkiye denizlerinde uydu verilerinden hesaplanan nisan ayı ortalama deniz yüzeyi sıcaklık artışı geçen yılın uydu verileriyle kıyaslandı. Buna göre; deniz yüzeyi sıcaklık artışları, Akdeniz&#039;de 1,5 derece Ege&#039;de 1 derece, Marmara Bölgesi&#039;nde 1,8 derece, Batı Karadeniz&#039;de 2,3 derece ve Doğu Karadeniz&#039;de 1 derece yüksek ölçüldü. Deney sonuçlarımız, 2024 yılına ait uydu verilerinin ölçümleriyle de uyumlu çıktı.
Deneyde ölçülen veriler, son 40 yılın uzun dönemli ortalama verisi ile kıyaslandığında, 2024 yılı Nisan ayındaki deniz kıyılarının bulunduğu bölgelerin sıcaklık artışının 1,5-3 derece daha fazla olduğunu doğruladı.
Denizlerimizin Genç Kaşifleri ile değişik bölgelerden gelen ölçümlerde de bu genel yönelime benzer sonuçlar elde edildi. Buna örnek olarak da Mersin&#039;de ortalama sıcaklık 20 derece, Antalya&#039;da 19 derece ve Muğla&#039;da 19 derece sıcaklık gözlemlenirken Giresun&#039;da 15 derece dolayında ölçüldü.”Analiz raporunda, kıyılardaki kirlilik ve biyolojik üretkenlikle ilgili şu değerlendirmeler yapıldı:
“İlk izlenim ola ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/U6MdFwiZzU26qVlhE3HIow.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>ODTÜ, denizlerin, röntgenini, çekti:, ilde, büyük, çevre, deneyi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/U6MdFwiZzU26qVlhE3HIow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="ODTÜ, denizlerin röntgenini çekti: 28 ilde büyük çevre deneyi"><p>Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Türk denizlerinin röntgenini çekti. Denize kıyısı olan 28 ilde nisan ayında yapılan deneyin ilk bulgularına göre, deniz yüzeyi sıcaklığı geçen yılın aynı dönemine kıyasla Batı Karadeniz’de 2,3, Marmara’da 1,8, Akdeniz’de 1,5, Ege ve Doğu Karadeniz ise 1 derece yüksek ölçüldü. ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Verşan Kök, çevre deneyinin ilk sonuçlarıyla ilgili olarak, “Büyük çevre deneyinin ilk sonuçlarını, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bağımsızlık ve aydınlanma meşalesini yaktığı 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nda paylaşmaktan büyük mutluluk duyuyoruz.” dedi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OakHoeYpJEKewU5enpRc3g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Türkiye’yi çevreleyen denizlerin sıcaklık, kirlilik ve oksijen durumunu tespit için 28 kıyı ilinde ve KKTC’de öğrenciler, mezunlar ile yakınlarının katılımıyla ülkedeki en büyük çevre deneyinin ilk sonuçlarını açıkladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LuUj_waLz0Kb7hSzeMb7MQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ülkede yürütülen en kapsamlı vatandaş bilimi projesi niteliğindeki Denizlerimizin Genç Kaşifleri ile 7’den 77’ye katılımcılar, Ramazan Bayramı tatilinde bulundukları kıyı illerinde özel üretilmiş cihazlarla denizlerden örnekler topladı.
Gönüllülerle yürütülen deneyle gemiyle aylar sürecek seyrüsefere gerek kalmadan, 250 bin litre yakıt tasarrufu sağlandı, 650 ton karbondioksite karşılık gelen karbon ayak izinin de önüne geçildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Oi-Q8J_YG0y3CHMXnRncZw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Verşan Kök, Denizlerimizin Genç Kaşifleriprojesinde toplanan verilerin ilk analizlerine yönelik, açıklamalarda bulundu.
ODTÜ’nün nitelikli araştırmacılarıyla bilime yaptığı katkıların yanı sıra, bilimi toplumla buluşturan projelerle öncü rol oynamaya devam ettiğini vurgulayan Kök, Türkiye’de bir üniversite bünyesinde kurulan ilk Bilim İletişimi Ofisi’nin de yine üniversitede yer aldığına dikkati çekti.
Son yıllarda öne çıkan bilim iletişimi yöntemlerinden birisinin vatandaş bilimi olduğunu belirten Kök, bu yöntemle toplumun bilimsel süreçlere katılımının teşvik edildiğini anlattı.
ODTÜ Bilim İletişimi Ofisi tarafından Türkiye’nin deniz kenarı şehirlerinde ve KKTC’de gönüllü araştırma ekipleri kurduklarını söyleyen Kök, bu sayede toplumu bilimle buluştururken, 7’den 77’ye halkın desteği ile aylarca sürecek bir projeyi düşük karbon ayak izi bırakarak gerçekleştirdiklerini kaydetti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WMRI0mpRgEm3-MsvCPIBdQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Rektör Kök, ülkenin en geniş kapsamlı çevre deneyleri arasında yer alan projede, ODTÜ öğrenci ve mezunları ile yakınlarından oluşan katılımcıların, denize kıyısı olan 28 ilde ve KKTC’de ODTÜ tarafından geliştirilen deney ve ölçüm kitleri aracılığıyla deniz suyunun sıcaklık, tuzluluk, çözünmüş oksijen ve pH verilerini ölçtüğünü belirterek, bu verilerin, ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsünce (DBE) yapılan deniz suyu kalitesini belirlemeye yönelik bilimsel çalışmalara katkıda bulunmak üzere incelenmeye başlandığını aktardı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CfbJ_g77BEq7bPYWrq4Kmg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Proje için, ODTÜ Tasarım Fabrikası ile DBE araştırmacıları tarafından, denizler için büyük önem arz eden parametreleri dakikalar içinde toplamayı olanaklı kılan Kaşif-1 adlı cihaz geliştirildiğini anlatan Kök, “Bu parametrelerin koordinatlarla beraber merkezi veri tabanında birleştirilerek enstitümüzdeki bilim insanlarının yorumlamaları için hazır hale getirildi.” dedi.
Rektör Kök, “Büyük çevre deneyinin ilk sonuçlarını, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün bağımsızlık ve aydınlanma meşalesini yaktığı 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'nda paylaşmaktan büyük mutluluk duyuyoruz.” diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RODrgXS3W0OrSQHzBy722Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j7uYmLZM-Ea-uHHRGvnG-Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ODTÜ'nün gönüllü araştırmacıların ölçümlerinden toplanan tüm veriler, Bilim İletişimi Ofisi veri tabanında toplanarak derlendi ve ODTÜ DBE ve ODTÜ İklim Merkezi araştırmacıları Prof. Dr. Barış Salihoğlu ve Doktor Öğretim Üyesi Devrim Tezcan tarafından ilk analizleri yapıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pqguE1iStkuyrH7-SDHWbA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ODTÜ'nün projeye ilişkin ilk analiz raporunda, şu ifadelere yer verildi:
“ODTÜ DBE tarafından değerlendirilen verilerin ışığında, küresel ısınmanın her yıl kendisini artarak hissettirmesine bir kez daha tanık olmanın yanı sıra bu yıl El Nino'nun da etkisiyle diğer pek çok bölgede olduğu gibi ülkemizde de rekor sıcaklıkların kendini göstermesi bu çalışmayla da onaylanmış oldu.
Türkiye denizlerinde uydu verilerinden hesaplanan nisan ayı ortalama deniz yüzeyi sıcaklık artışı geçen yılın uydu verileriyle kıyaslandı. Buna göre; deniz yüzeyi sıcaklık artışları, Akdeniz'de 1,5 derece Ege'de 1 derece, Marmara Bölgesi'nde 1,8 derece, Batı Karadeniz'de 2,3 derece ve Doğu Karadeniz'de 1 derece yüksek ölçüldü. Deney sonuçlarımız, 2024 yılına ait uydu verilerinin ölçümleriyle de uyumlu çıktı.
Deneyde ölçülen veriler, son 40 yılın uzun dönemli ortalama verisi ile kıyaslandığında, 2024 yılı Nisan ayındaki deniz kıyılarının bulunduğu bölgelerin sıcaklık artışının 1,5-3 derece daha fazla olduğunu doğruladı.
Denizlerimizin Genç Kaşifleri ile değişik bölgelerden gelen ölçümlerde de bu genel yönelime benzer sonuçlar elde edildi. Buna örnek olarak da Mersin'de ortalama sıcaklık 20 derece, Antalya'da 19 derece ve Muğla'da 19 derece sıcaklık gözlemlenirken Giresun'da 15 derece dolayında ölçüldü.”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ztt6U289U0erHrMaJAfSQA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Analiz raporunda, kıyılardaki kirlilik ve biyolojik üretkenlikle ilgili şu değerlendirmeler yapıldı:
“İlk izlenim olarak Karadeniz ve Doğu Akdeniz'in, kıyılarımızda kirlilik ve biyolojik üretkenlikle paralel pH değerleri 8'in altında ölçüldü yani bu bölgelerde daha asidik bir durum gözlemlendi. Örneğin Mersin kıyılarında 7.7, Karadeniz 7.8, Marmara 7.9 civarı değerler olduğu görüldü. Görece daha temiz kıyılara sahip KKTC'de ise daha alkali (8.4 civarı) bir durum gözlemlendi.”
GÜNDÜZ ÖLÇÜLEN OKSİJEN DEĞERLERİ
Raporda, deniz pH durumunun uzun süre ölçüldüğü takdirde iklim değişiminin okyanus asitlenmesi etkisi konusunda da bilgi verici olacağına işaret edilerek, "Gündüz ölçülen oksijen değerleri, yüzey sularında beklendiği üzere üst seviyesinde 6-7 mg/L olduğu görülmüştür." ifadelerine yer verildi.
Tuzluluk değerlerinde farklı denizlerin kendine özgü özelliklerinin ortaya konduğuna dikkat çekilen raporda, şu bulgular yer aldı:
“Örneğin Karadeniz'de 20 birim civarı ölçülen değerlerin Ege ve Akdeniz'de 38 civarı ölçüldüğü görülmüştür. Bahar aylarında görülen tuzluluk değerlerinin beklenenden düşük olması özellikle yüksek nehir girdilerine işaret etmektedir ve ölçümler tüm yıl devam ettiği takdirde mevsimsel değişiklikler gözlemlenebilecektir. Bunun yanında Akdeniz, Ege, Marmara ve Karadeniz kıyılarında yapılan ölçümlerde coğrafi olarak tutarlılık tespit edildi.”
ODTÜ'lü araştırmacılar, deneyin daha uzun süre ve geniş katılımla yapılması durumunda çok değerli bir veri kaynağının olacağı, hatta iklim çalışmalarına girdi verebilecek düzeye geleceğini belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ESG4ILj0cU2sErl-MWS1xA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ODTÜ Bilim İletişimi Ofisi Direktörü ve Proje Koordinatörü Prof. Dr. Eren Kalay da Denizlerimizin Genç Kaşifleri Projesi kapsamında yapılan ölçümlerin sağladığı bilginin, ekosistem işleyişini öğrenmenin ve tanımanın ilk basamağı olduğunu söyledi.
Deneyin nihai sonuçların tüm gönüllü katılımcıların imzasıyla bilimsel bir makale olarak yayınlanacağını ve bu sayede literatüre de katkı yapılacağını belirten Kalay, "Denizlerimizin Genç Kaşifleri Projesi kapsamında deneylere yaz dönemi boyunca yeni gönüllü katılımcılarla devam edeceğiz. Projenin bir sonraki aşamasında ise bir Avrupa Birliği Projesi kapsamında dünyadaki göllerden sağlanacak verileri farklı ülkelerdeki gönüllülerin desteği ile toplamak istiyoruz." bilgilerini paylaştı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>El Nino çarpan etkisi yarattı, denizler alarm veriyor: “Etkileri çok büyük olacak”</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/el-nino-carpan-etkisi-yaratti-denizler-alarm-veriyor-etkileri-cok-buyuk-olacak</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/el-nino-carpan-etkisi-yaratti-denizler-alarm-veriyor-etkileri-cok-buyuk-olacak</guid>
<description><![CDATA[ Küresel iklim değişikliğiyle birleşen El Nino, deniz suyu sıcaklıklarında çarpan etkisi yarattı. Türkiye’de yaşanan son El Nino’nun 2014-2016’da yaşandığını anlatan Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Deniz Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Barış Salihoğlu, “Aradan geçen zaman 10 yıl bile değil ve Akdeniz’de 2 derecelik bir artış görüyoruz. Ege benzer durumda, 2 dereceye yakın bir artış var. Marmara ve Karadeniz’de artışlar 2 derecenin üzerinde.” ifadelerini kullandı. Salihoğlu, bu durumun denizlerin alarm verdiği anlamına geldiğini söyledi.Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Deniz Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Barış Salihoğlu, son yaşanan El Nino hava olayının iklim değişikliğiyle birleşerek çarpan etkisi yaptığını ve deniz suyu sıcaklıklarını rekor seviyelere ulaştırdığını bildirdi.  Avrupa Birliği’ne bağlı bağlı Copernicus İklim Değişikliği Servisi verilerine göre küresel deniz yüzey suyu sıcaklığının, 1991-2020 ortalamasının üzerinde olduğu ilk 10 aydan 9’u son El Nino, 1&#039;i de 2016 yılındaki El Nino döneminde yaşandı.  Sıcaklığın, ortalamanın en fazla üzerinde olduğu aylar ve sıcaklık farkları şu şekilde sıralandı:  YIL/AY   SICAKLIK FARKI (1991-2020 ORTALAMASINA GÖRE-SANTİGRAT DERECE)  2023/09                0,93  2023/11                0,85  2023/10                0,85  2024/02                0,80  2024/03                0,72  2023/07                0,72  2023/08                0,70  2024/01                0,69  2016/02                0,68  2024/04                0,66  ODTÜ Deniz Bilimleri Ensititüsü’nün analizlerine göre, geçen yılın haziran ayında başlayıp bu yılın nisan ayında sona eren El Nino döneminde Akdeniz’de deniz suyu sıcaklığı ortalaması 23,06 santigrat derece oldu. Bu rakam bir önceki El Nino dönemi olan 2014-2016 yıllarında 21,04; 1997-1998’de 20,98; 1982-1983 yıllarında ise 20,25 santigrat derece ölçüldü.  Ege Denizi’nde son El Nino döneminde 19,97 derece olarak kaydedilen deniz suyu sıcaklığı 2014-2016 arasında 18,11; 1997-1998 yıllarında 18,03; 1982-1983 döneminde ise 17,51 derece oldu.  Marmara’da bu rakamlar son El Nino’dan geriye doğru, 17,21 derece, 14,72 derece, 15,18 derece ve 15,10 santigrat derece şeklinde kaydedildi.  Marmara Denizi ile benzer bir seyir izleyen Karadeniz’de ise son El Nino döneminde deniz suyu sıcaklığı 17,36 derece olurken, geçmişteki El Nino dönemlerinde, sırasıyla 14,47 derece, 15,10 derece ve 14,67 santigrat derece şeklinde ölçüldü.“DENİZLERİMİZ ALARM VERİYOR”  Soruları yanıtlayan Salihoğlu, El Nino döneminin geride kaldığını ancak etkilerinin sürdüğünü, bu hava olayının iklim değişikliğiyle birleşmesiyle de aşırı sıcakların görülmeye başlandığını belirtti.  Bu durumun denizin sadece sıcaklığını değil, ekosistem yapısını ve sağladığı servisleri de baştan sona etkilediğini vurgulayan Salihoğlu, “Bu El Nino’yu daha önceki çok güçlü olanlarıyla karşılaştırdığımızda ulaştığımız deniz suyu sıcaklıkları hepsinin ötesinde, rekor sıcaklıklar. Bu iklim değişikliği ile birleşince topyekun etkisi çok güçlü oldu. Çarpan etkisi yaptı ve sıcaklıkları hiç görmediğimiz rakamlara çıkardı.” dedi.  Akdeniz’deki deniz yüzey suyu sıcaklıklarının önceki El Nino dönemlerinde en fazla 21 derecelere çıkmışken bu kez 23 dereceye ulaştığına dikkati çeken Salihoğlu, şunları söyledi:  “En son gördüğümüz El Nino 2014-2016’daydı, aradan geçen zaman 10 yıl bile değil ve Akdeniz&#039;de 2 derecelik bir artış görüyoruz. Ege benzer durumda, 2 dereceye yakın bir artış var. Marmara ve Karadeniz’de artışlar 2 derecenin üzerinde. Burada gerçekten &#039;Denizlerimiz alarm veriyor.&#039; dedirten bir durum var. İklim değişiyor ve üzerine El Nino eklenince hiç görmediğimiz sıcaklıklar gördük. Bunların ekosistem üzerinde etkileri çok büyük olacak, bunları da göreceğiz.”  “EKOSİSTEMİN ADAPTE OLMASI MÜMKÜN DEĞİL”  Denizlerde sıcaklık artışından en fazla etkilenen bölgelerin Doğu Akdeniz ve Doğu Karadeniz olduğu bilgisini paylaşan Salihoğlu, ısınmanın derin denizleri farklı şekillerde etkilediğini dile getirdi.  Salihoğlu, “Karadeniz’de artık soğuk ara tabakayı göremez olduk, Akdeniz’de de benzer bir durum var, ısınma derin denize yansımış durumda. Ama bunu Karadeniz’deki kadar net görebilmiş değiliz. Marmara Denizi&#039;nde ise çok net çünkü derin denizdeki sular Akdeniz’den geliyor ve burada derindeki değişim çok daha hızlı gerçekleşiyor yani Marmara’da derinde ciddi bir sıcaklık artışı görüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.  Halihazırda denizler üzerinde kirlilik, istilacı türler, avcılık gibi birçok baskı bulunduğunu anlatan Salihoğlu, ekosistemin bu denli ani sıcaklık değişimlerine adapte olabilmesinin mümkün olmadığını dile getirdi.Prof. Dr. Salihoğlu, denizlerdeki türler ve biyoçeşitlilik konuşulduğu zaman sadece balıkların düşünülmemesi, fotosentez yapan fitoplanktondan başlayarak bütün ekosistemin ele alınması gerektiğini kaydetti.  Sıcaklık artışlarında fitoplankton gibi mikroskobik bitkilerde ciddi değişimler olabildiğine değinen Salihoğlu, şöyle devam etti:  “Zararlı alg patlamaları olabiliyor y ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wvisfUlcbEWBLYT0eoqp5g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Nino, çarpan, etkisi, yarattı, denizler, alarm, veriyor:, “Etkileri, çok, büyük, olacak”</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wvisfUlcbEWBLYT0eoqp5g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="El Nino çarpan etkisi yarattı, denizler alarm veriyor: “Etkileri çok büyük olacak”"><p>Küresel iklim değişikliğiyle birleşen El Nino, deniz suyu sıcaklıklarında çarpan etkisi yarattı. Türkiye’de yaşanan son El Nino’nun 2014-2016’da yaşandığını anlatan Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Deniz Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Barış Salihoğlu, “Aradan geçen zaman 10 yıl bile değil ve Akdeniz’de 2 derecelik bir artış görüyoruz. Ege benzer durumda, 2 dereceye yakın bir artış var. Marmara ve Karadeniz’de artışlar 2 derecenin üzerinde.” ifadelerini kullandı. Salihoğlu, bu durumun denizlerin alarm verdiği anlamına geldiğini söyledi.</p>Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Deniz Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Barış Salihoğlu, son yaşanan El Nino hava olayının iklim değişikliğiyle birleşerek çarpan etkisi yaptığını ve deniz suyu sıcaklıklarını rekor seviyelere ulaştırdığını bildirdi.  Avrupa Birliği’ne bağlı bağlı Copernicus İklim Değişikliği Servisi verilerine göre küresel deniz yüzey suyu sıcaklığının, 1991-2020 ortalamasının üzerinde olduğu ilk 10 aydan 9’u son El Nino, 1'i de 2016 yılındaki El Nino döneminde yaşandı.  Sıcaklığın, ortalamanın en fazla üzerinde olduğu aylar ve sıcaklık farkları şu şekilde sıralandı:  <strong>YIL/AY  </strong> <strong>SICAKLIK FARKI</strong> <strong>(1991-2020 ORTALAMASINA GÖRE-SANTİGRAT DERECE)</strong>  2023/09                0,93  2023/11                0,85  2023/10                0,85  2024/02                0,80  2024/03                0,72  2023/07                0,72  2023/08                0,70  2024/01                0,69  2016/02                0,68  2024/04                0,66  ODTÜ Deniz Bilimleri Ensititüsü’nün analizlerine göre, geçen yılın haziran ayında başlayıp bu yılın nisan ayında sona eren El Nino döneminde Akdeniz’de deniz suyu sıcaklığı ortalaması 23,06 santigrat derece oldu. Bu rakam bir önceki El Nino dönemi olan 2014-2016 yıllarında 21,04; 1997-1998’de 20,98; 1982-1983 yıllarında ise 20,25 santigrat derece ölçüldü.  Ege Denizi’nde son El Nino döneminde 19,97 derece olarak kaydedilen deniz suyu sıcaklığı 2014-2016 arasında 18,11; 1997-1998 yıllarında 18,03; 1982-1983 döneminde ise 17,51 derece oldu.  Marmara’da bu rakamlar son El Nino’dan geriye doğru, 17,21 derece, 14,72 derece, 15,18 derece ve 15,10 santigrat derece şeklinde kaydedildi.  Marmara Denizi ile benzer bir seyir izleyen Karadeniz’de ise son El Nino döneminde deniz suyu sıcaklığı 17,36 derece olurken, geçmişteki El Nino dönemlerinde, sırasıyla 14,47 derece, 15,10 derece ve 14,67 santigrat derece şeklinde ölçüldü.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bwqTkYlfVE-HjIbam6dx3w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><strong>“DENİZLERİMİZ ALARM VERİYOR”</strong>  Soruları yanıtlayan Salihoğlu, El Nino döneminin geride kaldığını ancak etkilerinin sürdüğünü, bu hava olayının iklim değişikliğiyle birleşmesiyle de aşırı sıcakların görülmeye başlandığını belirtti.  Bu durumun denizin sadece sıcaklığını değil, ekosistem yapısını ve sağladığı servisleri de baştan sona etkilediğini vurgulayan Salihoğlu, “Bu El Nino’yu daha önceki çok güçlü olanlarıyla karşılaştırdığımızda ulaştığımız deniz suyu sıcaklıkları hepsinin ötesinde, rekor sıcaklıklar. Bu iklim değişikliği ile birleşince topyekun etkisi çok güçlü oldu. Çarpan etkisi yaptı ve sıcaklıkları hiç görmediğimiz rakamlara çıkardı.” dedi.  Akdeniz’deki deniz yüzey suyu sıcaklıklarının önceki El Nino dönemlerinde en fazla 21 derecelere çıkmışken bu kez 23 dereceye ulaştığına dikkati çeken Salihoğlu, şunları söyledi:  “En son gördüğümüz El Nino 2014-2016’daydı, aradan geçen zaman 10 yıl bile değil ve Akdeniz'de 2 derecelik bir artış görüyoruz. Ege benzer durumda, 2 dereceye yakın bir artış var. Marmara ve Karadeniz’de artışlar 2 derecenin üzerinde. Burada gerçekten 'Denizlerimiz alarm veriyor.' dedirten bir durum var. İklim değişiyor ve üzerine El Nino eklenince hiç görmediğimiz sıcaklıklar gördük. Bunların ekosistem üzerinde etkileri çok büyük olacak, bunları da göreceğiz.”  <strong>“EKOSİSTEMİN ADAPTE OLMASI MÜMKÜN DEĞİL”</strong>  Denizlerde sıcaklık artışından en fazla etkilenen bölgelerin Doğu Akdeniz ve Doğu Karadeniz olduğu bilgisini paylaşan Salihoğlu, ısınmanın derin denizleri farklı şekillerde etkilediğini dile getirdi.  Salihoğlu, “Karadeniz’de artık soğuk ara tabakayı göremez olduk, Akdeniz’de de benzer bir durum var, ısınma derin denize yansımış durumda. Ama bunu Karadeniz’deki kadar net görebilmiş değiliz. Marmara Denizi'nde ise çok net çünkü derin denizdeki sular Akdeniz’den geliyor ve burada derindeki değişim çok daha hızlı gerçekleşiyor yani Marmara’da derinde ciddi bir sıcaklık artışı görüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.  Halihazırda denizler üzerinde kirlilik, istilacı türler, avcılık gibi birçok baskı bulunduğunu anlatan Salihoğlu, ekosistemin bu denli ani sıcaklık değişimlerine adapte olabilmesinin mümkün olmadığını dile getirdi.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yDxaQM6lmkO0lBk_F9TnKA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="">Prof. Dr. Salihoğlu, denizlerdeki türler ve biyoçeşitlilik konuşulduğu zaman sadece balıkların düşünülmemesi, fotosentez yapan fitoplanktondan başlayarak bütün ekosistemin ele alınması gerektiğini kaydetti.  Sıcaklık artışlarında fitoplankton gibi mikroskobik bitkilerde ciddi değişimler olabildiğine değinen Salihoğlu, şöyle devam etti:  “Zararlı alg patlamaları olabiliyor ya da müsilaj döneminde gördüğümüz gibi buna yol açan türlerin çoğalması gerçekleşebiliyor. Karadeniz ve Akdeniz’de dönem dönem zehirli alg türlerinin patlama yaptığını görüyoruz. Denizanalarında artışlar görüyoruz. Balık türlerinde ise değişim muazzam, Akdeniz kıyılarında şu anda bulunan balık türlerinin yarısı istilacı türler. Bunlar zaten sıcak sulara adapte olmuş türler olduğu için hemen buraya da adapte oldular. Zaten aşınmış bir habitat, ekosistem var. Yerli ve ekonomik türlerin ise artan sıcaklıklardan dolayı yumurtlama ve doğal göç dönemlerinde değişiklikler yaşanacak.”  Ekosistemi en fazla aşındıran faaliyetin balıkçılık olduğunun altını çizen Barış Salihoğlu, fitoplanktonların, zooplanktonların, balıkların, hatta memelilerin dahi bundan etkilendiğine değindi.  Sıcaklık artışıyla beraber deniz canlılarının kuzeye göç ettiklerini aktaran Salihoğlu, “Bizim gibi kapalı denizlerde türler için kuzeye göçlerin çözüm olduğunu düşünmüyorum. Okyanuslarda daha net gözlemleniyor ama bu da çözüm değil. Çünkü göç eden türler gittikleri bölgeler için yeni türler oluyor ve ekosistem topyekun değişiyor. Bizimki gibi Akdeniz, Karadeniz gibi denizlerde göçler muhakkak olacaktır ama bunlar ekosistemin değişmesi demek ve olumlu bir sonucu olmayacak.” diye konuştu.  Doğal bir olay olan El Nino’nun önüne geçilemeyeceğini ve iklim değişikliği konusunda önlem alınması gerektiğini ifade eden Salihoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:  “İklim değişikliğinden dolayı artan sıcaklıklar insanların eseri, bunun önüne geçmemiz gerekiyor. Karbon salımını düşürmemiz lazım. Sıcaklık artışını 1,5 derece tutamadık ama en azından 2 derecede tutmamız lazım. İklim değişikliği bir gerçek ve geri çevirmek kolay değil. Denizler için çözüm, diğer baskıları azaltmaktır. Deniz ve kara ekosistemlerini iklime dirençli hale getirmek için avcılık ve kirlilik baskısını azaltmalıyız. Kirlilik, sadece Marmara'nın değil, tüm denizlerimizin sorunu. Balıkçılıkta trol gibi zararlı araçların kullanımına son vermemiz, iklim baskısıyla mücadele eden ekosistemleri desteklememiz gerekiyor. Bu baskıları ortadan kaldırmalıyız ki ekosistemler iklim değişikliklerine direnebilsin, çözüm yolu bu.”]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Dünya Çevre Günü mesajı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/cumhurbaskani-erdogandan-dunya-cevre-gunu-mesaji</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/cumhurbaskani-erdogandan-dunya-cevre-gunu-mesaji</guid>
<description><![CDATA[ Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dünya Çevre Günü nedeniyle yazılı bir mesaj yayımladı. Erdoğan, “Daha yaşanabilir ve yeşil bir dünya, küresel çevre sorunlarının çözüme kavuşturulmasıyla mümkün olabilir.” dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 5 Haziran Dünya Çevre Günü nedeniyle bir mesaj yayımladı.  Dünya’nın küresel ısınma, çölleşme, biyolojik çeşitliliğin azalması gibi birçok çevre felaketiyle karşı karşıya olduğuna dikkat çeken Erdoğan, “Daha yaşanabilir ve yeşil bir dünya, küresel çevre sorunlarının çözüme kavuşturulmasıyla mümkün olabilir.” dedi.  Çevre sorunlarının tüm insanlığın ortak sorunu olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, çözüm yolunun uluslararası iş birliğinden geçtiğini ifade etti.  “Daha yeşil, daha temiz bir Türkiye için ülke genelinde atık yönetimi, iklim dostu teknoloji, enerji kaynaklarının kullanımı, hava, su ve toprak kalitesinin iyileştirilmesi, ağaçlandırma kampanyaları ve planlı şehirleşme yönünde önemli çalışmaları hızla sürdürüyoruz.” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnsan ve çevre sağılığının korunmasında kritik öneme sahip katı atık toplama tesisleri de ülke genelinde yaygınlaştırılmıştır. Sıfır Atık Hareketi bütün dünyanın örnek aldığı bir çevre hareketi ve ekonomik döngü modeli haline gelmiştir.” ifadelerini kullandı.  Kuraklığın giderek daha büyük bir tehdit haline geldiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de yer altı ve yer üstü su kaynaklarını korumak için önemli adımlar atıldığını söyledi.  Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İçme suyu tesisleri ile son dönemde yaşanan taşkınlardan korunmak için taşkın tesisleri ve atık su arıtma tesislerinin sayısı önemli sayıda artırılmıştır. Diğer yandan yer altı barajları inşa etmekle ilgili çalışmalar da sürdürülmektedir.” dedi.  Erdoğan, “Tabiat varlıklarımızın korunması, planlı şehirleşme çalışmaları, ağaçlandırma seferberlikleri ve çevre kirliliğinin önüne geçilmesi amacıyla gerçekleştirilen projelere de destek vermekteyiz.” ifadelerini kullandı.  Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti:  “İçtiğimiz suyun, soluduğumuz havanın, ayak bastığımız toprağın, bilinçsizce tükettiğimiz kaynakların insanlığın israf yerine, doğaya saygılı, çevreye duyarlı, kanaati esas alan bir tüketim anlayışını yerleştirmek için çabalarımızı sürdürmekteyiz. Bu noktada, aileler ve eğitimciler başta olmak üzere hepimize büyük sorumluluklar düşüyor.  Türkiye Yüzyılı’nın inşası için çevre konusunda da, ilhamını kadim medeniyetimizden alan bir anlayışla çabalarımızı sürdüreceğiz.  Bu günün, çevre sorunları konusundaki toplumsal farkındalığın artmasına katkı sağlamasını temenni ediyor, gelecek nesillere daha yeşil bir dünya bırakmak için tüm vatandaşlarımızı duyarlı olmaya çağırıyor, en kalbi duygularımla selamlıyorum.” ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m6Agzlh24kmn-JKcU5ESBA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Cumhurbaşkanı, Erdoğan’dan, Dünya, Çevre, Günü, mesajı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m6Agzlh24kmn-JKcU5ESBA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Dünya Çevre Günü mesajı"><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dünya Çevre Günü nedeniyle yazılı bir mesaj yayımladı. Erdoğan, “Daha yaşanabilir ve yeşil bir dünya, küresel çevre sorunlarının çözüme kavuşturulmasıyla mümkün olabilir.” dedi.</p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 5 Haziran Dünya Çevre Günü nedeniyle bir mesaj yayımladı.  Dünya’nın küresel ısınma, çölleşme, biyolojik çeşitliliğin azalması gibi birçok çevre felaketiyle karşı karşıya olduğuna dikkat çeken Erdoğan, “Daha yaşanabilir ve yeşil bir dünya, küresel çevre sorunlarının çözüme kavuşturulmasıyla mümkün olabilir.” dedi.  Çevre sorunlarının tüm insanlığın ortak sorunu olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, çözüm yolunun uluslararası iş birliğinden geçtiğini ifade etti.  “Daha yeşil, daha temiz bir Türkiye için ülke genelinde atık yönetimi, iklim dostu teknoloji, enerji kaynaklarının kullanımı, hava, su ve toprak kalitesinin iyileştirilmesi, ağaçlandırma kampanyaları ve planlı şehirleşme yönünde önemli çalışmaları hızla sürdürüyoruz.” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnsan ve çevre sağılığının korunmasında kritik öneme sahip katı atık toplama tesisleri de ülke genelinde yaygınlaştırılmıştır. Sıfır Atık Hareketi bütün dünyanın örnek aldığı bir çevre hareketi ve ekonomik döngü modeli haline gelmiştir.” ifadelerini kullandı.  Kuraklığın giderek daha büyük bir tehdit haline geldiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de yer altı ve yer üstü su kaynaklarını korumak için önemli adımlar atıldığını söyledi.  Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İçme suyu tesisleri ile son dönemde yaşanan taşkınlardan korunmak için taşkın tesisleri ve atık su arıtma tesislerinin sayısı önemli sayıda artırılmıştır. Diğer yandan yer altı barajları inşa etmekle ilgili çalışmalar da sürdürülmektedir.” dedi.  Erdoğan, “Tabiat varlıklarımızın korunması, planlı şehirleşme çalışmaları, ağaçlandırma seferberlikleri ve çevre kirliliğinin önüne geçilmesi amacıyla gerçekleştirilen projelere de destek vermekteyiz.” ifadelerini kullandı.  Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti:  “İçtiğimiz suyun, soluduğumuz havanın, ayak bastığımız toprağın, bilinçsizce tükettiğimiz kaynakların insanlığın israf yerine, doğaya saygılı, çevreye duyarlı, kanaati esas alan bir tüketim anlayışını yerleştirmek için çabalarımızı sürdürmekteyiz. Bu noktada, aileler ve eğitimciler başta olmak üzere hepimize büyük sorumluluklar düşüyor.  Türkiye Yüzyılı’nın inşası için çevre konusunda da, ilhamını kadim medeniyetimizden alan bir anlayışla çabalarımızı sürdüreceğiz.  Bu günün, çevre sorunları konusundaki toplumsal farkındalığın artmasına katkı sağlamasını temenni ediyor, gelecek nesillere daha yeşil bir dünya bırakmak için tüm vatandaşlarımızı duyarlı olmaya çağırıyor, en kalbi duygularımla selamlıyorum.”]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Saros’ta dip temizliği yapan dalgıçlar &amp;quot;amfora&amp;quot; buldu</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/sarosta-dip-temizligi-yapan-dalgiclar-amfora-buldu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/sarosta-dip-temizligi-yapan-dalgiclar-amfora-buldu</guid>
<description><![CDATA[ Edirne&#039;nin Saros Körfezi’ne kıyısı bulunan Enez ilçe limanında 5 Haziran Dünya Çevre Günü etkinlikleri kapsamında dip temizliği yapıldı. Dalgıçlar, denizden tarihi amfora (antik testi), lastik, yıpranmış ağ, tekne parçaları, plastik, tahta, cam ve evsel atık çıkardı.Dünya Çevre Günü dolayısıyla Enez Kaymakamlığı, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve dalış okulları iş birliğinde düzenlenen etkinlikte 40 öğrenci liman çevresindeki çöpleri toplarken, 5 dalgıç ve sahil güvenlik ekipleri de denizde dip temizliği yaptı.Dalgıçlar, denizden tarihi amfora, lastik, yıpranmış ağ, tekne parçaları, plastik, tahta, cam ve evsel atık çıkardı.Dalgıçların bulduğu amfora ise sahil güvenlik ekiplerinin botuyla limana çıkarılarak, Enez Belediyesi ekiplerine teslim edildi.Enez Kaymakamı Muhammed Emin Tutal, 5 Haziran Dünya Çevre Günü dolayısıyla farkındalık oluşturmak için etkinlik düzenlediklerini belirterek, &quot;Enez Ortaokulu’ndan 40 öğrencimiz sahil temizliği yaparak çevre bilincini yaşarken, dalış hocalarımız da limanda temizlik yaptı. Dalış eğitmeni Ender Özgen’e, dalgıçlara ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LzeLJyQL2EGlo92Clfeg7g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Saros’ta, dip, temizliği, yapan, dalgıçlar, amfora, buldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LzeLJyQL2EGlo92Clfeg7g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Saros’ta dip temizliği yapan dalgıçlar " amfora buldu><p>Edirne'nin Saros Körfezi’ne kıyısı bulunan Enez ilçe limanında 5 Haziran Dünya Çevre Günü etkinlikleri kapsamında dip temizliği yapıldı. Dalgıçlar, denizden tarihi amfora (antik testi), lastik, yıpranmış ağ, tekne parçaları, plastik, tahta, cam ve evsel atık çıkardı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q6rqedtwBEWd_8ArU_EjSQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünya Çevre Günü dolayısıyla Enez Kaymakamlığı, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve dalış okulları iş birliğinde düzenlenen etkinlikte 40 öğrenci liman çevresindeki çöpleri toplarken, 5 dalgıç ve sahil güvenlik ekipleri de denizde dip temizliği yaptı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zhSEaMoXzUWP-KQFxrQhgA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dalgıçlar, denizden tarihi amfora, lastik, yıpranmış ağ, tekne parçaları, plastik, tahta, cam ve evsel atık çıkardı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8UaiQZimokSJTcFODa4dIA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dalgıçların bulduğu amfora ise sahil güvenlik ekiplerinin botuyla limana çıkarılarak, Enez Belediyesi ekiplerine teslim edildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OumVRzjGuUOA1ikbjRXthQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Enez Kaymakamı Muhammed Emin Tutal, 5 Haziran Dünya Çevre Günü dolayısıyla farkındalık oluşturmak için etkinlik düzenlediklerini belirterek, "Enez Ortaokulu’ndan 40 öğrencimiz sahil temizliği yaparak çevre bilincini yaşarken, dalış hocalarımız da limanda temizlik yaptı. Dalış eğitmeni Ender Özgen’e, dalgıçlara ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" dedi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>6,5 yıl önce Marmara Denizi’nin tabanına ekilmişti, şimdi büyüdüler: Bölgede balık türleri arttı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/65-yil-oence-marmara-denizinin-tabanina-ekilmisti-simdi-buyuduler-boelgede-balik-turleri-artti</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/65-yil-oence-marmara-denizinin-tabanina-ekilmisti-simdi-buyuduler-boelgede-balik-turleri-artti</guid>
<description><![CDATA[ Marmara Denizi’nde yaklaşık 6,5 yıl önce denizlerde oksijen ve biyoçeşitlilik için büyük önem taşıyan mercanların nakli ve ekimi gerçekleştirildi. Özel Çevre Koruma Bölgesi (ÖÇKB) de ilan edilen alanda ekilen mercanlar büyüyerek resif oluşturdu, alandaki balık ve diğer deniz canlılarının çeşitliliği arttı.Deniz Yaşamını Koruma Derneği koordinasyonu; TÜBİTAK ve İstanbul Üniversitesi’nin desteğiyle yaklaşık 6.5 yıl önce başlayan çalışma ve hazırlıklarla; denizlerin yağmur ormanları olarak bilinen mercanların; Tavşan Adası ve çevresine, ekimi ve nakline başlanılmıştı.Deniz ve yeryüzündeki oksijenin büyük bir bölümünü üreten, denizlerdeki canlıların yaklaşık yüzde 25’ine ev sahipliği yapan ve iklim değişikliği, aşırı avlanma, kirlilik gibi sebeplerle tehlike altında olan mercan resiflerine yönelik farkındalık yaratmak amacıyla da gerçekleştirilen proje sonrası; Tavşan Adası ve çevresi 2021 yılı Nisan ayında Cumhurbaşkanlığı kararıyla Özel Çevre Koruma Bölgesi (ÖÇKB) ilan edilmişti.Deniz Yaşamını Koruma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Volkan Narcı, bölgede günümüzde de süren çalışmaların meyvelerini verdiğini, gerçekleştirilen ekimlerin dünya çapında bir başarıya ulaştığını ve bölgedeki balık ve canlı türlerinin arttığını ifade etti.Proje ve bölgenin önemini vurgulayan DYKD Başkanı Narcı, Türkiye Çevre Haftası kapsamında icra edilen ve 2021 yılında Marmara Denizi’nin kirlilik tehdidi ve müsilaj krizi ile karşı karşıya kalmasının ardından Marmara Denizi Bütünleşik Stratejik Planı kapsamıyla ilan edilen 8 Haziran Marmara Denizi Günü’ne de dikkat çekerek, başta kirlilik ve iklim değişikliği olmak üzere deniz yaşamı için farkındalık oluşturulmasının önemine de değindi.Adaya ve resif çevresine entegre edilen kameralarla mercanlar, bilim insanları ve dernek yetkilileri tarafından kurulan sistemle 7/24 takip ediliyor. Sistemin, yakın dönemde halka da açılarak, internet üzerinden su altı hareketliliğinin izlenebileceği öğrenildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l7XcPp2HeUCkJAuOBRTrBw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>6, 5, yıl, önce, Marmara, Denizi’nin, tabanına, ekilmişti, şimdi, büyüdüler:, Bölgede, balık, türleri, arttı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l7XcPp2HeUCkJAuOBRTrBw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="6,5 yıl önce Marmara Denizi’nin tabanına ekilmişti, şimdi büyüdüler: Bölgede balık türleri arttı"><p>Marmara Denizi’nde yaklaşık 6,5 yıl önce denizlerde oksijen ve biyoçeşitlilik için büyük önem taşıyan mercanların nakli ve ekimi gerçekleştirildi. Özel Çevre Koruma Bölgesi (ÖÇKB) de ilan edilen alanda ekilen mercanlar büyüyerek resif oluşturdu, alandaki balık ve diğer deniz canlılarının çeşitliliği arttı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/i413cHRpj0G_GWkKQF6clw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Deniz Yaşamını Koruma Derneği koordinasyonu; TÜBİTAK ve İstanbul Üniversitesi’nin desteğiyle yaklaşık 6.5 yıl önce başlayan çalışma ve hazırlıklarla; denizlerin yağmur ormanları olarak bilinen mercanların; Tavşan Adası ve çevresine, ekimi ve nakline başlanılmıştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kjLnyPhGOUu3qbyeGDExCg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Deniz ve yeryüzündeki oksijenin büyük bir bölümünü üreten, denizlerdeki canlıların yaklaşık yüzde 25’ine ev sahipliği yapan ve iklim değişikliği, aşırı avlanma, kirlilik gibi sebeplerle tehlike altında olan mercan resiflerine yönelik farkındalık yaratmak amacıyla da gerçekleştirilen proje sonrası; Tavşan Adası ve çevresi 2021 yılı Nisan ayında Cumhurbaşkanlığı kararıyla Özel Çevre Koruma Bölgesi (ÖÇKB) ilan edilmişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UhdOkzTGtE2KBAYd41bX8A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Deniz Yaşamını Koruma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Volkan Narcı, bölgede günümüzde de süren çalışmaların meyvelerini verdiğini, gerçekleştirilen ekimlerin dünya çapında bir başarıya ulaştığını ve bölgedeki balık ve canlı türlerinin arttığını ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RPi5E-0_MUymjK4y6uo2Qw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Proje ve bölgenin önemini vurgulayan DYKD Başkanı Narcı, Türkiye Çevre Haftası kapsamında icra edilen ve 2021 yılında Marmara Denizi’nin kirlilik tehdidi ve müsilaj krizi ile karşı karşıya kalmasının ardından Marmara Denizi Bütünleşik Stratejik Planı kapsamıyla ilan edilen 8 Haziran Marmara Denizi Günü’ne de dikkat çekerek, başta kirlilik ve iklim değişikliği olmak üzere deniz yaşamı için farkındalık oluşturulmasının önemine de değindi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YIYjH7834keizf3xI2HYlg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Adaya ve resif çevresine entegre edilen kameralarla mercanlar, bilim insanları ve dernek yetkilileri tarafından kurulan sistemle 7/24 takip ediliyor. Sistemin, yakın dönemde halka da açılarak, internet üzerinden su altı hareketliliğinin izlenebileceği öğrenildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gW2ndNh0E0-OSA9lwlgucw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Emine Erdoğan, BM Sıfır Atık Toplantısı&amp;apos;na başkanlık yaptı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/emine-erdogan-bm-sifir-atik-toplantisina-baskanlik-yapti</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/emine-erdogan-bm-sifir-atik-toplantisina-baskanlik-yapti</guid>
<description><![CDATA[ Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#039;ın eşi Emine Erdoğan, &quot;Birleşmiş Milletler işbirliğinde sıfır atık uygulamasına geçmek isteyen ülke ve kuruluşlara yönelik rehber yayınlar hazırlığına başladık. Öte yandan, dünyanın her yerinde geçerli olacak ve tüm Sıfır Atık uygulamalarını ortaklaştıracak küresel bir sıfır atık standardizasyonu için girişimlerimizi başlatıyoruz.&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/30ys4CDrv0SoZu6VWGUVjw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Emine, Erdoğan, Sıfır, Atık, Toplantısına, başkanlık, yaptı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/30ys4CDrv0SoZu6VWGUVjw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Emine Erdoğan, BM Sıfır Atık Toplantısı'na başkanlık yaptı"><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, "Birleşmiş Milletler işbirliğinde sıfır atık uygulamasına geçmek isteyen ülke ve kuruluşlara yönelik rehber yayınlar hazırlığına başladık. Öte yandan, dünyanın her yerinde geçerli olacak ve tüm Sıfır Atık uygulamalarını ortaklaştıracak küresel bir sıfır atık standardizasyonu için girişimlerimizi başlatıyoruz." dedi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bu 3 aya dikkat! Ani yağışlar ve sel baskınları olabilir</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/bu-3-aya-dikkat-ani-yagislar-ve-sel-baskinlari-olabilir</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/bu-3-aya-dikkat-ani-yagislar-ve-sel-baskinlari-olabilir</guid>
<description><![CDATA[ Sıcak hava etkisini göstermeye başlamışken yağışların azlığı ve düzensizliği de kuraklığı tetiklemeye devam ediyor. Uzmanlar, özellikle temmuz, ağustos ve eylül aylarına dikkat çekerek ani yağışların sel şeklinde etkilerini gösterebileceğini vurguladı.Geçen yaz aylarından başlayan El-Nino, bütün dünyayı etkilemeye devam ediyor.
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölüm Başkanı Prof. Dr. Yusuf Demir, son 5 aylık kuraklık ve yağış haritalarına bakıldığında yurdun pek çok yerinde kuraklığı görmenin mümkün olduğunu dile getirdi.Kış ve ilkbaharda yağış olmamasının yer altı sularını olumsuz etkilediğini belirten Demir, “Önümüzdeki süreçte hem sıcaklık etkisi hem de kuraklık etkisi gerek insan yaşamını gerekse de tarım üretimi doğrudan etkilemesi oldukça yüksektir. Biz bu süreci değerlendirirken önümüzdeki aylardan haziran, temmuzda yeterli yağışları alırız diye ümit ediyoruz. Veriler gösteriyor ki bu süreç biraz daha devam edecek. Buna yönelik olarak hem tarımsal faaliyetlerde hem de sulama faaliyetlerinde kaynak noktasında ciddi tedbirler almamızı gerektiriyor. Önümüzdeki sürecin bu şekilde devam etmesi insan sağlığı açısından da önemlidir.” şeklinde konuştu.Kurban Bayramı süresince de yağış alma ihtimalinin düşük olduğunu ifade eden Prof. Dr. Yusuf Demir, şöyle devam etti:
&quot;Sadece yağışın olmaması değil, yağışın düzensiz düşmesi de kuraklık sonucu, kuraklığın bir etkisidir. Bunun etkilerini de zaten son günlerde Ankara&#039;daki sel felaketiyle gördük. Önümüzdeki günlerde belli bölgelerde bu noktada dikkatli olmakta fayda var. Özellikle temmuz, ağustos ve eylül ayları bu anlamda çok kritik aylardır. Bu aylarda ani yağışlar sel şeklinde etkilerini gösterebilirler.&quot;Su kaynaklarının doğru planlanması, doğru kullanılması ve tasarruf çağrısı yapan Prof. Dr. Demir, &quot;Su kaynakları noktasında sıkıntı yaşama ihtimalimiz artarak devam ediyor. Önümüzdeki aylarda çıkabilecek su kıtlığı problemlerini minimuma indirmek için bugünden tedbirlerimizi almalıyız. Elimizdeki suyumuzu doğru planlamalı ve doğru kullanmalıyız. Tasarruflu kullanmalıyız ki ağustos, eylül aylarına en azından bu krizi minimum zararla atlatalım. Herkesi suyu planlı ve dikkatli kullanmaya davet ediyorum.” dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S3LmXXoSuEGbvnzRv2UV8w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>aya, dikkat, Ani, yağışlar, sel, baskınları, olabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S3LmXXoSuEGbvnzRv2UV8w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Bu 3 aya dikkat! Ani yağışlar ve sel baskınları olabilir"><p>Sıcak hava etkisini göstermeye başlamışken yağışların azlığı ve düzensizliği de kuraklığı tetiklemeye devam ediyor. Uzmanlar, özellikle temmuz, ağustos ve eylül aylarına dikkat çekerek ani yağışların sel şeklinde etkilerini gösterebileceğini vurguladı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8Unu6k488Um57m0CgZeE2g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geçen yaz aylarından başlayan El-Nino, bütün dünyayı etkilemeye devam ediyor.
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölüm Başkanı Prof. Dr. Yusuf Demir, son 5 aylık kuraklık ve yağış haritalarına bakıldığında yurdun pek çok yerinde kuraklığı görmenin mümkün olduğunu dile getirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/616LcKKehk-wsDTT5rEyiw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kış ve ilkbaharda yağış olmamasının yer altı sularını olumsuz etkilediğini belirten Demir, “Önümüzdeki süreçte hem sıcaklık etkisi hem de kuraklık etkisi gerek insan yaşamını gerekse de tarım üretimi doğrudan etkilemesi oldukça yüksektir. Biz bu süreci değerlendirirken önümüzdeki aylardan haziran, temmuzda yeterli yağışları alırız diye ümit ediyoruz. Veriler gösteriyor ki bu süreç biraz daha devam edecek. Buna yönelik olarak hem tarımsal faaliyetlerde hem de sulama faaliyetlerinde kaynak noktasında ciddi tedbirler almamızı gerektiriyor. Önümüzdeki sürecin bu şekilde devam etmesi insan sağlığı açısından da önemlidir.” şeklinde konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dMyMIXp0U0Kemyy738yOsg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kurban Bayramı süresince de yağış alma ihtimalinin düşük olduğunu ifade eden Prof. Dr. Yusuf Demir, şöyle devam etti:
"Sadece yağışın olmaması değil, yağışın düzensiz düşmesi de kuraklık sonucu, kuraklığın bir etkisidir. Bunun etkilerini de zaten son günlerde Ankara'daki sel felaketiyle gördük. Önümüzdeki günlerde belli bölgelerde bu noktada dikkatli olmakta fayda var. Özellikle temmuz, ağustos ve eylül ayları bu anlamda çok kritik aylardır. Bu aylarda ani yağışlar sel şeklinde etkilerini gösterebilirler."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/i6oZzBnyzk63Uwl2U7Xh2g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Su kaynaklarının doğru planlanması, doğru kullanılması ve tasarruf çağrısı yapan Prof. Dr. Demir, "Su kaynakları noktasında sıkıntı yaşama ihtimalimiz artarak devam ediyor. Önümüzdeki aylarda çıkabilecek su kıtlığı problemlerini minimuma indirmek için bugünden tedbirlerimizi almalıyız. Elimizdeki suyumuzu doğru planlamalı ve doğru kullanmalıyız. Tasarruflu kullanmalıyız ki ağustos, eylül aylarına en azından bu krizi minimum zararla atlatalım. Herkesi suyu planlı ve dikkatli kullanmaya davet ediyorum.” dedi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Marmara Denizi&amp;apos;nden tam 1 saatte çıkarıldı!</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/marmara-denizinden-tam-1-saatte-cikarildi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/marmara-denizinden-tam-1-saatte-cikarildi</guid>
<description><![CDATA[ Balıkesir&#039;in Bandırma ilçesinde, Marmara Belediyeler Birliği koordinasyonunda &quot;Marmara Denizi Günü&quot; kapsamında kıyı temizliği yapıldı.Marmara Denizi için bu yıl üçüncüsü düzenlenen etkinlikte, Bandırma sahilinde sadece 1 saat içerisinde 980 kilogram atık toplandı. Atıklar içerisinde cam şişe, ağlar, plastik poşetler, araba lastikleri, kamp sandalyesi, klozet gibi çeşitli atıklar çıkarıldı.Marmara Belediyeler Birliği öncülüğünde &#039;Denizcilik&#039; temasıyla düzenlenen &quot;8 Haziran Marmara Denizi Günü&quot; etkinliklerinde, Bandırma sahilinde kıyı temizliği gerçekleştirildi.Toplanan atıkların yüzde 80&#039;i geri dönüşebilir nitelikte olduğu için geri dönüşüm tesisine gönderildi. Atıkların doğru bir şekilde yönetilmesi sağlanarak, geri dönüşüm sürecine de katkıda bulunuldu.Bandırma sahil bandında düzenlenen farkındalık etkinliğine, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanı Volkan Karateke, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı Bandırma Grup Amirliği&#039;ne bağlı su altı ve su üstü arama kurtarma ekipleri, AFAD İl Müdürü Orhan Seçkin, Balıkesir İl Jandarma Komutanlığı&#039;na bağlı çevre, doğa ve hayvanları koruma timi, sivil toplum kuruluşları, meslek odaları, üniversiteler, öğrenci kulüpleri katıldı. Denize giren dalgıçlar, dipteki atıkları topladı.Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanı Volkan Karateke, &quot;8 Haziran Marmara Denizi Günü&quot; kapsamında yapılan çalışmalarla ilgili açıklamalarda bulundu. Karateke, &quot;Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı desteği ve Marmara Belediyeler Birliği (MBB) koordinasyonunda dalış, deniz dibi ve kıyı temizliği düzenledik. Geçtiğimiz yıllarda denizlerimize ve çevreye verdiğimiz zararlardan dolayı müsilaj dediğimiz çevre felaketi ile mücadele ettik.Çevremize verdiğimiz zararlar çok ciddi anlamda etkiliyor. Çevre sorunlarıyla alakalı, bireylerden topluma, yerelden genele kadar sorumluyuz. Üzerimize düşen sorunların üstesinden gelmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Marmara Belediyeler Birliği (MBB) koordinasyonu ile birlikte Marmara Denizi&#039;nin etrafındaki tüm yerel yönetimlerin koordinasyonu ile çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Gelecek nesillere daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir çevre bırakmak üzere çalışmalarımızı hassasiyetle yapıyoruz,&quot; dedi.Balıkesir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı Bandırma Grup Amirliği&#039;ne bağlı su altı ve su üstü arama kurtarma ekipleri, su içerisinde &quot;Marmara Denizi&#039;nde buluşalım&quot; yazılı pankart açtılar ve 1 saat içerisinde toplanan 980 kilogramlık atıklarla farkındalık adına toplu fotoğraf çekiminin ardından etkinlik sona erdi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H0yI0bGcoEOTnRlahxr1-Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Marmara, Denizinden, tam, saatte, çıkarıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H0yI0bGcoEOTnRlahxr1-Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Marmara Denizi'nden tam 1 saatte çıkarıldı!"><p>Balıkesir'in Bandırma ilçesinde, Marmara Belediyeler Birliği koordinasyonunda "Marmara Denizi Günü" kapsamında kıyı temizliği yapıldı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pbkhBUMTU0-Q-8I0uDz_5g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Marmara Denizi için bu yıl üçüncüsü düzenlenen etkinlikte, Bandırma sahilinde sadece 1 saat içerisinde 980 kilogram atık toplandı. Atıklar içerisinde cam şişe, ağlar, plastik poşetler, araba lastikleri, kamp sandalyesi, klozet gibi çeşitli atıklar çıkarıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2n8zpzd01EGG7gs6vHsRpw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Marmara Belediyeler Birliği öncülüğünde 'Denizcilik' temasıyla düzenlenen "8 Haziran Marmara Denizi Günü" etkinliklerinde, Bandırma sahilinde kıyı temizliği gerçekleştirildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7K4wmpVjBEGdUliVBqEAbw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Toplanan atıkların yüzde 80'i geri dönüşebilir nitelikte olduğu için geri dönüşüm tesisine gönderildi. Atıkların doğru bir şekilde yönetilmesi sağlanarak, geri dönüşüm sürecine de katkıda bulunuldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BDBwaGrNo0quqlf_JDnqKQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bandırma sahil bandında düzenlenen farkındalık etkinliğine, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanı Volkan Karateke, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı Bandırma Grup Amirliği'ne bağlı su altı ve su üstü arama kurtarma ekipleri, AFAD İl Müdürü Orhan Seçkin, Balıkesir İl Jandarma Komutanlığı'na bağlı çevre, doğa ve hayvanları koruma timi, sivil toplum kuruluşları, meslek odaları, üniversiteler, öğrenci kulüpleri katıldı. Denize giren dalgıçlar, dipteki atıkları topladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kqnXUxtYmE6kJq79SaomMA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanı Volkan Karateke, "8 Haziran Marmara Denizi Günü" kapsamında yapılan çalışmalarla ilgili açıklamalarda bulundu. Karateke, "Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı desteği ve Marmara Belediyeler Birliği (MBB) koordinasyonunda dalış, deniz dibi ve kıyı temizliği düzenledik. Geçtiğimiz yıllarda denizlerimize ve çevreye verdiğimiz zararlardan dolayı müsilaj dediğimiz çevre felaketi ile mücadele ettik.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/c8MM8OtJSkWDYRM0X-uX_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çevremize verdiğimiz zararlar çok ciddi anlamda etkiliyor. Çevre sorunlarıyla alakalı, bireylerden topluma, yerelden genele kadar sorumluyuz. Üzerimize düşen sorunların üstesinden gelmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Marmara Belediyeler Birliği (MBB) koordinasyonu ile birlikte Marmara Denizi'nin etrafındaki tüm yerel yönetimlerin koordinasyonu ile çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Gelecek nesillere daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir çevre bırakmak üzere çalışmalarımızı hassasiyetle yapıyoruz," dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UGO-PJbVw061jtjZkTHw-w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Balıkesir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı Bandırma Grup Amirliği'ne bağlı su altı ve su üstü arama kurtarma ekipleri, su içerisinde "Marmara Denizi'nde buluşalım" yazılı pankart açtılar ve 1 saat içerisinde toplanan 980 kilogramlık atıklarla farkındalık adına toplu fotoğraf çekiminin ardından etkinlik sona erdi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir’de plankton patlaması: İki ilçede denizin rengi değişti</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/izmirde-plankton-patlamasi-iki-ilcede-denizin-rengi-degisti</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/izmirde-plankton-patlamasi-iki-ilcede-denizin-rengi-degisti</guid>
<description><![CDATA[ İzmir’in iki ilçesinde denizin rengi değişti. Karşıyaka’da denizin rengi yeşile dönerken, Balçova’da ise kahverengi oldu. Prof. Dr. Doğan Yaşar, denizdeki renk değişiminin plankton patlamasından kaynaklandığını söyledi. Plankton patlamalarının, denizde yaşayan canlılara zarar verebileceğini ifaden eden Yaşar, 1955 yılında aynı bölgede binlerce balığın ölümüyle sonuçlanan çevre felaketini hatırlatıp, önlem alınması çağrısında bulundu.İzmir’in iki ilçesinde denizin rengi değişti.
Karşıyaka ilçesindeki Mavişehir Balıkçı Barınağı civarında, denizin rengi yeşile döndü.Renk değişimi sahil boyunca fark edilirken, bir başka renk değişimi de Balçova ilçesindeki Çakalburnu Dalyanı mevkisinde yaşandı.
Burada da denizin renginin kahverengiye döndüğü gözlemlenirken, etrafa ise kötü bir kokunun yayılması dikkat çekti.Deniz Bilimci Prof. Dr. Doğan Yaşar, renk değişimlerinin plankton patlamaları nedeniyle yaşandığını söyledi.Renk değişimleriyle beraber kötü bir kokunun da yayıldığını aktaran Doğan Yaşar, “Bu renk değişimleri, tamamen planktonlar; yani mikroorganizmalar nedeniyle oluşuyor. Karşıyaka’da yeşil renk, burada gördüğünüz gibi kırmızımtrak bir renk. Ciddi anlamda bir koku da var şu anda.” dedi.“Deniz suyunda her litrede yaklaşık 1 milyon organizma vardır. Bunlar sıcaklık ve kirlilikle beraber artarak deniz suyunda yaklaşık 2 milyonlara çıkar. 2 milyonlara çıkınca ortamda oksijen bırakmaz bunlar ve ölürler. Mavi, yeşil, kırmızımtırak ya da beyaz görürsünüz bazen. Bunlar, bu türlere göre değişir bu renkler; yani planktonların ölüleri nedeniyle oluşan bir renk bu.” diye konuşan Yaşar, şöyle devam etti:
“Bizim maalesef ülkemizin en büyük sorunlarından bir tanesi şu anda denizlerin foseptik olarak kullanılması. Türkiye denizlerinde ilk defa 1955 yılında İzmir iç gölgesinde müthiş bir plankton patlaması olmuştur. Sonuçta binlerce balık ölmüştür.”“Fabrikalar maalesef arıtmaları çalıştırmıyorlar.” diyen Doğan Yaşar, bu nedenle denizlerde kirliliğin meydana geldiğini söyledi.Plankton patlamalarının denizde yaşayan canlılara zarar verebileceğini ifaden eden Doğan Yaşar, şöyle devam etti:
“Geçtiğimiz sene toplu balık ölümleri oldu bu taraflarda. Ortamda oksijen kalmayınca, ölünce bu planktonlar, bunların bazıları zehirlidir. Balık bunları yerse ölür; yani doğrudan herkese, bütün canlılara etkisi var. Tek bir iş var. Bu kadar çok zor olmaması lazım. Arıtma testleri çalıştırılmalı hepsi bu.” ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TrsX17pwjUmD9noNJwZ3DQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>İzmir’de, plankton, patlaması:, İki, ilçede, denizin, rengi, değişti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TrsX17pwjUmD9noNJwZ3DQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="İzmir’de plankton patlaması: İki ilçede denizin rengi değişti"><p>İzmir’in iki ilçesinde denizin rengi değişti. Karşıyaka’da denizin rengi yeşile dönerken, Balçova’da ise kahverengi oldu. Prof. Dr. Doğan Yaşar, denizdeki renk değişiminin plankton patlamasından kaynaklandığını söyledi. Plankton patlamalarının, denizde yaşayan canlılara zarar verebileceğini ifaden eden Yaşar, 1955 yılında aynı bölgede binlerce balığın ölümüyle sonuçlanan çevre felaketini hatırlatıp, önlem alınması çağrısında bulundu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yIreXw52F0mTk6LYkkomPQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İzmir’in iki ilçesinde denizin rengi değişti.
Karşıyaka ilçesindeki Mavişehir Balıkçı Barınağı civarında, denizin rengi yeşile döndü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3J-FDXaVwkeUnLD7s_qiyQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Renk değişimi sahil boyunca fark edilirken, bir başka renk değişimi de Balçova ilçesindeki Çakalburnu Dalyanı mevkisinde yaşandı.
Burada da denizin renginin kahverengiye döndüğü gözlemlenirken, etrafa ise kötü bir kokunun yayılması dikkat çekti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J7uRHGLi30ylV5k3FzrGHw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Deniz Bilimci Prof. Dr. Doğan Yaşar, renk değişimlerinin plankton patlamaları nedeniyle yaşandığını söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FDHODV0qDEed8fV4C7o6UQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Renk değişimleriyle beraber kötü bir kokunun da yayıldığını aktaran Doğan Yaşar, “Bu renk değişimleri, tamamen planktonlar; yani mikroorganizmalar nedeniyle oluşuyor. Karşıyaka’da yeşil renk, burada gördüğünüz gibi kırmızımtrak bir renk. Ciddi anlamda bir koku da var şu anda.” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uakw_nUBNUSaRUMLR3UZLg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>“Deniz suyunda her litrede yaklaşık 1 milyon organizma vardır. Bunlar sıcaklık ve kirlilikle beraber artarak deniz suyunda yaklaşık 2 milyonlara çıkar. 2 milyonlara çıkınca ortamda oksijen bırakmaz bunlar ve ölürler. Mavi, yeşil, kırmızımtırak ya da beyaz görürsünüz bazen. Bunlar, bu türlere göre değişir bu renkler; yani planktonların ölüleri nedeniyle oluşan bir renk bu.” diye konuşan Yaşar, şöyle devam etti:
“Bizim maalesef ülkemizin en büyük sorunlarından bir tanesi şu anda denizlerin foseptik olarak kullanılması. Türkiye denizlerinde ilk defa 1955 yılında İzmir iç gölgesinde müthiş bir plankton patlaması olmuştur. Sonuçta binlerce balık ölmüştür.”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CAlvHcw6rU-zYqI3e-Xz3w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>“Fabrikalar maalesef arıtmaları çalıştırmıyorlar.” diyen Doğan Yaşar, bu nedenle denizlerde kirliliğin meydana geldiğini söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Jr_B6pYD4EWd3Y_vwKKgvQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Plankton patlamalarının denizde yaşayan canlılara zarar verebileceğini ifaden eden Doğan Yaşar, şöyle devam etti:
“Geçtiğimiz sene toplu balık ölümleri oldu bu taraflarda. Ortamda oksijen kalmayınca, ölünce bu planktonlar, bunların bazıları zehirlidir. Balık bunları yerse ölür; yani doğrudan herkese, bütün canlılara etkisi var. Tek bir iş var. Bu kadar çok zor olmaması lazım. Arıtma testleri çalıştırılmalı hepsi bu.”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_QjM-RDHo0-PRgIrrnyi-Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Marmara’yı bekleyen tehlike: En son Midilli Adası’nda görüldü, yönü Marmara Denizi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/marmarayi-bekleyen-tehlike-en-son-midilli-adasinda-goeruldu-yoenu-marmara-denizi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/marmarayi-bekleyen-tehlike-en-son-midilli-adasinda-goeruldu-yoenu-marmara-denizi</guid>
<description><![CDATA[ Kızıldeniz’den Akdeniz’e oradan da Ege Denizi’ne ulaşan istilacı balon balığı, Marmara’da da görüldü. Bir başka istilacı tür olan aslan balığı ise son olarak Midilli Adası açıklarında tespit edildi. Aslan balığı, sıcaklık bariyeri nedeniyle Marmara’ya giriş yapamıyor. Uzmanlar sıcaklık farkının azalması halinde bu istilacı türün de Marmara’ya giriş yapabileceği konusunda uyarıyor.8 Haziran Marmara Denizi Günü kapsamında, biliminsanları ve STK temsilcileri Marmara Denizi’nin mevcut durumuyla, kirlilik, iklim değişikliği gibi faktörlerin olası tehditlerini tartıştı.
Denizdeki canlı popülasyonu, oksijen durumu; sıcaklık ve müsilaj gibi birçok konunun da tartışıldığı etkinlikte Türkiye Deniz Araştırmaları Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi ve İstanbul Üniversitesi Deniz Biyolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Onur Gönülal da bir konuşma yaptı.
Doç. Dr. Gönülal konuşmasında, Marmara Denizi’ndeki yabancı tür tehlikesine dikkat çekti.Gönülal, Kızıldeniz ve Akdeniz’den gelen türlerin denizdeki sıcaklık artışları sebebiyle Marmara Denizi ve Karadeniz’e yönelebileceklerini ifade ederken; balon balığı ve aslan balığı gibi zehirli türler konusunda da uyarılarda bulundu.
İstilacı türlerin en fazla Doğu Akdeniz’i etkilediğini anlatan Gönülal, “Akdeniz&#039;de Kuzey Ege&#039;de nispeten Güney Ege’de yabancı tür sayısının çok daha fazla olmasını bekliyoruz. Tamam böyle ama; bu türler düşünün Süveyş Kanalı’ndan gelen bir balık türü yüzerek 5 yılda ya da 1 yılda çok rahat bir şekilde Marmara’ya ulaşabiliyorlar. Eskiden bu kadar fazla sayı yoktu, şimdi daha fazla. Sebebi ise çok açık küresel ısınma.” ifadelerini kullandı.Gönülal şöyle devam etti:
“Bu canlılar Kızıldeniz’den geliyor; bu deniz bizim denizlerimize göre çok daha fazla sıcak bir deniz. Siz sıcaklık farkını azaltırsanız ki normalde çocukluğumuzda Marmara’da çoğumuz yüzdük, soğuk diye hatırlardık. Kızılzdeniz’de siz sıcaklık farkını azaltırsanız, bu canlılar sıcaklık farkına aldırış etmeden eskiden belki Muğla’ya kadar gelebiliyorlardı artık Marmara’ya kadar gelebiliyorlar. Buna artık biz Marmara’nın Akdenizleşmesi hatta artık bu türler Marmara’yı geçip Karadeniz’e geçiyorlar, Karadeniz’in de Akdenizleşmesi süreci diyoruz.”Balon balığının Marmara’ya ulaştığını anlatan Gönülal, “Aslan balığının ise en son Midilli Adası bölgesinde kaydı var. Şu an bilim insanlarının söylediği Aslan balığının yukarı doğru çıkmasını engelleyen tek şey sıcaklık bariyeri, ama bu sıcaklık farkı gitgide azalırsa sıcaklık artışı bu şekilde devam ederse, Aslan Balığı’nın Marmara’ya girmemesi için hiçbir sebep yok.” dedi.Gönülal, şunları söyledi:
“Zehirli bir balık türü ve dokunduğunuz anda panzehiri de yok. Baya bir sıkıntı yaşayacağız. Umarım gelmez. İklim uzmanı değilim; ama bilim insanları tarafından modellemeler yapılıyor, 1970&#039;ten günümüze olan sıcaklık ve tuzluluk verilerini baz alarak önümüzdeki 20 yılda 50 yılda neler olacağı tahmin ediliyor. Veriler, çok açıkça sıcaklığın artacağını gösteriyor. Bu sadece Marmara ya da Ege’nin sorunu değil bnütün dünyada sıcaklıklar artmaya başaldı. Kuzey Kutbu’ndaki buzullar eriyor deniz seviyesi yükseliyor. Bu tabii ki Marmara’yı da etkileyecek.” ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TgWz7sOOqUC92jdZxJUcBg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Marmara’yı, bekleyen, tehlike:, son, Midilli, Adası’nda, görüldü, yönü, Marmara, Denizi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TgWz7sOOqUC92jdZxJUcBg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Marmara’yı bekleyen tehlike: En son Midilli Adası’nda görüldü, yönü Marmara Denizi"><p>Kızıldeniz’den Akdeniz’e oradan da Ege Denizi’ne ulaşan istilacı balon balığı, Marmara’da da görüldü. Bir başka istilacı tür olan aslan balığı ise son olarak Midilli Adası açıklarında tespit edildi. Aslan balığı, sıcaklık bariyeri nedeniyle Marmara’ya giriş yapamıyor. Uzmanlar sıcaklık farkının azalması halinde bu istilacı türün de Marmara’ya giriş yapabileceği konusunda uyarıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RHxN092HtU6FlUS157a53Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>8 Haziran Marmara Denizi Günü kapsamında, biliminsanları ve STK temsilcileri Marmara Denizi’nin mevcut durumuyla, kirlilik, iklim değişikliği gibi faktörlerin olası tehditlerini tartıştı.
Denizdeki canlı popülasyonu, oksijen durumu; sıcaklık ve müsilaj gibi birçok konunun da tartışıldığı etkinlikte Türkiye Deniz Araştırmaları Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi ve İstanbul Üniversitesi Deniz Biyolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Onur Gönülal da bir konuşma yaptı.
Doç. Dr. Gönülal konuşmasında, Marmara Denizi’ndeki yabancı tür tehlikesine dikkat çekti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Bo2QvdyyDEW1oiZVg_8w2Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gönülal, Kızıldeniz ve Akdeniz’den gelen türlerin denizdeki sıcaklık artışları sebebiyle Marmara Denizi ve Karadeniz’e yönelebileceklerini ifade ederken; balon balığı ve aslan balığı gibi zehirli türler konusunda da uyarılarda bulundu.
İstilacı türlerin en fazla Doğu Akdeniz’i etkilediğini anlatan Gönülal, “Akdeniz'de Kuzey Ege'de nispeten Güney Ege’de yabancı tür sayısının çok daha fazla olmasını bekliyoruz. Tamam böyle ama; bu türler düşünün Süveyş Kanalı’ndan gelen bir balık türü yüzerek 5 yılda ya da 1 yılda çok rahat bir şekilde Marmara’ya ulaşabiliyorlar. Eskiden bu kadar fazla sayı yoktu, şimdi daha fazla. Sebebi ise çok açık küresel ısınma.” ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Nv8Tm-J8M0a8tD4xaR_P4w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gönülal şöyle devam etti:
“Bu canlılar Kızıldeniz’den geliyor; bu deniz bizim denizlerimize göre çok daha fazla sıcak bir deniz. Siz sıcaklık farkını azaltırsanız ki normalde çocukluğumuzda Marmara’da çoğumuz yüzdük, soğuk diye hatırlardık. Kızılzdeniz’de siz sıcaklık farkını azaltırsanız, bu canlılar sıcaklık farkına aldırış etmeden eskiden belki Muğla’ya kadar gelebiliyorlardı artık Marmara’ya kadar gelebiliyorlar. Buna artık biz Marmara’nın Akdenizleşmesi hatta artık bu türler Marmara’yı geçip Karadeniz’e geçiyorlar, Karadeniz’in de Akdenizleşmesi süreci diyoruz.”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/igcc67fn4EugIQPtkVHYPw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Balon balığının Marmara’ya ulaştığını anlatan Gönülal, “Aslan balığının ise en son Midilli Adası bölgesinde kaydı var. Şu an bilim insanlarının söylediği Aslan balığının yukarı doğru çıkmasını engelleyen tek şey sıcaklık bariyeri, ama bu sıcaklık farkı gitgide azalırsa sıcaklık artışı bu şekilde devam ederse, Aslan Balığı’nın Marmara’ya girmemesi için hiçbir sebep yok.” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GbrxA3nlZEiHNZ-H7Vyptg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gönülal, şunları söyledi:
“Zehirli bir balık türü ve dokunduğunuz anda panzehiri de yok. Baya bir sıkıntı yaşayacağız. Umarım gelmez. İklim uzmanı değilim; ama bilim insanları tarafından modellemeler yapılıyor, 1970'ten günümüze olan sıcaklık ve tuzluluk verilerini baz alarak önümüzdeki 20 yılda 50 yılda neler olacağı tahmin ediliyor. Veriler, çok açıkça sıcaklığın artacağını gösteriyor. Bu sadece Marmara ya da Ege’nin sorunu değil bnütün dünyada sıcaklıklar artmaya başaldı. Kuzey Kutbu’ndaki buzullar eriyor deniz seviyesi yükseliyor. Bu tabii ki Marmara’yı da etkileyecek.”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TsEOwO-LhkKiEf_fkI479A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jVj73GpR20Cw0SF2a2qYxw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Vtg97iQaG0WrnSedisH7Nw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rgFAx8_otUqYSGBOWKVBjw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Marmara’da müsilaj şüphesi: Numuneler TÜBİTAK’a gönderildi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/marmarada-musilaj-suphesi-numuneler-tubitaka-goenderildi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/marmarada-musilaj-suphesi-numuneler-tubitaka-goenderildi</guid>
<description><![CDATA[ İzmit Körfezi’nin Başiskele sahilinde denizde parça parça beyaz tabakalar görüldü. Belediyeye bağlı ekipler, tabakalardan müsilaj şüphesiyle numune aldı. Numuneler, TÜBİTAK-MAM tarafından incelenecek.Marmara Denizi’nin doğu ucunda yer alan İzmit Körfezi’nin Başiskele ilçesindeki Seymen Sahili kısmında denizde küçük çaplı, parça parça beyaz tabakalar görüldü.Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı’na bağlı ekipler, müsilaj benzeri tabakalardan numune alarak incelenmesi amacıyla TÜBİTAK-MAM’a gönderdi.Kocaeli Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halim Aytekin Ergül, Marmara Denizi’nde müsilaj oluşumunun devam edip etmediği hakkında açıklamalarda bulundu.Prof. Dr. Ergül, müsilaj tehlikesinin devam ettiğini, bu durumun bir süreç olduğunu ancak kapsamlı tedbirler ile müsilaj tehlikesinin giderilebileceğini anlattı.Prof. Dr. Ergül, Başiskele ilçesindeki Seymen Sahili&#039;nde görülen tabakalar hakkında, “Marmara Denizi’nde yer yer rastladığımız müsilaj oluşumları ve birikimleri henüz çok yoğun halde değiller. Muhtemelen akıntıların sürüklemiş olduğu ve yoğunlaştırdığı birikimler. O şekilde görünür hale geliyorlar. Bunların potansiyel olarak oluşumları mümkün ama fizikokimyasal koşulların uygun olması lazım, atmosferik koşulların, hava sıcaklığının, su sıcaklığının uygun olması lazım. Çok sıcağı sevmiyorlar. Dolayısıyla da yaz mevsiminde ilerleyen dönemlerde azalmalarını bekleriz. Ancak Marmara Denizi potansiyel olarak bu üretimi yapabilecek ham maddeyi taşıyor.” diye konuştu.Marmara Denizi’nde müsilaj tehlikesinin geçmediğini anlatan Ergül, şunları söyledi:
“Marmara Denizi&#039;nin etrafında yaklaşık olarak 25 milyon insan yaşıyor. Bunların deşarjlarının yanı sıra ilave olarak tarımsal atıklar, belki endüstriyi de dahil edebiliriz; Marmara, bunların hepsinin buluştuğu küçük bir iç deniz. Dolayısıyla da bu atık yükünü kaldırmakta zorlandığını hepimizin çok bariz olarak 2021&#039;de yaşanan oluşumda gördük. O bakımdan iyileştirmeyle ilgili verilen mücadelelere, çabalara herkesin destek olması gerekiyor.” ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6XOx-qOzokaXp5H2wPlDQg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Marmara’da, müsilaj, şüphesi:, Numuneler, TÜBİTAK’a, gönderildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6XOx-qOzokaXp5H2wPlDQg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Marmara’da müsilaj şüphesi: Numuneler TÜBİTAK’a gönderildi"><p>İzmit Körfezi’nin Başiskele sahilinde denizde parça parça beyaz tabakalar görüldü. Belediyeye bağlı ekipler, tabakalardan müsilaj şüphesiyle numune aldı. Numuneler, TÜBİTAK-MAM tarafından incelenecek.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MBt_1S68L0CALhdQxZWkFw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Marmara Denizi’nin doğu ucunda yer alan İzmit Körfezi’nin Başiskele ilçesindeki Seymen Sahili kısmında denizde küçük çaplı, parça parça beyaz tabakalar görüldü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/n9FsKNoq1EiuZPXNz8yokw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı’na bağlı ekipler, müsilaj benzeri tabakalardan numune alarak incelenmesi amacıyla TÜBİTAK-MAM’a gönderdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EQrwyhbTuUihjK9M7ztYpg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kocaeli Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halim Aytekin Ergül, Marmara Denizi’nde müsilaj oluşumunun devam edip etmediği hakkında açıklamalarda bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rwyGXJWozUOL4syXrKzkeg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Prof. Dr. Ergül, müsilaj tehlikesinin devam ettiğini, bu durumun bir süreç olduğunu ancak kapsamlı tedbirler ile müsilaj tehlikesinin giderilebileceğini anlattı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IINGmKHwlEqpmzywNnEC0Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Prof. Dr. Ergül, Başiskele ilçesindeki Seymen Sahili'nde görülen tabakalar hakkında, “Marmara Denizi’nde yer yer rastladığımız müsilaj oluşumları ve birikimleri henüz çok yoğun halde değiller. Muhtemelen akıntıların sürüklemiş olduğu ve yoğunlaştırdığı birikimler. O şekilde görünür hale geliyorlar. Bunların potansiyel olarak oluşumları mümkün ama fizikokimyasal koşulların uygun olması lazım, atmosferik koşulların, hava sıcaklığının, su sıcaklığının uygun olması lazım. Çok sıcağı sevmiyorlar. Dolayısıyla da yaz mevsiminde ilerleyen dönemlerde azalmalarını bekleriz. Ancak Marmara Denizi potansiyel olarak bu üretimi yapabilecek ham maddeyi taşıyor.” diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5efz5dc8v0-KC9VeqFLOiw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Marmara Denizi’nde müsilaj tehlikesinin geçmediğini anlatan Ergül, şunları söyledi:
“Marmara Denizi'nin etrafında yaklaşık olarak 25 milyon insan yaşıyor. Bunların deşarjlarının yanı sıra ilave olarak tarımsal atıklar, belki endüstriyi de dahil edebiliriz; Marmara, bunların hepsinin buluştuğu küçük bir iç deniz. Dolayısıyla da bu atık yükünü kaldırmakta zorlandığını hepimizin çok bariz olarak 2021'de yaşanan oluşumda gördük. O bakımdan iyileştirmeyle ilgili verilen mücadelelere, çabalara herkesin destek olması gerekiyor.”</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Avusturya&amp;apos;da &amp;quot;doğa yasası&amp;quot; krizi: Başbakan, iklim bakanı hakkında suç duyurusunda bulunacak</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/avusturyada-doga-yasasi-krizi-basbakan-iklim-bakani-hakkinda-suc-duyurusunda-bulunacak</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/avusturyada-doga-yasasi-krizi-basbakan-iklim-bakani-hakkinda-suc-duyurusunda-bulunacak</guid>
<description><![CDATA[ Avusturya&#039;nın Yeşiller üyesi İklim Bakanı Leonore Gewessler&#039;in,  AB Doğa Restorasyon Yasası&#039;na desteği, iktidardaki muhafakazar Halk Partisi&#039;ni kızdırdı. Parti Genel Sekreteri Christian Stocker, Gewessler&#039;in anayasaya aykırı hareket ettiğine dair şüphe olduğunu söyledi. Başbakan Karl Nehammer de Avrupa Mahkemesi&#039;ne şikayette bulunacağını bildirdi.Avusturya&#039;nın muhafazakârları, Avrupa Birliği &quot;doğa yasa tasarısına karşı Avrupa Adalet Divanı&#039;nda yasal işlem başlatma sözü verdi.Çevre bakanı, şansölye ve hükümete rağmen tasarının kabul edilmesine yardımcı oldu.  AB çevre bakanları bugün, 27 ülkeden oluşan blokta bozulan ekosistemlerin onarılmasını amaçlayan önemli bir tasarıyı onayladı.  Avusturya&#039;nın Yeşiller üyesi İklim Bakanı Leonore Gewessler&#039;in desteği, AB&#039;nin Doğa Restorasyon Yasası&#039;nın geçmesi için gereken çoğunluğu elde etmesine yardımcı oldu ancak ülkesinin iktidardaki muhafazakarları Halk Partisi&#039;ni (OeVP) kızdırdı.  Sağcı Başbakan Karl Nehammer, hükümetin &quot;hukuksuz&quot; bir oylamaya karşı Avrupa mahkemesine şikayette bulunacağını söyledi.  &quot;Hiç kimse hukukun üstünde değildir&quot; diyen başbakanlık ofisinden yapılan açıklamada, Gewessler hakkında Avusturya&#039;da &quot;görevi kötüye kullanma&quot; iddiasıyla ayrı bir suç duyurusunda bulunulacağı belirtildi.&quot;GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA ANLAMINA GELİR&quot;OeVP Genel Sekreteri Christian Stocker, yaptığı açıklamada, &quot;Leonore Gewessler&#039;in hukuka aykırı ve bilerek anayasaya aykırı hareket ettiğine dair bir şüphe var. Bu görevi kötüye kullanma anlamına gelir&quot; dedi.  Gewessler ise tasarıyı destekleme yönündeki &quot;cesur&quot; kararının yasal olduğunu belirterek, &quot;Bugünkü karar doğa için bir zaferdir&quot; diye konuştu.Tasarı, AB&#039;nin iklim hedeflerine ulaşmasına yardımcı olmayı amaçlayan bir dizi yasa olan &quot;Yeşil Anlaşma&quot; kapsamındaki çevresel hedeflerinin merkezi bir parçası, ancak bazı çiftçiler bunun geçim kaynaklarını tehdit ettiğini söylüyor.  Mevzuat, bloğun bozulmuş kara ve deniz ekosistemlerinin en az yüzde 20&#039;sini, özellikle de karbonu yakalama ve depolama ve doğal afetlerin etkisini önleme ve azaltma potansiyeli en yüksek olanları restore etmek için bağlayıcı hedefler getirmesi gerektiğini söylüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KUflcYwuQkSjvBhgjzMZVw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Avusturyada, doğa, yasası, krizi:, Başbakan, iklim, bakanı, hakkında, suç, duyurusunda, bulunacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KUflcYwuQkSjvBhgjzMZVw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both&v=20240617115904148" class="type:primaryImage" alt="Avusturya'da " do yasas krizi: ba iklim bakan hakk su duyurusunda bulunacak><p>Avusturya'nın Yeşiller üyesi İklim Bakanı Leonore Gewessler'in,  AB Doğa Restorasyon Yasası'na desteği, iktidardaki muhafakazar Halk Partisi'ni kızdırdı. Parti Genel Sekreteri Christian Stocker, Gewessler'in anayasaya aykırı hareket ettiğine dair şüphe olduğunu söyledi. Başbakan Karl Nehammer de Avrupa Mahkemesi'ne şikayette bulunacağını bildirdi.</p><p>Avusturya'nın muhafazakârları, Avrupa Birliği "doğa yasa tasarısına karşı Avrupa Adalet Divanı'nda yasal işlem başlatma sözü verdi.</p><p>Çevre bakanı, şansölye ve hükümete rağmen tasarının kabul edilmesine yardımcı oldu.  AB çevre bakanları bugün, 27 ülkeden oluşan blokta bozulan ekosistemlerin onarılmasını amaçlayan önemli bir tasarıyı onayladı.  Avusturya'nın Yeşiller üyesi İklim Bakanı Leonore Gewessler'in desteği, AB'nin Doğa Restorasyon Yasası'nın geçmesi için gereken çoğunluğu elde etmesine yardımcı oldu ancak ülkesinin iktidardaki muhafazakarları Halk Partisi'ni (OeVP) kızdırdı.  Sağcı Başbakan Karl Nehammer, hükümetin "hukuksuz" bir oylamaya karşı Avrupa mahkemesine şikayette bulunacağını söyledi.  "Hiç kimse hukukun üstünde değildir" diyen başbakanlık ofisinden yapılan açıklamada, Gewessler hakkında Avusturya'da "görevi kötüye kullanma" iddiasıyla ayrı bir suç duyurusunda bulunulacağı belirtildi.</p><p><strong>"GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA ANLAMINA GELİR"</strong></p><p>OeVP Genel Sekreteri Christian Stocker, yaptığı açıklamada, "Leonore Gewessler'in hukuka aykırı ve bilerek anayasaya aykırı hareket ettiğine dair bir şüphe var. Bu görevi kötüye kullanma anlamına gelir" dedi.  Gewessler ise tasarıyı destekleme yönündeki "cesur" kararının yasal olduğunu belirterek, "Bugünkü karar doğa için bir zaferdir" diye konuştu.</p><p>Tasarı, AB'nin iklim hedeflerine ulaşmasına yardımcı olmayı amaçlayan bir dizi yasa olan "Yeşil Anlaşma" kapsamındaki çevresel hedeflerinin merkezi bir parçası, ancak bazı çiftçiler bunun geçim kaynaklarını tehdit ettiğini söylüyor.  Mevzuat, bloğun bozulmuş kara ve deniz ekosistemlerinin en az yüzde 20'sini, özellikle de karbonu yakalama ve depolama ve doğal afetlerin etkisini önleme ve azaltma potansiyeli en yüksek olanları restore etmek için bağlayıcı hedefler getirmesi gerektiğini söylüyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Avrupa Birliği kritik doğa yasasını kabul etti</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/avrupa-birligi-kritik-doga-yasasini-kabul-etti</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/avrupa-birligi-kritik-doga-yasasini-kabul-etti</guid>
<description><![CDATA[ Avrupa Birliği, Lüksemburg&#039;da yapılan kritik oylama sonucu dönüm noktası niteliğinde olarak görülen &quot;Doğa Restorasyon Yasası&quot;nı kabul etti. Yasanın hedefi, 10 yılın sonuna kadar Avrupa Birliği&#039;nin kara ve denizlerinin en az yüzde 20&#039;sini restore etmek.Avrupa Birliği, dönüm noktası niteliğinde bir doğa yasasını kabul etti.The Guardian gazetesinin bildirdiğine göre bıçak sırtı bir oylamanın ardından yasanın kabul edilmesi, çiftçilerin şiddetli protestolarından ürken üye ülkeler arasında aylardır süren çıkmazı sona erdirecek.Ancak teklifin kurtarıcısı olarak gösterilen Avusturya&#039;nın son dakikada yaptığı fikir değişikliği, ülkeyi siyasi kaosa sürükledi ve iktidardaki merkez sağ ÖVP, Yeşiller üyesi iklim bakanı hakkında suç duyurusunda bulunacağını açıkladı.  Avrupa Yeşil Anlaşmasının en tartışmalı ayağı olduğu kanıtlanan ve son engelde neredeyse başarısız olan Doğa Restorasyon Yasası, 10 yılın sonuna kadar Avrupa Birliği&#039;nin kara ve denizlerinin en az yüzde 20&#039;sini restore etme hedefi koyuyor.Milletvekilleri ve hükümetler, aşırı sağcı partilerin sandalye kazandığı ve yeşil partilerin kaybettiği Avrupa seçimlerinden önceki aylarda öneriyi sulandırmıştı. Ancak verilen tavizlere rağmen, destekçiler bugün Lüksemburg&#039;da yapılan oylamada yeterli sayıda üye ülkeyi &quot;zar zor&quot; ikna edebildi.Avrupa Parlamentosu&#039;nun yasa ile ilgili müzakerelerine liderlik eden İspanya&#039;dan merkez sol milletvekili Cesar Luena, &quot;Bugün, doğayı sadece korumak ve muhafaza etmekten aktif bir şekilde restore etmeye geçiş yaptığımız Avrupa için önemli bir gün&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oT-fjNDdB0eKUnGV_OK1wQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Avrupa, Birliği, kritik, doğa, yasasını, kabul, etti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oT-fjNDdB0eKUnGV_OK1wQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Avrupa Birliği kritik doğa yasasını kabul etti"><p>Avrupa Birliği, Lüksemburg'da yapılan kritik oylama sonucu dönüm noktası niteliğinde olarak görülen "Doğa Restorasyon Yasası"nı kabul etti. Yasanın hedefi, 10 yılın sonuna kadar Avrupa Birliği'nin kara ve denizlerinin en az yüzde 20'sini restore etmek.</p><p>Avrupa Birliği, dönüm noktası niteliğinde bir doğa yasasını kabul etti.</p><p>The Guardian gazetesinin bildirdiğine göre bıçak sırtı bir oylamanın ardından yasanın kabul edilmesi, çiftçilerin şiddetli protestolarından ürken üye ülkeler arasında aylardır süren çıkmazı sona erdirecek.</p><p>Ancak teklifin kurtarıcısı olarak gösterilen Avusturya'nın son dakikada yaptığı fikir değişikliği, ülkeyi siyasi kaosa sürükledi ve iktidardaki merkez sağ ÖVP, Yeşiller üyesi iklim bakanı hakkında suç duyurusunda bulunacağını açıkladı.  Avrupa Yeşil Anlaşmasının en tartışmalı ayağı olduğu kanıtlanan ve son engelde neredeyse başarısız olan Doğa Restorasyon Yasası, 10 yılın sonuna kadar Avrupa Birliği'nin kara ve denizlerinin en az yüzde 20'sini restore etme hedefi koyuyor.</p><p>Milletvekilleri ve hükümetler, aşırı sağcı partilerin sandalye kazandığı ve yeşil partilerin kaybettiği Avrupa seçimlerinden önceki aylarda öneriyi sulandırmıştı. </p><p>Ancak verilen tavizlere rağmen, destekçiler bugün Lüksemburg'da yapılan oylamada yeterli sayıda üye ülkeyi "zar zor" ikna edebildi.</p><p>Avrupa Parlamentosu'nun yasa ile ilgili müzakerelerine liderlik eden İspanya'dan merkez sol milletvekili Cesar Luena, "Bugün, doğayı sadece korumak ve muhafaza etmekten aktif bir şekilde restore etmeye geçiş yaptığımız Avrupa için önemli bir gün" dedi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sivas&amp;apos;ta tedirgin eden görüntü! Yetkililerden &amp;quot;uzak durun&amp;quot; çağrısı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/sivasta-tedirgin-eden-goeruntu-yetkililerden-uzak-durun-cagrisi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/sivasta-tedirgin-eden-goeruntu-yetkililerden-uzak-durun-cagrisi</guid>
<description><![CDATA[ Sivas’ın Gürün ilçe merkezinden geçen Tohma çayında yaşanan toplu balık ölümleri çevre sakinlerini tedirgin ederken, yetkililer çaydan uzak durun çağrısında bulundu.Sivas’ın Gürün ilçesinde şehir merkezinden geçen Tohma çayında 2 gündün toplu balık ölümleri yaşanıyor. İrili ufaklı binlerce balık su yüzeyine çıktı, çay kenarında toplandı.Balık ölümlerinden çay üzerindeki balık çiftlikleri de etkilendi.Gürün Belediyesi ve Gürün Kaymakamlığından yapılan duyurularda; suya girilmemesi, suyla tarla sulanmaması, hayvanlara verilmemesi, tutulan balıkların yenmemesi istendi. Gürün Belediyesi ekipleri halk sağlığı açısından ölü balıkları topladı.Konuyla ilgili açıklama yapan Gürün Belediye Başkanı Nami Çiftçi, iki gündür toplu balık ölümleri yaşandığına dikkat çekerek, “Biz ölen balıkları hastalıklara neden olmaması için toplattık.Ölümlerin nedeni henüz bilmiyoruz. Ancak ölümlere; düşen su seviyesi, artan su sıcaklığıyla birlikte suda ki oksijen oranının azılmasının neden olabileceğini düşünüyoruz. Biz vatandaşlarımızı çaydan uzak durmaları, çaydan hayvanlara su verilmemesi, toplanan balıkların tüketilmemesi hususunda uyardık. Balıkların ölüm nedeninin anlaşılabilmesi için numuneler alındı. Tatilin bitmesinin hemen ardından incelemeler yapılarak ölümlerin nedenini anlamış olacağız” dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Umjdtr96WEiDY7f5rGMKrQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Sivasta, tedirgin, eden, görüntü, Yetkililerden, uzak, durun, çağrısı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Umjdtr96WEiDY7f5rGMKrQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Sivas'ta tedirgin eden görüntü! Yetkililerden " uzak durun><p>Sivas’ın Gürün ilçe merkezinden geçen Tohma çayında yaşanan toplu balık ölümleri çevre sakinlerini tedirgin ederken, yetkililer çaydan uzak durun çağrısında bulundu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ENYXCi5svUKk0dnYz3ajig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sivas’ın Gürün ilçesinde şehir merkezinden geçen Tohma çayında 2 gündün toplu balık ölümleri yaşanıyor. İrili ufaklı binlerce balık su yüzeyine çıktı, çay kenarında toplandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dhE3aUde4U-ogDoB_C6JZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Balık ölümlerinden çay üzerindeki balık çiftlikleri de etkilendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dQaXLOfj4kuUWCpDALjcHw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gürün Belediyesi ve Gürün Kaymakamlığından yapılan duyurularda; suya girilmemesi, suyla tarla sulanmaması, hayvanlara verilmemesi, tutulan balıkların yenmemesi istendi. Gürün Belediyesi ekipleri halk sağlığı açısından ölü balıkları topladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yUmrhh68HEu2AgVIWBywvg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Konuyla ilgili açıklama yapan Gürün Belediye Başkanı Nami Çiftçi, iki gündür toplu balık ölümleri yaşandığına dikkat çekerek, “Biz ölen balıkları hastalıklara neden olmaması için toplattık.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UoepYDD2M06Cw_CBojgwQQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ölümlerin nedeni henüz bilmiyoruz. Ancak ölümlere; düşen su seviyesi, artan su sıcaklığıyla birlikte suda ki oksijen oranının azılmasının neden olabileceğini düşünüyoruz. Biz vatandaşlarımızı çaydan uzak durmaları, çaydan hayvanlara su verilmemesi, toplanan balıkların tüketilmemesi hususunda uyardık. Balıkların ölüm nedeninin anlaşılabilmesi için numuneler alındı. Tatilin bitmesinin hemen ardından incelemeler yapılarak ölümlerin nedenini anlamış olacağız” dedi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bakan Yumaklı: Bu yıl 51 çeşit bitki tescil edildi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/bakan-yumakli-bu-yil-51-cesit-bitki-tescil-edildi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/bakan-yumakli-bu-yil-51-cesit-bitki-tescil-edildi</guid>
<description><![CDATA[ Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, yerli bitki ıslahı ve geliştirme çalışmalarının sürdüğünü belirterek, &quot;Bu yıl 51, toplamda ise 1004 bitki çeşidini tescil ederek geleceğimize değer kattık.&quot; dedi.Bakan Yumaklı, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) enstitülerindeki yerli bitki ıslahı ve geliştirme çalışmaları hakkında bilgi verdi.  Söz konusu çalışmalara TAGEM bünyesindeki laboratuvalarda devam edildiğini bildiren Yumaklı, &quot;Bu yıl 51 toplamda ise 1004 bitki çeşidini tescil ederek geleceğimize değer kattık. Cömert Anadolu topraklarını yerli, milli ve sertifikalı bitkilerimizin tohumlarıyla buluşturmayı sürdüreceğiz.&quot; değerlendirmesinde bulundu.  Yumaklı, paylaşımında kullandığı görselde, ülkede kullanılan tohumların yüzde 97&#039;sinin Türkiye&#039;de üretildiğini ve 117 ülkeye tohum ihraç edildiğini bildirdi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/flZGVTnSsU-0nyJrXQQwAA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Bakan, Yumaklı:, yıl, çeşit, bitki, tescil, edildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/flZGVTnSsU-0nyJrXQQwAA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Bakan Yumaklı: Bu yıl 51 çeşit bitki tescil edildi"><p>Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, yerli bitki ıslahı ve geliştirme çalışmalarının sürdüğünü belirterek, "Bu yıl 51, toplamda ise 1004 bitki çeşidini tescil ederek geleceğimize değer kattık." dedi.</p>Bakan Yumaklı, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) enstitülerindeki yerli bitki ıslahı ve geliştirme çalışmaları hakkında bilgi verdi.  Söz konusu çalışmalara TAGEM bünyesindeki laboratuvalarda devam edildiğini bildiren Yumaklı, "Bu yıl 51 toplamda ise 1004 bitki çeşidini tescil ederek geleceğimize değer kattık. Cömert Anadolu topraklarını yerli, milli ve sertifikalı bitkilerimizin tohumlarıyla buluşturmayı sürdüreceğiz." değerlendirmesinde bulundu.  Yumaklı, paylaşımında kullandığı görselde, ülkede kullanılan tohumların yüzde 97'sinin Türkiye'de üretildiğini ve 117 ülkeye tohum ihraç edildiğini bildirdi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Marmara’yı bekleyen ekolojik felaket: “Tekrarı kesin, Marmara’nın başının üstünde kılıç gibi sallanıyor”</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/marmarayi-bekleyen-ekolojik-felaket-tekrari-kesin-marmaranin-basinin-ustunde-kilic-gibi-sallaniyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/marmarayi-bekleyen-ekolojik-felaket-tekrari-kesin-marmaranin-basinin-ustunde-kilic-gibi-sallaniyor</guid>
<description><![CDATA[ Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Sarı, “Müsilaj riski, Marmara Denizi’nin başının üstünde kılıç gibi sallanmaya devam edecek. Bu tehlikenin tekrarı kesin.” dedi. Müsilajın, ekolojik bir felaket olduğunu söyleyen Sarı, “Bu kirlilik devam ederse, ekosistemine ömür biçemeyeceğimiz Marmara Denizi, her gün, biraz daha bozulacak. Biraz daha Marmara Denizi&#039;nden yararlanamaz hale geleceğiz. Balıklar azalacak.” ifadelerini kullandı.Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Sarı, Marmara Denizi’ndeki kirliliğin her geçen gün artarak, daha da tehlikeli boyuta geldiğini söyledi.2021 yılında yaşanan müsilaj sonrası 22 madden oluşan Marmara Eylem Planı’nın hazırlanıp, imzalandığını hatırlatan Prof. Dr. Sarı, “Marmara Denizi, 2021 yılında müsilaj felaketiyle karşılaştı. İlk kez karşılaşmadı. Daha önce de pek çok kez müsilaj ortaya çıkmıştı. Ama büyük boyutu ile 2021 yılında karşılaştık. Sonrasında tüm tarafları bir araya gelerek müsilajla ilgili 22 ayrı maddeden oluşan eylem planı hazırlanıp, imzalandı.” ifadelerini kullandı.22 maddeden oluşan eylem planının 14 maddesinin Marmara’daki kirlilik yükünün azaltılmasıyla ilgili olduğunu dile getiren Sarı, “Marmara Denizi’nin kirlilik yükünü azaltmadan müsilajdan kurtulma şansımız yok. Çünkü müsilaj bir sonuç. Küresel iklim değişikliğine bağlı deniz suyu sıcaklıklarındaki artış, birinci faktördür. Orijinal yapısına müdahale edemediğimiz bu denizin, yoğun şekilde kirletilmemesi gerekiyordu.” diye konuştu.Marmara Denizi çevresindeki nüfus yoğunluğu ve sanayileşmeye dikkat çeken Sarı, yeni bir müsilaj riski ile karşı karşıya olunduğunu vurgulayarak, şunları söyledi:
&quot;Marmara’nın çevresinde 25 milyon insan yaşıyor. Bunların atıklarının sadece yarısını arıtıyoruz. Geri kalan yarısını ne yazık ki denize boca etmeye devam ediyoruz. Diğer taraftan Türkiye’nin yarısına hizmet sunan bir endüstri içerisinde, onun atıkları da denize gidiyor. Tarımsal atıklar, denizcilik atıkları. Bunlar hep birlikte Marmara Denizi’ne boca edilmeye devam ediyor.
2021 yılında ne kadar kirletiyorsak, Marmara Denizi’ni şu anda da o kadar kirletiyoruz. 22 maddeden oluşan eylem planının 14’ü, denizin kirlilik yükünü azaltmakla ilgiliydi. Ama bunu yapamadık. Yapamadığımız için bu müsilaj riski, Marmara Denizi’nin başının üstünde kılıç gibi sallanmaya devam edecek.
Bu tehlikenin tekrarı kesin. Müsilaj, zamanı meçhul bir ekolojik felaket bizim için. Bilim, veriye göre çalışır. Veriye bakıyoruz. Eğer Marmara Denizi’nin çevresindeki yerel yönetimlere bakarsak, hiçbirisi de zikretmiyor. Sanayi kuruluşlarına sorarsak, kontrolü yapan kamu yöneticilerine, onların da mükemmel şekilde denetim faaliyetlerini yerine getirdiklerini söylediklerine şahit oluyoruz.
Bu kirlilik devam ederse, ekosistemine ömür biçemeyeceğimiz Marmara Denizi, her gün, biraz daha bozulacak. Biraz daha Marmara Denizi’nden yararlanamaz hale geleceğiz. Balıklar azalacak. Denize girme noktasında daha çok risk var. Şu anda yaşadığımız gibi. Bu yüzden denizdeki kirliliği mutlaka ve mutlaka azaltmamız gerekiyor.”Marmara Denizi&#039;ndeki balık türlerinin yok olmaya başladığına da dikkat çeken Prof. Dr. Mustafa Sarı, şöyle devam etti:
“Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü’nün desteğiyle, müsilajdan önceki balık türlerinin, müsilajdan sonra nasıl bir durumda olduğunu tespit etmek için ‘Marmara Projesi’ adı altında bir proje yürüttü. O projenin sonuçlarına göre, Marmara Denizi’nde müsilaj öncesine göre balık bolluğunda yüzde 25 düzeyine ulaşan azalma oldu.
Müsilajdan önce 4 balığımız varsa, sonrasında 3 balığımız kalmış. Balıklarımız azalmış. Türleri de azalmış. Daha çok pelajik balıklar. Soframıza gelen hamsi, istavrit, lüfer, sardalya, kolyoz gibi, palamut gibi balıklar bağlamında yüzde 25 düzeyde bir azalma var. Dipteki müsilaj etkisiyle, oksijenin azalması yüzünden köpek balığı ve vatoz balıkları ise derinlerden kıyılara doğru gelmiş.
Bunların miktarında da bir artış görüyoruz. Halbuki onların sürekli balıkçı ağından çıkmasının nedeni bollukları artmadı. Derinlerde oksijen kalmadığı için daha sığ kısımlara geldi. Bu yüzden de ağlarla daha çok karşılaşmaya başlamış olur.” ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rEbc_CPJukCR_Ld0dzAsmA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Marmara’yı, bekleyen, ekolojik, felaket:, “Tekrarı, kesin, Marmara’nın, başının, üstünde, kılıç, gibi, sallanıyor”</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rEbc_CPJukCR_Ld0dzAsmA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Marmara’yı bekleyen ekolojik felaket: “Tekrarı kesin, Marmara’nın başının üstünde kılıç gibi sallanıyor”"><p>Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Sarı, “Müsilaj riski, Marmara Denizi’nin başının üstünde kılıç gibi sallanmaya devam edecek. Bu tehlikenin tekrarı kesin.” dedi. Müsilajın, ekolojik bir felaket olduğunu söyleyen Sarı, “Bu kirlilik devam ederse, ekosistemine ömür biçemeyeceğimiz Marmara Denizi, her gün, biraz daha bozulacak. Biraz daha Marmara Denizi'nden yararlanamaz hale geleceğiz. Balıklar azalacak.” ifadelerini kullandı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8KhAM58sKkyrTPQq9FkDlw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Sarı, Marmara Denizi’ndeki kirliliğin her geçen gün artarak, daha da tehlikeli boyuta geldiğini söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1GSbHsA6K02Spz_GLLUDVA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2021 yılında yaşanan müsilaj sonrası 22 madden oluşan Marmara Eylem Planı’nın hazırlanıp, imzalandığını hatırlatan Prof. Dr. Sarı, “Marmara Denizi, 2021 yılında müsilaj felaketiyle karşılaştı. İlk kez karşılaşmadı. Daha önce de pek çok kez müsilaj ortaya çıkmıştı. Ama büyük boyutu ile 2021 yılında karşılaştık. Sonrasında tüm tarafları bir araya gelerek müsilajla ilgili 22 ayrı maddeden oluşan eylem planı hazırlanıp, imzalandı.” ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/juKBJMqKzkOXoSLnSWgMwQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>22 maddeden oluşan eylem planının 14 maddesinin Marmara’daki kirlilik yükünün azaltılmasıyla ilgili olduğunu dile getiren Sarı, “Marmara Denizi’nin kirlilik yükünü azaltmadan müsilajdan kurtulma şansımız yok. Çünkü müsilaj bir sonuç. Küresel iklim değişikliğine bağlı deniz suyu sıcaklıklarındaki artış, birinci faktördür. Orijinal yapısına müdahale edemediğimiz bu denizin, yoğun şekilde kirletilmemesi gerekiyordu.” diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7PqQjMc6YkKOAu_I_F9FNA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Marmara Denizi çevresindeki nüfus yoğunluğu ve sanayileşmeye dikkat çeken Sarı, yeni bir müsilaj riski ile karşı karşıya olunduğunu vurgulayarak, şunları söyledi:
"Marmara’nın çevresinde 25 milyon insan yaşıyor. Bunların atıklarının sadece yarısını arıtıyoruz. Geri kalan yarısını ne yazık ki denize boca etmeye devam ediyoruz. Diğer taraftan Türkiye’nin yarısına hizmet sunan bir endüstri içerisinde, onun atıkları da denize gidiyor. Tarımsal atıklar, denizcilik atıkları. Bunlar hep birlikte Marmara Denizi’ne boca edilmeye devam ediyor.
2021 yılında ne kadar kirletiyorsak, Marmara Denizi’ni şu anda da o kadar kirletiyoruz. 22 maddeden oluşan eylem planının 14’ü, denizin kirlilik yükünü azaltmakla ilgiliydi. Ama bunu yapamadık. Yapamadığımız için bu müsilaj riski, Marmara Denizi’nin başının üstünde kılıç gibi sallanmaya devam edecek.
Bu tehlikenin tekrarı kesin. Müsilaj, zamanı meçhul bir ekolojik felaket bizim için. Bilim, veriye göre çalışır. Veriye bakıyoruz. Eğer Marmara Denizi’nin çevresindeki yerel yönetimlere bakarsak, hiçbirisi de zikretmiyor. Sanayi kuruluşlarına sorarsak, kontrolü yapan kamu yöneticilerine, onların da mükemmel şekilde denetim faaliyetlerini yerine getirdiklerini söylediklerine şahit oluyoruz.
Bu kirlilik devam ederse, ekosistemine ömür biçemeyeceğimiz Marmara Denizi, her gün, biraz daha bozulacak. Biraz daha Marmara Denizi’nden yararlanamaz hale geleceğiz. Balıklar azalacak. Denize girme noktasında daha çok risk var. Şu anda yaşadığımız gibi. Bu yüzden denizdeki kirliliği mutlaka ve mutlaka azaltmamız gerekiyor.”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Upr6clc_rUuElTA5APWwyw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Marmara Denizi'ndeki balık türlerinin yok olmaya başladığına da dikkat çeken Prof. Dr. Mustafa Sarı, şöyle devam etti:
“Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü’nün desteğiyle, müsilajdan önceki balık türlerinin, müsilajdan sonra nasıl bir durumda olduğunu tespit etmek için ‘Marmara Projesi’ adı altında bir proje yürüttü. O projenin sonuçlarına göre, Marmara Denizi’nde müsilaj öncesine göre balık bolluğunda yüzde 25 düzeyine ulaşan azalma oldu.
Müsilajdan önce 4 balığımız varsa, sonrasında 3 balığımız kalmış. Balıklarımız azalmış. Türleri de azalmış. Daha çok pelajik balıklar. Soframıza gelen hamsi, istavrit, lüfer, sardalya, kolyoz gibi, palamut gibi balıklar bağlamında yüzde 25 düzeyde bir azalma var. Dipteki müsilaj etkisiyle, oksijenin azalması yüzünden köpek balığı ve vatoz balıkları ise derinlerden kıyılara doğru gelmiş.
Bunların miktarında da bir artış görüyoruz. Halbuki onların sürekli balıkçı ağından çıkmasının nedeni bollukları artmadı. Derinlerde oksijen kalmadığı için daha sığ kısımlara geldi. Bu yüzden de ağlarla daha çok karşılaşmaya başlamış olur.”</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İngiltere&amp;apos;de tek kullanımlık plastik çatal, bıçak ve tabaklar yasaklandı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/ingilterede-tek-kullanimlik-plastik-catal-bicak-ve-tabaklar-yasaklandi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/ingilterede-tek-kullanimlik-plastik-catal-bicak-ve-tabaklar-yasaklandi</guid>
<description><![CDATA[ İngiltere&#039;de plastik çatal, bıçak, tabak ve tepsi gibi tek kullanımlık ürünlerle ilgili yasak yürürlüğe girdi.İngiliz hükümeti, bazı tek kullanımlık plastiklere ilişkin yasağın yürürlüğe girmesiyle doğayı plastik atık kirliliğinden korumayı amaçlıyor.   Ancak belediyeler, bazı firmaların değişime hazır olmadığı konusunda uyarılarda bulunuyor.  Yasaklanan tek kullanımlık plastikleri tedarik etmeyi sürdüren işletmeler, para cezasına çarptırılabilecek ve yerel makamlar tarafından denetime tabi tutulabilecek ancak söz konusu uygulama, süpermarketler veya paket servisler tarafından kullanılan plastik ürünleri kapsamayacak.  Benzer yasaklar, İskoçya&#039;da uygulanırken İngiltere&#039;de tek kullanımlık plastik pipetler, karıştırıcılar ve plastik saplı pamuklu çubuklar 2020&#039;de yasaklanmıştı.  İskoçya, Haziran 2022&#039;de işletmeler için tek kullanımlık plastik ürünleri yasaklamıştı.  Galler&#039;de de Aralık 2022&#039;de benzer bir yasa onaylanmış ancak uygulamanın bazı bölümlerinin 2026&#039;ya kadar yürürlüğe giremeyebileceği belirtilmişti.  SADECE YÜZDE 10&#039;U DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR İngiltere&#039;de veriler, her yıl yaklaşık 1,1 milyar tek kullanımlık plastik tabak ve 4,25 milyar çatal bıçak takımı kullanıldığını, bunların sadece yüzde 10&#039;unun kullanıldıktan sonra geri dönüştürüldüğünü ortaya koyuyor.  Avrupa Birliği (AB), plastik atık miktarını azaltmak için son yıllarda yeni düzenlemeler getirmiş, 2021&#039;de de tek kullanımlık tabak, çatal, bardak ve pipet gibi plastikleri yasaklamıştı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/e6C4K36Tp0enc00Z_PXtsg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>İngilterede, tek, kullanımlık, plastik, çatal, bıçak, tabaklar, yasaklandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/e6C4K36Tp0enc00Z_PXtsg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="İngiltere'de tek kullanımlık plastik çatal, bıçak ve tabaklar yasaklandı"><p>İngiltere'de plastik çatal, bıçak, tabak ve tepsi gibi tek kullanımlık ürünlerle ilgili yasak yürürlüğe girdi.</p><p>İngiliz hükümeti, bazı tek kullanımlık plastiklere ilişkin yasağın yürürlüğe girmesiyle doğayı plastik atık kirliliğinden korumayı amaçlıyor.   Ancak belediyeler, bazı firmaların değişime hazır olmadığı konusunda uyarılarda bulunuyor.  Yasaklanan tek kullanımlık plastikleri tedarik etmeyi sürdüren işletmeler, para cezasına çarptırılabilecek ve yerel makamlar tarafından denetime tabi tutulabilecek ancak söz konusu uygulama, süpermarketler veya paket servisler tarafından kullanılan plastik ürünleri kapsamayacak.  Benzer yasaklar, İskoçya'da uygulanırken İngiltere'de tek kullanımlık plastik pipetler, karıştırıcılar ve plastik saplı pamuklu çubuklar 2020'de yasaklanmıştı.  İskoçya, Haziran 2022'de işletmeler için tek kullanımlık plastik ürünleri yasaklamıştı.  Galler'de de Aralık 2022'de benzer bir yasa onaylanmış ancak uygulamanın bazı bölümlerinin 2026'ya kadar yürürlüğe giremeyebileceği belirtilmişti.  <strong>SADECE YÜZDE 10'U DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR</strong> </p><p>İngiltere'de veriler, her yıl yaklaşık 1,1 milyar tek kullanımlık plastik tabak ve 4,25 milyar çatal bıçak takımı kullanıldığını, bunların sadece yüzde 10'unun kullanıldıktan sonra geri dönüştürüldüğünü ortaya koyuyor.  Avrupa Birliği (AB), plastik atık miktarını azaltmak için son yıllarda yeni düzenlemeler getirmiş, 2021'de de tek kullanımlık tabak, çatal, bardak ve pipet gibi plastikleri yasaklamıştı. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Küresel ısınma ile gelen yeni tehlike: Sivrisinekler daha ölümcül hale geliyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/kuresel-isinma-ile-gelen-yeni-tehlike-sivrisinekler-daha-oelumcul-hale-geliyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/kuresel-isinma-ile-gelen-yeni-tehlike-sivrisinekler-daha-oelumcul-hale-geliyor</guid>
<description><![CDATA[ Bilim insanları, küresel ısınmanın sivrisinekleri daha ölümcül bir hale getirdiğini açıkladı. Buna göre, küresel ısınmayla birlikte gelen daha sıcak ve yağışlı hava, bu canlıların ideal ortamlarını oluşturduğundan, sivrisinekler daha dayanıklı hale geliyor. Bu sayede sivrisinekler daha fazla büyüyor, daha uzun yaşıyor ve ölümcül hastalıkları kapma ve yayma yetenekleri de artıyor.Sivrisineklerin farklı türleri dang humması, Zika virüsü, sarı humma, chikungunya virüsü, sıtma ve Batı Nil virüsü gibi oldukça ciddi ve ölümcül bulaşıcı hastalıkları taşıyabiliyor ve bir kişiden alıp diğerine bulaştırabiliyor.Sivrisinek kaynaklı hastalık uzmanları, küresel sıcaklıklar artmaya devam ettikçe, yeni bölgelerde daha sıcak ve nemli havanın görüleceğini açıkladı.Araştırmacılar, sıcaklıklar arttıkça ve sivrisinekler daha önce gelişemedikleri yerlere göç ettikçe, daha geniş erişim alanları ve daha uzun yaşam sürelerinin, i onlara dünyanın yeni bölgelerinde hastalık yaymak için bolca fırsat vereceği konusunda uyardı.Bununla birlikte küresel ısınma, en acil ve politik olarak en çok tartışılan konulardan biridir ve daha önce ılıman olan bölgelerde daha yüksek sıcaklıklara, daha aşırı hava koşullarına ve artan sellere neden olacaktır, bunların hepsi de daha uzun süre ortalıkta kalan daha büyük sivrisinek popülasyonunu teşvik eden faktörlerdir.Küresel ortalama sıcaklıklar 1800&#039;lerin sonlarından bu yana yaklaşık 1,5 derece erece artmış olup, artışların çoğu son 50 yılda meydana geldi. Birleşmiş Milletler&#039;e (BM) göre ise atmosferdeki su buharı miktarı bunun sonucunda her on yılda yaklaşık yüzde bir ila iki oranında arttı.ABD’de yer alan Johns Hopkins Sıtma Araştırma Enstitüsü Müdür Yardımcısı Dr. Photini Sinnis, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Sivrisinekler ve sivrisineklerin uzun ömürlülüğü için en önemli şey nemdir. Sera gazları atmosferdeki ısıyı hapsettikçe, Dünya&#039;daki sıcaklıklar yükselir ve bu da göller ve nehirler de dahil olmak üzere karadaki su kaynaklarından buharlaşmanın artmasına neden olur. Ve sıcak hava daha fazla su buharı tutar.” diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FWfyWC7RQk2cPbodKFUnqA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Küresel, ısınma, ile, gelen, yeni, tehlike:, Sivrisinekler, daha, ölümcül, hale, geliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FWfyWC7RQk2cPbodKFUnqA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Küresel ısınma ile gelen yeni tehlike: Sivrisinekler daha ölümcül hale geliyor"><p>Bilim insanları, küresel ısınmanın sivrisinekleri daha ölümcül bir hale getirdiğini açıkladı. Buna göre, küresel ısınmayla birlikte gelen daha sıcak ve yağışlı hava, bu canlıların ideal ortamlarını oluşturduğundan, sivrisinekler daha dayanıklı hale geliyor. Bu sayede sivrisinekler daha fazla büyüyor, daha uzun yaşıyor ve ölümcül hastalıkları kapma ve yayma yetenekleri de artıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/b0BlWcvlZ0uU4OHr_wIKbA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sivrisineklerin farklı türleri dang humması, Zika virüsü, sarı humma, chikungunya virüsü, sıtma ve Batı Nil virüsü gibi oldukça ciddi ve ölümcül bulaşıcı hastalıkları taşıyabiliyor ve bir kişiden alıp diğerine bulaştırabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ECsCVK-NZ0KHCEH-KFVs4g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sivrisinek kaynaklı hastalık uzmanları, küresel sıcaklıklar artmaya devam ettikçe, yeni bölgelerde daha sıcak ve nemli havanın görüleceğini açıkladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NczBKGXPoUuZLV2lsZBK3g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, sıcaklıklar arttıkça ve sivrisinekler daha önce gelişemedikleri yerlere göç ettikçe, daha geniş erişim alanları ve daha uzun yaşam sürelerinin, i onlara dünyanın yeni bölgelerinde hastalık yaymak için bolca fırsat vereceği konusunda uyardı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cZ1tbdjEWEOMzkr4wld7GA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bununla birlikte küresel ısınma, en acil ve politik olarak en çok tartışılan konulardan biridir ve daha önce ılıman olan bölgelerde daha yüksek sıcaklıklara, daha aşırı hava koşullarına ve artan sellere neden olacaktır, bunların hepsi de daha uzun süre ortalıkta kalan daha büyük sivrisinek popülasyonunu teşvik eden faktörlerdir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8aeG1iIxi0W3DoLr8Rmmxw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Küresel ortalama sıcaklıklar 1800'lerin sonlarından bu yana yaklaşık 1,5 derece erece artmış olup, artışların çoğu son 50 yılda meydana geldi. Birleşmiş Milletler'e (BM) göre ise atmosferdeki su buharı miktarı bunun sonucunda her on yılda yaklaşık yüzde bir ila iki oranında arttı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G7weWj39GE67-A5INfD-vg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ABD’de yer alan Johns Hopkins Sıtma Araştırma Enstitüsü Müdür Yardımcısı Dr. Photini Sinnis, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Sivrisinekler ve sivrisineklerin uzun ömürlülüğü için en önemli şey nemdir. Sera gazları atmosferdeki ısıyı hapsettikçe, Dünya'daki sıcaklıklar yükselir ve bu da göller ve nehirler de dahil olmak üzere karadaki su kaynaklarından buharlaşmanın artmasına neden olur. Ve sıcak hava daha fazla su buharı tutar.” diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kHmjtA9u70-S46zzcuh54g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Xin4u60I5k6J0nrUK_7I6A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kkTjq-52U0GiinRbnvTHvw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ozon tabakasındaki delik en büyük genişliklerinden birine ulaştı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/ozon-tabakasindaki-delik-en-buyuk-genisliklerinden-birine-ulasti</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/ozon-tabakasindaki-delik-en-buyuk-genisliklerinden-birine-ulasti</guid>
<description><![CDATA[ Antarktika kıtası üzerindeki ozon tabakasında oluşan delik, bu yıl en büyük genişliklerinden birine ulaştı. Birleşmiş Milletler Çevre Programı tarafından ocakta yayımlanan bir raporda, incelen ozon tabakasının yeniden iyileşmeye başladığı kaydedilmişti.Antarktika üzerindeki ozon tabakasındaki delik en büyük genişliklerinden birine ulaştı.  Avrupa Uzay Ajansı&#039;ndan yapılan açıklamaya göre, Avrupa Birliği Dünya atmosferi gözlem programı Copernicus Sentinel-5P uydusundan 16 Eylül&#039;de alınan görüntüler, Antarktika&#039;daki ozon deliğinin genişliğinin 26 milyon kilometrekareye çıktığını gösterdi.Genişliği ağustostan ekime değişen, eylül ortası ile ekim ortası arasında azami büyüklüğe ulaşan ozon deliği, bu yıl ağustos ayının ortalarından itibaren hızlıca büyüyerek, daha eylül ayı ortasında kaydedilen en büyük ozon deliklerinden biri oldu.BU KADAR HIZLI BÜYÜMESİNİN NEDENİ NE? Birleşmiş Milletler Çevre Programı tarafından ocakta yayımlanan bir raporda, incelen ozon tabakasının yeniden iyileşmeye başladığı kaydedilmişti.  Ozon tabakasındaki deliğin bu kadar hızlı büyümesinin, deniz altı yanardağı Tonga&#039;nın Ocak 2022&#039;de faaliyete geçmesiyle ilişkili olabileceği yorumları yapılıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nFaesFiUika6NvKAI6S-5Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Ozon, tabakasındaki, delik, büyük, genişliklerinden, birine, ulaştı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nFaesFiUika6NvKAI6S-5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Ozon tabakasındaki delik en büyük genişliklerinden birine ulaştı"><p>Antarktika kıtası üzerindeki ozon tabakasında oluşan delik, bu yıl en büyük genişliklerinden birine ulaştı. Birleşmiş Milletler Çevre Programı tarafından ocakta yayımlanan bir raporda, incelen ozon tabakasının yeniden iyileşmeye başladığı kaydedilmişti.</p>Antarktika üzerindeki ozon tabakasındaki delik en büyük genişliklerinden birine ulaştı.  Avrupa Uzay Ajansı'ndan yapılan açıklamaya göre, Avrupa Birliği Dünya atmosferi gözlem programı Copernicus Sentinel-5P uydusundan 16 Eylül'de alınan görüntüler, Antarktika'daki ozon deliğinin genişliğinin 26 milyon kilometrekareye çıktığını gösterdi.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cmHCAoegnEeDGUKG4fKIcQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="Yıllara göre ozon tabakasındaki değişim.">Genişliği ağustostan ekime değişen, eylül ortası ile ekim ortası arasında azami büyüklüğe ulaşan ozon deliği, bu yıl ağustos ayının ortalarından itibaren hızlıca büyüyerek, daha eylül ayı ortasında kaydedilen en büyük ozon deliklerinden biri oldu.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eO1zdFcHD0KIA1ONzCyuGw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="Ozon tabakasının son hali."><p><strong>BU KADAR HIZLI BÜYÜMESİNİN NEDENİ NE?</strong> </p><p>Birleşmiş Milletler Çevre Programı tarafından ocakta yayımlanan bir raporda, incelen ozon tabakasının yeniden iyileşmeye başladığı kaydedilmişti.  Ozon tabakasındaki deliğin bu kadar hızlı büyümesinin, deniz altı yanardağı Tonga'nın Ocak 2022'de faaliyete geçmesiyle ilişkili olabileceği yorumları yapılıyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yunanistan&amp;apos;da alarm: Tahtakurusu ülkeyi istila ediyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/yunanistanda-alarm-tahtakurusu-ulkeyi-istila-ediyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/yunanistanda-alarm-tahtakurusu-ulkeyi-istila-ediyor</guid>
<description><![CDATA[ Yunanistan&#039;da özellikle yaz aylarında artış gösteren tahtakurusu tehdidi giderek artıyor.  Yetkililer, tahtakuruları nedeniyle alarm durumuna geçtiklerini belirterek, böceklerin otel, kamp ve apartman dairelerinde görüldüklerini açıkladı.Yunanistan Tahtakurusu İlaçlama Şirketleri Birliği (SEAME) Başkanı Yorgos Lambru, Yunan Radyo ve Televizyon Kurumu ERT&#039;ye yaptığı açıklamada, ülke genelinde özellikle turistik bölgelerde sıkça görülen tahtakuruları nedeniyle &quot;alarm durumuna&quot; geçildiğini belirtti.Tahtakurularının bagaj ve toplu taşıma araçlarıyla kolaylıkla yayılabileceğine dikkati çeken Lambru, böceklerin otel, kamp ve apartman dairelerinde görüldüklerini bildirdi.Lambru, özellikle yaz aylarında artış gösteren tahtakurusu tehdidinin giderek arttığına işaret ederek, halk sağlığının olumsuz etkilenmemesi için ilaç kullanımında dikkatli olunması gerektiği uyarısında bulundu.2024 Paris Olimpiyatları&#039;na ev sahipliği yapacak Fransa&#039;da da hemen her yerde karşılaşılan &quot;tahtakurusu istilası&quot;na ilişkin endişeler artmış, böcek okullarda da görülmüştü.Tahta kurusu, insanların yaşadığı çevrede bulunan ve evlerde sıkça rastlanan bir böcek türüdür. İşte tahta kurusu hakkında bilmeniz gereken bazı temel bilgiler:Adı: Tahta kurusu (Latince: Cimex lectularius), insanların ve diğer memelilerin kanını emen paraziter bir böcek türüdür.
Fiziksel Özellikler: Yetişkin tahta kurusu yaklaşık olarak elma tohumu büyüklüğündedir. Rengi genellikle kahverengi veya koyu kahverengi olabilir. Yataklarda, koltuklarda, perdelerde ve diğer mobilyalarda saklanma eğilimindedirler.Beslenme: Tahtakurusu, kan emerek beslenen bir böcektir. İnsanlar ve diğer memelilerin kanını emerler. İnsanlarda gece boyunca uyurken, yataklarda, koltuklarda ve diğer yerlerde gizlenirler ve konakçılarının kanını emerler.
İnsan Sağlığına Zararları: Tahtakurusu ısırıkları genellikle kaşıntılı ve rahatsız edici olabilir. Bazı insanlar bu ısırıklara alerjik reaksiyonlar gösterebilir ve bu da ciltte şişmeye veya enfeksiyona yol açabilir. Ancak tahtakurusu ısırıkları genellikle sağlık için ciddi bir tehdit oluşturmaz.Tahtakurusu infestasyonları: Tahtakurusu, evlerde veya otellerde istenmeyen bir şekilde bulunabilir ve bu, tahtakurusu infestasyonu olarak adlandırılır. Bu infestasyonlar, yatak odalarında, yorganlarda, yastıklarda ve mobilyalarda bulunan tahtakuruları tarafından tetiklenebilir. İnfestasyonların kontrol edilmesi zordur ve profesyonel böcek ilaçlama hizmetlerine ihtiyaç duyabilir.Tahtakurularından korunmanın en iyi yolu, seyahat ederken otel odalarında ve konaklama yerlerinde dikkatli olmak, kullanılmış mobilyaları dikkatlice kontrol etmek ve tahtakurularını evinize taşımanın önüne geçmektir.NTV içerikleri RSS hizmeti, (Ntv.com.tr, Ntvspor.net, NTV televizyonu) markayla bağlantılı haber siteleri, yazılımlar da dahil olmak üzere sitenin bütün içeriğine ilişkin her türlü telif hakkı, markalar, tasarım hakları, patentler ve (tescil ettirilmiş olsun, olmasın) diğer fikri mülkiyet hakları NTV ya da (başka kullanıcılar da dahil olmak üzere) kendisine ruhsat verenlere (anlaşmalı olduğu haber ajansları, anlaşmalı fotoğraf ajansları, anlaşmalı yapım şirketleri, yazarları, telifli yazarları, işbirliği yaptığı şirketlere) veya kendisine aittir.. NTV’nin RSS ve her türlü içeriklerinin, ticari amaçlı olmayan kişisel kullanımın dışında herhangi bir amaçla kopyalanması, çoğaltılması, yeniden yayımlanması, parçalara ayrılması, tersine mühendisliğe tabi tutmanız, indirilmesi, içeriklerin üzerinde değiştirmeler yapılması, abonelik veya başka türlü şekilde okuyuculara satılması, kaynağın gizlenmesi, başka kaynak eklenmesi, NTV sitelerindeki orijinal hali dışında farklı içeriklere dönüştürülmesi, bir haber sitesinde olduğu gibi kullanılması, radyo ve televizyon gibi yöntemlerle yayımlanması yasaktır. NTV, RSS içeriklerinin, ticari amaçlı olmayan kişisel kullanımın dışında herhangi bir amaçla uyarlamayı, değiştirmeyi ya da bu içerikten yola çıkarak başka bir yapıt üretmeyi kabul etmemektedir. NTV içerikleri üzerine reklam ve mecra tanıtımlar eklemek, başka mecralarla birlikte ortaklık görüntüsü vermek, suçtur. Aykırı hareket eden mecra ve kuruluşlar, bu ilkelerin ve kısıtlamaların tümüne aykırı hareket etmektedir. NTV’nin ticari olmayan kişisel kullanıma açık, yani okuyucularına içerik iletmek için geliştirdiği, kendisine ait internet sitesi, mobil uygulamalar, cep telefonu ve tablet için geliştirdiği özel yazılımlar, uygulamalar ile okuyucusuna haber iletmek için kullandığı RSS haber akışını, ticari gelir için kullanmak FSEK ve ticari yasalara göre suçtur. RSS Haber Akışı NTV’nin tüm içeriğine, güncellenen son haliyle bireysel kullanıcıların ulaşmasını sağlayan iletişim teknolojisidir. NTV, haber kategorilerinde RSS bağlantılarını okuyucuları için açık olarak belirtmekte, okuyucular da bir RSS okuyucu ile istedikleri haberleri takip edebilmektedir. Söz konusu uyarılara aykırı hareket edenler, özel yazılım geliştirenler, bilinçli olarak suç işliyor kabul edilecektir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FfQj6zjRPkWy2BObRwcFVg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Yunanistanda, alarm:, Tahtakurusu, ülkeyi, istila, ediyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FfQj6zjRPkWy2BObRwcFVg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Yunanistan'da alarm: Tahtakurusu ülkeyi istila ediyor"><p>Yunanistan'da özellikle yaz aylarında artış gösteren tahtakurusu tehdidi giderek artıyor.  Yetkililer, tahtakuruları nedeniyle alarm durumuna geçtiklerini belirterek, böceklerin otel, kamp ve apartman dairelerinde görüldüklerini açıkladı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HDDvlp2tJUy90caYq3UtAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yunanistan Tahtakurusu İlaçlama Şirketleri Birliği (SEAME) Başkanı Yorgos Lambru, Yunan Radyo ve Televizyon Kurumu ERT'ye yaptığı açıklamada, ülke genelinde özellikle turistik bölgelerde sıkça görülen tahtakuruları nedeniyle "alarm durumuna" geçildiğini belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uiF4A6D5JUaUF2AA33Qqvw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tahtakurularının bagaj ve toplu taşıma araçlarıyla kolaylıkla yayılabileceğine dikkati çeken Lambru, böceklerin otel, kamp ve apartman dairelerinde görüldüklerini bildirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WHyPGETxqkmCyUIwR4FOEA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Lambru, özellikle yaz aylarında artış gösteren tahtakurusu tehdidinin giderek arttığına işaret ederek, halk sağlığının olumsuz etkilenmemesi için ilaç kullanımında dikkatli olunması gerektiği uyarısında bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zXr9620Ml0S3AFwkHdRa6Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2024 Paris Olimpiyatları'na ev sahipliği yapacak Fransa'da da hemen her yerde karşılaşılan "tahtakurusu istilası"na ilişkin endişeler artmış, böcek okullarda da görülmüştü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S6lVIt5eikO2ZkjQrHP8Dg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1mOWQPBsFU6da_ir2AkwVQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tahta kurusu, insanların yaşadığı çevrede bulunan ve evlerde sıkça rastlanan bir böcek türüdür. İşte tahta kurusu hakkında bilmeniz gereken bazı temel bilgiler:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7PpbK3YMU0KNrL0VdoSjyQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Adı: Tahta kurusu (Latince: Cimex lectularius), insanların ve diğer memelilerin kanını emen paraziter bir böcek türüdür.
Fiziksel Özellikler: Yetişkin tahta kurusu yaklaşık olarak elma tohumu büyüklüğündedir. Rengi genellikle kahverengi veya koyu kahverengi olabilir. Yataklarda, koltuklarda, perdelerde ve diğer mobilyalarda saklanma eğilimindedirler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZTXGb3hLBUa6wQjyW9tjew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Beslenme: Tahtakurusu, kan emerek beslenen bir böcektir. İnsanlar ve diğer memelilerin kanını emerler. İnsanlarda gece boyunca uyurken, yataklarda, koltuklarda ve diğer yerlerde gizlenirler ve konakçılarının kanını emerler.
İnsan Sağlığına Zararları: Tahtakurusu ısırıkları genellikle kaşıntılı ve rahatsız edici olabilir. Bazı insanlar bu ısırıklara alerjik reaksiyonlar gösterebilir ve bu da ciltte şişmeye veya enfeksiyona yol açabilir. Ancak tahtakurusu ısırıkları genellikle sağlık için ciddi bir tehdit oluşturmaz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q0dHvNs0BEuxrCQt97SlNA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tahtakurusu infestasyonları: Tahtakurusu, evlerde veya otellerde istenmeyen bir şekilde bulunabilir ve bu, tahtakurusu infestasyonu olarak adlandırılır. Bu infestasyonlar, yatak odalarında, yorganlarda, yastıklarda ve mobilyalarda bulunan tahtakuruları tarafından tetiklenebilir. İnfestasyonların kontrol edilmesi zordur ve profesyonel böcek ilaçlama hizmetlerine ihtiyaç duyabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HKnU0r-hF06ZDR_myUeAIA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tahtakurularından korunmanın en iyi yolu, seyahat ederken otel odalarında ve konaklama yerlerinde dikkatli olmak, kullanılmış mobilyaları dikkatlice kontrol etmek ve tahtakurularını evinize taşımanın önüne geçmektir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ER2s6Mw_DEWE4ZNVz0eWjg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>NTV içerikleri RSS hizmeti, (Ntv.com.tr, Ntvspor.net, NTV televizyonu) markayla bağlantılı haber siteleri, yazılımlar da dahil olmak üzere sitenin bütün içeriğine ilişkin her türlü telif hakkı, markalar, tasarım hakları, patentler ve (tescil ettirilmiş olsun, olmasın) diğer fikri mülkiyet hakları NTV ya da (başka kullanıcılar da dahil olmak üzere) kendisine ruhsat verenlere (anlaşmalı olduğu haber ajansları, anlaşmalı fotoğraf ajansları, anlaşmalı yapım şirketleri, yazarları, telifli yazarları, işbirliği yaptığı şirketlere) veya kendisine aittir.. NTV’nin RSS ve her türlü içeriklerinin, ticari amaçlı olmayan kişisel kullanımın dışında herhangi bir amaçla kopyalanması, çoğaltılması, yeniden yayımlanması, parçalara ayrılması, tersine mühendisliğe tabi tutmanız, indirilmesi, içeriklerin üzerinde değiştirmeler yapılması, abonelik veya başka türlü şekilde okuyuculara satılması, kaynağın gizlenmesi, başka kaynak eklenmesi, NTV sitelerindeki orijinal hali dışında farklı içeriklere dönüştürülmesi, bir haber sitesinde olduğu gibi kullanılması, radyo ve televizyon gibi yöntemlerle yayımlanması yasaktır. NTV, RSS içeriklerinin, ticari amaçlı olmayan kişisel kullanımın dışında herhangi bir amaçla uyarlamayı, değiştirmeyi ya da bu içerikten yola çıkarak başka bir yapıt üretmeyi kabul etmemektedir. NTV içerikleri üzerine reklam ve mecra tanıtımlar eklemek, başka mecralarla birlikte ortaklık görüntüsü vermek, suçtur. Aykırı hareket eden mecra ve kuruluşlar, bu ilkelerin ve kısıtlamaların tümüne aykırı hareket etmektedir. NTV’nin ticari olmayan kişisel kullanıma açık, yani okuyucularına içerik iletmek için geliştirdiği, kendisine ait internet sitesi, mobil uygulamalar, cep telefonu ve tablet için geliştirdiği özel yazılımlar, uygulamalar ile okuyucusuna haber iletmek için kullandığı RSS haber akışını, ticari gelir için kullanmak FSEK ve ticari yasalara göre suçtur. RSS Haber Akışı NTV’nin tüm içeriğine, güncellenen son haliyle bireysel kullanıcıların ulaşmasını sağlayan iletişim teknolojisidir. NTV, haber kategorilerinde RSS bağlantılarını okuyucuları için açık olarak belirtmekte, okuyucular da bir RSS okuyucu ile istedikleri haberleri takip edebilmektedir. Söz konusu uyarılara aykırı hareket edenler, özel yazılım geliştirenler, bilinçli olarak suç işliyor kabul edilecektir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TFcfjn5Dr0GiyrcTWK_BQw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/95WgTO7_dEyrTYBDvcUEgQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DyenWlGTMEeSnPGO8E0XyQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Van Gölü&amp;apos;nde sular çekildi: Tarihi iskele ve yapı kalıntıları ortaya çıktı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/van-goelunde-sular-cekildi-tarihi-iskele-ve-yapi-kalintilari-ortaya-cikti</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/van-goelunde-sular-cekildi-tarihi-iskele-ve-yapi-kalintilari-ortaya-cikti</guid>
<description><![CDATA[ Son yıllarda kuraklığın etkisiyle Van Gölü kıyılarında yaşanan çekilme sonucu Van&#039;ın Erciş ilçesinde, iskele ve bazı yapı kalıntıları ortaya çıktı.Sıcaklıkların artmasına bağlı buharlaşma ve yağışların azalmasıyla seviyesi düşen Van Gölü&#039;nün kıyı kesimlerinde, asırlar önce su altında kalan yapılar ortaya çıkmaya devam ediyor.Daha önce kale, iskele ve liman kalıntıları ile mezarların ve &quot;su altı peribacaları&quot; olarak adlandırılan mikrobiyalitlerin (dikitler) ortaya çıktığı Erciş ilçesinde, şimdi de Sahilkent Mahallesi&#039;nde Urartular dönemine ait olduğu değerlendirilen bazı yapıların temel ve iskele kalıntıları görünür hale geldi.Van İl Kültür ve Turizm Müdür Vekili Abdurrahman Şahin, Van Müze Müdürü Erol Acar ve Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Rafet Çavuşoğlu, bölgede inceleme yaptı, ortaya çıkan yapıları kayıt altına aldı.Prof. Dr. Rafet Çavuşoğlu, Urartular döneminde özellikle Van Gölü Havzası&#039;na birçok kalenin inşa edildiğini söyledi.Erciş&#039;teki Zernaki Tepe&#039;de Urartular dönemine ait kalıntıların olduğunu belirten Çavuşoğlu, şu bilgileri verdi:
&quot;Erciş&#039;te daha önce suyun çekilmesi ile Madavank mevkisinde liman ve yerleşim yeri kalıntılarıyla karşılaşmıştık. Aynı durum Sahilkent Mahallesi&#039;nde karşımıza çıktı. Van Gölü&#039;nün çekilmesiyle Urartular dönemine ait olduğunu değerlendirdiğimiz mimari mekanların temel seviyesindeki kalıntılar ve bir iskele yapısı ortaya çıkmış oldu. Bunun yaklaşık 1 kilometre kuzeyinde Urartu kralı 2. Sarduri tarafından yazılmış Karataş yazıtları var.&quot;Yazıtlarda Erciş&#039;te kurulan bahçelerde sebze ve meyvelerin üretildiğinden bahsedildiğini anlatan Çavuşoğlu, &quot;Tahıl ambarı olarak söyleyebileceğimiz Erciş Ovası&#039;ndan elde edilen buğday, arpa başta olmak üzere birçok tahılın Deliçay Kalesi&#039;nden, Madavank mevkisinden diğer Urartu kalelerine deniz yolu ile taşındığını söylemek mümkün. Buradaki arkeoloji kalıntıları bize, Urartular döneminde Van Gölü sularının çok daha geride olduğunu gösterdi. Bunu ortaya çıkan yapılardan anlamış olduk. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve Van Müzesi yetkilileriyle alanda inceleme yaptık. Buranın tescillenmesi için gerekli belgeleme çalışmaları yapılarak kayıt altına alındı.&quot; diye konuştu.Çavuşoğlu, ortaya çıkan yapı kalıntılarının ev ve tahıl deposu olarak kullanıldığını değerlendirdiklerini ifade etti.Bölgedeki kalıntıları inceleyen YYÜ Su Ürünleri Fakültesi Doktor Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş ise Van Gölü&#039;nün dünyanın en özel ekosistemlerinden biri olduğunu belirtti.Gölün çekilmesiyle geçmiş uygarlıkların kalıntılarının ortaya çıktığını ifade eden Akkuş, &quot;Erciş&#039;te ortaya çıkan geçmiş yerleşimlere ait izler, aslında Van Gölü&#039;nün barındırdığı sırlardan biri. Van Gölü, tarihinde birçok kez yükselip alçalmış. Bugün sular altında kalan yerler geçmişte aslında insanların yaşam alanlarını oluşturuyordu. Göl yükselince insanların geçmişte yaptıkları evler, yapılar su altında kalmış. Kim bilir Van Gölü içinde nice sırları barındırıyor. Ortaya çıkan bu yapılar bu gizemlerden sadece birini oluşturuyor. Bir dönem balıkların yüzdüğü, balıkçıların ağlarını attıkları alanlar bugün insanların hayvanlarını otlattığı, ürün ektiği yerler durumuna geliyor.&quot; değerlendirmesinde bulundu.Yöre sakinlerinden Mehmet Akif Çelebi de Van Gölü&#039;nün çekilmesiyle ilçenin farklı yerlerinde tarihi yapıların gün yüzüne çıktığını söyledi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NbIA02FsEkCiUYGBv32sJg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Van, Gölünde, sular, çekildi:, Tarihi, iskele, yapı, kalıntıları, ortaya, çıktı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NbIA02FsEkCiUYGBv32sJg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Van Gölü'nde sular çekildi: Tarihi iskele ve yapı kalıntıları ortaya çıktı"><p>Son yıllarda kuraklığın etkisiyle Van Gölü kıyılarında yaşanan çekilme sonucu Van'ın Erciş ilçesinde, iskele ve bazı yapı kalıntıları ortaya çıktı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HfFZKI3IGkauPuwLVqGCNw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sıcaklıkların artmasına bağlı buharlaşma ve yağışların azalmasıyla seviyesi düşen Van Gölü'nün kıyı kesimlerinde, asırlar önce su altında kalan yapılar ortaya çıkmaya devam ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4tRwVCAouEKd_O2RGWSW-g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daha önce kale, iskele ve liman kalıntıları ile mezarların ve "su altı peribacaları" olarak adlandırılan mikrobiyalitlerin (dikitler) ortaya çıktığı Erciş ilçesinde, şimdi de Sahilkent Mahallesi'nde Urartular dönemine ait olduğu değerlendirilen bazı yapıların temel ve iskele kalıntıları görünür hale geldi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j0XXE72w5kKTXrW929D_IQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Van İl Kültür ve Turizm Müdür Vekili Abdurrahman Şahin, Van Müze Müdürü Erol Acar ve Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Rafet Çavuşoğlu, bölgede inceleme yaptı, ortaya çıkan yapıları kayıt altına aldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KGV9folVXEanpLaHS0quzA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Prof. Dr. Rafet Çavuşoğlu, Urartular döneminde özellikle Van Gölü Havzası'na birçok kalenin inşa edildiğini söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gNBbSaZtZkm4ELRTAclj3w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erciş'teki Zernaki Tepe'de Urartular dönemine ait kalıntıların olduğunu belirten Çavuşoğlu, şu bilgileri verdi:
"Erciş'te daha önce suyun çekilmesi ile Madavank mevkisinde liman ve yerleşim yeri kalıntılarıyla karşılaşmıştık. Aynı durum Sahilkent Mahallesi'nde karşımıza çıktı. Van Gölü'nün çekilmesiyle Urartular dönemine ait olduğunu değerlendirdiğimiz mimari mekanların temel seviyesindeki kalıntılar ve bir iskele yapısı ortaya çıkmış oldu. Bunun yaklaşık 1 kilometre kuzeyinde Urartu kralı 2. Sarduri tarafından yazılmış Karataş yazıtları var."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RahPHxmsYEiwcJcte-YzRA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yazıtlarda Erciş'te kurulan bahçelerde sebze ve meyvelerin üretildiğinden bahsedildiğini anlatan Çavuşoğlu, "Tahıl ambarı olarak söyleyebileceğimiz Erciş Ovası'ndan elde edilen buğday, arpa başta olmak üzere birçok tahılın Deliçay Kalesi'nden, Madavank mevkisinden diğer Urartu kalelerine deniz yolu ile taşındığını söylemek mümkün. Buradaki arkeoloji kalıntıları bize, Urartular döneminde Van Gölü sularının çok daha geride olduğunu gösterdi. Bunu ortaya çıkan yapılardan anlamış olduk. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve Van Müzesi yetkilileriyle alanda inceleme yaptık. Buranın tescillenmesi için gerekli belgeleme çalışmaları yapılarak kayıt altına alındı." diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x0ffzknD2UO26M3ECzpfAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çavuşoğlu, ortaya çıkan yapı kalıntılarının ev ve tahıl deposu olarak kullanıldığını değerlendirdiklerini ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rmlm3qHHjUqGRj0iYC7_XQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bölgedeki kalıntıları inceleyen YYÜ Su Ürünleri Fakültesi Doktor Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş ise Van Gölü'nün dünyanın en özel ekosistemlerinden biri olduğunu belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nPGDOBWr2kqd_GrVh0HHnA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gölün çekilmesiyle geçmiş uygarlıkların kalıntılarının ortaya çıktığını ifade eden Akkuş, "Erciş'te ortaya çıkan geçmiş yerleşimlere ait izler, aslında Van Gölü'nün barındırdığı sırlardan biri. Van Gölü, tarihinde birçok kez yükselip alçalmış. Bugün sular altında kalan yerler geçmişte aslında insanların yaşam alanlarını oluşturuyordu. Göl yükselince insanların geçmişte yaptıkları evler, yapılar su altında kalmış. Kim bilir Van Gölü içinde nice sırları barındırıyor. Ortaya çıkan bu yapılar bu gizemlerden sadece birini oluşturuyor. Bir dönem balıkların yüzdüğü, balıkçıların ağlarını attıkları alanlar bugün insanların hayvanlarını otlattığı, ürün ektiği yerler durumuna geliyor." değerlendirmesinde bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NgqBqfqbb0WRwdMqaulLDA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yöre sakinlerinden Mehmet Akif Çelebi de Van Gölü'nün çekilmesiyle ilçenin farklı yerlerinde tarihi yapıların gün yüzüne çıktığını söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5xQY4sHMAUe5sbjAsmwOpg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/k9t5st-eckG7LENz8i1Hlg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/N5Xplh-H2kqILdUtLGF8Pg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_gfIX0Cnjki0VtS1OfVshg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Um1zaFmaP06F0xO87ryUuw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jQrbv_oFo0Wz6uUHXQE_Pg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BL795dGWD0iKR7TBtofT9Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IAQfkNHfPE-jEZKVbKCiuw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j83-ifvv1Eu-jY5hNRKHYw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1M2K8Nlnw0SLKwKX_6dK8Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RG9ueDvhC0e9DYm4MSYqvA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y-gccenbgUmQfMFIx-OJ1w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Adana’da havalimanının yanı çöplüğe döndü</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/adanada-havalimaninin-yani-coepluge-doendu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/adanada-havalimaninin-yani-coepluge-doendu</guid>
<description><![CDATA[ Adana Havalimanı’nın yanında bulunan arazi adeta çöplüğe dönmüş durumda. Hem bölgedeki geri dönüşüm tesisinin atıkları hem de vatandaşların attığı çöpler, bölgede halk sağlığını tehdit eder boyuta ulaştı.Adana’nın Seyhan ilçesine bağlı Gülbahçesi ve Yenidam mahallelerinin hemen yanı başında bulunan geri dönüşüm tesisleri, işlerine yaramayan çöpleri yol kenarlarına atıyor.
Adana Havalimanı’nın yanında bulunan boş arazide istiflenen çöpleri gören bilinçsiz vatandaşlar da başta moloz olmak üzere birçok çöpü getirip bu alana atıyor.Bilinçsiz işletmeler ve vatandaşların attığı çöpler yüzünden arazide çöp birikintileri oluşurken bazı kişilerinde alana gelip çöpleri yaktığı görüldü.
Ayrıca çöplerin yola taşması nedeniyle çift şeritli yolda 2 aracın yan yana geçememesi dikkat çekti.Çöplerin arasında fare ve kuş ölülerinin yanı sıra yol kenarında bir köpek ölüsünün olması halk sağlığı tehdidini bir kere daha gözler önüne serdi.Öte yandan boş arazideki çöp dağlarının haricinde mahalleden geçen DSİ’ye ait sulama kanallarının da çöplerle dolduğu görüldü.
Çöp dağları Adana Havalimanı’na inen uçakların iniş güzergahında olduğu için gelen turistlerin ilk gördüğü yer de çöp dağları oluyor.Mahalleli ise yetkililerden çözüm bekliyor.
Bölge sakinlerinden Mehmet Dişkıran, “Buradan geçerken kokudan çok rahatsız oluyoruz. Bu çöpler daha önce kenardaydı ama şu an yola kadar gelmiş.” derken, Reşat Doğan ise, “Biz bu olaydan bıktık usandık, yetkililerden çözüm bekliyoruz. Bu molozlar nedeniyle kaza oluyor ve ateş yakıldığı zaman dumanlar mahalleyi kirletiyor.” ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ffmQ9Kd7l0at5XbkhSCx4g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Adana’da, havalimanının, yanı, çöplüğe, döndü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ffmQ9Kd7l0at5XbkhSCx4g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Adana’da havalimanının yanı çöplüğe döndü"><p>Adana Havalimanı’nın yanında bulunan arazi adeta çöplüğe dönmüş durumda. Hem bölgedeki geri dönüşüm tesisinin atıkları hem de vatandaşların attığı çöpler, bölgede halk sağlığını tehdit eder boyuta ulaştı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/U2Q10ZwP00amj9dCJswMPQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Adana’nın Seyhan ilçesine bağlı Gülbahçesi ve Yenidam mahallelerinin hemen yanı başında bulunan geri dönüşüm tesisleri, işlerine yaramayan çöpleri yol kenarlarına atıyor.
Adana Havalimanı’nın yanında bulunan boş arazide istiflenen çöpleri gören bilinçsiz vatandaşlar da başta moloz olmak üzere birçok çöpü getirip bu alana atıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GYvuL-HI90i1hbI5zrA51g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bilinçsiz işletmeler ve vatandaşların attığı çöpler yüzünden arazide çöp birikintileri oluşurken bazı kişilerinde alana gelip çöpleri yaktığı görüldü.
Ayrıca çöplerin yola taşması nedeniyle çift şeritli yolda 2 aracın yan yana geçememesi dikkat çekti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7AURq9JcCECHti_bTlaO0g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çöplerin arasında fare ve kuş ölülerinin yanı sıra yol kenarında bir köpek ölüsünün olması halk sağlığı tehdidini bir kere daha gözler önüne serdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lGm4S0jV1EKTc9smhNT0bA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Öte yandan boş arazideki çöp dağlarının haricinde mahalleden geçen DSİ’ye ait sulama kanallarının da çöplerle dolduğu görüldü.
Çöp dağları Adana Havalimanı’na inen uçakların iniş güzergahında olduğu için gelen turistlerin ilk gördüğü yer de çöp dağları oluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/45njVMQHdkGrTuRIUtxZSA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mahalleli ise yetkililerden çözüm bekliyor.
Bölge sakinlerinden Mehmet Dişkıran, “Buradan geçerken kokudan çok rahatsız oluyoruz. Bu çöpler daha önce kenardaydı ama şu an yola kadar gelmiş.” derken, Reşat Doğan ise, “Biz bu olaydan bıktık usandık, yetkililerden çözüm bekliyoruz. Bu molozlar nedeniyle kaza oluyor ve ateş yakıldığı zaman dumanlar mahalleyi kirletiyor.” ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Klr7Heh3CUOUBZasTLeoKA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dünya Bankası&amp;apos;ndan 155 milyon dolarlık yeşil dönüşüm kredisine onay</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/dunya-bankasindan-155-milyon-dolarlik-yesil-doenusum-kredisine-onay</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/dunya-bankasindan-155-milyon-dolarlik-yesil-doenusum-kredisine-onay</guid>
<description><![CDATA[ Dünya Bankası, Türkiye&#039;deki şirketlerin yeşil dönüşümünü desteklemek amacıyla kullanılacak 155 milyon dolarlık krediye onay verdi. Kredi kullanımında KOBİ&#039;ler ve orta ölçekli şirketlere öncelik verilecek.Dünya Bankası İcra Direktörleri Kurulu, sermaye finansmanı sağlanması ve özel sektör sermayesinin harekete geçirilmesi yoluyla Türkiye&#039;deki şirketlerin yeşil dönüşümünü desteklemek ve ülkenin sermaye piyasalarındaki iklim finansmanını artırmak için 155 milyon dolarlık krediyi onayladı.  Kredi tutarları Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB) aracılığıyla kullandırılacak ve TSKB de bu fonları Türkiye Yeşil Fonu&#039;nun kısmi sermayelendirmesi için kullanacak.  Türkiye Yeşil Fonu, yeşil şirketler ile yeşil dönüşüm sürecindeki şirketlere sermaye finansmanı sağlayacak. Fon, Türkiye&#039;nin en büyük varlık yönetimi şirketlerinden biri olan Maxis Girişim Sermayesi Portföy Yönetimi AŞ (Maxis) ile proje kapsamındaki uygulayıcı kuruluş tarafından yönetilecek. PROJE BÜYÜKLÜĞÜ 405 MİLYON DOLARA ULAŞACAK Projenin toplam büyüklüğünün, Dünya Bankası kredisine ek olarak fon ve yatırım yapılan şirket düzeyinde toplam 250 milyon dolarlık özel sermayenin harekete geçirilmesiyle 405 milyon dolara ulaşması bekleniyor.  Proje, şirketlerin karbondan arınma uygulamalarını ve yeşil teknolojilere yaptıkları yatırımları, Yeşil Fon yoluyla özel sermaye sektörünün geliştirilmesini, finansal sektörün çeşitlendirilmesini, şirketlerin çeşitlendirilmiş uzun vadeli finansmana erişimlerinin geliştirilmesini, yüksek şirket kaldıraç oranlarının düşürülmesini, yeşil dönüşüme ve geliştirilmiş iklim eylemine yönelik finansmanın hızlandırılmasını destekleyecek.  YEŞİL DÖNÜŞÜM ŞİRKETLER İÇİN ÖNEM TAŞIYOR  Dünya Bankası&#039;nın 2022 yılında yayımladığı Ülke İklim ve Kalkınma Raporu&#039;na göre Türkiye&#039;deki şirketleri karbondan arındırmak, iklim değişikliğine uyum sağlamak, ülkenin yeşil dönüşümüne katkıda bulunmak, büyüme potansiyellerini artırmak ve istihdam yaratmak için yeşil teknolojilere yatırımda bulunması gerekiyor.   Enerji sektörü en büyük karbondioksit emisyon kaynağı olarak belirlenirken bu sektörü imalat sanayisi ve tarım sektörleri izliyor. Türkiye&#039;nin belirlediği yeşil hedeflere ulaşabilmesi için şirketlerin karbondan arınmaları gerekiyor. Aynı zamanda, özellikle AB Yeşil Mutabakatı&#039;nın ardından, şirketlerin büyüme potansiyellerini korumaları için karbondan arınmaları önem taşıyor. Şirketler, yeşil dönüşüme yönelik yatırım ihtiyaçları göz önüne alındığında, bilgi transferiyle birlikte uzun vadeli finansmana da ihtiyaç duyacak.  KOBİ&#039;LERE ÖNCELİK VERİLECEK  Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Humberto Lopez, Türkiye Yeşil Fonu&#039;nun, özellikle KOBİ&#039;ler ve orta ölçekli şirketler başta olmak üzere yeşil veya yeşil dönüşüm sürecindeki yenilikçi şirketlere yapılan yatırımlara öncelik vereceğini belirterek, şunları kaydetti:  &quot;Proje aynı zamanda yatırım potansiyeli olan kadınları kapsayıcı şirketleri belirleyerek eşitlikçi yatırımları da geliştirecektir. Bu proje sayesinde, Türkiye&#039;nin finans sistemi özel sermayeyi çekerken özel ​​​​​​​sermaye sektörü derinleşecek ve fonlardan faydalanacak. TSKB sermaye piyasası faaliyetleri yoluyla yeşil finansmana öncülük etme kapasitesini artıracak. Şirketler, karbonsuzlaşma süreçleri ve yeşil teknoloji yatırımları için uzun vadeli finansmana erişebilecek. Maxis, yeşil yatırım alanındaki fon yönetimi uzmanlık birikimini derinleştirecek.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KWZF2u-M1ky3xdEnz80Feg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Dünya, Bankasından, 155, milyon, dolarlık, yeşil, dönüşüm, kredisine, onay</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KWZF2u-M1ky3xdEnz80Feg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Dünya Bankası'ndan 155 milyon dolarlık yeşil dönüşüm kredisine onay"><p>Dünya Bankası, Türkiye'deki şirketlerin yeşil dönüşümünü desteklemek amacıyla kullanılacak 155 milyon dolarlık krediye onay verdi. Kredi kullanımında KOBİ'ler ve orta ölçekli şirketlere öncelik verilecek.</p><p>Dünya Bankası İcra Direktörleri Kurulu, sermaye finansmanı sağlanması ve özel sektör sermayesinin harekete geçirilmesi yoluyla Türkiye'deki şirketlerin yeşil dönüşümünü desteklemek ve ülkenin sermaye piyasalarındaki iklim finansmanını artırmak için 155 milyon dolarlık krediyi onayladı.  Kredi tutarları Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB) aracılığıyla kullandırılacak ve TSKB de bu fonları Türkiye Yeşil Fonu'nun kısmi sermayelendirmesi için kullanacak.  Türkiye Yeşil Fonu, yeşil şirketler ile yeşil dönüşüm sürecindeki şirketlere sermaye finansmanı sağlayacak. Fon, Türkiye'nin en büyük varlık yönetimi şirketlerinden biri olan Maxis Girişim Sermayesi Portföy Yönetimi AŞ (Maxis) ile proje kapsamındaki uygulayıcı kuruluş tarafından yönetilecek. <strong></strong></p><p><strong>PROJE BÜYÜKLÜĞÜ 405 MİLYON DOLARA ULAŞACAK</strong> </p><p>Projenin toplam büyüklüğünün, Dünya Bankası kredisine ek olarak fon ve yatırım yapılan şirket düzeyinde toplam 250 milyon dolarlık özel sermayenin harekete geçirilmesiyle 405 milyon dolara ulaşması bekleniyor.  Proje, şirketlerin karbondan arınma uygulamalarını ve yeşil teknolojilere yaptıkları yatırımları, Yeşil Fon yoluyla özel sermaye sektörünün geliştirilmesini, finansal sektörün çeşitlendirilmesini, şirketlerin çeşitlendirilmiş uzun vadeli finansmana erişimlerinin geliştirilmesini, yüksek şirket kaldıraç oranlarının düşürülmesini, yeşil dönüşüme ve geliştirilmiş iklim eylemine yönelik finansmanın hızlandırılmasını destekleyecek.  <strong>YEŞİL DÖNÜŞÜM ŞİRKETLER İÇİN ÖNEM TAŞIYOR</strong>  Dünya Bankası'nın 2022 yılında yayımladığı Ülke İklim ve Kalkınma Raporu'na göre Türkiye'deki şirketleri karbondan arındırmak, iklim değişikliğine uyum sağlamak, ülkenin yeşil dönüşümüne katkıda bulunmak, büyüme potansiyellerini artırmak ve istihdam yaratmak için yeşil teknolojilere yatırımda bulunması gerekiyor.   Enerji sektörü en büyük karbondioksit emisyon kaynağı olarak belirlenirken bu sektörü imalat sanayisi ve tarım sektörleri izliyor. Türkiye'nin belirlediği yeşil hedeflere ulaşabilmesi için şirketlerin karbondan arınmaları gerekiyor. Aynı zamanda, özellikle AB Yeşil Mutabakatı'nın ardından, şirketlerin büyüme potansiyellerini korumaları için karbondan arınmaları önem taşıyor. Şirketler, yeşil dönüşüme yönelik yatırım ihtiyaçları göz önüne alındığında, bilgi transferiyle birlikte uzun vadeli finansmana da ihtiyaç duyacak.  <strong>KOBİ'LERE ÖNCELİK VERİLECEK</strong>  Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Humberto Lopez, Türkiye Yeşil Fonu'nun, özellikle KOBİ'ler ve orta ölçekli şirketler başta olmak üzere yeşil veya yeşil dönüşüm sürecindeki yenilikçi şirketlere yapılan yatırımlara öncelik vereceğini belirterek, şunları kaydetti:  "Proje aynı zamanda yatırım potansiyeli olan kadınları kapsayıcı şirketleri belirleyerek eşitlikçi yatırımları da geliştirecektir. Bu proje sayesinde, Türkiye'nin finans sistemi özel sermayeyi çekerken özel ​​​​​​​sermaye sektörü derinleşecek ve fonlardan faydalanacak. TSKB sermaye piyasası faaliyetleri yoluyla yeşil finansmana öncülük etme kapasitesini artıracak. Şirketler, karbonsuzlaşma süreçleri ve yeşil teknoloji yatırımları için uzun vadeli finansmana erişebilecek. Maxis, yeşil yatırım alanındaki fon yönetimi uzmanlık birikimini derinleştirecek."</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bilim insanları uyarıyor: İnsanlık kırmızı kod iklim acil durumuyla karşı karşıya</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/bilim-insanlari-uyariyor-insanlik-kirmizi-kod-iklim-acil-durumuyla-karsi-karsiya</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/bilim-insanlari-uyariyor-insanlik-kirmizi-kod-iklim-acil-durumuyla-karsi-karsiya</guid>
<description><![CDATA[ Bilim insanları 2019&#039;da yapılan iklim acil durumuna ilişkin bir güncelleme yayınladı. Bu güncellemeyle beraber dünyanın yaşamsal belirtilerine yönelik insanlığın ciddi tehditlerle karşı karşıya kalabileceği kaydedildi.Binlerce bilim insanından oluşan koalisyon, 2019 dünya bilim insanlarının iklim acil durumuna ilişkin uyarısını güncelleyerek, dünyanın işgal altındaki yaşamı destekleme kapasitesiyle keşfedilmemiş alana girdiğini belirttiGEZEGENİN YAŞAMSAL BELİRTİLERİNE CİDDİ TEHDİT  The Hill&#039;in haberine göre, raporda imzası bulunan 15,000&#039;den fazla kişi, son dönemde kırılan çok sayıda sıcaklık rekorunun gezegenin &quot;yaşamsal belirtilerine&quot; yönelik ciddi tehditlere işaret ettiğini yazdı. Bu terim, insan nüfusu ve enerji tüketiminden Brezilya Amazon yağmur ormanlarının kaybına kadar uzanan 35 göstergeyi ifade ediyor. Rapora göre, bu yaşamsal göstergelerden yirmisi şu anda rekor düzeyde aşırılık gösteriyor.  2023 KAYITLARA GEÇEN EN SICAK YAZ MEVSİMİYazarlar  2023&#039;ün kayıtlara geçen en sıcak yaz mevsimini yaşadığını ve muhtemelen şimdiye kadar kaydedilen en sıcak yıllar arasında yer alacağını belirtiyor.  Okyanus asitliği, buzul kalınlığı ve Grönland buz kütlesi tüm zamanların en düşük seviyelerine ulaşırken, okyanuslar her zamankinden daha sıcak.Bu da deniz yaşamı kaybından gezegenin halihazırda gördüğü türden yoğun tropikal fırtınalara kadar değişen etkilere yol açabilir.Araştırmalar 2023&#039;te aşırı sıcak hava koşulları dolayısıyla Çin&#039;in kuzeyindeki sel felaketi ve Akdeniz&#039;de çoğunluğu Libyalı binlerce kişinin ölümüne neden olan fırtına gibi alışılmadık bölgelerde tehditlerin ortaya çıktığını gösteriyor.PANDEMİ SONRASI FOSİL YAKUT KULLANIMI ARTTIUyarıda ayrıca, bazı çevrelerdeki &quot;yeşil toparlanma&quot; umutlarına rağmen, COVID-19 yasaklarının kalkmasıyla beraber fosil yakıt kullanımının hızla arttığına dikkat çekiliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fj-gZ32UnkyY0-2Nq9ce9A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Bilim, insanları, uyarıyor:, İnsanlık, kırmızı, kod, iklim, acil, durumuyla, karşı, karşıya</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fj-gZ32UnkyY0-2Nq9ce9A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Bilim insanları uyarıyor: İnsanlık kırmızı kod iklim acil durumuyla karşı karşıya"><p>Bilim insanları 2019'da yapılan iklim acil durumuna ilişkin bir güncelleme yayınladı. Bu güncellemeyle beraber dünyanın yaşamsal belirtilerine yönelik insanlığın ciddi tehditlerle karşı karşıya kalabileceği kaydedildi.</p><p>Binlerce bilim insanından oluşan koalisyon, 2019 dünya bilim insanlarının iklim acil durumuna ilişkin uyarısını güncelleyerek, dünyanın işgal altındaki yaşamı destekleme kapasitesiyle keşfedilmemiş alana girdiğini belirtti</p><p><strong>GEZEGENİN YAŞAMSAL BELİRTİLERİNE CİDDİ TEHDİT</strong>  <strong>The Hill'in haberine göre</strong>, raporda imzası bulunan 15,000'den fazla kişi, son dönemde kırılan çok sayıda sıcaklık rekorunun gezegenin "yaşamsal belirtilerine" yönelik ciddi tehditlere işaret ettiğini yazdı.</p><p> Bu terim, insan nüfusu ve enerji tüketiminden Brezilya Amazon yağmur ormanlarının kaybına kadar uzanan 35 göstergeyi ifade ediyor.</p><p> Rapora göre, bu yaşamsal göstergelerden yirmisi şu anda rekor düzeyde aşırılık gösteriyor.  <strong>2023 KAYITLARA GEÇEN EN SICAK YAZ MEVSİMİ</strong></p><p>Yazarlar  2023'ün kayıtlara geçen en sıcak yaz mevsimini yaşadığını ve muhtemelen şimdiye kadar kaydedilen en sıcak yıllar arasında yer alacağını belirtiyor.  Okyanus asitliği, buzul kalınlığı ve Grönland buz kütlesi tüm zamanların en düşük seviyelerine ulaşırken, okyanuslar her zamankinden daha sıcak.</p><p>Bu da deniz yaşamı kaybından gezegenin halihazırda gördüğü türden yoğun tropikal fırtınalara kadar değişen etkilere yol açabilir.</p><p>Araştırmalar 2023'te aşırı sıcak hava koşulları dolayısıyla Çin'in kuzeyindeki sel felaketi ve Akdeniz'de çoğunluğu Libyalı binlerce kişinin ölümüne neden olan fırtına gibi alışılmadık bölgelerde tehditlerin ortaya çıktığını gösteriyor.</p><p><strong>PANDEMİ SONRASI FOSİL YAKUT KULLANIMI ARTTI</strong></p><p>Uyarıda ayrıca, bazı çevrelerdeki "yeşil toparlanma" umutlarına rağmen, COVID-19 yasaklarının kalkmasıyla beraber fosil yakıt kullanımının hızla arttığına dikkat çekiliyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bilim insanları, dinozorların neslinin tükenme nedenini açıkladı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/bilim-insanlari-dinozorlarin-neslinin-tukenme-nedenini-acikladi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/bilim-insanlari-dinozorlarin-neslinin-tukenme-nedenini-acikladi</guid>
<description><![CDATA[ Belçika&#039;da araştırmacılar 66 milyon yıl önce 10 ila 15 kilometre genişliğindeki bir Asteroidin dünyaya çarpmasıyla birlikte tüm ekosistemin çökmesine ve dinozor türüne ciddi zarar vermiş olabileceğini düşünüyor. Öte yandan Asteroidin çarpmasının ardından havada 2 bin gigaton ağırlığında toz bulutu oluştuğu, bu durumun da yaklaşık 2 yıl boyunca güneşi engelleyerek yeryüzündeki birçok canlıyı etkilediği kaydedildi.Dinozorların neslinin tükenmesine dünyaya çarpan bir asteroidin neden olduğu düşünülüyordu. Araştırmacılar çarpmanın sonucunda düşünülenden daha ağır sonuçları olduğunu belirtti.ASTEROİD&#039;İN ÇARPMASI SONUCU EKOSİSTEM ÇÖKTÜYaklaşık 66 milyon yıl önce 10 ila 15 kilometre genişliğindeki bir asteroit Meksika&#039;nın Yucatan Yarımadası&#039;na çarptığında, etkisi yıkıma neden olmuş, orman yangınları, depremler ve megatsunamileri tetikleyerek bitkilerin ve canlıların gelişmesini sağlayan ekosistemin çökmesine yol açmıştır.Nature Geoscience tarafından yayınlanan yeni bir raporda araştırmacılar, bu diğer etkilerin yüzlerce dinozor türüne ciddi zarar vermiş olabileceğine inanırken, Asteroit çarptığında havaya savrulmuş olabilecek trilyonlarca ton tozun buna sebep olduğunu belirtti.KÜRESEL KIŞA NEDEN OLDUBelçikalı araştırmacılar, silikat tozu ve sülfürden oluşan karanlık bulutların atmosferin etrafında dönerek güneş ışınlarını engellediği ve küresel yüzey sıcaklığının 15 dereceye kadar düşmesine neden olduğu düşünüldüğünden, asteroidin &quot;küresel bir kışa&quot; neden olduğuna inanmaktadır.TOZUN AĞIRLIĞI 2 BİN GİGATON Atmosferi boğan toz miktarının yaklaşık 2.000 gigaton olduğu düşünülüyor. Bu, Everest Dağı&#039;nın ağırlığının 11 katından fazla.Araştırmacılar Kuzey Dakota&#039;daki bir fosil alanında bulunan tortu üzerinde simülasyonlar gerçekleştirdiler.GÜNEŞİ İKİ YILA KADAR ENGELLEDİ Tozun güneşi iki yıla kadar engelleyebileceğini ve potansiyel olarak 15 yıl boyunca atmosferde kalarak bitkiler için fotosentezi kısıtlayabileceğini ve dolayısıyla doğal ekosistemi çökertebileceğini buldular.BİRKAÇ YIL İÇİNDE YAVAŞ YAVAŞ NESLİ TÜKENDİÇalışma, asteroidin şiddetli bir ilk çarpışmaya sahip olmasına rağmen dinozorları hemen öldürmediğini, bunun yerine birkaç yıl içinde yavaş yavaş neslinin tükendiğini gösterdi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jPQzkVjhx0qObpg9xEd07g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Bilim, insanları, dinozorların, neslinin, tükenme, nedenini, açıkladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jPQzkVjhx0qObpg9xEd07g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Bilim insanları, dinozorların neslinin tükenme nedenini açıkladı"><p>Belçika'da araştırmacılar 66 milyon yıl önce 10 ila 15 kilometre genişliğindeki bir Asteroidin dünyaya çarpmasıyla birlikte tüm ekosistemin çökmesine ve dinozor türüne ciddi zarar vermiş olabileceğini düşünüyor. Öte yandan Asteroidin çarpmasının ardından havada 2 bin gigaton ağırlığında toz bulutu oluştuğu, bu durumun da yaklaşık 2 yıl boyunca güneşi engelleyerek yeryüzündeki birçok canlıyı etkilediği kaydedildi.</p><p>Dinozorların neslinin tükenmesine dünyaya çarpan bir asteroidin neden olduğu düşünülüyordu. Araştırmacılar çarpmanın sonucunda düşünülenden daha ağır sonuçları olduğunu belirtti.</p><p><strong>ASTEROİD'İN ÇARPMASI SONUCU EKOSİSTEM ÇÖKTÜ</strong></p><p>Yaklaşık 66 milyon yıl önce 10 ila 15 kilometre genişliğindeki bir asteroit Meksika'nın Yucatan Yarımadası'na çarptığında, etkisi yıkıma neden olmuş, orman yangınları, depremler ve megatsunamileri tetikleyerek bitkilerin ve canlıların gelişmesini sağlayan ekosistemin çökmesine yol açmıştır.</p><p><strong>Nature Geoscience tarafından yayınlanan yeni bir raporda araştırmacılar,</strong> bu diğer etkilerin yüzlerce dinozor türüne ciddi zarar vermiş olabileceğine inanırken, Asteroit çarptığında havaya savrulmuş olabilecek trilyonlarca ton tozun buna sebep olduğunu belirtti.</p><p><strong>KÜRESEL KIŞA NEDEN OLDU</strong></p><p>Belçikalı araştırmacılar, silikat tozu ve sülfürden oluşan karanlık bulutların atmosferin etrafında dönerek güneş ışınlarını engellediği ve küresel yüzey sıcaklığının 15 dereceye kadar düşmesine neden olduğu düşünüldüğünden, asteroidin "küresel bir kışa" neden olduğuna inanmaktadır.</p><p><strong>TOZUN AĞIRLIĞI 2 BİN GİGATON </strong></p><p>Atmosferi boğan toz miktarının yaklaşık 2.000 gigaton olduğu düşünülüyor. Bu, Everest Dağı'nın ağırlığının 11 katından fazla.</p><p>Araştırmacılar Kuzey Dakota'daki bir fosil alanında bulunan tortu üzerinde simülasyonlar gerçekleştirdiler.</p><p><strong>GÜNEŞİ İKİ YILA KADAR ENGELLEDİ</strong></p><p> </p><p>Tozun güneşi iki yıla kadar engelleyebileceğini ve potansiyel olarak 15 yıl boyunca atmosferde kalarak bitkiler için fotosentezi kısıtlayabileceğini ve dolayısıyla doğal ekosistemi çökertebileceğini buldular.</p><p><strong>BİRKAÇ YIL İÇİNDE YAVAŞ YAVAŞ NESLİ TÜKENDİ</strong></p><p>Çalışma, asteroidin şiddetli bir ilk çarpışmaya sahip olmasına rağmen dinozorları hemen öldürmediğini, bunun yerine birkaç yıl içinde yavaş yavaş neslinin tükendiğini gösterdi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çanakkale&amp;apos;de aşırı kuraklık: Su kullanımına kısıtlama uzatıldı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/canakkalede-asiri-kuraklik-su-kullanimina-kisitlama-uzatildi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/canakkalede-asiri-kuraklik-su-kullanimina-kisitlama-uzatildi</guid>
<description><![CDATA[ Çanakkale&#039;de yaşanan kuraklık nedeniyle su kullanımına yönelik uygulanan kısıtlamaların 31 Aralık&#039;a kadar uzatıldığı bildirildi.Çanakkale Belediyesi&#039;nden yapılan açıklamada, kentin tek içme ve kullanma suyu ihtiyacını karşılayan Atikhisar Barajı&#039;nın sürdürülebilirliğini sağlamak, yaşam kaynağı olan suyu korumak adına belediye encümenince tasarrufa yönelik kararlar alındığı açıklandı.  Kuraklık dolayısıyla su tasarrufuna yönelik alınan kararların uygulanmasına devam edildiği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:  &quot;Konut ve iş yeri önlerinin ve içlerinin hortumla yıkanmasının yasaklanmasına, yüksek su tüketimi olan sanayi tesislerinde suyun tasarruflu kullanılabilmesi için mevcut kullanımların göz önüne alınarak kısıtlamaya gidilmesine, halı ve kilim yıkamalarının yasaklanmasına, şehir şebeke suyu ile hortumla araba yıkanmasının yasaklanmasına, oto kuaför ve yıkama işletmelerinde su tüketiminin aylık 20 metreküp olarak uygulanmasına, halı yıkama, hamam, tuvalet gibi su tüketimi yüksek olan iş yerlerine ön ödemeli elektronik sayaç takılmasına, yer altı suyu kullanımı varsa mekanik sayaç takma mecburiyetinin getirilmesine, böylece yer altı su kullanımının tespitinin yapılmasına, bahçe sulamalarının sabah ve akşam mümkünse kuyu suyuyla ve yağmurlama/damlama sistemleri kullanılarak yapılmasına, park, bahçe, yeşil alan, tarımsal amaçlı üretim yapılan yerlerde sulamaların kısıtlanmasına, acil sulama ihtiyacı olan yerlerin yağmurlama, damlama sulama ile su kullanımının minimuma indirilmesine karar verilmiştir.&quot;  &quot;Daha önce 31 Ekim tarihine kadar geçerli olan encümen kararlarının, son toplantı kapsamında 31 Aralık&#039;a kadar geçerli olması kararlaştırıldı.&quot; denilen açıklamada, kentin içme ve kullanma suyu ihtiyacının karşılandığı tek kaynak olan 54 milyon 115 bin metreküp kapasiteli Atikhisar Barajı&#039;nda su seviyesinin yüzde 32,5 olduğu duyuruldu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oziRmcJ5FUazLQZ0Pnn-AA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Çanakkalede, aşırı, kuraklık:, kullanımına, kısıtlama, uzatıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oziRmcJ5FUazLQZ0Pnn-AA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Çanakkale'de aşırı kuraklık: Su kullanımına kısıtlama uzatıldı"><p>Çanakkale'de yaşanan kuraklık nedeniyle su kullanımına yönelik uygulanan kısıtlamaların 31 Aralık'a kadar uzatıldığı bildirildi.</p>Çanakkale Belediyesi'nden yapılan açıklamada, kentin tek içme ve kullanma suyu ihtiyacını karşılayan Atikhisar Barajı'nın sürdürülebilirliğini sağlamak, yaşam kaynağı olan suyu korumak adına belediye encümenince tasarrufa yönelik kararlar alındığı açıklandı.  Kuraklık dolayısıyla su tasarrufuna yönelik alınan kararların uygulanmasına devam edildiği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:  "Konut ve iş yeri önlerinin ve içlerinin hortumla yıkanmasının yasaklanmasına, yüksek su tüketimi olan sanayi tesislerinde suyun tasarruflu kullanılabilmesi için mevcut kullanımların göz önüne alınarak kısıtlamaya gidilmesine, halı ve kilim yıkamalarının yasaklanmasına, şehir şebeke suyu ile hortumla araba yıkanmasının yasaklanmasına, oto kuaför ve yıkama işletmelerinde su tüketiminin aylık 20 metreküp olarak uygulanmasına, halı yıkama, hamam, tuvalet gibi su tüketimi yüksek olan iş yerlerine ön ödemeli elektronik sayaç takılmasına, yer altı suyu kullanımı varsa mekanik sayaç takma mecburiyetinin getirilmesine, böylece yer altı su kullanımının tespitinin yapılmasına, bahçe sulamalarının sabah ve akşam mümkünse kuyu suyuyla ve yağmurlama/damlama sistemleri kullanılarak yapılmasına, park, bahçe, yeşil alan, tarımsal amaçlı üretim yapılan yerlerde sulamaların kısıtlanmasına, acil sulama ihtiyacı olan yerlerin yağmurlama, damlama sulama ile su kullanımının minimuma indirilmesine karar verilmiştir."  "Daha önce 31 Ekim tarihine kadar geçerli olan encümen kararlarının, son toplantı kapsamında 31 Aralık'a kadar geçerli olması kararlaştırıldı." denilen açıklamada, kentin içme ve kullanma suyu ihtiyacının karşılandığı tek kaynak olan 54 milyon 115 bin metreküp kapasiteli Atikhisar Barajı'nda su seviyesinin yüzde 32,5 olduğu duyuruldu.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kızılırmak alarm veriyor: 5 ay arayla çekilen iki drone görüntüsü kuraklığı gözler önüne serdi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/kizilirmak-alarm-veriyor-5-ay-arayla-cekilen-iki-drone-goeruntusu-kurakligi-goezler-oenune-serdi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/kizilirmak-alarm-veriyor-5-ay-arayla-cekilen-iki-drone-goeruntusu-kurakligi-goezler-oenune-serdi</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye’nin en uzun nehri Kızılırmak’ta su seviyesi, gözle görülür derece düştü. Irmağın Kırıkkale’den geçen bölümünde, 5 ay arayla drone ile çekilen iki görüntü, kuraklığı gözler önüne serdi.Son zamanlarda beklenen oranda yağış gerçekleşmemesi ve kuraklığın etkilerinin artması; baraj, göl, gölet gibi kaynaklarda su seviyesinin düşmesine ya da kurumaya yol açıyor.O su kaynaklarından biri de Türkiye’nin en uzun nehri Kızılırmak…Bin 355 kilometre uzunluğundaki Kızılırmak&#039;ta suların çekilmesiyle birlikte nehir yatağında adacıklar ortaya çıktı.Yağışların azalmasıyla birlikte, nehirdeki debide büyük düşüş yaşandı.
Kırıkkale’den geçen Kızılırmak’ta, 5 ay arayla çekilen drone görüntüleri de kuraklığı gözler önüne serdi.Yahşihan ilçesinde yaşayan emekli öğretmen Mustafa Durmuş, Kızılırmak nehrinde, suların 1,5 metre çekildiğini ifade ederek, ırmaktan yürüyerek geçilecek duruma geldiğini söyledi.Kızılırmak nehri, İç Anadolu’nun en doğusundaki Sivas’ın İmranlı ilçesinde yer alan Kızıldağ’ın Güney yamaçlarından doğup Kayseri, Nevşehir, Kırşehir, Kırıkkale, Ankara, Çankırı, Çorum ve Samsun’dan geçerek Karadeniz’e dökülüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lf60Z9QsYkmFHL9TZhVvFA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Kızılırmak, alarm, veriyor:, arayla, çekilen, iki, drone, görüntüsü, kuraklığı, gözler, önüne, serdi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lf60Z9QsYkmFHL9TZhVvFA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Kızılırmak alarm veriyor: 5 ay arayla çekilen iki drone görüntüsü kuraklığı gözler önüne serdi"><p>Türkiye’nin en uzun nehri Kızılırmak’ta su seviyesi, gözle görülür derece düştü. Irmağın Kırıkkale’den geçen bölümünde, 5 ay arayla drone ile çekilen iki görüntü, kuraklığı gözler önüne serdi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OiDH6d2Ex0OQ7Bdo17I4Kw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son zamanlarda beklenen oranda yağış gerçekleşmemesi ve kuraklığın etkilerinin artması; baraj, göl, gölet gibi kaynaklarda su seviyesinin düşmesine ya da kurumaya yol açıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4trKVZn5AEyjbsOND8o_kw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>O su kaynaklarından biri de Türkiye’nin en uzun nehri Kızılırmak…</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pXH3Gt_vYkedN-ONstsCyA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bin 355 kilometre uzunluğundaki Kızılırmak'ta suların çekilmesiyle birlikte nehir yatağında adacıklar ortaya çıktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/z20sq5Rrs0KOXrzZ60GdOQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yağışların azalmasıyla birlikte, nehirdeki debide büyük düşüş yaşandı.
Kırıkkale’den geçen Kızılırmak’ta, 5 ay arayla çekilen drone görüntüleri de kuraklığı gözler önüne serdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OTPbTaLPvka5vONamlk_hg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yahşihan ilçesinde yaşayan emekli öğretmen Mustafa Durmuş, Kızılırmak nehrinde, suların 1,5 metre çekildiğini ifade ederek, ırmaktan yürüyerek geçilecek duruma geldiğini söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Lj26jEyY-EibgxYFVziFDQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kızılırmak nehri, İç Anadolu’nun en doğusundaki Sivas’ın İmranlı ilçesinde yer alan Kızıldağ’ın Güney yamaçlarından doğup Kayseri, Nevşehir, Kırşehir, Kırıkkale, Ankara, Çankırı, Çorum ve Samsun’dan geçerek Karadeniz’e dökülüyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Rezerv alan nedir? Rezerv yapı alanı tanımında değişiklik</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/rezerv-alan-nedir-rezerv-yapi-alani-taniminda-degisiklik</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/rezerv-alan-nedir-rezerv-yapi-alani-taniminda-degisiklik</guid>
<description><![CDATA[ Gündemdeki haberler nedeniyle rezerv yapı ile ilgili araştırmalar başladı. Peki, rezerv alan nedir? Rezerv yapı alanı talebi dosyasında olması gereken evraklar neler?Rezerv yapı, Toplu Konut İdaresi Başkanlığının veya İdarenin talebine bağlı olarak veya resen Bakanlıkça belirlenen alanlardır.  Rezerv yapı alanlarda, Kanunun amacı çerçevesinde fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek ve Kanunda öngörülen amaçlar çerçevesinde kullanılmak üzere;  Riskli alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapılarda ikamet edenlerin nakledileceği rezerv konut ve işyerleri, Gelir ve hasılat getirecek her türlü uygulama yapılabilir ve bu alanlar yeni yerleşim alanı olarak kullanılabilir.TANIMDA DEĞİŞİKLİĞE GİDİLDİAfet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun&#039;daki &quot;rezerv yapı alanı&quot; tanımında değişikliğe gidildi. Rezerv yapı alanı tanımında yer alan &quot;yeni yerleşim alanı olarak&quot; ibaresi metinden çıkarılırken bu düzenlemenin gerekçesinde, uygulamada açılan davalarda, herhangi bir taşınmazın rezerv yapı alanı olarak belirlenebilmesi için meskun alanlar dışında olması gerektiği yönünde değerlendirme yapılarak hüküm kurulduğu, yerleşim yerlerinde yer alan parsellerin de rezerv yapı alanı olarak belirlenmesinin mümkün olmasının amaçlandığı belirtildi. REZERV YAPI ALANI TALEBİ DOSYASINDA OLMASI GEREKEN EVRAKLAR  Alanın büyüklüğünü de içeren koordinatlı hâlihazır haritası  Alanın uydu görüntüsünü veya ortofoto haritası  Alanda bulunan kamuya ait taşınmazların listesi  Alanda yapılacak inceleme neticesinde gözlemsel verilere dayanılarak hazırlanacak gerekçe raporu  Alanın özelliğine göre Bakanlıkça istenecek sair bilgi ve belgeleri ihtiva eden dosya ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R4AqAfJPQEe0v3Pc1GUKmQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Rezerv, alan, nedir, Rezerv, yapı, alanı, tanımında, değişiklik</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R4AqAfJPQEe0v3Pc1GUKmQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Rezerv alan nedir? Rezerv yapı alanı tanımında değişiklik"><p>Gündemdeki haberler nedeniyle rezerv yapı ile ilgili araştırmalar başladı. Peki, rezerv alan nedir? Rezerv yapı alanı talebi dosyasında olması gereken evraklar neler?</p><p>Rezerv yapı, Toplu Konut İdaresi Başkanlığının veya İdarenin talebine bağlı olarak veya resen Bakanlıkça belirlenen alanlardır.  Rezerv yapı alanlarda, Kanunun amacı çerçevesinde fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek ve Kanunda öngörülen amaçlar çerçevesinde kullanılmak üzere;  Riskli alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapılarda ikamet edenlerin nakledileceği rezerv konut ve işyerleri, Gelir ve hasılat getirecek her türlü uygulama yapılabilir ve bu alanlar yeni yerleşim alanı olarak kullanılabilir.</p><p><strong>TANIMDA DEĞİŞİKLİĞE GİDİLDİ</strong></p><p>Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'daki "rezerv yapı alanı" tanımında değişikliğe gidildi. Rezerv yapı alanı tanımında yer alan "yeni yerleşim alanı olarak" ibaresi metinden çıkarılırken bu düzenlemenin gerekçesinde, uygulamada açılan davalarda, herhangi bir taşınmazın rezerv yapı alanı olarak belirlenebilmesi için meskun alanlar dışında olması gerektiği yönünde değerlendirme yapılarak hüküm kurulduğu, yerleşim yerlerinde yer alan parsellerin de rezerv yapı alanı olarak belirlenmesinin mümkün olmasının amaçlandığı belirtildi. </p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q4UmK3lB00mqkqOHzxGlcA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><strong>REZERV YAPI ALANI TALEBİ DOSYASINDA OLMASI GEREKEN EVRAKLAR</strong>  Alanın büyüklüğünü de içeren koordinatlı hâlihazır haritası  Alanın uydu görüntüsünü veya ortofoto haritası  Alanda bulunan kamuya ait taşınmazların listesi  Alanda yapılacak inceleme neticesinde gözlemsel verilere dayanılarak hazırlanacak gerekçe raporu  Alanın özelliğine göre Bakanlıkça istenecek sair bilgi ve belgeleri ihtiva eden dosya]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çevreyi korumaya 140 milyar lira harcandı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/cevreyi-korumaya-140-milyar-lira-harcandi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/cevreyi-korumaya-140-milyar-lira-harcandi</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye&#039;de çevre koruma harcamaları 2022&#039;de yıllık bazda yüzde 111,4 artarak 140,3 milyar lira olarak gerçekleşti.Türkiye İstatistik Kurumu, 2022 yılına ilişkin çevre koruma harcama istatistiklerini açıkladı.  Buna göre, çevre koruma harcamaları, geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 111,4 artarak 140,3 milyar liraya çıktı.   Çevre koruma harcamalarının yüzde 70,3&#039;ü mali ve mali olmayan şirketler, yüzde 26,1&#039;i genel devlet ve hane halkına hizmet eden kar amacı olmayan kuruluşlar ve yüzde 3,6&#039;sı da hane halkları tarafından yapıldı.  Bu harcamaların yüzde 60,9&#039;u atık yönetimi hizmetlerinden, yüzde 25,3&#039;ü atık su yönetimi hizmetlerinden, yüzde 4,2&#039;si dış ortam havasını ve iklimi korumadan, yüzde 4&#039;ü biyolojik çeşitliliğin ve peyzajın korunmasından, yüzde 2,4&#039;ü toprak, yer altı, yüzey sularının korunması, kalitesinin iyileştirilmesinden ve yüzde 3,3&#039;ü de diğer çevre koruma konularından oluştu.  33 MİLYAR LİRALIK YATIRIM HARCAMASIÇevre koruma yatırım harcamaları ise 2022&#039;de bir önceki yıla göre yüzde 140,9 artarak 32,7 milyar liraya ulaştı. Bu harcamaların yüzde 84,7&#039;si mali ve mali olmayan şirketler, yüzde 15,3&#039;ü genel devlet ve hane halkına hizmet eden kar amacı olmayan kuruluşlar tarafından yapıldı.  Çevre koruma harcamalarının gayri safi yurt içi hasıla içindeki payı 2021&#039;de yüzde 0,91 iken 2022&#039;de yüzde 0,93 oldu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EdKiJ4-e0UKHywQImeVoYw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Çevreyi, korumaya, 140, milyar, lira, harcandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EdKiJ4-e0UKHywQImeVoYw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Çevreyi korumaya 140 milyar lira harcandı"><p>Türkiye'de çevre koruma harcamaları 2022'de yıllık bazda yüzde 111,4 artarak 140,3 milyar lira olarak gerçekleşti.</p><p>Türkiye İstatistik Kurumu, 2022 yılına ilişkin çevre koruma harcama istatistiklerini açıkladı.  Buna göre, çevre koruma harcamaları, geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 111,4 artarak 140,3 milyar liraya çıktı.   Çevre koruma harcamalarının yüzde 70,3'ü mali ve mali olmayan şirketler, yüzde 26,1'i genel devlet ve hane halkına hizmet eden kar amacı olmayan kuruluşlar ve yüzde 3,6'sı da hane halkları tarafından yapıldı.  Bu harcamaların yüzde 60,9'u atık yönetimi hizmetlerinden, yüzde 25,3'ü atık su yönetimi hizmetlerinden, yüzde 4,2'si dış ortam havasını ve iklimi korumadan, yüzde 4'ü biyolojik çeşitliliğin ve peyzajın korunmasından, yüzde 2,4'ü toprak, yer altı, yüzey sularının korunması, kalitesinin iyileştirilmesinden ve yüzde 3,3'ü de diğer çevre koruma konularından oluştu.  <strong>33 MİLYAR LİRALIK YATIRIM HARCAMASI</strong></p><p>Çevre koruma yatırım harcamaları ise 2022'de bir önceki yıla göre yüzde 140,9 artarak 32,7 milyar liraya ulaştı. Bu harcamaların yüzde 84,7'si mali ve mali olmayan şirketler, yüzde 15,3'ü genel devlet ve hane halkına hizmet eden kar amacı olmayan kuruluşlar tarafından yapıldı.  Çevre koruma harcamalarının gayri safi yurt içi hasıla içindeki payı 2021'de yüzde 0,91 iken 2022'de yüzde 0,93 oldu. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Büyük Karbon Uçurumu: Milyonlarca ölümden en zengin yüzde 1 sorumlu</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/buyuk-karbon-ucurumu-milyonlarca-oelumden-en-zengin-yuzde-1-sorumlu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/buyuk-karbon-ucurumu-milyonlarca-oelumden-en-zengin-yuzde-1-sorumlu</guid>
<description><![CDATA[ İklim adaleti, Birleşik Arap Emirlikleri&#039;nde bugün başlayan Birleşmiş Milletler (BM) Cop28 İklim Zirvesi&#039;nin gündeminin en üst sırasında yer alıyor. Ancak, dünya genelindeki son çalışmalar, küresel hedeflere ulaşmada ciddi bir gerileme olduğunu gösteriyor. Yeni bir rapora göre, dünya nüfusunun en zengin yüzde 1&#039;lik kesimi, en yoksul yüzde 66&#039;lık kesimden daha fazla karbon emisyonundan sorumlu. Bu durum ise yoksul ülkelerde milyonlarca ölümle sonuçlanıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hLDp0N3URUGd9Jn_n41O0g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Büyük, Karbon, Uçurumu:, Milyonlarca, ölümden, zengin, yüzde, sorumlu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hLDp0N3URUGd9Jn_n41O0g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Büyük Karbon Uçurumu: Milyonlarca ölümden en zengin yüzde 1 sorumlu"><p>İklim adaleti, Birleşik Arap Emirlikleri'nde bugün başlayan Birleşmiş Milletler (BM) Cop28 İklim Zirvesi'nin gündeminin en üst sırasında yer alıyor. Ancak, dünya genelindeki son çalışmalar, küresel hedeflere ulaşmada ciddi bir gerileme olduğunu gösteriyor. Yeni bir rapora göre, dünya nüfusunun en zengin yüzde 1'lik kesimi, en yoksul yüzde 66'lık kesimden daha fazla karbon emisyonundan sorumlu. Bu durum ise yoksul ülkelerde milyonlarca ölümle sonuçlanıyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İtalya&amp;apos;da çevreci deniz parkı projesi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/italyada-cevreci-deniz-parki-projesi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/italyada-cevreci-deniz-parki-projesi</guid>
<description><![CDATA[ İtalya&#039;nın liman kenti Trieste dünyada bir ilki gerçekleştirmeye hazırlanıyor. Deniz ile karayı buluşturan yenilikçi proje; çevresel ve ekonomik sürdürebilirliğin yanısıra 360 derece yeşil dönüşüm ve dijital bir teknoloji merkezi içeriyor. NTV Milano muhabiri Şeyda Canepa, o projeyi yerinde inceledi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JYGCeYkvGUCeEBz3zqP_gg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>İtalyada, çevreci, deniz, parkı, projesi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JYGCeYkvGUCeEBz3zqP_gg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="İtalya'da çevreci deniz parkı projesi"><p>İtalya'nın liman kenti Trieste dünyada bir ilki gerçekleştirmeye hazırlanıyor. Deniz ile karayı buluşturan yenilikçi proje; çevresel ve ekonomik sürdürebilirliğin yanısıra 360 derece yeşil dönüşüm ve dijital bir teknoloji merkezi içeriyor. NTV Milano muhabiri Şeyda Canepa, o projeyi yerinde inceledi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Van Gölü&amp;apos;nde korkutan görüntü</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/van-goelunde-korkutan-goeruntu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/van-goelunde-korkutan-goeruntu</guid>
<description><![CDATA[ Dünyanın en büyük sodalı gölü, Türkiye&#039;nin ise en büyük gölü olma özelliğine sahip 1700 metre rakımdaki 3 bin 712 kilometrekarelik Van Gölü&#039;nde yaşanan çekilmeyi son yıllarda çekilen fotoğraf kareleri gözler önüne serdi. Uzmanlar, yeterli yağışların olmaması halinde çekilmenin hızlı bir şekilde devam edeceğini belirtti.Küresel iklim değişikliği ve buna bağlı olarak yaşanan kuraklık, Van Gölü&#039;nü etkilemeye devam ediyor.Son yıllarda yağışların azalması ve aşırı buharlaşma nedeniyle Van Gölü&#039;nde yaşanan çekilme ile birlikte birçok tarihi kalıntı gün yüzüne çıkarken gölde bulunan ve daha önce sular altında olan dünyanın en büyük mikrobiyalitleri de su yüzüne çıktı.Van Gölü&#039;nde çekilmenin en fazla olduğu yerlerden biri de Erciş kıyıları oldu.Daha önce su altında kalan kilometrelerce alan karaya çıktı.Çekilmenin boyutu ise bölgede fotoğrafçılık yapanların karelerine yansıyor.Bölgede 30 yıldır fotoğrafçılık yapan Ferzende Coşar, 15 yıl önce çektiği kareyi aynı mevkide tekrar çekti.Çekilen ilk karede su altında olan bölgede artık otların çıktığını söyleyen Coşar, &quot;Fotoğraf arşivime baktığımda daha önce çektiğim ve bugün çektiğim fotoğraflarda çok fark var. Van Gölü&#039;nün su seviyesi oldukça düşmüş. Özellikle bu alanda çektiğim fotoğraflar ile bugün bu alandaki duruma baktığımda tehlikenin boyutlarını görebiliyorum. Bölgeyi gezerken daha önce görünmeyen mikrobiyalitler ve tarihi mekanlar su seviyesinin düşmesiyle ortaya çıktı. Bu alanda balık avlanıyor ve göle giriliyordu. Bu bölgede bulunan iskelede tekneler vardı. Şimdi baktığımda bu alan tamamen otlarla kaplanmış durumda. Temennimiz bol bol yağışın olması ve su seviyesinin eski haline gelmesidir.&quot; diye konuştu.YYÜ Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Mustafa Akkuş da Van Gölü&#039;nün hızla su kaybettiğini belirtti.Akkuş, &quot;Van Gölü, dünyanın en büyük sodalı gölü, ülkemizin de en büyük gölünü oluşturuyor. Yani yaklaşık 500 kilometrelik kıyı uzunluğuyla beraber adeta bir deniz gibi. Son yıllarda ülkemizde görülen küresel iklim değişimine bağlı olarak Van Gölü hızla su kaybediyor ve kimi yerlerde kıyı çizgisi kilometrelerce geriye doğru gitti. Tabii herkesin aklındaki soru şu, Van Gölü tekrar eski yüzey alanına kavuşacak mı, eskiden olduğu gibi tekrardan suları yükselecek mi? Van Gölü&#039;nün aslında su bütçesi çok basit bir denkleme dayanıyor. Girdiler ve çıktılar. Yani kapalı bir göl olması sebebiyle dışarıya hiçbir akarsuyla beraber su çıktısı yok. Kışın yağan kar yağışı ve yağmur, göle su girdisini sağlıyor. Buharlaşmayla beraber gölden su uzaklaşıyor.&quot; dedi.Havzanın son yıllarda yeteri yağış almadığına dikkat çeken Dr. Akkuş, aralık ayının ortasında olunmasına rağmen halen yeterince yağışın olmadığını ve bu nedenle Van Gölü&#039;ndeki çekilmenin devam edeceğini söyledi.Ocak ve Şubat aylarının da kritik olduğunu belirten Dr. Akkuş, &quot;Havzanın kar yağışı almaması şunu gösteriyor Van Gölü çekilmeye devam edecek. Ümit ediyoruz ki önümüzdeki ocak ve şubat aylarında havza bol kar yağış alır. Çünkü artık mevsimlerin yerleri değişiyor. Kış mevsimine geç giriyoruz, yazı erken karşılıyoruz. Aralık ayındayız ama dışarıda adeta sonbahardan bir hava varmış gibi. Bu nedenle Van Gölü&#039;ndeki çekilme eğer hava şartları böyle giderse bizler Van Gölü&#039;nün biraz daha geriye doğru çekildiğini göreceğiz.&quot; dedi.Göldeki çekilme noktasındaki en hassas alanın gölün kuzey doğusu olan Erciş Körfezi olduğunu da belirten Dr. Akkuş, burada gölün derinliğinin çok sığ olduğunu belirterek, &quot;Burada yarım metrelik bir düşüş bile kilometrelerce karelik alanın açığa çıkmasına sebebiyet veriyor. Van Gölü&#039;nün çekilmesinde en olumsuz etkilenen balıkçılık sektörüdür. Çünkü kıyıdaki limanların bugün birçoğu işlevsiz halde, tekneler adeta limanlarda hapis kalmış. Eğer ocak ve şubat ayılarında havzaya yeterince kar yağışı düşmezse biz bugün suyla kaplı olan yerlerin yaz aylarına doğru geldiğimiz zaman özellikle yaz ayının sonuna doğru daha da geriye çekildiğini, karaya çıktığını göreceğiz. Yani bu önümüzdeki 2 ay havzada kar yağışı hayatı ödeme sahip. Şayet havzada kar yağışı olmazsa biz önümüzdeki yıl özellikle ağustos ayından sonra gölün daha da geriye gittiğine şahitlik edeceğiz.&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kK6Nieuq6EC5eCplCJK2_Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Van, Gölünde, korkutan, görüntü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kK6Nieuq6EC5eCplCJK2_Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Van Gölü'nde korkutan görüntü"><p>Dünyanın en büyük sodalı gölü, Türkiye'nin ise en büyük gölü olma özelliğine sahip 1700 metre rakımdaki 3 bin 712 kilometrekarelik Van Gölü'nde yaşanan çekilmeyi son yıllarda çekilen fotoğraf kareleri gözler önüne serdi. Uzmanlar, yeterli yağışların olmaması halinde çekilmenin hızlı bir şekilde devam edeceğini belirtti.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KBamqNmnFky4F8Pf8JaqfA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Küresel iklim değişikliği ve buna bağlı olarak yaşanan kuraklık, Van Gölü'nü etkilemeye devam ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YeDI48ovj0SLfS8HS6z4bQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son yıllarda yağışların azalması ve aşırı buharlaşma nedeniyle Van Gölü'nde yaşanan çekilme ile birlikte birçok tarihi kalıntı gün yüzüne çıkarken gölde bulunan ve daha önce sular altında olan dünyanın en büyük mikrobiyalitleri de su yüzüne çıktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XF7EBZygd06Xhr3NJgjETQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Van Gölü'nde çekilmenin en fazla olduğu yerlerden biri de Erciş kıyıları oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x-6a9bjLEEy01anAERKYqg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daha önce su altında kalan kilometrelerce alan karaya çıktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iKJmEZZaA0aChjCpS8bF0g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çekilmenin boyutu ise bölgede fotoğrafçılık yapanların karelerine yansıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_7eDnNzBHUmPnxCOYNVXLQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bölgede 30 yıldır fotoğrafçılık yapan Ferzende Coşar, 15 yıl önce çektiği kareyi aynı mevkide tekrar çekti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bR6_0E-HF0SVkUIUVG9ZaA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çekilen ilk karede su altında olan bölgede artık otların çıktığını söyleyen Coşar, "Fotoğraf arşivime baktığımda daha önce çektiğim ve bugün çektiğim fotoğraflarda çok fark var. Van Gölü'nün su seviyesi oldukça düşmüş. Özellikle bu alanda çektiğim fotoğraflar ile bugün bu alandaki duruma baktığımda tehlikenin boyutlarını görebiliyorum. Bölgeyi gezerken daha önce görünmeyen mikrobiyalitler ve tarihi mekanlar su seviyesinin düşmesiyle ortaya çıktı. Bu alanda balık avlanıyor ve göle giriliyordu. Bu bölgede bulunan iskelede tekneler vardı. Şimdi baktığımda bu alan tamamen otlarla kaplanmış durumda. Temennimiz bol bol yağışın olması ve su seviyesinin eski haline gelmesidir." diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FQ0ECVC8xUSDYH2_lNRfdw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>YYÜ Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Mustafa Akkuş da Van Gölü'nün hızla su kaybettiğini belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0Gqzzjoq802mFJV7nKEnyA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Akkuş, "Van Gölü, dünyanın en büyük sodalı gölü, ülkemizin de en büyük gölünü oluşturuyor. Yani yaklaşık 500 kilometrelik kıyı uzunluğuyla beraber adeta bir deniz gibi. Son yıllarda ülkemizde görülen küresel iklim değişimine bağlı olarak Van Gölü hızla su kaybediyor ve kimi yerlerde kıyı çizgisi kilometrelerce geriye doğru gitti. Tabii herkesin aklındaki soru şu, Van Gölü tekrar eski yüzey alanına kavuşacak mı, eskiden olduğu gibi tekrardan suları yükselecek mi? Van Gölü'nün aslında su bütçesi çok basit bir denkleme dayanıyor. Girdiler ve çıktılar. Yani kapalı bir göl olması sebebiyle dışarıya hiçbir akarsuyla beraber su çıktısı yok. Kışın yağan kar yağışı ve yağmur, göle su girdisini sağlıyor. Buharlaşmayla beraber gölden su uzaklaşıyor." dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iwCvOq8Eh02bTgxvOxjgNg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Havzanın son yıllarda yeteri yağış almadığına dikkat çeken Dr. Akkuş, aralık ayının ortasında olunmasına rağmen halen yeterince yağışın olmadığını ve bu nedenle Van Gölü'ndeki çekilmenin devam edeceğini söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3qQoCQ10_Ei_ouXgCEWlyA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ocak ve Şubat aylarının da kritik olduğunu belirten Dr. Akkuş, "Havzanın kar yağışı almaması şunu gösteriyor Van Gölü çekilmeye devam edecek. Ümit ediyoruz ki önümüzdeki ocak ve şubat aylarında havza bol kar yağış alır. Çünkü artık mevsimlerin yerleri değişiyor. Kış mevsimine geç giriyoruz, yazı erken karşılıyoruz. Aralık ayındayız ama dışarıda adeta sonbahardan bir hava varmış gibi. Bu nedenle Van Gölü'ndeki çekilme eğer hava şartları böyle giderse bizler Van Gölü'nün biraz daha geriye doğru çekildiğini göreceğiz." dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MWj0AYxKl0yLssVdPNeLGQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Göldeki çekilme noktasındaki en hassas alanın gölün kuzey doğusu olan Erciş Körfezi olduğunu da belirten Dr. Akkuş, burada gölün derinliğinin çok sığ olduğunu belirterek, "Burada yarım metrelik bir düşüş bile kilometrelerce karelik alanın açığa çıkmasına sebebiyet veriyor. Van Gölü'nün çekilmesinde en olumsuz etkilenen balıkçılık sektörüdür. Çünkü kıyıdaki limanların bugün birçoğu işlevsiz halde, tekneler adeta limanlarda hapis kalmış. Eğer ocak ve şubat ayılarında havzaya yeterince kar yağışı düşmezse biz bugün suyla kaplı olan yerlerin yaz aylarına doğru geldiğimiz zaman özellikle yaz ayının sonuna doğru daha da geriye çekildiğini, karaya çıktığını göreceğiz. Yani bu önümüzdeki 2 ay havzada kar yağışı hayatı ödeme sahip. Şayet havzada kar yağışı olmazsa biz önümüzdeki yıl özellikle ağustos ayından sonra gölün daha da geriye gittiğine şahitlik edeceğiz." diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xP11P6-0X0ap7Wva9yR6Yg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/plE6dGPrpU6Uji6gvlY53Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aKs2O1UTFEOWy40KzC6vUg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Boğaziçi Çevre Ödülleri için geri sayım başladı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/bogazici-cevre-odulleri-icin-geri-sayim-basladi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/bogazici-cevre-odulleri-icin-geri-sayim-basladi</guid>
<description><![CDATA[ Boğaziçi Çevre Ödülleri 22 Aralık&#039;ta sahiplerini bulacak.22 Aralık Cuma günü düzenlenecek olan ve çevre ve sürdürülebilirlik alanında önemli adımlar atan kurum ve kuruluşların ödül alacağı Boğaziçi Çevre Ödülleri için geri sayım başladı.Boğaziçi Üniversitesi Elektroteknoloji Kulübü (BUEC) tarafından düzenlenen törende geçtiğimiz senelerde Fazıl Say, Demet Evgar, Nil Karaibrahimgil, Manga, Çevko, Tema gibi ünlü isimler ve kurumlar ödül almıştı.Geçtiğimiz yıl düzenlenen ödül töreninde, Yılın Çevreci Medya Kurumu ödülünün sahibi NTV olmuştu. Geceye katılan NTV sunucusu Buse Yıldırım, ödülü BÜ Elektroteknoloji Kulübü Başkanı Sefa Sağdıç’tan aldı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hofgKj1M-EiHrjd8gNHN4w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Boğaziçi, Çevre, Ödülleri, için, geri, sayım, başladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hofgKj1M-EiHrjd8gNHN4w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Boğaziçi Çevre Ödülleri için geri sayım başladı"><p>Boğaziçi Çevre Ödülleri 22 Aralık'ta sahiplerini bulacak.</p><p><strong>22 Aralık Cuma</strong> günü düzenlenecek olan ve çevre ve sürdürülebilirlik alanında önemli adımlar atan kurum ve kuruluşların ödül alacağı <strong>Boğaziçi Çevre Ödülleri</strong> için geri sayım başladı.</p><p>Boğaziçi Üniversitesi Elektroteknoloji Kulübü (BUEC) tarafından düzenlenen törende geçtiğimiz senelerde Fazıl Say, Demet Evgar, Nil Karaibrahimgil, Manga, Çevko, Tema gibi ünlü isimler ve kurumlar ödül almıştı.</p><p>Geçtiğimiz yıl düzenlenen ödül töreninde,<strong> Yılın Çevreci Medya Kurumu</strong> ödülünün sahibi <strong>NTV</strong> olmuştu. Geceye katılan NTV sunucusu Buse Yıldırım, ödülü BÜ Elektroteknoloji Kulübü Başkanı Sefa Sağdıç’tan aldı. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ÇEVKO&amp;apos;dan NTV&amp;apos;ye ödül</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/cevkodan-ntvye-oedul</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/cevkodan-ntvye-oedul</guid>
<description><![CDATA[ Çevre Koruma ve Ambalaj Atıkları Değerlendirme Vakfı&#039;nın (ÇEVKO) düzenlediği &quot;Yeşil Nokta Basın Ödülleri&quot; dün akşam sahiplerini buldu. NTV, yıl boyu yaptığı çevre haberleriyle ödüle layık görüldü. Ödülü NTV sunucusu Buse Yıldırım aldı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/o3Rj2vD7hEewKyyuS7Cp4w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>ÇEVKOdan, NTVye, ödül</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/o3Rj2vD7hEewKyyuS7Cp4w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="ÇEVKO'dan NTV'ye ödül"><p>Çevre Koruma ve Ambalaj Atıkları Değerlendirme Vakfı'nın (ÇEVKO) düzenlediği "Yeşil Nokta Basın Ödülleri" dün akşam sahiplerini buldu. NTV, yıl boyu yaptığı çevre haberleriyle ödüle layık görüldü. Ödülü NTV sunucusu Buse Yıldırım aldı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yerel yönetimlere 17 milyar lira çevre desteği</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/yerel-yoenetimlere-17-milyar-lira-cevre-destegi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/yerel-yoenetimlere-17-milyar-lira-cevre-destegi</guid>
<description><![CDATA[ İller Bankası aracılığıyla çevre yatırımları için bu yıl yerel yönetimlere 17 milyar 179 milyon lira destek sağlandı.Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, İller Bankası (İLBANK) aracılığıyla çevre yatırımları için bu yıl yerel yönetimlere 17 milyar 179 milyon lira destek sağlandığını, önümüzdeki yıl bu alandaki desteği 62 milyar liranın üzerine çıkartmak istediklerini bildirdi.  Özhaseki, yerel yönetimlerin çevre yatırımlarına İLBANK aracılığıyla verdikleri desteklere ilişkin açıklamalarda bulundu. İçme suyu, içme suyu arıtma, atık su şebeke, atık su arıtma, yağmur suyu, yenilenebilir enerji, katı atık tesisleri ve buna benzer birçok iş için İller Bankası tarafından 21 yılda 10 bin 471 projeyi desteklediklerini belirten Özhaseki, bu projelere banka kaynaklarıyla 40 milyar 182 milyon lira, dış finansman kaynakları ile 73 milyar lira olmak üzere 113 milyar 182 milyon liralık destek sağladıklarını kaydetti.  &quot;HEDEF, YEŞİL KALKINMA DEVRİMİ&quot;  Türkiye ve dünyayı tehdit eden iklim değişikliğine karşı yerel yönetimlerle güçlü bir mücadele sürdürüldüğünü anlatan Özhaseki, şöyle devam etti: &quot;Sadece konut ve iş yerlerimizi değil aynı zamanda altyapılarımızı da çevreye duyarlı ve iklim dostu inşa etmekte kararlıyız. Bu anlamda İller Bankamız aracılığıyla yerel yönetimlere çevre yatırımları için bu yıl 17 milyar 179 milyon lira finansman desteğinde bulunduk. 2024 yılı için sadece çevre yatırımlarına sağlanan desteği 62 milyar liranın üzerine çıkartmak istiyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı&#039;mızın ortaya koydukları 2053 Net Sıfır Emisyon ve Yeşil Kalkınma Devrimi&#039;ne ulaşmak için yerel yönetimlerimizle çalışmaya devam edeceğiz.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/N6WPnZPGcUWRppDQtkZjQg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Yerel, yönetimlere, milyar, lira, çevre, desteği</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/N6WPnZPGcUWRppDQtkZjQg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both&v=20231224090657939" class="type:primaryImage" alt="Yerel yönetimlere 17 milyar lira çevre desteği"><p>İller Bankası aracılığıyla çevre yatırımları için bu yıl yerel yönetimlere 17 milyar 179 milyon lira destek sağlandı.</p><p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, İller Bankası (İLBANK) aracılığıyla çevre yatırımları için bu yıl yerel yönetimlere 17 milyar 179 milyon lira destek sağlandığını, önümüzdeki yıl bu alandaki desteği 62 milyar liranın üzerine çıkartmak istediklerini bildirdi.  Özhaseki, yerel yönetimlerin çevre yatırımlarına İLBANK aracılığıyla verdikleri desteklere ilişkin açıklamalarda bulundu. İçme suyu, içme suyu arıtma, atık su şebeke, atık su arıtma, yağmur suyu, yenilenebilir enerji, katı atık tesisleri ve buna benzer birçok iş için İller Bankası tarafından 21 yılda 10 bin 471 projeyi desteklediklerini belirten Özhaseki, bu projelere banka kaynaklarıyla 40 milyar 182 milyon lira, dış finansman kaynakları ile 73 milyar lira olmak üzere 113 milyar 182 milyon liralık destek sağladıklarını kaydetti.  <strong>"HEDEF, YEŞİL KALKINMA DEVRİMİ"</strong>  Türkiye ve dünyayı tehdit eden iklim değişikliğine karşı yerel yönetimlerle güçlü bir mücadele sürdürüldüğünü anlatan Özhaseki, şöyle devam etti: "Sadece konut ve iş yerlerimizi değil aynı zamanda altyapılarımızı da çevreye duyarlı ve iklim dostu inşa etmekte kararlıyız. Bu anlamda İller Bankamız aracılığıyla yerel yönetimlere çevre yatırımları için bu yıl 17 milyar 179 milyon lira finansman desteğinde bulunduk. 2024 yılı için sadece çevre yatırımlarına sağlanan desteği 62 milyar liranın üzerine çıkartmak istiyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı'mızın ortaya koydukları 2053 Net Sıfır Emisyon ve Yeşil Kalkınma Devrimi'ne ulaşmak için yerel yönetimlerimizle çalışmaya devam edeceğiz." </p><p> </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Davos&amp;apos;ta iklim değişikliği mercek altında</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/davosta-iklim-degisikligi-mercek-altinda</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/davosta-iklim-degisikligi-mercek-altinda</guid>
<description><![CDATA[ Dünya Ekonomik Forumu&#039;na göre iklim değişikliği, önümüzdeki on yılda dünyanın karşı karşıya kalacağı en büyük risklerden biri.Dünya Ekonomik Forumu&#039;nun (WEF) bu hafta İsviçre&#039;nin Davos kentinde düzenlediği yıllık toplantısında iklim krizi ön planda.Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı&#039;nın ardından ve iklim krizinin önümüzdeki on yıldaki en büyük riskler listesinin başında yer almasıyla birlikte hükümetler ve iş dünyası liderleri bazı devasa zorluklarla karşı karşıya kalıyor.
Daha geçen hafta, AB&#039;nin Copernicus İklim Değişikliği Servisi, 2023&#039;ün  kaydedilen en sıcak yıl olduğunu ortaya çıkardı.Giderek belirsizleşen bir dünyada derin uluslararası bölünmeler büyürken, iklim değişikliği gibi küresel tehditlere karşı işbirliğinin kolaylaşması pek mümkün görünmüyor.WEF&#039;in geçtiğimiz hafta Davos öncesinde yayınlanan Küresel Riskler raporuna göre, iklim değişikliği dünyanın önümüzdeki on yılda karşı karşıya kalacağı en büyük riskler arasında yer alıyor.
Her ne kadar yanlış bilgi ve dezenformasyon en büyük acil riskler olarak görülse de önümüzdeki 10 yıldaki en ciddi tehditlerin yarısı çevresel.
Buna aşırı hava olayları, dünya sistemlerindeki kritik değişiklikler, biyolojik çeşitlilik kaybı, ekosistem çöküşü ve doğal kaynak kıtlığı da dahil.Ankete katılan 1.400 küresel uzmanın üçte ikisi 2024&#039;te yaşanacak aşırı hava olaylarından endişe duyuyor. 
Raporda ayrıca iklim değişikliği gibi acil küresel konularda işbirliğinin yetersiz olduğu öne sürülüyor.
Liderlere, bu riskleri ele almak için eylemleri yeniden düşünmeleri ve iklim modellemesi veya yeşil geçiş teknolojileri gibi yardımcı olabilecek alanlarda daha fazla araştırma yapılması çağrısında bulunuyor.Aralık ayında Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı&#039;nda,  yenilenebilir enerjinin üç katına çıkarılması ve fosil yakıtlardan uzaklaşmayı içeren anlaşmalar yapılmasının ardından Dünya Ekonomik Forumu iklim değişikliğini ele almanın ve mücadele etmenin önemine dikkat çekti.Doğayı koruma ve iklim değişikliğiyle mücadele stratejisinin yanı sıra karbon nötrlüğüne ulaşmaya yönelik daha somut planlar, bu yılın teması olan &quot;Güveni Yeniden İnşa Etme&quot; ruhuna uygun olarak hükümetlerin özellikle izleyebileceği yollardan biri olabilir.Uluslararası Enerji Ajansı&#039;nın geçtiğimiz hafta yenilenebilir enerjinin kullanıma sunulmasında hızlı bir artış olduğunu ve çevresel yeniliklere olan küresel güvenin arttığını ortaya koymasının ardından, delegelerin odaklanacağı altı ana temadan biri enerji dönüşümü konusu olacak.Davos uzun zamandır &quot;küresel seçkinlerle&quot; yaşanan sorunların simgesi olarak eleştiriliyor .
Aktivistlerin, politikacıların ve süper zenginlerin iklim krizi gibi hayati meseleleri bu tür toplantılarda etkili bir şekilde çözebileceklerine dair inancı çok az.Dünya Ekonomi Formu seçkinlerinin iklim krizinin gerçekleri konusunda tehlikeli derecede kayıtsız olduklarına inanıyorlar.
İsveçli iklim aktivisti Greta Thunberg geçen yıl dünyanın Davos&#039;ta hâlâ iklim acil durumunun ön saflarında yer alan insanlardan ziyade &quot;gezegenin yok edilmesini körükleyen insanları&quot; dinlemesinin &quot;saçma&quot; olduğunu söylemişti.Dünya Ekonomik Formu yıllık toplantısı öncesinde protestolar yaşandı.
Pazar günü Dünya Ekonomi Formu alanına giden yolu kapatarak 18 kilometrelik trafik sıkışıklığına neden olanlar arasında iklim aktivistleri de vardı.
İsviçre Sosyal Demokrat Partisi&#039;nin gençlik kolu JUSO İsviçre Başkanı Nicola Siegrist, &quot;Savaş, faşizm, adaletsizlik ve iklim krizi insanlığı tehdit ederken, en zengin ve en güçlüler kapalı kapılar ardında birbirlerinin sırtını sıvazlıyor&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_m4uj7isi0mGvRJhNHz9ZQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Davosta, iklim, değişikliği, mercek, altında</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_m4uj7isi0mGvRJhNHz9ZQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Davos'ta iklim değişikliği mercek altında"><p>Dünya Ekonomik Forumu'na göre iklim değişikliği, önümüzdeki on yılda dünyanın karşı karşıya kalacağı en büyük risklerden biri.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TfvSuiZRv0GJ2i2rleyjQw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünya Ekonomik Forumu'nun (WEF) bu hafta İsviçre'nin Davos kentinde düzenlediği yıllık toplantısında iklim krizi ön planda.Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı'nın ardından ve iklim krizinin önümüzdeki on yıldaki en büyük riskler listesinin başında yer almasıyla birlikte hükümetler ve iş dünyası liderleri bazı devasa zorluklarla karşı karşıya kalıyor.
Daha geçen hafta, AB'nin Copernicus İklim Değişikliği Servisi, 2023'ün  kaydedilen en sıcak yıl olduğunu ortaya çıkardı.Giderek belirsizleşen bir dünyada derin uluslararası bölünmeler büyürken, iklim değişikliği gibi küresel tehditlere karşı işbirliğinin kolaylaşması pek mümkün görünmüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7JQ63Aw33U2skdfstkcF9A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>WEF'in geçtiğimiz hafta Davos öncesinde yayınlanan Küresel Riskler raporuna göre, iklim değişikliği dünyanın önümüzdeki on yılda karşı karşıya kalacağı en büyük riskler arasında yer alıyor.
Her ne kadar yanlış bilgi ve dezenformasyon en büyük acil riskler olarak görülse de önümüzdeki 10 yıldaki en ciddi tehditlerin yarısı çevresel.
Buna aşırı hava olayları, dünya sistemlerindeki kritik değişiklikler, biyolojik çeşitlilik kaybı, ekosistem çöküşü ve doğal kaynak kıtlığı da dahil.Ankete katılan 1.400 küresel uzmanın üçte ikisi 2024'te yaşanacak aşırı hava olaylarından endişe duyuyor. 
Raporda ayrıca iklim değişikliği gibi acil küresel konularda işbirliğinin yetersiz olduğu öne sürülüyor.
Liderlere, bu riskleri ele almak için eylemleri yeniden düşünmeleri ve iklim modellemesi veya yeşil geçiş teknolojileri gibi yardımcı olabilecek alanlarda daha fazla araştırma yapılması çağrısında bulunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-3xfgGADU0irrXFj8g6meg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aralık ayında Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı'nda,  yenilenebilir enerjinin üç katına çıkarılması ve fosil yakıtlardan uzaklaşmayı içeren anlaşmalar yapılmasının ardından Dünya Ekonomik Forumu iklim değişikliğini ele almanın ve mücadele etmenin önemine dikkat çekti.Doğayı koruma ve iklim değişikliğiyle mücadele stratejisinin yanı sıra karbon nötrlüğüne ulaşmaya yönelik daha somut planlar, bu yılın teması olan "Güveni Yeniden İnşa Etme" ruhuna uygun olarak hükümetlerin özellikle izleyebileceği yollardan biri olabilir.Uluslararası Enerji Ajansı'nın geçtiğimiz hafta yenilenebilir enerjinin kullanıma sunulmasında hızlı bir artış olduğunu ve çevresel yeniliklere olan küresel güvenin arttığını ortaya koymasının ardından, delegelerin odaklanacağı altı ana temadan biri enerji dönüşümü konusu olacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tokALgSyTkW0RGdUo86pSw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Davos uzun zamandır "küresel seçkinlerle" yaşanan sorunların simgesi olarak eleştiriliyor .
Aktivistlerin, politikacıların ve süper zenginlerin iklim krizi gibi hayati meseleleri bu tür toplantılarda etkili bir şekilde çözebileceklerine dair inancı çok az.Dünya Ekonomi Formu seçkinlerinin iklim krizinin gerçekleri konusunda tehlikeli derecede kayıtsız olduklarına inanıyorlar.
İsveçli iklim aktivisti Greta Thunberg geçen yıl dünyanın Davos'ta hâlâ iklim acil durumunun ön saflarında yer alan insanlardan ziyade "gezegenin yok edilmesini körükleyen insanları" dinlemesinin "saçma" olduğunu söylemişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6mwo1aMwiEO-sAlerY3S7Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünya Ekonomik Formu yıllık toplantısı öncesinde protestolar yaşandı.
Pazar günü Dünya Ekonomi Formu alanına giden yolu kapatarak 18 kilometrelik trafik sıkışıklığına neden olanlar arasında iklim aktivistleri de vardı.
İsviçre Sosyal Demokrat Partisi'nin gençlik kolu JUSO İsviçre Başkanı Nicola Siegrist, "Savaş, faşizm, adaletsizlik ve iklim krizi insanlığı tehdit ederken, en zengin ve en güçlüler kapalı kapılar ardında birbirlerinin sırtını sıvazlıyor" dedi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yapay zekanın gündelik alanda kullandığı yerler neler? Yapay zeka gerçekten kötü mü?</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/yapay-zekanin-gundelik-alanda-kullandigi-yerler-neler-yapay-zeka-gercekten-koetu-mu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/yapay-zekanin-gundelik-alanda-kullandigi-yerler-neler-yapay-zeka-gercekten-koetu-mu</guid>
<description><![CDATA[ Artan yapay zeka kullanımlarının ardından, yapay zeka hakkında son zamanlarda oldukça olumsuz haberler ile karşılaşıyoruz. 
Yapay zeka gerçekten kötü mü? yoksa biz mi kötüye kullanıyoruz? Yapay zeka hakkındaki olumsuz manşetlerden sıkıldıysanız bu yazı tam size göre.  Çünkü üretken yapay zekanın dünyamızı daha kötü değil daha iyi hale getirme potansiyelini sergileyen alanları sizler için derledik.Hastalık Teşhisi ve Tedavi: Yapay zeka, medikal görüntüleme analizi yaparak kanser taramalarında, radyoloji ve patoloji gibi alanlarda hızlı ve doğru teşhisler sağlayabilir. New York&#039;taki Mount Sinai Üniversitesi&#039;nden bilim insanları, karaciğer, prostat ve bağırsak kanseri hastalıklarını yüzde 94 doğrulukla önceden haber verebilen derin öğrenme temelli yapay zeka algoritmalarını kullanmayı başardı.
Ayrıca yapay zeka, hastaların genetik verilerini analiz ederek daha kişiselleştirilmiş tedavi planları oluşturabilir. Akıllı cihazlar ve giyilebilir teknolojiler aracılığıyla, yapay zeka hastaların sağlık durumlarını izleyebilir ve ilgili sağlık profesyonellerini uyarabilir.
Kör veya görme engelli insanlara yardımcı olmak amacıyla geliştirilen Be My Eyes uygulaması, günlük görevlerde yardımcı olabilecek çevrimiçi gönüllülerle, görme engelli insanları buluşturuyor.
OpenAI ile işbirliği yaparak insan gönüllüsüyle aynı düzeyde bağlam ve anlayış oluşturabilen bir Sanal Gönüllü oluşturmak için GPT-4 kullanacak.
Görüntü tanıma özelliği ile Sanal Gönüllü, görme engelli kullanıcılara ürünleri tanımlamakla kalmayıp bu konuda sohbet etme imkanı da sunacaktır. Örneğin, kullanıcılar Sanal Gönüllü aracılığıyla demiryolu sistemlerinde gezinip talimatlar alabilecekler.Trafik Akışı ve Güvenlik: Yapay zeka, otonom araçların birbirleriyle ve çevreleriyle etkileşimini optimize ederek trafik kazalarını azaltabilir ve trafik akışını düzenleyebilir.
Sürücü destek sistemleri aracılığıyla sürücülere güvenli sürüş önerileri sunabilir.
Kameralar, lidar, radar ve diğer sensörler aracılığıyla çevrelerini izler. Yapay zeka algoritmaları, bu sensör verilerini analiz ederek aracın çevresini anlamasına yardımcı olur. 
Araçlar, hedefe güvenli ve etkili bir şekilde gitmek için navigasyon sistemleri kullanır. Yapay zeka, aracın konumunu belirleme, rota planlama ve trafiği tahmin etme gibi navigasyon görevlerine yardımcı olabilir.Yapay zeka, aracın çevresindeki durumlara dayanarak sürüş kararları alabilir. Örneğin, diğer araçların hızını tahmin etme, güvenli bir şekilde şerit değiştirme, kavşaklarda doğru manevra yapma gibi kararlar yapabilir.Anlık durumları değerlendirerek acil durumlarda müdahale edebilir.  Ani bir engel ortaya çıkarsa veya bir çarpışma riski algılanırsa, araç hızını ayarlayabilir veya acil durma manevraları yapabilir.Otonom araçlar, deneyimledikçe ve yeni verilerle beslendikçe öğrenen algoritmalar kullanabilir. Bu sayede araçlar, sürüş deneyimlerine dayanarak daha iyi ve güvenli kararlar alabilir.Bu örnekler, otonom araçların yapay zeka kullanarak çeşitli görevleri yerine getirdiği konusunda genel bir fikir sağlar. Otonom araç teknolojisi hala gelişmekte olan bir alan olduğundan, gelecekte daha fazla yenilik ve iyileştirme beklenmektedir.Çeviri Hizmetleri: Yapay zeka, dil engeli olan kişilere gerçek zamanlı çeviri hizmetleri sunabilir. Doğal dil işleme , chatbotlar aracılığıyla müşteri hizmetleri süreçlerini otomatize edebilir ve kullanıcılarla etkileşimde bulunabilir.
İzlanda Dilinin Korunmasıİngilizce ve diğer büyük dillerin hakim olduğu bu dijital dünyada, küçük diller yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Bu durum İzlanda için özel bir endişe kaynağı. İzlanda&#039;nın yaklaşık 370.000 vatandaşının çoğu İngilizce veya başka bir dil konuşuyor ve bu durum İzlandalıların günlük faaliyetlerinin hızla dijitalleşmesiyle birleştiğinde ülkenin zengin anadilini riske atıyor.Sorun, İzlanda dili için yerel olarak üretilmiş yazılım eksikliğinden ziyade, İzlandalıların her gün kullandıkları sosyal medya, haber veya e-ticaret siteleri gibi küresel yazılım ve uygulamalara İzlanda dilini dahil etmekte yatıyor. Bu nedenle İzlanda hükümeti OpenAI ile işbirliği yaptı ve İzlanda dilinin korunmasına yardımcı olmak için GPT-4 dil modelini kullanmaya başladı. (Bu arada ülkede, diğer dillerden &quot;ödünç kelimeler&quot; almak yerine yeni inovasyonlar için İzlandaca terimler bulan bir Dil Planlama Departmanı da bulunuyor. Örneğin bir bilgisayara &quot;tölva&quot; ya da &quot;sayı kâhini&quot; deniyor.)Yapay zeka, ısıtma, soğutma ve havalandırma sistemlerini optimize eder. Işık seviyelerini odaların kullanımına bağlı olarak ayarlar.
Yenilenebilir enerji kaynaklarını etkili bir şekilde yönetir. Anlık talep değişikliklerine yanıt verir 
Üretim hattı verimliliğini artırır ve bakım süreçlerini düzenler.Trafik durumunu analiz ederek toplu taşıma ve lojistik yönetimini uygun hale getirir. Şarj istasyonlarını, enerji taleplerini, şarj süreçlerini, ve sensör verilerini kullanarak sulama sistemlerini optimize eder. 
Tarım makinelerinin enerji tüketimini izleyerek çalışma süreçlerini verimli hale getiri ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-ROBKW_V6UGA0sZ6TkOT1w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Yapay, zekanın, gündelik, alanda, kullandığı, yerler, neler, Yapay, zeka, gerçekten, kötü, mü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-ROBKW_V6UGA0sZ6TkOT1w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Yapay zekanın gündelik alanda kullandığı yerler neler? Yapay zeka gerçekten kötü mü?"><p>Artan yapay zeka kullanımlarının ardından, yapay zeka hakkında son zamanlarda oldukça olumsuz haberler ile karşılaşıyoruz. 
Yapay zeka gerçekten kötü mü? yoksa biz mi kötüye kullanıyoruz? Yapay zeka hakkındaki olumsuz manşetlerden sıkıldıysanız bu yazı tam size göre.  Çünkü üretken yapay zekanın dünyamızı daha kötü değil daha iyi hale getirme potansiyelini sergileyen alanları sizler için derledik.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aZIeIzUqTU-ZvraB_8ZgkQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hastalık Teşhisi ve Tedavi: Yapay zeka, medikal görüntüleme analizi yaparak kanser taramalarında, radyoloji ve patoloji gibi alanlarda hızlı ve doğru teşhisler sağlayabilir. New York'taki Mount Sinai Üniversitesi'nden bilim insanları, karaciğer, prostat ve bağırsak kanseri hastalıklarını yüzde 94 doğrulukla önceden haber verebilen derin öğrenme temelli yapay zeka algoritmalarını kullanmayı başardı.
Ayrıca yapay zeka, hastaların genetik verilerini analiz ederek daha kişiselleştirilmiş tedavi planları oluşturabilir. Akıllı cihazlar ve giyilebilir teknolojiler aracılığıyla, yapay zeka hastaların sağlık durumlarını izleyebilir ve ilgili sağlık profesyonellerini uyarabilir.
Kör veya görme engelli insanlara yardımcı olmak amacıyla geliştirilen Be My Eyes uygulaması, günlük görevlerde yardımcı olabilecek çevrimiçi gönüllülerle, görme engelli insanları buluşturuyor.
OpenAI ile işbirliği yaparak insan gönüllüsüyle aynı düzeyde bağlam ve anlayış oluşturabilen bir Sanal Gönüllü oluşturmak için GPT-4 kullanacak.
Görüntü tanıma özelliği ile Sanal Gönüllü, görme engelli kullanıcılara ürünleri tanımlamakla kalmayıp bu konuda sohbet etme imkanı da sunacaktır. Örneğin, kullanıcılar Sanal Gönüllü aracılığıyla demiryolu sistemlerinde gezinip talimatlar alabilecekler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lUUVv05y1US0oHlszaWRWg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Trafik Akışı ve Güvenlik: Yapay zeka, otonom araçların birbirleriyle ve çevreleriyle etkileşimini optimize ederek trafik kazalarını azaltabilir ve trafik akışını düzenleyebilir.
Sürücü destek sistemleri aracılığıyla sürücülere güvenli sürüş önerileri sunabilir.
Kameralar, lidar, radar ve diğer sensörler aracılığıyla çevrelerini izler. Yapay zeka algoritmaları, bu sensör verilerini analiz ederek aracın çevresini anlamasına yardımcı olur. 
Araçlar, hedefe güvenli ve etkili bir şekilde gitmek için navigasyon sistemleri kullanır. Yapay zeka, aracın konumunu belirleme, rota planlama ve trafiği tahmin etme gibi navigasyon görevlerine yardımcı olabilir.Yapay zeka, aracın çevresindeki durumlara dayanarak sürüş kararları alabilir. Örneğin, diğer araçların hızını tahmin etme, güvenli bir şekilde şerit değiştirme, kavşaklarda doğru manevra yapma gibi kararlar yapabilir.Anlık durumları değerlendirerek acil durumlarda müdahale edebilir.  Ani bir engel ortaya çıkarsa veya bir çarpışma riski algılanırsa, araç hızını ayarlayabilir veya acil durma manevraları yapabilir.Otonom araçlar, deneyimledikçe ve yeni verilerle beslendikçe öğrenen algoritmalar kullanabilir. Bu sayede araçlar, sürüş deneyimlerine dayanarak daha iyi ve güvenli kararlar alabilir.Bu örnekler, otonom araçların yapay zeka kullanarak çeşitli görevleri yerine getirdiği konusunda genel bir fikir sağlar. Otonom araç teknolojisi hala gelişmekte olan bir alan olduğundan, gelecekte daha fazla yenilik ve iyileştirme beklenmektedir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0Z_7PBD1tE6EXvihYuAnSg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çeviri Hizmetleri: Yapay zeka, dil engeli olan kişilere gerçek zamanlı çeviri hizmetleri sunabilir. Doğal dil işleme , chatbotlar aracılığıyla müşteri hizmetleri süreçlerini otomatize edebilir ve kullanıcılarla etkileşimde bulunabilir.
İzlanda Dilinin Korunmasıİngilizce ve diğer büyük dillerin hakim olduğu bu dijital dünyada, küçük diller yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Bu durum İzlanda için özel bir endişe kaynağı. İzlanda'nın yaklaşık 370.000 vatandaşının çoğu İngilizce veya başka bir dil konuşuyor ve bu durum İzlandalıların günlük faaliyetlerinin hızla dijitalleşmesiyle birleştiğinde ülkenin zengin anadilini riske atıyor.Sorun, İzlanda dili için yerel olarak üretilmiş yazılım eksikliğinden ziyade, İzlandalıların her gün kullandıkları sosyal medya, haber veya e-ticaret siteleri gibi küresel yazılım ve uygulamalara İzlanda dilini dahil etmekte yatıyor. Bu nedenle İzlanda hükümeti OpenAI ile işbirliği yaptı ve İzlanda dilinin korunmasına yardımcı olmak için GPT-4 dil modelini kullanmaya başladı. (Bu arada ülkede, diğer dillerden "ödünç kelimeler" almak yerine yeni inovasyonlar için İzlandaca terimler bulan bir Dil Planlama Departmanı da bulunuyor. Örneğin bir bilgisayara "tölva" ya da "sayı kâhini" deniyor.)</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ugbr1TfL8Um9qVGtnRT0Yg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yapay zeka, ısıtma, soğutma ve havalandırma sistemlerini optimize eder. Işık seviyelerini odaların kullanımına bağlı olarak ayarlar.
Yenilenebilir enerji kaynaklarını etkili bir şekilde yönetir. Anlık talep değişikliklerine yanıt verir 
Üretim hattı verimliliğini artırır ve bakım süreçlerini düzenler.Trafik durumunu analiz ederek toplu taşıma ve lojistik yönetimini uygun hale getirir. Şarj istasyonlarını, enerji taleplerini, şarj süreçlerini, ve sensör verilerini kullanarak sulama sistemlerini optimize eder. 
Tarım makinelerinin enerji tüketimini izleyerek çalışma süreçlerini verimli hale getirir.Yapay zeka, enerji tasarrufunu ve kaynak kullanımını artırmada önemli bir rol oynar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jCE5LFGEeU-9mtpt-cJaeA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yapay zeka, öğrencilerin performansını izler ve öğrenme tarzlarına uygun bireyselleştirilmiş öğrenme materyalleri sunar. Öğrencilerin güçlü ve zayıf yönlerine göre içerikleri adapte edebilir.
Öğrenci çalışmalarını değerlendirir ve hızlı geri bildirim sağlar. Öğrencilerin gelecekteki başarılarını tahmin eder ve öğretmenlere müdahalede bulunma konusunda yardımcı olur.
Yapay zeka destekli sanal ortamlar, öğrencilere interaktif deneyimler sunar. Öğrencilere soruları yanıtlama, konuları açıklama ve öğrencilere rehberlik etme konusunda yardımcı olur.
Yapay zeka, ders materyallerini oluşturmak veya öğrencilere uygun öğrenme kaynakları sağlamak için kullanılabilir. Öğrenci projelerini değerlendirir ve öğrencilere geliştirmeleri için önerilerde bulunur.
Bu örnekler, yapay zekanın eğitimde geniş bir uygulama yelpazesine sahip olduğunu gösterir. Bu teknoloji, öğrencilere daha etkili ve kişiselleştirilmiş bir öğrenme deneyimi sunmak, öğretmenlere destek olmak ve eğitim sistemini geliştirmek için kullanılır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Dx0HGnQx70aerPurKqDIpA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bitki Sağlığı ve Hasat Zamanlaması: Yapay zeka, görsel ve sensör verilerini analiz ederek bitki hastalıklarını tespit edebilir ve hasat zamanlamasını optimize edebilir.Yapay zeka, iklim değişikliği ve doğa koruma gibi önemli konularda çeşitli alanlarda olumlu katkılarda bulunabilir.
Makine öğrenimi, iklim modellerini iyileştirmekte ve iklim değişikliğinin farklı bölgelerdeki etkilerini tahmin etmekte kullanılabilir.
Ayrıca, araştırmacılar yapay zekayı şiddetli fırtınaların ve yükselen deniz seviyelerinin neden olduğu zararları canlandırmak için kullanıyorlar.Dünya Arı Projesi, arı nüfusunun azalmasıyla başa çıkmak için mikrofonlar, kameralar ve sensörler kullanarak veri topluyor. Yapay zeka, bu verileri analiz ederek arıların hayatta kalmasına yardımcı olabilecek örüntüleri ve eğilimleri ortaya çıkarabilir. Yapay zeka ayrıca doğa koruyucularına, uygun mali destek alamayanlara, verileri ekonomik bir şekilde analiz etme imkanı sunarak vahşi yaşamın korunmasına yardımcı olabilir.Ancak, yapay zeka kullanımında etik ve mahremiyet konularının göz önünde bulundurulması önemlidir. Bu teknolojinin etik standartlara uygun ve mahremiyeti koruyan bir şekilde kullanılması gerekmektedir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ormanlar için sarmaşık tehdidi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/ormanlar-icin-sarmasik-tehdidi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/ormanlar-icin-sarmasik-tehdidi</guid>
<description><![CDATA[ Bilim insanları, iklim krizinin küresel ekosisteme yeni ve öngörülemez bir etkisini daha keşfetti. Tropik ormanların her geçengün sarmaşıklarla daha fazla kaplandığı tespit edildi. Zararsız gibi görünen sarmaşıkların ağaçların büyümesini engellediği, bu durumun da ormanları tehdit ettiği belirtiliyor.Bilim insanları dünyanın akciğerlerine yönelik yeni bir tehdit tespit etti. Avustralya&#039;nın Sunshine Coast Üniversitesi uzmanları, küresel ısınmayla birlikte ormanlardaki sarmaşık miktarının hızla arttığını keşfetti. 5 kıtada 44 ülkede yapılan araştırmanın sonuçları endişe verici.  Isınan havayla birlikte ormanlardaki sarmaşıkların katlanarak arttığı, bu durumun ağaçların büyümesini engellediği belirtiliyor. Özellikle düşük rakımlı tropik ormanların tehdit altında bulunduğuna dikkat çekiliyor.  Liana adı verilen tropik sarmaşıkların, küresel ısınmaya çok çabuk adapte olduğu ifade ediliyor. Sarmaşıkların ağaçların boy atıp güneş ışığına ulaşmasına imkan vermediği belirtiliyor.Ancak sarmaşıkların temizlenmesi de çözüm değil. Zira bu bitkiler de orman ekosistemi içinde önemli bir yer tutuyor. Sarmaşıkların toprak verimini arttırdığı ve vahşi yaşam için vazgeçilmez olduğu belirtiliyor.  Küresel ısınmanın acilen kontrol altına alınması çağrısı yapan uzmanlar insanlığın iklim krizinin öngörülemeyen yeni sonuçları ile karşılaşmasının kaçınılmaz olduğu uyarısında bulunuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hmV8_WUInEeLAtCQDh0YOg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Ormanlar, için, sarmaşık, tehdidi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hmV8_WUInEeLAtCQDh0YOg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Ormanlar için sarmaşık tehdidi"><p>Bilim insanları, iklim krizinin küresel ekosisteme yeni ve öngörülemez bir etkisini daha keşfetti. Tropik ormanların her geçengün sarmaşıklarla daha fazla kaplandığı tespit edildi. Zararsız gibi görünen sarmaşıkların ağaçların büyümesini engellediği, bu durumun da ormanları tehdit ettiği belirtiliyor.</p>Bilim insanları dünyanın akciğerlerine yönelik yeni bir tehdit tespit etti. Avustralya'nın Sunshine Coast Üniversitesi uzmanları, küresel ısınmayla birlikte ormanlardaki sarmaşık miktarının hızla arttığını keşfetti. 5 kıtada 44 ülkede yapılan araştırmanın sonuçları endişe verici.  Isınan havayla birlikte ormanlardaki sarmaşıkların katlanarak arttığı, bu durumun ağaçların büyümesini engellediği belirtiliyor. Özellikle düşük rakımlı tropik ormanların tehdit altında bulunduğuna dikkat çekiliyor.  Liana adı verilen tropik sarmaşıkların, küresel ısınmaya çok çabuk adapte olduğu ifade ediliyor. Sarmaşıkların ağaçların boy atıp güneş ışığına ulaşmasına imkan vermediği belirtiliyor.Ancak sarmaşıkların temizlenmesi de çözüm değil. Zira bu bitkiler de orman ekosistemi içinde önemli bir yer tutuyor. Sarmaşıkların toprak verimini arttırdığı ve vahşi yaşam için vazgeçilmez olduğu belirtiliyor.  Küresel ısınmanın acilen kontrol altına alınması çağrısı yapan uzmanlar insanlığın iklim krizinin öngörülemeyen yeni sonuçları ile karşılaşmasının kaçınılmaz olduğu uyarısında bulunuyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Avrupa Merkez Bankası yeşil dönüşüme odaklanıyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/avrupa-merkez-bankasi-yesil-doenusume-odaklaniyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/avrupa-merkez-bankasi-yesil-doenusume-odaklaniyor</guid>
<description><![CDATA[ Avrupa Merkez Bankası (ECB), yeşil dönüşüm, iklim ve doğayla ilgili risklere odaklanan çalışmalara yoğunlaşacak. AB&#039;nin 2030 karbon düşürme hedeflerine ulaşmayı desteklemek için ECB, çevre yönetim programı başlatacak.ECB, 2024 ve 2025 yıllarında faaliyetlerine yön verecek yeni alanların belirlendiğini ve iklim değişikliği konusundaki çalışmaların genişletilmesi kararı alındığını duyurdu..  Buna göre, ECB, yeşil ekonomiye geçişin etkisi ve riskleri ile özellikle geçiş maliyetleri ve yatırım ihtiyaçları konusunda çalışacak.  İklim değişikliğinin artan etkisi ve daha sıcak bir dünyaya uyum sağlamak için alınan önlemlerin ekonomiyi nasıl etkilediği konusu ile doğa kaybı ve doğanın bozulmasından kaynaklanan riskler, bunların iklim bağlantılı risklerle nasıl etkileşime girdiği ve ekonomi ve finansal sistem üzerindeki etkileri yoluyla ECB&#039;nin çalışmalarını nasıl etkileyebileceği düzenli olarak gözden geçirilecek.  Bu çerçevede, ECB, yeşil ekonomiye geçişte finansmanının etkileri, yeşil yatırım ihtiyaçları, geçiş planları ve yeşil dönüşümün ekonominin işgücü, verimlilik ve büyüme gibi yönlerini nasıl etkilediği konusundaki çalışmalarını artıracak.  Ayrıca, ECB, bu geçişi göz önüne alarak para politikası araçları ve portföyünde daha fazla değişiklik yapılması durumunu araştıracak.AŞIRI HAVA OLAYLARININ ENFLASYONA ETKİSİ ANALİZ EDİLECEKECB, aşırı hava olaylarının enflasyon ve finansal sistem üzerindeki etkisine ve bunun iklim senaryolarına ve makroekonomik tahminlere nasıl dahil edilebileceğine ilişkin analizini derinleştirecek.  İklim değişikliğine uyumun veya uyum eksikliğinin ekonomi ve finans sektörü üzerindeki olası etkisini de değerlendirilecek.  AB&#039;nin 2030 karbon düşürme hedeflerine ulaşmayı desteklemek için ECB, çevre yönetim programı başlatacak.   ​​​​​​​Gelecekteki euro banknot serileri için eko-tasarım ilkeleri de göz önünde bulundurulacak. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VDPvuJyICEC5zhECj6-v8w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Avrupa, Merkez, Bankası, yeşil, dönüşüme, odaklanıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VDPvuJyICEC5zhECj6-v8w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Avrupa Merkez Bankası yeşil dönüşüme odaklanıyor"><p>Avrupa Merkez Bankası (ECB), yeşil dönüşüm, iklim ve doğayla ilgili risklere odaklanan çalışmalara yoğunlaşacak. AB'nin 2030 karbon düşürme hedeflerine ulaşmayı desteklemek için ECB, çevre yönetim programı başlatacak.</p><p>ECB, 2024 ve 2025 yıllarında faaliyetlerine yön verecek yeni alanların belirlendiğini ve iklim değişikliği konusundaki çalışmaların genişletilmesi kararı alındığını duyurdu..  Buna göre, ECB, yeşil ekonomiye geçişin etkisi ve riskleri ile özellikle geçiş maliyetleri ve yatırım ihtiyaçları konusunda çalışacak.  İklim değişikliğinin artan etkisi ve daha sıcak bir dünyaya uyum sağlamak için alınan önlemlerin ekonomiyi nasıl etkilediği konusu ile doğa kaybı ve doğanın bozulmasından kaynaklanan riskler, bunların iklim bağlantılı risklerle nasıl etkileşime girdiği ve ekonomi ve finansal sistem üzerindeki etkileri yoluyla ECB'nin çalışmalarını nasıl etkileyebileceği düzenli olarak gözden geçirilecek.  Bu çerçevede, ECB, yeşil ekonomiye geçişte finansmanının etkileri, yeşil yatırım ihtiyaçları, geçiş planları ve yeşil dönüşümün ekonominin işgücü, verimlilik ve büyüme gibi yönlerini nasıl etkilediği konusundaki çalışmalarını artıracak.  Ayrıca, ECB, bu geçişi göz önüne alarak para politikası araçları ve portföyünde daha fazla değişiklik yapılması durumunu araştıracak.</p><p><strong>AŞIRI HAVA OLAYLARININ ENFLASYONA ETKİSİ ANALİZ EDİLECEK</strong></p><p>ECB, aşırı hava olaylarının enflasyon ve finansal sistem üzerindeki etkisine ve bunun iklim senaryolarına ve makroekonomik tahminlere nasıl dahil edilebileceğine ilişkin analizini derinleştirecek.  İklim değişikliğine uyumun veya uyum eksikliğinin ekonomi ve finans sektörü üzerindeki olası etkisini de değerlendirilecek.  AB'nin 2030 karbon düşürme hedeflerine ulaşmayı desteklemek için ECB, çevre yönetim programı başlatacak.   ​​​​​​​Gelecekteki euro banknot serileri için eko-tasarım ilkeleri de göz önünde bulundurulacak. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Fransa&amp;apos;da olimpiyat hazırlıkları: Koltukar atıklardan üretildi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/fransada-olimpiyat-hazirliklari-koltukar-atiklardan-uretildi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/fransada-olimpiyat-hazirliklari-koltukar-atiklardan-uretildi</guid>
<description><![CDATA[ Bu yıl yaz olimpiyat oyunlarına ev sahipliği yapmaya hazırlanan Paris&#039;te hazırlık çalışmaları devam ediyor. Hazırlıklar sürerken, oyunlara ev sahipliği yapacak bazı tesisler tamamen geri dönüştürülmüş plastik koltuklarla donatıldı.Fransa&#039;nın Başkenti Paris&#039;te düzenlenecek yaz olimpiyat oyunlarına geri sayım devam ediyor. Ağustos ayındaki oyunlar için hazırlıklar sürerken, oyunlara ev sahipliği yapacak bazı tesisler tamamen geri dönüştürülmüş plastik koltuklarla donatıldı.Bu sayede olimpiyat oyunlarının karbon ayak izinin küçültülmesi hedefleniyor.Olimpiyat komitesi oyunların karbon ayak izini en aza indirmek için işe stadyum koltularından başladı.  İki tesiste bulunan toplam 11 binden fazla plastik koltuk tamamen atıklardan üretildi.  &quot;Kullanım ömürleri çok kısa olmasına karşın doğada yüzyıllarca kalan plastikleri değerlendirmek istedik. Başka bir katkı maddesi kullanmadan, sağlam bir materyal üretmeyi başardık&quot; diye konuşan Fransız yetkililer, 50&#039;den fazla geri dönüşüm firması ile çalıştıklarını belirtti.NASIL ÜRETİLİYOR   Temizlenip, parçalanan plastik atıklar daha sonra Termal sıkıştırma yöntemiyle birleştiriliyor.  Bu teknikle sağlam ve dayanıklı inşaat malzemeleri üretilebiliyor.  Geri dönüştürülmüş plastikten yapılan stadyum koltukları, Badminton, ritmik cimnastik ve paralimpik halter müsabakalarının düzenleneceği salonlarda kullanılacak.  Paris&#039;teki projenin Ağustos ayındaki oyunlar öncesinde daha da genişletilmesi hedefleniyor.PARİS 2024 OLİMPİYATLARI NE ZAMAN DÜZENLENECEKParis 2024 Yaz Olimpiyat Oyunları 26 Temmuz – 11 Ağustos 2024 tarihleri arasında düzenlenecek. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kxNFHk-bPUqPm4rQMnQEUg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Fransada, olimpiyat, hazırlıkları:, Koltukar, atıklardan, üretildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kxNFHk-bPUqPm4rQMnQEUg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Fransa'da olimpiyat hazırlıkları: Koltukar atıklardan üretildi"><p>Bu yıl yaz olimpiyat oyunlarına ev sahipliği yapmaya hazırlanan Paris'te hazırlık çalışmaları devam ediyor. Hazırlıklar sürerken, oyunlara ev sahipliği yapacak bazı tesisler tamamen geri dönüştürülmüş plastik koltuklarla donatıldı.</p><p>Fransa'nın Başkenti Paris'te düzenlenecek yaz olimpiyat oyunlarına geri sayım devam ediyor. Ağustos ayındaki oyunlar için hazırlıklar sürerken, oyunlara ev sahipliği yapacak bazı tesisler tamamen geri dönüştürülmüş plastik koltuklarla donatıldı.</p><p>Bu sayede olimpiyat oyunlarının karbon ayak izinin küçültülmesi hedefleniyor.</p><p>Olimpiyat komitesi oyunların karbon ayak izini en aza indirmek için işe stadyum koltularından başladı.  İki tesiste bulunan toplam 11 binden fazla plastik koltuk tamamen atıklardan üretildi.  "Kullanım ömürleri çok kısa olmasına karşın doğada yüzyıllarca kalan plastikleri değerlendirmek istedik. Başka bir katkı maddesi kullanmadan, sağlam bir materyal üretmeyi başardık" diye konuşan Fransız yetkililer, 50'den fazla geri dönüşüm firması ile çalıştıklarını belirtti.</p><p><strong>NASIL ÜRETİLİYOR </strong>  Temizlenip, parçalanan plastik atıklar daha sonra Termal sıkıştırma yöntemiyle birleştiriliyor.  Bu teknikle sağlam ve dayanıklı inşaat malzemeleri üretilebiliyor.  Geri dönüştürülmüş plastikten yapılan stadyum koltukları, Badminton, ritmik cimnastik ve paralimpik halter müsabakalarının düzenleneceği salonlarda kullanılacak.  Paris'teki projenin Ağustos ayındaki oyunlar öncesinde daha da genişletilmesi hedefleniyor.</p><p><strong>PARİS 2024 OLİMPİYATLARI NE ZAMAN DÜZENLENECEK</strong></p><p>Paris 2024 Yaz Olimpiyat Oyunları 26 Temmuz – 11 Ağustos 2024 tarihleri arasında düzenlenecek.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İstanbul’da 2023 yılında hava kirliliği yüzde 3 arttı (Hava kirliliğinin en çok arttığı ilçeler)</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/istanbulda-2023-yilinda-hava-kirliligi-yuzde-3-artti-hava-kirliliginin-en-cok-arttigi-ilceler</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/istanbulda-2023-yilinda-hava-kirliligi-yuzde-3-artti-hava-kirliliginin-en-cok-arttigi-ilceler</guid>
<description><![CDATA[ İstanbul’da hava kirliliği, 2023 yılında bir önceki yıla göre yaklaşık olarak yüzde 3 arttı. Kentte hava kirliliğinin en çok arttığı ilçe yüzde 69,54’lük oranla Yenibosna oldu. Uzmanlar farklı yakıtların kullanımı ve yoğun trafiğin, hava kirliliğini artırdığına dikkat çekti.İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) bünyesinde yapılan çalışmaya göre, İstanbul’da hava kirliliği 2023’te bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 3 artış gösterdi.  İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Toros ile Samsun Üniversitesi (SAMÜ) Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Araştırma Görevlisi olan İTÜ yüksek lisans öğrencisi Yiğitalp Kara tarafından, İstanbul’da 2022 ile 2023 yıllarındaki hava kirliliği oranına ilişkin çalışma yapıldı.  Bu kapsamda, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının hava kalitesi ölçüm istasyonlarınca kaydedilen havadaki partikül madde (PM10) oranı incelendi.  Buna göre, İstanbul’da 2022’de ortalama havadaki partikül madde konsantrasyonu 36,003 µg/m3 (mikrogram bölü metreküp) ölçüldü. 2023’te 36,958 µg/m3 olan hava kirliliği önceki yıla göre yaklaşık yüzde 3 arttı.Geçen yıl, İstanbul’da partikül madde hava kirliliğinin en fazla ölçüldüğü istasyon 54,095 µg/m3 ile Kartal oldu. Burayı sırasıyla 53,463 ile Esenyurt, 51,815 ile Mecidiyeköy, 51,662 µg/m3 ile Yenibosna istasyonları takip etti.  Aynı dönemde hava kirliliğinin en az ölçüldüğü istasyon 17,782 µg/m3 ile Büyükada olurken, partikül madde kirliliği Şile istasyonunda 20,632, Kumköy’de 20,865, Sarıyer’de ise 21,837 µg/m3 olarak belirlendi.  İstanbul’da hava kirliliği oranı 2023’te önceki yıla göre 11 istasyonda artarken 13 istasyonda azaldı.  Geçen yıl, 2022’ye oranla hava kirliliğinin en fazla arttığı istasyonlar arasında ilk sırada yüzde 69,54 ile Yenibosna yer aldı. Yenibosna’yı sırasıyla yüzde 19,77 ile Üsküdar-2, yüzde 19,56 ile Bağcılar, yüzde 19,46 ile Başakşehir, yüzde 14,92 ile Kartal, yüzde 12,60 ile Büyükada istasyonları takip etti.  Aynı dönemde ortalama hava kirliliğinin en fazla azaldığı istasyon yüzde 17,71 ile Şile oldu. Şile’yi yüzde 17,36 ile Çatladıkapı, yüzde 11,97 ile Şirinevler, yüzde 11,42 ile Ümraniye 2, yüzde 10,91 ile Maslak, yüzde 10,48 ile Sarıyer istasyonları izledi.İstanbul&#039;da bulunan istasyonların hava kirliliği (PM10) ortalaması şu şekilde oldu:  İstasyon        2022  2023  Değişim yüzdesi  Bağcılar         31,893          38,131          19,56  Başakşehir    35,048          41,869          19,46  Büyükada     15,792          17,782          12,60  Çaltadıkapı   36,922          30,511          -17,36  Esenyurt       51,353          53,463          4,11  Kandilli          29,580          29,127          -1,53  Kartal 47,072          54,095          14,92  Kumköy        20,095          20,865          3,83  Maslak           32,896          29,308          -10,91  Mecidiyeköy 54,089          51,815          -4,20  Sancaktepe  48,160          46,922          -2,57  Sarıyer           24,393          21,837          -10,48  Selimiye        43,147          46,180          7,03  Silivri  31,080          29,665          -4,55  Sultanbeyli   33,819          30,456          -9,94  Sultangazi     49,404          49,240          -0,33  Şile      25,074          20,632          -17,71  Şirinevler      41,126          36,203          -11,97  Tuzla  44,088          47,853          8,54  Ümraniye-1 41,700          42,663          2,31  Ümraniye-2 40,077          35,499          -11,42  Üsküdar-1    27,588          26,235          -4,90  Üsküdar-2    29,199          34,973          19,77  Yenibosna     30,473          51,662          69,54  FARKLI YAKITLARIN KULLANIMI KİRLİLİĞİ ARTIRIYOR  Prof. Dr. Hüseyin Toros, İstanbul hava kirliliği değerlerinin Covid-19 salgını döneminde insan etkinliğinin azalmasıyla düştüğünü söyledi.  Salgının ardından hava kirliliğinin tekrar artmaya başladığını belirten Toros, artan araç sayısı, meteorolojik şartlar, doğal gaz yerine farklı yakıtların kullanımının hava kirliliğini artıran nedenler olduğunu anlattı.  Prof. Dr. Toros, 2023&#039;te havadaki partikül madde kirliliğinin en fazla ölçüldüğü istasyonların Kartal, Esenyurt ve Mecidiyeköy olduğunu vurgulayarak şöyle devam etti:  “İstanbul’da Kartal, Esenyurt, Mecidiyeköy gibi yerlerde trafik yoğunluğu fazla. Bu nedenle kirleticinin etkili olduğunu görüyoruz. Bazı yerlerde ise trafikten ayrı ısınma amaçlı yakılan yakıtlar hava kirliliğine neden olabiliyor. Hava kirliliği dünyanın önemli sorunlarından biri. Birçok hastalığa neden olabiliyor. Hava kirliliğini azaltmak için hepimize görevler düşüyor. Başta yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanmayı arttırmamız gerekiyor.” ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/coMio56j6EWffIMxYmtsjQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>İstanbul’da, 2023, yılında, hava, kirliliği, yüzde, arttı, Hava, kirliliğinin, çok, arttığı, ilçeler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/coMio56j6EWffIMxYmtsjQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="İstanbul’da 2023 yılında hava kirliliği yüzde 3 arttı (Hava kirliliğinin en çok arttığı ilçeler)"><p>İstanbul’da hava kirliliği, 2023 yılında bir önceki yıla göre yaklaşık olarak yüzde 3 arttı. Kentte hava kirliliğinin en çok arttığı ilçe yüzde 69,54’lük oranla Yenibosna oldu. Uzmanlar farklı yakıtların kullanımı ve yoğun trafiğin, hava kirliliğini artırdığına dikkat çekti.</p>İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) bünyesinde yapılan çalışmaya göre, İstanbul’da hava kirliliği 2023’te bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 3 artış gösterdi.  İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Toros ile Samsun Üniversitesi (SAMÜ) Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Araştırma Görevlisi olan İTÜ yüksek lisans öğrencisi Yiğitalp Kara tarafından, İstanbul’da 2022 ile 2023 yıllarındaki hava kirliliği oranına ilişkin çalışma yapıldı.  Bu kapsamda, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının hava kalitesi ölçüm istasyonlarınca kaydedilen havadaki partikül madde (PM10) oranı incelendi.  Buna göre, İstanbul’da 2022’de ortalama havadaki partikül madde konsantrasyonu 36,003 µg/m3 (mikrogram bölü metreküp) ölçüldü. 2023’te 36,958 µg/m3 olan hava kirliliği önceki yıla göre yaklaşık yüzde 3 arttı.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iF9Bgr8Z-06taQpgt-wIuQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="">Geçen yıl, İstanbul’da partikül madde hava kirliliğinin en fazla ölçüldüğü istasyon 54,095 µg/m3 ile Kartal oldu. Burayı sırasıyla 53,463 ile Esenyurt, 51,815 ile Mecidiyeköy, 51,662 µg/m3 ile Yenibosna istasyonları takip etti.  Aynı dönemde hava kirliliğinin en az ölçüldüğü istasyon 17,782 µg/m3 ile Büyükada olurken, partikül madde kirliliği Şile istasyonunda 20,632, Kumköy’de 20,865, Sarıyer’de ise 21,837 µg/m3 olarak belirlendi.  İstanbul’da hava kirliliği oranı 2023’te önceki yıla göre 11 istasyonda artarken 13 istasyonda azaldı.  Geçen yıl, 2022’ye oranla hava kirliliğinin en fazla arttığı istasyonlar arasında ilk sırada yüzde 69,54 ile Yenibosna yer aldı. Yenibosna’yı sırasıyla yüzde 19,77 ile Üsküdar-2, yüzde 19,56 ile Bağcılar, yüzde 19,46 ile Başakşehir, yüzde 14,92 ile Kartal, yüzde 12,60 ile Büyükada istasyonları takip etti.  Aynı dönemde ortalama hava kirliliğinin en fazla azaldığı istasyon yüzde 17,71 ile Şile oldu. Şile’yi yüzde 17,36 ile Çatladıkapı, yüzde 11,97 ile Şirinevler, yüzde 11,42 ile Ümraniye 2, yüzde 10,91 ile Maslak, yüzde 10,48 ile Sarıyer istasyonları izledi.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sQeqIlBwKkWE5km24pBRNg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="">İstanbul'da bulunan istasyonların hava kirliliği (PM10) ortalaması şu şekilde oldu:  İstasyon        2022  2023  Değişim yüzdesi  Bağcılar         31,893          38,131          19,56  Başakşehir    35,048          41,869          19,46  Büyükada     15,792          17,782          12,60  Çaltadıkapı   36,922          30,511          -17,36  Esenyurt       51,353          53,463          4,11  Kandilli          29,580          29,127          -1,53  Kartal 47,072          54,095          14,92  Kumköy        20,095          20,865          3,83  Maslak           32,896          29,308          -10,91  Mecidiyeköy 54,089          51,815          -4,20  Sancaktepe  48,160          46,922          -2,57  Sarıyer           24,393          21,837          -10,48  Selimiye        43,147          46,180          7,03  Silivri  31,080          29,665          -4,55  Sultanbeyli   33,819          30,456          -9,94  Sultangazi     49,404          49,240          -0,33  Şile      25,074          20,632          -17,71  Şirinevler      41,126          36,203          -11,97  Tuzla  44,088          47,853          8,54  Ümraniye-1 41,700          42,663          2,31  Ümraniye-2 40,077          35,499          -11,42  Üsküdar-1    27,588          26,235          -4,90  Üsküdar-2    29,199          34,973          19,77  Yenibosna     30,473          51,662          69,54  <strong>FARKLI YAKITLARIN KULLANIMI KİRLİLİĞİ ARTIRIYOR</strong>  Prof. Dr. Hüseyin Toros, İstanbul hava kirliliği değerlerinin Covid-19 salgını döneminde insan etkinliğinin azalmasıyla düştüğünü söyledi.  Salgının ardından hava kirliliğinin tekrar artmaya başladığını belirten Toros, artan araç sayısı, meteorolojik şartlar, doğal gaz yerine farklı yakıtların kullanımının hava kirliliğini artıran nedenler olduğunu anlattı.  Prof. Dr. Toros, 2023'te havadaki partikül madde kirliliğinin en fazla ölçüldüğü istasyonların Kartal, Esenyurt ve Mecidiyeköy olduğunu vurgulayarak şöyle devam etti:  “İstanbul’da Kartal, Esenyurt, Mecidiyeköy gibi yerlerde trafik yoğunluğu fazla. Bu nedenle kirleticinin etkili olduğunu görüyoruz. Bazı yerlerde ise trafikten ayrı ısınma amaçlı yakılan yakıtlar hava kirliliğine neden olabiliyor. Hava kirliliği dünyanın önemli sorunlarından biri. Birçok hastalığa neden olabiliyor. Hava kirliliğini azaltmak için hepimize görevler düşüyor. Başta yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanmayı arttırmamız gerekiyor.”]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Avrupa Parlamentosu, çevre suçlarına ağır cezalar uygulayacak</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/avrupa-parlamentosu-cevre-suclarina-agir-cezalar-uygulayacak</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/avrupa-parlamentosu-cevre-suclarina-agir-cezalar-uygulayacak</guid>
<description><![CDATA[ Avrupa Parlamentosu, çevre suçlarına yönelik 10 yıla kadar hapisle sonuçlanabilecek daha sert cezaları onayladı. Tasarı, su kaynaklarının yasadışı tüketilmesi, AB kimyasallar yasasının ciddi ihlalleri, gemilerin neden olduğu kirlilik ve büyük ölçekli orman yangınları ya da hava, su ve toprağın yaygın kirlenmesi sonucu ekosistemlerin tahrip edilmesi gibi suçları hedef alıyor.Avrupa Parlamentosu, yasadışı kereste ticareti gibi çevre suçlarına yönelik 10 yıla kadar hapisle sonuçlanabilecek daha sert cezaları onayladı. Buna göre şirket yöneticilerinin, kurumsal hatalar nedeniyle yargılanması öngörülüyor.  Parlamento raportörü Antonius Manders, &quot;Yeni çevre suçlarının önlenmesi için uyumlaştırılmış ve caydırıcı yaptırımlarla Avrupa Birliği (AB) düzeyinde sınır ötesi suçlarla mücadele etmenin zamanı geldi. Bu anlaşma uyarınca çevreyi kirletenler bedelini ödeyecek&quot; dedi.AB&#039;nin 27 üye ülkesi için geçerli olan mevzuat, su kaynaklarının yasadışı tüketilmesi, AB kimyasallar yasasının ciddi ihlalleri, gemilerin neden olduğu kirlilik ve büyük ölçekli orman yangınları ya da hava, su ve toprağın yaygın kirlenmesi sonucu ekosistemlerin tahrip edilmesi gibi suçları hedef alıyor.  ŞİRKETLER DE YARGILANACAK Manders, 2008 tarihli bir AB direktifini güncelleyen yeni mevzuatın, kirlilikten sorumlu bir şirkette yönetici pozisyonunda bulunan kişilerin yanı sıra, işletmenin kendisinin de yargılanabileceğini söyledi.  Bireyler ve şirket temsilcileri tarafından işlenen çevre suçları, zararın ne kadar uzun süreli, şiddetli veya geri döndürülebilir olduğuna bağlı olarak sekiz yıla kadar hapis ile cezalandırılabilecek. Bir kişinin ölümüne neden olan suçlar 10 yıla kadar hapis cezasına çarptırılabilir.  Ayrıca suçluların, zarar görmüş bir çevrenin rehabilitasyonuna yardımcı olmaları ve tazminat ödemeleri gerekecek.  Şirketler için para cezaları dünya çapındaki yıllık cirolarının yüzde 5&#039;ine ya da alternatif olarak 40 milyon Euro&#039;ya kadar çıkabilecek.Yeni direktif, 499 lehte, 100 aleyhte ve 23 çekimser oyla kabul edildi ve AB Resmi Gazetesinde yayınlandıktan sonra yürürlüğe girecek. Üye devletlerin kuralları kendi ulusal hukuk sistemlerine dahil etmeleri için iki yılları olacak.  Strazburg merkezli parlamentonun Yeşiller üyesi Marie Toussaint, yaptığı açıklamada, AB&#039;nin çevre suçlarıyla mücadelede dünyanın en iddialı mevzuatlarından birini kabul ettiğini ancak bunun yeterince ileri gitmediğini söyledi.  Toussaint, &quot;Konsey&#039;in ciroya dayalı oransal bir miktar yerine şirketler için sabit bir miktar getirmeyi başarması üzücü. Bu, bir şirketin mali durumunu hiç dikkate almayan absürd durumlara yol açacaktır&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ez6aSxMIHUCtVWZCuki6JA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Avrupa, Parlamentosu, çevre, suçlarına, ağır, cezalar, uygulayacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ez6aSxMIHUCtVWZCuki6JA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Avrupa Parlamentosu, çevre suçlarına ağır cezalar uygulayacak"><p>Avrupa Parlamentosu, çevre suçlarına yönelik 10 yıla kadar hapisle sonuçlanabilecek daha sert cezaları onayladı. Tasarı, su kaynaklarının yasadışı tüketilmesi, AB kimyasallar yasasının ciddi ihlalleri, gemilerin neden olduğu kirlilik ve büyük ölçekli orman yangınları ya da hava, su ve toprağın yaygın kirlenmesi sonucu ekosistemlerin tahrip edilmesi gibi suçları hedef alıyor.</p><p>Avrupa Parlamentosu, yasadışı kereste ticareti gibi çevre suçlarına yönelik 10 yıla kadar hapisle sonuçlanabilecek daha sert cezaları onayladı. </p><p>Buna göre şirket yöneticilerinin, kurumsal hatalar nedeniyle yargılanması öngörülüyor.  Parlamento raportörü Antonius Manders, "Yeni çevre suçlarının önlenmesi için uyumlaştırılmış ve caydırıcı yaptırımlarla Avrupa Birliği (AB) düzeyinde sınır ötesi suçlarla mücadele etmenin zamanı geldi. Bu anlaşma uyarınca çevreyi kirletenler bedelini ödeyecek" dedi.</p><p>AB'nin 27 üye ülkesi için geçerli olan mevzuat, su kaynaklarının yasadışı tüketilmesi, AB kimyasallar yasasının ciddi ihlalleri, gemilerin neden olduğu kirlilik ve büyük ölçekli orman yangınları ya da hava, su ve toprağın yaygın kirlenmesi sonucu ekosistemlerin tahrip edilmesi gibi suçları hedef alıyor.  <strong>ŞİRKETLER DE YARGILANACAK </strong></p><p>Manders, 2008 tarihli bir AB direktifini güncelleyen yeni mevzuatın, kirlilikten sorumlu bir şirkette yönetici pozisyonunda bulunan kişilerin yanı sıra, işletmenin kendisinin de yargılanabileceğini söyledi.  Bireyler ve şirket temsilcileri tarafından işlenen çevre suçları, zararın ne kadar uzun süreli, şiddetli veya geri döndürülebilir olduğuna bağlı olarak sekiz yıla kadar hapis ile cezalandırılabilecek. </p><p>Bir kişinin ölümüne neden olan suçlar 10 yıla kadar hapis cezasına çarptırılabilir.  Ayrıca suçluların, zarar görmüş bir çevrenin rehabilitasyonuna yardımcı olmaları ve tazminat ödemeleri gerekecek.  Şirketler için para cezaları dünya çapındaki yıllık cirolarının yüzde 5'ine ya da alternatif olarak 40 milyon Euro'ya kadar çıkabilecek.</p><p>Yeni direktif, 499 lehte, 100 aleyhte ve 23 çekimser oyla kabul edildi ve AB Resmi Gazetesinde yayınlandıktan sonra yürürlüğe girecek. Üye devletlerin kuralları kendi ulusal hukuk sistemlerine dahil etmeleri için iki yılları olacak.  Strazburg merkezli parlamentonun Yeşiller üyesi Marie Toussaint, yaptığı açıklamada, AB'nin çevre suçlarıyla mücadelede dünyanın en iddialı mevzuatlarından birini kabul ettiğini ancak bunun yeterince ileri gitmediğini söyledi.  Toussaint, "Konsey'in ciroya dayalı oransal bir miktar yerine şirketler için sabit bir miktar getirmeyi başarması üzücü. Bu, bir şirketin mali durumunu hiç dikkate almayan absürd durumlara yol açacaktır" diye konuştu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Marmara Denizi’ndeki tehlike: Canlı yaşamı sona erebilir</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/marmara-denizindeki-tehlike-canli-yasami-sona-erebilir</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/marmara-denizindeki-tehlike-canli-yasami-sona-erebilir</guid>
<description><![CDATA[ Marmara Denizi’nin derinliklerindeki yaşam tehlike altında. İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Cem Gazioğlu, özellikle alt tabakalardaki oksijen oranının endişe verici seviyelere gerilediğine dikkat çekti. Gazioğlu yakın bir dönemde, Marmara’nın dip noktalarında oksijen azlığı nedeniyle yaşamın sona erebileceği konusunda uyardı.Marmara Denizi’nde küresel ısınmanın etkisiyle deniz suyunun sıcaklığı artarken, oksijen seviyesi değerleri düşüyor.  Deniz suyundaki ısı artışı ve oksijen seviyesinin düşmesine kirlilik problemi de eklenince denizlerdeki canlı yaşamları tehlikeye giriyor.  İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Cem Gazioğlu, Marmara Denizi’nde Karadeniz ve Akdeniz’deki ısınmadan kaynaklı olarak sıcaklık artışı yaşandığını söyledi.  Gazioğlu, “Temel olarak su alışverişini bu iki denizden yapan Marmara Denizi’nde de bu artışlar bir ısınma doğuruyor. Bizim yaptığımız araştırma ve analizlere göre bu sıcaklık artışı ortalama 1 derece civarında.” diye konuştu.“Özellikle derin çukurlarda yaşam seviyesinin çok altında olan oksijen seviyeleri ölçüyoruz, ölçtük. Bunlardaki değişimler onlu yıllarla ifade edilebilir. Son on yıl içerisinde veya son 20 yıl içerisinde kademeli şekilde Marmara Denizi’nde genel olarak bir oksijen azlığından bahsedebiliriz.” Diyen Gazioğlu, şöyle devam etti:  “Ama yaşamı etkileyen en önemli oksijen sıkıntısı üst tabaka suda olan sıkıntılardır. Kimyasal süreçler içerisinde de yukarıdaki suyun az oksijenle gelmesi, suyun kendi içerisinde yaşadığı kimyasal süreçler, ortamdaki oksijen gerek canlılar gerekse kimyasal süreçler sonucunda tükenme gösteriyor. Ama şu anda kritik seviyelere ulaştığımızı söylemek mümkün değil. Bu yıllar içerisinde alacağımız tedbirler ile ileriki yılları kurtarabiliriz. Marmara Denizi’nde genel olarak bir kirlilik problemimiz de var. Geçmiş yıllardaki müsilaja bağlı olarak farkındalığı artan bir konu bu. Bu müsilaj probleminden sonra alınan ‘Marmara Denizi Eylem Planı’ çerçevesindeki kararları biz yeterince uygulayabilecek olursak, önümüzdeki 10 yıl içerisinde, 20 yıl içerisinde daha iyi iyileşmeler bekliyoruz.”  “KÜRESEL DEĞİŞİKLİKLER VE ISIYA BAĞLI OLARAK BU CANLI TRANSFERLERİNİ BEKLİYORUZ”  Küresel ısınma probleminin dünyanın yaşadığı bir süreç olduğuna dikkat çeken Gazioğlu, şunları anlattı:  “Bu ısınma ile birlikte denizlerimizdeki canlı kompozisyonlarının da değişmesini bekliyoruz. Bu denize ait olmayan canlıların bu denizde artık varlığından bahsedilir hale geldiğini biliyoruz. Nadiren de olsa buna yönelik gözlemler yapılıyor. Ama bir canlının o bölgede kalıcı olduğunun göstergesi, balık üzerinden konuşacak olursak yumurta ve larvasından başlayarak o canlıyı da bu bölgede görmeniz gerekiyor. Bu seviyeye ulaşmış bir istilacı çok fazla yok. Bizim enstitü olarak rastladığımız bir tür yok ama çok fazla şekilde balon balığının olduğuna dair duyumlar var. Dediğim gibi, ‘O denizde bu canlı var’ diyebilmemiz için yumurta ve larvasını da görmemiz lazım. Bizim şu anda böyle bir tespitimiz yok ama bu olmayacağını da göstermez. Küresel değişikliklere ve ısıya bağlı olarak bu canlı transferlerini bekliyoruz. Bu canlılar ortaya çıktıkları zaman düşmanları olmuyor biyolojik olarak. Aşırı şekilde ürüyorlar. Diğer canlılar içinde bir tehdit oluşturuyorlar. Şu an için Marmara Denizi’nde bu tür istilacı türlerden bahsetmek mümkün değil.”  Marmara Denizi’ndeki temel sıkıntının Akdeniz ve Karadeniz’den yüksek oranda alışveriş yapması olduğunu dile getiren Gazioğlu, “İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri İşletmeciliği Enstitüsü olarak yaklaşık 30-35 kişilik ekibimizle Marmara Denizi&#039;ni izlemeye gayret ediyoruz. Uzaktan erişim sağladığımız bu şamandıra verilerini özellikle alıyoruz. Marmara Denizi&#039;ndeki değişimlere yönelik olarak mevsimsel olarak fiziksel, biyolojik, kimyasal parametreleri izliyoruz.” diye konuştu.“TEDİR ALINMAZSA CANLI KAYIPLARI OLULABİLİR”  Denizlerdeki canlı türünün devamlılığı için gerekli tedbirlerin uygulanması gerektiğinin altını çizen Gazioğlu, “Marmara Denizi ağırlıklı olarak yarı kapalı bir havza olduğu için buraya gelen her suyun arıtılarak sisteme dahil olması gerekiyor. Bu çok önemli. Arıtma tesislerinin tam kapasite ile çalışması lazım.” dedi.  Marmara’daki temel sorunlarından bir diğerinin de aşırı balıkçılık faaliyetleri olduğunu anlatan Gazioğlu, “Bu aşırı avcılık, balıkçılık stoklarımızın üzerinde ciddi baskı yaratıyor. Marmara denizi bir ekolojik koridor. Bu bölgenin balıkçılık anlamında ciddi bir koridor olması balıkçılık açısından ciddi bir potansiyeli olduğunu gösteriyor. Balığın planlı bir şekilde avlanması gerekiyor. Buna da sürdürülebilirlik deniyor. Bunun için de Marmara Denizi&#039;nde bazı bölümlerin avcılığa kapatılması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.  “Oksijensiz bir yaşamdan bahsetmemiz mümkün değil, denizlerimizde ölçtüğümüz miktar üzerinden konuşacak olursak oksijen miktarı belli bir limitin üzerinde olması gerekiyor ki orada yaşam devam edebi ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CwNfiad1DkejA8Q2eSy_kQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Marmara, Denizi’ndeki, tehlike:, Canlı, yaşamı, sona, erebilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CwNfiad1DkejA8Q2eSy_kQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Marmara Denizi’ndeki tehlike: Canlı yaşamı sona erebilir"><p>Marmara Denizi’nin derinliklerindeki yaşam tehlike altında. İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Cem Gazioğlu, özellikle alt tabakalardaki oksijen oranının endişe verici seviyelere gerilediğine dikkat çekti. Gazioğlu yakın bir dönemde, Marmara’nın dip noktalarında oksijen azlığı nedeniyle yaşamın sona erebileceği konusunda uyardı.</p>Marmara Denizi’nde küresel ısınmanın etkisiyle deniz suyunun sıcaklığı artarken, oksijen seviyesi değerleri düşüyor.  Deniz suyundaki ısı artışı ve oksijen seviyesinin düşmesine kirlilik problemi de eklenince denizlerdeki canlı yaşamları tehlikeye giriyor.  İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Cem Gazioğlu, Marmara Denizi’nde Karadeniz ve Akdeniz’deki ısınmadan kaynaklı olarak sıcaklık artışı yaşandığını söyledi.  Gazioğlu, “Temel olarak su alışverişini bu iki denizden yapan Marmara Denizi’nde de bu artışlar bir ısınma doğuruyor. Bizim yaptığımız araştırma ve analizlere göre bu sıcaklık artışı ortalama 1 derece civarında.” diye konuştu.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Yxgkhzupa0aUR6gkHzA5PA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="">“Özellikle derin çukurlarda yaşam seviyesinin çok altında olan oksijen seviyeleri ölçüyoruz, ölçtük. Bunlardaki değişimler onlu yıllarla ifade edilebilir. Son on yıl içerisinde veya son 20 yıl içerisinde kademeli şekilde Marmara Denizi’nde genel olarak bir oksijen azlığından bahsedebiliriz.” Diyen Gazioğlu, şöyle devam etti:  “Ama yaşamı etkileyen en önemli oksijen sıkıntısı üst tabaka suda olan sıkıntılardır. Kimyasal süreçler içerisinde de yukarıdaki suyun az oksijenle gelmesi, suyun kendi içerisinde yaşadığı kimyasal süreçler, ortamdaki oksijen gerek canlılar gerekse kimyasal süreçler sonucunda tükenme gösteriyor. Ama şu anda kritik seviyelere ulaştığımızı söylemek mümkün değil. Bu yıllar içerisinde alacağımız tedbirler ile ileriki yılları kurtarabiliriz. Marmara Denizi’nde genel olarak bir kirlilik problemimiz de var. Geçmiş yıllardaki müsilaja bağlı olarak farkındalığı artan bir konu bu. Bu müsilaj probleminden sonra alınan ‘Marmara Denizi Eylem Planı’ çerçevesindeki kararları biz yeterince uygulayabilecek olursak, önümüzdeki 10 yıl içerisinde, 20 yıl içerisinde daha iyi iyileşmeler bekliyoruz.”  <strong>“KÜRESEL DEĞİŞİKLİKLER VE ISIYA BAĞLI OLARAK BU CANLI TRANSFERLERİNİ BEKLİYORUZ”</strong>  Küresel ısınma probleminin dünyanın yaşadığı bir süreç olduğuna dikkat çeken Gazioğlu, şunları anlattı:  “Bu ısınma ile birlikte denizlerimizdeki canlı kompozisyonlarının da değişmesini bekliyoruz. Bu denize ait olmayan canlıların bu denizde artık varlığından bahsedilir hale geldiğini biliyoruz. Nadiren de olsa buna yönelik gözlemler yapılıyor. Ama bir canlının o bölgede kalıcı olduğunun göstergesi, balık üzerinden konuşacak olursak yumurta ve larvasından başlayarak o canlıyı da bu bölgede görmeniz gerekiyor. Bu seviyeye ulaşmış bir istilacı çok fazla yok. Bizim enstitü olarak rastladığımız bir tür yok ama çok fazla şekilde balon balığının olduğuna dair duyumlar var. Dediğim gibi, ‘O denizde bu canlı var’ diyebilmemiz için yumurta ve larvasını da görmemiz lazım. Bizim şu anda böyle bir tespitimiz yok ama bu olmayacağını da göstermez. Küresel değişikliklere ve ısıya bağlı olarak bu canlı transferlerini bekliyoruz. Bu canlılar ortaya çıktıkları zaman düşmanları olmuyor biyolojik olarak. Aşırı şekilde ürüyorlar. Diğer canlılar içinde bir tehdit oluşturuyorlar. Şu an için Marmara Denizi’nde bu tür istilacı türlerden bahsetmek mümkün değil.”  Marmara Denizi’ndeki temel sıkıntının Akdeniz ve Karadeniz’den yüksek oranda alışveriş yapması olduğunu dile getiren Gazioğlu, “İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri İşletmeciliği Enstitüsü olarak yaklaşık 30-35 kişilik ekibimizle Marmara Denizi'ni izlemeye gayret ediyoruz. Uzaktan erişim sağladığımız bu şamandıra verilerini özellikle alıyoruz. Marmara Denizi'ndeki değişimlere yönelik olarak mevsimsel olarak fiziksel, biyolojik, kimyasal parametreleri izliyoruz.” diye konuştu.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kFV25VWMxEKT9HIdBLSCFA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><strong>“TEDİR ALINMAZSA CANLI KAYIPLARI OLULABİLİR”</strong>  Denizlerdeki canlı türünün devamlılığı için gerekli tedbirlerin uygulanması gerektiğinin altını çizen Gazioğlu, “Marmara Denizi ağırlıklı olarak yarı kapalı bir havza olduğu için buraya gelen her suyun arıtılarak sisteme dahil olması gerekiyor. Bu çok önemli. Arıtma tesislerinin tam kapasite ile çalışması lazım.” dedi.  Marmara’daki temel sorunlarından bir diğerinin de aşırı balıkçılık faaliyetleri olduğunu anlatan Gazioğlu, “Bu aşırı avcılık, balıkçılık stoklarımızın üzerinde ciddi baskı yaratıyor. Marmara denizi bir ekolojik koridor. Bu bölgenin balıkçılık anlamında ciddi bir koridor olması balıkçılık açısından ciddi bir potansiyeli olduğunu gösteriyor. Balığın planlı bir şekilde avlanması gerekiyor. Buna da sürdürülebilirlik deniyor. Bunun için de Marmara Denizi'nde bazı bölümlerin avcılığa kapatılması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.  “Oksijensiz bir yaşamdan bahsetmemiz mümkün değil, denizlerimizde ölçtüğümüz miktar üzerinden konuşacak olursak oksijen miktarı belli bir limitin üzerinde olması gerekiyor ki orada yaşam devam edebilsin.” diyen Gazioğlu, Marmara Denizi’nin özellikle alt tabakalarında oksijen düşüklüğü görüldüğünü anlattı.  Gazioğlu, şöyle devam etti:  “Tedbirler eğer alınmayacak olursa ileriki yıllarda oksijen azlığı neticesinde canlı kayıpları da oluşabilir. O yüzden bizim yapmamız gereken kötü gidişi durdurduktan sonra oksijeni nasıl arttırabileceğimiz yönünde çalışmalar yapmamız lazım. Marmara Denizi’nde beslendiği iki kaynak olan Karadeniz ve Akdeniz deki oksijen miktarı da bizim Marmara denizimiz üzerinde önemli etkiye sahip. Marmara Denizi için bir çalışma yaparken diğer denizlerdeki durumlar da bizi çok fazla etkileyecektir. Netice itibari ile direkt olarak bugünden yarına bu oksijenin balıkçılıkla bir ilişkisi yoktur. Bu limit değerlere çok fazla yaklaşılacak olursa orta vadede balıkçılık üzerinde de etkisi olacaktır. Bugün için endişeye kapılmayı gerektirecek bir durum yok. Tedbirlerimizi devam ettirmeliyiz.”]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kızıldeniz&amp;apos;de çevre felaketi endişesi: Kimyasal kirlenme yıllarca sürecek</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/kizildenizde-cevre-felaketi-endisesi-kimyasal-kirlenme-yillarca-surecek</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/kizildenizde-cevre-felaketi-endisesi-kimyasal-kirlenme-yillarca-surecek</guid>
<description><![CDATA[ Amonyak ve yağ taşıyan İngiliz gemisi Rubymar&#039;ın batmasının ardından Yemenli yetkililer işbirliği çağrısı yaptı. Husiler tarafından vurulan geminin, Kızıldeniz&#039;de büyük bir çevre felaketi yaratmasından endişe ediliyor.Yemen&#039;deki Husi isyancılarının İngiliz gemisi Rubymar&#039;ı batırmasının ardından çevre felaketi uyarıları devam ediyor.Rubymar adlı geminin büyük miktarda amonyak ve yağ taşıdığı açıklanmıştı.&quot;Bu bir felaket olacak&quot; diyen Yemen&#039;in Taiz vilayetinin Balıkçılık Dairesi Müdürü Wadah el Madhaji, &quot;Tüm canlılar farklı derecelerde etkilenecek. Kimyasal kirlenme yıllarca devam edecek&quot; dedi.Madhaji, kimyasal kirlenmeden kurtulmanın, özellikle de yetersiz bilimsel ve teknolojik kapasiteye sahip Yemen ve komşu ülkeler için çok zor olacağını söyledi.Kızıldeniz Deniz Balıkçılığı Kurumu Başkanı Ahmed Muthanna ise &quot;Buradaki insanlar tek bir gelir kaynağıyla basit bir hayat yaşıyor. Balıkçılık temelde onların tek gelir kaynağı. Çevre kirlendiğinde çok sayıda insanın geçim kaynağı etkilenecektir&quot; diye konuştu.Muthanna, kirliliğin etkilerini azaltmak için geniş bir uluslararası işbirliğine ihtiyaçları olduğuna dikkat çekti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0Jm1E1543Um8Nq0Q3WR5gw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Kızıldenizde, çevre, felaketi, endişesi:, Kimyasal, kirlenme, yıllarca, sürecek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0Jm1E1543Um8Nq0Q3WR5gw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Kızıldeniz'de çevre felaketi endişesi: Kimyasal kirlenme yıllarca sürecek"><p>Amonyak ve yağ taşıyan İngiliz gemisi Rubymar'ın batmasının ardından Yemenli yetkililer işbirliği çağrısı yaptı. Husiler tarafından vurulan geminin, Kızıldeniz'de büyük bir çevre felaketi yaratmasından endişe ediliyor.</p><p>Yemen'deki Husi isyancılarının İngiliz gemisi Rubymar'ı batırmasının ardından çevre felaketi uyarıları devam ediyor.</p><p>Rubymar adlı geminin büyük miktarda amonyak ve yağ taşıdığı açıklanmıştı.</p><p>"Bu bir felaket olacak" diyen Yemen'in Taiz vilayetinin Balıkçılık Dairesi Müdürü Wadah el Madhaji, "Tüm canlılar farklı derecelerde etkilenecek. Kimyasal kirlenme yıllarca devam edecek" dedi.</p><p>Madhaji, kimyasal kirlenmeden kurtulmanın, özellikle de yetersiz bilimsel ve teknolojik kapasiteye sahip Yemen ve komşu ülkeler için çok zor olacağını söyledi.</p><p>Kızıldeniz Deniz Balıkçılığı Kurumu Başkanı Ahmed Muthanna ise "Buradaki insanlar tek bir gelir kaynağıyla basit bir hayat yaşıyor. Balıkçılık temelde onların tek gelir kaynağı. Çevre kirlendiğinde çok sayıda insanın geçim kaynağı etkilenecektir" diye konuştu.</p><p>Muthanna, kirliliğin etkilerini azaltmak için geniş bir uluslararası işbirliğine ihtiyaçları olduğuna dikkat çekti.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye’nin en fazla yağış alan ili Rize’de su kaynakları baskı altında</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/turkiyenin-en-fazla-yagis-alan-ili-rizede-su-kaynaklari-baski-altinda</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/turkiyenin-en-fazla-yagis-alan-ili-rizede-su-kaynaklari-baski-altinda</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye’nin en fazla yağış alan ili Rize’de su kaynakları üzerindeki baskı artıyor. Uzmanlar, küresel iklim değişikliğine bağlı olarak yağış rejimindeki değişiklikler ve yaz aylarında nüfus yoğunluğunun artmasıyla birlikte kentte hissedilir derecede kuraklık yaşandığına dikkat çekiyor.En fazla yağışı sonbahar ve kış aylarında alan Rize’de yaz aylarındaki yağışlarda yaşanan düşüşle, depolanma kaynaklarının yetersizliği, çay tarımı ile turistik ziyaretlerle kente gelen 1 milyonu aşkın nüfusun artan su tüketimi, kentte su kesintilerine neden oluyor.
Dönemsel olarak yaşanan kuraklığın çözümü için su kaynaklarının depolanmasının kentteki nüfus artışının dikkate alınarak yapılması konusunda ise uzmanların uyarıları var.Kentte mevsimsel anlamda su sıkıntısı çekildiğini, yaz aylarında artan nüfusun su kaynakları üzerindeki baskıyı artırdığını ifade eden Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (RTEÜ) Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Ekoloji ve Ekosistem Uzmanı Prof. Dr. Turan Yüksek, en az yağışın depolanması gerektiğini söyledi.Yüksek, “Rize, Türkiye’nin en çok yağış alan ilidir. Yıllık yağış miktarı göz önüne alındığı zaman yağış miktarında azalma söz konusu değil. Mevsimsel anlamda bir sıkıntımız var. En az yağışın olduğu dönem ilkbahar dönemi, en çok yağışın olduğu dönem ise sonbahar dönemi insanların en fazla suyu tükettiği dönem ilkbaharla yaz aylarıdır. Bu dönem içerisinde Rize il genelindeki yüzey alana düşen yağış geneli ilin ihtiyaçlarına cevap verecek nitelikte ancak yağmurun depolanması gerekiyor.” dedi.
Rize’ye her yıl 1 milyon ziyaretçi geldiğini söyleyen Yüksek, “Bunların da nüfusa dahil edilerek, su kaynaklarının depolanması bu esaslara dikkat alınarak yapılması gerekiyor. Rize’nin mevcut suyu depolama rezervuarları yerleşik nüfusa göre yapılmış. Dolayısıyla mevsimsel olarak gelen nüfus su kaynakları üzerindeki baskısını artırıyor.” diye konuştu.Kuraklık sorununun artan nüfus dikkate alınarak depolama alanlarının yapılmasıyla önüne geçilebileceğini söyleyen Prof. Dr. Yüksek, şöyle devam etti:
“Rize’nin nüfusu ile ilgili, adrese dayalı nüfusun 350 bin bandında olduğunu kabul edersek, dışarıdan gelen göçer Rizeli dediğimiz, bir bu kadar daha nüfus geliyor. İl Turizm Müdürlüğü’nün kayıtlarına göre 1 milyonun üzerinde turist kente geliyor. Ama değer bunun çok üzerinde. Bütün değerleri düşündüğünüzde yaklaşık 2 milyon kişinin su tüketim baskısı var.
Bu baskının ilkbahar döneminde başlayıp, kasım ayı sonuna kadar zirveye çıkması ve suyun depolama alanının yetersiz olması asıl sorunumuz. Rize’nin depolanabilir suyla ilgili herhangi bir sorunu yok. Yüzey alanı son derece zengin Rize’nin, su kaynakları ve altyapı imkanları geliştirilirse her vadi için ne kadar ziyaretçi öngörülüyorsa o ziyaretçilerin kalış süreleri esas alınarak su kaynaklarının depolama çalışmalarının ivedilikle yapılması gerekiyor. Eskiden bir köy tabiri ile eskiden köylerde su kesilmeden önce köyün duayenleri ev halkına ‘Varken suyunuzu kaplarınıza doldurun’ derlerdi. Buradaki kap eko sistemde depolama alanlarımızdır.” ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TLzcqJsaX0Gk_LxcsL8pVw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Türkiye’nin, fazla, yağış, alan, ili, Rize’de, kaynakları, baskı, altında</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TLzcqJsaX0Gk_LxcsL8pVw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Türkiye’nin en fazla yağış alan ili Rize’de su kaynakları baskı altında"><p>Türkiye’nin en fazla yağış alan ili Rize’de su kaynakları üzerindeki baskı artıyor. Uzmanlar, küresel iklim değişikliğine bağlı olarak yağış rejimindeki değişiklikler ve yaz aylarında nüfus yoğunluğunun artmasıyla birlikte kentte hissedilir derecede kuraklık yaşandığına dikkat çekiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/asoU4X3DckysMvS2YU-mrQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>En fazla yağışı sonbahar ve kış aylarında alan Rize’de yaz aylarındaki yağışlarda yaşanan düşüşle, depolanma kaynaklarının yetersizliği, çay tarımı ile turistik ziyaretlerle kente gelen 1 milyonu aşkın nüfusun artan su tüketimi, kentte su kesintilerine neden oluyor.
Dönemsel olarak yaşanan kuraklığın çözümü için su kaynaklarının depolanmasının kentteki nüfus artışının dikkate alınarak yapılması konusunda ise uzmanların uyarıları var.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aIycyvOrlEGxysn7Pd_U9Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kentte mevsimsel anlamda su sıkıntısı çekildiğini, yaz aylarında artan nüfusun su kaynakları üzerindeki baskıyı artırdığını ifade eden Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (RTEÜ) Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Ekoloji ve Ekosistem Uzmanı Prof. Dr. Turan Yüksek, en az yağışın depolanması gerektiğini söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8-tgOlrP20KX7pxm-mMnow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yüksek, “Rize, Türkiye’nin en çok yağış alan ilidir. Yıllık yağış miktarı göz önüne alındığı zaman yağış miktarında azalma söz konusu değil. Mevsimsel anlamda bir sıkıntımız var. En az yağışın olduğu dönem ilkbahar dönemi, en çok yağışın olduğu dönem ise sonbahar dönemi insanların en fazla suyu tükettiği dönem ilkbaharla yaz aylarıdır. Bu dönem içerisinde Rize il genelindeki yüzey alana düşen yağış geneli ilin ihtiyaçlarına cevap verecek nitelikte ancak yağmurun depolanması gerekiyor.” dedi.
Rize’ye her yıl 1 milyon ziyaretçi geldiğini söyleyen Yüksek, “Bunların da nüfusa dahil edilerek, su kaynaklarının depolanması bu esaslara dikkat alınarak yapılması gerekiyor. Rize’nin mevcut suyu depolama rezervuarları yerleşik nüfusa göre yapılmış. Dolayısıyla mevsimsel olarak gelen nüfus su kaynakları üzerindeki baskısını artırıyor.” diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/k78B8HuTg0uxxsmc6i3fhQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kuraklık sorununun artan nüfus dikkate alınarak depolama alanlarının yapılmasıyla önüne geçilebileceğini söyleyen Prof. Dr. Yüksek, şöyle devam etti:
“Rize’nin nüfusu ile ilgili, adrese dayalı nüfusun 350 bin bandında olduğunu kabul edersek, dışarıdan gelen göçer Rizeli dediğimiz, bir bu kadar daha nüfus geliyor. İl Turizm Müdürlüğü’nün kayıtlarına göre 1 milyonun üzerinde turist kente geliyor. Ama değer bunun çok üzerinde. Bütün değerleri düşündüğünüzde yaklaşık 2 milyon kişinin su tüketim baskısı var.
Bu baskının ilkbahar döneminde başlayıp, kasım ayı sonuna kadar zirveye çıkması ve suyun depolama alanının yetersiz olması asıl sorunumuz. Rize’nin depolanabilir suyla ilgili herhangi bir sorunu yok. Yüzey alanı son derece zengin Rize’nin, su kaynakları ve altyapı imkanları geliştirilirse her vadi için ne kadar ziyaretçi öngörülüyorsa o ziyaretçilerin kalış süreleri esas alınarak su kaynaklarının depolama çalışmalarının ivedilikle yapılması gerekiyor. Eskiden bir köy tabiri ile eskiden köylerde su kesilmeden önce köyün duayenleri ev halkına ‘Varken suyunuzu kaplarınıza doldurun’ derlerdi. Buradaki kap eko sistemde depolama alanlarımızdır.”</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Işıklar dünya için söndü</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/isiklar-dunya-icin-soendu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/isiklar-dunya-icin-soendu</guid>
<description><![CDATA[ &quot;Dünya Saati&quot; etkinliği kapsamında yüzlerce şehirde simge yapıların ışıkları bir saatliğine söndürüldü. En geniş katılımlı çevre hareketi olan &quot;Dünya Saati&quot; ile iklim krizine dikkat çekmek hedefleniyor.Eyfel, Parthenon Tapınağı, Galata Kulesi... Dünya çapında tarihi ve sembolik önemi bulunan binalar bir saat karanlıkta kaldı.Doğal Hayatı Koruma Vakfı tarafından organize edilen &quot;Dünya Saati&quot; etkinliği kapsamında simge yapıların ışıkları kapatıldı.Artan doğa kayıpları ve iklim krizine dikkat çekmek amacıyla gerçekleştirilen etkinliğe dünyanın dört bir yanından yüzlerce şehir katıldı.Hong Kong&#039;da 4 binden fazla binanın ışıkları söndürüldü. Dubai&#039;de sık sık renkli ışık gösterilerine sahne olan dünyanın en yüksek gökdelen Burj Halife de 60 dakika boyunca karanlıkta kaldı.İstanbul&#039;da Galata kulesinin, Ankara&#039;da ise Ata kulenin ışıkları dünya için söndürüldü. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h1YANqlec0-8nh6ScOAIFg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Işıklar, dünya, için, söndü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h1YANqlec0-8nh6ScOAIFg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Işıklar dünya için söndü"><p>"Dünya Saati" etkinliği kapsamında yüzlerce şehirde simge yapıların ışıkları bir saatliğine söndürüldü. En geniş katılımlı çevre hareketi olan "Dünya Saati" ile iklim krizine dikkat çekmek hedefleniyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_s8yblEDlkeQMBb1MDQW5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eyfel, Parthenon Tapınağı, Galata Kulesi... Dünya çapında tarihi ve sembolik önemi bulunan binalar bir saat karanlıkta kaldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/faaWE_pCOUanpQzUWlKmnQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doğal Hayatı Koruma Vakfı tarafından organize edilen "Dünya Saati" etkinliği kapsamında simge yapıların ışıkları kapatıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RrBPr_ZHykmPp4taw5GdAA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Artan doğa kayıpları ve iklim krizine dikkat çekmek amacıyla gerçekleştirilen etkinliğe dünyanın dört bir yanından yüzlerce şehir katıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X0a1KLYpWUC_YDP1GbCgqA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hong Kong'da 4 binden fazla binanın ışıkları söndürüldü. Dubai'de sık sık renkli ışık gösterilerine sahne olan dünyanın en yüksek gökdelen Burj Halife de 60 dakika boyunca karanlıkta kaldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7iLivdCFY0-Cg_ZPQF-WjQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İstanbul'da Galata kulesinin, Ankara'da ise Ata kulenin ışıkları dünya için söndürüldü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0WgAZPKeGESd4z8FFQ5WLA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l1SXb1vkkEaYzjaZz9Rlcg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/f06gYb3acUKl-sjUyB3P5w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/f3MuC094zU6F5kZcXAEvfw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İstanbul açıklarında endişe yaratan görüntü: Sarayburnu’ndan Bakırköy’e kadar uzanıyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/istanbul-aciklarinda-endise-yaratan-goeruntu-sarayburnundan-bakirkoeye-kadar-uzaniyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/istanbul-aciklarinda-endise-yaratan-goeruntu-sarayburnundan-bakirkoeye-kadar-uzaniyor</guid>
<description><![CDATA[ Marmara Denizi’nde denizanası istilası yaşanıyor. İstanbul açıklarında havadan çekilen görüntülerde kilometrelerce uzunluktaki denizanası popülasyonunu gözler önüne serdi. Uzmanlar denizanası sayısındaki artışa gerekçe olarak küresel ısınma ve deniz kirliliğini gösterdi.Marmara Denizi’nde sıcaklığın artması ve kirlilik nedeniyle denizanası popülasyonu gözle görülür bir şekilde arttı.Sarayburnu açıklarından Bakırköy açıklarına kadar kilometrelerce uzunluktaki yüzeyde bulunan denizanaları, Marmara Denizi için tehlikenin yaklaştığının ispatı olarak yorumlanıyor.Uzmanlar denizanası popülasyonunun artmasının müsilajı tetikleyeceğini ifade ediyor.İstanbul Üniversitesi (İÜ) Su Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Melek İşinibilir Okyar, “Marmara Denizi uzun yıllardır kirletilmiş bir denizdir. Denizanalarının artışına etken olarak birinci sebep kirliliktir.” dedi.Denizanalarıyla beslenen canlıların endüstriyel balıkçılıkla avlanmasının da bu artışta bir gerekçe olabileceğini söyleyen Prof. Dr. Okyar, “Küresel ısınmaya bağlı olarak iklim değişikliği, daha tropik bölgelerde yaşayan türlerin akıntılarla Marmara Denizi’ne gelmesine imkan sağlıyor.” ifadelerini kullandı.Okyar, “İleri biyolojik arıtma olmayınca suyun kalitesini ve ekosistemin dengesini bozacak unsurları suya vermiş oluyorsunuz. Bu da denizanaları popülasyonu için bir fırsattır. Kıyı tahribatının durdurulması gerekiyor. Park yol yapmak adına kıyı ekosisteminin tahrip edilerek doldurulması, denizanalarının larvalarının üremesi için alan oluşturuyor.” diye konuştu.Marmara Denizi’nde 2021 yılında yaşanan müsilaj nedeniyle ekolojik bir felaket yaşandığını söyleyen Prof. Dr. Okyar, “Her an yeniden yaşayabiliriz çünkü müsilajı oluşturan organizmalar Marmara Denizi&#039;nde mevcut. Uygun şartlar meydana geldiğinde musilaj tekrara görülebilir. Biz bakanlığımız ile olan ortak çalışmamız ile denizanalarının musilajı tetikleyip tetiklemediğine baktık. Denizanaları müsilajın oluşmasında katalizör rolü var. Denizanalarının toplu ölümleri ile birlikte müsilajı destekleyecek şartlar meydana geliyor. Hemen dibimizde lağım çukuru gibi bir ortam olabilir. Marmara Denizi için hiçbir zaman umutsuz değilim çünkü kendini yenileyebilen bir deniz.” dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ymOUuifZbU-DiIKCEGtbAQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>İstanbul, açıklarında, endişe, yaratan, görüntü:, Sarayburnu’ndan, Bakırköy’e, kadar, uzanıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ymOUuifZbU-DiIKCEGtbAQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="İstanbul açıklarında endişe yaratan görüntü: Sarayburnu’ndan Bakırköy’e kadar uzanıyor"><p>Marmara Denizi’nde denizanası istilası yaşanıyor. İstanbul açıklarında havadan çekilen görüntülerde kilometrelerce uzunluktaki denizanası popülasyonunu gözler önüne serdi. Uzmanlar denizanası sayısındaki artışa gerekçe olarak küresel ısınma ve deniz kirliliğini gösterdi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X28DuX5Iek-nXryX7-1GxQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Marmara Denizi’nde sıcaklığın artması ve kirlilik nedeniyle denizanası popülasyonu gözle görülür bir şekilde arttı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GM_sSRRmSk6lVXH3Skw9ig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sarayburnu açıklarından Bakırköy açıklarına kadar kilometrelerce uzunluktaki yüzeyde bulunan denizanaları, Marmara Denizi için tehlikenin yaklaştığının ispatı olarak yorumlanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UKg83uWRdkabOKGjssW7-w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar denizanası popülasyonunun artmasının müsilajı tetikleyeceğini ifade ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6vQIf2LXhkeRnpjXDdiG-g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İstanbul Üniversitesi (İÜ) Su Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Melek İşinibilir Okyar, “Marmara Denizi uzun yıllardır kirletilmiş bir denizdir. Denizanalarının artışına etken olarak birinci sebep kirliliktir.” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/paxcZjCkZkyIyabdJtiqTQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Denizanalarıyla beslenen canlıların endüstriyel balıkçılıkla avlanmasının da bu artışta bir gerekçe olabileceğini söyleyen Prof. Dr. Okyar, “Küresel ısınmaya bağlı olarak iklim değişikliği, daha tropik bölgelerde yaşayan türlerin akıntılarla Marmara Denizi’ne gelmesine imkan sağlıyor.” ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nVAV6HnFP0yD3MTCELj-9Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Okyar, “İleri biyolojik arıtma olmayınca suyun kalitesini ve ekosistemin dengesini bozacak unsurları suya vermiş oluyorsunuz. Bu da denizanaları popülasyonu için bir fırsattır. Kıyı tahribatının durdurulması gerekiyor. Park yol yapmak adına kıyı ekosisteminin tahrip edilerek doldurulması, denizanalarının larvalarının üremesi için alan oluşturuyor.” diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XTe4VTMfQU-hdM7or77K1g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Marmara Denizi’nde 2021 yılında yaşanan müsilaj nedeniyle ekolojik bir felaket yaşandığını söyleyen Prof. Dr. Okyar, “Her an yeniden yaşayabiliriz çünkü müsilajı oluşturan organizmalar Marmara Denizi'nde mevcut. Uygun şartlar meydana geldiğinde musilaj tekrara görülebilir. Biz bakanlığımız ile olan ortak çalışmamız ile denizanalarının musilajı tetikleyip tetiklemediğine baktık. Denizanaları müsilajın oluşmasında katalizör rolü var. Denizanalarının toplu ölümleri ile birlikte müsilajı destekleyecek şartlar meydana geliyor. Hemen dibimizde lağım çukuru gibi bir ortam olabilir. Marmara Denizi için hiçbir zaman umutsuz değilim çünkü kendini yenileyebilen bir deniz.” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/65YYito35kuMARcX1GGvWA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P1vAm-7yoUW2U5WO0zh68A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ekolojik Soykırım Suç Olmalı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/ekolojik-soykirim-suc-olmali</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/ekolojik-soykirim-suc-olmali</guid>
<description><![CDATA[ İnsanların %72&#039;si Ekolojik Soykırımın Suç Olması Gerektiğine İnanıyor: Yeni AB Direktifi Doğaya Verilen Zararların Cezalandırılmasında Umut Olabilir mi? ]]></description>
<enclosure url="http://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x580_66e33b363ca85.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Ekolojik, Soykırım, Suç, Olmalı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni bir anket, insanların %72'sinin ekolojik soykırımın bir suç olması gerektiğine inandığını gösteriyor. Bu durum, doğaya ve iklime ciddi zarar veren eylemleri suç saymayı öneren yeni bir AB direktifinin kabul edilip edilmeyeceği sorusunu gündeme getiriyor. Earth4All ve Global Commons Alliance tarafından yürütülen Ipsos araştırması, 18 G20 ülkesi dahil 22 ülkede 22 bin kişiyi kapsadı ve geniş bir kamuoyu desteği olduğunu ortaya koydu. </p>
<p></p>
<p>Katılımcıların %72'si, doğaya zarar veren hükümet yetkilileri ve büyük işletme yöneticilerinin cezalandırılması gerektiğini düşünürken, %59'u ise doğanın mevcut durumu konusunda büyük endişe duyuyor. Ankete göre %69, dünyanın iklim ve doğa dönüm noktalarına yaklaştığına inanırken, %52'si iklim ve çevresel risklerin günlük yaşamlarını etkilediğini belirtiyor.</p>
<p></p>
<p>Stop Ecocide International'ın CEO'su Jojo Mehta, ekolojik soykırım yasasının ciddi çevresel yıkımın önlenmesinde caydırıcı olabileceğini vurguluyor. Bu yasayla ilgili politik değişiklikler Avrupa'da ve dünya genelinde yaygınlaşıyor. Örneğin, Belçika, ekolojik soykırımı federal bir suç olarak tanıyan ilk ülkelerden biri oldu. Ayrıca Fransa, Şili ve diğer bazı ülkelerde de benzer yasalar yürürlüğe girdi.</p>
<p></p>
<p>Araştırma ayrıca çevresel kaygıların cinsiyetler arasında farklılık gösterdiğini ortaya koydu. Kadınların %62'si doğanın durumu konusunda aşırı derecede endişeliyken, erkeklerde bu oran %56. Kadınlar aynı zamanda çevresel sorunların çözümü için acil eylem gerektiğine daha fazla inanıyorlar.</p>
<p></p>
<p>Araştırmanın sonuçlarına göre, insanların çevreye olan duyarlılığı, bölge ve kişisel geçmişe göre değişiklik gösteriyor. G20 ülkelerinde, Gezegensel Vekiller, Endişeli İyimserler ve Kararlı İlericiler çevresel kaygıların çoğunluğunu oluşturuyor. Bu gruplar, çevresel yıkımın engellenmesi için acil adımlar atılması gerektiğine inanıyor.</p>
<p></p>
<p>GCA İcra Direktörü Jane Madgwick, bu anketin sonuçlarının, küresel ortak varlıkları koruma konusunda cesur liderlik ve kolektif çaba gerektirdiğini belirtiyor. AB'nin Çevre Suçları Direktifi'nde yapılan son değişikliklerle, ekolojik soykırımın ulusal yasalara dahil edilmesi için üye ülkelere iki yıl süre tanındı. Bu adım, dünya genelinde büyük bir etki yaratma potansiyeline sahip.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>NASA ve Google, Kaplanları Kurtarmak İçin Araştırmacılarla Bir Araya Geliyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/nasa-ve-google-kaplanlari-kurtarmak-icin-arastirmacilarla-bir-araya-geliyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/nasa-ve-google-kaplanlari-kurtarmak-icin-arastirmacilarla-bir-araya-geliyor</guid>
<description><![CDATA[ Yeni gerçek zamanlı bir veri sistemi, vahşi kaplanların yaşam alanlarını ve gezegenimizin sağlığını nasıl iyileştirecek? Uluslararası Doğa Koruma Birliğine göre dünyada 4.500’den az kaplan kaldı. Doğal yaşam alanlarının kaybolması, gezegenin bu en büyük kedi türüne karşı muazzam bir varoluş tehdidi sergilemeye devam ediyor. Kaplanların Dünya’nın ekolojik yönden en fazla tehdit altında bulunan bazı bölgelerinde yaşaması, […]
NASA ve Google, Kaplanları Kurtarmak İçin Araştırmacılarla Bir Araya Geliyor yazısı ilk önce Popular Science üzerinde ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/nasa-google-tigers1.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>NASA, Google, Kaplanları, Kurtarmak, İçin, Araştırmacılarla, Bir, Araya, Geliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<a href="https://popsci.com.tr/nasa-ve-google-kaplanlari-kurtarmak-icin-arastirmacilarla-bir-araya-geliyor/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img width="150" height="150" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/nasa-google-tigers1-150x150.jpg" alt="NASA ve Google, Kaplanları Kurtarmak İçin Araştırmacılarla Bir Araya Geliyor" align="left"></a><p><strong>Yeni gerçek zamanlı bir veri sistemi, vahşi kaplanların yaşam alanlarını ve gezegenimizin sağlığını nasıl iyileştirecek?</strong></p>
<p>Uluslararası Doğa Koruma Birliğine göre dünyada <a href="https://www.worldwildlife.org/species/tiger" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">4.500’den az</a> kaplan kaldı. Doğal yaşam alanlarının kaybolması, gezegenin bu en büyük kedi türüne karşı muazzam bir varoluş tehdidi sergilemeye devam ediyor. Kaplanların Dünya’nın ekolojik yönden en fazla tehdit altında bulunan bazı bölgelerinde yaşaması, sorunu daha da büyütüyor.</p>
<p>Şimdiyse NASA, Google Earth Mimarisi ve 30’u aşkın araştırmacı, durumu daha iyi ve gerçek zamanlı takip etmek için Salı günü <a href="https://newsroom.wcs.org/News-Releases/articleType/ArticleView/articleId/22066/NASA-Space-Technology-and-Google-Earth-Engine-Computing-Power-Are-Helping-to-Save-Tigers.aspx" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">TCL 3.0 programını</a> duyurdu. Uydu görüntüleriyle güçlü bilgisayar işlemlerini bir araya getiren bu yeni programla, kaplanların mevcut ve tekrar ortaya çıkan ekosistemleri izlenecek.</p>
<p>New York Botanik Bahçesi Kentsel Koruma bölümü müdürü ve <em><a href="https://www.frontiersin.org/articles/10.3389/fcosc.2023.1191280/full?#h6" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Frontiers in Conservation Science</a></em> bilim bülteninde yayımlanan yeni bir temel çalışmanın birinci yazarı Eric W. Sanderson, “Nihai hedef, değişikliklerin gerçek zamanlı şekilde takip edilmesiyle kaplan popülasyonlarına istikrar kazandırılması” diyor.</p>
<p>“Kaplan Koruma Alanları” veya TCL’ler, <em>Panthera tigris</em>‘in hâlâ vahşi doğada gezindiği gezegenin uzak bölgelerini temsil ediyor. Boyutları, beslenme şekilleri ve sosyal alışkanlıklarıyla kaplanlar sadece hayatta kalmak için değil, çoğalmak için de nispeten geniş alanlara ihtiyaç duyuyor.</p>
<p>Araştırmacılara göre istikrarlı kaplan popülasyonlarının “daha yüksek seviyede biyoçeşitliliği koruması, daha fazla karbon tutması ve iklim değişiminin etkilerini hafifletirken aynı zamanda civardaki bölgelerde yaşayan milyonlarca insana ekosistem hizmetleri sağlaması çok olası.” TCL’ler bunun yapılmasında, genel çevresel sağlık işaretleri için güvenilir ve bilgilendirici bir gösterge görevi görebilir.</p>
<p>Maalesef Kaplan Koruma Alanları’nın toplam alanı 2001 ve 2020 arasında yüzde 11 kadar azaldı. Bu esnada iyileştirilen potansiyel yaşam alanları, asıl kapsamlarının sadece yüzde 16’sına kadar ulaşarak düzlüğe girdi. Fakat böyle alanlar düzgün şekilde izlenip korunursa, kaplanların kullanabileceği yaşam alanlarında yüzde 50’lik bir artış görülebilir.</p>
<p>Google Earth Mimarisi verilerine, NASA Earth uydu gözlemlerine, biyolojik bilgilere ve koruma modellemesine dayalı bu yeni analitik hesaplama sistemini kullanan TCL 3.0, çevreci gruplara ve ulusal liderlere kaplan koruma çalışmaları için çok önemli, neredeyse gerçek zamanlı araçlar sağlayacak.</p>
<p>ABD Jeolojik Araştırma kurumunda araştırma istatistikçisi olarak Charles Tackulic, “Ekolojik verilerin analizi genelde uygulanması zor ve yavaş olabilen modellere dayanıyor ve toplanan veriler ile eyleme geçirilebilir bilim arasında zaman boşluklarına yol açıyor” diyor. “Bu projenin güzelliği ise analiz için gereken zamanı en aza indirirken, aynı zamanda tekrarlanabilir ve aktarılabilir bir yaklaşım da oluşturabilmemiz.”</p>
<p>Araştırmacılar, TCL 3.0’ı kullanan hükümet ve gözlemcilerin kaplanların doğal yaşam alanlarını kaybolurken belirleyebileceklerini ve buna göre yanıt verebileceklerini söylüyor. Başlangıçtaki kullanılabilir verilere ait ulusal özetler, <a href="https://act-green.org/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Vahşi Yaşamı Koruma Derneği</a>‘nden bulunabilir. Daha fazla veri ise gelecek.</p>
<p>TCL 3.0, gezegenin en çok tehdit altındaki canlılarından biri için eşi görülmemiş derecede karmaşık ve ileri bir izleme sistemi sağlıyor. Fakat araştırmacılar yeni çalışmalarında, çözümün son derece basit olduğunu belirtiyor.</p>
<p>Yazarlar <a href="https://www.frontiersin.org/articles/10.3389/fcosc.2023.1191280/full?#h6" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">son raporlarında</a> şöyle aktarıyor: “Son 20 yılda kaplanların korunması hakkında neler öğrendik? Koruma, biz onu yapmayı seçtiğimizde işe yarar. Koruma basit bir şeydir. Doğal yaşam alanlarını yok etmeyin. Onları takip etmeyin, taciz etmeyin, onları veya avlarını öldürmeyin. Kaçak avlanmayı kontrol edin ve kaplan kemikleri ile parçalarının yasadışı ticaretini sona erdirin. Mümkün olduğu yerde insanlarla ve çiftlik hayvanlarıyla olan çatışmaları önleyin. Mümkün olmadığı zaman ve yerlerde ise misillemenin önüne geçmek için kayıpları hafifletin.”</p>
<p> </p>
<p><em>Yazar: Andrew Paul/Popular Science. Çeviren: Ozan Zaloğlu.</em></p>
<p><a href="https://popsci.com.tr/nasa-ve-google-kaplanlari-kurtarmak-icin-arastirmacilarla-bir-araya-geliyor/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">NASA ve Google, Kaplanları Kurtarmak İçin Araştırmacılarla Bir Araya Geliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://popsci.com.tr/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Popular Science</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Denizin Binlerce Metre Altında Onlarca Yeni Tür Keşfedildi. Bu Yürüyen Balık da Onlardan Biri</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/denizin-binlerce-metre-altinda-onlarca-yeni-tur-kesfedildi-bu-yuruyen-balik-da-onlardan-biri</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/denizin-binlerce-metre-altinda-onlarca-yeni-tur-kesfedildi-bu-yuruyen-balik-da-onlardan-biri</guid>
<description><![CDATA[ Şili yakınlarında, derinlere dalış yapan bir deniz robotunun yardımıyla keşfedilen yeni ve tuhaf türlere bakın. Okyanuslarımız devasa büyüklükte. Yeni ve kayıp türlerin bulunması ise büyük mavilikte yapılan en heyecan verici keşifler arasında. Bilim insanlarından oluşan uluslararası bir araştırma takımı, Şili açıklarındaki deniz dağlarını araştırmak üzere çıktığı bir görevde 100’den fazla yeni tür keşfetmiş olabilir. Bir […]
Denizin Binlerce Metre Altında Onlarca Yeni Tür Keşfedildi. Bu Yürüyen Balık da Onlardan Biri yazısı ilk önce Popular Science üzerinde ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/chaunacops-fish-lead1.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Denizin, Binlerce, Metre, Altında, Onlarca, Yeni, Tür, Keşfedildi., Yürüyen, Balık, Onlardan, Biri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<a href="https://popsci.com.tr/denizin-binlerce-metre-altinda-onlarca-yeni-tur-kesfedildi-bu-yuruyen-balik-da-onlardan-biri/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img width="150" height="150" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/chaunacops-fish-lead1-150x150.jpg" alt="Denizin Binlerce Metre Altında Onlarca Yeni Tür Keşfedildi. Bu Yürüyen Balık da Onlardan Biri" align="left"></a><p><strong>Şili yakınlarında, derinlere dalış yapan bir deniz robotunun yardımıyla keşfedilen yeni ve tuhaf türlere bakın.</strong></p>
<p>Okyanuslarımız devasa büyüklükte. Yeni ve kayıp türlerin bulunması ise büyük mavilikte yapılan en heyecan verici keşifler arasında. Bilim insanlarından oluşan uluslararası bir araştırma takımı, Şili açıklarındaki deniz dağlarını araştırmak üzere çıktığı bir görevde <a href="https://schmidtocean.org/underwater-mountains-harbor-abundant-life/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">100’den fazla yeni tür keşfetmiş olabilir</a>. Bir bilim kurgu romanından çıkmış gibi görünen bu canlılar, 3.000 km uzunluğundaki Salas y Gomez Sırtı’nı evleri bellemiş.</p>
<figure aria-describedby="caption-attachment-47461" class="wp-caption alignnone"><img decoding="async" class="size-full wp-image-47461" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/chile-seamount1-560x373.jpg" alt="" width="560"><figcaption class="wp-caption-text">Şili açıklarındaki Solito Denizdağı’nın batimetrik haritası. Harita, Falkor Araştırma Gemisi’nden alınan çok ışınlı sonar verilerle oluşturulmuş. Bu haritada daha sıcak renkler (kırmızı ve turuncu) daha sağ alanlara karşılık gelirken, daha soğuk renkler (sarı, yeşil ve maviler) daha derin bölgeleri gösteriyor. Seferdeki bilim insanları her denizdağının, derin denizlerde büyüyen mercan kayalıkları ve sünger bahçeleri de dahil ayrı bir ekosisteme ev sahipliği yaptığını keşfetmiş. Bu durum, denizdağlarının çok sayıda savunmasız deniz habitatını desteklediğini gösteriyor. Fotoğraf: Schmidt Okyanus Enstitüsü.</figcaption></figure>
<p><a href="https://oceanexplorer.noaa.gov/facts/seamounts.html" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Denizdağları</a>, genelde volkanik faaliyetlerle oluşan ve Dünya’daki tüm okyanus havzalarında bulunabilen büyük su altı dağları. Mercanlar ve yumuşakçalardan kabuklular, balıklar ve deniz memelilerine kadar her şey için hayati öneme sahip yaşam alanları. Yeni araştırılan bu su altındaki dağ zinciri, 200’ü aşkın denizdağından oluşuyor ve Şili açıklarından Rapa Nui’ye (Doğu Adası) kadar uzanıyor.</p>
<p></p>
<figure aria-describedby="caption-attachment-47462" class="wp-caption alignnone"><img decoding="async" class="size-full wp-image-47462" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/squat-lobster1-560x315.jpg" alt="" width="560"><figcaption class="wp-caption-text">Denizdağı JF2’de 670 metrelik bir derinlikte belgelenen bodur ıstakoz. Fotoğraf: ROV SuBastian/Schmidt Okyanus Enstitüsü</figcaption></figure>
<figure aria-describedby="caption-attachment-47463" class="wp-caption alignnone"><img decoding="async" class="size-full wp-image-47463" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/whiplash-squid1-560x315.jpg" alt="" width="560"><figcaption class="wp-caption-text">Nazca Sırtı’ndaki Denizdağı 17’de (Ikhtiandr) mürekkep bıraktıktan sonra 1.105 km derinlikte belgelenen, nadir görülen kamçılı mürekkepbalığı. Fotoğraf: ROV SuBastian/Schmidt Okyanus Enstitüsü</figcaption></figure>
<figure aria-describedby="caption-attachment-47464" class="wp-caption alignnone"><img decoding="async" class="size-full wp-image-47464" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/sponge-seamount1-560x315.jpg" alt="" width="560"><figcaption class="wp-caption-text">Guyot Baral olarak da bilinen Denizdağı 10’da, 1238 kilometre derinlikte belgelenen bir süngerin detayları. Fotoğraf: ROV SuBastian/Schmidt Okyanus Enstitüsü</figcaption></figure>
<p>Araştırma takımı sefer boyunca deniz tabanında 52.000 kilometre kareden fazla bir alanın haritasını çıkarmış ve Şili sularında dört yeni denizdağı keşfetmiş. Ayrıca Şili’nin deniz koruma bölgelerinden iki tanesi olan Juan Fernandez ve Nazca-Desventuradas deniz parklarını da araştırmışlar.</p>
<p>Araştırmacılar ROV SuBastian isimli bir su altı robotuyla denizdağlarından veri toplamış. Pasifik’e 4.3 kilometreden fazla dalış yapabilen ROV SuBastian’ın topladığı veriler, bu su altı yaşam alanlarının daha iyi korunması için kullanılacak. Bilim insanları, denizdağlarının her birinin ayrı ekosistemler barındırdığını keşfetmişler. Sünger bahçeleri ve denizin derinliklerindeki mercan kayalıkları da dahil olmak üzere bu ekosistemlerin birçoğu savunmasız durumda.</p>
<figure aria-describedby="caption-attachment-47465" class="wp-caption alignnone"><img decoding="async" class="size-full wp-image-47465" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/urchins1-560x315.jpg" alt="" width="560"><figcaption class="wp-caption-text">JF2 Denizdağı’nda 515 metrelik bir derinlikte belgelenen Oblong Dermechinus deniz kestaneleri. Fotoğraf: ROV SuBastian/Schmidt Okyanus Enstitüsü</figcaption></figure>
<figure aria-describedby="caption-attachment-47466" class="wp-caption alignnone"><img decoding="async" class="size-full wp-image-47466" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/first-dive1-560x373.jpg" alt="" width="560"><figcaption class="wp-caption-text">Kuzey Katolik Üniversitesinde çalışan bilim insanı Javier Sellanes, isim verilmemiş ve keşfedilmemiş bir denizdağına yaptıkları ilk dalışta orada gördüğü inanılmaz biyoçeşitliliğin kendisini büyülediğini söylüyor. Fotoğraf: Alex Ingle/Schmidt Okyanus Enstitüsü</figcaption></figure>
<p>Araştırma takımı, birkaç yıl boyunca bilim için yeni olduklarına inandıkları bu yeni örneklerin gerçekten yeni tür olup olmadıklarını doğrulamak üzere genetik ve fizyolojilerini analiz edecek.</p>
<figure aria-describedby="caption-attachment-47467" class="wp-caption alignnone"><img decoding="async" class="size-full wp-image-47467" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/scientist-holding-urchin1-560x373.jpg" alt="" width="560"><figcaption class="wp-caption-text">ROV SuBastian’ın getirdiği bir denizkestanesi, sınıflandırma ve analiz için Falkor Araştırma Gemisi’ndeki laboratuvara alınmadan önce bir araştırmacının elinde duruyor. Fotoğraf: Alex Ingle/Schmidt Okyanus Enstitüsü.</figcaption></figure>
<p> </p>
<p><em>Yazar: Laura Baisas/Popular Science. Çeviren: Ozan Zaloğlu.</em></p>
<p><a href="https://popsci.com.tr/denizin-binlerce-metre-altinda-onlarca-yeni-tur-kesfedildi-bu-yuruyen-balik-da-onlardan-biri/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Denizin Binlerce Metre Altında Onlarca Yeni Tür Keşfedildi. Bu Yürüyen Balık da Onlardan Biri</a> yazısı ilk önce <a href="https://popsci.com.tr/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Popular Science</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kuzey Kutbu 10 Yıl İçerisinde ‘Buzsuz’ Kalabilir</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/kuzey-kutbu-10-yil-icerisinde-buzsuz-kalabilir</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/kuzey-kutbu-10-yil-icerisinde-buzsuz-kalabilir</guid>
<description><![CDATA[ Boulder – Colorado Üniversitesinden (CU Boulder) çıkan yeni bir çalışmaya göre, önümüzdeki birkaç yıl kadar erken bir zaman içerisinde Kuzey Kutbu’nda yaz günleri neredeyse hiç deniz buzu kalmayabilir. Salı günü Nature Reviews Earth &amp; Environment bülteninde yayımlanan bulgular, Kuzey Kutbu’ndaki ilk buzsuz günün önceki tahminlerden 10 yıl daha erken yaşanacağını ileri sürüyor. Çalışmada, bölgenin ne […]
Kuzey Kutbu 10 Yıl İçerisinde ‘Buzsuz’ Kalabilir yazısı ilk önce Popular Science üzerinde ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/Polar_bear_Ursus_maritimus_in_the_drift_ice_region_north_of_Svalbard-scaled.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Kuzey, Kutbu, Yıl, İçerisinde, ‘Buzsuz’, Kalabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<a href="https://popsci.com.tr/kuzey-kutbu-10-yil-icerisinde-buzsuz-kalabilir/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img width="150" height="150" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/Polar_bear_Ursus_maritimus_in_the_drift_ice_region_north_of_Svalbard-150x150.jpg" alt="Kuzey Kutbu 10 Yıl İçerisinde ‘Buzsuz’ Kalabilir" align="left"></a><p>Boulder – Colorado Üniversitesinden (CU Boulder) çıkan yeni bir çalışmaya göre, önümüzdeki birkaç yıl kadar erken bir zaman içerisinde Kuzey Kutbu’nda yaz günleri neredeyse hiç deniz buzu kalmayabilir.</p>
<p>Salı günü <em><a href="http://dx.doi.org/10.1038/s43017-023-00515-9" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Nature Reviews Earth & Environment</a></em> bülteninde yayımlanan bulgular, Kuzey Kutbu’ndaki ilk buzsuz günün önceki tahminlerden 10 yıl daha erken yaşanacağını ileri sürüyor. Çalışmada, bölgenin ne zaman bir ay veya daha uzun süre boyunca buzsuz olacağına odaklanılıyor. Saptanan gidişat, gelecekteki tüm salınım (emisyon) senaryolarında tutarlılığını sürdürüyor.</p>
<p>Yüzyılın ortasına gelindiğinde Kuzey Kutbu, bölgedeki deniz buzu kapsamının en düşük seviyesinde olduğu Eylül ayının tamamını yüzen buz olmadan geçirebilir. Gelecekteki salınım senaryolarına göre, buzsuz geçen bu dönem yüzyılın sonunda birkaç ay sürebilir. Örneğin sera gazı yayılımının yüksek olması halinde veya hiçbir şeyin değişmediği bir durumda, gezegenin bu en kuzeydeki bölgesi bazı kış aylarında bile sürekli buzsuz kalabilir.</p>
<p>Bilim insanları için buzsuz bir Kuzey Kutbu, suda hiç buz olmayacağı anlamına gelmiyor.</p>
<p>Bunun yerine araştırmacılar, Kuzey Kutbu’nun okyanusta 1 milyon kilometre kareden daha az buz olması durumunda buzsuz kalacağını söylüyor. Söz konusu eşik, bölgenin en düşük mevsimsel buz örtüsünün 1980’lerdeki seviyesinin %20’sinden daha düşük bir miktarı temsil ediyor. Kuzey Buz Denizi, geçtiğimiz yıllarda Eylül ayında en düşük 3,3 milyon kilometre kare civarı deniz buz alanına sahipti.</p>
<p>CU Boulder Arktik ve Alp Dağları Araştırmaları Enstitüsünde çalışan atmosfer ve okyanus bilimleri yardımcı profesörü Alexandra Jahn, deniz buzu projeksiyonlarına yönelik mevcut literatürü analiz etmeye koyulmuş. Jahn ve çalışmaya katkıda bulunanlar, hesaplamalı iklim modellerinden alınan deniz buzu kapsam verilerini de analiz ederek Kuzey Kutbu’nun gelecekte günlük olarak nasıl değişebileceğini değerlendirmişler.</p>
<p>Deniz buzu kapsamının 1 kilometre karelik eşiğin altına düştüğü ilk günün, aylık ortalamalardan dört yıl kadar erken yaşanacağını fakat bu sürenin 18 yıla kadar çıkabileceğini bulmuşlar.</p>
<p>“Bilim insanlarının Kuzey Kutbu’nda olmasını beklediği şeyleri aktarmak söz konusu olduğunda, Kuzey Kutbu’nda günlük uydu verilerinde ortaya çıkacak ilk buzsuz koşulları ne zaman görebileceğimizi tahmin etmek önem taşıyor” diyor Jahn.</p>
<p>Araştırma takımı, Kuzey Buz Denizi’nin tüm salınım senaryoları altında 2020’lerden 2030’lara kadar ilk kez Ağustos’un son günlerinde veya Eylül ayının ilk günlerinde buzsuz hale gelebileceğini yansıtıyor.</p>
<p>Jahn, deniz buzu kaybına katkı yapan ana etmenlerin sera gazı yayılımları olduğunu söylüyor. Kar ve buz örtüsündeki azalma, okyanusun güneş ışığından çektiği ısı miktarını artırıyor. Bu durum, Kuzey Kutbu’nda eriyen buzları ve ısınmayı daha ciddi bir boyuta taşıyor.</p>
<p>Deniz buzlarındaki azalma, hayatta kalmak için deniz buzuna bel bağlayan ve aralarında foklar ile kutup ayılarının da yer aldığı Kuzey Kutbu’ndaki hayvanlar için önemli etkiler meydana getiriyor. Ek olarak okyanus ısındıkça, araştırmacılar bölgeye yabancı balıkların Kuzey Buz Denizi’ne gidebileceğinden endişe duyuyor. Bu istilacı türlerin yerel ekosistemler üzerindeki etkisi ise henüz bilinmiyor.</p>
<p>Deniz buzundaki kayıplar, kıyı bölgeleri civarında yaşayan insan toplulukları için de tehlike oluşturuyor. Deniz buzu, Jahn’ın aktardığına göre kıyı bölgelerindeki okyanus dalgalarının etkileri için tampon görevi görerek önemli bir rol oynuyor. Deniz buzları çekildikçe, okyanus dalgaları daha da büyüyüp kıyılarda aşınmaya sebep olacak.</p>
<p>Buzsuz bir Kuzey Kutbu kaçınılmaz olsa da, Jahn söz konusu şartların ne kadar sık meydana geleceğine hâlâ gelecekteki salınım seviyelerinin karar vereceğini söylüyor. Orta seviye bir salınım senaryosunda, yani toplumun şu an gittiği yolda; Kuzey Kutbu sadece yaz mevsiminin sonlarında ve Ağustos’tan Kasım’a kadarki erken sonbahar döneminde buzsuz hale gelebilir. Fakat en yüksek salınım senaryosunda Kuzey Kutbu, bu yüzyılın sonunda dokuz aya kadar buzsuz kalabilir.</p>
<p>“Bu durum, Kuzey Kutbu’nu tamamen farklı bir ortama dönüştürecektir. Yazları önceden beyazken, artık mavi bir Kuzey Kutbu göreceğiz. Bu yüzden buzsuz koşullar kaçınılmaz olsa bile, bu koşulların uzamasından kaçınmak için salınımlarımızı hâlâ mümkün olduğu kadar düşük tutmamız gerekiyor” diyor Jahn.</p>
<p>İyi haber ise Kuzey Kutbu’ndaki deniz buzunun kendini çabuk toparlayabilmesi ve atmosfer soğursa hızla geri dönebilecek olması.</p>
<p>“Oluşması binlerce yıl süren Grönland’daki buz tabakasının aksine, Kuzey Kutbu’ndaki tüm deniz buzunu eritsek bile; gelecekte ısınmayı tersine çevirmek için atmosferdeki CO2’yi nasıl geri alabileceğimizi çözebilirsek, deniz buzu on yıl içerisinde geri dönecektir” diyor Jahn.</p>
<p>Çalışma ABD Ulusal Bilim Vakfı, Alexander von Humboldt Vakfı ve NASA tarafından desteklenmiş.</p>
<p> </p>
<p><em>Yazar: Yvaine Ye/Boulder – Colorado Üniversitesi. Çeviren: Ozan Zaloğlu.</em></p>
<p><a href="https://popsci.com.tr/kuzey-kutbu-10-yil-icerisinde-buzsuz-kalabilir/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Kuzey Kutbu 10 Yıl İçerisinde ‘Buzsuz’ Kalabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://popsci.com.tr/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Popular Science</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kaynayan Bir Süperkıta, 250 Milyon Yıl İçinde İnsanları ve Tüm Memelileri Yok Edebilir</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/kaynayan-bir-superkita-250-milyon-yil-icinde-insanlari-ve-tum-memelileri-yok-edebilir</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/kaynayan-bir-superkita-250-milyon-yil-icinde-insanlari-ve-tum-memelileri-yok-edebilir</guid>
<description><![CDATA[ Kitlesel yok oluşların tarihi ve geleceği. Mikroskobik virüslerden büyük mavi balinalara kadar yaşamı devam ettirmek için çok önemli ve hatta mucizevi bileşenlere sahip olmasına rağmen Dünya gezegeni, hepsi için olmasa da çoğu memeli türü için (insanlar da dahil) yaşamanın çok zor olduğu bir gelecek barındırıyor olabilir. Eylül ayında Nature Geosciences bilim bülteninde yayımlanan bir çalışmada, […]
Kaynayan Bir Süperkıta, 250 Milyon Yıl İçinde İnsanları ve Tüm Memelileri Yok Edebilir yazısı ilk önce Popular Science üzerinde ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/iStock-1283329865-scaled.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Kaynayan, Bir, Süperkıta, 250, Milyon, Yıl, İçinde, İnsanları, Tüm, Memelileri, Yok, Edebilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<a href="https://popsci.com.tr/kaynayan-bir-superkita-250-milyon-yil-icinde-tum-memelileri-yok-edebilir/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img width="150" height="150" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/iStock-1283329865-150x150.jpg" alt="Kaynayan Bir Süperkıta, 250 Milyon Yıl İçinde İnsanları ve Tüm Memelileri Yok Edebilir" align="left"></a><p><strong>Kitlesel yok oluşların tarihi ve geleceği.</strong></p>
<p>Mikroskobik virüslerden büyük mavi balinalara kadar <a href="https://popsci.com.tr/dunyadaki-yasamin-bu-kadar-uzun-surmesi-evrensel-bir-mucize/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">yaşamı devam ettirmek için çok önemli ve hatta mucizevi bileşenlere</a> sahip olmasına rağmen <a href="https://popsci.com.tr/dunyadaki-yasam-su-ve-havayla-olusmus-olabilir/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Dünya gezegeni</a>, hepsi için olmasa da çoğu memeli türü için (insanlar da dahil) yaşamanın çok zor olduğu bir gelecek barındırıyor olabilir. Eylül ayında <em><a href="https://www.nature.com/articles/s41561-023-01259-3" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Nature Geosciences</a></em> bilim bülteninde yayımlanan bir çalışmada, yaklaşık 250 milyon yıl içerisinde Dünya’daki tüm önemli kara kütlelerinin birleşeceği tahmin ediliyor. Bu parçalar birleştiğinde, gezegenimiz son derece sıcak ve memeliler için tamamen yaşanmaz hale gelebilir.</p>
<p>Bristol Üniversitesinde çalışan paleo-iklimbilimci ve makalenin eş yazarı Alexander Farnsworth, “40 ila 50 derece Celsius arasındaki yaygın sıcaklıklar ve hatta gündelik olarak görülen çok daha yüksek uç değerler, yüksek seviyelerdeki nemle beraber sonumuzu getirebilir” <a href="https://www.eurekalert.org/news-releases/1002455" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">diyor bir açıklamada</a>. “Ter yoluyla bu ısıyı atıp vücutlarını soğutamadıkları için diğer pek çok türün yanında insanların da vadesi dolabilir.”</p>
<p>Çalışmada <a href="https://www.nature.com/articles/s41561-023-01259-3" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">kullanılan modeller</a>, CO₂ seviyelerinin birkaç milyon yıl içerisinde 410 ppm (milyon başına parça) ile 816 ppm arasında bir yere geleceğini tahmin ediyor. Bu değerler, <a href="https://popsci.com.tr/ormanlarimiz-2050-yilinda-iklimsel-bir-tasma-noktasina-dogru-ilerliyor/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">gezegeni halihazırda tehlikeli derecede sıcak sulara götüren</a> günümüzdeki seviyeyle hemen hemen aynı ya da onun iki katı yüksekliğinde.</p>
<p>Çin Bilimler Akademisinde çalışan ve yeni çalışmada yer almayan jeofizikçi Ross Mitchell, “Durumun bu iki etmenin birleşimi olduğunu, bir nevi çifte darbe olduğunu gayet güzel açıklıyorlar” diyor <em><a href="https://www.science.org/content/article/earth-s-future-supercontinent-may-be-too-hot-most-mammals" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Science</a></em> bilim bültenine. “Bu makaleye katılmadığım bir nokta varsa, o da düşündüklerinden daha haklı oldukları.”</p>
<p>Araştırmacıların bu tahminleri, Dünya’nın geçmişteki kitlesel yok oluş dönemleri ve gezegenimizin istikrarsız tarihiyle oldukça güzel örtüşüyor. İşte, Dünya üzerindeki memeli ve insan yaşamının neredeyse tamamen yok olma noktasına geldiği diğer zamanlar.</p>
<p><strong>Atasal Pleistosen Darboğazı</strong></p>
<p>Yaklaşık 800.000 ila 900.000 yıl önce <a href="https://popsci.com.tr/insanlar-800-bin-yil-once-yok-olmanin-esiginden-donmus/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">insan atalarının popülasyonu çarpıcı ölçüde düşmüş</a>. Ağustos ayında yayımlanan bir <a href="https://www.science.org/doi/10.1126/science.adj9484" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">çalışmada</a>, erken ve orta Pleistosen dönem arasındaki bu geçiş sırasında yaşayan ve üreyen yalnızca 1.280 kadar birey olduğu tahmin ediliyor. Hemen hemen 117.000 yıl süren bu atasal darboğazın başınca, <a href="https://www.science.org/doi/10.1126/science.adj9484" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">atasal popülasyonun yaklaşık %98,7’si kaybolmuş</a>.</p>
<p>Bu süre zarfında modern insanlar Afrika kıtalarının dışına yayılmış ve Neandertaller gibi erken dönem insan türleri yok olmaya başlamış. Avustralya ve Amerika kıtası da ilk defa insanlarla karşılaşmış ve iklim genel olarak soğukmuş.</p>
<p>Bu popülasyon düşüşünün ardındaki olası sebeplerden bazıları, çoğunlukla iklimdeki uç değerlerle ilişkili. <a href="https://www.sciencedirect.com/science/article/abs/pii/S0277379106002332" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Sıcaklıklar değişmiş, şiddetli kuraklıklar devam etmiş</a> ve <a href="https://popsci.com.tr/17-000-yil-once-yasayan-bahtsiz-mamutun-gizemi-cozuldu/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">mamutlar</a>, mastodonla ile dev tembel hayvanlar gibi türler yok oldukça besin kaynakları azalmış olabilir. Çalışmaya göre mevcut genetik çeşitliliğin tahminen %65,85’i, bu darboğaz sebebiyle kaybolmuş olabilir.</p>
<p><strong>Büyük Ölüş</strong></p>
<p><a href="https://popsci.com.tr/tarihteki-en-olumcul-kitlesel-yok-olusta-denizdeki-canlilari-olduren-seyi-artik-biliyoruz/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Yaklaşık 250 milyon yıl önce</a>, devasa volkanik patlamalar Dünya üzerindeki türlerin %80 ila 90’ını yok eden felaketvari iklim değişimlerini tetiklemiş. <a href="https://popsci.com.tr/incelen-ozon-tabakasi-252-milyon-yil-onceki-kitlesel-yok-olusta-pay-sahibi-olabilir/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Permiyen-Triyas</a> yok oluşu veya “Büyük Ölüş”, dinozorların Dünya’da baskın hale gelmesine <a href="https://dx.doi.org/10.1016/j.cub.2022.11.064" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">zemin hazırlamış</a>. Fakat bundan daha da kötüsü, 66 milyon yıl önce dinozorları yok eden Kretase-Paleojen yok oluş olayı.</p>
<p>Geçtiğimiz Mayıs ayında yayımlanan <a href="https://linkinghub.elsevier.com/retrieve/pii/S0960982223004554" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">bir çalışmaya</a> göre <em>Inostrancevia</em> şeklinde adlandırılan kılıç dişli bir hayvan, halihazırda uç yırtıcılardan yoksun olan güney Pangea ekosistemindeki bir boşluğu doldurmuş. Dünya’daki türler değişen bir gezegende tutunacak dal bulmak için savaşırken, nihayetinde <em>Inostrancevia</em> da yaklaşık 252 milyon yıl önce yok olmuş.</p>
<p>Geçmişin nasıl bir girizgah olduğunu gösteren bu örnek geleceğimiz için de bir uyarı barındırıyor çünkü araştırma takımı, Dünya’nın şimdiki çevre kriziyle en yakın paralellikleri gösteren tarihsel olayın Büyük Ölüş olduğunu söylüyor.</p>
<p>Çalışmanın eş yazarı, müzede galeri müdürü taşılbilimci Christian Kammerer, Mayıs ayında <em><a href="https://www.popsci.com/science/great-dying-nostrancevia/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Popular Science</a></em>‘a şöyle konuşmuştu: “Her ikisi de önceden Permiyen dönemdeki volkanların, şimdiyse insan faaliyetlerinin yön verdiği sera gazlarının yayılmasıyla alakalı küresel ısınma barındırıyor. Buzluk ve sera Dünya’sı arasındaki hızlı geçişlerin görüldüğü çok nadir bir olayı temsil ediyorlar. Bu yüzden geç Permiyen ekosistemlerinde gözlemlediğimiz ve besin ağının tüm kısımlarının yok olduğu bu kargaşa, eğer durumu hızlı bir şekilde değiştirmezsek dünyamız için bir önizleme niteliğini taşıyor.”</p>
<p><strong>Memelilerin Nihai Hayatta Kalışı</strong></p>
<p>Dünya bizi sürekli öldürmeye çalışmasına rağmen yaşam bir yolunu buluyor. Hatta ilk atalarımızdan bazıları, Titanozorlar ve simgesel Triseratop’lar ile <a href="https://www.cell.com/current-biology/fulltext/S0960-9822(23)00767-4" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">kısa da olsa aynı dönemi</a> bile paylaşmış olabilir. Memelilerin bu uzak akrabaları, Dünya’nın en meşhur kitlesel yok oluş olayından da sağ kurtulmuş: Yaklaşık 66 milyon yıl önceki bir ilkbahar günü, kuş dışı dinozorları yeryüzünden silen <a href="https://www.pnas.org/doi/10.1073/pnas.2006087117" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Kretase-Paleojen (K-Pg) kitlesel yok oluşundan</a>…</p>
<p>Haziran ayında yayımlanan bir <a href="https://www.cell.com/current-biology/fulltext/S0960-9822(23)00767-4" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">çalışmada</a> insanlar, köpekler ve yarasaları barındıran çeşitli bir grup olan plasentalı memelilerin Kretase dönemindeki bir atasının da dinozorlar ile kısa süreliğine <a href="https://popsci.com.tr/memelilerin-atalari-dinozorlar-ile-birlikte-yasamisti/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">aynı dönemde yaşadığı</a> ortaya çıkarılmış. Dünya’ya Meksika’nın Yucatan Yarımadası yakınlarında <a href="https://popsci.com.tr/en-buyuk-krateri-olusturan-asteroit-zannedilenden-daha-buyuktu/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">bir asteroit çarptıktan</a> sonra beraberinde gelen yıkım, kuş dışı bütün dinozorları ve ağırlığı 9 kg’a kadar ulaşan, <a href="https://www.nationalgeographic.com/history/article/141105-mammal-evolution-vintana-fossil-science" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">kemirgen görünümlü ve <em>Vintana sertichi</em> isimli</a> Madagaskarlı bir hayvan gibi pek çok memeliyi yok etmiş. Bilim insanları, plasentalı memelilerin <a href="https://www.pnas.org/doi/10.1073/pnas.2006087117" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Kretase-Paleojen (K-Pg) kitlesel yok oluşundan</a> önce dinozorlarla beraber mi yaşadıklarını yoksa sadece dinozorların nesli tükendikten sonra mı evrimleştiklerini uzun süredir tartışıyordu.</p>
<p>Bu çalışmada kullanılan istatistiksel analizler, aralarında primatlar, tavşanlar ve tavşanımsılar (Lagomorpha) ile köpek ve kedilerin (Carnivora) yer aldığı grupların, K-Pg kitlesel yok oluşundan hemen önce evrimleştiğini ve günümüzdeki modern plasentalı memeli soylarının etkisinin, asteroit çarptıktan sonra şekil almaya başladığını gösteriyor. Diğer memelilerde olduğu gibi muhtemelen dinozorlar tablonun dışına çıkınca çeşitlenmeye başlamışlar.</p>
<p> </p>
<p><em>Yazar: Laura Baisas/Popular Science. Çeviren: Ozan Zaloğlu.</em></p>
<p><a href="https://popsci.com.tr/kaynayan-bir-superkita-250-milyon-yil-icinde-tum-memelileri-yok-edebilir/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Kaynayan Bir Süperkıta, 250 Milyon Yıl İçinde İnsanları ve Tüm Memelileri Yok Edebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://popsci.com.tr/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Popular Science</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İnsanlar İklim Değişikliğini Evrim Yüzünden mi Durduramıyor?</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/insanlar-iklim-degisikligini-evrim-yuzunden-mi-durduramiyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/insanlar-iklim-degisikligini-evrim-yuzunden-mi-durduramiyor</guid>
<description><![CDATA[ Maine Üniversitesi öncülüğünde yürütülen yeni bir çalışma, insan evriminin merkezinde bulunan özelliklerin, türümüzü iklim değişikliği gibi küresel çevre sorunlarını çözmekten alıkoyabileceğini söylüyor. İnsanlar çevreye dönük kültürel adaptasyon yoluyla, binlerce yılda rafine olmuş doğal kaynakları kullanmak için geliştirdikleri araç ve sistemlerle gezegene egemen oldu. Maine Üniversitesinde çalışan evrimsel biyolog Tim Waring, çevreye yönelik bu kültürel adaptasyon […]
İnsanlar İklim Değişikliğini Evrim Yüzünden mi Durduramıyor? yazısı ilk önce Popular Science üzerinde ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2020/07/iStock-1128491525.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>İnsanlar, İklim, Değişikliğini, Evrim, Yüzünden, Durduramıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<a href="https://popsci.com.tr/insanlar-iklim-degisikligini-evrim-yuzunden-mi-durduramiyor/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img width="150" height="150" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2020/07/iStock-1128491525-150x150.jpg" alt="İnsanlar İklim Değişikliğini Evrim Yüzünden mi Durduramıyor?" align="left"></a><p>Maine Üniversitesi öncülüğünde yürütülen yeni bir çalışma, insan evriminin merkezinde bulunan özelliklerin, türümüzü iklim değişikliği gibi küresel çevre sorunlarını çözmekten alıkoyabileceğini söylüyor.</p>
<p>İnsanlar çevreye dönük kültürel adaptasyon yoluyla, binlerce yılda rafine olmuş doğal kaynakları kullanmak için geliştirdikleri araç ve sistemlerle gezegene egemen oldu. Maine Üniversitesinde çalışan evrimsel biyolog Tim Waring, çevreye yönelik bu kültürel adaptasyon sürecinin küresel çevre problemlerini çözme hedefini nasıl etkileyebileceğini öğrenmek istemiş. Bulduğu şey ise mantığa aykırı görünüyor.</p>
<p>Projede üç temel soru anlaşılmaya çalışılmış. Bu sorular; ‘İnsan evrimi çevresel kaynaklar bağlamında nasıl işledi?’, ‘İnsan evrimi birden çok küresel çevre krizine nasıl katkıda bulundu?’ ve ‘Küresel çevresel sınırlar, gelecekte insan evriminin sonuçlarını nasıl değiştirebilir?’ şeklinde belirtiliyor.</p>
<p>Waring’in araştırma takımı, bulgularını <a href="http://dx.doi.org/10.1098/rstb.2022.0259" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer"><em>Philosophical Transactions of the Royal Society B</em></a> bilim bülteninde yayımlanan yeni bir makalede özetliyor. Çalışmanın diğer yazarları arasında Maine Üniversitesinden mezun olan Zach Wood ve Macaristan’daki Eötvös Loránd Üniversitesinde çalışan Eörs Szathmary yer alıyor.</p>
<p><strong>İnsanların yayılması</strong></p>
<p>Çalışmada, insan topluluklarının çevreyi kullanma şeklinin evrimsel tarihimiz boyunca nasıl değiştiği irdelenmiş. Araştırma takımı, insan popülasyonlarının ekolojik nişindeki değişimleri incelemiş. Bu değişimler arasında kullandıkları doğal kaynaklar, bunların ne kadar yoğun kullanıldığı, bu kaynakların kullanılması için hangi sistem ve yöntemlerin ortaya çıktığı ve bu kullanımın çevreye etkileri gibi unsurlar bulunuyor.</p>
<p>Bilim insanlarının çalışması, bir dizi yaygın örüntü olduğunu ortaya çıkarmış. İnsan grupları son 100.000 yıldır ilerleyen bir şekilde daha fazla tipte, daha yoğun şekilde, daha büyük ölçeklerde ve çevreye daha büyük etki bırakacak biçimde kaynak kullanmış. Bu gruplar sonrasında ise sık sık yeni kaynakların bulunduğu yeni çevrelere yayılmış.</p>
<p>İnsanların bu küresel yayılışına, çevreye kültürel adaptasyon süreci olanak sağlamış. Bu durum, adaptif kültürel özelliklerin birikimine yol açmış; yani tarımsal uygulamalar, balıkçılık yöntemleri, sulama altyapısı, enerji teknolojisi ve bunların her birini yönetmeye dönük sosyal sistemler gibi çevresel kaynakları kullanma ve kontrol etmeye yardımcı olan sosyal sistemler ve teknolojilerin.</p>
<p>Maine Üniversitesi Senatör George J. Mitchell Sürdürülebilirlik Çözümleri Merkezi ve İktisat Fakültesinde çalışan yardımcı profesör Waring, “İnsan evrimine çoğunlukla, genetik evrimden daha hızlı ilerleyen kültürel değişim yön vermiş” diyor. “Bu yüksek adaptasyon hızı, insanların dünya çapındaki bütün yaşanılabilir topraklara yayılmalarını mümkün kılmış.”</p>
<p>Dahası bu süreç, pozitif bir geri besleme işlemi sayesinde hızlanıyor: Gruplar daha da büyüdükçe, adaptif kültürel özellikleri daha hızlı şekilde biriktiriyorlar ve bunun sonucunda daha fazla kaynak elde edilip daha hızlı büyüme sağlanıyor.</p>
<p>“Son 100.000 yıldır bu durum, türümüz için bir bütün olarak iyi haber niteliği taşımıştı” diyor Waring. “Fakat bu genişleme, büyük miktarlarda kullanılabilir kaynak ve alana bağlıydı.”</p>
<p>Günümüzde insanların kullanacak yeri de kalmadı. Biyosferin fiziksel sınırlarına ulaştık ve sunabileceği çoğu kaynakta hak iddia ettik. Genişleyişimiz de bize yetişti. Kültürel adaptasyonlarımız; özellikle de fosil yakıtların endüstriyel kullanımı, güvenliğimizi ve gelecekte kaynaklara erişimimizi tehlikeye atan tehlikeli küresel çevre sorunları meydana getirdi.</p>
<p><strong>Küresel sınırlar</strong></p>
<p>Araştırma takımı, söz konusu bulguların iklim değişimi gibi küresel sorunları çözme bakımından ne anlama geldiğini görmek için geçmişte sürdürülebilir insan sistemlerinin ne zaman ve nasıl ortaya çıktığına bakmış. İlk olarak, sürdürülebilir sistemler yalnızca gruplar kaynaklarını sürdürmekte zorlandıktan veya bunu başaramadıktan sonra büyüme ve yayılma eğilimi gösteriyor. Örneğin endüstriyel sülfür ve nitrojen dioksit salınımları ABD’de 1990 yılında düzenleme kapsamına alınmıştı ama sadece asit yağmuruna sebep oldukları ve Kuzeydoğu’daki birçok su kütlesini asitlendirdiği gösterildikten sonra. Bu gecikmeli eyleme geçme durumu, biz günümüzde başka küresel sınırları tehdit ettikçe önemli bir sorun halini alıyor. İklim değişikliği konusunda ise insanların bir kazaya sebebiyet vermeden önce sorunu çözmesi gerekiyor.</p>
<p>İkinci olarak, araştırmacılar güçlü çevre koruma sistemlerinin mevcut topluluklar arasındaki değil, bunların içerisindeki sorunları ele almaya eğilim sergilediğini gösteren kanıtlara ulaşmışlar. Örneğin bölgesel su sistemlerinin yönetilmesi için bölgesel eşgüdüm, bölgesel altyapı ve teknoloji gerekiyor ve bunlar, bölgesel kültürel evrim üzerinden ortaya çıkıyor. Bu yüzden doğru ölçekteki toplumların mevcudiyeti, kritik bir sınırlama unsuru.</p>
<p>İklim kriziyle etkili biçimde mücadele etmek için muhtemelen dünya çapında yeni düzenlemeler, ekonomik ve sosyal sistemler gerekecek; yani Paris Anlaşması gibi mevcut sistemlerden daha fazla eşgüdüm ve otorite meydana getirecek türden sistemler. Bu sistemleri kurup işletmek için de insanların gezegen için işlevsel bir sosyal sisteme ihtiyacı var ama böyle bir sistemimiz yok.</p>
<p>“Sorunlardan biri de, bu sistemleri uygulamaya koyabilecek eşgüdümlü küresel bir topluluğun olmaması” diyor Waring. “Sadece alt küresel gruplarımız var ve muhtemelen yeterli olmayacaklar. Fakat bu paylaşılan sorunları ele alacak eşgüdümlü anlaşmalar düşünebilirsiniz. Dolayısıyla bu kolay bir problem.”</p>
<p>Wang diğer problemin çok daha kötü olduğunu söylüyor. Alt küresel gruplarla dolu bir dünyada, bu gruplar arasındaki kültürel evrim; yanlış problemlerin çözülmesine, ulus ve şirketlerin çıkarlarına fayda sağlanmasına ve paylaşılan önceliklerde eyleme geçilmesinin gecikmesine karşı eğilim taşıyacak. Gruplar arasındaki kültürel evrim, kaynak rekabetini kızıştırma eğilimi taşıyabilir ve gruplar arasında doğrudan çatışmaya ve hatta insanların küresel çapta savaşmasına yol açabilir.</p>
<p>“Bu durum, iklim değişimi gibi küresel sorunların çözülmesinin daha önce zannedildiğinden çok daha zor olduğu anlamına geliyor” diyor Waring. “Bu sadece türümüzün şimdiye kadar ortaya çıkardığı en zor şey değil. Elbette öyle ama asıl büyük sorun, insan evriminin merkezi özelliklerinin muhtemelen bu sorunları çözme kabiliyetimize karşı çalışıyor olması. Küresel kolektif problemleri çözmek için akıntıya karşı yüzmek zorundayız.”</p>
<p><strong>İleriye bakarken</strong></p>
<p>Waring ve meslektaşları, yaptıkları analizin sınırlı bir Dünya’da insan evriminin geleceği için rehber olabileceğini düşünüyor. Araştırmacıların makalesi, insan evriminin ortak küresel sorunların ortaya çıkışına engel olabileceğinin ileri sürüldüğü ilk çalışma. Bu kuramın geliştirilip test edilmesi için ise daha fazla araştırma gerekiyor.</p>
<p>Waring’in araştırma takımı, insan evriminin çalışma şekli düşünüldüğünde kültürel evrime yön veren şeyleri daha iyi anlamak ve küresel çevre rekabetini azaltmanın yollarını aramak üzere birden çok uygulamalı araştırma çalışması öneriyor. Örneğin insanların geçmişteki ve günümüzdeki kültürel evriminin örüntülerini ve gücünü belgelemek için araştırma yapılması gerekiyor. Yapılacak çalışmalarda, biyosferde insan hakimiyetine yol açan geçmişteki süreçlere ve günümüzde gerçekleşen kültürel çevre adaptasyonu şekillerine odaklanılabilir.</p>
<p>Fakat genel hatların doğru olduğu ve araştırmacıların ileri sürdüğü gibi insan evriminin küresel çevre sorunlarına ortak çözüm bulunmasına engel teşkil etme eğilimi sergilediği doğrulanırsa, o zaman çok ciddi bazı soruların cevap bulması gerekiyor. Bunlar arasında, bu bilgiyi kullanarak iklim değişikliğine karşı vereceğimiz küresel yanıtı nasıl iyileştirebileceğimiz de var.</p>
<p>“Elbette insanların iklim değişikliğini çözebileceğine dair umut var” diyor Waring. “Daha önce ortak yönetimler oluşturduk ama böylesi hiç olmadı: Küresel çapta acil bir şekilde yapılması gerekiyor.”</p>
<p>Uluslararası çevre politikasının büyümesi biraz umut veriyor. Başarılı örnekler arasında, ozon delen gazların sınırlanması amacıyla hazırlanan Montreal Protokolü ve ticari balina avına yönelik küresel moratoryum bulunuyor.</p>
<p>Yeni çalışmalar arasında daha maksatlı, barışçıl ve ahlaki ‘karşılıklı öz sınırlama sistemleri’ de yer almalı; özellikle de gezegen çapındaki insan gruplarını çok daha sıkı şekilde bir araya getirerek daha işlevsel bir birim oluşturan piyasa düzenlemeleri ve infaz edilebilen anlaşmalar yoluyla.</p>
<p>Fakat bu model iklim değişikliğinde işe yaramayabilir.</p>
<p>“Bizim makalemiz, küresel ölçekte eşgüdümlü idare inşa etmenin neden ve nasıl farklı olduğunu açıklıyor ve araştırmacılar ile politika yapıcıların, küresel çözümler doğrultusunda nasıl çalışılacağına yönelik daha mantıklı düşünmelerine yardımcı oluyor” diyor Waring.</p>
<p>Bu yeni araştırma, iklim krizinin ele alınmasında yeni bir politika mekanizmasına yol açabilir. Bu mekanizma şirketler ve uluslar arasındaki adaptif değişim sürecini düzenlemenin, küresel çevre risklerini ele almada güçlü bir yöntem olabileceğini akla getiriyor.</p>
<p>İnsanların sınırlı bir gezegende hayatta kalmaya devam edip edemeyeceği konusunda ise Waring, “Bu uzun dönemli evrimsel tuzak fikri için herhangi bir çözümümüz yok çünkü daha sorunu zor anlıyoruz” diyor.</p>
<p>“Eğer vardığımız sonuçlar doğru olmaya bile yakınsa, bunun üzerinde çok daha dikkatli şekilde çalışmamız gerekiyor.”</p>
<p> </p>
<p><em>Kaynak: Maine Üniversitesi. Çeviren: Ozan Zaloğlu.</em></p>
<p><a href="https://popsci.com.tr/insanlar-iklim-degisikligini-evrim-yuzunden-mi-durduramiyor/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">İnsanlar İklim Değişikliğini Evrim Yüzünden mi Durduramıyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://popsci.com.tr/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Popular Science</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mars, Her 2,4 Milyon Yılda Bir Dünya’nın Okyanus Tabanını Değiştiriyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/mars-her-24-milyon-yilda-bir-dunyanin-okyanus-tabanini-degistiriyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/mars-her-24-milyon-yilda-bir-dunyanin-okyanus-tabanini-degistiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Yürütülen yeni bir jeolojik çalışmada, Mars’ın kütleçekim alanının milyonlarca yıl süren döngülerde Dünya’yı Güneş’e doğru çektiği ve iklimimizi ısıttığı öne sürülüyor. Yeni bir çalışmada tahmin edilenlere göre Mars, milyonlarca yıl süren döngülerde Dünya’yı Güneş’e yaklaştırıyor. Bu durum, okyanus akıntılarındaki değişimler yoluyla gezegenimizin ısınmasını etkiliyor. Mars’ın Dünya üzerindeki kütleçekim etkisi, yeni araştırmanın işaret ettiği üzere gezegenimizin […]
Mars, Her 2,4 Milyon Yılda Bir Dünya’nın Okyanus Tabanını Değiştiriyor yazısı ilk önce Popular Science üzerinde ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/Mars_Express_view_of_Terra_Sabaea_and_Arabia_Terra-scaled.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Mars, Her, 2, 4, Milyon, Yılda, Bir, Dünya’nın, Okyanus, Tabanını, Değiştiriyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<a href="https://popsci.com.tr/mars-her-24-milyon-yilda-bir-dunyanin-okyanus-tabanini-degistiriyor/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img width="150" height="150" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/Mars_Express_view_of_Terra_Sabaea_and_Arabia_Terra-150x150.jpg" alt="Mars, Her 2,4 Milyon Yılda Bir Dünya’nın Okyanus Tabanını Değiştiriyor" align="left"></a><p>Yürütülen yeni bir jeolojik çalışmada, Mars’ın kütleçekim alanının milyonlarca yıl süren döngülerde Dünya’yı Güneş’e doğru çektiği ve iklimimizi ısıttığı öne sürülüyor.</p>
<p>Yeni bir çalışmada tahmin edilenlere göre Mars, milyonlarca yıl süren döngülerde Dünya’yı Güneş’e yaklaştırıyor. Bu durum, okyanus akıntılarındaki değişimler yoluyla gezegenimizin ısınmasını etkiliyor.</p>
<p>Mars’ın Dünya üzerindeki kütleçekim etkisi, yeni araştırmanın işaret ettiği üzere gezegenimizin iklimini etkiliyor olabilir.</p>
<p>65 milyon yıldan öncesine uzanan ve Dünya çapındaki binlerce bölgeden alınan jeolojik bulgular, derin deniz akıntılarının tekrarlı şekilde ya güçlendiği ya da zayıfladığı dönemlerden geçtiğini gösteriyor. Her 2,4 milyon yılda gerçekleşen bu durum, “<a href="https://www.nature.com/articles/s41598-018-36509-7?utm_medium=affiliate&utm_source=commission_junction&utm_campaign=CONR_PF018_ECOM_GL_PHSS_ALWYS_DEEPLINK&utm_content=textlink&utm_term=PID100052172&CJEVENT=9f4c9d57e3aa11ee828700750a18b8f6" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">büyük astronomik döngü</a>” şeklinde biliniyor.</p>
<p>“Dev girdaplar” veya anaforlar şeklinde bilinen bu kuvvetli akıntılar, okyanusun <a href="https://www.frontiersin.org/articles/10.3389/fmars.2021.798943/full" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">boşluk</a> şeklinde bilinen en derin kısımlarında deniz tabanına ulaşabiliyor. Salı günü <em><a href="https://go.redirectingat.com/?id=92X1590019&xcust=livescience_us_1191060427875396955&xs=1&url=https%3A%2F%2Fwww.nature.com%2Farticles%2Fs41467-024-46171-5&sref=https%3A%2F%2Fwww.livescience.com%2Fplanet-earth%2Frivers-oceans%2Fevery-24-million-years-mars-tugs-on-earth-so-hard-it-changes-the-ocean-floor" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Nature Communications</a></em> bilim bülteninde yayımlanan araştırmaya göre bu kuvvetli akıntılar, sonrasında döngünün daha sakin dönemlerinde biriken büyük tortu parçalarını aşındırıyor.</p>
<p>Araştırmada bu döngülerin, Dünya ve <a href="https://popsci.com.tr/?s=mars" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Mars</a> Güneş etrafında döndükçe iki gezegen arasında bilinen kütleçekimsel etkilerin zamanlamasıyla da uyuştuğu bulunmuş.</p>
<p>Sidney Üniversitesinde çalışan jeofizik profesörü ve makalenin eş yazarı Dietmar Müller, “<a href="https://popsci.com.tr/?s=g%C3%BCne%C5%9F%20sistemi" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Güneş sistemindeki</a> gezegenlerin kütleçekim alanları birbiriyle etkileşime giriyor” <a href="https://www.eurekalert.org/news-releases/1037006" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">diyor</a>. “Rezonans olarak adlandırılan bu etkileşim, gezegenlerin yörüngesinin ne kadar dairesel olduğunu gösteren dış merkezliliği değiştiriyor.”</p>
<p>Bu rezonans sebebiyle Dünya, Mars’ın kütleçekimiyle Güneş’e biraz daha çekiliyor; yani gezegenimiz daha fazla Güneş radyasyonuna maruz kalıyor ve bu sebeple iklimi daha sıcak oluyor. Sonrasında yeniden geriye doğru sürükleniyor. Tüm bunlar, 2,4 milyon yıllık bir dönemde gerçekleşiyor.</p>
<p>Yeni çalışmanın yazarları uydu verilerini kullanarak, okyanus tabanında onlarca milyon yıl içerisinde biriken tortu haritasını çıkarmış. Bilim insanları jeolojik kayıtlarda, tortuların gökbilimsel döngülerde birikmeye ara verdiği boşluklar olduğunu keşfetmiş. Bu durumun, Mars’ın Dünya üzerindeki kütleçekim etkisi sebebiyle ısınan havanın sonucunda <a href="https://popsci.com.tr/?s=okyanus+ak%C4%B1nt%C4%B1" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">okyanus akıntılarının</a> güçlenmesiyle bağlantılı olabileceğini düşünüyorlar.</p>
<p>Bulgular, bazı kuramlara göre tıpkı geçen yıldızların ve diğer gökbilimsel cisimlerin etkilediği gibi Kızıl Gezegen’in de Dünya’daki iklimi etkilediği görüşünü destekliyor. Fakat makalenin yazarları yaptıkları açıklamada gözlenen bu ısınmanın, insanlarca yayılan sera gazlarının yön verdiği <a href="https://popsci.com.tr/?s=okyanus+ak%C4%B1nt%C4%B1" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">küresel ısınmayla</a> bağlantılı olmadığının altını çiziyor.</p>
<p>Yine de bulgular bu aşamada her ne kadar spekülatif olsa da, yazarların aktardığına göre söz konusu döngü okyanustaki derin akıntıların bazılarının (küresel ısınmanın onları azalttığı bir durumda) dönemsel şekilde sürmesine yardımcı olabilir.</p>
<p>“Okyanuslardaki derin suların karışma gücüne katkı yapan en az iki ayrı mekanizma bulunduğunu biliyoruz” diyor Müller. Bu mekanizmalardan biri de <a href="https://popsci.com.tr/atlantik-okyanusundaki-buyuk-akinti-sistemi-tasma-noktasina-yaklasiyor-olabilir/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Atlantik Meridyen Alabora Sirkülasyonu (AMOC)</a>. Tropik bölgelerden Kuzey Yarımküre’ye sıcak su getiren AMOC, bu süreçte sıcaklığı okyanusun derinliklerine çekerek okyanusta bir “taşıma bandı” görevi görüyor.</p>
<p>Bazı bilim insanları, <a href="https://popsci.com.tr/korfez-akintisi-sistemi-bin-yilin-en-zayif-noktasinda/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">AMOC</a>‘un önümüzdeki birkaç on yıl içerisinde <a href="https://popsci.com.tr/okyanus-dolasimi-onemli-olcude-yavasladi-ve-iklim-degisikligiyle-aciklanamiyor/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">çökebileceğini</a> tahmin ediyor. Dolayısıyla derin okyanus girdaplarının teşvik ettiği bu havalandırma işlemi faydalı olabilir.</p>
<p>Sidney Üniversitesinde çalışan ve makalenin baş yazarı olan tortubilimci Adriana Dutkiewicz, “Denizin derinliklerine yönelik 65 milyon yılı kapsayan verilerimiz, ısınan okyanusların derinliklerinde daha enerjik dolaşım olduğunu akla getiriyor” diyor. “Atlantik meridyen alabora sirkülasyonu yavaşlasa veya hepten dursa dahi, bu durum muhtemelen okyanusun durgun hale gelmesini önleyecek.”</p>
<p> </p>
<p><em>Yazar: Emily Cooke/LiveScience. Çeviren: Ozan Zaloğlu.</em></p>
<p><a href="https://popsci.com.tr/mars-her-24-milyon-yilda-bir-dunyanin-okyanus-tabanini-degistiriyor/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Mars, Her 2,4 Milyon Yılda Bir Dünya’nın Okyanus Tabanını Değiştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://popsci.com.tr/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Popular Science</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dev Araştırmaya Göre Vejetaryen ve Vegan Beslenmek Çok Sağlıklı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/dev-arastirmaya-goere-vejetaryen-ve-vegan-beslenmek-cok-saglikli</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/dev-arastirmaya-goere-vejetaryen-ve-vegan-beslenmek-cok-saglikli</guid>
<description><![CDATA[ Meyveler ve sebzeler bir kez daha kazandı! CNN’in aktardığına göre bilim insanlarının yürüttüğü şemsiye bir çalışmada, vejetaryen ve vegan beslenme düzenlerinin kanser ve kalp damar hastalıkları gibi hayatı tehdit eden rahatsızlıkların tehlikesini önemli ölçüde azalttığı, hatta erken ölümü bile önleyebildiği bulunmuş. Araştırmacıların yaptığı şemsiye bir çalışmada şimdiye kadar yürütülen büyük bir miktarda araştırma incelenmiş. Geçtiğimiz […]
Dev Araştırmaya Göre Vejetaryen ve Vegan Beslenmek Çok Sağlıklı yazısı ilk önce Popular Science üzerinde ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/06/tangerine-newt-RgT22Ixcq4Y-unsplash-scaled.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Dev, Araştırmaya, Göre, Vejetaryen, Vegan, Beslenmek, Çok, Sağlıklı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<a href="https://popsci.com.tr/dev-arastirmaya-gore-vejetaryen-ve-vegan-beslenmek-cok-saglikli/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img width="150" height="150" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/06/tangerine-newt-RgT22Ixcq4Y-unsplash-150x150.jpg" alt="Dev Araştırmaya Göre Vejetaryen ve Vegan Beslenmek Çok Sağlıklı" align="left"></a><p>Meyveler ve sebzeler bir kez daha kazandı! <a href="https://www.cnn.com/2024/05/15/health/vegetarian-vegan-cancer-heart-disease-wellness/index.html" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">CNN’in aktardığına</a> göre bilim insanlarının yürüttüğü şemsiye bir çalışmada, vejetaryen ve vegan beslenme düzenlerinin kanser ve kalp damar hastalıkları gibi hayatı tehdit eden rahatsızlıkların tehlikesini önemli ölçüde azalttığı, hatta erken ölümü bile önleyebildiği bulunmuş.</p>
<p>Araştırmacıların yaptığı şemsiye bir çalışmada şimdiye kadar yürütülen büyük bir miktarda araştırma incelenmiş. Geçtiğimiz ay <em><a href="https://journals.plos.org/plosone/article?id=10.1371/journal.pone.0300711" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">PLOS</a> </em>bülteninde yayımlanan çalışmada bilim insanlarından oluşan uluslararası bir araştırma takımı (aralarında Stanford Üniversitesi ve Cambridge Üniversitesinde çalışanlar da var), bitki tabanlı beslenme şekilleri üzerine 20 yılı aşkın süredir yürütülmüş araştırmaları incelemiş.</p>
<p>CNN’e konuşan makalenin baş yazarı ve İtalya’daki Scuola Superiore Sant’Anna üniversitesinde yüksek lisans öğrencisi olan Angelo Capodici, araştırmacıların bunu yaparken bitkiye dayalı sağlıklı beslenme düzenlerinin “karaciğer, kolon, pankreas, akciğer, prostat, mesane, cilt, böbrek ve Hodgkin dışı lenfoma” gibi kanserlere ek olarak kalp hastalıklarına karşı da önemli ölçüde “koruyucu bir etki” sağladığını belirlediğini söylüyor. Çalışma ayrıca vejetaryenlik ve veganlığın metabolik hastalık ve diyabet görülme sıklığını da azalttığını gösteriyor. Bu hastalıkların her ikisi de ömrün kısalmasına ve yaşam kalitesinin düşmesine katkıda bulunabiliyor.</p>
<p>Araştırmaya göre hastalığa karşı koruyan bu etkiler, sağlığa sunduğu diğer faydaların yanısıra kolesterol ve tansiyonun, kan şekerinin ve iltihaplanmanın düşmesi gibi etkenlerin de sonucu gibi görünüyor. Araştırma bütünüyle değerlendirildiğinde, et ürünlerinin ve işlenmiş gıdalar yerine tam ve bitki tabanlı gıdalara (sebzeler, meyveler, tam tahıllar, kabuklu yemişler ve tohumlar, baklagiller vb.) daha çok önem verilmesinin, genellikle uzun vadeli insan sağlığı için olumlu bir hareket olduğunu gösteren ve giderek artan fikir birliğine yeni bulgular ekliyor.</p>
<p>Bununla beraber önemli bir uyarı da var: Bütün vegan veya vejetaryen beslenme şekilleri olumlu sonuçlar sunmuyor.</p>
<p>Sonuçta şekerli beyaz ekmekten patates cipslerine, şekerlemelere ve hatta Oreo’lara kadar bir sürü abur cubur, işlenmiş gıda teknik olarak vegan şeklinde düşünülüyor. Fakat bu gibi işlenmiş gıdalar uzun vadeli sağlığa kesinlikle katkı sunmuyor ve çalışmanın eş yazarı, İtalya IRCCS Nörolojik Bilimler Enstitüsünde hipofiz birimi tıbbi direktörü olan Federica Guaraldi’nin CNN’e aktardığına göre abur cubur odaklı vegan veya vejetaryen beslenme düzenleri olanlar büyük ihtimalle tam, işlenmemiş, bitkisel gıdalar tüketen eşdüzey kişilerle aynı faydaları görmeyecek.</p>
<p>“Meyve suları, rafine tahıllar, patates cipsleri ve hatta gazlı içecekler gibi sağlıksız bitkisel besinlerin tüketimine ağırlık veren beslenme şekilleri”, Guaraldi’nin CNN’e söylediğine göre bitkisel tabanlı bir beslenme şeklinin sağlığa olası faydalarını etkin biçimde ortadan kaldırabilir.</p>
<p>Ayrıca bazı uzmanların, daha sağlıklı bitkisel beslenme yolculuklarına çıkan kişilerin daha bütüncül sağlıklı yaşam biçimleri olabileceğini (düzenli egzersiz yapmak, yeterli uyumak vb. gibi) öne sürdüğünü belirtmekte de fayda var. Söz konusu durum, bu son çalışmada ölçülen hastalık frenleyici etkilere katkıda bulunuyor olabilir.</p>
<p>Çalışmada yer almayan ve kâr amacı gütmeyen True Health Initiative kurumunun kurucusu Davit Katz, “Burada beslenmeye atfedilen şey, belki de kısmen diğer yaşam şekli uygulamaları sebebiyle gerçekleşmiş olabilir” diyor CNN’e.</p>
<p>Fakat Katz bunun, araştırmanın doğruluğu konusunda “önemsiz bir endişe” olduğunu ekliyor.</p>
<p>Katz şöyle devam ediyor: “Bitkilerin baskın olduğu beslenme kalıpları, sağlık yönünden önemli sonuçlar lehine net etkiler sunuyor. Gözlemlenen faydaların bir kısmı diğer yaşam tarzı uygulamalarına atfedilebilse dahi durum böyle.”</p>
<p>Bu şemsiye çalışmada vejetaryen veya veganlığın dışındaki herhangi bir beslenme şekli hesaba katılmamış; yani Akdeniz diyetinden ilham alan ve balık ile ete izin verilmesine rağmen kalp ve beyin açısından geniş oranda sağlıklı olduğu düşünülen DASH ve MIND diyetleri gibi rejimler analiz dışında tutulmuş. Araştırmacıların çalışmada yazdığı üzere bu tür bir şemsiye analiz, doğası itibarıyla da oldukça genel: “Orijinal çalışmalarla ilişkili önemli metodolojik kısıtlamalar yüzünden verilere dikkat edilmeli.”</p>
<p>Araştırmacılar çalışmada “dengesiz ve/veya son derece kısıtlı diyet rejimleri sebebiyle vitamin ve diğer öğelerin yetersiz alınmasıyla ilişkili olası tehlikelere” karşı da uyarıyor; yani gerekli vitamin ve mineraller ile makrobesinlerin alımına öncelik vermeden hayvan içermeyen bir beslenme şekline girişmekten bahsediyorlar.</p>
<p>Günün sonunda, beslenme ve besin alımı çok kişisel bir konu. Sağlıklı ve bitki tabanlı öğünlere erişmek de <a href="https://socialwork.tulane.edu/blog/food-deserts-in-america/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">herkesin para yetirebildiği</a> bir seçenek değil; özellikle yoksulluk sınırı civarında veya altında yaşayanlar için. Fakat bu çalışmayı, tamamen bitki odaklı bir beslenme şeklinin faydaları bakımından listeye yeni bir kazanç olarak eklemek mümkün. Eğer haftanın sadece bir veya iki günü bile olsa et yemeyebilirseniz, deneyebilirsiniz. <a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC7256495/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Gezegen için iyi olduğu</a> kadar vücudunuz için de iyi olabilir.</p>
<p><em>Yazar: Maggie Harrison Dupre/Futurism. Çeviren: Ozan Zaloğlu.</em></p>
<p><a href="https://popsci.com.tr/dev-arastirmaya-gore-vejetaryen-ve-vegan-beslenmek-cok-saglikli/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Dev Araştırmaya Göre Vejetaryen ve Vegan Beslenmek Çok Sağlıklı</a> yazısı ilk önce <a href="https://popsci.com.tr/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Popular Science</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Titanik’in Meşhur Korkuluğu İki Yıl Önce Kopmuş</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/titanikin-meshur-korkulugu-iki-yil-once-kopmus</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/titanikin-meshur-korkulugu-iki-yil-once-kopmus</guid>
<description><![CDATA[ 20 gün süren su altı keşfinde kayıp eserlerin yeri ortaya çıkarıldı ve devam eden çürüme belgelendi. Yeni ve yüksek çözünürlüklü görüntüler, RMS Titanic gemisinin ebedi istirahat bölgesinde beklenmedik bulgular ve talihsiz gelişmeler olduğunu gösteriyor. Dün yayımlanan fotoğraflar, gemiyi kurtarma hakkını elinde bulunduran RMS Titanic Inc. şirketinin 14 yıldan beri gerçekleştirdiği ilk Görüntüleme ve Araştırma Seferi‘nden. […]
Titanik’in Meşhur Korkuluğu İki Yıl Önce Kopmuş yazısı ilk önce Popular Science üzerinde ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/09/Bow2024_Still11.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Titanik’in, Meşhur, Korkuluğu, İki, Yıl, Önce, Kopmuş</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<a href="https://popsci.com.tr/titanikin-meshur-korkulugu-iki-yil-once-kopmus/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img width="150" height="150" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/09/Bow2024_Still11-150x150.jpg" alt="Titanik’in Meşhur Korkuluğu İki Yıl Önce Kopmuş" align="left"></a><p><strong>20 gün süren su altı keşfinde kayıp eserlerin yeri ortaya çıkarıldı ve devam eden çürüme belgelendi.</strong></p>
<p>Yeni ve yüksek çözünürlüklü görüntüler, <a href="https://www.popsci.com/technology/3d-titanic-full-scans/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">RMS Titanic</a> gemisinin ebedi istirahat bölgesinde beklenmedik bulgular ve talihsiz gelişmeler olduğunu gösteriyor. Dün yayımlanan fotoğraflar, gemiyi kurtarma hakkını elinde bulunduran RMS Titanic Inc. şirketinin 14 yıldan beri gerçekleştirdiği ilk <a href="https://expedition.discovertitanic.com/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Görüntüleme ve Araştırma Seferi</a>‘nden. Belgeler geminin en simgesel kısımlarından birinin, okyanus yüzeyinin 3,8 km’lik ezici bir derinliğinde ve Kuzey Atlantik’in dondurucu sularında geçirdiği 112 yıla direnemediğini doğruluyor.</p>
<p>15 Nisan 1912’de gerçekleşen o ünlü trajedi sırasında, İngiltere’nin Southampton şehrinden New York’a giden <em><a href="https://popsci.com.tr/?s=titanic" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Titanik</a></em>‘teki 1.500’den fazla yolcu ve mürettebat hayatını kaybetmişti. Tam olarak bulunduğu yer yıllardır gizemini korusa da 1985 yılında Robert Ballard’ın öncülüğünde yürütülen bir sefer sonrasında bu lüks yolcu gemisinin kesin konumu doğrulanmıştı. O zamandan beri çok sayıda kâşif, uzman ve turist, bu tarihi arkeoloji bölgesini belgelemek üzere <a href="https://www.popsci.com/technology/coast-guard-oceangate-titan-recovery/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">sık sık tehlikeli dalışlar</a> yaptı. Federal bir ABD mahkemesi, 1994 yılında geminin tek “kurtarma hakkını” RMS Titanic, Inc. şirketine devretti ve bu şirketi, yasal olarak enkazdan eser kurtarma izni bulunan tek organizasyon olarak belirledi. Grup ve bağlı kuruluşlar, en sonuncusu Temmuz’da gerçekleştirilen ve 20 günden uzun süren toplamda sekiz seferi yönetti.</p>
<p>Dün yapılan bir <a href="https://www.prnewswire.com/news-releases/rms-titanic-inc-unveils-first-discoveries-from-expedition-2024-302236010.html" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">duyuruya</a> göre araştırmacılar son seferlerinde, “şimdiye kadar çekilen ve sayısı 2 milyonu aşan en yüksek çözünürlüklü görüntü ve videoları” kaydetti. Ekip ayrıca LIDAR, sonar ve bir hiper manyetometre (gemi enkazı gibi metalik cisimlere odaklanmak için kullanılan bir cihaz) kullanarak geminin ve enkazının haritasını başarıyla çıkarmış. Kâşifler, özellikle pek çok kişinin uzun zaman önce kaybolduğunu düşündüğü tarihi bir kalıntının yerini de bu araçlarla tespit etmiş. Söz konusu eser, Versay’ın Diana’sı şeklinde bilinen ve 61 cm uzunluğunda olan bronz bir heykel. Titanik araştırmacısı James Penca’ya göre Versay’ın Diana’sı, genellikle gemideki en güzel ve en detaylı alan olduğu düşünülen birinci sınıf yolcu salonunun en önemli parçası görevini görmüştü.</p>
<figure aria-describedby="caption-attachment-48241" class="wp-caption alignnone"><img decoding="async" class="size-full wp-image-48241" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/09/Diana-Closeup1-560x748.jpg" alt="" width="560"><figcaption class="wp-caption-text">Atlantik Okyanusu’nun tabanında bulunan Titanik’in bronz Versay’ın Diana’sı heykeli. Görüntü: RMS Titanic, Inc</figcaption></figure>
<p>Pence 1 Ağustos’ta <a href="https://www.bbc.com/news/articles/crkm82enkgko" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">BBC</a>‘ye şöyle konuşmuştu: “Fakat maalesef, titanik battığı esnada ikiye ayrılınca salon da yarılarak açılmış. Oluşan kaos ve yıkımda Diana pelerinini yırtıp enkaz alanının karanlığını boylamış.” İlk (ve son) kez 1986 yılında yapılan bir seferde görülmüş ancak pek çok uzman, bronz büstün tortuların veya okyanus akıntısıyla dağılan enkazın altında kaldığını düşünmüştü. Penca, onu okyanus tabanında yeniden yarı gömülü vaziyette bulmanın, “samanlıkta iğne bulmaya” benzediğini açıklıyor.</p>
<p>Yeni keşifler, geminin giderek kırılganlaşan kalıntılarını da vurguluyor. Titanik enkazının en tanınır özelliklerinden biri de uzun süredir geminin baş güvertesini çevreleyen tırabzanlar olmuştu. Bu kısım, James Cameron’un 1997 yapımı filminde “<a href="https://www.youtube.com/watch?v=ItjXTieWKyI" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Dünya’nın Kralı</a>” sahnesiyle de ünlenmişti. Ancak yaz boyunca çekilen görüntüler, yapının büyük bir kısmının koptuğunu ve burnun iskele kısmından düştüğünü gösteriyor. Önceki seferlerin belgeleri göz önüne alındığında araştırma takımı, bunun 2022 yılı kadar yakın bir zamanda gerçekleşmiş olması gerektiğini söylüyor.</p>
<p></p>
<p>RMS Titanic Inc. Koleksiyon Müdürü Tomasina Ray, <a href="https://www.prnewswire.com/news-releases/rms-titanic-inc-unveils-first-discoveries-from-expedition-2024-302236010.html" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Pazartesi günkü duyuruda</a>, “Diana heykelinin keşfi heyecan verici bir andı” diyor. “Fakat simgesel güverte tırabzanının kaybı ve diğer çürüme bulguları bizi üzdü.”</p>
<p>Zaman kesinlikle korumacıların tarafında değil. Sert okyanus koşulları ve metal yiyen bakterilerin yıkıcı kabiliyetleri düşünüldüğünde, bazı gözlemciler Titanik’in büyük bir çoğunluğunun <a href="https://www.cbsnews.com/news/titanic-decaying-expedition/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">sadece onlarca yılda çürüyebileceğine</a> inanıyor. Bununla birlikte Ray, hem Versay’ın Diana’sının yeniden ortaya çıkışının hem de tırabzanın kayboluşunun, “Titanik’in mirasini koruma kararlılığımızı güçlendirdiğini” söylüyor.</p>
<p><em>Yazar: Andrew Paul/Popular Science. Çeviren: Ozan Zaloğlu.</em></p>
<p><a href="https://popsci.com.tr/titanikin-meshur-korkulugu-iki-yil-once-kopmus/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Titanik’in Meşhur Korkuluğu İki Yıl Önce Kopmuş</a> yazısı ilk önce <a href="https://popsci.com.tr/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Popular Science</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Evren Tamamen Karanlık Değil. İşte Bilim İnsanlarının Şimdiye Kadar Yaptığı En İyi Ölçüm</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/evren-tamamen-karanlik-degil-iste-bilim-insanlarinin-simdiye-kadar-yaptigi-en-iyi-olcum</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/evren-tamamen-karanlik-degil-iste-bilim-insanlarinin-simdiye-kadar-yaptigi-en-iyi-olcum</guid>
<description><![CDATA[ Evrenin parlaklığı ne kadar? Bilim insanları Güneş sistemimizin kenarlarına kadar gidip (kendileri olmasa da bir cihaz yardımıyla), evrene nüfuz eden soluk parıltının bugüne kadarki en doğru ölçümünü yakalamış. Bu olgu, kozmik optik arka plan olarak biliniyor. Geçtiğimiz hafta The Astrophysical Journal bülteninde yayımlanan yeni çalışmada, 2015 yılında Plüton’un yanından geçen ve şu an Dünya’dan 8,8 […]
Evren Tamamen Karanlık Değil. İşte Bilim İnsanlarının Şimdiye Kadar Yaptığı En İyi Ölçüm yazısı ilk önce Popular Science üzerinde ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/09/newhorizons_image.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Evren, Tamamen, Karanlık, Değil., İşte, Bilim, İnsanlarının, Şimdiye, Kadar, Yaptığı, İyi, Ölçüm</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<a href="https://popsci.com.tr/evren-tamamen-karanlik-degil-iste-bilim-insanlarinin-simdiye-kadar-yaptigi-en-iyi-olcum/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img width="150" height="150" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/09/newhorizons_image-150x150.webp" alt="Evren Tamamen Karanlık Değil. İşte Bilim İnsanlarının Şimdiye Kadar Yaptığı En İyi Ölçüm" align="left"></a><p>Evrenin parlaklığı ne kadar? Bilim insanları Güneş sistemimizin kenarlarına kadar gidip (kendileri olmasa da bir cihaz yardımıyla), evrene nüfuz eden soluk parıltının bugüne kadarki en doğru ölçümünü yakalamış. Bu olgu, kozmik optik arka plan olarak biliniyor.</p>
<p>Geçtiğimiz hafta <em><a href="http://dx.doi.org/10.3847/1538-4357/ad5ffc" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">The Astrophysical Journal</a></em> bülteninde yayımlanan yeni çalışmada, 2015 yılında Plüton’un yanından geçen ve şu an Dünya’dan 8,8 milyar km kadar uzakta olan NASA’nın New Horizons uzay aracıyla yapılmış gözlemlerden faydalanılıyor. Boulder – Colorado Üniversitesinde çalışan astrofizikçi ve makalenin eş yazarı Michael Shull, araştırmada basit görünen ama aslında öyle olmayan bir sorunun cevabının arandığını söylüyor.</p>
<p>“Gökyüzü gerçekten karanlık mı?” diyor Astrofizik ve Gezegen Bilimleri Bölümünde çalışan Emeritus Profesör Shull.</p>
<p>Uzay insan gözlerine siyah görünebilir ancak bilim insanları tamamen karanlık olmadığını düşünüyor. Kozmosun şafağından bu yana sayısız yıldız içeren trilyonlarca galaksi oluşup yok olmuş ve arkalarında sezilemeyecek kadar soluk bir ışık bırakmışlar. Bunu uzaydaki gece ışığı şeklinde düşünebilirsiniz.</p>
<p>Shull ve Baltimore’daki Uzay Teleskobu Bilimi Enstitüsünde çalışan Marc Postman’ın öncülük ettiği araştırma takımı, bu parıltının tam olarak ne kadar parlak olduğunu hesaplamış. Bulgular, kozmik optik arka planın Dünya yüzeyine ulaşan Güneş ışığından kabaca 100 milyar kat daha soluk olduğunu gösteriyor; yani insanların çıplak gözle göremeyeceği kadar soluk.</p>
<p>Sonuçlar, bilim insanlarının evrenin Büyük Patlama’dan bu yana olan tarihine ışık tutmasına yardımcı olabilir.</p>
<p>“Bizler bir nevi kozmik muhasebecileriz, evrende hesaplayabildiğimiz her ışık kaynağının toplamını buluyoruz” diyor Shull.</p>
<p><strong>Karanlığa doğru</strong></p>
<p>Shull bunun, bilim insanlarının hayal gücünü neredeyse 50 yıldır esir alan yoğun bir hesaplama işine benzediğini ekliyor.</p>
<p>Onlarca yıldır yapılan araştırmalardan sonra, astrofizikçilerin artık kozmosun nasıl evrimleştiğine dair gayet iyi bir fikirleri olduğunu düşündüklerini açıklıyor Shull. İlk galaksiler Büyük Patlama’dan birkaç yüz milyon yıl sonra, Kozmik Şafak olarak bilinen bir dönem esnasında oluşmuş. Evrenin bu uzak kısmındaki galaksilerden gelen yıldız ışığı, en parlak noktasına yaklaşık 10 milyar yıl önce ulaşmış. O zamandan beri ise soluklaşıyor.</p>
<p>Kozmik optik arka planın hassas biçimde ölçülmesi, bilim insanlarının kozmosun bu tablosunun mantıklı olup olmadığını ya da uzaya ışık saçan ve henüz keşfedilmemiş gizemli cisimlerin bulunup bulunmadığını onaylamasına yardımcı olabilir.</p>
<p>Ancak bu tür ölçümlerin alınması kolay değil, özellikle de Dünya’dan.</p>
<p>Dünya’nın etrafı ufak toz zerrecikleri ve diğer enkazlarla dolu. Güneş ışığı bu dağınıklığı parlatarak, kozmik optik arka plandan geliyor olabilecek herhangi bir sinyali karartıyor.</p>
<p>“Benim kullandığım bir benzetme de şu şekilde; mesela yıldızları görmek istiyorsanız, şehrin dışına çıkmanız gerekiyor” diyor Shull. “Çok uzaklara, yapay ışığın çok az olduğu yerlere gitmeniz gerek.”</p>
<p>New Horizons, bilim insanlarına benzer bir şeyi uzayda yapmaları için hayatta bir kez rastlanan bir fırsat sunmuş.</p>
<p><strong>Kozmik muhasebe</strong></p>
<p>Uzay aracı, Boulder – Colorado Üniversitesi Atmosferik Fizik ve Uzay Fiziği Laboratuvarındaki (LASP) öğrencilerin tasarladığı Öğrenci Toz Sayacı isimli bir cihaz da taşıyor.</p>
<p>2023 yılının yazında araştırmacılar, New Horizons’un Uzun Menzilli Keşif Görüntüleyici (LORRI) cihazını birkaç hafta boyunca gökyüzündeki 25 bölgeye yöneltmiş.</p>
<p>Araştırma takımı, Güneş sisteminin kenarında bile bir sürü fazladan ışıkla başa çıkmak zorunda kalmış. Örneğin Samanyolu galaksisi, Güneş sistemimiz gibi toz toplayan bir halenin içerisinde duruyor.</p>
<p>“Tozdan kurtulamazsınız” diyor Shull. “O her yerde.”</p>
<p>Shull ve meslektaşları, bu halenin ne kadar ışık meydana getirebileceğini tahmin etmiş ve sonrasında bu miktarı LORRI ile gördükleri miktardan çıkarmışlar. İlave ışık kaynaklarından kurtulduktan sonra, araştırma takımının elinde kozmik optik arka plan kalmış.</p>
<p>Bilimsel tabirle konuşursak bu arka plan, bir steradyan metre kare başına yaklaşık 11 nanowatt. (Bir steradyan, gökyüzünün Ay’ın çapının yaklaşık 130 katı genişliğindeki bir parçası).</p>
<p>Shull bu değerin, bilim insanlarının Büyük Patlama’dan beri oluşmuş olması gerektiğini düşündüğü galaksi sayısıyla güzel uyuştuğunu söylüyor. Farklı bir şekilde söylemek gerekirse uzayda, egzotik parçacık tipleri gibi fazla ışık meydana getiren herhangi bir tuhaf cisim yok gibi görünüyor. Fakat araştırmacılar bu gibi anormallikleri tamamen reddedemiyorlar.</p>
<p>Araştırma takımının bulguları, muhtemelen uzunca bir süre evrenin parlayışına yönelik yapılmış en iyi tahminler olacak. New Horizons, geriye kalan yakıtını başka bilimsel önceliklerin peşinden gitmek için kullanacak. Şu an uzayın bu soğuk, karanlık köşelerine doğru yol alan başka bir uzay görevi bulunmuyor.</p>
<p>“Eğer gelecekteki bir uzay görevine kamera yerleştirirlerse, cihazın oraya ulaşması için hepimizin onlarca yıl beklemesi gerekecek ki daha kesin bir ölçüm görebilelim” diyor Shull.</p>
<p>Makalenin diğer eş yazarları arasında SWRI’de çalışan Alan Stern ve ABD Ulusal Bilim Vakfı Ulusal Optik Kızılötesi Gökbilim Araştırma Laboratuvarında çalışan Tod Lauer var. Johns Hopkins Üniversitesi Uygulamalı Fizik Laboratuvarında, San Antonio – Texas Üniversitesinde ve Virginia Üniversitesinde çalışan araştırmacılar da katkıda bulunmuş.</p>
<p><em>Yazar: Daniel Strain/Boulder – Colorado Üniversitesi. Çeviren: Ozan Zaloğlu.</em></p>
<p><a href="https://popsci.com.tr/evren-tamamen-karanlik-degil-iste-bilim-insanlarinin-simdiye-kadar-yaptigi-en-iyi-olcum/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Evren Tamamen Karanlık Değil. İşte Bilim İnsanlarının Şimdiye Kadar Yaptığı En İyi Ölçüm</a> yazısı ilk önce <a href="https://popsci.com.tr/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Popular Science</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>28 Yılı Kapsayan Büyük Araştırma Sonrasında DSÖ: Cep Telefonları ile Beyin Kanserinin Bağlantısı Yok</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/28-yili-kapsayan-buyuk-arastirma-sonrasinda-dso-cep-telefonlari-ile-beyin-kanserinin-baglantisi-yok</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/28-yili-kapsayan-buyuk-arastirma-sonrasinda-dso-cep-telefonlari-ile-beyin-kanserinin-baglantisi-yok</guid>
<description><![CDATA[ Radyo dalgasına maruz kalmanın sağlığa yönelik olası etkileri üzerine yürütülen sistematik bir inceleme, cep telefonları ve beyin kanseri arasında bağlantı olmadığını gösteriyor. Dünya Sağlık Örgütünün talebi üzerine yürütülen inceleme, iki gün önce Environment International bülteninde yayımlandı. Cep telefonları kullanım sırasında sık sık kafaya doğru tutuluyor. Ayrıca iyonlaştırmayan bir radyasyon çeşidi olan radyo dalgaları yayıyorlar. Mobil […]
28 Yılı Kapsayan Büyük Araştırma Sonrasında DSÖ: Cep Telefonları ile Beyin Kanserinin Bağlantısı Yok yazısı ilk önce Popular Science üzerinde ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/09/iStock-838209340-scaled.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Yılı, Kapsayan, Büyük, Araştırma, Sonrasında, DSÖ:, Cep, Telefonları, ile, Beyin, Kanserinin, Bağlantısı, Yok</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<a href="https://popsci.com.tr/28-yili-kapsayan-buyuk-arastirma-sonrasinda-dso-cep-telefonlari-ile-beyin-kanserinin-baglantisi-yok/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img width="150" height="150" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/09/iStock-838209340-150x150.jpg" alt="28 Yılı Kapsayan Büyük Araştırma Sonrasında DSÖ: Cep Telefonları ile Beyin Kanserinin Bağlantısı Yok" align="left"></a><p>Radyo dalgasına maruz kalmanın sağlığa yönelik olası etkileri üzerine yürütülen sistematik bir inceleme, cep telefonları ve beyin kanseri arasında bağlantı olmadığını gösteriyor.</p>
<p>Dünya Sağlık Örgütünün talebi üzerine yürütülen inceleme, iki gün önce <em><a href="https://doi.org/10.1016/j.envint.2024.108983" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Environment International</a></em> bülteninde yayımlandı.</p>
<p>Cep telefonları kullanım sırasında sık sık kafaya doğru tutuluyor. Ayrıca iyonlaştırmayan bir radyasyon çeşidi olan radyo dalgaları yayıyorlar. Mobil telefonların beyin kanserine sebep olabileceği düşüncesinin ortaya çıkışından büyük oranda bu iki etmen sorumlu.</p>
<p>Cep telefonlarının kansere sebep olabilme ihtimali, uzun süredir devam eden bir endişe sebebiydi. Cep telefonları ve daha geniş anlamda kablosuz teknolojiler, gündelik yaşamlarımızın önemli bir parçasını oluşturuyor. Dolayısıyla bilimin, bu cihazlardan gelen radyo dalgalarına maruz kalmanın güvenli olup olmadığını ele alması hayati önem taşıyor.</p>
<p>Bilimsel mutabakat yıllar geçse de gücünü kaybetmemişti: Cep telefonlarından çıkan radyo dalgaları ve beyin kanseri ya da daha genel anlamda sağlık arasında hiçbir bağlantı yoktu.</p>
<p><strong>Olası bir kanserojen olarak radyasyon</strong></p>
<p>Bu mutabakata rağmen, arada sırada yayımlanan araştırma çalışmalarında zarar olasılığı öne sürülmüştü.</p>
<p>Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC), 2011 yılında radyo dalgasına maruz kalmayı insanlar için olası bir kanserojen şeklinde sınıflandırmıştı. Bu sınıflandırma genelde yanlış anlaşılmış ve endişelerin bir miktar artmasına yol açmıştı.</p>
<p>IARC, Dünya Sağlık Örgütünün bir parçası. Radyo dalgalarını olası bir kanserojen şeklinde sınıflandırması ise büyük oranda insanlar üzerinde yürütülen gözlemsel çalışmalardan gelen sınırlı bulgulara dayanıyor. Epidemiyolojik çalışmalar olarak da bilinen bu çalışmalarda, hastalığın oranı ve insan popülasyonlarındaki muhtemel sebepleri gözlemleniyor.</p>
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="UQTHot0Lxt"><p><a href="https://popsci.com.tr/buyuk-incelemenin-sonucu-5g-tamamen-guvenli/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Büyük İncelemenin Sonucu: 5G Tamamen Güvenli</a></p></blockquote>
<p></p>
<p>Gözlemsel çalışmalar, araştırmacıların insan sağlığındaki uzun vadeli etkileri incelemesi için en iyi araç. Fakat sonuçlar sık sık farklı yönlere sapabiliyor.</p>
<p>IARC’deki bu sınıflandırma, beyin kanseri olan insanların bir cep telefonunu normalden daha fazla kullandıklarını rapor ettikleri önceki gözlemsel çalışmalara dayanıyor. Bunun bir örneği de INTERPHONE çalışması olarak biliniyor.</p>
<p>İnsanlar üzerinde yürütülen gözlemsel çalışmaların bu yeni sistematik incelemesi ise IARC’nin 2011 yılında incelediği şeye kıyasla çok daha geniş bir veri setine dayanıyor. Daha yeni ve daha kapsamlı çalışmaları içeriyor. Bu durum, cep telefonları veya kablosuz teknolojilerden gelen radyo dalgalarına maruz kalmanın, beyin kanseri tehlikesinin artışıyla bağlantılı olmadığından artık daha da emin olabileceğimiz anlamına geliyor.</p>
<p><strong>Hiçbir bağlantı yok</strong></p>
<p>Yeni inceleme, Dünya Sağlık Örgütünün radyo dalgalarına maruz kalmanın sağlığa yönelik olası etkilerinin daha yakından araştırılması için talep ettiği bir dizi sistematik incelemenin parçası niteliğinde.</p>
<p>Bu sistematik inceleme, kablosuz teknolojilerden gelen radyo dalgalarının insan sağlığına karşı tehlike oluşturmadığına dair bugüne kadarki en güçlü bulguları sunuyor.</p>
<p>Araştırma, konu üzerindeki en kapsamlı inceleme çalışması niteliğinde; 1994 ve 2022 arasında yayımlanan ve 63 tanesi nihai analize dahil edilen 5.000’den fazla çalışmayı kapsıyor. Bazı çalışmaların dahil edilmemesinin temel sebebi, aslında bu çalışmaların konuyla alakalı olmaması. Sistematik incelemelerin arama sonuçlarında bu çok normal bir durum.</p>
<p>Cep telefonu kullanımı ve beyin kanseri ya da diğer herhangi bir kafa veya boyun kanseri arasında hiçbir bağlantı bulunmamış.</p>
<p>Ayrıca bir kişi bir cep telefonunu on yıl veya daha fazla kullandığında da (uzun kullanım) kanserle herhangi bir bağlantı tespit edilmemiş. Telefonların ne sıklıkta kullanıldığı da (ya çağrı sayısına ya da telefonda geçirilen zamana göre) bir farklılık yaratmamış.</p>
<p>Bir diğer önemli konu da bulguların önceki araştırmalarla örtüşmesi. Kablosuz teknolojiler geride bıraktığımız onlarca yılda devasa boyutta çoğalsa da beyin kanserlerinin görülme oranında hiçbir artış olmamış.</p>
<p><strong>İyi bir şey</strong></p>
<p>Sonuçlar genel olarak çok rahatlatıcı. Ulusal ve uluslararası güvenlik sınırlarımızın koruyucu olduklarını gösteriyor. Cep telefonları, bu güvenlik sınırlarının altında kalan düşük seviye radyo dalgaları yayıyor ve bu dalgalara maruz kalmanın insan sağlığına etki ettiğini gösteren hiçbir kanıt bulunmuyor.</p>
<p>Buna rağmen araştırmaların devam etmesi önem taşıyor. Teknoloji yüksek bir hızda gelişiyor. Bu gelişmeler, radyo dalgalarının farklı frekanslarda farklı şekillerde kullanılmasını da beraberinde getiriyor. Bilimin, bu teknolojilerden çıkan radyo dalgalarına maruz kalmanın hâlâ güvenli olduğunu temin etmesi bu yüzden gerekli.</p>
<p>Bugün karşılaştığımız güçlük ise bu yeni araştırmanın, cep telefonları ve beyin kanseriyle ilgili inatçı yanlış anlamaları ve yanlış bilgileri önlediğinden emin olmak.</p>
<p>Cep telefonlarının radyo dalgalarına maruz kalmanın sağlığa etkisine dair kabul görmüş hiçbir bulgu yok ve bu iyi bir şey.</p>
<p><em>Yazarlar: Sarah Loughran – Avustralya Radyasyon Araştırma ve Tavsiye Kurumu (ARPANSA) Başkanı ve Wollongong Üniversitesinde Misafir Doçent & Ken Karipidis – ARPANSA Başkan Yardımcısı ve Sağlık Etkileri Değerlendirme Birimi, Monash Üniversitesi Halk Sağlığı ve Önleyici Tıp Fakültesinde Misafir Doçent. Çeviren: Ozan Zaloğlu.</em></p>
<p><a href="https://popsci.com.tr/28-yili-kapsayan-buyuk-arastirma-sonrasinda-dso-cep-telefonlari-ile-beyin-kanserinin-baglantisi-yok/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">28 Yılı Kapsayan Büyük Araştırma Sonrasında DSÖ: Cep Telefonları ile Beyin Kanserinin Bağlantısı Yok</a> yazısı ilk önce <a href="https://popsci.com.tr/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Popular Science</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kenara Çekilin Atomik Saatler: Nükleer Saatler Geliyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/kenara-cekilin-atomik-saatler-nukleer-saatler-geliyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/kenara-cekilin-atomik-saatler-nukleer-saatler-geliyor</guid>
<description><![CDATA[ Fizikçiler altta yatan ilkeleri gösterdi. Sırada prototip var. Atomik saatler 70 yılı aşkın süredir zamanı ölçmenin en kesin araçları olarak hizmet verdi. Fakat saltanatları artık sona eriyor olabilir. Amerikan Standartlar ve Teknoloji Enstitüsünün (NIST) geçtiğimiz hafta yaptığı bir duyuruya göre uluslararası bir araştırma takımı, ilk nükleer saat prototipini tamamlamaya hiç olmadığı kadar yaklaştı. Uzmanlar saatin […]
Kenara Çekilin Atomik Saatler: Nükleer Saatler Geliyor yazısı ilk önce Popular Science üzerinde ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/09/Nuclear-Clock1.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Kenara, Çekilin, Atomik, Saatler:, Nükleer, Saatler, Geliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<a href="https://popsci.com.tr/kenara-cekilin-atomik-saatler-nukleer-saatler-geliyor/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img width="150" height="150" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/09/Nuclear-Clock1-150x150.jpg" alt="Kenara Çekilin Atomik Saatler: Nükleer Saatler Geliyor" align="left"></a><p><strong>Fizikçiler altta yatan ilkeleri gösterdi. Sırada prototip var.</strong></p>
<p><a href="https://popsci.com.tr/dunyanin-en-hassas-saati-einsteini-yine-hakli-cikardi/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Atomik saatler</a> 70 yılı aşkın süredir <a href="https://popsci.com.tr/yeni-tip-atomik-saat-cok-daha-hassas-sekilde-zaman-tutuyor/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">zamanı ölçmenin en kesin araçları</a> olarak hizmet verdi. Fakat saltanatları artık sona eriyor olabilir. Amerikan Standartlar ve Teknoloji Enstitüsünün (NIST) geçtiğimiz hafta yaptığı bir <a href="https://www.nist.gov/news-events/news/2024/09/major-leap-nuclear-clock-paves-way-ultraprecise-timekeeping" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">duyuruya göre</a> uluslararası bir araştırma takımı, ilk nükleer saat prototipini tamamlamaya hiç olmadığı kadar yaklaştı. Uzmanlar saatin geliştirilmiş hassasiyetinin GPS’ten internet hızlarına ve dijital güvenliğe kadar her şeyi daha iyi hale getireceğini düşünüyor. Böyle bir cihaz ayrıca karanlık maddenin ve diğer temel parçacık fiziği kuramlarının tabiatını araştırmaya da yardımcı olabilir.</p>
<p>İki saat arasında ilk bakışta çok fark yokmuş gibi gelebilir fakat her şey ölçekle ilgili. Atomik saatlerin zaman tutma kabiliyetleri, tekil atomların kesin titreşimlerini ölçerek bir saniyenin uzunluğunu belirlemeye dayanıyor. Bunu yapmak içinse yüksek güçlü bir lazer ışını, bir sezyum-133 atomuna doğrultuluyor ve sonrasında atomun elektronlarını uyararak, enerji seviyeleri arasında bir saniye boyunca tam 9.192.631.770 titreşimle geçiş yapmasını sağlıyor. Sonrasında gezegen çapındaki atomik saat ağları, sistemlerini bu ölçümle eş zamanlayarak internet iletişimleri, haritalama, uzaya fırlatılan roketler ve diğer pek çok kullanım alanı için son derece kesin bir eş güdüm sağlıyor. 2014 yılından beri ABD’de geçerli olan ana standart (NIST’te yer alan bir sezyum çeşmesi saati), 300 milyon yılda sadece 1 saniyelik sapmayla zaman tutma kabiliyetine sahipti.</p>
<p>Fakat nükleer saatler bu konseptleri katbekat daha ince ayarlanmış parametrelerde uygulayacak. Adından da anlaşılacağı üzere bu cihazlar, daha büyük atomların titreşimlerinin aksine tek bir çekirdeğin titreşimlerine odaklanıyor. Çekirdeğe yöneltilen lazer ışığı (atomun tamamından <a href="https://chem.libretexts.org/Courses/Indiana_Tech/EWC:_CHEM_1020_-_General_Chemistry_I_(Budhi)/02:_Atoms_and_Elements/2.05:_2.5_The_Structure_of_The_Atom" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">100.000 kat daha ufak</a>) daha yüksek frekanslar gerektiriyor ve ayrıca saniye başına daha fazla dalga döngüsünü garanti ediyor. Böylelikle saniye başına titreşim artıyor ve sonrasında daha büyük hassasiyete olanak sağlanıyor. Kuramsal olarak bu durum, 300 milyon yılda gerçekleşen zaman belirsizlikleriyle kıyaslandığında onları güvenilmez hale getiriyor.</p>
<p>NIST ve ABD Ortak Laboratuvar Astrofiziği Enstitüsünde (JILA) çalışan fizikçi Jun Ye, Çarşamba günü yapılan duyuruda şöyle aktarıyor: “Milyarlarca yıl çalışsa dahi bir saniye bile kaybetmeyecek bir kol saati düşünün. Henüz oraya gelmedik ama bu araştırma bizi o hassasiyet seviyesine daha da yaklaştırıyor.”</p>
<p>Genel olarak konuşacak olursak çekirdekler, benzer faz sıçramaları yapmak için uyumlu X-ışınları gerektiriyor; fakat mevcut teknoloji, bunun yapılması için gereken enerji seviyelerini üretemiyor. Araştırmacılar bu engelin üstesinden gelmek için toryum-229’a yönelmişler. Bu elementin çekirdeği bilinen diğer tüm atomlardan daha düşük bir sıçrama sergilerken, uyarım için de daha düşük enerjili morötesi ışığa ihtiyaç duyuyor.</p>
<p>Toryum çekirdekleri küçük bir kristalde asılı tutulduklarında, araştırmacılar üzerlerine tahmin edilebilir aralıklarla UV lazer ışınları yansıtmış. Bu esnada da optik frekans tarağı şeklinde bilinen bir şeyi (“son derece hassas bir ışık cetveli” şeklinde tanımlanıyor) kullanarak proton ve nötronların titreşimsel “tıkırtılarını” saymışlar. Sonuç ise dalga boyuna dayanan önceki ölçümlerden yaklaşık 1 milyon kat daha yüksek olan bir hassasiyet seviyesi olmuş. Araştırma takımı, UV frekanslarını dünyanın strontiyuma dayalı diğer en doğru atomik saatlerinin optik frekansıyla da karşılaştırarak, bir nükleer geçiş ile atomik blok arasındaki ilk “doğrudan frekans bağlantısını” da kurmuşlar. NIST’e göre bu gelişme, “nükleer saatin geliştirilmesi ve mevcut zaman tutma sistemleriyle bütünleştirilmesi yolunda atılan çok önemli bir adım.”</p>
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="lWsMIs0e6s"><p><a href="https://popsci.com.tr/dunyanin-en-hassas-saati-einsteini-yine-hakli-cikardi/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Dünyanın En Hassas Saati Einstein’ı Yine Haklı Çıkarıyor</a></p></blockquote>
<p></p>
<p>Deneylerde sadece zaman ölçüm bariyerleri kırılmamış. Bu yeni dizi ayrıca fizikçilerin, bir toryum çekirdeğinin şeklini de çığır açan detaylarla gözlemlemesine olanak sağlamış. Araştırma takımı bu gelişmeyi, bir uçağın içerisinden yerdeki çimleri tek tek görebilmeye benzetiyor.</p>
<p>Tümüyle tamamlanmış bir nükleer saat olmasa da araştırmacılar, altta yatan ilkelerin yapılabilirliğini ilk defa göstermişler. Uzmanlar bu noktadan itibaren artık böyle aletleri uygulamaya koyacak gerçek bir cihaz tasarlamaya başlayabilir. Nükleer saatler bir gün tamamlandığında, daha hızlı, daha güvenilir internet bağlantılarını ve daha doğru haritalama sistemlerini destekleyip, fizik dünyasının içerisinde de karanlık maddenin tespit edilmesi veya doğanın kuramsal sabitlerinin doğrulanması gibi önemli keşiflere olanak sağlayabilir. Hepsi de devasa parçacık hızlandırıcılara gerek duyulmadan yapılabilir.</p>
<p><em>Yazar: Andrew Paul/Popular Science. Çeviren: Ozan Zaloğlu.</em></p>
<p><a href="https://popsci.com.tr/kenara-cekilin-atomik-saatler-nukleer-saatler-geliyor/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Kenara Çekilin Atomik Saatler: Nükleer Saatler Geliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://popsci.com.tr/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Popular Science</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dünya’nın ilk 3’e katlanan telefonu</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/dunyanin-ilk-3e-katlanan-telefonu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/dunyanin-ilk-3e-katlanan-telefonu</guid>
<description><![CDATA[ Huawei Mate XT Ultimate Design, ekranını sadece ikiye değil, üçe katlayarak sektörde bir devrim yaratıyor. Akıllı telefonlar için bugüne kadar tasarlanan en yenilikçi ekranlardan birine sahip olan bu model, özellikle esneklik ve çok yönlülük konusunda çıtayı bir üst seviyeye taşıyor. Kullanıcılar, cihazın ekranını üç farklı şekilde katlayarak, farklı kullanım modlarına kolaylıkla geçiş yapabiliyor. Bu benzersiz […]
Dünya’nın ilk 3’e katlanan telefonu yazısı ilk önce Popular Science üzerinde ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/09/1726044525_Huawei_Mate_XT__3_.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Dünya’nın, ilk, 3’e, katlanan, telefonu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<a href="https://popsci.com.tr/dunyanin-ilk-3e-katlanan-telefonu/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img width="150" height="150" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/09/1726044525_Huawei_Mate_XT__3_-150x150.png" alt="Dünya’nın ilk 3’e katlanan telefonu" align="left"></a><p>Huawei Mate XT Ultimate Design, ekranını sadece ikiye değil, üçe katlayarak sektörde bir devrim yaratıyor. Akıllı telefonlar için bugüne kadar tasarlanan en yenilikçi ekranlardan birine sahip olan bu model, özellikle esneklik ve çok yönlülük konusunda çıtayı bir üst seviyeye taşıyor. Kullanıcılar, cihazın ekranını üç farklı şekilde katlayarak, farklı kullanım modlarına kolaylıkla geçiş yapabiliyor. Bu benzersiz katlama teknolojisi, cihazın taşıma kolaylığını artırırken, büyük bir ekran deneyimi arayan kullanıcılar için de ideal bir çözüm sunuyor. Üç katlı ekran, kullanıcıların çoklu görev yapma imkanlarını genişletirken, cihazı hem taşınabilir bir tablet hem de akıllı telefon olarak kullanabilmelerini sağlıyor.</p>
<p>Mate XT Ultimate Design’ın OLED ekranı, tek, çift ve üçlü kullanımlarda sırasıyla 6,4, 7,9 ve 10,2 inç oluyor. 3K çözünürlüğündeki ekran tamamen açıldığında, 16:11 altın oran ölçülerine gelerek hem medya tüketimi hem de verimlilik konularında mükemmel değerleri sunuyor. 10 bit renk derinliği ile 1 milyardan fazla renk görüntüleyebilen ekran, P3 renk gamutunu da destekliyor ayrıca HarmonyOS 4.2 işletim sisteminin yetenekleri sayesinde çoklu görev yapma imkanı artarken, kullanıcılar aynı anda birden fazla uygulamayı zahmetsizce kullanabiliyor.</p>
<p><a href="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/09/1726044525_Huawei_Mate_XT__2_.png" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img decoding="async" class="alignleft size-large wp-image-48315" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/09/1726044525_Huawei_Mate_XT__2_-560x240.png" alt="" width="560"></a></p>
<p>Bu yenilikçi ekran teknolojisi, özellikle iş dünyası için de büyük avantajlar sunuyor. Kullanıcılar, iş toplantılarında sunum yaparken veya belgeleri incelemek için geniş ekrana geçiş yapabiliyor, aynı zamanda cihazı kompakt hale getirerek kolaylıkla taşıyabiliyorlar. Mate XT Ultimate Design, özellikle profesyoneller için hem bir telefon hem de bir tablet işlevi görerek, iş süreçlerini daha verimli hale getiriyor.</p>
<p>Cihaz, 16 GB RAM ile gelirken, depolamasında da 256 GB, 512 GB ve 1 TB seçenekleri sunulmuş.</p>
<p>Bu kadar güçlü ve ekran alanı çok yüksek bir telefonda doğal olarak çok güçlü bir pil kullanılıyor. 5.600 mAh kapasitesindeki pil maksimum 66 W (11V/6A) süper hızlı şarjı desteklerken; 10V/4A veya 10V/2,25A veya 4,5V/5A veya 5V/4,5A süper hızlı şarj ile uyumlu olmasının yanına 9V/2A hızlı şarj ile de uyumludur ve 5 W kablolu ters şarjı destekliyor. Ayrıca 50W’a kadar Huawei Kablosuz Süper Hızlı Şarjı ve 7,5W kablosuz ters şarjı destekleniyor.<a href="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/09/1726044524_Huawei_Mate_XT__1_.png" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img decoding="async" class="alignleft size-large wp-image-48312" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/09/1726044524_Huawei_Mate_XT__1_-560x315.png" alt="" width="560"></a></p>
<p> </p>
<p><strong>Yenilikçi Kamera Sistemi</strong></p>
<p>Huawei Mate XT Ultimate Design, kamera özellikleriyle de öne çıkıyor. Üç katlı ekranın sağladığı avantajlar, kamera kullanımı sırasında da kendini gösteriyor. Kullanıcılar, farklı açılardan çekim yaparken, geniş ekranın sunduğu esneklikten faydalanabiliyorlar. Bu sayede, fotoğraf ve video çekiminde daha geniş bir perspektife sahip olabiliyor, yüksek çözünürlüklü görüntüler elde edebiliyorlar.</p>
<p>Mate XT Ultimate Design üzerinde 50 megapiksel ultra optik değişken kamera (F1.4~F4.0 diyafram açıklığı, OIS optik görüntü sabitleme) ile birlikte çalışan 12 megapiksel ultra geniş açılı kamera (F2.2 diyafram açıklığı) ve 12 megapiksel periskop telefoto kamera (F3.4 diyafram açıklığı, OIS optik görüntü sabitleme) mevcut. 5,5x optik yakınlaştırma (lens odak uzaklığı eşdeğeri 24 mm, 13 mm, 125 mm’dir) ve 50x dijital yakınlaştırmayı destekliyor.</p>
<p>Cihazın çok yönlü kamera sistemi, hem profesyonel fotoğrafçılar hem de günlük kullanıcılar için ideal bir seçenek sunuyor. Özellikle video içerik üreticileri için geniş ekran ve yüksek çözünürlüklü kamera kombinasyonu, yaratıcı içerikler üretme konusunda büyük avantaj sağlıyor. Kullanıcılar, yüksek kaliteli videolar çekerken, aynı anda düzenleme yapabilme imkânına da sahip oluyorlar.</p>
<p><a href="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/09/1726044527_Huawei_Mate_XT__6_.png" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img decoding="async" class="alignleft size-large wp-image-48313" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/09/1726044527_Huawei_Mate_XT__6_-560x240.png" alt="" width="560"></a></p>
<p><a href="https://popsci.com.tr/dunyanin-ilk-3e-katlanan-telefonu/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Dünya’nın ilk 3’e katlanan telefonu</a> yazısı ilk önce <a href="https://popsci.com.tr/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Popular Science</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>2024 James Dyson Ödülü Ulusal Kazananı Belli Oldu!</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/2024-james-dyson-odulu-ulusal-kazanani-belli-oldu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/2024-james-dyson-odulu-ulusal-kazanani-belli-oldu</guid>
<description><![CDATA[ 2024 yılı James Dyson Ödülü’nün Türkiye ayağının kazananı Algbio, CO2 (Karbondioskit) yakalamak ve atık suları arıtmak için mikroalgleri kullanarak sürdürülebilir çözümlere bir yenisini ekliyor. Birleşmiş Milletler’e göre, dünyadaki atık suyun yaklaşık yüzde 80’i yeterli arıtma yapılmadan çevreye bırakılıyor. (Kaynak: BM Su, 2021) Dünya Bankası, arıtılmamış atık suyun, üretkenlik kaybı ve sağlık hizmetleri maliyetleri açısından ülkelere […]
2024 James Dyson Ödülü Ulusal Kazananı Belli Oldu! yazısı ilk önce Popular Science üzerinde ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/09/Algbio_Selen-Senal-3-1024x640.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>2024, James, Dyson, Ödülü, Ulusal, Kazananı, Belli, Oldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<a href="https://popsci.com.tr/2024-james-dyson-odulu-ulusal-kazanani-belli-oldu/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img width="150" height="150" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/09/Algbio_Selen-Senal-3-150x150.jpg" alt="2024 James Dyson Ödülü Ulusal Kazananı Belli Oldu!" align="left"></a><p><strong>2024 yılı James Dyson Ödülü’nün Türkiye ayağının kazananı Algbio, CO2 (Karbondioskit) yakalamak ve atık suları arıtmak için mikroalgleri kullanarak sürdürülebilir çözümlere bir yenisini ekliyor.</strong></p>
<ul>
<li>Birleşmiş Milletler’e göre, dünyadaki atık suyun yaklaşık yüzde 80’i yeterli arıtma yapılmadan çevreye bırakılıyor. (Kaynak: BM Su, 2021)</li>
<li>Dünya Bankası, arıtılmamış atık suyun, üretkenlik kaybı ve sağlık hizmetleri maliyetleri açısından ülkelere yılda yaklaşık 260 milyar dolara mal olduğu bildiriliyor. (Kaynak: Dünya Bankası, 2019)</li>
<li>2021 yılında, fosil yakıtlar ve sanayiden kaynaklanan küresel CO2 emisyonları yaklaşık 36,4 milyar metrik tona ulaştığı belirtiliyor. (Kaynak: Küresel Karbon Projesi, 2021)</li>
</ul>
<p><strong>Atık Sular ve Karbondioksit, Algbio Sayesinde Biyo-ürünlere Dönüşecek</strong></p>
<p><strong><u>Problem</u></strong></p>
<p>Dünyada hızla artan sanayileşme ve kentleşme, su kaynaklarını kirletirken, atmosfere büyük miktarda sera gazı salınmasına neden oluyor. Bu durum, iklim değişikliği ve biyolojik çeşitliliğin azalması gibi küresel sorunları tetikliyor. Bu yılın <a href="https://www.jamesdysonaward.org/tr-TR/#:~:text=James%20Dyson%20%C3%96d%C3%BCl%C3%BC%2C%20yeni%20nesil,veren%20uluslararas%C4%B1%20bir%20tasar%C4%B1m%20%C3%B6d%C3%BCl%C3%BCd%C3%BCr." data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">James Dyson Ödülü</a> Türkiye Ulusal Kazananı Algbio da, CO2 emisyonları ve atık sularla mücadele ederek bu önemli problemlere çözüm sunuyor.</p>
<p><a href="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/09/Algbio_Selen-Senal-2-scaled.jpg" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img decoding="async" class="alignleft size-large wp-image-48303" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/09/Algbio_Selen-Senal-2-1024x576.jpg" alt="" width="696"></a></p>
<p><strong><u>İcat</u></strong></p>
<p><a href="https://www.jamesdysonaward.org/tr-TR/2024/project/algbio" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Algbio</a>, CO2 yakalamak ve atık suyu arıtmak için mikroalgleri kullanıyor. Bu sistem, mikroalglerin büyümesini optimize eden biyoreaktörler sayesinde bunları biyoyakıtlara ve biyoplastiklere dönüştürüyor. Böylece emisyonları azaltıyor, su kalitesini iyileştiriyor, iklim değişikliğini hafifletiyor, deniz ve hava kirliliği, fosil yakıtlar ve son olarak plastik kirliliği gibi sorunları çözüyor.</p>
<p>Proje, atık yönetimi ve karbon emisyonlarının azaltılmasına katkı sağlayarak, çevreyi koruma ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşma konusunda topluma fayda sağlıyor. Algbio’nun mikroalg büyümesini optimize etmeye odaklanması, gelişmiş karbon yakalama ve atık su arıtımı için alg büyümesini en üst düzeye çıkarmak üzere kanal havuzlarının kullanımı da dahil olmak üzere gelişmiş mühendislik stratejilerine odaklanan 3 ton kapasiteli bir operasyonun kurulmasına yol açtı. Bu havuzlar, azot ve fosfor gibi kirleticilerin yüzde 95’ine kadarını etkili bir şekilde gidererek geleneksel yöntemleri geride bıraktı. Mikroalglerden biyoyakıt üretiminin titizlikle test edilmesi, maliyet etkinliğini ve mevcut motorlarla modifikasyon olmaksızın uyumluluğunu gösteriyor.</p>
<p>Genç mühendisler, tasarımın ilham kaynağının, İstanbul gibi büyük şehirlerde ve dünya genelinde gözlemledikleri ciddi çevresel sorunlar olduğunu söylüyor. Özellikle İstanbul’da denizlerdeki müsilaj sorunlarının ve yoğun CO2 emisyonlarının, şehrin biyolojik çeşitliliğini ve ekosistemini tehdit ettiğini vurguluyorlar.</p>
<p><a href="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/09/Algbio_Selen-Senal-1-scaled.jpg" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img decoding="async" class="alignleft size-large wp-image-48302" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/09/Algbio_Selen-Senal-1-1024x576.jpg" alt="" width="696"></a></p>
<p>Algbio, 2024 James Dyson Ödülü Ulusal Kazananı olarak, medya görünürlüğünün yanı sıra projeyi geliştirme ve ticarileştirmede atacağı sonraki adımları desteklemek üzere 5.000 Sterlin’lik ödülün de sahibi oldu. Kazandıkları bu ödülün, projelerini bir sonraki aşamaya taşımak için büyük bir fırsat olacağını söyleyen genç mühendisler, bu fonu, prototiplerini daha da geliştirip test etmek ve tasarımlarını iyileştirmek için kullanmayı planladıklarını, böylelikle bu sürecin, hem ulusal hem de uluslararası pazarda daha güçlü bir konuma gelmelerini sağlayacaklarını belirtiyorlar.</p>
<p>Algbio, 2018 yılında Marmara Üniversitesi Biyomühendislik Bölümü’nden mezun olan, yüksek lisansını Yıldız Teknik Üniversitesi Biyomühendislik üzerine yapmış ve hali hazırda Doktorasını da Yeditepe Üniversitesi Biyoteknoloji üzerine yapan Selen Şenal ve Gebze Teknik Üniversitesi Biyomühendislik Bölümü’nden mezun Ceyda Güneş tarafından tasarlandı.</p>
<p><strong>James Dyson Ödülü Ulusal Kazananı Selen Şenal</strong> ödüle dair şunları söyledi: “James Dyson Ödülü’ne başvurmamızın temel nedeni, yenilikçi mühendislik çözümlerimizle küresel çevre sorunlarına dikkat çekmek ve bu sorunlara etkili çözümler sunma arzumuzdur. Yarışma, projelerimizi dünya çapında tanıtmak ve daha geniş bir kitleye ulaştırmak için önemli bir fırsat sundu. Yarışma hakkında bilgiyi sosyal medya toplulukları aracılığıyla edinmiştik.”</p>
<p><strong>Dyson jüri temsilci grubunda yer alan Dyson’da Kıdemli Mekatronik Mühendisi Mehmet Akbulut </strong>ise, “Dyson’da dünya problemlerine çözüm bulmaya çalışırken, bir yandan da bu çözümlerin sürdürülebilir, çok yönlü ve az maliyetli olmasına özen gösteriyoruz. Algbio projesi atık sular ve CO2 emisyonları gibi global düzeyde de çok büyük problem olarak gözüken sorunlara çözüm olurken aynı zamanda biyoyakıt ve biyoplastik üretiyor. Ülkemizin böylesine prestijli bir yarışmada böylesine güçlü bir projeyle de boy göstermesi ayrıca mutluluk verici. Ulusal kazananımızı tebrik ediyorum ve ona global yarışmada başarılar diliyorum.” dedi.</p>
<p>Algbio, James Dyson Ödülü’nün bir sonraki aşaması olan,16 Ekim’de Dyson mühendisleri tarafından seçilecek uluslararası İlk 20 listesine kalmaya çalışacak. Ardından 13 Kasım’da da James Dyson tarafından seçilecek uluslararası kazananlar açıklanacak.</p>
<p><strong>Ulusal İkinciler</strong></p>
<p><a href="https://www.jamesdysonaward.org/en-US/2024/project/migrelieve-1" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer"><strong>MigRelieve</strong></a></p>
<figure aria-describedby="caption-attachment-48323" class="wp-caption alignleft"><a href="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/09/MigRelieve_Yusuf-Sayin-1.jpg" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img decoding="async" class="size-large wp-image-48323" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/09/MigRelieve_Yusuf-Sayin-1-560x315.jpg" alt="" width="560"></a><figcaption class="wp-caption-text">Yusuf Sayın’ın projesi olan MigRelieve, Migren ağrılarını doğal yollarla hafifletmeyi hedefliyor.</figcaption></figure>
<p><strong>Problem: </strong>Günümüzde Migren ağrısı çeken insanlar, hayatlarına ve günlük aktivitelerine devam etmede zorluk yaşıyorlar ve ilaca çok fazla bağımlı kalıyorlar.<strong>  </strong></p>
<p><strong>Çözüm: </strong>İstanbul Bilgi Üniversitesi Endüstriyel Ürün Tasarımı mezunu Yusuf Sayın’ın icat ettiği MigRelieve, migren ağrısını doğal yollarla hafifletmek ve ilaç bağımlılığını azaltmak için tasarlanmış alternatif bir tıbbi üründür. “C” şekli, soğuk kompres, sıcak kompres ve ritmik titreşim terapisiyle trigeminal ve vagus sinirlerini hedeflerken baş üzerinde stabilite sağlıyor. Trigeminal ve vagus sinirlerini hedef alan sıcak kompres, soğuk kompres ve titreşim terapisi sunuyor. MigRelieve, sıcaklık kontrolü için bir Peltier mekanizmasına ve ısı dağıtımı için alüminyum bir soğutucu ile mini bir titreşim motoruna sahiptir. Mikro denetleyici tabanlı bir platform tarafından çalıştırılıyor ve bir sıcaklık sensörü, lityum polimer pil, LED göstergeler ve termal pedler içeriyor. MigRelieve, migren ağrısını çok yönlü bir yaklaşımla yöneterek yaşam kalitesini artırmayı amaçlıyor.</p>
<p><a href="https://www.jamesdysonaward.org/en-US/2024/project/flexcare" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer"><strong>FlexCare</strong></a></p>
<figure aria-describedby="caption-attachment-48306" class="wp-caption alignleft"><a href="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/09/FlexCare_Zeynep-Alkaya-2.jpg" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img decoding="async" class="size-large wp-image-48306" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/09/FlexCare_Zeynep-Alkaya-2-560x315.jpg" alt="" width="560"></a><figcaption class="wp-caption-text">Zeynep Alkaya’nın geliştirdiği FlexCare, diz problemlerini iyileştirmeye yardımcı oluyor.</figcaption></figure>
<p><strong>Problem: </strong>Dizlerinde problem olan, ameliyatlı veya fizik tedavi seanslarına ihtiyaç duyan insanların tedavi için önemli ölçüde zaman kaybetmesi ve zorluklarla karşılaşması.</p>
<p><strong>Çözüm: </strong>İstanbul Bilgi Üniversitesi Endürstriyel Tasarım bölümünden mezun Zeynep Alkaya’nın geliştirdiği FlexCare, diz hastalıkları için bir diz tedavi kitidir. Tedaviyi hızlandırıyor ve fizik tedaviye kolay erişim sağlıyor. Kit, doktor ve fizyoterapistlerin gözetimi altında stabilizasyon, soğuk terapi ve elektroterapi yöntemlerini birleştiriyor.</p>
<p>FlexCare Diz Tedavisi kiti üç ana tedaviyi entegre ediyor: stabilizasyon, kriyoterapi ve elektroterapi. Stabilizasyon bileşeni, sağlık uzmanları tarafından ayarlanan yerleşik bir mekanizma ve ROM (Eklem Hareket Açıklığı) menteşe sistemi aracılığıyla özelleştirilebilen, patella ve yan bağların etrafında şişirilebilir bir sisteme sahip bir destek içeriyor. Kriyoterapi için bir korse, üst kısım sıcaklığını korurken ciltle temas eden alanı soğutan bir Peltier sistemi barındırıyor. Kontrol cihazı sayesinde hasta tedaviyi başlatabiliyor. Her 15-20 dakikalık seanstan sonra yeniden şarj edilmesi gereken bir lityum pil güç sağlıyor. Elektroterapi, bir elektrot yerleştirme sayfası, elektrotlar, kablolar ve bir cihaz içeriyor. Uzmanlar elektrotları hastanın ihtiyaçlarına göre ayarlıyor; perçinli yüzeyler bunları levha aracılığıyla sabitliyor. Kablolar önceden yüklenmiş parametrelerle cihaza bağlanıyor ve gözetim altında hasta kontrollü ayarlamalara izin veriyor. Pimler, elektrot pozisyonlarını seans sonrasında sabitleyerek gelecekteki kurulumları kolaylaştırıyor.</p>
<p><strong>James Dyson Ödülü Hakkında</strong></p>
<p>James Dyson Ödülü, Sir James Dyson’ın mühendislerin dünyayı değiştirme gücünü gösterme taahhüdünün bir parçasını oluşturuyor. Sir James Dyson’ın mühendislik-eğitim hayır kurumu olan <a href="https://www.jamesdysonfoundation.co.uk/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">James Dyson Vakfı</a> tarafından, bu yıl 29 ülkede yürütülen Ödül, bugüne kadar 400’den fazla icadı 1 milyon Sterlinin üzerinde para ödülüyle desteklemiştir.</p>
<p> </p>
<p><strong><u>Özet</u></strong></p>
<p>Problem çözen bir şey tasarlamanız isteniyor. Bu problem hepimizin günlük hayatta karşılaştığı bir problem olabileceği gibi küresel bir problem de olabilir. Önemli olan, çözümün etkili olması ve dikkate değer bir tasarım düşüncesi göstermesidir.</p>
<p><strong><u>Süreç</u></strong></p>
<p>Başvurular, ilk olarak ulusal düzeyde bir jüri ekibi ve Dyson mühendisleri tarafından değerlendirilir. Her katılımcı ülke bir Ulusal kazanan ve iki Ulusal ikinci seçerek ödüllendirir. Dyson mühendislerinden oluşan bir panel, kazananlar arasından 20 başvurudan oluşan uluslararası İlk 20 listesini seçer. En iyi 20 proje daha sonra Uluslararası kazananları seçen Sir James Dyson tarafından incelenir.</p>
<p><strong><u>Ödül</u></strong></p>
<ul>
<li>Sir James Dyson tarafından seçilen uluslararası kazananlar 30 bin Sterlin’e kadar para ödülü alma hakkı kazanır.</li>
<li>Uluslararası ikinciler 5 bin Sterlin para ödülü alma hakkı kazanır.</li>
<li>Ulusal kazanların her biri 5 bin Sterlin para ödülü alma hakkı kazanır.</li>
</ul>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Uygunluk kriterleri</strong></p>
<p>Adaylar, lisans veya lisansüstü mühendislik/tasarım ile ilgili bir derse en az bir yarıyıl kayıtlı veya son dört yıl içinde kayıt yaptırmış olmalıdır. Bu dersler, James Dyson Ödülü’ne katılmak için seçilen bir ülke veya bölgedeki bir üniversitede olmalıdır.</p>
<p>Ekip başvuruları söz konusu olduğunda, tüm üyeler James Dyson Ödülü’ne katılmak için seçilen bir ülke veya bölgedeki bir üniversitede lisans veya yüksek lisans programına en az bir sömestr için kayıt yaptırmış veya son dört yıl içinde eğitim almış olmalıdır. En az bir ekip üyesi, mühendislik veya tasarım alanında eğitim görmüş olmalıdır. Seviye 6 veya Seviye 7’de bir başlangıç derecesine katılanlar ve bu dereceyi son dört yılda tamamlayanlar ödüle başvurmaya hak kazanırlar.</p>
<p>Sıkça Sorulan Sorular kısmını James Dyson Ödülü <a href="https://www.jamesdysonaward.org/tr-tr/faq/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">web sitesinde</a> bulabilirsiniz.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Geçmiş yıllardan kazananlar</strong></p>
<ul>
<li><a href="https://www.jamesdysonaward.org/2023/project/the-golden-capsule/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">2023 Uluslararası kazanan – The Golden Capsule (Güney Kore)</a><br>
Afet bölgelerinde kullanılmak üzere tasarlanmış, el işlemi gerektirmeyen bir intravenöz (IV) tedavi cihazı</li>
<li><a href="https://www.jamesdysonaward.org/2023/project/e-coating/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">2023 Sürdürülebilirlik kazananı – E-COATING (Hong Kong)</a><br>
Yüksek soğutma etkisine sahip sürdürülebilir bir dış cephe kaplaması olan ve iklimlendirmenin çevresel maliyetlerini azaltan bir icat</li>
</ul>
<ul>
<li><a href="https://www.jamesdysonaward.org/tr-TR/2022/project/smartheal/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">2022 Uluslararası kazanan – SmartHEAL (Polonya)</a></li>
</ul>
<p>pH seviyesini ölçerek yaranın ne kadar iyi iyileştiğini gösteren, pansumanlar için akıllı bir sensör.</p>
<ul>
<li><a href="https://www.jamesdysonaward.org/tr-TR/2022/project/polyformer-plastic-bottles-to-filament-in-rwanda/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">2022 Sürdürülebilirlik kazananı – Polyformer (Kanada)</a></li>
</ul>
<p>Plastik şişeleri gelişmekte olan ülkeler için uygun fiyatlı 3D yazıcı filamentine dönüştüren bir makine.</p>
<p> </p>
<p><strong>James Dyson Award sosyal medya hesapları</strong></p>
<ul>
<li>Web sitesi: <a href="https://www.jamesdysonaward.org/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">https://www.jamesdysonaward.org/</a></li>
<li>Instagram: <a href="https://www.instagram.com/jamesdysonaward/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">@jamesdysonaward</a></li>
<li>X: <a href="https://twitter.com/jamesdysonaward?lang=en" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">@jamesdysonaward</a></li>
<li>TikTok: <a href="https://www.tiktok.com/@jamesdysonaward" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">@jamesdysonaward</a></li>
<li>LinkedIn: <a href="https://www.linkedin.com/company/james-dyson-award/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">James Dyson Award</a></li>
<li>YouTube: <a href="https://www.youtube.com/channel/UCCmpkX9j9RNtGiJSpicFAHQ" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">com/jamesdysonfoundation</a></li>
</ul>
<p><a href="https://popsci.com.tr/2024-james-dyson-odulu-ulusal-kazanani-belli-oldu/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">2024 James Dyson Ödülü Ulusal Kazananı Belli Oldu!</a> yazısı ilk önce <a href="https://popsci.com.tr/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Popular Science</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gökbilimciler Neden Gökyüzünde Sürekli Aynı Noktaya Bakıyor?</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/goekbilimciler-neden-goekyuzunde-surekli-ayni-noktaya-bakiyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/goekbilimciler-neden-goekyuzunde-surekli-ayni-noktaya-bakiyor</guid>
<description><![CDATA[ Macellan Bulutları’na neden bu kadar takmış durumdayız? Evren devasa bir yer. Ancak gökbilimciler geceleri gökyüzünün bazı bölümlerine defalarca bakıyor. Örneğin Hubble Uzay Teleskobu’ndan James Webb Uzay Teleskobu (JWUT) ve ötesine kadar pek çok teleskop, Samanyolu galaksisinin hemen yanındaki semavi mahallemizde yer alan iki ufak galaksi olan Macellan Bulutları‘na bakmış. Evrende seçilecek o kadar şey varken bilim […]
Gökbilimciler Neden Gökyüzünde Sürekli Aynı Noktaya Bakıyor? yazısı ilk önce Popular Science üzerinde ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/09/eso-lmc-smc-milky-way1-1024x576.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Gökbilimciler, Neden, Gökyüzünde, Sürekli, Aynı, Noktaya, Bakıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<a href="https://popsci.com.tr/gokbilimciler-neden-gokyuzunde-surekli-ayni-noktaya-bakiyor/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img width="150" height="150" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/09/eso-lmc-smc-milky-way1-150x150.jpg" alt="Gökbilimciler Neden Gökyüzünde Sürekli Aynı Noktaya Bakıyor?" align="left"></a><p><strong>Macellan Bulutları’na neden bu kadar takmış durumdayız?</strong></p>
<p>Evren devasa bir yer. Ancak gökbilimciler geceleri gökyüzünün bazı bölümlerine defalarca bakıyor. Örneğin <a href="https://popsci.com.tr/?s=hubble" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Hubble Uzay Teleskobu’ndan</a> James Webb Uzay Teleskobu <a href="https://popsci.com.tr/?s=james+webb" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">(JWUT)</a> ve ötesine kadar pek çok teleskop, Samanyolu galaksisinin hemen yanındaki semavi mahallemizde yer alan iki ufak galaksi olan <a href="https://www.britannica.com/topic/Magellanic-Cloud" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Macellan Bulutları</a>‘na bakmış. Evrende seçilecek o kadar şey varken bilim insanları neden aynı şeye bu kadar fazla kez bakıyor?</p>
<p>Görünüşe göre göksel bir olgunun tek bir örneğine yönelik fazla miktarda bilgi, aslında gökbilimcilerin tablonun tamamını çok daha iyi anlamasına yardımcı oluyor ve bazı önemli bilimsel ilerlemelere yol açıyor. Özellikle Macellan Bulutları, galaksilerin birbirleriyle nasıl etkileşime girdiğinin (aralarından kıvrılan gaz ve toz, şekillerinin değişmesi ve hatta koca yıldızları birbirleriyle takas etmeleri) yanısıra yıldızların da nasıl oluştuğunu inceleme yönünden mükemmel bir laboratuvar.</p>
<p>Büyük Macellan Bulutu (BMB) ve Küçük Macellan Bulutu (KMB) şeklinde bilinen bu iki Macellan Bulutu, tam da kozmik arka bahçemizde yer alıyor. 150.000 ışık yılından biraz daha uzaktalar. Samanyolu galaksisinin uzak kenarlarının <a href="https://www.space.com/25450-large-magellanic-cloud.html" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">300.000 ışık yılından ötelere uzandığını</a> fark edene kadar kulağa uzak geliyor. Bu arada en yakın tam boyutlu <a href="https://popsci.com.tr/?s=andromeda" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">komşu galaksimiz Andromeda</a>, tam tamına 2,6 milyon ışık yılı uzaklıkta.</p>
<figure aria-describedby="caption-attachment-48334" class="wp-caption alignnone"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-full wp-image-48334" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/09/721196main_721020main_heic1301a_full1-560x424.jpg" alt="" width="560"><figcaption class="wp-caption-text">Samanyolu galaksisinin uydu bir galaksisi olan Büyük Macellan Bulutu Dünya’dan yaklaşık 200.000 ışık yılı mesafede, galaksimizin etrafında uzun ve yavaş bir dans yaparak uzayda süzülüyor. İçindeki devasa gaz bulutları yavaşça çökerek yeni yıldızlar meydana getiriyor. Bu yıldızlar da karşılığında, Hubble Uzay Teleskobu’nun çektiği bu görüntüde görülebildiği üzere gaz bulutlarını bir renk cümbüşüyle aydınlatıyor. Görüntü: ESA/NASA/Hubble, <a href="https://www.nasa.gov/image-article/large-magellanic-cloud/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">NASA</a> aracılığıyla</figcaption></figure>
<p>BMB ve KMB, kelimenin tam anlamıyla birbirlerine ve Samanyolu galaksisine dolanmış durumda. <a href="https://astronomy.swin.edu.au/cosmos/M/Magellanic+Stream" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Macellan akıntısı</a> adı verilen yapı, BMB ile ana galaksimiz arasında hareket eden bir gaz tutamı. BMB ve KMB arasında bulunan benzer bir yapı ise <a href="https://www.space.com/25450-large-magellanic-cloud.html" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Macellan köprüsü</a>. Yıldızlar ve diğer maddelerden oluşan bu nehirler, dev galaksimize çok yaklaşırlarsa cüce galaksilerden madde hortumlayan kütleçekimin iş başında olduğunun kanıtı.</p>
<p>Kütleçekim yıldız maddelerinin etrafında hareket ettikçe, gaz ve toz bulutlarından yeni yıldızlar doğuyor. Özellikle aktif birer yıldız oluşum yuvası olan BMB ve KMB, bilim insanlarına <a href="https://www.spitzer.caltech.edu/image/ssc2006-17b1-large-magellanic-cloud-in-the-infrared" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">bir galaksideki yıldız ham maddelerinin nasıl dolaştığını</a> daha yakından inceleme fırsatı sunuyor. Örneğin <a href="https://popsci.com.tr/?s=spitzer+" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Spitzer Uzay Teleskobu</a>‘nun kızılötesi ısıl görüş ile gözlemlediği görüntüler, <a href="https://www.spitzer.caltech.edu/image/ssc2006-17b1-large-magellanic-cloud-in-the-infrared" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">yeni yıldız oluşumunun BMB’deki tozu nerede tükettiğini</a> ve artıkları nereye attığını ortaya çıkarmış.</p>
<figure aria-describedby="caption-attachment-48335" class="wp-caption alignnone"><img decoding="async" class="size-full wp-image-48335" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/09/Mellinger_LMCSMC_only_10801-560x315.jpg" alt="" width="560"><figcaption class="wp-caption-text">Bu <a href="https://imagine.gsfc.nasa.gov/resources/dict_qz.html#visible" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">görünür ışık</a> mozaiği, Büyük Macellan Bulutu ve Küçük Macellan Bulutu’nu gösteriyor. Yaklaşık 21 dereceyle ayrılan bu iki galaksi, Güney Yarımküre’den karanlık gökyüzüne bakıldığında soluk, parlayan lekeler biçiminde kolayca görülebiliyor. Bize en yakın önemli galaksilerden olan BMB ve KMB, sırasıyla 163.000 ve 200.000 ışık yılı kadar uzakta duruyor. Görüntü: Axel Mellinger, Central Michigan Üniversitesi, <a href="https://imagine.gsfc.nasa.gov/news/11jun13.html" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">NASA</a> aracılığıyla</figcaption></figure>
<p>Gökbilimciler laboratuvarda bir yıldız yapamadığı ve sıkı kontrollü deneyler yürütemediğinden, bunun yerine uzaydaki şeylere mümkün olduğu kadar fazla açıdan bakış atıyorlar. Bir heykelin neden yapıldığını ve nasıl oyulduğunu anlamanız gerektiğini ama ona dokunamadığınızı ve sadece odanın diğer tarafından bakabildiğinizi hayal edin; hakkında nasıl bir şeyler öğreneceğinizi bulmak için yaratıcı olmanız ve farklı açılardan fotoğraflar çekmeniz gerekir.</p>
<p>Gökbilimde ise bu farklı fotoğraf “açıları”, aslında <a href="https://popsci.com.tr/uzay-teleskobu-goruntulerindeki-tum-o-renkler-nereden-geliyor/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">ışığın farklı dalga boylarında</a> yapılan gözlemlerdir. Gökbilimciler bir şeye elektromanyetik tayfın tümüyle bakarak, baktıkları uzay cismi hakkında daha fazla bilgi (çok uzak bir bulmacanın farklı parçalarını) toplarlar. Örneğin <a href="https://popsci.com.tr/?s=jwut" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">JWUT ile yapılan kızılötesi gözlemler</a>, yakınımızda yer alan BMB’deki tozlu yıldız oluşumunun evrenin ilk dönemlerindeki galaksilere göre ne kadar farklı olduğunu gösterirken, <a href="https://popsci.com.tr/?s=chandra" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Chandra X-Işını Teleskobu</a> ile yapılan gözlemlerde de bu <a href="https://chandra.si.edu/blog/node/434" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">bulutlardaki enerjik genç yıldızların işaretleri</a> belirlenmiş.</p>
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="0Ir5TvbMWf"><p><a href="https://popsci.com.tr/teleskoplarin-400-yili-evren-arastirmalarimiza-acilan-bir-pencere/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Teleskopların 400 Yılı: Evren Araştırmalarımıza Açılan Bir Pencere</a></p></blockquote>
<p></p>
<p>Gökbilimcilerin ışıkla oynayarak, uzaktaki bir galaksiyle doğrudan etkileşime girmeden çok daha fazla bilgi topladığı başka bir sürü yöntem var. Örneğin <a href="https://webbtelescope.org/contents/articles/spectroscopy-101--introduction" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">tayfölçüm</a>, ışığı tüm farklı dalga boylarına ayırarak gökbilimcilerin bir cisimden hangi tip ışık geldiğini görmesine ve böylelikle o cismin neden meydana geldiğini belirlemesine olanak sağlıyor; Macellan Bulutları’nda (ve ötesinde), gökbilimciler bir yıldızın içerisinde hangi elementlerin bulunduğunu bu şekilde belirliyor. Bir diğer yöntem olan <a href="https://astrobites.org/2022/10/23/astrobites-guide-to-polarimetry/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">kutupölçüm</a>, ışığı iki kutuplaşma haline ayırıyor (Dünya’nın gökyüzünden gelen parlak mavi ışığının bir kısmını engelleyen o hoş, <a href="https://www.fostergrant.com/help/product-help/why-polarized-sunglasses" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">polarize güneş gözlükleri gibi</a> bir nevi). Gökbilimciler Macellan Bulutları’nda etraflarını aydınlatan parlak bebek yıldızları <a href="https://ui.adsabs.harvard.edu/abs/1999AJ....118.2280C/abstract" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">gözetlerken kutupölçüm kullanmışlar</a>.</p>
<figure aria-describedby="caption-attachment-48336" class="wp-caption alignnone"><img decoding="async" class="size-full wp-image-48336" src="https://popsci.com.tr/wp-content/uploads/2024/09/ssc2006-17b11-560x560.jpg" alt="" width="560"><figcaption class="wp-caption-text">NASA’nın Spitzer Uzay Teleskobu’ndan gelen bu canlı görüntü, Samanyolu galaksimizin uydu bir galaksisi olan Büyük Macellan Bulutu’nu gösteriyor. Görüntü: NASA/JPL-Caltech/M. Meixner (STScI) & SAGE Miras Takımı, <a href="https://www.spitzer.caltech.edu/image/ssc2006-17b1-large-magellanic-cloud-in-the-infrared" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">Spitzer</a> aracılığıyla</figcaption></figure>
<p>Üstelik gökbilimciler teleskoplarıyla aynı cismi ziyaret etmeye devam ederse, bu cismin zamanla nasıl değiştiğini de görebilirler. Galaksiler ve yıldızlar insanlara göre çok daha uzun zaman ölçeklerinde yaşasa da; sadece birkaç yıllık zaman diliminde saptanan ilginç farklılıklar hâlâ sıkça görülüyor. Geçen zaman, Dünya’daki teknolojimizin giderek daha iyi hale gelmesiyle ilave faydalar da sağlıyor; günümüzde teleskoplar, yirmi yıl öncesine göre bile çok daha detaylı şekilde görebiliyorlar.</p>
<p>Gökbilimciler bunun sürecin bir parçası olduğunu biliyor; hatta geçenlerde Macellan Bulutları’nı yeniden ziyaret ettikleri <a href="https://arxiv.org/pdf/2407.19991" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="external noopener noreferrer">bir projeye “Evet, Yine Macellan Bulutları” adını vermişler</a>. Aynı eski hedefe atılan bu yeni bakış, bazı yıldızların beklenmedik derecede eski olduğunu ortaya çıkarmış. Ayrıca daha önce fark edilmeyen bazı yeni yapılar da ortaya çıkmış. Macellan Bulutları şimdiye kadar sahip olduğumuz en iyi teleskopların hepsiyle fotoğraflansa da gelecekte başka bir kampanyanın odağında olacakları kesin; dış uzayın gizemleri söz konusu olduğunda, her zaman öğrenecek daha fazla şey ve anlaşılıp rafine edilecek daha fazla detay olacak.</p>
<p><em>Yazar: Briley Lewis/Popular Science. Çeviren: Ozan Zaloğlu.</em></p>
<p><a href="https://popsci.com.tr/gokbilimciler-neden-gokyuzunde-surekli-ayni-noktaya-bakiyor/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Gökbilimciler Neden Gökyüzünde Sürekli Aynı Noktaya Bakıyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://popsci.com.tr/" data-wpel-link="internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Popular Science</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Buğdayda Sarı Pas Hastalığına Dikkat!</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/bugdayda-sari-pas-hastaligina-dikkat</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/bugdayda-sari-pas-hastaligina-dikkat</guid>
<description><![CDATA[ Kuruya ekim yapılan kışlık buğday ekim alanlarında Buğdayda Sarı Pas (Puccinia striiformis) hastalık belirtisi en erken görülen pas türüdür. (Çizgi Pası) Buğday tarlalarında ilkbaharda 10-15 °C hava sıcaklığı ve yüksek nem hastalık için uygun şartları oluşturur. Yaprakların üst yüzeyinde makina dikişi şeklinde ve sarı renkte püstüller görülür. Bu püstüllerden etmenin çevreye dağılımı rüzgarla olur. Hastalığın şiddetli olduğu yıllarda sporlar; başakların kavuz ve kılçıkları üzerinde de görülebilir. Etmen yazı canlı kalabilen yabani buğdaygillerde kışı ise güzlük ekilen buğdaylarda üredospor biçiminde geçirir.

Mücadelesinde;

Kültürel tedbir olarak önce; sık ekim yapılmamalıdır.(Buğday tarımında iyi hazırlanmış alana mibzerle ile ekim tercih edilmelidir.)

Yabancı ot mücadelesi zamanında yapılmalıdır.

Fazla azotlu gübre verilmemeli, (Bitki besleme toprak analizi sonucuna göre yapılmalıdır)

Pasa dayanıklı buğday çeşitleri ile üretim yapılmalı, ara konukçu bitkiler imha edilmelidir.

Kimyasal mücadelesinde ise buğdayda alt yapraklarda ilk belirtiler görüldüğünde ve hava şartları uygun olduğunda (%90 orantılı nem ve 15-20 ºC sıcaklıkta) hastalığa karşı ruhsatlı Bitki koruma Ürünlerinin reçete ettirilerek uygun hava şartlarında uygulama yapılması gerekmektedir.

Üreticilerimizin hasada bir ay kala bitki olgunlaşma dönemine girdiğinden ilaçlama yapmaması gerekmektedir. ]]></description>
<enclosure url="http://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66e2d67943677.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Buğdayda, Sarı, Pas, Hastalığına, Dikkat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span>Kuruya ekim yapılan kışlık buğday ekim alanlarında <strong>Buğdayda Sarı Pas (</strong><strong><em>Puccinia striiformis</em>) </strong>hastalık belirtisi <strong>en erken görülen pas</strong> türüdür. (<strong>Çizgi Pası</strong>) Buğday tarlalarında ilkbaharda 10-15 °C hava sıcaklığı ve yüksek nem hastalık için uygun şartları oluşturur. <strong>Yaprakların üst yüzeyinde makina dikişi şeklinde ve sarı renkte püstüller görülür.</strong> Bu püstüllerden etmenin çevreye dağılımı rüzgarla olur. Hastalığın şiddetli olduğu yıllarda sporlar; başakların kavuz ve kılçıkları üzerinde de görülebilir. Etmen yazı canlı kalabilen yabani buğdaygillerde kışı ise güzlük ekilen buğdaylarda üredospor biçiminde geçirir.</span></span></p>
<p><span><span>Mücadelesinde;</span></span></p>
<p><span><span><strong>Kültürel tedbir olarak önce; sık ekim yapılmamalıdır</strong>.(Buğday tarımında iyi hazırlanmış alana mibzerle ile ekim tercih edilmelidir.)</span></span></p>
<p><span><span><strong>Yabancı ot mücadelesi zamanında yapılmalı</strong>dır.</span></span></p>
<p><span><span><strong>Fazla azotlu gübre verilmemeli</strong>, (Bitki besleme toprak analizi sonucuna göre yapılmalıdır)</span></span></p>
<p><span><span><strong>Pasa dayanıklı </strong>buğday çeşitleri ile üretim yapılmalı, ara konukçu bitkiler imha edilmelidir.</span></span></p>
<p><span><span><strong>Kimyasal mücadelesinde</strong> ise buğdayda alt yapraklarda ilk belirtiler görüldüğünde ve hava şartları uygun olduğunda (%90 orantılı nem ve 15-20 ºC sıcaklıkta) hastalığa karşı ruhsatlı Bitki koruma Ürünlerinin reçete ettirilerek uygun hava şartlarında uygulama yapılması gerekmektedir.</span></span></p>
<p><span><span><strong>Üreticilerimizin hasada bir ay kala bitki olgunlaşma dönemine girdiğinden ilaçlama yapmaması gerekmektedir.</strong></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Fransa&amp;apos;da alarm verildi: 5 binden fazla deniz kestanesi ölü bulundu</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/fransada-alarm-verildi-5-binden-fazla-deniz-kestanesi-oelu-bulundu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/fransada-alarm-verildi-5-binden-fazla-deniz-kestanesi-oelu-bulundu</guid>
<description><![CDATA[ Fransa&#039;nın denizaşırı topraklarından Hint Okyanusu&#039;ndaki Reunion Adası&#039;nda yaklaşık 2 ayda 5 binden fazla deniz kestanesi ölü bulundu. Uzmanlar, ölümlerin Ada&#039;daki mercan resifinde nitrat ve fosfat kirliliğinin arttığı dönemde yaşandığına dikkati çekiyor.Ada&#039;nın batı kıyısındaki plajlarda &quot;echinothrix diadema&quot; cinsi yüzlerce deniz kestanesinin ölü bulunmasının ardından 24 Temmuz&#039;da alarm verildi.Temmuzdan bu yana Ada&#039;da 5 binden fazla deniz kestanesi ölü bulundu.Bilim insanları, bölgedeki 41 deniz kestanesi yaşam alanının sadece birinde kaydedilen ölümlerin ardından bu deniz canlılarının üzerinde yaptıkları incelemede Ada&#039;da ilk kez görülen bir parazit tespit etti.Deniz kestanelerinin ölümüne yol açan şeyin ne olduğu kesin bilinmemekle birlikte uzmanlar, ölümlerin Ada&#039;daki mercan resifinde nitrat ve fosfat kirliliğinin arttığı dönemde yaşandığına dikkati çekiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rju1l4dYWEC49A_9CX0_-w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Fransada, alarm, verildi:, binden, fazla, deniz, kestanesi, ölü, bulundu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rju1l4dYWEC49A_9CX0_-w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Fransa'da alarm verildi: 5 binden fazla deniz kestanesi ölü bulundu"><p>Fransa'nın denizaşırı topraklarından Hint Okyanusu'ndaki Reunion Adası'nda yaklaşık 2 ayda 5 binden fazla deniz kestanesi ölü bulundu. Uzmanlar, ölümlerin Ada'daki mercan resifinde nitrat ve fosfat kirliliğinin arttığı dönemde yaşandığına dikkati çekiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Db7gFvMFP0qHLcT6Fli5_Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ada'nın batı kıyısındaki plajlarda "echinothrix diadema" cinsi yüzlerce deniz kestanesinin ölü bulunmasının ardından 24 Temmuz'da alarm verildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SCgl8BWfzk6-VBbaZ6jl0A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Temmuzdan bu yana Ada'da 5 binden fazla deniz kestanesi ölü bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SYd4br8S-kuVsIMWtRt58A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bilim insanları, bölgedeki 41 deniz kestanesi yaşam alanının sadece birinde kaydedilen ölümlerin ardından bu deniz canlılarının üzerinde yaptıkları incelemede Ada'da ilk kez görülen bir parazit tespit etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bl85dn2CaUSp3Es-yXSZkg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Deniz kestanelerinin ölümüne yol açan şeyin ne olduğu kesin bilinmemekle birlikte uzmanlar, ölümlerin Ada'daki mercan resifinde nitrat ve fosfat kirliliğinin arttığı dönemde yaşandığına dikkati çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/smqkpg9Bn02jMqQXm1sfzQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aiNwDB2jsUCJF9ywyMMdIg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aDb2CvnowESQ-rTPeuLpDg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eH2dFqAUBUSeThncVlZVUw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çimento suya karıştı, binlerce balık öldü</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/cimento-suya-karisti-binlerce-balik-oeldu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/cimento-suya-karisti-binlerce-balik-oeldu</guid>
<description><![CDATA[ Samsun’da bir akarsu üzerinde yapılan ıslah ve bent çalışmalarında suya çimento karıştı. Suya karışan çimento, binlerce balığın ölümüne neden oldu.Samsun&#039;da, Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından bir akarsu üzerinde yapılan ıslah ve bent projesinde suya karışan çimento, binlerce balığın ölmesine yol açtı.DSİ tarafından 19 Mayıs ilçesinden geçen Engiz Çayı’nda tersip bendi ve ıslah çalışması yürütülüyor. Yapılan bent imalatı sırasında akarsuyun yönlendirilememesi sonucu kullanılan çimento suya karıştı. Çimento ise çayda bulunan balıklarının ölmesine sebep oldu.Bu duruma Fındıklı Mahallesi sakinleri tepki gösterdi.Suyun içerisine giren bir mahalle sakini ise yaklaşık yarım saat içinde 300’e yakın ölü balık topladı.Fındıklı Mahallesi sakini 44 yaşındaki Sunay Aydın, “Bent çalışmasında suyu bir tarafa aktarmadan direkt çimentoyu döküyorlar ve çalışma alanının yaklaşık 3 kilometre aşağısına kadar derede bir tane canlı balık kalmıyor. Binlerce balık ölerek sudan akıp gitti. Bizim şu an burada topladığımız balıklar kenarda kalanlardan ibaret. Binlercesi ölerek aşağı doğru akıp gitti.” diyerek duruma tepki gösterdi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ztg9xPzYzUqiMHoQbNSbjw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Çimento, suya, karıştı, binlerce, balık, öldü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ztg9xPzYzUqiMHoQbNSbjw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Çimento suya karıştı, binlerce balık öldü"><p>Samsun’da bir akarsu üzerinde yapılan ıslah ve bent çalışmalarında suya çimento karıştı. Suya karışan çimento, binlerce balığın ölümüne neden oldu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tMJ1iIBZTU2cN3cDP-jphA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Samsun'da, Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından bir akarsu üzerinde yapılan ıslah ve bent projesinde suya karışan çimento, binlerce balığın ölmesine yol açtı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JVYm0pHWW0eINo-UN12U7w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>DSİ tarafından 19 Mayıs ilçesinden geçen Engiz Çayı’nda tersip bendi ve ıslah çalışması yürütülüyor. Yapılan bent imalatı sırasında akarsuyun yönlendirilememesi sonucu kullanılan çimento suya karıştı. Çimento ise çayda bulunan balıklarının ölmesine sebep oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/URsB5t43VEmlooc5xvV6fw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu duruma Fındıklı Mahallesi sakinleri tepki gösterdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9S8Pplq3-0-1WGLYcKtPYw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Suyun içerisine giren bir mahalle sakini ise yaklaşık yarım saat içinde 300’e yakın ölü balık topladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9P1IqI-EK0KQeGoJGkkWCg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fındıklı Mahallesi sakini 44 yaşındaki Sunay Aydın, “Bent çalışmasında suyu bir tarafa aktarmadan direkt çimentoyu döküyorlar ve çalışma alanının yaklaşık 3 kilometre aşağısına kadar derede bir tane canlı balık kalmıyor. Binlerce balık ölerek sudan akıp gitti. Bizim şu an burada topladığımız balıklar kenarda kalanlardan ibaret. Binlercesi ölerek aşağı doğru akıp gitti.” diyerek duruma tepki gösterdi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Binlerce balık oksijensiz kalıp öldü</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/binlerce-balik-oksijensiz-kalip-oeldu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/binlerce-balik-oksijensiz-kalip-oeldu</guid>
<description><![CDATA[ Ege Bölgesi’nin en önemli tarımsal su kaynağı Büyük Menderes Havzası Milli Parkı’nın son noktası olan tahliye kanalındaki toplu balık ölümlerinin sebebi belli oldu. Binlerce balığın, sulama sezonunun bitmesiyle baraj kapaklarının kapanması, artan sıcaklıklar ve kuraklığın etkisiyle ana tahliye kanalında sudaki oksijen miktarının azalmasından dolayı öldüğü belirlendi. Balık ölümlerinin başka nedeni olup olmadığının tespiti için ayrıca su ve ölü balık numuneleri alınıp analize gönderildiği kaydedildi.Aydın’ın Söke ilçesine bağlı Büyük Menderes Havzası’nın tahliye kanalında 2 gün önce toplu balık ölümleri gerçekleşti.Büyük Menderes Deltası Milli Parkı’nın tam ortası, yaklaşık 6 kilometre boyunca sazlıklar ölü balıklarla doldu.
Toplu balık ölümlerine Aydın Valiliği el attı. Aydın İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, kanaldan incelenmek üzere su ve ölen balıklardan alıp, tahlile gönderdi.Konuyla ilgili olarak valilikten yapılan yazılı açıklamada, binlerce balığın ölüm sebebinin oksijensizlik olduğu ifade edildi.Açıklamada şöyle denildi:
“Söke ilçesindeki tahliye kanalında toplu halde balık ölümlerinin yaşanması haberleri üzerine, ilgili tüm kurumlarımız tarafından gerekli çalışmalar başlatılarak denetime esas numuneler incelenmek üzere yetkili laboratuvarlara gönderilmiştir. Toplu balık ölümleri nedeniyle ilgili yapılan araştırmalar sonucunda; sulama sezonunun bitmesiyle baraj kapaklarının kapanması, artan sıcaklıklar ve kuraklığın etkisiyle ana tahliye kanalında sudaki oksijen miktarının azalması nedenleriyle balık ölümlerinin gerçekleştiği kurum yetkililerince bildirilmiştir. Balık ölümlerinin bu nedenler dışında farklı bir nedenle olup olmadığının belirlenmesi amacıyla su ve ölü balık numuneleri alınarak analize gönderilmiştir. Konu üzerinde hassasiyetle durulmakta ve incelemeler devam etmektedir.” ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5zKEbfyGKUi3l7lSxDHWPA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Binlerce, balık, oksijensiz, kalıp, öldü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5zKEbfyGKUi3l7lSxDHWPA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Binlerce balık oksijensiz kalıp öldü"><p>Ege Bölgesi’nin en önemli tarımsal su kaynağı Büyük Menderes Havzası Milli Parkı’nın son noktası olan tahliye kanalındaki toplu balık ölümlerinin sebebi belli oldu. Binlerce balığın, sulama sezonunun bitmesiyle baraj kapaklarının kapanması, artan sıcaklıklar ve kuraklığın etkisiyle ana tahliye kanalında sudaki oksijen miktarının azalmasından dolayı öldüğü belirlendi. Balık ölümlerinin başka nedeni olup olmadığının tespiti için ayrıca su ve ölü balık numuneleri alınıp analize gönderildiği kaydedildi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-WTYgoMYtEu1o6Pthl6bVQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aydın’ın Söke ilçesine bağlı Büyük Menderes Havzası’nın tahliye kanalında 2 gün önce toplu balık ölümleri gerçekleşti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zDCNSkYCr0qR-BQHWb_8RA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Büyük Menderes Deltası Milli Parkı’nın tam ortası, yaklaşık 6 kilometre boyunca sazlıklar ölü balıklarla doldu.
Toplu balık ölümlerine Aydın Valiliği el attı. Aydın İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, kanaldan incelenmek üzere su ve ölen balıklardan alıp, tahlile gönderdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yvmdDIYsHU-GiTiYym7u0A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Konuyla ilgili olarak valilikten yapılan yazılı açıklamada, binlerce balığın ölüm sebebinin oksijensizlik olduğu ifade edildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uF_8hQCc-EGKNngyPGL2vg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Açıklamada şöyle denildi:
“Söke ilçesindeki tahliye kanalında toplu halde balık ölümlerinin yaşanması haberleri üzerine, ilgili tüm kurumlarımız tarafından gerekli çalışmalar başlatılarak denetime esas numuneler incelenmek üzere yetkili laboratuvarlara gönderilmiştir. Toplu balık ölümleri nedeniyle ilgili yapılan araştırmalar sonucunda; sulama sezonunun bitmesiyle baraj kapaklarının kapanması, artan sıcaklıklar ve kuraklığın etkisiyle ana tahliye kanalında sudaki oksijen miktarının azalması nedenleriyle balık ölümlerinin gerçekleştiği kurum yetkililerince bildirilmiştir. Balık ölümlerinin bu nedenler dışında farklı bir nedenle olup olmadığının belirlenmesi amacıyla su ve ölü balık numuneleri alınarak analize gönderilmiştir. Konu üzerinde hassasiyetle durulmakta ve incelemeler devam etmektedir.”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nuPTMgQ8EkKwTZfrxe67Ew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G9ChejnfmkuTNFHN38jkGg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yeşil Vatan Türkiye Ağaçlandırma Merkezi&amp;apos;nden Hatıra Ormanları Projesi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/yesil-vatan-turkiye-agaclandirma-merkezinden-hatira-ormanlari-projesi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/yesil-vatan-turkiye-agaclandirma-merkezinden-hatira-ormanlari-projesi</guid>
<description><![CDATA[ Yeşil Vatan Türkiye Ağaçlandırma Merkezi, ülkemizin bağımsızlığı ve güvenliği için canlarını feda eden kahraman şehitlerimiz ve gazilerimizin anısını yaşatmak amacıyla büyük bir projeye imza atıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x580_66e1abc671222.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Yeşil, Vatan, Türkiye, Ağaçlandırma, Merkezinden, Hatıra, Ormanları, Projesi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Yeşil Vatan Türkiye Ağaçlandırma Merkezi, şehitlerimiz ve gazilerimizin anısını yaşatmak amacıyla "Vatan Kahramanları Derneği Şehit Gazi Hatıra Ormanları" projesini başlattı. Bu proje, her bir kahramanımız adına bir fidan dikilerek hatıra ormanları oluşturmayı hedefliyor. Proje sayesinde, vatan savunmasında fedakarlık yapan kahramanlarımızın isimleri sonsuza kadar yaşatılacak.</p>
<p><strong>Vatanseverlik ve Toplumsal Bellek</strong></p>
<p>Bu anlamlı girişim, kahramanlarımızın fedakarlıklarını ölümsüzleştirmekle kalmayıp, toplumda vatanseverlik duygusunu güçlendirmeyi amaçlıyor. Her bir fidan, ülkemizin bağımsızlığı için canını feda eden ya da bu yolda gazi olan kahramanlarımız adına büyüyecek ve geleceğe bir miras olarak bırakılacak. Toplumun her kesiminden bireyler, bu projeye katılarak kahramanlarımızın hatıralarını sonsuza dek yaşatabilirler.</p>
<p><strong>Ekolojik Sürdürülebilirlik</strong></p>
<p>Proje aynı zamanda çevresel sürdürülebilirliğe de önemli bir katkı sağlıyor. Şehit Gazi Hatıra Ormanları, erozyonun önlenmesine, su kaynaklarının korunmasına ve hava kalitesinin iyileştirilmesine yardımcı olacak. Ayrıca, bu ağaçlandırma çalışmaları iklim değişikliğiyle mücadelede de etkin bir rol oynayacak.</p>
<p><strong>Destek ve Katılım Çağrısı</strong></p>
<p>Yeşil Vatan Türkiye Ağaçlandırma Merkezi, herkesi bu anlamlı projeye destek vermeye davet ediyor. Bireyler, aileler, sivil toplum kuruluşları ve şirketler, kahramanlarımızın hatırasını yaşatmak için projeye katılım sağlayabilirler. Vatan topraklarımızı koruma ve yeşillendirme yolunda bu projeye katkıda bulunmak, toplumsal bir sorumluluk ve onurlu bir görevdir.</p>
<p><strong>Geleceğe Bırakılan Miras</strong></p>
<p>Hatıra ormanları, gelecek nesillere bırakılacak en değerli miraslardan biridir. Bu ormanlar, sadece doğayı korumakla kalmayıp, kahramanlarımızın fedakarlıklarının unutulmamasını da sağlayacak. Proje kapsamında okullarda yapılacak eğitimler ve bilinçlendirme faaliyetleri ile gençlerimizde hem vatan sevgisi hem de çevre bilinci artırılacak.</p>
<p><strong>Yeşil Vatan'ın Misyonu</strong></p>
<p>Yeşil Vatan Türkiye Ağaçlandırma Merkezi, doğayı koruma bilinci oluşturmak ve doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımını sağlamak amacıyla çeşitli projeler yürütmektedir. Doğa ve insan arasındaki dengeyi yeniden tesis etmeyi hedefleyen merkez, bu alanda farkındalık yaratacak eğitim, araştırma ve uygulama çalışmalarını sürdürmektedir. Vatan Kahramanları Derneği çatısı altında faaliyet gösteren merkez, ekosistemi tehdit eden unsurlara karşı mücadele etmek ve biyolojik çeşitliliği korumak için kararlılıkla çalışmalarına devam ediyor.</p>
<p><strong>İletişim</strong></p>
<ul>
<li><strong>Dernek Adresi</strong>: Fidanlık Mah, Adakale Sokak 28 - 9, Çankaya - Ankara</li>
<li><strong>Telefon</strong>: +90 312 434 2752 / 05413136245</li>
<li><strong>E-posta</strong>: <a rel="noopener">dernek@vatankahramanlari.org.tr</a></li>
<li><strong>Bağış Yap – Destek Ol</strong>: Vatan Kahramanları Derneği</li>
<li>Banka Hesabı: IBAN <span>TR88 0001 0012 6297 7751 2050 06</span></li>
</ul>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Karşıyaka Belediyesi’nden 5 yıllık ‘yeşil’ hamle!</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/karsiyaka-belediyesinden-5-yillik-yesil-hamle</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/karsiyaka-belediyesinden-5-yillik-yesil-hamle</guid>
<description><![CDATA[ Karşıyaka&#039;nın park ve yeşil alanı 1,5 milyon metrekareye ulaştı... ]]></description>
<enclosure url="http://www.habergundemim.com/images/haber/karsiyaka-belediyesinden-5-yillik-yesil-hamle-105307-20240314.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Karşıyaka, Belediyesi’nden, yıllık, ‘yeşil’, hamle</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Gelecek nesillere daha yeşil bir çevre ve daha sağlıklı bir kent bırakmak için çalışan Karşıyaka Belediyesi, son 5 yılda örnek yatırımlara imza attı.

 

Karşıyaka genelinde 2019 yılında 356 olan park sayısı 397’ye; toplam yeşil alan miktarı ise 927 bin 816 metrekareden 1,5 milyon metrekareye çıkarıldı.

 

Karşıyaka Belediyesi; Başkan Dr. Cemil Tugay’ın göreve geldiği 2019 yılından bu yana hayata geçirdiği yatırımlar ile daha yeşil ve sürdürülebilir bir kent yarattı. Çevre ve sosyal yaşam adına büyük değer taşıyan hizmetlere verilen önem, 5 yıl sonunda ulaşılan ciddi artışlarla rakamsal verilere de yansıdı.

 

KENTE NEFES OLAN YATIRIMLAR

Belediye Park ve Bahçeler Müdürlüğü ekipleri tarafından 2019 yılı itibarıyla Karşıyaka’nın farklı mahallelerinde toplam 41 yeni park yapıldı. Böylece ilçedeki park sayısı 356’dan 397’ye çıktı. Kente ve kentlilere nefes olan yeni parkların yanı sıra 80 mevcut parkın da revizyonu yapılarak daha modern hale getirildi. Hayata geçirilen 7 yeni proje ile birlikte, ağaçlandırma alanlarının sayısı 5’ten 12’ye yükseldi. 5 yıl önce 927 bin 816 metrekare olan park ve yeşil alan miktarı ise 1,5 milyon metrekareye ulaştı.

İlçeye 230 bin metrekarelik Kent Ormanı kazandıran ve pek çok farklı alandaki dikimler ile birlikte 5 yılda toplam 100 bin fidanı toprakla buluşturan Karşıyaka Belediyesi, kişi başına düşen yeşil alan miktarını da 3,96 metrekareden 5,46 metrekareye çıkardı.

 

“YEŞİL, ÖNCELİĞİMİZ OLDU”

Bugünden yarına daha yaşanabilir ve çağdaş bir kent bırakmak için çalıştıklarını belirten Karşıyaka Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürü Halit Çelik “Park ve yeşil alan projeleri, 5 yıl boyunca Karşıyaka Belediyesi’nin en öncelikli hizmetleri arasında yer almıştır. Bu süreçte Başkanımız Dr. Cemil Tugay’ın öncülüğünde gerçekleştirdiğimiz çalışmalarla her yaştan yurttaşların kent içerisinde keyifle vakit geçirebileceği parklar ve yeşil alanlar yarattık. Hem ilçemizin yeşil varlığını zenginleştirdik hem de iklim kriziyle mücadeleye güçlü bir katkı sunduk. 5 yıl sonunda geldiğimiz noktada Karşıyaka’mızın bugününe ve geleceğine değerli yatırımlar kazandırmış olmaktan mutluluk duyuyoruz” dedi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sivas&amp;apos;ta tıp öğrencilerinden doğa yürüyüşü</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/sivasta-tip-oegrencilerinden-doga-yuruyusu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/sivasta-tip-oegrencilerinden-doga-yuruyusu</guid>
<description><![CDATA[ 14 Mart Tıp Bayramı etkinlikleri çerçevesinde Cumhuriyet Üniversitesi Spor Tırmanışı Doğa Sporları ve Arama Kurtarma topluluğu (CÜSDAT) ile Sivas Doğa Sporları ve Arama Kurtarma Kulübü (SİVDAK) tarafından doğa yürüyüşü düzenlendi.SİVAS (İGFA) - Kardeşler Ormanı&#039;nda gerçekleştirilen yürüyüşe Sivas Belediye Başkanı Hilmi Bilgin, SCÜ akademisyenleri, Tıp Fakültesi öğrencileri ile çok sayıda doğasever katılım gösterdi.

Yürüyüş sonrasında açıklama yapan Prof. Dr. Zekeriya Öztemur, &quot;14 Mart Tıp Bayramı etkinlikleri çerçevesinde CÜSDAT ve SİVDAK ile 10 yılı aşkın bir süredir yürüyüş organize ediyoruz. Bu yıl Belediye Başkanımız da bize destek oldular. Bu bağlamda 14 Mart Tıp Bayramı&#039;nı kutluyor, yürüyüşe katılan herkese teşekkür ediyoruz.&quot; dedi.

Sivas Belediye Başkanı Hilmi Bilgin ise &quot;14 Mart Tıp Bayramı münasebetiyle düzenlenen doğa yürüyüşüne davetinizden dolayı teşekkür ediyoruz. Sizlerin sayesinde bizler de sıhhatli bir güne başladık. Bu vesile ile tüm tıbbiyelilerin Tıp Bayramı&#039;nı tebrik ediyorum. İnsana hizmet eden bir meslek grubu olarak bizler de öğrencilik dönemlerinde öğrencilerimize manevi anlamda destek olmak adına bu organizasyonlara katılarak sizlerle birlikteyiz.&quot; ifadesini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.habergundemim.com/images/haber/11032024222913_bc10050f0ac6f422712c99eaf357f86e.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Sivasta, tıp, öğrencilerinden, doğa, yürüyüşü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı etkinlikleri çerçevesinde Cumhuriyet Üniversitesi Spor Tırmanışı Doğa Sporları ve Arama Kurtarma topluluğu (CÜSDAT) ile Sivas Doğa Sporları ve Arama Kurtarma Kulübü (SİVDAK) tarafından doğa yürüyüşü düzenlendi.SİVAS (İGFA) - Kardeşler Ormanı'nda gerçekleştirilen yürüyüşe Sivas Belediye Başkanı Hilmi Bilgin, SCÜ akademisyenleri, Tıp Fakültesi öğrencileri ile çok sayıda doğasever katılım gösterdi.

Yürüyüş sonrasında açıklama yapan Prof. Dr. Zekeriya Öztemur, "14 Mart Tıp Bayramı etkinlikleri çerçevesinde CÜSDAT ve SİVDAK ile 10 yılı aşkın bir süredir yürüyüş organize ediyoruz. Bu yıl Belediye Başkanımız da bize destek oldular. Bu bağlamda 14 Mart Tıp Bayramı'nı kutluyor, yürüyüşe katılan herkese teşekkür ediyoruz." dedi.

Sivas Belediye Başkanı Hilmi Bilgin ise "14 Mart Tıp Bayramı münasebetiyle düzenlenen doğa yürüyüşüne davetinizden dolayı teşekkür ediyoruz. Sizlerin sayesinde bizler de sıhhatli bir güne başladık. Bu vesile ile tüm tıbbiyelilerin Tıp Bayramı'nı tebrik ediyorum. İnsana hizmet eden bir meslek grubu olarak bizler de öğrencilik dönemlerinde öğrencilerimize manevi anlamda destek olmak adına bu organizasyonlara katılarak sizlerle birlikteyiz." ifadesini kullandı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>128 tür bitkisiyle &amp;apos;Koku&amp;apos; yayıyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/128-tur-bitkisiyle-koku-yayiyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/128-tur-bitkisiyle-koku-yayiyor</guid>
<description><![CDATA[ Konya&#039;da Selçuklu Belediyesi’nin tema parklarından biri olan Seyir Tepesi’ne kazandırılan Koku Bahçesi 128 tür bitki çeşidi ile ziyaretçilere görsel bir şölen sunuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.burokratika.com/images/haber/06112023095711_ce5dfba4edf7bbaa44ba807629ae2bba.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>128, tür, bitkisiyle, Koku, yayıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span>Konya'da Selçuklu Belediyesi'nin tema parklarından biri olan Seyir Tepesi'ne kazandırılan Koku Bahçesi 128 tür bitki çeşidi ile yönetilen görsel bir şölen sunuyor. KONYA (İGFA) - Gerçekleştirdiği yatırımlarla ilçeye değer katan Selçuklu Belediyesi şehrin gözde mekanlarından biri olan Seyir Tepesi'ne kısa bir süre önce iki önemli lokasyonu daha ekledi. Selçuklu Seyir Kafe'nin yanı sıra bölgeye kazandırılan Koku Bahçesi de bunlardan biriydi. 7 bin 500 metrekare alana sahip olan Koku Bahçesi'nde 128 tür çiçek bitki çeşidi, 16 adet banklı tag, 8 adet gül tagı ve bin 650 metrekare yürüyüş alanı bulunuyor. Konya'nın en güzel izlenebildiği Selçuklu Seyir Tepesi'ne kazandırılan Koku Bahçesi'nden yoğun ilgi görüyor. Koku Bahçesi'ne uğrayanlar hoş çiçekler arasında huzurlu bir ortamın keyfini çıkarıyor. Selçuklu Seyir Tepesi'nin Konya'nın yeni cazibe merkezleri arasında yerini ifade eden Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, temiz havası ve yeşil alanlarıyla yetinen şehirlerin stresini atarak güzel vakit geçirdikleri mekana Koku Bahçemiz ile görsel ve koku anlamında güzel bir renk kattıklarını belirtti. Dört mevsimin yaşandığı Türkiye'de bitki çeşitliliği açısından büyük bir zenginliğe sahip olan Başkan Pekyatırmacı, "Türkiye'nin bitki çeşitlerini çeşitlendirmek ve hemşehrilerimizi tanıtmak amacıyla Konya'nın en nezih bölgesinde böyle hoş bir dünyaya kazandırılmış olduk. Açıldığı gün bu yana yoğun ilgi gören bahçemizde hemşehrilerimiz hem farklı çiçek türlerini bir arada görünürken hem de güzel kokuları teneffüs ederek fotoğraf çekinebiliyor" diye konuştu.  </span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Karbon ayak izini azaltmamanın  yıllık maliyeti 3.3 milyar Euro</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/karbon-ayak-izini-azaltmamanin-yillik-maliyeti-33-milyar-euro</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/karbon-ayak-izini-azaltmamanin-yillik-maliyeti-33-milyar-euro</guid>
<description><![CDATA[ Avrupa Birliği&#039;nin iklim değişikliğiyle mücadele çerçevesinde karbon emisyonlarını azaltmak amacıyla getirdiği ‘Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması’ (SKDM), 2026’da tamamen hayata geçirilecek ]]></description>
<enclosure url="http://www.habergundemim.com/images/haber/26032024154811_18e9cb8de57ae3b1959e2bade9916958.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Karbon, ayak, izini, azaltmamanın, yıllık, maliyeti, 3.3, milyar, Euro</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[ 

İSTANBUL (İGFA) - AB içinde uygulanan Emisyon Ticaret Sistemi’ne eşdeğer bir karbon fiyatlandırmasının SKDM kapsamına giren ürünlerin ithalatı aşamasında da uygulanması, Türkiye’yi ihracatta önemli bir eşiği geçmeye hazırlıyor.  Hazırlık ve geçiş sürecini kapsayan son 2 yılda emisyon ticaret sistemini kurması gereken Türkiye, sisteme entegre olamazsa ihracatta önemli sıkıntılar yaşayacak.

Yeşil binalar ve sürdürülebilirlik alanında danışmanlık veren Altensis’in Yönetici Ortağı Dr. Emre Ilıcalı, ülkemizin 2023 yılında başlayan hazırlık ve geçiş sürecini tamamlaması için sadece 2 yıl kaldığını, bu sürede emisyon ticaret sistemi kurması ve uyum sağlaması gerektiğini hatırlattı. 

Türkiye'nin SKDM sürecini sorunsuz atlatmak için herhangi bir mali yükümlülüğün söz konusu olmadığı bu dönemde gerekli olan önlemleri almasının elzem olduğuna dikkat çeken Ilıcalı, “Yapılan araştırmalar, karbon maliyetlerinin 2022 yılı düzeyinde kalması durumunda SKDM’nin Türkiye'nin AB-27'ye ihracatına olası etkisinin, yıllık yaklaşık 3.3 milyar euro olarak hesaplandığını gösteriyor. Bu durum, özellikle çimento, elektrik, diğer mineral ürünleri, tarım ve demir-çelik sektörlerinde ihracat gelirinde düşüş yaşanabileceğini bize gösteriyor” değerlendirmesini yaptı.

Enerji yoğun sektörler, nelerle karşılaşacak?

Ilıcalı, bu düzenlemenin başta demir-çelik, çimento, alüminyum, gübre ve elektrik olmak üzere karbon kaçağı riskinin en yüksek olduğu, enerji yoğun sektörlerde faaliyet gösteren sektörlerdeki işletmeleri etkileyeceğini kaydetti. SKDM’nin AB'ye ihracat yapan ülkelerin ürünlerinin pazardaki rekabetçiliğini etkileyebilecek maliyet artışları yaşayacağını ifade eden Ilıcalı, “İhracatçılar, AB'nin karbon düzenlemesine uyum sağlamak için karbon yoğun üretim süreçlerini iyileştirmek, karbon emisyonlarını azaltma yatırımları yapmak veya SKDM kapsamında vergi ödemek gibi ek maliyetlerle karşılaşabilirler” dedi. 

Şirketler için ilk kritik adım, karbon ayak izini ölçmek 

Enerji yoğun sektörlerdeki şirketlerin karbon ayak izlerini ölçmeye başlamasının çok önemli bir adım olacağını vurgulayan Ilıcalı, bunun için piyasada farklı kapsam ve ölçeklere göre hizmet veren birçok yazılım çözümü bulunduğunu belirtti. Ilıcalı, atılması gereken diğer adımları şöyle aktardı: “İkinci adımda şirketler, ölçüm sonuçlarını analiz ettikten sonra üretim süreçlerini daha verimli hale getirmeli ve yenilenebilir enerji kaynakları ile daha az karbon emisyonu üreten teknolojilere yatırım yaparak karbon ayak izlerini azaltmalı. Tedarik zincirindeki karbon emisyonlarını azaltmaya yönelik stratejilerin geliştirilebilmesi için tedarikçi ve son kullanıcı tarafında da gerekli takip mekanizmasının kurularak bilgi akışının sağlanması önceliklendirilmeli.”]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Fındık Bahçelerinde Yabancı Ot Mücadelesi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/findik-bahcelerinde-yabanci-ot-mucadelesi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/findik-bahcelerinde-yabanci-ot-mucadelesi</guid>
<description><![CDATA[ Tarımsal üretime zarar veren ve önemli ürün kayıplarına sebep olan hastalık, zararlı ve yabancı otlarla mücadele uygun zamanda, uygun dozda ve uygun tarım makine-ekipmanlarıyla uygulandığında olumlu sonuçlar vermekte, bitkisel hastalık, zararlı ve yabancı otlar kontrol altına alınabilmektedir. Aksi halde uygun mücadele metodu kullanılmadığında bitkiler, canlılar ve çevre üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir.

Fındık bahçelerindeki yabancı otlar (ısırgan,eğrelti otları,böğürtlen vb.) fındık bitkisinin ihtiyacı olan besin maddelerine ortak olarak, fındığın hem vejatatif olarak gelişimine hem de verimine olumsuz etki göstermektedir. Genelde tek yıllık bitkiler oldukları için topraktaki besin maddelerini daha kolay bünyelerine alabilmektedir. Bu rekabeti ortadan kaldırmak ve topraktaki besin maddelerinin fındık tarafından alınmasını sağlamak amacıyla yabancı otlarla mutlaka mücadele yapmak gerekmektedir.

Öncelikle kültürel ve mekanik mücadele yöntemleri tercih edilmelidir. İstenilmeyen yabancı otlar; tohum oluşumundan önceki dönemlerde sökülerek veya biçilerek yok edilmelidir.

Giresun yöremizin arazi şartları, topoğrafyası ve toprak özellikleri değerlendirildiğinde yabancı otlara karşı kullanılan total herbisit (ısırgan ilacı) kullanımı hassasiyet gerektirmektedir. Özellikle eğimli ve toprak derinliği az olan yüzey alanlarında herbisit kullanımı; yağan yağmurlarla birlikte yüzey akışına sebep olmakta, erozyona maruz kalarak verimli toprak tabakasının akarak yok olmasına neden olmaktadır. Ayrıca fındık için özellikle kurak aylarda toprak neminin azalmasına, su kaybının artmasına, bahçedeki otlar üzerinde yaşayan doğa için faydalı böceklerin yaşam alanlarının yok edilerek, ölümlerine sebep olmaktadır.Su kaynaklarına yakın alanlarda kullanılması durumunda ise kullanılan kimyasalların sulara karışması sonucunda çevre, doğal yaşam ve canlılar üzerinde zararlara yol açmaktadır.

Fındık bahçelerinin tamamına ilaçlı uygulama yapmak yerine sadece yok edilmek istenen yabancı otlara hedef olmalıdır. Kapama şeklinde ilaç uygulaması kesinlikle yapılmamalıdır. Ayrıca arıcıların kovanlarını ilaçlama sahası dışına çıkarmaları gerekmektedir.

Bu hususlar göz önünde bulundurularak üreticilerimiz tüm zirai mücadele ilaçlarında olduğu gibi fındık bahçelerinde yabancı ot ilacı kullanımından önce İl/İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüklerinden teknik bilgi alabilirler. ]]></description>
<enclosure url="http://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66e2d67943677.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Fındık, Bahçelerinde, Yabancı, Mücadelesi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span>Tarımsal üretime zarar veren ve önemli ürün kayıplarına sebep olan hastalık, zararlı ve yabancı otlarla mücadele uygun zamanda, uygun dozda ve uygun tarım makine-ekipmanlarıyla uygulandığında olumlu sonuçlar vermekte, bitkisel hastalık, zararlı ve yabancı otlar kontrol altına alınabilmektedir. Aksi halde uygun mücadele metodu kullanılmadığında bitkiler, canlılar ve çevre üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir.</span></span></p>
<p><span><span>Fındık bahçelerindeki yabancı otlar (ısırgan,eğrelti otları,böğürtlen vb.) fındık bitkisinin ihtiyacı olan besin maddelerine ortak olarak, fındığın hem vejatatif olarak gelişimine hem de verimine olumsuz etki göstermektedir. Genelde tek yıllık bitkiler oldukları için topraktaki besin maddelerini daha kolay bünyelerine alabilmektedir. Bu rekabeti ortadan kaldırmak ve topraktaki besin maddelerinin fındık tarafından alınmasını sağlamak amacıyla yabancı otlarla mutlaka mücadele yapmak gerekmektedir.</span></span></p>
<p><span><span>Öncelikle kültürel ve mekanik mücadele yöntemleri tercih edilmelidir. İstenilmeyen yabancı otlar; tohum oluşumundan önceki dönemlerde sökülerek veya biçilerek yok edilmelidir.</span></span></p>
<p><span><span>Giresun yöremizin arazi şartları, topoğrafyası ve toprak özellikleri değerlendirildiğinde yabancı otlara karşı kullanılan total herbisit (ısırgan ilacı) kullanımı hassasiyet gerektirmektedir. Özellikle eğimli ve toprak derinliği az olan yüzey alanlarında herbisit kullanımı; yağan yağmurlarla birlikte yüzey akışına sebep olmakta, erozyona maruz kalarak verimli toprak tabakasının akarak yok olmasına neden olmaktadır. Ayrıca fındık için özellikle kurak aylarda toprak neminin azalmasına, su kaybının artmasına, bahçedeki otlar üzerinde yaşayan doğa için faydalı böceklerin yaşam alanlarının yok edilerek, ölümlerine sebep olmaktadır.Su kaynaklarına yakın alanlarda kullanılması durumunda ise kullanılan kimyasalların sulara karışması sonucunda çevre, doğal yaşam ve canlılar üzerinde zararlara yol açmaktadır.</span></span></p>
<p><span><span>Fındık bahçelerinin tamamına ilaçlı uygulama yapmak yerine sadece yok edilmek istenen yabancı otlara hedef olmalıdır. Kapama şeklinde ilaç uygulaması kesinlikle yapılmamalıdır. Ayrıca arıcıların kovanlarını ilaçlama sahası dışına çıkarmaları gerekmektedir.</span></span></p>
<p><span><span>Bu hususlar göz önünde bulundurularak üreticilerimiz tüm zirai mücadele ilaçlarında olduğu gibi fındık bahçelerinde yabancı ot ilacı kullanımından önce İl/İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüklerinden teknik bilgi alabilirler.</span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ege Denizi’ne saniyede 30 milyon mikroplastik taşınıyor | Canlılar tehdit altında</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/ege-denizine-saniyede-30-milyon-mikroplastik-tasiniyor-canlilar-tehdit-altinda</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/ege-denizine-saniyede-30-milyon-mikroplastik-tasiniyor-canlilar-tehdit-altinda</guid>
<description><![CDATA[ Ege Denizi, Gediz Nehri’nin taşıdığı mikroplastiklerin tehdidi altında. Yapılan son araştırmanın sonuçlarına göre; Ege Denizi&#039;ne, Gediz Nehri&#039;nden saniyede 30 milyon mikroplastik parçacığı taşındığı ortaya çıktı. Prof. Dr. Neval Baycan, Ege Denizi’ndeki canlı yaşamının tehlike altında olduğunu söyledi.TÜBİTAK destekli “Organize Sanayi Bölgeleri Atıksuları ile Yüzey Sularında Mikroplastiklerin ve Mikroplastiklerle Taşınan Mikrokirleticilerin Belirlenmesi ve Taşınmalarının Araştırılması” projesinin ilkbahar dönemi sonuçları belli oldu.
Araştırmanın sonuçlarına göre; Ege Denizi&#039;ne, Gediz Nehri&#039;nden saniyede 30 milyon kadar mikroplastik parçacığı taşındığı ortaya çıktı.İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi&#039;nden (DEÜ) Prof. Dr. Neval Baycan, araştırmanın sonuçlarını yorumladı, Ege Denizi’ndeki tehlikeye dikkat çekti.Mikroplastik kirliliğinin son 10 yılda hızla kazandığını söyleyen Baycan, “Deniz ortamındaki balıklar ya da diğer canlıların bünyelerinde mikroplastiğe rastlanıldığı tespit edildi. Önemli tehditlerden bir tanesi; mikroplastiklerin besin zinciri yoluyla insanlara ve diğer canlılara taşınması.” dedi.Mikroplastik parçacıklarının Ege Denizi&#039;ne taşınmasını önlemek için arıtma tesislerine ek önlemler getirilmesi gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Baycan, şunları söyledi:
“Pek çok yerde yollardan kaynaklı mikroplastikler de yağan yağmur sularıyla veya havada asılı kalan mikroplastiklerin çökelmesiyle de su kaynaklarındaki mikroplastik miktarları artış gösterebiliyor. Numune aldığımız bölgelerde pek çok noktanın aslında büyük makro plastikler açısından da kirli olduğunu tespit ettik. Çok sayıda pet şişenin, plastik poşetin veya tarımda kullanılan birtakım kalıntı maddelerin nehir kenarlarına atıldığını gördük. Bunların parçalanması sonucunda mikroplastikler oluşuyor. Dolayısıyla tek kullanımlık plastiklerin azaltılması, arıtma tesislerinin iyileştirilmesi ve mikroplastiklerin giderimine yönelik güncellemeler çok önemli.”“İnsan sağlığı ve suda yaşayan canlılar için kirliliklerin özellikle kaynağında azaltılması ve önlenmesi gereklidir. Tek kullanımlık plastiklerin kullanımının sınırlandırılması ve mümkün olduğunca insanlarımızın bilinçlendirilmesi ve bunların etkisi konusunda eğitilmesi son derece önemli.” ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/b3AsnCW2UEii9GCkOxHg-Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Ege, Denizi’ne, saniyede, milyon, mikroplastik, taşınıyor, Canlılar, tehdit, altında</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/b3AsnCW2UEii9GCkOxHg-Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Ege Denizi’ne saniyede 30 milyon mikroplastik taşınıyor | Canlılar tehdit altında"><p>Ege Denizi, Gediz Nehri’nin taşıdığı mikroplastiklerin tehdidi altında. Yapılan son araştırmanın sonuçlarına göre; Ege Denizi'ne, Gediz Nehri'nden saniyede 30 milyon mikroplastik parçacığı taşındığı ortaya çıktı. Prof. Dr. Neval Baycan, Ege Denizi’ndeki canlı yaşamının tehlike altında olduğunu söyledi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pRV_8Tl65kW1E-zwYMhc8A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>TÜBİTAK destekli “Organize Sanayi Bölgeleri Atıksuları ile Yüzey Sularında Mikroplastiklerin ve Mikroplastiklerle Taşınan Mikrokirleticilerin Belirlenmesi ve Taşınmalarının Araştırılması” projesinin ilkbahar dönemi sonuçları belli oldu.
Araştırmanın sonuçlarına göre; Ege Denizi'ne, Gediz Nehri'nden saniyede 30 milyon kadar mikroplastik parçacığı taşındığı ortaya çıktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1g2rKvhAT0KB1kcrmRgolg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi'nden (DEÜ) Prof. Dr. Neval Baycan, araştırmanın sonuçlarını yorumladı, Ege Denizi’ndeki tehlikeye dikkat çekti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-Lfouko8qEiO9Qf5Ch-eHw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mikroplastik kirliliğinin son 10 yılda hızla kazandığını söyleyen Baycan, “Deniz ortamındaki balıklar ya da diğer canlıların bünyelerinde mikroplastiğe rastlanıldığı tespit edildi. Önemli tehditlerden bir tanesi; mikroplastiklerin besin zinciri yoluyla insanlara ve diğer canlılara taşınması.” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/D0wraflVUkOXWkHm8QE8KQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mikroplastik parçacıklarının Ege Denizi'ne taşınmasını önlemek için arıtma tesislerine ek önlemler getirilmesi gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Baycan, şunları söyledi:
“Pek çok yerde yollardan kaynaklı mikroplastikler de yağan yağmur sularıyla veya havada asılı kalan mikroplastiklerin çökelmesiyle de su kaynaklarındaki mikroplastik miktarları artış gösterebiliyor. Numune aldığımız bölgelerde pek çok noktanın aslında büyük makro plastikler açısından da kirli olduğunu tespit ettik. Çok sayıda pet şişenin, plastik poşetin veya tarımda kullanılan birtakım kalıntı maddelerin nehir kenarlarına atıldığını gördük. Bunların parçalanması sonucunda mikroplastikler oluşuyor. Dolayısıyla tek kullanımlık plastiklerin azaltılması, arıtma tesislerinin iyileştirilmesi ve mikroplastiklerin giderimine yönelik güncellemeler çok önemli.”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Uu9m-DdyH0unLxJ96npfeA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>“İnsan sağlığı ve suda yaşayan canlılar için kirliliklerin özellikle kaynağında azaltılması ve önlenmesi gereklidir. Tek kullanımlık plastiklerin kullanımının sınırlandırılması ve mümkün olduğunca insanlarımızın bilinçlendirilmesi ve bunların etkisi konusunda eğitilmesi son derece önemli.”</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Satın alınan 2 bin gergedan doğaya bırakılacak: Nesilleri tehlikede</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/satin-alinan-2-bin-gergedan-dogaya-birakilacak-nesilleri-tehlikede</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/satin-alinan-2-bin-gergedan-dogaya-birakilacak-nesilleri-tehlikede</guid>
<description><![CDATA[ Güney Afrika&#039;da bir sivil toplum kuruluşu (STK), ülkede bulunan dünyanın en büyük gergedan çiftliğini satın aldı. STK, çiftliğin içerisindeki 2 bin güney beyaz gergedanını doğaya salacağını açıkladı.Johannesburg merkezli African Parks kuruluşu, yaptığı yazılı açıklamada, ülkenin Botsvana sınırında iflas etme eşiğindeki &quot;Platinium Rhino&quot; çiftliğini satın aldığını duyurdu.Açıklamada, 7 bin 800 hektarlık çiftlikte yaşayan 2 bin beyaz gergedanın yürütülen proje kapsamında 10 yılda doğaya geri döndürüleceği aktarıldı.Sivil toplum kuruluşu, çiftlikte gergedan yetiştirme faaliyetlerine de son vereceğini belirtti.20. yüzyılın başında nesli tükenmek üzere olan güney beyaz gergedanlarının sayısı koruma faaliyetleri sayesinde 2012&#039;de 20 bine kadar ulaştı. Ancak avcılık faaliyetleri yüzünden bu sayı günümüzde 13 bine kadar geriledi.Mevcut gergedan nüfusunun yüzde 80&#039;ine ev sahipliği yapan Güney Afrika&#039;da her yıl yüzlerce gergedan, yüksek maddi değere sahip boynuzları için kaçak avcıların hedefi olmaya devam ediyor.Başta Çin olmak üzere Asya ülkelerinden yoğun rağbet gören yasa dışı gergedan boynuzu ticareti, nesilleri tükenmekte olan gergedan türleri için ciddi tehdit oluşturuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/b4PQaynDi0e4G1fXik-asg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Satın, alınan, bin, gergedan, doğaya, bırakılacak:, Nesilleri, tehlikede</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/b4PQaynDi0e4G1fXik-asg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Satın alınan 2 bin gergedan doğaya bırakılacak: Nesilleri tehlikede"><p>Güney Afrika'da bir sivil toplum kuruluşu (STK), ülkede bulunan dünyanın en büyük gergedan çiftliğini satın aldı. STK, çiftliğin içerisindeki 2 bin güney beyaz gergedanını doğaya salacağını açıkladı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VKIUh4PHNUuk4MO7kEW4Aw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Johannesburg merkezli African Parks kuruluşu, yaptığı yazılı açıklamada, ülkenin Botsvana sınırında iflas etme eşiğindeki "Platinium Rhino" çiftliğini satın aldığını duyurdu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tk_1jH1ti0ii4Fj2wxL2QA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Açıklamada, 7 bin 800 hektarlık çiftlikte yaşayan 2 bin beyaz gergedanın yürütülen proje kapsamında 10 yılda doğaya geri döndürüleceği aktarıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jG2s_phr90KkUFdaicum1Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sivil toplum kuruluşu, çiftlikte gergedan yetiştirme faaliyetlerine de son vereceğini belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JQfVj_23d0CkLh1ll8IbGw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>20. yüzyılın başında nesli tükenmek üzere olan güney beyaz gergedanlarının sayısı koruma faaliyetleri sayesinde 2012'de 20 bine kadar ulaştı. Ancak avcılık faaliyetleri yüzünden bu sayı günümüzde 13 bine kadar geriledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tfQWtE8DoUKS0rZRQNyRfQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mevcut gergedan nüfusunun yüzde 80'ine ev sahipliği yapan Güney Afrika'da her yıl yüzlerce gergedan, yüksek maddi değere sahip boynuzları için kaçak avcıların hedefi olmaya devam ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DUtL5zXV2U-6NZ5C_Z68bg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Başta Çin olmak üzere Asya ülkelerinden yoğun rağbet gören yasa dışı gergedan boynuzu ticareti, nesilleri tükenmekte olan gergedan türleri için ciddi tehdit oluşturuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SOk-D0toy0edry7s6GBSEQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vP5LEhgVw0CadWYwOl3b3Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kAxK4jgTO0eSLz90f3aXMw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Diyarbakır’da varlıkları bilinen 3 kuş türü ilk kez fotoğraflandı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/diyarbakirda-varliklari-bilinen-3-kus-turu-ilk-kez-fotograflandi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/diyarbakirda-varliklari-bilinen-3-kus-turu-ilk-kez-fotograflandi</guid>
<description><![CDATA[ Diyarbakır’da varlıkları bilinen ancak daha önce fotoğraflanmamış olan 3 kuş türü, ilk kez görüntülendi. Taşçeviren (arenaria interpres), deniz düdükçünü (phalaropus lobatus) ve büyük flamingonun (phoenicopterus roseus) görüntülenmesiyle ilgili konuşan Dicle Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı ve Kuş Bilimci Prof. Dr. Ahmet Kılıç, “Küresel ısınma nedeniyle su bulmakta zorlanan kuşlar, Diyarbakır&#039;daki Kabaklı Göleti&#039;ni bir vaha olarak görüyor.” dedi.Diyarbakır’da varlıkları bilinen ancak daha önce fotoğraflanmamış olan 3 kuş türü olan taşçeviren (arenaria interpres), deniz düdükçünü (phalaropus lobatus) ve büyük flamingoyu (phoenicopterus roseus) ilk kez görüntülendi.
Dicle Üniversitesi yerleşkesinde bulunan ve 200&#039;den fazla kuş türüne ev sahipliği yapan Kabaklı Göleti&#039;nde çekilen görüntüleri değerlendiren Dicle Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı ve Kuş Bilimci Prof. Dr. Ahmet Kılıç, Kaya&#039;nın çektiği kuş türlerinin bölgede çok nadir görüldüğünü söyledi.Doğa fotoğrafçısı Selim Kaya’nın çektiği fotoğrafların çok değerli olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ahmet Kılıç, “Dicle Vadisi&#039;nde, Hevsel Bahçeleri civarında, Dicle Nehri kıyısında ve üniversitemiz kampüs alanı içerisinde bulunan Kabaklı Göleti&#039;nde 200&#039;den fazla kuş türünü görüyoruz. Bu durum, alana kuş cenneti alanı kazandırmaktadır. Burada çok nadide türler de var. Bunlardan bazılarını fotoğraflama imkanı olmamıştı. Çünkü fotoğraflama ayrı bir emek ve çalışma alanıdır.” dedi.Fotoğraflanan türler arasında olan taşçevireni “nadide bir tür” olarak niteleyen Kılıç, şunları söyledi:
 “Bu türümüz sığ sularda, kıyıda, taşları çevirerek su altındaki böcekleri, larvaları, tırtılları yiyor. Dolayısıyla bunların aşırı üremesinin önüne geçiyor. Bu davranışından dolayı adlandırmada taşçeviren ismi kullanılmaktadır. Yapılan çalışmada doğa fotoğrafçısı Selim bey, bunu tespit etti ve daha önce bildiğimiz taşçevirenin artık fotoğraflı halini görme şansına ulaştık. Bu Diyarbakır için, Güneydoğu Anadolu Bölgesi için büyük bir kazanç. Önemli bir çalışmadır.”Deniz düdükçünü türünün ise derin olmayan sularda böcekleri avlayarak yaşamını sürdürdüğünü söyleyen Kılıç, “Bulunduğu yerde dönerek, su içinde girdap oluşturuyor. Bu girdaptan dolayı özellikle zemine ulaşamadığı için zemindeki böcekler, su böcekleri, larvalar, tırtıllar yüzeye çıkıyor ve avlanmaya başlıyor. Bu strateji oldukça güzel bir değerlendirme. Bunun da fotoğraflarını maalesef çekememiştik.” dedi.Büyük flamingonun da bölgede çok nadir görülen türlerden olduğunu belirten Prof. Dr. Kılıç, şöyle devam etti:
“Yıllardır biliyoruz. Hatta 50 yıl önceden tespitler vardı. Hepimizin bildiği flamingolar, bölgemizde çok nadir görülen türlerdendir. Daha önce vardı fakat fotoğraf çekme imkanı olmamıştı. Selim Bey bunu da başardı. Değerli bir katkıdır. Bunlar da transit kuşlarımız arasındadır. Yalnızca tuzlu olan lagünlerde, deniz kıyısında ya da tuzlu göllerde yaşar. Diyarbakır&#039;da nadirdirler, çünkü bu bölgede tuzlu göller çok az, bunlar da özellikle kabuklularla beslenirler. Bu su içindeki kabuklular, bunlara o pembe rengi sağlıyor. Çok nadide, özel bir türdür. Küresel ısınma nedeniyle su bulmakta zorlanan kuşlar, Diyarbakır&#039;daki Kabaklı Göleti&#039;ni bir vaha olarak görüyor. Diyarbakır&#039;da çok özel bir potansiyel var. Son zamanlarda yaşadığımız kuraklık ve aşırı sıcaklar, bu hayvanları ciddi biçimde zorluyor. O yüzden çok nadir bulunan bölgelere yoğunlaşmaya başladılar. Çünkü dereler, çaylar kuruyunca Dicle Vadisi&#039;ne, Dicle Nehri&#039;ne veya var olan göletlere geliyorlar. O yüzden bizim bu türleri yaşatabilmemiz; bu bölgedeki su varlığına bağlı. Bulunduğumuz bölge, Basra şehrinin özelliğine dönüyor. Irak&#039;taki, Suriye&#039;deki şehirler gibi bir iklime doğru gidiyoruz. Bunu geciktirmek ya da daha yaşanabilir hale getirebilmek için tedbirler almamız lazım. Ağaçlandırma çok değerlidir. Suyu toplamak çok değerlidir ve suyu yönetmemiz lazım.” ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l8-_q01v-Ea0QWaEwc-jKg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Diyarbakır’da, varlıkları, bilinen, kuş, türü, ilk, kez, fotoğraflandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l8-_q01v-Ea0QWaEwc-jKg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Diyarbakır’da varlıkları bilinen 3 kuş türü ilk kez fotoğraflandı"><p>Diyarbakır’da varlıkları bilinen ancak daha önce fotoğraflanmamış olan 3 kuş türü, ilk kez görüntülendi. Taşçeviren (arenaria interpres), deniz düdükçünü (phalaropus lobatus) ve büyük flamingonun (phoenicopterus roseus) görüntülenmesiyle ilgili konuşan Dicle Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı ve Kuş Bilimci Prof. Dr. Ahmet Kılıç, “Küresel ısınma nedeniyle su bulmakta zorlanan kuşlar, Diyarbakır'daki Kabaklı Göleti'ni bir vaha olarak görüyor.” dedi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iPcThpySO0Orrz-r3tCjdw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diyarbakır’da varlıkları bilinen ancak daha önce fotoğraflanmamış olan 3 kuş türü olan taşçeviren (arenaria interpres), deniz düdükçünü (phalaropus lobatus) ve büyük flamingoyu (phoenicopterus roseus) ilk kez görüntülendi.
Dicle Üniversitesi yerleşkesinde bulunan ve 200'den fazla kuş türüne ev sahipliği yapan Kabaklı Göleti'nde çekilen görüntüleri değerlendiren Dicle Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı ve Kuş Bilimci Prof. Dr. Ahmet Kılıç, Kaya'nın çektiği kuş türlerinin bölgede çok nadir görüldüğünü söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Fd750FTi3kW0zco6B8S9yA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doğa fotoğrafçısı Selim Kaya’nın çektiği fotoğrafların çok değerli olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ahmet Kılıç, “Dicle Vadisi'nde, Hevsel Bahçeleri civarında, Dicle Nehri kıyısında ve üniversitemiz kampüs alanı içerisinde bulunan Kabaklı Göleti'nde 200'den fazla kuş türünü görüyoruz. Bu durum, alana kuş cenneti alanı kazandırmaktadır. Burada çok nadide türler de var. Bunlardan bazılarını fotoğraflama imkanı olmamıştı. Çünkü fotoğraflama ayrı bir emek ve çalışma alanıdır.” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XzvkQKf3Dkmf0Iv-Hi0yDQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fotoğraflanan türler arasında olan taşçevireni “nadide bir tür” olarak niteleyen Kılıç, şunları söyledi:
 “Bu türümüz sığ sularda, kıyıda, taşları çevirerek su altındaki böcekleri, larvaları, tırtılları yiyor. Dolayısıyla bunların aşırı üremesinin önüne geçiyor. Bu davranışından dolayı adlandırmada taşçeviren ismi kullanılmaktadır. Yapılan çalışmada doğa fotoğrafçısı Selim bey, bunu tespit etti ve daha önce bildiğimiz taşçevirenin artık fotoğraflı halini görme şansına ulaştık. Bu Diyarbakır için, Güneydoğu Anadolu Bölgesi için büyük bir kazanç. Önemli bir çalışmadır.”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kA0GuHiBDkWF4-1OQl0lVg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Deniz düdükçünü türünün ise derin olmayan sularda böcekleri avlayarak yaşamını sürdürdüğünü söyleyen Kılıç, “Bulunduğu yerde dönerek, su içinde girdap oluşturuyor. Bu girdaptan dolayı özellikle zemine ulaşamadığı için zemindeki böcekler, su böcekleri, larvalar, tırtıllar yüzeye çıkıyor ve avlanmaya başlıyor. Bu strateji oldukça güzel bir değerlendirme. Bunun da fotoğraflarını maalesef çekememiştik.” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/z91VmhW-XEyk5IkvG-DxFw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Büyük flamingonun da bölgede çok nadir görülen türlerden olduğunu belirten Prof. Dr. Kılıç, şöyle devam etti:
“Yıllardır biliyoruz. Hatta 50 yıl önceden tespitler vardı. Hepimizin bildiği flamingolar, bölgemizde çok nadir görülen türlerdendir. Daha önce vardı fakat fotoğraf çekme imkanı olmamıştı. Selim Bey bunu da başardı. Değerli bir katkıdır. Bunlar da transit kuşlarımız arasındadır. Yalnızca tuzlu olan lagünlerde, deniz kıyısında ya da tuzlu göllerde yaşar. Diyarbakır'da nadirdirler, çünkü bu bölgede tuzlu göller çok az, bunlar da özellikle kabuklularla beslenirler. Bu su içindeki kabuklular, bunlara o pembe rengi sağlıyor. Çok nadide, özel bir türdür. Küresel ısınma nedeniyle su bulmakta zorlanan kuşlar, Diyarbakır'daki Kabaklı Göleti'ni bir vaha olarak görüyor. Diyarbakır'da çok özel bir potansiyel var. Son zamanlarda yaşadığımız kuraklık ve aşırı sıcaklar, bu hayvanları ciddi biçimde zorluyor. O yüzden çok nadir bulunan bölgelere yoğunlaşmaya başladılar. Çünkü dereler, çaylar kuruyunca Dicle Vadisi'ne, Dicle Nehri'ne veya var olan göletlere geliyorlar. O yüzden bizim bu türleri yaşatabilmemiz; bu bölgedeki su varlığına bağlı. Bulunduğumuz bölge, Basra şehrinin özelliğine dönüyor. Irak'taki, Suriye'deki şehirler gibi bir iklime doğru gidiyoruz. Bunu geciktirmek ya da daha yaşanabilir hale getirebilmek için tedbirler almamız lazım. Ağaçlandırma çok değerlidir. Suyu toplamak çok değerlidir ve suyu yönetmemiz lazım.”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w6NCcGC2vk6piKhRgwoZSQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fA0B0KAcqkSUD7fHvFKT2w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0YB9-0iYaEG_bjxYwvwKkw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çıldır Gölü’nde alg patlaması</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/cildir-goelunde-alg-patlamasi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/cildir-goelunde-alg-patlamasi</guid>
<description><![CDATA[ Doğu Anadolu Bölgesi’nin en büyük ikinci gölü olan Çıldır Gölü’nde alg patlaması yaşandı. Gölün yüzeyini kaplayan yeşil renkli tabaka, kıyılarda balçık ve peltemsi bir hal aldı.Su kaynaklarının hızla azalması, kirlenme ve sıcaklıklardaki aşırı artış, göllerde dipte biriken mavi - yeşil algleri yüzeye çıkarıyor.  Doğu Anadolu’nun en büyük ikinci gölü olan Çıldır Gölü’nde de suyun rengi yeşile döndü.  Göldeki alg patlamasını görüntüleyen bölgeden vatandaşlar, göl yüzeyini yeşil bir tabakanın kapladığı, su azaldıkça renginin de yeşil olduğunu söyledi.Çıldır Gölü’nün yüzeyini kaplayan yeşil renk, kıyılarda balçık ve peltemsi bir hal almaya başladı.  Ağlarını göle atan balıkçılar, kirlilik nedeniyle ağlarını tekneye çekmekte güçlük yaşadı.  Geçim kaynağı balığa bağlı olan balıkçılar, alg patlaması nedeniyle balık tutamayacaklarını söylediler. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bnbdV3WfvkqjOvBI8ow1Ww.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Çıldır, Gölü’nde, alg, patlaması</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bnbdV3WfvkqjOvBI8ow1Ww.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Çıldır Gölü’nde alg patlaması"><p>Doğu Anadolu Bölgesi’nin en büyük ikinci gölü olan Çıldır Gölü’nde alg patlaması yaşandı. Gölün yüzeyini kaplayan yeşil renkli tabaka, kıyılarda balçık ve peltemsi bir hal aldı.</p>Su kaynaklarının hızla azalması, kirlenme ve sıcaklıklardaki aşırı artış, göllerde dipte biriken mavi - yeşil algleri yüzeye çıkarıyor.  Doğu Anadolu’nun en büyük ikinci gölü olan Çıldır Gölü’nde de suyun rengi yeşile döndü.  Göldeki alg patlamasını görüntüleyen bölgeden vatandaşlar, göl yüzeyini yeşil bir tabakanın kapladığı, su azaldıkça renginin de yeşil olduğunu söyledi.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LkTZvdjc0EqxFlwfLyxTaw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="">Çıldır Gölü’nün yüzeyini kaplayan yeşil renk, kıyılarda balçık ve peltemsi bir hal almaya başladı.  Ağlarını göle atan balıkçılar, kirlilik nedeniyle ağlarını tekneye çekmekte güçlük yaşadı.  Geçim kaynağı balığa bağlı olan balıkçılar, alg patlaması nedeniyle balık tutamayacaklarını söylediler.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bakan Özhaseki: BM Habitat Türkiye&amp;apos;de ofis açacak</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/bakan-ozhaseki-bm-habitat-turkiyede-ofis-acacak</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/bakan-ozhaseki-bm-habitat-turkiyede-ofis-acacak</guid>
<description><![CDATA[ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Birleşmiş Milletler (BM) Habitat&#039;ın Türkiye&#039;de ofis açacağını açıkladı.Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, New York&#039;ta &quot;Dünya Şehirler Günü ve Sıfır Atık Girişimi Programı Basın Bilgilendirme Toplantısı&quot;nda, BM Genel Kurulu için geldikleri ABD’de daha yaşanabilir bir dünya için temaslar sürdürmeye devam ettiklerini kaydetti.  Bakan Özhaseki, Dünya Şehirler Günü etkinliğinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#039;ın eşi Emine Erdoğan&#039;ın himayesinde Üsküdar Belediyesi ev sahipliğinde İstanbul&#039;da yapılacağını ve BM-Habitat’ın Türkiye&#039;de ofis açacağını ifade etti.  Kentlerin afetlere karşı savunmasız olduğu bir dönemden geçildiğini işaret eden Özhaseki, Dünya Şehirler Günü&#039;nün sürdürülebilirlik konusunda bir ekibi bulunduğunu, bunun da iyi seçilmiş bir konu olduğu değerlendirmesini yaptı.Türkiye&#039;nin Alpler&#039;den Himalayalar&#039;a uzanan hat içerisindeki deprem riskli ülkelerden biri olduğunu ve son yüzyılda Türkiye&#039;de yıkıcı nitelikte 60 depremin meydana geldiğini dile getiren Özhaseki, 6 Şubat&#039;taki, 11 kentte 14 milyon kişiyi etkileyen depremlerde 50 bini aşkın vatandaşın yaşamını yitirdiğini anımsattı.  Depremin etkilediği şehirlerde çok sayıda tarihi eserlerin ve tarihi binaların da zarar gördüğünü aktaran Mehmet Özhaseki, öncelikli amaçlarının yuvalarını kaybeden vatandaşlar için konut inşa etmek olduğunu söyledi.  Halihazırda 200 binden fazla konutun inşasının hızla devam ettiğini, deprem bölgesinde Yerinde Dönüşüm Projesine 250 binden fazla başvuru yapıldığını ifade eden Özhaseki, projeye başvuranların hibelerle, kredilerle destekleneceğini, bu kişilerin kendi evlerini inşa etmelerine yardımcı olunacağını belirtti.  Kahramanmaraş merkezli depremlerin Anadolu&#039;da son bin yılda yaşanan en büyük afet olduğuna işaret eden Özhaseki, bir yandan şehirleri yeniden inşa ettiklerini, diğer yandan da söz konusu konutların güvenilir, dayanaklı olmasına dikkat ettiklerini ve sıfır atık anlayışına uygun &quot;akıllı şehirler&quot; kurmaya çalıştıklarını aktardı.SIFIR ATIK DANIŞMA KURULU&#039;NUN İLK YÜZ YÜZE TOPLANTISI İSTANBUL&#039;DA Sıfır Atık Danışma Kurulu&#039;nun ilk toplantısının BM Habitat İcra Direktörü Maimunah Mohd Sharif&#039;in Türkiye ziyareti sırasında çevrimiçi olarak düzenlendiğini hatırlatan Bakan Özhaseki, kurulun çok sayıda ülkeden katılım olacak ilk yüz yüze toplantısının 1 Kasım&#039;da İstanbul’da yapılacağını açıkladı.  Özhaseki, İstanbul&#039;da açılması planlanan BM Habitat Ofisi&#039;nin, Sıfır Atık Danışma Kurulu’nun çalışmalarına destek ve katkıda bulunacağını belirtti.6 Şubat&#039;taki depremler ve Türkiye&#039;nin doğal afetlerden etkilenen ülkelere yardım faaliyetlerine ilişkin sorularını da yanıtlayan Özhaseki, yeryüzüne çok yakın bir noktada meydana gelen depremin binlerce yıllık tarihe sahip eski şehirleri etkilediğine değindi.  Depremden etkilenen kentlerin zemininin mikro haritalama çalışmalarıyla incelendiğini, inşa edilmesi planlanan yapıların 10 şiddetine kadar dayanıklı ve sağlam olacağını belirten Özhaseki, Cumhurbaşkanı Erdoğan&#039;ın liderliğinde deprem bölgesinde yuvalarını kaybeden herkese konutlarını en kısa sürede teslim edeceklerini söyledi.  Depremlerin ardından Türkiye&#039;nin kenetlendiğine işaret eden Özhaseki, &quot;Deprem bölgesinde yaşayan çocuklara bisikletlerini gönderen çocuklar gördük. Ve bazı kişilerin Hac vecibelerini erteleyip paralarını deprem bölgesine gönderdiklerine şahit olduk. Depremlerin üzerinden dört ay geçti, bu böyle devam ediyor.&quot; dedi.  Bakan Özhaseki, Türiye&#039;nin gayri safi milli hasılasına oranla dünyada en çok insani yardım yapan ülke sıralamasında birinci olduğunu ve siyasi gündemi bir kenara bırakarak tüm yardıma muhtaç insanlara yardım için ellerinden gelenin en iyisini yaptıklarının altını çizerek, Türkiye&#039;nin depremden etkilenen Fas ve sel felaketine maruz kalan Libya&#039;ya yardım önerisinde bulunduğunu, her iki ülkenin de istemeleri halinde Türkiye&#039;nin elinden gelen tüm yardımı yapmaya hazır olduğunu sözlerine ekledi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dMJOpHjvRkSgCk3oEkRrlQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Bakan, Özhaseki:, Habitat, Türkiyede, ofis, açacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dMJOpHjvRkSgCk3oEkRrlQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Bakan Özhaseki: BM Habitat Türkiye'de ofis açacak"><p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Birleşmiş Milletler (BM) Habitat'ın Türkiye'de ofis açacağını açıkladı.</p><p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, New York'ta "Dünya Şehirler Günü ve Sıfır Atık Girişimi Programı Basın Bilgilendirme Toplantısı"nda, BM Genel Kurulu için geldikleri ABD’de daha yaşanabilir bir dünya için temaslar sürdürmeye devam ettiklerini kaydetti.  <strong>Bakan Özhaseki, Dünya Şehirler Günü etkinliğinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın himayesinde Üsküdar Belediyesi ev sahipliğinde İstanbul'da yapılacağını ve BM-Habitat’ın Türkiye'de ofis açacağını ifade etti.</strong>  Kentlerin afetlere karşı savunmasız olduğu bir dönemden geçildiğini işaret eden Özhaseki, Dünya Şehirler Günü'nün sürdürülebilirlik konusunda bir ekibi bulunduğunu, bunun da iyi seçilmiş bir konu olduğu değerlendirmesini yaptı.</p><p>Türkiye'nin Alpler'den Himalayalar'a uzanan hat içerisindeki deprem riskli ülkelerden biri olduğunu ve son yüzyılda Türkiye'de yıkıcı nitelikte 60 depremin meydana geldiğini dile getiren Özhaseki, 6 Şubat'taki, 11 kentte 14 milyon kişiyi etkileyen depremlerde 50 bini aşkın vatandaşın yaşamını yitirdiğini anımsattı.  Depremin etkilediği şehirlerde çok sayıda tarihi eserlerin ve tarihi binaların da zarar gördüğünü aktaran Mehmet Özhaseki, öncelikli amaçlarının yuvalarını kaybeden vatandaşlar için konut inşa etmek olduğunu söyledi.  Halihazırda 200 binden fazla konutun inşasının hızla devam ettiğini, deprem bölgesinde Yerinde Dönüşüm Projesine 250 binden fazla başvuru yapıldığını ifade eden Özhaseki, projeye başvuranların hibelerle, kredilerle destekleneceğini, bu kişilerin kendi evlerini inşa etmelerine yardımcı olunacağını belirtti.  Kahramanmaraş merkezli depremlerin Anadolu'da son bin yılda yaşanan en büyük afet olduğuna işaret eden Özhaseki, bir yandan şehirleri yeniden inşa ettiklerini, diğer yandan da söz konusu konutların güvenilir, dayanaklı olmasına dikkat ettiklerini ve sıfır atık anlayışına uygun "akıllı şehirler" kurmaya çalıştıklarını aktardı.</p><p><strong>SIFIR ATIK DANIŞMA KURULU'NUN İLK YÜZ YÜZE TOPLANTISI İSTANBUL'DA</strong> </p><p>Sıfır Atık Danışma Kurulu'nun ilk toplantısının BM Habitat İcra Direktörü Maimunah Mohd Sharif'in Türkiye ziyareti sırasında çevrimiçi olarak düzenlendiğini hatırlatan Bakan Özhaseki, kurulun çok sayıda ülkeden katılım olacak ilk yüz yüze toplantısının 1 Kasım'da İstanbul’da yapılacağını açıkladı.  <strong>Özhaseki, İstanbul'da açılması planlanan BM Habitat Ofisi'nin, Sıfır Atık Danışma Kurulu’nun çalışmalarına destek ve katkıda bulunacağını belirtti.</strong></p><p>6 Şubat'taki depremler ve Türkiye'nin doğal afetlerden etkilenen ülkelere yardım faaliyetlerine ilişkin sorularını da yanıtlayan Özhaseki, yeryüzüne çok yakın bir noktada meydana gelen depremin binlerce yıllık tarihe sahip eski şehirleri etkilediğine değindi.  Depremden etkilenen kentlerin zemininin mikro haritalama çalışmalarıyla incelendiğini, inşa edilmesi planlanan yapıların 10 şiddetine kadar dayanıklı ve sağlam olacağını belirten Özhaseki, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde deprem bölgesinde yuvalarını kaybeden herkese konutlarını en kısa sürede teslim edeceklerini söyledi.  Depremlerin ardından Türkiye'nin kenetlendiğine işaret eden Özhaseki, "Deprem bölgesinde yaşayan çocuklara bisikletlerini gönderen çocuklar gördük. Ve bazı kişilerin Hac vecibelerini erteleyip paralarını deprem bölgesine gönderdiklerine şahit olduk. Depremlerin üzerinden dört ay geçti, bu böyle devam ediyor." dedi.  Bakan Özhaseki, Türiye'nin gayri safi milli hasılasına oranla dünyada en çok insani yardım yapan ülke sıralamasında birinci olduğunu ve siyasi gündemi bir kenara bırakarak tüm yardıma muhtaç insanlara yardım için ellerinden gelenin en iyisini yaptıklarının altını çizerek, Türkiye'nin depremden etkilenen Fas ve sel felaketine maruz kalan Libya'ya yardım önerisinde bulunduğunu, her iki ülkenin de istemeleri halinde Türkiye'nin elinden gelen tüm yardımı yapmaya hazır olduğunu sözlerine ekledi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Suların çekildiği Arin Gölü&amp;apos;nde tehlike çanları çalıyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/sularin-cekildigi-arin-goelunde-tehlike-canlari-caliyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/sularin-cekildigi-arin-goelunde-tehlike-canlari-caliyor</guid>
<description><![CDATA[ Bitlis&#039;in Adilcevaz ilçesi sınırlarında bulunan Arin Gölü kuraklık ve iklim değişikliği nedeniyle duvarlar kalıntıları ile mikrobiyalitlerin ortaya çıkmasına neden oldu.Arin Gölü&#039;nü de kuraklık vurdu.Adilcevaz ilçesi sınırlarında bulunan Arin Gölü kuraklık ve iklim değişikliği nedeniyle gün geçtikçe kuruyor.Kuş cenneti olarak bilinen Arin Gölü&#039;nün suyu çekilince binlerce yıllık duvar kalıntıları ve mikrobiyalitler gün yüzüne çıktı.Taş duvarların ortaya çıkarması Arin Gölü&#039;nde daha önceden bir yerleşim yeri olduğu, hangi kavme ait olduğu bilinmiyor.Nedim Atalay isimli köy sakini, &quot;Kuş cenneti Arin Gölü 200&#039;e yakın kuş türüne ev sahipliği yapıyordu. Maalesef bu görüntüler endişe verici. Göründüğü gibi bu duvarlar neyin nesi bunun araştırılması gerekiyor.&quot; dedi ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kOv8uaUQMUyYSLM3JHhRbw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Suların, çekildiği, Arin, Gölünde, tehlike, çanları, çalıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kOv8uaUQMUyYSLM3JHhRbw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Suların çekildiği Arin Gölü'nde tehlike çanları çalıyor"><p>Bitlis'in Adilcevaz ilçesi sınırlarında bulunan Arin Gölü kuraklık ve iklim değişikliği nedeniyle duvarlar kalıntıları ile mikrobiyalitlerin ortaya çıkmasına neden oldu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IEiOrtDxv0qJn644wTONOg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Arin Gölü'nü de kuraklık vurdu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G4jgBwm0u0KXLWVigpFa3g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Adilcevaz ilçesi sınırlarında bulunan Arin Gölü kuraklık ve iklim değişikliği nedeniyle gün geçtikçe kuruyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iRZHRTZYs0ukrd1tDwcFKg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kuş cenneti olarak bilinen Arin Gölü'nün suyu çekilince binlerce yıllık duvar kalıntıları ve mikrobiyalitler gün yüzüne çıktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1wX_vTwsxUeCJlbaEwq6zg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Taş duvarların ortaya çıkarması Arin Gölü'nde daha önceden bir yerleşim yeri olduğu, hangi kavme ait olduğu bilinmiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JB-aQEP3XEuY9NW1hyLUFg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Nedim Atalay isimli köy sakini, "Kuş cenneti Arin Gölü 200'e yakın kuş türüne ev sahipliği yapıyordu. Maalesef bu görüntüler endişe verici. Göründüğü gibi bu duvarlar neyin nesi bunun araştırılması gerekiyor." dedi</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lFGj7DwSVE6qTqkYgsDGqA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vq9m0DzRnUW_eiS1Ii8bSg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hakkari’de doğa katliamına karşı köylülerin eylemi üçüncü gününde</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/hakkaride-doga-katliamina-karsi-koeylulerin-eylemi-ucuncu-gununde</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/hakkaride-doga-katliamina-karsi-koeylulerin-eylemi-ucuncu-gununde</guid>
<description><![CDATA[ Kavaklı köyü sakinlerinin mera alanları içerisinde faaliyet gösteren maden ocaklarının kapatılması için başlattıkları nöbet eylemi üçüncü günde devam etti. ]]></description>
<enclosure url="http://asopress.com/images/haber/hakkaride-doga-katliamina-karsi-koylulerin-eylemi-ucuncu-gununde-142218-20240426.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Hakkari’de, doğa, katliamına, karşı, köylülerin, eylemi, üçüncü, gününde</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Fotoğraf: 

 

Asopress - Hakkari Merkez, Yüksekova ilçesi ile Van ilinde yaşanan Kavaklı köyü sakinlerinin aralarında bulunduğu yüzlerce kişi üç gündür eylemde. 2017 yılından beri bölgede faaliyet gösteren firmaların, çalışma ruhsat alanını aşarak doğal ortamı tahrip ettiği, yeşil alanları yok ettiği ve içme suyu kaynaklarına zarar verdiğini ifade eden köylüler, yetkilileri göreve davet etti. Hem Hakkari Valiliği yetkilileri hem de ilgili firma yetkilileri ile görüşmelerde bulunan köy sakinleri taleplerinin karşılanmadığını dile getirdi. Köylülerin bölgedeki nöbet eylemi devam ederken jandarma ise bölgede güvenlik önlemi aldı. Köylüler üç gündür maden sahasının bulunduğu bölgede başlattıkları eylem devam ediyor.

 

‘Köyümüzü katlettiler’

Köy sakinlerinden Veysi Cadır, “Burası bizim toprağımız, yabancılar gelmiş burada madencilik faaliyetinde bulunuyor. Suyumuzu bozmuşlar. Havamızı bozmuşlar. Biz burada bir arı besleyemeyecek durumdayız.  Hayvanlarımızı otlatacak bir yerimiz de yok. Yaşam alanımız kalmadı.  Biz para istemiyoruz. Davamız köyümüzdür. Köyümüze geri dönmek istiyoruz. Artık şehirlerde idare edemeyecek durumdayız” şeklinde tepkisini gösterdi. Mağdur edildiklerini belirten 69 yaşındaki Abdurrahman Tekin de “Biz bu toprakların sahibiyiz. Biz burayı bırakamayız. Buradan gitmeyiz. Bu madencilerin topraklarımızda hiçbir hakları yok. Biz burada büyüdük ve burada yaşadık. Devletimizden merhamet bekliyoruz. Bize sahip çıksın bu insanları buradan çıkartsınlar. Ne para istiyoruz ne de mal mülk. Biz sadece toprağımızı istiyoruz” dedi.

 

‘Devlet güçlü için değil vatandaşı için olmalı’

Osman Duman isimli köy sakini ise 30 yıldır köylerini terk etmek zorunda olduklarını amaçlarının yapılan haksızlığın önüne geçmek olduğunu belirterek, “Gençlerimiz Avrupa’ya gitti. Çaremiz kalmadı. Biz topraklarımıza sahip çıkmaya geldik” diye konuştu. Bölgelerinin geçim kaynağının hayvancılık olduğunu kaydeden Kaya Duman ise, köy halkının mağdur edildiğini ifade etti ve çoğu köy sakinin işsizlik nedeniyle metropollere göç ettiğini ifade etti ve sordu “Devlet niçin var? Vatandaş için değil mi? O zaman gelsin bu madeni durdursunlar” İsmet Çınar isimli yurttaşta da bölgede ciddi bir tahribat oluşturulduğuna dikkat çekti.

 

Köy muhtarı da eyleme katıldı

Köy Muhtarı Adil Kurt ise, eylemlerine destek veren herkese teşekkür ederek, eylemlerinin amacı hakkında bilgilendirmelerde bulundu. Doğalarının tahrip edildiğini savunan Muhtar Kurt, “Hepiniz biliyorsunuz Sedex Madencilik Firmasının burada bir faaliyeti var. İlkbaharda küçük baş hayvanlarımızın uğrak yeri buralardır, bu derelerdir. 10 kilometrelik bir alanın hepsi talan edilmiş. Bir koyun bile besleyecek durumumuz kalmadı. Eskiden buralarda 20 bin koyun beslerdik. Hepsi ilkbaharda buralarda otlatılıyordu” dedi.

 

Yetkililerden destek isteyen Muhtar Kurt, taleplerini şu şekilde sıraladı

“Burada toplanan milletimizin talebi isteği maden şirketinin tamamen buradan gitmesi. Biz para peşinde değiliz. Vatandaşlarımızın hepsi de bizim için değerlidir. Bir vatandaşımızın tırnağına, parmağına bir zarar gelmesini istemeyiz. Biz para istemiyoruz. Muhtar olarak gelip gidiyorum. Burada çalıştırılan bir Allah’ın kulu benim köylüm değil vatandaşım değil. Ben de kendimden utanıyorum. Sayın Valimizle de görüştük. Bu madenciler gelecek talebimiz bu şantiyeler burada olmasın. Vatandaşlarımız haklı olarak burada işini gücünü bırakan var. Ricamız, talebimiz büyüklerimizden başta Sayın Valimizden, Sayın alay Komutanımız, kolluk kuvvetleri burada. Hepinize minnettarız. Bizim için buradalar. Sayın Valimizden, Bakanlarımızdan ve yetkililerden talebimiz bu. Taleplerimiz yerine gelene kadar eylemlerimiz devam eder. Bu millete yazık günahtır. Mağdur durumdayız. Sayın yetkililer bir an önce bu konuya el atmalıdır. Bu maden faaliyetlerini durdurmalarını istiyoruz” dedi.

 

Vali Çelik: Hukuk çerçevesinde hareket ediyoruz

Yazılı açıklamada bulunan Hakkari Valisi Ali Çelik ise, şu ifadeleri kullandı: “Her zaman dediğimiz gibi istisnasız herkes hukukun belirlediği çerçevede hareket etmek zorunda. Tüm işletmeler hukuka uygun verilen ruhsatları çerçevesinde faaliyetlerini yürütmek zorunda. Başta çevreye verilebilecek zararlar olmak üzere verilen izinlere aykırı bir durum varsa, tespit varsa ivedi olarak çevre şehircilik ve maden işleri genel müdürlüğüne dayanakları ile müracaat yapılmalı, konu ilgililerince detaylı incelenir yasaların belirlediği çerçeve dışına çıkılmışsa gereği yapılır. 2007’den beri ruhsatlı ve izinli olarak çalışan bir maden, şuana kadar bahsedilen kurumlara vatandaşlar tarafından herhangi bir başvuru yok, biz resen talep edeceğiz, inceleme isteyeceğiz, hukukun belirlediği çerçeve dışında, başka bir yola başvurmak herkes açısından sorumluluk gerektirir.” dedi.

 

 

Asopress- serhatnews]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Karadeniz&amp;apos;de ekoloji mücadelesini büyütmeyi hedeflediler</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/karadenizde-ekoloji-mucadelesini-buyutmeyi-hedeflediler</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/karadenizde-ekoloji-mucadelesini-buyutmeyi-hedeflediler</guid>
<description><![CDATA[ Karıncalar Ağı gönüllüleri Aslı Kahraman Eren ve Hikmet Eren, eko-kırıma neden olan projelere karşı Karadeniz&#039;deki ekolojik mücadeleyi birleştirmek için harekete geçti. ]]></description>
<enclosure url="http://asopress.com/images/haber/karadenizde-ekoloji-mucadelesini-buyutmeyi-hedeflediler-135107-20240626.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Karadenizde, ekoloji, mücadelesini, büyütmeyi, hedeflediler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Asopress - Karadeniz'in ekolojik zenginliklerine dikkat çekmek amacıyla harekete geçen Karıncalar Ağı gönüllüleri Aslı Kahraman Eren ve Hikmet Eren, bölgede hızla artan maden faaliyetlerine karşı birlik olma çağrısı yapıyor. Son bir yılda sadece Karadeniz'de 37 maden projesine "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) gerekli değil" kararı verilmesine tepki gösteren ikili, bölge illerindeki çevre örgütleriyle güçlerini birleştirmeyi amaçlıyor. Bu kapsamda, Amasya Çambükü'ndeki sanayi bölgesi inşaatına karşı koruma mücadelesi de gündemlerine aldılar.

Mezopotamya Ajansı'na hedeflerini anlatan Aslı Kahraman Eren, "Karadeniz'in doğal yaşamını ve ekosistemini tehdit eden maden projelerine karşı uzun süredir mücadele ediyoruz" diyerek, bölgedeki ekolojik dengeyi koruma çabalarını vurguladı. Çevre örgütleri ve siyasi temsilcilerle yapacakları görüşmeler sonrasında ortak bir strateji belirlemeyi hedeflediklerini ifade eden Eren, "Karadeniz'in ekolojik zenginliklerini korumak için tüm Karadenizlileri bir araya getirmek istiyoruz" dedi.

İlk ziyaretlerini Amasya Çambükü'ne gerçekleştiren ve burada köylülerle bir araya gelen ikili, bölgede yaşanan ekolojik mücadeleyi yakından takip ettiklerini belirtti. Amasya'dan sonra Ordu ve Giresun'da da çevre örgütleriyle görüşen Aslı Kahraman Eren, "Maden projelerine karşı ortak bir mücadele hattı oluşturmak için adımlar atıyoruz" dedi.

Gelecek adımlarında Rize, Trabzon, Artvin ve Gümüşhane'yi ziyaret edeceklerini aktaran Eren, bu şehirlerdeki çevre savunucularıyla dayanışma içinde olacaklarını ve mücadelelerini güçlendireceklerini belirtti. Karadeniz'in ekolojik denge ve doğal kaynaklarını koruma çabalarını desteklemek için tüm bölge halkını harekete geçmeye çağıran Eren, "Maden projelerine karşı birlikte 'Hayır' demek için mücadele edeceğiz" diye ekledi.

Haber Merkezi]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dicle Vadi&amp;apos;sinin kalbine 47 milyon TL&amp;apos;lik hançer saplayacaklar</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/dicle-vadisinin-kalbine-47-milyon-tllik-hancer-saplayacaklar</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/dicle-vadisinin-kalbine-47-milyon-tllik-hancer-saplayacaklar</guid>
<description><![CDATA[ Dicle Nehri&#039;nin vadi olarak kalan son alanlarından biri olan Cehennem Deresi yapılaşmaya açılarak 47 milyonluk ranta kapı araladı. ]]></description>
<enclosure url="http://asopress.com/images/haber/dicle-vadisinin-kalbine-47-milyon-tllik-hancer-saplayacaklar-115340-20240702.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Dicle, Vadisinin, kalbine, milyon, TLlik, hançer, saplayacaklar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Fotoğraf: MA/Zeynep Durgut

Asopress - Şırnak'ın İdil ile Güçlükonak ilçeleri arasında yer alan Dicle Nehri'nin kollarından Cehennem Deresi(Newala Qoriyê)'nde üç yüz metreden oluşan cam teras yapılarak yapılaşmaya açılacak. Doğal güzelliği ile bilinen ve doğa yürüyüşçüleri ile birlikte birçok canlı türüne ev sahipliği yapan doğa harikası alana 100 araçlık otopark, 500 metrekare açık kapalı kafeterya ve peyzaj çalışması yapılarak doğal güzellik ranta kapı aralayacak. 24 Haziran yapılan ihale 47 milyon 960 bin TL olarak belirlendi. İdi'e bağlı Bafê ve Hespist köylerine yakın alanda yapılmak istenilen proje ile ranta kapı aralanırken eş zamanlı bölgede askeri kalekollarda inşa edilmeye başlandı. Bölge sakinleri doğal güzel güzelliğin ranta kapı aralandığını dile getirerek projeyi istemediklerini dile getiriyor. 

Mezopotamya Ajansı'ndan Zeynep Durgut'un köylüler ile görüştü. Durgut'a açıklamalarda bulunan Alya Alkan, cam terasın yapılmasıyla birlikte vadinin doğal güzelliğini yitireceğini söyledi. Alkan, “Eğer bahsettikleri projeyi yaparlarsa burada artık insanlar evlerinden çıkamayacak. Terasın yapıldığı yere sürekli çocuklarımızla gider, gezerdik ve hayvanlarımızı orada otlatırdık. Bu projenin yapılmasını istemiyoruz. Çünkü terasın bize hiç bir faydası olmayacak ve bizim böyle bir şeye de ihtiyacımız yok. Zaten terasın yapılacağı yer doğal teras. Ancak şimdi terasın yapılması ile birlikte doğası tamamıyla yok edilecek. Çünkü büyük bir tahribat olacak. Burası tarihi bir yer ve müdahale edilmemesi gerekiyor. Bizler artık serbest bir şekilde oralara gidip gezemeyeceğiz. Bu projeyi istemiyoruz" dedi.  


Köylülerden Nuriye Hazar, 30 yıldır yapılmayan köy yolunun proje kapsamında rant için yapıldığına  dikkat çekip “Bu projeyle huzur bırakmadılar. Bizler bu projeyi istemiyoruz. Ama yine de yapıyorlar. Bu proje ile birlikte hiç bir şey eskisi gibi olmayacak. Oranın doğasını ve tarihini tek seferde yok edecekler. Bu projeyi yaptıkları zamanda ihtiyaç var mı yok mu diye bize sorulmadı. Kendi çıkarları için yapıyorlar. Köyün yollarını bile bunun için yaptılar” diye belirtti. 
 
Şerife Malkaç isimli yurttaş, projenin bölge halkına bir katkısının olmayacağını ifade ederek, “Bizler eskisi gibi serbest dolaşamayacağız. Daha önceleri rahat bir şekilde gidip geziyorduk. Çünkü iş makinasıyla bölgenin dokuyla oynadılar. Cam terası istemiyoruz” dedi. 


Haber Merkezi]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mardin&amp;apos;de ormanlara giriş yasaklandı enerji hatlarının bakım yapılmasına dikkat çekildi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/mardinde-ormanlara-giris-yasaklandi-enerji-hatlarinin-bakim-yapilmasina-dikkat-cekildi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/mardinde-ormanlara-giris-yasaklandi-enerji-hatlarinin-bakim-yapilmasina-dikkat-cekildi</guid>
<description><![CDATA[ Mardin Valiliği yaptığı açıklama ile Mardin ili sınırları içinde bulunan bütün ormanlık alanlara giriş ve çıkışların ikinci bir duyuruya kadar yasaklandığı duyurdu. ]]></description>
<enclosure url="http://asopress.com/images/haber/mardinde-ormanlara-giris-yasaklandi-enerji-hatlarinin-bakim-yapilmasina-dikkat-cekildi-144557-20240701.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Mardinde, ormanlara, giriş, yasaklandı, enerji, hatlarının, bakım, yapılmasına, dikkat, çekildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Fotoğraf: Sosyal Medya 

Asopress - Mardin Valiliği'nin yaptığı duyuruya göre ormanlık alanlara girişler yasaklanırken karayolları güzergahında seyir halindeki araçlardan yangına sebebiyet verebilecek sigara, şişe, cam, çöp gibi malzemelerin atılması ve bırakılmasının da yasaklandığı bildirildi. 


Valilikten yapılan açıklamada "6831 sayılı Orman Kanunu’nun 74’üncü maddesi ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 9'uncu ve 66’ıncı maddeleri uyarınca Mardin ili sınırları içinde bulunan bütün ormanlık alanlara giriş ve çıkışlar ikinci bir duyuruya kadar yasaklanmıştır. Ormanların çevresinde yer alan ve içinden geçen yollarda, ormanların kenarında mola vermek ve piknik yapmak da yasaklanmıştır. Ayrıca karayolları güzergahında seyir halindeki araçlardan yangına sebebiyet verebilecek sigara, şişe, cam, çöp gibi malzemelerin atılması ve bırakılması yasaktır. Mardin ili sınırları içinde yer alan Sultan köy Orman Bölge Parkı (Konaklamasız) ve Kasımiye Millet Ormanı (Konaklamasız) ziyaretçi girişlerine kapalı olup piknik yapmak ve ateş yakmak yasaktır. Derik ilçemizde Bulunan GAP Şelalesi Tabiat Parkı ise ateşli piknik yapmamak şartıyla ziyaretçi girişlerine serbesttir. Orman Kanunu’nun 31’inci ve 32’nci maddeleri kapsamında olan köyler ve mahalleler başta olmak üzere, orman içi, orman bitişiği ve ormanla ilişiği olmayan köyler ve mahallelerde anız, bağ-bahçe, zeytinlik ve tarla temizliği gibi nedenlerle belirtilen tarihten itibaren 24 saat boyunca, tüm zamanlı olarak kontrollü ateş yakmak dahil, ağaç, dal ve her türlü bitki örtüsünün yakılması yasaktır" diye belirtildi. 


Enerji nakil hatlarının bakımına işaret edildi

 

Orman alanı civarındaki tesisler ile sanayi kuruluşları, orman alanlarını etkileyebilecek her türlü faaliyet nedeniyle oluşabilecek yangın riskine karşı, önleyici bütün tedbirleri eksiksiz olarak alacakları belirtilen, açıklamada,  “Enerji nakil hatlarının yapım ve bakımı ile ilgili kuruluşlar (DEDAŞ ve TEİAŞ) enerji hatlarının özellikle ormanlık alanlardan geçen bölümlerinde gerekli bakımları gerçekleştirecek, yangın riskine karşı her türlü tedbiri alacaklardır. Bütün belediyeler, orman içi, orman kenarı ve bitişiğinde bulunan çöp toplama alanları çevresinde koruma bandı oluşturacak ve yangın riskine karşı gerekli iş makinelerini hazır bulunduracaklardır. Sokak hayvanlarını beslemek amacıyla yasaklı alanlara girmek isteyenler, kimliklerini hangi mevkide ne zaman besleme yapacaklarını ilgili ilçe güvenlik birimleri ile Orman İşletme şefliklerine bildirmek ve izin almak kaydıyla ormanda yaşayan sokak hayvanlarını besleyebileceklerdir. Bu kişiler yasaklı alanda piknik yapma ve ateş yakma yasaklarından muaf değildirler. Kaymakamlıklar ve Mardin Orman İşletme Müdürlüğü’nün koordinasyonu altında genel kolluk birimleri ve orman muhafaza memurları tarafından bu kararla alınan tedbirler ve getirilen yasaklamaların kontrol ve denetimi kesintisiz olarak yerine getirilecektir. Yasaklama kararına aykırı davrananlar hakkında gerekli adli ve idari işlemler gerçekleştirilecektir. Yangın ihbarları ve bununla ilgili bütün şüpheli durumlar 112 Acil Çağrı Hattı aranarak yapılabilecektir” ifadeleri kullanıldı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Antik kentte açılmak istenen mermer ocağına &amp;apos;ÇED raporu gerekli değil&amp;apos; kararı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/antik-kentte-acilmak-istenen-mermer-ocagina-ced-raporu-gerekli-degil-karari</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/antik-kentte-acilmak-istenen-mermer-ocagina-ced-raporu-gerekli-degil-karari</guid>
<description><![CDATA[ Antik Stratoneikeia kentinin bulunduğu bölgede açılmak istenen mermer ocağı için verilen “ÇED gerekli değil” raporuna itiraz eden Eskihisar köylüleri kararın iptal edilmesini istedi. ]]></description>
<enclosure url="http://asopress.com/images/haber/antik-kentte-acilmak-istenen-mermer-ocagina-ced-raporu-gerekli-degil-karari-162113-20240514.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Antik, kentte, açılmak, istenen, mermer, ocağına, ÇED, raporu, gerekli, değil, kararı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Fotoğraf: Vikipedi

 

Asopress - Yatağan Eskihisar Köyü'ne açılmak istenen mermer ocağı için verilen "ÇED gerekli değil" kararının iptal edilmesini isteyen köylüler, ocağın bölgede bulunan antik kent üzerine kurulacağını söyledi.

Muğla’nın Yatağan ilçesine bağlı Eskihisar Köyü'ne açılmak istenen mermer ocağına karşı yurttaşlar, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Muğla İl Müdürlüğü'ne itiraz dilekçeleri verdi. Ardından da müdürlük önünde açıklama yapan köylüler, ocak için verilen "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) gerekli değil" kararının iptal edilmesini istedi.

Açıklamaya köylülerin yanı sıra çok sayıda ekolojist katıldı. Köylülerden Lütfi Kirayoğlu, bölgenin 2 bin 500 yıllık bir antik kent olduğuna dikkati çekerek, “Tüm Muğla için çok önemli olan bu bölge 40 yıldır ağır bir saldırı altındadır. Kasım ayında bir maden şirketi köye gelerek, hiçbir inceleme yapmadan ÇED raporu hazırlayıp saldırmak istemişti. Köylüler olarak onları püskürttük. Şimdi başka bir şirket bin 500 dönümlük bir arazi üzerinde köye 500 metre mesafede mermer ocağı açmak istiyor. Buraya yola çıkmadan önce ağır bir patlama yaşayarak, buraya geldik. Köyümüzün tüm tepeleri mermer ocakları tarafından kaplanmış ve ormanlar yok olmuş. Bu duruma boyun eğmeyeceğiz" diye konuştu.

 



                                                Mermer ocağının açılmasına itiraz eden Eskihisar köylüleri Fotoğraf: MA

 

Ardından konuşan köy muhtarı Cafer Ateş ise "Mahallemiz sınırları içerisinde bulunan bütün mermer ocağı projelerine karşıyız. Proje sahası Antik Stratoneikeia'nın mermer ocakları olup, zeytinlik alanlar  ve mahallemizin içme suyu kaynaklarının bulunduğu bir alandır. Verilen 'ÇED gerekli değil' kararı hukuksuzdur. Eskihisar, kömür madeni yüzünden üç defa taşınarak büyük bedel ödemiştir. Bu projenin iptali için adli ve idari olarak her türlü mücadeleyi hukuk devleti çerçevesinde yürüteceğiz" dedi.

Stratonikea Muğla'nın Yatağan İlçesi’nin 6–7 km. batısında, Yatağan-Milas karayolu çıkışında 1 kilometre mesafede yer alan Eskihisar mahallesi ile iç içe bir antik kenttir.

 

Asopress - MA]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Batman&amp;apos;ın en büyük akarsuyu imara açılıyor belgeseller ile anlatılmıştı valilik tapu dağıttı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/batmanin-en-buyuk-akarsuyu-imara-aciliyor-belgeseller-ile-anlatilmisti-valilik-tapu-dagitti</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/batmanin-en-buyuk-akarsuyu-imara-aciliyor-belgeseller-ile-anlatilmisti-valilik-tapu-dagitti</guid>
<description><![CDATA[ Batman&#039;da iki yıldır tartışma konusu olan Batman Çayı&#039;nın imara açılması projesi, oldu bittiye getirilerek tapu dağıtım töreni yapıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://asopress.com/images/haber/batmanin-en-buyuk-akarsuyu-imara-aciliyor-belgeseller-ile-anlatilmisti-valilik-tapu-dagitti-050818-20240717.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Batmanın, büyük, akarsuyu, imara, açılıyor, belgeseller, ile, anlatılmıştı, valilik, tapu, dağıttı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Asopress - Batman Samanyolu ve Oymataş köylerinde yapılmak istenen ilave OSB alanlarına ait tapu devir töreni gerçekleştirildi. Törene Batman AK Parti Milletvekili Ferhat Nasıroğlu ve Batman Valisi Ekrem Canalp katıldı. Törende yapılan konuşmalarda, OSB'lerin gıda ve tekstil sektörlerine yönelik olacağı belirtilirken, iş insanları Batman'a davet edildi.

İmarları tartışma konusu olan ve DSİ'nin olumlu rapor vermediği dere yatağının imara açılma girişimlerine dair konuşan Batman Valisi Ekrem Canalp, "Oymataş OSB için imar planları bitmek üzere, bakanlık onayında. Samanyolu OSB için de imar planını yapıyoruz ve bitiriyoruz," dedi.

Batman Samanyolu Köyü'nden Oymataş'a kadar uzanan sulak alanda yaklaşık 188 kuş türü bulunurken, ekolojik tahribatlar içinde yaban hayatı için önemli bitki türleri ve çalılık alanlar yer alıyor. İmara açılması ile birlikte bu alanların tahrip olacağını belirten çevreciler ve sivil toplum örgütlerinin uzun süreli sessizliği ise dikkat çekiyor.

Herhangi bir ÇED raporunun olup olmadığı belli olmayan alanlar için yapılan yatırımlar da dikkat çekti. AK Parti Milletvekili ve Valinin çalışmaları kapsamında tapu dağıtımı öne çıktı.

Geçtiğimiz yıl, OSB'ye karşı çevreciler ve sivil toplum örgütleri bir araya gelerek bir panel düzenlemişti. Düzenlenen panelde, endemik türlerin imar ile büyük zarar göreceği belirtilmişti.

Sivil toplum kuruluşları ve çevrecilerin Batman Çayı'na dair söyledikleri, 19 dakikalık dosya haber videosunda dile getirilmişti. Gazeteci Metin Yoksu'nun iki yıldır gündeme getirdiği ve sivil toplum örgütleri ile çevrecilerin sözlerini topladığı "Batman Çayı Tehdit Altında" 19 dakikalık video dosya haberinde şunları dile getirmişti. 

Haber Merkezi]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Cizre Barajı tarihi alanları yok edecek</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/cizre-baraji-tarihi-alanlari-yok-edecek</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/cizre-baraji-tarihi-alanlari-yok-edecek</guid>
<description><![CDATA[ Dicle Nehri&#039;nde kurulacak 10 baraj ile nehir akarsu özelliğini kaybedecek. Barajlar Mezopotamya coğrafyasını yok ediyor. ]]></description>
<enclosure url="http://asopress.com/images/haber/cizre-baraji-tarihi-alanlari-yok-edecek-121239-20240716.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Cizre, Barajı, tarihi, alanları, yok, edecek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Asopress - Dicle Nehri üzerinde kurulan 9 baraj ile nehir stasünü bir bütün olarak kaybetti. Nehir üzerinde kurulan en büyük barajlardan biri olan Ilısu Veysel Eroğlu Barajı nedeniyle 12 bin yıllık tarihe sahip Hasankeyf su altında bırakıldı. Nehir üzerinde 10 baraj Ilısu bendinin aşağısına son kanyona inşaa edilecek. Güçlükonak ile Cizre arasında inşa edilecek barajın üç yıl içinde tamamlanması hedefleniyor. Baraj tarihi alanları su altında bırakacak ve ekolojik tahribata yol açacak.  


Mezopotamya Ajansı'ndan Mahmut Altıntaş'ın haberine göre projeyle ilgili sanal medyada paylaşım yapan AKP Milletvekilli Arslan Tatar, ihalenin gerçekleştirildiğini belirterek, “Yapım işine en kısa sürede başlayıp, 3 yıl içinde tamamlanması ve enerji üretimine başlanması hedeflenmektedir” diye belirtti. 
 
24 Mayıs 2013 tarihinde ihalesi yapılan proje, daha sonra çeşitli anlaşmazlıklar nedeniyle iptal edildi. Dicle Nehri üzerine kurulması planlanan barajın, Ilısu Barajı’ndan sonra ikinci büyük baraj olacağı belirtiliyor. Orman ve Su İşleri Bakanlığı ile Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü’nün ortak projesi olan baraj için 29 Nisan 2019’da Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) izni verildi. Qesirk (Kasrik) Beldesi ile beldeye bağlı Misûriyê köyünün alt tarafında planlanan projenin hayata geçirilmesi durumunda yerleşim yerleri, tarım ve tarihi alanların yanı sıra birçok canlı türü de yok olacak. Öte yandan su ihtiyacı Dicle Nehri’nden karşılanan Federe Kurdistan Bölgesi ve Irak da barajın tamamlanmasıyla büyük bir su kriziyle karşı karşıya kalacak.

Gutiler döneminde inşa edildiği tahmin edilen Mahmûd Xan Köprüsü sular altında kalacak yapılar arasında yer alıyor. 2011 yılında selden etkilenen köprü, yeniden inşa edilmişti.


Gabar ve Cûdî dağlarını birbirinden ayıran, “Krallar Geçidi” olarak bilinen, kimilerine göre Guti imparatorunun kabartması, kimilerine göre ise Part süvarisinin rölyefi de sulara gömülecek. Bölge sakinlerinin Bûk û Zava (Gelin ve Damat Heykeli) olarak adlandırdığı rölyef, her yıl binlerce kişinin ziyaret ettiği tarihi yerlerden birisi. 
 
EKOLOJİ ÖRGÜTLERİ VE KURUMLARA ÇAĞRI 
 
Belde sakinlerinden Abdullah Kültür, barajın uzun yıllardır gündemde olduğunu belirterek, yapıldığı takdirde bölgedeki insanların göç etmek zorunda kalacağını söyledi. Kültür, “Baraj yapılmasını istemiyoruz. Topraklarımız, ekin alanımız ve tarihimiz, ekoloji yok olacak. Qesirk tarihi bir yer aynı zamanda. Çağrımız; ekoloji örgütleri ve demokratik kurumların buna karşı durmalarıdır. Baraj yapıldığı takdirde 3 mahalle sular altında kalacak ve insanlar metropollere göç etmek zorunda kalacak” diye belirtti. 
 
BİR TARİH YOK OLACAK 
 
Mehmet Kültür de, barajla birlikte bir tarihin sulara gömüleceğini hatırlattı. Baraj istemediklerini vurgulayan Kültür, şöyle devam etti: “Burada yaşayanlar baraj istemiyor. Herkes karşı. Tarım ve hayvancılıkla geçimimizi sağlıyoruz. Baraj yapıldığı takdirde ekin yapacağımız alan kalmayacak. Hem ekolojimiz yok olacak hem de geçim kaynaklarımız elimizden alınmış olacak. İki ay önce avukatlar gelip topraklarımızı kontrol etti. Projenin tamamen iptal edilmesini istiyoruz. Pira Xan Mahmut (Mahmut Han köprüsü), Kela Mercana Reş, Bûk û Zawa (Gelin ve damat heykeli) gibi birçok tarihi yapı sular altında kalacak. Herkese çağrımız; baraj yapımına karşı tepkilerini ortaya koysunlar.” 

Kaynak: Ma]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çobanlardan örnek kampanya yangın bölgesi için 350 küçükbaş hayvan dağıttılar</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/cobanlardan-oernek-kampanya-yangin-boelgesi-icin-350-kucukbas-hayvan-dagittilar</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/cobanlardan-oernek-kampanya-yangin-boelgesi-icin-350-kucukbas-hayvan-dagittilar</guid>
<description><![CDATA[ Mardin&#039;in Mazıdağı ilçesi ile Diyarbakır&#039;ın Çınar ilçesinde meydana gelen yangınlarda mağdur olan aileler ile dayanışma gösteren çobanlar 350 küçükbaş havyanı ailelere dağıttı. Çobanlar kampanya ve dayanışmanın süreceğini duyurdu ]]></description>
<enclosure url="http://asopress.com/images/haber/cobanlardan-ornek-kampanya-yangin-bolgesi-icin-350-kucukbas-hayvan-dagittilar-203327-20240704.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Çobanlardan, örnek, kampanya, yangın, bölgesi, için, 350, küçükbaş, hayvan, dağıttılar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Fotoğraf: MA

Asopress - Geçtiğimiz 25 Haziran’da meydana gelen ve 15 kişinin hayatını kaybettiği yangınlarda on binlerce dönüm arazi küle dönerken, bine yakın hayvan da öldü. Aileler yaslarını bir yandan tutarken diğer yandan da köylüler ile dayanışmalar da devam ediyor. Diyarbakır, Urfa, Mardin, Bingöl, Erzurum başta olmak üzere Kürt kentlerinde bir araya gelen çobanlar yangının etkili olduğu dört başta olmak üzere 13 köy ile örnek bir dayanışma gösterdi. 

 
Çobanlar “Marka Koçlar Zoom Facebook İnternet Sayfası” üzerinden "Biz bize yeteriz. Bir koyun da sen bağışla" kampanyası düzenledi. Kendi aralarında 350 küçükbaş hayvan toplayarak, yangından etkilenen köylere ziyaretlerde bulunarak koyunlar ailelere dağıtıldı. Toplumsal bir travmanın yaralarını sarmaya çalışan çobanların dayanışması örnek oldu. 

'Biz bize yeteriz'

 
Mezopotamya Ajansı'nda yer alana haber göre yanlarında getirdikleri hayvanları köylülere dağıtan çobanlar, ayrıca köylülere taziye ziyaretinde bulundu. Çobanlar adına konuşan Mehmet Çetin Tarı, ailelerle dayanışmak için bir çağrıda bulunduklarını ve bütün kentlerden destek aldıklarını dile getirdi. Kampanyalarına katılımın yoğun olduğunu ve topladıkları hayvanları ailelere teslim etmek için birçok kişiyle beraber köyleri ziyaret ettiklerini ifade eden Tarı, “Kampanyamız bir süre daha devam edecek. Gelen destekleri mağdur olan ailelere teslim edeceğiz. Tamamen hayırsever insanlarımızın yardımlarıyla toplandı bunlar. Köy köy gezdik, köylüler de destek verdi. Hepsine teşekkür ediyoruz. İnsanlarımıza çağrımız ailelerimize destek vermeleri, insanlarımızla dayanışmaları. Ailelerimiz köylerinde kalmaya devam etsin, kendi işlerini yapabilsinler ki, dışarıya çalışmak için gitmek zorunda kalmasınlar” ifadelerini kullandı. 
 
Saman ve arpa desteği
 
Çobanlardan Bahri Ay da ailelerin hayvanlarını beslemeleri için saman ve arpaya da ihtiyaç duyduğunu ve bunun için de çalışmalarını yaptıklarını söyleyerek, kamuoyuna da destek çağrısında bulundu. Süleyman Şeyhan isimli çoban ise kampanya kapsamında kimseden para talep etmediklerini belirterek, sadece hayvan ve hayvanların ihtiyaç duyduğu besin maddelerinin gönderilmesi uyarısında bulundu. 
 
Çobanlar ardından hayvanları ailelere dağıtarak, tek tek köyleri gezdi. ]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Diyarbakır&amp;apos;da maden için ormanlar yok ediliyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/diyarbakirda-maden-icin-ormanlar-yok-ediliyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/diyarbakirda-maden-icin-ormanlar-yok-ediliyor</guid>
<description><![CDATA[ Diyarbakır&#039;da maden için kesilen ormanlara karşı Diyarbakır Barosu harekete geçerek yürütmeyi durdurma talebiyle mahkemeye başvurdu. ]]></description>
<enclosure url="http://asopress.com/images/haber/diyarbakirda-maden-icin-ormanlar-yok-ediliyor-122642-20240716.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Diyarbakırda, maden, için, ormanlar, yok, ediliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Asopress - Diyarbakır'ın Lice ilçesine bağlı Zengesor, Heşeder, Mizak, Bayırlı ve Şaxur kırsal mahallelerinde açılması planlanan bakır madeni için 2020 yılında "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) gerekli değildir" raporu verildi. Konyalı Dimin Madencilik şirketi, bu rapor sonrası sondaj çalışmalarına başladı. Bölgede maden için ormanlık alan kesilmeye başlandı. 


Mezopotamya Ajansı'ndan Müjdat Can'ın haberine göre çalışmalar sırasında bölgede binlerce ağaç kesilirken, doğaya büyük zarar verildi. Mahalle sakinlerinin başvurusu üzerine Amed Barosu ve Ekoloji Derneği harekete geçti ve şirketin çalışmalarına karşı “yürütmeyi durdurma” talebiyle mahkemeye başvurdu.

Köylüler tepki gösteri

Hukuki süreç devam ederken, şirketin çalışmaları da sürüyor. Şaxur Mahallesi sakinlerinden Mehmet Yılmaz, yaklaşık iki yıldır ormanlık alanın yok edildiğini belirtti. Yılmaz, Bayırlı’ya bağlı Bilgili mezrasında ağaçların kesildiği noktada bir karakol inşa edildiğini söyledi. Yılmaz, "Tüm canlıların yaşam alanları tehlikede. Köylülerin geçim kaynağı olan sebze ve meyve bahçeleri ile hayvan türleri bu durumda yok olacak. Bölgemizde maden açılmasını ve bu şirketlerin burada maden çıkarmasını istemiyoruz. Talebimiz, derhal ocağın iptal edilmesi ve şirketlerin bölgeyi terk etmesidir" dedi.

Diyarbakır Barosu'ndan Açıklama: İnsanlar Yerlerini Terk Edecek

Diyarbakır Barosu Kent ve Çevre Komisyonu Sekreteri Ahmet İnan, ÇED sürecinde mahallelinin görüşüne başvurulmadığını ifade etti. İnan, "Mahallelinin yaşamını etkileyecek bir uygulamada fikirleri alınmadan, itiraz hakkı tanınmadan böyle bir usulsüzlük yapılmıştır" dedi. Mahalle sakinlerinin geçim kaynaklarının arıcılık ve hayvancılık olduğuna dikkat çeken İnan, "Arıcılık, ormanlar ve bahçeler yok olacak. İnsanlar hayvanlarını otlatamadığında nereye göç edecek? Bu işin rant tarafı var ama bir de politik tarafı var. 1990’larda bombalanarak boşaltılan köyler, bugün maden ve HES'lerle yok edilmeye çalışılıyor. Bu sistem hukuka da uydurulmaya çalışılıyor. Sonuç yine aynı olacak; insanlar yerlerini terk etmek zorunda kalacaklar ve bu durumu biz kabul etmiyoruz" ifadelerini kullandı.

Sivil Toplum Örgütlerine Çağrı

Amed'deki sivil toplum örgütlerinin sürece dahil olmasının önemli olduğunu vurgulayan İnan, "Biz 'yürütmeyi durdurma' talebinde bulunduk ama idari yargılama usulü gereği keşif ve bilirkişi raporu oluşturulmayana kadar bu proje son sürat devam ediyor" dedi. İnan, maden ocaklarının su kaynakları için tehdit oluşturduğunu ve bölgenin ormanlık yapısına zarar verdiğini belirtti. Tek başına dava açmanın bu durumu durdurmaya yetmediğini kaydeden İnan, "Maalesef ülkede hukuk işlevsizleştirilmiş durumda. O yüzden şehrin tüm bileşenlerinin devreye girmesi gerekiyor. Bu süreci başlatan oranın halkıdır. Aynı şekilde alana gidip halkla birlikte yasal bir protesto düzenlenebilir ve toplumsal bir refleks gösterilebilir" dedi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Leylek yuvası yandı yavrular hayatını kaybetti</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/leylek-yuvasi-yandi-yavrular-hayatini-kaybetti</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/leylek-yuvasi-yandi-yavrular-hayatini-kaybetti</guid>
<description><![CDATA[ Malatya&#039;nın Kale ilçesinde bir leylek yuvası yangını cep telefonu kamerasıyla kaydedildi. ]]></description>
<enclosure url="http://asopress.com/images/haber/leylek-yuvasi-yandi-yavrular-hayatini-kaybetti-125531-20240623.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Leylek, yuvası, yandı, yavrular, hayatını, kaybetti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Foto: Sosyal Medya

Asopress - Malatya Kale İlçesi Salkımlı Mahallesi'nde bulunan bir elektrik direğinin üstündeki leylek yuvası henüz bilinmeyen bir nedenle alev aldı. Yangın sonucunda yuvadaki yavru leylekler hayatını kaybetti.

Olay sırasında yuvada bulunan leylek yavrularının ve anne leyleğin onları kurtarma çabası, bölgedeki bir kişi tarafından cep telefonu kamerasıyla görüntülendi.

Haber Merkezi]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Orman kıyımına karşı barodan tepki: Bölgeyi ağaçsız ve kurak bırakma girişimi kaldığı yerden devam ediyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/orman-kiyimina-karsi-barodan-tepki-boelgeyi-agacsiz-ve-kurak-birakma-girisimi-kaldigi-yerden-devam-ediyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/orman-kiyimina-karsi-barodan-tepki-boelgeyi-agacsiz-ve-kurak-birakma-girisimi-kaldigi-yerden-devam-ediyor</guid>
<description><![CDATA[ Şırnak&#039;ta korucular eliyle yapılan ağaç kıyımına Şırnak Barosu tepki gösterdi. ]]></description>
<enclosure url="http://asopress.com/images/haber/orman-kiyimina-karsi-barodan-tepki-bolgeyi-agacsiz-ve-kurak-birakma-girisimi-kaldigi-yerden-devam-ediyor-160732-20240701.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Orman, kıyımına, karşı, barodan, tepki:, Bölgeyi, ağaçsız, kurak, bırakma, girişimi, kaldığı, yerden, devam, ediyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Fotoğraf: Sosyal Medya

Asopress - Şırnak'ın Besta, Cudî, Gabar ve son olarak Beytüşebap Komatê köyünde asker talimatıyla korucuların yaptığı ağaç kıyımı devam ederken Şırnak Barosu Çevre ve Kent Komisyonu yaşananlara tepki gösterip "Şırnak'ta yaşanan doğa katliamına ilişkin her yıl yapmış olduğumuz başvurular, suç duyuruları ve kamuoyuna sunmuş olduğumuz raporlara rağmen bölgeyi ağaçsız ve kurak bırakma girişimi kaldığı yerden devam ediyor" açıklamasında bulundu. 


Bölgede sürekli hale gelen doğa talanına karşı mücadele edeceklerini vurgulayan Baro açıklamasında "Şırnak'ta yaşanan doğa katliamına ilişkin her yıl yapmış olduğumuz başvurular, suç duyuruları ve kamuoyuna sunmuş olduğumuz raporlara rağmen bölgeyi ağaçsız ve kurak bırakma girişimi kaldığı yerden devam ediyor. Baromuza gelen şikayetler ve ulaştığımız görüntülerden de anlaşılacağı üzere her sene olduğu gibi aynı süreç işletiliyor. Yaz mevsimi itibariyle bu kesimler ve tahribatlar hızlı bir şekilde artmakta, her gün yüzlerce ton endemik ve tarihi ağaçlar yok edilmektedir. Daha önce de söylediğimiz gibi Şırnak doğası ranta kurban ediliyor ve istenen şey, madenlerle donatılmış bir alan ve şantiye sahasına çevrilmiş bir doğa" ifadeleri kullanıldı. 
 

Açıklamanın devamında şunlar dile getirildi: Gelinen süreçle beraber hukuki süreci olduğu gibi devam ettirme konusundaki irade ve kararlılığımızı ortaya koyacağımıza ve doğamızın gözümüzün önünde talan edilmesine göz yummayacağız. Çevre ve Kent komisyonumuzun da titizlikle takip ettiği ve daha önce almış olduğumuz Ombudsman kararına rağmen devam eden bu süreci yakından takip ettiğimizi ve gerekli girişimlerde bulunacağımızı kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.


Haber Merkezi]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mawa Dağı yangınına engel</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/mawa-dagi-yanginina-engel</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/mawa-dagi-yanginina-engel</guid>
<description><![CDATA[ Hasankeyf&#039;in Mawa ve Gercüş köylerinde askeri operasyon sırasında çıkan yangına müdahale, valiliğin &quot;geçici güvenlik bölgesi&quot; ilanı gerekçesiyle engelleniyor. ]]></description>
<enclosure url="http://asopress.com/images/haber/mawa-dagi-yanginina-engel-212133-20240623.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Mawa, Dağı, yangınına, engel</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Fotoğraf: Asopress 

Asopress - Batman'ın Hasankeyf ilçesine bağlı Mawa Dağı bölgesindeki Xirbêkûr köyünde 18 Haziran'da başlayan askeri operasyon devam ediyor. Operasyonun Gercüş ilçe kırsalına genişletildiği belirtiliyor.

Bölgede hava hareketliliği devam ederken, Gercüş ilçesindeki birçok bölgeye valilik tarafından giriş çıkışların yasaklandığı bildirildi. Dereiçi köyü ise askerler tarafından ablukaya alındı. Kırsalda çıkan yangının Dereiçi köyüne doğru ilerlediği ve bölgeye itfaiye ekiplerinin çağrıldığı ancak gelen ekiplerin köye ulaşamadığı belirtildi.

Öte yandan, DBP ve DEM Parti'nin oluşturduğu heyet, operasyon bölgesine gitmek istedi fakat valiliğin bölgeyi geçici güvenlik bölgesi ilan etmesi sebebiyle köye alınmadı. Heyet, bölgede çıkan yangının yerleşim yerlerine yaklaştığını ve etkili bir müdahaleye izin verilmediğini belirtti.

DEM Parti Batman Milletvekili Zeynep Oduncu da sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, "Gercüş ilçemizde alınan yasak kararıyla başlatılan askeri operasyonda çıkan yangın büyümeye devam etmektedir. Yerleşim yerlerine de yaklaşan yangına etkili bir müdahaleye izin verilmiyor. Köylerden can ve mal kaybına dair tek bir bilgi alamıyor oluşumuz, endişelerimizi artırmaktadır. Mazıdağ ve Çınar’da yaşadığımız acı faciaya benzer bir tablo ile karşılaşmamak için yetkilileri sorumlu davranmaya çağırıyoruz" ifadelerini kullandı.

Heyet, can ve mal kaybına dair köylerden tek bir bilgi alamadıklarını vurgulayarak, yetkilileri sorumlu davranmaya davet etti.

Öte yandan aklam saatlerinde çıkan yağmur yangının daha fazla yayılmasını önlerken yangın tehlikesinin devam ettiği öğrenildi. 

Haber Merkezi

 ]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>HES için yapılan ikinci ÇED raporu da mahkemeden döndü.</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/hes-icin-yapilan-ikinci-ced-raporu-da-mahkemeden-doendu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/hes-icin-yapilan-ikinci-ced-raporu-da-mahkemeden-doendu</guid>
<description><![CDATA[ Zore Çayı üzerinde yapılmak istenilen HES için yapılan ikinci ÇED olumlu raporuna ilişkin mahkeme ikinci kez ret kararı verdi. ]]></description>
<enclosure url="http://asopress.com/images/haber/hes-icin-yapilan-ikinci-ced-raporu-da-mahkemeden-dondu-133056-20240703.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>HES, için, yapılan, ikinci, ÇED, raporu, mahkemeden, döndü.</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Fotoğraf: MA
Asopress - Maya Enerji Üretim Şirketi tarafından Batman'ın Sason ilçesi ile Diyarbakır'ın Kulp ilçesi arasında yer alan Zorê Çayı üzerinde yapılması planlanan Hidroelektrik Enerji Santrali (HES) için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından ikinci kez "ÇED olumlu" kararı verilmişti. Ancak bu karara karşı Diyarbakır Barosu Kent ve Çevre Komisyonu Sekreteri Ahmet İnan, Diyarbakır İdare Mahkemesi'ne başvurarak yürütmenin durdurulması ve iptali talebinde bulundu.

Başvuru sonucunda Diyarbakır 2’nci İdare Mahkemesi, konuya ilişkin olarak ÇED mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verdi. Keşif ve inceleme sürecinde Hidrojeoloji, Çevre, Biyolog, Jeofizik, Harita, Maden ve Ziraat mühendislerinden oluşan 7 kişilik bir heyet, 30 Nisan tarihinde alanda çalışma gerçekleştirdi. Bilirkişi raporu da bu sürecin ardından açıklandı.

Mezopotamya Ajansı'ndan Müjdat Can'ın haberine göre  imar mevzuatı açısından yapılan bilirkişi değerlendirmesinde, Batman Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün bölgenin Amed il sınırları içerisinde yer alan kısımlarla ilgili Diyarbakır Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nden görüş alınması gerektiği belirtildi. Raporda, "Dava konusu HES projesinin sadece baraj gövdesinin inşa edileceği alana ilişkin imar planı yapılarak, onaylanmasının planlama ilke ve prensiplerine uygun olmadığı değerlendirilmektedir" ifadelerine yer verildi.   
 
Ziraat Mühendisliği ise raporunda, "Dava konusu HES Projesinin başta orman ve ağaççık alanlarının, bitkisel üretim yapılan bahçe ve tarla tarımı alanlarının, hayvancılık ve arıcılık faaliyetlerinin ve tarihi yapıların ve su kaynaklarının ortadan kaldıracağı gibi sebeplerle uygun olmadığı sonucuna varılmıştır" denildi. 
 
Endemik türler tehdit altında
 
Çevre Mühendisliği ise biyolojik açıdan yapılan bilirkişi değerlendirmesinde, barajın çevre sorunlarına neden olacağı, endemik türlerin yaşam alanlarını kısıtlayacağı; oysa gelecek nesillere sağlıklı ve zengin bir biyolojik çevre bırakmanın bir sorumluk olduğu ve dava konusu sahada HES/baraj yapımının uygun olmayacağı belirtildi.  
 
Maden mühendisliği açısından ise dava dosyası içindeki belgelerde yapılan titreşim tahmin hesaplamasının bilimsel bilgi birikimine uygun olmadığı, Nihai ÇED raporunda yeterli bilgilere ve alınacak önlemlere yer verilmediği ifade edildi.  Metin HES (KAYSER) barajına yakın aynı formasyona sahip kurulmuş veya kurulmakta olan barajların da olduğunu ve bu barajlarda da patlatmalı çalışmanın yapıldığının hatırlatıldığı raporda, bunların da göz ardı edilmemesi gerektiği hatırlatıldı. 
 
Jeoloji Mühendisliği ise, Metin HES barajı için çevreci bir baraj olacağı burada sadece dere malzemesi kullanılacağı belirtilmişse de dosyada farklı bilgilere yer verildiğine dikkat çekildi.
 
Yaşam döngüsü tehdit altında
 
Bilirkişi raporunun son kısmında, HES ve baraj çalışmalarında çevresel sorunların da yaşandığı, flora ve faunadaki canlıların yaşam döngüsünün olumsuz manada etkilediği, düzenleme ve inşaat çalışmalarının çeşitli sağlık sorunlarına neden olabildiği, besin kalitesinin bozulduğu, endemik türlere ve yaşamı tehdit altında olan türlere ait yaşam alanlarının daraldığı, yok olduğu dikkate alınması gerektiği kaydedildi. Raporda, “HES ve baraj proje sahası içindeki doğal kaynakların ve biyolojik çeşitliğinin kalıcı zararlar göreceği dikkate alınmalıdır" diye belirtildi.  
 
Oy çokluğu
 
Dava konusu proje aşmasındaki Metin HES (Kayser Barajı), Ilısu Barajı ve Batman Barajı'nın aynı akarsular üzerinde bulunduğunu belirtilen raporda, şu ifadeler yer aldı: "Mevcut akarsular üzerinde canlı hareketliliği neredeyse kesintisiz bir şekilde devam etmektedir. HES ve barajlar ise tabiî geçişkenliği olumsuz yönde etkilemektedir. Özellikle baraj yakaları arasında fauna geçişini tamamen engellenmektedir. Söz konusu sahalarda mevcut biyolojik tür çeşitliliği azalmakta, canlılar (karasal fauna) beslenme ve hareket alanları daralmaktadır. Dava konusu barajın, tabiî çevrede ve sosyo-ekonomik sahada kazandıracakları ve kaybettirecekleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde, çevre sorunlarına neden olacağı, biyolojik çeşitliliği olumsuz etkileyeceği, endemik türlerin yaşam alanlarını kısıtlayacağı; oysa gelecek nesillere sağlıklı ve zengin bir biyolojik çevre bırakmanın bir sorumluk olduğu; görüş ve yorumları doğrultusunda, bilirkişi heyetimizde oy çokluğu ile dava konusu sahada HES/baraj yapımının uygun olmayacağı kanaatine varılmıştır.”
 
"Eko sistem zarar görecek"
 
Amed Barosu Kent ve Çevre Komisyonu Sekreteri Ahmet İnan tarafından bilirkişi raporunun açıklanması ardından Diyarbakır 2'nci İdare Mahkemesi’ne acilen “yürütmenin durdurulması ve iptali” için ikinci kez başvuruda bulunuldu. Konuya ilişkin konuşan İnan, "Ekosistemin zarar göreceği bilirkişi tarafından ikinci kez ortaya çıktı. Daha önce doğal yaşamı yok edeceği nedeniyle iptal edilen baraj projesi, yine bilirkişilerce doğal yaşamın yok edileceği, doğaya zarar vereceği yine belirtildi. Bu bilirkişi raporuyla beraber bu projenin tekrar iptal edilmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı.  ]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Batman&amp;apos;da yangın itfaiye ve TOMA birlikte müdahale etti</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/batmanda-yangin-itfaiye-ve-toma-birlikte-mudahale-etti</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/batmanda-yangin-itfaiye-ve-toma-birlikte-mudahale-etti</guid>
<description><![CDATA[ Batman&#039;ın Kösetarla köyü kırsalında bir örtü yangını meydana geldi. ]]></description>
<enclosure url="http://asopress.com/images/haber/batmanda-yangin-itfaiye-ve-toma-birlikte-mudahale-etti-152311-20240629.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Batmanda, yangın, itfaiye, TOMA, birlikte, müdahale, etti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Fotoğraf: Asopress 

Asopress -  Yangına, itfaiye ekipleri ve Toplumsal Olaylara Müdahale Aracı (TOMA) birlikte müdahale etti ve yangın söndürüldü. Son günlerde Batman'ın kent merkezine yakın noktalarında özellikle anız ve örtü yangınlarının arttığı bildirildi. Yangının çıkış nedeni bilinmezken kent merkezine yakın kırsal alanlarda piknikçilerin sıkça ziyaret ettiği bölgelerde çöp birikintilerinin olduğu ve bu durumun yangın riskini artırdığı belirtildi. Kentte son yılların en yüksek sıcaklıklarının yaşandığı ve bu aşırı sıcakların yangınlara neden olabileceği vurgulandı.


Meydana gelen yangınlara ilişkin Batman Çevre Gönülleri Derneği özellikle anız yangınlarına ilişkin birkaç gün önce şu çağrıda bulunmuştu: Olası tüm anız ve orman yangınlarına karşı kamuoyunu ve kurumları duyarlı olmaya, köylülerimizi kaderleriyle baş başa bırakmama konusunda gerekli tedbirleri almaya davet ederken, sivil toplum ve demokratik kitle örgütlerimiz ve basınımızı sorunu gündemde tutmaya çağırıyoruz. Lütfen anız ve ormanlık alanlarımıza sahip çıkıp, geleceğimizi yakmayalım.

Haber Merkezi]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>25 yıldır ormanda tek başına yaşıyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/25-yildir-ormanda-tek-basina-yasiyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/25-yildir-ormanda-tek-basina-yasiyor</guid>
<description><![CDATA[ İstanbul Gazi Mahallesi kent ormanında 25 yıldır tek başına yaşayan yalnız adamın öyküsü... ]]></description>
<enclosure url="http://asopress.com/images/haber/25-yildir-ormanda-tek-basina-yasiyor-193208-20240904.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>yıldır, ormanda, tek, başına, yaşıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Video Haber: Hayri Tunç

Asopress - İstanbul'un Gazi Mahallesi'nde bulunan baraj göletinde yirmi beş yıl önce balık tutmak için gelen bir adam, burayı yaşam alanı haline getirdi. Evi olmadığı için, 25 yıl önce topladığı atıklardan kendisine küçük bir baraka inşa eden adam, bu süre zarfında ormanda tek başına yaşıyor.

Hikayesi, 25 yıl önce iş arama serüveniyle başladı; işsiz kalması, evi terk etmesine yol açtı. Genç yaşta balık tutmak amacıyla Gazi Mahallesi'ndeki ormanlık alandan geçerek baraja gelen adam, burayı sevip yaşam alanı haline getirdi. Çevrede bulduğu atık ve tabelalardan derme çatma bir baraka inşa eden adam, aynı zamanda çevre temizliği de yaparak atıkları toplayıp, değiş tokuş yönetimiyle marketlerden ve bakkallardan yiyecek temin etti. Kenelerden dolayı tavuk beslemeye başlayan adam, bir keçi edinerek birkaç temel besin ihtiyacını da karşılamaya başladı.

Belediyenin barakasını yıkmasıyla zor günler yaşamaya başlayan adam, 25 yıllık öyküsünü "çaresizlik" olarak özetliyor.

Haber Merkezi]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Şırnak&amp;apos;ta yangın DBP Eş Başkanı Bayındır: Bu yangınları sıradan karşılamıyoruz!</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/sirnakta-yangin-dbp-es-baskani-bayindir-bu-yanginlari-siradan-karsilamiyoruz</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/sirnakta-yangin-dbp-es-baskani-bayindir-bu-yanginlari-siradan-karsilamiyoruz</guid>
<description><![CDATA[ Şırnak&#039;ın İdil ilçesinde 8 köyde çıkan yangına müdahale yetersiz kalınca yangın büyüdü. ]]></description>
<enclosure url="http://asopress.com/images/haber/sirnakta-yangin-dbp-es-baskani-bayindir-bu-yanginlari-siradan-karsilamiyoruz-023743-20240623.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Şırnakta, yangın, DBP, Eş, Başkanı, Bayındır:, yangınları, sıradan, karşılamıyoruz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Asopress - Şırnak'ın İdil ilçesine bağlı Dûpîç, Xerabê Darik, Xirabê Rezê, Alaqamiş, Kîwex, Zêwik, Eynser köylerinde yangın çıktı. Çıkan yangınların nedeni bilinmezken sabah saatlerinde başlayan yangına Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İdil, Cizre ve Silopi ilçe belediyesine bağlı itfaiye ekipleri ile köylüler müdahale etmeye çalıştığı öğrenildi. Meydana gelen yangının kimi yerlerde kontrol altına alındığı öğrenilirken, yapılan müdahalenin yetersizliğinden kaynaklı yangının ilerlediği ve büyüdüğü belirtildi.   

Sınır bölgesi hattında yer alan Xirabê Rezê köyü mayınlı bölge olduğu için müdahale edilemediği gelen bilgiler arasında yer aldı.

Çıkan yangınların ardından Demokratik Bölgeler Partisi Eş Başkanı Keskin Bayındır resmi sosyal medya hesabından "Maalesef bu kez Şirnex'in Hezex (İdil) ilçesinden yangın haberleri aldık. Bir kez daha altını çizmek istiyoruz; bu yangınları sıradan karşılamıyoruz! Halkımızla kenetlenip bu sürecin üstesinden elbet geleceğiz. Ancak, sürecin takipçisi de olup sorumlulardan hesap soracağız!" ifadelerini kullanarak açıklamada bulundu. 

Güncelleme: 23.06.2024

Yerel kaynaklardan edinilen bilgiye göre yangınlar kontrol altına alınırken soğutma çalışması yapıldığı belirtildi. 
 

Kaynak: MA ve Sosyal Medya

Haber Merkezi]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kaçak midye toplayıcılarına operasyon 2 ton midye denize döküldü</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/kacak-midye-toplayicilarina-operasyon-2-ton-midye-denize-doekuldu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/kacak-midye-toplayicilarina-operasyon-2-ton-midye-denize-doekuldu</guid>
<description><![CDATA[ İstanbul Eminönü&#039;de kaçak midye avcılığı yaptığı suçlamasıyla 2 kişi gözaltına aldı. ]]></description>
<enclosure url="http://asopress.com/images/haber/kacak-midye-toplayicilarina-operasyon-2-ton-midye-denize-dokuldu-140903-20240629.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Kaçak, midye, toplayıcılarına, operasyon, ton, midye, denize, döküldü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Asopress -  Emniyet Müdürlüğü Deniz Limanı Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından Eminönü'de kaçak midye avcılığı yapan iki kişiyi tespit etmesi üzerine operasyon düzenlendi. Düzenlenen operasyonda M.A. ve M.K. isimli kişiler gözaltına alındı. Operasyonlarda 2 ton ağırlığında 100 çuval midye ele geçirildi. 

Emniyetin açıklamasına göre 2 ton midye tekrar denize dökülürken, 2 kişiye 52 bin 484 lira para cezası uygulandı. 

Gözaltına alınan iki kişiye 1380 Sayılı Su Ürünleri Kanunu'na muhalefet suçundan 52.484 lira para cezası uygulanırken, midyeler canlılığını sürdürebilmesi ve doğal yaşama kazandırılabilmesi için denize döküldü. 


Haber Merkezi]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Siirt&amp;apos;te orman yangını kontrol altına alındı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/siirtte-orman-yangini-kontrol-altina-alindi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/siirtte-orman-yangini-kontrol-altina-alindi</guid>
<description><![CDATA[ Siirt&#039;in Şirvan ilçesine bağlı Demirkapı Köyü kırsalında orman yangını meydana geldi. ]]></description>
<enclosure url="http://asopress.com/images/haber/siirtte-orman-yangini-kontrol-altina-alindi-185226-20240622.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Siirtte, orman, yangını, kontrol, altına, alındı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Fotoğraf: Siirt Valiliği Sosyal Medya 

Asopress - Edinilen bilgiye göre Demirkapı Köyü kırsalında bugün saat 12.45 dolaylarında başlayan orman yangını kısa sürede yayıldı. Vatandaşların ihbarı sonucu bölgeye ekiplerin yönlendirildiği öğrenildi. Dağlık alanda meydana gelen yangına Orman İşletme Şefliği ekipleri, jandarma ve köy sakinleri müdahale etti. 


Siirt Valisi Dr. Kemal Kızılkaya, çıkan yangına dair yazılı açıklama yayınladı. Kızılkaya'nın açıklamasına göre yangın, bozuk ormanlık alanda, örtü yangını şeklinde ve yerleşim yeri olmayan sarp bir bölgede meydana geldiğini belirtti.  Kızılkaya açıklamasında şunları dile getirildi:

Bugün saat 12:45'te, ilimiz Şirvan İlçesi Demirkapı köyünde orman yangını başladığı ihbarı alınmıştır. Orman İşletme Şefliği ekiplerimiz, Jandarmalarımız ve başta Demirkapı köyü olmak üzere civar köylerimizde yaşayan vatandaşlarımızın da desteği ile derhal söndürme çalışmalarına başlanmıştır.

Yangın, bozuk ormanlık alanda örtü yangını şeklinde ve yerleşim yeri olmayan sarp bir noktada çıkmıştır. Komşu illerden gelen takviye ekiplerin de katılımıyla, yangına öncelikle karadan müdahale edilmiştir.

Ayrıca Orman Genel Müdürlüğü'nden (OGM) havadan müdahale talep edilmiş olup, yapılan havadan müdahale ile birlikte yangın tamamen kontrol altına alınmıştır.

Yangında ölen ya da yaralanan olmamıştır. Olayla ilgili gerekli inceleme ve soruşturma başlatılmıştır.

Yangına müdahalede kahramanca gayret gösteren orman teşkilatımıza, tüm ekiplerimize ve kardeşlerimize teşekkür ediyorum.

Ayrıca, dün Diyarbakır ve Mardin'de çıkan yangınlarda hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Cenab-ı Allah'tan rahmet, yakınlarına da sabr-ı cemil niyaz ediyorum.


Haber Merkezi]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mardin&amp;apos;deki yangınlar kontrol altına alındı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/mardindeki-yanginlar-kontrol-altina-alindi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/mardindeki-yanginlar-kontrol-altina-alindi</guid>
<description><![CDATA[ Mardin merkez ve ilçelerinde dün gece meydana gelen ve gün boyu devam eden yangınların tamamı kontrol altına alındığı açıklandı. ]]></description>
<enclosure url="http://asopress.com/images/haber/mardindeki-yanginlar-kontrol-altina-alindi-212137-20240627.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Mardindeki, yangınlar, kontrol, altına, alındı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Asopress - Ömerli ilçesinde sabah saatlerinde başlayan ve gün boyu birçok köyün kırsal alanını etkisi altına alan yangına köylüler ve itfaiye ekipleri müdahale etti. Ancak yangınların söndürülmesi mümkün olmadı. Mezopotamya Ajansı'nda yer alan habere göre rüzgarın etkisiyle yayılan yangına havadan müdahale edilmesi için Mardin Valiliği ile görüşen DEM Parti Milletvekili Kamuran Tanhan’ın görüşmelerine rağmen saatlerce havadan müdahale edilmemesi nedeniyle yangın yayıldı. 

 
Dağlık alanda devam eden akşam saatlerine kadar sürerken, sabah saatlerinde istenen havadan destek ekipleri akşam saatlerinde geldi. Helikopterlerle havadan yapılan müdahalenin ardından yangın kontrol altına alınarak söndürüldü. 
 
Bölgede yangının kontrol altına alınmasının ardından soğutma çalışmaları devam ederken, binlerce dekarlık alan yangında zarar gördü. 

Haber Merkezi]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bismil&amp;apos;de yangın ekili arazi küle döndü</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/bismilde-yangin-ekili-arazi-kule-doendu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/bismilde-yangin-ekili-arazi-kule-doendu</guid>
<description><![CDATA[ Diyarbakır&#039;da meydana gelen yangında ekili arazi küle döndü. ]]></description>
<enclosure url="http://asopress.com/images/haber/bismilde-yangin-ekili-arazi-kule-dondu-153812-20240622.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Bismilde, yangın, ekili, arazi, küle, döndü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Fotoğraf: MA

Asopress - Diyarbakır'ın Bismil ilçesinde yangın çıktı.

Diyarbakır'ın Bismil ilçesine bağlı Seyidhesen kırsal mahallesinde ekili arazide yangın çıktı. Edinilen bilgiye göre biçerdöver aracından çıkan elektrik kıvılcımıyla yangının başladığı belirtildi. Yangının meydana gelmesi ile birlikte köylüler ve Bismil Belediyesi’nin İtfaiye Müdürlüğü ekiplerinin müdahalesiyle kısa sürede kontrol altına alındı. 
 
Meydana gelen yangında 15 dönüm ekili buğday tarlası ile 25 dönümlük arazi zarar gördü. 

Haber Merkezi
 ]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mardin&amp;apos;deki yangınlar yerleşim yerlerine ilerliyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/mardindeki-yanginlar-yerlesim-yerlerine-ilerliyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/mardindeki-yanginlar-yerlesim-yerlerine-ilerliyor</guid>
<description><![CDATA[ Mardin&#039;in Derik, Nusaybin, Artuklu ve Ömerli ilçelerinin birçok yerinde yangın meydana geldi. ]]></description>
<enclosure url="http://asopress.com/images/haber/mardindeki-yanginlar-yerlesim-yerlerine-ilerliyor-152241-20240627.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Mardindeki, yangınlar, yerleşim, yerlerine, ilerliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Asopress - Meydana gelen yangınlarda halk ve itfaiye ekipleri birlikte müdahale etmeye başlarken TOMA'larda yangına müdahale etmeye başladı. 

Derik ilçesinde dün gece saatlerinde TOKİ mevkiinde henüz nedeni bilinmeyen yangın rüzgarın etkisiyle yayıldı. Mezopotamya Ajansı'nda yer alan haber göre yangın yerleşim yerlerine ulaşırken, itfaiye ekipleri ve TOMA’larla yangına müdahale edildi. Yangın sabah saatlerine doğru kontrol altına alınarak, söndürüldü. Bölgede ekipler tarafından soğutma çalışmaları devam ediyor.
 
HELİKOPTER TALEP EDİLDİ
 
Artuklu ve Nisêbîn ilçeleri arasındaki kırsal alanda da öğlen saatlerinde yangın çıktı. Dağlık alana yayılan yangına yerden müdahale edilemezken, yangının Qurdîs kırsal mahallesine doğru ilerlediği öğrenildi. Yangının söndürülmesi için yurttaşların valilikle yaptığı görüşmelerde helikopter ile müdahale edilmesi talep edildi. Valilik, müdahale edileceğini bildirmesine rağmen henüz bölgeye yangın helikopterinin sevk edilmediği belirtildi. 
 
Nusaybin Kelehê Mahallesi çıkan yangının da rüzgarın etkisiyle yayıldığı bildirildi. 
 
YERLEŞİM YERLERİNE ULAŞMA RİSKİ VAR
 
Omerya bölgesinde Zivingê kırsal mahallesinde sabah saatlerinde başlayan yangına itfaiye ekipleri ve yurttaşlar müdahale ederken, alevlerin rüzgârın da etkisiyle yayılmaya devam ettiği kaydedildi. Köylüler, müdahalenin mevcut şartlarda yetersiz olduğunu belirterek, bölgeye havadan müdahale edilmesi çağrısında bulundu. Yangının yerleşim yerlerine ulaşmaması için söndürme çalışmaları sürüyor.
 
Artuklu ilçesine bağlı Zinnar bölgesinde de sabah saatlerinde çıkan yangına itfaiye ekipleri ve köylüler müdahale etti. Rüzgarın etkisiyle yayılan alevler güçlükle kontrol altına alındı. Bölgede soğutma çalışmaları devam ediyor.
 
DÊRÎK: YURTTAŞLAR EVLERİNİ TERK EDİYOR
 
Dêrîk ilçesine bağlı Beyrok, Zorava, Fitnê, Xirbêherîyê, Eynterî kırsal mahallelerinde de henüz bilinmeyen bir nedenle başlayan yangın sürerken, yurttaşlar kendi imkanlarıyla yangına müdahale ediyor. Yangın Qubîk kırsal mahallesine doğru ilerlerken, Rewşadê kırsal mahallesinde köylüler, evlerini terk etmeye başladı. Dêrik'teki yangında alevlerin arasında kalan bir araba yanarak küle döndü.

Kaynak: MA

Haber Merkezi]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İBB&amp;apos;ye karşı adalarda eylem yapan 9 kişi gözaltına alındı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/ibbye-karsi-adalarda-eylem-yapan-9-kisi-goezaltina-alindi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/ibbye-karsi-adalarda-eylem-yapan-9-kisi-goezaltina-alindi</guid>
<description><![CDATA[ İBB Adalara sefer başlattı adalılar eylem yapınca 9 kişi gözaltına alındı. ]]></description>
<enclosure url="http://asopress.com/images/haber/ibbye-karsi-adalarda-eylem-yapan-9-kisi-gozaltina-alindi-162110-20240615.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>İBBye, karşı, adalarda, eylem, yapan, kişi, gözaltına, alındı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Asopress - İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) İETT Genel Müdürlüğü‘nün Adalar’da elektrikli minibüsler bugün seferlere başladı. İBB İETT Genel Müdürlüğü‘nün Adalar’da sefer başlatması üzerine ada sakinleri eylem yaptı. Ada sakinlerinin seferlerin kaldırılması talebiyle eylem yapınca 9 kişi gözaltına alındı.  Adalar’ın tarihi, kültürel ve doğal dokusuna zarar vereceğini belirten ada sakinleri seferlere başlayan minibüslerin önüne geçerek seaferleri engellemeye çalıştı. Eylem üzerine 9 kişi gözaltına aldı.

Şuana kadar gözaltına alınan ve isimleri öğrenilen kişiler şunlar oldu:

Hatice Kaymakçı, Beril Ünal, Cem Kesici, Cemal Üna, Onur Şen, Utku Eroğlu, Destan Özgit, Muhammet Uygun

Haber Merkezi]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kırşehir&amp;apos;i bekleyen tehlike altın madeni</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/kirsehiri-bekleyen-tehlike-altin-madeni</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/kirsehiri-bekleyen-tehlike-altin-madeni</guid>
<description><![CDATA[ Kırşehir&#039;de DEFAŞ Madencilik tarafından yapılmak istenilen altın madenine karşı imza kampanyası başlatıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://asopress.com/images/haber/kirsehiri-bekleyen-tehlike-altin-madeni-143930-20240627.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Kırşehiri, bekleyen, tehlike, altın, madeni</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Asopress - Kırşehir'de yapılmak istenilen altın madenine karşı Kırşehir Kent Konseyi Cacabey Meydan'ında imza kampanyası başlattı. 

İmza kampanyası ile birlikte basın açıklaması yapılarak madene neden karşı oldukları açıkladı. Yapılan basın açıklamasına CHP Milletvekili Metin İlhan, Kırşehir Belediyesi Başkanı Selahattin Ekicioğlu ile birlikte meclis üyeleri ve CHP il yöneticileri katıldı. İmza kampanyasının başlamasının ardından basın açıklamasında "Toprağın altı üstünden kıymetli, Kırşehir İliç olmayacak. 
Altıncı şirketleri istemiyoruz" pankartı açıldı. 

Açıklamada konuşan Kırşehir Belediye Başkanı Selahattin Ekicioğlu, "Altın madenciliği sağlığımızı ve geleceğimizi tehlikeye atıyor. Bu nedenle birlik olup, çocuklarımıza temiz hava ve su bırakmak için mücadele etmeliyiz" dedi.

Ardından Ekicioğlu, "Bugün buradaki kampanyaya destek veren herkese teşekkür ediyorum. Bu kampanyanın ardından eyleme geçeceğiz ve protestolarımıza hep birlikte devam edeceğiz. Kırşehir halkının duyarlı davranışları nedeniyle destek verenlere buradan bir kez daha teşekkür ediyorum. Uluslararası firmaların yer altından çıkardıkları altınların hiçbir zaman Türkiye ekonomisine faydası olmamıştır, aksine sadece kendi ülkelerine faydası olmuştur. Çıkarılan beyana esas madenin yüzde 2’sini ülkemize verip gidiyorlar. O oran da bu çevreyi talan etmedeki hesaba sığıyorsa hep birlikte çıkaralım diyebiliriz ama değmiyor. Ortaya çıkan pislik, çevre kirliliği ve kimyasalları, siyanürleri çocuklarımıza, ülkemize bırakıp gidecekler. Siyanür havuzları üzerinden kuş dahi uçmuyor. Bu yüzden hep birlikte bu eylemlerimizi devam ettireceğiz ve sonuna kadar da arkasında duracağız. Bu nedenle bu konuda duyarlı olan herkese teşekkür ediyorum. Çocuklarımıza temiz hava ve temiz su bırakmak için hep birlikte; el birliğiyle mücadele etmeye devam edeceğiz" diye konuştu. 


Haber Merkezi]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Diyarbakır Mardin yangınlarının raporu açıklandı: Çıkış nedeni elektrik telleri</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/diyarbakir-mardin-yanginlarinin-raporu-aciklandi-cikis-nedeni-elektrik-telleri</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/diyarbakir-mardin-yanginlarinin-raporu-aciklandi-cikis-nedeni-elektrik-telleri</guid>
<description><![CDATA[ Diyarbakır ile Mardin&#039;de meydana gelen yangınlara dair Diyarbakır Kent Koruma ve Dayanışma Platformu raporunu açıkladı. ]]></description>
<enclosure url="http://asopress.com/images/haber/diyarbakir-mardin-yanginlarinin-raporu-aciklandi-cikis-nedeni-elektrik-telleri-133334-20240704.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Diyarbakır, Mardin, yangınlarının, raporu, açıklandı:, Çıkış, nedeni, elektrik, telleri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Asopress - Diyarbakır Kent Koruma ve Dayanışma Platformu Diyarbakır'ın Çınar ilçesi ile Mardin’in Mazıdağı ilçeleri arasında 20 Haziran’da meydana gelen ve 15 kişinin yaşamını yitirdiği yangına dair hazırladığı raporu açıkladı. Diyarbakır Barosu Tahir Elçi Konferans Salonu’nda yapılan açıklamaya platform üyeleri katıldı. 
 
 
Platform Eşsözcüsü Diyarbakır Baro Başkanı Nahit Eren, heyetlerinin ve DBB’nin yaptığı inceleme raporu ve gerekse soruşturma yürüten Çınar Cumhuriyet Basşavcılığı’nın ilk raporunda yangının elektrik direkleri ve kablolarından kaynaklandığının somut olarak ortaya çıktığını söyledi. Eren, “Sigorta üzerine iletken tellerin sarılmış olduğu, söz konusu iletken tellerin yangına sebep verdiği” bilgisinin savcılık raporunda olduğunu ifade etti. “Yetkili kurum hakkında neden soruşturma yürütülmüyor?” diye sorduklarını dile getiren Eren, savcılık makamının bu raporu eksik bulduğunu ve eksik yönlerin olduğunu ifade ederek, yeni rapor talebinde bulunduğunu aktardığını söyledi. Eren, “Teknik mesele olduğundan geniş rapor bekleniyor. Devletin pozitif yükümlülükleri var. Gerek önlem ve tedbirler gerek müdahale konusunda etkin bir soruşturma yürütülerek faillerin ortaya çıkarılmasıdır.  Neticede 15 insan ölmüş onlarca insanımız yaralanmıştır. Söz konusu kamu tarafından hizmetleri yerine getirirken eksik denetimlerden bu hususların ortaya çıktığını biliyoruz” diye konuştu. 
 
'Yangın yok oluş anlamında'
 
Ardından raporu SES Eşbaşkanı Yıldız Ok Orak okudu. Raporda yangın bölgesinde incelemeler yapıldığına dikkat çekildi. Yerinde yapılan incelemede, “Yangının yaklaşık 55 bin dekar alanı etkilediği, bunun yaklaşık 20 bin dekardan fazlasının ekili tarım alanı olduğu, yangında 1’i çocuk olmak üzere 15 insanın yaşamını yitirdiği, çok sayıda yaralının bulunduğu, yangında yaşamını yitiren yurttaşların köy sakini oldukları, bir kısmının yangından doğrudan etkilendiği, diğerlerinin ise yangına müdahale etmek isterken yaşamlarını yitirdiği, 302 keçi, 622 koyunun can verdiği ve 100’ün üzerinde hayvanın tedavisi devam ediyor. Bu veriler, yangının ekolojik ve ekonomik yıkımının boyutunun büyük olduğunu ve yangın alanındaki insan dışı varlıklar için bir yok oluş anlamına geldiğini göstermektedir” denildi. 
 
Çıkış nedeni elektrik telleri
 
Yangının çıkış sebebine ilişkin raporda şunlar yer aldı: “Heyetimiz tarafından yapılan gözlemler, yangına ilk müdahale eden görgü tanıkları ve köy sakinleriyle yapılan görüşmelerde, yangının elektrik tellerinden yayılan kıvılcımdan kaynaklandığı ifade edilmiştir. Tobînî (Köksalan) köy sakinlerinin ifadelerine göre olay gecesi öncelikle şiddetli bir rüzgarın oluştuğu, elektriklerin iki kez gidip geldiğini ve elektrik tellerinden kaynaklı yayılan kıvılcımları gördüklerini, bölgede başlayan yangının rüzgarında etkisiyle yayıldığı ifade edilmiştir. Yapılan görüşmeler sonucunda elektrik direklerinin 1987 yılında kurulduğu ve 37 yıllık süreçte bakım ve onarım çalışmalarının yapılmadığı belirtilmiştir.  Amed’in Xana Axpar ve Mêrdin’in Şemrex ilçelerine bağlı bazı köy yerleşim alanlarında yangının ertesi günü (21 Haziran 2024),  yaşanan yangın ile ilgili olarak yangının çıkış yerindeki direklere Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş ekiplerinin müdahalelerinin olduğu belirtilmiş ve bu durum görüntülerle tespit edilmiştir.”
 
TESPİTLER SIRALANDI
 
Raporda yer alan tespitler şöyle: 
 
“* Yangının çıktığı yerin ekili alan olduğu tespit edilmiştir. 
* İletim hatlarında birçok noktada eklerin ve liflenmelerin olduğu tespit edilmiştir. 
* Direkteki OG sigortalarının yerinde olmadığı, bunun yerine iletkenlerle bypass edildiği ve bu bağlantıların gevşeklikten dolayı arka sebebiyet verebileceği, birçok direkte kırık izolatörlerin olduğu bu durumun atlamalara sebebiyet verebileceği, OG hatlarda ekili tarım alanlarında ağaç direkleri mevcudiyeti görüldü. Bu ağaç direklerin kullanılması uygun görülmediği,  hatların geçtiği güzergâhlarda direklerin etrafında yangına karşı bir önlem alınmadığı gözlemlenmiştir. 


* Direk diplerinde süs betonu olmadığı, otların direk dibinde biçilmediği tespiti yapılmıştır. OG (orta gerilim) hatlarının dibindeki ağaçların atlamaya sebebiyet verebileceği gözlemlenmiştir. 
* İzolatörlerdeki gevşek ve sıkı bağların tekniğine uygun yapılmadığı gözlemlenmiştir. Şebekelerin bakım onarımı yapılmadığı teknik işletme sorumluluğu hizmetlerden yararlanılmadığı gözlemlenmiştir. 

* Parafudr olmayışı aşırı gerilimlerin oluşmasına dolayısıyla ark oluşumuna sebebiyet vermektedir. (Hat başlarında hat sonlarında ve Trafo girişlerinde mutlaka parafudr kullanılmalıdır.” 
 
SONUÇ VE TALEPLER
 
Çınar Cumhuriyet Başsavıclığı’nın ön raporu, Amed Büyükşehir Belediyesi’nin açıklama ve raporu, ekolojik tahribat, sağlık açısından tahribatlarında yer aldığı raporda, talepler şöyle sıralandı: 
   
“* Yangından etkilenen bölgenin ivedilikle Afet Bölgesi ilan edilmelidir. 
 
* Yangınlara hızlı ve etkili bir şekilde müdahale edebilmek için acil durum planlarının güncellenmesi ve düzenli tatbikatlar yapılması gerekmektedir. Havadan müdahale kapasitesinin artırılması önemlidir.
 
* Elektrik altyapısının düzenli bakımı ve güncellenmesi, yangın risklerini azaltmak için hayati önem taşımaktadır.
 
* Yangından etkilenen bölge halkına ekonomik destek sağlanmalı ve psikolojik yardım hizmetleri sunulmalıdır.
 
* Çevre hakkı, temel haklar sisteminin bütünlüğü içinde değerlendirmelidir. Ulusal ve uluslararası çevre hukuku ve politikaları; çevrenin dünyanın her yerinde ve her koşulda korunması anlayışına dayanmalıdır.
 
* Yangından etkilenen ekosistemin yeniden yapılandırılması ve ağaçlandırma çalışmalarının yapılması gerekmektedir.
 
* Hayvanların yangınlardan korunması için özel tedbirler alınmalı, yangın anında ve sonrasında hayvanların kurtarılması ve tedavi edilmesi için veteriner ekipleri hazır bulundurulmalıdır.
 
* Yaban hayatının korunması ve yangın sonrası ekosistemin yeniden dengelenmesi için projeler geliştirilmelidir.” 
 
Ardından soru cevap kısmına geçildi. DEDAŞ’ın uydu görüntüsüne ilişkin soruya yanıt veren Harita Mühendisleri Odası’ndan Sedat Sever, “Sabah saat 11.00’de bir uydu geçmiş. Ondan sonrasında uyduya rastlanılmamış. Yayınlanan uydu görüntüsü sabah saat 11.00 uydu görüntüsü. Bu uydu görüntülerinden anız yangının ortaya atılması imkânsızdır. Arada en az 10 saat fark var. Bunu 12-14 saate kadar da çıkarabiliriz. Bahsetmiş olduğu anız yangını iddiası doğru değildi” dedi.  

Kaynak: MA]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Assos Antik Kenti&amp;apos;ne ulaşan yangın kontrol altına alındı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/assos-antik-kentine-ulasan-yangin-kontrol-altina-alindi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/assos-antik-kentine-ulasan-yangin-kontrol-altina-alindi</guid>
<description><![CDATA[ Assos Antik Kenti&#039;ne ulaşan yangın kontrol altına alındı. Antik kent 3 gün kapalı olacak. ]]></description>
<enclosure url="http://asopress.com/images/haber/assos-antik-kentine-ulasan-yangin-kontrol-altina-alindi-003409-20240627.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Assos, Antik, Kentine, ulaşan, yangın, kontrol, altına, alındı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Asopress - Çanakkale'nin Ayvacık ilçesine bağlı Behram köyünde çıkan yangın, ekiplerin yoğun çabaları sonucunda kontrol altına alındı. Yangının Assos Antik Kenti'ne kadar yayıldığı, ancak Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada antik kentin zarar görmediği belirtildi. Soğutma çalışmalarının devam ettiği yangınla ilgili müdürlüğün açıklaması şu şekilde:

"Çanakkale ili Ayvacık ilçesi Behramkale Köyü sınırlarında bugün 16.30’da çıkan yangın, ekiplerin yoğun çalışmasıyla kontrol altına alınmış olup soğutma çalışması devam etmektedir. Yangında Assos Örenyeri’nde kültür varlıkları açısından herhangi bir olumsuzluk bulunmamakla birlikte yapılan çalışmalara kolaylık sağlaması ve örenyerinde gerekli tespit çalışmalarının yürütülebilmesi için Assos Örenyerimiz 27-28-29 Haziran tarihleri boyunca ziyarete kapalı olacaktır."
Haber Merkezi]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>6 bin 409 ÇED duyurusunun  bin 988&amp;apos;ine ÇED gerekli değildir kararı verildi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/6-bin-409-ced-duyurusunun-bin-988ine-ced-gerekli-degildir-karari-verildi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/6-bin-409-ced-duyurusunun-bin-988ine-ced-gerekli-degildir-karari-verildi</guid>
<description><![CDATA[ Kürt kentlerinde artan ÇED duyuruları Türkiye kentlerinde doğa taribatları üst seviyeye ulaştı. ]]></description>
<enclosure url="http://asopress.com/images/haber/6-bin-409-ced-duyurusunun-bin-988ine-ced-gerekli-degildir-karari-verildi-121606-20240702.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>bin, 409, ÇED, duyurusunun, bin, 988ine, ÇED, gerekli, değildir, kararı, verildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Fotoğraf: Asopress 

Asopress - İklim krizi etkisiyle aşırı hava olayları hergün bir yenisi eklenirken, rekor kıran sıcaklıklar, baraj seviyelerinin giderek düşmesi ve kurak geçen mevsim sayılarında artış yaşanıyor. 

Her yıl iklim krizine bağlı olarak artan orman yangınları dünyanın birçok noktasında artarken Türkiye'de artışlar yaşanıyor. Orman yangınlarına ek olarak Kürt kentlerinde meydana gelen aşırı sıcaklıklar örtü yangınlarının daha da artmasına neden oldu. Türkiye'nin dört bir yanında bunlar yaşanırken yenilenebilir enerji yapılacak iddiası ile birçok yerde rant için doğa ve ormanlık alanlar da tahrip ediliyor. Bunların yanı sıra "madenler" ve "güvenlik" gerekçesi ile ekosistemler barajlar ve madenler ile yok edilerek ranta açılıyor. ÇED duyuruları da artarken son yıllarda ÇED'in yapılma biçimleri de tartışma konusu oldu. Birçok ÇED duyurusu davaya konu olurken dava açılmaması için de yerleşim yerlerinde yaşayan insanlara iş imkanı denilerek dava açılmaması sağlanıyor. 


Kaç ÇED duyurusu yapıldı?


Mezopotamya Ajansı'ndan Tolga Güney'in haberine göre 1 Ocak-30 Haziran 2024 tarihleri arasında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı resmi sitesinde toplam 6 bin 409 Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) dosyasının duyurusu yapıldı. Bu duyuruların bin 988'ine "ÇED gerekli değil", 313'üne "ÇED olumlu" kararı verilirken, 2 proje için "ÇED olumsuz", 54 proje için ise "İptal/iade" kararı alındı. Yayınlanan ÇED dosyalarında büyük payı yine enerji ve maden sektörleri aldı. 6 bin 409 dosyanın 2 bin 152'si enerji, bin 883'ü ise madencilik sektörüne aitken, diğerleri ise sanayi, gıda, atık, ulaşım, konut, turizm, kıyı, kimya gibi diğer sektörlere ait.
 
Tahribatta en büyük pay maden ve enerjide
 
Madenleri "Kamu yararı" olarak algılayan bakanlık çoğunluğu orman alanlarında yer alan bin 883 maden projesinin 628'i için ise "ÇED gerekli değil" kararı verdi. Bu kararların 89 tanesi altın, bakır, kurşun gibi madenler ve petrol arama izinlerine dair alınan kararlar oluşturdu. Yine enerji sektörü için 380 "ÇED gerekli değil" kararı alınırken bunun 368'i GES'ler oluşturdu. Karbon salınımının en önemli sorumlularından birisi olarak gösterilen termik santraller için de 2 karar alınırken, Denizli Sarayköy'de Menderes Tekstil Sanayi isimli şirket tarafından işletilen termik santralin kapasite artışı için "ÇED gerekli değil", Maraş Afşin'de işletilen termik santralin kapasite artışı için de dosyada "Nihai karar" açıklanarak, yurttaşın görüşlerine açıldı.  
 
Kürt kentlerinde tahribat üst seviyede
 
Duyurusu yapılan 6 bin 409 dosyanın bölgesel dağılımında ise bin 491 duyuru ile Kürdistan kentleri en fazla duyurunun yapıldığı bölge oldu. Kürdistan'ın bin 410 ile İç Anadolu, bin 244'le Marmara, bin 10'la Ege, 695'le Akdeniz ve 459 kararla Karadeniz bölgeleri izledi. İller bazında bakıldığında en fazla duyuru 307 ile İstanbul için yapılırken, İstanbul'u 272 duyuru ile Ankara, 265 duyuru ile Konya, 252 duyuru ile İzmir ve 239 duyuru ile Antalya izledi. İstanbul'daki duyuruların büyük kısmı konut ve sanayi gibi sektörlerde olurken 34 duyuru ise kum, taş ve çakıl ocağı ve maden için yapıldı. En fazla duyurunun yapıldığı altıncı kent olan Urfa’da ise 195 duyurunun 150'si enerji, 27'si ise madencilik sektöründe oldu.
 
Karadeniz'de son alanlar
 
"ÇED gerekli değil" kararlarında da İstanbul 118 karar ile başı çekiyor. İstanbul'dan sonra Konya'da 85, İzmir'de 84, Antalya'da 72, Bursa'da, 70, Hatay'da 65, Ankara'da 60, Balıkesir'de 59, Meletî, Kayseri ve Riha'da ise 51 "ÇED gerekli değil" kararı alındı. En dikkat çeken detay ise bu süreçte 32 duyurunun yapıldığı Gümüşhane'de 22 ÇED gerekli değil kararı verilmesi oldu. Geriye kalan 10 duyuru ise "ÇED gerekli değil" kararı alınan dosyaların ÇED sürecinin başlamasına dair. Yani kentte tamamı enerji ve madencilik üzerine yapılan bütün başvurular için "ÇED gerekli" değil kararı alındı. Bu süreçte, 13 Şubat'ta İliç'te işletilen altın madeninde yaşanan heyelan ve çökmede 9 işçinin yaşamını yitirdiği Erzincan'da ise 1 krom, 1 ponza ve 1 kömür madeni içinde "ÇED gerekli değil" kararı alındı.


Haber Merkezi]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gercüş&amp;apos;ten Midyat&amp;apos;a yayılan yangın kontrol altına alındı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/gercusten-midyata-yayilan-yangin-kontrol-altina-alindi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/gercusten-midyata-yayilan-yangin-kontrol-altina-alindi</guid>
<description><![CDATA[ Diyarbakır, Mardin itfaiyelerin yanı sıra AFAD ve TOMA&#039;ların da müdahale ettiği yangın kontrol altına alındı. ]]></description>
<enclosure url="http://asopress.com/images/haber/gercusten-midyata-yayilan-yangin-kontrol-altina-alindi-211743-20240626.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Gercüşten, Midyata, yayılan, yangın, kontrol, altına, alındı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Asopress - Batman'ın Gercüş ilçesi kırsalında başlayan ve rüzgarın etkisiyle Mardin Midyat ilçesine bağlı Deyrizbin (Acırlı), Ebşê (Şenköy) ve Şorizbah (Çavuşlu) kırsal mahallelerine yayılan yangın kontrol altına alındğı öğrenildi. 

Mardin Büyükşehir Belediyesi itfaiye ekiplerinin yanı sıra Midyat'ta yer yer TOMA'ların da müdahale ettiği yangına Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ile AFAD ekipleri de destek verdi. 


Yangın birçok alanda tahribata yol açarken soğıtma çalışmalarının da devam ettiği öğrenildi. 

Mezopotamya Ajansı'nda yangına dair Gercüş'te birkaç gündür süren çatışmalardan dolayı yangının çıkmış olabileceği iddiası yer aldı. 

Haber Merkezi
 ]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Melen Çayı’na çamurlu su döken MHP’li belediyeye ceza</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/melen-cayina-camurlu-su-doeken-mhpli-belediyeye-ceza</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/melen-cayina-camurlu-su-doeken-mhpli-belediyeye-ceza</guid>
<description><![CDATA[ İstanbul’un su ihtiyacını karşılayan Melen Çayı’na vidanjörle çamurlu su döken Gölkaya Belediyesi’ne para cezası kesildi. ]]></description>
<enclosure url="http://asopress.com/images/haber/melen-cayina-camurlu-su-doken-mhpli-belediyeye-ceza-141717-20240514.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Melen, Çayı’na, çamurlu, döken, MHP’li, belediyeye, ceza</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Fotoğraf: MA

 

Asopress - Düzce’nin Gölyaka ilçesinde 23 Nisan’da MHP’li belediyeye ait vidanjörle İstanbul’un su ihtiyacını karşılayan Melen Çayı’na çamurlu su döküldü. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından ilçe belediyesine idari para cezası uygulandı. Çamurlu su döken personeller hakkında ise soruşturma başlatıldığı öğrenildi.

Düzce Valiliği, konuya dair yazılı açıklama yaparak “Yapılan incelemede 23 Nisan 2024 Salı günü Melen Çayı'na su boşaltan aracın, Gölyaka Belediyesi’ne ait olduğu ve belediye kademesinde bulunan bakım kanalında biriken çamurlu suların çekilerek, Melen Çayı'na boşaltıldığı anlaşılmıştır. Uygun olmayan şekilde çamurlu suyun Melen Çayı'na boşaltılmasına sebep olan ilgili belediyeye 2872 sayılı Çevre Kanununun 20'nci maddesi gereğince idari para cezası uygulanmıştır. Ayrıca sorumlular hakkında idari soruşturma devam etmekte olup, süreç hassasiyetle takip edilmektedir” denildi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çanakkale&amp;apos;de yangın Assos Antik kentine doğru ilerliyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/canakkalede-yangin-assos-antik-kentine-dogru-ilerliyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/canakkalede-yangin-assos-antik-kentine-dogru-ilerliyor</guid>
<description><![CDATA[ Assos Antik Kenti&#039;nin bulunduğu Behram köyünde çıkan yangına müdahale ediliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://asopress.com/images/haber/canakkalede-yangin-assos-antik-kentine-dogru-ilerliyor-174423-20240626.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Çanakkalede, yangın, Assos, Antik, kentine, doğru, ilerliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Fotoğraf: Sosyal Medya

Asopress - Çanakkale'nin Ayvacık ilçesine bağlı Behram köyünde yangın çıktı. 

Yangın, henüz bilinmeyen bir nedenle makilik alanda başladı ve rüzgarın etkisiyle sahil kesimine doğru yayıldı. Olayın bildirilmesi üzerine Ayvacık Orman İşletme ekipleri ile Ayvacık Belediyesi itfaiye personeli bölgeye sevk edildi. Köylülerin de katılımıyla yangının kontrol altına alınması için çalışmalar başlatıldı.

Behram köyü muhtarı Numan Türkay, Anadolu Ajansı'na verdiği demeçte yangının evler için bir tehdit oluşturmadığını belirtti ancak rüzgarın etkisiyle alevlerin Antik Liman ve Agora bölümüne doğru ilerlediğini ifade etti.

Bazı sosyal medya kullanıcıları sahile doğru ilerleyen yangını cep telefonları ile kayda aldı.

Haber Merkezi]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çevresel felaketler komplo teorilerinin canlanmasına neden oluyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/cevresel-felaketler-komplo-teorilerinin-canlanmasina-neden-oluyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/cevresel-felaketler-komplo-teorilerinin-canlanmasina-neden-oluyor</guid>
<description><![CDATA[ Dünyanın dört bir tarafında yaşanan çevre felaketleri komplo teorilerinin canlanıp ilgi görmesine yol açıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://asopress.com/images/haber/cevresel-felaketler-komplo-teorilerinin-canlanmasina-neden-oluyor-144955-20240512.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Çevresel, felaketler, komplo, teorilerinin, canlanmasına, neden, oluyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Fotoğraf: phys

 

Asopress - Brezilya'nın güneyini vuran, yüzden fazla insanın ölümüne ve yaklaşık iki milyon insanın yerinden olmasına neden olan iklim felaketi, jetlerin buhar izlerini ve uzak Alaska'daki meteoroloji antenlerini içeren tuhaf komplo teorilerinin ortaya çıkmasına neden oldu.

Büyük felaket ve belirsizlik dönemlerinde sıklıkla olduğu gibi, bu teorilerin birçoğu sosyal medyada viral oldu.

X’te yazan bir kadın "Rio Grande do Sul'da olanlar kesinlikle doğal değil" dedi ve ekledi: "Gözlerimizi açalım!"

Kadın, Alaska'daki devasa antenleri kullanarak iyonosferi inceleyen bir ABD projesi olan HAARP’ı - Yüksek Frekanslı Aktif Auroral Araştırma Programı - suçladı.

Başka insanlar da Brezilya'nın en çok etkilenen Rio Grande do Sul eyaletinin semalarında dolaşan uçakların görüntülerini paylaşarak, jetlerin bıraktığı yoğunlaşma izlerinin gizli bir hükümet programının parçası olarak zehirli kimyasallar içerdiğini söyledi.

Bu teoriler bir arada ele alındığında ortaya, iklim değişikliğini bir şekilde önemsizleştiren ve karanlık amaçlar için planları yürürlüğe koydukları  varsayılan hükümetleri ve bilimsel kurumları suçlayan uğursuz bir tablo çıkıyor.

Bu teoriler, aşırı hava olaylarındaki küresel artışın arkasında neredeyse kesinlikle iklim değişikliğinin olduğu yönündeki ezici bilimsel fikir birliğini görmezden gelmektedir.

 

Bilim insanları ne diyor

Brezilya Ulusal İklim Değişikliği Bilim ve Teknoloji Enstitüsü'nün (INCT) başında bulunan Carlos Nobre, bilim insanlarının son dönemdeki felaketlere yol açan yağışların ardında yattığına inandıkları nedenleri şöyle sıraladı: Alçak basınç sistemi ülkenin orta-batı ve güneydoğusundaki yüksek basınç sistemi tarafından bloke edildi ve Amazon'dan gelen su buharı tarihi yağış seviyelerine katkıda bulunurken soğuk cephelerin bölge üzerinde oyalanmasına neden oldu.

Nobre, küresel ısınmanın bu durumu daha da kötüleştirdiğini söyledi ve ekledi: "Daha sıcak atmosfer çok daha fazla su buharı depolayabiliyor ve bu da bu tür felaketlere yol açan daha sık ve yoğun yağış olaylarını körüklüyor."

Brezilya hükümeti de aynı fikirde: Başkan Lula da Silva bu trajediyi gezegen için bir "alarm" olarak ilan etti.

Selefi aşırı sağcı başkan Bolsonaro ise çevre sağlığına dair uygulamalarını zayıflattı ve iklim değişikliğinin etkisini küçümsedi.

Quaest kamuoyu yoklama enstitüsü tarafından yakın zamanda yapılan bir anket ise neredeyse tüm Brezilyalıların Rio Grande do Sul'da yaşanan felaketten en azından kısmen iklim değişikliğinin sorumlu olduğuna inandığını ortaya koydu.

 

'Fiziksel bir anlamı yok'

Bir zamanlar bir kenara itilmiş olan komplo teorileri, bölgeyi vuran muazzam çevre felaketinin ortasında yeniden hayat kazanıyor. Bu komplo teorilerinin başında Chemtrail komplo teorisi ya da kimyasal püskürtme kuramı geliyor. Bu teori, yüksekten uçan uçakların semada uzun süre bıraktıkları izlerin gizli olarak planlanmış sinsi hedefler için kasten püskürtülen kimyevî veya biyolojik madde olduğuna ilişkin komplo teorisi. Bu teoriye inananlar, normal jet duman izlerinin nispeten çabuk yok olduğunu, bu şekilde yok olmayan izlerinse ilave maddeleri içerdiğini iddia ederler.

ABD'de sosyal medya kullanıcıları yıllar önce gözden düşen, aşırı hava koşullarını jetlerden atılan "chemtrail "lere ve HAARP projesinde yürütüldüğü iddia edilen gizli bir programa bağlayan ve teorileri paylaşıyor.

Oysa jetlerin "chemtrail "lerinin ardındaki süreç uzun zamandır biliniyor: jet motorları yoğunlaştırılmış su buharının yanı sıra az miktarda is ve kirletici madde içeren görünür izler bırakıyor.

Kısmen ABD ordusu tarafından finanse edilen HAARP projesi ise şu anda Alaska Üniversitesi Fairbanks tarafından işletiliyor ve bilim insanları antenleri iyonosferi incelemek için yüksek güçlü radyo yayınları için kullanıyor, ancak hava durumunu manipüle etme kabiliyetleri yok.

Nobre, diğer pek çok bilim insanı gibi HAARP hakkındaki teorilerin "kesinlikle hiçbir fiziksel anlam ifade etmediğini" söylüyor.

"İyonosferdeki bir aygıtın hava olaylarını daha olağan dışı hale getirmesinin hiçbir yolu yok" dedi.

 

'Doğru olan ne'

Rio Grande do Sul'daki Pelotas Federal Üniversitesi'nde sosyal iletişim alanında uzmanlaşan Raquel Recuero, komplo teorilerinin muhtemelen "izleyici, para kazanma ve etki arayışındaki" organize gruplar tarafından yayıldığını söyledi.

Bu tür teoriler, insanlar derinden endişe verici bir fenomen için -her ne kadar olası olmasa da- çaresizce açıklama aradıklarında verimli bir zemin buluyor.

Fikirler, "siyasi ve dini söylemler" gibi insanlar için önem taşıyan konularla birleştirildiklerinde kök salıyor, diye ekledi.

Ancak muhafazakar ve aşırılık yanlısı inançları güçlendirme eğiliminde olsalar da tek bir siyasi hareketle ilişkilendirilemeyeceklerini söyledi.

Recuero, insanların demokrasinin temel direklerine olan güveninin, hepsi de gerçeği manipüle etmekle suçlanan hükümet yetkililerine, bilim insanlarına ve basına yönelik bu saldırılarla sarsıldığını söyledi.

Recuero'ya göre yapılması gereken, olup bitenler hakkında kamuoyunda farkındalık yaratmak ve insanların "neyin doğru neyin yanlış" olduğunu anlamalarına yardımcı olmak.

 

Asopress - phys]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Batman&amp;apos;da meydana gelen yangın Midyat&amp;apos;a ulaştı TOMA da müdahale etti</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/batmanda-meydana-gelen-yangin-midyata-ulasti-toma-da-mudahale-etti</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/batmanda-meydana-gelen-yangin-midyata-ulasti-toma-da-mudahale-etti</guid>
<description><![CDATA[ Batman&#039;da başlayan yangın Midyat&#039;a ulaştı itfaiye ve TOMA&#039;lar müdahaleye başladı. ]]></description>
<enclosure url="http://asopress.com/images/haber/batmanda-meydana-gelen-yangin-midyata-ulasti-172612-20240626.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Batmanda, meydana, gelen, yangın, Midyata, ulaştı, TOMA, müdahale, etti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Fotoğraf: Sosyal Medya 
 
Asopress - Batman'ın Gercüş ilçesi kırsalında meydana gelen yangın yayıldı. Edinilen bilgiye göre Mardin'in Midyat İlçesine bağlı Şenköy kırsalına ulaşan yangının söndürme çalışmaları için Mardin Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı itfaiye ekipleri harekete geçti. 

Devam eden yangının kontrol altına alınması için çalışmaların sürdüğü öğrenildi. Öte yandan yangına TOMA'ların da müdahale ettiği görüldü.

Söğütlü Mahallesi yanı sıra edinilen bilgiye göre yangının geri dönüşüm tesislerini riske attı. Gercüş-Midyat karayolununda da tehlikeye neden olan yangının söndürme çalışmaları için köylüler daha fazla desteğe ihtiyaç olduğunu bildirdi. 

Haber Merkezi]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>15 kişinin ölümüne neden olan yangının savcılık ön raporu DEDAŞ&amp;apos;ı işaret etti</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/15-kisinin-oelumune-neden-olan-yanginin-savcilik-oen-raporu-dedasi-isaret-etti</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/15-kisinin-oelumune-neden-olan-yanginin-savcilik-oen-raporu-dedasi-isaret-etti</guid>
<description><![CDATA[ 15 kişinin hayatını kaybettiği yangınlarda savcılık ön raporu DEDAŞ&#039;ı işaret etti. ]]></description>
<enclosure url="http://asopress.com/images/haber/15-kisinin-olumune-neden-olan-yanginin-savcilik-on-raporu-dedasi-isaret-etti-205115-20240623.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>kişinin, ölümüne, neden, olan, yangının, savcılık, ön, raporu, DEDAŞı, işaret, etti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Asopress - Diyarbakır ile Mardin'de çıkan yangında DEDAŞ yangının elektrik kaynaklı olmadığını iddia etmiş ve görgü tanıkları hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. 15 kişi hayatını kaybettiği olayda savcılık ön raporunda yangının elektrik kaynaklı çıktığı belirtildi.

Sabah’tan Hüseyin Kaçar’ın haberine göre; yangın başladığı nokta olan Çınar ilçesine bağlı Köksalan köyünde Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nın başlattığı soruşturma kapsamında, jandarma olay yeri inceleme ekipleri çalışmalar yaptı.

Köylülerin ve görgü tanıklarının ifadesi ile elde edilen deliller kapsamında savcılık tarafından yangın felaketiyle ilgili ön rapor hazırlandı.

Raporda, yangının elektrikli kaynaklı olduğu tespitine yer verildi. Cumhuriyet Başsavcılığı'nca başlatılan soruşturma kapsamında, detaylı raporun ilgili kurumlar da dinlendikten sonra önümüzdeki günlerde hazırlanacağı belirtildi.

Haber Merkezi]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dünya Bankası&amp;apos;ndan &amp;quot;Karadeniz&amp;apos;in mavileştirilmesi&amp;quot; için 6,39 milyon dolarlık hibe</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/dunya-bankasindan-karadenizin-mavilestirilmesi-icin-639-milyon-dolarlik-hibe</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/dunya-bankasindan-karadenizin-mavilestirilmesi-icin-639-milyon-dolarlik-hibe</guid>
<description><![CDATA[ Dünya Bankası, Karadeniz&#039;in Mavileştirilmesi (BBSEA) GEF Bölgesel Projesi için kullanılacak 6,39 milyon dolarlık Küresel Çevre Fonu (GEF) hibesine onay verdi.Dünya Bankası&#039;ndan yapılan açıklamaya göre, geçen birkaç 10 yıllık dönemde Karadeniz, Avrupa&#039;nın en fazla kirliliğe maruz kalan su kütlelerinden biri oldu.  Tarımsal faaliyetlerden kaynaklı aşırı besin maddesi birikimi (ötrofikasyon), kimyasal kirlilik, istilacı türler, etkisiz atık su arıtımı, endüstriyel sıcak noktalar ve atmosferik çökelme, Karadeniz&#039;in deniz ortamını tehdit eden ana etkenler arasında yer alıyor.  Kirlilik baskıları, deniz ve kıyı ekosistemlerinin yanında Karadeniz&#039;i evi olarak adlandıran kişilerin geçim kaynaklarını da tehdit ediyor.  Bu kapsamda, Dünya Bankası, BBSEA GEF Bölgesel Projesi için kullanılacak 6,39 milyon dolarlık GEF hibeyi onayladı.  Hibeyle, Gürcistan, Moldova, Türkiye ve Ukrayna&#039;da hükümetlerin ve özel sektörün Karadeniz&#039;de kirliliği azaltmaya yönelik çabaları desteklenecek. Hibenin alıcısı ve projenin uygulayıcı kuruluşu, Birleşmiş Milletler Proje Hizmetleri Ofisi olacak.  Proje, Karadeniz&#039;de ötrofikasyon sorununu ortadan kaldırmaya yönelik ekolojik yenilikleri finanse ve teşvik etmeyi amaçlıyor. Projenin, kamu kurumlarının, kalkınma ortaklarının ve potansiyel yatırımcıların yenilikçi kirlilik önleme ve azaltma çözümlerini tespit etmelerine, doğrulamalarına ve bunlar için yatırım yapmalarına olanak tanıması bekleniyor.  Proje kapsamında, ülkelerin su yönetimi, tarım ve su ürünleri yetiştiriciliğiyle ilişkili kirlilik hakkındaki mevcut düzenleyici çerçeveleri ve bunların uluslararası enstrümanlarla uyumu incelenecek, kirlilik azaltma ve kirlilik yönetimiyle ilgili ulusal yatırım önerileri geliştirilecek ve bilgi paylaşımı sağlanacak.  BBSEA PROGRAMI BÖLGESEL DİYALOĞU GÜÇLENDİRECEK  Proje, Karadeniz&#039;in sürdürülebilir yönetimi için ortak bir bölgesel çerçeve oluşturmayı ve Karadeniz ülkelerinin ortak fayda olarak Karadeniz&#039;in çevresel kalitesini geliştirme ve koruma çabalarını desteklemeyi amaçlayan daha geniş kapsamlı BBSEA Programı&#039;nın yapı taşı konumunda bulunuyor.  BBSEA Programı, bölgesel diyaloğu güçlendirmenin yanı sıra deniz kirliliğini azaltma önlemlerinin, ülkelerin iklim değişikliğine uyum ve azaltım stratejilerine entegre edilmesine yönelik ulusal diyaloğun güçlendirilmesine katkıda bulunmayı hedefliyor.  Açıklamada görüşlerine yer verilen Dünya Bankası Avrupa ve Orta Asya Bölgesi Strateji ve Operasyonlar Direktörü Carolina Sanchez-Paramo, &quot;İklim değişikliği, Karadeniz&#039;deki kirlilik etkilerini yoğunlaştırarak sıcaklıkların yükselmesine ve suyla taşınan hastalık risklerinin artmasına yol açmakta ve hem ekosistemleri hem de toplulukları tehdit etmektedir. Proje, katılımcı ülkelerdeki hükümetlerin ve özel sektörün Karadeniz&#039;deki kirliliği azaltmak için harekete geçme konusundaki hazırlık durumlarını güçlendirmeyi destekleyecektir.&quot; ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KwQklQdpYEKNkDgtXXX6cw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Dünya, Bankasından, Karadenizin, mavileştirilmesi, için, 6, 39, milyon, dolarlık, hibe</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KwQklQdpYEKNkDgtXXX6cw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Dünya Bankası'ndan " karadeniz mavile i milyon dolarl hibe><p>Dünya Bankası, Karadeniz'in Mavileştirilmesi (BBSEA) GEF Bölgesel Projesi için kullanılacak 6,39 milyon dolarlık Küresel Çevre Fonu (GEF) hibesine onay verdi.</p>Dünya Bankası'ndan yapılan açıklamaya göre, geçen birkaç 10 yıllık dönemde Karadeniz, Avrupa'nın en fazla kirliliğe maruz kalan su kütlelerinden biri oldu.  Tarımsal faaliyetlerden kaynaklı aşırı besin maddesi birikimi (ötrofikasyon), kimyasal kirlilik, istilacı türler, etkisiz atık su arıtımı, endüstriyel sıcak noktalar ve atmosferik çökelme, Karadeniz'in deniz ortamını tehdit eden ana etkenler arasında yer alıyor.  Kirlilik baskıları, deniz ve kıyı ekosistemlerinin yanında Karadeniz'i evi olarak adlandıran kişilerin geçim kaynaklarını da tehdit ediyor.  Bu kapsamda, Dünya Bankası, BBSEA GEF Bölgesel Projesi için kullanılacak 6,39 milyon dolarlık GEF hibeyi onayladı.  Hibeyle, Gürcistan, Moldova, Türkiye ve Ukrayna'da hükümetlerin ve özel sektörün Karadeniz'de kirliliği azaltmaya yönelik çabaları desteklenecek. Hibenin alıcısı ve projenin uygulayıcı kuruluşu, Birleşmiş Milletler Proje Hizmetleri Ofisi olacak.  Proje, Karadeniz'de ötrofikasyon sorununu ortadan kaldırmaya yönelik ekolojik yenilikleri finanse ve teşvik etmeyi amaçlıyor. Projenin, kamu kurumlarının, kalkınma ortaklarının ve potansiyel yatırımcıların yenilikçi kirlilik önleme ve azaltma çözümlerini tespit etmelerine, doğrulamalarına ve bunlar için yatırım yapmalarına olanak tanıması bekleniyor.  Proje kapsamında, ülkelerin su yönetimi, tarım ve su ürünleri yetiştiriciliğiyle ilişkili kirlilik hakkındaki mevcut düzenleyici çerçeveleri ve bunların uluslararası enstrümanlarla uyumu incelenecek, kirlilik azaltma ve kirlilik yönetimiyle ilgili ulusal yatırım önerileri geliştirilecek ve bilgi paylaşımı sağlanacak.  <strong>BBSEA PROGRAMI BÖLGESEL DİYALOĞU GÜÇLENDİRECEK</strong>  Proje, Karadeniz'in sürdürülebilir yönetimi için ortak bir bölgesel çerçeve oluşturmayı ve Karadeniz ülkelerinin ortak fayda olarak Karadeniz'in çevresel kalitesini geliştirme ve koruma çabalarını desteklemeyi amaçlayan daha geniş kapsamlı BBSEA Programı'nın yapı taşı konumunda bulunuyor.  BBSEA Programı, bölgesel diyaloğu güçlendirmenin yanı sıra deniz kirliliğini azaltma önlemlerinin, ülkelerin iklim değişikliğine uyum ve azaltım stratejilerine entegre edilmesine yönelik ulusal diyaloğun güçlendirilmesine katkıda bulunmayı hedefliyor.  Açıklamada görüşlerine yer verilen Dünya Bankası Avrupa ve Orta Asya Bölgesi Strateji ve Operasyonlar Direktörü Carolina Sanchez-Paramo, "İklim değişikliği, Karadeniz'deki kirlilik etkilerini yoğunlaştırarak sıcaklıkların yükselmesine ve suyla taşınan hastalık risklerinin artmasına yol açmakta ve hem ekosistemleri hem de toplulukları tehdit etmektedir. Proje, katılımcı ülkelerdeki hükümetlerin ve özel sektörün Karadeniz'deki kirliliği azaltmak için harekete geçme konusundaki hazırlık durumlarını güçlendirmeyi destekleyecektir." ifadelerini kullandı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye, Yeşil Hidrojen İhracatçısı Olabilir</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/turkiye-yesil-hidrojen-ihracatcisi-olabilir</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/turkiye-yesil-hidrojen-ihracatcisi-olabilir</guid>
<description><![CDATA[ SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi’nin, Bilkent Enerji Politikaları Araştırma Merkezi ve Alman Enerji Ajansı (dena) iş birliğiyle hazırladığı “Türkiye’nin Yeşil Hidrojen Üretim ve İhracat Potansiyelinin Teknik ve Ekonomik Açıdan Değerlendirilmesi” raporu, online tanıtım toplantısında açıklandı. Raporda, uygun yatırımlar ve politikalarla Türkiye’nin 2050’de yıllık 3,4 milyon tona (Mt) kadar yeşil hidrojen üretimine ulaşabileceği ve bunun 1,5 ila 1,9 Mt’nun ihraç edilebileceği belirtildi.

7 Aralık Salı günü gerçekleştirilen etkinliğin açılış konuşmalarını, Türk-Alman Enerji Forumu’ndan Alman Federal Ekonomi ve Teknoloji Bakanlığı İkili Enerji İş Birliği Bölümü Direktör Yar dımcısı Beatrix Massig, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Enerji Politikaları ve Teknoloji Dairesi Başkanı Dr. Fazıl Kaytez ile Alman Enerji Ajansı (dena) Enerji Sistemleri ve Enerji Hizmetleri Bölüm Başkanı Hannes Seidl yaptı.

İklim hedeflerine ulaşmak için birçok ülkenin ye- şil hidrojen ithal edeceğini belirten Seidl, Türkiye’nin bu pazardan pay alabileceğine dikkat çekti. Seidl, “Türkiye, yenilenebilir enerjiden yeşil hidrojen üreterek, küresel çapta yeni oluşan bu enerji pazarında en başından itibaren yerini alabilecek büyük bir potansiyele sahip. Bugün tanıtımını yaptığımız bu çalışma, Almanya ve Türkiye arasında bu alandaki iş birliğini güçlendirmek için önemli, aynı zamanda heyecan verici bir fırsat sunuyor” şeklinde konuştu.

 

 

Kaynak: www.tenva.org ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeraltihaber.com/images/haberler/2022/02/turkiye-yesil-hidrojen-ihracatcisi-olabilir-1643873238.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Türkiye, Yeşil, Hidrojen, İhracatçısı, Olabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><strong><span>SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi’nin, Bilkent Enerji Politikaları Araştırma Merkezi ve Alman Enerji Ajansı (dena) iş birliğiyle hazırladığı “Türkiye’nin Yeşil Hidrojen Üretim ve İhracat Potansiyelinin Teknik ve Ekonomik Açıdan Değerlendirilmesi” raporu, online tanıtım toplantısında açıklandı. Raporda, uygun yatırımlar ve politikalarla Türkiye’nin 2050’de yıllık 3,4 milyon tona (Mt) kadar yeşil hidrojen üretimine ulaşabileceği ve bunun 1,5 ila 1,9 Mt’nun ihraç edilebileceği belirtildi.</span></strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span><span>7 Aralık Salı günü gerçekleştirilen etkinliğin açılış konuşmalarını, Türk-Alman Enerji Forumu’ndan Alman Federal Ekonomi ve Teknoloji Bakanlığı İkili Enerji İş Birliği Bölümü Direktör Yar dımcısı Beatrix Massig, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Enerji Politikaları ve Teknoloji Dairesi Başkanı Dr. Fazıl Kaytez ile Alman Enerji Ajansı (dena) Enerji Sistemleri ve Enerji Hizmetleri Bölüm Başkanı Hannes Seidl yaptı.</span></span></span></span></p>

<p><span><span><span><span>İklim hedeflerine ulaşmak için birçok ülkenin ye- şil hidrojen ithal edeceğini belirten Seidl, Türkiye’nin bu pazardan pay alabileceğine dikkat çekti. Seidl, “Türkiye, yenilenebilir enerjiden yeşil hidrojen üreterek, küresel çapta yeni oluşan bu enerji pazarında en başından itibaren yerini alabilecek büyük bir potansiyele sahip. Bugün tanıtımını yaptığımız bu çalışma, Almanya ve Türkiye arasında bu alandaki iş birliğini güçlendirmek için önemli, aynı zamanda heyecan verici bir fırsat sunuyor” şeklinde konuştu.</span></span></span></span></p>

<p> </p>

<p> </p>

<p><span><span>Kaynak: www.tenva.org</span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir&amp;amp;Harmandalı Atık Tesisinin Ürettiği Enerjiden Bütçeye Katkı!</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/izmirharmandali-atik-tesisinin-urettigi-enerjiden-butceye-katki</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/izmirharmandali-atik-tesisinin-urettigi-enerjiden-butceye-katki</guid>
<description><![CDATA[ İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından 2019 yılında “Harmandalı Düzenli Katı Atık Depolama Sahası’nda elektrik üretmek için hizmete alınan biyogaz tesisi, bugüne kadar kurum bütçesine 166 milyon 154 bin liralık katkı sağladı.

2019 yılı kasım ayındaki açılışla faaliyete geçen tesis kentin en önemli çevre projelerinden biri olarak gösterilirken, bu süreçte evsel atıklar da ekonomiye kazandırıldı. Depolama sahasını kent ormanına dönüştürme çalışmaları kapsamında 60 dönüm alan da rehabilite edilerek ağaçlandırıldı.

Kapasite iki kata çıktı

Tesisin 15 megavat kurulu güce sahip enerji üretim kapasitesi 1,5 yılda 32 megavata çıkarıldı. Şu an yılda yaklaşık 162 milyon metreküp metan gazını bertaraf eden tesis, ayrıca 323 milyon kilovat saat elektrik enerjisi üretiyor. Bu miktar yıllık 190 bin hanenin enerji kullanımına karşılık geliyor. Aynı zamanda bir eğitim merkezi olarak da çalışan tesis, her yaş ve gruptan misafirlerini kabul ediyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeraltihaber.com/images/haberler/2021/09/izmir-harmandali-atik-tesisinin-urettigi-enerjiden-butceye-katki-1631167894.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>İzmir&amp;Harmandalı, Atık, Tesisinin, Ürettiği, Enerjiden, Bütçeye, Katkı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span>İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından 2019 yılında “Harmandalı Düzenli Katı Atık Depolama Sahası’nda elektrik üretmek için hizmete alınan biyogaz tesisi, bugüne kadar kurum bütçesine 166 milyon 154 bin liralık katkı sağladı.</span></span></span></span></p>

<p><span><span><span><span>2019 yılı kasım ayındaki açılışla faaliyete geçen tesis kentin en önemli çevre projelerinden biri olarak gösterilirken, bu süreçte evsel atıklar da ekonomiye kazandırıldı. Depolama sahasını kent ormanına dönüştürme çalışmaları kapsamında 60 dönüm alan da rehabilite edilerek ağaçlandırıldı.</span></span></span></span></p>

<p><span><span><span><span>K<strong>apasite iki kata çıktı</strong></span></span></span></span></p>

<p><span><span><span><span>Tesisin 15 megavat kurulu güce sahip enerji üretim kapasitesi 1,5 yılda 32 megavata çıkarıldı. Şu an yılda yaklaşık 162 milyon metreküp metan gazını bertaraf eden tesis, ayrıca 323 milyon kilovat saat elektrik enerjisi üretiyor. Bu miktar yıllık 190 bin hanenin enerji kullanımına karşılık geliyor. Aynı zamanda bir eğitim merkezi olarak da çalışan tesis, her yaş ve gruptan misafirlerini kabul ediyor.</span></span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ilgaz&amp;apos;daki felaket havadan görüntülendi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/ilgazdaki-felaket-havadan-goeruntulendi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/ilgazdaki-felaket-havadan-goeruntulendi</guid>
<description><![CDATA[ Çankırı&#039;nın Ilgaz ilçesinde çıkan orman yangınına müdahale havadan ve karadan devam ederken, ormanı kaplayan alevler havadan görüntülendi. ]]></description>
<enclosure url="http://yenijournalcom.teimg.com/crop/1280x720/yenijournal-com/uploads/2024/08/ilgazyanginfoto.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Ilgazdaki, felaket, havadan, görüntülendi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Ilgaz ilçesine bağlı Meydan köyü mevkiinde ormanlık alanda çıkan yangın, kısa sürede büyüyerek geniş bir alana yayıldı. Ekipler, yangını kontrol altına almak için çalışmalarını havadan ve karadan sürdürüyor. Alevlere teslim olan orman, dron ile havadan görüntülendi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Aydın&amp;apos;da 2 ilçe afet bölgesi ilan edildi!</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/aydinda-2-ilce-afet-boelgesi-ilan-edildi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/aydinda-2-ilce-afet-boelgesi-ilan-edildi</guid>
<description><![CDATA[ Aydın&#039;da orman yangını meydana gelen 2 ilçe afet bölgesi ilan edildi. Aydın ve İzmir&#039;deki orman yangınlarında 5 binin üzerinde vatandaş tahliye edildi. ]]></description>
<enclosure url="http://yenijournalcom.teimg.com/crop/1280x720/yenijournal-com/uploads/2024/08/a-w273433-01.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Aydında, ilçe, afet, bölgesi, ilan, edildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Afet ve Acil Durum yönetimi başkanlığı (AFAD) aralarında Aydın'ın da bulunduğu 8 ilde 14-20 Ağustos tarihlerinde çıkan yangınlardaki bölgeleri 'Genel Hayata Etkili Afet Bölgesi' ilan edildiğini açıkladı.



AFAD, 14-20 Ağustos tarihleri arasında aralarında Aydın ve İzmir'in de bulunduğu 8 ilde meydana gelen yangınlar nedeniyle bazı bölgeleri 'Genel Hayata Etkili Afet Bölgesi' ilan etti. Öte yandan, yangınların yerleşim yerlerine yakın olması nedeniyle 5 bin 381 vatandaşın tedbir amacıyla güvenli alanlara tahliyesi gerçekleştirildiği de belirtildi.



AFAD tarafından yapılan açıklamada, İzmir ilinin Bayındır ilçesinde Yeşilova Mahallesi, Bayraklı ilçesinde Doğançay, Körfez ve Onur Mahalleleri, Karşıyaka ilçesinde Latife Hanım ve Sancaklı Mahalleleri, Tire ilçesinde Çayırlı Mahallesi ile Aydın ilinin Bozdoğan ilçesinde Hışımlar ve Örmepınar Mahalleleri ile Didim ilçesinde Hisar Mahallesi'nin Genel Hayata Etkili Afet Bölgesi ilan edildiği bildirildi. Yangından etkilenen bu mahallelerde, AFAD'ın hak sahibi çalışmaları başlatıldığı ve konut ve işyerleri yangından zarar gören vatandaşların AFAD İl Müdürlüklerine başvurması gerektiği belirtildi. Yangın sebebiyle konut ve işyerleri zarar gören vatandaşlara, zarar tespit çalışmalarının tamamlanmasının ardından nakdi yardım yapılacağı ifade edildi.

AFAD açıklamasında, "Devletimizin tüm imkanları ve kurumları ile milletimizin yanındayız" denilerek, yangından etkilenen bölgelere gerekli yardımların yapılacağı vurgulandı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İçme suyunda tehlike alarmı!</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/icme-suyunda-tehlike-alarmi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/icme-suyunda-tehlike-alarmi</guid>
<description><![CDATA[ Edirne&#039;ye içme suyu sağlayan barajın doluluk oranı yüzde 17 seviyesine düştü. ]]></description>
<enclosure url="http://yenijournalcom.teimg.com/crop/1280x720/yenijournal-com/uploads/2024/08/a-a-20240824-35472029-35472026-e-d-i-r-n-e-y-e-i-c-m-e-s-u-y-u-s-a-g-l-a-y-a-n-b-a-r-a-j-i-n-d-o-l-u-l-u-k-o-r-a-n-i-y-u-z-d-e-17-s-e-v-i-y-e-s-i-n-e-d-u-s-t-u.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>İçme, suyunda, tehlike, alarmı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Kırklareli'nde Kayalıköy Barajı'nın doluluk oranı aşırı sıcaklar nedeniyle azaldı.



DSİ 11. Bölge Müdürlüğü verilerine göre, depolama hacmi 149 milyon 856 bin metreküp olan barajda son ölçümlere göre 24 milyon 149 bin metreküp su bulunuyor.



Tarım arazilerinin sulanması için kullanılan ve Edirne'nin içme suyunun da sağlandığı barajda, su seviyesi buharlaşma nedeniyle her geçen gün azalıyor.

Doluluk oranı yüzde 17 olarak ölçülen barajdan, su seviyesindeki düşüş nedeniyle tarım alanlarının sulanmasına müsaade edilmiyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Erzincan &amp;amp; Sivas kara yolunda heyelan</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/erzincan-sivas-kara-yolunda-heyelan</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/erzincan-sivas-kara-yolunda-heyelan</guid>
<description><![CDATA[ Erzincan-Sivas kara yolu Sakaltutan mevkiinde heyelan meydana geldi. Yolun tek şeridi ulaşıma kapandı. ]]></description>
<enclosure url="http://yenijournalcom.teimg.com/crop/1280x720/yenijournal-com/uploads/2023/06/aa-20230622-31498407-31498404-orduda-uc-ilcenin-baglanti-yolu-heyelan-nedeniyle-ulasima-kapandi.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Erzincan, Sivas, kara, yolunda, heyelan</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Erzincan merkezde yağış görülmezken Sivas kara yolu üzerinde kısa süreli sağanak etkili oldu. Yağışla birlikte Erzincan - Sivas kara yolu 59’ncu kilometre Sakaltutan mevkiinde heyelan meydana geldi. Heyelan yolun tek şeridini ulaşıma kapattı. Bölgeye Karayolları ve ilgili ekipler sevk edildi. Yolda araç kuyruğu oluşurken ulaşım kontrollü olarak tek şeritten sağlanıyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Eğirdir Gölü&amp;apos;nün temizliği için 9 maddelik eylem planı!</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/egirdir-goelunun-temizligi-icin-9-maddelik-eylem-plani</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/egirdir-goelunun-temizligi-icin-9-maddelik-eylem-plani</guid>
<description><![CDATA[ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Isparta&#039;daki Eğirdir Gölü&#039;nün temizliği için &quot;kıyıda ve suda temizlik, özel araç alımı, oksijen seviyesinin artırılması, dip çamuru temizliği ve su takviyesi&quot; gibi adımlar atacak. ]]></description>
<enclosure url="http://yenijournalcom.teimg.com/crop/1280x720/yenijournal-com/uploads/2024/08/a-a-20240827-35492691-35492690-e-g-i-r-d-i-r-g-o-l-u-n-u-n-t-e-m-i-z-l-i-g-i-i-c-i-n-9-m-a-d-d-e-l-i-k-e-y-l-e-m-p-l-a-n-i-h-a-z-i-r-l-a-n-d-i.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Eğirdir, Gölünün, temizliği, için, maddelik, eylem, planı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, "Eşsiz güzellikteki Eğirdir Gölü'müze can suyu verecek eylem planımız hazır. Başta dip çamuru temizliği ve su takviyesi olmak üzere gerekli tüm adımları atacağız." ifadesini kullandı.

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, son yıllarda yağış rejimindeki azalma ve kuraklığın etkisiyle su seviyesi hızla düşen Eğirdir Gölü'ndeki alg patlaması ve biyolojik kirliliğe karşı eylem planı hazırlandı.

Gölün aynı zamanda "kesin korunacak hassas alan" olması nedeniyle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma (TVK) Genel Müdürlüğü koordinesinde, Çevre Ajansı, Tarım ve Orman Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdürlüğü, Eğirdir Su Ürünleri Araştırma Merkezi, TÜBİTAK, üniversiteler, kamu ve özel sektör kuruluşlarıyla komisyon oluşturuldu.

Arazi çalışmalarıyla beraber alınması gereken tedbirler belirlendi. Çalışmalar kapsamında öncelikle acil müdahale olarak göl yüzeyindeki alglerin ve göl kıyısındaki ölü sucul bitkilerin özel araç ve ekipmanlarla süpürülüp tıraşlanması sağlanacak. Ardından göl tabanında dip çamuru temizliği yapılacak.



Göldeki sucul bitkilerin ve dipte biriken sediment ile biyokütlenin kaldırılmasına ilişkin TVK tarafından ön fizibilite raporu hazırlandı. Ayrıca göl kıyısındaki sucul bitkilerin ve gölü besleyen dere ağzındaki rüsubat temizliğinin yapılması amacıyla Süleyman Demirel Üniversitesi ile Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesinden bilim insanları Ekosistem Değerlendirme Raporu (EDR) hazırladı.

Gölü besleyen Çayköy Dere ağzında biriken rüsubatın temizliği için Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne ait ekskavatörlerle çalışmalara başlandı.

Oksijen seviyesi artırılacak

Göl yüzeyindeki alg ve sucul bitki temizliği için ise Türkiye Çevre Ajansı (TÜÇA) desteğiyle su yüzeyi temizleme aracı temin edilecek. Bu araçlarla su sığlaşınca yüzeye doğru yükselen sucul bitkiler temizlenecek. Bu sayede göldeki oksijen seviyesi artırılacak.

Gölün su kalitesini artırmak için su kullanımı planlaması gözden geçirilerek, su takviyesi süreçleri Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdürlüğü, DSİ Genel Müdürlüğü ve ilgili kurumlarla hayata geçirilecek.

Göldeki dip çamurunun temizlenmesi için de hazırlık yapıldı. TVK Genel Müdürlüğünce yürütülen çalışmalar kapsamında, Eğirdir Gölü'nün ekolojik rehabilitasyonu için bilim insanlarıyla yapılan istişarelerle dip çamurunun temizliğine ilişkin fizibilite çalışmalarına başlandı.

Bakanlık, elde edilecek bilimsel bulgular ışığında yapılacak işlemlerle ilgili şu bilgileri verdi: "Dip çamuru temizliği işlemlerinin sağlıklı şekilde yürütülmesine zemin hazırlanması ve dip çamuru temizliği için fizibilite çalışmalarına başladık. Bu çalışmalar devam ederken öncelikli acil müdahale olarak göl ekosisteminin doğal haline kavuşması için kötü koku ve görüntünün engellenmesi ve göldeki kirliliğin uzaklaştırılması amacıyla yüzeydeki alg ve sucul bitki temizliği yapılacak. Çalışmalara yüksek çevre hassasiyeti ve bilinciyle devam edilecek."

"Yol haritamızı belirledik"

Göl için acil olarak hayata geçirilen adımları ve uygulanacak yöntemleri içeren 9 maddelik eylem planının ayrıntılarını sosyal medya hesabından paylaşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, şu ifadeleri kullandı: "Bilim insanlarımızla ve ilgili kuruluşlarla çalıştık. Ön rapor doğrultusunda yol haritamızı belirledik. Acil yapılacaklar için adımlar atmaya başladık. Eşsiz güzellikteki Eğirdir Gölü'müze can suyu verecek eylem planımız hazır. Başta dip çamuru temizliği ve su takviyesi olmak üzere gerekli tüm adımları atacağız."]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>723 hayvan kuraklık nedeniyle itlaf edilecek!</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/723-hayvan-kuraklik-nedeniyle-itlaf-edilecek</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/723-hayvan-kuraklik-nedeniyle-itlaf-edilecek</guid>
<description><![CDATA[ Namibya, 723 vahşi hayvanı kuraklık nedeniyle itlaf edecek. ]]></description>
<enclosure url="http://yenijournalcom.teimg.com/crop/1280x720/yenijournal-com/uploads/2024/08/istockphoto-1389219716-0x640.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>723, hayvan, kuraklık, nedeniyle, itlaf, edilecek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Namibya, kuraklık nedeniyle ülke genelindeki 723 vahşi hayvanın itlaf edileceğini açıkladı.

Avusturalya’da 2020 yılında “çok su içtiği” gerekçesiyle 5 bin yabani devenin itlaf edilmesinin ardından Afrika ülkesi Namibya da benzer bir yöntemle kuraklıkla mücadele etmeye çalışıyor. Namibya Çevre Bakanlığı, 83 fil, 30 su aygırı, 60 bufalo, 50 impala, 200 antilop, 300’ü zebra olmak üzere toplam 723 vahşi hayvanın itlaf edilmesinin planlandığını duyurdu. İtlafın hayvan sayısının mevcut otlak alanlar ve su kaynaklarının kapasitesini aştığı ulusal park gibi alanlarda yapılacağı ifade edilen açıklamada, itlaf edilecek fillerin etlerinin yiyecek bulmakta zorlanan insanlara dağıtılacağı belirtildi. Yetkililerin duruma müdahale etmemesi durumunda, şiddetli kuraklık ortamında insan-vahşi yaşam çatışmasının artacağı vurgulanan bakanlık açıklamasında, "Bu uygulama doğal kaynakların Namibya vatandaşlarının yararına kullanıldığı anayasal yetkimizle uyumludur" denildi.

Hükümet tarafından profesyonel avcılar ve şirketler tarafından şimdiye kadar 157 hayvanın avlandığı, 56 tondan fazla et elde edildiği öğrenildi.
Birleşmiş Milletler'e göre, Güney Afrika on yıllardır en şiddetli kuraklıkla karşı karşıya kalırken, Namibya’da gıda stokunun yüzde 84'ü geçtiğimiz ay tükendi. Gelecek aylarda Namibya nüfusunun yaklaşık yarısının yüksek düzeyde gıda güvensizliğiyle karşı karşıya kalacağı tahmin ediliyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Salda Gölü, Dünya Jeolojik Miras Listesi&amp;apos;ne girdi!</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/salda-goelu-dunya-jeolojik-miras-listesine-girdi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/salda-goelu-dunya-jeolojik-miras-listesine-girdi</guid>
<description><![CDATA[ UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Başkan Vekili Nizamettin Kazancı, &quot;Listeye aday olarak ülkelere verilen kota dahilinde Salda Gölü ve Nemrut Kalderası&#039;nı sunduk. Açıklanan listede sadece Salda Gölü&#039;nü gördük, Nemrut listede yer almadı&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://yenijournalcom.teimg.com/crop/1280x720/yenijournal-com/uploads/2024/08/a-a-20240828-35501656-35501647-s-a-l-d-a-g-o-l-u-d-u-n-y-a-j-e-o-l-o-j-i-k-m-i-r-a-s-l-i-s-t-e-s-i-n-e-g-i-r-d-i.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Salda, Gölü, Dünya, Jeolojik, Miras, Listesine, girdi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Burdur'un Yeşilova ilçesindeki Salda Gölü, "Dünyanın En Önemli 100 Jeolojik Miras Listesi"nde yer aldı.

Uluslararası Jeoloji Bilimleri Birliğince (IUGS) başlatılan ve UNESCO tarafından desteklenen proje kapsamında hayata geçilen ve 2 yılda bir açıklanan liste için Türkiye'den Burdur'daki Salda Gölü ve Bitlis'teki Nemrut Kalderası aday gösterildi.



Güney Kore'nin Busan kentinde 37'ncisi düzenlenen Dünya Jeolojik Kongresi'nde, Türkiye'den Salda Gölü'nün listede yer aldığı açıklandı.

"Nemrut'un neden giremediğini soruşturacağız"

UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Başkan Vekili ve Jeolojik Mirası Koruma Derneği Başkanı Nizamettin Kazancı, AA muhabirine, proje kapsamında ilki 2022'de açıklanan listenin ikincisinin bu sabahki kongrenin basın toplantısında duyurulduğunu söyledi.

Listede yer alan jeolojik miraslardan 20'sinin de 5'er dakikalık sunumlar şeklinde tanıtıldığını anlatan Kazancı, şunları kaydetti: "Tanıtılanların içinde Salda Gölü'müz de var. Listeye aday olarak ülkelere verilen kota dahilinde Salda Gölü ve Nemrut Kalderası'nı sunduk. Açıklanan listede sadece Salda Gölü'nü gördük, Nemrut listede yer almadı. Listeye girsin veya girmesin doğal varlıklarımızın bilimsel önemi azalmayacaktır. Nemrut'un neden giremediğini soruşturacağız ama benim kişisel kanaatim, benzer özellikteki volkanların listede çokça yer alması."

Kazancı, Salda Gölü'nün dünyanın en önemli jeolojik miraslarından birisi olduğunu vurguladı.



Burasının dünyaya, Mars'ta milyarlarca yıl önceki hayatın yeryüzündeki benzeri olarak sunulduğunu, "Mars Analog of lake Salda" diye takdim edildiğini aktaran Kazancı, Salda'yı çökeltilerin öneminden dolayı listeye önerdiklerini, bunun kitabının da hazırlandığını bildirdi.

"Listede yer alması Salda'nın daha iyi korunması anlamına geliyor"

Salda Gölü'nün "Dünyanın En Önemli 100 Jeolojik Miras Listesi"nde yer almasının, bilinirliğini daha da artıracağına işaret eden Kazancı, şöyle konuştu: "Salda'yı çok daha iyi korumamız gerekiyor. Listede yer alması Salda'nın daha iyi korunması anlamına geliyor. Salda'nın korunması yönünde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının, Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünün, Burdur Valiliğinin, UNESCO Türkiye Milli Komisyonunun ve diğer kamu kuruluşlarının iyi niyetli çabaları var. Salda, önümüzdeki yıllarda turizm merkezi olacaktır. Beklentileri karşılamak ve jeoturizmin sürdürülebilirliği için korumaya azami dikkat edilmesi gerekir. Turist baskısını da sınırlamak ve iyi yönetmek gerekir. "

Kazancı, Salda Gölü'nü ziyaret edenlere, hassas alanlara basmamaları, göle özen göstermeleri konusunda uyarılarda bulundu.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sivas&amp;apos;ta sel</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/sivasta-sel</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/sivasta-sel</guid>
<description><![CDATA[ Sivas’ın Ulaş ilçesine bağlı Eskikarahisar köyünde sağanak yağışı sonrası sel meydana geldi. O anlar cep telefonu kamerasına yansıdı. ]]></description>
<enclosure url="http://yenijournalcom.teimg.com/crop/1280x720/yenijournal-com/uploads/2024/08/sivassel.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Sivasta, sel</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Sivas’ta yapılan uyarılarının ardından kuvvetli yağış etkisini gösterdi. Ulaş ilçesine bağlı Eskikarahisar köyünde akşam saatlerinde başlayan sağanak yağış sonrası köyde sel yaşandı. Taşan dereler hasara yol açtı. Bölgeye AFAD ekipleri sevk edildi. Birçok ev ve ahırın sular altında kaldığı öğrenildi. O anlar vatandaşların cep telefonu kamerasına yansıdı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Araçlar sulara gömüldü</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/araclar-sulara-goemuldu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/araclar-sulara-goemuldu</guid>
<description><![CDATA[ Karabük’te etkili olan sağanak sonrası yollar göle döndü, araçlar suya gömüldü, çok sayıda ev ve iş yerini su bastı. ]]></description>
<enclosure url="http://yenijournalcom.teimg.com/crop/1280x720/yenijournal-com/uploads/2024/08/karabukselfotosu.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Araçlar, sulara, gömüldü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Karabük’te akşam saatlerinde sağanak yağış etkili oldu. 100. Yıl Mahallesi’nde ektili olan sağanak sonrası iş yerlerini su bastı, park halindeki çok sayıda araç suya gömüldü. Kent merkezinde birçok noktada su baskını yaşandı. Bölgeye belediye ve itfaiye ekipleri sevk edildi.
Sular altında kalan Karabük-Safranbolu yolunda da sürücüler ilerlemekte güçlük çekti. Metrekareye 45 kg yağış düştüğü ve şu ana kadar 110 su bakını ihbarı yapıldığı öğrenildi. Ekiplerin bölgede çalışmaları sürüyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kazdağları Milli Parkı&amp;apos;na giriş yasaklandı!</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/kazdaglari-milli-parkina-giris-yasaklandi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/kazdaglari-milli-parkina-giris-yasaklandi</guid>
<description><![CDATA[ Kazdağları Milli Parkı yangın riski nedeniyle 31 Ekim&#039;e kadar girişe kapatıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://yenijournalcom.teimg.com/crop/1280x720/yenijournal-com/uploads/2024/08/a-a-20240821-35450733-35450730-k-a-z-d-a-g-l-a-r-i-m-i-l-l-i-p-a-r-k-i-y-a-n-g-i-n-r-i-s-k-i-n-e-d-e-n-i-y-l-e-31-e-k-i-m-e-k-a-d-a-r-g-i-r-i-s-e-k-a-p-a-t-i-l-d-i.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Kazdağları, Milli, Parkına, giriş, yasaklandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Balıkesir ve Çanakkale il sınırları içinde yer alan Kazdağları'nın Edremit ilçesindeki milli park alanlarına girişler, orman yangınlarıyla ilgili kritik bir döneme girilmesinden dolayı geçici olarak durduruldu.



Doğa Koruma ve Milli Parklar Balıkesir Şube Müdürlüğünden yapılan açıklamada, Balıkesir İli Orman Yangınlarıyla Mücadele Komisyonunun aldığı karara atıfta bulunularak, Kazdağları Milli Parkı'nın 31 Ekim'e kadar girişe kapatıldığı duyuruldu.

Meteoroloji Genel Müdürlüğünden alınan son hava raporlarında orman yangınları bakımından son derece elverişli kritik bir haftaya girildiği vurgulanan açıklamada, Balıkesir'in en fazla orman yangını riski bulunan 10 ilden biri olduğu belirtildi.



Birkaç gün hava sıcaklıkların 35 derece ve üzerinde seyredeceği, havadaki nemin yüzde 30'un altında kalacağı bildirilen açıklamada, "Rüzgarların poyraz şeklinde kuzeydoğudan saatte 30 kilometre ve üzerinde esecek olması, orman yangınları açısından son derece riskli bir durumun oluşması nedeniyle Milli Park içinde bulunan Yaylatepe çadırlı kamp alanı ve Altınoluk cam seyir terasındaki izinli işletme alanları ile buraya ulaşımı sağlayan yol güzergahları hariç olmak üzere Milli Park'a her türlü giriş ve çıkışlar, 31 Ekim tarihine kadar yasaklanmıştır." ifadesi kullanıldı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ankara&amp;apos;da çıktı, Bolu&amp;apos;ya sıçradı!</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/ankarada-cikti-boluya-sicradi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/ankarada-cikti-boluya-sicradi</guid>
<description><![CDATA[ Ankara&#039;nın Kızılcahamam ilçesinde başlayan yangın, Bolu&#039;nun Gerede ilçesine sıçradı. ]]></description>
<enclosure url="http://yenijournalcom.teimg.com/crop/1280x720/yenijournal-com/uploads/2024/08/a-a-20240821-35454089-35454088-k-i-z-i-l-c-a-h-a-m-a-m-d-a-b-a-s-l-a-y-a-n-y-a-n-g-i-n-g-e-r-e-d-e-y-e-s-i-c-r-a-d-i.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Ankarada, çıktı, Boluya, sıçradı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Ankara'nın Kızılcahamam ilçesinde otluk alanda başlayan yangın Bolu'nun Gerede ilçesinde ormanlık alana sıçradı.

Edinilen bilgiye göre, öğle saatlerinde Kızılcahamam ilçesine bağlı Şahinler Mahallesi'nde henüz bilinmeyen nedenle otluk alanda yangın başladı.

İhbar üzerine bölgeye çok sayıda itfaiye ekibi, arazöz, tanker ve 2 helikopter sevk edildi.

Ankara-Bolu sınırında başlayan yangın daha sonra Bolu'nun Gerede ilçesindeki ormanlık alana sıçradı.

Ekiplerin yangın söndürme çalışmaları devam ediyor.

Bolu Valiliğinden açıklama

Yangının Gerede'ye sıçraması üzerine Bolu Valiliğinden açıklama yapıldı.

Açıklamada, "Ankara ili Kızılcahamam ilçesinde bugün saat 12.28 sıralarında başlayan ve ilimiz Gerede ilçesi Demirler köyü mevkisine sirayet eden orman yangınına Valiliğimizin koordinesinde müdahale edilmekte olup söndürme çalışmaları devam etmektedir." ifadeleri kullanıldı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir Körfezi&amp;apos;nde felaket: Her yer ölü balık doldu!</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/izmir-koerfezinde-felaket-her-yer-oelu-balik-doldu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/izmir-koerfezinde-felaket-her-yer-oelu-balik-doldu</guid>
<description><![CDATA[ İzmir Körfezi&#039;nde her gün binlerce ölü balık kıyaya vuruyor. Felaketin boyutu arttıkça özellikle Karşıyaka ve Bayraklı&#039;daki kötü koku nedeniyle vatandaşlar evlerinin, iş yerlerinin pencerelerini açamaz duruma geldi. ]]></description>
<enclosure url="http://yenijournalcom.teimg.com/crop/1280x720/yenijournal-com/uploads/2024/08/a-w272293-02.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>İzmir, Körfezinde, felaket:, Her, yer, ölü, balık, doldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[İzmir Körfezi'nde ölü balık sayısı gün geçtikçe çoğalarak artıyor. Yüzbinlerce balık ölü olarak kıyaya vururken, kentteki ağır koku da kendisini hissettiriyor. Özellikle Karşıyaka ve Bayraklı sahillerinde ölü balıklar nedeniyle oluşan kötü koku, vatandaşları ev ve iş yerlerinin pencerelerini açamaz hale getirdi. Balık ölümlerinin yanı sıra, körfezin renginin de kırmıza döndüğü gözlemlendi. Ölen balıklar arasında Çipura, Deniz Levreği gibi balıklar bulunuyor.




“İlk defa karşılaşıyorum, güzelim İzmir'i ne hale getirdiler”

Doğma büyüme İzmirli olduğunu ve hayatında ilk defa böyle bir durumla karşılaştığını ifade eden 50 yaşındaki Serkan Bingöl, “Yetkililer neden gelmiyor buralara anlamadım. Ölümler, fabrikalardan akan pisliklerden dolayı meydana geliyor. İlk defa böyle bir rezillik görüyorum. Güzelim İzmir'i ne hale getirmişler” dedi.



Ölü balıkları topladılar

Bazı vatandaşların ise kıyıya vuran balıkları toplayarak poşete koyduğu anlar cep telefonu kamerasına yansıdı. Öte yandan geçtiğimiz günlerde konuya ilişkin açıklama yapan Deniz Bilimci Prof. Dr. Doğan Yaşar ise “İzmir Körfezi'nde plankton patlaması bayağıdır var. Balık ölümlerinin temel sebebi planktonlar. Deniz suyunda her 1 litrede yaklaşık 1 milyon plankton vardır. Sıcaklık ve ortamdaki kirlilik artınca sayıları 2 milyona çıkınca ortamda oksijen bırakmazlar. Bunların zehirli olan türleri nedeniyle balıklar ölür. İlk defa İzmir Körfezi'nde 1955 yılında plankton patlaması olmuştu. Türkiye denizlerini maalesef fosseptik olarak kullanıyoruz” ifadelerini kullanmıştı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kontrol altına alınan yangın tekrar alevlendi!</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/kontrol-altina-alinan-yangin-tekrar-alevlendi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/kontrol-altina-alinan-yangin-tekrar-alevlendi</guid>
<description><![CDATA[ Bolu’da kontrol altına alınan yangın tekrar alevlendi. ]]></description>
<enclosure url="http://yenijournalcom.teimg.com/crop/1280x720/yenijournal-com/uploads/2024/08/a-w272255-01.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Kontrol, altına, alınan, yangın, tekrar, alevlendi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Orman Genel Müdürlüğünün (OGM) “Bolu Gerede'de meydana gelen yangın gece gündüz demeden yapılan müdahaleler sonucu kontrol altına alındı” açıklamasının ardından Demirler Köyü’nde alevler tekrar iki farklı noktada göğe yükseldi. Ekiplerin yangın söndürme çalışmaları havadan ve karadan devam ediyor.

Bolu’nun Gerede ilçesine bağlı Demirler Köyü'nde son 24 saattir devam eden yangına itfaiye ve OGM’ye bağlı ekipler müdahalesini havadan ve karadan aralıksız sürdürüyor. Çalışmalar sonucu yangın kontrol altına alınmıştı ve Bugün sabah saat 10.18’de OGM’den yapılan açıklamada, “Bolu Gerede'de meydana gelen yangın gece gündüz demeden yapılan müdahaleler sonucu kontrol altına alındı” ifadeleri kullanılmıştı.
Açıklamanın ardından şiddetli rüzgarın etkisiyle yayılan kıvılcımlar sonucu yangın Demirler Köyü'nün ormanlık alanındaki iki farklı noktaya sıçradı. Ekipler söz konusu bölgeye yönelerek yangını söndürme çalışmalarına devam ediyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bursa&amp;apos;da korkutan yangın</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/bursada-korkutan-yangin</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/bursada-korkutan-yangin</guid>
<description><![CDATA[ Bursa-Sakarya sınırında bulunan ormanlık alanda yangın çıktı. İtfaiye ekiplerinin yangına müdahalesi sürüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://yenijournalcom.teimg.com/crop/1280x720/yenijournal-com/uploads/2024/09/bursaormanyangin.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Bursada, korkutan, yangın</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Yangın, akşam saatlerinde Bursa-Sakarya sınırında ormanlık alanda çıktı. Henüz bilinmeyen bir sebepten dolayı çıkan yangını gören vatandaşlar durumu 112 Acil Servis Hattı'na bildirdi. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye, jandarma ve Bursa İznik Orman İşletme Müdürlüğü ekipleri ile Adapazarı Bölge Müdürlüğü ekipleri sevk edildi. Karadan yapılan söndürme çalışmalarına havadan da helikopter destek verdi. Yangına 2 helikopter 13 araç 32 personel ile müdahale ediliyor. Yangını söndürme çalışmaları sürüyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kahverengi kokarca fındığı vurdu!</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/kahverengi-kokarca-findigi-vurdu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/kahverengi-kokarca-findigi-vurdu</guid>
<description><![CDATA[ Ordu&#039;da kahverengi kokarca fındığı vurdu. Üreticiler kokarcanın çürüttüğü fındığı ayıklıyor, manavlar fındığı ya satın almak istemiyor, ya da 60 liradan alıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://yenijournalcom.teimg.com/crop/1280x720/yenijournal-com/uploads/2024/08/a-w272076-01.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Kahverengi, kokarca, fındığı, vurdu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Ordu'nun sahil kesimlerinde görülen kahverengi kokarca nedeniyle üreticiler fındıklarını ya satamıyor ya da 60 liraya kadar gerileyen fiyatlardan satıyor.

Karadeniz Bölgesi'nin en önemli geçim kaynağı olan ve Türkiye'de en fazla Ordu ilinde üretilen fındıkta kahverengi kokarca zararı devam ediyor. İlin sahil kesimlerindeki ilçelerde fındık üreticileri, mahsulünü tamamladıkları ürünlerde büyük hasar olduğunu belirtiyor.



30 dereceyi bulan sıcağın altında fındıklarını defalarca seçiyorlar

Üreticiler, kahverengi kokarca zararlısı nedeniyle çürüyen fındıklarını ayıklamak ve yüksek fiyata satabilmek adına 30 dereceye ulaşan sıcağın altında fındıklarını seçerek, çürüklerinden ayırmaya çalışıyor. Üreticiler, bölgelere göre fındıklarını satmaya da zorlandıklarını, bazı manavların hiç satın almadığını ve bazılarının ise düşük fiyat verdiğini belirtiyor.

“İnsanlar zehirlenmesin diye seçiyoruz, zarardayız”

Fındık üreticisi Emine Telci, kahverengi kokarcanın zarar verdiği fındıkları seçmeye çalıştıklarını, bu sayede fındıklarını yüksek fiyata satmayı hedeflediklerini söyledi. Telci, “Zarar çok, 500 kilogram fındıkta 2 teneke çöpe attık. Seçmemiz gerekiyor çünkü bu insanları zehirler, sattığımız yere de ayıp olur. Bu nedenle zararlı fındıkları temizlemeye çalışıyoruz. Bazı noktalarda çok fazla zarar var. Manavların giden fındıkları geri gönderdiklerini duyduk. Arkadaşımızın fındığını harmana geri dökmüşler, zarar o derece büyük. Biz işçiye toplattık ve kişi başı bin 500 TL yevmiye verdik. Şu an zarardayız” dedi.



“Fındığı ucuza mal etmek istiyorlar”

Perşembe ilçesi Efirli Mahallesi'nde yaşayan Makbule Dere, bu yıl fındığın kendilerini çok mağdur ettiğini söyledi. Dere, “Kahverengi kokarca adını koydular, o şekilde gidiyor. Şimdi manavlar da çok ucuz fiyata alıyor, biz şimdi ne yapacağız. Devlet büyüklerimizden bu konuda yardım bekliyoruz. Fındık manavları fiyatları çok düşürüyor, 'kokarca değdi' diye 40 liraya kadar düşürenler varmış, o nedenle çok mağduruz. Bizim fındığımızda acılık ve leke yok, manavlar böylelikle fındığı ucuza mal etmek istiyorlar ve 'yağ yaparız' diyorlar. Yağ yapılacaksa bu da sahtekarlıktır. Aldıkları acılı fındık ile yağ yapıp insanları zehirleyecekler. Devletimize sesleniyorum yine burada hile var” diye konuştu.



“İneğimi satıp işçilerin parasını ödedim, şu an ben mağdur oldum”

2024 yılı fındık mahsulünün ellerinde kaldığını aktaran Makbule Dere, “Bir işçinin günlük yevmiyesi bin 500 TL. Ben, işçilerin parasını verebilmek için, onların da mağdur olmaması için ahırdaki ineğimi sattım ama bu sefer ben mağdur kaldım” ifadelerine yer verdi.

“60 liradan fındık satan komşularımız var”

Efirli Mahallesi'nde fındık üreticisi Yılmaz Telci ise “Bölgemizde kokarca durumu 2023 yılının Eylül ayında başladı. O zamandan bu yana yapabildiğimiz kadar ilaçlama yaptık ama etkili olmadı. Sonuç olarak fındıkta randıman ve rekolte düştü. Buna rağmen fındık alım fiyatları düştü. Şu anda büyük bir sıkıntı. İşçiliğin de yüksek olması bizleri etkiledi, bu sene fındık tamamıyla zarar. Benim fındığım 45 randıman geldi ancak 30 randıman gelen dahi var. Piyasa manavlarda 115 lira ile başladı, sonrasında 110 liraya geriledi. Ben 99 liraya verdim ancak 60 liraya satan komşularımız oldu” şeklinde konuştu.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Rize&amp;apos;de sağanak hayatı zorluyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/rizede-saganak-hayati-zorluyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/rizede-saganak-hayati-zorluyor</guid>
<description><![CDATA[ Rize&#039;de etkili olan sağanak nedeniyle bazı derelerin debisi yükseldi ve toprak kayması meydana geldi. ]]></description>
<enclosure url="http://yenijournalcom.teimg.com/crop/1280x720/yenijournal-com/uploads/2024/09/rizesaganak.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Rizede, sağanak, hayatı, zorluyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[İl genelinde öğle saatlerinden itibaren etkili olan yağış sonucu bazı derelerin debisi yükseldi ve caddelerde su birikintileri oluştu.

Şiddetli yağış nedeniyle merkeze bağlı Kırklartepe köyünde derenin taşması sonucu bazı iş yerlerini su bastı, Zincirliköprü köyünde ise toprak kayması meydana geldi.

Kentte zaman zaman yağış etkisini sürdürüyor.

Öte yandan Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Rize'de yarın öğlene kadar gök gürültülü sağanak beklendiği uyarısında bulundu.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bir yangın da Afyon&amp;apos;da</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/bir-yangin-da-afyonda</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/bir-yangin-da-afyonda</guid>
<description><![CDATA[ Afyonkarahisar&#039;ın Sinanpaşa ilçesinde ormanlık alanda çıkan yangın söndürülmeye çalışılıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://yenijournalcom.teimg.com/crop/1280x720/yenijournal-com/uploads/2024/08/ormanyangin.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Bir, yangın, Afyonda</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Kırka beldesi yakınlarındaki ormanlık alanda henüz bilinmeyen nedenle yangın çıktı.

İhbar üzerine bölgeye Orman Bölge Müdürlüğü ve itfaiye ekipleri sevk edildi.

Ekipler, yangına karadan müdahale etmeye başladı.

Afyonkarahisar Valiliğinin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, yangına, İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD) koordinesinde ilk dakikalarından itibaren müdahalenin sürdüğü bildirildi.

Çok sayıda itfaiye aracı, iş makinası, personel ve Eskişehir Orman Bölge Müdürlüğünden gelen destek ekipleriyle söndürme çalışmalarının devam ettiği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

"İlk andan itibaren tüm kamu kurum ve kuruluşlarının, gerekli araç ve ekipmanlarıyla teyakkuz halinde olduğu yangına, 1 uçak, 1 helikopter, 22 arazöz ve itfaiye aracı, iş makinaları, dron ve diğer araçlar olmak üzere toplam 37 araç ve 97 personel ile havadan ve karadan müdahale sürmektedir. Yüksek hava sıcaklıklarının etkisini gösterdiği şu günlerde vatandaşların ormanlık alanlar başta olmak üzere piknik ve mesire alanlarında ateş yakılmaması ve yangına sebebiyet verecek her türlü olumsuz davranıştan kaçınılması hususunda hassasiyet göstermeleri önemle rica olunur."]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bakan Işıkhan: İşsizlik oranı son 10 ayda yüzde 10’un altına indi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/bakan-isikhan-issizlik-orani-son-10-ayda-yuzde-10un-altina-indi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/bakan-isikhan-issizlik-orani-son-10-ayda-yuzde-10un-altina-indi</guid>
<description><![CDATA[ Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, “İşsizlik oranımız son 10 ayda yüzde 10’un altında gerçekleşmiş durumda. Bu veriler aslında OVP’nin hedeflerine ne kadar yaklaştığımızı göstermektedir” dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://yenijournalcom.teimg.com/crop/1280x720/yenijournal-com/uploads/2024/09/a-a-20240905-35569545-35569537-o-r-t-a-v-a-d-e-l-i-p-r-o-g-r-a-m-o-v-p-t-o-p-l-a-n-t-i-s-i.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Bakan, Işıkhan:, İşsizlik, oranı, son, ayda, yüzde, 10’un, altına, indi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde 2025-2027 yılı dönemini içeren Orta Vadeli Program’ı (OVP) açıkladı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Işıkhan, programı açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı.

Enflasyonun düşürülmesi için uygulanan maliye politikalarının bir süreci olarak istihdamda geçici bir yavaşlamanın söz konusu olabileceğini aktaran Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, “Bu süreç orta ve uzun vadede sürdürülebilir büyümenin ve ekonominin oluşturulabilmesi için ve istihdamın temelini oluşturmaktadır. Kalıcı istihdam artışı ve kalıcı refah için enflasyonun düşürülerek enflasyonda kalıcılığın sağlanması bizim en önemli hedeflerimiz arasında yer almaktadır” ifadelerini kullandı.

“İşsizlik oranımız son 10 ayda yüzde 10’un altında gerçekleşmiş durumda”

OVP’nin fiyat istikrarına odaklanırken aynı zamanda büyümeyi ve istihdamı da koruyacak tedbirler aldığını dile getiren Bakan Işıkhan, şu ifadeleri kullandı:

“Dünyada iş gücü piyasaları sürekli dönüşüm içerisinde. Biz de istihdamın sürekli artırılması noktasında bugün Cumhurbaşkanı Yardımcımız da ifade etti, 32 milyon 600 bine yakın bir istihdam söz konusu. İşsizlik oranımız son 10 ayda yüzde 10’un altında gerçekleşmiş durumda. Bu veriler aslında OVP’nin hedeflerine ne kadar yaklaştığımızı göstermektedir. Bunun yanı sıra, iş gücü uyum programları istihdamın artırılması noktasında da bakanlık olarak çok önemli stratejiler uyguluyoruz. Bunların başında İş Gücü Uyum Programı, iki hafta önce Cumhurbaşkanı Yardımcımızın teşrifleri ile hayata geçirdiğimiz çok önemli bir program. Bu program, tarihimizde ilk defa uyguladığımız bir program. Bu program sayesinde daha az maaliyetle daha fazla istihdamın piyasada yer almasına katkı getireceğiz. İş Gücü Uyum Programı’nın yaklaşık olarak haftada 3 gün ve 22 buçuk saat olacak şekilde planlanmış. Bu kapsam içerisinde öğrenciler bizim için önemli bir hedef grubu olacaktır. Onların iş gücü piyasasına hazırlanması noktasında önemli bir süreç olacaktır. En fazla 10 ay süreyle 140 fiili iş günü şeklinde planlıyoruz. Kamu hizmetlerinin yürütülmesinde, Milli Eğitim Bakanlığı’na çok büyük bir kontenjan verdik. Bugün aldığımız verilerde 120 bin kontenjan ayırdık. Buna şu an 83 bin civarında başvuru yapıldığını gördük. Bu da programın şu aşamada çok iyi bir noktada olduğunu göstermektedir.”

“Piyasanın ihtiyaç duyduğu nitelikteki iş gücünü piyasaya hazırlamak olacak”

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak kadın, genç, engelli istihdamının artırılmasının en önemli hedeflerimiz arasında yer aldığını belirten Bakan Işıkhan, “Bu makro ekonomik dengeler sürdürülürken aynı zamanda bakanlık olarak bizim hedefimiz yeni işler oluştururken iş gücü uyum programları ile birlikte piyasanın ihtiyaç duyduğu nitelikteki iş gücünü piyasaya hazırlamak olacak. Bu çerçevede, bildiğiniz gibi İş Pozitif Kadın İstihdam Projesi’ni başlattık. Burada da rakamlar çok önemli. Şu anda 460 bine yaklaştı” diye konuştu.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Toprak kaymasında 10 kişi öldü</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/toprak-kaymasinda-10-kisi-oeldu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/toprak-kaymasinda-10-kisi-oeldu</guid>
<description><![CDATA[ Tayland&#039;ın ünlü tatil adası Phuket&#039;te aşırı yağışların yol açtığı toprak kaymasında en az 10 kişi hayatını kaybederken, 20 kişi de yaralandı. ]]></description>
<enclosure url="http://yenijournalcom.teimg.com/crop/1280x720/yenijournal-com/uploads/2024/08/toprakkaymasi-fotosu.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Toprak, kaymasında, kişi, öldü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Güney Asya ülkesi Tayland’da son günlerde etkili olan ve birçok bölgede hayatı olumsuz etkileyen muson yağışları, ünlü tatil merkezi Phuket’te de sel ve toprak kaymasına neden oldu. Phuket Valiliği tarafından yapılan açıklamada, bugün yerel saatle 03.30’da Karon ilçesinde meydana gelen toprak kayması sonucu 2’si Rus vatandaşı 10 kişinin hayatını kaybettiği belirtildi. Açıklamada, hayati tehlikesi bulunmayan 20 yaralının çevre hastanelere sevk edildiği bildirildi.

3 kasaba “afet bölgesi” ilan edildi

Yaşanan felaketten etkilenen evlerde başlatılan arama kurtarma çalışmalarına birçok yardım kuruluşu ve Tayland Ordusu katılırken, evlerinden tahliye edilen vatandaşlar için bölgede “acil durum merkezi” kuruldu. Phuket Vali Yardımcısı Srattha Thongkam, toprak kaymalarının yaşandığı Karon, Rawai ve Chalong kasabalarının “afet bölgesi” ilan edildiğini açıklarken, önceliklerinin Karon bölgesinde toprak altında kalanların olup olmadığını araştırmak olduğunu ifade etti.
Karon bölgesinde yapılan arama kurtarma çalışmaları, hafif yağmur altında devam ediyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bir derecelik ısınma ne kadar fark yaratabilir?</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/bir-derecelik-isinma-ne-kadar-fark-yaratabilir</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/bir-derecelik-isinma-ne-kadar-fark-yaratabilir</guid>
<description><![CDATA[ Dünyanın sıcaklığı artmaya devam ediyor. Bunun bir çok sebebi olduğu gibi istenmeyen sonuçları da var. Bilim insanlarının yaptıkları araştırmalar dünyanın sıcaklığında 1 derecelik artışın bile geri döndürülemez ölümcül sonuçlarının olduğunu ortaya çıkardı. ]]></description>
<enclosure url="http://asopress.com/images/haber/bir-derecelik-isinma-ne-kadar-fark-yaratabilir-142000-20240327.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Bir, derecelik, ısınma, kadar, fark, yaratabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Fotoğraf: 

 

Asopress - Kuzey ormanlarında artan sıcaklıklar ve azalan kar örtüsü bir kısır döngü ortaya çıkardı. Artan sıcaklığın oluşturduğu tehlike iklim modellerinin gösterdiğinden daha şiddetli olup yangın riskinin artmasına ve ekosistemlerde kalıcı hasara yol açabilir.

 

Kuzey Arizona Üniversitesi'nden ekolog Andrew Richardson tarafından yürütülen ve uzun vadeli ısınma deney sonuçlarını içeren yeni bir çalışma, Kutupaltı ormanlarda sıcaklıktaki hafif artışların bile kar örtüsünde önemli bir azalmaya yol açabileceğini ortaya koydu.

 

Daha az kar örtüsü, toprağa daha fazla ışık ve ısı emilmesi anlamına gelir.Bu da zemin sıcaklığını daha da artırarak daha yüksek hava sıcaklıklarına ve daha fazla kar erimesine neden olur. Bu durum üç kıtanın kuzey yarısı boyunca uzanan ve birçok kritik ekosisteme ev sahipliği yapan kutupaltı ormanların bilim insanlarının fark ettiğinden daha hızlı değiştiği anlamına geliyor.

 

Richardson, "Kar, çoğu kuzey ekosistemi için kışın gerçekten çok önemli bir parçasıdır" dedi.

 

"Az karlı ya da karsız kışlara geçişin bu ekosistemlerin 'işleyişi' üzerinde büyük etkileri olacaktır. Az kar yağmasının donmuş topraklar ve zarar görmüş bitki dokuları gibi olumsuz etkilerinin yanı sıra, ilkbahar yağışlarının azalması ve yaza girerken daha kuru topraklar göreceğiz. Kışı sevmiyor olsanız bile, bu her yönüyle kötü bir haber."

 

Asopress - phys]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Diyarbakır’da ağaç kıyımı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/diyarbakirda-agac-kiyimi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/diyarbakirda-agac-kiyimi</guid>
<description><![CDATA[ Hevsel Bahçeleri ve Dicle Üniversitesi arasında bulunan alanda yapılan ağaç kıyımının ardından E- 99 karayolu üzerindeki Yeşilay binasının arkasında bulunan yarım asırlık çam ağaçlarının kesilmesine çevreciler tepki gösterdi ]]></description>
<enclosure url="http://asopress.com/images/haber/diyarbakirda-agac-kiyimi-161528-20240328.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Diyarbakır’da, ağaç, kıyımı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Fotoğraf: Surajans

 

Asopress - Diyarbakır’ın oksijen ihtiyacını karşılayan ve eko çeşitliği besleyen ağaçlar, son yıllarda sessiz sedasız kesiliyor. Kesimin imar için yapıldığını belirten çevre aktivistleri, Diyarbakır Orman il Müdürlüğü’nün kesime izin verdiğini ve göz yumduğunu iddia ediyor.

 

2014 yılında Dicle Üniversitesi alanı ile Hevsel Bahçeleri arasındaki alanda için bir orman mühendisinin sunduğu rapora istinaden 10 bin ağacın kesim kararı verilmiş ve bu karar gelen tepkiler üzerine 700 ağacın kesimi sonrası durdurulmuştu. Ancak bu tarihten sonra ağaç kıyımına sessiz sedasız devam edildi.

Şu günlerde ise Dicle Üniversitesi alanı içinde bulan ve Silvan yolu üzerindeki E99 karayolu üzerindeki Yeşilay binasının arkasındaki ormanlık bölgede olan yarım asırlık çam ağaçlar kesiliyor.

Doğaseverler, orman statüsünde olan çam ağaçlarının kesiminin dublex binalar için yapıldığını aktarıyor. Bu hamlenin seçim öncesi yapılmasını ise ‘rahat ruhsat’ taktiğine bağlıyor.

1972 yılından sonra Dicle Üniversitesi alanında ağaçlandırılma çalışmalarının başladığını ancak son yıllarda ise o dönemde dikilen ağaçların kesildiğine dikkat çeken Çevre aktivistleri, yetkililerin bu duruma göz yumduğunu iddia ediyor.

"Diyarbakır İl Orman Müdürlüğü'nün izni olmasa bunu kim yapabilir? Üniversite tarafından yükselen binaların olduğu alandaki ağaçları kim takip ediyor? Bu sorular bizi adrese yöneltiyor."

 

Asopress - Surajans]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>AK Partili belediye işlettiği taş ocağını genişletmek istedi, bakanlık ‘CED gerekli değil’ dedi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/ak-partili-belediye-islettigi-tas-ocagini-genisletmek-istedi-bakanlik-ced-gerekli-degil-dedi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/ak-partili-belediye-islettigi-tas-ocagini-genisletmek-istedi-bakanlik-ced-gerekli-degil-dedi</guid>
<description><![CDATA[ Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığı, AK Partili Çarşamba Belediyesinin işlettiği taş ocağının kapasite artışı için yaptığı başvuruya “CED raporu gerekli değil” kararı verildi. ]]></description>
<enclosure url="http://asopress.com/images/haber/ak-partili-belediye-islettigi-tas-ocagini-genisletmek-istedi-bakanlik-ced-gerekli-degil-dedi-122750-20240328.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Partili, belediye, işlettiği, taş, ocağını, genişletmek, istedi, bakanlık, ‘CED, gerekli, değil’, dedi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Fotoğraf: MA

 

Asopress - Samsun Çarşamba ilçesi Kestanepınarı Mahallesi'nde AK Partili Çarşamba Belediyesi tarafından işletilen bazalt ocağının kapasite artışı için yapılan başvuruya Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) gerekli değil" kararı verildi. 2023 Ağustos ayından itibaren belediye tarafından işletilen ocak bu kararlar birlikte 20,43 hektar daha genişleyecek ve kapasitesi yıllık 480 bin tondan 840 bin tona çıkarılacak.

 

Maden sahasının tamamı ormanlık alanlar içinde kalırken, Orman Bölge Müdürlüğü de proje için onay vermiş durumda. Kestanepınarı Mahallesi’ne 200 metre, Çatak Mahallesine 1,7 kilometre uzaklıkta bulunan ocak sahası, Suat Uğurlu Baraj Gölü’ne ise 1,3 kilometre uzaklıkta. En yakın evin 150 metre uzaklıkta bulunduğu saha ayrıca Çatak Deresi'ne de çok yakın bir mesafede kuruluyor. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 7'inci Bölge Müdürlüğü Planlama Şube Müdürlüğü proje için yakınında Çatak Deresinin geçtiği belirterek belediyenin "Taşkın Etüdü ve Planlama" çalışması yapmadığını belirtmesine rağmen bakanlık ÇED'e gerek görmedi.

 

Öte yandan ilçenin ormanlarını maden talanına açan Çarşamba Belediye Başkanı Halit Doğan, AK Parti'nin Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı adayı oldu.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Madencilik şirketi devam eden davaya rağmen yüzlerce ağacı kesti</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/madencilik-sirketi-devam-eden-davaya-ragmen-yuzlerce-agaci-kesti</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/madencilik-sirketi-devam-eden-davaya-ragmen-yuzlerce-agaci-kesti</guid>
<description><![CDATA[ Altın madeni için kurulması istenen ek tesis için yöre halkının açtığı dava devam ederken yüzlerce ağaç kesildi. ]]></description>
<enclosure url="http://asopress.com/images/haber/madencilik-sirketi-devam-eden-davaya-ragmen-yuzlerce-agaci-kesti-124011-20240406.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Madencilik, şirketi, devam, eden, davaya, rağmen, yüzlerce, ağacı, kesti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Fotoğraf: MA

 

 

Asopress - Balıkesir'in İvrindi ve Altıeylül ilçeleri arasında bulunan 56,95 hektarlık alanda faaliyet yürüten maden şirketinin kapasite artışına gitmesiyle bir doğa kıyımına imza atıldı. CVK Maden İşletmeleri firmasının işlettiği maden sahasında kapasite artışı kararına karşı bölge halkının açtığı dava ile yargı süreci devam etmesine rağmen bölgedeki yüzlerce ağaç kesildi. 2017 yılında başka bir şirket tarafından "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) gerekli değil" kararı alınarak 16,4 hektarlık alanda yapılması planlanan madencilik faaliyeti yıllardır başlamamıştı. Maden işletme ruhsatının el değiştirmesi ile birlikte yeni başvuru yapan CVK Madencilik, 5 Eylül 2022'de "ÇED olumlu" kararı aldı.

 

TARIM ALANI OLARAK KULLANILIYOR

56,95 hektarlık alanda kurulacak olan madenden yıllık toplam 8 milyon 825 bin ton altın ve bakır cevheri çıkarmayı planlayan şirket, çıkarılan madenin zenginleştirme işlemini de bu alanda kurduğu tesislerde yapacak. Toplamda 913,33 hektarlık alan için işletme ruhsatı bulunan maden alanı, Sarıalan Mahallesi’ne 230 metre, Sarıalan Dallımandıra Sulama Göleti'ne ise 468 metre uzaklıkta yer alıyor. ÇED raporunda belirtilene göre, Sarıalan Mahallesi halkı tarım ve hayvancılık ile geçinirken, bunun dışında mahallede sebze ve meyve ihtiyacı ile hayvanların yiyecek ihtiyacı için ekim-dikim yapılıyor. Maden sahasının bir kısmı orman, bir kısmı meradan oluşurken 26,77 hektarı tapulu şahıs arazisi, 30,06 hektarı ise hazine arazisi konumunda. Şirket alanda yaptığı araştırmada kızılçam, karaçam, fıstık çamı ve meşeden oluşan toplam bin 375 ağaç olduğunu ve bunların yerine 5 katı ağaç dikeceğini de iddia ediyor.

 

'YARGI SÜRECİ DEVAM EDİYOR'

Madene dair yargı sürecinin devam etmesine rağmen yapılan ağaç kesimi ve çalışmaları Kazdağı Koruma Derneği Başkanı Süheyla Doğan ile konuştuk.

 

Maden için verilen "ÇED gerekli değil" ve "ÇED olumlu" kararlarına karşı 2 ayrı dava açıldığını aktaran Doğan, iki davada da aynı bilirkişi heyetinin aleyhlerinde benzer bir rapor hazırladığını ifade etti. İdare mahkemesinin bu raporlar doğrultusunda davalarını reddettiğini söyleyen Doğan, "Her iki davayı temyiz ettik ve süreç devam ediyor. Fakat geçen gün köylülerle beraber bölgeye gittiğimizde, köylülerin mera olarak kullandığı alandan açılan usülsüz bir yol üzerinden maden alanına gittik. Çok kısa bir sürede alandaki ağaçların tamamen kesildiğini gördük. Atık depolama tesisi için yapılan bu alanın bir kısmı da özel mülkiyet alanıydı. Bunların bir kısmını anlaşarak satın aldılar. Fakat satın alınmayan yerlerde bulunuyor. Köylülerin de tarlaları yok edilmişti. Satın alma ya da kamulaştırma olmadan alana giriş olmuş" dedi.

 



 

'MAHKEME SÜRECİ UZATIYOR'

Yargı süreci devam ederken, kısa vadede bu kadar büyük bir talanın kabul edilemez olduğunu vurgulayan Doğan, "Mahkemenin yürütmeyi durdurma kararı vermediği durumlarda hızlı bir çalışma süreci başlatılıyor ve ağaçlar kesiliyor. Mahkemeler bilirkişi keşiflerini bekliyor ve buna göre karar veriyor. Ama bunun beklenmemesi ve hızlı bir yürütmeyi durdurma kararı verilmesi gerekiyor. Çünkü mahkeme sonlanana kadar telafisi mümkün olmayan zararlar oluşuyor. Bu zararın karşılanması mümkün olmuyor ve ekosistem büyük zarar görüyor" diye belirtti.

 

'EKOSİSTEM ZARAR GÖRECEK'

Alanın büyük bir kısmının karaçam, kestane ve fıstık çamından oluşan orman olduğunu anımsatan Doğan, şöyle devam etti: "Bu ormanlar köylülerin gelir elde ettiği bir bölge. Köylüler buradan çeşitli mantarlar toplayarak gelir elde ediyor. Yine alan Türkmen Dağı eteklerinde bulunun bir ekosistem. Köylerin hemen altında tarım alanları var. Köylüler burada sulama kanalları, gölet, kuyular ve artezyenler yapmış. Buradan son yıllarda ciddi bir tarım geliri elde edilmeye başlandı. Yine yeraltı madenciliği ve patlatmalar yeraltı sularının yok olmasına neden olacak. Bunların tamamı ekosistemin alt üst olması anlamına geliyor. Böyle bir yerde altın madeni yapılması tüm bunları yok edecek."

 

RAPORDA YER ALMAYAN DETAYLAR

Şirketin ÇED raporlarında gizlediği bilgiler olduğunu da belirten Doğan, "Bunlardan bir tanesi ÇED alanının içinde bulunan bir köye raporda hiç değinilmemesiydi. Köyde hiçbir önlem alınmamış ve köy halkının bu projeden haberi bile yok. Sağlık koruma bantlarının küçük tutulması yani yerleşim yerlerine yakın olması gibi durumlar var. Tüm bunları dava dosyalarımızda belirttik. Bir yandan köylülerle yeniden görüşerek mücadeleyi büyütmeye çalışıyoruz bir yandan da hukuki süreç devam ediyor. Buradan sonuç alana kadar da mücadele edeceğiz. Balıkesir'in her yerinde aynı sorunlar yaşanıyor. Daha yeni olarak Yenice'de başka bir ÇED dosyası çıktı. Balya, Havran, İvrindi'de de birçok proje ile uğraşıyoruz. Hepsine karşı mücadele edeceğiz" diye konuştu.

 ]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sulama barajına karışan petrol hayvanları zehirledi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/sulama-barajina-karisan-petrol-hayvanlari-zehirledi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/sulama-barajina-karisan-petrol-hayvanlari-zehirledi</guid>
<description><![CDATA[ Hazro ilçesinde bulunan petrol borularında yaşanan patlama nedeniyle akan petrol sulama barajına karıştı. ]]></description>
<enclosure url="http://asopress.com/images/haber/sulama-barajina-karisan-petrol-hayvanlari-zehirlendi-145459-20240330.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Sulama, barajına, karışan, petrol, hayvanları, zehirledi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Fotoğraf: MA

 

Asopress - Diyarbakır’ın Hazro ilçesine bağlı Guvercîn ve Goma Tercil kırsal mahalleleri arasında bulunan petrol borularının birinde dün akşam bilinmeyen bir nedenle patlama yaşandı. Patlama ardından borudan akan petrol yakınında bulunan dere üzerinden sulama barajına aktı. Petrolle kaplanan sulama barajında balıklar telef olurken, barajdan su içen küçükbaş hayvanlar da zehirlendi. 

 

Sulama barajına karışan petrolün temizlenmesi için çalışmalar sürüyor. ]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Zeynep Oduncu: Hasankeyf&amp;apos;teki balık ölümleri araştırılsın</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/zeynep-oduncu-hasankeyfteki-balik-oelumleri-arastirilsin</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/zeynep-oduncu-hasankeyfteki-balik-oelumleri-arastirilsin</guid>
<description><![CDATA[ DEM Parti Batman Milletvekili Zeynep Oduncu, Hasankeyf’te yaşanan balık ölümlerine dikkat çekerek, sebeplerinin araştırılıp bulunması gerektiğini söyledi. ]]></description>
<enclosure url="http://asopress.com/images/haber/zeynep-oduncu-hasankeyfteki-balik-olumleri-arastirilsin-175828-20240408.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Zeynep, Oduncu:, Hasankeyfteki, balık, ölümleri, araştırılsın</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Fotoğraf: Zeynep Oduncu

 

Asopress - UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası listesine girebilmek için gerekli 10 kriterden 9'unu yerine getirmesine rağmen, hükümet düzeyinde başvuru yapılmadığı için listeye giremeyen Hasankeyf, Ilısu Barajı’nın suları altında kaldı. Ancak, barajın su tutmasıyla birlikte balık ölümlerinde artış meydana geldi.

Geçtiğimiz yıllarda balık ölümleri ile sık sık gündeme gelen Ilısu Barajı göletinde yeni balık ölümlerine rastlandı.

DEM Parti Batman Milletvekili Zeynep Oduncu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda balık ölümlerinde dikkat çekerek, “Hasankeyf ‘te her biri 6-7 kilo civarında  10’a yakın balık maalesef ölmüş ve yüzeye vurmuş” dedi. Oduncu, yaşanan balık ölümleri ile ilgili olarak Devlet Su İşlerinin  araştırma yapıp sebeplerinin bulunmasını istedi.

Oduncu’nun paylaşımı şöyle:

“Hasankeyf ‘te her biri 6-7 kilo civarında 10’a yakın balık maalesef ölmüş ve yüzeye vurmuş. Etrafta daha fazlası da olabilir.

Ölen balıkların sebebini @dsigovtr  yetkililerinin araştırması ve gerekli tedbirlerin bir an önce alınması gerekiyor.  Yetkilerle iletişim halindeyiz.”

 ]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Oscarlı oyuncu Di Caprio&amp;apos;nun paylaştığı balığın Cizre&amp;apos;deki yaşam alanı baraj ile yok edilecek</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/oscarli-oyuncu-di-caprionun-paylastigi-baligin-cizredeki-yasam-alani-baraj-ile-yok-edilecek</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/oscarli-oyuncu-di-caprionun-paylastigi-baligin-cizredeki-yasam-alani-baraj-ile-yok-edilecek</guid>
<description><![CDATA[ Ünlü aktör Leonardo Di Caprio&#039;nun paylaştığı balığın yaşam alanı baraj ile yok edilecek. İnşaat aşamasına gelen baraj için acele kamulaştırma kararı alındığı duyuruldu. ]]></description>
<enclosure url="http://asopress.com/images/haber/oscarli-oyuncu-di-caprionun-paylastigi-baligin-yasam-alani-baraj-ile-yok-edilecek-144737-20240420.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Oscarlı, oyuncu, Caprionun, paylaştığı, balığın, Cizredeki, yaşam, alanı, baraj, ile, yok, edilecek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Asopress - Cizre ile Güçlükonak arasında inşa edilecek olan Cizre Barajı ve Hidroelektrik Santrali (HES) projesi inşaat aşamasına geldi.

Devlet Su işleri(DSİ) Genel Müdürlüğü, Şirnak'ın Cizre ilçesindeki toplam 255 parsel için “acil kamulaştırma” kararı aldığını duyurdu. Cizre Barajı ve HES’in gövde yeri, birinci aşama çalışma alanı, malzeme sahası ve göl alanı oluşturma amacıyla; Dirsekli Mahallesi’nde 138 parsel, Ulaş Mahallesi’nde 100 parsel, Dêra Jêr (Aşağıdere) Mahallesi’nde 5 parsel ve Çatalköy Mahallesi’nde ise 12 parsel kamulaştırılacağını duyuruda belirtti. CB Elektrik Üretim Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye ait Cizre Barajı ve HES, EÜ/11649-12/053 numaralı üretim lisansını 16 Şubat 2023 tarihinde almıştı.

Barajın inşa edileceği alan geçtiğimiz Kasım 2023 yılında bulunan ve Ocak ayında dünyaya duyurulan dünyanın en zor bulunan balıkları arasında bulunan leopar sazanının son kalan yaşam alanı aynı zamanda. Merkezi Londra'da bulunan Shoal adlı doğa koruma örgütü tarafından dünya genelinde 300 balığın koruma altına alınmasına yönelik çalışma geçtiğimiz yıllarda yapıldı. 300 tür içinden nesli tükenmek üzere bulunan 10 balık türü belirlendi. Söz konusu 10 türden ikisi Dicle Fırat Havzası’nda yer alıyordu. Dicle ve Fırat Nehri'nde binlerce yıldır özgürce dolaşan Batman bantlı çöpçü balığı ile leopar sazanı, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi'nden Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cüneyt Kaya ve Araştırma Görevlisi Dr. Münevver Oral'ın ısrarlı takibi sonucu 'Batman bantlı çöpçü balığı' 47 yıl aradan sonra 2021 yılında Batman Çayı'nın üst kolları ile Sarım Çayı'nda bulunmuştu. Leopar Sazanı ise Kasım 2023'te ekibe dahil olan balıkçı Cizreli balıkçı Mehmet Ülkü'nün çabaları ile bulundu. Gazeteci Metin Yoksu tarafından aranma süreci kayıt altına alınan balığın haberi ve fotoğrafları dünyaca ünlü oyuncu Leonardo Di Caprio tarafından da paylaşılmıştı.

Cizre barajının inşa edileceği alan balığın son yaşam alanları arasında akademisyenler balığı bulduğu zaman yaptıkları açıklamalarda barajların balığa zarar verdiğini ve yaşam alanlarının korunması gerektiğini açıklamıştı.

Haber Merkezi]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>‘Ağaçların zeki ve işbirlikçi olduğu fikri’ Bitkinin bilinci ya da sosyalist ormanlar</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/agaclarin-zeki-ve-isbirlikci-oldugu-fikri-bitkinin-bilinci-ya-da-sosyalist-ormanlar</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/agaclarin-zeki-ve-isbirlikci-oldugu-fikri-bitkinin-bilinci-ya-da-sosyalist-ormanlar</guid>
<description><![CDATA[ Son 10 yılda, ağaçların birbirleriyle iletişim kurduğu ve birbirleriyle ilgilendiği fikri yaygın bir geçerlilik kazandı. ]]></description>
<enclosure url="http://asopress.com/images/haber/agaclarin-zeki-ve-isbirlikci-oldugu-fikri-bitkinin-bilinci-ya-da-sosyalist-ormanlar-155525-20240423.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>‘Ağaçların, zeki, işbirlikçi, olduğu, fikri’, Bitkinin, bilinci, sosyalist, ormanlar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Fotoğraf: Dave Carr

 

Asopress - Dünya'nın asıl sakinleri insanlar değil, ağaçlar da var. Hem de üç trilyon tane kolektif biyokütle ve insanlığın binlerce katı sayıdalar. Ancak, Dünya'daki baskın varlıklar olmalarına rağmen onları gözden kaçırıyoruz. Birine bir akçaağacın arkasından bakan bir geyik ile bir ormanın fotoğrafını gösterin ve ne gördüklerini sorun. "Bir geyik," diye haykıracak, sanki çerçevenin çoğunu kaplayan ağaçlar sadece bir manzaraymış gibi. Bunun adı ‘Bitki körlüğü’dür.  Bu körlük melez köpek ırklarını güvenle ayırt edebilen, ancak bir elma ağacını tanımlayamayan birçok insanı tanımlar.

Kuşkusuz, ağaçlar ara sıra düşünen bir fizikçinin kafasına meyveyi dökmenin dışında dikkatimizi çekmiyor. 

1997'de, Suzanne Simard adlı Kanadalı orman ekolojisti, beş ortak yazarla birlikte Nature'da, ağaçlar arasında mantarlar yoluyla gerçekleşen iletişimi konu alan bir çalışma yayınladı. Simard, ağaçların sadece birbirlerine şeker sağlamadığını savundu; tehlike sinyalleri iletebilirler ve kaynakları ihtiyacı olan komşulara yönlendirirler. Yıllarca ağaçların birbirleriyle rekabet içinde olduğuna inanırdık. Suzanne Simard'ın çalışması sayesinde artık ormanın “sosyalist bir topluluk” olduğunu öğreniyoruz.

Ağaçların zeki ve işbirlikçi olduğu fikri, araştırma makalelerinden "biliyor muydunuz?" sohbetine ve çocuk kitaplarına hızla geçti. Yüzyıllar boyunca ağaçlara kereste muamelesi yaptıktan sonra, şimdi onları akraba olarak kucaklamaya davet ediliyoruz.

Simard'ın 1997 tarihli Nature makalesinin başlığı neredeyse kusursuz bir şekilde kuruydu. "Tarladaki ektomikorizal ağaç türleri arasında net karbon transferi." Botanikçiler, mantarların ağaçlarla simbiyotik ilişkiler kurduğunu, fotosentezlenmiş şekerler için su ve besin alışverişinde bulunduğunu uzun zamandır biliyorlardı. Simard ve ortak yazarlarının gösterdiği şey, şekerlerin sadece mantarlara değil, ormandaki diğer ağaçlara da ulaştığı, görünüşe göre mantarların içinden geçtiğidir. Derginin editörleri bu makaleyi Nature'ın kapak hikayesi yaptılar.

Simard, makalesindeki orman, "internet gibi." Yaşlı ağaçların en büyük iletişim merkezleri olduğu, mesajların mantarlar aracılığıyla ileri geri iletildiği merkezler ve uydular" sistemi. Kaynaklar üzerinde mücadele eden rakiplerden ziyade, "süper işbirlikçiler."

Hızlandırılmış videolarla, sarmaşıkların algıladığını ve tepki verdiğini görebiliriz. Diğer bitkilerin çoğunun davranışı görünmezdir. Bitkiler komşularını cezbetmek, kovmak veya zehirlemek için sofistike bileşikler soluyan ve salgılayan oldukça yetenekli kimyagerlerdir. Ağaçlar bu konuda çok başarılı. Balzam ağaçlarının odunsu tatlılığı ile çamların keskinliği:parfüm değil, türler arası bir savaşta konuşlandırılan kimyasal silahlar.

İlginç bir şekilde, ağaçlar havayı koklayabilir veya en azından havadaki kimyasal bileşiklerini tespit edebilir. Yenen bir yaprak, diğer dalları ve yakındaki  ağaçları kendi yapraklarını toksinlerle savunmaya teşvik eden gazlar yayabilir. Akasyaların, asmalara ve tırtıllara karşı mücadelesinde karıncaları piyade askerleri olarak işe almak için şeker ve protein salgıladıkları iyi bilinmektedir.

Bitkiler beyinden yoksundur - geleneksel olarak zeka için bir ön koşul olarak düşünülür - ama bilgisayarlar da öyle. Sinir ağları tarafından nelerin başarılabileceğini gördükten sonra bitkileri yeniden gözden geçirmenin zamanı gelmiş olabilir. Belki de Stefano Mancuso'nun "dağıtılmış zeka" dediği şeye sahipler ve kök sistemi "bir tür kolektif beyin" gibi davranıyor.

Bilinci tanımlamak sinir bozucu derecede zordur. Belki de birçok şeye, hatta şeylerin bir kısmına içkindir. Ya da belki de evrimsel güçler, akıllı yaşamı ifade eden özel kıvılcım olmadan işleyen karmaşık davranışları programlayabilir.

Bilinci üzerinde hemfikir olduğumuz tek varlık insandır. Diğer adayları bizimki gibi öznelliklere sahip olup olmadıklarına göre yargılıyoruz. Başka bir deyişle, bilinç sorunu temelde narsisistiktir; 

Ağaçları tefekkür etmek, her şeyden önce, alçakgönüllülük egzersizi olmalıdır. Belki de bizden daha yaşlı, daha büyük ve daha fazla sayıda ağacın varlığı her şey olmadığımızı ve her şeyin biz olmadığını hatırlatır.

 

Asopress –  

Makalenin orijinali için tıklayın]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İliç faciası bilirkişi raporu hazırlandı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/ilic-faciasi-bilirkisi-raporu-hazirlandi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/ilic-faciasi-bilirkisi-raporu-hazirlandi</guid>
<description><![CDATA[ 13 Şubat’ta Çöpler Madeninde meydana gelen toprak kayması sonucunda dokuz kişinin toprağın altında kalıp hayatını kaybetti. Olayla ilgili bilirkişi raporu hazırlanıp İliç cumhuriyet başsavcılığın yürüttüğü soruşturma dosyasına girdi. ]]></description>
<enclosure url="http://asopress.com/images/haber/ilic-faciasi-bilirkisi-raporu-hazirlandi-125330-20240327.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>İliç, faciası, bilirkişi, raporu, hazırlandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Fotoğraf: MA

 

Asopress - 9 işçinin toprak altında kaldığı maden faciasıyla ilgili bilirkişi raporu çıktı. Raporda zehirli kimyasalın Fırat Havzası’na taşınma riski olduğu vurgulandı. Raporda, Anagold Türkiye Müdürü Cengiz Yalçın Demirci’nin de bulunduğu yetkililer ''kusursuz'' bulunurken, Kanadalı yetkili Iain Ronald Guille ve mühendislerin olduğu 9 kişi de ''asli kusurlu'' bulundu.

 

Raporda, Anagold Madencilik firmasının “kasten veya taksirle çevreyi kirletme suçu” işlediği belirtildi. Sabırlı deresine akan liç yığının toprak ve yeraltı sularında kirliliğe sebep olacağına işaret edilirken firmanın da “asli kusurlu” olduğu ifade edildi.

Raporda siyanürün oluşturabileceği riskler, "toprağa, suya ve havaya karışması sonucu" insan sağlığı üzerinde ciddi etkilerine vurgu yapılırken, şu ifadelere yer verildi: "21 Haziran 2022’de siyanür solüsyonu borusunun patlaması sonucunda tonlarca kimyasalın çevreye yayılma riski de düşünülürse, göçükle birlikte bu alanda çalışan veya yaşayan kişilerde ağır metal toksisitesi açısından daha fazla risk taşımaktadır. Topraktaki siyanür ve ağır metal konsantrasyonlarından birinin dahi sınır değerleri aşması durumunda, toprağın bertaraf edilmesi gerekmektedir. Kayma ile beraber toprak içeriğinde bulunan solüsyondaki başta siyanür olmak üzere çok sayıda zehirli kimyasalın Fırat Havzası’na karışma riski bulunmaktadır."

 

İŞÇİLER MASKESİZ

Facianın meydana geldiği günden bu yana, arama-kurtarma ve yığın liç toprağının taşınma işlemi kısa süreli ara verilse de şu an devam ediyor. Maden ocağının sahibi Anagold madencilik, 19 Şubat'ta çalışanlarına 1 Nisan’a kadar idari izin verdiğini duyurmuştu. Taşeron şirket Çiftay'ın işçileri ise şu an yığın liç sahasında maskesiz olarak çalışıyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Fırat Nehri&amp;apos;nde ölümler yaşandı nedeni İliç faciası mı?</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/firat-nehrinde-oelumler-yasandi-nedeni-ilic-faciasi-mi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/firat-nehrinde-oelumler-yasandi-nedeni-ilic-faciasi-mi</guid>
<description><![CDATA[ Fırat Nehri kıyısında yaşanana martı ölümleri, yakın zamanda yaşanan &#039;İliç Faciası&#039;nı akıllara getirdi. ]]></description>
<enclosure url="http://asopress.com/images/haber/firat-nehrinde-olumler-yasandi-nedeni-ilic-faciasi-mi-192928-20240423.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Fırat, Nehrinde, ölümler, yaşandı, nedeni, İliç, faciası, mı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Asopress - Urfa’nın Hilvan ilçesinden akarak Kuzey ve Doğu Suriye’ye geçen Fırat Nehri kenarında onlarca martı ölmüş ve bitkin halde bulundu. Ölüm nedenleri öğrenilemeyen martılar arasından henüz ölmemiş ancak bitkin düşmüş onlarca martı da var. 

Martıların ölümünü telefon ile kayıt altına alan bir yurttaş, Erzincan İliç ilçesinde 13 Şubat’ta Anagold Madencilik tarafından işletilen Çöpler Altın Madeni’nde yaşanan maden faciasına dikkat çekti. Mezopotamya Ajansı’nda yer alan habere göre siyanürlü toprağın kayması nedeniyle 9 işçinin göçük altında kaldığı facia sonrası siyanürün Fırat suyuna karıştığı iddia edilmişti. Benzer martı ölümlerinin Fırat Nehri boyunca yaşandığı öğrenildi. Adıyaman’da bulunan Atatürk Barajı etrafında yaşanan ölümlere dair Doğa Koruma Ve Milli Parklar 3. Bölge Müdürlüğü tarafından ekiplerin görevlendirildiği, ölümlerin nedeninin araştırıldığı belirtildi. ]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hakkari&amp;apos;de köylülerin maden ocağı protestosu ikinci gününde</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/hakkaride-koeylulerin-maden-ocagi-protestosu-ikinci-gununde</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/hakkaride-koeylulerin-maden-ocagi-protestosu-ikinci-gununde</guid>
<description><![CDATA[ Merkeze bağlı Kavaklı Köyü sakinleri bölgedeki maden ocaklarının yaşam alanları ve doğada yarattığı tahribe dikkat çekmek için protesto eylemi başlattı. ]]></description>
<enclosure url="http://asopress.com/images/haber/hakkaride-koylulerin-maden-ocagi-protestosu-ikinci-gununde-153212-20240425.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Hakkaride, köylülerin, maden, ocağı, protestosu, ikinci, gününde</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[ 

Asopress - Hakkâri Kavaklı Köyü sakinleri yıllardır devam eden madencilik faaliyetlerinin yaşam alanlarını yok ettiğine dikkat çekmek için başlattıkları nöbet eylemi ikinci gününde. 

Hakkari merkeze 40 kilometre uzakta bulunan ve 18 yıla yakın bir süredir farklı şahıs ve firmaların işlettiği kurşun ve çinko madeninde köylüler nöbet tutmaya başladı. Kavaklı Köyü sakinleri maden ocaklarının doğayı tahrip ettiğini ve yaşam alanlarını yok ettiğini belirterek protesto eylemine başlamıştı.

Protesto eylemi sırasında yapılan basın açıklamasında, “Köyümüzün mera alanlarının içerisinde yer alan maden ocakları 18 yıldır çevreye köylülerin yaşam alanlarına ciddi zararlar vermektedir. Maden ocakları yüzünden topraklarımız kirlendi ve verimliğini kaybetti. Su kaynaklarımız zehirlenip içilmez hale geldi. Hava kirliliği arttı ve solunum hastalıklarına yol açtı. Yetkililere defalarca başvuru yapmamıza rağmen herhangi bir çözüm bulunmadı. Köyümüzün ve gelecek nesillerin haklarını korumak için maden çalışmalarının derhal durdurulmasını talep ediyoruz” denildi.

Bölgede toplanan Kavaklı Köyü sakinleri dün başladıkları eyleme bugün de devam etti.

Aralarında Hakkari merkez, Yüksekova ilçesi ve Van ilinde yaşayan köy sakinlerinin bulunduğu 300 kişilik bir gurup dün maden faaliyetlerinin yürütüldüğü Kavaklı (Marinus) Köyüne yürüyüş düzenlemişti.

Bölgede faaliyet gösteren maden şirketi yetkilileri ile görüşen köy sakinleri taleplerinin kabul edilmemesi üzerine nöbet eylemi başlatmıştı.

Köy sakinlerini talepleri yerine gelene kadar nöbet eylemini sürdüreceklerini ifade etti.

Yer yer asker engellemesiyle karşılaşan köylülerin doğa katliamına karşı başlattıkları eylem devam ediyor.

 

Asopress - Serhat News]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yangının ekonomik hasarı 700 milyon TL</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/yanginin-ekonomik-hasari-700-milyon-tl</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/yanginin-ekonomik-hasari-700-milyon-tl</guid>
<description><![CDATA[ Diyarbakır&#039;ın Çınar ve Mardin&#039;in Mazıdağı ilçeleri arasında medyana gelen yangında 15 kişi hayatını kaybederken zararın ekonomik boyutu de ortaya çıkmaya başladı. ]]></description>
<enclosure url="http://asopress.com/images/haber/yanginin-ekonomik-hasari-700-milyon-tl-165642-20240625.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Yangının, ekonomik, hasarı, 700, milyon</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Fotoğraf: Sosyal Medya

Asopress - Meydana gelen yangında DEDAŞ'ın büyük bir tazminat ödemesi bekleniyor. Binlerce hayvanın da hayatını kaybettiği yangında binlerce dekar ekili arazi zarar gördü. Diyarbakır ve Mardin Tarım Orman İl Müdürlükleri'nin tespitine göre, maddi zararın 700 milyon liraya yaklaştığı ifade ediliyor. Bilirkişi raporları DEDAŞ'ın kusur ve sorumluluk oranını belirleyecek. Mağdur aileler, bu rapor doğrultusunda maddi ve manevi tazminat talepleriyle dava açma sürecine girecek.

Sözcü'den Özgür Cebe'nin haberine göre Mazıdağı’na bağlı Yetkinler ve Yücebağ Mahalleleri ile Kelek Mezrasında ise 7 bin dekarlık tarım alanının yandığı, bunun da 4 bin dekarının hasadı yapılmamış buğday alanı, 3 bin dekarının anızdan oluştuğu, yine yüzlerce kök meyve ağacının yandığı rapor edildiği belirtildi.

Tüm bu zarar ziyanın ilk belirlemelere göre yaklaşık 700 milyon lira olduğu öğrenildi.

DEDAŞ ise köylülerin kaçak elektrik kullandığı yönündeki iddialarla sorumluluktan kaçınmaya çalıştı ancak savcılığın yürüttüğü soruşturma kapsamında ciddi suçlamalarla karşı karşıya kaldı. Soruşturma, "ölüme sebebiyet verme", "sabotaj", "genel güvenliği tehlikeye sokma", "görevi ihmal" ve "mala zarar verme" gibi suçlar üzerinden ilerliyor. Savcılık, delilleri topladıktan sonra ilgili kurumların görevlileri ve mağdurların ifadelerini alacak ve ceza yargılaması için kamu davası açacak.

Yine ek raporun alınmasıyla belirlenecek kusur oranı ve Tarım ve Orman İl Müdürlükleri'nin hasar tespit raporları doğrultusunda can ve mal kaybı yaşayan aileler, DEDAŞ aleyhine milyonlarca liralık maddi ve manevi tazminat davası açmaya hazırlanması bekleniyor.

Haber Merkezi]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Altın madenciliğinde ÇED süreçleri ve riskler</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/altin-madenciliginde-ced-surecleri-ve-riskler</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/altin-madenciliginde-ced-surecleri-ve-riskler</guid>
<description><![CDATA[ Büyükbozkırlı, çevresel etki değerlendirme (ÇED) süreçlerinin formaliteye dönüştüğünü belirtti. &quot;Neyin etkisine bakıyorsunuz? ÇED süreçleri pek çok yönden formalite durumuna gelmiş durumda.&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://asopress.com/images/haber/altin-madenciliginde-ced-surecleri-ve-riskler-095804-20240624.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Altın, madenciliğinde, ÇED, süreçleri, riskler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Raporda altın madenlerinde yaşanan kazalara dikkat çeken Büyükbozkırlı, bu tür kazaların küresel olarak nadir olmadığını vurguladı. Yeni madenlerin açılmasıyla birlikte bu riskin artacağını belirten Büyükbozkırlı, "Altın madenciliğinde, İliç'te yaşadığımız gibi ufak bir hatanın felakete dönüşme riski var. Siyanür havayla temas ettiğinde ölümcül bir gaza dönüşüyor ve madende çalışanlar ilk olarak etkileniyor. Ekolojik ve sosyal yıkımlar katlanarak artacak, fakat bu tür durumlara rağmen şeffaf bir bilgilendirme yapılmıyor. Kanser istatistikleri, hava, su ve toprak analizlerinin hiçbiri paylaşılmıyor. Toprak, hava ve suyun kirlendiği bir yerde gıda güvenliğinden bahsedemezsiniz. Tam bir distopik görüntüyle karşı karşıyayız." ifadelerini kullandı.

Kampanya Örgütlenmesi

Rapora dayanarak bir kampanya örgütleme süreci başlatacaklarını açıklayan Büyükbozkırlı, mevcut altın madeni işletmelerinin bulunduğu 22 bölgenin bir araya gelmesi gerektiğini belirtti. "Uzun soluklu bir kampanya örgütlenmesi gerekiyor. Açılması planlanan 123 proje yerelinde mücadeleyi güçlendirmeyi amaçlıyoruz. Madenlerle ilgili şirketlerin sosyal ve ekonomik söylemlerinin boşa çıkarılması gerekiyor. Halk sağlığı sorunlarına ilişkin uzmanların çalışması, emek mücadelesinin vurgulanması ve kaybolan kültürel mirasın hatırlatılması önemli. Altın madenciliği çoğu güney ülkesinde yapıldığı için uluslararası dayanışma da kritik. Farklı disiplinlerden kişilerin katılımıyla kampanyayı geniş bir platforma dönüştürmeyi hedefliyoruz." dedi.

Kaynak: Ma Tolga Güney]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye&amp;apos;de Neoliberal Enerji Politikaları</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/turkiyede-neoliberal-enerji-politikalari</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/turkiyede-neoliberal-enerji-politikalari</guid>
<description><![CDATA[ Son yıllarda Türkiye’nin enerji politikaları, özellikle kömürlü termik santraller üzerinden şekillenen teşvik ve destek mekanizmaları ile dikkat çekmektedir. ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/01/Akbelen-Ormani-Direnisi.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Türkiyede, Neoliberal, Enerji, Politikaları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Enerji piyasasındaki bu eğilim, çevresel ve ekonomik sonuçlar doğurmuş, kamuoyunda yoğun tartışmalara neden olmuştur. 2023 yılında Akbelen Ormanı’nın yok edilmesinin sorumlusu olarak görülen YK Enerji’nin işlettiği Yeniköy ve Kemerköy Termik Santralleri’ne sağlanan devlet desteği de bu bağlamda incelenmesi gereken önemli bir örnektir. Bu makalede, Türkiye’nin enerji politikalarının neoliberal dönüşümü, kapasite mekanizmasının işleyişi ve kömürlü termik santrallere verilen desteklerin ekonomik, çevresel ve toplumsal etkileri ele alınacaktır.</p>
<p></p>
<p><strong>Enerji Politikalarının Neoliberal Dönüşümü</strong></p>
<p></p>
<p>AKP hükümetleri döneminde enerji sektörü, inşaat ve altyapı projeleri kadar önemli bir yatırım alanı haline gelmiştir. Neoliberal politikaların etkisiyle enerji sektörü, yeniden yapılandırılmış, özelleştirmeler teşvik edilmiş ve kamu hizmetleri özel sektöre devredilmiştir (Akın, 2020). Bu politikalar doğrultusunda devlet, kamu varlıklarını özelleştirirken özel sektörün enerji üretimindeki rolünü artırmıştır. Ancak bu süreç, kömür ve doğal gaz gibi fosil yakıtlara dayalı termik santrallerin yaygınlaşmasına ve bu santrallerin çevresel zararlarına rağmen teşvik edilmesine yol açmıştır (Çalışkan, 2021).</p>
<p></p>
<p><strong>Kapasite Mekanizmasının İşleyişi</strong></p>
<p></p>
<p>2018 yılında uygulamaya konulan kapasite mekanizması, yerli kömür, doğal gaz ve bazı hidroelektrik santrallere sabit bir destek sağlayarak enerji arz güvenliğini garanti altına almayı hedeflemektedir. Bu mekanizmanın amacı, elektrik üretiminde herhangi bir arz sıkıntısı yaşanması durumunda belirli santrallerin devreye girmesini sağlamak ve bu santrallerin operasyonel maliyetlerini desteklemektir (Yılmaz, 2023). Ancak Türkiye’de uygulanan kapasite mekanizması, enerji piyasasında arz fazlası bulunmasına rağmen devreye girmekte, eski ve yüksek emisyonlu kömür santrallerinin faaliyetlerini sürdürmesine yol açmaktadır (TEİAŞ, 2023).</p>
<p></p>
<p><strong>Kömürlü Termik Santrallere Sağlanan Devlet Destekleri</strong></p>
<p></p>
<p>2023 yılında kapasite mekanizması kapsamında Yeniköy ve Kemerköy Termik Santralleri’ne yaklaşık 173 milyon TL’lik bir destek sağlanmıştır. Bu destek, bu santrallerin piyasa koşullarında rekabet edememesine rağmen faaliyetlerini sürdürmesine olanak tanımaktadır. Özellikle yerli kömür kullanımını teşvik eden devlet politikaları, ithal kömür ve doğal gaz kullanan santrallere de yerli kaynak kullanım oranları doğrultusunda destek sunmaktadır (EPDK, 2023). Bu durum, aslında kapasite mekanizmasının bir arz güvenliği mekanizmasından ziyade, fosil yakıt teşvik sistemine dönüştüğünü göstermektedir.</p>
<p></p>
<p><strong>Ekonomik ve Çevresel Sonuçlar</strong></p>
<p></p>
<p>Kapasite mekanizmasının işleyişi, enerji piyasasında arz fazlası bulunmasına rağmen eski santrallerin desteklenmesine neden olmaktadır. Bu santrallerin faaliyetlerini sürdürmesi, çevresel açıdan ciddi sonuçlar doğurmaktadır. Özellikle Akbelen Ormanı’nın yok edilmesi sürecinde Yeniköy ve Kemerköy Santralleri’nin kömür sahalarını genişletmek amacıyla yürüttükleri faaliyetler, çevreye ve yerel topluluklara ciddi zararlar vermektedir (Demir, 2023). Ayrıca bu santrallere yapılan ödemeler, kamu kaynaklarının özel sektör lehine kullanılması eleştirilerine yol açmaktadır. Devlet, bu santrallere piyasa fiyatlarının altında üretim yapmalarını sağlayacak destekler sunarken, bu maliyetler TEİAŞ’ın iletim tarifeleri yoluyla tüm tüketicilere yansıtılmaktadır (TEİAŞ, 2023).</p>
<p></p>
<p><strong>Sonuç</strong></p>
<p></p>
<p>Türkiye’nin enerji politikalarının neoliberal dönüşümü, kömürlü termik santrallere verilen desteklerle şekillenmiş ve bu santrallerin faaliyetlerini sürdürmesine olanak tanımıştır. Kapasite mekanizması, arz güvenliği sağlama amacıyla devreye sokulmuş olsa da, fiilen fosil yakıt teşvik sistemine dönüşmüştür. Bu politikaların çevresel, ekonomik ve toplumsal sonuçları, devletin fosil yakıtlar yerine yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmesi gerektiğini göstermektedir. Türkiye’nin enerji politikalarının uzun vadeli sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir.</p>
<p></p>
<p>**Kaynakça**</p>
<p>- Akın, S. (2020). Türkiye'de Neoliberal Enerji Politikaları ve Kömür Santralleri. *Enerji Araştırmaları Dergisi*, 15(2), 45-67.</p>
<p>- Çalışkan, D. (2021). Kapasite Mekanizmasının Türkiye'deki Enerji Sektörüne Etkileri. *Sosyal ve Beşeri Bilimler Dergisi*, 10(3), 109-124.</p>
<p>- Demir, H. (2023). Akbelen Ormanı ve Kömür Santralleri: Yerel Direniş ve Ekolojik Tahribat. *Çevre Politikaları Dergisi*, 5(1), 76-89.</p>
<p>- EPDK. (2023). Elektrik Piyasası Kapasite Mekanizması Yönetmeliği. *Resmi Gazete*, 27 Ocak 2023.</p>
<p>- TEİAŞ. (2023). Kapasite Mekanizması Raporu. Ankara: Türkiye Elektrik İletim A.Ş.</p>
<p>- Yılmaz, A. (2023). Türkiye'de Elektrik Arz Güvenliği ve Kapasite Mekanizması. *Enerji ve Çevre Dergisi*, 8(2), 33-54.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye&amp;apos;nin İklim Riski ve Karşılaşılan Tehditler</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/turkiyenin-iklim-riski-ve-karsilasilan-tehditler</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/turkiyenin-iklim-riski-ve-karsilasilan-tehditler</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye’nin 81 ilini kapsayan bir çalışma, ülkenin iklim risk haritasını ortaya koyuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x580_66e49c4fcc52b.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Türkiyenin, İklim, Riski, Karşılaşılan, Tehditler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin 81 ilini kapsayan bir çalışma, ülkenin iklim risk haritasını ortaya koyuyor. Amasya Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü’nden Dr. Duygu Bütün tarafından gerçekleştirilen araştırmaya göre, Türkiye’nin üçte birinden fazlası "yüksek" veya "çok yüksek" iklim riski altında. Bu durum, sadece seçimlerde değil, sürekli olarak gündemde tutulması gereken bir konu.</p>
<p></p>
<p>Çevre tahribatlarının etkileri, tüm toplumu kapsayan bir sorundur ve çevre koruma politikaları yalnızca seçim dönemleriyle sınırlı kalmamalıdır. Türkiye’nin iklim krizine karşı duyarlılığı, özellikle kıyı illeri ve iç bölgelerde belirgin bir şekilde artıyor. Sıcaklıkların ülke genelinde yükselmesi, birçok ilin yüksek sıcak hava dalgası riskiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor.</p>
<p></p>
<p>Araştırmanın bulguları şu şekilde özetlenebilir:</p>
<p>- Türkiye’nin 81 ilinin yüzde 36’sı yüksek veya çok yüksek iklim riski altında.</p>
<p>- Sıcak hava dalgaları nedeniyle kentlerin yüzde 28’i yüksek zarar görebilirlik seviyesine sahip.</p>
<p>- En yüksek risk altında olan iller Amasya, Tokat, Mersin, Kahramanmaraş, Kayseri, Muş ve Ağrı olarak tespit edildi.</p>
<p>- Türkiye genelinde sıcak günlerin sayısı artarken, tropik gecelerde de belirgin bir artış gözlemleniyor.</p>
<p>- Yağışlarda Karadeniz Bölgesi’nde artış görülüyor, ancak diğer bölgelerde durum değişken.</p>
<p>- Kuraklık riski, özellikle tarımsal üretimin yoğun olduğu 30 ilde yüksek.</p>
<p>- Orman yangınlarına maruz kalma riski, kıyı illerinde yüksek.</p>
<p>- Sel riski, özellikle kuzey illerinde yüksek ve birçok kritik altyapı bu risk altında bulunuyor.</p>
<p></p>
<p>Sonuç olarak, Türkiye’de iklim risklerine karşı önlemler alınması ve şehirlerin uyum kapasitelerinin artırılması gerekmektedir. İklim değişikliğine bağlı risklere maruziyeti azaltmak için öncelikli olarak riskli iller belirlenmeli ve bu illerde uygun stratejiler geliştirilmelidir. Özellikle kırsal ve tarımsal üretime dayalı bölgelerde kuraklık riski yönetilmeli ve altyapı geliştirilmelidir. Ayrıca, orman yangınları ve sel riskleri için etkili planlamalar yapılmalı ve doğal sistemlerin korunması sağlanmalıdır.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Aliağa&amp;apos;da Gemi Sökümünün Çevresel ve Sağlık Etkileri</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/aliagada-gemi-soekumunun-cevresel-ve-saglik-etkileri</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/aliagada-gemi-soekumunun-cevresel-ve-saglik-etkileri</guid>
<description><![CDATA[ Aliağa&#039;daki Gemi Söküm Faaliyetlerinin Çevresel ve İşçi Sağlığı Üzerindeki Etkileri: Asbest Maruziyeti, Erozyon ve Yetersiz Denetim Sorunları Üzerine Kapsamlı Bir Araştırma ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2023/12/612d462286b24418dc92f184-1VBY.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Aliağada, Gemi, Sökümünün, Çevresel, Sağlık, Etkileri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>G<em>emi Söküm Endüstrisi ve Çevresel Sağlık Sorunları: Aliağa Örneği</em></strong></p>
<p></p>
<p>Gemi söküm endüstrisi, iş kazaları, ölüm oranları, çevre kirliliği ve toksik maddelere maruziyet gibi çeşitli sağlık ve çevre sorunlarına yol açmaktadır. Türkiye'nin İzmir iline bağlı Aliağa ilçesinde yürütülen gemi söküm faaliyetleri, uzun yıllardır çevresel ve işçi hakları ihlalleri ile gündemdedir. Brüksel merkezli NGO Shipbreaking Platform tarafından yayınlanan ve güncel veriler içeren "Türkiye’de Gemi Geri Dönüşümü" başlıklı rapor, bu sorunları detaylı bir şekilde ele almaktadır. Raporda, Aliağa'daki 22 gemi geri dönüşüm tesisinin faaliyetleri incelenmiş ve yedi ana bölümde çeşitli sorunlara dair veriler sunulmuştur.</p>
<p></p>
<h3>Çevresel ve İşçi Sağlığı Sorunları</h3>
<p></p>
<p>Raporun en önemli bulgularından biri, gemi söküm işlemlerinin çevresel etkileri ve işçi sağlığı üzerindeki olumsuz etkileridir. Aliağa'daki gemi söküm tesislerinde, her yıl onlarca asbestli geminin söküldüğü ve bu süreçte asbest ile diğer toksik maddelere maruz kalan işçilerin sağlık sorunları yaşadığı belirtilmiştir. Ayrıca, çevre kirliliği ve tehlikeli atıkların yanlış yönetimi gibi sorunlar da raporda vurgulanmıştır. Özellikle asbest, Türkiye’de en fazla tartışılan çevre kirliliği kaynaklarından biridir ve endüstriyel anlamda en ciddi risk, gemi söküm sanayisinde ortaya çıkmaktadır.</p>
<p></p>
<h3> Erozyon ve Morfolojik Değişiklikler</h3>
<p></p>
<p>Aliağa'daki gemi söküm faaliyetleri, kıyı şeridinde erozyon ve morfolojik değişikliklere neden olmaktadır. Uydu görüntüleri, kıyı alanındaki gemi ve platformların karaya çekilmesi ve dolgu/kazı çalışmalarından kaynaklanan değişiklikleri ortaya koymuştur. Kıyı şeridinin yıpranmış bir görünüme büründüğü ve sürekli olarak erozyona uğradığı tespit edilmiştir. Beton zeminlerin yapısal bütünlüğü ve kirliliği tutma kabiliyeti hakkında soru işaretleri bulunmakta; bazı alanlarda beton zeminin eksik olduğu ve bu durumun toprak kirlenmesi riskini artırdığı belirtilmektedir.</p>
<p></p>
<h3>Yetersiz Denetim ve Hukuki Çerçeve</h3>
<p></p>
<p>Raporda, Aliağa’daki gemi söküm tesislerinin çevre lisansından ve ÇED sürecinden muaf olduğu vurgulanmaktadır. Bu durum, büyük bir çevresel denetim boşluğu yaratmaktadır. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın verdiği izinlerin hangi kriterlere göre kontrol edildiği açık değildir. Bakanlıkların yürüttüğü izin süreçleri ve verdiği izinlerin kâğıt üzerinde kaldığı, gerçek bir değerlendirme içermediği belirtilmektedir. Ayrıca, gemi söküm faaliyetlerini denetleyecek ve standartlaştıracak hukuksal bir çerçeve bulunmamaktadır.</p>
<p></p>
<p>### Atık Yönetimi ve Asbest Sökümü</p>
<p></p>
<p>Asbest yönetimi, büyük bir sorun olarak raporda yer almaktadır. Resmi belgelerde asbest söküm miktarları hakkında çelişkiler bulunmakta ve işçilerin eğitimsiz şekilde asbest söktüğü ifade edilmektedir. İşçiler, gemi atıklarının sadece küçük bir kısmının toplandığını, geri kalanının ise ya gömüldüğünü ya da yakıldığını belirtmiştir. Fırtınalı havalarda, atıkların denize döküldüğü ve metal parçaların da denize atıldığı ifade edilmiştir.</p>
<p></p>
<h3> Sonuç</h3>
<p></p>
<p>Rapor, Aliağa’daki gemi söküm faaliyetlerinin çevre ve halk sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini açıkça ortaya koymaktadır. Gemi söküm tesislerinin çevresel yönetim ve işçi sağlığı açısından karşılaştığı sorunlar, ciddi reformlar ve denetim mekanizmalarının gerekliliğini ortaya koymaktadır. Özellikle asbest ve tehlikeli atık yönetimi konusunda daha sıkı düzenlemeler ve etkili denetimlerin hayata geçirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dağlar, Topraklar ve Gelecek Talan Ediliyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/daglar-topraklar-ve-gelecek-talan-ediliyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/daglar-topraklar-ve-gelecek-talan-ediliyor</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye&#039;nin Madencilik Krizi: Dağların, Toprakların ve Geleceğin Talanı - ÇED Raporları, Çevresel Tahribat ve Yerel Halkın Sessizliği ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/02/yazgulu_aldogan_img_bw_02.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Dağlar, Topraklar, Gelecek, Talan, Ediliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p>TEMA Vakfı, yıllardır hazırladıkları raporların sonuçlarını kamuoyuyla paylaşarak Türkiye’nin madencilik sorununa dikkat çekiyor. Ülkemizde altın bulmanın zorluğunu ve bu süreçte yaşanan çevresel yıkımı vurguluyor: Altın miktarının son derece düşük olduğu, dağların ve taşların siyanürle tarandığını belirtiyor. Bu durum, kamuoyunda geniş yankı uyandırmasa da çevreciler ve bazı gazeteciler bu felakete dikkat çekmeye çalışıyor.</p>
<p></p>
<p>Ancak gerçekler daha da ürkütücü: Türkiye’nin maden arama ruhsatlarının büyük bir kısmı, çevresel etki değerlendirme (ÇED) raporları olmadan onaylanmış. Özlem Songül Ayanoğlu’nun raporuna göre, 525 ÇED raporu sürecinin 480’i ya onaylanmış ya da gerekli bulunmamış. Bu durum, dağların, ormanların ve tarım alanlarının büyük bir tahribata uğramasına yol açıyor. Tarım, hayvancılık ve doğal yaşam büyük zarar görmekte, su kaynakları kirlenmektedir.</p>
<p></p>
<p>Çevreciler ve gazeteciler, bu durumun farkındalığını artırmaya çalışırken, birçok maden arama ruhsatının neden verildiğini sorguluyor. Bu izinlerin, ülkedeki çeşitli doğal kaynakları talan eden şirketlere verildiği ve bu durumun köylüleri ve yerel halkı olumsuz etkilediği belirtiliyor. Murat Kurum ve diğer yetkililerin, bu izinleri nasıl verdikleri ve bu durumun arka planındaki resmi ve gayri resmi kâr ilişkileri merak ediliyor.</p>
<p></p>
<p>Tüm bu tahribat ve yıkıma rağmen, yerel halkın ve köylülerin bu duruma karşı tepkisiz kalmasının arkasında paranın etkisi olduğu iddia ediliyor. Maden şirketlerinin verdiği yüksek tazminatlar, köylüleri susturmakta ve çevresel felaketlerin göz ardı edilmesine neden olmaktadır.</p>
<p></p>
<p>Sonuç olarak, madencilik faaliyetleri Türkiye'nin doğal zenginliklerini büyük bir hızla tüketirken, ülkenin geleceği ve ekosistemleri tehdit altında kalmaktadır. Toplumun bilinçlenmesi ve bu konuda daha etkin önlemler alınması gerekmektedir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye&amp;apos;nin Enerji Bağımsızlığı ve Ekonomik İstikrarı İçin Emisyon Azaltımı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/turkiyenin-enerji-bagimsizligi-ve-ekonomik-istikrari-icin-emisyon-azaltimi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/turkiyenin-enerji-bagimsizligi-ve-ekonomik-istikrari-icin-emisyon-azaltimi</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye&#039;nin Enerji Bağımsızlığı ve Ekonomik İstikrarı İçin Emisyon Azaltımı: Kömürden Çıkış ve Karbonsuzlaşma Stratejileri ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2023/12/Black-and-White-Blog-Banner-75.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Türkiyenin, Enerji, Bağımsızlığı, Ekonomik, İstikrarı, İçin, Emisyon, Azaltımı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Enerji maliyetlerinin düşürülmesi, dışa bağımlılığın azaltılması, karbonsuzlaşmaya dayalı bir sanayiye geçiş, yeni istihdam alanlarının açılması, hava kirliliği ve iklim afetlerine karşı daha güçlü bir hazırlık ve enflasyonla mücadele gücünün artırılması gibi ekonomik ve çevresel faydalar, Türkiye’nin emisyon azaltımı konusundaki kararlılığının gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bu makale, Türkiye'nin enerji bağımsızlığı ve ekonomik istikrarı için emisyon azaltımının önemini vurgular ve iklim krizi ile ekonomik krizler arasındaki güçlü bağlantıyı inceler.</p>
<p></p>
<p>Giriş</p>
<p></p>
<p>Küresel iklim krizi ve ekonomik krizler, birbirini etkileyen ve güçlendiren sorunlardır. Bu bağlamda, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Taraflar Konferansı (COP28), küresel emisyonların 2030’da 2010 seviyesinin yüzde 45 altına indirilmesini ve 2050’de sıfırlanmasını hedeflemektedir. Ancak, COP28'in Dubai’de yapılması ve ADNOC CEO’su Sultan Al-Jaber’in başkanlık yapması, zirvenin fosil yakıt lobilerinin etkisi altında olduğu yönünde tartışmalara neden olmuştur.</p>
<p></p>
<p>Küresel Emisyon ve Fosil Yakıt Üretimi</p>
<p></p>
<p>Stockholm Çevre Enstitüsü (SEI), Climate Analytics, E3G, Uluslararası Sürdürülebilir Kalkınma Enstitüsü (IISD) ve BM Çevre Programı (UNEP) tarafından hazırlanan Üretim Açığı Raporu, hükümetlerin 2030’da 1,5 °C ısınma hedefinin iki katı kadar fosil yakıt üretmeyi planladığını ortaya koymuştur. Ayrıca, kömür üretiminin 2040’a kadar neredeyse tamamen sonlandırılması ve 2050’ye kadar petrol ve gaz üretiminin 2020 seviyelerinin en az dörtte üç oranında azaltılması gerektiği belirtilmiştir. Ancak, mevcut durum gösteriyor ki hükümetler bu hedeflere ulaşmakta başarısız olmaktadır. Örneğin, hükümetler önümüzdeki 10 yılda 1,5 °C ısınma hedefiyle uyumlu olandan yüzde 460 daha fazla kömür, yüzde 82 daha fazla gaz ve yüzde 29 daha fazla petrol üretme yolunda ilerlemektedirler.</p>
<p></p>
<p>Türkiye'nin Durumu</p>
<p></p>
<p>Türkiye, 2053’te net sıfır emisyon hedefini açıklamış olsa da, yeni kömürlü termik santrallerin geliştirilmesi konusunda Avrupa’daki tek istisna olarak dikkat çekmektedir. 2023 itibarıyla Türkiye, Avrupa’da termik santral kapasitesini artıran tek ülke olmuştur. Türkiye’nin Ulusal Enerji Planı, mevcut kömür santrallerinin teknik ve ekonomik ömürlerini tamamlayana kadar faaliyet göstermelerini öngörmektedir. Bu durum, ülkenin uzun vadeli iklim hedefleriyle çelişmektedir.</p>
<p></p>
<p>Kömürden Çıkış Stratejileri</p>
<p></p>
<p>Kolombiya gibi kömür ihracatçısı ülkeler, kömürden çıkış ittifaklarına katılmakta ve kömür finansman imkanları hızla azalmaktadır. Ancak, Türkiye’de elektrik üretim lisansının süresi 2050 yılı sonrasına dek uzanan termik santraller bulunmaktadır. Türkiye, mevcut piyasa şartlarında kömür yatırımlarında ısrar etmek yerine, aşamalı olarak kömürden çıkmayı ulusal bir hedef olarak benimsemelidir. Kömürden çıkış stratejilerinin uygulanması, Türkiye’nin enerji maliyetlerini düşürecek, dışa bağımlılığı azaltacak, karbonsuzlaşmaya dayalı bir sanayiye geçişi sağlayacak, yeni istihdam alanları yaratacak ve enflasyonla mücadele gücünü artıracaktır.</p>
<p></p>
<p>Sonuç ve Öneriler</p>
<p></p>
<p>Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefi çerçevesinde kömürden çıkış stratejilerini benimsemesi, enerji bağımsızlığı ve ekonomik istikrar için kritik bir adımdır. Yenilenebilir enerjiye dayalı bir ekonomiye geçiş, hem çevresel hem de ekonomik faydalar sağlayacaktır. Karar vericilerin bu konuda gerekli kararlılığı ve vizyonu göstermeleri, Türkiye’yi küresel ticarette önemli bir aktör haline getirebilir. İklim değişikliği ve ekonomik kalkınma arasındaki bu güçlü bağ, Türkiye’nin geleceği için büyük bir öneme sahiptir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İklim Krizi Üzerine Tarihi Kararlar</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/iklim-krizi-uzerine-tarihi-kararlar</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/iklim-krizi-uzerine-tarihi-kararlar</guid>
<description><![CDATA[ İklim Krizi Üzerine Tarihi Yargı Kararları ve Küresel Davalar: İsviçre ve Portekiz Örnekleri ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/04/aihm-isvicre-karari.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>İklim, Krizi, Üzerine, Tarihi, Kararlar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), iklim krizinin insan yaşamı üzerindeki etkilerine dair tarihi bir karar alarak, iklim değişikliği konusundaki ilk yargı sürecinde önemli bir duruş sergiledi. Mahkemenin karara bağladığı üç vaka, hükümetlerin iklim değişikliği konusundaki eylemsizliğinin temel insan haklarını ihlal edip etmediğine odaklandı. Her ne kadar bu davaların gerekçeleri farklılık gösterseler de, tümü bu soruya cevap arıyordu.</p>
<p></p>
<p>Küresel çapta, daha yaşanabilir bir iklim sağlamak için açılan yüksek profilli iklim davaları dikkat çekiyor. Bu davalarda alınan mahkeme kararları ise iklim adaleti açısından büyük önem taşıyor. Geçtiğimiz hafta, bu bağlamda kritik bir gelişme yaşandı.</p>
<p></p>
<p>AİHM, üç ayrı davada farklı kararlar alarak iklim krizinin insan hakları üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Bu kararlar, iklim aktivistlerinin AİHM nezdinde yaptığı başvuruların başarılı olduğunu gösteriyor. Ancak davaların gerekçeleri farklılık gösterse de, hepsi hükümetlerin iklim değişikliğiyle mücadelede yetersiz kalıp kalmadığını sorguluyor. Bazı hükümetler, bu tür davaların uluslararası mahkemeler yerine ulusal hükümetlerin konusu olması gerektiğini savundu.</p>
<p></p>
<p><strong>İsviçre'deki İklim Davası</strong></p>
<p></p>
<p>İsviçre'de, iklim değişikliği nedeniyle sağlık sorunları yaşayan yaşlı kadınlar, İsviçre hükümetinin iklim koruma konusunda yetersiz kaldığını iddia ederek dava açtı. İsviçre Federal İdare Mahkemesi, davayı reddetti, ancak davacılar AİHM'ye başvurdu. AİHM, İsviçre hükümetinin iklim koruma konusunda gerekli önlemleri almadığını ve bu nedenle davacıların insan haklarını ihlal ettiğine karar verdi.</p>
<p></p>
<p><strong>'İklim Yaşlıları Davası'</strong></p>
<p></p>
<p>İsviçreli yaşlı kadınların açtığı dava, “İklim Yaşlıları Davası” olarak adlandırılıyor. Kadınlar, aşırı sıcak hava dalgalarının sağlıklarını tehdit ettiğini belirterek İsviçre hükümetine karşı dava açmıştı. AİHM, davayı kabul ederek, yaşlı kadınların özel yaşam ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğine hükmetti.</p>
<p></p>
<p><strong>Portekizli Çocukların Davası</strong></p>
<p></p>
<p>Diğer bir önemli dava ise, yaşları 8 ile 21 arasında değişen 6 Portekizli çocuğun 32 ülkeye karşı açtığı dava. Bu davada çocuklar, ülkelerin iklim değişikliğiyle mücadelede yetersiz kaldığını ve Paris Anlaşması'nın hedeflerine ulaşmadığını savunuyor. AİHM, davanın öncelikli olarak görülmesine karar vermişti, ancak Portekiz'de iç hukuk yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle davayı geri çevirdi.</p>
<p></p>
<p><strong>Fransa’daki Davalar</strong></p>
<p></p>
<p>Fransa'da ise Damien Careme adlı eski bir belediye başkanı, hükümetin iklim değişikliğiyle yeterince mücadele etmediğini iddia ederek dava açtı. Ancak, Careme'in artık yaşamadığı kasaba ilişkin davayı kabul etmedi.</p>
<p></p>
<p>AİHM'in verdiği kararlar, iklim değişikliğiyle mücadelede insan haklarının korunmasının önemini vurguluyor ve bu kararlar, diğer ulusal ve uluslararası davalar için emsal teşkil edebilir. Türkiye’nin AİHM kararlarına karşı tutumu bilinse de, iklim adaleti için alınan bu kararların uygulanması için uluslararası topluluk ve aktivistler mücadele etmeye devam edecektir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Filistin&amp;apos;e destek ve İklim Mücadelesi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/filistine-destek-ve-iklim-mucadelesi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/filistine-destek-ve-iklim-mucadelesi</guid>
<description><![CDATA[ İklim Aktivizmi ve Siyasi Adalet: Uluslararası Dayanışmanın İklim Mücadelesine Etkileri ve Adaletin Çok Boyutlu Doğası ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2023/11/amsterdam-2.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Filistine, destek, İklim, Mücadelesi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İklim Aktivizmi ve Siyasi Adalet: Greta Thunberg'in Mücadelesi Üzerine Bir İnceleme</strong></p>
<p></p>
<p>Greta Thunberg’in, "Soykırımı durdurun, çocukları öldürmeyin!" şeklindeki çağrısı, iklim aktivizmiyle ilgili olarak küresel bir tartışmanın merkezinde yer aldı. Thunberg'in Filistin’e destek vererek iklim adaletini savunması, bazı çevreler tarafından iklim mücadelesine zarar verecek bir siyasi tutum olarak nitelendirildi. Ancak, bu görüş, iklim adaletinin yalnızca çevresel sorunlarla sınırlı olmadığına dair daha geniş bir anlayışın eksikliğini gösteriyor.</p>
<p></p>
<p>Çevre hareketlerinin temelinde yatan, sadece ekolojik değil aynı zamanda sosyal ve siyasi mücadeleler olduğunu vurgulamak gerekir. Brezilyalı aktivist Chico Mendes’in "Sınıf mücadelesi içermeyen ekoloji, bahçıvanlıktır" sözü, bu bağlamda önemli bir perspektif sunuyor. İklim krizi, yalnızca çevresel sorunları değil, aynı zamanda bu sorunların arkasındaki tarihsel ve politik güç dinamiklerini de kapsar. Savaşlar ve soykırımlar, ekolojik tahribatın temel nedenleri arasında yer alır ve bu bağlamda iklim adaleti, bu krizlerin kök nedenlerini ele almadan sağlanamaz.</p>
<p></p>
<p>Geçtiğimiz hafta Hollanda’daki büyük iklim eylemi sırasında, Thunberg'in Filistin’e destek veren konuşması büyük bir tartışma yarattı. Bazı eleştirmenler, Thunberg’in bu duruşunun iklim hareketinin etkisini zayıflattığını öne sürdü. Almanya’da bu durum, "persona non grata" ve "Denkverbot" kavramları üzerinden tartışıldı; yani, Thunberg’in siyasi görüşlerinin, iklim aktivizminin meşruiyetini tehdit ettiği iddia edildi.</p>
<p></p>
<p>Ancak, bu tartışma, adaletin çok boyutlu ve çok sesli bir mesele olduğunu göz ardı ediyor. İklim adaleti, sadece çevresel korumayı değil, aynı zamanda sosyal ve politik adaleti de içerir. Savaşlar ve soykırımların iklim değişikliğiyle ilişkisi, bu krizlerin çözümü için kapsamlı bir yaklaşım gerektirir. Thunberg’in Filistin’e verdiği destek, sadece bir siyasi pozisyon almak değil, aynı zamanda adaletin daha geniş bir anlayışını temsil eder.</p>
<p></p>
<p>Sonuç olarak, iklim aktivizmi, çevresel sorunları tek başına ele almak yerine, bu sorunların toplumsal ve siyasi bağlamlarını da göz önünde bulundurmalıdır. Adalet talebi, yalnızca ekolojik değil, aynı zamanda sosyal ve politik bir sorumluluk olarak değerlendirilmelidir. Greta Thunberg’in duruşu, bu anlayışın bir yansımasıdır ve bu bağlamda, iklim aktivizminin ne kadar kapsamlı ve katılımcı olması gerektiği üzerine yeniden düşünmemizi gerektirir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ekolojik Yerel Yönetim Anlayışı Şart</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/ekolojik-yerel-yoenetim-anlayisi-sart</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/ekolojik-yerel-yoenetim-anlayisi-sart</guid>
<description><![CDATA[ Ekolojik Yerel Yönetimlerin Temel İlkeleri ve Toplumun İklim Krizi Üzerindeki Algıları: Gelecekteki Sürdürülebilirlik İçin Öncelikler ve Karşılaşılan Engeller ]]></description>
<enclosure url="http://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x580_66e49b1c58595.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Ekolojik, Yerel, Yönetim, Anlayışı, Şart</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Ekolojik Yerel Yönetimler ve Toplumun İklim Algısı: Genel Bir Bakış</p>
<p><strong>Ekolojik Yerel Yönetim Anlayışı</strong></p>
<p>Ekolojik yerel yönetim, çevresel sürdürülebilirliği merkeze alan bir yönetim anlayışını ifade eder. Bu tür bir yönetim, çevresel yıkıma karşı koruyucu bir rol üstlenir ve bu amaca yönelik olarak çeşitli komisyonlar ve birimler aracılığıyla çalışır. Ekolojik bir yerel yönetim anlayışı, kentsel suçlardan arınmış ve yerinden, doğrudan demokrasiyle güçlendirilmiş bir yapıyı öngörür. Bu yapı, toplumun her kesiminin eşit katılımını sağlayarak, ekolojik bütünlüğü korumayı hedefler.</p>
<p></p>
<p><strong>Toplumun İklim Algısı ve Yerel Yönetimlerin Rolü</strong></p>
<p>Toplumun iklim krizi hakkındaki algısı, çeşitli araştırmalara göre, iklim kriziyle mücadelede en büyük sorumluluğun merkezi yönetimlere ait olduğu düşüncesini ortaya koymaktadır. Ancak, yerel yönetimlerin de iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir rol oynaması gerektiği vurgulanmaktadır. Yerel yönetimlerin, iklim değişikliği konusundaki performansı, toplum tarafından genellikle yetersiz bulunmakta ve bu durum, yerel yönetimlerin bu alandaki çabalarını artırmalarını gerektirmektedir.</p>
<p></p>
<p>Toplumun yerel yönetimlerden beklediği başlıca öncelikler arasında yenilenebilir enerji yatırımları ve altyapı geliştirmeleri yer almaktadır. Bu talepler, yerel yönetimlerin iklim değişikliğiyle mücadelede daha etkili ve kapsamlı stratejiler geliştirmeleri gerektiğini işaret etmektedir.</p>
<p></p>
<p><strong>Türkiye’nin Ekonomik ve Çevresel Zorlukları</strong></p>
<p>Türkiye, ekonomik kriz, yoksulluk, deprem riski, iklim değişikliğine bağlı aşırı hava olayları ve çevresel sorunlar gibi çok boyutlu zorluklarla karşı karşıyadır. Bu bağlamda, yerel yönetimlerin rolü daha da kritik hale gelmektedir. Ekolojik ve toplumsal sorunlarla başa çıkmak için yerel yönetimlerin etkin bir şekilde çalışması, sürdürülebilir çözümler üretmeleri büyük önem taşımaktadır.</p>
<p></p>
<p><strong>Ekolojik Yaşamın Önündeki Engeller</strong></p>
<p>Ekolojik yaşamın önündeki başlıca engeller şunlardır:</p>
<p></p>
<p>Doğanın Metalaştırılması: Doğal kaynakların ekonomik kazanç amacıyla kullanılması.</p>
<p>Emek Gücünün Sömürülmesi: İşçilerin adil olmayan çalışma koşullarına maruz kalması.</p>
<p>Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliğinin Artması: Kadınlar ve cinsiyet azınlıklarının eşitsizliklere maruz kalması.</p>
<p>Anayasal ve Demokratik Hakların Yok Edilmesi: Temel demokratik hakların ve anayasal güvencelerin ortadan kaldırılması.</p>
<p>Ekolojik Yerel Yönetimlerin Özellikleri ve Öneriler</p>
<p>Ekolojik yerel yönetimlerin şu özelliklere sahip olması önerilmektedir:</p>
<p></p>
<p>Bütüncül Ekosistem Yaklaşımı: Kentler ve kırsal alanlar, doğal ve kültürel varlıklar dahil bütüncül bir ekosistem olarak değerlendirilmelidir.</p>
<p>Küçük ve Sürdürülebilir Kentler: Kentlerin sınırsız büyümesinin önlenmesi ve sürdürülebilir küçük ve yavaş kentlerin oluşturulması hedeflenmelidir.</p>
<p>Afetlere Karşı Direnç: Kentler, afetlere karşı dirençli hale getirilmelidir. Afet birimleri kurulmalı ve toplumsal cinsiyete duyarlı afet planları hazırlanmalıdır.</p>
<p>Agroekolojik Çalışmalar: Kırsal yaşamı desteklemek amacıyla agroekolojik yöntemlerle üretim kooperatifleri kurulmalı ve geleneksel üretim desteklenmelidir.</p>
<p><strong>Toplumun Rolü ve Hareketler</strong></p>
<p>Tabandan örgütlenmiş iklim adaleti ve ekoloji hareketleri, ekolojik krizlerle başa çıkmak için kritik bir bileşendir. Bu hareketlerin desteklenmesi ve güçlendirilmesi, ekolojik ve toplumsal krizlerle mücadelede önemli bir rol oynar. Yerel yönetimlerin bu hareketlerle daha fazla işbirliği yapması, ekolojik krizlere karşı daha etkili çözümler geliştirilmesine katkıda bulunabilir.</p>
<p></p>
<p>Sonuç olarak, ekolojik krizlerle başa çıkmak ve sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek için güçlü bir yerel hareketlilik ve toplumun aktif katılımı gereklidir. Bu süreç, ekolojik ve toplumsal adaletin sağlanmasına yönelik kapsamlı stratejilerin oluşturulmasını ve uygulanmasını gerektirir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sinop Nükleer Santrali İçin BAE ile Stratejik İşbirliği İddiaları</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/sinop-nukleer-santrali-icin-bae-ile-stratejik-isbirligi-iddialari</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/sinop-nukleer-santrali-icin-bae-ile-stratejik-isbirligi-iddialari</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye’nin Nükleer Enerji Yatırımlarında BAE İle Ortaklık: Sinop Nükleer Santral Projesinin Yeniden Gündeme Gelmesi ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2023/12/Akkuyu.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Sinop, Nükleer, Santrali, İçin, BAE, ile, Stratejik, İşbirliği, İddiaları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda, Türkiye’nin nükleer enerji alanında yaptığı atılımlar, uluslararası enerji yatırımları açısından dikkat çekici bir ivme kazandı. Özellikle maliyet artışları nedeniyle yapımı durdurulan Sinop’taki nükleer santral projesinin Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) teklif edilmesi, bu alanda yeni bir ortaklık olasılığını gündeme getirdi. Türkiye ve BAE arasında imzalanan "Enerji ve Doğal Kaynaklar Alanında Stratejik Ortaklık Çerçeve Anlaşması" kapsamında, her iki ülkenin enerji işbirliklerini artırma hedefiyle nükleer enerji projeleri yeniden ön plana çıktı.</p>
<p></p>
<h3> BAE İle İmzalanan Anlaşma ve Nükleer Enerji Alanındaki Ortaklık</h3>
<p></p>
<p>19 Temmuz 2023 tarihinde Abu Dabi’de imzalanan anlaşma, Türkiye ile BAE’nin enerji ve doğal kaynaklar alanında stratejik işbirliğini artırma ve yeni projeler geliştirme hedefini ortaya koyuyor. Anlaşma kapsamında özellikle yenilenebilir enerji, temiz kömür ve nükleer enerji alanlarında yatırımlar yapılması öngörülüyor. Bu projelerden en dikkat çekeni ise 6 GW kapasiteli nükleer enerji santrali projesi. Anlaşmada yer alan maddelere göre, BAE nükleer enerji projelerinde yatırım fırsatlarını değerlendirecek, finansman sağlayacak ve Türkiye, projeler için gerekli sahaları tahsis edecek.</p>
<p></p>
<p>Anlaşmanın nükleer enerjiyle ilgili bölümü, 6000 MW’a kadar kapasiteye sahip bir nükleer santral projesini, nükleer yakıt imalatını, ileri nükleer reaktörlerin geliştirilmesini ve nükleer iş gücü ve tedarik zincirinin oluşturulmasını içeriyor. Bu bağlamda BAE’nin nükleer enerji sektöründeki deneyimi, Türkiye’deki potansiyel projeler için önemli bir rol oynayabilir. BAE, Arap dünyasının ilk nükleer enerji santraline sahip olup, bu konuda Güney Kore ile işbirliği yapmış durumda.</p>
<p></p>
<h3>Sinop Nükleer Santral Projesi ve BAE’nin İlgisi</h3>
<p></p>
<p>Türkiye’nin nükleer enerji alanındaki en büyük projelerinden biri olan Sinop Nükleer Santrali, maliyet artışları nedeniyle 2019 yılında askıya alınmıştı. Sinop’taki bu proje, Japonya ve Türkiye arasında yapılan bir anlaşma çerçevesinde 2013 yılında başlamış, ancak proje maliyetlerinin aşırı yükselmesi nedeniyle tamamlanamamıştı. Bu süreçte Sinop’taki nükleer santralin yapımının BAE’ye teklif edildiği iddiaları gündeme geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2022 yılında BAE’ye yaptığı ziyaret sırasında bu konu tekrar ele alındı, ancak daha sonra bu konuda resmi bir açıklama yapılmadı.</p>
<p></p>
<p>Sinop’taki nükleer santral projesine BAE’nin ilgi göstermesi, ülkenin nükleer enerji alanındaki yatırımlarını genişletme stratejisi ile de örtüşüyor. BAE, Güney Kore ile işbirliği yaparak kendi nükleer santrallerini geliştirdi ve bu tecrübeyi Türkiye’de de uygulamayı planlayabilir.</p>
<p></p>
<p>### Güney Kore’nin Rolü ve KEPCO’nun Türkiye İlgisi</p>
<p></p>
<p>BAE ile nükleer enerji konusunda işbirliği yapan Güney Koreli KEPCO (Korean Electric Power Corporation), Türkiye’de de nükleer enerji projelerine yatırım yapmak isteyen başlıca şirketlerden biri. KEPCO, BAE’deki Barakah Nükleer Enerji Santrali projesini başarıyla tamamlamış ve 2023 yılında Türkiye’ye bir ön teklif sunarak Sinop’ta bir nükleer santral inşa etme isteğini dile getirmiştir. Bu bağlamda KEPCO’nun 30 milyar dolarlık bir yatırımla Sinop’ta dört nükleer reaktör kurmayı hedeflediği bilinmektedir.</p>
<p></p>
<p>Güney Kore, 2030 yılına kadar dünya genelinde 10 nükleer reaktör ihraç etmeyi planlamaktadır ve Türkiye de bu ülkeler arasında önemli bir pazar olarak değerlendirilmektedir. Ancak KEPCO’nun yolsuzluk skandalları ve güvenlik sertifikaları ile ilgili sorunlar, bu projelerin hayata geçmesi konusunda bazı soru işaretlerini de beraberinde getiriyor.</p>
<p></p>
<h3>Türkiye’nin Nükleer Geleceği ve Stratejik Ortaklıklar</h3>
<p></p>
<p>Türkiye, enerji bağımsızlığını sağlamak ve nükleer enerji alanındaki yatırımlarını genişletmek için BAE, Güney Kore, Rusya ve Çin gibi ülkelerle işbirliği yapmayı planlıyor. Mersin Akkuyu Nükleer Santrali, Rusya’nın devlet şirketi Rosatom ile işbirliği içinde yürütülen bir proje olarak öne çıkarken, Sinop ve Trakya’da yapılması planlanan santraller için diğer ülkelerle görüşmeler sürdürülüyor.</p>
<p></p>
<p>BAE’nin, Güney Koreli KEPCO ile Türkiye’de nükleer enerji projeleri geliştirme olasılığı oldukça yüksek. Akkuyu’da Rosatom’un sahip olduğu yüzde 49’luk hissenin satışıyla ilgili görüşmeler de devam ediyor ve BAE bu hisselere talip olabilir.</p>
<p></p>
<h3> Sonuç</h3>
<p>Türkiye’nin nükleer enerjiye olan ilgisi, bölgesel enerji arz güvenliğini artırma ve enerji bağımsızlığını sağlama stratejisinin bir parçası olarak karşımıza çıkıyor. BAE ile yapılan anlaşma, bu hedefe ulaşma yolunda önemli bir adım olabilir. Nükleer enerji projeleri, hem teknoloji transferi hem de finansman açısından dış ortaklıklar gerektiren büyük projeler olarak dikkat çekiyor. BAE, Güney Kore gibi ülkelerin tecrübesi ve finansal desteği ile Türkiye, nükleer enerji alanında önemli bir oyuncu haline gelebilir. Ancak bu projelerin hayata geçirilmesi, teknolojik altyapı, finansman ve güvenlik gibi konularda dikkatli bir şekilde yönetilmeli ve uluslararası standartlara uygun şekilde yürütülmelidir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye’nin iklim kriziyle mücadelesini Dünya Bankası mı fonlayacak?</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/turkiyenin-iklim-kriziyle-mucadelesini-dunya-bankasi-mi-fonlayacak</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/turkiyenin-iklim-kriziyle-mucadelesini-dunya-bankasi-mi-fonlayacak</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye’nin iklim kriziyle mücadelesini Dünya Bankası mı fonlayacak? ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/04/Iklim-Degisikligi-Azaltim-ve-Uyum-Strateji-ve-Eylem-Planlari.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Türkiye’nin, iklim, kriziyle, mücadelesini, Dünya, Bankası, mı, fonlayacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<strong>Proje bazlı olarak hem iklim değişikliği stratejisi azaltım hedefleri hem de deprem bölgesine yönelik yatırımların gerçekleştirilmesi projeleri Dünya Bankası’ndan sağlanacak kredilerle mi gerçekleştirilecek? Yandaş şirketlere finansman sağlanması için bu krediler araçsallaştırılabilir mi?</strong>

Geçtiğimiz günlerde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Türkiye’nin Sera Gazı Azaltım Hedefinin Revizyonu ve Uzun Vadeli İklim Değişikliği Stratejisinin Geliştirilmesi Projesi kapsamında “İklim Değişikliği Azaltım Stratejisi ve Eylem Planı 2024-2030” (İDASEP) yayımlandı.
<h2><strong>YENİ BİR İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ STRATEJİSİ VE EYLEM PLANI</strong></h2>
2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi, 12’nci Kalkınma Planı, Orta Vadeli Program ve NDC dikkate alınarak, Türkiye’nin önümüzdeki dönemdeki iklim değişikliğiyle mücadele hedeflerini belirlemek ve bu kapsamda yürütülecek faaliyetleri tasarlamak amacıyla yeni bir iklim değişikliği stratejisi ve eylem planı oluşturuldu.

Strateji ve Eylem Planı, enerji, sanayi, binalar, ulaştırma, atık, tarım ile ’Arazi Kullanımı, Arazi Kullanım Değişikliği ve Ormancılık (AKAKDO) sektörleri ile karbon fiyatlandırma mekanizmaları ve adil geçiş konularında sera gazı azaltım politikalarını kapsayan 49 strateji ve 260 eylemi içeriyor.

Ancak, eylem planında sayısal hedeflerden çok yol haritasına odaklanılmış olduğu dikkat çekiyor.

Genel itibariyle, Türkiye’nin iklim krizi konusunda gelecek altı yıl boyunca yapacaklarını anlatan bir yol haritası ortaya konmuş oldu.

Bu eylem planı çerçevesinde Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefine ulaşmak için enerji, sanayi, ulaştırma, tarım, bina, atık, arazi ve orman sektörlerinde emisyonların azaltılması planlanıyor.

Peki bütün bunlar nasıl olacak?
<h2><strong>NÜKLEER SANTRALLER 2030’A KADAR GÜNDEMDE</strong></h2>
Eylem planında dikkat çeken kritik noktaları sıralayalım:
<ul>
 <li>Daha önceki eylem planlarında olmayan Adil Geçiş ve Karbon Fiyatlandırma başlıkları bu eylem planında ilk kez yer aldı.</li>
</ul>
<blockquote><em><strong>Emisyon azaltım planında yenilenebilir enerji ve nükleere ağırlık verildiği görülüyor. Nükleer enerjide kurulu kapasitenin 4800 MW’a çıkarılması hedefiyle üç santralin (Akkuyu, Sinop, İğneada) 2030’a kadar gündemde olacağını görüyoruz.</strong></em></blockquote>
<ul>
 <li>Türkiye’de sera gazı emisyonlarının yüzde 70’den fazlası enerji sektöründen geliyor. Planda emisyon azaltım planında yenilenebilir enerji ve nükleere ağırlık verildiği görülüyor. <strong>Nükleer enerjide kurulu kapasitenin 4800 MW’a çıkarılması hedefiyle üç santralin (Akkuyu, Sinop, İğneada) 2030’a kadar gündemde olacağını görüyoruz. Bunun yanında modüler denen küçük nükleer santrallere de eylem planında yer verildi.</strong></li>
 <li><strong>Başlığında azaltım stratejisi denen planın en büyük eksikliği kömür ve gazdan çıkış için maalesef göndermenin ve takvimlendirmenin olmaması. Fosil yakıtlarla çalış</strong><strong>an santraller</strong><strong>i kapatmaya ya da sayısını azaltmaya yönelik herhangi bir eylem planda yer almıyor.</strong> Hatta planda kapatmaya dair bir planlama yer almadığı gibi eski termik santrallerin “temiz kömür” teknolojileri ile dönüştürülmesinden bahsediliyor. Bu da kömürden çıkılmayacağı anlamına geliyor.</li>
 <li>Burada daha çok teknolojiden faydalanılarak, “Fosil yakıtlara dayalı santraller için karbon yakalama, kullanma ve depolama gibi emisyon azaltımına yönelik teknolojilerin, ekonomik potansiyelinin, uygun tedarik zinciri altyapısının ve süreçlerinin araştırılması ve hedeflerin belirlenmesi” gibi bir hedefin konulduğu görülüyor.</li>
 <li>Özellikle enerji sektörü özelinde, yenilenebilir enerji kaynaklarından maksimum düzeyde yararlanılması ve fosil yakıtların kullanımının minimize edilmesi hedefleniyor. <strong>Rapor, özellikle güneş ve rüzgar enerjisi gibi temiz enerji kaynaklarının kapasitelerinin artırılmasını vurguluyor.</strong> Bunun yanı sıra, binaların enerji verimliliğini artırmak ve enerji tüketimini azaltmak için modern izolasyon teknikleri ve akıllı bina teknolojilerinin kullanılmasını teşvik ediyor.</li>
</ul>
<blockquote><strong><em>Uzmanlar, bu kadar çok yenilenebilir enerji yatırımının başta ormanlar olmak üzere karbon yutak alanlarına zarar verdiği görüşünde. Özellikle eylem planında HES’lerin artırılması ve kapasitenin 35 bin MW’a çıkarılması hedefleniyor. HES’lerin akarsular üzerinde yarattığı tahribatlar uzun yıllardır Türkiye’nin gündeminde olan bir konu.</em> </strong></blockquote>
<h2><strong>HES’LERİN ARTIRILMASI PLANLANIYOR</strong></h2>
<ul>
 <li>Uzmanlar, bu kadar çok yenilenebilir enerji yatırımının başta ormanlar olmak üzere karbon yutak alanlarına zarar verdiği görüşünde. <strong>Özellikle eylem planında HES’lerin artırılması ve kapasitenin 35 bin MW’a çıkarılması hedefleniyor.</strong> Türkiye’nin elektrik kurulu gücü 106 bin MW. Yenilenebilir enerji kaynaklarının toplam kurulu güç içindeki payı yüzde 53 civarında. Hali hazırda Türkiye’de kurulu gücün en büyük kısmını 31 bin 596 MW ile HES’ler oluşturuyor. HES’lerin akarsular üzerinde yarattığı tahribatlar uzun yıllardır Türkiye’nin gündeminde olan bir konu.</li>
 <li><strong>Karbon yakalama ve depolama teknolojilerinin Türkiye’de uygulaması yok ancak planda bu teknolojilere altyapı oluşturulması bakımından atıf yapılıyor. Bu teknolojilerin iklim değişikliğine ve sera gazı emisyonlarının azaltımına olumlu etkisi tüm dünyada hala tartışma konusu. </strong>Bu teknolojilerin kullanılması için yoğun bir enerji kullanımına ihtiyaç var. Bu enerji nereden karşılanacak, maliyetleri ne olacak yönünde bazı belirsizlikler hakim. Eylem planının odağında bu teknolojilerin çok fazla yer alması dikkat çeken konuların başında geliyor.</li>
 <li><strong>2053’e kadar net sıfır emisyon hedefine ulaşmak için geliştirilen çeşitli stratejilerin açıklandığı eylem planı raporunda yer alan stratejiler arasında, Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) mevzuatına “karbon içeriği” eklenmesi planı da bulunuyor.</strong> Bu değişiklik, özellikle taşımacılık sektöründe fosil yakıtların kullanımını azaltmayı ve elektrikli araç kullanımını artırmayı hedefliyor. Türkiye’de ulaştırma sektörü, artan araç sahipliliği ve fosil yakıt kullanımından kaynaklı emisyonlarda büyük bir artışa neden oldu. 2002-2022 arasında motorlu taşıt sayısı üç kat arttı ve bu artış, ulaştırma sektörü emisyonlarının yükselmesine sebep oldu. Karbon vergisi ile fosil yakıt kullanımının azaltılması ve elektrikli araçlara geçişin teşvik edilmesi, emisyon azaltımı açısından önemli.</li>
 <li>Eylem planındaki Binalar başlığı altında daha çok enerji verimliliğine odaklanıldığını görüyoruz. <strong>Burada Neredeyse Sıfır Enerjili Binalar (NSEB) kavramı önceliklendiriliyor. Tüm yeni yapılacak binaların bu konsepte uygun olarak yapılmasına yönelik yasal düzenlemenin </strong><strong>geli</strong><strong>ştirilmesi hedefleniyor.</strong> NSEB yaklaşımı daha az enerji kullanılması ve yeni binaların tamamında 2026’dan sonra metrekare sınırlaması getirmeksizin uygulanması olarak ele alınmış. Mevcut binalarda bu nasıl uygulanacak kısmı ise net değil. Kentsel dönüşümdeki binalara ilişkin ise enerji verimliliği uygulaması yok. Bu eylem planında depremle ilgili kısımların girmediğini görüyoruz, girmemesi eksik bir boyut.</li>
</ul>
Eylem planının açıklanmasının ardından takip eden günlerde Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Dünya Bankası ile gelecek beş yıllık döneme ilişkin mali işbirliği programı oluşturulduğunu açıkladı.
<blockquote><em><strong>Dünya Bankası, ilk üç</strong><strong> y</strong><strong>ıl içinde Türkiye</strong>’<strong>ye 18 milyar dolarlık finansman sağlayacak. Böylece Orta Vadeli Program’ın (OVP) açıklanmasının ardından Türkiye'ye aktarılan kaynak tutarı, devam eden 17 milyar dolarlık programa 18 milyar doların daha eklenmesiyle birlikte 35 milyar dolara yükseltildi.</strong><strong> </strong></em></blockquote>
<h2><strong>DÜNYA BANKASI FİNANSMAN SAĞLAYACAK</strong></h2>
Dünya Bankası, ilk üç yıl içinde Türkiye’ye 18 milyar dolarlık finansman sağlayacak. Böylece Orta Vadeli Program’ın (OVP) açıklanmasının ardından Türkiye'ye aktarılan kaynak tutarı, devam eden 17 milyar dolarlık programa 18 milyar doların daha eklenmesiyle birlikte 35 milyar dolara yükseltildi.

Dünya Bankası, Türkiye için hazırlanan Ülke İşbirliği Çerçevesi (Country Partnership Framework - CPF) kapsamında yeni sunulan 18 milyar dolarlık paketin yaklaşık 12 milyar dolarının özel sektöre, finansmanın geri kalanının ise geçen yıl meydana gelen depremlerin yaralarının sarılması, enerji güvenliğinin artırılması ve iklim değişikliğiyle ilgili sorunların ele alınmasına yönelik olacağını kaydetti.

Bilindiği üzere, bu krediler, işin kuralı gereği, adı önceden konmuş özel ve kamusal projeler için kullanılabiliyor.

Bu krediler tek tek projelere veriliyor ve sadece o proje için kullanılabiliyor. Dünya Bankası, krediyi verirken her projenin uygunluğunu değerlendiriyor ve kredi projenin ihtiyaçlarına ve ilerlemesine göre zaman içinde veriliyor.

Elbette, Dünya Bankası bu kaynağın nasıl harcandığını da takip ediyor.

Metinde işbirliği çerçevesinin odak noktalarından biri olan yeşil dönüşüm konusunda önemli notlar var. Yüksek ve sürdürülebilir üretkenlik artışının temeli olarak iklim krizine karşı dayanıklılığı ve gıda güvenliğini güçlendirmek için iklim dostu tarımın teşvik edilmesi, karbon emisyonlarını azaltmak ve ticari rekabet gücünü sürdürmek için sanayi sektörünün iklim dostu hale getirilmesi ve 6 Şubat 2023 depremlerinden etkilenen bölgelerde ekonomik toparlanmanın desteklenmesi önceliklendiriliyor.

Türkiye’de çimento ve demir çelik sektörüleri başta olmak üzere sanayi üretiminin karbon emisyonlarının yüksek olduğuna <a href="https://documents1.worldbank.org/curated/en/099031824111097800/pdf/BOSIB1c51810200bb1b42411382658e7899.pdf)">dikkat çekilen metinde</a> sanayide karbon emisyonu oranlarının düşürülmemesi halinde 2026’da AB sınırda karbon mekanizmasının tam olarak uygulamaya girmesiyle Türkiye’nin en büyük pazarı olan AB’de rekabet gücü kaybedeceği uyarısı yapılıyor.

Diğer yandan deprem sonrasında barınma başta olmak üzere bölgenin iyileştirilmesi ve yeniden kalkındırılmasına ilişkin pek çok başlık bulunuyor.

Şimdi akıllardaki soru şu, proje bazlı olarak hem iklim değişikliği stratejisi azaltım hedefleri hem de deprem bölgesine yönelik yatırımların gerçekleştirilmesi projeleri Dünya Bankası’ndan sağlanacak kredilerle mi gerçekleştirilecek? Yatırımlar sırasında buradan ortaya çıkacak iş paylaşımını kimler devralacak? Yandaş şirketlere finansman sağlanması için bu krediler araçsallaştırılabilir mi? En önemlisi de hem iş yapma ve uygulamaların izlenmesi süreçleri ne kadar şeffaf olacak?

Önümüzdeki dönemde titizlikle izlenmesi gereken başlıklardan birisinin de bunlar olacağına şüphe yok.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>DEDAŞ&amp;apos;ın Yanık İzleri ve AKP Dönemi Özelleştirmelerin Sonuçları</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/dedasin-yanik-izleri-ve-akp-doenemi-ozellestirmelerin-sonuclari</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/dedasin-yanik-izleri-ve-akp-doenemi-ozellestirmelerin-sonuclari</guid>
<description><![CDATA[ Abdullah Tivnikli&#039;nin Kariyeri ve DEDAŞ&#039;ın Yangın Skandalı: AKP Döneminin Özelleştirme Politikaları ve Sermaye Transferlerinin Çevresel ve Sosyal Sonuçları ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/06/Adsiz-tasarim-10-1.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>DEDAŞın, Yanık, İzleri, AKP, Dönemi, Özelleştirmelerin, Sonuçları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>**</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Gerçek bir AKP dönemi iş insanı portresine sahip Abdullah Tivnikli’nin yaşamı boyunca attığı her adım, aldığı her karar, bulunduğu her pozisyon, geride bıraktığımız 23 yıllık AKP Türkiye’sinin hızlandırılmış filmi gibi bir tablo sunuyor. Ahbap çavuş ilişkilerinin, yandaş kayırmalarının, özelleştirmeyle sermaye transferlerinin ve usulsüz kredi dağıtmaların sebep olduğu sonuçlar, gözümüzün önünden kayıp giden geleceğimizle birlikte yanan ormanlar ve yok olan ekosistem olarak karşımıza çıkıyor.</p>
<p></p>
<p>Son günlerde yaşanan Diyarbakır'ın Çınar ve Mardin'in Mazıdağı ilçelerinde çıkan ve 15 kişinin hayatını kaybetmesine yol açan yangınlar, baş şüpheli olarak Dicle Elektrik Dağıtım AŞ'yi (DEDAŞ) işaret ediyor. Yangının, DEDAŞ’ın yıllardır ihmal ettiği bakım ve onarımlar nedeniyle çıktığı ihtimali güçleniyor. Görgü tanıkları, yangının elektrik telleri nedeniyle başladığını belirtirken, DEDAŞ, yangınla ilgili suç duyurusunda bulunmayı tercih etti. Elektrik Mühendisleri Odası Diyarbakır Şubesi, yangın bölgesindeki elektrik iletim hatlarında gerekli önlemlerin alınmadığını ve bakım çalışmalarının ihmal edildiğini açıkladı. Bölgenin afet bölgesi ilan edilmesi gerektiği bildirilen raporda, yangın sonrası soğutma çalışmalarının yetersiz olduğu ve yeni yangınlara yol açabilecek riskler içerdiği vurgulandı. Başsavcılık, daha detaylı bir ara raporun hazırlanmasını ve havadan çekilen fotoğrafların incelenmesini talep etti.</p>
<p></p>
<p>Tüm bu olayların arka planında, AKP döneminin özelleştirme politikalarına ve yandaşlık yoluyla devşirilen sermaye transferlerine dair geniş bir değerlendirme yapmak gerekiyor. 2013 yılında özelleştirilen DEDAŞ, Eksim Holding tarafından satın alındı. Eksim Holding’in kurucusu Abdullah Tivnikli, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yakın çevresindeki isimlerden biriydi. Tivnikli, Türk Telekom’un özelleştirilmesinde de önemli bir rol oynamış ve bu süreçte AKP hükümeti üzerinde büyük bir etkiye sahip olduğu öne sürülmüştü. Ayrıca, Tivnikli'nin, elektrik dağıtım şirketi DEDAŞ’a Kuveyt Türk Bankası aracılığıyla tartışmalı bir yöntemle kredi verdiği de gündeme geldi.</p>
<p></p>
<p>Abdullah Tivnikli'nin yaşamı ve kariyeri, AKP dönemi özelleştirmelerinin ve sermaye transferlerinin ne tür sorunlara yol açtığını ve bu süreçlerin kamusal hizmetlerin kalitesini nasıl etkilediğini gösteren bir örnek teşkil ediyor. Türkiye’de elektrik dağıtımının kamusal bir hak olarak kalması ve özel şirketlerin insafına bırakılmaması gerektiği bir kez daha ortaya çıkıyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gelecekte çöl tozu taşınımı artacak: Türkiye kurak step iklime geçiyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/gelecekte-coel-tozu-tasinimi-artacak-turkiye-kurak-step-iklime-geciyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/gelecekte-coel-tozu-tasinimi-artacak-turkiye-kurak-step-iklime-geciyor</guid>
<description><![CDATA[ Gelecekte çöl tozu taşınımı artacak: Türkiye kurak step iklime geçiyor ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/04/kum-firtinasi.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Gelecekte, çöl, tozu, taşınımı, artacak:, Türkiye, kurak, step, iklime, geçiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<strong>Prof. Dr. Murat Türkeş, kum/toz fırtınalarının arttığını, gelecekte bu sayının fazlalaşacağını belirterek, Türkiye’nin ikliminin daha sıcak ve kurak hale geleceğine, hatta bazı bölgelerde kurak step iklimine geçileceğine dikkat çekti.</strong>

Türkiye, yakın komşusu Yunanistan ile birkaç gündür farklı bir iklim olayını deneyimliyor. Afrika’dan taşınan çöl tozları Atina’yı baştan sona turuncu renge dönüştürürken, Türkiye’nin pek çok kenti de çöl tozlarının altında kaldı.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün yaptığı açıklamaya göre, Kuzey Afrika üzerinden gelen sıcak hava dalgası ile birlikte çöl tozları da bulunduğumuz coğrafyaya taşındı.
<blockquote><em><strong>Toz taşınımının İç Ege, Akdeniz, İç Anadolu, Batı ve Orta Karadeniz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun batısında etkili olduğu görüldü.</strong> <strong>Ülkenin farklı noktalarında toz taşınımı nedeniyle atmosferin hava kalitesini etkileyen partikül madde oranlarında artış görüldü.</strong></em></blockquote>
<h2><strong>TOZ TAŞINIMININ BAZI BÖLGELERDE ETKİLİ OLDUĞU GÖRÜLDÜ</strong></h2>
Toz taşınımının İç Ege, Akdeniz, İç Anadolu, Batı ve Orta Karadeniz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun batısında etkili olduğu görüldü.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Sürekli İzleme Merkezi bünyesindeki Ulusal Hava Kalitesi İzleme Ağı verilerine göre, ülkenin farklı noktalarında toz taşınımı nedeniyle atmosferin hava kalitesini etkileyen partikül madde oranlarında artış görüldü.

Dünya Sağlık Örgütü’nün metreküp başına 50 mikrogram olarak belirlediği partikül madde sınır değeri (PM10) çok sayıda kentte 50-100 mikrogram aralığındaki orta değerlere çıktı.

Temiz Hava Hakkı Platformu’nun açıklamasına göre, Copernicus Atmosfer İzleme Servisi’nden alınan veriler, Türkiye’nin güney kıyılarında Mersin’den kuzey batıda İstanbul’a kadar uzanan bir hat üzerinde yüzey toz konsantrasyonunun hassas düzeye çıktığını gösteriyor.

Günlük ortalama toz konsantrasyonu Sinop’ta 173 mikrogram ile en yüksek seviyede. Sinop’u İstanbul (166 mikrogram) Afyonkarahisar (165 mikrogram), Zonguldak (159 mikrogram) ve Ankara (154 mikrogram) izledi.

Akla gelen ilk sorular da nedir bu çöl tozu taşınımı, neden olur, bu hava olayında iklim krizinin etkisi ne kadar şeklinde oluyor.

Tüm bu sorularım cevaplarını Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş’e sorduk:

"Yaz dönemi dışında, bahar ayları Sahra’da ve Ortadoğu’da kum ve toz fırtınası çıkması için çok uygundur. Çünkü, bir yandan orada hava sıcaklıkları artıyor ve kuraklaşma başlıyor, bir yandan da orta enlem yüksek atmosfer görece soğuk hava baskınları Akdeniz’de, Kuzey Afrika’da ve Ortadoğu’da etkili oluyor.

O dönemde fırtınalar Ortadoğu’ya, Arabistan’a ve Kuzey Afrika’ya indiği zaman yüzey sıcak ve kuru olduğu için, o fırtınayla toz kalkıyor ve güneyli hava akımlarıyla birlikte toz da Türkiye’ye doğru taşınıyor.

Toz çok fazla olduğu zaman haliyle yağış da olamıyor. Bulutun içinde yağışa dönüşebilecek nemin yoğunlaşma çekirdeklerine ihtiyaç var, çok fazla toz olunca o yağış olamıyor, çünkü nem yağışa yetmiyor.”
<blockquote><em><strong>Prof. Dr. Murat Türkeş:</strong> <strong>“Köppen-Geiger</strong><strong> </strong><strong>iklim sınıflandırmasının 2041-2070 ve 2071-2099 dönemlerinin tüm senaryolarında Türkiye’de hem Akdeniz ikliminin hem de kum/toz fırtınalarının elverişli olduğunu, yarı kurak step ikliminin alanının da genişleyeceğini görüyoruz.</strong></em><strong><em>”</em></strong></blockquote>
<h2><strong>TÜRKİYE’NİN BAZI BÖLGELERİNDE KURAK STEP İKLİM GÖRÜLECEK</strong></h2>
Türkeş, Türkiye’nin bu kum/toz taşınımından neden bu kadar etkilendiğini ise şöyle anlattı:

“İki kaynak bölge var biri Kuzey Afrika, diğeri Arabistan ve Ortadoğu.

Türkiye, genel taşınım açısından kum ve toz fırtınalarına açık bir ülke. Çünkü bu bölgelerin hepsine hava sirkülasyonu açısından açık. Diğer yandan, İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve kısmen Trakya’nın iç bölgeleri gibi fırtınaların kum/toz taşınımlarına yol açabilecek iklim koşullarına sahip.

İç Anadolu’da ve Güneydoğu Anadolu’nun güneyinde bu mevsimlerde kuvvetli gök gürültülü, şiddetli fırtınalar daha yerel toz fırtınalarına da neden oluyor.

Daha önce Kuzey Afrika, Arabistan, Ortadoğu ve Güneybatı Asya’daki istasyonlarda yaptığımız çalışmalarda kum/toz fırtınalarının sıklığında ve etki sürelerinde artış gözleniyordu, şimdilerde de bu eğilim sürüyor.

<strong>İklim değişikliği, sıcak hava dalgaları ve özellikle kuraklığın sıklığının ve etkisinin artması bunu tetikliyor. Gelecekteki iklim açısından bizi çok daha sıcak ve kurak bir iklim bekliyor.</strong>

<strong>Genel projeksiyonlar sıcaklığın, kuraklığın ve buharlaşmanın artmasını, toprak neminin ve yağışların azalmasını gösteriyor. Bunun bir bütün halinde göstergeye dönüşmesi ise ancak iklim tipleri ya da kuraklık iklim indisleriyle mümkün oluyor.</strong>

<strong>Köppen-Geiger</strong> <strong>iklim sınıflandırmasının 2041-2070 ve 2071-2099 dönemlerinin tüm senaryolarında Türkiye’de hem Akdeniz ikliminin hem de kum/toz fırtınalarının elverişli olduğunu, yarı kurak step ikliminin alanının da genişleyeceğini görüyoruz. </strong>
<ul>
 <li>Özellikle orta ve kötümser senaryolara göre, yarı kurak step iklimi alanını İç Anadolu’da genişleyecek, batı ve güney bölgelerde Akdeniz iklimi alanı genişleyecek.</li>
 <li>Türkiye’de soğuk nemli iklim kuşakları daralacak, çok daha önemlisi Trakya’nın orta bölümünde bugünkünden çok daha kurak bir step iklimi oluşacak.</li>
 <li>Geleneksel Akdeniz iklim içerisindeki Güneydoğu Anadolu’nun Türkiye-Suriye sınırında, Kilis’ten Mardin’e kadar Harran Ovasını’da içeren geniş coğrafyada, bugün bizde bulunmayan Suriye’nin kuzeyindeki daha kurak bir step iklimi ve onun ardından tam kurak ikliminin buradan Türkiye’ye girmesini bekliyoruz.</li>
 <li>Aynı şekilde bütün Akdeniz, Ortadoğu ve Güneybatı Asya bugünkünden çok daha sıcak olacağı için gelecekte bulunduğumuz coğrafya nedeniyle özellikle geçiş mevsimlerinde kum/toz fırtınaları daha fazla görülecek.</li>
</ul>
Hem iklim krizinin olumsuz etkiler hem de Türkiye’nin genel coğrafi koşulları bu gelişmelere elverişli durumda.
<blockquote><em><strong>“Gelecekte daha fazla kum/toz fırtınalarına açık bir dönem bizi bekliyor. Özellikle hem orman yangınları açısından hem tarım açısından hem de kum/toz fırtınaları açısından çok daha kurak ve sıcak iklim koşulları bizi bekliyor.”</strong></em></blockquote>
<h2><strong>KUM VE TOZ FIRTINALARINA DAHA AÇIK BİR DÖNEM BİZİ BEKLİYOR</strong></h2>
Türkiye’nin genel iklimindeki değişiklikler açısından neler beklemeliyiz sorusuna ilişkin de Türkeş, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bu tür hava devrelerinin süresi uzarsa ki, öyle gözüküyor, görece soğuk hava bu mevsimlerde güneye inerse ve yüzey de daha sıcak ve kurak olursa, bu toz taşınımları çok daha uzun sürekli etkili olabilir.

Gelecekte daha fazla kum/toz fırtınalarına açık bir dönem bizi bekliyor. Özellikle hem orman yangınları açısından hem tarım açısından hem de kum/toz fırtınaları açısından çok daha kurak ve sıcak iklim koşulları bizi bekliyor.

Bu dönemlerde yağış olduğunda da bir yandan kuraklık devam ederken, bir yandan da daha şiddetli olacak yağışlarla sel baskınları, taşkınlar meydana gelecek. İklim krizindeki mevcut durum bu şekilde sürerse, çok daha olumsuz hava ve iklim olayları olacak. İnsan üzerindeki etkisi çok daha şiddetli şekilde görülecek dönemler bizi bekliyor.

O nedenle orman ekosistemleri, çayırlar, meralar hep korunmak zorunda. Çünkü onlar bu etkiyi azaltan etmenler. Kentlerdeki her türlü yeşil örtüyü, parkları, bahçeleri, yeşil kuşakları artırmak zorundayız. Çünkü onlar bu kum fırtınalarının da bir taşınım olsa bile etkisini azaltacaktır.”

Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) geçmiş dönem raporları, aslında tüm bu gelişmelerin habercisi gibiydi. Daha önceki yıllarda yapılan değerlendirmelerde, Akdeniz ikliminin hakim olduğu bölgelerde yakın gelecekte bugün yaşanandan çok daha kötü sıcak hava dalgaları, kuraklık ve yangınlar meydana gelebileceği tahminleri pek çok kez sıralandı.

Malum, geride bıraktığımız her ay, bir önceki yıla göre sıcaklık rekoru kırıyor.

Küresel sıcaklık artışı yeni rekor sıcaklık dalgalarıyla, kuraklıkla, şiddetli yağışların yarattığı sel ve taşkınlarla, orman yangınlarıyla kendini daha çok hissettirecek ve maalesef böyle bir kısır döngü sarmalının içinde yaşayacağız.

Aşırı hava olaylarının yaratacağı sağlıklı gıdaya dair tehditler, kentlerde ve kırsal alanlarda oluşan sağlık problemleri, yaygınlaşan bazı hastalıklar sürekli gündemimizde olacak.

İklim krizi bizi artık çok daha kritik bir yaşamsal noktaya taşıyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BAE ile 50 milyar dolarlık anlaşmanın altından Maden Kanunu talanı çıktı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/bae-ile-50-milyar-dolarlik-anlasmanin-altindan-maden-kanunu-talani-cikti</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/bae-ile-50-milyar-dolarlik-anlasmanin-altindan-maden-kanunu-talani-cikti</guid>
<description><![CDATA[ BAE ile 50 milyar dolarlık anlaşmanın altından Maden Kanunu talanı çıktı ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/05/BAE-Turkiye.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>BAE, ile, milyar, dolarlık, anlaşmanın, altından, Maden, Kanunu, talanı, çıktı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<span><strong>Bu kanunla ülkenin doğal kaynakları yenilenebilir enerji bahanesiyle başta BAE olmak üzere şirketlere denetimsiz şekilde peşkeş çekilecek, şirketler imar izinsiz tesis açabilecek, lisanssız üretim yapabilecek...</strong></span>

Meclis’te AKP ve MHP oylarıyla kabul edilen enerji alanında yeni düzenlemeler içeren 16 maddelik Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Resmi Gazete’de <a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2024/05/20240511-1.htm" target="_blank" rel="noopener">yayımlanarak</a> yürürlüğe girdi.

Kanunun çok önemli ve kritik konuları içeren maddeleri var. Kanunun öne çıkan maddelerinin içeriğinin büyük çoğunluğu çevre koruma açısından ciddi endişe kaynağı olurken, kanunun adrese teslim bir nitelik içerdiğini de belirtelim.

Neden böyle diyoruz? Çünkü, bu yasa teklifi tam da Türkiye’nin Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile geçen yıl imzaladığı Enerji ve Doğal Kaynaklar Alanında Stratejik Ortaklık Çerçeve Anlaşması’nın yürürlüğe girmesinin ardından gelmişti.

<strong>Türkiye ve BAE arasında muhtelif alanlarda 13 belgeden oluşan toplam 50,7 milyar dolarlık stratejik ortaklık çerçeve anlaşması imzalandı.</strong>

<strong>Anlaşma kapsamında, Türkiye ve BAE'nin, deniz üstü rüzgar ve güneş enerjisini de içerecek şekilde, yenilenebilir enerji, yeşil hidrojen, nükleer enerji dahil birçok alanda ortak proje gerçekleştirmesi hedefi belirlendi.</strong>

Bu anlaşmanın içeriği iktidar kanadı tarafından Türkiye’nin 2053’e kadar karbon nötr olma ve enerjide dışa bağımlılığı azaltma hedefleri doğrultusunda yenilenebilir enerji kaynaklarına daha fazla ağırlık verdiği şeklinde yansıtılsa da, işin aslı pek öyle değil.

Kanunun arka planında Arap sermayesini Türkiye’ye çekerek, onlara zahmetsiz bir bürokratik ortam yaratma çabasının olduğu çok açık.

10 yıl yürürlükte kalacak olan ve “siyasi kapitülasyon” olarak nitelendirilen kanun teklifinin yenilenebilir enerjiyi kapsayan maddeleri mevcut.
<blockquote><strong><em>Birileri öyle istediği için imar planları yok sayılıyor, tavizler veriliyor, denetim mekanizması ortadan kaldırılıyor, istisnalar yaratılarak Türkiye yenilenebilir enerjide atağa geçiyormuş gibi gösterilmek isteniyor.</em></strong></blockquote>
<h2>İMAR PLANI OLMAYAN ENERJİ SANTRALLERİ GELİYOR</h2>
İçme-kullanma suyu temin edilen rezervuarlar ve sulak alanlarla kanun kapsamında kalan kıyı ve sahil şeritleri hariç olmak üzere denizler, baraj gölleri, suni göller ve tabii göllerin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından yenilenebilir enerji kaynak alanı olarak ilan edilen alanlarında imar planı yapılmaksızın yenilenebilir enerji üretim santralleri kurulabilecek.

<strong>Bunun anlamı şu, herhangi bir imar şartına bakılmaksızın her türlü su kaynağının üzerine rüzgar gülleri veya güneş panelleri kondurulabilecek.</strong>

Diğer yandan, yenilenebilir enerji kaynaklarına devlet tarafından sağlanan alım garantisinin TL olarak belirlenme zorunluluğu kaldırılıyor. Mevcut düzenlemede bu yerli kaynaklar sadece TL üzerinden en düşük teklifi veren firmalara tahsis edilirken, yeni yasayla birlikte, teklifin hangi para cinsinden olacağının yarışma şartnamesiyle belirlenmesinin önü açılıyor.

Rüzgar ve güneşten elektrik üreten santral sahiplerine dövizle alım garantisi verilebilecek.

Bunlar yenilenebilir enerji alanında verilmesi mümkün kapitülasyonlar ve ayrıcalıklar olarak nitelendiriliyor. Burada en önemli sorulardan bir tane bu maddelerin uygulanması aşamasında Türkiye’nin kazanımı ne olacak?

Yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik üretimine verilen çok sayıda desteğe ek olarak döviz bazında ödemelerle sermaye gruplarına para aktarılacak.

Birileri öyle istediği için imar planları yok sayılıyor, tavizler veriliyor, denetim mekanizması ortadan kaldırılıyor, istisnalar yaratılarak Türkiye yenilenebilir enerjide atağa geçiyormuş gibi gösterilmek isteniyor.
<blockquote><em><strong>Belirlenen alanlarda Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğüne veya sulama birliklerine ait tarımsal sulama amaçlı tesislerin elektrik ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla DSİ Genel Müdürlüğü veya müdürlüğün izniyle sulama birlikleri tarafından yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı lisanssız elektrik üretim tesisi kurulabilecek.</strong></em></blockquote>
<h2>MADEN İŞLETENLERE RAPOR ZORUNLULUĞU KALKIYOR</h2>
Örneğin, maden işletmek için rapor gerekmeyecek. Maden Kanunu’nda değişiklik yapılarak Ulusal Maden Kaynak ve Rezerv Raporlama Komisyonu (UMREK) koduna göre raporlama zorunluluğu sadece IV. grup maden işletme ruhsatları açısından devam edecek.

Diğer maden grupları açısından bu zorunluluk kaldırılacak. UMREK koduna göre rapor hazırlama şartı aranmaksızın MTA tarafından hazırlanan raporlar ile buluculuk hakkı kazanılacak.

Bu maddenin uygulamaya girmesi bir anlamda her an yeni İliç faciaları ile karşı karşıya kalacağız demek.

Türkiye, BAE’nin yanı sıra Suudi Arabistan ile de bir enerji anlaşmasına imza attı. Bu anlaşmalar, çok çeşitli hak ihlalleri yaratabilir, hatta tekelleşmenin önünü açabilir. O sebeple özellikle muhalefet partilerinin bu konularda çok daha aktif ve ön alıcı şekilde hareket etmesi gerekiyor.

Maden Kanunu’nda yapılan değişikliklerle hangi maddeler yürürlüğe girdi, bakalım:

Değişiklik kapsamında 3621 sayılı Kıyı Kanunu'na yeni fıkralar eklendi.

<strong>Buna göre, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından yenilenebilir enerji kaynak alanı olarak ilan edilen alanlarında imar planı yapılmaksızın yenilenebilir enerji üretim santralleri kurulabilecek.</strong>

<strong>Karara göre, içme-kullanma suyu temin edilen rezervuarlar ve sulak alanlar ile söz konusu kanun kapsamında kalan kıyı ve sahil şeritleri hariç, denizler, baraj gölleri, suni göller ve tabii göller kapsam alanına dahil olacak.</strong>

Söz konusu alanlarda hidrolik kaynaklara dayalı önlisans veya üretim lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından yenilenebilir enerji kaynağına dayalı birden çok kaynaklı üretim tesisi kurulabilecek.

Belirlenen alanlarda Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğüne veya sulama birliklerine ait tarımsal sulama amaçlı tesislerin elektrik ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla DSİ Genel Müdürlüğü veya müdürlüğün izniyle sulama birlikleri tarafından yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı lisanssız elektrik üretim tesisi kurulabilecek.

<strong>Ayrıca, belediye sınırları içerisinde yer alan söz konusu alanlarda DSİ Genel Müdürlüğü'nün izni ile ilgili belediyeler ve bağlı kuruluşları yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı lisanssız elektrik üretim tesisi kurabilecek.</strong>

<strong>4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu'nda yapılan değişiklikle, "doğalgazın sıvılaştırılması: Yurt içinde üretilen ve/veya ithal edilen doğal gazın yurt dışına ihraç edilmesi ya da yurt içinde yeniden satışı amacıyla sıvılaştırılmasını" tanımı eklendi.</strong>

Söz konusu kanuna, "Yurt içinde üretilen ve/veya ithal edilen doğalgazın sıvılaştırılarak yurt dışına ihraç edilmesi ya da yurt içinde yeniden satışı amacıyla kurulacak sıvılaştırma tesislerini işletecek tüzel kişilerin Kuruldan lisans almaları zorunludur. Doğalgaz sıvılaştırma lisansı başvurusunda bulunan tüzel kişilerin teknik ve ekonomik güce sahip olmaları ve yönetmeliklerde belirtilen diğer şartları taşımaları gerekir. Sıvılaştırma tesislerinde yürütülen faaliyetler depolama faaliyeti olarak sayılmaz. Sıvılaştırma tesisi işletmecileri faaliyet gösterdikleri tesislerin ilgili standartlara ve teknik kriterlere göre yapılması ve işletilmesinden sorumludur. Sıvılaştırma tesislerinde yürütülecek faaliyetlere ilişkin usul ve esaslar Bakanlık görüşü alınarak Kurul tarafından belirlenir" maddesi eklendi.

5627 sayılı Enerji Verimliliği Kanunu'na, "Başvuru sahibi: Enerji verimliliği desteklerinden faydalanmak isteyen gerçek veya tüzel kişileri," "Karbon yoğunluğu: Birim ürün ve/veya alan veya benzeri başına salınan karbondioksit emisyonu miktarı" ve "Spesifik enerji tüketimi: Birim ürün ve/veya alan veya benzeri başına tüketilen enerji miktarı" tanımları eklendi.

<strong>7381 sayılı Nükleer Düzenleme Kanunu'nda yapılan değişiklik kapsamında, işleten, taşıyıcı ile yapacağı yazılı sözleşmeye taşıyıcının talebi ve işletenin muvafakatinin bulunduğuna dair konulacak açık hükümlerle nükleer maddelerin taşınmasına ilişkin sigorta yaptırma veya teminat gösterme yükümlülüğünü gerekli onayların alınması karşılığında taşıyıcıya devredebilecek. Yükümlülüğü devralan taşıyıcı, kanun kapsamında işleten olarak sorumlu olacak.</strong>

6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'na geçici madde eklendi. Buna göre, yenilenebilir enerji kaynak alanları yarışmaları sonucunda imzalanan sözleşmeler nedeniyle hak kazanılmış olanlar hariç olmak üzere, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce mevcut üretim lisanslarını, önlisanslarını, lisans başvurularını sonlandırmak ya da kurulu güç düşümü suretiyle tadil etmek isteyen tüzel kişilerin bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden iki ay içerisinde başvuru yapmaları halinde lisansları, önlisansları, lisans başvuruları sonlandırılarak ya da tadil edilerek teminatları ilgisine göre kısmen veya tamamen iade edilecek.

Yenilenebilir enerji kaynak alanları yarışmaları sonucunda imzalanmış sözleşmelerini iptal etmek isteyen tüzel kişilerin ise bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden iki ay içerisinde Bakanlığa başvurmaları halinde ilgili sözleşmeler ile sözleşmeler kapsamındaki tüm hak ve yükümlülükleri sona erecek, üretim lisansları, önlisansları ve önlisans/lisans başvuruları sonlandırılacak ve teminatları iade edilecek.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kömürün zararı 45 milyar dolar ama Türkiye yeni termik santral kuruyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/koemurun-zarari-45-milyar-dolar-ama-turkiye-yeni-termik-santral-kuruyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/koemurun-zarari-45-milyar-dolar-ama-turkiye-yeni-termik-santral-kuruyor</guid>
<description><![CDATA[ Kömürün zararı 45 milyar dolar ama Türkiye yeni termik santral kuruyor ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/05/Afsin-Elbistan-Termik-Santrali.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Kömürün, zararı, milyar, dolar, ama, Türkiye, yeni, termik, santral, kuruyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<span><b>Türkiye’de karbon fiyatı uygulamasının başlamasıyla kömürlü termik santraller lisans sürelerinin sonuna kadar 45 milyar dolar zarar edecek. Buna rağmen Afşin Elbistan’da kapasite artırımı adı altında yeni bir termik santral kurulmak isteniyor.</b></span>

<span>Türkiye’nin kömür ve kömürlü termik santral sevdasının maliyetine ilişkin geçtiğimiz günlerde önemli bir çalışma yayınlandı. </span>

<span>Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFiA) ve E3G isimli düşünce kuruluşu, birlikte hazırladıkları "</span><a href="https://sefia.org/arastirmalar/komurden-cikisin-finansmani-turkiye-ornegi/"><span>Kömürden Çıkışın Finansmanı: Türkiye Örneği"</span></a><span> raporunda, Türkiye’nin kömürden çıkış maliyetini ortaya koydu.</span>

<span>Elektrik sektöründe kömürden vazgeçilmesinin önündeki en büyük engellerden biri olarak görülen finansman konusunu derinlemesine inceleyen rapor, aşamalı olarak kömürden yenilenebilir enerjiye geçişin potansiyel finansman mekanizmalarını değerlendirdi. </span>

<span>Raporun en önemli özelliği, Türkiye’de bugüne kadar kömürden çıkışın teknik olasılıklarını ve ekonomik boyutunu ortaya çıkaran çalışmaları bir adım daha ileriye taşıyor olması…</span>

<span>Yakın zamanda uygulamaya konulması planlanan karbon fiyatlaması sonucunda santralların hâli hazırda düşmekte olan kârlılıklarını sürdüremeyeceklerini ortaya koyan rapor, Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefine erişebilmesi için emekliye ayırması gereken kömürlü termik santrallerin muhtemel finansman ihtiyacını da belirlemeyi amaçlıyor.</span>
<blockquote><em><b>Santrallerin bu koşullar altında çalışması durumunda, zararın boyutu 40 yıllık senaryoda 13,5 milyar dolar, lisans sonuna kadar çalışmaları durumunda ise 44,5 milyar dolara ulaşıyor. İşletmecilerin zarar eden bir operasyonu sürdürmeleri beklenmediğinden bu santrallerin atıl varlıklar haline geleceği öngörülüyor.</b></em></blockquote>
<h2><b>SANTRAL İŞLETMECİLERİNİN ZARARLARI NASIL KARŞILANACAK?</b></h2>
<span>Raporda öne çıkan bazı bulgular ise şöyle:</span>
<ul>
 <li><span>2026 yılında Türkiye’de karbon fiyatı uygulamasının başlamasıyla beraber, kömürlü termik santraller lisans sürelerinin sonuna kadar toplamda 45 milyar dolarlık zarar ediyor.</span></li>
 <li>Karbon fiyatının uygulanmaya başlamasıyla beraber, 2026 yılından itibaren Türkiye’deki iki kömürlü termik santral dışında tüm santraller zarar etmeye başlıyor.</li>
 <li>Çalışma, 2026 yılından itibaren Türkiye’de uygulanacak karbon fiyatını, 2035’e kadar Avrupa Birliği Emisyon Ticaret Sistemi’ndeki (AB ETS) mevcut karbon fiyatının sadece üçte biri olarak devreye alıyor. 2035 sonrası için ise bu fiyat AB ETS’sinin ancak yarısına kadar yükseliyor. Bu kadar düşük seviyede varsayılan karbon fiyatı bile santrallerin zarar etmesine neden oluyor.</li>
 <li>Kömürden çıkış senaryosunda, 2021-2035 yılları arasındaki dönemde, elektrik üretiminde yerli kaynakların payı yüzde 51,3’ten yüzde 73,6’ya yükseliyor.</li>
 <li>Raporda, 2035 yılında kadar elektrik üretiminde AB ETS’nin mevcut karbon fiyatının üçte biri baz alınıyor, 2035 sonrası ise AB ETS karbon fiyatının yarısına kadar yükselen aşamalı bir karbon fiyatı uygulanması öngörülüyor. Bu durumda, 30 santralden ikisi dışında hiçbir kömürlü termik santralin kârlılığını sürdüremeyeceği sonucuna ulaşılıyor.</li>
 <li>Santrallerin bu koşullar altında çalışması durumunda, zararın boyutu 40 yıllık senaryoda 13,5 milyar dolar, lisans sonuna kadar çalışmaları durumunda ise 44,5 milyar dolara ulaşıyor. İşletmecilerin zarar eden bir operasyonu sürdürmeleri beklenmediğinden bu santrallerin atıl varlıklar haline geleceği öngörülüyor.</li>
 <li>Santrallerin lisans sürelerinin sonuna kadar işletmede kalacakları süre boyunca ortalama yıllık sağlık maliyetinin 10 milyar dolar olduğu görülüyor.</li>
</ul>
<b>Dolayısıyla, Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon taahhüdü iklim hedefleri için olduğu kadar, değişen küresel ticaret düzenindeki rekabetçiliğini sürdürülebilmesi açısından da önemli bir hedef.</b>

<b>Bu hedefe ulaşılabilmesi için atılacak ilk ve en önemli adım da elektrik arzında kömürden çıkışa yönelik resmi bir pozisyonun açıkça belirlenmesi ve bu hedefe yönelik planlamanın yapılması olmalı. </b>
<blockquote><em><b>Bu santraller 40 yıldır kömürün gölgesinde yaşayanların sağlığına ve çevreye büyük zararlar vermesine rağmen Çelikler Holding tarafından işletilen Afşin-Elbistan A Termik Santrali’ne 688 MW kapasiteye sahip iki ünite daha eklenmesi planlanıyor. Afşin Elbistan A Santrali’ne yapılacak iki ek ünite aslında 688 MW büyüklüğünde yeni bir santral demek…</b></em></blockquote>
<h2><b>KAPASİTE ARTIŞI BAHANE, YENİ TERMİK SANTRAL ŞAHANE…</b></h2>
<span>Peki, Türkiye bu yolda ilerlemek yerine ne yapıyor?</span>

<span>Sıfırdan yeni bir kömürlü termik santral kurulmasının önünü açıyor.</span>

<b>Kahramanmaraş’taki </b><b>Afşin-Elbistan A Termik Santrali’ne ilave iki ünite daha açılması planlanıyor. Sermaye grubu, geçtiğimiz aylarda bunun için ÇED başvurusunda bulundu.</b>

<span>Bu kapasite artışının Türkiye’nin ve hatta Avrupa’nın en kirli kömürlü termik santrallerinden biri olan santralin bölgedeki su kaynaklarına, havaya, toprağa nasıl zararlar verdiğine şu yazıda (</span><a href="https://yeniarayis.com/pelincengiz/afsin-elbistan-termik-santraline-iki-yeni-unite-ceyhan-havzasini-kurutacak/"><span>https://yeniarayis.com/pelincengiz/afsin-elbistan-termik-santraline-iki-yeni-unite-ceyhan-havzasini-kurutacak/</span></a><span>) bahsetmiştik.</span>

<span>H</span><span>âli hazırda Afşin-Elbistan A Termik Santrali’nin dört ünitesi, Afşin-Elbistan B Termik Santrali’nin ise dört ünitesi bulunuyor. Mevcuttaki bu sekiz ünitenin kapasitesi ise 2795 MW büyüklüğünde. </span>

<b>Bu santraller 40 yıldır kömürün gölgesinde yaşayanların sağlığına ve çevreye büyük zararlar vermesine rağmen Çelikler Holding tarafından işletilen Afşin-Elbistan A Termik Santrali’ne 688 MW kapasiteye sahip iki ünite daha eklenmesi planlanıyor.</b>

<b>Teknik olarak kapasite artışı deniyor ancak bu Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon taahhüdüne tamamen zıt şekilde yeni bir kömürlü termik santral daha kurmayı planlaması anlamına geliyor. </b>

<b>Yani, Afşin Elbistan A Santrali’ne yapılacak iki ek ünite aslında 688 MW büyüklüğünde yeni bir santral demek…</b>
<blockquote><em><b>Afşin Elbistan Termik Santrali ile depolama tesisi yıllardır geçici faaliyet belgesi ile çalışmalarını sürdürüyor. Olası bir kapasite artışının gerçekleşmesi halinde mevcuttaki atık depolama sahası kullanılmaya devam edecek. İşin ilginci, varolan saha da 1 Ocak 2020 tarihinden beri geçici faaliyet belgesi ile işletiliyor. Yani dört yılı aşkındır düzenli depolama lisans belgesi alamamış durumda.</b></em></blockquote>
<h2><b>GEÇİCİ İZİN BELGESİYLE FAALİYETLERİNİ SÜRDÜRÜYOR</b></h2>
<span>Daha önceki yazıda gündeme getirmiştik, bir kez daha hatırlatalım…</span>

<b>Afşin Elbistan Termik Santrali ile depolama tesisi yıllardır geçici faaliyet belgesi ile çalışmalarını sürdürüyor. </b>

<span>Olası bir kapasite artışının gerçekleşmesi halinde mevcuttaki atık depolama sahası kullanılmaya devam edecek. Kapasite artışı ile ilgili sunulan ÇED dosyasında, “Söz konusu depolama sahasında herhangi bir kapasite artışı planlanmamakta olup, mevcut sahanın kullanılmasına devam edilmesi düşünülmektedir” ifadeleri yer alıyor. </span>

<b>İşin ilginci, varolan saha da 1 Ocak 2020 tarihinden beri geçici faaliyet belgesi ile işletiliyor. Yani dört yılı aşkındır düzenli depolama lisans belgesi alamamış durumda.</b>

<b>Diğer yandan, her iki santralin de filtre ve baca arıtma sistemleri standartların altında olmasına rağmen çalıştırılmaya devam ediyor. Mevcut santrale filtre takmadıkları gibi yeni üniteler kurmak istiyorlar.</b>

<span>Çelikler Holding’in baca gazı arıtma tesisi gibi çevre yatırımlarını yapması gerekiyordu. Oysa, sattığı her birim elektrik üzerinden parasını devletten peşin alırken, ilgili yatırımları öngörülen süre içinde gerçekleştirmedi.</span>

<span>Bazı iddialara göre, Çelikler Holding’e taahhüt ettiği yatırımları gerçekleştirmesi için ek süre verilerek, yeni koşullara uygun üretim planlaması yapmasına izin verildi.</span>

<b>Özetle, Çelikler Holding’in Afşin-Elbistan’dan "geçici faaliyet belgesi" ile çalışmaya devam etmesine ve santralin filtre takmayarak çevresini zehirlemesine göz yumuluyor. Şimdi buna bir de kapasite artışı adı altında yeni bir santral daha kurma girişimi eklendi.</b>

<b>Bununla ilgili sivil toplum kuruluşları bir dava açma hazırlığındalar. </b>

<b>Yukarıda paylaştığımız üzere, hiçbir tahmin senaryosunda kârlılığını sürdüremeyecek bu kömürlü termik santraller için iktidar neden ısrar ediyor?</b>

<b>Neden yenilerinin kurulma girişimlerini net bir şekilde geri çevirmiyor?</b>

<b>Bu santraller üzerinden de birtakım sermaye transferlerinin gerçekleşmesine göz mü yumuluyor</b>

<b>Sormamız gereken temel sorular bunlar…</b>

<span>Son olarak geçtiğimiz günlerde alınan önemli bir karardan bahsedelim.</span>

<span>Dünyanın en gelişmiş yedi ekonomisini barındıran G7 ülkeleri, İtalya'da yapılan Çevre, Enerji ve İklim zirvesinde 2030'ların ilk yarısında kömürden enerji elde etmeyi sona erdirme kararı aldı. Sanayileşmiş yedi ülkenin (G7) enerji ve çevre bakanları, ilk kez açık bir şekilde kömürden elektrik üretimini aşamalı olarak durdurma taahhüdünde bulundu.</span>

<span>Bu karara yönelik eleştiriler de var. G7'nin hem küresel ısınmayı 2°C yerine 1,5°C ile sınırlandırma hedefine hem de 2050'de net sıfır emisyona ulaşma hedefine bağlılığını açıklaması olumlu bir işaret olarak değerlendirilse de, somut adımlar konusunda yeterli kararlılığın vurgulanması eleştiri konusu. </span>

<span>Çünkü, 2035’e kadar "çoktan iş işten geçecek", dolayısıyla hedefe ulaşmak için 2030 öncesi bir tarihin verilmesinin zorunluluğunu belirtenler var.</span>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Adalar’a çöken çökene: Kıyı talanı yetmedi, minibüs işgaline açıldı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/adalara-coeken-coekene-kiyi-talani-yetmedi-minibus-isgaline-acildi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/adalara-coeken-coekene-kiyi-talani-yetmedi-minibus-isgaline-acildi</guid>
<description><![CDATA[ Adalar’a çöken çökene: Kıyı talanı yetmedi, minibüs işgaline açıldı ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/05/adalar-kiyi-talani.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Adalar’a, çöken, çökene:, Kıyı, talanı, yetmedi, minibüs, işgaline, açıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<strong>İstanbul’un yanı başındaki Prens Adaları’nda rant, talan ve gasp projeleri hız kesmeden ilerliyor. Kıyılarda silüeti değiştirecek inşaatlar sürerken, ormanlar yok ediliyor, sahiller şirketlere peşkeş çekiliyor, azman minibüsler Adalar’a sokulmak isteniyor…</strong>

AKP, 22 yıllık iktidarı boyunca en büyük rant, talan ve gasp projelerini Türkiye’nin kıyıları üzerinde gerçekleştirdi. Türkiye’nin mutlak korunması gereken kıyı alanları yakılarak, yıkılarak, biyolojik çeşitliliği, tarihi, kültürel varlıkları yok edilerek, betonlanarak, tıraşlanarak, topografik özellikleri yok edilerek tahrip edildi.

Kıyılar üzerinde sistematik olarak yıllardır farklı biçimlerde rant politikaları uygulanıyor. Çünkü, bir yandan kıyıların işletmeye açılması yoluyla özel mülkleştirme faaliyetleri yürütülürken, kıyılar yurttaşların serbest ve ücretsiz erişimine kapatılıyor. Diğer yandan kıyılarda doğal yaşamı bozan tüm yapılaşma ve hizmet adı altındaki faaliyetler kıyı ekosistemine geri dönüşsüz zararlar veriyor.

Bu rant, talan ve gasp politikalarına karşı yerel direnişleri güçlendirme ve yereller arasında dayanışma köprüleri kurmak amacıyla Kıyı Hareketi Dayanışma Ağı oluşturuldu. Türkiye'nin dört bir yanındaki kıyı hareketleri, özellikle işgale ve talana uğrayan kıyıları savunmak, yurttaşın kamusal haklarını, ekolojiyi ve doğayı savunmak üzere bir araya geldi.

Kıyılar üzerinde en fazla baskının hissedildiği yerlerinde başında da Prens Adaları geliyor. Bir süredir Prens Adaları olarak bilinen İstanbul’un hemen yanı başındaki Büyükada, Heybeliada, Burgazada, Kınalıada, Sedef Adası, Yassıada, Sivriada, Tavşan Adası ve Kaşık Adası’nın kıyıları ile ilgili olarak Adalar’da yaşayanlar endişeli.

Adalar’da mesele aslında sadece kıyılara yönelik rant projeleri değil, kıyılar başta olmak üzere buralardaki tüm doğal, kültürel ve tarihi varlıklara ilişkin gösterilen hoyratlıklar da endişe veriyor.

Adalar ile ilgili farklı ekolojik yıkım projelerini Kıyı Hareketi Dayanışma Ağı’ndan Derya Tolgay ile konuştuk.
<blockquote><em><strong>Tolgay, “Adalarda ulaşım başlı başına bir sorun. Büyükada’ya azman minibüsleri getirmek istiyorlar. Adalar Belediyesi ve Adalılar olarak bu kocaman minibüsleri burada istemiyoruz. Büyükada’da özellikle çok fazla turizm baskısı var.” diyor.</strong></em></blockquote>
<h2><strong>ADALAR’A KARTAL’DAN BÜYÜK MİNİBÜSLER GETİRİLİYOR</strong></h2>
En temel ve birincil sorunların başında ulaşım geliyor.

Tolgay, bu meseleye ilişkin, “Prens Adaları’nın hepsinde kullanılan elektrikli küçük dolmuş ve taksiler yerine buralara minibüs büyüklüğünde araçlar sokulmak isteniyor. Elbette Adalılar bu araçların Adalar’a sokulmasını istemiyor. Faytonlar kaldırılmadan önce burada bir ulaşım çalıştayı yapıldı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) tüm ulaşım kadrosu geldi, ancak buradan çıkan raporun sonuçlarına dair hiçbir uygulama hayata geçirilmedi.

Adalarda ulaşım başlı başına bir sorun. Büyükada’ya azman minibüsleri getirmek istiyorlar. Adalar Belediyesi ve Adalılar olarak bu kocaman minibüsleri burada istemiyoruz. Büyükada’da özellikle çok fazla turizm baskısı var. Mevcut otobüsleri kaldırıp bu minibüsleri devreye sokmak istiyorlar. Maalesef denetim yok. Korsan taksiler yasadışı plakalar alıp burada kullanıyorlar. Son yıllarda akülü araçlar satın alıp korsan taksicilik yapanlar var. Kıyı Kanunu çok net ama muazzam bir denetimsizlik var. Bu Adalar için çok büyük bir kırılma” diyor.
<blockquote><em><strong>Kıyı peyzajının olmadığı, kıyıların dahil edilmediği bir imar planında korumadan bahsedilebilir mi? Mümkün değil…</strong> </em><strong><em>Tolgay, konuyla ilgili davaların açıldığını belirterek, “Arka taraflarda bağ, bahçe olan pek çok alan arsaya dönüştürülmüş durumda. Yakın zamanda bir inşaat furyası başlayacak” diyor.</em> </strong></blockquote>
<h2><strong>KIYILAR DAHİL EDİLMEDEN ADALAR İÇİN İMAR PLANI YAPILDI</strong></h2>
1984’te SİT alanı ilan edilen Prens Adaları’na ilişkin uzun yıllar herhangi bir koruma planı olmadı. Kasım 2021’de Marmara Denizi ve Adalar, “Özel Çevre Koruma Bölgesi” olarak ilan edildi. Adalar ile ilgili hazırlanacak koruma planında yetki, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na devredildi.

Öncesinde bir plan üzerine çalışmaya başlayan İBB ise tamamladığı koruma planını Bakanlık ile paylaştı. Bakanlığın da yaptığı değişiklilerle birlikte hazırlanan imar planında Bakanlık ve iBB anlaştı.

Adalar’da yaşayanlar imar planlarının Adalar’ı koruma amacı taşımaktan çok turizm amaçlı gelişmelere zemin sağlayacağını düşünüyor.

Nitekim haksız da değiller, Bakanlık bu imar planını “kıyı kesimi ve bazı alanları çıkararak” planları onadı. Adalılar, sahillerin ve kıyı şeridinin plana dahil edilmemesinden dolayı endişeli.

Kıyı peyzajının olmadığı, kıyıların dahil edilmediği bir imar planında korumadan bahsedilebilir mi? Mümkün değil…

Tolgay, konuyla ilgili davaların açıldığını belirterek, “Arka taraflarda bağ, bahçe olan pek çok alan arsaya dönüştürülmüş durumda. Yakın zamanda bir inşaat furyası başlayacak” diyor.
<blockquote><em><strong>“</strong><strong>Heybeliada Sanatoryumu’nun tamamının Diyanet’e devredilmek istenmesi meselesi var. Hemen yanına bir Kızılay kampı kurulmuş durumda, burası da eskiden sanatoryuma aitti. Burayı tamamen Diyanet’e devrederek dini bir alan yaratmaya çalışıyorlar.”</strong></em></blockquote>
<h2><strong>HEYBELİADA SANATORYUMU DİYANET’E VERİLMEK İSTENİYOR</strong></h2>
Geçtiğimiz aylarda Heybeliada’nın güney tarafındaki Çamlimanı mevkiinde yer alan ve Türkiye’nin ilk pandemi hastanesi olarak 1924’te kurulan Heybeliada Sanatoryumu’na ait 3 bin 100 metrekarelik kıyı parselinin, Kaymakamlık emri ile boşaltılmasının istendiği ve arazinin İstanbul Müftülüğü aracılığıyla Diyanet İşleri Başkanlığı’na devredileceği gündeme gelmişti.

Tolgay, bu konuya ilişkin dev şu değerlendirmeleri paylaştı:

“Heybeliada Sanatoryumu’nun tamamının Diyanet’e devredilmek istenmesi meselesi var. Hemen yanına bir Kızılay kampı kurulmuş durumda, burası da eskiden sanatoryuma aitti. Burayı tamamen Diyanet’e devrederek dini bir alan yaratmaya çalışıyorlar. Orada beş parsel var, ama sadece 254 dönümlük sanatoryumun olduğu alan için dava açılmış. Diğer dört parsel de 2018’den bu yana Diyanet’e devredilmiş durumda.”
<blockquote><em><strong>Doğal alanlarda, korunan alanlarda, SİT bölgelerinde koruma/kullanma dengesinin ibresi hep kullanmadan yana çevrildi.</strong> <strong>İstanbul’un artık neredeyse sayılı nefes alınabilecek bölgelerinden biri olan Adalar’da bunun en tipik örneğinin zuhur ettiğini görüyoruz.</strong> <strong>Bu sistematik, bilinçli, topyekün rant, talan ve gasp odaklı politikalardan dönüş için çok köklü ve keskin bir zihniyet değişikliğine ihtiyaç var.</strong></em></blockquote>
<h2><strong>ADALAR’DA KIYILAR, ORMANLAR, DOĞAL ALANLAR TEHDİT ALTINDA</strong></h2>
Heybeliada’da üç tane yan yana kıyı tahribatı aynı anda yapılıyor.

Mülkiyeti Darülaceze Başkanlığı’na ait tarihi Sadıkbey Plajı’nda, Ada sakinlerinin itirazları ve bir kez de belediyenin durdurma kararına rağmen Cevahir Turizm, inşaatını büyük ölçüde tamamladığı tesisi bir aquapark olarak işletiyor. İsmailağa Cemaati’nden İsmail Cevahir tarafından işletilen alana tonlarca beton döküldü, ağaçlar kesildi. İBB’ye bağlı Kültür Varlıkları Daire Başkanlığı ile Koruma Uygulama ve Denetim Bürosu’nun (KUDEB) imzasıyla alınan “basit onarım ve tadilat” izniyle kıyı silüetini, topografyayı tamamen bozan bir aquapark inşaatı yapıldı, ağaçlar kesildi yerine palmiyeler dikildi.

Hemen yan taraftaki Asafbey Plajı’nda ise kıyı ve orman iç içe bir alan mevcut. Tolgay’ın anlatımlarına göre, buraya son yıllarda 50 ton beton döküldü, her yıl tonlarca kum getiriliyor ancak deniz kumu alıp götürdüğü için her yıl bu taşıma kum yenileniyor.

Tolgay, “Doğayla mücadele içindeler ancak o kadar çok para kazanıyorlar ki… Bu kısım ise Mehmet Köymen adlı bir kişi tarafından inşa ediliyor. Son haftalarda orman alanına yaptıkları bir gasp söz konusu. Ağır iş makinalarıyla girerek buranın toprak dokusunu kazıdılar, metrelerce taş döşediler, ormanın içine çim döşediler” diyor.

Tolgay, “Bir yan tarafta da askeriyeye ait olan alana paletli iş makinaları girdi, ağaçlar yok edilerek, falezleri tıraşlayıp viyadük gibi açarak kıyıya indiler. Kıyı peyzajını yok ettiler, kıyıları betonla dolduruyorlar. Hiçbir şekilde durduramıyoruz. Burada, Burgazada’daki Madam Martha Koyu’ndan çok daha büyük bir yıkım yaşanıyor” bilgilerini paylaştı.

Burgazada’da ise Madam Martha Koyu’nun ihaleyle bir şirkete verilmesine dair Adalılar’ın tepkileri sürüyor. Bu bölge, İstanbul yakınındaki en önemli deniz çayırları doğal zenginliğe sahip bir alan. MartHa Koyu’nun kiralama ihalesinin iptali için en son 3 Mayıs 2024 tarihinde, İstanbul 11’inci İdare Mahkemesi'ne dava açıldı. Davaya rağmen Vakıflar Genel Müdürlüğü açık teklif usulü ile ihaleye çıkarak Martha Koyu’nu özel kullanıma açmış oldu.

Bununla ilgili de hukuki mücadele sürüyor.

AKP iktidarlarının bugüne kadar planlı, taraflarla istişare edilmiş, sürdürülebilir anlamda bir çevre koruma planı hiç olmadı. Yapılan ya da yapılmak istenen eylem planları genelde kağıt üzerinde kaldı. Doğal alanlarda, korunan alanlarda, SİT bölgelerinde koruma/kullanma dengesinin ibresi hep kullanmadan yana çevrildi.

İstanbul’un artık neredeyse sayılı nefes alınabilecek bölgelerinden biri olan Adalar’da bunun en tipik örneğinin zuhur ettiğini görüyoruz.

Bu sistematik, bilinçli, topyekün rant, talan ve gasp odaklı politikalardan dönüş için çok köklü ve keskin bir zihniyet değişikliğine ihtiyaç var. Bu imar planlarının hepsinin üzerinin çizilip sil baştan yazılması gereken bir sürece geçmemiz gerekli.

Türkiye’de devam eden çevre ve yaşam alanları mücadelesi, doğa koruma mücadelesi aynı zamanda önemli bir hukuk mücadelesine de işaret ediyor.

Adalar’da da bundan sonra bunun takipçisi olmaya devam edilecek.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gazze’de yok edilen tarım arazileri askeri üsse dönüştürüldü</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/gazzede-yok-edilen-tarim-arazileri-askeri-usse-doenusturuldu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/gazzede-yok-edilen-tarim-arazileri-askeri-usse-doenusturuldu</guid>
<description><![CDATA[ Gazze’de yok edilen tarım arazileri askeri üsse dönüştürüldü ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/05/gazzede-yok-edilen-tarim-arazileri.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Gazze’de, yok, edilen, tarım, arazileri, askeri, üsse, dönüştürüldü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<span><b>En yoğun tahribatın Gazze’nin kuzeyinde yaşandığı ve buradaki seraların yüzde 90’ının İsrail’in kara saldırısının ilk aşamalarında yok edildiği kaydedilirken, çiftlikler ve seralar dahil olmak üzere Ekim 2023’ten bu yana yok edilen ve çoğu zaman İsrail askeri üssüne dönüştürülen 2 binden fazla tarım alanı belirlendi.</b></span>

<span>İsrail, tarihinin en büyük katliamını gerçekleştirdiği 2023 yılı, İsrail'in kurulduğu 1948'den bu yana Filistin halkının tarihindeki en kanlı yıl oldu. </span>

<span>Dünyanın dört bir yanındaki Filistinliler, 15 Mayıs'ı “El Nakba" yani "Felaket Günü" olarak anıyor.1947'nin son aylarından 1949 başlarına kadar 750 binden fazla Filistinli, İsrail devletine dönüşen topraklarını terk etmek zorunda kalarak mülteci oldu.</span> <span>Birçoğu ya gitmeye zorlandı ya da güvenlik endişesiyle gitmek zorunda kaldı.</span>

<span>Nakba Günü, hem o yerinden edilme günleri, hem de sonraki yıllar boyunca milyonlarca Filistinlinin bitmeyen sürgünü anılıyor.</span>

<span>Filistin Merkezi İstatistik Kurumu, 15 Mayıs 1948'in 76'ıncı yıldönümünde Filistin'de yaşanan ölüm, gözaltı, işgal birimleri inşaatları ve toprak gasplarıyla ilgili istatistiki bilgilerin </span><a href="https://www.pcbs.gov.ps/site/512/default.aspx?tabID=512&lang=en&ItemID=5750&mid=3171&wversion=Staging"><span>yer aldığı bir rapor yayımladı.</span></a>

<span>Savaşın yıktığı Gazze Şeridi'nde 2 milyona yakın Filistinli evlerinden edildi.</span>

<span>Sadece 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze'de en az 15 binden fazlası çocuk, 10 bine yakını kadın olmak üzere 35 binden fazla Filistinli öldürüldü, çoğu kadın ve çocuk yaklaşık 7 bin kişinin cesedine ulaşılamadı. Batı Şeria'da ise 7 Ekim'den bu yana 492 Filistinli, İsrail askerleri ile sivil Yahudi işgalcilerin saldırıları sonucu hayatını kaybetti.</span>

<b>İsrail'in, 7 Ekim 2023'ten bu yana düzenlediği saldırılarda Gazze'de 104'ü Birleşmiş Milletler’e ait olmak üzere toplamda 89 bin bina tamamen yıkıldı ya da büyük zarar gördü. </b>

<b>Alt yapı, yollar, elektrik ve su şebekeleri ile tarım arazilerinin de tahrip edildiği Gazze'de savaşın maliyetinin 30 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor.</b>

<span>Yahudi yerleşimciler ve İsrail güçleri, 2023'te Filistinlilere ve mülklerine yönelik 12 bin 161 saldırı gerçekleştirdi. Bunlardan 3 bin 808'i mülklere ve dini mekanlara, 707'si arazilere ve doğal kaynaklara, 7 bin 646'sı ise bireylere yönelik gerçekleşti. Bu saldırılarda 18 bin 964'ü zeytin ağacı olmak üzere yaklaşık 21 bin 700 ağaca zarar verildi ya da yerinden söküldü.</span>

<span>Gazze, korkunç bir insanlık dramına sahne oluyor. Filistinlilerin sadece bugünü değil aslında geleceği de yok ediliyor. </span>

<span>Filistin’de ne olup ne bittiğine farklı bir perspektiften de bakalım. </span>

<span>Londra Üniversitesi bünyesindeki Goldsmiths College'da sivil toplum kuruluşları için mekansal araştırma ve medya analizi araştırmaları yapan Forensic Architecture’ın  çalışmasında saldırının yıkıcı boyutları ortaya kondu. </span>

<a href="https://forensic-architecture.org/investigation/ecocide-in-gaza"><span>Forensic Architecture tarafından yapılan bu çalışmada</span></a><span> Filistin’de İsrail güçleri tarafından sistematik şekilde hedef alınan tarım arazilerinin, meyve bahçelerinin ve seraların uğradığı yıkım incelendi. </span>

<span>7 Ekim 2023'te başlayan saldırıların, Filistinlilerin gıda güvenliği ve yaşam kaynakları üzerindeki etkisini ortaya koymak amacıyla yerel çiftçi birlikleri ve tarım işçileriyle çalışmalar gerçekleştiren araştırma ekibi, yıkımın boyutunu ölçmek için “uzaktan algılama” yöntemi kullandı ve bölgenin bitki örtüsü endeksinin işgal öncesi ve işgal sonrası durumunu karşılaştırdı.</span>
<blockquote><em><b>Gazze’de daha önce gıda üretimi için kullanılan 170 kilometrekarelik tarım arazisinin yaklaşık yüzde 40’ının tahrip edildiği sonucuna varıldı. İsrail tarafından başlatılan kara harekatının ilk haftalarına ait uydu görüntüleri, saldırıların Gazze’deki çiftlik ve meyve bahçelerinin yaklaşık yarısına yayıldığını, seraların ise neredeyse üçte birinin yok edildiğini gösteriyor. </b></em></blockquote>
<h2><b><span><img class="alignnone size-full wp-image-113094" src="https://yeniarayis.com/wp-content/uploads/2024/05/Gazzede-yok-edilen-tarim-arazileri-askeri-usse-donusturuldu.jpeg" alt="" width="1600" height="522"></span>GAZZE’DEKİ TARIM ARAZİLERİNİN YÜZDE 40’I YOK EDİLDİ</b></h2>
<b>Yapılan karşılaştırmada Gazze’de daha önce gıda üretimi için kullanılan 170 kilometrekarelik tarım arazisinin yaklaşık yüzde 40’ının tahrip edildiği sonucuna varıldı. </b>

<b>Çalışmada yer verilen ve İsrail tarafından başlatılan kara harekatının ilk haftalarına ait uydu görüntüleri, saldırıların Gazze’deki çiftlik ve meyve bahçelerinin yaklaşık yarısına yayıldığını, seraların ise neredeyse üçte birinin yok edildiğini gösteriyor. </b>

<span>Ayrıca, en yoğun tahribatın Gazze’nin kuzeyinde yaşandığı ve buradaki seraların yüzde 90’ının İsrail’in kara saldırısının ilk aşamalarında yok edildiği kaydedilirken, çiftlikler ve seralar dahil olmak üzere Ekim 2023’ten bu yana yok edilen ve çoğu zaman İsrail askeri üssüne dönüştürülen 2 binden fazla tarım alanı belirlendi.</span>

<span>Çalışmada Doğu Cebaliye’de zeytin, nar ve narenciye üretimi yapan bir aileye ait tarım arazilerinin yok edilmesini kanıtlayan uydu görüntülerine de yer verildi. Ocak 2024’e ait uydu verileri incelendiğinde Abu Suffiyeh ailesinin topraklarının İsrail’in kara saldırısı sırasında yeni askeri üsler oluşturmak amacıyla yok edildiği tespit edildi.</span>

<span>Yüzbinlerce Filistinlinin yerinden edildiği Han Yunus kenti çevresinde de Ocak 2024’ten bu yana seraların yüzde 40’ı yıkıldı.</span>

<span>Bölgede askeri faaliyetlerden kaynaklanan tarımsal yıkımlar da uydu görüntüleri ile ortaya konarak, araştırmada belgelendi. Aynı zamanda Gazze ve çevresinde tarım alanlarının kökten yok edilmesi İsrail ordusunun Filistinliler için yaşanabilir alanları daraltarak, tampon bölgeyi genişlettiğinin de bir göstergesi olarak belgelenmiş oldu.</span>

<span>Araştırmaya göre, kara harekâtının başlamasından bu yana seralar gibi hayati önem taşıyan tarımsal altyapı da sistematik olarak yok edildi. İsrail'in kara saldırısının ilk haftalarındaki uydu görüntüleri, (Ekim 2023-Mart 2024) Gazze'deki seraların neredeyse üçte birinin yok edildiğini gösteriyor.</span>

<span>Forensic Architecture çalışmasında çiftlikler ve seralar da dahil olmak üzere, Ekim 2023'ten bu yana yıkılan ve çoğu zaman İsrail askeri faaliyetleri değiştirilen 2 binden fazla tarım alanı olduğunu tespit etti.</span>

<span>Bu yıkım en yoğun olarak Gazze'nin kuzey kesiminde yaşandı, burada seraların yüzde 90'ı kara saldırısının ilk aşamalarında yok edildi.</span>

<span>İsrail'in kara işgaline askeri destek araçları ve traktörler eşlik ederken, askeri karakolları güçlendirmek için rutin olarak toprak işleri yapılıyor. Bu araçlar yola çıktıktan sonra geride harap olmuş, yaşanmaz bir alan bırakıyor.</span>
<blockquote><em><b>World Weather Attribution grubunun önde gelen iklim bilimcilerinden oluşan uluslararası bir ekip tarafından yapılan hızlı ilişkilendirme analizine göre, Nisan ayında Asya’da milyarlarca insanı etkileyen 40 derecenin üzerindeki aşırı sıcaklıklar, insan kaynaklı iklim değişikliği nedeniyle daha sıcak ve daha olası hale geldi. Çalışma, iklim değişikliğinin şiddetlendirdiği sıcak hava dalgalarının Gazze’de yerlerinden edilen 1,7 milyon Filistinli için hayatı nasıl daha da zorlaştırdığını vurguluyor.</b></em></blockquote>
<h2><b>SICAK HAVA DALGALARI FİLİSTİN’DE HAYATI ZORLAŞTIRIYOR</b></h2>
<span>Diğer yandan, World Weather Attribution grubunun önde gelen iklim bilimcilerinden oluşan uluslararası bir ekip tarafından yapılan hızlı</span><a href="https://mcusercontent.com/854a9a3e09405d4ab19a4a9d5/files/cb88e84a-a5c4-567b-1ed8-c1d494595b32/WWA_scientific_report_Asia_heatwaves.pdf"><span> ilişkilendirme analizine göre</span></a><span>, Nisan ayında Asya’da milyarlarca insanı etkileyen 40 derecenin üzerindeki aşırı sıcaklıklar, insan kaynaklı iklim değişikliği nedeniyle daha sıcak ve daha olası hale geldi. </span>

<b>Çalışma, iklim değişikliğinin şiddetlendirdiği sıcak hava dalgalarının Asya’da yoksulluk içinde yaşayan insanlar ve Gazze’de yerlerinden edilen 1,7 milyon Filistinli için hayatı nasıl daha da zorlaştırdığını vurguluyor.</b>

<span>Asya, geride bıraktığımız nisan ayında şiddetli sıcak hava dalgalarının etkisi altında kaldı. Güney ve Güneydoğu Asya’da Myanmar, Laos ve Vietnam en sıcak Nisan günü rekorlarını kırarken, Filipinler şimdiye kadarki en sıcak gecesini yaşadı. Hindistan’da sıcaklıklar 46 dereceye kadar ulaştı. </span>

<b>Batı Asya’da da aşırı sıcaklar yaşandı, Filistin ve İsrail’de 40 derecenin üzerinde sıcaklıklar görüldü. Bu ay, dünya genelinde kayıtlara geçen en  sıcak nisan ayı oldu ve üst üste 11’inci kez en sıcak ay rekoru kırıldı.</b>

<span>Çalışma, iklim değişikliğinin Asya’da yoksulluk içinde yaşayan ve savaşın etkileriyle mücadele eden insanlar için hayatı nasıl daha da zorlaştırdığını vurguluyor. </span>

<b>Gazze’de yerinden edilen 1,7 milyon insanın çoğu, ısıyı hapseden derme çatma çadırlarda yaşıyor, sağlık hizmetlerine ve temiz içme suyuna erişimleri sınırlı ve serinlemek için seçenekleri yok. </b>

<span>Güney ve Güneydoğu Asya’da kayıt dışı konutlarda yaşayan ve çiftçiler, inşaat işçileri ve sokak satıcıları gibi açık havada çalışan 100 milyonlarca insan aşırı sıcaklardan orantısız bir şekilde etkileniyor.</span>

<span>Sıcaklar ayrıca ürün kıtlığına, hayvan kaybına, su kıtlığına, balıkların toplu ölümüne de neden olduğu için gıda güvenliğini riskini artırıyor. </span>

<span>İsrail, Filistin’de insanları katlederken, aynı zamanda ekonomiyi, geçim kaynaklarını, kalkınma projelerini, toprağı, havayı, suyu da hedef alarak yok ediyor. İsrail’in stratejisi, bu toprakları özellikle kuzey ve doğudaki tarım alanlarını yok etmek ve insanları toprakları terk etmeye zorlamak şeklinde ilerliyor. Filistin’de hasarın onarılması belli ki 10 yıllar alacak gibi görünüyor.</span>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>‘Kıyılar halkındır’ sözü lafta kaldı, kıyılar işgalci MUÇEV’e emanet edildi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/kiyilar-halkindir-soezu-lafta-kaldi-kiyilar-isgalci-muceve-emanet-edildi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/kiyilar-halkindir-soezu-lafta-kaldi-kiyilar-isgalci-muceve-emanet-edildi</guid>
<description><![CDATA[ ‘Kıyılar halkındır’ sözü lafta kaldı, kıyılar işgalci MUÇEV’e emanet edildi ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/05/kiyilar-halkindir.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>‘Kıyılar, halkındır’, sözü, lafta, kaldı, kıyılar, işgalci, MUÇEV’e, emanet, edildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<span><b>Bakan Özhaseki’nin kıyılardaki işgale geçit vermeyeceklerini söylemesine rağmen Marmaris’te MUÇEV ve Global Marina I. Derece arkeolojik SİT alanına marina yapmaya çalışıyor, Sinpaş GYO turizm sezonunda inşaat yasağını delerek kıyı talanı gerçekleştiriyor…</b></span>

<span>Geçtiğimiz günlerde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, kıyıların özel işletmeler eliyle kullanımının ücretli hale getirilmesine tepki göstererek, “Kıyılar halkındır” dedi, gerek karada, gerek denizde düzenlemeye gidileceğini vurguladı.</span>

<span>Özhaseki, “Kıyılar halkındır, herkes kıyı alanlarını özgürce kullanmalıdır” diyor ancak işin uygulama kısmına baktığımızda durumun söylenenden çok farklı olduğunu görüyoruz.</span>

<span>Kıyılar, irili ufaklı şirketlerin işgali altında. </span>

<span>Bakan Özhaseki’nin getirileceğini söylediği düzenlemelerin kıyılardaki otel zincirleri başta olmak üzere, kıyıları marinalarla, dev işletmelerle, projelerle işgal eden sermaye gruplarını kapsayıp kapsamayacağı merak konusu…</span>

<span>8 bin 333 kilometrelik sahil şeridine sahip Türkiye’nin farklı bölgelerinde halka açık olması gereken pek çok nokta erişime kapalı durumda.</span>

<span>Başta otel ve marina projeleri olmak üzere özel izinlerle, hatta ruhsatsız birtakım projelerle sahillere erişim engellenirken, çok ciddi ekolojik yıkımlar da arka arkaya geliyor.</span>

<b>Anayasa’nın 43’üncü Maddesi “Kıyılar, devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir” derken, 3621 Sayılı Kıyı Kanunu’nda paralel şekilde,“Kıyılar, devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Kıyılar, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır. Kıyı ve sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir” maddesi yer alıyor.

<img class="alignnone wp-image-114556 size-full" src="https://yeniarayis.com/wp-content/uploads/2024/05/MUCEV-1.png" alt="" width="1600" height="900"></b>

<span>Söz konusu yasal güvencelere rağmen kamunun sahillere eşit ve adil bir biçimde erişimi kısıtlanıyor, güvenlik duvarlarının ardına hapsolan sahillere ulaşmak için yüksek ücretler talep ediliyor, ekonomik kriz ve yüksek enflasyon erişim sorununu her geçen gün daha da derinleştiriyor. </span>

<span>Böylece bir yandan büyük bir çevre tahribatı oluşurken diğer yandan kıyılara erişim sınıfsal şekilde sınırlandırılmış oluyor. </span>

<span>Son yıllarda kıyı talanının en fazla yaşandığı Marmaris’te çevreciler aynı anda pek çok projeyle mücadele etmek zorunda kalıyor. </span>

<span>Marmaris Kent Konseyi Çevreden Sorumlu Yürütme Kurulu Üyesi Halime Şaman ile, Marmaris’teki kıyı işgallerinin son durumunu konuştuk. Şaman’ın projelerle ilgili değerlendirmeleri şöyle:</span>

<span>“Marmaris Körfezi içinde yer alan Doğan Tugay’ın sahibi olduğu Albatros Marina, ÇED’de süre aşımı olmasına rağmen ÇED varmış gibi bir iskele büyütmesi gerçekleştirdi. Açılan dava reddedilmişti ama Danıştay geri gönderdi. Ancak, dosya iki yıldır ilerlemiyor. Burası Sığla Ormanı’nı zarara uğratacak bir yerde bulunuyor. Buraya izin verilmeye çalışılıyor.</span>

<span>Hisarönü’nde 142 parselde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın abisi Mustafa Erdoğan’ın dünürüne ait bir araziye yaşlı bakımevi yapılacak diye üçüncü kez imar plan değişikliği yapıldı. İki dava kazanıldı, üçüncü imar plan değişikliği yapıldı ona da dava açtık. Bu dava da yine bekletiliyor, ancak o arada binalar yükseldi.</span>
<blockquote><em><b>“MUÇEV şu anda Selimiye’de çok küçük bir marina işletiyor. Koyun hemen sağında şu ana kadar gizledikleri ama bizim belgesine ulaştığımız MUÇEV’e yeni bir kiralama daha söz konusu. Koyu MUÇEV’e kapatmak üzere bir çalışma yapıyorlar.”</b></em></blockquote>
<h2><b>SELİMİYE’DE MUÇEV’E YENİ YAT LİMANI ALANI KİRALANDI</b></h2>
<span>Selimiye’de MUÇEV Marina kapasite büyütmek istiyor, bununla ilgili ÇED süreci başladı. Buraya muhtemelen “ÇED gerekli değildir” kararı verecekler. Verildiği anda da dava konusu yapacağız. MUÇEV şu anda Selimiye’de çok küçük bir marina işletiyor. Koyun hemen sağında şu ana kadar gizledikleri ama bizim belgesine ulaştığımız MUÇEV’e yeni bir kiralama daha söz konusu. Koyu MUÇEV’e kapatmak üzere bir çalışma yapıyorlar.”</span>

<b>Muğla Çevre Vakfı’nın (MUÇEV) adında vakıf geçiyor ancak bu Muğla Valiliği tarafından kurulan bir anonim şirket. Yönetiminde pek çok AKP’linin yer aldığı şirket, Ege ve Akdeniz kıyılarının baş işgalcisi. Bu vakıf görünümlü şirkete kıyıları kiralayarak, MUÇEV eliyle gerek marina gerek başka işletmeler şeklinde kıyılara çökülmesinin önünü açıyorlar.</b>

<span>MUÇEV, son olarak Marmaris Karacasöğüt Koyu’nun I. derece SİT alanı olarak tescil edilmesine rağmen buradaki inşaat çalışmasıyla gündeme geldi. Bölge halkının ve çevrecilerin direnişi sonrası şirket çalışmalarını durdurmak zorunda kaldı. </span>

<span>MUÇEV ilk olarak proje için 2020’de Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na başvuruda bulunarak “ÇED gerekli değildir” kararı aldı. Bölge halkının mücadelesi sonucunda karar iptal edilirken şirket 2022 yılında ÇED kararı için tekrar başvurdu. Bakanlık ise projeye 25 Haziran 2023’te “ÇED olumlu” kararı verdi.</span>
<blockquote><em><b>“Ancak burada diğer yandan I. derece arkeolojik SİT alanında kalan Global Marina’nın “ÇED Gerekli Değildir” davasına devam ediyoruz. Burası Global Marin Sportif Denizcilik Turizm şirketinin sahibi Mahmut Saral’a ait. Zamanında yelkencilik okulu olarak izinlerini almış, bütün faaliyetleri eğitim ve spor amaçlı olmak zorunda. Onun dışında herhangi bir ticari faaliyet yapamaz. Ancak, anlaşması böyle olduğu halde bu görmezden geliniyor ve oraya marina yapılması için izin çıkartılmaya çalışılıyor.”</b></em></blockquote>
[video width="848" height="474" mp4="https://yeniarayis.com/wp-content/uploads/2024/05/WhatsApp-Video-2024-05-30-at-18.52.58.mp4"][/video]
<h2><b>MUÇEV İŞGALİ BİTMEDEN GLOBAL MARİNA İŞGALİ BAŞLADI</b></h2>
<span>Halime Şaman’ın konuyla ilgili paylaşımları ise şöyle:</span>

<span>“MUÇEV’in Karacasöğüt’te “ÇED olumlu” kararı verilen bir marina projesi vardı. Geçen hafta Danıştay’da “ÇED olumlu” kararı iptal edildi. Burada yapılan dalışlar esnasında tarihi eserlere rastladık, Bodrum Müzesi’ne bildirdik ve ardından burası I. derece arkeolojik SİT alanı ilan edildi. MUÇEV Marina’nın bir kısmı da orada kaldığı için Danıştay olumlu kararın iptalini onadı. </span>

<span>Ancak burada diğer yandan I. derece arkeolojik SİT alanında kalan Global Marina’nın “ÇED Gerekli Değildir” davasına devam ediyoruz. Burası Global Marin Sportif Denizcilik Turizm şirketinin sahibi Mahmut Saral’a ait. Zamanında yelkencilik okulu olarak izinlerini almış, bütün faaliyetleri eğitim ve spor amaçlı olmak zorunda. Onun dışında herhangi bir ticari faaliyet yapamaz. Ancak, anlaşması böyle olduğu halde bu görmezden geliniyor ve oraya marina yapılması için izin çıkartılmaya çalışılıyor.”</span>

<b>Türkiye’nin çevre ve ekoloji örgütleri, sermaye kadar bilirkişi heyetlerinin sermayeden yana tavırlarıyla da mücadele etmek zorunda kalıyor.</b>

<span>Global Marina’ya ilişkin olarak bilirkişi heyeti “ÇED Gerekli Değildir” kararının uygun olduğu yönünde oybirliği ile görüş bildirdi. Proje alanının orman, doğal SİT, Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesi içerisinde yer alması da bilirkişi heyetinin olumlu görüş vermesini engelleyemedi. </span>

<b>Danıştay 4. Dairesi’nin MUÇEV Marina için verilen “ÇED olumlu” kararını projenin sadece bir bölümü 1. derece arkeolojik SİT alanında kaldığı için iptal ettiğini de tekrar hatırlatalım.</b>

<span>Halime Şaman, Bozburun’da da daha yeni 200 teknelik bir imar plan değişikliğinin askıya çıktığını, bu projenin de detayları üzerinde çalıştıklarını ve gerekli itirazları yakında yapacaklarını kaydetti.</span>
<blockquote><em><b>“Sinpaş GYO tarafından yapılan otel ve devre mülk projesinin dörtte üçü tamamlandı. İnşaat yasağının başlamasına rağmen dağları taşları yerinden oynatıp indirmeye devam ediyorlar.”</b></em></blockquote>
<h2><img class="alignnone wp-image-114561 size-full" src="https://yeniarayis.com/wp-content/uploads/2024/05/Global-Marin.png" alt="" width="1600" height="900"></h2>
<h2><b>SİNPAŞ, TURİZM SEZONUNDA İNŞAAT YASAĞINI TAKMIYOR</b></h2>
<span>Şaman ile son olarak Marmaris’te yıllardır çevrecilerin mücadelesini sürdürdüğü Sinpaş GYO’nun projesiyle ilgili son durumu konuştuk:</span>

<span>“Sinpaş GYO tarafından yapılan otel ve devre mülk projesinin dörtte üçü tamamlandı. İnşaat yasağının başlamasına rağmen dağları taşları yerinden oynatıp indirmeye devam ediyorlar. Valiliğin, kaymakamlığın, belediyenin gözü önünde çalışmalar sürüyor. Sinpaş, peyzaj çalışması yapıyoruz, belediyeden izin aldık, başka bir şey yapmıyoruz diyor ama geceleri kamyon trafiği devam ediyor. Turizm bölgesi olduğu için 15 Mayıs-15 Kasım arasında inşaat yasağı var ancak Sinpaş, kesintisiz her türlü faaliyetini sürdürüyor. </span>

<span>Ayrıca, kendi tapulu arazisi dışında milli parktan 15 hektar alanı işgal etmiş durumda.</span>

<span>“ÇED olumlu” kararının iptali için Marmaris Kent Konseyi olarak bir dava açmıştık. Bizimle birlikte Muğla Büyükşehir Belediyesi de dava açmıştı. Belediye burada kanalizasyon, içme suyu gibi altyapılarının olmadığını ve bunlara ilişkin altyapıyı sağlamayacağını da belirtmişti. Belediye, bu şartlarda 6 ila 10 bin kişilik nüfusu buraya getiremezsiniz dedi. Buna rağmen “ÇED olumlu” kararı verildi. Mahkeme belediyenin davasını reddetti, birleştirme kararı olmamasına rağmen bu gerekçe gösterilerek bizim davamız da reddedildi. Buna itiraz ettik, dava Danıştay’da. Bu davanın sonucunu bekliyoruz. İki tane de ruhsat iptal davası açmıştık, bunları da takip ediyoruz.”</span>
<blockquote><em><b>Greenpeace Akdeniz, sahillerde çevre tahribatının da altını çizerek açıkladığı kampanyasının özellikle Türkiye’de ekonomik eşitsizliklerin derinleştiği bu dönemde, sahiller gibi kamusal alanların herkesin erişimine açılmasını, sosyal adaletin sağlanması açısından kritik bir başlangıç noktası olarak tarif ediyor. </b></em></blockquote>
<h2><b>GREENPEACE AKDENİZ, KIYI HAKKI İÇİN KAMPANYA BAŞLATTI</b></h2>
<span>Kıyılar hepimizin ve bu hakkın yurttaşların elinden alınmaması için de gerekli mücadelenin sürdürülmesi gerekli. Tam da bu meseleyle ilgili Greenpeace Akdeniz bir kampanya başlattı. </span>

<span>Greenpeace Akdeniz başta Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı olmak üzere her bir devlet kurumunu sorumluluk almaya ve göstermelik uygulamalar yerine kapsamlı ve iddialı adımlar atmaya çağıran kampanyasına </span><a href="http://hepimiz.in/"><span>http://hepimiz.in</span></a><span> sitesi üzerinden katılmak mümkün.</span>

<span>Greenpeace Akdeniz, sahillerde çevre tahribatının da altını çizerek açıkladığı kampanyasının özellikle Türkiye’de ekonomik eşitsizliklerin derinleştiği bu dönemde, sahiller gibi kamusal alanların herkesin erişimine açılmasını, sosyal adaletin sağlanması açısından kritik bir başlangıç noktası olarak tarif ediyor. </span>

<span>Greenpeace Akdeniz ayrıca Türkiye’nin dört bir yanında yükselen çağrılara destek vererek, farklı örgüt ve inisiyatiflerle iş birliği içerisinde sahillerin çevre koruma ilkesine uygun şekilde adil erişime açılmasını talep ediyor.</span>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İstanbul’a ihanetin tablosu: 197 bin 811 projeye &amp;quot;ÇED Gerekli Değildir&amp;quot; kararı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/istanbula-ihanetin-tablosu-197-bin-811-projeye-ced-gerekli-degildir-karari</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/istanbula-ihanetin-tablosu-197-bin-811-projeye-ced-gerekli-degildir-karari</guid>
<description><![CDATA[ İstanbul’a ihanetin tablosu: 197 bin 811 projeye &quot;ÇED Gerekli Değildir&quot; kararı ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/06/Istanbul-ihanetin-tablosu.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>İstanbul’a, ihanetin, tablosu:, 197, bin, 811, projeye, ÇED, Gerekli, Değildir, kararı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<span><b>Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nin İstanbul Çevre Durum Raporu’na göre, ÇED Yönetmeliği 30 yılda 23 kez değiştirildi. 30 yılda İstanbul’da 277 projenin "ÇED Olumlu" kararı ile, 197 bin 811 projenin de "ÇED Gerekli Değildir" kararıyla uygulanmasına izin verildi. Böylece ekolojik yıkıma yol açan projeler ÇED süreçlerinden muaf tutuldu.</b></span>

<span>TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi, her yıl olduğu gibi bu yıl da Ekolojik Yıkımla Mücadele Haftası kapsamında İstanbul Çevre Durum Raporu’nu 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde kamuoyuyla paylaştı.</span>

<span>Bu yılki raporda İstanbul’un içme, kullanma ve atıksu durumu, atık yönetimi, toprak kirliliği, hava kalitesi, arazi kullanımı, kentleşme baskısı, afete karşı direnci, iklimi ve ÇED süreçleri incelenirken, incelemeler sonucunda çarpıcı pek çok sonuca ulaşıldı.</span>

<span>"Ekolojik Yıkımla Mücadelede İstanbul’un Gerçekleri: İstanbul Çevre Durum Raporu 2024" başlığıyla paylaşılan <a href="https://cmo.org.tr/ekolojik-yikimla-muecadelede-istanbul-un-gercekleri-istanbul-cevre-durum-raporu-2024-202406051113" target="_blank" rel="noopener">raporda</a></span><span> farklı inceleme alt başlıkları altında çarpıcı tespitler, durum değerlendirmesi ve çözüm önerilerine yer verildi.</span>

<span>AKP hükümetleri dönemini kapsayan 20 yıldan fazla sürede en fazla eleştirilen, tepki gören ve çevre örgütleri tarafından mücadelesi yürütülen konuların başında çevre düzeni planlarına uyulmaması, ÇED süreçlerinin doğru şekilde işletilmemesi, projelerin kamu denetiminden kaçırılması, kentin betona, asfalta teslim edilmesi, orman varlıkları başta olmak üzere doğal ekosistemlerin bozulması, parçalanması ve çarpık kentleşmeye göz yumulması gibi konular geliyor. </span>

<span>Bu açıdan raporda en önemli bulduğum başlıklardan bir tanesi "İstanbul’da ÇED Süreçlerinin Değerlendirilmesi" başlığı. Bu başlık altında çok önemli veri ve tespitlere yer veriliyor. </span>

<span>ÇED Yönetmeliği’nde verilen tanımı çerçevesinde ÇED, "gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları" ifade ediyor.</span>

<b>İlk defa yürürlüğe girdiği 1993 yılından bu yana 23 kez değişikliğe uğrayan ÇED Yönetmeliği nedeniyle onlarca yıkım projesinin önündeki yasal engeller kaldırıldı.</b>

<b>Sadece İstanbul’da 30 yılda 277 projenin "ÇED Olumlu" kararı ile 197 bin 811 projenin ise “ÇED Gerekli Değildir” kararıyla uygulanmasına izin verildiği görülüyor. </b>

<b>Verilen bu kararlarla birlikte geri dönülemez ekolojik yıkıma yol açan projeler ÇED süreçlerinden muaf tutuldu.</b>

<b>İstanbul özelinde sadece 2023 yılında ise 10 projeye "ÇED Olumlu" Kararı verildi.</b>

<span>Çevre koruma mevzuatında bu kadar sıklıkla değiştirilen başka bir yönetmelik bulunmadığı gibi bu durum sermaye baskısının çevreyi korumakla yükümlü kurumlarda ne derece etkin olduğunun da başka bir göstergesi. </span>

<span>Raporda bu konuya ilişkin, "Yapılan bu değişikliklerle yönetmeliğin etkinliği sıfırlanmış ve amacının tersine ekolojik yıkımın önünü açan ve onu yasallaştıran bir aparata dönüştürülmüştür" ifadesine yer veriliyor. </span>
<blockquote><em><b>"Buradan çıkan sonuç, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na başvurusu yapılan her 10 projeden 9’unun aynı Bakanlığın vermiş olduğu kararlarla, çevresel etki değerlendirmesi sürecinin dışında bırakıldığıdır. Sadece bu istatistikler bile ÇED süreçlerinin işlevsizleştirildiğinin somut delilidir."</b></em></blockquote>
<h2><b>10 PROJEDEN 9’UNA YOL VERİLMİŞ</b></h2>
<span>Raporda, ÇED süreçlerine dair başka önemli değerlendirmeler ise şöyle:</span>

<span>"Çevresel Etki Değerlendirmesi İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü tarafından yayınlanan 1993-2023 yılları arası ÇED Karar Sayıları’nı gösterir istatistiklere göre; 30 yıllık dönem içinde yapılan toplam 86 bin 306 proje başvurusundan sadece 77 proje hakkında "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumsuz" yani proje yapılamaz kararı verilmiştir. "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı verilen, yani çevresel etki değerlendirmesi süreci dışında bırakılan proje sayısı ise 77 bin 434’dür.</span>

<span>Buradan çıkan sonuç, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na başvurusu yapılan her 10 projeden 9’unun aynı Bakanlığın vermiş olduğu kararlarla, çevresel etki değerlendirmesi sürecinin dışında bırakıldığıdır. Sadece bu istatistikler bile ÇED süreçlerinin işlevsizleştirildiğinin somut delilidir."</span>

<span>ÇED konusundaki değerlendirmelerle ilgili diğer önemli tespitler şu başlıklar altında ifade edildi:</span>

<span>"Çevresel etki değerlendirmesi süreçleri, bir projenin ekosistemler üzerinde yol açacağı tahribatın önceden değerlendirilmesi ve önlem alınması, oluşabilecek ekolojik tahribatın çok yüksek olacağı durumlarda da projenin kamu yararına aykırı olacağının öngörülerek doğa katliamının oluşmadan önlenebilmesi açısından son derece kritik ve önemli süreçlerdir.</span>

<span>Türkiye’de İstanbul’da yaşanan ekolojik yıkımın temel sebeplerinde biri, bu yıkıma yol açan projelerin Çevresel Etki Değerlendirmesi sürecinin bilime ve uluslararası yasalara aykırı şekilde yürütülmesidir. </span>

<span>Ekolojik yıkıma yol açacak projeler "ÇED Gerekli Değildir" Kararları ile ÇED süreçlerinden ve dolayısıyla kamu denetiminden muaf tutulmaktadır.</span>

<span>ÇED sürecini, yatırımcının önünde bir ‘engel’ olmaktan çıkaran ve koruma/kullanma dengesini “ne pahasına olursa olsun kullanma” yönünde değiştiren politikaların acilen terkedilmesi gerekmektedir.</span>

<span>Çevresel Etki Değerlendirmesi süreçlerinde yer alan tüm tarafların özeleştiri yaparak bilimi, doğayı ve canlıyı önceleyen yaklaşımları benimsemesi en temel gerekliliktir."</span>
<blockquote><em><b>Marmara Denizi’ndeki kirliliğin boyutu İstanbul’un yaşadığı en önemli çevre sorunlarının başında geliyor. Deniz ekosisteminin olmazsa olmazı sudaki çözünmüş oksijen oranı pek çok noktada sıfıra inerken ve deniz ekosistemi tamamen yok olurken, müsilaj gibi gözle görülebilen çevresel sorunlar da gün yüzüne çıktı.</b></em></blockquote>
<h2><b>MARMARA DENİZİ’NDEKİ KİRLİLİĞİN BOYUTU VE MÜSİLAJ</b></h2>
<span>Raporda dikkat çeken diğer başlıklardaki temel tespitler ise şöyle:</span>
<ul>
 <li><span>İstanbul’un 2023 verilerine göre su ihtiyacını karşılayan baraj kapasitelerinin yüzde 59,42’si Avrupa Yakası’nda, yüzde 40,58’i Asya Yakası’nda yer alıyor. Buna karşılık İstanbul nüfusunun yüzde 64,07’si Avrupa Yakası’nda yüzde 35,92’si ise Anadolu Yakası’ yaşıyor. Kanal İstanbul ve Yenişehir Projesi ile Avrupa Yakası’nda İstanbul’un su havzaları yapılaşmaya açılırken aynı zamanda bölgede nüfus artışı gerçekleşecek, Avrupa Yakası için kişi başına düşen su miktarındaki dezavantajlı durum daha da kötüleşecek.</span></li>
 <li>Mevcut durumda İstanbul, Sakarya’da bulunan Melen Havzası’nın suyuna muhtaç. Kente 200 kilometre uzaklıkta yer alan ve yüksek enerji tüketimiyle İstanbul’a içme ve kullanma amacı ile iletilen suyun kalitesi ise 3. veya 4. sınıf su niteliğinde. Ayrıca Düzce’nin tüm kirleticileri Melen suyuna karışıyor ve havzanın korunması ile ilgili ciddi bir önlem alınmıyor. Bu durum İstanbul halkına sağlıklı su verilebilmesi için uygulanması gereken arıtma ihtiyacını ve maliyetini artırıyor.</li>
 <li>İstanbul’un atıksu yönetimi de tıpkı içme suyu gibi acil çözüme kavuşturulması gereken sorunları bünyesinde barındırıyor. Kentteki 90 adet atıksu arıtma tesisinde, toplam atık suyun yüzde 43’ü sadece ön arıtmadan geçirilerek Marmara Denizi’ne deşarj ediliyor. Bu tesislerde atıksudan sadece fiziksel olarak içindeki iri ve çökelebilen katı maddeler ayrılıyor, biyolojik arıtma işlemi yapılmıyor. 2023’te atıksu arıtma tesislerinden geri kazanılan atıksu miktarı da çok düşük. İstanbul’da geri kazanılan atıksu miktarı 29.285.760 metreküp, bu miktar toplam atık suyun yalnızca yüzde 1,78’i kadar. Geri kalan atıksu alıcı ortama deşarj ediliyor.</li>
 <li>Mega projeler, 16 milyona yaklaşan resmi nüfusuyla, düzensiz kentleşmesiyle ve ihtiyacı karşılayamayan altyapısıyla, herhangi bir müdahale olmasa dahi doğal taşıma kapasitesini çoktan aşmış İstanbul ekosistemini yok olmanın eşiğine getirdi. Özellikle 2009 yılında onaylanan İstanbul ili 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nın kentin kuzeyindeki hassas ekosistemlerin korunmasını gözeten esasına sadık kalınmalı. Ancak gerçekleştirilen Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve bağlantı yolları, Kuzey Marmara Otoyolu ve İstanbul Havalimanı projeleri ile birlikte bu ilke açıkça ihlal edildi. Yatırım programına alınan projeler incelendiğinde de bu ihlalin ve İstanbul’un yaşam alanlarına yönelik yapılaşma baskısının devam edeceği görülüyor. Kanal İstanbul ve Yeni Şehir Rezerv Alanları Projesi ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nca Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü kullanacak şekilde İstanbul’un kuzeyinden geçecek Gebze-Çatalca demiryolu hattı projesi, bu ihlalin ve İstanbul’un kuzeyindeki yapılaşmanın devam edeceğini gösteriyor.</li>
 <li>Marmara Denizi’ndeki kirliliğin boyutu İstanbul’un yaşadığı en önemli çevre sorunlarının başında geliyor. Bir iç deniz olan Marmara Denizi, birbiri üzerinde yer alan ve hidrografik özellikleri çok farklı iki su kütlesinden oluşuyor. Üstteki akıntı Karadeniz’den gelen akıntı, alttaki akıntı ise Akdeniz kökenli akıntı ve en iyi şartlar altında bile sadece yüzde 10’u Karadeniz’e ulaşabiliyor. Buna rağmen, deniz tabanındaki bu akıntı 30 yılı aşkın süredir "derin deniz deşarjı" adı altında arıtılmamış atıksuların deşarj alanı haline getirildi. Deniz ekosisteminin olmazsa olmazı sudaki çözünmüş oksijen oranı pek çok noktada sıfıra inerken ve deniz ekosistemi tamamen yok olurken, müsilaj gibi gözle görülebilen çevresel sorunlar da gün yüzüne çıktı.</li>
 <li>Raporda gürültü kirliliği ise İstanbul'da plansız kentleşmenin getirmiş olduğu sorunların en önemli sonuçlarından biri olarak değerlendiriliyor. Gürültü kirliliğini yaratan başlıca etmenler, ulaşım, sanayi, inşaat ve şantiye çalışmaları, eğlence amaçlı müzik yayını yapan işletmeler, rekreasyon faaliyetleri olarak sıralanıyor. Rapora göre, merkezi hükümetlerin uyguladığı hatalı ekonomi politikalarının bir sonucu olarak İstanbul'un aldığı kontrolsüz göçün plansız kentleşmeye yol açtığı vurgulanırken, "Konutlarla eğlence mekanlarının, sanayi kuruluşlarının, atölyelerin iç içe olması, gürültüye hassas alanların oluşturulmaması, çevre düzeni planlarında yapılan değişiklikler gibi nedenlerle gürültü kirliliği canlı yaşamını tehdit eder boyutlara ulaştı" tespiti yapıldı.</li>
 <li>İstanbul'da hava kirliliği de önemli çevre sorunlarından biri. Raporu göre sanayi, ısınma, inşaat ve trafik kaynaklı kirlilik, hava kalitesini ciddi şekilde etkiliyor. Raporda Kuzey Ormanları'nın bu olumsuz tabloyu bir nebze olsun iyileştirdiği ifade ediliyor. Hâkim rüzgâr yönü poyraz olan İstanbul, kuzeyinde yer alan ormanlar sayesinde kötü olan tablosunu iyileştirebiliyor. Ancak, hava kirleticilere dair yapılan ölçümlerin de standartlara uygun şekilde açıklanmadığına dikkat çekiliyor.</li>
</ul>
<span>Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi, İstanbul’daki yaşamı daha iyi hale getirebilmek için yapılması gerekenleri ise şöyle sıraladı:</span>

<span>"İstanbul’da uygulanan kar amaçlı yatırım programları sonucu ortaya çıkan kirlilik ve yapılaşma baskısı, canlı yaşamını tehdit eder boyuta ulaşmıştır. </span>

<span>Kentleşme politikalarının gözden geçirilmesi, iklim değişikliğine karşı dirençli altyapı çözümlerinin uygulanması, kentin iklim değişikliği etkilerine karşı daha dayanıklı hale gelmesi için yeşil alanların artırılması, geçirimsiz yüzeylerin azaltılması ve enerji verimliliğinin artırılması ertelenemez zorunluluklardır. </span>

<span>Kentin iklimini, flora ve faunasını tehdit eden mega projelerden vazgeçilmeli, en önemli varlıklarından biri olan Kuzey Ormanları tahribatına son verilmeli, İstanbul’un su havzalarına, tarım, orman ve mera alanlarına zarar verebilecek, kentin kirlilik yükünü artıracak tüm projeler iptal edilmeli ve yenilerine izin verilmemelidir.</span>

<span>İstanbul mevcut yapısıyla dahi kendi kendine yetebilir bir kent olmaktan çıkmış, başta su kaynakları olmak üzere çevre illerin doğal varlıklarını tüketen bir kente dönüşmüştür. Bu durum yaşamın devamlılığı için derhal tersine çevrilmelidir."</span>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İBB “Yürü be İstanbul” sloganını çabuk unuttu, Adalar’a “Yürüme İstanbul” dönemi geldi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/ibb-yuru-be-istanbul-sloganini-cabuk-unuttu-adalara-yurume-istanbul-doenemi-geldi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/ibb-yuru-be-istanbul-sloganini-cabuk-unuttu-adalara-yurume-istanbul-doenemi-geldi</guid>
<description><![CDATA[ İBB “Yürü be İstanbul” sloganını çabuk unuttu, Adalar’a “Yürüme İstanbul” dönemi geldi ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/06/azmanbus-3.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>İBB, “Yürü, İstanbul”, sloganını, çabuk, unuttu, Adalar’a, “Yürüme, İstanbul”, dönemi, geldi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<strong>İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İstanbul’u yürüyerek keşfetme alışkanlığı kazandırmak için “Yürü be İstanbul” uygulaması başlatmıştı. İBB, yürüyüş güzergahlarına Adalar’ı dahil etmediği gibi şimdi de azman minibüsleri Adalar’a getirerek, İstanbullular’a adeta “Adalar’da yürüme İstanbul” mesajı verdi</strong>

Prens Adaları’nda faytonların kaldırılmasının üzerinden geçen yaklaşık beş yılda ulaşım sorunu çözülemiyor, tartışma çok başka eksenlere kayarak ilerliyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), 2020’de kaldırılan faytonların yerine Adalar’da ulaşım için 40 adet 13 kişilik elektrikli araç sistemi getirdi. 30 Nisan 2024 tarihinde tescilsiz olan bu araçların faaliyetleri İBB'ye bağlı Ulaşım Koordinasyon Merkezi (UKOME) kararıyla sonlandırıldı. Bunun yerine de İstanbul’da şehiriçi ulaşımında kullanılan minibüslere benzer elektrikli Adabüsler, ada sokaklarına girdi. Fakat, bu araçların boyutları ada karakteristiğine uymadığı ve farklı tehlikeler yarattığı yönündeki tartışma büyüyor.

Yeni Arayış’ta “<a href="https://yeniarayis.com/pelincengiz/adalara-coken-cokene-kiyi-talani-yetmedi-minibus-isgaline-acildi/" target="_blank" rel="noopener">Adalar’a çöken çökene: Kıyı talanı yetmedi, minibüs işgaline açıldı</a>” başlıklı şu yazının üzerinden bir ay geçti, ancak ne konu çözümlenebildi, ne de Adalılar’ın ulaşım hakkına dair olumlu bir gelişme yaşanabildi.

Bir aydır Prens Adaları’nda ne oluyor? Kısaca hatırlayalım…

Prens Adaları’nın tamamında kullanılan elektrikli küçük dolmuş ve taksiler yerine buralara minibüs büyüklüğünde “azmanbüs” denilen araçlar sokulmak istenirken, elbette Adalılar bu araçların Adalar’a sokulmasına karşıydı.

Adalar’da kısa sürede konuyla ilgili 4 bin 500 imza toplandı, imzalar hem İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne hem de İETT’ye elden ulaştırıldı ancak yüz yüze görüşme sağlanamadı.
<blockquote><em><strong>Araçların tescillerinin uzatılması konusunda söz verildi ancak ardından oldubittiye getirilerek bu “azmanbüsler” Büyükada’ya sokulmaya çalışıldı, Adalılar’ın tepkileri ile bu püskürtüldü ve araçlar garaja çekildi. Ancak, birkaç gün sonra bir gece yarısı gemilerle yeni minibüsler getirilerek hizmete açıldı. Minibüslerin garajdan çıkışını engellemek isteyenlere polis müdahale ederken, gözaltına alınanlar da oldu.</strong></em></blockquote>
<h2><strong>ESKİ ARAÇLARIN TESCİL SÜRELERİ UZATILMADI</strong></h2>
İBB, 2020’den beri kullanılan elektrikli araçların nisan ayında tescil sürelerinin dolduğunu ve araçların tescilsiz olduğunu ve bu sebeple Karsan’a bu araçları ürettirdiklerini belirtti. Araçların tescillerinin uzatılması konusunda söz verildi ancak ardından oldubittiye getirilerek bu “azmanbüsler” Büyükada’ya sokulmaya çalışıldı, Adalılar’ın tepkileri ile bu püskürtüldü ve araçlar garaja çekildi.

Ancak, birkaç gün sonra bir gece yarısı gemilerle yeni minibüsler getirilerek hizmete açıldı. Minibüslerin garajdan çıkışını engellemek isteyenlere polis müdahale ederken, gözaltına alınanlar da oldu.

Bu arada tescil beklenen araçlarla ilgili hiçbir bilgilendirme de yok.

Prens Adaları’nda 12 binden fazla akülü araç var. Bu da aslında batarya yangını denen başka bir tehlikenin de habercisi. Bu araçlarda olabilecek batarya yangını, patlama şeklinde gerçekleşiyor ve maalesef suyla söndürülemiyor. En ufak bir alev alma durumunda yüzde 60’ı orman olan adalardan örneğin Büyükada’nın tamamı 4,5 saatte yanabilir. Bu süre Heybeliada için sadece 2,5 saat.

UKOME’nin Adalar’a uygun araçlara tescil vermeyerek, bu azman minübüsleri dayatması nedeniyle Adalar’da ciddi bir kaos yaşanıyor.
<blockquote><strong><em>Her ne kadar İBB, “Yürü be İstanbul” güzergahlarına Adalar’ı dahil etmemiş olsa da, zaten bu minibüsleri buralara getirerek, İstanbullular’a “Adalar’da yürüme İstanbul” mesajı vermiş oldu.</em> </strong></blockquote>
<h2><strong>ADALAR’DA ADETA YÜRÜYÜŞ YAPILMASI İSTENMİYOR</strong></h2>
Mesele burada ulaşımdan ziyade günübirlik gelen turistleri daha hızlı ve daha büyük araçlarla gezdirmek. Bu gezdirme faaliyeti sebebiyle Adalılar’ın ulaşım hakkı ellerinden alınıyor, adaya gelenler yürümeye değil de bu araçlara binmeye yönlendiriyor.

<strong>İBB, İstanbul’u yürüyerek keşfetme alışkanlığı kazandırmaya yönelik “Yürü be İstanbul” (</strong><a href="https://yurube.istanbul/"><strong>https://yurube.istanbul/</strong></a><strong>) sloganlı aktiviteyi hızlı unutmuşa benziyor. </strong>

<strong>Büyükada 5,4 kilometrekare, Heybeliada 2,34 kilometrekare, Burgazada 1,5 kilometrekare ve Kınalıada 1,36 kilometrekare yüzölçümüne sahip. Adalar içinde en büyük olan Büyükada</strong><strong>’</strong><strong>da bile yerleşim yeri bir uç</strong><strong>tan di</strong><strong>ğ</strong><strong>er uca 1</strong><strong>,5 saatte yürünebiliyor. </strong>

<strong>Her ne kadar İBB, “Yürü be İstanbul” güzergahlarına Adalar’ı dahil etmemiş olsa da, zaten bu minibüsleri buralara getirerek, İstanbullular’a “Adalar’da yürüme İstanbul” mesajı vermiş oldu. </strong>
<blockquote><strong><em>Kıyı Hareketi Dayanışma Ağı’ndan Derya Tolgay: “Bu minibüsler İstanbul’un her yerinde kullanılabilir ancak Adalar’ı İstanbul’a dönüştürmeyin, konu bu. Burada tersine işleyen bir süreç var. Adalar İstanbullular’ın o yüzden herkes tarafından korunması gerekiyor. Bağ bahçe orman alanlarının nasıl SİT dereceleri düşürülür ve buralardan nasıl meta olarak faydalanılır bunun peşine düştüler. Adalar sermayeye ne kazandırır, bunun peşindeler.”</em> </strong></blockquote>
<h2><strong>ADALAR’I SERMAYEYE PEŞKEŞ ÇEKME PEŞİNDELER</strong></h2>
Bütün bu tartışmaların önemli bir kısmında Adalar için yapılan imar planları var.

1984’te SİT alanı ilan edilen Prens Adaları’na ilişkin uzun yıllar herhangi bir koruma planı olmadı. Kasım 2021’de Marmara Denizi ve Adalar, “Özel Çevre Koruma Bölgesi” olarak ilan edildi. Adalar ile ilgili hazırlanacak koruma planında yetki, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na devredildi.

Daha önce bir plan üzerine çalışmaya başlayan İBB ise tamamladığı koruma planını Bakanlık ile paylaştı. Bakanlığın da yaptığı değişiklilerle birlikte hazırlanan imar planında Bakanlık ve iBB anlaştı.

Prens Adaları’ndaki bu minibüs ısrarının arka planını Kıyı Hareketi Dayanışma Ağı’ndan Derya Tolgay ile konuştuk.

“Bu minibüsler İstanbul’un her yerinde kullanılabilir ancak Adalar’ı İstanbul’a dönüştürmeyin, konu bu. Burada tersine işleyen bir süreç var. Adalar İstanbullular’ın o yüzden herkes tarafından korunması gerekiyor.

Yakın zamanda Adalar Koruma İmar Planları açıklanmıştı. Birtakım rotalar oluşturuldu, ne kadar dönüm bağ bahçe var, buraya ne büyüklükte bir site düşünülüyor, başka bir bölgeye nasıl bir otel yapılmak isteniyor, nerelerde orman alanında SİT derecesi düşürülmüş bunlar tespit edildi. Bağ bahçe orman alanlarının nasıl SİT dereceleri düşürülür ve buralardan nasıl meta olarak faydalanılır bunun peşine düştüler. Adalar sermayeye ne kazandırır, bunun peşindeler.

Plan tamamen bunun üzerine kurulu. İki yıl katılımcı planlama adı altında pek çok toplantı yapıldı, daha sonra bu imar planları oluşturuldu. Ancak daha sonra müsilajdan dolayı Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığı burayı Özel Koruma Bölgesi ilan etti. Plan yapma yetkisi de Cumhurbaşkanlığına ve Bakanlığa geçti. Açıklama beklememize rağmen, İBB bu konularla ilgili bizi hiçbir şekilde bilgilendirmedi. Planlar askıya çıkarıldıktan sonra kıyıların, denizin planda olmadığını gördük. Mevcut sistemde olanı değiştirmek istememeleri, kopya ederek devam ettirmek istemeleri çok kötü. İBB, Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığı ile birlikte bu plana sahip çıktı.”

Adalar’da otel projeleriyle, villa projeleriyle hem kıyılar hem de Adalar’ın genel karakteristik özellikleri değiştirilmek isteniyor.
<blockquote><em><strong>“Örneğin, Büyükada’da Nizam Mahallesi</strong>’<strong>ndeki tarihi Seferoğlu Köşkü’nü restore edilerek, turistik bir tesis haline getirildi. Etrafına Princess Palace adı verilen villaların da yapıldığı bu alan Bahri Akdağ’ın sahibi olduğu Akdağ Turizm ve İnşaat şirketine ait. Buranın muhteşem peyzajının ortasına onlarca villa konduruldu, denize sıfır otel yapılıyor. Bütün dertleri denize sıfır bir dolgu alan üzerine heliport yapmak. Amaçları bir yandan da Adalar’ı soylulaştırmak.”</strong></em></blockquote>
<h2><strong>ADALAR’DA AMAÇ SOYLULAŞTIRMA YAPMAK…</strong></h2>
Tolgay, Büyükada’da yaşanan değişimi ise şöyle aktarıyor:

“Örneğin, Büyükada’da Nizam Mahallesi’ndeki tarihi Seferoğlu Köşkü’nü restore edilerek, turistik bir tesis haline getirildi. Etrafına Princess Palace adı verilen villaların da yapıldığı bu alan Bahri Akdağ’ın sahibi olduğu Akdağ Turizm ve İnşaat şirketine ait. Buranın muhteşem peyzajının ortasına onlarca villa konduruldu, denize sıfır otel yapılıyor. Bütün dertleri denize sıfır bir dolgu alan üzerine heliport yapmak. Amaçları bir yandan da Adalar’ı soylulaştırmak. Çünkü, o insanlar Adalar’a vapura binip gelmeyecek, jet motorlarına ya da helikopterlerine binerek gelecekler.”

Büyükada’nın tamamının kentsel ve doğal SİT alanı olması gerekçesiyle bu heliport projesi de geçmiş dönemlerde yargıya taşınmış ve hukuka aykırı bulunmuştu.

Adalar’ın hem ekolojik dengesini, hem kıyılarını hem de tarihi binalarını içine olan çok katmanlı, çok boyutlu, sistemik bir değişim ve dönüşüm sürecine sokulmak istendiğin anlıyoruz. Bu mesele sadece Adalılar’ın değil, nefes alınacak yerlerin hızla azaldığı bir mega kentte tüm İstanbullular’ın derdi olmalı…]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Şimşek’e soru: Fosil yakıtlara 43,8 milyar TL vergi teşviki sağlandığını biliyor musunuz?</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/simseke-soru-fosil-yakitlara-438-milyar-tl-vergi-tesviki-saglandiginibiliyor-musunuz</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/simseke-soru-fosil-yakitlara-438-milyar-tl-vergi-tesviki-saglandiginibiliyor-musunuz</guid>
<description><![CDATA[ Şimşek’e soru: Fosil yakıtlara 43,8 milyar TL vergi teşviki sağlandığını biliyor musunuz? ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/07/fosil-yakit.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Şimşek’e, soru:, Fosil, yakıtlara, 43, 8, milyar, vergi, teşviki, sağlandığını biliyor, musunuz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<span><strong>Fosil yakıtlara 2023’te vergi muafiyeti, istisnası ve indirimleri yoluyla 43,8 milyar TL teşvik sağlandı. Bu, yeni vergi paketinin devreye girmesiyle 2024'ün ilk dört </strong><strong>ay</strong><strong>ında elde edileceği hesaplanan 38,5 milyar TL’den fazla. Bu hesaplama, fosil yakıt teşviklerinden neden vazgeçilmesi gerektiğini net şekilde ortaya koyuyor</strong></span>

Türkiye, son günlerde yeni vergi paketinin içeriğini tartışıyor.

Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan ve yakın zamanda kamuoyuna sızan yeni vergi paketi taslağı pek çok yeni verginin gündemde olduğunun habercisi…

Daha taslak halindeyken vergi paketinin satır satır haber yapılması, Hazine ve Maliye Bakanlığı bürokrasisinde de tartışmaya neden oldu. Taslağın, Bakanlık tarafından değil, Cumhurbaşkanlığı bürokrasisi tarafından sızdırıldığı iddiaları da gündemde.

Malum Türkiye’de temel sorun doğrudan vergi gelirlerinin düşük olması.

Ancak, bu sızdırma operasyonu sonrası doğrudan vergilerin payını artırmaya yönelik birçok maddenin tartışmalar sonrası taslaktan çıkarıldığına dair de bazı haberler yer aldı.

Yeni vergi düzenlemelerini içeren paketin sızdırılmadığını, kamuoyunda yaratacağı etkiyi ölçmek için test amacıyla bilinçli olarak yayıldığını düşünenler de var.

Her ne kadar Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, vergi paketi hazırlığına ilişkin, “Bizim tercihimiz vergilendirilmeyen alanlardan vergi almak, vatandaşımıza yeni bir vergi yükü getirmek değil” dese de hepimiz uygulamada bunun böyle gerçekleşmeyeceğini biliyoruz.

Biz vergi paketine farklı bir açıdan bakalım, kamu maliyesi ve vergilendirme meselesine fosil yakıt teşvikleri yönünden ayna tutalım.

Türkiye’de düşük karbonlu ekonomiye geçiş ve iklim değişikliği mücadelesi başta olmak üzere enerjinin finansmanı üzerine çalışmalar yapan Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFİA) bu konuda çok önemli bir çalışmaya imza attı.
<blockquote><em><strong>Fosil yakıtlar Türkiye’de hatırı sayılır bir yere sahip. Bu durum hem iklim kriziyle mücadele dinamiklerini güçleştirirken, aynı zamanda Türkiye’nin net sıfır hedefleriyle de uyumsuz bir görünüm sergiliyor.</strong></em></blockquote>
<h2><strong>FOSİL YAKIT, İKLİM KRİZİYLE MÜCADELE DİNAMİKLERİNİ GÜÇLEŞTİRİYOR</strong></h2>
Fosil yakıt teşvikleri açısından raporun temel tespitleri neler bakalım…

Türkiye, son yıllarda enerji kaynaklarını çeşitlendirirken, yenilebilir enerjide de önemli bir gelişme gösterdi. Türkiye’nin yenilenebilir enerji kurulu güç kapasitesinde 2015-2022 yılları arasında <a href="https://www.irena.org/-/media/Files/IRENA/Agency/Statistics/Statistical_Profiles/Eurasia/Turkiye_Eurasia_RE_SP.pdf">yüzde 54 oranında bir artış</a> görülürken, 2021-2026 döneminde yenilenebilir<a href="https://iea.blob.core.windows.net/assets/5ae32253-7409-4f9a-a91d-1493ffb9777a/Renewables2021-Analysisandforecastto2026.pdf"> elektrik kapasitesinin yüzde 53 oranında artması</a> bekleniyor.

Bu ilerlemeler elbette sevindirici ancak bu kapasite artışlarına rağmen fosil yakıtlar Türkiye’de hatırı sayılır bir yere sahip. Bu durum hem iklim kriziyle mücadele dinamiklerini güçleştirirken, aynı zamanda Türkiye’nin net sıfır hedefleriyle de uyumsuz bir görünüm sergiliyor.

Türkiye, hali hazırda petrolde yüzde 93 ve doğalgazda ise yüzde 99 oranında ithalata bağımlı durumda.

Üstelik, bilinenin aksine, birincil enerji arzındaki kömür kaynakları içerisinde yüzde 55 oranında ithal kömür kullanan santraller var. Elektrik arzında ise yine ithal kömürlü termik santraller kaynaklı elektrik ağırlıkta. Bu haliyle Türkiye, fosil yakıtların üretim ve tüketimini desteklemeyi sürdürüyor.

<a href="https://enerji.gov.tr/Media/Dizin/EIGM/tr/Raporlar/TUEP/T%C3%BCrkiye_Ulusal_Enerji_Plan%C4%B1.pdf"><strong>Türkiye Ulusal Enerji Planı’nda</strong></a><strong> 2030 yılına kadar 1,7 GW yerli kömür santralinin sisteme dahil edileceği görülüyor. 2035 yılına kadar devreye alınacak yeni kömür kapasitesinin 3,2 GW’a erişmesi planlanıyor. </strong>

<strong>Diğer yandan, </strong><strong>Katma Değer Vergisi (KDV) muafiyeti, gelir vergisi istisnaları, yatırım destekleri, işveren tarafından ödenen sigorta primlerine istisnalar, vergi indirimleri gibi tedbirler yoluyla kömür, petrol ve doğalgazda ithalata bağımlılığın azaltılmasına odaklanan önemli destekler söz konusu. </strong>

<strong>Önümüzdeki yıllarda hedeflenen kapasite artışlarının gerçekleştirilmesi için bu alanda daha fazla bütçe ve vergi harcaması yapılması beklenebilir.</strong>

Fosil yakıt teşvikleri, fosil yakıt kullanımının artışı yoluyla neden olduğu çevre ve sağlık maliyetlerinin yanında, yenilenebilir enerji kaynakları karşısında fosil yakıtlara maliyet avantajı da sağlıyor. Böylece yenilenebilir kaynakların tercih edilirliği zorlaşıyor.

Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFiA) Türkiye’de fosil yakıt teşviklerini incelediği çalışmasında fosil yakıt kullanımıyla doğrudan ilişkili teşvik kalemlerini hesaplamaya dahil etti. 2023 yılındaki vergi harcamaları kapsamında, harcama oluşan 18 teşvik başlığı hesaplamada baz alındı.

<strong>En güncel verilerle değerlendirildiğinde, 2022 yılında 29,3 milyar TL olan vergi harcamaları 2023 yılında 43,8 milyar TL’ye yükseliyor.</strong>

<strong>Aynı dönemde bütçe transferlerinin 12,1 milyar TL’den 20 milyar TL’ye yükseldiği görülüyor. Böylece, 2022 yılında 41,4 milyar TL olan toplam fosil yakıt teşviklerinin, 2023 yılı itibarıyla 63,8 milyar TL’ye yükseldiği göze çarpıyor.</strong>

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın hazırladığı ve kamuoyuna sızan yeni vergi paketinde Türkiye’nin küresel asgari kurumlar vergisi uygulamasına uyumunu sağlayacak zorunlu düzenlemelerden, diğer gelir ve kurumlar vergisi düzenlemelerine, kripto varlıklardan işlem vergisi alınmasından, borsa kazançlarının vergilendirilmesine, yem ve gübredeki KDV istisnasının kaldırılmasına kadar birçok ayrıntılı madde yer alıyor.

Yeni vergi paketiyle gündeme taşınan bu tartışmalar iklim krizini ve bunun kamu maliyesindeki yansımalarını tartışmak açısından da önemli bir fırsat sunuyor.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, geçtiğimiz günlerde düzenlenen İklim Ekonomisi-Sürdürülebilirlik Finansman Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, Türkiye’nin 2003 başından 2024 ilk çeyreği sonuna kadar geçen 21 yılda fosil yakıtlara 900 milyar dolar ödediği bilgisi verdi. Bu rakam Türkiye’nin bu dönemdeki birikimli toplam cari açığının 1,5 katı. Şimşek’in fosil yakıt teşviklerinin kaldırılması gerekliliğine ilişkin görüşlerini paylaşmış olması, bu konunun kendisinin gündeminde olduğunu gösteriyor.
<blockquote><em><strong>Fosil yakıt teşviklerinden vazgeçerek önerilen vergi paketindeki </strong><strong>yurt dışı çıkış harcının 20 kat artışından beklenen gelirden yüzde 75 daha fazla gelir elde edilebilir. Anayasal bir hak olan seyahat özgürlüğü kısıtlanmadan, kamu bütçesini desteklemek mümkün.</strong></em></blockquote>
<h2><strong>YURT DIŞI HARCININ 20 KAT ARTIŞINDAN BEKLENENDEN YÜZDE 75 FAZLASI</strong></h2>
Fosil yakıt teşviklerinden vazgeçerek kamu gelirlerini kayda değer oranda artırmak mümkün.

<strong>Sadece 2023 yılında fosil yakıtlara sağlanan vergi muafiyeti, istisnası ve indirimleri yoluyla sağlanan 43,8 milyar TL’lik teşvik tutarı, yeni vergi paketinin devreye girmesiyle 2024 yılının dört ayında elde edileceği hesaplanan gelirden (38,5 milyar TL) yüzde 14 daha fazla. </strong>

SEFİA’nin yaptığı hesaplamalara göre, fosil yakıt teşviklerinden vazgeçerek hem vergi paketinde öne çıkan önlemleri telafi etmek hem sosyal ve ekonomik fayda gözetmek mümkün:
<ul>
 <li>Fosil yakıt teşviklerinden vazgeçerek önerilen vergi paketindeki yurt dışı çıkış harcının 20 kat artışından beklenen gelirden yüzde 75 daha fazla gelir elde edilebilir.Anayasal bir hak olan seyahat özgürlüğü kısıtlanmadan, kamu bütçesini desteklemek mümkün.</li>
 <li>2023 yılında fosil yakıtlara sağlanan vergi teşvikleri ile kira geliri istisnalarının kaldırılması yoluyla elde edilmesi beklenen 40 milyar TL’lik geliri karşılamak mümkün.Barınma sorunundaki mevcut problemleri derinleştirmek yerine, fosil yakıt teşviklerinden vazgeçilebilir.</li>
 <li>Yem ve gübre teslimlerindeki KDV istisnasının kaldırılması ile elde edilecek gelir, sadece 2023 yılında fosil yakıtlara sağlanan vergi teşviklerinin yüzde 78’i kadar.Fosil yakıtları teşvik etmek yerine tarım ve hayvancılığı destekleyerek hem üretim korunabilir hem de gıda enflasyonu azaltılabilir.</li>
 <li>Sadece 2023 yılında fosil yakıtlara sağlanan 43,8 milyar TL’lik vergi teşviki tutarıyla, borsa kazançlarının vergilendirilmesi ile elde edilmesi beklenen gelirin yüzde 60’ı karşılanabilir. Fosil yakıt teşviklerinden vazgeçerek vergi yükü azaltılabilir ve ekonomi güçlendirilebilir.</li>
</ul>
Fosil yakıt teşviklerinden vazgeçilmesi kamu maliyesi açısından önemli bir kaynağa işaret ediyor. Türkiye’nin fosil yakıt teşviklerini sürdürmekteki ısrarı, hatırı sayılır bir kaynak harcamasına neden olmasının yanında, enerjide ithal bağımlılığını artırması bakımından da cari işlemler dengesini bozucu bir etkiye neden oluyor.

Bunun yanında çevresel, sosyal ve sağlık maliyetleri, ve özellikle de Türkiye’nin 2053 net sıfır hedefleri göz önünde bulundurulduğunda, fosil yakıt teşviklerinin kaldırılmasından sağlanacak tasarruflar, kamu faydasını gözeten ve Türkiye’nin 2053 net sıfır patikası ile uyumlu kalkınma patikasını destekleyecek alanlara yönlendirilebilir.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Havada, karada, denizde yanıyoruz…</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/havada-karada-denizde-yaniyoruz</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/havada-karada-denizde-yaniyoruz</guid>
<description><![CDATA[ Havada, karada, denizde yanıyoruz… ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/07/sicaklik-harita.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Havada, karada, denizde, yanıyoruz…</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<span><strong>Copernicus İklim Değişikliği Servisi, 21 ve 22 Temmuz günlerinde yeni sıcaklık rekorları kırıldığını açıklarken, Türkiye’nin denizleri de giderek ısınıyor. Ekosistem üzerinde çok yıkıcı etkilere sebep olabilecek deniz suyu sıcaklıkları bu hafta Akdeniz kıyılarında 33 dereceye kadar çıkarken, Karadeniz sahillerinde 30 dereceye yükseldi…</strong></span>

Geçtiğimiz yıl küresel anlamda iklim rekorları kırıldı, en sıcak günler, eşi benzeri görülmemiş okyanus sıcaklığı, buzulların geri çekilmesi, orman yangınları, seller ve kurak günler yaşandı. Artık içinde bulunduğumuz her yıl geride bıraktığımız bir önceki yılın iklim rekorları egale ediyor.

İklim değişikliği artık gelecekte olabilecekler üzerine kurgusal bir olgu değil, bizzat içinde olarak, yaşayarak deneyimlediğimiz bir gerçeklik…

Geçtiğimiz günlerde geçen yılın en sıcak günü rekoru bu yıl tekrar kırıldı.

<strong>21 Temmuz 2024 tarihinin “en sıcak gün” olduğunu açıklayan Avrupa Birliği Copernicus İklim Değişikliği Servisi (C3S) daha sonra 22 Temmuz 2024 gününün daha da sıcak olduğunu kaydetti.</strong>

C3S, <a href="https://climate.copernicus.eu/new-record-daily-global-average-temperature-reached-july-2024?utm_source=socialmedia&utm_medium=tw&utm_id=news--record-temperature-0724&s=08">küresel ortalama sıcaklığın en yüksek olduğu günün 17,09 derece ile 21 Temmuz 2024 olduğunu açıkladıktan</a> hemen sonra 22 Temmuz 2024 gününde yeni bir sıcaklık rekoru kırıldığını belirtti.

C3S verilerine göre 22 Temmuz’da hava sıcaklığı 17,15 dereceye ulaştı.

<strong>Buradaki kritik tespit ise şu: 21 Temmuz’dan önce rekor, 6 Temmuz 2023 yılında 17,08 derece ile kırılmıştı. Ancak 21 ve 22 Temmuz’da art arda daha sıcak günler yaşandı. 6 Temmuz 2021 ile 21 Temmuz 2024 rekorları arasındaki farkın 0,01 dereceydi. C3S, 22 Temmuz’daki rekorda kırılan rekorda 0,06 derecelik artış yaşanması tipik farklardan daha büyük olduğuna dikkat çekti.</strong>

Diğer yandan Temmuz 2023’ten beri önceki yıllara kıyasla sıcaklıklar çok daha hızlı artıyor. Bu tarihten beri küresel ortalama sıcaklık rekoru, 16,9 derece ile 13 Ağustos 2016’da yaşanmıştı. 3 Temmuz 2023’ten beri 58 gün, daha önceki yıllara göre daha sıcak geçti.

<img class="alignnone wp-image-120241 size-full" src="https://yeniarayis.com/wp-content/uploads/2024/07/iklim-krizi.jpeg" alt="" width="680" height="553">

21 Temmuz’da kırılan ilk rekorla ilgili olarak C3S Direktörü Carlo Buontempo, “Gerçekten şaşırtıcı olan, son 13 ayda kaydedilen sıcaklıkların önceki rekorlarla farkının ne kadar büyük olduğu… Artık gerçekten keşfedilmemiş bir bölgedeyiz ve iklim ısınmaya devam ettikçe gelecek aylarda ve yıllarda yeni rekorlar kırıldığını göreceğiz” değerlendirmesinde bulundu.

Küresel sıcaklıklar, Kuzey Yarımküre’nin yaz mevsimine denk gelen haziran sonu-ağustos başı arasındaki dönemde yıllık zirveye ulaşma eğilimi gösteriyor. Bunun nedeni Kuzey Yarımküre’nin geniş kara kütlelerinin yaz aylarında Güney Yarımküre’deki okyanusların soğumasından daha hızlı ısınması.

C3S analizlerine göre günlük küresel ortalama sıcaklıklardaki ani artışların, Antarktika’nın büyük bölümünün ortalamanın üzerinde ısınmasıyla ilişkili olma ihtimali yüksek. Antarktika deniz buzu miktarındaki azalma da Güney Okyanusu’nun bazı kısımlarının ortalamadan fazla ısınmasına neden oluyor.

<strong>Geçen yı</strong><strong>l rekor d</strong><strong>üzeyde sıcak geçerken, küresel ortalama yüzeye yakın sıcaklıkların sanayi öncesi seviyelerin 1,45</strong><strong>°</strong><strong>C derece üzerine çıktığını teyit etti. Bu küresel ısınmanın 1.5</strong><strong>°</strong><strong>C derece sınırlandırılması hedefinin artık imkansız hale geldiğinin de bir göstergesi…</strong>

Karasal anlamda gezegenin en sıcak yılları yaşanırken elbette deniz suyu sıcaklarındaki artışlar dikkat çekici. İklim krizinin giderek sıklığı ve etkisi artan sonuçları denizlerde de etkisini giderek daha fazla gösteriyor.

Geçtiğimiz yıllarda ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi (NOAA) verileri, deniz yüzey sıcaklığının arttığını ortaya koymuş, dünyada küresel ısınmaya bağlı olarak son 120 yılda deniz yüzey sıcaklığının 1,1 derece arttığını tespit etmişti.

Dünyada deniz yüzey sıcaklığı iklim modellerine göre 21’inci yüzyılın sonuna kadar artmaya devam edecek.
<blockquote><em><strong>Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün Deniz Suyu Sıcaklıkları sayfasından görüleceği üzere son verilerle birlikte Adana Karataş, Hatay İskenderun, Mersin, Antalya, Kemer, Fethiye, İzmir ve Yalova sahillerindeki deniz suyu sıcaklıkları 30 dereye ulaşmış durumda.</strong></em></blockquote>
<h2><strong>DENİZ SUYU SICAKLIKLARI 30 DERECEYE ULAŞMIŞ DURUMDA</strong></h2>
Küresel anlamda dünya genelinde bunlar yaşanıyorken, ibreyi Türkiye’ye doğru çevirelim ve son duruma bir bakalım.

<strong>Küresel iklim krizine bağlı sıcaklık artışlarıyla birlikte Türkiye’nin üç tarafındaki denizlerde deniz suyu sıcaklıklarında da rekor artışlar görülmeye başladı. </strong>

<strong>Ekosistem üzernde çok yıkıcı etkilere sebep olabilecek deniz suyu sıcaklıkları bu hafta içinde Akdeniz kıyılarında 33 dereceye kadar çıkarken, Karadeniz sahillerinde 30 derecelere kadar yükseldi.</strong>

Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün Deniz Suyu Sıcaklıkları sayfasından görüleceği üzere son verilerle birlikte Adana Karataş, Hatay İskenderun, Mersin, Antalya, Kemer, Fethiye, İzmir ve Yalova sahillerindeki deniz suyu sıcaklıkları 30 dereye ulaşmış durumda.

İstanbul Boğazı'nın yanı sıra Karadeniz Bölgesi’nde yer alan Cide, Bartın, Ünye, Giresun sahillerinde bile 28 dereceyi bulan deniz suyu sıcaklıkları Arhavi’ye gelindiğinde 30 derecenin üzerine çıktı.

Bunun bize getireceği birtakım olumsuzluklar söz konusu…

Denizler en önemli karbon yutak alanlarıdır. Her şeyden önemlisi denizler ısındıkça atmosferde karbondioksit konsantrasyonu artmaya devam edecek ve dolayısıyla karasal alanlar daha fazla ısınacak.

<strong>Uzmanlar, denizlerdeki özellikle oksijen seviyesinin yarı yarıya azaldığı uyarısında bulunuyor. Denizlerde oksijen seviyesi azaldıkça karbon yutak alan özelliği de kayboluyor.</strong>

Deniz yüzeyindeki yüksek sıcaklıkların derinlere karışamaması sonucu yüzeyde bir tabaka oluşuyor. Bu tabakadan dolayı planktonların ihtiyaç duyduğu ve derin denizlerde bulunan besinler yukarı çıkamadığının, yüzeydeki oksijen de derinlere inemiyor.

Karadeniz zaten oksijen azlığıyla bilinen bir deniz… Akdeniz'den yoğun oksijen getiren suyun da artık yeteri kadar o bölgeyi oksijenlendiremediği ve Karadeniz’de durumun iyiye gitmediği belirtiliyor. İklim krizine bağlı olarak, deniz suyunda sıcaklığın artması ve buharlaşma, Karadeniz'in yok olmasına ya da ölmesine kadar ilerleyebilir. Denizlerin sağlıklı olabilmesi için suların birbirine karışması gerekiyor ancak son yıllarda Karadeniz nehirlerden de yeterince beslenemiyor.
<blockquote><span><em><strong>Denizlerdeki ısınmanın artışı yüzünden balık popülasyonunun da giderek azalacağını öngörmemek mümkün değil. Türkiye’nin denizleri ısınıyor, karasal anlamda hissettiğimiz aşırı sıcaklardan denizler de etkileniyor ve durum giderek tehlikeli bir hale dönüşüyor. Ekosistem üzerindeki bu ağır tahribatları bir nebze olsun azaltabilecek politikalar ve eylem planlarından ise kimsenin bahsettiği yok…</strong></em></span></blockquote>
<h2><strong>BALIK POPÜLASYONUNU DA AZALABİLİR</strong></h2>
Diğer yandan istilacı balık türlerinde artış görülebilir, denizanası popülasyonunda da ciddi artış yaşanabilir.

Ayrıca, deniz suyu sıcaklığına bağlı buharlaşma daha fazla görüleceği için ani ve şiddetli yoğun yağışlarla fırtınaların sayısında da ciddi artışlar olacak.

Denizlerdeki ısınmanın artışı yüzünden balık popülasyonunun da giderek azalacağını öngörmemek mümkün değil. İklim krizi baskısı altındaki denizlerde yaşam her geçen biraz daha yok oluyor.

Türkiye’nin denizleri ısınıyor, karasal anlamda hissettiğimiz aşırı sıcaklardan denizler de etkileniyor ve durum giderek tehlikeli bir hale dönüşüyor.

Ekosistem üzerindeki bu ağır tahribatları bir nebze olsun azaltabilecek politikalar ve eylem planlarından ise kimsenin bahsettiği yok, hatta belki sorunun vahametinin bile farkında değiller…

 ]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yılda 50 bin gemi Marmara Denizi’ni nasıl kirletiyor?</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/yilda-50-bin-gemi-marmara-denizini-nasil-kirletiyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/yilda-50-bin-gemi-marmara-denizini-nasil-kirletiyor</guid>
<description><![CDATA[ Yılda 50 bin gemi Marmara Denizi’ni nasıl kirletiyor? ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/05/Bogazinkeyfini-kaciranlar.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Yılda, bin, gemi, Marmara, Denizi’ni, nasıl, kirletiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<span><b>İstanbul Boğazı ve çevresinde, çeşitli ulaşım türlerinden kaynaklanan toplam emisyonların yüzde 10’u gemilerden kaynaklanıyor. Türk Boğazlar Sistemi’nin, Emisyon Kontrol Alanı ilan edilmesi halinde bölgeden geçen gemilerin daha temiz yakıtlar kullanması, kirlilikte yüzde 80’e varan azalma sağlayabilir.</b></span>

<span>Bu yazıda yakın zamanda açıklanan ve özellikle İstanbul ile Marmara Denizi’nde süregelen kirliliğe dikkat çeken iki ayrı çalışmadan bahsetmek istiyorum. Her ne kadar birbirinden bağımsız çalışmalar olsa da, aslında ikisi de içinde bulunduğumuz hava kirliliği durumuna farklı bilimsel açılardan bakıyor.</span>

<span>İstanbul’da hava kirliliğini 37 hava kalitesi izleme istasyonundan yedi yıl boyunca topladıkları veriler üzerinden inceleyen uzmanlar, insan sağlığı için tehlikeli bazı kirleticilerin sınır değerlerin üzerinde tespit edildiği yönünde uyarılarda bulunuyor. </span>

<span>Yeni yayınlanan bilimsel bir<a href="https://www.sciencedirect.com/science/article/abs/pii/S1309104224000540?via%253Dihub"> çalışmaya</a> </span><span> göre, kanserojen ilan edilen ince partikül maddenin (PM2,5) sadece kentlerin merkezlerinde değil, kırsal alanlarda da Dünya Sağlık Örgütü’nün sınır değerlerinden yüksek olduğunu gösterdi. </span>

<span>PM2,5 birçok sağlık sorununun temel nedenlerinden biri olarak gösteriliyor. </span>

<span>Özellikle solunum sisteminden akciğerlere kadar ulaşabilen bu kirletici, İstanbul’da en az tespit edildiği yerlerde bile Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği yıllık ortalama değerin iki katı seviyesinde tespit edildi. </span>

<span>Uzmanlar, henüz PM2,5 kirliliği için bir üst sınır belirlememiş olan Türkiye’nin bir an önce yönetmeliği güncellemesi gerektiğine dikkat çekiyor. </span>

<span>PM2,5 ve PM10 olarak adlandırılan iki kirletici arasındaki temel fark ise, partikül çapları ve içerikleri. PM2,5, 2,5 mikrometreden küçük, PM10 ise 10 mikrometreden küçük partikülleri ifade ediyor. Boyutu küçüldükçe partikül maddenin solunması ve kana karışması daha kolay hale geldiğinden insan sağlığı açısından son derece tehlikeli olabiliyor. </span>
<blockquote><em><b>İstanbul, hem çok fazla nüfus yoğunluğuna sahip olması hem de ekonomik anlamda Türkiye’nin lokomotifi olması dolayısıyla, ciddi hava kirliliği baskısı altında. Ülke ticaretinin yarısından fazlası İstanbul’da yapılıyor ve ürünlerinin dörtte birinden fazlası bu kentte üretiliyor. Tekstil, metal, kimya gibi birçok kirletici sektör, İstanbul ve civarında üretim yapıyor.</b></em></blockquote>
<h2><b>İSTANBUL CİDDİ HAVA KİRLİLİĞİ BASKISI ALTINDA</b></h2>
<span>Bu çalışmada İstanbul’a dair başka önemli bulgular da var. </span>

<span>Mesela, çoğu istasyonda Türkiye’nin belirlediği yıllık ortalama limitin üzerinde tespit edilen PM10’un en yüksek konsantrasyonları taş ocaklarının yakınındaki Sultangazi istasyonunda ölçüldü.</span>

<span>Ayrıca, Esenyurt, Başakşehir, Tuzla istasyonları ile yerleşimin yoğun ve yakın olduğu bölgelerin yanı sıra Göztepe, Mecidiyeköy, Kağıthane ve Aksaray istasyonları gibi trafiğe yakın yerlerde en yüksek değerlerde ölçüldü. </span>

<b>Bu çalışma aynı zamanda İstanbul’da hava kirliliğinin en önemli kaynakları olarak karayolu trafiğine, sanayi bölgelerine ve İstanbul Boğazı’ndaki gemi trafiğine de işaret ediyor. </b>

<span>Çalışmada İstanbul’da yapılması gerekenlere ilişkin öneriler ise şöyle sıralanıyor:</span>

<em><span>“T</span><span>rafikteki fosil yakıtlı taşıtları, özellikle dizel araçları azaltmak, raylı sistemleri entegre şekilde kent geneline yaygınlaştırmak önemli. </span></em>

<em><span>Aksaray gibi tarihi yarımada içinde kirliliğin yüksek seyrettiği bölgelerde, ‘‘ultra düşük emisyon alanı’’ bölgeleri tasarlanabilir. </span></em>

<em><span>Ayrıca, şehir ile iç içe bulunan ve yerel konsantrasyonların önemli düzeyde artışına sebep olan sanayi tesislerine daha katı emisyon sınırlandırmaları getirmek, çevresel etki alanlarında izleme ve kontrol tedbirleri almalarını sağlamak da önemli bir azaltım stratejisi olabilir.</span></em>

<em><b>Marmara Denizi ve Boğazları’nın düşük emisyon salımı yapan gemilerin geçişi için gerekli girişimlerin yapılması değerlendirilmesi gereken çözüm önerileri arasında.”</b></em>

<span>İstanbul, hem çok fazla nüfus yoğunluğuna sahip olması hem de ekonomik anlamda Türkiye’nin lokomotifi olması dolayısıyla, ciddi hava kirliliği baskısı altında. </span>

<span>Ülke ticaretinin yarısından fazlası İstanbul’da yapılıyor ve ürünlerinin dörtte birinden fazlası bu kentte üretiliyor. Tekstil, metal, kimya gibi birçok kirletici sektör, İstanbul ve civarında üretim yapıyor. Kocaeli, Dilovası, Bursa ve Çorlu, sanayi dolayısıyla önemli kirlilik kaynaklarının olduğu yakın alanlar olarak öne çıkıyor. </span>

<span>Şehir içi alanlarda faaliyet gösteren ve önemli bir kirlilik kaynağı olan sanayi tesislerine, etki alanları olan çevrelerinde, hava kirliliğini sürekli izleme ve önleyici tedbirler alma zorunluluğu getirilmesi gerekiyor.</span>
<blockquote><em><b>İstanbul Boğazı kenarında gemi emisyonlarını izleme amacı ile kurulmuş olan Kandilli istasyonunda SO2 konsantrasyonlarının, şehrin yerleşim alanlarına kıyasla iki kat daha yüksek değerler aldığı tespit edildi. </b></em></blockquote>
<h2><b>İSTANBUL BOĞAZI’NDAN HER YIL 50 BİN GEMİ GEÇİYOR</b></h2>
<span>Bu çalışmada, sülfürdioksit (SO2) değerlerinin İstanbul’un hiçbir noktasında yıllık sınır değerin üzerinde olmadığı gözlendi. </span>

<span>Ancak, İstanbul Boğazı kenarında gemi emisyonlarını izleme amacı ile kurulmuş olan Kandilli istasyonunda SO2 konsantrasyonlarının, şehrin yerleşim alanlarına kıyasla iki kat daha yüksek değerler aldığı tespit edildi. </span>

<span>Dolayısıyla, Marmara ve Boğazları’nın gemi emisyon kontrol alanı olarak ilan edilmesi, gemi bacalarından salınan SO2 emisyonlarının şehir atmosferine olan bu katkısını azaltmak için etkili bir yöntem olarak değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekildi.</span>

<span>Kısa süre önce, bu çalışmadaki temel bulguları ve özellikle gemi geçişleriyle ilgili tespitleri destekleyen başka bir araştırma daha açıklandı.</span>

<span>Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Levent Bilgili tarafından<a href="https://jag.journalagent.com/jems/pdfs/JEMS_10_3_202_209.pdf"> yayınlanan çalışmaya</a> </span><span>göre, d</span><span>ünyanın en önemli ticaret rotaları arasında bulunan Çanakkale ve İstanbul Boğazları’ndan her yıl 50 bine yakın gemi geçiyor. Ancak bu gemiler, yaktıkları ağır fosil yakıtlar nedeniyle Marmara Bölgesi’nde yüksek seviyelerde kaydedilen hava kirliliğinin önemli sebepleri arasında. </span>

<span>İstanbul Boğazı ve çevresinde, çeşitli ulaşım türlerinden kaynaklanan toplam emisyonların yaklaşık yüzde 10’unun gemi kaynaklı olduğu düşünülüyor.</span>

<span>Levent Bilgili’nin çalışmasında tespit ettiği bulgularla ilgili değerlendirmeleri şöyle:</span>

<span>“Gemi faaliyetleri nedeniyle açığa çıkan kükürt ve azot oksitler ile parçacıklı maddelerin, solunum ve dolaşım sistemi hastalıklarının yanı sıra erken yaşta ölümlere sebep olduğu biliniyor. </span>

<span>Bu kirliliği büyük ölçüde azaltmanın yolu ise Türk Boğazlar Sistemi’ni ‘‘Emisyon Kontrol Alanı’’ ilan etmek. </span>

<span>Emisyon Kontrol Alanı, devletlerin önerisi ve Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün (IMO) onayıyla kabul edilen özel bir deniz alanıdır. Bir deniz bölgesi emisyon kontrol alanı ilan edildiğinde, o bölgeden geçen gemilerin kullandığı yakıtlar ve motorları denetlenerek, neden olabilecekleri kükürt ve azot oksit emisyonları sınırlandırılır. </span>

<span>Bu alanların dışında seyreden gemilerin kullandığı yakıtlarda, kütlece yüzde 0,5 oranında kükürt bulunabilirken, bu alanlara giren gemilerde bu oran yüzde 0,1 olmak zorundadır. Buna ek olarak, azot oksitlerin de belli bir seviyenin altında bulunması gerekir. Bu şartları sağlayamayan gemiler, emisyon kontrol alanlarına giremez.</span>

<b>Marmara Bölgesi ve burada yaşayan 25 milyonluk nüfus, kirleticilere uygulanacak bu gibi bir sınırlamadan</b> <b>büyük ölçüde yarar sağlayabilir. 2022 yılında yayınlanan ve Türk Boğazlar Sistemi’ni Emisyon Kontrol Alanı ilan etmenin hava kirliliğine etkisinin hesaplandığı bu çalışmaya göre, bölgeden geçen gemilerin daha temiz yakıtlar kullanması, kirlilikte yüzde 80’e varan azalma sağlayabilir.</b><span> </span>

<b>Denizcilik Örgütü’nün (IMO) en güncel verilerine göre, dünyadaki toplam kükürt ve azot oksit emisyonlarının yüzde 24’ünden, parçacıklı maddelerin ise yüzde 9’undan gemiler sorumlu.</b>
<blockquote><em><b>Akdeniz de 1 Mayıs 2025 itibariyle emisyon kontrol alanı ilan edilecek. 2022 yılında alınan bu karara ilişkin öneri, Akdeniz’e kıyısı olan ülkeler tarafından Akdeniz Eylem Planı ve Barselona Sözleşmesi çerçevesinde 2021’de Türkiye’de gerçekleştirilen toplantıda hazırlanmıştı.</b></em></blockquote>
<h2><b>AKDENİZ EMİSYON KONTROL ALANI İLAN EDİLECEK</b></h2>
<span>Yıldan yıla artan bu kirlilik; Türk Boğazları’nın yanı sıra Kuzey Atlantik, Kuzey Pasifik, Çin Denizi, Cebelitarık, Süveyş ve Panama kanalları gibi dünyanın önemli ticaret rotalarında yoğunlaşıyor. Azaltılması için Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün geliştirdiği kapsamlı önlemlerin başında ise dünyadaki bazı bölgelerin emisyon kontrol alanı ilan edilmesi geliyor. </span>

<span>Halihazırda Emisyon Kontrol Alanı olarak onaylanmış olan Amerika Birleşik Devletleri - Kanada kıyıları ile Baltık Denizi’nde seyreden gemiler, daha düşük oranda kirletici üreten yakıtlar kullanmak zorundalar. Bunu yapmadıkları takdirde, bu sulara girişlerine izin verilmiyor. Çok başarılı sonuçlar veren bu uygulamada, doğru yakıt kullanıldığı takdirde kirleticiler neredeyse tamamen ortadan kaldırılabiliyor. </span>

<span>Avrupa Birliği de birçok limanında gemi emisyonları için etkin kısıtlamalar uyguluyor. Emisyon kontrol alanlarından bağımsız olarak tüm AB limanlarında, gemi yakıtlarında yüzde 0,1 kükürt sınırlaması geçerli.</span>

<span>Ayrıca Akdeniz de 1 Mayıs 2025 itibariyle emisyon kontrol alanı ilan edilecek. 2022 yılında alınan bu karara ilişkin öneri, Akdeniz’e kıyısı olan ülkeler tarafından Akdeniz Eylem Planı ve Barselona Sözleşmesi çerçevesinde 2021’de Türkiye’de gerçekleştirilen toplantıda hazırlanmıştı. </span>

<span>Cebelitarık Boğazı, Akdeniz’de belirlenen emisyon kontrol alanına dahil, fakat  Süveyş Kanalı kapsam dışında bırakılıyor. Uygulamanın, Akdeniz genelinde gemi emisyonları kaynaklı kirliliği ciddi ölçüde azaltacağı öngörülüyor. Ne var ki bu uygulama için öngörülen sınırlar, Çanakkale Boğazı girişinde son bulacak ve Marmara Denizi’ni kapsamayacak.”</span>

<span>Bir iç deniz olan Türk Boğazlar Sistemi’nin tüm kontrolü Türkiye’ye ait olsa da, bölgeden geçen gemiler, uluslararası deniz trafiğinin bir parçası. Bu nedenle bölgenin emisyon kontrol alanı olarak ilan edilmesi, ancak uluslararası kurallar çerçevesinde ve Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün çalışmalara dahil olmasıyla mümkün olabilir. Ayrıca böyle bir kararın alınması, çevresel olarak ve halk sağlığı açısından büyük yararlar sağlayacak olsa da, sosyal ve politik sorunlar yaratabilir. </span>

<span>Emisyon kontrol alanlarında kullanılması gereken yakıtlar, genellikle daha maliyetlidir. Dolayısıyla bu yakıtların kullanılması, navlun ücretlerinin ve haliyle de son tüketicinin marketten satın aldığı ürünlerin fiyatlarının artmasına yol açabilir. Bu nedenle, bu ve bunun gibi kararların sosyal boyutlarının da iyi incelenmesinde fayda görülüyor. İstanbul ve Çanakkale Boğazları’nın, Karadeniz’e kıyısı olan ülkelerin tek çıkış noktası olması, bu ülkeler üzerinde de baskı oluşmasına yol açacak potansiyele sahip.</span>

<span>Dolayısıyla, İstanbul ve Çanakkale Boğazları ile Marmara Denizi’nin korumak, üzerindeki yükü azaltmak ve elbette Boğaz’ın keyfini kaçırmamak için gemilerden kaynaklanan emisyonlar üzerine hızla harekete geçilmesi gerekiyor.</span>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kütahya&amp;apos;da Maden Sahası Rehabilitasyon Çalışmaları Denetlendi!</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/kutahyada-maden-sahasi-rehabilitasyon-calismalari-denetlendi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/kutahyada-maden-sahasi-rehabilitasyon-calismalari-denetlendi</guid>
<description><![CDATA[ Kütahya Orman Bölge Müdürlüğünce yürütülen proje kapsamında maden sahalarına rehabilitasyon çalışmaları yapılarak maden alanları doğaya geri kazandırılıyor ve toprak tekrar orman örtüsüne kavuşturularak, verimli hale getiriliyor.
Maden sahalarının rehabilitasyonunun doğa için büyük bir önemi olduğunu vurgulayan Orman Bölge Müdürlüğü yetkilileri, maden sahalarında yapılan rehabilitasyon çalışmalarının denetim ve kontrol mekanizmasının sağlıklı bir şekilde işletilmesi ile mümkün olduğunu ifade ettiler.
Gediz Orman İşletme Müdürlüğü, maden firması tarafından yapılan rehabilitasyon çalışmaları yapılan bölgede incelemelerde bulundu. Gediz Orman İşletme Şefi Osman Mozka tarafından yapılan inceleme ve denetleme, Orman Mühendisi İsa Kolay, firma yetkilileri ve Gediz Toplu Koruma Ekibinin katılımıyla gerçekleştirildi.

Denetlemede, maden firması tarafından yapılan rehabilitasyon projesi kapsamındaki çalışmalar kontrol edildi ve proje kapsamında yapılması gerekenler üzerinde bilgi alışverişinde bulunuldu. ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeraltihaber.com/images/haberler/2021/07/kutahyada-maden-sahasi-rehabilitasyon-calismalari-denetlendi-1626416621.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Kütahyada, Maden, Sahası, Rehabilitasyon, Çalışmaları, Denetlendi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span>Kütahya Orman Bölge Müdürlüğünce yürütülen proje kapsamında maden sahalarına rehabilitasyon çalışmaları yapılarak maden alanları doğaya geri kazandırılıyor ve toprak tekrar orman örtüsüne kavuşturularak, verimli hale getiriliyor.</span><br>
<span>Maden sahalarının rehabilitasyonunun doğa için büyük bir önemi olduğunu vurgulayan Orman Bölge Müdürlüğü yetkilileri, maden sahalarında yapılan rehabilitasyon çalışmalarının denetim ve kontrol mekanizmasının sağlıklı bir şekilde işletilmesi ile mümkün olduğunu ifade ettiler.</span><br>
<span>Gediz Orman İşletme Müdürlüğü, maden firması tarafından yapılan rehabilitasyon çalışmaları yapılan bölgede incelemelerde bulundu. Gediz Orman İşletme Şefi Osman Mozka tarafından yapılan inceleme ve denetleme, Orman Mühendisi İsa Kolay, firma yetkilileri ve Gediz Toplu Koruma Ekibinin katılımıyla gerçekleştirildi.</span></span></span></span></p>

<p><span><span><span><span>Denetlemede, maden firması tarafından yapılan rehabilitasyon projesi kapsamındaki çalışmalar kontrol edildi ve proje kapsamında yapılması gerekenler üzerinde bilgi alışverişinde bulunuldu.</span></span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sıfır Emisyon İçin Yeni Projelere Yatırım Yapılacak!</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/sifir-emisyon-icin-yeni-projelere-yatirim-yapilacak</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/sifir-emisyon-icin-yeni-projelere-yatirim-yapilacak</guid>
<description><![CDATA[ Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), dünya genelinde gaz talebinin giderek artacağını belirterek, 2050 yılına kadar sıfır emisyona ulaşma hedefinde olduklarını açıkladılar.

IEA tarafından hazırlanan Gaz Piyasası Raporu’na göre, doğalgaz talebi geçen yıla göre yüzde 1.9 azaldı. Ekonomilerde salgının etkilerinin azalmasıyla beraber bu yıl içinde küresel doğalgaz talebinin yüzde 3.6 oranında artması bekleniyor. 

Talepteki artışın Rusya ve Orta Doğu’dan karşılanacağı öngörülürken, ABD’de ise artan ihracat kapasitesini desteklemek amacıyla kaya gazı üretiminde yeni projelere yatırım yapılması planlanıyor. IEA Enerji Piyasaları ve Güvenliği Direktörü Keisuke Sadamori yaptığı açıklamada, “Doğalgazın verimli şekilde kullanılması gerekiyor. Gaz endüstrisinin daha temiz ve düşük karbonlu gazlara geçiş çabalarını önemli ölçüde artırması ve gereksiz metan emisyonlarını ele almak için hızlı ve etkili bir şekilde hareket etmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.  ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeraltihaber.com/images/haberler/2021/07/sifir-emisyon-icin-yeni-projelere-yatirim-yapilacak-1625638407.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Sıfır, Emisyon, İçin, Yeni, Projelere, Yatırım, Yapılacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span>Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), dünya genelinde gaz talebinin giderek artacağını belirterek, 2050 yılına kadar sıfır emisyona ulaşma hedefinde olduklarını açıkladılar.</span></span></span></span></p>

<p><span><span><span><span>IEA tarafından hazırlanan Gaz Piyasası Raporu’na göre, doğalgaz talebi geçen yıla göre yüzde 1.9 azaldı. Ekonomilerde salgının etkilerinin azalmasıyla beraber bu yıl içinde küresel doğalgaz talebinin yüzde 3.6 oranında artması bekleniyor. </span></span></span></span></p>

<p><span><span><span><span>Talepteki artışın Rusya ve Orta Doğu’dan karşılanacağı öngörülürken, ABD’de ise artan ihracat kapasitesini desteklemek amacıyla kaya gazı üretiminde yeni projelere yatırım yapılması planlanıyor. IEA Enerji Piyasaları ve Güvenliği Direktörü Keisuke Sadamori yaptığı açıklamada, “Doğalgazın verimli şekilde kullanılması gerekiyor. Gaz endüstrisinin daha temiz ve düşük karbonlu gazlara geçiş çabalarını önemli ölçüde artırması ve gereksiz metan emisyonlarını ele almak için hızlı ve etkili bir şekilde hareket etmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı. </span></span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Garanti BBVA’dan Türkiye’de Bir İlk! Net&amp;amp;Sıfır Bankacılık Birliği’ne Katıldı!</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/garanti-bbvadan-turkiyede-bir-ilk-netsifir-bankacilik-birligine-katildi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/garanti-bbvadan-turkiyede-bir-ilk-netsifir-bankacilik-birligine-katildi</guid>
<description><![CDATA[ Garanti BBVA, Birleşmiş Milletler Çevre Programı Finans Girişimi (UNEP FI) tarafından Nisan ayında lansmanı gerçekleştirilen Net-Sıfır Bankacılık Birliği’ne (Net Zero Banking Alliance- NZBA) katılarak Türkiye bankacılık sektöründe iklim değişikliğiyle mücadele taahhütleri doğrultusunda çok önemli bir adım attı. Sürdürülebilir finansı stratejik iş planının ana bileşenlerinden biri haline getiren Garanti BBVA, Paris Anlaşması’nın hedeflerine ulaşmak için tüm finansal sistemin harekete geçirilmesini destekleyen NZBA’nın Türkiye’den ilk ve tek imzacısı oldu.

Bankacılık sektörünün iklim için seferber edilmesinde tarihi bir adım olan Birlik, bankaları net sıfır taahhüdü altında birleştiren en büyük küresel girişim olarak hayata geçti. NZBA, Kasım ayında gerçekleştirilecek 26. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Taraflar Konferansı (COP26*) öncesinde, Net Zero için Glasgow Financial Alliance’ın bir parçası olarak kuruldu. Bankacılık sektörü özelinde, BM tarafından kurulan Net-Sıfır Bankacılık Birliği, küresel bankacılık varlıklarının neredeyse dörtte birini (37 trilyon ABD dolarının üzerinde) temsil eden ve 2050’ye kadar borç verme ve yatırım portföylerini net sıfır emisyonla uyumlu hale getirmeyi taahhüt eden 27 ülkeden 53 bankayı bir araya getiriyor. Yakın vadeli eylemleri hesap verebilirlikle birleştiren bu iddialı taahhütler, bankaların sağlam, bilime dayalı yönergeler kullanarak 2030 veya daha yakın bir dönem için bir ara hedef belirlemesini de talep ediyor.

Garanti BBVA’nın Net-Sıfır Bankacılık Birliği’ne katılması hakkında bilgi veren Genel Müdür Recep Baştuğ, “Sürdürülebilir kalkınma, iklim değişikliği ve eşitsizliklerle mücadele için 15 yıldan fazla süredir inisiyatif alıyor, yenilikçi finansman modellerimizle ülkemize öncülük ediyoruz. İklim değişikliğiyle mücadele için özellikle geçtiğimiz yıldan bu yana çok önemli adımlar attık. 2020 başında Bilime Dayalı Hedefler metodolojisi kapsamında 1,5 derece hedefiyle uyumlu olarak mutlak emisyon azaltım hedefini açıklayan Türkiye’deki ilk banka olduk. Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonlarımızı 2025 yılına kadar %29, 2035 yılına kadar %71 azaltmayı taahhüt ettik. Yine 2020 yılında sadece hedefimizi duyurmakla kalmayarak faaliyetlerimiz kaynaklı emisyonlarımızı referans yıla göre %75 oranında azalttıktan sonra kalan emisyonlarımız için de karbon kredisi satın aldık. Böylece karbon nötr banka olarak, 2035 hedefimizi, 15 yıl önce gerçekleştirdik. Ayrıca 2021 yılında Türkiye’den kömür çıkış taahhüdü veren ilk banka olarak, kömür santralleri ve madenleriyle ilgili yeni yatırımları finanse etmeyeceğimizi beyan ettik.” dedi.

Recep Baştuğ sözlerini şöyle sürdürdü: “Biliyoruz ki, iklim değişikliği, uygarlığın her boyutunu etkileyecek düzeyde küresel bir tehdit olarak güncelliğini koruyor. Bu nedenle iklim değişikliğiyle mücadele için hedefimizi en yükseğe koyduk. Paris Anlaşması hedefleri doğrultusunda net sıfır banka olma yolunda küresel trendleri takip ederek sektörümüz adına çok daha büyük bir taahhütte bulunup Birleşmiş Milletler Net Sıfır Bankacılık Birliği’ne katıldık. 2018 yılında Birleşmiş Milletler Sorumlu Bankacılık Prensipleri’ni oluşturan kurucu üyeler arasında Türkiye’den tek banka olduk. Şimdi de Birleşmiş Milletler’in net sıfır geleceğe odaklanmış bankacılık birliğine katılarak iklim kriziyle mücadeledeki kararlılığımızı sürdürüyoruz. İklim krizine karşı sorumluluğunun farkında bir banka olarak, ülkemizi bu uluslararası platformda temsil etmekten mutluluk duyuyoruz. Bankaların iklim değişikliğine karşı mücadelede finansman sağlayan kurumlar olarak çok önemli bir rolü var. NZBA’nın oluşturulması da küresel çapta koordineli, hızlandırılmış eylem geliştirmeye yönelik tarihi bir adım olarak kabul ediliyor. Bu kapsamda küresel bankacılık sektörünün en güçlü taahhüt grubu olarak bilinen NZBA’nın 54. üyesi olup ülkemizde bu taahhüdü veren ilk banka olmaktan ve portföyümüzü en geç 2050 yılına kadar net sıfır karbon yapma doğrultusunda stratejiler geliştirmek üzere harekete geçmekten gurur duyuyoruz. Sektörümüzde sürdürülebilirlik stratejileri kapsamında iklim değişikliğiyle mücadele eden tüm bankaları da Net-Sıfır Bankacılık Birliği’ne katılmaya davet ediyorum. Bu yolda birlikte yürüyerek dünyamız için fark yaratabileceğimize inanıyorum.”

Birleşmiş Milletler Net-Sıfır Bankacılık Birliği Hakkında
21 Nisan 2021’de 43 kurucu bankayla başlatılan Net-Sıfır Bankacılık Birliği (Net Zero Banking Alliance- NZBA), BM “Race to Net Zero” ve Net-Zero için Glasgow Mali İttifakı’nın bankacılık ayağı olarak hayata geçirildi. NZBA, BM Çevre Programı Finans Girişimi tarafından toplandı ve Galler Prensi’nin Sürdürülebilir Piyasalar Girişimi Mali Hizmetler Görev Gücü tarafından ortaklaşa başlatıldı.
NZBA üyesi bankalar;

1-Portföylerini 2050 yılına kadar net sıfır emisyon yolu ile uyumlu hale getirmeyi,

2-2030’dan itibaren her 5 yılda bir belirlenecek ara hedeflerle 2030 ve 2050 emisyon hedefleri belirlemeyi,

3-2030 hedeflerini, bankanın en önemli etkiye sahip olabi ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeraltihaber.com/images/haberler/2021/09/garanti-bbvadan-turkiyede-bir-ilk-net-sifir-bankacilik-birligine-katildi-1630732871.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Garanti, BBVA’dan, Türkiye’de, Bir, İlk, Net&amp;Sıfır, Bankacılık, Birliği’ne, Katıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Garanti BBVA, Birleşmiş Milletler Çevre Programı Finans Girişimi (UNEP FI) tarafından Nisan ayında lansmanı gerçekleştirilen Net-Sıfır Bankacılık Birliği’ne (Net Zero Banking Alliance- NZBA) katılarak Türkiye bankacılık sektöründe iklim değişikliğiyle mücadele taahhütleri doğrultusunda çok önemli bir adım attı. Sürdürülebilir finansı stratejik iş planının ana bileşenlerinden biri haline getiren Garanti BBVA, Paris Anlaşması’nın hedeflerine ulaşmak için tüm finansal sistemin harekete geçirilmesini destekleyen NZBA’nın Türkiye’den ilk ve tek imzacısı oldu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bankacılık sektörünün iklim için seferber edilmesinde tarihi bir adım olan Birlik, bankaları net sıfır taahhüdü altında birleştiren en büyük küresel girişim olarak hayata geçti. NZBA, Kasım ayında gerçekleştirilecek 26. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Taraflar Konferansı (COP26*) öncesinde, Net Zero için Glasgow Financial Alliance’ın bir parçası olarak kuruldu. Bankacılık sektörü özelinde, BM tarafından kurulan Net-Sıfır Bankacılık Birliği, küresel bankacılık varlıklarının neredeyse dörtte birini (37 trilyon ABD dolarının üzerinde) temsil eden ve 2050’ye kadar borç verme ve yatırım portföylerini net sıfır emisyonla uyumlu hale getirmeyi taahhüt eden 27 ülkeden 53 bankayı bir araya getiriyor. Yakın vadeli eylemleri hesap verebilirlikle birleştiren bu iddialı taahhütler, bankaların sağlam, bilime dayalı yönergeler kullanarak 2030 veya daha yakın bir dönem için bir ara hedef belirlemesini de talep ediyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Garanti BBVA’nın Net-Sıfır Bankacılık Birliği’ne katılması hakkında bilgi veren Genel Müdür Recep Baştuğ, “Sürdürülebilir kalkınma, iklim değişikliği ve eşitsizliklerle mücadele için 15 yıldan fazla süredir inisiyatif alıyor, yenilikçi finansman modellerimizle ülkemize öncülük ediyoruz. İklim değişikliğiyle mücadele için özellikle geçtiğimiz yıldan bu yana çok önemli adımlar attık. 2020 başında Bilime Dayalı Hedefler metodolojisi kapsamında 1,5 derece hedefiyle uyumlu olarak mutlak emisyon azaltım hedefini açıklayan Türkiye’deki ilk banka olduk. Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonlarımızı 2025 yılına kadar %29, 2035 yılına kadar %71 azaltmayı taahhüt ettik. Yine 2020 yılında sadece hedefimizi duyurmakla kalmayarak faaliyetlerimiz kaynaklı emisyonlarımızı referans yıla göre %75 oranında azalttıktan sonra kalan emisyonlarımız için de karbon kredisi satın aldık. Böylece karbon nötr banka olarak, 2035 hedefimizi, 15 yıl önce gerçekleştirdik. Ayrıca 2021 yılında Türkiye’den kömür çıkış taahhüdü veren ilk banka olarak, kömür santralleri ve madenleriyle ilgili yeni yatırımları finanse etmeyeceğimizi beyan ettik.” dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Recep Baştuğ sözlerini şöyle sürdürdü: “Biliyoruz ki, iklim değişikliği, uygarlığın her boyutunu etkileyecek düzeyde küresel bir tehdit olarak güncelliğini koruyor. Bu nedenle iklim değişikliğiyle mücadele için hedefimizi en yükseğe koyduk. Paris Anlaşması hedefleri doğrultusunda net sıfır banka olma yolunda küresel trendleri takip ederek sektörümüz adına çok daha büyük bir taahhütte bulunup Birleşmiş Milletler Net Sıfır Bankacılık Birliği’ne katıldık. 2018 yılında Birleşmiş Milletler Sorumlu Bankacılık Prensipleri’ni oluşturan kurucu üyeler arasında Türkiye’den tek banka olduk. Şimdi de Birleşmiş Milletler’in net sıfır geleceğe odaklanmış bankacılık birliğine katılarak iklim kriziyle mücadeledeki kararlılığımızı sürdürüyoruz. İklim krizine karşı sorumluluğunun farkında bir banka olarak, ülkemizi bu uluslararası platformda temsil etmekten mutluluk duyuyoruz. Bankaların iklim değişikliğine karşı mücadelede finansman sağlayan kurumlar olarak çok önemli bir rolü var. NZBA’nın oluşturulması da küresel çapta koordineli, hızlandırılmış eylem geliştirmeye yönelik tarihi bir adım olarak kabul ediliyor. Bu kapsamda küresel bankacılık sektörünün en güçlü taahhüt grubu olarak bilinen NZBA’nın 54. üyesi olup ülkemizde bu taahhüdü veren ilk banka olmaktan ve portföyümüzü en geç 2050 yılına kadar net sıfır karbon yapma doğrultusunda stratejiler geliştirmek üzere harekete geçmekten gurur duyuyoruz. Sektörümüzde sürdürülebilirlik stratejileri kapsamında iklim değişikliğiyle mücadele eden tüm bankaları da Net-Sıfır Bankacılık Birliği’ne katılmaya davet ediyorum. Bu yolda birlikte yürüyerek dünyamız için fark yaratabileceğimize inanıyorum.”</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Birleşmiş Milletler Net-Sıfır Bankacılık Birliği Hakkında<br>
21 Nisan 2021’de 43 kurucu bankayla başlatılan Net-Sıfır Bankacılık Birliği (Net Zero Banking Alliance- NZBA), BM “Race to Net Zero” ve Net-Zero için Glasgow Mali İttifakı’nın bankacılık ayağı olarak hayata geçirildi. NZBA, BM Çevre Programı Finans Girişimi tarafından toplandı ve Galler Prensi’nin Sürdürülebilir Piyasalar Girişimi Mali Hizmetler Görev Gücü tarafından ortaklaşa başlatıldı.<br>
NZBA üyesi bankalar;</span></span></span></p>

<p><span><span><span>1-Portföylerini 2050 yılına kadar net sıfır emisyon yolu ile uyumlu hale getirmeyi,</span></span></span></p>

<p><span><span><span>2-2030’dan itibaren her 5 yılda bir belirlenecek ara hedeflerle 2030 ve 2050 emisyon hedefleri belirlemeyi,</span></span></span></p>

<p><span><span><span>3-2030 hedeflerini, bankanın en önemli etkiye sahip olabileceği karbon yoğun sektörlere odaklamayı,</span></span></span></p>

<p><span><span><span>4-Karbon yoğun sektörlerin tümü veya çoğu için sektör düzeyinde hedefler belirlemeyi,</span></span></span></p>

<p><span><span><span>5-Müşterilerinin geçiş süreçlerini ve karbondan arındırılma çalışmalarıyla net sıfır ekonomiye geçişi teşvik etmeyi,</span></span></span></p>

<p><span><span><span>6-Yıllık bazda, emisyonları en iyi uygulamalara uygun olarak ve geçiş stratejisi ve iklimle ilgili sektörel politikalara karşı ilerlemeyi raporlamayı taahhüt ediyor.</span></span></span></p>

<p> </p>

<p> </p>

<p><span><span><span>Kaynak: www.tenva.org</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>25 Milyon Yıllık Fosil Ağaç Ormanı Yok Oluyor!</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/25-milyon-yillik-fosil-agac-ormani-yok-oluyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/25-milyon-yillik-fosil-agac-ormani-yok-oluyor</guid>
<description><![CDATA[ Manisa&#039;nın Yunus Emre ilçesine bağlı Osmancalı Mahallesi’nin yakınlarında bulunan fosil ağaç ormanı, çok özel bir oluşum olması ve az sayıda örnek arasında yer almasıyla önem taşıyor. Yuntdağı volkanlarının patlamasıyla yaklaşık 25 milyon yıl önce oluştuğu tahmin edilen fosil ağaçlar, insan faaliyetleri ve doğa koşulları gibi birçok nedenden dolayı her geçen gün azalıyor.

Dünyada az rastlanan fosil ağaçlar, korumasız kaldığı her geçen gün yok olmaya devam ediyor. Milyonlarca yıllık fosil ağaçlar, bilinçsiz kişiler tarafından tahrip ediliyor ve bazı kişiler ise milyon yıllık fosil ağaçlardan parça alarak yanlarında götürüyor.

Bölgede Çalışmalar Yapılacak

Alanda yapılan çalışmalarda ladin ve yalankoz ağacı olmak üzere iki ağaç cinsinin varlığı biliniyor. Bölgedeki fosil ağaçlar hem turistlerin hem de bilim insanlarının büyük ilgisini çekiyor. Taşlaşmış fosil ağaçların toprağın altında daha da fazla olduğu tahmin ediliyor. Bölgede yapılacak çalışmaların ardından fosil ağaçların yok olmaması ve turizme kazandırılması hedefleniyor. ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeraltihaber.com/images/haberler/2021/07/25-milyon-yillik-fosil-agac-ormani-yok-oluyor-1627104819.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Milyon, Yıllık, Fosil, Ağaç, Ormanı, Yok, Oluyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span>Manisa'nın Yunus Emre ilçesine bağlı Osmancalı Mahallesi’nin yakınlarında bulunan</span><strong><span> </span></strong><span>fosil ağaç ormanı, çok özel bir oluşum olması ve az sayıda örnek arasında yer almasıyla önem taşıyor. Yuntdağı volkanlarının patlamasıyla yaklaşık 25 milyon yıl önce oluştuğu tahmin edilen fosil ağaçlar, insan faaliyetleri ve doğa koşulları gibi birçok nedenden dolayı her geçen gün azalıyor.</span></span></span></span></p>

<p><span><span><span><span>Dünyada az rastlanan fosil ağaçlar, korumasız kaldığı her geçen gün yok olmaya devam ediyor. Milyonlarca yıllık fosil ağaçlar, bilinçsiz kişiler tarafından tahrip ediliyor ve bazı kişiler ise milyon yıllık fosil ağaçlardan parça alarak yanlarında götürüyor.</span></span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong><span>Bölgede Çalışmalar Yapılacak</span></strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span><span>Alanda yapılan çalışmalarda ladin ve yalankoz ağacı olmak üzere iki ağaç cinsinin varlığı biliniyor. Bölgedeki fosil ağaçlar hem turistlerin hem de bilim insanlarının büyük ilgisini çekiyor. Taşlaşmış fosil ağaçların toprağın altında daha da fazla olduğu tahmin ediliyor. Bölgede yapılacak çalışmaların ardından fosil ağaçların yok olmaması ve turizme kazandırılması hedefleniyor.</span></span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hidrojenden Temiz Olan Tek Seçenek Yenilenebilir Kaynak İle Üretilen Hidrojen</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/hidrojenden-temiz-olan-tek-secenek-yenilenebilir-kaynak-ile-uretilen-hidrojen</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/hidrojenden-temiz-olan-tek-secenek-yenilenebilir-kaynak-ile-uretilen-hidrojen</guid>
<description><![CDATA[ Uluslararası Temiz Ulaştırma Konseyi (International Council on Clean Transportation – ICCT), sadece güneş ve rüzgârdan üretilen hidrojenin, sıfır emisyon olabileceğini belirten yeni bir makale yayımladı. Makale aynı zamanda, doğal gazdan karbon tutma ve depolama yöntemi ile hidrojen üretiminin, fosil yakıt yakmaktan daha da fazla emisyona sebep olabilecek çok yüksek riskli bir seçenek olduğunu vurguluyor.

Avrupa Birliği’ndeki (AB),  biyometan üretimi de dâhil olmak üzere her tür hidrojen üretiminin yaşam döngüsü emisyonlarının belirsizliğini inceleyen ilk örnek olarak gösterilen analiz, Ağustos ayında başlatılan ve hükümetlerin net sıfır planlarının bir parçası olarak mavi hidrojen tartışmasında uluslararası dalgalar yaratan tartışmalı “Mavi Hidrojen Ne Kadar Yeşildir” başlıklı makalenin hemen ardından açıklandı. ICCT Araştırmacısı Yuanrong Zhou, “Yenilenebilir elektrikten elde edilen hidrojen, gerçekten temiz olan tek seçenektir. Bu hidrojen formu, test ettiğimiz tüm seçenekler arasında üretimden kullanıma kadar en az ömür boyu sera gazı emisyonuna ve en az riske sahip.” ifadelerini kullandı.

Konuyla ilgili açıklama yapan IEE Energy Process Technology Division Direktörü  Jochen Bard, “Tüm hidrojenler eşit değildir. Bu yeni analiz, karbon tutma ve depolamaya sahip (CCS) fosil yakıtlardan üretilen hidrojenin varsayılan olarak düşük karbon olarak kabul edilemeyeceğinin yakın tarihli bir başka kanıtıdır.” dedi.

 

 

Kaynak: yenader.org ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeraltihaber.com/images/haberler/2021/10/hidrojenden-temiz-olan-tek-secenek-yenilenebilir-kaynak-ile-uretilen-hidrojen-1634360083.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Hidrojenden, Temiz, Olan, Tek, Seçenek, Yenilenebilir, Kaynak, İle, Üretilen, Hidrojen</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Uluslararası Temiz Ulaştırma Konseyi (International Council on Clean Transportation – ICCT), sadece güneş ve rüzgârdan üretilen hidrojenin, sıfır emisyon olabileceğini belirten yeni bir makale yayımladı. Makale aynı zamanda, doğal gazdan karbon tutma ve depolama yöntemi ile hidrojen üretiminin, fosil yakıt yakmaktan daha da fazla emisyona sebep olabilecek çok yüksek riskli bir seçenek olduğunu vurguluyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Avrupa Birliği’ndeki (AB),  biyometan üretimi de dâhil olmak üzere her tür hidrojen üretiminin yaşam döngüsü emisyonlarının belirsizliğini inceleyen ilk örnek olarak gösterilen analiz, Ağustos ayında başlatılan ve hükümetlerin net sıfır planlarının bir parçası olarak mavi hidrojen tartışmasında uluslararası dalgalar yaratan tartışmalı “Mavi Hidrojen Ne Kadar Yeşildir” başlıklı makalenin hemen ardından açıklandı. ICCT Araştırmacısı Yuanrong Zhou, “Yenilenebilir elektrikten elde edilen hidrojen, gerçekten temiz olan tek seçenektir. Bu hidrojen formu, test ettiğimiz tüm seçenekler arasında üretimden kullanıma kadar en az ömür boyu sera gazı emisyonuna ve en az riske sahip.” ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><span>Konuyla ilgili açıklama yapan IEE Energy Process Technology Division Direktörü  Jochen Bard, “Tüm hidrojenler eşit değildir. Bu yeni analiz, karbon tutma ve depolamaya sahip (CCS) fosil yakıtlardan üretilen hidrojenin varsayılan olarak düşük karbon olarak kabul edilemeyeceğinin yakın tarihli bir başka kanıtıdır.” dedi.</span></span></span></span></p>

<p> </p>

<p> </p>

<p><span><span><span><span>Kaynak: yenader.org</span></span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dipsiz Göl, Dipsiz Çöle Döndü!</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/dipsiz-goel-dipsiz-coele-doendu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/dipsiz-goel-dipsiz-coele-doendu</guid>
<description><![CDATA[ Gümüşhane’nin merkeze bağlı Dörtkonak köyü sınırları içinde bulunan Dipsiz Göl, kuraklıktan büyük ölçüde etkilendi. Her yıl kar, yağmur ve kaynak suları ile beslenen göl bu sene ülke genelinde yaşanan kuraklık nedeniyle kuruma seviyesine geldi.

Denizden 2 bin 200 metre yukarıda bulunan ve yıllardır bahar aylarından sonbahar aylarına kadar buraya göç eden angut kuşlarına ev sahipliği yapan Dipsiz Gölde su olmaması nedeniyle bu yıl böyle bir göç gözlemlenmedi.

Milyonlarca yıllık ağaç fosillerinin bulunduğu göl havzası kuraklığın etkisiyle dipsiz çöle döndü.

Tema Vakfı tarafından yapılan incelemeler sonucu gölün, küresel ısınma, iklim değişikliği ve bölgede yapılan sondajlardan etkilendiği bilgisi verildi.

Göl havzası veya yakın çevresinde yapılan sondajlar yeraltı su kaynaklarının yönlerinin değişmesine sebep oluyor. Bu yüzden kaynaklı göl yeraltı suları ile beslenemiyor ve kurumaya mahkum kalıyor.

Dipsiz gölün etrafında bulunan irili ufaklı 10 gölün yanı sıra aynı bölgedeki Kuru Göl ve Aygır Göl de kuraklıktan nasibini alarak tamamen kurudu. ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeraltihaber.com/images/haberler/2021/08/dipsiz-gol-dipsiz-cole-dondu-1627880080.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Dipsiz, Göl, Dipsiz, Çöle, Döndü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span>Gümüşhane’nin merkeze bağlı Dörtkonak köyü sınırları içinde bulunan Dipsiz Göl, kuraklıktan büyük ölçüde etkilendi. Her yıl kar, yağmur ve kaynak suları ile beslenen göl bu sene ülke genelinde yaşanan kuraklık nedeniyle kuruma seviyesine geldi.</span></span></span></span></p>

<p><span><span><span><span>Denizden 2 bin 200 metre yukarıda bulunan ve yıllardır bahar aylarından sonbahar aylarına kadar buraya göç eden angut kuşlarına ev sahipliği yapan Dipsiz Gölde su olmaması nedeniyle bu yıl böyle bir göç gözlemlenmedi.</span></span></span></span></p>

<p><span><span><span><span>Milyonlarca yıllık ağaç fosillerinin bulunduğu göl havzası kuraklığın etkisiyle</span><strong><span> </span></strong><span>dipsiz çöle döndü.</span></span></span></span></p>

<p><span><span><span><span>Tema Vakfı tarafından yapılan incelemeler sonucu gölün, küresel ısınma, iklim değişikliği ve bölgede yapılan sondajlardan etkilendiği bilgisi verildi.</span></span></span></span></p>

<p><span><span><span><span>Göl havzası veya yakın çevresinde yapılan sondajlar<strong><span> </span></strong>yeraltı su kaynaklarının yönlerinin değişmesine sebep oluyor. Bu yüzden kaynaklı göl yeraltı suları ile beslenemiyor ve kurumaya mahkum kalıyor.</span></span></span></span></p>

<p><span><span><span><span>Dipsiz gölün etrafında bulunan irili ufaklı 10 gölün yanı sıra aynı bölgedeki Kuru Göl ve Aygır Göl de kuraklıktan nasibini alarak tamamen kurudu.</span></span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Eski Maden Sahasında Rehabilitasyon Çalışmaları!</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/eski-maden-sahasinda-rehabilitasyon-calismalari</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/eski-maden-sahasinda-rehabilitasyon-calismalari</guid>
<description><![CDATA[ Kütahya&#039;nın Tavşanlı ilçesine bağlı Tunçbilek beldesindeki eski linyit sahasının rehabilitasyonu sonrası bölgede lavanta kokuları yayılmaya başladı.

Eski maden sahalarının ağaçlandırılması konusunda çalışmalar yürüten Kütahya Orman Bölge Müdürlüğü, özellikle bor, gümüş, manyezit ve linyit rezervi bakımından zengin olan bölgelerde yıllarca işletildikten sonra terk edilen alanları yeniden yeşille buluşturuyor.

Bu kapsamda yürütülen çalışmalar ile eski maden sahası yetiştirilen lavantalar ile farklı bir görünüme büründü.

Kütahya-Bursa kara yolu yakınında bulunan eski maden sahasındaki lavantalardan dolayı bölge ziyaret edilebilir hale getirildi. ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeraltihaber.com/images/haberler/2021/08/eski-maden-sahasinda-rehabilitasyon-calismalari-1628660542.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Eski, Maden, Sahasında, Rehabilitasyon, Çalışmaları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Kütahya'nın Tavşanlı ilçesine bağlı Tunçbilek beldesindeki eski linyit sahasının rehabilitasyonu sonrası bölgede lavanta kokuları yayılmaya başladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Eski maden sahalarının ağaçlandırılması konusunda çalışmalar yürüten Kütahya Orman Bölge Müdürlüğü, özellikle bor, gümüş, manyezit ve linyit rezervi bakımından zengin olan bölgelerde yıllarca işletildikten sonra terk edilen alanları yeniden yeşille buluşturuyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bu kapsamda yürütülen çalışmalar ile eski maden sahası yetiştirilen lavantalar ile farklı bir görünüme büründü.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Kütahya-Bursa kara yolu yakınında bulunan eski maden sahasındaki lavantalardan dolayı bölge ziyaret edilebilir hale getirildi.</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İklimde Çözüm: Çevresel Adalet!</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/iklimde-coezum-cevresel-adalet</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/iklimde-coezum-cevresel-adalet</guid>
<description><![CDATA[ YENADER Başkanı Prof. Dr. Kerem Alkin, yayımladığı köşe yazısında; “BM Küresel İklim Değişikliği Zirvesi (COP26) geride kaldıktan sonra, küresel iklim değişikliği ile mücadelenin başarısında giderek öncelik kazanan bir kavramın çok konuşulacağını gözlemliyoruz: ‘Çevresel adalet’. İklim değişikliği ile mücadele ulusal ve uluslararası düzeyde geniş kapsamlı sınamaların yapıldığı bir dönemde, çevresel adalet çok kritik bir eşik olarak ele alınıyor. COP26 toplantısında, bir kez daha gelişmiş ekonomilerin taahhüt ettikleri yıllık bazdaki 100 milyar dolarlık iklim ve enerji dönüşüm desteği, ‘çevresel adalet’ adına hayli yetersiz bir rakam. Çünkü, 2030 yılına kadar, küresel ölçekte, 5 trilyon dolarlık bir iklim ve enerji dönüşümü yatırımı gerçekleşmesi gerekiyor ve gelişmiş ekonomiler sadece 1 trilyon dolarlık bir taahhütte bulunmuş durumdalar.

‘Çevresel adalet’ 3 önemli başlığı da beraberinde getiriyor. İlki, ‘çevresel risklere maruz kalmanın adil dağılım durumu ve olanaklara erişim’. İkincisi ‘çevresel konularda bilgiye erişim, karar almaya halkın katılımı ve yargıya başvuru’. Üçüncü başlık ise, ‘iklim değişikliğine adaptasyonda eşit haklar ve eşit imkânlar’. Bu üç temel başlık da, küresel ölçekte gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomiler arasında ‘çevresel adalet’in tesisi adına kritik başlıklar. Düşük gelir grubundaki ülkelerin iklim değişikliği ve çevrenin korunmasında ‘adaletsizlik’le karşı karşıya kalmamaları adına, bu hususların uluslararası kurumların tümünde geniş kabul görmesi ve desteklenmesi gerekiyor” dedi.

 

 

Kaynak: yenader.org ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeraltihaber.com/images/haberler/2021/12/iklimde-cozum-cevresel-adalet-1638508033.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>İklimde, Çözüm:, Çevresel, Adalet</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>YENADER Başkanı Prof. Dr. Kerem Alkin, yayımladığı köşe yazısında; “BM Küresel İklim Değişikliği Zirvesi (COP26) geride kaldıktan sonra, küresel iklim değişikliği ile mücadelenin başarısında giderek öncelik kazanan bir kavramın çok konuşulacağını gözlemliyoruz: ‘Çevresel adalet’. İklim değişikliği ile mücadele ulusal ve uluslararası düzeyde geniş kapsamlı sınamaların yapıldığı bir dönemde, çevresel adalet çok kritik bir eşik olarak ele alınıyor. COP26 toplantısında, bir kez daha gelişmiş ekonomilerin taahhüt ettikleri yıllık bazdaki 100 milyar dolarlık iklim ve enerji dönüşüm desteği, ‘çevresel adalet’ adına hayli yetersiz bir rakam. Çünkü, 2030 yılına kadar, küresel ölçekte, 5 trilyon dolarlık bir iklim ve enerji dönüşümü yatırımı gerçekleşmesi gerekiyor ve gelişmiş ekonomiler sadece 1 trilyon dolarlık bir taahhütte bulunmuş durumdalar.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>‘Çevresel adalet’ 3 önemli başlığı da beraberinde getiriyor. İlki, ‘çevresel risklere maruz kalmanın adil dağılım durumu ve olanaklara erişim’. İkincisi ‘çevresel konularda bilgiye erişim, karar almaya halkın katılımı ve yargıya başvuru’. Üçüncü başlık ise, ‘iklim değişikliğine adaptasyonda eşit haklar ve eşit imkânlar’. Bu üç temel başlık da, küresel ölçekte gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomiler arasında ‘çevresel adalet’in tesisi adına kritik başlıklar. Düşük gelir grubundaki ülkelerin iklim değişikliği ve çevrenin korunmasında ‘adaletsizlik’le karşı karşıya kalmamaları adına, bu hususların uluslararası kurumların tümünde geniş kabul görmesi ve desteklenmesi gerekiyor” dedi.</span></span></span></p>

<p> </p>

<p> </p>

<p><span><span><span>Kaynak: yenader.org</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>YENADER Üst Yönetiminden Sıfır Karbon ve İklim Değişikliği Açıklamaları!</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/yenader-ust-yoenetiminden-sifir-karbon-ve-iklim-degisikligi-aciklamalari</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/yenader-ust-yoenetiminden-sifir-karbon-ve-iklim-degisikligi-aciklamalari</guid>
<description><![CDATA[ Yenilenebilir Enerji Araştırmaları Derneği (YENADER), üst yönetimi “Türkiye’nin Net Sıfır Karbon Hedefi” ve “Kuraklık ve İklim Değişikliği” ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye 2053’ü Net Sıfır Karbon Hedefi Olarak Açıkladı

YENADER Başkanı Prof. Dr. Kerem Alkin, Sabah Gazetesi’ndeki köşe yazısında; “Küresel pandemi, küresel ekonomi politik açısından 21. Yüzyıl’ın 3 mega trendi olan ‘hipersonik dijitalleşme’, ‘mobilite’ ve ‘sürdürülebilirlik’ kavramlarıyla ilgili süreçleri de hızlandırdı. Bu nedenle, artık her gün ‘enerji dönüşümünü, ‘dijital dönüşümü, ‘yeşil dönüşümü ve ‘bilgi dönüşümünü konuşuyoruz ve tüm bu süreçlerin en tepe noktasında ‘küresel iklim değişikliği’ ve ‘iklim krizi’, iklim güvenliği’ başlıkları yer almakta. Öyle ki, küresel iklim değişikliği artık uluslararası ekonomi-politikte ‘Yeşil Kuğu’ olarak adlandırılıyor. Çünkü ‘iklim krizi’ ve ‘iklim güvenliği’ tüm dünyayı kökten etkileyecek gelişmelerin habercisi olarak, hızla hayatımızın her bir anını değiştirecek. Türkiye de, küresel iklim değişikliği, iklim krizi ve iklim güvenliğine yönelik bu hızlı gelişmeleri dikkatle takip eden bir ülke olarak, ‘Paris Antlaşması’nın bir parçası oldu ve 2053’ü ‘net sıfır karbon’ hedefi olarak açıkladı” ifadelerinde bulundu.

2021 Yılında Kuraklık ve İklim Değişiminin Elektrik Üretime Etkileri

YENADER Genel Sekreteri Doç. Dr. Füsun Tut Haklıdır, Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası’nın Türkiye Elektrik Piyasaları Değerlendirmeler ve Beklentiler Raporu’nu değerlendirdi; “Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası raporunda Türkiye özelinde konuya biraz daha detaylı bakıldığında 2021 yılında barajlara gelen su miktarında 2019’a göre %56, 2020’ye göre %39’luk bir düşüşün olduğu göze çarpıyor. Bu nedenle artan elektrik talebine karşın yenilenebilir de en büyük kurulu güce sahip olan hidroelektrik santrallerinin yılın ilk 10 ayında elektrik üretiminde payı %30’dan %19’a dek gerilediği önemli bir konu olarak göze çarpıyor. Bu raporu destekler nitelikte 28 Kasım 2021’de ilk defa hidroelektrikten üretilen elektrik rüzgardan üretilen elektrikten geriye düşüyor. Dünya genelinde kuraklığa bağlı su kıtlığı, yeraltı su seviyelerinin düşerek hem tatlı su kaynaklarına ulaşmayı zorlaştırırken, hem enerji üretimini etkilerken, öte yandan yarı iletkenlerin temizlenmesinde kullanılan su bulunmasında sıkıntı olmasından dolayı çip üretimlerinin yavaşlamasına, olumsuz hava koşullarıyla birleşerek kahve çekirdeği üretiminin azaltarak, dünya genelinde kahve fiyatlarının artmasına da neden olmakta.”

 

 

Kaynak: yenader.org ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeraltihaber.com/images/haberler/2021/12/yenader-ust-yonetiminden-sifir-karbon-ve-iklim-degisikligi-aciklamalari-1639635256.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>YENADER, Üst, Yönetiminden, Sıfır, Karbon, İklim, Değişikliği, Açıklamaları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span>Yenilenebilir Enerji Araştırmaları Derneği (YENADER), üst yönetimi “Türkiye’nin Net Sıfır Karbon Hedefi” ve “Kuraklık ve İklim Değişikliği” ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.</span></span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>Türkiye 2053’ü Net Sıfır Karbon Hedefi Olarak Açıkladı</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>YENADER Başkanı Prof. Dr. Kerem Alkin, Sabah Gazetesi’ndeki köşe yazısında; “Küresel pandemi, küresel ekonomi politik açısından 21. Yüzyıl’ın 3 mega trendi olan ‘hipersonik dijitalleşme’, ‘mobilite’ ve ‘sürdürülebilirlik’ kavramlarıyla ilgili süreçleri de hızlandırdı. Bu nedenle, artık her gün ‘enerji dönüşümünü, ‘dijital dönüşümü, ‘yeşil dönüşümü ve ‘bilgi dönüşümünü konuşuyoruz ve tüm bu süreçlerin en tepe noktasında ‘küresel iklim değişikliği’ ve ‘iklim krizi’, iklim güvenliği’ başlıkları yer almakta. Öyle ki, küresel iklim değişikliği artık uluslararası ekonomi-politikte ‘Yeşil Kuğu’ olarak adlandırılıyor. Çünkü ‘iklim krizi’ ve ‘iklim güvenliği’ tüm dünyayı kökten etkileyecek gelişmelerin habercisi olarak, hızla hayatımızın her bir anını değiştirecek. Türkiye de, küresel iklim değişikliği, iklim krizi ve iklim güvenliğine yönelik bu hızlı gelişmeleri dikkatle takip eden bir ülke olarak, ‘Paris Antlaşması’nın bir parçası oldu ve 2053’ü ‘net sıfır karbon’ hedefi olarak açıkladı” ifadelerinde bulundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>2021 Yılında Kuraklık ve İklim Değişiminin Elektrik Üretime Etkileri</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>YENADER Genel Sekreteri Doç. Dr. Füsun Tut Haklıdır, Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası’nın Türkiye Elektrik Piyasaları Değerlendirmeler ve Beklentiler Raporu’nu değerlendirdi; “Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası raporunda Türkiye özelinde konuya biraz daha detaylı bakıldığında 2021 yılında barajlara gelen su miktarında 2019’a göre %56, 2020’ye göre %39’luk bir düşüşün olduğu göze çarpıyor. Bu nedenle artan elektrik talebine karşın yenilenebilir de en büyük kurulu güce sahip olan hidroelektrik santrallerinin yılın ilk 10 ayında elektrik üretiminde payı %30’dan %19’a dek gerilediği önemli bir konu olarak göze çarpıyor. Bu raporu destekler nitelikte 28 Kasım 2021’de ilk defa hidroelektrikten üretilen elektrik rüzgardan üretilen elektrikten geriye düşüyor. Dünya genelinde kuraklığa bağlı su kıtlığı, yeraltı su seviyelerinin düşerek hem tatlı su kaynaklarına ulaşmayı zorlaştırırken, hem enerji üretimini etkilerken, öte yandan yarı iletkenlerin temizlenmesinde kullanılan su bulunmasında sıkıntı olmasından dolayı çip üretimlerinin yavaşlamasına, olumsuz hava koşullarıyla birleşerek kahve çekirdeği üretiminin azaltarak, dünya genelinde kahve fiyatlarının artmasına da neden olmakta.”</span></span></span></p>

<p> </p>

<p> </p>

<p><span><span><span>Kaynak: yenader.org</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kömür Atıklarından Bitcoin Madenciliğine Enerji!</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/koemur-atiklarindan-bitcoin-madenciligine-enerji</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/koemur-atiklarindan-bitcoin-madenciligine-enerji</guid>
<description><![CDATA[ Pennsylvania’da kömür yakımı sonucu oluşan atıkları kullanarak Bitcoin (BTC) üreten madencilik şirketi Stronghold Digital Mining, düzenlediği yatırım fonuyla 105 milyon dolarlık yatırım aldı.

Pennsylvania’da faaliyetlerine devam eden şirket, kömür yakımı sonucunda ortaya çıkan ve çevre için zararlı olan atığı %90 oranında arıtıp enerjiye dönüştürüyor. Dönüştürülen bu enerji ise bitcoin madenciliğinde kullanılıyor.

Stronghold Digital Mining’in hesaplamalarına göre şirketin ürettiği her 1 adet Bitcoin ile 200 tonluk kömür atığını ortadan kaldırmış oluyor. Alınan 105 milyon dolarlık yatırım ise bu çalışmaları geliştirmek, daha fazla maden cihazı almak ve daha fazla arıtma tesisi kurmak için kullanılacak.

Beard, Bitcoin madencilerinin çevreye verdiği zarar nedeniyle eleştirildiğini fakat Stronghold’ün çalışmalarının, çevreye dönüşümsel bir katkıda bulunduğunu söyledi. Stronghold Eş Başkanı Bill Spence ise yaptığı açıklamasında, “Kömür atıkları, Pennsylvania’ya geçtiğimiz 100 yıldır zarar veriyor. Basitçe söylemek gerekirse, 19. ve 20. yüzyıldan kalma kömür madenciliğinin etkilerini telafi etmek için 21. yüzyılın kripto para madenciliği tekniklerini kullanıyoruz.” dedi.

  ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeraltihaber.com/images/haberler/2021/06/komur-atiklarindan-bitcoin-madenciligine-enerji-1624427411.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Kömür, Atıklarından, Bitcoin, Madenciliğine, Enerji</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span>Pennsylvania’da kömür yakımı sonucu oluşan atıkları kullanarak Bitcoin (BTC) üreten madencilik şirketi Stronghold Digital Mining, düzenlediği yatırım fonuyla 105 milyon dolarlık yatırım aldı.</span></span></span></span></p>

<p><span><span><span><span>Pennsylvania’da faaliyetlerine devam eden şirket, kömür yakımı sonucunda ortaya çıkan ve çevre için zararlı olan atığı %90 oranında arıtıp enerjiye dönüştürüyor. Dönüştürülen bu enerji ise bitcoin madenciliğinde kullanılıyor.</span></span></span></span></p>

<p><span><span><span><span>Stronghold Digital Mining’in hesaplamalarına göre şirketin ürettiği her 1 adet Bitcoin</span><strong><span> </span></strong><span>ile 200 tonluk kömür atığını ortadan kaldırmış oluyor. Alınan 105 milyon dolarlık yatırım ise bu çalışmaları geliştirmek, daha fazla maden cihazı almak ve daha fazla arıtma tesisi kurmak için kullanılacak.</span></span></span></span></p>

<p><span><span><span><span>Beard, Bitcoin madencilerinin çevreye verdiği zarar nedeniyle eleştirildiğini fakat Stronghold’ün çalışmalarının, çevreye dönüşümsel bir katkıda bulunduğunu söyledi. Stronghold Eş Başkanı Bill Spence ise yaptığı açıklamasında, “Kömür atıkları, Pennsylvania’ya geçtiğimiz 100 yıldır zarar veriyor. Basitçe söylemek gerekirse, 19. ve 20. yüzyıldan kalma kömür madenciliğinin etkilerini telafi etmek için 21. yüzyılın kripto para madenciliği tekniklerini kullanıyoruz.” dedi.</span></span></span></span></p>

<p> </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Madenden Ormana</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/madenden-ormana</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/madenden-ormana</guid>
<description><![CDATA[ İstanbul Maden İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Aydın DİNÇER CNN Türk’te ekranlara gelen &quot;Çalışan Türkiye&quot; programının konuğu oldu. Madencilik sonrası rehabilitasyon faaliyetlerine değinen DİNÇER,  programda;

“Kütahya örneğinde görüldüğü gibi üretimler tamamlandıktan sonra yüzbinlerce ağaç dikildi. Bölgede yetişen ağaçların seçilmesiyle 15 – 20 yıl içerisinde ormana dönüştü. Çok çeşitli ve bölgede yetişebilecek ağaçlar dikiliyor.

Fide olarak dikimi yapılan ağaçların yıllar içerisinde orman dönüştüğünü görmek bölgede faaliyet gösteren maden işletmeleri içinde gurur verici. Çünkü o sorumluluğu üstüne alıp ciddi anlamda orman üretmiş  ve güzel bir ortam oluşturmuşlar. Bu sorumluluğu yerine getiren şirketlerimize de teşekkür ediyoruz. Kanuni zorunluluk öncesinde rehabilite edilmemiş olan yada eski zamanlardan kalan sahalarda yok değil tabi. Günümüzde artık buna müsaade edilmiyor.

Maden platformu adı verilen ve 14 sivil toplum kuruluşunun oluşturduğu ve sözcülüğünü yürüttüğüm organizasyonun bu konu üzerine aldığı kararlar gereği; rehabilitasyonu yapılmamış olan sahaların rehabilitasyon çalışmalarını sivil toplum örgütleri, yere dinamikler ve o bölgedeki işletmeler ile birlikte ele almak ve oraları doğaya kazandırma çalışmaları yapmak. Bu konuda kararlarımız mevcut ve Orman Bakanlığı ile görüşmelerimizi sürdürüyoruz. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde maden bitmiş ve ekonomiye kazandırılmış sahaları rehabilite etme çalışmalarına bizde katkı koyarak yapacağız.

Biz madenleri bitirdikten sonra rehabilitasyon çalışmaları çok rahatlıkla yapılabiliyor. Madencilik faaliyetleri sırasında aslında bölge zehirlenmiyor. Doğalında olan bir endüstriyel hammadde yerinden çıkarılıyor ve ekonomiye kazandırılıyor. Daha sonra bunun üzerinde yeşili kazanmak ve hayvanların o bölgede rahatlıkla yaşayabildiğini görmek bize aslında bu bölgelerde kalıcı bir hasarın olmadığını gösteriyor. Dolayısıyla tamiratın çok mümkün olduğu bir durum. Bizde elimizden geldiğince bu çalışmalara destek vereceğiz.” ifadelerine yer verdi.

Programda ayrıca Garp Linyitleri İşlermelerinden olan Değirmisaz ve Tunçbilek sahaları rehabilitasyon çalışmaları hakkında aşağıdaki bilgilere yer verildi.

Tunçbilek Kömür İşletmesi

Ağaçlandırma faaliyetlerine 1959 yılında başlanmış olup 1248 hektar alanda personelinde katkısıyla 2.590.000 adet karaçam, sedir, ahlat, akasya, aylantuz, ceviz ve mahlep fidanı dikilmiştir. Ayrıca bölge halkının gelirine katkı sağlanmak amacıyla 5.000 adet lavanta fidanı dikilmiştir.

Değirmisaz Kömür İşletmesi

1972 yılında özel sektör tarafından açık işletme olarak işletilmeye başlanmış ve 1992 yılında terk edilmeye başlanmıştır.

Yapılan araştırmalar sonucunda hızlı büyüme sağlaması nedeniyle fıstık çamı dikimine karar verilmiştir. Gerek faaliyet sırasında gerekse faaliyet sonrasın 300 hektar alana Fıktık Çamı ve Kızıl Çam ekimi yapılmıştır. Tapulu olan arazilere ise vişne ve kiraz aşılayabilmek için mahlep ağacı dikimi yapılmıştır. Linyit kömürleri üzerindeki Marn tabakalarının ihtiva ettiği fosfor ağaçların verimli büyümesi sağlamıştır. Madenden ormana yeniden dönüş yapılmıştır.

Not: Devlet eliyle yapılan linyit işletmeciliği ilk defa 16.02.1938 tarihinde Etibank´a bağlı olarak Değirmisaz işletmesinin kurulmasıyla başlamıştır. Değirmisazda ilk Linyit keşfi 1915 yılında yapılmıştır. Değirmisaz Linyit İşletmesi 1966 yılında rezervi tükendiği gerekçesiyle kapatılmıştır. ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeraltihaber.com/images/haberler/2021/06/madenden-ormana-1623523838.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Madenden, Ormana</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span>İstanbul Maden İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Aydın DİNÇER CNN Türk’te ekranlara gelen "Çalışan Türkiye" programının konuğu oldu. Madencilik sonrası rehabilitasyon faaliyetlerine değinen DİNÇER,  programda;</span></span></p>

<p><span><span>“Kütahya örneğinde görüldüğü gibi üretimler tamamlandıktan sonra yüzbinlerce ağaç dikildi. Bölgede yetişen ağaçların seçilmesiyle 15 – 20 yıl içerisinde <strong>ormana</strong> dönüştü. Çok çeşitli ve bölgede yetişebilecek ağaçlar dikiliyor.</span></span></p>

<p><span><span>Fide olarak dikimi yapılan ağaçların yıllar içerisinde <strong>orman</strong> dönüştüğünü görmek bölgede faaliyet gösteren <strong>maden</strong> işletmeleri içinde gurur verici. Çünkü o sorumluluğu üstüne alıp ciddi anlamda <strong>orman</strong> üretmiş  ve güzel bir ortam oluşturmuşlar. Bu sorumluluğu yerine getiren şirketlerimize de teşekkür ediyoruz. Kanuni zorunluluk öncesinde rehabilite edilmemiş olan yada eski zamanlardan kalan sahalarda yok değil tabi. Günümüzde artık buna müsaade edilmiyor.</span></span></p>

<p><span><span>Maden platformu adı verilen ve 14 sivil toplum kuruluşunun oluşturduğu ve sözcülüğünü yürüttüğüm organizasyonun bu konu üzerine aldığı kararlar gereği; rehabilitasyonu yapılmamış olan sahaların <strong>rehabilitasyon</strong> çalışmalarını sivil toplum örgütleri, yere dinamikler ve o bölgedeki işletmeler ile birlikte ele almak ve oraları doğaya kazandırma çalışmaları yapmak. Bu konuda kararlarımız mevcut ve <strong>Orman Bakanlığı</strong> ile görüşmelerimizi sürdürüyoruz. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde maden bitmiş ve ekonomiye kazandırılmış sahaları rehabilite etme çalışmalarına bizde katkı koyarak yapacağız.</span></span></p>

<p><span><span>Biz madenleri bitirdikten sonra <strong>rehabilitasyon</strong> çalışmaları çok rahatlıkla yapılabiliyor. <strong>Madencilik</strong> faaliyetleri sırasında aslında bölge zehirlenmiyor. Doğalında olan bir endüstriyel hammadde yerinden çıkarılıyor ve ekonomiye kazandırılıyor. Daha sonra bunun üzerinde yeşili kazanmak ve hayvanların o bölgede rahatlıkla yaşayabildiğini görmek bize aslında bu bölgelerde kalıcı bir hasarın olmadığını gösteriyor. Dolayısıyla tamiratın çok mümkün olduğu bir durum. Bizde elimizden geldiğince bu çalışmalara destek vereceğiz.” ifadelerine yer verdi.</span></span></p>

<p><span><span>Programda ayrıca Garp Linyitleri İşlermelerinden olan Değirmisaz ve Tunçbilek sahaları <strong>rehabilitasyon</strong> çalışmaları hakkında aşağıdaki bilgilere yer verildi.</span></span></p>

<p><span><span><strong><span>Tunçbilek Kömür İşletmesi</span></strong></span></span></p>

<p><span><span>Ağaçlandırma faaliyetlerine 1959 yılında başlanmış olup 1248 hektar alanda personelinde katkısıyla 2.590.000 adet karaçam, sedir, ahlat, akasya, aylantuz, ceviz ve mahlep fidanı dikilmiştir. Ayrıca bölge halkının gelirine katkı sağlanmak amacıyla 5.000 adet lavanta fidanı dikilmiştir.</span></span></p>

<p><span><span><strong>Değirmisaz Kömür İşletmesi</strong></span></span></p>

<p><span><span><span>1972 yılında özel sektör tarafından açık işletme olarak işletilmeye başlanmış ve 1992 yılında terk edilmeye başlanmıştır.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Yapılan araştırmalar sonucunda hızlı büyüme sağlaması nedeniyle fıstık çamı dikimine karar verilmiştir. Gerek faaliyet sırasında gerekse faaliyet sonrasın 300 hektar alana Fıktık Çamı ve Kızıl Çam ekimi yapılmıştır. Tapulu olan arazilere ise vişne ve kiraz aşılayabilmek için mahlep ağacı dikimi yapılmıştır. Linyit kömürleri üzerindeki Marn tabakalarının ihtiva ettiği fosfor ağaçların verimli büyümesi sağlamıştır. <strong>Madenden ormana</strong> yeniden dönüş yapılmıştır.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>Not:</strong> Devlet eliyle yapılan linyit işletmeciliği ilk defa 16.02.1938 tarihinde Etibank´a bağlı olarak Değirmisaz işletmesinin kurulmasıyla başlamıştır.</span> Değirmisazda ilk Linyit keşfi 1915 yılında yapılmıştır. Değirmisaz Linyit İşletmesi 1966 yılında rezervi tükendiği gerekçesiyle kapatılmıştır.</span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Göle Dönüşen Fırat: Kaybolan Bir Mirasın Hikayesi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/goele-doenusen-firat-kaybolan-bir-mirasin-hikayesi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/goele-doenusen-firat-kaybolan-bir-mirasin-hikayesi</guid>
<description><![CDATA[ Fırat Nehri, tarih boyunca Mezopotamya uygarlıklarına hayat veren, bereketli topraklara can veren bir su kaynağı olmuştur. Ancak günümüzde, plansız ve öngörüsüz su projeleri sonucu bu nehir, bir zamanlar beslediği toprakları sular altında bırakarak göller dizisine dönüşmüştür. ]]></description>
<enclosure url="http://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x580_66f2fad17412b.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Göle, Dönüşen, Fırat:, Kaybolan, Bir, Mirasın, Hikayesi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle Türkiye sınırları içinde yapılan beş büyük baraj, Fırat Vadisi'ndeki binlerce yıllık tarihi ve kültürel mirası tehdit ederek, büyük bir kayba neden olmuştur.</p>
<p>Fırat Vadisi'ndeki Kayıplar</p>
<p>Fırat Vadisi'nde yapılan araştırmalar, barajların inşasıyla birlikte 820'den fazla arkeolojik alanın sular altında kaldığını ortaya koymuştur. Bu alanlar, Mezopotamya'nın en eski yerleşim yerlerinden biri olan Göbekli Tepe'den, çeşitli uygarlıklara ait kalelere, tapınaklara ve evlere kadar geniş bir yelpazede tarihi ve kültürel değere sahip yapılardır. Bu kayıp, sadece Türkiye için değil, tüm insanlık için büyük bir kayıptır.</p>
<p>Kültürel Mirasın İhmaline Örnek</p>
<p>Fırat Vadisi'ndeki bu durum, kültürel mirasın korunması konusunda yaşanan ihmali gözler önüne sermektedir. Baraj projelerinin planlanması aşamasında, kültürel mirasın korunması için yeterli önlemler alınmamış ve bu değerli alanlar, su altında kalmaya mahkum edilmiştir. Bu durum, gelecek nesillere aktarılması gereken bir mirası yok etme anlamına gelmektedir.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f2fad0ca482.jpg" alt=""></p>
<p>Nedenleri ve Sonuçları</p>
<p>Fırat Vadisi'nde yaşanan bu durumun başlıca nedenleri arasında, su kaynaklarının sınırlı olması ve artan su ihtiyacı, enerji üretimi ihtiyacı ve tarımsal sulama gibi faktörler gösterilebilir. Ancak bu projelerin gerçekleştirilirken, kültürel mirasın korunması için alternatif çözümler üretilmemesi büyük bir eksikliktir.</p>
<p>Bu durumun sonuçları ise oldukça vahimdir. Binlerce yıllık tarihi ve kültürel birikimin yok olması, gelecek nesillerin geçmişini tanıma ve anlama imkanını sınırlamaktadır. Ayrıca, bu tür projeler, çevresel dengeleri bozarak, doğal yaşamı tehdit etmekte ve bölgedeki sosyo-ekonomik yapıyı olumsuz etkilemektedir.</p>
<p>Çözüm Önerileri</p>
<p>Fırat Vadisi'nde yaşanan bu kaybın önüne geçmek ve benzer durumların tekrarlanmaması için aşağıdaki önlemler alınabilir:</p>
<p> * Kültürel Mirasın Envanteri: Ülkemizdeki tüm kültürel miras alanlarının detaylı bir envanterinin çıkarılması ve bu alanların korunması için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması gerekmektedir.</p>
<p> * Katılımcı Planlama: Büyük ölçekli projelerin planlanması aşamasında, ilgili tüm paydaşların (yerel halk, sivil toplum kuruluşları, bilim insanları vb.) katılımıyla yapılacak kapsamlı değerlendirmeler ve alternatif çözüm önerileri üretilmelidir.</p>
<p> * Sürdürülebilir Kalkınma: Ekonomik büyüme ve kalkınma hedefleri ile kültürel mirasın korunması arasındaki dengeyi sağlayacak sürdürülebilir kalkınma modelleri geliştirilmelidir.</p>
<p> * Farkındalık Oluşturma: Kamuoyunda kültürel mirasın önemi konusunda farkındalık oluşturmak ve bu konuda duyarlılık yaratmak için çalışmalar yapılmalıdır.</p>
<p>Sonuç</p>
<p>Fırat Vadisi'nde yaşananlar, kültürel mirasın korunmasının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha göstermektedir. Bu tür kayıpların önüne geçmek için, geçmişimizden ders çıkarmalı ve geleceğe yönelik daha bilinçli kararlar almalıyız.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Denizlerimizdeki Kirlilikler ve Sebepleri</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/denizlerimizdeki-kirlilikler-ve-sebepleri</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/denizlerimizdeki-kirlilikler-ve-sebepleri</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye&#039;nin denizleri, çevresel faktörlerin ve insan faaliyetlerinin bir sonucu olarak ciddi kirlilik tehditleriyle karşı karşıyadır. ]]></description>
<enclosure url="http://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x580_66e9d7d28cb66.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Denizlerimizdeki, Kirlilikler, Sebepleri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Ege, Marmara, Karadeniz ve Akdeniz, farklı kirletici kaynaklarına maruz kalarak doğal ekosistemleri tehlikeye sokmaktadır.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Ege Denizi’ndeki Kirlilik</p>
<p>Ege Denizi, özellikle Türkiye ve Yunanistan gibi yoğun nüfusa sahip ülkelerin sahillerinde ciddi bir kirlilik sorunu yaşamaktadır. Bu kirliliğin başlıca kaynakları şunlardır:</p>
<p></p>
<p>Evsel Atıklar: Yerleşim bölgelerinin artmasıyla birlikte evsel atıkların denize boşaltılması kirliliği artırmaktadır.</p>
<p>Sanayi Atıkları: Ege kıyılarında bulunan endüstriyel tesislerin atık suları denize deşarj edilmektedir.</p>
<p>Tarım Faaliyetleri: Tarımsal alanlardan akan gübre ve kimyasal ilaç kalıntıları yağışlar sonucu denize ulaşmaktadır.</p>
<p>Liman Faaliyetleri: Limanlarda yapılan yükleme, boşaltma işlemleri ve deniz trafiği de denizi kirleten faktörler arasındadır.</p>
<p>Nehirler ve Akarsular: Kıyıya ulaşan nehirler, karasal kirleticileri denize taşır.</p>
<p>Ege Denizi’nde Türkiye kıyılarından toplam 15 farklı noktada atık su deşarjı yapılmaktadır. Bu kirlilik, nüfus artışı ve turizm sezonlarında daha da artmakta ve deniz ekosistemini olumsuz etkilemektedir.</p>
<p></p>
<p>Marmara Denizi’ndeki Kirlilik</p>
<p>Marmara Denizi, hem kara kaynaklı hem de deniz trafiğinden kaynaklanan kirlilikle karşı karşıyadır. İstanbul ve çevresinde yoğunlaşan sanayi tesisleri ve yerleşim bölgeleri, Marmara Denizi’nin en büyük kirleticileri arasında yer alır.</p>
<p></p>
<p>Evsel Atıklar: İstanbul, Bursa ve İzmit gibi büyük şehirlerden gelen evsel atıklar doğrudan denize boşaltılmakta veya yetersiz arıtma tesislerinden geçmektedir.</p>
<p>Endüstriyel Atıklar: Bölgede bulunan binlerce sanayi kuruluşu, büyük miktarda atık suyu denize deşarj etmektedir. Bu atıklar arasında ağır metaller, kimyasal maddeler ve petrol türevleri bulunmaktadır.</p>
<p>Kurşun ve Cıva Gibi Ağır Metaller: İzmit Körfezi’nde ağır metal ve kimyasal kirlilik ciddi boyutlardadır. Bu kimyasallar deniz yaşamını tehdit etmektedir.</p>
<p>Marmara Denizi’ne yapılan atık su deşarjları deniz ekosistemini bozan en önemli faktörlerden biridir. Özellikle kirlilik İstanbul Boğazı ve İzmit Körfezi’nde yoğunlaşmaktadır.</p>
<p></p>
<p>Karadeniz’deki Kirlilik</p>
<p>Karadeniz, bölgeye kıyısı olan altı ülkenin yanı sıra Tuna Nehri gibi büyük nehirlerin taşıdığı kirleticiler nedeniyle ciddi kirlilikle mücadele etmektedir.</p>
<p></p>
<p>Nehirlerden Gelen Kirleticiler: Tuna Nehri başta olmak üzere, Kızılırmak ve Yeşilırmak gibi büyük nehirler yoluyla Karadeniz’e arıtılmamış evsel ve endüstriyel atıklar ulaşmaktadır.</p>
<p>Tehlikeli Atıklar: Geçmişte bazı Avrupa ülkeleri tehlikeli atıklarını Karadeniz’e boşaltmıştır. Bu durum, deniz suyunun kalitesini ciddi şekilde etkilemiştir.</p>
<p>Biyolojik Kirlilik: 1980'lerde Karadeniz’e ulaşan denizanası türü olan Mnemiopsis leidyi, deniz ekosistemini tahrip etmiş ve balık popülasyonunu büyük ölçüde azaltmıştır.</p>
<p>Karadeniz’de yaşanan kirlilik, bölge halkının geçim kaynağı olan balıkçılığı da tehdit etmektedir. Ayrıca deniz trafiği ve tanker kazaları da Karadeniz’deki petrol kirliliğini artıran unsurlar arasındadır.</p>
<p></p>
<p>Akdeniz’deki Kirlilik</p>
<p>Akdeniz, dünyanın en büyük iç denizlerinden biri olup, çevresinde yoğun nüfus ve sanayi faaliyetleri barındıran ülkelerle çevrilidir. Akdeniz’in karşı karşıya olduğu kirlilik kaynakları şu şekildedir:</p>
<p></p>
<p>Petrol Kirliliği: Akdeniz’de petrol ve doğal gaz yataklarının bulunması, tanker trafiği ve petrol sızıntıları deniz suyunu ciddi şekilde kirletmektedir. Petrol suya karıştıktan sonra su yüzeyinde yayılmakta ve deniz canlılarının yaşamını olumsuz etkilemektedir.</p>
<p>Tarım ve Sanayi Atıkları: Akdeniz kıyılarında yapılan tarımsal faaliyetlerden ve sanayi bölgelerinden kaynaklanan kirlilik, deniz suyunun kimyasal yapısını bozmaktadır.</p>
<p>Aşırı Balıkçılık: Akdeniz’de yapılan aşırı balıkçılık, yerel balık popülasyonlarını tehdit etmekte ve ekosistemin dengesini bozmaktadır.</p>
<p>Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerdeki turizm, sanayi ve tarım faaliyetleri sonucunda atık miktarı sürekli olarak artmakta ve deniz ekosistemini tehlikeye sokmaktadır.</p>
<p></p>
<p>Sonuç</p>
<p>Türkiye’nin denizleri, hem yerel hem de uluslararası faktörler nedeniyle ciddi kirlilik tehditleriyle karşı karşıya kalmaktadır. Her deniz, farklı kirletici unsurlarla mücadele ederken, ortak sorunların başında evsel ve sanayi atıkları, tarımsal faaliyetler ve petrol kirliliği gelmektedir. Bu kirlilikler deniz yaşamını olumsuz etkilediği gibi, insan sağlığı ve ekonomik faaliyetleri de tehdit etmektedir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çevre Bilinci ve Eğitim: Geleceğe Duyarlı Nesiller Yetiştirme Sorumluluğu</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/cevre-bilinci-ve-egitim-gelecege-duyarli-nesiller-yetistirme-sorumlulugu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/cevre-bilinci-ve-egitim-gelecege-duyarli-nesiller-yetistirme-sorumlulugu</guid>
<description><![CDATA[ Çevre bilinci, insan yaşamını sürdürülebilir hale getirmek için kritik bir öneme sahiptir. Bu bilinç ne kadar erken yaşlarda oluşursa, o kadar verimli ve kalıcı olur. ]]></description>
<enclosure url="http://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x580_66e9cf2a515af.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Çevre, Bilinci, Eğitim:, Geleceğe, Duyarlı, Nesiller, Yetiştirme, Sorumluluğu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Ebeveynlerin çocuklarına çevre bilincini kazandırma sürecindeki rolü oldukça büyüktür. Çocuklar, çevreyi kirletmeme, doğal ve kültürel varlıkları koruma konusunda ebeveynlerinden örnek alırlar. Bu varlıkların bizlere birer emanet olduğu bilincinin evlatlara kazandırılması, gelecek nesillerin daha sorumlu bir çevre anlayışına sahip olmasını sağlar. </p>
<p></p>
<p></p>
<p>Ancak çevreyi tehdit eden en büyük sorunlardan biri israftır. İsraf, özellikle aşırı üretim ve tüketim alışkanlıklarıyla derinleşmiştir. Zamanla değişen yaşam tarzı, kaynakları tüketirken gereksiz enerji ve madde harcamasına neden olmaktadır. Yürüyebileceğimiz mesafeleri araçlarla gitmek, merdiven kullanmak yerine asansörü tercih etmek gibi alışkanlıklar, plansız ve aceleci bir yaşamın sonuçlarıdır. Bu tür savurganlıklar, çevreye doğrudan zarar veren bireysel davranışlardır.</p>
<p></p>
<p><strong>İsrafı Önlemek ve Çevreye Saygılı Yaşam Tarzı Geliştirmek</strong></p>
<p></p>
<p>Günlük yaşantımızdaki israfı önlemek hem bireysel hem de toplumsal sorumluluktur. Gereksiz yanan lambaları kapatmak, damlayan muslukları onarmak, yalıtımı ihmal etmemek ve geri dönüştürülebilir atıkları doğru değerlendirmek gibi basit adımlarla çevreye olan olumsuz etkilerimizi azaltabiliriz. Ebeveynlerin bu konuda sergileyeceği örnek davranışlar, çocuklar üzerinde kalıcı etkiler bırakacaktır.</p>
<p></p>
<p>Sanayileşme, ekonomik büyümeyi öncelik haline getirirken çevresel kaygıları geri plana atmıştır. Bu da çevreyi hiçe sayan, yalnızca maddi menfaatleri gözeten bireylerin ve toplumların oluşmasına neden olmuştur. Oysa insanlar, toplu halde yaşayan ve birbirlerine karşı sorumlulukları olan varlıklardır. Bu sorumlulukları yerine getirdiklerinde gerçek mutluluğa ulaşabilirler. Maddi varlıklar ne kadar az olursa olsun, çevresine ve doğaya karşı saygılı olan bireyler, çevreyi korumanın manevi hazzını yaşarlar. Bu yüksek ruh halini çocuklara aşılamakta ise en büyük sorumluluk ebeveynlere ve eğitim sistemine düşmektedir.</p>
<p></p>
<p><strong>Çevre Bilincinin Eğitimle Aşılanması</strong></p>
<p></p>
<p>Çevre bilincinin çocuklara kazandırılması için okullarda verilen eğitimin önemi büyüktür. Çevre konusunu yalnızca tek bir dersle sınırlamak yerine, farklı derslerde de çevreyle ilgili örneklerin işlenmesi, bu bilincin daha kalıcı olmasını sağlayacaktır. </p>
<p></p>
<ul>
<li><strong>Matematik dersinde</strong>, hava kirliliğine neden olan kaynakların yüzdeleri veya zehirli atıkların doğaya etkileri sayısal verilerle incelenebilir.</li>
<li><strong>Fen bilgisi dersinde</strong>, enerji ve çevre ilişkileri detaylı olarak ele alınabilir.</li>
<li><strong>Dil ve edebiyat derslerinde</strong>, çevre konulu makaleler okutulabilir ve bu konular üzerine kompozisyon çalışmaları yapılabilir.</li>
<li><strong>Din kültürü dersinde</strong>, farklı dinlerin çevreyi koruma konusundaki öğretilerine yer verilebilir. Örneğin, Hz. Muhammed’in “Kıyamet koparken, eğer elinizde bir fidan ve onu dikmeye yetecek zamanınız varsa onu mutlaka dikiniz!” sözü çevreye olan sorumluluğun vurgulanması için güzel bir örnektir. Eski Ahit’te yer alan “Bir kenti kuşatırken ağaçlarını kesmeyeceksiniz...” emri de aynı şekilde çevrenin korunmasına dair güçlü bir öğretidir.</li>
</ul>
<p></p>
<p>Ayrıca çevre bilgisi, eğitim müfredatında bağımsız bir ders olarak yer alabilir. Bu ders, gezilerle desteklenerek öğrencilerin çevreyi yerinde gözlemlemesi sağlanabilir. Özellikle çevre tahribatının yaşandığı bölgeler ziyaret edilerek bu tahribatın sonuçları öğrencilere somut şekilde gösterilebilir. Böylelikle çevre sorunlarının gerçek etkilerini anlamaları kolaylaşır.</p>
<p></p>
<p><strong>Çevre Duyarlılığını Güçlendirecek Faaliyetler</strong></p>
<p></p>
<p>Çevre bilincini güçlendirmek için okullarda düzenlenecek faaliyetler ve projeler de etkili olacaktır. Öğrencilerin belediye başkanlarına çevre sorunlarıyla ilgili sorular sormalarını sağlayacak etkinlikler, onların çözüm yolları üzerine düşünmesini teşvik edebilir. Ayrıca çevre dergilerine abonelikler sağlanarak, öğrencilerin bu dergileri okuması ve ödevlerde kullanması teşvik edilebilir.</p>
<p></p>
<p>Okullarda toplu ağaç dikme törenleri düzenlenerek öğrencilere çevrenin korunmasında aktif rol alma fırsatı sunulabilir. Evde de çevre bilincinin gelişmesi için aileler, çocuklarını evcil hayvan bakımı veya bitki yetiştirme gibi faaliyetlere yönlendirebilir. Bu sayede çocuklar, doğaya ve diğer canlılara olan saygıyı erken yaşlarda öğrenirler.</p>
<p></p>
<p><strong>Sonuç: İş Birliğiyle Yaşanabilir Bir Gelecek</strong></p>
<p></p>
<p>Çevre bilincinin geliştirilmesi, yalnızca ailelerin ve okulların sorumluluğunda değildir. Devlet, gönüllü kuruluşlar ve sivil toplum örgütleri de bu sürece katkıda bulunmalıdır. Çocukları çevre bilinci konusunda aktif hale getirmek, geleceğin daha sağlıklı ve sürdürülebilir olmasını sağlayacaktır. Gönüllü kuruluşlarda yer alan öğrenciler, çevre sorunlarıyla yakından ilgilenerek aktif çevreci bireyler haline gelebilirler.</p>
<p></p>
<p>Sonuç olarak, çevre bilincinin aşılanması, geleceğimizin teminatı olan nesillerin çevreye saygılı, duyarlı ve sorumlu bireyler olarak yetişmesi için hayati önem taşımaktadır. Eğitimle ve toplumun tüm kesimlerinin katkısıyla yaşanabilir bir gelecek için hep birlikte çalışmalıyız.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Denizlerin dibindeki görünmez tehlike: Ekosistem tehlike altında</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/denizlerin-dibindeki-goerunmez-tehlike-ekosistem-tehlike-altinda</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/denizlerin-dibindeki-goerunmez-tehlike-ekosistem-tehlike-altinda</guid>
<description><![CDATA[ Hayalet ağ tehlikesi, deniz ekosistemine zarar vermeyi sürdürüyor. Balıkesir’in Gömeç ilçesinde dalış gerçekleştiren Hayalet Ağ Avcıları ekibi, hayalet ağların verdiği zararı su altı kamerasıyla görüntüledi. Görüntülerde çürümüş balık ölüleri ile iskeletleri olduğu görüldü.Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, ÇOMÜ Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi’nin ortaklığıyla 2022 yılında hayata geçirilen Hayalet Ağ Avcıları Edremit Projesi’nin 2024 yılı çalışmaları geçen haftalarda Balıkesir’in Gömeç ilçesi açıklarında başladı.Proje kapsamında bir ihbar üzerine ekip, Gömeç açıklarında dalış yaptı.ÇOMÜ Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adnan Ayaz, hayalet ağın deniz ekosistemine verdiği zararı su altı kamerasıyla görüntüledi.Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın ve ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Cüneyt Erenoğlu’nun Hayalet Ağ Avcıları Edremit Projesi çalışmalarına destek verdiğini söyleyen Prof. Dr. Ayaz, “Projemiz geçtiğimiz haziran ayında başladı. Bir arkadaşımız bize ihbarda bulundu ve bölgeye gittik. Ağın üzerine indiğimizde yaklaşık bir aydır orada olduğu duruşundan belliydi. Ağın üzerinde ölü balıklar, çürümüş balıklar, balık iskeletleri, yengeçler olduğunu gördük.” dedi.Ağın iki ucunda herhangi bir sahiplik belgesi olmadığını söyleyen Erenoğlu, “Bunun hayalet ağ olduğunu belirledik. Ağın üzerinde bir 7-8 tane çürümüş balık ölüsü, balık iskeleti ve bunun yanında 5-6 tane de yine ağa yakalanmış, yiyeceğine dolanmış yengeçler vardı. Bu yengeçlerin canlı olanlarını ağdan kurtararak hepsini denize iade ettik. Ağı da o bölgeden aldık, uzaklaştırdık.” diye konuştu.Hayalet ağların 3 grupta toplandığını belirten Prof. Dr. Adnan Ayaz, şunları anlattı:
“Bir tanesi gerçekten balıkçı istemediği halde denizin dibine çeşitli nedenlerden dolayı takılıp kalan, akıntıların etkisiyle kalan, yasa dışı balıkçıların sürüklemeleriyle başka bölgeye gidip kaybolan ağlar. Diğer grup ise denize çöp olarak atılmış ağlar ve benzeri malzemeler. Bir diğeri de maalesef terk edilmiş ağlar. Bu bulduğumuz ağ, terk edilmiş ağ sınıfına giriyor. Bir aydır ellenmiyor. Doğaya artık yeteri kadar zarar vermiş. Üzerindeki balıklarıyla beraber canlarını denize saldık. Bu şekilde çalışmamızı tamamladık. Görüntülerde de gördüğünüz gibi üzerinde çürümüş balık, iskelet, yengeçler vardı. Bu şekilde bir çalışmayı gerçekleştirdik.” ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KRzFUQftnECBFaiypX0KqA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Denizlerin, dibindeki, görünmez, tehlike:, Ekosistem, tehlike, altında</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KRzFUQftnECBFaiypX0KqA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Denizlerin dibindeki görünmez tehlike: Ekosistem tehlike altında"><p>Hayalet ağ tehlikesi, deniz ekosistemine zarar vermeyi sürdürüyor. Balıkesir’in Gömeç ilçesinde dalış gerçekleştiren Hayalet Ağ Avcıları ekibi, hayalet ağların verdiği zararı su altı kamerasıyla görüntüledi. Görüntülerde çürümüş balık ölüleri ile iskeletleri olduğu görüldü.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pOSJCzIhgEeR2RHuRlNTYw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, ÇOMÜ Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi’nin ortaklığıyla 2022 yılında hayata geçirilen Hayalet Ağ Avcıları Edremit Projesi’nin 2024 yılı çalışmaları geçen haftalarda Balıkesir’in Gömeç ilçesi açıklarında başladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/c0uBCTGJAU-N-aMnF9RW6g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Proje kapsamında bir ihbar üzerine ekip, Gömeç açıklarında dalış yaptı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ADttYs7MJUeQxu3ErB9Ejw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ÇOMÜ Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adnan Ayaz, hayalet ağın deniz ekosistemine verdiği zararı su altı kamerasıyla görüntüledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iGeCH23VoESUu98s_8_uwA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın ve ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Cüneyt Erenoğlu’nun Hayalet Ağ Avcıları Edremit Projesi çalışmalarına destek verdiğini söyleyen Prof. Dr. Ayaz, “Projemiz geçtiğimiz haziran ayında başladı. Bir arkadaşımız bize ihbarda bulundu ve bölgeye gittik. Ağın üzerine indiğimizde yaklaşık bir aydır orada olduğu duruşundan belliydi. Ağın üzerinde ölü balıklar, çürümüş balıklar, balık iskeletleri, yengeçler olduğunu gördük.” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d7SyKkzhmk2iXA9l-I5Ftg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ağın iki ucunda herhangi bir sahiplik belgesi olmadığını söyleyen Erenoğlu, “Bunun hayalet ağ olduğunu belirledik. Ağın üzerinde bir 7-8 tane çürümüş balık ölüsü, balık iskeleti ve bunun yanında 5-6 tane de yine ağa yakalanmış, yiyeceğine dolanmış yengeçler vardı. Bu yengeçlerin canlı olanlarını ağdan kurtararak hepsini denize iade ettik. Ağı da o bölgeden aldık, uzaklaştırdık.” diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SKini-Hf9ky4-y2NfLcZ7Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hayalet ağların 3 grupta toplandığını belirten Prof. Dr. Adnan Ayaz, şunları anlattı:
“Bir tanesi gerçekten balıkçı istemediği halde denizin dibine çeşitli nedenlerden dolayı takılıp kalan, akıntıların etkisiyle kalan, yasa dışı balıkçıların sürüklemeleriyle başka bölgeye gidip kaybolan ağlar. Diğer grup ise denize çöp olarak atılmış ağlar ve benzeri malzemeler. Bir diğeri de maalesef terk edilmiş ağlar. Bu bulduğumuz ağ, terk edilmiş ağ sınıfına giriyor. Bir aydır ellenmiyor. Doğaya artık yeteri kadar zarar vermiş. Üzerindeki balıklarıyla beraber canlarını denize saldık. Bu şekilde çalışmamızı tamamladık. Görüntülerde de gördüğünüz gibi üzerinde çürümüş balık, iskelet, yengeçler vardı. Bu şekilde bir çalışmayı gerçekleştirdik.”</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hPMXh-gFKUGYEoM4OOhlwg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DNt2xxkoxUCrRPhHBk8FtQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çevre felaketinin yaşandığı İzmir Körfezi için acil eylem planı: İlk toplantı 17 Eylül’de</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/cevre-felaketinin-yasandigi-izmir-koerfezi-icin-acil-eylem-plani-ilk-toplanti-17-eylulde</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/cevre-felaketinin-yasandigi-izmir-koerfezi-icin-acil-eylem-plani-ilk-toplanti-17-eylulde</guid>
<description><![CDATA[ İzmir Körfezi’nde çevre felaketi yaşanıyor. Balık ölümleri sonrası yapılan incelemede, körfezde atık su kaynaklı amonyak miktarının olması gerekelenden 50 kat fazla olduğu belirlendi. Yaşanan felaketin nedenlerini araştırmak ve çözüm önerleri ortaya koymak amacıyla çalışma grupları kuruldu. Bu grupların çalışması sonucu İzmir Körfezi Acil Eylem Planı hazırlanacak. İlk toplantı 17 Eylül’de gerçekleştirilecek.Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, İzmir Körfezi’nde meydana gelen toplu balık ölümleri ve kirlilikle ilgili 20 Ağustos’ta bölgede inceleme başlattı.İnceleme kapsamında deniz suyu numuneleri, yetkili laboratuvar tarafından incelendi ve yapılan değerlendirmeler sonucunda balık ölümlerinin, deniz suyu sıcaklığındaki artış, denizdeki kirlilik ve oksijen seviyesinin yetersiz olmasından kaynaklandığı tespit edildi.
Daha ayrıntılı inceleme için bakanlığın Deniz İzleme Gemisi ve Mobil Su ve Atıksu laboratuvarı bölgeye gönderildi ve İzmir Körfezi’ne deşarj olan derelerle, atık su kaynaklarında incelemeler yapıldı.Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un talimatıyla, İzmir Körfezi’ndeki kirliliği mercek altına almak amacıyla İzmir Körfezi Bilim Kurulu oluşturuldu.
Ardından Bakan Kurum başkanlığında 5 Eylül’de İzmir Körfezi Koordinasyon Kurulu toplantısı yapılarak, Bilim Kurulu üyeleriyle çalışma gruplarının oluşturulması ve acil eylem planının hazırlanması kararlaştırıldı. Bakan Kurum da eylül ayı sonuna kadar Acil Eylem Planı’nın ortaya konulması yönünde talimat verdi.Bu kararlar doğrultusunda 35 akademisyenin yer aldığı Bilim Kurulu üyeleri, ilgili kurumların uzmanlık alanlarına göre, İklim Değişikliği ve Doğa Temelli Çözümler Çalışma Grubu, Atıksu Altyapısı ve Dereler Çalışma Grubu ile Deniz Alanlarının Değerlendirilmesi ve Ekosistemin İyileştirilmesi Çalışma Grubu oluşturdu.
Çalışma grupları, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varank başkanlığında bir araya gelerek, saha çalışması ve toplantılar yapacak. İzmir Körfezi’ni kurtarmak için acil olarak yapılması gereken eylemlere ilişkin kararlar alınarak, İzmir Körfezi Acil Eylem Planı hazırlanacak.Bu kapsamda ilk toplantı, 17-18 Eylül’de İzmir İktisat Kongre binasında gerçekleştirilecek.
Kasım ayı sonuna kadar da uzun vadede yapılması gerekenlere ilişkin kalıcı eylemler belirlenecek.Balık ölümleri sonrası bakanlık ekiplerinin ön incelemesinde, İzmir Körfezi’nde atık su kaynaklı amonyak miktarının, olması gerekenden 50 kat daha fazla olduğu belirlenmiş, Körfez’de 6 miligram/litre olması gereken oksijen seviyesinin ise 1,8&#039;e, yer yer sıfıra düştüğü tespit edilmişti.
Körfez’de TÜBİTAK gemisiyle inceleme yapan Bakan Kurum, Büyük Kanal Projesi ve Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi&#039;nin, bölgedeki kirliliğe neden olan en önemli iki faktör olduğuna dikkati çekerek, İzmir Körfezi’nin kaderine terk edilmesine müsaade etmeyeceklerini vurgulamıştı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ULS5t7XNDE-ohvP5duEHKw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Çevre, felaketinin, yaşandığı, İzmir, Körfezi, için, acil, eylem, planı:, İlk, toplantı, Eylül’de</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ULS5t7XNDE-ohvP5duEHKw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Çevre felaketinin yaşandığı İzmir Körfezi için acil eylem planı: İlk toplantı 17 Eylül’de"><p>İzmir Körfezi’nde çevre felaketi yaşanıyor. Balık ölümleri sonrası yapılan incelemede, körfezde atık su kaynaklı amonyak miktarının olması gerekelenden 50 kat fazla olduğu belirlendi. Yaşanan felaketin nedenlerini araştırmak ve çözüm önerleri ortaya koymak amacıyla çalışma grupları kuruldu. Bu grupların çalışması sonucu İzmir Körfezi Acil Eylem Planı hazırlanacak. İlk toplantı 17 Eylül’de gerçekleştirilecek.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zxDXUlxhlE2RhbrjOrZiSA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, İzmir Körfezi’nde meydana gelen toplu balık ölümleri ve kirlilikle ilgili 20 Ağustos’ta bölgede inceleme başlattı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GyPUrttHgkWRZHSRM1lR7g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İnceleme kapsamında deniz suyu numuneleri, yetkili laboratuvar tarafından incelendi ve yapılan değerlendirmeler sonucunda balık ölümlerinin, deniz suyu sıcaklığındaki artış, denizdeki kirlilik ve oksijen seviyesinin yetersiz olmasından kaynaklandığı tespit edildi.
Daha ayrıntılı inceleme için bakanlığın Deniz İzleme Gemisi ve Mobil Su ve Atıksu laboratuvarı bölgeye gönderildi ve İzmir Körfezi’ne deşarj olan derelerle, atık su kaynaklarında incelemeler yapıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2oOTG0n6xEi416Fv9NnIug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un talimatıyla, İzmir Körfezi’ndeki kirliliği mercek altına almak amacıyla İzmir Körfezi Bilim Kurulu oluşturuldu.
Ardından Bakan Kurum başkanlığında 5 Eylül’de İzmir Körfezi Koordinasyon Kurulu toplantısı yapılarak, Bilim Kurulu üyeleriyle çalışma gruplarının oluşturulması ve acil eylem planının hazırlanması kararlaştırıldı. Bakan Kurum da eylül ayı sonuna kadar Acil Eylem Planı’nın ortaya konulması yönünde talimat verdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qE68uuV5xUGQkM6G6Twcaw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu kararlar doğrultusunda 35 akademisyenin yer aldığı Bilim Kurulu üyeleri, ilgili kurumların uzmanlık alanlarına göre, İklim Değişikliği ve Doğa Temelli Çözümler Çalışma Grubu, Atıksu Altyapısı ve Dereler Çalışma Grubu ile Deniz Alanlarının Değerlendirilmesi ve Ekosistemin İyileştirilmesi Çalışma Grubu oluşturdu.
Çalışma grupları, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varank başkanlığında bir araya gelerek, saha çalışması ve toplantılar yapacak. İzmir Körfezi’ni kurtarmak için acil olarak yapılması gereken eylemlere ilişkin kararlar alınarak, İzmir Körfezi Acil Eylem Planı hazırlanacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/U7DzUWB4GkKubz8jS_RtiA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu kapsamda ilk toplantı, 17-18 Eylül’de İzmir İktisat Kongre binasında gerçekleştirilecek.
Kasım ayı sonuna kadar da uzun vadede yapılması gerekenlere ilişkin kalıcı eylemler belirlenecek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sk_2kzV3v0ySO5jB7eZ3AQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Balık ölümleri sonrası bakanlık ekiplerinin ön incelemesinde, İzmir Körfezi’nde atık su kaynaklı amonyak miktarının, olması gerekenden 50 kat daha fazla olduğu belirlenmiş, Körfez’de 6 miligram/litre olması gereken oksijen seviyesinin ise 1,8'e, yer yer sıfıra düştüğü tespit edilmişti.
Körfez’de TÜBİTAK gemisiyle inceleme yapan Bakan Kurum, Büyük Kanal Projesi ve Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi'nin, bölgedeki kirliliğe neden olan en önemli iki faktör olduğuna dikkati çekerek, İzmir Körfezi’nin kaderine terk edilmesine müsaade etmeyeceklerini vurgulamıştı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>60 yılda adım adım gelen son: Türkiye’de 240 gölden 186’sı kurudu</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/60-yilda-adim-adim-gelen-son-turkiyede-240-goelden-186si-kurudu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/60-yilda-adim-adim-gelen-son-turkiyede-240-goelden-186si-kurudu</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye’deki 240 gölden 186’sı son 60 yılda tamamen kurudu. Geride kalan göller de kuraklık ve aşırı kirlilik tehdidi altında... Türkiye Tabiatını Koruma Derneği (TTKD) Bilim Danışmanı Dr. Erol Kesici, Anadolu coğrafyasında şu anda iyi denilebilecek tek bir göl dahil olmadığını söyledi. Kesici, vahşi tarımsal sulamanın sona erdirilmesi gerektiğine dikkat çekti.Türkiye Tabiatını Koruma Derneği (TTKD) Bilim Danışmanı Dr. Erol Kesici, son 60 yılda Türkiye’deki 240 gölden 186’sının tamamen kuruduğunu, geriye kalanların da kuraklık tehlikesi ve aşırı kirlilik yaşadığını söyledi.Türkiye’deki göllerin neredeyse hepsinin şiddetli hasta olduğunu söyleyen Dr. Erol Kesici, “Sorunları oldukça ağır durumda, su seviyeleri, yüzey alanları, kirlilik, oksijensizlik, adeta tükenmiş durumdalar.” dedi.“Günümüzden milyonlarca yıl önce oluşan birçok doğal gölümüz ne yazık ki, son 60 yıl içinde ve bilhassa son yıllarda temel sorunları ötelendiğinden, aşırı şekilde kurumalar meydana gelmiştir.” diyen Kesici, “Bu bakımdan ülkemizdeki irili ufaklı 240’a yakın gölün neredeyse 186’sı kurumuş, geri kalanları ise göl olma özelliğini tamamen kaybetmektedir.” ifadelerini kullandı.Kesici, Anadolu’daki birkaç gölün de tuzlu oluşları ve bölgesel konumları nedeniyle yaşama mücadelesi verdiğini anlattı.Şiddetli kuraklık ve kirliliğin son yıllarda etkisini daha da gösterdiğini belirten Dr. Kesici, şöyle devam etti:
“Hakikaten göl, diye bir şey kalmadı memlekette. Hepsi aşırı su kaybetti ve kaybetmeye devam ediyor. Bu, biyoçeşitliliğin yok olmasına neden oluyor. Göllerde dip çamurları ve kimyasal atıklar alabildiğince fazlalaştığı için suyu azalan göller bu kirliliği artık tolere edemiyor. Balık popülasyonunun giderek azalmasıyla göllerde makro ve mikro su bitkilerinin aşırı artışı bataklıklaşma, farklı istilacı türlerin göl havzasına göç etmeleri ve buna bağlı olarak tüm sulak alanlarımızda artan buharlaşmayla kuruma süreci çok hızlı şekilde devam ediyor.”Yaşanan iklim krizinin en önemli etkenlerinden birinin vahşi tarımsal sulama olduğuna dikkat çeken Kesici, “Kentlerin iklimine göre bitki dokusu ve tarımsal üretimler günün bilimsel koşullarına göre düzenlenmeli. Türkiye’de şu an iyi denilebilecek, parmakla gösterebileceğimiz bir tane dahi gölümüz yok.” şeklinde konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d8HYwl5VqUW8pHM0ZG1zcw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>yılda, adım, adım, gelen, son:, Türkiye’de, 240, gölden, 186’sı, kurudu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p data-sourcepos="3:1-3:314"><span>Türkiye'deki göllerin hızla yok olması,</span><span> ülkemizin en ciddi çevre sorunlarından biri haline geldi.</span><span> Son 60 yılda 240'a yakın gölün neredeyse tamamı kurudu veya kurumaya yüz tuttu.</span><span> Bu durumun başlıca nedenleri arasında iklim değişikliği,</span><span> aşırı su kullanımı,</span><span> tarımsal sulama,</span><span> sanayileşme ve çevre kirliliği yer alıyor.</span></p>
<h3 data-sourcepos="5:1-5:33" class="">İklim Değişikliğinin Etkileri</h3>
<ul data-sourcepos="7:1-9:0">
<li data-sourcepos="7:1-7:108"><strong>Kuraklık:</strong><span> Artan sıcaklıklar ve azalan yağış miktarı,</span><span> göllerin su seviyelerini önemli ölçüde düşürüyor.</span></li>
<li data-sourcepos="8:1-9:0"><strong>Buharlaşma:</strong><span> Yüksek sıcaklıklar,</span><span> suyun daha hızlı buharlaşmasına neden olarak göllerin kurumasını hızlandırıyor.</span></li>
</ul>
<h3 data-sourcepos="10:1-10:41" class="">Aşırı Su Kullanımı ve Tarımsal Sulama</h3>
<ul data-sourcepos="12:1-12:171">
<li data-sourcepos="12:1-12:171"><strong>Su Kaynaklarının Tükenmesi:</strong><span> Tarım,</span><span> sanayi ve evsel kullanımlar için aşırı su çekilmesi,</span><span> yeraltı su seviyelerinin düşmesine ve göllere ulaşan su miktarının azalmasına yol açıyor.</span></li>
<li data-sourcepos="13:1-14:0"><strong>Vahşi Sulama:</strong><span> Verimsiz sulama yöntemleri ve suyun israf edilmesi,</span><span> su kıtlığını daha da derinleştiriyor.</span></li>
</ul>
<h3 data-sourcepos="15:1-15:34" class="">Sanayileşme ve Çevre Kirliliği</h3>
<ul data-sourcepos="17:1-18:94">
<li data-sourcepos="17:1-17:141"><strong>Endüstriyel Atıklar:</strong><span> Fabrikalardan ve evsel atıklardan gelen kimyasallar,</span><span> göllerin su kalitesini bozuyor ve canlı yaşamı tehdit ediyor.</span></li>
<li data-sourcepos="18:1-18:94"><strong>Tarımsal İlaçlar:</strong><span> Tarım alanlarından sızan gübre ve pestisitler,</span><span> göllerde alg patlamalarına neden oluyor ve suyun oksijen seviyesini düşürüyor.</span></li>
</ul>
<h3 data-sourcepos="20:1-20:36" class="">Göllerin Yok Olmasının Sonuçları</h3>
<ul data-sourcepos="22:1-23:172">
<li data-sourcepos="22:1-22:164"><strong>Biyoçeşitliliğin Kaybı:</strong><span> Göller,</span><span> birçok bitki ve hayvan türüne ev sahipliği yapar.</span><span> Bu türlerin yok olması,</span><span> ekosistem dengesini bozar ve gıda zincirini etkiler.</span></li>
<li data-sourcepos="23:1-23:172"><strong>İklim Değişikliğinin Şiddetlenmesi:</strong><span> Göller,</span><span> iklim düzenleyici bir göreve sahiptir.</span><span> Bu nedenle göllerin kuruması,</span><span> iklim değişikliğinin etkilerini daha da şiddetlendirebilir.</span></li>
<li data-sourcepos="24:1-25:0"><strong>Ekonomik Kayıplar:</strong><span> Göller,</span><span> turizm,</span><span> balıkçılık ve tarım gibi sektörler için önemli bir kaynaktır.</span><span> Bu sektörlerin zarar görmesi,</span><span> bölgesel ekonomilere olumsuz etkiler yapar.</span></li>
</ul>
<h3 data-sourcepos="26:1-26:19" class="">Çözüm Önerileri</h3>
<ul data-sourcepos="28:1-29:104">
<li data-sourcepos="28:1-28:134"><strong>Su Yönetimi:</strong><span> Su kaynaklarının etkin bir şekilde yönetilmesi,</span><span> su tasarrufu ve yeniden kullanımının teşvik edilmesi gerekmektedir.</span></li>
<li data-sourcepos="29:1-29:104"><strong>Sürdürülebilir Tarım:</strong><span> Damla sulama gibi su tasarrufu sağlayan yöntemlerin kullanılması ve tarımsal ilaçların kullanımının azaltılması gerekmektedir.</span></li>
<li data-sourcepos="30:1-30:130"><strong>Atık Su Arıtımı:</strong><span> Endüstriyel ve evsel atık suların arıtılması ve doğal ortamlara verilmeden önce temizlenmesi gerekmektedir.</span></li>
<li data-sourcepos="31:1-31:155"><strong>Farkındalık Oluşturma:</strong><span> Toplumun suyun önemi konusunda bilinçlendirilmesi ve su kaynaklarının korunması için herkesin sorumluluk alması gerekmektedir.</span></li>
<li data-sourcepos="32:1-33:0"><strong>Koruma Alanları:</strong><span> Göllerin ve çevresindeki doğal alanların korunması için yasal düzenlemeler yapılması ve koruma alanları oluşturulması gerekmektedir.</span></li>
</ul>
<p data-sourcepos="34:1-34:15"><span>Türkiye'deki göllerin yok olması,</span><span> acil önlem alınması gereken ciddi bir çevre sorunudur.</span><span> Bu sorunun çözümü için hükümet,</span><span> yerel yönetimler,</span><span> sivil toplum kuruluşları ve tüm bireylerin işbirliği yapması gerekmektedir.</span></p>
<p data-sourcepos="7:1-7:2"><strong>Ekosistemler Üzerindeki Etkiler</strong></p>
<p data-sourcepos="9:1-9:96"><span>Göller,</span><span> sadece su kaynakları değil,</span><span> aynı zamanda biyolojik çeşitliliğin önemli merkezleridir.</span><span> Bu nedenle göllerin kuruması,</span><span> ekosistemler üzerinde ciddi olumsuz etkilere neden olur:</span></p>
<ul data-sourcepos="11:1-12:156">
<li data-sourcepos="11:1-11:186"><strong>Biyoçeşitliliğin Kaybı:</strong><span> Göllerde yaşayan balık,</span><span> kuş,</span><span> sürüngen ve amfibi türleri,</span><span> su bitkileri ve diğer organizmalar,</span><span> habitat kaybı nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.</span></li>
<li data-sourcepos="12:1-12:156"><strong>Gıda Zincirinin Bozulması:</strong><span> Göllerdeki canlılar arasındaki besin zinciri,</span><span> göllerin kurumasıyla birlikte bozulur ve ekosistem dengesini olumsuz etkiler.</span></li>
<li data-sourcepos="13:1-13:128"><strong>Toprak Erozyonu:</strong><span> Göllerin kurumasıyla birlikte çevresindeki topraklar erozyona uğrar ve tarım arazileri verimini kaybeder.</span></li>
<li data-sourcepos="14:1-15:0"><strong>İklim Değişikliği:</strong><span> Göller,</span><span> yerel iklimi düzenleyen önemli bir faktördür.</span><span> Göllerin kuruması,</span><span> bölgesel iklimi değiştirerek kuraklık ve aşırı sıcaklık gibi olumsuz etkileri artırabilir.</span></li>
</ul>
<p data-sourcepos="16:1-16:30"><strong>Ekonomi Üzerindeki Etkiler</strong></p>
<p data-sourcepos="18:1-18:60"><span>Göller,</span><span> birçok ekonomik faaliyet için hayati öneme sahiptir:</span></p>
<ul data-sourcepos="20:1-20:20">
<li data-sourcepos="20:1-20:20"><strong>Balıkçılık:</strong><span> Göller,</span><span> birçok bölge için önemli bir geçim kaynağı olan balıkçılığın temelini oluşturur.</span><span> Göllerin kurumasıyla birlikte balıkçılık faaliyetleri durur ve balıkçılar işsiz kalır.</span></li>
<li data-sourcepos="21:1-21:210"><strong>Turizm:</strong><span> Göller,</span><span> doğal güzellikleri ve rekreasyon olanaklarıyla turizm için önemli bir çekim merkezidir.</span><span> Göllerin kuruması,</span><span> turizm gelirlerinin azalmasına ve bölgesel ekonomilerin zayıflamasına neden olur.</span></li>
<li data-sourcepos="22:1-23:0"><strong>Tarım:</strong><span> Göller,</span><span> tarım arazilerinin sulanmasında kullanılan su kaynaklarıdır.</span><span> Göllerin kuruması,</span><span> tarım verimini düşürür ve gıda güvenliğini tehdit eder.</span></li>
</ul>
<p data-sourcepos="24:1-24:29"><strong>Toplum Üzerindeki Etkiler</strong></p>
<p data-sourcepos="26:1-26:107"><span>Göllerin yok olması,</span><span> sadece çevre ve ekonomi değil,</span><span> aynı zamanda toplum üzerinde de önemli etkiler yaratır:</span></p>
<ul data-sourcepos="28:1-31:0">
<li data-sourcepos="28:1-28:176"><strong>Göçler:</strong><span> Göllerin kurumasıyla birlikte yaşamını sürdüremeyen insanlar,</span><span> başka bölgelere göç etmek zorunda kalır.</span><span> Bu durum,</span><span> sosyal ve ekonomik sorunları beraberinde getirir.</span></li>
<li data-sourcepos="29:1-29:122"><strong>Çatışmalar:</strong><span> Su kaynakları üzerindeki rekabet,</span><span> toplumsal gerginlikleri artırabilir ve hatta çatışmalara yol açabilir.</span></li>
<li data-sourcepos="30:1-31:0"><strong>Sağlık Sorunları:</strong><span> Kirlenmiş su kaynakları,</span><span> insan sağlığı için ciddi tehdit oluşturur.</span><span> Su kaynaklarının azalması,</span><span> hijyen koşullarının bozulmasına ve bulaşıcı hastalıkların yayılmasına neden olabilir.</span></li>
</ul>
<p data-sourcepos="32:1-32:19"><strong>Çözüm Önerileri</strong></p>
<p data-sourcepos="34:1-34:78"><span>Türkiye'deki göllerin yok oluşunu önlemek için aşağıdaki önlemler alınmalıdır:</span></p>
<ul data-sourcepos="36:1-40:7">
<li data-sourcepos="36:1-36:134"><strong>Su Yönetimi:</strong><span> Su kaynaklarının etkin bir şekilde yönetilmesi,</span><span> su tasarrufu ve yeniden kullanımının teşvik edilmesi gerekmektedir.</span></li>
<li data-sourcepos="37:1-37:154"><strong>Sürdürülebilir Tarım:</strong><span> Damla sulama gibi su tasarrufu sağlayan yöntemlerin kullanılması ve tarımsal ilaçların kullanımının azaltılması gerekmektedir.</span></li>
<li data-sourcepos="38:1-38:130"><strong>Atık Su Arıtımı:</strong><span> Endüstriyel ve evsel atık suların arıtılması ve doğal ortamlara verilmeden önce temizlenmesi gerekmektedir.</span></li>
<li data-sourcepos="39:1-39:155"><strong>Farkındalık Oluşturma:</strong><span> Toplumun suyun önemi konusunda bilinçlendirilmesi ve su kaynaklarının korunması için herkesin sorumluluk alması gerekmektedir.</span></li>
<li data-sourcepos="40:1-40:7"><strong>Koruma Alanları:</strong><span> Göllerin ve çevresindeki doğal alanların korunması için yasal düzenlemeler yapılması ve koruma alanları oluşturulması gerekmektedir.</span></li>
<li data-sourcepos="41:1-42:0"><strong>Uluslararası İşbirliği:</strong><span> İklim değişikliğiyle mücadele ve su kaynaklarının korunması gibi küresel sorunlarla mücadele için uluslararası işbirliği güçlendirilmelidir.</span></li>
</ul>
<p data-sourcepos="43:1-43:9"><strong>Sonuç</strong></p>
<p data-sourcepos="45:1-45:177"><span>Türkiye'deki göllerin yok olması,</span><span> ülkemizin ve dünyanın karşı karşıya olduğu en ciddi çevre sorunlarından biridir.</span><span> Bu sorunun çözümü için hükümet,</span><span> yerel yönetimler,</span><span> sivil toplum kuruluşları ve tüm bireylerin işbirliği içinde hareket etmesi gerekmektedir.</span><span> Aksi takdirde,</span><span> gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak mümkün olmayacaktır.</span></p>
<p data-sourcepos="47:1-47:193"><strong>Not:</strong><span> Bu makale,</span><span> Türkiye'deki göllerin yok oluşu konusuna genel bir bakış sunmaktadır.</span><span> Konu hakkında daha detaylı bilgi almak için bilimsel makalelere ve uzman görüşlerine başvurabilirsiniz.</span></p>
<p data-sourcepos="36:1-36:162"><span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Altına Hücum: Modern Maden Felaketleri</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/altina-hucum-modern-maden-felaketleri</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/altina-hucum-modern-maden-felaketleri</guid>
<description><![CDATA[ Endüstriyel Madencilikte Felaketlerin Önlenememesi: Karar Vericilerin Sorumluluğu, Hakikat Krizi ve İşçilerin Sessiz Çığlıkları Üzerine Bir İnceleme ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/02/korhan_gumus_img-2.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Altına, Hücum:, Modern, Maden, Felaketleri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h3>Sorumlular Kimler?</h3>
<p></p>
<p></p>
<p>En başta karar vericiler var. Peki, bu kararları kim veriyor? Siyasetçiler mi? Belki de sorun, onların tek başlarına karar aldıklarını düşünmekte yatıyor. Kamusal niteliklerinin varlığına inanıyoruz, ancak belki de bu sadece bir yanılsama.</p>
<p></p>
<h3>İşçilerin Yaşadığı Felaket</h3>
<p></p>
<p></p>
<p>Kendimizi siyanürlü toprağın altında kalan işçilerin yerine koyuyoruz, yaşadıklarını ve başlarına gelenleri hissetmeye çalışıyoruz. Ancak onların sesleri yok. Ne kadar çırpınsalar da, izleyiciler için gerçeğe yaklaşmak, tanıklık etmek imkansız. Hakikat cisimleşmediği sürece görmezden geliniyor, cisimleştiğinde ise üzeri örtülüyor ve bu süreç nasıl kurgulandığını gizliyor.</p>
<p></p>
<p>Felaket gözümüzün önünde, apaçık duruyor. Sadece durmakla kalmıyor, önceden işaretler gönderiyor, uyarıyor, gerçekleşmeyi bekliyor. İşçiler, liçleme sahasında çatlaklar oluştuğunu görüyorlar, olası bir heyelanı yetkililere bildiriyorlar, hatta vali de bu durumu doğruluyor. Ancak hiçbir önlem alınmıyor, aksine dinamitler patlatılıyor ve facia gerçekleşiyor. Bu felaketin sorumluları, görevlerini yerine getirmeyen failler olarak karşımızda duruyor. Kendimizi onların yerine koydukça, hissetmeye çalıştıkça öfkemiz daha da artıyor. Onların sesi, dili yok ve bu nedenle hakikate tanıklık etmeleri imkansız.</p>
<p></p>
<h3>Altına Hücum: Modern Maden Felaketleri</h3>
<p></p>
<p></p>
<p>"Altına hücum" gibi başlıklar taşıyan western filmlerindeki gibi bir gölet ya da dere kenarında elle yapılan bir arama söz konusu değil. Geleneksel üretim biçiminde risk bilgisi kuşaktan kuşağa aktarılıyor. Ancak endüstriyel üretimde bu bilgi, uygulamayı konu alan pratikler, planlar ve projelerle farklı bir düzlemde üretiliyor.</p>
<p></p>
<h3>Faciadan Önce: Önlemler Alınmadı</h3>
<p></p>
<p></p>
<p>Faciadan önce çatlaklar ve küçük çaplı kaymalar görülmesine rağmen, dik yamaca biriktirilen devasa siyanürlü toprağın risk oluşturduğu fark edilmedi. Bu, tıpkı depreme dayanıklı olmayan binaların kullanılmaya devam edilmesi gibi bir durum. Önceden işaretler ortaya çıkmasına rağmen, hakikat henüz cisimleşmediği sürece göz ardı edildi.</p>
<p></p>
<p>İşçiler defalarca uyarmasına rağmen dikkate alınmadı, sonunda facia gerçekleşti. Tecrübeli bir işçi, liçleme alanının boşaltılması gerektiğini, ancak çalışmaya devam edildiğini söyledi. Buranın çökme ihtimalinin bilindiği ama ciddiye alınmadığını vurguladı.</p>
<p></p>
<h3>Liçleme Nedir?</h3>
<p></p>
<p></p>
<p>Liçleme, kıymetli metalleri kazanmak için sıvı kimyasalların kullanıldığı bir işlemdir. Cevher içeren toprak bir yere yığılır, içine kimyasallar karıştırılır ve bu kimyasalların metali eritip toprağın içinden süzülmesi beklenir. Endüstriyel altın madenleri, büyük miktarlarda toprağın içinden birkaç gram cevher çıkarmaya dayanır. Bu tür madenler çoğunlukla coğrafyayı değiştiren büyük işletmelerdir ve bu yüzden Avrupa’da bu tür işletmeler artık kurulmamaktadır.</p>
<p></p>
<p>Ancak bağımsız bilim insanlarının bulunmadığı veya baskılandığı yerlerde bu tür madenler daha kolay kuruluyor. Çoğu zaman uluslararası sermaye failler arasında sayılıyor, ancak kamu izinlerinin neden bu kadar kolay verildiği sorgulanmıyor.</p>
<p></p>
<h3>Hakikat Krizi</h3>
<p></p>
<p></p>
<p>Hakikat, cisimleşmediği sürece görmezden geliniyor, cisimleştiğinde ise üzeri örtülüyor. Bu durum, hakikatin nasıl kurgulandığını gizliyor. Felaketin cisimleştiği an ise kesin bir gerçeklik ortaya çıkıyor, fakat bu gerçeklik yine de bir sis perdesi ile örtülüyor. Oligarşik yapılar, siyasetin karanlık düğüm noktalarını oluşturuyor ve bu ilişkilerle kamunun hakikati görmesi engelleniyor. Bu yüzden felaketler ve krizler, işaretleri görülmesine rağmen müdahale edilmeyen olaylar olarak kalıyor.</p>
<p></p>
<p>Sonuç olarak, yaşanan felaketler bir hakikat krizinin ötesine geçemiyor ve bu krizin tanıkları, gerçekliğe tam anlamıyla tanıklık etme imkanından mahrum bırakılıyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye’de Altın Madenciliği Tehdidi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/turkiyede-altin-madenciligi-tehdidi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/turkiyede-altin-madenciligi-tehdidi</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye’nin birçok bölgesinde aktif olan altın madenlerinin sayısı ve projelerin yaygınlığı, çevre ve halk sağlığı için ciddi tehditler oluşturuyor.  ]]></description>
<enclosure url="http://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x580_66e4725ef12a5.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Türkiye’de, Altın, Madenciliği, Tehdidi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Altın Madenciliğine Karşı İlk Tepkiler</strong></p>
<p></p>
<p>Türkiye’de siyanürlü ve sülfürik asitli altın madenciliğine karşı ilk büyük tepkiler İzmir Bergama ve Artvin Cerattepe’de ortaya çıktı. Bergama’da altın madenciliğine direnenler, “Bergama teslim edilirse, Türkiye’de her yer altıncılara teslim olur” demişti. Bu sözler ne yazık ki doğru çıktı. 1980’lerde Bergama’da başlayan mücadele, madenin çevreye verdiği zararlar ve hukuki süreçlerle devam etti, ancak alınan mahkeme kararları defalarca etkisiz hale getirildi.</p>
<p></p>
<p><strong>Erzincan İliç ve Diğer Tehlikeler</strong></p>
<p></p>
<p>Bugün Erzincan İliç’teki Çöpler Altın Madeni’ndeki facia konuşulsa da Türkiye genelinde benzer madenler çevreyi tehdit etmeye devam ediyor. Türkiye’de aktif olarak işletilen yaklaşık 20 altın madeni bulunuyor. Çanakkale ve Balıkesir ise altın madencilerinin yoğun ilgisini çeken bölgeler arasında. Balıkesir’de Balya, Havran, İvrindi, Sındırgı, Dursunbey, Ayvalık, Burhaniye gibi ilçelerde madencilik faaliyetleri giderek artıyor.</p>
<p></p>
<p><strong>Çanakkale ve Balıkesir: Madencilik Kıskacında</strong></p>
<p></p>
<p></p>
<p>Çanakkale’de yıllardır süren altın madenciliğine karşı direnişe rağmen tehlike geçmemiş durumda. Kazdağları ve çevresi, yoğun altın madenciliği faaliyetleriyle kuşatılmış halde. Balıkesir’deki 20 ilçenin 11’inde 30’dan fazla madencilik faaliyeti gerçekleştiriliyor. Bu faaliyetlerin yanı sıra bölgede yoğun sondaj çalışmaları da yapılıyor. Altın üretiminde yaygın olarak kullanılan siyanür, hava, su, toprak ve canlı yaşamını geri dönüşü olmayan şekilde etkiliyor.</p>
<p></p>
<p><strong>Madencilik Faaliyetlerinin Listesi</strong></p>
<p></p>
<p>Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği’nin hazırladığı listeye göre, Çanakkale ve Balıkesir’de işletilen ve proje aşamasında olan birçok altın madeni projesi mevcut. Bu projeler, Erzincan İliç’teki Çöpler Altın Madeni’ndeki gibi büyük çevresel felaketlerin potansiyelini taşıyor.</p>
<p></p>
<p><strong>Bölgesel Tehditler ve Mücadele Gerekliliği</strong></p>
<p></p>
<p>Marmara Bölgesi başta olmak üzere birçok bölge, altın madenciliği faaliyetleriyle büyük tehdit altında. Çevreye zarar veren bu faaliyetler, halk sağlığını da tehdit ediyor. Doğal kaynakların korunması ve gelecekteki felaketlerin önlenmesi için örgütlü ve sistematik bir karşı duruş gerekiyor. Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği gibi örgütler, tüm süreçleri titizlikle takip ederek mücadeleye katkı sağlıyor.</p>
<p></p>
<p><strong>Sonuç</strong></p>
<p></p>
<p>Türkiye genelinde yaygınlaşan altın madenciliği, ciddi çevresel ve sosyal tehditler oluşturuyor. Siyanürle yapılan altın üretimi, ekonomik getirileri ne olursa olsun doğa ve insan yaşamı üzerindeki olumsuz etkileriyle geri dönüşü olmayan sonuçlar doğuruyor. Çevre ve yaşam alanlarının korunması için hukuki, sosyal ve bireysel düzeyde direnişin devam etmesi büyük önem taşıyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çokuluslu Şirketlerin Ekolojik Tahribatı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/cokuluslu-sirketlerin-ekolojik-tahribati</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/cokuluslu-sirketlerin-ekolojik-tahribati</guid>
<description><![CDATA[ Kapitalizmin Global Etkileri: Çokuluslu Şirketlerin Ekonomik ve Çevresel Tahribatları Üzerine Derinlemesine Bir İnceleme ]]></description>
<enclosure url="http://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x580_66e4763995063.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Çokuluslu, Şirketlerin, Ekolojik, Tahribatı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>**Çokuluslu Şirketlerin ve Kapitalizmin Tahribatı: Stephen Hymer’ın Perspektifi ve Günümüzdeki Yansımaları**</p>
<p></p>
<p>Stephen Hymer, çokuluslu şirketlerin ekonomik ve ekolojik tahribatları hakkında önemli uyarılarda bulunan bir iktisatçıdır. Hymer’in çalışmaları, sadece toprağın değil, aynı zamanda insanların da büyük zarar gördüğü bir ekonomik sistemin eleştirisini içermektedir. Bu bağlamda, Hymer’in çokuluslu şirketlerin etkinlikleri ve kapitalizmin çevresel etkileri hakkındaki görüşleri, günümüz dünyasında da geçerliliğini korumaktadır. </p>
<p></p>
<p><strong>Maden Kazaları ve Çevresel Felaketler: Erzincan Örneği</strong></p>
<p></p>
<p>15 Şubat 2024 tarihli Hürriyet Gazetesi'nde, Erzincan İliç'teki altın madeninde meydana gelen siyanürlü toprak sızıntısının saatler öncesinde alarm verdiği belirtilmiştir. Bu durum, maden kazalarının yalnızca tesadüfi olaylar olmadığını, sistematik eksikliklerin ve ihmallerin bir sonucu olduğunu gösteriyor. Ancak, bu tür olayların önceden öngörülüp tedbir alınması gereken durumlar olduğunu vurgulayan Hymer’in görüşleri, bu örnekte de geçerlidir. Özellikle madenin kurulum aşamasından itibaren halkın ve uzmanların çeşitli uyarılar yapmış olması, bu kazaların öngörülebilir olduğunu ve önlenmesi gerektiğini gösteriyor.</p>
<p></p>
<p><strong>Hymer’ın Araştırmaları ve Doğrudan Yabancı Yatırımın Etkileri</strong></p>
<p></p>
<p></p>
<p>Hymer, çokuluslu şirketlerin az gelişmiş ülkelerde yarattığı tahribatı ortaya koyarken, doğrudan yabancı yatırımların etkilerini doğrudan gözlemlemeyi tercih etmiştir. Bu kapsamda, Gana’ya yaptığı araştırmalar, İngiliz sömürge mirasının bu ülkede kapitalizmin gelişimini nasıl engellediğini gösterdi. Hymer’in bulguları, çokuluslu şirketlerin az gelişmiş ülkelerde yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda çevresel ve sosyal tahribata yol açtığını ortaya koymuştur. </p>
<p></p>
<p>Hymer’in tespitleri, çokuluslu şirketlerin gelişmiş ülkelerde doyuma ulaştıklarında, arz fazlasını az gelişmiş ülkelere satma stratejilerini ve bu süreçte elde ettikleri kârları nasıl katladıklarını vurgular. Bu şirketler, az gelişmiş ülkelerde düşük maliyetlerle doğal kaynakları temin edebilmekte ve çevreye verdikleri zararları göz ardı edebilmektedir. Bu durum, az gelişmiş ülkelerin sadece ekonomik değil, çevresel ve sosyal açıdan da büyük riskler taşıdığını gösterir.</p>
<p></p>
<p><strong>Az Gelişmiş Ülkeler ve Çevresel Adaletsizlik</strong></p>
<p></p>
<p>Az gelişmiş ülkeler, çokuluslu şirketlerin yatırım yaparak yüksek kâr elde ettikleri yerlerdir. Bu yatırımlar, yerel kaynakların sömürülmesine, çevre kirliliğine ve sosyal adaletsizliğe yol açmaktadır. Hymer, bu tür yatırımların, yalnızca kısa vadeli ekonomik kazançlar sağlamakla kalmayıp, uzun vadeli çevresel ve sosyal sorunlar yarattığını savunur. Örneğin, Erzincan’daki maden kazasında olduğu gibi, doğa ve insan sağlığı üzerinde kalıcı olumsuz etkiler bırakmaktadır.</p>
<p></p>
<p><strong>Ekolojik Tahribat ve Gelecek Kuşaklar</strong></p>
<p></p>
<p>Hymer’in eleştirileri, çevresel tahribatın yalnızca mevcut nesiller için değil, gelecek kuşaklar için de büyük riskler taşıdığını vurgular. Ekolojik sistemlerin bozulması, sadece o bölgedeki yaşam koşullarını değil, tüm gezegeni etkiler. Bu bağlamda, maden yatırımlarının yarattığı çevresel sorunlar, sadece yerel değil, uluslararası düzeyde de krizlere yol açabilir. Sınıraşan kirlilik olayları, komşu ülkelerle olan ilişkileri ve uluslararası anlaşmazlıkları tetikleyebilir.</p>
<p></p>
<p><strong>Sonuç ve Eleştiriler</strong></p>
<p></p>
<p></p>
<p>Hymer’in görüşleri, çokuluslu şirketlerin ve kapitalizmin yarattığı tahribatı derinlemesine incelemekte ve bu tahribatın önlenmesi için çeşitli önerilerde bulunmaktadır. Ancak, bu önerilere rağmen, pek çok ülke bu tür yatırımları ekonomik kalkınma aracı olarak görmektedir. Bu durum, kısa vadeli ekonomik kazançların uzun vadeli çevresel ve sosyal maliyetlerle karşılaştırıldığında büyük bir risk oluşturduğunu gösterir.</p>
<p></p>
<p>Sonuç olarak, Hymer’in çalışmaları, çokuluslu şirketlerin az gelişmiş ülkelerdeki faaliyetlerinin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda çevresel ve sosyal etkilerini de ortaya koymaktadır. Bu etkiler, gelecekte daha da belirginleşebilir ve bu nedenle, daha sürdürülebilir ve adil bir ekonomik sistem için politikaların geliştirilmesi önemlidir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye&amp;apos;nin İkinci Yüzyılı: Enerji, Tarım ve İklim Hareketleri</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/turkiyenin-ikinci-yuzyili-enerji-tarim-ve-iklim-hareketleri</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/turkiyenin-ikinci-yuzyili-enerji-tarim-ve-iklim-hareketleri</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye&#039;nin İkinci Yüzyılında Enerji ve Tarım Politikalarının Gelecekteki Rolü: İklim Hareketleri ve Toplumsal İsyanların Gölgesinde Yeni Bir Yol Arayışı ]]></description>
<enclosure url="http://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x580_66ed187493abb.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Türkiyenin, İkinci, Yüzyılı:, Enerji, Tarım, İklim, Hareketleri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bu dönemi tanımlayan temel olgular, iklim hareketleri, sivil itaatsizlikler ve bu hareketlerle ortaya çıkan toplumsal isyanlardır. Türkiye'nin ikinci yüzyılı, enerji ve tarım politikalarının şekillendirdiği bir dönemi işaret ediyor. </p>
<p></p>
<p>Türk.Eco platformundaki ilk yazımda, okuyucularla selamlaşmak istiyorum. Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında Türk.Eco'nun medyaya, düşünce dünyasına ve demokratik tartışma ortamına yenilik ve dinamizm getirmesini umuyorum. Bu yazıda, Türkiye'nin ikinci yüzyılına dair kişisel düşüncelerimi paylaşacak ve bu konudaki genel eğilimleri değerlendireceğim.</p>
<p></p>
<p>Bugün Türkiye'nin ikinci yüzyılında nasıl bir geleceğin bizi beklediğini, bir yurttaş ve gazeteci olarak ne görmek istediğimi tartışmak istiyorum. Bu konuda pek çok kişi görüş belirtti; ben de kendi perspektifimden değerlendirmelerde bulunacağım.</p>
<p></p>
<p>Türkiye'deki toplumsal muhalefet eksikliği, emekçiler, gençler, kadınlar, gazeteciler, bilim insanları ve aydınlar için büyük bir problem oluşturuyor. Entelektüellerin ve aydınların ülkeden dışlanması, yalnızca akademik anlamda değil, ekonomik ve toplumsal düzeyde de önemli sorunlar yaratıyor. Bu durum, toplumsal barışın sağlanmasını da zorlaştırıyor.</p>
<p></p>
<p>Türkiye'nin gelecek yüzyılında, ekonomik ve ekolojik krizlerin derinleştiğini gözlemliyoruz. Temiz hava, su ve toprağın sağlandığı bir Türkiye hedefi, mevcut durumda uzak görünüyor. Ancak bu hedefler ulaşılabilir olmalıydı; gerekli teknoloji ve vizyon mevcuttu.</p>
<p></p>
<p>Mevcut hükümet, "Türkiye Yüzyılı" olarak adlandırdığı dönemde, çevreye zarar veren projelere devam ediyor. Akkuyu Nükleer Santrali, Yusufeli Barajı ve Salda Gölü Koruma Projesi gibi projeler, çevreye olan olumsuz etkilerini gösteriyor. Bu projeler, sadece çevresel değil, aynı zamanda toplumsal ve kültürel açıdan da sorunlar yaratıyor.</p>
<p></p>
<p>Albert Hirschman’ın “zeitgeist” (zamanın ruhu) kavramı, yalnızca zamana uyum sağlamak değil, değişen ritmi ve düşünceleri yakalamak anlamına gelir. Bu çağda, zamanın ruhu, mevcut duruma karşı çıkan ve değişim için mücadele eden bir yaklaşımı ifade eder. </p>
<p></p>
<p>Türkiye'nin ikinci yüzyılında enerji ve tarım politikalarının belirleyici olacağını öngörüyorum. Gazze'deki savaş ve diğer krizlerin enerji merkezli sorunlardan kaynaklandığını görüyoruz. Etkili iklim politikaları uygulanmadıkça, bu tür krizlerin devam etmesi muhtemeldir.</p>
<p></p>
<p>Enerji üretiminin yerelleşmesi ve temiz enerjiye geçiş, Türkiye'nin geleceği için hayati öneme sahiptir. Bu hedefler, mevcut durumda zor görünse de, uzun vadede ülkenin sürdürülebilirliği için gereklidir. Türkiye'nin doğal kaynaklarına etik ve akılcı bir şekilde yaklaşmak, çevresel ve toplumsal sorunların çözümünde kritik bir rol oynayacaktır.</p>
<p></p>
<p>Siyaset bilimci Albert Hirschman’ın teorisi, bireylerin üç temel yol arasında seçim yapabileceğini öne sürer: terk etmek, biat etmek veya itiraz etmek. Türkiye'deki insanlar, ekonomik ve siyasal baskılar altında ya ülkelerini terk eder, mevcut durumu kabul eder ya da itiraz ederler.</p>
<p></p>
<p>Terk etmek, kısıtlanan hak ve özgürlüklerden kaçış anlamına gelir. Biat etmek, mevcut iktidarın sunduğu imtiyazları kabul etmek anlamına gelir. İtiraz etmek ise, bu duruma karşı mücadele etmek ve ses çıkarmaktır.</p>
<p></p>
<p>Toplumun sesini çıkarması ve örgütlenmesi, baskı ve zulme karşı en etkili yol olabilir. Küçük örgütlenmeler, mahalle dernekleri veya dayanışma ağları, bu mücadelenin bir parçası olabilir. Bu tür örgütlenmeler, toplumsal değişimin motoru olabilir.</p>
<p></p>
<p>Sonuç olarak, Türkiye'nin ikinci yüzyılında akıl, bilim, vicdan ve cesaret gereklidir. Bu sesleri çıkarmak ve mücadelenin bir parçası olmak, ülkenin geleceği için hayati öneme sahiptir.</p>
<p>Nail Türkoğlu</p>
<p>Türk Kültürünü Araştırma ve Tanıtma Vakfı Başkanı </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye nasıl İsrail’in çöplüğü haline geldi ?</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/turkiye-nasil-israilin-coeplugu-haline-geldi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/turkiye-nasil-israilin-coeplugu-haline-geldi</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye’nin İsrail&#039;in Plastik Çöplüğü Haline Gelmesi: Çevresel Sorunlar ve Ahlaki Çelişkiler Üzerine Eleştirel Bir İnceleme ]]></description>
<enclosure url="http://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x580_66f31eb12e656.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Türkiye, nasıl, İsrail’in, çöplüğü, haline, geldi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye’nin İsrail’in Çöplüğü Haline Gelmesi: Siyasi Çelişkiler ve Çevresel Krizler</strong></p>
<p></p>
<p>Türkiye ile İsrail arasındaki diplomatik gerilimlere rağmen, Türkiye'nin İsrail'den plastik atık ithalatını sürdürmesi, iki ülke arasındaki karmaşık ilişkilerin çevresel ve ahlaki boyutlarını gözler önüne sermektedir. Türkiye, Avrupa'nın en büyük plastik atık ithalatçısı olurken, İsrail'den gelen plastik atıkların çoğu çevresel sorunlara yol açmıştır. Bu durum, hem çevresel hem de siyasi açıdan önemli eleştirilere neden olmuştur. Bu makale, Türkiye'nin İsrail'den plastik atık ithalatının çevresel ve etik sorunlarını derinlemesine inceleyerek, bu sürecin Türkiye'nin çevre politikaları ve uluslararası ilişkiler üzerindeki etkilerini ele alacaktır.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f31e0ccd84b.jpg" alt=""></p>
<p></p>
<p>Türkiye ve İsrail arasındaki ticari ilişkiler, yıllar içinde büyük bir gelişim göstermiştir. Ancak bu ekonomik ilişkiler, çevresel ve etik sorunlarla iç içe geçmiştir. Özellikle İsrail'in Türkiye'ye gönderdiği plastik atıklar, Türkiye'nin çevresel yükünü artırmakta ve bu durum, ikili ilişkilerdeki siyasi gerilimleri daha da derinleştirmektedir. Brezilyalı çevre aktivisti Chico Mendez’in "Sınıf mücadelesi içermeyen ekoloji, bahçıvanlıktır" sözü, bu bağlamda çevresel sorunların yalnızca doğrudan çevresel faktörlerle değil, aynı zamanda siyasi ve ekonomik güç ilişkileriyle de bağlantılı olduğunu vurgulamaktadır.</p>
<p></p>
<p><strong>Türkiye’nin Plastik Atık İthalatındaki Yükseliş:</strong></p>
<p></p>
<p>Türkiye, Avrupa'nın en büyük plastik atık ithalatçısı haline geldi. Avrupa Birliği'nden gelen plastik atıkların %29'u Türkiye'ye gönderilmiştir. Bu durum, Avrupa Konseyi'nin OECD üyesi olmayan ülkelere plastik atık ihracatını zorlaştıran düzenlemelerinin Türkiye'ye yeniden yönlendirilmesine neden olabilir. İsrail'in Türkiye'ye gönderdiği plastik atıklar, özellikle Adana gibi bölgelerde çöplüklerde ve sulama kanallarında tespit edilmiştir. Bu atıkların yüksek oranlarda bulunması, Türkiye'nin çevresel sorunlarını daha da derinleştirmiştir.</p>
<p></p>
<p><strong>İsrail’in Çevresel ve Siyasi İlişkilerdeki Rolü:</strong></p>
<p></p>
<p>İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları ve Filistin halkına uyguladığı baskılar, Türkiye'de geniş çaplı tepkilere neden olmuştur. Ancak, Türkiye'nin İsrail'den gelen plastik atıkları kabul etmeye devam etmesi, ahlaki ve çevresel açıdan ciddi sorunlar doğuruyor. İsrail'in yüksek tek kullanımlık plastik tüketimi ve düşük geri dönüşüm oranları, Türkiye'ye gönderilen atıkların çevresel etkilerini artırmaktadır. Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sedat Gündoğdu, Türkiye'nin kendi çöplerini yönetemediği halde diğer ülkelerin çöplerini ithal etmesini eleştirmiştir. Bu durum, sadece çevresel değil, aynı zamanda etik sorunları da gündeme getirmektedir.</p>
<p></p>
<p><strong>Türkiye’nin Atık Yönetimi ve AB Düzenlemeleri:</strong></p>
<p></p>
<p>Türkiye’nin plastik atık ithalatının yanı sıra, bu atıkların geri dönüşüm sürecindeki sorunlar da dikkat çekmektedir. Avrupa Birliği, plastik atık ihracatına yönelik yeni düzenlemeler getirerek bu süreci kısıtlamayı hedeflemektedir. Ancak Türkiye'nin çöp ithalatını yasaklamaması ve bu süreçte teşvik vermesi, çevresel sorunları daha da derinleştirebilir. Türkiye’nin çevresel yükünü hafifletme potansiyeline sahip olan AB düzenlemeleri, Türkiye'nin kendi atık yönetim stratejilerini güçlendirmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.</p>
<p></p>
<p><strong>Sonuç:</strong></p>
<p></p>
<p>Türkiye’nin İsrail’den plastik atık ithal etmesi, çevresel sorunların ötesinde ahlaki bir çelişkiyi de gündeme getirmektedir. Türkiye’nin hem çevresel hem de uluslararası ilişkiler açısından daha sürdürülebilir ve etik bir yaklaşım benimsemesi gerekmektedir. İsrail’in Filistin’e uyguladığı katliamlarla mücadele ederken, aynı zamanda bu ülkenin çevresel atıklarını kabul etmek, uluslararası normlar ve ahlaki değerlerle çelişmektedir. Türkiye'nin çevre politikalarını yeniden değerlendirerek, şeffaf bir atık yönetim sistemi oluşturması ve uluslararası ilişkilerde daha tutarlı bir duruş sergilemesi önem arz etmektedir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye&amp;apos;nin İklim Sorunları ve Kömür Bağımlılığı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/turkiyenin-iklim-sorunlari-ve-koemur-bagimliligi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/turkiyenin-iklim-sorunlari-ve-koemur-bagimliligi</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye’nin İklim Politikasındaki Eksiklikler ve Kömür Bağımlılığının Ekonomik ve Çevresel Maliyetleri ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2023/12/1337222.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Türkiyenin, İklim, Sorunları, Kömür, Bağımlılığı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye’nin İklim Kriziyle Mücadele Stratejileri: Kayıp Zarar Fonu ve Kömürden Çıkışın Geri Kalması</strong></p>
<p></p>
<p>Küresel iklim değişikliği, ülkelerin ekonomik ve çevresel sürdürülebilirlik hedeflerini yeniden gözden geçirmelerine neden olmaktadır. Türkiye, bu bağlamda iklim krizinin yönetimi ve sera gazı emisyonlarının azaltılması konusunda çeşitli uluslararası tartışmaların merkezindedir. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) 28’inci Taraflar Konferansı (COP28) sırasında kabul edilen Kayıp Zarar Fonu, iklim krizinin olumsuz etkilerini en fazla yaşayan ülkeler için bir umut ışığı olarak değerlendirilmiştir. Ancak, bu fonun etkinliği ve katkıları, Türkiye'nin ulusal stratejileri ve iklim politikaları bağlamında sorgulanmaktadır.</p>
<p></p>
<p><strong>Kayıp Zarar Fonu: Uluslararası Cevap</strong></p>
<p></p>
<p>COP28 zirvesinde kabul edilen Kayıp Zarar Fonu, iklim krizi nedeniyle oluşan geri dönüşü olmayan hasarları telafi etmek amacıyla oluşturulmuştur. Gelişmiş ülkelerin bu fona taahhüt ettiği toplam miktar, 700 milyon dolardan biraz fazladır ve bu rakam, gelişmekte olan ülkelerin yıllık kayıp ve zararlarının çok küçük bir kısmını karşılamaktadır. Çalışmalar, gelişmekte olan ülkelerdeki yıllık kayıp ve zararın 400 milyar dolardan fazla olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda, fonun yetersiz kaldığı ve daha fazla katkıya ihtiyaç duyulduğu açıkça görülmektedir. Ayrıca, fonun sürekli olarak hibe şeklinde sağlanması ve şeffaf yönetim ilkelerinin benimsenmesi gerektiği uzmanlar tarafından vurgulanmaktadır.</p>
<p></p>
<p><strong>Türkiye'nin İklim Politikaları ve Kayıp Zarar Fonu</strong></p>
<p></p>
<p>Türkiye, Kayıp Zarar Fonu kapsamındaki ülkeler arasında yer almamaktadır. Bu durum, Türkiye'nin iklim değişikliğiyle mücadele stratejileriyle ilgilidir. Türkiye’nin sera gazı emisyonlarını azaltma hedefleri net ve kararlı değildir; ayrıca, kömür ve diğer fosil yakıtların kullanımından kademeli olarak çıkış stratejisi de belirsizliğini korumaktadır. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki'nin Türkiye’nin Kayıp Zarar Fonu'nda yer almasının “elzem” olduğunu belirtmesi, Türkiye'nin bu fonla ilgili ilgisini göstermektedir. Ancak, Türkiye’nin bu fonun gerektirdiği iklim adaleti sorumluluklarına ne ölçüde uyduğu tartışmalıdır.</p>
<p></p>
<p>**Kömürden Çıkış ve Enerji Politikaları**</p>
<p></p>
<p>Türkiye’nin kömür kullanımına ilişkin politikaları, uluslararası enerji geçişi trendlerinin gerisinde kalmaktadır. Dünya genelinde birçok ülke, kömürden temiz enerjiye geçiş için ittifaklar oluşturmaktadır. ABD, Çek Cumhuriyeti gibi ülkeler kömür santrallerini kapatma hedefleri koyarken, Türkiye'nin kömürden çıkış stratejisi oldukça sınırlıdır. Türkiye’de kömürle üretilen elektriğin oranı giderek artmakta ve 2022 yılında kömürlü termik santraller, üretilen elektriğin %34,6'sını sağlamıştır.</p>
<p></p>
<p><strong>Sonuç</strong></p>
<p></p>
<p>Türkiye’nin iklim değişikliği stratejilerinde yaşanan gecikmeler, ekonomik ve çevresel maliyetleri artırmaktadır. Kömür kullanımı ve sera gazı emisyonları konusunda net hedeflerin olmaması, ülkenin hem uluslararası iklim fonlarından yararlanma hem de çevresel sürdürülebilirlik açısından karşılaşacağı sorunları derinleştirmektedir. Küresel iklim krizine karşı etkili bir mücadele için Türkiye’nin, hem ulusal hem de uluslararası düzeyde daha proaktif ve kararlı bir yaklaşım benimsemesi gerekmektedir. Aksi takdirde, ekonomik ve ekolojik açıdan ciddi maliyetlerle karşılaşılması kaçınılmaz olacaktır.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kıyamete adım adım…</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/kiyamete-adim-adim</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/kiyamete-adim-adim</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye, iklim değişikliği nedeniyle sıcak hava dalgası, kuraklık, orman yangını ve sel gibi doğal afet riskleriyle karşı karşıya. ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/03/dunya.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Kıyamete, adım, adım…</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye'de iklim krizi ve çevre riskleri, giderek daha fazla dikkat çeken konular arasında yer alıyor. Sıcak hava dalgası, kuraklık, orman yangını ve sel gibi doğal afetler, ülkenin tüm bölgelerini tehdit ederken, özellikle güney ve güneydoğu illeri bu risklerle daha yakından yüzleşiyor. Bununla birlikte, büyük şehirler de iklim değişikliğinin etkilerine maruz kalıyor ve artan sıcaklıklarla birlikte, şehirleşmenin getirdiği çevresel sorunlar daha da belirgin hale geliyor.</p>
<p></p>
<p>İklim değişikliğiyle mücadelede hem yerel hem de ulusal düzeyde ciddi adımlar atılması gerektiği açıktır. Ancak, mevcut durumda bu konulara yönelik sistematik bir tedbir arayışı eksik kalmaktadır. Yeşil alanların artırılması, karbon emisyonlarının azaltılması ve sürdürülebilir şehir planlaması gibi projeler, geleceğin çevre sorunlarına karşı alınabilecek önlemler arasında yer alıyor. Bununla birlikte, bu tür projeler halen birçok bölgede arka planda kalmakta ve diğer altyapı projelerine daha fazla önem verilmektedir.</p>
<p></p>
<p>Küresel risk değerlendirmelerinde iklim değişikliği, uzun vadede en büyük tehditlerden biri olarak görülmektedir. Aşırı hava olayları, doğal felaketler ve ekosistemlerin çökmesi gibi sorunlar, dünya genelinde giderek daha fazla dikkat çekmekte ve bu durum, çevreyle ilgili politikaların daha fazla önem kazanmasına neden olmaktadır. Ancak kısa vadede ekonomi ve sosyal sorunlar, çevre meselelerinin önüne geçebilmektedir.</p>
<p></p>
<p>Vatandaşlar arasında iklim krizine dair farkındalık artmış olsa da, günlük hayatta bu farkındalığın eyleme dönüşmesi her zaman kolay olmamaktadır. Elektrikli araç kullanımına ve karbon vergisine olumlu bakılırken, et tüketimini azaltma veya evde enerji tasarrufu gibi konularda daha az istekli olunduğu gözlemlenmektedir. Bu durum, çevreyle ilgili politikaların uygulanmasında zorluklar yaratmaktadır.</p>
<p></p>
<p>Özetle, Türkiye'nin karşı karşıya olduğu iklim riskleri, daha ciddi adımlar atılmasını gerektiriyor. Hem yerel yönetimlerin hem de bireylerin bu konuda bilinçlenmesi ve daha sürdürülebilir bir gelecek için harekete geçmesi şart. Çevre sorunlarına karşı alınacak önlemler, gelecekte karşılaşılacak felaketlerin boyutunu azaltabilir, ancak bu noktada kararlı ve sistematik bir yaklaşım benimsenmesi hayati öneme sahiptir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Naci Görür, İliç maden sahasına yakın deprem fayı için “risk yok” demiş</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/naci-goerur-ilic-maden-sahasina-yakin-deprem-fayi-icin-risk-yok-demis</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/naci-goerur-ilic-maden-sahasina-yakin-deprem-fayi-icin-risk-yok-demis</guid>
<description><![CDATA[ Naci Görür, İliç maden sahasına yakın deprem fayı için “risk yok” demiş ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/03/ilic-fay-hatti.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Naci, Görür, İliç, maden, sahasına, yakın, deprem, fayı, için, “risk, yok”, demiş</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<strong>Emekçiler günlerdir dev kimyasal yığınların altındayken, deprem olması durumunda siyanür havuzunun nasıl bir faciaya yol açacağını düşünmek bile istemezken, Görür’ün deprem fay hattıyla ilgili çelişkili açıklamaları kafalarda soru işareti yaratıyor.</strong>

Geçen hafta gazeteci Serpil Yılmaz’ın “Türkiye’nin ilk altın madenine 'uygun' raporu veren heyetin başındaki sürpriz isim” başlıklı yazısı bir döneme ilişkin önemli bilgileri açığa çıkardı.
<blockquote><strong><em>Prof. Dr. Naci Görür’ün “TÜBİTAK Proje Yürütücüsü” olarak 1999 yılında Türkiye’nin ilk altın madeni Ovacık Altın Madeni’ne onay veren “Ovacık Projesi Çevre Faaliyetleri İncelemesi ve Strateji Raporu”nda imzası olduğu ortaya çıktı.  Bu rapor sayesinde Türkiye’de yıllar içinde artarak yükselen sömürge madenciliği de bu rapordaki tezlerin üzerine inşa edildi.</em>
</strong></blockquote>
<h2><strong>GÖRÜR’ÜN EUROGOLD’A ONAY RAPORU</strong></h2>
Prof. Dr. Naci Görür’ün “TÜBİTAK Proje Yürütücüsü” olarak 1999 yılında Türkiye’nin ilk altın madeni Ovacık Altın Madeni’ne onay veren “Ovacık Projesi Çevre Faaliyetleri İncelemesi ve Strateji Raporu”nda imzası olduğu ortaya çıktı.

Bu rapor sayesinde Eurogold Madencilik’in Ovacık Altın Madeni’nde kullanacağı üretim modeli “mümkün olan en iyi teknoloji” olarak nitelendirilirken, Türkiye’de yıllar içinde artarak yükselen sömürge madenciliği de bu rapordaki tezlerin üzerine inşa edildi.

Görür, kendisine yöneltilen eleştirilere karşılık olarak Yılmaz'ın bu yazısı üzerine sosyal medya hesabından <a href="https://twitter.com/nacigorur/status/1768196250812203211" target="_blank" rel="noopener">bir açıklama yaptı</a>.

Görür, madenciliğin bir bilim dalı olduğunu ve sadece ideolojik nedenlerle madencilerin hain olarak gösterilmemesi gerektiğini ifade ederek, "Maden ve madenci düşmanlığı yapıyorlar. Sırf ideolojik nedenlerle madencileri hain diye gösteriyorlar. Madencilik bir bilim dalıdır. Tarih boyunca çeşitli temel bilimler maden fakülteleri sayesinde gelişmiştir" dedi.

Görür, Bülent Ecevit'in başbakanlığı döneminde Bergama’daki Ovacık Altın Madeni’nin ulusal ve uluslararası standartlara uygunluğunun incelenmesi ve durumun raporla Başbakanlığa bildirilmesi için TÜBİTAK'ın görevlendirildiğini ve o zamanlar TÜBİTAK MAM'ın Başkanı olduğunu ifade etti.

Geçmişte Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) raporun içeriğine ilişkin eleştirilere yer veren <a href="https://www.ttb.org.tr/eweb/bergama/4.html" target="_blank" rel="noopener">detaylı bir açıklaması da oldu</a>.

Değerlendirme, raporun tek taraflı ve bilimsel tarafsızlık ilkelerine uygun olmadığı yönünde eleştiriler içerirken, “Raporun çeşitli yerlerinde en çok alıntılanan ve kaynak gösterilen Eurogold raporunun tarihi Haziran 1999'dur. Ovacık Projesi Çevre Faaliyetleri İncelemesi ve Strateji Raporu başlığını taşıyan ve Eurogold tarafından hazırlanan raporun, TÜBİTAK raporunun hazırlanması süreci içinde yazıldığı ve komisyon üyelerine sunulduğu anlaşılmaktadır. Zaten TÜBİTAK raporunun pek çok bölümü bu Eurogold raporunun kimi yerde bire bir alıntılanarak onaylanmasından oluşmaktadır” ifadeleri de dikkat çekiyordu.

Gelelim konunun dokuz emekçiye mezar olan Erzincan İliç’teki Çöpler Altın Madeni ile ilişkisinin boyutlarına…

<strong>Serpil Y</strong><strong>ılmaz yazısında, </strong><strong>“</strong><strong>Elçiye zeval olmaz; Hoca altından aktif fay hattını</strong><strong>n ge</strong><strong>çtiği 'haritalanan' Erzincan İliç’te bekleniyor” demişti.</strong>

<strong> </strong><strong>Aslında bununla ilgili daha ö</strong><strong>nce </strong><strong>İliç’te siyanür havuzunda sızıntı yaşandığı dönemde Görür</strong><strong>’</strong><strong>e konuyla ilgili görüşleri sorulmuş </strong><strong>bile</strong><strong>…</strong>

Hatırlanacağı üzere, İliç’teki Çöpler Altın Madeni’nde siyanürlü solüsyon boruları patlamış, sızıntı sonucu şirketin beyanına göre 20 metreküp siyanürlü solüsyon içinde 8 kg saf siyanür ekosistemlere ve dolaylı olarak Fırat Nehri’ne karışmıştı.

Yığın liçi sahasındaki siyanür karışımı çözelti götüren borularda yaşanan kırılma sonucu, zehir, yığın liçi sahasının hemen doğusundan geçen ve aktif bir fay tarafından (Munzur Fay Zonu) kontrol edilen Sabırlı Deresi’ne akmıştı.

İşletme sahası içerisinde MTA Genel Müdürlüğü tarafından 2013 yılında yayınlanan Türkiye Diri Fay Haritası’nda aktif olduğu ifade edilen ve Munzur segmenti olarak tanımlanan bir fay hattının bulunduğu tespit edilmişti. Ancak bu fay hattının işletme projeleri hazırlanırken dikkate alınmadığı, hatta fayın inaktif olduğunun belirtildiği, hazırlanan atık depolama, üretim ve diğer tesis projelerinde ivme değerlerinin düşük gösterildiği görülmüştü.

<strong>Avukat İsmail Hakkı </strong><strong>Atal, May</strong><strong>ıs 2022 tarihinde Bingöl Yedisu fay zonundaki 4,1 büyüklüğündeki deprem sonrası</strong><strong>nda Prof. Dr. Naci G</strong><strong>örür ile yaptığı telefon konuşmasının özetini aktardı:</strong>

<strong>“</strong><strong>May</strong><strong>ıs 2022 tarihinde Bingöl Yedisu fay zonunda 4,1 büyüklüğündeki depremden sonra Prof. Dr. Naci Görür, bir tweet paylaşarak, burada daha büyük depremlerin olabileceğini belirtmiş</strong><strong>ti. O s</strong><strong>ırada biz 66 milyon tonluk siyanürlü atık havuzunun altından fay hattını</strong><strong>n ge</strong><strong>çtiğini bilmiyorduk.</strong><strong> </strong>

<strong>Fay hattının ana kolunun Çö</strong><strong>pler Alt</strong><strong>ın Madeni</strong><strong>’</strong><strong>nde 60-70 kilometre uzakta olduğu bilgisiyle ve Naci Görür’ün uyarı </strong><strong>tweet mesaj</strong><strong>ını dayanak yaparak, Erzincan Valiliği</strong><strong>’</strong><strong>ne madenin kapatılması yönünde talepte bulunduk.”</strong>

Görür, o depremin ardından, “Yerleşim merkezlerinde deprem risk yönetimi ve zarar azaltıcı çalışmalar yapılmalı” diyerek, “Bingöl’de 4,1 büyüklüğünde deprem oldu. Deprem Erzincan Karlıova arasındaki Yedisu fay zonunda yer alıyor. Bu zonda en az 7 büyüklüğünde bir deprem bekliyoruz. Bu zon içindeki ve yakınlarındaki yerleşim merkezlerinde deprem risk yönetimi ve zarar azaltıcı çalışmalar yapılmalı” <a href="https://www.sozcu.com.tr/deprem-uzmani-naci-gorur-korkuttu-en-az-7-buyuklugunde-bekliyoruz-wp7161405" target="_blank" rel="noopener">ifadelerine yer verdi</a>.

<strong>Avukat İsmail Hakkı Atal, Görür’ün bu uyarılarının ardından kendisini aradığını ancak Görür’ün bu açıklamaların tersine yorumlanabilecek paylaşımlarda bulunduğunu dile getirdi:</strong>

<em><strong>“</strong><strong>Prof. Dr. Naci G</strong><strong>örür’ün telefonda bana aktardıkları ise şöyle: Kuzey Anadolu fayının Erzincan Karlıova arasındaki 1794</strong><strong>’</strong><strong>ten sonraki kayıtlarına bakıldığında, 1939 depremiyle birlikte depremlerin batıya göç </strong><strong>etti</strong><strong>ğ</strong><strong>ini, Karl</strong><strong>ıova</strong><strong>’</strong><strong>ya doğru hareket etmediğini görüyoruz. 1939 ve 1992</strong><strong>’</strong><strong>den sonra Yedisu fayında hareket yok. Risk Yedisu fayının üzerinde değil Kuzey Anadolu fayının üzerinde.</strong></em>

<em><strong>Oysa 6 Aral</strong><strong>ık 2023 keşfinde mahkemeye sunduğumuz Prof. Dr. Cengiz Zabçı, Prof. Dr. Serdar Akyüz ve Prof. Dr. Taylan Sancar’ın bilimsel çalışması </strong><strong>Bing</strong><strong>öl Yedisu fayını Kuzey Anadolu fayının bir bölümü olarak değerlendiriyor ve bu akademik çalışma Yedisu fay zonunda uzun bir hareketsizliğin sonunda yakın bir gelecekte 7,2</strong><strong>’</strong><strong>den daha büyük bir deprem olasılığının çok yüksek olduğunu belirtiyor. </strong></em>

<em><strong>Naci Görür'ün telefonda Yedisu fay zonu ile Kuzey Anadolu fayını birbirinden bağımsız gibi değerlendirmesine 6 Aralık 2023</strong><strong>’</strong><strong>teki keşifte de şahit olduk. Keşifte deprem ve sismoloji uzmanı olarak görevlendirilen ve iktidarın sürekli Karadeniz</strong><strong>’</strong><strong>de petrol-doğalgaz bulduk gibi açıklamalar yapmasına dayanak raporlar hazırlayan Prof. Dr. Nafiz Maden de aynı şekilde Naci Görür gibi  iki fayı birbirinden bağımsız faylar olarak değerlendirdi. Biz de Cengiz Zabci gibi bilim insanlarının buraya özel çalışmasına dayanarak Nafiz Maden</strong><strong>’</strong><strong>in bilgisinin eksik olduğunu belirtip, keşif zaptına şerh düşerek bilirkişiyi reddettik.”</strong><strong> </strong></em>
<blockquote><em><strong>“Havuz ağırlığı depremi tetiklemez. Büyük hidrolik barajlar tetikleyebilir. (…) Atıkları havuzda biriktirebilmek için belirli nitelikte kimyasal bileşime sahip olması gerekir. Buralarda biriktirilen atığın tehlikeli madde statüsünde belirli periyodlarda bertaraf edilmesi gerekir. Madenciliğin türü ne olursa olsun az veya çok zarar vermektedir.”</strong></em></blockquote>
<h2><strong>‘DEPREMİ TETİKLEMEZ’ AMA ‘ZARAR VERİR’</strong></h2>
Atal, Prof. Dr. Naci Görür’e Fırat’ın kot olarak 300 metre yukarısında ve Fırat’a 700 metre kuş uçuşu mesafede bulunan 200 futbol sahası büyüklüğünde 66 milyon tonluk siyanürlü-sülfürik asitli zehir havuzunun yerküre üzerinde yarattığı baskının bu bölgedeki depremleri tetikleyip tetiklemeyeceğinin sorduğunda ise şu yanıtı aldığını belirtti:

“Havuz ağırlığı depremi tetiklemez. Büyük hidrolik barajlar tetikleyebilir. Bunlar gravitasyonel kayalar içindeki gözenek basıncını artırıyor. O basıncın artması stresi tetikleyeceği için büyük barajlarda olabilir. Atık havuzları veya iklim değişikliği depremleri tetiklemez. Bu havuzlara atıkların hangi standartlarda depolanacağı yönetmelikte mevcuttur. Atık havuzlarından örnekler alınır ve Bakanlık standartlara uygun mudur diye bakar. Atıkları havuzda biriktirebilmek için belirli nitelikte kimyasal bileşime sahip olması gerekir. Buralarda biriktirilen atığın tehlikeli madde statüsünde belirli periyodlarda bertaraf edilmesi gerekir. Madenciliğin türü ne olursa olsun az veya çok zarar vermektedir.”

Erzincan İliç’teki Çöpler Altın Madeni sahasında siyanürlü liç yığının göçmesi sonucu göçük altında kalan işçilere hala ulaşılabilmiş değil.

Emekçiler günlerdir dev kimyasal yığınların altındayken, deprem olması durumunda siyanür havuzunun nasıl bir faciaya yol açacağını düşünmek bile istemezken, Görür’ün deprem fay hattıyla ilgili çelişkili açıklamaları kafalarda soru işareti yaratıyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Afşin Elbistan Termik Santrali’ne iki yeni ünite Ceyhan Havzası’nı kurutacak</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/afsin-elbistan-termik-santraline-iki-yeni-unite-ceyhan-havzasini-kurutacak</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/afsin-elbistan-termik-santraline-iki-yeni-unite-ceyhan-havzasini-kurutacak</guid>
<description><![CDATA[ Afşin Elbistan Termik Santrali’ne iki yeni ünite Ceyhan Havzası’nı kurutacak ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/04/Afsin-Elbistan-Termik-Santrali.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Afşin, Elbistan, Termik, Santrali’ne, iki, yeni, ünite, Ceyhan, Havzası’nı, kurutacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<strong>6 Şubat depremlerinin ardından ciddi darbe alan Maraş’ta yıllardır süregelen tüm çabalara ve mücadelelere rağmen Türkiye’nin hatta Avrupa’nın en kirli termik santrallerinden Afşin Elbistan Termik Santrali, zehir saçmayı sürdürüyor. Bu yetmiyormuş gibi şimdi </strong><strong>Afşin-Elbistan A Termik Santrali’ne ilave iki ünite daha açılması için ÇED başvurusunda bulunuldu.</strong>

Türkiye’de siyasi ve ekonomi gündem hızlı değişiyor, ancak Türkiye’nin kömürlü termik santraller gündemi hiç değişmiyor.

6 Şubat depremlerinin ardından ciddi darbe alan Maraş’ta yıllardır süregelen tüm çabalara ve mücadelelere rağmen Türkiye’nin hatta Avrupa’nın en kirli termik santrallerinden biri olarak bilinen Afşin Elbistan Termik Santrali, zehir saçmayı sürdürüyor.

Bu yetmiyormuş gibi şimdi Afşin-Elbistan A Termik Santrali’ne ilave iki ünite daha açılması planlanıyor. Sermaye grubu, bunun için ÇED başvurusunda bulundu.

Hâli hazırda Afşin-Elbistan A Termik Santrali’nin dört ünitesi, Afşin-Elbistan B Termik Santrali’nin ise dört ünitesi bulunuyor. Mevcuttaki bu sekiz ünitenin kapasitesi ise 2795 MW büyüklüğünde.

Bu santraller 40 yıldır kömürün gölgesinde yaşayanların sağlığına ve çevreye büyük zararlar vermesine rağmen Afşin-Elbistan A Termik Santrali’ne 688 MW kapasiteye sahip iki ünite daha eklenmesi planlanıyor.

Düşünebiliyor musunuz, artık ekonomik ömrünü tamamlamış, bir an önce kapatılması gereken bir santral, ek ünitelerle genişletilmek isteniyor.
<blockquote><em><strong>Afşin-Elbistan A Termik Santrali’ne ilave iki ünite daha açılması için hazırlanan projenin ÇED raporu; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın koordinasyonunda toplanan İnceleme Değerlendirme Komisyonu</strong>’</em><strong><em>nda (İDK) geçen hafta görüşüldü.</em> </strong></blockquote>
<h2><strong>İLAVE İKİ ÜNİTENİN ÇED RAPORU GEÇEN HAFTA GÖRÜŞÜLDÜ</strong></h2>
Afşin-Elbistan A Termik Santrali’ne ilave iki ünite daha açılması için hazırlanan projenin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporu; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın koordinasyonunda toplanan İnceleme Değerlendirme Komisyonu’nda (İDK) geçen hafta görüşüldü.

Üstelik, bu toplantı 6 Şubat depremlerinin ardından uzmanların acilen denetlenmesi gerektiğine dikkat çektiği termik santralin 4’üncü ünitesinde yangın çıkması sonucu üç işçinin ağır şekilde yaralandığı günde gerçekleşti.

Özelleştirme yoluyla Çelikler Holding’e satılan Afşin-Elbistan Termik Santrali 1 Ocak 2020’de Çevre Kanunu gereği filtre takma zorunluluğuna rağmen iktidarın verdiği özel izinler ölüm kusmaya devam ediyor.

Çelikler Holding bünyesinde Seyitömer, Tunçbilek ve Orhaneli ile Afşin-Elbistan A termik santralları bulunuyor. Çelikler Holding, Seyitömer, Tunçbilek ve Orhaneli termik santrallarını da geçtiğimiz yıllarda özelleştirme yoluyla devralmıştı.

Türkiye'de hangi kömürlü termik santralin ne kadar emisyona neden olduğu ile ilgili bir veri olmadığı gibi emisyonların izlenip izlenmediği de maalesef bilinmiyor.

Türkiye'nin çoğu ekonomik ömrünü tamamlamış kömür santrali, herhangi bir filtreleme sistemine sahip olmadan 2019 sonuna kadar çalışmaya devam etti.

Yakın geçmişe dair bazı gelişmeleri kısaca hatırlayalım…

Dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, 2 Ocak 2020'de filtre ve baca gazı arıtma gibi çevresel yatırımları tamamlaması gereken 13 termik santralden beşinin tamamen, birinin ise kısmen kapatılmasına karar verildiğini açıklamıştı.

Tamamen kapatılan santraller Maraş Afşin A, Kütahya Seyitömer, Kütahya Tunçbilek, Sivas Kangal ve Zonguldak Çatalağzı termik santralleriyken, kısmen kapatılan Manisa Soma Termik Santrali'ydi.

Muğla Kemerköy, Muğla Yeniköy ve Çanakkale 18 Mart Çan Termik Santralleri ise çevre mevzuatı kapsamında çevre izinlerini almışlardı.
<blockquote><em><strong>Haziran 2020'de Kurum, kapatılan santrallerin "geçici ruhsat" aldığını, bu santrallerin ünitelerini ve bacalarını mevzuata uygun hale getirdiğini söyledi. Böylece, Soma Termik Santrali'nin altı ünitesinden dördü, Kangal Termik Santrali'nin iki ünitesi, Çatalağzı Termik Santrali'nin iki ünitesi, Seyitömer Termik Santrali'nin dört ünitesinden ikisi, Tunçbilek Termik Santrali'nin üç ünitesinden ikisi ve Afşin A Termik Santrali'nin dört ünitesinden ikisi yeniden açıldı.</strong></em></blockquote>
<h2><strong>KAPATILAN SANTRALLER YENİDEN AÇILDI</strong></h2>
Haziran 2020'de yeni bir açıklama yapan Kurum, kapatılan santrallerin "geçici ruhsat" aldığını, bu santrallere 142 milyon TL yatırımla ünitelerini ve bacalarını mevzuata uygun hale getirdiğini söyledi.

Böylece, Soma Termik Santrali'nin altı ünitesinden dördü, Kangal Termik Santrali'nin kapalı olan iki ünitesi, Çatalağzı Termik Santrali'nin kapalı olan iki ünitesi, Seyitömer Termik Santrali'nin dört ünitesinden ikisi, Tunçbilek Termik Santrali'nin üç ünitesinden ikisi, ve Afşin A Termik Santrali'nin dört ünitesinden ikisi yeniden açıldı.

<strong>Çelikler Holding’in Afşin-Elbistan’dan </strong><strong>“</strong><strong>geçici faaliyet belgesi” </strong><strong>ile </strong><strong>çalışmaya devam etmesine ve santralin filtre takmayarak çevresini zehirlemesine göz yumulması yetmiyormuş gibi şimdi bir de kapasite artışına gitmesine mi göz yumulacak?</strong>

<strong>Çelikler Holding’in baca gazı arıtma tesisi gibi çevre yatırımlarını yapması gerekiyordu. Oysa, sattığı her birim elektrik üzerinden parasını devletten peşin alırken, ilgili yatırımları öngörülen süre içinde gerçekleştirmedi. </strong>

<strong>İddialara göre, Çelikler Holding'e taahhüt ettiği yatırımları gerçekleştirmesi için ek süre verilerek, yeni koşullara uygun üretim planlaması yapmasına izin verildi. </strong>

Bacalarından kömür dumanı ve partikülleri çevreye yayan santral nedeniyle bölge halkı kanser dahil akciğer hastalıklarıyla boğuşurken, binlerce erken ölüme neden olunuyor.

Bu iki santral, kuruldukları tarihten 2020 yılına kadar geçen sürede 17 bin 500 erken ölüme (<a href="https://www.temizhavahakki.org/wp-content/uploads/2023/03/KaraRapor_v6.pdf">https://www.temizhavahakki.org/wp-content/uploads/2023/03/KaraRapor_v6.pdf</a>) neden oldu.

<u> </u>
<blockquote><em><strong>Afşin-Elbistan A Termik Santrali</strong>’</em><strong><em>ne eklenecek iki yeni ünite 1900 erken ölüme daha neden olacak. Bir diğer önemli konu ise, termik santralin bölgedeki su kaynaklarını korkunç biçimde tüketiyor olması.</em> </strong></blockquote>
<h2><strong>EKLENECEK İKİ ÜNİTE 1900 ERKEN ÖLÜME NEDEN OLACAK</strong></h2>
Afşin-Elbistan A Termik Santrali’ne eklenecek iki yeni ünite 1900 erken ölüme (<a href="https://www.greenpeace.org/static/planet4-turkey-stateless/2022/04/c73a17f7-tr-afsin-a-genisleme-raporu-greenpeace.pdf">https://www.greenpeace.org/static/planet4-turkey-stateless/2022/04/c73a17f7-tr-afsin-a-genisleme-raporu-greenpeace.pdf</a>) daha neden olacak.

Kalp ve damar hastalıkları, kronik solunum hastalıkları ile kanserler ilk akla gelen ve bu ölümlere yol açacak hastalıklar. Ancak, termik santrallerden kaynaklanan hava kirliliği diyabet, kronik böbrek hastalıkları ve solunum yolu enfeksiyonları gibi hastalıklar nedeniyle de ölüme yol açabiliyor.

Bir diğer önemli konu ise, termik santralin bölgedeki su kaynaklarını korkunç biçimde tüketiyor olması.

Afşin-Elbistan A Termik Santrali, Çoğulhan Mahallesi'nin içme ve kullanma suyu ihtiyacını karşılayan yer üstü ve yer altı sularının beslenme alanında yer alıyor.
<blockquote><em><strong>Santralin genişletilmesi, yalnızca 1 kilometre mesafede bulunan üç akarsuyun kirlilik yükünü artıracak. Hayati öneme sahip su varlıklarının kirlenmesi, hem bölge halkını susuz bırakacak hem de içme, kullanma ve sulama sularını tehlikeye atacak.</strong></em></blockquote>
Santralde bugüne kadarki su kullanımına ve kapasite artışıyla ek üniteler devreye alındığında bölgedeki su kaynaklarının nasıl etkileneceğine dair çevre örgütlerinin çalışmasındaki bilgiler ise şöyle:
<ul>
 <li>Hali hazırda işletmede olan Afşin Elbistan B Termik Santrali, Ceyhan Havzası’nda su kullanan en önemli kuruluştur. Soğutma suyunu doğrudan Ceyhan Nehri’nden sağlayan santralin yıllık su tüketimi 41,8 hm</li>
 <li>Afşin Elbistan A Termik Santrali’nde ne kadar su tüketildiği bilinmiyor. Ancak 5’inci ve 6’ncı ünitelerle su tüketimi 31,96 hm<sup>3</sup> Yani Afşin A’daki ek iki ünite, dört üniteli Afşin B santralinin yüzde 75’i kadar su tüketecek.</li>
 <li>ÇED raporunda, “Santralde yer alacak çeşitli işlem ve fonksiyonların yürütülebilmesi için ihtiyaç duyulan bu suyun tamamı hali hazırda linyit işletme sahasında gerçekleştirilen susuzlaştırma işleminden kaynaklı oluşacak sudan temin edilecektir” deniyor</li>
 <li>Kışlaköy kömür sahasının (A-sektörü) kuzey-kuzeydoğu sınırında açılmış susuzlaştırma kuyularıyla 96 hm<sup>3</sup>/yıl yeraltı suyu boşa akıtılıyor. Bu kömür sahası işletildiği müddetçe bu boşalımlar devam edecek. Bu da ciddi olarak yeraltı sularının heba olması anlamına geliyor.</li>
 <li>Afşin ve Elbistan kömür sahalarında yapılan susuzlaştırma çalışmalarıyla yörede iyi ve yaygın özelliklere sahip akiferlerin olumsuz etkilenmesi kaçınılmaz. İklim değişikliğine bağlı yaşanan kuraklık ve su kaynaklarının azalma riski değerlendirildiğinde, bölge için önemli olabilecek potansiyel bir içme suyu kaynağının bu şekilde heba edilmesinin gerekçesi ve fayda/maliyet analizi belirsiz.</li>
 <li>Afşin Elbistan A Termik Santrali V. ve VI. Ünite İlavesi Projesi yapımı amaçlı tarım dışı kullanımı alanına çok yakın sürekli akışa sahip Karaçayır Deresi proje alanının yaklaşık 485 metre batısından, Pınarbaşı Deresi yaklaşık 660 metre batısından ve Çoğulhan Deresi ise 855 m doğusundan geçiyor.</li>
 <li>Bölgedeki en önemli yüzey suyu olan Hurman Çayı ise proje alanının güneybatısında yaklaşık 4,3 kilometre mesafede bulunuyor. Hurman Çayı’ndan, ÇED Raporu’nda da belirtildiği üzere büyük oranda sulama suyu amaçlı faydalanılıyor. Proje alanı Çoğulhan Mahallesi’ne içme ve kullanma suyu sağlayan yer üstü ve yer altı sularının beslenim alanının içerisinde yer alıyor.</li>
 <li>Afşin Elbistan A Termik Santrali V. ve VI. Ünite İlaveleri’nin üzerinde inşa edileceği alan geçirimli ve çok geçirimli zemine sahiptir. Termik santralden kaynaklı olası kirliliklerin toprağa geçmesi halinde, su geçirgenliği olan akiferleri kirletme olasılığı yüksektir.</li>
</ul>
<blockquote><em><strong>Afş</strong><strong>in Elbistan Elektrik </strong><strong>Ü</strong><strong>retim ve Ticaret A.Ş tarafından Afşin Elbistan A Termik Santrali V. ve VI. </strong><strong>Ü</strong><strong>nite İlavesi Projesi alanı içerisinde meydana gelecek faaliyetle evsel ve tarımsal kullanım için hayati öneme sahip su varlıklarının kirlenmesi, hem bölge halkını susuz bırakacak hem de içme, kullanma ve sulama sularını tehlikeye atacak.</strong></em></blockquote>
<h2><strong>SU VARLIKLARININ KİRLENMESİ BÖLGE HALKINI SUSUZ BIRAKACAK </strong></h2>
<ul>
 <li>Afşin Elbistan Elektrik Üretim ve Ticaret A.Ş tarafından Afşin Elbistan A Termik Santrali V. ve VI. Ünite İlavesi Projesi alanı içerisinde meydana gelecek faaliyetle evsel ve tarımsal kullanım için hayati öneme sahip su varlıklarının kirlenmesi, hem bölge halkını susuz bırakacak hem de içme, kullanma ve sulama sularını tehlikeye atacak.</li>
 <li>İklim krizi nedeniyle su varlıkları giderek azalırken ve Türkiye su sıkıntısı yaşarken, termik santral kaynaklı emisyonlar buradaki yüzey sularını kirleterek temiz su varlığının azalmasına neden olacak. Ayrıca termik santral bacasındaki kirli gazlar, ağır metaller, radyoaktif elementler ve partikül maddelerle kirlenecek olan bu yüzey suları tarımsal sulamada kullanıldığında tarımsal ürünlerin de zehirlenmesine neden olacak.</li>
</ul>
Elbistan Hayatı ve Doğayı Koruma Platformu’ndan Mehmet Dalkanat, santrallerin bölgede sağlıklı insan ve verimli tarım arazisi bırakmadığına dikkat çekti:

‘‘Doğanın bize armağan ettiği verimli, sulanabilir geniş tarım alanları olan güzelim ovanın yaklaşık 120 bin dekarını 40 yılda çöle çevirdik. Kaç bin yıl sonra doğa tekrar bize bu verimli alanları geri verir, onu da bilmiyoruz ve diyoruz ki burada duralım, giden gitti kalanı kurtaralım. 5’inci ve 6’ncı ek ünitelerden vazgeçeceğimiz gibi Afşin-Elbistan A Termik Santralini de kapatarak gelecek kuşaklara geçimlik bir alan bırakmış olalım.’’]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Karbon Ayak İzinden İklim Gölgesine</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/karbon-ayak-izinden-iklim-goelgesine</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/karbon-ayak-izinden-iklim-goelgesine</guid>
<description><![CDATA[  Karbon Ayak İzinden İklim Gölgesine: Küresel Riskler ve Bireysel Eylemler Üzerine Yeni Perspektifler ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/01/industry-sunrise-clouds-fog-39553-scaled.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Karbon, Ayak, İzinden, İklim, Gölgesine</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) yıllık toplantısı, her yıl Ocak ayında Davos’ta düzenlenen ve küresel elitlerin bir araya geldiği önemli bir etkinlik olarak biliniyor. Bu toplantı, yalnızca dünyanın ayrımcı yüzde 1'lik kesiminin katıldığı bir buluşma olarak eleştirilse de, aynı zamanda küresel değişim ve riskler üzerine önemli tartışmalara ev sahipliği yapıyor. 2024’teki toplantının ana teması “Güvenin Yeniden İnşası” olarak belirlendi ve bu yıl, Küresel Riskler Raporu’na yönelik ilgi büyük oldu. Raporda, çevresel riskler ve iklim değişikliği gibi sorunların aciliyeti vurgulandı, ancak bu risklerin algılanması ve yanıtlanması konusunda farklı görüşler öne çıktı.</p>
<p></p>
<p>Küresel Riskler Raporu’na göre, aşırı hava olayları, biyoçeşitlilik kaybı ve ekosistem çöküşü gibi çevresel riskler, önümüzdeki on yıl boyunca karşılaşılacak en ciddi riskler arasında yer alıyor. Ancak, bu risklerin aciliyetine dair uzmanlar arasında bir ayrışma var. Özel sektörün risklerin uzun vadede gerçekleşeceğine dair görüşleri, çevresel tehditlerin karşılanmasında dönüşü olmayan bir noktaya gelme riskini artırıyor. Raporda, dezenformasyon ve devletlerarası silahlı çatışmalar da önemli riskler arasında sayılıyor. Özellikle dezenformasyonun, seçim süreçlerinde ve toplumsal huzursuzluklarda merkezi bir rol oynayacağı belirtiliyor.</p>
<p></p>
<p>Davos’tan geriye kalanlar arasında, iklim krizi konusundaki tartışmaların yanı sıra, elitlerin özel jetleriyle yarattığı karbon ayak izinin büyüklüğü dikkat çekiyor. 2024 toplantıları için 2300 özel jet kullanılması, iklim krizinin ne kadar büyük bir sorun olduğunu ve bireysel eylemlerin bu bağlamda ne kadar yetersiz kalabileceğini gözler önüne seriyor. Karbon ayak izinin anlamsızlaştığı bir dünyada, bireysel eylemler yeterli çözümü sunmuyor gibi görünüyor.</p>
<p></p>
<p>Bu bağlamda, iklim gölgesi kavramı öne çıkıyor. Emma Pattee tarafından ortaya atılan bu kavram, karbon ayak izinin ötesine geçerek, bireylerin çevresel etkilerini sosyal çevreleri üzerinde bilinçli ya da bilinçsiz olarak nasıl etkilediğini ele alıyor. İklim gölgesi, kişinin çevresel davranışlarının toplumsal etkilerini, iklim değişikliği hakkındaki tutumları, oy verme tercihleri ve tüketim alışkanlıkları gibi unsurları kapsıyor. Pattee, bu kavramın bireysel eylemlilik ile iklim krizinin küresel boyutu arasındaki farkı köprülediğini savunuyor.</p>
<p></p>
<p>Karbon ayak izinin büyük bir kısmının kontrolümüz dışındaki faktörler tarafından belirlendiği, örneğin şehirlerin tasarımı ve toplu taşıma seçeneklerinin sınırlı olması gibi etkenler göz önüne alındığında, bireysel eylemler sınırlı bir etki yaratıyor. Bu nedenle, iklim gölgesi kavramı, bireysel eylemlerin toplumsal etkilerini değerlendirmede yeni bir bakış açısı sunuyor. Ancak, bu kavramın ötesinde, küresel iklim krizine yönelik daha kapsamlı ve kolektif çözümler geliştirilmesi gerektiği açık. İklim gölgesi, bireylerin çevresel etkilerini anlamalarını ve bu etkileri minimize etmelerini sağlayarak, toplumsal farkındalık yaratabilir. Yine de, bireysel eylemler küresel iklim krizinin çözümünde tek başına yeterli olmayabilir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Geri dönüşüm ve sürdürülebilirlik için en iyi öneriler</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/geri-doenusum-ve-surdurulebilirlik-icin-en-iyi-oeneriler</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/geri-doenusum-ve-surdurulebilirlik-icin-en-iyi-oeneriler</guid>
<description><![CDATA[ Çevre kirliliğinin arttığı, doğal kaynakların tükenmeye başladığı son yıllarda geri dönüşüm büyük bir önem kazandı. Gelecek nesiller için daha sağlıklı ve daha iyi bir çevre bırakabilmek ancak geri dönüşüm ve sürdürülebilirlikle mümkün olabilir. İşte geri dönüşüm ve sürdürülebilirlik için en iyi öneriler...Aileniz, arkadaşlarınız ve çevrenizdekilerde geri dönüşüm konusunda farkındalık yaratın, onları bilinçlendirin.Sürdürülebilir ve geri dönüşüme uygun ürünler tercih edin. Ambalajsız ürünler ya da geri dönüşüm sembollü ürünleri seçmeye özen gösterin.Yaşam alanınızdaki atıkları kağıt, plastik, cam ve metal olarak ayrı ayrı kaplarda toplayın.Plastik atıklarını azaltmak için alışveriş yaparken plastik torbalar yerine bez çantalar, kese kağıdı ya da kanvas çantalar kullanın.Organik atıklarınızı yeniden doğaya dönüştürmek için bahçenizde ya da bitki yetiştirdiğiniz alanda kullanın.Kullanılmış pilleri normal çöplere değil, özel olarak belirlenmiş atık kutularına atın. Böylece içerisinde bulunan zararlı maddelerin doğaya daha az zarar vermesini sağlayabilirsiniz.Sıkça kullandığınız karton kutular, plastik şişeler tekrar kullanabilir malzemeler olduğu için bunları geri dönüşüm kutularına atın.Eski elektronik eşyalarınızı geri dönüşüm merkezlerine teslim edin. Böylece hem evinizde yer açılacak hem de bu cihazların içerisindeki değerli metaller yeniden kullanılabilecek.Kullandığınız ürünlerin, materyallerin ömrünü uzatın. Yeniden değerlendirin, farklı bir alanda kullanın ya da onarın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eSVzS1DIOUuxpqGalN-JpA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Geri, dönüşüm, sürdürülebilirlik, için, iyi, öneriler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eSVzS1DIOUuxpqGalN-JpA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Geri dönüşüm ve sürdürülebilirlik için en iyi öneriler"><p>Çevre kirliliğinin arttığı, doğal kaynakların tükenmeye başladığı son yıllarda geri dönüşüm büyük bir önem kazandı. Gelecek nesiller için daha sağlıklı ve daha iyi bir çevre bırakabilmek ancak geri dönüşüm ve sürdürülebilirlikle mümkün olabilir. İşte geri dönüşüm ve sürdürülebilirlik için en iyi öneriler...</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/I-9Zct-Bq0addnJhcmbX1g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aileniz, arkadaşlarınız ve çevrenizdekilerde geri dönüşüm konusunda farkındalık yaratın, onları bilinçlendirin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nOSHxB4RC0yKVwnLyTVL2Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sürdürülebilir ve geri dönüşüme uygun ürünler tercih edin. Ambalajsız ürünler ya da geri dönüşüm sembollü ürünleri seçmeye özen gösterin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pxbwN_Rol0aIPyQnmPuCDg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaşam alanınızdaki atıkları kağıt, plastik, cam ve metal olarak ayrı ayrı kaplarda toplayın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lifMO2gMJkqw1AYnq_-EKw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Plastik atıklarını azaltmak için alışveriş yaparken plastik torbalar yerine bez çantalar, kese kağıdı ya da kanvas çantalar kullanın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LFfSxFxFVUyFLgL6RosQDQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Organik atıklarınızı yeniden doğaya dönüştürmek için bahçenizde ya da bitki yetiştirdiğiniz alanda kullanın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hmS1Tug51UmmCm72YPvyUQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kullanılmış pilleri normal çöplere değil, özel olarak belirlenmiş atık kutularına atın. Böylece içerisinde bulunan zararlı maddelerin doğaya daha az zarar vermesini sağlayabilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tFDpukfsj0ShdtNB-mhdtA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sıkça kullandığınız karton kutular, plastik şişeler tekrar kullanabilir malzemeler olduğu için bunları geri dönüşüm kutularına atın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/a1X0N-QO0UKlbS7sD4IYYA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eski elektronik eşyalarınızı geri dönüşüm merkezlerine teslim edin. Böylece hem evinizde yer açılacak hem de bu cihazların içerisindeki değerli metaller yeniden kullanılabilecek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/C6bBxVZjPU6k8GCGGFZtqg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kullandığınız ürünlerin, materyallerin ömrünü uzatın. Yeniden değerlendirin, farklı bir alanda kullanın ya da onarın.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İngiltere&amp;apos;de mantardan tuğla üretildi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/ingilterede-mantardan-tugla-uretildi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/ingilterede-mantardan-tugla-uretildi</guid>
<description><![CDATA[ İngiltere&#039;nin başkenti Londra merkezli bir teknoloji şirketi, mantar hücrelerini şekillendirerek inşaat malzemesi üretmeyi başardı. Girişimciler, mantardan tuğlaların su ve neme karşı dayanıklılığını artırmaya çalışıyor. İşte ayrıntılar... ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/k4v5QnSraE-THKpbbgBVLg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>İngilterede, mantardan, tuğla, üretildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/k4v5QnSraE-THKpbbgBVLg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="İngiltere'de mantardan tuğla üretildi"><p>İngiltere'nin başkenti Londra merkezli bir teknoloji şirketi, mantar hücrelerini şekillendirerek inşaat malzemesi üretmeyi başardı. Girişimciler, mantardan tuğlaların su ve neme karşı dayanıklılığını artırmaya çalışıyor. İşte ayrıntılar...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ulaştırma Bakanı Uraloğlu: Ulaşım problemini her ilin ihtiyacına, ulaşım şekline göre çözmeliyiz</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/ulastirma-bakani-uraloglu-ulasim-problemini-her-ilin-ihtiyacina-ulasim-sekline-goere-coezmeliyiz</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/ulastirma-bakani-uraloglu-ulasim-problemini-her-ilin-ihtiyacina-ulasim-sekline-goere-coezmeliyiz</guid>
<description><![CDATA[ Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu Düzce&#039;de konuştu. Sürdülebilir kentesel ulaşım projeleri ile şehirlerin daha erişebilir olacağından bahseden Bakan Uraloğlu &quot;Ülkemizin en batısına ne yaptıysak, en doğusuna da onu yapma gayreti içindeyiz&quot; diye konuştu.Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu Düzce&#039;de düzenlenen Sürdürülebilir Kentsel Ulaşım Planı Projesi Açılış Töreni’de katıldı. Törende konuşan Uraloğlu, “Bu planın Düzce&#039;nin büyümesine, gelişmesine ve daha yaşanabilir bir şehir haline gelmesine katkı sağlayacağına canı gönülden inanıyorum&quot; dedi. Belediyelerin kentsel hareketlilik planlarına destek vermeye devam edecekelerini söyleyen Bakan Uraloğlu. Hep &quot;birlikte, daha sürdürülebilir bir ulaşım için çalışacağız.” ifadelerine yer verdi.&quot;21 YILDA BİRÇOK YATIRIM GERÇEKLEŞTİRDİK&quot;Uraloğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde son 21 yıla birçok proje sığdırdıklarını ifade etti. Türkiye’nin ulaşım ve haberleşme altyapısına katıkları yeniliklerden bahsetti. Yakın zamanda hizmete açılan Çanakkale Köprüsü hakkına konuşan Uraloğlu &quot;1915 Çanakkale Köprüsü gerçekten bir mühendislik eseri&quot; diye konuştu. Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Marmaray, Avrasya Tüneli, Zigana Tüneli, Ovit Tüneli, Beğendik, Botan Köprüsü,  Adana&#039;da 15 Temmuz Şehitler Köprüsü projelerini söyleyen bakan  &quot;Ülkemizin her tarafına birçok ulaştırma hizmetini biz özellikle AK Parti hükümetleri döneminde hayat geçirdik” dedi.  &quot;2028&#039;DE YOL AĞIMIZI 31 BİN KM ÜZERİNE ÇIKARACAĞIZ&quot;  Uraloğlu, yüksek standartlı, bölünmüş yollarla Türkiye’nin her noktasını hızlı, güvenli ve konforlu bir şekilde erişim sağlar hale getirildiğine dikkati çekerek, “6 bin 100 kilometre olan bölünmüş yol ağımızı 30 bin kilometrelere, 1.714 kilometre olan otoyol ağımızı ise 3 bin 726 kilometreye yükselttik.” şeklinde konuştu.   &quot;DEMİR YOLU AĞ UZUNLUĞUMUZU 14 BİN KİLOMETREYE ÇIKARDIK&quot;  Demir yolu yatırımlarına da değinen Uraloğlu, “11 bin kilometre olan demir yolu uzunluğumuzu 14 bin kilometreye çıkardık. 11 bin kilometrelik demir yolunun da neredeyse tamamını elden geçirerek yaklaşık yüzde 60-70’ini de elektrikli ve sinyalli hale getirdik.” diye konuştu.  HAVACILIK VE DENİZCİLİK ALANINDA ARTAN KAPASİTELER   Havacılık yatırımlarında da ivme kazanıldığını belirten Uraloğlu, “2002’de sadece 60 noktaya uçuş gerçekleştirirken bugün dünyanın 343 noktasına ülkemizden uçuş gerçekleştiriyoruz. Hava havalimanı sayısın 26’dan 57’ye çıkardıklarını söyleyen Uraloğlu 3 tanesinin de devam ettiğini belirtti. Hava yollarında seyahat eden yolcu kapasiteSİNİ 55 milyondan 317 milyona çıkardıklarını söyleyen bakan &quot;Kapasite anlamında ve 2023 yılını da yaklaşık 2016 milyonluk bir yolcu seyahat rakamıyla kapatmış bulunuyoruz.” ifadelerini kullandı.  Uraloğlu, “Denizcilik alanında yat bağlama kapasitesini 8 bin 500’den, yaklaşık 25 bine çıkardık. Ülkemizdeki 152 limanı, 197’e çıkardık 37 olan tersane sayısını 85’e çıkardık. Bu çalışmalarımıza devam ediyoruz.” dedi.  &quot;ULUSLARARASI KORİDOR ÇALIŞMALARI HIZLA SÜRDÜRÜLÜYOR&quot;Uraloğlu uluslararası bütünlük sağlama adına, “Bir taraftan Bakü Tiflis Kars Demir Yolu Hattını hayata geçirdik. Bugün artık Pekin&#039;den kalkan bir tren kesintisiz bir şekilde Londra&#039;ya kadar, Avrupa&#039;nın her noktasına kadar ulaşabilmekte. Arap Yarımadası&#039;ndan Basra Körfezi&#039;nden ülkemize gelecek olan yeni bir koridor için çalışıyoruz. Kalkınma Yolu Projesi ya da &quot;kuru kanal&quot; olarak adlandırdığımız projeye üzerine çalışıyoruz. Onu da hayata geçirdiğimizde uluslararası koridorlar noktasında ciddi adımları da beraberinde gerçekleştirmiş olacağız” dedi.  &quot;BOLU DAĞI GEÇİŞİNİ RAHATLATTIK, ORTA ANADOLU’YA CİDDİ ŞEKİLDE HİZMET EDİYOR&quot;Düzce&#039;nin Ankara&#039;ya olan bağlantısını sağlayan Bolu Dağı Tüneli&#039;nde çalışmaların bittiğini hatırlatan Uraloğlu, “Çok uzun zaman Bolu Dağı Tüneli kesintiye uğramıştı. En son 2007 yılında yine Bolu Dağı Tüneli&#039;ni bitirerek bu eski Bolu Dağı&#039;n geçişini rahatlattık ve konforlu, emniyetli bir şehir, trafik seyri sağlamış olduk. Tabii bu sadece Düzce&#039;ye hizmet etmiyor. Doğu, batı aksında Orta Anadolu&#039;ya çok ciddi bir şekilde hizmet etmektedir.” ifadelerini kullandı.  &quot;ULAŞIM PROBLEMİNİ HER İLİN İHTİYACINA, ULAŞIM ŞEKLİNE GÖRE ÇÖZMELİYİZ&quot;Uraloğlu istatistik verileri paylaşarak, 2007 yılında nüfusun yüzde 70’inin ilçelerde yaşadığı bir Türkiye&#039;den bugün 85 milyona gelmiş Türkiye’nin yaklaşık yüzde 93’ünün artık il merkezlerinde yaşadığına dikkati çekti.Uraloğlu, “Dolayısıyla ciddi bir artış söz konusu. Biz de illerimizi, yerleşimlerimizi bu artan nüfus ihtiyacını karşılayacak şekilde mutlaka elden geçirmemiz gerekir. Tabii hepimiz evimizden ilk anda çıktığımızda karşılaştığımız mutlaka ulaşımdır. Dolayısıyla bu ulaşım problemini her ilin ihtiyacına, her ilin coğrafyasının müsaade ettiği ulaşım şekline göre çözmemiz gerekir.” diye konuştu.Uraloğlu, teknolojileri kullanarak ‘Sürdürülebilir Kentsel Ulaşım Projeleri’ni yaygınlaştırmak için çalışmaların hızlandırılacağını belirtti. Uraloğlu, “Bu vesileyle yapılmış olan bir çalışmanın bugün tanıtımını sizlerle ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JkxYWwdGa0Sbtb-C93Tk0w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Ulaştırma, Bakanı, Uraloğlu:, Ulaşım, problemini, her, ilin, ihtiyacına, ulaşım, şekline, göre, çözmeliyiz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JkxYWwdGa0Sbtb-C93Tk0w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Ulaştırma Bakanı Uraloğlu: Ulaşım problemini her ilin ihtiyacına, ulaşım şekline göre çözmeliyiz"><p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu Düzce'de konuştu. Sürdülebilir kentesel ulaşım projeleri ile şehirlerin daha erişebilir olacağından bahseden Bakan Uraloğlu "Ülkemizin en batısına ne yaptıysak, en doğusuna da onu yapma gayreti içindeyiz" diye konuştu.</p><p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu Düzce'de düzenlenen Sürdürülebilir Kentsel Ulaşım Planı Projesi Açılış Töreni’de katıldı. Törende konuşan Uraloğlu, “Bu planın Düzce'nin büyümesine, gelişmesine ve daha yaşanabilir bir şehir haline gelmesine katkı sağlayacağına canı gönülden inanıyorum" dedi. Belediyelerin kentsel hareketlilik planlarına destek vermeye devam edecekelerini söyleyen Bakan Uraloğlu. Hep "birlikte, daha sürdürülebilir bir ulaşım için çalışacağız.” ifadelerine yer verdi.</p><p><strong>"21 YILDA BİRÇOK YATIRIM GERÇEKLEŞTİRDİK"</strong></p><p>Uraloğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde son 21 yıla birçok proje sığdırdıklarını ifade etti. Türkiye’nin ulaşım ve haberleşme altyapısına katıkları yeniliklerden bahsetti. Yakın zamanda hizmete açılan Çanakkale Köprüsü hakkına konuşan Uraloğlu "1915 Çanakkale Köprüsü gerçekten bir mühendislik eseri" diye konuştu. Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Marmaray, Avrasya Tüneli, Zigana Tüneli, Ovit Tüneli, Beğendik, Botan Köprüsü,  Adana'da 15 Temmuz Şehitler Köprüsü projelerini söyleyen bakan  "Ülkemizin her tarafına birçok ulaştırma hizmetini biz özellikle AK Parti hükümetleri döneminde hayat geçirdik” dedi.  <strong>"2028'DE YOL AĞIMIZI 31 BİN KM ÜZERİNE ÇIKARACAĞIZ"</strong>  Uraloğlu, yüksek standartlı, bölünmüş yollarla Türkiye’nin her noktasını hızlı, güvenli ve konforlu bir şekilde erişim sağlar hale getirildiğine dikkati çekerek, “6 bin 100 kilometre olan bölünmüş yol ağımızı 30 bin kilometrelere, 1.714 kilometre olan otoyol ağımızı ise 3 bin 726 kilometreye yükselttik.” şeklinde konuştu.   <strong>"DEMİR YOLU AĞ UZUNLUĞUMUZU 14 BİN KİLOMETREYE ÇIKARDIK"</strong>  Demir yolu yatırımlarına da değinen Uraloğlu, “11 bin kilometre olan demir yolu uzunluğumuzu 14 bin kilometreye çıkardık. 11 bin kilometrelik demir yolunun da neredeyse tamamını elden geçirerek yaklaşık yüzde 60-70’ini de elektrikli ve sinyalli hale getirdik.” diye konuştu.  <strong>HAVACILIK VE DENİZCİLİK ALANINDA ARTAN KAPASİTELER </strong>  Havacılık yatırımlarında da ivme kazanıldığını belirten Uraloğlu, “2002’de sadece 60 noktaya uçuş gerçekleştirirken bugün dünyanın 343 noktasına ülkemizden uçuş gerçekleştiriyoruz. Hava havalimanı sayısın 26’dan 57’ye çıkardıklarını söyleyen Uraloğlu 3 tanesinin de devam ettiğini belirtti. Hava yollarında seyahat eden yolcu kapasiteSİNİ 55 milyondan 317 milyona çıkardıklarını söyleyen bakan "Kapasite anlamında ve 2023 yılını da yaklaşık 2016 milyonluk bir yolcu seyahat rakamıyla kapatmış bulunuyoruz.” ifadelerini kullandı.  Uraloğlu, “Denizcilik alanında yat bağlama kapasitesini 8 bin 500’den, yaklaşık 25 bine çıkardık. Ülkemizdeki 152 limanı, 197’e çıkardık 37 olan tersane sayısını 85’e çıkardık. Bu çalışmalarımıza devam ediyoruz.” dedi.  <strong>"ULUSLARARASI KORİDOR ÇALIŞMALARI HIZLA SÜRDÜRÜLÜYOR"</strong></p><p>Uraloğlu uluslararası bütünlük sağlama adına, “Bir taraftan Bakü Tiflis Kars Demir Yolu Hattını hayata geçirdik. Bugün artık Pekin'den kalkan bir tren kesintisiz bir şekilde Londra'ya kadar, Avrupa'nın her noktasına kadar ulaşabilmekte. Arap Yarımadası'ndan Basra Körfezi'nden ülkemize gelecek olan yeni bir koridor için çalışıyoruz. Kalkınma Yolu Projesi ya da "kuru kanal" olarak adlandırdığımız projeye üzerine çalışıyoruz. Onu da hayata geçirdiğimizde uluslararası koridorlar noktasında ciddi adımları da beraberinde gerçekleştirmiş olacağız” dedi. </p><p> <strong>"BOLU DAĞI GEÇİŞİNİ RAHATLATTIK, ORTA ANADOLU’YA CİDDİ ŞEKİLDE HİZMET EDİYOR"</strong></p><p>Düzce'nin Ankara'ya olan bağlantısını sağlayan Bolu Dağı Tüneli'nde çalışmaların bittiğini hatırlatan Uraloğlu, “Çok uzun zaman Bolu Dağı Tüneli kesintiye uğramıştı. En son 2007 yılında yine Bolu Dağı Tüneli'ni bitirerek bu eski Bolu Dağı'n geçişini rahatlattık ve konforlu, emniyetli bir şehir, trafik seyri sağlamış olduk. Tabii bu sadece Düzce'ye hizmet etmiyor. Doğu, batı aksında Orta Anadolu'ya çok ciddi bir şekilde hizmet etmektedir.” ifadelerini kullandı.  <strong>"ULAŞIM PROBLEMİNİ HER İLİN İHTİYACINA, ULAŞIM ŞEKLİNE GÖRE ÇÖZMELİYİZ"</strong></p><p>Uraloğlu istatistik verileri paylaşarak, 2007 yılında nüfusun yüzde 70’inin ilçelerde yaşadığı bir Türkiye'den bugün 85 milyona gelmiş Türkiye’nin yaklaşık yüzde 93’ünün artık il merkezlerinde yaşadığına dikkati çekti.</p><p>Uraloğlu, “Dolayısıyla ciddi bir artış söz konusu. Biz de illerimizi, yerleşimlerimizi bu artan nüfus ihtiyacını karşılayacak şekilde mutlaka elden geçirmemiz gerekir. Tabii hepimiz evimizden ilk anda çıktığımızda karşılaştığımız mutlaka ulaşımdır. Dolayısıyla bu ulaşım problemini her ilin ihtiyacına, her ilin coğrafyasının müsaade ettiği ulaşım şekline göre çözmemiz gerekir.” diye konuştu.</p><p>Uraloğlu, teknolojileri kullanarak ‘Sürdürülebilir Kentsel Ulaşım Projeleri’ni yaygınlaştırmak için çalışmaların hızlandırılacağını belirtti. Uraloğlu, “Bu vesileyle yapılmış olan bir çalışmanın bugün tanıtımını sizlerle beraber başlangıç yapmış oluyoruz. Bugün şehir içi ulaşım sistemlerinin yenilenebilir enerji kaynakları kaynaklı hale getirilmesi ve çevreci ulaşım türlerinin kullanım etmek amacıyla Türkiye'de aynı ölçekte belediyeler arasında gerçekten örnek teşkil edebilecek bir çalışmayı da biz burada hayata inşallah bizim arkadaşlarımızla beraber belediyemizle beraber örnek bir şekilde hayata geçirmiş olacağız.” dedi.  <strong>ARTIK 2028 YILI, 2035 YILI, 2053 YILI VE 2070 YILI PLANLAMASINI YAPAN BİR TÜRKİYE VAR</strong></p><p>Uraloğlu, ziyaret vesilesiyle il yöneticilerini dinleyerek talep edilen konuları gerek bu seçim sürecinde gerekse de 2028 projeksiyonun da hayata geçireceklerini bildirdi. Uraloğlu, ”Benim yaşımda olan arkadaşlar bilir. Ertesi gün acaba maaşımız bankamatiğe yattı mı diye düşünen Türkiye bugün 2028 yılı, 2035 yılı, 2053 yılı ve 2070 yılı bir yılının planlamasını yapıyoruz. Çok şükür. Bunu da Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın vizyonuyla yapıyoruz. Allah ondan razı olsun.” ifadeleriyle sözlerine son verdi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Verimlilik için bir araya geldiler: &amp;quot;Daha İyi Bir Gelecek&amp;quot; platformu kuruldu</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/verimlilik-icin-bir-araya-geldiler-daha-iyi-bir-gelecek-platformu-kuruldu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/verimlilik-icin-bir-araya-geldiler-daha-iyi-bir-gelecek-platformu-kuruldu</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye&#039;de her beş şirketten sadece 1&#039;i verimlilik çalışması yapıyor. Yayımlanan bir rapora göre, çalışma yapanlar henüz yolun çok başında yer alıyor. Verimlilik artışına katkı yapmak için &quot;Daha İyi Bir Gelecek&quot; platformu kuruldu. Yeni platform işletmelere, verimlilik artırıcı uygulamaları hayata geçirmeleri için bir altyapı sunacak. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wuIwF6e6_Uiw3ulWS6ONKw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Verimlilik, için, bir, araya, geldiler:, Daha, İyi, Bir, Gelecek, platformu, kuruldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wuIwF6e6_Uiw3ulWS6ONKw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Verimlilik için bir araya geldiler: " daha bir gelecek platformu kuruldu><p>Türkiye'de her beş şirketten sadece 1'i verimlilik çalışması yapıyor. Yayımlanan bir rapora göre, çalışma yapanlar henüz yolun çok başında yer alıyor. Verimlilik artışına katkı yapmak için "Daha İyi Bir Gelecek" platformu kuruldu. Yeni platform işletmelere, verimlilik artırıcı uygulamaları hayata geçirmeleri için bir altyapı sunacak.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Daha sağlıklı ve sürdürülebilir çikolata üretmek mümkün</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/daha-saglikli-ve-surdurulebilir-cikolata-uretmek-mumkun</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/daha-saglikli-ve-surdurulebilir-cikolata-uretmek-mumkun</guid>
<description><![CDATA[ İsviçreli bilim insanları ve çikolatacılar şekerin atık bitki maddeleri ile değiştirildiği bir çikolata tarifi geliştirdi. Bu buluşun ardından daha sağlıklı ve sürdürülebilir çikolata mağaza raflarında yerini alabilir. Yeni çalışma çikolatayı daha sağlıklı ve sürdürülebilir hale getirirken aynı zamanda çiftçilere yeni bir gelir akışı sağlayacak.Nature Food dergisinde yayınlanan bir rapora göre bilim insanları, kakao çekirdeğinin sadece çekirdeklerini almak yerine posasını ve kabuğunu ezerek çikolatadaki şekerin yerini alabilecek tatlı ve lifli bir jel geliştirdi.  Bilim insanlarına göre, bu &quot;tam gıda&quot; yaklaşımı, geleneksel çikolataya göre daha besleyici bir ürün ortaya çıkardı.&quot;SÜRDÜRÜLEBİLİR ÇİKOLATA&quot;  Daha az toprak ve su kullanılan &quot;sürdürülebilir çikolata&quot; yine de tatlı ihtiyacını karşılamak için yeterli oluyor.  Yeni çalışma çikolatayı daha sağlıklı ve sürdürülebilir hale getirirken aynı zamanda çiftçilere yeni bir gelir akışı sağlayacak.ÇİFTÇİLERE YENİ GELİR KAPISI  Tropikal ülkelerdeki çiftçiler genellikle 100 milyar dolarlık çikolata endüstrisinden elde edilen kârın yalnızca küçük bir kısmına ortak olabiliyor.  Bilim insanları, posanın işlenmesinin kakaonun yetiştirildiği ülkelerde gerçekleşmesi gerekeceğinden en büyük faydanın muhtemelen orada görüleceğini öne sürüyor.KİRLİLİKTE ET ÜRÜNLERİYLE YARIŞIYOR  Çikolata, bir kişinin yiyebileceği çevreye en zararlı gıdalardan biri olarak biliniyor. Kilogram gıda başına yayılan sera gazı emisyonları açısından bazı et ürünleriyle birlikte sıralanıyor.   Bilim insanları üretim sürecindeki israfı azaltmak için yola çıktılar ve süreci daha sağlıklı hale getirebileceklerini keşfettiler.  Yeni yaklaşım çikolatayı daha sağlıklı ve sürdürülebilir hale getirirken çiftçiler için yeni bir gelir kapısı açmış olacak. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ODaZIjXZBUKPnu4oFQdSpg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Daha, sağlıklı, sürdürülebilir, çikolata, üretmek, mümkün</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ODaZIjXZBUKPnu4oFQdSpg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Daha sağlıklı ve sürdürülebilir çikolata üretmek mümkün"><p>İsviçreli bilim insanları ve çikolatacılar şekerin atık bitki maddeleri ile değiştirildiği bir çikolata tarifi geliştirdi. Bu buluşun ardından daha sağlıklı ve sürdürülebilir çikolata mağaza raflarında yerini alabilir. Yeni çalışma çikolatayı daha sağlıklı ve sürdürülebilir hale getirirken aynı zamanda çiftçilere yeni bir gelir akışı sağlayacak.</p><p>Nature Food dergisinde yayınlanan bir rapora göre bilim insanları, kakao çekirdeğinin sadece çekirdeklerini almak yerine posasını ve kabuğunu ezerek çikolatadaki şekerin yerini alabilecek tatlı ve lifli bir jel geliştirdi.  Bilim insanlarına göre, bu "tam gıda" yaklaşımı, geleneksel çikolataya göre daha besleyici bir ürün ortaya çıkardı.</p><p><strong>"SÜRDÜRÜLEBİLİR ÇİKOLATA"</strong>  Daha az toprak ve su kullanılan "sürdürülebilir çikolata" yine de tatlı ihtiyacını karşılamak için yeterli oluyor.  Yeni çalışma çikolatayı daha sağlıklı ve sürdürülebilir hale getirirken aynı zamanda çiftçilere yeni bir gelir akışı sağlayacak.</p><p><strong>ÇİFTÇİLERE YENİ GELİR KAPISI</strong>  Tropikal ülkelerdeki çiftçiler genellikle 100 milyar dolarlık çikolata endüstrisinden elde edilen kârın yalnızca küçük bir kısmına ortak olabiliyor.  Bilim insanları, posanın işlenmesinin kakaonun yetiştirildiği ülkelerde gerçekleşmesi gerekeceğinden en büyük faydanın muhtemelen orada görüleceğini öne sürüyor.</p><p><strong>KİRLİLİKTE ET ÜRÜNLERİYLE YARIŞIYOR</strong>  Çikolata, bir kişinin yiyebileceği çevreye en zararlı gıdalardan biri olarak biliniyor. Kilogram gıda başına yayılan sera gazı emisyonları açısından bazı et ürünleriyle birlikte sıralanıyor.   Bilim insanları üretim sürecindeki israfı azaltmak için yola çıktılar ve süreci daha sağlıklı hale getirebileceklerini keşfettiler.  Yeni yaklaşım çikolatayı daha sağlıklı ve sürdürülebilir hale getirirken çiftçiler için yeni bir gelir kapısı açmış olacak.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İklim Ekonomisi Sürdürülebilirlik Finansmanı Zirvesi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/iklim-ekonomisi-surdurulebilirlik-finansmani-zirvesi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/iklim-ekonomisi-surdurulebilirlik-finansmani-zirvesi</guid>
<description><![CDATA[ Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İklim Değişikliği Başkan Yardımcısı Orhan Solak, &quot;Dünya Bankası ile yeni dönemde 18 milyar dolarlık yeni bir paketle ilgili görüşmeler devam ediyor.&quot; dedi.İklim Ekonomisi-Sürdürülebilirlik Finansmanı Zirvesi devam ediyor.  Zirve kapsamında düzenlenen &quot;Türkiye&#039;nin Sürdürülebilir Finansman Yol Haritası&quot; başlıklı panelinde konuşan İklim Değişikliği Başkan Yardımcısı Solak, iklim krizinin küresel bir tehdit olduğunu söyledi.  Türkiye’nin iklim değişikliğin en yoğun şekilde hissedildiği bölgede yer aldığını dile getiren Solak, bu etkilerin yaşanan doğal afetlerde görüldüğünü anlattı.  &quot;YEŞİL FİNANS VE YEŞİL İŞ CİDDİ FIRSATLARI SUNUYOR&quot;   Orhan Solak, iklim değişikliğinin ekonomik etkilerinin yanı sıra çevresel ve sosyal etkilerinin de olduğunu belirterek, &quot;Sadece ekonomik açıdan bakıldığında 2019-2020 yıllarında afetlerin neden olduğu küresel maliyet 3 trilyon dolar. İklim değişikliğinin etkileri sadece afetlerle sınırlı değil. Küresel tedarik zincirinin bozulması; üretim alanlarının daralması; enerji, şehir ve ulaşım altyapılarının etkilenmesi; su ve gıda krizi gibi etkiler söz konusu.&quot; diye konuştu.  Solak, yeşil dönüşümün iklim krizi ile mücadelede tüm dünyada ön plana çıkan parametre olduğunu kaydederek, yeşil finans ve yeşil istihdam gibi konuların ciddi fırsatlar sunduğunu söyledi.  İklim değişikliğiyle ilgili uluslararası tüm anlaşma ve sözleşmelere Türkiye&#039;nin taraf olduğunu hatırlatan Solak, &quot;Dünya Bankası ile 3 milyar 157 milyon dolarlık bir finansman paketi anlaşması yaptık. Yeni dönemde de 18 milyar dolarlık yeni bir paketle ilgili görüşmeler devam ediyor. Aynı zamanda Dünya Bankası ile kuracağımız emisyon ticaret sisteminin geliştirilmesine yönelik iş birliğimiz var.&quot; şeklinde konuştu.  Solak, Türkiye&#039;de iklim değişikliğiyle mücadelede yasal çerçeveyi ortaya koymak üzere İklim Değişikliği Kanunu Taslağını hazırladıklarını ve bu yıl yasalaşmasını öngördüklerini ifade etti.  &quot;İŞ DÜNYASI GEÇMİŞE GÖRE HIZLI HAREKET EDİYOR&quot;  UN Global Compact Türkiye Genel Sekreteri Melda Çele de iş dünyasının iklim değişikliği ile mücadelede önemli ilerlemeler kaydettiğini söyledi.  Toplumsal cinsiyet eşitliği, temiz su ve biyoçeşitlilik gibi konularla ilgili iş dünyasının geçmişe göre daha hızlı adımlar attığını dile getiren Çele, bu çabaların yeterli olmadığını bildirdi.  Çele, Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma amaçlarında 166 ülke arasında 72. sırada yer aldığını, daha cesur ve hızlı hareket etmesi gerektiğini belirtti.  Finansal açıdan bakıldığında şirketlerin en büyük dönüşümünün tedarik zinciri üzerinden olacağını kaydeden Çele, “Bankalar bunun farkında. Bankalar ve finansörler bu pratikleri daha iyileştirmek için kendi işlerindeki çeşitli düzenlemeleri ve kriterleri gözden geçiriyor.&quot; diye konuştu.  &quot;PORTFÖYÜMÜZÜN YÜZDE 15&#039;İNİ TÜRKİYE&#039;YE YAPILAN YATIRIMLAR OLUŞTURUYOR&quot;  Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) Türkiye Başkan Vekili Şule Kılıç ise EBRD&#039;nin 38 ülkede faaliyet gösterdiğini ve Türkiye&#039;nin kurucu ülkeler arasında yer aldığını hatırlattı.  Toplam EBRD portföyünün yüzde 15&#039;lik kısmının Türkiye&#039;de yapılan yatırımlardan oluştuğunu ifade eden Kılıç, &quot;2009&#039;da Türkiye ofisi açıldı ve o günden bu yana 19 milyar avroluk finansman desteği sağlandı. Geçen sene yatırımlarda zirve yaptık ve ne mutlu ki bu yatırımların yüzde 50&#039;den fazlası yeşil ekonomiye dönük.&quot; açıklamasında bulundu.  Türkiye&#039;nin karbonsuzlaşma yolunda yapması gerekenlere dair yoğun bir ajandası bulunduğuna dikkati çeken Kılıç, şu ifadeleri kullandı:  “OECD ortalamalarına bakıldığında Türkiye&#039;de 2 katı bir ekonomi karbon yoğunluğu var. Bu demektir ki Türkiye olarak normal bir OECD ülkesine göre iki kat daha fazla adım atmalıyız. Bu anlamda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yeni bir strateji açıkladı. Önümüzdeki 12 yılda 60 gigabaytlık yenilebilir enerji yatırımı yapılacak. Bu yatırım Türkiye&#039;yi yenilenebilir enerji tarafında ön sıralara taşıyacak bir adım ama aynı zamanda zorlu bir adım.&quot;  Kılıç, karbon yoğun sektörler arasında çelik, alüminyum, çimento ve gübrenin yer aldığını ve sıfır karbon hedefine ulaşmak için bu sektörlerin 70 milyar dolar yatırım yapması gerektiğini vurguladı.  EBRD&#039;nin ülke stratejisini 4 yılda bir yenilediğini kaydeden Kılıç, 2024-2029 dönemi için hedeflerinin daha fazla yeşili kapsadığını vurguladı.  &quot;SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK KAPSAMINDA KOBİ&#039;LER İÇİN ÇALIŞMA YAPIYORUZ&quot;  Ziraat Bankası Proje Finansmanı ve Yapılandırma Grup Başkanı Berrin Mahmutoğlu da sürdürülebilirlik kapsamında ticari kesimin ve KOBİ&#039;lerin geliştirilmesi yönünde çalışma yaptıklarını söyledi.  KOBİ&#039;ler gelişmeden diğer sektörlerde de gelişmenin sağlanamayacağını dile getiren Mahmutoğlu, &quot;Desteğe geliyoruz. Yakında Ziraat Bankası&#039;nın bu konuyla ilgili girişimlerini eş zamanlı şekilde duyuracağız.&quot; şeklinde konuştu.  Sürdürülebilir dijital finansmanın gelişiminde, iklimle ilgili risklerin değerlendirilmesi konusunu finansman modellemelerine aldıklarını belirten Mahmutoğlu, sürdürülebilir denetim mekanizmaları ve ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/U9yEgT_ZoEqdhWvz2Kz4nQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>İklim, Ekonomisi, Sürdürülebilirlik, Finansmanı, Zirvesi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/U9yEgT_ZoEqdhWvz2Kz4nQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="İklim Ekonomisi Sürdürülebilirlik Finansmanı Zirvesi"><p>Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İklim Değişikliği Başkan Yardımcısı Orhan Solak, "Dünya Bankası ile yeni dönemde 18 milyar dolarlık yeni bir paketle ilgili görüşmeler devam ediyor." dedi.</p>İklim Ekonomisi-Sürdürülebilirlik Finansmanı Zirvesi devam ediyor.  Zirve kapsamında düzenlenen "Türkiye'nin Sürdürülebilir Finansman Yol Haritası" başlıklı panelinde konuşan İklim Değişikliği Başkan Yardımcısı Solak, iklim krizinin küresel bir tehdit olduğunu söyledi.  Türkiye’nin iklim değişikliğin en yoğun şekilde hissedildiği bölgede yer aldığını dile getiren Solak, bu etkilerin yaşanan doğal afetlerde görüldüğünü anlattı.  <strong>"YEŞİL FİNANS VE YEŞİL İŞ CİDDİ FIRSATLARI SUNUYOR"</strong>   Orhan Solak, iklim değişikliğinin ekonomik etkilerinin yanı sıra çevresel ve sosyal etkilerinin de olduğunu belirterek, "Sadece ekonomik açıdan bakıldığında 2019-2020 yıllarında afetlerin neden olduğu küresel maliyet 3 trilyon dolar. İklim değişikliğinin etkileri sadece afetlerle sınırlı değil. Küresel tedarik zincirinin bozulması; üretim alanlarının daralması; enerji, şehir ve ulaşım altyapılarının etkilenmesi; su ve gıda krizi gibi etkiler söz konusu." diye konuştu.  Solak, yeşil dönüşümün iklim krizi ile mücadelede tüm dünyada ön plana çıkan parametre olduğunu kaydederek, yeşil finans ve yeşil istihdam gibi konuların ciddi fırsatlar sunduğunu söyledi.  İklim değişikliğiyle ilgili uluslararası tüm anlaşma ve sözleşmelere Türkiye'nin taraf olduğunu hatırlatan Solak, "Dünya Bankası ile 3 milyar 157 milyon dolarlık bir finansman paketi anlaşması yaptık. Yeni dönemde de 18 milyar dolarlık yeni bir paketle ilgili görüşmeler devam ediyor. Aynı zamanda Dünya Bankası ile kuracağımız emisyon ticaret sisteminin geliştirilmesine yönelik iş birliğimiz var." şeklinde konuştu.  Solak, Türkiye'de iklim değişikliğiyle mücadelede yasal çerçeveyi ortaya koymak üzere İklim Değişikliği Kanunu Taslağını hazırladıklarını ve bu yıl yasalaşmasını öngördüklerini ifade etti.  <strong>"İŞ DÜNYASI GEÇMİŞE GÖRE HIZLI HAREKET EDİYOR"</strong>  UN Global Compact Türkiye Genel Sekreteri Melda Çele de iş dünyasının iklim değişikliği ile mücadelede önemli ilerlemeler kaydettiğini söyledi.  Toplumsal cinsiyet eşitliği, temiz su ve biyoçeşitlilik gibi konularla ilgili iş dünyasının geçmişe göre daha hızlı adımlar attığını dile getiren Çele, bu çabaların yeterli olmadığını bildirdi.  Çele, Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma amaçlarında 166 ülke arasında 72. sırada yer aldığını, daha cesur ve hızlı hareket etmesi gerektiğini belirtti.  Finansal açıdan bakıldığında şirketlerin en büyük dönüşümünün tedarik zinciri üzerinden olacağını kaydeden Çele, “Bankalar bunun farkında. Bankalar ve finansörler bu pratikleri daha iyileştirmek için kendi işlerindeki çeşitli düzenlemeleri ve kriterleri gözden geçiriyor." diye konuştu.  <strong>"PORTFÖYÜMÜZÜN YÜZDE 15'İNİ TÜRKİYE'YE YAPILAN YATIRIMLAR OLUŞTURUYOR"</strong>  Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) Türkiye Başkan Vekili Şule Kılıç ise EBRD'nin 38 ülkede faaliyet gösterdiğini ve Türkiye'nin kurucu ülkeler arasında yer aldığını hatırlattı.  Toplam EBRD portföyünün yüzde 15'lik kısmının Türkiye'de yapılan yatırımlardan oluştuğunu ifade eden Kılıç, "2009'da Türkiye ofisi açıldı ve o günden bu yana 19 milyar avroluk finansman desteği sağlandı. Geçen sene yatırımlarda zirve yaptık ve ne mutlu ki bu yatırımların yüzde 50'den fazlası yeşil ekonomiye dönük." açıklamasında bulundu.  Türkiye'nin karbonsuzlaşma yolunda yapması gerekenlere dair yoğun bir ajandası bulunduğuna dikkati çeken Kılıç, şu ifadeleri kullandı:  “OECD ortalamalarına bakıldığında Türkiye'de 2 katı bir ekonomi karbon yoğunluğu var. Bu demektir ki Türkiye olarak normal bir OECD ülkesine göre iki kat daha fazla adım atmalıyız. Bu anlamda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yeni bir strateji açıkladı. Önümüzdeki 12 yılda 60 gigabaytlık yenilebilir enerji yatırımı yapılacak. Bu yatırım Türkiye'yi yenilenebilir enerji tarafında ön sıralara taşıyacak bir adım ama aynı zamanda zorlu bir adım."  Kılıç, karbon yoğun sektörler arasında çelik, alüminyum, çimento ve gübrenin yer aldığını ve sıfır karbon hedefine ulaşmak için bu sektörlerin 70 milyar dolar yatırım yapması gerektiğini vurguladı.  EBRD'nin ülke stratejisini 4 yılda bir yenilediğini kaydeden Kılıç, 2024-2029 dönemi için hedeflerinin daha fazla yeşili kapsadığını vurguladı.  <strong>"SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK KAPSAMINDA KOBİ'LER İÇİN ÇALIŞMA YAPIYORUZ"</strong>  Ziraat Bankası Proje Finansmanı ve Yapılandırma Grup Başkanı Berrin Mahmutoğlu da sürdürülebilirlik kapsamında ticari kesimin ve KOBİ'lerin geliştirilmesi yönünde çalışma yaptıklarını söyledi.  KOBİ'ler gelişmeden diğer sektörlerde de gelişmenin sağlanamayacağını dile getiren Mahmutoğlu, "Desteğe geliyoruz. Yakında Ziraat Bankası'nın bu konuyla ilgili girişimlerini eş zamanlı şekilde duyuracağız." şeklinde konuştu.  Sürdürülebilir dijital finansmanın gelişiminde, iklimle ilgili risklerin değerlendirilmesi konusunu finansman modellemelerine aldıklarını belirten Mahmutoğlu, sürdürülebilir denetim mekanizmaları ve yeşil bir altyapısının kurulması konularından bahsetti.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bakan Fidan Rusya&amp;apos;ya gidiyor: BRICS+ oturumuna katılacak</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/bakan-fidan-rusyaya-gidiyor-brics-oturumuna-katilacak</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/bakan-fidan-rusyaya-gidiyor-brics-oturumuna-katilacak</guid>
<description><![CDATA[ Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, BRICS+ Oturumuna katılmak üzere yarın ve 11 Haziran&#039;da Rusya&#039;yı ziyaret edecek. Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ve Rus yetkililerle görüşme gerçekleştirecek olan Fidan&#039;ın gündeminde, Gazze&#039;deki son gelişmeler, Ukrayna, Suriye, Libya ve Güney Kafkasya başta olmak üzere bölgesel ve uluslararası meseleler yer alıyor.Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ve Rus yetkililerle görüşmek üzere Rusya&#039;ya ziyaret gerçekleştirecek.Bakan Fidan,11 Haziran&#039;da gerçekleştirilecek BRICS+ Oturumunda da yer alacak.Görüşmelerde Gazze&#039;deki son gelişmeler, Ukrayna, Suriye, Libya ve Güney Kafkasya başta olmak üzere bölgesel ve uluslararası meseleler ele alınacak.  Bakan Fidan, Türkiye&#039;nin bölgesinde devam eden savaşın bir an önce barışçıl yollarla son bulması yönündeki beklentisini ve bu yönde Türkiye&#039;nin elinden gelen desteği vermeye hazır olduğu mesajını yineleyecek.  Görüşmelerde ekonomik ve ticari işbirliği önemli yer teşkil edecek.  Taraflar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından belirlenen 100 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefine ulaşmak için ortak çalışmalar ile karşılıklı yatırımların arttırılması çabalarını sürdürecek.  İki ülke arasındaki turizm konusu da Türk ve Rus halkı arasında en önemli etkileşim kanallarından biri olarak biliniyor. Türkiye&#039;yi ziyaret eden Rus turistlerin sayısı, 2023&#039;te yüzde 20 artarak 6 milyon 313 bin 675’e ulaştı.  Bakan Fidan&#039;ın, ziyaret sırasında Rusya&#039;da iş yapan Türk iş insanlarıyla da bir araya gelmesi bekleniyor.  BRICS+ OTURUMU   Uluslararası güvenlik, sürdürülebilir kalkınma ve küresel yönetişim konularının ele alınacağı BRICS+ Oturumuna BRICS üyelerine ek olarak 15 ülke (Türkiye, Bahreyn, Bangladeş, Belarus, Cezayir, Endonezya, Kazakistan, Küba, Laos, Moritanya, Nijerya, Tayland, Sri Lanka, Venezuela ve Vietnam) davet edildi.  Bakan Fidan&#039;ın bu toplantı marjında muhataplarıyla ikili görüşmeler yapması öngörülüyor.  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da 2018&#039;de Johannesburg&#039;da düzenlenen 10. BRICS Zirvesi marjında BRICS+ Oturumuna katılmıştı.  BRICS Dönem Başkanlığını 1 Ocak itibarıyla Rusya, Güney Afrika Cumhuriyeti&#039;nden devralmıştı.  Rusya Dönem Başkanlığının teması, &quot;Adil küresel kalkınma ve güvenlik için çok taraflılığın güçlendirilmesi&quot; olarak belirlenmişti.  16. BRICS Zirvesi&#039;nin 22-24 Ekim&#039;de Kazan&#039;da düzenlenmesi planlanıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yCx2dhjusUqrc0hqwLBY-g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Bakan, Fidan, Rusyaya, gidiyor:, BRICS, oturumuna, katılacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yCx2dhjusUqrc0hqwLBY-g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Bakan Fidan Rusya'ya gidiyor: BRICS+ oturumuna katılacak"><p>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, BRICS+ Oturumuna katılmak üzere yarın ve 11 Haziran'da Rusya'yı ziyaret edecek. Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ve Rus yetkililerle görüşme gerçekleştirecek olan Fidan'ın gündeminde, Gazze'deki son gelişmeler, Ukrayna, Suriye, Libya ve Güney Kafkasya başta olmak üzere bölgesel ve uluslararası meseleler yer alıyor.</p><p>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ve Rus yetkililerle görüşmek üzere Rusya'ya ziyaret gerçekleştirecek.</p><p>Bakan Fidan,11 Haziran'da gerçekleştirilecek BRICS+ Oturumunda da yer alacak.</p><p>Görüşmelerde Gazze'deki son gelişmeler, Ukrayna, Suriye, Libya ve Güney Kafkasya başta olmak üzere bölgesel ve uluslararası meseleler ele alınacak.  Bakan Fidan, Türkiye'nin bölgesinde devam eden savaşın bir an önce barışçıl yollarla son bulması yönündeki beklentisini ve bu yönde Türkiye'nin elinden gelen desteği vermeye hazır olduğu mesajını yineleyecek.  Görüşmelerde ekonomik ve ticari işbirliği önemli yer teşkil edecek.  Taraflar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından belirlenen 100 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefine ulaşmak için ortak çalışmalar ile karşılıklı yatırımların arttırılması çabalarını sürdürecek.  İki ülke arasındaki turizm konusu da Türk ve Rus halkı arasında en önemli etkileşim kanallarından biri olarak biliniyor. Türkiye'yi ziyaret eden Rus turistlerin sayısı, 2023'te yüzde 20 artarak 6 milyon 313 bin 675’e ulaştı.  Bakan Fidan'ın, ziyaret sırasında Rusya'da iş yapan Türk iş insanlarıyla da bir araya gelmesi bekleniyor.  <strong>BRICS+ OTURUMU </strong>  Uluslararası güvenlik, sürdürülebilir kalkınma ve küresel yönetişim konularının ele alınacağı BRICS+ Oturumuna BRICS üyelerine ek olarak 15 ülke (Türkiye, Bahreyn, Bangladeş, Belarus, Cezayir, Endonezya, Kazakistan, Küba, Laos, Moritanya, Nijerya, Tayland, Sri Lanka, Venezuela ve Vietnam) davet edildi.  Bakan Fidan'ın bu toplantı marjında muhataplarıyla ikili görüşmeler yapması öngörülüyor.  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da 2018'de Johannesburg'da düzenlenen 10. BRICS Zirvesi marjında BRICS+ Oturumuna katılmıştı.  BRICS Dönem Başkanlığını 1 Ocak itibarıyla Rusya, Güney Afrika Cumhuriyeti'nden devralmıştı.  Rusya Dönem Başkanlığının teması, "Adil küresel kalkınma ve güvenlik için çok taraflılığın güçlendirilmesi" olarak belirlenmişti.  16. BRICS Zirvesi'nin 22-24 Ekim'de Kazan'da düzenlenmesi planlanıyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türk çayı ihracatı 5 ayda 12 milyon doları aştı: En fazla ihracat Rize&amp;apos;den</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/turk-cayi-ihracati-5-ayda-12-milyon-dolari-asti-en-fazla-ihracat-rizeden</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/turk-cayi-ihracati-5-ayda-12-milyon-dolari-asti-en-fazla-ihracat-rizeden</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye&#039;den yılın ocak-mayıs döneminde yapılan çay ihracatı 12 milyon 11 bin 763 dolar oldu.Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Saffet Kalyoncu, 5 ayda 110 ülke, özerk ve serbest bölgeye 2 bin 468 ton çay ihraç edildiğini söyledi.EN FAZLA ÇAY İHRAÇ EDİLEN 3 ÜLKE  Söz konusu dış satımdan 12 milyon 11 bin 763 dolar kazanç sağlandığını belirten Kalyoncu, &quot;Belçika, Birleşik Krallık ve ABD en fazla çay ihraç edilen 3 ülke oldu. Bu dönem Belçika&#039;ya 4 milyon 767 bin 435, Birleşik Krallık&#039;a 1 milyon 562 bin 4, ABD&#039;ye 876 bin 265 dolarlık çay satıldı.&quot; dedi. TÜRKİYE&#039;NİN ÇAY İHRACATININ YÜZDE 51&#039;İNİN RİZE&#039;DEN Kalyoncu, ihracat yapılan ülke sayısının giderek arttığına işaret ederek, Türkiye&#039;nin çay ihracatının yüzde 51&#039;inin Rize&#039;den gerçekleştirildiğini kaydetti.  Kentten yılın 5 ayında 21 ülkeye 1608 ton çay satılarak 6 milyon 167 bin 725 dolar kazanç sağlandığını aktaran Kalyoncu, en fazla çayın 4 milyon 708 bin 987 dolarla Belçika&#039;ya ihraç edildiğini, bu ülkeyi 484 bin 179 dolarla ABD, 209 bin 830 dolarla KKTC&#039;nin izlediğini söyledi.  &quot;ÇAY TARIMINDA SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ÇOK ÖNEMLİ&quot;  Kalyoncu, çay üretim ve ihracatının ilerleyen günlerde yapılacak çalışmalarla katlanarak artmasını beklediklerini dile getirerek, tarım ürünlerinde en büyük tehdit olan küresel ısınmaya karşı gerekli önlem planlarının hazırlanarak uygulamaya konulması, kuraklığa dayanıklı çay türleri konusunda çalışmalara ivedilikle başlanması gerektiğini ifade etti.  Çay tarımında sürdürülebilirliğin çok önemli olduğunu vurgulayan Kalyoncu, Türk çayının yurt dışında bir marka haline dönüştürülmesi için kaliteden ödün vermeden, her ülkedeki tüketici tercihlerine uygun inovatif ürünler geliştirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9-NaH5o3ZkCzncO3t4KNDA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Türk, çayı, ihracatı, ayda, milyon, doları, aştı:, fazla, ihracat, Rizeden</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9-NaH5o3ZkCzncO3t4KNDA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Türk çayı ihracatı 5 ayda 12 milyon doları aştı: En fazla ihracat Rize'den"><p>Türkiye'den yılın ocak-mayıs döneminde yapılan çay ihracatı 12 milyon 11 bin 763 dolar oldu.</p><p>Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Saffet Kalyoncu, 5 ayda 110 ülke, özerk ve serbest bölgeye 2 bin 468 ton çay ihraç edildiğini söyledi.</p><p><strong>EN FAZLA ÇAY İHRAÇ EDİLEN 3 ÜLKE</strong>  Söz konusu dış satımdan 12 milyon 11 bin 763 dolar kazanç sağlandığını belirten Kalyoncu, "Belçika, Birleşik Krallık ve ABD en fazla çay ihraç edilen 3 ülke oldu. Bu dönem Belçika'ya 4 milyon 767 bin 435, Birleşik Krallık'a 1 milyon 562 bin 4, ABD'ye 876 bin 265 dolarlık çay satıldı." dedi. </p><p><strong>TÜRKİYE'NİN ÇAY İHRACATININ YÜZDE 51'İNİN RİZE'DEN</strong> </p><p>Kalyoncu, ihracat yapılan ülke sayısının giderek arttığına işaret ederek, Türkiye'nin çay ihracatının yüzde 51'inin Rize'den gerçekleştirildiğini kaydetti.  Kentten yılın 5 ayında 21 ülkeye 1608 ton çay satılarak 6 milyon 167 bin 725 dolar kazanç sağlandığını aktaran Kalyoncu, en fazla çayın 4 milyon 708 bin 987 dolarla Belçika'ya ihraç edildiğini, bu ülkeyi 484 bin 179 dolarla ABD, 209 bin 830 dolarla KKTC'nin izlediğini söyledi.  <strong>"ÇAY TARIMINDA SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ÇOK ÖNEMLİ"</strong>  Kalyoncu, çay üretim ve ihracatının ilerleyen günlerde yapılacak çalışmalarla katlanarak artmasını beklediklerini dile getirerek, tarım ürünlerinde en büyük tehdit olan küresel ısınmaya karşı gerekli önlem planlarının hazırlanarak uygulamaya konulması, kuraklığa dayanıklı çay türleri konusunda çalışmalara ivedilikle başlanması gerektiğini ifade etti.  Çay tarımında sürdürülebilirliğin çok önemli olduğunu vurgulayan Kalyoncu, Türk çayının yurt dışında bir marka haline dönüştürülmesi için kaliteden ödün vermeden, her ülkedeki tüketici tercihlerine uygun inovatif ürünler geliştirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bakan Özhaseki&amp;apos;den 17 Haziran Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü mesajı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/bakan-ozhasekiden-17-haziran-dunya-coellesme-ve-kuraklikla-mucadele-gunu-mesaji</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/bakan-ozhasekiden-17-haziran-dunya-coellesme-ve-kuraklikla-mucadele-gunu-mesaji</guid>
<description><![CDATA[ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, 17 Haziran Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü nedeniyle bir mesaj yayımladı. Bakan Özhaseki, 100 milyon metrekare millet bahçesini Türkiye&#039;ye kazandırmak istediklerini söyledi.Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, çölleşmenin sebep olduğu etkilerin anlaşılması için toprağa sahip çıkmanın gayreti içerisinde olduklarını belirterek, &quot;Çölleşmeyle mücadeleye yönelik yapılan tüm çalışmaların yanındayız. Hedefimiz daha yeşil bir Türkiye.&quot; ifadelerini kullandı.  Özhaseki, 17 Haziran Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü dolayısıyla yayımladığı mesajında, dünyanın iklim değişikliğinin ağır etkileriyle karşı karşıya olduğunu ve çölleşmenin de bu olumsuz etkilerin başında geldiğini vurguladı.  2053 Net Sıfır Emisyon ve Yeşil Kalkınma hedeflerine ulaşmak amacıyla yaklaşık 2,7 milyon metrekare yeni karbon yutak alanı oluşturduklarını aktaran Özhaseki, şunları kaydetti:  &quot;İklim değişikliğinin olumsuz etkilerini azaltmak ve ülkemizin karbon stok miktarını artırmak gayesiyle yutak alanlarımıza yenilerini ekliyoruz. 2024 yılı içerisinde hedefimiz 3,5 milyon metrekare yeni karbon yutak alanı oluşturmak. Bakanlık olarak bir gün değil yılın 365 günü çölleşmenin dünyada sebep olduğu etkilerin anlaşılması için yaptığımız farkındalık çalışmalarıyla toprağımıza sahip çıkmanın gayreti içerisindeyiz. Ulusal ve uluslararası düzeyde yaptığımız her çalışmayla iklim değişikliğiyle mücadelemizi sürdüreceğiz. Çölleşmeyle mücadeleye yönelik yapılan tüm çalışmaların yanındayız. Hedefimiz daha yeşil bir Türkiye.&quot;  Hedef 100 milyon metrekare millet bahçesi  Bakan Özhaseki, iklim değişikliğiyle mücadelede ve 2053 Net Sıfır Emisyon hedefi kapsamında millet bahçelerinin Türkiye genelinde yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmaların devam ettiğinin altını çizerek, &quot;81 ilimizde 75 milyon 886 bin metrekare alanda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Hedefimiz 100 milyon metrekare millet bahçesini ülkemize kazandırmak.&quot; ifadelerini kullandı.  Afrika, Orta Asya, Kafkaslar ve Doğu Avrupa ülkelerine yönelik her yıl &quot;Uluslararası Çölleşme ile Mücadele Eğitim ve Çalıştayları&quot; düzenlediklerini anımsatan Özhaseki, bugüne kadar 22 ayrı Uluslararası Çölleşme ile Mücadele Eğitimi düzenlediklerini ve 108 ülkeden, 1170 uzmana eğitim verdiklerini bildirdi.  Özhaseki, kuraklık ve erozyonun insanlık olarak ortak mücadele edilmesi gereken en önemli konulardan biri olduğuna işaret ederek, Türkiye&#039;de tarım yapılan alanlarda her yıl 248,6 milyon ton toprağın su erozyonu sonucu yer değiştirdiğini kaydetti.  Sel ve taşkınlara karşı çalışmalar sürüyor  Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğünün, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin en aza indirilmesi, çölleşmeyle mücadele, erozyonun önlenmesi, sel ve taşkınların azaltılması amacıyla çalışmalarını aralıksız sürdürdüğünü belirten Özhaseki, şu bilgileri paylaştı:  &quot;185 Yukarı Havza Sel ve Erozyon Kontrolü Projesi, 95 Baraj Havzaları Yeşil Kuşak Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Projesi, 45 Tarla ve Yol Kenarı Ağaçlandırma Projesi, 25 Entegre Havza Rehabilitasyon Projesi, 14 AR-GE ve 8 adet Maden Sahaları Rehabilitasyon projelerini hazırladık. Hazırlanan projeler ile doğal kaynakların iyileştirilmesi, muhtemel tabii afetlere karşı tedbirlerin arttırılması, arazi tahribatının önüne geçilmesi ve biyolojik çeşitliliğin geliştirilmesi amaçlanıyor.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/T52P5IR_eU2tgIyO6cY4tw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Bakan, Özhasekiden, Haziran, Dünya, Çölleşme, Kuraklıkla, Mücadele, Günü, mesajı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/T52P5IR_eU2tgIyO6cY4tw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Bakan Özhaseki'den 17 Haziran Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü mesajı"><p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, 17 Haziran Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü nedeniyle bir mesaj yayımladı. Bakan Özhaseki, 100 milyon metrekare millet bahçesini Türkiye'ye kazandırmak istediklerini söyledi.</p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, çölleşmenin sebep olduğu etkilerin anlaşılması için toprağa sahip çıkmanın gayreti içerisinde olduklarını belirterek, "Çölleşmeyle mücadeleye yönelik yapılan tüm çalışmaların yanındayız. Hedefimiz daha yeşil bir Türkiye." ifadelerini kullandı.  Özhaseki, 17 Haziran Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü dolayısıyla yayımladığı mesajında, dünyanın iklim değişikliğinin ağır etkileriyle karşı karşıya olduğunu ve çölleşmenin de bu olumsuz etkilerin başında geldiğini vurguladı.  2053 Net Sıfır Emisyon ve Yeşil Kalkınma hedeflerine ulaşmak amacıyla yaklaşık 2,7 milyon metrekare yeni karbon yutak alanı oluşturduklarını aktaran Özhaseki, şunları kaydetti:  "İklim değişikliğinin olumsuz etkilerini azaltmak ve ülkemizin karbon stok miktarını artırmak gayesiyle yutak alanlarımıza yenilerini ekliyoruz. 2024 yılı içerisinde hedefimiz 3,5 milyon metrekare yeni karbon yutak alanı oluşturmak. Bakanlık olarak bir gün değil yılın 365 günü çölleşmenin dünyada sebep olduğu etkilerin anlaşılması için yaptığımız farkındalık çalışmalarıyla toprağımıza sahip çıkmanın gayreti içerisindeyiz. Ulusal ve uluslararası düzeyde yaptığımız her çalışmayla iklim değişikliğiyle mücadelemizi sürdüreceğiz. Çölleşmeyle mücadeleye yönelik yapılan tüm çalışmaların yanındayız. Hedefimiz daha yeşil bir Türkiye."  <strong>Hedef 100 milyon metrekare millet bahçesi</strong>  Bakan Özhaseki, iklim değişikliğiyle mücadelede ve 2053 Net Sıfır Emisyon hedefi kapsamında millet bahçelerinin Türkiye genelinde yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmaların devam ettiğinin altını çizerek, "81 ilimizde 75 milyon 886 bin metrekare alanda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Hedefimiz 100 milyon metrekare millet bahçesini ülkemize kazandırmak." ifadelerini kullandı.  Afrika, Orta Asya, Kafkaslar ve Doğu Avrupa ülkelerine yönelik her yıl "Uluslararası Çölleşme ile Mücadele Eğitim ve Çalıştayları" düzenlediklerini anımsatan Özhaseki, bugüne kadar 22 ayrı Uluslararası Çölleşme ile Mücadele Eğitimi düzenlediklerini ve 108 ülkeden, 1170 uzmana eğitim verdiklerini bildirdi.  Özhaseki, kuraklık ve erozyonun insanlık olarak ortak mücadele edilmesi gereken en önemli konulardan biri olduğuna işaret ederek, Türkiye'de tarım yapılan alanlarda her yıl 248,6 milyon ton toprağın su erozyonu sonucu yer değiştirdiğini kaydetti.  <strong>Sel ve taşkınlara karşı çalışmalar sürüyor</strong>  Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğünün, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin en aza indirilmesi, çölleşmeyle mücadele, erozyonun önlenmesi, sel ve taşkınların azaltılması amacıyla çalışmalarını aralıksız sürdürdüğünü belirten Özhaseki, şu bilgileri paylaştı:  "185 Yukarı Havza Sel ve Erozyon Kontrolü Projesi, 95 Baraj Havzaları Yeşil Kuşak Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Projesi, 45 Tarla ve Yol Kenarı Ağaçlandırma Projesi, 25 Entegre Havza Rehabilitasyon Projesi, 14 AR-GE ve 8 adet Maden Sahaları Rehabilitasyon projelerini hazırladık. Hazırlanan projeler ile doğal kaynakların iyileştirilmesi, muhtemel tabii afetlere karşı tedbirlerin arttırılması, arazi tahribatının önüne geçilmesi ve biyolojik çeşitliliğin geliştirilmesi amaçlanıyor."]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Karabük Bisiklet Festivali</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/karabuk-bisiklet-festivali</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/karabuk-bisiklet-festivali</guid>
<description><![CDATA[ Ülkemizin çeşitli bölgelerinde uzun yıllardır bisiklet festivalleri düzenlenmekte ve bu festivaller bisiklet kültürünün gelişimine büyük katkı sağlamaktadır. Biz de gerek bireysel gerekse dernek olarak bu festivallere katılım sağlamaktayız. Böylelikle birçok yeni arkadaş ve gruplarla tanışma fırsatı elde etmiş oluyoruz. Hep katılımcısı olduğumuz ve büyük keyif aldığımız festivallerden biri de neden bizim ilimizde olmasın diye düşündük […] ]]></description>
<enclosure url="http://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x580_66e449141272b.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Karabük, Bisiklet, Festivali</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<div class="text_exposed_root text_exposed">
<p>Ülkemizin çeşitli bölgelerinde uzun yıllardır bisiklet festivalleri düzenlenmekte ve bu festivaller bisiklet kültürünün gelişimine büyük katkı sağlamaktadır. Biz de gerek bireysel gerekse dernek olarak bu festivallere katılım sağlamaktayız. Böylelikle birçok yeni arkadaş ve gruplarla tanışma fırsatı elde etmiş oluyoruz.</p>
<p>Hep katılımcısı olduğumuz ve büyük keyif aldığım<span class="text_exposed_show">ız festivallerden biri de neden bizim ilimizde olmasın diye düşündük ve bisikletli dostlarımız için 2019 yılında bir festival yapmaya karar verdik.</span></p>
<p>İlimizin birçok güzelliği barındırdığını biliyoruz ve bu güzellikleri değerli konuklarımıza sunmak için her yıl bir festival teması seçmeye karar verdik. İlk festivalimizin teması olarak bölgemizin göz bebeği Dünya Miras Kenti “SAFRANBOLU” yu seçelim dedik.</p>
<p><strong>2019 KARABÜK BİSİKLET FESTİVALİ</strong></p>
<p><strong>Safranbolu</strong>, Dünya Miras Kenti listesine girişinin 25. Yılında siz katılımcılarını bekliyor olacak.</p>
<p>Tarih ve doğanın iç içe olduğu bir festival ve adeta kendinizi zaman yolculuğuna çıkmış gibi hissedeceğiniz parkurlarda bisiklet turları için bizi takip edin.</p>
<p>Detaylar çok yakında www.karbisder.org internet sitemizde ve sosyal medya hesaplarımızda yayınlanacak. Şimdilik tarihi vermekle yetinelim <strong>29-30-31 Ağustos – 1 Eylül 2019</strong> tarihlerinde misafirimizsiniz, kimselere söz vermeyin.</p>
</div>
<p> </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sürdürülebilirliğin Oscarları Açıklandı!</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/surdurulebilirligin-oscarlari-aciklandi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/surdurulebilirligin-oscarlari-aciklandi</guid>
<description><![CDATA[ Sürdürülebilirlik Akademisi’nin önemli çalışması olan; sosyal, ekonomik ve çevresel konularda önemli etkiler yaratan ve ortak geleceğimize sahip çıkan iş modellerini, projeleri vurgulayarak, iş dünyası için rol modelleri paylaşmak amacıyla, bu yıl dokuzuncu kez düzenlenen Sürdürülebilir İş Ödülleri’nde kazananlar, görkemli ödül töreninde açıklandı.Sürdürülebilirlik Akademisi&#039;nin düzenlediği törende ödüller sahiplerini buldu. 9. Yılında da Değişime Yön Veren Lider Projelerin Ödüllendirildiği Sürdürülebilir İş Ödüllerinde Gecenin Mottosu “Dönüşüm Birlikte Mümkün” oldu.Sosyal, ekonomik ve çevresel konularda önemli etkiler yaratan başarılı modelleri ve projeleri ödüllendiren platformda, geride kalan 9 yılda 145’in üzerinde proje ödüllendirilmişti. Büyük Ölçekli firmaların yanı sıra KOBİ, Startup, Belediye ve bu yıl dahil olan sivil toplum kuruluşlarının da katılabildiği ödüller için finale kalan projeler, 15 kategoride 51 kişilik jüri kurulu tarafından zorlu bir değerlendirme süreci sonucu belirlendi ve 35 proje ödüle layık görüldü.  Sürdürülebilir İş Ödülleri, gelecek yıllarda da daha iyi gelecek için birçok yenilikçi projenin ortaya çıkmasına ilham ve yön vermeye devam edecek.  Türkiye’de sürdürülebilir gelecek hedefi ile yeni ekonominin örnek lider kurumları arasında yer alarak diğer kuruluşlara model teşkil edecek çalışmalar ile ödül alan kurum ve projeler;SU YÖNETİMİ  KORDSA – Kordsa İzmit tesisi Su Tasarrufu Projeleri  KARBON YÖNETİMİ  ÇİMSA – From Grey to Green  SÜRDÜRÜLEBİLİR İNOVASYON  TUSAŞ TÜRK HAVACILIK VE UZAY SANAYİİ – Termoplastik Malzeme ile Proses ve Ürün Geliştirme (PROSES)  VESTEL BEYAZ EŞYA – Mikrofiber Filtreli Çamaşır Makinesi (ÜRÜN)  ATIK YÖNETİMİ  ROTEKS TEKSTİL – Sıfır Kimyasal Kullanarak Kumaş Atıklarından Geri Dönüştürülmüş Ceplik Geliştirilmesi  KAZLIÇEŞME DERİ ÜRÜNLERİ – Deri Üretimi İleri Dönüşüm Projesi (KOBİ)  FATİH BELEDİYESİ – Sıfır Atık Eğitim Merkezi ve Geri Dönüşüm Atölyesi (BELEDİYE)  ENERJİ YÖNETİMİ  GÖKNUR GIDA – Meyve ve Sebze Proses Atıklarından Enerjiye Yolculuk  DÖNGÜSEL PLASTİK YÖNETİMİ  ARÇELİK-LG KLİMA – RePPet Hammaddesinin Geliştirilmesi ve Kullanımı ile Klima Ürününün Sürdürülebilirlik Yolculuğunda Fark Yaratılması  TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ  BSH EV ALETLERİ – Green Logistic  İŞBİRLİĞİ  TÜRKİYE İŞ BANKASI – Vodafone Business Dijital Tarım Çözümü (KURUMLAR ARASI)  ÜLKER BİSKÜVİ – Beyond Cocoa (KURUM &amp; STK)  FAZLA GIDA – Fazla Gıda &amp; Gıda Kurtarma Derneği (KURUM &amp; STK – KOBİ)  TEPEBAŞI BELEDİYESİ – GESİKOOP (BELEDİYE)  TÜRKİYE EĞİTİM GÖNÜLLÜLERİ VAKFI &amp; TÜBİSAD – Atma Bağışla! (STK &amp; STK)  TEKFEN VAKFI – Kadın Çiftçi Girişim Kredisi (STK &amp; KURUM)  SOSYAL ETKİ  VODAFONE TÜRKİYE – Yeşil Gezegen (ÇEVRE ODAKLI)  ALTIPARMAK – Balparmak Arıcılık Akademisi (İNSAN ODAKLI)  NİLÜFER BELEDİYESİ – Sosyal Belediyecilikte Yeni Nesil Üretim Hareketi: Atölye Nilüfer (İNSAN ODAKLI – BELEDİYE)  SÜRDÜRÜLEBİLİR İŞ RAPORLAMASI  ARÇELİK – 2021 Sürdürülebilirlik Raporu  GARANTİ BBVA – 2021 Entegre Faaliyet Raporu  OTOMOTİV SANAYİİ DERNEĞİ – Otomotiv Sanayi Sürdürülebilirlik Raporu (STK)  ÇALIŞAN KATILIMI  ZORLU HOLDİNG – Kıvılcımlar Hareketi  KADININ GÜÇLENDİRİLMESİ  OFİ TARIM – Fındığın Yolcusu Kadınlar Projesi  İŞ PORTFÖY YÖNETİMİ – İş’te Kadın Hisse Senedi Fonu (KOBİ)  ÇEŞİTLİLİK VE KAPSAYICILIK  BOYNER GRUP – Gönülden İşaret  AGESA – Her Yaşta  MALATYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ – Engelli Araçları Tamir Ve Bakım İstasyonu (BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ)  SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK İLETİŞİMİ  ARÇELİK – İYİ-GE – İklim Dostu Hareket  DOGO – DOGO X Creativity Explored (KOBİ)  İSTANBUL SANAYİ ODASI – Sektörel Sürdürülebilirlik Yol Haritaları (ODA)  SABRİ ÜLKER VAKFI – Yemekte Denge Eğitim Projesi (STK)  ELYAF TEKSTİL – Elyaf Medya Ağı (İÇ İLETİŞİM)  SABANCIDX – Geleceğin Yüzleri (KADININ GÜÇLENDİRİLMESİ)  YILIN STARTUP’I  NIVOGO ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4Q7FZGxhjESNnzq1-AQwPw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Sürdürülebilirliğin, Oscarları, Açıklandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4Q7FZGxhjESNnzq1-AQwPw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Sürdürülebilirliğin Oscarları Açıklandı!"><p>Sürdürülebilirlik Akademisi’nin önemli çalışması olan; sosyal, ekonomik ve çevresel konularda önemli etkiler yaratan ve ortak geleceğimize sahip çıkan iş modellerini, projeleri vurgulayarak, iş dünyası için rol modelleri paylaşmak amacıyla, bu yıl dokuzuncu kez düzenlenen Sürdürülebilir İş Ödülleri’nde kazananlar, görkemli ödül töreninde açıklandı.</p><p>Sürdürülebilirlik Akademisi'nin düzenlediği törende ödüller sahiplerini buldu. 9. Yılında da Değişime Yön Veren Lider Projelerin Ödüllendirildiği Sürdürülebilir İş Ödüllerinde Gecenin Mottosu “Dönüşüm Birlikte Mümkün” oldu.</p><p>Sosyal, ekonomik ve çevresel konularda önemli etkiler yaratan başarılı modelleri ve projeleri ödüllendiren platformda, geride kalan 9 yılda 145’in üzerinde proje ödüllendirilmişti. Büyük Ölçekli firmaların yanı sıra KOBİ, Startup, Belediye ve bu yıl dahil olan sivil toplum kuruluşlarının da katılabildiği ödüller için finale kalan projeler, 15 kategoride 51 kişilik jüri kurulu tarafından zorlu bir değerlendirme süreci sonucu belirlendi ve 35 proje ödüle layık görüldü.  Sürdürülebilir İş Ödülleri, gelecek yıllarda da daha iyi gelecek için birçok yenilikçi projenin ortaya çıkmasına ilham ve yön vermeye devam edecek.  Türkiye’de sürdürülebilir gelecek hedefi ile yeni ekonominin örnek lider kurumları arasında yer alarak diğer kuruluşlara model teşkil edecek çalışmalar ile ödül alan kurum ve projeler;</p><p><strong>SU YÖNETİMİ</strong>  KORDSA – Kordsa İzmit tesisi Su Tasarrufu Projeleri  <strong>KARBON YÖNETİMİ</strong>  ÇİMSA – From Grey to Green  <strong>SÜRDÜRÜLEBİLİR İNOVASYON</strong>  TUSAŞ TÜRK HAVACILIK VE UZAY SANAYİİ – Termoplastik Malzeme ile Proses ve Ürün Geliştirme (PROSES)  VESTEL BEYAZ EŞYA – Mikrofiber Filtreli Çamaşır Makinesi (ÜRÜN)  <strong>ATIK YÖNETİMİ</strong>  ROTEKS TEKSTİL – Sıfır Kimyasal Kullanarak Kumaş Atıklarından Geri Dönüştürülmüş Ceplik Geliştirilmesi  KAZLIÇEŞME DERİ ÜRÜNLERİ – Deri Üretimi İleri Dönüşüm Projesi (KOBİ)  FATİH BELEDİYESİ – Sıfır Atık Eğitim Merkezi ve Geri Dönüşüm Atölyesi (BELEDİYE)  <strong>ENERJİ YÖNETİMİ</strong>  GÖKNUR GIDA – Meyve ve Sebze Proses Atıklarından Enerjiye Yolculuk  <strong>DÖNGÜSEL PLASTİK YÖNETİMİ</strong>  ARÇELİK-LG KLİMA – RePPet Hammaddesinin Geliştirilmesi ve Kullanımı ile Klima Ürününün Sürdürülebilirlik Yolculuğunda Fark Yaratılması  <strong>TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ</strong>  BSH EV ALETLERİ – Green Logistic  <strong>İŞBİRLİĞİ</strong>  TÜRKİYE İŞ BANKASI – Vodafone Business Dijital Tarım Çözümü (KURUMLAR ARASI)  ÜLKER BİSKÜVİ – Beyond Cocoa (KURUM & STK)  FAZLA GIDA – Fazla Gıda & Gıda Kurtarma Derneği (KURUM & STK – KOBİ)  TEPEBAŞI BELEDİYESİ – GESİKOOP (BELEDİYE)  TÜRKİYE EĞİTİM GÖNÜLLÜLERİ VAKFI & TÜBİSAD – Atma Bağışla! (STK & STK)  TEKFEN VAKFI – Kadın Çiftçi Girişim Kredisi (STK & KURUM)  <strong>SOSYAL ETKİ</strong>  VODAFONE TÜRKİYE – Yeşil Gezegen (ÇEVRE ODAKLI)  ALTIPARMAK – Balparmak Arıcılık Akademisi (İNSAN ODAKLI)  NİLÜFER BELEDİYESİ – Sosyal Belediyecilikte Yeni Nesil Üretim Hareketi: Atölye Nilüfer (İNSAN ODAKLI – BELEDİYE)  <strong>SÜRDÜRÜLEBİLİR İŞ RAPORLAMASI</strong>  ARÇELİK – 2021 Sürdürülebilirlik Raporu  GARANTİ BBVA – 2021 Entegre Faaliyet Raporu  OTOMOTİV SANAYİİ DERNEĞİ – Otomotiv Sanayi Sürdürülebilirlik Raporu (STK)  <strong>ÇALIŞAN KATILIMI</strong>  ZORLU HOLDİNG – Kıvılcımlar Hareketi  <strong>KADININ GÜÇLENDİRİLMESİ</strong>  OFİ TARIM – Fındığın Yolcusu Kadınlar Projesi  İŞ PORTFÖY YÖNETİMİ – İş’te Kadın Hisse Senedi Fonu (KOBİ)  <strong>ÇEŞİTLİLİK VE KAPSAYICILIK</strong>  BOYNER GRUP – Gönülden İşaret  AGESA – Her Yaşta  MALATYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ – Engelli Araçları Tamir Ve Bakım İstasyonu (BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ)  <strong>SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK İLETİŞİMİ</strong>  ARÇELİK – İYİ-GE – İklim Dostu Hareket  DOGO – DOGO X Creativity Explored (KOBİ)  İSTANBUL SANAYİ ODASI – Sektörel Sürdürülebilirlik Yol Haritaları (ODA)  SABRİ ÜLKER VAKFI – Yemekte Denge Eğitim Projesi (STK)  ELYAF TEKSTİL – Elyaf Medya Ağı (İÇ İLETİŞİM)  SABANCIDX – Geleceğin Yüzleri (KADININ GÜÇLENDİRİLMESİ)  <strong>YILIN STARTUP’I</strong>  NIVOGO</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ziraat Bankası’nın Türkiye’nin en büyük sürdürülebilirliktemalı Sendikasyon Kredisi’ne iki ödül</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/ziraat-bankasinin-turkiyenin-en-buyuk-surdurulebilirliktemali-sendikasyon-kredisine-iki-oedul</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/ziraat-bankasinin-turkiyenin-en-buyuk-surdurulebilirliktemali-sendikasyon-kredisine-iki-oedul</guid>
<description><![CDATA[ Uluslararası finans yayıncılığının önde gelen gruplarından Global Financial Conferences (GFC) Group tarafından düzenlenen, sermaye piyasaları ve finans sektörünün saygın ödüllerindenbiri olan ve Türkiye’nin kredi ve uluslararası tahvil piyasalarında en yenilikçi ve çığır açananlaşmalarının takdir edildiği; “Bonds, LoansSukuk Turkey Awards”ta Ziraat Bankası, “Financial Institutions Deal of the Year (Yılın Finansal Kurumlar İşlemi)” kategorisinde birincilik, “FI Funding Team of the Year (Yılın Finansal Kurumlar Ekibi)” kategorisinde ise ikincilik olmak üzere iki önemli ödüle layık görüldü.Ziraat Bankası, Nisan 2022 tarihinde 352,5 milyon ABD Doları ve 814 milyon Euro olmak üzere toplamda 1,24 milyar ABD Doları büyüklüğünde (parite etkisinden arındırılmış olarak %100 çevirme oranı ile)  sendikasyon kredisi temin ederek ülkemizde bir banka tarafından tek seferde sağlanan en büyük sürdürülebilirlik temalı sendikasyon kredisini sağlama başarısını göstermişti.  Abu Dhabi Commercial Bank PJSC, Emirates NBD Capital Limited ve The Commercial Bank (P.S.Q.C.) koordinatörlüğünde, 21 ülkeden 45 bankanın yüksek ilgisi ile yenilenen kredide Emirates NBD Capital Limited, Standard Chartered Bank ve Sumitomo Mitsui Banking  Corporation sürdürülebilirlik koordinatörleri olarak görev almıştı.Uluslararası finans alanında alınan söz konusu prestijli ödüllere dair açıklamalarda bulunan Hazine Yönetimi ve Uluslararası Bankacılık Grup Başkanı Yasin Öztürk, “Global olarak finansal piyasaların sıkılaştığı bir dönemde Sendikasyon kredisini sürdürülebilir temalı olarak ve dev bir  tutarla yenileme başarısı gösteren Bankamızın, uluslararası platformda iki prestijli ödülle takdir görmesi uluslararası itibarının teyidi olup, özellikle sürdürülebilir dış finansman alanındaki başarılarının bir göstergesidir. Söz konusu ödüllerin, ilk sürdürülebilirlik temalı Sendikasyon kredimize verilmesi, sorumlu bankacılık yapmayı ilk günden itibaren prensip edinmiş, sürdürülebilir iş modelini benimseyen Bankamızın doğru yolda olduğunu göstermesi açısından ayrıca anlamlıdır.&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bK55NKE_20qh5E8jqNtmWg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Ziraat, Bankası’nın, Türkiye’nin, büyük, sürdürülebilirliktemalı, Sendikasyon, Kredisi’ne, iki, ödül</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bK55NKE_20qh5E8jqNtmWg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Ziraat Bankası’nın Türkiye’nin en büyük sürdürülebilirliktemalı Sendikasyon Kredisi’ne iki ödül"><p>Uluslararası finans yayıncılığının önde gelen gruplarından Global Financial Conferences (GFC) Group tarafından düzenlenen, sermaye piyasaları ve finans sektörünün saygın ödüllerindenbiri olan ve Türkiye’nin kredi ve uluslararası tahvil piyasalarında en yenilikçi ve çığır açananlaşmalarının takdir edildiği; “Bonds, LoansSukuk Turkey Awards”ta Ziraat Bankası, “Financial Institutions Deal of the Year (Yılın Finansal Kurumlar İşlemi)” kategorisinde birincilik, “FI Funding Team of the Year (Yılın Finansal Kurumlar Ekibi)” kategorisinde ise ikincilik olmak üzere iki önemli ödüle layık görüldü.</p><p><strong>Ziraat Bankası</strong>, Nisan 2022 tarihinde 352,5 milyon ABD Doları ve 814 milyon Euro olmak üzere toplamda 1,24 milyar ABD Doları büyüklüğünde (parite etkisinden arındırılmış olarak %100 çevirme oranı ile)  sendikasyon kredisi temin ederek ülkemizde bir banka tarafından tek seferde sağlanan en büyük sürdürülebilirlik temalı sendikasyon kredisini sağlama başarısını göstermişti.  </p><p><strong>Abu Dhabi Commercial Bank PJSC</strong>, Emirates NBD Capital Limited ve The Commercial Bank (P.S.Q.C.) koordinatörlüğünde, 21 ülkeden 45 bankanın yüksek ilgisi ile yenilenen kredide Emirates NBD Capital Limited, Standard Chartered Bank ve Sumitomo Mitsui Banking  Corporation sürdürülebilirlik koordinatörleri olarak görev almıştı.</p><p>Uluslararası finans alanında alınan söz konusu prestijli ödüllere dair açıklamalarda bulunan <strong>Hazine Yönetimi ve Uluslararası Bankacılık Grup Başkanı Yasin Öztürk</strong>, “Global olarak finansal piyasaların sıkılaştığı bir dönemde Sendikasyon kredisini sürdürülebilir temalı olarak ve dev bir  tutarla yenileme başarısı gösteren Bankamızın, uluslararası platformda iki prestijli ödülle takdir görmesi uluslararası itibarının teyidi olup, özellikle sürdürülebilir dış finansman alanındaki başarılarının bir göstergesidir. Söz konusu ödüllerin, ilk sürdürülebilirlik temalı Sendikasyon kredimize verilmesi, sorumlu bankacılık yapmayı ilk günden itibaren prensip edinmiş, sürdürülebilir iş modelini benimseyen Bankamızın doğru yolda olduğunu göstermesi açısından ayrıca anlamlıdır." dedi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sürdürülebilirlik ve enerji güvenliği: Enerji dönüşümünü yeniden tanımlıyoruz</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/surdurulebilirlik-ve-enerji-guvenligi-enerji-doenusumunu-yeniden-tanimliyoruz</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/surdurulebilirlik-ve-enerji-guvenligi-enerji-doenusumunu-yeniden-tanimliyoruz</guid>
<description><![CDATA[ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı ve Türkiye İklim Değişikliği Başmüzakerecisi Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar ve Hazine ve İklim Değişikliği Uzmanı Dr. Bengü Özge Şerifoğlu, sürdürülebilirlik ve enerji güvenliğine ilişkin bir yazı kaleme aldı.2022 yılı sona erip giderken yerini 2023’e, insanlığı ise tüm dünyayı sarsan olaylar ve bunların sonuçları ile başbaşa bırakmaktadır.    Peki ne olmuştu 2022’de, gelin hep birlikte bir kısaca hatırlayalım:    Küresel pandeminin sağlık üzerindeki etkileri henüz bitmeden getirmiş olduğu ekonomik kriz, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ile başlayan ve küresel piyasalarda çalkantılara sebep olan ilk ve en büyük küresel enerji krizi, COP-26’da alınan kararlar neticesinde tüm ülkelerce acilen atılması gereken adımlara vurgu yapan iklim krizi derken bu üçlü küresel kriz ile insanlığın mücadele edebilmesi için olağanüstü eylemlere ihtiyaç duyulduğu anlaşılmıştır Tüm dünya enerji güvenliği, artan enflasyon, iklim hedeflerine ulaşmak ve tehlikeli küresel ısınmayı sınırlamak için daralan bir zaman penceresi içerisinde benzeri görülmemiş zorluklarla karşı karşıya kalarak bir mücadele vermeye çalışmaktadır.    Enerji krizine baktığımızda jeopolitiği, arz ve talebi, ekonomik şartları ve iklim konularını merkeze aldığını, iklim krizine baktığımızda ise enerjiyi tüm bileşenleri ile enerji güvenliğinden fosil yakıtlara, yenilenebilir enerjiden çevreye, birbiri ile bağlantılı disiplinler arası tüm hususları odak noktası haline getirdiğini, ekonomiye ve artan enflasyona  baktığımızda ise enerji ve iklim krizlerinin gölgesinde ülkelerin vaad ettikleri net sıfır emisyon hedefleri ile tam olarak örtüşemeyerek kendi bağımsızlığını ilan ettiğini görmekteyiz. Tüm bunlara hala eşlik eden küresel sağlık problemleri ve daha da acısı tüm bunların ortasında bir işgal, hayatını kaybeden bir sürü sivil ve masum, direnen bir halk ve maalesef insanlık dramı her gün haberlere konu olmaya devam etmektedir.    Nedense bütün bu olanların odağında olan ‘insan’ faktörünü görmeyi reddediyor ve eylemlerin getirdiği sonuçları bir şekilde “düzeltmeye” devam ettiğimizi düşünüyoruz.Aslında bu süreç ülke liderleri için de oldukça karışık ve zor.    COP-27’den sonra hem şirketlerin CEO’larının hem ülke liderlerinin kendilerine sordukları temel sorulardan biri, eğer net sıfır emisyon hedefine ulaşabilmek istiyorsak enerji sektörü temelinde dönüşümü hızlandırabilmek ve aynı zamanda enerji güvenliğini  ve dayanıklılığını sağlayabilmek için ne yapmak gerekir?    Net sıfır hedefinden vazgeçip sadece sistem dayanıklılığı ve enerji güvenliğine mi odaklanmak yoksa kulakları tıkayıp tamamen net sıfır hedefine mi kilitlenmek gerekir?    Herhalde enerji güvenliği ile emisyon azaltımları arasındaki dengeyi bulmak hiç bu kadar zor olmamıştı. McKinsey Şirketler Topluluğu’nun COP-27 öncesi yayımladığı raporda da  belirtildiği gibi liderlerin net sıfıra giden yolda ülkeleri ya da şirketler bağlamında kuruluşları için değer üretmek, yeni fırsatlar yakalamak için çok daha cesur ve çevik olmaları gerekecektir.    Başka bir ifadeyle bugün enerji krizini çözmek net sıfır yoluna ulaşmak anlamına mı geliyor? Yoksa yenilenebilir enerjiye yatırım mevcut enerji altyapısının terk edilmesi anlamına mı geliyor? Bu sorulara cevap bulmak o kadar hızlı ve kolay olmayabilir.    COP-27’de yer alan tartışmaların temeli içinde bulunduğumuz ana verilecek en iyi tepkinin &quot;veya&quot; değil &quot;ve&quot; seçimini yapmak olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Yani bir ya da birkaç tanesini seçmek yerine mevcut şartlar karşısında uyum sağlarken uzun vadeye odaklanmayı sürdürmek anlamına gelmektedir.    COP-26’da, Glasgow’da 138 ülke bir araya gelip net sıfır emisyon hedeflerine ilişkin taahhütlerde bulunduklarında henüz enerji güvenliği konusuna bu seneki kadar odaklanılmamıştı. Oysa bu sene hem Şarm El Şeyh’de hem de küresel olarak her ülkede tüm sene boyunca en çok kullanılan kelimelerden biri oldu enerji güvenliği. Tüm ülkeler ve liderleri, şirketler ve CEO’ları 2050 yılının taahhütlerini anons ederken oyunun kurallarının aniden değişeceğini ve kartların yeniden karılacağını hesaba katmamıştı. Ancak artık farklı şekilde oynanması gerektiği kesin bir oyun var ortada. Savunmada mı kalacağız, hücumda mı oynayacağız bize kalmış ancak iki tercihin sonuçlarından da kaçınılmaz olarak etkileneceğimiz de bir gerçek.    Nihayetinde enerji dönüşümü için öncelikle güvenli, temiz ve karşılanabilirlik yaklaşımının benimsenmesinin önemi ortaya konulmuş ve bu hususa COP-27’de de vurgu yapılmıştır.     Bu yaklaşım dünya uzun vadede net sıfıra doğru ilerlemeye devam ederken liderlerin yarın değer üreten işletmelere dokunmak için bugünden esneklik etrafında stratejiler oluşturmasına imkan tanımaktadır.ENFLASYON AZALTMA YASASI - IRA    Geçen yıl Glasgow’da bir araya gelen finans sektörü de  bu geçişi fiilen finanse etmek için ihtiyaç duyulacak sermaye miktarını hesaplamaya başlamıştı. Bahse konu sermayeye ilişkin en heyecan verici haber ise yeniden tahsis edilen en yüksek mi ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/g6n499IQI0atTQLf5EjSgQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Sürdürülebilirlik, enerji, güvenliği:, Enerji, dönüşümünü, yeniden, tanımlıyoruz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/g6n499IQI0atTQLf5EjSgQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Sürdürülebilirlik ve enerji güvenliği: Enerji dönüşümünü yeniden tanımlıyoruz"><p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı ve Türkiye İklim Değişikliği Başmüzakerecisi Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar ve Hazine ve İklim Değişikliği Uzmanı Dr. Bengü Özge Şerifoğlu, sürdürülebilirlik ve enerji güvenliğine ilişkin bir yazı kaleme aldı.</p>2022 yılı sona erip giderken yerini 2023’e, insanlığı ise tüm dünyayı sarsan olaylar ve bunların sonuçları ile başbaşa bırakmaktadır.    Peki ne olmuştu 2022’de, gelin hep birlikte bir kısaca hatırlayalım:    Küresel pandeminin sağlık üzerindeki etkileri henüz bitmeden getirmiş olduğu ekonomik kriz, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ile başlayan ve küresel piyasalarda çalkantılara sebep olan ilk ve en büyük küresel enerji krizi, COP-26’da alınan kararlar neticesinde tüm ülkelerce acilen atılması gereken adımlara vurgu yapan iklim krizi derken bu üçlü küresel kriz ile insanlığın mücadele edebilmesi için olağanüstü eylemlere ihtiyaç duyulduğu anlaşılmıştır Tüm dünya enerji güvenliği, artan enflasyon, iklim hedeflerine ulaşmak ve tehlikeli küresel ısınmayı sınırlamak için daralan bir zaman penceresi içerisinde benzeri görülmemiş zorluklarla karşı karşıya kalarak bir mücadele vermeye çalışmaktadır.    Enerji krizine baktığımızda jeopolitiği, arz ve talebi, ekonomik şartları ve iklim konularını merkeze aldığını, iklim krizine baktığımızda ise enerjiyi tüm bileşenleri ile enerji güvenliğinden fosil yakıtlara, yenilenebilir enerjiden çevreye, birbiri ile bağlantılı disiplinler arası tüm hususları odak noktası haline getirdiğini, ekonomiye ve artan enflasyona  baktığımızda ise enerji ve iklim krizlerinin gölgesinde ülkelerin vaad ettikleri net sıfır emisyon hedefleri ile tam olarak örtüşemeyerek kendi bağımsızlığını ilan ettiğini görmekteyiz. Tüm bunlara hala eşlik eden küresel sağlık problemleri ve daha da acısı tüm bunların ortasında bir işgal, hayatını kaybeden bir sürü sivil ve masum, direnen bir halk ve maalesef insanlık dramı her gün haberlere konu olmaya devam etmektedir.    Nedense bütün bu olanların odağında olan ‘insan’ faktörünü görmeyi reddediyor ve eylemlerin getirdiği sonuçları bir şekilde “düzeltmeye” devam ettiğimizi düşünüyoruz.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OLzMafyjp0eZVlSqARZGiA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı ve Türkiye İklim Değişikliği Başmüzakerecisi Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar">Aslında bu süreç ülke liderleri için de oldukça karışık ve zor.    COP-27’den sonra hem şirketlerin CEO’larının hem ülke liderlerinin kendilerine sordukları temel sorulardan biri, eğer net sıfır emisyon hedefine ulaşabilmek istiyorsak enerji sektörü temelinde dönüşümü hızlandırabilmek ve aynı zamanda enerji güvenliğini  ve dayanıklılığını sağlayabilmek için ne yapmak gerekir?    Net sıfır hedefinden vazgeçip sadece sistem dayanıklılığı ve enerji güvenliğine mi odaklanmak yoksa kulakları tıkayıp tamamen net sıfır hedefine mi kilitlenmek gerekir?    Herhalde enerji güvenliği ile emisyon azaltımları arasındaki dengeyi bulmak hiç bu kadar zor olmamıştı. McKinsey Şirketler Topluluğu’nun COP-27 öncesi yayımladığı raporda da  belirtildiği gibi liderlerin net sıfıra giden yolda ülkeleri ya da şirketler bağlamında kuruluşları için değer üretmek, yeni fırsatlar yakalamak için çok daha cesur ve çevik olmaları gerekecektir.    Başka bir ifadeyle bugün enerji krizini çözmek net sıfır yoluna ulaşmak anlamına mı geliyor? Yoksa yenilenebilir enerjiye yatırım mevcut enerji altyapısının terk edilmesi anlamına mı geliyor? Bu sorulara cevap bulmak o kadar hızlı ve kolay olmayabilir.    COP-27’de yer alan tartışmaların temeli içinde bulunduğumuz ana verilecek en iyi tepkinin "veya" değil "ve" seçimini yapmak olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Yani bir ya da birkaç tanesini seçmek yerine mevcut şartlar karşısında uyum sağlarken uzun vadeye odaklanmayı sürdürmek anlamına gelmektedir.    COP-26’da, Glasgow’da 138 ülke bir araya gelip net sıfır emisyon hedeflerine ilişkin taahhütlerde bulunduklarında henüz enerji güvenliği konusuna bu seneki kadar odaklanılmamıştı. Oysa bu sene hem Şarm El Şeyh’de hem de küresel olarak her ülkede tüm sene boyunca en çok kullanılan kelimelerden biri oldu enerji güvenliği. Tüm ülkeler ve liderleri, şirketler ve CEO’ları 2050 yılının taahhütlerini anons ederken oyunun kurallarının aniden değişeceğini ve kartların yeniden karılacağını hesaba katmamıştı. Ancak artık farklı şekilde oynanması gerektiği kesin bir oyun var ortada. Savunmada mı kalacağız, hücumda mı oynayacağız bize kalmış ancak iki tercihin sonuçlarından da kaçınılmaz olarak etkileneceğimiz de bir gerçek.    Nihayetinde enerji dönüşümü için öncelikle güvenli, temiz ve karşılanabilirlik yaklaşımının benimsenmesinin önemi ortaya konulmuş ve bu hususa COP-27’de de vurgu yapılmıştır.     Bu yaklaşım dünya uzun vadede net sıfıra doğru ilerlemeye devam ederken liderlerin yarın değer üreten işletmelere dokunmak için bugünden esneklik etrafında stratejiler oluşturmasına imkan tanımaktadır.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/spPjkYERAEyt92LNeb6ulQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><strong>ENFLASYON AZALTMA YASASI - IRA </strong>   Geçen yıl Glasgow’da bir araya gelen finans sektörü de  bu geçişi fiilen finanse etmek için ihtiyaç duyulacak sermaye miktarını hesaplamaya başlamıştı. Bahse konu sermayeye ilişkin en heyecan verici haber ise yeniden tahsis edilen en yüksek miktar olmasıdır. McKinsey Şirketler Topluluğu tarafından yayımlanan rapora göre bu miktar yıllık  3-5 trilyon dolar olarak ifade edilmektedir. Bu bağlamda sanayi tabanlı yeni yeşil bir enerji altyapısı inşa etmek için gerekli olan sürenin 30 yıldan fazla olduğu da vurgulanmaktadır. Bu süreç bir dereceye kadar mevcut ülkelerin yeniden sanayileştirildiği bir süreç olarak da düşünülebilir. Buna en iyi örnek olarak ABD’de yeni aktif hale gelen Enflasyon Azaltma Yasası (Inflation Reduction Act) hareketi gösterilebilir. Kısaca değinmek gerekirse Enflasyon Azaltma Yasası (Inflation Reduction Act) ile açığı azaltarak, reçeteli ilaç fiyatlarını düşürerek ve temiz enerjiyi teşvik ederken yerli enerji üretimine yatırım yaparak enflasyonu azaltmayı hedefleyen ve 16 Ağustos 2022’de imzalanan yeni yasadır. Böylece yeniden sanayileşme kapsamında yeni pazarlar oluşması ve hatta altyapı konusunda ciddi bir sıçrama yaşanması da beklenmektedir. Dolayısıyla bu noktada asıl soru bütçe olarak ön plana çıkmaktadır.   <strong> </strong> <strong>PEKİ, BÜTÇE NASIL FONLANABİLİR?</strong>   McKinsey analizinde net sıfır tekliflere yönelik artan talebin, ulaşım, enerji ve hidrojen dahil olmak üzere 11 yüksek potansiyel değer havuzunda 2030 yılına kadar 12 trilyon dolardan fazla yıllık satış oluşturabileceğini göstermektedir. Ancak çoğu iklim teknolojisi ve yaklaşımının maliyeti 2050 net sıfır hedefleri doğrultusunda emisyonları azaltmak için çok yavaş düşmektedir. COP27'de de çok tartışılan hibeler, sübvansiyonlar ve diğer teşvikler yoluyla net sıfır çözümlerinin oluşturulması için riskleri azaltabilecek sermaye yoğun yatırım, ar-ge ve endüstriyel politikalar yoluyla maliyet eğrisinin nasıl aşağı çekilebileceği konuları tartışmaların odağını oluşturmuştur.    Sermaye dağıtımını hızlandırmak yenilikçi politika kararları ve hükümetlerin teşviklerini de gerektirecektir. Örneğin ABD'de Enflasyon Azaltma Yasası tedarik zincirleri ve projeler arasında 410 milyar dolardan fazla kredi dağıtmayı amaçlamakta ve rüzgar, güneş ve temiz hidrojen gibi bazı sektörlere önemli bir ölçek getirmeyi vaat etmektedir. Geniş kapsamlı iklim politikalarına sahip diğer ülkelerde olduğu gibi bu hedeflere ulaşmak, diğer eylemlerin yanı sıra yerel iş gücünü ve tedarik zincirlerini harekete geçirmek için özel sektörle önemli bir işbirliği gerektirmektedir. Tüm bu gelişmelerin ise analiz sonuçlarına göre bazı sektörlerde önümüzdeki birkaç yılda kabaca 12 trilyonluk bir iş fırsatı olarak geri döneceği tahmin edilmektedir.     <strong>“VE’NİN GÜCÜ”…</strong>   Bu anlamda diğer bir önemli husus ise mevcut altyapı sistemini karbonsuzlaştırırken aynı zamanda yeni olanı da inşa etmek ve yatırım yapmak kavramlarının dengelenmesi gerekliliğidir. Fakat tam bu noktada küresel olarak görülen en büyük farklılık iş dünyasını bir süredir hakimiyeti altına alan  “ve’nin gücü” kavramıdır. Kısaca bu kavrama değinecek olursak dünyanın dört bir yanındaki şirketler başarılı olmak için geleneksel ayrımlardan vazgeçtiğinde işin yalnızca parayla ilgili olduğu fikrinin yirmi birinci yüzyılda doğru olmadığını ortaya koyarken günümüzün en etkili fikirlerini ve şirketlerini birleştiren sorumluluk ve etik hususlarını merkeze alan, kavramsal devrim kabul edilen ‘’ve’nin gücü’’nü ise odağında tutar ve  sistemdeki  karmaşıklığı sık sık bu ifade ile açıklar.    Kendi konumuza dönecek olursak bu bir ikilem olup anlatılmak istenen; elimizde bir yanda mevcut bir enerji krizi, fosil yakıtların karbonsuzlaştırılması konusu diğer yanda ise yeni, temiz altyapının en hızlı süreçte inşa edilmesi fikri vardır.    Bu bağlamda öncelikle gerek şirket CEO’larının gerek ulus liderlerinin önemli gördüğü konu sermayenin dağıtımı ve bunu yaparken de  özel sermaye mantığını benimseme istekliliğidir. Yatırımcılar uzun vadeli projelerde yeni bir altyapı inşa edebilmek için gereken sermayeyi tahsis ettiklerinde bu mantıkta olmaları da destekleyici bir unsurdur.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BVyjW8cOv0m-g677YlVRYA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="">İkinci olarak hücum yerine savunmada oynamak bizleri bir yere götürmeyecektir. Hem şirketler hem de ülkeler bazında yeni gerçeklere ayak uydurabilmek için gerçekleştirilmesi gereken modernizasyonları yapabilmek, yeniden inşa edebilmek, yeniden hem hedefleri hem şartları tanımlayabilmek sürdürülebilirlik anlamında çok büyük adım olarak kabul edilmektedir. Kaldı ki bazı ülkelerin, hatta özel olarak bazı şehirlerin  bu konuda oldukça atak olduklarını söyleyebiliriz.    McKinsey küresel yönetici ortağı Bob Sternfels kısa bir süre önce şu anda CEO'ların karşı karşıya oldukları zorluğun şirketlerini böylesine karmaşık, böylesine hızlı hareket eden ve değişken bir ortamda, net sıfır emisyon hedefi gibi önemli bir yolculuk için nasıl konumlandıracakları olduğunu yazmıştır. Büyük şirketler ve liderler arasında yeni yeşil enerji işletmeleri üzerine bahse girerek, geniş ölçekte sermaye dağıtarak ve yeni teknolojilerle yerleşik işletmeleri karbondan arındırarak şimdi hücum etme fırsatlarını yakalayanlar olacaktır.    Bu çerçevede COP-27’de de sadece net sıfır değil aynı zamanda ‘doğa pozitif’ olma hedefinin de benimsenmesinin önemi vurgulanmıştır. Doğa temelli çözümlerin nasıl değerlendirildiği ve parasal karşılığının nasıl tespit edilebileceği de COP 27’ye damga vuran konulardan biri olmakla birlikte birkaç CEO ‘net doğa pozitif’ olan net sıfıra geçişten de bahsetmiştir. Bu yıl Doğayla İlgili Finansal Açıklamalar Görev Gücü (TNFD) gibi endüstri liderliğindeki kuruluşlar işletmelerin doğayla ilgili riskleri ve fırsatları nasıl raporladığına ve nasıl hareket ettiğine ilişkin çerçevenin oluşturulmasına dair ilerlemeyi de COP-27’de  tartışmışlardır.    Diğer bir  önemli husus ise sürdürülebilirlik işini tek başımıza halledemeyeceğimiz gerçeğidir. Örneğin Büyük Houston Ortaklığı yeni teknolojileri kapsayan uçtan uca ekosistemi güçlendirerek, yenilikçi projeleri yürüten girişimcileri destekleyerek, çeşitli yetenekleri besleyerek ve tüm dünyada finansmanı artırarak şehirlerin kendi kaderlerini nasıl kontrol altına aldıklarını ve enerji geçişine nasıl öncülük ettiklerini göstermektedir. Tüm sermaye yığınını, uygun politikaları ve düzenlemeleri birleştirmek için ABD, Japonya ve diğer ülkeler, Endonezya'nın kömürden uzaklaşmasına yardımcı olmak için ülkeler arasında ve kamu ve özel sektör genelinde bir iş birliği olan 20 milyar dolarlık bir iklim finansmanı anlaşmasını tamamlamıştır. Houston’da şirket liderleri bir araya geldiğinde liderler şehrin geleceğine karar veren olma hususunda sağladıkları mutabakattan hareketle petrol ve doğalgazda bir numara olan Houston’ı karbon yönetimi konusunda lider konumuna getirmeyi hedeflemişlerdir.    Geçtiğimiz 12 ay içerisinde şirketler arasında inanılmaz bir bilgi alışverişi ve büyük bir ‘’öğrenme’’ sürecinin gerçekleşmiş olması net sıfır hedefinin doğru anlaşılması ve özellikle enerji güvenliği, enerji dayanıklılığı ve sürdürülebilirlik temelinde oldukça kıymetli bulunmaktadır.     Peki, o halde net sıfır dönüşümünü enerjideki çalkantılar, küresel şoklar açısından nasıl değerlendirmek gerekir?    Bakın bu hususu COP 27 oturumlarından birinde BM İklim Eylemi ve Finans Özel Temsilcisi ve GFANZ Eş Başkanı Mark Carney nasıl değerlendirmiş:    ‘’Mevcut enerji sistemi şu an amaca hizmet etmemektedir. Güvenilir değil, karşılanabilir değil ve dünya üzerinde 1 milyardan fazla insan tarafından erişilebilir değildir. Ve görünen o ki sürdürülebilir kesinlikle değildir. O halde bu durumun değişmesi gerekmektedir. Dolayısıyla bu konunun sonunda da bir ‘ve’ ikilemi mevcuttur. Fakat maalesef bu sefer negatif bir ‘ve’ vardır. ‘Ve'nin ilk kısmı, bu küresel enerji pazarındaki kesinti sebebiyle normalde sahip olacağımızdan daha yüksek emisyonlardır. Dolayısıyla bununla başa çıkmak oldukça zor addedilmektedir.    İkinci nokta ise kesinlikle enerji güvenliği olup hem enerji güvenliğinin hem de sürdürülebilirliğin daha geniş bir dayanıklılığa ulaşmasına odaklanmak önem arz etmektedir. Örneğin mevcut enerji arzını yenilenebilir kaynaklar, yeşil hidrojen ve yeşil enerji ile çeşitlendirmek, ulusal enerji güvenliğini ve ekonomik rekabet edilebilirliği geliştirebilir. Mevcut karbon yoğun üretim yöntemlerini, karbon yakalama, doğrudan hava yakalama ve hidrojen yakıt karışımları gibi ek kolaylaştırıcı teknolojilerle zenginleştirmek mevcut sistemleri daha temiz alternatiflere dönüştürürken karbon yoğunluğunu azaltabilir. İyi yapıldığında bu fırsatların peşinden gitmek ekonomiler için karşılanabilirlik, karbonsuzlaştırma, enerji güvenliği, iş yaratma ve dayanıklılık arasında verimli bir döngü oluşturacaktır.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wqk4CLu1tkCL-P5PSGYx-Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="">Üçüncü husus ise, kesinlikle hedeflenenin, sürdürülebilirlik olmadan enerji güvenliğinin olmaması hususudur.    Hızlıca bir kaç rakama bakacak olursak; Repower EU kapsamında Avrupa'da temiz enerji dağıtımının hızı, içinde bulunduğumuz bu on yıllık sürecin sonunda şimdiki oranın 5 katı olacaktır ve bu halihazırda gerçek politikalarla desteklenmektedir.    ABD, Enflasyon Azaltma Yasası’nı takiben şebekenin önümüzdeki on yıl içinde temiz olma oranının yüzde 40'tan yüzde 80'e çıkma ihtimaline sahip olduğunu belirtmektedir.    Birleşik Krallık, Kanada, Japonya, Kore gibi ülkeler de  benzer hamlelerle temiz enerjiden yana olduklarını ifade etmektedir.    Çünkü en nihayetinde kimse rüzgarın sahibi değil, güneş hidrojen her yerde ki bu da enerji güvenliğinin aslında sağlanabileceği anlamına gelmektedir.’’ Bu kapsamda alınan tek güvenlik riskinin, tedarik zinciri geliştirme sırasında olabileceğini belirten Mark Carney bu yaklaşımın daha büyük yatırımlara (özel sermaye kavramı) daha fazla ışık tuttuğunu belirtmektedir.     Son olarak şu anda GFANZ olarak yapılan işlerde doğa temelli geçişin altını çizmekte ve bugün temiz enerji çözümlerine 1 dolar yatırım yapılıyorsa fosil yakıtlara da 1 dolarlık yatırım yapıldığını fakat bu oranın bu on yılın sonu itibarı ile 4:1 oranında temiz enerjiden yana artması gerektiğini belirtmektedir. Ve en büyük hususun ise temiz enerji çözümleri için temiz enerji yatırımlarının hızlandırılması olduğunu vurgulamaktadır.     Peki, geçtiğimiz 12 ay içerisinde eskiyi karbonsuzlaştırma ve yeniyi inşa etme arasında süren gerilim ilerleyen dönemlerde nasıl değişebilir ya da gelişebilir?     Nihayetinde net sıfır emisyona ulaşabilmemiz için yapılması gereken yüksek miktarda bir yatırım vardır.    Öncelikle şunu unutmamak gerekir ki bir çok şirket bir niş teknoloji ya da alan bulmaya ve o alanda çok ama çok güçlü olmaya çalışmakta, fakat söz konusu eski bir endüstri olduğunda bu nişe yüksek oranda entegre olamamak ise yıllar boyunca sürebilmektedir. Dolayısıyla bir işletmenin dış kaynak kullanımında iyi olabilmesi için çok yüksek derecede uzmanlaşmış olması gerekmektedir. İlginç olan diğer bir husus ise; bir çok işletme sahibi entegre olmanın yollarını ve kendi değer zincirlerinin kontrolünü ele almayı hedeflemektedir. Bu noktada dayanıklılık ile ilgili pek çok şey var, fakat aynı zamanda farklı emisyon kapsamlarının seyrini kontrol altına alma fırsatı da bulunmaktadır. Bu noktada kısa bir es verelim ve değer zinciri neden önemli değinelim; değer zinciri şirketlerin tedarikten başlayarak üretim, pazarlama, dağıtım ve satış sonrası faaliyetlerinin tamamını kapsayan ve  bu şekilde şirketin bir bütün olarak maliyet avantajı üretebileceği ve böylece şirketin rekabetçi farkı haline geleceğini savunan bir kavramdır ve şirketlerin pazarda rekabet gücünü yitirmemesi için hem birincil hem de ikincil faaliyet alanlarına giren konularda atılan her adımda değer üretmeye özen göstermeleri gereğini vurgulamaktadır.    Ancak mesele şirketlerin birçoğu için bunu sağlıklı bir şekilde yapabilmenin zorlayıcılığıdır.     Bunun üzerine Vargas Holding CEO’su, H2 Yeşil Çelik Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı, Polarium Enerji Çözümleri ve Northvolt Yönetim Kurulu Başkanı Carl-Erik Lagercrantz diyor ki: ‘’Bu noktada bizler de işbirliğine, değer zinciri boyunca ortaklık yapma ve bunu nasıl geliştireceğimiz konusunda uzun vadeli bir düşünce geliştirme yönüne döndük. Yıllar önce odak noktanız değer zincirinin büyük bir bölümünün kontrolüne sahip olmaktı, dikey olarak enerjiye, farklı süreçlere, hangi dikeyde çalışıyor olursanız olun, farklı süreçlere derinden entegre olmuş olabilirsiniz. Bu gündemin yeniden dayanıklılık, karbonsuzlaştırma gibi alanlarda oluşması büyük bir fırsat. Bu alan iş birlikçi etkinin ve geçişin eski endüstri ile çok sıkı çalıştığı yer ve bence şekillenen endüstrinin ta kendisi.    Şu anda çok fazla sermaye harcadığımız birçok şirkette bunu izliyorum. Eski endüstrinin dahil olmak istediğini, ancak muhtemelen liderlik etmek istemediğini görüyorum. Çünkü bir şekilde konfor alanınızın dışına çıkmak zordur.’’    Peki, devlet ve özel sektör işbirliğini net sıfır emisyon dönüşümünü gerçekleştirmek için nasıl ilerletebiliriz?<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XJ-WqAdMS0mEpiakPkBqBQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><strong>MODELLEME </strong>   Hem bu zamana kadar edindiğimiz tecrübelerden hem de devam eden çalışmalardan elde edilen sonuçlara baktığımızda görünen o ki artık bu noktada tek başına devlet-özel işbirliği yeterli değil. Tüm sonuçların bilimsel tabana dayanması gerektiği vurgulanarak son on yılda bu konuda hem ülkemizde hem de dünyada çok fazla adım atılması gerektiğinden özel sektörün ve kamunun yanısıra akademi ve araştırma kuruluşlarının da işin içinde olması şart.     <strong>FAKAT NASIL?</strong>   Modelleme çalışmaları bu işin temelini oluşturmakla birlikte son yıllarda tüm dünyanın yaşadığı birçok temel türbülanstan, krizden uzak, iklim şartlarındaki ani değişikliklerden bağımsız, alışılagelmiş bir şekilde ilerlemektedir.    Ancak edindiğimiz tecrübeler ve dünya gerçekleri iklim konusunun disiplinler arası özelliğinin baskın olması ve aynı zamanda son yıllarda hem ülkemizde hem de küresel olarak meydana gelen türbülanslar sebebi ile modelleme bakış açısının hızlıca değişmesi ve gelişmesi gerektiğini gözler önüne sermektedir.     Öncelikle ekonomik modellemeler, enerji modellemeleri, iklim modelleri vs. artık birbirinden ayrık bir şekilde çalıştırılamayacaklarını, hibrid modelleme tekniklerinin geliştirilmesi gerektiğini ve daha da önemlisi, gelecek yıllara sari yapılması gereken projeksiyonlar ve tahminler için, sistem dayanıklılığı için artık, aşırı hava şartlarının da, küresel şok dalgalarının da hibrid modellere entegre edilmesi zorunluluğunu ortaya koymaktadır. Kaldı ki artık yapay zeka çalışmaları bu alanlarda da ürünlerini dünya ile paylaşmaktadır.     Bu sene Dünya Kupası’na ev sahipliği yapan ve gelecek sene COP-28’e ev sahipliği yapacak olan Katar geçen sene COP-26’da Rolls Royce ile ortak bir çalışma başlattı. Bu çalışmanın en büyük özelliği aynen yukarda bahsetmiş olduğumuz gibi “Küresel şoklara karşı nasıl bir model geliştirmeli ki önümüzdeki 20 yıl içinde de doğru çalışabilsin?”    Uluslararası Katar Vakfı’nın CEO’su Omran Al-Kuwari çalışmanın sonucundan kısaca bahsederken farklı modellere ve farklı çalışmalara baktıklarında enerji dönüşümü için disiplinlerarası yaklaşıma ihtiyaç duyulduğunun altını çizdi. Dolayısıyla bu küresel zorluğu önce ulusal bazda aşabilmek en azından yol katedebilmek için farklı grupların, iş alanlarının da masaya getirilmesinin önemli ve gerekli olduğunu ifade etti.    Bu noktada atılabilecek ilk adım bakış açımızı değiştirerek birtakım sektörlerin ve teknolojilerin karmaşık mühendisliği daha büyük ölçeğe taşıması ve doğru kanalize etmesi olacaktır. Katar bu anlamda tüm Orta Doğu piyasasını ve tüm araştırmalarını Rolls Royce ile yaptığı iş birliği kapsamında masaya yatırmıştır.    Optimal olarak uzun vadeli çok daha rekabetçi değer zincirleri oluşturmak sadece CO2 perspektifinde değil, aynı zamanda zaman içinde gelişecek ve çok daha ucuzlayacak yeni teknolojiler için yeni sermayeyi devreye alabilmek açısından da önemli olacaktır.    Sermayeyi azaltılması zor farklı sektörlerde kullanmayı düşünenler, yatırım açısından her yönüyle bir fırsat oluşturacaktır. Şu anki hareketliliğin bir çoğu talep odaklı olup sermayeleri tahsis edebilmek için çok fazla fırsat ve çok rekabetçi bir ortam mevcuttur.    Peki o halde bu bağlamda hükümetler, uluslar ne yapmalıdır? COP-27’de bir çok tartışmanın odağını oluşturan ‘’hükümetlerce yapılacaklar listesi’’ için bakın CEO’lar genel olarak nasıl bir yol önermişler:    <strong>-Netlik:</strong> Hükümetlerin yapması gereken en önemli şey ana sektörlerinden nereye gitmek istediklerine dair net sinyaller sağlamaktır.   <strong>-Moratoryum:</strong> 2030-2035 dönemine kadar içten yanmalı motorlu araçlara moratoryum getirilebilir.   <strong>-Şebeke:</strong> Şebeke hedeflerimizin olması ve tabii ki belirli alanlarda temiz bir şebekeye doğru destekleyici politikaların hazırlanması önemlidir.   <strong>-Hidrojen:</strong> Azaltılması zor çeşitli sektörlerdeki zincirleme etkiler sebebiyle hidrojen endüstrisinin ilerlemesine yardımcı olunması, örneğin şu anda ABD’nin Enflasyon Azaltma Yasası kapsamında çıkarılan teşvikler sebebi ile hidrojende zirveye oynaması buna örnek olarak gösterilebilir.   <strong>-Teşvikler:</strong> Devlet kaynaklarının çok fazla baskı altında olduğunu kabul ederek hedefli ve etkili teşviklerle daha net politika sinyallerinin desteklenmesi,    <strong>-Özel sermaye:</strong> Özel sermayenin daha da artması ve bu sermayenin güçlü bir dinamik oluşturması, tedarik zincirleri iş birlikleri yoluyla talebi yönlendiren kilit alanlardaki gelişmelerin doğru okunması    gibi temelde büyük ölçekte üretilen ve işlemeye başlayan bu döngüye sadece kamu kurumları olarak değil, özel sektör, akademi, STK’lar gibi bir çok kuruluşun bir arada ve bilimsel tabanlı kollektif çalışması neticesinde katkı sağlamak ve net sıfır emisyon yolunda enerji dönüşümünü en doğru şekilde gerçekleştirmek aslında mümkündür.     Sonuçta hepimiz biliyoruz ki her ülke için net sıfır hedefleri farklıdır. Bu yolda tüm bu sürecin dışında ve gerisinde kalan ülkeler de olacaktır. Fakat dünyanın nabzını Şarm El Şeyh’teki tartışmalarda tuttuğumuzda anladık ki savunmada değil hücumda oynayan bu işten her anlamda en karlı çıkacak taraf olacaktır.    Herhangi bir teknolojik alanda ya da sanayide ülkeler ya da şirketler birden sıçrayış gösterebilirler. Telekomu hatırlayalım. Şu an enerji alanında olan da tam olarak aynı şeydir.    Dolayısıyla ülkenin gitmek istediği yöne ilişkin vereceği sinyallerin netliği, kamu ve özel sermaye ortaklığı, sadece doğa temelli olmanın tek unsur olmadığı fakat doğa temelli mekanizmayı da desteklemenin öneminin vurgulandığı ve ciddi anlamda bu enerji krizini fırsata çevirmeye başladığımızda net sıfır emisyon hedefimize yaklaşmış olacağız. Bu noktada geçmişte yaptığımız enerji yatırımlarından farklı, enerji dönüşümü için uygun teknolojilere, karbon yoğunluğunu düşüren  ve fosil yakıta bağlılığı azaltan gelişmelere yatırım yapılması en doğru olandır, diye düşünmekteyiz.    Tüm bu sürecin en büyük özelliği ise hep birlikte fakat yıkıcı olmadan geçişi destekleyen bilimsel tabanlı adımların beraberce atılması olacaktır.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mavi ekonominin yeşil kalkınmadaki rolü</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/mavi-ekonominin-yesil-kalkinmadaki-rolu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/mavi-ekonominin-yesil-kalkinmadaki-rolu</guid>
<description><![CDATA[ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı, İklim Değişikliği Başmüzakerecisi Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar ile Hazine ve Maliye Uzmanı Arda Uludağ, Türkiye&#039;nin denizlerinin ve deniz kaynaklarının korunmasının, sürdürülebilir kullanımının yeşil ekonomiye sağlayacağı faydalara değinen bir yazı kaleme aldı.Son yıllarda küresel pandemi, Rusya-Ukrayna savaşı ve ardından enerji krizi başta olmak üzere dünyamızı ve insanlığı zorlayan pek çok riskle karşı karşıya kalınmış olup iklim değişikliği gibi acil eylem gerektiren bir konuda yeterli adımların atılamadığı görülmektedir. Geç kalınan her bir dakikanın insanlığımızın aleyhine işlediğinin şuuruyla uluslararası platformda gezegenimizi korumaya ve aynı zamanda sürdürülebilir kalkınmanın da tesisine yardımcı olabilecek yeni araçlar ve politikalara yönelik ciddi bir arayış ortaya çıkmaktadır. Son dönemde ise öne çıkan ve kolay kolay da gündemdeki yerini kaybedecek gibi görünmeyen başlık ise mavi ekonomidir.  Ekonomik büyümenin tesisi noktasında okyanus ve deniz kaynaklarının sürdürülebilir kullanılması ve korunması olarak algılanmakta olan mavi ekonomi; yoksulluğun azaltılması, gıda güvenliği ve iklim değişikliği de dâhil olmak üzere gezegenimizin karşı karşıya kaldığı pek çok riskle mücadele edebilme bağlamında giderek daha fazla ilgi görmektedir. Dünya Bankası tarafından mavi ekonomi okyanus ekosisteminin sağlığını korurken ekonomik büyüme, daha iyi geçim kaynakları ile istihdam tesisi için okyanus kaynaklarının sürdürülebilir kullanımı olarak tanımlanmaktadır. Avrupa Komisyonu ise bu tanımın kapsamını genişleterek okyanuslar, denizler ve kıyılarla ilgili tüm ekonomik faaliyetlerin mavi ekonomi kapsamında ele alınabileceğini, bu sebeple de ifadenin birbiriyle irtibatlı ve gelişmekte olan çok çeşitli sektörleri ihtiva ettiğini belirtmektedir.  Mavi ekonomi son on yıllarda yaşanan küresel, çevresel, ekonomik ve sosyal krizlere bir çözüm olarak görülmekte ve okyanus ile su kaynaklarının ekonomik refahı artırabilmek için sürdürülebilir bir şekilde kullanılabileceği fikrine dayanmaktadır. 2050 yılına kadar 9 milyarı aşması beklenen dünya nüfusunun hiç şüphesiz gıda, enerji, hammadde ihtiyaçlarının bugüne kıyasla çok daha fazla olacağı düşünüldüğünde okyanusların mutlak surette ekonomik büyüme denkleminde yer alması gerektiği değerlendirilmektedir. Buna karşın okyanuslar hâlihazırda ciddi bir aşırı kullanım, kirlilik, biyoçeşitlilik kaybı ve iklim değişikliği sebebiyle büyük bir tehdit altındadır. Bu sebeple ilk olarak okyanusların kirliliğinin önlenmesi ve akabinde ekonomik verimlerinin artırılmasına yönelik adımlar atılmasına dair ciddi bir bilinç geliştirilmesi gerekmektedir. Bu bakımdan son derece önem arz ettiğini düşündüğümüz mavi ekonomi ve iklim değişikliği ilişkisine değinmenin yarar sağlayacağı değerlendirilmektedir.  İklim değişirken mavi ekonomi aleyhimize çalışıyor  Birleşmiş Milletler&#039;in sürdürülebilir kalkınma hedefleri (SDG) arasında okyanusların, denizlerin ve deniz kaynaklarının korunmasına ve sürdürülebilir kullanımına odaklanan SDG 14 ile bu zorlukların ele alınması için bir çerçeve sunulmaktadır. SDG 14&#039;ün hedefi sağlıklı okyanuslar ve denizler tesis edilirken aynı zamanda ekonomik büyümenin, sosyal kapsayıcılık ile geçim kaynaklarının korunmasını veya iyileştirilmesini teşvik etmek olarak belirlenmiştir. Ancak bu hedefe ulaşmak için aynı iklim değişikliği konusunda olduğu gibi küresel çapta bir eylem ve uluslararası işbirliğinin yanı sıra yasal ve kurumsal çerçevelerin de uygulanması gerekmektedir. İklim değişikliği hepimizin bildiği üzere gezegenin karşı karşıya olduğu en büyük zorluklardan biri olarak halen daha çözüm bulunması gereken krizler listesinde en üst sıradaki yerini korumakta ve Akdeniz bölgesi iklim krizinin olumsuz tesirlerine karşı bilhassa savunmasız pozisyonuyla ön planda bulunmaktadır. Bu bakımdan her iki konunun da birlikte ve tüm ülkelerin ortak çabalarıyla ele alınması gerekliliği yadsınamaz bir gerçektir.  Biraz daha detaya inecek olursak iklim değişikliğinin mavi ekonomi üzerindeki en mühim tesirlerinden biri okyanus asitlenmesiyle gerçekleşmektedir. Atmosferdeki artan karbondioksit seviyeleri okyanus tarafından emilmekte, bu da pH seviyelerinin düşmesine ve suyun daha asidik hale gelmesine sebep olmaktadır. Bu durum asitli sularda kabuklarını ve iskeletlerini inşa etmek ve korumak için mücadele eden kabuklu deniz hayvanları ve mercan gibi deniz organizmaları üzerinde zararlı bir tesire sahip olabilmektedir. Bunun neticesinde balık ve diğer canlı popülasyonlarında düşüşe sebep olabilmekte ve bu da balıkçılık endüstrisine menfi yönde tesir etmektedir. Öte yandan deniz seviyesinin yükselmesi, iklim değişikliğinin mavi ekonomi üzerindeki bir diğer önemli sonucu olarak sayılabilmektedir. Yükselen deniz seviyeleri, altyapılara ve konut, otel gibi yapılara zarar verebilecek ve kıyı bölgelerini turizm için daha az çekici hale getirebilmekte, kıyı erozyonuna ve sellere yol açabilmektedir. Ek olarak deniz seviyesinin yü ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4EBSm460zEO3dTxCsNg-OQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Mavi, ekonominin, yeşil, kalkınmadaki, rolü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4EBSm460zEO3dTxCsNg-OQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Mavi ekonominin yeşil kalkınmadaki rolü"><p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı, İklim Değişikliği Başmüzakerecisi Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar ile Hazine ve Maliye Uzmanı Arda Uludağ, Türkiye'nin denizlerinin ve deniz kaynaklarının korunmasının, sürdürülebilir kullanımının yeşil ekonomiye sağlayacağı faydalara değinen bir yazı kaleme aldı.</p>Son yıllarda küresel pandemi, Rusya-Ukrayna savaşı ve ardından enerji krizi başta olmak üzere dünyamızı ve insanlığı zorlayan pek çok riskle karşı karşıya kalınmış olup iklim değişikliği gibi acil eylem gerektiren bir konuda yeterli adımların atılamadığı görülmektedir. Geç kalınan her bir dakikanın insanlığımızın aleyhine işlediğinin şuuruyla uluslararası platformda gezegenimizi korumaya ve aynı zamanda sürdürülebilir kalkınmanın da tesisine yardımcı olabilecek yeni araçlar ve politikalara yönelik ciddi bir arayış ortaya çıkmaktadır. Son dönemde ise öne çıkan ve kolay kolay da gündemdeki yerini kaybedecek gibi görünmeyen başlık ise mavi ekonomidir.  Ekonomik büyümenin tesisi noktasında okyanus ve deniz kaynaklarının sürdürülebilir kullanılması ve korunması olarak algılanmakta olan mavi ekonomi; yoksulluğun azaltılması, gıda güvenliği ve iklim değişikliği de dâhil olmak üzere gezegenimizin karşı karşıya kaldığı pek çok riskle mücadele edebilme bağlamında giderek daha fazla ilgi görmektedir. Dünya Bankası tarafından mavi ekonomi okyanus ekosisteminin sağlığını korurken ekonomik büyüme, daha iyi geçim kaynakları ile istihdam tesisi için okyanus kaynaklarının sürdürülebilir kullanımı olarak tanımlanmaktadır. Avrupa Komisyonu ise bu tanımın kapsamını genişleterek okyanuslar, denizler ve kıyılarla ilgili tüm ekonomik faaliyetlerin mavi ekonomi kapsamında ele alınabileceğini, bu sebeple de ifadenin birbiriyle irtibatlı ve gelişmekte olan çok çeşitli sektörleri ihtiva ettiğini belirtmektedir.  Mavi ekonomi son on yıllarda yaşanan küresel, çevresel, ekonomik ve sosyal krizlere bir çözüm olarak görülmekte ve okyanus ile su kaynaklarının ekonomik refahı artırabilmek için sürdürülebilir bir şekilde kullanılabileceği fikrine dayanmaktadır. 2050 yılına kadar 9 milyarı aşması beklenen dünya nüfusunun hiç şüphesiz gıda, enerji, hammadde ihtiyaçlarının bugüne kıyasla çok daha fazla olacağı düşünüldüğünde okyanusların mutlak surette ekonomik büyüme denkleminde yer alması gerektiği değerlendirilmektedir. Buna karşın okyanuslar hâlihazırda ciddi bir aşırı kullanım, kirlilik, biyoçeşitlilik kaybı ve iklim değişikliği sebebiyle büyük bir tehdit altındadır. Bu sebeple ilk olarak okyanusların kirliliğinin önlenmesi ve akabinde ekonomik verimlerinin artırılmasına yönelik adımlar atılmasına dair ciddi bir bilinç geliştirilmesi gerekmektedir. Bu bakımdan son derece önem arz ettiğini düşündüğümüz mavi ekonomi ve iklim değişikliği ilişkisine değinmenin yarar sağlayacağı değerlendirilmektedir.  <strong>İklim değişirken mavi ekonomi aleyhimize çalışıyor</strong>  Birleşmiş Milletler'in sürdürülebilir kalkınma hedefleri (SDG) arasında okyanusların, denizlerin ve deniz kaynaklarının korunmasına ve sürdürülebilir kullanımına odaklanan SDG 14 ile bu zorlukların ele alınması için bir çerçeve sunulmaktadır. SDG 14'ün hedefi sağlıklı okyanuslar ve denizler tesis edilirken aynı zamanda ekonomik büyümenin, sosyal kapsayıcılık ile geçim kaynaklarının korunmasını veya iyileştirilmesini teşvik etmek olarak belirlenmiştir. Ancak bu hedefe ulaşmak için aynı iklim değişikliği konusunda olduğu gibi küresel çapta bir eylem ve uluslararası işbirliğinin yanı sıra yasal ve kurumsal çerçevelerin de uygulanması gerekmektedir. İklim değişikliği hepimizin bildiği üzere gezegenin karşı karşıya olduğu en büyük zorluklardan biri olarak halen daha çözüm bulunması gereken krizler listesinde en üst sıradaki yerini korumakta ve Akdeniz bölgesi iklim krizinin olumsuz tesirlerine karşı bilhassa savunmasız pozisyonuyla ön planda bulunmaktadır. Bu bakımdan her iki konunun da birlikte ve tüm ülkelerin ortak çabalarıyla ele alınması gerekliliği yadsınamaz bir gerçektir.  Biraz daha detaya inecek olursak iklim değişikliğinin mavi ekonomi üzerindeki en mühim tesirlerinden biri okyanus asitlenmesiyle gerçekleşmektedir. Atmosferdeki artan karbondioksit seviyeleri okyanus tarafından emilmekte, bu da pH seviyelerinin düşmesine ve suyun daha asidik hale gelmesine sebep olmaktadır. Bu durum asitli sularda kabuklarını ve iskeletlerini inşa etmek ve korumak için mücadele eden kabuklu deniz hayvanları ve mercan gibi deniz organizmaları üzerinde zararlı bir tesire sahip olabilmektedir. Bunun neticesinde balık ve diğer canlı popülasyonlarında düşüşe sebep olabilmekte ve bu da balıkçılık endüstrisine menfi yönde tesir etmektedir. Öte yandan deniz seviyesinin yükselmesi, iklim değişikliğinin mavi ekonomi üzerindeki bir diğer önemli sonucu olarak sayılabilmektedir. Yükselen deniz seviyeleri, altyapılara ve konut, otel gibi yapılara zarar verebilecek ve kıyı bölgelerini turizm için daha az çekici hale getirebilmekte, kıyı erozyonuna ve sellere yol açabilmektedir. Ek olarak deniz seviyesinin yükselmesi, kıyı koruma, balıkçılık ve karbon tutma gibi önemli ekosistem hizmetleri sağlayan kıyı habitatlarının kaybına da sebep olabilecektir. İklim değişikliği aynı zamanda sıcak hava dalgaları, kuraklıklar ve fırtınalar gibi aşırı hava olaylarına yol açarak mavi ekonomi üzerinde menfi bir etkiye sahip olabilmektedir. Örneğin sıcak hava dalgaları, kıyı bölgelerinde yetiştirilen mahsullerin kalitesinin ve miktarının azalmasına yol açabilmekte, kuraklıklar yoluyla su kıtlığı ortaya çıkabilmekte, balıkçılık ve su ürünleri yetiştiriciliği endüstrilerinin çalışması zorlaşabilmektedir.  Coğrafyamız özelinde konuyu ele aldığımızda ise Akdeniz’in hâlihazırda deniz seviyesinin yükselmesinin, okyanus asitlenmesinin ve aşırı hava olaylarının artan sıklığının ve yoğunluğunun yansımalarını tecrübe etmekte olup bu etkiler sağlıklı bir deniz ortamına ihtiyaç duyan mavi ekonomi sektörlerinin yanı sıra kıyı topluluklarını da tehdit etmektedir. Bu olumsuzluklar balıkçılık ve turizm gibi mavi ekonomi sektörleri üzerinde doğrudan bir tesire sahip olmakla birlikte ekonomik verimliliğin düşmesi, iş kaybı gibi kanallar vasıtasıyla ekonomi üzerinde de negatif sonuçlara yol açabilmektedir. Geldiğimiz noktada Akdeniz bölgesi diğer bölgelere kıyasla yüzde 20 daha hızlı ısınmakta olup deniz suyu sıcaklığı küresel ortalamaya göre şimdiden 0,4°C yükselmiş durumdadır. Öte yandan Akdeniz’in dünyada bilinen deniz türlerinin yüzde 18’ine ev sahipliği yaptığı da göz önünde bulundurulduğunda bölge ciddi bir biyoçeşitlilik ve ekonomik gelir kaybı tehlikeleri ile karşı karşıyadır.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lYsb8sK610G9R6QM1rUwZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı, İklim Değişikliği Başmüzakerecisi Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar"><strong>Maviyi yeşille kullanmak zorundayız</strong>  İklim değişikliğinin mavi ekonomi üzerindeki etkilerini azaltmak için alınabilecek bir dizi tedbir bulunmaktadır. Bunlardan en mühimi hiç şüphesiz düşük karbonlu ekonomik modellere geçiş yapmaktır. Ayrıca iklim değişikliğine uyum tedbirlerine başvurarak deniz duvarları ve diğer kıyı savunmaları inşa etmek, balıkçılık ve su ürünleri yetiştiriciliği endüstrilerinin iklim şartlarına dayanıklılıklarını artırmak gibi iklim değişikliğine uyum sağlamaya yardımcı olabilecek tedbirlere de yatırım yapmak cazip gözükmektedir. Üstelik mavi ekonomiyi korumak için bizler çaba sarf ederken doğru adımlar atarak mavi ekonominin de bizim yanımızda iklim değişikliğiyle mücadeleye katkı vermesini sağlamak mümkündür. Örnek olarak mavi ekonomi mercan resifleri ve deniz otu yatakları gibi deniz ekosistemlerinin restorasyonu yoluyla karbon tutulmasına da katkıda bulunabilmektedir.  Zorluklara rağmen mavi ekonominin iklim değişikliğiyle mücadeleye yalnızca doğal çözümlerle değil farklı açılardan da katkıda bulunma fırsatı vardır. Örneğin mavi ekonomi rüzgâr, dalga ve gelgit gücü gibi okyanus kaynaklarından temiz enerji sağlayarak düşük karbon ekonomisine geçişte kilit bir rol oynayabilmektedir. Ayrıca açık deniz rüzgârı gibi yenilenebilir deniz enerjisi, temiz bir enerji kaynağı sağlayabilirken sürdürülebilir balıkçılık ve su ürünleri yetiştiriciliği gıda güvenliğinin tesisi noktasında üretim zincirlerine değer katabilecektir. Enerji teması bağlamında İtalya, Fransa ve Yunanistan açıklarında 25’ten fazla açık kıyı rüzgâr çiftliğinin inşa edilmekte olduğu bilinmektedir. Bu bağlamda son dönemde Akdeniz’e mavi ekonomi çerçevesinde ciddi bir yatırım akışı gerçekleştiğini görmek mümkündür. Bu gelişmenin temel unsuru olarak ise Avrupa Komisyonu'nun denizcilik ekonomisi sektörlerinin sürdürülebilir büyümesini desteklemeyi amaçlayan "mavi büyüme" stratejisi; Avrupa ve Asya arasındaki ticaretin geliştirilme çabaları, uluslararası deniz trafiğinin artırılmak istenmesi, açık deniz petrol ve gaz sözleşmelerinin çoğalması ve giderek zenginleşen küresel orta sınıf turistlerinin bölgeye olan talepleri gösterilmektedir.Tüm bu gelişmeler mavi ekonomi adına müspet gözükmekle birlikte atılan adımlar ile uygulanan politikaların çevresel kaygıları dikkate almadan yapılmaları durumunda büyük bir değer oluşturan Akdeniz’e ciddi zarar verilmesiyle karşı karşıya kalınma riski bulunmaktadır. Örnek olarak Süveyş Kanalı’nın artırılan kapasitesi sayesinde bugün Akdeniz’den iki kata kadar daha fazla kargo gemisinin geçişinden bahsetmek mümkün hale gelmiştir. Buna rağmen söz konusu artış Akdeniz’de gürültü kirliliği ile artan bir emisyonu da beraberinde getirmiştir. Benzer şekilde son on yılda kruvaziyer yolcusu sayısı 8,7 milyondan 30 milyona çıkmış olmakla birlikte kruvaziyerler hava, gürültü ve deniz kirliliğinin en önde gelen unsurları olarak görülmektedirler.  Hiç şüphesiz bu noktada yatırımların bu alana ne şekilde yönlendirilebileceği üzerine düşünmek gerekmektedir. Mavi ekonomilere verilen ehemmiyeti gösteren ve bu alandaki ekonomik potansiyelin açığa çıkarılması için finans araçlarına başvurulan yakın tarihli bir örnek Hindistan tarafından yürürlüğe konulan, sürdürülebilir finansal araçlara ilişkin bir düzenlemede görülebilmektedir. Halihazırda tüm dünyada ciddi talep görmekte olan yeşil tahvillere benzer şekilde Hindistan mavi tahvilleri de ulusal sürdürülebilir finansman çerçevesine dâhil etmiştir. Bu doğrultuda mavi tahvillerin çerçevesi; sürdürülebilir balıkçılık, sürdürülebilir su yönetimi vb. dâhil olmak üzere sürdürülebilir denizcilik sektörü için geliştirilmiş sürdürülebilir finansman araçları olarak belirlenmiştir.  Özellikle Asya-Pasifik bölgesinde gelişmekte olan ülkelerin ekonomilerinde önemli bir yeri olan mavi ekonomi unsurlarının önümüzdeki dönemde bu alana yatırım çekmek için ciddi bir potansiyel taşıdığı da düşünülmektedir. Bu çerçevede deniz ve nehir ekosistemleri ile kıyı direncini artırmak gibi görece düşük yatırım gerektiren piyasa segmentlerinde yatırım planlamalarına başlamanın, yeni gelişen mavi ekonomi alanına ciddi miktarda özel sektör yatırımı çekebileceği değerlendirilmektedir. İklim değişikliğine dayanıklı ve yeşil niteliğine haiz limanlar, açık denizde rüzgâra dayalı yenilenebilir enerji gibi büyük yatırımlar için ise karma finans yapıları oluşturmanın ve gerekli regülasyonların hayata geçirilmesinin özel sektör yatırımcıları için büyük getiri fırsatları sunabileceği vurgulanmaktadır.  Bu çerçevede mavi ekonominin Akdeniz ülkeleri açısından da önemi göz önünde bulundurulduğunda Asya-Pasifik ülkelerinin yaklaşımının Akdeniz’de de benimsenmesinin; ülkelerin yalnızca ulusal çıkarlarına değil aynı zaman da tüm bölge ülkelerinin kalkınmalarına, ekonomik büyüme tesis etmelerine ve çevreci eylemlerini destekleme fırsatı sunacağını düşünmek mümkündür. Bu alanda gerçekleştirilecek yatırımların bir kısmı ciddi maliyet unsurları taşımakla birlikte mavi ekonominin sürdürülebilir kalkınmaya yönelik finansman açığını kapatmak için kullanılabileceği unutulmamalıdır. Bu noktada önem arz eden ilk husus finansal piyasalarda faaliyet gösteren tüm yatırımcı türlerinin farklı ihtiyaç ve tercihlerini anlamak olacaktır. Bu sayede fon, tahvil, proje finansman yapıları gibi uygun yatırım araçlarının oluşturulması yoluyla doğru yatırımcıların mavi ekonomi alanına çekilmesi sağlanabilecek, Paris Anlaşması ve Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ile uyumlu yeterli düzeyde uzun vadeli sermayeye ulaşabilmek için bu alana yönelik ulusal ve uluslararası finans kaynaklar harekete geçirilmiş olacaktır.  <strong>Mavi ekonomide öncü rol üstlenmeliyiz</strong>  Türkiye, Akdeniz bölgesinin mavi ekonomisinde bir aktör pozisyonundadır. Akdeniz bölgesi tümü denize bağımlı olan balıkçılık, su ürünleri yetiştiriciliği, turizm ve yenilenebilir enerji gibi çok çeşitli endüstrilerle mavi ekonominin gelişimi için muazzam bir potansiyele sahiptir. Nitekim WWF tarafından yayımlanan 2017 tarihli Akdeniz Ekonomisini Canlandırmak başlıklı raporda Akdeniz'deki mavi ekonomiyle ilgili faaliyetlerin ekonomik değerinin yıllık 450 milyar ABD doları olduğu tahmin edilmiştir. Bununla birlikte rapora göre yalnızca kıyı turizmi yılda 300 milyar ABD doları gelir elde ederken onu 110 milyar ABD doları ile deniz turizmi takip etmektedir. Balıkçılık ve su ürünleri GSYİH'nın kabaca yüzde 2'sini oluşturmakta ve yılda yaklaşık 8 milyar ABD doları üretmektedir. Bu rakamların bugün itibarıyla çok daha yüksek olabileceğini tahmin etmek yanlış olmamaktadır.  Ülkemiz önemli balıkçılık ve su ürünleri yetiştirme alanları da dahil olmak üzere çok çeşitli deniz ve kıyı ekosistemlerine ev sahipliği yapan Akdeniz’den ciddi fayda sağlamakta, aynı şekilde ekosistemin korunmasına da gerekli hassasiyeti göstermektedir. Türkiye'nin mavi ekonomisi son yıllarda hızla büyümekte olup ülkemizdeki denize dayalı endüstrilerin yarattığı katma değer de giderek artmakta, binlerce yeni iş oluşturma ve kıyı kesimlerinde yaşayan hane halklarının geçim kaynaklarını destekleme potansiyeli taşımaktadır. Ayrıca Türkiye'nin mavi ekonomisi gemi inşa, gemi tamir ve liman faaliyetlerini içeren güçlü bir denizcilik sektörü tarafından da desteklenmektedir. Bu gelişmelerin önümüzdeki dönemde yeşil ve sürdürülebilir finans piyasalarındaki gelişmelere bakıldığında çok daha olumlu yansımaları olabileceğini bugünden kestirmek zor gözükmemektedir. Bu çerçevede atılacak stratejik adımlarla yenilikçi finans araçları bu sektörler için çok ciddi bir kaldıraç tesiri oluşturabilecektir.  Türkiye ayrıca 2053 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda güçlü ve kapsamlı adımlar atmakta, gerek Akdeniz gerekse de diğer denizlerimizin mavi ekonomilerinin karşı karşıya olduğu, iklim değişikliği riskine karşı da eyleme geçmekte ve aktif bir şekilde çalışmaktadır. Bu kapsamda 2017 yılında Zonguldak’ta ufak ölçekli bir pilot dalga enerji santrali projesi gerçekleştirilmiş, geçtiğimiz aylarda ise İsrail menşeli Eco Wave Power Global (EWP) şirketi ile Ordu Enerji A.Ş. (OREN) Karadeniz dalgalarından enerji üretimi yapılması için protokol imzalamıştır. Kurulması planlanan 77 megavatlık kapasiteye sahip ve proje tutarı yaklaşık 150 milyon ABD doları olan santralinin Türkiye’de ilk olmakla birlikte dünyanın da en büyük dalga enerji santrali olması öngörülmektedir.  Mavi ekonomi Türkiye’nin denizlerinde sürdürülebilir kalkınma ve ekonomik büyümeyi desteklemek için muazzam bir potansiyele sahiptir. Bunun farkındalığıyla Türkiye sürdürülebilir mavi ekonomi uygulamalarının desteklenmesinde bölgesinde öncü bir rol oynamaktadır. Bu minvalde 7 – 10 Aralık 2021 tarihlerinde Akdeniz’in Deniz Çevresinin ve Kıyı Bölgelerinin Korunmasına İlişkin Barselona Sözleşmesi’nin 22. Taraflar Konferansı (COP22) Türkiye’nin ev sahipliği ve başkanlığı altında başarıyla gerçekleştirilmiş, paydaşlar ile devam eden süreçte son derece değerli ve kritik iş birlikleri kurulmuştur. Bu alandaki çalışmaların hız kesmeden de devam etmesi beklenmektedir.  Coğrafyamızın bize sunduğu doğal ortamı korumak ve bu ortamın oluşturduğu fırsatları çevreci bir şekilde kullanmak gezegenimiz ve bizden sonraki nesillere sağlıklı bir gelecek bırakmak için şarttır. Türkiye'nin sürdürülebilir mavi ekonomi uygulamalarını teşvik etme çabaları yalnızca deniz kaynaklarının korunmasına katkıda bulunmakla kalmamakta, aynı zamanda bölge ülkelerinin ekonomi, çevre ve yaşayanları üzerinde de müspet sonuçlar doğurmaktadır. Sürdürülebilir mavi ekonomi uygulamalarını desteklemek için başta Akdeniz ülkeleri olmak üzere tüm tarafların birlikte çalışmaya devam etmesi mecburiyet arz etmekte ve Türkiye'nin bu alandaki liderliği diğer ülkelerin takip etmesi için bir ilham kaynağı olmaktadır.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Şarj istasyonu işi hareketlendi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/sarj-istasyonu-isi-hareketlendi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/sarj-istasyonu-isi-hareketlendi</guid>
<description><![CDATA[ Şarj istasyonu işinde yatırımlar şekillenmeye başlıyor.Küresel elektrikli araç ve hibrit pazarı pandemi etkisinde geçen 2020’de bile yüzde 43 büyüdü. Aynı dönemde küresel içten yanmalı motor pazarı yüzde 18,5 küçüldü. Beklentiler bu büyümenin aynı hızla devam edeceğini hesaplıyor. 2030 yılına kadar satılan her iki araçtan birinin elektrikli olacağı tahmin ediliyor. International Energy Agency&#039;nin (IEA) tahminlerine göre küresel elektrikli binek araç parkı 2030’da 125 milyon adede ulaşacak. Asıl çarpıcı veri ise Avrupa’da 2025’te tahminen pazarın yüzde 16’sını oluşturacak elektrikli araçların, 2035’te pazarın yüzde 95’ini ele geçireceği yönünde. Türkiye&#039;deki elektrikli araç sayısı ise 2021’de 34 binlerdeydi. Bu sayının 2023’te 69 bini, 2030’da 2,4 milyonu ve 2040&#039;ta ise yaklaşık 17 milyonu bulması bekleniyor. Pazar payının ise 2023’te 0,3’e; 2030’da yüzde 8’e ve 2040’ta ise yüzde 38’e ulaşması öngörülüyor.  YENİ BİR ALTYAPI KURULUYOR  Bu büyüme kuşkusuz yeni bir istasyon altyapısını da beraberinde getirecek. Zaten Türkiye’de elektrikli araç şarj ünitesi (şarj ağı işletmecisi ve özel üniteler) sayısının 2023’te 54 bine, 2030’da 1,1 milyona ve 2040’ta ise 4,8 milyona ulaşması tahmin ediliyor. Toplam üstyapı ve altyapı donanım yatırımının ise 2023&#039;te 468,4 milyon euro, 2030&#039;da 9,2 milyar euro ve 2040&#039;ta 72,3 milyar euro olarak gerçekleşmesi öngörülüyor.  Tüketicilerin elektrik araç alımında en büyük engellerden biri olarak saydığı şarj istasyonları konusunda EPDK mayıs ayının sonunda önemli bir adım atmış ve beş şirkete şarj istasyonu ağı kurma lisansı vermişti. Bunlara geçen hafta bir firma daha eklendi. Togg, Trugo markasıyla EPDK’dan lisans alarak sektöre adım attı. Togg, Trugo ile 81 ilde 600’ün üzerinde lokasyonda 1000 yüksek performanslı şarj cihazı (DC) kurmayı hedefliyor. Trugo’nun şarj cihazlarıyla ortalama bir bataryanın doluluk oranı 25 dakika içinde yüzde 80’e ulaşabilecek. Trugo, trafik yoğunluğu yüksek güzergahlarda 25, az yoğunlukta bölgelerde 50 kilometrede bir şarj cihazlarıyla yer alacak. Her bir cihaz üzerinde iki soket yer aldığı için 2000 soketle hizmet verecek olan Trugo, trafiğin yoğun olduğu noktalarda da istasyon sayısını artıracak. Türkiye’deki tüm elektrikli araç kullanıcılarına açık olacak cihazlarda yüzde 100 yenilenebilir enerji kaynağı sertifikalı hizmet sağlanacak.  İŞ BİRLİKLERİ OLUŞUYOR  Yeni oluşa sektörde geçen haftaki diğer önemli haber daha önce lisans almış olan FullChanger’ın, enerji yönetimi ve otomasyonunun dijital dönüşümü alanında faaliyet gösteren Schneider Electric ile iş birliğine gitmesi oldu.   Şarj istasyonlarıyla ilgili tüketicilerin en büyük beklentisi şarj zamanın azaltılması. Yapılan araştırmalara göre tüketiciler seyahat ederken 30 dakikanın altında şarj süreleri bekliyor. Buna karşın günümüzde hizmet veren şarj istasyonlarının büyük çoğunluğunda harcanan zaman 3 saati aşıyor. İki şirketin hedefi de bu talebe cevap vermek… ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0vdIHyOzVEaVZeOtCUfzYg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Şarj, istasyonu, işi, hareketlendi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0vdIHyOzVEaVZeOtCUfzYg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Şarj istasyonu işi hareketlendi"><p>Şarj istasyonu işinde yatırımlar şekillenmeye başlıyor.</p>Küresel elektrikli araç ve hibrit pazarı pandemi etkisinde geçen 2020’de bile yüzde 43 büyüdü. Aynı dönemde küresel içten yanmalı motor pazarı yüzde 18,5 küçüldü. Beklentiler bu büyümenin aynı hızla devam edeceğini hesaplıyor. 2030 yılına kadar satılan her iki araçtan birinin elektrikli olacağı tahmin ediliyor. International Energy Agency'nin (IEA) tahminlerine göre küresel elektrikli binek araç parkı 2030’da 125 milyon adede ulaşacak. Asıl çarpıcı veri ise Avrupa’da 2025’te tahminen pazarın yüzde 16’sını oluşturacak elektrikli araçların, 2035’te pazarın yüzde 95’ini ele geçireceği yönünde. Türkiye'deki elektrikli araç sayısı ise 2021’de 34 binlerdeydi. Bu sayının 2023’te 69 bini, 2030’da 2,4 milyonu ve 2040'ta ise yaklaşık 17 milyonu bulması bekleniyor. Pazar payının ise 2023’te 0,3’e; 2030’da yüzde 8’e ve 2040’ta ise yüzde 38’e ulaşması öngörülüyor.  <strong>YENİ BİR ALTYAPI KURULUYOR</strong>  Bu büyüme kuşkusuz yeni bir istasyon altyapısını da beraberinde getirecek. Zaten Türkiye’de elektrikli araç şarj ünitesi (şarj ağı işletmecisi ve özel üniteler) sayısının 2023’te 54 bine, 2030’da 1,1 milyona ve 2040’ta ise 4,8 milyona ulaşması tahmin ediliyor. Toplam üstyapı ve altyapı donanım yatırımının ise 2023'te 468,4 milyon euro, 2030'da 9,2 milyar euro ve 2040'ta 72,3 milyar euro olarak gerçekleşmesi öngörülüyor.  Tüketicilerin elektrik araç alımında en büyük engellerden biri olarak saydığı şarj istasyonları konusunda EPDK mayıs ayının sonunda önemli bir adım atmış ve beş şirkete şarj istasyonu ağı kurma lisansı vermişti. Bunlara geçen hafta bir firma daha eklendi. Togg, Trugo markasıyla EPDK’dan lisans alarak sektöre adım attı. Togg, Trugo ile 81 ilde 600’ün üzerinde lokasyonda 1000 yüksek performanslı şarj cihazı (DC) kurmayı hedefliyor. Trugo’nun şarj cihazlarıyla ortalama bir bataryanın doluluk oranı 25 dakika içinde yüzde 80’e ulaşabilecek. Trugo, trafik yoğunluğu yüksek güzergahlarda 25, az yoğunlukta bölgelerde 50 kilometrede bir şarj cihazlarıyla yer alacak. Her bir cihaz üzerinde iki soket yer aldığı için 2000 soketle hizmet verecek olan Trugo, trafiğin yoğun olduğu noktalarda da istasyon sayısını artıracak. Türkiye’deki tüm elektrikli araç kullanıcılarına açık olacak cihazlarda yüzde 100 yenilenebilir enerji kaynağı sertifikalı hizmet sağlanacak.  <strong>İŞ BİRLİKLERİ OLUŞUYOR</strong>  Yeni oluşa sektörde geçen haftaki diğer önemli haber daha önce lisans almış olan FullChanger’ın, enerji yönetimi ve otomasyonunun dijital dönüşümü alanında faaliyet gösteren Schneider Electric ile iş birliğine gitmesi oldu.   Şarj istasyonlarıyla ilgili tüketicilerin en büyük beklentisi şarj zamanın azaltılması. Yapılan araştırmalara göre tüketiciler seyahat ederken 30 dakikanın altında şarj süreleri bekliyor. Buna karşın günümüzde hizmet veren şarj istasyonlarının büyük çoğunluğunda harcanan zaman 3 saati aşıyor. İki şirketin hedefi de bu talebe cevap vermek…]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Turizm tesisleri sürdürülebilir oluyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/turizm-tesisleri-surdurulebilir-oluyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/turizm-tesisleri-surdurulebilir-oluyor</guid>
<description><![CDATA[ Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Sürdürülebilir Turizm programıyla 2030 yılına kadar tüm konaklama tesislerinin sürdürülebilir turizm standartlarını karşılamasını hedefleniyor.TÜSİAD-Sabancı Üniversitesi Rekabet Forumu 2022 etkinliklerinin ilki olan, “Sürdürülebilir Turizm ve Döngüsel Ekonomi” etkinliğinde bir konuşma yapan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, Türkiye Turizm Geliştirme Ajansı ile Küresel Sürdürülebilirlik Turizm Konseyi arasında “Sürdürülebilir Turizm” programı ismiyle üç yıllık bir sözleşme imzaladıklarını belirterek “Bu programla konaklama tesisleri, tur operatörleri ve destinasyonlar için sürdürülebilir turizm kriterleri geliştiriliyor. Birinci aşamasını 2023’te ikinci aşamasını 2025 ve son aşamasını 2030 yılında tamamlayarak kademeli bir şekilde tüm konaklama tesislerimizin sürdürülebilir turizm standartlarını karşılamasını hedefliyoruz” dedi.  14 MİLYAR DOLARLIK KAYIP İHTİMALİ  Etkinliğin açılış konuşmasını yapan TÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Gıda, Tarım ve Hizmetler Yuvarlak Masa Başkanı Ozan Diren ise turizm sektörünün pandemiden en çok etkilenen sektörlerden olduğuna dikkat çekerek 2020’de turizm sektöründe istihdamda 62 milyonluk, gelirde ise 4,5 trilyon dolarlık kayıp olduğunu hatırlattı. Seyahat kısıtlamalarının kaldırılması, aşılama gibi gelişmeler turizm sektörüne olumlu yansıdığını söyleyen Diren, “Ocak 2022’de turist sayısı bir önceki yıla göre 18 milyon artış gösterdi. Bununla birlikte Rusya, Ukrayna savaşı sektörde yeni bir risk faktörü olarak ortaya çıktı. Savaşın uzaması durumunda 2022 yılında küresel olarak 14 milyar dolarlık bir kayıp bekleniyor” diye konuştu. Diren, “Bu sorunların aşılması durumunda gerçekleşmesi beklenen turizm patlaması ise beraberinde sürdürülebilirlik ile ilgili bazı riskleri getiriyor. Bu çerçevede sürdürülebilir destinasyonlar, yeşil dönüşüm ve döngüsel ekonomi gibi kavramlar, turizm sektörünün de hızla gündemine girmeye başladı” dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xTmqrgrLuUGrVEJqdlPCdA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Turizm, tesisleri, sürdürülebilir, oluyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xTmqrgrLuUGrVEJqdlPCdA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Turizm tesisleri sürdürülebilir oluyor"><p>Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Sürdürülebilir Turizm programıyla 2030 yılına kadar tüm konaklama tesislerinin sürdürülebilir turizm standartlarını karşılamasını hedefleniyor.</p>TÜSİAD-Sabancı Üniversitesi Rekabet Forumu 2022 etkinliklerinin ilki olan, “Sürdürülebilir Turizm ve Döngüsel Ekonomi” etkinliğinde bir konuşma yapan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, Türkiye Turizm Geliştirme Ajansı ile Küresel Sürdürülebilirlik Turizm Konseyi arasında “Sürdürülebilir Turizm” programı ismiyle üç yıllık bir sözleşme imzaladıklarını belirterek “Bu programla konaklama tesisleri, tur operatörleri ve destinasyonlar için sürdürülebilir turizm kriterleri geliştiriliyor. Birinci aşamasını 2023’te ikinci aşamasını 2025 ve son aşamasını 2030 yılında tamamlayarak kademeli bir şekilde tüm konaklama tesislerimizin sürdürülebilir turizm standartlarını karşılamasını hedefliyoruz” dedi.  <strong>14 MİLYAR DOLARLIK KAYIP İHTİMALİ</strong>  Etkinliğin açılış konuşmasını yapan TÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Gıda, Tarım ve Hizmetler Yuvarlak Masa Başkanı Ozan Diren ise turizm sektörünün pandemiden en çok etkilenen sektörlerden olduğuna dikkat çekerek 2020’de turizm sektöründe istihdamda 62 milyonluk, gelirde ise 4,5 trilyon dolarlık kayıp olduğunu hatırlattı. Seyahat kısıtlamalarının kaldırılması, aşılama gibi gelişmeler turizm sektörüne olumlu yansıdığını söyleyen Diren, “Ocak 2022’de turist sayısı bir önceki yıla göre 18 milyon artış gösterdi. Bununla birlikte Rusya, Ukrayna savaşı sektörde yeni bir risk faktörü olarak ortaya çıktı. Savaşın uzaması durumunda 2022 yılında küresel olarak 14 milyar dolarlık bir kayıp bekleniyor” diye konuştu. Diren, “Bu sorunların aşılması durumunda gerçekleşmesi beklenen turizm patlaması ise beraberinde sürdürülebilirlik ile ilgili bazı riskleri getiriyor. Bu çerçevede sürdürülebilir destinasyonlar, yeşil dönüşüm ve döngüsel ekonomi gibi kavramlar, turizm sektörünün de hızla gündemine girmeye başladı” dedi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Atıksız dükkan ağı büyüyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/atiksiz-dukkan-agi-buyuyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/atiksiz-dukkan-agi-buyuyor</guid>
<description><![CDATA[ Atıksız Yaşam Hareketi’nin bir parçası olan Atıksız Dükkan’ın ikincisi açıldı.Kadıköy Belediyesi bünyesindeki Atıksız Yaşam Dükkanı’nın ikincisi Caddebostan Kültür Merkezi’nde açıldı. İlki Feneryolu Sabit Pazarı’nda açılan Atıksız Yaşam Dükkanı, tek kullanımlık yerine uzun ömürlü ürünleri öne çıkararak ambalajsız ve ekolojik ürünlere erişim imkanı sunuyor. Aynı zamanda döngüsel ekonomiyi destekleyen Atıksız Yaşam dükkanları tüketiciyle üreticiyi de buluşturuyor. Anadolu&#039;nun farklı yerlerindeki kooperatiflerle özellikle kadın kooperatifleriyle işbirliği yapan Atıksız Dükkan’ın üçüncüsünün Suadiye&#039;de açılması planlanıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/t31EFcy82EmEGkvOOdFNDA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Atıksız, dükkan, ağı, büyüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/t31EFcy82EmEGkvOOdFNDA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Atıksız dükkan ağı büyüyor"><p>Atıksız Yaşam Hareketi’nin bir parçası olan Atıksız Dükkan’ın ikincisi açıldı.</p><p>Kadıköy Belediyesi bünyesindeki Atıksız Yaşam Dükkanı’nın ikincisi Caddebostan Kültür Merkezi’nde açıldı. İlki Feneryolu Sabit Pazarı’nda açılan Atıksız Yaşam Dükkanı, tek kullanımlık yerine uzun ömürlü ürünleri öne çıkararak ambalajsız ve ekolojik ürünlere erişim imkanı sunuyor. </p><p>Aynı zamanda döngüsel ekonomiyi destekleyen Atıksız Yaşam dükkanları tüketiciyle üreticiyi de buluşturuyor. Anadolu'nun farklı yerlerindeki kooperatiflerle özellikle kadın kooperatifleriyle işbirliği yapan Atıksız Dükkan’ın üçüncüsünün Suadiye'de açılması planlanıyor. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Fosil yakıt fiyatları iştah kabartıyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/fosil-yakit-fiyatlari-istah-kabartiyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/fosil-yakit-fiyatlari-istah-kabartiyor</guid>
<description><![CDATA[ Uluslararası Enerji Ajansı’nın Dünya Enerji Yatırımları 2022 Raporu&#039;na göre fosil yakıt fiyatlarındaki artış, yatırımcıların iştahını kabartıyor.Yüksek petrol fiyatları, enflasyon baskısı ve tedarik zincirindeki sıkıntılar, net sıfır hedefleri doğrultusunda enerji sektörünün acil dönüşüm zorunluluğu ve üzerine Rusya’nın Ukrayna işgali… Tüm bu gelişmeler enerji sektöründeki yatırımcılar üzerinde kafa karışıklığına yol açacak baskılar oluşturuyor. Diğer traftan geçen mart ayında toplanan Avrupalı liderler, Rus gazına olan bağımlığı azaltma konusunda fikir birliğine vardırlar ve 2027’ye kadar bu büyük değişimi gerçekleştirme hedefini koydular. Ama ortada kış aylarına kadar çözülmesi gereken acil bir enerji var, başta Almanya olmak üzere birçok ülkede üreticiler enerji krizinin soğuk nefesini enselerinde hissediyor.   Uluslararası Enerji Ajansı’nın bu ortamda yayımlanan  “Dünya Enerji Yatırımları-2022” raporu, bu yılın sonunda enerji yatırımlarının küresel çapta yüzde 8 artarak 2,4 trilyon dolara çıkacağını öngörüyor. Raporda petrol, doğalgaz ve kömüre yapılan yatırımların pandemi öncesine göre azalsa da, 2022’de bu alanlardan elde edilen gelirlerin iki katına çıkarak 4 trilyon dolara ulaşacağı tahmin ediliyor. Bu da bazı ülkelerin bu alandaki yatırım iştahını kabartıyor. Zaten Ajans, artan enerji faturalarının dizginlenmesinin birçok ülkede öncelikli politik öncelik haline geldiğine işaret ederek 2022’de tüketicilerin enerjiye ödedikleri miktarın 10 trilyon dolarla rekor kıracağını hesaplıyor.   RÜZGAR TERS ESİYOR  Ajans , yenilenebilir enerji sistemlerine yapılan yatırımların, 2022’de, 1.4 trilyon dolarla en yüksek seviyesine göreceğini öngörüyor. Paris İklim Antlaşması&#039;ndan sonra 2020’ye kadar yüzde seviyesinde olan yenilenebilir enerji yatırımlarının yıllık artış oranı, 2020&#039;den itibaren yüzde 12&#039;ye yükseldi. 2021’de yenilenebilir enerji alanında en fazla yatırımı 380 milyar dolarla Çin, 260 milyar dolarla AB, 215 milyar dolarla ABD gerçekleştirdi.  Yenilenebilir enerji yatırımlarının yaklaşık yarısı güneşe giderken rüzgar yatırımları deniz üstü santrallere kayıyor. Bu santrallere 2021’de 40 milyar dolar harcandı. Ancak Ajans, teknolojik gelişmelerden dolayı maliyetleri düşen güneş ve rüzgar enerji sistemlerinde trendlerin t ersine döndüğüne işaret ediyor. Geçen yıl, 2020’ye kıyasla bu iki alanda maliyetler yüzde 10-20 yükseldi.   Ajans’a göre bu nedenle 2022 enerji verimliliğinin altın yılı olabilir. Geçen yıl enerji verimliliği yatırımları yüzde 16 artmıştı. Artan fosil yakıt fiyatları, 2022’de enerji verimliliği yatırımlarını daha da ivmelendirmesi öngörülüyor. Ancak Ajans, tüketici gelirlerinin sabit kalması ve kredi maliyetlerinin yükselmesi gibi nedenler, enerji verimliliği yatırımındaki artışı frenleyebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PccOdk2zHkCAAwKR2Zxs_Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Fosil, yakıt, fiyatları, iştah, kabartıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PccOdk2zHkCAAwKR2Zxs_Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Fosil yakıt fiyatları iştah kabartıyor"><p>Uluslararası Enerji Ajansı’nın Dünya Enerji Yatırımları 2022 Raporu'na göre fosil yakıt fiyatlarındaki artış, yatırımcıların iştahını kabartıyor.</p>Yüksek petrol fiyatları, enflasyon baskısı ve tedarik zincirindeki sıkıntılar, net sıfır hedefleri doğrultusunda enerji sektörünün acil dönüşüm zorunluluğu ve üzerine Rusya’nın Ukrayna işgali… Tüm bu gelişmeler enerji sektöründeki yatırımcılar üzerinde kafa karışıklığına yol açacak baskılar oluşturuyor. Diğer traftan geçen mart ayında toplanan Avrupalı liderler, Rus gazına olan bağımlığı azaltma konusunda fikir birliğine vardırlar ve 2027’ye kadar bu büyük değişimi gerçekleştirme hedefini koydular. Ama ortada kış aylarına kadar çözülmesi gereken acil bir enerji var, başta Almanya olmak üzere birçok ülkede üreticiler enerji krizinin soğuk nefesini enselerinde hissediyor.   Uluslararası Enerji Ajansı’nın bu ortamda yayımlanan  “Dünya Enerji Yatırımları-2022” raporu, bu yılın sonunda enerji yatırımlarının küresel çapta yüzde 8 artarak 2,4 trilyon dolara çıkacağını öngörüyor. Raporda petrol, doğalgaz ve kömüre yapılan yatırımların pandemi öncesine göre azalsa da, 2022’de bu alanlardan elde edilen gelirlerin iki katına çıkarak 4 trilyon dolara ulaşacağı tahmin ediliyor. Bu da bazı ülkelerin bu alandaki yatırım iştahını kabartıyor. Zaten Ajans, artan enerji faturalarının dizginlenmesinin birçok ülkede öncelikli politik öncelik haline geldiğine işaret ederek 2022’de tüketicilerin enerjiye ödedikleri miktarın 10 trilyon dolarla rekor kıracağını hesaplıyor.   <strong>RÜZGAR TERS ESİYOR</strong>  Ajans , yenilenebilir enerji sistemlerine yapılan yatırımların, 2022’de, 1.4 trilyon dolarla en yüksek seviyesine göreceğini öngörüyor. Paris İklim Antlaşması'ndan sonra 2020’ye kadar yüzde seviyesinde olan yenilenebilir enerji yatırımlarının yıllık artış oranı, 2020'den itibaren yüzde 12'ye yükseldi. 2021’de yenilenebilir enerji alanında en fazla yatırımı 380 milyar dolarla Çin, 260 milyar dolarla AB, 215 milyar dolarla ABD gerçekleştirdi.  Yenilenebilir enerji yatırımlarının yaklaşık yarısı güneşe giderken rüzgar yatırımları deniz üstü santrallere kayıyor. Bu santrallere 2021’de 40 milyar dolar harcandı. Ancak Ajans, teknolojik gelişmelerden dolayı maliyetleri düşen güneş ve rüzgar enerji sistemlerinde trendlerin t ersine döndüğüne işaret ediyor. Geçen yıl, 2020’ye kıyasla bu iki alanda maliyetler yüzde 10-20 yükseldi.   Ajans’a göre bu nedenle 2022 enerji verimliliğinin altın yılı olabilir. Geçen yıl enerji verimliliği yatırımları yüzde 16 artmıştı. Artan fosil yakıt fiyatları, 2022’de enerji verimliliği yatırımlarını daha da ivmelendirmesi öngörülüyor. Ancak Ajans, tüketici gelirlerinin sabit kalması ve kredi maliyetlerinin yükselmesi gibi nedenler, enerji verimliliği yatırımındaki artışı frenleyebilir.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Karbon fiyatları artıyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/karbon-fiyatlari-artiyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/karbon-fiyatlari-artiyor</guid>
<description><![CDATA[ İklim değişikliğiyle mücadelenin kuvvetlenmesi için karbon fiyatlarının sekiz yıl içinde 100 euro seviyesini geçmesi gerekiyor.Uluslararası Emisyon Ticaret Birliği (IETA) tarafından 2-23 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilen ankete göre Çin, Yeni Zelanda, Güney Kore, Avrupa Birliği, Birleşik Krallık ve ABD&#039;de çeşitli eyaletlerde uygulanan emisyon ticaret sistemlerinde karbon ücretlerinin 2022-2030 döneminde 32,37 ila 99,63 euro hareketlilik göstermesi bekleniyor. Daha önceki ankette fiyat beklentisi 12,49–58,26 euro aralığındaydı.  Katılımcılara göre iklim krizinin engellenebilmesi amacıyla düşük emisyonlu teknolojilere yatırımların daha cazip hale gelmesi için karbon ücretleri ortalamasının 2030 yılında 124,35 euro’ya 2050 yılında ise 200,5 euroya yükselmesi gerekiyor. Önümüzdeki dönemde Avrupa Birliği ve Birleşik Krallık&#039;ta karbon ücretlerinin en yüksek seviyelerde, Çin ve Güney Kore&#039; de ise en düşük seviyelerde seyretmesi bekleniyor.   Yeşil Ekonomi’de yer alan habere göre Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında getirilen 55&#039;e Uyum Paketi düzenlemelerinin etkisiyle karbon ücretlerinin yukarı yönlü hareketinin devam etmesi bekleniyor. 2005 yılında uygulamaya geçen Avrupa Birliği ETS&#039;si iyice olgunlaştığı için düşük karbonlu teknolojilere geçiş maliyeti de nispeten düştü. Buna karşılık Çin ve Güney Kore&#039;de kurulan ETS&#039;lerin olgunlaşması ve yatırım maliyetlerinin düşmesi için zamana ihtiyaç var. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8yK63CtXokKHjXxs2dArnQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Karbon, fiyatları, artıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8yK63CtXokKHjXxs2dArnQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Karbon fiyatları artıyor"><p>İklim değişikliğiyle mücadelenin kuvvetlenmesi için karbon fiyatlarının sekiz yıl içinde 100 euro seviyesini geçmesi gerekiyor.</p>Uluslararası Emisyon Ticaret Birliği (IETA) tarafından 2-23 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilen ankete göre Çin, Yeni Zelanda, Güney Kore, Avrupa Birliği, Birleşik Krallık ve ABD'de çeşitli eyaletlerde uygulanan emisyon ticaret sistemlerinde karbon ücretlerinin 2022-2030 döneminde 32,37 ila 99,63 euro hareketlilik göstermesi bekleniyor. Daha önceki ankette fiyat beklentisi 12,49–58,26 euro aralığındaydı.  Katılımcılara göre iklim krizinin engellenebilmesi amacıyla düşük emisyonlu teknolojilere yatırımların daha cazip hale gelmesi için karbon ücretleri ortalamasının 2030 yılında 124,35 euro’ya 2050 yılında ise 200,5 euroya yükselmesi gerekiyor. Önümüzdeki dönemde Avrupa Birliği ve Birleşik Krallık'ta karbon ücretlerinin en yüksek seviyelerde, Çin ve Güney Kore' de ise en düşük seviyelerde seyretmesi bekleniyor.   Yeşil Ekonomi’de yer alan habere göre Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında getirilen 55'e Uyum Paketi düzenlemelerinin etkisiyle karbon ücretlerinin yukarı yönlü hareketinin devam etmesi bekleniyor. 2005 yılında uygulamaya geçen Avrupa Birliği ETS'si iyice olgunlaştığı için düşük karbonlu teknolojilere geçiş maliyeti de nispeten düştü. Buna karşılık Çin ve Güney Kore'de kurulan ETS'lerin olgunlaşması ve yatırım maliyetlerinin düşmesi için zamana ihtiyaç var.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Açık denizde rüzgar esiyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/acik-denizde-ruzgar-esiyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/acik-denizde-ruzgar-esiyor</guid>
<description><![CDATA[ Deniz üstü rüzgar enerjisi altın yılını yaşıyor ama bu daha başlangıç.Küresel Rüzgar Enerjisi Konseyi (GWEC) tarafından hazırlanan “Küresel Deniz Üstü Rüzgar” Raporuna göre deniz rüzgar endüstrisi altın çağının başlangıcında duruyor. Raporda 2022 ile 2031 arasında elektrik şebekelerine 315 GW yeni offshore kapasitesinin ilave edilmesi bekleniyor. Yeni yatırımlarla 2031&#039;de toplam deniz üstü kapasitesinin 370 GW’ye çıkabileceği hesaplanıyor.  Bu sene eklenen 21,1 GW ile küresel deniz üstü rüzgar enerjisi kapasitesi 56 GW’ye çıktı. Sadece geçen yıl şebeke bağlantısında üç kat artış oldu. Yıllık yüzde 58’lik büyüyen sektörde en büyük yatırımcı Çin. Ülke geçen yıl yeni deniz üstü kurulumunun yüzde 80’ini gerçekleştirdi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bhfFwKnS8Eih1k-NbBn0wA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Açık, denizde, rüzgar, esiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bhfFwKnS8Eih1k-NbBn0wA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Açık denizde rüzgar esiyor"><p>Deniz üstü rüzgar enerjisi altın yılını yaşıyor ama bu daha başlangıç.</p>Küresel Rüzgar Enerjisi Konseyi (GWEC) tarafından hazırlanan “Küresel Deniz Üstü Rüzgar” Raporuna göre deniz rüzgar endüstrisi altın çağının başlangıcında duruyor. Raporda 2022 ile 2031 arasında elektrik şebekelerine 315 GW yeni offshore kapasitesinin ilave edilmesi bekleniyor. Yeni yatırımlarla 2031'de toplam deniz üstü kapasitesinin 370 GW’ye çıkabileceği hesaplanıyor.  Bu sene eklenen 21,1 GW ile küresel deniz üstü rüzgar enerjisi kapasitesi 56 GW’ye çıktı. Sadece geçen yıl şebeke bağlantısında üç kat artış oldu. Yıllık yüzde 58’lik büyüyen sektörde en büyük yatırımcı Çin. Ülke geçen yıl yeni deniz üstü kurulumunun yüzde 80’ini gerçekleştirdi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mültecilerin gözünden hayat</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/multecilerin-goezunden-hayat</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/multecilerin-goezunden-hayat</guid>
<description><![CDATA[ Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (UNHCR) Türkiye ofisi, Dünya Mülteciler Günü&#039;nde İstanbul’da bir fotoğraf sergisine ev sahipliği yaptı.2021 yılı sonu itibarıyla savaş, şiddet, zulüm ve insan hakları suiistimalleri nedeniyle yerinden edilmiş insanların sayısı bir önceki yıla göre yüzde 8 artarak ve 10 yıl önceki sayının iki katını aşarak 89,3 milyona ulaştı. Bu sayıya, 27,1 milyon mülteci ve sığınmacı ile çatışmalar nedeniyle ülkeleri içinde yerinden edilmiş 53,2 milyon insan da dahil. O tarihten itibaren II. Dünya Savaşı&#039;ndan bu yana en hızlı ve en büyük zorla yerinden edilme krizlerinden birine neden olan Rusya&#039;nın Ukrayna&#039;yı işgali ile Afrika&#039;dan Afganistan’a ve ötesine uzanan diğer acil durumlar, bu sayıyı çarpıcı bir dönüm noktası olan 100 milyonun üzerine çekti.  Her yıl, Dünya Mülteciler Günü, dünyanın dört bir yanında birçok ülkede, küresel boyutta dikkatin çatışmalardan kaçan insanların zorlu durumuna çekmesine yardımcı olmak için çeşitli etkinliklerle anılıyor.  Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) Türkiye de, Dünya Mülteciler Günü&#039;nde, Mardin&#039;de yaşayan Türk ve mülteci çocukların çevrelerini kendi objektiflerinden yansıtmak üzere biraraya geldiği bir dizi fotoğraf atölyesinin ürünü olarak ortaya çıkan “Benim Gözümden Hayat” isimli fotoğraf sergisine ev sahipliği yaptı.  İstanbul Atatürk Kültür Merkezi&#039;nde UNHCR Türkiye Temsilcisi Philippe Leclerc&#039;in ev sahipliğinde gerçekleşen serginin açılışına yaklaşık 150 davetli katıldı. UNHCR Türkiye Temsilcisi Philippe Leclerc yaptığı konuşmada, “Bu sergideki fotoğraflar çocukların yaratıcılığını, neşesini ve güzelliğini gözler önüne sererken temel hedefimiz olan çocukların hayatlarını çocuk gibi yaşamalarını sağlamayı aktarıyor. Neleri fotoğraflayabildikleri görmek inanılmaz ve dünyaya onların gözünden bakmak çok heyecan verici. Çatışmalar insanları benzeri görülmemiş bir hızla zorla yerinden ederken bu dikkate değer girişim çok yerinde. Nereden gelirlerse gelsinler, kaçmak zorunda kalan insanlar hoş karşılanmalı. Evrensel olan, güvenli bir yaşama erişme hakkıdır. Sınırlar onlar için açık tutulmalı. Bu çatışmayı kendileri seçmedi. Yaşadıkları zorluğu kendileri seçmedi. Çatışma zamanlarında ayrılıklar meydana gelebilirken, özellikle büyükanne ve büyükbabaları veya kardeşleri de dahil olmak üzere sevdikleriyle birlikte yaşayabilmek için bugün bizim yardımımıza ve desteğimize her zamankinden daha çok ihtiyaçları var” diye konuştu.  NASIL YAPILDI?  UNHCR Türkiye ve Her Yerde Sanat Derneği çatısı altındaki Sirkhane Darkroom tarafından yürütülen “Gezici Darkroom Fotoğrafçılık Projesi” ile 7-17 yaş arası 270 Türk, Suriyeli ve Iraklı çocuğa analog fotoğrafçılık konusunda Mardin’deki atölyelerde temel teknik eğitim verildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4hQ0Wm8zy0yxqqjHqkDMbQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Mültecilerin, gözünden, hayat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4hQ0Wm8zy0yxqqjHqkDMbQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Mültecilerin gözünden hayat"><p>Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (UNHCR) Türkiye ofisi, Dünya Mülteciler Günü'nde İstanbul’da bir fotoğraf sergisine ev sahipliği yaptı.</p>2021 yılı sonu itibarıyla savaş, şiddet, zulüm ve insan hakları suiistimalleri nedeniyle yerinden edilmiş insanların sayısı bir önceki yıla göre yüzde 8 artarak ve 10 yıl önceki sayının iki katını aşarak 89,3 milyona ulaştı. Bu sayıya, 27,1 milyon mülteci ve sığınmacı ile çatışmalar nedeniyle ülkeleri içinde yerinden edilmiş 53,2 milyon insan da dahil. O tarihten itibaren II. Dünya Savaşı'ndan bu yana en hızlı ve en büyük zorla yerinden edilme krizlerinden birine neden olan Rusya'nın Ukrayna'yı işgali ile Afrika'dan Afganistan’a ve ötesine uzanan diğer acil durumlar, bu sayıyı çarpıcı bir dönüm noktası olan 100 milyonun üzerine çekti.  Her yıl, Dünya Mülteciler Günü, dünyanın dört bir yanında birçok ülkede, küresel boyutta dikkatin çatışmalardan kaçan insanların zorlu durumuna çekmesine yardımcı olmak için çeşitli etkinliklerle anılıyor.  Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) Türkiye de, Dünya Mülteciler Günü'nde, Mardin'de yaşayan Türk ve mülteci çocukların çevrelerini kendi objektiflerinden yansıtmak üzere biraraya geldiği bir dizi fotoğraf atölyesinin ürünü olarak ortaya çıkan “Benim Gözümden Hayat” isimli fotoğraf sergisine ev sahipliği yaptı.  İstanbul Atatürk Kültür Merkezi'nde UNHCR Türkiye Temsilcisi Philippe Leclerc'in ev sahipliğinde gerçekleşen serginin açılışına yaklaşık 150 davetli katıldı. UNHCR Türkiye Temsilcisi Philippe Leclerc yaptığı konuşmada, “Bu sergideki fotoğraflar çocukların yaratıcılığını, neşesini ve güzelliğini gözler önüne sererken temel hedefimiz olan çocukların hayatlarını çocuk gibi yaşamalarını sağlamayı aktarıyor. Neleri fotoğraflayabildikleri görmek inanılmaz ve dünyaya onların gözünden bakmak çok heyecan verici. Çatışmalar insanları benzeri görülmemiş bir hızla zorla yerinden ederken bu dikkate değer girişim çok yerinde. Nereden gelirlerse gelsinler, kaçmak zorunda kalan insanlar hoş karşılanmalı. Evrensel olan, güvenli bir yaşama erişme hakkıdır. Sınırlar onlar için açık tutulmalı. Bu çatışmayı kendileri seçmedi. Yaşadıkları zorluğu kendileri seçmedi. Çatışma zamanlarında ayrılıklar meydana gelebilirken, özellikle büyükanne ve büyükbabaları veya kardeşleri de dahil olmak üzere sevdikleriyle birlikte yaşayabilmek için bugün bizim yardımımıza ve desteğimize her zamankinden daha çok ihtiyaçları var” diye konuştu.  <strong>NASIL YAPILDI?</strong>  UNHCR Türkiye ve Her Yerde Sanat Derneği çatısı altındaki Sirkhane Darkroom tarafından yürütülen “Gezici Darkroom Fotoğrafçılık Projesi” ile 7-17 yaş arası 270 Türk, Suriyeli ve Iraklı çocuğa analog fotoğrafçılık konusunda Mardin’deki atölyelerde temel teknik eğitim verildi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Zorunlu sürdürülebilirlik raporlaması geliyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/zorunlu-surdurulebilirlik-raporlamasi-geliyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/zorunlu-surdurulebilirlik-raporlamasi-geliyor</guid>
<description><![CDATA[ Avrupa Birliği’ndeki orta ve büyük ölçekli şirketler için sürdürülebilirlik raporlaması zorunlu hale geliyor.Avrupa Parlamentosu, Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Direktifi teklifi üzerinde anlaşmaya vardı. Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Direktifi’nin (CSRD) uygulamaya geçmesi ile birlikte AB&#039;de faaliyet gösteren en az 250 çalışanı olan, yıllık cirosu 40 milyon euro’dan fazla ve varlıklarının değeri 20 milyon euro&#039;yu aşan şirketler çevresel, sosyal, insan hakları ve yönetimle ilgili performanslarını kamuyla paylaşmakla yükümlü tutulacak.   AB’DE FAALİYET GÖSTEREN ŞİRKETLERİ DE ETKİLEYEBİLİR   CSRD’nin finansal raporlama ile eşit derecede öneme sahip olması bekleniyor. Raporlamanın Avrupa Birliği sınırları içinde kurulmamış olsa bile AB bünyesinde ciddi faaliyetleri olan şirketleri de kapsayacak şekilde genişletilmesi de gündemde. Buna göre AB genelinde yıllık 150 milyon euro ciro yapan şirketler CSRD kapsamına girebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/A6gi1O9sOEqalvOhvGuM6A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Zorunlu, sürdürülebilirlik, raporlaması, geliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/A6gi1O9sOEqalvOhvGuM6A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Zorunlu sürdürülebilirlik raporlaması geliyor"><p>Avrupa Birliği’ndeki orta ve büyük ölçekli şirketler için sürdürülebilirlik raporlaması zorunlu hale geliyor.</p>Avrupa Parlamentosu, Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Direktifi teklifi üzerinde anlaşmaya vardı. Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Direktifi’nin (CSRD) uygulamaya geçmesi ile birlikte AB'de faaliyet gösteren en az 250 çalışanı olan, yıllık cirosu 40 milyon euro’dan fazla ve varlıklarının değeri 20 milyon euro'yu aşan şirketler çevresel, sosyal, insan hakları ve yönetimle ilgili performanslarını kamuyla paylaşmakla yükümlü tutulacak.   <strong>AB’DE FAALİYET GÖSTEREN ŞİRKETLERİ DE ETKİLEYEBİLİR </strong>  CSRD’nin finansal raporlama ile eşit derecede öneme sahip olması bekleniyor. Raporlamanın Avrupa Birliği sınırları içinde kurulmamış olsa bile AB bünyesinde ciddi faaliyetleri olan şirketleri de kapsayacak şekilde genişletilmesi de gündemde. Buna göre AB genelinde yıllık 150 milyon euro ciro yapan şirketler CSRD kapsamına girebilir.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>1 trilyonluk gelir</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/1-trilyonluk-gelir</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/1-trilyonluk-gelir</guid>
<description><![CDATA[ AB, temiz enerjiye geçmeyi başarırsa 2050’de yıllık GSYİH artışı 1 trilyon dolara kadar çıkabilir.Avrupa Birliği bir taraftan tüm ekonomik sistemini değiştirerek karbon ayak izini azaltmaya çalışırken diğer taraftan Ukrayna-Rusya Savaşı’nın getirdiği enerji problemlerinin baskısını hissediyor. Savaşın, AB’nin hedeflerini gerçekleştirmesini zorlaştıracağı yönündeki işaretler giderek artıyor. İşte bu tablonun ortasında Avrupa Parlamentosu tarafından yayınlanan rapora göre AB üyesi ülkeler, temiz enerji sistemlerine geçerek 2050 yılında net sıfır hedefine ulaşması halinde yıllık yaklaşık 1 trilyon dolara karşılık gelen yüzde 5,6 GSYİH artışı sağlayabilir.   AB, 2050’de toplam enerjisinin yüzde 91&#039;ini yenilenebilir enerji kaynaklardan (yüzde 44 rüzgar, yüzde 37 güneş) elde etmeyi planlıyor. Bu da 2020’de 286 GW olan rüzgar ve güneş enerji kapasitesinin yüzde 800 artarak 2050’de 2 bin 300 GW&#039;ye ulaşması anlamına geliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/A6gi1O9sOEqalvOhvGuM6A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>trilyonluk, gelir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/A6gi1O9sOEqalvOhvGuM6A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="1 trilyonluk gelir"><p>AB, temiz enerjiye geçmeyi başarırsa 2050’de yıllık GSYİH artışı 1 trilyon dolara kadar çıkabilir.</p>Avrupa Birliği bir taraftan tüm ekonomik sistemini değiştirerek karbon ayak izini azaltmaya çalışırken diğer taraftan Ukrayna-Rusya Savaşı’nın getirdiği enerji problemlerinin baskısını hissediyor. Savaşın, AB’nin hedeflerini gerçekleştirmesini zorlaştıracağı yönündeki işaretler giderek artıyor. İşte bu tablonun ortasında Avrupa Parlamentosu tarafından yayınlanan rapora göre AB üyesi ülkeler, temiz enerji sistemlerine geçerek 2050 yılında net sıfır hedefine ulaşması halinde yıllık yaklaşık 1 trilyon dolara karşılık gelen yüzde 5,6 GSYİH artışı sağlayabilir.   AB, 2050’de toplam enerjisinin yüzde 91'ini yenilenebilir enerji kaynaklardan (yüzde 44 rüzgar, yüzde 37 güneş) elde etmeyi planlıyor. Bu da 2020’de 286 GW olan rüzgar ve güneş enerji kapasitesinin yüzde 800 artarak 2050’de 2 bin 300 GW'ye ulaşması anlamına geliyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ABD’nin karbon yasası tanıtıldı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/abdnin-karbon-yasasi-tanitildi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/abdnin-karbon-yasasi-tanitildi</guid>
<description><![CDATA[ ABD’nin sınırda karbon düzenlemesi yasası Kongre’ye sunuldu.Avrupa Birliği tarafından hayata geçirilmeye hazırlanılan Sınırda Karbon Düzenlemesi’ne benzer bir yasa tasarısı olan “Temiz Rekabet Yasası” (Clean Competition Act) ABD Kongresi&#039;ne sunuldu. Amerikan şirketlerinin küresel pazardaki rekabet gücünü artırmayı amaçlayan yasa tasarısı, AB versiyonuna göre sadece ithalatçıları değil, aynı zamanda yerel üreticiler için de karbon ücreti getiriyor. Başlangıçta karbon ücreti olarak emisyonların tonu başına 55 dolar ücret belirlenmesi ve bu ücretin her sene enflasyon miktarının yüzde 5’i oranında artırılması planlanıyor.  2024 yılından itibaren uygulamaya geçmesi beklenen yasa tasarısı, yüksek emisyon üreten petrokimyasallar, demir-çelik gibi 11 iş alanını kapsıyor. 2026&#039;dan itibaren vergilendirme, 226 kilo ve üstü karbon yoğun hammadde içeren ithal ürünlere genişletilecek. 2028&#039;den itibaren minimum hammadde miktarı 85 kiloya düşürülecek. Yasa uygulanmaya başlandıktan sonra elde edilen fonların yüzde 75&#039;i, kapsanan sektörlerin karbonsuzlaştırma hibelerine harcanacak. Geri kalan yüzde 25 ise gelişmekte olan ülkelerin karbondan arındırılmasına yardımcı olmak için kullanılacak. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8yK63CtXokKHjXxs2dArnQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>ABD’nin, karbon, yasası, tanıtıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8yK63CtXokKHjXxs2dArnQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="ABD’nin karbon yasası tanıtıldı"><p>ABD’nin sınırda karbon düzenlemesi yasası Kongre’ye sunuldu.</p>Avrupa Birliği tarafından hayata geçirilmeye hazırlanılan Sınırda Karbon Düzenlemesi’ne benzer bir yasa tasarısı olan “Temiz Rekabet Yasası” (Clean Competition Act) ABD Kongresi'ne sunuldu. Amerikan şirketlerinin küresel pazardaki rekabet gücünü artırmayı amaçlayan yasa tasarısı, AB versiyonuna göre sadece ithalatçıları değil, aynı zamanda yerel üreticiler için de karbon ücreti getiriyor. Başlangıçta karbon ücreti olarak emisyonların tonu başına 55 dolar ücret belirlenmesi ve bu ücretin her sene enflasyon miktarının yüzde 5’i oranında artırılması planlanıyor.  2024 yılından itibaren uygulamaya geçmesi beklenen yasa tasarısı, yüksek emisyon üreten petrokimyasallar, demir-çelik gibi 11 iş alanını kapsıyor. 2026'dan itibaren vergilendirme, 226 kilo ve üstü karbon yoğun hammadde içeren ithal ürünlere genişletilecek. 2028'den itibaren minimum hammadde miktarı 85 kiloya düşürülecek. Yasa uygulanmaya başlandıktan sonra elde edilen fonların yüzde 75'i, kapsanan sektörlerin karbonsuzlaştırma hibelerine harcanacak. Geri kalan yüzde 25 ise gelişmekte olan ülkelerin karbondan arındırılmasına yardımcı olmak için kullanılacak.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gaziantep’te Dirençli Mahalleler</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/gaziantepte-direncli-mahalleler</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/gaziantepte-direncli-mahalleler</guid>
<description><![CDATA[ Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı öncülüğünde başlatılan projeyle Gaziantep’in risk ve kaynak haritası çıkarıldı.Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı, geçmiş yıllarda Gaziantep’in Akyol Mahallesi’nde uyguladığı Dirençli Mahalle Programı’nı son bir yılda beş farklı bölgeye genişletti. Gaziantep’i daha dirençli bir il haline getirmek üzere stratejiler geliştirilen programda liderlik üstlenen yerel ve mülteci 51 kadın, komşu grupları oluşturdu ve yaptıkları bin 225 görüşmeyle mahallelerindeki temel sorun ve ihtiyaçları tespit etti. Görüşmelerin ardından mahalleli kadınlarla yapılan atölye çalışmalarıyla Gaziantep için dirençlilik göstergeleri oluşturuldu. Gaziantep Bilişim A.Ş. tarafından Dirençli Mahalle Programı için Türkçe ve Arapça tasarlanan aplikasyon ile 500’den fazla kadın, akıllı telefonlarını kullanarak dijital olarak Gaziantep’in risk ve kaynak haritasını çıkardı. Kadınlar belirlenen bu bilgiler ışığında çözüm önerilerini ve mahalle eylem planlarını geliştirdi.  Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’in de katıldığı 6 Haziran’daki toplantıda Mahalle Lideri kadınlar, Gaziantep’in ihtiyaç ve risk haritalama çalışmalarının sonuçlarını paylaştı. Gaziantep’teki mevcut riskleri azaltmaya yönelik çözüm önerileri ve politikalar geliştirilmesi için görüş ve öneriler paylaşıldı. Böylece yerel yönetimlerin iş birliğiyle, kadınların tespit ettiği ihtiyaçlara yönelik çözüm önerilerini hayata geçirmek üzere süreç başlatıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xpRApJcnlUey0LrjQRMsRQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Gaziantep’te, Dirençli, Mahalleler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xpRApJcnlUey0LrjQRMsRQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Gaziantep’te Dirençli Mahalleler"><p>Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı öncülüğünde başlatılan projeyle Gaziantep’in risk ve kaynak haritası çıkarıldı.</p>Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı, geçmiş yıllarda Gaziantep’in Akyol Mahallesi’nde uyguladığı Dirençli Mahalle Programı’nı son bir yılda beş farklı bölgeye genişletti. Gaziantep’i daha dirençli bir il haline getirmek üzere stratejiler geliştirilen programda liderlik üstlenen yerel ve mülteci 51 kadın, komşu grupları oluşturdu ve yaptıkları bin 225 görüşmeyle mahallelerindeki temel sorun ve ihtiyaçları tespit etti. Görüşmelerin ardından mahalleli kadınlarla yapılan atölye çalışmalarıyla Gaziantep için dirençlilik göstergeleri oluşturuldu. Gaziantep Bilişim A.Ş. tarafından Dirençli Mahalle Programı için Türkçe ve Arapça tasarlanan aplikasyon ile 500’den fazla kadın, akıllı telefonlarını kullanarak dijital olarak Gaziantep’in risk ve kaynak haritasını çıkardı. Kadınlar belirlenen bu bilgiler ışığında çözüm önerilerini ve mahalle eylem planlarını geliştirdi.  Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’in de katıldığı 6 Haziran’daki toplantıda Mahalle Lideri kadınlar, Gaziantep’in ihtiyaç ve risk haritalama çalışmalarının sonuçlarını paylaştı. Gaziantep’teki mevcut riskleri azaltmaya yönelik çözüm önerileri ve politikalar geliştirilmesi için görüş ve öneriler paylaşıldı. Böylece yerel yönetimlerin iş birliğiyle, kadınların tespit ettiği ihtiyaçlara yönelik çözüm önerilerini hayata geçirmek üzere süreç başlatıldı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Atıksız Türkiye</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/atiksiz-turkiye</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/atiksiz-turkiye</guid>
<description><![CDATA[ Bakan Kurum, Türkiye’nin 2053’te oluşan tüm atıklarını dönüştüren bir ülke olacağını söyledi.Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum Cumhurbaşkanı Sn. Recep Tayyip Erdoğan&#039;ın eşi Emine Erdoğan hanımefendinin katılımı ile Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde düzenlenen “Sürdürülebilir Kalkınma Ekseninde Döngüsel Ekonomi ve Sıfır Atık Mavi” programında yaptığı konuşmada “2053 yılında oluşan tüm atıklarını dönüştüren bir ülke olacağız. 2030 yılına kadar da tüm binalarımızı enerji verimli hale getireceğiz ve ısıtma, soğutmada da yüzde 100 karbonsuzlaştırmayı sağlamış olacağız” dedi.  Programda yaptığı konuşmada ekoloji koridorlar ile yutak alanların iklim değişikliği ile mücadele de çok çok önemli olduğuna vurgu yapan Bakan Kurum, kuraklık, taşkın, nehir ve yine havza yönetim planı olmayan tek bir yaşam alanı, tek bir bölge bırakmayacaklarını açıkladı. Bakan Kurum, “Ülkemiz yeşil ve temiz ürün inovasyonunda yine bu çerçevede dünyaya ihracatında küresel çapta zirveye oynayacak ve bunu da azimle ve gayretle çalışarak hep birlikte başaracağız. Buradaki hocalarımızla, üniversitelerimizle, yereldeki tüm paydaşlarımızla birlikte bu çalışmaları yaparak bu hedeflerimizi gerçekleştireceğiz” şeklinde konuştu.  İKLİ ŞURASI SONUÇLARI  Bakan Kurum, İklim Şurası’nda Türkiye’nin önümüzdeki 100 yılını şekillendirecek çok önemli kararlara imza atıldığına dikkat çekerek “Türkiye’de artık bu kararla birlikte enerji, ulaştırma, sanayi, tarım, teknoloji ve yerel yönetimler konularında devrim niteliğinde bir atılım dönemi başlamıştır. Önümüzdeki 20-30 yılda daha yeşil bir Türkiye, ekolojik dönüşümünü büyük oranda tamamlamış bir Türkiye göreceğiz. İklim kanunumuzu da bu çerçevede hazırlıyoruz ve ulusal katkı beyanımızı da çalışmalarımız çerçevesinde güncelleyeceğiz. Yeşil organize sanayi bölgelerini ve yeşil endüstri bölgelerini de yaygınlaştırıyoruz. Tüm sektörlerimizde döngüsel ekonomi prensipleri yerleşiyor ve erozyonu önleyen, toprağımızı koruyan, iklim dostu tarım tekniklerini yaygınlaştırıyoruz” dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NvxJ3BN7QkCsUSbU9zsjHA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Atıksız, Türkiye</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NvxJ3BN7QkCsUSbU9zsjHA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Atıksız Türkiye"><p>Bakan Kurum, Türkiye’nin 2053’te oluşan tüm atıklarını dönüştüren bir ülke olacağını söyledi.</p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum Cumhurbaşkanı Sn. Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan hanımefendinin katılımı ile Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde düzenlenen “Sürdürülebilir Kalkınma Ekseninde Döngüsel Ekonomi ve Sıfır Atık Mavi” programında yaptığı konuşmada “2053 yılında oluşan tüm atıklarını dönüştüren bir ülke olacağız. 2030 yılına kadar da tüm binalarımızı enerji verimli hale getireceğiz ve ısıtma, soğutmada da yüzde 100 karbonsuzlaştırmayı sağlamış olacağız” dedi.  Programda yaptığı konuşmada ekoloji koridorlar ile yutak alanların iklim değişikliği ile mücadele de çok çok önemli olduğuna vurgu yapan Bakan Kurum, kuraklık, taşkın, nehir ve yine havza yönetim planı olmayan tek bir yaşam alanı, tek bir bölge bırakmayacaklarını açıkladı. Bakan Kurum, “Ülkemiz yeşil ve temiz ürün inovasyonunda yine bu çerçevede dünyaya ihracatında küresel çapta zirveye oynayacak ve bunu da azimle ve gayretle çalışarak hep birlikte başaracağız. Buradaki hocalarımızla, üniversitelerimizle, yereldeki tüm paydaşlarımızla birlikte bu çalışmaları yaparak bu hedeflerimizi gerçekleştireceğiz” şeklinde konuştu.  <strong>İKLİ ŞURASI SONUÇLARI</strong>  Bakan Kurum, İklim Şurası’nda Türkiye’nin önümüzdeki 100 yılını şekillendirecek çok önemli kararlara imza atıldığına dikkat çekerek “Türkiye’de artık bu kararla birlikte enerji, ulaştırma, sanayi, tarım, teknoloji ve yerel yönetimler konularında devrim niteliğinde bir atılım dönemi başlamıştır. Önümüzdeki 20-30 yılda daha yeşil bir Türkiye, ekolojik dönüşümünü büyük oranda tamamlamış bir Türkiye göreceğiz. İklim kanunumuzu da bu çerçevede hazırlıyoruz ve ulusal katkı beyanımızı da çalışmalarımız çerçevesinde güncelleyeceğiz. Yeşil organize sanayi bölgelerini ve yeşil endüstri bölgelerini de yaygınlaştırıyoruz. Tüm sektörlerimizde döngüsel ekonomi prensipleri yerleşiyor ve erozyonu önleyen, toprağımızı koruyan, iklim dostu tarım tekniklerini yaygınlaştırıyoruz” dedi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ayvalık kıyılarında temizlik seferberliği</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/ayvalik-kiyilarinda-temizlik-seferberligi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/ayvalik-kiyilarinda-temizlik-seferberligi</guid>
<description><![CDATA[ Ayvalık kıyılarındaki kirliliği ortadan kaldırmak için kıyı ve atık temizleme çalışmaları başlatıldı.Balıkesir’in Ayvalık İlçesi’nde bulunan Patriça Gümüşlük Koyu ile üzerinde yerleşim olmayan Maden Adası’nın kıyılarında yaşanan kirlilikle ilgili Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda ilgili belediyeler tarafından temizlik çalışmalarına başlandı.  Kıyılarda yapılan incelemelerde, Ayvalık İlçesi Patriça Gümüşlük Koyu plajların bulunduğu bölgede yoğun kullanım dönemlerinde çöp toplama işleminin yetersiz kaldığı tespit edildi. Bölgede evsel atıkların çevre kirliliğine neden olduğu, Maden Adası kıyılarında yapılan kontrollerde ise deniz yosunu, plastik poşetler ve patlamış plastik botların rüzgâr ve dalga yardımı ile adanın kıyı ve koylarına ulaşarak kıyı kirliliğine sebep olduğu ortaya çıktı.   Bakanlık koordinasyonunda başlatılan çalışmalar kapsamında Patriça Gümüşlük Koyu üzerinde bulunan çöp konteynerları boşaltılarak, plaj bölgelerinde bulunan atıklar toplandı. Maden Adası’ndaki kıyı temizleme çalışmaları ise Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı tarafından sürdürülüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TZSTeP4nVkKe0PdoyHXmtA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Ayvalık, kıyılarında, temizlik, seferberliği</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TZSTeP4nVkKe0PdoyHXmtA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Ayvalık kıyılarında temizlik seferberliği"><p>Ayvalık kıyılarındaki kirliliği ortadan kaldırmak için kıyı ve atık temizleme çalışmaları başlatıldı.</p>Balıkesir’in Ayvalık İlçesi’nde bulunan Patriça Gümüşlük Koyu ile üzerinde yerleşim olmayan Maden Adası’nın kıyılarında yaşanan kirlilikle ilgili Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda ilgili belediyeler tarafından temizlik çalışmalarına başlandı.  Kıyılarda yapılan incelemelerde, Ayvalık İlçesi Patriça Gümüşlük Koyu plajların bulunduğu bölgede yoğun kullanım dönemlerinde çöp toplama işleminin yetersiz kaldığı tespit edildi. Bölgede evsel atıkların çevre kirliliğine neden olduğu, Maden Adası kıyılarında yapılan kontrollerde ise deniz yosunu, plastik poşetler ve patlamış plastik botların rüzgâr ve dalga yardımı ile adanın kıyı ve koylarına ulaşarak kıyı kirliliğine sebep olduğu ortaya çıktı.   Bakanlık koordinasyonunda başlatılan çalışmalar kapsamında Patriça Gümüşlük Koyu üzerinde bulunan çöp konteynerları boşaltılarak, plaj bölgelerinde bulunan atıklar toplandı. Maden Adası’ndaki kıyı temizleme çalışmaları ise Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı tarafından sürdürülüyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bankalar hazır değil</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/bankalar-hazir-degil</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/bankalar-hazir-degil</guid>
<description><![CDATA[ Avrupa bankalarının iklim ve çevre risklerini yönetme süreçlerinin yetersiz olduğu ortaya çıktı.Avrupa Merkez Bankası tarafından yayınlanan ilk &quot;İklim Stres Testi&quot; raporuna göre Avrupa bankalarının sadece beşte ikisi kredi verirken bilgilendirme amaçlı iklimle bağlantılı risk değerlendirme testine sahip. Bir diğer problem ise Avrupa bankalarının dörtte üçünün iklim ve çevre risklerinin, küresel finansal sistem üzerindeki etkilerini gösteren raporlamaları yapmıyor. Ayrıca bankaların yüzde 60&#039;ı İklim Değişikliği’nin getirdiği riskleri değerlendirebilecek bir risk stres değerlendirmesine sahip değil.  Avrupa Merkez Bankası tarafından denetimi yapılan kurumlar için iklim riskleri incelendiğinde, en fazla sera gazı emisyonuna neden olan 22 kuruluştan elde edilen faiz gelirleri, finansal olmayan kuruluşlardan elde edilen gelirlerin yüzde 60&#039;ından fazla olduğu görülüyor.   Araştırmada bankaların potansiyel müşterileri ile iklim risklerini dikkate alan bir geçiş planlaması yapması gerektiğine işaret edilerek en kötü senaryolara göre sel ve kuraklık risklerinin üç yıllık kısa vadede 41 banka için maliyetinin 70 milyar euro olması bekleniyor. Bununla birlikte risklerin boyutunun tam olarak dikkate alınmadığı, uygulanan modellemelerin yetersiz olduğuna dikkat çekilerek rakamın daha da yüksek olabileceği varsayılıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KARBNdjQkUuQqZMC-S4viw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Bankalar, hazır, değil</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KARBNdjQkUuQqZMC-S4viw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Bankalar hazır değil"><p>Avrupa bankalarının iklim ve çevre risklerini yönetme süreçlerinin yetersiz olduğu ortaya çıktı.</p>Avrupa Merkez Bankası tarafından yayınlanan ilk "İklim Stres Testi" raporuna göre Avrupa bankalarının sadece beşte ikisi kredi verirken bilgilendirme amaçlı iklimle bağlantılı risk değerlendirme testine sahip. Bir diğer problem ise Avrupa bankalarının dörtte üçünün iklim ve çevre risklerinin, küresel finansal sistem üzerindeki etkilerini gösteren raporlamaları yapmıyor. Ayrıca bankaların yüzde 60'ı İklim Değişikliği’nin getirdiği riskleri değerlendirebilecek bir risk stres değerlendirmesine sahip değil.  Avrupa Merkez Bankası tarafından denetimi yapılan kurumlar için iklim riskleri incelendiğinde, en fazla sera gazı emisyonuna neden olan 22 kuruluştan elde edilen faiz gelirleri, finansal olmayan kuruluşlardan elde edilen gelirlerin yüzde 60'ından fazla olduğu görülüyor.   Araştırmada bankaların potansiyel müşterileri ile iklim risklerini dikkate alan bir geçiş planlaması yapması gerektiğine işaret edilerek en kötü senaryolara göre sel ve kuraklık risklerinin üç yıllık kısa vadede 41 banka için maliyetinin 70 milyar euro olması bekleniyor. Bununla birlikte risklerin boyutunun tam olarak dikkate alınmadığı, uygulanan modellemelerin yetersiz olduğuna dikkat çekilerek rakamın daha da yüksek olabileceği varsayılıyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sürdürülebilirlik Hukuku</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/surdurulebilirlik-hukuku</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/surdurulebilirlik-hukuku</guid>
<description><![CDATA[ Hukuk departmanları şirketlerin sürdürülebilirlikle ilgili ihtiyaçlarına ne kadar hazır?EY ile Harvard Hukuk Fakültesi Hukuk Mesleği Merkezi (Harvard Law School Center on the Legal Profession) iş birliğinde gerçekleştirilen Hukuk Danışmanlığı Gereksinimleri (General Counsel Imperative) araştırmasının sonuçları açıklandı. Hukuk departmanlarının ve hukuk danışmanlarının şirketlerin sürdürülebilirlik stratejilerinin başarısında kritik bir role sahip olduğunu gösteren araştırma, sürdürülebilirlik ile ilgili konu başlıklarına bağlı hukuki riskler, uyum riskleri ve itibar risklerinin önlenmesinde ve yönetilmesinde hukuk departmanlarının ve hukuk danışmanlarının rolünün daha da önem kazandığına dikkat çekiyor.  Araştırma kapsamında, 20 ülkede 12 sektörü temsil eden şirketlerden toplam 1.000 hukuk baş müşaviri ve hukuk departman liderleri ile görüşüldü. Araştırma, günümüzde sürdürülebilirlik odaklı çaba, faaliyet ve hedeflerin şirketlerin hukuk departmanları için karmaşık olarak nitelendirilebilecek sorunlar ürettiğine, bunların çözümü için sürdürülebilirlik bakış açısıyla konulara yaklaşılmasının dolayısıyla hukuk departmanlarının önceliklerini ve odaklanmaları gereken noktaları doğru tayin etmesinin önemine işaret ediyor.   HUKUK DEPARTMANLARI BASKI ALTINDA  Kurumların hukuk departmanlarının sürdürülebilirlik konularına nasıl yanıt verdiğini anlamayı da amaçlayan araştırmada, hukuk birimlerinin sürdürülebilirlik konularında paydaşların artan baskıları ile karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor. Bu durumun organizasyonların risk profilini yeniden şekillendirdiğine dikkat çekiliyor.  Raporda kamuoyunun şirketlerden artık sadece çevreye zarar vermemelerini değil, aynı zamanda çevresel ve sosyal meseleleri etkin bir biçimde ele almalarını da beklediği vurgulanıyor: “Bir zamanlar sürdürülebilirlik çabalarının destek mesajları ve gönüllü taahhütlerden ibaret olduğu ve bunun yeterli görüldüğü dünya geride kaldı. Artık sürdürülebilirlik kaynaklı itibar risklerinin çok daha keskin hale geldiği, aksiyonları temel alan bir dünya söz konusu.”  Sürdürülebilirlikle ilgili itibar riskleri, hukuk departmanlarının odaklarını geleneksel olarak farklı departmanlar tarafından yönetilen alanlara doğru genişletmelerine de neden oluyor. Bu şekilde genişleyen ilgi ve görev alanları ise hukuk departmanlarının günlük karar alma süreçlerine daha fazla dahil olmaları sonucunu doğuruyor.   Çalışma, hukuk departmanlarının sürdürülebilirlikle bağlantılı iş yüklerindeki artışla başa çıkmak için ihtiyaç duydukları yeteneklere ve bütçe kaynaklarına genel olarak henüz sahip olmadıklarını da gösteriyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bVAu7nUzx0KyQ-67wS2xqw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Sürdürülebilirlik, Hukuku</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bVAu7nUzx0KyQ-67wS2xqw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Sürdürülebilirlik Hukuku"><p>Hukuk departmanları şirketlerin sürdürülebilirlikle ilgili ihtiyaçlarına ne kadar hazır?</p>EY ile Harvard Hukuk Fakültesi Hukuk Mesleği Merkezi (Harvard Law School Center on the Legal Profession) iş birliğinde gerçekleştirilen Hukuk Danışmanlığı Gereksinimleri (General Counsel Imperative) araştırmasının sonuçları açıklandı. Hukuk departmanlarının ve hukuk danışmanlarının şirketlerin sürdürülebilirlik stratejilerinin başarısında kritik bir role sahip olduğunu gösteren araştırma, sürdürülebilirlik ile ilgili konu başlıklarına bağlı hukuki riskler, uyum riskleri ve itibar risklerinin önlenmesinde ve yönetilmesinde hukuk departmanlarının ve hukuk danışmanlarının rolünün daha da önem kazandığına dikkat çekiyor.  Araştırma kapsamında, 20 ülkede 12 sektörü temsil eden şirketlerden toplam 1.000 hukuk baş müşaviri ve hukuk departman liderleri ile görüşüldü. Araştırma, günümüzde sürdürülebilirlik odaklı çaba, faaliyet ve hedeflerin şirketlerin hukuk departmanları için karmaşık olarak nitelendirilebilecek sorunlar ürettiğine, bunların çözümü için sürdürülebilirlik bakış açısıyla konulara yaklaşılmasının dolayısıyla hukuk departmanlarının önceliklerini ve odaklanmaları gereken noktaları doğru tayin etmesinin önemine işaret ediyor.   <strong>HUKUK DEPARTMANLARI BASKI ALTINDA</strong>  Kurumların hukuk departmanlarının sürdürülebilirlik konularına nasıl yanıt verdiğini anlamayı da amaçlayan araştırmada, hukuk birimlerinin sürdürülebilirlik konularında paydaşların artan baskıları ile karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor. Bu durumun organizasyonların risk profilini yeniden şekillendirdiğine dikkat çekiliyor.  Raporda kamuoyunun şirketlerden artık sadece çevreye zarar vermemelerini değil, aynı zamanda çevresel ve sosyal meseleleri etkin bir biçimde ele almalarını da beklediği vurgulanıyor: “Bir zamanlar sürdürülebilirlik çabalarının destek mesajları ve gönüllü taahhütlerden ibaret olduğu ve bunun yeterli görüldüğü dünya geride kaldı. Artık sürdürülebilirlik kaynaklı itibar risklerinin çok daha keskin hale geldiği, aksiyonları temel alan bir dünya söz konusu.”  Sürdürülebilirlikle ilgili itibar riskleri, hukuk departmanlarının odaklarını geleneksel olarak farklı departmanlar tarafından yönetilen alanlara doğru genişletmelerine de neden oluyor. Bu şekilde genişleyen ilgi ve görev alanları ise hukuk departmanlarının günlük karar alma süreçlerine daha fazla dahil olmaları sonucunu doğuruyor.   Çalışma, hukuk departmanlarının sürdürülebilirlikle bağlantılı iş yüklerindeki artışla başa çıkmak için ihtiyaç duydukları yeteneklere ve bütçe kaynaklarına genel olarak henüz sahip olmadıklarını da gösteriyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Global Compact’a iki imza</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/global-compacta-iki-imza</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/global-compacta-iki-imza</guid>
<description><![CDATA[ İki Türk şirketi daha Birleşmiş Milletler’in Global Compact inisiyatifine imza vererek üye oldu.160’ın üzerinde ülkede 15 binden fazla şirket ve 5 binin üzerinde şirket dışı üyesi ile dünyanın en büyük kurumsal sürdürülebilir inisiyatiflerinden olan Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi; dünya, insanlar, topluluklar ve pazarlara fayda sağlayan sürdürülebilir ve kapsayıcı bir küresel ekonomi yaratmak için kurumların iş birliği ile harekete geçmelerini teşvik ediyor. UN Global Compact’e katılmak isteyen şirketlerin en üst düzey temsilcilerinden, kurumları adına; insan hakları, çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele alanındaki 10 ilkeye taahhüt edeceklerine, bu ilkelere ilişkin her yıl raporlama yapacaklarına ve Birleşmiş Milletler’in Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarını destekleyeceklerine ilişkin imzalı bir taahhüt mektubu vermeleri şart koşuluyor.     UN Global Compact’in 10 ilkesi, Birleşmiş Milletler’in İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Çalışma Yaşamında Temel İlkeler ve Haklar Bildirgesi, Rio Çevre ve Kalkınma Bildirgesi ve Yolsuzlukla Mücadele Sözleşmesi’nin de dahil olduğu bildirge ve sözleşmeleri temel alıyor.   İKİ ŞİRKET DAHA İMZALADI  Bu çerçevede temmuz ayı içinde iki Türk şirketi, Anadolu Isuzu ve Galata Wind, UN Global Compact sözleşmesine imza vererek üye oldu. Mart ayında uluslararası derecelendirme kuruluşu Moody’s’in yaptığı ESG (Çevresel-Sosyal-Yönetişim) değerlendirme endeksinde elde ettiği 60/100 skor ile A1 derecesi alan Galata Wind, halka arzı öncesinde de, yenilenebilir kaynaklar dışında fosil kaynaklara hiçbir zaman yatırım yapmamayı, operasyonel karbon emisyonlarını 2025 yılı sonuna kadar sıfırlamayı, merkez yönetici kadrolarındaki kadın oranını iki yıl içinde yüzde 30’un üzerine çıkarmayı ve yönetim kurulunda en az bir kadın üye bulundurmayı taahhüt etmişti.    İklim Değişikliği ve küresel ısınmanın olumsuz etkilerine karşı çaba gösteren uluslararası Bilim Temelli Hedefler Girişimi’ne (SBTi) imza veren ve emisyon seviyelerini azaltmaya yönelik taahhütte bulunan Anadolu Isuzu ise ticari araç sektöründe 2040 yılına kadar satışlarda yüzde 100 sıfır emisyon hedefine ulaşmak ile çalışan “Drive to Zero” inisiyatifine de katılmıştı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J0_IgUznp0S4URpIOHVKcA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Global, Compact’a, iki, imza</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J0_IgUznp0S4URpIOHVKcA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Global Compact’a iki imza"><p>İki Türk şirketi daha Birleşmiş Milletler’in Global Compact inisiyatifine imza vererek üye oldu.</p>160’ın üzerinde ülkede 15 binden fazla şirket ve 5 binin üzerinde şirket dışı üyesi ile dünyanın en büyük kurumsal sürdürülebilir inisiyatiflerinden olan Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi; dünya, insanlar, topluluklar ve pazarlara fayda sağlayan sürdürülebilir ve kapsayıcı bir küresel ekonomi yaratmak için kurumların iş birliği ile harekete geçmelerini teşvik ediyor. UN Global Compact’e katılmak isteyen şirketlerin en üst düzey temsilcilerinden, kurumları adına; insan hakları, çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele alanındaki 10 ilkeye taahhüt edeceklerine, bu ilkelere ilişkin her yıl raporlama yapacaklarına ve Birleşmiş Milletler’in Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarını destekleyeceklerine ilişkin imzalı bir taahhüt mektubu vermeleri şart koşuluyor.     UN Global Compact’in 10 ilkesi, Birleşmiş Milletler’in İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Çalışma Yaşamında Temel İlkeler ve Haklar Bildirgesi, Rio Çevre ve Kalkınma Bildirgesi ve Yolsuzlukla Mücadele Sözleşmesi’nin de dahil olduğu bildirge ve sözleşmeleri temel alıyor.   <strong>İKİ ŞİRKET DAHA İMZALADI</strong>  Bu çerçevede temmuz ayı içinde iki Türk şirketi, Anadolu Isuzu ve Galata Wind, UN Global Compact sözleşmesine imza vererek üye oldu. Mart ayında uluslararası derecelendirme kuruluşu Moody’s’in yaptığı ESG (Çevresel-Sosyal-Yönetişim) değerlendirme endeksinde elde ettiği 60/100 skor ile A1 derecesi alan Galata Wind, halka arzı öncesinde de, yenilenebilir kaynaklar dışında fosil kaynaklara hiçbir zaman yatırım yapmamayı, operasyonel karbon emisyonlarını 2025 yılı sonuna kadar sıfırlamayı, merkez yönetici kadrolarındaki kadın oranını iki yıl içinde yüzde 30’un üzerine çıkarmayı ve yönetim kurulunda en az bir kadın üye bulundurmayı taahhüt etmişti.    İklim Değişikliği ve küresel ısınmanın olumsuz etkilerine karşı çaba gösteren uluslararası Bilim Temelli Hedefler Girişimi’ne (SBTi) imza veren ve emisyon seviyelerini azaltmaya yönelik taahhütte bulunan Anadolu Isuzu ise ticari araç sektöründe 2040 yılına kadar satışlarda yüzde 100 sıfır emisyon hedefine ulaşmak ile çalışan “Drive to Zero” inisiyatifine de katılmıştı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doğuş Otomotiv 2021 entegre sürdürülebilirlik raporunu yayınladı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/dogus-otomotiv-2021-entegre-surdurulebilirlik-raporunu-yayinladi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/dogus-otomotiv-2021-entegre-surdurulebilirlik-raporunu-yayinladi</guid>
<description><![CDATA[ Doğuş Otomotiv 13’üncü Sürdürülebilirlik Raporunu yayınladı. “Yeni Dünya Düzeni ve Dönüşüm” temasıyla yayınlanan rapor, Doğuş Otomotiv’in sürdürülebilirlik vizyonuyla çevre, toplumsal kalkınma, şeffaflık ve yönetim alanındaki gelişimini gözler önüne seriyor. Enerji verimliğini ve iklim değişikliği politikasının önemi bir parçası haline getiren şirket, raporda 2023 yılına kadar tükettiğin enerjiden kaynaklı karbon emisyonlarını yüzde 45 azaltmayı taahhüt ediyor2009 yılından bu yana sürdürülebilirlik performansını paydaşlarına uluslararası standartlarda rapor yayınlayarak ulaştıran Doğuş Otomotiv, bu yıl 13. kez yayınladığı 2021 yılı raporunu entegre rapor olarak yayınladı.   “Yeni Dünya Düzeni ve Dönüşüm” temasıyla yayınlanan rapor, 2017 yılından bu yana Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda şirketin öncelikleriyle örtüşen 14 hedefle uyumluluğunu da kamuya açıklıyor.   Geçen yıl ilk kez AIAG (Automotive Industry Action Group)’ın Küresel Otomotiv Sürdürülebilirlik Pratik İlkeleri İndeksi ile rapor yayınlayan Doğuş Otomotiv, bu yıl bir ilki daha gerçekleştirerek kendi segmentinde Türkiye’de ilk kez SASB (Sustainability Accounting Standards Board) tarafından yayınlanan otomotiv Distribütörleri için özel göstergeleri de raporuna dahil etti.   Hedef karbon emisyonunu yüzde 45 azaltmak  ISO 14064 Karbon Ayak İzi Raporlaması Standardı doğrultusunda karbon ayak izini de 2021 yılı için açıklayan Şirket, 2023 yılına kadar elektrik tüketimi kaynaklı karbon emisyonlarını yüzde 45 azaltmayı hedefliyor. 2,4 milyon dolarlık bir yatırımla Şekerpınar yerleşkesindeki Lojistik Binasının çatısını güneş enerjisi panelleriyle kaplayan Doğuş Otomotiv, 2022 yılında söz konusu lokasyonda tükettiği enerjinin yüzde 115’ini yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlayacak. Enerji verimliliği ve yenilenebilir enerjiye geçişi, iklim değişikliği politikasının bir parçası olarak gördüğünü de beyan eden şirketin, yetkili satıcı ve servis ağında da 2022 yılı sonrasında yenilenebilir enerjiye geçişi teşvik edecek politikalar uygulayacağını açıkladığını görüyoruz. 2021 yılında bayi ağında Şirketin yaptığı araştırma sonuçlarına göre, mevcut yetkili satıcı ve servislerin yüzde 75’inin yenilenebilir enerjiye geçişe sıcak bakıyor.   “NetZero” programına katılan 6 ülkeden biri    2021 yılında tedarik zincirinde sürdürülebilirlik farkındalığını artırmayı hedefleyen bir program başlatan Şirket, Yetkili Satıcı ve Servislerinin mevcut durumunu değerlendiren ve küresel uyum sağlamalarını kolaylaştıran araçlar sunan “Kurumsal Yönetim ve Sürdürülebilirlik Değerlendirme Programı”nı 2022 yılında yaygınlaştırmayı hedefliyor. Aynı zamanda Volkswagen AG tarafından dünyada pilot olarak başlatılan NetZero programının da 6 pilot ülkesinden birisi olan Doğuş Otomotiv, bayi ağında karbon emisyonlarının hesaplanması ve azaltılması ile ilgili Volkswagen AG ile işbirliği yapmaya devam ediyor. Şeffaf yönetim anlayışı   Türkiye’de sürdürülebilirlik alanında öncü şirketlerden birisi olan Doğuş Otomotiv, 2021 Entegre Sürdürülebilirlik Raporu’nda ayrıca AccountAbility Principles standardı ilkelerine uygun bir raporlama çerçevesi kullanarak dünyadaki emsallerinin çok ötesinde bir ESG (çevresel, sosyal, yönetişim) performansına ulaşmak amacıyla, her geçen gün şeffaflığını daha fazla arttırma çabası içinde olduğunu paydaşlarına gösteriyor. 2022 sonrası ve 2025 yılına kadar ESG hedeflerini ve stratejilerini kapsamlı biçimde açıklayan şirket, 2021 yılında entegre yönetim sistemlerine geçiş yaptı. Şirket, ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi dışında ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemi, ISO 45001 İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi, ISO 27001 Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi ile tüm operasyonel faaliyetlerini kapsayacak şekilde genişleterek ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi sertifikalarını da aldığını açıkladı.   Kadın çalışan oranını yüzde 37’ye çıkartacak  Dijital dönüşümü sürdürülebilirlik stratejisinin bir parçası olarak gören Doğuş Otomotiv, 2021 yılına kadar hayata geçirilen dijital projelerle toplam 21 milyon TL tasarruf sağlarken 86 adet aktif projenin de devam ettiğini belirtiyor. Kadın çalışan oranını yüzde 23,83 olarak açıklarken 2021 yılında “Aile İçi Şiddete Karşı İşyeri Politikası”nı da yayınlayan Şirket, 2025 yılına kadar kadın çalışan oranını da yüzde 37’ye yükseltmeyi hedefliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/T_3bJqnfI0GEy9qSq8PQDw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Doğuş, Otomotiv, 2021, entegre, sürdürülebilirlik, raporunu, yayınladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/T_3bJqnfI0GEy9qSq8PQDw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Doğuş Otomotiv 2021 entegre sürdürülebilirlik raporunu yayınladı"><p>Doğuş Otomotiv 13’üncü Sürdürülebilirlik Raporunu yayınladı. “Yeni Dünya Düzeni ve Dönüşüm” temasıyla yayınlanan rapor, Doğuş Otomotiv’in sürdürülebilirlik vizyonuyla çevre, toplumsal kalkınma, şeffaflık ve yönetim alanındaki gelişimini gözler önüne seriyor. Enerji verimliğini ve iklim değişikliği politikasının önemi bir parçası haline getiren şirket, raporda 2023 yılına kadar tükettiğin enerjiden kaynaklı karbon emisyonlarını yüzde 45 azaltmayı taahhüt ediyor</p>2009 yılından bu yana sürdürülebilirlik performansını paydaşlarına uluslararası standartlarda rapor yayınlayarak ulaştıran Doğuş Otomotiv, bu yıl 13. kez yayınladığı 2021 yılı raporunu entegre rapor olarak yayınladı.   “Yeni Dünya Düzeni ve Dönüşüm” temasıyla yayınlanan rapor, 2017 yılından bu yana Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda şirketin öncelikleriyle örtüşen 14 hedefle uyumluluğunu da kamuya açıklıyor.   Geçen yıl ilk kez AIAG (Automotive Industry Action Group)’ın Küresel Otomotiv Sürdürülebilirlik Pratik İlkeleri İndeksi ile rapor yayınlayan Doğuş Otomotiv, bu yıl bir ilki daha gerçekleştirerek kendi segmentinde Türkiye’de ilk kez SASB (Sustainability Accounting Standards Board) tarafından yayınlanan otomotiv Distribütörleri için özel göstergeleri de raporuna dahil etti.   <strong>Hedef karbon emisyonunu yüzde 45 azaltmak</strong>  ISO 14064 Karbon Ayak İzi Raporlaması Standardı doğrultusunda karbon ayak izini de 2021 yılı için açıklayan Şirket, 2023 yılına kadar elektrik tüketimi kaynaklı karbon emisyonlarını yüzde 45 azaltmayı hedefliyor. 2,4 milyon dolarlık bir yatırımla Şekerpınar yerleşkesindeki Lojistik Binasının çatısını güneş enerjisi panelleriyle kaplayan Doğuş Otomotiv, 2022 yılında söz konusu lokasyonda tükettiği enerjinin yüzde 115’ini yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlayacak. Enerji verimliliği ve yenilenebilir enerjiye geçişi, iklim değişikliği politikasının bir parçası olarak gördüğünü de beyan eden şirketin, yetkili satıcı ve servis ağında da 2022 yılı sonrasında yenilenebilir enerjiye geçişi teşvik edecek politikalar uygulayacağını açıkladığını görüyoruz. 2021 yılında bayi ağında Şirketin yaptığı araştırma sonuçlarına göre, mevcut yetkili satıcı ve servislerin yüzde 75’inin yenilenebilir enerjiye geçişe sıcak bakıyor.  <strong> “NetZero” programına katılan 6 ülkeden biri  </strong>  2021 yılında tedarik zincirinde sürdürülebilirlik farkındalığını artırmayı hedefleyen bir program başlatan Şirket, Yetkili Satıcı ve Servislerinin mevcut durumunu değerlendiren ve küresel uyum sağlamalarını kolaylaştıran araçlar sunan “Kurumsal Yönetim ve Sürdürülebilirlik Değerlendirme Programı”nı 2022 yılında yaygınlaştırmayı hedefliyor. Aynı zamanda Volkswagen AG tarafından dünyada pilot olarak başlatılan NetZero programının da 6 pilot ülkesinden birisi olan Doğuş Otomotiv, bayi ağında karbon emisyonlarının hesaplanması ve azaltılması ile ilgili Volkswagen AG ile işbirliği yapmaya devam ediyor. <img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XPCqN5dEs0u8I4G0ZJkelA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><strong>Şeffaf yönetim anlayışı </strong>  Türkiye’de sürdürülebilirlik alanında öncü şirketlerden birisi olan Doğuş Otomotiv, 2021 Entegre Sürdürülebilirlik Raporu’nda ayrıca AccountAbility Principles standardı ilkelerine uygun bir raporlama çerçevesi kullanarak dünyadaki emsallerinin çok ötesinde bir ESG (çevresel, sosyal, yönetişim) performansına ulaşmak amacıyla, her geçen gün şeffaflığını daha fazla arttırma çabası içinde olduğunu paydaşlarına gösteriyor. 2022 sonrası ve 2025 yılına kadar ESG hedeflerini ve stratejilerini kapsamlı biçimde açıklayan şirket, 2021 yılında entegre yönetim sistemlerine geçiş yaptı. Şirket, ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi dışında ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemi, ISO 45001 İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi, ISO 27001 Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi ile tüm operasyonel faaliyetlerini kapsayacak şekilde genişleterek ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi sertifikalarını da aldığını açıkladı.   <strong>Kadın çalışan oranını yüzde 37’ye çıkartacak</strong>  Dijital dönüşümü sürdürülebilirlik stratejisinin bir parçası olarak gören Doğuş Otomotiv, 2021 yılına kadar hayata geçirilen dijital projelerle toplam 21 milyon TL tasarruf sağlarken 86 adet aktif projenin de devam ettiğini belirtiyor. Kadın çalışan oranını yüzde 23,83 olarak açıklarken 2021 yılında “Aile İçi Şiddete Karşı İşyeri Politikası”nı da yayınlayan Şirket, 2025 yılına kadar kadın çalışan oranını da yüzde 37’ye yükseltmeyi hedefliyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Atık suyu hedefi yakalandı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/atik-suyu-hedefi-yakalandi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/atik-suyu-hedefi-yakalandi</guid>
<description><![CDATA[ 2022 yılı sonu arıtılmış atık suların yeniden kullanım hedefine yılın ilk yarısında ulaşıldı.Arıtılmış atık suların yeniden kullanım oranı hedefi kapsamında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın yaptığı çalışmalar neticesini veriyor. 2022 yılının ilk yarısı itibarıyla yıl sonu hedefi aşılarak arıtılmış atık suların yeniden kullanım oranı yüzde 4,2’ye ulaştı. Arıtılmış atık suların yeniden kullanım oranı 2023’te yüzde 5’e, 2030 yılında ise yüzde 15’e çıkarılması amaçlanıyor.   Küresel iklim değişikliğine bağlı kuraklık, gelişen sanayi ve tarımsal faaliyetlere paralel olarak ortaya çıkan aşırı su kullanımından dolayı yüzeysel su kaynaklarının azalması ve yer altı su rezervlerindeki düşüşler ile kirlilik oluşumu kaynaklı yaşanan sorunlar nedeniyle Türkiye’nin de yakın gelecekte su sıkıntısı çeken ülkeler arasında yer alacağı tahmin ediliyor. Bu sebeplerden ötürü, atık su geri kazanım ve kullanım önemi bir kat daha artıyor.   Türkiye’de yıllık yaklaşık 283 milyon metreküp arıtılmış atık su yeniden kullanılıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PSTprGxwE0yhpsAep5cvPQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Atık, suyu, hedefi, yakalandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PSTprGxwE0yhpsAep5cvPQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Atık suyu hedefi yakalandı"><p>2022 yılı sonu arıtılmış atık suların yeniden kullanım hedefine yılın ilk yarısında ulaşıldı.</p>Arıtılmış atık suların yeniden kullanım oranı hedefi kapsamında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın yaptığı çalışmalar neticesini veriyor. 2022 yılının ilk yarısı itibarıyla yıl sonu hedefi aşılarak arıtılmış atık suların yeniden kullanım oranı yüzde 4,2’ye ulaştı. Arıtılmış atık suların yeniden kullanım oranı 2023’te yüzde 5’e, 2030 yılında ise yüzde 15’e çıkarılması amaçlanıyor.   Küresel iklim değişikliğine bağlı kuraklık, gelişen sanayi ve tarımsal faaliyetlere paralel olarak ortaya çıkan aşırı su kullanımından dolayı yüzeysel su kaynaklarının azalması ve yer altı su rezervlerindeki düşüşler ile kirlilik oluşumu kaynaklı yaşanan sorunlar nedeniyle Türkiye’nin de yakın gelecekte su sıkıntısı çeken ülkeler arasında yer alacağı tahmin ediliyor. Bu sebeplerden ötürü, atık su geri kazanım ve kullanım önemi bir kat daha artıyor.   Türkiye’de yıllık yaklaşık 283 milyon metreküp arıtılmış atık su yeniden kullanılıyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İngiltere&amp;apos;nin jet sıfır planı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/ingilterenin-jet-sifir-plani</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/ingilterenin-jet-sifir-plani</guid>
<description><![CDATA[ Birleşik Krallık, 2050’ye kadar havayolu ulaşımında sıfır emisyona ulaşmayı hedefliyor.Geçen hafta İngiltere’de termostatlar 40 derecelik rekor sıcaklıkları gösterirken İngiliz Hükümeti sessiz sedasız havayolu ulaşımına yönelik yeni bir plan açıkladı. “Jet zero” (jet sıfır) adlı plan, 2050 itibarıyla ülkedeki uçuşların sıfır emisyonla gerçekleştirilmesine yönelik bir strateji çiziyor.   Birleşik Krallık’ta havayolunu kullanan yolcu sayısının 2021&#039;den 2050&#039;ye kadar yüzde 70 artması ve mevcut yolcu sayısına 200 milyon kişinin daha eklenmesi bekleniyor. Bu da pandemi öncesinde 38 milyon ton olan karbondioksit salınımının 52 milyon tona ulaşmasına yol açacak. Aslında uluslararası ve yerel havacılık, Birleşik Krallık&#039;ın sera gazı emisyonlarının yalnızca yüzde 3&#039;ünü oluşturuyor. Ancak araştırmalar, uçuşların karbon ayak izi üzerindeki etkisinin azaltılması yönünde kullanıcı tarafından gelen taleplerin artacağını gösteriyor.   Jet zoro planı, SAF olarak kısaltılan “sürdürülebilir havacılık yakıtları” ve benzeri henüz gelişme aşamasındaki teknolojilerin desteklenmesine odaklanıyor. Ancak plana göre ülkedeki havacılık sektörü 2050 yılına kadar net sıfıra ulaşmayacak. Sadece iç hat uçuşlarının 2040’da sıfır emisyona ulaşması öngörülüyor ki bu da ülkenin havayolu sektörünün yarattığı emisyonların sadece yüzde 4’üne karşılık geliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0RfDvsuKY0Wet4tQH3-TZw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>İngilterenin, jet, sıfır, planı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0RfDvsuKY0Wet4tQH3-TZw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="İngiltere'nin jet sıfır planı"><p>Birleşik Krallık, 2050’ye kadar havayolu ulaşımında sıfır emisyona ulaşmayı hedefliyor.</p>Geçen hafta İngiltere’de termostatlar 40 derecelik rekor sıcaklıkları gösterirken İngiliz Hükümeti sessiz sedasız havayolu ulaşımına yönelik yeni bir plan açıkladı. “Jet zero” (jet sıfır) adlı plan, 2050 itibarıyla ülkedeki uçuşların sıfır emisyonla gerçekleştirilmesine yönelik bir strateji çiziyor.   Birleşik Krallık’ta havayolunu kullanan yolcu sayısının 2021'den 2050'ye kadar yüzde 70 artması ve mevcut yolcu sayısına 200 milyon kişinin daha eklenmesi bekleniyor. Bu da pandemi öncesinde 38 milyon ton olan karbondioksit salınımının 52 milyon tona ulaşmasına yol açacak. Aslında uluslararası ve yerel havacılık, Birleşik Krallık'ın sera gazı emisyonlarının yalnızca yüzde 3'ünü oluşturuyor. Ancak araştırmalar, uçuşların karbon ayak izi üzerindeki etkisinin azaltılması yönünde kullanıcı tarafından gelen taleplerin artacağını gösteriyor.   Jet zoro planı, SAF olarak kısaltılan “sürdürülebilir havacılık yakıtları” ve benzeri henüz gelişme aşamasındaki teknolojilerin desteklenmesine odaklanıyor. Ancak plana göre ülkedeki havacılık sektörü 2050 yılına kadar net sıfıra ulaşmayacak. Sadece iç hat uçuşlarının 2040’da sıfır emisyona ulaşması öngörülüyor ki bu da ülkenin havayolu sektörünün yarattığı emisyonların sadece yüzde 4’üne karşılık geliyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hidrojenin yükselişi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/hidrojenin-yukselisi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/hidrojenin-yukselisi</guid>
<description><![CDATA[ Avrupa Birliği hidrojenle ilgili hedeflerini güncelledi.AB’nin Ukrayna Savaşı sonrasında açıkladığı REPowerEU planı çerçevesinde hidrojenin enerji kaynakları içindeki rolü giderek artıyor.   AB’nin daha önce açıkladığı 55&#039;e Uyum Paketi ile 2030 yılı için belirlenen 5.6 milyon ton yenilenebilir hidrojen hedefi REPowerEU ile 14.4 milyon artırılarak 20 milyon tona yükseltildi. Belirlenen hedefin 10 milyon tonunun AB&#039;de üretilmesi planlanırken, 10 milyon tonunun ise üçüncü ülkelerden ithal edilmesi hedefleniyor.  AB&#039;de üretilecek hidrojen için 2030 yılına kadar elektrolizör kapasitesinin 120 GW&#039;ta ulaşması gerekiyor. İthal edilecek hidrojen için ön görülen üç ana koridor ise Akdeniz, Kuzey Denizi ve mümkün olması halinde Ukrayna. Belirlenen hedefin 4 milyon tonunun amonyum şeklinde ithal edilmesi bekleniyor. Avrupa Komisyonu tarafından yapılan değerlendirmeye göre 14.4 milyon ton hidrojen sayesinde Rusya&#039;dan 27 milyar metreküp hacminde doğalgaz ithali engellenecek.  14 Temmuz 2021&#039;de Avrupa Birliği tarafından açıklanan Yenilenebilir Enerji Direktifi-II ile 2030 yılı için belirlenen biyolojik olmayan yakıtlardan elde edilen hidrojenin endüstrilerde oranında kullanılması hedefi yüzde 50, REPowerEU ile yüzde 75&#039;e yükseltildi. Benzer şekilde biyolojik olmayan yakıtların karayolu ulaşımında kullanılması hedefi de yüzde 2.6&#039;dan yüzde 5&#039;e çıkarıldı. Ufuk Avrupa yatırım projeleri kapsamında 2025 yılına kadar kurulması planlanan hidrojen vadilerinin sayısı da 23’ten 46&#039;ya yükseltilecek. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/A6gi1O9sOEqalvOhvGuM6A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Hidrojenin, yükselişi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/A6gi1O9sOEqalvOhvGuM6A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Hidrojenin yükselişi"><p>Avrupa Birliği hidrojenle ilgili hedeflerini güncelledi.</p>AB’nin Ukrayna Savaşı sonrasında açıkladığı REPowerEU planı çerçevesinde hidrojenin enerji kaynakları içindeki rolü giderek artıyor.   AB’nin daha önce açıkladığı 55'e Uyum Paketi ile 2030 yılı için belirlenen 5.6 milyon ton yenilenebilir hidrojen hedefi REPowerEU ile 14.4 milyon artırılarak 20 milyon tona yükseltildi. Belirlenen hedefin 10 milyon tonunun AB'de üretilmesi planlanırken, 10 milyon tonunun ise üçüncü ülkelerden ithal edilmesi hedefleniyor.  AB'de üretilecek hidrojen için 2030 yılına kadar elektrolizör kapasitesinin 120 GW'ta ulaşması gerekiyor. İthal edilecek hidrojen için ön görülen üç ana koridor ise Akdeniz, Kuzey Denizi ve mümkün olması halinde Ukrayna. Belirlenen hedefin 4 milyon tonunun amonyum şeklinde ithal edilmesi bekleniyor. Avrupa Komisyonu tarafından yapılan değerlendirmeye göre 14.4 milyon ton hidrojen sayesinde Rusya'dan 27 milyar metreküp hacminde doğalgaz ithali engellenecek.  14 Temmuz 2021'de Avrupa Birliği tarafından açıklanan Yenilenebilir Enerji Direktifi-II ile 2030 yılı için belirlenen biyolojik olmayan yakıtlardan elde edilen hidrojenin endüstrilerde oranında kullanılması hedefi yüzde 50, REPowerEU ile yüzde 75'e yükseltildi. Benzer şekilde biyolojik olmayan yakıtların karayolu ulaşımında kullanılması hedefi de yüzde 2.6'dan yüzde 5'e çıkarıldı. Ufuk Avrupa yatırım projeleri kapsamında 2025 yılına kadar kurulması planlanan hidrojen vadilerinin sayısı da 23’ten 46'ya yükseltilecek.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İş Bankası 98 yaşında</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/is-bankasi-98-yasinda</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/is-bankasi-98-yasinda</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye İş Bankası, 98 yılı geride bıraktı. İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, “26 Ağustos 2024’te 100. yılımızda her kesimde karşılığı olan bankacılık hizmetini yaratabilmeyi ve yolu İş Bankası ile kesişen herkese ‘Benim Bankam’ dedirtebilmeyi arzu ediyoruz” dedi. Aran, yerel ve küresel ekonomiye yönelik önemli değerlendirmeler de yaptı.Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, “26 Ağustos 2024’te 100. yılımızda her kesimde karşılığı olan bankacılık hizmetini yaratabilmeyi ve yolu İş Bankası ile kesişen herkese ‘Benim Bankam’ dedirtebilmeyi arzu ediyoruz” dedi.  Bankanın 98. kuruluş yıldönümü vesilesiyle açıklama yapan Aran, “Kapsayıcı ve katılımcı bir yaklaşımla sürdürülebilir değer yaratan geleceğin bankası olmak” vizyonlarının kendilerine ilham verdiğini ve 100. yıldan sonra da neler yapmaları gerektiği konusunda yol gösterdiğini söyledi.Aran, şöyle devam etti: “Biz de tarımdan sanayiye, turizmden ihracata tüm sektörlerde çiftçiye, sanayiciye, esnafa, memura, işçiye, tüccara dokunan, onlar için değer yaratan, anlam ifade eden, onların hayatında bir yer kaplayan ve samimiyetle ‘Benim Bankam’ dedikleri bir banka olma hedefiyle hareket ediyoruz. 26 Ağustos 2024’te 100. yılımızda her kesimde karşılığı olan bankacılık hizmetini yaratabilmeyi ve yolu İş Bankası ile kesişen herkese ‘Benim Bankam’ dedirtebilmeyi arzu ediyoruz. Bu konuda emin adımlarla ilerliyoruz.”Ekonomik zorluklara rağmen ilk 6 ayda finansal açıdan son derece güzel sonuçlar elde ettiklerini vurgulayan Aran, “Ben bunun özündeki güzellikleri daha fazla önemsiyorum. Benim için kıymetli olan hisse değerimize yansıyan, hisse değerimizi artıran performansımız… Yatırımcılar, hisse senedi değerlemesi yapan analistler, neyin gerçek performanstan neyin ekonomik ortamdan kaynaklı olduğunu ayıklayıp hakkını vererek hissenize teveccüh gösteriyorlarsa asıl kıymetli olan budur” diye konuştu.   Bankanın yılın ilk yarısında aktif büyüklüğünü 1,15 trilyon TL’ye yükselttiğini ve “Türkiye’nin en büyük özel bankası” olmaya devam ettiğini hatırlatan Aran, bu dönemde 652,1 milyar TL nakdi kredi, 223,9 milyar TL gayrinakdi kredi olmak üzere ekonomiye toplam 876 milyar TL düzeyinde kaynak sağladıklarını vurguladı. Aran, tasarruf sahipleri açısından “güven”le özdeşleşen bir marka olarak, 737,2 milyar TL seviyesine yükselttikleri toplam mevduat hacmi ile bu konuda da özel bankalar arasındaki birinciliği sürdürdüklerini ifade etti.   Hakan Aran, tüm faaliyetlerin neticesinde bankanın özkaynak büyüklüğünün 124,8 milyar TL’ye ulaştığına ve sermaye yeterlilik oranının %20,9 olduğuna değinerek, “Özkaynak büyüklüğümüz ve sermaye yeterliliğimiz toplumdan aldığımızı topluma verme, paylaşma, ülkemize katkı sunma yönündeki yaklaşımımızın sürdürülebilirliği açısından bizim için çok kıymetli. Başarılı sonuçlarımızda her alanda benimsediğimiz dengeli, sağduyulu ve kısa dönem getirilere odaklanmak yerine, uzun vadeyi esas alan vizyonumuzun önemli payı olduğuna inanıyorum ” dedi.  Türkiye’de ticaretle uğraşan herkesin bilançosunun iyi olduğu bir dönemden geçildiğini aktaran Aran, “Herkes yılsonu hedeflerini yukarı yönlü revize etti. Sektörde kredilerin batmadığı, kredilerin ve nakit akışının döndüğü, ticaretle uğraşanların işlerinin iyi gittiği, para kazandığı bir dönemde bankalar da bundan nasibini alıyor” diye konuştu. Aran, aktif kalitesi ve sorunlu alacaklar oranında öngörülenden daha iyi bir performans sergilendiğini de söyledi.  Yeni nesil bankacılık ve dijitalleşmeye dair de değerlendirmelerde bulunan Aran, geleceğin bankacılığının mobil üzerinden yapılacağını, cep telefonlarının mobil cüzdan haline geleceğini 2000’li yılların başında öngördüklerinin altını çizerek, şöyle devam etti: “İş Bankası’nı bugün dijital bankacılıkta bir numara yapan, İşCep’i İşCep yapan o günkü vizyonumuzdu. Zamanından önce konuşulan ve o sırada insanlarda karşılığı olmayan bazı öngörüler, bunu düşünen kuruma 20 yıl sonra çok şey kazandırır. O nedenle ben bu tür ‘zamansız’ konularda, ‘neler yapabileceğini düşün, fazla abartma, ilk adımları at’ stratejisini önemli buluyorum. Bazı şeyleri zamanından önce düşünmek, hayal etmek çok şey kazandırır. Teknolojiyi doğru ve yerinde kullanmak önemli… Yoksa küçük küçük uygulamalar çöplüğüne dönme riski olur. Bundan da uzak durmakta fayda var.“  Hakan Aran, sürdürülebilirlik konusuyla ilgili olarak da son derece yaşamsal olan bu konuyu stratejik öncelikleri arasında en tepeye koyarak ilerlediklerini söyleyerek, “Burada özellikle hepimizin aklında kalması gereken şu; yaşadığımız bu dünyayı atalarımızdan miras değil çocuklarımızdan, gelecekten ödünç olarak aldık. Çocuklarımızın, torunlarımızın yüzüne bakarken gururla ‘ben senin için bunu yaptım ve o emanete iyi baktım’ diyebilmek için adımları çok sağlam atmamız gerekiyor. İnsanlar, şu anda sürdürülebilirlik başlığı altına giren her konuda ne denmek istendiğini ve konunun geldiği boyutun ciddiyetini çok iyi anlıyorlar” diye konuştu.   Sürdürülebilirlik başlığı altında yaptıklarına değinen Aran, bu yıl Birleşmiş M ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Fgqo6mY5AUiPySTVnyRCQQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>İş, Bankası, yaşında</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Fgqo6mY5AUiPySTVnyRCQQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="İş Bankası 98 yaşında"><p>Türkiye İş Bankası, 98 yılı geride bıraktı. İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, “26 Ağustos 2024’te 100. yılımızda her kesimde karşılığı olan bankacılık hizmetini yaratabilmeyi ve yolu İş Bankası ile kesişen herkese ‘Benim Bankam’ dedirtebilmeyi arzu ediyoruz” dedi. Aran, yerel ve küresel ekonomiye yönelik önemli değerlendirmeler de yaptı.</p><p>Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, “26 Ağustos 2024’te 100. yılımızda her kesimde karşılığı olan bankacılık hizmetini yaratabilmeyi ve yolu İş Bankası ile kesişen herkese ‘Benim Bankam’ dedirtebilmeyi arzu ediyoruz” dedi.  Bankanın 98. kuruluş yıldönümü vesilesiyle açıklama yapan Aran, “Kapsayıcı ve katılımcı bir yaklaşımla sürdürülebilir değer yaratan geleceğin bankası olmak” vizyonlarının kendilerine ilham verdiğini ve 100. yıldan sonra da neler yapmaları gerektiği konusunda yol gösterdiğini söyledi.</p><p>Aran, şöyle devam etti: “Biz de tarımdan sanayiye, turizmden ihracata tüm sektörlerde çiftçiye, sanayiciye, esnafa, memura, işçiye, tüccara dokunan, onlar için değer yaratan, anlam ifade eden, onların hayatında bir yer kaplayan ve samimiyetle ‘Benim Bankam’ dedikleri bir banka olma hedefiyle hareket ediyoruz. 26 Ağustos 2024’te 100. yılımızda her kesimde karşılığı olan bankacılık hizmetini yaratabilmeyi ve yolu İş Bankası ile kesişen herkese ‘Benim Bankam’ dedirtebilmeyi arzu ediyoruz. Bu konuda emin adımlarla ilerliyoruz.”</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ulLHNWvD6kOu8k9gXGTLOw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran">Ekonomik zorluklara rağmen ilk 6 ayda finansal açıdan son derece güzel sonuçlar elde ettiklerini vurgulayan Aran, “Ben bunun özündeki güzellikleri daha fazla önemsiyorum. Benim için kıymetli olan hisse değerimize yansıyan, hisse değerimizi artıran performansımız… Yatırımcılar, hisse senedi değerlemesi yapan analistler, neyin gerçek performanstan neyin ekonomik ortamdan kaynaklı olduğunu ayıklayıp hakkını vererek hissenize teveccüh gösteriyorlarsa asıl kıymetli olan budur” diye konuştu.   Bankanın yılın ilk yarısında aktif büyüklüğünü 1,15 trilyon TL’ye yükselttiğini ve “Türkiye’nin en büyük özel bankası” olmaya devam ettiğini hatırlatan Aran, bu dönemde 652,1 milyar TL nakdi kredi, 223,9 milyar TL gayrinakdi kredi olmak üzere ekonomiye toplam 876 milyar TL düzeyinde kaynak sağladıklarını vurguladı. Aran, tasarruf sahipleri açısından “güven”le özdeşleşen bir marka olarak, 737,2 milyar TL seviyesine yükselttikleri toplam mevduat hacmi ile bu konuda da özel bankalar arasındaki birinciliği sürdürdüklerini ifade etti.   Hakan Aran, tüm faaliyetlerin neticesinde bankanın özkaynak büyüklüğünün 124,8 milyar TL’ye ulaştığına ve sermaye yeterlilik oranının %20,9 olduğuna değinerek, “Özkaynak büyüklüğümüz ve sermaye yeterliliğimiz toplumdan aldığımızı topluma verme, paylaşma, ülkemize katkı sunma yönündeki yaklaşımımızın sürdürülebilirliği açısından bizim için çok kıymetli. Başarılı sonuçlarımızda her alanda benimsediğimiz dengeli, sağduyulu ve kısa dönem getirilere odaklanmak yerine, uzun vadeyi esas alan vizyonumuzun önemli payı olduğuna inanıyorum ” dedi.  Türkiye’de ticaretle uğraşan herkesin bilançosunun iyi olduğu bir dönemden geçildiğini aktaran Aran, “Herkes yılsonu hedeflerini yukarı yönlü revize etti. Sektörde kredilerin batmadığı, kredilerin ve nakit akışının döndüğü, ticaretle uğraşanların işlerinin iyi gittiği, para kazandığı bir dönemde bankalar da bundan nasibini alıyor” diye konuştu. Aran, aktif kalitesi ve sorunlu alacaklar oranında öngörülenden daha iyi bir performans sergilendiğini de söyledi.  Yeni nesil bankacılık ve dijitalleşmeye dair de değerlendirmelerde bulunan Aran, geleceğin bankacılığının mobil üzerinden yapılacağını, cep telefonlarının mobil cüzdan haline geleceğini 2000’li yılların başında öngördüklerinin altını çizerek, şöyle devam etti: “İş Bankası’nı bugün dijital bankacılıkta bir numara yapan, İşCep’i İşCep yapan o günkü vizyonumuzdu. Zamanından önce konuşulan ve o sırada insanlarda karşılığı olmayan bazı öngörüler, bunu düşünen kuruma 20 yıl sonra çok şey kazandırır. O nedenle ben bu tür ‘zamansız’ konularda, ‘neler yapabileceğini düşün, fazla abartma, ilk adımları at’ stratejisini önemli buluyorum. Bazı şeyleri zamanından önce düşünmek, hayal etmek çok şey kazandırır. Teknolojiyi doğru ve yerinde kullanmak önemli… Yoksa küçük küçük uygulamalar çöplüğüne dönme riski olur. Bundan da uzak durmakta fayda var.“  Hakan Aran, sürdürülebilirlik konusuyla ilgili olarak da son derece yaşamsal olan bu konuyu stratejik öncelikleri arasında en tepeye koyarak ilerlediklerini söyleyerek, “Burada özellikle hepimizin aklında kalması gereken şu; yaşadığımız bu dünyayı atalarımızdan miras değil çocuklarımızdan, gelecekten ödünç olarak aldık. Çocuklarımızın, torunlarımızın yüzüne bakarken gururla ‘ben senin için bunu yaptım ve o emanete iyi baktım’ diyebilmek için adımları çok sağlam atmamız gerekiyor. İnsanlar, şu anda sürdürülebilirlik başlığı altına giren her konuda ne denmek istendiğini ve konunun geldiği boyutun ciddiyetini çok iyi anlıyorlar” diye konuştu.   Sürdürülebilirlik başlığı altında yaptıklarına değinen Aran, bu yıl Birleşmiş Milletler Net-Sıfır Bankacılık Birliği’ne üye olarak karbonsuz ekonomiye geçişi uluslararası alanda da taahhüt ettiklerini, toplam enerji üretim projeleri portföyünün %75’inin yenilenebilir enerjiden oluştuğunu belirtti.   İklim krizinin yarattığı risk ve fırsatları birlikte ele aldıklarını, yalnızca kendi operasyonları bakımından değil müşterileri açısından da yeşil dönüşümü teşvik ettiklerini söyleyen Aran, yatırım tutarı 10 milyon ABD dolarını aşan tüm yeni yatırım kredileri için çevresel ve sosyal risk değerlendirme sürecini işlettiklerini aktardı. Öte yandan, kadın işletmelerinin ekonomiye katılımının ve kadın iş gücünün artırılmasının sürdürülebilir kalkınmanın anahtarı olduğuna inandıklarını dile getiren Aran, kadınlara dair yürüttükleri çalışmaları Birleşmiş Milletler Kadının Güçlenmesi Prensipleri (WEPs) imzacısı olarak pekiştirdiklerini vurguladı.  <strong>OLİMPİYAT SPONSORLUĞU</strong>  İş Bankası’nın, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi’nin resmi sponsorluğunu üstlenmesine dair de Aran, kurumsal sürdürülebilirlik stratejilerinin bir yansıması olarak, iklim pozitif ve toplumsal cinsiyet eşitliği odaklı ilk olimpiyat niteliğini haiz Paris 2024 Olimpiyat Oyunları kapsamında verdikleri destekle, milli sporculara yol arkadaşlığı yapacaklarını hatırlattı.    Hakan Aran, “Sporculara 2024 Paris Olimpiyat Oyunları’na kadar hazırlık sürecinde destek vermek, onları örnek alacak çocukların hayatlarına dokunabilmek, daha fazla gencin bu konuda mücadele etmesini, bu yola çıkmasını sağlamak istiyoruz. Eğer bunları başarabilirsek ne mutlu bize…” diye konuştu.   Olimpiyatların yapılacağı 2024’ün İş Bankası’nın 100. yılı olduğunu belirten Aran, “Ülke olarak ilk olimpiyatlara 1924’te katılmışız. Dolayısıyla Türkiye’nin olimpiyat tarihinin de 100. yılı… 1924 de Paris’miş, 2024 de Paris… Bu kadar denk düşme varken büyük bir mutlulukla, büyük bir umutla bu işe girdik. Sonuçların da güzel olacağına inanıyorum” dedi.  <strong>"KİTABIN DIŞINA ÇIKMALIYIZ"</strong>  Kuruluş yıldönümü vesilesiyle yaptığı açıklamada, ekonomiye ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Hakan Aran, dünyada şu anda yaşanan ekonomik sıkıntıların başlangıcının 2008 krizine dayandığını, bu krizin yarattığı sorunların henüz çözülemediğini söyledi.   Hakan Aran, “Merkez bankalarının 2008 krizini çözmek için aldığı kararlar ile tahvil alım programları kapsamında piyasaya likidite sağlamak üzere parasal genişlemeye gitmelerinin etkileri bugüne kadar devam etti. Piyasada bir para bolluğu oluştu. Özellikle Fed ve Avrupa Merkez Bankası piyasaya ciddi tutarlarda likidite sağladığında bu parasal bolluğun bir neticesi, sonucu olacağı belliydi” diye konuştu.  2008 krizini çözmek için uzun vadeli etkiler gözetilmeksizin sadece o günün şartları altında uygun görünen aksiyonlar alındığını, dünyadaki ekonomik sorunların, artık hiçbir ülkenin tek başına çözebileceği noktada olmadığını söyleyen Aran, şöyle konuştu: “Herkes, o çözüm noktasını geçti. Çünkü 2008’den 2022’ye kadar küresel ölçekte izlenen yanlış politikaların, 14 yıldır halının altına süpürülen problemlerin, bazı şeylerin ‘sonra yaparız’ denilerek ötelenmesinin sonuçlarıyla karşı karşıyayız. O gün çözüm gibi görülen politikalar, aslında sonucunun ne olacağı, bugün nelere mal olacağı tahmin edilebilecek politikalardı. ‘Bas parayı, dağıt, bir şey olmaz…’ İşte bunlar, bugünü getirdi. Yaşanan küresel enflasyonda asıl konu 2008’den bu zamana kadarki hikâye. Şu anda bununla yüzleştik. Artık bunun küresel bir problem olduğu ve ancak küresel bir çözümle halledilebileceği bilinciyle hareket etmeliyiz.”   Parasal bolluk devam ederken “pandemi şokunun” yaşandığını anımsatan Aran, koronavirüs salgını sırasında dünyanın alışık olduğu tedarik zincirlerinin kırıldığını, üretilen ürünlerin tüketiciye ulaşamadığını, navlun bedellerinin anormal seviyelere çıktığını söyledi. Arz kaynaklı sorunlar ve kapanmalar nedeniyle devletlerin 2008 krizinde olduğu gibi yine para basarak teşvik paketleri açıkladıklarını hatırlatan Aran, rezerv paraya sahip olmayan ülkelerin de bu yönde hareket etmeye başladıklarını ve hazinelerinin açık verdiğini ifade etti. Aşılanma sonrası normalleşme sürecinin başlamasıyla beraber talep patlaması yaşandığına dikkat çeken Aran, arzdaki sorun giderilmeden talep arttığı için ürünlerin fiyatının hızla yükseldiğini belirtti.   Hakan Aran, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Para bol, arz kısıtlı, arz edilenin de tedarik zincirlerindeki kırılmalar nedeniyle tüketiciyle ulaşmasında sorun var ve talep patlamış durumda. Bu nedenle küresel bir enflasyon olgusuyla karşı karşıyayız. Bu, ne devletlerin ne merkez bankalarının tek başına çözebileceği bir problem… Gerek ülkemizde, gerekse diğer ülkelerde uygulanan ekonomi politikaları, bu global sorunun çözümü için uygulanan alt başlıklar olarak değerlendirilebilir. Küresel enflasyonla karşılaştığımız bir dönemde, Rusya-Ukrayna krizi, bunun üzerine tuz biber ekti. Zaten petrolde, doğal gazda 100 doların üzerinde fiyatların konuşulduğu, bütün emtia ve ham madde fiyatlarının arttığı bir ortamda yüksek olan enflasyonu daha da artıran gelişmeler yaşanmaya başlandı. Böyle bir tabloda, yerel olarak enflasyon sorununu tek başına çözebilmek hiçbir ülkenin harcı değil. Şu anda hem gelişmiş ülkeler hem gelişmekte olan ülkeler, faiz artırıyorlar. Ve ‘sonuna kadar da artıracağız’ diyorlar.”   Aran, IMF ve Dünya Bankası gibi kuruluşların bu sürecin sonucunda küresel bazda resesyon olasılığının arttığını vurguladıklarına ve “Enerji fiyatı böyleyse, sen faizi böyle artırıyorsan, parayı da piyasadan böyle çekiyorsan bunun sonucu küresel durgunluk” dediklerine dikkat çekti.   <strong>ENFLASYON İÇİN ÖNERİLER</strong>  Küresel çaptaki ekonomik problemlerin sadece para politikasıyla veya faiz artırımlarıyla çözülemeyeceğinin altını çizen Aran, yakın gelecekte bütün dünyada ülkeleri zorlayacak ve daha yaratıcı stratejiler izlemelerini gerektirecek önlemlerin daha çok konuşulacağını söyledi. Dünyada siyasi risklerin azalmasının, savaşın durmasının ve barış ortamının hâkim kılınmasının enflasyonla mücadele açısından taşıdığı öneme işaret eden Aran, “Kırılan tedarik zincirleri tekrar devreye girmeli. Uyanık olanın, ön alanın kendini kurtardığı bir anlayışla gidilemez. Sadece G7 gibi oluşumlarla da yürüyecek şeyler değil. Daha geniş katılımla alınacak küresel kararlarla bu işin üstesinden gelinebilir” dedi.   <strong>PARA POTİKİLARI MIKNATIS GİBİ</strong>  “Küresel açıdan böyle bir konjonktür varken, ülkemizde enflasyon %80’e dayanmışken faizin %13, 15 olmasının sorunun çözümüne bir etki etmeyeceğini, o aşamaları geçtiğimizi düşünüyorum. Bununla birlikte problemin ciddiyetinin de farkında olmamız gerekiyor” diyen Aran, “Sorunların çözümü için ‘Merkez Bankası faizi indirsin, yükseltsin’ noktasının çok ötesindeyiz” yorumunu yaptı. Hakan Aran, piyasa işleyişinin kendi dinamikleri olduğunu ve piyasa araçları arasında bir eşgüdüm olması gerektiğini belirterek, “Merkez bankalarının para politikası araçları da bir mıknatıs gibi bu dinamikleri yönlendiriyor. Fakat mıknatısı uzaklaştırdığınızda, bunu ne kadar oynattığınızın artık bir önemi kalmıyor” diye konuştu.  <strong>DENGE UYARISI</strong>  Gezegenler arasında, yeri milimetrik bile oynadığında evrende ciddi değişikliklere neden olabilecek bir denge bulunduğunu söyleyen Aran, şöyle konuştu: “Ekosistemde de buna benzer bir denge var. Enflasyon açısından da bu dengenin dikkatli bir şekilde ve titizlikle çok iyi yönetilmesi gerekiyor. Artık, bozulan dengeyi düzeltmek için bütüncül kararlar alınması, ciddiyetle uygun adımların atılması gereken bir noktadayız. 2008 global krizi tam olarak sona ermeden pandemiyle birleşti. O dönem çözülemeyen sorunlar bugün halen karşımızda. Ve bunların çözümü için bugün kitabın dışına çıkmak gerekiyor. O nedenle büyük resim içinde yeni şeyleri bulmak, yeni şeyleri keşfetmek gerekiyor.”   <strong>BİLANÇOLARDA ENFLASYON ETKİSİ</strong>  İş Bankası Genel Müdürü Aran, Türkiye’de şirketlerin bu dönemde açıkladıkları bilanço sonuçlarına ve yüksek karlılıklarına ilişkin değerlendirmesinde ise şu anda ülkedeki yüksek enflasyon ve düşük faiz ortamının, tüm kesimlerin bilançosunu etkilediğini ve yüksek kar rakamları açıklandığını söyledi. Aran, şirketlerin gerçek performansına, elde edilen bu sonuçların nasıl oluştuğuna iyi bakılması gerektiğini, bazen sonucun iyi görünmesinin yanıltıcı olabildiğini söyledi. Yüksek enflasyon nedeniyle gelirlerin olduğundan iyi, giderlerin ise olduğundan az göründüğüne işaret eden Aran, gelir-gider arasındaki fark nedeniyle de karların yüksek olduğunu belirtti.   Burada dikkat edilmesi gereken en önemli faktörün enflasyon olduğunun altını çizen Aran, konuşmasını şöyle sürdürdü: ”Enflasyon nedeniyle bilançolar olduğundan iyi görünüyor; enflasyon muhasebesi uygulamayınca, enflasyona göre düzeltme yapmayınca gerçek durumu anlayamıyorsunuz. Gerçekten iyi mi yoksa sadece görüntü mü iyi? O nedenle bilançoları, enflasyon muhasebesi sonrası değerlendirmek sağlıklı olur.” Aran, bilançolar arasında veya bilançonun kendisi içinde şirketin performansına dayalı bölümleri iyi analiz etmenin çok kıymetli olduğunu vurguladı.   Dünya ekonomisinde bu kadar sıkıntı varken ve Türkiye’de enflasyon hızla yükselmişken şirket bilançolarının iyi olmasının kafaları karıştırdığını söyleyen Aran, “Enflasyonun yarattığı sorunları ve sanal görüntüyü iyi irdelemek, masaya yatırmak gerekiyor. Bir taraftan baktığınızda her şeyi iyi görebilirsiniz, yorumlayabilirsiniz. Ama diğer taraftan baktığınızda, çok karamsar olabilirsiniz. Burada kritik nokta, şirket bilançolarındaki karlılığı gelecekten ödünç aldığımızın farkına varmamız ve bunun ne kadar sürdürülebilir olduğu” diye konuştu.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Avrupa Yatırım, geri dönüşüm yatırımlarını artırıyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/avrupa-yatirim-geri-doenusum-yatirimlarini-artiriyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/avrupa-yatirim-geri-doenusum-yatirimlarini-artiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Avrupa Yatırım Holding, suni derileri geri dönüştürerek EPDM membran isimli yapı malzemesinin üretimine odaklanan Naturel Geri Dönüşüm isimli yeni bir şirket kurdu. Şirketin Gaziantep 2. Organize Sanayi Bölgesi’nde 4 milyon TL sermayeyle kurulduğu bilinirken, Avrupa Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Burak Telli, holding yatırım vizyonuna ilişkin ayrıntılar paylaştı.Ayakkabı ve çanta sektöründe artan küresel talep, alternatif üretim yollarına ve hammadde seçeneklerine yönelik ihtiyacı artırdı. Tüketicilerin talebi, alternatif hammaddeler arasında öne çıkan suni deri pazarının büyümesinin itici gücü olarak konumlandı. 2021’deki büyüklüğü 33,7 milyar dolar olarak ölçülen küresel suni deri pazarının, 2022’den 2030’a kadar yıllık %8 bileşik büyüme oranıyla genişleyeceği tahmin edildi. Kullan-at giyim sektörünün her geçen yıl daha büyük bir pazar oluşturduğuna dikkat çeken Avrupa Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Burak Telli, holdingin son yatırımı olan Naturel Geri Dönüşüm’ün sektörü döngüsel ekonominin bir parçası haline getirebilmek için nasıl bir rol üstlendiğine ilişkin ayrıntıları paylaştı.Natural Geri Dönüşüm&#039;ün suni derileri geri dönüştürerek bugün yapı endüstrisinin yoğun olarak kullandığı EPDM membran malzemesinin üretimine odaklandığını vurgulayan Ramazan Burak Telli, “Avrupa Yatırım Holding olarak amacımız gelecek kuşaklara daha yaşanabilir bir dünya bırakmak. Bunun için doğru sektörlerde yatırım yaparak değer oluşturmayı amaçlıyoruz” ifadelerini kullandı.  GAZİANTEP 2. ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ’NDE FAALİYET GÖSTERİYOR  Avrupa Yatırım Holding&#039;in sürdürülebilirlik odaklı geri dönüşüm yatırımlarından sonuncusu olarak konumlanan Naturel Geri Dönüşüm, Gaziantep 2. Organize Sanayi Bölgesi&#039;nde kuruldu. Suni derileri geri dönüşüm işleminden sonra EPDM membrana dönüştüren fabrika, Kamuyu Aydınlatma Platformu&#039;na yapılan açıklamaya göre Avrupa Yatırım Holding çatısı altında, Ege Karma Kauçuk bağlı ortaklığıyla, 4 milyon TL sermayeli bir şirket olarak faaliyet göstermeye başladı. Her sektörde çevresel anlamda en iyi pratiklerin benimsenmesi ve döngüsel ekonominin sektörlerin temel odağı olması gerektiğine dikkat çeken Ramazan Burak Telli, &quot;Geoflex, Geoflex Keçeli, Flexdlt gibi EPDM membran çeşitlerimizle hem moda endüstrisinin ürettiği suni derileri geri dönüştürüyor, hem de yapı sektörünün ihtiyaç duyduğu dayanıklılığa yanıt verebilecek %100 çevreci ürünler geliştiriyoruz. Avrupa Yatırım Holding olarak yaptığımız bu son yatırım, şirketimizin yenilikçi, sürdürülebilir, değer odaklı ve sorumlu yaklaşımı benimseyen yatırım vizyonuna tam anlamıyla uyuyor. Güçlü büyüme potansiyeline sahip bir sektörde, yepyeni bir oyuncuyla var olmaya başladık&quot; dedi.  “ÖNCÜ SEKTÖRLERDE FAALİYET GÖSTERMEYE DEVAM EDECEĞİZ”  Türkiye’nin en değerli yatırım şirketlerinden biri olmayı hedeflediklerini hatırlatan Avrupa Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Burak Telli, değerlendirmelerini şu ifadelerle sonlandırdı: “Naturel Geri Dönüşüm ile geri dönüşüm sektöründeki faaliyet alanımızı daha da genişleterek şeffaflık, refah ve istikrar eksenlerine katkıda bulunacak verimli ve sürdürülebilir yatırımlar yapmak olarak belirlediğimiz amacımıza bir adım daha yaklaşıyoruz. Hedefimiz, tüm şirket ve iştiraklerimizde yenilenebilir enerji kullanmak, sürdürülebilir yaklaşımlar benimsemek, adil iş modelleri oluşturmak ve elde ettiğimiz kazanımları sermayedar, ortak, çalışan ve müşterilerimizle paylaşarak ülkemizin refahını artırmak. Bu hedefe ulaşmak için iştiraklerimize yalnızca finansal sermayemizle değil, entelektüel sermayemizle de destek oluyoruz. Temmuz sonunda KAP&#039;a bildirdiğimiz ve yalnızca pazarlama fonksiyonuna odaklanan yeni iştirakimiz de bu savımızı destekliyor. Sağlık, tarım, geri dönüşüm ve hizmet gibi faaliyet gösterdiğimiz tüm sektörlerde iş birliklerini geliştirmek, yatırımları artırmak ve Avrupa Yatırım Holding’i yaklaşım anlamında bir emsale dönüştürmek için durmadan çalışmayı sürdürüyoruz.” ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/p339Mh0RhUqxXXbSBzvkjA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Avrupa, Yatırım, geri, dönüşüm, yatırımlarını, artırıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/p339Mh0RhUqxXXbSBzvkjA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Avrupa Yatırım, geri dönüşüm yatırımlarını artırıyor"><p>Avrupa Yatırım Holding, suni derileri geri dönüştürerek EPDM membran isimli yapı malzemesinin üretimine odaklanan Naturel Geri Dönüşüm isimli yeni bir şirket kurdu. Şirketin Gaziantep 2. Organize Sanayi Bölgesi’nde 4 milyon TL sermayeyle kurulduğu bilinirken, Avrupa Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Burak Telli, holding yatırım vizyonuna ilişkin ayrıntılar paylaştı.</p><p>Ayakkabı ve çanta sektöründe artan küresel talep, alternatif üretim yollarına ve hammadde seçeneklerine yönelik ihtiyacı artırdı. Tüketicilerin talebi, alternatif hammaddeler arasında öne çıkan suni deri pazarının büyümesinin itici gücü olarak konumlandı.</p><p> 2021’deki büyüklüğü 33,7 milyar dolar olarak ölçülen küresel suni deri pazarının, 2022’den 2030’a kadar yıllık %8 bileşik büyüme oranıyla genişleyeceği tahmin edildi.</p><p> Kullan-at giyim sektörünün her geçen yıl daha büyük bir pazar oluşturduğuna dikkat çeken Avrupa Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Burak Telli, holdingin son yatırımı olan Naturel Geri Dönüşüm’ün sektörü döngüsel ekonominin bir parçası haline getirebilmek için nasıl bir rol üstlendiğine ilişkin ayrıntıları paylaştı.</p><p>Natural Geri Dönüşüm'ün suni derileri geri dönüştürerek bugün yapı endüstrisinin yoğun olarak kullandığı EPDM membran malzemesinin üretimine odaklandığını vurgulayan Ramazan Burak Telli, “Avrupa Yatırım Holding olarak amacımız gelecek kuşaklara daha yaşanabilir bir dünya bırakmak. Bunun için doğru sektörlerde yatırım yaparak değer oluşturmayı amaçlıyoruz” ifadelerini kullandı.  <strong>GAZİANTEP 2. ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ’NDE FAALİYET GÖSTERİYOR</strong>  Avrupa Yatırım Holding'in sürdürülebilirlik odaklı geri dönüşüm yatırımlarından sonuncusu olarak konumlanan Naturel Geri Dönüşüm, Gaziantep 2. Organize Sanayi Bölgesi'nde kuruldu. Suni derileri geri dönüşüm işleminden sonra EPDM membrana dönüştüren fabrika, Kamuyu Aydınlatma Platformu'na yapılan açıklamaya göre Avrupa Yatırım Holding çatısı altında, Ege Karma Kauçuk bağlı ortaklığıyla, 4 milyon TL sermayeli bir şirket olarak faaliyet göstermeye başladı. </p><p>Her sektörde çevresel anlamda en iyi pratiklerin benimsenmesi ve döngüsel ekonominin sektörlerin temel odağı olması gerektiğine dikkat çeken Ramazan Burak Telli, "Geoflex, Geoflex Keçeli, Flexdlt gibi EPDM membran çeşitlerimizle hem moda endüstrisinin ürettiği suni derileri geri dönüştürüyor, hem de yapı sektörünün ihtiyaç duyduğu dayanıklılığa yanıt verebilecek %100 çevreci ürünler geliştiriyoruz. Avrupa Yatırım Holding olarak yaptığımız bu son yatırım, şirketimizin yenilikçi, sürdürülebilir, değer odaklı ve sorumlu yaklaşımı benimseyen yatırım vizyonuna tam anlamıyla uyuyor. Güçlü büyüme potansiyeline sahip bir sektörde, yepyeni bir oyuncuyla var olmaya başladık" dedi.  <strong>“ÖNCÜ SEKTÖRLERDE FAALİYET GÖSTERMEYE DEVAM EDECEĞİZ”</strong>  Türkiye’nin en değerli yatırım şirketlerinden biri olmayı hedeflediklerini hatırlatan Avrupa Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Burak Telli, değerlendirmelerini şu ifadelerle sonlandırdı:</p><p> “Naturel Geri Dönüşüm ile geri dönüşüm sektöründeki faaliyet alanımızı daha da genişleterek şeffaflık, refah ve istikrar eksenlerine katkıda bulunacak verimli ve sürdürülebilir yatırımlar yapmak olarak belirlediğimiz amacımıza bir adım daha yaklaşıyoruz. Hedefimiz, tüm şirket ve iştiraklerimizde yenilenebilir enerji kullanmak, sürdürülebilir yaklaşımlar benimsemek, adil iş modelleri oluşturmak ve elde ettiğimiz kazanımları sermayedar, ortak, çalışan ve müşterilerimizle paylaşarak ülkemizin refahını artırmak. Bu hedefe ulaşmak için iştiraklerimize yalnızca finansal sermayemizle değil, entelektüel sermayemizle de destek oluyoruz. Temmuz sonunda KAP'a bildirdiğimiz ve yalnızca pazarlama fonksiyonuna odaklanan yeni iştirakimiz de bu savımızı destekliyor. Sağlık, tarım, geri dönüşüm ve hizmet gibi faaliyet gösterdiğimiz tüm sektörlerde iş birliklerini geliştirmek, yatırımları artırmak ve Avrupa Yatırım Holding’i yaklaşım anlamında bir emsale dönüştürmek için durmadan çalışmayı sürdürüyoruz.”</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>&amp;apos;Çalışma hayatının Davos&amp;apos;u&amp;apos; yarın toplanacak</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/calisma-hayatinin-davosu-yarin-toplanacak</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/calisma-hayatinin-davosu-yarin-toplanacak</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) tarafından kamu, ulusal ve uluslararası işçi ve işveren temsilcilerini bir araya getirmek üzere düzenlenen Ortak Paylaşım Forumu’nun dördüncüsü yarın toplanacak. Bu yıl, “Çalışma Hayatında Sürdürülebilirlik” ana temasıyla gerçekleşecek olan Forumda, “ikiz dönüşüm” ve “işgücünün sürekliliği” odak noktaları ile &quot;iş sağlığı ve güvenliği&quot; konuları masaya yatırılacak.Ulusal ve uluslararası en geniş üst düzey katılım ile gerçekleşecek Ortak Paylaşım Forumu, &quot;Çalışma Hayatınının Sürdürülebilirliği&quot; ana teması ile düzenlenecek.  TİSK’in ev sahipliğinde Divan Kuruçeşme’de düzenlenecek Forum’da; kamu, işçi ve işveren temsilcileri sürdürülebilir bir çalışma hayatının anahtar noktalarını konuşacak.  Bu yıl “İkiz dönüşüm” ve İşgücünün sürekliliği” odak noktalarının detaylandırılacağı Forumda, iklim krizine karşı nasıl önlem alınması gerektiği, refahın nasıl adil paylaşılabileceği, ikiz dönüşümün çalışma hayatına getireceği etkilerin nasıl yönetilebileceği ve yeşil mesleklere bugünden nasıl hazırlanabileceği konuları da masaya yatırılacak.  TİSK sürdürülebilirlik liderlerine sözü verecek  Uzman konuşmacıların ve birbirinden değerli kurumların sürdürülebilirlik liderlerinin yer alacağı Forum’da sanayide sektörel boyutta sürdürülebilirliğe yaklaşım, yeşil dönüşümün sektörel etkileri ve bu kapsamda yürütülen iyi uygulamalar mercek altına alınacak ve bu kapsamda Ülkemiz adına atılması gereken adımlar değerlendirilecek.  Ayrıca, kaçınılmaz olan Yeşil Dönüşüm sürecinin zorlukları ve yaratacağı fırsatlar, uluslararası kurum ve kamu temsilcilerinin üst düzey katılımı ile ele alınacak.  Çalışma hayatının olmazsa olmazı İş Sağlığı ve Güvenliği konusu Forum’da yine yerini alacak  Ortak Paylaşım Forumu’nda her yıl ele alınan İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) konusu bu yıl teknoloji odağında değerlendirelecek. TİSK tarafından yürütülen İSG’de teknoloji kullanımına yönelik birbirinden değerli projeler mercek altına alınacak olup projeler kapsamında iş birliği içerisinde olunan teknoloji ve kamu paydaşları da forumda yerini alacak.   Etkinlik, https://www.ortakpaylasimforumu.org/ web sayfasından canlı olarak takip edilebilecek.   ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MdwAyH1w106qN7oGlzyy5A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Çalışma, hayatının, Davosu, yarın, toplanacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MdwAyH1w106qN7oGlzyy5A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="'Çalışma hayatının Davos'u' yarın toplanacak"><p>Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) tarafından kamu, ulusal ve uluslararası işçi ve işveren temsilcilerini bir araya getirmek üzere düzenlenen Ortak Paylaşım Forumu’nun dördüncüsü yarın toplanacak. Bu yıl, “Çalışma Hayatında Sürdürülebilirlik” ana temasıyla gerçekleşecek olan Forumda, “ikiz dönüşüm” ve “işgücünün sürekliliği” odak noktaları ile "iş sağlığı ve güvenliği" konuları masaya yatırılacak.</p>Ulusal ve uluslararası en geniş üst düzey katılım ile gerçekleşecek Ortak Paylaşım Forumu, "Çalışma Hayatınının Sürdürülebilirliği" ana teması ile düzenlenecek.  TİSK’in ev sahipliğinde Divan Kuruçeşme’de düzenlenecek Forum’da; kamu, işçi ve işveren temsilcileri sürdürülebilir bir çalışma hayatının anahtar noktalarını konuşacak.  Bu yıl “İkiz dönüşüm” ve İşgücünün sürekliliği” odak noktalarının detaylandırılacağı Forumda, iklim krizine karşı nasıl önlem alınması gerektiği, refahın nasıl adil paylaşılabileceği, ikiz dönüşümün çalışma hayatına getireceği etkilerin nasıl yönetilebileceği ve yeşil mesleklere bugünden nasıl hazırlanabileceği konuları da masaya yatırılacak.  <strong>TİSK sürdürülebilirlik liderlerine sözü verecek</strong>  Uzman konuşmacıların ve birbirinden değerli kurumların sürdürülebilirlik liderlerinin yer alacağı Forum’da sanayide sektörel boyutta sürdürülebilirliğe yaklaşım, yeşil dönüşümün sektörel etkileri ve bu kapsamda yürütülen iyi uygulamalar mercek altına alınacak ve bu kapsamda Ülkemiz adına atılması gereken adımlar değerlendirilecek.  Ayrıca, kaçınılmaz olan Yeşil Dönüşüm sürecinin zorlukları ve yaratacağı fırsatlar, uluslararası kurum ve kamu temsilcilerinin üst düzey katılımı ile ele alınacak.  Çalışma hayatının olmazsa olmazı İş Sağlığı ve Güvenliği konusu Forum’da yine yerini alacak  Ortak Paylaşım Forumu’nda her yıl ele alınan İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) konusu bu yıl teknoloji odağında değerlendirelecek. TİSK tarafından yürütülen İSG’de teknoloji kullanımına yönelik birbirinden değerli projeler mercek altına alınacak olup projeler kapsamında iş birliği içerisinde olunan teknoloji ve kamu paydaşları da forumda yerini alacak.   Etkinlik, https://www.ortakpaylasimforumu.org/ web sayfasından canlı olarak takip edilebilecek.  ]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sürdürülebilir Gıda Zirvesi 18 Ekim&amp;apos;de başlıyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/surdurulebilir-gida-zirvesi-18-ekimde-basliyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/surdurulebilir-gida-zirvesi-18-ekimde-basliyor</guid>
<description><![CDATA[ Sürdürülebilirlik Akademisi ve TÜGİS iş birliğinde, T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı destekleriyle, 18-19 Ekim’de düzenlenecek ‘Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’, dünyadan ve Türkiye’den önde gelen isimlerin katılımıyla iki gün olarak gerçekleşecek.Zirve T.C. Tarım ve Orman Bakanı Prof. Dr. Vahit Kirişçi katılımıyla gerçekleşecek.  Sürdürülebilirlik Akademisi ve TÜGİS tarafından her yıl Dünya Gıda Günü ile eş zamanlı gerçekleştirilen ‘Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’ sekizinci yılında Gıda Sistemleri Dönüşümü sağlıklı gezegen sağlıklı insan için bir araya geliyor.  Önde gelen gıda markaları, girişimciler, yatırımcılar, kamu ve sivil toplum dahil değişimde kilit rol oynayan tüm paydaşların katılımıyla gerçekleşecek zirvede, sektörün karşı karşıya olduğu mevcut ve olası zorluklara karşı çözüm önerileri tartışılacak. Zirvede, sürdürülebilir tarım, iklim değişikliği, gıdada döngüsellik, dönüşüm için inovasyon, tedarik zinciri dayanıklılığı, gıda perakendeciliği &amp; tüketici davranışları, gıda ekonomisi, bütüncül beslenme başlıkları altında sektör paydaşları karşılıklı görüş alışverişinde bulunacak.  Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’nin öne çıkan konuşmacıları arasında; T.C. Tarım ve Orman Bakanı Prof. Dr. Vahit Kirişçi , TÜGİS Yönetim Kurulu Başkanı Necdet Buzbaş, Food Drink Europe Genel Müdürü Dirk Jacops, FAO Orta Asya Alt Bölge Koordinatörü ve Türkiye Temsilcisi Viorel Gutu,Sürdürülebilirlik Akademisi Yönetim Kurulu Üyesi Murat Sungur Bursa, Zintinus CEO’su Olaf Koch, Producers Trust Kurucu Ortak &amp; CEO’su Keith Agoada, Aromsa Yönetim Kurulu Üyesi Melis Yasa, Sürdürülebilirlik Akademisi YK Üyesi Semra Sevinç, Yıldız Holding Kurumsal Strateji İş Geliştirme &amp; MEA Başkanı Fezal Okur Eskil, Palsgaard Genel Müdürü Cengiz Altop, Schneider Electric Türkiye Ülke Müdürü İsmail Yamangil, T.C Tarım Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürü Dr. Mehmet Hasdemir,Tat CEO’su Evren Albaş, Ferrero Fındık Müdürü  Bamsi Akın, TÜRİB Genel Müdürü Ali Kırali, İstanbul Teknik Üniversitesi Prof. Dr. Beraat Özçelik,BÜYEM Genel Müdürü Tamer Atabarut, Mérieux NutriSciences Türkiye Genel Müdürü Sabahnur Demirci, İpsos Türkiye CCO Yasemin Özen Gürelli, Balparmak Ar-ge ve Kalite Direktörü Emel Damarlı, Şef Sosyal Girişimci Ebru Baybara Demir, Sürdürülebilirlik Akademisi YK Üyesi Semra Sevinç  İş dünyasının desteği sürüyor  8. Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’nin ana sponsorları Aromsa, Yıldız Holding, Palsgaard.  Platin sponsorlar; Ferrero Fındık,Pınar, Schneider Electric.  Altın sponsorlar; Cargill, Haribo,Tat  Gümüş sponsorlar; Balparmak,Banvit,Golf,Herbalife Nutrition,İreks, Mérieux NutriSciences Türkiye,Metro,Modern Çikolata, Söke ve Şok.  Sürdürülebilir Gıda Zirvesi ana medya sponsoru NTV.  Sürdürülebilir Gıda Zirvesi ile ilgili detaylı bilgiye https://surdurulebilirgidazirvesi.com/ internet sitesi üzerinden erişebilir, program detaylarını takip edebilirsiniz. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MpjJnqaYt0KqRt3d1voUmA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Sürdürülebilir, Gıda, Zirvesi, Ekimde, başlıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MpjJnqaYt0KqRt3d1voUmA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Sürdürülebilir Gıda Zirvesi 18 Ekim'de başlıyor"><p>Sürdürülebilirlik Akademisi ve TÜGİS iş birliğinde, T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı destekleriyle, 18-19 Ekim’de düzenlenecek ‘Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’, dünyadan ve Türkiye’den önde gelen isimlerin katılımıyla iki gün olarak gerçekleşecek.</p>Zirve T.C. Tarım ve Orman Bakanı Prof. Dr. Vahit Kirişçi katılımıyla gerçekleşecek.  Sürdürülebilirlik Akademisi ve TÜGİS tarafından her yıl Dünya Gıda Günü ile eş zamanlı gerçekleştirilen ‘Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’ sekizinci yılında Gıda Sistemleri Dönüşümü sağlıklı gezegen sağlıklı insan için bir araya geliyor.  Önde gelen gıda markaları, girişimciler, yatırımcılar, kamu ve sivil toplum dahil değişimde kilit rol oynayan tüm paydaşların katılımıyla gerçekleşecek zirvede, sektörün karşı karşıya olduğu mevcut ve olası zorluklara karşı çözüm önerileri tartışılacak. Zirvede, sürdürülebilir tarım, iklim değişikliği, gıdada döngüsellik, dönüşüm için inovasyon, tedarik zinciri dayanıklılığı, gıda perakendeciliği & tüketici davranışları, gıda ekonomisi, bütüncül beslenme başlıkları altında sektör paydaşları karşılıklı görüş alışverişinde bulunacak.  Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’nin öne çıkan konuşmacıları arasında; T.C. Tarım ve Orman Bakanı Prof. Dr. Vahit Kirişçi , TÜGİS Yönetim Kurulu Başkanı Necdet Buzbaş, Food Drink Europe Genel Müdürü Dirk Jacops, FAO Orta Asya Alt Bölge Koordinatörü ve Türkiye Temsilcisi Viorel Gutu,Sürdürülebilirlik Akademisi Yönetim Kurulu Üyesi Murat Sungur Bursa, Zintinus CEO’su Olaf Koch, Producers Trust Kurucu Ortak & CEO’su Keith Agoada, Aromsa Yönetim Kurulu Üyesi Melis Yasa, Sürdürülebilirlik Akademisi YK Üyesi Semra Sevinç, Yıldız Holding Kurumsal Strateji İş Geliştirme & MEA Başkanı Fezal Okur Eskil, Palsgaard Genel Müdürü Cengiz Altop, Schneider Electric Türkiye Ülke Müdürü İsmail Yamangil, T.C Tarım Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürü Dr. Mehmet Hasdemir,Tat CEO’su Evren Albaş, Ferrero Fındık Müdürü  Bamsi Akın, TÜRİB Genel Müdürü Ali Kırali, İstanbul Teknik Üniversitesi Prof. Dr. Beraat Özçelik,BÜYEM Genel Müdürü Tamer Atabarut, Mérieux NutriSciences Türkiye Genel Müdürü Sabahnur Demirci, İpsos Türkiye CCO Yasemin Özen Gürelli, Balparmak Ar-ge ve Kalite Direktörü Emel Damarlı, Şef Sosyal Girişimci Ebru Baybara Demir, Sürdürülebilirlik Akademisi YK Üyesi Semra Sevinç  İş dünyasının desteği sürüyor  8. Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’nin ana sponsorları Aromsa, Yıldız Holding, Palsgaard.  Platin sponsorlar; Ferrero Fındık,Pınar, Schneider Electric.  Altın sponsorlar; Cargill, Haribo,Tat  Gümüş sponsorlar; Balparmak,Banvit,Golf,Herbalife Nutrition,İreks, Mérieux NutriSciences Türkiye,Metro,Modern Çikolata, Söke ve Şok.  Sürdürülebilir Gıda Zirvesi ana medya sponsoru NTV.  Sürdürülebilir Gıda Zirvesi ile ilgili detaylı bilgiye <a href="https://surdurulebilirgidazirvesi.com/" target="_blank" title="https://surdurulebilirgidazirvesi.com/" data-mce-href="https://surdurulebilirgidazirvesi.com/" rel="nofollow">https://surdurulebilirgidazirvesi.com/</a> internet sitesi üzerinden erişebilir, program detaylarını takip edebilirsiniz.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kocaeli Büyükşehir’den Sıfır Atık Festivali: Daha azıyla daha çok dünya</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/kocaeli-buyuksehirden-sifir-atik-festivali-daha-aziyla-daha-cok-dunya</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/kocaeli-buyuksehirden-sifir-atik-festivali-daha-aziyla-daha-cok-dunya</guid>
<description><![CDATA[ Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, ekosistemin doğal dengesinin bozulduğu günümüz koşullarında dünyanın tüm canlılar ve gelecek nesiller için daha yaşanabilir bir yer olması konusunda bir farkındalık oluşturmak adına 14-16 Ekim’de Sıfır Artık Festivali düzenliyor. Türkiye’de yerel yönetimler düzeyindeki en kapsamlı dönüşüm seferberliği olan Sıfır Atık Festivali “Daha azıyla daha çok dünya” teması ile gerçekleşecek.Atıksız yaşamlar kurgulamayı ve 7’den 70’e herkese çevre bilincini oluşturulmayı hedefleyen festival geniş bir katılımla olacak.Festivale, Sıfır Atık bilincinin oluşması ve yaygınlaşmasına önderlik eden ve bu çabalarıyla Dünya Bankası tarafından ilk kez verilen “İklim ve Kalkınma Liderlik Ödülü”nü alan Emine Erdoğan ve ülkemizde bu konunun yürütücüsü ve liderliğini üstlenen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un katılması bekleniyor. Ayrıca sürdürülebilir tekstil konusunda önemli çalışmalara imza atan ünlü modacı Dilek Hanif ve dünyanın geleceği için sözü olanlar festivalde yer alacak. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, “Mutlu şehir havasıyla, suyuyla, toprağıyla deniziyle temiz bir şehirdir. Kocaeli’nin mutlu bir şehir olması yolunda önemli köşe taşlarından biri olacak Sıfır Atık Festivali’ne tüm Kocaelili hemşerilerimizi bekliyorum’’ dedi.  “1.3 MİLYAR TON YİYECEK ÇÖPE ATILIYOR”  İnsanın yarattığı hızlı tüketim döngüleri sonucunda tabii kaynakların büyük bir hızla yok olduğuna dikkat çeken Başkan Büyükakın, dünyanın içinde bulunduğu tehlikeye şu sözlerle dikkat çekti: “Geçen haziran ayının 22’si insanların bir yıl boyunca kullanabileceği kaynakları, o yıl içinde tükettikleri günü işaret eden ‘Dünya Limit Aşım Günü’ydü. Dünyamızın kaynaklarını sanki 1.7 katına sahipmişiz gibi kullanıyoruz. Eğer tahmin edildiği gibi dünya nüfusu 2050 yılına kadar 9,6 milyara ulaşacak olursa, bugünkü üretim ve tüketim alışkanlıklarımızı devam ettirmek için üç kat daha büyük bir dünyaya ihtiyacımız olacak. Hammaddeleri çıkarıyor, ürünlere dönüştürüyor ve kullandıktan veya tükettikten sonra ürünleri genellikle geri dönüştürülemez atık olarak elden çıkarıyoruz. Bunun sonucu ne? Her yıl üretilen gıdanın üçte biri yani 1,3 milyar ton yiyecek çöpe atılıyor. Türkiye’de üretilen meyve sebzenin en az yüzde 25-30’u daha sofraya ulaşmadan çöpe gidiyor. Sadece prize boşa takılı fişler, Türkiye’de toplam elektriğin yüzde 5’ini tüketiyor. Her yıl çöpe atılan kullanılmış giysilerin miktarı 15 milyon ton”  “MUTLU ŞEHİR HAVASIYLA, SUYUYLA, TOPRAĞIYLA TEMİZ ŞEHİRDİR”  Sıfır Atık Festivali’nin amacından bahseden Başkan Büyükakın, sürdürülemez tüketim anlayışı nedeniyle gezegenimizin gittikçe artan bir baskının altında olduğunu ve bu hissedilebilir etkilerle canlıları uyardığını dile getirdi. Başkan Büyükakın, “Bugün çevre dostu politikalar tüm dünyanın gündeminde ama esas güç, bireysel olarak tüketim alışkanlıklarımızı değiştirmekte yatıyor. Türkiye’nin ilk ve en kapsamlı Sıfır Atık Festivali de işte tam bu anlayışın üzerine inşa edildi. “Dünyanı Dönüştür” ana temasıyla ülkemizin ve dünyamızın geleceği adına bu değişimi sağlamak için Sıfır Atık konusunda bireylerin gücünü harekete geçirmek, onların gönüllü olarak bu değişime, seferberliğe katılmalarını teşvik etmeyi hedefliyoruz. Her zaman olduğu gibi Festival’de ortaya konan önerilerin, projelerin hayata geçmesi için tüm çabamızı ortaya koyacağız. Çünkü  “Mutlu şehir ekonomisi güçlü şehirdir, mutlu şehir caddelerinde sokaklarında yürünebilir şehirdir, mutlu şehir akıllı bir şehirdir, mutlu şehir yaşlısından gencine engellisine kadar herkes için erişilebilir bir şehirdir, her şeyden önemlisi mutlu şehir havasıyla, suyuyla, toprağıyla deniziyle temiz bir şehirdir. Kocaeli’nin mutlu bir şehir olması yolunda önemli köşe taşlarından biri olacak Sıfır Atık Festivali’ne tüm Kocaelili hemşerilerimizi bekliyorum” dedi.  HERKES ÇÖZÜMÜN BİR PARÇASI OLMALI  “Daha Azıyla Daha Çok Dünya” sloganıyla ülkemizin ve dünyamızın geleceği ve bu değişimi sağlamak için Sıfır Atık konusunda bireylerin gücünü harekete geçirmek, onların gönüllü olarak bu değişime katılmalarını teşvik etmeyi amaçlandığı Kocaeli Büyükşehir’in Sıfır Atık Festivali’nde, sıfır atık yaklaşımı ve döngüsel ekonomiyi iş dünyası, kamu ve akademik perspektiften konuşulacak. Daha ötesinde 7’den 70’e herkesin sıfır atık bakış açısını bizzat tecrübe edeceği, bizzat katılacağı atölyelerin de olacağı festivalde atıksız bir yaşamın ülkemizin ve dünyamızın geleceği için ne kadar önemli olduğu herkese anlatılarak, herkes çözümün bir parçası olmaya davet ediliyor.   ŞEHİR TİYATROSUNDAN BİR İLK: ÇÖP ATLAS  Festivalin açılışında ünlü moda tasarımcısı ve sürdürülebilir tekstil konusunda önemli çalışmalara imza atan Dilek Hanif liderliğinde KO-MEK’teki eğitmenler ve kursiyerlerle hazırlanan bir sıfır atık defilesi gerçekleşecek. Yine açılış günü için Kocaeli Şehir Tiyatrosu’nun da bir sürprizi var. Şehir Tiyatrosu dünyada örneklerine çok az rastlanan Türkiye’de ise belki de ilk kez bu boyutlarda sergilenecek bir o ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/93UPPJFfLkGhC1HyiMQJaA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Kocaeli, Büyükşehir’den, Sıfır, Atık, Festivali:, Daha, azıyla, daha, çok, dünya</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/93UPPJFfLkGhC1HyiMQJaA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Kocaeli Büyükşehir’den Sıfır Atık Festivali: Daha azıyla daha çok dünya"><p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, ekosistemin doğal dengesinin bozulduğu günümüz koşullarında dünyanın tüm canlılar ve gelecek nesiller için daha yaşanabilir bir yer olması konusunda bir farkındalık oluşturmak adına 14-16 Ekim’de Sıfır Artık Festivali düzenliyor. Türkiye’de yerel yönetimler düzeyindeki en kapsamlı dönüşüm seferberliği olan Sıfır Atık Festivali “Daha azıyla daha çok dünya” teması ile gerçekleşecek.</p><p>Atıksız yaşamlar kurgulamayı ve 7’den 70’e herkese çevre bilincini oluşturulmayı hedefleyen festival geniş bir katılımla olacak.</p><p>Festivale, Sıfır Atık bilincinin oluşması ve yaygınlaşmasına önderlik eden ve bu çabalarıyla Dünya Bankası tarafından ilk kez verilen “İklim ve Kalkınma Liderlik Ödülü”nü alan <strong>Emine Erdoğan</strong> ve ülkemizde bu konunun yürütücüsü ve liderliğini üstlenen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı <strong>Murat Kurum</strong>’un katılması bekleniyor. Ayrıca sürdürülebilir tekstil konusunda önemli çalışmalara imza atan ünlü modacı Dilek Hanif ve dünyanın geleceği için sözü olanlar festivalde yer alacak. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, “Mutlu şehir havasıyla, suyuyla, toprağıyla deniziyle temiz bir şehirdir. Kocaeli’nin mutlu bir şehir olması yolunda önemli köşe taşlarından biri olacak Sıfır Atık Festivali’ne tüm Kocaelili hemşerilerimizi bekliyorum’’ dedi.  <strong>“1.3 MİLYAR TON YİYECEK ÇÖPE ATILIYOR”</strong>  İnsanın yarattığı hızlı tüketim döngüleri sonucunda tabii kaynakların büyük bir hızla yok olduğuna dikkat çeken Başkan Büyükakın, dünyanın içinde bulunduğu tehlikeye şu sözlerle dikkat çekti: “Geçen haziran ayının 22’si insanların bir yıl boyunca kullanabileceği kaynakları, o yıl içinde tükettikleri günü işaret eden ‘Dünya Limit Aşım Günü’ydü. Dünyamızın kaynaklarını sanki 1.7 katına sahipmişiz gibi kullanıyoruz. Eğer tahmin edildiği gibi dünya nüfusu 2050 yılına kadar 9,6 milyara ulaşacak olursa, bugünkü üretim ve tüketim alışkanlıklarımızı devam ettirmek için üç kat daha büyük bir dünyaya ihtiyacımız olacak. Hammaddeleri çıkarıyor, ürünlere dönüştürüyor ve kullandıktan veya tükettikten sonra ürünleri genellikle geri dönüştürülemez atık olarak elden çıkarıyoruz. Bunun sonucu ne? Her yıl üretilen gıdanın üçte biri yani 1,3 milyar ton yiyecek çöpe atılıyor. Türkiye’de üretilen meyve sebzenin en az yüzde 25-30’u daha sofraya ulaşmadan çöpe gidiyor. Sadece prize boşa takılı fişler, Türkiye’de toplam elektriğin yüzde 5’ini tüketiyor. Her yıl çöpe atılan kullanılmış giysilerin miktarı 15 milyon ton”  <strong>“MUTLU ŞEHİR HAVASIYLA, SUYUYLA, TOPRAĞIYLA TEMİZ ŞEHİRDİR”</strong>  Sıfır Atık Festivali’nin amacından bahseden Başkan Büyükakın, sürdürülemez tüketim anlayışı nedeniyle gezegenimizin gittikçe artan bir baskının altında olduğunu ve bu hissedilebilir etkilerle canlıları uyardığını dile getirdi. Başkan Büyükakın, “Bugün çevre dostu politikalar tüm dünyanın gündeminde ama esas güç, bireysel olarak tüketim alışkanlıklarımızı değiştirmekte yatıyor. Türkiye’nin ilk ve en kapsamlı Sıfır Atık Festivali de işte tam bu anlayışın üzerine inşa edildi. “Dünyanı Dönüştür” ana temasıyla ülkemizin ve dünyamızın geleceği adına bu değişimi sağlamak için Sıfır Atık konusunda bireylerin gücünü harekete geçirmek, onların gönüllü olarak bu değişime, seferberliğe katılmalarını teşvik etmeyi hedefliyoruz. Her zaman olduğu gibi Festival’de ortaya konan önerilerin, projelerin hayata geçmesi için tüm çabamızı ortaya koyacağız. Çünkü  “Mutlu şehir ekonomisi güçlü şehirdir, mutlu şehir caddelerinde sokaklarında yürünebilir şehirdir, mutlu şehir akıllı bir şehirdir, mutlu şehir yaşlısından gencine engellisine kadar herkes için erişilebilir bir şehirdir, her şeyden önemlisi mutlu şehir havasıyla, suyuyla, toprağıyla deniziyle temiz bir şehirdir. Kocaeli’nin mutlu bir şehir olması yolunda önemli köşe taşlarından biri olacak Sıfır Atık Festivali’ne tüm Kocaelili hemşerilerimizi bekliyorum” dedi.  <strong>HERKES ÇÖZÜMÜN BİR PARÇASI OLMALI</strong>  “Daha Azıyla Daha Çok Dünya” sloganıyla ülkemizin ve dünyamızın geleceği ve bu değişimi sağlamak için Sıfır Atık konusunda bireylerin gücünü harekete geçirmek, onların gönüllü olarak bu değişime katılmalarını teşvik etmeyi amaçlandığı Kocaeli Büyükşehir’in Sıfır Atık Festivali’nde, sıfır atık yaklaşımı ve döngüsel ekonomiyi iş dünyası, kamu ve akademik perspektiften konuşulacak. Daha ötesinde 7’den 70’e herkesin sıfır atık bakış açısını bizzat tecrübe edeceği, bizzat katılacağı atölyelerin de olacağı festivalde atıksız bir yaşamın ülkemizin ve dünyamızın geleceği için ne kadar önemli olduğu herkese anlatılarak, herkes çözümün bir parçası olmaya davet ediliyor.   <strong>ŞEHİR TİYATROSUNDAN BİR İLK: ÇÖP ATLAS</strong>  Festivalin açılışında ünlü moda tasarımcısı ve sürdürülebilir tekstil konusunda önemli çalışmalara imza atan Dilek Hanif liderliğinde KO-MEK’teki eğitmenler ve kursiyerlerle hazırlanan bir sıfır atık defilesi gerçekleşecek. Yine açılış günü için Kocaeli Şehir Tiyatrosu’nun da bir sürprizi var. Şehir Tiyatrosu dünyada örneklerine çok az rastlanan Türkiye’de ise belki de ilk kez bu boyutlarda sergilenecek bir oyun hazırlıyor. Çöp Atlas adındaki bu oyunda Şehir Tiyatrosu oyuncuları birebir boyutlardaki kuklalarla dünyayı nasıl kirlettiğimizi bir çocuğun gözünden anlatacak.  <strong>ATIKSIZ FESTİVAL</strong>  Tüm festivali döngüsel ekonominin “azalt, yeniden kullan ve dönüştür” ilkeleri üzerine inşa edildi. Bu amaçla öncelikle bu festivalin katılım bileti atıklar olacak. Yani atölyelere, gösterilere, panellere katılmak isteyen Kocaeliler festivale mutlaka bir tekstil, elektronik, plastik gibi bir atıkla gelmeleri gerekiyor.   Diğer taraftan plastik kullanımını en aza indirecek, atık üretimini en az düzeye çekmek için birçok önlem alındı. Plastik pet şişeler alanın hiçbir yerinde kullanılmayacak, buna büyük özen gösterilecek. Kuşkusuz hiç karbon ayak izi üretmemek mümkün değil ama Büyükşehir bu festival sonunda oluşacak karbon ayak izimizi de hesaplayacak ve bunu bertaraf edecek projeleri festival sonrasında hayata geçirecek.     <strong>ATÖLYELER, SÖYLEŞİLER VE ETKİNLİKLER</strong>  15 Ekim’de sıfır atık etkinliklerinin festivali başlayacak. İki güne yayılacak şekilde 34 farklı alanda 80’i aşkın ileri dönüşüm atölyesi ve 9 atıksız ürünler sergisi gerçekleştirilecek. Bu atölyelerin yanı sıra festivalde sıfır atık konusunda çalışmalar yapan birçok isim ve sanatçı ağırlanacak.  <strong>DOĞAN AKDOĞAN, MEHMET YALÇINKAYA, VAROL YAŞAROĞLU- KRAL ŞAKİR</strong>  TRT’ye hazırladığı Sıfır Atık Belgeseliyle dikkat çeken oyuncu ve televizyoncu Doğan Akdoğan, festivalin kurumsal yüzü olacak.15 Ekim’de festival yüzümüz Doğan Akdoğan ile ekranlarda hepimize yemek yapmayı sevdiren, özellikle atıksız mutfak konusunda atölyeler düzenleyen Şef Mehmet Yalçınkaya bir sohbet gerçekleştirecek. Yine aynı gün Geri Dönüşüm filmiyle en çok izlenenler arasına giren, çocukların çok sevdiği Kral Şakir’in yapımcısı Varol Yaşaroğlu da bizlerle olacak ve çocuklarımıza yönelik iki atölye yapacak.   <strong>DERYA BAYKAL, LEMİ FİLOZOF, MÜFİT CAN SAÇINTI</strong>  Ünlü sanatçı Derya Baykal ise özellikle hanımlara yönelik evde ileri dönüşüm konusunda önemli ipuçları vereceği bir söyleşi ve atölye hayata geçirecek. Festivalde yine çocukların çok sevdiği Sürpriz Kutusu programının yüzü Lemi Filozof da çocuklarımızla “Kendin Yap” Atölyeleri gerçekleştirecek. 16 Ekim Pazar günü Mandıra Filozofu filminin yönetmeni ve başrol oyuncusu Müfit Can Saçıntı ile Doğan Akdoğan atıksız bir yaşamının nasıl mümkün olacağını, minimal yaşamın şifrelerini bizlerle paylaşacaklar.  <strong>ÇOK GÜZEL HAREKETLER 2 EKİBİ</strong>  Festivalin ikinci gününde Çok Güzel Hareketler 2 ekibi, hazırladıkları geri dönüşüm skeçleriyle eğlenceli bir gösteri gerçekleştirecek.  <strong>KEMAL SAYAR</strong>  Yine festival boyunca düzenlenecek söyleşi ve oturumlarda çok sayıda sıfır atıkla ilgili görüşleri olan konuklar ağırlanacak. Akademisyen ve yazar Prof. Dr. Kemal Sayar, daha az tüketerek nasıl daha mutlu olunabileceğini anlatacak.  <strong>DR. AKM SAİFUL, MAJİD NANA FİRMAN, IBRAHİM ABDUL-MATIN</strong>  Yoksulların bankası olarak bilinen Grameen Bank Yönetim Kurulu Başkanı Dr. AKM Saiful Majid ise atıksız bir yaşamla yoksulluğu nasıl çözebilineceğini aktaracak. Dünyada genç kuşağın iklim değişikliği konusundaki yaklaşımı ABD’nin önemli iklim aktivistlerinden Greenfaith İklim Elçisi Nana Firman tarafından dile getirilecek. “Dinin ne Kadar Yeşil” kitabının yazarı İbrahim Abdul-Matin ise Çevrecilik ve Dindarlık arasındaki ilişkiyi konu edinecek.  <strong>ÖZEL OTURUM</strong>  Reklam ve Tüketim Kültürü konularında da önemli isimlerle oturumlar gerçekleştirilecek.  <strong>KUŞAKLAR ARASI ETKİLEŞİM PANELİ</strong>  Etkinlikte bir dede ve torunu, toprağa, tüketime bakışlarını aradaki   65 senenin mesafesinden yorumlayacak.  <strong>ÜNİVERSİTELİ GENÇLERLE ÇEVRE MÜNAZARASI</strong>  Festivalde Türkiye’nin önemli üniversitelerinden 8 genç çevre ile ilgili konularda bir münazara gerçekleştirecek.   <strong>İŞ DÜNYASI, KAMU, TÜKETİM DÜNYASI</strong>  Sıfır Atık Festivali’nde bu çok keyifli etkinliklerin yanı sıra sıfır atık yaklaşımını ve döngüsel ekonomi kavramını da konuşulacak. Festivalin içinde deyim yerindeyse küçük bir zirve de gerçekleştirilecek. Döngüsel ekonomiyi kamu ve iş dünyası perspektifinden çok önemli isimlerle tartışırken tüketim kültüründeki değişimleri de ele alınacak.  <strong>İSU, FARK YARATANLAR, SIFIR ATIK MAVİ</strong>  Atık Suların Geri Kazanımı konusunda Büyükşehir Belediyesi İSU ve sanayi işbirliği ile gerçekleştirilen iyi uygulama örneği de bir panelle anlatılacak. Sıfır Atık Ve Döngüsel ekonomi alanındaki fark yaratan iyi uygulama örnekleri masaya yatırılacak. Ayrıca Sıfır Atık Mavi Panelinde denizleri yaşadığı kirliliği nasıl ortadan kaldırılacağı, bu konuya gönül verenlerle ele alınacak.  <strong>SIFIR ATIK KAMPI VE BELGESELİ</strong>  Öte yandan festival başlamadan, 28 Eylül tarihinde ise Ormanya’nın öncülüğünde bir Sıfır Atık Kampı gerçekleştirildi. Konunun uzmanlarının yanı sıra Oyuncu Engin Altan Düzyatan, Sunucu ve Oyuncu Alp Kırşan, Maceraperest program yapımcısı Orkun Olgar, NTV Yeşil Ekran Sunucusu Buse Yıldırım, sunucu ve oyuncu Esra Gezginci gibi isimlerin katıldığı bu kampla doğada atıksız ve çok az tüketerek nasıl yaşanabileceğini deneyimlendi. Kamp, NTV tarafından belgesel haline de getiriliyor. Festivalle beraber bu belgeseli NTV ekranlarında izlenilebilecek.   <strong>SIFIR ATIK İLETİŞİM YARIŞMASI</strong>  Sıfır Atık Festivali çerçevesinde liseli gençlerle Sıfır Atık İletişim Yarışması planlanıyor. Festival öncesi başlayacak okul dışı etkinlik sonunda dereceye giren gençler festivalin son günü ödüllerini alacak. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doğu Anadolu&amp;apos;nun güneş takip sistemli en büyük güneş enerji santrali açıldı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/dogu-anadolunun-gunes-takip-sistemli-en-buyuk-gunes-enerji-santrali-acildi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/dogu-anadolunun-gunes-takip-sistemli-en-buyuk-gunes-enerji-santrali-acildi</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye’nin yenilenebilir enerji üretimi yatırımlarına her geçen gün yenisini ekleyen RHG Enertürk Enerji, Van’ın Tuşba ilçesinde devreye aldiği Van Arısu Güneş Enerji Santrali’nin (GES) açılışını gerçekleştirdi.Erciyes Anadolu Holding’in yenilenebilir enerji alanındaki yatırımı RHG EnerTürk Enerji Van’ın Tuşba ilçesinde devreye aldığı Van Arısu Güneş Enerji Santrali, akıllı güneş takip sistemi teknolojisi kullanılan ve güneş hareketlerini takip edebilen 138.213 adet güneş paneli ile bölgenin en yeni teknoloji Güneş Enerji Santrali olarak nitelendiriliyor.  Türkiye çapında kurduğu 13 farklı RES, HES ve GES santralleriyle toplam kurulu gücü 534 MWm olan ve önümüzdeki dönemde 849 MWm güce ulaşmayı planlayan RHG EnerTürk Enerji, yeni yatırımlara hazırlanıyor.  Van Arısu Güneş Enerjisi Santrali yenilenebilir ve temiz enerji alanında yatırım olması yanında, yurt içinden tedarik edilen PV Panel Entegrasyonu, Güneş Yapısal Mekaniği ve PV paneldeki yerlilik oranıyla Türkiye’nin yerlilik oranı en yüksek santrallerden biri olarak görülüyor.  Aralık 2021 tarihinde tam kapasite ile devreye alınan santralin yıllık enerji üretim kapasitesi 115.250 MW saat olup, yaklaşık 44 bin hanenin yıllık elektrik ihtiyacını karşılayabilecek kapasiteye sahip.  784.000 m²’lik alanda yaklaşık olarak 110 futbol sahasını içine alabilecek büyüklüğüyle ve Nextracker akıllı güneş takip teknolojisi kullanılan santralde 138.213 adet monokristal modül tipli güneş paneli ile toplamda 44 binin üzerinde konutun enerji ihtiyacını karşılanmasına olanak sağlıyor. Santralin açılış törenine, Van Valisi Dr. Ozan Balcı, Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, Erciyes Anadolu Holding Yönetim Kurulu üyeleri, Van Tuşba Belediye Başkanı Mehmet Salih Akman katıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fNrxVwVni0a5dWop31lJkA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Doğu, Anadolunun, güneş, takip, sistemli, büyük, güneş, enerji, santrali, açıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fNrxVwVni0a5dWop31lJkA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Doğu Anadolu'nun güneş takip sistemli en büyük güneş enerji santrali açıldı"><p>Türkiye’nin yenilenebilir enerji üretimi yatırımlarına her geçen gün yenisini ekleyen RHG Enertürk Enerji, Van’ın Tuşba ilçesinde devreye aldiği Van Arısu Güneş Enerji Santrali’nin (GES) açılışını gerçekleştirdi.</p><p>Erciyes Anadolu Holding’in yenilenebilir enerji alanındaki yatırımı RHG EnerTürk Enerji Van’ın Tuşba ilçesinde devreye aldığı Van Arısu Güneş Enerji Santrali, akıllı güneş takip sistemi teknolojisi kullanılan ve güneş hareketlerini takip edebilen 138.213 adet güneş paneli ile bölgenin en yeni teknoloji Güneş Enerji Santrali olarak nitelendiriliyor.  Türkiye çapında kurduğu 13 farklı RES, HES ve GES santralleriyle toplam kurulu gücü 534 MWm olan ve önümüzdeki dönemde 849 MWm güce ulaşmayı planlayan RHG EnerTürk Enerji, yeni yatırımlara hazırlanıyor.  Van Arısu Güneş Enerjisi Santrali yenilenebilir ve temiz enerji alanında yatırım olması yanında, yurt içinden tedarik edilen PV Panel Entegrasyonu, Güneş Yapısal Mekaniği ve PV paneldeki yerlilik oranıyla Türkiye’nin yerlilik oranı en yüksek santrallerden biri olarak görülüyor.  Aralık 2021 tarihinde tam kapasite ile devreye alınan santralin yıllık enerji üretim kapasitesi 115.250 MW saat olup, yaklaşık 44 bin hanenin yıllık elektrik ihtiyacını karşılayabilecek kapasiteye sahip.  784.000 m²’lik alanda yaklaşık olarak 110 futbol sahasını içine alabilecek büyüklüğüyle ve Nextracker akıllı güneş takip teknolojisi kullanılan santralde 138.213 adet monokristal modül tipli güneş paneli ile toplamda 44 binin üzerinde konutun enerji ihtiyacını karşılanmasına olanak sağlıyor. Santralin açılış törenine, Van Valisi Dr. Ozan Balcı, Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, Erciyes Anadolu Holding Yönetim Kurulu üyeleri, Van Tuşba Belediye Başkanı Mehmet Salih Akman katıldı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye’nin ilk organik pazarı 16 yaşında</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/turkiyenin-ilk-organik-pazari-16-yasinda</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/turkiyenin-ilk-organik-pazari-16-yasinda</guid>
<description><![CDATA[ Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nin öncülüğünde kurulan Şişli “%100 Ekolojik Pazarı” 16 yaşına girdi.Türkiye’nin ilk ekolojik pazarı olan “Şişli %100 Ekolojik Pazar”, Haziran 2006’da, 45 tezgah ve organik ürün sertifikası sahibi 23 üreticinin katılımıyla açılmıştı. Ekolojik tarımın yaygınlaşması için yeni bir model oluşturan Şişli %100 Ekolojik Pazar’da, 16 yılda, çoğunluğunu üreticilerin oluşturduğu esnaf sayısı 83’e, tezgah sayısı ise 330’a yükseldi. Şişli %100 Ekolojik Pazar kuruluşundan bu yana, Türkiye çapında art arda açılan ve sayısı 16’yı bulan diğer organik pazarların öncüsü ve modeli oldu.  Pazar, bugüne kadar oluşturduğu model sayesinde Ankara, Afyon, Eskişehir, Hatay, İzmir, Mersin ve Zonguldak gibi Türkiye’nin birçok farklı noktasından 900’ün üzerinde taze sebze ve meyve üreticisinin organik ürünlerini İstanbul halkı ile buluşturuyor.   Şişli’nin ardından, İstanbul’un Kartal ve Bakırköy gibi farklı ilçelerinde, İzmit ve mevsimlik olarak Kayseri, Kocasinan’daki beş ayrı noktada %100 Ekolojik pazarlar kuruldu. HAFTALIK 17 TON  100 Ekolojik Pazarlar, 2006’ya kadar ihracat odaklı olan ekolojik ürün sektöründe iç pazarın gelişmesini sağladı. Süt türevi ürünlerin, istiridye mantarının, elma pekmezinin, hurmanın, siyez ve karabuğday ununun, safranın ve daha pek çok yeni ekolojik ürünün iç pazarda satılabilmesine öncülük etti. Şişli’de kurulduğu ilk yıl 3-5 ton civarında olan haftalık taze sebze ve meyve satışları bugün, haftalık ortalama 17 ton, yılda yaklaşık 860 tona kadar ulaştı.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9sbzWwgop0SRmlok71f_6Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Türkiye’nin, ilk, organik, pazarı, yaşında</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9sbzWwgop0SRmlok71f_6Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Türkiye’nin ilk organik pazarı 16 yaşında"><p>Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nin öncülüğünde kurulan Şişli “%100 Ekolojik Pazarı” 16 yaşına girdi.</p><p>Türkiye’nin ilk ekolojik pazarı olan “Şişli %100 Ekolojik Pazar”, Haziran 2006’da, 45 tezgah ve organik ürün sertifikası sahibi 23 üreticinin katılımıyla açılmıştı. Ekolojik tarımın yaygınlaşması için yeni bir model oluşturan Şişli %100 Ekolojik Pazar’da, 16 yılda, çoğunluğunu üreticilerin oluşturduğu esnaf sayısı 83’e, tezgah sayısı ise 330’a yükseldi. Şişli %100 Ekolojik Pazar kuruluşundan bu yana, Türkiye çapında art arda açılan ve sayısı 16’yı bulan diğer organik pazarların öncüsü ve modeli oldu.  Pazar, bugüne kadar oluşturduğu model sayesinde Ankara, Afyon, Eskişehir, Hatay, İzmir, Mersin ve Zonguldak gibi Türkiye’nin birçok farklı noktasından 900’ün üzerinde taze sebze ve meyve üreticisinin organik ürünlerini İstanbul halkı ile buluşturuyor.   Şişli’nin ardından, İstanbul’un Kartal ve Bakırköy gibi farklı ilçelerinde, İzmit ve mevsimlik olarak Kayseri, Kocasinan’daki beş ayrı noktada %100 Ekolojik pazarlar kuruldu. </p><p><strong>HAFTALIK 17 TON</strong>  100 Ekolojik Pazarlar, 2006’ya kadar ihracat odaklı olan ekolojik ürün sektöründe iç pazarın gelişmesini sağladı. Süt türevi ürünlerin, istiridye mantarının, elma pekmezinin, hurmanın, siyez ve karabuğday ununun, safranın ve daha pek çok yeni ekolojik ürünün iç pazarda satılabilmesine öncülük etti. Şişli’de kurulduğu ilk yıl 3-5 ton civarında olan haftalık taze sebze ve meyve satışları bugün, haftalık ortalama 17 ton, yılda yaklaşık 860 tona kadar ulaştı. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Plastik atıklar üç katına çıkacak</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/plastik-atiklar-uc-katina-cikacak</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/plastik-atiklar-uc-katina-cikacak</guid>
<description><![CDATA[ OECD’nin yeni “Global Plastic Outlook” raporuna göre 2060 yılında plastik atıklar yaklaşık üç katına çıkacak.OECD’nin yeni “Global Plastic Outlook” raporu plastik atık konusunda tehlikenin giderek arttığını ortaya koyuyor. Raporda ekonomik büyümenin ve hayat standartlarındaki iyileşmenin plastik tüketimini artırdığına dikkat çekiliyor. Raporda, 2019-2060 arasında küresel gayrisafi hasılasının üç kat artacağına ve hemen her ülkede yaşam standartlarının iyileşeceği öngörüsüne yer verilerek özellikle OECD üyesi olmayan ülkelerden gelecek büyümenin plastik kullanımı daha da tetikleyeceği tahminine yer veriliyor.   Rapora göre bu ekonomik büyüme, 2019’da 460 milyon metrik ton olan plastik atık seviyesinin 2060 yılına kadar yaklaşık üç katına çıkarak 1.231 milyar metrik tona ulaşması bekleniyor. Daha kötü haber ise 2060 yılı itibarıyla plastiklerin sadece beşte birisi geri dönüştürülebilecek. Raporda 2019’da 79 milyon metrik ton olan değerlendirilen atık miktarının 2060 yılında 153 milyon metrik tona çıkması bekleniyor. Ama bunun için atık yönetiminde iyileştirmelerin şart olduğuna dikkat çekiliyor ama bu bile yeterli değil çünkü hesaplamalara göre hacimdeki artışa rağmen 2019’da plastik atık miktarının yüzde 22’si değerlendirilebilirken 2060’ta bu oran yüzde 15&#039;e düşecek. Raporda atık yönetiminin iyileştirilmesi halinde 2060’a kadar geri dönüşüm oranının yüzde 40’a çıkarılabileceği, bunun da plastik üretiminin yüzde 29&#039;unun geri dönüştürülmüş malzemelerden üretilmesine imkan vereceğine işaret ediliyor.   OECD raporuna göre en iyi çözüm plastik talebinin azaltılması. Talebin azaltılabilmesi halinde plastik atık miktarının 2060 itibarıyla 837 milyon metrik tona kadar düşürülebileceği öngörülüyor. OECD bunun gerçekleşebilmesi için plastiğe ek vergilerin getirilmesini öneriyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3uLjCOm2PESDl_HoNg9AFw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Plastik, atıklar, üç, katına, çıkacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3uLjCOm2PESDl_HoNg9AFw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Plastik atıklar üç katına çıkacak"><p>OECD’nin yeni “Global Plastic Outlook” raporuna göre 2060 yılında plastik atıklar yaklaşık üç katına çıkacak.</p>OECD’nin yeni “Global Plastic Outlook” raporu plastik atık konusunda tehlikenin giderek arttığını ortaya koyuyor. Raporda ekonomik büyümenin ve hayat standartlarındaki iyileşmenin plastik tüketimini artırdığına dikkat çekiliyor. Raporda, 2019-2060 arasında küresel gayrisafi hasılasının üç kat artacağına ve hemen her ülkede yaşam standartlarının iyileşeceği öngörüsüne yer verilerek özellikle OECD üyesi olmayan ülkelerden gelecek büyümenin plastik kullanımı daha da tetikleyeceği tahminine yer veriliyor.   Rapora göre bu ekonomik büyüme, 2019’da 460 milyon metrik ton olan plastik atık seviyesinin 2060 yılına kadar yaklaşık üç katına çıkarak 1.231 milyar metrik tona ulaşması bekleniyor. Daha kötü haber ise 2060 yılı itibarıyla plastiklerin sadece beşte birisi geri dönüştürülebilecek. Raporda 2019’da 79 milyon metrik ton olan değerlendirilen atık miktarının 2060 yılında 153 milyon metrik tona çıkması bekleniyor. Ama bunun için atık yönetiminde iyileştirmelerin şart olduğuna dikkat çekiliyor ama bu bile yeterli değil çünkü hesaplamalara göre hacimdeki artışa rağmen 2019’da plastik atık miktarının yüzde 22’si değerlendirilebilirken 2060’ta bu oran yüzde 15'e düşecek. Raporda atık yönetiminin iyileştirilmesi halinde 2060’a kadar geri dönüşüm oranının yüzde 40’a çıkarılabileceği, bunun da plastik üretiminin yüzde 29'unun geri dönüştürülmüş malzemelerden üretilmesine imkan vereceğine işaret ediliyor.   OECD raporuna göre en iyi çözüm plastik talebinin azaltılması. Talebin azaltılabilmesi halinde plastik atık miktarının 2060 itibarıyla 837 milyon metrik tona kadar düşürülebileceği öngörülüyor. OECD bunun gerçekleşebilmesi için plastiğe ek vergilerin getirilmesini öneriyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Workup ve Workup Agri’den 11 mezun</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/workup-ve-workup-agriden-11-mezun</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/workup-ve-workup-agriden-11-mezun</guid>
<description><![CDATA[ İş Bankası’nın girişimcilik programları 11 yeni mezun verdi.İş Bankası’nın ana destekçisi olduğu ve beş yıldır devam eden Workup Girişimcilik Programı’nın 9. dönem girişimleri ile ilk kez 2021 yılında başlatılan Workup Agri Girişimcilik Programı’nın 1. dönem girişimleri mezun oldu.   Etkinlikte, Workup programından mezun 6 girişim ve tarımı sürdürülebilir çözümlerle güçlendirmek amacıyla kurulan Workup Agri’nin ilk mezunları olan 5 girişim, iş modellerini ve izleyecekleri yol haritalarını yatırımcılar, girişimcilik ekosisteminden paydaşlar, İş Bankası ve iştiraklerinden yöneticilerle paylaştı.  35 WORKUP’LIYA 12 MİLYON DOLAR YATIRIM   Bu yıl beşinci yaşını kutlayan Workup Girişimcilik Programı’na toplam başvuru sayısı 14 bine yaklaştı. Workup Agri de dahil olmak üzere kabul edilen girişim sayısı 125 oldu, mezun sayısı 92’ye ulaştı. Bugüne kadar 35 Workup’lı girişim, program süresince veya sonrasında yaklaşık 12 milyon dolar yatırım aldı.   Etkinlikte yaptığı konuşmada, İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran,  “Türkiye’de eğer tarım üzerinden bir hikâye yaratılacaksa, tarım konusunda bir verimlilik artışı, sulama tekniklerinin daha iyi kullanılması, su kaynaklarının daha iyi korunması, üretim kalitesinin, verimliliğinin artırılması söz konusu olacaksa farklı disiplinlerin biraraya gelmesinin önemli olduğunu düşünüyoruz. Bizim için beş girişimimizle ortak çalışmak ve ortak ürün piyasaya sürmek, üç girişimimizin ürünlerini satın almak ve onların referans müşterisi olmak gurur verici” dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8pl-iwNLF0uhDzxIWQdR2A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Workup, Workup, Agri’den, mezun</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8pl-iwNLF0uhDzxIWQdR2A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both&v=20210318080033250" class="type:primaryImage" alt="Workup ve Workup Agri’den 11 mezun"><p>İş Bankası’nın girişimcilik programları 11 yeni mezun verdi.</p>İş Bankası’nın ana destekçisi olduğu ve beş yıldır devam eden Workup Girişimcilik Programı’nın 9. dönem girişimleri ile ilk kez 2021 yılında başlatılan Workup Agri Girişimcilik Programı’nın 1. dönem girişimleri mezun oldu.   Etkinlikte, Workup programından mezun 6 girişim ve tarımı sürdürülebilir çözümlerle güçlendirmek amacıyla kurulan Workup Agri’nin ilk mezunları olan 5 girişim, iş modellerini ve izleyecekleri yol haritalarını yatırımcılar, girişimcilik ekosisteminden paydaşlar, İş Bankası ve iştiraklerinden yöneticilerle paylaştı.  <strong>35 WORKUP’LIYA 12 MİLYON DOLAR YATIRIM </strong>  Bu yıl beşinci yaşını kutlayan Workup Girişimcilik Programı’na toplam başvuru sayısı 14 bine yaklaştı. Workup Agri de dahil olmak üzere kabul edilen girişim sayısı 125 oldu, mezun sayısı 92’ye ulaştı. Bugüne kadar 35 Workup’lı girişim, program süresince veya sonrasında yaklaşık 12 milyon dolar yatırım aldı.   Etkinlikte yaptığı konuşmada, İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran,  “Türkiye’de eğer tarım üzerinden bir hikâye yaratılacaksa, tarım konusunda bir verimlilik artışı, sulama tekniklerinin daha iyi kullanılması, su kaynaklarının daha iyi korunması, üretim kalitesinin, verimliliğinin artırılması söz konusu olacaksa farklı disiplinlerin biraraya gelmesinin önemli olduğunu düşünüyoruz. Bizim için beş girişimimizle ortak çalışmak ve ortak ürün piyasaya sürmek, üç girişimimizin ürünlerini satın almak ve onların referans müşterisi olmak gurur verici” dedi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Binalara yerli yeşil sertifikası</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/binalara-yerli-yesil-sertifikasi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/binalara-yerli-yesil-sertifikasi</guid>
<description><![CDATA[ Ulusal Yeşil Sertifika Sistemi hayata geçiyor.Binalar ve yerleşmelerin doğal kaynakları ve enerjiyi verimli kullanarak çevreye olumsuz etkilerini azaltmak için değerlendirme ve sertifikalandırma sistemlerinin oluşturulması ile bu konudaki uzmanlara ve eğitici kuruluşlara ilişkin usul ve esasları belirleyen &quot;Binalar ile Yerleşmeler için Yeşil Sertifika Yönetmeliği&quot; yürürlüğe girdi. Böylece 23 Aralık 2017&#039;de yürürlüğe giren “Binalar ile Yerleşmeler İçin Yeşil Sertifika Yönetmeliği” de kaldırılmış oldu.   Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca hazırlanan Ulusal Yeşil Sertifika Sistemi “YeS-TR” kısaltmasıyla adlandırıldı. Sistemin değerlendirme kuruluşu Türkiye Çevre Ajansı olacak. Yeşil sertifika almak isteyen bina veya yerleşme sahipleri, Bakanlıkça yetkilendirilen yeşil sertifika uzmanlarından ve değerlendirme kuruluşundan hizmet alacak.  Yönetmeliğe göre yeşil bina; yer seçimi, tasarım, inşaat, işletme, bakım, tadilat, yıkım, atık ve atık suların bertarafını kapsayan, yaşam döngüsü boyunca sürdürülebilir, enerji verimli, doğayla uyumlu, düşük emisyonlu ve çevreye olumsuz etkileri asgari düzeye indirilmiş, çevre dostu şeklinde tanımlandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LtPl7M-UtkCAExc7c2OGjw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Binalara, yerli, yeşil, sertifikası</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LtPl7M-UtkCAExc7c2OGjw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Binalara yerli yeşil sertifikası"><p>Ulusal Yeşil Sertifika Sistemi hayata geçiyor.</p>Binalar ve yerleşmelerin doğal kaynakları ve enerjiyi verimli kullanarak çevreye olumsuz etkilerini azaltmak için değerlendirme ve sertifikalandırma sistemlerinin oluşturulması ile bu konudaki uzmanlara ve eğitici kuruluşlara ilişkin usul ve esasları belirleyen "Binalar ile Yerleşmeler için Yeşil Sertifika Yönetmeliği" yürürlüğe girdi. Böylece 23 Aralık 2017'de yürürlüğe giren “Binalar ile Yerleşmeler İçin Yeşil Sertifika Yönetmeliği” de kaldırılmış oldu.   Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca hazırlanan Ulusal Yeşil Sertifika Sistemi “YeS-TR” kısaltmasıyla adlandırıldı. Sistemin değerlendirme kuruluşu Türkiye Çevre Ajansı olacak. Yeşil sertifika almak isteyen bina veya yerleşme sahipleri, Bakanlıkça yetkilendirilen yeşil sertifika uzmanlarından ve değerlendirme kuruluşundan hizmet alacak.  Yönetmeliğe göre yeşil bina; yer seçimi, tasarım, inşaat, işletme, bakım, tadilat, yıkım, atık ve atık suların bertarafını kapsayan, yaşam döngüsü boyunca sürdürülebilir, enerji verimli, doğayla uyumlu, düşük emisyonlu ve çevreye olumsuz etkileri asgari düzeye indirilmiş, çevre dostu şeklinde tanımlandı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çevre dostu şirketler daha değerli</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/cevre-dostu-sirketler-daha-degerli</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/cevre-dostu-sirketler-daha-degerli</guid>
<description><![CDATA[ Çevre dostu şirketler, bu konuya önem vermeyenlere göre yüzde 50 daha değerli…Finansal piyasaların ve yatırımcıların çevresel risklere daha fazla dikkat etmeye başlamasının geçmişi sadece son birkaç yıl. 2017-18&#039;den önce, bir şirketin çevreye zarar verip vermediği yatırımcılar için (en azından toplamda) o kadar önemli değildi.   Ama yakın gelecekte bu, herşey olabilir. Yatırım danışmanlığı şirketi Schroders tarafından yapılan bir analize göre çevre dostu şirketler, bu konuda iyi olmayanlara göre daha büyük çarpana sahip. Danışmanlık şirketi, çevre skoru açısından kötü şirketlerin son 12 aylık kazançlarının 17 katı (F/K çarpanı) değerinde olduğunu buldu. Ancak bu çarpan çevre dostu iyi şirketlerde F/K 25.   Çalışmada bu durumun farklı sektörlerde bile büyük ölçüde benzer olduğunu buldu. Gayrimenkul dışındaki tüm sektörlerde, daha sürdürülebilir şirketlerin, daha az sürdürülebilir bir şekilde yönetilen emsallerine göre daha yüksek fiyat/kazanç katları üzerinden işlem gördüğünü bulundu. Özellikle enerji (19x&#039;e karşı 11x) ve her tülü malzeme üreten şirketlerde (23x&#039;e karşı 13x) bu etki daha belirgin.   Araştırmada piyasanın şirketlerin farklı sosyal risklerini gerçekten fiyatlamadığı bilgisine yer veriliyor: “Yatırımcılar, bir şirketin çalışanlarına iyi davranıp davranmamasının veya sağlık problemlerine neden olan ürünler satıp satmamasının beklentileri için önemli olmadığını söylüyor. Ama bu durum şüpheli. Bu sosyal etkiler, bir şirketin uzun vadede sürdürülebilir büyüme oranı için önemli. Gelecekte yatırımcıların bu konulara daha fazla odaklanmaya başladığını görebiliriz.” ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3zgtQniO5U6w2NbTg8iy1g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Çevre, dostu, şirketler, daha, değerli</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3zgtQniO5U6w2NbTg8iy1g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Çevre dostu şirketler daha değerli"><p>Çevre dostu şirketler, bu konuya önem vermeyenlere göre yüzde 50 daha değerli…</p>Finansal piyasaların ve yatırımcıların çevresel risklere daha fazla dikkat etmeye başlamasının geçmişi sadece son birkaç yıl. 2017-18'den önce, bir şirketin çevreye zarar verip vermediği yatırımcılar için (en azından toplamda) o kadar önemli değildi.   Ama yakın gelecekte bu, herşey olabilir. Yatırım danışmanlığı şirketi Schroders tarafından yapılan bir analize göre çevre dostu şirketler, bu konuda iyi olmayanlara göre daha büyük çarpana sahip. Danışmanlık şirketi, çevre skoru açısından kötü şirketlerin son 12 aylık kazançlarının 17 katı (F/K çarpanı) değerinde olduğunu buldu. Ancak bu çarpan çevre dostu iyi şirketlerde F/K 25.   Çalışmada bu durumun farklı sektörlerde bile büyük ölçüde benzer olduğunu buldu. Gayrimenkul dışındaki tüm sektörlerde, daha sürdürülebilir şirketlerin, daha az sürdürülebilir bir şekilde yönetilen emsallerine göre daha yüksek fiyat/kazanç katları üzerinden işlem gördüğünü bulundu. Özellikle enerji (19x'e karşı 11x) ve her tülü malzeme üreten şirketlerde (23x'e karşı 13x) bu etki daha belirgin.   Araştırmada piyasanın şirketlerin farklı sosyal risklerini gerçekten fiyatlamadığı bilgisine yer veriliyor: “Yatırımcılar, bir şirketin çalışanlarına iyi davranıp davranmamasının veya sağlık problemlerine neden olan ürünler satıp satmamasının beklentileri için önemli olmadığını söylüyor. Ama bu durum şüpheli. Bu sosyal etkiler, bir şirketin uzun vadede sürdürülebilir büyüme oranı için önemli. Gelecekte yatırımcıların bu konulara daha fazla odaklanmaya başladığını görebiliriz.”]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İklim değişikliğiyle mücadeleye katkı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/iklim-degisikligiyle-mucadeleye-katki</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/iklim-degisikligiyle-mucadeleye-katki</guid>
<description><![CDATA[ En önemli küresel çevre sorunlarından biri olan iklim değişikliğiyle mücadeleye katkı sağlamak üzere yenilenebilir enerji yatırımları gerçekleşiyor. Altıncı Güneş Enerjisi Santralinin (GES) kurulumu Samandıra deposunda tamamladı.1,7 MW kurulu güce sahip GES ile Samandıra deponun enerji tüketiminin %100’ü güneşten karşılanacak.  745 hanenin yıllık enerji tüketimine denk üretim yapacak GES ile karbon salımında 1.346 ton azalma sağlanacak. Bunun 16.500 ağaç kazanımına denk olduğu belirtildi. KARBON SALINIMINDA YILLIK 8.030 TON AZALMA  2020 yılında Batman, geçen yıl İstanbul Arnavutköy, Iğdır, bu yıl da Denizli, Konya ve Samandıra ’da bulunan depolarına güneş enerjisi sistemi kuran BİM, bu 6 deposunda enerji tüketiminin %100’ ünü GES’ lerden sağlıyor.   Batman, Arnavutköy, Iğdır, Denizli, Konya ve Samandıra depolarında toplam gücü 9 MW olan GES’ ler beş binden fazla hanenin yıllık enerji tüketimine denk üretim yapıyor. Karbon salımında toplamda yıllık 8.030 ton azalma olurken, 120 binin üzerinde ağaç kazanımı sağlanmış oluyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LGS4FJpMDUiqoanNOX7mXw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>İklim, değişikliğiyle, mücadeleye, katkı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LGS4FJpMDUiqoanNOX7mXw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="İklim değişikliğiyle mücadeleye katkı"><p>En önemli küresel çevre sorunlarından biri olan iklim değişikliğiyle mücadeleye katkı sağlamak üzere yenilenebilir enerji yatırımları gerçekleşiyor. Altıncı Güneş Enerjisi Santralinin (GES) kurulumu Samandıra deposunda tamamladı.</p><p>1,7 MW kurulu güce sahip GES ile Samandıra deponun enerji tüketiminin %100’ü güneşten karşılanacak.  745 hanenin yıllık enerji tüketimine denk üretim yapacak GES ile karbon salımında 1.346 ton azalma sağlanacak. Bunun 16.500 ağaç kazanımına denk olduğu belirtildi. </p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/blIwAgMl_0Ohe4TC0UjPMQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><strong>KARBON SALINIMINDA YILLIK 8.030 TON AZALMA</strong>  2020 yılında Batman, geçen yıl İstanbul Arnavutköy, Iğdır, bu yıl da Denizli, Konya ve Samandıra ’da bulunan depolarına güneş enerjisi sistemi kuran BİM, bu 6 deposunda enerji tüketiminin %100’ ünü GES’ lerden sağlıyor.   Batman, Arnavutköy, Iğdır, Denizli, Konya ve Samandıra depolarında toplam gücü 9 MW olan GES’ ler beş binden fazla hanenin yıllık enerji tüketimine denk üretim yapıyor. Karbon salımında toplamda yıllık 8.030 ton azalma olurken, 120 binin üzerinde ağaç kazanımı sağlanmış oluyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dünya Bankası: Türkiye 146 milyar dolar tasarruf edebilir</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/dunya-bankasi-turkiye-146-milyar-dolar-tasarruf-edebilir</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/dunya-bankasi-turkiye-146-milyar-dolar-tasarruf-edebilir</guid>
<description><![CDATA[ Dünya Bankası tarafından yayımlanan Ülke İklim ve Kalkınma Raporu’na göre Türkiye iklim eylemine uygun adımları attığı takdirde önümüzdeki 20 yılda 146 milyar dolar tasarruf sağlayabilir.Türkiye, Dünya Bankası tarafından seçilen iklim kırılganlığı boyutlarının çoğunda yüksek düzeyde kırılganlığa sahip. Türkiye’nin ulaştırma sistemi benzer ülkelere göre daha kırılgan durumda ve gıda güvenliği sorunları, su stresinde artış ve 2021 orman yangını sezonu gibi afet olayları yaşanıyor. Bu kırılganlık; iklim faktörleri, nüfusun maruziyet durumu (örneğin, taşkın ve orman yangını tehlikelerine maruz kalan nüfus payı) ve sosyoekonomik faktörler (örneğin tarımın ekonomideki payı) gibi etkenlerin bir bileşiminden kaynaklanıyor.   Dünya Bankası’nın 13 Haziran’da yayımladığı Ülke İklim ve Kalkınma Raporu, Türkiye’nin bu kırılganlığın farkında olarak hareket eder ve adımlar atarsa büyük kazanımlar elde edeceğini öngörüyor. Rapora göre faydalar, büyük ölçüde yakıt ithalatındaki azalmalardan ve hava kirliliğinin azalması sonucunda elde edilecek sağlık faydalarından kaynaklanacak ve enerji güvenliğinin artırılmasına ve enerji harcamalarının düşürülmesine katkıda bulunacak. Rapor elektrik sektörünün karbonsuzlaştırılması, bina ve ulaştırma sektörlerinde enerji verimliliği ve elektrifikasyonun sağlanması ve sanayi ve tarımda karbon ve diğer sera gazı emisyonlarının azaltılması çağrısında bulunuyor. Bunlar, dünyanın en fazla karbon salımına sahip 17’nci ülkesi olarak Türkiye&#039;nin bu gidişatı tersine çevirmek ve 2053 yılına kadar karbon nötr olma taahhüdünü yerine getirmek için yapması gereken önemli değişiklikler arasında yer aldığına işaret ediliyor.   STRATEJİ BELGESİ NİTELİĞİNDE  Rapor, dayanıklı ve net sıfır emisyonlu bir kalkınma yolu (RNZP) için uyum ve azaltma eylemlerini biraraya getiren ve aynı zamanda Türkiye’nin 2053 yılına kadar net sıfır emisyona ulaşma taahhüdünü yerine getirmesinin maliyetlerini ve faydalarını araştıran açıklayıcı bir strateji ortaya koyuyor. Strateji, ülkenin karbon emisyonlarını azaltma çabalarında kilit önem taşıyan sektörler üzerinde odaklanıyor.146 MİLYAR DOLARLIK KAZANIM  Raporda, bu strateji uygulandığı takdirde 2022-40 döneminde 165 milyar dolar yatırım gerektiği tahminine yer veriliyor. Banka, bu maliyetin yarısının özel sektörün üstlenmesini öngörüyor. Ancak banka, bu rakamın Türkiye ekonomisinin büyüklüğüne ve sağlayabilecekleri net faydaya göre nispeten küçük olduğuna dikkat çekiyor. Rapora göre RNZP&#039;nin 2022–30 dönemindeki net ekonomik etkisi pozitif ve daha uzun zaman dilimlerini düşündüğümüzde bu etki daha da artıyor. Banka RNZP’nin 2022–2030&#039;da net 15 milyar dolar ve 2022–40 döneminde 146 milyar dolar kazanç sağlayacağını hesaplıyor. Bu rakamın da büyük ölçüde azalan yakıt ithalatı ve hava kirliliğinin azalmasıyla sağlanan sağlık faydalarından kaynaklanacağını vurguluyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TUz6hCBYRkGAhK4mnIgRmw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Dünya, Bankası:, Türkiye, 146, milyar, dolar, tasarruf, edebilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TUz6hCBYRkGAhK4mnIgRmw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Dünya Bankası: Türkiye 146 milyar dolar tasarruf edebilir"><p>Dünya Bankası tarafından yayımlanan Ülke İklim ve Kalkınma Raporu’na göre Türkiye iklim eylemine uygun adımları attığı takdirde önümüzdeki 20 yılda 146 milyar dolar tasarruf sağlayabilir.</p>Türkiye, Dünya Bankası tarafından seçilen iklim kırılganlığı boyutlarının çoğunda yüksek düzeyde kırılganlığa sahip. Türkiye’nin ulaştırma sistemi benzer ülkelere göre daha kırılgan durumda ve gıda güvenliği sorunları, su stresinde artış ve 2021 orman yangını sezonu gibi afet olayları yaşanıyor. Bu kırılganlık; iklim faktörleri, nüfusun maruziyet durumu (örneğin, taşkın ve orman yangını tehlikelerine maruz kalan nüfus payı) ve sosyoekonomik faktörler (örneğin tarımın ekonomideki payı) gibi etkenlerin bir bileşiminden kaynaklanıyor.   Dünya Bankası’nın 13 Haziran’da yayımladığı Ülke İklim ve Kalkınma Raporu, Türkiye’nin bu kırılganlığın farkında olarak hareket eder ve adımlar atarsa büyük kazanımlar elde edeceğini öngörüyor. Rapora göre faydalar, büyük ölçüde yakıt ithalatındaki azalmalardan ve hava kirliliğinin azalması sonucunda elde edilecek sağlık faydalarından kaynaklanacak ve enerji güvenliğinin artırılmasına ve enerji harcamalarının düşürülmesine katkıda bulunacak. Rapor elektrik sektörünün karbonsuzlaştırılması, bina ve ulaştırma sektörlerinde enerji verimliliği ve elektrifikasyonun sağlanması ve sanayi ve tarımda karbon ve diğer sera gazı emisyonlarının azaltılması çağrısında bulunuyor. Bunlar, dünyanın en fazla karbon salımına sahip 17’nci ülkesi olarak Türkiye'nin bu gidişatı tersine çevirmek ve 2053 yılına kadar karbon nötr olma taahhüdünü yerine getirmek için yapması gereken önemli değişiklikler arasında yer aldığına işaret ediliyor.   <strong>STRATEJİ BELGESİ NİTELİĞİNDE</strong>  Rapor, dayanıklı ve net sıfır emisyonlu bir kalkınma yolu (RNZP) için uyum ve azaltma eylemlerini biraraya getiren ve aynı zamanda Türkiye’nin 2053 yılına kadar net sıfır emisyona ulaşma taahhüdünü yerine getirmesinin maliyetlerini ve faydalarını araştıran açıklayıcı bir strateji ortaya koyuyor. Strateji, ülkenin karbon emisyonlarını azaltma çabalarında kilit önem taşıyan sektörler üzerinde odaklanıyor.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TZC9NDmgkU-u1EAgNkGvvQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><strong>146 MİLYAR DOLARLIK KAZANIM</strong>  Raporda, bu strateji uygulandığı takdirde 2022-40 döneminde 165 milyar dolar yatırım gerektiği tahminine yer veriliyor. Banka, bu maliyetin yarısının özel sektörün üstlenmesini öngörüyor. Ancak banka, bu rakamın Türkiye ekonomisinin büyüklüğüne ve sağlayabilecekleri net faydaya göre nispeten küçük olduğuna dikkat çekiyor. Rapora göre RNZP'nin 2022–30 dönemindeki net ekonomik etkisi pozitif ve daha uzun zaman dilimlerini düşündüğümüzde bu etki daha da artıyor. Banka RNZP’nin 2022–2030'da net 15 milyar dolar ve 2022–40 döneminde 146 milyar dolar kazanç sağlayacağını hesaplıyor. Bu rakamın da büyük ölçüde azalan yakıt ithalatı ve hava kirliliğinin azalmasıyla sağlanan sağlık faydalarından kaynaklanacağını vurguluyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Fosil yakıt sübvansiyonları rekor kırıyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/fosil-yakit-subvansiyonlari-rekor-kiriyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/fosil-yakit-subvansiyonlari-rekor-kiriyor</guid>
<description><![CDATA[ REN21’in Yenilenebilir Enerji Küresel Durum Raporu’na göre yenilenebilir enerji kapasitesi yüzde 17 artsa da, fosil yakıt sübvansiyonları astronomik boyuta ulaştı.Yenilenebilir enerji alanında odaklanan bir düşünce kuruluşu olan REN21’in yeni yayımlanan 2022 Yenilenebilir Enerji Küresel Durum Raporu’na göre elektrik üretimindeki yenilenebilir enerji kapasitesinde 2020’ye göre yüzde 17 artışla (314,5 GW) bir rekor gerçekleşti. Ancak aynı zamanda, hükümetler 2018 ve 2020 yılları arasında fosil yakıt sübvansiyonlarına 8 trilyon dolar harcadı; bu da 2020 küresel GSYİH’in yüzde 7’sine denk geliyor.  TÜRKİYE’DE YENİ KAPASİTENİN YARISI RÜZGAR  Raporda Türkiye, özellikle rüzgâr enerjisinden elektrik üretiminde öne çıkarken 2021 yılı itibarıyla toplam 10,8 GW rüzgar kapasitesiyle dünya genelinde 10’uncu sırada yer alıyor. Rüzgar enerjisi toplam elektrik üretiminin yüzde 9,8’inden fazlasına katkıda bulunuyor ve 2021’de Türkiye’nin yeni kurulan elektrik üretim kapasitesinin yarısını rüzgar enerjisi oluşturuyor.  Son 10 yılda Türkiye, rüzgâr enerjisi kapasitesini 10 kat artırırken hem yerli hem de yabancı üreticilerin üretim tesislerini içeren güçlü bir endüstri tedarik zinciri geliştirdi. 2021’in sonlarında, Türkiye’deki yeni kurulumların maliyeti, beş yıl öncesine göre ortalama yüzde 32 daha düşük gerçekleşirken yeni kurulacak rüzgar enerjisi kapasitesinden yapılacak elektrik üretimi, karbon fiyatı hesaba katılmasa dahi, ithal kömürden daha ucuz.  KAPASİTEDE REKOR ARTIŞ  Rapora göre yenilenebilir enerji kapasitesinde rekor artışlara rağmen, yenilenebilir enerjinin küresel enerji kullanımındaki payı 2021’de sabit kaldı. Elektrik sektöründe, yenilenebilir enerji kapasitesinde (2020’ye göre yüzde 17 artışla 314,5 GW) ve üretimde (7,793 terawatt-saat) yapılan rekor artışlar, elektrik tüketimindeki yüzde 6’lık genel artışı karşılayamadı. Isıtma ve soğutmada, nihai enerji tüketimindeki yenilenebilir payı 2009’da yüzde 8,9’dan 2019’da yüzde 11,2’ye yükseldi. Yenilenebilir payının 2009’da yüzde 2,4’ten 2019’da yüzde 3,7’ye çıktığı ulaşım sektöründeki ilerleme eksikliği özellikle endişe verici çünkü sektör küresel enerji tüketiminin yaklaşık üçte birini oluşturuyor.  SIFIR EMİSYON TAAHHÜDÜNE KARŞI FOSİL ARAYIŞI  REN21 İcra Direktörü Rana Adib, “Daha fazla hükümet 2021’de net sıfır sera gazı emisyonu taahhüdünde bulunsa da, gerçek şu ki, enerji krizine yanıt olarak çoğu ülke yeni fosil yakıt kaynakları aramaya ve daha da fazla kömür, petrol ve doğal gaz yakmaya geri dönd.” dedi.  Kasım 2021’deki Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nın (COP26) öncesinde, bir rekor gerçekleştirerek 135 ülke 2050 yılına kadar net sıfır sera gazı emisyonu elde etme sözü verdi. Ancak bu ülkelerden sadece 84’ünün ekonomi çapında yenilenebilir enerji hedefleri olurken sadece 36’sının yüzde 100 yenilenebilir enerji hedefi vardı. BM iklim zirveleri tarihinde ilk kez, COP26 deklarasyonu kömür kullanımının azaltılması ihtiyacından söz etti, ancak ne kömür ne de fosil yakıtlarda hedeflenen azaltımlar için çağrıda bulunmadı.  Rapor, ülkelerin net sıfır taahhütlerini yerine getirmenin büyük çabalar gerektireceğini ve COVID-19 ile yakalan momentumun kullanılmadığını açıkça ortaya koyuyor. Birçok ülkedeki önemli yeşil toparlanma önlemlerine rağmen, 2021’deki güçlü ekonomik toparlanma – küresel reel gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 5,9 büyümesiyle –nihai enerji tüketiminde yüzde 4’lük bir artışa katkıda bulunarak yenilenebilir enerjideki büyümeyi dengeledi. Yalnızca Çin’de, nihai enerji tüketimi 2009 ile 2019 arasında yüzde 36 arttı. 2021’de küresel enerji kullanımındaki artışın çoğu fosil yakıtlar tarafından karşılandı ve dünya çapında 2 milyar tonun üzerinde karbondioksit emisyonuyla tarihteki en büyük artışa neden oldu.  İTHAL FOSİL ENERJİYLE GELEN EMTİA ŞOKU  2021 yılı aynı zamanda, 1973 petrol krizinden bu yana enerji fiyatlarındaki en büyük artışla birlikte ucuz fosil yakıtlar çağının da sonu oldu. Yılsonuna kadar, doğal gaz fiyatları Avrupa ve Asya’da 2020 seviyelerinin yaklaşık 10 katına ulaştı ve ABD’de üç katına çıkarak 2021’in sonunda büyük pazarlarda toptan elektrik fiyatlarında bir artışa yol açtı. Rusya Federasyonu’nun Ukrayna’yı işgali ortaya çıkan enerji krizini iyice şiddetlendirerek, küresel ekonomik büyüme üzerinde ağır bir baskı oluşturan ve fosil yakıt ithalatına bağımlı 136’dan fazla ülkeyi sarsan eşi görülmemiş bir emtia şok dalgasına neden oldu.  Rusya’nın, özellikle Avrupa’ya kritik doğal gaz ve petrol ihracatını durdurma tehdidi, yenilenebilir enerjiye geçişin aciliyetinin altını çizdi. Krizle mücadele etmek için Avrupa Birliği ve ulusal ve yerel yönetimler temiz enerji hedeflerini güncellediler ve enerji geçişini hızlandırmak için çok sayıda önlem aldılar, ancak aynı zamanda eski reçetelere başvurmaya devam ediyorlar. Birleşik Krallık gibi bazı ülkeler, yeni vergiler açıklamış olsa da, çoğu ülke aynı anda fosil yakıtlar üzerinde yeni sübvansiyonlar yürürlüğe koydu. Kömür, petrol ve doğal gaz endüstrileri, enerji krizin ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1CmqMg_2nUuw8Ch4XWHoEw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Fosil, yakıt, sübvansiyonları, rekor, kırıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1CmqMg_2nUuw8Ch4XWHoEw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Fosil yakıt sübvansiyonları rekor kırıyor"><p>REN21’in Yenilenebilir Enerji Küresel Durum Raporu’na göre yenilenebilir enerji kapasitesi yüzde 17 artsa da, fosil yakıt sübvansiyonları astronomik boyuta ulaştı.</p>Yenilenebilir enerji alanında odaklanan bir düşünce kuruluşu olan REN21’in yeni yayımlanan 2022 Yenilenebilir Enerji Küresel Durum Raporu’na göre elektrik üretimindeki yenilenebilir enerji kapasitesinde 2020’ye göre yüzde 17 artışla (314,5 GW) bir rekor gerçekleşti. Ancak aynı zamanda, hükümetler 2018 ve 2020 yılları arasında fosil yakıt sübvansiyonlarına 8 trilyon dolar harcadı; bu da 2020 küresel GSYİH’in yüzde 7’sine denk geliyor.  <strong>TÜRKİYE’DE YENİ KAPASİTENİN YARISI RÜZGAR</strong>  Raporda Türkiye, özellikle rüzgâr enerjisinden elektrik üretiminde öne çıkarken 2021 yılı itibarıyla toplam 10,8 GW rüzgar kapasitesiyle dünya genelinde 10’uncu sırada yer alıyor. Rüzgar enerjisi toplam elektrik üretiminin yüzde 9,8’inden fazlasına katkıda bulunuyor ve 2021’de Türkiye’nin yeni kurulan elektrik üretim kapasitesinin yarısını rüzgar enerjisi oluşturuyor.  Son 10 yılda Türkiye, rüzgâr enerjisi kapasitesini 10 kat artırırken hem yerli hem de yabancı üreticilerin üretim tesislerini içeren güçlü bir endüstri tedarik zinciri geliştirdi. 2021’in sonlarında, Türkiye’deki yeni kurulumların maliyeti, beş yıl öncesine göre ortalama yüzde 32 daha düşük gerçekleşirken yeni kurulacak rüzgar enerjisi kapasitesinden yapılacak elektrik üretimi, karbon fiyatı hesaba katılmasa dahi, ithal kömürden daha ucuz.  <strong>KAPASİTEDE REKOR ARTIŞ</strong>  Rapora göre yenilenebilir enerji kapasitesinde rekor artışlara rağmen, yenilenebilir enerjinin küresel enerji kullanımındaki payı 2021’de sabit kaldı. Elektrik sektöründe, yenilenebilir enerji kapasitesinde (2020’ye göre yüzde 17 artışla 314,5 GW) ve üretimde (7,793 terawatt-saat) yapılan rekor artışlar, elektrik tüketimindeki yüzde 6’lık genel artışı karşılayamadı. Isıtma ve soğutmada, nihai enerji tüketimindeki yenilenebilir payı 2009’da yüzde 8,9’dan 2019’da yüzde 11,2’ye yükseldi. Yenilenebilir payının 2009’da yüzde 2,4’ten 2019’da yüzde 3,7’ye çıktığı ulaşım sektöründeki ilerleme eksikliği özellikle endişe verici çünkü sektör küresel enerji tüketiminin yaklaşık üçte birini oluşturuyor.  <strong>SIFIR EMİSYON TAAHHÜDÜNE KARŞI FOSİL ARAYIŞI</strong>  REN21 İcra Direktörü Rana Adib, “Daha fazla hükümet 2021’de net sıfır sera gazı emisyonu taahhüdünde bulunsa da, gerçek şu ki, enerji krizine yanıt olarak çoğu ülke yeni fosil yakıt kaynakları aramaya ve daha da fazla kömür, petrol ve doğal gaz yakmaya geri dönd.” dedi.  Kasım 2021’deki Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nın (COP26) öncesinde, bir rekor gerçekleştirerek 135 ülke 2050 yılına kadar net sıfır sera gazı emisyonu elde etme sözü verdi. Ancak bu ülkelerden sadece 84’ünün ekonomi çapında yenilenebilir enerji hedefleri olurken sadece 36’sının yüzde 100 yenilenebilir enerji hedefi vardı. BM iklim zirveleri tarihinde ilk kez, COP26 deklarasyonu kömür kullanımının azaltılması ihtiyacından söz etti, ancak ne kömür ne de fosil yakıtlarda hedeflenen azaltımlar için çağrıda bulunmadı.  Rapor, ülkelerin net sıfır taahhütlerini yerine getirmenin büyük çabalar gerektireceğini ve COVID-19 ile yakalan momentumun kullanılmadığını açıkça ortaya koyuyor. Birçok ülkedeki önemli yeşil toparlanma önlemlerine rağmen, 2021’deki güçlü ekonomik toparlanma – küresel reel gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 5,9 büyümesiyle –nihai enerji tüketiminde yüzde 4’lük bir artışa katkıda bulunarak yenilenebilir enerjideki büyümeyi dengeledi. Yalnızca Çin’de, nihai enerji tüketimi 2009 ile 2019 arasında yüzde 36 arttı. 2021’de küresel enerji kullanımındaki artışın çoğu fosil yakıtlar tarafından karşılandı ve dünya çapında 2 milyar tonun üzerinde karbondioksit emisyonuyla tarihteki en büyük artışa neden oldu.  <strong>İTHAL FOSİL ENERJİYLE GELEN EMTİA ŞOKU</strong>  2021 yılı aynı zamanda, 1973 petrol krizinden bu yana enerji fiyatlarındaki en büyük artışla birlikte ucuz fosil yakıtlar çağının da sonu oldu. Yılsonuna kadar, doğal gaz fiyatları Avrupa ve Asya’da 2020 seviyelerinin yaklaşık 10 katına ulaştı ve ABD’de üç katına çıkarak 2021’in sonunda büyük pazarlarda toptan elektrik fiyatlarında bir artışa yol açtı. Rusya Federasyonu’nun Ukrayna’yı işgali ortaya çıkan enerji krizini iyice şiddetlendirerek, küresel ekonomik büyüme üzerinde ağır bir baskı oluşturan ve fosil yakıt ithalatına bağımlı 136’dan fazla ülkeyi sarsan eşi görülmemiş bir emtia şok dalgasına neden oldu.  Rusya’nın, özellikle Avrupa’ya kritik doğal gaz ve petrol ihracatını durdurma tehdidi, yenilenebilir enerjiye geçişin aciliyetinin altını çizdi. Krizle mücadele etmek için Avrupa Birliği ve ulusal ve yerel yönetimler temiz enerji hedeflerini güncellediler ve enerji geçişini hızlandırmak için çok sayıda önlem aldılar, ancak aynı zamanda eski reçetelere başvurmaya devam ediyorlar. Birleşik Krallık gibi bazı ülkeler, yeni vergiler açıklamış olsa da, çoğu ülke aynı anda fosil yakıtlar üzerinde yeni sübvansiyonlar yürürlüğe koydu. Kömür, petrol ve doğal gaz endüstrileri, enerji krizinden ve hükümetlerin tepkilerinden hem kâr hem de nüfuz elde ederek başlıca yararlananlar oldu.  <strong>HİNDİSTAN YENİLENEBİLİR ENERJİ DESTEĞİNİ AZALTTI</strong>  Raporda, iklim eylemine yönelik yenilenen taahhütlere rağmen hükümetlerin yine de fosil yakıt üretimi için sübvansiyon sağlamayı ve enerji krizinin etkilerini azaltmak için ilk tercihleri olarak kullanmayı tercih ettiğini belgeliyor. 2018 ve 2020 yılları arasında hükümetler, fosil yakıt sübvansiyonlarına 18 trilyon doları –2020’de küresel GSYİH’nin yüzde 7’si kadar harcadı. Bazı durumlarda (Hindistan’da olduğu gibi) yenilenebilir kaynaklara verilen desteği azaltarak bunu gerçekleştirdi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hidrojenin geleceği</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/hidrojenin-gelecegi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/hidrojenin-gelecegi</guid>
<description><![CDATA[ Yeni rapora göre hidrojenin küresel karbonsuzlaştırmada çok önemli bir rolü olmasına rağmen dönüşümü çok yavaş olacak.Yeşil hidrojen, Paris Anlaşması&#039;nın karbon emisyonunun düşürülmesi zor sektörleri karbondan arındırma hedeflerine ulaşmak için çok önemli. Hedeflere ulaşmak için hidrojenin yüzyılın ortasına kadar dünya enerji talebinin yaklaşık yüzde 15&#039;ini karşılaması gerekecek. Danışmanlık şirketi DNV’nin raporuna göre bazı ülkelerde hidrojenin payı iki katına çıkmasına rağmen bu hızla gidildiği takdirde hidrojenin 2030&#039;da küresel nihai enerji dağılımının ancak yüzde 0,5&#039;ine ve 2050&#039;de ise yüzde 5&#039;ine ulaşabileceği hesaplanıyor.   2050’YE KADAR 6.8 TRİLYON DOLAR HARCANACAK  2050&#039;ye kadar enerji amaçlı hidrojen üretimine yapılacak küresel harcamanın 6,8 trilyon dolar olması bekleniyor. Bunun 180 milyar doları hidrojen boru hatlarına ve 530 milyar doları da amonyak terminallerinin inşası ve işletilmesine harcanacak.  Şebekeye dayalı elektroliz maliyetleri, o zamana kadar ortalama kg başına 1,5 dolar olacak şekilde 2050&#039;ye doğru önemli ölçüde azalacak.  Mavi hidrojenin küresel ortalaması kg başına 2030&#039;da 2.5 dolara, 2050&#039;de 2.2 dolara düşecek. ABD gibi ucuz gaza erişimi olan bölgelerde, maliyetler şimdiden 2 dolar.   Yeşil hidrojen ise çoğu bölgede giderek en ucuz üretim şekli olacak. 2050 yılına kadar hidrojen ve türevlerinin yüzde 72&#039;si elektrik bazlı olacak ve fosil yakıtlardan elde edilen mavi hidrojenin payı 2030&#039;da yüzde 34&#039;e, 2050’de ise yüzde 28’e düşecek. Ucuz doğalgaza sahip bazı bölgelerin mavi hidrojen payı daha yüksek olacak.  HİDROJEN BORU HATLARI  Rapora göre doğalgaz boru hatlarının yüzde 50’den fazlası maliyet avantajı nedeniyle hidrojene ayrılacak. Bazı bölgelerde bu oran yüzde 80&#039;e kadar yükselecek. Çünkü boru hatlarının yeniden kullanım maliyetinin, bu hatların yeniden inşasının sadece yüzde 10 ile yüzde 35&#039;i kadar olması bekleniyor.  Hidrojen, ülkeler içinde ve arasında orta mesafelere kadar boru hatlarıyla taşınacak, ancak kıtalar arasında neredeyse hiçbir zaman taşınmayacak. Amonyak ise daha güvenli ve taşınması daha kolay. Örneğin 2050 yılına kadar amonyağın yüzde 59&#039;u bölgeler arasında ticarete konu olacak.  Hidrojenin doğrudan kullanımına, yüksek sıcaklık süreçlerinde kömür ve gazın yerini alacağı imalat sektörü hakim olacak. Demir ve çelik gibi bu endüstriler, 2020&#039;lerin sonlarında alımın ilk başladığı yerler. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dT5f-HCV9EGGHBOxpVOPLQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Hidrojenin, geleceği</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dT5f-HCV9EGGHBOxpVOPLQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Hidrojenin geleceği"><p>Yeni rapora göre hidrojenin küresel karbonsuzlaştırmada çok önemli bir rolü olmasına rağmen dönüşümü çok yavaş olacak.</p><p>Yeşil hidrojen, Paris Anlaşması'nın karbon emisyonunun düşürülmesi zor sektörleri karbondan arındırma hedeflerine ulaşmak için çok önemli. Hedeflere ulaşmak için hidrojenin yüzyılın ortasına kadar dünya enerji talebinin yaklaşık yüzde 15'ini karşılaması gerekecek. </p><p>Danışmanlık şirketi DNV’nin raporuna göre bazı ülkelerde hidrojenin payı iki katına çıkmasına rağmen bu hızla gidildiği takdirde hidrojenin 2030'da küresel nihai enerji dağılımının ancak yüzde 0,5'ine ve 2050'de ise yüzde 5'ine ulaşabileceği hesaplanıyor.   <strong>2050’YE KADAR 6.8 TRİLYON DOLAR HARCANACAK</strong>  2050'ye kadar enerji amaçlı hidrojen üretimine yapılacak küresel harcamanın 6,8 trilyon dolar olması bekleniyor. Bunun 180 milyar doları hidrojen boru hatlarına ve 530 milyar doları da amonyak terminallerinin inşası ve işletilmesine harcanacak.  Şebekeye dayalı elektroliz maliyetleri, o zamana kadar ortalama kg başına 1,5 dolar olacak şekilde 2050'ye doğru önemli ölçüde azalacak.  Mavi hidrojenin küresel ortalaması kg başına 2030'da 2.5 dolara, 2050'de 2.2 dolara düşecek. ABD gibi ucuz gaza erişimi olan bölgelerde, maliyetler şimdiden 2 dolar.   Yeşil hidrojen ise çoğu bölgede giderek en ucuz üretim şekli olacak. 2050 yılına kadar hidrojen ve türevlerinin yüzde 72'si elektrik bazlı olacak ve fosil yakıtlardan elde edilen mavi hidrojenin payı 2030'da yüzde 34'e, 2050’de ise yüzde 28’e düşecek. Ucuz doğalgaza sahip bazı bölgelerin mavi hidrojen payı daha yüksek olacak.  <strong>HİDROJEN BORU HATLARI</strong>  Rapora göre doğalgaz boru hatlarının yüzde 50’den fazlası maliyet avantajı nedeniyle hidrojene ayrılacak. Bazı bölgelerde bu oran yüzde 80'e kadar yükselecek. Çünkü boru hatlarının yeniden kullanım maliyetinin, bu hatların yeniden inşasının sadece yüzde 10 ile yüzde 35'i kadar olması bekleniyor.  Hidrojen, ülkeler içinde ve arasında orta mesafelere kadar boru hatlarıyla taşınacak, ancak kıtalar arasında neredeyse hiçbir zaman taşınmayacak. Amonyak ise daha güvenli ve taşınması daha kolay. Örneğin 2050 yılına kadar amonyağın yüzde 59'u bölgeler arasında ticarete konu olacak.  Hidrojenin doğrudan kullanımına, yüksek sıcaklık süreçlerinde kömür ve gazın yerini alacağı imalat sektörü hakim olacak. Demir ve çelik gibi bu endüstriler, 2020'lerin sonlarında alımın ilk başladığı yerler.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Nükleer veto yedi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/nukleer-veto-yedi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/nukleer-veto-yedi</guid>
<description><![CDATA[ Avrupa Parlamentosu Çevre ve Ekonomi komiteleri, nükleer ile birlikte doğalgazın da yeşil enerji sayılması önerisini veto etti.Avrupa Komisyonu geçen şubat ayında büyük tartışmalara neden olan bir kararla nükleer ve doğalgazı yeşil enerji olarak kabul edileceğini açıklamıştı. Komisyon bu kararı, “Net sıfır hedefleri yolunda kömürden çıkış için en iyi olmayan yolların da uygulanması gerekiyor” diye savunmuştu.   AB’nin iklim hedefleriyle çelişen bu karar, Avrupa Parlamentosu’nun Ekonomi ve Mali İşler (ECON) ve Çevre (ENVI) komiteleri tarafından geri alındı ve nükleer ile doğalgazın AB Taksonomisi’nde yer almasını veto etti. 76’ya 62 alınan kararda gerekçe olarak nükleer ve doğalgazı yeşil olarak kabul etmenin AB hedefleriyle çeliştiği ve yatırımcıların kafasını karıştırdığına işaret edildi.     Ama bu veto, nükleer ve doğalgazın yeşil sayılması yönündeki eski kararı ortadan kaldırmıyor. Bunun için temmuz ayı başında yapılması planlanan genel kurulda da teklifin veto edilmesi gerekiyor ve bunun için 705 milletvekilinin 353’ünün ret oyuna ihtiyaç var. Hatırlanacağı üzere Haziran ayı başında Çevre Komitesi’ndeki tüm olumlu sinyallere rağmen genel kurulda Sosyal İklim Fonu, Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizmaları ve Emisyon Ticaret Sistemi reddedilmişti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hSQQisPtF0CtXmmlM6XKSA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Nükleer, veto, yedi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hSQQisPtF0CtXmmlM6XKSA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Nükleer veto yedi"><p>Avrupa Parlamentosu Çevre ve Ekonomi komiteleri, nükleer ile birlikte doğalgazın da yeşil enerji sayılması önerisini veto etti.</p><p>Avrupa Komisyonu geçen şubat ayında büyük tartışmalara neden olan bir kararla nükleer ve doğalgazı yeşil enerji olarak kabul edileceğini açıklamıştı. </p><p>Komisyon bu kararı, “Net sıfır hedefleri yolunda kömürden çıkış için en iyi olmayan yolların da uygulanması gerekiyor” diye savunmuştu.   AB’nin iklim hedefleriyle çelişen bu karar, Avrupa Parlamentosu’nun Ekonomi ve Mali İşler (ECON) ve Çevre (ENVI) komiteleri tarafından geri alındı ve nükleer ile doğalgazın AB Taksonomisi’nde yer almasını veto etti.</p><p> 76’ya 62 alınan kararda gerekçe olarak nükleer ve doğalgazı yeşil olarak kabul etmenin AB hedefleriyle çeliştiği ve yatırımcıların kafasını karıştırdığına işaret edildi.     Ama bu veto, nükleer ve doğalgazın yeşil sayılması yönündeki eski kararı ortadan kaldırmıyor. Bunun için temmuz ayı başında yapılması planlanan genel kurulda da teklifin veto edilmesi gerekiyor ve bunun için 705 milletvekilinin 353’ünün ret oyuna ihtiyaç var. Hatırlanacağı üzere </p><p>Haziran ayı başında Çevre Komitesi’ndeki tüm olumlu sinyallere rağmen genel kurulda Sosyal İklim Fonu, Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizmaları ve Emisyon Ticaret Sistemi reddedilmişti. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>&amp;quot;Kuraklık, sosyal afet sayılmalı&amp;quot;</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/kuraklik-sosyal-afet-sayilmali</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/kuraklik-sosyal-afet-sayilmali</guid>
<description><![CDATA[ TEMA Vakfı kuraklığın doğal afet statüsüne alınması gerektiğini açıkladı.Birleşmiş Milletler, bu yıl 17 Haziran Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü’nde kuraklık sorununa odaklanarak bu soruna karşı hep birlikte eyleme geçilerek önlem alınması gerektiğini vurguladı. İklim krizi ve buna bağlı olarak gelecekte yaşanacak kuraklıkların gelecek dönemin en önemli iki sorunu olduğunu ifade eden TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, kuraklıktan en çok etkilenen sektörün tarım olacağının altını çiziyor.   TARIMSAL ÜRETİM ETKİLENİYOR   Kuraklığın dünyanın her yerinde iklim tipine bağlı olmaksızın görülen bir doğa olayı olduğunu hatırlatan Deniz Ataç, “1970-2019 yılları arasında oluşan doğal felaketlerin yüzde 50’sini kuraklık oluşturuyor. Kuraklık nedeniyle aynı dönemde 650 milyon insan yaşamını yitirdi ve bunun yüzde 90’ı iklimin kurak ve yarı kurak olduğu gelişmekte olan ülkelerde yaşandı. İklim krizi nedeniyle kuraklığın sayısı ve şiddeti artıyor. Kuraklıktaki artış oranı son 20 yılda yüzde 29 oldu. IPCC Raporlarına göre küresel ısınma 1.5 derece olursa her 10 yılda bir kuraklık oluşma sıklığı yüzde 50, 2 dereceye ulaşması halinde ise yüzde 70 artacak.. Su sıkıntısı çeken insan sayısının 2040 yılında 5.7 milyara ulaşabileceği ve her dört çocuktan birinin çok kuvvetli derecede su sıkıntısı çeken bölgelerde yaşayacağı tahmin ediliyor. Üretilen gıdanın yüzde 80’i yalnızca yağmur suyuna dayalı üretimin yapıldığı kuru tarım arazilerinden geliyor. Bu nedenle kuraklık tarımsal üretimi etkiliyor, kuraklığa bağlı olarak önemli ölçüde verim kayıpları oluşabiliyor. Geçen yıl 65 ilimizde kuraklık nedeniyle verim kayıpları olduğu, bazı yerlerde ürün kayıplarının yüzde 70’e ulaştığı bildirildi” dedi.   TEMA Vakfı tarafından Türkçeleştirilen IPPC İklim Değişikliği ve Arazi Raporu Yönetici Özeti’ne de atıfta bulunan Ataç, “Türkiye’nin de içinde yer aldığı Akdeniz Çanağı, iklim krizinin en olumsuz etkilerinin görüleceği bölgeler arasında gösteriliyor. Akdeniz Çanağı’nda yüksek hava sıcaklıklarının sıklığının, şiddetinin ve süresinin artmaya devam edeceği, yağışların azalacağı, orman yangınlarında yüzde 50 artış olacağı, tarımsal ürün ve hayvancılık verimliliğinin ve bitki biyolojik çeşitliliğinin azalacağı öngörülüyor. Kısacası gelecekte en önemli sorunlarımız, yanan orman alanlarında artış, su kıtlığı ve tarımsal üretimde azalış, buna bağlı olarak kırsal alanların sosyo-ekonomik olarak etkilenmeleri olacaktır” dedi.  ÖNLEMLER NELER OLMALI?  Kuraklık oluştuktan sonra alınacak önlemlerin geç olacağını vurgulayan Ataç, “Kuraklığın, daima karşılaşılma olasılığı yüksek, üstelik yaşanan iklim krizi ile daha da şiddetlenmesi beklenen doğal bir felaket olacağını kabul ederek, hazırlıklı olacak ve etkilerini azaltacak tedbirleri içeren planlar hazırlamak gerekiyor. Bu kapsamda 25 su havzamızın 13’ünde kuraklık yönetim planlarının hazırlanması önemli bir adımdır. Kalan havzalar için de bu çalışmalar tamamlanmalı, kuraklık riski yüksek ve etkilenebilir nüfusun yüksek olduğu bölgeler önceliklendirilerek hazırlanan planlar ivedilikle uygulamaya konulmalı. Kuraklık artışında ana nedenin insan olduğu dikkate alınarak tahrip olan arazilerde restorasyon çalışmaları yapılmalı, arazi tahribatı engellenmeli. Vakıf olarak bizim de katılım sağladığımız Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi 15. Taraflar Toplantısı’nda, Arazi restorasyonlarıyla ilgili ‘2022-2024 için Hükümetlerarası Kuraklık Çalışma Grubu Oluşturma’ taahhüdü verilmesi bu konuda önemli bir adım olmuştur” diyerek 2030 yılına kadar 1 milyar hektar bozulmuş arazi restorasyonunu hızlandırma taahhüdünü mutlulukla karşıladıklarını ifade etti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MXLeoRgq8ky2ulIYmqihKw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Kuraklık, sosyal, afet, sayılmalı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MXLeoRgq8ky2ulIYmqihKw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="" kurakl sosyal afet say><p>TEMA Vakfı kuraklığın doğal afet statüsüne alınması gerektiğini açıkladı.</p>Birleşmiş Milletler, bu yıl 17 Haziran Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü’nde kuraklık sorununa odaklanarak bu soruna karşı hep birlikte eyleme geçilerek önlem alınması gerektiğini vurguladı. İklim krizi ve buna bağlı olarak gelecekte yaşanacak kuraklıkların gelecek dönemin en önemli iki sorunu olduğunu ifade eden TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, kuraklıktan en çok etkilenen sektörün tarım olacağının altını çiziyor.   <strong>TARIMSAL ÜRETİM ETKİLENİYOR </strong>  Kuraklığın dünyanın her yerinde iklim tipine bağlı olmaksızın görülen bir doğa olayı olduğunu hatırlatan Deniz Ataç, “1970-2019 yılları arasında oluşan doğal felaketlerin yüzde 50’sini kuraklık oluşturuyor. Kuraklık nedeniyle aynı dönemde 650 milyon insan yaşamını yitirdi ve bunun yüzde 90’ı iklimin kurak ve yarı kurak olduğu gelişmekte olan ülkelerde yaşandı. İklim krizi nedeniyle kuraklığın sayısı ve şiddeti artıyor. Kuraklıktaki artış oranı son 20 yılda yüzde 29 oldu. IPCC Raporlarına göre küresel ısınma 1.5 derece olursa her 10 yılda bir kuraklık oluşma sıklığı yüzde 50, 2 dereceye ulaşması halinde ise yüzde 70 artacak.. Su sıkıntısı çeken insan sayısının 2040 yılında 5.7 milyara ulaşabileceği ve her dört çocuktan birinin çok kuvvetli derecede su sıkıntısı çeken bölgelerde yaşayacağı tahmin ediliyor. Üretilen gıdanın yüzde 80’i yalnızca yağmur suyuna dayalı üretimin yapıldığı kuru tarım arazilerinden geliyor. Bu nedenle kuraklık tarımsal üretimi etkiliyor, kuraklığa bağlı olarak önemli ölçüde verim kayıpları oluşabiliyor. Geçen yıl 65 ilimizde kuraklık nedeniyle verim kayıpları olduğu, bazı yerlerde ürün kayıplarının yüzde 70’e ulaştığı bildirildi” dedi.   TEMA Vakfı tarafından Türkçeleştirilen IPPC İklim Değişikliği ve Arazi Raporu Yönetici Özeti’ne de atıfta bulunan Ataç, “Türkiye’nin de içinde yer aldığı Akdeniz Çanağı, iklim krizinin en olumsuz etkilerinin görüleceği bölgeler arasında gösteriliyor. Akdeniz Çanağı’nda yüksek hava sıcaklıklarının sıklığının, şiddetinin ve süresinin artmaya devam edeceği, yağışların azalacağı, orman yangınlarında yüzde 50 artış olacağı, tarımsal ürün ve hayvancılık verimliliğinin ve bitki biyolojik çeşitliliğinin azalacağı öngörülüyor. Kısacası gelecekte en önemli sorunlarımız, yanan orman alanlarında artış, su kıtlığı ve tarımsal üretimde azalış, buna bağlı olarak kırsal alanların sosyo-ekonomik olarak etkilenmeleri olacaktır” dedi.  <strong>ÖNLEMLER NELER OLMALI?</strong>  Kuraklık oluştuktan sonra alınacak önlemlerin geç olacağını vurgulayan Ataç, “Kuraklığın, daima karşılaşılma olasılığı yüksek, üstelik yaşanan iklim krizi ile daha da şiddetlenmesi beklenen doğal bir felaket olacağını kabul ederek, hazırlıklı olacak ve etkilerini azaltacak tedbirleri içeren planlar hazırlamak gerekiyor. Bu kapsamda 25 su havzamızın 13’ünde kuraklık yönetim planlarının hazırlanması önemli bir adımdır. Kalan havzalar için de bu çalışmalar tamamlanmalı, kuraklık riski yüksek ve etkilenebilir nüfusun yüksek olduğu bölgeler önceliklendirilerek hazırlanan planlar ivedilikle uygulamaya konulmalı. Kuraklık artışında ana nedenin insan olduğu dikkate alınarak tahrip olan arazilerde restorasyon çalışmaları yapılmalı, arazi tahribatı engellenmeli. Vakıf olarak bizim de katılım sağladığımız Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi 15. Taraflar Toplantısı’nda, Arazi restorasyonlarıyla ilgili ‘2022-2024 için Hükümetlerarası Kuraklık Çalışma Grubu Oluşturma’ taahhüdü verilmesi bu konuda önemli bir adım olmuştur” diyerek 2030 yılına kadar 1 milyar hektar bozulmuş arazi restorasyonunu hızlandırma taahhüdünü mutlulukla karşıladıklarını ifade etti.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sürdürülebilir müfredat</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/surdurulebilir-mufredat</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/surdurulebilir-mufredat</guid>
<description><![CDATA[ Avrupa Konseyi, sürdürülebilir eğitimi sağlamak için müfredatların nasıl olması gerektiğine yönelik bir tavsiye listesi açıkladı.Birçok ülkede sürdürülebilirlik müfredatlarda ele alınmış durumda. Bununla birlikte, eğitimcilerin yeşil dönüşüm ve sürdürülebilir kalkınma ilkelerini öğretim ve eğitim uygulamalarına dahil etmek için daha fazla desteğe, uzmanlığa ve eğitim fırsatlarına ihtiyacı var.  Avrupa Konseyi, sürdürülebilir kalkınma için eğitim programlarını teşvik etmek ve desteklemek için üye devletlere tavsiyelerde bulundu. Konsey, bu liste ile her yaştan öğrencinin daha sürdürülebilir bir şekilde yaşamak için gerekli bilgileri edinmesini, değişen işgücü piyasasında ihtiyaç duyulan becerileri edinmesini ve sürdürülebilir bir gelecek için harekete geçmesini sağlama amacı taşıyor.  NELER ÖNERİLDİ?  Avrupa Konseyi, ilk olarak bu konunun öncelikli alanlardan biri olarak belirlemesi gerektiğine işaret ediyor. Altyapı, dijital araçlar ve kaynaklar sağlayarak özellikle yeni Sürdürülebilirlik Avrupa Yeterlilik Çerçevesini (GreenComp) temel alarak yeşil dönüşüm ve sürdürülebilir kalkınma için öğretme ve öğrenmeyi desteklemek ve geliştirmek bir diğer tavsiye. İklim, çevre, biyolojik çeşitlilik krizi ve nedenleri hakkında gerçeklere dayalı ve erişilebilir bilgiler üretilmesini öneren Konsey, öğretmenlerin eğitilmesine de ayrı bir önem veriyor.   TAVSİYELERİN ARKA PLANI  Gençler arasında, özellikle çevre ve iklim sorunları olmak üzere sürdürülebilir kalkınma meselelerine dahil olma konusunda artan bir farkındalık ve istek var. Mayıs 2022&#039;de yayınlanan bir Eurobarometer&#039;in sonuçları, AB&#039;deki gençlerin “çevreyi koruma ve iklim değişikliğiyle mücadeleyi” Avrupa Gençlik Yılı’nda (2022) odaklanılması gereken temel önceliklerden biri olarak gördüklerini gösteriyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u936E0s3a0azgdc5LhqC2g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Sürdürülebilir, müfredat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u936E0s3a0azgdc5LhqC2g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Sürdürülebilir müfredat"><p>Avrupa Konseyi, sürdürülebilir eğitimi sağlamak için müfredatların nasıl olması gerektiğine yönelik bir tavsiye listesi açıkladı.</p>Birçok ülkede sürdürülebilirlik müfredatlarda ele alınmış durumda. Bununla birlikte, eğitimcilerin yeşil dönüşüm ve sürdürülebilir kalkınma ilkelerini öğretim ve eğitim uygulamalarına dahil etmek için daha fazla desteğe, uzmanlığa ve eğitim fırsatlarına ihtiyacı var.  Avrupa Konseyi, sürdürülebilir kalkınma için eğitim programlarını teşvik etmek ve desteklemek için üye devletlere tavsiyelerde bulundu. Konsey, bu liste ile her yaştan öğrencinin daha sürdürülebilir bir şekilde yaşamak için gerekli bilgileri edinmesini, değişen işgücü piyasasında ihtiyaç duyulan becerileri edinmesini ve sürdürülebilir bir gelecek için harekete geçmesini sağlama amacı taşıyor.  <strong>NELER ÖNERİLDİ?</strong>  Avrupa Konseyi, ilk olarak bu konunun öncelikli alanlardan biri olarak belirlemesi gerektiğine işaret ediyor. Altyapı, dijital araçlar ve kaynaklar sağlayarak özellikle yeni Sürdürülebilirlik Avrupa Yeterlilik Çerçevesini (GreenComp) temel alarak yeşil dönüşüm ve sürdürülebilir kalkınma için öğretme ve öğrenmeyi desteklemek ve geliştirmek bir diğer tavsiye. İklim, çevre, biyolojik çeşitlilik krizi ve nedenleri hakkında gerçeklere dayalı ve erişilebilir bilgiler üretilmesini öneren Konsey, öğretmenlerin eğitilmesine de ayrı bir önem veriyor.   <strong>TAVSİYELERİN ARKA PLANI</strong>  Gençler arasında, özellikle çevre ve iklim sorunları olmak üzere sürdürülebilir kalkınma meselelerine dahil olma konusunda artan bir farkındalık ve istek var. Mayıs 2022'de yayınlanan bir Eurobarometer'in sonuçları, AB'deki gençlerin “çevreyi koruma ve iklim değişikliğiyle mücadeleyi” Avrupa Gençlik Yılı’nda (2022) odaklanılması gereken temel önceliklerden biri olarak gördüklerini gösteriyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sürdürülebilir modaya yatırım yapan 10 ünlü</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/surdurulebilir-modaya-yatirim-yapan-10-unlu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/surdurulebilir-modaya-yatirim-yapan-10-unlu</guid>
<description><![CDATA[ Dünyanın süper yıldızları, yaptıkları yatırımlar veya marka işbirlikleriyle vegan moda akımı başlatmış durumda.Sürdürülebilirlik, bugünlerde ünlü isimler arasında da bir hayli popüler durumda. Özllikle ABD’de birçok ünlü isim, hem açıklamaarı he de girişimleriyle bu konuya dikkat çekiyor. Özellikle moda tarafında birçok isim, markalarla işbirliği yapma yoluna gidiyor. Popüler konu ise deri içermeyen ya da diğer adıyla vegan kumaşlar… İşte sürdürülebilir modaya yatırım yapan 10 ünlü…Billie Eilish  20 yaşındaki pop ikonu Billie Eilish, Eilish, Nike&#039;ın hem Air Force 1&#039;lerin hem de Air Jordan&#039;ların deri içermeyen, vegan versiyonlarını piyasaya sürmesine yardımcı oldu.  Chris Hemsworth  Thor’un yıldızı Chris Hemsworth, Hugo Boss&#039;un 2019&#039;da bitkisel deriden ayakkabı üreten ilk büyük moda evi olmasına yardımcı oldu. Hemsworth, şirket enerji tüketimini ve karbon emisyonlarını yüzde 30 düşürmeye çalışırken ekibe sürdürülebilirlik elçisi olarak katıldı.  Jason Mamoa  Aquaman&#039;in başrol oyuncusu Jason Mamoa, yosunlardan ayakkabı yapan sürdürülebilir bir spor ayakkabı markası başlattı. Mamoa&#039;s So iLL, gezegeni korumak için üretilmiş çevre dostu bir ayakkabı yaratmak için BLOOM ile işbirliği içinde çalışıyor.  John Legend  John Legend, vegan deri şirketi MycoWorks&#039;ün Reishi adlı mantarlardan yapılan daha sürdürülebilir bir deri üretmesi için 45 milyon dolarlık bir yatırım paketi almasına öncülük etti. Çok yakın bir geçmişte Mycoworks, vegan derinin daha popüler hale gelmesi nedeniyle üretim ölçeğini artırabilmek için 125 milyon dolarlık daha kaynak kullanımı gerçekleştirdi.  Leonardo Dicaprio  Oscar ödüllü çevreci aktör Leonardo DiCaprio, 2018&#039;de Allbirds&#039;e yatırım yapmış ve sürdürülebilir moda pazarına en erken giren ünlülerden olmuştu. Sürdürülebilir ayakkabı markası, şeker kamışından yapılmış bir sürdürülebilir ayakkabı tabanı geliştirdi.  Miley Cyrus  Miley Cyrus, Converse x Miley Cyrus koleksiyonunu yayınlamak için Converse ile işbirliği yaptı ve 19 parçalı tamamen vegan bir koleksiyon yayınladı. Koleksiyonda vegan Chuck Taylor Allstars ve cinsiyetten bağımsız, sürdürülebilir sokak giyiminden oluşan geniş bir seçki yer aldı.  Natalie Portman  John Legend&#039;a katılan Natalie Portman, MycoWorks&#039;ün B Serisi finansman turunu garanti altına almasına yardımcı oldu ve bu da markanın Reishi vegan derisinin üretim kapasitesini büyütmesine yardımcı oldu.  Rihanna  Rihanna, Nisan 2020&#039;de Fenty giyim serisi altında bir vegan deri kapsül koleksiyonu çıkardı. Suni deri koleksiyonunda büyük beden gömlekler, ceketler, korse elbiseler, pantolonlar ve daha fazlası yer aldı.  Rooney Mara  Vegan aktivist ve  Ejderha Dövmeli Kız&#039;ın yıldızı Rooney Mara, 2018&#039;de vegan kadın giyim markası  Hiraeth Collective&#039;i piyasaya sürdü. Sara Schloat ve Chrys Wong ile ortaklık kuran Mara, bu girişim aracılığıyla sürdürülebilir modayı teşvik ediyor.  Rosario Dawson  Rosario Dawson, sürdürülebilir Afrika&#039;dan ilham alan giysiler yaratmaya adanmış Studio One Eighty Nine&#039;ı kurmak için Abrima Ewiah ile birlikte çalıştı. İşletme, Sürdürülebilirlik için CFDA Lexus Moda Girişimi&#039;nde başarılı oldu ve şimdi şirket yalnızca doğal bitki bazlı boyalar ve sürdürülebilir malzemeler kullanıyor ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wjRm1tNSPkqb1oy_Z4J37A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Sürdürülebilir, modaya, yatırım, yapan, ünlü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wjRm1tNSPkqb1oy_Z4J37A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Sürdürülebilir modaya yatırım yapan 10 ünlü"><p>Dünyanın süper yıldızları, yaptıkları yatırımlar veya marka işbirlikleriyle vegan moda akımı başlatmış durumda.</p><p>Sürdürülebilirlik, bugünlerde ünlü isimler arasında da bir hayli popüler durumda. Özllikle ABD’de birçok ünlü isim, hem açıklamaarı he de girişimleriyle bu konuya dikkat çekiyor. Özellikle moda tarafında birçok isim, markalarla işbirliği yapma yoluna gidiyor. Popüler konu ise deri içermeyen ya da diğer adıyla vegan kumaşlar… İşte sürdürülebilir modaya yatırım yapan 10 ünlü…</p><p><strong>Billie Eilish</strong>  20 yaşındaki pop ikonu Billie Eilish, Eilish, Nike'ın hem Air Force 1'lerin hem de Air Jordan'ların deri içermeyen, vegan versiyonlarını piyasaya sürmesine yardımcı oldu.  <strong>Chris Hemsworth</strong>  Thor’un yıldızı Chris Hemsworth, Hugo Boss'un 2019'da bitkisel deriden ayakkabı üreten ilk büyük moda evi olmasına yardımcı oldu. Hemsworth, şirket enerji tüketimini ve karbon emisyonlarını yüzde 30 düşürmeye çalışırken ekibe sürdürülebilirlik elçisi olarak katıldı.  <strong>Jason Mamoa</strong>  Aquaman'in başrol oyuncusu Jason Mamoa, yosunlardan ayakkabı yapan sürdürülebilir bir spor ayakkabı markası başlattı. Mamoa's So iLL, gezegeni korumak için üretilmiş çevre dostu bir ayakkabı yaratmak için BLOOM ile işbirliği içinde çalışıyor.  <strong>John Legend</strong>  John Legend, vegan deri şirketi MycoWorks'ün Reishi adlı mantarlardan yapılan daha sürdürülebilir bir deri üretmesi için 45 milyon dolarlık bir yatırım paketi almasına öncülük etti. Çok yakın bir geçmişte Mycoworks, vegan derinin daha popüler hale gelmesi nedeniyle üretim ölçeğini artırabilmek için 125 milyon dolarlık daha kaynak kullanımı gerçekleştirdi.  <strong>Leonardo Dicaprio</strong>  Oscar ödüllü çevreci aktör Leonardo DiCaprio, 2018'de Allbirds'e yatırım yapmış ve sürdürülebilir moda pazarına en erken giren ünlülerden olmuştu. Sürdürülebilir ayakkabı markası, şeker kamışından yapılmış bir sürdürülebilir ayakkabı tabanı geliştirdi.  <strong>Miley Cyrus</strong>  Miley Cyrus, Converse x Miley Cyrus koleksiyonunu yayınlamak için Converse ile işbirliği yaptı ve 19 parçalı tamamen vegan bir koleksiyon yayınladı. Koleksiyonda vegan Chuck Taylor Allstars ve cinsiyetten bağımsız, sürdürülebilir sokak giyiminden oluşan geniş bir seçki yer aldı.  <strong>Natalie Portman</strong>  John Legend'a katılan Natalie Portman, MycoWorks'ün B Serisi finansman turunu garanti altına almasına yardımcı oldu ve bu da markanın Reishi vegan derisinin üretim kapasitesini büyütmesine yardımcı oldu.  <strong>Rihanna</strong>  Rihanna, Nisan 2020'de Fenty giyim serisi altında bir vegan deri kapsül koleksiyonu çıkardı. Suni deri koleksiyonunda büyük beden gömlekler, ceketler, korse elbiseler, pantolonlar ve daha fazlası yer aldı.  <strong>Rooney Mara</strong>  Vegan aktivist ve  Ejderha Dövmeli Kız'ın yıldızı Rooney Mara, 2018'de vegan kadın giyim markası  Hiraeth Collective'i piyasaya sürdü. Sara Schloat ve Chrys Wong ile ortaklık kuran Mara, bu girişim aracılığıyla sürdürülebilir modayı teşvik ediyor.  <strong>Rosario Dawson</strong>  Rosario Dawson, sürdürülebilir Afrika'dan ilham alan giysiler yaratmaya adanmış Studio One Eighty Nine'ı kurmak için Abrima Ewiah ile birlikte çalıştı. İşletme, Sürdürülebilirlik için CFDA Lexus Moda Girişimi'nde başarılı oldu ve şimdi şirket yalnızca doğal bitki bazlı boyalar ve sürdürülebilir malzemeler kullanıyor</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gaziantep&amp;amp;Berlin sürdürülebilirlik hattı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/gaziantepberlin-surdurulebilirlik-hatti</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/gaziantepberlin-surdurulebilirlik-hatti</guid>
<description><![CDATA[ Alman İşbirliği Kurumu ve Gaziantep Sanayi Odası işbirliği ile 30 firmaya yeşil dönüşüm mentörlüğü verilecek.Alman İşbirliği Kurumu ve Gaziantep Sanayi Odası ortaklığında yürütülen “İstihdam İçin Yeşil ve Dijital Dönüşümün Desteklenmesi” projesi kapsamında Türkiye&#039;deki firmaların Avrupa Yeşil Mutabakatı&#039;na hazırlanması için ilk defa “Yeşil Dönüşüm Mentörlüğü” verilmeye başlandı. Mentörlük hizmeti çerçevesinde belirlenen 30 firmaya 16 hafta boyunca haftada iki saat olmak üzere gerçekleştirilecek ziyaretlerle destek verilecek.   Süreç sonunda her firmaya “Verimlilik ve Yeşil Yol Haritası” hazırlanacak. Bu hizmetlerden faydalanacak işletmeler yine proje kapsamında yetiştirilecek “dijital dönüşüm uzmanlarını” istihdam ederek mentörlük hizmetlerinin sürdürülebilirliği sağlanmış olacak. Bu uzmanları istihdam eden şirketler altı aya kadar asgari ücretin yüzde 80’i oranında maaş desteği verilecek.  Bu ziyaretlerde Avrupa Yeşil Mutabakatı, atık yönetimi, karbon ayak izinin hesaplanması, yeşil enerji sertifikası, ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi&#039;nin kurulması, su ayak izi eğitimleri ve yeşil etiket konularında bilgilendirmeler yapılacak. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7nmOXdy2qkinuKs4-PnYBQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Gaziantep&amp;Berlin, sürdürülebilirlik, hattı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7nmOXdy2qkinuKs4-PnYBQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Gaziantep-Berlin sürdürülebilirlik hattı"><p>Alman İşbirliği Kurumu ve Gaziantep Sanayi Odası işbirliği ile 30 firmaya yeşil dönüşüm mentörlüğü verilecek.</p>Alman İşbirliği Kurumu ve Gaziantep Sanayi Odası ortaklığında yürütülen “İstihdam İçin Yeşil ve Dijital Dönüşümün Desteklenmesi” projesi kapsamında Türkiye'deki firmaların Avrupa Yeşil Mutabakatı'na hazırlanması için ilk defa “Yeşil Dönüşüm Mentörlüğü” verilmeye başlandı. Mentörlük hizmeti çerçevesinde belirlenen 30 firmaya 16 hafta boyunca haftada iki saat olmak üzere gerçekleştirilecek ziyaretlerle destek verilecek.   Süreç sonunda her firmaya “Verimlilik ve Yeşil Yol Haritası” hazırlanacak. Bu hizmetlerden faydalanacak işletmeler yine proje kapsamında yetiştirilecek “dijital dönüşüm uzmanlarını” istihdam ederek mentörlük hizmetlerinin sürdürülebilirliği sağlanmış olacak. Bu uzmanları istihdam eden şirketler altı aya kadar asgari ücretin yüzde 80’i oranında maaş desteği verilecek.  Bu ziyaretlerde Avrupa Yeşil Mutabakatı, atık yönetimi, karbon ayak izinin hesaplanması, yeşil enerji sertifikası, ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi'nin kurulması, su ayak izi eğitimleri ve yeşil etiket konularında bilgilendirmeler yapılacak.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sınırda karbon yeniden masada</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/sinirda-karbon-yeniden-masada</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/sinirda-karbon-yeniden-masada</guid>
<description><![CDATA[ Avrupa Parlamentosu&#039;nda yapılan oylamada reddedilen Emisyon Ticaret Sistemi teklifi üzerinde Çevre Komisyonu&#039;nda uzlaşmaya varıldı.İklim Değişikliği ile mücadelede kritik bir dönemeci temsil eden ve yeni bir ekonomik sistemin doğuşunun tescili olacak yeni Emisyon Ticaret Sistemi (ETS), Avrupa Parlamentosu’nda 8 Haziran’da yapılan oylamada reddedilmişti ve Çevre Komisyonu’na geri gönderilmişti.  Komisyonda yapılan görüşmeler sonucunda bazı revizelerle beraber yeni ETS üzerinde uzlaşmaya varıldı. 22 Haziran&#039;da tekrar oylanması beklenen yeni teklif kapsamında ücretsiz karbon tahsisleri 2027’de yüzde 93’e çekilecek, 2032’de ise tamamen bitecek.   Avrupa Komisyonu tarafından yapılacak teknik değerlendirmeye bağlı olarak Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması (SKDM), polimer, organik kimyasallar ve hidrojeni kapsayacak şekilde genişlet ilebilecek. Artan karbon ücretlerinden Avrupalı üreticilerin olumsuz etkilenmemesi ve SKDM’nin uygulanmasında yaşanabilecek muhtemel sorunlara karşı bir tedbir olarak Avrupa dışına ihracat yapan bazı şirketlere yönelik teşvik mekanizması oluşturulacak. 2029’dan itibaren ETS&#039;de yıllık emisyon azaltım hedefi yüzde 4,6 olarak belirlendi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XKfBLMdP1EuAbbEI7qTyFw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Sınırda, karbon, yeniden, masada</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XKfBLMdP1EuAbbEI7qTyFw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Sınırda karbon yeniden masada"><p>Avrupa Parlamentosu'nda yapılan oylamada reddedilen Emisyon Ticaret Sistemi teklifi üzerinde Çevre Komisyonu'nda uzlaşmaya varıldı.</p>İklim Değişikliği ile mücadelede kritik bir dönemeci temsil eden ve yeni bir ekonomik sistemin doğuşunun tescili olacak yeni Emisyon Ticaret Sistemi (ETS), Avrupa Parlamentosu’nda 8 Haziran’da yapılan oylamada reddedilmişti ve Çevre Komisyonu’na geri gönderilmişti.  Komisyonda yapılan görüşmeler sonucunda bazı revizelerle beraber yeni ETS üzerinde uzlaşmaya varıldı. 22 Haziran'da tekrar oylanması beklenen yeni teklif kapsamında ücretsiz karbon tahsisleri 2027’de yüzde 93’e çekilecek, 2032’de ise tamamen bitecek.   Avrupa Komisyonu tarafından yapılacak teknik değerlendirmeye bağlı olarak Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması (SKDM), polimer, organik kimyasallar ve hidrojeni kapsayacak şekilde genişlet ilebilecek. Artan karbon ücretlerinden Avrupalı üreticilerin olumsuz etkilenmemesi ve SKDM’nin uygulanmasında yaşanabilecek muhtemel sorunlara karşı bir tedbir olarak Avrupa dışına ihracat yapan bazı şirketlere yönelik teşvik mekanizması oluşturulacak. 2029’dan itibaren ETS'de yıllık emisyon azaltım hedefi yüzde 4,6 olarak belirlendi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çevreci yatırım balonu patladı mı?</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/cevreci-yatirim-balonu-patladi-mi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/cevreci-yatirim-balonu-patladi-mi</guid>
<description><![CDATA[ Enerji, savunma, emtia şirketleri güçlü performans gösterirken çevreci yatırımlar yerinde sayıyor. Ama bu geçen yılki aşırı fiyatlamaların düzeltmesi olabilir.Hisse senedi piyasaları bu yıl sert rüzgarlarla karşı karşıya kaldı. Çevresel, sosyal ve kurumsal yönetişim (ESG) yatırımlarının karşısında kusursuz bir fırtına var. Rusya/Ukrayna çatışması, artan enflasyon, yavaşlayan büyüme, merkez bankası faaliyeti ve pandeminin kalıcı etkisi makroekonomik düzeyde çok fazla belirsizlik yarattı. Bu, ESG yatırımlarının aleyhinde, enerji, savunma, emtia gibi tipik olarak sürdürülebilir yatırımla ilişkili olmayan sektörlerde daha güçlü performansa yol açtı. Ancak iyi haber şu ki, bunu geçen yıl piyasalarda oluşan ESG balonunun aşırılıklarının doğal bir düzeltmesi ve mantıklı bir sonucu olarak görmek mümkün. Bu sözler, Janus Henderson Investors’ın Küresel Sürdürülebilir Hisse Senedi Başkanı Hamish Chamberlayne’e ait.2021’DE ŞİŞEN ESG BALONUChamberlayne, “2021, ESG ile ilgili her şeyin ve arkalarında bir &#039;hikaye&#039; olan büyüme hisselerinin güçlü bir yükseliş ivmesi gösterdiği bir yıldı. İştah, gelecekte olacakların vaadiyle zirveye ulaştı. Katı piller, hidrojen, plastik geri dönüşümü, yakıt hücreleri ve yeni elektrikli araçlarla ilişkili şirketlere çok ciddi bir fon yatırımı gerçekleşti. Bunun büyük bir spekülatif ESG balonu olduğuna inandık ve uzun süredir devam eden yaklaşımımız doğrultusunda katılmadık. 2022&#039;de balonun yüksek profilli bir şekilde patladığını gördük” diyor. BEKLENTİ DEĞİŞMEDİMevcut ortam ESG için zorlu fakat orta vadede beklentiler büyük. Düzenleyici kurumlar ve hükümetler de daha sürdürülebilir bir küresel ekonomiye geçişi desteklemek için atılan adımlar ile ESG&#039;ye odaklanmaya devam etti. Son sürdürülebilirlik gelişmeleri, küresel ısınmanın önceden inanıldığından daha hızlı olduğunu ve eylem ihtiyacının yoğunlaştığını öne süren Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli&#039;nin son raporunu içeriyor.   ESG yatırımları için kısa vadeli zorluklar bir gerçek, ancak uzun vadede beklentilerin yönü değişmedi ve potansiyel olarak hızlandı. Bu nedenle oynaklık, sistemdeki aşırılıkların gecikmiş bir sarsıntısı ve sürdürülebilirlik yatırım trendlerini destekleyici olarak görülüyor.“YÜKSELEN ENERJİ FİYATLARI FIRSAT YARATABİLİR”Chamberlayne, “Enerji hisseleri bu yıl büyük kazananlardan bazıları oldu. Kısa vadede ESG ve sürdürülebilir yatırım için olumsuz olsa da, yüksek petrol ve gaz fiyatlarının sürdürülebilir çözümler sunan şirketlerin ürün ve hizmetlerinin benimsenmesini hızlandıracağına inanıyoruz. Sürdürülebilirlik inovasyonla yakından bağlantılı ve dünyayı daha iyi hale getiren işletmeler arıyoruz. Açık bir örnek, yenilenebilir enerji sektörü ve ilgili kalkınma projeleridir. Petrol ve gaz fiyatları yükseldikçe, kabul edilebilir getiri sağlayabilecek projelerin sayısı da artıyor. Daha geniş anlamda, birçok yenilenebilir proje için daha fazla talep görüyoruz” diyerek enerji piyasasındaki trendi açıklıyor.  Chamberlayne’in verdiği başka bir örnek elektrikli araçlar (EV&#039;ler). Yüksek petrol ve gaz fiyatları, elektrikli araçları tüketiciler için daha çekici hale getiriyor. Artık EV üreticilerine doğrudan maruz kalmamakla birlikte, elektrikli araçlarda temel teknolojiler sağlayan şirketler ilgi görüyor. Bunun içerisine örneğin konektörler, kablolama, yarı iletken yongalar veya elektrik motorları giriyor.  Şu anda piyasaları endişelendiren enflasyon ve faiz değişim oranı açısından, bunun normalleşmeye doğru bir geri dönüş olarak görülmesi gerektiğine inanılıyor. Göreceli bir perspektiften, sıfıra yakın başlangıç ​​noktası göz önüne alındığında faiz oranlarındaki artış önemli, ancak bir adım geri atıldığında, faiz oranları hala on yılların en düşük seviyelerinde. Bu nedenle, bu seviyelerin büyüme için uygun koşulları temsil ettiği inancı hakim.“YÜKSEK FAİZ BÜYÜMEYİ VURMAYABİLİR”Şu anda medyada, yükselen faiz ortamında büyümenin zarar gördüğüne dair yaygın bir söylem var. Chamberlayne’e göre bu aslında gerçeği yansıtmıyor. 1990&#039;ların başlarına baktığımızda gerçekleşen Fed faiz sıkılaştırma döngüsü sayısı dört. Bunların üçünde büyüme daha iyi performans gösterdi. Ayrıca, teknoloji bu dört dönem boyunca yatırım yapılabilecek en iyi sektördü. Büyüme bu sefer daha iyi performans göstermese de, bu anlatının yakın tarihten kopuk olduğunu savunuyor Chamberlayne. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sw3qdnLifk6jiqG19ZgB4w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Çevreci, yatırım, balonu, patladı, mı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sw3qdnLifk6jiqG19ZgB4w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Çevreci yatırım balonu patladı mı?"><p>Enerji, savunma, emtia şirketleri güçlü performans gösterirken çevreci yatırımlar yerinde sayıyor. Ama bu geçen yılki aşırı fiyatlamaların düzeltmesi olabilir.</p><p>Hisse senedi piyasaları bu yıl sert rüzgarlarla karşı karşıya kaldı. Çevresel, sosyal ve kurumsal yönetişim (ESG) yatırımlarının karşısında kusursuz bir fırtına var. Rusya/Ukrayna çatışması, artan enflasyon, yavaşlayan büyüme, merkez bankası faaliyeti ve pandeminin kalıcı etkisi makroekonomik düzeyde çok fazla belirsizlik yarattı. Bu, ESG yatırımlarının aleyhinde, enerji, savunma, emtia gibi tipik olarak sürdürülebilir yatırımla ilişkili olmayan sektörlerde daha güçlü performansa yol açtı. Ancak iyi haber şu ki, bunu geçen yıl piyasalarda oluşan ESG balonunun aşırılıklarının doğal bir düzeltmesi ve mantıklı bir sonucu olarak görmek mümkün. Bu sözler, Janus Henderson Investors’ın Küresel Sürdürülebilir Hisse Senedi Başkanı Hamish Chamberlayne’e ait.</p><p><strong>2021’DE ŞİŞEN ESG BALONU</strong></p><p>Chamberlayne, “2021, ESG ile ilgili her şeyin ve arkalarında bir 'hikaye' olan büyüme hisselerinin güçlü bir yükseliş ivmesi gösterdiği bir yıldı. İştah, gelecekte olacakların vaadiyle zirveye ulaştı. Katı piller, hidrojen, plastik geri dönüşümü, yakıt hücreleri ve yeni elektrikli araçlarla ilişkili şirketlere çok ciddi bir fon yatırımı gerçekleşti. Bunun büyük bir spekülatif ESG balonu olduğuna inandık ve uzun süredir devam eden yaklaşımımız doğrultusunda katılmadık. 2022'de balonun yüksek profilli bir şekilde patladığını gördük” diyor. </p><p><strong>BEKLENTİ DEĞİŞMEDİ</strong></p><p>Mevcut ortam ESG için zorlu fakat orta vadede beklentiler büyük. Düzenleyici kurumlar ve hükümetler de daha sürdürülebilir bir küresel ekonomiye geçişi desteklemek için atılan adımlar ile ESG'ye odaklanmaya devam etti. Son sürdürülebilirlik gelişmeleri, küresel ısınmanın önceden inanıldığından daha hızlı olduğunu ve eylem ihtiyacının yoğunlaştığını öne süren Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli'nin son raporunu içeriyor.   ESG yatırımları için kısa vadeli zorluklar bir gerçek, ancak uzun vadede beklentilerin yönü değişmedi ve potansiyel olarak hızlandı. Bu nedenle oynaklık, sistemdeki aşırılıkların gecikmiş bir sarsıntısı ve sürdürülebilirlik yatırım trendlerini destekleyici olarak görülüyor.</p><p><strong>“YÜKSELEN ENERJİ FİYATLARI FIRSAT YARATABİLİR”</strong></p><p>Chamberlayne, “Enerji hisseleri bu yıl büyük kazananlardan bazıları oldu. Kısa vadede ESG ve sürdürülebilir yatırım için olumsuz olsa da, yüksek petrol ve gaz fiyatlarının sürdürülebilir çözümler sunan şirketlerin ürün ve hizmetlerinin benimsenmesini hızlandıracağına inanıyoruz. Sürdürülebilirlik inovasyonla yakından bağlantılı ve dünyayı daha iyi hale getiren işletmeler arıyoruz. Açık bir örnek, yenilenebilir enerji sektörü ve ilgili kalkınma projeleridir. Petrol ve gaz fiyatları yükseldikçe, kabul edilebilir getiri sağlayabilecek projelerin sayısı da artıyor. Daha geniş anlamda, birçok yenilenebilir proje için daha fazla talep görüyoruz” diyerek enerji piyasasındaki trendi açıklıyor.  Chamberlayne’in verdiği başka bir örnek elektrikli araçlar (EV'ler). Yüksek petrol ve gaz fiyatları, elektrikli araçları tüketiciler için daha çekici hale getiriyor. Artık EV üreticilerine doğrudan maruz kalmamakla birlikte, elektrikli araçlarda temel teknolojiler sağlayan şirketler ilgi görüyor. Bunun içerisine örneğin konektörler, kablolama, yarı iletken yongalar veya elektrik motorları giriyor.  Şu anda piyasaları endişelendiren enflasyon ve faiz değişim oranı açısından, bunun normalleşmeye doğru bir geri dönüş olarak görülmesi gerektiğine inanılıyor. Göreceli bir perspektiften, sıfıra yakın başlangıç ​​noktası göz önüne alındığında faiz oranlarındaki artış önemli, ancak bir adım geri atıldığında, faiz oranları hala on yılların en düşük seviyelerinde. Bu nedenle, bu seviyelerin büyüme için uygun koşulları temsil ettiği inancı hakim.</p><p><strong>“YÜKSEK FAİZ BÜYÜMEYİ VURMAYABİLİR”</strong></p><p>Şu anda medyada, yükselen faiz ortamında büyümenin zarar gördüğüne dair yaygın bir söylem var. Chamberlayne’e göre bu aslında gerçeği yansıtmıyor. 1990'ların başlarına baktığımızda gerçekleşen Fed faiz sıkılaştırma döngüsü sayısı dört. Bunların üçünde büyüme daha iyi performans gösterdi. Ayrıca, teknoloji bu dört dönem boyunca yatırım yapılabilecek en iyi sektördü. Büyüme bu sefer daha iyi performans göstermese de, bu anlatının yakın tarihten kopuk olduğunu savunuyor Chamberlayne.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Piyasalardaki çöküş, yeşil girişimleri vurmayabilir</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/piyasalardaki-coekus-yesil-girisimleri-vurmayabilir</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/piyasalardaki-coekus-yesil-girisimleri-vurmayabilir</guid>
<description><![CDATA[ Yeşil girişimler, önceki piyasa düşüşlerinde fonlama açısında çöküş yaşamıştı. Yatırımcılara göre defa durum farklı olacak.Bill Gates bu sıralar, küresel ekonomiyi bekleyen karanlık bir dönem hakkında endişeli. Geçen hafta bir oda dolusu yeşil girişimciyi “Birkaç yıl boyunca kış dönemi yaşayacağız” diye uyardı. Silikon Vadisi, ekonomik bir düşüşe hazırlanıyor. Temiz enerji ve yeşil teknolojide çalışanlar, bu nedenle bir “déjà vu” hissi yaşıyor olabilir. Çünkü bundan 15 yıl önce, risk sermayedarları sektöre yatırım yapmak için özel fonlar kurmuşlar fakat piyasalar kötüye gittiğinde ortadan hızla kaybolmuşlardı.  Son yıllarda ise yenilenebilir enerji ve emisyon azaltmaya kendini adamış şirketlere milyarlarca dolar akıtılarak iklim teknolojisinde bir başka fon patlaması yaşandı. Haliyle en büyük korku 15 yıl önce yaşananların yeniden başa gelip gelmeyeceği. Fakat o dönemi yaşayanlar, yeşil ekonomiden tarihin tekerrür etmemesini sağlayacak kadar gerçek para kazanıldığını ve daha geniş, daha derin bir finansal destekçi kümesinin piyasada olduğunu savunuyor. Braemar Energy Ventures&#039;ın yönetici ortağı Bill Lese, “Temiz teknoloji 1.0&#039;a geri dönmeyi engelleyecek çok fazla kazanılmış menfaat var” diyor.FONLARIN KAÇAMAYACAĞI KADAR BÜYÜKBu ilk dalga sırasında güneş enerjisi, rüzgar enerjisi ve elektrikli araçlar çok maliyetliydi ve henüz ekonomik olarak da kendini kanıtlamamıştı; Örneğin Tesla&#039;nın bile devlet kredisine ihtiyacı vardı. Bu sefer yenilenebilir kaynaklar, fosil yakıtlardan daha ucuz ve yatırımcılar elektrikli otomobil üreticisinin türevlerinden bahsediyor ve artık “Tesla mafyası”ndan söz ediyorlar. 10 yıl önce, risk sermayesi şirketi Fifth Wall&#039;ın iklim lideri Peter Gajdoš, zamanın en büyüklerinden biri olan Richard Branson&#039;ın 220 milyon dolarlık Virgin Green Fund’u için çalıştı. Şimdi Gajdoš, tek bir fon için bu miktarın iki katını hedefleyen bir firmaya çalışıyor. Akıllı şebekeler, endüstriyel motorlar ve çimento üretimi için güncellemeler üzerinde çalışan şirketlere yatırım yapıyor.  Temiz enerji araştırma grubu BloombergNEF&#039;e göre iklim teknolojisi girişimleri 2021&#039;de elektrikli scooterlar ve suni tavuk üreticileri için 53.7 milyar dolar topladı. Daha önceki patlamadan farklı olarak, bu akın, büyük varlık yöneticilerini ve ÇSY hedeflerine ulaşmak için çözümleri destekleyen şirketleri içeriyor. Bu, henüz yatırım yapılmamış devasa finansal taahhütleri beraberinde getirdi.   Ayrıca bugün sektörün başarılı olabileceğine dair yaygın bir algı var. Öte yandan gaz fiyatları şoku ve Ukrayna&#039;daki savaş da yenilenebilir enerji kaynaklarına prim verdi.İKLİM ENFLASYONU UMURSAMIYORBu hafta TechCrunch etkinliğinde rota değişikliği hakkında çok az konuşma başlığı vardı. Yatırımcı Gajdoš, aynı etkinlikte &quot;Bir Sonraki Büyük Girişimci Neden İklim Teknolojisinden Gelmeli?&quot; başlıklı bir oturum yönetti. Gajdos, “İklim, enflasyonu umursamıyor. Okyanuslar ısınıyor. Ormanlar yanıyor. Bu sorunlar hala orada ve birinin bunları çözmesi gerekiyor, bu da fırsatlar yaratıyor&quot; diyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H9fFu-jdIUqxmSxaO_NFVw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Piyasalardaki, çöküş, yeşil, girişimleri, vurmayabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H9fFu-jdIUqxmSxaO_NFVw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Piyasalardaki çöküş, yeşil girişimleri vurmayabilir"><p>Yeşil girişimler, önceki piyasa düşüşlerinde fonlama açısında çöküş yaşamıştı. Yatırımcılara göre defa durum farklı olacak.</p><p>Bill Gates bu sıralar, küresel ekonomiyi bekleyen karanlık bir dönem hakkında endişeli. Geçen hafta bir oda dolusu yeşil girişimciyi “Birkaç yıl boyunca kış dönemi yaşayacağız” diye uyardı. Silikon Vadisi, ekonomik bir düşüşe hazırlanıyor. Temiz enerji ve yeşil teknolojide çalışanlar, bu nedenle bir “déjà vu” hissi yaşıyor olabilir. Çünkü bundan 15 yıl önce, risk sermayedarları sektöre yatırım yapmak için özel fonlar kurmuşlar fakat piyasalar kötüye gittiğinde ortadan hızla kaybolmuşlardı.  Son yıllarda ise yenilenebilir enerji ve emisyon azaltmaya kendini adamış şirketlere milyarlarca dolar akıtılarak iklim teknolojisinde bir başka fon patlaması yaşandı. Haliyle en büyük korku 15 yıl önce yaşananların yeniden başa gelip gelmeyeceği. Fakat o dönemi yaşayanlar, yeşil ekonomiden tarihin tekerrür etmemesini sağlayacak kadar gerçek para kazanıldığını ve daha geniş, daha derin bir finansal destekçi kümesinin piyasada olduğunu savunuyor. Braemar Energy Ventures'ın yönetici ortağı Bill Lese, “Temiz teknoloji 1.0'a geri dönmeyi engelleyecek çok fazla kazanılmış menfaat var” diyor.</p><p><strong>FONLARIN KAÇAMAYACAĞI KADAR BÜYÜK</strong></p><p>Bu ilk dalga sırasında güneş enerjisi, rüzgar enerjisi ve elektrikli araçlar çok maliyetliydi ve henüz ekonomik olarak da kendini kanıtlamamıştı; Örneğin Tesla'nın bile devlet kredisine ihtiyacı vardı. Bu sefer yenilenebilir kaynaklar, fosil yakıtlardan daha ucuz ve yatırımcılar elektrikli otomobil üreticisinin türevlerinden bahsediyor ve artık “Tesla mafyası”ndan söz ediyorlar. 10 yıl önce, risk sermayesi şirketi Fifth Wall'ın iklim lideri Peter Gajdoš, zamanın en büyüklerinden biri olan Richard Branson'ın 220 milyon dolarlık Virgin Green Fund’u için çalıştı. Şimdi Gajdoš, tek bir fon için bu miktarın iki katını hedefleyen bir firmaya çalışıyor. Akıllı şebekeler, endüstriyel motorlar ve çimento üretimi için güncellemeler üzerinde çalışan şirketlere yatırım yapıyor.  Temiz enerji araştırma grubu BloombergNEF'e göre iklim teknolojisi girişimleri 2021'de elektrikli scooterlar ve suni tavuk üreticileri için 53.7 milyar dolar topladı. Daha önceki patlamadan farklı olarak, bu akın, büyük varlık yöneticilerini ve ÇSY hedeflerine ulaşmak için çözümleri destekleyen şirketleri içeriyor. Bu, henüz yatırım yapılmamış devasa finansal taahhütleri beraberinde getirdi.   Ayrıca bugün sektörün başarılı olabileceğine dair yaygın bir algı var. Öte yandan gaz fiyatları şoku ve Ukrayna'daki savaş da yenilenebilir enerji kaynaklarına prim verdi.</p><p><strong>İKLİM ENFLASYONU UMURSAMIYOR</strong></p><p>Bu hafta TechCrunch etkinliğinde rota değişikliği hakkında çok az konuşma başlığı vardı. Yatırımcı Gajdoš, aynı etkinlikte "Bir Sonraki Büyük Girişimci Neden İklim Teknolojisinden Gelmeli?" başlıklı bir oturum yönetti. Gajdos, “İklim, enflasyonu umursamıyor. Okyanuslar ısınıyor. Ormanlar yanıyor. Bu sorunlar hala orada ve birinin bunları çözmesi gerekiyor, bu da fırsatlar yaratıyor" diyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Elektrikli araçlar çözüm değil</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/elektrikli-araclar-coezum-degil</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/elektrikli-araclar-coezum-degil</guid>
<description><![CDATA[ Elektrikli araçların kullanımı ve bu sayede sağlanacak düşük emisyon hedefleri ancak şebekelerdeki elektriğin karbonsuzlaşması ile işe yarabilir.Karayolu taşımacılığı ise küresel ticaretle ilgili taşımacılıkta karbon emisyonlarının yüzde 53’ünü oluşturuyor ve mevcut eğilimler devam ederse bu payın 2050 yılına kadar yüzde 56’ya çıkması bekleniyor. Zaten ulaşım faaliyetlerinden kaynaklanan seragazı emisyonları, enerji kaynaklı emisyonların yaklaşık yüzde 25&#039;ini oluşturuyor. Bu oranları aşağı çekmenin yolu ise ulaşım isteminde elektrifikasyonun sağlanması ve mobilitenin artırılması. Ancak bu çözüm tek başına işe yaramayabilir. Çünkü elektrikli araçların kullanacağı elektriğin de aynı oranda karbondan arındırılmış şekilde üretilmesi gerekiyor. Otomotiv Sanayii Derneği tarafından hazırlanan “Türkiye Otomotiv Ana Sanayii Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi Raporu” da tam bu gerçeğe işaret ediyor. Raporda, “Her ne kadar elektrikli araçlar karbon emisyonu sıfır olarak lanse edilseler de, batarya şarjı için gerekli olan elektriğin karbon yoğunluğu burada belirleyici olmaktadır” görüşüne yer verilerek ülkelerin elektrik karışımlarının aynı model elektrikli bir araç üzerinden emisyon farklılıkları değerlendirilmiş.  Buna göre Yunanistan, Kıbrıs, Polonya ve Estonya gibi elektrik şebekesi karbon yoğunun yüksek olduğu ülkelerde elektrikli araç kullanmak yerine içten yanmalı araç kullanımı, elektrikli araç kullanımına göre daha pozitif bir etkiye sahip. Türkiye’de ise elektrikli araç kullanımı ile içten yanmalı petrol araç kullanımı emisyon sınır değerleri birbirine çok yakın...OSD raporuna göre “elektrikli araçların kullanımı ve bu sayede sağlanacak düşük emisyon hedefleri ancak şebekelerdeki elektriğin karbonsuzlaşma hedefleri ve stratejileri ile mümkün hale gelebilecek.”   OSD ayrıca elektrikli araçlardaki menzil değerlerinin bataryaların şarj kapasitelerine ve motorun çektiği akıma bağlı olduğuna işaret ederek enerji depolama maliyetlerinin henüz fosil yakıt motorlu araçların seviyelerine düşmediğine dikkat çekiyor.  ARAÇ BAŞINA EMİSYON  OSD raporuna göre otomotiv ana sanayi tesislerinde araç üretimi kaynaklı iklim değişikliği etkisinin yaklaşık yüzde 1-5’lik kısma karşılık geldiği tahmin ediliyor. Ayrıca yaşam sonu ürün bertarafı kaynaklı karbon ayak izi ise toplam araç emisyonunun yüzde 5’ine denk düşüyor.   OSD üyelerinden alınan veriler doğrultusunda ton ağırlık başına hafif araçlar için karbon ayak izi değeri 4 bin 669 kg CO2 olarak bulunmuş. OSD üreticilerinin hafif araçların ortalama ağırlığı 1,2 ton olduğu düşünülürse, bir adet hafif araç için fabrika çıkışı ve dağıtım dahil karbon ayak izi 5 bin 603 kg CO2.   Diğer taraftan üretimde kullanılan malzemeler toplam emisyonun yüzde 88,6 gibi büyük bir kısmını oluşturuyor. Raporlar, araç üretiminde kullanılan malzemeler kaynaklı karbon ayak izi değeri ton hafif araç başına 4 bin 136 kg CO2 olarak hesaplanmış. Bu emisyonda araç başına karbon ayak izi hammadde bazında değerlendirildiğinde çelik ürünlerinin en fazla paya sahip. Türkiye’de üretilen hafif araçların üretim öncesi lojistiği payı ise yüzde 2,7, üretim sonrası lojistiği de yüzde 1,5 olarak hesaplanmış. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iDu5-DWIyUKDbKD4L-DjiQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Elektrikli, araçlar, çözüm, değil</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iDu5-DWIyUKDbKD4L-DjiQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Elektrikli araçlar çözüm değil"><p>Elektrikli araçların kullanımı ve bu sayede sağlanacak düşük emisyon hedefleri ancak şebekelerdeki elektriğin karbonsuzlaşması ile işe yarabilir.</p><p>Karayolu taşımacılığı ise küresel ticaretle ilgili taşımacılıkta karbon emisyonlarının yüzde 53’ünü oluşturuyor ve mevcut eğilimler devam ederse bu payın 2050 yılına kadar yüzde 56’ya çıkması bekleniyor.</p><p> Zaten ulaşım faaliyetlerinden kaynaklanan seragazı emisyonları, enerji kaynaklı emisyonların yaklaşık yüzde 25'ini oluşturuyor. Bu oranları aşağı çekmenin yolu ise ulaşım isteminde elektrifikasyonun sağlanması ve mobilitenin artırılması. Ancak bu çözüm tek başına işe yaramayabilir. Çünkü elektrikli araçların kullanacağı elektriğin de aynı oranda karbondan arındırılmış şekilde üretilmesi gerekiyor. </p><p>Otomotiv Sanayii Derneği tarafından hazırlanan “Türkiye Otomotiv Ana Sanayii Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi Raporu” da tam bu gerçeğe işaret ediyor. Raporda, “Her ne kadar elektrikli araçlar karbon emisyonu sıfır olarak lanse edilseler de, batarya şarjı için gerekli olan elektriğin karbon yoğunluğu burada belirleyici olmaktadır” görüşüne yer verilerek ülkelerin elektrik karışımlarının aynı model elektrikli bir araç üzerinden emisyon farklılıkları değerlendirilmiş.  Buna göre Yunanistan, Kıbrıs, Polonya ve Estonya gibi elektrik şebekesi karbon yoğunun yüksek olduğu ülkelerde elektrikli araç kullanmak yerine içten yanmalı araç kullanımı, elektrikli araç kullanımına göre daha pozitif bir etkiye sahip. Türkiye’de ise elektrikli araç kullanımı ile içten yanmalı petrol araç kullanımı emisyon sınır değerleri birbirine çok yakın...</p><p>OSD raporuna göre “elektrikli araçların kullanımı ve bu sayede sağlanacak düşük emisyon hedefleri ancak şebekelerdeki elektriğin karbonsuzlaşma hedefleri ve stratejileri ile mümkün hale gelebilecek.”   OSD ayrıca elektrikli araçlardaki menzil değerlerinin bataryaların şarj kapasitelerine ve motorun çektiği akıma bağlı olduğuna işaret ederek enerji depolama maliyetlerinin henüz fosil yakıt motorlu araçların seviyelerine düşmediğine dikkat çekiyor.  </p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WowSMnK9ukC8NoX3uALQvw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><strong>ARAÇ BAŞINA EMİSYON</strong>  OSD raporuna göre otomotiv ana sanayi tesislerinde araç üretimi kaynaklı iklim değişikliği etkisinin yaklaşık yüzde 1-5’lik kısma karşılık geldiği tahmin ediliyor. Ayrıca yaşam sonu ürün bertarafı kaynaklı karbon ayak izi ise toplam araç emisyonunun yüzde 5’ine denk düşüyor.   OSD üyelerinden alınan veriler doğrultusunda ton ağırlık başına hafif araçlar için karbon ayak izi değeri 4 bin 669 kg CO2 olarak bulunmuş. OSD üreticilerinin hafif araçların ortalama ağırlığı 1,2 ton olduğu düşünülürse, bir adet hafif araç için fabrika çıkışı ve dağıtım dahil karbon ayak izi 5 bin 603 kg CO2.   Diğer taraftan üretimde kullanılan malzemeler toplam emisyonun yüzde 88,6 gibi büyük bir kısmını oluşturuyor. Raporlar, araç üretiminde kullanılan malzemeler kaynaklı karbon ayak izi değeri ton hafif araç başına 4 bin 136 kg CO2 olarak hesaplanmış. Bu emisyonda araç başına karbon ayak izi hammadde bazında değerlendirildiğinde çelik ürünlerinin en fazla paya sahip. Türkiye’de üretilen hafif araçların üretim öncesi lojistiği payı ise yüzde 2,7, üretim sonrası lojistiği de yüzde 1,5 olarak hesaplanmış.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Everest tırmanışçılarına yeni kamp alanı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/everest-tirmaniscilarina-yeni-kamp-alani</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/everest-tirmaniscilarina-yeni-kamp-alani</guid>
<description><![CDATA[ Nepal Hükümeti, küresel ısınma nedeniyle güvensiz hale gelen Everest Dağı’nın ana kampını daha güvenli bir yere taşımaya hazırlanıyorNepal’de bulunan Everest Dağı’nda, tırmanma mevsiminde bin 500&#039;e yakın kişinin kullandığı ana kamp uzun yıllardır​​ Khumbu Buzulu’nun üzerinde yer alıyor. Ancak bu yıl içinde ana kampın yeri değiştiriliyor çünkü buzul hızla inceliyor. Araştırmacılar, eriyen suyun buzulun dengesini bozduğunu açıklarken dağcılar, uyurken ana kampta çatlakların giderek daha fazla ortaya çıktığını söylüyor.  Nepal Turizm Departmanı Genel Müdürü Taranath Adhikari, &quot;Taşınmaya hazırlanıyoruz ve yakında tüm paydaşlarla istişarelere başlayacağız. Dağcılık işinin sürdürülebilirliği için bu bir gereklilik haline geldi&quot; açıklamasında bulundu.YENİ ANA KAMP 200-400 METRE DAHA AŞAĞIDA OLACAK  Ana kamp şu anda 5 bin 364m yükseklikte bulunuyor. Yeni alan 200 ila 400 metre daha alçak bir seviyede olacak. Bilim insanlarına göre Khumbu Buzulu, Himalayalar&#039;daki diğer birçok buzul gibi küresel ısınmanın ardından hızla eriyor ve inceliyor. 2018 yılında Leeds Üniversitesi&#039;nden akademisyenler tarafından yapılan bir araştırma, ana kampa yakın kesimin yılda 1 metre inceldiğini gösterdi. Ayrıca buzul yılda 9.5 milyon metreküp su kaybediyor.   Dağcılar ve Nepalli yetkililer, ana kampın tam ortasında bulunan bir derenin giderek genişlediğini söylüyor. Ayrıca buzulun yüzeyindeki çatlakların eskisinden daha sık görüldüğünü de ekliyor.GECE BOYU ORTAYA ÇIKAN ÜRKÜTÜCÜ YARIKLAR  Sagarmatha Kirlilik Kontrol Komitesi (SPCC) ile Everest ana kamp yöneticisi Tshering Tenzing Sherpa buzun hareket etmesi veya düşen kayaların neden olduğu yüksek seslerin de sıklıkla duyulabildiğinin altını çiziyor. Ana kampta bir çadır kurmadan önce buzu kaplayan kayalık yüzeyi düzleştirmek ve buzul hareket ettikçe bunu zaman zaman tekrarlamak gerekiyor. Sherpa, &quot;Geçmişte düzleştirilmiş alan sadece iki ila üç hafta sonra tekrar şişiyordu. Ama şimdi bu neredeyse her hafta oluyor&quot; diyor.TIRMANIŞ DAHA DA UZAYACAK  Ayrıca bu erimede kampta bulunan insanların da rolünün olduğu düşünülüyor. Danışma komitesinin önde gelen üyelerinden Khimlal Gautam, ana kampta çok sayıda insanın varlığının soruna katkıda bulunduğunu söylüyor: &quot;Örneğin, insanların her gün ana kampta yaklaşık 4 bin litre idrar yaptığını gördük. Ayrıca orada yemek pişirmek ve ısınmak için yakılan gazyağı ve gaz gibi büyük miktarda yakıt kesinlikle buzulun kalınlığı üzerinde etki yaratıyor.&quot;  Başlıca dezavantajı, dağın aşağısındaki bir kampın, tırmanışın uzunluğunu artıracak olması. Çoğu dağcı hala Everest&#039;e Nepal tarafından tırmanıyor, ancak Çin&#039;den başlayan tırmanışların sayısı da artıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Jp6izBjTDU6JHCD2VTavbg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Everest, tırmanışçılarına, yeni, kamp, alanı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Jp6izBjTDU6JHCD2VTavbg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Everest tırmanışçılarına yeni kamp alanı"><p>Nepal Hükümeti, küresel ısınma nedeniyle güvensiz hale gelen Everest Dağı’nın ana kampını daha güvenli bir yere taşımaya hazırlanıyor</p><p>Nepal’de bulunan Everest Dağı’nda, tırmanma mevsiminde bin 500'e yakın kişinin kullandığı ana kamp uzun yıllardır​​ Khumbu Buzulu’nun üzerinde yer alıyor. Ancak bu yıl içinde ana kampın yeri değiştiriliyor çünkü buzul hızla inceliyor. Araştırmacılar, eriyen suyun buzulun dengesini bozduğunu açıklarken dağcılar, uyurken ana kampta çatlakların giderek daha fazla ortaya çıktığını söylüyor.  Nepal Turizm Departmanı Genel Müdürü Taranath Adhikari, "Taşınmaya hazırlanıyoruz ve yakında tüm paydaşlarla istişarelere başlayacağız. Dağcılık işinin sürdürülebilirliği için bu bir gereklilik haline geldi" açıklamasında bulundu.</p><p><strong>YENİ ANA KAMP 200-400 METRE DAHA AŞAĞIDA OLACAK</strong>  Ana kamp şu anda 5 bin 364m yükseklikte bulunuyor. Yeni alan 200 ila 400 metre daha alçak bir seviyede olacak. Bilim insanlarına göre Khumbu Buzulu, Himalayalar'daki diğer birçok buzul gibi küresel ısınmanın ardından hızla eriyor ve inceliyor. 2018 yılında Leeds Üniversitesi'nden akademisyenler tarafından yapılan bir araştırma, ana kampa yakın kesimin yılda 1 metre inceldiğini gösterdi. Ayrıca buzul yılda 9.5 milyon metreküp su kaybediyor.   Dağcılar ve Nepalli yetkililer, ana kampın tam ortasında bulunan bir derenin giderek genişlediğini söylüyor. Ayrıca buzulun yüzeyindeki çatlakların eskisinden daha sık görüldüğünü de ekliyor.</p><p><strong>GECE BOYU ORTAYA ÇIKAN ÜRKÜTÜCÜ YARIKLAR</strong>  Sagarmatha Kirlilik Kontrol Komitesi (SPCC) ile Everest ana kamp yöneticisi Tshering Tenzing Sherpa buzun hareket etmesi veya düşen kayaların neden olduğu yüksek seslerin de sıklıkla duyulabildiğinin altını çiziyor. Ana kampta bir çadır kurmadan önce buzu kaplayan kayalık yüzeyi düzleştirmek ve buzul hareket ettikçe bunu zaman zaman tekrarlamak gerekiyor. Sherpa, "Geçmişte düzleştirilmiş alan sadece iki ila üç hafta sonra tekrar şişiyordu. Ama şimdi bu neredeyse her hafta oluyor" diyor.</p><p><strong>TIRMANIŞ DAHA DA UZAYACAK</strong>  Ayrıca bu erimede kampta bulunan insanların da rolünün olduğu düşünülüyor. Danışma komitesinin önde gelen üyelerinden Khimlal Gautam, ana kampta çok sayıda insanın varlığının soruna katkıda bulunduğunu söylüyor: "Örneğin, insanların her gün ana kampta yaklaşık 4 bin litre idrar yaptığını gördük. Ayrıca orada yemek pişirmek ve ısınmak için yakılan gazyağı ve gaz gibi büyük miktarda yakıt kesinlikle buzulun kalınlığı üzerinde etki yaratıyor."  Başlıca dezavantajı, dağın aşağısındaki bir kampın, tırmanışın uzunluğunu artıracak olması. Çoğu dağcı hala Everest'e Nepal tarafından tırmanıyor, ancak Çin'den başlayan tırmanışların sayısı da artıyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>En uzun mesafeli e&amp;amp;feribot yolculuğu</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/en-uzun-mesafeli-eferibot-yolculugu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/en-uzun-mesafeli-eferibot-yolculugu</guid>
<description><![CDATA[ Güney Danimarka&#039;daki Aero ve Als adaları arasında çalışan bir elektrikli feribot, bu ay tek bir pille kat edilen en uzun mesafe rekorunu kırdı.Danimarka, Als&#039;taki Sonderborg Kasabası’ndan günde birden fazla sefer yapan bir e-feribot olan Ellen, hiçbir yeni şarj gerçekleştirmeden 50 deniz mili yani 92 kilometre yol alarak dünya rekoru kırdı. 9 Haziran&#039;da 30&#039;dan fazla enerji bakanının Uluslararası Enerji Ajansı&#039;nın (IEA) enerji verimliliği konferansı için Sonderborg&#039;da bir araya gelmesi sonrası gerçekleştirilen yolculuk, normalde e-feribotla yapılan 40 kilometrelik yolculuğun iki katından fazlaydı.  Tek bir pil şarjıyla 92 kilometrelik yolculuk, bugüne kadar dünyanın herhangi bir yerinde hem yolcuları hem de araçları taşıyabilen bir elektrikli feribot için planlanan en uzun mesafe. Ellen karbondioksit salınımı gerçekleştirmiyor ve yeni bir dizel feribottan yüzde 24 daha düşük maliyetle çalışıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HCyeNWjxm0euy9KOzHxbfg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>uzun, mesafeli, e&amp;feribot, yolculuğu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HCyeNWjxm0euy9KOzHxbfg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="En uzun mesafeli e-feribot yolculuğu"><p>Güney Danimarka'daki Aero ve Als adaları arasında çalışan bir elektrikli feribot, bu ay tek bir pille kat edilen en uzun mesafe rekorunu kırdı.</p>Danimarka, Als'taki Sonderborg Kasabası’ndan günde birden fazla sefer yapan bir e-feribot olan Ellen, hiçbir yeni şarj gerçekleştirmeden 50 deniz mili yani 92 kilometre yol alarak dünya rekoru kırdı. 9 Haziran'da 30'dan fazla enerji bakanının Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) enerji verimliliği konferansı için Sonderborg'da bir araya gelmesi sonrası gerçekleştirilen yolculuk, normalde e-feribotla yapılan 40 kilometrelik yolculuğun iki katından fazlaydı.  Tek bir pil şarjıyla 92 kilometrelik yolculuk, bugüne kadar dünyanın herhangi bir yerinde hem yolcuları hem de araçları taşıyabilen bir elektrikli feribot için planlanan en uzun mesafe. Ellen karbondioksit salınımı gerçekleştirmiyor ve yeni bir dizel feribottan yüzde 24 daha düşük maliyetle çalışıyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kağıt toplayıcılara düzenleme</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/kagit-toplayicilara-duzenleme</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/kagit-toplayicilara-duzenleme</guid>
<description><![CDATA[ Kâğıt toplayıcıları olarak bilinen ve herhangi bir işletmeye bağlı olmaksızın atık toplayıcılığı yapanlara yönelik yeni düzenleme geldi.Plastik, kâğıt ve metal gibi değerlendirilebilir atıkların toplanmasına çekidüzen getiren ve herhangi bir işletmeye bağlı olmaksızın atık toplayıcılığı yapanlara vatandaşlarla ilgili bir dizi tedbir ve kararları içeren “Atık Toplayıcıları” genelgesi yayımlandı. Genelge, serbest olarak atık toplayıcılığı yapanları “sıfır atık bilgi sistemi” ile kayıt altına alarak yetkilendiriyor. Genelgede belediyelerin saha uygulamaları ile sahadaki tertip ve tedbirleri mevzuata uygun olarak yürütmeleri isteniyor.  ATIK TOPLAYICI BELGESİ  Yeni genelde atık toplayıcılığı yapanların artık yetki belgesi almasını zorunlu kılıyor.   Bunun için atık toplayıcılar bulundukları yerin belediyesine T.C. kimlik numarası ve iletişim bilgileriyle başvurması gerekiyor. Belediyeler, başvuruda bulunan bağımsız sıfır atık toplayıcısı şahısların bilgilerini il / ilçe emniyet müdürlüklerine ve jandarma komutanlıklarına bildirecek. Emniyet müdürlükleri ve jandarma komutanlıkları ise uygun bulunanları, ilgili belediyelere bildirilecek. Belediyeler tarafından başvuru süreci tamamlanan ilgili atık toplayıcısı, Sıfır Atık Bilgi Sistemi’ne kaydedilecek ve “Bağımsız Sıfır Atık Toplayıcısı Kartı” sahibi olabilecek. İlgili ilçede atık toplama yetkisi sadece bu karta sahip olanların olacak ve toplayıcı şahıs, kayıtlı olduğu ilçe dışında başka bir ilçede atık toplama işi yapamayacak.  ÇALIŞMA BİÇİMLERİ DE DÜZENLENİYOR  Bağımsız atık toplayıcılarının çalışmalarına ilişkin esaslar da yeni genelgeye dahil edildi ve içeriği belediyelerin inisiyatifine bırakıldı. Her belediyenin ilk meclis toplantısında bu konuyu gündemlerine alarak karara bağlamaları istendi. Belediyeler, atık toplayıcılarının Bağımsız Sıfır Atık Toplayıcısı Kartı taşımalarını; belirleyecekleri standartlardaki eldiven, iş kıyafetleri ve atık toplama araçlarıyla çalışmalarını, yine belirledikleri saat aralıklarında ve mevcut sıfır atık sistemine zarar vermeyecek şekilde çalışmalarını sağlayacak. Belediyelerin belirlediği esasların dışında faaliyet gösterenlerin izinleri iptal edilecek.  ATIK ÜCRETLERİ NE OLACAK?  Genelge yetkili atık toplayıcılarının topladıkları atıkları, belediyelerin atık getirme merkezi ve geri kazanılabilir atık aktarma merkezlerine ya da belediye sınırları içerisinde bulunan çevre lisanslı atık işleme tesislerine teslim etmelerini şart koşuyor. Atıklar burada tartılacak ve piyasa koşulları dikkate alınarak ödeme yapılacak. Atık toplayıcılarının kâğıt, plastik ve metal gibi değerlendirilebilir atıkları türlerine göre ayrı ayrı toplanmaları isteniyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jTGaa-xpnU-HiBbF_z2zPQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Kağıt, toplayıcılara, düzenleme</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jTGaa-xpnU-HiBbF_z2zPQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Kağıt toplayıcılara düzenleme"><p>Kâğıt toplayıcıları olarak bilinen ve herhangi bir işletmeye bağlı olmaksızın atık toplayıcılığı yapanlara yönelik yeni düzenleme geldi.</p>Plastik, kâğıt ve metal gibi değerlendirilebilir atıkların toplanmasına çekidüzen getiren ve herhangi bir işletmeye bağlı olmaksızın atık toplayıcılığı yapanlara vatandaşlarla ilgili bir dizi tedbir ve kararları içeren “Atık Toplayıcıları” genelgesi yayımlandı. Genelge, serbest olarak atık toplayıcılığı yapanları “sıfır atık bilgi sistemi” ile kayıt altına alarak yetkilendiriyor. Genelgede belediyelerin saha uygulamaları ile sahadaki tertip ve tedbirleri mevzuata uygun olarak yürütmeleri isteniyor.  <strong>ATIK TOPLAYICI BELGESİ</strong>  Yeni genelde atık toplayıcılığı yapanların artık yetki belgesi almasını zorunlu kılıyor.   Bunun için atık toplayıcılar bulundukları yerin belediyesine T.C. kimlik numarası ve iletişim bilgileriyle başvurması gerekiyor. Belediyeler, başvuruda bulunan bağımsız sıfır atık toplayıcısı şahısların bilgilerini il / ilçe emniyet müdürlüklerine ve jandarma komutanlıklarına bildirecek. Emniyet müdürlükleri ve jandarma komutanlıkları ise uygun bulunanları, ilgili belediyelere bildirilecek. Belediyeler tarafından başvuru süreci tamamlanan ilgili atık toplayıcısı, Sıfır Atık Bilgi Sistemi’ne kaydedilecek ve “Bağımsız Sıfır Atık Toplayıcısı Kartı” sahibi olabilecek. İlgili ilçede atık toplama yetkisi sadece bu karta sahip olanların olacak ve toplayıcı şahıs, kayıtlı olduğu ilçe dışında başka bir ilçede atık toplama işi yapamayacak.  <strong>ÇALIŞMA BİÇİMLERİ DE DÜZENLENİYOR</strong>  Bağımsız atık toplayıcılarının çalışmalarına ilişkin esaslar da yeni genelgeye dahil edildi ve içeriği belediyelerin inisiyatifine bırakıldı. Her belediyenin ilk meclis toplantısında bu konuyu gündemlerine alarak karara bağlamaları istendi. Belediyeler, atık toplayıcılarının Bağımsız Sıfır Atık Toplayıcısı Kartı taşımalarını; belirleyecekleri standartlardaki eldiven, iş kıyafetleri ve atık toplama araçlarıyla çalışmalarını, yine belirledikleri saat aralıklarında ve mevcut sıfır atık sistemine zarar vermeyecek şekilde çalışmalarını sağlayacak. Belediyelerin belirlediği esasların dışında faaliyet gösterenlerin izinleri iptal edilecek.  <strong>ATIK ÜCRETLERİ NE OLACAK?</strong>  Genelge yetkili atık toplayıcılarının topladıkları atıkları, belediyelerin atık getirme merkezi ve geri kazanılabilir atık aktarma merkezlerine ya da belediye sınırları içerisinde bulunan çevre lisanslı atık işleme tesislerine teslim etmelerini şart koşuyor. Atıklar burada tartılacak ve piyasa koşulları dikkate alınarak ödeme yapılacak. Atık toplayıcılarının kâğıt, plastik ve metal gibi değerlendirilebilir atıkları türlerine göre ayrı ayrı toplanmaları isteniyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kapadokya’nın en özgün dönüşüm projesi: Argos in Cappadocia</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/kapadokyanin-en-oezgun-doenusum-projesi-argos-in-cappadocia</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/kapadokyanin-en-oezgun-doenusum-projesi-argos-in-cappadocia</guid>
<description><![CDATA[ Kapadokya&#039;daki en özgün dönüşüm projelerinden biri olan Argos in Cappadocia, Kapadokya&#039;nın güzelliklerini ortaya çıkarmak, koruma kültürünü yaygınlaştırmak ve bu mirası gelecek nesillere aktarmak üzere hayata geçirildi.Kapadokya&#039;nın doğal güzelliklerini ortaya çıkarmak ve burada yaratılan mirası geleceğe aktarmak üzere hayata geçirilen Argos in Cappadocia, Kapadokya&#039;daki en özgün dönüşüm projelerinden biri olma özelliği taşıyor.Argos in Cappadocia, kökten gelen sürdürülebilirliği odağına alıyor; yaşamın ve doğanın döngüsüne katkı sağlamak amacıyla çalışmalarını gerçekleştiriyor.Kapadokya’nın gelişiminde önemli bir model oluşturan Argos in Cappadocia, gelecek nesiller için su kaynaklarının tasarruflu kullanılması amacıyla bahçe sulamasında ve tesis su tüketiminde arıtma sistemi kullanıyor.Mazgallardan toplanan yağmur suları 500 tonluk su dehlizinde toplanarak kum filtresinden geçiriliyor ve bahçe sulamasında kullanılıyor.  Ayrıca damlama sulama sistemi tercih edilerek, su, gübre ve enerji tasarrufu sağlanırken, topraktan da yüksek verim üretilmesi hedefleniyor. Yıl içerisinde gerçekleşen sulamanın %25’i gri sudan karşılanıyor.Argos in Cappadocia, toprak sulamasının bir kısmını yağmur sularından gerçekleştirirken damlama sulama sistemiyle her yıl kendi mahsullerini yetiştiriyor. Kapadokya’nın mutfak mirasını korumak ve yaşatmak üzere çalışmalarına devam eden otelde, bahçelerinde yetişen organik ürünler kullanılıyor.Mahsullerin özelliklerini ve hikayesini dinlemek isteyen misafirlere bahçe turları organize edilerek dalından taptaze mahsullerin tadımı, endemik bitkilerin kokuları eşliğinde yapılıyor. Toplanan taze mahsuller Argos in Cappadocia şefiyle birlikte gerçekleştirilen yemek atölyesinde leziz tariflere dönüşüyor, günlük menüler yaratılıyor.Otelin bahçesinden çıkan sebze, meyve ve ağaç parçaları değirmenden geçirilerek küçük parçalara ayrılıyor ve kompost üretim sürecine katkı sağlanıyor. Yıl içerisinde bahçelerde kullanılan gübrelerin yarısı komposttan elde ediliyor.  Atıkların kompost gübre üretimi için kullanılmasıyla, atık geri kazanımı büyük ölçüde sağlanıyor; organik atıklar bahçe bitkileri için değerlendiriliyor26 yıllık sürdürülebilir bir kırsal dönüşüm projesi olan; Kapadokya’nın gelişiminde önemli bir model oluşturan Argos in Cappadocia, “Doğuştan İyi Bir Gelecek” vizyonundan ilhamla sürdürülebilirlik alanında odaklı ve ölçülebilir çalışmalar hayata geçiriyor.Bugünün ve gelecek nesillerin yaşam kalitesini artırmayı hedefleyen Doğuş Grubu Ailesi’nin, Yeme-İçme, Turizm ve Perakende Grubu’nun bir parçası olarak bulunduğu bölgeye değer katmak hedefiyle bölge halkını destekliyor ve lokal tedariği önceliklendiriyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EDDVTi_BWUm6Kua_-uVXCQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Kapadokya’nın, özgün, dönüşüm, projesi:, Argos, Cappadocia</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EDDVTi_BWUm6Kua_-uVXCQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Kapadokya’nın en özgün dönüşüm projesi: Argos in Cappadocia"><p>Kapadokya'daki en özgün dönüşüm projelerinden biri olan Argos in Cappadocia, Kapadokya'nın güzelliklerini ortaya çıkarmak, koruma kültürünü yaygınlaştırmak ve bu mirası gelecek nesillere aktarmak üzere hayata geçirildi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/op-fIB3Kt0Ge3gYAx7kCdQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kapadokya'nın doğal güzelliklerini ortaya çıkarmak ve burada yaratılan mirası geleceğe aktarmak üzere hayata geçirilen Argos in Cappadocia, Kapadokya'daki en özgün dönüşüm projelerinden biri olma özelliği taşıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8Vj2twCd-EKHmgrp0rYQog.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Argos in Cappadocia, kökten gelen sürdürülebilirliği odağına alıyor; yaşamın ve doğanın döngüsüne katkı sağlamak amacıyla çalışmalarını gerçekleştiriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l6s6KAtL_Um1pWIwvAxyMQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kapadokya’nın gelişiminde önemli bir model oluşturan Argos in Cappadocia, gelecek nesiller için su kaynaklarının tasarruflu kullanılması amacıyla bahçe sulamasında ve tesis su tüketiminde arıtma sistemi kullanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KI5_1dqZ_EqN_4uIa-O00g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mazgallardan toplanan yağmur suları 500 tonluk su dehlizinde toplanarak kum filtresinden geçiriliyor ve bahçe sulamasında kullanılıyor.  Ayrıca damlama sulama sistemi tercih edilerek, su, gübre ve enerji tasarrufu sağlanırken, topraktan da yüksek verim üretilmesi hedefleniyor. Yıl içerisinde gerçekleşen sulamanın %25’i gri sudan karşılanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ULUwgNK_fUmFH4v1jll5MA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Argos in Cappadocia, toprak sulamasının bir kısmını yağmur sularından gerçekleştirirken damlama sulama sistemiyle her yıl kendi mahsullerini yetiştiriyor. Kapadokya’nın mutfak mirasını korumak ve yaşatmak üzere çalışmalarına devam eden otelde, bahçelerinde yetişen organik ürünler kullanılıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/80wJOFhGiU2fqrFpbYk9DQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mahsullerin özelliklerini ve hikayesini dinlemek isteyen misafirlere bahçe turları organize edilerek dalından taptaze mahsullerin tadımı, endemik bitkilerin kokuları eşliğinde yapılıyor. Toplanan taze mahsuller Argos in Cappadocia şefiyle birlikte gerçekleştirilen yemek atölyesinde leziz tariflere dönüşüyor, günlük menüler yaratılıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_ZTkyruPaEy4VU178_zvDw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Otelin bahçesinden çıkan sebze, meyve ve ağaç parçaları değirmenden geçirilerek küçük parçalara ayrılıyor ve kompost üretim sürecine katkı sağlanıyor. Yıl içerisinde bahçelerde kullanılan gübrelerin yarısı komposttan elde ediliyor.  Atıkların kompost gübre üretimi için kullanılmasıyla, atık geri kazanımı büyük ölçüde sağlanıyor; organik atıklar bahçe bitkileri için değerlendiriliyor</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BuQgyirCMUm8vaUh4f7yRA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>26 yıllık sürdürülebilir bir kırsal dönüşüm projesi olan; Kapadokya’nın gelişiminde önemli bir model oluşturan Argos in Cappadocia, “Doğuştan İyi Bir Gelecek” vizyonundan ilhamla sürdürülebilirlik alanında odaklı ve ölçülebilir çalışmalar hayata geçiriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7MMlKBXMRUSDCO-HLxJV7w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bugünün ve gelecek nesillerin yaşam kalitesini artırmayı hedefleyen Doğuş Grubu Ailesi’nin, Yeme-İçme, Turizm ve Perakende Grubu’nun bir parçası olarak bulunduğu bölgeye değer katmak hedefiyle bölge halkını destekliyor ve lokal tedariği önceliklendiriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pCj7SG0v40e65Zy0nKv2iQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lWhYvm2AKkuwuFsQbPVOMA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Nax4Jb_LmE6gDISPxOOc-w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DGlWLyjZgkGHY67KS8-NhA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zl_M5ws3UUCSPoGaHFoSsw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TvnPgRomHEmUuiYueP5MeQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Z7J1ekNBIUeviPyvUZCSuw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/km9F1urQjkepAvSBdopmyg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/10TPkKaD10mzhPH7m3DIgw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AulRdgdUVE660CZiAkBx8Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ibfxx_Mfy0257zxxBwszqA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4FXYpisL-kuIHtn9qsDG_w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0sslSEpk7068Yg7FtsegCA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iDx_UFkeI0yoXV_Xl_YRhg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İklim Değişikliği Başkanlığı kuruldu</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/iklim-degisikligi-baskanligi-kuruldu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/iklim-degisikligi-baskanligi-kuruldu</guid>
<description><![CDATA[ İklim Değişikliği Başkanlığı’nın kurulmasına dair düzenleme Resmi Gazete&#039;de yayınlanarak yürürlüğe girdi.Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı kapsamında faaliyet gösteren İklim Değişikliği Başkanlığı’nın görev ve yetkileri, teşkilat yapısı ile çalışma usul ve esasları belli oldu. Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmelikte Başkanlık bünyesinde Karbon Fiyatlandırma Daire Başkanlığı, Sera Gazı Azaltım Politikası Daire Başkanlığı, Sera Gazı Emisyonlarının İzlenmesi Daire Başkanlığı, Teknoloji ve Yeşil Dönüşüm Dairesi Başkanlıkları da kuruldu.   SERA GAZI SALINIMLARI İNCELEME ALTINDA  Yeni yapıyla Başkanlık bünyesinde sera gazı salınımlarıyla ilgili iki daire oluşturuldu.  Görev tanımı “İklim değişikliğine neden olan sera gazı emisyonlarını ulusal ölçekte izlemek, kontrol etmek ve raporlamak, sera gazı emisyonlarının azaltımı konusunda sektörel politika belirleme çalışmalarını gerçekleştirmek ve gerekli mevzuat düzenlemelerini yapmak” olarak açıklanan dairelerin kurulmasıyla sera gazında izleme ve denetimler başlayacak.    YEŞİL KALKINMA DAİRESİ  Yönetmelikle yeşil dönüşüm konusu da Başkanlığı’nın görev tanımı içine girdi. Bu göre Başkanlık net sıfır emisyon hedefi ve döngüsel ekonomi ilkesi doğrultusunda iklim değişikliği ile mücadele ve yeşil kalkınma politikalarını belirleyecek, strateji ve eylem planları hazırlayacak.   Diğer taraftan Emisyon Ticaret Sistemi gibi piyasa temelli mekanizmalar ve ekonomik araçlara yönelik çalışmalar yapmak, usul ve esasları belirlemek de görev kapsamında yer alıyor. Karbon fiyatlandırma araçlarından elde edilecek gelirlerin yönetimi de Başkanlığın kontrolüne verildi. Başkanlık ayrıca yeşil dönüşümün finansmanı konusundaki çalışmaları da üstlenecek; teşvik mekanizmaları ve hibe programları geliştirecek. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7IDSb7nqYEqszqGd8xvDSw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>İklim, Değişikliği, Başkanlığı, kuruldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7IDSb7nqYEqszqGd8xvDSw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="İklim Değişikliği Başkanlığı kuruldu"><p>İklim Değişikliği Başkanlığı’nın kurulmasına dair düzenleme Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girdi.</p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı kapsamında faaliyet gösteren İklim Değişikliği Başkanlığı’nın görev ve yetkileri, teşkilat yapısı ile çalışma usul ve esasları belli oldu. Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmelikte Başkanlık bünyesinde Karbon Fiyatlandırma Daire Başkanlığı, Sera Gazı Azaltım Politikası Daire Başkanlığı, Sera Gazı Emisyonlarının İzlenmesi Daire Başkanlığı, Teknoloji ve Yeşil Dönüşüm Dairesi Başkanlıkları da kuruldu.   <strong>SERA GAZI SALINIMLARI İNCELEME ALTINDA</strong>  Yeni yapıyla Başkanlık bünyesinde sera gazı salınımlarıyla ilgili iki daire oluşturuldu.  Görev tanımı “İklim değişikliğine neden olan sera gazı emisyonlarını ulusal ölçekte izlemek, kontrol etmek ve raporlamak, sera gazı emisyonlarının azaltımı konusunda sektörel politika belirleme çalışmalarını gerçekleştirmek ve gerekli mevzuat düzenlemelerini yapmak” olarak açıklanan dairelerin kurulmasıyla sera gazında izleme ve denetimler başlayacak.    <strong>YEŞİL KALKINMA DAİRESİ</strong>  Yönetmelikle yeşil dönüşüm konusu da Başkanlığı’nın görev tanımı içine girdi. Bu göre Başkanlık net sıfır emisyon hedefi ve döngüsel ekonomi ilkesi doğrultusunda iklim değişikliği ile mücadele ve yeşil kalkınma politikalarını belirleyecek, strateji ve eylem planları hazırlayacak.   Diğer taraftan Emisyon Ticaret Sistemi gibi piyasa temelli mekanizmalar ve ekonomik araçlara yönelik çalışmalar yapmak, usul ve esasları belirlemek de görev kapsamında yer alıyor. Karbon fiyatlandırma araçlarından elde edilecek gelirlerin yönetimi de Başkanlığın kontrolüne verildi. Başkanlık ayrıca yeşil dönüşümün finansmanı konusundaki çalışmaları da üstlenecek; teşvik mekanizmaları ve hibe programları geliştirecek.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sürdürülebilirlik fon pazarını domine etti</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/surdurulebilirlik-fon-pazarini-domine-etti</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/surdurulebilirlik-fon-pazarini-domine-etti</guid>
<description><![CDATA[ Sürdürülebilir fonlar, 2021&#039;de İngiliz, İsviçre ve Fransız fon endüstrisine gerçekleşen net girişlerin yüzde 100&#039;ünü oluştururken geleneksel fonlardan çıkışlar yaşandı.Lüksemburg Fon Endüstrisi Birliği (ALFI) tarafından yaptırılan ve Morningstar ve Zeb tarafından yürütülen yıllık Avrupa Sürdürülebilir Yatırım Fonları Araştırması’na göre Avrupa merkezli sürdürülebilir fonlardaki toplam net varlıklar, 2019&#039;dan bu yana yaklaşık üç katına çıktı ve 2 trilyon euro&#039;ya ulaştı.   Sürdürülebilir fonlar, 2021&#039;de Avrupa fon piyasasına giren yeni net yatırımların yarısını çekti ve şu anda 2021 sonu itibariyle Avrupa&#039;da yerleşik fonlardaki toplam net varlıkların yüzde 16&#039;sını oluşturuyor. Buna karşılık, sürdürülebilir net varlıklar ABD pazarının yalnızca yüzde 1&#039;ini ve Asya pazarının yüzde 5&#039;ini oluşturuyor. Etki fonları, Avrupa fonlarının net varlıklarının yalnızca yüzde 1,5&#039;ini oluştururken 2020&#039;ye kıyasla 2021&#039;de varlıklarda yüzde 50&#039;lik bir artış kaydetti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/L81SNp9X40yOEV6VWoFjpA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Sürdürülebilirlik, fon, pazarını, domine, etti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/L81SNp9X40yOEV6VWoFjpA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Sürdürülebilirlik fon pazarını domine etti"><p>Sürdürülebilir fonlar, 2021'de İngiliz, İsviçre ve Fransız fon endüstrisine gerçekleşen net girişlerin yüzde 100'ünü oluştururken geleneksel fonlardan çıkışlar yaşandı.</p>Lüksemburg Fon Endüstrisi Birliği (ALFI) tarafından yaptırılan ve Morningstar ve Zeb tarafından yürütülen yıllık Avrupa Sürdürülebilir Yatırım Fonları Araştırması’na göre Avrupa merkezli sürdürülebilir fonlardaki toplam net varlıklar, 2019'dan bu yana yaklaşık üç katına çıktı ve 2 trilyon euro'ya ulaştı.   Sürdürülebilir fonlar, 2021'de Avrupa fon piyasasına giren yeni net yatırımların yarısını çekti ve şu anda 2021 sonu itibariyle Avrupa'da yerleşik fonlardaki toplam net varlıkların yüzde 16'sını oluşturuyor. Buna karşılık, sürdürülebilir net varlıklar ABD pazarının yalnızca yüzde 1'ini ve Asya pazarının yüzde 5'ini oluşturuyor. Etki fonları, Avrupa fonlarının net varlıklarının yalnızca yüzde 1,5'ini oluştururken 2020'ye kıyasla 2021'de varlıklarda yüzde 50'lik bir artış kaydetti.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Borsa şirketlerine sürdürülebilirlik zorunluluğu</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/borsa-sirketlerine-surdurulebilirlik-zorunlulugu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/borsa-sirketlerine-surdurulebilirlik-zorunlulugu</guid>
<description><![CDATA[ SPK’nın açıkladığı kararla şirketlerin Çevre, Sürdürülebilirlik ve Yönetişim konularına ne kadar uzak veya yakın olduğu standart bir şablon üzerinden izlenebilecek.Sermaye Piyasası Kurulu, 23 Haziran 2022 tarihli Kurumsal Yönetim Tebliği uyarınca payları Borsa’nın Ana Pazar, Yıldız Pazar ve Alt Pazarı’nda işlem gören şirketlere yeni bir zorunluluk getirdi. Buna göre şirketler, sürdürülebilirlik ilkeleri uyum çerçevesi kapsamında yapması gereken açıklamaları, Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) üzerinden belirli bir şablonla yapacak.   Yeni uygulamayla gönüllülük esasına dayalı olan sürdürülebilirlik ilkelerine uyum durumu açıklamaları, sürdürülebilirlik raporu şablonu kullanılarak yıllık olarak finansal raporların bildirim süresi içinde ve genel kurul toplantı tarihinden en az üç hafta önce raporlanması gerekiyor. Bu raporlara faaliyet raporlarında da yer verilmesi konusu ise şirketlerin inisiyatifine bırakıldı.  Ayrıca yıllık faaliyet raporunda Kurumsal Yönetim Tebliği’nin “Kurumsal yönetim ilkelerine uyum raporları” başlıklı 8’inci maddesi çerçevesinde gerekli açıklamaların yapılmasına da karar verildi.  YEŞİL YIKAMA ENDİŞELERİNE KARŞI TEK ŞABLON  Böylece dünyada şirketlerin giderek çevre ve sürdürülebilirliğe yöneltilmesine ve Çevre Sürdürülebilirlik ve Yönetişim konularındaki faaliyetlerinin yatırımcılar tarafından da izlenmesine yönelik uygulamaların bir örneği Türkiye’de de uygulanmaya başlandı. Böylece özellikle çevre veya sürdürülebilirlik konusunda hassasiyete sahip yatırımcıların hisse senetlerine yatırım yapmayı planladığı şirketlerin bu konulara ne kadar uzak veya yakın olduğunu görme imkanı olacak. Ayrıca standart bir şablonla bu açıklamaların yapılacak olması, şirketlerin yeşil yıkama endişeleri karşısında kaçak veya dolambaçlı yanıtlar vermesinin de önüne geçecek. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4L1dB3JVsEOcUMr67bwd2Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Borsa, şirketlerine, sürdürülebilirlik, zorunluluğu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4L1dB3JVsEOcUMr67bwd2Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Borsa şirketlerine sürdürülebilirlik zorunluluğu"><p>SPK’nın açıkladığı kararla şirketlerin Çevre, Sürdürülebilirlik ve Yönetişim konularına ne kadar uzak veya yakın olduğu standart bir şablon üzerinden izlenebilecek.</p>Sermaye Piyasası Kurulu, 23 Haziran 2022 tarihli Kurumsal Yönetim Tebliği uyarınca payları Borsa’nın Ana Pazar, Yıldız Pazar ve Alt Pazarı’nda işlem gören şirketlere yeni bir zorunluluk getirdi. Buna göre şirketler, sürdürülebilirlik ilkeleri uyum çerçevesi kapsamında yapması gereken açıklamaları, Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) üzerinden belirli bir şablonla yapacak.   Yeni uygulamayla gönüllülük esasına dayalı olan sürdürülebilirlik ilkelerine uyum durumu açıklamaları, sürdürülebilirlik raporu şablonu kullanılarak yıllık olarak finansal raporların bildirim süresi içinde ve genel kurul toplantı tarihinden en az üç hafta önce raporlanması gerekiyor. Bu raporlara faaliyet raporlarında da yer verilmesi konusu ise şirketlerin inisiyatifine bırakıldı.  Ayrıca yıllık faaliyet raporunda Kurumsal Yönetim Tebliği’nin “Kurumsal yönetim ilkelerine uyum raporları” başlıklı 8’inci maddesi çerçevesinde gerekli açıklamaların yapılmasına da karar verildi.  <strong>YEŞİL YIKAMA ENDİŞELERİNE KARŞI TEK ŞABLON</strong>  Böylece dünyada şirketlerin giderek çevre ve sürdürülebilirliğe yöneltilmesine ve Çevre Sürdürülebilirlik ve Yönetişim konularındaki faaliyetlerinin yatırımcılar tarafından da izlenmesine yönelik uygulamaların bir örneği Türkiye’de de uygulanmaya başlandı. Böylece özellikle çevre veya sürdürülebilirlik konusunda hassasiyete sahip yatırımcıların hisse senetlerine yatırım yapmayı planladığı şirketlerin bu konulara ne kadar uzak veya yakın olduğunu görme imkanı olacak. Ayrıca standart bir şablonla bu açıklamaların yapılacak olması, şirketlerin yeşil yıkama endişeleri karşısında kaçak veya dolambaçlı yanıtlar vermesinin de önüne geçecek.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İklim Şurası kararları açıklandı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/iklim-surasi-kararlari-aciklandi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/iklim-surasi-kararlari-aciklandi</guid>
<description><![CDATA[ Şubat ayında yapılan İklim Şurası’nda alınan 217 maddelik kararlar Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından kamuoyuyla paylaşıldı.Geçen şubat ayında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı öncülüğünde Konya’da düzenlenen İklim Şurası ile Türkiye’nin İklim Değişikliği ile mücadelede bir yol haritası oluşturulması amaçlanmıştı. Şura kapsamında farklı komisyonlarca yapılan çalışmalarda yedi farklı alanda yeni yol haritası belirlenmiş ve 217 yeni karar alınmıştı. Bu kararlar kamuoyuyla paylaşıldı.   YEDİ ALAN 217 KARAR  İklim Şurası’nda, 3 ay süren yoğun çalışmalar sonucu iklim değişikliğiyle mücadelede 2053 net sıfır emisyon ve yeşil kalkınma hedefleri doğrultusunda 217 yeni karar alındı. İklim Uyumlu Şehirler, İklim Dostu Tarım, Kuraklık Eylem Planı, Çevreci ve Temiz Ulaşım Ağı, Yeşil Enerji, Yeşil Ekonomi ve İklim Eğitimi, alınan kararların önemli başlıkları.  Bu 217 kararın 76’sını ulaştırma, sanayi, tarım, yutak alanlar, atıkların azaltılması; 34’ünü bilim ve teknoloji; 21’ini yeşil finansman ve karbon fiyatlama; 20’sini iklim değişikliğine uyum; 24’ünü yerel yönetimler; 42’sini de sağlık, eğitim, adil geçiş, iklim adaleti ve iklim göçü oluşturuyor. Alınan bu kararlar, , Türkiye&#039;nin iklim değişikliği konusundaki taahhütlerini hukuki zeminde güçlendirecek “İklim Kanunu”nun hazırlanmasında da önemli bir referans kaynağı olma özelliği taşıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sxG_OTWd2EyRG1jThEqW0A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>İklim, Şurası, kararları, açıklandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sxG_OTWd2EyRG1jThEqW0A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="İklim Şurası kararları açıklandı"><p>Şubat ayında yapılan İklim Şurası’nda alınan 217 maddelik kararlar Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından kamuoyuyla paylaşıldı.</p>Geçen şubat ayında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı öncülüğünde Konya’da düzenlenen İklim Şurası ile Türkiye’nin İklim Değişikliği ile mücadelede bir yol haritası oluşturulması amaçlanmıştı. Şura kapsamında farklı komisyonlarca yapılan çalışmalarda yedi farklı alanda yeni yol haritası belirlenmiş ve 217 yeni karar alınmıştı. Bu kararlar kamuoyuyla paylaşıldı.   <strong>YEDİ ALAN 217 KARAR</strong>  İklim Şurası’nda, 3 ay süren yoğun çalışmalar sonucu iklim değişikliğiyle mücadelede 2053 net sıfır emisyon ve yeşil kalkınma hedefleri doğrultusunda 217 yeni karar alındı. İklim Uyumlu Şehirler, İklim Dostu Tarım, Kuraklık Eylem Planı, Çevreci ve Temiz Ulaşım Ağı, Yeşil Enerji, Yeşil Ekonomi ve İklim Eğitimi, alınan kararların önemli başlıkları.  Bu 217 kararın 76’sını ulaştırma, sanayi, tarım, yutak alanlar, atıkların azaltılması; 34’ünü bilim ve teknoloji; 21’ini yeşil finansman ve karbon fiyatlama; 20’sini iklim değişikliğine uyum; 24’ünü yerel yönetimler; 42’sini de sağlık, eğitim, adil geçiş, iklim adaleti ve iklim göçü oluşturuyor. Alınan bu kararlar, , Türkiye'nin iklim değişikliği konusundaki taahhütlerini hukuki zeminde güçlendirecek “İklim Kanunu”nun hazırlanmasında da önemli bir referans kaynağı olma özelliği taşıyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yeşil Kapitalizm Kurtarıcı mı Kazanç Tuzağı mı?</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/yesil-kapitalizm-kurtarici-mi-kazanc-tuzagi-mi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/yesil-kapitalizm-kurtarici-mi-kazanc-tuzagi-mi</guid>
<description><![CDATA[ Yeşil Aklama: Sürdürülebilir Yatırımların Gerçek Yüzü ve İklim Değişikliği Mücadelesine Etkileri. ]]></description>
<enclosure url="http://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x580_66e362e92a89c.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Yeşil, Kapitalizm, Kurtarıcı, mı, Kazanç, Tuzağı, mı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h3></h3>
<p>İklim değişikliği, günümüzün en büyük küresel sorunlarından biridir ve bu sorunla başa çıkmak için politikalar, ekonomik stratejiler ve bilimsel çözümler geliştirilmektedir. Sürdürülebilir finans ve yeşil yatırımlar, bu mücadelenin önemli araçları olarak sunulmaktadır. Ancak, son yıllarda bu fonların büyük bir bölümünün “yeşil aklama” (greenwashing) ile ilişkilendirildiği ortaya çıkmıştır. Yeşil aklama, çevreye duyarlı görünmek için yanıltıcı pazarlama stratejilerinin kullanılması anlamına gelir ve bu da iklim değişikliği mücadelesini baltalamaktadır. Bu makalede, yeşil aklama kavramının anlamı, sürdürülebilir fonlara etkileri ve iklim değişikliği ile mücadelede nasıl zarar verdiği ele alınacaktır.</p>
<p></p>
<h4> Yeşil Aklama ve Sürdürülebilir Fonlar: Gerçekler ve Yanılsamalar</h4>
<p></p>
<p>Yeşil aklama, çevresel faydalar sağlamayan yatırımların sürdürülebilir veya çevre dostu olarak tanıtılmasıyla gerçekleşir. The Guardian ve diğer medya kuruluşlarının ortaya çıkardığı bilgilere göre, Avrupa Birliği (AB) tarafından düzenlenen sürdürülebilir fonların yaklaşık beşte birinin, en büyük kirletici 200 şirkete yatırım yaptığı tespit edilmiştir. Bu şirketler arasında fosil yakıt üreticileri, hızlı moda markaları ve yüksek karbon ayak izine sahip SUV üreticileri bulunmaktadır. 2023’ün son çeyreğine ait veriler, bu fonların 87 milyar dolardan fazla değere sahip olduğunu ve yaklaşık 18 milyar dolarının çevre dostu terimlerle pazarlanan büyük kirleticilere yönlendirildiğini ortaya koymaktadır.</p>
<p></p>
<p>Bu durum, sürdürülebilir finansmanın gerçek amacını zayıflatmakta ve yatırımcıların yanıltılmasına yol açmaktadır. Çevresel sürdürülebilirlik adına pazarlanan fonların, aslında çevreye zarar veren şirketlere yatırım yapması, sürdürülebilirlik algısının bozulmasına neden olmaktadır. Reclaim Finance adına konuşan Lara Cuvelier, bu durumun yatırımcıların kafa karışıklığına uğramasına ve sıradan insanların bilmeden iklim krizine katkıda bulunmasına neden olduğunu vurgulamıştır.</p>
<p></p>
<h4> Politika ve Ekonomik Etkiler: Sürdürülebilirlik Algısının Bozulması</h4>
<p></p>
<p>Yeşil aklama, sadece finansal sektörde değil, aynı zamanda politika ve ekonomi alanlarında da ciddi etkiler yaratmaktadır. AB'nin sürdürülebilir finans direktifi kapsamında tanımlanan fonların büyük bir kısmının karbon yoğunluğu yüksek sektörlere yönelmesi, iklim krizine çözüm bulma çabalarını zayıflatmaktadır. Bu durum, sürdürülebilirlik hedeflerinin gerçeğe dönüşmesini zorlaştırmakta ve politikaların etkinliğini azaltmaktadır. </p>
<p></p>
<p>AB'nin politika yapıcıları ve düzenleyici kurumları, bu tür yanlış yönlendirmelere karşı daha sıkı düzenlemeler talep etmektedir. Avrupa Menkul Kıymetler ve Piyasalar Otoritesi (ESMA) ve diğer Avrupa gözlemcileri, yeşil aklama ile mücadele amacıyla fonların daha şeffaf ve doğru sınıflandırılması gerektiğini vurgulamışlardır. 2024 yılı sonunda yürürlüğe girmesi beklenen yeni kurallar, yatırımcıların yanıltılmasını engellemek için daha net ürün kategorilerinin tanımlanmasını öngörmektedir.</p>
<p></p>
<h4> Bilimsel Perspektif: İklim Değişikliğine Karşı Gerçek Çözümler</h4>
<p></p>
<p>Bilimsel araştırmalar, iklim değişikliğiyle mücadelede gerçek çözümler üretilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Ancak yeşil aklama uygulamaları, çevresel faydaları sınırlı olan veya hiç olmayan yatırımları sürdürülebilir olarak göstermek suretiyle bilimsel çabaların değerini azaltmaktadır. Karbon yoğunluğu yüksek sektörlere yapılan yatırımlar, küresel sıcaklık artışını 1,5 derece ile sınırlama hedefini tehlikeye atmaktadır. </p>
<p></p>
<p>Avrupa’da yapılan analizler, en büyük 200 kirleticiye yönelik yatırımların, "çevresel, sosyal ve yönetişimsel" başlıklar taşıyan fonlardan geldiğini göstermiştir. Bu fonların çevre dostu olarak tanıtılması, yatırımcıların yanıltılmasına ve küresel iklim hedeflerinin gerisinde kalınmasına yol açmaktadır. Sivil toplum kuruluşları ve bilim insanları, bu tür uygulamaların önüne geçmek için daha sıkı düzenlemeler ve şeffaflık talep etmektedir.</p>
<p></p>
<h4> İklim Felaketleri ve Yeşil Aklamanın Sonuçları</h4>
<p></p>
<p>İklim değişikliği, dünya genelinde sıcak hava dalgaları, orman yangınları, seller ve kasırgalar gibi doğal afetlerin sıklığını ve şiddetini artırmaktadır. Bu felaketler, sadece doğal çevreyi değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal yapıları da derinden etkilemektedir. Yeşil aklama uygulamaları, bu felaketlere karşı gerçek çözümler üretilmesini zorlaştırarak, sürdürülebilir yatırımların etkisini azaltmaktadır. Avrupa Taşımacılık ve Çevre Federasyonu’ndan Xavier Sol, Avrupa’nın en büyük yeşil portföylerinin, sürdürülebilir şeklinde makyajlanmış kirli şirketlerden oluştuğunu belirtmiştir. Sol, özel sermayenin gerçekten yeşil dönüşümü hızlandırması için yalnızca gerçek yeşil aktivitelerin desteklenmesi gerektiğini vurgulamıştır.</p>
<p></p>
<h4> Karbonsuz Bir Ekonomi Mümkün mü? Johan Rockström’ün Görüşleri</h4>
<p></p>
<p>İklim bilimcisi Johan Rockström, dünya ekonomisinin karbonsuzlaşmasının mümkün olduğunu ancak bunun için fosil yakıt yatırımlarının durdurulması ve Paris Anlaşması gibi uluslararası düzenleyici çerçevelere uyulması gerektiğini savunmaktadır. Fosil yakıtlardan yenilenebilir enerji kaynaklarına geçişin, hem ekonomik hem de çevresel açıdan mantıklı olduğunu belirten Rockström, yeni teknolojilerle yenilenebilir enerjinin artık fosil yakıt üretimine göre daha ucuz hale geldiğini ifade etmektedir. Bu durum, iklim değişikliğiyle mücadelede yenilenebilir enerjiye geçişin hızlandırılması gerektiğini göstermektedir.</p>
<p></p>
<h4> Avrupa’da Karbon Fiyatlandırması ve Emisyon Azaltımı</h4>
<p></p>
<p>Avrupa Birliği, 2030 yılına kadar sera gazı emisyonlarını yüzde 55 oranında azaltma hedefi belirlemiştir. Karbon fiyatlandırması, bu hedefe ulaşmada önemli bir araç olarak kullanılmaktadır. Rockström, karbon fiyatlandırmasının, şirketleri ve tüketicileri daha az karbon yoğun üretim ve tüketim seçeneklerine yönlendirdiğini ve yenilenebilir enerjiye geçişi teşvik ettiğini belirtmektedir. Bu yaklaşım, piyasa temelli bir çözüm sunarak, emisyonların azaltılmasına ve sürdürülebilir bir ekonomiye geçişe katkı sağlamaktadır.</p>
<p></p>
<h4> İklim Politikalarında Avrupa Birliği'nin Başarıları</h4>
<p></p>
<p>Rockström, Avrupa Birliği'nin iklim değişikliğiyle mücadelede başarılı adımlar attığını ve bu süreçte diğer ülkelere örnek teşkil ettiğini savunmaktadır. AB’nin uyguladığı sıkı çevre politikaları, karbon fiyatlandırması ve yenilenebilir enerji teşvikleri, ekonominin karbonsuzlaşması yolunda önemli ilerlemeler sağlamıştır. AB’nin karbonsuzlaşma sürecinde gösterdiği kararlılık, diğer ülkelerin de benzer adımlar atmasının önemini ortaya koymaktadır.</p>
<p></p>
<h4> Küresel Ekonominin Karbonsuzlaşması: Zorluklar ve Fırsatlar</h4>
<p>Küresel ekonominin karbonsuzlaşması, büyük zorluklar barındırsa da, önemli fırsatlar sunmaktadır. Fosil yakıtlardan yenilenebilir enerjiye geçiş, ekonomik büyüme ve yeni istihdam fırsatları yaratma potansiyeline sahiptir. Ancak, bu dönüşümün hızlandırılması için güçlü politik irade, uluslararası iş birliği ve finansal destek gereklidir. Rockström, Paris Anlaşması gibi uluslararası düzenlemelerin bu süreçte kritik rol oynadığını vurgulamaktadır.</p>
<p><strong>Sürdürülebilir Finansın Geleceği ve Politika Önerileri</strong></p>
<p> Sürdürülebilir Finansın Geleceği</p>
<p>Sürdürülebilir finans, ekonomik büyüme ile çevresel koruma ve sosyal sorumluluğu bir araya getirmeyi amaçlayan bir yaklaşımdır. Ancak yeşil aklama gibi sorunlar, bu hedeflerin gerçekleştirilmesini engelleyebilir. Gelecekte sürdürülebilir finansın başarısı, yatırımcıların ve şirketlerin gerçekten çevresel ve sosyal fayda sağladıkları projeleri desteklemeleri ile doğrudan ilişkilidir. Bu bağlamda, yeşil aklamanın önlenmesi ve sürdürülebilirlik standartlarının yükseltilmesi, sektördeki güveni yeniden tesis edebilir.</p>
<p>Yatırımcıların doğru ve şeffaf bilgilerle desteklenen fonlara yönelmesi, yeşil aklamanın önüne geçmek için kritik öneme sahiptir. Bu nedenle, finansal kurumlar ve düzenleyici organlar, sürdürülebilir yatırımların gerçek etkilerini izleyen ve raporlayan sistemler geliştirmelidir. Ayrıca, çevresel, sosyal ve yönetişimsel (ESG) kriterlerin daha geniş ve açık tanımları, yatırımcıların daha bilinçli kararlar almasını destekleyebilir.</p>
<p> Politika Önerileri</p>
<p> 1. <strong>Şeffaflık ve Hesap Verebilirlik:</strong></p>
<p>Yeşil aklamanın önlenmesi için sürdürülebilir fonların ve yatırım araçlarının şeffaf bir şekilde sınıflandırılması ve denetlenmesi gerekmektedir. Düzenleyici kurumlar, fonların çevresel etkilerini net bir şekilde raporlamalı ve bu raporların doğruluğunu denetlemelidir. Ayrıca, çevresel etki raporlarının standartlaştırılması, yatırımcıların doğru bilgiye erişimini artıracaktır.</p>
<p>2. <strong>Düzenleyici Reformlar:</strong></p>
<p>AB’nin ve diğer bölgesel düzenleyici organların, yeşil aklamayı önlemek için daha sıkı kurallar ve standartlar getirmesi gerekmektedir. Yeni düzenlemeler, yeşil finansman ürünlerinin tanımlanmasında daha net kriterler belirlemeli ve bu kriterlere uyum sağlanmasını zorunlu kılmalıdır. Ayrıca, yeşil aklamanın cezai yaptırımları ve denetim mekanizmaları da güçlendirilmelidir.</p>
<p> 3. <strong>Sivil Toplum ve Medya Rolü:</strong></p>
<p>Sivil toplum kuruluşları ve medya, yeşil aklama uygulamalarını ortaya çıkarmak ve kamuoyunu bilgilendirmek konusunda önemli bir rol oynamaktadır. Bu tür organizasyonlar, yeşil aklama uygulamalarını teşhir ederek ve kamuoyunu bilgilendirerek, daha fazla şeffaflık ve hesap verebilirlik talep edebilirler.</p>
<p>4. <strong>Yatırımcı Eğitimi:</strong></p>
<p>Yatırımcıların, yeşil yatırımlar ve sürdürülebilir finans konularında eğitim alması önemlidir. Eğitim programları, yatırımcıları çevresel ve sosyal etkileri değerlendirme konusunda bilinçlendirerek, daha sürdürülebilir ve etkili yatırım kararları almalarına yardımcı olabilir. 5. **Uluslararası İş Birliği:** Küresel düzeyde yeşil aklama ile mücadele için uluslararası iş birliği gereklidir. Ülkeler ve düzenleyici kurumlar arasında bilgi ve deneyim paylaşımı, ortak standartların oluşturulması ve etkili denetim mekanizmalarının geliştirilmesi, yeşil aklamanın önlenmesine katkı sağlayabilir.</p>
<p>Sonuç</p>
<p>Yeşil aklama, sürdürülebilir finans ve iklim değişikliği mücadelesi için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Sürdürülebilir yatırımların gerçek anlamda çevresel fayda sağlaması için, şeffaflık, hesap verebilirlik ve doğru düzenlemeler gerekmektedir.</p>
<p>Johan Rockström’ün görüşleri, fosil yakıtlardan yenilenebilir enerjiye geçişin ekonomik ve çevresel faydalarını vurgularken, yeşil aklamanın önlenmesi gerektiğini de ortaya koymaktadır.</p>
<p>Gelecekte, sürdürülebilir finansın gerçek etkilerini gösterebilen ve yeşil aklamayı önleyen sistemlerin geliştirilmesi, iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir adım olacaktır.</p>
<p>Küresel ölçekte etkili çözümler üretmek için, yatırımcılar, düzenleyici kurumlar, sivil toplum ve medya iş birliği içinde hareket etmelidir. Sadece bu şekilde, iklim değişikliğiyle mücadelede ve sürdürülebilir kalkınmada somut adımlar atılabilir ve gerçek değişim sağlanabilir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ortadoğu’da sürdürülebilirlik ortaklığı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/ortadoguda-surdurulebilirlik-ortakligi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/ortadoguda-surdurulebilirlik-ortakligi</guid>
<description><![CDATA[ Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır ve Ürdün sürdürülebilirlik konusunda iş birliğine gidiyor.Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Mısır ve Ürdün, Abu Dabi&#039;de Sürdürülebilir Ekonomik Büyüme için sanayi ortaklığı yapacaklarını duyurdu. Ortaklık anlaşması, üç ülkede gıda ve tarım, gübre, ilaç, tekstil, maden ve petrokimya olmak üzere beş sektörde yeni endüstriyel fırsatlar oluşturmayı ve sürdürülebilir ekonomik büyümeyi artırmayı amaçlıyor. MENA bölgesinin toplam endüstriyel kapasitesinin yaklaşık yüzde 26&#039;sını temsil eden bu üç ülke, ortaklık hedeflerini hızlandırmak için 10 milyar dolarlık bir yatırım fonu oluşturdu. Fon, Abu Dabi devlet şirketi ADQ tarafından yönetilecek.  Ortaklık anlaşmasını BAE Sanayi ve İleri Teknoloji Bakanı Dr. Sultan bin Ahmed Al Jaber, Mısır Sanayi ve Ticaret Bakanı Dr. Nevein Gamea ve Ürdün Sanayi, Ticaret ve Tedarik Bakanı Yousef al-Shamali imzaladı. İmza törenine Mısır ve Ürdün Başbakanları Mostafa Madbouly ve Dr. Bisher al- Khasawneh ile birlikte BAE Başbakan Yardımcısı ve Cumhurbaşkanlığı İşleri Bakanı Şeyh Mansour bin Zayed Al Nahyan katıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w5nR4sYXEU22A5uG0hBNsg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Ortadoğu’da, sürdürülebilirlik, ortaklığı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w5nR4sYXEU22A5uG0hBNsg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Ortadoğu’da sürdürülebilirlik ortaklığı"><p>Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır ve Ürdün sürdürülebilirlik konusunda iş birliğine gidiyor.</p><p>Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Mısır ve Ürdün, Abu Dabi'de Sürdürülebilir Ekonomik Büyüme için sanayi ortaklığı yapacaklarını duyurdu. </p><p>Ortaklık anlaşması, üç ülkede gıda ve tarım, gübre, ilaç, tekstil, maden ve petrokimya olmak üzere beş sektörde yeni endüstriyel fırsatlar oluşturmayı ve sürdürülebilir ekonomik büyümeyi artırmayı amaçlıyor. MENA bölgesinin toplam endüstriyel kapasitesinin yaklaşık yüzde 26'sını temsil eden bu üç ülke, ortaklık hedeflerini hızlandırmak için 10 milyar dolarlık bir yatırım fonu oluşturdu. Fon, Abu Dabi devlet şirketi ADQ tarafından yönetilecek.  Ortaklık anlaşmasını BAE Sanayi ve İleri Teknoloji Bakanı Dr. Sultan bin Ahmed Al Jaber, Mısır Sanayi ve Ticaret Bakanı Dr. Nevein Gamea ve Ürdün Sanayi, Ticaret ve Tedarik Bakanı Yousef al-Shamali imzaladı. İmza törenine Mısır ve Ürdün Başbakanları Mostafa Madbouly ve Dr. Bisher al- Khasawneh ile birlikte BAE Başbakan Yardımcısı ve Cumhurbaşkanlığı İşleri Bakanı Şeyh Mansour bin Zayed Al Nahyan katıldı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hem sürdürülebilir hem ucuz</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/hem-surdurulebilir-hem-ucuz</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/hem-surdurulebilir-hem-ucuz</guid>
<description><![CDATA[ Çinli tekstil üreticileri, sürdürülebilir moda markalarına yöneliyor.Şanghay merkezli Daxue Consulting tarafından hazırlanan Nisan 2022 tarihli “Yeşil Suç Raporu: Çin&#039;de Sürdürülebilir Tüketim” başlıklı rapor, Çinli tüketicilerin sürdürülebilir moda konusundaki artan farkındalığını destekleyen sonuçlar içeriyor. Ankete katılan Çinli tüketicilerin yüzde 77&#039;sinin (yüzde 75&#039;i büyük şehirlerde yerleşik), sürdürülebilir moda ürünleri için yüzde 5-20 fazladan ödeme yapmaya istekli olduğunu ve üst sınıf Çinli tüketicilerin yüzde 20&#039;ye kadarının iki katı ödemeye açık olduğunu ortaya koyuyor.   Araştırmada Çin&#039;in geniş ürün yelpazesine sahip yabancı markaların hakimiyetini yerel üreticilerle değiştirme yönündeki eğilimine dikkat çekilerek Çinli üreticilerin hızlı moda anlayışından sıyrılarak cesur ve estetik tasarımlara sahip etik moda ürünlerine yöneldiğine işaret ediliyor.REKABETÇİ FİYATA SÜRDÜRÜLEBİLİR MODA  Danışmanlık şirketi Gentlemen Marketing Agency’nin araştırmasında da yeşil moda’nın Çin’de güçlü bir potansiyele sahip olduğuna işaret ediliyor. Raporda imalat tarafında çoğu Çinli üreticinin hem Çin hem de Batı pazarları için yeşil modanın artan potansiyelini fark ettiğini, rekabetçi fiyatlara sürdürülebilir moda yaratma konusunda çalıştığına dikkat çekiliyor.   Tabii bu değişimde Çin&#039;in 2060 yılına kadar karbon nötr hedefini açıklaması da yatıyor. Dolayısıyla Çin tekstil endüstrisinin yeşil modaya acilen ihtiyacı var. Diğer taraftan yeşil moda, Çin&#039;in artan üretim maliyetlerini telafi etmesinin ve Güneydoğu Asya&#039;daki düşük maliyet avantajına sahip rakipleriyle rekabet etmesine de yardımcı olmanın bir yolu.   ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wjRm1tNSPkqb1oy_Z4J37A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Hem, sürdürülebilir, hem, ucuz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wjRm1tNSPkqb1oy_Z4J37A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Hem sürdürülebilir hem ucuz"><p>Çinli tekstil üreticileri, sürdürülebilir moda markalarına yöneliyor.</p><p>Şanghay merkezli Daxue Consulting tarafından hazırlanan Nisan 2022 tarihli “Yeşil Suç Raporu: Çin'de Sürdürülebilir Tüketim” başlıklı rapor, Çinli tüketicilerin sürdürülebilir moda konusundaki artan farkındalığını destekleyen sonuçlar içeriyor. Ankete katılan Çinli tüketicilerin yüzde 77'sinin (yüzde 75'i büyük şehirlerde yerleşik), sürdürülebilir moda ürünleri için yüzde 5-20 fazladan ödeme yapmaya istekli olduğunu ve üst sınıf Çinli tüketicilerin yüzde 20'ye kadarının iki katı ödemeye açık olduğunu ortaya koyuyor.   Araştırmada Çin'in geniş ürün yelpazesine sahip yabancı markaların hakimiyetini yerel üreticilerle değiştirme yönündeki eğilimine dikkat çekilerek Çinli üreticilerin hızlı moda anlayışından sıyrılarak cesur ve estetik tasarımlara sahip etik moda ürünlerine yöneldiğine işaret ediliyor.</p><p><strong>REKABETÇİ FİYATA SÜRDÜRÜLEBİLİR MODA</strong>  Danışmanlık şirketi Gentlemen Marketing Agency’nin araştırmasında da yeşil moda’nın Çin’de güçlü bir potansiyele sahip olduğuna işaret ediliyor. Raporda imalat tarafında çoğu Çinli üreticinin hem Çin hem de Batı pazarları için yeşil modanın artan potansiyelini fark ettiğini, rekabetçi fiyatlara sürdürülebilir moda yaratma konusunda çalıştığına dikkat çekiliyor.   Tabii bu değişimde Çin'in 2060 yılına kadar karbon nötr hedefini açıklaması da yatıyor. Dolayısıyla Çin tekstil endüstrisinin yeşil modaya acilen ihtiyacı var. Diğer taraftan yeşil moda, Çin'in artan üretim maliyetlerini telafi etmesinin ve Güneydoğu Asya'daki düşük maliyet avantajına sahip rakipleriyle rekabet etmesine de yardımcı olmanın bir yolu.  </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Emine Erdoğan&amp;apos;dan çevreci gençlere tam destek</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/emine-erdogandan-cevreci-genclere-tam-destek</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/emine-erdogandan-cevreci-genclere-tam-destek</guid>
<description><![CDATA[ Emine Erdoğan, &quot;Dünya Ortak Evimiz&quot; kitabının tanıtım programında konuştu. Üniversitelerin iklim elçileriyle biraraya gelen Erdoğan, iklim değişikliğine ilişkin &quot;Büyük bir dönüşüme ihtiyacımız var ve bunu başarmak, insanların her zamankinden çok dayanışma içinde olmasına bağlı&quot; dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#039;ın eşi Emine Erdoğan ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, üniversitelerin iklim elçileriyle bir araya geldi.  Emine Erdoğan&#039;ın öncülüğünde hazırlanan ve 28 çevre gönüllüsünün ilham veren hikayelerinin yer aldığı &quot;Dünya Ortak Evimiz&quot; kitabının tanıtım programı dün Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Devlet Konukevi bahçesinde yapıldı.Program kapsamında iklim elçileriyle görüşen Emine Erdoğan ve Bakan Kurum, öğrencilerin tek tek proje ve taleplerini dinledi.  Trakya Üniversitesi iklim elçisi Başak Gençler, üniversitesinde geri dönüşüm kutularını yaygınlaştırmaya çalıştıklarını ancak atıkların tamamının aynı yere boşaltıldığını gördüklerini ve bundan duydukları üzüntüyü dile getirdi.  Emine Erdoğan karşılık olarak, &quot;Çok doğru söylediniz aynı şeyden ben yıllardır çok muzdaribim&quot; şeklinde cevap verdi.&quot;EN ÖNEMLİ MEVZU&quot;Bu konuda devamlı denetim yapılmasının gerekliliğini vurgulayan Emine Erdoğan, &quot;İnşallah söyleye söyleye bu işi başaracağız. Bu en önemli mevzu gerçekten. Alınıyor bütün atıklar götürülüyor ama aynı yere boşaltılıyor. O zaman evdeki neden ayrıştırılsın, daha kolay değerlendirmesi için ayrıştırıyoruz ve tavsiye ediyoruz. Bu geri dönüşüme karışık bir şekilde gidiyorsa yazık oluyor&quot; dedi.  Emine Erdoğan, bu işin belediyelerle çözülebileceğine işaret ederek Bakan Kurum&#039;dan belediyelere bu konunun daha iyi anlatılması için yeniden bir toplantı yapılmasını istedi.  &quot;KOMPOST ÇOK DEĞER VERDİĞİM BİR PROJE&quot;  Kahraman Maraş Sütçü İmam Üniversitesi iklim elçisi İrem Ayranpınar da üniversite yerleşkesindeki atıkları değerlendirip kompost elde etmeye başladıklarını, üniversitenin çiftliğinde bulunan hayvan atıkları, budama atıkları, yemekhaneden çıkan çiğ sebze, meyve atıklarını toplayarak kompost gübre elde ettiklerini anlattı.  Emine Erdoğan da kompost atıkların doğaya faydası olacağına dikkati çekerek &quot;Bunu inşallah bütün üniversitelerden, sizlerden rica ediyorum. Kompost çok değer verdiğim bir proje. Çünkü hem israfı önleyecek hem de kimyasal gübreden kurtaracak olan büyük bir proje. Hepinizden rica ediyorum, bunu uygulamanızı, desteklemenizi&quot; ifadelerini kullandı.&quot;BU PROJELER ARTIK SİZİN&quot;  Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi iklim elçisi Pınar Soyoğuz&#039;un da Sıfır Atık Projesinin bir parçası olmak istediğini belirtmesi üzerine Emine Erdoğan, &quot;Çok duygulandırdı sizin varlığınız beni. Bu toplantıları sürekli hale getirsek daha verimli olur. Bu projeler artık sizin. Benden çıktı size ait&quot; diye konuştu.  Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi iklim elçisi Ayşe Naz Cerit de Biyomühendislik Bölümü&#039;nde okuduğunu belirterek 14 laboratuvarda çok fazla plastik atık çıktığını anlattı.Plastik atıklarını satın alan şirketle bir anlaşma yaptıklarını belirten Cerit, &quot;Tekrardan kullanılabilecek plastiklerin listesini istedik. Tek kullanımlık ürünler var ama bunların tekrar kullanılabileceğini gördüğümüzde sterilizasyon üniteleri geliştirip, oraları sterilize edip tekrar kullanmaya başladık. Bunu düzenlediğimizde aylık 14 kilo olan plastik atığımız 1 kiloyu bulmamaya başladı. Biz bunun bütün biyomühendislik ya da biyoloji okuyan üniversitelere duyurulmasını, bu listenin onlara da gitmesini, bu şekilde tekrardan kullanılabilecek plastiklerin kullanılmasını istiyoruz&quot; dedi.  Cerit&#039;i tebrik eden Emine Erdoğan, Cerit&#039;in Yükseköğretim Kuruluyla (YÖK) buluşturulup deneyimlerini paylaşması gerektiğini, YÖK&#039;ün de üniversiteleri bu konuda bilgilendirmesinin faydalı olacağını kaydetti. 81 İLDE TOHUM TOPU DESTEĞİ&quot;  Bursa Uludağ Üniversitesi iklim elçisi Semanur Öztürk de iki ay önce &quot;daha çok yeşil&quot; olması amacıyla tohum topu yaptıklarını, bunu 81 ilde 209 üniversitenin iklim elçileriyle eş zamanlı yapmak istediğini söyledi.  Emine Erdoğan da bu talebi memnuniyetle karşılayarak &quot;Biz de yapalım&quot; ifadesini kullandı.  İklim elçileri, atık yağların bioyakıta çevrilmesi, üniversitelere atıkları hayvan mamasına dönüştüren makine alınması, sıfıra yakın enerjili binalarla ilgili öneri ve isteklerini de iletti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EoG5cjWPa0OnU5B8uBqHFg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Emine, Erdoğandan, çevreci, gençlere, tam, destek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EoG5cjWPa0OnU5B8uBqHFg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Emine Erdoğan'dan çevreci gençlere tam destek"><p>Emine Erdoğan, "Dünya Ortak Evimiz" kitabının tanıtım programında konuştu. Üniversitelerin iklim elçileriyle biraraya gelen Erdoğan, iklim değişikliğine ilişkin "Büyük bir dönüşüme ihtiyacımız var ve bunu başarmak, insanların her zamankinden çok dayanışma içinde olmasına bağlı" dedi.</p><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, üniversitelerin iklim elçileriyle bir araya geldi.  Emine Erdoğan'ın öncülüğünde hazırlanan ve 28 çevre gönüllüsünün ilham veren hikayelerinin yer aldığı "Dünya Ortak Evimiz" kitabının tanıtım programı dün Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Devlet Konukevi bahçesinde yapıldı.</p><p>Program kapsamında iklim elçileriyle görüşen Emine Erdoğan ve Bakan Kurum, öğrencilerin tek tek proje ve taleplerini dinledi.  Trakya Üniversitesi iklim elçisi Başak Gençler, üniversitesinde geri dönüşüm kutularını yaygınlaştırmaya çalıştıklarını ancak atıkların tamamının aynı yere boşaltıldığını gördüklerini ve bundan duydukları üzüntüyü dile getirdi.  Emine Erdoğan karşılık olarak, "Çok doğru söylediniz aynı şeyden ben yıllardır çok muzdaribim" şeklinde cevap verdi.</p><p><strong>"EN ÖNEMLİ MEVZU"</strong></p><p>Bu konuda devamlı denetim yapılmasının gerekliliğini vurgulayan Emine Erdoğan, "İnşallah söyleye söyleye bu işi başaracağız. Bu en önemli mevzu gerçekten. Alınıyor bütün atıklar götürülüyor ama aynı yere boşaltılıyor. O zaman evdeki neden ayrıştırılsın, daha kolay değerlendirmesi için ayrıştırıyoruz ve tavsiye ediyoruz. Bu geri dönüşüme karışık bir şekilde gidiyorsa yazık oluyor" dedi.  Emine Erdoğan, bu işin belediyelerle çözülebileceğine işaret ederek Bakan Kurum'dan belediyelere bu konunun daha iyi anlatılması için yeniden bir toplantı yapılmasını istedi.  <strong>"KOMPOST ÇOK DEĞER VERDİĞİM BİR PROJE"</strong>  Kahraman Maraş Sütçü İmam Üniversitesi iklim elçisi İrem Ayranpınar da üniversite yerleşkesindeki atıkları değerlendirip kompost elde etmeye başladıklarını, üniversitenin çiftliğinde bulunan hayvan atıkları, budama atıkları, yemekhaneden çıkan çiğ sebze, meyve atıklarını toplayarak kompost gübre elde ettiklerini anlattı.  Emine Erdoğan da kompost atıkların doğaya faydası olacağına dikkati çekerek "Bunu inşallah bütün üniversitelerden, sizlerden rica ediyorum. Kompost çok değer verdiğim bir proje. Çünkü hem israfı önleyecek hem de kimyasal gübreden kurtaracak olan büyük bir proje. Hepinizden rica ediyorum, bunu uygulamanızı, desteklemenizi" ifadelerini kullandı.</p><p><strong>"BU PROJELER ARTIK SİZİN"</strong>  Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi iklim elçisi Pınar Soyoğuz'un da Sıfır Atık Projesinin bir parçası olmak istediğini belirtmesi üzerine Emine Erdoğan, "Çok duygulandırdı sizin varlığınız beni. Bu toplantıları sürekli hale getirsek daha verimli olur. Bu projeler artık sizin. Benden çıktı size ait" diye konuştu.  Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi iklim elçisi Ayşe Naz Cerit de Biyomühendislik Bölümü'nde okuduğunu belirterek 14 laboratuvarda çok fazla plastik atık çıktığını anlattı.</p><p>Plastik atıklarını satın alan şirketle bir anlaşma yaptıklarını belirten Cerit, "Tekrardan kullanılabilecek plastiklerin listesini istedik. Tek kullanımlık ürünler var ama bunların tekrar kullanılabileceğini gördüğümüzde sterilizasyon üniteleri geliştirip, oraları sterilize edip tekrar kullanmaya başladık. Bunu düzenlediğimizde aylık 14 kilo olan plastik atığımız 1 kiloyu bulmamaya başladı. Biz bunun bütün biyomühendislik ya da biyoloji okuyan üniversitelere duyurulmasını, bu listenin onlara da gitmesini, bu şekilde tekrardan kullanılabilecek plastiklerin kullanılmasını istiyoruz" dedi.  Cerit'i tebrik eden Emine Erdoğan, Cerit'in Yükseköğretim Kuruluyla (YÖK) buluşturulup deneyimlerini paylaşması gerektiğini, YÖK'ün de üniversiteleri bu konuda bilgilendirmesinin faydalı olacağını kaydetti. </p><p><strong>81 İLDE TOHUM TOPU DESTEĞİ"</strong>  Bursa Uludağ Üniversitesi iklim elçisi Semanur Öztürk de iki ay önce "daha çok yeşil" olması amacıyla tohum topu yaptıklarını, bunu 81 ilde 209 üniversitenin iklim elçileriyle eş zamanlı yapmak istediğini söyledi.  Emine Erdoğan da bu talebi memnuniyetle karşılayarak "Biz de yapalım" ifadesini kullandı.  İklim elçileri, atık yağların bioyakıta çevrilmesi, üniversitelere atıkları hayvan mamasına dönüştüren makine alınması, sıfıra yakın enerjili binalarla ilgili öneri ve isteklerini de iletti.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Migros bir yılda 274 ton plastik atığı önledi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/migros-bir-yilda-274-ton-plastik-atigi-oenledi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/migros-bir-yilda-274-ton-plastik-atigi-oenledi</guid>
<description><![CDATA[ Dünya Çevre Günü’nü hem doğaya hem de müşterilerine kazandıran etkinliklerle karşılayan Migros, T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın da desteği ile 5 Haziran’da mağaza ve online kanallarından alışveriş yapan müşterilerine çok kullanımlı alışveriş çantası hediye ediyor. Sürdürülebilir ve izlenebilir tarım, gıda israfı, iklim değişikliği ve plastik atıklarla mücadele konularında çalışmaları bulunan Migros bir yılda 247 ton plastik atığın önüne geçti.Plastik atıklarıyla mücadele alanındaki çalışmalarına müşterilerini ve tedarikçilerini de dahil eden Migros, T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın da desteği ile Dünya Çevre Günü olan 5 Haziran’da mağazaları, Migros Sanal Market ve Migros Hemen’den alışveriş yapan müşterilerine sınırlı sayıda çok kullanımlı alışveriş çantası hediye ediyor.   Migros ve Macrocenter müşterileri, “Poşetsiz Alışveriş Hareketi” kapsamında 17 Haziran tarihine kadar Money özellikli kartları ile mağazadan, poşet almadan yaptıkları alışverişlerde her 50 TL ve katları için çekiliş hakkı kazanıyor. Plastik poşet kullanımını azaltarak doğaya katkı sağlayan müşteriler çeşitli hediyeler kazanma fırsatı yakalıyor. “Poşetsiz Alışveriş Hareketi”ne bugüne kadar katılan 4 milyon kişi alışverişinde hiç poşet kullanmayıp çekiliş hakkı kazandı ve toplamda işlem başına poşet kullanımı oranı yüzde 21 düştü.   2021 yılında “Poşetsiz Alışveriş Hareketi” ile plastik poşet kullanımını azaltan duyarlı müşterilerine de Ege Orman Vakfı aracılığıyla Manisa Yunt dağına fidan dikerek  teşekkürlerini sunan Migros, bugüne kadar dikilen toplam fidan sayısını 564 bine çıkardı.Hedef, 2023 yılında kadar 500 tona yakın plastik azaltımı  Migros, plastik atıklarla mücadele kapsamında 2023 yılına kadar 500 tona yakın plastik kulllanımını önleme taahhüdü kapsamında yapılan süreç iyileştirmeleri ve iş birlikleriyle ilk yılda 247 ton plastik atığın önüne geçti. Poşet kullanım alışkanlıklarının dönüşümünü sağlayan çalışmalarıyla 2021 yılında 2 milyonu aşkın çok kullanımlı çanta ve bez çantanın kullanımını sağladı. Özgün markalı ürünlerinin ambalajlarını analiz eden Migros, içerik ve geri dönüşüm oranlarını iyileştirmek önerilerini tedarikçileriyle paylaştı. Migros markalı bulaşık deterjanlarının ambalajlarında yüzde 25 oranında geri dönüştürülmüş pet kullanımına başladı.Çevre Bizim, Sahil Bizim  Migros, çevre bilinci ve farkındalığının artırılması sağlayan sosyal sorumluluk projeleriyle gelecek nesillere daha sağlıklı ve yaşanabilir bir dünya bırakmak amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda “Çevre Bizim, Sahil Bizim” mesajıyla hayata geçirilen kıyı temizliği etkinliğine katılan Migros ve Macrocenter çalışanları Marmara’dan Kuzey ve Güney Ege’ye, Akdeniz’den Karadeniz’e kadar toplam 15 sahilde atık toplarken, herkesi çevre konusunda duyarlılığa davet ediyor. 3 yılda 50 milyon öğünlük gıda kurtarıldı  Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda 2030 yılına kadar gıda imha oranlarını yüzde 50 indirmeyi amaçlayan şirket, bu alandaki operasyonel süreç iyileştirmeleri, indirimli satışları ve bağışlarla 3 yılda 50 milyon öğünlük gıdayı kurtarılmasını sağladı. Sürdürülebilir ve izlenebilir tarımın desteklenmesi konusunda İyi Tarım Uygulamalı meyve – sebze satış tonajını artırmayı amaçlayan, küçük üretici ve çiftçileri eğitim, danışmanlık, toplu alımlarla destekleyen Migros rejeneratif tarım kapsamında bir pilot çalışmayı da başlattı.Karbon salımını 4 yılda yüzde 26 azalttı  BIST Sürdürülebilirlik Endeksi’nin ilk yayınlandığı günden bu yana, endekste aralıksız yer alan tek perakendeci olan Migros, İyi Gelecek Planı doğrultusunda, sürdürülebilirliği çevresel, sosyal ve yönetişim boyutlarıyla ele alıyor. Sürdürülebilirlik Komitesi’nin çalışmaları kapsamında metrekare başına günlük karbon salımını 4 yılda yüzde 26 oranında azalttığı mağazalarında 2030 yılına kadar ilave yüzde 35 karbon azaltımı amaçlarken, su tüketimini ise yüzde 10 azaltma hedefi bulunuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1O0BwO-Gp0WsJsGvTguggw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Migros, bir, yılda, 274, ton, plastik, atığı, önledi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1O0BwO-Gp0WsJsGvTguggw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Migros bir yılda 274 ton plastik atığı önledi"><p>Dünya Çevre Günü’nü hem doğaya hem de müşterilerine kazandıran etkinliklerle karşılayan Migros, T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın da desteği ile 5 Haziran’da mağaza ve online kanallarından alışveriş yapan müşterilerine çok kullanımlı alışveriş çantası hediye ediyor. Sürdürülebilir ve izlenebilir tarım, gıda israfı, iklim değişikliği ve plastik atıklarla mücadele konularında çalışmaları bulunan Migros bir yılda 247 ton plastik atığın önüne geçti.</p><p>Plastik atıklarıyla mücadele alanındaki çalışmalarına müşterilerini ve tedarikçilerini de dahil eden Migros, T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın da desteği ile Dünya Çevre Günü olan 5 Haziran’da mağazaları, Migros Sanal Market ve Migros Hemen’den alışveriş yapan müşterilerine sınırlı sayıda çok kullanımlı alışveriş çantası hediye ediyor.   Migros ve Macrocenter müşterileri, “Poşetsiz Alışveriş Hareketi” kapsamında 17 Haziran tarihine kadar Money özellikli kartları ile mağazadan, poşet almadan yaptıkları alışverişlerde her 50 TL ve katları için çekiliş hakkı kazanıyor. Plastik poşet kullanımını azaltarak doğaya katkı sağlayan müşteriler çeşitli hediyeler kazanma fırsatı yakalıyor. “Poşetsiz Alışveriş Hareketi”ne bugüne kadar katılan 4 milyon kişi alışverişinde hiç poşet kullanmayıp çekiliş hakkı kazandı ve toplamda işlem başına poşet kullanımı oranı yüzde 21 düştü.   2021 yılında “Poşetsiz Alışveriş Hareketi” ile plastik poşet kullanımını azaltan duyarlı müşterilerine de Ege Orman Vakfı aracılığıyla Manisa Yunt dağına fidan dikerek  teşekkürlerini sunan Migros, bugüne kadar dikilen toplam fidan sayısını 564 bine çıkardı.</p><p><strong>Hedef, 2023 yılında kadar 500 tona yakın plastik azaltımı</strong>  Migros, plastik atıklarla mücadele kapsamında 2023 yılına kadar 500 tona yakın plastik kulllanımını önleme taahhüdü kapsamında yapılan süreç iyileştirmeleri ve iş birlikleriyle ilk yılda 247 ton plastik atığın önüne geçti. Poşet kullanım alışkanlıklarının dönüşümünü sağlayan çalışmalarıyla 2021 yılında 2 milyonu aşkın çok kullanımlı çanta ve bez çantanın kullanımını sağladı. Özgün markalı ürünlerinin ambalajlarını analiz eden Migros, içerik ve geri dönüşüm oranlarını iyileştirmek önerilerini tedarikçileriyle paylaştı. Migros markalı bulaşık deterjanlarının ambalajlarında yüzde 25 oranında geri dönüştürülmüş pet kullanımına başladı.</p><p><strong>Çevre Bizim, Sahil Bizim</strong>  Migros, çevre bilinci ve farkındalığının artırılması sağlayan sosyal sorumluluk projeleriyle gelecek nesillere daha sağlıklı ve yaşanabilir bir dünya bırakmak amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda “Çevre Bizim, Sahil Bizim” mesajıyla hayata geçirilen kıyı temizliği etkinliğine katılan Migros ve Macrocenter çalışanları Marmara’dan Kuzey ve Güney Ege’ye, Akdeniz’den Karadeniz’e kadar toplam 15 sahilde atık toplarken, herkesi çevre konusunda duyarlılığa davet ediyor. </p><p><strong>3 yılda 50 milyon öğünlük gıda kurtarıldı</strong>  Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda 2030 yılına kadar gıda imha oranlarını yüzde 50 indirmeyi amaçlayan şirket, bu alandaki operasyonel süreç iyileştirmeleri, indirimli satışları ve bağışlarla 3 yılda 50 milyon öğünlük gıdayı kurtarılmasını sağladı. Sürdürülebilir ve izlenebilir tarımın desteklenmesi konusunda İyi Tarım Uygulamalı meyve – sebze satış tonajını artırmayı amaçlayan, küçük üretici ve çiftçileri eğitim, danışmanlık, toplu alımlarla destekleyen Migros rejeneratif tarım kapsamında bir pilot çalışmayı da başlattı.</p><p><strong>Karbon salımını 4 yılda yüzde 26 azalttı</strong>  BIST Sürdürülebilirlik Endeksi’nin ilk yayınlandığı günden bu yana, endekste aralıksız yer alan tek perakendeci olan Migros, İyi Gelecek Planı doğrultusunda, sürdürülebilirliği çevresel, sosyal ve yönetişim boyutlarıyla ele alıyor. Sürdürülebilirlik Komitesi’nin çalışmaları kapsamında metrekare başına günlük karbon salımını 4 yılda yüzde 26 oranında azalttığı mağazalarında 2030 yılına kadar ilave yüzde 35 karbon azaltımı amaçlarken, su tüketimini ise yüzde 10 azaltma hedefi bulunuyor. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dünya Bankası: Açlık krizi kapıda</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/dunya-bankasi-aclik-krizi-kapida</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/dunya-bankasi-aclik-krizi-kapida</guid>
<description><![CDATA[ Dünya Bankası, tarım emtia maddelerindeki rekor seviyelere ulaşan artışların birçok ülkede açlık krizi tehlikesi ihtimal dahiline getirdiğine işaret ediyor.21. Forum İstanbul Konferansı kapsamında düzenlenen “Global Bakış: Dünya ve Türkiye” paneline katılan Dünya Bankası Başekonomisti ve Beklentiler Grubu Direktörü Ayhan Köse, dünya ekonomisinin şu anda yaşadığı yavaşlamanın çok daha derin olabileceğini öngördüklerini aktararak borç stoku, yabancı para cinsinden borcu yüksek olan ülkeler için borç maliyetlerinin bir şekilde artacağını vurguladı.  Köse, 1970’lerde yaşanan stagflasyon kavramının şu anda ciddi şekilde tartışıldığını belirterek, “Dünya ekonomisinde çok yüksek enflasyon oranları görüyoruz. Şu anda yüzde 7-8 arasında. Fakat büyüme düşük seviyede. 1970’lerin sonunda enflasyonun önüne geçmek için ABD Merkez Bankası’nın hızlı bir şekilde faizleri artırdığı dönemde ortaya çıkan krizler gibi krizlerle karşılaşma durumumuz var. Bütün mesele, böyle bir kriz olması olasılığını nasıl azaltabiliriz? Bu stagflasyon çemberinden dünya ekonomisi krizler olmadan nasıl çıkabilir?” şeklinde konuştu.  AÇLIK KRİZİ TEHLİKESİ  Ayhan Köse, tarım emtia maddelerindeki artışların rekor seviyelere ulaştığına işaret ederek “Bugünlerde birçok ülkede açlık krizi olabileceği tehlikesi üzerinde duruyoruz. Buğday ve diğer tarımsal ürünlerin alımında birçok ülke Rusya ve Ukrayna’ya bağlı ve bu iki ülke önemli rol oynuyorlar” dedi.  Köse, Dünya Bankası’nın gelecek 15 ay için 170 milyar dolarlık bir paket hazırladığını, bu kaynağı çok hızlı bir şekilde, ihtiyacı olan ülkelere yardım şeklinde, düşük faizli borç şeklinde vereceklerini ifade etti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TUz6hCBYRkGAhK4mnIgRmw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Dünya, Bankası:, Açlık, krizi, kapıda</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TUz6hCBYRkGAhK4mnIgRmw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Dünya Bankası: Açlık krizi kapıda"><p>Dünya Bankası, tarım emtia maddelerindeki rekor seviyelere ulaşan artışların birçok ülkede açlık krizi tehlikesi ihtimal dahiline getirdiğine işaret ediyor.</p>21. Forum İstanbul Konferansı kapsamında düzenlenen “Global Bakış: Dünya ve Türkiye” paneline katılan Dünya Bankası Başekonomisti ve Beklentiler Grubu Direktörü Ayhan Köse, dünya ekonomisinin şu anda yaşadığı yavaşlamanın çok daha derin olabileceğini öngördüklerini aktararak borç stoku, yabancı para cinsinden borcu yüksek olan ülkeler için borç maliyetlerinin bir şekilde artacağını vurguladı.  Köse, 1970’lerde yaşanan stagflasyon kavramının şu anda ciddi şekilde tartışıldığını belirterek, “Dünya ekonomisinde çok yüksek enflasyon oranları görüyoruz. Şu anda yüzde 7-8 arasında. Fakat büyüme düşük seviyede. 1970’lerin sonunda enflasyonun önüne geçmek için ABD Merkez Bankası’nın hızlı bir şekilde faizleri artırdığı dönemde ortaya çıkan krizler gibi krizlerle karşılaşma durumumuz var. Bütün mesele, böyle bir kriz olması olasılığını nasıl azaltabiliriz? Bu stagflasyon çemberinden dünya ekonomisi krizler olmadan nasıl çıkabilir?” şeklinde konuştu.  <strong>AÇLIK KRİZİ TEHLİKESİ</strong>  Ayhan Köse, tarım emtia maddelerindeki artışların rekor seviyelere ulaştığına işaret ederek “Bugünlerde birçok ülkede açlık krizi olabileceği tehlikesi üzerinde duruyoruz. Buğday ve diğer tarımsal ürünlerin alımında birçok ülke Rusya ve Ukrayna’ya bağlı ve bu iki ülke önemli rol oynuyorlar” dedi.  Köse, Dünya Bankası’nın gelecek 15 ay için 170 milyar dolarlık bir paket hazırladığını, bu kaynağı çok hızlı bir şekilde, ihtiyacı olan ülkelere yardım şeklinde, düşük faizli borç şeklinde vereceklerini ifade etti.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sürdürülebilir havacılık akademiye taşınıyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/surdurulebilir-havacilik-akademiye-tasiniyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/surdurulebilir-havacilik-akademiye-tasiniyor</guid>
<description><![CDATA[ Imperial College London, sürdürülebilir havacılığı geliştirmek için bir araştırma enstitüsü kuracak.Havacılık endüstrisinden kaynaklanan karbondioksit emisyonları, küresel emisyonların yüzde 2,5&#039;ini oluşturuyor ve bu sayının 2050 yılına kadar üç katına çıkacağı tahmin ediliyor. İngiltere, Londra merkezli Imperial College’ın mezunlarından Brahmal Vasudevan ve ortağı Shanthi Kandiah, havacılık endüstrisinin yarattığı emisyon sorununa çözüm bulunmasına destek olmak için okula 25 milyon Pound bağışta bulundu. Bu bağışla okul bünyesinde Sürdürülebilir Havacılık Enstitüsü&#039;nü kurulacak.   Okulun öncelikli araştırma alanları arasında düşük ve sıfır kirlilik üreten motorlar, aerodinamik, yapılar, malzemeler, yakıt sistemleri, kontroller ve uçak konfigürasyonu yer alacak. Imperial College London&#039;daki Havacılık Bölümü’nin Başkanı Profesör Paul Robinson, “Net-sıfır uçuşa ulaşmak, tüm havacılık sisteminde radikal bir değişim gerektirecek. Yapacak çok şey var ve çok fazla zaman yok, ancak sektör genelinde ve ötesinde gösterilen bir irade ve kararlılık var. Bu enstitü aracılığıyla bunu gerçekleştirecek yeteneğe, kaynaklara ve araştırma gücüne erişeceğiz” dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s_mesXxfQ02-Nk7N4boRVA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Sürdürülebilir, havacılık, akademiye, taşınıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s_mesXxfQ02-Nk7N4boRVA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both&v=20220604080121536" class="type:primaryImage" alt="Sürdürülebilir havacılık akademiye taşınıyor"><p>Imperial College London, sürdürülebilir havacılığı geliştirmek için bir araştırma enstitüsü kuracak.</p>Havacılık endüstrisinden kaynaklanan karbondioksit emisyonları, küresel emisyonların yüzde 2,5'ini oluşturuyor ve bu sayının 2050 yılına kadar üç katına çıkacağı tahmin ediliyor. İngiltere, Londra merkezli Imperial College’ın mezunlarından Brahmal Vasudevan ve ortağı Shanthi Kandiah, havacılık endüstrisinin yarattığı emisyon sorununa çözüm bulunmasına destek olmak için okula 25 milyon Pound bağışta bulundu. Bu bağışla okul bünyesinde Sürdürülebilir Havacılık Enstitüsü'nü kurulacak.   Okulun öncelikli araştırma alanları arasında düşük ve sıfır kirlilik üreten motorlar, aerodinamik, yapılar, malzemeler, yakıt sistemleri, kontroller ve uçak konfigürasyonu yer alacak. Imperial College London'daki Havacılık Bölümü’nin Başkanı Profesör Paul Robinson, “Net-sıfır uçuşa ulaşmak, tüm havacılık sisteminde radikal bir değişim gerektirecek. Yapacak çok şey var ve çok fazla zaman yok, ancak sektör genelinde ve ötesinde gösterilen bir irade ve kararlılık var. Bu enstitü aracılığıyla bunu gerçekleştirecek yeteneğe, kaynaklara ve araştırma gücüne erişeceğiz” dedi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Moda endüstrisi sınıfta kaldı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/moda-endustrisi-sinifta-kaldi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/moda-endustrisi-sinifta-kaldi</guid>
<description><![CDATA[ BoF Sürdürülebilirlik Endeksi’ne göre küresel moda endüstrisi iklim değişikliğiyle mücadelede yetersiz kalıyor.BoF Sürdürülebilirlik Endeksi&#039;nin ikinci baskısını yayımlandı. Endekste izlenen şirket sayısı önceki baskıdan bu yana iki katına çıkarak 15’den 30’a çıktı. Endeks lüks, spor ve hızlı moda alanlarında modanın halka açık en büyük 30 şirketinin sürdürülebilirlik çabalarını izliyor.  Endeks, şirketlerin iddialı 2030 hedeflerine yönelik ilerlemelerini altı etki kategorisinde değerlendiriyor: Şeffaflık, emisyonlar, su ve kimyasallar, atık yönetimi, ve çalışan hakları.  49 PUANDAN FAZLA ALAN MARKA YOK!  Geçen yıl değerlendirilen şirketlerdeki artan ilerleme, yeni eklenen şirketlerin birçoğunun eylemsizliği nedeniyle gölgede kaldığı için endüstri performansı kötüleşti. Hiçbir şirket 100 üzerinden 49&#039;dan fazla puan alamadı. Puma indekste birinciliği aldı ve onu Kering ile Levi Strauss izledi. En zayıf beş oyuncu URBN, Skechers, Fila Holdings, Anta ve HLA Group... Bu şirketlerin hepsi 10&#039;dan az puan aldı.  ÜÇ SEKTÖRDE ALTI ETKİ KATEGORİSİ  Geçen yıl The Business of Fashion, sektörün 2030 yılına kadar iddialı çevresel ve sosyal hedeflere ulaşma yolunda kaydettiği ilerlemeyi ölçmek için modanın en büyük 15 oyuncusunun kamuya açıklamalarını inceleyerek BoF Sürdürülebilirlik Endeksi&#039;ni oluşturmuştu.  Hedeflere ulaşmak için sadece sekiz yıl kaldı, sonuçlar çok açık: Geçen yıl değerlendirilen 15 şirketten oluşan orijinal listede yer alan ilerleme, listeye yeni girenlerin çoğundaki eylemsizlik nedeniyle gölgelendi ve altı kategoriden beşinde performans kötüleşti.  Yavaş İlerleme : 30 şirket genelinde ortalama puan 100 üzerinden sadece 28. Genel olarak en yüksek performansı alan 100 üzerinden 49 puanla Puma oldu. Burberry 41 puanla ilk 10&#039;a giren tek yeni üye oldu.  Performans Düşüşü: 15 yeni şirketin endekse eklenmesi, emisyonlar hariç tüm kategorilerdeki ortalama puanı aşağı çekti. Orijinal grubun ortalama puanı, 31’den 36’ya yükselirken, yeni eklenenlerin ortalama puanı sadece 20.  En Çok Gelişen : Hızlı perakendecilik, 2022 Endeksi’nde 11 puanlık artışıyla 30’a çıktı. Puma ve Hermès performanslarını 9&#039;ar puan artırarak sırasıyla 49 ve 32 puan aldı.  Gecikmeler: URBN, Skechers, Fila Holdings, Anta ve HLA Group dahil olmak üzere endüstrinin en büyük oyuncularından bazıları, çevresel ve sosyal etkileriyle mücadele planları hakkında kamuoyuna çok az ayrıntı verdi veya hiç bilgi vermedi ve hepsi 10 puandan az puan aldı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_JS1zgK340mzPHtUqVveWQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Moda, endüstrisi, sınıfta, kaldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_JS1zgK340mzPHtUqVveWQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Moda endüstrisi sınıfta kaldı"><p>BoF Sürdürülebilirlik Endeksi’ne göre küresel moda endüstrisi iklim değişikliğiyle mücadelede yetersiz kalıyor.</p>BoF Sürdürülebilirlik Endeksi'nin ikinci baskısını yayımlandı. Endekste izlenen şirket sayısı önceki baskıdan bu yana iki katına çıkarak 15’den 30’a çıktı. Endeks lüks, spor ve hızlı moda alanlarında modanın halka açık en büyük 30 şirketinin sürdürülebilirlik çabalarını izliyor.  Endeks, şirketlerin iddialı 2030 hedeflerine yönelik ilerlemelerini altı etki kategorisinde değerlendiriyor: Şeffaflık, emisyonlar, su ve kimyasallar, atık yönetimi, ve çalışan hakları.  <strong>49 PUANDAN FAZLA ALAN MARKA YOK!</strong>  Geçen yıl değerlendirilen şirketlerdeki artan ilerleme, yeni eklenen şirketlerin birçoğunun eylemsizliği nedeniyle gölgede kaldığı için endüstri performansı kötüleşti. Hiçbir şirket 100 üzerinden 49'dan fazla puan alamadı. Puma indekste birinciliği aldı ve onu Kering ile Levi Strauss izledi. En zayıf beş oyuncu URBN, Skechers, Fila Holdings, Anta ve HLA Group... Bu şirketlerin hepsi 10'dan az puan aldı.  <strong>ÜÇ SEKTÖRDE ALTI ETKİ KATEGORİSİ</strong>  Geçen yıl The Business of Fashion, sektörün 2030 yılına kadar iddialı çevresel ve sosyal hedeflere ulaşma yolunda kaydettiği ilerlemeyi ölçmek için modanın en büyük 15 oyuncusunun kamuya açıklamalarını inceleyerek BoF Sürdürülebilirlik Endeksi'ni oluşturmuştu.  Hedeflere ulaşmak için sadece sekiz yıl kaldı, sonuçlar çok açık: Geçen yıl değerlendirilen 15 şirketten oluşan orijinal listede yer alan ilerleme, listeye yeni girenlerin çoğundaki eylemsizlik nedeniyle gölgelendi ve altı kategoriden beşinde performans kötüleşti.  Yavaş İlerleme : 30 şirket genelinde ortalama puan 100 üzerinden sadece 28. Genel olarak en yüksek performansı alan 100 üzerinden 49 puanla Puma oldu. Burberry 41 puanla ilk 10'a giren tek yeni üye oldu.  Performans Düşüşü: 15 yeni şirketin endekse eklenmesi, emisyonlar hariç tüm kategorilerdeki ortalama puanı aşağı çekti. Orijinal grubun ortalama puanı, 31’den 36’ya yükselirken, yeni eklenenlerin ortalama puanı sadece 20.  En Çok Gelişen : Hızlı perakendecilik, 2022 Endeksi’nde 11 puanlık artışıyla 30’a çıktı. Puma ve Hermès performanslarını 9'ar puan artırarak sırasıyla 49 ve 32 puan aldı.  Gecikmeler: URBN, Skechers, Fila Holdings, Anta ve HLA Group dahil olmak üzere endüstrinin en büyük oyuncularından bazıları, çevresel ve sosyal etkileriyle mücadele planları hakkında kamuoyuna çok az ayrıntı verdi veya hiç bilgi vermedi ve hepsi 10 puandan az puan aldı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Asi Nehri Nasıl Kurtulur</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/asi-nehri-nasil-kurtulur</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/asi-nehri-nasil-kurtulur</guid>
<description><![CDATA[ UNDP, Hatay ilinde hassas durumdaki denizel ekosistemi korumayı amaçlayan yeni bir proje başlattı.Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), Japonya’nın sağladığı 1,8 milyon ABD Doları destek ile, Hatay ilinde hassas durumdaki denizel ekosistemi korumayı amaçlayan yeni bir proje başlattı. “Hatay için İklim Eylemi” adı verilen proje ile Samandağ’da Akdeniz’e dökülen Asi Nehri’nin getirdiği atıkların temizlemesi hedefleniyor. Mevzuat düzenlemelerinin iyileştirilmesi ve halkın eğitilmesi yoluyla atıkların nehre boşaltılmasının azaltılması bir diğer hedef. Bunlara ek olarak nehirleri tıkayan, su kalitesini düşüren ve yerel balıkçılık ekonomisini tehdit eden bir istilacı tür olan su sümbülünün yayılmasının yarattığı tehdit ile mücadele edilmesi amaçlanıyor.   DENİZ ÇÖPÜ VE ATIK YÖNETİMİ  Proje, deniz çöpü ve atık yönetimi konularında Japonya’nın uzmanlığı ve geçmiş tecrübelerini, ayrıca teknolojik yenilikleri odağına alıyor. Projenin tanıtım toplantısında bir konuşma yapan UNDP Türkiye Mukim Temsilcisi Louisa Vinton, “Hatay’daki yeni girişimimiz sadece Asi Nehri ekosisteminin ve nihayetinde efsanevi Akdeniz’in karşı karşıya olduğu tehditlerle mücadele etmekle kalmayacak, başka yerlerde de kolayca uygulanabilecek uygulamalı iklim azaltım ve uyum çözümlerini test edip daha rafine hale getirecek” dedi.   Japonya’nın Ankara Büyükelçisi Suzuki Kazuhiro ise, “İklim değişikliği günlük hayatımızı doğrudan etkiliyor. UNDP ile çalışma amacımız, Japonya&#039;nın karbonsuzlaşma ve iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini azaltma konusundaki liderliğine dayanıyor&quot; şeklinde konuştu.  YEREL İKLİM PLANI   Yeni proje, 2019 yılında hazırlanmasına UNDP’nin destek verdiği Hatay ili yerel iklim eylem planında tanımlanan, atık yönetimi ve geri dönüşümün iyileştirilmesi dahil, öncelikli önlemleri ele alıyor.   Projenin uygulayacağı somut önlemler arasında Asi Nehri’nin denize döküldüğü yerde biriken denizel çöpün yakalanması, taşınması ve geri dönüştürülmesi; yerel balıkçı teknelerinin Samandağ kıyı sularındaki atıkları toplamak üzere ilgili donanıma kavuşturulması; gençleri “sıfır atık” uygulamaları konusunda eğitmek üzere 300 anaokulu ve ilkokul öğretmeni ile muhtarlara eğitim verilmesi; su sümbülünün yayılma derecesini haritalamak üzere izleme sistemi kurulması; istilacı bitkinin nehirden fiziksel olarak çıkarılmasına yönelik tekniklerin denenmesi; ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile işbirliği halinde denizel çöpün kontrol altına alınması ve sıfır atık politikalarının uygulanması hakkında rehber ilkelerin belirlenmesi de bulunuyor.   Girişim, UNDP’nin Hatay ilinde yaptığı çalışmaların üzerine inşa ediliyor. UNDP daha önce, Hassa ilçesinde 60 bin kişiye hizmet vermek üzere, daha önce arıtılmaksızın Asi Nehri’ne akıtılan kanalizasyon atığını arıtacak 4 milyon dolarlık atıksu arıtma tesisi inşa etmiş ve 2019 yılında işletmeye almıştı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FtZIE0d37kCCPLWvzYNJVw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Asi, Nehri, Nasıl, Kurtulur</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FtZIE0d37kCCPLWvzYNJVw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Asi Nehri Nasıl Kurtulur"><p>UNDP, Hatay ilinde hassas durumdaki denizel ekosistemi korumayı amaçlayan yeni bir proje başlattı.</p>Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), Japonya’nın sağladığı 1,8 milyon ABD Doları destek ile, Hatay ilinde hassas durumdaki denizel ekosistemi korumayı amaçlayan yeni bir proje başlattı. “Hatay için İklim Eylemi” adı verilen proje ile Samandağ’da Akdeniz’e dökülen Asi Nehri’nin getirdiği atıkların temizlemesi hedefleniyor. Mevzuat düzenlemelerinin iyileştirilmesi ve halkın eğitilmesi yoluyla atıkların nehre boşaltılmasının azaltılması bir diğer hedef. Bunlara ek olarak nehirleri tıkayan, su kalitesini düşüren ve yerel balıkçılık ekonomisini tehdit eden bir istilacı tür olan su sümbülünün yayılmasının yarattığı tehdit ile mücadele edilmesi amaçlanıyor.   <strong>DENİZ ÇÖPÜ VE ATIK YÖNETİMİ</strong>  Proje, deniz çöpü ve atık yönetimi konularında Japonya’nın uzmanlığı ve geçmiş tecrübelerini, ayrıca teknolojik yenilikleri odağına alıyor. Projenin tanıtım toplantısında bir konuşma yapan UNDP Türkiye Mukim Temsilcisi Louisa Vinton, “Hatay’daki yeni girişimimiz sadece Asi Nehri ekosisteminin ve nihayetinde efsanevi Akdeniz’in karşı karşıya olduğu tehditlerle mücadele etmekle kalmayacak, başka yerlerde de kolayca uygulanabilecek uygulamalı iklim azaltım ve uyum çözümlerini test edip daha rafine hale getirecek” dedi.   Japonya’nın Ankara Büyükelçisi Suzuki Kazuhiro ise, “İklim değişikliği günlük hayatımızı doğrudan etkiliyor. UNDP ile çalışma amacımız, Japonya'nın karbonsuzlaşma ve iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini azaltma konusundaki liderliğine dayanıyor" şeklinde konuştu.  <strong>YEREL İKLİM PLANI </strong>  Yeni proje, 2019 yılında hazırlanmasına UNDP’nin destek verdiği Hatay ili yerel iklim eylem planında tanımlanan, atık yönetimi ve geri dönüşümün iyileştirilmesi dahil, öncelikli önlemleri ele alıyor.   Projenin uygulayacağı somut önlemler arasında Asi Nehri’nin denize döküldüğü yerde biriken denizel çöpün yakalanması, taşınması ve geri dönüştürülmesi; yerel balıkçı teknelerinin Samandağ kıyı sularındaki atıkları toplamak üzere ilgili donanıma kavuşturulması; gençleri “sıfır atık” uygulamaları konusunda eğitmek üzere 300 anaokulu ve ilkokul öğretmeni ile muhtarlara eğitim verilmesi; su sümbülünün yayılma derecesini haritalamak üzere izleme sistemi kurulması; istilacı bitkinin nehirden fiziksel olarak çıkarılmasına yönelik tekniklerin denenmesi; ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile işbirliği halinde denizel çöpün kontrol altına alınması ve sıfır atık politikalarının uygulanması hakkında rehber ilkelerin belirlenmesi de bulunuyor.   Girişim, UNDP’nin Hatay ilinde yaptığı çalışmaların üzerine inşa ediliyor. UNDP daha önce, Hassa ilçesinde 60 bin kişiye hizmet vermek üzere, daha önce arıtılmaksızın Asi Nehri’ne akıtılan kanalizasyon atığını arıtacak 4 milyon dolarlık atıksu arıtma tesisi inşa etmiş ve 2019 yılında işletmeye almıştı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye, iklim değişikliğiyle mücadelede pilot ülke</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/turkiye-iklim-degisikligiyle-mucadelede-pilot-ulke</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/turkiye-iklim-degisikligiyle-mucadelede-pilot-ulke</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye, Dünya Bankası’nın iklim-kalkınma uygulaması için pilot ülkeler arasında yer aldı.21. Forum İstanbul Konferansı’na katılan Dünya Bankası Türkiye Sürdürülebilir Kalkınma Sektör Lideri Laurent Debroux, bankanın çalıştığı finansal kurumlarla birlikte iklim değişikliklerinin getirdiği etkilerin azaltılması için 26 milyar doları aşan bir yatırım desteği sunduklarını ve Haziran 2021’de bir aksiyon planını yayınladıklarını ifade etti. Bu planın ülkelerdeki iklim değişikliği çalışmalarının yürütülmesi için kullanılacak bir finansman paketi olduğunu anlatan Debroux, “En başta iklim değişikliğine karşı yüzde 35’lik bir yatırım desteği sunulacak. Bu tutarın yarısı ise yerel ekonomilerin iklim değişikliğine karşı korunması için değerlendirilecek. İkinci sac ayağı ise aslında bir ay gibi bir sürede banka yıllık finansmanını Paris Anlaşması çerçevesinde hazırlayacak. Geçen yıl, bunun için 90 milyar dolar civarında bir rakam belirlendi” dedi.  Dünya Bankası’nın aksiyon planının üçüncü sac ayağının, ilgili çalışmaların desteklenmesi olduğunu belirten Debroux, “Ülkelerin iklim değişikliğine karşı ulusal hedefler hazırlamalarını destekleyeceğiz. Türkiye bu anlamda ilk pilot ülkelerden olacak” diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TUz6hCBYRkGAhK4mnIgRmw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Türkiye, iklim, değişikliğiyle, mücadelede, pilot, ülke</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TUz6hCBYRkGAhK4mnIgRmw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Türkiye, iklim değişikliğiyle mücadelede pilot ülke"><p>Türkiye, Dünya Bankası’nın iklim-kalkınma uygulaması için pilot ülkeler arasında yer aldı.</p>21. Forum İstanbul Konferansı’na katılan Dünya Bankası Türkiye Sürdürülebilir Kalkınma Sektör Lideri Laurent Debroux, bankanın çalıştığı finansal kurumlarla birlikte iklim değişikliklerinin getirdiği etkilerin azaltılması için 26 milyar doları aşan bir yatırım desteği sunduklarını ve Haziran 2021’de bir aksiyon planını yayınladıklarını ifade etti. Bu planın ülkelerdeki iklim değişikliği çalışmalarının yürütülmesi için kullanılacak bir finansman paketi olduğunu anlatan Debroux, “En başta iklim değişikliğine karşı yüzde 35’lik bir yatırım desteği sunulacak. Bu tutarın yarısı ise yerel ekonomilerin iklim değişikliğine karşı korunması için değerlendirilecek. İkinci sac ayağı ise aslında bir ay gibi bir sürede banka yıllık finansmanını Paris Anlaşması çerçevesinde hazırlayacak. Geçen yıl, bunun için 90 milyar dolar civarında bir rakam belirlendi” dedi.  Dünya Bankası’nın aksiyon planının üçüncü sac ayağının, ilgili çalışmaların desteklenmesi olduğunu belirten Debroux, “Ülkelerin iklim değişikliğine karşı ulusal hedefler hazırlamalarını destekleyeceğiz. Türkiye bu anlamda ilk pilot ülkelerden olacak” diye konuştu.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ülkelerin sürdürülebilirlik performansları açıklandı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/ulkelerin-surdurulebilirlik-performanslari-aciklandi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/ulkelerin-surdurulebilirlik-performanslari-aciklandi</guid>
<description><![CDATA[ Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’ndaki ilerlemeyi takip eden SKA Endeksi açıklandı. İlk sırada Finlandiya var, Türkiye ise 71. sırada.Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı (SDSN) tarafından hazırlanan yeni Sürdürülebilir Kalkınma Raporu yayımlandı. Rapor, dünya genelinde ardı ardına iki yıldır Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nda (SKA) ilerleme kaydetmiyor. Raporda bu durumun temel nedeni olarak birden fazla ve eşzamanlı olarak gerçekleşen sağlık, iklim, biyolojik çeşitlilik, jeopolitik krizler gösteriliyor.   TAAHHÜT DENGESİZLİĞİ  Sürdürülebilir Kalkınma Raporu, 2030&#039;a giden yolda ülkelerin SKA&#039;lara yönelik politika çabalarının ve taahhütlerinin büyük farklılıklar gösterdiğine işaret ediliyor. Raporda G20 ülkeleri arasında ABD, Brezilya ve Rusya, SKA’lara en az desteği, İskandinav ülkelerinin, Arjantin, Almanya, Japonya ve Meksika’nın da en fazla desteği sağladığı bilgisine yer veriliyor.   ÜLKE SIRALAMASI  2022 SKA Endeksi&#039;nde en üst sırada 86,5 puanla Finlandiya yer alıyor. Onu, üç İskandinav ülkesi -Danimarka, İsveç ve Norveç– takip ediyor. Sıralamada yer alan ilk 10 ülkenin tümü Avrupa’dan. Doğu ve Güney Asya ülkeleri ise 2015 yılında SKA’ların benimsenmesinden bu yana en büyük ilerlemeyi sağlayanlar… Bangladeş ve Kamboçya 2015’den bu yana en fazla ilerleme gerçekleştiren iki ülke. Türkiye listede 70,4 puanla 71’inci sırada yer alıyor. 163 ülkenin bulunduğu listenin son sırasında ise Güney Sudan var. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ojP-aJmnN0uOYfWCVVhgBQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Ülkelerin, sürdürülebilirlik, performansları, açıklandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ojP-aJmnN0uOYfWCVVhgBQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Ülkelerin sürdürülebilirlik performansları açıklandı"><p>Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’ndaki ilerlemeyi takip eden SKA Endeksi açıklandı. İlk sırada Finlandiya var, Türkiye ise 71. sırada.</p>Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı (SDSN) tarafından hazırlanan yeni Sürdürülebilir Kalkınma Raporu yayımlandı. Rapor, dünya genelinde ardı ardına iki yıldır Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nda (SKA) ilerleme kaydetmiyor. Raporda bu durumun temel nedeni olarak birden fazla ve eşzamanlı olarak gerçekleşen sağlık, iklim, biyolojik çeşitlilik, jeopolitik krizler gösteriliyor.   <strong>TAAHHÜT DENGESİZLİĞİ</strong>  Sürdürülebilir Kalkınma Raporu, 2030'a giden yolda ülkelerin SKA'lara yönelik politika çabalarının ve taahhütlerinin büyük farklılıklar gösterdiğine işaret ediliyor. Raporda G20 ülkeleri arasında ABD, Brezilya ve Rusya, SKA’lara en az desteği, İskandinav ülkelerinin, Arjantin, Almanya, Japonya ve Meksika’nın da en fazla desteği sağladığı bilgisine yer veriliyor.   <strong>ÜLKE SIRALAMASI</strong>  2022 SKA Endeksi'nde en üst sırada 86,5 puanla Finlandiya yer alıyor. Onu, üç İskandinav ülkesi -Danimarka, İsveç ve Norveç– takip ediyor. Sıralamada yer alan ilk 10 ülkenin tümü Avrupa’dan. Doğu ve Güney Asya ülkeleri ise 2015 yılında SKA’ların benimsenmesinden bu yana en büyük ilerlemeyi sağlayanlar… Bangladeş ve Kamboçya 2015’den bu yana en fazla ilerleme gerçekleştiren iki ülke. Türkiye listede 70,4 puanla 71’inci sırada yer alıyor. 163 ülkenin bulunduğu listenin son sırasında ise Güney Sudan var.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Otonom sürüşle ilgili doğrular ve yanlışlar</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/otonom-surusle-ilgili-dogrular-ve-yanlislar</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/otonom-surusle-ilgili-dogrular-ve-yanlislar</guid>
<description><![CDATA[ Gelecekte kendi kendine giden arabaları yollarda görecek miyiz? Otonom sürüşün geniş bir kabul görmesi için insanların tutumlarının hangi yönde değişmesi gerekecek?Audi tarafından yapılan “SocAIty” araştırması otonom sürüşle ilgili birçok soruya yanıt arıyor ve bazı yaygın şehir efsanelerine de değiniyor. Otonom sürüşün yaygın olarak kabul görmesi için hem sürüş sistemlerinin teknolojik olgunluğu hem de sosyal boyut büyük önem taşıyor.   İşte Audi‘nin, otonom sürüşün geleceğine ilişkin detaylı bilgileri derlediği “SocAIty“ çalışmasından öne çıkan başlıklar, şehir efsaneleri ve doğru bilinen yanlışlar…  NORMAL ARAÇLAR GİBİ OLACAK  Elektrikli otomobillerin menzilleri söz konusu olduğunda, özellikle aerodinamik yapı önemli bir etken oluyor ve bu nedenle de tasarımda ön planda rol oynamaya devam ediyor. Otomasyonun artmasıyla birlikte otomobillerin ve diğer ulaşım araçlarının görünümleri bu anlamda kökten bir değişim geçirmeyecek. Ancak gerçek olan bir konu da yolcuların konforu öncelik olacağından, tasarımın gelecekte iç mekana odaklanacağı. Bu da belirli kullanım durumlarında koltukların artık seyahat yönüne doğru olmayacağı gibi seçenekleri beraberinde getirecek. İç tasarımdaki bu özgürlük, çok çeşitli seçenekler de sunacak. Pedallar, vites ve direksiyon simidi gibi artık ihtiyaç duyulmayan her şeyin geçici olarak gizlenmesine imkan sağlanarak yolcular için alan en üst düzeye çıkarılacak.  Otonom araçları yolda kullanmak, yalnızca araç için değil, tüm çevre için tamamen güvenilir bir yazılım gerektirecek. Bu, şehirlerimizin görünümünü altyapı, akıllı trafik ışıkları ve yol sensörleri gibi konularda aşamalı olarak değiştirecek. Şehirler, artan sayıda otonom otomobil için uygun bir ekosistem sağlayarak daha dijital hale gelecek. Böylece trafiğin kesinti veya tıkanıklık olmaksızın akabileceği, daha güvenli ve daha rahat şehirler oluşmasını sağlayacak.  EĞLENCELİ OLMAYACAK  Bu efsane, otomobil tutkunlarının en çok endişe duyduğu konuların başında geliyor: hareketsiz yolcu rolüne mahkum olmak. Bazı araç kullanıcıları, kullanım sırasında ayaklarını pedalda ve ellerini direksiyonda hissetmenin keyfinin ortadan kalkacağına inanıyor ve bunu istemiyor. Ancak böyle bir durum gerçek değil: otonom araçlar, direksiyon başındaki eğlenceye son vermeyecek. Hiçbir üretici, müşterilerinin kendi araçlarını kullanmak istemelerine engel olamaz. Gelecekte araç sahipleri, tercihli yollarda veya trafik sıkışıklıklarında araçlarını kendileri kullanma veya kontrolü araca devretme seçeneklerine sahip olmaya devam edecek.  BİLGİSAYAR KORSANLIĞINA AÇIKTIR  Otonom araçlarla ilgili soru işaretlerinden biri de bilgisayar korsanlarına karşı savunmasız olunacağı konusu. Otonom araçlar, diğer otomobillerden daha savunmasız olmayacak. Ancak diğer yandan otonom bir otomobilin güvenlikle ilgili sistemlerine, bir bilgisayar korsanı saldırısının etkisi çok daha ciddi sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle üreticiler sürekli olarak siber saldırılara karşı koruyucu önlemler geliştiriyor ve koruma mekanizmalarını iyileştiriyorlar. Araçlar çevreleriyle daha fazla bağlı hale geldikçe, güvenilik ve siber güvenlik için gereken çaba da artıyor.   DAHA AZ PARK YERİ GEREKECEK  Otonom araçlar daha az park yeri gerektirmez. Ama bunu çok daha verimli kullanırlar. Ayrıca, otomobilin ortak kullanımı durumu sözkonusu olduğunda, metropol alanlarda araç yoğunluğu düşecektir.   ÖLÜM KALIM KARARLARI VERMEK ZORUNDA KALACAK  Otonom sürüşle ilgili olarak en belirleyici faktör; kararın otomobilin kendisine değil, aracı programlayan insanlara ait olduğudur. Araç sadece yazılımın belirttiğini yansıtabilir. Pek çok insan, tehlikeli bir durumda bir makinenin doğru seçimi yapıp yapamayacağına dair soru işaretlerine sahip. Ancak bu soru ilk kez otonom sürüşle hayatımıza dahil olmadı. Aslında, klasik bir düşünce deneyi olan “Tramvay İkilemi”nde gösterildiği gibi, etik alanında onlarca yıldır tartışılan bir konu oldu.   Otonom sürüş bu tartışmayı bir kez daha canlandırdı. Ancak bu defa uzmanlar, tartışmanın merkez noktasının, kendi kendine giden bir aracın tehlikeli bir durumda kendi kararını veremeyeceği, yalnızca yazılımı yansıtacağı olduğunu söylüyorlar. Kısacası yaratıcılarının ona bahşettiği seçimlerı yapacağını. Otonom araçlar, yalnızca onu tasarlayan kişilerin etik kararlarını ve değerlerini üstlenebilir ve kendi yorumu olmadan uygulayabilir ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6vJHlnGVzEGbkylM_FeruQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Otonom, sürüşle, ilgili, doğrular, yanlışlar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6vJHlnGVzEGbkylM_FeruQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Otonom sürüşle ilgili doğrular ve yanlışlar"><p>Gelecekte kendi kendine giden arabaları yollarda görecek miyiz? Otonom sürüşün geniş bir kabul görmesi için insanların tutumlarının hangi yönde değişmesi gerekecek?</p>Audi tarafından yapılan “SocAIty” araştırması otonom sürüşle ilgili birçok soruya yanıt arıyor ve bazı yaygın şehir efsanelerine de değiniyor. Otonom sürüşün yaygın olarak kabul görmesi için hem sürüş sistemlerinin teknolojik olgunluğu hem de sosyal boyut büyük önem taşıyor.   İşte Audi‘nin, otonom sürüşün geleceğine ilişkin detaylı bilgileri derlediği “SocAIty“ çalışmasından öne çıkan başlıklar, şehir efsaneleri ve doğru bilinen yanlışlar…  <strong>NORMAL ARAÇLAR GİBİ OLACAK</strong>  Elektrikli otomobillerin menzilleri söz konusu olduğunda, özellikle aerodinamik yapı önemli bir etken oluyor ve bu nedenle de tasarımda ön planda rol oynamaya devam ediyor. Otomasyonun artmasıyla birlikte otomobillerin ve diğer ulaşım araçlarının görünümleri bu anlamda kökten bir değişim geçirmeyecek. Ancak gerçek olan bir konu da yolcuların konforu öncelik olacağından, tasarımın gelecekte iç mekana odaklanacağı. Bu da belirli kullanım durumlarında koltukların artık seyahat yönüne doğru olmayacağı gibi seçenekleri beraberinde getirecek. İç tasarımdaki bu özgürlük, çok çeşitli seçenekler de sunacak. Pedallar, vites ve direksiyon simidi gibi artık ihtiyaç duyulmayan her şeyin geçici olarak gizlenmesine imkan sağlanarak yolcular için alan en üst düzeye çıkarılacak.  Otonom araçları yolda kullanmak, yalnızca araç için değil, tüm çevre için tamamen güvenilir bir yazılım gerektirecek. Bu, şehirlerimizin görünümünü altyapı, akıllı trafik ışıkları ve yol sensörleri gibi konularda aşamalı olarak değiştirecek. Şehirler, artan sayıda otonom otomobil için uygun bir ekosistem sağlayarak daha dijital hale gelecek. Böylece trafiğin kesinti veya tıkanıklık olmaksızın akabileceği, daha güvenli ve daha rahat şehirler oluşmasını sağlayacak.  <strong>EĞLENCELİ OLMAYACAK</strong>  Bu efsane, otomobil tutkunlarının en çok endişe duyduğu konuların başında geliyor: hareketsiz yolcu rolüne mahkum olmak. Bazı araç kullanıcıları, kullanım sırasında ayaklarını pedalda ve ellerini direksiyonda hissetmenin keyfinin ortadan kalkacağına inanıyor ve bunu istemiyor. Ancak böyle bir durum gerçek değil: otonom araçlar, direksiyon başındaki eğlenceye son vermeyecek. Hiçbir üretici, müşterilerinin kendi araçlarını kullanmak istemelerine engel olamaz. Gelecekte araç sahipleri, tercihli yollarda veya trafik sıkışıklıklarında araçlarını kendileri kullanma veya kontrolü araca devretme seçeneklerine sahip olmaya devam edecek.  <strong>BİLGİSAYAR KORSANLIĞINA AÇIKTIR</strong>  Otonom araçlarla ilgili soru işaretlerinden biri de bilgisayar korsanlarına karşı savunmasız olunacağı konusu. Otonom araçlar, diğer otomobillerden daha savunmasız olmayacak. Ancak diğer yandan otonom bir otomobilin güvenlikle ilgili sistemlerine, bir bilgisayar korsanı saldırısının etkisi çok daha ciddi sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle üreticiler sürekli olarak siber saldırılara karşı koruyucu önlemler geliştiriyor ve koruma mekanizmalarını iyileştiriyorlar. Araçlar çevreleriyle daha fazla bağlı hale geldikçe, güvenilik ve siber güvenlik için gereken çaba da artıyor.   <strong>DAHA AZ PARK YERİ GEREKECEK</strong>  Otonom araçlar daha az park yeri gerektirmez. Ama bunu çok daha verimli kullanırlar. Ayrıca, otomobilin ortak kullanımı durumu sözkonusu olduğunda, metropol alanlarda araç yoğunluğu düşecektir.   <strong>ÖLÜM KALIM KARARLARI VERMEK ZORUNDA KALACAK</strong>  Otonom sürüşle ilgili olarak en belirleyici faktör; kararın otomobilin kendisine değil, aracı programlayan insanlara ait olduğudur. Araç sadece yazılımın belirttiğini yansıtabilir. Pek çok insan, tehlikeli bir durumda bir makinenin doğru seçimi yapıp yapamayacağına dair soru işaretlerine sahip. Ancak bu soru ilk kez otonom sürüşle hayatımıza dahil olmadı. Aslında, klasik bir düşünce deneyi olan “Tramvay İkilemi”nde gösterildiği gibi, etik alanında onlarca yıldır tartışılan bir konu oldu.   Otonom sürüş bu tartışmayı bir kez daha canlandırdı. Ancak bu defa uzmanlar, tartışmanın merkez noktasının, kendi kendine giden bir aracın tehlikeli bir durumda kendi kararını veremeyeceği, yalnızca yazılımı yansıtacağı olduğunu söylüyorlar. Kısacası yaratıcılarının ona bahşettiği seçimlerı yapacağını. Otonom araçlar, yalnızca onu tasarlayan kişilerin etik kararlarını ve değerlerini üstlenebilir ve kendi yorumu olmadan uygulayabilir]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Elektronik atıklar eğitime dönüşüyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/elektronik-atiklar-egitime-doenusuyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/elektronik-atiklar-egitime-doenusuyor</guid>
<description><![CDATA[ TEGV ve TÜBİSAD iş birliği ile gerçekleştirilen” Atma Bağışla!” projesi ile elektronik atıklarınız çocukların nitelikli eğitim desteği almasına katkı sağlıyor.Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV), “Atma Bağışla” projesi ile evde, okulda ve işyerinde kullanılmayan atık elektrikli ve elektronik eşyaları (AEEE) geri dönüşümle eğitime dönüştürüyor.   Bilişim Sanayicileri Derneği (TÜBİSAD) iş birliği ile devam eden proje kapsamında bağışlanan elektronik atıklar, lisanslı e-atık taşıma araçları ve PTT aracılığı ile anlaşmalı geri dönüşüm tesisine gönderiliyor ve elde edilen değer, imkânı kısıtlı çocukların nitelikli eğitim desteği almasını sağlıyor. Elektronik atıkların yanı sıra çalışır durumda olan cihazlar ise TEGV tarafından incelendikten sonra alınan onay karşılığında vakıf envanterine kaydedilerek, TEGV’in Türkiye’nin dört bir yanındaki etkinlik noktalarında kullanılmak üzere muhafaza ediliyor.  Beş yılda 350 tonu aşkın elektronik atığın geri dönüştürülmesine aracı olan TEGV, elde edilen gelirle sayıları 4 bini aşan çocuğu nitelikli eğitimle buluşturdu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YAoAj2z-KUKgL48MgZDrAQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Elektronik, atıklar, eğitime, dönüşüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YAoAj2z-KUKgL48MgZDrAQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Elektronik atıklar eğitime dönüşüyor"><p>TEGV ve TÜBİSAD iş birliği ile gerçekleştirilen” Atma Bağışla!” projesi ile elektronik atıklarınız çocukların nitelikli eğitim desteği almasına katkı sağlıyor.</p>Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV), “Atma Bağışla” projesi ile evde, okulda ve işyerinde kullanılmayan atık elektrikli ve elektronik eşyaları (AEEE) geri dönüşümle eğitime dönüştürüyor.   Bilişim Sanayicileri Derneği (TÜBİSAD) iş birliği ile devam eden proje kapsamında bağışlanan elektronik atıklar, lisanslı e-atık taşıma araçları ve PTT aracılığı ile anlaşmalı geri dönüşüm tesisine gönderiliyor ve elde edilen değer, imkânı kısıtlı çocukların nitelikli eğitim desteği almasını sağlıyor. Elektronik atıkların yanı sıra çalışır durumda olan cihazlar ise TEGV tarafından incelendikten sonra alınan onay karşılığında vakıf envanterine kaydedilerek, TEGV’in Türkiye’nin dört bir yanındaki etkinlik noktalarında kullanılmak üzere muhafaza ediliyor.  Beş yılda 350 tonu aşkın elektronik atığın geri dönüştürülmesine aracı olan TEGV, elde edilen gelirle sayıları 4 bini aşan çocuğu nitelikli eğitimle buluşturdu.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sınırda karbona itiraz</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/sinirda-karbona-itiraz</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/sinirda-karbona-itiraz</guid>
<description><![CDATA[ Avrupalı çelik üreticileri, sınırda karbon düzenlemesinin birlikteki şirketlerin rekabet gücünü olumsuz etkileyeceğini düşünüyor.Avrupa Parlamentosu’nda 6-8 Haziran’da oylanacak Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması&#039;na (SKDM) itirazlar yükseliyor. Avrupa Çelik Birliği ve Avrupa Alüminyum Birliği üyeleri, Yeşil Mutabakat kapsamında getirilecek yeni Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) ve SKDM’nin Avrupa&#039;da faaliyet gösteren firmaların rekabet gücüne zarar vereceği uyarısında bulundu.   Avrupa&#039;da faaliyet gösteren 50 çelik üreticisinin CEO&#039;su tarafından Avrupa Parlamentosu&#039;na gönderilen açık mektupta, 2030 yılında emisyonların yüzde 55 azaltılabilmesi için çelik sektöründe 32,1 milyar euro yatırım yapılması gerektiğine işaret edilerek bu durumun Avrupa dışındaki çelik üreticilerinin rekabet gücünü artıracağı savunuldu. Mektupta ayrıca SKDM’nin AB çelik üreticilerinin 45 milyar euro&#039;luk çelik ihracatını korumaya yönelik bir tedbir önermediğine işaret edildi.   ABD VE İNGİLTERE SIRADA  İklim Liderliği Konseyi tarafından yayınlanan bir rapora göre G7 ülkeleri tarafından sınırda karbon vergisi uygulaması hayata geçirildiği takdirde küresel sera gazı emisyonları yüzde 5,5 oranında azalabilecek. Avrupa Birliği’nin yanı sıra ABD ve İngiltere de, SKDM benzeri bir düzenleme üzerinde çalışıyor.  TÜRKİYE ETKİLENECEK  SKDM&#039;ye tabi ürünlerin yaklaşık yarısı Rusya, Çin, İngiltere, Norveç ve Türkiye&#039;den ithal ediliyor. AB, SKDM düzenlemesinin getirilmesi ile birlikte diğer ülkelerde de emisyon ticaret sistemlerinin yaygınlaşmasını bekliyor. Türkiye&#039;de özellikle demir, çelik ve alüminyum sektörleri SKDM kapsamında konulacak karbon vergilerinden öncelikli olarak etkilenecek. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wJHocdlRPE6BBa5ZNUUk8g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Sınırda, karbona, itiraz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wJHocdlRPE6BBa5ZNUUk8g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Sınırda karbona itiraz"><p>Avrupalı çelik üreticileri, sınırda karbon düzenlemesinin birlikteki şirketlerin rekabet gücünü olumsuz etkileyeceğini düşünüyor.</p>Avrupa Parlamentosu’nda 6-8 Haziran’da oylanacak Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması'na (SKDM) itirazlar yükseliyor. Avrupa Çelik Birliği ve Avrupa Alüminyum Birliği üyeleri, Yeşil Mutabakat kapsamında getirilecek yeni Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) ve SKDM’nin Avrupa'da faaliyet gösteren firmaların rekabet gücüne zarar vereceği uyarısında bulundu.   Avrupa'da faaliyet gösteren 50 çelik üreticisinin CEO'su tarafından Avrupa Parlamentosu'na gönderilen açık mektupta, 2030 yılında emisyonların yüzde 55 azaltılabilmesi için çelik sektöründe 32,1 milyar euro yatırım yapılması gerektiğine işaret edilerek bu durumun Avrupa dışındaki çelik üreticilerinin rekabet gücünü artıracağı savunuldu. Mektupta ayrıca SKDM’nin AB çelik üreticilerinin 45 milyar euro'luk çelik ihracatını korumaya yönelik bir tedbir önermediğine işaret edildi.   <strong>ABD VE İNGİLTERE SIRADA</strong>  İklim Liderliği Konseyi tarafından yayınlanan bir rapora göre G7 ülkeleri tarafından sınırda karbon vergisi uygulaması hayata geçirildiği takdirde küresel sera gazı emisyonları yüzde 5,5 oranında azalabilecek. Avrupa Birliği’nin yanı sıra ABD ve İngiltere de, SKDM benzeri bir düzenleme üzerinde çalışıyor.  <strong>TÜRKİYE ETKİLENECEK</strong>  SKDM'ye tabi ürünlerin yaklaşık yarısı Rusya, Çin, İngiltere, Norveç ve Türkiye'den ithal ediliyor. AB, SKDM düzenlemesinin getirilmesi ile birlikte diğer ülkelerde de emisyon ticaret sistemlerinin yaygınlaşmasını bekliyor. Türkiye'de özellikle demir, çelik ve alüminyum sektörleri SKDM kapsamında konulacak karbon vergilerinden öncelikli olarak etkilenecek.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ormanların yüzde 65’i yangın riskiyle karşı karşıya</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/ormanlarin-yuzde-65i-yangin-riskiyle-karsi-karsiya</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/ormanlarin-yuzde-65i-yangin-riskiyle-karsi-karsiya</guid>
<description><![CDATA[ ÇEKÜL Vakfı, olası yangınların önüne geçilmesi için bir bildiri yayınladı.Türkiye’nin orman varlığı, Orman Genel Müdürlüğü verilerine göre 23,1 milyon hektar. Yani ülke topraklarının yüzde 29,2’sini ormanlar oluşturuyor. Bu ormanların da 5,2 milyon hektar (toplam orman alanının yüzde 22,7’si) kadarını kızılçam ağacı kaplıyor. Kızılçam da dâhil olmak üzere, günümüzde ormanların yaklaşık yüzde 65’i yangın riskiyle karşı karşıya.  ÇEKÜL Vakfı da, olası yangınların önüne geçilmesi için, geç kalmadan acil önlemlerin alınması gerektiğini vurgulayan bir bildiri yayınladı.  Bildiride yasal mevzuata; personel, ekipman ve eğitim ihtiyaçlarına; yaz aylarında artan sıcaklıkların ve insan popülasyonunun yangınlara etkisine kadar pek çok başlığa yer verildi.   BİLDİRİDE NELER VAR  ÇEKÜL VAKFI’nın bildirisinde orman yangınlarının Akdeniz Havzası’ndaki özellikle kızılçam, sahil çamı ve halep çamı gibi çam türlerinden oluşan ormanlarda kaçınılmaz bir doğa olayı olduğuna dikkat çekilerek, bu nedenle yangın öncesinde, sırasında ve sonrasında yapılacakların önemine vurgu yapılıyor. Bildiride ormancılığın ekosistem yönetimi olduğu dolayısıyla plansız ağaç dikiminin bilimsel bir yaklaşım olmadığına işaret ediliyor. Bildiride “Yangın geçiren kızılçam alanlarında hemen fidan dikilmemeli. Yapılan bilimsel çalışmalar otsu flora ve maki elemanlarının da yangından birkaç sonra sahaya gelmeye başladığını göstermiştir. O nedenle öncelikli olarak ekolojik restorasyonun doğal yollarla başlaması ve devamında da tamamlama yapılması gereklidir” görüşüne yer veriliyor.   AĞAÇLAR SUÇLU DEĞİLDİR!  Bildiride, geçen yaz yaşanan yangınlarda kızılçamların sıklıkla “suçlu” pozisyonda gösterildiğine dikkat çekilerek, “İlk defa bir yangında, kızılçam ve özellikle de kozalakları yangının suçlusu ilan edildi. Kızılçam, Akdeniz ekosisteminde yaşamını sürdürebilen, yangın sonrasında tohumları doğal yolla çimlenebilen, maki vejetasyonuyla uyumlu bir şekilde zengin bir biyolojik çeşitliliğe ev sahipliği yapan önemli bir ağaçtır. Dünyada ve ülkemizde en geniş yayılışa sahip ağaçtır. Bir ağaç günah keçisi ilan edilemez” görüşüne yer verildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Hi7Yxbnrbkq4EnjGAxr50w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Ormanların, yüzde, 65’i, yangın, riskiyle, karşı, karşıya</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Hi7Yxbnrbkq4EnjGAxr50w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Ormanların yüzde 65’i yangın riskiyle karşı karşıya"><p>ÇEKÜL Vakfı, olası yangınların önüne geçilmesi için bir bildiri yayınladı.</p>Türkiye’nin orman varlığı, Orman Genel Müdürlüğü verilerine göre 23,1 milyon hektar. Yani ülke topraklarının yüzde 29,2’sini ormanlar oluşturuyor. Bu ormanların da 5,2 milyon hektar (toplam orman alanının yüzde 22,7’si) kadarını kızılçam ağacı kaplıyor. Kızılçam da dâhil olmak üzere, günümüzde ormanların yaklaşık yüzde 65’i yangın riskiyle karşı karşıya.  ÇEKÜL Vakfı da, olası yangınların önüne geçilmesi için, geç kalmadan acil önlemlerin alınması gerektiğini vurgulayan bir bildiri yayınladı.  Bildiride yasal mevzuata; personel, ekipman ve eğitim ihtiyaçlarına; yaz aylarında artan sıcaklıkların ve insan popülasyonunun yangınlara etkisine kadar pek çok başlığa yer verildi.   <strong>BİLDİRİDE NELER VAR</strong>  ÇEKÜL VAKFI’nın bildirisinde orman yangınlarının Akdeniz Havzası’ndaki özellikle kızılçam, sahil çamı ve halep çamı gibi çam türlerinden oluşan ormanlarda kaçınılmaz bir doğa olayı olduğuna dikkat çekilerek, bu nedenle yangın öncesinde, sırasında ve sonrasında yapılacakların önemine vurgu yapılıyor. Bildiride ormancılığın ekosistem yönetimi olduğu dolayısıyla plansız ağaç dikiminin bilimsel bir yaklaşım olmadığına işaret ediliyor. Bildiride “Yangın geçiren kızılçam alanlarında hemen fidan dikilmemeli. Yapılan bilimsel çalışmalar otsu flora ve maki elemanlarının da yangından birkaç sonra sahaya gelmeye başladığını göstermiştir. O nedenle öncelikli olarak ekolojik restorasyonun doğal yollarla başlaması ve devamında da tamamlama yapılması gereklidir” görüşüne yer veriliyor.   <strong>AĞAÇLAR SUÇLU DEĞİLDİR!</strong>  Bildiride, geçen yaz yaşanan yangınlarda kızılçamların sıklıkla “suçlu” pozisyonda gösterildiğine dikkat çekilerek, “İlk defa bir yangında, kızılçam ve özellikle de kozalakları yangının suçlusu ilan edildi. Kızılçam, Akdeniz ekosisteminde yaşamını sürdürebilen, yangın sonrasında tohumları doğal yolla çimlenebilen, maki vejetasyonuyla uyumlu bir şekilde zengin bir biyolojik çeşitliliğe ev sahipliği yapan önemli bir ağaçtır. Dünyada ve ülkemizde en geniş yayılışa sahip ağaçtır. Bir ağaç günah keçisi ilan edilemez” görüşüne yer verildi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>TÜSİAD Başkanı Turan: Gerekirse büyümeden taviz verilmeli</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/tusiad-baskani-turan-gerekirse-buyumeden-taviz-verilmeli</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/tusiad-baskani-turan-gerekirse-buyumeden-taviz-verilmeli</guid>
<description><![CDATA[ ESİAD Yatırım Zirvesi&#039;nin açılışında konuşan TÜSİAD Başkanı Orhan Turan, enflasyonla mücadele için gerekirse büyümeden taviz verilmesi gerektiğini ifade etti.Ege Sanayicileri ve İşinsanları Derneği (ESİAD), iş insanları ile finans kuruluşlarının temsilcilerini buluşturmak için İzmir&#039;de &quot;Yatırım Zirvesi&quot; düzenledi.  Zirvenin açılışında konuşan TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan, Covid-19 salgınının ardından Rusya-Ukrayna arasındaki savaşla insanlığı son derece etkileyen bir döneme şahit olunduğunu belirtti.  Ekonomik açıdan bozulan, değişen arz zincirleri, enerjide yaşanan sıkıntı, gıda arzı ve güvenliğinin tüm dünyada yeni bir gündem oluşturduğunu kaydeden Turan, ham madde ve gıda fiyatlarındaki artış gibi risklerin temel insani ihtiyaçları ve toplumsal dengeyi tehdit edecek ölçeğe ulaştığını ifade etti.  Bu yıl Davos Zirvesi&#039;nde öne çıkan başlıkların gıda ve iklim koşularının değişimine bağlı olarak şekillenen jeopolitik dengeler ve sürdürülebilirlik olduğunu aktaran Turan, şunları kaydetti:  &quot;Tüm dünyada gıda güvenliğinin risk altında olduğu ve enflasyonu kontrol etmenin daha zor olacağı bir sürece girdik. Bu liste halihazırda ulaştığımız son derece yüksek enflasyon rakamları ve komşu coğrafyalarındaki mülteci akımları nedeniyle Türkiye için bir kat daha zorlu bir süreç oluşturacaktır. Tedarik zincirindeki değişim ve kopma eğilimi pandemiden daha önce de başlamıştı. Korumacılık, devletin ekonomideki rolünün artması, ticaret politikalarının dış politikanın aracı haline getirilmesi gibi gelişmeleri zaten gözlemliyorduk. Ancak bu değişim ve kopma süreci pandemiyle de hız kazandı. Rusya&#039;nın Ukrayna&#039;ya saldırısı ve Çin&#039;deki yeniden artan vakalara karşı alınan radikal tedbirlerle de ciddi bir kırılma yaşandı. Uzun dönemde çoklu krizleri yaşadığımız bu konjonktürde değişimin ne çok hızlı ne de kolay olacağını düşünüyoruz.&quot;  Ekonomileri desteklemek için yaşanan rekor parasal genişleme ve düşük faiz politikasının sona erdiğini savunan Turan, enflasyonla mücadelenin temel öncelik olduğu ve gerekirse büyümeden taviz verilebileceği bir döneme girildiğini anlattı.  Tüm dünyada finansman koşullarının zorlaşmaya başladığını vurgulayan Turan, &quot;Türkiye ekonomisi potansiyeli çok yüksek, reel kesimi de yaşanan şoklara karşı son derece esnek bir ekonomi. Bunların yanında güçlü bir finansal sistemimiz var. Keza nüfusumuz son derece genç ve dinamik. Tüm bu gerçekler ekonomimizi emsallerimizden, yakınımızdaki Avrupa ekonomisinden de ayrıştıran güçlü yanlarımız. Bugün geldiğimiz noktada bu denli hızlı değişen ve bir taraftan da yeni fırsatları sunan global koşullarda içeride yaşadığımız enflasyon, kur, faiz döngüsünden çıkamadığımız için bu fırsatları yeterince değerlendiremiyoruz. Dünyadaki değişimin hızını ve bunun sunduğu ümyatırım fırsatlarını arzu ettiğimiz düzeyde de yakalayamıyoruz&quot; değerlendirmesinde bulundu.  Turan, ucuz iş gücüyle, ihracatta rekabet kazanma devrinin yerini yüksek nitelikli iş gücüyle ve teknolojiyle yüksek katma değer yaratmaya bıraktığını dile getirdi.  Türkiye&#039;nin stratejik konumu, lojistik altyapısı ve büyük pazarlara erişim alanı ile uluslararası yatırımcılar için önemli bir yatırım merkezi olduğunu, bu rolünü güçlendirmek için hem özel sektör hem de kamu tarafından yürütülen çalışmaların hızlıca hayata geçirilmesinin önem taşıdığını ifade eden Turan, &quot;Zor global koşullar beraberinde yeni fırsatlar da getiriyor. Ülkemizin içinde bulunduğu coğrafya bir taraftan son derece zorlu fakat bir taraftan da iktisadi açıdan muazzam avantajlar barındırmaktadır&quot; görüşünü paylaştı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uDwJEJB1FUyirGsx0sbcuQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>TÜSİAD, Başkanı, Turan:, Gerekirse, büyümeden, taviz, verilmeli</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uDwJEJB1FUyirGsx0sbcuQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="TÜSİAD Başkanı Turan: Gerekirse büyümeden taviz verilmeli"><p>ESİAD Yatırım Zirvesi'nin açılışında konuşan TÜSİAD Başkanı Orhan Turan, enflasyonla mücadele için gerekirse büyümeden taviz verilmesi gerektiğini ifade etti.</p><p>Ege Sanayicileri ve İşinsanları Derneği (ESİAD), iş insanları ile finans kuruluşlarının temsilcilerini buluşturmak için İzmir'de "Yatırım Zirvesi" düzenledi.  Zirvenin açılışında konuşan TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan, Covid-19 salgınının ardından Rusya-Ukrayna arasındaki savaşla insanlığı son derece etkileyen bir döneme şahit olunduğunu belirtti.  Ekonomik açıdan bozulan, değişen arz zincirleri, <strong>enerjide yaşanan sıkıntı</strong>, gıda arzı ve güvenliğinin tüm dünyada yeni bir gündem oluşturduğunu kaydeden Turan, <strong>ham madde ve gıda fiyatlarındaki artış</strong> gibi risklerin temel insani ihtiyaçları ve toplumsal dengeyi tehdit edecek ölçeğe ulaştığını ifade etti.  Bu yıl Davos Zirvesi'nde öne çıkan başlıkların gıda ve iklim koşularının değişimine bağlı olarak şekillenen <strong>jeopolitik dengeler ve sürdürülebilirlik</strong> olduğunu aktaran Turan, şunları kaydetti:  "Tüm dünyada gıda güvenliğinin risk altında olduğu ve enflasyonu kontrol etmenin daha zor olacağı bir sürece girdik. Bu liste halihazırda ulaştığımız son derece yüksek enflasyon rakamları ve komşu coğrafyalarındaki mülteci akımları nedeniyle Türkiye için bir kat daha zorlu bir süreç oluşturacaktır. Tedarik zincirindeki değişim ve kopma eğilimi pandemiden daha önce de başlamıştı.</p><p> Korumacılık, devletin ekonomideki rolünün artması, ticaret politikalarının dış politikanın aracı haline getirilmesi gibi gelişmeleri zaten gözlemliyorduk. Ancak bu değişim ve kopma süreci pandemiyle de hız kazandı. Rusya'nın Ukrayna'ya saldırısı ve Çin'deki yeniden artan vakalara karşı alınan radikal tedbirlerle de ciddi bir kırılma yaşandı. Uzun dönemde çoklu krizleri yaşadığımız bu konjonktürde değişimin ne çok hızlı ne de kolay olacağını düşünüyoruz."  <strong>Ekonomileri desteklemek için yaşanan rekor parasal genişleme ve düşük faiz politikasının sona erdiğini savunan Turan, enflasyonla mücadelenin temel öncelik olduğu ve gerekirse büyümeden taviz verilebileceği bir döneme girildiğini anlattı.</strong>  Tüm dünyada finansman koşullarının zorlaşmaya başladığını vurgulayan Turan, "Türkiye ekonomisi potansiyeli çok yüksek, reel kesimi de yaşanan şoklara karşı son derece esnek bir ekonomi. Bunların yanında güçlü bir finansal sistemimiz var. Keza nüfusumuz son derece genç ve dinamik. Tüm bu gerçekler ekonomimizi emsallerimizden, yakınımızdaki Avrupa ekonomisinden de ayrıştıran güçlü yanlarımız. </p><p>Bugün geldiğimiz noktada bu denli hızlı değişen ve bir taraftan da yeni fırsatları sunan global koşullarda içeride yaşadığımız enflasyon, kur, faiz döngüsünden çıkamadığımız için bu fırsatları yeterince değerlendiremiyoruz. Dünyadaki değişimin hızını ve bunun sunduğu ümyatırım fırsatlarını arzu ettiğimiz düzeyde de yakalayamıyoruz" değerlendirmesinde bulundu.  Turan, ucuz iş gücüyle, ihracatta rekabet kazanma devrinin yerini yüksek nitelikli iş gücüyle ve teknolojiyle yüksek katma değer yaratmaya bıraktığını dile getirdi.  Türkiye'nin stratejik konumu, lojistik altyapısı ve büyük pazarlara erişim alanı ile uluslararası yatırımcılar için önemli bir yatırım merkezi olduğunu, bu rolünü güçlendirmek için hem özel sektör hem de kamu tarafından yürütülen çalışmaların hızlıca hayata geçirilmesinin önem taşıdığını ifade eden Turan, "Zor global koşullar beraberinde yeni fırsatlar da getiriyor.</p><p> Ülkemizin içinde bulunduğu coğrafya bir taraftan son derece zorlu fakat bir taraftan da iktisadi açıdan muazzam avantajlar barındırmaktadır" görüşünü paylaştı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doğuş Otomotiv 2.4 milyon dolar yatırımla yenilenebilir enerjiye adım attı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/dogus-otomotiv-24-milyon-dolar-yatirimla-yenilenebilir-enerjiye-adim-atti</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/dogus-otomotiv-24-milyon-dolar-yatirimla-yenilenebilir-enerjiye-adim-atti</guid>
<description><![CDATA[ Doğuş Otomotiv, Sürdürülebilirlik stratejisi ve Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda gerçekleştirdiği çalışmalara bir yenisini daha ekledi.  Şirket, Şekerpınar’da bulunan Lojistik Merkezi’nin çatısına 2.4 milyon dolar yatırımla kurduğu güneş enerjisi sistemini tamamlayarak devreye aldı.  Bu sistem sayesinde yıllık enerji ihtiyacını yenilenebilir kaynaktan sağlayacak olan şirket, aynı zamanda karbon salımını da yılda yüzde 45 oranında azaltacak.Doğuş Otomotiv, sürdürülebilirlik stratejisi doğrultusunda yenilenebilir enerji kaynakları kullanımını artırmaya devam ediyor.  Elektrik tüketimini temiz enerji ile karşılamak için geçtiğimiz yıl harekete geçen şirket, kendi elektriğini üretmek amacıyla 2.4 milyon Dolar yatırımla güneş enerjisinden elektrik üreten sistem kurdu.  Doğuş Otomotiv’in Şekerpınar’da yer alan Lojistik Merkezi’nin çatısına kurulan güneş enerjisi panellerinin yıllık enerji üretim miktarı 5.104 MWh olacak. 19 bin metrekare alana kurulu 7 bin 956 adet güneş paneli Lojistik merkezimizin yıllık elektrik ihtiyacının yüzde 115’ini karşılayarak kullandığından daha fazlasını üretecek.  Doğuş Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı Ali Bilaloğlu, İklim değişikliğini finansal bir risk kabul eden ve bu politikasını ilk açıklayan şirketlerden biri olarak Doğuş Otomotiv’in orta ve uzun vadeli sürdürülebilirlik stratejisinde çevresel farkındalığın önemini korumaya devam edeceğini söyledi. Ali Bilaloğlu, “Pandemi sonrası dönemde toplumların daha iyi koşullarda yaşaması, toplumsal dinamiklerin eskisine göre çok daha iyi bir şekilde yeniden inşa edilmesi, 2030’a kadar Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na ve iklim değişikliğiyle ilgili Paris Anlaşması’nın hedeflerine ulaşılması için özel sektörün rolü belirginleşti. Biz de Doğuş Otomotiv olarak çevresel risklerimizi doğru yönetmek, risklerimizi fırsata dönüştürmek ve her bir çalışanımızın günlük iş yapma biçimini değiştirmek amacıyla harekete geçtik.  2021 yılında dünya standartlarında karbon emisyonu raporlamasına geçerek karbon pazarlarını izlemeye başladık.  Yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yaptık.  ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi Sertifikamızı aldık. ISO 50001 Enerji Yönetimi, ISO 45001 İş Sağlığı ve Güvenliği, ISO 27001 Bilgi Güvenliği Yönetimi ile tüm süreçlerimizi kapsayan ISO 9001 Kalite Yönetim Sertifikaları için çalışmalara başladık, 2022 yılında sertifikalarımızı almayı planlıyoruz.”  Dedi. YETKİLİ SATICILARI DA DAHİL EDECEK“Başta yatırımcılarımız olmak üzere tüm kilit paydaşlarımızın en önemli beklentileri arasında ekolojik çevrenin korunması, kaynakların tasarruflu kullanılması ve sıfır atık uygulamaları yer alıyor” diyen Bilaloğlu, “Bizim için en önemli noktalardan biri de etki alanlarımızın tamamında bir rol model de olabilmek. Sadece genel merkezimizin değil, Türkiye genelindeki yetkili satıcılarımızın da kendi enerjilerini üretmelerini teşvik etmek istiyoruz. Programın ikinci ayağında yetkili satıcılarımızın da katılımıyla yaklaşık toplam 235 bin metrekare alanda güneş enerjisi panelleri kurmayı planlıyoruz. Yıllık enerji ihtiyacımızın yaklaşık yüzde 97’sini yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılama potansiyelimiz var” diye ekleyerek çevresel farkındalığın değer zincirindeki önemini de vurguladı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RSORX3GXFUqBXnep6tgRbg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Doğuş, Otomotiv, 2.4, milyon, dolar, yatırımla, yenilenebilir, enerjiye, adım, attı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RSORX3GXFUqBXnep6tgRbg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Doğuş Otomotiv 2.4 milyon dolar yatırımla yenilenebilir enerjiye adım attı"><p>Doğuş Otomotiv, Sürdürülebilirlik stratejisi ve Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda gerçekleştirdiği çalışmalara bir yenisini daha ekledi.  Şirket, Şekerpınar’da bulunan Lojistik Merkezi’nin çatısına 2.4 milyon dolar yatırımla kurduğu güneş enerjisi sistemini tamamlayarak devreye aldı.  Bu sistem sayesinde yıllık enerji ihtiyacını yenilenebilir kaynaktan sağlayacak olan şirket, aynı zamanda karbon salımını da yılda yüzde 45 oranında azaltacak.</p>Doğuş Otomotiv, sürdürülebilirlik stratejisi doğrultusunda yenilenebilir enerji kaynakları kullanımını artırmaya devam ediyor.  Elektrik tüketimini temiz enerji ile karşılamak için geçtiğimiz yıl harekete geçen şirket, kendi elektriğini üretmek amacıyla 2.4 milyon Dolar yatırımla güneş enerjisinden elektrik üreten sistem kurdu.  Doğuş Otomotiv’in Şekerpınar’da yer alan Lojistik Merkezi’nin çatısına kurulan güneş enerjisi panellerinin yıllık enerji üretim miktarı 5.104 MWh olacak. 19 bin metrekare alana kurulu 7 bin 956 adet güneş paneli Lojistik merkezimizin yıllık elektrik ihtiyacının yüzde 115’ini karşılayarak kullandığından daha fazlasını üretecek.  Doğuş Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı Ali Bilaloğlu, İklim değişikliğini finansal bir risk kabul eden ve bu politikasını ilk açıklayan şirketlerden biri olarak Doğuş Otomotiv’in orta ve uzun vadeli sürdürülebilirlik stratejisinde çevresel farkındalığın önemini korumaya devam edeceğini söyledi. Ali Bilaloğlu, “Pandemi sonrası dönemde toplumların daha iyi koşullarda yaşaması, toplumsal dinamiklerin eskisine göre çok daha iyi bir şekilde yeniden inşa edilmesi, 2030’a kadar Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na ve iklim değişikliğiyle ilgili Paris Anlaşması’nın hedeflerine ulaşılması için özel sektörün rolü belirginleşti. Biz de Doğuş Otomotiv olarak çevresel risklerimizi doğru yönetmek, risklerimizi fırsata dönüştürmek ve her bir çalışanımızın günlük iş yapma biçimini değiştirmek amacıyla harekete geçtik.  2021 yılında dünya standartlarında karbon emisyonu raporlamasına geçerek karbon pazarlarını izlemeye başladık.  Yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yaptık.  ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi Sertifikamızı aldık. ISO 50001 Enerji Yönetimi, ISO 45001 İş Sağlığı ve Güvenliği, ISO 27001 Bilgi Güvenliği Yönetimi ile tüm süreçlerimizi kapsayan ISO 9001 Kalite Yönetim Sertifikaları için çalışmalara başladık, 2022 yılında sertifikalarımızı almayı planlıyoruz.”  Dedi. <img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cKQ8JUG1DkKtiFOVfIdbmg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><p><strong>YETKİLİ SATICILARI DA DAHİL EDECEK</strong></p><p>“Başta yatırımcılarımız olmak üzere tüm kilit paydaşlarımızın en önemli beklentileri arasında ekolojik çevrenin korunması, kaynakların tasarruflu kullanılması ve sıfır atık uygulamaları yer alıyor” diyen Bilaloğlu, “Bizim için en önemli noktalardan biri de etki alanlarımızın tamamında bir rol model de olabilmek. Sadece genel merkezimizin değil, Türkiye genelindeki yetkili satıcılarımızın da kendi enerjilerini üretmelerini teşvik etmek istiyoruz. Programın ikinci ayağında yetkili satıcılarımızın da katılımıyla yaklaşık toplam 235 bin metrekare alanda güneş enerjisi panelleri kurmayı planlıyoruz. Yıllık enerji ihtiyacımızın yaklaşık yüzde 97’sini yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılama potansiyelimiz var” diye ekleyerek çevresel farkındalığın değer zincirindeki önemini de vurguladı. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BM Genel Sekreteri: Dünya taleplerimize yetişemiyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/bm-genel-sekreteri-dunya-taleplerimize-yetisemiyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/bm-genel-sekreteri-dunya-taleplerimize-yetisemiyor</guid>
<description><![CDATA[ Dünya Çevre Günü için bir mesaj yayımlayan BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Dünya’yı koruyamadığımızı ve gezegenin ihtiyaçlarımızı karşılamaya yetmeyeceğini açıkladı.BM Genel Sekreteri António Guterres, geçen pazar günü kutlanan Dünya Çevre Günü için mesajında, “Bu gezegen bizim tek evimiz” diyerek, dünyanın doğal sistemlerinin “taleplerimizi karşılayamayacağı” konusunda uyardı.    Guterres, “Atmosferin sağlığını, Dünya üzerindeki yaşamın zenginliğini ve çeşitliliğini, ekosistemlerini ve sınırlı kaynaklarını korumamız hayati önem taşıyor. Ama bunu yapamıyoruz. Gezegenimizden sürdürülemez yaşam biçimimizi sürdürmesini istiyoruz” dedi.KORKUNÇ İSTATİSTİKLER  3 milyardan fazla insan bozulan ekosistemlerden etkileniyor. BM başkanına göre kirlilik her yıl yaklaşık 9 milyon erken ölüme neden oluyor ve 1 milyondan fazla bitki ve hayvan türünün neslinin tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kalmasına neden oluyor.  “İnsanlığın yarısına yakını zaten iklim değişikliği tehlike bölgesinde, aşırı sıcaklık, sel ve kuraklık gibi iklim etkilerinden ölme olasılığı 15 kat daha fazla” diyen BM Genel Sekreteri, “2050 yılına kadar, her yıl 200 milyondan fazla insan iklim değişikliği nedeniyle yerinden edilme riskiyle karşı karşıya” dedi.  Dünya liderleri 50 yıl önce BM İnsan Çevresi Konferansı&#039;nda biraraya geldiğinde, gezegeni korumayı taahhüt etti. Guterres, &quot;Ama başarmaktan çok uzağız. Her gün daha yüksek sesle çalan alarm zillerini artık görmezden gelemeyiz” diye de ekledi.   “YENİLENEBİLİR ENERJİYİ HIZLANDIRIN”  Genel Sekreter, yenilenebilir teknolojileri ve hammaddeleri herkesin kullanımına sunarak, bürokrasiyi azaltarak, sübvansiyonları değiştirerek ve yatırımları üçe katlayarak yenilenebilir enerjiyi her yerde etkinleştirme önerisini tekrarladı. “İşletmelerin, insanlık ve kendi karları için karar verme süreçlerinin merkezine sürdürülebilirliği koymaları gerekiyor. Sağlıklı bir gezegen, dünyadaki hemen hemen her endüstrinin belkemiği” dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ObP-XnrOTUGB42DWvkBxXg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Genel, Sekreteri:, Dünya, taleplerimize, yetişemiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ObP-XnrOTUGB42DWvkBxXg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="BM Genel Sekreteri: Dünya taleplerimize yetişemiyor"><p>Dünya Çevre Günü için bir mesaj yayımlayan BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Dünya’yı koruyamadığımızı ve gezegenin ihtiyaçlarımızı karşılamaya yetmeyeceğini açıkladı.</p><p>BM Genel Sekreteri António Guterres, geçen pazar günü kutlanan Dünya Çevre Günü için mesajında, “Bu gezegen bizim tek evimiz” diyerek, dünyanın doğal sistemlerinin “taleplerimizi karşılayamayacağı” konusunda uyardı.    Guterres, “Atmosferin sağlığını, Dünya üzerindeki yaşamın zenginliğini ve çeşitliliğini, ekosistemlerini ve sınırlı kaynaklarını korumamız hayati önem taşıyor. Ama bunu yapamıyoruz. Gezegenimizden sürdürülemez yaşam biçimimizi sürdürmesini istiyoruz” dedi.</p><p><strong>KORKUNÇ İSTATİSTİKLER</strong>  3 milyardan fazla insan bozulan ekosistemlerden etkileniyor. BM başkanına göre kirlilik her yıl yaklaşık 9 milyon erken ölüme neden oluyor ve 1 milyondan fazla bitki ve hayvan türünün neslinin tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kalmasına neden oluyor.  “İnsanlığın yarısına yakını zaten iklim değişikliği tehlike bölgesinde, aşırı sıcaklık, sel ve kuraklık gibi iklim etkilerinden ölme olasılığı 15 kat daha fazla” diyen BM Genel Sekreteri, “2050 yılına kadar, her yıl 200 milyondan fazla insan iklim değişikliği nedeniyle yerinden edilme riskiyle karşı karşıya” dedi.  Dünya liderleri 50 yıl önce BM İnsan Çevresi Konferansı'nda biraraya geldiğinde, gezegeni korumayı taahhüt etti. Guterres, "Ama başarmaktan çok uzağız. Her gün daha yüksek sesle çalan alarm zillerini artık görmezden gelemeyiz” diye de ekledi.   <strong>“YENİLENEBİLİR ENERJİYİ HIZLANDIRIN”</strong>  Genel Sekreter, yenilenebilir teknolojileri ve hammaddeleri herkesin kullanımına sunarak, bürokrasiyi azaltarak, sübvansiyonları değiştirerek ve yatırımları üçe katlayarak yenilenebilir enerjiyi her yerde etkinleştirme önerisini tekrarladı. “İşletmelerin, insanlık ve kendi karları için karar verme süreçlerinin merkezine sürdürülebilirliği koymaları gerekiyor. Sağlıklı bir gezegen, dünyadaki hemen hemen her endüstrinin belkemiği” dedi. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>En sürdürülebilir ülke Danimarka</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/en-surdurulebilir-ulke-danimarka</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/en-surdurulebilir-ulke-danimarka</guid>
<description><![CDATA[ 2022 Çevresel Performans Endeksi&#039;ne göre Danimarka dünyanın en sürdürülebilir ülkesi.Danimarka, ABD&#039;deki Yale ve Columbia üniversiteleri tarafından hazırlanan Çevresel Performans Endeksi&#039;ne üst üste ikinci yıl ilk sırada yer aldı. Endeks, üç ana tema içinde bir dizi alt parametreyi analiz ediyor: Ekosistem Canlılığı, Sağlık ve İklim Politikası. İngiltere, Finlandiya, Malta ve İsveç ilk beşte yer alırken Lüksemburg, Slovenya, Avusturya, İsviçre ve İzlanda ilk 10’daki diğer ülkeler. Almanya 13’üncü, Japonya 25’inci, ABD 43’üncü, Rusya 112’nci, Çin 160’ıncı sırada yer alırken Türkiye ise 172’nci basamakta kendine yer buldu. Son sırada ise Hindistan var.  Sıralamada dikkat çeken en ilginç gelişmeler ise Malta’nın son 10 yılda sürdürülebilirlik konusunda en hızlı yükselen ülke olması. Birleşik Krallık, Finlandiya ve Trinidad Tobago da sürdürülebilirlik skorunu en hızlı yükselten diğer ülkeler… Sürdürülebilirlik puanı en çok düşen ülkeler ise sırasıyla Burundi, Nepal, Vanuatu, Fildişi Sahili, Surinam ve Butan. Türkiye’nin sürdürülebilirlik puanı ise son 10 yılda 0.5 puan azaldı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JLT-relSwUqCVjNkLeFXSw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>sürdürülebilir, ülke, Danimarka</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JLT-relSwUqCVjNkLeFXSw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="En sürdürülebilir ülke Danimarka"><p>2022 Çevresel Performans Endeksi'ne göre Danimarka dünyanın en sürdürülebilir ülkesi.</p><p>Danimarka, ABD'deki Yale ve Columbia üniversiteleri tarafından hazırlanan Çevresel Performans Endeksi'ne üst üste ikinci yıl ilk sırada yer aldı. Endeks, üç ana tema içinde bir dizi alt parametreyi analiz ediyor: Ekosistem Canlılığı, Sağlık ve İklim Politikası. İngiltere, Finlandiya, Malta ve İsveç ilk beşte yer alırken Lüksemburg, Slovenya, Avusturya, İsviçre ve İzlanda ilk 10’daki diğer ülkeler. Almanya 13’üncü, Japonya 25’inci, ABD 43’üncü, Rusya 112’nci, Çin 160’ıncı sırada yer alırken Türkiye ise 172’nci basamakta kendine yer buldu. Son sırada ise Hindistan var.  </p><p>Sıralamada dikkat çeken en ilginç gelişmeler ise Malta’nın son 10 yılda sürdürülebilirlik konusunda en hızlı yükselen ülke olması. Birleşik Krallık, Finlandiya ve Trinidad Tobago da sürdürülebilirlik skorunu en hızlı yükselten diğer ülkeler… Sürdürülebilirlik puanı en çok düşen ülkeler ise sırasıyla Burundi, Nepal, Vanuatu, Fildişi Sahili, Surinam ve Butan. Türkiye’nin sürdürülebilirlik puanı ise son 10 yılda 0.5 puan azaldı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sınırda karbon düzenlemesi reddedildi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/sinirda-karbon-duzenlemesi-reddedildi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/sinirda-karbon-duzenlemesi-reddedildi</guid>
<description><![CDATA[ Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında getirilen yeni Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) teklifi bugün yapılan oylamada Avrupa Parlamento&#039;su tarafından reddedildi.İklim Değişikliği ile mücadelede kritik bir dönemeci temsil eden ve yeni bir ekonomik sistemin doğuşunun tescili olacak yeni Emisyon Ticaret Sistemi, Avrupa Parlamentosu’nda 8 Haziran’da yapılan oylamada reddedildi.   Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında getirilen yeni Emisyon Ticaret Sistemi (ETS), yoğun enerji kullanan sektörlerin yarattığı emisyonlar için belirli vergi ve fiyat düzenlemelerini içeriyordu. ETS fosil yakıt kullanımının giderek azaltılması ve yenilenebilir enerji kullanımının teşvik edilmesi açısından temel bir araç olarak kabul ediliyor.   BÜYÜK TARTIŞMALAR  Avrupa Parlamento’sunda 8 Haziran’da yapılan oylamalar büyük tartışmalara neden oldu ve geçmesine neredeyse kesin gözüyle bakılan ETS, tekrar Çevre Komisyonu&#039;na geri gönderildi. Aslında teklifin Çevre Komitesi’nde aldığı destek umutları artırmış ve genel kurulda da kabul göreceği ihtimalini güçlendirmişt. Ancak yeni ETS 340&#039;a karşı 265 oyla reddedildi.  Aslında Emisyon Ticaret Sistemi, karbon yoğun endüstrileri kapsayacak şekilde 2005 yılında uygulama geçmişti. Ancak Avrupa Yeşil Mutabakatı ile beraber AB’nin 2050 karbon nötr hedeflerine uyumlanacak şekilde revize edilmesi planlanıyordu. Eski haliyle emisyonların yüzde 43&#039;ünü kapsayan ETS&#039;nin, Avrupa Parlamentosu Çevre Komisyonu&#039;nda yapılan görüşmelerde toplam emisyonların yüzde 67&#039;sini kapsayacak şekilde genişletilmesi hedefleniyordu. Bireylere ait konutlar ve araçların ETS&#039;ye dahil edilmesi halinde oluşacak mali yükten dolayı ortaya çıkabilecek politik rahatsızlıklardan çekinilerek yeni ETS&#039;nin kapsamı yüzde 61&#039;e düşürülmüştü. Havacılık sektörü için ücretsiz tahsislerin kademeli olarak kaldırmasını öngören ve denizcilik sektörünü ETS&#039;ye dahil eden teklif, binalar ve karayolu taşımacılığı için ayrı bir ETS oluşturulmasını amaçlıyordu.   İki gün süren oylamalarda ETS dışında Sosyal İklim Fonu ve Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizmaları da yeniden görüşülmek üzere komisyona havale edildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8yK63CtXokKHjXxs2dArnQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Sınırda, karbon, düzenlemesi, reddedildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8yK63CtXokKHjXxs2dArnQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Sınırda karbon düzenlemesi reddedildi"><p>Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında getirilen yeni Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) teklifi bugün yapılan oylamada Avrupa Parlamento'su tarafından reddedildi.</p><p>İklim Değişikliği ile mücadelede kritik bir dönemeci temsil eden ve yeni bir ekonomik sistemin doğuşunun tescili olacak yeni Emisyon Ticaret Sistemi, Avrupa Parlamentosu’nda 8 Haziran’da yapılan oylamada reddedildi.   Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında getirilen yeni Emisyon Ticaret Sistemi (ETS), yoğun enerji kullanan sektörlerin yarattığı emisyonlar için belirli vergi ve fiyat düzenlemelerini içeriyordu. ETS fosil yakıt kullanımının giderek azaltılması ve yenilenebilir enerji kullanımının teşvik edilmesi açısından temel bir araç olarak kabul ediliyor.   <strong>BÜYÜK TARTIŞMALAR</strong>  Avrupa Parlamento’sunda 8 Haziran’da yapılan oylamalar büyük tartışmalara neden oldu ve geçmesine neredeyse kesin gözüyle bakılan ETS, tekrar Çevre Komisyonu'na geri gönderildi. Aslında teklifin Çevre Komitesi’nde aldığı destek umutları artırmış ve genel kurulda da kabul göreceği ihtimalini güçlendirmişt. Ancak yeni ETS 340'a karşı 265 oyla reddedildi.  Aslında Emisyon Ticaret Sistemi, karbon yoğun endüstrileri kapsayacak şekilde 2005 yılında uygulama geçmişti. Ancak Avrupa Yeşil Mutabakatı ile beraber AB’nin 2050 karbon nötr hedeflerine uyumlanacak şekilde revize edilmesi planlanıyordu. Eski haliyle emisyonların yüzde 43'ünü kapsayan ETS'nin, Avrupa Parlamentosu Çevre Komisyonu'nda yapılan görüşmelerde toplam emisyonların yüzde 67'sini kapsayacak şekilde genişletilmesi hedefleniyordu. Bireylere ait konutlar ve araçların ETS'ye dahil edilmesi halinde oluşacak mali yükten dolayı ortaya çıkabilecek politik rahatsızlıklardan çekinilerek yeni ETS'nin kapsamı yüzde 61'e düşürülmüştü. Havacılık sektörü için ücretsiz tahsislerin kademeli olarak kaldırmasını öngören ve denizcilik sektörünü ETS'ye dahil eden teklif, binalar ve karayolu taşımacılığı için ayrı bir ETS oluşturulmasını amaçlıyordu.   </p><p>İki gün süren oylamalarda ETS dışında Sosyal İklim Fonu ve Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizmaları da yeniden görüşülmek üzere komisyona havale edildi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Öğretmenler, iklim değişikliğini öğreniyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/ogretmenler-iklim-degisikligini-oegreniyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/ogretmenler-iklim-degisikligini-oegreniyor</guid>
<description><![CDATA[ İklim Değişikliği ile mücadele için öğretmenlere eğitimler veriliyor.İklim Değişikliği ile mücadele için yeni neslin bilinçlenmesi çok önemli. Bunun yolu da öğretmenlere bu bilincin kazandırılması. Bu amaçla Boğaziçi Üniversitesi Yaşam Boyu Eğitim Merkezi ile Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı Türkiye (SDSN Türkiye) ilkokul, ortaokul ve lise öğretmenlerine yönelik “Öğretmenler 2030: K12 Okul Öğretmenleri Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ve İklim Seferberliği Eğitimi&quot; veriyor.  Boğaziçi Üniversitesi Yaşam Boyu Eğitim Merkezi önceki yıllarda lise öğrencilerine iklim değişikliği ana temalı online eğitim programı düzenledi. Program sonrasında öğretmenler iklim değişikliği konusunda benzer bir eğitim almayı üniversiteden talep etti. Talepler doğrultusunda geçen yıl ilk kez &quot;Sürdürülebilir kalkınma amaçları ve iklim seferberliği&quot; eğitimi yapıldı. Bu yıl ikinci kez gerçekleştirilen eğitim programının üçüncüsü de planlanıyor.  Boğaziçi Üniversitesi’nin akademisyenleri tarafından online verilen eğitimlerde küresel ısınma ve iklim değişikliği ile mücadelede öğretmenler eğitilerek öğrencilerin iklim değişikliği ve sürdürülebilir kalkınma konusunda bilinçlenmesi ve çözümler üretmesini sağlamak amaçlanıyor.  Salı, perşembe ve cumartesi günleri yapılan eğitimler toplam 21 saat sürüyor. İnteraktif eğitimler sonrasında katılımcılara Boğaziçi Üniversitesi Yaşam Boyu Eğitim Merkezi, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı Türkiye ve projenin özel sektör paydaşının onayladığı katılım belgesi veriliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l9USSfcnokWuDvdtLLri4g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Öğretmenler, iklim, değişikliğini, öğreniyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l9USSfcnokWuDvdtLLri4g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Öğretmenler, iklim değişikliğini öğreniyor"><p>İklim Değişikliği ile mücadele için öğretmenlere eğitimler veriliyor.</p>İklim Değişikliği ile mücadele için yeni neslin bilinçlenmesi çok önemli. Bunun yolu da öğretmenlere bu bilincin kazandırılması. Bu amaçla Boğaziçi Üniversitesi Yaşam Boyu Eğitim Merkezi ile Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı Türkiye (SDSN Türkiye) ilkokul, ortaokul ve lise öğretmenlerine yönelik “Öğretmenler 2030: K12 Okul Öğretmenleri Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ve İklim Seferberliği Eğitimi" veriyor.  Boğaziçi Üniversitesi Yaşam Boyu Eğitim Merkezi önceki yıllarda lise öğrencilerine iklim değişikliği ana temalı online eğitim programı düzenledi. Program sonrasında öğretmenler iklim değişikliği konusunda benzer bir eğitim almayı üniversiteden talep etti. Talepler doğrultusunda geçen yıl ilk kez "Sürdürülebilir kalkınma amaçları ve iklim seferberliği" eğitimi yapıldı. Bu yıl ikinci kez gerçekleştirilen eğitim programının üçüncüsü de planlanıyor.  Boğaziçi Üniversitesi’nin akademisyenleri tarafından online verilen eğitimlerde küresel ısınma ve iklim değişikliği ile mücadelede öğretmenler eğitilerek öğrencilerin iklim değişikliği ve sürdürülebilir kalkınma konusunda bilinçlenmesi ve çözümler üretmesini sağlamak amaçlanıyor.  Salı, perşembe ve cumartesi günleri yapılan eğitimler toplam 21 saat sürüyor. İnteraktif eğitimler sonrasında katılımcılara Boğaziçi Üniversitesi Yaşam Boyu Eğitim Merkezi, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı Türkiye ve projenin özel sektör paydaşının onayladığı katılım belgesi veriliyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Fosil yakıtlar, ürünlerin fiyatlarını artırıyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/fosil-yakitlar-urunlerin-fiyatlarini-artiriyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/fosil-yakitlar-urunlerin-fiyatlarini-artiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Sürdürülebilir kaynaklardan elde edilen yakıtla yapılan lojistik, ürünlerin fiyat artışını dizginleyebilir.Finlandiya&#039;da, Åbo Akademi Üniversitesi, Turku Üniversitesi ve PBI Araştırma Enstitüsü&#039;nden araştırmacılar tarafından yapılan bir araştırma, sürdürülebilir nakliyenin farklı mal kategorilerinin fiyatlarını ne kadar etkileyeceğini analiz etti. Çıkan sonuç oldukça şaşırtıcı: Bu yakıtın kullanımı elektronik ve ulaşım ekipmanı fiyatlarını daha az artırabilir.  Çalışma, ürünleri fosil yakıtlar yerine yenilenebilir yakıtlar kullanılarak taşınmasının, elektronik ve ulaşım ekipmanlarının fiyatlarını yüzde 1’den daha az artıracağını gösteriyor.   Araştırmaya göre düşük değerli malların fiyatları artan akaryakıt maliyetlerinden daha fazla etkileniyor. Buna karşılık yüksek değerli mallar için önemli bir fiyat avantajı yaratıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/grP1kGK8TUejDjFtPqtE4Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Fosil, yakıtlar, ürünlerin, fiyatlarını, artırıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/grP1kGK8TUejDjFtPqtE4Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Fosil yakıtlar, ürünlerin fiyatlarını artırıyor"><p>Sürdürülebilir kaynaklardan elde edilen yakıtla yapılan lojistik, ürünlerin fiyat artışını dizginleyebilir.</p>Finlandiya'da, Åbo Akademi Üniversitesi, Turku Üniversitesi ve PBI Araştırma Enstitüsü'nden araştırmacılar tarafından yapılan bir araştırma, sürdürülebilir nakliyenin farklı mal kategorilerinin fiyatlarını ne kadar etkileyeceğini analiz etti. Çıkan sonuç oldukça şaşırtıcı: Bu yakıtın kullanımı elektronik ve ulaşım ekipmanı fiyatlarını daha az artırabilir.  Çalışma, ürünleri fosil yakıtlar yerine yenilenebilir yakıtlar kullanılarak taşınmasının, elektronik ve ulaşım ekipmanlarının fiyatlarını yüzde 1’den daha az artıracağını gösteriyor.   Araştırmaya göre düşük değerli malların fiyatları artan akaryakıt maliyetlerinden daha fazla etkileniyor. Buna karşılık yüksek değerli mallar için önemli bir fiyat avantajı yaratıyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yatlar niye elektrikli değil?</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/yatlar-niye-elektrikli-degil</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/yatlar-niye-elektrikli-degil</guid>
<description><![CDATA[ Benzinli ve dizel motorlu tekneler, gezegen üzerindeki etkileri nedeniyle hedef tahtasında.Sürdürülebilirliğe geçişte denizcilik endüstrisi, otomotivin hayli gerisinde kalmış durumda. Avrupa&#039;daki ve dünyadaki tüm ülkeler, karayollarındaki araçlar için çalışırken tekneler gözden kaçıyor.  Kuşkusuz bu durum, kısmen yatların daha düşük üretim oranlarından ve yat imalatının otomobillere kıyasla artan karmaşıklığından kaynaklanıyor. Ayrıca yatlara elektrikli tahrik sistemleri kurmanın yüksek maliyeti ve sınırlı pil kapasiteleri, büyük ölçekli elektrikli motor üretimini engelliyor.   Ancak bu konuda bir hareketlenme var. G7 ülkeleri arasında 2050 yılına kadar net sıfır sera gazı emisyonu hedefi kapsamına tekneleri ve gemileri de alan ilk ülke İngiltere oldu. Yakın tarihli bir Future Markets Insight raporuna göre Almanya&#039;nın yeni elektrikli teknelere olan en yüksek talep nedeniyle pazarda en büyük paya sahip olması bekleniyor.  Daha önce elektrikli teknelerdeki tahrik sistemleri kurşun-asit pillerle çalıştırılıyordu; kurşun-asit pillerin dezavantajı, ilave toplu ve düşük pil döngü süresine sahip olması. En son trend, fosfat teknolojisini kullanan lityum iyon piller. Kurşun asitlilere göre 10 kata kadar daha uzun pil ömrüne sahipler, ayrıca hızlı şarj ediliyorlar, hafifler… ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7w66S7A9j0WXDsmiTlaFZw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Yatlar, niye, elektrikli, değil</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7w66S7A9j0WXDsmiTlaFZw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Yatlar niye elektrikli değil?"><p>Benzinli ve dizel motorlu tekneler, gezegen üzerindeki etkileri nedeniyle hedef tahtasında.</p>Sürdürülebilirliğe geçişte denizcilik endüstrisi, otomotivin hayli gerisinde kalmış durumda. Avrupa'daki ve dünyadaki tüm ülkeler, karayollarındaki araçlar için çalışırken tekneler gözden kaçıyor.  Kuşkusuz bu durum, kısmen yatların daha düşük üretim oranlarından ve yat imalatının otomobillere kıyasla artan karmaşıklığından kaynaklanıyor. Ayrıca yatlara elektrikli tahrik sistemleri kurmanın yüksek maliyeti ve sınırlı pil kapasiteleri, büyük ölçekli elektrikli motor üretimini engelliyor.   Ancak bu konuda bir hareketlenme var. G7 ülkeleri arasında 2050 yılına kadar net sıfır sera gazı emisyonu hedefi kapsamına tekneleri ve gemileri de alan ilk ülke İngiltere oldu. Yakın tarihli bir Future Markets Insight raporuna göre Almanya'nın yeni elektrikli teknelere olan en yüksek talep nedeniyle pazarda en büyük paya sahip olması bekleniyor.  Daha önce elektrikli teknelerdeki tahrik sistemleri kurşun-asit pillerle çalıştırılıyordu; kurşun-asit pillerin dezavantajı, ilave toplu ve düşük pil döngü süresine sahip olması. En son trend, fosfat teknolojisini kullanan lityum iyon piller. Kurşun asitlilere göre 10 kata kadar daha uzun pil ömrüne sahipler, ayrıca hızlı şarj ediliyorlar, hafifler…]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Karbon ayak izi hesaplama portalı geliyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/karbon-ayak-izi-hesaplama-portali-geliyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/karbon-ayak-izi-hesaplama-portali-geliyor</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği şirketlerin karbon ayak izini hesaplayabilecekleri bir portal açacak.Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Eskişehir Sanayi Odası (ESO) tarafından düzenlenen Eskişehir Sanayi Kongresi’nde yaptığı konuşmada, Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı’nın (TEPAV) geçen ay firmalara yönelik anketinden çıkan “her dört şirketten yalnızca birinin karbon ayak izi hesabı yapabildiği” sonucuna atıfta bulunarak TOBB’un bu konuda bir portal açacağını duyurdu. Hisarcıklıoğlu konuşmasında “Geleceği şekillendiren en başlıca konu, dijital ve yeşil dönüşüm süreci. Bunlar tüm şirketlerimiz için riskler ve fırsatları beraberinde getiriyor. Doğru kullanırsak özellikle AB pazarında rakibimiz olan diğer ülkelerin önüne geçebiliriz ama gerekli dönüşümleri eğer ülkede bizler sağlayamazsak AB ile aramızdaki Gümrük Birliği avantajlarını tamamen kaybedebiliriz. Araştırmalarda, 2026 yılında tamamen uygulamaya başlanacak olan sınırda karbon uygulamasından Çin ve Rusya&#039;nın ardından Türkiye, dünyadaki üçüncü etkilenecek ülke olarak ortaya çıkıyor. Sınırda karbon vergisinden dolayı en dezavantajı konumdayız. Özellikle alüminyum, çimento, demir çelik sektörlerinde bu etkinin daha fazla görüleceği de bekleniyor” dedi. Hisarcıklıoğlu, çoğu firmada karbonsuzlaşma politikasının bulunmadığını, hidrokarbon kullanımı yaygın olanlarda ise mevcut enerji kaynaklarını değiştirme yönünde plana rastlanmadığını dile getirerek “Bunların hepsi bizim için tehdit. Firmalarımızın büyük çoğunluğunun Yeşil Mutabakat ve sınırda karbon düzenlemesi hakkında bilgisinin çok sınırlı olduğu görülüyor. Emisyon Ticaret Sistemi hakkında kapsamlı bilgiye sahip olmadıkları ve hatta bunun Türkiye&#039;de uygulanacağından şüphe duyuyorlar. Türk iş dünyasının karbon ayak izini hesaplayabilecekleri bir portalı yakın zamanda kullanıma açacağız” diye de ekledi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uRD_WOQC9UOP-q9ES3EtDg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Karbon, ayak, izi, hesaplama, portalı, geliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uRD_WOQC9UOP-q9ES3EtDg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Karbon ayak izi hesaplama portalı geliyor"><p>Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği şirketlerin karbon ayak izini hesaplayabilecekleri bir portal açacak.</p><p>Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Eskişehir Sanayi Odası (ESO) tarafından düzenlenen Eskişehir Sanayi Kongresi’nde yaptığı konuşmada, Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı’nın (TEPAV) geçen ay firmalara yönelik anketinden çıkan “her dört şirketten yalnızca birinin karbon ayak izi hesabı yapabildiği” sonucuna atıfta bulunarak TOBB’un bu konuda bir portal açacağını duyurdu. </p><p>Hisarcıklıoğlu konuşmasında “Geleceği şekillendiren en başlıca konu, dijital ve yeşil dönüşüm süreci. Bunlar tüm şirketlerimiz için riskler ve fırsatları beraberinde getiriyor. Doğru kullanırsak özellikle AB pazarında rakibimiz olan diğer ülkelerin önüne geçebiliriz ama gerekli dönüşümleri eğer ülkede bizler sağlayamazsak AB ile aramızdaki Gümrük Birliği avantajlarını tamamen kaybedebiliriz. Araştırmalarda, 2026 yılında tamamen uygulamaya başlanacak olan sınırda karbon uygulamasından Çin ve Rusya'nın ardından Türkiye, dünyadaki üçüncü etkilenecek ülke olarak ortaya çıkıyor. Sınırda karbon vergisinden dolayı en dezavantajı konumdayız. Özellikle alüminyum, çimento, demir çelik sektörlerinde bu etkinin daha fazla görüleceği de bekleniyor” dedi. </p><p>Hisarcıklıoğlu, çoğu firmada karbonsuzlaşma politikasının bulunmadığını, hidrokarbon kullanımı yaygın olanlarda ise mevcut enerji kaynaklarını değiştirme yönünde plana rastlanmadığını dile getirerek “Bunların hepsi bizim için tehdit. Firmalarımızın büyük çoğunluğunun Yeşil Mutabakat ve sınırda karbon düzenlemesi hakkında bilgisinin çok sınırlı olduğu görülüyor. Emisyon Ticaret Sistemi hakkında kapsamlı bilgiye sahip olmadıkları ve hatta bunun Türkiye'de uygulanacağından şüphe duyuyorlar. Türk iş dünyasının karbon ayak izini hesaplayabilecekleri bir portalı yakın zamanda kullanıma açacağız” diye de ekledi. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Duyarlı Ol Platformu artık dijitalde</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/duyarli-ol-platformu-artik-dijitalde</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/duyarli-ol-platformu-artik-dijitalde</guid>
<description><![CDATA[ İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği “Duyarlı şirketler duyarlı çalışanlar ile mümkün’’ mottosu ile 2015 yılında başlattığı “DUYARLI OL!” (do!) projesini dijital platforma taşıdı.SKD Türkiye, ‘’Duyarlı şirketler duyarlı çalışanlar ile mümkün’’ mottosundan yola çıkarak, şirketlerin gönüllü çevre yönetim sistemi kurması amacıyla DUYARLI OL! (do!) Projesi’ni 2015 yılında hayata geçirdi. Şirketlerde çalışma alanlarında farkındalık yaratarak kaynak tasarrufu sağlamayı amaçlayan bu proje, çalışanların çevresel ayak izini azaltarak kurumların net sıfır karbon hedeflerine de katkı sağlıyor. Proje, çağın dijital dönüşümüne uygun formata getirmek amacıyla, dijital platforma taşındı.Proje şirketlere; yönetişim, sürdürülebilir satın alma, enerji yönetimi, su yönetimi ve atık yönetiminden oluşan beş ana başlıkta entegre çevre yönetim sistemini hayata geçirmeleri konularında rehberlik etmek amacını taşıyor.SKD Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Dildar Edin, “Sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarını şirketlerin kurum kültürüne ve çalışanların gündelik yaşamlarına taşımalarını ve bu alışkanlıkları yaygınlaştırmayı hedefleyen Do! Projesi, SKD Türkiye üyeleri ile sürdürülebilir kalkınma konusunda çözümün bir parçası olmayı amaçlayan tüm kurumların katılımına açık. Do!, aynı zamanda, yaratacağı çalışan farkındalığı ile kurum içinde herkesin kaynak tasarrufu yapmasını sağlayan bir iç iletişim projesi. Derneğimizin devam eden en eski projesi olma özelliğini de taşıyan do!, bugün sıfır atık kavramına uygun olarak geliştirilmiş dijital bir araç haline geldi. Ayrıca do! ile çalışanlar bireysel ayak izlerini azaltarak kurumların net sıfır karbon hedeflerine de katkıda bulunuyor” dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yAannsCua0az81rBvwrrJQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Duyarlı, Platformu, artık, dijitalde</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yAannsCua0az81rBvwrrJQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Duyarlı Ol Platformu artık dijitalde"><p>İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği “Duyarlı şirketler duyarlı çalışanlar ile mümkün’’ mottosu ile 2015 yılında başlattığı “DUYARLI OL!” (do!) projesini dijital platforma taşıdı.</p><p>SKD Türkiye, ‘’Duyarlı şirketler duyarlı çalışanlar ile mümkün’’ mottosundan yola çıkarak, şirketlerin gönüllü çevre yönetim sistemi kurması amacıyla DUYARLI OL! (do!) Projesi’ni 2015 yılında hayata geçirdi. Şirketlerde çalışma alanlarında farkındalık yaratarak kaynak tasarrufu sağlamayı amaçlayan bu proje, çalışanların çevresel ayak izini azaltarak kurumların net sıfır karbon hedeflerine de katkı sağlıyor. Proje, çağın dijital dönüşümüne uygun formata getirmek amacıyla, dijital platforma taşındı.</p><p>Proje şirketlere; yönetişim, sürdürülebilir satın alma, enerji yönetimi, su yönetimi ve atık yönetiminden oluşan beş ana başlıkta entegre çevre yönetim sistemini hayata geçirmeleri konularında rehberlik etmek amacını taşıyor.</p><p>SKD Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Dildar Edin, “Sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarını şirketlerin kurum kültürüne ve çalışanların gündelik yaşamlarına taşımalarını ve bu alışkanlıkları yaygınlaştırmayı hedefleyen Do! Projesi, SKD Türkiye üyeleri ile sürdürülebilir kalkınma konusunda çözümün bir parçası olmayı amaçlayan tüm kurumların katılımına açık. Do!, aynı zamanda, yaratacağı çalışan farkındalığı ile kurum içinde herkesin kaynak tasarrufu yapmasını sağlayan bir iç iletişim projesi. Derneğimizin devam eden en eski projesi olma özelliğini de taşıyan do!, bugün sıfır atık kavramına uygun olarak geliştirilmiş dijital bir araç haline geldi. Ayrıca do! ile çalışanlar bireysel ayak izlerini azaltarak kurumların net sıfır karbon hedeflerine de katkıda bulunuyor” dedi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İş Bankası’na sendikasyon kredisi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/is-bankasina-sendikasyon-kredisi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/is-bankasina-sendikasyon-kredisi</guid>
<description><![CDATA[ İş Bankası, üçüncü sürdürülebilirlik bağlantılı sendikasyon kredisi anlaşmasını imzaladı.İş Bankası, sürdürülebilirlik bağlantılı üçüncü işleminde, uluslararası piyasalardan 483 milyon euro ve 257 milyon dolar sendikasyon kredisi sözleşmesini imzaladı. 7 Haziran 2022 tarihinde imzalanan kredi anlaşmasında Bank of America, Standard Chartered Bank, Emirates NBD Bank PJSC ve Abu Dhabi Commercial Bank PJSC koordinatör; Bank of America, Standard Chartered Bank ve MUFG Bank Ltd sürdürülebilirlik koordinatörü; Emirates NBD Bank PJSC ise ajan banka olarak görev aldı. YENİ PERFORMANS KRİTERLERİ  İş Bankası tarafından sürdürülebilirlik bağlantılı olarak gerçekleştirilen sendikasyon kredisi kapsamında performans kriterleri belirlendi. Engelli dostu bankamatiklerin toplam bankamatik sayısına oranının artırılması ve dijitalleşen süreçlerle sağlanacak kağıt tasarrufuna yönelik performans kriterleri kapsamında belirlenen hedeflere ulaşılması durumunda, faiz indirimi gerçekleşecek. İş Bankası, önceki sendikasyon dönemlerinde karbon emisyonlarının azaltılması ve yenilenebilir enerji kullanım oranı gibi hedeflere başarıyla ulaşmıştı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8pl-iwNLF0uhDzxIWQdR2A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>İş, Bankası’na, sendikasyon, kredisi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8pl-iwNLF0uhDzxIWQdR2A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both&v=20210318080033250" class="type:primaryImage" alt="İş Bankası’na sendikasyon kredisi"><p>İş Bankası, üçüncü sürdürülebilirlik bağlantılı sendikasyon kredisi anlaşmasını imzaladı.</p><p>İş Bankası, sürdürülebilirlik bağlantılı üçüncü işleminde, uluslararası piyasalardan 483 milyon euro ve 257 milyon dolar sendikasyon kredisi sözleşmesini imzaladı. 7 Haziran 2022 tarihinde imzalanan kredi anlaşmasında Bank of America, Standard Chartered Bank, Emirates NBD Bank PJSC ve Abu Dhabi Commercial Bank PJSC koordinatör; Bank of America, Standard Chartered Bank ve MUFG Bank Ltd sürdürülebilirlik koordinatörü; Emirates NBD Bank PJSC ise ajan banka olarak görev aldı. </p><p><strong>YENİ PERFORMANS KRİTERLERİ</strong>  İş Bankası tarafından sürdürülebilirlik bağlantılı olarak gerçekleştirilen sendikasyon kredisi kapsamında performans kriterleri belirlendi. Engelli dostu bankamatiklerin toplam bankamatik sayısına oranının artırılması ve dijitalleşen süreçlerle sağlanacak kağıt tasarrufuna yönelik performans kriterleri kapsamında belirlenen hedeflere ulaşılması durumunda, faiz indirimi gerçekleşecek. İş Bankası, önceki sendikasyon dönemlerinde karbon emisyonlarının azaltılması ve yenilenebilir enerji kullanım oranı gibi hedeflere başarıyla ulaşmıştı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>2022’de 1 trilyon liralık israf</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/2022de-1-trilyon-liralik-israf</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/2022de-1-trilyon-liralik-israf</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye’nin israf raporu yayımlandı. Rapora göre Türkiye milli gelirinin yaklaşık yüzde 15’ini israf ediyor.Türkiye İsrafı Önleme Vakfı, 2022 İsraf Raporu’nu yayımladı. Rapora göre Türkiye milli gelirinin yaklaşık yüzde 15’ini israf ediyor. Bunun rakamsal karşılığı 1 trilyon 81  milyar liraya denk düşüyor. Raporda, bir milyonda en fazla üç israfa izin veren ‘Altı Sigma Yönetim Yaklaşımı’ ile yapılan analize göre Türkiye’de 1 milyon işlemde 6 bin 210 israf yapılıyor.Raporda bu israfla 1 milyon 272 bin konut; her biri 600 yataklı 15 bin 447 hastane; 16 derslikli 163 bin 841 ilkokul ve ortaokul; 218 bin 455 km otoyol 2 milyon 162 bin işletmeye 500’er bin lira kredi verilebileceği bilgisine yer veriliyor.BÜYÜK SU İSRAFITürkiye İsrafı Önleme Vakfı’nın raporunda Türkiye’de sadece damlaya damlaya akıtan muslukla nedeniyle konuta başına 6 bin lira kaybın olduğuna ve Türkiye’deki konutların yüzde 10’unda böyle bir durum olduğunda, oluşan israfın yaklaşık 11 milyar lira olduğuna işaret ediliyor. Benzer şekilde bir kişinin günde iki kez 1 dakika boyunca musluk suyunu kapatmadan diş fırçalamasıyla yılda 8 ton su israfına neden olduğu bilgisine yer verilerek nüfusumuzun sadece yüzde 20’sinin bile bunu yapması durumunda toplam kaynak kaybının yaklaşık 13 milyar liraya ulaştığı hesaplanıyor.15 MİLYAR LİRALIK GIDA İSRAFITürkiye’de diğer bir büyük israf alanı gıda. Üretilen meyve sebzenin en az yüzde 25-30’u daha sofraya ulaşmadan çöpe gidiyor. Araştırmalara göre gıda israfının yüzde 42´si evlerde gerçekleşiyor. İsrafın yüzde 39’u üreticiler, yüzde 5’i perakendeciler, yüzde 14’ü de yemek sektöründe oluşuyor. Raporda bu tablonun 2021 yılı sonu itibarıyla maliyetinin 15 milyar doları bulduğu bilgisine yer veriliyor. Ayrıca Türkiye’de en çok kayıp ve israfın yüzde 53 ile sebze ve meyvede olduğuna bunun da maliyetinin 25 milyar lira olduğu tahminine yer veriliyor.Türkiye İsrafı Önleme Vakfı’nın raporunda sadece prize boşa takılı fişlerin Türkiye&#039;deki toplam elektriğin yüzde 5&#039;ini tükettiğine ve her ay ortalama 60 milyon liranın boşa harcandığı bilgisine yer veriliyor. Raporda Türkiye’de konutlarda ısıtma ve aydınlatmada kullanılan enerjinin yüzde 35’inin israf edildiğine de dikkat çekiliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XHrfBMkQgUi_YdbFsgwzcA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>2022’de, trilyon, liralık, israf</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XHrfBMkQgUi_YdbFsgwzcA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="2022’de 1 trilyon liralık israf"><p>Türkiye’nin israf raporu yayımlandı. Rapora göre Türkiye milli gelirinin yaklaşık yüzde 15’ini israf ediyor.</p><p>Türkiye İsrafı Önleme Vakfı, 2022 İsraf Raporu’nu yayımladı. Rapora göre Türkiye milli gelirinin yaklaşık yüzde 15’ini israf ediyor. Bunun rakamsal karşılığı 1 trilyon 81  milyar liraya denk düşüyor. Raporda, bir milyonda en fazla üç israfa izin veren ‘Altı Sigma Yönetim Yaklaşımı’ ile yapılan analize göre Türkiye’de 1 milyon işlemde 6 bin 210 israf yapılıyor.</p><p>Raporda bu israfla 1 milyon 272 bin konut; her biri 600 yataklı 15 bin 447 hastane; 16 derslikli 163 bin 841 ilkokul ve ortaokul; 218 bin 455 km otoyol 2 milyon 162 bin işletmeye 500’er bin lira kredi verilebileceği bilgisine yer veriliyor.</p><p><strong>BÜYÜK SU İSRAFI</strong></p><p>Türkiye İsrafı Önleme Vakfı’nın raporunda Türkiye’de sadece damlaya damlaya akıtan muslukla nedeniyle konuta başına 6 bin lira kaybın olduğuna ve Türkiye’deki konutların yüzde 10’unda böyle bir durum olduğunda, oluşan israfın yaklaşık 11 milyar lira olduğuna işaret ediliyor. Benzer şekilde bir kişinin günde iki kez 1 dakika boyunca musluk suyunu kapatmadan diş fırçalamasıyla yılda 8 ton su israfına neden olduğu bilgisine yer verilerek nüfusumuzun sadece yüzde 20’sinin bile bunu yapması durumunda toplam kaynak kaybının yaklaşık 13 milyar liraya ulaştığı hesaplanıyor.</p><p><strong>15 MİLYAR LİRALIK GIDA İSRAFI</strong></p><p>Türkiye’de diğer bir büyük israf alanı gıda. Üretilen meyve sebzenin en az yüzde 25-30’u daha sofraya ulaşmadan çöpe gidiyor. Araştırmalara göre gıda israfının yüzde 42´si evlerde gerçekleşiyor. İsrafın yüzde 39’u üreticiler, yüzde 5’i perakendeciler, yüzde 14’ü de yemek sektöründe oluşuyor. Raporda bu tablonun 2021 yılı sonu itibarıyla maliyetinin 15 milyar doları bulduğu bilgisine yer veriliyor. Ayrıca Türkiye’de en çok kayıp ve israfın yüzde 53 ile sebze ve meyvede olduğuna bunun da maliyetinin 25 milyar lira olduğu tahminine yer veriliyor.</p><p>Türkiye İsrafı Önleme Vakfı’nın raporunda sadece prize boşa takılı fişlerin Türkiye'deki toplam elektriğin yüzde 5'ini tükettiğine ve her ay ortalama 60 milyon liranın boşa harcandığı bilgisine yer veriliyor. Raporda Türkiye’de konutlarda ısıtma ve aydınlatmada kullanılan enerjinin yüzde 35’inin israf edildiğine de dikkat çekiliyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Enerji verimliliğine hibe desteği</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/enerji-verimliligine-hibe-destegi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/enerji-verimliligine-hibe-destegi</guid>
<description><![CDATA[ KOSGEB, enerji verimliliğine yönelik yapılacak yatırımlara 400 bin liraya kadar hibe desteği verecek.KOSGEB, “KOBİ Enerji Verimliliği Desteği” adını verdiği yeni program açıkladı. Programa göre KOSGEB enerji verimliliğine yönelik yapılacak yatırımlara 400 bin liraya kadar hibe desteği verecek. Proje kapsamında ilk etapta harcamaları KOSGEB tarafından karşılanmak üzere firmaların enerji verimliliği haritası çıkarılacak. Bu aşamadan sonra yüksek enerji tüketen, verimsiz çalışan motorlar AB standartlarında yenilenecek. KOSGEB, proje kapsamında değiştirilecek motorlar için 30 bin liraya kadar etüt, 400 bin liraya kadar verimlilik artırıcı yatırım için hibe verecek. İHTİYAÇLAR BELİRLENİYOR  Şu ana kadar programa firma 152 firma, 20 hizmet sağlayıcısı ve 16 etüt proje sertifikasına sahip şirket başvurdu. Proje başlamadan önce ihtiyaçları tespit ettiklerini dile getiren Kurt, şirketlere programa katılma çağrısında bulundu. Kurt, işletmelerin kullandığı uzun yıllar kullanılmış verimsiz motorların AB standartlarındaki motorlara dönüştürülmesini amaçladıklarını dile getirdi.  BÜYÜK KISMI GIDA İŞİNDE KULLANILIYOR  KOSGEB&#039;in analizlerine göre Türkiye&#039;de sanayicilerin elinde 4 milyon 306 bin adet 7.5 kW ve üzeri AC motor bulunuyor. Bu motorların 3 milyon 783 bini ise enerji yönünden verimsiz durumda. Yani KOSGEB&#039;in projesi kapsamında değişime tabi motor sayısı 3 milyon 783 bin civarında. Bu kategoride en çok motor 757 bin 504 ile gıda imalatında yer alıyor. Bunu 518 bin 864 ile fabrikasyon metal imalatı takip ediyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3evhSRI0PUCDHphdmeOfNg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Enerji, verimliliğine, hibe, desteği</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3evhSRI0PUCDHphdmeOfNg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Enerji verimliliğine hibe desteği"><p>KOSGEB, enerji verimliliğine yönelik yapılacak yatırımlara 400 bin liraya kadar hibe desteği verecek.</p><p>KOSGEB, “KOBİ Enerji Verimliliği Desteği” adını verdiği yeni program açıkladı. Programa göre KOSGEB enerji verimliliğine yönelik yapılacak yatırımlara 400 bin liraya kadar hibe desteği verecek. Proje kapsamında ilk etapta harcamaları KOSGEB tarafından karşılanmak üzere firmaların enerji verimliliği haritası çıkarılacak. Bu aşamadan sonra yüksek enerji tüketen, verimsiz çalışan motorlar AB standartlarında yenilenecek. KOSGEB, proje kapsamında değiştirilecek motorlar için 30 bin liraya kadar etüt, 400 bin liraya kadar verimlilik artırıcı yatırım için hibe verecek. </p><p><strong>İHTİYAÇLAR BELİRLENİYOR</strong>  Şu ana kadar programa firma 152 firma, 20 hizmet sağlayıcısı ve 16 etüt proje sertifikasına sahip şirket başvurdu. Proje başlamadan önce ihtiyaçları tespit ettiklerini dile getiren Kurt, şirketlere programa katılma çağrısında bulundu. Kurt, işletmelerin kullandığı uzun yıllar kullanılmış verimsiz motorların AB standartlarındaki motorlara dönüştürülmesini amaçladıklarını dile getirdi.  <strong>BÜYÜK KISMI GIDA İŞİNDE KULLANILIYOR</strong>  KOSGEB'in analizlerine göre Türkiye'de sanayicilerin elinde 4 milyon 306 bin adet 7.5 kW ve üzeri AC motor bulunuyor. Bu motorların 3 milyon 783 bini ise enerji yönünden verimsiz durumda. Yani KOSGEB'in projesi kapsamında değişime tabi motor sayısı 3 milyon 783 bin civarında. Bu kategoride en çok motor 757 bin 504 ile gıda imalatında yer alıyor. Bunu 518 bin 864 ile fabrikasyon metal imalatı takip ediyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tarih ve Mitolojinin İzinde: Akdeniz’in Antik Kentleri ve Tapınakları”</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/tarih-ve-mitolojinin-izinde-akdenizin-antik-kentleri-ve-tapinaklari</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/tarih-ve-mitolojinin-izinde-akdenizin-antik-kentleri-ve-tapinaklari</guid>
<description><![CDATA[ Tarih ve Mitolojinin İzinde: Akdeniz’in Antik Kentleri ve Tapınakları Giriş Akdeniz’in sıcak sularının kıyısında yer alan Türkiye’nin Akdeniz Bölgesi, binlerce yıllık bir tarihe ev sahipliği yapmaktadır. Bu bölge, antik çağlardan kalma birçok kent ve tapınak ile doludur. Antik kentler ve tapınaklar, ziyaretçilere geçmişin derinliklerine yolculuk yapma fırsatı sunar ve tarih ile mitoloji arasındaki bağlantıyı keşfetmelerini […] ]]></description>
<enclosure url="http://www.etstur.com/letsgo/wp-content/uploads/2021/08/turkiyede-gorulmesi-gereken-antik-kentlerin-mitolojik-hikayeleri-priene-antik-tiyatro.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Tarih, Mitolojinin, İzinde:, Akdeniz’in, Antik, Kentleri, Tapınakları”</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h1><em><strong>Tarih ve Mitolojinin İzinde: Akdeniz’in Antik Kentleri ve Tapınakları</strong></em></h1>
<h3><em><strong>Giriş</strong></em></h3>
<p>Akdeniz’in sıcak sularının kıyısında yer alan Türkiye’nin Akdeniz Bölgesi, binlerce yıllık bir tarihe ev sahipliği yapmaktadır. Bu bölge, antik çağlardan kalma birçok kent ve tapınak ile doludur. Antik kentler ve tapınaklar, ziyaretçilere geçmişin derinliklerine yolculuk yapma fırsatı sunar ve tarih ile mitoloji arasındaki bağlantıyı keşfetmelerini sağlar. Bu makalede, Türkiye’nin Akdeniz Bölgesi’ndeki bazı önemli antik kent ve tapınakları detaylı bir şekilde inceleyeceğiz.</p>
<h2><em><strong>1.Antik Kentler</strong></em></h2>
<p>Antik dönemde, Akdeniz kıyılarında birçok önemli şehir ve liman bulunmaktaydı. Bu şehirler ticaret, kültür ve siyasetin merkezi olarak hizmet verirken, günümüze kalan kalıntılarıyla da ziyaretçilere tarihî bir yolculuk sunmaktadırlar.</p>
<h4><strong>1.1. Side Antik Kenti</strong></h4>
<p>Side, Pamphylia bölgesinde yer alan ve Roma dönemine kadar uzanan önemli bir antik kenttir. Sahip olduğu tiyatro, agora ve tapınaklar ile ziyaretçilerini etkileyen Side, Akdeniz’in önemli liman şehirlerinden biriydi. Ayrıca, Side’deki Apollon Tapınağı, antik dönemde bölgenin en kutsal yerlerinden biriydi ve önemli dini ritüellerin gerçekleştirildiği bir merkezdi.</p>
<h4><strong>1.2. Perge Antik Kenti</strong></h4>
<p>Perge, Antalya’nın yakınında yer alan ve Helenistik ve Roma dönemlerinde önemli bir şehir olan bir diğer antik kenttir. Perge, ünlü heykeltıraş Phidias’ın eserlerine ev sahipliği yapmış ve antik dönemin önemli merkezlerinden biri olarak bilinir. Perge, özellikle sahip olduğu muhteşem stadyumuyla tanınır ve antik spor etkinliklerine ev sahipliği yapmıştır.</p>
<h4><strong>1.3. Xanthos Antik Kenti</strong></h4>
<p>Xanthos, Likya bölgesinin en önemli antik kentlerinden biridir. Zengin bir tarihe ve mitolojik öykülere sahip olan Xanthos, Likya Birliği’nin başkenti olarak bilinir. Kent, hâlâ günümüze kadar ulaşan çeşitli yapılarla ziyaretçilerini büyülemektedir.</p>
<h2><em><strong>2. Tapınaklar</strong></em></h2>
<p>Antik dönemde, insanlar tanrılarını memnun etmek ve onlardan lütuf kazanmak için tapınaklar inşa etmişlerdir. Bu tapınaklar, dini ritüellerin gerçekleştirildiği yerler olmanın ötesinde, mimari ve sanat açısından da büyük öneme sahiptir.</p>
<h4><strong>2.1. Apollo Tapınağı (Didyma)</strong></h4>
<p>Didyma’daki Apollo Tapınağı, Antik Yunan dünyasının en büyük ve en kutsal tapınaklarından biridir. Tapınak, Didyma’daki önemli dini festival olan Didymeia’ya ev sahipliği yapardı ve kehanet merkezi olarak bilinirdi. Tapınağın inşası MÖ 8. yüzyıla kadar uzanır ve Yunan sanatının en önemli eserlerinden biri olarak kabul edilir.</p>
<h4><strong>2.2. Aspendos Tiyatrosu</strong></h4>
<p>Aspendos, Antalya’nın yakınında bulunan ve Roma dönemine ait ünlü bir tiyatroya ev sahipliği yapar. Bu tiyatro, mimari şaheseri ve hala günümüzde kullanılan akustiği ile tanınır. Aspendos Tiyatrosu, antik dönemde tiyatro performansları ve diğer etkinlikler için bir merkez olarak hizmet vermiştir.</p>
<h2><em><strong>3. Sık Sorulan Sorular (SSS)</strong></em></h2>
<h4><strong>3.1 Bu antik kent ve tapınaklara nasıl ulaşabilirim?</strong></h4>
<p>Türkiye’nin Akdeniz Bölgesi’nde bulunan antik kent ve tapınaklara genellikle kara yoluyla kolayca ulaşabilirsiniz. Ayrıca, birçok tur şirketi bu bölgeleri ziyaret eden turlar düzenlemektedir. Havalimanları da yakın olduğundan, uluslararası ziyaretçiler için de kolaylıkla erişilebilirler.</p>
<h4><strong>3.2. Bu antik yapıları ziyaret etmek için en iyi zaman nedir?</strong></h4>
<p>Akdeniz Bölgesi genellikle yıl boyunca sıcak ve güneşli bir iklime sahiptir, bu nedenle her mevsim ziyaret edilebilir. Ancak, yaz ayları genellikle en yoğun turist sezonudur. Bu nedenle, kalabalıklardan kaçınmak istiyorsanız ilkbahar veya sonbahar aylarını tercih etmek daha uygun olabilir.</p>
<h2><em><strong>Sonuç</strong></em></h2>
<p>Bu makalede, Türkiye’nin Akdeniz Bölgesi’ndeki tarih ve mitolojiyi keşfetmek isteyen ziyaretçiler için bir rehber niteliğindedir. Antik kentler ve tapınaklar, bu bölgenin zengin kültürel mirasını keşfetmek isteyen herkes için unutulmaz bir deneyim sunar. Akdeniz’in mistik atmosferi ve antik yapıların büyüleyici güzelliği, ziyaretçilere unutulmaz bir tarihî yolculuk vadeder.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Akdeniz’in Lezzetli Durağı: Yöresel Tatlar ve Deniz Mahsulleri</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/akdenizin-lezzetli-duragi-yoeresel-tatlar-ve-deniz-mahsulleri</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/akdenizin-lezzetli-duragi-yoeresel-tatlar-ve-deniz-mahsulleri</guid>
<description><![CDATA[ Akdeniz’in Lezzetli Durağı: Yöresel Tatlar ve Deniz Mahsulleri Giriş Akdeniz mutfağı, tarih boyunca çeşitli kültürlerin etkisiyle şekillenmiş zengin bir mutfaktır. Bu makalede, Akdeniz’in eşsiz lezzetlerini keşfetmeye ve özellikle Türkiye’nin Akdeniz Bölgesi’nden geleneksel tatlar ile deniz mahsullerini incelemeye odaklanacağız. Akdeniz Mutfağı ve Kültürel Miras Akdeniz mutfağı, Akdeniz havzası boyunca yerel malzemelerin ve geleneklerin benzersiz bir birleşimidir. […] ]]></description>
<enclosure url="http://www.kucukoteller.com.tr/storage/images/2024/05/22/4031f6dbdcb2501e7d7449c974883828a949b9de.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Akdeniz’in, Lezzetli, Durağı:, Yöresel, Tatlar, Deniz, Mahsulleri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h1><em><strong>Akdeniz’in Lezzetli Durağı: Yöresel Tatlar ve Deniz Mahsulleri</strong></em></h1>
<h3><strong>Giriş</strong></h3>
<p>Akdeniz mutfağı, tarih boyunca çeşitli kültürlerin etkisiyle şekillenmiş zengin bir mutfaktır. Bu makalede, Akdeniz’in eşsiz lezzetlerini keşfetmeye ve özellikle Türkiye’nin Akdeniz Bölgesi’nden geleneksel tatlar ile deniz mahsullerini incelemeye odaklanacağız.</p>
<h2><em><strong>Akdeniz Mutfağı ve Kültürel Miras</strong></em></h2>
<p>Akdeniz mutfağı, Akdeniz havzası boyunca yerel malzemelerin ve geleneklerin benzersiz bir birleşimidir. Yunan, İtalyan, İspanyol ve Türk mutfaklarının etkisiyle zenginleşen bu mutfak, sağlıklı ve lezzetli yemekleriyle de tanınır. Türk mutfağı, özellikle Akdeniz Bölgesi’nde kendine özgü tatlarla zenginleşmiştir.</p>
<h4><strong>Akdeniz Mutfağının Temel Özellikleri</strong></h4>
<p>Akdeniz mutfağının temel özellikleri arasında zeytinyağı, taze sebzeler, otlar ve deniz ürünleri bulunur. Türk mutfağında ise et, sebze ve baklagillerin yanı sıra yoğurt, bulgur ve baharatlar sıkça kullanılır. Akdeniz mutfağı, sağlıklı beslenmeye ve lezzetli yemeklere olanak sağlar.</p>
<h4><strong>Kültürel Mirasın Lezzetleri</strong></h4>
<p>Her Akdeniz ülkesinin kendine özgü yemekleri ve gelenekleri vardır. Türk mutfağı, Osmanlı İmparatorluğu’nun uzun tarihinden ve çeşitli kültürlerin etkileşiminden büyük ölçüde etkilenmiştir. Akdeniz Bölgesi’nde, özellikle Antakya, Mersin, Adana gibi şehirlerde yöresel tatlar ve deniz mahsulleriyle ünlü yemekler bulunur.</p>
<h2><em><strong>Türkiye’nin Akdeniz Bölgesi’nden Geleneksel Tatlar</strong></em></h2>
<p>Türkiye’nin Akdeniz Bölgesi, yöresel lezzetlerle dolu bir bölgedir. Bu bölümde, Akdeniz’in Türk mutfağından geleneksel tatlarını keşfedeceğiz.</p>
<h4><strong>Antakya Mutfağı: Hatay’ın Lezzet Sırları</strong></h4>
<p>Antakya mutfağı, Akdeniz’in en zengin mutfaklarından biridir. Hatay’ın coğrafi konumu ve tarih boyunca farklı kültürlerin etkisiyle Antakya mutfağı, benzersiz lezzetler sunar. İşte Antakya’nın ünlü lezzetlerinden bazıları:</p>
<ul>
<li><strong>Zeytinyağlılar:</strong> Biber dolması, yaprak sarması, patlıcanlı kebap gibi çeşitli zeytinyağlılar, Antakya mutfağının vazgeçilmezlerindendir.</li>
<li><strong>Tuzda Levrek:</strong> Akdeniz’in taze deniz ürünlerinden yapılan tuzda levrek, özellikle Antakya’da denemeye değer bir lezzettir.</li>
<li><strong>Kunefe:</strong> Antakya’nın meşhur tatlılarından biri olan kunefe, tatlının ve peynirin muhteşem uyumunu sunar.</li>
</ul>
<h4><strong>Mersin Mutfağı: Deniz Mahsulleri ve Kebapların Buluşması</strong></h4>
<p>Mersin mutfağı, Akdeniz’in taze deniz ürünleriyle birleşen nefis kebaplarıyla ünlüdür. Sahil şehri olması sebebiyle Mersin, zengin bir deniz ürünleri kültürüne sahiptir. İşte Mersin’in damak çatlatan lezzetlerinden bazıları:</p>
<ul>
<li><strong>Tantuni:</strong> İnce doğranmış etin baharatlarla harmanlanıp dürümde sunulduğu tantuni, Mersin’in en popüler sokak lezzetlerindendir.</li>
<li><strong>Cezerye:</strong> Ceviz ve havuçla yapılan, sağlıklı ve tatlı bir atıştırmalık olan cezerye, Mersin’in geleneksel tatlarındandır.</li>
<li><strong>Midye Dolma:</strong> Taze deniz ürünleriyle hazırlanan midye dolma, Mersin’in sahil kesimlerinde sıkça tüketilen bir atıştırmalıktır.</li>
</ul>
<h4><strong>Adana Mutfağı: Kebapların Başkenti</strong></h4>
<p>Adana mutfağı, Türkiye’nin en ünlü kebaplarını sunar. Baharatlı etlerin mangalda pişirilerek servis edildiği kebaplar, Adana’nın en sevilen lezzetlerindendir. İşte Adana’nın eşsiz tatlarından bazıları:</p>
<ul>
<li><strong>Adana Kebabı:</strong> Baharatlarla zenginleştirilmiş dana etinin şişe dizilip közde pişirildiği Adana kebabı, Türk mutfağının en tanınmış yemeklerindendir.</li>
<li><strong>Analı Kızlı:</strong> İçli köfte ve yoğurtla servis edilen Analı Kızlı, Adana mutfağının özel lezzetlerindendir.</li>
<li><strong>Bici Bici:</strong> İrmik helvası ve dondurma ile servis edilen Bici Bici, Adana’da sıcak yaz günlerinin vazgeçilmez tatlılarındandır.</li>
</ul>
<h2><em><strong>Sık Sorulan Sorular (SSS)</strong></em></h2>
<h4><strong>Akdeniz Mutfağı Sağlıklı mıdır?</strong></h4>
<p>Evet, Akdeniz mutfağı sağlıklı bir beslenme modelidir. Türkiye’nin Akdeniz Bölgesi’nden geleneksel tatlar da genellikle taze ve sağlıklı malzemelerle hazırlanır.</p>
<h4><strong>Akdeniz Mutfağındaki Temel Malzemeler Nelerdir?</strong></h4>
<p>Akdeniz mutfağının temel malzemeleri arasında zeytinyağı, taze sebzeler, otlar, deniz ürünleri, tahıllar ve baklagiller bulunur. Türkiye’nin Akdeniz Bölgesi’nde ise özellikle zeytinyağı, taze sebzeler ve deniz ürünleri sıkça kullanılır.</p>
<h4><strong>Akdeniz Mutfağındaki Yemeklerin Hazırlanması Zor mudur?</strong></h4>
<p>Çoğu Akdeniz yemeği, temel malzemelerin basitçe bir araya getirilmesiyle hazırlanır. Ancak bazı geleneksel yemeklerin hazırlanması zaman alabilir ve ustalık gerektirebilir.</p>
<h2><em><strong>Sonuç</strong></em></h2>
<p>Türkiye’nin Akdeniz Bölgesi, geleneksel tatlar ve deniz mahsulleriyle dolu bir cennettir. Antakya, Mersin ve Adana gibi şehirlerde keşfedilecek birçok lezzet bulunur. Türk mutfağının zenginliği ve çeşitliliği, Akdeniz’in lezzetli durağı olma özelliğini taşır.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Maceraperestler İçin: Akdeniz’in En İyi Doğa Sporları ve Aktiviteleri</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/maceraperestler-icin-akdenizin-en-iyi-doga-sporlari-ve-aktiviteleri</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/maceraperestler-icin-akdenizin-en-iyi-doga-sporlari-ve-aktiviteleri</guid>
<description><![CDATA[ Maceraperestler İçin: Akdeniz’in En İyi Doğa Sporları ve Aktiviteleri Giriş Akdeniz Bölgesi, Türkiye’nin en gözde turistik destinasyonlarından biridir ve doğal güzellikleriyle dikkat çeker. Bu bölge, sıcak iklimi, muhteşem sahilleri ve etkileyici doğal manzaralarıyla macera arayanlar için ideal bir yerdir. Akdeniz’in sunduğu doğa sporları ve aktiviteleri ise bu coğrafyanın tadını çıkarmak isteyenler için birbirinden heyecan verici […] ]]></description>
<enclosure url="http://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2024/04/yamac.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Maceraperestler, İçin:, Akdeniz’in, İyi, Doğa, Sporları, Aktiviteleri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h1><em><strong>Maceraperestler İçin: Akdeniz’in En İyi Doğa Sporları ve Aktiviteleri</strong></em></h1>
<h3><em><strong>Giriş</strong></em></h3>
<p>Akdeniz Bölgesi, Türkiye’nin en gözde turistik destinasyonlarından biridir ve doğal güzellikleriyle dikkat çeker. Bu bölge, sıcak iklimi, muhteşem sahilleri ve etkileyici doğal manzaralarıyla macera arayanlar için ideal bir yerdir. Akdeniz’in sunduğu doğa sporları ve aktiviteleri ise bu coğrafyanın tadını çıkarmak isteyenler için birbirinden heyecan verici fırsatlar sunar.</p>
<h2><em><strong>1. Yamaç Paraşütü (Paragliding)</strong></em></h2>
<p>Akdeniz’in benzersiz manzarası eşliğinde yamaç paraşütü yapmak, adrenalin tutkunları için unutulmaz bir deneyimdir. Fethiye’nin ünlü Ölüdeniz Plajı, bu sporu yapmak için popüler bir noktadır. Yüksek uçurumlardan atlayarak gökyüzünde süzülürken, Ege ve Akdeniz’in buluştuğu muhteşem manzarayı seyretmek, unutulmaz anılar biriktirmenizi sağlar.</p>
<h4><strong>Yamaç Paraşütü Hakkında Daha Fazla Bilgi</strong></h4>
<p>Yamaç paraşütü yaparken dikkat edilmesi gerekenler arasında güvenliğin ön planda olması ve lisanslı eğitmenler eşliğinde hareket etmek önemlidir. Ayrıca, Fethiye’de düzenlenen uluslararası yamaç paraşütü festivalleri de bu sporun popülerliğini artırmıştır.</p>
<h2><em><strong>2. Dalış (Scuba Diving)</strong></em></h2>
<p>Akdeniz’in berrak sularında dalış yapmak, su altı dünyasının gizemini keşfetmenin eşsiz bir yoludur. Antalya, Kaş ve Kemer gibi şehirler, dalış tutkunları için cazip noktalardır. Renkli mercan resifleri, deniz kaplumbağaları ve egzotik balık türleri, Akdeniz’in zengin deniz yaşamını gözler önüne serer.</p>
<h4><strong>Dalış Ekipmanları ve Güvenlik</strong></h4>
<p>Dalış yaparken doğru ekipmanların kullanılması ve güvenlik kurallarına uyulması önemlidir. Bir dalış rehberi eşliğinde su altı dünyasını keşfetmek, güvenli ve keyifli bir deneyim sunar. Ayrıca, dalış noktalarının çevresel korunması da önemlidir, bu nedenle dalış yaparken çevreye duyarlı olmak gerekmektedir.</p>
<h2><em><strong>3. Dağ Bisikleti (Mountain Biking)</strong></em></h2>
<p>Akdeniz’in dağlık arazisi, dağ bisikleti tutkunları için bir cennettir. Toros Dağları’nın eteklerinde yer alan Antalya ve Mersin gibi şehirler, dağ bisikleti için ideal rotalara sahiptir. Likya Yolu üzerindeki yolları takip ederek, antik kentlerin izlerini sürmek ve doğanın tadını çıkarmak mümkündür.</p>
<h4><strong>Dağ Bisikleti Rotaları ve Doğal Parklar</strong></h4>
<p>Akdeniz’in doğal parkları ve koruma alanları, dağ bisikleti için harika fırsatlar sunar. Olympos Milli Parkı ve Beydağları Sahil Milli Parkı gibi alanlar, hem manzarası hem de zengin doğal yaşamıyla dağ bisikletçileri için popüler destinasyonlardır.</p>
<h2><em><strong>4. Kaya Tırmanışı (Rock Climbing)</strong></em></h2>
<p>Akdeniz’in kayalık sahilleri ve dağları, kaya tırmanışı yapmak isteyenler için ideal bir ortam sunar. Antalya’nın Geyikbayırı ve Alanya’nın Kral Kaya gibi bölgeleri, dünya çapında kaya tırmanışı merkezleri olarak bilinir. Farklı zorluk seviyelerindeki rotalarda tırmanırken, hem doğanın gücüyle yarışır hem de nefes kesici manzaraların keyfini çıkarırsınız.</p>
<h4><strong>Kaya Tırmanışı Ekipmanları ve Teknikleri</strong></h4>
<p>Kaya tırmanışı yaparken doğru ekipmanların kullanılması ve güvenlik kurallarına uyulması yaşamsal öneme sahiptir. Kask, tırmanış halatı ve kaya tırmanışı ayakkabıları gibi ekipmanlar, güvenli bir tırmanış deneyimi için gereklidir. Ayrıca, tırmanış tekniklerini öğrenmek ve deneyimli bir rehber eşliğinde hareket etmek, kazasız bir tırmanışın anahtarıdır.</p>
<h2><em><strong>5. Deniz Kano (Sea Kayaking)</strong></em></h2>
<p>Akdeniz’in sakin sularında deniz kano yapmak, doğa ile iç içe bir deneyim sunar. Kaş ve Kekova gibi bölgeler, pitoresk koyları ve gizemli mağaralarıyla deniz kano tutkunlarının favori rotalarıdır. Kürek çekerek keşfedilecek birçok gizli koy ve tarihi kalıntılarla dolu kıyıları keşfedin.</p>
<h4><strong>Deniz Kano Güvenlik İpuçları</strong></h4>
<p>Deniz kano yaparken güvenliğinizi sağlamak için öncelikle yeterli denizcilik bilgisine sahip olmanız önemlidir. Ayrıca, deniz kano ekipmanlarını doğru kullanmak, hava koşullarını dikkatlice takip etmek ve deniz trafiğine dikkat etmek gerekmektedir. Bir deniz kano turu sırasında acil durumlar için gerekli iletişim araçlarını ve can yeleği gibi güvenlik ekipmanlarını yanınızda bulundurmak da önemlidir.</p>
<h2><strong><em>Sık Sorulan Sorular (SSS)</em></strong></h2>
<h4><strong>1. Akdeniz’de doğa sporları yapmak için en uygun zaman ne zaman?</strong></h4>
<p>Doğa sporları için en uygun zaman genellikle ilkbahar ve sonbahar aylarıdır. Bu dönemlerde hava sıcaklıkları idealdir ve turistik mekanlar daha az kalabalıktır.</p>
<h4><strong>2. Doğa sporları için gerekli ekipmanları nereden temin edebilirim?</strong></h4>
<p>Yamaç paraşütü, dalış, dağ bisikleti ve kaya tırmanışı gibi aktiviteler için gerekli ekipmanları genellikle yerel tur operatörlerinden veya macera sporları merkezlerinden kiralayabilirsiniz.</p>
<h4><strong>3. Akdeniz’de doğa sporları yaparken nelere dikkat etmeliyim?</strong></h4>
<p>Doğa sporları yaparken güvenliğiniz için mutlaka profesyonel rehberler eşliğinde hareket edin ve gerekli güvenlik ekipmanlarını kullanın. Ayrıca, hava koşullarını ve çevre koruma kurallarını göz önünde bulundurarak hareket edin.</p>
<p>Akdeniz’in sunduğu doğa sporları ve aktiviteleri, her seviyeden maceraperesti cezbedecek kadar çeşitlidir. Unutulmaz anılar biriktirmek ve eşsiz doğa güzelliklerini keşfetmek için Akdeniz’in macera dolu dünyasına adım atın!</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Akdeniz’in Romantik Köşeleri: Deniz Manzaralı Restoranlar ve Butik Oteller</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/akdenizin-romantik-koeseleri-deniz-manzarali-restoranlar-ve-butik-oteller</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/akdenizin-romantik-koeseleri-deniz-manzarali-restoranlar-ve-butik-oteller</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye’nin Romantik Köşeleri: Akdeniz’in Deniz Manzaralı Restoranları ve Butik Otelleri Giriş Türkiye’nin Akdeniz Bölgesi, tarih ve doğanın büyüleyici bir buluşmasıyla çiftler için romantik bir kaçamak sunar. Bu makalede, Akdeniz’in eşsiz güzelliklerine sahip Türkiye’nin romantik köşelerini keşfedecek ve deniz manzaralı restoranlar ile butik otellerin cazibesine kapılacaksınız. Deniz Manzaralı Restoranlar Akdeniz’in sıcak esintisi eşliğinde romantik bir akşam […] ]]></description>
<enclosure url="http://media-cdn.tripadvisor.com/media/photo-s/0f/9e/6f/f9/otel-fidanka-evleri.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Akdeniz’in, Romantik, Köşeleri:, Deniz, Manzaralı, Restoranlar, Butik, Oteller</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h1><em><strong>Türkiye’nin Romantik Köşeleri: Akdeniz’in Deniz Manzaralı Restoranları ve Butik Otelleri</strong></em></h1>
<h3><em><strong>Giriş</strong></em></h3>
<p>Türkiye’nin Akdeniz Bölgesi, tarih ve doğanın büyüleyici bir buluşmasıyla çiftler için romantik bir kaçamak sunar. Bu makalede, Akdeniz’in eşsiz güzelliklerine sahip Türkiye’nin romantik köşelerini keşfedecek ve deniz manzaralı restoranlar ile butik otellerin cazibesine kapılacaksınız.</p>
<h2><em><strong>Deniz Manzaralı Restoranlar</strong></em></h2>
<p>Akdeniz’in sıcak esintisi eşliğinde romantik bir akşam yemeği için Türkiye’nin en gözde deniz manzaralı restoranlarına bir göz atalım:</p>
<h4><strong>1. Likya’nın Perisi – Kaş</strong></h4>
<p>Kaş’ın tarihi ve doğal güzellikleri arasında yer alan Likya’nın Perisi, nefes kesici bir deniz manzarası eşliğinde lezzetli Türk ve dünya mutfağı sunar. Özellikle Akdeniz’in taze deniz ürünlerini tadabileceğiniz Likya’nın Perisi, çiftler için romantik bir yemek deneyimi vaat eder.</p>
<h4><strong>2. Taş Konak – Antalya Kaleiçi</strong></h4>
<p>Antalya’nın tarihi Kaleiçi bölgesinde yer alan Taş Konak, muhteşem bir deniz manzarası ve tarihi atmosferiyle çiftler arasında popüler bir tercihtir. Geleneksel Türk mutfağının en lezzetli örneklerini sunan restoran, romantik bir akşam yemeği için mükemmel bir seçenektir.</p>
<h4><strong>3. Deniz Kıyısında – Alanya</strong></h4>
<p>Alanya’nın muhteşem sahilinde yer alan Deniz Kıyısında Restoran, Akdeniz’in taze deniz ürünleriyle dolu bir menü sunar. Akdeniz’in mavisine karşı romantik bir akşam yemeği için tercih edilen mekanlardan biridir.</p>
<h2><em><strong>Butik Oteller</strong></em></h2>
<p>Akdeniz’in romantik atmosferini hissetmek için Türkiye’nin Akdeniz kıyılarında yer alan butik otelleri keşfedin:</p>
<h4><strong>1. Liman Butik Otel – Kaş</strong></h4>
<p>Kaş Limanı’nda yer alan bu şirin butik otel, Akdeniz’in masmavi sularına nazır konumuyla dikkat çeker. Her odası özenle dekore edilmiş olan otel, çiftlere huzurlu bir konaklama deneyimi sunar. Spa olanakları ve özel yemek servisiyle romantik bir tatil vaat eder.</p>
<h4><strong>2. Zeytin Konak – Antalya</strong></h4>
<p>Antalya’nın tarihi Kaleiçi bölgesinde yer alan Zeytin Konak, geleneksel Türk konak mimarisinin modern bir yorumuyla tasarlanmıştır. Eşsiz deniz manzarası ve özenle dekore edilmiş odalarıyla çiftler için ideal bir konaklama seçeneğidir. Ayrıca, Zeytin Konak’ta çiftlere özel romantik paketler sunulur.</p>
<h4><strong>3. Akdeniz Rüyası – Alanya</strong></h4>
<p>Alanya’nın ünlü Cleopatra Plajı’nda yer alan bu butik otel, lüks konaklama ve kişiye özel hizmetlerle çiftler için unutulmaz bir tatil sunar. Özel plajı ve spa olanaklarıyla çiftler arasında popüler bir tercihtir.</p>
<h2><em><strong>Sık Sorulan Sorular (SSS)</strong></em></h2>
<h4><strong>1. Türkiye’nin Akdeniz Bölgesi’nde romantik bir tatil ne kadar süreyle yapılabilir?</strong></h4>
<p>Türkiye’nin Akdeniz Bölgesi’nde romantik bir tatil genellikle çiftlerin tercihine bağlıdır. Ancak, en az bir haftalık bir konaklama önerilir. Bu süre boyunca, çiftler bölgenin tarihi ve doğal güzelliklerini keşfedebilir ve unutulmaz anlar yaşayabilir.</p>
<h4><strong>2. Deniz manzaralı restoranlarda ne tür yemekler bulunur?</strong></h4>
<p>Deniz manzaralı restoranlar genellikle taze deniz ürünleri, geleneksel Türk mutfağından lezzetler ve uluslararası yemekler sunar. Balık, deniz mahsulleri, zeytinyağlı mezeler ve yöresel tatlar menülerin temelini oluşturur.</p>
<h4><strong>3. Butik otellerde hangi tür hizmetler bulunur?</strong></h4>
<p>Butik oteller genellikle kişiye özel hizmetler sunar, özellikle çiftler için romantik deneyimler sağlarlar. Spa olanakları, özel yemek servisi, romantik sürprizler ve aktivite düzenleme gibi hizmetler sıkça sunulur. Ayrıca, butik oteller genellikle küçük ve samimi bir ortam sunar, böylece konuklar kendilerini evlerinde gibi hissederler.</p>
<p>Bu makalede, Türkiye’nin Akdeniz Bölgesi’ndeki romantik köşelerdeki deniz manzaralı restoranlar ve butik oteller hakkında detaylı bir inceleme yaptık. Türkiye’nin tarih ve doğa ile iç içe geçmiş bu güzellikleri, çiftler için unutulmaz bir tatil deneyimi sunar.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Akdeniz’in Renkli Festivalleri: Kültürel Etkinlikler ve Şenlikler</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/akdenizin-renkli-festivalleri-kulturel-etkinlikler-ve-senlikler</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/akdenizin-renkli-festivalleri-kulturel-etkinlikler-ve-senlikler</guid>
<description><![CDATA[ Akdeniz’in Renkli Festivalleri: Kültürel Etkinlikler ve Şenlikler Giriş Akdeniz bölgesi, tarih boyunca farklı kültürlerin buluşma noktası olmuş, bu da zengin ve çeşitli bir kültürel mirasın oluşmasına katkıda bulunmuştur. Bu çeşitlilik, bölgedeki festivalleri de benzersiz kılar. Akdeniz’in her köşesinde düzenlenen bu festivaller, yerel gelenekleri, lezzetleri ve sanatı bir araya getirerek unutulmaz deneyimler sunar. İspanya’nın Tomatina Festivali: […] ]]></description>
<enclosure url="http://www.oncusehir.com/images/haberler/2023/09/cesme-festivali-akdeniz-temasiyla-buyuk-bir-coskuyla-basladi-1558.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Akdeniz’in, Renkli, Festivalleri:, Kültürel, Etkinlikler, Şenlikler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h1><em><strong>Akdeniz’in Renkli Festivalleri: Kültürel Etkinlikler ve Şenlikler</strong></em></h1>
<h3><em><strong>Giriş</strong></em></h3>
<p>Akdeniz bölgesi, tarih boyunca farklı kültürlerin buluşma noktası olmuş, bu da zengin ve çeşitli bir kültürel mirasın oluşmasına katkıda bulunmuştur. Bu çeşitlilik, bölgedeki festivalleri de benzersiz kılar. Akdeniz’in her köşesinde düzenlenen bu festivaller, yerel gelenekleri, lezzetleri ve sanatı bir araya getirerek unutulmaz deneyimler sunar.</p>
<h2><em><strong>İspanya’nın Tomatina Festivali: Kırmızı Bir Deneyim</strong></em></h2>
<p>İspanya’nın Valensiya bölgesinde her yıl Ağustos ayında düzenlenen Tomatina Festivali, dünyanın en ilginç ve eğlenceli festivallerinden biridir. Binlerce insan, sokaklarda birbirlerine domates atarak eşsiz bir deneyim yaşar. Bu festival, topluluğun bir araya gelmesini, stresi azaltmayı ve yerel ürünleri kutlamayı amaçlar.</p>
<p>Tomatina Festivali, 1945 yılında başlayan bir gelenek olarak ortaya çıkmıştır. O zamandan beri, her yıl Ağustos’un son Çarşamba gününde gerçekleşir ve dünyanın dört bir yanından gelen binlerce turist tarafından ziyaret edilir. Festivalde, katılımcılar genellikle beyaz kıyafetler giyer ve sokaklarda devasa bir domates savaşı yaparlar. Bu renkli etkinlik, Valensiya’nın kültürel mirasının bir parçası haline gelmiştir.</p>
<h2><em><strong>İtalya’nın Carnivale di Venezia: Maskelerin Büyüsü</strong></em></h2>
<p>Her yıl Venedik’te gerçekleşen Carnivale di Venezia, tarihi ve gizemli bir atmosferde maske takma geleneğini kutlar. Bu festival, 40 gün boyunca süren bir kutlama ile ziyaretçilere tarihi binalar arasında dolaşma ve muhteşem kostümleriyle tanınan maske takan insanları gözlemleme fırsatı sunar.</p>
<p>Carnivale di Venezia’nın kökenleri Ortaçağ’a kadar uzanır. Geleneksel olarak, Venedikliler, farklı sosyal sınıflardan gelen insanların kimliklerini gizlemek için maskeler takardılar. Bugün, festival geleneksel kostümler, maskeler, balolar, sokak tiyatroları ve müzikle dolu etkinliklerle doludur. Ziyaretçiler, tarihi mekanlarda gerçekleşen etkinliklere katılabilir ve benzersiz Venedik atmosferinin keyfini çıkarabilirler.</p>
<h2><em><strong>Yunanistan’ın Santorini Şarap Festivali: Lezzetin Zirvesi</strong></em></h2>
<p>Santorini adasında Eylül ayında düzenlenen bu festival, adanın eşsiz manzarası eşliğinde lezzetli şarapların tadını çıkarmak için mükemmel bir fırsattır. Yerel şarap üreticileri, ziyaretçilere şarap yapım sürecini gösterir ve çeşitli şaraplarını tatmaları için davet eder.</p>
<p>Santorini Şarap Festivali, adanın eşsiz volkanik topraklarında yetişen üzümlerden yapılan şarapları kutlamak amacıyla düzenlenir. Festivalin ana etkinliklerinden biri, ziyaretçilerin yerel şarap üreticilerini ziyaret edebilecekleri ve şarap tadımı yapabilecekleri şarap mahzenlerine düzenlenen turlardır. Ayrıca, festival kapsamında yerel lezzetlerin sunulduğu gastronomi etkinlikleri de düzenlenir.</p>
<h2><strong><em>Türkiye’nin Antalya Altın Portakal Film Festivali: Sinemanın Kutlaması</em></strong></h2>
<p>Antalya’da Ekim ayında düzenlenen Altın Portakal Film Festivali, Türk sinemasını ve uluslararası bağımsız filmleri kutlamak için önemli bir platformdur. Bu festival, film gösterimleri, atölye çalışmaları ve ödül törenleri gibi etkinliklerle doludur ve sinemaseverler için unutulmaz bir deneyim sunar.</p>
<p>Altın Portakal Film Festivali, Türkiye’nin en eski ve en prestijli film festivallerinden biridir. İlk kez 1963 yılında düzenlenmiştir ve o zamandan beri her yıl düzenli olarak gerçekleşmektedir. Festival kapsamında yer alan film gösterimleri, ulusal ve uluslararası sinema sanatının en son ve en iyi örneklerini sunar. Ayrıca, festivalde düzenlenen atölye çalışmaları ve seminerler, sinemaseverlere sinema dünyasının iç yüzünü keşfetme fırsatı sunar.</p>
<h2><em><strong>Diğer Renkli Festivaller</strong></em></h2>
<p>Akdeniz’in dört bir yanında daha birçok renkli festival bulunmaktadır. Örneğin, Fransa’nın Nice Karnavalı, Malta’nın Għanafest Müzik Festivali ve Hırvatistan’ın Dubrovnik Yaz Festivali gibi festivaller de ziyaretçilere benzersiz kültürel deneyimler sunar.</p>
<h2><em><strong>Sık Sorulan Sorular (SSS)</strong></em></h2>
<h4><strong>Bu festivallere nasıl katılabilirim?</strong></h4>
<p>Her festivalin resmi web sitesinden kayıt yaptırabilir ve detaylı bilgi alabilirsiniz. Ayrıca, seyahat acenteleri ve yerel turizm ofisleri de size yardımcı olabilir.</p>
<h4><strong>Festival tarihleri değişebilir mi?</strong></h4>
<p>Evet, bazı festivaller belirli tarihler arasında düzenlenirken diğerleri değişkenlik gösterebilir. Güncel bilgiler için her yıl festivalin resmi web sitesini kontrol etmek önemlidir. Ayrıca, seyahat planlarınızı yaparken esnek olmayı ve olası tarih değişikliklerini göz önünde bulundurmayı unutmayın.</p>
<h4><strong>Festival sırasında nelere dikkat etmeliyim?</strong></h4>
<p>Kalabalık ortamlarda bulunacağınızı göz önünde bulundurarak kişisel güvenliğinizi sağlamak ve festival kurallarına uymak önemlidir. Ayrıca, festival için önceden plan yapmak ve konaklama düzenlemelerinizi önceden yapmak da akıllıcadır. Bunun yanı sıra, yanınıza su ve güneş kremi gibi temel ihtiyaçları almayı unutmayın, özellikle açık hava etkinlikleri için.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Akdeniz’in Sessiz Kaçış Noktaları: Kırsal Villalar ve Koylar</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/akdenizin-sessiz-kacis-noktalari-kirsal-villalar-ve-koylar</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/akdenizin-sessiz-kacis-noktalari-kirsal-villalar-ve-koylar</guid>
<description><![CDATA[ Akdeniz’in Sessiz Kaçış Noktaları: Kırsal Villalar ve Koylar Giriş Akdeniz’in turkuaz suları ve altın kumsallarıyla ünlü kıyıları, her yıl milyonlarca turisti cezbediyor. Ancak, bu popüler turistik bölgelerdeki kalabalık ve gürültü, bazı gezginler için kaçınılmaz bir dezavantaj olabilir. Neyse ki, Akdeniz’in gizli kalmış kıyı köyleri ve kırsal villaları, sakinlik arayanlar için mükemmel bir kaçış sunuyor. Bu […] ]]></description>
<enclosure url="http://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x580_66f3e64fcfe37.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Akdeniz’in, Sessiz, Kaçış, Noktaları:, Kırsal, Villalar, Koylar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h3>Akdeniz’in Sessiz Kaçış Noktaları: Kırsal Villalar ve Koylar</h3>
<p>Akdeniz’in turkuaz suları ve altın kumsalları her yıl milyonlarca turisti cezbetse de, bu popüler bölgelerdeki kalabalık ve gürültü bazı gezginler için bir dezavantaj oluşturabiliyor. Neyse ki, Akdeniz’in gizli kalmış kıyı köyleri ve kırsal villaları, huzur arayanlar için mükemmel bir kaçış sunuyor. Bu yazıda, Akdeniz’in kıyılarının ötesindeki sessiz ve huzurlu noktaları keşfedeceğiz.</p>
<h4>Kıyıların Ötesindeki Sessizlik: Kırsal Yaşamın Çekiciliği</h4>
<p>Akdeniz’in kıyılarından birkaç kilometre uzakta, modern dünyanın karmaşasından uzaklaşabileceğiniz kırsal bölgeler mevcut. Geleneksel yaşam tarzını koruyan bu köyler, lüks kırsal villalarla doludur. Kırsal yaşamın çekiciliği, doğal güzelliklerle birleşen huzurlu atmosferde kendini gösterir.</p>
<h4>Doğanın Kucağında Sükunet: Kırsal Villalar</h4>
<p>Kırsal villalar, konforlu konaklama ve doğanın huzurunu bir araya getirir. Genellikle taş veya ahşap malzemelerle inşa edilmiş bu villalar, geniş bahçeleri, özel yüzme havuzları ve muhteşem manzaralarıyla konuklarına unutulmaz bir tatil deneyimi sunar.</p>
<p>Kırsal villalarda kalmak, yalnızca dinlenmekle kalmaz; çevredeki doğal güzellikleri de keşfetme fırsatı verir. Yürüyüş yapmak, bisiklet sürmek veya yerel şarapları tatmak gibi aktivitelerle dolu bir gün geçirebilirsiniz. Ayrıca, köy pazarlarını ziyaret ederek yerel lezzetleri ve el işlerini keşfetmek de mümkündür.</p>
<h4>Gizli Koyların Büyüsü</h4>
<p>Akdeniz’in popüler plajları genellikle kalabalık olabilir. Ancak, kıyı şeridinin gizli kalmış noktalarında sessiz ve sakin koylar bulabilirsiniz. Bu küçük cennet köşeleri, turkuaz suları ve çevresindeki doğal manzaralarıyla ziyaretçilerini büyüler.</p>
<p>Gizli koylara ulaşmak bazen macera dolu olabilir. Araçla erişilebilen koylar olduğu gibi, sadece tekneyle veya yürüyerek ulaşılabilenler de vardır. Elde edeceğiniz huzur ve sessizlik, bu zorluğa değer.</p>
<h4>Sık Sorulan Sorular (SSS)</h4>
<ol>
<li>
<p><strong>Kırsal villalarda hangi olanaklar mevcut?</strong><br>Kırsal villalar genellikle tam donanımlı mutfaklar, şömine, özel yüzme havuzları, barbekü alanları ve geniş bahçelerle donatılmıştır. Bazıları spa hizmetleri veya yoga dersleri gibi ekstra konforlar da sunabilir.</p>
</li>
<li>
<p><strong>Gizli koylara nasıl ulaşabilirim?</strong><br>Gizli koylara ulaşım genellikle araçla mümkündür, ancak bazılarına yalnızca yürüyerek veya tekneyle ulaşılabilir. En iyi yöntem, yerel rehberlerden veya turizm ofislerinden bilgi alarak en güzel koyları keşfetmektir.</p>
</li>
<li>
<p><strong>Kırsal bölgelerde ne gibi aktiviteler yapabilirim?</strong><br>Kırsal alanlar, doğa yürüyüşleri, bisiklet turları, zeytin hasadı gibi tarımsal faaliyetler, yerel festivallere katılım, yerel lezzetleri tatma ve tarihi yerleri keşfetme gibi birçok aktivite sunar. Ayrıca, deniz kenarındaki aktiviteler arasında yüzme, şnorkelle dalma ve su sporları da yer alır.</p>
</li>
</ol>
<h4>Sonuç</h4>
<p>Akdeniz’in sessiz kaçış noktaları, sadece güneş ve denizden fazlasını arayan gezginler için mükemmel bir seçenek sunuyor. Kırsal villalarda konaklayarak ve gizli koyları keşfederek, unutulmaz bir tatil deneyimi yaşayabilirsiniz. Bu sessiz ve huzurlu noktalar, ziyaretçilerine Akdeniz’in gerçek güzelliklerini keşfetme fırsatı sunar. Şimdi, yeni bir macera için yola çıkma zamanı!</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Deniz, Kum ve Tarih: Akdeniz’in En İyi Plajları ve Antik Siteleri</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/deniz-kum-ve-tarih-akdenizin-en-iyi-plajlari-ve-antik-siteleri</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/deniz-kum-ve-tarih-akdenizin-en-iyi-plajlari-ve-antik-siteleri</guid>
<description><![CDATA[ Deniz, Kum ve Tarih: Akdeniz’in En İyi Plajları ve Antik Siteleri Giriş Akdeniz, muhteşem manzaraları, tarihi zenginliği ve sıcak iklimiyle tatilcilerin hayalini süsleyen bir bölgedir. Bu makalede, Akdeniz’in en çarpıcı plajlarını ve yanlarında yer alan antik siteleri keşfedeceğiz. Hem dinlenmek hem de tarihi bir yolculuğa çıkmak isteyenler için rehber niteliğinde bilgiler sunacağız. Plajların Keyfi Akdeniz’in […] ]]></description>
<enclosure url="http://image.hurimg.com/i/hurriyet/75/770x0/60c1e9a17af507106c56b0fa.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Deniz, Kum, Tarih:, Akdeniz’in, İyi, Plajları, Antik, Siteleri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h1><em><strong>Deniz, Kum ve Tarih: Akdeniz’in En İyi Plajları ve Antik Siteleri</strong></em></h1>
<h3><em><strong>Giriş</strong></em></h3>
<p>Akdeniz, muhteşem manzaraları, tarihi zenginliği ve sıcak iklimiyle tatilcilerin hayalini süsleyen bir bölgedir. Bu makalede, Akdeniz’in en çarpıcı plajlarını ve yanlarında yer alan antik siteleri keşfedeceğiz. Hem dinlenmek hem de tarihi bir yolculuğa çıkmak isteyenler için rehber niteliğinde bilgiler sunacağız.</p>
<h2><em><strong>Plajların Keyfi</strong></em></h2>
<p>Akdeniz’in plajları, altın kumları, berrak suları ve eşsiz doğal güzellikleriyle dünyaca ünlüdür.</p>
<h4><strong>Fransız Rivierası’nın Cazibesi</strong></h4>
<p>Fransız Rivierası, Akdeniz’in en gözde plaj destinasyonlarından biridir. Nice, Cannes ve Saint-Tropez gibi şehirler, lüks otelleri, renkli gece hayatı ve şık plajlarıyla tanınır.</p>
<p>Fransız Rivierası’ndaki plajlar, yüksek standartlarda hizmet sunan sahil kulüpleriyle doludur. Plaj partileri, su sporları ve gün batımı yürüyüşleri burada keyifli zaman geçirmenizi sağlar.</p>
<h4><strong>İtalya’nın Güney Sahilleri</strong></h4>
<p>İtalya, Akdeniz’in en romantik plajlarına ev sahipliği yapar. Amalfi, Capri, Sicilya ve Sardinya gibi yerler, eşsiz manzaraları, tarihi köyleri ve leziz deniz ürünleriyle ünlüdür.</p>
<p>Amalfi Kıyısı’nın dramatik kayalıkları ve renkli evleri, ziyaretçilere kartpostal gibi manzaralar sunar. Capri adasının turkuaz suları ve yeraltı mağaraları ise keşfedilmeyi bekleyen doğal harikalar arasındadır.</p>
<h4><strong>Yunan Adaları’nın Cenneti</strong></h4>
<p>Yunan adaları, Akdeniz’in en güzel plajlarına ev sahipliği yapar. Mykonos, Santorini, Rodos ve Kreta gibi adalar, beyaz kumları, masmavi suları ve canlı gece hayatıyla bilinir.</p>
<p>Mykonos’un partileriyle ünlü plajları, genç tatilcilerin ve partiseverlerin ilgisini çekerken, Santorini’nin romantik atmosferi ve eşsiz gün batımları çiftler için ideal bir tatil noktasıdır.</p>
<h2><em><strong>Antik Sitelerin İzleri</strong></em></h2>
<p>Akdeniz’in plajlarıyla birlikte, bu bölgede birçok antik şehir ve tarihi sit alanı bulunmaktadır. Bu siteler, binlerce yıllık tarihi ve kültürel mirasıyla ziyaretçilere benzersiz bir deneyim sunar.</p>
<h4><strong>Pompeii: Roma’nın Gömülü Şehri</strong></h4>
<p>Pompeii, İtalya’nın Napoli şehrinin yakınında yer alan antik bir şehirdir. M.S. 79’da Vezüv Yanardağı’nın patlamasıyla yok olan Pompeii, Roma İmparatorluğu’nun günlük yaşamına dair benzersiz bir pencere sunar.</p>
<p>Kentin kalıntıları, sokaklar, evler, tapınaklar ve hamamlar, ziyaretçilere antik Roma’nın yaşam tarzını ve kültürünü keşfetme fırsatı verir.</p>
<h4><strong>Efes: Antik Anadolu’nun İncisi</strong></h4>
<p>Efes, Türkiye’nin İzmir şehrinde yer alan antik bir şehirdir. Helenistik ve Roma dönemlerinde önemli bir liman kenti olan Efes, Artemis Tapınağı ve Celsus Kütüphanesi gibi önemli yapılarıyla bilinir.</p>
<p>Efes Antik Kenti’nde gezinirken, Tiyatro, Agora ve Hadrian Tapınağı gibi yapıları keşfedebilirsiniz. Ayrıca, şehrin yakınında bulunan Meryem Ana Evi, Hristiyan hacıların önemli bir dini mekanıdır.</p>
<h4><strong>Antik Yunan Tapınakları</strong></h4>
<p>Yunanistan, birçok antik tapınağın bulunduğu bir bölgedir. Atina’daki Parthenon Tapınağı, Delphi’deki Apollo Tapınağı ve Olimpia’daki Zeus Tapınağı, antik Yunan dini ve mimarisinin en önemli örneklerindendir.</p>
<p>Bu tapınaklar, Yunan tanrılarına adanmış önemli dini merkezlerdi ve bugün hala ziyaret edilerek antik Yunan medeniyetinin izlerini takip etmek mümkündür.</p>
<h2><em><strong>Sık Sorulan Sorular (SSS)</strong></em></h2>
<h4><strong>Akdeniz’de En İyi Dalış Noktaları Hangileridir?</strong></h4>
<p>Akdeniz, dalış tutkunları için birçok harika noktaya ev sahipliği yapar. İspanya’nın Costa Brava bölgesi, Malta Adaları, Türkiye’nin Kaş ve Bodrum gibi noktalar, zengin denizaltı yaşamı ve sıra dışı sualtı manzaraları sunar.</p>
<h4><strong>Antik Siteleri Ziyaret Ederken Nelere Dikkat Etmeliyiz?</strong></h4>
<p>Antik siteleri ziyaret ederken, rahat giysiler giymek ve rahat ayakkabılar tercih etmek önemlidir. Ayrıca, rehberli turlara katılarak siteler hakkında detaylı bilgi alabilir ve koruma kurallarına uymak gerekmektedir. Fotoğraf çekerken ise yerel kurallara dikkat etmek önemlidir.</p>
<h2><em><strong>Sonuç</strong></em></h2>
<p>Akdeniz, plajları ve antik siteleriyle dünya genelindeki tatilcilerin ilgisini çeken bir bölgedir. Bu makalede, Akdeniz’in en iyi plajlarını ve yanında bulunan antik siteleri keşfettik. Tatil planlarınızı yaparken, bu bölgenin eşsiz güzelliklerini ve zengin tarihini göz önünde bulundurmanızı öneririz. Akdeniz’in deniz, kum ve tarih üçgeninde unutulmaz bir tatil deneyimi yaşayabilirsiniz.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Akdeniz’in Masalı: Begonvil Kokulu Kasabalar ve Limanlar</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/akdenizin-masali-begonvil-kokulu-kasabalar-ve-limanlar</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/akdenizin-masali-begonvil-kokulu-kasabalar-ve-limanlar</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye’nin Akdeniz Masalı: Begonvil Kokulu Kasabalar ve Limanlar Giriş Türkiye’nin Akdeniz bölgesi, tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış ve doğal güzellikleriyle dünya çapında ün kazanmıştır. Bu makalede, Akdeniz’in büyüleyici kasabaları ve limanlarının güzelliklerini keşfedeceğiz. Begonvil kokuları eşliğinde unutulmaz bir yolculuğa çıkın! Begonvil Kokulu Kasabalar 1. Antalya: Tarih ve Doğanın Buluştuğu Cennet Antalya, Akdeniz’in incisi […] ]]></description>
<enclosure url="http://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x580_66f3e82c724a6.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Akdeniz’in, Masalı:, Begonvil, Kokulu, Kasabalar, Limanlar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<div class="flex max-w-full flex-col flex-grow">
<div data-message-author-role="assistant" data-message-id="91e7edd9-7190-40f4-b4cb-e8bbbb8abca4" dir="auto" class="min-h-8 text-message flex w-full flex-col items-end gap-2 whitespace-normal break-words [.text-message+&]:mt-5">
<div class="flex w-full flex-col gap-1 empty:hidden first:pt-[3px]">
<div class="markdown prose w-full break-words dark:prose-invert light">
<h1>Türkiye’nin Akdeniz Masalı: Begonvil Kokulu Kasabalar ve Limanlar</h1>
<h2>Giriş</h2>
<p>Türkiye’nin Akdeniz bölgesi, tarihi ve doğal güzellikleri ile adeta bir masal diyarıdır. Bu bölgede, birçok medeniyetin izlerini taşıyan kasabalar ve limanlar, begonvil kokularıyla dolu sokaklarıyla sizi karşılar. Bu makalede, Akdeniz’in büyüleyici kasabalarını ve limanlarını keşfedeceğiz. Hazırsanız begonvil kokuları eşliğinde unutulmaz bir yolculuğa çıkalım!</p>
<h2>Begonvil Kokulu Kasabalar</h2>
<h3>1. Antalya: Tarih ve Doğanın Buluştuğu Cennet</h3>
<p>Antalya, Akdeniz’in incisi olarak bilinir. Kaleiçi’nde dolaşırken, Osmanlı döneminden kalma tarihi yapılar ve begonvil ağaçları ile büyüleyici bir atmosferin tadını çıkarabilirsiniz. Denizin ve güneşin tadını çıkardıktan sonra, şehrin tarihi dokusunu keşfetmek için mükemmel bir yerdir.</p>
<h3>2. Kaş: Mavi ve Yeşilin Dansı</h3>
<p>Kaş, turkuaz denizi ve begonvil kokularıyla ünlüdür. Beyaz evlerin arasında kaybolurken, antik kentlerin izlerini sürmek için harika bir lokasyondur. Begonvil mevsiminde Kaş’ta gezmek, ruhunuzu dinlendiren ve doğanın tadını çıkaran bir deneyim sunar.</p>
<h3>3. Marmaris: Doğanın Kucakladığı Cennet</h3>
<p>Marmaris, yeşilin ve mavinin kucaklaştığı bir cennettir. Marina’da yürüyüş yaparken, begonvillerin arasında deniz manzarasının tadını çıkarabilirsiniz. Akdeniz’in masalsı atmosferi, burada geçireceğiniz her anı unutulmaz kılar.</p>
<h2>Limanların Büyüsü</h2>
<h3>1. Bodrum Limanı: Efsanevi Begonvil Kokuları</h3>
<p>Bodrum Limanı, efsanevi begonvil kokularıyla ünlüdür. Burada, begonvillerin süslediği restoranlarda lezzetli bir Akdeniz yemeği yiyebilir ve canlı gece hayatının tadını çıkarabilirsiniz. Bodrum Limanı’nda geçirilen bir akşam, unutulmaz anılar biriktirmenizi sağlar.</p>
<h3>2. Fethiye Limanı: Doğanın Güzelliği ve Begonvil Kokuları</h3>
<p>Fethiye Limanı, doğanın güzellikleri ile çevrilidir. Begonvillerin arasında yürüyerek tarihi kent merkezini keşfedebilir ve gün batımını izlerken huzur bulabilirsiniz. Fethiye Limanı, begonvil mevsiminde bir gün geçirmek için harika bir yerdir.</p>
<h2>Sık Sorulan Sorular (SSS)</h2>
<p><strong>1. Begonviller hangi mevsimde çiçek açar?</strong><br>Begonviller genellikle ilkbahar ve yaz aylarında çiçek açar. Ancak, Akdeniz iklimine bağlı olarak bazı bölgelerde kışın dahi çiçek açabilirler.</p>
<p><strong>2. Antalya’ya gitmek için en uygun zaman hangisidir?</strong><br>Antalya’ya gitmek için en uygun zaman genellikle ilkbahar ve yaz aylarıdır. Bu dönemde hava sıcaklığı idealdir ve begonvil kokularıyla dolu sokaklarda dolaşmak için harika bir fırsattır.</p>
<h2>Sonuç</h2>
<p>Türkiye’nin Akdeniz bölgesi, begonvil kokulu kasabaları ve limanlarıyla adeta bir masal diyarıdır. Her biri kendine özgü bir atmosfere sahip olan bu yerler, ziyaretçilerine unutulmaz deneyimler sunar. Begonvil mevsiminde Akdeniz’in büyüleyici güzelliklerini keşfetmek için bir yolculuk planlayın ve doğanın büyüsüne kapılın!<span class="overflow-hidden text-clip whitespace-nowrap text-sm"></span></p>
</div>
</div>
</div>
</div>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Akdeniz’in Adaları: Cennetten Birer Parça</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/akdenizin-adalari-cennetten-birer-parca</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/akdenizin-adalari-cennetten-birer-parca</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye’nin Akdeniz Bölgesi, sadece sıcak iklimi ve göz alıcı manzaralarıyla değil, aynı zamanda birbirinden güzel adalarıyla da dikkat çekiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://blog.halalbooking.com/content/images/size/w1200/2022/10/Balear.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Akdeniz’in, Adaları:, Cennetten, Birer, Parça</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin Akdeniz Bölgesi, sadece sıcak iklimi ve göz alıcı manzaralarıyla değil, aynı zamanda birbirinden güzel adalarıyla da dikkat çekiyor. Bu makalede, Akdeniz’in incileri olarak anılan adaları keşfedecek, onların doğal güzellikleri, tarihi derinlikleri ve kültürel miraslarını inceleyeceğiz.</p>
<h3>1. Akdeniz’in Adaları: Bir Cennet Köşesi</h3>
<p>Türkiye’nin Akdeniz Bölgesi’ndeki adalar, masmavi denizleri ve tarihi zenginlikleri ile eşsiz bir tatil deneyimi sunar.</p>
<h4>1.1. Gökçeada: Türkiye’nin En Büyük Adası</h4>
<p>Gökçeada, Türkiye’nin en büyük adası olarak Ege Denizi’nin kuzeyinde yer alıyor. Doğal güzellikleri ve huzurlu atmosferiyle tatilcilerin ilgisini çeken Gökçeada, antik dönemlerden günümüze birçok medeniyete ev sahipliği yapmış bir yerdir. Temiz plajları, yerel lezzetleriyle, özellikle yöresel peynirleri ve zeytinyağlı yemekleriyle ziyaretçilerine unutulmaz deneyimler sunar.</p>
<p>Gökçeada’nın en dikkat çekici özelliklerinden biri de doğa yürüyüşleri ve bisiklet turları için ideal olan yollarıdır. Ayrıca, kamp yapma imkanı da sunarak doğaseverlere hitap eder. Gökçeada’ya ulaşım, genellikle İstanbul’dan feribotlarla veya Çanakkale’den kalkan deniz otobüsleriyle sağlanmaktadır. Yaz aylarında seferler sıklıkla düzenlenmektedir.</p>
<h4>1.2. Bozcaada: Şarap ve Tatilin Buluşma Noktası</h4>
<p>Ege Denizi’nin güneyinde yer alan Bozcaada, Türkiye’nin en popüler tatil noktalarından biridir. Şarap bağları, muhteşem manzaraları ve tarihi dokusuyla büyüleyen bu ada, ziyaretçilerini kendine çekiyor. Bozcaada’nın şarapları, adanın iklimi ve toprak yapısıyla mükemmel bir uyum içerisindedir.</p>
<p>Adada konaklama seçenekleri arasında butik oteller ve kamp alanları öne çıkıyor. Ziyaretçiler, şarap tadım turları düzenleyen imalathaneleri ziyaret edebilir, ayrıca tarihi sokaklarında dolaşarak ada kültürünü yakından tanıyabilirler. Bozcaada’ya ulaşım için Çanakkale’den kalkan feribotlar tercih edilmektedir.</p>
<h4>1.3. Kekova: Antik Kent ve Doğal Güzellikler</h4>
<p>Kekova, Akdeniz’in başka bir incisi olarak öne çıkıyor. Antik kent kalıntıları ve muhteşem doğal güzellikleriyle tanınan Kekova, sualtı arkeolojisi meraklıları için ideal bir destinasyondur. Adanın suları, Roma dönemine ait batık şehir kalıntılarına ev sahipliği yapar ve dalış yapmak isteyenler için eşsiz fırsatlar sunar. Ayrıca Kekova’nın kıyıları, yat turları ve deniz turizmi için oldukça popülerdir.</p>
<h3>2. Sık Sorulan Sorular (SSS)</h3>
<h4>2.1. Gökçeada’ya Nasıl Gidilir?</h4>
<p>Gökçeada’ya İstanbul’dan feribotlarla veya Çanakkale’den kalkan deniz otobüsleriyle ulaşabilirsiniz. Feribot seferleri yaz aylarında sıkça düzenlenmektedir. Ada içinde ulaşım için ise araç kiralama ve toplu taşıma seçenekleri mevcuttur.</p>
<h4>2.2. Bozcaada’da Hangi Aktiviteler Yapılabilir?</h4>
<p>Bozcaada’da deniz, güneş ve kumun tadını çıkarabilir, doğa yürüyüşleri yapabilir, tarihi kaleleri ziyaret edebilir ve şarap tadım turlarına katılabilirsiniz. Ayrıca bisiklet turları için de oldukça elverişlidir.</p>
<h4>2.3. Adalarda Hangi Lezzetler Tadılabilir?</h4>
<p>Gökçeada, Bozcaada ve Kekova gibi adalarda yöresel lezzetlerin tadına varabilirsiniz. Özellikle yerel peynirler, zeytinyağlılar, taze deniz ürünleri ve şaraplar ön plana çıkmaktadır. Bu adalarda bulunan restoranlar, geleneksel lezzetlerin yanı sıra uluslararası mutfaktan da seçenekler sunmaktadır.</p>
<h3>Sonuç</h3>
<p>Türkiye’nin Akdeniz Bölgesi’ndeki adalar, doğal güzellikleri, tarihi mirası ve kültürel çeşitliliği ile eşsiz bir tatil deneyimi sunuyor. Gökçeada, Bozcaada ve Kekova, ziyaretçilerine unutulmaz anılar yaşatırken her biri farklı bir atmosfer sunmaktadır. Bu cennet köşeleri tatil planlarınızda mutlaka değerlendirmelisiniz.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doğu Anadolu’nun Gizemli Yüzü: Keşfedilmeyi Bekleyen Turistik Noktalar</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/dogu-anadolunun-gizemli-yuzu-kesfedilmeyi-bekleyen-turistik-noktalar</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/dogu-anadolunun-gizemli-yuzu-kesfedilmeyi-bekleyen-turistik-noktalar</guid>
<description><![CDATA[ Doğu Anadolu’nun Gizemli Yüzü: Keşfedilmeyi Bekleyen Turistik Noktalar Giriş Doğu Anadolu, Türkiye’nin en az bilinen ancak en büyüleyici bölgelerinden biridir. Eşsiz doğal güzellikleri, tarihi zenginlikleri ve kültürel çeşitliliği ile Doğu Anadolu, keşfetmek için bir hazine sandığı gibidir. Bu makalede, Doğu Anadolu’nun gizemli yüzünü ortaya çıkaran ve ziyaret edilmeyi bekleyen turistik noktaları keşfedeceğiz. 1. Van Gölü […] ]]></description>
<enclosure url="http://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x580_66f3e586abe7a.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Doğu, Anadolu’nun, Gizemli, Yüzü:, Keşfedilmeyi, Bekleyen, Turistik, Noktalar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h3>Doğu Anadolu’nun Gizemli Yüzü: Keşfedilmeyi Bekleyen Turistik Noktalar</h3>
<p>Doğu Anadolu, Türkiye’nin en az bilinen ama en büyüleyici bölgelerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Eşsiz doğası, tarihi zenginlikleri ve kültürel çeşitliliği ile bu bölge, keşfedilmeyi bekleyen bir hazine sandığı gibidir. Gelin, Doğu Anadolu’nun gizemli yüzünü ve ziyaret edilmesi gereken turistik noktalarını birlikte keşfedelim.</p>
<h4>1. Van Gölü ve Akdamar Adası</h4>
<p><strong>Van Gölü</strong>: Türkiye’nin en büyük gölü olan Van Gölü, hem doğal güzellikleri hem de çevresindeki tarihi mirasları ile dikkat çekiyor. Göl çevresindeki köylerde yaşayan insanların geleneksel yaşam tarzlarını gözlemlemek, bölgenin kültürel dokusunu daha yakından tanımak için harika bir fırsat sunuyor.</p>
<p><strong>Akdamar Adası</strong>: Van Gölü’nün eşsiz incisi olan Akdamar Adası, 10. yüzyılda inşa edilen Akdamar Kilisesi ile ünlüdür. Eşsiz mozaikleriyle tarihi bir değere sahip olan bu kilise, kültürel zenginlik arayanlar için ideal bir durak.</p>
<h4>2. Nemrut Dağı</h4>
<p><strong>Nemrut Dağı</strong>: Kommagene Krallığı’nın izlerini taşıyan Nemrut Dağı, etkileyici antik kalıntılarıyla büyüleyici bir deneyim sunuyor. Dağın zirvesinde yer alan Kommagene Kralı I. Antiochos’un mezar anıtı ve etrafındaki devasa heykeller, tarih meraklıları için keşfedilmeyi bekleyen bir hazine.</p>
<h4>3. Ani Harabeleri</h4>
<p><strong>Ani Harabeleri</strong>: Ermenistan sınırında yer alan Ani Harabeleri, Orta Çağ’da önemli bir ticaret merkezi olan Ani şehrinin kalıntılarını barındırıyor. Kiliseler, camiler ve kalelerle dolu bu harabeler, mimari açıdan etkileyici bir keşif noktasıdır.</p>
<h4>4. Ağrı Dağı ve İshak Paşa Sarayı</h4>
<p><strong>Ağrı Dağı</strong>: Türkiye’nin en yüksek zirvesi olan Ağrı Dağı, doğa severler için bir meydan okuma sunuyor. Dağ eteklerindeki köyler, geleneksel yaşam tarzını keşfetmek isteyenler için benzersiz bir deneyim sağlıyor.</p>
<p><strong>İshak Paşa Sarayı</strong>: Ağrı Dağı’nın eteklerinde bulunan bu Osmanlı mimarisi harikası, 18. yüzyılda inşa edilmiştir. Göz alıcı detayları ve mimari zarafetiyle dikkat çeken saray, ziyaretçilere tarihi bir yolculuk yapma fırsatı sunuyor.</p>
<h4>Sık Sorulan Sorular (SSS)</h4>
<p><strong>Doğu Anadolu’da seyahat etmek için en uygun zaman ne zaman?</strong><br>İlkbahar ve sonbahar ayları, bu bölgeyi ziyaret etmek için en ideal dönemlerdir. Hava koşulları ılımandır ve doğanın güzellikleri daha belirgin hale gelir.</p>
<p><strong>Doğu Anadolu’da güvenlik endişesi var mı?</strong><br>Bazı bölgelerde güvenlik endişeleri olabilir, ancak turistik alanlarda genellikle sorun yaşanmaz. Güncel seyahat uyarılarını kontrol etmek ve yerel halkın önerilerine uymak önemlidir.</p>
<p><strong>Doğu Anadolu’da konaklama imkanları nelerdir?</strong><br>Bölgedeki konaklama seçenekleri, şehir merkezlerinde ve turistik noktalara yakın alanlarda otel, pansiyon ve kamp alanları şeklinde çeşitlilik göstermektedir.</p>
<p>Sonuç olarak, Doğu Anadolu, gizemli ve keşfedilmeyi bekleyen birçok turistik noktaya ev sahipliği yapıyor. Bu bölgenin zenginliklerini keşfetmek ve unutulmaz bir seyahat deneyimi yaşamak için bir sonraki maceranızı burada planlayabilirsiniz. Doğa, tarih ve kültür dolu bir yolculuk sizi bekliyor!</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yüzyılların İzleri: Doğu Anadolu’nun Tarihi ve Arkeolojik Zenginlikleri</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/yuzyillarin-izleri-dogu-anadolunun-tarihi-ve-arkeolojik-zenginlikleri</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/yuzyillarin-izleri-dogu-anadolunun-tarihi-ve-arkeolojik-zenginlikleri</guid>
<description><![CDATA[ Doğu Anadolu bölgesi, binlerce yıllık tarihi ve çeşitli medeniyetlerin izlerini taşıyan bir coğrafya olarak dikkat çekiyor. Bu yazıda, Doğu Anadolu’nun tarihi ve arkeolojik zenginliklerini derinlemesine inceleyerek, bölgenin kültürel mirasını ve tarihî önemini keşfedeceğiz. ]]></description>
<enclosure url="http://www.novacar.com.tr/upload/news/nemrut-dagi_original.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Yüzyılların, İzleri:, Doğu, Anadolu’nun, Tarihi, Arkeolojik, Zenginlikleri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<h3>Doğu Anadolu’nun Coğrafi ve Tarihsel Özellikleri</h3>
<p>Doğu Anadolu, Türkiye’nin en doğusundaki önemli coğrafi bir bölgedir. Dağlık ve volkanik yapısıyla hem jeolojik açıdan ilginç hem de çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapma özelliği taşır. Bu zengin coğrafya, tarih boyunca birçok uygarlığın gelişmesine olanak tanımıştır.</p>
<h3>Erken Dönemler ve İlk Uygarlıklar</h3>
<p>Doğu Anadolu’nun tarih öncesi dönemi, Paleolitik Çağ’dan itibaren insanların yaşadığı bir yer olarak bilinir. Avcılık ve toplayıcılık ile geçinen bu topluluklar, Neolitik Dönem ile birlikte tarımın başlamasıyla yerleşik hayata geçiş yapmışlardır. Bu süreç, bölgenin tarihi açısından kritik bir dönüm noktasıdır.</p>
<h3>Ermeni Krallığı’nın İzleri ve Kültürel Mirası</h3>
<p>Antik çağlarda Doğu Anadolu, Ermeni Krallığı’nın merkezi konumundaydı. Van Gölü çevresindeki yerleşimlerde, bu krallığın mimari izleri hala görülebilmektedir. Özellikle Van Kalesi, Ermeni mimarisinin en önemli örneklerinden biridir ve tarihî dokusuyla ziyaretçileri büyülemektedir.</p>
<h3>Urartu İmparatorluğu’nun Zengin Mirası</h3>
<p>Doğu Anadolu, M.Ö. 9. yüzyılda kurulan Urartu İmparatorluğu’nun önemli merkezlerinden biriydi. Bu dönemde inşa edilen Van Kalesi ve çevresindeki kalıntılar, Urartu kültürünün izlerini günümüze taşımaktadır. Bu tarihi kalıntılar, hem arkeologlar hem de tarih meraklıları için büyük bir keşif alanı sunar.</p>
<h3>Antik Dönem ve Pers Egemenliği</h3>
<p>Antik dönemde Doğu Anadolu, Pers İmparatorluğu’nun etkisi altına girmiştir. Persler, bölgeyi stratejik ticaret yollarının kavşağı olarak kullanmış ve yerel yönetimler aracılığıyla idare etmiştir. Bu dönem, İran ve Anadolu kültürleri arasında etkileşimler yaşanmasına zemin hazırlamıştır.</p>
<h3>Helenistik Dönem ve Ermeni Krallığı’nın Yükselişi</h3>
<p>Helenistik dönemde Doğu Anadolu, Büyük İskender’in imparatorluğunun parçalanmasıyla Helenistik krallıkların etkisi altına girmiştir. Bu dönemde Ermeni Krallığı’nın güçlenmesi, Ani Antik Kenti gibi önemli mirasların ortaya çıkmasına neden olmuştur.</p>
<h3>Ortaçağ ve Osmanlı Dönemi</h3>
<p>Ortaçağ boyunca, Doğu Anadolu birçok Türk beyliklerinin ve sonrasında Osmanlı İmparatorluğu’nun egemenliği altında kalmıştır. Bu dönem, bölgenin ticaret yolları üzerinde önemli bir merkez haline gelmesini sağlamış, kültürel zenginlikleri artırmıştır.</p>
<h3>Modern Dönem ve Kültürel Zenginlikler</h3>
<p>Günümüzde Doğu Anadolu, zengin tarihi mirası ve çeşitli kültürel zenginlikleri ile dikkat çekmektedir. Bölgedeki farklı etnik grupların varlığı, kültürel çeşitliliği artırmakta ve festivaller, el sanatları ile mutfak kültürü gibi unsurlar, bölgenin çekiciliğini artırmaktadır.</p>
<h3>Sonuç</h3>
<p>Doğu Anadolu, binlerce yıllık tarihi ve çeşitli medeniyetlerin izlerini taşıyan önemli bir bölgedir. Erken dönemlerden itibaren farklı uygarlıklara ev sahipliği yapmış olan bu bölge, arkeolojik zenginlikleri, tarihi yapıları ve kültürel mirasıyla önemli bir konuma sahiptir. Doğu Anadolu’nun zenginliklerini keşfetmek, tarih ve kültür meraklıları için heyecan verici bir deneyim sunmaktadır. Bu kadim topraklarda yürümek, geçmişin izlerini hissetmek ve kültürel zenginlikleri keşfetmek, unutulmaz bir yolculuğa çıkmak gibidir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doğu Anadolu’nun Doğal Cennetleri</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/dogu-anadolunun-dogal-cennetleri</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/dogu-anadolunun-dogal-cennetleri</guid>
<description><![CDATA[ Doğu Anadolu Bölgesi, Türkiye’nin en sert iklim koşullarına sahip olmasına rağmen, eşsiz doğal güzellikleriyle de dikkat çeker. Yüksek platoları ve büyüleyici vadileri, bu bölgeyi keşfedilmeyi bekleyen bir hazineye dönüştürüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://image.hurimg.com/i/hurriyet/75/0x0/63ca46834e3fe02f24483c21.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Doğu, Anadolu’nun, Doğal, Cennetleri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Doğanın sunduğu bu cennet köşelerinde, hem macera arayanlar hem de huzur bulmak isteyenler için birçok aktivite mevcut.</p>
<h4>Harikulade Yüksek Platolar</h4>
<p>Bölgenin yüksek platoları, doğa tutkunları için adeta bir cennet. Ağrı Dağı, Palandöken ve Munzur Dağları gibi yerler, göz alıcı manzaralarıyla ziyaretçilerini kendine hayran bırakıyor.</p>
<p><strong>Ağrı Dağı: Anadolu’nun Çatısı</strong><br>Türkiye’nin en yüksek zirvesi olan Ağrı Dağı, dağcılar için bir meydan okuma sunarken, doğaseverler için de büyüleyici bir cazibe merkezi. Eteklerindeki yemyeşil ormanlar ve geniş platolar, zirveye doğru yükseldikçe etkileyici manzaralar sunar.</p>
<p><strong>Palandöken’in Beyaz Örtüsü</strong><br>Erzurum’un simgesi Palandöken Kayak Merkezi, kış aylarında kayak tutkunları için bir cennet haline gelirken, yaz aylarında da doğa yürüyüşleri için mükemmel bir ortam sunuyor. Karla kaplı yamaçlar ve geniş açık alanlar, hem kış sporları hem de yaz etkinlikleri için idealdir.</p>
<p><strong>Munzur Dağları: Yemyeşil Bir Cennet</strong><br>Tunceli’nin doğal zenginlikleriyle dolu Munzur Dağları, çeşitli yaban hayatı türlerine ev sahipliği yapar. Bu dağların eteklerindeki platolar, doğa fotoğrafçıları için eşsiz çekim noktaları sunar. Yürüyüş yaparak bölgenin doğal güzelliklerini keşfetmek mümkündür.</p>
<h4>Büyüleyici Vadi Manzaraları</h4>
<p>Doğu Anadolu’nun vadileri, muhteşem manzaraları ve etkileyici doğal güzellikleri ile ziyaretçileri kendine hayran bırakır. Muradiye Şelaleleri ve Çoruh Nehri gibi yerler, keşfedilmeyi bekleyen doğa harikalarıdır.</p>
<p><strong>Muradiye Şelaleleri: Doğanın İhtişamı</strong><br>Van’ın Muradiye ilçesindeki şelaleler, berrak suları ve büyüleyici manzarasıyla serinlemek isteyenler için ideal bir yerdir. Yaz aylarında, bu doğal güzellik fotoğraf tutkunları için de vazgeçilmez bir mekan haline gelir.</p>
<p><strong>Çoruh Nehri’nin Kıvrımları</strong><br>Artvin’den Karadeniz’e dökülen Çoruh Nehri, çevresindeki yemyeşil vadileriyle rafting ve doğa yürüyüşleri için mükemmel bir ortam sunar. Nehrin kıvrımları, doğanın en güzel görüntülerini barındırır.</p>
<h4>Sık Sorulan Sorular (SSS)</h4>
<p><strong>Doğu Anadolu Bölgesi’ne Ne Zaman Seyahat Etmeli?</strong><br>Bölgenin doğasını keşfetmek için en uygun dönemler genellikle ilkbahar ve sonbahardır. Yazın yüksek platolar serin bir kaçış noktası sunarken, kış aylarında kayak ve kış sporları için ideal bir dönemdir.</p>
<p><strong>Yüksek Platolar ve Vadilerde Konaklama İmkanları Nelerdir?</strong><br>Bölgede dağ evleri, lüks oteller ve butik pansiyonlar gibi birçok konaklama seçeneği bulunmaktadır. Kamp yapma ve karavan turizmi de oldukça popülerdir.</p>
<p><strong>Doğu Anadolu’nun Doğal Cennetlerinde Yapılacak Aktiviteler Nelerdir?</strong><br>Trekking, dağcılık, kampçılık, fotoğrafçılık, kayak ve rafting gibi birçok aktivite mevcuttur. Ayrıca, bölgenin kültürel mirasını keşfetmek için müzeleri ve tarihi yerleri ziyaret etmek de mümkündür.</p>
<h4>Sonuç</h4>
<p>Doğu Anadolu’nun doğal cennetleri, yüksek platoların büyüleyici manzaraları ve vadilerin eşsiz güzellikleri ile doğaseverler için kaçırılmayacak bir fırsat sunuyor. Unutulmaz bir doğa kaçamağı için bu harika yerleri ziyaret etmeyi düşünmelisiniz. Keşfetmeye değer, doğanın sunduğu bu eşsiz güzellikler, ruhunuzu dinlendirecek ve hayal gücünüzü besleyecektir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dağların Ardında: Doğu Anadolu’nun Gizli Güzellikleri</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/daglarin-ardinda-dogu-anadolunun-gizli-guzellikleri</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/daglarin-ardinda-dogu-anadolunun-gizli-guzellikleri</guid>
<description><![CDATA[ Dağların Ardında Bir Dünya: Doğu Anadolu’nun Yaylaları ve Gölleri Giriş Doğu Anadolu, Türkiye’nin coğrafi ve kültürel zenginliklerini barındıran nadir bölgelerinden biridir. Bu bölge, yaylalarıyla ünlü olup, yüksek dağların gölgesinde gizlenen doğal güzellikleriyle büyüleyicidir. Aynı zamanda, göllerin berrak sularıyla çevrili olan bu coğrafya, zengin tarihi ve kültürel mirasıyla da dikkat çekmektedir. Bu makalede, Doğu Anadolu’nun yaylaları […] ]]></description>
<enclosure url="http://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x580_66f3e0feb34f3.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Dağların, Ardında:, Doğu, Anadolu’nun, Gizli, Güzellikleri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h3>Dağların Ardında Bir Dünya: Doğu Anadolu’nun Yaylaları ve Gölleri</h3>
<p>Doğu Anadolu, Türkiye’nin en etkileyici coğrafyalarından biri. Yüksek dağların gölgesinde gizlenen yaylaları ve büyüleyici gölleriyle bu bölge, doğaseverler için adeta bir cennet. Her yıl binlerce insan, bu eşsiz doğayı keşfetmek için yola çıkıyor. Ancak, Doğu Anadolu sadece doğal güzellikleriyle değil, aynı zamanda zengin kültürel mirasıyla da dikkat çekiyor.</p>
<p>Bölgenin yaylaları, 1500 metreden yüksekte, muhteşem manzaralar sunuyor. Yaz aylarında sıcaktan kaçmak isteyenler için serin bir sığınak olan bu yaylalar, geleneksel yaşam tarzının izlerini taşıyor. Ahşap ve taş yapılarla dolu köyler, misafirlerini sıcak bir samimiyetle karşılıyor. Burada, çobanların günlük yaşamına tanıklık edebilir ve yöresel kültürü deneyimleyebilirsiniz.</p>
<p>Van Gölü, Türkiye’nin en büyük gölü olarak bu bölgenin parlayan yıldızlarından biri. Kristal berraklığındaki suları ve çevresindeki eşsiz ekosistem, doğanın ne denli cömert olduğunu bir kez daha gösteriyor. Nemrut Krater Gölü ve Çıldır Gölü gibi diğer göller de keşfedilmeyi bekleyen doğa harikaları.</p>
<p>Ancak Doğu Anadolu’nun yaylaları sadece doğayla değil, aynı zamanda gelenekleriyle de büyülüyor. El işçiliğiyle yapılmış halılar, kilimler ve yerel lezzetler, bölgenin kültürel zenginliğini ortaya koyuyor. Misafirperverlik ise bu bölgenin vazgeçilmezi. Ziyaretçiler, yayla mutfağının lezzetlerini tatma fırsatı buluyor.</p>
<p>Doğu Anadolu, doğanın ve tarihin buluştuğu bir yer. Yaylaları ve gölleri, sadece macera arayanlar için değil, aynı zamanda huzur arayanlar için de mükemmel bir kaçış noktası. Her adımda karşınıza çıkan muhteşem manzaralar, keşfetmeye değer.</p>
<p>Sonuç olarak, Doğu Anadolu’nun yaylaları ve gölleri, sadece görsel bir şölen sunmakla kalmıyor; aynı zamanda zengin bir kültürel mirasın kapılarını aralıyor. Bu büyülü coğrafyayı keşfetmek için yola çıkmak, her birimizin hayatına unutulmaz anılar katacaktır. Doğanın kollarında, tarihin izlerini sürmek için siz de bu bölgeyi ziyaret etmeyi düşünmelisiniz.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Renklerin Dansı: Doğu Anadolu’nun Etnik Kültürü ve Festivalleri</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/renklerin-dansi-dogu-anadolunun-etnik-kulturu-ve-festivalleri</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/renklerin-dansi-dogu-anadolunun-etnik-kulturu-ve-festivalleri</guid>
<description><![CDATA[   Renklerin Dansı: Doğu Anadolu’nun Etnik Kültürü ve Festivalleri Giriş Doğu Anadolu, Türkiye’nin en zengin etnik çeşitliliğine sahip bölgelerinden biridir. Kürtler, Türkmenler, Araplar, Zazalar, Ermeniler ve daha birçok etnik grup, binlerce yıldır bu topraklarda bir arada yaşamaktadır. Bu etnik mozaiği oluşturan gruplar, kendi benzersiz kültürleriyle ve festivalleriyle Doğu Anadolu’nun renkli ve coşkulu atmosferini yaratmaktadır. Bu […] ]]></description>
<enclosure url="http://www.vangazetesi.com/images/haberler/2023/05/gizemli-dogu-anadolu-halk-kulturunde-derin-bir-yolculuk-568.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Renklerin, Dansı:, Doğu, Anadolu’nun, Etnik, Kültürü, Festivalleri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<hr>
<h1><em><strong>Renklerin Dansı: Doğu Anadolu’nun Etnik Kültürü ve Festivalleri</strong></em></h1>
<h3><em><strong>Giriş</strong></em></h3>
<p>Doğu Anadolu, Türkiye’nin en zengin etnik çeşitliliğine sahip bölgelerinden biridir. Kürtler, Türkmenler, Araplar, Zazalar, Ermeniler ve daha birçok etnik grup, binlerce yıldır bu topraklarda bir arada yaşamaktadır. Bu etnik mozaiği oluşturan gruplar, kendi benzersiz kültürleriyle ve festivalleriyle Doğu Anadolu’nun renkli ve coşkulu atmosferini yaratmaktadır. Bu makalede, Doğu Anadolu’nun etnik çeşitliliği ve bu çeşitliliğin festivaller üzerindeki yansımaları incelenecek.</p>
<h2><em><strong>1. Doğu Anadolu’nun Etnik Çeşitliliği</strong></em></h2>
<p>Doğu Anadolu, Türkiye’nin en büyük etnik çeşitliliğine ev sahipliği yapar. Bu bölge, tarih boyunca farklı kültürlerin etkileşimiyle şekillenmiş ve zengin bir kültürel mirasa sahip olmuştur.</p>
<h4><strong>1.1. Türkmen Gelenekleri ve Bayramları</strong></h4>
<p>Türkmenler, Doğu Anadolu’nun diğer önemli bir etnik grubunu oluşturur. Türkmenlerin gelenekleri, at yarışları, okçuluk ve el sanatları gibi unsurları içerir. Bayramlar, Türkmen kültüründe önemli bir yer tutar ve genellikle ailelerin bir araya geldiği, yemeklerin paylaşıldığı ve geleneksel oyunların oynandığı zamanlardır.</p>
<h4><strong>1.2. Arap Kültürü ve İslami Festivaller</strong></h4>
<p>Doğu Anadolu’nun güneydoğu kesimlerinde Arap nüfusu yoğundur ve bu bölgede Arap kültürü önemli bir rol oynar. İslam’ın dini ve kültürel ritüelleri, Arap topluluğunun festivallerinde önemli bir yer tutar. Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı gibi İslami bayramlar, Arap topluluğunun bir araya gelip dua ettiği, aileleri ziyaret ettiği ve zengin yemeklerin paylaşıldığı zamanlardır.</p>
<h2><em><strong>2. Renklerin Ritmi: Doğu Anadolu Festivallerindeki Görsel Şölen</strong></em></h2>
<p>Doğu Anadolu’nun festivalleri, renklerin ve desenlerin büyüleyici dansını sunar. Her bir etnik grubun festivallerinde kullanılan kıyafetler, süslemeler ve el sanatları, bölgenin renkli ve canlı kültürünü yansıtır. Özellikle tekstil işçiliği, Doğu Anadolu’nun festivallerinde büyük bir rol oynar. El dokuması halılar, kilimler ve giysiler, geleneksel motiflerle süslenir ve festival alanlarını renklendirir.</p>
<h2><em><strong>3. Doğu Anadolu Festivallerinin Turizme Etkisi</strong></em></h2>
<p>Doğu Anadolu’nun festivalleri, turizm açısından da büyük bir potansiyele sahiptir. Yerli ve yabancı turistler, bölgenin zengin kültürel mirasını ve renkli festivallerini deneyimlemek için her yıl bu bölgelere akın ederler. Bu festivaller, bölgenin turizm gelirlerine önemli katkılarda bulunur ve kültürel alışverişi teşvik eder.</p>
<h2><em><strong>4. Sık Sorulan Sorular (SSS)</strong></em></h2>
<h4><strong>4.1. Doğu Anadolu’nun festivallerinde hangi renkler ve motifler ön plana çıkar?</strong></h4>
<p>Doğu Anadolu’nun festivallerinde genellikle canlı ve parlak renkler kullanılır. Kırmızı, yeşil, mavi ve sarı gibi renkler sıkça görülür. Ayrıca, geometrik motifler ve bitki desenleri de sıkça kullanılan süslemeler arasındadır.</p>
<h4><strong>4.2. Doğu Anadolu’nun festivalleri turistler için ne kadar önemlidir?</strong></h4>
<p>Doğu Anadolu’nun festivalleri, turistler için büyük bir çekim merkezi oluşturur. Bu etkinlikler, bölgenin zengin kültürel mirasını keşfetmek isteyen turistler için benzersiz bir fırsat sunar. Ayrıca, festivaller genellikle geleneksel el sanatları ve yerel lezzetlerin sergilendiği pazarlarla birlikte gelir, bu da turistlere bölgenin otantik deneyimini yaşama şansı verir.</p>
<h2><strong>Sonuç</strong></h2>
<p>Doğu Anadolu’nun etnik çeşitliliği ve festivalleri, bölgenin zengin kültürel mirasını yansıtan önemli unsurlardır. Kürt, Türkmen, Arap ve diğer etnik grupların festivalleri, binlerce yıllık bir geçmişe dayanan gelenekleri ve renkli atmosferleriyle Doğu Anadolu’nun kültürel çeşitliliğini kutlar. Bu festivaller, hem yerli halkın bir araya gelip geleneklerini yaşadığı hem de turistlerin bölgenin kültürel dokusunu keşfettiği önemli etkinliklerdir.</p>
<hr>
<p> </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Lezzetin Başkenti: Doğu Anadolu’nun Yöresel Mutfağı ve Tatlıları</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/lezzetin-baskenti-dogu-anadolunun-yoeresel-mutfagi-ve-tatlilari</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/lezzetin-baskenti-dogu-anadolunun-yoeresel-mutfagi-ve-tatlilari</guid>
<description><![CDATA[   Lezzetin Başkenti: Doğu Anadolu’nun Yöresel Mutfağı ve Tatlıları Giriş Doğu Anadolu Bölgesi, Türkiye’nin en zengin kültürel miraslarından birine sahiptir ve özellikle de yöresel mutfağıyla dikkat çekmektedir. Bu bölge, tarihi ve coğrafi etkileşimlerin bir sonucu olarak benzersiz bir mutfak kültürüne sahiptir. Bu makalede, Doğu Anadolu’nun yöresel lezzetlerini ve özellikle tatlılarına odaklanarak, bu zengin mirası keşfedeceğiz. […] ]]></description>
<enclosure url="http://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2024/06/DALLÂ·E-2024-04-15-18.04.57-An-ultra-realistic-photograph-taken-from-a-phone-showcasing-a-dinner-table-with-traditional-Eastern-Anatolian-cuisine-from-Turkey.-The-meal-includes-.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Lezzetin, Başkenti:, Doğu, Anadolu’nun, Yöresel, Mutfağı, Tatlıları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<hr>
<h1><em><strong>Lezzetin Başkenti: Doğu Anadolu’nun Yöresel Mutfağı ve Tatlıları</strong></em></h1>
<h3><em><strong>Giriş</strong></em></h3>
<p>Doğu Anadolu Bölgesi, Türkiye’nin en zengin kültürel miraslarından birine sahiptir ve özellikle de yöresel mutfağıyla dikkat çekmektedir. Bu bölge, tarihi ve coğrafi etkileşimlerin bir sonucu olarak benzersiz bir mutfak kültürüne sahiptir. Bu makalede, Doğu Anadolu’nun yöresel lezzetlerini ve özellikle tatlılarına odaklanarak, bu zengin mirası keşfedeceğiz.</p>
<h2><em><strong>Doğu Anadolu Mutfağının Kökenleri</strong></em></h2>
<p>Doğu Anadolu mutfağının kökenleri, bölgenin tarihine dayanır. İpek Yolu’nun geçiş güzergahları üzerinde bulunan Doğu Anadolu, yüzyıllar boyunca farklı kültürlerin etkisi altında kalmıştır. Bu durum, mutfak kültürünün de çeşitlenmesine ve zenginleşmesine yol açmıştır. Özellikle Arap, Kürt, Ermeni ve Türk kültürlerinin etkisi, Doğu Anadolu mutfağının karakteristik özelliklerini belirlemiştir.</p>
<p>Tarih boyunca, bölgedeki tarım ürünleri ve hayvancılık faaliyetleri, mutfak kültürünün temelini oluşturmuştur. Tahıl ürünleri, et ve süt ürünleri, Doğu Anadolu mutfağının ana bileşenleridir. Bu bileşenler, yöresel yemeklerin ve tatlıların hazırlanmasında kullanılan temel malzemelerdir.</p>
<h2><em><strong>Yöresel Lezzetler ve Yemekler</strong></em></h2>
<p>Doğu Anadolu mutfağı, kendine özgü lezzetleri ve yemekleriyle ünlüdür. Bu bölgenin yemek kültürü, genellikle et ağırlıklı ve baharatlı yemekleri içerir. Bunların başında, “kuzu tandır” ve “kuymak” gibi et yemekleri gelir. Kuzu tandır, uzun süre pişirilerek yumuşak bir kıvama getirilen kuzu etidir ve genellikle özel günlerde veya davetlerde servis edilir.</p>
<p>Kuymak, bölgenin vazgeçilmez lezzetlerindendir. Kuymak, mısır unu ve peynirin harmanlanmasıyla elde edilen bir yemektir ve genellikle kahvaltıda tercih edilir. Buğday unundan yapılan “ekmek aşı” da Doğu Anadolu’nun geleneksel yemeklerindendir. Ekmek aşı, ekmek parçalarının et suyu veya süt ile pişirilerek hazırlanan bir çorba türüdür.</p>
<p>Bununla birlikte, bölgenin meşhur yemeklerinden biri de “kete”dir. Kete, ince hamurun içine konan peynir veya kıyma ile hazırlanan bir çeşit börektir. Diğer bir lezzet ise “çağla aşı”dır. Çağla aşı, yeşil eriklerin kaynatılması ve üzerine tahin dökülerek yapılan bir tatlıdır.</p>
<h2><em><strong>Yöresel Tatlılar ve İçecekler</strong></em></h2>
<p>Doğu Anadolu’nun tatlıları da oldukça meşhurdur. Tatlılar genellikle şerbetli veya pekmezli yapılmaktadır. Özellikle “kadayıf dolması” ve “cevizli sucuk” gibi tatlılar, bölgenin tatlı kültürünü yansıtır. Kadayıf dolması, ince tel kadayıfın içine konan ceviz ve şerbet ile hazırlanan bir tatlıdır. Cevizli sucuk ise ceviz ve üzüm suyunun karışımından yapılan, kurutulmuş bir tatlı çeşididir.</p>
<p>Doğu Anadolu’nun içecek kültürü de zengindir. Bölgede, özellikle ayran ve şalgam gibi geleneksel içecekler yaygındır. Bununla birlikte, çay ve kahve de sıkça tüketilen içecekler arasındadır. Yemeklerin yanında genellikle taze demlenmiş çay tercih edilirken, özel günlerde ve davetlerde misafirlere kahve ikram edilir.</p>
<h2><em><strong>Sık Sorulan Sorular (SSS)</strong></em></h2>
<h4><strong>1. Doğu Anadolu mutfağı hangi özelliklere sahiptir?</strong></h4>
<p>Doğu Anadolu mutfağı, genellikle et ağırlıklı ve baharatlı yemekleriyle tanınır. Bölgenin coğrafi ve kültürel özellikleri, mutfak kültürünün şekillenmesinde önemli bir rol oynamıştır.</p>
<h4><strong>2. Hangi yöresel tatlılar Doğu Anadolu’ya özgüdür?</strong></h4>
<p>Doğu Anadolu’nun özgün tatlıları arasında kadayıf dolması ve cevizli sucuk gibi lezzetler bulunur. Bu tatlılar, bölgenin tatlı kültürünü yansıtır ve genellikle özel günlerde veya davetlerde tercih edilir.</p>
<h4><strong>3. Doğu Anadolu’nun içecek kültürü nasıldır?</strong></h4>
<p>Doğu Anadolu’da, özellikle ayran ve şalgam gibi geleneksel içecekler yaygındır. Bununla birlikte, çay ve kahve de sıkça tüketilen içecekler arasındadır. Yemeklerin yanında genellikle taze demlenmiş çay tercih edilirken, özel günlerde ve davetlerde misafirlere kahve ikram edilir.</p>
<h2><em><strong>Sonuç</strong></em></h2>
<p>Doğu Anadolu’nun yöresel mutfağı ve tatlıları, zengin bir kültürel mirasın ürünüdür. Bölgenin tarihi ve coğrafi özellikleri, mutfak kültürünün şekillenmesinde belirleyici olmuştur. Bu lezzetli ve çeşitli yemekler, hem bölge halkının günlük yaşamında hem de misafirperverliğinde önemli bir yer tutar. Doğu Anadolu’nun mutfağı, hem damaklara hem de kültüre hitap eden benzersiz bir lezzet deneyimi sunar.</p>
<hr>
<p> </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ruhu Dinlendiren Güzellik: Doğu Anadolu’nun Huzur Dolu Manzaraları</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/ruhu-dinlendiren-guzellik-dogu-anadolunun-huzur-dolu-manzaralari</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/ruhu-dinlendiren-guzellik-dogu-anadolunun-huzur-dolu-manzaralari</guid>
<description><![CDATA[   Ruhu Dinlendiren Güzellik: Doğu Anadolu’nun Huzur Dolu Manzaraları Giriş Doğu Anadolu, Türkiye’nin en büyüleyici bölgelerinden biridir. Benzersiz coğrafi özellikleri, zengin tarihi mirası ve sıcak insanlarıyla, Doğu Anadolu’da bir keşif yolculuğu sizi bekliyor. Bu makalede, Doğu Anadolu’nun muhteşem manzaralarını, kültürel hazinelerini ve doğal zenginliklerini keşfedeceğiz. I. Doğu Anadolu’nun Özgün Coğrafyası Doğu Anadolu, çeşitli coğrafi özelliklerle […] ]]></description>
<enclosure url="http://gzt.adu.edu.tr/webfolders/IMG-20220521-WA0004.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Ruhu, Dinlendiren, Güzellik:, Doğu, Anadolu’nun, Huzur, Dolu, Manzaraları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<hr>
<h1></h1>
<h1><strong><em>Ruhu Dinlendiren Güzellik: Doğu Anadolu’nun Huzur Dolu Manzaraları</em></strong></h1>
<h3><em><strong>Giriş</strong></em></h3>
<p>Doğu Anadolu, Türkiye’nin en büyüleyici bölgelerinden biridir. Benzersiz coğrafi özellikleri, zengin tarihi mirası ve sıcak insanlarıyla, Doğu Anadolu’da bir keşif yolculuğu sizi bekliyor. Bu makalede, Doğu Anadolu’nun muhteşem manzaralarını, kültürel hazinelerini ve doğal zenginliklerini keşfedeceğiz.</p>
<h2><em><strong>I. Doğu Anadolu’nun Özgün Coğrafyası</strong></em></h2>
<p>Doğu Anadolu, çeşitli coğrafi özelliklerle dolu bir bölgedir. Yüksek dağlar, verimli ovalar, derin vadiler ve muhteşem göller, bölgenin doğal güzelliklerini oluşturur. İşte Doğu Anadolu’nun en etkileyici coğrafi özellikleri:</p>
<h4><strong>A. Munzur Dağları: Doğanın Kalbinde Bir Yolculuk</strong></h4>
<p>Munzur Dağları, Doğu Anadolu’nun en etkileyici manzaralarından birine ev sahipliği yapar. Bu dağlar, yıl boyunca zengin bir biyoçeşitliliğe sahiptir. Eşsiz bitki ve hayvan türleri, Munzur’un eteklerinde ve zirvelerinde görülebilir. Munzur Dağları, doğa tutkunları için bir cennettir ve trekking gibi outdoor etkinlikler için ideal bir destinasyondur.</p>
<h4><strong>B. Van Gölü: Büyüleyici Mavi Sonsuzluk</strong></h4>
<p>Van Gölü, Türkiye’nin en büyük göllerinden biridir ve Doğu Anadolu’nun en ikonik manzaralarından birini oluşturur. Berrak mavi suları ve çevresindeki etkileyici dağ manzaralarıyla, Van Gölü, fotoğrafçılar ve doğa severler için bir cazibe merkezidir. Ayrıca, Van Gölü çevresindeki tarihi ve kültürel yerler de keşfedilmeyi bekler.</p>
<h4><strong>C. Muradiye Şelalesi: Doğanın Melodisi</strong></h4>
<p>Muradiye Şelalesi, Doğu Anadolu’nun gizli güzelliklerinden biridir. Van Gölü’nün batı kıyısında yer alan bu şelale, serin suları ve yeşil çevresiyle ziyaretçileri büyüler. Yaz aylarında serinlemek için mükemmel bir nokta olan Muradiye Şelalesi, piknik yapmak ve doğanın tadını çıkarmak isteyenler için idealdir.</p>
<h2><em><strong>II. Doğu Anadolu’nun Kültürel Zenginlikleri</strong></em></h2>
<p>Doğu Anadolu, sadece doğal güzellikleriyle değil, aynı zamanda zengin kültürel mirasıyla da ünlüdür. Bölgedeki tarihi yapılar, geleneksel yaşam tarzı ve misafirperver insanlar, ziyaretçilere unutulmaz bir deneyim sunar.</p>
<h4><strong>A. Nemrut Dağı: Tarih ve Doğanın Buluştuğu Nokta</strong></h4>
<p>Nemrut Dağı, Doğu Anadolu’nun en önemli tarihi ve doğal simgelerinden biridir. Antik döneme ait kalıntıları ve eşsiz gün batımı manzarasıyla, Nemrut Dağı, ziyaretçilere unutulmaz bir deneyim sunar. Dağın zirvesindeki heykeller ve tapınaklar, tarih severler için adeta bir açık hava müzesi gibidir.</p>
<h4><strong>B. Ani Harabeleri: Tarihi Bir Yolculuk</strong></h4>
<p>Ani Harabeleri, Doğu Anadolu’nun tarihi zenginliklerinden biridir. Orta Çağ’da bir ticaret ve kültür merkezi olan Ani, bugün etkileyici kalıntılarıyla ziyaretçileri cezbetmektedir. Burası, tarih tutkunları için vazgeçilmez bir durak olabilir.</p>
<h4><strong>C. İshak Paşa Sarayı: Osmanlı’nın İhtişamı</strong></h4>
<p>İshak Paşa Sarayı, Doğu Anadolu’nun en önemli tarihi yapılarından biridir. Agri Dağı’nın eteklerinde bulunan bu saray, Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinden birini sunar. İshak Paşa Sarayı, ziyaretçilere Osmanlı’nın ihtişamını ve Doğu Anadolu’nun tarihini yakından tanıma fırsatı verir.</p>
<h2><em><strong>III. Doğu Anadolu’nda Lezzetli Yemekler</strong></em></h2>
<p>Doğu Anadolu, zengin ve lezzetli bir mutfak kültürüne sahiptir. Yöresel lezzetler, geleneksel yöntemlerle hazırlanır ve misafirperverlikle sunulur. İşte Doğu Anadolu’nun tadına bakmanız gereken bazı lezzetler:</p>
<h4><strong>A. Ciğer Kebabı: Damakta Bir Lezzet Şöleni</strong></h4>
<p>Doğu Anadolu’nun en ünlü yemeklerinden biri olan ciğer kebabı, yöresel baharatlarla marine edilen ciğer parçalarının közde pişirilmesiyle hazırlanır. Bu nefis kebap, et severler için bir ziyafettir ve mutlaka denemelisiniz.</p>
<h4><strong>B. Muşkara: Geleneksel Bir Lezzet</strong></h4>
<p>Muşkara, Doğu Anadolu’nun yöresel lezzetlerinden biridir. Bu yemeğin ana malzemesi, buğday unu ve kıymadır. Baharatlarla zenginleştirilen muşkara, genellikle düğün ve bayram gibi özel günlerde servis edilir.</p>
<h4><strong>C. Ayran Aşı: Doğal ve Besleyici Bir Çorba</strong></h4>
<p>Ayran aşı, Doğu Anadolu’nun geleneksel çorbalarından biridir. Bu çorba, yoğurt, un ve suyun karıştırılmasıyla hazırlanır ve genellikle et yemeklerinin yanında servis edilir. Ayran aşı, sağlıklı ve besleyici bir seçenektir.</p>
<h2><em><strong>IV. Sık Sorulan Sorular (SSS)</strong></em></h2>
<h4><strong>1. Doğu Anadolu’ya ne zaman seyahat etmeliyim?</strong></h4>
<p>Doğu Anadolu’yu ziyaret etmek için en uygun zamanlar genellikle ilkbahar ve sonbahar aylarıdır. Bu dönemlerde hava daha ılıman olur ve doğanın güzellikleri daha belirgin hale gelir.</p>
<h4><strong>2. Doğu Anadolu’ya nasıl ulaşabilirim?</strong></h4>
<p>Doğu Anadolu’ya ulaşmanın birkaç yolu vardır. Hava yoluyla Van veya Erzurum gibi büyük şehirlere uçabilir, karayoluyla seyahat edebilir veya tren ve otobüs gibi toplu taşıma araçlarını tercih edebilirsiniz.</p>
<h4><strong>3. Doğu Anadolu’da konaklama seçenekleri nelerdir?</strong></h4>
<p>Doğu Anadolu’da konaklama seçenekleri geniş bir yelpazede sunulmaktadır. Büyük şehirlerde lüks otellerden pansiyonlara kadar birçok seçenek bulunur. Ayrıca, kırsal alanlarda da konaklama imkanları mevcuttur, özellikle doğa severler için kamp yapma seçeneği de vardır.</p>
<h2><strong>Sonuç</strong></h2>
<p>Doğu Anadolu, doğal güzellikleri, tarihi zenginlikleri ve lezzetli yemekleriyle Türkiye’nin en özel bölgelerinden biridir. Bu makalede, Doğu Anadolu’nun benzersiz manzaralarını ve kültürel hazinelerini keşfettik. Siz de Doğu Anadolu’nun huzur dolu atmosferinde unutulmaz bir deneyim yaşamak için bu muhteşem bölgeyi ziyaret etmeyi düşünebilirsiniz.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kışın Büyüsü: Doğu Anadolu’nun Kayak ve Kar Festivali Rüzgarı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/kisin-buyusu-dogu-anadolunun-kayak-ve-kar-festivali-ruzgari</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/kisin-buyusu-dogu-anadolunun-kayak-ve-kar-festivali-ruzgari</guid>
<description><![CDATA[ Doğu Anadolu’nun Kış Masalı: Kayak Merkezleri ve Kar Festivalleri Giriş Doğu Anadolu, Türkiye’nin en soğuk ve en karlı bölgelerinden biridir. Ancak, kış mevsiminin sertliği, bu bölgenin doğal güzelliklerini ve kış sporları olanaklarını ortaya çıkarır. Kayak merkezleri ve kar festivalleri, Doğu Anadolu’nun kışın canlılığını ve çekiciliğini arttırır. Bu makalede, bölgenin en popüler kayak merkezlerini ve renkli […] ]]></description>
<enclosure url="http://trthaberstatic.cdn.wp.trt.com.tr/resimler/1002000/1002188.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Kışın, Büyüsü:, Doğu, Anadolu’nun, Kayak, Kar, Festivali, Rüzgarı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<div class="flex max-w-full flex-col flex-grow">
<div data-message-author-role="assistant" data-message-id="b7a4fc92-5549-4d49-add3-a64142ede5a0" dir="auto" class="min-h-8 text-message flex w-full flex-col items-end gap-2 whitespace-normal break-words [.text-message+&]:mt-5">
<div class="flex w-full flex-col gap-1 empty:hidden first:pt-[3px]">
<div class="markdown prose w-full break-words dark:prose-invert light">
<h3>Doğu Anadolu’nun Kış Masalı: Kayak Merkezleri ve Kar Festivalleri</h3>
<p>Kış mevsimi, Doğu Anadolu’da sadece soğuk hava ve karla sınırlı değil; bu bölge, kışın büyüsünü ve canlılığını yaşatan kayak merkezleri ve kar festivalleriyle dolup taşıyor. Türkiye’nin en soğuk ve en karlı köşelerinden biri olan bu alan, kış sporlarına meraklılar için bir cennet. Hadi, bu masalsı kış diyarının sunduğu güzelliklere birlikte bakalım.</p>
<h4>Doğu Anadolu’nun Kayak Merkezleri</h4>
<p><strong>1. Palandöken Kayak Merkezi</strong><br>Erzurum’un sembolü olan Palandöken, Türkiye’nin en yüksek ve en popüler kayak merkezlerinden biridir. 3.100 metreye kadar uzanan pistleri ve uzun kar sezonuyla, her seviyeden kayakçıya hitap ediyor. Gece kayağı yapma imkanı da sunan bu merkez, adeta bir kış turizmi ikonu.</p>
<p><strong>2. Konaklı Kayak Merkezi</strong><br>Palandöken’e yakın bir konumda bulunan Konaklı, aileler için mükemmel bir tercih. Yumuşak pistleri ve çocuklar için tasarlanmış eğitim alanlarıyla dikkat çekiyor. Aynı zamanda snowboard tutkunları için özel parkurları da mevcut.</p>
<p><strong>3. Sarıkamış Kayak Merkezi</strong><br>Kars’ta yer alan Sarıkamış, doğal güzellikleriyle ünlü bir kayak merkezi. Ormanlar arasında kaymanın keyfini çıkarmak isteyenler için ideal bir adres. Ayrıca askeri tesislerde konaklama imkanı da sunuyor.</p>
<p><strong>4. Suphan Dağı Kayak Merkezi</strong><br>Bingöl’deki Suphan Dağı, son yıllarda gelişmekte olan bir başka kayak merkezi. Sakin atmosferi ve doğal güzellikleriyle doğa sporlarına ilgi duyanlar için harika bir seçenek.</p>
<h4>Kar Festivalleri</h4>
<p>Kışın neşesini ve eğlencesini artıran kar festivalleri, Doğu Anadolu’nun kültürel dokusunu da zenginleştiriyor.</p>
<p><strong>1. Erzurum Kar Festivali</strong><br>Her yıl düzenlenen Erzurum Kar Festivali, bölgenin kültürel mirasını kutlamak için bir araya geliyor. Kar heykelleri yarışmaları, kayak gösterileri, konserler ve geleneksel dans gösterileriyle dolup taşıyor. Ayrıca, yöresel lezzetlerin tadına bakma fırsatı sunan bir yemek festivali de düzenleniyor.</p>
<p><strong>2. Kars Kar Festivali</strong><br>Kars, kışın birçok etkinliğe ev sahipliği yapıyor. Kars Kar Festivali, bölgedeki en büyük etkinliklerden biri olarak öne çıkıyor. Festival kapsamında konserler, atlı kızak yarışları ve karakış fotoğraf sergileri düzenleniyor. Öne çıkan etkinliklerden biri de, festivalin son gününde gerçekleştirilen Kar Cazı gösterisi.</p>
<h4>Sonuç</h4>
<p>Doğu Anadolu, kış mevsimini sadece sert iklim şartlarıyla değil, aynı zamanda sunduğu eşsiz kayak merkezleri ve coşkulu kar festivalleriyle de taçlandırıyor. Bu bölge, hem kayak severler hem de kışın tadını çıkarmak isteyenler için harika bir destinasyon. Doğanın beyaz örtüsü altında kaymanın, eğlenmenin ve kültürü yaşamanın tadını çıkarmak için Doğu Anadolu’ya bir seyahat planlamak hiç de fena bir fikir değil! Kış masalının keyfini çıkarın!<span class="overflow-hidden text-clip whitespace-nowrap text-sm"></span></p>
</div>
</div>
</div>
</div>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Zamanın Durduğu Yer: Doğu Anadolu’nun Tarihi Kervansarayları ve Kaleleri</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/zamanin-durdugu-yer-dogu-anadolunun-tarihi-kervansaraylari-ve-kaleleri</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/zamanin-durdugu-yer-dogu-anadolunun-tarihi-kervansaraylari-ve-kaleleri</guid>
<description><![CDATA[ Doğu Anadolu, muhteşem doğası kadar, tarihi zenginlikleriyle de büyüleyici bir bölgedir. Bu topraklarda yer alan kervansaraylar ve kaleler, geçmişin izlerini taşıyan, adeta zamanın durduğu yerlerdir. ]]></description>
<enclosure url="http://www.normhaber.com/wp-content/uploads/2024/09/van-kalesi-3383.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Zamanın, Durduğu, Yer:, Doğu, Anadolu’nun, Tarihi, Kervansarayları, Kaleleri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p> Bu yazıda, Doğu Anadolu’nun tarihi kervansarayları ve kalelerinin büyüleyici dünyasına birlikte adım atalım.</p>
<h3>Kervansaray Nedir?</h3>
<p>Kervansaraylar, Orta Çağ boyunca ticaret yolları üzerinde konaklama ve dinlenme amacıyla inşa edilen yapılar olarak bilinir. Bu yapıların temel işlevi, tüccarların uzun yolculuklarında güvenli bir mola noktası sağlamaktı. Doğu Anadolu, tarihin her döneminde önemli ticaret yollarının kesişim noktası olduğundan, birçok etkileyici kervansaray burada inşa edilmiştir. Genellikle dikdörtgen veya kare biçiminde olan bu yapılar, iç avluları çevreleyen odalardan oluşur. Göz alıcı mimarileri ve gösterişli ana giriş kapılarıyla dikkat çekerler.</p>
<h3>Doğu Anadolu’nun Kervansarayları</h3>
<p>Doğu Anadolu'nun kervansarayları, hem mimari hem de tarihsel anlamda dikkat çekicidir. Bunlardan biri, Malazgirt Kervansarayı’dır. Malazgirt Meydan Muharebesi’ne ev sahipliği yapan bu yapı, Selçuklu mimarisinin en güzel örneklerinden biridir. Tüccarların ve yolcuların güvenli bir şekilde konakladığı bu kervansaray, aynı zamanda bölgenin tarihine tanıklık eden önemli bir duraktır.</p>
<p>Erzurum’daki Çifte Minareli Medrese’nin yanında yer alan kervansaray da dikkat çekicidir. Selçuklu dönemine ait olan bu yapı, zarif mimarisi ve tarihi dokusuyla ziyaretçileri büyüler.</p>
<h3>Kalelerin İhtişamı</h3>
<p>Kervansarayların yanı sıra, Doğu Anadolu’nun kaleleri de bölgenin tarihi ve kültürel önemini gözler önüne serer. Van Kalesi, M.Ö. 9. yüzyıla kadar uzanan tarihi ile bölgenin stratejik önemini simgeler. Van Gölü kıyısında yükselen bu kale, Urartular tarafından inşa edilmiştir. Farklı medeniyetlerce kontrol edilen bu kale, günümüzde bölgenin en önemli turistik ve tarihi simgelerinden biridir.</p>
<p>Diğer bir önemli yapı ise Erzurum Kalesi’dir. Selçuklu dönemine ait olan bu kale, hem tarihi derinliği hem de sunduğu panoramik manzara ile ziyaretçilerin ilgisini çeker.</p>
<h3>Sıkça Sorulan Sorular</h3>
<h4>Doğu Anadolu’daki Kervansaraylar ve Kaleler Neden Önemlidir?</h4>
<p>Bu yapılar, bölgenin tarihsel, kültürel ve stratejik önemini yansıtır. Ticaretin ve güvenliğin sağlanmasında kritik bir rol oynamışlardır.</p>
<h4>Hangi Şehirler Öne Çıkıyor?</h4>
<p>Malatya, Van, Erzurum, Diyarbakır ve Muş gibi şehirler, kervansaray ve kaleleriyle tanınmaktadır. Bu şehirler, zengin tarihî miraslarıyla dikkat çeker.</p>
<h4>Bugün Durumları Nasıldır?</h4>
<p>Birçoğu restore edilmiştir ve günümüzde turistlerin ziyaretine açıktır. Bu yapılar, tarihî ve kültürel mirası keşfetmek isteyenler için önemli duraklardır.</p>
<h3>Sonuç</h3>
<p>Doğu Anadolu’nun kervansarayları ve kaleleri, bölgenin tarihi ve kültürel zenginliklerini yansıtır. Geçmişin izlerini sürmek, Anadolu’nun ticaret ve stratejik önemini anlamak için bu etkileyici yapıları ziyaret etmek gerekir. Doğu Anadolu’nun yolunu tutarak, tarihin derinliklerinde kaybolmaya ve bu eşsiz mirası keşfetmeye davetlisiniz.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doğu Anadolu’nun Sessizliği: Doğa ve Tarih İç İçe Geçen Köyler</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/dogu-anadolunun-sessizligi-doga-ve-tarih-ic-ice-gecen-koeyler</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/dogu-anadolunun-sessizligi-doga-ve-tarih-ic-ice-gecen-koeyler</guid>
<description><![CDATA[   Doğu Anadolu’nun Sessizliği: Doğa ve Tarih İç İçe Geçen Köyler Giriş Doğu Anadolu’nun muhteşem doğası ve zengin tarihi mirası, keşfedilmeyi bekleyen bir hazine gibidir. Bu bölge, sadece doğaseverlerin değil, aynı zamanda tarih tutkunlarının da ilgisini çeken benzersiz köylerle doludur. İşte, Doğu Anadolu’nun sessizliğinde saklı kalmış, doğa ve tarih ile iç içe geçmiş köylerin derinliklerine […] ]]></description>
<enclosure url="http://garentablogfiles.blob.core.windows.net/images/55f7081b-d849-4f99-91ee-ef665e9a1c7f.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Doğu, Anadolu’nun, Sessizliği:, Doğa, Tarih, İç, İçe, Geçen, Köyler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<hr>
<h1><em><strong>Doğu Anadolu’nun Sessizliği: Doğa ve Tarih İç İçe Geçen Köyler</strong></em></h1>
<h3><em><strong>Giriş</strong></em></h3>
<p>Doğu Anadolu’nun muhteşem doğası ve zengin tarihi mirası, keşfedilmeyi bekleyen bir hazine gibidir. Bu bölge, sadece doğaseverlerin değil, aynı zamanda tarih tutkunlarının da ilgisini çeken benzersiz köylerle doludur. İşte, Doğu Anadolu’nun sessizliğinde saklı kalmış, doğa ve tarih ile iç içe geçmiş köylerin derinliklerine bir yolculuk.</p>
<h2><em><strong>1. Anadolu’nun Doğasında Yankılanan Sessizlik</strong></em></h2>
<p>Doğu Anadolu’nun eşsiz güzelliği, kendine özgü doğal özellikleriyle tanınır. Dağların eteklerinde gizlenmiş, yeşil vadiler arasında akan dereler ve temiz havasıyla bu bölge, adeta bir doğa harikasıdır. Ancak, bu sessizlik sadece doğanın seslerinden ibaret değildir. Köylerdeki yaşam tarzı ve tarihin derin izleri de bu sessizliği şekillendirir.</p>
<h4><strong>1.1. Yüksek Dağların Gölgesindeki Köyler</strong></h4>
<p>Doğu Anadolu’nun köyleri, etkileyici doğal manzaralarıyla dikkat çeker. Yüksek dağların eteklerine kurulu olan bu köyler, geleneksel yaşam tarzlarını sürdürmektedir. Dar sokakları ve taş evleriyle bu köyler, ziyaretçilerine zamanda bir yolculuk yaşatır.</p>
<h4><strong>1..2 Köylerin Geleneksel Mimarisi</strong></h4>
<p>Doğu Anadolu’nun köylerinde göze çarpan en belirgin özelliklerden biri, geleneksel mimari tarzdır. Taş evler, yüzyıllar boyunca süregelen bir geleneğin izlerini taşır. Bu evler, sadece mimari açıdan değil, aynı zamanda kültürel ve tarihi açıdan da büyük öneme sahiptir.</p>
<h4><strong>1.3. Köy Hayatının Ritmi</strong></h4>
<p>Doğu Anadolu’nun köylerinde zamanın akışı farklıdır. Günler, tarlalarda çalışarak ve hayvanlarla ilgilenerek geçer. Köy halkı, doğanın sunduğu bereketle yaşamlarını sürdürürken, geleneksel değerleri ve kültürü de yaşatmaya devam eder.</p>
<h4><strong>1.4. Doğanın Kucağında Saklı Cennetler</strong></h4>
<p>Doğu Anadolu’nun köyleri, sadece mimari güzellikleriyle değil, aynı zamanda çevresindeki doğal güzelliklerle de dikkat çeker. Yeşilin bin bir tonunu barındıran vadiler, masmavi göller ve çağlayanlar, bu köyleri çevreleyen doğanın sadece birkaç örneğidir.</p>
<h4><strong>1.5. Keşfedilmeyi Bekleyen Göller</strong></h4>
<p>Doğu Anadolu’nun köylerine yakın konumda bulunan göller, bölgenin doğal güzelliklerinin en güzel örneklerindendir. Masalımsı manzaralarıyla ziyaretçilerini büyüler ve fotoğraf tutkunları için eşsiz kareler sunar.</p>
<h4><strong>1.6. Doğa Yürüyüşleri ve Aktiviteler</strong></h4>
<p>Bu köyler, doğa severler için bir cennet gibidir. Yürüyüş parkurları, doğa yürüyüşleri ve kamp alanları, ziyaretçilere doğanın tadını çıkarma fırsatı sunar. Ayrıca, dağ bisikleti, at binme gibi aktiviteler de bölgede popülerdir.</p>
<h2><em><strong>2. Tarihin İzleriyle Dolu Köy Meydanları</strong></em></h2>
<p>Doğu Anadolu’nun sessiz köyleri, sadece doğanın güzelliklerini değil, aynı zamanda zengin tarih mirasını da barındırırlar. Köy meydanlarında bulunan tarihi yapılar, geçmişin izlerini günümüze taşır ve ziyaretçilere tarihi bir yolculuk yapma fırsatı sunar.</p>
<h4><strong>2.1. Anadolu’nun Kültürel Mirası: Taş Evler ve Eski Camiler</strong></h4>
<p>Doğu Anadolu’nun köylerinde göze çarpan en belirgin tarihi izler, taş evler ve eski camilerdir. Bu taş evler, asırlar boyunca süregelen bir mimari geleneği yansıtır ve köylerin karakteristik özelliği haline gelmiştir. Eski camiler ise, bölgenin tarihi ve kültürel mirasını yansıtan önemli yapıtlardır.</p>
<h4><strong>2.2. Taş Evlerin Sırları</strong></h4>
<p>Doğu Anadolu’nun taş evleri, sadece mimari açıdan değil, aynı zamanda kültürel ve sosyal bir öneme sahiptir. Bu evler, geçmişin izlerini taşırken, köy halkının yaşam tarzını da yansıtır.</p>
<h4><strong>2.3. Eski Camilerin Görkemi</strong></h4>
<p>Doğu Anadolu’nun eski camileri, bölgenin tarihini ve kültürünü yansıtan önemli yapıtlardır. Mimari açıdan büyük bir öneme sahip olan bu camiler, ziyaretçilerini geçmişe doğru bir yolculuğa çıkarır.</p>
<h4><strong>2.4. Geçmişin İzleri: Mezarlıklar ve Antik Kalıntılar</strong></h4>
<p>Doğu Anadolu’nun köylerinde gezinirken, geçmişin izlerini taşıyan mezarlıklar ve antik kalıntılarla sıkça karşılaşılır. Bu mezarlıklar, geçmişte yaşamış insanların hikayelerini anlatırken, antik kalıntılar ise bölgenin tarih öncesi dönemlerine ışık tutar.</p>
<h4><strong>2.5. Mezar Taşlarının Sırları</strong></h4>
<p>Doğu Anadolu’nun köy mezarlıkları, geçmişin izlerini taşır ve ziyaretçilere tarihi bir yolculuk sunar. Mezar taşları, geçmişte yaşamış insanların hikayelerini ve kültürünü yansıtır.</p>
<h4><strong>2.6. Antik Kalıntıların Gizemi</strong></h4>
<p>Bölgedeki antik kalıntılar, Doğu Anadolu’nun tarih öncesi dönemlerine ışık tutar. Arkeolojik kazılar, bölgenin tarihini ve kültürünü daha iyi anlamamıza yardımcı olur.</p>
<h2><em><strong>3. Sık Sorulan Sorular (SSS)</strong></em></h2>
<h4><strong>3.1. Doğu Anadolu’nun Köylerine Nasıl Ulaşabilirim?</strong></h4>
<p>Doğu Anadolu’nun köylerine ulaşmak için en yaygın yöntemlerden biri, kara yoluyla seyahat etmektir. Bölgedeki ana şehirlerden kalkan otobüsler veya araç kiralama seçenekleri kullanılabilir. Ayrıca, tren ve hava yoluyla da bölgeye ulaşmak mümkündür.</p>
<h4><strong>3.2. Doğu Anadolu’da Konaklama İmkanları Nelerdir?</strong></h4>
<p>Doğu Anadolu’nun köylerinde genellikle küçük pansiyonlar veya butik oteller bulunur. Ayrıca, kamp yapmak isteyenler için çadır kurma imkanı da mevcuttur. Bölgedeki konaklama imkanları genellikle uygun fiyatlı ve misafirperverdir.</p>
<h4><strong>3.3. Doğu Anadolu’nun Köylerinde Hangi Aktiviteler Yapılabilir?</strong></h4>
<p>Doğu Anadolu’nun köylerinde doğa yürüyüşleri, fotoğraf çekimi, kültürel geziler ve geleneksel el sanatlarıyla ilgili etkinliklere katılma gibi birçok aktivite yapılabilmektedir. Ayrıca, bölgedeki doğal güzelliklerin tadını çıkarmak için kamp kurmak veya piknik yapmak da popüler seçenekler arasındadır.</p>
<hr>
<p> </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Anadolu’nun Kalbi: İç Anadolu’nun En İkonik Turistik Noktaları</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/anadolunun-kalbi-ic-anadolunun-en-ikonik-turistik-noktalari</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/anadolunun-kalbi-ic-anadolunun-en-ikonik-turistik-noktalari</guid>
<description><![CDATA[   Anadolu’nun Kalbi: İç Anadolu’nun En İkonik Turistik Noktaları Giriş İç Anadolu, Türkiye’nin coğrafi ve kültürel açıdan en zengin bölgelerinden biridir. Yüzyıllar boyunca farklı medeniyetlerin izlerini taşıyan bu bölge, doğal güzellikleri ve tarihi zenginlikleriyle dikkat çeker. Bu makalede, İç Anadolu’nun en ikonik turistik noktalarını keşfetmeye davet ediyoruz. Kapadokya: Peri Bacalarının Gizemli Dünyası Kapadokya, Türkiye’nin en […] ]]></description>
<enclosure url="http://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2024/07/Anitkabir.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Anadolu’nun, Kalbi:, İç, Anadolu’nun, İkonik, Turistik, Noktaları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<hr>
<h1><em><strong>Anadolu’nun Kalbi: İç Anadolu’nun En İkonik Turistik Noktaları</strong></em></h1>
<h3><em><strong>Giriş</strong></em></h3>
<p>İç Anadolu, Türkiye’nin coğrafi ve kültürel açıdan en zengin bölgelerinden biridir. Yüzyıllar boyunca farklı medeniyetlerin izlerini taşıyan bu bölge, doğal güzellikleri ve tarihi zenginlikleriyle dikkat çeker. Bu makalede, İç Anadolu’nun en ikonik turistik noktalarını keşfetmeye davet ediyoruz.</p>
<h2><em><strong>Kapadokya: Peri Bacalarının Gizemli Dünyası</strong></em></h2>
<p>Kapadokya, Türkiye’nin en önemli turistik bölgelerinden biridir. Ünlü peri bacalarıyla tanınan bu bölge, eşsiz coğrafi yapısıyla ziyaretçilerini büyüler. Kapadokya’nın doğal oluşumları, yüzyıllar boyunca rüzgar ve su erozyonuyla şekillenmiştir. Peri bacalarının yanı sıra, bölgedeki yeraltı şehirleri de dikkat çekicidir. Bu şehirler, antik dönemlerde insanların korunma ve barınma ihtiyaçlarını karşılamak için kullanılmıştır. Kapadokya’da ayrıca birçok tarihi kilise ve manastır da bulunmaktadır. Bu yapılar, bölgenin dini ve kültürel mirasını yansıtır.</p>
<h2><em><strong>Anıtkabir: Türkiye Cumhuriyeti’nin Kalbi</strong></em></h2>
<p>Anıtkabir, Türkiye’nin başkenti Ankara’da bulunan ulusal bir anıt mezar ve müzedir. <strong>Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk</strong>‘ün anıt mezarının bulunduğu bu alan, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusunun anısına adanmıştır. Anıtkabir, ziyaretçilere Türk tarihine ve bağımsızlık mücadelesine dair derinlemesine bir anlayış sunar. Atatürk’ün kişisel eşyaları, fotoğrafları ve belgeleri, müzede sergilenmektedir. Ayrıca, Anıtkabir’in çevresinde bulunan Mozole Anıtı ve İstiklal Kulesi gibi yapılar da ziyaret edilmeye değerdir.</p>
<h2><em><strong>Mevlana Müzesi: Ruhani Bir Yolculuk</strong></em></h2>
<p>Konya, Türkiye’nin en önemli dini ve kültürel merkezlerinden biridir. Şehir, Mevlana Celaleddin Rumi’nin yaşadığı ve öğretilerini yaydığı yer olarak bilinir. Mevlana Müzesi, şairin hayatı, eserleri ve felsefesi hakkında kapsamlı bir bilgi sunar. Müzede, Mevlevi tarikatına ait tarihi belgeler, el yazmaları ve sanat eserleri sergilenmektedir. Ziyaretçiler, Mevlana’nın etkileyici yaşam öyküsünü ve mistik öğretilerini keşfedebilirler.</p>
<h2><strong><em>Göreme Açık Hava Müzesi: Tarihi Dokuya Yolculuk</em></strong></h2>
<p>Göreme Açık Hava Müzesi, Kapadokya’nın merkezinde yer alan önemli bir tarihi alanıdır. Bu alanda birçok tarihi kilise ve manastır bulunmaktadır. Göreme bölgesi, Bizans döneminde Hristiyanlar için bir sığınak olarak kullanılmıştır. Müze, ziyaretçilere bölgenin dini ve kültürel mirasını yakından tanıma fırsatı sunar. En önemli yapılar arasında Aziz Basil Şapeli, Aziz Barbara Kilisesi ve Yılanlı Kilise yer almaktadır.</p>
<h2><em><strong>Sultanhanı: Tarihi İpek Yolu’nun İzinde</strong></em></h2>
<p>Sultanhanı, Aksaray ilinde bulunan tarihi bir kervansaraydır. Selçuklu döneminde inşa edilen bu yapı, İpek Yolu’nun üzerinde konumlanmıştır. Sultanhanı, tüccarların ve yolcuların konakladığı, dinlendiği ve ticaret yaptığı bir merkez olarak hizmet vermiştir. Bu tarihi kervansaray, mimari açıdan da oldukça etkileyicidir. Ziyaretçiler, Sultanhanı’nda geçmişe bir yolculuk yaparak tarihi atmosferi ve mimari detayları keşfedebilirler.</p>
<h2><em><strong>Sık Sorulan Sorular (SSS)</strong></em></h2>
<h5><strong>Kapadokya’ya ne zaman gitmek en iyisidir?</strong></h5>
<p>Kapadokya’ya gitmek için en uygun zaman genellikle ilkbahar ve sonbahar aylarıdır. Bu dönemlerde hava koşulları daha ılımandır ve turist yoğunluğu daha azdır. Ancak, Kapadokya’nın her mevsimde farklı bir güzelliği vardır, bu nedenle ziyaret zamanı kişisel tercihlere göre değişebilir.</p>
<h5><strong>Anıtkabir ziyaret saatleri nelerdir?</strong></h5>
<p>Anıtkabir genellikle sabah saatlerinde ziyarete açıktır ve akşam saatlerinde kapanır. Ancak, ziyaret saatleri mevsime göre değişiklik gösterebilir, bu nedenle ziyaretçilerin önceden bilgi alması önerilir. Ayrıca, resmi tatil günlerinde ziyaret saatleri değişebilir, bu yüzden ziyaretçilerin tatil öncesinde resmi web sitesinden bilgi almaları önemlidir.</p>
<h5><strong>Göreme Açık Hava Müzesi’nde hangi tarihi yapılar bulunur?</strong></h5>
<p>Göreme Açık Hava Müzesi’nde birçok tarihi manastır ve kilise bulunmaktadır. Bu yapılar, bölgenin Hristiyanlık dönemine ait önemli eserlerini yansıtmaktadır. Müzenin en dikkat çekici yapıları arasında Aziz Basil Şapeli, Aziz Barbara Kilisesi, Yılanlı Kilise, ve Elmalı Kilise bulunmaktadır. Bu yapılar, freskler ve mimari detaylar açısından da oldukça zengindir.</p>
<hr>
<p> </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Amasra’ya Yakın En Güzel 10 Plaj</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/amasraya-yakin-en-guzel-10-plaj</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/amasraya-yakin-en-guzel-10-plaj</guid>
<description><![CDATA[ Amasra, tarihi güzellikleri ve muhteşem manzaralarıyla ünlü bir sahil beldesi. Ancak, yaz aylarında serinlemek ve güneşlenmek isteyenler için çevresindeki plajlar da büyük bir cazibe merkezi oluşturuyor. İşte Amasra’ya en yakın plajlar ve sundukları güzellikler. ]]></description>
<enclosure url="http://www.gezipgeliyorum.com/wp-content/uploads/2023/11/WhatsApp-Image-2023-11-24-at-00.31.50-1.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Amasra’ya, Yakın, Güzel, Plaj</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Amasra, tarihi güzellikleri ve muhteşem manzaralarıyla ünlü bir sahil beldesi. Ancak, yaz aylarında serinlemek ve güneşlenmek isteyenler için çevresindeki plajlar da büyük bir cazibe merkezi oluşturuyor. İşte Amasra’ya en yakın plajlar ve sundukları güzellikler.</p>
<h4>1. Büyük Liman Plajı</h4>
<p>Amasra’nın en büyük plajı olan Büyük Liman, yaz aylarında kalabalık bir atmosfere sahiptir. Şehir merkezinde yer alması sayesinde hem ulaşımı kolaydır hem de çeşitli kafe ve restoranlara yakındır. Denizin tadını çıkarırken, çevredeki canlı atmosferin keyfini sürebilirsiniz.</p>
<h4>2. Küçük Liman Plajı</h4>
<p>Amasra’nın ikinci büyük plajı olan Küçük Liman, yine şehir merkezinde bulunuyor. Gece saatlerinde çevresindeki kafelerin sandalyeleriyle dolup taşarak restoran-kafe atmosferi yaratması, burayı farklı kılan unsurlardan biri. Gündüzleri güneşlenip yüzebilirken, akşamları keyifli bir yemek için ideal bir mekan.</p>
<h4>3. İnkumu Plajı</h4>
<p>Bölgenin en güzel plajlarından biri olarak öne çıkan İnkumu, 2.5 kilometrelik uzunluğu ve yemyeşil doğasıyla cennetten bir köşe. Amasra’ya 45 dakika mesafede bulunan bu plaj, tatil evleri ve restoranlarla donatılmış. Burada hem dinlenebilir hem de ihtiyaçlarınızı karşılayabilirsiniz.</p>
<h4>4. Güzelcehisar Plajı</h4>
<p>Güzelcehisar, 3 milyon yıllık lav kayalarının bulunduğu etkileyici bir lokasyondur. Doğal güzellikleriyle keşfedilmeye değer bir alan sunan plaj, hem tarih meraklıları hem de doğaseverler için ilginç bir seçenek.</p>
<h4>5. Çakraz Plajı</h4>
<p>Temiz kumu ve ücretsiz girişiyle dikkat çeken Çakraz Plajı, Amasra’ya oldukça yakın bir konumda. Burada rahatlayabilir, deniz ve doğanın tadını çıkarabilirsiniz. Aynı zamanda restoran ve market gibi ihtiyaçlarınızı karşılayabileceğiniz olanaklar da mevcut.</p>
<h4>6. Avara Köyü Plajı</h4>
<p>Çakraz tatil köyünü geçtikten sonra 10 dakika uzaklıkta bulunan Avara Köyü Plajı, yaz-kış görülmeye değer bir koydur. Sakin atmosferi ve doğal güzellikleri ile huzur dolu bir deneyim sunar.</p>
<h4>7. Mugada Plajı</h4>
<p>Amasra’ya 35 km, Bartın’a ise sadece 15 km uzaklıkta bulunan Mugada, eşsiz doğası ve iki farklı plajıyla keşfedilmeyi bekliyor. Mütevazı restoranları ile birlikte eko turizmin tadını çıkarmak isteyenler için ideal bir kasaba.</p>
<h4>8. Bozköy Plajı</h4>
<p>Amasra’ya sadece 13 km uzaklıkta bulunan Bozköy Plajı, tertemiz kumsalı ve doğal güzellikleriyle dikkat çekiyor. Hiçbir betonarme yapının bulunmadığı bu plaj, sessiz ve sakin bir ortam arayanlar için mükemmel bir tercih.</p>
<h4>9. Akkonak Çötlük Plajı</h4>
<p>Amasra’dan yaklaşık 45 dakikalık mesafede bulunan Akkonak Çötlük Plajı, kayalık ve temiz yapısıyla sakin bir tatil deneyimi sunuyor. Bakir plajı ve tertemiz suyu ile doğayla iç içe bir atmosferde dinlenmek isteyenler için ideal bir nokta.</p>
<h4>10. Gideros Sahili</h4>
<p>Kastamonu’ya bağlı Gideros Koyu, Amasra’dan 2 saat uzaklıkta, doğal güzellikleriyle büyüleyen bir destinasyon. Karadeniz’in gölü andıran yapısıyla, sakin ve huzurlu bir atmosfer sunan Gideros, doğaseverler için kaçırılmaması gereken bir durak.</p>
<h3>Sonuç</h3>
<p>Amasra ve çevresindeki bu plajlar, hem doğanın hem de denizin tadını çıkarmak isteyenler için çeşitli seçenekler sunuyor. Her biri farklı bir güzellikte olan bu plajlar, tatil planlarınızda mutlaka yer almalı. Amasra’nın keyfini çıkarırken, çevresindeki bu eşsiz plajları keşfetmeyi unutmayın!</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tarih ve Doğanın Buluşma Noktası:İç Anadolu’nun Antik Kentler ve Doğa Harikaları</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/tarih-ve-doganin-bulusma-noktasiic-anadolunun-antik-kentler-ve-doga-harikalari</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/tarih-ve-doganin-bulusma-noktasiic-anadolunun-antik-kentler-ve-doga-harikalari</guid>
<description><![CDATA[ Tarih ve Doğanın Buluşma Noktası: İç Anadolu’nun Antik Kentler ve Doğa Harikaları Giriş İç Anadolu, Türkiye’nin kalbinde yer alan ve tarihle doğanın kusursuz bir uyum içinde olduğu bir bölgedir. Bu muhteşem coğrafya, hem tarih meraklılarını hem de doğa tutkunlarını kendine çeken birçok benzersiz noktaya ev sahipliği yapar. İç Anadolu’nun antik kentleri ve doğa harikaları, ziyaretçilere […] ]]></description>
<enclosure url="http://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x580_66f3e9afab3b0.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Tarih, Doğanın, Buluşma, Noktası:İç, Anadolu’nun, Antik, Kentler, Doğa, Harikaları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h1><em><strong>Tarih ve Doğanın Buluşma Noktası: İç Anadolu’nun Antik Kentler ve Doğa Harikaları</strong></em></h1>
<h3><em><strong>Giriş</strong></em></h3>
<p>İç Anadolu, Türkiye’nin kalbinde yer alan ve tarihle doğanın kusursuz bir uyum içinde olduğu bir bölgedir. Bu muhteşem coğrafya, hem tarih meraklılarını hem de doğa tutkunlarını kendine çeken birçok benzersiz noktaya ev sahipliği yapar. İç Anadolu’nun antik kentleri ve doğa harikaları, ziyaretçilere unutulmaz bir deneyim sunar. Bu makalede, İç Anadolu’nun keşfedilmeye değer yerlerini detaylı bir şekilde ele alacağız.</p>
<h2><em><strong>1. Antik Kentler</strong></em></h2>
<p>İç Anadolu’nun zengin tarihine ışık tutan birçok antik kent bulunmaktadır. Bu antik kentler, binlerce yıllık geçmişleri ve muhteşem kalıntılarıyla ziyaretçileri büyüler. İşte bazıları:</p>
<h4><strong>1.1. Ankara: Anadolu’nun Başkenti</strong></h4>
<p>Ankara, günümüzde Türkiye’nin başkenti olmasının yanı sıra tarihiyle de büyüleyici bir şehirdir. Ankara Kalesi, Anıtkabir ve Roma dönemine ait kalıntılar şehrin tarihi ve kültürel mirasını yansıtır.</p>
<h4><strong>1.2. Hattuşa: Hititlerin Başkenti</strong></h4>
<p>Hattuşa, Hitit İmparatorluğu’nun başkenti olarak bilinir ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alır. Büyüleyici tapınaklar, saraylar ve anıtsal kapılar, Hitit medeniyetinin ihtişamını günümüze taşır.</p>
<h4><strong>1.3. Çatalhöyük: İnsanlık Tarihinde Bir Mihenk Taşı</strong></h4>
<p>Çatalhöyük, dünyanın en eski yerleşim yerlerinden biridir ve insanlık tarihine ışık tutar. Bu antik yerleşim, karmaşık yapıları ve duvar resimleriyle dikkat çeker.</p>
<h4><strong>1.4. Kültepe: Asurların Ticaret Merkezi</strong></h4>
<p>Kültepe, Asur Ticaret Kolonileri döneminde önemli bir ticaret merkeziydi. Bugün burada yapılan kazılarda, döneme ait ticari belgeler ve eserler gün yüzüne çıkarılmaktadır.</p>
<h2><em><strong>2. Doğa Harikaları</strong></em></h2>
<p>İç Anadolu, antik kentleri kadar etkileyici doğal güzelliklere de ev sahipliği yapar. Bu doğa harikaları, nefes kesen manzaralarıyla ziyaretçilerini büyüler. İşte bazıları:</p>
<h4><strong>2.1. Kapadokya’nın Peri Bacaları</strong></h4>
<p>Kapadokya, eşsiz peri bacaları ve yer altı şehirleriyle ünlüdür. Balonla yapılan geziler, bölgenin muhteşem manzaralarını görmek için en popüler aktivitelerden biridir.</p>
<h4><strong>2.2. Göreme Milli Parkı</strong></h4>
<p>Göreme Milli Parkı, benzersiz kaya oluşumları ve tarihi manastır kompleksleriyle ziyaretçilerini büyüler. Burada yapılan doğa yürüyüşleri, bölgenin doğal güzelliklerini keşfetmek isteyenler için idealdir.</p>
<h4><strong>2.3. Ihlara Vadisi</strong></h4>
<p>Ihlara Vadisi, yeşilin ve suyun büyüleyici bir buluşmasıdır. Vadide yer alan kiliseler ve doğa yürüyüşleri, ziyaretçilere huzurlu bir kaçış sunar.</p>
<h4><strong>2.4. Sultan Marshes Tabiat Parkı</strong></h4>
<p>Sultan Marshes Tabiat Parkı, kuş gözlemcileri için bir cennettir. Bu sulak alan, birçok kuş türünün barınma ve üreme alanıdır ve doğa fotoğrafçılarının da ilgisini çeker.</p>
<h2><em><strong>3. Sık Sorulan Sorular (SSS)</strong></em></h2>
<h4><strong>3.1. İç Anadolu’ya ne zaman seyahat etmeliyim?</strong></h4>
<p>İç Anadolu’yu ziyaret etmek için en uygun zaman genellikle ilkbahar ve sonbahar aylarıdır. Yaz aylarında sıcaklık oldukça yüksek olabilir ve kış aylarında ise kar yağışı sık sık görülebilir.</p>
<h4><strong>3.2. Kapadokya’ya giderken nelere dikkat etmeliyim?</strong></h4>
<p>Kapadokya’ya seyahat ederken rahat yürüyüş ayakkabıları giymeniz önerilir, çünkü bölgede birçok doğa yürüyüşü parkuru bulunmaktadır. Ayrıca, balonla yapılan gezilere katılmak istiyorsanız erken rezervasyon yapmanız önemlidir.</p>
<h4><strong>3.3. Antik kentleri ziyaret etmek için rehberlik hizmeti almalı mıyım?</strong></h4>
<p>Antik kentleri ziyaret ederken bir rehberlik hizmeti almanız önerilir, çünkü bu rehberler tarihi ve kültürel bilgiyi sizinle paylaşabilir ve ziyaretinizi daha anlamlı hale getirebilir. Ayrıca, rehberler bölgenin gizli kalmış noktalarını da keşfetmenize yardımcı olabilir.</p>
<h2><em><strong>Sonuç</strong></em></h2>
<p>İç Anadolu’nun antik kentleri ve doğa harikaları, ziyaretçilere unutulmaz bir deneyim sunar. Bu bölgeyi keşfetmek, tarih ve doğanın eşsiz bir buluşma noktasında yolculuk yapmak anlamına gelir. Gelecek seyahatinizde, İç Anadolu’nun zengin mirasını ve doğal güzelliklerini keşfetmeyi unutmayın!</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kültürel Zenginlikler: İç Anadolu’nun Geleneksel Köyleri ve El Sanatları</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/kulturel-zenginlikler-ic-anadolunun-geleneksel-koeyleri-ve-el-sanatlari</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/kulturel-zenginlikler-ic-anadolunun-geleneksel-koeyleri-ve-el-sanatlari</guid>
<description><![CDATA[ Kültürel Zenginlikler: İç Anadolu’nun Geleneksel Köyleri ve El Sanatları Giriş İç Anadolu’nun geleneksel köyleri ve el sanatları, Türkiye’nin kültürel mirasının önemli bir parçasını oluşturur. Bu bölgeler, zengin tarihleri, çeşitli kültürel öğeleri ve benzersiz el sanatlarıyla dikkat çekerler. Bu makalede, İç Anadolu’nun kültürel zenginliklerini ve bu köylerdeki el sanatlarının çeşitliliğini keşfedeceğiz. 1. İç Anadolu’nun Geleneksel Köyleri: […] ]]></description>
<enclosure url="http://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x580_66f3e1791776b.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Kültürel, Zenginlikler:, İç, Anadolu’nun, Geleneksel, Köyleri, Sanatları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İç Anadolu, Türkiye’nin kültürel mirasının en renkli ve zengin köşelerinden biri olarak öne çıkıyor. Geleneksel köyleri ve el sanatları, bu bölgenin tarihini ve kültürel çeşitliliğini gözler önüne seriyor. Yüzyıllardır süregelen gelenekler, günümüzde de canlılığını koruyor; bu, hem yerel halk hem de ziyaretçiler için büyük bir anlam taşıyor.</p>
<p><strong>Geleneksel Köyler: Tarihin İzinde</strong></p>
<p>İç Anadolu’nun köyleri, geçmişin derin izlerini taşırken, her biri kendi hikayesini fısıldar gibi. Kapadokya’nın peri bacalarıyla dolu köyleri, muhteşem doğal oluşumları ve tarihi yapılarıyla her yıl binlerce turisti ağırlıyor. Göreme, Ürgüp, Avanos ve Uçhisar gibi yerler, sadece doğal güzellikleri değil, tarihî zenginlikleriyle de büyülüyor. Kapadokya’da dolaşırken, kaya kiliseleri ve geleneksel evler arasında kaybolmak, bir zaman yolculuğuna çıkmak gibidir.</p>
<p>Beypazarı ve Şirince gibi köyler de mimari ve kültürel zenginlikleriyle dikkat çekiyor. Osmanlı döneminin izlerini taşıyan taş evler, dar sokaklar ve geleneksel pazarlar, buradaki yaşamın sıcaklığını hissettiriyor. Beypazarı’nın lezzetli yiyecekleri ve el sanatları, ziyaretçileri kendine çekiyor. Şirince ise üzüm bağları ve tarihi Rum evleriyle huzur verici bir atmosfer sunuyor.</p>
<p><strong>El Sanatları: Kültürün Yüzü</strong></p>
<p>İç Anadolu’nun köylerinde el sanatları, geçmişten günümüze aktarılan önemli bir miras. Avanos’un çanak çömlek geleneği, Kızılırmak Nehri’nin çamuruyla şekillenen ürünleriyle dikkat çekiyor. Burada, ustalar tarafından yapılan çömlekler sadece birer eser değil; aynı zamanda kültürel bir bağın simgesi. Ziyaretçiler, bu atölyelerde hem sanatın icrasını izleyebilir hem de kendi yeteneklerini deneyebilirler.</p>
<p>Niğde’nin rengarenk kilim dokumacılığı, yerel kadınların el becerileriyle hayat buluyor. Her bir kilim, bölgenin kültürel motifleri ve doğal güzelliklerinden ilham alıyor. Kayseri’nin tarihi bakırcılar çarşısında ise geleneksel bakır eşyalar, ustaların maharetli ellerinde şekilleniyor. Burada gezinmek, zanaatkarların çalışma alanını keşfetmek ve özgün hediyelikler edinmek için mükemmel bir fırsat sunuyor.</p>
<p><strong>Sonuç: Zenginliklerin Keşfi</strong></p>
<p>İç Anadolu’nun geleneksel köyleri ve el sanatları, sadece birer turistik destinasyon değil, aynı zamanda geçmişin kültürel izlerini taşıyan yaşam alanlarıdır. Bu köylerde zaman geçirenler, yerel halkın sıcak misafirperverliği ve derin gelenekleri ile tanışma şansını bulacaklar. İç Anadolu’yu keşfetmek, sadece doğanın değil, insan ruhunun da derinliklerine inmek demektir. Bu eşsiz deneyim, hem kültürel zenginliği keşfetmek hem de unutulmaz anılar biriktirmek isteyenler için kaçırılmayacak bir fırsat.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ruhunuzu Dinlendirin : İç Anadolu’nun Huzur Dolu Kasabaları ve Sessiz Sakinlik</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/ruhunuzu-dinlendirin-ic-anadolunun-huzur-dolu-kasabalari-ve-sessiz-sakinlik</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/ruhunuzu-dinlendirin-ic-anadolunun-huzur-dolu-kasabalari-ve-sessiz-sakinlik</guid>
<description><![CDATA[ Ruhunuzu Dinlendirin: İç Anadolu’nun Huzur Dolu Kasabaları ve Sessiz Sakinlik Giriş İç Anadolu’nun sakin kasabaları, modern dünyanın telaşından uzaklaşmak ve doğanın kucağında huzur bulmak isteyenler için mükemmel birer kaçış noktasıdır. Bu makalede, İç Anadolu’nun mistik atmosferine sahip huzur dolu kasabalarını keşfedecek ve bu kasabaların sunduğu sessiz sakinliğin büyüleyici etkisini inceleyeceğiz. İç Anadolu’nun Huzur Dolu Kasabaları […] ]]></description>
<enclosure url="http://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2024/04/goreme-1.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Ruhunuzu, Dinlendirin, İç, Anadolu’nun, Huzur, Dolu, Kasabaları, Sessiz, Sakinlik</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h1><em><strong>Ruhunuzu Dinlendirin: İç Anadolu’nun Huzur Dolu Kasabaları ve Sessiz Sakinlik</strong></em></h1>
<h3><em><strong>Giriş</strong></em></h3>
<p>İç Anadolu’nun sakin kasabaları, modern dünyanın telaşından uzaklaşmak ve doğanın kucağında huzur bulmak isteyenler için mükemmel birer kaçış noktasıdır. Bu makalede, İç Anadolu’nun mistik atmosferine sahip huzur dolu kasabalarını keşfedecek ve bu kasabaların sunduğu sessiz sakinliğin büyüleyici etkisini inceleyeceğiz.</p>
<h2><em><strong>İç Anadolu’nun Huzur Dolu Kasabaları</strong></em></h2>
<p>İç Anadolu, tarihi zenginlikleri, muhteşem doğal manzaraları ve geleneksel yaşam tarzıyla dikkat çeker. Ancak, bu bölgenin gerçek cevherleri genellikle keşfedilmeyi bekleyen küçük kasabalarında saklıdır. İşte İç Anadolu’nun huzur dolu kasabalarından bazıları:</p>
<h4><strong>1. Göreme</strong></h4>
<p>Kapadokya’nın kalbinde yer alan Göreme, eşsiz peri bacaları ve mağara kiliseleriyle ünlüdür. Tarih boyunca birçok medeniyetin izlerini taşıyan bu kasaba, doğal ve tarihi güzelliklerin muhteşem bir uyumunu sunar. Göreme, sadece manzarasıyla değil, aynı zamanda sıcakkanlı insanları ve yöresel lezzetleriyle de ziyaretçilerini büyüler.</p>
<h4><strong>2. Beypazarı</strong></h4>
<p>Anadolu’nun en eski yerleşim yerlerinden biri olan Beypazarı, Osmanlı döneminden kalma tarihi konakları ve geleneksel mimarisiyle göz kamaştırır. Burası, taş evleri ve dar sokaklarıyla adeta bir açık hava müzesini andırır. Beypazarı’nı ziyaret edenler, geçmişe yolculuk yapma fırsatını yakalar ve unutulmaya yüz tutmuş el sanatlarını keşfeder.</p>
<h4><strong>3. Safranbolu</strong></h4>
<p>UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Safranbolu, Osmanlı döneminden kalma tarihi evleriyle ünlüdür. Safranbolu’nun taş yapıları ve dar sokakları, geçmişin izlerini sürmek isteyenler için birer hazine niteliğindedir. Burası, sessizliği ve doğal güzelliğiyle ziyaretçilerine huzur dolu anlar yaşatır.</p>
<h4><strong>4. Ihlara Vadisi</strong></h4>
<p>Aksaray’ın doğal güzelliklerinden biri olan Ihlara Vadisi, benzersiz bir doğa harikasıdır. Vadide yer alan kiliseler ve mağaralar, tarih ve doğanın iç içe geçtiği bir atmosfer sunar. Ihlara Vadisi’nde yapılan doğa yürüyüşleri, ziyaretçilere huzur dolu bir deneyim yaşatır.</p>
<h2><em><strong>Sessiz Sakinlik ve İç Huzur</strong></em></h2>
<p>İç Anadolu’nun huzur dolu kasabaları, sadece görsel bir şölen sunmakla kalmaz, aynı zamanda zihinsel ve ruhsal olarak da dinlenme fırsatı verir. Bu kasabaların sessiz sakinliği ve doğanın içindeki huzur, ziyaretçilere benzersiz bir iç huzur deneyimi sunar. Gürültüden uzak, stresten arınmış bir ortamda vakit geçirmek, ruhu ve bedeni yenilemenin en etkili yoludur.</p>
<h2><em><strong>Sık Sorulan Sorular (SSS)</strong></em></h2>
<h4><strong>1. İç Anadolu’nun kasabalarında konaklama seçenekleri nelerdir?</strong></h4>
<p>İç Anadolu’nun kasabalarında genellikle butik oteller, pansiyonlar, taş konaklar ve mağara otelleri gibi çeşitli konaklama seçenekleri bulunmaktadır. Ayrıca, bazı kasabalarda geleneksel evlerde konaklama imkanı da sunulmaktadır.</p>
<h4><strong>2. İç Anadolu’nun huzur dolu kasabalarında neler yapabilirim?</strong></h4>
<p>Bu kasabalarda yapabileceğiniz aktiviteler arasında doğa yürüyüşleri, tarihi ve kültürel geziler, yöresel lezzetleri deneme, el sanatları atölyelerine katılma ve doğa ile iç içe yoga seansları gibi seçenekler bulunmaktadır.</p>
<h4><strong>3. İç Anadolu’nun kasabalarına ne zaman gitmek en iyisidir?</strong></h4>
<p>İç Anadolu’nun kasabalarını ziyaret etmek için ilkbahar ve sonbahar ayları en uygun zamanlardır. Bu dönemlerde hava koşulları genellikle ılımandır ve turistik mekanlar daha az kalabalıktır, böylece doğanın tadını çıkarmak daha kolay olur.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Anadolu’nun Lezzet Yolculuğu: İç Anadolu Yöresel Mutfağı Tatlı ve Tuzlu Lezzetleri</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/anadolunun-lezzet-yolculugu-ic-anadolu-yoeresel-mutfagi-tatli-ve-tuzlu-lezzetleri</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/anadolunun-lezzet-yolculugu-ic-anadolu-yoeresel-mutfagi-tatli-ve-tuzlu-lezzetleri</guid>
<description><![CDATA[ Anadolu’nun Lezzet Yolculuğu: İç Anadolu Yöresel Mutfağı Tatlı ve Tuzlu Lezzetleri Giriş İç Anadolu’nun zengin kültürel mirası, tarihi ve coğrafi özellikleriyle birleşerek, bölgenin eşsiz mutfağını oluşturur. Bu makalede, İç Anadolu’nun tatlı ve tuzlu lezzetlerine odaklanarak, yöresel mutfağın derinliklerine bir yolculuğa çıkacağız. Doğal malzemelerin ustalıkla işlendiği bu lezzetler, hem damak tadınıza hitap edecek hem de Anadolu’nun […] ]]></description>
<enclosure url="http://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2024/04/DALLÂ·E-2024-04-15-22.17.30-A-traditional-Central-Anatolian-feast-displayed-on-a-large-round-steel-tray.-The-meal-includes-various-dishes-each-in-its-own-traditional-plate_-Asure.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Anadolu’nun, Lezzet, Yolculuğu:, İç, Anadolu, Yöresel, Mutfağı, Tatlı, Tuzlu, Lezzetleri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h1><em><strong>Anadolu’nun Lezzet Yolculuğu: İç Anadolu Yöresel Mutfağı Tatlı ve Tuzlu Lezzetleri</strong></em></h1>
<h3><em><strong>Giriş</strong></em></h3>
<p>İç Anadolu’nun zengin kültürel mirası, tarihi ve coğrafi özellikleriyle birleşerek, bölgenin eşsiz mutfağını oluşturur. Bu makalede, İç Anadolu’nun tatlı ve tuzlu lezzetlerine odaklanarak, yöresel mutfağın derinliklerine bir yolculuğa çıkacağız. Doğal malzemelerin ustalıkla işlendiği bu lezzetler, hem damak tadınıza hitap edecek hem de Anadolu’nun zengin kültürünü keşfetmenize olanak sağlayacak.</p>
<h2><em><strong>İç Anadolu Mutfağına Genel Bakış</strong></em></h2>
<p>İç Anadolu mutfağı, yüzyıllar boyunca çeşitli medeniyetlerin etkisi altında kalarak zenginleşmiştir. Tarımın ön planda olduğu bu bölgede, toprakların verdiği bereketle birlikte unutulmaz tatlar ortaya çıkmıştır. İç Anadolu mutfağı, genellikle buğday, arpa, nohut, mercimek gibi tahıllar ile et, süt ve yoğurt gibi hayvansal ürünlerin kullanımına dayanır.</p>
<h5><strong>Coğrafi ve Kültürel Etkiler</strong></h5>
<p>İç Anadolu’nun iklimi ve coğrafi konumu, mutfağın temelini oluşturan malzemelerin belirlenmesinde etkilidir. Kırsal yaşamın yaygın olduğu bu bölgede, yöresel ürünlerin kullanımı ve doğal tarımın önemi büyüktür. Ayrıca, bölgede yaşayan farklı kültürlere ait insanların bir arada yaşaması, mutfak kültürünü zenginleştirmiştir. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden günümüze kadar gelen gelenekler, İç Anadolu mutfağının şekillenmesinde etkili olmuştur.</p>
<h2><em><strong>Tatlı Lezzetler</strong></em></h2>
<p>İç Anadolu mutfağının en çarpıcı yanlarından biri tatlılarıdır. Doğal malzemelerin ustalıkla kullanılmasıyla hazırlanan bu tatlılar, hem göze hem de mideye hitap eder. İç Anadolu’nun tatlıları, genellikle misafirler için yapılan özel tariflerdir.</p>
<h5><strong>Aşure</strong></h5>
<p>Genellikle Muharrem ayında yapılan aşure, İç Anadolu’nun en önemli tatlılarından biridir. İçerisinde bulgur, nohut, kuru fasulye gibi malzemelerin bir araya gelmesiyle oluşan bu tatlı, bereketi simgeler. Ayrıca, aşurenin her bir malzemesinin ayrı bir anlamı ve sembolü vardır.</p>
<h5><strong>Nevzine</strong></h5>
<p>Kayseri yöresine özgü olan nevzine, ince açılmış hamurun içine ceviz ve şeker karışımı konularak hazırlanır. Üzerine pekmez dökülerek servis edilir ve misafirlere ikram edilir. Nevzine, özellikle düğünlerde ve bayramlarda yapılan geleneksel bir tatlıdır.</p>
<h5><strong>Şıllık</strong></h5>
<p>Konya’nın meşhur tatlılarından biri olan şıllık, ince hamurun içine ceviz ve şeker konularak hazırlanır. Daha sonra bu hamurlar rulo şeklinde sarılır ve dilimlenerek servis edilir. Üzerine bolca pudra şekeri serpilerek servis edilir.</p>
<h2><em><strong>Tuzlu Lezzetler</strong></em></h2>
<p>İç Anadolu mutfağında tatlılar kadar tuzlu yiyecekler de önemlidir. Özellikle kahvaltı sofralarının vazgeçilmezi olan tuzlu lezzetler, yöresel malzemelerle hazırlanır.</p>
<h5><strong>Mantı</strong></h5>
<p>Anadolu’nun dört bir yanında sevilerek tüketilen mantı, İç Anadolu’da da sıkça yapılan bir yemektir. İnce hamurun içine kıyma ve baharat karışımı konularak hazırlanan mantı, yoğurt ve salça ile servis edilir. Üzerine nane ve kırmızı pul biber serpilerek lezzeti tamamlanır.</p>
<h5><strong>Çörek</strong></h5>
<p>Özellikle Konya yöresinde sıkça yapılan çörek, kahvaltı sofralarının vazgeçilmezlerindendir. İçerisine peynir, zeytin veya patates konularak hazırlanan çörek, sıcak sıcak servis edilir. Çöreğin hamuru, maya ve yoğurt ile hazırlanır, bu da ona özgün bir lezzet kazandırır.</p>
<h5><strong>Yayla Çorbası</strong></h5>
<p>İç Anadolu’nun soğuk kış günlerinde sıkça tüketilen yayla çorbası, hem doyurucu hem de besleyicidir. Yoğurt ve unla hazırlanan çorba, nane ve tereyağı ile servis edilir. Üzerine pul biber serpilerek lezzeti artırılır.</p>
<h2><em><strong>Sık Sorulan Sorular (SSS)</strong></em></h2>
<h5><strong>İç Anadolu mutfağı hangi illeri kapsar?</strong></h5>
<p>İç Anadolu mutfağı, Ankara, Konya, Kayseri, Nevşehir, Kırşehir gibi illeri kapsar. Bu illerde yaşayan insanlar, kendi yöresel yemeklerini hazırlarken genellikle bölgenin doğal malzemelerini kullanırlar.</p>
<h5><strong>İç Anadolu mutfağında hangi yöresel tatlılar ön plana çıkar?</strong></h5>
<p>İç Anadolu mutfağında öne çıkan tatlılar arasında aşure, nevzine, şıllık, helva, kabak tatlısı, baklava gibi tatlılar bulunur. Bu tatlılar genellikle özel günlerde ve misafirler için yapılan özel tariflerdir.</p>
<h5><strong>İç Anadolu mutfağının tuzlu lezzetleri nelerdir?</strong></h5>
<p>İç Anadolu mutfağının tuzlu lezzetler arasında mantı, çörek, yayla çorbası, etli ekmek, bulgur pilavı gibi yiyecekler bulunur. Bu lezzetler genellikle kahvaltı sofralarında ve öğle yemeklerinde tüketilir.</p>
<p>Bu genişletilmiş makaleyle, İç Anadolu’nun zengin mutfağını daha kapsamlı bir şekilde keşfetmiş olacaksınız. Hem tatlı hem de tuzlu lezzetlerin detaylı açıklamaları ve sık sorulan sorular bölümüyle, okuyucularınıza daha dolu bir içerik sunabilirsiniz.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doğa ve Aktivite Dolu Bir Kaçış: İç Anadolu’nun Doğa Sporları ve Macera Rotaları</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/doga-ve-aktivite-dolu-bir-kacis-ic-anadolunun-doga-sporlari-ve-macera-rotalari</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/doga-ve-aktivite-dolu-bir-kacis-ic-anadolunun-doga-sporlari-ve-macera-rotalari</guid>
<description><![CDATA[ Doğa ve Aktivite Dolu Bir Kaçış: İç Anadolu’nun Doğa Sporları ve Macera Rotaları Giriş İç Anadolu bölgesi, Türkiye’nin kalbinde bulunan ve muhteşem doğal güzelliklerle dolu bir bölgedir. Bu bölge, dağlar, vadiler, nehirler, göller ve geniş düzlüklerle çeşitlilik gösterir. Doğa severler ve macera arayanlar için birçok heyecan verici aktivite sunar. İşte İç Anadolu’nun sunduğu doğa sporları […] ]]></description>
<enclosure url="http://kizilirmakgazetesicom.teimg.com/kizilirmakgazetesi-com/uploads/2024/02/ic-anadolu-gezilecek-yerler-1920x1200.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Doğa, Aktivite, Dolu, Bir, Kaçış:, İç, Anadolu’nun, Doğa, Sporları, Macera, Rotaları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h1><em><strong>Doğa ve Aktivite Dolu Bir Kaçış: İç Anadolu’nun Doğa Sporları ve Macera Rotaları</strong></em></h1>
<h3><em><strong>Giriş</strong></em></h3>
<p>İç Anadolu bölgesi, Türkiye’nin kalbinde bulunan ve muhteşem doğal güzelliklerle dolu bir bölgedir. Bu bölge, dağlar, vadiler, nehirler, göller ve geniş düzlüklerle çeşitlilik gösterir. Doğa severler ve macera arayanlar için birçok heyecan verici aktivite sunar. İşte İç Anadolu’nun sunduğu doğa sporları ve macera rotaları hakkında daha ayrıntılı bir rehber:</p>
<h2><em><strong>I. Dağ Yürüyüşü ve Trekking</strong></em></h2>
<p>Dağ yürüyüşü ve trekking, doğayla iç içe olmanın ve muhteşem manzaraların tadını çıkarmanın mükemmel bir yoludur. İç Anadolu, Erciyes, Aladağlar, Bolu Dağları ve Taurus Dağları gibi birçok dağlık bölgeye ev sahipliği yapar. Bu rotalarda, zengin flora ve fauna ile karşılaşırken aynı zamanda yerel kültürü de keşfedebilirsiniz. Tarihi köylerde mola vermek ve yöresel lezzetleri tatmak da unutulmamalıdır.</p>
<h2><em><strong>II. Rafting ve Su Sporları</strong></em></h2>
<p>İç Anadolu’nun bir diğer heyecan verici aktivitesi, rafting ve su sporlarıdır. Kızılırmak, Sakarya Nehri, Göksu Nehri ve Zamantı Nehri gibi sular, rafting severlere eşsiz deneyimler sunar. Nehirlerin coşkulu akıntılarıyla mücadele ederken doğanın ve suyun gücünü hissetmek gerçekten unutulmazdır.</p>
<h2><em><strong>III. Jeep Safari ve Off-Road</strong></em></h2>
<p>Jeep safari ve off-road turları, İç Anadolu’nun kırsal bölgelerini keşfetmenin eğlenceli ve macera dolu bir yoludur. Toros Dağları’nın eteklerinde veya Kapadokya’nın peribacaları arasında yapılan bu turlar, doğanın derinliklerine inmek isteyenler için mükemmel bir seçenektir. Yerel rehberler eşliğinde yapılan turlar, bölgenin gizli kalmış güzelliklerini keşfetmenizi sağlar.</p>
<h2><em><strong>IV. Yamaç Paraşütü ve Planörle Uçuş</strong></em></h2>
<p>İç Anadolu’nun geniş düzlükleri, yamaç paraşütü ve planörle uçuş için ideal bir ortam sunar. Kayseri, Nevşehir ve Konya gibi şehirler, gökyüzünde serbestçe süzülmenin keyfini çıkarmak isteyenler için popüler destinasyonlardır. Eşsiz bir manzara eşliğinde havalanmak, adrenalin tutkunları için harika bir deneyimdir.</p>
<h2><em><strong>V. Bisiklet ve Doğa Yolu</strong></em></h2>
<p>İç Anadolu’nun doğal güzellikleriyle dolu yollarında bisiklet sürmek, aktif bir tatil isteyenler için harika bir seçenektir. Kapadokya’nın peribacaları arasında veya Göller Bölgesi’nin huzurlu yollarında pedal çevirirken, çevrenin tadını çıkarabilir ve nefes kesen manzaraları izleyebilirsiniz. Bisiklet sürmek aynı zamanda yerel kültürü ve yaşam tarzını daha yakından tanımanın da harika bir yoludur.</p>
<h2><em><strong>VI. Doğa Kampı ve Yıldız Gözlemi</strong></em></h2>
<p>İç Anadolu’nun huzurlu doğasında kamp yapmak, stresi atmak ve şehir hayatının gürültüsünden uzaklaşmak için mükemmel bir fırsattır. Göller Bölgesi, Ihlara Vadisi ve Cappadocia gibi yerlerde doğa kampı yapabilirsiniz. Geceleyin ise, temiz ve açık gökyüzünde yıldızların altında kamp ateşinin başında vakit geçirmek, unutulmaz anılar biriktirmenizi sağlar.</p>
<h2><em><strong>Sık Sorulan Sorular (SSS)</strong></em></h2>
<h4><strong>1. İç Anadolu’da doğa sporları yapmak için en uygun mevsim hangisidir?</strong></h4>
<p>İç Anadolu’da doğa sporları yapmak için en uygun mevsim genellikle ilkbahar ve sonbahardır. Bu dönemlerde hava koşulları daha ılımandır ve doğanın renk cümbüşüne tanıklık edebilirsiniz. Ancak bazı aktiviteler, özellikle kayak gibi kış sporları için kış ayları daha uygundur.</p>
<h4><strong>2. Doğa sporları için hangi ekipmanlar gerekir?</strong></h4>
<p>Doğa sporları için temel ekipmanlar arasında uygun ayakkabılar, su geçirmez giysiler, güneş kremi, şapka ve su alımı için gereken ekipmanlar bulunur. Her aktiviteye göre özel ekipmanlar da gerekebilir. Örneğin, rafting yaparken can yeleği ve kask gibi güvenlik ekipmanları önemlidir.</p>
<h4><strong>3. İç Anadolu’daki doğa sporu rotaları için rehberlik hizmeti almak mümkün müdür?</strong></h4>
<p>Evet, İç Anadolu’daki doğa sporu rotaları için birçok tur şirketi rehberlik hizmeti sunmaktadır. Profesyonel rehberler eşliğinde güvenli ve keyifli bir deneyim yaşayabilirsiniz. Ayrıca, yerel rehberlerin sunduğu bilgiler sayesinde bölgenin tarihini, doğasını ve kültürünü daha iyi anlayabilirsiniz.</p>
<h2><em><strong>Sonuç</strong></em></h2>
<p>İç Anadolu, doğal güzellikleri, zengin kültürel mirası ve çeşitli aktiviteleriyle her yıl binlerce ziyaretçiyi kendine çekmektedir. Bu bölge, doğa sporları tutkunları için adeta bir cennet niteliğindedir. Dağlarda yürüyüş yapmak, nehirlerde rafting yapmak, gökyüzünde planörle uçmak veya bisikletle doğayı keşfetmek isteyenler için İç Anadolu, vazgeçilmez bir destinasyondur. Unutulmaz anılar biriktirmek ve doğanın tadını çıkarmak için İç Anadolu’nun doğa sporları ve macera rotalarını keşfedin!</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kışın Büyülü Masalı: İç Anadolu’nun Kar Kaplı Yollar ve Dağların Dorukları</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/kisin-buyulu-masali-ic-anadolunun-kar-kapli-yollar-ve-daglarin-doruklari</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/kisin-buyulu-masali-ic-anadolunun-kar-kapli-yollar-ve-daglarin-doruklari</guid>
<description><![CDATA[ Kışın Büyülü Masalı: İç Anadolu’nun Kar Kaplı Yollar ve Dağların Dorukları Giriş Kış mevsimi, İç Anadolu’nun eşsiz güzelliklerini ortaya çıkarır. Kar kaplı yollar ve dağların dorukları, adeta bir masal diyarına açılan kapı gibidir. Bu makalede, İç Anadolu’nun kış manzaralarının büyüsünü keşfedeceğiz. İç Anadolu’nun Kar Kaplı Yolları İç Anadolu’nun kış aylarında kaplanan yolları, beyaz örtüleriyle adeta […] ]]></description>
<enclosure url="http://img-s1.onedio.com/id-62fa6dcdc54b80160d43cbfc/rev-0/w-600/h-364/f-jpg/s-85ede088c2d0a702093abe48e88e98c1d6e9f5f5.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Kışın, Büyülü, Masalı:, İç, Anadolu’nun, Kar, Kaplı, Yollar, Dağların, Dorukları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h1><em><strong>Kışın Büyülü Masalı: İç Anadolu’nun Kar Kaplı Yollar ve Dağların Dorukları</strong></em></h1>
<h3><em><strong>Giriş</strong></em></h3>
<p>Kış mevsimi, İç Anadolu’nun eşsiz güzelliklerini ortaya çıkarır. Kar kaplı yollar ve dağların dorukları, adeta bir masal diyarına açılan kapı gibidir. Bu makalede, İç Anadolu’nun kış manzaralarının büyüsünü keşfedeceğiz.</p>
<h2><em><strong>İç Anadolu’nun Kar Kaplı Yolları</strong></em></h2>
<p>İç Anadolu’nun kış aylarında kaplanan yolları, beyaz örtüleriyle adeta büyülü bir atmosfer yaratır. Kar kaplı yolların kenarlarındaki ağaçlar, üzerlerinde biriken karlarla süslenmiş birer doğa tablosuna dönüşür. Araçların izlediği bu yollar, yolculuk edenleri huzur dolu bir serüvene davet eder.</p>
<h4><strong>Bolu Dağları’nın Beyaz Örtüsü</strong></h4>
<p>Bolu Dağları, kışın en görkemli halini sergiler. Karla kaplanmış tepeleri ve ormanlarıyla Bolu Dağları, doğaseverleri kendine hayran bırakır. Yüksek kesimlerde yer alan Abant ve Gölcük gibi doğal güzellikler, ziyaretçilere unutulmaz anılar yaşatır.</p>
<p>Bolu Dağları’nın kış turizmi açısından önemi oldukça büyüktür. Kar ve doğal güzellikleriyle donanmış olan bu dağlar, kayak merkezleri ve doğa yürüyüş rotalarıyla her yıl binlerce ziyaretçiyi ağırlar. Aynı zamanda fotoğraf tutkunlarının da gözdesi olan Bolu Dağları, muhteşem manzaralar sunar.</p>
<h4><strong>Erciyes’in Büyüleyici Manzarası</strong></h4>
<p>Kayseri’nin sembolü haline gelen Erciyes Dağı, kış mevsiminde muhteşem bir görüntüye bürünür. Kayak severlerin uğrak noktası olan Erciyes, beyaz örtüsüyle adeta bir peri masalından fırlamış gibi görünür. Dağın eteklerindeki köylerde ise geleneksel kış yaşamının izlerini görmek mümkündür.</p>
<p>Erciyes Dağı, sadece kış sporları için değil, aynı zamanda doğa yürüyüşleri ve dağcılık gibi aktiviteler için de ideal bir mekandır. Zirveye tırmanmak isteyenler için çeşitli rotalar bulunur ve her seviyeden dağcıya hitap eder.</p>
<h2><em><strong>Dağların Doruklarındaki Büyü</strong></em></h2>
<p>İç Anadolu’nun dağlarının dorukları, kışın en görkemli manzaralarına ev sahipliği yapar. Karla kaplı zirveler, doğaseverleri kendilerine çeker ve unutulmaz anılar biriktirmelerine olanak tanır.</p>
<h4><strong>Aladağlar’ın Karla Dansı</strong></h4>
<p>Niğde ve Kayseri sınırları içinde yer alan Aladağlar, kışın kartpostallık manzaralar sunar. Karla kaplı zirveleri ve buzul gölleriyle Aladağlar, doğa tutkunlarının vazgeçilmez rotalarından biridir. Dağcılık ve doğa yürüyüşü için ideal olan Aladağlar, her kış binlerce ziyaretçiyi ağırlar.</p>
<p>Aladağlar, yalnızca doğal güzellikleriyle değil, aynı zamanda zengin biyolojik çeşitliliğiyle de dikkat çeker. Dağın eteklerinde yer alan ormanlar ve vadiler, pek çok endemik bitki ve hayvana ev sahipliği yapar. Bu nedenle Aladağlar, sadece kış sporları için değil, aynı zamanda doğa turizmi için de önemli bir destinasyondur.</p>
<h4><strong>Ankara’nın Efsanevi Manzarası: Elmadağ</strong></h4>
<p>Ankara’nın sembolü haline gelen Elmadağ, kış mevsiminde de büyüsünü korur. Şehrin hemen yanı başında yer alan Elmadağ, kayak ve snowboard tutkunlarının favori adreslerindendir. Beyaz örtüyle kaplı pistler ve ormanlar, kış sporları tutkunlarına unutulmaz anlar yaşatır.</p>
<p>Elmadağ, sadece spor aktiviteleri için değil, aynı zamanda dinlenme ve doğayla iç içe olma fırsatı sunar. Dağın eteklerinde yer alan tesisler, konuklarına lüks konaklama ve yeme içme imkanları sunar. Ayrıca çevredeki köylerde ise yöresel lezzetleri tatma fırsatı bulunur.</p>
<h2><em><strong>Sık Sorulan Sorular (SSS)</strong></em></h2>
<h4><strong>İç Anadolu’nun kış aylarında ziyaret edilmesi gereken en önemli yerler nelerdir?</strong></h4>
<p>İç Anadolu’nun kış aylarında ziyaret edilmesi gereken en önemli yerler arasında Bolu Dağları, Erciyes, Aladağlar, Elmadağ ve daha birçok doğal güzellik bulunmaktadır.</p>
<h4><strong>Kış mevsiminde İç Anadolu’ya seyahat etmek için en uygun zaman ne zaman?</strong></h4>
<p>İç Anadolu’nun kış manzaralarını görmek için ocak ve şubat ayları en uygun zamanlardır. Bu aylarda kar yağışı daha sık görülür ve doğanın beyaza bürünmesiyle muhteşem manzaralar ortaya çıkar.</p>
<p>Bu makalede, İç Anadolu’nun kışın büyülü atmosferini keşfettik. Kar kaplı yollar ve dağların dorukları, doğaseverlere unutulmaz anılar yaşatır ve her ziyaretçiyi büyüler. İç Anadolu’nun kış güzelliklerini keşfetmek için bir sonraki seyahatinizi planlayın ve bu eşsiz manzaraların keyfini çıkarın.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Anadolu’nun Renkleri: İç Anadolu’nun En Güzel Manzaraları ve Fotoğraf Noktaları</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/anadolunun-renkleri-ic-anadolunun-en-guzel-manzaralari-ve-fotograf-noktalari</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/anadolunun-renkleri-ic-anadolunun-en-guzel-manzaralari-ve-fotograf-noktalari</guid>
<description><![CDATA[ Anadolu’nun Renkleri: İç Anadolu’nun En Güzel Manzaraları ve Fotoğraf Noktaları Giriş İç Anadolu, Türkiye’nin en büyüleyici ve keşfedilmemiş bölgelerinden biridir. Doğal güzellikleri, tarihi zenginlikleri ve benzersiz kültürel dokusuyla dikkat çeker. Bu makalede, İç Anadolu’nun en çarpıcı manzaralarını ve fotoğraf çekmek için ideal noktalarını keşfedeceğiz. Her bir bölgeyi detaylı olarak inceleyerek, fotoğraf meraklılarına rehberlik edeceğiz. Kappadokya: […] ]]></description>
<enclosure url="http://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x580_66f3e8db78eef.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Anadolu’nun, Renkleri:, İç, Anadolu’nun, Güzel, Manzaraları, Fotoğraf, Noktaları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İç Anadolu, Türkiye’nin en büyüleyici ve keşfedilmemiş bölgelerinden biridir. Doğal güzellikleri, tarihi zenginlikleri ve benzersiz kültürel dokusuyla dikkat çeken bu bölge, fotoğraf tutkunları için adeta bir cennettir. Bu makalede, İç Anadolu’nun en çarpıcı manzaralarını ve fotoğraf çekmek için ideal noktalarını keşfedeceğiz. Her bir bölgeyi detaylı olarak inceleyerek, fotoğraf meraklılarına rehberlik edeceğiz.</p>
<h2>Kappadokya: Peri Bacalarının Büyüleyici Dünyası</h2>
<p>Kappadokya, dünyanın dört bir yanından ziyaretçilerin ilgisini çeken eşsiz bir coğrafyadır. Peri bacalarıyla ünlü bu bölge, volkanik faaliyetlerin yarattığı benzersiz kaya oluşumlarıyla bilinir. <strong>Göreme Milli Parkı</strong>, <strong>Ürgüp</strong> ve <strong>Uçhisar</strong> gibi yerler, fotoğrafçılar için muhteşem manzaralar sunar.</p>
<h3>Gün Doğumu Balon Turu</h3>
<p>Sabahın erken saatlerinde yapılan sıcak hava balonu turları, gün doğumunu izlemek için mükemmel bir fırsattır. Balondan manzarayı fotoğraflamak, eşsiz görüntüler yakalamanızı sağlar. Ayrıca, peri bacalarının üzerindeki yumuşak ışık, fotoğraflarınıza mistik bir atmosfer katar.</p>
<h3>Tarihi ve Kültürel Zenginlikler</h3>
<p>Kappadokya’nın sadece doğal güzellikleri değil, aynı zamanda tarihi ve kültürel mirası da etkileyicidir. <strong>Göreme Açık Hava Müzesi</strong>, bölgedeki en önemli tarihi ve dini yapıları içerir. Kiliseler ve manastırlar, taş oymacılığının en güzel örneklerini sunar. Fotoğrafçılar, hem doğal hem de tarihi güzellikleri bir arada yakalayabilirler.</p>
<h2>Mevlana Türbesi ve Çevresi: Mistik Bir Atmosferde Fotoğraf Çekmek</h2>
<p>Konya’da bulunan <strong>Mevlana Türbesi</strong> ve çevresi, manevi bir atmosferin yanı sıra estetik açıdan da büyüleyicidir. Türbenin etrafındaki bahçeler, tarihi yapılar ve sokaklar, fotoğraf tutkunları için ilham verici bir ortam sunar.</p>
<h3>Renkli Bahar ve Sonbahar</h3>
<p>Özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında, türbenin etrafındaki yeşillikler ve çiçekler harika kareler yakalamanızı sağlar. Ayrıca, Mevlana Müzesi’nin içindeki mimari detaylar ve süslemeler, fotoğraflarınıza derinlik katar.</p>
<h2>Sultanhanı Kervansarayı: Tarihi Bir Yolculuğa Davet</h2>
<p>Anadolu’nun tarihî dokusunu hissetmek isteyenler için <strong>Sultanhanı Kervansarayı</strong>, adeta zamanın durduğu bir noktadır. Selçuklu döneminden kalma bu yapı, mimarisi ve atmosferiyle benzersiz bir fotoğraf deneyimi sunar.</p>
<h3>Geçmişe Yolculuk</h3>
<p>Kervansaray, tarihi ticaret yollarında seyahat eden kervanların konakladığı bir yerdi. Fotoğrafçılar, bu tarihi atmosferde zaman yolculuğu hissi yaşayabilir ve nostaljik kareler yakalayabilirler.</p>
<h2>Ihlara Vadisi: Doğanın Güzelliğiyle Buluşma Noktası</h2>
<p>Aksaray’ın güneyinde yer alan <strong>Ihlara Vadisi</strong>, yeşilin ve suyun dans ettiği bir doğa harikasıdır. Vadideki kayalara oyulmuş kiliseler, yürüyüş yaparken fotoğrafçıların ilgisini çeker.</p>
<h3>Doğa Yürüyüşleri ve Fotoğraf Fırsatları</h3>
<p>Ihlara Vadisi, doğal güzellikleriyle sadece fotoğrafçıların değil, aynı zamanda doğa severlerin de ilgisini çeker. Vadide yapılan yürüyüşler sırasında, akan suyun melodisi eşliğinde eşsiz fotoğraflar çekebilirsiniz.</p>
<h2>Sık Sorulan Sorular (SSS)</h2>
<p><strong>1. İç Anadolu’da fotoğraf çekmek için en uygun mevsim hangisidir?</strong><br>İç Anadolu’nun fotojenik noktalarını ziyaret etmek için ilkbahar ve sonbahar mevsimleri en uygun zamanlardır. Bu dönemlerde hava koşulları genellikle yumuşak olur ve doğanın renkleri daha canlıdır.</p>
<p><strong>2. Kappadokya’ya gitmek için en uygun ulaşım yöntemi nedir?</strong><br>Kappadokya’ya gitmek için en yaygın ulaşım yöntemi havayolu ve karayoludur. Nevşehir veya Kayseri’ye uçakla gidip, otobüs veya araç kiralayarak bölgeye ulaşabilirsiniz.</p>
<p><strong>3. Fotoğraf çekerken dikkat edilmesi gereken önemli noktalar nelerdir?</strong><br>Doğru ışıklandırma, kompozisyon, perspektif seçimi ve ekipmanın doğru kullanımı gibi faktörler, fotoğrafların kalitesini belirleyen önemli unsurlardır.</p>
<p><strong>4. İç Anadolu’da fotoğraf çekerken yerel halkla iletişim kurmanın önemi nedir?</strong><br>Yerel halkla iletişim kurmak, bölge hakkında bilgi edinmenizi ve gizli güzellikleri keşfetmenizi sağlar. Ayrıca, yerel kültüre saygı göstermek, ilişkilerinizi güçlendirir.</p>
<p><strong>5. İç Anadolu’nun dışında Türkiye’de fotoğrafçılar için hangi bölgeler önerilir?</strong><br>Ege ve Akdeniz bölgeleri, muhteşem plajları ve antik kentleri ile fotoğrafçılar için harika çekim noktaları sunar. Ayrıca, Doğu Anadolu’nun dağlık manzaraları da dikkat çekicidir.</p>
<h2>Sonuç</h2>
<p>İç Anadolu, doğal güzellikleri, tarihi zenginlikleri ve kültürel dokusuyla fotoğrafçılar için eşsiz bir keşif alanıdır. Kappadokya’dan Ihlara Vadisi’ne kadar uzanan bu yolculuk, unutulmaz kareler yakalamanıza yardımcı olacak. Anadolu’nun renklerini keşfederken, fotoğraf makinenizi yanınıza almayı unutmayın!</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mirasın Işığında: İç Anadolu’nun Tarihi Kervansaraylar ve Antik Yollar</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/mirasin-isiginda-ic-anadolunun-tarihi-kervansaraylar-ve-antik-yollar</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/mirasin-isiginda-ic-anadolunun-tarihi-kervansaraylar-ve-antik-yollar</guid>
<description><![CDATA[ Mirasın Işığında: İç Anadolu’nun Tarihi Kervansaraylar ve Antik Yollar Giriş İç Anadolu, tarihi zenginliği ve kültürel mirasıyla ünlü bir bölgedir. Bu bölgede bulunan kervansaraylar ve antik yollar, geçmişin izlerini günümüze taşımaktadır. Bu makalede, İç Anadolu’nun tarihi kervansarayları ve antik yollarının önemi ve etkileyici özellikleri incelenecektir. Ayrıca, bu yapıların bölgenin tarihî ve kültürel dokusuna katkıları ve […] ]]></description>
<enclosure url="http://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2024/04/kervansaray.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Mirasın, Işığında:, İç, Anadolu’nun, Tarihi, Kervansaraylar, Antik, Yollar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h1><em><strong>Mirasın Işığında: İç Anadolu’nun Tarihi Kervansaraylar ve Antik Yollar</strong></em></h1>
<h3><em><strong>Giriş</strong></em></h3>
<p>İç Anadolu, tarihi zenginliği ve kültürel mirasıyla ünlü bir bölgedir. Bu bölgede bulunan kervansaraylar ve antik yollar, geçmişin izlerini günümüze taşımaktadır. Bu makalede, İç Anadolu’nun tarihi kervansarayları ve antik yollarının önemi ve etkileyici özellikleri incelenecektir. Ayrıca, bu yapıların bölgenin tarihî ve kültürel dokusuna katkıları ve günümüzdeki önemi üzerinde durulacaktır.</p>
<h2><em><strong>Kervansarayların Tarihi ve Önemi</strong></em></h2>
<p>Kervansaraylar, Orta Çağ’da ticaret yolları üzerinde konaklama ve ticaretin yapıldığı mekanlar olarak kullanılmıştır. İç Anadolu, tarih boyunca ticaret yollarının önemli bir kavşağı olmuştur ve bu nedenle birçok kervansaray bu bölgede inşa edilmiştir. Bu yapılar, tarihî, mimari ve kültürel açıdan büyük öneme sahiptir. Kervansaraylar, ticaretin canlı olduğu dönemlerde önemli bir sosyal merkez işlevi görmüş ve farklı kültürlerin buluşma noktası olmuştur. Aynı zamanda, bu yapılar ticaretin gelişimine katkı sağlamış ve ekonomik canlılığı desteklemiştir.</p>
<h2><em><strong>İç Anadolu’nun Önemli Kervansarayları</strong></em></h2>
<h4><strong>Sultan Han</strong></h4>
<p>Sultan Han, Konya-Sivas ticaret yolu üzerinde bulunan en büyük kervansaraylardan biridir. Selçuklu döneminde inşa edilmiş olup, ihtişamlı mimarisiyle dikkat çeker. Sultan Han, sadece ticaretin yapıldığı bir mekan değil, aynı zamanda kültürel etkileşimin ve bilgi alışverişinin de gerçekleştiği bir merkez olmuştur.</p>
<h4><strong>Agzikara Han</strong></h4>
<p>Aksaray’da bulunan Agzikara Han, Anadolu’da yapılmış en eski kervansaraylardan biridir. Hitit mimarisinin etkileyici bir örneğidir ve bölgenin tarihî önemini yansıtır. Agzikara Han, tarih boyunca birçok farklı medeniyetin izlerini taşımış ve bu medeniyetler arasında kültürel alışverişi sağlamıştır.</p>
<h4><strong>Saruhan Han</strong></h4>
<p>Saruhan Han, Kayseri’nin Develi ilçesinde bulunan önemli bir kervansaraydır. Anadolu’nun ticaret yollarının kavşağında yer alması nedeniyle, ticaretin canlı olduğu dönemlerde önemli bir merkez haline gelmiştir. Saruhan Han’ın mimarisi, Selçuklu döneminin özelliklerini taşır ve bu dönemin mimari anlayışını yansıtır.</p>
<h2><em><strong>Antik Yolların Rolü ve Önemi</strong></em></h2>
<p>Antik yollar, tarih boyunca ticaretin ve kültürel etkileşimin önemli bir parçası olmuştur. İç Anadolu, Anadolu’nun en eski ticaret yollarından biri olan İpek Yolu’nun geçtiği bir bölgedir. Bu antik yollar, sadece ticaretin yapıldığı mekanlar değil, aynı zamanda farklı kültürlerin buluşma noktaları olmuş ve kültürel alışverişi sağlamıştır. İpek Yolu, Çin’den başlayıp Avrupa’ya kadar uzanan en ünlü ticaret yollarından biridir. İç Anadolu, bu önemli ticaret yolunun üzerinde yer alır ve birçok ticaret merkezine ev sahipliği yapmıştır.</p>
<h2><em><strong>İç Anadolu’nun Antik Yolları</strong></em></h2>
<h4><strong>Kral Yolu</strong></h4>
<p>Kral Yolu, antik dönemde Anadolu’nun batı ve doğusunu birbirine bağlayan önemli ticaret yollarından biridir. İç Anadolu’nun birçok şehri, Kral Yolu üzerinde konumlanmıştır. Bu yol, Pers İmparatorluğu döneminde önemli bir ticaret yolu olarak kullanılmış ve Anadolu’nun farklı bölgelerini birbirine bağlamıştır.</p>
<h4><strong>İpek Yolu</strong></h4>
<p>İpek Yolu, Çin’den başlayıp Avrupa’ya kadar uzanan en ünlü ticaret yollarından biridir. İç Anadolu, bu önemli ticaret yolunun üzerinde yer alır ve birçok ticaret merkezine ev sahipliği yapmıştır. İpek Yolu boyunca birçok kervansaray inşa edilmiş ve ticaretin canlı olduğu dönemlerde bu yapılar, ticaretin yanı sıra kültürel etkileşimin de yaşandığı merkezler olmuştur.</p>
<h2><em><strong>Mirasın Bugünkü Önemi</strong></em></h2>
<p>İç Anadolu’nun tarihi kervansarayları ve antik yolları, günümüzde turizm açısından da büyük bir öneme sahiptir. Bu yapılar, tarihî ve kültürel mirasın korunması ve gelecek nesillere aktarılması açısından büyük bir değere sahiptir. Ayrıca, bu yapılar, bölgenin ekonomisine de katkı sağlayarak yerel kalkınmaya destek olmaktadır.</p>
<h2><em><strong>Sık Sorulan Sorular (SSS)</strong></em></h2>
<h4><strong>Kervansaraylar nedir?</strong></h4>
<p>Kervansaraylar, Orta Çağ’da ticaret yolları üzerinde konaklama ve ticaretin yapıldığı yapılar olarak kullanılmıştır. İç Anadolu, bu yapılarla ünlüdür.</p>
<h4><strong>İç Anadolu’nun önemli kervansarayları nelerdir?</strong></h4>
<p>İç Anadolu’nun önemli kervansarayları arasında Sultan Han, Agzikara Han ve Saruhan Han gibi yapılar bulunmaktadır. Bu kervansaraylar, bölgenin tarihî ve kültürel dokusunu yansıtmaktadır.</p>
<h4><strong>Antik yolların önemi nedir?</strong></h4>
<p>Antik yollar, tarih boyunca ticaretin ve kültürel etkileşimin önemli bir parçası olmuştur. İç Anadolu, Anadolu’nun en eski ticaret yollarından biri olan İpek Yolu’nun geçtiği bir bölgedir.</p>
<h2><em><strong>Sonuç</strong></em></h2>
<p>İç Anadolu’nun tarihi kervansarayları ve antik yolları, bölgenin tarihî ve kültürel dokusunu yansıtan önemli yapılar arasında yer almaktadır. Bu yapılar, geçmişten günümüze kadar süregelen ticaretin ve kültürel etkileşimin izlerini taşımakta ve günümüzde de önemli birer turistik destinasyon olarak ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir. Mirasın korunması ve gelecek nesillere aktarılması için yapılan çalışmalar, bu önemli yapıların yaşatılmasını ve değerinin bilinmesini sağlamaktadır.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Küresel Isınma ve İklim Histerisi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/kuresel-isinma-ve-iklim-histerisi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/kuresel-isinma-ve-iklim-histerisi</guid>
<description><![CDATA[ Küresel ısınma ve iklim değişikliği konusundaki tartışmalar, bilimsel verilerle desteklenen teorilerle birlikte politik ve ekonomik faktörlerin de etkisi altında şekillenmektedir. İklim histerisi ve abartılı söylemler, toplumsal algıyı ve eylemleri etkileyebilir. Bu nedenle, çeşitli görüşlerin dikkatle değerlendirilmesi ve bilimsel nesnelliğin korunması önemlidir. Toplumsal bilinç ve sürdürülebilir yaşam biçimlerinin benimsenmesi, bu sorunlara yönelik etkili çözümler bulma konusunda katkı sağlayabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x580_66e37240692f2.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Küresel, Isınma, İklim, Histerisi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Küresel Isınma ve İklim Histerisi: Bilimsel Gerçekler ve Toplumsal Etkiler</strong></p>
<p>Küresel ısınma, son yıllarda dünya çapında geniş bir tartışma konusu haline gelmiştir. Bu yazıda, küresel ısınmanın varlığı ve etkileri üzerine yapılan iddialar, tartışmalar ve bilimsel veriler ele alınarak, iklim histerisinin ve bilimsel belirsizliklerin konu üzerindeki etkileri incelenmiştir. İklim değişikliğiyle ilgili abartılı söylemler ve politik müdahalelerin, halkın algısı ve eylemleri üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir.</p>
<p></p>
<p>Küresel ısınma, çevresel değişimlerin başlıca nedenlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Ancak, bu konu etrafında dönen tartışmalar ve ortaya çıkan farklı görüşler, hem bilimsel hem de politik boyutlarıyla dikkate değerdir. İklim histerisi terimi, iklim değişikliği etkilerine ilişkin abartılı söylemleri tanımlamak için kullanılmaktadır ve genellikle iklim değişikliğine şüpheyle yaklaşan veya risklerin abartıldığını düşünen bireyler tarafından gündeme getirilmektedir.</p>
<p></p>
<p><strong>İklim Değişikliği: Bilimsel Gerçekler ve Tartışmalar</strong></p>
<p>Bilimsel veriler, küresel ısınmanın gerçek ve ciddi bir sorun olduğunu ortaya koymaktadır. Son yüzyılda dünya genelinde ortalama sıcaklıkların arttığı, deniz seviyelerinin yükseldiği ve aşırı hava olaylarının sıklığının arttığı gözlemlenmiştir. Bu değişiklikler, biyoçeşitliliğin azalması gibi çeşitli ekolojik sonuçlara yol açmaktadır.</p>
<p></p>
<p>Ancak, bazı uzmanlar iklim değişikliğinin abartıldığını ve doğal iklim döngülerinin etkili olduğunu öne sürmektedir. Bu kişiler, mevcut ısınma eğiliminin insan faaliyetlerinden ziyade doğal değişkenlerden kaynaklandığını iddia etmektedir. Ayrıca, iklim değişikliğinin etkilerinin tahmin edildiği kadar yıkıcı olmayacağını ve insan toplumunun bu değişikliklere uyum sağlayabileceğini savunan görüşler de bulunmaktadır.</p>
<p></p>
<p><strong>İklim Histerisinin Zararlı Etkileri</strong></p>
<p>İklim histerisi, "aşırı sıcaklar", "cehennem sıcakları" veya "dünyanın sonu geliyor" gibi abartılı tanımlamaları içerir. Bu tür ifadeler, genellikle umutsuzluk ve çaresizlik duygularını tetikleyebilir. Bu duygular, bireyleri iklim değişikliği konusunda hareketsiz bırakabilir ve gerçek risklerin küçümsenmesine yol açabilir. Ayrıca, abartılı açıklamalar, insanların sera gazı emisyonlarını azaltmaya yönelik politikaları destekleme konusunda duyarsız olmalarına neden olabilir.</p>
<p></p>
<p><strong>Bilimsel ve Politik Müdahale</strong></p>
<p>Birleşmiş Milletler Devletlerarası İklim Değişikliği Paneli'nin (IPCC) raporları, küresel ısınmanın bilimsel dayanaklarını içermesi beklenen önemli belgelerdir. Ancak, sızdırılan belgelerde IPCC'yi destekleyen hükümetlerin, raporda önemli değişiklikler yapılmasını talep ettiği ve bu değişikliklerin bilimin nesnelliğini sorgulattığı belirtilmiştir. Bu durum, bilimsel raporların politik müdahalelerden nasıl etkilenebileceği konusundaki endişeleri artırmaktadır.</p>
<p></p>
<p><strong>Karbondioksit ve Bitkiler</strong></p>
<p>Karbondioksitin küresel ısınmaya neden olduğu görüşü yaygın olmakla birlikte, bazı uzmanlar bu gazın bitkiler için yaşamsal olduğunu savunmaktadır. Karbondioksit, bitkilerin büyümesini destekleyen ve verimliliği artıran bir faktör olarak değerlendirilmektedir. Bu bağlamda, karbondioksitin atmosferdeki artışının olumlu etkileri de göz önünde bulundurulmalıdır.</p>
<p></p>
<p><strong>Sonuç</strong></p>
<p>Küresel ısınma ve iklim değişikliği konusundaki tartışmalar, bilimsel verilerle desteklenen teorilerin yanı sıra politik ve ekonomik etmenlerin de etkisi altında şekillenmektedir. İklim histerisi ve abartılı söylemler, toplumsal algıyı ve eylemleri etkileyebilir. Bu nedenle, bilimsel nesnelliğin korunması ve çeşitli görüşlerin dikkatle değerlendirilmesi önemlidir. Toplumsal bilinç ve sürdürülebilir yaşam biçimleri benimsemek, bu sorunlara etkili çözümler bulmak için önemli adımlardır. Bu şekilde, daha sürdürülebilir bir gelecek inşa edebiliriz.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ruhunuzu Dinlendirin: Karadeniz’in Huzur Dolu Kasabaları</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/ruhunuzu-dinlendirin-karadenizin-huzur-dolu-kasabalari</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/ruhunuzu-dinlendirin-karadenizin-huzur-dolu-kasabalari</guid>
<description><![CDATA[ Ruhunuzu Dinlendirin: Karadeniz’in Huzur Dolu Kasabaları Giriş Karadeniz, Türkiye’nin kuzeyinde bulunan ve muhteşem doğal güzellikleriyle ünlü bir bölgedir. Bu makalede, Karadeniz’in huzur dolu kasabalarını keşfedecek ve ruhunuzu dinlendirmenin en iyi yerlerini öğreneceksiniz. ]]></description>
<enclosure url="http://cabistanbul.com/storage/3584/Adsız-tasarım-(24).png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Ruhunuzu, Dinlendirin:, Karadeniz’in, Huzur, Dolu, Kasabaları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h1><em><strong>Ruhunuzu Dinlendirin: Karadeniz’in Huzur Dolu Kasabaları</strong></em></h1>
<h3><em><strong>Giriş</strong></em></h3>
<p>Karadeniz, Türkiye’nin kuzeyinde bulunan ve muhteşem doğal güzellikleriyle ünlü bir bölgedir. Bu makalede, Karadeniz’in huzur dolu kasabalarını keşfedecek ve ruhunuzu dinlendirmenin en iyi yerlerini öğreneceksiniz.</p>
<h2><em><strong>1. Karadeniz’in Doğal Güzellikleri</strong></em></h2>
<p>Karadeniz, zengin flora ve fauna, etkileyici dağ manzaraları ve ferah yaylalarıyla bilinir. Doğa severler için adeta bir cennettir.</p>
<h4><strong>1.1. Yaylaların Sessizliği</strong></h4>
<p>Karadeniz’in yaylaları, sessizlik ve huzur arayanlar için mükemmel bir kaçış noktasıdır. Ayder Yaylası, Çamlıhemşin ilçesinde bulunan ve yıl boyunca doğal güzelliğiyle ziyaretçilerini cezbeden önemli bir destinasyondur. Burada yapabileceğiniz doğa yürüyüşleri ve şelaleleri keşfetmek sizi gerçekten rahatlatacaktır.</p>
<h4><strong>1.2. Köylerin Sıcaklığı</strong></h4>
<p>Karadeniz’in köyleri, geleneksel yaşam tarzını koruyan ve misafirperverliğiyle ünlüdür. Hem yerel halkın samimiyetiyle tanışabilir hem de yöresel lezzetleri tadabilirsiniz. Özellikle, Karadeniz’in doğal güzelliklerini gözler önüne seren ve sizi geçmişe götüren köylerinde vakit geçirmek ruhunuzu dinlendirecek bir deneyim olabilir.</p>
<h2><em><strong>2. Karadeniz’in Huzur Dolu Kasabaları</strong></em></h2>
<p>Karadeniz’in kasabaları, sakin atmosferleri ve doğal güzellikleriyle bilinir. İşte ziyaret etmeye değer birkaç kasaba:</p>
<h4><strong>2.1. Amasra</strong></h4>
<p>Amasra, Bartın ilinde yer alır ve tarihi dokusuyla dikkat çeker. Burada, antik kaleleri, sahil şeridi boyunca uzanan dar sokakları ve lezzetli deniz ürünleriyle meşhur restoranları keşfedebilirsiniz. Amasra, hem tarih hem de doğa severler için mükemmel bir tatil destinasyonudur.</p>
<h4><strong>2.2. Uzungöl</strong></h4>
<p>Trabzon’un Çaykara ilçesinde bulunan Uzungöl, etkileyici manzarasıyla ünlüdür. Yüksek dağların arasında yer alan bu doğa harikası göl, yıl boyunca ziyaretçilerini cezbetmektedir. Göl kenarında yürüyüş yapabilir, bisiklet sürerek çevreyi keşfedebilir veya yöresel lezzetleri tadabilirsiniz.</p>
<h4><strong>2.3. Şile</strong></h4>
<p>İstanbul’a yakın olan Şile, sakin plajları ve doğal güzellikleriyle bilinir. Karadeniz’in serin sularında yüzebilir, kumsalda güneşlenebilir veya doğa yürüyüşleri yapabilirsiniz. Şile, özellikle şehir hayatından uzaklaşmak ve dinlenmek isteyenler için mükemmel bir seçenektir.</p>
<h2><em><strong>3. Sık Sorulan Sorular (SSS)</strong></em></h2>
<h4><strong>3.1. Karadeniz’e Ne Zaman Gitmeliyim?</strong></h4>
<p>Karadeniz’i ziyaret etmek için en uygun zamanlar ilkbahar ve yaz aylarıdır. Bu dönemlerde hava daha ılımandır ve doğa daha canlıdır. Ancak sonbahar da, renkli yapraklarla süslenen manzaralarıyla görülmeye değer bir dönemdir.</p>
<h4><strong>3.2. Kasabalarda Konaklama Seçenekleri Nelerdir?</strong></h4>
<p>Karadeniz’in kasabalarında genellikle butik oteller, pansiyonlar ve tatil köyleri bulunur. Önceden rezervasyon yapmak önemlidir, özellikle yaz aylarında yoğunluk olabilir.</p>
<h4><strong>3.3. Karadeniz Mutfağından Hangi Lezzetleri Denemeliyim?</strong></h4>
<p>Karadeniz mutfağı, taze deniz ürünleri ve yöresel tatlarla ünlüdür. Hamsi pilavı, mısır ekmeği, kuymak ve Karadeniz pidesi mutlaka denemeniz gereken lezzetler arasındadır.</p>
<p>Karadeniz’in huzur dolu kasabaları, doğanın kucakladığı sakinlik ve huzur arayanlar için mükemmel birer kaçış noktasıdır. Doğal güzellikleri, geleneksel atmosferleri ve lezzetli mutfağıyla ziyaretçilerini cezbetmektedirler. Bu kasabaları ziyaret ederek, günlük stresinizi geride bırakabilir ve ruhunuzu dinlendirebilirsiniz.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Karadeniz’in Lezzetli Molası: Yöresel Tatlar ve Gurme Duraklar</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/karadenizin-lezzetli-molasi-yoeresel-tatlar-ve-gurme-duraklar</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/karadenizin-lezzetli-molasi-yoeresel-tatlar-ve-gurme-duraklar</guid>
<description><![CDATA[ Karadeniz’in Lezzetli Molası: Yöresel Tatlar ve Gurme Duraklar Karadeniz bölgesi, Türkiye’nin kuzeyinde yer alır ve muhteşem doğal güzellikleriyle tanınır. Ancak, sadece manzarasıyla değil, aynı zamanda eşsiz lezzetleriyle de ziyaretçilerini büyüler. Bu makalede, Karadeniz’in yöresel tatlarını ve gurme duraklarını keşfedecek ve lezzet dolu bir yolculuğa çıkacaksınız. 1. Karadeniz Mutfağı: Bir Lezzet Şöleni Karadeniz mutfağı, taze ve […] ]]></description>
<enclosure url="http://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2024/04/Fotoram.io-5.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Karadeniz’in, Lezzetli, Molası:, Yöresel, Tatlar, Gurme, Duraklar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h1><em><strong>Karadeniz’in Lezzetli Molası: Yöresel Tatlar ve Gurme Duraklar</strong></em></h1>
<p>Karadeniz bölgesi, Türkiye’nin kuzeyinde yer alır ve muhteşem doğal güzellikleriyle tanınır. Ancak, sadece manzarasıyla değil, aynı zamanda eşsiz lezzetleriyle de ziyaretçilerini büyüler. Bu makalede, Karadeniz’in yöresel tatlarını ve gurme duraklarını keşfedecek ve lezzet dolu bir yolculuğa çıkacaksınız.</p>
<h2><em><strong>1. Karadeniz Mutfağı: Bir Lezzet Şöleni</strong></em></h2>
<p>Karadeniz mutfağı, taze ve doğal malzemelerin bir araya gelmesiyle oluşan benzersiz tatlar sunar. Bölgenin iklimi ve toprak yapısı, çeşitli tarım ürünlerinin yetişmesine olanak tanır ve bu da yöresel yemeklerin zenginliğini artırır. İşte Karadeniz mutfağının bazı öne çıkan lezzetleri:</p>
<h4><strong>1.1. Hamsi Tava: Karadeniz’in En Sevilen Balık Yemeği</strong></h4>
<p>Karadeniz’in vazgeçilmez balığı olan hamsi, tava yapıldığında enfes bir lezzet sunar. Taze hamsiler, un ve mısır unu karışımına bulanarak kızartılır ve sıcak olarak servis edilir. Limon dilimleri ve yanında taze yeşilliklerle servis edilen hamsi tava, Karadeniz’in denizinden gelen nefis bir lezzettir.</p>
<h4><strong>1.2. Kuymak: Yöresel Peynir ve Mısır Ununun Buluşması</strong></h4>
<p>Karadeniz’in en sevilen sıcak mezelerinden biri olan kuymak, mısır unu ve yöresel peynirin bir araya gelmesiyle hazırlanır. Tereyağı ve su ile pişirilen kuymak, kıvamını aldığında yoğun bir lezzet ortaya çıkar. Genellikle kahvaltıda veya akşam yemeğinde sıcak olarak servis edilir.</p>
<h4><strong>1.3. Mıhlama: Doğal Malzemelerin Harmanıyla Oluşan Bir Lezzet Şöleni</strong></h4>
<p>Mıhlama, Karadeniz’in en ünlü kahvaltı lezzetlerinden biridir. Mısır unu, tereyağı, peynir ve suyun bir araya gelmesiyle hazırlanan bu lezzetli yemek, sıcak olarak servis edilir ve üzerine yumurta kırılarak yenir. Yoğun ve doyurucu bir lezzet olan mıhlama, Karadeniz’in sofralarında sıkça yer alır.</p>
<h4><strong>1.4. Karalahana Dolması: Doğanın Sunduğu Enfes Bir Lezzet</strong></h4>
<p>Karadeniz’in doğal ürünlerinden biri olan karalahana, dolma yapıldığında da enfes bir lezzet sunar. İç harcı genellikle pirinç, kıyma, soğan ve baharatlarla hazırlanan karalahana dolması, yavaş yavaş pişirilerek tam bir lezzet şölenine dönüşür. Üzerine yoğurt ve sarımsaklı sos eklenerek servis edilir.</p>
<h2><em><strong>2. Gurme Duraklar: Lezzetin Adresleri</strong></em></h2>
<p>Karadeniz’de lezzet yolculuğu yapmak isteyenler için birçok gurme durak bulunmaktadır. Bu duraklar, yöresel lezzetlerin en iyi sunulduğu ve misafirlere unutulmaz bir deneyim yaşatan mekanlardır.</p>
<h4><strong>2.1. Trabzon’un Gurme Mekanları: Lezzetin Başkenti</strong></h4>
<p>Trabzon, Karadeniz’in gurme turizminde önemli bir yere sahiptir. Şehirde bulunan restoranlar ve lokantalar, yöresel lezzetleri modern bir dokunuşla sunarak ziyaretçilere benzersiz bir deneyim yaşatır. Özellikle balık restoranları ve yöresel tatlarla donatılmış kafeler, Trabzon’un gurme durakları arasında öne çıkar.</p>
<h4><strong>2.2. Rize’nin Çay Bahçeleri: Çayın Tadına Bakın</strong></h4>
<p>Rize, Türkiye’nin çay üretiminin kalbinde yer alır ve bu nedenle çay kültürü burada oldukça önemlidir. Rize’nin muhteşem doğasında yer alan çay bahçeleri, ziyaretçilere eşsiz bir çay deneyimi sunar. Yemyeşil çay tarlalarının ortasında çay içmek, Karadeniz’in tadını en doğal haliyle yaşamak demektir.</p>
<h4><strong>2.3. Artvin’in Yöresel Pazarları: Doğal Lezzetlerin Buluşma Noktası</strong></h4>
<p>Artvin, Karadeniz’in doğal ve yöresel ürünlerinin buluşma noktasıdır. Şehirde bulunan yöresel pazarlar, organik ve doğal ürünlerin satıldığı yerlerdir. Burada taze meyve, sebze, bal, peynir ve diğer yöresel ürünleri bulabilir ve doğanın tazeliğini en saf haliyle deneyimleyebilirsiniz.</p>
<h2><strong>3. Sık Sorulan Sorular (SSS)</strong></h2>
<h4><strong>3.1. Karadeniz’e Ne Zaman Seyahat Etmeliyim?</strong></h4>
<p>Karadeniz bölgesi, her mevsim ziyaret edilebilecek bir destinasyondur. Ancak, yaz ayları özellikle doğa turizmi için idealdir. Serin yaylaları ve temiz denizleriyle yaz aylarında Karadeniz’in tadını çıkarmak mümkündür.</p>
<h4><strong>3.2. Karadeniz Mutfağı Ne Kadar Sağlıklı?</strong></h4>
<p>Karadeniz mutfağı, genellikle taze ve doğal malzemelerle hazırlanan yemekleriyle bilinir. Balık, sebze ve tahılların yoğun olarak kullanıldığı bu mutfak, dengeli ve sağlıklı bir beslenme için ideal seçenekler sunar.</p>
<h4><strong>3.3. Karadeniz’de Yeme İmkânları Nasıldır?</strong></h4>
<p>Karadeniz bölgesinde geniş bir yemek seçeneği bulunmaktadır. Restoranlar, lokantalar, çay bahçeleri ve yöresel pazarlar, ziyaretçilere zengin bir yemek deneyimi sunar. Hem yöresel lezzetleri tatmak hem de uluslararası mutfakları denemek mümkündür.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Batı Karadeniz’de Gezilecek En İyi 5 İlçe ve Gizli Cennetleri</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/bati-karadenizde-gezilecek-en-iyi-5-ilce-ve-gizli-cennetleri</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/bati-karadenizde-gezilecek-en-iyi-5-ilce-ve-gizli-cennetleri</guid>
<description><![CDATA[ Batı Karadeniz’de Gezilecek En İyi 5 İlçe ve Gizli Cennetleri Giriş Batı Karadeniz, Türkiye’nin doğal güzellikleriyle ünlü bölgelerinden biridir. Karadeniz’in serin suları, yeşil doğası ve tarihi zenginlikleriyle, bu bölgeyi keşfetmek için mükemmel bir yerdir. Bu makalede, Batı Karadeniz’in gizli cennetlerini keşfetmek için öne çıkan 5 ilçesine göz atacağız. 1. Amasra: Karadeniz’in İncisi Amasra, Batı Karadeniz’in […] ]]></description>
<enclosure url="http://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x580_66e8211d9559f.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Batı, Karadeniz’de, Gezilecek, İyi, İlçe, Gizli, Cennetleri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h1><em><strong>Batı Karadeniz’de Gezilecek En İyi 5 İlçe ve Gizli Cennetleri</strong></em></h1>
<h3><strong>Giriş</strong></h3>
<p>Batı Karadeniz, Türkiye’nin doğal güzellikleriyle ünlü bölgelerinden biridir. Karadeniz’in serin suları, yeşil doğası ve tarihi zenginlikleriyle, bu bölgeyi keşfetmek için mükemmel bir yerdir. Bu makalede, Batı Karadeniz’in gizli cennetlerini keşfetmek için öne çıkan 5 ilçesine göz atacağız.</p>
<h3><em><strong>1. Amasra: Karadeniz’in İncisi</strong></em></h3>
<p><strong>Amasra</strong>, Batı Karadeniz’in en etkileyici destinasyonlarından biridir. Tarihi zenginlikleri, doğal güzellikleri ve eşsiz atmosferiyle ziyaretçilerini büyüler. Amasra Kalesi, buranın simgesi haline gelmiştir. Antik kent kalıntılarıyla dolu bu kale, ziyaretçilere tarih dolu bir yolculuk sunar. Ayrıca, Amasra’nın iki koyu olan Küçük Liman ve Büyük Liman, mavinin tonlarıyla bezenmiş harika manzaralar sunar.</p>
<p><a href="https://www.amasra.com.tr/">www.amasra.com.tr</a> ‘den daha fazla bilgiye ulaşabilirsiniz.</p>
<p></p>
<h3><strong><em>2. Şile: Doğanın Kalbinde Huzur</em></strong></h3>
<p><strong>Şile</strong>, sakin ve huzurlu plajlarıyla ünlüdür. Karadeniz’in serin suları burada sizi karşılar. Şile’nin en dikkat çeken özelliklerinden biri, muhteşem Şile Feneri’dir. 1859 yılında inşa edilen bu fener, Karadeniz kıyısındaki konumuyla nefes kesen manzaralar sunar. Ayrıca, Şile’nin doğal güzelliklerle süslü ormanları, doğa yürüyüşü yapmak isteyenler için harika bir seçenektir.</p>
<h3><em><strong>3. Cide: Saklı Kalmış Bir Mücevher</strong></em></h3>
<p><strong>Cide</strong>, Batı Karadeniz’in keşfedilmemiş bir cennetidir. Eşsiz plajları ve tarihi dokusuyla ziyaretçilerini kendine çeker. Cide Plajı, berrak turkuaz sularıyla ünlüdür ve burada denizin keyfini çıkarırken huzur bulabilirsiniz. Ayrıca, Cide’nin tarihi dokusunu yansıtan Rum evleri, mimari açıdan da ilgi çekicidir.</p>
<h3><em><strong>4. Sinop: Tarihin İzleri</strong></em></h3>
<p><strong>Sinop</strong>, tarihi ve kültürel mirasıyla öne çıkan bir ilçedir. Sinop Cezaevi Müzesi, buranın en önemli tarihi yapılarından biridir. Bu müze, Türkiye’nin en eski hapishanesi olarak bilinir ve ziyaretçilere tarihi bir yolculuk sunar. Ayrıca, Antik Sinop Tiyatrosu ve Sinop Yarımadası’nın eşsiz doğal güzellikleri de görülmeye değerdir.</p>
<h3><em><strong>5. Zonguldak: Doğanın Kucağında Huzur</strong></em></h3>
<p><strong>Zonguldak</strong>, madenleri ve sahil şeridiyle tanınır. Ancak, bu ilçe sadece endüstriyel faaliyetleriyle değil, aynı zamanda doğal güzellikleriyle de dikkat çeker. Gökçebey Kaplıcaları, buranın en popüler turistik noktalarından biridir. Bu kaplıcalar, doğal termal kaynaklardan gelen sıcak sularıyla ziyaretçilere sağlık ve huzur sunar. Ayrıca, Zonguldak’ın sahil şeridi boyunca uzanan plajları da deniz severler için mükemmel bir kaçış noktasıdır.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66e820fd9631d.jpg" alt=""></p>
<h2><em><strong>Sık Sorulan Sorular (SSS)</strong></em></h2>
<h4><strong>1. Batı Karadeniz’e Ne Zaman Seyahat Etmeli?</strong></h4>
<p>Batı Karadeniz’i ziyaret etmek için en uygun zaman genellikle ilkbahar ve sonbahar aylarıdır. Bu dönemlerde hava sıcaklıkları ılımandır ve yağış miktarı azalır. Yaz aylarında ise, plajları ve doğal güzellikleri keşfetmek için ideal bir zaman olabilir, ancak yoğun turist kalabalığı olabilir.</p>
<h4><strong>2. Batı Karadeniz’de Konaklama Seçenekleri Nelerdir?</strong></h4>
<p>Batı Karadeniz’de konaklama seçenekleri geniş bir yelpazeye sahiptir. Her ilçede oteller, pansiyonlar, tatil köyleri ve kamp alanları bulunmaktadır. Ziyaretçiler, bütçelerine ve tercihlerine uygun konaklama seçenekleri arasından seçim yapabilirler.</p>
<h4><strong>3. Batı Karadeniz’de Hangi Aktiviteler Yapılabilir?</strong></h4>
<p>Batı Karadeniz’de yapılacak çok sayıda aktivite bulunmaktadır. Doğa yürüyüşleri, deniz turu, tarihi ve kültürel mekanları ziyaret etmek gibi etkinlikler popülerdir. Ayrıca, su sporları, balık tutma ve yöresel lezzetleri tatma gibi aktiviteler de yapılabilir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye’nin Doğal Cenneti: Eşsiz Turistik Noktalar</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/turkiyenin-dogal-cenneti-essiz-turistik-noktalar</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/turkiyenin-dogal-cenneti-essiz-turistik-noktalar</guid>
<description><![CDATA[    Türkiye’nin Doğal Cenneti: Eşsiz Turistik Noktalar Giriş Türkiye, benzersiz coğrafi konumu ve çeşitliliği ile doğal güzelliklerle dolu bir ülkedir. Doğal güzellikleri ve tarihi zenginlikleriyle ünlü olan Türkiye, her yıl milyonlarca turisti ağırlamaktadır. İşte Türkiye’nin doğal cennetlerinden bazıları ve onların büyüleyici özellikleri. ]]></description>
<enclosure url="http://assets.enuygun.com/media/lib/500x300/uploads/image/oludeniz-33879.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Türkiye’nin, Doğal, Cenneti:, Eşsiz, Turistik, Noktalar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye, eşsiz coğrafyası ve zengin doğal güzellikleriyle tanınan bir ülke. Tarihi mirasıyla da göz kamaştıran bu topraklar, her yıl milyonlarca turisti kendine çekiyor. Gelin, Türkiye’nin doğal cennetlerinden bazılarına ve onların büyüleyici özelliklerine yakından bakalım.</p>
<h4>1. Kapadokya: Doğanın Sanat Eseri</h4>
<p>Kapadokya, Türkiye’nin iç kesimlerinde yer alan benzersiz bir bölge. Burada en dikkat çekici unsurlar, volkanik patlamalarla oluşmuş peri bacaları. Bu doğa harikası yapılar, rüzgar ve yağmurun etkisiyle şekil almış konik oluşumlardır. Kapadokya’nın vadilerindeki mağaralar, antik çağlardan beri insanların yaşam alanı olmuştur. Göreme Açık Hava Müzesi ve Derinkuyu Yeraltı Şehri, bu büyüleyici coğrafyada keşfedilmesi gereken tarihi miraslar arasında yer alıyor.</p>
<h4>2. Pamukkale: Beyaz Travertenlerin Büyüsü</h4>
<p>Denizli’de bulunan Pamukkale, benzersiz beyaz travertenleriyle ünlü bir doğal harika. Termal suların içindeki kalsiyum karbonatın zamanla birikmesi sonucu oluşan bu travertenler, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor. Pamukkale’ye yapılan ziyaretlerde, antik Hierapolis kenti ve sıcak su havuzları gibi diğer cazibe merkezleri de mutlaka görülmeli.</p>
<h4>3. Kaş: Akdeniz’in İncisi</h4>
<p>Kaş, Türkiye’nin Akdeniz kıyısında, muhteşem bir deniz manzarası sunan bir kasaba. Berrak denizi ve renkli deniz altı dünyasıyla tanınan Kaş, dalış ve şnorkelle yüzme gibi su sporları için ideal bir destinasyon. Çevresindeki koylar ve antik kent kalıntıları, keşfedilmeyi bekleyen birçok güzellik sunuyor. Ayrıca, Likya Yolu’nda yürüyüş yaparak doğanın tadını çıkarabilirsiniz.</p>
<h4>4. Trabzon: Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yer</h4>
<p>Karadeniz’in saklı cenneti Trabzon, doğa harikalarıyla dolu bir şehir. Yeşil yaylaları, şelaleleri ve tarihi manastırları ile ziyaretçilerine eşsiz deneyimler sunuyor. Uzungöl, Ayder Yaylası ve Sümela Manastırı gibi önemli turistik noktalar, Trabzon’un doğal ve kültürel zenginliklerini gözler önüne seriyor. Ayrıca, yöresel mutfağıyla da damak zevkinizi şımartacak.</p>
<h4>5. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)</h4>
<p><strong>5.1. Kapadokya’nın Peri Bacaları Nedir?</strong></p>
<p>Kapadokya’nın peri bacaları, volkanik materyallerin zamanla erozyona uğramasıyla oluşmuş doğal yapılardır. Bu eşsiz oluşumlar, bölgenin ikonik manzarasını oluşturuyor ve fotoğraf tutkunları için harika bir fırsat sunuyor.</p>
<p><strong>5.2. Pamukkale’nin Termal Suları Hangi Sağlık Sorunlarına İyi Gelir?</strong></p>
<p>Pamukkale’nin termal suları, romatizma, cilt hastalıkları ve solunum yolu problemleri gibi birçok sağlık sorununa iyi gelmektedir. Bu nedenle, Pamukkale sadece bir tatil yeri değil, aynı zamanda bir sağlık merkezi olarak da ziyaret ediliyor.</p>
<p><strong>5.3. Kaş’ta Hangi Tarihi Miraslar Bulunmaktadır?</strong></p>
<p>Kaş, antik Likya kentlerinin kalıntılarına ev sahipliği yapar. Xanthos, Patara ve Myra gibi antik şehirler, bölgenin tarihi zenginliklerini keşfetmek isteyenler için büyük birer fırsat sunuyor.</p>
<p><strong>5.4. Trabzon’un Yaylaları ve Şelaleleri Hangi Aktiviteler için Uygundur?</strong></p>
<p>Trabzon’un doğal güzellikleri, doğa yürüyüşü, kampçılık ve piknik gibi çeşitli aktivitelere olanak tanır. Uzungöl ve Ayder Yaylası, bu tür aktiviteler için popüler noktalardır.</p>
<h3>Sonuç</h3>
<p>Türkiye’nin doğal güzellikleri, her ziyaretçiye benzersiz deneyimler sunuyor. Kapadokya’nın peri bacalarından Pamukkale’nin travertenlerine, Kaş’ın berrak sularından Trabzon’un yeşil yaylalarına kadar her köşe, keşfedilmeyi bekleyen bir cennet. Doğanın ve tarihin tadını çıkarmak için bu eşsiz noktalara bir ziyaret planlamak, hayatınıza unutulmaz anılar katacaktır.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tarih ve Doğanın Buluştuğu Nokta: Antik Kentler ve Doğa Harikaları</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/tarih-ve-doganin-bulustugu-nokta-antik-kentler-ve-doga-harikalari</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/tarih-ve-doganin-bulustugu-nokta-antik-kentler-ve-doga-harikalari</guid>
<description><![CDATA[ Tarih ve Doğanın Buluştuğu Nokta: Antik Kentler ve Doğa Harikaları Giriş Günümüzde, insanlar tarih ve doğa arasındaki uyumu keşfetmek için dünyanın dört bir yanına seyahat ediyorlar. Antik kentler ve doğa harikaları, insanlığın geçmişine ve doğanın görkemine ışık tutan eşsiz yerlerdir. Bu makalede, antik kentlerin ve doğa harikalarının büyüleyici dünyasına bir yolculuk yapacağız. 1. Antik Kentler: […] ]]></description>
<enclosure url="http://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2024/04/Fotoram.io-7.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Tarih, Doğanın, Buluştuğu, Nokta:, Antik, Kentler, Doğa, Harikaları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h1><strong><em>Tarih ve Doğanın Buluştuğu Nokta: Antik Kentler ve Doğa Harikaları</em></strong></h1>
<h3><em><strong>Giriş</strong></em></h3>
<p>Günümüzde, insanlar tarih ve doğa arasındaki uyumu keşfetmek için dünyanın dört bir yanına seyahat ediyorlar. Antik kentler ve doğa harikaları, insanlığın geçmişine ve doğanın görkemine ışık tutan eşsiz yerlerdir. Bu makalede, antik kentlerin ve doğa harikalarının büyüleyici dünyasına bir yolculuk yapacağız.</p>
<h2><em><strong>1. Antik Kentler: Tarihle Baş Başa</strong></em></h2>
<p>Antik kentler, tarih boyunca medeniyetlerin izlerini taşıyan benzersiz yerlerdir. Bu kentler, mimari yapıları, heykelleri ve kalıntılarıyla geçmişe ışık tutarlar. Antik kentler, ziyaretçilere tarih öncesinden modern çağa kadar uzanan bir zaman yolculuğu deneyimi sunar.</p>
<h4><strong>1.1. Pompeii: Roma’nın Kayıp Şehri</strong></h4>
<p>Pompeii, M.S. 79 yılında Vezüv Yanardağı’nın patlamasıyla yok olan antik bir Roma şehridir. Bu antik şehir, Volcano Pliniano’nun patlamasıyla üzerine düşen kül ve lavla korunmuş ve günümüze kadar ulaşmıştır. Pompeii’nin kalıntıları, Roma İmparatorluğu’nun günlük yaşamını ve mimarisini gözler önüne sermektedir. Forumlar, tapınaklar, tiyatrolar ve özel konutlar gibi yapılar, ziyaretçilere antik Roma’nın canlı bir portresini sunar.</p>
<h4><strong>1.2. Machu Picchu: İnka İmparatorluğu’nun İncisi</strong></h4>
<p>Machu Picchu, Peru’nun And Dağları’nda yer alan gizemli bir antik şehirdir. 15. yüzyılda İnka İmparatorluğu döneminde inşa edilen bu şehir, manzarasıyla da ünlüdür. Machu Picchu, İnka İmparatorluğu’nun gizemli bir merkezi olarak kabul edilir ve günümüzde Peru’nun en popüler turistik yerlerinden biridir. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan bu antik kent, ziyaretçilere İnka kültürünün ve mühendislik becerilerinin bir vitrini sunar.</p>
<h2><strong>2. Doğa Harikaları: Doğayla Bütünleşme</strong></h2>
<p>Doğa harikaları, doğanın muhteşem güzelliklerini ve gücünü yansıtan benzersiz yerlerdir. Bu harikalar, insanları doğanın büyüsüyle kendine çeker. Doğa harikaları, ziyaretçilere eşsiz bir doğa deneyimi sunar ve çoğu zaman manevi bir deneyim olarak kabul edilir.</p>
<h4><strong>2.1. Grand Canyon: Kanyonların Kralı</strong></h4>
<p>Grand Canyon, Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunan devasa bir kanyondur. Colorado Nehri’nin yıllar boyunca oluşturduğu bu kanyon, doğanın görkemli bir eseridir. Grand Canyon, yürüyüş, kamp, kano ve rafting gibi birçok doğa etkinliği için popüler bir yerdir. Ayrıca, kanyonun farklı yüksekliklerinden manzaraları gözlemlemek için birçok belvedere ve gözlem noktası bulunmaktadır.</p>
<h4><strong>2.2. Ayers Rock (Uluru): Avustralya’nın Kalbi</strong></h4>
<p>Ayers Rock, Avustralya’nın Orta Avustralya bölgesinde yer alan devasa bir kaya oluşumudur. Yerli halk için kutsal kabul edilen bu kaya, gün batımında muhteşem bir manzara sunar. Uluru, yerli halkın kültürel ve dini önemine sahip olmasıyla da bilinir. Ziyaretçiler, Ayers Rock’un etrafında dolaşabilir, yerli halkın efsanelerini dinleyebilir ve bu benzersiz doğa harikasının büyüsüne kapılabilirler.</p>
<h2><em><strong>3. Sık Sorulan Sorular (SSS)</strong></em></h2>
<h4><strong>3.1. Antik kentlerin korunması neden önemlidir?</strong></h4>
<p>Antik kentler, insanlık tarihine ışık tutan önemli kültürel ve tarihi miraslardır. Bu kentlerin korunması, geçmişimizi anlamamıza ve gelecek nesillere aktarmamıza yardımcı olur. Ayrıca, turizm ve arkeoloji açısından da büyük bir öneme sahiptirler.</p>
<h4><strong>3.2. Doğa harikaları neden ziyaret edilmelidir?</strong></h4>
<p>Doğa harikaları, doğanın güzelliklerini keşfetmek ve insanın doğayla bağını yeniden kurmak için mükemmel yerlerdir. Ayrıca, bu harikaların ziyaretleri doğa koruma çabalarına destek olabilir. Doğa harikaları, insanlara doğanın gücünü ve büyüsünü deneyimleme fırsatı sunar.</p>
<h4><strong>3.3. Antik kentler ve doğa harikalarını bir arada görmek mümkün müdür?</strong></h4>
<p>Evet, birçok yerde antik kentler doğa harikalarının yanında veya yakınında bulunur. Bu, tarih ve doğanın eşsiz uyumunu keşfetmek için harika bir fırsattır. Ziyaretçiler, hem tarihi miraslara hayranlıkla bakabilir hem de doğanın görkemli güzelliklerinin tadını çıkarabilirler.</p>
<h4><strong>3.4. Antik kentler ve doğa harikalarını keşfetmek için en iyi mevsimler hangileridir?</strong></h4>
<p>Antik kentler ve doğa harikalarını keşfetmek için en iyi mevsimler, genellikle ilkbahar ve sonbahardır. Bu mevsimlerde hava daha ılımandır ve turist yoğunluğu daha azdır. Ancak, her mevsimde bu benzersiz yerleri ziyaret etmek mümkündür; kışın daha az kalabalık olabilirken, yaz aylarında ise daha sıcak ve yoğun olabilir.</p>
<h4><strong>3.5. Antik kentler ve doğa harikalarını ziyaret etmek için nelere ihtiyacım var?</strong></h4>
<p>Antik kentler ve doğa harikalarını ziyaret etmek için rahat giysiler, yeterli su ve güneş koruyucu gibi temel ekipmanlar gereklidir. Ayrıca, kamera veya telefon gibi fotoğraf çekme araçları da unutulmamalıdır. Bazı yerlerde rehberli turlar veya özel izinler gerekebilir, bu nedenle ziyaret öncesinde gerekli bilgilere sahip olmak önemlidir.</p>
<h2><em><strong>Sonuç</strong></em></h2>
<p>Bu makalede, antik kentlerin ve doğa harikalarının büyüleyici dünyasını keşfettik. Antik kentlerin tarihle dolu sokaklarında dolaşırken, doğa harikalarının muhteşem güzelliklerinde kaybolmak gerçek bir zevktir. Bu eşsiz yerler, insanlığın geçmişine ve doğanın gücüne saygı duymamızı sağlar ve bizi sonsuz bir keşif yolculuğuna çıkarır.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Renkli Lezzetlerin Buluşma Noktası: Yöresel Mutfağın Tatlı ve Tuzlu Lezzetleri</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/renkli-lezzetlerin-bulusma-noktasi-yoeresel-mutfagin-tatli-ve-tuzlu-lezzetleri</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/renkli-lezzetlerin-bulusma-noktasi-yoeresel-mutfagin-tatli-ve-tuzlu-lezzetleri</guid>
<description><![CDATA[ Renkli Lezzetlerin Buluşma Noktası: Yöresel Mutfağın Tatlı ve Tuzlu Lezzetleri Giriş Yöresel mutfağın zenginliği ve çeşitliliği, tatlı ve tuzlu lezzetlerde buluşuyor. Bu makalede, farklı coğrafi bölgelerdeki yöresel tatların ve tuzlu atıştırmalıkların eşsiz dünyasına bir göz atacağız. Renkli ve çeşitli aromalarıyla damağınızı şenlendirecek bu lezzetleri keşfedin. 1. Tatlı Lezzetler 1.1. Baklava: Orta Doğu’nun Tatlı İncisi Baklava, […] ]]></description>
<enclosure url="http://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2024/04/Fotoram.io-8.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Renkli, Lezzetlerin, Buluşma, Noktası:, Yöresel, Mutfağın, Tatlı, Tuzlu, Lezzetleri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h1><em><strong>Renkli Lezzetlerin Buluşma Noktası: Yöresel Mutfağın Tatlı ve Tuzlu Lezzetleri</strong></em></h1>
<h3><em><strong>Giriş</strong></em></h3>
<p>Yöresel mutfağın zenginliği ve çeşitliliği, tatlı ve tuzlu lezzetlerde buluşuyor. Bu makalede, farklı coğrafi bölgelerdeki yöresel tatların ve tuzlu atıştırmalıkların eşsiz dünyasına bir göz atacağız. Renkli ve çeşitli aromalarıyla damağınızı şenlendirecek bu lezzetleri keşfedin.</p>
<h2><em><strong>1. Tatlı Lezzetler</strong></em></h2>
<h4><strong>1.1. Baklava: Orta Doğu’nun Tatlı İncisi</strong></h4>
<p>Baklava, ince hamurlar arasına dökme şerbetle hazırlanan ve fındık, ceviz veya Antep fıstığı ile doldurulan bir tatlıdır. Orta Doğu mutfağının vazgeçilmez tatlılarından biri olan baklava, özellikle Türkiye, Yunanistan, ve Arap ülkelerinde çeşitli varyasyonlarıyla tüketilmektedir. Her bir diliminde yoğun bir lezzet şöleni sunar.</p>
<h6>  <strong>   Baklavanın Yapılışı</strong></h6>
<p>Baklavanın yapımı oldukça özen gerektiren bir süreçtir. İnce hamurlar tek tek açılır, aralarına bolca tereyağı sürülür ve katlanır. Ardından fındık veya cevizle doldurulan katlar üst üste konularak fırına verilir. Piştikten sonra üzerine şerbet dökülerek servis edilir.</p>
<h4><strong>1.2. Künefe: Arap Mutfağının Lezzetli Sürprizi</strong></h4>
<p>Künefe, tel tel doğranmış kadayıfın arasına peynir veya kaymak konularak pişirilen ve üzerine şerbet dökülen bir tatlıdır. Özellikle Arap ülkelerinde ve Türkiye’nin güney bölgelerinde sıkça tüketilen künefe, yoğun tadıyla tatlı tutkunlarının favorisidir.</p>
<h6>   <strong>   Künefenin Püf Noktaları</strong></h6>
<p>Künefenin lezzetli olabilmesi için kullanılan malzemelerin kalitesi oldukça önemlidir. Taze ve kaliteli kadayıf kullanımı, tatlıyı daha lezzetli hale getirir. Ayrıca künefe pişirilirken kadayıfın altı iyice kızarmalı, ama üstü yanmamalıdır.</p>
<h4><strong>1.3.İrmik Helvası: Anadolu’nun Geleneksel Tatlısı</strong></h4>
<p>İrmik helvası, irmik, şeker, tereyağı ve su ile hazırlanan, üzerine tarçın serpilerek servis edilen geleneksel bir Türk tatlısıdır. Özellikle bayram ve özel günlerde sıkça yapılan irmik helvası, Anadolu’nun tatlı mirasının önemli bir parçasıdır.</p>
<h6><strong>     İrmik Helvasının Yapılışı</strong></h6>
<p>İrmik helvası yapımı oldukça basit ama dikkat isteyen bir süreçtir. İrmik önce tereyağında kavrulur, ardından şeker ve su eklenerek kısık ateşte pişirilir. Helvanın kıvamı tamamen suyunu çekene kadar karıştırılır. Son olarak üzerine tarçın serpilerek servis edilir.</p>
<h2><em><strong>2. Tuzlu Lezzetler</strong></em></h2>
<h4><strong>2.1. Sucuk: Türk Mutfağının Lezzetli Kurusu</strong></h4>
<p>Sucuk, dana veya koyun etinin baharatlarla harmanlanarak işlenmesiyle elde edilen bir tuzlu atıştırmalıktır. Türk mutfağının vazgeçilmezleri arasında yer alan sucuk, kahvaltılarda, sandviçlerde veya sıcak yemeklerin yanında tercih edilmektedir.</p>
<h6><strong>     Sucuğun Çeşitleri</strong></h6>
<p>Sucuk, farklı bölgelere göre farklı aromalar ve baharatlar içerebilir. Örneğin, Kayseri sucuğu daha baharatlı ve acı iken, İzmir sucuğu daha hafif bir tat profiline sahiptir. Sucuk, çeşitli yemeklerde ve atıştırmalıklarda kullanılabilecek bir çok çeşidi bulunmaktadır.</p>
<h4><strong>2.2. Paçanga Böreği: Ege Mutfağının Hafif Lezzeti</strong></h4>
<p>Paçanga böreği, yufka arasına pastırma ve kaşar peyniri konularak yapılan bir çeşit börektir. Ege Bölgesi’nin özellikle İzmir mutfağında sıkça tüketilen paçanga böreği, hafif ve lezzetli yapısıyla sofralara renk katmaktadır.</p>
<h6>  <strong>   Paçanga Böreğinin Tarifi</strong></h6>
<p>Paçanga böreği yapımı oldukça pratik bir tarife sahiptir. Yufka katlanarak hazırlanır, içine pastırma ve kaşar peyniri konularak rulo şeklinde sarılır ve fırında pişirilir. Piştikten sonra dilimlenerek servis edilir.</p>
<h4><strong>2.3. Mantı: Anadolu’nun Geleneksel Lezzeti</strong></h4>
<p>Mantı, ince hamurun içine kıyma veya patates konularak hazırlanan ve üzerine yoğurt ve salça sosuyla servis edilen bir tuzlu yemektir. Anadolu’nun çeşitli yörelerinde farklı şekillerde yapılan mantı, Türk mutfağının en sevilen yemeklerinden biridir.</p>
<h6><strong>     Mantının Hazırlanışı</strong></h6>
<p>Mantı hamuru açılarak küçük kareler halinde kesilir, içine kıyma veya patates karışımı konularak katlanır ve kaynar suda haşlanır. Haşlanan mantılar yoğurt ve salça sosuyla servis edilir. Üzerine tereyağında kızdırılmış kırmızı biber gezdirilerek servis edilir.</p>
<h2><em><strong>3. Sık Sorulan Sorular (SSS)</strong></em></h2>
<h4><strong>3.1. Yöresel tatlılar ve tuzlu atıştırmalıklar hangi coğrafi bölgelerde yaygındır?</strong></h4>
<p>Yöresel tatlılar genellikle Orta Doğu, Akdeniz ve Balkanlar gibi bölgelerde yaygındır. Tuzlu atıştırmalıklar ise özellikle Türkiye, Yunanistan ve Orta Doğu ülkelerinde popülerdir.</p>
<h4><strong>3.2. Hangi tatlılar ve tuzlu atıştırmalıklar özel günlerde sıkça tüketilir?</strong></h4>
<p>Özellikle bayram ve düğün gibi özel günlerde, baklava, künefe, irmik helvası gibi tatlılar; sucuk, paçanga böreği, mantı gibi tuzlu atıştırmalıklar sıkça tüketilir.</p>
<h4><strong>3.3. Yöresel tatlar nasıl hazırlanır?</strong></h4>
<p>Yöresel tatların hazırlanışı genellikle geleneksel yöntemlere dayanır. Örneğin, baklava yapımında ince hamur katları arasına dökme şerbet dökülerek hazırlanır. Tuzlu atıştırmalıklar ise genellikle etin baharatlarla işlenmesiyle elde edilir.</p>
<h4><strong>3.4. Mantı yapımı zor mudur?</strong></h4>
<p>Mantı yapımı biraz zaman alabilir ancak zor değildir. Hamuru açmak ve içini hazırlamak biraz pratik gerektirebilir ancak sonuç oldukça lezzetlidir ve emeğinize değer.</p>
<p>Bu sık sorulan sorular ve cevapları, yöresel tatlar ve tuzlu atıştırmalıklar hakkında daha fazla bilgi edinmenize yardımcı olacaktır.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Aktivite Dolu Bir Kaçış: Doğa Sporları ve Macera Rotaları</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/aktivite-dolu-bir-kacis-doga-sporlari-ve-macera-rotalari</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/aktivite-dolu-bir-kacis-doga-sporlari-ve-macera-rotalari</guid>
<description><![CDATA[ Aktivite Dolu Bir Kaçış: Doğa Sporları ve Macera Rotaları Giriş Doğa sporları ve macera rotaları, insanlara doğanın sunduğu eşsiz deneyimleri yaşama fırsatı sunar. Bu aktiviteler, fiziksel ve zihinsel olarak zorlayıcı olabilirken aynı zamanda ruhu ve bedeni dinlendirici bir kaçışa davet eder. Bu makalede, doğa sporlarının ve macera rotalarının çeşitliliğini ve bu aktivitelerin sağladığı faydaları detaylı […] ]]></description>
<enclosure url="http://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2024/04/dogasporu.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Aktivite, Dolu, Bir, Kaçış:, Doğa, Sporları, Macera, Rotaları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h1><em><strong>Aktivite Dolu Bir Kaçış: Doğa Sporları ve Macera Rotaları</strong></em></h1>
<h3><em><strong>Giriş</strong></em></h3>
<p>Doğa sporları ve macera rotaları, insanlara doğanın sunduğu eşsiz deneyimleri yaşama fırsatı sunar. Bu aktiviteler, fiziksel ve zihinsel olarak zorlayıcı olabilirken aynı zamanda ruhu ve bedeni dinlendirici bir kaçışa davet eder. Bu makalede, doğa sporlarının ve macera rotalarının çeşitliliğini ve bu aktivitelerin sağladığı faydaları detaylı bir şekilde inceleyeceğiz.</p>
<h2><em><strong>1.Doğa Sporlarının Çeşitleri</strong></em></h2>
<p>Doğa sporları, açık havada doğanın güzelliklerini keşfetmeyi ve bedeni hareket ettirmeyi amaçlayan çeşitli aktiviteleri içerir. İşte en popüler doğa sporlarından bazıları:</p>
<h4><strong>1.1. Yürüyüş ve Trekking</strong></h4>
<p>Yürüyüş ve trekking, doğa sporlarının en temel ve erişilebilir formlarından biridir. Yemyeşil ormanların içinden geçmek, dağların zirvelerine tırmanmak veya kıyı şeridinde yürümek, yürüyüş ve trekking ile keşfedilecek birçok muhteşem manzara sunar.</p>
<h4><strong>1.2. Dağ Bisikleti</strong></h4>
<p>Dağ bisikleti, hem heyecan arayanlar hem de doğa tutkunları için mükemmel bir aktivitedir. Zorlu arazilerde pedalları çevirirken doğanın tadını çıkarmak, adrenalin dolu anlar yaşamanızı sağlar.</p>
<h4><strong>1.3. Kaya Tırmanışı</strong></h4>
<p>Kaya tırmanışı, fiziksel ve zihinsel olarak meydan okuyucu bir spor olmasının yanı sıra doğanın güzelliklerini yakından keşfetmenin eşsiz bir yoludur. Kayalıkları tırmanarak zirveye ulaşmanın verdiği his, tarif edilemez bir tatmin sağlar.</p>
<h4><strong>1.4. Kampçılık</strong></h4>
<p>Kampçılık, doğa ile iç içe olmanın ve basit yaşamın tadını çıkarmanın mükemmel bir yoludur. Kamp ateşinin etrafında oturmak, yıldızların altında uyumak ve sabahın erken saatlerinde kuş sesleri eşliğinde uyanmak, kampçılığın sunduğu keyifli anlardan sadece birkaçıdır.</p>
<h2><em><strong>2. Macera Rotalarının Keşfi</strong></em></h2>
<p>Macera rotaları, keşfedilmeyi bekleyen heyecan verici yerlerdir. Bu rotalar, doğa ile bütünleşmiş zorlu yollar, eşsiz manzaralar ve unutulmaz deneyimler sunar.</p>
<h4><strong>2.1. Patika Yürüyüşü: Camino de Santiago, İspanya</strong></h4>
<p>Camino de Santiago, yüzyıllardır binlerce yürüyüşçüyü cezbeden efsanevi bir patikadır. İspanya’nın kuzeyinden başlayarak Santiago de Compostela’ya kadar uzanan bu rotada, tarih ve kültürle dolu kasabaları ve manastırları keşfetmek mümkündür.</p>
<h4><strong>2.2. Dağ Bisikleti: Whistler, Kanada</strong></h4>
<p>Whistler, dağ bisikletçileri için bir cennettir. Kuzey Amerika’nın en büyük kayak ve dağ bisikleti merkezlerinden biri olan Whistler’da, çılgın patikalar ve nefes kesici manzaralar sizi bekliyor.</p>
<h4><strong>2.3. Kaya Tırmanışı: Yosemite Ulusal Parkı, ABD</strong></h4>
<p>Yosemite Ulusal Parkı, dünyanın en ünlü kaya tırmanışı mekanlarından biridir. Granit kaya yüzeyleri ve ikonik kaya kubbeleriyle ünlü olan bu park, kaya tırmanışı meraklıları için bir vazgeçilmezdir.</p>
<h2><em><strong>3. Sık Sorulan Sorular (SSS)</strong></em></h2>
<h4><strong>3.1. Doğa sporları için hangi ekipmanlar gereklidir?</strong></h4>
<p>Doğa sporları için temel ekipmanlar arasında uygun ayakkabılar, kıyafetler, su ve yiyecek gibi temel malzemeler bulunur. Ayrıca, aktiviteye göre kask, halat, kamp malzemeleri gibi özel ekipmanlar da gerekebilir.</p>
<h4><strong>3.2. Macera rotalarına nasıl ulaşabilirim?</strong></h4>
<p>Macera rotalarına ulaşmak genellikle araçla veya toplu taşıma ile mümkündür. Rotanın bulunduğu bölgeye bağlı olarak, havaalanları, otobüs ve tren istasyonları gibi ulaşım noktaları bulunabilir. Ayrıca, bazı rotalara yürüyerek veya bisikletle ulaşmak da mümkündür.</p>
<h4><strong>3.3. Doğa sporları ve macera rotaları ne gibi faydalar sağlar?</strong></h4>
<p>Doğa sporları ve macera rotaları, fiziksel kondisyonu arttırır, stresi azaltır, doğayla bağlantıyı güçlendirir ve yeni deneyimler yaşamanızı sağlar. Ayrıca, grup halinde yapılan aktiviteler sosyal bağları güçlendirir ve takım ruhunu destekler.</p>
<h2><em><strong>Sonuç</strong></em></h2>
<p>Doğa sporları ve macera rotaları, insanlara doğanın sunduğu büyüleyici deneyimleri yaşama fırsatı sunar. Yürüyüşten dağ bisikletine, kaya tırmanışından kampçılığa kadar birçok farklı aktivite, doğayla iç içe olmayı ve hayatın tadını çıkarmayı hedefler. Bu aktiviteler, ruhu ve bedeni canlandırırken aynı zamanda unutulmaz anılar biriktirmenizi sağlar. Öyleyse, bir sonraki macera dolu kaçışınızı planlamak için cesaretinizi toplayın ve doğanın sizi bekleyen sürprizlerle dolu dünyasını keşfedin!</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Manzaranın Keyfi: En İyi Fotoğraf Noktaları ve Panoramik Manzaralar</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/manzaranin-keyfi-en-iyi-fotograf-noktalari-ve-panoramik-manzaralar</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/manzaranin-keyfi-en-iyi-fotograf-noktalari-ve-panoramik-manzaralar</guid>
<description><![CDATA[ Manzaranın Keyfi: En İyi Fotoğraf Noktaları ve Panoramik Manzaralar Giriş Doğanın görkemli güzellikleri, insanlığın yaratıcılığını ve hayranlığını her zaman uyandırmıştır. Manzara fotoğrafçılığı, bu büyüleyici anları yakalamak için mükemmel bir araçtır. Bu makalede, dünyanın dört bir yanındaki en etkileyici manzara noktalarını keşfedecek ve bu noktalarda unutulmaz fotoğraflar çekmenin sırlarını paylaşacağız. 1. Doğanın Şaheseri: Yosemite Ulusal Parkı […] ]]></description>
<enclosure url="http://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2024/04/yosemite-vadisi.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Manzaranın, Keyfi:, İyi, Fotoğraf, Noktaları, Panoramik, Manzaralar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h1><em><strong>Manzaranın Keyfi: En İyi Fotoğraf Noktaları ve Panoramik Manzaralar</strong></em></h1>
<h3><em><strong>Giriş</strong></em></h3>
<p>Doğanın görkemli güzellikleri, insanlığın yaratıcılığını ve hayranlığını her zaman uyandırmıştır. Manzara fotoğrafçılığı, bu büyüleyici anları yakalamak için mükemmel bir araçtır. Bu makalede, dünyanın dört bir yanındaki en etkileyici manzara noktalarını keşfedecek ve bu noktalarda unutulmaz fotoğraflar çekmenin sırlarını paylaşacağız.</p>
<h2><em><strong>1. Doğanın Şaheseri: Yosemite Ulusal Parkı</strong></em></h2>
<p>Amerika Birleşik Devletleri’nin Kaliforniya eyaletinde bulunan Yosemite Ulusal Parkı, doğa severler ve fotoğrafçılar için bir vaha niteliğindedir. Park, yüksek granit kaya yüzeyleri, muhteşem şelaleler ve yeşil vadilerle çevrilidir.</p>
<h4><strong>1.1. Yosemite Vadisi: Muhteşem Bir Görüntü Şöleni</strong></h4>
<p>Yosemite Vadisi, parkın kalbidir ve en ikonik manzaralardan bazılarına ev sahipliği yapar. Büyük granit kaya yüzeyleri, muazzam kanyonlar ve görkemli şelaleler, ziyaretçileri etkileyen manzaralar arasındadır. Fotoğrafçılar için en iyi zamanlar sabahın erken saatleri veya gün batımıdır. Bu zamanlarda, ışığın yumuşaklığı ve manzaranın büyüsü birleşerek muhteşem fotoğrafların ortaya çıkmasını sağlar.</p>
<h4><strong>1.2. El Capitan: Fotoğrafçıların Gözdesi</strong></h4>
<p>El Capitan, Yosemite Ulusal Parkı’nın en ünlü kaya yüzeylerinden biridir. 3.000 fit yüksekliğindeki dik granit duvar, hem tırmanıcılar için bir meydan okuma hem de fotoğrafçılar için benzersiz bir görüntü sunar. Özellikle gün batımı veya gün doğumu sırasında, bu devasa kaya yüzeyi, altın ışıklar altında nefes kesen bir manzara sunar.</p>
<h4><strong>1.3. Bridalveil Şelalesi: Doğanın Zarafeti</strong></h4>
<p>Yosemite Ulusal Parkı’ndaki Bridalveil Şelalesi, parkın sembolik güzelliklerinden biridir. Muhteşem bir kuyruklu gelin gibi akarak, fotoğrafçıların objektiflerine ilham veren manzaralardan birini oluşturur. Özellikle rüzgarlı günlerde, şelalenin püskürttüğü su damlacıkları ve güneşin ışığıyla oluşan gökkuşağılar, fotoğraflara ekstra bir büyü katmaktadır.</p>
<h2><em><strong>2. Avrupa’nın Görkemi: İsviçre’nin Alpleri</strong></em></h2>
<p>İsviçre’nin Alpleri, dünyanın en etkileyici dağ manzaralarına ev sahipliği yapar. Karla kaplı zirveler, berrak göller ve pitoresk kasabalar, fotoğrafçılar için sonsuz bir ilham kaynağıdır.</p>
<h4><strong>2.1. Matterhorn: Efsanevi Bir Zirve</strong></h4>
<p>Matterhorn, İsviçre Alpleri’nin en ikonik zirvelerinden biridir. Dik ve sivri yapısıyla tanınan bu dağ, fotoğrafçılar için çekim yapılacak en dramatik manzaralardan birini sunar. Özellikle kış aylarında, Matterhorn’un karla kaplı silueti, kartpostal gibi fotoğrafların oluşmasını sağlar.</p>
<h4><strong>2.2. Interlaken: Doğa ve Kültürün Buluşma Noktası</strong></h4>
<p>Interlaken, İsviçre’nin ortasında yer alan bir kasabadır ve çevresindeki dağ manzaralarıyla ünlüdür. Bölgedeki göller, dağlar ve yeşil vadiler, her mevsimde fotoğrafçıları cezbetmektedir. Özellikle sonbaharın renk cümbüşü ve yazın berrak günleri, Interlaken’in fotoğraf potansiyelini artırır.</p>
<h4><strong>2.3. Jungfraujoch: Alplerin Zirvesinde</strong></h4>
<p>Jungfraujoch, İsviçre Alpleri’nin en yüksek tren istasyonuna ev sahipliği yapar. Bu yüksek rakımdaki nokta, etkileyici dağ manzaraları ve buzul manzaraları sunar. Fotoğrafçılar için, bu eşsiz manzaraların fotoğraflarını çekmek unutulmaz bir deneyimdir.</p>
<h2><em><strong>3. Doğa ve Kültürün Buluşma Noktası: Japonya’nın Zen Bahçeleri</strong></em></h2>
<p>Japonya, geleneksel kültürüyle modernizmin birleştiği bir ülke olarak tanınır. Zen bahçeleri, bu ülkenin doğa ve kültürün birleştiği en güzel noktalardan biridir.</p>
<h4><strong>3.1. Ryoanji Tapınağı: Minimalist Bir Güzellik</strong></h4>
<p>Kyoto’daki Ryoanji Tapınağı, dünyanın en ünlü Zen bahçelerinden biridir. Bu minimalist tasarıma sahip bahçe, çakıl taşları ve düzenli olarak yerleştirilmiş kayalarla karakterizedir. Fotoğrafçılar, bu sade ama etkileyici bahçede yinelenen desenler ve gölgeler aracılığıyla benzersiz kompozisyonlar oluşturabilirler.</p>
<h4><strong>3.2. Arashiyama Bambu Ormanı: Gizemli Bir Dünya</strong></h4>
<p>Kyoto’nun dışındaki Arashiyama Bambu Ormanı, Japonya’nın en etkileyici doğal güzelliklerinden biridir. Yüksek bambu ağaçlarıyla kaplı olan bu orman, gizemli bir atmosfer sunar. Özellikle sabahın erken saatlerinde, ışığın ormanın arasına süzülmesiyle ortaya çıkan manzara, fotoğrafçılar için ilham verici bir konudur.</p>
<h2><em><strong>4. Sık Sorulan Sorular (SSS)</strong></em></h2>
<h4><strong>4.1.Fotoğraf çekerken nelere dikkat etmeliyim?</strong></h4>
<p>Doğru ışık koşullarını seçmek, kompozisyonu düşünmek ve perspektifleri keşfetmek önemlidir.</p>
<h4><strong>4.2. Manzara fotoğrafçılığında hangi ekipmanlar kullanılmalıdır?</strong></h4>
<p>Geniş açılı bir lens, tripod ve filtreler, manzara fotoğrafçılığı için temel ekipmanlardır.</p>
<h4><strong>4.3. Hangi mevsimlerde manzara fotoğrafçılığı yapmak daha iyidir?</strong></h4>
<p>Her mevsim farklı manzaralar sunar, ancak genellikle sonbaharın renkleri ve ilkbaharın yumuşak ışığı tercih edilir.</p>
<p>Bu genişletilmiş makale, okuyuculara daha fazla detay ve bilgi sağlayarak dünyanın dört bir yanındaki unutulmaz manzara noktalarını keşfetmelerine yardımcı olur. Her bir bölüm, belirli bir bölgeye veya konuya odaklanarak, okuyucuların içeriğe daha derinlemesine dalmalarını sağlar.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kültürün İzleri: Geleneksel Köyler ve El Sanatları</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/kulturun-izleri-geleneksel-koeyler-ve-el-sanatlari</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/kulturun-izleri-geleneksel-koeyler-ve-el-sanatlari</guid>
<description><![CDATA[ Kültürün İzleri: Geleneksel Köyler ve El Sanatları I. Giriş Geleneksel köy yaşamı ve el sanatları, bir kültürün derinliklerine uzanan kökler taşır. Bu makalede, geleneksel köy yaşamının ve el sanatlarının önemi, geçmişi ve günümüzdeki yeri incelenecek. II. Geleneksel Köy Yaşamının Önemi Geleneksel köy yaşamı, bir toplumun kültürel kimliğinin temel taşlarından biridir. Bu bölümde, geleneksel köy yaşamının […] ]]></description>
<enclosure url="http://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2024/04/elsanati.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Kültürün, İzleri:, Geleneksel, Köyler, Sanatları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h2><em><strong>Kültürün İzleri: Geleneksel Köyler ve El Sanatları</strong></em></h2>
<h3><em><strong>I. Giriş</strong></em></h3>
<p>Geleneksel köy yaşamı ve el sanatları, bir kültürün derinliklerine uzanan kökler taşır. Bu makalede, geleneksel köy yaşamının ve el sanatlarının önemi, geçmişi ve günümüzdeki yeri incelenecek.</p>
<h3><em><strong>II. Geleneksel Köy Yaşamının Önemi</strong></em></h3>
<p>Geleneksel köy yaşamı, bir toplumun kültürel kimliğinin temel taşlarından biridir. Bu bölümde, geleneksel köy yaşamının önemi ve toplumlar üzerindeki etkileri ele alınacaktır.</p>
<h5><strong>A. Köy Hayatının Sosyal Bağları</strong></h5>
<p>Geleneksel köy yaşamı, insanların birbirleriyle olan bağlarını güçlendiren önemli bir sosyal dokuya sahiptir. Aile bağları, komşuluk ilişkileri ve toplumsal dayanışma bu bağlamda ele alınacaktır.</p>
<h5><strong>B. Doğal ve Kültürel Mirasın Korunması</strong></h5>
<p>Köyler, genellikle doğal ve kültürel mirasın muhafaza edildiği önemli merkezlerdir. Geleneksel el sanatları ve mimari yapılar, bu mirasın önemli bir parçasını oluşturur.</p>
<h3><em><strong>III. Geleneksel El Sanatlarının Önemi</strong></em></h3>
<p>El sanatları, bir kültürün estetik değerlerini yansıtan ve kuşaktan kuşağa aktarılan önemli bir unsurdur. Bu bölümde, geleneksel el sanatlarının önemi ve çeşitleri ele alınacaktır.</p>
<h5><strong>A. El Sanatlarının Kültürel İfade Biçimi Olarak Rolü</strong></h5>
<p>Geleneksel el sanatları, bir toplumun kültürel ifadesinin önemli bir parçasıdır. Bu sanatlar, o toplumun değerlerini, inançlarını ve yaşam tarzını yansıtır.</p>
<h5><strong>B. El Sanatlarının Ekonomik ve Sosyal Etkileri</strong></h5>
<p>El sanatları, sadece kültürel bir ifade biçimi olmakla kalmaz, aynı zamanda ekonomik ve sosyal etkilere de sahiptir. Özellikle kırsal bölgelerde, el sanatları gelir kaynağı olarak önemli bir role sahiptir.</p>
<h3><em><strong>IV. Günümüzde Geleneksel Köy Yaşamı ve El Sanatları</strong></em></h3>
<p>Geleneksel köy yaşamı ve el sanatları, günümüzde modernleşme ve küreselleşme süreçleriyle nasıl başa çıktı? Bu bölümde, geleneksel köy yaşamının ve el sanatlarının günümüzdeki durumu incelenecektir.</p>
<h5><strong>A. Modernleşme ve Küreselleşmenin Etkileri</strong></h5>
<p>Geleneksel köy yaşamı ve el sanatları, modernleşme ve küreselleşme süreçleriyle karşı karşıya kalarak nasıl değişiyor?</p>
<h5><strong>B. Gelecekteki Tehditler ve Koruma Çabaları</strong></h5>
<p>Geleneksel köy yaşamı ve el sanatları, gelecekte hangi tehlikelerle karşı karşıya? Koruma ve sürdürülebilirlik çabaları nelerdir?</p>
<h3><strong>V. Sık Sorulan Sorular (SSS)</strong></h3>
<h5><strong>1. Geleneksel köy yaşamı nedir?</strong></h5>
<p>Geleneksel köy yaşamı, genellikle kırsal bölgelerde bulunan ve toplumun sosyal, ekonomik ve kültürel yaşamını şekillendiren bir yaşam tarzıdır. Bu yaşam tarzı, doğal kaynaklara dayalı bir şekilde tarım ve el sanatları gibi faaliyetlere dayanır. Ayrıca, köyler genellikle sıkı sosyal bağlara sahip topluluklar olarak bilinir.</p>
<h5><strong>2. El sanatları neden önemlidir?</strong></h5>
<p>El sanatları, bir toplumun kültürel ifadesinin önemli bir parçasıdır. Bu sanatlar, o toplumun değerlerini, inançlarını ve yaşam tarzını yansıtır. Aynı zamanda, el sanatları genellikle geçmişten günümüze aktarılan bir miras niteliğindedir ve gelecek nesillere aktarılması gereken önemli bir kültürel zenginliktir.</p>
<h5><strong>3. Geleneksel el sanatlarının günümüzdeki durumu nasıldır?</strong></h5>
<p>Günümüzde, geleneksel el sanatları birçok yönden tehdit altındadır. Modern endüstriyel üretim tekniklerinin yaygınlaşması ve küreselleşme sürecindeki etkiler, geleneksel el sanatlarının sürdürülebilirliğini zorlaştırmaktadır. Ancak, birçok toplum ve kuruluş, geleneksel el sanatlarını korumak ve yaşatmak için çeşitli projeler ve programlar yürütmektedir.</p>
<h5><strong>4. Geleneksel el sanatları nasıl korunabilir?</strong></h5>
<p>Geleneksel el sanatlarının korunması için çeşitli adımlar atılabilir. Bunlar arasında, geleneksel sanatçıların eğitilmesi ve desteklenmesi, el sanatlarının pazarlanması ve tanıtılması için çabaların artırılması, genç kuşakların bu sanatları öğrenmeleri ve devam ettirmeleri için teşvik edilmesi gibi önlemler bulunmaktadır. Ayrıca, kültürel mirasın korunması ve sürdürülebilirliği için toplumun ve devletin desteği de önemlidir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ruhunuzu Dinlendirin: Huzur Dolu Kasabalar ve Sessiz Sakinlik</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/ruhunuzu-dinlendirin-huzur-dolu-kasabalar-ve-sessiz-sakinlik</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/ruhunuzu-dinlendirin-huzur-dolu-kasabalar-ve-sessiz-sakinlik</guid>
<description><![CDATA[ Ruhunuzu Dinlendirin: Huzur Dolu Kasabalar ve Sessiz Sakinlik Huzurun ve Sessizliğin Değerleri Modern yaşamın getirdiği koşuşturma ve stres, insanları iç huzurunu ve dinginliğini kaybetmeye yönlendiriyor. Ancak, huzur dolu kasabalar ve sessizlik sunan mekanlar, bu kaybolan değerleri geri kazandırmak için mükemmel bir fırsat sunar. Bu makalede, ruhunuzu dinlendirecek ve zihninizi arındıracak böyle kasabaları ve mekanları keşfedeceksiniz. […] ]]></description>
<enclosure url="http://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2024/04/taos.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Ruhunuzu, Dinlendirin:, Huzur, Dolu, Kasabalar, Sessiz, Sakinlik</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h1></h1>
<h1><em><strong>Ruhunuzu Dinlendirin: Huzur Dolu Kasabalar ve Sessiz Sakinlik</strong></em></h1>
<h3><em><strong>Huzurun ve Sessizliğin Değerleri</strong></em></h3>
<p>Modern yaşamın getirdiği koşuşturma ve stres, insanları iç huzurunu ve dinginliğini kaybetmeye yönlendiriyor. Ancak, huzur dolu kasabalar ve sessizlik sunan mekanlar, bu kaybolan değerleri geri kazandırmak için mükemmel bir fırsat sunar. Bu makalede, ruhunuzu dinlendirecek ve zihninizi arındıracak böyle kasabaları ve mekanları keşfedeceksiniz.</p>
<h3><em><strong>Kasaba Kültürünün Önemi</strong></em></h3>
<p>Kasaba yaşamı, büyük şehirlerin gürültüsünden ve kalabalığından uzaklaşmak isteyenler için bir sığınak haline gelmiştir. Burada, doğanın sunduğu huzur ve sessizliğin tadını çıkarabilir, yerel kültürün samimiyetiyle tanışabilir ve sadece birkaç adım uzaklıkta doğayla iç içe olabilirsiniz. Kasabalarda, insanlar birbirlerine daha yakın, daha sıcak ilişkiler kurarlar ve bu da ziyaretçilere iç huzurunu bulma fırsatı sunar.</p>
<h3><em><strong>Sessizliğin İyileştirici Gücü</strong></em></h3>
<p>Günümüzde sürekli gürültü ve uyarıcılarla çevrili olan bir dünyada, sessizlik bulmak giderek daha da önemli hale geliyor. Sessizlik, zihinsel ve duygusal iyileşme için bir araç olarak kabul edilir. Araştırmalar, sessizlikte zaman geçirmenin stresi azalttığını, odaklanmayı artırdığını ve genel ruh sağlığını iyileştirdiğini göstermektedir.</p>
<h2><em><strong>Ruhunuzu Dinlendirecek Huzur Dolu Kasabalar</strong></em></h2>
<h4><strong>Taos, New Mexico: Sanat ve Sessizlik Buluşuyor</strong></h4>
<p>Taos, New Mexico, sanatın ve doğanın muhteşem bir buluşmasıdır. Bu küçük kasaba, yüzyıllardır sanatçıları ve doğa tutkunlarını cezbetmiştir. Eşsiz mimarisi, yerel sanat galerileri ve el sanatları atölyeleri ile Taos, ziyaretçilere huzur dolu bir deneyim sunar. Burada, sokaklarda dolaşırken yerel sanatçılarla tanışabilir, yerel lezzetleri deneyebilir ve sessizlik içinde doğanın güzelliğinin tadını çıkarabilirsiniz.</p>
<h4><strong>Giethoorn, Hollanda: Sessiz Kanalların Büyüsü</strong></h4>
<p>Giethoorn, Hollanda’nın “Sessizliğin Venedik’i” olarak bilinir. Bu eşsiz kasaba, araç trafiğinin olmadığı ve sadece kanalların hüküm sürdüğü bir yerdir. Giethoorn’un tarihi ahşap köprüleri ve çiçeklerle süslenmiş evleri, ziyaretçilere masalsı bir atmosfer sunar. Burada sessiz bir tekne turuna çıkarak, kasabanın gizli köşelerini keşfedebilir ve doğanın huzur veren seslerini dinleyebilirsiniz.</p>
<h2><em><strong>Sık Sorulan Sorular (SSS)</strong></em></h2>
<h4><strong>Huzur dolu kasabalar genellikle ne tür aktiviteler sunar?</strong></h4>
<p>Huzur dolu kasabalar genellikle doğa yürüyüşleri, bisiklet turları, el sanatları atölyeleri, yerel pazarlar gibi doğa ve kültür odaklı aktiviteler sunar. Ayrıca, yoga ve meditasyon gibi ruhsal ve zihinsel dinginliği destekleyen etkinliklere de ev sahipliği yapabilirler.</p>
<h4><strong>Sessizlik içinde nasıl meditasyon yapabilirim?</strong></h4>
<p>Sessizlik içinde meditasyon yapmak için öncelikle sakin bir ortam seçin ve rahat bir pozisyon alın. Daha sonra, nefesinize odaklanarak zihninizi sakinleştirin ve içsel huzuru bulmaya çalışın. Mantra kullanarak veya sessizliği dinleyerek meditasyonunuzu derinleştirebilirsiniz.</p>
<p>Bu makale, huzur dolu kasabaların ve sessizliğin önemini vurgulamak ve okuyuculara bu tür yerleri keşfetme ve ziyaret etme konusunda ilham vermek için hazırlanmıştır. Siz de bir sonraki seyahatinizde, ruhunuzu dinlendirecek bir kasaba veya sessiz bir mekanı tercih ederek, stresli günlük yaşamın dışında bir mola alabilirsiniz.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Deniz ve Kumun Sesi: En İyi Plajlar ve Deniz Aktiviteleri</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/deniz-ve-kumun-sesi-en-iyi-plajlar-ve-deniz-aktiviteleri</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/deniz-ve-kumun-sesi-en-iyi-plajlar-ve-deniz-aktiviteleri</guid>
<description><![CDATA[ Deniz ve kumun uyumlu melodisi, insan ruhuna en derin huzuru sunan bir melodi gibidir. Plajlar, doğanın bize sunduğu en büyüleyici mekanlardan biri olarak karşımıza çıkar. Turkuaz denizler, altın rengi kumlar ve yemyeşil doğa ile çevrili bu alanlar, tatilciler için mükemmel bir kaçış noktasıdır. Plajlar sadece dinlenmekle kalmaz, aynı zamanda birçok heyecan verici deniz aktivitesine de ev sahipliği yapar.
Plajların Eşsiz Güzelliği
Plajlar, coğrafi özelliklerine göre farklılık gösterir. Bazıları uzun kumsallara ve sığ sulardaki rahatlatıcı dalgalara sahipken, diğerleri dik yamaçlar ve dalgalı sularda heyecan verici sörf imkanları sunar. Doğanın bu eşsiz güzellikleri, ziyaretçilere benzersiz deneyimler yaşatır. Tropik adalardaki plajlar, palmiye ağaçları ve lüks bungalovlarla çevrili, huzur dolu bir tatil ortamı yaratır.
Plajların Sağladığı Avantajlar
Deniz kenarında geçirilen zaman, yalnızca fiziksel olarak dinlenmekle kalmaz; zihinsel ve ruhsal olarak da yenilenmemizi sağlar. Deniz sesinin huzur verici etkisi ve tuzlu havanın ferahlığı, stresi azaltırken zihinsel dinginlik sunar. Araştırmalar, deniz kenarında vakit geçirmenin ruh sağlığına olumlu etkilerini ortaya koymaktadır. Yürüyüş yapmak veya kumsalda yoga yapmak, zihinsel bir meditatif deneyim yaratabilir.
Dünyanın En İyi Plajları
Dünya genelinde birçok muhteşem plaj bulunuyor. İşte tatilcilerin favori destinasyonlarından bazıları:


Bora Bora, Fransız Polinezyası: Turkuaz suları ve lüks bungalovlarıyla ünlü bu ada, dalma, şnorkelle yüzme ve denizaltı turları gibi birçok deniz aktivitesine ev sahipliği yapar. Geleneksel dans gösterileri ve yerel lezzetler de tatil deneyimini zenginleştirir.


Maldivler: Beyaz kumları ve berrak sulardaki mercan resifleri ile tanınan Maldivler, romantik tatiller arayanlar için ideal bir cennet. Özel bungalovlar ve muhteşem gün batımları, bu destinasyonu unutulmaz kılar.


Seyşeller: Hint Okyanusu’nda yer alan bu ada ülkesinin plajları, granit kayalıkları, bembeyaz kumlar ve turkuaz sularla çevrilidir. Egzotik hayvanları ve su altı aktiviteleri, Seyşeller’i fotoğraf tutkunları için bir cennet haline getirir.


Deniz Aktiviteleri
Plaj tatilleri, sadece güneşlenmekle kalmaz; aynı zamanda birçok heyecan verici deniz aktivitesine de katılma fırsatı sunar:


Sörf: Dalgalı sularda serinlemek ve adrenalin dolu anlar yaşamak isteyenler için sörf harika bir seçenektir. Dünyanın dört bir yanındaki plajlarda sörf yaparak hem yeteneklerinizi geliştirebilir hem de keyifli anlar yaşayabilirsiniz.


Şnorkelle Dalış: Şnorkelle dalış, deniz altının gizemli dünyasını keşfetmenin mükemmel bir yoludur. Renkli balıklar ve mercan resifleri, su altı yaşamını yakından görmenizi sağlar.


Sık Sorulan Sorular


Plaj tatilleri için en iyi zaman hangisidir? Genellikle yaz ayları tercih edilse de, bazı destinasyonlar yıl boyunca ziyaret edilebilir. İlkbahar veya sonbahar, daha sakin bir tatil arayanlar için uygun bir seçenek sunar.


Plaj tatillerinde nelere dikkat etmeliyim? Güneş kremi kullanımı, su güvenliği ve yanınıza almanız gereken malzemelere dikkat etmek önemlidir. Güneş gözlüğü ve şapka gibi koruyucu ekipmanları unutmayın.


Çocuklar için uygun aktiviteler nelerdir? Plajlar, çocuklar için harika bir ortam sunar. Kumdan kaleler yapmak, deniz kabukları toplamak ve plaj oyunları düzenlemek, çocukların keyifli zaman geçirmesini sağlar.


Deniz ve kumun sesi, hayatın stresinden uzaklaşmak ve doğayla yeniden bağ kurmak için mükemmel bir fırsat sunar. Plajlar, sadece dinlenmekle kalmaz, aynı zamanda hayatımıza heyecan ve mutluluk katar. Bu yaz, denizle buluşmak ve unutulmaz anılar biriktirmek için en yakın plaja doğru yola çıkma zamanı! ]]></description>
<enclosure url="http://www.yalispor.com.tr/minio-url/blog/plajda-spor-yapmanin-keyfini-cikarin-3_64b8f7b021330.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Deniz, Kumun, Sesi:, İyi, Plajlar, Deniz, Aktiviteleri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Deniz ve kumun uyumlu melodisi, insan ruhuna en derin huzuru sunan bir melodi gibidir. Plajlar, doğanın bize sunduğu en büyüleyici mekanlardan biri olarak karşımıza çıkar. Turkuaz denizler, altın rengi kumlar ve yemyeşil doğa ile çevrili bu alanlar, tatilciler için mükemmel bir kaçış noktasıdır. Plajlar sadece dinlenmekle kalmaz, aynı zamanda birçok heyecan verici deniz aktivitesine de ev sahipliği yapar.</p>
<h4>Plajların Eşsiz Güzelliği</h4>
<p>Plajlar, coğrafi özelliklerine göre farklılık gösterir. Bazıları uzun kumsallara ve sığ sulardaki rahatlatıcı dalgalara sahipken, diğerleri dik yamaçlar ve dalgalı sularda heyecan verici sörf imkanları sunar. Doğanın bu eşsiz güzellikleri, ziyaretçilere benzersiz deneyimler yaşatır. Tropik adalardaki plajlar, palmiye ağaçları ve lüks bungalovlarla çevrili, huzur dolu bir tatil ortamı yaratır.</p>
<h4>Plajların Sağladığı Avantajlar</h4>
<p>Deniz kenarında geçirilen zaman, yalnızca fiziksel olarak dinlenmekle kalmaz; zihinsel ve ruhsal olarak da yenilenmemizi sağlar. Deniz sesinin huzur verici etkisi ve tuzlu havanın ferahlığı, stresi azaltırken zihinsel dinginlik sunar. Araştırmalar, deniz kenarında vakit geçirmenin ruh sağlığına olumlu etkilerini ortaya koymaktadır. Yürüyüş yapmak veya kumsalda yoga yapmak, zihinsel bir meditatif deneyim yaratabilir.</p>
<h4>Dünyanın En İyi Plajları</h4>
<p>Dünya genelinde birçok muhteşem plaj bulunuyor. İşte tatilcilerin favori destinasyonlarından bazıları:</p>
<ul>
<li>
<p><strong>Bora Bora, Fransız Polinezyası:</strong> Turkuaz suları ve lüks bungalovlarıyla ünlü bu ada, dalma, şnorkelle yüzme ve denizaltı turları gibi birçok deniz aktivitesine ev sahipliği yapar. Geleneksel dans gösterileri ve yerel lezzetler de tatil deneyimini zenginleştirir.</p>
</li>
<li>
<p><strong>Maldivler:</strong> Beyaz kumları ve berrak sulardaki mercan resifleri ile tanınan Maldivler, romantik tatiller arayanlar için ideal bir cennet. Özel bungalovlar ve muhteşem gün batımları, bu destinasyonu unutulmaz kılar.</p>
</li>
<li>
<p><strong>Seyşeller:</strong> Hint Okyanusu’nda yer alan bu ada ülkesinin plajları, granit kayalıkları, bembeyaz kumlar ve turkuaz sularla çevrilidir. Egzotik hayvanları ve su altı aktiviteleri, Seyşeller’i fotoğraf tutkunları için bir cennet haline getirir.</p>
</li>
</ul>
<h4>Deniz Aktiviteleri</h4>
<p>Plaj tatilleri, sadece güneşlenmekle kalmaz; aynı zamanda birçok heyecan verici deniz aktivitesine de katılma fırsatı sunar:</p>
<ul>
<li>
<p><strong>Sörf:</strong> Dalgalı sularda serinlemek ve adrenalin dolu anlar yaşamak isteyenler için sörf harika bir seçenektir. Dünyanın dört bir yanındaki plajlarda sörf yaparak hem yeteneklerinizi geliştirebilir hem de keyifli anlar yaşayabilirsiniz.</p>
</li>
<li>
<p><strong>Şnorkelle Dalış:</strong> Şnorkelle dalış, deniz altının gizemli dünyasını keşfetmenin mükemmel bir yoludur. Renkli balıklar ve mercan resifleri, su altı yaşamını yakından görmenizi sağlar.</p>
</li>
</ul>
<h4>Sık Sorulan Sorular</h4>
<ol>
<li>
<p><strong>Plaj tatilleri için en iyi zaman hangisidir?</strong> Genellikle yaz ayları tercih edilse de, bazı destinasyonlar yıl boyunca ziyaret edilebilir. İlkbahar veya sonbahar, daha sakin bir tatil arayanlar için uygun bir seçenek sunar.</p>
</li>
<li>
<p><strong>Plaj tatillerinde nelere dikkat etmeliyim?</strong> Güneş kremi kullanımı, su güvenliği ve yanınıza almanız gereken malzemelere dikkat etmek önemlidir. Güneş gözlüğü ve şapka gibi koruyucu ekipmanları unutmayın.</p>
</li>
<li>
<p><strong>Çocuklar için uygun aktiviteler nelerdir?</strong> Plajlar, çocuklar için harika bir ortam sunar. Kumdan kaleler yapmak, deniz kabukları toplamak ve plaj oyunları düzenlemek, çocukların keyifli zaman geçirmesini sağlar.</p>
</li>
</ol>
<p>Deniz ve kumun sesi, hayatın stresinden uzaklaşmak ve doğayla yeniden bağ kurmak için mükemmel bir fırsat sunar. Plajlar, sadece dinlenmekle kalmaz, aynı zamanda hayatımıza heyecan ve mutluluk katar. Bu yaz, denizle buluşmak ve unutulmaz anılar biriktirmek için en yakın plaja doğru yola çıkma zamanı!</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Anadolu’nun Yılkı Atları</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/anadolunun-yilki-atlari</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/anadolunun-yilki-atlari</guid>
<description><![CDATA[ Rüzgârda yeleleri havalandıkça tozu dumana katarak pervasızca özgürlüğüne koşan yılkı atlarına Anadolu’da topraklarında rastlayanlar için adeta bir görsel şölen. Yılkı atlarının Türkiye’de görüldüğü başlıca yerler: Anadolu’da Manisa Spil Dağı ve Yunt Dağı, Kayseri Erciyes Dağı etekleri, Madenşehri, Muş, Dinek, Karacaören, Karaman, Üçkuyu ve Karadağ köyleri ve Afyon Sorkun Çamoğlu Köyü Kocayayla. Yerli ve yabancı turistlerin […] ]]></description>
<enclosure url="http://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2019/03/erciyes-eteklerinde-yilki-atlari.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 12:51:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Anadolu’nun, Yılkı, Atları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>Rüzgârda yeleleri havalandıkça tozu dumana katarak pervasızca özgürlüğüne koşan yılkı atlarına Anadolu’da topraklarında rastlayanlar için adeta bir görsel şölen. </span></p>
<p><strong>Yılkı atlarının Türkiye’de görüldüğü başlıca yerler:</strong> Anadolu’da Manisa Spil Dağı ve Yunt Dağı, Kayseri Erciyes Dağı etekleri, Madenşehri, Muş, Dinek, Karacaören, Karaman, Üçkuyu ve Karadağ köyleri ve Afyon Sorkun Çamoğlu Köyü Kocayayla. Yerli ve yabancı turistlerin ziyaret ettiği, doğa fotoğrafçılığı meraklılarının da büyüleyici kareler yakaladıkları yılkı atlarının görsel şöleni doğusunda Raman dağları ve batıda Manisa’ya kadar Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde karşılaşılabilmekte.</p>

<a href="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2019/03/turkiyenin-dogal-atlari.jpg"><img width="300" height="200" src="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2019/03/turkiyenin-dogal-atlari-300x200.jpg" class="attachment-medium size-medium" alt="" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2019/03/turkiyenin-dogal-atlari-300x200.jpg 300w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2019/03/turkiyenin-dogal-atlari-630x420.jpg 630w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2019/03/turkiyenin-dogal-atlari-537x360.jpg 537w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2019/03/turkiyenin-dogal-atlari-640x426.jpg 640w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2019/03/turkiyenin-dogal-atlari-681x454.jpg 681w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2019/03/turkiyenin-dogal-atlari.jpg 752w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px"></a>
<a href="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2019/03/anadolu-yilki-atlari.jpg"><img width="300" height="200" src="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2019/03/anadolu-yilki-atlari-300x200.jpg" class="attachment-medium size-medium" alt="" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2019/03/anadolu-yilki-atlari-300x200.jpg 300w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2019/03/anadolu-yilki-atlari-630x420.jpg 630w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2019/03/anadolu-yilki-atlari-537x360.jpg 537w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2019/03/anadolu-yilki-atlari-640x426.jpg 640w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2019/03/anadolu-yilki-atlari-681x454.jpg 681w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2019/03/anadolu-yilki-atlari.jpg 752w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px"></a>
<a href="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2019/03/yilki-atlari-.jpg"><img width="300" height="200" src="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2019/03/yilki-atlari--300x200.jpg" class="attachment-medium size-medium" alt="" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2019/03/yilki-atlari--300x200.jpg 300w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2019/03/yilki-atlari--630x420.jpg 630w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2019/03/yilki-atlari--537x360.jpg 537w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2019/03/yilki-atlari--640x426.jpg 640w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2019/03/yilki-atlari--681x454.jpg 681w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2019/03/yilki-atlari-.jpg 752w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px"></a>

<p> </p>
<p><strong>Yılkı, atçılıkta kullanılan bir yetiştirme biçimidir.</strong> Doğa şartlarına çok dayanıklı, gecesi gündüzü dışarıda geçen, otçul beslenmesiyle sarkık karınlı, normalde evcil olup zamanla vahşileşen özgür atlardır. Sanayileşme ile yaşam alanı bulamayıp sayıları azalsa da, bakımını üstlenemeyenler çoğaldıkça maalesef ölüme terkedilmeye başlansalar da yılkı atları yüzyıllardan günümüze güzelliğini doğaya ve insanlığa sunmaya devam ediyorlar. Yaşam alanları azalıp, üstüne ekonomik ve sosyal sebeplerle insanlar onlardan vazgeçmeye başladıkça yılkı atları bazen agresifleşip birbirlerine zarar vermeye başlıyorlar. Vahşi doğaya ayak uydursalar da tek başına dolaşmayı bırakıp, içgüdüsel olarak toplu halde yaşamaya yönelip, birbirlerine tutunarak yaşam mücadelesi veriyorlar.</p>
<p>Yaklaşık 20-30 yıl yaşayan cesur ve atılgan atlar, tarihi süreçte insana yakın dostlarından olan hayvanların başında gelmektedir. Bazı araştırmacılar 1960’larda faytonculuğun azalmasıyla işlevsiz bırakılan atların yabani hayata alışarak çeşitli yörelerde başıboş ve sahipsiz olan yılkı atlarının kaderini çizdiğine inanıyorlar.</p>
<p><span><strong>Kendi İçlerinde Lider Seçiyorlar!</strong></span></p>
<p>Çok akıllı hayvanlar olduklarını ve kaderlerine terkedilmemeleri gerektiğini belirtmemek mümkün değil. Onar ve yirmişerli gruplara ayrılarak gezen yılkı atları inanılmaz ama bir de aralarında grup lideri seçiyorlar. Aralarındaki lider yılkı atı diğer atlar su içerken gözcülük yapıyor, bulundukları alana insanlar yanaştığında ayağını yere vurarak, kişneyerek diğerlerini uyarıyor. Asil oldukları kadar akıllı hayvanlar olduklarını da gözler önüne seriyor bu gözlemler.</p>
<p> </p>
<figure aria-describedby="caption-attachment-4002" class="wp-caption alignnone"><a href="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2019/03/erciyes-eteklerinde-yilki-atlari.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-4002" src="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2019/03/erciyes-eteklerinde-yilki-atlari.jpg" alt="" width="960" height="640" srcset="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2019/03/erciyes-eteklerinde-yilki-atlari.jpg 960w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2019/03/erciyes-eteklerinde-yilki-atlari-300x200.jpg 300w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2019/03/erciyes-eteklerinde-yilki-atlari-768x512.jpg 768w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2019/03/erciyes-eteklerinde-yilki-atlari-630x420.jpg 630w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2019/03/erciyes-eteklerinde-yilki-atlari-640x427.jpg 640w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2019/03/erciyes-eteklerinde-yilki-atlari-681x454.jpg 681w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px"></a><figcaption class="wp-caption-text">(Erciyeş eteklerinde yılkı atları / görsel: ntv)</figcaption></figure>
<p>WWF-Türkiye Yaban Hayatı Danışmanı Ahmet Emre Kütükçü’nün yılkı atlarının yaşadığı zorlukları anlatımı ise şu şekilde: “Yılkı atları yaban hayvanı değil. Sadece bir türü var, onun dışındaki tüm atlar yabani statüsüne girmiyor. Çoğu yerde bu atlara araçlar çarpıyor. Kuşadası Dilek Yarımadası’nda geyik yerleştirdikleri için oradaki atların çoğu öldürüldü. Kurtlar da bu atların doğal düşmanı. Arazide çoğalıp büyüse de belli bir yaşam alanına ihtiyaç duyuyorlar. Sayıları azalıyor. Kış şartlarına karşı doğada birkaç nesil direnen hayvanlar araziye uyum sağlıyor. Vücut aktivitelerini düşürüp kışı atlatabiliyorlar. Ancak çoğu da kış şartlarının üstesinden gelemiyor. Sert geçen kış dönemleri yılkı atlarının ölümüne neden oluyor.”</p>
<p><strong><span>Tehlikeyi Sezen, Asil ve Özgürlüklerine Düşkün Hayvanlar</span></strong></p>
<p>Su kaynaklarına yakın yerlerde görülen yılkı atlarının en etkileyici özelliklerin biri tehlikeyi sezme becerileri ile sezgilerinin güçlü olmasının yanı sıra özgürlüğüne düşkün hayvanlar olmaları. Yüzyıllardır insanoğlunun hep en yakın yardımcısı, en vefalı dostu olan atlar duyguları, sezgileri olduğunu hissettiren asil karakterli hayvanlar olarak tanımlanmışlardır. Yılkı atları edebiyata ilham kaynağı olmuşlardır. <strong>Abbas Sayar’ın hikâyesi Orta Anadolu’da “Yılkı Atı” adlı romanında</strong> ana kahramanlar olarak bu atları seçmiş ve onların insanla, doğayla ilişkisini ele almıştır. Meraklılar için gezi rehberliği ve doğa fotoğrafçılığından sonra yılkı atlarının dünyasını doğa, tevekkül, yoksulluk ve gelenekleri ekseninde ele alan bu romanı okuyarak özgürlüğün, asilliğin sembolü olan yılkı atlarını ve rençperleri anlayabiliriz.</p>
<p><span><strong>Çevre Sorunları Yılkı Atları’nın Yaşamını Etkiliyor</strong></span></p>
<p>Artan çevre sorunları, özellikle su kaynaklarının atıklarla kirlenmesi, yılkı atlarının yaşam mücadelesini zorlaştırıyor. Kış aylarında çetin geçen soğuklara karşı doğal barınaklarının olması doğanın, tarihin korunması gereken bir parçası bu güzel atların geleceği için önemli bir kurtarıcı olabilir. Gayet basit çözümler olan doğal barınaklar ve ormanlık alanlara yem bırakılması ile yılkı atlarını kurtlar parçalamasın, donarak ölmesinler diye çevreciler, doğa dostları uyarsa da sahipleri saman pahalılığından atlarını dışarı atabiliyor ve bu tarihin asil figürü atlar telef oluyor. Ot, yem, saman yardımı ve kış barınakları için farkındalıklarla güzel yılkı atlarının çoğunun hayatını kurtarmak insanoğlu için çok da zor değil. Bir gün boyunca hiç su içmeden yaşayabilmeleri, sadık olmaları insanoğlunun onların üzerine taşıyabileceklerinden daha fazla yük bindirmesine de sebep olmuştur. Yazın her hizmete koşan, sahipleri tarafından yük taşımada kullanılıp yorgun düşen ihtiyaç olmadığında doğaya salınan özgür ama çilekeş yılkı atlarına kışın ayazında, kar soğuğunda bakmak da onları ihtiyaç duydukça kullanan insanoğlunun boynunun borcudur.</p>
<p>Dede Korkut hikayesinden kısa bir not ile son sözler gelsin:<strong> Bamsı Beyrek, 16 sene süren zindan hayatının ardından özgürlüğe kavuşur. Atı Dengiboz’la karşılaştığında ikisi de çok mutlu olur. Dengiboz, 16 yıldır görmediği Bamsı Beyrek’e sevgi gösterileri sunar. Bunun üzerine Bamsı atına şu şekilde seslenir:</strong></p>
<p><strong>“At demezem sana</strong></p>
<p><strong>Kardaş direm</strong></p>
<p><strong>Kardaşımdan ileri”</strong></p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>