<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>Kırşehir Haber Portalı &amp; : Kırşehir ve Milli Mücadele</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/rss/category/kirsehir-tarihi</link>
<description>Kırşehir Haber Portalı &amp; : Kırşehir ve Milli Mücadele</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>Kırşehir.Net &amp; Kırşehir Haber Portalı &amp; kirsehirhaber.org  ve kirsehri.com adreslerinden yayınlanmaktadır. Yazılım: Ahenk BT &amp; Tükav Gaziler Eğitim Kültür Hiz.</dc:rights>

<item>
<title>ATATÜRK’ÜN KIRŞEHİR GENÇLER DERNEĞİNDEKİ SÖYLEVİ</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/ataturkun-kirsehir-gencler-dernegindeki-soylevi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/ataturkun-kirsehir-gencler-dernegindeki-soylevi</guid>
<description><![CDATA[ Milletimiz teşkilat fikrini henüz zihnine sokmamıştır. Ekseriya bunu hükümete terk eder. Bu, milletimizin öteden beri itiyat ettiği bir ahlaktır. Fakat, zaman, hadisat ve tecarüb gösterdi ki, bizatihi milletin mütehassıs ve mütefekkir olması lazım. ]]></description>
<enclosure url="http://www.kirsehirhaber.org/uploads/images/202409/image_870x580_66d98ea08322d.jpg" length="111032" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 05 Sep 2024 18:17:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ATATÜRK’ÜN KIRŞEHİR GENÇLER DERNEĞİNDEKİ SÖYLEVİ (*)</strong><br><br><span>(24.XII.1919) (**)                                    (Sivas’tan Ankara’ya ilk gelişinde)</span><br><br><span>Milletimiz teşkilat fikrini henüz zihnine sokmamıştır. Ekseriya bunu hükümete terk eder. Bu, milletimizin öteden beri itiyat ettiği bir ahlaktır. Fakat, zaman, hadisat ve tecarüb gösterdi ki, bizatihi milletin mütehassıs ve mütefekkir olması lazım. Her ne şekil ve vasıfta olursa olsun ahara terk etmemek lazımdır, ederse bugünkü netice hasıl olur.</span><br><br><span>Nazarımızı tarihe çevirecek olursak, millet derece-i hakimiyetinden aşağı doğru in­meğe başlamıştır. Fakat, düşününüz! Milletimizin her ferdi mütefekkir ve mütehassıs bir tarzda yetiştirilmiş olsaydı muhakkak bu hale gelmeyecekti. Memleketi ve milletin idare­sini deruhte etmiş olanlar, içtihadında hata etmiş olur, fakat bütün bu hataların netice-i müellimesinden millet mutazarrır olmuştur.</span><br><br><span>Mütarekeyi müteakip milletimiz, teessüfle söylenir, mukadderatının müsamahaka­rı bir halde bulunuyor, mevcudiyetimizi imhaya hahişker olan düşmanlar, acı darbeler in­diriyor, milletimiz parçalanmaya namzet bulunuyordu. Şayanı teşekkürdür ki, bazı ahval, haizi kıymet olan milletimizi teyakkuz ve intibaha getirdi. Yer yer efradı milletimiz yekdi­ğerini aramaya, bulmaya başladı. Bunun neticesi olarak teşkilat meydana geldi. Devletimizin istiklalini mahvetmeye çalışan ecanip, milletimizden böyle bir ruhu tecelli edece­ği ne intizar etmiyorlardı. Burada yaşayan insanları hissiz mahlukattan ibaret zannediyorlardı. “Böyle bir milletin hakkı bekası olamaz” kararlarını ittihazda bir millet mevcudiyeti nazar-ı dikkate alınmadı, milletimizin hadi sat ve dere bat neticesi olarak yer yer taazzuv etmesine ehemmiyet vermemişlerdir. Bu ehemmiyet verilmeyen parçaların müda­faa etmek istedikleri ve verdikleri karar ve bütün milletin kabul ettiği nokta-i esası; Kuvayı milliyenin amil, iradesi milliyenin hakim olmasıdır.</span><br><br><span>Ve bu teşkilatın ruhu budur. Bu maksatla teşkilatı teşmile başladığı zaman, ecanip nazarı dikkatini Türkiye’ye çevirmeğe başladı, mahiyeti asliyesine inanamadı; muh­telif memurlar, heyetler gönderdiler; bizde bir hissi hayat keşif ve onu yakından temas ile tetkike başladılar ve binaenaleyh anladılar ki, miskin bir millet değildir, altı yüz sene ve daha evvelden beri hakimiyetini ispat etmiş, efendilik yapmış bir millet, onların tasav­vur ettiği gibi esir bir millet değildir. Binaenaleyh ecanip tamamen kani olmalıdır ki: Tür­kiye ve Türkiye’de yaşayan Millet, başlı başına bütün cihan milletleri içinde müessir bir mevcudiyete maliktir, bu izole edilemez. Elhamdülillah devletimiz ve milletimizin istiklali mevzuu bahis olmaktan çok uzaklaşmıştır. İstiklalimize her suretle hürmet edilmesi ta­hakkuk etmiştir. Bu bizim için kafi değildir, bu maksat ve gayemizi temin edemez, maddeten takarrürünü görmek mecburiyetindeyiz, tamamen mutmain olmak atideki küşayış ve temeddünü bihakkın temin edebilmek için vatan sahıla olarak görüşmeliyiz.</span><br><span>______________</span><br><span>(*) Bu Konuşma A. Ü. Türk inkılap Tarihi Enstitüsü tarafından Resmi Belge Olarak Kabul edilmiştir.</span><br><span>(**) Bu Konuşma Kırşehir Gazetesi’nin 30.08.1936 tarihli nüshasında yayınlanmıştır.</span><br><br><span>Müstakil yaşamak için feyizli vatanın teminine muhtacız. Çizdiğimiz bir hudut vardır, bu hududu ecanibin elinde bırakmayacağız, emniyetimiz pek kavidir.</span><br><br><span>Bu teşkilat henüz bir şekilden ibarettir, bugün yarın buna bir şekli hendesi gibi ba­kamayız, buna ruh verebilmek için de her ferdi milletimizin dimağını inkişaf ettirmek,heyeti umumi yenin mukadderatına vuku bulacak taarruz ve tecavüzden kendilerini muhafaza edebilmek için teşkilata müntehiden tevessül etmek lazımdır.</span><br><br><span>Vahdeti vatana ait fikirlerimiz kısa oluyor, diğer vatandaşımıza vuku bulacak za­rardan müteessir oluyoruz. Bütün millet bir vücut gibi bir hale getirilmelidir. Her millette olduğu gibi bizde de bir işe müteşebbisler başlar, en son ferde ve yukarıya doğru sirayet ettirilir. Az zamanda matlup veçhile istikameti hakiye ye sevk edebilmek için münev­verler daha çok vazife dardır. Münevverlerin vazifeleri gayet büyüktür. Hiç bir millet yok­tur ki, ahlak esasa tına istinat etmeden tefeyyüz etsin. Münevverlerimiz vatan ve millet fikirlerini vermekle beraber rakip milletlere karşı muhafaza-i mevcudiyeti için lazım olan husus atı temin ederlerse vazifelerini daha vasi surette ifa etmiş olurlar.”</span><br><br><strong>17 Ekim 1924 Tarihinde Mustafa Kemal Paşa’nın Kırşehir’e Geldiği Sırada Hükümet Konağı Önünde Habip Arıöz Tarafından Yapılan Konuşmanın Metni</strong><br><br><span>Soylu Türk Milleti’nin göz bebeği Gazi Paşamız! Asırlardan beri Türk’ün kanıyla varlığını sürdürerek, kendisine Allah’ın gölgesi süsünü vererek, zihinlerde yerleşen, düşmanlarımızla birlikte büyük milletimizin, büyük Kemalleri’ni yetiştiren şu nazlı vatanı temelinden yıkmak, Türk milletini sonsuza kadar tutsak etmek hayalini kurarken onu tut­saklıktan, ölümden kurtarmak amacı ile kahramanca meydana atılarak üç yıl önce şehrimizden geçmiş ve o zaman üzgün kalplerimizde bir kurtuluş ve ümit ışığı yakmıştınız!</span><br><br><span>Çok geçmedi: Kararlı, kahraman ve olağanüstü gücünüzle altı yüzyıldan beri, dün­ya tarihinin yazmadığı büyüklükte denizler kadar engin, şanlı bir zaferi gerçekleştirerek milletimizin ve bütün İslam dünyasının sonsuz teşekkürleri ile şereflendirdiniz, takdirlerini topladınız.</span><br><br><span>Senelerden beri kalpleri istek ve şevkle çarpan Kırşehir halkı, Türk milletinin layık olduğu yüksek mevki ye ulaştıran yenilik, ilerleme yollarında bizlere aydınlık hedefleri gösteren Gazi Cumhurbaşkanımızı selamlamak onuruna sahip olduğumuzdan dolayı kendilerini mutlu ve bahtiyar bilirler.</span><br><br><span>Burada büyük milletimizin duygularını dile getirerek diyorum ki: Biz Kırşehir halkı, saygıdeğer Cumhurbaşkanı Paşamızın kurtarıcı kılıcı ile kurtardığı ve güçlü kalemiyle belirlediği ilkeler etrafında toplandık. Kutsal amacımızın gerçekleştiğini görmek ve son amaca ulaşmak için açtığımız gerçek yolda: Genç ve sağlam Cumhuriyetimizin güçlü ve aydınlık ışıklarında sizinle birlikte yürüyeceğiz. Bizi bu hakikat yolundan çevirecek hiç­bir güç yoktur. Önümüze çıkan her engeli korkusuzca aşacağız. Milletimizin şu demir­den yumruğu: Zulüm, esaret, bağımsızlık ve bilgisizlik zincirlerini parçaladığı gibi, her cehennem ateşini söndürmeye yeterlidir.</span><br><br><span>Biz Türkler, yeni ve güçlü cumhuriyetin gerçek koruyucusu ve sahibiyiz. Milli ve kutsal düşüncemiz budur. Cumhuriyet fidanını gerekirse kanımızla sulamaktan çekinmeyeceğiz. Yaşasın Türk Cumhuriyeti, Yaşasın Türk Milleti, Yaşasın Büyük Gazi Paşamız!</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mustafa Kemal Paşa’nın Milli Mücadele’den Sonra Kırşehir’le ilişkileri</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/mustafa-kemal-pasanin-milli-mucadeleden-sonra-kirsehirle-iliskileri</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/mustafa-kemal-pasanin-milli-mucadeleden-sonra-kirsehirle-iliskileri</guid>
<description><![CDATA[ Milli Mücadele’ye hazırlık aşamasında yaklaşık beş gününü Kırşehir’de geçiren Mustafa Kemal Paşa’nın, Milli Mücadele’yi başarıya ulaştırıp, Cumhuriyeti kurduktan sonra da Kırşehir’i ve Kırşehir halkını unutmadığını görüyoruz. ]]></description>
<enclosure url="http://www.kirsehirhaber.org/uploads/images/202409/image_870x580_66d98ea08322d.jpg" length="111032" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 05 Sep 2024 18:15:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>Mustafa Kemal Paşa, Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı olarak 17 Ekim 1924 tarihinde saat 17.00 sularında eşi Latife Hanım ile birlikte Kırşehir’e gelmiştir. Ga­zi Mustafa Kemal Paşa ve Heyet, şehrin dışında Vali Atıf Bey, Belediye Başkanı Baktıroğlu Ziya Bey, Daire Başkanları ve bir kısım halk tarafından coşkulu bir şekilde karşı­lanmıştır. Şehrin girişinde de bütün Kırşehirliler, okullar, köy ve kasabalardan gelen ka­labalık bir halk tarafından “Yaşa büyük Başbuğumuz” şeklindeki sevgi gösterileri ve al­kışlarla karşılanmıştır.</span></p>
<p><span> Şehrin girişinden merkezine kadar uzanan cadde boyunca kurulan takların altından geçen Gazi Mustafa Kemal Paşa için kurbanlar kesilmiştir. Kırşehirli,bayanlar ise Hükümet Konağı karşısındaki alanda toplanmıştır. Hükümet binasının önündeki alanda yenilikçi bir öğretmen olan Habip Arıöz Kırşehirliler adına “hoş geldi­niz” diyerek, Kırşehir halkının minnet, şükran ve bağlılıklarını belirten bir konuşma yap­mıştır. Öğretmenin bu konuşmasında, Cumhuriyet, inkılaplar ve yenileşme yolundaki çalışmalarında Gazi Mustafa Kemal Paşa’yı tam bir bağlılıkla izleyeceklerini söylemiş ve bu konuda güvence vermiştir.</span><br><br><span>Gazi Mustafa Kemal Paşa belediye başkanını, Tüccar Heyetleri’ni, memurları ve Mucur Heyetini Hükümet binasında kabul etmiş ve bu sırada Gazi; “asayişin sağlanma­sında en önemli etken nedir?” diye sorunca, orada bulunanlar hep bir ağızdan: “Cum­huriyetin ilanıdır” cevabını vermişlerdir.</span><br><br><span>Burada Kırşehir Valisi Atıf Bey, Latife Hanım’a bir çift Kırşehir işi halı armağan et­miştir.</span><br><br><span>Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın Kırşehirlilerle üçüncü görüşmesi 20 Eylül 1928 ta­rihinde Yerköy’de olmuştur. Harf inkılabı münasebetiyle 14 Eylül 1928’de İstanbul’dan başlayan yurt gezisinde, İzmir vapuru ile Sinop’a, oradan 16 Eylül’de Samsun’a, daha sonra da Amasya, Sivas ve Kayseri yoluyla 21 Eylül 1928 günü Ankara’ya dönmüştür. Yeni harflerin benimsetilmesi amacı ile Anadolu gezisine çıkan Gazi Mustafa Kemal Ata­türk’ün, Yerköy’den geçeceği haberi alınınca, Kırşehir Valisi B. Nazım Akyürek başkan­lığında altmış-yetmiş kişilik Kırşehir heyeti otomobiller ile Yerköy’e gitmiştir. Kırşehir, Yozgat, Çiçekdağı ve Yerköy halkı tarafından doldurulan istasyonu n her tarafı Kırşe­hir’den getirilen halılar, bayraklar ve renkli radyum lambaları ile donatılmıştır. Kırşehirliler ellerinde kırmızı zemin üzerine beyaz harflerle “Kırşehir Halkı Büyük Kurtarıcısını Saygıyla Selamlar” şeklinde bir pankartla, Mecidiyeliler (Çiçekdağ) ise, “Mecidiyeliler Ulu Gazisini Hürmetle Selamlar” yazılmış bir pankartla karşılamıştır. Trenden inen Atatürk ve diğer misafirler, toplanan halkı selamladıktan sonra, Atatürk: “Nasıl yeni harfleri öğ­reniyor musunuz?” diye sormuştur. Kırşehir heyeti içerisinde bulunan Cevat Hakkı Ta­rım Bey ve orada bulunan halk hep birlikte: “Yeni harfleri öğrenmek bizim için milli hay­siyet ve vicdan borcudur.” diye cevap vermiştir. Atatürk’ün bu ziyareti bir bakıma harfle­rin öğrenilip öğrenilmediğini denetleme niteliğini de taşıyordu. istasyonda salona giren Atatürk, Cevat Hakkı Tarım Bey tarafından hazırlanan kara tahtaları görünce tebeşir is­temiş ve Cevat Bey’e tahta başına geçmesini emretmiştir. Tam bu sırada Yozgat heyetin­den bir kişi Atatürk’e bir cep defteri ile kalemini uzatarak, “Türk Ocağına adına imzala­malarını istemiştir. Atatürk ise: “Şimdi sırası mıdır?” diye gülümseyerek o kişiyi tahta ba­şına göndermiş ve şu cümleyi yazdırmıştır: “Türk Ocakları milleti tenvir (aydınlatma) için çok kıymetli bir fırsata malik (sahip) bulunuyorlar”</span><br><br><span>Daha sonra Atatürk orada bulunanlara yeni harflerle yazılmış okuma kitabından parçalar okutmuş, bazı yazım kuralları ve ifade yanlışlıkları üzerinde durmuş ve düzelt­meler yapmıştır.</span><br><br><span>Kırşehir’e ilk gelişlerinde kendisini son derece sıcak ve saygıyla karşılayarak fe­ner alayı düzenleyen, yaptıkları konuşmalar ve uğurlanışı sırasında büyük ilgi gösteren öğretmen Ömer Aydın Bey’i görünce, hemen kendisini hatırlamış, burada da O’na övgü dolu sözler söylemiş ve: “Türk Milleti’nin Nurlu Ordusu, Yüksek Erkanı Muallimler, Cid­den Milleti Kendilerine Minnettar Kılacak Vaziyette Bulunuyorlar” cümlesini yazdırarak, bu şerefli eğitim ordusuna karşı yüksek takdirlerini ve sevgilerini bir kez daha açıklamış­tır.</span><br><br><span>Atatürk daha sonra, Çiçekdağı ilçesi ilkokulu Başöğretmeni (Müdürü) Oğuz Bey’e de bir cümle yazdırarak, ilçedeki yeni harfleri öğrenme ve öğretme çalışmaları hakkın­da bilgi almıştır.</span><br><br><span>Bu teftişi sırasında, yeni harfleri öğrenmeye bir hafta önce başlamış olan Naci Genç ve Nesibe Gönendik adlı öğretmenlerin, yeni harflerle kusursuz okuyup yazdıkla­rını gören Atatürk, son derece memnun olmuş ve inkılaplarının benimsenerek hayata geçirilmiş olmasından engin bir mutluluk duymuştur. Mustafa Kemal Paşa uygun ortamı ve konuyla ilgilenen öğretmenleri bulunca, yol yorgunu olmasına rağmen istasyon bina­sında bir saatten fazla bir süre yazım kuralları ile ilgili birçok konuda aydınlatıcı açıkla­malar yapmıştır. Daha sonra kendisi için hazırlanan koltuğa oturan Atatürk, Cevat Hak­kı Tarım Bey’in uzattığı okuma kitabını, 20 Eylül 1928 tarihini yazarak imzalamıştır. Da­ha sonra bu konuda Atatürk, kendi imzası ile 21 Eylül’de Ankara’dan telgrafla Valilikle­re yeni yazım kuralları ile ilgili bir genelge göndermiştir.</span><br><br><span>Mustafa Kemal Paşa’nın Kırşehir’e son gelişleri 1 Şubat 1934 tarihindedir. Çok şiddetli bir kış günü gerçekleştirilecek olan bu ani ziyaretin haberi duyulunca, Cevat Hakkı Tarım Bey, yolda karşılaştığı birinci dönem T.B.M.M. ‘n de Kırşehir Milletvekili ola­rak görev yapan Müfit Kurutlu oğlu’na, “Bu karda kıyamette bu seyahatin sebebi nedir acaba” diye sormuştur. Müfit Bey de: “Bilirim Hazreti O bir şeye karar vermesin yoksa.. Muhali mümkün kılar.”</span><br><br><span>Vali B. Nazım Akyürek’in yalnız jandarma kumandanı ile Atatürk’ü karşılamaya git­tiğinin duyulması üzerine, başta Cevat Hakkı Tarım Bey ve eşi, Turgut Çopuroğlu ve kı­zı, Ortaokul öğretmenlerinden Arif Sıtkı Gönendik ve eşi Öğretmen Nesibe Hanım ile Müfit Bey’in Eşi Mihribuna Hanım tarafından oluşturulan grup “Dağ başını duman almış” marşını söyleyerek Özbağ mevkiine kadar gitmiştir. Havanın aşırı soğuk olmasından dolayı akşam karanlığına kalacaklarını düşünen karşılayıcılar, şehir girişindeki hastane önünde bekleyen halkın arasına katılmak için tekrar dönmüşlerdir. Atatürk ve diğer misafirleri getiren otomobil konvoyu, coşkulu sevgi gösterilerinde bulunan kalabalığın önünde durmuştur. Atatürk, otomobilinden inerek, ön safta bulunan hükümet erkanı ve ileri gelenlerle el sıkıştıktan sonra, hastaneye gitmiş, hastaları ziyaret etmiş ve Müfit Bey’in eşi ve yayındakilerle de tanıştıktan sonra, büyük bir kalabalık eşliğinde, kendisi için hazırlanan Halk Partisi binasına gelmiştir. Ani yapılan bu yolculuk, Ankara’daki ma­kamları da telaşa düşürmüş, Kırşehir Valisi B. Nazım Bey de güvenlik nedeni ile Ata­türk’ün gelişini halka duyuramamıştır. Atatürk, yanında bulunan Kılıç Ali Bey, Afet İnan, Falih Rıfkı Atay, Ruşen Eşref Ünaydın, bazı komutanlar ve diğer arkadaşları ile birlikte Bala-Kaman üzerinden Kırşehir’e gelmiştir.</span><br><br><span>Atatürk ve misafirler çay ve kahvelerini içip, bir süre dinlendikten sonra, görüşebil­mek için kapıda bekleyen Kırşehir ileri gelenlerine doğru kızgın bir şekilde hızla yürüye­rek dışarı çıkmışlardır. Atatürk’ü kızdıran durum ise; Atatürk’ün parti başkanından, mi­safirlerin nerede kalacağını sorması üzerine, bir Genel Meclis Üyesi’nin Arap harfleri ile yazdığı yazıyı Atatürk’e uzatmış olmasıdır. Atatürk: “Ben böyle yazı tanımıyorum” diye­rek kağıdı fırlatmış ve dışarı çıkmıştır. Atatürk’ün üzülmesine neden bu olay, orada bu­lunan Kırşehir halkını da son derece üzmüştür. Şehir merkezinin Kuzeydoğusu’na dü­şen imaret mahallesindeki (Celal Efendi’ye ait) Vali Konağı’na giden Atatürk, geceyi bu­rada geçirdikten sonra 2 Şubat 1934’de Yerköy üzerinden Yozgat’a gitmek üzere, ken­disini uğurlamak için Vali Konağı önüne gelen Kırşehirlilerle vedalaştıktan sonra diğer arkadaşlarını da beklemeden yola çıkmıştır.</span><br><br><span>Şehir merkezi ile Vali Konağı arasındaki yolun, son derece kötü ve çamurlu olma­sı nedeniyle, Vali’nin arabası konağa gelirken çamura saplanmıştır. Yolun kötülüğünden Atatürk de rahatsız olmuş ve bu konuda Vali Bey ile aralarında şöyle bir konuşma geç­miştir.</span><br><br><span>Atatürk:</span><br><br><span>– Oturduğunuz ev çok güzel, hangi sokaktan gidiyorsunuz?</span><br><br><span>Vali, pencereden dar ve çamurlu bir sokağı gösterir. Atatürk ise:</span><br><br><span>– Kaç yıldır bu evde oturuyorsunuz? Diye sorar. Vali:</span><br><br><span>– Yedi yıldır, deyince Atatürk kaşlarını çatar. Atatürk:</span><br><br><span>– Eve her gidiş-gelişte sokağa bir taş koysaydınız, bu çamur sokak, kaldırım olur­du. Yazık!… diyerek üzüntülerini belirtmiştir.</span><br><br><span>Vali B. Nazım Bey, Cevat Hakkı Tarım Bey’e daha önce Adana Valisi oğlu sıralarda Mustafa Kemal Paşa’nın Halep’ten dönerken Adana’ya uğradığını ve aralarında şöy­le bir konuşmanın geçtiğini belirtmiştir. Atatürk: “Vali Bey, Vali Bey! Bu memleketi hürri­yet ve istiklaline kavuşturacak en acil ve cezri tedbir, Anadolu’nun bağrında milli bir hü­kümet kurmaktır. Bu işe hemen burada başlayabiliriz…!” şeklindeki ifadesine karşı, Vali Bey’in: “Paşam, İstanbul’da altı yüz asırlık bir Saltanat ve Hilafet, onun kurulmuş bir hü­kümeti mevcut, ordularımız bu vaziyette, düşmanlar memleketin bir çok aksamını istila etmiş bir halde iken, böyle bir teşebbüse girişmek, bilmem ki nasıl karşılanır?” diye ce­vap verdiğini söylemiştir. Bu ifade ile Vali B. Nazım Bey, Mustafa Kemal Paşa’nın Yıldı­rım Orduları Grubu Kumandanı iken söylediklerini, o zaman için gerçekleşemeyecek bir hayal ürünü gibi karşılamış olduğunu, oysa bu düşüncenin artık düşünce olmaktan Çı­kıp, Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kurmuş olduğunu dile getiriyordu.</span><br><br><span>Kırşehir Valisi B. Nazım Bey’in, olumsuz durumu Atatürk tarafından bizzat tespit edilmiş, fakat emekliliği yaklaştığı için hemen görevden alınmamıştır. Atatürk bu konu­da da lütuf göstererek, B. Nazım Bey’in Ordu Valiliği’ne tayinini yaptırıp, emekli olması için gereken zamanı burada fazlasıyla doldurarak, emekliliğe ayrılmasını sağlamıştır.Kırşehir’den ayrılan Atatürk ve arkadaşlarının, bir gün de Yozgat’ta kalacaklarını öğrenen Yozgat Valisi Bekir Sami Bey, karla kapalı olan yolları açtırarak heyetin Yoz­gat’a rahatlıkla ulaşmalarını sağlamıştır.</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Milli Mücadele’de Kırşehirlilerin Tutumu ve Katkıları</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/milli-mucadelede-kirsehirlilerin-tutumu-ve-katkilari</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/milli-mucadelede-kirsehirlilerin-tutumu-ve-katkilari</guid>
<description><![CDATA[ Kırşehir ve çevresi Birinci Dünya Harbi’nin sonlarında kurdukları Kırşehir Gençler Derneği ve hemen hemen tüm yerleşim birimlerinde kurulan Müdafaa-i Hukuk Cemiyet­leri ile Milli Mücadele için hazırlık çalışmalarına başlamıştır. ]]></description>
<enclosure url="http://www.kirsehirhaber.org/uploads/images/202409/image_870x580_66d98ea08322d.jpg" length="111032" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 05 Sep 2024 18:11:19 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>Son Osmanlı Mebussan Meclisi’ne Avanos (1871) doğumlu Ali Rıza Bey ile, Hamit­köy (1877) doğumlu M. Rıza Bey (Silsüpür) Bey Müdafaa-i Hukuk grubu Kırşehir millet­vekili olarak katılmışlardır. Bu milletvekillerinin İstanbul’un resmen işgalinden sonra da (16 Mart 1920) Ankara’ya gelerek milli mücadeleyi desteklemeye devam etmişlerdir.</span><br><br><span>Kırşehir halkı Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan sonra başlayan işgallere karşı, İstanbul Hükümeti gibi teslimiyetçi bir tutum takınmamış, Milli Mücadele’yi başlatan Mustafa Kemal Paşa ve Temsil Heyeti’nin tüm çalışmalarını yakından takip etmiş ve so­nuna kadar yanlarında yer almıştır. Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarını Samsun’dan beri takip eden Mucur halkı, Sivas’ta milli bir kongrenin toplanacağını öğrenince, Mucur’u temsilen Kaymakam Cevat Bey ile Hacıbektaş Nahiye Müdürü Mucurlu Avni (Er­kanlı) Bey’i, Kongreye katılmak üzere Sivas’a göndermiştir. Ancak bu heyet, Şarkışla’ya vardığında kongrenin bitmiş olduğunu, Mustafa Kemal Paşa temsil Heyeti’nin de Si­vas’tan hareket ettiğini öğrenince Mucur’a dönmek zorunda kalmıştır. Kırşehir halkının bu olumlu tutumu Ankara vilayetinden gelen 28 Aralık 1919 tarihli şifre telgrafından da açıkça anlaşılmaktadır. Ülkenin diğer taraflarının Milli Mücadele’nin gelişiminden haber­siz olmasına rağmen, Kayseri, Kırşehir ve Ankara gibi Orta Anadolu illerinde Mustafa Kemal Paşa ve Temsil Heyeti’nin büyük törenlerle karşılanması ve bölge halkının konu­ya olan duyarlılığı son derece dikkat çekicidir. Kırşehir halkı Milli Mücadelede olduğu gi­bi Cumhuriyetin ilanından sonra da Atatürk’ün yanında yer almış O’nun ilke ve inkılaplarının savunucusu olmuştur.</span><br><br><span>a) Siyasal Yönden Katkıları</span><br><br><span>23 Nisan 1920’de açılan T.B.M.M.’nde ise Kırşehir Ahmet Müfit (Kurutluoğlu) Bey, Rıza (Silsüpür) Bey, Yahya Galip (Kargı) Bey, Sadık (Savtekin) Bey, Cemalettin Çelebi Efendi, Bekir (Kocaoğlu) Efendi, Cevdet (Seçkin) Bey tarafından temsil edilmiştir. Bu milletvekillerinden Yahya Galip Bey, İstanbul Hükümetinin emirleri doğrultusunda olmak üzere Mustafa Kemal Paşa’yı tutuklatarak, Milli Mücadele’yi daha başlangıcında engel­lemeye çalışan Ankara Valisi Muhittin Paşa’nın tutuklanmasından sonra; Ankara Valiliği yapmış, daha sonra da üç dönem Kırşehir milletvekili olarak yeni Türk Devleti’ne önem­li hizmetlerde bulunmuştur. Muhittin Paşa’nın tutuklanmasından sonra Defterdar Yahya Galip Bey, Ankara halkı tarafından seçilerek Valilik görevine getirilmiştir. Bu durum, An­kara halkının, Anadolu’nun ortasında bulunan bir ilde, demokratik yöntemle yöneticisini seçmesi bakımından çok önemli bir olaydır. Ayrıca böyle bir hareket şekli, bir bakıma İstanbul Hükümeti’ne karşı da bir başkaldırı niteliği taşımaktadır.</span><br><br><span>Vali Yahya Galip Bey, Mustafa Kemal Paşa’yı Samsun’dan itibaren yakından izle­mekte ve ülkenin kurtuluşunun ancak Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde başlayan milli bir mücadele ile gerçekleşeceğine inanmaktadır. Nitekim Mustafa Kemal Paşa’nın Amasya Mülakatı (görüşmesi) (20-22 Ekim 1919) için Amasya’da bulunduğu sırada, An­kara Valiliği görevini yürüten Yahya Galip Bey’den 15 Ekim 1919 tarihli, şifreli bir telgraf almıştır. Bu telgrafta Yahya Galip Bey: “Mukadderatımızı, milletin mukadderatını bilme­yen bir hükümete ve ne de rasgele gönderilecek valilere terk edemeyiz.Mahmut Ferit Paşa kabinesinin tayin    edipte gönderemediği eski Bitlis Valisi Ziya Paşa’yı buraya ve Suphi Bey’i de Konya’ya Vali tayin etmek suretiyle merkezi hükümet ilk adımını attı. Mil­let meclisi kurulmadan önce dışardan bir kişinin hiçbir memuriyete getirilmemesini evvelce arz etmiştik. Merkezi hükümet buraya yeniden Vali göndermekle, buradaki milli hareketi söndürmek istiyor demektir. Siz nasıl askerlikten istifa ile milletin bir ferdi gibi çalışmaya karar verdinizse, ben de buradan çekilerek, aynı surette milletimin vazifesini yapmaya karar verdi. Vali gelinceye kadar vekaleti kime bırakacağımı lütfen bildiriniz” diyerek, Mustafa Kemal Paşa’ya ve Temsil Heyeti’ne bağlılığını ve her türlü emir ve yet­kiyi onlardan alacağını göstermek suretiyle, Milli Mücadele’ye tam bir destek sağlamış oluyordu.</span><br><br><span>Yahya Galip Bey, Mustafa Kemal Paşa ve Temsil Heyeti’nin 27 Aralık 1919’da An­kara’da karşılanması sırasında da Ankara valisi olarak aktif görev almıştır. Ankara vali­si olan Yahya Galip Bey ilk iş olarak, Muhittin Paşa’nın tutuklatmış olduğu ittihat ve Terakkicileri serbest bırakmış ve bu nedenle kendisine “Hakan” unvanı verilmiştir. Sıcak kanlı ve babacan bir yapıya sahip olan Yahya Galip Bey, Ankara valisi iken milletvekil­lerinin özel hayatlarına da müdahale edebilmekte idi. Nitekim bu konuda; “Yahya Galip Bey mebusları bile içki başında görünce sopayla kovalardı” şeklinde belirtilmektedir.</span><br><br><span>Yahya Galip Bey T.B.M.M.’n de 23 Nisan 1920 den 4 Mayıs 1931’e kadar üç dö­nem Kırşehir milletvekili olarak bulunmuş, bu süre içerisinde 45 kez söz alarak; maliye, dış politika, komünizm-Bolşeviklik, anayasa, hukuk, tekalif-i milliye, israf, demokrasi, meclisin sağlıklı çalışması, istiklal mahkemeleri ve çalışmaları, Hıristiyanların ve azın­lıkların ülkemizdeki faaliyetleri, Yunan işgali, misak-ı milli, sosyal yardım, meclis görüş­meleri, bakanlıkların ödenekleri ve benzeri konularda görüş ve düşüncelerini dile getire­rek meclis çalışmalarında etkili olmuştur.</span><br><br><span>Birinci dönem T.B.M.M.’n de etkili olan diğer bir Kırşehir milletvekili de Ahmet Mü­fit (Kurutluoğlu) Bey’dir. İlmi düzeyi yüksek bir aileden olan ve daha çok dini ilimler ala­nında isim yapmış Savcılı Türkmen abasına mensup, Müftü Hacı Vehbi Efendi’nin oğlu olan Müfit Bey 1879 yalında Kırşehir’de doğmuştur. Müfit Bey Kırşehir Rüştiyesi’ni bitir­dikten sonra on beş yaşında iken medrese tahsili için İstanbul’a gitmiş, İslam Hukuku alanında tahsil görerek diploma almıştır. Medrese öğreniminden sonra Kırşehir’e deği­şik adliyelerde hizmet yapmış ve 1910 yılında babasının ölümünden sonra Kırşehir’e gelerek, Kırşehir Müftüsü olmuştur. I. Dünya Harbi sonunda imzalanan Mondros Ateşkes Anlaşması’nı, devletin sürekliliği bakımından son derece tehlikeli görmesi, bu mü­tarekeyi imzalayanları ve savunanları kınaması üzerine tutuklanarak İstanbul’a gönde­rilmiştir.</span><br><br><span>I. Dünya Harbi’nden sonra, devletin yönetimine adeta bir karabulut gibi çökerek Milli Mücadele aleyhine bir yönetim sergileyen Sadrazam Damat Ferit Paşa tarafından “Harp Divanı”na gönderilen Müfit Bey, Erzurum Kongresi’nden önce bir fırsatını bularak kaçmış ve Kırşehir’e Müdafaa-i Hukuk Teşkilatı içinde bulunmuş ve Sivas’ta bulunan Temsil Heyeti ile ilişki kurarak, Milli Mücadele’ye katkı sağlayan Kırşehir’in önderleri ara­sında yer almıştır.</span><br><br><span>Müfit Bey, 23 Nisan 1920’de T.B.M.M.’nin Ankara’da toplanma şamasında diğer Kırşehir milletvekili ve arkadaşı Yahya Galip Bey ile çok üstün bir gayret göstermiş ve bu hususta Ali Fuat (Cebesoy) Paşa hatıralarında, Meclis’in Ankara’da toplanmasında Kırşehir milletvekillerinin önemli bir yeri olduğunu belirtmiştir.</span><br><br><span>Müfit Bey de diğer din adamları gibi, Milli Mücadele’de önemli rol oynamış, birinci T.B.M.M.’n de “ikinci Reis Vekilliği” görevini yürütmüş ve meclis çalışmalarına aktif ola­rak katılmıştır. Müfit Bey, İzmir’in işgalinin birinci yıldönümü nedeniyle Ankara halkının işgali protesto amacı ile T.B.M.M. önünde toplanmaları üzerine söz alarak:</span><br><br><span>Efendim bu gün İzmir’in Yunanlılar tarafından işgalinin birinci yıldönümüdür. An­kara halkı bu işgali kabul etmeyerek protesto düzenlemişlerdir. Dışarıda toplanmışlardır. Onların duygularına ortak olmak üzere hepinizin dışarıya çıkmanızı meclis adına öneri­yorum diye konuşarak; yurdun işgaline karşı son derece duyarlı davrandığı gibi, TB.M.M.’n de de bütün üyeleri yönlendirebilecek güçte olduğunu göstermiştir.</span><br><br><span>Kırşehir milletvekili olarak Müfit Bey, Koçhisar ve Kırşehir bölgesinde satın alma komisyonlarının çalışmalarını kontrol etmek ve hızlandırmak için Harp Encümeni tara­fından müfettiş olarak görevlendirilmiştir. Başlangıçta Padişah ve İstanbul Hükü­meti’nden ümidini kesen Müfit Bey, Mustafa Kemal Paşa ve Milli Mücadele’ye tam des­tek verirken, daha sonra T.B.M.M.’n de muhalefet grubu olarak bilinen ve sayıları 123’e ulaşan ikinci grupta yer almış, hatta grubun sözcüleri arasına girmiştir.</span><br><br><span>İkinci ve daha sonraki dönemlerde milletvekili seçilemeyen Müfit Bey politikadan çekilmiş, 1923 yılından itibaren avukatlık yapmış ve 15 Haziran 1958 tarihinde 79 ya­şında vefat etmiştir. Müfit Bey, çevresinde çok temiz ve şık giyinen, son derece kültürlü bir kişi olarak bilinmektedir. T.B.M.M.’nin açılışında yaptığı konuşma ile de milli benliği ve islamiyeti savunduğu gibi Bolşevikliği şiddetle reddetmiş ve işgalci devletlere karşı Afyonkarahisar’dan başlayarak saldırıya geçilmesi gereğini savunmuştur. Müfit Bey mecliste bulunduğu ve ikinci Reis Vekilliği görevini yürüttüğü süre içerisinde, yaklaşık otuz kez söz alarak; T.B.M.M.’nin toplanması ve amacı, hukukun üstünlüğü bütçe gö­rüşmeleri, ülkede huzur ve güvenliğin sağlanması, Osmanlı Devleti’nin borçları meselesi, dış politika, istiklal mahkemelerinin gerekliliği, banka ve kredi sorunları ile yabancıla­rın mal ve mülkleri hususunda ortaya çıkan anlaşmazlıklar konularında özlü ve aydınla­tıcı konuşmalar yapmıştır.</span><br><br><span>Diğer bir Kırşehir milletvekili olan ve Hacıbektaş’ta bulunan Çelebi Cemalettin Efendi, yalnız Kırşehir ve Hacıbektaş’ta etkili biri değil, tüm Anadolu’daki Alevi’lerin Bek­taşi’lerin önderi konumunda olan bir kişi idi. Ankara Valisi Muhittin Paşa, O’nu Damat Ferit Hükümetine kazandırmak için Kırşehir’e gitmiş ve para dahil elinden gelen her im­kanı kullanmış, fakat başarılı olamamıştır. Başından beri Mustafa Kemal Paşa ve Tem­sil Heyeti yanında yer alan Çelebi Cemalettin Efendi, TB.M.M.’n de “birinci dönem” mil­letvekili olarak görev yapmış ve temsil ettiği tüm Alevi’ler ile birlikte Milli Mücadele’yi desteklemiştir. Hatta mecliste bir ara “Meclis Reis Vekilliği de yapmıştır.</span><br><br><span>b) Askeri Yönden Katkıları</span><br><br><span>Kırşehir halkı, Balkan Harbi’nde (1912-1913) ve Birinci Dünya Harbi’nde (1914­-1918) ülkenin içinde bulunduğu savaş yıllarında çeşitli cephelere gönderdiği evlatları ile ülke savunmasına fiilen katıldığı gibi, Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan sonra yaban­cı işgaline uğramamasına rağmen, milli heyecan ve mücadele ruhu sürekli canlı kalmış, muhtemel tehlikelere karşı askeri yönden de gereken hazırlıkları yapmaya başlamıştır. Nitekim 19 Mayıs 1919’da Samsun’da başlayan ve 27 Aralık 1919’da Ankara’da sona eren Türk Milleti’nin yeniden diriliş serüveninde, Kırşehir önemli bir destek merkezi ol­muş, Mustafa Kemal Paşa ve Temsil Heyeti’nin Kayseri sınırından itibaren Ankara’ya kadar güvenlik içerisinde ulaşması Kırşehirliler tarafından sağlanmıştır. Ayrıca Sivas Kongresi sırasında Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının, İstanbul Hükümeti yanlısı olan Ankara Valisi Muhittin Paşa tarafından tutuklanmaları hususundaki planın bozul­ması da, o dönemde Kırşehir yöresinde etkili bir kişi olan, M. Rıza Bey yönetimindeki “Kırşehir Milli Müfrezesi”nin, Ankara Valisi Muhittin Paşa’yı, Elmadağ yakınında bulunan Kılıçlar Beli mevkiinde tutuklayarak etkisiz hale getirmesi sonucunda gerçekleşmiştir.</span><br><br><span>İstanbul Hükümeti ise görevden uzaklaştırılan Vali Muhittin Paşa’nın yerine başka bir Vali göndermeye kalkınca, Ankara Müdafaa-i Hukuk Derneği Başkanı Müftü Rıfat Börekçi) efendi sert bir çıkış yaparak, Eskişehir’e gelmiş olan Damat Ferit’in Valisini tek­rar İstanbul’a göndermiştir.</span><br><br><span>Mustafa Kemal Paşa Mucur’a geldiği 21 Aralık 1919 tarihinde, Mucur halkı tara­fından coşkulu bir şekilde karşılanmıştır. Heyetin karşılanması ve muhtemel bir baskı­nın önlenmesi için, Jandarma Komutanı Yüzbaşı Sadık (Vicdani) Bey’in yönetiminde, Mucur ve çevre köylerden oluşturulan yirmi kişilik bir gönüllü müfreze birliği kurulmuş­tur. Bu çekirdek kuvvetin her türlü ihtiyacı Mucur halkı tarafından karşılanmış, daha son­ra bu birlik takviye edilerek “Mucur Milli Süvari Müfrezesi” adıyla İnönü Cephesi’ne gön­derilmiştir. Bu şekildeki teşkilatlanmadan son derece memnun olan Mustafa Kemal Pa­şa: “Siz şimdiden milli davamızı muhitinizde kat’ i bir muvaffakiyetle tebarüz ettirmiş bu­lunuyorsunuz” demiştir.</span><br><br><span>Milli Mücadele’de düzenli ordu kurulması aşamasında, Batı Cephesi Komutanlı­ğı’nca 4 Ağustos 1920 günü, Genelkurmay Başkanlığı’na sunulan ve Batı Cephesi’nin insan gücü faaliyetlerini açıklayan raporda: “500 mevcutlu Kırşehir Taburu’nun kuruluş, donanım ve silahlandırma işlerine hızla devam edildiği” açıklanmaktadır.</span><br><br><span>I. Dönem Kırşehir Milletvekili olan M. Rıza Bey de, kendisine bağlı kişiler ve ha­pishaneden çıkartmış olduğu mahkumlardan meydana gelen beş yüzden fazla kişiden oluşun bir kuvvet ile “Ertuğrul Grubu” Komutanı Kazım Özalp Bey’in emrinde, İnegöl, Bi­lecik ve Yenişehir havalisine giderek Milli Mücadele’ye destek vermiştir.</span><br><br><span>Kırşehir halkı Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan sonra Milli Mücadele yan’lısı bir tutum içerisine girerek, İstanbul Hükümeti ve dış güçler tarafından yapılan kışkırtma ve telkinlere kanmamış, Kuva-i Milliye’den yana olmuş, hatta yanı başında baş gösteren çapanoğlu isyanı’na taraftar olmayıp, karşı bir tutum sergilemiştir.</span><br><br><span>Milli Mücadele’de hazırlık safhası bitip düzenli ordunun kurulmasından sonra da cepheye çağrılan Kırşehir gençlerinden bir çoğu şehit olmuştur. Savaş yıllarında Kırşehir Gençler Derneği yöneticilerinin hemen hemen tamamının askere alınması, dernek faaliyetlerinin durmasına sebep olmuştur. Kurtuluş Savaşı’nda tespit edilebilen şehit sa­yısı; Kırşehir merkezden iki yüz on, Mucur’dan yetmiş beş, Avanos’tan seksen beş kişidir.</span><br><br><span>1921 Temmuz başlarında Batı cephesine ulaştırılmak üzere Ankara, Yahşiyan, Akşehir, Köprüköy, Kırşehir, Kayseri ve Ulukışla gibi yurt içi cephanelik depoları oluştu­rulmuş, Köprüköy ve Kırşehir deposunda 1600 Osmanlı, 100 Alman, 1000 Rus, 1316 İngiliz, 261 Avusturya, 67 sandık da Fransız cephanesi olmak üzere toplam 1120 san­dık Kırşehir deposunda, 1014 sandık da Köprüköy deposunda piyade cephanesi depo­lanmıştır. Bunlara ek olarak Kırşehir milli savunma deposunda 1159 Osmanlı seri sah­ra top cephanesi ve 2186 İngiliz sahra top cephanesi bulunuyordu.</span><br><br><span>Milli Savunma Bakanlığı tarafından kurulan “Menzil Teşkilatları’nın” korunması amacı ile Ankara Komutanlığı, 100 mevcutlu bir muhafız bölüğünü Kırşehir’e gönder­miştir. Bölük merkezi Kırşehir olmak üzere, Köprüköy-Kırşehir ve Küçüktaş’ta birer ta­kım bulunuyordu. 8 Eylül 1920’de ilk defa Kırşehir’de kurulan “Koruma Birliği” 8 Kasım 1920’de kaldırılarak birlik, Bakanlık emri ile Kayseri’ye gönderilmiştir. 17 Şubat 1921 ‘de ise Kayseri Menzil Bölge Müfettişliği’ne bağlı, Kırşehir’de bir “Menzil Hat Komutanlığı” kurulmuştur.</span><br><br><span>Kırşehir Menzil Hat Komutanlığı, Kırşehir, Hacıbektaş, Keskin ve Mucur’da “Men­zil Nokta Komutanlıkları”, Kırşehir, Hacıbektaş, Keskin’de “Erzak Ambarı”, Topaklıda “Ambarlı Konak”, Kırşehir’de bir “Kol” şeklinde idi.</span><br><br><span>Yine Kırşehir ve Mucur’da “iaşe merkezleri”, Kırşehir’de bir “Revir ile Silah ve Teç­hizat Deposu” bulunmakta idi.</span><br><br><span>Milli Savunma Bakanlığı Kütahya-Eskişehir Savaşları’ndan sonra duyulan ihtiyaç üzerine 28 Temmuz 1921 tarihinde Menzil Teşkilatları’na araştırma, biriktirme ve topla­ma görevleri de vermiştir. Kırşehir Menzil Bölge Müfettişliği de ek olarak, Aksaray-Konya Ereğlisi arasında karayolu nakliyatı kurmuştur. Sivas-Kayseri bölgesiyle Yozgat, Ço­rum, Kırşehir bölgelerinde 100.000 insan ve 50.000 hayvan iaşesini karşılamak amacı ile stok ambarlar kurulması kararlaştırılmış ve karar doğrultusunda Köprüköy ve Kırşe­hir’de ambarlar açılmıştır. Kurtuluş Savaşı’nın hangi şartlar altında kazanıldığının daha açık bir şekilde anlaşılması açısından, Kırşehir Hat Komutanlığı’nın nasıl çalıştığını belirtmekte yarar vardır. Komutanlık emrindeki Müteahhit Nakliye Kolları, 232 Nolu Çift Araba Kolu, 231 Nolu Devre Kolu ve iki Eşek Kolu’ndan oluşturulmakta idi. Dört koldan ibaret olan bu birliklerde toplam olarak 4 nakliye müteahhit eri ile 8 er, 10 çift altı araba, 25 deve ve 90 eşek bulunmakta idi. Oluşturulan hat komutanlıkları ile cephelerde ihti­yaç duyulan malzemeler Anadolu’dan toplanarak sevk edilmekte idi. Mesela Sakarya Meydan Muhaberesi döneminde Kayseri-Kırşehir-Yahşihan yolu ile 10.5 ton çeşitli çap ve büyüklükte silah, 44.5 ton cephane, 152 ton yiyecek ve yem, 20 ton donatım ve ge­reç malzemesi gönderilmiştir.</span><br><br><span>26 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruz hazırlığı kapsamında, Kayseri-Kır­şehir- Yahşiyan yolu ile 48.5 ton silah, 221.5 ton cephane, 1367 ton yiyecek ve yem, 49.5 ton da donatım ve gereç malzemesi gönderilmiştir.</span><br><br><span>Harp Encümeni 26 şubat 1922’de yaptığı toplantıda aldığı karar üzerine, Kırşehir taşıt araçları Aksaray’da toplanan tahılların nakledilmesi için geçici bir süre ile Aksaray Komisyonu emrine verilmiştir.</span><br><br><span>1921 yılı Aralık ayında Keskin’de 500, Avanos’ta 750, Kırşehir’de 1500 yataklı as­keri hastaneler bulunuyordu. Ancak, daha sonra Kırşehir’deki hastanenin yatak sayısı400’e düşmüştür.</span><br><br><span>Hastanelerden taburcu edilip, uzun süre dinlenmesi gereken subaylar için cephe gerilerinde, havası iyi bir yerde bir “Nekahet hane” kurulması, Mayıs 1920’de Ordu Sağ­lık Daire Başkanlığı tarafından Kızılay kurumuna önerilmiştir. Bu öneri dikkate alınmış, Kırşehir’de Lise binasında bir subay nekahet hanesi kurulmuştur. Daha sonra binanın noksanları tamamlanmış, 100 yataklı bir nekahet hane haline getirilmiştir. 13 Temmuz 1921 ‘de Kütahya, Afyon ve Eskişehir yönüne doğru başlayan düşman saldırısı üzerine, Eskişehir’de bulunan Kızılay Hastanesi zorunlu olarak Kırşehir’e taşınmıştır. Kırşehir’de Devlet Hastanesi olmadığından fakir halk ile subay ailelerinin muayene ve tedavileri bu­rada yapılıyor, hastaların ilaçları ise Kızılay tarafından veriliyordu. Hastane 3.5 ay hiz­met verdikten sonra 1 Aralık 1921 ‘de kapatılmıştır.</span><br><br><span>c) Diğer Yönden Katkıları</span><br><br><span>Kırşehir halkı, Milli Mücadele için yola çıkmış olan Mustafa Kemal Paşa ve arka­daşlarına gösterdikleri ilgi ile, arkalarında kendilerine destek olacak heyecanlı bir toplu­mun varlığı hususunda güvence vermiş ve Heyet üyelerinin morallerinin yüksek tutul­masını sağlamıştır.</span><br><br><span>Kırşehir halkı, Milli Savunma Bakanlığı’nın, Harp Encümeni’nin kararlarına ve “Te­kalif-i Milliye” emirlerine, güçleri oranında katkıda bulunarak, Milli Mücadele’ye destek olmuştur. Milli Mücadele’ye yalnız askeri ve siyasi yönden katkı sağlamakla kalmayan Kırşehirliler, Mucur Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti tarafından, o zaman için yüksek bir mik­tar olan kırk bin kuruş göndererek, maddi yönden de desteklemiştir. Ayrıca Mucur Mü­dafaa-i Hukuk Cemiyeti, Ankara’da açılan ilk meclis binasının yapımı ve onarımında kul­lanılmak üzere otuz bin kuruş daha göndererek bu yöndeki desteklerini sürdürmüştür.</span><br><br><span>Mustafa Kemal Paşa’nın Başkomutan olarak Batı Cephesi Komutanlığı’na gön­derdiği emirde, Koçhisar ve Aksaray alım komisyonlarının çalışmaları sırasında, Kırşe­hir Mutasarrıflığı’ndan ve Yol Komutanlığı’ndan yardım isteyebilecekleri ve bu istekleri­nin hemen yerine getirileceğini bildirmesi, Mustafa Kemal Paşa’nın bölge halkına olan güvenini açıkça ortaya koymaktadır. Bu konuda Başkomutanlık tarafından 14 Şubat 1922’de yayımlanan altı maddelik emir de aynen şöyledir:     </span><br><br><span>1. 23.01.1992 gün ve 1 sayılı Başkomutanlık emrindeki kurallara göre kurulup ça­lışmak üzere, Keskin ve Kırşehir’de de büyük yerel yöneticilerin başkanlığında birer alım komisyonu kurulacaktır.</span><br><br><span>2. Savunma Bakanlığı’nca Kırşehir Komisyonluğuna haftada yirmi bin lira, Keskin Komisyonluğuna haftada on bin lira verilecektir.</span><br><br><span>3. Komisyonlar, arpa, buğday, un ve para verilerek alınıp (peşin ödeme) paralı ta­şıtlar da Yahşihan Askeri Deposu’na bırakacaklardır. Alınacak yiyeceğin oranını Milli Savunma belirler, komisyonlara bildirir.</span><br><br><span>4. Komisyonlar (1) sayılı emrin 15. maddesi gereğince yaptıkları çalışmaları tuta­naklarla belgeleyerek Milli Savunmaya vereceklerdir.</span><br><br><span>5. Alımlarda ve taşınmalarda sıkı çalışma ve çabukluktan komisyonlar sorumlu­dur.</span><br><br><span>6. 14.02.1992 gün ve 3 sayılı olan bu buyruk Milli Savunma Bakanlığı ile Kırşehir Sancağı’na, Ankara iline, Keskin Kaymakamlığı’na ve bilgi için içişleri Bakanlığı’na ve­rilmiştir.</span><br><br><span>Kırşehir halkı, Mondros Ateşkes Antlaşması’na da uymayarak, çeşitli bahanelerle çıkarlarına uygun gördükleri Anadolu topraklarını işgal eden itilaf Devletleri ve yandaşlarına karşı da tepkilerini değişik şekillerde ortaya koymuşlardır.</span><br><br><span>15 Mayıs 1919’da Yunanlıların İzmir’i işgal ettiğini haber alan Mucur halkı, ilgili makamlara başvurarak bu haksız işgali, hem ülke genelinde hem de uluslararası düzey­de protesto etmiştir. Çeşitli Avrupa hükümetlerine yaptıkları müracaatları ile işgalin kal­dırılmasını istemiş, şayet bu istekler yerine getirilmez ise haklarını kendi güçleri ile ala­caklarını bildirmiştir. Mucurlular, duygu ve düşüncelerini, “Mucur Cemiyet-i islamiye ve Milli Heyeti” imzası ile Harbiye Nezareti’ne gönderdikleri telgrafla şöyle anlatmaktadır: “Sevgili vatanımızın mühim bir parçası bulunan İzmir’in, Yunanlılarca işgali ve ilhak edil­mek üzere bulunduğu haberi felaketini bugün altık. Halkımız galeyan halinde ve orada­ki kardeşlerimize yardım edebilmek için hazırlanmaktayız. Aynı zamanda Avrupa hükü­metlerine müracaattan geri durmuyoruz. Eğer Avrupa bizim bu haklı feryadımızı duy­mazsa, hakkımızı kendi kuvvetimizle korumak hususundaki azmimiz kat’ idir. Bize reh­ber olunuz.”</span><br><br><span>Milli Mücadele yıllarında yönetim bakımından Kırşehir’e bağlı bulunan Keskinliler de, İzmir ve dolaylarının Yunanlılar tarafından işgal edilmeye başlandığını duyunca bü­yük bir üzüntü içerisine girmişler, 16 Mayıs 1919 tarihinde binlerce kişinin katıldığı bü­yük bir miting ile durumu protesto etmişlerdir. Konu ile ilgili olarak Keskinliler, bütün halk adına Müftü Mehmet Sadık ve daha birkaç kişinin imzaladığı Milli Mücadele’ye hazır ol­duklarını bildiren bir metin yayınlamışlardır. Metinde, İzmir’in işgalinden dolayı halkta derin bir üzüntü meydana geldiği belirtilerek şöyle denilmiştir: “Bu işgal hareketini milli haysiyetimize, hukukumuza açık bir tecavüz telakki ederek, bütün heyecanımızla harekete hazırız. Dört devletin milli haklar hakkındaki vaatlerine güvenerek, sükunet ile mü­tarekenin başlangıcından beri hakka riayet edileceğini umduğumuz halde, iş bu vaatlere müstenit ilmî görüşlere de uymayan işgal hareketini milli şeref ile mütenasip bir su­retle muhalefette bulunulmasını “Hükümet-i Saniye’den talep ve temenni eder, bu hu­susta maddi ve manevi bütün fedakarlığa hazır ve amade bulunduğumuzu arz ederiz”.</span><br><br><span>İstanbul’un itilaf Devletleri tarafından 16 Mart 1920 tarihinde işgal edilmesi de Kır­şehir halkı tarafından büyük bir üzüntü ile karşılanmış, batılı devletlerin uzun süreden beri dile getirdikleri milliyet, hürriyet, bağımsızlık ve vatanseverlik ilkelerine uymayan bu davranışları, Kırşehir halkı tarafından büyük bir miting yapılarak protesto edilmiştir. Mi­ting sonunda “Kırşehir Müdafaa-i Hukuk Reisi Hilmi” imzası ile Ankara Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Başkanlığı’na aşağıdaki karar metni gönderilmiştir:</span><br><br><span>“Bu tecavüz Osmanlı hakimiyetinden ziyade yirmi asırlık insanlık medeniyetinin meydana getirdiği hürriyet, milliyet ve vatanseverlik esaslarına bir darbe teşkil edeceği ve Osmanlı milletinin varlığını ve istiklalini koruması hususundaki azim ve imanına bu hadisenin hiçbir tesiri olmayacaktır. Yalnız hür milletlerin bu haksızlığı kabul etmekle bü­yük bir tarihi mesuliyetin altına girmiş olacaklarından bu üzücü hadiseyi ‘kemal-i şiddet­le’ protesto ederiz. Bu hadiseden doğacak her türlü mesuliyetin de müsebbiplerine ait olacağını arz ve haksızlığın bir an evvel tamirini bekleriz”.</span><br><br><span>İstanbul’un işgal i üzerine Mucurlular tarafından da 19.03.1920 tarihinde bir miting düzenlenmiş ve miting sonrasında işgalci güçlerin temsilciliklerine çektikleri telgraflarla, durum protesto edilmiştir. Kaymakam Cevat Bey, yaptıkları çalışmaları aşağıdaki telg­rafla temsil heyetine bildirmiştir: “Bugün mübarek Cuma namazının edasını müteakip Belediye dairesi önünde büyük bir miting akdedilerek sevgili İstanbul’umuzun son vazi­yeti münasebetiyle hazır bulunan ümmet-i islâmiyenin vatanperver duygularını açıkla­yan şiddetli ve müessir ifadeleri içine alan protesto telgraflarının sureti bilcümle mü­messillere gönderildi”</span><br><br><span>Mondros ile birlikte yurdun her köşesinde işgal, öldürme, talan ve yağma şeklinde başlayan olumsuz hareketleri yakından izleyen Mucur halkı, Fransızlar ile birlikte hare­ket eden Ermenilerin, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yaptıkları zulüm ve Maraş’ın iş­gali üzerine 26.01.1920 tarihinde, hem ilgili devletlere karşı durumu protesto etmiş, hem de “Ankara Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Heyet-i Merkez iyesi”ne çekilen telgrafla, bölge halkının konuya duyarlılıklarını dile getirmiştir. Son derece anlamlı olan telgraf metni, emperyalist devletlere karşı Mucur halkının haykırışı niteliğindedir: “Şimdi Maraş’ta me­deni bildiğimiz Fransızların, Ermenilerle işbirliği yaparak, top ve mitralyöz ateşleri altın­da din kardeşlerimize can verdirdikleri, insanlık ve medeniyet eserlerini tamamen yok ettikleri haberini aldık. Ey!… Medeniyetin ve insanlığın vicdanı olarak tanıtılan Amerika Devleti ve Avrupa Devletleri!.. Daimi adalet, medeniyet ve insaniyet sözleriyle bütün dünyayı kana boyayan ve bu suretle avutan bu sahte medeniliğin hakiki kararını hemen, tereddütsüzce tasdik et!… Veyahut bu kötü fikri, göstereceğin adil ve seri icraatla ispat ve tekzip et!.. Ey İtalya, Fransa, İngiltere, tarihin kara sahifeleri ile dolduracağı kara ve lekeli katreleri olmaktan, bütün insanlık aleminin vereceği büyük fikri kararla tarihi me­suliyetten sakın! Hak ve hakkaniyeti tarafsız olarak insanlığa yakışacak bir surette bir an evvel teslim et!…</span><br><br><span>Bu namerdine insanlığa mugayir hareketleri artık kır, yık, ez!.. bununla şöhret ka­zan, bütün insanlığın hür temini daima kendine topla ve düşünmeye çalış.</span><br><br><span>Yapılan hareketi kemal-i nefret ve şiddetle proteste eder, halen hadisenin durul­masıyla beraber mesullerinin acilen ve pek şiddetli bir surette cezalandırılmalarını talep ederiz.”</span><br><br><span>Kırşehir halkının, İstanbul’daki siyasi gelişmeleri ve hükümette meydana gelen değişiklikleri de yakından takip ettiklerini görmekteyiz. Ali Rıza Paşa kabinesinin istifası üzerine çekilen telgraflar, Kırşehir halkının devlet politikasını ve yaşanan olaylar ve ge­lişmeleri çok yakından takip ettiğini göstermektedir. Konu ile ilgili olarak Mucur Müda­faa-i Hukuk Cemiyeti Reisi Nuri Bey’in Mebuslar Meclisi’ne çektiği telgrafta; Kabine’nin, yabancı devletlerin baskısı sonucu istifa ettirildiğini, yerine milli amaçlara karşı bir kabi­nenin kurulmak istendiğini, milletin kesinlikle böyle bir duruma katlanamayacağını bildir­miştir.</span><br><br><span>Ali Rıza Paşa Kabinesi’nin istifası üzerine Keskin’den de, “Keskin Müdafaa-i Hu­kuk Cemiyeti Reisi Sadık” ve arkadaşlarının imzaları ile 5 Mart 1920 tarihinde gönderi­len telgrafta: “Ali Rıza Paşa Kabinesi’nin istifasını haber aldık. Yerine milli çıkarlara ve milli amaca uygun olarak çalışacak bir kabine kurulmasını arz eder, aksi halde milletin katlanamayacağını bildiririz, efendim.” denilmiştir.</span><br><br><span>Kırşehir ileri gelenleri ve aydınları önce Milli Mücadele’ye destek olmuş, daha son­ra da inkılapların benimsenip yayılmasında önemli katkılarda bulunmuştur. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması sırasında Vali Yahya Galip Bey, milletvekilleri Müfit Kurutlu oğlu ve M. Rıza Bey, öğretmenlerden Ömer Aydın Genç, Cevat Hakkı Tarım, Arif Sıtkı Gönendik ve Habip Arıöz gibi bir çok kişinin önemli rolleri olmuştur. Ayrıca Cumhuriye­tin bir fazilet rejimi olarak sevilip benimsetilmesinde de üstün gayretleri görülmüştür.</span><br><br><span>Büyük Önder Atatürk’ün yeni Türk harflerinin tanıtılması ve öğretilmesi amacıyla Başöğretmen olarak yaptığı yurt gezisinde, Yerköy istasyonu’na da uğramış ve burada kendisini Kırşehir’e davet etmek ve görüşmek isteyen iki otobüs ile gelen Kırşehirli eği­timci ileri gelenlerle görüşmüştür. Bu görüşme sırasında Cevat Hakkı Tarım Bey’in Ata­türk’e hitaben:</span><br><br><span>– Paşam, Ulus’un bütün sayfaları yeni harflerle yayın yaparsa, halka daha da ko­laylık yapılmış olacak, şeklindeki teklifini yerinde bulan Atatürk, yanında bulunan CHP Genel Sekreteri Saffet Arıkan Bey’e:</span><br><br><span>– Saffet, not et… şeklinde vermiş olduğu emir üzerine, resmi gazete niteliği taşı­yan Ulus Gazetesi, önceleri yalnızca baş sayfayı yeni harflerle çıkarırken, bu konuşma­dan sonra tamamını yeni harflerle çıkarmıştır.</span><br><br><span>Atatürk’ün yenilikçi düşüncelere karşı gösterdiği olumlu yaklaşımından cesaret bulan Cevat Hakkı Bey, ikinci bir öneride bulunarak:</span><br><br><span>– Paşam, halkımız (ch) harflerini birleştirerek (ş) şeklinde okumakta güçlük çeki­yor. (s) harfine (,) sedil işaretini koyarak (ş) harfi şeklinde yazılırsa kolaylık olur kanısın­dayım, diye konuşmuştur. Bu isteği de akla yakın bulan Atatürk:</span><br><br><span>– Saffet, bunu da not et, emrini vermiştir.</span><br><br><span>Özetle belirtirsek; Kırşehir halkı, Milli Mücadele’ye maddi ve manevi her türlü des­teği vermeye çalışmıştır. Nitekim yetiştirmiş olduğu asker ve sivil kişileriyle, Milli Müca­dele’ye etkin bir şekilde katıldığı gibi, güvenilir bir belde olarak da her türlü silah ve teç­hizatın saklanması, sevkıyatın yapılması, dernek ve cemiyet çalışmaları ile Milli Müca­dele’ye son derece olumlu katkılarda bulunmuştur.</span><br><br><span>Sivas Kongresi’nde (4-11 Eylül 1919) “manda” tartışmaları yapılırken, Kırşehir hal­kının, gerek işgaller karşısındaki tepkisi, gerekse Damat Ferit Paşa’nın izlemiş olduğu teslimiyetçi politikaya karşı, milli davayı savunan Ali Rıza Paşa Kabinesi’nin istifası ve işgallere karşı gösterdikleri tepkilerden tam bağımsızlık için hareket ettikleri, bu politika­nın önderi olan Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarına tam bir destek vererek her türlü özveride bulundukları görülmektedir.</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mustafa Kemal Paşa ve Temsil Heyeti’nin Kırşehir’den Uğurlanışı ve Kaman Yolculuğu</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/mustafa-kemal-pasa-ve-temsil-heyetinin-kirsehirden-ugurlanisi-ve-kaman-yolculugu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/mustafa-kemal-pasa-ve-temsil-heyetinin-kirsehirden-ugurlanisi-ve-kaman-yolculugu</guid>
<description><![CDATA[ 25 Aralık 1919 sabahı, Mustafa Kemal Paşa ve Temsil Heyeti, Kırşehir’den ayrılmak üzere erkenden uyanarak hazırlıklarını tamamladılar. ]]></description>
<enclosure url="http://www.kirsehirhaber.org/uploads/images/202409/image_870x580_66d98ea08322d.jpg" length="111032" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 05 Sep 2024 18:08:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p><strong>1. Kırşehir’den Ayrılış:</strong></p>
<p>25 Aralık 1919 sabahı, Mustafa Kemal Paşa ve Temsil Heyeti, Kırşehir’den ayrılmak üzere erkenden uyanarak hazırlıklarını tamamladılar. Kahvaltının ardından, Kırşehir halkının coşkulu kalabalığı arasında, sokaklardan geçerek Hükümet Konağı’na yöneldiler. Burada şehir ileri gelenleriyle tek tek vedalaştıktan sonra otomobillerine binerek Kaman’a hareket ettiler.</p>
<p>Ortaokul Müdürü Ömer Aydın Bey, heyeti şehir çıkışında öğrencileriyle birlikte bekliyordu. Mustafa Kemal Paşa, kendisini uğurlamaya gelen Ömer Aydın Bey ve öğrencilerinin arasında bir süre dolaşarak onlarla vedalaştı. Ömer Aydın Bey, Paşa’ya milletin yeteneklerini iyi yönetmeleri halinde vatanın bağımsızlığını sağlama şansı tanıyacaklarını ve milli tarihe değerli bir sayfa ekleyeceklerini belirtti. Mustafa Kemal Paşa ise milletin yüksek yeteneğini kullanarak başarılı olacaklarına dair güvenini ifade etti ve bu sıcak vedanın ardından otomobillere binerek Kaman’a doğru yola çıktılar.</p>
<p><strong>2. Kaman’a Varış ve İlk Görüşmeler:</strong></p>
<p>Mustafa Kemal Paşa ve Temsil Heyeti, 25 Aralık 1919 Perşembe günü saat 9.00 civarında Kırşehir’den ayrılmış, saat 11.00 civarında Kaman’a bağlı Sofularda (Aydınlar) bir mola verdiler. Burada köy bakkalı ve çevredeki köylerle kısa bir söyleşi gerçekleştirdiler. Kırşehir atlıları, Aydınlar Köyü’nün biraz ilerisinde Kaman atlılarıyla buluşarak cirit oynadılar ve ardından Kaman’a döndüler. Heyet, Kaman atlılarının rehberliğinde, Kaman girişindeki bir hanın önünde büyük bir kalabalık tarafından karşılandı.</p>
<p>Mustafa Kemal Paşa, başında sarı bir kalpak ve sırtında askeri elbisesiyle halk tarafından büyük bir coşku içinde karşılandı. Kaman Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Başkanı Hacı Ali Bektaş Ağa, konukları hazırladığı atlarla çiftliğine götürdü. Burada ikindi kahvaltısı sırasında; yağda pişirilmiş yumurta, yoğurt, pekmez ve meyve servisi yapıldı. Yolda yorgun düşen Mustafa Kemal Paşa, bir saat kadar dinlendikten sonra köylerden gelen kişilere memleketin durumunu anlattı. Halkın, padişahın iş göremez hale geldiğini ve ülkenin işgal altında olduğunu bilmesi gerektiğini ifade etti. Ayrıca köylerin durumunu, aşar vergisini ve hayvan yetiştirme miktarlarını sordu.</p>
<p><strong>3. Kaman’daki Konaklama ve Akşam Yemeği:</strong></p>
<p>Mustafa Kemal Paşa’nın konuşmasından sonra çevresindeki halk sevgi gösterisinde bulundu. Ardından Hacı Ali Bektaş Ağa’nın evine giderek akşam yemeği yediler. Baş menüsü kızartılmış tavuk ve bulgur pilavı olan bu akşam yemeği, yer sofrasında neşe içinde geçti. Yemeğin ardından heyet üyeleri kendileri için ayrılan odalarda dinlendiler. Mustafa Kemal Paşa ise gece boyunca bazı notlar aldı ve bu notları gözden geçirdi. Kaman Belediye Başkanı Halil Bey, Paşa’ya refakat ederek ikramlarda bulundu.</p>
<p><strong>4. Kaman’dan Ayrılış ve Ankara Yolculuğu:</strong></p>
<p>26 Aralık 1919 Cuma günü sabah erken saatlerde Mustafa Kemal Paşa ve heyeti, Kaman’dan çevre köylerden ve Kırşehir’den gelen atlılarla birlikte, yağışlı ve çamurlu bir ortamda Ankara’ya uğurlandı. Kaman’dan hareket ederken, otomobillerden biri çamura saplandı. Havanın soğuk ve yağışlı olması nedeniyle heyet üyelerinden Hakkı Behiç Bey hastalandı ve bazı üyeler otomobilin içinde geceyi geçirdi. Mazhar Müfit ve Rauf Bey, yaya olarak Beynam’a gidip yardım istedi. Beynam’dan sağlanan katır ve öküzlerle birlikte gelen köylülerin yardımıyla otomobil ve içindekiler sabaha karşı Beynam’a ulaşabildi.</p>
<p><strong>5. Ankara’ya Varış:</strong></p>
<p>Mustafa Kemal Paşa ve heyet, 27 Aralık 1919 Cumartesi günü Ankara’ya ulaştılar. Dikmen Keklik Pınarı’nda Ankaralı atlılar ve seymenler tarafından coşkulu bir şekilde karşılandılar. Oyunlar oynandı, halaylar çekildi ve bu tarih, Ankara’nın milli mücadele merkezi ve umut kenti olarak kabul edildi. İstanbul’dan gelen milletvekilleri, aydınlar ve vatanseverlerle buluşan Ankara, bu tarihten itibaren Türkiye’nin kurtuluş mücadelesinin merkezi olarak büyük bir anlam kazandı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mustafa Kemal Paşa ve Temsil Heyeti’nin Kırşehir’deki Faaliyetleri</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/mustafa-kemal-pasa-ve-temsil-heyetinin-kirsehirdeki-faaliyetleri</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/mustafa-kemal-pasa-ve-temsil-heyetinin-kirsehirdeki-faaliyetleri</guid>
<description><![CDATA[ Mustafa Kemal Paşa ve Temsil Heyeti, 1919 Aralık ayında Kırşehir’de, büyük bir tören ve coşku ile karşılandılar. Kapıcı Camii Önü’nde yapılan karşılama töreninden sonra, heyet ilk olarak hükümet binasına geçti. ]]></description>
<enclosure url="http://www.kirsehirhaber.org/uploads/images/202409/image_870x580_66d98ea08322d.jpg" length="111032" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 05 Sep 2024 18:05:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Burada kısa bir dinlenmenin ardından, Gençler Derneği üyelerinden M. Sıtkı (Doğu) Bey ve Hilmi (Nural) Bey, Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarını dernek binalarına çay içmeye davet ettiler. Bu süreçte, Kırşehir Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Reisi Müftü Halil (Gürbüz) Bey ve arkadaşları, Paşa’nın yanından ayrılmayarak ona büyük bir yakınlık gösterdiler. Bu samimi ilgi, Mustafa Kemal Paşa’nın Kırşehir gençliğine ve Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti üyelerine olan güvenini pekiştirdi. Hatta, Mustafa Kemal Paşa kendisine gelen bir şifre telgrafını, hiçbir sakınca görmeden, şifre çözücü ile birlikte açarak okumalara izin verdi.</p>
<p>Müftü Halil Bey’in ifadesine göre, Mustafa Kemal Paşa Kırşehir Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nden şu taleplerde bulunmuştur: a) Erzurum ve Sivas Kongrelerinde belirlenen esaslara göre hareket edilmesi ve bu emirlerin tüm vatandaşlara duyurulması, b) Halkla sürekli iletişim kurulması ve genel durumun anlatılması.</p>
<p>Hükümet binasından ayrılan heyet, belediye ve ortaokulu ziyaret etti. Ortaokulda Kırşehir Sancağı’nın eğitim durumu hakkında okul müdürü Ömer Aydın (Genç) Bey’den bilgi aldı. Mustafa Kemal Paşa, okul müdürüne Kırşehir’deki iptidai mektep sayısını ve köy sayılarını sorarak, her köyde bir okul açılması gerekliliğini vurguladı. Ömer Aydın Bey, bu hedefin mümkün olabileceğini belirtti ve Umumi Harp’ten dönen ihtiyat zabitlerinin öğretmen olarak istihdam edilmesinin bu süreci hızlandırabileceğini söyledi. Bu görüşme, Mustafa Kemal Paşa’nın eğitim konusundaki uzun vadeli planlarını ve ülkenin eğitim sistemine verdiği önemi gösteriyor.</p>
<p>Gençler Derneği’ndeki görüşmede, dernek üyeleri Mustafa Kemal Paşa ve heyet üyelerini kapıda karşılayarak, derneğin şerefli bir ziyaret geçirdiğini ifade ettiler. Dernek Başkanı Reşat Bey ve diğer üyeler, konuklara çaylar ikram ederek ülkenin içinde bulunduğu olağanüstü durumu konuştular. Mustafa Kemal Paşa, gençlerin milli mücadeleye olan duyarlılığını ve ilgisini övgüyle karşıladı. Dernek tüzüğünü inceleyen Paşa, gençlerin heyecanlı tavırlarını ve derneğin esaslarını takdir etti ve ileride başarılar diledi.</p>
<p>Mustafa Kemal Paşa, Gençler Derneği’ndeki görüşme sonrasında, hatıra defterine aşağıdaki metni yazarak imzaladı:</p>
<p>“Kırşehir gençliğinin, vatanımızda gençliğin kıymetli bir örneği olduklarını ispat edecek ve doğru görüşlerle donatıldıkları kanaatiyle imzalarız.</p>
<p>24 Kânunuevvel 1335</p>
<p>H. Behiç, A. Rüstem, M. Müfit, H. Rauf, M. Kemal”</p>
<p>Kırşehir gençliği ve halkı için bir övünç belgesi niteliği taşıyan bu metin, Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının Kırşehir’e verdikleri önemi gösterir.</p>
<p>Mustafa Kemal Paşa ve heyet, akşam yemeği için Kılıçözü kenarında, Öğretmen Mustafa (Erdem) Bey’in evine gitmişlerdir. Yatak ve yorganlar belediye başkanı ve üyelerinin evlerinden getirilmiş, akşam yemeği samimi bir ortamda yer sofrasında yapılmıştır. Mustafa Kemal Paşa, özellikle Kırşehir’in geleneksel yemeği olan su böreğini beğenmiştir. Yemeğin ardından, Ortaokul Müdürü Ömer Aydın Bey’in düzenlediği ve öğrencilerin katıldığı fener alayı, konuklar tarafından coşkulu bir şekilde karşılanmıştır. Bu etkinlik sırasında, Ömer Aydın Bey, Mustafa Kemal Paşa’ya ve heyete olan bağlılıklarını ve desteklerini ifade eden bir konuşma yapmıştır.</p>
<p>Mustafa Kemal Paşa, bu konuşmalara verdiği yanıtta, milletin inancını ve özverisini vurgulayarak, ulusal mücadelenin önemini belirtti. Özellikle, “Vatanın bağrına düşman dayasa hançerini, Elbet bulunur kurtaracak baht-ı kara mâderini” şeklindeki sözleriyle, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesindeki kararlılığını ve özverisini ifade etti.</p>
<p>Bu ziyaret, Kırşehir’in milli mücadeledeki rolü ve halkın milli bilinci açısından önemli bir dönüm noktası olarak kaydedilmiştir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mustafa Kemal Paşa ve Temsil Heyeti’nin Mucur’a Gelişleri</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/mustafa-kemal-pasa-ve-temsil-heyetinin-mucura-gelisleri</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/mustafa-kemal-pasa-ve-temsil-heyetinin-mucura-gelisleri</guid>
<description><![CDATA[ Mustafa Kemal Paşa ve Temsil Heyeti’nin 1919 Aralık Ayında Mucur ve Kırşehir’deki Karşılama Törenleri: Mucur ve Kırşehir Halkının Milli Mücadeleye Destek ve Coşkulu Karşılama Gösterileri ]]></description>
<enclosure url="http://www.kirsehirhaber.org/uploads/images/202409/image_870x580_66d98ea08322d.jpg" length="111032" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 05 Sep 2024 18:02:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h3></h3>
<p>Mustafa Kemal Paşa ve Temsil Heyeti, 21 Aralık 1919 tarihinde Mucur’a geldiler. XX. Kolordu Kumandanı Ali Fuat (Cebesoy) Paşa, Mucur’daki ileri gelenlere üç gün öncesinden, Mustafa Kemal Paşa ve heyetinin gelmesiyle ilgili hazırlıklı olmalarını ve destek olmalarını bildirmişti. Mucur Belediye Başkanı Derviş Dündar Bey de Mustafa Kemal Paşa’ya bir telgraf çekmiş, Mucur’a uğramalarını istemişti. Mustafa Kemal Paşa da bu daveti kabul etmişti.</p>
<p>Mustafa Kemal Paşa ve heyeti, Kayseri’den hareket ettikten sonra çamurlu ve zor bir yolda ilerleyerek akşam saat 20.30’da Mucur’a ulaşabildiler. Mucur Kaymakamı Cevat Bey, heyetin Hacıbektaş’a gideceğini düşündüğü için hazırlık yapmamıştı. Ancak Mustafa Kemal Paşa ve heyet, Mucur Kaymakamlık binasında bazı ileri gelenlerle görüşmeler yaptı ve geceyi burada geçirdi.</p>
<p>22 Aralık 1919 sabahı, Mustafa Kemal Paşa ve Temsil Heyeti, iki otomobille Hacıbektaş’a hareket ettiler. Hacıbektaş ziyaretinin ardından 23 Aralık 1919’da tekrar Mucur’a döndüler. Bu kez coşkulu bir karşılama töreniyle karşılandılar. Mucur ve Kırşehir’den gelen atlılar, Kurugöl Köyü’nde Mustafa Kemal Paşa ve heyetini büyük bir coşkuyla selamladılar. Mustafa Kemal Paşa, halkı selamladı ve yaptığı konuşmada, Mucur halkına teşekkür ederek vatanın savunulması için el birliğiyle mücadele edilmesi gerektiğini vurguladı.</p>
<p>Mustafa Kemal Paşa ve Temsil Heyeti, Mucur’daki kalışları sırasında, ilkokul öğrencileri tarafından hazırlanan çiçeklerle karşılandılar ve öğrenciler tarafından sunulan şiiri dinlediler. Öğrencilere ve Mucur halkına teşekkür eden Mustafa Kemal Paşa, Mucur halkının sıcak ilgisinden çok memnun kaldığını belirtti.</p>
<p>Mustafa Kemal Paşa ve Temsil Heyeti, Mucur’da kaldıktan sonra, 24 Aralık 1919 sabahı Kırşehir’e doğru yola çıktılar.</p>
<h3>c) Mustafa Kemal Paşa ve Temsil Heyeti’nin Kırşehir’de Karşılanışı</h3>
<p>Mustafa Kemal Paşa ve Temsil Heyeti, 24 Aralık 1919 sabahı Mucur’dan hareket ederek Kırşehir’e doğru yola çıktılar. Kırşehir girişinde, Gölhisar yöresinde Kırşehir atlıları tarafından coşkulu bir şekilde karşılandılar. Kırşehir halkı, Mustafa Kemal Paşa’nın Sivas Kongresi ile tanıdığı ve kendisini “Kurtarıcı” olarak gördüğü için büyük bir hazırlık yapmıştı.</p>
<p>Kırşehir halkı, kötü hava koşullarına rağmen, Kılıçlı Köprüsü çevresinde toplanarak Mustafa Kemal Paşa ve heyetini karşıladı. Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları, otomobillerinden inerek halkı selamladılar. Kırşehir’de çeşitli yerlerde kurbanlar kesildi ve halk coşkulu bir şekilde Mustafa Kemal Paşa’yı karşıladı.</p>
<p>Mutasarrıf Vekili Ali Hikmet Bey, Mustafa Kemal Paşa ve Temsil Heyeti’ni Kırşehir’e takdim etti ve hazırlıklar için teşekkür etti. Mustafa Kemal Paşa, yol kenarındaki tarlada cirit oynayan atlıları izledi ve Kırşehir halkının ilgisinden dolayı memnuniyetini ifade etti.</p>
<p>Mustafa Kemal Paşa ve Temsil Heyeti, Gazi İlkokulu önünde öğrenciler tarafından alkışlarla karşılandı. Ortaokul Müdürü Ömer Aydın Bey, Mustafa Kemal Paşa’yı öğrencilere tanıttı ve bu anlar Mustafa Kemal Paşa’nın kendisine olan ilgisini gösterdi.</p>
<p>Kırşehir halkı, Mustafa Kemal Paşa ve Temsil Heyeti’ni büyük bir sevgiyle karşıladı. Bu coşkulu karşılama, Kırşehir halkının milli bağımsızlık mücadelesine olan bağlılığını ve Mustafa Kemal Paşa’ya duyduğu güveni yansıtıyordu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kırşehir ve çevresi, milli mücadelenin önemli merkezlerinden biridir</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/kirsehir-ve-cevresi-milli-mucadelenin-oenemli-merkezlerinden-biridir</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/kirsehir-ve-cevresi-milli-mucadelenin-oenemli-merkezlerinden-biridir</guid>
<description><![CDATA[ Mustafa Kemal Paşa ve Temsil Heyeti&#039;nin Kırşehir&#039;e gelişi, Türkiye Cumhuriyeti&#039;nin kuruluş sürecinde önemli bir dönüm noktasıdır. 1919 yılında, Türk Kurtuluş Savaşı&#039;nın başlarında, Mustafa Kemal Paşa ve beraberindeki Temsil Heyeti, Anadolu&#039;da çeşitli şehirleri ziyaret ederek halkın desteğini kazanmayı ve milli mücadelenin önemini anlatmayı amaçlıyordu.

Kırşehir&#039;e gelişleriyle ilgili ayrıntılara bakalım: ]]></description>
<enclosure url="http://www.kirsehirhaber.org/uploads/images/202409/image_870x580_66d98ea08322d.jpg" length="111032" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 05 Sep 2024 17:43:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Mustafa Kemal Paşa'nın Kırşehir'e gelişi öncesinde bölgedeki durum ve milli mücadelenin organize edilme biçimi, oldukça önemlidir. Kırşehir, Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında ülkenin genelinde yaşanan karamsarlığa ve teslimiyetçiliğe karşı, milli mücadele ruhunu canlandıran bir bölge olarak dikkat çekmiştir. Kırşehir halkının milli mücadeleye olan bağlılığı ve bu yöndeki faaliyetleri, Mustafa Kemal Paşa'nın bölgeye yapacağı ziyareti daha anlamlı kılmıştır. İşte detaylı bir inceleme:</p>
<h3>1. Kırşehir ve Yöresindeki Durum</h3>
<p>Mondros Ateşkes Antlaşması'nın getirdiği ağır koşullar, Kırşehir halkında da karamsarlığa yol açmıştı. Ancak bu olumsuz hava, halkın milli mücadeleye olan bağlılığını artırmış ve İstanbul Hükümeti'nin teslimiyetçi yaklaşımına karşı durmalarını sağlamıştır. Halk, dernek ve cemiyet çalışmalarıyla bu dönemde önemli bir direniş göstermiştir.</p>
<p>Mustafa Kemal Paşa ve Temsil Heyeti'nin, Sivas Kongresi'nden sonra Ankara'ya gitmek üzere belirlediği yol, sadece fiziksel bir güzergah değil, aynı zamanda stratejik bir planın parçasıydı. Hüsrev Bey tarafından hazırlanan plana göre, Mucur üzerinden Hacıbektaş'a gitmek, bölgedeki kritik kişileri ve siyasi ortamı değerlendirmek amacı taşıyordu.</p>
<h3>2. Kırşehir ve İlçelerinde Kurulan Milli Dernek ve Cemiyetler</h3>
<p><strong>a) Kırşehir Gençler Derneği</strong></p>
<p>1918'de kurulan Kırşehir Gençler Derneği, milli egemenlik ve bağımsızlık duygularıyla hareket etmiş, Mustafa Kemal Paşa'nın Kırşehir'e gelişinde büyük destek sağlamıştır. Dernek, İzmir'in işgali gibi gelişmeleri halkla paylaşmış ve milli mücadelenin önemli merkezlerinden biri haline gelmiştir.</p>
<p><strong>b) Kırşehir Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti</strong></p>
<p>Müftü Halil Bey başkanlığında kurulan bu cemiyet, Kırşehir ve çevresinde milli mücadelenin önde gelen destekçilerinden biri olmuştur. Cemiyet, özellikle Kırşehir ve çevresindeki halkı milli mücadelenin gerekliliği konusunda bilgilendirmiş ve destek vermiştir.</p>
<p><strong>c) Mucur Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti</strong></p>
<p>Mucur Kaymakamı A. Cevat Bey'in başkanlığında kurulan bu cemiyet, İstanbul Hükümeti'ni tanımadıklarını belirten bir telgraf çekmiş ve bölgedeki milli mücadelenin öncüsü olmuştur. Cemiyet, halkı bilinçlendirmiş ve Mustafa Kemal Paşa'nın milli mücadeleye olan desteklerini sağlamıştır.</p>
<p><strong>d) Kaman Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti</strong></p>
<p>Hacı Ali Bektaş Ağa'nın başkanlığındaki bu cemiyet, Mustafa Kemal Paşa'nın Kaman'a gelişini organize etmiş ve milli mücadelenin destekçileri arasında yer almıştır.</p>
<p><strong>e) Çiçekdağı İlçesinde Milli Faaliyetler</strong></p>
<p>Çiçekdağı, bölgedeki milli mücadelenin önemli bir parçası olmuştur. Müftü Hayrullah Bey ve Belediye Başkanı Necip Bey, bölgenin güvenliğini sağlama ve isyanlara karşı koyma konusunda önemli roller üstlenmişlerdir. Çiçekdağı, milli mücadelenin başarısı için önemli bir stratejik bölge olmuştur.</p>
<h3>3. Mustafa Kemal Paşa ve Temsil Heyeti Kırşehir'de</h3>
<p>Mustafa Kemal Paşa ve Temsil Heyeti, 18 Aralık 1919'da Sivas'tan yola çıkarak Kırşehir'e ulaşmıştır. Kırşehir'de geçirdikleri süre zarfında, Kırşehir halkının milli mücadeleye olan bağlılığını ve desteklerini yakından gözlemleme fırsatı bulmuşlardır. Kırşehir'de gösterilen ilgi ve destek, bölgenin milli mücadeleye olan katkısını ve halkın bilincini ortaya koymuştur.</p>
<p>Kısacası, Kırşehir ve çevresi, milli mücadelenin önemli merkezlerinden biri olmuş ve Mustafa Kemal Paşa'nın liderliğinde yürütülen bu mücadelenin başarıya ulaşmasına önemli katkılarda bulunmuştur. Bu bağlamda, Kırşehir halkının ve bölgedeki cemiyetlerin gösterdiği çaba, milli mücadelenin başarısına büyük bir destek sağlamıştır.</p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>