<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>Kırşehir Haber Portalı &amp; : Seyahat</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/rss/category/seyahat</link>
<description>Kırşehir Haber Portalı &amp; : Seyahat</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>Kırşehir.Net &amp; Kırşehir Haber Portalı &amp; kirsehirhaber.org  ve kirsehri.com adreslerinden yayınlanmaktadır. Yazılım: Ahenk BT &amp; Tükav Gaziler Eğitim Kültür Hiz.</dc:rights>

<item>
<title>Hava yolları sektöründe e&amp;amp;amp;ticaret hacmi son 5 yılın en yüksek seviyesine çıktı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/hava-yollari-sektoerunde-eticaret-hacmi-son-5-yilin-en-yuksek-seviyesine-cikti-13864</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/hava-yollari-sektoerunde-eticaret-hacmi-son-5-yilin-en-yuksek-seviyesine-cikti-13864</guid>
<description><![CDATA[ Covid-19 salgınıyla hava yolları sektöründe 2020 yılında 9,24 milyar liraya düşen e-ticaret hacmi, geçen yıl 102,4 milyar liraya çıkarak son 5 yıldaki en yüksek seviyesini gördü.Ticaret Bakanlığı&#039;nın e-ticaret alanında yaşanan gelişmelere yer verdiği &quot;Türkiye&#039;de e-Ticaretin Görünümü Raporu&quot;ndan derlediği bilgiye göre, Covid-19 salgını döneminde hava yolları, seyahat, taşımacılık ve depolama sektörlerinde yaşanan e-ticaret hacmindeki azalma, salgın etkisinin ortadan kalkmasıyla geçen yıl en yüksek seviyesinde gerçekleşti.  Hava yollarında 2019 yılında 15,38 milyar lira olan e-ticaret hacmi, salgının başladığı 2020 yılında 9,24 milyar liraya geriledi. Söz konusu dönemde sektörde yüzde 39,92 daralma yaşandı.  Hacim, 2022&#039;de hava yolları sektöründe 45,1 milyar lirayken geçen yıl 102,4 milyar liraya ulaştı. Böylelikle salgın döneminden sonra en yüksek hacim tutarı elde edildi.  Sektörde 2019 yılında 17,58 milyon işlem yapılırken, bu sayı yine Covid-19 salgınının etkisiyle 2020&#039;de 10,24 milyona geriledi.  2022&#039;de yapılan işlem sayısı 15,39 milyon olurken, geçen yıl bu sayı 25,33 milyona çıktı.  Hava yolları sektörünün toplam e-ticaretteki payı geçen yıl yüzde 5,55 seviyesinde gerçekleşti. Bu oran 2019&#039;da yüzde 12&#039;ye yakındı.  Sektörde geçen yıl yapılan harcamaların sepet ortalaması ise 2 bin 456 lira oldu.  SEYAHAT, TAŞIMACILIK VE DEPOLAMA SEKTÖRÜNDE GÖRÜNÜM Seyahat, taşımacılık ve depolama sektöründe e-ticaret hacmi 2019 yılında 9,30 milyar lira iken, 2020&#039;de 4,99 milyar liraya geriledi. Bu dönemde sektörde yüzde 46,3 daralma meydana geldi. Hacim 2022&#039;de 23,97 milyar lira iken geçen yıl 52,36 milyar liralık tutar elde edildi.  Sektörde 2019 yılında 53,36 milyon işlem gerçekleşirken, 2020&#039;de bu sayı 32,60 milyona geriledi. Bu dönemde işlem sayısında yüzde 38,91 daralma yaşandı. Sektörde 2022&#039;de 91,19 milyon olan işlem sayısı geçen yıl 118,39 milyona ulaştı.  Sektörün toplam e-ticaretteki payı geçen yıl yüzde 3&#039;ün altında kalırken, bu oran 2019&#039;da yaklaşık yüzde 7 seviyesindeydi.  Sektörde 2023&#039;te yapılan harcamaların sepet ortalaması ise 442 lira olarak kayıtlara geçti.  Her iki sektörün e-ticaret hacmi ve işlem adedi artmış olsa da toplam e-ticaretteki paylarının 2019 düzeyine ulaşamadığı görüldü. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vhqt-ITeNEW4fxwZITiOdw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Hava, yolları, sektöründe, e&amp;ampticaret, hacmi, son, yılın, yüksek, seviyesine, çıktı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vhqt-ITeNEW4fxwZITiOdw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Hava yolları sektöründe e-ticaret hacmi son 5 yılın en yüksek seviyesine çıktı"><p>Covid-19 salgınıyla hava yolları sektöründe 2020 yılında 9,24 milyar liraya düşen e-ticaret hacmi, geçen yıl 102,4 milyar liraya çıkarak son 5 yıldaki en yüksek seviyesini gördü.</p><p>Ticaret Bakanlığı'nın e-ticaret alanında yaşanan gelişmelere yer verdiği "Türkiye'de e-Ticaretin Görünümü Raporu"ndan derlediği bilgiye göre, Covid-19 salgını döneminde hava yolları, seyahat, taşımacılık ve depolama sektörlerinde yaşanan e-ticaret hacmindeki azalma, salgın etkisinin ortadan kalkmasıyla geçen yıl en yüksek seviyesinde gerçekleşti.  Hava yollarında 2019 yılında 15,38 milyar lira olan e-ticaret hacmi, salgının başladığı 2020 yılında 9,24 milyar liraya geriledi. Söz konusu dönemde sektörde yüzde 39,92 daralma yaşandı.  Hacim, 2022'de hava yolları sektöründe 45,1 milyar lirayken geçen yıl 102,4 milyar liraya ulaştı. Böylelikle salgın döneminden sonra en yüksek hacim tutarı elde edildi.  Sektörde 2019 yılında 17,58 milyon işlem yapılırken, bu sayı yine Covid-19 salgınının etkisiyle 2020'de 10,24 milyona geriledi.  2022'de yapılan işlem sayısı 15,39 milyon olurken, geçen yıl bu sayı 25,33 milyona çıktı.  Hava yolları sektörünün toplam e-ticaretteki payı geçen yıl yüzde 5,55 seviyesinde gerçekleşti. Bu oran 2019'da yüzde 12'ye yakındı.  Sektörde geçen yıl yapılan harcamaların sepet ortalaması ise 2 bin 456 lira oldu.  <strong>SEYAHAT, TAŞIMACILIK VE DEPOLAMA SEKTÖRÜNDE GÖRÜNÜM</strong> </p><p>Seyahat, taşımacılık ve depolama sektöründe e-ticaret hacmi 2019 yılında 9,30 milyar lira iken, 2020'de 4,99 milyar liraya geriledi. Bu dönemde sektörde yüzde 46,3 daralma meydana geldi. Hacim 2022'de 23,97 milyar lira iken geçen yıl 52,36 milyar liralık tutar elde edildi.  Sektörde 2019 yılında 53,36 milyon işlem gerçekleşirken, 2020'de bu sayı 32,60 milyona geriledi. Bu dönemde işlem sayısında yüzde 38,91 daralma yaşandı. Sektörde 2022'de 91,19 milyon olan işlem sayısı geçen yıl 118,39 milyona ulaştı.  Sektörün toplam e-ticaretteki payı geçen yıl yüzde 3'ün altında kalırken, bu oran 2019'da yaklaşık yüzde 7 seviyesindeydi.  Sektörde 2023'te yapılan harcamaların sepet ortalaması ise 442 lira olarak kayıtlara geçti.  Her iki sektörün e-ticaret hacmi ve işlem adedi artmış olsa da toplam e-ticaretteki paylarının 2019 düzeyine ulaşamadığı görüldü.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dior, yepyeni Dioriviera pop&amp;amp;amp;up mağazasıyla D Maris Bay’de</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/dior-yepyeni-dioriviera-popup-magazasiyla-d-maris-bayde-13865</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/dior-yepyeni-dioriviera-popup-magazasiyla-d-maris-bayde-13865</guid>
<description><![CDATA[ Dior, D Maris Bay&#039;de yepyeni bir Dioriviera pop-up mağazası açıyor. Kadın giyim, aksesuar, ayakkabı, çanta ve güneş gözlüğü koleksiyonlarının sunulduğu Dioriviera mağazası 31 Ekim&#039;e kadar ziyaret edilebilecek.Dioriviera  koleksiyonu, dünyanın dört bir yanındaki çok özel tatil destinasyonlarında açılan pop-up’larda büyüleyici bir seyahat davetiyesi sunuyor. Maison, Marmaris’teki D Maris Bay’de 31 Ekim&#039;e kadar ziyaret edilebilecek yepyeni bir sezonluk mağaza açıyor.Dioriviera 2024 koleksiyonunun yer aldığı mağazada, rengarenk tonlarla Dior’un imzası haline gelen Toile de Jouy deseninin birlikteliği, enerji dolu bir yaz atmosferi yaratıyor.
Olağanüstü bir ambiyansla sunulan tasarımlar, koleksiyonun parlak ve ışıltılı paletiyle tezat oluşturan bej, beyaz, krem gibi yumuşak ve doğal tonların vurguladığı, güneşli bir dekorla sergileniyor.Özel olarak tasarlanmış bambu mobilyalar, mekanı incelikle tamamlayarak sıcak ve sonsuz derecede rafine bir atmosfer hazırlıyor. Maria Grazia Chiuri imzalı siluetler, vitrinlerde çiçeklerle taçlandırılmış görkemli bir güneşin yanında dururken, vahşi hayvanları temsil eden heykeller terasa ekstra bir sihir katıyor. 
Kadın giyim, aksesuar, ayakkabı, çanta ve güneş gözlüğü koleksiyonlarının sunulduğu Dioriviera mağazasının yanı sıra Maison, yaz tatilinin keyifli anlarına eşlik etmek üzere büyük bir sürpriz daha hazırlıyor.Dior Dolce Vita’sının karşı konulmaz bir şekilde parlayan neşeli ruhu, butiğin ötesine uzanarak ziyaretçilere zamandan bağımsız bir mola sunuyor.
Otel havuzunun kenarındaki plaj sandalyeleri, şezlonglar, minderler, şemsiyeler ve dış mekan mobilyaları, mercan renkli yıldızlardan oluşan bir takımyıldızını resmeden Toile de Jouy Soleil deseniyle süsleniyor.Zarafete, yolculuklara ve Maison için çok değerli olan yaşam sanatına adanan bu büyüleyici hikaye, ayrıcalıklı yaz destinasyonlarına yapılacak seyahatleri unutulmaz kılmak üzere yazılıyor.Maria Grazia Chiuri tarafından tasarlanan Dioriviera koleksiyonu, uzaklara gitmenin yanında, Christian Dior&#039;un ebedi seyahat hayaline bir övgü olarak yeniden keşfediliyor ve güneşin enerjisiyle, sonsuz bir neşeyle buluşuyor.Dior Kadın Koleksiyonları Kreatif Direktörü tarafından kutlanan ebedi bir sembol olan “Toile de Jouy”, bereketli doğayı ve güneş takımyıldızını resmeden iki eşsiz versiyonla yeniden yorumlanıyor.Sezonun renk paleti su yeşili, toz pembe ve limon renkleri üzerinden lacivertten mercana kadar uzanan, enerji dolu tonlardan oluşuyor. Asidik renklerdeki motifler bir dizi elbise, etek, bluz ve üst giyim parçası üzerinde tazelik ve doğallıkla dolu bir yazlık gardırop oluşturuyor.“Toile de Jouy Sauvage” ve “Toile de Jouy Soleil” ismi verilen bu varyasyonlar, panço, peştemal ve pareo gibi bir plaj aksesuarları serisinin yanı sıra, ikonik kazayağı deseniyle süslenmiş ipek eşarplarda da kendini gösteriyor.
Bu büyüleyici desenler Lady D-Lite ve Dior Book Tote çantaları süslerken Lady D-Joy&#039;da da hasırla yeniden yorumlanıyor. Hasır şapkalar, Dioriviera cazibesiyle somutlaşan Akdeniz zarafetini yansıtıyor. Dior Sun deri sandaletler ve platformlu versiyonlarıyla yeniden tasarlanan, “Christian Dior” yazılı Dway terlikler, görünümleri incelikle vurguluyor.Bu muhteşem evreni tamamlamak üzere, Dior Maison koleksiyonunun temel parçaları olan yoga matları, şemsiyeler ve plaj sandalyeleri, yaz için yeniden tasarlanarak koleksiyondaki yerini alıyor. Narin dekoratif objeler, sofra takımları ve işlemeli yastıklardan oluşan seçki ise, tatilin getirdiği hafiflikle renklenen tatlı yaşam tarzına övgü niteliğindeki bu koleksiyonun tamamlayıcısı oluyor.Mayıs ayından itibaren Cannes Nammos&#039;tan D-Maris, Hawai ve Sanya&#039;ya kadar farklı tatil destinasyonlarında ve pop-up mağazalarda keşfedilebilecek Dioriviera koleksiyonu, zamanın ötesinde bir ara vaat ediyor.
Koleksiyonun sunumu için, tamamı deniz kabuklarından yontulmuş gibi görünen bir dekorla yaratılan çok özel dünya, “Toile de Jouy” deseninden ilhamla, gerçek boyutlu vahşi hayvan rölyeflerine de ev sahipliği yapıyor. 
İşte D Maris Bay’de açılan yepyeni Dioriviera pop-up mağazası... ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hV_H8mppx0iD4em2U8FF5g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Dior, yepyeni, Dioriviera, pop&amp;ampup, mağazasıyla, Maris, Bay’de</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hV_H8mppx0iD4em2U8FF5g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Dior, yepyeni Dioriviera pop-up mağazasıyla D Maris Bay’de"><p>Dior, D Maris Bay'de yepyeni bir Dioriviera pop-up mağazası açıyor. Kadın giyim, aksesuar, ayakkabı, çanta ve güneş gözlüğü koleksiyonlarının sunulduğu Dioriviera mağazası 31 Ekim'e kadar ziyaret edilebilecek.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/npbdiBvE8kCBIUGzSVlD7A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dioriviera  koleksiyonu, dünyanın dört bir yanındaki çok özel tatil destinasyonlarında açılan pop-up’larda büyüleyici bir seyahat davetiyesi sunuyor. Maison, Marmaris’teki D Maris Bay’de 31 Ekim'e kadar ziyaret edilebilecek yepyeni bir sezonluk mağaza açıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cf9obVUlqEGpzRvE1Hj0ww.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dioriviera 2024 koleksiyonunun yer aldığı mağazada, rengarenk tonlarla Dior’un imzası haline gelen Toile de Jouy deseninin birlikteliği, enerji dolu bir yaz atmosferi yaratıyor.
Olağanüstü bir ambiyansla sunulan tasarımlar, koleksiyonun parlak ve ışıltılı paletiyle tezat oluşturan bej, beyaz, krem gibi yumuşak ve doğal tonların vurguladığı, güneşli bir dekorla sergileniyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zC3L-MKjWUWRXbnH6Sd4DQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Özel olarak tasarlanmış bambu mobilyalar, mekanı incelikle tamamlayarak sıcak ve sonsuz derecede rafine bir atmosfer hazırlıyor. Maria Grazia Chiuri imzalı siluetler, vitrinlerde çiçeklerle taçlandırılmış görkemli bir güneşin yanında dururken, vahşi hayvanları temsil eden heykeller terasa ekstra bir sihir katıyor. 
Kadın giyim, aksesuar, ayakkabı, çanta ve güneş gözlüğü koleksiyonlarının sunulduğu Dioriviera mağazasının yanı sıra Maison, yaz tatilinin keyifli anlarına eşlik etmek üzere büyük bir sürpriz daha hazırlıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ybrmq9Gp9ESflHlj9ZocQg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dior Dolce Vita’sının karşı konulmaz bir şekilde parlayan neşeli ruhu, butiğin ötesine uzanarak ziyaretçilere zamandan bağımsız bir mola sunuyor.
Otel havuzunun kenarındaki plaj sandalyeleri, şezlonglar, minderler, şemsiyeler ve dış mekan mobilyaları, mercan renkli yıldızlardan oluşan bir takımyıldızını resmeden Toile de Jouy Soleil deseniyle süsleniyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PP7hpLaqDEOJkq0PBU2dtA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zarafete, yolculuklara ve Maison için çok değerli olan yaşam sanatına adanan bu büyüleyici hikaye, ayrıcalıklı yaz destinasyonlarına yapılacak seyahatleri unutulmaz kılmak üzere yazılıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OsyBGyGD-0KExZBaacoAkA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Maria Grazia Chiuri tarafından tasarlanan Dioriviera koleksiyonu, uzaklara gitmenin yanında, Christian Dior'un ebedi seyahat hayaline bir övgü olarak yeniden keşfediliyor ve güneşin enerjisiyle, sonsuz bir neşeyle buluşuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0lpxep616UO4Z2BMW-YH4w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dior Kadın Koleksiyonları Kreatif Direktörü tarafından kutlanan ebedi bir sembol olan “Toile de Jouy”, bereketli doğayı ve güneş takımyıldızını resmeden iki eşsiz versiyonla yeniden yorumlanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5GxePS81YEmNC8U-H0VR4w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sezonun renk paleti su yeşili, toz pembe ve limon renkleri üzerinden lacivertten mercana kadar uzanan, enerji dolu tonlardan oluşuyor. Asidik renklerdeki motifler bir dizi elbise, etek, bluz ve üst giyim parçası üzerinde tazelik ve doğallıkla dolu bir yazlık gardırop oluşturuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZrrL_Co3mEypQ4XokTb_cw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>“Toile de Jouy Sauvage” ve “Toile de Jouy Soleil” ismi verilen bu varyasyonlar, panço, peştemal ve pareo gibi bir plaj aksesuarları serisinin yanı sıra, ikonik kazayağı deseniyle süslenmiş ipek eşarplarda da kendini gösteriyor.
Bu büyüleyici desenler Lady D-Lite ve Dior Book Tote çantaları süslerken Lady D-Joy'da da hasırla yeniden yorumlanıyor. Hasır şapkalar, Dioriviera cazibesiyle somutlaşan Akdeniz zarafetini yansıtıyor. Dior Sun deri sandaletler ve platformlu versiyonlarıyla yeniden tasarlanan, “Christian Dior” yazılı Dway terlikler, görünümleri incelikle vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zAu7eRm1hEeOzce6fA0HsA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu muhteşem evreni tamamlamak üzere, Dior Maison koleksiyonunun temel parçaları olan yoga matları, şemsiyeler ve plaj sandalyeleri, yaz için yeniden tasarlanarak koleksiyondaki yerini alıyor. Narin dekoratif objeler, sofra takımları ve işlemeli yastıklardan oluşan seçki ise, tatilin getirdiği hafiflikle renklenen tatlı yaşam tarzına övgü niteliğindeki bu koleksiyonun tamamlayıcısı oluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bAcuRQzGh0291Qqx3ehHYg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mayıs ayından itibaren Cannes Nammos'tan D-Maris, Hawai ve Sanya'ya kadar farklı tatil destinasyonlarında ve pop-up mağazalarda keşfedilebilecek Dioriviera koleksiyonu, zamanın ötesinde bir ara vaat ediyor.
Koleksiyonun sunumu için, tamamı deniz kabuklarından yontulmuş gibi görünen bir dekorla yaratılan çok özel dünya, “Toile de Jouy” deseninden ilhamla, gerçek boyutlu vahşi hayvan rölyeflerine de ev sahipliği yapıyor. 
İşte D Maris Bay’de açılan yepyeni Dioriviera pop-up mağazası...</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TdEUrXDHQk6d77O2XjHBtw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ic9UOUqmX0CvT5s8xMUryA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/o2atLVU1pE-_30r74D2gFA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HLwSiqCcvEqd15RJbGQFaA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QBUZ7P4_jE60thykftNbMQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İznik Hacıosman Köyü: Doğayla İç İçe Bir Kaçamak</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/iznik-haciosman-koeyu-dogayla-ic-ice-bir-kacamak</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/iznik-haciosman-koeyu-dogayla-ic-ice-bir-kacamak</guid>
<description><![CDATA[ Güneşli bir hafta sonunu değerlendirmek ve sonbaharın pastel tonlarını içinize çekmek için İznik’in Hacıosman Köyü’ne doğru yola çıkabilirsiniz. ]]></description>
<enclosure url="http://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x580_66f278dae02ed.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>İznik, Hacıosman, Köyü:, Doğayla, İç, İçe, Bir, Kaçamak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İznik Hacıosman Köyü: Doğayla İç İçe Bir Kaçamak</strong></p>
<p></p>
<p>Güneşli bir hafta sonunu değerlendirmek ve sonbaharın pastel tonlarını içinize çekmek için İznik’in Hacıosman Köyü’ne doğru yola çıkabilirsiniz. Bu doğa harikası köy, sararmış yapraklar, yeşilin tonları ve kıvrıla kıvrıla ilerleyen dağ yollarıyla adeta küçük bir Karadeniz turu sunar. İznik Gölü’nün serin manzarası eşliğinde, zeytin ağaçlarının arasından çakıllı yollarla Hacıosman Köyü’ne ulaştığınızda doğanın sizi tamamen sardığını hissedeceksiniz.</p>
<p></p>
<p>Yoğun çam ve meşe ağaçlarıyla çevrili olan bu köy, geçmişte bir Rum köyü olarak biliniyor. 1945 yılından sonra Gürcü yerleşimciler bölgeye yerleşmeye başlamış ve 1952 yılında köy tamamen Gürcü yerleşim yerine dönüşmüş. Bugün bile köyde Gürcüce konuşuluyor ve köylüler misafirlerine sıklıkla Gürcü olup olmadıklarını soruyor.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f278da21597.jpg" alt=""></p>
<p>Köy halkı geçimlerini ormancılıkla sağlıyor. Köye gelirken yol boyunca düzgünce istiflenmiş odunlar bunu açıkça gösteriyor. Tarım alanları fazla olmasa da kendi ihtiyaçlarını karşılayacak kadar tarım yapıyorlar. Hayvancılık da önemli bir geçim kaynağı ve köyde yeni doğmuş kuzuları kovalarken doğayla yeniden bağ kurmanın keyfini yaşayabilirsiniz. Doğada topladığınız elmalar ise size çocukluğunuzun tatlı anılarını hatırlatacak.</p>
<p></p>
<p>Hacıosman Köyü, sakinliği ve doğallığıyla öne çıkıyor. Köydeki cami, İznik’in yanı başında yer almasının etkisiyle, güzel çinilerle süslenmiş. Köyde bir zamanlar Rumlardan kalan bir kilise de bulunuyor, ancak bu kilise bir dönem cami olarak kullanılmış. Köyün yakınlarındaki Eskiören ve Yeniören mevkilerinde ise Bizans dönemine ait kalıntılar ve eski yerleşim izlerine rastlanıyor.</p>
<p></p>
<p>Bugün Gürcülerin yaşadığı ve Gürcü misafirperverliğinin hakim olduğu Hacıosman Köyü, İstanbul’a sadece 3-4 saat uzaklıkta bulunuyor. Eğer hafta sonu için doğayla iç içe bir kaçamak arıyorsanız, bu köy size doğanın huzurunu ve geçmişin izlerini bir arada sunuyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gebze Osman Hamdi Bey Müze&amp;amp;amp;Evi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/gebze-osman-hamdi-bey-muzeevi-13862</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/gebze-osman-hamdi-bey-muzeevi-13862</guid>
<description><![CDATA[ Osman Hamdi Bey Kimdir? Osman Hamdi Bey, Türk Müzeciliğinin kurucusu olarak kabul edilir. Osmanlı İmparatorluğu’nun yetiştirdiği en önemli ressam, müzeci ve arkeologdur. Güzel Sanatlar Akademisi (Sanayi-i Nefise Mektep-i Alisi) ve İstanbul Arkeoloji Müzesi’ni kuran Osman Hamdi Bey Sadrazam İbrahim Ethem Paşa’nın oğludur. Hukuk eğitimi alması için Paris’e gönderilmiş fakat hukuk yerine resim ve de arkeoloji […] ]]></description>
<enclosure url="http://gezgorkocaeli.com/wp-content/uploads/2018/01/20-gebze-osman-hamdi-bey-müze-evi-1.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Gebze, Osman, Hamdi, Bey, Müze&amp;ampEvi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Osman Hamdi Bey Kimdir?</strong></h3>
<p>Osman Hamdi Bey, Türk Müzeciliğinin kurucusu olarak kabul edilir. Osmanlı İmparatorluğu’nun yetiştirdiği en önemli ressam, müzeci ve arkeologdur.</p>
<p>Güzel Sanatlar Akademisi (Sanayi-i Nefise Mektep-i Alisi) ve İstanbul Arkeoloji Müzesi’ni kuran Osman Hamdi Bey Sadrazam İbrahim Ethem Paşa’nın oğludur. Hukuk eğitimi alması için Paris’e gönderilmiş fakat hukuk yerine resim ve de arkeoloji eğitimi almayı tercih etmiştir.</p>
<p>İstanbul’a döndükten sonra devletin farklı kademelerinde görev yapmıştır.1881’de Müze-i Hümayun Müdürlüğüne atanmış ve alanında bir devrim sayılabilecek Asar-ı Antika Nizamnamesini (1883) hazırlamıştır. Bu nizamname ile eserlerin yurtdışına götürülmesini yasaklanmıştır.</p>
<p>İlk bilimsel Türk kazıları onunla başlamıştır. Nemrut Dağlağına ve Saydam’da arkeolojik kazılar gerçekleştirmiştir.(Sayda ‘da yaptığı kazılarda, İskender’in Latin’i gün yüzüne çıkarmıştır.)</p>
<p>Osman Hamdi Bey bütün bu uğraşlarının yanında resim çalışmalarını da ihmal etmemiştir. ”Kur’an Okuyan Hoca”, ”Silah Taciri “, “Feraceli Kadınlar” ve dünyaca ünlü olan “Kaplumbağa Terbiyecisi” en önemli eserleri arasındadır.</p>
<p>1910 yılında İstanbul’da vefat etmiş ve Gebze Eski Hisar’a defnedilmiştir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-488" src="https://gezgorkocaeli.com/wp-content/uploads/2018/01/20-gebze-osman-hamdi-bey-m%C3%BCze-evi-1-1024x722.jpg" alt="" width="696" height="491" srcset="https://gezgorkocaeli.com/wp-content/uploads/2018/01/20-gebze-osman-hamdi-bey-müze-evi-1.jpg 1024w, https://gezgorkocaeli.com/wp-content/uploads/2018/01/20-gebze-osman-hamdi-bey-müze-evi-1-300x212.jpg 300w, https://gezgorkocaeli.com/wp-content/uploads/2018/01/20-gebze-osman-hamdi-bey-müze-evi-1-768x542.jpg 768w, https://gezgorkocaeli.com/wp-content/uploads/2018/01/20-gebze-osman-hamdi-bey-müze-evi-1-100x70.jpg 100w, https://gezgorkocaeli.com/wp-content/uploads/2018/01/20-gebze-osman-hamdi-bey-müze-evi-1-696x491.jpg 696w, https://gezgorkocaeli.com/wp-content/uploads/2018/01/20-gebze-osman-hamdi-bey-müze-evi-1-596x420.jpg 596w" sizes="(max-width: 696px) 100vw, 696px"></p>
<h3><strong>Osman Hamdi Bey Evi Müzesi</strong></h3>
<p>Türk Müzeciliğini kurucusu sayılan Osman Hamdi Bey(Ressam-Arkeolog) tarafından, Gebze Eskihsar’da,1884 yılında yaptırılmıştır.</p>
<p>Planını Osman Hamdi Bey’in çizdiği yapı, iki katlı olarak inşa edilmiştir. Yapıda kullanılan malzemenin bir kısmı yurt dışından getirilmiştir.</p>
<p>Geleneksel Türk evlerinden farklı bir tarzda inşa edilen yapının, Fransız mimarisinden etkilenmiş olduğu görülmektedir.</p>
<p>Ön cephesi deniz manzarasına doğru yönlendirilmiş olan yapıya, çift kanatlı bir kapı aracılığıyla giriş verilmiştir. Giriş kısmının üzerinde stilize edilmiş palet süslemesine yer verilerek giriş kapısı taçlandırılmıştır. Ayrıca Osman Hamdi Bey’in, zemin katın kapı yüzeylerine işlediği çiçek süslemeleri son derece zariftir.</p>
<p>Yapının en ilginç yönlerinden bir tanesi de balkon düzenlemesidir. İkinci kat beden duvarlarını baştanbaşa saran balkonun korkulukları oldukça dikkat çekici bir yapıya sahiptir. Ayrıca yapının saçak sistemlerine bitişik olarak yapılmış olan palet süslemeleri Osman Hamdi Bey Evi’nin her yüzeyine ayrı bir hareketlilik kazandırmıştır. Aynı uygulama pencerelerin üst kısımlarında da görülmektedir. Yapıda semer çatı sistemi uygulanmıştır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-487" src="https://gezgorkocaeli.com/wp-content/uploads/2018/01/20-gebze-osman-hamdi-bey-m%C3%BCze-evi-2-1024x681.jpg" alt="" width="696" height="463" srcset="https://gezgorkocaeli.com/wp-content/uploads/2018/01/20-gebze-osman-hamdi-bey-müze-evi-2.jpg 1024w, https://gezgorkocaeli.com/wp-content/uploads/2018/01/20-gebze-osman-hamdi-bey-müze-evi-2-300x200.jpg 300w, https://gezgorkocaeli.com/wp-content/uploads/2018/01/20-gebze-osman-hamdi-bey-müze-evi-2-768x511.jpg 768w, https://gezgorkocaeli.com/wp-content/uploads/2018/01/20-gebze-osman-hamdi-bey-müze-evi-2-696x463.jpg 696w, https://gezgorkocaeli.com/wp-content/uploads/2018/01/20-gebze-osman-hamdi-bey-müze-evi-2-632x420.jpg 632w" sizes="(max-width: 696px) 100vw, 696px"></p>
<p>Osman Hamdi Bey gibi önemli bir sanat adamının uzun süre kaldığı yapı, Atatürk ve İsmet İnönü gibi Türk büyüklerini de bir süre ağırlamıştır. Kocaeli tarihinin önemli bir kesitine de tanıklık etmiş olan yapı bu yönüyle son derece önemlidir.</p>
<p>Müzede Osman Hamdi Bey’in kişisel eşyaları, aile resimleri ve yapmış olduğu resim çalışmalarının aynı ölçüdeki kopyaları sergilenmektedir.</p>
<p>2006 yılına kadar Kocaeli Müzesi Müdürlüğüne bağlı birim olarak hizmet veren Osman Hamdi Bey Evi ve Müzesi, yapılan protokolle Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne verilmiştir.</p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından müze içerinde teşhir ve tanzim çalışmaları, dekorasyonu, çevre düzenlemesi, müştemilatın bakım ve onarımı yapılarak 2007 yılında hizmete açılmıştır.</p>
<p><span class="dropcap">HARİTA</span></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bayburt: Tarih, Kültür ve Doğa ile İç İçe</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/bayburt-tarih-kultur-ve-doga-ile-ic-ice</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/bayburt-tarih-kultur-ve-doga-ile-ic-ice</guid>
<description><![CDATA[ Bayburt, Anadolu’nun köklü kavimlerinden Azzi ve Hayasalar’la başlayan tarihî geçmişiyle dikkat çeker. ]]></description>
<enclosure url="http://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x580_66e9e67ddfb4a.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Bayburt:, Tarih, Kültür, Doğa, ile, İç, İçe</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Ardından Hatti, Hitit ve Urartu medeniyetlerinin etkisiyle şekillenen bu bölge, Roma İmparatorluğu ve sonrasında Bizans döneminde de önemli bir yerleşim yeri olmuştur. Bizans İmparatorluğu döneminde Heldia temasına bağlı olan Bayburt, İmparator Justinianus döneminde kalesinin tahkim edilmesiyle savunma açısından güçlendirilmiştir. Arap fetihleri sırasında Bagrat sülalesinin hâkimiyetinde kalan Bayburt, tarih boyunca stratejik bir önem taşımıştır.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Yayla Kültürü ve İklim</p>
<p></p>
<p>Yaz aylarında sıcak havalardan kaçmak isteyenler için Bayburt’un yaylaları ideal bir kaçış noktasıdır. Yaylaların serin havasında dinlenmek ve mışıl mışıl uyumak mümkündür. Geceleri ailenizle veya arkadaşlarınızla ateş başında sohbet ederek, çerez yiyerek keyifli vakit geçirebilirsiniz. Sabah güneşinin doğuşuyla sıcak hava teninizi ısıtırken, yayla havası uyku sorunlarına çözüm olabilir. Bayburt’un iklimi, Karadeniz ve Doğu Anadolu arasında sıkışmış olup, yazları sıcak ve kurak, kışları ise soğuk ve yağışlıdır. Ormanları yok denecek kadar az olan Bayburt’un arazisi genellikle mera ve yaylalardan oluşur.</p>
<p></p>
<p>Yöresel Oyunlar ve El Sanatları</p>
<p></p>
<p>Bayburt’un yöresel oyunları, halkın mizah duygusunu ve geleneklerini yansıtır. Bu oyunlar, seyirlik ve eğlenceli olduğu kadar, katılımcılarının cezaları mizahi bir şekilde kabul etmesiyle de bilinir. Cezalar can sıkıcı olabilse de, oyunlar sırasında keyifli bir atmosfer hâkimdir.</p>
<p></p>
<p>Bayburt’taki geleneksel el sanatları arasında kilim, ihram ve seccade yapımı öne çıkar. Evliya Çelebi’nin ziyaretlerinde bahsettiği boyahanelerde boyanan yünlerden yapılan bu ürünler, zamanla Avrupa’ya kadar ihraç edilmiştir. Günümüzde de bu el sanatları ürünleri yörede üretilmeye devam etmektedir.</p>
<p></p>
<p>Yemek Kültürü</p>
<p></p>
<p>Bayburt mutfağı, hamur işleri ve etli yemekleriyle zengin bir çeşitlilik sunar. Özellikle tel helvası, tatlı çorba, galaçoş, ekşi lahana, lor dolması ve yalancı dolma gibi kendine has yemekleriyle dikkat çeker. Bayburt mutfağı, bölgenin kültürel zenginliğini yemeklere yansıtmaktadır.</p>
<p></p>
<p>Dede Korkut Şöleni</p>
<p></p>
<p>Bayburt’ta her yıl düzenlenen Dede Korkut Şöleni, bu yıl 16. kez gerçekleştirilecek. 14 Temmuz Çarşamba günü başlayıp 18 Temmuz Pazar günü sona erecek olan etkinlikler, Masat köyünde bulunan Dede Korkut Türbesi’ni ziyaretle başlayacak. Etkinlikler sırasında konserler, halkoyunları gösterisi, şiir dinletisi, resim sergisi, cirit müsabakası, tiyatro gösterisi, toplu sünnet şöleni, buzağı yarışması, panel, herfene, âşıklar şöleni ve çeşitli ikramlar yer alacak. Ayrıca Çımağıl Mağarası, Kop Dağı Şehitlik Alanı ve mevzileri de gezilecektir.</p>
<p></p>
<p>Sonuç</p>
<p></p>
<p>Bayburt, tarihi, kültürel ve doğal zenginlikleriyle keşfedilmeyi bekleyen bir bölgedir. Hem geçmişin izlerini sürebileceğiniz tarihi alanlar, hem de doğayla iç içe huzurlu bir tatil geçirebileceğiniz yaylalar sunar. Yöresel oyunları, el sanatları ve mutfağıyla Bayburt, misafirlerine unutulmaz deneyimler yaşatmaktadır.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>3 günlük tatil başladı: Midilli Adası&amp;apos;na geçişlerde yoğunluk</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/3-gunluk-tatil-basladi-midilli-adasina-gecislerde-yogunluk</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/3-gunluk-tatil-basladi-midilli-adasina-gecislerde-yogunluk</guid>
<description><![CDATA[ Balıkesir&#039;in Ayvalık ilçesinde, 30 Ağustos Zafer Bayramı&#039;nın hafta sonuyla birleşmesi sonucu tatilin 3 güne çıkmasından dolayı Midilli Adası&#039;na geçişlerde yoğunluk yaşandı.Tatilciler, adaya gidebilmek için sabahın ilk saatlerinden itibaren Ayvalık Deniz Hudut Kapısı önünde zaman zaman yüzlerce metrelik kuyruklar oluşturdu.Yeşil pasaportu olanlar ve kapıda vize uygulamasından yararlanan tatilciler sırayla içeri alınarak işlemlerini yaptırdıktan sonra feribotlarla Midilli&#039;ye gitti.Ayvalıklı turizmci Nevzat Turhan, gazetecilere, gerek coğrafi gerekse kültürel yakınlığı dolayısıyla tercih edilen Midilli&#039;ye feribotla 45 dakikada ulaşılabildiğini söyledi.
Turhan, kapıda vize uygulamanın da etkisiyle 3 günlük süreçte yoğunluğun sürmesini beklediklerini ifade etti.Ayvalık ile Midilli arasında karşılıklı feribot seferleri düzenleyen firma sahibi Ali Jale ise deniz hudut kapısının Zafer Bayramı dolayısıyla son derece kalabalık olduğunu vurguladı.Bu 3 günlük periyotta Midilli&#039;ye 10-15 sefer düzenleyeceklerini, 2 bin ila 3 bin kişinin adaya geçişini sağlayacaklarını anlatan Jale, şöyle konuştu:
&quot;Bizim açımızdan da yolcularımız açısından da bu sene oldukça iyi geçiyor. Kapıda vizenin devam etmesiyle kış aylarında da özellikle hafta sonlarında Midilli Adası&#039;na geçişlerde yoğunluğun olacağını düşünüyorum. Yurt dışına çıkış harçlarının yükseltilmesi Yunan adalarına ilgiyi azaltmadı. Misafirlerimizin yüzde 80&#039;i Midilli&#039;de 2-3 gün konaklamalı kaldıkları için yurt dışına çıkış harçları arasındaki fark misafirlerimize çok fazla yansımamış durumda ama kış aylarında günübirlik geçişlerin arttığı dönemde bu farkın biraz olsun hissedilebileceğini düşünüyoruz.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EMU13RclRkW0Qnar9Knl9w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>günlük, tatil, başladı:, Midilli, Adasına, geçişlerde, yoğunluk</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EMU13RclRkW0Qnar9Knl9w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="3 günlük tatil başladı: Midilli Adası'na geçişlerde yoğunluk"><p>Balıkesir'in Ayvalık ilçesinde, 30 Ağustos Zafer Bayramı'nın hafta sonuyla birleşmesi sonucu tatilin 3 güne çıkmasından dolayı Midilli Adası'na geçişlerde yoğunluk yaşandı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LnqiWenab0K9n9vTRX4a4g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tatilciler, adaya gidebilmek için sabahın ilk saatlerinden itibaren Ayvalık Deniz Hudut Kapısı önünde zaman zaman yüzlerce metrelik kuyruklar oluşturdu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bSyX_yEcs0CPXYPabU2vbQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeşil pasaportu olanlar ve kapıda vize uygulamasından yararlanan tatilciler sırayla içeri alınarak işlemlerini yaptırdıktan sonra feribotlarla Midilli'ye gitti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QZ9jR_2ZbUSwC0DHNrIKrQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ayvalıklı turizmci Nevzat Turhan, gazetecilere, gerek coğrafi gerekse kültürel yakınlığı dolayısıyla tercih edilen Midilli'ye feribotla 45 dakikada ulaşılabildiğini söyledi.
Turhan, kapıda vize uygulamanın da etkisiyle 3 günlük süreçte yoğunluğun sürmesini beklediklerini ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RadBuDBrzkmxGfqID_nwdw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ayvalık ile Midilli arasında karşılıklı feribot seferleri düzenleyen firma sahibi Ali Jale ise deniz hudut kapısının Zafer Bayramı dolayısıyla son derece kalabalık olduğunu vurguladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_Cp_eBKHMUidMPVKotOWZg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu 3 günlük periyotta Midilli'ye 10-15 sefer düzenleyeceklerini, 2 bin ila 3 bin kişinin adaya geçişini sağlayacaklarını anlatan Jale, şöyle konuştu:
"Bizim açımızdan da yolcularımız açısından da bu sene oldukça iyi geçiyor. Kapıda vizenin devam etmesiyle kış aylarında da özellikle hafta sonlarında Midilli Adası'na geçişlerde yoğunluğun olacağını düşünüyorum. Yurt dışına çıkış harçlarının yükseltilmesi Yunan adalarına ilgiyi azaltmadı. Misafirlerimizin yüzde 80'i Midilli'de 2-3 gün konaklamalı kaldıkları için yurt dışına çıkış harçları arasındaki fark misafirlerimize çok fazla yansımamış durumda ama kış aylarında günübirlik geçişlerin arttığı dönemde bu farkın biraz olsun hissedilebileceğini düşünüyoruz."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ay3fI0NDtE6yeKJuHctWug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/13VcRCMmHUWtniEhXx5xjQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dVObpDeKJ0WAKgGkvbqHtw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4Ioc1nnvI0-090PGNgThqw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/n5o6zFYchk6-dINseandjA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Erzurum&amp;apos;da yapılan kazılarda 6 bin yıl eskiye dayanan yerleşim tespit edildi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/erzurumda-yapilan-kazilarda-6-bin-yil-eskiye-dayanan-yerlesim-tespit-edildi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/erzurumda-yapilan-kazilarda-6-bin-yil-eskiye-dayanan-yerlesim-tespit-edildi</guid>
<description><![CDATA[ Erzurum&#039;da, Değirmenler Höyük&#039;ünde başlatılan kurtarma kazılarında, ilk yapılan tespitlerde yaklaşık 6 bin yıl eskiye dayanan yerleşim yerleri bulundu.Yakutiye ilçesine bağlı Değirmenler Mahallesi&#039;nde bulunan höyükte, Kültür Varlıkları Müzeler Genel Müdürlüğü izni ve desteğiyle Erzurum Müze Müdürlüğü başkanlığında başlatılan &quot;Değirmenler Höyük Kazı&quot; projesiyle 1 Temmuz&#039;da kurtarma kazısı başladı. Bölgede yapılan 2 aylık kazıda elde edilen yerleşim tabakaları, insan ve hayvan kemikleri ile seramikler gibi veriler, ait olduğu döneme göre değerlendiriliyor.  Yaklaşık 6 bin yıl öncesine kadar yerleşimin tespit edildiği alanda, derinleşecek çalışmalarla daha da geçmişe gidilmesi düşünülüyor.  Alanda yapılan kazılar sonucu bölgenin arkeopark alanına dönüştürülmesi planlanıyor.  Projenin bilimsel danışmanı Atatürk Üniversitesi Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Işıklı, AA muhabirine, Doğu Anadolu Bölgesi&#039;nde Karaz kültüründen sonra farklı bir süreç başladığını söyledi.Doğu Anadolu&#039;da ilk devlet ve yazı geleneğinin Urartu&#039;yla gediğini anlatan Işıklı, &quot;Bu günümüzden yaklaşık 3 bin yıl önce ama arada kalan 2 bin yıllık zaman diliminde nasıl bir süreç yaşandı, kimler vardı ve nasıl yaşadılar, bu soruları hala çözmeye çalışıyoruz. Biz arkeologlar o döneme Geç Tunç Çağı ve Erken Demir Çağı süreci diyoruz. Bu yaklaşık bin yıldan fazla bir zaman dilimini kapsıyor. Değirmenler Höyük&#039;te başlatılan bu kurtarma kazısı aslında bu döneme dair çok güzel veriler sunuyor.&quot; diye konuştu.  Günümüzden yaklaşık 4 bin yıl önce bölgede güçlü hayvancılık ve tarımla geçinen toplumsal yapının karşılarına çıktığını belirten Işıklı, şöyle devam etti:  &quot;O dönemde burada güçlü beyler var. Nitekim o beylerin yaşadığı coğrafyanın köylerini şu an kazılarla tespit etmeye çalışıyoruz. Burada güçlü bir Erzurum merkezli krallığın olduğunu, hatta yeri geldiğinde Urartu Krallığı&#039;na kafa tutabilecek kadar da güçlü olduğunu, kaleleriyle, askeri gücüyle, zengin hayvan potansiyeliyle gücü olduğunu biliyoruz. İşte o krallıkların köyünü burada şu an kazma süreci içerisindeyiz.&quot;  Işıklı, Erzurum&#039;un arkeolojik potansiyelinin çok zengin olduğuna dikkati çekerek, &quot;O nedenle bu kazı çok önemli, çok büyük bir potansiyeli yansıtıyor. Bu bölgede yapılan kazılar, bölgenin kültürel dokusunu, dip tarihini bize çok güzel bir şekilde anlatacak. Aslında biz burada Erzurum&#039;un dip tarihine bir yolculuk yapıyoruz ve çok heyecan verici bir yolculuk. Her çıkan buluntu, her kazma darbesiyle ortaya çıkan eser bizi çok fazla heyecanlandırıyor.&quot; değerlendirmesinde bulundu.&quot;EN ERKEN YERLEŞİME ULAŞMAYA ÇALIŞIYORUZ&quot;  Kazı yürütücüsü Erzurum Müzesinde görevli Arkeolog Doç. Dr. Gülşah Altunkaynak ise bölge arkeolojisinin uzun yıllardır daha çok kurtarma kazıları üzerine geliştiğini söyledi.  Ortaya koydukları verilerde değerli sonuçlar olduğuna dikkati çeken Altunkaynak, &quot;Burada bir an önce aslında en erken yerleşime ulaşmaya çalışıyoruz. Amacımız bu step trench (basamaklı açma) yöntemiyle her bir tabakada bir basamak bırakmak ve dönemleri, yapı evrelerini ortaya çıkarmak.&quot; diye konuştu.  Altunkaynak, höyükteki çalışmalarla ilgili şöyle devam etti:  &quot;Şimdiye kadar yaptığımız çalışmada öncelikle yaklaşık 1,5 metrelik dolguda Orta Çağ mezarlığı açtık, akabinde Demir Çağı tabakası başladı. Bu tabakayı çeşitli yapı evreleriyle birlikte çıkarmaya başladık ve beklediğimizden çok fazla bir mimari dolguyla karşılaştık. Aslında böyle yerlerde daha çok seramik türünde ya da küçük buluntularda daha zengin çalışmalar yapıyoruz ama burada mimari de ağırlıklı. Bu mimariyi tamamladıktan sonra Karaz evresine ineceğiz. Karaz, bölgemizde en çok bilinen Erken Tunç Çağına ait yerleşim dönemi. O yüzden biz onun belki çok daha kalın bir dolgusuyla karşı karşıyayız.&quot;  Yaptıkları çalışmalarda Karaz kültürünü bulduklarını aktaran Altunkaynak, &quot;Değirmenler&#039;de biraz daha farklı olarak kesitler 1,5 metreye yakın dolguyla gözüküyor. Eğer öyle bir dolguyla güzel bir şeye varırsak hakikaten bildiklerimizin üstüne çok daha yeni veriler ekleme şansımız olacak. Belki de kalkolitik çağa kadar inmeyi planlıyoruz. Çünkü biz TANAP projesi kapsamında Alaybeyi Höyüğü kazılarını yaparken M.Ö. 4 bin 700&#039;lere kadar indirebilmiştik.&quot; ifadelerini kullandı.  &quot;BÖLGEDEKİ EN ERKEN YERLEŞİM YERİ BULMAYI HEDEFLİYORUZ&quot;  Altunkaynak, çalışmalarındaki tespitlerle ilgili şunları kaydetti:  &quot;Değirmenler Höyüğü, tarihe büyük ihtimalle daha geniş bir Karaz dolgusu vererek bugüne kadar görmediğimiz verileri elde etmemizi sağlayabilir. Bizim umudumuz en azından o yönde. Karaz&#039;ın dışında belki de Alaybeyi&#039;den de daha erken bir yerleşimi tespit etmiş olacağız ve böylelikle bölgedeki en erken yerleşim yerini bulmayı da hedefliyoruz. Çünkü şimdiye kadar genellikle işte bu dağlık kesimde çok fazla en erken dönemlerde yerleşimin olmadığı öne sürülüyordu. Özellikle neolitik dönemde ki biz hala bölgenin neolitiğini bilmiyoruz. Biz bu çalışmalarda aslında bilinenin tam tersine bu bölgede çok erken dönemlerde yerle ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/p_dqtOylCEGg4pQ3cK2_RA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Erzurumda, yapılan, kazılarda, bin, yıl, eskiye, dayanan, yerleşim, tespit, edildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/p_dqtOylCEGg4pQ3cK2_RA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Erzurum'da yapılan kazılarda 6 bin yıl eskiye dayanan yerleşim tespit edildi"><p>Erzurum'da, Değirmenler Höyük'ünde başlatılan kurtarma kazılarında, ilk yapılan tespitlerde yaklaşık 6 bin yıl eskiye dayanan yerleşim yerleri bulundu.</p>Yakutiye ilçesine bağlı Değirmenler Mahallesi'nde bulunan höyükte, Kültür Varlıkları Müzeler Genel Müdürlüğü izni ve desteğiyle Erzurum Müze Müdürlüğü başkanlığında başlatılan "Değirmenler Höyük Kazı" projesiyle 1 Temmuz'da kurtarma kazısı başladı. Bölgede yapılan 2 aylık kazıda elde edilen yerleşim tabakaları, insan ve hayvan kemikleri ile seramikler gibi veriler, ait olduğu döneme göre değerlendiriliyor.  Yaklaşık 6 bin yıl öncesine kadar yerleşimin tespit edildiği alanda, derinleşecek çalışmalarla daha da geçmişe gidilmesi düşünülüyor.  Alanda yapılan kazılar sonucu bölgenin arkeopark alanına dönüştürülmesi planlanıyor.  Projenin bilimsel danışmanı Atatürk Üniversitesi Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Işıklı, AA muhabirine, Doğu Anadolu Bölgesi'nde Karaz kültüründen sonra farklı bir süreç başladığını söyledi.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/syB3MG9SPEClKH4TqOJ2pw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="">Doğu Anadolu'da ilk devlet ve yazı geleneğinin Urartu'yla gediğini anlatan Işıklı, "Bu günümüzden yaklaşık 3 bin yıl önce ama arada kalan 2 bin yıllık zaman diliminde nasıl bir süreç yaşandı, kimler vardı ve nasıl yaşadılar, bu soruları hala çözmeye çalışıyoruz. Biz arkeologlar o döneme Geç Tunç Çağı ve Erken Demir Çağı süreci diyoruz. Bu yaklaşık bin yıldan fazla bir zaman dilimini kapsıyor. Değirmenler Höyük'te başlatılan bu kurtarma kazısı aslında bu döneme dair çok güzel veriler sunuyor." diye konuştu.  Günümüzden yaklaşık 4 bin yıl önce bölgede güçlü hayvancılık ve tarımla geçinen toplumsal yapının karşılarına çıktığını belirten Işıklı, şöyle devam etti:  "O dönemde burada güçlü beyler var. Nitekim o beylerin yaşadığı coğrafyanın köylerini şu an kazılarla tespit etmeye çalışıyoruz. Burada güçlü bir Erzurum merkezli krallığın olduğunu, hatta yeri geldiğinde Urartu Krallığı'na kafa tutabilecek kadar da güçlü olduğunu, kaleleriyle, askeri gücüyle, zengin hayvan potansiyeliyle gücü olduğunu biliyoruz. İşte o krallıkların köyünü burada şu an kazma süreci içerisindeyiz."  Işıklı, Erzurum'un arkeolojik potansiyelinin çok zengin olduğuna dikkati çekerek, "O nedenle bu kazı çok önemli, çok büyük bir potansiyeli yansıtıyor. Bu bölgede yapılan kazılar, bölgenin kültürel dokusunu, dip tarihini bize çok güzel bir şekilde anlatacak. Aslında biz burada Erzurum'un dip tarihine bir yolculuk yapıyoruz ve çok heyecan verici bir yolculuk. Her çıkan buluntu, her kazma darbesiyle ortaya çıkan eser bizi çok fazla heyecanlandırıyor." değerlendirmesinde bulundu.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5oopZtAGlUC3M7JyAwd91g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><strong>"EN ERKEN YERLEŞİME ULAŞMAYA ÇALIŞIYORUZ"</strong>  Kazı yürütücüsü Erzurum Müzesinde görevli Arkeolog Doç. Dr. Gülşah Altunkaynak ise bölge arkeolojisinin uzun yıllardır daha çok kurtarma kazıları üzerine geliştiğini söyledi.  Ortaya koydukları verilerde değerli sonuçlar olduğuna dikkati çeken Altunkaynak, "Burada bir an önce aslında en erken yerleşime ulaşmaya çalışıyoruz. Amacımız bu step trench (basamaklı açma) yöntemiyle her bir tabakada bir basamak bırakmak ve dönemleri, yapı evrelerini ortaya çıkarmak." diye konuştu.  Altunkaynak, höyükteki çalışmalarla ilgili şöyle devam etti:  "Şimdiye kadar yaptığımız çalışmada öncelikle yaklaşık 1,5 metrelik dolguda Orta Çağ mezarlığı açtık, akabinde Demir Çağı tabakası başladı. Bu tabakayı çeşitli yapı evreleriyle birlikte çıkarmaya başladık ve beklediğimizden çok fazla bir mimari dolguyla karşılaştık. Aslında böyle yerlerde daha çok seramik türünde ya da küçük buluntularda daha zengin çalışmalar yapıyoruz ama burada mimari de ağırlıklı. Bu mimariyi tamamladıktan sonra Karaz evresine ineceğiz. Karaz, bölgemizde en çok bilinen Erken Tunç Çağına ait yerleşim dönemi. O yüzden biz onun belki çok daha kalın bir dolgusuyla karşı karşıyayız."  Yaptıkları çalışmalarda Karaz kültürünü bulduklarını aktaran Altunkaynak, "Değirmenler'de biraz daha farklı olarak kesitler 1,5 metreye yakın dolguyla gözüküyor. Eğer öyle bir dolguyla güzel bir şeye varırsak hakikaten bildiklerimizin üstüne çok daha yeni veriler ekleme şansımız olacak. Belki de kalkolitik çağa kadar inmeyi planlıyoruz. Çünkü biz TANAP projesi kapsamında Alaybeyi Höyüğü kazılarını yaparken M.Ö. 4 bin 700'lere kadar indirebilmiştik." ifadelerini kullandı.  <strong>"BÖLGEDEKİ EN ERKEN YERLEŞİM YERİ BULMAYI HEDEFLİYORUZ"</strong>  Altunkaynak, çalışmalarındaki tespitlerle ilgili şunları kaydetti:  "Değirmenler Höyüğü, tarihe büyük ihtimalle daha geniş bir Karaz dolgusu vererek bugüne kadar görmediğimiz verileri elde etmemizi sağlayabilir. Bizim umudumuz en azından o yönde. Karaz'ın dışında belki de Alaybeyi'den de daha erken bir yerleşimi tespit etmiş olacağız ve böylelikle bölgedeki en erken yerleşim yerini bulmayı da hedefliyoruz. Çünkü şimdiye kadar genellikle işte bu dağlık kesimde çok fazla en erken dönemlerde yerleşimin olmadığı öne sürülüyordu. Özellikle neolitik dönemde ki biz hala bölgenin neolitiğini bilmiyoruz. Biz bu çalışmalarda aslında bilinenin tam tersine bu bölgede çok erken dönemlerde yerleşim olduğunu tespit etmeye çalışıyoruz. Şu an için tespitlerimiz 5 bin 500 - 6 bin yıla kadar gidiyor, Karaz'ı görebiliyoruz ama ondan öncesini bulmak için biraz daha derinleşmemiz gerekiyor."]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sineber Kanyonu serinlemek isteyenlerin adresi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/sineber-kanyonu-serinlemek-isteyenlerin-adresi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/sineber-kanyonu-serinlemek-isteyenlerin-adresi</guid>
<description><![CDATA[ Hakkari&#039;de doğal güzelliği ve birçok noktada akan şelaleleriyle öne çıkan Sineber Kanyonu, kavurucu yaz sıcağından kaçmak isteyenlerin en çok tercih ettiği yerlerden biri oldu.Kent merkezine 50 kilometre mesafedeki Kaval köyü sınırlarında bulunan kanyona, sarp arazideki toprak yoldan araçlarla ulaşılıyor. Çevresinde yüksek rakımlı dağların bulunduğu kanyon, yeşilliklerle kaplı kayaların arasından akan akarsuları ve metrelerce yükseklikten dökülen şelaleleriyle ziyaretçilerine seyrine doyum olmayan manzaralar sunuyor.  Barındırdığı güzelliklerle yöre halkı tarafından &quot;saklı cennet&quot; olarak tanımlanan kanyona gelenler, çevresine serinlik veren alanda doğayla iç içe zaman geçiriyor, suda yüzerek serinliyor. Son zamanlarda yürütülen tanıtım çalışmalarıyla yerli ve yabancı turistlerin rotasına da giren kanyon, kentte doğa turizminin gelişmesine de katkı sunuyor.  Bölgede bulunan Cevizdibi Köyü Muhtarı İzzet Kaya, AA muhabirine, vatandaşların genellikle ailece kanyona gelip zaman geçirdiğini söyledi. Alana ulaşmak için İl Özel İdaresi tarafından yol çalışması ve bazı düzenlemelerin yapıldığını aktaran Kaya, şöyle konuştu:  &quot;Şelale çok beğeniliyor. Burası için ihtiyaç olan bazı eksiklikler var. Yollar bazı noktalarda kötü. Onların yapılmasını istiyoruz. İnsanlar gelip burada saatlerce zaman geçiriyor. Ankara&#039;dan, Trabzon&#039;dan misafirlerim var. İnsanlar burayı televizyonlardan, internetten görüp geliyor. Benim için burası cennet gibi. Avrupa&#039;dan da gelenler oluyor. Şu anda da yoğunluk var. İnsanlar genellikle buraya yüzmeye geliyor. Suyun olduğu noktada büyük kayalar var. Bazıları görünmüyor. Yüzenlerin buna dikkat etmesi lazım.&quot;  Kayseri&#039;den gelen Emre Kızıl da kentteki akrabalarıyla şelaleye geldiklerini dile getirerek, &quot;Burası çok güzel bir yer. Herkesin burayı görmesini isterim. Bölgedeki kanyonlar çok güzel. Burada her taraftan sular akıyor. Mükemmel bir görüntüsü var. Biz de serinlemeye geldik, ailece piknik yaptık.&quot; dedi.  Ailesiyle kanyona gelen Aynur Koçkaya da &quot;Burası saklı bir cennet. Bugün de çok kalabalık. Yüzmek için güzel bir yer. İnsanlar burada yüzerek ve piknik yaparak güzel zaman geçirebilir. Kafa dinlemek için ideal. Serinlemek isteyenler buraya gelebilir. Buranın çok güzel bir doğası var. Bazı noktalarda metrelerce yüksekten sular süzülüyor. Herkesi buraya bekleriz. Burada bu yıl bazı düzenlemeler yapıldı. Desteklerinden dolayı Sayın Valimize, emeği geçenlere teşekkür ederiz.&quot; ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u4KyZDQgs0-28joBFOrTFw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Sineber, Kanyonu, serinlemek, isteyenlerin, adresi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u4KyZDQgs0-28joBFOrTFw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Sineber Kanyonu serinlemek isteyenlerin adresi"><p>Hakkari'de doğal güzelliği ve birçok noktada akan şelaleleriyle öne çıkan Sineber Kanyonu, kavurucu yaz sıcağından kaçmak isteyenlerin en çok tercih ettiği yerlerden biri oldu.</p>Kent merkezine 50 kilometre mesafedeki Kaval köyü sınırlarında bulunan kanyona, sarp arazideki toprak yoldan araçlarla ulaşılıyor. Çevresinde yüksek rakımlı dağların bulunduğu kanyon, yeşilliklerle kaplı kayaların arasından akan akarsuları ve metrelerce yükseklikten dökülen şelaleleriyle ziyaretçilerine seyrine doyum olmayan manzaralar sunuyor.  Barındırdığı güzelliklerle yöre halkı tarafından "saklı cennet" olarak tanımlanan kanyona gelenler, çevresine serinlik veren alanda doğayla iç içe zaman geçiriyor, suda yüzerek serinliyor. Son zamanlarda yürütülen tanıtım çalışmalarıyla yerli ve yabancı turistlerin rotasına da giren kanyon, kentte doğa turizminin gelişmesine de katkı sunuyor.  Bölgede bulunan Cevizdibi Köyü Muhtarı İzzet Kaya, AA muhabirine, vatandaşların genellikle ailece kanyona gelip zaman geçirdiğini söyledi. Alana ulaşmak için İl Özel İdaresi tarafından yol çalışması ve bazı düzenlemelerin yapıldığını aktaran Kaya, şöyle konuştu:  "Şelale çok beğeniliyor. Burası için ihtiyaç olan bazı eksiklikler var. Yollar bazı noktalarda kötü. Onların yapılmasını istiyoruz. İnsanlar gelip burada saatlerce zaman geçiriyor. Ankara'dan, Trabzon'dan misafirlerim var. İnsanlar burayı televizyonlardan, internetten görüp geliyor. Benim için burası cennet gibi. Avrupa'dan da gelenler oluyor. Şu anda da yoğunluk var. İnsanlar genellikle buraya yüzmeye geliyor. Suyun olduğu noktada büyük kayalar var. Bazıları görünmüyor. Yüzenlerin buna dikkat etmesi lazım."  Kayseri'den gelen Emre Kızıl da kentteki akrabalarıyla şelaleye geldiklerini dile getirerek, "Burası çok güzel bir yer. Herkesin burayı görmesini isterim. Bölgedeki kanyonlar çok güzel. Burada her taraftan sular akıyor. Mükemmel bir görüntüsü var. Biz de serinlemeye geldik, ailece piknik yaptık." dedi.  Ailesiyle kanyona gelen Aynur Koçkaya da "Burası saklı bir cennet. Bugün de çok kalabalık. Yüzmek için güzel bir yer. İnsanlar burada yüzerek ve piknik yaparak güzel zaman geçirebilir. Kafa dinlemek için ideal. Serinlemek isteyenler buraya gelebilir. Buranın çok güzel bir doğası var. Bazı noktalarda metrelerce yüksekten sular süzülüyor. Herkesi buraya bekleriz. Burada bu yıl bazı düzenlemeler yapıldı. Desteklerinden dolayı Sayın Valimize, emeği geçenlere teşekkür ederiz." ifadelerini kullandı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Faraşin Yaylası&amp;apos;ndaki tektonik göller turizme kazandırılmayı bekliyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/farasin-yaylasindaki-tektonik-goeller-turizme-kazandirilmayi-bekliyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/farasin-yaylasindaki-tektonik-goeller-turizme-kazandirilmayi-bekliyor</guid>
<description><![CDATA[ Şırnak&#039;ın Beytüşşebap ilçesindeki 2 bin 625 rakımlı Faraşin Yaylası&#039;ndaki tektonik göller ziyaretçilerini cezbediyor.Hayvancılığın yoğun olarak yapıldığı Şırnak, Hakkari ve Van üçgenindeki 2 bin 625 rakımlı Faraşin Yaylası, doğal oluşumlarla da dikkat çekiyor. Yayladaki tektonik Faraşin ve Karadağ gölleri de doğanın eşsiz güzelliklerini barındırıyor. Şırnak Üniversitesi Turizm ve Otel İşletmeciliği Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Sedat Çelik, AA muhabirine, kentin bölgedeki huzur ve güven ortamıyla artık doğal güzellikleriyle anılmaya başladığını söyledi.  Kentin insanların hafta sonu günübirlik seyahat etmek veya kamp kurmak için talep gördüğünü belirten Çelik, Şırnak&#039;ta geçmiş yıllara oranla turist artışı yaşandığını belirtti. Geçen yıl 2 adet beş yıldızlı otelden alınan verilere göre, yaklaşık 10 bin kişinin kentte konakladığını kaydeden Çelik, şöyle dedi:  &quot;Kovid-19 salgınından sonra insanların doğaya, yeşilliğe, organik yaşama yönelik talepleri arttı. Bu anlamda Şırnak ve çevresi özellikle doğa güzellikleriyle ön plana çıkıyor. Şırnak&#039;ın bir avantajı da 4 mevsim turizm faaliyetleri yürütülebiliyor olmasıdır. Mart ayından mayıs ayına kadar kültürel ve tarihi yapıların olduğu İdil, Cizre ve Silopi ilçeleri, yaz aylarında da iklimin daha serin olduğu yaylaların olduğu Uludere ve Beytüşşebap ilçeleri tercih edilebilmektedir.&quot;  Faraşin Yaylası&#039;nın da şu anda doğaseverlerin gözde mekanı haline geldiğini kaydeden Çelik, yaylanın serin havası ve manzarasıyla talep gördüğü ve insanların gitmek istediği bir bölge olduğunu dile getirdi. Çelik, &quot;Faraşin ve Karadağ tektonik buzul göller. İnsanların sıcaklarda ziyaret edebileceği bir yer. Kar kütleleri de mevcut. Bu da insanları cezbediyor.&quot; ifadelerini kullandı.  Vatandaşlardan Erkan Aslan da son yıllardaki huzur ortamı ile hayvanlarını otlattıklarını, aynı zamanda daha önce görmedikleri yerleri keyfeştiklerini söyledi. Hayvancılıkla uğraştıklarına aktaran Aslan, şöyle dedi:  &quot;Hayvanlarımızı otlatırken 2 gölü gördük. Yürüyerek gidebilen bir yer. Göllere ulaşım için yol yapılmasını ve buraların turizme açılmasını istiyoruz. Diyarbakır, Van ve Şırnak merkezden gelenler var. Burada piknik yapıyorlar, bu doğal güzellikleri görüyorlar. Burası serin havasıyla ilgi görüyor.&quot;  Vatandaşlardan İsmet Cesur ise bölgedeki doğal güzelliklerin daha fazla insanın görmesini ve bölgenin turizme kazandırılmasını istediklerini kaydetti. ​​​​​​​ ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/o4z7gPmUZkulQniCCAzu5A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Faraşin, Yaylasındaki, tektonik, göller, turizme, kazandırılmayı, bekliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/o4z7gPmUZkulQniCCAzu5A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Faraşin Yaylası'ndaki tektonik göller turizme kazandırılmayı bekliyor"><p>Şırnak'ın Beytüşşebap ilçesindeki 2 bin 625 rakımlı Faraşin Yaylası'ndaki tektonik göller ziyaretçilerini cezbediyor.</p>Hayvancılığın yoğun olarak yapıldığı Şırnak, Hakkari ve Van üçgenindeki 2 bin 625 rakımlı <strong>Faraşin Yaylası,</strong> doğal oluşumlarla da dikkat çekiyor. Yayladaki tektonik Faraşin ve Karadağ gölleri de doğanın eşsiz güzelliklerini barındırıyor. Şırnak Üniversitesi Turizm ve Otel İşletmeciliği Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Sedat Çelik, AA muhabirine, kentin bölgedeki huzur ve güven ortamıyla artık doğal güzellikleriyle anılmaya başladığını söyledi.  Kentin insanların hafta sonu günübirlik seyahat etmek veya kamp kurmak için talep gördüğünü belirten Çelik, Şırnak'ta geçmiş yıllara oranla turist artışı yaşandığını belirtti. Geçen yıl 2 adet beş yıldızlı otelden alınan verilere göre, yaklaşık 10 bin kişinin kentte konakladığını kaydeden Çelik, şöyle dedi:  "Kovid-19 salgınından sonra insanların doğaya, yeşilliğe, organik yaşama yönelik talepleri arttı. Bu anlamda Şırnak ve çevresi özellikle doğa güzellikleriyle ön plana çıkıyor. Şırnak'ın bir avantajı da 4 mevsim turizm faaliyetleri yürütülebiliyor olmasıdır. Mart ayından mayıs ayına kadar kültürel ve tarihi yapıların olduğu İdil, Cizre ve Silopi ilçeleri, yaz aylarında da iklimin daha serin olduğu yaylaların olduğu Uludere ve Beytüşşebap ilçeleri tercih edilebilmektedir."  Faraşin Yaylası'nın da şu anda doğaseverlerin gözde mekanı haline geldiğini kaydeden Çelik, yaylanın serin havası ve manzarasıyla talep gördüğü ve insanların gitmek istediği bir bölge olduğunu dile getirdi. Çelik, "Faraşin ve Karadağ tektonik buzul göller. İnsanların sıcaklarda ziyaret edebileceği bir yer. Kar kütleleri de mevcut. Bu da insanları cezbediyor." ifadelerini kullandı.  Vatandaşlardan Erkan Aslan da son yıllardaki huzur ortamı ile hayvanlarını otlattıklarını, aynı zamanda daha önce görmedikleri yerleri keyfeştiklerini söyledi. Hayvancılıkla uğraştıklarına aktaran Aslan, şöyle dedi:  "Hayvanlarımızı otlatırken 2 gölü gördük. Yürüyerek gidebilen bir yer. Göllere ulaşım için yol yapılmasını ve buraların turizme açılmasını istiyoruz. Diyarbakır, Van ve Şırnak merkezden gelenler var. Burada piknik yapıyorlar, bu doğal güzellikleri görüyorlar. Burası serin havasıyla ilgi görüyor."  Vatandaşlardan İsmet Cesur ise bölgedeki doğal güzelliklerin daha fazla insanın görmesini ve bölgenin turizme kazandırılmasını istediklerini kaydetti. ​​​​​​​]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Limni Gölü Tabiat Parkı&amp;apos;nı yaklaşık 100 bin kişi ziyaret etti</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/limni-goelu-tabiat-parkini-yaklasik-100-bin-kisi-ziyaret-etti</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/limni-goelu-tabiat-parkini-yaklasik-100-bin-kisi-ziyaret-etti</guid>
<description><![CDATA[ Gümüşhane&#039;nin Torul ilçesindeki turizm merkezlerinden Limni Gölü Tabiat Parkı, yerli ve yabancı turistleri ağırlamaya devam ediyor.Kent merkezine 45 kilometre uzaklıkta, Zigana Dağı eteklerinde yer alan Limni Gölü Tabiat Parkı adını aldığı krater gölü, çevresindeki sarıçam, ladin ve köknar ormanlarıyla ziyaretçilerini kendisine hayran bırakıyor. Doğa tutkunlarının hoşça vakit geçirebildiği Limni Gölü, nisandan beri yaklaşık 100 bin ziyaretçiyi ağırladı.  Limni Gölü Tabiat Parkı&#039;ndaki tesisin işletmecisi Mustafa Eroğlu, AA muhabirine, tesisin kış mevsimine kadar açık olacağını belirterek, bu sezon 100 bin yerli ve yabancı turisti ağırladıklarını söyledi. Eroğlu, Limni Gölü&#039;nün, Zigana Dağı eteklerindeki doğal bir tabiat gölü olduğunu belirterek, &quot;Gölün etrafı sarıçam ağaçlarıyla kaplı. Piknik alanları bulunan, kameriyeleri, restoran ve konaklamak için bungalov evleri olan bir tesisimiz mevcut.&quot; dedi.  Ziyaretçilerden Ünal Midi ise Limni Gölü&#039;ne daha önce de geldiğini anlatarak, tabiat parkının birçok kez görülmeye değer bir yer olduğunu ifade etti.  Limni Gölü&#039;nün doğa ile iç içe olduğunu dile getiren Midi, &quot;Yabancı turistlerin de dikkatini çeken bir bölge. Temizliği, tabiatı, doğası ve tesis çalışanlarının ilgisi çok iyi.&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WVBe8WjHY0OlEByZO4XJHQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Limni, Gölü, Tabiat, Parkını, yaklaşık, 100, bin, kişi, ziyaret, etti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WVBe8WjHY0OlEByZO4XJHQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Limni Gölü Tabiat Parkı'nı yaklaşık 100 bin kişi ziyaret etti"><p>Gümüşhane'nin Torul ilçesindeki turizm merkezlerinden Limni Gölü Tabiat Parkı, yerli ve yabancı turistleri ağırlamaya devam ediyor.</p>Kent merkezine 45 kilometre uzaklıkta, Zigana Dağı eteklerinde yer alan Limni Gölü Tabiat Parkı adını aldığı krater gölü, çevresindeki sarıçam, ladin ve köknar ormanlarıyla ziyaretçilerini kendisine hayran bırakıyor. Doğa tutkunlarının hoşça vakit geçirebildiği Limni Gölü, nisandan beri yaklaşık 100 bin ziyaretçiyi ağırladı.  Limni Gölü Tabiat Parkı'ndaki tesisin işletmecisi Mustafa Eroğlu, AA muhabirine, tesisin kış mevsimine kadar açık olacağını belirterek, bu sezon 100 bin yerli ve yabancı turisti ağırladıklarını söyledi. Eroğlu, Limni Gölü'nün, Zigana Dağı eteklerindeki doğal bir tabiat gölü olduğunu belirterek, "Gölün etrafı sarıçam ağaçlarıyla kaplı. Piknik alanları bulunan, kameriyeleri, restoran ve konaklamak için bungalov evleri olan bir tesisimiz mevcut." dedi.  Ziyaretçilerden Ünal Midi ise Limni Gölü'ne daha önce de geldiğini anlatarak, tabiat parkının birçok kez görülmeye değer bir yer olduğunu ifade etti.  Limni Gölü'nün doğa ile iç içe olduğunu dile getiren Midi, "Yabancı turistlerin de dikkatini çeken bir bölge. Temizliği, tabiatı, doğası ve tesis çalışanlarının ilgisi çok iyi." diye konuştu.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çatalhöyük, 11 ayda 102 bini aşkın ziyaretçiyi ağırladı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/catalhoeyuk-11-ayda-102-bini-askin-ziyaretciyi-agirladi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/catalhoeyuk-11-ayda-102-bini-askin-ziyaretciyi-agirladi</guid>
<description><![CDATA[ Konya&#039;nın Çumra ilçesinde, 9 bin yıl öncesinden ışık tutan Çatalhöyük&#039;teki tanıtım ve karşılama merkezini, 11 ayda 102 bin 500 kişi ziyaret etti.Neolitik dönemde, yaklaşık 8 bin kişinin bir arada yaşadığı, dünyada kentleşmenin olduğu ilk yerlerden Çatalhöyük&#039;e, Konya Büyükşehir Belediyesince geçen yıl yapılan merkez, yerli ve yabancı ziyaretçilerden ilgi görüyor.  Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Çatalhöyük Tanıtım ve Karşılama Merkezi&#039;nde gazetecilere yaptığı açıklamada, merkezin, arkeolojik kazı çalışmalarının devam ettiği neolitik kentin, tanıtımına ve anlaşılmasına büyük katkı sağladığını söyledi. Çatalhöyük&#039;ün UNESCO Dünya Mirası listesinde bulunduğunu anımsatan Altay, kentin, kapısız evleri, duvar çizimleri, kadın ve erkek heykelcikleri, yırtıcı hayvan kemik ve pençeleri, çoklu mezarları ve tarımın izleriyle keşfedilmeye devam edildiğini dile getirdi.  Bu değeri tanıtma misyonunu en güzel şekilde sağlamaya özen gösterdiklerine dikkati çeken Altay, &quot;Türkiye&#039;nin en büyük ahşap kamu binası olma özelliğini taşıyan Çatalhöyük Tanıtım ve Karşılama Merkezimiz, açıldığı tarihten bu yana, 11 ayda 102 bin 500 ziyaretçi sayısına ulaşmış durumda. Bu sayı tesisin amacına ulaştığının ve şehrimizin ulusal ve uluslararası alanda tanıtımına önemli bir katkı sunduğunun göstergesidir.&quot; ifadesini kullandı.  Merkezin, dünyanın ilk yerleşik hayatının yaşandığı yer olarak kabul edilen Çatalhöyük&#039;ün hikayesini anlatmaya devam edeceğini vurgulayan Altay, şöyle konuştu:  &quot;Dünyanın en önemli miraslarından olan Çatalhöyük&#039;ün, daha fazla gündem olmasını sağlayan merkezimize ilginin her sene artarak devam edeceğine inanıyorum. Amacımız, tarihi ve kültürel değerleriyle ülkemizin göz bebeği konumundaki şehrimizi tüm dünyaya en güzel şekilde tanıtmak. Merkezimiz, bundan sonra da Çatalhöyük&#039;ün tanıtımına katkı sağlamaya ve Konya&#039;mızın uluslararası turizm haritasındaki yerini güçlendirmeye devam edecek.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sRn0W2unNUergsbRl-_4iA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Çatalhöyük, ayda, 102, bini, aşkın, ziyaretçiyi, ağırladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sRn0W2unNUergsbRl-_4iA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Çatalhöyük, 11 ayda 102 bini aşkın ziyaretçiyi ağırladı"><p>Konya'nın Çumra ilçesinde, 9 bin yıl öncesinden ışık tutan Çatalhöyük'teki tanıtım ve karşılama merkezini, 11 ayda 102 bin 500 kişi ziyaret etti.</p>Neolitik dönemde, yaklaşık 8 bin kişinin bir arada yaşadığı, dünyada kentleşmenin olduğu ilk yerlerden Çatalhöyük'e, Konya Büyükşehir Belediyesince geçen yıl yapılan merkez, yerli ve yabancı ziyaretçilerden ilgi görüyor.  Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Çatalhöyük Tanıtım ve Karşılama Merkezi'nde gazetecilere yaptığı açıklamada, merkezin, arkeolojik kazı çalışmalarının devam ettiği neolitik kentin, tanıtımına ve anlaşılmasına büyük katkı sağladığını söyledi. Çatalhöyük'ün UNESCO Dünya Mirası listesinde bulunduğunu anımsatan Altay, kentin, kapısız evleri, duvar çizimleri, kadın ve erkek heykelcikleri, yırtıcı hayvan kemik ve pençeleri, çoklu mezarları ve tarımın izleriyle keşfedilmeye devam edildiğini dile getirdi.  Bu değeri tanıtma misyonunu en güzel şekilde sağlamaya özen gösterdiklerine dikkati çeken Altay, "Türkiye'nin en büyük ahşap kamu binası olma özelliğini taşıyan Çatalhöyük Tanıtım ve Karşılama Merkezimiz, açıldığı tarihten bu yana, 11 ayda 102 bin 500 ziyaretçi sayısına ulaşmış durumda. Bu sayı tesisin amacına ulaştığının ve şehrimizin ulusal ve uluslararası alanda tanıtımına önemli bir katkı sunduğunun göstergesidir." ifadesini kullandı.  Merkezin, dünyanın ilk yerleşik hayatının yaşandığı yer olarak kabul edilen Çatalhöyük'ün hikayesini anlatmaya devam edeceğini vurgulayan Altay, şöyle konuştu:  "Dünyanın en önemli miraslarından olan Çatalhöyük'ün, daha fazla gündem olmasını sağlayan merkezimize ilginin her sene artarak devam edeceğine inanıyorum. Amacımız, tarihi ve kültürel değerleriyle ülkemizin göz bebeği konumundaki şehrimizi tüm dünyaya en güzel şekilde tanıtmak. Merkezimiz, bundan sonra da Çatalhöyük'ün tanıtımına katkı sağlamaya ve Konya'mızın uluslararası turizm haritasındaki yerini güçlendirmeye devam edecek."]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sabiha Gökçen Havalimanı&amp;apos;nda hava ulaşımına sağanak engeli</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/sabiha-goekcen-havalimaninda-hava-ulasimina-saganak-engeli</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/sabiha-goekcen-havalimaninda-hava-ulasimina-saganak-engeli</guid>
<description><![CDATA[ İstanbul&#039;un bazı bölgelerinde aralıklarla etkili olan sağanak nedeniyle Sabiha Gökçen Havalimanı&#039;na inmek isteyen 2 uçak pisti pas geçerken bazı uçaklar havada bir süre tur atmak zorunda kaldı.Sabiha Gökçen Havalimanı çevresinde etkili olan şiddetli yağmur ve elektrik yüklü Cumulonimbus bulutları dolayısıyla uçuşlarda kısa süreli gecikmeler yaşandı.  Havalimanına iniş için alçalan uçaklardan ikisi yağış yüzünden pisti pas geçmek zorunda kaldı. Bazı uçaklar ise havada kısa bir süre tur attı.  Yağışın etkisini yitirmesinin ardından havalimanındaki hava trafiği normale döndü.  Havalimanından kalkış yapan uçaklarda ise herhangi bir sorun yaşanmadı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/p6gISdJU8UOlw2Gcm5kgyw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Sabiha, Gökçen, Havalimanında, hava, ulaşımına, sağanak, engeli</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/p6gISdJU8UOlw2Gcm5kgyw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Sabiha Gökçen Havalimanı'nda hava ulaşımına sağanak engeli"><p>İstanbul'un bazı bölgelerinde aralıklarla etkili olan sağanak nedeniyle Sabiha Gökçen Havalimanı'na inmek isteyen 2 uçak pisti pas geçerken bazı uçaklar havada bir süre tur atmak zorunda kaldı.</p>Sabiha Gökçen Havalimanı çevresinde etkili olan şiddetli yağmur ve elektrik yüklü Cumulonimbus bulutları dolayısıyla uçuşlarda kısa süreli gecikmeler yaşandı.  Havalimanına iniş için alçalan uçaklardan ikisi yağış yüzünden pisti pas geçmek zorunda kaldı. Bazı uçaklar ise havada kısa bir süre tur attı.  Yağışın etkisini yitirmesinin ardından havalimanındaki hava trafiği normale döndü.  Havalimanından kalkış yapan uçaklarda ise herhangi bir sorun yaşanmadı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>&amp;quot;Sakin şehir&amp;quot; Perşembe, 8 ayda yaklaşık 700 bin ziyaretçiyi ağırladı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/sakin-sehir-persembe-8-ayda-yaklasik-700-bin-ziyaretciyi-agirladi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/sakin-sehir-persembe-8-ayda-yaklasik-700-bin-ziyaretciyi-agirladi</guid>
<description><![CDATA[ Ordu&#039;nun &quot;sakin şehir&quot; ünvanlı Perşembe ilçesini yılın 8 ayında yaklaşık 700 bin yerli ve yabancı turist ziyaret etti.Perşembe Belediye Başkanı Cihat Albayrak, gazetecilere, ilçeye gelen ziyaretçi sayısının her geçen yıl arttığını söyledi.  Denizi ve doğasıyla Perşembe&#039;nin ilgi çektiğini belirten Albayrak, turistlerin ilçede en çok tepeli karabatak kuşlarının nadiren yuva yaptığı ve gümüş renkli martıların yaşam alanı haline gelen Hoynat Adası ile Yason Burnu&#039;nu görmek istediğini aktardı.  Albayrak, özellikle Ramazan ve Kurban Bayramları tatilleri ile 3 aylık yaz döneminde ziyaretçilerin daha çok olduğuna dikkati çekerek, kendileri ve esnafın ilgiden memnun kaldığını dile getirdi.  Son dönemde ilçede karavan turizminin de yaygınlaştığına işaret eden Albayrak, &quot;Elde ettiğimiz verilere göre bu yılın 8 ayında &#039;sakin şehir&#039; ünvanlı ilçemize yaklaşık 700 bin ziyaretçi geldi. Yıl sonu itibarıyla bu rakamın 1 milyona çıkmasını bekliyoruz.&quot; dedi.  Albayrak, yaklaşık 37 bin nüfuslu Perşembe&#039;nin bu denli ziyaretçi almasının yapılan yatırımlara bağlı olduğunu kaydederek, Büyükşehir Belediyesinin Hoynat Adası çevre düzenlemesi ile Yason Burnu&#039;ndaki iyileştirme çalışmalarının buralara ilgiyi artırdığını ifade etti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IPvPEaf3VEif2i8sifiJbA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Sakin, şehir, Perşembe, ayda, yaklaşık, 700, bin, ziyaretçiyi, ağırladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IPvPEaf3VEif2i8sifiJbA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="" sakin per ayda yakla bin ziyaret a><p>Ordu'nun "sakin şehir" ünvanlı Perşembe ilçesini yılın 8 ayında yaklaşık 700 bin yerli ve yabancı turist ziyaret etti.</p>Perşembe Belediye Başkanı Cihat Albayrak, gazetecilere, ilçeye gelen ziyaretçi sayısının her geçen yıl arttığını söyledi.  Denizi ve doğasıyla Perşembe'nin ilgi çektiğini belirten Albayrak, turistlerin ilçede en çok tepeli karabatak kuşlarının nadiren yuva yaptığı ve gümüş renkli martıların yaşam alanı haline gelen Hoynat Adası ile Yason Burnu'nu görmek istediğini aktardı.  Albayrak, özellikle Ramazan ve Kurban Bayramları tatilleri ile 3 aylık yaz döneminde ziyaretçilerin daha çok olduğuna dikkati çekerek, kendileri ve esnafın ilgiden memnun kaldığını dile getirdi.  Son dönemde ilçede karavan turizminin de yaygınlaştığına işaret eden Albayrak, "Elde ettiğimiz verilere göre bu yılın 8 ayında 'sakin şehir' ünvanlı ilçemize yaklaşık 700 bin ziyaretçi geldi. Yıl sonu itibarıyla bu rakamın 1 milyona çıkmasını bekliyoruz." dedi.  Albayrak, yaklaşık 37 bin nüfuslu Perşembe'nin bu denli ziyaretçi almasının yapılan yatırımlara bağlı olduğunu kaydederek, Büyükşehir Belediyesinin Hoynat Adası çevre düzenlemesi ile Yason Burnu'ndaki iyileştirme çalışmalarının buralara ilgiyi artırdığını ifade etti.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Fatih Sultan Mehmet&amp;apos;in yaptırdığı saray rıhtımı gün yüzüne çıkarılacak</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/fatih-sultan-mehmetin-yaptirdigi-saray-rihtimi-gun-yuzune-cikarilacak</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/fatih-sultan-mehmetin-yaptirdigi-saray-rihtimi-gun-yuzune-cikarilacak</guid>
<description><![CDATA[ Osmanlı padişahı Fatih Sultan Mehmet&#039;in 1452 yılında Tunca Nehri&#039;ne yaptırdığı Edirne Sarayı rıhtımı gün yüzüne çıkarılacak.Cumhurbaşkanlığı Milli Saraylar Başkanlığınca Edirne Yeni Sarayı&#039;nın ihya çalışmaları sürüyor. Bu kapsamda sarayın rıhtımının yer aldığı Tunca Nehri&#039;nde de çalışma başlatıldı. Milli Saraylar Başkanlığı koordinesinde Devlet Su İşleri 11. Bölge Müdürlüğü ekipleri, Sarayiçi Adası&#039;nda iki kola ayrılan nehrin Fatih Köprüsü kolunu hafriyat dökerek kapattı.  İlk etapta burada saray rıhtımı ve nehrin yatağına döşeli mermer alanların ortaya çıkarılması hedefleniyor.SARAY RIHTIMI  Fatih Sultan Mehmet döneminde 1452&#039;de Edirne Sarayı&#039;nın yanından geçen Tunca Nehri üzerine Fatih Köprüsü&#039;nün yaptırılmasının ardından, nehir yatağının bir bölümüne mermer döşenerek Saraçhane Köprüsü&#039;ne kadar rıhtım inşa edildi.  1484-1488 yılları arasında II. Bayezid Camisi ve Külliyesi&#039;nin yapılmasından sonra II. Bayezid tarafından Tunca Nehri tanzim edilerek saraydan camiye kayıkla gidilecek bir yol oluşturuldu.  Edirne Sarayı&#039;ndan cuma namazı için Tunca Nehri üzerinden Evliya Kasım Paşa Camii ve Bayezid Camii&#039;ne kayıklarla gidildi.  Sultan I. Ahmet, 1613 yılında kışı Edirne&#039;de geçirirken İstanbul&#039;dan kayık getirerek bu rıhtımı ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UhDtzyyeaE63EJ3GcNVcCw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Fatih, Sultan, Mehmetin, yaptırdığı, saray, rıhtımı, gün, yüzüne, çıkarılacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UhDtzyyeaE63EJ3GcNVcCw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Fatih Sultan Mehmet'in yaptırdığı saray rıhtımı gün yüzüne çıkarılacak"><p>Osmanlı padişahı Fatih Sultan Mehmet'in 1452 yılında Tunca Nehri'ne yaptırdığı Edirne Sarayı rıhtımı gün yüzüne çıkarılacak.</p>Cumhurbaşkanlığı Milli Saraylar Başkanlığınca Edirne Yeni Sarayı'nın ihya çalışmaları sürüyor. Bu kapsamda sarayın rıhtımının yer aldığı Tunca Nehri'nde de çalışma başlatıldı. Milli Saraylar Başkanlığı koordinesinde Devlet Su İşleri 11. Bölge Müdürlüğü ekipleri, Sarayiçi Adası'nda iki kola ayrılan nehrin Fatih Köprüsü kolunu hafriyat dökerek kapattı.  İlk etapta burada saray rıhtımı ve nehrin yatağına döşeli mermer alanların ortaya çıkarılması hedefleniyor.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8u1La0s67kW__PDkFVpGgw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><strong>SARAY RIHTIMI</strong>  Fatih Sultan Mehmet döneminde 1452'de Edirne Sarayı'nın yanından geçen Tunca Nehri üzerine Fatih Köprüsü'nün yaptırılmasının ardından, nehir yatağının bir bölümüne mermer döşenerek Saraçhane Köprüsü'ne kadar rıhtım inşa edildi.  1484-1488 yılları arasında II. Bayezid Camisi ve Külliyesi'nin yapılmasından sonra II. Bayezid tarafından Tunca Nehri tanzim edilerek saraydan camiye kayıkla gidilecek bir yol oluşturuldu.  Edirne Sarayı'ndan cuma namazı için Tunca Nehri üzerinden Evliya Kasım Paşa Camii ve Bayezid Camii'ne kayıklarla gidildi.  Sultan I. Ahmet, 1613 yılında kışı Edirne'de geçirirken İstanbul'dan kayık getirerek bu rıhtımı]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dolangez ve Çobandede tabyaları bir asrı aşkındır ayakta duruyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/dolangez-ve-cobandede-tabyalari-bir-asri-askindir-ayakta-duruyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/dolangez-ve-cobandede-tabyalari-bir-asri-askindir-ayakta-duruyor</guid>
<description><![CDATA[ Erzurum&#039;da, 2. Abdülhamit döneminde Şahap Paşa tarafından hazırlanan projeye göre 1884-1896 yıllarında yapılan Dolangez ve Çobandede tabyaları, bir asrı aşkındır ayakta duruyor.Dolangez Tabyası, Erzurum&#039;un 18 kilometre doğusunda Hamamderesi&#039;nin doğu ağzında güneydeki sırtlar üzerinde konumlanıyor. Büyük Tuy ve Küçük Tuy mahallelerinin batısındaki 2 bin 39 metre rakımlı tepede yer alan, Pasinler Ovası ve doğudan gelebilecek muhtemel saldırılara karşı yapılan tabyada, koğuş, topçu ve pusu odaları bulunuyor.  Çobandede Tabyası ise Erzurum ve Pasinler ovalarını birbirinden ayıran, güneyden kuzeye uzanan 2 bin 453 rakımlı tepede yer alıyor. Birinci Dünya Savaşı sırasında kullanılan tabyada, karargah binası, koğuş ve topçu odaları bulunuyor.  Vali Mustafa Çiftçi, tarihte şehrin savunmasında büyük önem arz eden ecdat yadigarı tabyalarda incelemelerini sürdürüyor. Tabya incelemelerinin üçüncü etabını gerçekleştiren Çiftçi, Dolangez ve Çobandede tabyalarını ziyaret etti. Vali Çiftçi, incelemelerinde, tabyaların geçmişteki önemi ve mevcut durumu hakkında yetkililerden bilgi aldı.  Ziyarette, Vali Yardımcısı Ahmet Özdemir, Pasinler Kaymakamı Yunus Emre Temel, İl Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Yer, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Ali Laloğlu, İl Sosyal Etüt ve Projeler Müdür Vekili İlhami Atasever, Atatürk Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Neslihan Demircan ve tarihçi-yazar Abdurrahman Zeynal da yer aldı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0glZ0DrXNkSL1lK91lynUQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Dolangez, Çobandede, tabyaları, bir, asrı, aşkındır, ayakta, duruyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0glZ0DrXNkSL1lK91lynUQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Dolangez ve Çobandede tabyaları bir asrı aşkındır ayakta duruyor"><p>Erzurum'da, 2. Abdülhamit döneminde Şahap Paşa tarafından hazırlanan projeye göre 1884-1896 yıllarında yapılan Dolangez ve Çobandede tabyaları, bir asrı aşkındır ayakta duruyor.</p>Dolangez Tabyası, Erzurum'un 18 kilometre doğusunda Hamamderesi'nin doğu ağzında güneydeki sırtlar üzerinde konumlanıyor. Büyük Tuy ve Küçük Tuy mahallelerinin batısındaki 2 bin 39 metre rakımlı tepede yer alan, Pasinler Ovası ve doğudan gelebilecek muhtemel saldırılara karşı yapılan tabyada, koğuş, topçu ve pusu odaları bulunuyor.  Çobandede Tabyası ise Erzurum ve Pasinler ovalarını birbirinden ayıran, güneyden kuzeye uzanan 2 bin 453 rakımlı tepede yer alıyor. Birinci Dünya Savaşı sırasında kullanılan tabyada, karargah binası, koğuş ve topçu odaları bulunuyor.  Vali Mustafa Çiftçi, tarihte şehrin savunmasında büyük önem arz eden ecdat yadigarı tabyalarda incelemelerini sürdürüyor. Tabya incelemelerinin üçüncü etabını gerçekleştiren Çiftçi, Dolangez ve Çobandede tabyalarını ziyaret etti. Vali Çiftçi, incelemelerinde, tabyaların geçmişteki önemi ve mevcut durumu hakkında yetkililerden bilgi aldı.  Ziyarette, Vali Yardımcısı Ahmet Özdemir, Pasinler Kaymakamı Yunus Emre Temel, İl Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Yer, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Ali Laloğlu, İl Sosyal Etüt ve Projeler Müdür Vekili İlhami Atasever, Atatürk Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Neslihan Demircan ve tarihçi-yazar Abdurrahman Zeynal da yer aldı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İngiliz seyahatseverlerden 9 Türkiye tavsiyesi:  &amp;quot;Hayatımızın en heyecan verici deneyimiydi&amp;quot;</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/ingiliz-seyahatseverlerden-9-turkiye-tavsiyesi-hayatimizin-en-heyecan-verici-deneyimiydi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/ingiliz-seyahatseverlerden-9-turkiye-tavsiyesi-hayatimizin-en-heyecan-verici-deneyimiydi</guid>
<description><![CDATA[ İngiliz merkezli The Guardian gazetesi, seyahatsever okuyucularının gönderdiği e-postalarla hazırlanan Türkiye haberini yayımladı.  


Aralarında Türk vatandaşlarının da yer aldığı okuyucuların yorumlarıyla 9 turistik bölge sırasıyla tanıtıldı. Okuyuculardan kimisi gittiği yerin ismini yeni doğan bebeğine verdi, kimisi ise &quot;hayatımızın en heyecan verici deneyimlerinden biriydi&quot; dedi.  İşte 9 Türkiye tavsiyesi.Isparta&#039;da yer alan Eğirdir Gölü, Türkiye&#039;nin dördüncü büyük gölü ve bölgenin en önemli su kaynaklarından biri. Göl, hem doğal güzellikleri hem de çevresindeki tarihi ve kültürel zenginlikleri ile biliniyor. Üç günlük seyahat  gerçekleştiren okuyucu David Crook nisan ayında yaptığı bu seyahatte huzurla dolduğunu belirtirken &quot;Eğer yapabiliyorsanız, daha uzun süre kalın&quot; tavsiyesinde bulundu.Dağlarla çevrili ve bir nehrin üzerinde konumlanmış olan Amasya, turistlerin uğrak noktalarından birisi. Kenny isimli seyahatsever şehzadeler şehri olarak da bilinen Amasya ile ilgili Osmanlı mimarisi örneklerine dikkat çekerken bölge halkını ve ortamın rahatlığını da övdü.Chris Dunham, &quot;Artık İstanbul&#039;a katlanamaz hale geldiğinizde bunun mükemmel bir çaresi var: Prens Adaları&#039;na günlük bir seyahat&quot; diye başladığı yazısında Büyükada&#039;daki eski ahşap evlere dikkat çekti. Motorlu taşıt yasağının önemine de işaret ederek dönüş yolculuğunun gün batımına denk getirilmesi durumunda unutulmaz İstanbul manzaralarının da görülebileceğini söyledi.Kentin merkezindeki tepede yer alan tarihi kalenin büyüleyici görünüşünün kentteki en çarpıcı unsur olduğunu savunan  Aydan isimli okur, Afyonkarahisar&#039;ın müzeleri ve camilerine de dikkat çekti.Sümela Manastırı&#039;nı ziyaret ettikten sonra gittiği Hamsiköy&#039;de yediği sütlacı unutmadığını söyleyen Adam,  &quot;Yalnızca 40 liraya hayatımın en iyi sütlacını yedim. Türk çayı ve güzel dağ manzarasıyla mükemmel bir kombinasyon oluşturuyor&quot; diye konuştu.Antalya merkezinden 90 dakikalık bir mesafe ile ulaşılan Çıralı hakkında &quot;Sakin, rahat ve doğayla çevrili Çıralı bir gevşeme, yeniden güç toplama ve keşif yeri&quot; ifadeleri yer aldı.Bisikletle gezmek için Kıran rotası ve Sakartepeyi  öneren okuyucular,  Turgutköy&#039;deki küçük plaja giden yoldaki inek, keçi, tavuk ve arılarla bölgedeki arkeolojik alanların da ziyaret edilmesi gerektiğini vurguladılar.Türkiye&#039;nin güney kıyısında Ölüdeniz yakınlarında bulunan efsanevi Xanthos, tarihi önemi ile seyahatseverlerin ilgisini çekti. David Innes-Wilkin isimli okuyucu &quot;Eğlenceli bir tarih turundan sonra, gördüğüm en uzun sarı kum plajda çocuklarımızla birlikte yüzmek bir keyifti&quot; diyor.Guardian okuyucusu, hamileyken nisanda bir hafta boyunca burayı dolaştıklarını ve aradan geçen süre zarfında doğan kızına da Likya adını verdiğini anlattı. Hayatımızdaki en keyifli deneyimlerinden birini bize Türkiye yaşattı ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nkpu4TRxj0iBBxp5BbpVRg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>İngiliz, seyahatseverlerden, Türkiye, tavsiyesi:, Hayatımızın, heyecan, verici, deneyimiydi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nkpu4TRxj0iBBxp5BbpVRg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="İngiliz seyahatseverlerden 9 Türkiye tavsiyesi:  " hayat en heyecan verici deneyimiydi><p>İngiliz merkezli The Guardian gazetesi, seyahatsever okuyucularının gönderdiği e-postalarla hazırlanan Türkiye haberini yayımladı.  


Aralarında Türk vatandaşlarının da yer aldığı okuyucuların yorumlarıyla 9 turistik bölge sırasıyla tanıtıldı. Okuyuculardan kimisi gittiği yerin ismini yeni doğan bebeğine verdi, kimisi ise "hayatımızın en heyecan verici deneyimlerinden biriydi" dedi.  İşte 9 Türkiye tavsiyesi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/k0NzA41g7kyYfCUEL5Wi7g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Isparta'da yer alan Eğirdir Gölü, Türkiye'nin dördüncü büyük gölü ve bölgenin en önemli su kaynaklarından biri. Göl, hem doğal güzellikleri hem de çevresindeki tarihi ve kültürel zenginlikleri ile biliniyor. Üç günlük seyahat  gerçekleştiren okuyucu David Crook nisan ayında yaptığı bu seyahatte huzurla dolduğunu belirtirken "Eğer yapabiliyorsanız, daha uzun süre kalın" tavsiyesinde bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kSfTsfdFfESCjJP9jVfjzQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dağlarla çevrili ve bir nehrin üzerinde konumlanmış olan Amasya, turistlerin uğrak noktalarından birisi. Kenny isimli seyahatsever şehzadeler şehri olarak da bilinen Amasya ile ilgili Osmanlı mimarisi örneklerine dikkat çekerken bölge halkını ve ortamın rahatlığını da övdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WKNbyraw0EWk8S5MKbEE5w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Chris Dunham, "Artık İstanbul'a katlanamaz hale geldiğinizde bunun mükemmel bir çaresi var: Prens Adaları'na günlük bir seyahat" diye başladığı yazısında Büyükada'daki eski ahşap evlere dikkat çekti. Motorlu taşıt yasağının önemine de işaret ederek dönüş yolculuğunun gün batımına denk getirilmesi durumunda unutulmaz İstanbul manzaralarının da görülebileceğini söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gtkVQmdOIUOUlzclTqj_eQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kentin merkezindeki tepede yer alan tarihi kalenin büyüleyici görünüşünün kentteki en çarpıcı unsur olduğunu savunan  Aydan isimli okur, Afyonkarahisar'ın müzeleri ve camilerine de dikkat çekti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vfqkS7bU_k6uk9RHW8qtQQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sümela Manastırı'nı ziyaret ettikten sonra gittiği Hamsiköy'de yediği sütlacı unutmadığını söyleyen Adam,  "Yalnızca 40 liraya hayatımın en iyi sütlacını yedim. Türk çayı ve güzel dağ manzarasıyla mükemmel bir kombinasyon oluşturuyor" diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gFyV_abMo0GneiJNw41WLA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Antalya merkezinden 90 dakikalık bir mesafe ile ulaşılan Çıralı hakkında "Sakin, rahat ve doğayla çevrili Çıralı bir gevşeme, yeniden güç toplama ve keşif yeri" ifadeleri yer aldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/f3siNkH-skqhB-RyXf1O2g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bisikletle gezmek için Kıran rotası ve Sakartepeyi  öneren okuyucular,  Turgutköy'deki küçük plaja giden yoldaki inek, keçi, tavuk ve arılarla bölgedeki arkeolojik alanların da ziyaret edilmesi gerektiğini vurguladılar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FjHjN7aB-kupTd8YT4AUwg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Türkiye'nin güney kıyısında Ölüdeniz yakınlarında bulunan efsanevi Xanthos, tarihi önemi ile seyahatseverlerin ilgisini çekti. David Innes-Wilkin isimli okuyucu "Eğlenceli bir tarih turundan sonra, gördüğüm en uzun sarı kum plajda çocuklarımızla birlikte yüzmek bir keyifti" diyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Y1ls82NO8kq3BueXDQX2Zw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Guardian okuyucusu, hamileyken nisanda bir hafta boyunca burayı dolaştıklarını ve aradan geçen süre zarfında doğan kızına da Likya adını verdiğini anlattı. Hayatımızdaki en keyifli deneyimlerinden birini bize Türkiye yaşattı ifadelerini kullandı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yalovalı dağcı, ekibiyle 5 bin metrelik Ayvaini Mağarası’nı belgeselleştirdi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/yalovali-dagci-ekibiyle-5-bin-metrelik-ayvaini-magarasini-belgesellestirdi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/yalovali-dagci-ekibiyle-5-bin-metrelik-ayvaini-magarasini-belgesellestirdi</guid>
<description><![CDATA[ Yalovalı dağcı Yusuf İşsever, ekibiyle birlikte Bursa’daki 5 bin metrelik Ayvaini Mağarası’ndaki keşiflerini belgesele dönüştürdü.Yalova Dağcılık Kulübü Başkanı İşsever, sporcular Şamil Karahan ve Gülçin Geceli’yle birlikte Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesindeki Ayvaini Mağarası&#039;nda 5 bin metrelik keşfi belgesele dönüştürdü. Belgeselde, tamamen karanlık olan mağarada derinliklere gidildikçe ekibin dış dünyayla iletişiminin tamamen kesilmesi, başlarındaki aydınlatma ile dar alanlarda ilerlemeleri kayıt altına alındı.  Mağara içindeki aktif akarsu ile 70’ten fazla gölet ile havuz, belgesel boyunca izlenen rotalardaki güzellikler arasında yer aldı. Yalova Dağcılık Kulübü Başkanı Yusuf İşsever ile beraberindeki ekip, doğal oluşumlar arasındaki ilerleyişlerinde su birikintileri ve sivri kaya alanlarıında zorluk çekti. Ayvaini Mağarası içinde hiç görüntülenmemiş olan bitkilerle yerleşik yarasa kolonileri de maceraseverlerin dikkati çeken keşiflerinden biri haline geldi.  Bu keşfin belgesele dönüştürülmesindeki hikayenin yönetmenliğini Ahsen Kaçulu yaptı. Bilal Ceylan&#039;ın genel koordinatörlüğü, Berkay Zengin&#039;in yardımcı yönetmenliği üstlendiği belgeselin görüntü yönetmenliğini Muhammed Taha Cuman üstlendi. Bahadır Tremblay da seslendirme sanatçısı olarak belgeseldeki ekip içerisinde yer aldı.  5 BİN METRELİK AYVAİNİ, TÜRKİYE’NİN EN UZUN DÖRDÜNCÜ MAĞARASI  Yusuf İşsever, mağaranın dikey olarak başladığını ve ardından 5 bin metrelik bir yatay geçişe sahip olduğunu kaydetti. 15 metrelik dikey iniş sonrası 15 derece ısıya sahip Ayvaini Mağarası’nın içinde ilerlediklerini söyleyen İşsever, devamlı akan soğuk bir suyun olduğunu dile getirdi. Mağaranın keşfi sırasında belgesel ekibinin kendilerine eşlik ettiğini kaydeden İşsever, şöyle konuştu:  “Mağaranın yapısında çok fazla güzel oluşum var. İçinde sarkıtlar, dikitler, perde oluşumlar, travertenler ve aynı zamanda bolca yarasa mevcut. Bununla birlikte küme şeklinde oluşan içinde enteresan bir şekilde oluşumları da çok fazla gözlemledik. İlgi çekici bir mağara. Türkiye’de yatay mağaralar sıralamasında dördüncü en uzun mağara olarak geçiyor. Her ne kadar kolay kategoride olan bir mağara olsa da doğa sporcuları için geçerli olan bir kavram. Doğa sporlarıyla uğraşmayan insanlar için maalesef bu mağaralar tehlikeli yerler oluyor.”  Yalova Dağcılık Kulübü Başkanı Yusuf İşsever, sözlerini şöyle sürdürdü:  &quot;En Derin Mağaralar&#039; belgeselinin ilk bölümünü Bursa’da çektik. Devam bölümleri de gelecek. Dünyada da eşine az rastlanır bir belgesel türü. Şu anda birkaç tane mağara belgeseli mevcut. Bunlardan bir tanesi de bizim belgeselimiz oldu.”  İşsever, yayınlanacak belgeselin, Yalova Film Festivali’nde de yer aldığını da belirtti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mkL6uGBbEk-zCYKhJ61o5g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Yalovalı, dağcı, ekibiyle, bin, metrelik, Ayvaini, Mağarası’nı, belgeselleştirdi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mkL6uGBbEk-zCYKhJ61o5g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Yalovalı dağcı, ekibiyle 5 bin metrelik Ayvaini Mağarası’nı belgeselleştirdi"><p>Yalovalı dağcı Yusuf İşsever, ekibiyle birlikte Bursa’daki 5 bin metrelik Ayvaini Mağarası’ndaki keşiflerini belgesele dönüştürdü.</p>Yalova Dağcılık Kulübü Başkanı İşsever, sporcular Şamil Karahan ve Gülçin Geceli’yle birlikte Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesindeki Ayvaini Mağarası'nda 5 bin metrelik keşfi belgesele dönüştürdü. Belgeselde, tamamen karanlık olan mağarada derinliklere gidildikçe ekibin dış dünyayla iletişiminin tamamen kesilmesi, başlarındaki aydınlatma ile dar alanlarda ilerlemeleri kayıt altına alındı.  Mağara içindeki aktif akarsu ile 70’ten fazla gölet ile havuz, belgesel boyunca izlenen rotalardaki güzellikler arasında yer aldı. Yalova Dağcılık Kulübü Başkanı Yusuf İşsever ile beraberindeki ekip, doğal oluşumlar arasındaki ilerleyişlerinde su birikintileri ve sivri kaya alanlarıında zorluk çekti. Ayvaini Mağarası içinde hiç görüntülenmemiş olan bitkilerle yerleşik yarasa kolonileri de maceraseverlerin dikkati çeken keşiflerinden biri haline geldi.  Bu keşfin belgesele dönüştürülmesindeki hikayenin yönetmenliğini Ahsen Kaçulu yaptı. Bilal Ceylan'ın genel koordinatörlüğü, Berkay Zengin'in yardımcı yönetmenliği üstlendiği belgeselin görüntü yönetmenliğini Muhammed Taha Cuman üstlendi. Bahadır Tremblay da seslendirme sanatçısı olarak belgeseldeki ekip içerisinde yer aldı.  <strong>5 BİN METRELİK AYVAİNİ, TÜRKİYE’NİN EN UZUN DÖRDÜNCÜ MAĞARASI</strong>  Yusuf İşsever, mağaranın dikey olarak başladığını ve ardından 5 bin metrelik bir yatay geçişe sahip olduğunu kaydetti. 15 metrelik dikey iniş sonrası 15 derece ısıya sahip Ayvaini Mağarası’nın içinde ilerlediklerini söyleyen İşsever, devamlı akan soğuk bir suyun olduğunu dile getirdi. Mağaranın keşfi sırasında belgesel ekibinin kendilerine eşlik ettiğini kaydeden İşsever, şöyle konuştu:  “Mağaranın yapısında çok fazla güzel oluşum var. İçinde sarkıtlar, dikitler, perde oluşumlar, travertenler ve aynı zamanda bolca yarasa mevcut. Bununla birlikte küme şeklinde oluşan içinde enteresan bir şekilde oluşumları da çok fazla gözlemledik. İlgi çekici bir mağara. Türkiye’de yatay mağaralar sıralamasında dördüncü en uzun mağara olarak geçiyor. Her ne kadar kolay kategoride olan bir mağara olsa da doğa sporcuları için geçerli olan bir kavram. Doğa sporlarıyla uğraşmayan insanlar için maalesef bu mağaralar tehlikeli yerler oluyor.”  Yalova Dağcılık Kulübü Başkanı Yusuf İşsever, sözlerini şöyle sürdürdü:  "En Derin Mağaralar' belgeselinin ilk bölümünü Bursa’da çektik. Devam bölümleri de gelecek. Dünyada da eşine az rastlanır bir belgesel türü. Şu anda birkaç tane mağara belgeseli mevcut. Bunlardan bir tanesi de bizim belgeselimiz oldu.”  İşsever, yayınlanacak belgeselin, Yalova Film Festivali’nde de yer aldığını da belirtti.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Efes Antik Kenti gece müzeciliğiyle ziyaretçi rekoruna koşuyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/efes-antik-kenti-gece-muzeciligiyle-ziyaretci-rekoruna-kosuyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/efes-antik-kenti-gece-muzeciligiyle-ziyaretci-rekoruna-kosuyor</guid>
<description><![CDATA[ UNESCO Dünya Miras Listesi&#039;nde yer alan Efes Antik Kenti, bu yılın 8 ayında dünyanın farklı coğrafyalarından ve Türkiye&#039;den 1 milyon 854 bin 220 ziyaretçiyi ağırladı.İlk yerleşimi Cilalı Taş Devri&#039;ne dayanan İzmir&#039;in Selçuk ilçesindeki Efes; Helenistik, Roma, Bizans, Beylikler ve Osmanlı dönemlerinden taşıdığı izlerle farklı ülkelerden ziyaretçileri kendisine çekmeye devam ediyor. Efes, Antik Çağ&#039;ın ticari ve politik merkezi olmasının yanı sıra dünyanın yedi harikasından biri sayılan Anadolu&#039;nun eski ana tanrıça (Kybele) geleneğine dayalı Artemis Tapınağı&#039;nın kalıntıları nedeniyle de tarih meraklılarının rotasında yer alıyor.Kültür ve Turizm Bakanlığının başlattığı gece müzeciliği uygulaması, Efes Antik Kenti&#039;nin sahip olduğu eşsiz güzellikleri gün batımından sonra da görme imkanı sağladı. Özellikle yaz döneminde sahil bölgelerindeki yüksek sıcaklık nedeniyle gündüz plajları tercih eden turistler, bu sayede akşamın serin saatlerinde Efes&#039;i görme imkanı buldu. Celsus Kütüphanesi, Agora Meydanı, Kuretler Caddesi, Domitian Tapınağı, Trajan Çeşmesi, 25 bin kişilik oturma kapasitesiyle büyük antik tiyatro, stadyum ve antik liman bölgelerinde uygulanan aydınlatmalar ziyaretçilere eşsiz bir manzara sunuyor.Kültür ve Turizm Bakanlığının verilerine göre Efes, Ocak-Ağustos 2023&#039;te 1 milyon 150 bin 529 turisti ağırladı. Bu yılın aynı döneminde ise ziyaretçi sayısı 1 milyon 854 bin 220 olarak kayıtlara geçti Şimdiye kadar en çok ziyaretçinin geldiği 2023 yılında Efes Antik Kenti&#039;ni 2 milyon 196 bin 58 kişi ziyaret etti. Efes, gece müzeciliği uygulaması kapsamında ise 239 bin 426 kişiyi yıldızlar altında tarih yolculuğuna çıkardı. GECE MÜZECİLİĞİNİN ETKİSİ  Efes Müzesi Müdürü Murat Kaleağasıoğlu, AA muhabirine, ören yerinin sezonu iyi geçirdiğini söyledi. Ziyaretçilerinin artmaya devam ettiğini dile getiren Kaleağasıoğlu, &quot;2023 ve 2024 yılı karşılaştırıldığında ziyaretçi sayısında artış devam ediyor. Bu artışta gece müzeciliği uygulamasının da önemli bir katkısı bulunmaktadır.&quot; dedi. Kaleağasıoğlu, Kültür ve Turizm Bakanlığına yapılan bildirimlerden vatandaşların gece müzeciliğinden memnuniyet duyduklarını öğrendiklerini kaydetti. Ziyaretçilerin gün batımında antik kentin ışıklarının açılma anını beklediklerini ifade eden Kaleağasıoğlu, &quot;Celsus Kütüphanesi&#039;nin ışıklarının açılmasını binlerce kişi bekliyor. Cep telefonlarıyla o anı ölümsüzleştiriyorlar.&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_Q3l4LRBZEOB7ETE7Hj1ZA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Efes, Antik, Kenti, gece, müzeciliğiyle, ziyaretçi, rekoruna, koşuyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_Q3l4LRBZEOB7ETE7Hj1ZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Efes Antik Kenti gece müzeciliğiyle ziyaretçi rekoruna koşuyor"><p>UNESCO Dünya Miras Listesi'nde yer alan Efes Antik Kenti, bu yılın 8 ayında dünyanın farklı coğrafyalarından ve Türkiye'den 1 milyon 854 bin 220 ziyaretçiyi ağırladı.</p><p>İlk yerleşimi Cilalı Taş Devri'ne dayanan İzmir'in Selçuk ilçesindeki Efes; Helenistik, Roma, Bizans, Beylikler ve Osmanlı dönemlerinden taşıdığı izlerle farklı ülkelerden ziyaretçileri kendisine çekmeye devam ediyor. Efes, Antik Çağ'ın ticari ve politik merkezi olmasının yanı sıra dünyanın yedi harikasından biri sayılan Anadolu'nun eski ana tanrıça (Kybele) geleneğine dayalı Artemis Tapınağı'nın kalıntıları nedeniyle de tarih meraklılarının rotasında yer alıyor.</p><p>Kültür ve Turizm Bakanlığının başlattığı gece müzeciliği uygulaması, Efes Antik Kenti'nin sahip olduğu eşsiz güzellikleri gün batımından sonra da görme imkanı sağladı. Özellikle yaz döneminde sahil bölgelerindeki yüksek sıcaklık nedeniyle gündüz plajları tercih eden turistler, bu sayede akşamın serin saatlerinde Efes'i görme imkanı buldu. Celsus Kütüphanesi, Agora Meydanı, Kuretler Caddesi, Domitian Tapınağı, Trajan Çeşmesi, 25 bin kişilik oturma kapasitesiyle büyük antik tiyatro, stadyum ve antik liman bölgelerinde uygulanan aydınlatmalar ziyaretçilere eşsiz bir manzara sunuyor.</p><p>Kültür ve Turizm Bakanlığının verilerine göre Efes, Ocak-Ağustos 2023'te 1 milyon 150 bin 529 turisti ağırladı. Bu yılın aynı döneminde ise ziyaretçi sayısı<strong> 1 milyon 854 bin 220</strong> olarak kayıtlara geçti Şimdiye kadar en çok ziyaretçinin geldiği 2023 yılında Efes Antik Kenti'ni 2 milyon 196 bin 58 kişi ziyaret etti. Efes, gece müzeciliği uygulaması kapsamında ise 239 bin 426 kişiyi yıldızlar altında tarih yolculuğuna çıkardı.</p><p> <strong>GECE MÜZECİLİĞİNİN ETKİSİ</strong>  Efes Müzesi Müdürü Murat Kaleağasıoğlu, AA muhabirine, ören yerinin sezonu iyi geçirdiğini söyledi. Ziyaretçilerinin artmaya devam ettiğini dile getiren Kaleağasıoğlu, "2023 ve 2024 yılı karşılaştırıldığında ziyaretçi sayısında artış devam ediyor. Bu artışta gece müzeciliği uygulamasının da önemli bir katkısı bulunmaktadır." dedi. </p><p>Kaleağasıoğlu, Kültür ve Turizm Bakanlığına yapılan bildirimlerden vatandaşların gece müzeciliğinden memnuniyet duyduklarını öğrendiklerini kaydetti. Ziyaretçilerin gün batımında antik kentin ışıklarının açılma anını beklediklerini ifade eden Kaleağasıoğlu, "Celsus Kütüphanesi'nin ışıklarının açılmasını binlerce kişi bekliyor. Cep telefonlarıyla o anı ölümsüzleştiriyorlar." diye konuştu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>THY&amp;apos;den Doğu Avrupa uçuşlarına bilet kampanyası</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/thyden-dogu-avrupa-ucuslarina-bilet-kampanyasi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/thyden-dogu-avrupa-ucuslarina-bilet-kampanyasi</guid>
<description><![CDATA[ Türk Hava Yolları (THY) Türk vatandaşları için Doğu Avrupa ülkelerine 109 dolardan başlayan fiyatlarla gidiş dönüş bilet alabilecek.THY tarafından yapılan açıklamada, sınırlı sayıda koltuk için geçerli olan kampanyadan yararlanmak isteyen yolcular,6 - 17 Eylül 2024 tarihleri arasında satın alacakları biletlerle 1 Kasım 2024 – 31 Mart 2025 (Prag, Tallinn, Riga, Kişinev 1 Ekim 2024 – 31 Mart 2025) tarihleri arasında Köstence’ye 109 dolar, Tiflis, Batum, Sofya, Bükreş ve Cluj’a 139 dolar, Budapeşte, Prag, Krakow ve Varna’ya 159 dolar, Kişinev’e 169 dolar, Bakü, Tallinn, Riga ve Vilnius’a 179 dolar, Gence ve Nahcivan’a 189 dolar, Varşova’ya 199 dolardan başlayan fiyatlardan gidiş dönüş bilet alabilecek. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HnPVNrdcckiqQOuCsT5A9Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>THYden, Doğu, Avrupa, uçuşlarına, bilet, kampanyası</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HnPVNrdcckiqQOuCsT5A9Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="THY'den Doğu Avrupa uçuşlarına bilet kampanyası"><p>Türk Hava Yolları (THY) Türk vatandaşları için Doğu Avrupa ülkelerine 109 dolardan başlayan fiyatlarla gidiş dönüş bilet alabilecek.</p><p>THY tarafından yapılan açıklamada, sınırlı sayıda koltuk için geçerli olan kampanyadan yararlanmak isteyen yolcular,</p><p>6 - 17 Eylül 2024 tarihleri arasında satın alacakları biletlerle 1 Kasım 2024 – 31 Mart 2025 (Prag, Tallinn, Riga, Kişinev 1 Ekim 2024 – 31 Mart 2025) tarihleri arasında Köstence’ye 109 dolar, Tiflis, Batum, Sofya, Bükreş ve Cluj’a 139 dolar, Budapeşte, Prag, Krakow ve Varna’ya 159 dolar, Kişinev’e 169 dolar, Bakü, Tallinn, Riga ve Vilnius’a 179 dolar, Gence ve Nahcivan’a 189 dolar, Varşova’ya 199 dolardan başlayan fiyatlardan gidiş dönüş bilet alabilecek.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Urartuların &amp;quot;baştanrısı&amp;quot; Haldi&amp;apos;ye ithaf edilen 3 bronz kalkan ile bronz miğfer bulundu</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/urartularin-bastanrisi-haldiye-ithaf-edilen-3-bronz-kalkan-ile-bronz-migfer-bulundu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/urartularin-bastanrisi-haldiye-ithaf-edilen-3-bronz-kalkan-ile-bronz-migfer-bulundu</guid>
<description><![CDATA[ Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Van&#039;daki Ayanis Antik Kenti&#039;nde sürdürülen kazılarda Urartuların baştanrısı Haldi&#039;ye ithaf edilen 3 bronz kalkan ile bir bronz miğferin ortaya çıkarıldığını bildirdi.Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sosyal medya hesabından paylaştığı mesajda, Türkiye&#039;nin dört bir yanında gerçekleştirilen ve sürelerini 12 aya çıkardıkları kazı çalışmalarında her geçen gün yeni bir nadide eserin gün ışığına kavuştuğunu belirtti.Anadolu tarihinin kadim uygarlıklarından Urartu Krallığının son büyük kenti olan ve günümüzden 2 bin 700 yıl öncesine tarihlenen Ayanis Antik Kenti&#039;nde sürdürülen kazılarda yeni eserlere ulaşıldığını aktaran Ersoy, şunları kaydetti:&quot;Urartuların baştanrısı Haldi&#039;ye ithaf edilen 3 adet bronz kalkan ile bir adet bronz miğfer kazılarda ortaya çıkan yeni eserler oldu. Ayanis&#039;te tanrı Haldi&#039;ye adanan anıtsal tapınak kompleksinde gerçekleştirilen kazılarda bulunan eserler Urartu metal işçiliğinin zenginliğini ve ulaştığı seviyeyi yansıtıyor. Eserlerin gün ışığına kavuşmasında emeği olan ekiplerimize teşekkür ediyorum.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IFS3zZGHAUeG3ERzDs1j0w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Urartuların, baştanrısı, Haldiye, ithaf, edilen, bronz, kalkan, ile, bronz, miğfer, bulundu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IFS3zZGHAUeG3ERzDs1j0w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Urartuların " ba haldi ithaf edilen bronz kalkan ile mi bulundu><p>Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Van'daki Ayanis Antik Kenti'nde sürdürülen kazılarda Urartuların baştanrısı Haldi'ye ithaf edilen 3 bronz kalkan ile bir bronz miğferin ortaya çıkarıldığını bildirdi.</p><p>Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sosyal medya hesabından paylaştığı mesajda, Türkiye'nin dört bir yanında gerçekleştirilen ve sürelerini 12 aya çıkardıkları kazı çalışmalarında her geçen gün yeni bir nadide eserin gün ışığına kavuştuğunu belirtti.</p><p>Anadolu tarihinin kadim uygarlıklarından Urartu Krallığının son büyük kenti olan ve günümüzden 2 bin 700 yıl öncesine tarihlenen Ayanis Antik Kenti'nde sürdürülen kazılarda yeni eserlere ulaşıldığını aktaran Ersoy, şunları kaydetti:</p><p>"Urartuların baştanrısı Haldi'ye ithaf edilen 3 adet bronz kalkan ile bir adet bronz miğfer kazılarda ortaya çıkan yeni eserler oldu. Ayanis'te tanrı Haldi'ye adanan anıtsal tapınak kompleksinde gerçekleştirilen kazılarda bulunan eserler Urartu metal işçiliğinin zenginliğini ve ulaştığı seviyeyi yansıtıyor. Eserlerin gün ışığına kavuşmasında emeği olan ekiplerimize teşekkür ediyorum." </p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UuWEDJCw7ECOlG6DCsLuxg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="">]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>300 kuş türü tespit edilen Gediz Deltası&amp;apos;na 8 ayda 20 bin ziyaretçi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/300-kus-turu-tespit-edilen-gediz-deltasina-8-ayda-20-bin-ziyaretci</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/300-kus-turu-tespit-edilen-gediz-deltasina-8-ayda-20-bin-ziyaretci</guid>
<description><![CDATA[ İzmir&#039;de doğal güzelliği ile dikkat çeken, flamingoların üreme sahalarından Gediz Deltası&#039;na yılın ilk 8 ayında 20 bin ziyaretçi geldi.Gediz Deltası Sulak Alanı, flamingoların Türkiye&#039;deki iki üreme sahasından biri olmasının yanı sıra balıkçıl, pelikan ve kervan çulluğu gibi birçok kuş türüne ev sahipliği yapıyor. Bugüne kadar yüzlerce farklı kuş türünün tespit edildiği Gediz Deltası&#039;nda, kuşlar güzel görüntüler oluşturuyor. Biyoçeşitlilik açısından çok zengin olan sulak alana, 7&#039;den 70&#039;e çok sayıda ziyaretçi geliyor. Doğa Koruma Milli Parklar İzmir Şube Müdürlüğü Mühendisi ve İzmir Kuş Cenneti Saha Sorumlusu Celal Murat Aslanapa, Gediz Deltası Sulak Alanı hakkında bilgi verdi. Aslanapa, &quot;Burası, halkımız arasında &#039;İzmir Kuş Cenneti&#039; olarak bilinir. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından ülkemizdeki korunan alanlardan biri. Farklı koruma statüleri var. Örneğin burası, Ramsar alanı. Uluslararası önemi sahip bir sulak alan. Yine yaban hayatı geliştirme sahası. Ayrıca burası 1&#039;inci derece doğal SİT alanı ve 1&#039;inci derece arkeolojik SİT alanı. Burada tespit edilmiş 300 tür kuş bulunuyor. Sadece kuşlar değil; memeli hayvanlar, sürüngenler, amfibiler, tatlı tuzları, susuz balıkları da burada bulunmaktadır&quot; dedi.  &quot;GİRİŞ ÜCRETSİZDİR&quot;  Gediz Deltası Sulak Alanı&#039;nın haftanın 7 gün ziyarete açık bir yer olduğunu vurgulayan Aslanapa, &quot;Ziyaretçilerimiz buraya geldiğinde araçlarını otoparka bırakıp, içeriye yaya veya bisikletle giriş yapıyorlar. Giriş ücretsizdir. Doğa yürüyüşü, kuş gözlemi, doğa fotoğrafçılığı, kısmen de piknik yaparak bol oksijenli temiz bir havada vakitlerini geçiriyorlar. Yılın ilk 8 ayında yaklaşık 20 bin ziyaretçimiz oldu&quot; dedi.  &quot;YAZ GÖÇMENLERİ GİDİYOR, KIŞ GÖÇMENLERİ GELİYOR&quot;  Eylül ayı itibarıyla Gediz Deltası Sulak Alanı&#039;ndaki kuş hareketliliği hakkında konuşan Aslanapa, &quot;Yaz göçmenleri gidiyor. Kış göçmenleri geliyor. Flamingo üreme adasında yumurtadan çıkan flamingolar uçmayı öğrendi. Buradan Tuz Gölü&#039;ne gidip gelebiliyorlar. Ayrıca Yunanistan, İtalya, Fransa, İspanya, Tunus, İsrail, Akdeniz kıyısındaki ülkelere de gidebiliyorlar. Kış göçmenleri ise buraya Avrupa&#039;dan geliyor. Özellikle Avrupa&#039;da hava çok soğuk olursa, alanımıza çok fazla tür ve sayıda kuş geliyor&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MWhPKvZZTE-uU0dSNZkPcQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>300, kuş, türü, tespit, edilen, Gediz, Deltasına, ayda, bin, ziyaretçi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MWhPKvZZTE-uU0dSNZkPcQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="300 kuş türü tespit edilen Gediz Deltası'na 8 ayda 20 bin ziyaretçi"><p>İzmir'de doğal güzelliği ile dikkat çeken, flamingoların üreme sahalarından Gediz Deltası'na yılın ilk 8 ayında 20 bin ziyaretçi geldi.</p><p>Gediz Deltası Sulak Alanı, flamingoların Türkiye'deki iki üreme sahasından biri olmasının yanı sıra balıkçıl, pelikan ve kervan çulluğu gibi birçok kuş türüne ev sahipliği yapıyor. Bugüne kadar yüzlerce farklı kuş türünün tespit edildiği Gediz Deltası'nda, kuşlar güzel görüntüler oluşturuyor. </p><p>Biyoçeşitlilik açısından çok zengin olan sulak alana, 7'den 70'e çok sayıda ziyaretçi geliyor. Doğa Koruma Milli Parklar İzmir Şube Müdürlüğü Mühendisi ve İzmir Kuş Cenneti Saha Sorumlusu Celal Murat Aslanapa, Gediz Deltası Sulak Alanı hakkında bilgi verdi. Aslanapa, "Burası, halkımız arasında 'İzmir Kuş Cenneti' olarak bilinir. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından ülkemizdeki korunan alanlardan biri. Farklı koruma statüleri var. Örneğin burası, Ramsar alanı. Uluslararası önemi sahip bir sulak alan. Yine yaban hayatı geliştirme sahası. Ayrıca burası 1'inci derece doğal SİT alanı ve 1'inci derece arkeolojik SİT alanı. Burada tespit edilmiş 300 tür kuş bulunuyor. Sadece kuşlar değil; memeli hayvanlar, sürüngenler, amfibiler, tatlı tuzları, susuz balıkları da burada bulunmaktadır" dedi.  <strong>"GİRİŞ ÜCRETSİZDİR"</strong>  Gediz Deltası Sulak Alanı'nın haftanın 7 gün ziyarete açık bir yer olduğunu vurgulayan Aslanapa, "Ziyaretçilerimiz buraya geldiğinde araçlarını otoparka bırakıp, içeriye yaya veya bisikletle giriş yapıyorlar. Giriş ücretsizdir. Doğa yürüyüşü, kuş gözlemi, doğa fotoğrafçılığı, kısmen de piknik yaparak bol oksijenli temiz bir havada vakitlerini geçiriyorlar. Yılın ilk 8 ayında yaklaşık 20 bin ziyaretçimiz oldu" dedi.  <strong>"YAZ GÖÇMENLERİ GİDİYOR, KIŞ GÖÇMENLERİ GELİYOR"</strong>  Eylül ayı itibarıyla Gediz Deltası Sulak Alanı'ndaki kuş hareketliliği hakkında konuşan Aslanapa, "Yaz göçmenleri gidiyor. Kış göçmenleri geliyor. Flamingo üreme adasında yumurtadan çıkan flamingolar uçmayı öğrendi. Buradan Tuz Gölü'ne gidip gelebiliyorlar. Ayrıca Yunanistan, İtalya, Fransa, İspanya, Tunus, İsrail, Akdeniz kıyısındaki ülkelere de gidebiliyorlar. Kış göçmenleri ise buraya Avrupa'dan geliyor. Özellikle Avrupa'da hava çok soğuk olursa, alanımıza çok fazla tür ve sayıda kuş geliyor" diye konuştu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Munzur Çayı 3 balık türüne üreme ve yaşam alanı sağlıyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/munzur-cayi-3-balik-turune-ureme-veyasamalani-sagliyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/munzur-cayi-3-balik-turune-ureme-veyasamalani-sagliyor</guid>
<description><![CDATA[ Tunceli&#039;nin Ovacık ilçesindeki Munzur Çayı, berrak sularıyla sarı balık, yeşil balık ve kırmızı benekli alabalıklara yaşam alanı oluşturuyor.Tunceli&#039;nin Ovacık ilçesindeki Ziyaret köyünde kaynağı bulunan Munzur Çayı, bölgenin en önemli su kaynakları arasında yer alıyor. Eriyen kar ve yer altı sularıyla beslenen çay, yaklaşık 80 kilometrelik akışının sonunda il merkezindeki Uzunçayır Barajı Gölü&#039;ne karışıyor.  Geçtiği her noktaya canlılık katan çay, su altı güzellikleri ve çevresindeki bitki örtüsü çeşitliliğiyle de doğal bir akvaryumu andırıyor. Birbirinden güzel tonlardaki yeşil arazilerin arasında menderesler oluşturarak akan çay, nesli koruma altındaki kırmızı benekli alabalık ile sarıbalık ve yeşil balık türüne ev sahipliği yapıyor.  Yılın belirli dönemlerinde üreme kolonileri oluşturan balıklar, çayın sığ sularına doğru göç ederek kayalıklara yumurtalarını bırakıyor.  Böylece nesillerini devam ettiren balıklar, çaydaki bazı böcek ve sinek türleriyle yemlenip hayatta kalmaya çalışıyor. Munzur Çayı’na ayrı bir güzellik katan balıklar, su altı kamerasıyla kayıt altına alındı.  ALABALIK AVINA ENGEL OLUYORLARAyrıca, Doğa Koruma ve Milli Parklar Tunceli Şubesi (DKMP) ekipleri de özellikle kırmızı benekli alabalık için koruma kontrol faaliyetlerine ağırlık veriyor. Jandarmayla ortak hareket eden DKMP personeli, alabalığın vatandaşlar tarafından germe ağ, olta ve tırıvırı (bir çeşit balık ağı) ile avlanılmasına engel oluyor.  İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Moleküler Biyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ferhat Matur, AA muhabirine, Tunceli&#039;nin ekosistem çeşitliliğinin oldukça fazla olduğunu söyledi.  Şehrin tam ortasından Anadolu Diyagonali&#039;nin geçtiğini belirten Matur, &quot;Tunceli&#039;de Munzur ve Pülümür vadilerinin bulunması birçok canlı grubunun çok çeşitli türlere sahip olmasını sağlamıştır. Bölgedeki ormanlar ve 3 bin rakımlı dağlar hem memeliler hem de yırtıcı türler için de uygun ortamlar sağlamaktadır.&quot; dedi.  Matur, kentin bazı alanlarının Fırat ve Dicle rejiminde bulunan türlere de ev sahipliği yaptığını aktardı. Bölgedeki yaban hayatının çeşitli olduğunu dile getiren Matur, &quot;Bu canlılardan bazıları endemik bazıları tehlike altında sınıflandıran türlerdir. Hatta geçtiğimiz yıllarda yapılan çalışmalarda burada endemik bir alabalık türü tanımlanmıştır.&quot; ifadelerini kullandı. Matur, Tunceli&#039;deki su sistemlerinin biyoçeşitlilik için oldukça önemli olduğunu sözlerine ekledi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bXp__O7NG0G-JenxhZYuZQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Munzur, Çayı, balık, türüne, üreme, ve yaşam alanı, sağlıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bXp__O7NG0G-JenxhZYuZQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Munzur Çayı 3 balık türüne üreme ve yaşam alanı sağlıyor"><p>Tunceli'nin Ovacık ilçesindeki Munzur Çayı, berrak sularıyla sarı balık, yeşil balık ve kırmızı benekli alabalıklara yaşam alanı oluşturuyor.</p><p>Tunceli'nin Ovacık ilçesindeki Ziyaret köyünde kaynağı bulunan Munzur Çayı, bölgenin en önemli su kaynakları arasında yer alıyor. Eriyen kar ve yer altı sularıyla beslenen çay, yaklaşık 80 kilometrelik akışının sonunda il merkezindeki Uzunçayır Barajı Gölü'ne karışıyor.  Geçtiği her noktaya canlılık katan çay, su altı güzellikleri ve çevresindeki bitki örtüsü çeşitliliğiyle de doğal bir akvaryumu andırıyor. Birbirinden güzel tonlardaki yeşil arazilerin arasında menderesler oluşturarak akan çay, nesli koruma altındaki kırmızı benekli alabalık ile sarıbalık ve yeşil balık türüne ev sahipliği yapıyor.  Yılın belirli dönemlerinde üreme kolonileri oluşturan balıklar, çayın sığ sularına doğru göç ederek kayalıklara yumurtalarını bırakıyor.  Böylece nesillerini devam ettiren balıklar, çaydaki bazı böcek ve sinek türleriyle yemlenip hayatta kalmaya çalışıyor. Munzur Çayı’na ayrı bir güzellik katan balıklar, su altı kamerasıyla kayıt altına alındı.  <strong>ALABALIK AVINA ENGEL OLUYORLAR</strong></p><p>Ayrıca, Doğa Koruma ve Milli Parklar Tunceli Şubesi (DKMP) ekipleri de özellikle kırmızı benekli alabalık için koruma kontrol faaliyetlerine ağırlık veriyor. Jandarmayla ortak hareket eden DKMP personeli, alabalığın vatandaşlar tarafından germe ağ, olta ve tırıvırı (bir çeşit balık ağı) ile avlanılmasına engel oluyor.  İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Moleküler Biyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ferhat Matur, AA muhabirine, Tunceli'nin ekosistem çeşitliliğinin oldukça fazla olduğunu söyledi.  Şehrin tam ortasından Anadolu Diyagonali'nin geçtiğini belirten Matur, "Tunceli'de Munzur ve Pülümür vadilerinin bulunması birçok canlı grubunun çok çeşitli türlere sahip olmasını sağlamıştır. Bölgedeki ormanlar ve 3 bin rakımlı dağlar hem memeliler hem de yırtıcı türler için de uygun ortamlar sağlamaktadır." dedi.  Matur, kentin bazı alanlarının Fırat ve Dicle rejiminde bulunan türlere de ev sahipliği yaptığını aktardı. Bölgedeki yaban hayatının çeşitli olduğunu dile getiren Matur, "Bu canlılardan bazıları endemik bazıları tehlike altında sınıflandıran türlerdir. Hatta geçtiğimiz yıllarda yapılan çalışmalarda burada endemik bir alabalık türü tanımlanmıştır." ifadelerini kullandı. Matur, Tunceli'deki su sistemlerinin biyoçeşitlilik için oldukça önemli olduğunu sözlerine ekledi. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çanakkale&amp;apos;deki kazıda yaklaşık 3400 yıllık kurşun sapan taşı bulundu</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/canakkaledeki-kazida-yaklasik-3400-yillik-kursun-sapan-tasi-bulundu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/canakkaledeki-kazida-yaklasik-3400-yillik-kursun-sapan-tasi-bulundu</guid>
<description><![CDATA[ Çanakkale&#039;nin Eceabat ilçesindeki Maydos Kilisetepe Höyüğü&#039;nde yürütülen arkeolojik kazıda 3900 yıllık silindir mühür ve yaklaşık 3400 yıllık kurşun sapan taşı bulundu.Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı ve Maydos Kilisetepe Höyüğü Başkanı Prof. Dr. Göksel Sazcı başkanlığındaki ekip, ilçe merkezinde denize yakın bir bölümdeki kazıların 14&#039;üncü yılında önemli bulgular elde etti.
Tarihi Gelibolu Yarımadası&#039;ndaki ilçede yürütülen çalışmalara ilişkin AA muhabirine bilgi veren Sazcı, bu yılki kazı çalışmalarının temmuzda başladığını, eylül ayının ortasına kadar devam edeceğini söyledi.Bu yılki çalışmaların bölgede Troya-5 dönemi olarak bilinen ve üzerine az bilgi sahip oldukları Orta Tunç Çağı&#039;nın başı yani milattan önce 2000&#039;li yıllara tarihlenen tabakalar üzerinde yoğunlaştığını belirten Sazcı, şu bilgileri verdi:
&quot;Bu seneki kazılarda iki alanda çalıştık. Birincisi savunma sistemleriyle alakalı bir alanda çalıştık. Bu alan, yerleşmenin güneybatı kısmında. Bir de bu dönemi daha geniş bir alanda araştırabilmek için yerleşmenin kuzeybatı kısmında yeni bir açma açtık. Çalışmalarımızda o dönemin insanlarının günlük hayatlarında kullandıkları çanaklar, çömlekler, ağırşaklar, dokumayla ilgili aletler, metal aletler, deliciler gibi taş aletler de bulduk. Buluntular arasında en ilginç olanı ise bir silindir mühürdü.&quot;Silindir mühür geleneğinin aslında Anadolu&#039;ya yabancı bir gelenek olduğuna değinen Sazcı, sözlerini şöyle sürdürdü:
&quot;Bu gelenek ilk kez güney Mezopotamya&#039;da ortaya çıkıyor. Anadolu ile yapılan ticaret ve ilişkiler sayesinde milattan önce 3&#039;üncü binin sonlarına doğru Anadolu&#039;nun ortalarına doğru geliyor. Ticaretin de ilerlemesiyle Kuzeybatı Anadolu&#039;ya kadar geliyor. Biz en yakın örneğini Kütahya&#039;daki Tavşanlı Höyük&#039;te gördük. Bu tür mühürler eski Troya kazılarında da ortaya çıkmıştı. Bu örnek ise Anadolu toprakları dışında, Avrupa&#039;da bulunan ilk örneği bu tür mührün. Yunanistan&#039;da da var ama biraz daha geç bir döneme tarihleniyor.Günümüzden yaklaşık olarak 3900 yıl öncesine ait bu uygulamanın Avrupa&#039;ya yayıldığını, buradan gittiğini, içlerine kadar gitmese bile belki Balkanlara kadar ticaret sayesinde ulaştığını söyleyebiliriz.&quot;Bir diğer ilginç buluntunun ise kurşun bir sapan taşı olduğunu anlatan Prof. Dr. Göksel Sazcı, &quot;Bu tür buluntular, Paleolitik Dönem dediğimiz avcı-toplayıcı yaşam tarzının hüküm sürdüğü dönemden itibaren günümüze kadar kullanılıyor.&quot; dedi.Sapan taşlarının genellikle taştan ve pişmiş topraktan üretildiğini belirten Sazcı, şöyle devam etti:
&quot;Kurşundan olanları çok nadir daha çok Helenistik ve Roma dönemlerinde var. Tunç Çağı&#039;nda ise ele geçenlerin sayısı çok az. Troya&#039;da yarım bir örneği var. Daha çok Girit&#039;den, Knossos yerleşmesinden ve Kıbrıs&#039;tan biliniyor bu tür buluntular. Bunlar ölümcül silahlar. Bir ucu sivri, insana isabet ettiğinde kalıcı, ağır hasarlar verebiliyor.&quot;Kazıların yürütüldüğü bölgenin milli tarih açısından önemli bir yer olduğuna dikkati çeken Sazcı, &quot;Bölgede yakın zamanda Çanakkale Savaşları var, milyonlarca kurşun atılmış. Biz arkeologlar olarak enleri, başına &#039;en&#039; getirmeyi çok severiz. O yüzden de belki bu kurşun örneğimizin, bu bölgede günümüzden 3300-3400 yıl önce atılmış en eski kurşun olduğunu söyleyebiliriz.&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KkY0RJpe-U2Ul_v-cuLXww.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Çanakkaledeki, kazıda, yaklaşık, 3400, yıllık, kurşun, sapan, taşı, bulundu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KkY0RJpe-U2Ul_v-cuLXww.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Çanakkale'deki kazıda yaklaşık 3400 yıllık kurşun sapan taşı bulundu"><p>Çanakkale'nin Eceabat ilçesindeki Maydos Kilisetepe Höyüğü'nde yürütülen arkeolojik kazıda 3900 yıllık silindir mühür ve yaklaşık 3400 yıllık kurşun sapan taşı bulundu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8KUBGb-i2k-1UH5ki487kA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı ve Maydos Kilisetepe Höyüğü Başkanı Prof. Dr. Göksel Sazcı başkanlığındaki ekip, ilçe merkezinde denize yakın bir bölümdeki kazıların 14'üncü yılında önemli bulgular elde etti.
Tarihi Gelibolu Yarımadası'ndaki ilçede yürütülen çalışmalara ilişkin AA muhabirine bilgi veren Sazcı, bu yılki kazı çalışmalarının temmuzda başladığını, eylül ayının ortasına kadar devam edeceğini söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-EEbFefXE0KqgrJRCyQh9Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu yılki çalışmaların bölgede Troya-5 dönemi olarak bilinen ve üzerine az bilgi sahip oldukları Orta Tunç Çağı'nın başı yani milattan önce 2000'li yıllara tarihlenen tabakalar üzerinde yoğunlaştığını belirten Sazcı, şu bilgileri verdi:
"Bu seneki kazılarda iki alanda çalıştık. Birincisi savunma sistemleriyle alakalı bir alanda çalıştık. Bu alan, yerleşmenin güneybatı kısmında. Bir de bu dönemi daha geniş bir alanda araştırabilmek için yerleşmenin kuzeybatı kısmında yeni bir açma açtık. Çalışmalarımızda o dönemin insanlarının günlük hayatlarında kullandıkları çanaklar, çömlekler, ağırşaklar, dokumayla ilgili aletler, metal aletler, deliciler gibi taş aletler de bulduk. Buluntular arasında en ilginç olanı ise bir silindir mühürdü."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vjeDVRHSb02v3YJ3fTbJqQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Silindir mühür geleneğinin aslında Anadolu'ya yabancı bir gelenek olduğuna değinen Sazcı, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu gelenek ilk kez güney Mezopotamya'da ortaya çıkıyor. Anadolu ile yapılan ticaret ve ilişkiler sayesinde milattan önce 3'üncü binin sonlarına doğru Anadolu'nun ortalarına doğru geliyor. Ticaretin de ilerlemesiyle Kuzeybatı Anadolu'ya kadar geliyor. Biz en yakın örneğini Kütahya'daki Tavşanlı Höyük'te gördük. Bu tür mühürler eski Troya kazılarında da ortaya çıkmıştı. Bu örnek ise Anadolu toprakları dışında, Avrupa'da bulunan ilk örneği bu tür mührün. Yunanistan'da da var ama biraz daha geç bir döneme tarihleniyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qHI1J9zXYEe2XxEa9mYM7A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Günümüzden yaklaşık olarak 3900 yıl öncesine ait bu uygulamanın Avrupa'ya yayıldığını, buradan gittiğini, içlerine kadar gitmese bile belki Balkanlara kadar ticaret sayesinde ulaştığını söyleyebiliriz."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/meUVoAy3oUmVb5FvYf6kew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir diğer ilginç buluntunun ise kurşun bir sapan taşı olduğunu anlatan Prof. Dr. Göksel Sazcı, "Bu tür buluntular, Paleolitik Dönem dediğimiz avcı-toplayıcı yaşam tarzının hüküm sürdüğü dönemden itibaren günümüze kadar kullanılıyor." dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UtlQdtUdQUq55jKngzqwQQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sapan taşlarının genellikle taştan ve pişmiş topraktan üretildiğini belirten Sazcı, şöyle devam etti:
"Kurşundan olanları çok nadir daha çok Helenistik ve Roma dönemlerinde var. Tunç Çağı'nda ise ele geçenlerin sayısı çok az. Troya'da yarım bir örneği var. Daha çok Girit'den, Knossos yerleşmesinden ve Kıbrıs'tan biliniyor bu tür buluntular. Bunlar ölümcül silahlar. Bir ucu sivri, insana isabet ettiğinde kalıcı, ağır hasarlar verebiliyor."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nGF4BwLZVUmfJTZAFX2wsg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kazıların yürütüldüğü bölgenin milli tarih açısından önemli bir yer olduğuna dikkati çeken Sazcı, "Bölgede yakın zamanda Çanakkale Savaşları var, milyonlarca kurşun atılmış. Biz arkeologlar olarak enleri, başına 'en' getirmeyi çok severiz. O yüzden de belki bu kurşun örneğimizin, bu bölgede günümüzden 3300-3400 yıl önce atılmış en eski kurşun olduğunu söyleyebiliriz." diye konuştu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tanrıça Hekate&amp;apos;nin tapınağında restorasyon çalışmaları sürüyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/tanrica-hekatenin-tapinaginda-restorasyon-calismalari-suruyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/tanrica-hekatenin-tapinaginda-restorasyon-calismalari-suruyor</guid>
<description><![CDATA[ Klasik mitolojide &quot;yol ağızlarının, kapıların, gecenin, büyünün, cadılığın ve hayaletlerin tanrıçası&quot; olarak kabul edilen Hekate&#039;ye adanmış Muğla&#039;nın Yatağan ilçesindeki 2 bin 100 yıllık Lagina Hekate Tapınak&#039;ı ayağa kaldırılıyor.Pagan inanışının merkezi kabul edilen 3 bin yıllık Lagina Hekate Kutsal Alanında bulunan Lagina Hekate Tapınağı&#039;nda yürütülen çalışmalarda, tapınağın en kutsal yeri olan naos ve bunun çevresindeki sütun sırasının üst yapısına ait bloklar yeniden kuruluyor.  Stratonikeia ve Lagina Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Bilal Söğüt, Lagina&#039;da 12 ay kazı, restorasyon ve çizim çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi.  Lagina&#039;nın, yaklaşık 8,5 kilometre uzağındaki Stratonikeia Antik Kenti&#039;nin iki dini merkezinden biri olduğunu belirten Söğüt, antik dönemin önemli tanrıçalarından Hekate adına yapılan tapınağın Lagina&#039;da olmasının kutsal alanı daha da önemli kıldığını dile getirdi.&quot;OSMAN HAMDİ BEY&#039;İN BATI ANADOLU&#039;DA İLK KAZI YAPTIĞI YERLERDEN BİRİ&quot;Bu yılki çalışmaların kutsal alanda sürdürüldüğünü aktaran Söğüt, Lagina&#039;nın antik dönemin en önemli merkezlerinden birisi olduğunu vurguladı.  Hekate adına antik dönemde düzenlendiği bilinen en büyük kutsal alan ve tapınağın burası olduğuna dikkati çeken Söğüt, şöyle devam etti:  &quot;Osmanlı döneminde Osman Hamdi Bey&#039;in Batı Anadolu&#039;da ilk kazı yaptığı yerlerden birisi de burası.1891-1892 yıllarında burada Osmanlı İmparatorluğu adına kazılar yapmıştı. Şimdi biz ara ara buradaki çalışmaları da sürdürüyoruz. Tapınakta hem kazı hem çizim çalışmaları hem de tapınağın üst yapısıyla ilgili geçici anastylosis (Kazı sonucu ortaya çıkarılan bloklardan bir yapının, hiçbir yeni öğe eklenmeksizin eski biçimin­de yeniden yapımı) çalışmalarını sürdürüyoruz. Böylesine önemli bir kültür merkezindeki süreci ve buraya dair antik mimariyi daha iyi biliyor duruma geldik.&quot;Söğüt, Lagina Hekate Tapınağı&#039;nın yaklaşık 2 bin 100 yıl öncesinde ait bloklarını buldukça yerlerine koyduklarını ifade ederek, &quot;Hem tapınağın naosuna (tapınağın en kutsal yerine) ait olan kısımda hem de onun etrafında &#039;peristasis&#039; dediğimiz sütunların üzerine gelen yerlerde, üst yapıyla ilgili blokları aşamalar halinde yerleştiriyoruz.&quot; dedi.  Tarihi alandaki çalışmaların Geleceğe Miras Projesi kapsamında sürdürüldüğünü vurgulayan Söğüt, gerçek anlamda geleceğe bir miras bıraktıklarını kaydetti.  Sadece Lagina Hekate Kutsal Alanı&#039;nı görmek için gelen özel bir grup ziyaretçilerinin de bulunduğunun altını çizen Söğüt, çalışmaların ardından ziyaretçi sayısının artacağını sözlerine ekledi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u5WWuvchbUSiOA_g_gJfNA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Tanrıça, Hekatenin, tapınağında, restorasyon, çalışmaları, sürüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u5WWuvchbUSiOA_g_gJfNA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Tanrıça Hekate'nin tapınağında restorasyon çalışmaları sürüyor"><p>Klasik mitolojide "yol ağızlarının, kapıların, gecenin, büyünün, cadılığın ve hayaletlerin tanrıçası" olarak kabul edilen Hekate'ye adanmış Muğla'nın Yatağan ilçesindeki 2 bin 100 yıllık Lagina Hekate Tapınak'ı ayağa kaldırılıyor.</p>Pagan inanışının merkezi kabul edilen 3 bin yıllık Lagina Hekate Kutsal Alanında bulunan <strong>Lagina Hekate Tapınağı</strong>'nda yürütülen çalışmalarda, tapınağın en kutsal yeri olan naos ve bunun çevresindeki sütun sırasının üst yapısına ait bloklar yeniden kuruluyor.  Stratonikeia ve Lagina Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Bilal Söğüt, Lagina'da 12 ay kazı, restorasyon ve çizim çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi.  Lagina'nın, yaklaşık 8,5 kilometre uzağındaki Stratonikeia Antik Kenti'nin iki dini merkezinden biri olduğunu belirten Söğüt, antik dönemin önemli tanrıçalarından Hekate adına yapılan tapınağın Lagina'da olmasının kutsal alanı daha da önemli kıldığını dile getirdi.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/03-jEk1-ZE-dOVJ6ile8wA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><p><strong>"OSMAN HAMDİ BEY'İN BATI ANADOLU'DA İLK KAZI YAPTIĞI YERLERDEN BİRİ"</strong></p><p>Bu yılki çalışmaların kutsal alanda sürdürüldüğünü aktaran Söğüt, Lagina'nın antik dönemin en önemli merkezlerinden birisi olduğunu vurguladı.  Hekate adına antik dönemde düzenlendiği bilinen en büyük kutsal alan ve tapınağın burası olduğuna dikkati çeken Söğüt, şöyle devam etti:  "Osmanlı döneminde Osman Hamdi Bey'in Batı Anadolu'da ilk kazı yaptığı yerlerden birisi de burası.1891-1892 yıllarında burada Osmanlı İmparatorluğu adına kazılar yapmıştı. Şimdi biz ara ara buradaki çalışmaları da sürdürüyoruz. Tapınakta hem kazı hem çizim çalışmaları hem de tapınağın üst yapısıyla ilgili geçici anastylosis (Kazı sonucu ortaya çıkarılan bloklardan bir yapının, hiçbir yeni öğe eklenmeksizin eski biçimin­de yeniden yapımı) çalışmalarını sürdürüyoruz. Böylesine önemli bir kültür merkezindeki süreci ve buraya dair antik mimariyi daha iyi biliyor duruma geldik."</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u94Lq9Cxz0CdG87pWt_OXQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="">Söğüt, Lagina Hekate Tapınağı'nın yaklaşık 2 bin 100 yıl öncesinde ait bloklarını buldukça yerlerine koyduklarını ifade ederek, "Hem tapınağın naosuna (tapınağın en kutsal yerine) ait olan kısımda hem de onun etrafında 'peristasis' dediğimiz sütunların üzerine gelen yerlerde, üst yapıyla ilgili blokları aşamalar halinde yerleştiriyoruz." dedi.  Tarihi alandaki çalışmaların Geleceğe Miras Projesi kapsamında sürdürüldüğünü vurgulayan Söğüt, gerçek anlamda geleceğe bir miras bıraktıklarını kaydetti.  Sadece Lagina Hekate Kutsal Alanı'nı görmek için gelen özel bir grup ziyaretçilerinin de bulunduğunun altını çizen Söğüt, çalışmaların ardından ziyaretçi sayısının artacağını sözlerine ekledi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Havalimanlarını 8 ayda 154.9 milyon yolcu kullandı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/havalimanlarini-8-ayda-1549-milyon-yolcu-kullandi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/havalimanlarini-8-ayda-1549-milyon-yolcu-kullandi</guid>
<description><![CDATA[ Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye genelinde hizmet veren havalimanlarının 2024&#039;ün ilk 8 ayında 154 milyon 930 bin 677 yolcuya hizmet verdiğini açıkladı.Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürlüğünün hava yolu uçak, yolcu ve yük istatistiklerini açıkladı.Ağustos ayı içerisinde 88 bin 318’i iç hatlar, 97 bin 333’ü dış hatlar olmak üzere üst geçişlerle birlikte toplam 231 bin 699 uçak trafiğine ulaşıldığını söyleyen Bakan Uraloğlu, Ağustos ayında hizmet verilen uçak trafiğinin 2023 yılının aynı ayına kıyaslandığında toplamda yüzde 2 artış yaşadığını açıkladı.Uraloğlu, &quot;Ağustosta, havalimanlarımızda iç hat yolcu sayısı ise 9 milyon 185 bin 551’e, dış hatlarda ise 15 milyon 976 bin 82’ye ulaşırken transit yolcular ile birlikte toplam yolcu sayısı 25 milyon 191 bin 905’e yükseldi.Yolcu sayımız 2023 yılının aynı ayına göre yüzde 1,9 artış yaşamış oldu. Havalimanlarımızda taşınan yük ve kargo miktarı ise ağustos ayında iç hatlarda 92 bin 886 ton, dış hatlarda 400 bin 298 ton olmak üzere 493 bin 183 tona ulaştı.&quot; diye konuştu.  YILIN İLK 8 AYINDA TAŞINAN YOLCU 154 MİLYONU GEÇTİ  Uraloğlu, 2024 yılının ilk 8 ayında havalimanlarına iniş-kalkış yapan uçak sayısının iç hatlarda 607 bin 322, dış hatlarda ise 581 bin 532 olduğunu belirterek üst geçişler ile birlikte toplam 1 milyon 538 bin 183 uçak trafiğine ulaşıldığını bildirdi.2024 yılı Ağustos sonunda hizmet verilen uçak trafiğinin 2023 yılının aynı dönemine göre yüzde 6,3 artış gösterdiğinin de altını çizen Uraloğlu, &quot;Havaalanlarımız iç hatlarda 64 milyon 700 bin 23, dış hatlarda ise 90 milyon 64 bin 564 yolcuya hizmet verirken direkt transit yolcular ile birlikte toplam 154 milyon 930 bin 677 yolcu havalimanlarımızı kullandı.Hizmet verilen yolcu sayısı ise geçen yılın aynı dönemine göre iç hatlarda yüzde 6,9 artarken dış hatlarda yüzde 9,7, toplam yolcu trafiğinde ise yüzde 8,4 artış yaşadı.&quot; dedi.Uraloğlu, söz konusu dönemde havalimanlarında taşınan yük ve kargo miktarının ise iç hatlarda 597 bin 622 ton, dış hatlarda ise 2 milyon 635 bin 831 ton olmak üzere, 2023 yılı aynı döneme göre yüzde 11,6 artışla toplamda 3 milyon 233 bin 453’e ulaştığını bildirdi.  İSTANBUL HAVALİMANI 53 MİLYON 410 BİN 136 YOLCU TAŞIDI  Bakan Uraloğlu, Türkiye’nin mega projelerinden İstanbul Havalimanı’nda ise Ağustos ayında iniş-kalkış yapan uçak trafiğinin iç hatlarda 11 bin 224, dış hatlarda 35 bin 709 olmak üzere toplamda 46 bin 933’e ulaştığını kaydederek, &quot;Bu havalimanında iç hatlarda 1 milyon 733 bin 456, dış hatlarda 5 milyon 988 bin 87 olmak üzere toplamda 7 milyon 721 bin 543 yolcuya hizmet verildi.Bu ayda hizmet verilen yolcu trafiği ise 2023 yılının aynı ayı ile kıyaslandığında toplam yolcu trafiği yüzde 1 artış gösterdi.” dedi. İstanbul Havalimanı’nda sekiz aylık sürede; iç hatlarda 80 bin 197, dış hatlarda 266 bin 398 olmak üzere toplamda 346 bin 595 uçak trafiği gerçekleştiğini belirten Uraloğlu, &quot;İç hatlarda 11 milyon 658 bin 410, dış hatlarda 41 milyon 751 bin 726 olmak üzere toplamda 53 milyon 410 bin 136 yolcuya hizmet verildi. 2023 yılının aynı dönemi ile kıyaslandığında toplam yolcu trafiğinde yüzde 5 artış oldu.&quot; diye konuştu. SABİHA GÖKÇEN&#039;DE 27 MİLYON 516 BİN 925 YOLCUYA HİZMET VERİLDİ  Uraloğlu, İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı&#039;nda; ağustos ayında iniş-kalkış yapan uçak trafiği hakkında da bilgi vererek, “İç hatlarda 9 bin 774, dış hatlarda 11 bin 694 olmak üzere toplamda 21 bin 468 olarak gerçekleşti. Yolcu trafiği ise; iç hatlarda 1 milyon 832 bin 216, dış hatlarda 2 milyon 36 bin 130 olmak üzere toplamda 3 milyon 868 bin 346 oldu. 2023 yılının aynı ayı ile kıyaslandığında toplam yolcu trafiği yüzde 4 artış gösterdi.” diye konuştu.Uraloğlu, sekiz aylık sürede ise iç hatlarda 74 bin 703, dış hatlarda 85 bin 991 olmak üzere toplamda 160 bin 694 uçak trafiğine hizmet verildiğini kaydetti. İç hatlarda 13 milyon 172 bin 953, dış hatlarda 14 milyon 343 bin 972 olmak üzere toplamda 27 milyon 516 bin 925 yolcu trafiğine hizmet verildiğini kaydeden Uraloğlu, 2024 yılı Ağustos sonunda hizmet verilen uçak trafiğinin 2023 yılının aynı dönemi ile kıyaslandığında toplam uçak trafiğinin yüzde 7, yolcu trafiğinin ise yüzde 14 arttığını bildirdi.  Sabiha Gökçen ve İstanbul havalimanlarının 8 ayda toplam 80 milyon 927 bin 61 yolcu taşıdığını ve bu sayının Türkiye nüfusunun yüzde 95’ine denk geldiğini belirten Uraloğlu, genel havacılık faaliyetlerinin devam ettiği İstanbul Atatürk Havalimanı’nda Ağustos ayında 2 bin 628, 8 aylık süreçte ise 18 bin 652 uçak trafiğinin gerçekleştiğini kaydetti.  TURİZM MERKEZLERİNDE HAVALİMANLARINDA 8 AYDA 41 MİLYON 472 BİN 567 YOLCU AĞIRLANDI  Bakan Uraloğlu, ağustos ayında dış hat trafiğinin yoğun olduğu turizm merkezlerindeki havalimanlarında hizmet sunulan yolcu sayısının iç hatlarda 12 milyon 400 bin 691, dış hatlarda ise 29 milyon 71 bin 876; uçak trafiğinin ise iç hatlarda 97 bin 420, dış hatlarda ise 182 bin 298 olarak gerçekleştiğini belirtti.  Bu havalimanl ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WhweILpFtU6VyfiJ1OZcGQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Havalimanlarını, ayda, 154.9, milyon, yolcu, kullandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WhweILpFtU6VyfiJ1OZcGQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Havalimanlarını 8 ayda 154.9 milyon yolcu kullandı"><p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye genelinde hizmet veren havalimanlarının 2024'ün ilk 8 ayında 154 milyon 930 bin 677 yolcuya hizmet verdiğini açıkladı.</p><p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürlüğünün hava yolu uçak, yolcu ve yük istatistiklerini açıkladı.</p><p>Ağustos ayı içerisinde 88 bin 318’i iç hatlar, 97 bin 333’ü dış hatlar olmak üzere üst geçişlerle birlikte toplam 231 bin 699 uçak trafiğine ulaşıldığını söyleyen Bakan Uraloğlu, Ağustos ayında hizmet verilen uçak trafiğinin 2023 yılının aynı ayına kıyaslandığında toplamda yüzde 2 artış yaşadığını açıkladı.</p><p>Uraloğlu, "Ağustosta, havalimanlarımızda iç hat yolcu sayısı ise 9 milyon 185 bin 551’e, dış hatlarda ise 15 milyon 976 bin 82’ye ulaşırken transit yolcular ile birlikte toplam yolcu sayısı 25 milyon 191 bin 905’e yükseldi.</p><p>Yolcu sayımız 2023 yılının aynı ayına göre yüzde 1,9 artış yaşamış oldu. Havalimanlarımızda taşınan yük ve kargo miktarı ise ağustos ayında iç hatlarda 92 bin 886 ton, dış hatlarda 400 bin 298 ton olmak üzere 493 bin 183 tona ulaştı." diye konuştu.  <strong>YILIN İLK 8 AYINDA TAŞINAN YOLCU 154 MİLYONU GEÇTİ</strong>  Uraloğlu, 2024 yılının ilk 8 ayında havalimanlarına iniş-kalkış yapan uçak sayısının iç hatlarda 607 bin 322, dış hatlarda ise 581 bin 532 olduğunu belirterek üst geçişler ile birlikte toplam 1 milyon 538 bin 183 uçak trafiğine ulaşıldığını bildirdi.</p><p>2024 yılı Ağustos sonunda hizmet verilen uçak trafiğinin 2023 yılının aynı dönemine göre yüzde 6,3 artış gösterdiğinin de altını çizen Uraloğlu, "Havaalanlarımız iç hatlarda 64 milyon 700 bin 23, dış hatlarda ise 90 milyon 64 bin 564 yolcuya hizmet verirken direkt transit yolcular ile birlikte toplam 154 milyon 930 bin 677 yolcu havalimanlarımızı kullandı.</p><p>Hizmet verilen yolcu sayısı ise geçen yılın aynı dönemine göre iç hatlarda yüzde 6,9 artarken dış hatlarda yüzde 9,7, toplam yolcu trafiğinde ise yüzde 8,4 artış yaşadı." dedi.</p><p>Uraloğlu, söz konusu dönemde havalimanlarında taşınan yük ve kargo miktarının ise iç hatlarda 597 bin 622 ton, dış hatlarda ise 2 milyon 635 bin 831 ton olmak üzere, 2023 yılı aynı döneme göre yüzde 11,6 artışla toplamda 3 milyon 233 bin 453’e ulaştığını bildirdi.  <strong>İSTANBUL HAVALİMANI 53 MİLYON 410 BİN 136 YOLCU TAŞIDI</strong>  Bakan Uraloğlu, Türkiye’nin mega projelerinden İstanbul Havalimanı’nda ise Ağustos ayında iniş-kalkış yapan uçak trafiğinin iç hatlarda 11 bin 224, dış hatlarda 35 bin 709 olmak üzere toplamda 46 bin 933’e ulaştığını kaydederek, "Bu havalimanında iç hatlarda 1 milyon 733 bin 456, dış hatlarda 5 milyon 988 bin 87 olmak üzere toplamda 7 milyon 721 bin 543 yolcuya hizmet verildi.</p><p>Bu ayda hizmet verilen yolcu trafiği ise 2023 yılının aynı ayı ile kıyaslandığında toplam yolcu trafiği yüzde 1 artış gösterdi.” dedi. İstanbul Havalimanı’nda sekiz aylık sürede; iç hatlarda 80 bin 197, dış hatlarda 266 bin 398 olmak üzere toplamda 346 bin 595 uçak trafiği gerçekleştiğini belirten Uraloğlu, "İç hatlarda 11 milyon 658 bin 410, dış hatlarda 41 milyon 751 bin 726 olmak üzere toplamda 53 milyon 410 bin 136 yolcuya hizmet verildi. 2023 yılının aynı dönemi ile kıyaslandığında toplam yolcu trafiğinde yüzde 5 artış oldu." diye konuştu. </p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5Fn9zjZqO0mvWjqMITW42A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><p><strong>SABİHA GÖKÇEN'DE 27 MİLYON 516 BİN 925 YOLCUYA HİZMET VERİLDİ</strong>  Uraloğlu, İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı'nda; ağustos ayında iniş-kalkış yapan uçak trafiği hakkında da bilgi vererek, “İç hatlarda 9 bin 774, dış hatlarda 11 bin 694 olmak üzere toplamda 21 bin 468 olarak gerçekleşti. Yolcu trafiği ise; iç hatlarda 1 milyon 832 bin 216, dış hatlarda 2 milyon 36 bin 130 olmak üzere toplamda 3 milyon 868 bin 346 oldu. 2023 yılının aynı ayı ile kıyaslandığında toplam yolcu trafiği yüzde 4 artış gösterdi.” diye konuştu.</p><p>Uraloğlu, sekiz aylık sürede ise iç hatlarda 74 bin 703, dış hatlarda 85 bin 991 olmak üzere toplamda 160 bin 694 uçak trafiğine hizmet verildiğini kaydetti. İç hatlarda 13 milyon 172 bin 953, dış hatlarda 14 milyon 343 bin 972 olmak üzere toplamda 27 milyon 516 bin 925 yolcu trafiğine hizmet verildiğini kaydeden Uraloğlu, 2024 yılı Ağustos sonunda hizmet verilen uçak trafiğinin 2023 yılının aynı dönemi ile kıyaslandığında toplam uçak trafiğinin yüzde 7, yolcu trafiğinin ise yüzde 14 arttığını bildirdi.  Sabiha Gökçen ve İstanbul havalimanlarının 8 ayda toplam 80 milyon 927 bin 61 yolcu taşıdığını ve bu sayının Türkiye nüfusunun yüzde 95’ine denk geldiğini belirten Uraloğlu, genel havacılık faaliyetlerinin devam ettiği İstanbul Atatürk Havalimanı’nda Ağustos ayında 2 bin 628, 8 aylık süreçte ise 18 bin 652 uçak trafiğinin gerçekleştiğini kaydetti.  <strong>TURİZM MERKEZLERİNDE HAVALİMANLARINDA 8 AYDA 41 MİLYON 472 BİN 567 YOLCU AĞIRLANDI</strong>  Bakan Uraloğlu, ağustos ayında dış hat trafiğinin yoğun olduğu turizm merkezlerindeki havalimanlarında hizmet sunulan yolcu sayısının iç hatlarda 12 milyon 400 bin 691, dış hatlarda ise 29 milyon 71 bin 876; uçak trafiğinin ise iç hatlarda 97 bin 420, dış hatlarda ise 182 bin 298 olarak gerçekleştiğini belirtti.  Bu havalimanlarının 2024 yılı ilk 8 aylık döneminde gerçekleşen yolcu trafiğinin 41 milyon 472 bin 567’ye ulaştığını kaydeden Uraloğlu, İzmir Adnan Menderes Havalimanı’nda iç hatlarda 4 milyon 538 bin 675, dış hatlarda 3 milyon 193 bin 836 olmak üzere, toplamda 7 milyon 732 bin 511 yolcuya hizmet verildiğini belirtti.</p><p>Antalya Havalimanı’nda iç hat yolcu sayısının 4 milyon 465 bin 529, dış hat yolcu sayısının 21 milyon 503 bin 67 olmak üzere, toplamda 25 milyon 968 bin 596 olduğunu belirten Uraloğlu sözlerine şu şekilde devam etti:  “Muğla Dalaman Havalimanı’nda iç hatlarda bir milyon 327 bin 883, dış hatlarda 2 milyon 602 bin 96 olmak üzere, toplamda 3 milyon 929 bin 979 yolcuya, Muğla Milas-Bodrum Havalimanı’nda ise iç hatlarda bir milyon 743 bin 387, dış hatlarda bir milyon 379 bin 109 olmak üzere, toplamda 3 milyon 122 bin 496 yolcuya hizmet verildi.</p><p>Gazipaşa Alanya Havalimanı’nda iç hat yolcu sayısı 325 bin 217, dış hat yolcu sayısı 393 bin 768 olmak üzere, toplamda 718 bin 985 olarak gerçekleşti.”</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ani Ören Yeri&amp;apos;ndek tavus kuşu figürlü kase parçası bulundu</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/ani-oren-yerindek-tavus-kusu-figurlu-kase-parcasi-bulundu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/ani-oren-yerindek-tavus-kusu-figurlu-kase-parcasi-bulundu</guid>
<description><![CDATA[ Kars&#039;taki Ani Ören Yeri&#039;ndeki kazı çalışmalarında, Büyük Selçuklu dönemine tarihlenen bir erzak deposu ve Orta Çağ mitolojisinde cenneti sembolize eden tavus kuşu motifli bir kase parçası bulundu.UNESCO Dünya Miras Listesi&#039;ndeki Ani Ören Yeri&#039;nde, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ile Kafkas Üniversitesi (KAÜ) işbirliğinde, tarihi eser ve kalıntıların gün yüzüne çıkartılması amacıyla arkeolojik kazı ve koruma çalışmaları devam ediyor. Kafkas Üniversitesi öğretim üyelerinden sanat tarihçisi Doç. Dr. Muhammet Arslan başkanlığında devam eden çalışmaların 2024 yılı sezonuna, 8 üniversiteden yaklaşık 35 kişi katılıyor. Ekip, sanat tarihçileri, arkeologlar, mimarlar, lisans, yüksek lisans ve doktora düzeyindeki öğrenciler ile restoratörlerden oluşuyor.  Ekip, kazı çalışmalarında, Bakanlığın Geleceğe Miras Projesi&#039;nin önemli noktalarından biri olan Anadolu&#039;daki ilk Türk-İslam şehri Ani&#039;deki kazılarda, Büyük Selçuklu dönemine tarihlenen erzak deposu ortaya çıkarıldı.Depoda, yaklaşık 1,5 metre yüksekliğe sahip konik kürevi formunda sekiz küp bulundu. Odadan çıkarılan ve üzerinde Orta Çağ mitolojisinde cenneti sembolize eden tavus kuşu motifi bulunan kase parçası dikkati çekti.Kazı başkanı Doç. Dr. Muhammet Arslan, gazetecilere, Selçuklu Çarşısı, Selçuklu Konutları, Batı Aşot Surları ve Aşot Surları Doğu Burcu’ndaki Selçuklu kümbet kalıntılarında çalışmaların büyük heyecanla devam ettiğini söyledi.  Çalışmaların disiplinli ve titizlikle yürütüldüğünü belirten Arslan, şunları kaydetti:  &quot;Bagratlı Hanedanlığı zamanında inşa edilen ve Ani&#039;nin ilk dış surları olan Aşot surlarının kuzeyine Selçuklular zamanında eklenen mekanların kazısı ise Selçuklulara ait bir erzak deposunun gün yüzüne çıkarılmasını sağladı. Kuzey-güney doğrultusunda taş deponun içindeki pişmiş topraktan yapılmış seramik küpler ise oldukça ilginç.  Depoda Büyük Selçuklular devrine ait sekiz &#039;pitos&#039; adı verilen küp bulduk. Burada ayrıca tavus kuşu figürlü bir kase parçası da gün yüzüne çıkarıldı. Tavus kuşunun Orta Çağ İslam ikonografisinde &#039;cennet kuşu&#039; olarak nitelendirildiği ve bunun cenneti sembolize eden bir figür olduğu biliniyor.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ax6aDiTf30mV2coXj8qIGg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Ani, Ören, Yerindek, tavus, kuşu, figürlü, kase, parçası, bulundu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ax6aDiTf30mV2coXj8qIGg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Ani Ören Yeri'ndek tavus kuşu figürlü kase parçası bulundu"><p>Kars'taki Ani Ören Yeri'ndeki kazı çalışmalarında, Büyük Selçuklu dönemine tarihlenen bir erzak deposu ve Orta Çağ mitolojisinde cenneti sembolize eden tavus kuşu motifli bir kase parçası bulundu.</p>UNESCO Dünya Miras Listesi'ndeki Ani Ören Yeri'nde, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ile Kafkas Üniversitesi (KAÜ) işbirliğinde, tarihi eser ve kalıntıların gün yüzüne çıkartılması amacıyla arkeolojik kazı ve koruma çalışmaları devam ediyor. Kafkas Üniversitesi öğretim üyelerinden sanat tarihçisi Doç. Dr. Muhammet Arslan başkanlığında devam eden çalışmaların 2024 yılı sezonuna, 8 üniversiteden yaklaşık 35 kişi katılıyor. Ekip, sanat tarihçileri, arkeologlar, mimarlar, lisans, yüksek lisans ve doktora düzeyindeki öğrenciler ile restoratörlerden oluşuyor.  Ekip, kazı çalışmalarında, Bakanlığın Geleceğe Miras Projesi'nin önemli noktalarından biri olan Anadolu'daki ilk Türk-İslam şehri Ani'deki kazılarda, Büyük Selçuklu dönemine tarihlenen<strong> erzak deposu</strong> ortaya çıkarıldı.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JusRkqkIxkutUNuLk_Rssw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><p>Depoda, yaklaşık 1,5 metre yüksekliğe sahip konik kürevi formunda sekiz küp bulundu. Odadan çıkarılan ve üzerinde Orta Çağ mitolojisinde cenneti sembolize eden<strong> tavus kuşu motifi bulunan kase parçası</strong> dikkati çekti.</p><p>Kazı başkanı Doç. Dr. Muhammet Arslan, gazetecilere, Selçuklu Çarşısı, Selçuklu Konutları, Batı Aşot Surları ve Aşot Surları Doğu Burcu’ndaki Selçuklu kümbet kalıntılarında çalışmaların büyük heyecanla devam ettiğini söyledi.  Çalışmaların disiplinli ve titizlikle yürütüldüğünü belirten Arslan, şunları kaydetti:  "Bagratlı Hanedanlığı zamanında inşa edilen ve Ani'nin ilk dış surları olan Aşot surlarının kuzeyine Selçuklular zamanında eklenen mekanların kazısı ise Selçuklulara ait bir erzak deposunun gün yüzüne çıkarılmasını sağladı. Kuzey-güney doğrultusunda taş deponun içindeki pişmiş topraktan yapılmış seramik küpler ise oldukça ilginç.  Depoda Büyük Selçuklular devrine ait sekiz 'pitos' adı verilen küp bulduk. Burada ayrıca tavus kuşu figürlü bir kase parçası da gün yüzüne çıkarıldı. Tavus kuşunun Orta Çağ İslam ikonografisinde 'cennet kuşu' olarak nitelendirildiği ve bunun cenneti sembolize eden bir figür olduğu biliniyor." </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yedigöller Milli Parkı: Doğanın Gizli Cenneti</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/yedigoeller-milli-parki-doganin-gizli-cenneti</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/yedigoeller-milli-parki-doganin-gizli-cenneti</guid>
<description><![CDATA[ Adından da anlaşılacağı üzere, yedi gölden oluşan bu milli park, insanın ömründe mutlaka bir kez görmesi gereken yerler arasında. The post Nereye Gidilir / Yedigöller appeared first on Gezgin Dergi. ]]></description>
<enclosure url="http://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x580_66e82b1775d38.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Yedigöller, Milli, Parkı:, Doğanın, Gizli, Cenneti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bolu’nun kuzeyinde, Bolu-Mengen ilçesinden ulaşabileceğiniz bu muhteşem doğal alan, adeta bir görsel şölen sunuyor. Güzelliği o kadar etkileyici ki, anlatmaya kelimeler yetmeyebilir: güzel, güzel, güzel...</p>
<p><strong>Ulaşım ve Zorluklar</strong></p>
<p>Yedigöller Milli Parkı’na ulaşmak için Bolu ilinin kuzeyinden yola çıkabilirsiniz. İstanbul’dan yaklaşık 4,5 saat, Ankara’dan ise 3 saatlik mesafede bulunan bu bölgeye, Ankara-İstanbul karayolunun 152. km’sinden Yeniçağa ve 190. km’sinden Bolu’dan ayrılan yollardan erişebilirsiniz. Ancak, yolculuğun bir kısmı orman yolunda geçiyor, bu yüzden aracınızın uygun durumda olması önemli. Kış aylarında, Bolu-Yedigöller güzergahı karlarla kapanabilir ve ulaşım Yeniçağa-Mengen-Yazıcık üzerinden sağlanabilir.</p>
<p><strong>Doğal Güzellikler ve Bitki Örtüsü</strong></p>
<p>Batı Karadeniz Bölgesi’nin engebeli arazisinde yer alan Yedigöller, heyelanların oluşturduğu göller ve zengin bitki örtüsüyle ziyaretçilerini büyülüyor. Set gölleri şeklinde oluşmuş olan bu göller, kayan kütlelerin vadi önlerini kapamasıyla meydana gelmiş. Göllerin bazıları, dip kaçaklarıyla birbirine bağlı. Parkın hakim bitki örtüsü kayın ağaçları olsa da, meşe, gürgen, kızılağaç, karaçam, sarıçam, göknar, karaağaç, ıhlamur ve porsuk gibi birçok ağaç türünü de burada görebilirsiniz.</p>
<p><strong>Fauna ve Aktivite İmkanları</strong></p>
<p>Etkili koruma sayesinde, park içinde ve çevresinde geyik, karaca, ayı, yabani domuz, kurt, tilki ve sincap gibi çeşitli hayvan türleri yaşamaktadır. Yedigöller, kampçılık, günübirlik piknik, yürüyüş ve fotoğraf çekimi gibi aktiviteler için ideal bir alan sunuyor. Ayrıca, konaklama ve yiyecek ihtiyaçlarınız için tesisler ve büfeler mevcut. Çadırda veya karavanda kalabileceğiniz gibi, misafirhane ve bungalov seçeneklerinden de yararlanabilirsiniz.</p>
<p><strong>Balıkçılıktan Manzaralara</strong></p>
<p>Park, 1969 yılında ülkemizde ilk kültür alabalığı üretme istasyonunun kurulduğu yer olarak bilinir. Abant’tan getirilen alabalıklar, Yedigöller’in doğal alabalık türlerinin yumurtalarını tüketerek popülasyonlarının azalmasına yol açmıştır. Kapankaya Manzarası’na çıktığınızda ise eşsiz bir doğa manzarası sizleri bekliyor. Ayrıca, geyik üretim alanını da ziyaret edebilirsiniz.</p>
<p><strong>Piknik ve Konaklama</strong></p>
<p>Temiz hava acıktırabilir, bu yüzden yiyeceklerinizi yanınıza almanızda fayda var. Piknik için ayrılmış ahşap masalar ve barbekü alanları sayesinde doğa içinde güzel bir ziyafet çekebilirsiniz. Yedigöller’in eşsiz güzellikleri, günübirlik ziyaretlerde tatmin etmeyebilir; bu yüzden tüm erzağınızı yanınıza alarak bungalovlarda sakin bir hafta sonu geçirme seçeneğini değerlendirebilirsiniz.</p>
<p>Yedigöller Milli Parkı, doğanın ve huzurun buluştuğu bir yer olarak keşfedilmeyi bekliyor. Unutulmaz bir deneyim yaşamak ve doğanın güzelliklerini tam anlamıyla görmek için bu eşsiz cenneti ziyaret etmeniz tavsiye edilir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dünyanın en güzel plajları! Adeta bir cennet parçası olan ve rüyada hissettiren dünyanın en güzel 15 plajı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/dunyanin-en-guzel-plajlari-adeta-bir-cennet-parcasi-olan-ve-ruyada-hissettiren-dunyanin-en-guzel-15-plaji</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/dunyanin-en-guzel-plajlari-adeta-bir-cennet-parcasi-olan-ve-ruyada-hissettiren-dunyanin-en-guzel-15-plaji</guid>
<description><![CDATA[ Dünyanın en güzel plajları, tatil hazırlıkları yapan ve rotasını Avrupa&#039;ya çeviren kişiler tarafından araştırılıyor. Adeta cennetten bir köşe gibi olan, beyaz kumları ve turkuaz denizleriyle sizi rüyada hissettirecek dünyanın en güzel 15 plajını sizler için derledik. Bu plajlar, muazzam doğal güzellikleri ve huzur verici atmosferleriyle unutulmaz bir tatil deneyimi ve mutluluk sunuyor. İşte bir cennet parçası olan ve rüyada hissettiren dünyanın en güzel 15 plajı.Rüyalarınızda sıkça ziyaret ettiğiniz ve filmlerde gördüğünüz o muhteşem plajlar gerçekten var mı? Hayalinizdeki plajları gerçek hayatınızda da yaşama şansını kaçırmayın. Dünyanın en güzel 15 plajını keşfedin ve adeta bir cennet parçası olan bu yerlerde kendinizi kaybedin. İşte bakmaya doyamayacağınız en güzel 15 plaj. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/n6myoo6T0UKEaqBm0wcqAw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Dünyanın, güzel, plajları, Adeta, bir, cennet, parçası, olan, rüyada, hissettiren, dünyanın, güzel, plajı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/n6myoo6T0UKEaqBm0wcqAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Dünyanın en güzel plajları! Adeta bir cennet parçası olan ve rüyada hissettiren dünyanın en güzel 15 plajı"><p>Dünyanın en güzel plajları, tatil hazırlıkları yapan ve rotasını Avrupa'ya çeviren kişiler tarafından araştırılıyor. Adeta cennetten bir köşe gibi olan, beyaz kumları ve turkuaz denizleriyle sizi rüyada hissettirecek dünyanın en güzel 15 plajını sizler için derledik. Bu plajlar, muazzam doğal güzellikleri ve huzur verici atmosferleriyle unutulmaz bir tatil deneyimi ve mutluluk sunuyor. İşte bir cennet parçası olan ve rüyada hissettiren dünyanın en güzel 15 plajı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xdMbzd94QUmSG1qADa6ezw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Rüyalarınızda sıkça ziyaret ettiğiniz ve filmlerde gördüğünüz o muhteşem plajlar gerçekten var mı? Hayalinizdeki plajları gerçek hayatınızda da yaşama şansını kaçırmayın. Dünyanın en güzel 15 plajını keşfedin ve adeta bir cennet parçası olan bu yerlerde kendinizi kaybedin. İşte bakmaya doyamayacağınız en güzel 15 plaj.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/USPJgJ65hEm8iUpXGiKm9w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FisM7RoR-UGuocLqwgxwMw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FR6blQm-PkCNd9ee1Z0uvw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Qu2_428HYEGr_KCuL_v4Og.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/373V9Es-2U-h4SxWiMg4fw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Na6j1EB2iUOu9cq7S67biw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/g1dGKoVIBkOpkNXPb6-e6Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vdgeZVT0-EuThB4jJKnRmA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7Dcwvt1y1EKc-sRxuXc0tw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QuA4a8QIdEmboFJGp3uUow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fsmwhVxuaku7MqfmNH23tQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/glxuj-DNkU-2op55nU0KrA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/v2yZjUd8zkqpQcCElLSkBw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/t_gsbG-FU0mtz2YYES1PDQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iubUT_Yr20-pE5GJXW0U4A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tyana Antik Kenti&amp;apos;nde sekizgen planlı kilise gün yüzüne çıkarılıyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/tyana-antik-kentinde-sekizgen-planli-kilise-gun-yuzune-cikariliyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/tyana-antik-kentinde-sekizgen-planli-kilise-gun-yuzune-cikariliyor</guid>
<description><![CDATA[ Niğde&#039;nin Bor ilçesine bağlı Kemerhisar beldesindeki Tyana Antik Kenti&#039;nde yürütülen kazı çalışmalarında, sekizgen planlı kilise gün yüzüne çıkarılıyor.Aksaray Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü ve Kazı Başkanı Prof. Dr. Osman Doğanay, AA muhabirine, Tyana Antik Kenti&#039;nin Kemerhisar beldesinin altında kurulu olduğunu söyledi. Antik kentin İç Anadolu Bölgesi&#039;ni Gülek Boğazı yoluyla Pozantı üzerinden Akdeniz&#039;e bağlayan bölgede kurulduğunu belirten Doğanay, konumundan dolayı tarihin çok eski dönemlerinden beri birçok ordu ve toplumların geçiş noktası olduğuna dikkati çekti.  Doğanay, Tyana&#039;nın stratejik öneminden dolayı tarih boyunca kesintisiz iskan gördüğüne işaret ederek, &quot;Bu özelliğiyle Anadolu&#039;daki ender kentlerden biridir. Yaptığımız arkeolojik kazılarda milattan önce 2 bin 500&#039;lerde burada bir yerleşim vardı kesinlikle, bunu kanıtlamış olduk. Burada 2016&#039;dan beri Kültür ve Turizm Bakanlığının izniyle arkeolojik kazı, araştırma ve restorasyon çalışmaları yapmaktayız. Kentin bu stratejik öneminden dolayı turizm potansiyeli son derece yüksek.&quot; dedi.Bu yıl kazılara kemerlerin bulunduğu bölgeden başladıklarını ve genişleterek devam ettireceklerini anlatan Doğanay, şunları kaydetti:  &quot;Hristiyanlığın Anadolu&#039;daki en erken sekizgen planlı ve dünyada sekizgen planlı olarak korunan tek kilisenin büyük bir kısmı ortaya çıkarıldı. 2024 yılı çalışmalarımız kapsamında kilisenin yan neflerinden (geçit) birisini ortaya çıkarıyoruz. Yani Hristiyanlığın resmi din olmasından kısa bir süre sonra sekizgen planda yapılmış, galeri katı ve üst katı da olan bir kilise. Aynı zamanda piskoposluk kilisesi olması sebebiyle burada bir piskopos sarayının da varlığı söz konusu. O bölgede kazılar yapıyoruz. Bunun dışında bir vaftizhane yapısı var.&quot; diye konuştu.  Doğanay, kilisenin restorasyon çalışmalarının ardından kazı alanındaki kemerlerle entegre edilerek gezilebilecek bir alan haline getirilebileceğini aktardı.  Restorasyonun ardından alanı ziyarete açmak istediklerini dile getiren Doğanay, &quot;Kilisenin en önemli özelliği, antik dünyanın günümüze kadar gelmiş sekizgen tek kilisesi ve Hristiyanlığın en erken kilisesi olması. Yaptığımız kazılar neticesinde ortaya çıkarılan buluntularla bunu ispatlamış durumdayız. İleride daha detaylı bilgilere de ulaşacağız.&quot; ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/41-AH2wd306u-CRMsoELRg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Tyana, Antik, Kentinde, sekizgen, planlı, kilise, gün, yüzüne, çıkarılıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/41-AH2wd306u-CRMsoELRg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Tyana Antik Kenti'nde sekizgen planlı kilise gün yüzüne çıkarılıyor"><p>Niğde'nin Bor ilçesine bağlı Kemerhisar beldesindeki Tyana Antik Kenti'nde yürütülen kazı çalışmalarında, sekizgen planlı kilise gün yüzüne çıkarılıyor.</p>Aksaray Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü ve Kazı Başkanı Prof. Dr. Osman Doğanay, AA muhabirine, Tyana Antik Kenti'nin Kemerhisar beldesinin altında kurulu olduğunu söyledi. Antik kentin İç Anadolu Bölgesi'ni Gülek Boğazı yoluyla Pozantı üzerinden Akdeniz'e bağlayan bölgede kurulduğunu belirten Doğanay, konumundan dolayı tarihin çok eski dönemlerinden beri birçok ordu ve toplumların geçiş noktası olduğuna dikkati çekti.  Doğanay, Tyana'nın stratejik öneminden dolayı tarih boyunca kesintisiz iskan gördüğüne işaret ederek, "Bu özelliğiyle Anadolu'daki ender kentlerden biridir. Yaptığımız arkeolojik kazılarda milattan önce 2 bin 500'lerde burada bir yerleşim vardı kesinlikle, bunu kanıtlamış olduk. Burada 2016'dan beri Kültür ve Turizm Bakanlığının izniyle arkeolojik kazı, araştırma ve restorasyon çalışmaları yapmaktayız. Kentin bu stratejik öneminden dolayı turizm potansiyeli son derece yüksek." dedi.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OjpWxaz3cEKxoanb1WMP-Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="">Bu yıl kazılara kemerlerin bulunduğu bölgeden başladıklarını ve genişleterek devam ettireceklerini anlatan Doğanay, şunları kaydetti:  "Hristiyanlığın Anadolu'daki en erken sekizgen planlı ve dünyada sekizgen planlı olarak korunan tek kilisenin büyük bir kısmı ortaya çıkarıldı. 2024 yılı çalışmalarımız kapsamında kilisenin yan neflerinden (geçit) birisini ortaya çıkarıyoruz. Yani Hristiyanlığın resmi din olmasından kısa bir süre sonra sekizgen planda yapılmış, galeri katı ve üst katı da olan bir kilise. Aynı zamanda piskoposluk kilisesi olması sebebiyle burada bir piskopos sarayının da varlığı söz konusu. O bölgede kazılar yapıyoruz. Bunun dışında bir vaftizhane yapısı var." diye konuştu.  Doğanay, kilisenin restorasyon çalışmalarının ardından kazı alanındaki kemerlerle entegre edilerek gezilebilecek bir alan haline getirilebileceğini aktardı.  Restorasyonun ardından alanı ziyarete açmak istediklerini dile getiren Doğanay, "Kilisenin en önemli özelliği, antik dünyanın günümüze kadar gelmiş sekizgen tek kilisesi ve Hristiyanlığın en erken kilisesi olması. Yaptığımız kazılar neticesinde ortaya çıkarılan buluntularla bunu ispatlamış durumdayız. İleride daha detaylı bilgilere de ulaşacağız." ifadelerini kullandı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mardin&amp;apos;deki Süryani Çarşısı restorasyonla turizme kazandırılıyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/mardindeki-suryani-carsisi-restorasyonla-turizme-kazandiriliyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/mardindeki-suryani-carsisi-restorasyonla-turizme-kazandiriliyor</guid>
<description><![CDATA[ Mardin&#039;in Dargeçit ilçesinde, 400 yıllık tarihi Süryani Çarşısı restorasyonla turizme kazandırılıyor.Dargeçit Belediyesi ile Diyarbakır Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğünce, Sefa Caddesi&#039;nde 65 dükkanın yer aldığı tarihi Süryani Çarşısı&#039;nın restorasyonu için hazırlanan &quot;Tarihi Çarşıyı Canlandırma Projesi&quot;nde sona gelindi.  İl Kültür ve Turizm Müdürü Ayhan Gök, tarihi Süryani Çarşısı&#039;nda yürütülen restorasyon çalışmalarını inceledi.Gök, Dargeçit ilçesinde bulunan 400 yıllık çarşıdaki 65 dükkanda, restorasyon ve onarım yapıldığını kaydetti.  Çarşının restorasyonu için Kültür ve Turizm Bakanlığının desteğiyle Diyarbakır Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü tarafından proje hazırlandığını anımsatan Gök, geçen yıl başlatılan çalışmaların sonuna geldiklerini belirtti.Yaklaşık 2 hafta içerisinde çalışmayı sonlandırıp vatandaşlara dükkanları teslim etmeyi planladıklarını ifade eden Gök, şöyle konuştu:  &quot;Bu süreç boyunca yaklaşık 600 metre uzunluğunda 4 caddenin sokak sağlıklaştırma çalışması yapıldı. Burada bulunan tarihi 65 dükkanın restorasyon çalışması gerçekleştirildi. Aydınlatma işleri yapıldı. Yaklaşık 1,5 sene gibi kısa bir sürede çarşı aslına uygun bir şekilde inşa edildi. Çarşı bu haliyle, dükkanlar hareketlendiği zaman Dargeçit turizmine yeni bir nefes getirecektir. Çünkü sadece görseli ile bile insanların ziyaret etmek isteyecekleri bir yer konumunda.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mryyki-S3UKykqmKgcx_HA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Mardindeki, Süryani, Çarşısı, restorasyonla, turizme, kazandırılıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mryyki-S3UKykqmKgcx_HA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Mardin'deki Süryani Çarşısı restorasyonla turizme kazandırılıyor"><p>Mardin'in Dargeçit ilçesinde, 400 yıllık tarihi Süryani Çarşısı restorasyonla turizme kazandırılıyor.</p>Dargeçit Belediyesi ile Diyarbakır Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğünce, Sefa Caddesi'nde 65 dükkanın yer aldığı tarihi Süryani Çarşısı'nın restorasyonu için hazırlanan "Tarihi Çarşıyı Canlandırma Projesi"nde sona gelindi.  İl Kültür ve Turizm Müdürü Ayhan Gök, tarihi <strong>Süryani Çarşısı</strong>'nda yürütülen restorasyon çalışmalarını inceledi.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x9HdS3cIY0yNBI5Frq9DPg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><p>Gök, Dargeçit ilçesinde bulunan 400 yıllık çarşıdaki 65 dükkanda, restorasyon ve onarım yapıldığını kaydetti.  Çarşının restorasyonu için Kültür ve Turizm Bakanlığının desteğiyle Diyarbakır Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü tarafından proje hazırlandığını anımsatan Gök, geçen yıl başlatılan çalışmaların sonuna geldiklerini belirtti.</p><p>Yaklaşık 2 hafta içerisinde çalışmayı sonlandırıp vatandaşlara dükkanları teslim etmeyi planladıklarını ifade eden Gök, şöyle konuştu:  "Bu süreç boyunca yaklaşık 600 metre uzunluğunda 4 caddenin sokak sağlıklaştırma çalışması yapıldı. Burada bulunan tarihi 65 dükkanın restorasyon çalışması gerçekleştirildi. Aydınlatma işleri yapıldı. Yaklaşık 1,5 sene gibi kısa bir sürede çarşı aslına uygun bir şekilde inşa edildi. Çarşı bu haliyle, dükkanlar hareketlendiği zaman Dargeçit turizmine yeni bir nefes getirecektir. Çünkü sadece görseli ile bile insanların ziyaret etmek isteyecekleri bir yer konumunda."</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Savatra Antik Kenti’nde Bizans kilisesi bulundu</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/savatra-antik-kentinde-bizans-kilisesi-bulundu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/savatra-antik-kentinde-bizans-kilisesi-bulundu</guid>
<description><![CDATA[ Konya&#039;daki Savatra Antik Kenti&#039;nde Anadolu&#039;da ilk kez &#039;Türk&#039; ibaresinin yer aldığı, Grek alfabesi ile yazılmış &#039;Türkoğlu&#039; yazıtının ardından yeni bir höyük kazısına başlandı.Karatay ilçesi Yağlıbayat Mahallesi&#039;ndeki Savatra Antik Kenti&#039;nde, Selçuk Üniversitesi Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarımı Bölümü Başkanı Öğretim Üyesi Doç. Dr. İlker Işık başkanlığında kazı çalışmaları sürdürülüyor. 2020&#039;deki yüzey çalışmaları sırasında Anadolu&#039;da ilk kez &#039;Türk&#039; ibaresinin yer aldığı, Grek alfabesi ile yazılmış &#039;Türkoğlu&#039; yazıtı bulundu.
Yazıtın detayları, 2 yıllık süren incelemenin ardından 2 yıl önce kamuoyu ile paylaşıldı. Geçen yılki kazılarda da Savatra Antik Kenti&#039;nde, 1800 yıllık olduğu değerlendirilen zafer çelengi, asker ve sancak kabartmalı sunak ortaya çıkarıldı.Bu sezonun kazı çalışmalarında 5 bin yıllık bir höyükte çalışma yaptıklarını anlatan Doç. Dr. İlker Işık, höyükteki katmanlarda 12&#039;nci yüzyıla tarihlenen bir Bizans kilisesine rastladıklarını söyledi. Doç. Dr. Işık, &quot;Savatra&#039;nın tarihi kimliğini ortaya koyan höyük kazısıyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. İlk etapta burada bir kilise yapısı var. Halk tarafından tahrip edilmiş ve ciddi şekilde moloz yığınlarının olduğu alan üzerinde şu an kazı çalışmalarını yürütüyoruz. Önemli bulgular ediniyoruz. Höyük yapısı, 5 bin yıllık bir geçmişe sahip. Savatra çok eski çağlardan itibaren ticaret rotası olduğu için kadim bir kent. Önemli misafirlerini ağırlamış bir yerleşim yeri. Yine aynı şekilde askeri bir yerleşim noktası olması nedeniyle hem askeri nakliye yollarının hem de ticaret yollarının kesişme noktasından dolayı burada tabii uzun yıllar bir yerleşim görülmüş&quot; dedi.Doç. Dr. İlker Işık sözlerine &quot;Bunun en somut örneği de zaten bulunduğumuz höyük yapısı. Höyükte yaptığımız çalışmalar neticesinde önemli bulgularla karşılaştık. İlerleyen süreç içerisinde kilisenin temelini ortaya koyarak 12&#039;nci yüzyıla kadar uzanan bu kilisenin temellerini açığa çıkartıp, planı hakkında bilgi sahibi olmaya çalışıyoruz. Erken Tunç Çağı&#039;nda başlatılmış olan bu yerleşimin Bizans sürecine kadar devam etmesi, kesintisiz olarak bu yerleşimin olması Savatra&#039;nın tarih boyunca ne kadar teveccüh gösterdiğini ifade eden önemli bir bulgudur. Bu bakımdan da Savatra Antik Kenti&#039;nde höyük üzerinde çalışmalar, bizi son derece heyecanlandırıyor&quot; diye devam etti.Roma&#039;dan Bizans dönemine olan süreçte Savatra Antik Kenti&#039;nin demografik yapısı hakkında bilgiler sunduğunu belirten Doç. Dr. Işık, &quot;Burası, Roma döneminden itibaren bir askeri garnizon kentiydi. Burada Roma&#039;nın kendi ihtişamını ortaya koyan önemli kamu yapılarıyla alakadar bilgiler ve belgeler elimize geçti. Hemen akabinde gelen Bizans evresi ile beraber de aynı ihtişamın devam ettiğini görüyoruz. Bunun bir başka göstergesi de bir kilise yapısının burada mevcudiyeti. Geçen sene de bir kilise kazdık. Bu ikinci kilisemiz. Bizans döneminde önemli bir tebaaya sahip olduğunu, önemli bir cemaatinin olduğunu, önemli bir demografik yapısının olduğunu ortaya koyuyor.
Bu bakımdan da Roma&#039;dan Bizans&#039;a geçiş içerisinde buradaki kentin siyasi, askeri ve stratejik yapısı hakkında bilgi sahibi olmak bakımından bu kazıyı çok önemsiyoruz. Sonraki dönemde zaten Selçukluların buraya gelmesi ve artık İslam coğrafyası haline gelmesiyle Savatra sınır bölgesi olma niteliğini kaybediyor. Ondan sonra zaten nüfus özelliğini kaybederek bir nahiye formatına geçiyor. Dolayısıyla bizim artık son evrede, zirve yaptığı, nüfusunun kalabalık olduğu ihtişamlı, görkemli dönemini araştırma bakımından bu alanda kazı çalışması yapmamız, kimliğini ortaya koymak bakımından son derece önemli&quot; diye konuştu.Savatra kazılarında Türk tarihi ile ilgili önemli bilgilere ulaşılacağını ifade eden Doç. Dr. Işık, &quot;Buranın askeri garnizon noktası olması zaten birçok uygarlığın, medeniyetin ki Türklerin de gelmesi açısından son derece doğal. Bir Türk olarak tabii ki Türklerin varlığından ve gelmiş olmasından son derece ben de mutluluk duyuyorum. Anadolu&#039;da ilk yazıtın burada çıkmış olması. Bunun diğer iki parçasının Konya Arkeoloji Müzesi&#039;nde bulunması, tabii çok önemli bizim için. Bunları tabii kamuoyuyla o zaman paylaşmadık. Bunun haricinde figüratif örnekler, tamgalar ve runik örnekler de Savatra ve çevresinde karşılaştığımız diğer Türklere ait bulgular. Bunların her biriyle ilgili zaten bir bilimsel yayın çalışması içerisindeyiz. Her çalışma süresi içerisinde Türk tarihi ile ilgili yeni bulgularla da karşılaşıyoruz. Burada önemli kurgan mezarları da var. Onların da ilerideki zamanlarda kazılması ve bilim dünyasına paylaşılmasıyla beraber Anadolu&#039;daki Türk kimliği hakkında daha net ve daha keskin cümleler kullanma şansına sahip olacağız&quot; dedi.Doç. Dr. Işık, &quot;Höyük kazıları esnasında önemli yazıt parçaları, sikkeler, seramik örnekler ve fresk parçalarıyla karşılaştık. Bir tanesi tanınabilir şekilde bir kadın figürü, çok nadide örnek. Onun haricinde terracotta figürün örnekleriyle de karşılaşmaktayız. Aslında kilise yapısının geçmiş dönemi hakkında da bize bir örnek veriyor. Burada b ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dRuP6OZBPE2yIGwRJz6yIg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Savatra, Antik, Kenti’nde, Bizans, kilisesi, bulundu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dRuP6OZBPE2yIGwRJz6yIg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Savatra Antik Kenti’nde Bizans kilisesi bulundu"><p>Konya'daki Savatra Antik Kenti'nde Anadolu'da ilk kez 'Türk' ibaresinin yer aldığı, Grek alfabesi ile yazılmış 'Türkoğlu' yazıtının ardından yeni bir höyük kazısına başlandı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7PiJSVRTxk-f1kzAPXjJBA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karatay ilçesi Yağlıbayat Mahallesi'ndeki Savatra Antik Kenti'nde, Selçuk Üniversitesi Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarımı Bölümü Başkanı Öğretim Üyesi Doç. Dr. İlker Işık başkanlığında kazı çalışmaları sürdürülüyor. 2020'deki yüzey çalışmaları sırasında Anadolu'da ilk kez 'Türk' ibaresinin yer aldığı, Grek alfabesi ile yazılmış 'Türkoğlu' yazıtı bulundu.
Yazıtın detayları, 2 yıllık süren incelemenin ardından 2 yıl önce kamuoyu ile paylaşıldı. Geçen yılki kazılarda da Savatra Antik Kenti'nde, 1800 yıllık olduğu değerlendirilen zafer çelengi, asker ve sancak kabartmalı sunak ortaya çıkarıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kl5TGt78zE6ijJB8GU1yrA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu sezonun kazı çalışmalarında 5 bin yıllık bir höyükte çalışma yaptıklarını anlatan Doç. Dr. İlker Işık, höyükteki katmanlarda 12'nci yüzyıla tarihlenen bir Bizans kilisesine rastladıklarını söyledi. Doç. Dr. Işık, "Savatra'nın tarihi kimliğini ortaya koyan höyük kazısıyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. İlk etapta burada bir kilise yapısı var. Halk tarafından tahrip edilmiş ve ciddi şekilde moloz yığınlarının olduğu alan üzerinde şu an kazı çalışmalarını yürütüyoruz. Önemli bulgular ediniyoruz. Höyük yapısı, 5 bin yıllık bir geçmişe sahip. Savatra çok eski çağlardan itibaren ticaret rotası olduğu için kadim bir kent. Önemli misafirlerini ağırlamış bir yerleşim yeri. Yine aynı şekilde askeri bir yerleşim noktası olması nedeniyle hem askeri nakliye yollarının hem de ticaret yollarının kesişme noktasından dolayı burada tabii uzun yıllar bir yerleşim görülmüş" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/be1AQPYYMkmR1pW_7eClPg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doç. Dr. İlker Işık sözlerine "Bunun en somut örneği de zaten bulunduğumuz höyük yapısı. Höyükte yaptığımız çalışmalar neticesinde önemli bulgularla karşılaştık. İlerleyen süreç içerisinde kilisenin temelini ortaya koyarak 12'nci yüzyıla kadar uzanan bu kilisenin temellerini açığa çıkartıp, planı hakkında bilgi sahibi olmaya çalışıyoruz. Erken Tunç Çağı'nda başlatılmış olan bu yerleşimin Bizans sürecine kadar devam etmesi, kesintisiz olarak bu yerleşimin olması Savatra'nın tarih boyunca ne kadar teveccüh gösterdiğini ifade eden önemli bir bulgudur. Bu bakımdan da Savatra Antik Kenti'nde höyük üzerinde çalışmalar, bizi son derece heyecanlandırıyor" diye devam etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/U0xuA-xotU-0Oegxxy8P2w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Roma'dan Bizans dönemine olan süreçte Savatra Antik Kenti'nin demografik yapısı hakkında bilgiler sunduğunu belirten Doç. Dr. Işık, "Burası, Roma döneminden itibaren bir askeri garnizon kentiydi. Burada Roma'nın kendi ihtişamını ortaya koyan önemli kamu yapılarıyla alakadar bilgiler ve belgeler elimize geçti. Hemen akabinde gelen Bizans evresi ile beraber de aynı ihtişamın devam ettiğini görüyoruz. Bunun bir başka göstergesi de bir kilise yapısının burada mevcudiyeti. Geçen sene de bir kilise kazdık. Bu ikinci kilisemiz. Bizans döneminde önemli bir tebaaya sahip olduğunu, önemli bir cemaatinin olduğunu, önemli bir demografik yapısının olduğunu ortaya koyuyor.
Bu bakımdan da Roma'dan Bizans'a geçiş içerisinde buradaki kentin siyasi, askeri ve stratejik yapısı hakkında bilgi sahibi olmak bakımından bu kazıyı çok önemsiyoruz. Sonraki dönemde zaten Selçukluların buraya gelmesi ve artık İslam coğrafyası haline gelmesiyle Savatra sınır bölgesi olma niteliğini kaybediyor. Ondan sonra zaten nüfus özelliğini kaybederek bir nahiye formatına geçiyor. Dolayısıyla bizim artık son evrede, zirve yaptığı, nüfusunun kalabalık olduğu ihtişamlı, görkemli dönemini araştırma bakımından bu alanda kazı çalışması yapmamız, kimliğini ortaya koymak bakımından son derece önemli" diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Yt9k7LV_50aMZkiRnK7QPQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Savatra kazılarında Türk tarihi ile ilgili önemli bilgilere ulaşılacağını ifade eden Doç. Dr. Işık, "Buranın askeri garnizon noktası olması zaten birçok uygarlığın, medeniyetin ki Türklerin de gelmesi açısından son derece doğal. Bir Türk olarak tabii ki Türklerin varlığından ve gelmiş olmasından son derece ben de mutluluk duyuyorum. Anadolu'da ilk yazıtın burada çıkmış olması. Bunun diğer iki parçasının Konya Arkeoloji Müzesi'nde bulunması, tabii çok önemli bizim için. Bunları tabii kamuoyuyla o zaman paylaşmadık. Bunun haricinde figüratif örnekler, tamgalar ve runik örnekler de Savatra ve çevresinde karşılaştığımız diğer Türklere ait bulgular. Bunların her biriyle ilgili zaten bir bilimsel yayın çalışması içerisindeyiz. Her çalışma süresi içerisinde Türk tarihi ile ilgili yeni bulgularla da karşılaşıyoruz. Burada önemli kurgan mezarları da var. Onların da ilerideki zamanlarda kazılması ve bilim dünyasına paylaşılmasıyla beraber Anadolu'daki Türk kimliği hakkında daha net ve daha keskin cümleler kullanma şansına sahip olacağız" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vfMYaVjb1Ey3sbxU8NZzwg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doç. Dr. Işık, "Höyük kazıları esnasında önemli yazıt parçaları, sikkeler, seramik örnekler ve fresk parçalarıyla karşılaştık. Bir tanesi tanınabilir şekilde bir kadın figürü, çok nadide örnek. Onun haricinde terracotta figürün örnekleriyle de karşılaşmaktayız. Aslında kilise yapısının geçmiş dönemi hakkında da bize bir örnek veriyor. Burada bir tabaka karışımı söz konusu. Daha öncesinde defineci tahribatı nedeniyle burada bir tabaka karışımı olmuş. Farklı dönemlere ait bulguları bir kazı içerisinde aynı anda bulma durumumuz söz konusu. Ama elimize geçen bulgular çok nadide olduğu için bizi de heyecanlandırıyor, devamını getirmeyi planlıyoruz. Umarım ilerleyen dönemler içerisinde bu fresk parçalarının da devamına ulaşarak, Konya'nın tarihe ve coğrafyasına bir katkı sağlamış oluruz" diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ge4Id_bxEkiJ6B9QJeUSdA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lIWKcTP8J0-JABf5mfiJ2w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qnhuq1HM90ygfwMWarB6Yw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Eski Van Şehri kazılarında yeni yapılar ortaya çıkarıldı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/eski-van-sehri-kazilarinda-yeni-yapilar-ortaya-cikarildi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/eski-van-sehri-kazilarinda-yeni-yapilar-ortaya-cikarildi</guid>
<description><![CDATA[ Birçok medeniyetten izler taşıyan Van Kalesi&#039;nin güneyindeki &quot;Eski Van Şehri&quot;nde yürütülen kazı çalışmalarında yeni yapılar ortaya çıkarıldı.Başta Urartular olmak üzere Ahlatşahlar, Eyyubiler, İlhanlılar, Anadolu Selçuklu, Akkoyunlular ve Osmanlı İmparatorluğu dönemlerinde yerleşim yeri olarak kullanılan Van Kalesi&#039;nin güneyindeki &quot;Eski Van Şehri&quot;nin ayağa kaldırılmasına yönelik çalışmalar devam ediyor.  Kültür ve Turizm Bakanlığınca desteklenen, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülsen Baş Terzioğlu&#039;nun başkanlığında iki yıldır yürütülen kazılarda, aralarında sanat tarihçi, tarihçi, mimari restoratör ve arkeologların bulunduğu 30 kişilik uzman ekip görev yapıyor.Bu yıl yürütülen çalışmalarda, alandaki yapılar arasında bağlantıyı kuran yeni bir yol, yanmış evrak ve kumaş parçaları, seramik tabaklar, cam bilezik parçaları, boncuk, bronz sikkeler, tütün lüleleri bulundu.  Çalışmalar kapsamında Osmanlı dönemine ait pazar yerinin ortaya çıkarıldığı Eski Van Şehri&#039;ndeki Ulu Cami, Kızıl Minare, Abbasağa Camisi, Hüsrev Paşa Hanı, Çifte Hamam, Miri Ambarı, 2 kilise ve sarnıcı da restore ediliyor.Birçok noktada yürütülen çalışmalarla tarihi alanın tüm yönleriyle ayağa kaldırılarak turizme kazandırılması hedefleniyor.&quot;MİMARİ DOKUYU ORTAYA ÇIKARMAYA ÇALIŞIYORUZ&quot;Prof. Dr. Terzioğlu, Eski Van Şehri&#039;nin Urartu döneminden Osmanlı&#039;nın son dönemine kadar yerleşim yeri olarak kullanılan önemli bir alan olduğunu söyledi.Tarihi alanda farklı etnik ve dini toplulukların bir arada yaşadığı, kozmopolit ve zengin kültürel yapının izlerini görmenin mümkün olduğunu belirten Terzioğlu, şunları kaydetti:  &quot;Bu yıl ki çalışmalarımızı kazılması planlanan alanların detaylı belgelendirilmesi ve haritalama çalışmalarıyla başlattık. 16. yüzyıla ait Osmanlı yapısı Hüsrev Paşa Hanı&#039;nın batısında, toprak altında kalan mimari dokuyu ortaya çıkarmaya çalışıyoruz. Kazı çalışmalarında han ile bağlantılı taş örgülü duvarların sınırlandırdığı mekanlarla karşılaştık. Mekanların boyutları, niteliği ve elde ettiğimiz bulgular alanın bir pazar yeri olabileceği yönünde. Arşiv kayıtları, kentin konumuna bağlı canlı bir ticarete sahip olduğunu ve sur içindeki alanda bilhassa orta kapı çevresinde ticari ürünlerin pazarlandığı yerlerin olduğunu belgelemekte. Orta kapı civarında bir pazar yerini tespit ettiğimizi tahmin ediyoruz. Hüsrev Paşa Hanı ile bağlantılı ikinci bir han yapısı olması da muhtemeldir. İlerleyen zamanlarda netlik kazanacak.&quot; Kazılarda yangın izlerine rastladıklarını, sırsız Osmanlı seramikleri, ay yıldız bezemeli cam bilezik parçaları, ay yıldız amblemli sırlı seramik tabaklar, boncuklar, farklı renkte boyalar, çok sayıda cam curufu, Osmanlı bronz sikkeleri, tütün lüleleri, yanmış evrak ile kumaş parçaları bulduklarını anlatan Terzioğlu, &quot;Eski Van Şehri&#039;nin sosyal yaşamına dair birçok bulgu elde ettik. Diğer bir çalışmamızı kentin yol dokusu üzerinde yoğunlaştırdık. Çifte Hamam&#039;a ulaşımı sağlayan taş döşeme Osmanlı yolunun doğu ve batısını sınırlayan mimari dokuyu ortaya çıkarmayı amaçlıyoruz. Elde ettiğimiz bulgular kentteki sosyal, siyasal, dini ve ekonomik yaşama dair ilgi çekici ayrıntılar sunacak&quot; ifadelerini kullandı.Çalışmaları inceleyen Van YYÜ Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli ise Van&#039;da Osmanlı ve Selçuklu dönemine ait ayakta kalan az sayıda yapının olduğunu, bunun da 1915-1918 yıllarında Ermeni ayaklanmaları ve Rus işgaliyle şehrin tahrip edilmesinden kaynaklandığını söyledi.Etrafı surlarla çevrili Eski Van Şehri&#039;nin o tarihlerde tamamen yakılıp yıkıldığını belirten Şevli, şu bilgileri verdi:  &quot;Selçuklu ile Osmanlı döneminde Van&#039;ın eski yerleşim yeri burasıydı. 1915-1918 yıllarında Ermeni çetelerinin burada ayaklanarak Müslüman halkı katletmesi sonucu kentin yaklaşık 150 bin olan nüfusu 7 bine kadar düşmüş, şehir harap edilmiş. Son dönemdeki çalışmalar kapsamında alandaki Hüsrev Paşa ile Kaya Çelebi camileri restore edilerek ibadete açılmıştı. Çok donanımlı sanat tarihi, arkeoloji, mimarlık, şehir ve bölge planlama, mimari restorasyon bölümlerimiz var. Alanda büyük bir kazı çalışması yürütülüyor. Çalışmalar Kültür ve Turizm Bakanlığımızın destekleriyle yürütülüyor. Yakın zamanda Bakanımız Sayın Mehmet Nuri Ersoy da alanda incelemelerde bulundu. Çalışmalara destek veren Sayın Bakanımız, milletvekillerimize ve Valimize teşekkür ederim.&quot;  Eski Van Şehri&#039;nde yürütülen kazı çalışmalarında, kentin geçmişine dair önemli bulgulara ulaşıldığını ifade eden Şevli, &quot;Hüsrev Paşa Külliyesi&#039;nin hemen yanında bir pazar yerinin olduğuna yönelik bulgular var. Farklı seramik ve cam parçaları tespit edildi. Çalışmaların sonucunda alanın geçmişte hangi amaçla kullanıldığı tespit edilecek. Etrafı surlarla çevrili alanda camiler, ibadethaneler, kamu binaları, yürüyüş yolları, pazar yerleri, satış noktaları, külliyeler, kervansaray, konaklama alanları var. Bunların tamamı bilim insanlarımızın, akademisyenlerimizin çalışmalarıyla gün yüzüne çıkacak. Burası tam anlamıyla bir tarih, ticaret, kültür ve turizm mer ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Pf5yWmRJpEW1R8Ms7Uh6BQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Eski, Van, Şehri, kazılarında, yeni, yapılar, ortaya, çıkarıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Pf5yWmRJpEW1R8Ms7Uh6BQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Eski Van Şehri kazılarında yeni yapılar ortaya çıkarıldı"><p>Birçok medeniyetten izler taşıyan Van Kalesi'nin güneyindeki "Eski Van Şehri"nde yürütülen kazı çalışmalarında yeni yapılar ortaya çıkarıldı.</p><p>Başta Urartular olmak üzere Ahlatşahlar, Eyyubiler, İlhanlılar, Anadolu Selçuklu, Akkoyunlular ve Osmanlı İmparatorluğu dönemlerinde yerleşim yeri olarak kullanılan Van Kalesi'nin güneyindeki "<strong>Eski Van Şehri</strong>"nin ayağa kaldırılmasına yönelik çalışmalar devam ediyor.  Kültür ve Turizm Bakanlığınca desteklenen, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülsen Baş Terzioğlu'nun başkanlığında iki yıldır yürütülen kazılarda, aralarında sanat tarihçi, tarihçi, mimari restoratör ve arkeologların bulunduğu 30 kişilik uzman ekip görev yapıyor.</p><p>Bu yıl yürütülen çalışmalarda, alandaki yapılar arasında bağlantıyı kuran yeni bir yol, yanmış evrak ve kumaş parçaları, seramik tabaklar, cam bilezik parçaları, boncuk, bronz sikkeler, tütün lüleleri bulundu.  Çalışmalar kapsamında Osmanlı dönemine ait pazar yerinin ortaya çıkarıldığı Eski Van Şehri'ndeki Ulu Cami, Kızıl Minare, Abbasağa Camisi, Hüsrev Paşa Hanı, Çifte Hamam, Miri Ambarı, 2 kilise ve sarnıcı da restore ediliyor.</p><p>Birçok noktada yürütülen çalışmalarla tarihi alanın tüm yönleriyle ayağa kaldırılarak turizme kazandırılması hedefleniyor.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fH9pmfmP5U-JRBM7DZxIDw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><p><strong>"MİMARİ DOKUYU ORTAYA ÇIKARMAYA ÇALIŞIYORUZ"</strong></p><p>Prof. Dr. Terzioğlu, Eski Van Şehri'nin Urartu döneminden Osmanlı'nın son dönemine kadar yerleşim yeri olarak kullanılan önemli bir alan olduğunu söyledi.</p><p>Tarihi alanda farklı etnik ve dini toplulukların bir arada yaşadığı, kozmopolit ve zengin kültürel yapının izlerini görmenin mümkün olduğunu belirten Terzioğlu, şunları kaydetti:  "Bu yıl ki çalışmalarımızı kazılması planlanan alanların detaylı belgelendirilmesi ve haritalama çalışmalarıyla başlattık. 16. yüzyıla ait Osmanlı yapısı Hüsrev Paşa Hanı'nın batısında, toprak altında kalan mimari dokuyu ortaya çıkarmaya çalışıyoruz. Kazı çalışmalarında han ile bağlantılı taş örgülü duvarların sınırlandırdığı mekanlarla karşılaştık. Mekanların boyutları, niteliği ve elde ettiğimiz bulgular alanın bir pazar yeri olabileceği yönünde. Arşiv kayıtları, kentin konumuna bağlı canlı bir ticarete sahip olduğunu ve sur içindeki alanda bilhassa orta kapı çevresinde ticari ürünlerin pazarlandığı yerlerin olduğunu belgelemekte. Orta kapı civarında bir pazar yerini tespit ettiğimizi tahmin ediyoruz. Hüsrev Paşa Hanı ile bağlantılı ikinci bir han yapısı olması da muhtemeldir. İlerleyen zamanlarda netlik kazanacak." </p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K5mpqXFpBEy9px59C3Xwdg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><p>Kazılarda yangın izlerine rastladıklarını, sırsız Osmanlı seramikleri, ay yıldız bezemeli cam bilezik parçaları, ay yıldız amblemli sırlı seramik tabaklar, boncuklar, farklı renkte boyalar, çok sayıda cam curufu, Osmanlı bronz sikkeleri, tütün lüleleri, yanmış evrak ile kumaş parçaları bulduklarını anlatan Terzioğlu, "Eski Van Şehri'nin sosyal yaşamına dair birçok bulgu elde ettik. Diğer bir çalışmamızı kentin yol dokusu üzerinde yoğunlaştırdık. Çifte Hamam'a ulaşımı sağlayan taş döşeme Osmanlı yolunun doğu ve batısını sınırlayan mimari dokuyu ortaya çıkarmayı amaçlıyoruz. Elde ettiğimiz bulgular kentteki sosyal, siyasal, dini ve ekonomik yaşama dair ilgi çekici ayrıntılar sunacak" ifadelerini kullandı.</p><p>Çalışmaları inceleyen Van YYÜ Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli ise Van'da Osmanlı ve Selçuklu dönemine ait ayakta kalan az sayıda yapının olduğunu, bunun da 1915-1918 yıllarında Ermeni ayaklanmaları ve Rus işgaliyle şehrin tahrip edilmesinden kaynaklandığını söyledi.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Tx7ancq0skS0sKgdTaHufw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="">Etrafı surlarla çevrili Eski Van Şehri'nin o tarihlerde tamamen yakılıp yıkıldığını belirten Şevli, şu bilgileri verdi:  "Selçuklu ile Osmanlı döneminde Van'ın eski yerleşim yeri burasıydı. 1915-1918 yıllarında Ermeni çetelerinin burada ayaklanarak Müslüman halkı katletmesi sonucu kentin yaklaşık 150 bin olan nüfusu 7 bine kadar düşmüş, şehir harap edilmiş. Son dönemdeki çalışmalar kapsamında alandaki Hüsrev Paşa ile Kaya Çelebi camileri restore edilerek ibadete açılmıştı. Çok donanımlı sanat tarihi, arkeoloji, mimarlık, şehir ve bölge planlama, mimari restorasyon bölümlerimiz var. Alanda büyük bir kazı çalışması yürütülüyor. Çalışmalar Kültür ve Turizm Bakanlığımızın destekleriyle yürütülüyor. Yakın zamanda Bakanımız Sayın Mehmet Nuri Ersoy da alanda incelemelerde bulundu. Çalışmalara destek veren Sayın Bakanımız, milletvekillerimize ve Valimize teşekkür ederim."  Eski Van Şehri'nde yürütülen kazı çalışmalarında, kentin geçmişine dair önemli bulgulara ulaşıldığını ifade eden Şevli, "Hüsrev Paşa Külliyesi'nin hemen yanında bir pazar yerinin olduğuna yönelik bulgular var. Farklı seramik ve cam parçaları tespit edildi. Çalışmaların sonucunda alanın geçmişte hangi amaçla kullanıldığı tespit edilecek. Etrafı surlarla çevrili alanda camiler, ibadethaneler, kamu binaları, yürüyüş yolları, pazar yerleri, satış noktaları, külliyeler, kervansaray, konaklama alanları var. Bunların tamamı bilim insanlarımızın, akademisyenlerimizin çalışmalarıyla gün yüzüne çıkacak. Burası tam anlamıyla bir tarih, ticaret, kültür ve turizm merkezine dönüşecek" diye konuştu.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Van Gölü Havzası yazlıkçı flamingolara ev sahipliği yapıyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/van-goelu-havzasi-yazlikci-flamingolara-ev-sahipligi-yapiyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/van-goelu-havzasi-yazlikci-flamingolara-ev-sahipligi-yapiyor</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye&#039;nin en önemli sulak alanlarının bulunduğu Van Gölü Havzası, göç yolculuğundaki yüzlerce flamingoya konaklama imkanı sunuyor.Havaların ısınmasıyla konaklamak için Van Gölü&#039;ne akın eden binlerce flamingo, iri gövdeleri, zarif boyunları ve uzun bacaklarıyla ziyaretçilerin dikkatini çekiyor. Kuzey Afrika&#039;dan İran&#039;a uzanan göç yolculuğunda konakladıkları gölde geniş bir beslenme alanı bulan kuşlar, havaların soğumaya başladığı kasım ayına kadar gölde konakladıktan sonra sıcak bölgelere göç ediyor.  Van Gölü&#039;nün Muradiye ilçesi kıyılarında yoğunluk oluşturan flamingolar, İl Jandarma Komutanlığı Çevre Doğa ve Hayvanları Koruma Timi tarafından korunuyor. Muradiye Kaymakamı Melih Aydoğan, AA muhabirine, ilçenin her yıl olduğu gibi bu yıl da binlerce flamingoya ev sahipliği yaptığını söyledi.  Flamingoların göle renk kattığını anlatan Aydoğan, şunları kaydetti:  &quot;Göl kenarında yer alan ilçemiz her sene flamingoların göçünde ev sahipliği yapıyor. Bu sene de flamingolar bölgemize gelmeye başladı. Vatandaşlarımız ve turistler için seyir zevki oluşturuyorlar. Yoğun bir şekilde konaklıyorlar. Yaz boyunca onları misafir edeceğiz. Bölgemiz, sulak alan konusunda zengin olması, su kaynaklarının bol olması nedeniyle göçmen kuşların uğrak yeri. Bu mevsimde herkesi bu seyir zevkini yaşamaya davet ediyoruz.&quot;  &quot;HAVALANDIKLARI ZAMAN ADETA GÖRSEL ŞÖLEN OLUŞTURUYORLAR&quot;Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş da Van Gölü Havzası&#039;nın çok fazla kuş türüne ev sahipliği yaptığını ifade etti.  Göçmen kuşların Kuzey Afrika&#039;dan İran&#039;a yolculuğunda Van Gölü&#039;nün en önemli konaklamama alanlarından biri olduğunu belirten Akkuş, &quot;Özellikle göle dökülen akarsular verimli ve besin yönünden zengin. Göle dökülen en büyük akarsulardan birisi bulunduğumuz mevkideki Bendimahi Çayı. Derinliğin yarım metrenin altında olması su kuşları için oldukça verimli alanların, habitatların oluşmasını sağlıyor. Şu an arkamızda yüzlerce pembe renkleriyle flamingoları görüyoruz. Havalandıkları zaman adeta görsel şölen oluşturuyorlar. Doğal kaynakları korursak buradaki yüzlerce kuş türüne ev sahipliği yapmaya devam ederiz.&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/osgLV4m-ckefUcRSX1zRAA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Van, Gölü, Havzası, yazlıkçı, flamingolara, sahipliği, yapıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/osgLV4m-ckefUcRSX1zRAA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Van Gölü Havzası yazlıkçı flamingolara ev sahipliği yapıyor"><p>Türkiye'nin en önemli sulak alanlarının bulunduğu Van Gölü Havzası, göç yolculuğundaki yüzlerce flamingoya konaklama imkanı sunuyor.</p><p>Havaların ısınmasıyla konaklamak için Van Gölü'ne akın eden binlerce flamingo, iri gövdeleri, zarif boyunları ve uzun bacaklarıyla ziyaretçilerin dikkatini çekiyor. Kuzey Afrika'dan İran'a uzanan göç yolculuğunda konakladıkları gölde geniş bir beslenme alanı bulan kuşlar, havaların soğumaya başladığı kasım ayına kadar gölde konakladıktan sonra sıcak bölgelere göç ediyor.  Van Gölü'nün Muradiye ilçesi kıyılarında yoğunluk oluşturan flamingolar, İl Jandarma Komutanlığı Çevre Doğa ve Hayvanları Koruma Timi tarafından korunuyor. Muradiye Kaymakamı Melih Aydoğan, AA muhabirine, ilçenin her yıl olduğu gibi bu yıl da binlerce flamingoya ev sahipliği yaptığını söyledi.  Flamingoların göle renk kattığını anlatan Aydoğan, şunları kaydetti:  "Göl kenarında yer alan ilçemiz her sene flamingoların göçünde ev sahipliği yapıyor. Bu sene de flamingolar bölgemize gelmeye başladı. Vatandaşlarımız ve turistler için seyir zevki oluşturuyorlar. Yoğun bir şekilde konaklıyorlar. Yaz boyunca onları misafir edeceğiz. Bölgemiz, sulak alan konusunda zengin olması, su kaynaklarının bol olması nedeniyle göçmen kuşların uğrak yeri. Bu mevsimde herkesi bu seyir zevkini yaşamaya davet ediyoruz."  <strong>"HAVALANDIKLARI ZAMAN ADETA GÖRSEL ŞÖLEN OLUŞTURUYORLAR"</strong></p><p>Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş da Van Gölü Havzası'nın çok fazla kuş türüne ev sahipliği yaptığını ifade etti.  Göçmen kuşların Kuzey Afrika'dan İran'a yolculuğunda Van Gölü'nün en önemli konaklamama alanlarından biri olduğunu belirten Akkuş, "Özellikle göle dökülen akarsular verimli ve besin yönünden zengin. Göle dökülen en büyük akarsulardan birisi bulunduğumuz mevkideki Bendimahi Çayı. Derinliğin yarım metrenin altında olması su kuşları için oldukça verimli alanların, habitatların oluşmasını sağlıyor. Şu an arkamızda yüzlerce pembe renkleriyle flamingoları görüyoruz. Havalandıkları zaman adeta görsel şölen oluşturuyorlar. Doğal kaynakları korursak buradaki yüzlerce kuş türüne ev sahipliği yapmaya devam ederiz." diye konuştu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Pompeiopolis Antik Kenti&amp;apos;ndeki Roma tiyatrosu gün yüzüne çıkarıldı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/pompeiopolis-antik-kentindeki-roma-tiyatrosu-gun-yuzune-cikarildi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/pompeiopolis-antik-kentindeki-roma-tiyatrosu-gun-yuzune-cikarildi</guid>
<description><![CDATA[ Kastamonu&#039;nun Taşköprü ilçesinde bulunan Pompeiopolis Antik Kenti&#039;ndeki tiyatro gün yüzüne çıkarıldı.Zımbıllı Tepe mevkisindeki tarihi Paflagonya bölgesinin başkenti olan Pompeiopolis&#039;te 2006&#039;da başlayan kazılar, Kültür ve Turizm Bakanlığı adına Karabük Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mevlüt Eliüşük başkanlığında yürütülüyor. Eliüşük, AA muhabirine, bu yıl hem villa hem de tiyatroda eş zamanlı kazı ve restorasyon çalışması yürüttüklerini söyledi.  Roma tiyatrosunun milattan sonra 2. yüzyılın ikinci yarısında, Antoninler döneminde İmparator Commodus tarafından yaptırıldığını belirten Eliüşük, &quot;Yapının ilk inşaatını biliyorduk ama tam olarak ne zaman terk edildiğiyle ilgili kesin veriler elimizde yoktu. Mevcut buluntular, tiyatronun 4. yüzyılın sonundan itibaren terk edildiğine işaret ediyor.&quot; dedi. Tiyatro bölümünde son 2 yıl yoğun arkeolojik kazı yaptıklarını anlatan Eliüşük, şöyle devam etti:  &quot;Roma tiyatrosunun aşağı yukarı yüzde 80&#039;lik bölümünün arkeolojik kazısını tamamladık. Bu kapsamda orkestranın tamamı ortaya çıkarıldı. Yapıyla ilgili 2023 yılında restorasyon ve konservasyon projelerini hazırladık. Bu projeleri Ankara Koruma Bölge Kurumu onayladı. Son çalışmalarla mevcut projeyi revize edeceğiz. Önümüzdeki yıldan itibaren destek bulabilirsek, yapının restorasyon çalışmalarına başlayacağız.&quot;  Kazı çalışmalarını çok uluslu bir ekiple yürüttüklerini dile getiren Eliüşük, akademisyen, uzman ve işçilerle 34 kişinin çalışmalarda görev aldığını söyledi. Tiyatronun önemine değinen Eliüşük, şunları kaydetti:  &quot;Özellikle Paflagonya&#039;ya baktığımızda, bu zamana kadar tespit edilmiş bir tiyatro yok. Bölgenin tek tiyatrosu olması bağlamında önemli. Pompeiopolis&#039;teki Roma imparatorluk dönemine tarihlenen yapılara baktığımızda, yoğun mermer kullanımının olduğunu görüyoruz. Yoğunluğun en fazla olduğu yapı, şu an için tiyatro. Tiyatroda ayrıca bir çalışmamız daha olacak. Bu yıl sonuna kadar aktif şekilde çalışmalarımız devam ederse &#039;scaenae frons&#039;un (Roma tiyatrosunun kalıcı sahne arka planı) yıkıntılarını da tespit edeceğiz. Üç boyutlu lazer belgelemeyle buradan çıkan mimari eserlerin ilk inşa edildiği andaki hallerini bilgisayar ortamında ayağa kaldıracağız.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pW7IROeCh06yQ7YCkh7iug.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Pompeiopolis, Antik, Kentindeki, Roma, tiyatrosu, gün, yüzüne, çıkarıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pW7IROeCh06yQ7YCkh7iug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Pompeiopolis Antik Kenti'ndeki Roma tiyatrosu gün yüzüne çıkarıldı"><p>Kastamonu'nun Taşköprü ilçesinde bulunan Pompeiopolis Antik Kenti'ndeki tiyatro gün yüzüne çıkarıldı.</p>Zımbıllı Tepe mevkisindeki tarihi Paflagonya bölgesinin başkenti olan Pompeiopolis'te 2006'da başlayan kazılar, Kültür ve Turizm Bakanlığı adına Karabük Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mevlüt Eliüşük başkanlığında yürütülüyor. Eliüşük, AA muhabirine, bu yıl hem villa hem de tiyatroda eş zamanlı kazı ve restorasyon çalışması yürüttüklerini söyledi.  Roma tiyatrosunun milattan sonra 2. yüzyılın ikinci yarısında, Antoninler döneminde İmparator Commodus tarafından yaptırıldığını belirten Eliüşük, "Yapının ilk inşaatını biliyorduk ama tam olarak ne zaman terk edildiğiyle ilgili kesin veriler elimizde yoktu. Mevcut buluntular, tiyatronun 4. yüzyılın sonundan itibaren terk edildiğine işaret ediyor." dedi. Tiyatro bölümünde son 2 yıl yoğun arkeolojik kazı yaptıklarını anlatan Eliüşük, şöyle devam etti:  "Roma tiyatrosunun aşağı yukarı yüzde 80'lik bölümünün arkeolojik kazısını tamamladık. Bu kapsamda orkestranın tamamı ortaya çıkarıldı. Yapıyla ilgili 2023 yılında restorasyon ve konservasyon projelerini hazırladık. Bu projeleri Ankara Koruma Bölge Kurumu onayladı. Son çalışmalarla mevcut projeyi revize edeceğiz. Önümüzdeki yıldan itibaren destek bulabilirsek, yapının restorasyon çalışmalarına başlayacağız."  Kazı çalışmalarını çok uluslu bir ekiple yürüttüklerini dile getiren Eliüşük, akademisyen, uzman ve işçilerle 34 kişinin çalışmalarda görev aldığını söyledi. Tiyatronun önemine değinen Eliüşük, şunları kaydetti:  "Özellikle Paflagonya'ya baktığımızda, bu zamana kadar tespit edilmiş bir tiyatro yok. Bölgenin tek tiyatrosu olması bağlamında önemli. Pompeiopolis'teki Roma imparatorluk dönemine tarihlenen yapılara baktığımızda, yoğun mermer kullanımının olduğunu görüyoruz. Yoğunluğun en fazla olduğu yapı, şu an için tiyatro. Tiyatroda ayrıca bir çalışmamız daha olacak. Bu yıl sonuna kadar aktif şekilde çalışmalarımız devam ederse 'scaenae frons'un (Roma tiyatrosunun kalıcı sahne arka planı) yıkıntılarını da tespit edeceğiz. Üç boyutlu lazer belgelemeyle buradan çıkan mimari eserlerin ilk inşa edildiği andaki hallerini bilgisayar ortamında ayağa kaldıracağız."]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>2. Kommagene Bienali&amp;apos;nde &amp;quot;Nemrut Gün Doğumu Okumaları&amp;quot; etkinliği yapıldı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/2-kommagene-bienalinde-nemrut-gun-dogumu-okumalari-etkinligi-yapildi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/2-kommagene-bienalinde-nemrut-gun-dogumu-okumalari-etkinligi-yapildi</guid>
<description><![CDATA[ Adıyaman&#039;ın Kahta ilçesinde gerçekleştirilen 2. Kommagene Bienali, Nemrut Dağı&#039;nın zirvesinde güneşin doğuşuyla düzenlenen etkinliklerle devam ediyor.Valilik ve Kaymakamlık tarafından düzenlenen etkinliğin ikinci gününde, 27 ülkeden 54 sanatçı ve çok sayıda katılımcı, UNESCO Dünya Mirası Listesi&#039;ndeki 2 bin 150 metre rakımlı Nemrut Dağı&#039;nda güneşin doğuşunu izledi. Bienal kapsamında düzenlenen &quot;Nemrut Gün Doğumu Okumaları&quot; etkinliğinde, Moğol sanatçılar Ulziibat Enkhtur ve Onongua Enkhtur yer aldı.  Buradaki etkinlikte Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023&#039;teki depremler nedeniyle &quot;İyileşmek&quot; temasını işleyen sanatçılar ise &quot;Hep birlikte iyileşelim.&quot; çağrısında bulundu.Bienale katılan şair Yağmur Sunar, iyileşmenin kolektif bir şey olduğunu düşündüğünü dile getirdi.  Danimarka&#039;da yaşayan Japon Shoo Moreyema ise bienali çok sevdiğini ve bunun parçası olmaktan mutluluk duyduğunu söyledi. Kommagene Bienali Küratörü Nihat Özdal da yaşadıkları ağır, sarsıcı ve yıkıcı 6 Şubat depreminden sonra temalarını &quot;İyileşmek&quot; olarak belirlediklerini anlatarak, &quot;Kommagene Bienali bu sene ikinci kez kapılarını açtı. Nemrut, Karakuş Tümülüs, Cendere Köprüsü, Perre Antik Kenti gibi tarihi ve arkeolojik alanlar, yine bienal vesilesiyle güzel etkinliklere ev sahipliği yaptı.&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DKJDzXDKNkq-Tu83FaRWgA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Kommagene, Bienalinde, Nemrut, Gün, Doğumu, Okumaları, etkinliği, yapıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DKJDzXDKNkq-Tu83FaRWgA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="2. Kommagene Bienali'nde " nemrut g do okumalar etkinli yap><p>Adıyaman'ın Kahta ilçesinde gerçekleştirilen 2. Kommagene Bienali, Nemrut Dağı'nın zirvesinde güneşin doğuşuyla düzenlenen etkinliklerle devam ediyor.</p><p>Valilik ve Kaymakamlık tarafından düzenlenen etkinliğin ikinci gününde, 27 ülkeden 54 sanatçı ve çok sayıda katılımcı, UNESCO Dünya Mirası Listesi'ndeki 2 bin 150 metre rakımlı Nemrut Dağı'nda güneşin doğuşunu izledi. Bienal kapsamında düzenlenen "Nemrut Gün Doğumu Okumaları" etkinliğinde, Moğol sanatçılar Ulziibat Enkhtur ve Onongua Enkhtur yer aldı.  Buradaki etkinlikte Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023'teki depremler nedeniyle "İyileşmek" temasını işleyen sanatçılar ise "Hep birlikte iyileşelim." çağrısında bulundu.</p><p>Bienale katılan şair Yağmur Sunar, iyileşmenin kolektif bir şey olduğunu düşündüğünü dile getirdi.  Danimarka'da yaşayan Japon Shoo Moreyema ise bienali çok sevdiğini ve bunun parçası olmaktan mutluluk duyduğunu söyledi. Kommagene Bienali Küratörü Nihat Özdal da yaşadıkları ağır, sarsıcı ve yıkıcı 6 Şubat depreminden sonra temalarını "İyileşmek" olarak belirlediklerini anlatarak, "Kommagene Bienali bu sene ikinci kez kapılarını açtı. Nemrut, Karakuş Tümülüs, Cendere Köprüsü, Perre Antik Kenti gibi tarihi ve arkeolojik alanlar, yine bienal vesilesiyle güzel etkinliklere ev sahipliği yaptı." diye konuştu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tekirdağ&amp;apos;ın Şarköy ilçesindeki mavi bayraklı plajlar yerli ve yabancı turistleri ağırlıyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/tekirdagin-sarkoey-ilcesindeki-mavi-bayrakli-plajlar-yerli-ve-yabanci-turistleri-agirliyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/tekirdagin-sarkoey-ilcesindeki-mavi-bayrakli-plajlar-yerli-ve-yabanci-turistleri-agirliyor</guid>
<description><![CDATA[ Marmara Denizi kıyısındaki Tekirdağ&#039;ın Şarköy ilçesi, mavi bayraklı plajlarıyla yerli ve yabancı turistleri ağırlıyor.İlçede 8 halk plajı mavi bayrakla tatilcilere hizmet veriyor. Plajlar, denizin keyfini çıkarmak isteyen yerli ve yabancı çok sayıda ziyaretçiyi cezbediyor.  İl Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Hacıoğlu, mavi bayraklı plajların turizm için avantaj olduğunu söyledi.Şarköy&#039;ün her zaman tatilcilerin tercih ettiği bir yer olduğunu ifade eden Hacıoğlu, &quot;Mavi bayrak, yerli ve yabancı turistlerin dikkat ettiği bir konu. Tatilciler mavi bayraklı plajları olan yerlere özellikle geliyor. Bir plaja mavi bayrak durup dururken de verilmiyor. Tekirdağ Büyükşehir Belediyesinin, mavi bayrak altyapısının oluşturulmasında önemli gayretleri var. Şarköy ilçesinde mavi bayraklıların yanı sıra Kültür ve Turizm Bakanlığından belgeli 14 plaj daha var&quot; dedi.Hacıoğlu, plajların ilçe için önemli bir değer olduğunu ve yaz sezonunda hiç boş kalmadığını dile getirdi.  Söz konusu plajların tam donanımlı olması ve cankurtaran hizmeti sunmalarıyla turistlere güven verdiğini belirten Hacıoğlu, &quot;Plajların nitelikli olması ilçeye, bölgeye turist çekiyor. Şarköy dışında Süleymanpaşa ve Marmaraereğlisi&#039;nin de mavi bayraklı plaja kavuşması için çalışmalar sürüyor. Gelecek yıl Süleymanpaşa, 2026&#039;da da Marmaraereğlisi&#039;nde mavi bayraklı plajların olacağını bekliyoruz. Bunların artması kentin turizmine de fayda sağlayacaktır&quot; diye konuştu.Otel sahibi Cüneyt Keresteci de Şarköy&#039;ün her zaman tatil için tercih edilen ilçeler arasında olduğunu kaydetti.  Plajlara mavi bayrak verilmesinin hem tatilcileri hem de işletmecileri sevindirdiğini vurgulayan Keresteci, &quot;Şarköy kentte tek mavi bayraklı plajlara sahip yer. Bunlar ilçemiz için çok değerli. Yerli ve yabancı turistlerin ilçeyi tercih etmesinde plajların katkısının çok fazla olduğunu biliyoruz. Şarköy her zaman insanların huzur bulduğu ve keyifle tatilini yaptığı bir bölge&quot; ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DRMAZw5wEEaUtuOZLG-LGQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Tekirdağın, Şarköy, ilçesindeki, mavi, bayraklı, plajlar, yerli, yabancı, turistleri, ağırlıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DRMAZw5wEEaUtuOZLG-LGQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Tekirdağ'ın Şarköy ilçesindeki mavi bayraklı plajlar yerli ve yabancı turistleri ağırlıyor"><p>Marmara Denizi kıyısındaki Tekirdağ'ın Şarköy ilçesi, mavi bayraklı plajlarıyla yerli ve yabancı turistleri ağırlıyor.</p>İlçede 8 halk plajı mavi bayrakla tatilcilere hizmet veriyor. Plajlar, denizin keyfini çıkarmak isteyen yerli ve yabancı çok sayıda ziyaretçiyi cezbediyor.  İl Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Hacıoğlu, mavi bayraklı plajların turizm için avantaj olduğunu söyledi.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Lf1cUaBUT0SB4F8Uk1cZJA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="">Şarköy'ün her zaman tatilcilerin tercih ettiği bir yer olduğunu ifade eden Hacıoğlu, "Mavi bayrak, yerli ve yabancı turistlerin dikkat ettiği bir konu. Tatilciler mavi bayraklı plajları olan yerlere özellikle geliyor. Bir plaja mavi bayrak durup dururken de verilmiyor. Tekirdağ Büyükşehir Belediyesinin, mavi bayrak altyapısının oluşturulmasında önemli gayretleri var. Şarköy ilçesinde mavi bayraklıların yanı sıra Kültür ve Turizm Bakanlığından belgeli 14 plaj daha var" dedi.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aQ9x7I6nUUup22InejevGg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><p>Hacıoğlu, plajların ilçe için önemli bir değer olduğunu ve yaz sezonunda hiç boş kalmadığını dile getirdi.  Söz konusu plajların tam donanımlı olması ve cankurtaran hizmeti sunmalarıyla turistlere güven verdiğini belirten Hacıoğlu, "Plajların nitelikli olması ilçeye, bölgeye turist çekiyor. Şarköy dışında Süleymanpaşa ve Marmaraereğlisi'nin de mavi bayraklı plaja kavuşması için çalışmalar sürüyor. Gelecek yıl Süleymanpaşa, 2026'da da Marmaraereğlisi'nde mavi bayraklı plajların olacağını bekliyoruz. Bunların artması kentin turizmine de fayda sağlayacaktır" diye konuştu.</p><p>Otel sahibi Cüneyt Keresteci de Şarköy'ün her zaman tatil için tercih edilen ilçeler arasında olduğunu kaydetti.  Plajlara mavi bayrak verilmesinin hem tatilcileri hem de işletmecileri sevindirdiğini vurgulayan Keresteci, "Şarköy kentte tek mavi bayraklı plajlara sahip yer. Bunlar ilçemiz için çok değerli. Yerli ve yabancı turistlerin ilçeyi tercih etmesinde plajların katkısının çok fazla olduğunu biliyoruz. Şarköy her zaman insanların huzur bulduğu ve keyifle tatilini yaptığı bir bölge" ifadelerini kullandı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Turizmcilerden yeşil pasaport için &amp;quot;ilk hak eden sektör&amp;quot; açıklaması</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/turizmcilerden-yesil-pasaport-icin-ilk-hak-eden-sektoer-aciklamasi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/turizmcilerden-yesil-pasaport-icin-ilk-hak-eden-sektoer-aciklamasi</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye Büyük Millet Meclisi&#039;nde (TBMM) ileriki günlerde görüşülmesi beklenen yeşil pasaport verileceklere ilişkin 19 kanun teklifindeki meslek grubu arasında yer almayan turizmciler, dünyaya entegre olmuş en önemli sektörün turizm olduğunu, ilk hak edenin de sektörleri olduğunu kaydetti.TBMM İçişleri Komisyonu&#039;nda görüşülmesi, ileriki günlerde Meclis gündemine alınması beklenen 19 kanun teklifinde; tüm hakim ve savcılar, bekçiler, 20 yıldır ticaret yapan iş insanları, 10 yıldır uluslararası nakliye işi yapan TIR şoförleri, belediye başkanları, 15 yıl kıdemli eczacılar, gazeteciler, mühendis ve mimarlar, köy ve mahalle muhtarları, serbest muhasebeciler, engelli memurlar, infaz koruma memurları, özel sektördeki doktorlar, tiyatro sanatçıları, öğretim üyeleri, TBMM danışmanları ile sendika yöneticilerinin yanı sıra gaziler için yeşil pasaport verilmesi gündeme alınacak.19 kanun teklifi arasında, turizm sektörü bulunmuyor.  &quot;YURT DIŞIYLA İLİŞKİSİ EN FAZLA OLAN SEKTÖRÜZ&quot;  Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkanı Kaan Kaşif Kavaloğlu, dünyaya entegre olmuş en önemli sektörün turizm olduğunu belirterek, &quot;Nasıl G7, G20 var, turizmde de T7 olsa Türkiye olarak burada yer alacaktık. Ülkemizde bunu ilk önce hak eden turizmciler. Ülkemizin dünyaya tanıtımı için büyük rol oynuyoruz. Vize sorunu çok ciddi, her şirkete bir kota verilebilir. Yurt dışı fuarlara giderken bile problem yaşanabiliyor. Her yıl Türkiye olarak 20&#039;nin üzerinde katıldığımız fuar var, ortalama bir turizmci en az 5&#039;ine katılıyor.Hele hele WTM Londra, ITB Berlin, Ultrecht Hollanda, MITT Moskova bizim için olmazsa olmaz fuarlar. Bu fuarlar dışında hem birçok ihtisas fuarı var hem de turistlere yönelik satış görüşmeleri ve benzeri birçok etkinlik var. Şu anda vizesi olan personelimiz gidebiliyor.Yeni vize alımlarında çok zorluk çekiliyor. Türkiye&#039;de en fazla döviz girdisi sağlayan sektör, yurt dışıyla ilişkisi en fazla olan sektörüz.&quot; dedi.  &quot;19&#039;UN İÇİNDE TURİZMCİ NEDEN YOK?&quot;  Batı Avrupa ülkelerinin uyguladığı Schengen prosedürünün Türkiye ve vatandaşları için, içinden çıkılmaz bir hal aldığını söyleyen Antalya Kent Konseyi Turizm Çalışma Grubu Başkanı Recep Yavuz, &quot;Randevu almak, gerçekten çok zorlaştı. Randevu aldıktan sonra da vize almak ayları, yılları buldu. Hatta ilave maliyetler de getirdi. Bu özellikle turizm gibi plansız yurt dışı seyahati olan iş insanlarını çok zor durumda bıraktı. Bunu aşmak için herkes elinden geldiğince kendi yöntemlerini deniyor. Ama özellikle turizmciler yıllardır kanayan yaramız olan bu konuda yeşil pasaport talebimizi de dile getirmeye çalışıyoruz. Önümüzdeki günlerde Meclis&#039;te tartışılacak olan kanun teklifi var. Hepsinin kendince haklı olduğu yanlar var, fakat bu 19&#039;un içinde turizmci neden yok.&quot; diye konuştu.&quot;TURİZMCİNİN SAHASI YURT DIŞIDIR&quot;  Yeşil pasaporta en çok ihtiyacı olan ve hak edenin turizmciler olduğunu dile getiren Yavuz, &quot;Yurt dışına gitmek, bir turizmci için normal bir prosedür. Bu tarihler genellikle de belli olmaz. Kimi kez tur operatörleriyle görüşmelere, kimi kez fuarlara ve toplantılara katılmak zorundadır. Daha doğrusu turizmcinin sahası yurt dışıdır. Buraya gidemeyen turizmci de çaresizlik içinde yeşil pasaporta ümidini bağlamıştır. Yeşil pasaportun turizmci için gündeme alınması, en öncelikli konular arasında olmalıdır. Turizmcininki bir seyahatten öte bir iştir. Bu bağlamda önümüzdeki günlerde Meclis&#039;te tartışılacak yeşil pasaport teklifleri içerisine turizmcilerin de dahil edilmesi gerekiyor.&quot; dedi.  TURİST REHBERLERİ DE İSTİYOR  Turist rehberliğinin Türkiye&#039;nin tanıtımına büyük katkı sağlayan bir meslek olduğunu söyleyen Antalya Rehberler Odası Başkanı Mustafa Yalçın Yalçınkaya, &quot;Profesyonel turist rehberlerinin Avrupa Birliği ülkelerine yönelik protokol ve kültür turlarında vize engeline takılmaları, mesleklerini icra etmekte büyük engel teşkil etmektedir.Görevlerini daha etkin yürütebilmeleri için hususi damgalı yeşil pasaport almaya hak kazanmaları çok önem arz etmektedir. Asıl mesleği yurt dışına sık sık gitmeyi gerektiren turist rehberleri olarak bu haktan yararlanmamız gerektiğini düşünmekteyiz. Bu bağlamda, yurt dışı çıkışlarını daha etkin ve hızlı bir yerine getirebilmeleri amacıyla hususi damgalı pasaport hakkının tanınması gerekmektedir.&quot; diye konuştu.  &quot;VİZE ALIM SÜRECİ GAYET SANCILI&quot;  Bir otel grubu satış müdürü Medine Resulzade, acente ve otellerin Türkiye turizmini tanıtmak için bütçelerinden büyük pay ayırdığını belirterek, &quot;Tüm acente ve otellerin bünyesinde bu görevi üstlenen personel yer alıyor. Neredeyse dünyanın her yerindeki tüm fuar ve organizasyonlara katılıyorlar. Bunun için vize alım süreci gayet sancılı. Hatta bazı arkadaşlarımız vize alımı yüzünden çift pasaport kullanmak zorunda. Bir ülkede tanıtım yaparken, diğer ülkeye vize almak için pasaportlar konsolosluklarda oluyor. Bu nedenle tabii ki belirli kurallar çerçevesinde (kıdemli personele, belirli süreli gibi) turizm çalışanlarına yeşil pasaport verilmesi işimizi kolaylaştırır.&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xSaSAqXQ80mf-JBeURWFpQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Turizmcilerden, yeşil, pasaport, için, ilk, hak, eden, sektör, açıklaması</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xSaSAqXQ80mf-JBeURWFpQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Turizmcilerden yeşil pasaport için " ilk hak eden sekt a><p>Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) ileriki günlerde görüşülmesi beklenen yeşil pasaport verileceklere ilişkin 19 kanun teklifindeki meslek grubu arasında yer almayan turizmciler, dünyaya entegre olmuş en önemli sektörün turizm olduğunu, ilk hak edenin de sektörleri olduğunu kaydetti.</p><p>TBMM İçişleri Komisyonu'nda görüşülmesi, ileriki günlerde Meclis gündemine alınması beklenen 19 kanun teklifinde; tüm hakim ve savcılar, bekçiler, 20 yıldır ticaret yapan iş insanları, 10 yıldır uluslararası nakliye işi yapan TIR şoförleri, belediye başkanları, 15 yıl kıdemli eczacılar, gazeteciler, mühendis ve mimarlar, köy ve mahalle muhtarları, serbest muhasebeciler, engelli memurlar, infaz koruma memurları, özel sektördeki doktorlar, tiyatro sanatçıları, öğretim üyeleri, TBMM danışmanları ile sendika yöneticilerinin yanı sıra gaziler için yeşil pasaport verilmesi gündeme alınacak.</p><p>19 kanun teklifi arasında, turizm sektörü bulunmuyor.  <strong>"YURT DIŞIYLA İLİŞKİSİ EN FAZLA OLAN SEKTÖRÜZ"</strong>  Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkanı Kaan Kaşif Kavaloğlu, dünyaya entegre olmuş en önemli sektörün turizm olduğunu belirterek, "Nasıl G7, G20 var, turizmde de T7 olsa Türkiye olarak burada yer alacaktık. Ülkemizde bunu ilk önce hak eden turizmciler. Ülkemizin dünyaya tanıtımı için büyük rol oynuyoruz. Vize sorunu çok ciddi, her şirkete bir kota verilebilir. Yurt dışı fuarlara giderken bile problem yaşanabiliyor. Her yıl Türkiye olarak 20'nin üzerinde katıldığımız fuar var, ortalama bir turizmci en az 5'ine katılıyor.</p><p>Hele hele WTM Londra, ITB Berlin, Ultrecht Hollanda, MITT Moskova bizim için olmazsa olmaz fuarlar. Bu fuarlar dışında hem birçok ihtisas fuarı var hem de turistlere yönelik satış görüşmeleri ve benzeri birçok etkinlik var. Şu anda vizesi olan personelimiz gidebiliyor.</p><p>Yeni vize alımlarında çok zorluk çekiliyor. Türkiye'de en fazla döviz girdisi sağlayan sektör, yurt dışıyla ilişkisi en fazla olan sektörüz." dedi.  <strong>"19'UN İÇİNDE TURİZMCİ NEDEN YOK?"</strong>  Batı Avrupa ülkelerinin uyguladığı Schengen prosedürünün Türkiye ve vatandaşları için, içinden çıkılmaz bir hal aldığını söyleyen Antalya Kent Konseyi Turizm Çalışma Grubu Başkanı Recep Yavuz, "Randevu almak, gerçekten çok zorlaştı. Randevu aldıktan sonra da vize almak ayları, yılları buldu. Hatta ilave maliyetler de getirdi. Bu özellikle turizm gibi plansız yurt dışı seyahati olan iş insanlarını çok zor durumda bıraktı. Bunu aşmak için herkes elinden geldiğince kendi yöntemlerini deniyor. Ama özellikle turizmciler yıllardır kanayan yaramız olan bu konuda yeşil pasaport talebimizi de dile getirmeye çalışıyoruz. Önümüzdeki günlerde Meclis'te tartışılacak olan kanun teklifi var. Hepsinin kendince haklı olduğu yanlar var, fakat bu 19'un içinde turizmci neden yok." diye konuştu.</p><p><strong>"TURİZMCİNİN SAHASI YURT DIŞIDIR"</strong>  Yeşil pasaporta en çok ihtiyacı olan ve hak edenin turizmciler olduğunu dile getiren Yavuz, "Yurt dışına gitmek, bir turizmci için normal bir prosedür. Bu tarihler genellikle de belli olmaz. Kimi kez tur operatörleriyle görüşmelere, kimi kez fuarlara ve toplantılara katılmak zorundadır. Daha doğrusu turizmcinin sahası yurt dışıdır. Buraya gidemeyen turizmci de çaresizlik içinde yeşil pasaporta ümidini bağlamıştır. Yeşil pasaportun turizmci için gündeme alınması, en öncelikli konular arasında olmalıdır. Turizmcininki bir seyahatten öte bir iştir. Bu bağlamda önümüzdeki günlerde Meclis'te tartışılacak yeşil pasaport teklifleri içerisine turizmcilerin de dahil edilmesi gerekiyor." dedi.  <strong>TURİST REHBERLERİ DE İSTİYOR</strong>  Turist rehberliğinin Türkiye'nin tanıtımına büyük katkı sağlayan bir meslek olduğunu söyleyen Antalya Rehberler Odası Başkanı Mustafa Yalçın Yalçınkaya, "Profesyonel turist rehberlerinin Avrupa Birliği ülkelerine yönelik protokol ve kültür turlarında vize engeline takılmaları, mesleklerini icra etmekte büyük engel teşkil etmektedir.</p><p>Görevlerini daha etkin yürütebilmeleri için hususi damgalı yeşil pasaport almaya hak kazanmaları çok önem arz etmektedir. Asıl mesleği yurt dışına sık sık gitmeyi gerektiren turist rehberleri olarak bu haktan yararlanmamız gerektiğini düşünmekteyiz. Bu bağlamda, yurt dışı çıkışlarını daha etkin ve hızlı bir yerine getirebilmeleri amacıyla hususi damgalı pasaport hakkının tanınması gerekmektedir." diye konuştu.  <strong>"VİZE ALIM SÜRECİ GAYET SANCILI"</strong>  Bir otel grubu satış müdürü Medine Resulzade, acente ve otellerin Türkiye turizmini tanıtmak için bütçelerinden büyük pay ayırdığını belirterek, "Tüm acente ve otellerin bünyesinde bu görevi üstlenen personel yer alıyor. Neredeyse dünyanın her yerindeki tüm fuar ve organizasyonlara katılıyorlar. Bunun için vize alım süreci gayet sancılı. Hatta bazı arkadaşlarımız vize alımı yüzünden çift pasaport kullanmak zorunda. Bir ülkede tanıtım yaparken, diğer ülkeye vize almak için pasaportlar konsolosluklarda oluyor. Bu nedenle tabii ki belirli kurallar çerçevesinde (kıdemli personele, belirli süreli gibi) turizm çalışanlarına yeşil pasaport verilmesi işimizi kolaylaştırır." dedi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kelenderis Antik Kenti&amp;apos;nde 2 bin 500 yıllık kalenin ortaya çıkarılması hedefleniyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/kelenderis-antik-kentinde-2-bin-500-yillik-kalenin-ortaya-cikarilmasi-hedefleniyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/kelenderis-antik-kentinde-2-bin-500-yillik-kalenin-ortaya-cikarilmasi-hedefleniyor</guid>
<description><![CDATA[ Mersin&#039;deki Kelenderis Antik Kenti&#039;nde devam eden arkeolojik çalışmalarda, daha önce surlarının bir kısmına ulaşılan 2 bin 500 yıllık kalenin tüm hatlarıyla gün yüzüne çıkarılması amaçlanıyor.Doğu Akdeniz&#039;deki önemli konumu nedeniyle çok sayıda medeniyete ev sahipliği yapan Aydıncık ilçesindeki antik kentte, Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde arkeolojik kazılar yapılıyor. Bölgedeki çalışmalar, Batman Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. Mahmut Aydın başkanlığındaki 30 kişilik ekip tarafından gerçekleştiriliyor.  Bünyesinde Roma Dönemi&#039;ne ait hamam, bazilika planlı kilise, odeion (müzikal faaliyetlerin yapıldığı yer) ve nekropol alanı bulunan Kelenderis Antik Kenti&#039;nde kazılar 12 ay devam ediyor. Önceki çalışmalarda 2 bin 500 yıl önce yapıldığı değerlendirilen kalenin surlarının bir kısmını gün yüzüne çıkaran ekip, yapının toprak altında kalan tüm hatlarına ulaşmayı hedefliyor.  &quot;BÜTÜNLÜĞÜNÜ KAYBETMEMİŞ&quot;Kazı başkanı Mahmut Aydın, AA muhabirine, arkeolojik çalışmaların kalede yoğunlaştığını söyledi. Kalenin tarihinin 2 bin 500 yıl öncesine uzandığını dile getiren Aydın, &quot;Kalenin, Roma Dönemi&#039;nde Kilikya bölgesinin en güçlü kalelerinden biri olduğunu biliyoruz. Çok fazla tahrip olmamış, bütünlüğünü kaybetmemiş bir yapıyla karşı karşıyayız.&quot; dedi.  Aydın, kaleye yönelik çalışmaların önemli bulgulara erişilmesini sağlayacağını belirterek, şöyle konuştu:  &quot;Burası, yaklaşık 2 bin yıl önce Roma&#039;nın iç savaşının yaşandığı güçlü bir kale ama ne kadarının sağlam olduğunu bilmiyorduk. Çalışmalarımızla bunu ortaya çıkardık. Önümüzdeki 5 yıl içerisinde kaleyi ortaya çıkarıp restorasyonunu tamamlamayı planlıyoruz. Yapacağımız kazılarda önemli eserler bulmayı hedefliyoruz.&quot;  Kale surlarının bütünlüklü yapısının kazı ve restorasyon çalışmasında avantaj sağlayacağını vurgulayan Aydın, şunları kaydetti:  &quot;Kelenderis Antik Kenti, Mersin-Antalya kara yolunun hemen kenarında olduğu için turizm kapasitesi çok yüksek. Buranın ziyarete açılması için hazırladığımız proje onay aşamasında. Onayın ardından burayı turistlerle buluşturmayı planlıyoruz. Uzun bir süreç olmayacak. Antik kentte turizme kazandırılacak yapılar hazırladık. İlk etapta restorasyon ve kazı çalışmalarının bittiği alanı daha sonra da kalemizi turizme kazandıracağız.&quot;  Aydın, arkeolojik çalışmaların, Kültür ve Turizm Bakanlığınca yürütülen &quot;Geleceğe Miras&quot; projesi ile ivme kazanacağını sözlerine ekledi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3F5efHl_aUSl7LxvG-Kk1Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Kelenderis, Antik, Kentinde, bin, 500, yıllık, kalenin, ortaya, çıkarılması, hedefleniyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3F5efHl_aUSl7LxvG-Kk1Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Kelenderis Antik Kenti'nde 2 bin 500 yıllık kalenin ortaya çıkarılması hedefleniyor"><p>Mersin'deki Kelenderis Antik Kenti'nde devam eden arkeolojik çalışmalarda, daha önce surlarının bir kısmına ulaşılan 2 bin 500 yıllık kalenin tüm hatlarıyla gün yüzüne çıkarılması amaçlanıyor.</p><p>Doğu Akdeniz'deki önemli konumu nedeniyle çok sayıda medeniyete ev sahipliği yapan Aydıncık ilçesindeki antik kentte, Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde arkeolojik kazılar yapılıyor. Bölgedeki çalışmalar, Batman Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. Mahmut Aydın başkanlığındaki 30 kişilik ekip tarafından gerçekleştiriliyor.  Bünyesinde Roma Dönemi'ne ait hamam, bazilika planlı kilise, odeion (müzikal faaliyetlerin yapıldığı yer) ve nekropol alanı bulunan Kelenderis Antik Kenti'nde kazılar 12 ay devam ediyor. Önceki çalışmalarda 2 bin 500 yıl önce yapıldığı değerlendirilen kalenin surlarının bir kısmını gün yüzüne çıkaran ekip, yapının toprak altında kalan tüm hatlarına ulaşmayı hedefliyor.  <strong>"BÜTÜNLÜĞÜNÜ KAYBETMEMİŞ"</strong></p><p>Kazı başkanı Mahmut Aydın, AA muhabirine, arkeolojik çalışmaların kalede yoğunlaştığını söyledi. Kalenin tarihinin 2 bin 500 yıl öncesine uzandığını dile getiren Aydın, "Kalenin, Roma Dönemi'nde Kilikya bölgesinin en güçlü kalelerinden biri olduğunu biliyoruz. Çok fazla tahrip olmamış, bütünlüğünü kaybetmemiş bir yapıyla karşı karşıyayız." dedi.  Aydın, kaleye yönelik çalışmaların önemli bulgulara erişilmesini sağlayacağını belirterek, şöyle konuştu:  "Burası, yaklaşık 2 bin yıl önce Roma'nın iç savaşının yaşandığı güçlü bir kale ama ne kadarının sağlam olduğunu bilmiyorduk. Çalışmalarımızla bunu ortaya çıkardık. Önümüzdeki 5 yıl içerisinde kaleyi ortaya çıkarıp restorasyonunu tamamlamayı planlıyoruz. Yapacağımız kazılarda önemli eserler bulmayı hedefliyoruz."  Kale surlarının bütünlüklü yapısının kazı ve restorasyon çalışmasında avantaj sağlayacağını vurgulayan Aydın, şunları kaydetti:  "Kelenderis Antik Kenti, Mersin-Antalya kara yolunun hemen kenarında olduğu için turizm kapasitesi çok yüksek. Buranın ziyarete açılması için hazırladığımız proje onay aşamasında. Onayın ardından burayı turistlerle buluşturmayı planlıyoruz. Uzun bir süreç olmayacak. Antik kentte turizme kazandırılacak yapılar hazırladık. İlk etapta restorasyon ve kazı çalışmalarının bittiği alanı daha sonra da kalemizi turizme kazandıracağız."  Aydın, arkeolojik çalışmaların, Kültür ve Turizm Bakanlığınca yürütülen "Geleceğe Miras" projesi ile ivme kazanacağını sözlerine ekledi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Harput Kalesi&amp;apos;nde 1000 yıllık &amp;quot;sanayi sitesi&amp;quot; gün yüzüne çıkarıldı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/harput-kalesinde-1000-yillik-sanayi-sitesi-gun-yuzune-cikarildi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/harput-kalesinde-1000-yillik-sanayi-sitesi-gun-yuzune-cikarildi</guid>
<description><![CDATA[ Elazığ&#039;da birçok medeniyetin izlerini barındıran tarihi Harput Kalesi&#039;nde, Orta Çağ ve Yakın Çağ&#039;da aktif kullanılan 1000 yıllık, zamanın &quot;sanayi sitesi&quot; gün yüzüne çıkarıldı.Milattan önce 3 binin ortalarında yerleşimin başladığı ve Urartu Krallığı tarafından surlarla çevrilen Harput Kalesi&#039;nin batı surlarında iki burç arasında kalan bölgenin, 3 yıl süren kazı çalışmaları sonucu elde edilen buluntulardan, 1000 yıllık &quot;sanayi sitesi&quot; olduğu tespit edildi.  Alanın yüzde 50&#039;lik kısmında tamamlanan kazı çalışmalarında, demir atölyeleri, maden eritme ocakları, cüruf, ok ve mızrak ucu, çivi, nal, mutfak eşyası gibi metal malzemeler bulundu.Kültür ve Turizm Bakanlığı, Elazığ Valiliği ile Fırat Üniversitesinin desteğiyle yürütülen kazı çalışmalarıyla, demir eser üretim bölgesinin bir bölümünün restorasyonu tamamlanarak burası turizme hazır hale getirildi.  Kasa kasa demir cürufları ile metal külçeler çıktı  Harput Kalesi Kazı Başkanı Prof. Dr. İsmail Aytaç, AA muhabirine, alanda kazıların ilk olarak 2014&#039;te yapıldığını, daha sonra verilen uzun aranın ardından 2021&#039;de tekrar başladığını söyledi.Kazılar sonucu buranın demir atölyeleri, maden eritme ocakları ve depo alanlarından oluşan kompleks bir alan olduğunu tespit ettiklerini anlatan Aytaç, &quot;Harput Kalesi&#039;nin batı surlarının iki burç arasındaki bölümünün en az 1000 yıllık zamanın sanayi sitesi bölgesi olduğunu anladık.&quot; dedi.  Toplam 3 yıldır yapılan kazılarda demir atölyeleri, çok sayıda metal üretim tandırı ve kalıplar bulduklarını, kasa kasa demir cürufları ile metal külçeler çıktığını, mızrak ve ok ucu örnekleri elde ettiklerini bildiren Aytaç, stratejik olarak kalede özellikle silah üretiminin bu bölgede yapıldığını belirtti.Aytaç, &quot;Barış zamanında da çeşitli mutfak, mobilya aksamından, nal, çivi gibi aklımıza gelebilecek her türlü süs eşyası da dahil olmak üzere bu atölyelerde üretim yapıldığını düşünüyoruz. Kalelerde bu tür stratejik ürünler özellikle savaş zamanında çok önem taşıyordu ve bu tür üretimlerin yapıldığı bir alanı ortaya çıkardık.&quot; diye konuştu.  &quot;Cephaneliğin de buraya yakın bir alanda olduğunu tahmin ediyoruz&quot;  Tarihi açıdan çok değerli bir alanı turizme kazandırdıklarını aktaran Aytaç, &quot;Şu anda Türkiye&#039;de 1000 yıllık geçmişe sahip endüstri mirası alanı olarak ziyarete açık olan bir yer yok, dolayısıyla Harput Kalesi&#039;nde endüstri mirası açısından önemli bir turizm alanı elde edildi.&quot; dedi.Aytaç, elde edilen bulguların, sanayi sitesinin Bizans, Artuklu, Selçuklu, Dulkadiroğulları, Akkoyunlular ve Osmanlı dönemlerinde aktif kullanıldığını gösterdiğini kaydetti. Kazılarda bulunan savaş malzemelerinin alanda bir cephaneliğin olduğuna işaret ettiğini vurgulayan Aytaç, &quot;Cephaneliğin de buraya yakın bir alanda olduğunu tahmin ediyoruz. Şimdilik cephaneliği tespit edemedik fakat bulunduğumuz alanın kazılmayan bir yerinden çıkacağını tahmin ediyoruz.&quot; ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yo6rHR6Nh0OMPoGs3LL5rA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Harput, Kalesinde, 1000, yıllık, sanayi, sitesi, gün, yüzüne, çıkarıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yo6rHR6Nh0OMPoGs3LL5rA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Harput Kalesi'nde 1000 yıllık " sanayi sitesi g y><p>Elazığ'da birçok medeniyetin izlerini barındıran tarihi Harput Kalesi'nde, Orta Çağ ve Yakın Çağ'da aktif kullanılan 1000 yıllık, zamanın "sanayi sitesi" gün yüzüne çıkarıldı.</p><p>Milattan önce 3 binin ortalarında yerleşimin başladığı ve Urartu Krallığı tarafından surlarla çevrilen Harput Kalesi'nin batı surlarında iki burç arasında kalan bölgenin, 3 yıl süren kazı çalışmaları sonucu elde edilen buluntulardan, 1000 yıllık "sanayi sitesi" olduğu tespit edildi.  Alanın yüzde 50'lik kısmında tamamlanan kazı çalışmalarında, demir atölyeleri, maden eritme ocakları, cüruf, ok ve mızrak ucu, çivi, nal, mutfak eşyası gibi metal malzemeler bulundu.</p><p>Kültür ve Turizm Bakanlığı, Elazığ Valiliği ile Fırat Üniversitesinin desteğiyle yürütülen kazı çalışmalarıyla, demir eser üretim bölgesinin bir bölümünün restorasyonu tamamlanarak burası turizme hazır hale getirildi.  <strong>Kasa kasa demir cürufları ile metal külçeler çıktı</strong>  Harput Kalesi Kazı Başkanı Prof. Dr. İsmail Aytaç, AA muhabirine, alanda kazıların ilk olarak 2014'te yapıldığını, daha sonra verilen uzun aranın ardından 2021'de tekrar başladığını söyledi.Kazılar sonucu buranın demir atölyeleri, maden eritme ocakları ve depo alanlarından oluşan kompleks bir alan olduğunu tespit ettiklerini anlatan Aytaç, "Harput Kalesi'nin batı surlarının iki burç arasındaki bölümünün en az 1000 yıllık zamanın sanayi sitesi bölgesi olduğunu anladık." dedi.  Toplam 3 yıldır yapılan kazılarda demir atölyeleri, çok sayıda metal üretim tandırı ve kalıplar bulduklarını, kasa kasa demir cürufları ile metal külçeler çıktığını, mızrak ve ok ucu örnekleri elde ettiklerini bildiren Aytaç, stratejik olarak kalede özellikle silah üretiminin bu bölgede yapıldığını belirtti.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FM7si5J_YEyxRThP5zmAvQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><p>Aytaç, "Barış zamanında da çeşitli mutfak, mobilya aksamından, nal, çivi gibi aklımıza gelebilecek her türlü süs eşyası da dahil olmak üzere bu atölyelerde üretim yapıldığını düşünüyoruz. Kalelerde bu tür stratejik ürünler özellikle savaş zamanında çok önem taşıyordu ve bu tür üretimlerin yapıldığı bir alanı ortaya çıkardık." diye konuştu.  <strong>"Cephaneliğin de buraya yakın bir alanda olduğunu tahmin ediyoruz"</strong>  Tarihi açıdan çok değerli bir alanı turizme kazandırdıklarını aktaran Aytaç, "Şu anda Türkiye'de 1000 yıllık geçmişe sahip endüstri mirası alanı olarak ziyarete açık olan bir yer yok, dolayısıyla Harput Kalesi'nde endüstri mirası açısından önemli bir turizm alanı elde edildi." dedi.</p><p>Aytaç, elde edilen bulguların, sanayi sitesinin Bizans, Artuklu, Selçuklu, Dulkadiroğulları, Akkoyunlular ve Osmanlı dönemlerinde aktif kullanıldığını gösterdiğini kaydetti. Kazılarda bulunan savaş malzemelerinin alanda bir cephaneliğin olduğuna işaret ettiğini vurgulayan Aytaç, "Cephaneliğin de buraya yakın bir alanda olduğunu tahmin ediyoruz. Şimdilik cephaneliği tespit edemedik fakat bulunduğumuz alanın kazılmayan bir yerinden çıkacağını tahmin ediyoruz." ifadelerini kullandı. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Artvin&amp;apos;in huzur durağı: Şavşat Karagöl</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/artvinin-huzur-duragi-savsat-karagoel</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/artvinin-huzur-duragi-savsat-karagoel</guid>
<description><![CDATA[ Artvin&#039;in sakin şehir unvanını taşıyan Şavşat ilçesinde yer alan Karagöl, doğada huzur arayanların gözde mekânlarından biri olmaya devam ediyor. İlçe merkezine 25 kilometre uzaklıkta bulunan ve kuş bakışı görüntüsüyle kalbi andıran Karagöl, doğayla iç içe, sakin bir zaman geçirmek isteyen turistlerin ilgisini çekiyor.Zengin bitki örtüsü ve yaban hayatı ile her mevsim farklı güzellikler sunan Karagöl, kamp alanları, trekking ve foto safari parkurlarıyla doğaseverler için cazibe merkezi haline gelmiş durumda. Yaz mevsiminin son günlerinde Karagöl&#039;ü ziyaret eden yerli ve yabancı turistler, ladin ve çam ağaçları arasında kalp şeklindeki göl manzarasının tadını çıkarıyor.Doğal güzellikleri ve huzurlu atmosferiyle dikkat çeken Karagöl, ziyaretçilerine doğayla iç içe bir deneyim sunuyor. Huzur ve dinginlik arayanların ilk tercihlerinden biri olan Şavşat Karagöl, her yıl binlerce turisti ağırlayarak bölge turizmine önemli bir katkı sağlıyor.Karagöl&#039;ün işletmecisi Göksu Özgen, bu doğal güzelliğin yerli ve yabancı turistler için popüler bir destinasyon olduğunu belirtti. Özgen, &quot;Burası Karagöl olarak biliniyor ama havadan bakıldığında kalp şeklindeki görünümü nedeniyle &#039;Kalpli Göl&#039; olarak da anılıyor. Son yıllarda özellikle yabancı turistlerin ilgisi arttı. Azerbaycan, Avustralya, İran, Almanya gibi ülkelerden birçok misafir ağırlıyoruz. Elbette yerli turistler de buraya geliyor. Şavşat Karagöl, şehrin stresinden uzaklaşmak, kalp şeklindeki gölü, çevresindeki çam ve ladin ağaçlarının oluşturduğu manzarayı görmek için harika bir yer. Herkesin bu güzelliği ömründe bir kez görmesini tavsiye ederim&quot; dedi.İzmit&#039;ten gelen Gözde Yılmaz, Artvin&#039;e bir düğün için geldiklerini ve Karagöl&#039;ü görmek istediklerini söyledi. Yılmaz &quot;Bu doğa harikasını da görmek istedik. Çok övülen bir yerdi, gerçekten görülmeye değer bir yermiş. Yeşil ve maviyi çok sevdiğim için bu saklı gölü görmek istedim, gerçekten büyüleyici bir yer.Herkesin burayı görmesini tavsiye ediyorum. Ortam çok büyüleyici, çok güzel. Resimlerdeki ve videolardaki ortamlardan bile daha güzel, canlı ve enerjisi çok yüksek bir yer&quot; derken, İstanbul&#039;dan gelen Cem Yılmaz, arkadaşlarının tavsiyesi üzerine bu yıl Ege yerine Karadeniz&#039;i tercih ettiğini ve ilk durağının Artvin Şavşat-Karagöl olduğunu söyledi. Yılmaz &quot;Gerek doğası gerek gölü, gerekse temizliği ile gerçekten harika bir yer. Burayı herkese tavsiye ediyorum&quot; diye konuştu.Tekirdağ&#039;dan gelen Aslı Uzun ise Artvinli olmasına rağmen ilk kez Artvin&#039;in doğasını gezdiğini ifade ederek &quot;Karagöl gerçekten çok güzel, anlatıldığı kadar varmış. Harika fotoğraflar çektik, tulum eşliğinde horon oynadık. Karadeniz&#039;in havasını iliklerimize kadar hissettik. Burası gerçekten çok özel bir yer. Güzel anılar biriktirdim, burayı herkese tavsiye ederim. Gelin, görün, siz de bu anılara bir şeyler katın&quot; şeklinde konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1M3Rpjcn_Eu9LGUyt7QhbA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Artvinin, huzur, durağı:, Şavşat, Karagöl</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1M3Rpjcn_Eu9LGUyt7QhbA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Artvin'in huzur durağı: Şavşat Karagöl"><p>Artvin'in sakin şehir unvanını taşıyan Şavşat ilçesinde yer alan Karagöl, doğada huzur arayanların gözde mekânlarından biri olmaya devam ediyor. İlçe merkezine 25 kilometre uzaklıkta bulunan ve kuş bakışı görüntüsüyle kalbi andıran Karagöl, doğayla iç içe, sakin bir zaman geçirmek isteyen turistlerin ilgisini çekiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eYYaGSiV8kO3z6r2AYSmZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zengin bitki örtüsü ve yaban hayatı ile her mevsim farklı güzellikler sunan Karagöl, kamp alanları, trekking ve foto safari parkurlarıyla doğaseverler için cazibe merkezi haline gelmiş durumda. Yaz mevsiminin son günlerinde Karagöl'ü ziyaret eden yerli ve yabancı turistler, ladin ve çam ağaçları arasında kalp şeklindeki göl manzarasının tadını çıkarıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HsD6YX2bq0SF5HGDw9jb7Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doğal güzellikleri ve huzurlu atmosferiyle dikkat çeken Karagöl, ziyaretçilerine doğayla iç içe bir deneyim sunuyor. Huzur ve dinginlik arayanların ilk tercihlerinden biri olan Şavşat Karagöl, her yıl binlerce turisti ağırlayarak bölge turizmine önemli bir katkı sağlıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4w3668IXjEKz8AGK5vA0Qw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karagöl'ün işletmecisi Göksu Özgen, bu doğal güzelliğin yerli ve yabancı turistler için popüler bir destinasyon olduğunu belirtti. Özgen, "Burası Karagöl olarak biliniyor ama havadan bakıldığında kalp şeklindeki görünümü nedeniyle 'Kalpli Göl' olarak da anılıyor. Son yıllarda özellikle yabancı turistlerin ilgisi arttı. Azerbaycan, Avustralya, İran, Almanya gibi ülkelerden birçok misafir ağırlıyoruz. Elbette yerli turistler de buraya geliyor. Şavşat Karagöl, şehrin stresinden uzaklaşmak, kalp şeklindeki gölü, çevresindeki çam ve ladin ağaçlarının oluşturduğu manzarayı görmek için harika bir yer. Herkesin bu güzelliği ömründe bir kez görmesini tavsiye ederim" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IVo-yf6UvUmUeJjXKM2rXQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İzmit'ten gelen Gözde Yılmaz, Artvin'e bir düğün için geldiklerini ve Karagöl'ü görmek istediklerini söyledi. Yılmaz "Bu doğa harikasını da görmek istedik. Çok övülen bir yerdi, gerçekten görülmeye değer bir yermiş. Yeşil ve maviyi çok sevdiğim için bu saklı gölü görmek istedim, gerçekten büyüleyici bir yer.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M2oJSGtySESXsMzzUciOtA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Herkesin burayı görmesini tavsiye ediyorum. Ortam çok büyüleyici, çok güzel. Resimlerdeki ve videolardaki ortamlardan bile daha güzel, canlı ve enerjisi çok yüksek bir yer" derken, İstanbul'dan gelen Cem Yılmaz, arkadaşlarının tavsiyesi üzerine bu yıl Ege yerine Karadeniz'i tercih ettiğini ve ilk durağının Artvin Şavşat-Karagöl olduğunu söyledi. Yılmaz "Gerek doğası gerek gölü, gerekse temizliği ile gerçekten harika bir yer. Burayı herkese tavsiye ediyorum" diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vBR8foFSo0uJFXk8rBXHpw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tekirdağ'dan gelen Aslı Uzun ise Artvinli olmasına rağmen ilk kez Artvin'in doğasını gezdiğini ifade ederek "Karagöl gerçekten çok güzel, anlatıldığı kadar varmış. Harika fotoğraflar çektik, tulum eşliğinde horon oynadık. Karadeniz'in havasını iliklerimize kadar hissettik. Burası gerçekten çok özel bir yer. Güzel anılar biriktirdim, burayı herkese tavsiye ederim. Gelin, görün, siz de bu anılara bir şeyler katın" şeklinde konuştu.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Erzurum&amp;apos;un asırlık tabyalarından &amp;quot;Sivişli&amp;quot; ihtişamını koruyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/erzurumun-asirlik-tabyalarindan-sivisli-ihtisamini-koruyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/erzurumun-asirlik-tabyalarindan-sivisli-ihtisamini-koruyor</guid>
<description><![CDATA[ Erzurum&#039;da, Sultan 2. Abdülhamid döneminde 2 bin 125 rakımda yapılan &quot;Sivişli&quot; (Hamidiye) Tabyası&quot; tüm ihtişamıyla tarihin izlerini taşıyor.Erzurum Valiliğinin sosyal medya hesaplarında yer alan açıklamaya göre, Sivişli Tabyası, Sultan 2. Abdülhamid döneminde 93 Harbi sonrası 1884-1896 yılları arasında yapıldı.  Kars yolunun geçtiği Hamam Deresi tarafından gelecek tehlikeleri önlemek amacıyla 2 bin 125 rakımda inşa edilen tarihi tabyanın 18 odası bulunuyor.  Karargah, koğuş, topçu ve pusu odalarından oluşan ve yay şeklinde olan tabya binası, orta kısma yerleştirilen dehlizle iki kısma ayrılıyor.  Erzurum-Kars kara yolunun 5. kilometresinde bulunan Paşapınarı bölgesindeki tepede konumlandırılan ve dron ile görüntülenen tabya, tüm ihtişamıyla tarihin izlerini taşıyor.  Erzurum&#039;da, özellikle Sultan Abdülmecid, Sultan Abdülaziz&#039;den sonra ağırlıklı olarak Osmanlı Padişahı 2. Abdülhamid döneminde inşa edilen Mecidiye, Aziziye, Uzunahmet ve Palandöken başta olmak üzere çok sayıda tabya bulunuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4XAoryTUok-uCxcCgUxF3w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Erzurumun, asırlık, tabyalarından, Sivişli, ihtişamını, koruyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4XAoryTUok-uCxcCgUxF3w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Erzurum'un asırlık tabyalarından " sivi ihti koruyor><p>Erzurum'da, Sultan 2. Abdülhamid döneminde 2 bin 125 rakımda yapılan "Sivişli" (Hamidiye) Tabyası" tüm ihtişamıyla tarihin izlerini taşıyor.</p>Erzurum Valiliğinin sosyal medya hesaplarında yer alan açıklamaya göre, Sivişli Tabyası, Sultan 2. Abdülhamid döneminde 93 Harbi sonrası 1884-1896 yılları arasında yapıldı.  Kars yolunun geçtiği Hamam Deresi tarafından gelecek tehlikeleri önlemek amacıyla 2 bin 125 rakımda inşa edilen tarihi tabyanın 18 odası bulunuyor.  Karargah, koğuş, topçu ve pusu odalarından oluşan ve yay şeklinde olan tabya binası, orta kısma yerleştirilen dehlizle iki kısma ayrılıyor.  Erzurum-Kars kara yolunun 5. kilometresinde bulunan Paşapınarı bölgesindeki tepede konumlandırılan ve dron ile görüntülenen tabya, tüm ihtişamıyla tarihin izlerini taşıyor.  Erzurum'da, özellikle Sultan Abdülmecid, Sultan Abdülaziz'den sonra ağırlıklı olarak Osmanlı Padişahı 2. Abdülhamid döneminde inşa edilen Mecidiye, Aziziye, Uzunahmet ve Palandöken başta olmak üzere çok sayıda tabya bulunuyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mersin&amp;apos;de 9 bin yıllık Yumuktepe Höyüğü&amp;apos;nde 30. dönem kazıları başladı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/mersinde-9-bin-yillik-yumuktepe-hoeyugunde-30-doenem-kazilari-basladi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/mersinde-9-bin-yillik-yumuktepe-hoeyugunde-30-doenem-kazilari-basladi</guid>
<description><![CDATA[ Milattan önce 7 binli yıllara uzanan geçmişiyle Anadolu&#039;nun en eski yerleşim yerlerinden Mersin&#039;deki Yumuktepe Höyüğü&#039;nde 30. dönem kazı çalışmaları başladı.Toroslar Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, Toroslar ilçesindeki tarihi höyükte arkeopark projesi kapsamında başlatılan yeni sezon kazıları, İtalya&#039;nın Bari Aldo Moro Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Giulio Palumbi başkanlığında sürüyor.  Toroslar Belediye Başkanı Abdurrahman Yıldız da Yumuktepe Höyüğü&#039;nü ziyaret ederek çalışmalara ilişkin bilgi aldı.  Açıklamada görüşlerine yer verilen Yıldız, tarihi höyüğün kıymetinin bilinmesi gerektiğini ifade etti.  Yumuktepe Höyüğü&#039;nün tanıtımı için gerekli desteği vereceklerini belirten Yıldız, şunları kaydetti:  &quot;Kıymetli hocalarımız, Türkiye&#039;nin ve dünyanın farklı yerlerinden gelip buradaki kazıları sürdürüyorlar. Yumuktepe Höyüğü&#039;ne son şeklini onlar verecekler. Yumuktepe&#039;de bir arkeoloji yürüyüş parkı projesi tasarlanıyor. Bu mirasın Mersin ve ülke halkına, dünya insanlığına tanıtılması için ciddi çabalar harcanıyor. Bu kentte yaşayan ve bu kentin nimetlerinden faydalanan herkesin Yumuktepe&#039;ye, burada yapılacak arkeopark projesine destek vermesi gerekiyor.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uC1YEyIb_U2bb1YVzN1nAw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Mersinde, bin, yıllık, Yumuktepe, Höyüğünde, 30., dönem, kazıları, başladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uC1YEyIb_U2bb1YVzN1nAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Mersin'de 9 bin yıllık Yumuktepe Höyüğü'nde 30. dönem kazıları başladı"><p>Milattan önce 7 binli yıllara uzanan geçmişiyle Anadolu'nun en eski yerleşim yerlerinden Mersin'deki Yumuktepe Höyüğü'nde 30. dönem kazı çalışmaları başladı.</p>Toroslar Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, Toroslar ilçesindeki tarihi höyükte arkeopark projesi kapsamında başlatılan yeni sezon kazıları, İtalya'nın Bari Aldo Moro Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Giulio Palumbi başkanlığında sürüyor.  Toroslar Belediye Başkanı Abdurrahman Yıldız da Yumuktepe Höyüğü'nü ziyaret ederek çalışmalara ilişkin bilgi aldı.  Açıklamada görüşlerine yer verilen Yıldız, tarihi höyüğün kıymetinin bilinmesi gerektiğini ifade etti.  Yumuktepe Höyüğü'nün tanıtımı için gerekli desteği vereceklerini belirten Yıldız, şunları kaydetti:  "Kıymetli hocalarımız, Türkiye'nin ve dünyanın farklı yerlerinden gelip buradaki kazıları sürdürüyorlar. Yumuktepe Höyüğü'ne son şeklini onlar verecekler. Yumuktepe'de bir arkeoloji yürüyüş parkı projesi tasarlanıyor. Bu mirasın Mersin ve ülke halkına, dünya insanlığına tanıtılması için ciddi çabalar harcanıyor. Bu kentte yaşayan ve bu kentin nimetlerinden faydalanan herkesin Yumuktepe'ye, burada yapılacak arkeopark projesine destek vermesi gerekiyor."]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Cehennem Deresi Kanyonu&amp;apos;na ilgi yoğun</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/cehennem-deresi-kanyonuna-ilgi-yogun</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/cehennem-deresi-kanyonuna-ilgi-yogun</guid>
<description><![CDATA[ Artvin&#039;in Ardanuç ilçesindeki Cehennem Deresi Kanyonu, yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor. Ardanuç Belediye Başkanı Emrah Yılmaz, dik ve engebeli patika yollara sahip kanyonu yılda yaklaşık 2 bin kişinin ziyaret ettiğini söyledi.Ardanuç ilçesinde, 2,5 kilometre uzunluğu, 200 metre derinliği ve 70 metre genişliği ile dünyada sayılı kanyonlar arasında gösterilen Cehennem Deresi Kanyonu, özellikle yaz aylarında yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı oluyor. Kanyonu ziyaret eden turistler, bölgenin doğal güzelliğine hayran kalıyor. Ardanuç ilçesine 7 kilometre uzaklıktaki doğal SİT alanı olan Cehennem Deresi Kanyonu, taşlı ve dik patikalarının yanı sıra tek kişinin zor sığacağı kayaların arasındaki yollardan geçilerek gezilebiliyor.  Ardanuç Belediye Başkanı Emrah Yılmaz, &quot;Kanyona büyük bir ilgi var. Yurt içinden ve yurt dışından misafirlerimizi burada ağırlayabiliyoruz. Onlara burada tur yaptırıyoruz. Herkesin burada heyecan dolu anlar yaşayabileceği bir alan. Burada uçurtma, yamaç paraşütü gibi çeşitli etkinlikler yaptık. Burası adrenalin tutkunları için de biçilmez bir yer. Herkesi gelip görmeleri için davet ediyoruz. Yılda yaklaşık 2 bin ziyaretçimiz var. Bunların büyük bir çoğunluğu da yurt dışından gelenler oluşturuyor&quot; diye konuştu.  Kanyonu görmek için geldiğini söyleyen Mehmet Karataş, &quot;Bursa&#039;dan geliyorum. Kanyonu gezip, yakından görmek için yaklaşık 1600 kilometrelik bir yoldan geldim. Çok güzel bir yer. Herkese tavsiye ediyorum&quot; dedi.  İstanbul&#039;dan kanyona gelen Beyzanur Karakuş da &quot;Çok yorucu ama güzeldi. Beklemediğim kadar yüksekti. Merdivenlerle en tepeye kadar ulaştık. Güzel bir manzara vardı, çok keyifliydi&quot; ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VpFfmPgPFU2hRUZGcsmKwA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Cehennem, Deresi, Kanyonuna, ilgi, yoğun</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VpFfmPgPFU2hRUZGcsmKwA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Cehennem Deresi Kanyonu'na ilgi yoğun"><p>Artvin'in Ardanuç ilçesindeki Cehennem Deresi Kanyonu, yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor. Ardanuç Belediye Başkanı Emrah Yılmaz, dik ve engebeli patika yollara sahip kanyonu yılda yaklaşık 2 bin kişinin ziyaret ettiğini söyledi.</p>Ardanuç ilçesinde, 2,5 kilometre uzunluğu, 200 metre derinliği ve 70 metre genişliği ile dünyada sayılı kanyonlar arasında gösterilen Cehennem Deresi Kanyonu, özellikle yaz aylarında yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı oluyor. Kanyonu ziyaret eden turistler, bölgenin doğal güzelliğine hayran kalıyor. Ardanuç ilçesine 7 kilometre uzaklıktaki doğal SİT alanı olan Cehennem Deresi Kanyonu, taşlı ve dik patikalarının yanı sıra tek kişinin zor sığacağı kayaların arasındaki yollardan geçilerek gezilebiliyor.  Ardanuç Belediye Başkanı Emrah Yılmaz, "Kanyona büyük bir ilgi var. Yurt içinden ve yurt dışından misafirlerimizi burada ağırlayabiliyoruz. Onlara burada tur yaptırıyoruz. Herkesin burada heyecan dolu anlar yaşayabileceği bir alan. Burada uçurtma, yamaç paraşütü gibi çeşitli etkinlikler yaptık. Burası adrenalin tutkunları için de biçilmez bir yer. Herkesi gelip görmeleri için davet ediyoruz. Yılda yaklaşık 2 bin ziyaretçimiz var. Bunların büyük bir çoğunluğu da yurt dışından gelenler oluşturuyor" diye konuştu.  Kanyonu görmek için geldiğini söyleyen Mehmet Karataş, "Bursa'dan geliyorum. Kanyonu gezip, yakından görmek için yaklaşık 1600 kilometrelik bir yoldan geldim. Çok güzel bir yer. Herkese tavsiye ediyorum" dedi.  İstanbul'dan kanyona gelen Beyzanur Karakuş da "Çok yorucu ama güzeldi. Beklemediğim kadar yüksekti. Merdivenlerle en tepeye kadar ulaştık. Güzel bir manzara vardı, çok keyifliydi" ifadelerini kullandı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yol hipnozu nedir, nasıl önlenir? Araç kullanırken yol hipnozuna dikkat edin</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/yol-hipnozu-nedir-nasil-oenlenir-arac-kullanirken-yol-hipnozuna-dikkat-edin</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/yol-hipnozu-nedir-nasil-oenlenir-arac-kullanirken-yol-hipnozuna-dikkat-edin</guid>
<description><![CDATA[ Yol hipnozu, düzenli olarak araç kullanan sürücüler ve arabayla seyahat yapacak olan vatandaşların gündeminde yer alıyor. Uykusuzluk, yorgunluk gibi sebeplerle ortaya çıkabilen yol hipnozluğunun nasıl önleneceği merak ediliyor. Peki, yol hipnozu nedir, nasıl önlenir?Yol hipnozu, araç kullanırken yola odaklanıp zaman algısını kaybetmektir. Bazen sürücüler yola konsantre olurken hıza da bağlı olarak düz yol şeritlerinde hipnoz durumuna geçebiliyor. Bazen bu tür vakaların yaşanması kazalara yol aşmasa da sürücüler için bu durumun pek de parlak olmadığını söylemek gerekir.   Hipnoz sürecinde insanlar sanki otomatik pilota geçmiş gibi olsa da bu durumun çok güvenilir olmadığını belirtmek gerekir.   Sürekli yola bakan sürücüler bazen aldıkları yolun bazı aşamalarını unutabilir. Araç göstergelerine bakılsa dahi bu sürecin unutulması mümkün olabilir.   Genelde sürücülerin yalnız yolculuk yaptığı esnada daha dalgın olmaları söz konusu olabilir. Yorgunluk söz konusu olduğunda daha çok hipnoz yaşama şansı olabilir. Buna rağmen insanlar çok yorgun olmadığı durumlarda bile hipnoz yaşayabiliyorlar.   Bazen hipnozla yolculuk yapılsa bile kazasız belasız bir ulaşım gerçekleşebiliyor. Buna rağmen hipnozun korkutucu ve riskli bir durum olduğunu söylemek mümkündür.  YOL HİPNOZU NASIL ÖNLENİR?  Olabildiğince gündüz saatlerinde araç kullanmak.  Otoban yolculuğuna çıkmadan önce en az 6-8 saat arası uyku uyumuş olmak.  Sakız, şeker ve benzer pratik atıştırmalıklarla hipnoz etkisinden uzak durmak.  Yolculuklar esnasında araç kullanma süresi iki saati geçmeyecek şekilde mola vermek.  Müzik ve radyo yayını dinleyerek hipnoza kapılmamak.  Araç içi ortamını mümkün olan en serin seviyede tutmak ve sıcak ortamdan uzak durmak.  Oturma pozisyonuna dikkat etmek ve uykuya meyilli pozisyonlardan uzak durmak.  Su, meşrubat ve farklı içecek türleri ile bol sıvı tüketmek. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zD5hntPjkkiCVYalwVbWXQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Yol, hipnozu, nedir, nasıl, önlenir, Araç, kullanırken, yol, hipnozuna, dikkat, edin</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zD5hntPjkkiCVYalwVbWXQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Yol hipnozu nedir, nasıl önlenir? Araç kullanırken yol hipnozuna dikkat edin"><p>Yol hipnozu, düzenli olarak araç kullanan sürücüler ve arabayla seyahat yapacak olan vatandaşların gündeminde yer alıyor. Uykusuzluk, yorgunluk gibi sebeplerle ortaya çıkabilen yol hipnozluğunun nasıl önleneceği merak ediliyor. Peki, yol hipnozu nedir, nasıl önlenir?</p>Yol hipnozu, araç kullanırken yola odaklanıp zaman algısını kaybetmektir. Bazen sürücüler yola konsantre olurken hıza da bağlı olarak düz yol şeritlerinde hipnoz durumuna geçebiliyor. Bazen bu tür vakaların yaşanması kazalara yol aşmasa da sürücüler için bu durumun pek de parlak olmadığını söylemek gerekir.   Hipnoz sürecinde insanlar sanki otomatik pilota geçmiş gibi olsa da bu durumun çok güvenilir olmadığını belirtmek gerekir.   Sürekli yola bakan sürücüler bazen aldıkları yolun bazı aşamalarını unutabilir. Araç göstergelerine bakılsa dahi bu sürecin unutulması mümkün olabilir.   Genelde sürücülerin yalnız yolculuk yaptığı esnada daha dalgın olmaları söz konusu olabilir. Yorgunluk söz konusu olduğunda daha çok hipnoz yaşama şansı olabilir. Buna rağmen insanlar çok yorgun olmadığı durumlarda bile hipnoz yaşayabiliyorlar.   Bazen hipnozla yolculuk yapılsa bile kazasız belasız bir ulaşım gerçekleşebiliyor. Buna rağmen hipnozun korkutucu ve riskli bir durum olduğunu söylemek mümkündür.  <strong>YOL HİPNOZU NASIL ÖNLENİR?</strong>  Olabildiğince gündüz saatlerinde araç kullanmak.  Otoban yolculuğuna çıkmadan önce en az 6-8 saat arası uyku uyumuş olmak.  Sakız, şeker ve benzer pratik atıştırmalıklarla hipnoz etkisinden uzak durmak.  Yolculuklar esnasında araç kullanma süresi iki saati geçmeyecek şekilde mola vermek.  Müzik ve radyo yayını dinleyerek hipnoza kapılmamak.  Araç içi ortamını mümkün olan en serin seviyede tutmak ve sıcak ortamdan uzak durmak.  Oturma pozisyonuna dikkat etmek ve uykuya meyilli pozisyonlardan uzak durmak.  Su, meşrubat ve farklı içecek türleri ile bol sıvı tüketmek.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Küresel yazılım sorunu hava yolu şirketlerinin hisselerini düşürdü</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/kuresel-yazilim-sorunu-hava-yolu-sirketlerinin-hisselerini-dusurdu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/kuresel-yazilim-sorunu-hava-yolu-sirketlerinin-hisselerini-dusurdu</guid>
<description><![CDATA[ CrowdStrike&#039;tan kaynaklanan küresel yazılım sorunu sebebiyle geçen ay hava yolu şirketlerinin hisselerinde düşüş eğilimi görüldü.Güvenlik hizmeti veren CrowdStrike&#039;tan kaynaklanan küresel yazılım sorununun en çok etkilediği sektörlerin başında havacılık geldi.  Avrupa Hava Seyrüsefer Emniyeti Teşkilatı (EUROCONTROL) tarafından yayımlanan Avrupa Havacılık Genel Bakış Raporu&#039;nda, 19 Temmuz&#039;da CrowdStrike&#039;tan kaynaklanan hatanın, hava yolları ve havalimanları üzerinde zincirleme etki yarattığı belirtildi. Böylece, halihazırda oldukça yoğun olan rotalar üzerinde de ilave baskı oluştu.  Orta Avrupa&#039;nın büyük bölümündeki zorlu hava koşullarıyla birleşen bu durum, kıta genelinde önemli gecikme ve aksamalara neden olurken, uçuşların gecikmeleri de rekor seviyelere ulaştı.  Ayrıca raporda, küresel kesintinin çok sayıda hava yolu ve havaalanını etkilediğine işaret edildi. İngiltere&#039;de bulunan, ülkenin ve dünyanın en büyük havalimanlarından Heathrow ve Gatwick&#039;te de kesintiden dolayı gecikmeler yaşandı.  Merkezi ABD&#039;de yer alan &quot;FlightAware&quot; internet sitesindeki verilere göre ise küresel yazılım sorunu dünya genelinde günde ortalama 90 bin uçuş yapan ticari hava yolu firmalarını ciddi sıkıntıya soktu.  Kriz günü 5 bin 171 sefer iptal edilirken, 46 bin 13 uçuşta rötar yaşandı.  Dünyada bu yıl günlük uçuş iptal ortalaması yaklaşık 1200 oldu, 19 Temmuz&#039;da ise uçuş iptallerinde 4 katın üzerinde artış meydana geldi.  YAZILIM SORUNUNUN ŞİRKETLERE MALİYETİ Küresel yazılım şirketlerinin hava yolu şirketlerine maliyeti de oldu. Delta Air Lines Üst Yöneticisi (CEO) Ed Bastian, CrowdStrike&#039;tan kaynaklanan küresel yazılım sorununun şirkete maliyetinin 500 milyon dolar olduğunu belirtti.  Bastian, aksaklıklar nedeniyle tazminat isteyeceklerini belirterek, &quot;Başka seçeneğimiz yok.&quot; dedi.  CrowdStrike&#039;tan kaynaklanan küresel yazılım sorunu küresel piyasalarda da satış baskısını artırmıştı.  Böylece hava yolu şirketlerinin hisselerinde geçen ay genel olarak bir düşüş eğilimi görüldü.  Temmuzda ABD hava yolu şirketleri Southwest Airlines&#039;ın hisseleri yüzde 5,8, American Airlines&#039;ın yüzde 6,1, United Airlines&#039;ın hisseleri 6,7 değer kaybetti.  Yatırımcısına, Fransız Air France yüzde 0,1, Çin&#039;li China Southern Airlines yüzde 1,7 kaybettirdi. Borsalarda, Japan Airlines&#039;ın hisselerinde yüzde 3, Güney Koreli Jeju Air&#039;in hisselerinde yüzde 6,2, Kanadalı Air Canada&#039;nın hisselerinde yüzde 11,1 azalış görüldü.  KÜRESEL YAZILIM SORUNUNA KARŞIN DELTA AIR LINES&#039;IN HİSSELERİ ARTTI Küresel yazılım sorunundan küresel bazda en olumsuz etkilenen şirketlerden bir tanesi ABD merkezli Delta Airline olmasına karşın bu şirketin hisseleri geçen ay yüzde 6,9 arttı.  Yatırımcısına, Alman Lufthansa yüzde 1,6, Avustralya merkezli Qantas yüzde 10,4 kazandırdı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/U9rj0ii_YUG-VLdFLXriFw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Küresel, yazılım, sorunu, hava, yolu, şirketlerinin, hisselerini, düşürdü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/U9rj0ii_YUG-VLdFLXriFw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Küresel yazılım sorunu hava yolu şirketlerinin hisselerini düşürdü"><p>CrowdStrike'tan kaynaklanan küresel yazılım sorunu sebebiyle geçen ay hava yolu şirketlerinin hisselerinde düşüş eğilimi görüldü.</p><p>Güvenlik hizmeti veren CrowdStrike'tan kaynaklanan küresel yazılım sorununun en çok etkilediği sektörlerin başında havacılık geldi.  Avrupa Hava Seyrüsefer Emniyeti Teşkilatı (EUROCONTROL) tarafından yayımlanan Avrupa Havacılık Genel Bakış Raporu'nda, 19 Temmuz'da CrowdStrike'tan kaynaklanan hatanın, hava yolları ve havalimanları üzerinde zincirleme etki yarattığı belirtildi. Böylece, halihazırda oldukça yoğun olan rotalar üzerinde de ilave baskı oluştu.  Orta Avrupa'nın büyük bölümündeki zorlu hava koşullarıyla birleşen bu durum, kıta genelinde önemli gecikme ve aksamalara neden olurken, uçuşların gecikmeleri de rekor seviyelere ulaştı.  Ayrıca raporda, küresel kesintinin çok sayıda hava yolu ve havaalanını etkilediğine işaret edildi. İngiltere'de bulunan, ülkenin ve dünyanın en büyük havalimanlarından Heathrow ve Gatwick'te de kesintiden dolayı gecikmeler yaşandı.  Merkezi ABD'de yer alan "FlightAware" internet sitesindeki verilere göre ise küresel yazılım sorunu dünya genelinde günde ortalama 90 bin uçuş yapan ticari hava yolu firmalarını ciddi sıkıntıya soktu.  Kriz günü 5 bin 171 sefer iptal edilirken, 46 bin 13 uçuşta rötar yaşandı.  Dünyada bu yıl günlük uçuş iptal ortalaması yaklaşık 1200 oldu, 19 Temmuz'da ise uçuş iptallerinde 4 katın üzerinde artış meydana geldi.  <strong>YAZILIM SORUNUNUN ŞİRKETLERE MALİYETİ</strong> </p><p>Küresel yazılım şirketlerinin hava yolu şirketlerine maliyeti de oldu. Delta Air Lines Üst Yöneticisi (CEO) Ed Bastian, CrowdStrike'tan kaynaklanan küresel yazılım sorununun şirkete maliyetinin 500 milyon dolar olduğunu belirtti.  Bastian, aksaklıklar nedeniyle tazminat isteyeceklerini belirterek, "Başka seçeneğimiz yok." dedi.  CrowdStrike'tan kaynaklanan küresel yazılım sorunu küresel piyasalarda da satış baskısını artırmıştı.  Böylece hava yolu şirketlerinin hisselerinde geçen ay genel olarak bir düşüş eğilimi görüldü.  Temmuzda ABD hava yolu şirketleri Southwest Airlines'ın hisseleri yüzde 5,8, American Airlines'ın yüzde 6,1, United Airlines'ın hisseleri 6,7 değer kaybetti.  Yatırımcısına, Fransız Air France yüzde 0,1, Çin'li China Southern Airlines yüzde 1,7 kaybettirdi. Borsalarda, Japan Airlines'ın hisselerinde yüzde 3, Güney Koreli Jeju Air'in hisselerinde yüzde 6,2, Kanadalı Air Canada'nın hisselerinde yüzde 11,1 azalış görüldü.  <strong>KÜRESEL YAZILIM SORUNUNA KARŞIN DELTA AIR LINES'IN HİSSELERİ ARTTI</strong> </p><p>Küresel yazılım sorunundan küresel bazda en olumsuz etkilenen şirketlerden bir tanesi ABD merkezli Delta Airline olmasına karşın bu şirketin hisseleri geçen ay yüzde 6,9 arttı.  Yatırımcısına, Alman Lufthansa yüzde 1,6, Avustralya merkezli Qantas yüzde 10,4 kazandırdı.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8KvGEXKjY0agP7BzO1KHAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="Kaynak: AA">]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kadim kentin siluetiyle bütünleşen Çifte Minareli Medrese turistlerin ilgi odağı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/kadim-kentin-siluetiyle-butunlesen-cifte-minareli-medrese-turistlerin-ilgi-odagi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/kadim-kentin-siluetiyle-butunlesen-cifte-minareli-medrese-turistlerin-ilgi-odagi</guid>
<description><![CDATA[ Çifte Minareli Medrese yapısı ve sergilenen eserlerle ziyaretçilerin dikkatini çekiyor.Türkiye&#039;nin 7 vakıf müzesinden biri olan, Erzurum&#039;un simgelerinden Selçuklu eseri Çifte Minareli Medrese&#039;de sergilenen 113 eser, yerli ve yabancı misafirlerin dikkatini çekiyor. Vakıflar Genel Müdürlüğünce 2011-2016&#039;da yapılan restorasyon sonrasında 2019&#039;da Tabiat Varlıkları Koruma Kurulunun kararı ile teşhir ve tanzimi yapılan medrese, &quot;müze&quot; statüsüne alındı.El yazması, hat levha, şamdan, halı, kilim, saat, cami sancağı, imaret kazanı, buhurdan (içinde tütsü için kullanılan maddeler yakılan kap), şamdan ve ahşap eserler gibi restorasyonu ve konservasyonu yapılarak hazır hale getirilen tarihi eserler, Vakıflar Genel Müdürlüğünce yürütülen çalışma sonucu Erzurum Çifte Minareli Vakıf Müzesi&#039;nde sergileniyor.  Kadim kentin siluetiyle bütünleşen Çifte Minareli Medrese, dengeli mimarisi ve iri motifli süslemeleriyle yerli ve yabancı misafirlerin dikkatini çekiyor. Restorasyon çalışmalarının ardından medreseye, her yıl ziyaretçi sayısı giderek artıyor.Birçok kültürel etkinliğin de gerçekleştirildiği Çifte Minareli Medrese ve müzesi, 17-25 Ağustos tarihlerinde düzenlenecek Kültür Yolu Festivali&#039;nin programında yer alacak.  ZİYARETÇİ SAYISI HER GEÇEN YIL ARTIYOR  Erzurum Vakıflar Bölge Müdürü Murat Uslu, AA muhabirine, Çifte Minareli Medrese&#039;nin yapısı itibarıyla hem Erzurum&#039;un göz bebeği hem de Türkiye&#039;nin sayılı eserlerinden birisi olduğunu söyledi.  Vakıflar Genel Müdürlüğü mülkiyetindeki medresenin önemini vurgulayan Uslu, &quot;Burası, Türkiye&#039;de 7 vakıf müzesinden birisi olma özelliğini de taşıyor. Medresemiz, 2022&#039;de yıllık 331 bin, 2023&#039;te ise 517 bin ziyaretçiyi ağırladı. Ağustos ayı başı itibarıyla da şu ana kadar 357 bin ziyaretçi ağırladık. Ciddi rakamlar. Her geçen yıl ziyaretçi sayısının ikiye katlanması, bize hem kültürel manadaki gelişimimizi gösteriyor hem de eserimizi tanıtabildiğimizi gösteriyor. Bundan dolayı çok memnunuz.&quot; ifadelerini kullandı.  TARİHİ MEKANDA 113 VAKIF ESERİ SERGİLENİYORMedresede envanterdeki bin 313 eserden 113&#039;ünün sergilendiğini anlatan Uslu, &quot;Bunlar vakıf eserlerinden toplanan halı, kilim, saat, şamdan, sancak gibi konservasyonu (korunma) yapılmış, özel havasız ortamda muhafaza edilen eserler.&quot; dedi.  Tarihi mekanda birçok önemli kültürel organizasyona da ev sahipliği yapıldığını dile getiren Uslu, şunları kaydetti:  &quot;Yakın zamanda ilimizde düzenlenecek Kültür Yolu Festivali&#039;nde burada, her gün bir programa ev sahipliği yapılacak, bunun da kültürel manada şehrimize katkısı olacak. Bu ayın sonunda Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından organize edilecek olan sünnet şöleni de yine medresede olacak.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HPCZwvEe3kSNHO90cs7MbQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Kadim, kentin, siluetiyle, bütünleşen, Çifte, Minareli, Medrese, turistlerin, ilgi, odağı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HPCZwvEe3kSNHO90cs7MbQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Kadim kentin siluetiyle bütünleşen Çifte Minareli Medrese turistlerin ilgi odağı"><p>Çifte Minareli Medrese yapısı ve sergilenen eserlerle ziyaretçilerin dikkatini çekiyor.</p><p>Türkiye'nin 7 vakıf müzesinden biri olan, Erzurum'un simgelerinden Selçuklu eseri Çifte Minareli Medrese'de sergilenen 113 eser, yerli ve yabancı misafirlerin dikkatini çekiyor. Vakıflar Genel Müdürlüğünce 2011-2016'da yapılan restorasyon sonrasında 2019'da Tabiat Varlıkları Koruma Kurulunun kararı ile teşhir ve tanzimi yapılan medrese, "müze" statüsüne alındı.</p><p>El yazması, hat levha, şamdan, halı, kilim, saat, cami sancağı, imaret kazanı, buhurdan (içinde tütsü için kullanılan maddeler yakılan kap), şamdan ve ahşap eserler gibi restorasyonu ve konservasyonu yapılarak hazır hale getirilen tarihi eserler, Vakıflar Genel Müdürlüğünce yürütülen çalışma sonucu Erzurum Çifte Minareli Vakıf Müzesi'nde sergileniyor.  Kadim kentin siluetiyle bütünleşen Çifte Minareli Medrese, dengeli mimarisi ve iri motifli süslemeleriyle yerli ve yabancı misafirlerin dikkatini çekiyor. Restorasyon çalışmalarının ardından medreseye, her yıl ziyaretçi sayısı giderek artıyor.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wygh__QTskSulrqUa5WLDg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><p>Birçok kültürel etkinliğin de gerçekleştirildiği Çifte Minareli Medrese ve müzesi, 17-25 Ağustos tarihlerinde düzenlenecek Kültür Yolu Festivali'nin programında yer alacak.  <strong>ZİYARETÇİ SAYISI HER GEÇEN YIL ARTIYOR</strong>  Erzurum Vakıflar Bölge Müdürü Murat Uslu, AA muhabirine, Çifte Minareli Medrese'nin yapısı itibarıyla hem Erzurum'un göz bebeği hem de Türkiye'nin sayılı eserlerinden birisi olduğunu söyledi.  Vakıflar Genel Müdürlüğü mülkiyetindeki medresenin önemini vurgulayan Uslu, "Burası, Türkiye'de 7 vakıf müzesinden birisi olma özelliğini de taşıyor. Medresemiz, 2022'de yıllık 331 bin, 2023'te ise 517 bin ziyaretçiyi ağırladı. Ağustos ayı başı itibarıyla da şu ana kadar 357 bin ziyaretçi ağırladık. Ciddi rakamlar. Her geçen yıl ziyaretçi sayısının ikiye katlanması, bize hem kültürel manadaki gelişimimizi gösteriyor hem de eserimizi tanıtabildiğimizi gösteriyor. Bundan dolayı çok memnunuz." ifadelerini kullandı.  <strong>TARİHİ MEKANDA 113 VAKIF ESERİ SERGİLENİYOR</strong></p><p>Medresede envanterdeki bin 313 eserden 113'ünün sergilendiğini anlatan Uslu, "Bunlar vakıf eserlerinden toplanan halı, kilim, saat, şamdan, sancak gibi konservasyonu (korunma) yapılmış, özel havasız ortamda muhafaza edilen eserler." dedi.  Tarihi mekanda birçok önemli kültürel organizasyona da ev sahipliği yapıldığını dile getiren Uslu, şunları kaydetti:  "Yakın zamanda ilimizde düzenlenecek Kültür Yolu Festivali'nde burada, her gün bir programa ev sahipliği yapılacak, bunun da kültürel manada şehrimize katkısı olacak. Bu ayın sonunda Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından organize edilecek olan sünnet şöleni de yine medresede olacak."</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gemli Tabya turizme kazandırılmayı bekliyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/gemli-tabya-turizme-kazandirilmayi-bekliyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/gemli-tabya-turizme-kazandirilmayi-bekliyor</guid>
<description><![CDATA[ Kars&#039;ta 1854 yılında Rus saldırılarına karşı at nalı şeklinde çevrilmiş toprak mevzileriyle hilal biçiminde inşa edilen Gemli Tabya, turizme kazandırılmayı bekliyor.Kars Çayı&#039;nın aktığı Dereiçi mevkisindeki vadinin üst bölümünde makineli tüfek mevzisinin bulunduğu tabya, at nalı ve hilali andırmasıyla dikkati çekiyor.  Kerim Paşa tarafından 1854&#039;te yaptırılan, Ruslar ve Ermenilerle yapılan savaşlarda kullanılan tabyanın duvarları yıkılmış, belirli noktaları define avcıları tarafından kazılmış ve bir kısmı hayvan barınağı yapılarak adeta talan edilmiş durumda.  Düzgün kesilmiş bazalttan bordür süslemeli, &quot;Kerim Paşa Tabyası&quot; olarak da adlandırılan yapının cephe duvarları, geçmişten bugüne oldukça sağlam şekilde ulaştı. Gemli, Kars Kalesi&#039;ne doğu istikametinden gelecek saldırılardan korumak amacıyla yapılmış en yakın tabya.&quot;RUSLARA KARŞI SAVUNMA AMAÇLI YAPILMIŞTIR&quot;  Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Orta Çağ Tarihi Ana Bilim Dalı&#039;ndan emekli Dr. Öğretim Üyesi ve tarih araştırmacısı Gürsoy Solmaz, AA muhabirine, Kars&#039;taki 46 tabyadan biri olan, &quot;Gemli ya da Kerim Paşa&quot; olarak adlandırılan tabyanın askerler tarafından yapıldığını söyledi.  Solmaz, &quot;13 bölümden oluşan tabyanın kuzey kısmı açık, diğer kısmı at nalı veya hilal şeklindedir. Bu yapım haliyle de Anadolu’daki tabyalar içerisinde özellik gösterir. Sadece Erzurum Palandöken&#039;deki tabyalarla benzerliği vardır. Ruslara karşı savunma amaçlı yapılmıştır. Kerim Paşa, buradaki savunmayı dışarı çıkıp bizatihi yapmak istese de muhalif arkadaşları ona engel olmuşlardır. 1853-1855 Kırım Harbi olarak adlandırılan dönemin yapısıdır.&quot; diye konuştu.  Vatan şairi Namık Kemal’in de aynı yıllarda Kars’ta bulunduğunu hatırlamaları gerektiğini belirten Solmaz, sözlerini şöyle tamamladı:  &quot;İşte o savaşın getirmiş olduğu stres, baskı, gerilimdir ki bu savaşın sonunda yapılacak olan 93 Harbi&#039;yle Kars kaybedilince Namık Kemal, &#039;Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini/Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?&#039; diyecektir. Dolayısıyla bu tabyanın yapıldığı dönemde şair Namık Kemal de Kars’ta ikamet etmektedir. Şairliğini de bu tabyaların olduğu coğrafyada başlatacaktır. Tabyamızın üst tarafı toprakla örtülü ve 3 metreden fazla toprak olduğu biliniyor. Şehre yakınlığı nedeniyle taş ocağı olarak kullanılmış.  Gönül ister ki ilgililer, burayı düzenlesinler, turizme kazandırsınlar. Böylece Kars, tarihinin nişanesi olarak günümüze kadar gelmiş olan bu Kerim Paşa Tabyası&#039;nı ziyaretçilerine, hayranlarına tanıtmış olsun.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IWDK6qmXpU28tVmHqLZ9qw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Gemli, Tabya, turizme, kazandırılmayı, bekliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IWDK6qmXpU28tVmHqLZ9qw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Gemli Tabya turizme kazandırılmayı bekliyor"><p>Kars'ta 1854 yılında Rus saldırılarına karşı at nalı şeklinde çevrilmiş toprak mevzileriyle hilal biçiminde inşa edilen Gemli Tabya, turizme kazandırılmayı bekliyor.</p>Kars Çayı'nın aktığı Dereiçi mevkisindeki vadinin üst bölümünde makineli tüfek mevzisinin bulunduğu tabya, at nalı ve hilali andırmasıyla dikkati çekiyor.  Kerim Paşa tarafından 1854'te yaptırılan, Ruslar ve Ermenilerle yapılan savaşlarda kullanılan tabyanın duvarları yıkılmış, belirli noktaları define avcıları tarafından kazılmış ve bir kısmı hayvan barınağı yapılarak adeta talan edilmiş durumda.  Düzgün kesilmiş bazalttan bordür süslemeli, "Kerim Paşa Tabyası" olarak da adlandırılan yapının cephe duvarları, geçmişten bugüne oldukça sağlam şekilde ulaştı. Gemli, Kars Kalesi'ne doğu istikametinden gelecek saldırılardan korumak amacıyla yapılmış en yakın tabya.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Aq92qaJagU2K4OS8-6zUxw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><strong>"RUSLARA KARŞI SAVUNMA AMAÇLI YAPILMIŞTIR"</strong>  Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Orta Çağ Tarihi Ana Bilim Dalı'ndan emekli Dr. Öğretim Üyesi ve tarih araştırmacısı Gürsoy Solmaz, AA muhabirine, Kars'taki 46 tabyadan biri olan, "Gemli ya da Kerim Paşa" olarak adlandırılan tabyanın askerler tarafından yapıldığını söyledi.  Solmaz, "13 bölümden oluşan tabyanın kuzey kısmı açık, diğer kısmı at nalı veya hilal şeklindedir. Bu yapım haliyle de Anadolu’daki tabyalar içerisinde özellik gösterir. Sadece Erzurum Palandöken'deki tabyalarla benzerliği vardır. Ruslara karşı savunma amaçlı yapılmıştır. Kerim Paşa, buradaki savunmayı dışarı çıkıp bizatihi yapmak istese de muhalif arkadaşları ona engel olmuşlardır. 1853-1855 Kırım Harbi olarak adlandırılan dönemin yapısıdır." diye konuştu.  Vatan şairi Namık Kemal’in de aynı yıllarda Kars’ta bulunduğunu hatırlamaları gerektiğini belirten Solmaz, sözlerini şöyle tamamladı:  "İşte o savaşın getirmiş olduğu stres, baskı, gerilimdir ki bu savaşın sonunda yapılacak olan 93 Harbi'yle Kars kaybedilince Namık Kemal, 'Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini/Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?' diyecektir. Dolayısıyla bu tabyanın yapıldığı dönemde şair Namık Kemal de Kars’ta ikamet etmektedir. Şairliğini de bu tabyaların olduğu coğrafyada başlatacaktır. Tabyamızın üst tarafı toprakla örtülü ve 3 metreden fazla toprak olduğu biliniyor. Şehre yakınlığı nedeniyle taş ocağı olarak kullanılmış.  Gönül ister ki ilgililer, burayı düzenlesinler, turizme kazandırsınlar. Böylece Kars, tarihinin nişanesi olarak günümüze kadar gelmiş olan bu Kerim Paşa Tabyası'nı ziyaretçilerine, hayranlarına tanıtmış olsun."]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Karadeniz&amp;apos;in yeni turizm rotalarından biri olmaya aday: Cevizdibi Kanyonu</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/karadenizin-yeni-turizm-rotalarindan-biri-olmaya-aday-cevizdibi-kanyonu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/karadenizin-yeni-turizm-rotalarindan-biri-olmaya-aday-cevizdibi-kanyonu</guid>
<description><![CDATA[ Samsun&#039;un Yakakent ilçesinde Karadeniz Bölgesi&#039;nin bitki örtüsünün tüm güzelliklerini bünyesinde barındıran, 4 kilometrelik yürüme parkuruna sahip Cevizdibi Kanyonu&#039;nun yeni turizm rotalarından biri olması hedefleniyor.Yakakent ilçesine 13 kilometre uzaklıkta, 2 yıl önce sosyal medyada yapılan paylaşımlardan sonra dikkati çeken Cevizdibi Kanyonu, doğal güzelliği ile görenleri etkiliyor.  Tabakalı kayaçları, kavisli yapısıyla kanyon, ziyaretçilerini gizemli bir yolculuğa çıkarırken, kanyonun bazı noktalarında ise yüzülebiliyor. İlginç jeolojik yapıya sahip kanyonda küçük mağaralar da yer alıyor.  Bazı noktalarda tehlike oluşturması nedeniyle girişleri Yakakent Kaymakamlığı tarafından yasaklanan kanyona şimdilik sadece profesyonel dağcılar girebiliyor.&quot;YENİ TURİZM DESTİNASYONU OLMASI SAMSUN İÇİN ÖNEMLİ&quot;Samsun Turizmciler Derneği Başkanı Dilek Genç, kanyonun yeşilin her tonunu içinde barındırdığını söyledi.  Kanyon içinde endemik bitkilerin de bulunduğuna işaret eden Genç, &quot;Kayonun sadece 50 metrelik bir kısmında bir tehlike mevcut. Kanyon yukarıdan aşağıya doğru gelirken bu 50 metrelik bölümde daralma meydana gelmiş. Kanyon içindeki dere daralma yapılan kısımda yükseliyor. Normalde tehlikeli bir alanı yok. Ama kanyon gezisi profesyonel bir ekiple yapılırsa herhangi bir tehlikesi mevcut değil. Normal bir şekilde vatandaşlarımız oraya gittiğinde tehlike arz edebilir, bundan dolayı da Kaymakamlığımız buraya kapattı.&quot; dedi.İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğünün alanın turizme açılması için çalışma yaptığını belirten Genç, şöyle devam etti:  &quot;Bu çalışmalar yarıya geldi ve proje aşamasında. Dolayısı ile bir an önce kanyonun açılmasını bekliyoruz. Şu an sadece profesyonel ekipler bu alanı ziyaret edebiliyor. Samsun&#039;un bitki örtüsü açısından çok özel bir nokta. Kanyonda gözlem alanları olabilir, oturma alanları olabilir. Yeni bir turizm destinasyonu olması Samsun için çok önemli. Böyle büyüleyici bir yerin yerli ve yabancı turistlerle ve doğaseverlerle bir an önce buluşturulmasını istiyoruz.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aQE_KytHEkKl9wRemY6DOA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Karadenizin, yeni, turizm, rotalarından, biri, olmaya, aday:, Cevizdibi, Kanyonu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aQE_KytHEkKl9wRemY6DOA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Karadeniz'in yeni turizm rotalarından biri olmaya aday: Cevizdibi Kanyonu"><p>Samsun'un Yakakent ilçesinde Karadeniz Bölgesi'nin bitki örtüsünün tüm güzelliklerini bünyesinde barındıran, 4 kilometrelik yürüme parkuruna sahip Cevizdibi Kanyonu'nun yeni turizm rotalarından biri olması hedefleniyor.</p>Yakakent ilçesine 13 kilometre uzaklıkta, 2 yıl önce sosyal medyada yapılan paylaşımlardan sonra dikkati çeken <strong>Cevizdibi Kanyonu</strong>, doğal güzelliği ile görenleri etkiliyor.  Tabakalı kayaçları, kavisli yapısıyla kanyon, ziyaretçilerini gizemli bir yolculuğa çıkarırken, kanyonun bazı noktalarında ise yüzülebiliyor. İlginç jeolojik yapıya sahip kanyonda küçük mağaralar da yer alıyor.  Bazı noktalarda tehlike oluşturması nedeniyle girişleri Yakakent Kaymakamlığı tarafından yasaklanan kanyona şimdilik sadece profesyonel dağcılar girebiliyor.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Y9s4SmmhhUutmVvl9opdOA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><p><strong>"YENİ TURİZM DESTİNASYONU OLMASI SAMSUN İÇİN ÖNEMLİ"</strong></p><p>Samsun Turizmciler Derneği Başkanı Dilek Genç, kanyonun yeşilin her tonunu içinde barındırdığını söyledi.  Kanyon içinde endemik bitkilerin de bulunduğuna işaret eden Genç, "Kayonun sadece 50 metrelik bir kısmında bir tehlike mevcut. Kanyon yukarıdan aşağıya doğru gelirken bu 50 metrelik bölümde daralma meydana gelmiş. Kanyon içindeki dere daralma yapılan kısımda yükseliyor. Normalde tehlikeli bir alanı yok. Ama kanyon gezisi profesyonel bir ekiple yapılırsa herhangi bir tehlikesi mevcut değil. Normal bir şekilde vatandaşlarımız oraya gittiğinde tehlike arz edebilir, bundan dolayı da Kaymakamlığımız buraya kapattı." dedi.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YysN7ae2b0WpLVBTFSzt6g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="">İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğünün alanın turizme açılması için çalışma yaptığını belirten Genç, şöyle devam etti:  "Bu çalışmalar yarıya geldi ve proje aşamasında. Dolayısı ile bir an önce kanyonun açılmasını bekliyoruz. Şu an sadece profesyonel ekipler bu alanı ziyaret edebiliyor. Samsun'un bitki örtüsü açısından çok özel bir nokta. Kanyonda gözlem alanları olabilir, oturma alanları olabilir. Yeni bir turizm destinasyonu olması Samsun için çok önemli. Böyle büyüleyici bir yerin yerli ve yabancı turistlerle ve doğaseverlerle bir an önce buluşturulmasını istiyoruz."]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doğaseverlerin uğrak noktası: Botan Vadisi Milli Parkı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/dogaseverlerin-ugrak-noktasi-botan-vadisi-milli-parki</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/dogaseverlerin-ugrak-noktasi-botan-vadisi-milli-parki</guid>
<description><![CDATA[ Botan Vadisi Vadisi Milli Parkı, doğal güzellikleri, yaban hayatı ve endemik türleri ile hayranlık uyandırıyor. Yamaç paraşütü ve doğa yürüyüşü gibi sporlara elverişli olması nedeniyle doğaseverlerden de büyük ilgi görüyor.Cumhurbaşkanlığı kararıyla 15 Ağustos 2019&#039;da milli park olarak ilan edilen, Akabe ve Asur gibi tarihi ticaret yollarını barındıran Botan Vadisi Vadisi Milli Parkı, doğal güzellikleri, yaban hayatı ve endemik türleri ile hayranlık uyandırıyor. Merkez, Tillo ve Eruh ilçelerinde bulunan 120 bin dönüm ve 29 kilometrelik güzergahı kapsayan park, yamaç paraşütü ve doğa yürüyüşü gibi sporlara elverişli olması nedeniyle doğaseverlerden de büyük ilgi görüyor. Ilısu Baraj Havzası&#039;nı da içinde barındıran milli parka gelen yerli ve yabancı turistler, tekne turu ile sarp dağların arasında bulunan kanyonun eşsiz manzarasının tadını çıkarıyor.Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü teknik personeli Şakir Özmazı, &quot;12 bin yıllık tarihi geçmişi olan ilimiz, kadim bir şehir olmasının yanı sıra tarihi ve turistlik mekanlarıyla da ön plana çıkmaktadır. Şu anda bulunduğumuz mekan Taş Başı, Delikli Taş olarak da bilinen mekan. Milli parkımızın içeresinde su ve doğa sporlarının yapıldığı, kanyonların doyumsuz manzarasının seyredildiği mekanları görmeye herkesi bekliyoruz&quot; dedi.  &quot;SOSYAL MEDYADAN GÖREREK GELDİM&quot;  Deliklitaş bölgesini sosyal medyadan gördüğü videolardan ve fotoğraflardan görüp, gezmek için geldiğini belirten Muhammed Santalu, &quot;İstanbul&#039;dan buranın manzarası için geldim, çok güzel bir yer. Siirt Botan Milli Parkı burası, güzel bir manzara. Özellikle güneş batımında çok güzel bir yer, burayı herkese tavsiye ediyorum. Buraya ilk defa geliyorum, daha önce hep sosyal medya platformlarından görüyordum. Merak ettim, Siirtli bir arkadaşım vardı, onun da tavsiyesi ile birlikte gelmeye karar verdik. Geldik, gezdik, gördük. Gerçekten de çok güzel bir yer, bayıldım&quot; diye konuştu.&quot;BURAYI ROTAMIZA EKLEDİK&quot;  Doğasını merak ettiği için gezi rotalarını Siirt’te çevirdiklerini söyleyen Sefa Kayataş, &quot;Siirt Delikli Taşı sosyal medya hesapları üzerinden görüyordum, sürekli paylaşılıyordu. Doğasını merak ettim, nasıl bir yer olduğunu. Arkadaş grubumuzla burayı rotamıza ekledik Yavaş yavaş gezmeye çalışıyoruz. Bence insanların gelip görmesi gerekiyor. Herkesin gelip görmesi gerekiyor. Sıcaklıktan dolayı bu vakitlere bırakmadan gelip, görsünler sadece&quot; dedi. &quot;İNSANLARI ARKADAŞ CANLISI&quot;  Fas&#039;tan gelen Nawal Besselam ise en çok kebap ve döneri beğendiğini belirterek, &quot;Siirt&#039;te, geldiğimden beri insanların arkadaş canlısı olmasını sevdim. Kültürel alt yapısının farklı olması, benim dikkatimi çekti ve beğendim. Bugün de Botan Vadisi&#039;ne geldik, doğal ortamını çokça beğendim, bundan dolayı bol bol fotoğraf çekerek değerlendirdim&quot; diye konuştu.  Mısır&#039;dan ikiz kız kardeşi Marıam ile gelen Hager Hantera, bölge insanlarını çok sevdiğini belirterek, &quot;İnsanları çok yardımsever, çok kibar. Kültürel yapısını çok beğendik, Mısır&#039;dan çok farklı bir kültürel alt yapıya sahip&quot; dedi. Tunus&#039;tan geldiğini belirten Isslem Fatnassi ise &quot;Bugün Botan Vadisi&#039;ni gezdim, çok çok hoşuma gitti, harika bir doğası var&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ts0O6L6L_E-OJgiakFFPRw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Doğaseverlerin, uğrak, noktası:, Botan, Vadisi, Milli, Parkı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ts0O6L6L_E-OJgiakFFPRw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Doğaseverlerin uğrak noktası: Botan Vadisi Milli Parkı"><p>Botan Vadisi Vadisi Milli Parkı, doğal güzellikleri, yaban hayatı ve endemik türleri ile hayranlık uyandırıyor. Yamaç paraşütü ve doğa yürüyüşü gibi sporlara elverişli olması nedeniyle doğaseverlerden de büyük ilgi görüyor.</p><p>Cumhurbaşkanlığı kararıyla 15 Ağustos 2019'da milli park olarak ilan edilen, Akabe ve Asur gibi tarihi ticaret yollarını barındıran <strong>Botan Vadisi Vadisi Milli Parkı</strong>, doğal güzellikleri, yaban hayatı ve endemik türleri ile hayranlık uyandırıyor. </p><p>Merkez, Tillo ve Eruh ilçelerinde bulunan 120 bin dönüm ve 29 kilometrelik güzergahı kapsayan park, yamaç paraşütü ve doğa yürüyüşü gibi sporlara elverişli olması nedeniyle doğaseverlerden de büyük ilgi görüyor. Ilısu Baraj Havzası'nı da içinde barındıran milli parka gelen yerli ve yabancı turistler, tekne turu ile sarp dağların arasında bulunan kanyonun eşsiz manzarasının tadını çıkarıyor.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RZSEVo1mMUC_oZkCLHFc2w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="">Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü teknik personeli Şakir Özmazı, "12 bin yıllık tarihi geçmişi olan ilimiz, kadim bir şehir olmasının yanı sıra tarihi ve turistlik mekanlarıyla da ön plana çıkmaktadır. Şu anda bulunduğumuz mekan Taş Başı, Delikli Taş olarak da bilinen mekan. Milli parkımızın içeresinde su ve doğa sporlarının yapıldığı, kanyonların doyumsuz manzarasının seyredildiği mekanları görmeye herkesi bekliyoruz" dedi.  <strong>"SOSYAL MEDYADAN GÖREREK GELDİM"</strong>  Deliklitaş bölgesini sosyal medyadan gördüğü videolardan ve fotoğraflardan görüp, gezmek için geldiğini belirten Muhammed Santalu, "İstanbul'dan buranın manzarası için geldim, çok güzel bir yer. Siirt Botan Milli Parkı burası, güzel bir manzara. Özellikle güneş batımında çok güzel bir yer, burayı herkese tavsiye ediyorum. Buraya ilk defa geliyorum, daha önce hep sosyal medya platformlarından görüyordum. Merak ettim, Siirtli bir arkadaşım vardı, onun da tavsiyesi ile birlikte gelmeye karar verdik. Geldik, gezdik, gördük. Gerçekten de çok güzel bir yer, bayıldım" diye konuştu.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AIwz0jtY1kWz_XZPua3bHg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><p><strong>"BURAYI ROTAMIZA EKLEDİK"</strong>  Doğasını merak ettiği için gezi rotalarını Siirt’te çevirdiklerini söyleyen Sefa Kayataş, "Siirt Delikli Taşı sosyal medya hesapları üzerinden görüyordum, sürekli paylaşılıyordu. Doğasını merak ettim, nasıl bir yer olduğunu. Arkadaş grubumuzla burayı rotamıza ekledik Yavaş yavaş gezmeye çalışıyoruz. Bence insanların gelip görmesi gerekiyor. Herkesin gelip görmesi gerekiyor. Sıcaklıktan dolayı bu vakitlere bırakmadan gelip, görsünler sadece" dedi. </p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7Y2FbeDzgECe7D1MZ0Mz_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><strong>"İNSANLARI ARKADAŞ CANLISI"</strong>  Fas'tan gelen Nawal Besselam ise en çok kebap ve döneri beğendiğini belirterek, "Siirt'te, geldiğimden beri insanların arkadaş canlısı olmasını sevdim. Kültürel alt yapısının farklı olması, benim dikkatimi çekti ve beğendim. Bugün de Botan Vadisi'ne geldik, doğal ortamını çokça beğendim, bundan dolayı bol bol fotoğraf çekerek değerlendirdim" diye konuştu.  Mısır'dan ikiz kız kardeşi Marıam ile gelen Hager Hantera, bölge insanlarını çok sevdiğini belirterek, "İnsanları çok yardımsever, çok kibar. Kültürel yapısını çok beğendik, Mısır'dan çok farklı bir kültürel alt yapıya sahip" dedi. Tunus'tan geldiğini belirten Isslem Fatnassi ise "Bugün Botan Vadisi'ni gezdim, çok çok hoşuma gitti, harika bir doğası var" diye konuştu.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dünyanın en uzak yeri: Bu ülkede yaşayan herkes birbiriyle akraba!</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/dunyanin-en-uzak-yeri-bu-ulkede-yasayan-herkes-birbiriyle-akraba</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/dunyanin-en-uzak-yeri-bu-ulkede-yasayan-herkes-birbiriyle-akraba</guid>
<description><![CDATA[ Güney Afrika&#039;ya 2 bin 800 kilometre, Güney Amerika&#039;ya ise 3200 kilometre uzaklıkta yer alan Tristan da Cunha adası, &#039;Dünyanın kara parçalarına en uzak adası&#039; olarak dikkat çekiyor. Sadece 241 kişinin yaşadığı ada, İngiltere&#039;ye bağlı ve aktif bir volkana da ev sahipliği yapıyor....Portekizli Amiral Tristao da Cunha&#039;nın 1506 yılında keşfettiği Tristan da Cunha, dünyanın yerleşim yerlerine en uzak adası olarak dikkat çekiyor. 
Adanın uzaklığı ve bunun yarattığı gizem seyahat severlerin ilgisini çekse de, durum pek de &#039;uzak&#039;tan görüldüğü gibi değil...
Derleyen: Tarık KIZILDAĞ / tarik.kizildag@ntv.com.tr241 kişinin yaşadığı ve en yakın yerleşim yerlerine binlerce kilometre uzaktaki adada ise sosyal tesis olarak 1 okul, 1 hastane, 1 postane, 1 müze, 1 bar, 1 pastane ve 1 yüzme havuzu yer alıyor.207 kilometre karelik topraklara sahip olan adada ana kısım 98 kilometre kareden meydana geliyor.
İngilizce konuşulan ve para birimi olarak Sterlin kullanan ada, İngiltere sömürgesi olarak dikkat çekiyor.Adaya gitmek ve kafa dinlemek için planlar yapanlara ise kötü bir haberimiz var: Tristan da Cunha&#039;ya Cape Town, ve Namibya&#039;dan yılda sadece 10 sefer düzenleniyor ve hava koşullarına göre seyahat 6 gün sürebiliyor. 
Bilet fiyatları 800-1500 dolar arasında değişiyor. Adada havaalanı olmadığı için gemi yolculuğundan başka alternatif de bulunmuyor.Tristan da Cunha&#039;nın resmi bir internet sitesi de var...
tristandc.com&#039;a giren kullanıcılar ada hakkında daha fazla bilgiye ulaşabiliyor.
Sitedeki açıklamalarda seyahat planlayanlara yönelik şu ifadeler yer alıyor:
&quot;Gezginler için tur pakedimiz yok, otel yok, havalimanı yok, tatil temsilcisi yok, gece kulübü yok, restoran yok, jet-ski yok, yüzmek için güvenli alan da yok!&quot;Adada herhangi bir güvenlik birimi de bulunmuyor.
Suç işleyen ya da uyarılması gereken vatandaşlara kilise papazı nasihat veriyor...1961 yılındaki volkan patlamasının ardından evlerine veda etmek zorunda kalan ada halkı, İngiltere&#039;ye gitmişti.
Burada modern koşullarda yaşayan ada halkı, yine de topraklarına duyduğu özleme yenik düştü ve 1963&#039;te adaya geri dönmeye karar verdi.2001 yılında ise tropikal siklonun vurduğu adada rüzgarın şiddeti saatte 190 kilometreye ulaşmış, çok sayıda ev zarar görmüştü.
Hayatını kaybedenlerin de olduğu doğa olayı sebebiyle İngiltere acil durum ilan etmiş ve ada halkının ihtiyaçlarını karşılamıştı.Adada otomobil, arazi araçları ve midibüsler de kullanılıyor. Bu araçlar için kısıtlı da olsa yollar yapılmış.
Ülkenin uluslararası arama kodu +290 olarak belirlenirken, 1998 yılından bu yana ülkeye uydu üzerinden internet bağlantısı sağlanıyor. 
Ancak bu çok pahalı bir hizmet olduğu için yaygın bir internet kullanımından bahsetmek mümkün değil.
64 kb&#039;lık bir hızın sağlandığı servis, genellikle sadece mail göndermek/almak için kullanılıyor.Tristan da Cunha, penguen ve albatros kuşlarına da ev sahipliği yapıyor.Sağlık hizmetlerinin hükümet tarafından sağlandığı adada sadece 1 doktor bulunuyor.
Camogli Sağlık Merkezi, 2017 yılından bu yana ada halkına hizmet veriyor.
Adada bugüne kadar futbol, kriket ve beyzbol gibi sporlara ilgi gösterilirken, ülke ilk milli maçını 1940 yılında Norveç bandıralı bir geminin mürettebatına karşı yapmış. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ciNkJc63Q0qvlEu0LrJHkw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Dünyanın, uzak, yeri:, ülkede, yaşayan, herkes, birbiriyle, akraba</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ciNkJc63Q0qvlEu0LrJHkw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Dünyanın en uzak yeri: Bu ülkede yaşayan herkes birbiriyle akraba!"><p>Güney Afrika'ya 2 bin 800 kilometre, Güney Amerika'ya ise 3200 kilometre uzaklıkta yer alan Tristan da Cunha adası, 'Dünyanın kara parçalarına en uzak adası' olarak dikkat çekiyor. Sadece 241 kişinin yaşadığı ada, İngiltere'ye bağlı ve aktif bir volkana da ev sahipliği yapıyor....</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LomgeB1dJEmc47T9s-A0rw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Portekizli Amiral Tristao da Cunha'nın 1506 yılında keşfettiği Tristan da Cunha, dünyanın yerleşim yerlerine en uzak adası olarak dikkat çekiyor. 
Adanın uzaklığı ve bunun yarattığı gizem seyahat severlerin ilgisini çekse de, durum pek de 'uzak'tan görüldüğü gibi değil...
Derleyen: Tarık KIZILDAĞ / tarik.kizildag@ntv.com.tr</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XLB-oqqao0mPf7HfsYFuow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>241 kişinin yaşadığı ve en yakın yerleşim yerlerine binlerce kilometre uzaktaki adada ise sosyal tesis olarak 1 okul, 1 hastane, 1 postane, 1 müze, 1 bar, 1 pastane ve 1 yüzme havuzu yer alıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Mo_4iX84pUeD8jDjjcFJRQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>207 kilometre karelik topraklara sahip olan adada ana kısım 98 kilometre kareden meydana geliyor.
İngilizce konuşulan ve para birimi olarak Sterlin kullanan ada, İngiltere sömürgesi olarak dikkat çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H4RtWemE-0q7soUFWDzBQw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Adaya gitmek ve kafa dinlemek için planlar yapanlara ise kötü bir haberimiz var: Tristan da Cunha'ya Cape Town, ve Namibya'dan yılda sadece 10 sefer düzenleniyor ve hava koşullarına göre seyahat 6 gün sürebiliyor. 
Bilet fiyatları 800-1500 dolar arasında değişiyor. Adada havaalanı olmadığı için gemi yolculuğundan başka alternatif de bulunmuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2DCzu0Xv0UCUjgYPvbvHZQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tristan da Cunha'nın resmi bir internet sitesi de var...
tristandc.com'a giren kullanıcılar ada hakkında daha fazla bilgiye ulaşabiliyor.
Sitedeki açıklamalarda seyahat planlayanlara yönelik şu ifadeler yer alıyor:
"Gezginler için tur pakedimiz yok, otel yok, havalimanı yok, tatil temsilcisi yok, gece kulübü yok, restoran yok, jet-ski yok, yüzmek için güvenli alan da yok!"</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6kjg_F7un0WPeTaFYNdGgQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Adada herhangi bir güvenlik birimi de bulunmuyor.
Suç işleyen ya da uyarılması gereken vatandaşlara kilise papazı nasihat veriyor...</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yhyuni5P8Uq4q0D65M1Yfg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>1961 yılındaki volkan patlamasının ardından evlerine veda etmek zorunda kalan ada halkı, İngiltere'ye gitmişti.
Burada modern koşullarda yaşayan ada halkı, yine de topraklarına duyduğu özleme yenik düştü ve 1963'te adaya geri dönmeye karar verdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1VgQNvI09kGDLpgF5XXCbQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2001 yılında ise tropikal siklonun vurduğu adada rüzgarın şiddeti saatte 190 kilometreye ulaşmış, çok sayıda ev zarar görmüştü.
Hayatını kaybedenlerin de olduğu doğa olayı sebebiyle İngiltere acil durum ilan etmiş ve ada halkının ihtiyaçlarını karşılamıştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GNsxC8iNRkScElo9BO0bGg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Adada otomobil, arazi araçları ve midibüsler de kullanılıyor. Bu araçlar için kısıtlı da olsa yollar yapılmış.
Ülkenin uluslararası arama kodu +290 olarak belirlenirken, 1998 yılından bu yana ülkeye uydu üzerinden internet bağlantısı sağlanıyor. 
Ancak bu çok pahalı bir hizmet olduğu için yaygın bir internet kullanımından bahsetmek mümkün değil.
64 kb'lık bir hızın sağlandığı servis, genellikle sadece mail göndermek/almak için kullanılıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hw_Y7rgNBECxyX4dzZrPaA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tristan da Cunha, penguen ve albatros kuşlarına da ev sahipliği yapıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VryeRuN_yke5X2iRD7Wq4Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlık hizmetlerinin hükümet tarafından sağlandığı adada sadece 1 doktor bulunuyor.
Camogli Sağlık Merkezi, 2017 yılından bu yana ada halkına hizmet veriyor.
Adada bugüne kadar futbol, kriket ve beyzbol gibi sporlara ilgi gösterilirken, ülke ilk milli maçını 1940 yılında Norveç bandıralı bir geminin mürettebatına karşı yapmış.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>&amp;quot;Van&amp;apos;ın Pamukkale&amp;quot;si turizmin yeni rotası haline geldi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/vanin-pamukkalesi-turizmin-yeni-rotasi-haline-geldi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/vanin-pamukkalesi-turizmin-yeni-rotasi-haline-geldi</guid>
<description><![CDATA[ Van&#039;ın Başkale ilçesinde bulunan ve doğal oluşumlarıyla Pamukkale&#039;yi andıran travertenler, bölgeye gelen yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor.Kente 150 kilometre uzaklıktaki Dereiçi Mahallesi&#039;nde bulunan travertenler, rengarenk kireçtaşı terasları ve mineralli su havuzlarıyla dikkati çekiyor.  Patika yollardan yarım saatlik yürüyüşle ulaşılan travertenler, doğal oluşumları, temiz havası ve yeşil doğasıyla &quot;saklı bir cennet&quot; olarak tanımlanıyor.  Pamukkale&#039;deki oluşumlara benzerliğiyle bilinen travertenler, özellikle yaz aylarında hem turistlerin hem de turizm acentelerinin en sık tercih ettiği rotalardan biri haline geldi.  Bölgeye gelen ziyaretçiler, dağların arasında akan sularla çevresinde serinlik oluşan travertenlerde güzel manzaranın tadını çıkarıyor.&quot;GELENLER HAYRANLIKLA BAKIYOR&quot; Vadi Doğa Sporları Kulübü üyesi Hüseyin Demez, kente travertenleri görmeye gelenlerin sayısının her geçen gün arttığını söyledi.Bölgenin turizme kazandırılması için çalışma yürütülmesi gerektiğini belirten Demez, şunları kaydetti:  &quot;Burası Pamukkale&#039;yi aratmıyor. Her yıl turist getirerek, buranın turizme kazandırılmasını istiyoruz. Yol biraz meşakkatli olmasına rağmen insanlar buraya geliyor. Gelenler, hayranlıkla bakıyor. Gerçekten görülmeye değer. Buranın hak ettiği değeri görmesini istiyoruz. Suyu azalmış durumda. Ziyaretçilerin çevreyi kirletmemeleri gerekiyor. Suyun kirlenmemesi için ayakkabıyla girilmemeli. Herkesin buraya sahip çıkması gerekiyor.&quot;&quot;HAYRAN KALDIM&quot;Siirt&#039;ten gelen Halime Toptal, &quot;Başkale&#039;deki travertenlere hayran kaldık. Buraya gelirseniz, Pamukkale&#039;ye gitmenize gerek kalmayacak. O kadar güzel bir yer. Çok güzel doğal oluşumlar var. Buraya gelenlerin çok hassas davranması gerekiyor. Ayakkabıyla basılmaması lazım&quot; dedi.İlk kez travertenleri gördüğünü ifade eden Dilan Yacan da &quot;Bence herkesin burayı görmesi gerekiyor. Hayran kaldım. Pamukkale&#039;den bir farkı yok. Bir yandan yemyeşil dağlar, diğer yandan tertemiz su. Bir sonraki gelişimde arkadaşlarımı da getireceğim&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xJsYOPJrQUK1iwoKXZhBuA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Vanın, Pamukkalesi, turizmin, yeni, rotası, haline, geldi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xJsYOPJrQUK1iwoKXZhBuA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="" van pamukkale turizmin yeni rotas haline geldi><p>Van'ın Başkale ilçesinde bulunan ve doğal oluşumlarıyla Pamukkale'yi andıran travertenler, bölgeye gelen yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor.</p>Kente 150 kilometre uzaklıktaki Dereiçi Mahallesi'nde bulunan travertenler, rengarenk kireçtaşı terasları ve mineralli su havuzlarıyla dikkati çekiyor.  Patika yollardan yarım saatlik yürüyüşle ulaşılan travertenler, doğal oluşumları, temiz havası ve yeşil doğasıyla "saklı bir cennet" olarak tanımlanıyor.  Pamukkale'deki oluşumlara benzerliğiyle bilinen travertenler, özellikle yaz aylarında hem turistlerin hem de turizm acentelerinin en sık tercih ettiği rotalardan biri haline geldi.  Bölgeye gelen ziyaretçiler, dağların arasında akan sularla çevresinde serinlik oluşan travertenlerde güzel manzaranın tadını çıkarıyor.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kj2ikANiw0iqtS7qyf-4nw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><p><strong>"GELENLER HAYRANLIKLA BAKIYOR"</strong> </p><p>Vadi Doğa Sporları Kulübü üyesi Hüseyin Demez, kente travertenleri görmeye gelenlerin sayısının her geçen gün arttığını söyledi.</p><p>Bölgenin turizme kazandırılması için çalışma yürütülmesi gerektiğini belirten Demez, şunları kaydetti:  "Burası Pamukkale'yi aratmıyor. Her yıl turist getirerek, buranın turizme kazandırılmasını istiyoruz. Yol biraz meşakkatli olmasına rağmen insanlar buraya geliyor. Gelenler, hayranlıkla bakıyor. Gerçekten görülmeye değer. Buranın hak ettiği değeri görmesini istiyoruz. Suyu azalmış durumda. Ziyaretçilerin çevreyi kirletmemeleri gerekiyor. Suyun kirlenmemesi için ayakkabıyla girilmemeli. Herkesin buraya sahip çıkması gerekiyor."</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9Qpr6zFibUanVnziXV_YgQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><p><strong>"HAYRAN KALDIM"</strong></p><p>Siirt'ten gelen Halime Toptal, "Başkale'deki travertenlere hayran kaldık. Buraya gelirseniz, Pamukkale'ye gitmenize gerek kalmayacak. O kadar güzel bir yer. Çok güzel doğal oluşumlar var. Buraya gelenlerin çok hassas davranması gerekiyor. Ayakkabıyla basılmaması lazım" dedi.</p><p>İlk kez travertenleri gördüğünü ifade eden Dilan Yacan da "Bence herkesin burayı görmesi gerekiyor. Hayran kaldım. Pamukkale'den bir farkı yok. Bir yandan yemyeşil dağlar, diğer yandan tertemiz su. Bir sonraki gelişimde arkadaşlarımı da getireceğim" diye konuştu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Düzce&amp;apos;deki Prusias Ad Hypium Antik Kenti&amp;apos;nde 1800 yıllık büst bulundu</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/duzcedeki-prusias-ad-hypium-antik-kentinde-1800-yillik-bust-bulundu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/duzcedeki-prusias-ad-hypium-antik-kentinde-1800-yillik-bust-bulundu</guid>
<description><![CDATA[ Düzce&#039;nin Konuralp bölgesindeki Prusias Ad Hypium Antik Kenti&#039;nde devam eden kazı çalışmalarında antik tiyatronun sahne binasını yaptıran M. Iulius Proklos&#039;a ait olduğu değerlendirilen portre büst bulundu.Düzce Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, tarihi milattan önce 3. yüzyıla kadar giden bölgede, Kültür Varlıkları Müzeler Genel Müdürlüğünün izniyle Konuralp Müze Müdürlüğü başkanlığında, belediyenin destekleriyle başlatılan arkeolojik çalışmalar 2019&#039;dan bu yana sürdürülüyor.  Kazı çalışmaları sırasında tiyatronun sahne binasını yaptıran M. Iulius Proklos&#039;a ait olduğu sanılan 1800 yıllık portre büste rastlandı.Tiyatronun batı girişlerinin önünde yapılan kazı çalışmalarında bulunan yaklaşık 56 santimetre yüksekliğindeki ve 50 santimetre genişliğindeki portre büst, kıvırcık ve bukleli saç biçimiyle dikkati çekiyor.  Büst, her bir tutamın diğerlerinden farklı olarak kendi içine kıvrılması nedeniyle Antoninler döneminin ayrıntılı stilini yansıtıyor. Ayrıca büst, sakallı ve bıyıklı bir yüzü, omuz kısmında ise kıvrımlı bir kumaş parçası örtüsünü betimliyor.  Büstün, İmparator Hadrian döneminde imparator rahipliği yapmış olan, aynı zamanda tiyatronun sahne binasını yaptıran M. Iulius Proklos&#039;a ait olabileceği düşünülüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VaFK7vqS6k-bNZmiXNgGfQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Düzcedeki, Prusias, Hypium, Antik, Kentinde, 1800, yıllık, büst, bulundu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VaFK7vqS6k-bNZmiXNgGfQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Düzce'deki Prusias Ad Hypium Antik Kenti'nde 1800 yıllık büst bulundu"><p>Düzce'nin Konuralp bölgesindeki Prusias Ad Hypium Antik Kenti'nde devam eden kazı çalışmalarında antik tiyatronun sahne binasını yaptıran M. Iulius Proklos'a ait olduğu değerlendirilen portre büst bulundu.</p>Düzce Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, tarihi milattan önce 3. yüzyıla kadar giden bölgede, Kültür Varlıkları Müzeler Genel Müdürlüğünün izniyle Konuralp Müze Müdürlüğü başkanlığında, belediyenin destekleriyle başlatılan arkeolojik çalışmalar 2019'dan bu yana sürdürülüyor.  Kazı çalışmaları sırasında tiyatronun sahne binasını yaptıran M. Iulius Proklos'a ait olduğu sanılan 1800 yıllık portre büste rastlandı.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DzTCgdqGlkeYN32kAHxvnA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="">Tiyatronun batı girişlerinin önünde yapılan kazı çalışmalarında bulunan yaklaşık 56 santimetre yüksekliğindeki ve 50 santimetre genişliğindeki portre büst, kıvırcık ve bukleli saç biçimiyle dikkati çekiyor.  Büst, her bir tutamın diğerlerinden farklı olarak kendi içine kıvrılması nedeniyle Antoninler döneminin ayrıntılı stilini yansıtıyor. Ayrıca büst, sakallı ve bıyıklı bir yüzü, omuz kısmında ise kıvrımlı bir kumaş parçası örtüsünü betimliyor.  Büstün, İmparator Hadrian döneminde imparator rahipliği yapmış olan, aynı zamanda tiyatronun sahne binasını yaptıran M. Iulius Proklos'a ait olabileceği düşünülüyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bakü&amp;apos;nün tarihi sembolü Kız Kalesi zamana meydan okuyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/bakunun-tarihi-sembolu-kiz-kalesi-zamana-meydan-okuyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/bakunun-tarihi-sembolu-kiz-kalesi-zamana-meydan-okuyor</guid>
<description><![CDATA[ Azerbaycan&#039;ın başkenti Bakü&#039;nün tarihi sembolü sayılan Kız Kalesi, bugüne dek korunan mimarisiyle zamana meydan okuyor.Orta Çağ&#039;da inşa edildiği değerlendirilen Kız Kalesi, Bakü&#039;ye gelen turistlerin ve tarih meraklılarının ziyaret ettiği mekanların başında geliyor. Tarihi İçerişehir&#039;de, Hazar Denizi&#039;nin kıyısında yer alan Kız Kalesi&#039;nin, tarih boyunca deniz feneri, rasathane, gözetleme kulesi ve güneşe tapanların mabedi olduğu yönünde tezler ileri sürülüyor.  1964&#039;den itibaren müze olarak faaliyet gösteren ve 2000&#039;de UNESCO Dünya Mirası Listesi&#039;ne alınan Kız Kalesi, her gün ziyaretçi akınına uğruyor.  Dokuz kattan oluşan ve yüksekliği 31 metreyi bulan kaleye çıkan turistler, İçerişehir&#039;in yanı sıra Bakü&#039;nün diğer mahallelerini ve Hazar Denizi&#039;ni izleme fırsatı buluyor.Abşeron bölgesine has mimari özelliklere sahip Kız Kalesi&#039;nin etrafı her yıl geleneksel Nevruz Bayramı kutlamalarına ev sahipliği yapıyor.  Çok sayıda film, roman, opera ve baleye konu olan Kız Kalesi&#039;nin resimleri, farklı dönemlerde Azerbaycan kağıt ve madeni paraları ile posta pullarında kullanıldı.  Kız Kalesi, asırlara dayanan geçmişi ile Azerbaycan&#039;ın zengin tarihi ve kültürel mirasını bugüne kadar taşıyan simgesel yapı olarak devlet tarafından korunuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-7ypfbx-DEON5YNdgMEOFQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Bakünün, tarihi, sembolü, Kız, Kalesi, zamana, meydan, okuyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-7ypfbx-DEON5YNdgMEOFQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Bakü'nün tarihi sembolü Kız Kalesi zamana meydan okuyor"><p>Azerbaycan'ın başkenti Bakü'nün tarihi sembolü sayılan Kız Kalesi, bugüne dek korunan mimarisiyle zamana meydan okuyor.</p>Orta Çağ'da inşa edildiği değerlendirilen Kız Kalesi, Bakü'ye gelen turistlerin ve tarih meraklılarının ziyaret ettiği mekanların başında geliyor. Tarihi İçerişehir'de, Hazar Denizi'nin kıyısında yer alan Kız Kalesi'nin, tarih boyunca deniz feneri, rasathane, gözetleme kulesi ve güneşe tapanların mabedi olduğu yönünde tezler ileri sürülüyor.  1964'den itibaren müze olarak faaliyet gösteren ve 2000'de UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne alınan Kız Kalesi, her gün ziyaretçi akınına uğruyor.  Dokuz kattan oluşan ve yüksekliği 31 metreyi bulan kaleye çıkan turistler, İçerişehir'in yanı sıra Bakü'nün diğer mahallelerini ve Hazar Denizi'ni izleme fırsatı buluyor.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vPPi-5N480CTzjGXnKXYLQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="">Abşeron bölgesine has mimari özelliklere sahip Kız Kalesi'nin etrafı her yıl geleneksel Nevruz Bayramı kutlamalarına ev sahipliği yapıyor.  Çok sayıda film, roman, opera ve baleye konu olan Kız Kalesi'nin resimleri, farklı dönemlerde Azerbaycan kağıt ve madeni paraları ile posta pullarında kullanıldı.  Kız Kalesi, asırlara dayanan geçmişi ile Azerbaycan'ın zengin tarihi ve kültürel mirasını bugüne kadar taşıyan simgesel yapı olarak devlet tarafından korunuyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hatay&amp;apos;da Epiphaneia Antik Kenti&amp;apos;ndeki çalışmalar meclis binasında yoğunlaştı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/hatayda-epiphaneia-antik-kentindeki-calismalar-meclis-binasinda-yogunlasti</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/hatayda-epiphaneia-antik-kentindeki-calismalar-meclis-binasinda-yogunlasti</guid>
<description><![CDATA[ Hatay&#039;ın Erzin ilçesindeki Epiphaneia Antik Kenti&#039;nde devam eden arkeolojik çalışmalarda, Roma Dönemi&#039;nde müzik salonu olarak da kullanılan meclis binasının restorasyonla turizme kazandırılması hedefleniyor.İssos Harabeleri olarak da bilinen antik kentteki arkeolojik çalışmalar, Hatay Arkeoloji Müzesi başkanlığında, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Banu Özdilek&#039;in bilimsel danışmanlığında sürüyor.  İlçede 2006&#039;da başlayan kurtarma kazılarıyla ilk iskan tarihinin 6 bin yıl öncesine dayandığı belirlenen Epiphaneia Antik Kenti&#039;ndeki işlemler, 20 kişilik ekiple yürütülüyor.  Antik kentte, 2022&#039;de bulunan ve kırsal aktivitenin anlatıldığı &quot;Takvimler Mozaiği&quot;nin yanı sıra Artemis Hamamı, sütunlu cadde, antik tiyatro ile Roma Dönemi&#039;nden kalan meclis binası gibi birçok eser yer alıyor.  Arkeolojik çalışmalarda, geçmişte müzik salonu olarak da kullanılan meclisin restore edilip antik kentin ören yeri statüsü kazanmasının ardından turizme açılması hedefleniyor.  &quot;ÇOK AZ MÜDAHALEYLE AYAĞA KALDIRILACAK&quot;Kazı başkanı Özdilek, AA muhabirine, Epiphaneia Antik Kenti&#039;nin, Hatay&#039;ın tüm kültür katmanlarıyla en iyi korunmuş antik kenti olduğunu söyledi. Meclis binasının, Kilikya antik bölgesinde az görülmesinden dolayı önemli olduğunu belirten Özdilek, &quot;Burası, Hatay&#039;ın Roma Dönemi&#039;ne ait tek meclis binası. Yapı aynı zamanda müzik salonu olarak da kullanılıyor.&quot; dedi.  Özdilek, yapının Roma Dönemi&#039;ne tarihlenmiş bilinen tek meclis binası olduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:  &quot;Hedefimiz, meclis binasının onarımı ve restorasyonunu gerçekleştirip yapıyı sağlamlaştırmak. Sonrasında da antik kentin ören yeri statüsü kazanmasıyla halka tanıtmak, turizme kazandırmak. Yapının formu hakkında bilgi verecek kadar restorasyon yapıyoruz. Çok az müdahale ve korumakla yapı ayağa kaldırılacak.&quot;  Sütunlu cadde ve su kemeri gibi eserlerde de onarım ve restorasyonun sürdüğünü dile getiren Özdilek, Epiphaneia Antik Kenti&#039;ni açık hava müzesi haline getirmeyi istediklerini anlattı. Özdilek, antik kentin ören yeri yapılması hedefini önemsediklerini vurgulayarak, şöyle konuştu:  &quot;Epiphaneia Antik Kenti, bu çalışmalardan sonra hak ettiği değeri bulacak, daha çok tanınacak. UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi&#039;ne aday olması için de çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Burası, Erzin&#039;in kültürel mirası için oldukça önemli bir kent. Tüm tarihi yapıları ve dokularıyla ayakta. İsteğimiz, hazırladığımız projelerin 1 sene içerisinde hayata ve uygulamaya geçmesi. İnşallah en kısa zamanda Epiphaneia Antik Kenti&#039;ni turizme kazandıracağız ve birçok insan görmeye gelecek.&quot;  Gece arkeolojisi için de çalışma planladıklarını belirten Özdilek, su kemelerine zarar vermeden ışıklandırma yapılacağını kaydetti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/n9IHZ2cBVkCSKkJFbEMIQw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Hatayda, Epiphaneia, Antik, Kentindeki, çalışmalar, meclis, binasında, yoğunlaştı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/n9IHZ2cBVkCSKkJFbEMIQw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Hatay'da Epiphaneia Antik Kenti'ndeki çalışmalar meclis binasında yoğunlaştı"><p>Hatay'ın Erzin ilçesindeki Epiphaneia Antik Kenti'nde devam eden arkeolojik çalışmalarda, Roma Dönemi'nde müzik salonu olarak da kullanılan meclis binasının restorasyonla turizme kazandırılması hedefleniyor.</p><p>İssos Harabeleri olarak da bilinen antik kentteki arkeolojik çalışmalar, Hatay Arkeoloji Müzesi başkanlığında, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Banu Özdilek'in bilimsel danışmanlığında sürüyor.  İlçede 2006'da başlayan kurtarma kazılarıyla ilk iskan tarihinin 6 bin yıl öncesine dayandığı belirlenen Epiphaneia Antik Kenti'ndeki işlemler, 20 kişilik ekiple yürütülüyor.  Antik kentte, 2022'de bulunan ve kırsal aktivitenin anlatıldığı "Takvimler Mozaiği"nin yanı sıra Artemis Hamamı, sütunlu cadde, antik tiyatro ile Roma Dönemi'nden kalan meclis binası gibi birçok eser yer alıyor.  Arkeolojik çalışmalarda, geçmişte müzik salonu olarak da kullanılan meclisin restore edilip antik kentin ören yeri statüsü kazanmasının ardından turizme açılması hedefleniyor.  <strong>"ÇOK AZ MÜDAHALEYLE AYAĞA KALDIRILACAK"</strong></p><p>Kazı başkanı Özdilek, AA muhabirine, Epiphaneia Antik Kenti'nin, Hatay'ın tüm kültür katmanlarıyla en iyi korunmuş antik kenti olduğunu söyledi. Meclis binasının, Kilikya antik bölgesinde az görülmesinden dolayı önemli olduğunu belirten Özdilek, "Burası, Hatay'ın Roma Dönemi'ne ait tek meclis binası. Yapı aynı zamanda müzik salonu olarak da kullanılıyor." dedi.  Özdilek, yapının Roma Dönemi'ne tarihlenmiş bilinen tek meclis binası olduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:  "Hedefimiz, meclis binasının onarımı ve restorasyonunu gerçekleştirip yapıyı sağlamlaştırmak. Sonrasında da antik kentin ören yeri statüsü kazanmasıyla halka tanıtmak, turizme kazandırmak. Yapının formu hakkında bilgi verecek kadar restorasyon yapıyoruz. Çok az müdahale ve korumakla yapı ayağa kaldırılacak."  Sütunlu cadde ve su kemeri gibi eserlerde de onarım ve restorasyonun sürdüğünü dile getiren Özdilek, Epiphaneia Antik Kenti'ni açık hava müzesi haline getirmeyi istediklerini anlattı. Özdilek, antik kentin ören yeri yapılması hedefini önemsediklerini vurgulayarak, şöyle konuştu:  "Epiphaneia Antik Kenti, bu çalışmalardan sonra hak ettiği değeri bulacak, daha çok tanınacak. UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi'ne aday olması için de çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Burası, Erzin'in kültürel mirası için oldukça önemli bir kent. Tüm tarihi yapıları ve dokularıyla ayakta. İsteğimiz, hazırladığımız projelerin 1 sene içerisinde hayata ve uygulamaya geçmesi. İnşallah en kısa zamanda Epiphaneia Antik Kenti'ni turizme kazandıracağız ve birçok insan görmeye gelecek."  Gece arkeolojisi için de çalışma planladıklarını belirten Özdilek, su kemelerine zarar vermeden ışıklandırma yapılacağını kaydetti.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bilecik&amp;apos;teki Meryem Dağı&amp;apos;nda yamaç paraşütü etkinliği başladı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/bilecikteki-meryem-daginda-yamac-parasutu-etkinligi-basladi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/bilecikteki-meryem-daginda-yamac-parasutu-etkinligi-basladi</guid>
<description><![CDATA[ Bilecik Valiliği koordinasyonunda düzenlenen &quot;Take Off Bilecik&quot; adlı yamaç paraşütü etkinliği, Gölpazarı ilçesinde başladı.Sabah saatlerinde Vezirhan Belde Parkı&#039;nda toplanan sporcular, etkinliğin yapıldığı Meryem Dağı Yamaç Paraşütü Alanı&#039;na hareket etti. Açılışın ardından uçuş gösterileriyle süren, 111 sporcunun yer aldığı etkinlikte, katılımcılara öğle yemeği ikramı yapıldı.Türk Hava Kurumu Bilecik Şube Başkanı İlker Çınar, AA muhabirine, programın gerçekleştirilmesinde Bilecik Valisi Şefik Aygöl&#039;ün büyük katkısının bulunduğunu söyledi. Organizasyonun çeşitli etkinliklere ev sahipliği yaptığını belirten Çınar, şöyle konuştu:  &quot;Hava el verirse &#039;delta kanat&#039; dediğimiz yelken kanat da kalkış yapacak. Bilecik&#039;te ilk defa böyle bir organizasyon yapılıyor. Çeşitli sivil toplum kuruluşları da etkinlik alanına geldi. Kurumumuzun genç kanatlarının yaptığı dronlarımızla gösteri düzenlenecek. Pelitözü Gölpark&#039;ta da etkinlikler olacak. Yarın Sayın Vali&#039;miz de uçuş yapacak.&quot;  &quot;DOĞASI, MANZARASI VE HAVASI ÇOK GÜZEL&quot;Etkinliğe Eskişehir&#039;den katılan İnönü Sportif Havacılık Kulübü sporcusu Ferhat Tosun, bu organizasyonda yer almaktan büyük heyecan duyduğunu anlattı.  Alanın yamaç paraşütü için son derece elverişli olduğunu vurgulayan Tosun, &quot;Bölgenin rakımı da gayet iyi. Termiklerin yoğun olduğu bir alan. Uçuş sürelerinin yüksek olacağını düşünüyorum. Arkadaşlarımız da irtifa almış durumda. Ayrıca keyifli bir manzarası var.&quot; dedi.  İstanbul&#039;dan gelen Mehmet Ali Ay da Meryem Dağı&#039;nın yamaç paraşütü uçuşlarına yeni başlayanlar için uygun bir nokta olduğunu belirtti.  Bölgede termik hava akımları sayesinde rahatlıkla mesafe uçuşu yapılabildiğini dile getiren Ay, &quot;Güzel bir tepe. İnşallah daha da gelişir ve havacılık camiasına katkıları olur. Doğası, manzarası ve havası çok güzel. İleride güzel bir gölet var. Bu hobiyle ilgilenenlerin gelebileceği bir tepe.&quot; ifadesini kullandı. Pelitözü Gölpark&#039;ta verilecek yemekle sürecek etkinlik yarınki kahvaltı, teknik toplantı ve uçuş gösterilerinin ardından kapanış programıyla sona erecek. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LNyF1K2BekiOLaJAZkm73Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Bilecikteki, Meryem, Dağında, yamaç, paraşütü, etkinliği, başladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LNyF1K2BekiOLaJAZkm73Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Bilecik'teki Meryem Dağı'nda yamaç paraşütü etkinliği başladı"><p>Bilecik Valiliği koordinasyonunda düzenlenen "Take Off Bilecik" adlı yamaç paraşütü etkinliği, Gölpazarı ilçesinde başladı.</p><p>Sabah saatlerinde Vezirhan Belde Parkı'nda toplanan sporcular, etkinliğin yapıldığı Meryem Dağı Yamaç Paraşütü Alanı'na hareket etti. Açılışın ardından uçuş gösterileriyle süren, 111 sporcunun yer aldığı etkinlikte, katılımcılara öğle yemeği ikramı yapıldı.</p><p>Türk Hava Kurumu Bilecik Şube Başkanı İlker Çınar, AA muhabirine, programın gerçekleştirilmesinde Bilecik Valisi Şefik Aygöl'ün büyük katkısının bulunduğunu söyledi. Organizasyonun çeşitli etkinliklere ev sahipliği yaptığını belirten Çınar, şöyle konuştu:  "Hava el verirse 'delta kanat' dediğimiz yelken kanat da kalkış yapacak. Bilecik'te ilk defa böyle bir organizasyon yapılıyor. Çeşitli sivil toplum kuruluşları da etkinlik alanına geldi. Kurumumuzun genç kanatlarının yaptığı dronlarımızla gösteri düzenlenecek. Pelitözü Gölpark'ta da etkinlikler olacak. Yarın Sayın Vali'miz de uçuş yapacak."  <strong>"DOĞASI, MANZARASI VE HAVASI ÇOK GÜZEL"</strong></p><p>Etkinliğe Eskişehir'den katılan İnönü Sportif Havacılık Kulübü sporcusu Ferhat Tosun, bu organizasyonda yer almaktan büyük heyecan duyduğunu anlattı.  Alanın yamaç paraşütü için son derece elverişli olduğunu vurgulayan Tosun, "Bölgenin rakımı da gayet iyi. Termiklerin yoğun olduğu bir alan. Uçuş sürelerinin yüksek olacağını düşünüyorum. Arkadaşlarımız da irtifa almış durumda. Ayrıca keyifli bir manzarası var." dedi.  İstanbul'dan gelen Mehmet Ali Ay da Meryem Dağı'nın yamaç paraşütü uçuşlarına yeni başlayanlar için uygun bir nokta olduğunu belirtti.  Bölgede termik hava akımları sayesinde rahatlıkla mesafe uçuşu yapılabildiğini dile getiren Ay, "Güzel bir tepe. İnşallah daha da gelişir ve havacılık camiasına katkıları olur. Doğası, manzarası ve havası çok güzel. İleride güzel bir gölet var. Bu hobiyle ilgilenenlerin gelebileceği bir tepe." ifadesini kullandı. Pelitözü Gölpark'ta verilecek yemekle sürecek etkinlik yarınki kahvaltı, teknik toplantı ve uçuş gösterilerinin ardından kapanış programıyla sona erecek.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bitlis&amp;apos;teki Urartu kalesinde yeni buluntular ortaya çıkarıldı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/bitlisteki-urartu-kalesinde-yeni-buluntular-ortaya-cikarildi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/bitlisteki-urartu-kalesinde-yeni-buluntular-ortaya-cikarildi</guid>
<description><![CDATA[ Urartu Kralı 2. Rusa&#039;nın 2 bin 300 rakımlı tepeye inşa ettirdiği Kef Kalesi&#039;nde yürütülen arkeolojik kazılarda 3 fil ayağı, çakmak taşı ve obsidiyen aletler ile seramik ve hayvan kemikleri gün yüzüne çıkarıldı.Bitlis&#039;in Adilcevaz ilçesinde, Urartular döneminde 2bin 300 rakımda inşa edilen Kef Kalesi&#039;ndeki arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılan buluntular, Urartu tarihine ışık tutuyor.  Urartu Kralı 2. Rusa&#039;nın Süphan Dağı eteğinde Adilcevaz, Malazgirt Ovası ve Van Gölü&#039;ne hakim tepeye inşa ettirdiği 2 bin 700 yıllık kalede, Kültür ve Turizm Bakanlığının izniyle Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. İsmail Coşkun başkanlığında kazı çalışmaları yürütülüyor.Geçen yıllarda fil ayakları, mutfak ve hizmet odalarının ortaya çıkarıldığı kalenin en büyük ve en yüksek konumundaki salonunda bu yıl 20 kişilik ekiple yürütülen çalışmalarda 3 fil ayağı, çakmak taşı, obsidiyen (cam kaya) aletler, seramikler ile hayvan kemiklerine rastlandı.&quot;URARTU DÖNEMİNDE BU KADAR ÇOK BAZALT KULLANILAN TEK KALE&quot;Doç. Dr. Coşkun, bu yıl kazı çalışmalarını kalenin yukarı salon olarak adlandırılan bölümünde yoğunlaştırdıklarını söyledi.  Kazılar sürdükçe yeni yapıların ortaya çıktığını anlatan Coşkun, &quot;Urartu mavisi boyalara ve yine Urartuların kullandığı saray seramiklerine sıklıkla rastlıyoruz. Mutfak bölümünde öğütme taşlarına ve çok fazla hayvan kemiğine rastladık. Burada hayvan kesimi veya kurban töreni düzenlenmiş olabilir. Çakmak taşı ve obsidiyen aletler ile çok fazla seramik parçaları da çıkmakta&quot; dedi.Kalenin yapımında çok fazla bazalt taşının kullanıldığını belirten Coşkun, &quot;Burası, Urartu döneminde bu kadar çok bazalt kullanılan tek kaledir. 2 bin 300 rakımda kazı çalışması yapıyoruz. Yüksek rakımda kazı çalışması yapılan yerlerden biri. Bizi zorlayan bir alanda çalışıyoruz. Kalemiz, Süphan Dağı&#039;nın eteğinde yer alıyor. Muhtemelen Süphan Dağı&#039;ndan getirdikleri bazalt taşıyla kale inşa etmişler. Kalede günlerce sürdüğü tahmin edilen büyük bir yangın yaşanmış. Salon bölümünü gün yüzüne çıkarırken yaklaşık 60-70 santimetrelik kül tabakasıyla karşılaştık. Bu yıl tespit ettiğimiz fil ayaklarının yıkılmış olanlarını tekrar ayağa kaldırarak hem turizme kazandırılmasını hem de kalemizin daha güzel bir görünüme kavuşmasını sağlayacağız&quot; ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aNMmhFwAOUekc0p8QjXRyg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Bitlisteki, Urartu, kalesinde, yeni, buluntular, ortaya, çıkarıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aNMmhFwAOUekc0p8QjXRyg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Bitlis'teki Urartu kalesinde yeni buluntular ortaya çıkarıldı"><p>Urartu Kralı 2. Rusa'nın 2 bin 300 rakımlı tepeye inşa ettirdiği Kef Kalesi'nde yürütülen arkeolojik kazılarda 3 fil ayağı, çakmak taşı ve obsidiyen aletler ile seramik ve hayvan kemikleri gün yüzüne çıkarıldı.</p><strong>Bitlis</strong>'in Adilcevaz ilçesinde, <strong>Urartular</strong> döneminde 2bin 300 rakımda inşa edilen Kef Kalesi'ndeki arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılan buluntular, Urartu tarihine ışık tutuyor.  Urartu Kralı 2. Rusa'nın Süphan Dağı eteğinde Adilcevaz, Malazgirt Ovası ve Van Gölü'ne hakim tepeye inşa ettirdiği 2 bin 700 yıllık kalede, Kültür ve Turizm Bakanlığının izniyle Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. İsmail Coşkun başkanlığında kazı çalışmaları yürütülüyor.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/z34ldG7ZuEyyWU4G7Jv-3Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="">Geçen yıllarda fil ayakları, mutfak ve hizmet odalarının ortaya çıkarıldığı kalenin en büyük ve en yüksek konumundaki salonunda bu yıl 20 kişilik ekiple yürütülen çalışmalarda 3 fil ayağı, çakmak taşı, obsidiyen (cam kaya) aletler, seramikler ile hayvan kemiklerine rastlandı.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qSOvgh0ew0ye6qi4dfojOA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><p><strong>"URARTU DÖNEMİNDE BU KADAR ÇOK BAZALT KULLANILAN TEK KALE"</strong></p><p>Doç. Dr. Coşkun, bu yıl kazı çalışmalarını kalenin yukarı salon olarak adlandırılan bölümünde yoğunlaştırdıklarını söyledi.  Kazılar sürdükçe yeni yapıların ortaya çıktığını anlatan Coşkun, "Urartu mavisi boyalara ve yine Urartuların kullandığı saray seramiklerine sıklıkla rastlıyoruz. Mutfak bölümünde öğütme taşlarına ve çok fazla hayvan kemiğine rastladık. Burada hayvan kesimi veya kurban töreni düzenlenmiş olabilir. Çakmak taşı ve obsidiyen aletler ile çok fazla seramik parçaları da çıkmakta" dedi.</p><p>Kalenin yapımında çok fazla bazalt taşının kullanıldığını belirten Coşkun, "Burası, Urartu döneminde bu kadar çok bazalt kullanılan tek kaledir. 2 bin 300 rakımda kazı çalışması yapıyoruz. Yüksek rakımda kazı çalışması yapılan yerlerden biri. Bizi zorlayan bir alanda çalışıyoruz. Kalemiz, Süphan Dağı'nın eteğinde yer alıyor. Muhtemelen Süphan Dağı'ndan getirdikleri bazalt taşıyla kale inşa etmişler. Kalede günlerce sürdüğü tahmin edilen büyük bir yangın yaşanmış. Salon bölümünü gün yüzüne çıkarırken yaklaşık 60-70 santimetrelik kül tabakasıyla karşılaştık. Bu yıl tespit ettiğimiz fil ayaklarının yıkılmış olanlarını tekrar ayağa kaldırarak hem turizme kazandırılmasını hem de kalemizin daha güzel bir görünüme kavuşmasını sağlayacağız" ifadelerini kullandı. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hadrianopolis Antik Kenti ören yeri oluyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/hadrianopolis-antik-kenti-oeren-yeri-oluyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/hadrianopolis-antik-kenti-oeren-yeri-oluyor</guid>
<description><![CDATA[ Geç Kalkolitik, Roma ve Erken Bizans dönemlerinde yerleşim yeri olarak kullanılan Karabük&#039;ün Eskipazar ilçesindeki Hadrianopolis Antik Kenti&#039;ne ören yeri statüsü kazandırılması hedefleniyor.Antik kentte kazı ve restorasyon çalışmaları, Karabük Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ersin Çelikbaş&#039;ın başkanlığında 55 kişilik ekiple yürütülüyor.   Kiliselerin tabanındaki, birçok hayvanın tasvir edildiği mozaiklerle ünlenen ve bu nedenle &quot;Karadeniz&#039;in Zeugması&quot; şeklinde adlandırılan antik kentte, şimdiye kadar iki hamam, iki kilise, bir savunma yapısı, kaya mezarları, tiyatro, bir kemerli ve kubbeli yapı, anıtsal kültik niş, sur, villa, diğer anıtsal binalar ile bazı kült alanları gibi yapılar bulundu. Ziyaretçi karşılama merkezinin de tamamlanmasının ardından antik kente ören yeri statüsü kazandırılması için Kültür ve Turizm Bakanlığı&#039;na başvuruda bulunulacak.Doç. Dr. Ersin Çelikbaş, Hadrianopolis&#039;te yapımına 2023&#039;te başlanan ve projesi Karabük Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü onaylı karşılama merkezinin inşasının yüzde 90 tamamlandığını söyledi.    Merkezin kalan kısmının da bir ay içinde bitirilmesinin planlandığını belirten Çelikbaş, &quot;Karşılama merkezi tamamlandıktan sonra ziyaretçilerimiz, içinde kafeteryası, hediyelik eşya satan dükkanları, restoranı, tuvaleti, bebek odası ve mescidi olan bir birime kavuşmuş olacak ve böylelikle daha rahat, daha konforlu bir antik kent gezisi gerçekleştirecek&quot; dedi.Çelikbaş, karşılama merkezinin yapımı tamamlandıktan sonra Hadrianopolis ile ilgili ören yeri başvurusunda bulunulacağını dile getirerek, şunları kaydetti:   &quot;Ören yeri statüsü de aldıktan sonra Hadrianopolis&#039;in, artık hem turizmin önemli bir odak noktası hem de turizmcilerin, acentelerinin turistleri getirip gezdirdiği Karadeniz Bölgesi&#039;ndeki önemli arkeolojik merkezlerden biri olacağını düşünüyoruz. Ören yeri olması, acentelerin burada resmi olarak çalışmasının da önünü açacak bir gelişme. Antik kentle ilgili bundan sonra reklam ve tanıtım işleri Kültür ve Turizm Bakanlığı&#039;nın yanında birçok kurum tarafından da gerçekleştirilecek. Ören yeri statüsü alması, bölgenin tanıtımı, antik kentin daha bilinir hale gelmesi açısından çok önem arz ediyor. İnşallah 4-5 ay içinde bu statüyü kazanacağımızı düşünüyorum.&quot;Antik kentteki çalışmaları arkeolog, sanat tarihçisi, antropolog ve restoratör gibi farklı disiplinlerden üyelerle sürdürdüklerini belirten Çelikbaş, &quot;Bu sene, yine geçen yıldan başladığımız ve ata tohumlarının da ortaya çıktığı, önemli bir yapı olduğunu düşündüğümüz yapıda da çalışmalarımız devam ediyor. Nekropol, kalenin içi ve Yazıboy yer altı yerleşkesinde kazı çalışmalarımız devam ediyor. Farklı noktalarda da restoratörlerimiz hem mozaiklerde hem de yapı gruplarımızda sağlamlaştırma çalışmalarını sürdürmekte. Kazı çalışmalarına yeni başladık. İnşallah bu yıl da önemli verilere, önemli buluntulara ulaşacağımızı düşünüyoruz&quot; diye konuştu.   Özellikle &quot;Hamam A&quot; denilen yapının üzerindeki cam koruma projesinin ses getirdiğini vurgulayan Çelikbaş, &quot;Cam korumayı görmek isteyen misafirlerimiz burayı ziyaret etmeye başladı. Hafta içinde ortalama her gün 1000 ziyaretçimiz geliyor. Hafta sonları bu rakam daha da artıyor. Antik kent hem ilçenin hem şehrin önemli bir odak noktası haline gelmiş durumda. Bu kadar turistin buraya gelmesi tesadüf değil. Karşılama merkezi de bittikten sonra turistlerimizin burada rahatlıkla yarım gününü geçirebileceğini söyleyebiliriz&quot; ifadelerini kullandı.Antik kenti ziyaret etmek için eşiyle İstanbul&#039;dan gelen Ahmet Arslan da balayına çıktıklarını ve şehir şehir gezmeye karar verdiklerini söyledi.  İlk duraklarının Hadrianopolis olduğunu dile getiren Arslan, &quot;Antik kentlere ilgim var. Bu nedenle burası ilgimizi çekti. Geldik, geziyoruz, çok beğendik. Emek verilmiş. Pek çok yeri ziyarete açılmış. Muhteşem bir yer. Herkesin gelip görmesi gerekiyor&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qOnfzyc3jU-M-9yI4t4qaA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Hadrianopolis, Antik, Kenti, ören, yeri, oluyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qOnfzyc3jU-M-9yI4t4qaA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Hadrianopolis Antik Kenti ören yeri oluyor"><p>Geç Kalkolitik, Roma ve Erken Bizans dönemlerinde yerleşim yeri olarak kullanılan Karabük'ün Eskipazar ilçesindeki Hadrianopolis Antik Kenti'ne ören yeri statüsü kazandırılması hedefleniyor.</p><p>Antik kentte kazı ve restorasyon çalışmaları, Karabük Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ersin Çelikbaş'ın başkanlığında 55 kişilik ekiple yürütülüyor.   Kiliselerin tabanındaki, birçok hayvanın tasvir edildiği mozaiklerle ünlenen ve bu nedenle "Karadeniz'in Zeugması" şeklinde adlandırılan antik kentte, şimdiye kadar iki hamam, iki kilise, bir savunma yapısı, kaya mezarları, tiyatro, bir kemerli ve kubbeli yapı, anıtsal kültik niş, sur, villa, diğer anıtsal binalar ile bazı kült alanları gibi yapılar bulundu. </p><p>Ziyaretçi karşılama merkezinin de tamamlanmasının ardından antik kente ören yeri statüsü kazandırılması için Kültür ve Turizm Bakanlığı'na başvuruda bulunulacak.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IuJKUpiOLkaYdD-3EaqOLA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><p>Doç. Dr. Ersin Çelikbaş, <strong>Hadrianopolis</strong>'te yapımına 2023'te başlanan ve projesi Karabük Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü onaylı karşılama merkezinin inşasının yüzde 90 tamamlandığını söyledi.    Merkezin kalan kısmının da bir ay içinde bitirilmesinin planlandığını belirten Çelikbaş, "Karşılama merkezi tamamlandıktan sonra ziyaretçilerimiz, içinde kafeteryası, hediyelik eşya satan dükkanları, restoranı, tuvaleti, bebek odası ve mescidi olan bir birime kavuşmuş olacak ve böylelikle daha rahat, daha konforlu bir antik kent gezisi gerçekleştirecek" dedi.</p>Çelikbaş, karşılama merkezinin yapımı tamamlandıktan sonra Hadrianopolis ile ilgili ören yeri başvurusunda bulunulacağını dile getirerek, şunları kaydetti:   "Ören yeri statüsü de aldıktan sonra Hadrianopolis'in, artık hem turizmin önemli bir odak noktası hem de turizmcilerin, acentelerinin turistleri getirip gezdirdiği Karadeniz Bölgesi'ndeki önemli arkeolojik merkezlerden biri olacağını düşünüyoruz. Ören yeri olması, acentelerin burada resmi olarak çalışmasının da önünü açacak bir gelişme. Antik kentle ilgili bundan sonra reklam ve tanıtım işleri Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın yanında birçok kurum tarafından da gerçekleştirilecek. Ören yeri statüsü alması, bölgenin tanıtımı, antik kentin daha bilinir hale gelmesi açısından çok önem arz ediyor. İnşallah 4-5 ay içinde bu statüyü kazanacağımızı düşünüyorum."<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XDupQ14W2UGNH3Alv7i6Zw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="">Antik kentteki çalışmaları arkeolog, sanat tarihçisi, antropolog ve restoratör gibi farklı disiplinlerden üyelerle sürdürdüklerini belirten Çelikbaş, "Bu sene, yine geçen yıldan başladığımız ve ata tohumlarının da ortaya çıktığı, önemli bir yapı olduğunu düşündüğümüz yapıda da çalışmalarımız devam ediyor. Nekropol, kalenin içi ve Yazıboy yer altı yerleşkesinde kazı çalışmalarımız devam ediyor. Farklı noktalarda da restoratörlerimiz hem mozaiklerde hem de yapı gruplarımızda sağlamlaştırma çalışmalarını sürdürmekte. Kazı çalışmalarına yeni başladık. İnşallah bu yıl da önemli verilere, önemli buluntulara ulaşacağımızı düşünüyoruz" diye konuştu.   Özellikle "Hamam A" denilen yapının üzerindeki cam koruma projesinin ses getirdiğini vurgulayan Çelikbaş, "Cam korumayı görmek isteyen misafirlerimiz burayı ziyaret etmeye başladı. Hafta içinde ortalama her gün 1000 ziyaretçimiz geliyor. Hafta sonları bu rakam daha da artıyor. Antik kent hem ilçenin hem şehrin önemli bir odak noktası haline gelmiş durumda. Bu kadar turistin buraya gelmesi tesadüf değil. Karşılama merkezi de bittikten sonra turistlerimizin burada rahatlıkla yarım gününü geçirebileceğini söyleyebiliriz" ifadelerini kullandı.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_L0VNK6KikORlcBpECwYvQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="">Antik kenti ziyaret etmek için eşiyle İstanbul'dan gelen Ahmet Arslan da balayına çıktıklarını ve şehir şehir gezmeye karar verdiklerini söyledi.  İlk duraklarının Hadrianopolis olduğunu dile getiren Arslan, "Antik kentlere ilgim var. Bu nedenle burası ilgimizi çekti. Geldik, geziyoruz, çok beğendik. Emek verilmiş. Pek çok yeri ziyarete açılmış. Muhteşem bir yer. Herkesin gelip görmesi gerekiyor" dedi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dünya Jeolojik Miras Listesi&amp;apos;ne aday: Salda Gölü ve Nemrut Kalderası için heyecanlı bekleyiş</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/dunya-jeolojik-miras-listesine-aday-salda-goelu-ve-nemrut-kalderasi-icin-heyecanli-bekleyis</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/dunya-jeolojik-miras-listesine-aday-salda-goelu-ve-nemrut-kalderasi-icin-heyecanli-bekleyis</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye&#039;den Salda Gölü ile Nemrut Krater Gölü ve Kalderası&#039;nın da aday gösterildiği &quot;Dünyanın En Önemli 100 Jeolojik Miras Listesi&quot;nin açıklanması heyecanla bekleniyor.Uluslararası Jeoloji Bilimleri Birliğince (IUGS) başlatılan ve UNESCO tarafından da desteklenen proje kapsamında hayata geçilen &quot;Dünyanın En Önemli 100 Jeositi (jeokojik miras) Listesi&quot; için 14 Mart&#039;ta &quot;Ulusal ve Uluslararası Görünürlük İçin Türkiye&#039;nin En Önemli 100 Jeolojik Mirası ve Anahtar Jeolojik Alanlarının Belirlenmesi Çalıştayı&quot; düzenlendi.  UNESCO Türkiye Milli Komisyonu, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü, Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü, TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası ve Jeolojik Mirası Koruma Derneği tarafından gerçekleştirilen çalıştayda Türkiye&#039;deki önemli jeolojik noktalar ve anahtar jeolojik alanlar belirlendi.Çalıştayda tespit edilen 171 jeolojik alandan Burdur&#039;un Yeşilova ilçesindeki Salda Gölü ve Bitlis&#039;teki Nemrut Krater Gölü ve Kalderası, Türk bilim insanlarınca bilimsel gerekçeler hazırlanarak listeye aday gösterildi.&quot;AMAÇ TOPLUMDA FARKINDALIK OLUŞTURMAK&quot;UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Başkan Vekili ve Jeolojik Mirası Koruma Derneği Başkanı Nizamettin Kazancı, ağustosun son haftasında Hindistan&#039;daki Dünya Jeoloji Kongresi&#039;nde sonuçların açıklanacağını söyledi.  Temel felsefenin doğanın korunması olduğunu belirten Kazancı, bu tür prestij listelerin asıl amacının toplumda farkındalık oluşturmak olduğunu dile getirdi.  Dünya Jeolojik Miras Komitesi&#039;nin ülkelere, boyutlarına göre listede kota verdiğini vurgulayan Kazancı, Nemrut Volkanı ve Kalderası ile Salda Gölü için dosyaları hazırlarken Prof. Dr. Özgür Karaoğlu ve Prof. Dr. Nurgül Çelik Balcı&#039;dan destek aldıklarını ifade etti.  Kazancı, Türkiye&#039;nin jeolojik önemi bakımından dünyada bilinir bir ülke olduğuna işaret ederek, &quot;Son derece objektif bir seçim yapılıyor. Her dosyayı 4 uzman inceliyor. En yüksek kriterler çıkarılıyor ve puanlama yapılıyor. İnşallah listeye Türkiye&#039;den yerler de dahil olur. Ben de o komitede 24 kişilik bir heyetin içindeyim. Benim incelediğim bütün dosyalar Güney ve Kuzey Amerika&#039;dan. Bütün dünya merakla sonucu bekliyoruz&quot; diye konuştu.NEMRUT VE SALDA&#039;NIN JEOLOJİK ÖZELLİKLERİListeye aday gösterilen Nemrut ve Salda&#039;nın jeolojik özellikleri hakkında da bilgi veren Kazancı, şöyle devam etti:  &quot;Nemrut&#039;un şekli ve görsel güzelliğinin yanında hem volkanın koni şekli bozulmamış hem de kaldera (volkanik patlama sonucu toprağın çökmesiyle oluşan yer şekli) var. Volkanın püskürttüğü malzemenin büyük çoğunluğu da piroklastiktir. Salda Gölü ise artık bütün kamuoyu biliyor ki içindeki oluşumu Mars&#039;ta hayat olabileceğine dair işaretler veriyor. Jezero kraterine benzediği için Mars&#039;ın Türkiye&#039;deki bir yansımasına örnek. Salda için gerekçemiz, Mars&#039;ın geçmişi için Türkiye&#039;den canlı örnek olması. Umarız biz de bu liste dolayısıyla Nemrut&#039;u ve Salda&#039;nın değerini bilir ve koruruz.&quot;  Kazancı, 2025&#039;te de BM&#039;nin aynı kurumlarınca &quot;Uluslararası Anahtar Jeolojik Alanlar Listesi&quot; oluşturulacağına dikkati çekerek, bu listeye de aday göstermek için Türkiye&#039;deki 40 anahtar jeolojik alanı tespit ettiklerini sözlerine ekledi.  &quot;Küresel Jeoparklar Programı&quot; kapsamında doğanın ve kültürün birlikte korunması amacıyla 2022&#039;den beri &quot;Dünya Jeolojik Miras Listesi&quot; oluşturuluyor.  On yıl sürmesi kararlaştırılan programda, her iki yılda bir jeolojik miras ilan edilen 100 yer açıklanıyor. 2022&#039;de açıklanan ilk listede Türkiye&#039;den Kapadokya ve Pamukkale Travertenleri yer almıştı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nMB4_glUIEaG0nZnRj4Bag.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Dünya, Jeolojik, Miras, Listesine, aday:, Salda, Gölü, Nemrut, Kalderası, için, heyecanlı, bekleyiş</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nMB4_glUIEaG0nZnRj4Bag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Dünya Jeolojik Miras Listesi'ne aday: Salda Gölü ve Nemrut Kalderası için heyecanlı bekleyiş"><p>Türkiye'den Salda Gölü ile Nemrut Krater Gölü ve Kalderası'nın da aday gösterildiği "Dünyanın En Önemli 100 Jeolojik Miras Listesi"nin açıklanması heyecanla bekleniyor.</p>Uluslararası Jeoloji Bilimleri Birliğince (IUGS) başlatılan ve UNESCO tarafından da desteklenen proje kapsamında hayata geçilen "Dünyanın En Önemli 100 Jeositi (jeokojik miras) Listesi" için 14 Mart'ta "Ulusal ve Uluslararası Görünürlük İçin Türkiye'nin En Önemli 100 Jeolojik Mirası ve Anahtar Jeolojik Alanlarının Belirlenmesi Çalıştayı" düzenlendi.  UNESCO Türkiye Milli Komisyonu, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü, Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü, TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası ve Jeolojik Mirası Koruma Derneği tarafından gerçekleştirilen çalıştayda Türkiye'deki önemli jeolojik noktalar ve anahtar jeolojik alanlar belirlendi.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XqrrBdwCN0eJQsNRzripZw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="">Çalıştayda tespit edilen 171 jeolojik alandan Burdur'un Yeşilova ilçesindeki <strong>Salda Gölü</strong> ve Bitlis'teki<strong> Nemrut Krater Gölü ve Kalderası</strong>, Türk bilim insanlarınca bilimsel gerekçeler hazırlanarak listeye aday gösterildi.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7c5yAAeOe0GGSXL16hF2Ag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><p><strong>"AMAÇ TOPLUMDA FARKINDALIK OLUŞTURMAK"</strong></p><p>UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Başkan Vekili ve Jeolojik Mirası Koruma Derneği Başkanı Nizamettin Kazancı, ağustosun son haftasında Hindistan'daki Dünya Jeoloji Kongresi'nde sonuçların açıklanacağını söyledi.  Temel felsefenin doğanın korunması olduğunu belirten Kazancı, bu tür prestij listelerin asıl amacının toplumda farkındalık oluşturmak olduğunu dile getirdi.  Dünya Jeolojik Miras Komitesi'nin ülkelere, boyutlarına göre listede kota verdiğini vurgulayan Kazancı, Nemrut Volkanı ve Kalderası ile Salda Gölü için dosyaları hazırlarken Prof. Dr. Özgür Karaoğlu ve Prof. Dr. Nurgül Çelik Balcı'dan destek aldıklarını ifade etti.  Kazancı, Türkiye'nin jeolojik önemi bakımından dünyada bilinir bir ülke olduğuna işaret ederek, "Son derece objektif bir seçim yapılıyor. Her dosyayı 4 uzman inceliyor. En yüksek kriterler çıkarılıyor ve puanlama yapılıyor. İnşallah listeye Türkiye'den yerler de dahil olur. Ben de o komitede 24 kişilik bir heyetin içindeyim. Benim incelediğim bütün dosyalar Güney ve Kuzey Amerika'dan. Bütün dünya merakla sonucu bekliyoruz" diye konuştu.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uEOigtvTj0WYgyiFeInIGw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><p><strong>NEMRUT VE SALDA'NIN JEOLOJİK ÖZELLİKLERİ</strong></p><p>Listeye aday gösterilen Nemrut ve Salda'nın jeolojik özellikleri hakkında da bilgi veren Kazancı, şöyle devam etti:  "Nemrut'un şekli ve görsel güzelliğinin yanında hem volkanın koni şekli bozulmamış hem de kaldera (volkanik patlama sonucu toprağın çökmesiyle oluşan yer şekli) var. Volkanın püskürttüğü malzemenin büyük çoğunluğu da piroklastiktir. Salda Gölü ise artık bütün kamuoyu biliyor ki içindeki oluşumu Mars'ta hayat olabileceğine dair işaretler veriyor. Jezero kraterine benzediği için Mars'ın Türkiye'deki bir yansımasına örnek. Salda için gerekçemiz, Mars'ın geçmişi için Türkiye'den canlı örnek olması. Umarız biz de bu liste dolayısıyla Nemrut'u ve Salda'nın değerini bilir ve koruruz."  Kazancı, 2025'te de BM'nin aynı kurumlarınca "Uluslararası Anahtar Jeolojik Alanlar Listesi" oluşturulacağına dikkati çekerek, bu listeye de aday göstermek için Türkiye'deki 40 anahtar jeolojik alanı tespit ettiklerini sözlerine ekledi.  "Küresel Jeoparklar Programı" kapsamında doğanın ve kültürün birlikte korunması amacıyla 2022'den beri "Dünya Jeolojik Miras Listesi" oluşturuluyor.  On yıl sürmesi kararlaştırılan programda, her iki yılda bir jeolojik miras ilan edilen 100 yer açıklanıyor. 2022'de açıklanan ilk listede Türkiye'den Kapadokya ve Pamukkale Travertenleri yer almıştı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Delta Hava Yolları: CrowdStrike, 500 milyon dolar zarara neden oldu</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/delta-hava-yollari-crowdstrike-500-milyon-dolar-zarara-neden-oldu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/delta-hava-yollari-crowdstrike-500-milyon-dolar-zarara-neden-oldu</guid>
<description><![CDATA[ Delta Hava Yolları Üst Yöneticisi (CEO) Ed Bastian, CrowdStrike&#039;tan kaynaklanan küresel yazılım sorununun şirkete maliyetinin 500 milyon dolar olduğunu belirtti.Delta Hava Yolları Üst Yöneticisi (CEO) Ed Bastian, CNBC&#039;ye verdiği röportajda, yaşanan aksaklıklar nedeniyle müşterilerden özür diledi.  Küresel yazılım sorunundan toparlanma kabiliyeti açısından en sert darbeyi aldıklarını aktaran Bastian, bunun şirkete 500 milyon dolara mal olduğunu kaydetti.  Bastian, aksaklıklar nedeniyle tazminat isteyeceklerini belirterek, &quot;Başka seçeneğimiz yok.&quot; dedi.  Microsoft&#039;a siber güvenlik hizmeti sağlayan CrowdStrike&#039;ın güncellemesiyle Microsoft işletim sistemi arasındaki kopukluk nedeniyle birçok sektörü etkileyen küresel yazılım sorunu, 19 Temmuz&#039;dan itibaren dünyanın birçok bölgesinde hayatı olumsuz etkilemişti.  Microsoft, küresel yazılım sorununun 8,5 milyon Windows cihazını etkilediğinin tahmin edildiğini bildirmişti.  Küresel yazılım sorununun en çok etkilediği sektörlerden birisi havacılık, küresel bazda en olumsuz etkilenen şirket de ABD merkezli Delta Hava Yolları olmuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u0eAlgKZ1UWBLS2iYr9_qw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Delta, Hava, Yolları:, CrowdStrike, 500, milyon, dolar, zarara, neden, oldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u0eAlgKZ1UWBLS2iYr9_qw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Delta Hava Yolları: CrowdStrike, 500 milyon dolar zarara neden oldu"><p>Delta Hava Yolları Üst Yöneticisi (CEO) Ed Bastian, CrowdStrike'tan kaynaklanan küresel yazılım sorununun şirkete maliyetinin 500 milyon dolar olduğunu belirtti.</p>Delta Hava Yolları Üst Yöneticisi (CEO) Ed Bastian, CNBC'ye verdiği röportajda, yaşanan aksaklıklar nedeniyle müşterilerden özür diledi.  Küresel yazılım sorunundan toparlanma kabiliyeti açısından en sert darbeyi aldıklarını aktaran Bastian, bunun şirkete 500 milyon dolara mal olduğunu kaydetti.  Bastian, aksaklıklar nedeniyle tazminat isteyeceklerini belirterek, "Başka seçeneğimiz yok." dedi.  Microsoft'a siber güvenlik hizmeti sağlayan CrowdStrike'ın güncellemesiyle Microsoft işletim sistemi arasındaki kopukluk nedeniyle birçok sektörü etkileyen küresel yazılım sorunu, 19 Temmuz'dan itibaren dünyanın birçok bölgesinde hayatı olumsuz etkilemişti.  Microsoft, küresel yazılım sorununun 8,5 milyon Windows cihazını etkilediğinin tahmin edildiğini bildirmişti.  Küresel yazılım sorununun en çok etkilediği sektörlerden birisi havacılık, küresel bazda en olumsuz etkilenen şirket de ABD merkezli Delta Hava Yolları olmuştu.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>3. Dünya Düzce Günleri başladı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/3-dunya-duzce-gunleri-basladi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/3-dunya-duzce-gunleri-basladi</guid>
<description><![CDATA[ Bu yıl 3&#039;üncüsü düzenlenen &quot;Dünya Düzce Günleri&quot;, Prusias ad Hypium Antik Kenti ziyaretiyle başladı.&quot;Batı Karadeniz&#039;in Efes&#039;i&quot; olarak adlandırılan Konuralp Bölgesi&#039;ndeki antik kentte düzenlenen etkinliğe katılan AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Ayşe Keşir, burada yaptığı konuşmada, bölgenin çok büyük tarihi önem taşıdığını söyledi. Bölgede belediye tarafından yürütülen kazılarda, antik kentin büyük kısmının gün yüzüne çıkarıldığını anlatan Keşir, &quot;Türkiye’nin dört bir yanı artık Konuralp Antik Kenti&#039;ni biliyor. Artık burası Türkiye kamuoyuna mal oldu&quot; dedi.Belediye Başkanı Faruk Özlü, kazıların 3 yıldır aralıksız sürdüğünü belirterek, &quot;Faaliyetlere 3 sene önce başladık. Bu faaliyetlerin amacının kısmen anlaşılmadığı kanaatindeyim. Düzce Günleri&#039;nde kentin şehir kimliğinin pekişmesi ve Düzceliler arasında sosyal bütünleşme sağlanmasını amaçlıyoruz&quot; diye konuştu.Akşam saatlerinde kortej yürüyüşü ve sanatsal gösterilerin yapılacağı etkinlikler 8 gün sürecek. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6OzfjkDLzUSG0sfGNdNjtw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Dünya, Düzce, Günleri, başladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6OzfjkDLzUSG0sfGNdNjtw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="3. Dünya Düzce Günleri başladı"><p>Bu yıl 3'üncüsü düzenlenen "Dünya Düzce Günleri", Prusias ad Hypium Antik Kenti ziyaretiyle başladı.</p><p>"Batı Karadeniz'in Efes'i" olarak adlandırılan Konuralp Bölgesi'ndeki antik kentte düzenlenen etkinliğe katılan AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Ayşe Keşir, burada yaptığı konuşmada, bölgenin çok büyük tarihi önem taşıdığını söyledi. </p><p>Bölgede belediye tarafından yürütülen kazılarda, antik kentin büyük kısmının gün yüzüne çıkarıldığını anlatan Keşir, "Türkiye’nin dört bir yanı artık Konuralp Antik Kenti'ni biliyor. Artık burası Türkiye kamuoyuna mal oldu" dedi.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q_s7tqOjDEqmh7NvZSoUOA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><p>Belediye Başkanı Faruk Özlü, kazıların 3 yıldır aralıksız sürdüğünü belirterek, "Faaliyetlere 3 sene önce başladık. Bu faaliyetlerin amacının kısmen anlaşılmadığı kanaatindeyim. Düzce Günleri'nde kentin şehir kimliğinin pekişmesi ve Düzceliler arasında sosyal bütünleşme sağlanmasını amaçlıyoruz" diye konuştu.</p><p>Akşam saatlerinde kortej yürüyüşü ve sanatsal gösterilerin yapılacağı etkinlikler 8 gün sürecek.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bursa&amp;apos;daki tarihi cami restorasyonla ayağa kaldırılıyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/bursadaki-tarihi-cami-restorasyonla-ayaga-kaldiriliyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/bursadaki-tarihi-cami-restorasyonla-ayaga-kaldiriliyor</guid>
<description><![CDATA[ Bursa&#039;da 19. yüzyılda kilise olarak inşa edilen ve Cumhuriyet&#039;in ilk yıllarında camiye dönüştürülen tarihi yapı, restorasyonla ayağa kaldırılıyor.Nilüfer ilçesi Özlüce (İnesi) Mahallesi&#039;nde inşası 19&#039;uncu yüzyıla tarihlenen 3 nefli bazilikal plana sahip Rum Ortodoks Kilisesi, Cumhuriyet&#039;in ilk yıllarında camiye dönüştürüldü.  İnesi Köyü Camisi olarak 1992&#039;ye kadar hizmet veren tarihi yapının mülkiyeti Nilüfer&#039;in ilçe statüsüne kavuşturulmasıyla belediyeye verildi.  Nilüfer Belediyesince onarımdan geçirildikten sonra bir dönem kültür merkezi olarak kullanılan binanın tapusu 2013&#039;te Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğüne geçti.Mülkiyetle ilgili hukuki sürecin 2019&#039;da tamamlanmasıyla, cephelerinde ve iç mekan duvarlarında derin çatlaklar olan tarihi binanın restorasyonu için proje hazırlandı.  Bu sürede ön cephesi, 2020 yılında yıkılan yapının restorasyonuna, yeniden hazırlanan kapsamlı projenin ardından Şubat 2023&#039;te başlandı.Bursa Vakıflar Bölge Müdürlüğü öncülüğünde aslına uygun olarak restore edilen yapıda çalışmaların tamamlanmasının ardından yeniden ezan sesi yankılanacak.DEPREME KARŞI GÜVENLİ HALE GETİRİLECEKBursa Vakıflar Bölge Müdürü Haluk Yıldız, yıllardır kullanım dışı kalan binada temelden çatı örtüsüne kadar güçlendirme çalışması yaptıklarını söyledi.&quot;Ampatman&quot; olarak tanımlanan kenarlardaki kolon ve perdeler ile radye temel sınırları arasında kalan bölümün bulunmadığını belirten Yıldız, &quot;Tuğlalarda, derzlerde, çimentoların yapıya zarar verdiğini tespit ettikten sonra hidrolik kireç bağlayıcı derzler yapıldı. Temellerin genişletilmesi ampatmanlarla sağlandı. Onların bağlantısı yapılarak pencere kotlarında paslanmaz çelikten gergi sistemleriyle yapı güçlendirildi.&quot; dedi.  Çatıdaki çürümüş ahşap bölümlerin değiştirildiğini anlatan Yıldız, yalıtım yapılarak çatı örtüsünün tamamlanacağını dile getirdi.  Ayrıca, yaklaşık 150 yıllık binanın içinde çekme bölgesindeki alanları güçlendirilerek yapının statiğine katkıda bulunacaklarını ve depreme karşı güvenliği sağlayacaklarını ifade eden Yıldız, &quot;Cami olarak 2 Ocak 2025&#039;te, Regaip Kandili&#039;nde inşallah ibadete tekrar açılmasını planlıyoruz. Özlüce Köyü Camisi olarak inşallah devam edecek.&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KaniSKavLkOEorLtxkAvwA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Bursadaki, tarihi, cami, restorasyonla, ayağa, kaldırılıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KaniSKavLkOEorLtxkAvwA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Bursa'daki tarihi cami restorasyonla ayağa kaldırılıyor"><p>Bursa'da 19. yüzyılda kilise olarak inşa edilen ve Cumhuriyet'in ilk yıllarında camiye dönüştürülen tarihi yapı, restorasyonla ayağa kaldırılıyor.</p>Nilüfer ilçesi Özlüce (İnesi) Mahallesi'nde inşası 19'uncu yüzyıla tarihlenen 3 nefli bazilikal plana sahip Rum Ortodoks Kilisesi, Cumhuriyet'in ilk yıllarında camiye dönüştürüldü.  İnesi Köyü Camisi olarak 1992'ye kadar hizmet veren tarihi yapının mülkiyeti Nilüfer'in ilçe statüsüne kavuşturulmasıyla belediyeye verildi.  Nilüfer Belediyesince onarımdan geçirildikten sonra bir dönem kültür merkezi olarak kullanılan binanın tapusu 2013'te Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğüne geçti.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eZsj68Oxr0iLO2LY6ZO9Mw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><p>Mülkiyetle ilgili hukuki sürecin 2019'da tamamlanmasıyla, cephelerinde ve iç mekan duvarlarında derin çatlaklar olan tarihi binanın restorasyonu için proje hazırlandı.  Bu sürede ön cephesi, 2020 yılında yıkılan yapının restorasyonuna, yeniden hazırlanan kapsamlı projenin ardından Şubat 2023'te başlandı.</p><p>Bursa Vakıflar Bölge Müdürlüğü öncülüğünde aslına uygun olarak restore edilen yapıda çalışmaların tamamlanmasının ardından yeniden ezan sesi yankılanacak.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h1igt64b9UK55FGIUZTcEw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><p><strong>DEPREME KARŞI GÜVENLİ HALE GETİRİLECEK</strong></p><p>Bursa Vakıflar Bölge Müdürü Haluk Yıldız, yıllardır kullanım dışı kalan binada temelden çatı örtüsüne kadar güçlendirme çalışması yaptıklarını söyledi.</p><p>"Ampatman" olarak tanımlanan kenarlardaki kolon ve perdeler ile radye temel sınırları arasında kalan bölümün bulunmadığını belirten Yıldız, "Tuğlalarda, derzlerde, çimentoların yapıya zarar verdiğini tespit ettikten sonra hidrolik kireç bağlayıcı derzler yapıldı. Temellerin genişletilmesi ampatmanlarla sağlandı. Onların bağlantısı yapılarak pencere kotlarında paslanmaz çelikten gergi sistemleriyle yapı güçlendirildi." dedi.  Çatıdaki çürümüş ahşap bölümlerin değiştirildiğini anlatan Yıldız, yalıtım yapılarak çatı örtüsünün tamamlanacağını dile getirdi.  Ayrıca, yaklaşık 150 yıllık binanın içinde çekme bölgesindeki alanları güçlendirilerek yapının statiğine katkıda bulunacaklarını ve depreme karşı güvenliği sağlayacaklarını ifade eden Yıldız, "Cami olarak 2 Ocak 2025'te, Regaip Kandili'nde inşallah ibadete tekrar açılmasını planlıyoruz. Özlüce Köyü Camisi olarak inşallah devam edecek." diye konuştu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Osmanlı izlerini taşıyan Şirvanşahlar Sarayı turistlerin ilgi odağında</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/osmanli-izlerini-tasiyan-sirvansahlar-sarayi-turistlerin-ilgi-odaginda</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/osmanli-izlerini-tasiyan-sirvansahlar-sarayi-turistlerin-ilgi-odaginda</guid>
<description><![CDATA[ Azerbaycan&#039;ın başkenti Bakü&#039;nün tarihi yapılarından, kentin turizm destinasyonları arasında ön plana çıkan Şirvanşahlar Sarayı, Osmanlı izlerini taşıyor.Bakü&#039;nün tarihi mahallesi İçerişehir&#039;in en yüksek noktasında bulunan saray, şehre gelen turistlerin ve tarih meraklılarının dikkatini çekiyor.  Azerbaycan&#039;da yaklaşık 700 yıl hüküm süren Şirvanşahlar Devleti tarafından 12-15. yüzyıllarda inşa edilen ve bugüne kadar korunan saray, UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi&#039;nde.50&#039;den fazla odası bulunan sarayda hükümdarların divanhanesi, türbeler, camiler, su deposu ve hamam yer alıyor.  Saraydaki yapıların her birinin farklı zamanlarda inşa edildiği sanılıyor. İki kattan oluşan sarayın ikinci katının şah ve ailesinin günlük hayatlarını geçirdikleri bölüm olduğu, birinci katının ise sarayın ihtiyaçlarının karşılanması için oluşturulduğu düşünülüyor.Dönemin resmi tören ve toplantılarının yapıldığı, devlet yönetimiyle ilgili kararların alındığı ve &quot;divanhane&quot; ismi verilen bölüm, sarayın çevresinde yer alıyor. Şirvanşahlar ailesinden çocuklarının eğitim aldığı Keykubat Mescidi&#039;nin kalıntıları ile Halvetiye Tarikatı&#039;nın kurucularından Seyit Yahya Bakuvi&#039;nin türbesi de sarayda bulunuyor.SARAY, OSMANLI İZLERİNİ TAŞIYORŞirvanşahlar Sarayı, Osmanlı izlerini taşıyor. Sarayda 1586&#039;da inşa edilen ve kitabesinde Osmanlı sultanlarından III. Murat&#039;ın isminin geçtiği kapı da yer alıyor. Dönemin mimarlarından Emirşah Tebrizi tarafından inşa edilen kapı, &quot;Murat Kapısı&quot; adıyla anılıyor.UNESCO tarafından &quot;Azerbaycan mimarisinin incilerinden biri&quot; şeklinde nitelendirilen Şirvanşahlar Sarayı, müze olarak faaliyet gösteriyor.  Her gün ziyaretçi akınına uğrayan sarayda Azerbaycan tarihinin farklı dönemlerine ait eserler sergileniyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DfZ_beiXcku5CHJIE8J1Cw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Osmanlı, izlerini, taşıyan, Şirvanşahlar, Sarayı, turistlerin, ilgi, odağında</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DfZ_beiXcku5CHJIE8J1Cw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Osmanlı izlerini taşıyan Şirvanşahlar Sarayı turistlerin ilgi odağında"><p>Azerbaycan'ın başkenti Bakü'nün tarihi yapılarından, kentin turizm destinasyonları arasında ön plana çıkan Şirvanşahlar Sarayı, Osmanlı izlerini taşıyor.</p><p><strong>Bakü</strong>'nün tarihi mahallesi İçerişehir'in en yüksek noktasında bulunan saray, şehre gelen turistlerin ve tarih meraklılarının dikkatini çekiyor.  <strong>Azerbaycan</strong>'da yaklaşık 700 yıl hüküm süren Şirvanşahlar Devleti tarafından 12-15. yüzyıllarda inşa edilen ve bugüne kadar korunan saray, UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'nde.</p><p>50'den fazla odası bulunan sarayda hükümdarların divanhanesi, türbeler, camiler, su deposu ve hamam yer alıyor.  Saraydaki yapıların her birinin farklı zamanlarda inşa edildiği sanılıyor. İki kattan oluşan sarayın ikinci katının şah ve ailesinin günlük hayatlarını geçirdikleri bölüm olduğu, birinci katının ise sarayın ihtiyaçlarının karşılanması için oluşturulduğu düşünülüyor.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FrD1ZHW0Ak6_fgspZxW39g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="">Dönemin resmi tören ve toplantılarının yapıldığı, devlet yönetimiyle ilgili kararların alındığı ve "divanhane" ismi verilen bölüm, sarayın çevresinde yer alıyor. Şirvanşahlar ailesinden çocuklarının eğitim aldığı Keykubat Mescidi'nin kalıntıları ile Halvetiye Tarikatı'nın kurucularından Seyit Yahya Bakuvi'nin türbesi de sarayda bulunuyor.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JvC1qOjOS0igC4NbuuZfvA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><p><strong>SARAY, OSMANLI İZLERİNİ TAŞIYOR</strong></p><p>Şirvanşahlar Sarayı, Osmanlı izlerini taşıyor. Sarayda 1586'da inşa edilen ve kitabesinde Osmanlı sultanlarından III. Murat'ın isminin geçtiği kapı da yer alıyor. Dönemin mimarlarından Emirşah Tebrizi tarafından inşa edilen kapı, "Murat Kapısı" adıyla anılıyor.</p><p>UNESCO tarafından "Azerbaycan mimarisinin incilerinden biri" şeklinde nitelendirilen Şirvanşahlar Sarayı, müze olarak faaliyet gösteriyor.  Her gün ziyaretçi akınına uğrayan sarayda Azerbaycan tarihinin farklı dönemlerine ait eserler sergileniyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>THY, Çukurova Uluslararası Havalimanı&amp;apos;na uçuş başlatacak</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/thy-cukurova-uluslararasi-havalimanina-ucus-baslatacak</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/thy-cukurova-uluslararasi-havalimanina-ucus-baslatacak</guid>
<description><![CDATA[ Türk Hava Yolları (THY), 10 Ağustos&#039;ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#039;ın katılımıyla resmi açılışının gerçekleştirilmesi planlanan Çukurova Uluslararası Havalimanı&#039;na 11 Ağustos&#039;ta sefer başlatacağını duyurdu.THY&#039;nin internet sitesinde yer alan duyuda, &quot;Çukurova Uluslararası Havalimanı, Adana Havalimanı&#039;nın yerini alıyor. 11 Ağustos 2024 tarihinden itibaren Adana ve Mersin yolcularımız Çukurova Uluslararası Havalimanı üzerinden uçuşlarını gerçekleştirecektir.Bu nedenle 11 Ağustos 2024 (dahil) tarihinden sonra Adana ve Mersin varışlı-çıkışlı seyahat etmek isteyen yolcularımızın uçuş aramalarını yaparken Çukurova Uluslararası Havalimanı&#039;nı seçmeleri gerekmektedir.&quot; ifadeleri kullanıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/k04S6r0_xESoZJPUjT-1mw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>THY, Çukurova, Uluslararası, Havalimanına, uçuş, başlatacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/k04S6r0_xESoZJPUjT-1mw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="THY, Çukurova Uluslararası Havalimanı'na uçuş başlatacak"><p>Türk Hava Yolları (THY), 10 Ağustos'ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla resmi açılışının gerçekleştirilmesi planlanan Çukurova Uluslararası Havalimanı'na 11 Ağustos'ta sefer başlatacağını duyurdu.</p><p>THY'nin internet sitesinde yer alan duyuda, "Çukurova Uluslararası Havalimanı, Adana Havalimanı'nın yerini alıyor. 11 Ağustos 2024 tarihinden itibaren Adana ve Mersin yolcularımız Çukurova Uluslararası Havalimanı üzerinden uçuşlarını gerçekleştirecektir.</p><p>Bu nedenle 11 Ağustos 2024 (dahil) tarihinden sonra Adana ve Mersin varışlı-çıkışlı seyahat etmek isteyen yolcularımızın uçuş aramalarını yaparken Çukurova Uluslararası Havalimanı'nı seçmeleri gerekmektedir." ifadeleri kullanıldı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Pompeiopolis Antik Kenti&amp;apos;nde kazı çalışması devam ediyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/pompeiopolis-antik-kentinde-kazi-calismasi-devam-ediyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/pompeiopolis-antik-kentinde-kazi-calismasi-devam-ediyor</guid>
<description><![CDATA[ Kastamonu&#039;nun Taşköprü ilçesinde bulunan Pompeiopolis Antik Kenti&#039;nde kazı çalışmalarının bu yılki bölümü devam ediyor.İlçenin Zımbıllı Tepe mevkisinde yer alan tarihi Paflagonya bölgesinin başkenti Pompeiopolis Antik Kenti&#039;ndeki kazı çalışmalarının bu yılki bölümü temmuz ayında başladı.  Roma döneminde yayıldığı alan bakımından Paflagonya bölgesinin en büyük kentlerinden biri olan Pompeiopolis&#039;te gerçekleştirilen kazılar, Kültür ve Turizm Bakanlığı adına Karabük Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mevlüt Eliüşük başkanlığında yürütülüyor.Bölgede 2006&#039;da başlayan kazılar, son yıllarda antik kentteki villa tabanı ve tiyatro üzerinde yoğunlaştı. Taşköprü Belediye Başkanı Hüseyin Arslan, kazı çalışmalarıyla ilgili gazetecilere yaptığı açıklamada, kazıların Taşköprü açısından önemli olduğunu belirtti. Kazı çalışmalarının öneminden bahseden Arslan, Pompeiopolis&#039;in bölgenin başkentliğini yaptığını ifade etti.Pompeiopolis&#039;in turizme açılmasıyla ilgili de konuşan Arslan, şunları söyledi:  &quot;Bu bir süreç. Çok yavaş seyreden süreç. Yani Efes&#039;in kazı süreci 1800&#039;lü yıllarda başlamış. Yani dolayısıyla bu çok hassas bir süreç. Buna tarih vermek zor. Çünkü farklı şeyler çıkıyor. Beklenmediğiniz şeyler. Yavaş yavaş ziyaretçilerimiz oluşmaya başladı ama turizm anlamında tam ne zaman başlar derseniz biz iki üç yıl içerisinde inşallah turist organizasyonları düşünüyoruz.&quot;Kazı çalışmalarındaki finansmanın öneminden bahseden Arslan, &quot;Kültür ve Turizm Bakanlığının verdiği desteklerin ötesinde biliyorsunuz Türkiye&#039;de değişik kazılarda sponsorlar kazının önem kazanmasını hızlandırıyorlar. Dolayısıyla biz de sponsorluk noktasında hem bölgedeki iş adamlarından hem de başka noktalarda faaliyet gösteren iş adamlarından sponsorluk arayışı ve bekleyişi içerisindeyiz. Bunun Taşköprü&#039;ye, ilimize, Kastamonu&#039;ya çok büyük bir değer katacağını biliyorum&quot; diye konuştu.Kazı Başkanı Mevlüt Eliüşük ise kazı çalışmalarında akademisyen uzman ve işçilerle birlikte 34 kişinin görev aldığını söyledi.  Ekibin çok uluslu olduğunu anlatan Eliüşük, &quot;Pompeiopolis özellikle Paflagonya bölgesi olarak adlandırdığımız günümüzde Karabük, Kastamonu, Sinop&#039;un bir bölümü ve aşağıda Çankırı&#039;yı da içine alan bir bölge. Bu bölgenin özellikle milattan sonra ikinci yüzyıldaki metropolisi yani yönetim, valilik merkezi diye adlandırabiliriz. Ben 2022 yılından itibaren burada kazı başkanlığını yürütüyorum. Çalışmalarımız çok uluslu bir ekip tarafından yönlendiriliyor. Biz son iki yıldır tiyatro ve Roma villası üzerine çalışıyoruz. Roma villası belki de Anadolu&#039;da bulunmuş en büyük birkaç villadan biri. Bu sene yoğun bir çalışma içerisine girdik.&quot; bilgisini verdi.  Bu yıl 16 Mayıs&#039;tan itibaren zemin mozaiklerinin kaldırılması, konservasyonu ve yerine konulmasıyla ilgili çalışmalara başladıklarını anlatan Eliüşük, kazı çalışmalarına ise temmuz ayında başladıklarını belirtti.Kazı çalışmalarını ekim ayına kadar sürdüreceklerini ifade eden Eliüşük, sponsorluk konusunda destek beklediklerini kaydederek, &quot;Bu yardımlar geldikçe emin olun Pompeiopolis Kastamonu için parlayan bir yıldız olacak. Kente gelen insanların görmek isteyeceği ve önemli bir destinasyon alanı olarak da verilen desteklerin çok çok fazlasıyla Kastamonu&#039;ya geri döneceğine de biz eminiz&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nTIY5jvI8UWRPOmiCc7O7g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Pompeiopolis, Antik, Kentinde, kazı, çalışması, devam, ediyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nTIY5jvI8UWRPOmiCc7O7g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Pompeiopolis Antik Kenti'nde kazı çalışması devam ediyor"><p>Kastamonu'nun Taşköprü ilçesinde bulunan Pompeiopolis Antik Kenti'nde kazı çalışmalarının bu yılki bölümü devam ediyor.</p>İlçenin Zımbıllı Tepe mevkisinde yer alan tarihi Paflagonya bölgesinin başkenti <strong>Pompeiopolis Antik Kenti</strong>'ndeki kazı çalışmalarının bu yılki bölümü temmuz ayında başladı.  Roma döneminde yayıldığı alan bakımından Paflagonya bölgesinin en büyük kentlerinden biri olan Pompeiopolis'te gerçekleştirilen kazılar, Kültür ve Turizm Bakanlığı adına Karabük Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mevlüt Eliüşük başkanlığında yürütülüyor.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Cu0UCdYmMUWpJjzsExvmPA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><p>Bölgede 2006'da başlayan kazılar, son yıllarda antik kentteki villa tabanı ve tiyatro üzerinde yoğunlaştı. Taşköprü Belediye Başkanı Hüseyin Arslan, kazı çalışmalarıyla ilgili gazetecilere yaptığı açıklamada, kazıların Taşköprü açısından önemli olduğunu belirtti. Kazı çalışmalarının öneminden bahseden Arslan, Pompeiopolis'in bölgenin başkentliğini yaptığını ifade etti.</p><p>Pompeiopolis'in turizme açılmasıyla ilgili de konuşan Arslan, şunları söyledi:  "Bu bir süreç. Çok yavaş seyreden süreç. Yani Efes'in kazı süreci 1800'lü yıllarda başlamış. Yani dolayısıyla bu çok hassas bir süreç. Buna tarih vermek zor. Çünkü farklı şeyler çıkıyor. Beklenmediğiniz şeyler. Yavaş yavaş ziyaretçilerimiz oluşmaya başladı ama turizm anlamında tam ne zaman başlar derseniz biz iki üç yıl içerisinde inşallah turist organizasyonları düşünüyoruz."</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Nf9uVszq2EuwPmg5e32jlg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="">Kazı çalışmalarındaki finansmanın öneminden bahseden Arslan, "Kültür ve Turizm Bakanlığının verdiği desteklerin ötesinde biliyorsunuz Türkiye'de değişik kazılarda sponsorlar kazının önem kazanmasını hızlandırıyorlar. Dolayısıyla biz de sponsorluk noktasında hem bölgedeki iş adamlarından hem de başka noktalarda faaliyet gösteren iş adamlarından sponsorluk arayışı ve bekleyişi içerisindeyiz. Bunun Taşköprü'ye, ilimize, Kastamonu'ya çok büyük bir değer katacağını biliyorum" diye konuştu.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ew0_6A8oE0qMMp-vrzI2gg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><p>Kazı Başkanı Mevlüt Eliüşük ise kazı çalışmalarında akademisyen uzman ve işçilerle birlikte 34 kişinin görev aldığını söyledi.  Ekibin çok uluslu olduğunu anlatan Eliüşük, "Pompeiopolis özellikle Paflagonya bölgesi olarak adlandırdığımız günümüzde Karabük, Kastamonu, Sinop'un bir bölümü ve aşağıda Çankırı'yı da içine alan bir bölge. Bu bölgenin özellikle milattan sonra ikinci yüzyıldaki metropolisi yani yönetim, valilik merkezi diye adlandırabiliriz. Ben 2022 yılından itibaren burada kazı başkanlığını yürütüyorum. Çalışmalarımız çok uluslu bir ekip tarafından yönlendiriliyor. Biz son iki yıldır tiyatro ve Roma villası üzerine çalışıyoruz. Roma villası belki de Anadolu'da bulunmuş en büyük birkaç villadan biri. Bu sene yoğun bir çalışma içerisine girdik." bilgisini verdi.  Bu yıl 16 Mayıs'tan itibaren zemin mozaiklerinin kaldırılması, konservasyonu ve yerine konulmasıyla ilgili çalışmalara başladıklarını anlatan Eliüşük, kazı çalışmalarına ise temmuz ayında başladıklarını belirtti.</p><p>Kazı çalışmalarını ekim ayına kadar sürdüreceklerini ifade eden Eliüşük, sponsorluk konusunda destek beklediklerini kaydederek, "Bu yardımlar geldikçe emin olun Pompeiopolis Kastamonu için parlayan bir yıldız olacak. Kente gelen insanların görmek isteyeceği ve önemli bir destinasyon alanı olarak da verilen desteklerin çok çok fazlasıyla Kastamonu'ya geri döneceğine de biz eminiz" diye konuştu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Akdeniz değil Kandıra: Binlerce kişi akın etti</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/akdeniz-degil-kandira-binlerce-kisi-akin-etti</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/akdeniz-degil-kandira-binlerce-kisi-akin-etti</guid>
<description><![CDATA[ Kocaeli&#039;nin Kandıra ilçesindeki mavi bayraklı plajlar, hafta sonu kent sakinleri ve çevre illerden gelen tatilcilerle dolup, taştı. Plajların dolması ile Akdeniz sahillerini aratmayan manzaralar ortaya çıktı.Kocaeli&#039;nin Kandıra ilçesindeki mavi bayraklı plajlar, İstanbul, Sakarya ve Kocaeli&#039;nin ilçelerinden gelen tatilcilerle doldu.Hafta sonunu Kandıra&#039;da değerlendirmek isteyen binlerce kişi, mavi bayraklı Kerpe, Cebeci, Kumcağız, Bağırganlı, Kovanağzı, Seyrek plajlarını tercih etti.Otel, pansiyon, kamp alanları gibi yerlerde konaklayan tatilcilerin yanı sıra günübirlik ziyaretçilerin de gelmesi ile plajlar dolup, taştı.Kandıra&#039;ya arkadaşıyla geldiğini söyleyen Kemal Tümer, &quot;Burayı seviyoruz. Güzel, eğlenebilecek, keyif alabileceğimiz bir yer ve burayı tercih ediyoruz. Temiz bir yer, keyif alıyoruz. İzmit&#039;te oturuyorum araçla 1 saatte geliyoruz&quot; dedi.Kocaeli&#039;de ikamet eden Ali Özdemir de ailesi ile geldiğini belirterek, &quot;Kandıra sahilleri, ilimizin mavi bayraklı plajlardan bir tanesi. Hafta sonunu değerlendirmek için ailece geldik. Kocaeli&#039;de en yakın gidilebilecek mavi bayraklı plajlar Kerpe, Kumcağız, Cebeci. Burayı değerlendirmek istedik. Hava, deniz, imkanlar güzel. Şezlong ve şemsiyemizle beraber ailece vakit geçiyoruz. Normalde yaz tatiline başka illere gidiyoruz ama hafta sonları ya da günübirlik kaçamak olarak buraya geliyoruz. Burası da Antalya, Akdeniz sahillerini aratmıyor&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9tcMNfnl90qCE6edK_9h3A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Akdeniz, değil, Kandıra:, Binlerce, kişi, akın, etti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9tcMNfnl90qCE6edK_9h3A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Akdeniz değil Kandıra: Binlerce kişi akın etti"><p>Kocaeli'nin Kandıra ilçesindeki mavi bayraklı plajlar, hafta sonu kent sakinleri ve çevre illerden gelen tatilcilerle dolup, taştı. Plajların dolması ile Akdeniz sahillerini aratmayan manzaralar ortaya çıktı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/W7KQiSqj6kiTwkA0sLCztQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kocaeli'nin Kandıra ilçesindeki mavi bayraklı plajlar, İstanbul, Sakarya ve Kocaeli'nin ilçelerinden gelen tatilcilerle doldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fmjwsjSETE2I_WCGGYXdzw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hafta sonunu Kandıra'da değerlendirmek isteyen binlerce kişi, mavi bayraklı Kerpe, Cebeci, Kumcağız, Bağırganlı, Kovanağzı, Seyrek plajlarını tercih etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oSPBqQW98kusx33gWtmytA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Otel, pansiyon, kamp alanları gibi yerlerde konaklayan tatilcilerin yanı sıra günübirlik ziyaretçilerin de gelmesi ile plajlar dolup, taştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uPcISq__mkCap7wYnDNL9w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kandıra'ya arkadaşıyla geldiğini söyleyen Kemal Tümer, "Burayı seviyoruz. Güzel, eğlenebilecek, keyif alabileceğimiz bir yer ve burayı tercih ediyoruz. Temiz bir yer, keyif alıyoruz. İzmit'te oturuyorum araçla 1 saatte geliyoruz" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ywVjickYnkCrNC4wf8JRWg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kocaeli'de ikamet eden Ali Özdemir de ailesi ile geldiğini belirterek, "Kandıra sahilleri, ilimizin mavi bayraklı plajlardan bir tanesi. Hafta sonunu değerlendirmek için ailece geldik. Kocaeli'de en yakın gidilebilecek mavi bayraklı plajlar Kerpe, Kumcağız, Cebeci. Burayı değerlendirmek istedik. Hava, deniz, imkanlar güzel. Şezlong ve şemsiyemizle beraber ailece vakit geçiyoruz. Normalde yaz tatiline başka illere gidiyoruz ama hafta sonları ya da günübirlik kaçamak olarak buraya geliyoruz. Burası da Antalya, Akdeniz sahillerini aratmıyor" diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/O20hlQbkeUuabeArkzfkjw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cyuCvb5L5UiaXi7oVbHXyQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_wlQYe1Y20-Fkr1cALr4wA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/klOEOJcjvkGiGb1goAlv0Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dışişleri Bakanlığı&amp;apos;ndan Lübnan&amp;apos;a seyahat uyarısı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/disisleri-bakanligindan-lubnana-seyahat-uyarisi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/disisleri-bakanligindan-lubnana-seyahat-uyarisi</guid>
<description><![CDATA[ Dışişleri Bakanlığı, Lübnan&#039;daki güvenlik durumumun hızlı bir şekilde bozulması ihtimali nedeniyle, vatandaşlardan elzem olmadığı sürece Lübnan&#039;a seyahat etmekten kaçınmaları ve hali hazırda Lübnan&#039;da bulunan vatandaşların mümkünse ülkeden ayrılmalarını tavsiye etti.Bakanlıktan konuya ilişkin yapılan yazılı açıklamada, bölgedeki son gelişmeler nedeniyle, Lübnan&#039;daki güvenlik durumunun hızlı bir şekilde bozulması ihtimali olduğu vurgulandı.  Türk vatandaşlarının &quot;elzem&quot; olmadığı sürece Lübnan&#039;a seyahat etmekten kaçınmaları tavsiye edilen açıklamada, &quot;Lübnan&#039;da bulunan vatandaşlarımızın ise tedbirli olmaları, zorunlu olmadıkça Nebatiyeh, Güney Lübnan, Bekaa ve Baalbek-Hermel vilayetlerine gitmemeleri ve Lübnan’da kalmaları elzem olmayanların mümkünse ticari uçuşlar halen devam ederken Lübnan’dan ayrılmaları tavsiye olunmaktadır.&quot; ifadelerine yer verildi.  Açıklamada, ayrıca gelişmelerin Bakanlık ve Türkiye&#039;nin Beyrut Büyükelçiliği&#039;nin resmi internet sitelerinden ve sosyal medya hesaplarından takip edilmesinin yararlı olacağının altı çizilerek, acil durumlar için elçiliğin telefon numarasına yer verildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_YMkqxJDeUWt87Psz0oNVA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Dışişleri, Bakanlığından, Lübnana, seyahat, uyarısı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_YMkqxJDeUWt87Psz0oNVA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Dışişleri Bakanlığı'ndan Lübnan'a seyahat uyarısı"><p>Dışişleri Bakanlığı, Lübnan'daki güvenlik durumumun hızlı bir şekilde bozulması ihtimali nedeniyle, vatandaşlardan elzem olmadığı sürece Lübnan'a seyahat etmekten kaçınmaları ve hali hazırda Lübnan'da bulunan vatandaşların mümkünse ülkeden ayrılmalarını tavsiye etti.</p><p>Bakanlıktan konuya ilişkin yapılan yazılı açıklamada, bölgedeki son gelişmeler nedeniyle, Lübnan'daki güvenlik durumunun hızlı bir şekilde bozulması ihtimali olduğu vurgulandı.  Türk vatandaşlarının "elzem" olmadığı sürece Lübnan'a seyahat etmekten kaçınmaları tavsiye edilen açıklamada, "Lübnan'da bulunan vatandaşlarımızın ise tedbirli olmaları, zorunlu olmadıkça Nebatiyeh, Güney Lübnan, Bekaa ve Baalbek-Hermel vilayetlerine gitmemeleri ve Lübnan’da kalmaları elzem olmayanların mümkünse ticari uçuşlar halen devam ederken Lübnan’dan ayrılmaları tavsiye olunmaktadır." ifadelerine yer verildi.  Açıklamada, ayrıca gelişmelerin Bakanlık ve Türkiye'nin Beyrut Büyükelçiliği'nin resmi internet sitelerinden ve sosyal medya hesaplarından takip edilmesinin yararlı olacağının altı çizilerek, acil durumlar için elçiliğin telefon numarasına yer verildi.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CI8oTWG55EuMOQFYj1rz2w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="">]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Karadeniz&amp;apos;in yeni turizm noktası Fatsa Adası turistlerin ilgi odağında</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/karadenizin-yeni-turizm-noktasi-fatsa-adasi-turistlerin-ilgi-odaginda</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/karadenizin-yeni-turizm-noktasi-fatsa-adasi-turistlerin-ilgi-odaginda</guid>
<description><![CDATA[ Karadeniz&#039;in yeni turizm destinasyonlarından Fatsa Adası, doğayı seven yerli ve yabancı turistler tarafından tercih ediliyor.Ordu&#039;nun Fatsa ilçesindeki Fatsa Adası, Büyükşehir Belediyesi tarafından geçen yıl turizme kazandırıldı. Çalışmalar kapsamında doğal ortama zarar verilmeden kayalık alan üzerine ahşap zeminde yaklaşık 150 kişilik açık alan oluşturuldu. Oturma alanı, kafe, seyir dürbünleri, balık izleme havuzları ve kuş gözlem noktası inşa edilen adanın korunması için de dalgakıran yapıldı.  Adanın, sezon boyunca binlerce yerli ve yabancı turisti ağırlaması bekleniyor. Ziyaretçiler, havanın elverişli olduğu haftanın her günü belirli saatlerde tekne ile adaya ulaşıyor. Fatsa Adası, sıcaktan bunalan doğaseverlere serinliği ve doğasıyla alternatif gezi imkanı sunuyor.  Ailesiyle adaya gelen Senem Baş, merak ettikleri Fatsa Adası&#039;nı gezdikleri için mutlu olduklarını söyledi.  Sadece kayalık olarak bildikleri adanın Büyükşehir Belediyesince bu şekilde değerlendirmesinin turizm açısından çok iyi olduğunu belirten Baş, adanın bu halini çok beğendiklerini ifade etti.&quot;DİNLENMEK İÇİN SAKİN BİR YER&quot;Gönül Şafak ise Almanya&#039;dan eşi ve çocuklarıyla Ordu&#039;ya tatile geldiklerini anlattı.  Ordu&#039;yu ve Fatsa&#039;yı çok sevdikleri dile getiren Şafak, &quot;Buralar çok güzel. Denizi, manzarası ve insanları çok iyi. Bu adanın olduğunu öğrendik, bakmaya geldik ve beğendik. Dinlenmek için sakin bir yer. Hoş ve güzelliklere sahip bir nokta&quot; dedi.Rize&#039;den arkadaşıyla Karadeniz turuna çıkan Sudem Yücedağ da gezilerinin güzel geçtiğini söyledi. Ordu ve Fatsa&#039;nın tam bir tatil noktası olduğunu düşündüğünü belirten Yücedağ, şu değerlendirmede bulundu:  &quot;Arkadaşımla Karadeniz turundayız. İlk durağımız Giresun&#039;du, şimdi ise Ordu&#039;nun Fatsa ilçesindeyiz. Fatsa Adası&#039;nı birçok mecradan duymuştuk. Gelmişken buraya da uğramak istedik. Gayet güzel bir şekilde ulaşım sağlayabiliyoruz. Ulaşım konusunda hiçbir sıkıntı da yaşamadık. Tekneler saat başı buraya geliyorlar. Burası da güzel bir şekilde ayarlanmış. Gayet güzel, doğal güzellikleri var.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RvfSaLBQlkmmLNHP2mwOYw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Karadenizin, yeni, turizm, noktası, Fatsa, Adası, turistlerin, ilgi, odağında</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RvfSaLBQlkmmLNHP2mwOYw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Karadeniz'in yeni turizm noktası Fatsa Adası turistlerin ilgi odağında"><p>Karadeniz'in yeni turizm destinasyonlarından Fatsa Adası, doğayı seven yerli ve yabancı turistler tarafından tercih ediliyor.</p><strong>Ordu</strong>'nun Fatsa ilçesindeki <strong>Fatsa Adası</strong>, Büyükşehir Belediyesi tarafından geçen yıl turizme kazandırıldı. Çalışmalar kapsamında doğal ortama zarar verilmeden kayalık alan üzerine ahşap zeminde yaklaşık 150 kişilik açık alan oluşturuldu. Oturma alanı, kafe, seyir dürbünleri, balık izleme havuzları ve kuş gözlem noktası inşa edilen adanın korunması için de dalgakıran yapıldı.  Adanın, sezon boyunca binlerce yerli ve yabancı turisti ağırlaması bekleniyor. Ziyaretçiler, havanın elverişli olduğu haftanın her günü belirli saatlerde tekne ile adaya ulaşıyor. Fatsa Adası, sıcaktan bunalan doğaseverlere serinliği ve doğasıyla alternatif gezi imkanı sunuyor.  Ailesiyle adaya gelen Senem Baş, merak ettikleri Fatsa Adası'nı gezdikleri için mutlu olduklarını söyledi.  Sadece kayalık olarak bildikleri adanın Büyükşehir Belediyesince bu şekilde değerlendirmesinin turizm açısından çok iyi olduğunu belirten Baş, adanın bu halini çok beğendiklerini ifade etti.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d8A6uogTtk-Ig-Q-5L5QkQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><p><strong>"DİNLENMEK İÇİN SAKİN BİR YER"</strong></p><p>Gönül Şafak ise Almanya'dan eşi ve çocuklarıyla Ordu'ya tatile geldiklerini anlattı.  Ordu'yu ve Fatsa'yı çok sevdikleri dile getiren Şafak, "Buralar çok güzel. Denizi, manzarası ve insanları çok iyi. Bu adanın olduğunu öğrendik, bakmaya geldik ve beğendik. Dinlenmek için sakin bir yer. Hoş ve güzelliklere sahip bir nokta" dedi.</p><p>Rize'den arkadaşıyla Karadeniz turuna çıkan Sudem Yücedağ da gezilerinin güzel geçtiğini söyledi. Ordu ve Fatsa'nın tam bir tatil noktası olduğunu düşündüğünü belirten Yücedağ, şu değerlendirmede bulundu:  "Arkadaşımla Karadeniz turundayız. İlk durağımız Giresun'du, şimdi ise Ordu'nun Fatsa ilçesindeyiz. Fatsa Adası'nı birçok mecradan duymuştuk. Gelmişken buraya da uğramak istedik. Gayet güzel bir şekilde ulaşım sağlayabiliyoruz. Ulaşım konusunda hiçbir sıkıntı da yaşamadık. Tekneler saat başı buraya geliyorlar. Burası da güzel bir şekilde ayarlanmış. Gayet güzel, doğal güzellikleri var."</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kamp malzemelerine ilgi arttı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/kamp-malzemelerine-ilgi-artti</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/kamp-malzemelerine-ilgi-artti</guid>
<description><![CDATA[ Son yıllarda kullanımı giderek artan buzluk, sandalye, şemsiye gibi kamp malzemelerine bu yıl da talep yüksek. Geçen yıla göre satışlar da fiyatlar da önemli ölçüde arttı. En çok talep ise katlanır sandalyeler ve termoslara oldu. (Haber: Sinan Kunter Kamera: Savaş Daldal) ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m5mlpv-Gm0S-0BoEvwT1CA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Kamp, malzemelerine, ilgi, arttı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m5mlpv-Gm0S-0BoEvwT1CA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Kamp malzemelerine ilgi arttı"><p>Son yıllarda kullanımı giderek artan buzluk, sandalye, şemsiye gibi kamp malzemelerine bu yıl da talep yüksek. Geçen yıla göre satışlar da fiyatlar da önemli ölçüde arttı. En çok talep ise katlanır sandalyeler ve termoslara oldu. (Haber: Sinan Kunter Kamera: Savaş Daldal)</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gökçeada&amp;apos;da Samanyolu Galaksisi böyle görüntülendi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/goekceadada-samanyolu-galaksisi-boeyle-goeruntulendi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/goekceadada-samanyolu-galaksisi-boeyle-goeruntulendi</guid>
<description><![CDATA[ Çanakkale Gökçeada&#039;da, gökyüzünü kaplayan yıldızlar &quot;time lapse&quot; çekim tekniği ile kaydedildi. Manzara, gökyüzü tutkunları ve fotoğraf meraklıları için dikkat çekici anlar sundu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/a8n7C_p4tkmzIRKETOoARw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Gökçeadada, Samanyolu, Galaksisi, böyle, görüntülendi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/a8n7C_p4tkmzIRKETOoARw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Gökçeada'da Samanyolu Galaksisi böyle görüntülendi"><p>Çanakkale Gökçeada'da, gökyüzünü kaplayan yıldızlar "time lapse" çekim tekniği ile kaydedildi. Manzara, gökyüzü tutkunları ve fotoğraf meraklıları için dikkat çekici anlar sundu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tanzanya&amp;apos;da sıcak hava balonu safarisi turistlerin ilgisini çekiyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/tanzanyada-sicak-hava-balonu-safarisi-turistlerin-ilgisini-cekiyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/tanzanyada-sicak-hava-balonu-safarisi-turistlerin-ilgisini-cekiyor</guid>
<description><![CDATA[ Doğu Afrika ülkesi Tanzanya&#039;daki Tarangire Ulusal Parkı&#039;nda gökyüzünde süzülen sıcak hava balonlarına binen turistler karadan göremedikleri birçok güzelliği havadan seyrediyor.Sıcak balon yolculuğu Serengeti Balon Safarisi pilotlarının ve yer ekibinin çalışmaları sonrası turistleri maceraya hazırlıyor. Tanzanya&#039;daki Tarangire Ulusal Parkı&#039;nda sabah saatlerinde sıcak hava balonu brülörünün doldurulması ve gökyüzüne doğru havalanması turistlere adeta büyülü bir uçuş deneyimi yaşatıyor.  Tarangire&#039;nin üzerinde balonla uçmak, parkın içindeki vahşi yaşamı gözler önüne seriyor. Uçuş sırasında turistler, altın rengi çayırlar, akasya ağaçları ve yılan gibi kıvrılan nehirleri görebilme fırsatını yakalıyor.  Balonla yapılan uçuşlar sırasında ziyaretçiler, geniş fil sürüleri, dev baobab ağaçları ve kıvrılan nehirler gibi parkın doğal güzelliklerinin yanı sıra büyüleyici vahşi yaşamı da havadan izliyor.  Tarangire Ulusal Parkı&#039;nın üzerinden geçen sıcak hava balonu, daha sonra Serengeti Ulusal Parkı&#039;na varıyor. Büyük hayvan göçlerinin yaşandığı, binlerce antilop ve zebranın geçtiği düzlükler, turistlere gerçek bir doğa belgeseli izleme fırsatı sunuyor.  &quot;GERÇEK BİR ÖZGÜRLÜK DUYGUSU&quot; ABD&#039;de eğitim görmüş ve 10 yılı aşkın süredir balon pilotluğu yapan Mohammed Masudi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sıcak hava balonunu yönlendirmenin hem bilim hem de sanat olduğunu söyledi.  Masudi, sıcak hava balonlarında motor olmadığından yönü farklı irtifalardaki rüzgar akımına göre belirlediklerini kaydetti.  Sıcak hava balonları için rüzgarın son derece önemli olduğunu belirten Masudi, &quot;Balonun içindeki havayı ısıtarak, rüzgarın farklı bir yönden estiği daha yüksek irtifalara çıkabiliriz. Bu da rotamızı değiştirmemizi sağlıyor. Keskin zamanlama ve gözlem bu işte çok önemli&quot; diye konuştu.  Turistlere gerçek bir doğa belgeseli izletme fırsatı sunduklarını söyleyen Masudi, &quot;Buradan, manzara üzerinde hareket eden filleri, zürafaları ve zebraları görebiliyorsunuz, Gerçek hayatta bir doğa belgeseli izlemek gibi ve varlığımızla hiçbir şekilde hayvanları rahatsız etmiyoruz&quot; dedi.  Her uçuşunda farklı duygular yaşadığını anlatan Masudi, &quot;Gerçek bir özgürlük ve huzur duygusu var. Her uçuş farklıdır çünkü rüzgar ve hava koşulları asla aynı olmuyor. Uçuşu bu kadar heyecanlı kılan da bu&quot; ifadesini kullandı.  Serengeti Balloon Safarisi yetkililerinden Pascal Kirigiti, safari sırasında yolcuların güvenliğine çok önem verdiklerini belirtti.  Kirigiti, &quot;Balonlarımız gün doğumundan hemen sonra uçuyor ve geniş bir ormanlık alan üzerinde 800 feet (243,84 metre) yüksekliğe tırmanarak biraz hız ve geniş görüş açısı elde ediyor&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QXLXNdD4Zk6Z1yC9II-w6w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Tanzanyada, sıcak, hava, balonu, safarisi, turistlerin, ilgisini, çekiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QXLXNdD4Zk6Z1yC9II-w6w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Tanzanya'da sıcak hava balonu safarisi turistlerin ilgisini çekiyor"><p>Doğu Afrika ülkesi Tanzanya'daki Tarangire Ulusal Parkı'nda gökyüzünde süzülen sıcak hava balonlarına binen turistler karadan göremedikleri birçok güzelliği havadan seyrediyor.</p><p>Sıcak balon yolculuğu <strong>Serengeti Balon Safarisi</strong> pilotlarının ve yer ekibinin çalışmaları sonrası turistleri maceraya hazırlıyor. <strong>Tanzanya</strong>'daki Tarangire Ulusal Parkı'nda sabah saatlerinde sıcak hava balonu brülörünün doldurulması ve gökyüzüne doğru havalanması turistlere adeta büyülü bir uçuş deneyimi yaşatıyor.  Tarangire'nin üzerinde balonla uçmak, parkın içindeki vahşi yaşamı gözler önüne seriyor. Uçuş sırasında turistler, altın rengi çayırlar, akasya ağaçları ve yılan gibi kıvrılan nehirleri görebilme fırsatını yakalıyor.  Balonla yapılan uçuşlar sırasında ziyaretçiler, geniş fil sürüleri, dev baobab ağaçları ve kıvrılan nehirler gibi parkın doğal güzelliklerinin yanı sıra büyüleyici vahşi yaşamı da havadan izliyor.  Tarangire Ulusal Parkı'nın üzerinden geçen sıcak hava balonu, daha sonra Serengeti Ulusal Parkı'na varıyor. Büyük hayvan göçlerinin yaşandığı, binlerce antilop ve zebranın geçtiği düzlükler, turistlere gerçek bir doğa belgeseli izleme fırsatı sunuyor.  <strong>"GERÇEK BİR ÖZGÜRLÜK DUYGUSU"</strong> </p><p>ABD'de eğitim görmüş ve 10 yılı aşkın süredir balon pilotluğu yapan Mohammed Masudi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sıcak hava balonunu yönlendirmenin hem bilim hem de sanat olduğunu söyledi.  Masudi, sıcak hava balonlarında motor olmadığından yönü farklı irtifalardaki rüzgar akımına göre belirlediklerini kaydetti.  Sıcak hava balonları için rüzgarın son derece önemli olduğunu belirten Masudi, "Balonun içindeki havayı ısıtarak, rüzgarın farklı bir yönden estiği daha yüksek irtifalara çıkabiliriz. Bu da rotamızı değiştirmemizi sağlıyor. Keskin zamanlama ve gözlem bu işte çok önemli" diye konuştu.  Turistlere gerçek bir doğa belgeseli izletme fırsatı sunduklarını söyleyen Masudi, "Buradan, manzara üzerinde hareket eden filleri, zürafaları ve zebraları görebiliyorsunuz, Gerçek hayatta bir doğa belgeseli izlemek gibi ve varlığımızla hiçbir şekilde hayvanları rahatsız etmiyoruz" dedi.  Her uçuşunda farklı duygular yaşadığını anlatan Masudi, "Gerçek bir özgürlük ve huzur duygusu var. Her uçuş farklıdır çünkü rüzgar ve hava koşulları asla aynı olmuyor. Uçuşu bu kadar heyecanlı kılan da bu" ifadesini kullandı.  Serengeti Balloon Safarisi yetkililerinden Pascal Kirigiti, safari sırasında yolcuların güvenliğine çok önem verdiklerini belirtti.  Kirigiti, "Balonlarımız gün doğumundan hemen sonra uçuyor ve geniş bir ormanlık alan üzerinde 800 feet (243,84 metre) yüksekliğe tırmanarak biraz hız ve geniş görüş açısı elde ediyor" dedi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Olimpos ve Adrasan&amp;apos;ın koyları doğa tutkunlarını ağırlıyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/olimpos-ve-adrasanin-koylari-doga-tutkunlarini-agirliyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/olimpos-ve-adrasanin-koylari-doga-tutkunlarini-agirliyor</guid>
<description><![CDATA[ Antalya&#039;nın önemli turizm merkezlerinden Çıralı, Olimpos ve Adrasan şehir stresinden uzak tatil yapmak isteyen doğa tutkunu turistlerin rotasında yer alıyor.Denizi, kumu, güneşi, tarihi ve doğal güzellikleriyle her yıl milyonlarca turistin tercih ettiği Antalya, alternatif turizm olanakları ile kente gelen tatilcilere aktivite çeşitliliği sunuyor.  El değmemiş doğasıyla binlerce turisti ağırlayan Çıralı, Olimpos ve Adrasan, Kemer ile Kumluca ilçeleri arasında kalıyor.Beydağları Sahil Milli Parkı sınırlarındaki bölgede 2 bin 200 yıllık antik liman şehri Olimpos da bulunuyor. Nar bahçeleri ile turunç, portakal ve limon ağaçlarının kokuları arasında tatilini doğa ve tarihle iç içe geçirmek isteyenler bölgeyi tercih ediyor.  Bölgede çok sayıda ahşaptan yapılı bungalov bulunuyor. Çıralı plajından başlayıp, Olimpos ve Adrasan koylarını gezdiren tur tekneleri ise şehir stresinden uzak tatil yapmak isteyenlerin ilgisini çekiyor.KOYLARI GÖRMEK İSTEYEN TEKNE TURUNA KATILIYORTeknelerin ilk durağı, geçmişte korsanların uğrak mekanlarından biri olduğu belirtilen ve 3 tarafı dağlarla kaplı olan Porto Ceneviz (Korsan) Koyu oluyor. Bu koya karadan ulaşım mümkün olmuyor.  Bir sonraki demir atılan yer ise suyunun berraklığı ile &quot;Akvaryum&quot; olarak isimlendirilen koy oluyor. Bu koyda nesli tükenme tehdidinde olan deniz kaplumbağalarından caretta carettaları da görmek mümkün.  Karadan sadece arazi araçları ile gelinebilen Sazak Koyu da teknelerin vazgeçilmez duraklarından birisi olarak öne çıkıyor. Bu koyda, güneşten suya süzülen ışığın deniz dibindeki kumlara yansıması güzel görüntü oluşturuyor. Koyda sahile yakın bir tatlı su kuyusu da bulunuyor.  Olympos ve Adrasan arasında &quot;Aşıklar Mağarası&quot; olarak isimlendirilen mağaranın önü, turun son durağı oluyor. Turistler, denize yakın yamaçtaki iki girişi olan mağarada yüzmenin keyfini yaşıyor.&quot;AŞIKLAR MAĞARASI İLGİ ODAĞI&quot;Tur teknesi sahibi Mikail Yörükoğlu, Çıralı plajından kalkan teknelerine Olimpos&#039;tan da yolcu almalarının ardından koylara gittiklerini söyledi.  Mavi turların bölgeye tatil için gelenler için unutulmaz anlar yaşama fırsatı sunduğunu belirten Yörükoğlu, &quot;Misafirlerimiz teknelerde keyifli zaman geçiriyor. Özellikle bizim &quot;Aşıklar Mağarası&quot; olarak adlandırdığımız nokta çok ilgi görüyor. Mağaranın iki girişi var. Birinden yüzmeye başlayan diğerinden çıkabiliyor. Mağara aslında Akdeniz fokunun yavrulama alanlarından biri. Mayıs ayında bir anne ve yavru foku burada hep görüyoruz. O günlerde burada mola vermiyoruz. Mağara içinde 1 metre kadar küçük bir kumsal alan var&quot; ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iACGeRZGCEW6_VlTMXMKRw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Olimpos, Adrasanın, koyları, doğa, tutkunlarını, ağırlıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iACGeRZGCEW6_VlTMXMKRw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Olimpos ve Adrasan'ın koyları doğa tutkunlarını ağırlıyor"><p>Antalya'nın önemli turizm merkezlerinden Çıralı, Olimpos ve Adrasan şehir stresinden uzak tatil yapmak isteyen doğa tutkunu turistlerin rotasında yer alıyor.</p><p>Denizi, kumu, güneşi, tarihi ve doğal güzellikleriyle her yıl milyonlarca turistin tercih ettiği Antalya, alternatif turizm olanakları ile kente gelen tatilcilere aktivite çeşitliliği sunuyor.  El değmemiş doğasıyla binlerce turisti ağırlayan Çıralı, Olimpos ve Adrasan, Kemer ile Kumluca ilçeleri arasında kalıyor.</p><p>Beydağları Sahil Milli Parkı sınırlarındaki bölgede 2 bin 200 yıllık antik liman şehri Olimpos da bulunuyor. Nar bahçeleri ile turunç, portakal ve limon ağaçlarının kokuları arasında tatilini doğa ve tarihle iç içe geçirmek isteyenler bölgeyi tercih ediyor.  Bölgede çok sayıda ahşaptan yapılı bungalov bulunuyor. Çıralı plajından başlayıp, Olimpos ve Adrasan koylarını gezdiren tur tekneleri ise şehir stresinden uzak tatil yapmak isteyenlerin ilgisini çekiyor.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qPNiXbpJm0OqQYPGYHZklw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><p><strong>KOYLARI GÖRMEK İSTEYEN TEKNE TURUNA KATILIYOR</strong></p><p>Teknelerin ilk durağı, geçmişte korsanların uğrak mekanlarından biri olduğu belirtilen ve 3 tarafı dağlarla kaplı olan Porto Ceneviz (Korsan) Koyu oluyor. Bu koya karadan ulaşım mümkün olmuyor.  Bir sonraki demir atılan yer ise suyunun berraklığı ile "Akvaryum" olarak isimlendirilen koy oluyor. Bu koyda nesli tükenme tehdidinde olan deniz kaplumbağalarından caretta carettaları da görmek mümkün.  Karadan sadece arazi araçları ile gelinebilen Sazak Koyu da teknelerin vazgeçilmez duraklarından birisi olarak öne çıkıyor. Bu koyda, güneşten suya süzülen ışığın deniz dibindeki kumlara yansıması güzel görüntü oluşturuyor. Koyda sahile yakın bir tatlı su kuyusu da bulunuyor.  Olympos ve Adrasan arasında "Aşıklar Mağarası" olarak isimlendirilen mağaranın önü, turun son durağı oluyor. Turistler, denize yakın yamaçtaki iki girişi olan mağarada yüzmenin keyfini yaşıyor.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lvcNN8tpsE-1x0oZ1UcMQg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><p><strong>"AŞIKLAR MAĞARASI İLGİ ODAĞI"</strong></p><p>Tur teknesi sahibi Mikail Yörükoğlu, Çıralı plajından kalkan teknelerine Olimpos'tan da yolcu almalarının ardından koylara gittiklerini söyledi.  Mavi turların bölgeye tatil için gelenler için unutulmaz anlar yaşama fırsatı sunduğunu belirten Yörükoğlu, "Misafirlerimiz teknelerde keyifli zaman geçiriyor. Özellikle bizim "Aşıklar Mağarası" olarak adlandırdığımız nokta çok ilgi görüyor. Mağaranın iki girişi var. Birinden yüzmeye başlayan diğerinden çıkabiliyor. Mağara aslında Akdeniz fokunun yavrulama alanlarından biri. Mayıs ayında bir anne ve yavru foku burada hep görüyoruz. O günlerde burada mola vermiyoruz. Mağara içinde 1 metre kadar küçük bir kumsal alan var" ifadelerini kullandı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Turistik Tatvan Treni ikinci seferine başladı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/turistik-tatvan-treni-ikinci-seferine-basladi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/turistik-tatvan-treni-ikinci-seferine-basladi</guid>
<description><![CDATA[ Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Turistik Tatvan Treni&#039;nin ikinci kez Ankara&#039;dan Tatvan&#039;a 1262 kilometrelik bir güzergah için yola çıkacağını belirterek, &quot;Bu trenimiz gidiş istikametinde Elazığ&#039;da, dönüş istikametinde de Sivas&#039;ta mola vererek oralardaki turistik ve ticari destinasyonlara da katkı sağlayacak.&quot; dedi.Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Turistik Tatvan Treni’ni ikinci seferine uğurlamak üzere Ankara Garı’nda yapılan törene katıldı.Bakan Uraloğlu burada yaptığı açıklamada, 2019 yılında Ankara – Kars hattında seferlerine başlayan Turistik Doğu Ekspresi’nden sonra turistik trenlerle yolculuk yapmanın popülerleştiğini belirterek, “Seyahat severlerin ve özellikle fotoğraf sanatı tutkunlarının gözdesi olan Turistik trenlerle yapılan bu yolculuklar, sınırlarımızı da aşarak, yabancı turistlerin de ilgi duyduğu rotalar oldu.Ülkemiz için, insanımız için alternatif bir tatil seçeneğine dönüştü.” ifadelerini kullandı. Gelen talepleri değerlendirerek önce Ankara-Diyarbakır, sonrasında ise Ankara-Tatvan turistik rotalarını hizmete sunduklarını belirten Bakan Uraloğlu, “Kars-Erzurum arasında turistik bölgesel trenini, Ankara-Çankırı-Ankara rotasında Turistik Tuz Ekspresini hayata geçirdik. Hepsi de büyük ilgi gördü. İnşallah bunları sonbaharda devam ettireceğiz.” dedi.  &quot;TRENLERİMİZ SADECE BİR SEYAHAT ARACI DEĞİL AYNI ZAMANDA SANATÇILARIMIZIN DOĞASEVERLERİN KATILDIĞI ROTALAR HALİNE GELDİ&quot;  Uraloğlu, Turistik Diyarbakır Ekspresi’nin TIME dergisi tarafından; ilgi çekici, yeni ve heyecan verici deneyimler sunan destinasyonların bulunduğu, &quot;2024&#039;te Dünyanın En Harika 100 yeri&quot; listesinde yer aldığını hatırlatarak, “Buradan da anlıyoruz ki artık trenlerimiz sadece bir seyahat aracı değil aynı zamanda sanatçılarımızın doğa severlerin katıldığı ve artık tatillerin planlandığı rotalar haline gelmiş durumdadır Can-ı gönülden inanıyorum ki önümüzdeki dönemlerde; Konya-Adana-Konya arasında Toros Ekspresiyle, Zonguldak-Karabük Treni’yle, ya da Pamukkale Ekspresi, Ege Ekspresi, Göller Ekspresi, Güney Kurtalan Ekspresi ile ilgili düzenlemelerle yerli ve yabancı misafirlerimizin rotalarını zenginleştireceğiz.” diye konuştu.  ANKARA–TATVAN PARKURU BİN 262 KİLOMETRE  Uraloğlu, bin 262 kilometrelik Ankara-Tatvan-Ankara parkurunda ilk seferine 24 Haziran’da çıkan Turistik Tatvan Treni’nin, Tatvan’a giderken Elazığ’da turizm amaçlı duruş yaptığını söyleyerek, dönüş yolunda ise Sivas’ta yolcularının eşsiz vakitler geçirmesine imkanı sağladığının altını çizdi. Uraloğlu, Ankara’dan hareket eden ve yaklaşık 28 saat süren bir yolculuğun ardından trenin Tatvan’a ulaştığını belirterek, trenin 8 yataklı, 1 yemekli ve 1 salon vagondan oluştuğunu ve 160 kişilik kapasiteye sahip olduğunu vurguladı.  &quot;DEMİRYOLUNA SON 22 YILDA 57 MİLYAR DOLAR YATIRIM YAPTIK&quot;  Seyahat severler için sadece yurt içinde değil, yurt dışında da tren rotalarının bulunduğunun altını çizen Bakan Uraloğlu, İstanbul-Sofya arasındaki yolcu trenini anımsatarak, gelecekte Gürcistan ve Azerbaycan için de böyle bir talebin gelmesini umduklarını belirtti.Uraloğlu, 2002’de devraldıkları 10 bin 948 kilometre olan demiryolu uzunluğuna; 2023 yılı itibariyle, 2 bin 251 kilometresi YHT ve Hızlı tren hattı olmak üzere yaklaşık 3 bin kilometre eklediklerini vurgulayarak, “Demir yolumuzu da neredeyse sil baştan elden geçirerek son 22 yılda, 57 milyar dolarlık bir yatırım yaptık.Yurt dışından gelen misafirlerimiz de Türkiye Yüzyılı ile Ulaşımın Yüzyılıyla bütün ulaşım yapılarında olduğu gibi demiryollarında da bu yüzle ortaya koyduğumuz vizyonla tanışmış oluyor.” Dedi.  &quot;ÜLKEMİZDEKİ DEMİRYOLU UZUNLUĞUNU 29 BİN KİLOMETREYE ULAŞTIRACAĞIZ&quot;  Çin&#039;den çıkan bir trenin Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattıyla Orta Koridor’dan ve Marmaray ile kesintisiz bir şekilde Avrupa&#039;nın her tarafına ve Londra&#039;ya kadar ulaşabileceğini belirten Uraloğlu, “Bu vizyon da Sayın Cumhurbaşkanımızın iradesiyle ortaya konulmuş olan bir vizyonudur.Biz bu vizyonla beraber yolumuza devam edeceğiz ve gelişmeye ülkemizi geliştirmeye devam edeceğiz bakın 2053 diyeceğim bazı arkadaşlarımız 30 yıl sonrasını konuşuyorsunuz diyecekler. Evet artık Türkiye Cumhuriyeti 3 yıl 5 yıl değil, 10 yıl 20 yıl 30 yıl 50 yıl sonrasını planlıyor ve biz 2053’e geldiğimizde inşallah ülkemizdeki demiryolu uzunluğunu 29 bin kilometreye ulaştıracağız. Gitmediğimiz lojistik merkez, gitmediğimiz turistik destinasyonu bırakmamış olacağız.” dedi.  YÜKSEK HIZLI TRENLERLE 89 MİLYONDAN FAZLA YOLCU TAŞINDI  Uraloğlu, sadece yüksek hızlı trenlerle bugüne kadar 89 milyondan fazla yolcunun seyahat ettiğini vurgulayarak, “Türkiye nüfusundan daha fazla insan bu hatlarla seyahat ettirdik. Hemen yakınımızda devam eden Ankara–İzmir, bakın 2026’da inşallah ulaşıma açacağız orayı. Yine Çerkezköy Kapıkule Hızlı Tren Hattı, orayı da önümüzdeki senenin sonu bilemediniz 2026’da açacağız.Yine Kapıkule&#039;den girip de Kalkınma Yolu’ndan Fav Limanı’na bağlanan hattın önemli bir parçası olan Mersin-Adana-Osmaniye-Gaziantep&#039;i inşallah 2026’da hizm ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VpTk68e7nUagY_NXZKs3zA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Turistik, Tatvan, Treni, ikinci, seferine, başladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VpTk68e7nUagY_NXZKs3zA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Turistik Tatvan Treni ikinci seferine başladı"><p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Turistik Tatvan Treni'nin ikinci kez Ankara'dan Tatvan'a 1262 kilometrelik bir güzergah için yola çıkacağını belirterek, "Bu trenimiz gidiş istikametinde Elazığ'da, dönüş istikametinde de Sivas'ta mola vererek oralardaki turistik ve ticari destinasyonlara da katkı sağlayacak." dedi.</p><p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Turistik Tatvan Treni’ni ikinci seferine uğurlamak üzere Ankara Garı’nda yapılan törene katıldı.</p><p>Bakan Uraloğlu burada yaptığı açıklamada, 2019 yılında Ankara – Kars hattında seferlerine başlayan Turistik Doğu Ekspresi’nden sonra turistik trenlerle yolculuk yapmanın popülerleştiğini belirterek, “Seyahat severlerin ve özellikle fotoğraf sanatı tutkunlarının gözdesi olan Turistik trenlerle yapılan bu yolculuklar, sınırlarımızı da aşarak, yabancı turistlerin de ilgi duyduğu rotalar oldu.</p><p>Ülkemiz için, insanımız için alternatif bir tatil seçeneğine dönüştü.” ifadelerini kullandı. Gelen talepleri değerlendirerek önce Ankara-Diyarbakır, sonrasında ise Ankara-Tatvan turistik rotalarını hizmete sunduklarını belirten Bakan Uraloğlu, “Kars-Erzurum arasında turistik bölgesel trenini, Ankara-Çankırı-Ankara rotasında Turistik Tuz Ekspresini hayata geçirdik. Hepsi de büyük ilgi gördü. İnşallah bunları sonbaharda devam ettireceğiz.” dedi.  <strong>"TRENLERİMİZ SADECE BİR SEYAHAT ARACI DEĞİL AYNI ZAMANDA SANATÇILARIMIZIN DOĞASEVERLERİN KATILDIĞI ROTALAR HALİNE GELDİ"</strong>  Uraloğlu, Turistik Diyarbakır Ekspresi’nin TIME dergisi tarafından; ilgi çekici, yeni ve heyecan verici deneyimler sunan destinasyonların bulunduğu, "2024'te Dünyanın En Harika 100 yeri" listesinde yer aldığını hatırlatarak, “Buradan da anlıyoruz ki artık trenlerimiz sadece bir seyahat aracı değil aynı zamanda sanatçılarımızın doğa severlerin katıldığı ve artık tatillerin planlandığı rotalar haline gelmiş durumdadır Can-ı gönülden inanıyorum ki önümüzdeki dönemlerde; Konya-Adana-Konya arasında Toros Ekspresiyle, Zonguldak-Karabük Treni’yle, ya da Pamukkale Ekspresi, Ege Ekspresi, Göller Ekspresi, Güney Kurtalan Ekspresi ile ilgili düzenlemelerle yerli ve yabancı misafirlerimizin rotalarını zenginleştireceğiz.” diye konuştu.  <strong>ANKARA–TATVAN PARKURU BİN 262 KİLOMETRE</strong>  Uraloğlu, bin 262 kilometrelik Ankara-Tatvan-Ankara parkurunda ilk seferine 24 Haziran’da çıkan Turistik Tatvan Treni’nin, Tatvan’a giderken Elazığ’da turizm amaçlı duruş yaptığını söyleyerek, dönüş yolunda ise Sivas’ta yolcularının eşsiz vakitler geçirmesine imkanı sağladığının altını çizdi. Uraloğlu, Ankara’dan hareket eden ve yaklaşık 28 saat süren bir yolculuğun ardından trenin Tatvan’a ulaştığını belirterek, trenin 8 yataklı, 1 yemekli ve 1 salon vagondan oluştuğunu ve 160 kişilik kapasiteye sahip olduğunu vurguladı.  <strong>"DEMİRYOLUNA SON 22 YILDA 57 MİLYAR DOLAR YATIRIM YAPTIK"</strong>  Seyahat severler için sadece yurt içinde değil, yurt dışında da tren rotalarının bulunduğunun altını çizen Bakan Uraloğlu, İstanbul-Sofya arasındaki yolcu trenini anımsatarak, gelecekte Gürcistan ve Azerbaycan için de böyle bir talebin gelmesini umduklarını belirtti.</p><p>Uraloğlu, 2002’de devraldıkları 10 bin 948 kilometre olan demiryolu uzunluğuna; 2023 yılı itibariyle, 2 bin 251 kilometresi YHT ve Hızlı tren hattı olmak üzere yaklaşık 3 bin kilometre eklediklerini vurgulayarak, “Demir yolumuzu da neredeyse sil baştan elden geçirerek son 22 yılda, 57 milyar dolarlık bir yatırım yaptık.</p><p>Yurt dışından gelen misafirlerimiz de Türkiye Yüzyılı ile Ulaşımın Yüzyılıyla bütün ulaşım yapılarında olduğu gibi demiryollarında da bu yüzle ortaya koyduğumuz vizyonla tanışmış oluyor.” Dedi.  </p><p><strong>"ÜLKEMİZDEKİ DEMİRYOLU UZUNLUĞUNU 29 BİN KİLOMETREYE ULAŞTIRACAĞIZ"</strong>  Çin'den çıkan bir trenin Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattıyla Orta Koridor’dan ve Marmaray ile kesintisiz bir şekilde Avrupa'nın her tarafına ve Londra'ya kadar ulaşabileceğini belirten Uraloğlu, “Bu vizyon da Sayın Cumhurbaşkanımızın iradesiyle ortaya konulmuş olan bir vizyonudur.</p><p>Biz bu vizyonla beraber yolumuza devam edeceğiz ve gelişmeye ülkemizi geliştirmeye devam edeceğiz bakın 2053 diyeceğim bazı arkadaşlarımız 30 yıl sonrasını konuşuyorsunuz diyecekler. Evet artık Türkiye Cumhuriyeti 3 yıl 5 yıl değil, 10 yıl 20 yıl 30 yıl 50 yıl sonrasını planlıyor ve biz 2053’e geldiğimizde inşallah ülkemizdeki demiryolu uzunluğunu 29 bin kilometreye ulaştıracağız. Gitmediğimiz lojistik merkez, gitmediğimiz turistik destinasyonu bırakmamış olacağız.” dedi.  <strong>YÜKSEK HIZLI TRENLERLE 89 MİLYONDAN FAZLA YOLCU TAŞINDI</strong>  Uraloğlu, sadece yüksek hızlı trenlerle bugüne kadar 89 milyondan fazla yolcunun seyahat ettiğini vurgulayarak, “Türkiye nüfusundan daha fazla insan bu hatlarla seyahat ettirdik. Hemen yakınımızda devam eden Ankara–İzmir, bakın 2026’da inşallah ulaşıma açacağız orayı. Yine Çerkezköy Kapıkule Hızlı Tren Hattı, orayı da önümüzdeki senenin sonu bilemediniz 2026’da açacağız.</p><p>Yine Kapıkule'den girip de Kalkınma Yolu’ndan Fav Limanı’na bağlanan hattın önemli bir parçası olan Mersin-Adana-Osmaniye-Gaziantep'i inşallah 2026’da hizmete açmış olacağız. Peki bunlar bize yetecek mi? Ankara-İstanbul arasında yeni hatlara ihtiyacımız var.</p><p>Orada da 350 kilometre saat hızla giden 80 dakikalık bir seyahat süresinde Ankara İstanbul arasını bağlayan bir demiryolundan bahsediyoruz. Onun da projelerine başladık. Yine Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü demiryoluyla geçecek olan kapasitemizi artıracak olan projeyi, inşallah bu sene ihalesini yaparak hayata geçirmiş olacağız.” dedi.</p><p>Bakan Uraloğlu, Turistik Tatvan Treni’nin aynı zamanda doğu ve güneydoğudaki terörün bittiğine dair çok değerli bir emare olduğunu söyleyerek, “Bölgemizi geliştireceğiz, biz batıya ne yapmışsak oralara da onu yaptık esirgemedik. Bu vesileyle öncelikle basın mensuplarımıza, değerli katılımcılarımıza, emeği geçen bütün arkadaşlarıma, demiryolcu kardeşlerime teşekkür ediyorum.</p><p>İnşallah devamını daha büyük katılımlarla daha uzun setlerle yapmayı umuyorum ki bundan da endişe etmiyorum. Tekrar hayırlı uğurlu olmasını diliyor, sizleri saygıyla, sevgiyle, muhabbetle, selamlıyorum. Kalın sağlıcakla." dedi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ardahan&amp;apos;daki Şeytan Kalesi her mevsim ziyaretçilerini ağırlıyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/ardahandaki-seytan-kalesi-her-mevsim-ziyaretcilerini-agirliyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/ardahandaki-seytan-kalesi-her-mevsim-ziyaretcilerini-agirliyor</guid>
<description><![CDATA[ Ardahan&#039;ın Çıldır ilçesindeki Karaçay Kanyonu&#039;nda, kayalıkların zirvesinde yer alan tarihi &quot;Şeytan Kalesi&quot; her mevsim ziyaretçilerini ağırlıyor.Bölgenin turizm potansiyeli yüksek olan, tarih ve doğal güzelliğin buluştuğu Çıldır ilçesindeki Şeytan Kalesi ve çevresi, son yağışlarla yeşile büründü.Karaçay Kanyonu&#039;ndaki kayalıkların zirvesinde yer alan kaleyi ziyaret etmeye başlayan doğaseverler, tarihi yapının bulunduğu kanyon bölgesinde yürüyüş yapıyor.Ziyaretçiler, Urartular döneminde yapıldığı tahmin edilen kalenin zirvesine, yürüyerek yaklaşık 30 dakikada ulaşabiliyor. Eşsiz doğası ve manzarasıyla dikkati çeken kale, şu sıralar çevresinde açan çiçeklerle de ziyaretçilerine ayrı güzellik sunuyor.Ziyaretçilerden Burhan Çalışkan, yürüyüş için Şeytan Kalesi&#039;ne geldiklerini belirterek, &quot;Yaklaşık yarım saatlik yürüyüşün ardından çıktığımız kale iyi durumda, herkesin gelmesini tavsiye ediyorum.&quot; ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HE8RT_vXK0SLSv7DWnwePA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Ardahandaki, Şeytan, Kalesi, her, mevsim, ziyaretçilerini, ağırlıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HE8RT_vXK0SLSv7DWnwePA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Ardahan'daki Şeytan Kalesi her mevsim ziyaretçilerini ağırlıyor"><p>Ardahan'ın Çıldır ilçesindeki Karaçay Kanyonu'nda, kayalıkların zirvesinde yer alan tarihi "Şeytan Kalesi" her mevsim ziyaretçilerini ağırlıyor.</p><p>Bölgenin turizm potansiyeli yüksek olan, tarih ve doğal güzelliğin buluştuğu Çıldır ilçesindeki Şeytan Kalesi ve çevresi, son yağışlarla yeşile büründü.</p><p>Karaçay Kanyonu'ndaki kayalıkların zirvesinde yer alan kaleyi ziyaret etmeye başlayan doğaseverler, tarihi yapının bulunduğu kanyon bölgesinde yürüyüş yapıyor.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3xIA-7b8O0qGmbq5fUsoOA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="">Ziyaretçiler, Urartular döneminde yapıldığı tahmin edilen kalenin zirvesine, yürüyerek yaklaşık 30 dakikada ulaşabiliyor. Eşsiz doğası ve manzarasıyla dikkati çeken kale, şu sıralar çevresinde açan çiçeklerle de ziyaretçilerine ayrı güzellik sunuyor.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WurdcqK-rU6xkpIEV20I_Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="">Ziyaretçilerden Burhan Çalışkan, yürüyüş için Şeytan Kalesi'ne geldiklerini belirterek, "Yaklaşık yarım saatlik yürüyüşün ardından çıktığımız kale iyi durumda, herkesin gelmesini tavsiye ediyorum." ifadelerini kullandı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>7 ayda hava yolu ile seyahat eden yolcu sayısı 129,5 milyonu geçti</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/7-ayda-hava-yolu-ile-seyahat-eden-yolcu-sayisi-1295-milyonu-gecti</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/7-ayda-hava-yolu-ile-seyahat-eden-yolcu-sayisi-1295-milyonu-gecti</guid>
<description><![CDATA[ Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, &quot;Türkiye geneli havalimanları iç hat yolcu trafiğinin 55 milyon 514 bin 472’ye, dış hat yolcu trafiğinin 74 milyon 88 bin 482’ye, transit yolcu sayısının ise 135 bin 818’e ulaştığı bu dönemde, toplam 129 milyon 738 bin 772 yolcuya hizmet verildi.&quot; dedi.Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürlüğü’nün, 2024 Temmuz ayına ait hava yolu uçak, yolcu ve yük istatistiklerini açıkladı.Temmuz ayında yolcu ve çevre dostu havalimanlarında iniş-kalkış yapan uçak sayısının iç hatlarda 87 bin 13, dış hatlarda ise 97 bin 86’ya ulaştığını belirten Uraloğlu, toplam uçak trafiğinin üst geçişler ile birlikte 234 bin 683’e ulaştığını bildirdi.Uraloğlu, temmuz ayında hizmet verilen uçak trafiğinin 2023 yılının aynı ayı ile kıyaslandığında iç hat uçak trafiğinde yüzde 2; dış hat uçak trafiğinde yüzde 1,8 olmak üzere üst geçişler dâhil toplam uçak trafiğinde yüzde 3,5 artış meydana geldiğini söyledi.  Temmuzda, Türkiye genelinde hizmet veren havalimanlarında iç hat yolcu trafiğinin 9 milyon 357 bin 452’ye, dış hat yolcu trafiğinin ise 15 milyon 520 bin 238’e ulaştığını kaydeden Bakan Uraloğlu, söz konusu ayda direkt transit yolcular ile birlikte toplam 24 milyon 905 bin 463 yolcuya hizmet verildiğini bildirdi.Uraloğlu, &quot;2024 yılının temmuz ayında hizmet verilen yolcu trafiği 2023 yılının aynı ayı ile kıyaslandığında iç hat yolcu trafiğinde yüzde 0,6; dış hat yolcu trafiğinde yüzde 3,9 olmak üzere direkt transit dahil toplam yolcu trafiği yüzde 2,7 artış gösterdi.Havalimanları yük trafiği ise temmuz ayında iç hatlarda 92 bin 293 ton, dış hatlarda ise 405 bin 791 ton olmak üzere toplamda 498 bin 84 tona ulaştı.&quot; ifadelerini kullandı.  “İSTANBUL HAVALİMANI’NDA TEMMUZ AYINDA 7 MİLYON 595 BİN 964 YOLCUYA HİZMET VERİLDİ”  İstanbul Havalimanı’nda temmuz ayında uçak trafiğinin iç hatlarda 11 bin 190’a, dış hatlarda 35 bin 357 olmak üzere toplamda 46 bin 547’ye ulaştığını belirten Bakan Uraloğlu, “Bu havalimanında iç hatlarda 1 milyon 770 bin 544, dış hatlarda 5 milyon 825 bin 420 olmak üzere toplamda 7 milyon 595 bin 964 yolcuya hizmet verildi.2024 yılının temmuz ayında hizmet verilen yolcu trafiği ise 2023 yılının aynı ayı ile kıyaslandığında toplam yolcu trafiği yüzde 1 artış gösterdi.” şeklinde konuştu.  &quot;SABİHA GÖKÇEN HAVALİMANI&#039;NDA 3 MİLYON 825 BİN 693 YOLCUYA HİZMET VERİLDİ&quot;  İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı&#039;nda ise temmuz ayında uçak trafiğinin iç hatlarda 9 bin 946, dış hatlarda 11 bin 507 olmak üzere toplamda 21 bin 453’e ulaştığını belirten Bakan Uraloğlu, “Sabiha Gökçen Havalimanı’nda iç hatlarda 1 milyon 877 bin 693, dış hatlarda 1 milyon 948 bin olmak üzere toplamda 3 milyon 825 bin 693 yolcuya hizmet verildi. 2024 yılının temmuz ayında hizmet verilen uçak trafiği 2023 yılının aynı ayı ile kıyaslandığında iç hat uçak trafiğinde yüzde 2, dış hat uçak trafiğinde yüzde 1 olmak üzere toplam uçak trafiğinde yüzde 1 artış meydana geldi.&quot; diye konuştu.  Uraloğlu, ayrıca genel havacılık faaliyetlerinin devam ettiği İstanbul Atatürk Havalimanı’nda ise Temmuz ayında 2 bin 754 uçak trafiği gerçekleştiğini bildirdi.  YEDİ AYDA HAVA YOLU İLE SEYAHAT EDEN YOLCU SAYISI 129,5 MİLYONU GEÇTİ  2024 yılının ilk yedi ayında havalimanlarına iniş-kalkış yapan uçak trafiğinin, iç hatlarda 519 bin 4, dış hatlarda ise 484 bin 199’a ulaştığını vurgulayan Uraloğlu, üst geçişler ile birlikte toplam 1 milyon 306 bin 484 uçak trafiğine ulaşıldığını kaydetti.  2024 yılı temmuz sonunda hizmet verilen uçak trafiğinin 2023 yılı aynı dönemi ile kıyaslandığında iç hat uçak trafiğinde yüzde 3,5, dış hat uçak trafiğinde yüzde 7,7 olmak üzere üst geçişler dahil toplam uçak trafiğinde yüzde 7,2 artış gösterdiğini ifade eden Bakan Uraloğlu, “Türkiye geneli havalimanları iç hat yolcu trafiğinin 55 milyon 514 bin 472’ye, dış hat yolcu trafiğinin 74 milyon 88 bin 482’ye, transit yolcu sayısının ise 135 bin 818’e ulaştığı bu dönemde, toplam 129 milyon 738 bin 772 yolcuya hizmet verildi.  2024 yılı temmuz sonunda hizmet verilen yolcu trafiği ise 2023 yılının aynı dönemi ile kıyaslandığında iç hat yolcu trafiğinde yüzde 8,4, dış hat yolcu trafiğinde yüzde 11 ve direkt transit dâhil toplam yolcu trafiğinde yüzde 9,8 artış oldu.” dedi.  Uraloğlu, yedi ayda havalimanlarında iç hatlarda 504 bin 737 ton, dış hatlarda 2 milyon 235 bin 533 ton olmak üzere toplamda 2 milyon 740 bin 269 ton yük trafiği gerçekleştiğini söyledi.  &quot;İSTANBUL HAVALİMANI&#039;NDA YEDİ AYDA 45 MİLYON 688 BİN 593 YOLCUYA HİZMET VERİLDİ&quot;  İstanbul Havalimanı’nda yedi aylık sürede iç hatlarda 68 bin 973, dış hatlarda 230 bin 689 olmak üzere toplamda 299 bin 662 uçak trafiğine ulaşıldığını açıklayan Bakan Uraloğlu, iç hatlarda 9 milyon 924 bin 954, dış hatlarda 35 milyon 763 bin 639 olmak üzere toplamda 45 milyon 688 bin 593 yolcuya hizmet verildiğini duyurdu.  Uraloğlu, “2024 yılı temmuz sonunda hizmet verilen uçak trafiği 2023 yılının aynı dönemi ile kıyaslandığında toplam uçak trafiği yüzde 3 artış gös ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YC5abHXgsEWTpsRepo5Jdg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>ayda, hava, yolu, ile, seyahat, eden, yolcu, sayısı, 129, 5, milyonu, geçti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YC5abHXgsEWTpsRepo5Jdg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="7 ayda hava yolu ile seyahat eden yolcu sayısı 129,5 milyonu geçti"><p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Türkiye geneli havalimanları iç hat yolcu trafiğinin 55 milyon 514 bin 472’ye, dış hat yolcu trafiğinin 74 milyon 88 bin 482’ye, transit yolcu sayısının ise 135 bin 818’e ulaştığı bu dönemde, toplam 129 milyon 738 bin 772 yolcuya hizmet verildi." dedi.</p><p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürlüğü’nün, 2024 Temmuz ayına ait hava yolu uçak, yolcu ve yük istatistiklerini açıkladı.</p><p>Temmuz ayında yolcu ve çevre dostu havalimanlarında iniş-kalkış yapan uçak sayısının iç hatlarda 87 bin 13, dış hatlarda ise 97 bin 86’ya ulaştığını belirten Uraloğlu, toplam uçak trafiğinin üst geçişler ile birlikte 234 bin 683’e ulaştığını bildirdi.</p><p>Uraloğlu, temmuz ayında hizmet verilen uçak trafiğinin 2023 yılının aynı ayı ile kıyaslandığında iç hat uçak trafiğinde yüzde 2; dış hat uçak trafiğinde yüzde 1,8 olmak üzere üst geçişler dâhil toplam uçak trafiğinde yüzde 3,5 artış meydana geldiğini söyledi.  Temmuzda, Türkiye genelinde hizmet veren havalimanlarında iç hat yolcu trafiğinin 9 milyon 357 bin 452’ye, dış hat yolcu trafiğinin ise 15 milyon 520 bin 238’e ulaştığını kaydeden Bakan Uraloğlu, söz konusu ayda direkt transit yolcular ile birlikte toplam 24 milyon 905 bin 463 yolcuya hizmet verildiğini bildirdi.</p><p>Uraloğlu, "2024 yılının temmuz ayında hizmet verilen yolcu trafiği 2023 yılının aynı ayı ile kıyaslandığında iç hat yolcu trafiğinde yüzde 0,6; dış hat yolcu trafiğinde yüzde 3,9 olmak üzere direkt transit dahil toplam yolcu trafiği yüzde 2,7 artış gösterdi.</p><p>Havalimanları yük trafiği ise temmuz ayında iç hatlarda 92 bin 293 ton, dış hatlarda ise 405 bin 791 ton olmak üzere toplamda 498 bin 84 tona ulaştı." ifadelerini kullandı.  <strong>“İSTANBUL HAVALİMANI’NDA TEMMUZ AYINDA 7 MİLYON 595 BİN 964 YOLCUYA HİZMET VERİLDİ”</strong>  İstanbul Havalimanı’nda temmuz ayında uçak trafiğinin iç hatlarda 11 bin 190’a, dış hatlarda 35 bin 357 olmak üzere toplamda 46 bin 547’ye ulaştığını belirten Bakan Uraloğlu, “Bu havalimanında iç hatlarda 1 milyon 770 bin 544, dış hatlarda 5 milyon 825 bin 420 olmak üzere toplamda 7 milyon 595 bin 964 yolcuya hizmet verildi.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qX9SpbrW50mQZtq0QQPLug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><p>2024 yılının temmuz ayında hizmet verilen yolcu trafiği ise 2023 yılının aynı ayı ile kıyaslandığında toplam yolcu trafiği yüzde 1 artış gösterdi.” şeklinde konuştu.  <strong>"SABİHA GÖKÇEN HAVALİMANI'NDA 3 MİLYON 825 BİN 693 YOLCUYA HİZMET VERİLDİ"</strong>  İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı'nda ise temmuz ayında uçak trafiğinin iç hatlarda 9 bin 946, dış hatlarda 11 bin 507 olmak üzere toplamda 21 bin 453’e ulaştığını belirten Bakan Uraloğlu, “Sabiha Gökçen Havalimanı’nda iç hatlarda 1 milyon 877 bin 693, dış hatlarda 1 milyon 948 bin olmak üzere toplamda 3 milyon 825 bin 693 yolcuya hizmet verildi. </p><p>2024 yılının temmuz ayında hizmet verilen uçak trafiği 2023 yılının aynı ayı ile kıyaslandığında iç hat uçak trafiğinde yüzde 2, dış hat uçak trafiğinde yüzde 1 olmak üzere toplam uçak trafiğinde yüzde 1 artış meydana geldi." diye konuştu.  Uraloğlu, ayrıca genel havacılık faaliyetlerinin devam ettiği İstanbul Atatürk Havalimanı’nda ise Temmuz ayında 2 bin 754 uçak trafiği gerçekleştiğini bildirdi.  <strong>YEDİ AYDA HAVA YOLU İLE SEYAHAT EDEN YOLCU SAYISI 129,5 MİLYONU GEÇTİ</strong>  2024 yılının ilk yedi ayında havalimanlarına iniş-kalkış yapan uçak trafiğinin, iç hatlarda 519 bin 4, dış hatlarda ise 484 bin 199’a ulaştığını vurgulayan Uraloğlu, üst geçişler ile birlikte toplam 1 milyon 306 bin 484 uçak trafiğine ulaşıldığını kaydetti.  2024 yılı temmuz sonunda hizmet verilen uçak trafiğinin 2023 yılı aynı dönemi ile kıyaslandığında iç hat uçak trafiğinde yüzde 3,5, dış hat uçak trafiğinde yüzde 7,7 olmak üzere üst geçişler dahil toplam uçak trafiğinde yüzde 7,2 artış gösterdiğini ifade eden Bakan Uraloğlu, “Türkiye geneli havalimanları iç hat yolcu trafiğinin 55 milyon 514 bin 472’ye, dış hat yolcu trafiğinin 74 milyon 88 bin 482’ye, transit yolcu sayısının ise 135 bin 818’e ulaştığı bu dönemde, toplam 129 milyon 738 bin 772 yolcuya hizmet verildi.  2024 yılı temmuz sonunda hizmet verilen yolcu trafiği ise 2023 yılının aynı dönemi ile kıyaslandığında iç hat yolcu trafiğinde yüzde 8,4, dış hat yolcu trafiğinde yüzde 11 ve direkt transit dâhil toplam yolcu trafiğinde yüzde 9,8 artış oldu.” dedi.  Uraloğlu, yedi ayda havalimanlarında iç hatlarda 504 bin 737 ton, dış hatlarda 2 milyon 235 bin 533 ton olmak üzere toplamda 2 milyon 740 bin 269 ton yük trafiği gerçekleştiğini söyledi.  <strong>"İSTANBUL HAVALİMANI'NDA YEDİ AYDA 45 MİLYON 688 BİN 593 YOLCUYA HİZMET VERİLDİ"</strong>  İstanbul Havalimanı’nda yedi aylık sürede iç hatlarda 68 bin 973, dış hatlarda 230 bin 689 olmak üzere toplamda 299 bin 662 uçak trafiğine ulaşıldığını açıklayan Bakan Uraloğlu, iç hatlarda 9 milyon 924 bin 954, dış hatlarda 35 milyon 763 bin 639 olmak üzere toplamda 45 milyon 688 bin 593 yolcuya hizmet verildiğini duyurdu.  Uraloğlu, “2024 yılı temmuz sonunda hizmet verilen uçak trafiği 2023 yılının aynı dönemi ile kıyaslandığında toplam uçak trafiği yüzde 3 artış gösterdi. 2024 yılı temmuz sonunda hizmet verilen yolcu trafiği ise 2023 yılının aynı dönemi ile kıyaslandığında toplam yolcu trafiğinde yüzde 6 artış oldu.” açıklamasında bulundu.  <strong>"SABİHA GÖKÇEN HAVALİMANI'NDA YEDİ AYDA 123 MİLYON 648 BİN 579 YOLCUYA HİZMET VERİLDİ"</strong>  İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’nda ise yedi aylık sürede; iç hatlarda 64 bin 929, dış hatlarda 74 bin 297 olmak üzere toplamda 139 bin 226 uçak trafiği gerçekleştiğini bildiren Uraloğlu, iç hatlarda 11 milyon 340 bin 737, dış hatlarda ise 12 milyon 307 bin 842 olmak üzere toplamda 23 milyon 648 bin 579 yolcuya hizmet verildiğini ifade etti.  Uraloğlu, “2024 yılı temmuz sonunda hizmet verilen uçak trafiği 2023 yılının aynı dönemi ile kıyaslandığında iç hat uçak trafiği yüzde 7; dış hat uçak trafiği yüzde 9 olmak üzere toplam uçak trafiği yüzde 8 artış gösterdi.  2024 yılı temmuz sonunda hizmet verilen yolcu trafiği ise 2023 yılının aynı dönemi ile kıyaslandığında iç hat yolcu trafiğinde yüzde 18, dış hat yolcu trafiğinde yüzde 14 olmak üzere toplam yolcu trafiğinde yüzde 16 artış oldu.” dedi. Uraloğlu, İstanbul Atatürk Havalimanı’nda da yedi aylık dönemde 16 bin 24 uçak trafiği gerçekleştiğini bildirdi.  <strong>"TURİZM MERKEZLERİMİZDEKİ HAVALİMANLARINDA 7 AYDA 32 MİLYON 561 BİN 330 YOLCU AĞIRLANDI"</strong>  2024 yılının ilk yedi ayında; dış hat trafiğinin yoğun olduğu turizm merkezlerindeki havalimanlarında hizmet sunulan yolcu sayısının iç hatlarda 10 milyon 500 bin 115, dış hatlarda ise 22 milyon 61 bin 215 olmak üzere toplam 32 milyon 561 bin 330 yolcuya hizmet verildiğini bildiren Uraloğlu, “Söz konusu ayda iç hatlarda 82 bin 479, dış hatlarda 140 bin 381 uçak trafiği gerçekleşti.” diye konuştu.  Ocak-temmuz arasında İzmir Adnan Menderes Havalimanı’nda iç hatlarda 3 milyon 839 bin 847, dış hatlarda ise 2 milyon 519 bin 296 olmak üzere toplamda 6 milyon 506 bin 143 yolcuya hizmet verildiğini kaydeden Bakan Uraloğlu, “Antalya Havalimanı’nda iç hat yolcu sayısı 3 milyon 839 bin 234, dış hat yolcu sayısı 16 milyon 364 bin 932 olmak üzere, toplamda 20 milyon 204 bin 166 yolcuya hizmet verildi.  Bir diğer önemli turizm merkezlerimizden biri Muğla Dalaman Havalimanı’nda iç hatlarda 1 milyon 34 bin 580 yolcuya, dış hatlarda 966 bin 716 olmak üzere toplam 2 milyon 330 bin 357 yolcuya hizmet verildi.  Muğla Milas-Bodrum Havalimanı’nda ise iç hatlarda 1 milyon 363 bin 641, dış hatlarda 966 bin 716 olmak üzere toplamda 2 milyon 330 bin 357 yolcuya hizmet verildi.  Gazipaşa Alanya Havalimanı’nda da iç hat yolcu trafiği 275 bin 813, dış hat yolcu trafiği 308 bin 688 olmak üzere, toplamda 584 bin 501 yolcuya hizmet verildi." ifadelerini kullandı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gümüşler Manastırı &amp;quot;Gülen Meryem Ana&amp;quot; freskiyle dikkat çekiyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/gumusler-manastiri-gulen-meryem-ana-freskiyle-dikkat-cekiyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/gumusler-manastiri-gulen-meryem-ana-freskiyle-dikkat-cekiyor</guid>
<description><![CDATA[ Hz. İsa, annesi Hz. Meryem ile Hristiyanlığın başlangıç dönemi ileri gelenlerinin resimlerinin duvarlarını süslediği kilisenin de yer aldığı Niğde&#039;deki Gümüşler Manastırı, &quot;Gülen Meryem Ana&quot; freskiyle öne çıkıyor.Merkeze 6 kilometre mesafedeki Gümüşler beldesinde, 8. ile 12. yüzyıl arasındaki dönemde yapıldığı tahmin edilen manastırda, kayadan oyma rahip odaları, mutfak, saklama küpleri, iki katlı yer altı şehri ve acil durumlarda saklanmak üzere yapılmış gizli bölmeler yer alıyor.  Gümüşler Manastırı&#039;nda bulunan kilisenin duvarlarını Hz. İsa, annesi Hz. Meryem ile Hristiyanlığın başlangıç dönemi ileri gelenlerinin resimleri süslüyor.Kilisenin duvarına çizilen ve Anadolu&#039;da tek örnek olduğu bilinen &quot;Gülen Meryem Ana&quot; freski ise ziyaretçileri cezbediyor.Hz. İsa&#039;nın doğumunun müjdelenmesi, dadılarının Hz. İsa&#039;yı yıkaması, Hz. İsa&#039;ya hediye sunulması, Hz. Meryem&#039;in Hz. İsa&#039;yı azizlere tanıtması, baş melekler Gabriel ve Mikail&#039;in Hz. Meryem&#039;e tanrı selamını iletmesi de fresklerle anlatılıyor.Vali Cahit Çelik, tamamen kayadan oyma manastırın içinde 15 metre çapında, 14 metre yüksekliğinde bir avlu bulunduğunu, bu özelliğiyle bölgede tek olduğunu söyledi.Kapadokya bölgesindeki kilise manastırlarının genelde mutfaklı ve yemekhaneli yapıldığını kaydeden Çelik, Gümüşler Manastırı&#039;nın ise kare şeklinde, açık avlulu, tek yapı olduğunu vurguladı.Çelik, manastırın doğusu, güneyi ile batısındaki kısımlarda mesken ve müştemilat olarak kullanılan alanlar olduğuna dikkati çekerek, &quot;Kuzeyindeyse dünyada tek, sadece &#039;Gülen Meryem Ana&#039; figürünün olduğu bir kilise mevcut. Aynı zamanda bu manastırın dış kısmında da yaklaşık 1,5 kilometre uzunluğunda yerleşimlerin olduğu bir alan var. Bu anlamda da Niğde, Kapadokya bölgesinde çok önemli bir şehir. Gümüşler Manastırı da bu anlamda ilimizin en önemli turistik değerlerinden biri, herkesi bu güzel ören yerini, bu güzel manastırı gezmeye, görmeye davet ediyoruz&quot; diye konuştu.&quot;TÜRKİYE&#039;DE TEK&quot;Kilise duvarında 1963 yılında İngiliz restoratör Michael Gough&#039;un restore ettiği &quot;Gülen Meryem Ana&quot; freskinin yer aldığını anlatan Vali Çelik, şöyle devam etti:  &quot;Burada &#039;gülen&#039; ifadesiyle tek bir örnek. Bu yüzden Gümüşler Manastırı görülmeye değer bir yer. Manastırın dış kısmında 2 katlı yer altı şehri mevcut. Burası milattan sonra 8. ve 12. yüzyıllar arasında yapıldığı düşünülen ve o dönemde Kapadokya bölgesinde önemli olan bir yer. İç kısımda manastırın batı tarafında iki katlı yer altı şehri var. Bir kısmı daha önce mutfak olarak kullanmış. Bir kısmı kiler olarak kullanılmış. Niğde&#039;mizin en önemli turistlik yerlerinden Gümüşler Manastırı hem yapı hem de tarihi özellik itibarıyla dünyada ve Türkiye&#039;de tek. Bu açıdan da herkesi bu güzel eseri görmeye, gezmeye davet ediyoruz.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bqHTzjyZIU-NZdQ5EM66Uw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Gümüşler, Manastırı, Gülen, Meryem, Ana, freskiyle, dikkat, çekiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bqHTzjyZIU-NZdQ5EM66Uw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Gümüşler Manastırı " g meryem ana freskiyle dikkat><p>Hz. İsa, annesi Hz. Meryem ile Hristiyanlığın başlangıç dönemi ileri gelenlerinin resimlerinin duvarlarını süslediği kilisenin de yer aldığı Niğde'deki Gümüşler Manastırı, "Gülen Meryem Ana" freskiyle öne çıkıyor.</p>Merkeze 6 kilometre mesafedeki Gümüşler beldesinde, 8. ile 12. yüzyıl arasındaki dönemde yapıldığı tahmin edilen manastırda, kayadan oyma rahip odaları, mutfak, saklama küpleri, iki katlı yer altı şehri ve acil durumlarda saklanmak üzere yapılmış gizli bölmeler yer alıyor.  Gümüşler Manastırı'nda bulunan kilisenin duvarlarını Hz. İsa, annesi Hz. Meryem ile Hristiyanlığın başlangıç dönemi ileri gelenlerinin resimleri süslüyor.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7lexoOEHGU6EU1D_2CWn7Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><p>Kilisenin duvarına çizilen ve Anadolu'da tek örnek olduğu bilinen "Gülen Meryem Ana" freski ise ziyaretçileri cezbediyor.</p><p>Hz. İsa'nın doğumunun müjdelenmesi, dadılarının Hz. İsa'yı yıkaması, Hz. İsa'ya hediye sunulması, Hz. Meryem'in Hz. İsa'yı azizlere tanıtması, baş melekler Gabriel ve Mikail'in Hz. Meryem'e tanrı selamını iletmesi de fresklerle anlatılıyor.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ndYoBj3Ofky9b7dU_jgLMg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><p>Vali Cahit Çelik, tamamen kayadan oyma manastırın içinde 15 metre çapında, 14 metre yüksekliğinde bir avlu bulunduğunu, bu özelliğiyle bölgede tek olduğunu söyledi.</p><p>Kapadokya bölgesindeki kilise manastırlarının genelde mutfaklı ve yemekhaneli yapıldığını kaydeden Çelik, Gümüşler Manastırı'nın ise kare şeklinde, açık avlulu, tek yapı olduğunu vurguladı.</p><p>Çelik, manastırın doğusu, güneyi ile batısındaki kısımlarda mesken ve müştemilat olarak kullanılan alanlar olduğuna dikkati çekerek, "Kuzeyindeyse dünyada tek, sadece 'Gülen Meryem Ana' figürünün olduğu bir kilise mevcut. Aynı zamanda bu manastırın dış kısmında da yaklaşık 1,5 kilometre uzunluğunda yerleşimlerin olduğu bir alan var. Bu anlamda da Niğde, Kapadokya bölgesinde çok önemli bir şehir. Gümüşler Manastırı da bu anlamda ilimizin en önemli turistik değerlerinden biri, herkesi bu güzel ören yerini, bu güzel manastırı gezmeye, görmeye davet ediyoruz" diye konuştu.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8dSRhs6ma0KdKmPwwuZZaA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><p><strong>"TÜRKİYE'DE TEK"</strong></p><p>Kilise duvarında 1963 yılında İngiliz restoratör Michael Gough'un restore ettiği "Gülen Meryem Ana" freskinin yer aldığını anlatan Vali Çelik, şöyle devam etti:  "Burada 'gülen' ifadesiyle tek bir örnek. Bu yüzden Gümüşler Manastırı görülmeye değer bir yer. Manastırın dış kısmında 2 katlı yer altı şehri mevcut. Burası milattan sonra 8. ve 12. yüzyıllar arasında yapıldığı düşünülen ve o dönemde Kapadokya bölgesinde önemli olan bir yer. İç kısımda manastırın batı tarafında iki katlı yer altı şehri var. Bir kısmı daha önce mutfak olarak kullanmış. Bir kısmı kiler olarak kullanılmış. Niğde'mizin en önemli turistlik yerlerinden Gümüşler Manastırı hem yapı hem de tarihi özellik itibarıyla dünyada ve Türkiye'de tek. Bu açıdan da herkesi bu güzel eseri görmeye, gezmeye davet ediyoruz."</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Atatürk&amp;apos;ün Selanik&amp;apos;te doğduğu eve ziyaretçi yoğunluğu</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/ataturkun-selanikte-dogdugu-eve-ziyaretci-yogunlugu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/ataturkun-selanikte-dogdugu-eve-ziyaretci-yogunlugu</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye Cumhuriyeti&#039;nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk&#039;ün Selanik&#039;te doğup 7 yaşına kadar yaşadığı ev, Yunanistan tatili yapanların ve Türkiye&#039;den düzenlenen özel turlarla gelenlerin özellikle ziyaret ettiği mekanlar arasında yer alıyor.Selanik Belediyesi Türkiye&#039;nin kuruluş yıl dönümü vesilesiyle 1933&#039;te satın alıp Mustafa Kemal Atatürk&#039;e hediye etmeye karar verdiği evin anahtarı Türkiye&#039;nin Selanik Başkonsolosluğuna 1937&#039;de teslim edildi.Kapılarını ziyaretçilerine 1953&#039;te müze olarak açan ev, 2012&#039;deki kapsamlı restorasyonun ardından şimdiki halini aldı.  Türkiye&#039;den ve dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçileri ağırlayan ev, özellikle yaz dönemlerinde Yunanistan&#039;da tatil yapan Türklerin uğramadan geçmedikleri müzeler arasında yer alıyor. Türkiye&#039;den düzenlenen özel turlarla da her gün yüzlerce kişi evi ziyaret ediyor.Türkiye Cumhuriyeti Selanik Başkonsolosluğunun hemen yanında yer alan Atatürk Evi&#039;nin caddeye bakan dış cephesine Türkiye Cumhuriyeti&#039;nin kuruluşunun 10. yılı münasebetiyle 29 Ekim 1923&#039;te asılan &quot;Türkiye Cumhuriyeti müceddidi ve Balkan İttihadının müzahiri Gazi Mustafa Kemal Atatürk burada dünyaya gelmiştir&quot; yazılı mermer levha göze çarpıyor.  Ziyaretçileri, evin avlusunda Ali Rıza Efendi tarafından dikilen, Atatürk&#039;ün çocuk yaşlarındayken altında oyun oynadığı ağaç ile evin tarihçesini anlatan bir pano karşılıyor.ATATÜRK&#039;ÜN DOĞDUĞU ODA ZİYARETÇİLERİ DUYGULANDIRIYORÜç kattan oluşan binanın zemin katında &quot;Atatürk ve Çocuk Odası&quot; yer alıyor. Üst katlarda sofalarda evin eski teşhir düzenini gösteren maketler sergilenirken, birinci katta &quot;Selanik Odası&quot;, &quot;Manastır Odası&quot;, ikinci katta &quot;İstanbul Odası&quot; ve &quot;Ankara Odası&quot; olarak isimlendirilen odalarda, Atatürk&#039;ün hayatının geçtiği şehirleri tanıtan ve onun hayatını anlatan bilgi panoları bulunuyor. &quot;Ankara Odası&quot;nda, Atatürk&#039;ün Cumhurbaşkanı olduğu döneme ait koltuğa oturmuş heykeli de yer alıyor.  Ziyaretçiler, Atatürk&#039;ün hayatını anlatan panoları, fotoğrafları, kişisel eşyalarını, kıyafetlerini tek tek inceliyor. Ziyaretçilere duygusal anlar yaşatan evde Atatürk ile annesi Zübeyde Hanım&#039;ın silikon heykellerini ve Atatürk&#039;ün doğduğu odadaki &quot;Atatürk bu odada dünyaya gözlerini açtı, İstanbul&#039;da kapadı&quot; yazısını gören çoğu Türk gözyaşlarına hakim olamıyor.Ziyaretini tamamlayan konuklar, evin hemen karşısında sıralı Atatürk Evi&#039;ni anımsatan hediyelik eşyalar satan dükkanlara uğruyor, birer bardak Türk çayı eşliğinde evi bir de uzaktan seyrediyor.  Yoğunluğun yaşandığı tarihi ev pazartesi hariç her gün 10.00 ila 17.00 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor.Atatürk Evi&#039;nin ziyaretçilerinden olan ve alçıya alınan kırık ayağı nedeniyle değneklerine yaslanarak yürüyebilen Vural Evenk, İstanbul&#039;dan geldiğini belirterek, &quot;Koltuk değnekleri olsa da zorlanmadım. Bizim için Atatürk sevgisi ayrı bir şey, gelip görmek de ayrı bir şey. Buraya vize zorunluluğu var, gelemiyor çoğu vatandaş, biz gelebildik&quot; ifadelerini kullandı.Motosikletiyle İstanbul&#039;dan gelen Cenk Al ise &quot;Değişik oluyorsun, duyguların kabarıyor, tüylerin diken diken oluyor, vay diyorsun. Sırf bu ev için buraya geldim&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/B0wm6ZN-MUSOr_GNbOiIZQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Atatürkün, Selanikte, doğduğu, eve, ziyaretçi, yoğunluğu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/B0wm6ZN-MUSOr_GNbOiIZQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Atatürk'ün Selanik'te doğduğu eve ziyaretçi yoğunluğu"><p>Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün Selanik'te doğup 7 yaşına kadar yaşadığı ev, Yunanistan tatili yapanların ve Türkiye'den düzenlenen özel turlarla gelenlerin özellikle ziyaret ettiği mekanlar arasında yer alıyor.</p><p>Selanik Belediyesi Türkiye'nin kuruluş yıl dönümü vesilesiyle 1933'te satın alıp <strong>Mustafa Kemal Atatürk</strong>'e hediye etmeye karar verdiği evin anahtarı Türkiye'nin <strong>Selanik</strong> Başkonsolosluğuna 1937'de teslim edildi.</p><p>Kapılarını ziyaretçilerine 1953'te müze olarak açan ev, 2012'deki kapsamlı restorasyonun ardından şimdiki halini aldı.  Türkiye'den ve dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçileri ağırlayan ev, özellikle yaz dönemlerinde Yunanistan'da tatil yapan Türklerin uğramadan geçmedikleri müzeler arasında yer alıyor. Türkiye'den düzenlenen özel turlarla da her gün yüzlerce kişi evi ziyaret ediyor.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LZRT9tOyQEKGBo5RHtHFGg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="">Türkiye Cumhuriyeti Selanik Başkonsolosluğunun hemen yanında yer alan Atatürk Evi'nin caddeye bakan dış cephesine Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun 10. yılı münasebetiyle 29 Ekim 1923'te asılan "Türkiye Cumhuriyeti müceddidi ve Balkan İttihadının müzahiri Gazi Mustafa Kemal Atatürk burada dünyaya gelmiştir" yazılı mermer levha göze çarpıyor.  Ziyaretçileri, evin avlusunda Ali Rıza Efendi tarafından dikilen, Atatürk'ün çocuk yaşlarındayken altında oyun oynadığı ağaç ile evin tarihçesini anlatan bir pano karşılıyor.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/W9nVJT7bP0mnfY6RDRraUg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><p><strong>ATATÜRK'ÜN DOĞDUĞU ODA ZİYARETÇİLERİ DUYGULANDIRIYOR</strong></p><p>Üç kattan oluşan binanın zemin katında "Atatürk ve Çocuk Odası" yer alıyor. Üst katlarda sofalarda evin eski teşhir düzenini gösteren maketler sergilenirken, birinci katta "Selanik Odası", "Manastır Odası", ikinci katta "İstanbul Odası" ve "Ankara Odası" olarak isimlendirilen odalarda, Atatürk'ün hayatının geçtiği şehirleri tanıtan ve onun hayatını anlatan bilgi panoları bulunuyor. "Ankara Odası"nda, Atatürk'ün Cumhurbaşkanı olduğu döneme ait koltuğa oturmuş heykeli de yer alıyor.  Ziyaretçiler, Atatürk'ün hayatını anlatan panoları, fotoğrafları, kişisel eşyalarını, kıyafetlerini tek tek inceliyor. Ziyaretçilere duygusal anlar yaşatan evde Atatürk ile annesi Zübeyde Hanım'ın silikon heykellerini ve Atatürk'ün doğduğu odadaki "Atatürk bu odada dünyaya gözlerini açtı, İstanbul'da kapadı" yazısını gören çoğu Türk gözyaşlarına hakim olamıyor.</p><p>Ziyaretini tamamlayan konuklar, evin hemen karşısında sıralı Atatürk Evi'ni anımsatan hediyelik eşyalar satan dükkanlara uğruyor, birer bardak Türk çayı eşliğinde evi bir de uzaktan seyrediyor.  Yoğunluğun yaşandığı tarihi ev pazartesi hariç her gün 10.00 ila 17.00 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Fi3Xi7MbTUqDuoAnrew-aQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><p>Atatürk Evi'nin ziyaretçilerinden olan ve alçıya alınan kırık ayağı nedeniyle değneklerine yaslanarak yürüyebilen Vural Evenk, İstanbul'dan geldiğini belirterek, "Koltuk değnekleri olsa da zorlanmadım. Bizim için Atatürk sevgisi ayrı bir şey, gelip görmek de ayrı bir şey. Buraya vize zorunluluğu var, gelemiyor çoğu vatandaş, biz gelebildik" ifadelerini kullandı.</p><p>Motosikletiyle İstanbul'dan gelen Cenk Al ise "Değişik oluyorsun, duyguların kabarıyor, tüylerin diken diken oluyor, vay diyorsun. Sırf bu ev için buraya geldim" dedi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Perinthos Antik Kenti&amp;apos;nde ortaya çıkarılan tiyatroda, heykel ve mezar bulundu</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/perinthos-antik-kentinde-ortaya-cikarilan-tiyatroda-heykel-ve-mezar-bulundu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/perinthos-antik-kentinde-ortaya-cikarilan-tiyatroda-heykel-ve-mezar-bulundu</guid>
<description><![CDATA[ Tekirdağ&#039;da Perinthos Antik Kenti&#039;nde, Trakya&#039;nın en büyüğü olarak belirtilen tiyatroda yeni buluntular ortaya çıkarıldı. Kazı Başkanı Prof. Dr. Zeynep Koçel Erdem, &quot;Bu sene çok farklı buluntular geliyor. Heykel parçaları, mimari süsleme parçaları, sahne binasına ait çok özenilmiş süsleme parçaları, freskler, renkli mermerler. Ve yine eksi 1 metrede bir heykel buluntumuz ve bir mezar var. Tekil bir mezar. Tabii bütün bunları çok dikkatli kazmak gerekiyor, buluntuların kaybedilmemesi açısından&quot; dedi.Marmaraereğlisi ilçesi Bayraktepe mevkisindeki Perinthos Antik Kenti&#039;nin ortaya çıkarılması için 2021 yılında başlatılan kazı çalışmaları sürüyor. Kentin tepe kısmındaki 1,5 kilometre uzunluğunda 500 metre genişliğindeki alanda bulunan kalıntılar arasında Trakya&#039;nın en büyüğü olduğu belirtilen tiyatro, ortaya çıkarıldı.
Kazı Başkanı, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Zeynep Koçel Erdem, çalışmalara 2022 yılından itibaren tiyatro bölümüne odaklandıklarını belirtti.Buradaki kazıların sürdüğünü söyleyen Prof. Dr. Erdem, &quot;Ancak çok büyük bir antik kentten söz ediyoruz. Burası &#039;Trakya Eyaleti&#039;nin başkenti. Trakya&#039;nın en önemli, sadece Türkiye Trakya&#039;sı değil, bütün Antik Trakya&#039;nın en önemli antik kentlerinden biri. Hakimiyet alanı çok geniş bir alana yayılıyor. Teritoryumu ve iki büyük limanı, nekropol alanları ve akropolis kısmı yani büyük tapınakların kamu yapılarının bulunduğu ve tiyatronun da bulunduğu kısım. Ayrıca aşağı şehir kısmı mevcut. Aşağı şehir de bugünkü modern yerleşim. Dolayısıyla çok büyük bir antik kent&quot; diye konuştu.Çalıştıkları alanın Trakya&#039;nın tek bilinen tiyatrosu olduğunu söyleyen Prof. Dr. Erdem, &quot;Anadolu&#039;nun büyük tiyatrolarıyla yarışacak, boy ölçüşebilecek kadar büyük. 140-110 metrelik ölçüleriyle oldukça heybetli ve her ne kadar oturma sıralarına ait taşlar yerinde olmasa da eksi 5 metrede biz bunlara ulaştık. Şimdi bu demek ki tiyatro üzerinde 5-6 metrelik bir dolgu var. Bu dolguyu kaldırmak durumundayız. Sahne binasından başladık ve sahne binasının ortaya çıkartılması için. Ancak dolgunun çok dikkatli kaldırılması gerekmekte. Çünkü bu sene mesela çok farklı buluntular geliyor&quot; dedi.Prof. Dr. Erdem sözlerine şöyle devam etti:
&quot;Heykel parçaları, mimari süsleme parçaları, sahne binasına ait çok özenilmiş süsleme parçaları, freskler, renkli mermerler. Ve yine hemen eksi 1 metrede bir heykel buluntumuz ve bir mezar var. Tekil bir mezar. Tabii bütün bunları çok dikkatli kazmak gerekiyor. Buluntuların kaybedilmemesi açısından. İş gücü, insan gücüyle yapılan bir iş bu. Dolayısıyla bu kadar büyük bir alanı çok fazla sayıda işçiyle ancak daha hızlı kazabiliriz. Ama özellikle şunu belirtmek gerek. Yani hız önemli değil. Hızlı kazıp açığa çıkarmak önemli değil. Buluntu kaçırmamak önemli. Ama bu boyutta bir yapı için çok daha fazla sayıda iş gücüne dolayısıyla işçiye ihtiyacımız var&quot; ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Erdem, 20&#039;si öğrenci, 60&#039;ı işçi 80 kişiyle kazı çalışmalarını sürdürdüklerini belirterek, &quot;Ama bu boyutlu bir yapı için o da yeterli değil. Daha çok hızlanması için, daha çok desteğe, maddi desteğe ve iş gücüne, işçiye ihtiyacımız var.&quot; dedi.Prof. Dr. Erdem, çok dikkatli çalıştıklarını söyleyerek, &quot;En az 150 veya üzerindeki işçi sayısıyla bu alanlar daha hızlı açılabilir. Desteklerimiz var tabii ki. Başta Kültür Bakanlığı olmak üzere. Bu sene Kültür Bakanımızın Geleceğe Miras Projesi kapsamındaki desteğini umut ediyoruz. Bunun dışında geçen senelerde Türk Tarih Kurumu destek vermişti. Ve tabii ki üniversitemiz Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Rektörlüğü Bilimsel Araştırma Projesi biriminin destekleri var. Bunun dışında çeşitli kamu kuruluşlarının, çeşitli firmaların destekleri var. Esas destek de belediyemizden. Ancak bu destekler kentin tümünü, antik alanların hepsini açmak için tabii ki yeterli değil. Yine kazısını sürdürmekte olduğumuz tiyatro bazında konuşursak çok daha fazla işçiye ihtiyacımız var ve daha çok desteğe ihtiyacımız var&quot; diye konuştu.Kazıda konuk uzmanlar ve bilimsel ekibin 40 kişiyi bulduğunu söyleyen Prof. Dr. Erdem, &quot;Bu ekip içerisinde jeofizik çalışmaları yapan hocalarımız var. Mimari belgelemeler yapılıyor. Su altı araştırmaları yapılıyor. Antropolojik incelemeler, hayvan kemikleri incelemeleri ve restorasyon işlemleri de uzmanlarımız tarafından yapılıyor. Kazı tamamen bittiğinde bölge, turizm açısından önemli bir bölge olacak. Antik kentin tamamının ortaya çıkartılması tabii ki çok büyük zaman alacak. Ama yapı bazında, örneğin çalışmakta olduğumuz tiyatronun ortaya çıkartılması bile büyük ses getirecektir. Trakya&#039;mız tarımıyla, sanayisiyle ön planda, neden turizmiyle ön planda olması. Dolayısıyla bu tür bir yapının, bir antik kentin de bir prestij yapısının ortaya çıkartılması insanlarımız üzerinde çok olumlu bir etki yaratacağını düşünüyorum ve hem kültürel hem de turizm anlamında da büyük ses getireceğini düşünüyorum&quot; ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rSFTnq3OL0K-Li0zLh69Bw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Perinthos, Antik, Kentinde, ortaya, çıkarılan, tiyatroda, heykel, mezar, bulundu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rSFTnq3OL0K-Li0zLh69Bw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Perinthos Antik Kenti'nde ortaya çıkarılan tiyatroda, heykel ve mezar bulundu"><p>Tekirdağ'da Perinthos Antik Kenti'nde, Trakya'nın en büyüğü olarak belirtilen tiyatroda yeni buluntular ortaya çıkarıldı. Kazı Başkanı Prof. Dr. Zeynep Koçel Erdem, "Bu sene çok farklı buluntular geliyor. Heykel parçaları, mimari süsleme parçaları, sahne binasına ait çok özenilmiş süsleme parçaları, freskler, renkli mermerler. Ve yine eksi 1 metrede bir heykel buluntumuz ve bir mezar var. Tekil bir mezar. Tabii bütün bunları çok dikkatli kazmak gerekiyor, buluntuların kaybedilmemesi açısından" dedi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LA5N-A9-tEe08x8KvY4cOQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Marmaraereğlisi ilçesi Bayraktepe mevkisindeki Perinthos Antik Kenti'nin ortaya çıkarılması için 2021 yılında başlatılan kazı çalışmaları sürüyor. Kentin tepe kısmındaki 1,5 kilometre uzunluğunda 500 metre genişliğindeki alanda bulunan kalıntılar arasında Trakya'nın en büyüğü olduğu belirtilen tiyatro, ortaya çıkarıldı.
Kazı Başkanı, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Zeynep Koçel Erdem, çalışmalara 2022 yılından itibaren tiyatro bölümüne odaklandıklarını belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ogd53P5-HEu2hOZEOAa7Zg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Buradaki kazıların sürdüğünü söyleyen Prof. Dr. Erdem, "Ancak çok büyük bir antik kentten söz ediyoruz. Burası 'Trakya Eyaleti'nin başkenti. Trakya'nın en önemli, sadece Türkiye Trakya'sı değil, bütün Antik Trakya'nın en önemli antik kentlerinden biri. Hakimiyet alanı çok geniş bir alana yayılıyor. Teritoryumu ve iki büyük limanı, nekropol alanları ve akropolis kısmı yani büyük tapınakların kamu yapılarının bulunduğu ve tiyatronun da bulunduğu kısım. Ayrıca aşağı şehir kısmı mevcut. Aşağı şehir de bugünkü modern yerleşim. Dolayısıyla çok büyük bir antik kent" diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PqoFNtlmCk6PP1iQlt-0wQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çalıştıkları alanın Trakya'nın tek bilinen tiyatrosu olduğunu söyleyen Prof. Dr. Erdem, "Anadolu'nun büyük tiyatrolarıyla yarışacak, boy ölçüşebilecek kadar büyük. 140-110 metrelik ölçüleriyle oldukça heybetli ve her ne kadar oturma sıralarına ait taşlar yerinde olmasa da eksi 5 metrede biz bunlara ulaştık. Şimdi bu demek ki tiyatro üzerinde 5-6 metrelik bir dolgu var. Bu dolguyu kaldırmak durumundayız. Sahne binasından başladık ve sahne binasının ortaya çıkartılması için. Ancak dolgunun çok dikkatli kaldırılması gerekmekte. Çünkü bu sene mesela çok farklı buluntular geliyor" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M0Xr66jO80S7W4uaALbMgA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Prof. Dr. Erdem sözlerine şöyle devam etti:
"Heykel parçaları, mimari süsleme parçaları, sahne binasına ait çok özenilmiş süsleme parçaları, freskler, renkli mermerler. Ve yine hemen eksi 1 metrede bir heykel buluntumuz ve bir mezar var. Tekil bir mezar. Tabii bütün bunları çok dikkatli kazmak gerekiyor. Buluntuların kaybedilmemesi açısından. İş gücü, insan gücüyle yapılan bir iş bu. Dolayısıyla bu kadar büyük bir alanı çok fazla sayıda işçiyle ancak daha hızlı kazabiliriz. Ama özellikle şunu belirtmek gerek. Yani hız önemli değil. Hızlı kazıp açığa çıkarmak önemli değil. Buluntu kaçırmamak önemli. Ama bu boyutta bir yapı için çok daha fazla sayıda iş gücüne dolayısıyla işçiye ihtiyacımız var" ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Erdem, 20'si öğrenci, 60'ı işçi 80 kişiyle kazı çalışmalarını sürdürdüklerini belirterek, "Ama bu boyutlu bir yapı için o da yeterli değil. Daha çok hızlanması için, daha çok desteğe, maddi desteğe ve iş gücüne, işçiye ihtiyacımız var." dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H9RG3CQy9Eim0AOP1acv4Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Prof. Dr. Erdem, çok dikkatli çalıştıklarını söyleyerek, "En az 150 veya üzerindeki işçi sayısıyla bu alanlar daha hızlı açılabilir. Desteklerimiz var tabii ki. Başta Kültür Bakanlığı olmak üzere. Bu sene Kültür Bakanımızın Geleceğe Miras Projesi kapsamındaki desteğini umut ediyoruz. Bunun dışında geçen senelerde Türk Tarih Kurumu destek vermişti. Ve tabii ki üniversitemiz Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Rektörlüğü Bilimsel Araştırma Projesi biriminin destekleri var. Bunun dışında çeşitli kamu kuruluşlarının, çeşitli firmaların destekleri var. Esas destek de belediyemizden. Ancak bu destekler kentin tümünü, antik alanların hepsini açmak için tabii ki yeterli değil. Yine kazısını sürdürmekte olduğumuz tiyatro bazında konuşursak çok daha fazla işçiye ihtiyacımız var ve daha çok desteğe ihtiyacımız var" diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xn84Xf8EakulZm3oktHjsA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kazıda konuk uzmanlar ve bilimsel ekibin 40 kişiyi bulduğunu söyleyen Prof. Dr. Erdem, "Bu ekip içerisinde jeofizik çalışmaları yapan hocalarımız var. Mimari belgelemeler yapılıyor. Su altı araştırmaları yapılıyor. Antropolojik incelemeler, hayvan kemikleri incelemeleri ve restorasyon işlemleri de uzmanlarımız tarafından yapılıyor. Kazı tamamen bittiğinde bölge, turizm açısından önemli bir bölge olacak. Antik kentin tamamının ortaya çıkartılması tabii ki çok büyük zaman alacak. Ama yapı bazında, örneğin çalışmakta olduğumuz tiyatronun ortaya çıkartılması bile büyük ses getirecektir. Trakya'mız tarımıyla, sanayisiyle ön planda, neden turizmiyle ön planda olması. Dolayısıyla bu tür bir yapının, bir antik kentin de bir prestij yapısının ortaya çıkartılması insanlarımız üzerinde çok olumlu bir etki yaratacağını düşünüyorum ve hem kültürel hem de turizm anlamında da büyük ses getireceğini düşünüyorum" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZS7qeaKsZEOuTc1FpA7e9w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Figürlü sıcak hava balonları Ürgüp semalarını renklendirdi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/figurlu-sicak-hava-balonlari-urgup-semalarini-renklendirdi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/figurlu-sicak-hava-balonlari-urgup-semalarini-renklendirdi</guid>
<description><![CDATA[ Kültür ve Turizm Bakanlığınca düzenlenen &quot;Nevşehir Kültür Yolu Festivali&quot;ne Türkiye&#039;nin yanı sıra 17 ülkeden katılan figürlü sıcak hava balonları Nevşehir&#039;in Ürgüp ilçesinde gösteri uçuşu gerçekleştirdi.Kültür ve Turizm Bakanlığınca bu yıl 16 şehirde gerçekleştirilen &quot;Kültür Yolu Festivalleri&quot;nin yedinci ayağı olan Nevşehir, 3 Ağustos&#039;tan beri çeşitli etkinliklere ev sahipliği yapıyor.Festival kapsamında, Nevşehir kent merkezi ile ilçe ve beldelerdeki farklı mekanlarda konser, sergi, gastronomi ve atölye çalışması, söyleşi ve tiyatro etkinlikleri düzenleniyor.Türkiye, Avusturya, Azerbaycan, Belçika, Brezilya, İngiltere, Fransa, Almanya, Hollanda, Litvanya, Makedonya, Moldova, Polonya, Portekiz, Slovakya, Slovenya, İspanya, İsviçre&#039;den etkinlik için bölgeye davet edilen ve çeşitli figürleri içeren sıcak hava balonları Ürgüp Festival Alanı&#039;nda sabah erken saatlere görevlilerce hazırlandı. Vatandaşların ilgi gösterdiği gösteri uçuşu için peş peşe gökyüzüne yükselen balonlar, yaklaşık bir saat boyunca ilçe semalarında dolaştı.Festivale Moldova&#039;dan katılan balon pilotu Evgheni Costiuc, Kapadokya&#039;nın ilgi çekici bir manzaraya sahip olduğunu, iki gündür bölgede uçuş yapmaktan keyif aldığını belirterek, &quot;Buraya davet edilmekten dolayı çok mutluyum. Kapadokya&#039;ya gelmek hep aklımdaydı. Burası çok güzel bir yer&quot; dedi.Hollanda&#039;dan katılım sağlayan balon pilotu Dinie Bosma da Kapadokya&#039;nın sahip olduğu doğal güzellikler içinde uçuş yapmanın kendisini mutlu ettiğini söyledi.  Figürlü sıcak hava balonları, hava koşullarının uygun olması halinde hafta sonunda Göreme beldesinde peribacalarıyla kaplı vadilerin çevresinde gösteri uçuşuna devam edecek. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ydz--3bOtU2CmOIFU54Bjw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Figürlü, sıcak, hava, balonları, Ürgüp, semalarını, renklendirdi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ydz--3bOtU2CmOIFU54Bjw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Figürlü sıcak hava balonları Ürgüp semalarını renklendirdi"><p>Kültür ve Turizm Bakanlığınca düzenlenen "Nevşehir Kültür Yolu Festivali"ne Türkiye'nin yanı sıra 17 ülkeden katılan figürlü sıcak hava balonları Nevşehir'in Ürgüp ilçesinde gösteri uçuşu gerçekleştirdi.</p><p>Kültür ve Turizm Bakanlığınca bu yıl 16 şehirde gerçekleştirilen "Kültür Yolu Festivalleri"nin yedinci ayağı olan Nevşehir, 3 Ağustos'tan beri çeşitli etkinliklere ev sahipliği yapıyor.</p><p>Festival kapsamında, Nevşehir kent merkezi ile ilçe ve beldelerdeki farklı mekanlarda konser, sergi, gastronomi ve atölye çalışması, söyleşi ve tiyatro etkinlikleri düzenleniyor.</p><p>Türkiye, Avusturya, Azerbaycan, Belçika, Brezilya, İngiltere, Fransa, Almanya, Hollanda, Litvanya, Makedonya, Moldova, Polonya, Portekiz, Slovakya, Slovenya, İspanya, İsviçre'den etkinlik için bölgeye davet edilen ve çeşitli figürleri içeren sıcak hava balonları Ürgüp Festival Alanı'nda sabah erken saatlere görevlilerce hazırlandı. </p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/c4EqPbLo8Ua1DpcxyfU65g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><p>Vatandaşların ilgi gösterdiği gösteri uçuşu için peş peşe gökyüzüne yükselen balonlar, yaklaşık bir saat boyunca ilçe semalarında dolaştı.</p><p>Festivale Moldova'dan katılan balon pilotu Evgheni Costiuc, Kapadokya'nın ilgi çekici bir manzaraya sahip olduğunu, iki gündür bölgede uçuş yapmaktan keyif aldığını belirterek, "Buraya davet edilmekten dolayı çok mutluyum. Kapadokya'ya gelmek hep aklımdaydı. Burası çok güzel bir yer" dedi.</p><p>Hollanda'dan katılım sağlayan balon pilotu Dinie Bosma da Kapadokya'nın sahip olduğu doğal güzellikler içinde uçuş yapmanın kendisini mutlu ettiğini söyledi.  Figürlü sıcak hava balonları, hava koşullarının uygun olması halinde hafta sonunda Göreme beldesinde peribacalarıyla kaplı vadilerin çevresinde gösteri uçuşuna devam edecek. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yurt dışına çıkacaklar dikkat! Yeni harç tutarı ile ilgili açıklama</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/yurt-disina-cikacaklar-dikkat-yeni-harc-tutari-ile-ilgili-aciklama</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/yurt-disina-cikacaklar-dikkat-yeni-harc-tutari-ile-ilgili-aciklama</guid>
<description><![CDATA[ Yurt dışı çıkış harcı pazartesi gününden itibaren 500 liraya yükselecek. Yeni harç ücreti 12 Ağustos&#039;tan önce yatırılabilecek.Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB), yeni harç tutarı ile ilgili açıklama yaptı.  GİB&#039;den yapılan yazılı açıklamada, 12 Ağustos&#039;tan itibaren (bu tarih dahil) yurt dışına çıkış yapacak vatandaşlarca ödenecek harç tutarının 500 lira olarak belirlendiği anımsatıldı.  Söz konusu tarihten itibaren yurt dışına çıkacak vatandaşların sınır kapılarında mağduriyet yaşamamaları açısından, harçların 12 Ağustos beklenmeden ödenmesine imkan sağlandığı belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:  &quot;Bu çerçevede, 12 Ağustos 2024 tarihi saat 00.00&#039;dan itibaren yapılacak yurt dışına çıkışlar için bu tarihten önce vergi dairelerinden ya da Dijital Vergi Dairesi&#039;nin dijital.gib.gov.tr adresindeki web uygulaması üzerinden seyahat tarihi belirtilmek suretiyle 500 lira tutarındaki harç ödemesi gerçekleştirilebilecektir.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wI0OyF0EQka_ruxsMb8EXg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Yurt, dışına, çıkacaklar, dikkat, Yeni, harç, tutarı, ile, ilgili, açıklama</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wI0OyF0EQka_ruxsMb8EXg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Yurt dışına çıkacaklar dikkat! Yeni harç tutarı ile ilgili açıklama"><p>Yurt dışı çıkış harcı pazartesi gününden itibaren 500 liraya yükselecek. Yeni harç ücreti 12 Ağustos'tan önce yatırılabilecek.</p>Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB), yeni harç tutarı ile ilgili açıklama yaptı.  GİB'den yapılan yazılı açıklamada, 12 Ağustos'tan itibaren (bu tarih dahil) yurt dışına çıkış yapacak vatandaşlarca ödenecek harç tutarının 500 lira olarak belirlendiği anımsatıldı.  Söz konusu tarihten itibaren yurt dışına çıkacak vatandaşların sınır kapılarında mağduriyet yaşamamaları açısından, harçların 12 Ağustos beklenmeden ödenmesine imkan sağlandığı belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:  "Bu çerçevede, 12 Ağustos 2024 tarihi saat 00.00'dan itibaren yapılacak yurt dışına çıkışlar için bu tarihten önce vergi dairelerinden ya da Dijital Vergi Dairesi'nin dijital.gib.gov.tr adresindeki web uygulaması üzerinden seyahat tarihi belirtilmek suretiyle 500 lira tutarındaki harç ödemesi gerçekleştirilebilecektir."]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türklere en kolay Schengen vizesi veren ülkeler 2024: Türk vatandaşlarına en kolay ve en çok vize onayı veren ülkeler listesi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/turklere-en-kolay-schengen-vizesi-veren-ulkeler-2024-turk-vatandaslarina-en-kolay-ve-en-cok-vize-onayi-veren-ulkeler-listesi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/turklere-en-kolay-schengen-vizesi-veren-ulkeler-2024-turk-vatandaslarina-en-kolay-ve-en-cok-vize-onayi-veren-ulkeler-listesi</guid>
<description><![CDATA[ Türk vatandaşlarına en kolay ve en çok Schengen vizesi veren ülkeler listesi, Avrupa&#039;ya seyahat etmek isteyen birçok kişinin gündeminde yer alıyor. SchengenVisaInfo tarafından yapılan araştırma sonrasında, Türk vatandaşlarına hangi Avrupa ülkelerinin kolay ve daha çok vize verdiği belli oldu. Peki, Türk vatandaşlarına en çok ve en kolay Schengen vizesi veren ülkeler listesi.Eğer Türk vatandaşıysanız ve Avrupa ülkelerine gitmek için Schengen vizesi almak istiyorsanız, bu haber sizi ilgilendiriyor. SchengenVisaInfo sitesi tarafından yapılan araştırma sonucunda, Türkler için Avrupa ülkeleri mercek altına alındı ve en kolay Schengen vizesi veren ülkeler, yüzdelik dilimlerle belirlendi.Türk vatandaşları, yapılan araştırma sonucunda belirlenen 5 Avrupa ülkesine daha kolay vize alabiliyor.İşte Türk vatandaşlarına en kolay Schengen vizesi onayı veren ülkelerin yüzdelikleri; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eigyUpThoUSw43pOTwMmPA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Türklere, kolay, Schengen, vizesi, veren, ülkeler, 2024:, Türk, vatandaşlarına, kolay, çok, vize, onayı, veren, ülkeler, listesi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eigyUpThoUSw43pOTwMmPA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Türklere en kolay Schengen vizesi veren ülkeler 2024: Türk vatandaşlarına en kolay ve en çok vize onayı veren ülkeler listesi"><p>Türk vatandaşlarına en kolay ve en çok Schengen vizesi veren ülkeler listesi, Avrupa'ya seyahat etmek isteyen birçok kişinin gündeminde yer alıyor. SchengenVisaInfo tarafından yapılan araştırma sonrasında, Türk vatandaşlarına hangi Avrupa ülkelerinin kolay ve daha çok vize verdiği belli oldu. Peki, Türk vatandaşlarına en çok ve en kolay Schengen vizesi veren ülkeler listesi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M-RhaCIum0OZv1fD3Ya8sA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eğer Türk vatandaşıysanız ve Avrupa ülkelerine gitmek için Schengen vizesi almak istiyorsanız, bu haber sizi ilgilendiriyor. SchengenVisaInfo sitesi tarafından yapılan araştırma sonucunda, Türkler için Avrupa ülkeleri mercek altına alındı ve en kolay Schengen vizesi veren ülkeler, yüzdelik dilimlerle belirlendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mgCp59XFyUK7EwvEHTBfqA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Türk vatandaşları, yapılan araştırma sonucunda belirlenen 5 Avrupa ülkesine daha kolay vize alabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u7zlkH_3SU6HAqHIeTbAng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İşte Türk vatandaşlarına en kolay Schengen vizesi onayı veren ülkelerin yüzdelikleri;</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cX2mBi0Lokuh_SLv-f_0aw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3zJujjtnsUyiOHA0Kl_oEQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0TyMxPSsz0Kwd5QbkIst8g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/O0tGkw7y_0WKPCHsJbOyhw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/61nvkKlaPEaVhno4197XIg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Van Gölü&amp;apos;nden çıkarılan Selçuklu mezar taşları ait oldukları yere taşındı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/van-goelunden-cikarilan-selcuklu-mezar-taslari-ait-olduklari-yere-tasindi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/van-goelunden-cikarilan-selcuklu-mezar-taslari-ait-olduklari-yere-tasindi</guid>
<description><![CDATA[ Yağışların azalması ve aşırı buharlaşma sonucu seviyesi düşen Van Gölü&#039;nün kıyı kesiminde geçen yıl ortaya çıkan Selçuklu dönemine ait şahideler (mezar taşları), Van Müzesi&#039;ndeki temizlik işlemlerinin ardından ait oldukları Selçuklu Mezarlığı&#039;na taşındı.Gevaş ilçesindeki en büyük ikinci Türk-İslam mezarlığı olan Selçuklu Mezarlığı&#039;ndan taşınan taşlarla yapılan ancak zamanla su altında kalan iskelede geçen yıl ortaya çıkan 35 mezar taşının Van Müzesi&#039;ndeki temizlik işlemleri tamamlandı. Müzenin taş laboratuvarında uzman ekip tarafından yürütülen çalışmayla 2 metrelik mezar taşları, Van Gölü&#039;nün tuzlu ve sodalı suyu ile yosunlardan arındırıldı.  Gözeneklerin kapatılması için koruyucu maddeler uygulanan ve üzerindeki yazı ile geleneksel motifleri yeniden ortaya çıkarılan taşlar, vinç yardımıyla kamyona alınarak ait oldukları Selçuklu Mezarlığı&#039;na taşındı. Mezarlıktaki kazıların bilimsel danışmanlığını yapan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ercan Çalış ve ekibince çözümlemeleri yapılacak taşlar, mezarlıkta konumlandırılarak korunması sağlanacak.  &quot;GELECEK NESİLLERE AKTARILMASI SAĞLANACAK&quot;  Müze müdürü Erdal Acar, AA muhabirine, tarihi mezar taşlarının Selçuklu Mezarlığı&#039;nın karşısındaki sahilde 1940&#039;lı yıllarda iskele yapımında kullanıldığını tespit ettiklerini söyledi.  Taşların koruma altına alınması için titiz bir çalışma yürüttüklerini anlatan Acar, &quot;Taşları gölden alarak müzedeki taş laboratuvarına götürdük. Arındırma havuzlarında 3-4 farklı işlemden geçirildi. Üzerlerinde biriken tuz ve soda maddelerinden arındırıldı. Mekanik temizlemeler yapıldı. Liken tabakaları, kararmalar temizlendi. Çalışmalar yaklaşık bir yıl sürdü.&quot; dedi. Taşları Selçuklu Mezarlığı&#039;nda korumaya devam edeceklerini belirten Acar, şunları kaydetti:  &quot;Taşlar ait oldukları yere kavuştu. Taşlar için ayrı bir düzenleme yaparak şehrimize gelen yerli ve yabancı turistlerin istifadesine sunacağız. Taşlar, yaklaşık 80 yıl sonra ait oldukları yere taşındı. (Mezarlıktaki) Orijinal yerleri bilinmediği için yeni bir uygulama yapılacak. Yaptığımız restorasyon ve konservasyon işlemleriyle bu taşların gelecek nesillere aktarılması sağlanacak.&quot;Doç. Dr. Ercan Çalış, &quot;Atalarımızdan kültürel miras olarak kalan ve yıllardır gölde atıl durumda olan taşların yeniden mezarlığa getirilmesi dünya kültürel mirası açısından oldukça önemli. Yakın bir zamanda taşlar, uygun görülen yerlerde konumlandırılacak. Böylece taşları koruma altına alacağız.&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ghyKIxYO8kGH1Ng8iYEsnw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Van, Gölünden, çıkarılan, Selçuklu, mezar, taşları, ait, oldukları, yere, taşındı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ghyKIxYO8kGH1Ng8iYEsnw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Van Gölü'nden çıkarılan Selçuklu mezar taşları ait oldukları yere taşındı"><p>Yağışların azalması ve aşırı buharlaşma sonucu seviyesi düşen Van Gölü'nün kıyı kesiminde geçen yıl ortaya çıkan Selçuklu dönemine ait şahideler (mezar taşları), Van Müzesi'ndeki temizlik işlemlerinin ardından ait oldukları Selçuklu Mezarlığı'na taşındı.</p><p>Gevaş ilçesindeki en büyük ikinci Türk-İslam mezarlığı olan Selçuklu Mezarlığı'ndan taşınan taşlarla yapılan ancak zamanla su altında kalan iskelede geçen yıl ortaya çıkan 35 mezar taşının Van Müzesi'ndeki temizlik işlemleri tamamlandı. Müzenin taş laboratuvarında uzman ekip tarafından yürütülen çalışmayla 2 metrelik mezar taşları, Van Gölü'nün tuzlu ve sodalı suyu ile yosunlardan arındırıldı.  Gözeneklerin kapatılması için koruyucu maddeler uygulanan ve üzerindeki yazı ile geleneksel motifleri yeniden ortaya çıkarılan taşlar, vinç yardımıyla kamyona alınarak ait oldukları Selçuklu Mezarlığı'na taşındı. Mezarlıktaki kazıların bilimsel danışmanlığını yapan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ercan Çalış ve ekibince çözümlemeleri yapılacak taşlar, mezarlıkta konumlandırılarak korunması sağlanacak.  <strong>"GELECEK NESİLLERE AKTARILMASI SAĞLANACAK"</strong>  Müze müdürü Erdal Acar, AA muhabirine, tarihi mezar taşlarının Selçuklu Mezarlığı'nın karşısındaki sahilde 1940'lı yıllarda iskele yapımında kullanıldığını tespit ettiklerini söyledi.  Taşların koruma altına alınması için titiz bir çalışma yürüttüklerini anlatan Acar, "Taşları gölden alarak müzedeki taş laboratuvarına götürdük. Arındırma havuzlarında 3-4 farklı işlemden geçirildi. Üzerlerinde biriken tuz ve soda maddelerinden arındırıldı. Mekanik temizlemeler yapıldı. Liken tabakaları, kararmalar temizlendi. Çalışmalar yaklaşık bir yıl sürdü." dedi. Taşları Selçuklu Mezarlığı'nda korumaya devam edeceklerini belirten Acar, şunları kaydetti:  "Taşlar ait oldukları yere kavuştu. Taşlar için ayrı bir düzenleme yaparak şehrimize gelen yerli ve yabancı turistlerin istifadesine sunacağız. Taşlar, yaklaşık 80 yıl sonra ait oldukları yere taşındı. (Mezarlıktaki) Orijinal yerleri bilinmediği için yeni bir uygulama yapılacak. Yaptığımız restorasyon ve konservasyon işlemleriyle bu taşların gelecek nesillere aktarılması sağlanacak."</p><p>Doç. Dr. Ercan Çalış, "Atalarımızdan kültürel miras olarak kalan ve yıllardır gölde atıl durumda olan taşların yeniden mezarlığa getirilmesi dünya kültürel mirası açısından oldukça önemli. Yakın bir zamanda taşlar, uygun görülen yerlerde konumlandırılacak. Böylece taşları koruma altına alacağız." diye konuştu. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bakan Ersoy: Eylül ayında çok değerli eserler Türkiye&amp;apos;ye gelecek</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/bakan-ersoy-eylul-ayinda-cok-degerli-eserler-turkiyeye-gelecek</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/bakan-ersoy-eylul-ayinda-cok-degerli-eserler-turkiyeye-gelecek</guid>
<description><![CDATA[ Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy, 2018&#039;den bu yana Türkiye&#039;nin nitelikli turist hedeflediğini ve bu alanda büyük başarılar katettiğini söyledi.Now Haber&#039;de Merve Yıldırım&#039;ın sunduğu &quot;Çalar Saat&quot; programına konuk olan Ersoy, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) grafikleri eşliğinde önceki yılların ve bu senenin turizm rakamlarına ilişkin bilgiler verdi.  Turizm gelirlerinde dolar bazında kişi başı gecelik harcamada hızlı bir artış olduğunu dile getiren Ersoy, &quot;Bu rakamın 2024&#039;ün ilk altı ayında 73 dolarlardan 98 dolara geldiğini görüyoruz. Yıl sonu hedefimiz 103 dolar. Veriler, buna yakın bir rakamda yıl sonunu kapatacağımızı gösteriyor.&quot; ifadesini kullandı.  Ersoy, Türkiye&#039;nin Covid-19 sonrası normalleşme döneminde en hızlı toparlanan ülkelerden biri olduğuna dikkati çekerek, &quot;Kişi başı gecelik gelirdeki olumlu etkinin toplam gelire yansımasını görüyorsunuz. 2019&#039;da toplam turizm gelirinde bir rekor kırmıştık. 2022 ve 2023&#039;te de rekor kırdık, bundan sonra hep rekor kararak gideceğiz demiştik. Geçen sene 56 milyar dolar hedefimiz vardı, 55,9 milyar dolarla kapattık. Yani aslında hedefe uygun bir şekilde geçen seneyi kapatmayı başardık, yine bir rekor kırıldı. Bu seneki hedefimiz 60 milyar dolar.&quot; bilgisini verdi.  Turizm gelirlerindeki artışı 2019&#039;da Turizm Geliştirme Ajansı&#039;nın kurulması ve pazar çeşitliliğinin arttırılmasına bağlayan Ersoy, Türkiye&#039;nin tanıtılması konusunda &quot;Devletten değil, devletle beraber&quot; stratejisinin uygulandığını belirtti.  &quot;GECE MÜZECİLİĞİ TURİZM GELİRİNİN TABANA YAYILMASI İÇİN ÖNEMLİ&quot;  Ersoy, turizmi çeşitlendirmek için bu yıl başlatılan gece müzeciliği uygulamasına ilişkin ise şunları söyledi:  &quot;Ziyaretçiler özellikle Antalya bölgesinde her şey dahil kampanyasından dolayı otellerde kalıyor. Bunun yanı sıra yazın çok sıcak oluyor, 40-45 derece bazen gündüz 50 dereceyi görüyorlar. Tabii turist doğal olarak havuzun başından, denizin başından dışarıya çıkıp esnafı görmüyor, gitmiyor ve oradaki arkeolojik noktaları gezmiyor. Onlar da önemli değerler, cazibe noktaları. O yüzden bu sene böyle bir pilot proje başlattık. Efes&#039;te, Hierapolis&#039;te, Galata Kulesi&#039;nde ve diğer birkaç noktada bu pilot projeyi başlattık. Şimdi uygulamayı görüyoruz.Uygulamadaki düzenlemelerin tekrar ayarlarını yapıp geliştireceğiz. Şu an 15 Haziran ile 15 Eylül arasında, yani havaların çok sıcak olduğu dönemde projeyi çalıştırmak çok mantıklı gözüküyor, 21.30&#039;a kadar girişleri serbest bırakıyoruz, 22.30&#039;a kadar açıyoruz. Bu alanları çok iyi aydınlattık. Ziyaretçilerimiz gün batımından sonra müzelere gelmeye devam ediyorlar. Arkeolojik noktaları gezdikten sonra öncesinde veya sonrasında da esnafla buluşma fırsatı buluyorlar. Turizm gelirinin tabana yayılması stratejisi bağlamında gece müzeciliği çok etkili oldu.&quot;  Türkiye genelindeki arkeolojik kazı çalışmalarında büyük ilerleme sağlandığının altını çizen Ersoy, kazı başkanlığı sayısının 2018&#039;den bu yana 147&#039;den 247&#039;ye yükseldiğini, kazı başkanlıklarına kaynak aktarımlarının 36 milyon liradan 1,2 milyar liraya çıktığını kaydetti.  Bakan Ersoy, bu yıl sonuna kadar kazı başkanlıklarına aktarılan bütçe miktarının 6 milyar lirayı bulmasını öngördüklerini söyledi.  &quot;EYLÜL AYINDA ÇOK DEĞERLİ ESERLER TÜRKİYE&#039;YE GELECEK&quot;  Tarihi eser kaçakçılığıyla mücadeleye ilişkin Ersoy, 2002&#039;den bu yana yaklaşık 12 bin 800 tarihi eserin yurt dışından Türkiye&#039;ye getirildiğini belirterek, &quot;Bunların yüzde 60&#039;lık bir kısmı, 8 bine yakını son 6 yılda ülkemize getirilmiş olanlar. Biz tarihi eser kaçakçılığında da stratejik bir değişikliğe gittik. Orası bir daireydi, biz daire başkanlığı seviyesine getirdik, rütbeleri yükselttik. Ayrıca oradaki uzman eleman sayısını üç katına çıkarttık.&quot; dedi.  Yüksek rütbeli ekiplerin karşı ülkede de aynı rütbedeki insanlarla muhatap olduklarını böylece süreçlerin daha hızlı ilerlediğini vurgulayan Ersoy, şunları kaydetti:  &quot;İkinci aşamada da uluslararası iade protokolü sayısını arttırdık. Şu anda 12 ülkeye çıktı, birçok ülkeyi de protokol yapması için zorluyoruz. Uluslararası iade protokolü sayesinde, normalde 8-10 yıl süren hukuki süreçler 7-8 ayda bitiyor. Milyonlarca dolar tutacak olan hukuki süreç harcamaları birkaç yüz bin dolarla bitiyor. Süreci çok hızlandırdık, meyvelerini toplamaya başladık. Şimdi ülkesini vermeyeyim ama eylül ayında çok değerli eserler ülkemize gelmeye başlayacak.&quot;  &quot;BU COĞRAFYADA YAŞIYORSANIZ KRİZ OLACAK&quot;  Bakan Ersoy, Instagram&#039;a getirilen erişim yasağının turizme etkilerine yönelik soruya, &quot;Görüşmeler devam ediyor, karşılıklı anlayışa ihtiyacımız var. Hızlı bir şekilde çözülür diye düşünüyorum. Biz her yerde olumlu haber olsun isteriz. Ne kadar olumlu haber bizim için o kadar faydalı.&quot; ifadeleriyle cevap verdi.  Pazar ve sezon çeşitliliğinin, bölgedeki olası krizlerin turizme olumsuz etkilerini hafifletme konusunda önemli olduğunu kaydeden Ersoy, &quot;Bu coğrafyada yaşıyorsanız geçmişte de krizlerle karşılaştınız, günümüzde de krizler olacak ve maalesef gelecekte de olacak. Önemli olan sektörlerinizi buna bağışıklık kazanmış hale g ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SuIH6VZYK0i7osB-FaI1Xg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Bakan, Ersoy:, Eylül, ayında, çok, değerli, eserler, Türkiyeye, gelecek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SuIH6VZYK0i7osB-FaI1Xg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Bakan Ersoy: Eylül ayında çok değerli eserler Türkiye'ye gelecek"><p>Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy, 2018'den bu yana Türkiye'nin nitelikli turist hedeflediğini ve bu alanda büyük başarılar katettiğini söyledi.</p><p>Now Haber'de Merve Yıldırım'ın sunduğu "Çalar Saat" programına konuk olan Ersoy, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) grafikleri eşliğinde önceki yılların ve bu senenin turizm rakamlarına ilişkin bilgiler verdi.  Turizm gelirlerinde dolar bazında kişi başı gecelik harcamada hızlı bir artış olduğunu dile getiren Ersoy, "Bu rakamın 2024'ün ilk altı ayında 73 dolarlardan 98 dolara geldiğini görüyoruz. Yıl sonu hedefimiz 103 dolar. Veriler, buna yakın bir rakamda yıl sonunu kapatacağımızı gösteriyor." ifadesini kullandı.  Ersoy, Türkiye'nin Covid-19 sonrası normalleşme döneminde en hızlı toparlanan ülkelerden biri olduğuna dikkati çekerek, "Kişi başı gecelik gelirdeki olumlu etkinin toplam gelire yansımasını görüyorsunuz. 2019'da toplam turizm gelirinde bir rekor kırmıştık. 2022 ve 2023'te de rekor kırdık, bundan sonra hep rekor kararak gideceğiz demiştik. Geçen sene 56 milyar dolar hedefimiz vardı, 55,9 milyar dolarla kapattık. Yani aslında hedefe uygun bir şekilde geçen seneyi kapatmayı başardık, yine bir rekor kırıldı. Bu seneki hedefimiz 60 milyar dolar." bilgisini verdi.  Turizm gelirlerindeki artışı 2019'da Turizm Geliştirme Ajansı'nın kurulması ve pazar çeşitliliğinin arttırılmasına bağlayan Ersoy, Türkiye'nin tanıtılması konusunda "Devletten değil, devletle beraber" stratejisinin uygulandığını belirtti.  <strong>"GECE MÜZECİLİĞİ TURİZM GELİRİNİN TABANA YAYILMASI İÇİN ÖNEMLİ"</strong>  Ersoy, turizmi çeşitlendirmek için bu yıl başlatılan gece müzeciliği uygulamasına ilişkin ise şunları söyledi:  "Ziyaretçiler özellikle Antalya bölgesinde her şey dahil kampanyasından dolayı otellerde kalıyor. Bunun yanı sıra yazın çok sıcak oluyor, 40-45 derece bazen gündüz 50 dereceyi görüyorlar. Tabii turist doğal olarak havuzun başından, denizin başından dışarıya çıkıp esnafı görmüyor, gitmiyor ve oradaki arkeolojik noktaları gezmiyor. Onlar da önemli değerler, cazibe noktaları. O yüzden bu sene böyle bir pilot proje başlattık. Efes'te, Hierapolis'te, Galata Kulesi'nde ve diğer birkaç noktada bu pilot projeyi başlattık. Şimdi uygulamayı görüyoruz.</p><p>Uygulamadaki düzenlemelerin tekrar ayarlarını yapıp geliştireceğiz. Şu an 15 Haziran ile 15 Eylül arasında, yani havaların çok sıcak olduğu dönemde projeyi çalıştırmak çok mantıklı gözüküyor, 21.30'a kadar girişleri serbest bırakıyoruz, 22.30'a kadar açıyoruz. Bu alanları çok iyi aydınlattık. Ziyaretçilerimiz gün batımından sonra müzelere gelmeye devam ediyorlar. Arkeolojik noktaları gezdikten sonra öncesinde veya sonrasında da esnafla buluşma fırsatı buluyorlar. Turizm gelirinin tabana yayılması stratejisi bağlamında gece müzeciliği çok etkili oldu."  Türkiye genelindeki arkeolojik kazı çalışmalarında büyük ilerleme sağlandığının altını çizen Ersoy, kazı başkanlığı sayısının 2018'den bu yana 147'den 247'ye yükseldiğini, kazı başkanlıklarına kaynak aktarımlarının 36 milyon liradan 1,2 milyar liraya çıktığını kaydetti.  Bakan Ersoy, bu yıl sonuna kadar kazı başkanlıklarına aktarılan bütçe miktarının 6 milyar lirayı bulmasını öngördüklerini söyledi.  <strong>"EYLÜL AYINDA ÇOK DEĞERLİ ESERLER TÜRKİYE'YE GELECEK"</strong>  Tarihi eser kaçakçılığıyla mücadeleye ilişkin Ersoy, 2002'den bu yana yaklaşık 12 bin 800 tarihi eserin yurt dışından Türkiye'ye getirildiğini belirterek, "Bunların yüzde 60'lık bir kısmı, 8 bine yakını son 6 yılda ülkemize getirilmiş olanlar. Biz tarihi eser kaçakçılığında da stratejik bir değişikliğe gittik. Orası bir daireydi, biz daire başkanlığı seviyesine getirdik, rütbeleri yükselttik. Ayrıca oradaki uzman eleman sayısını üç katına çıkarttık." dedi.  Yüksek rütbeli ekiplerin karşı ülkede de aynı rütbedeki insanlarla muhatap olduklarını böylece süreçlerin daha hızlı ilerlediğini vurgulayan Ersoy, şunları kaydetti:  "İkinci aşamada da uluslararası iade protokolü sayısını arttırdık. Şu anda 12 ülkeye çıktı, birçok ülkeyi de protokol yapması için zorluyoruz. Uluslararası iade protokolü sayesinde, normalde 8-10 yıl süren hukuki süreçler 7-8 ayda bitiyor. Milyonlarca dolar tutacak olan hukuki süreç harcamaları birkaç yüz bin dolarla bitiyor. Süreci çok hızlandırdık, meyvelerini toplamaya başladık. Şimdi ülkesini vermeyeyim ama eylül ayında çok değerli eserler ülkemize gelmeye başlayacak."  <strong>"BU COĞRAFYADA YAŞIYORSANIZ KRİZ OLACAK"</strong>  Bakan Ersoy, Instagram'a getirilen erişim yasağının turizme etkilerine yönelik soruya, "Görüşmeler devam ediyor, karşılıklı anlayışa ihtiyacımız var. Hızlı bir şekilde çözülür diye düşünüyorum. Biz her yerde olumlu haber olsun isteriz. Ne kadar olumlu haber bizim için o kadar faydalı." ifadeleriyle cevap verdi.  Pazar ve sezon çeşitliliğinin, bölgedeki olası krizlerin turizme olumsuz etkilerini hafifletme konusunda önemli olduğunu kaydeden Ersoy, "Bu coğrafyada yaşıyorsanız geçmişte de krizlerle karşılaştınız, günümüzde de krizler olacak ve maalesef gelecekte de olacak. Önemli olan sektörlerinizi buna bağışıklık kazanmış hale getirmektir." değerlendirmesinde bulundu.  Ersoy, geçen yılki 6 Şubat depremleri sonrası hasar gören kültür varlıklarının onarılması ve yeniden inşasına ilişkin ise, "Yaklaşık 2,5 milyar liralık bir bütçe ile Hatay Müzesi yeniden yapılandırılıyor. İnşallah onu da 2025 sonuna kadar tamamlayıp açmak istiyoruz. Bunun dışında Antakya'da kamu binaları dışında vatandaşa ve özel sektöre ait olan binalar da var. Bunların da yeniden inşası gerekiyor. Orada da bir hibe programı başlattık.</p><p>Hibe desteklerimizde proje desteğini 5 katına, yatırım desteğini 10 katına çıkarttık. Şu ana kadar hibe programına 1300'ün üzerinde başvuru var, 78'i hariç tamamı onaylandı. Hepsinin çalışmaları başladı. Tamamına yakın proje onayları çıktı. Uygulama destekleri açılmaya başlandı." bilgisini paylaştı.  <strong>"PASAPORTLARDA YETERİNCE SAYFA VAR"</strong>  Yurt dışı çıkışları için harç pulu ücretinin artırılması, pasaport sayfalarının az olmasına yönelik şikayetlere de değinen Ersoy, "Pasaportlar için benim tavsiyem şöyle, çıkış yaparken 'Kaşe vurmayın' derseniz vurmuyorlar. Aklınızda olsun. Yurt dışı polisi de vurmuyor, çıkarken de vurmayabilirsiniz. Sistemden okuttuğu zaman siz uyarırsanız kaşeyi vurmadan geçersiniz. Yani pasaportlarda yeterince sayfa var aslında." ifadesini kullandı.  Schengen vizesi başvurularındaki sıkıntılara ilişkin soru üzerine Ersoy, vize konusunun bütün dünyada büyük bir sorun olduğunu belirterek, "Özellikle Covid-19'dan sonra. Çok ciddi bir gecikmiş talep kayması da oldu. Ülkeler bununla ilgili birçok başvuru sistemlerini özelleştiriyorlar, geliştiriyorlar. İnşallah kısa bir şekilde çözülür.</p><p>Dışişleri Bakanlığı yoğun bir temas içinde. Ülke bazında konuşuyorlar en çok talebin olduğu ülkelerle ilgili. Mesela Yunanistan bir adım attı. Bu, ülke için de faydalı oluyor. Bizden turist akışında ciddi bir artış oldu. Ne kadar pratikleşirse, ne kadar kolaylaşırsa Türkiye'den turist akışında da o kadar ciddi bir artış olur." diye konuştu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çukurova Uluslararası Havalimanı yarın açılıyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/cukurova-uluslararasi-havalimani-yarin-aciliyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/cukurova-uluslararasi-havalimani-yarin-aciliyor</guid>
<description><![CDATA[ Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Çukurova Uluslararası Havalimanı&#039;nda yaptığı açıklamada, &quot;Yarın, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan&#039;ın teşrifleriyle açacağımız ülkemizin 58. havalimanı olan Çukurova Uluslararası Havalimanı ile ülkemizin havacılık alanındaki en önemli projelerinden birini daha başarıyla tamamlamanın gururunu yaşıyoruz.&quot; dedi.Çukurova Uluslararası Havalimanı&#039;nı inşa ederken eş zamanlı olarak bağlantı yolları çalışmalarını da başlattıklarının altını çizen Bakan Uraloğlu, &quot;Havalimanımızın karayolu bağlantısını sağlayan yolumuzu 15,9 kilometre uzunluğunda, bitümlü sıcak karışım kaplamalı bölünmüş yol standardında tamamladık. Havalimanımıza hem D-400 devlet yolundan hem de otoyoldan ulaşım sağlanacaktır.&quot; ifadelerini kullandı.Mersin-Adana-Osmaniye-Gaziantep Hızlı Tren Yolu Hattı ile entegre olacak demiryolu bağlantısı üzerinde ise çalışmaları yoğunlaştırdıklarını vurgulayan Bakan Uraloğlu, &quot;Hattımızı 2026 yılında hizmete açmayı hedefliyoruz.Demiryolu bağlantımız tamamlandığında hem Adana’dan hem de Mersin’den trene binen vatandaşlarımız Çukurova Uluslararası Havalimanı’na yaklaşık 23 dakikada hızlı, güvenli ve konforlu bir şekilde ulaşım sağlayabilecek.&quot; dedi.  Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle Türkiye’nin 58. havalimanı olan Çukurova Uluslararası Havalimanı’nın resmi açılışını yarın yapacaklarını bildirerek, &quot;Asya ve Avrupa arasındaki doğu-batı koridorunda doğal bir köprü olduğu gibi Kafkas ülkeleri ve Rusya’dan Afrika’ya uzanan kuzey güney koridorlarının da tam ortasında bulunan ülkemiz; 4 saatlik uçuş süresiyle 1,4 milyar insanın yaşadığı 67 ülkenin merkezinde muhteşem bir lokasyona sahiptir.&quot; dedi.Türkiye’nin eşsiz konumunun 2002 yılından itibaren yürütülen ulaşım politikaları ve faaliyetleriyle, dünyada en hızlı gelişim gösteren ülkelerden biri olduğunu söyleyen Bakan Uraloğlu, &quot;Dünyada ulaşamadığımız hiçbir nokta kalmayacak, hedefiyle hareket ederek ülkemizi; dünyanın en geniş uçuş ağına sahip ülkelerinden birine dönüştürdük.&quot; diye konuştu.   &quot;HAVAYOLU İLE SEYAHAT EDEN YOLCU SAYIMIZ 129 MİLYON 738 BİN 772’YE ULAŞTI&quot;  Bakan Uraloğlu, 2002’den bu yana aktif havalimanı sayısını yarın açılacak olan Çukurova Uluslararası Havalimanıyla birlikte 26’dan 58’e çıkardıklarını belirterek, 2053 hedefleri kapsamında da aktif havalimanı sayısını 61’e çıkaracaklarının altını çizdi.Uraloğlu, &quot;Dış hatlarda 50 ülkede 60 noktaya uçuş gerçekleştiriliyorken uçuş ağımıza 286 yeni nokta ekleyerek 131 ülkede 346 noktaya ulaştırdık. 2002’de iç ve dış hatlarda seyahat eden yaklaşık 34.5 milyon olan yolcu sayımızı da 2023 yılında 214 milyonun üstüne taşıdık.2024 yılı istatistiklerini incelediğimizde bu yıl yolcu sayısının daha da artacağını 230 milyon üstünde yolcu taşıyacağımızı öngörüyoruz.Bu yıl Temmuz sonu itibariyle; havayolu ile seyahat eden yolcu sayımız 129 milyon 738 bin 772’ye ulaştı. Bu sayı geçen yıl aynı dönemde yaklaşık 118 milyondu.&quot; ifadelerini kullandı.İstanbul Havalimanı’nın temmuz ayında da Avrupa’nın en yoğun havalimanı olarak yıllardır sahip olduğu birinciliği sürdürdüğünün altını çizen Uraloğlu, &quot;3 Ağustos’ta da Antalya Havalimanı’mızda iç ve dış hatlarda toplam 223 bin 217 yolcu ve bin 217 uçağa hizmet vererek, rekor kırdı.&quot; şeklinde konuştu.   &quot;ÇUKUROVA BÖLGESİNİN YÖRESEL KÜLTÜRÜNÜ YANSITAN MİMARİ DOKUNUŞLARLA MUHTEŞEM BİR ESER&quot;  Bakan Uraloğlu, havayolu sektörünün gücüne güç katacak Çukurova Uluslararası Havalimanı ile sivil havacılık sektörünün gelişimi adına yeni bir imza daha attıklarını vurgulayarak, “Ağaç formunda tasarlanan hava kontrol kulesi, Çukurova’nın narenciyesinden esinlenen turuncu rengi ve bölgenin simgesi pamuk motifleri ile süslü, Çukurova Bölgesinin yöresel kültürünü de yansıtan mimari dokunuşlarla bölgeye yakışan muhteşem bir eser oldu.” diye konuştu.  ÇUKUROVA ULUSLARARASI HAVALİMANI&#039;NIN ALTYAPI İNŞAATI ÖZ KAYNAKLARLA BİTİRİLDİ  Açılışı için bölge insanını daha fazla bekletmemek adına altyapı inşaatını öz kaynaklarla hızlıca bitirdiklerinin altını çizen Uraloğlu, “CAT-II standardında 3 bin 500 metre uzunluğunda ve 60 metre gövde genişliği ile ana pistimizi inşa ettik. Pistimiz bu durumuyla en geniş gövdeli yolcu uçaklarının dahi iniş ve kalkışına imkân sağlayacak. Yine altyapı projesi kapsamında; 3 bin 500 metre uzunluğunda ve 45 metre genişliği ile acil durumlar için de uygun olan yardımcı pisti, 2 adet yüksek sürat taksiyolu, 48 uçak kapasiteli yaklaşık 279 bin metrekare apronu, 21 uçak kapasiteli yaklaşık 56 bin metrekare genel havacılık apronu, 2 adet yer hizmetleri araç park yeri, nöbetçi kulübeleri ve çevre güvenlik yolu gibi imalatları da tamamladık.” dedi.  &quot;25 YIL İÇERİSİNDE DE 297 MİLYON 100 BİN EURO KİRA BEDELİ&quot;  Uraloğlu, 3 etap olarak yapımı projelendirilen havalimanının tüm etapların toplam sabit yatırım bedelinin yaklaşık 244 milyon 515 bin euro olduğunu söyleyerek, “244,5 milyon euro yatırımla hayata geçen havalimanımızdan 25 yıl içerisinde de 297 milyon 100 bin eur ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CuZEDygmL0CRRU54xXcFzQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Çukurova, Uluslararası, Havalimanı, yarın, açılıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CuZEDygmL0CRRU54xXcFzQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both&v=20240809134428381" class="type:primaryImage" alt="Çukurova Uluslararası Havalimanı yarın açılıyor"><p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Çukurova Uluslararası Havalimanı'nda yaptığı açıklamada, "Yarın, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın teşrifleriyle açacağımız ülkemizin 58. havalimanı olan Çukurova Uluslararası Havalimanı ile ülkemizin havacılık alanındaki en önemli projelerinden birini daha başarıyla tamamlamanın gururunu yaşıyoruz." dedi.</p><p>Çukurova Uluslararası Havalimanı'nı inşa ederken eş zamanlı olarak bağlantı yolları çalışmalarını da başlattıklarının altını çizen Bakan Uraloğlu, "Havalimanımızın karayolu bağlantısını sağlayan yolumuzu 15,9 kilometre uzunluğunda, bitümlü sıcak karışım kaplamalı bölünmüş yol standardında tamamladık. Havalimanımıza hem D-400 devlet yolundan hem de otoyoldan ulaşım sağlanacaktır." ifadelerini kullandı.</p><p>Mersin-Adana-Osmaniye-Gaziantep Hızlı Tren Yolu Hattı ile entegre olacak demiryolu bağlantısı üzerinde ise çalışmaları yoğunlaştırdıklarını vurgulayan Bakan Uraloğlu, "Hattımızı 2026 yılında hizmete açmayı hedefliyoruz.</p><p>Demiryolu bağlantımız tamamlandığında hem Adana’dan hem de Mersin’den trene binen vatandaşlarımız Çukurova Uluslararası Havalimanı’na yaklaşık 23 dakikada hızlı, güvenli ve konforlu bir şekilde ulaşım sağlayabilecek." dedi.  Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle Türkiye’nin 58. havalimanı olan Çukurova Uluslararası Havalimanı’nın resmi açılışını yarın yapacaklarını bildirerek, "Asya ve Avrupa arasındaki doğu-batı koridorunda doğal bir köprü olduğu gibi Kafkas ülkeleri ve Rusya’dan Afrika’ya uzanan kuzey güney koridorlarının da tam ortasında bulunan ülkemiz; 4 saatlik uçuş süresiyle 1,4 milyar insanın yaşadığı 67 ülkenin merkezinde muhteşem bir lokasyona sahiptir." dedi.</p><p>Türkiye’nin eşsiz konumunun 2002 yılından itibaren yürütülen ulaşım politikaları ve faaliyetleriyle, dünyada en hızlı gelişim gösteren ülkelerden biri olduğunu söyleyen Bakan Uraloğlu, "Dünyada ulaşamadığımız hiçbir nokta kalmayacak, hedefiyle hareket ederek ülkemizi; dünyanın en geniş uçuş ağına sahip ülkelerinden birine dönüştürdük." diye konuştu.   <strong>"HAVAYOLU İLE SEYAHAT EDEN YOLCU SAYIMIZ 129 MİLYON 738 BİN 772’YE ULAŞTI"</strong>  Bakan Uraloğlu, 2002’den bu yana aktif havalimanı sayısını yarın açılacak olan Çukurova Uluslararası Havalimanıyla birlikte 26’dan 58’e çıkardıklarını belirterek, 2053 hedefleri kapsamında da aktif havalimanı sayısını 61’e çıkaracaklarının altını çizdi.</p><p>Uraloğlu, "Dış hatlarda 50 ülkede 60 noktaya uçuş gerçekleştiriliyorken uçuş ağımıza 286 yeni nokta ekleyerek 131 ülkede 346 noktaya ulaştırdık. 2002’de iç ve dış hatlarda seyahat eden yaklaşık 34.5 milyon olan yolcu sayımızı da 2023 yılında 214 milyonun üstüne taşıdık.2024 yılı istatistiklerini incelediğimizde bu yıl yolcu sayısının daha da artacağını 230 milyon üstünde yolcu taşıyacağımızı öngörüyoruz.</p><p>Bu yıl Temmuz sonu itibariyle; havayolu ile seyahat eden yolcu sayımız 129 milyon 738 bin 772’ye ulaştı. Bu sayı geçen yıl aynı dönemde yaklaşık 118 milyondu." ifadelerini kullandı.</p><p>İstanbul Havalimanı’nın temmuz ayında da Avrupa’nın en yoğun havalimanı olarak yıllardır sahip olduğu birinciliği sürdürdüğünün altını çizen Uraloğlu, "3 Ağustos’ta da Antalya Havalimanı’mızda iç ve dış hatlarda toplam 223 bin 217 yolcu ve bin 217 uçağa hizmet vererek, rekor kırdı." şeklinde konuştu.   <strong>"ÇUKUROVA BÖLGESİNİN YÖRESEL KÜLTÜRÜNÜ YANSITAN MİMARİ DOKUNUŞLARLA MUHTEŞEM BİR ESER"</strong>  Bakan Uraloğlu, havayolu sektörünün gücüne güç katacak Çukurova Uluslararası Havalimanı ile sivil havacılık sektörünün gelişimi adına yeni bir imza daha attıklarını vurgulayarak, “Ağaç formunda tasarlanan hava kontrol kulesi, Çukurova’nın narenciyesinden esinlenen turuncu rengi ve bölgenin simgesi pamuk motifleri ile süslü, Çukurova Bölgesinin yöresel kültürünü de yansıtan mimari dokunuşlarla bölgeye yakışan muhteşem bir eser oldu.” diye konuştu.  <strong>ÇUKUROVA ULUSLARARASI HAVALİMANI'NIN ALTYAPI İNŞAATI ÖZ KAYNAKLARLA BİTİRİLDİ</strong>  Açılışı için bölge insanını daha fazla bekletmemek adına altyapı inşaatını öz kaynaklarla hızlıca bitirdiklerinin altını çizen Uraloğlu, “CAT-II standardında 3 bin 500 metre uzunluğunda ve 60 metre gövde genişliği ile ana pistimizi inşa ettik. Pistimiz bu durumuyla en geniş gövdeli yolcu uçaklarının dahi iniş ve kalkışına imkân sağlayacak. Yine altyapı projesi kapsamında; 3 bin 500 metre uzunluğunda ve 45 metre genişliği ile acil durumlar için de uygun olan yardımcı pisti, 2 adet yüksek sürat taksiyolu, 48 uçak kapasiteli yaklaşık 279 bin metrekare apronu, 21 uçak kapasiteli yaklaşık 56 bin metrekare genel havacılık apronu, 2 adet yer hizmetleri araç park yeri, nöbetçi kulübeleri ve çevre güvenlik yolu gibi imalatları da tamamladık.” dedi.  <strong>"25 YIL İÇERİSİNDE DE 297 MİLYON 100 BİN EURO KİRA BEDELİ"</strong>  Uraloğlu, 3 etap olarak yapımı projelendirilen havalimanının tüm etapların toplam sabit yatırım bedelinin yaklaşık 244 milyon 515 bin euro olduğunu söyleyerek, “244,5 milyon euro yatırımla hayata geçen havalimanımızdan 25 yıl içerisinde de 297 milyon 100 bin euro kira bedeli elde edeceğiz.” diye konuştu.  <strong>YILLIK 9 MİLYON YOLCU KAPASİTESİ</strong>  Yıllık 9 milyon yolcu kapasitesi ,110 bin metrekare terminal alanı ve 3 bin 500 metre uzunluğa ve 60 metre genişliğine sahip ana pisti ile bölgenin tüm havayolu ihtiyacını karşılayacak havalimanının, "Başta Mersin ve Adana ile Osmaniye ve Niğde'ye de olan yakınlığıyla bu şehirlerde yaşayan 5 milyonun üstündeki vatandaşımıza hizmet edecek, Türkiye'nin Ortadoğu ülkelerine açılan en önemli kapılarından biri olacaktır." dedi.  Çukurova Uluslararası Havalimanı’nın bölgesel olması niteliğiyle de havacılık alanındaki en önemli altyapı yatırımlarından biri olduğunu belirten Uraloğlu, “Çukurova Bölgesinin gelişimine büyük katkı sağlayacak ve bölgesel kalkınmanın lokomotifi olacak. Bölge ve ülke genelinde doğrudan ve dolaylı olarak yaklaşık 3 bin kişinin istihdamına da katkı sağlayacak." ifadelerini kullandı.  <strong>"BÖLGEDEKİ İŞLETMELERİN ULUSLARARASI ARENADA REKABET GÜCÜNÜ ARTACAK"</strong>  Uraloğlu, bölgedeki işletmelerin Havayoluyla daha hızlı ve etkin bir şekilde mal taşımasını, yerel işletmelerin küresel tedarik zincirlerine entegrasyonunu kolaylaştıracağını belirterek, "Bu da bölgedeki işletmelerin daha geniş pazarlara açılmasını ve ihracat potansiyellerini artırmasını sağlayacak uluslararası arenada rekabet gücünü arttıracaktır.</p><p>Özellikle tarım faaliyetlerinin gelişmişliğiyle bilinen Çukurova Bölgemizin artık ürettiği tarım ürünleri gibi hızlı bozulan ve zamanında teslimat gerektiren malların taşınmasında havayoluyla lojistik avantajlar sağlayacaktır. Bu da üretim süreçlerinin optimize edilmesi ve maliyetlerin düşürülmesi anlamına gelmektedir." dedi.  <strong>"SANAYİ VE TİCARET BÖLGELERİNDEN GELEN İHRACAT ÜRÜNLERİNİN KARAYOLU VE DEMİRYOLU İLE HAVALİMANINA ULAŞIMI SAĞLANACAK"</strong>  Bağlantı yollarının önemine de değinen Bakan Uraloğlu, Çukurova Uluslararası Havalimanı’nı inşa ederken eş zamanlı olarak havalimanının bağlantı yolları çalışmalarını da başlattıklarını anımsatarak, “Havalimanımıza hem D-400 devlet yolundan hem de otoyoldan ulaşım sağlanacaktır. Havalimanı bağlantı yolları ile yolcu taşımacılığının yanı sıra; Mersin Limanı, Mersin ve Adana Organize Sanayileri, İskenderun Körfezi Sanayi Tesisleri, Yumurtalık Serbest Bölgesi gibi sanayi ve ticaret bölgelerinden gelen ihracat ürünlerinin karayolu ve demiryolu ile havalimanına ulaşımını da sağlayacağız." diye konuştu.  <strong>"TOPLAM 578 MİLYON LİRA TASARRUF EDECEĞİZ"</strong>  Uraloğlu, havalimanının karayolu bağlantısını sağlayan yolu 15,9 km uzunluğunda, bitümlü sıcak karışım kaplamalı bölünmüş yol standardında tamamladıklarını belirterek, "Bu projemiz kapsamında toplam 348 metre uzunluğunda 8 köprü ve 127 metre uzunluğunda farklı seviyeli kavşak inşa ettik. Yolumuz sayesinde zamandan 494 milyon lira, akaryakıttan 84 milyon lira olmak üzere yıllık toplam 578 milyon lira tasarruf edeceğiz. Karbon salınımını ise yılda 10 bin 168 ton azaltmış olacağız." şeklinde konuştu.   <strong>"ADANA VE MERSİN’DEN TRENLE ÇUKUROVA HAVALİMANI’NA 23 DAKİKADA ULAŞILACAK"</strong>  Uraloğlu, yapımı devam etmekte olan “Mersin-Adana-Osmaniye-Gaziantep Hızlı Tren Yolu Hattı”yla entegre olacak demiryolu bağlantısı üzerinde ise çalışmaları yoğunlaştırdıklarını vurgulayarak, “Tüm inşa çalışmalarımızı da 2026 yılı içerisinde tamamlamayı ve hattımızı hizmete açmayı hedefliyoruz. Demiryolu bağlantımız tamamlandığında hem Adana’dan hem de Mersin’den trene binen vatandaşlarımız Çukurova Havalimanı’na yaklaşık 23 dakikada hızlı, güvenli ve konforlu bir şekilde ulaşım sağlayabilecek.” dedi.  <strong>"ADANA ŞAKİRPAŞA HAVALİMANI KAPATILMAYACAK"</strong>  Adana Şakirpaşa Havalimanı’nı hakkındaki yorumlara da yanıt veren Bakan Uraloğlu, "Defalarca söyledik ama yine tekrar edelim Adana Şakirpaşa Havalimanı kapatılmayacak. Burada gözden kaçırılmaması gereken nokta şu; bizler havalimanımızı, hâkim rüzgâr yönü açısından uygun olup olmadığına, arazinin türüne, zemin ve yeraltı suyu durumuna, şehir merkezlerine uzaklık ve ulaşım imkanları gibi birçok yönden değerlendirerek bulunduğu yere inşa ettik.</p><p>Bakanlık olarak yaptığımız etüt ve fizibilite çalışmalarıyla projelerimizi coğrafyanın emrettiği ve mühendisliğin de müsaade ettiği imkanlar doğrultusunda hayata geçiriyoruz. Oraya yakın oldu buraya uzak kaldı diyerek şehirlerimizi ayrıştırmak manasız… Tam tersine iki şehri yeni bir ortak paydada bir araya getirmesiyle birleştirici bir proje…" diye konuştu. Çukurova Uluslararası Havalimanı’nın bölgenin havalimanı olduğunu vurgulayan Uraloğlu, uluslararası bir havalimanı olarak Adana, Mersin, Osmaniye, Niğde başta olmak üzere tüm bölgeye hizmet edeceğinin altını çizdi.  <strong>KALKINMA YOLU PROJESİ ÇUKUROVA ULUSLARARASI HAVALİMANI’NIN ÖNEMİNİ ARTIRACAK</strong>  Uraloğlu, Çukurova Uluslararası Havalimanı’nın Bakanlığın üzerinde yoğun çalışmalar yürüttüğü Yeni İpek Yolu olarak nitelendirilen Kalkınma Yolu Projesi hayata geçtiğinde öneminin bir kat daha artacağını söyleyerek, "Bildiğiniz üzere bu projeyle Basra Körfezinde inşa edilmekte olan FAV Limanı'ndan başlayıp ülkemizde Şırnak Ovaköy'e, oradan da Ege Denizi'ne, Karadeniz'e ve Akdeniz'e açılacak olan çok önemli bir ticaret koridorunu hayata geçiriyoruz. FAV Limanı'ndan Londra'ya kadar kara ve demir yolu ile Avrupa'nın her ülkesine kesintisiz ulaşım sağlayacağız." diye konuştu.  Hindistan, Doğu Asya ve Basra Körfezi üzerinden Irak'a gelecek yükleri Avrupa'ya ulaştıracak projenin geniş bir coğrafyaya fayda sağlayacağını öngördüklerini söyleyen Bakan Uraloğlu sözlerine şu şekilde devam etti:  "Bu proje hayata geçtiğinde Çukurova Bölgesi Kalkınma Yolu’nun ülkemizdeki ilk duraklarından biri olacak ve bölgenin sosyo-ekonomik kalkınmasına büyük katkıları olacak. Bu noktada Çukurova Uluslararası Havalimanı da hem bölgemizin hem de ülkemizin havacılık alanında uluslararası bir aktarma merkezi olması adına önemli bir yatırım oldu. Havalimanımız ile birlikte ülkemizin geleceğe açılan kanatları daha da büyümüştür. Bu düşüncelerle programımıza katılımınızdan dolayı sizlere teşekkür ediyorum.</p><p>Çukurova Uluslararası Havalimanı inşa çalışmalarını başarıyla tamamlayan en üst kademesinden en alt kademesine kadar tüm yüklenici firma ve Devlet Hava Meydanları Genel Müdürlüğü çalışanlarına teşekkür ediyor, başarılarının devamını temenni ediyorum."</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Instagram bugün açılacak mı? Bakan Uraloğlu NTV&amp;apos;de yanıtladı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/instagram-bugun-acilacak-mi-bakan-uraloglu-ntvde-yanitladi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/instagram-bugun-acilacak-mi-bakan-uraloglu-ntvde-yanitladi</guid>
<description><![CDATA[ Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, NTV&#039;nin sorularını yanıtladı. &quot;Instagram bugün açılacak mı?&quot; sorusuna &quot;Kapalı kalması bizi çok mutlu etmiyor. Belli bir noktaya geldik. Bugüne nasip diyelim.&quot; şeklinde yanıt verdi.Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu NTV ekibinden Sibel Can&#039;ın sorularını yanıtladı.Uraloğlu özetle şunları söyledi:ÇUKUROVA HAVALİMANI AÇILIYOR&quot;Çukurova Havalimanı bütün bölgeye hizmet edecek. Değişen ve gelişen seyahat taleplerini karşılamak için bu havalimanını hayata geçirdik. Yıllık yolcu kapasitesi 9 milyon olacak.2013 yılında altyapı çalışmasını başlattık. Sonra üst yapı çalışmasını yap-işlet-devret modeliyle ihale ettik. Ancak alan firma bu işi yürütemedi. O işi tasviye etmek zorunda kaldık. Orada biraz geciktik maalesef. Burada 244,5 milyon euroluk bir yatırım gerçekleştirdik.25 yıllık işletme sürecinde de yaklaşık 290 milyon liralık kira gelirini Hazine&#039;ye kazandırmış olacağız.&quot;ŞAKİRPAŞA HAVALİMANI NE OLACAK?Orası havacılık anlamında kullanılmaya devam edilecek. Daha çok pilotaj eğitimi ile ilgili çalışmalara ev sahipliği yapacak. Ekim ayında orada TEKNOFEST yapılacak.INSTAGRAM&#039;A ERİŞİM ENGELİKapalı kalması bizi çok mutlu etmiyor. Çok fazla uzamasını biz de istemiyoruz. 3 toplantı yaptık, belli bir noktaya geldik. Görüşmeler devam ediyor, sürekli iletişim halindeyiz. Bugüne nasip diyelim.TİKTOK İÇİN BİR ADIM ATILACAK MI?Bir ajandamız yok, yapılmış olan bir hazırlık yok.ROBLOX&#039;A ERİŞİM ENGELİ Buradaki kapatılma yetkisi bir mahkeme kararıyla mevcut. Burada alınan karara ve dava sürecine BTK olarak bizim bir müdahilliğimiz olmadı. Instagram ile aynı zamana denk gelmiş olması sanki bir seri kararların alınacağı ile ilgili dezenformasyonlar var. Bu konuda Adalet Bakanımız yeterince geniş ve güzel bir açıklama yaptı. Herhangi bir karar alınır bize bildirilirse gereğini yaparız.ANKARA&#039;DA OTOBÜS KAZASIAnkara Polatlı&#039;da bu sabah meydana gelen otobüs faciasına ilişkin de konuşan Uraloğlu, &quot;İlk aldığımız bilgiler şoförün uyuduğu şeklinde. Fren izi olmaksızın maalesef yoluna devam ediyor. Üst geçidin ayağına çarpıyor. Biz de takip ediyoruz. Bu konu soruşturulacak. Başka ayrıntılar varsa onlar da kamuoyu ile paylaşılacak.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-wZAUlSkMkqPTyo7j3aQUA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Instagram, bugün, açılacak, mı, Bakan, Uraloğlu, NTVde, yanıtladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-wZAUlSkMkqPTyo7j3aQUA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Instagram bugün açılacak mı? Bakan Uraloğlu NTV'de yanıtladı"><p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, NTV'nin sorularını yanıtladı. "Instagram bugün açılacak mı?" sorusuna "Kapalı kalması bizi çok mutlu etmiyor. Belli bir noktaya geldik. Bugüne nasip diyelim." şeklinde yanıt verdi.</p><p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu NTV ekibinden Sibel Can'ın sorularını yanıtladı.</p><p>Uraloğlu özetle şunları söyledi:</p><p><strong>ÇUKUROVA HAVALİMANI AÇILIYOR</strong></p><p>"Çukurova Havalimanı bütün bölgeye hizmet edecek. Değişen ve gelişen seyahat taleplerini karşılamak için bu havalimanını hayata geçirdik. Yıllık yolcu kapasitesi 9 milyon olacak.</p><p>2013 yılında altyapı çalışmasını başlattık. Sonra üst yapı çalışmasını yap-işlet-devret modeliyle ihale ettik. Ancak alan firma bu işi yürütemedi. O işi tasviye etmek zorunda kaldık. Orada biraz geciktik maalesef. Burada 244,5 milyon euroluk bir yatırım gerçekleştirdik.</p><p>25 yıllık işletme sürecinde de yaklaşık 290 milyon liralık kira gelirini Hazine'ye kazandırmış olacağız."</p><p><strong>ŞAKİRPAŞA HAVALİMANI NE OLACAK?</strong></p><p>Orası havacılık anlamında kullanılmaya devam edilecek. Daha çok pilotaj eğitimi ile ilgili çalışmalara ev sahipliği yapacak. Ekim ayında orada TEKNOFEST yapılacak.</p><p><strong>INSTAGRAM'A ERİŞİM ENGELİ</strong></p><p>Kapalı kalması bizi çok mutlu etmiyor. Çok fazla uzamasını biz de istemiyoruz. 3 toplantı yaptık, belli bir noktaya geldik. Görüşmeler devam ediyor, sürekli iletişim halindeyiz. Bugüne nasip diyelim.</p><p><strong>TİKTOK İÇİN BİR ADIM ATILACAK MI?</strong></p><p>Bir ajandamız yok, yapılmış olan bir hazırlık yok.</p><p><strong>ROBLOX'A ERİŞİM ENGELİ </strong></p><p>Buradaki kapatılma yetkisi bir mahkeme kararıyla mevcut. Burada alınan karara ve dava sürecine BTK olarak bizim bir müdahilliğimiz olmadı. Instagram ile aynı zamana denk gelmiş olması sanki bir seri kararların alınacağı ile ilgili dezenformasyonlar var. Bu konuda Adalet Bakanımız yeterince geniş ve güzel bir açıklama yaptı. Herhangi bir karar alınır bize bildirilirse gereğini yaparız.</p><p><strong>ANKARA'DA OTOBÜS KAZASI</strong></p><p>Ankara Polatlı'da bu sabah meydana gelen otobüs faciasına ilişkin de konuşan Uraloğlu, "İlk aldığımız bilgiler şoförün uyuduğu şeklinde. Fren izi olmaksızın maalesef yoluna devam ediyor. Üst geçidin ayağına çarpıyor. Biz de takip ediyoruz. Bu konu soruşturulacak. Başka ayrıntılar varsa onlar da kamuoyu ile paylaşılacak."</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Özbekistan&amp;apos;daki Hazreti İmam Külliyesi&amp;apos;ne turistlerden yoğun ilgi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/ozbekistandaki-hazreti-imam-kulliyesine-turistlerden-yogun-ilgi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/ozbekistandaki-hazreti-imam-kulliyesine-turistlerden-yogun-ilgi</guid>
<description><![CDATA[ Özbekistan&#039;ın başkenti Taşkent&#039;teki Orta Asya mimarisinin ender örneklerinden Hazreti İmam Külliyesi, Orta Çağ mimarisinin izlerini taşıyor.Taşkent&#039;in eski şehir kısmında bulunan, turistlerin gözde uğrak noktalarından Hazreti İmam Külliyesi, birçok yapıyı bir araya toplamasıyla dikkati çekiyor.  Adını eski ismi Şaş olan Taşkent&#039;te 10. yüzyılda yaşayan din alimi Ebu Bekir Kaffal eş-Şaşi&#039;nin lakabı &quot;Hazreti İmam&quot;dan alan külliye, başkentin en önemli tarihi yapılarının başında geliyor.Külliye, bünyesinde Keffal Şaşi&#039;nin türbesi, Barakhan ve Muyi Mübarek medreseleri, Tilla Şeyh ve Hazreti İmam camilerinin yanı sıra Özbekistan Müslümanları Dini İdaresi ve İmam Buhari Taşkent İslam Enstitüsünü de bulunduruyor.  Her biri farklı dönemlerde inşa edilen bu yapıların olduğu külliyenin ortasında ise aynı anda binlerce kişinin bayram namazlarını kıldığı büyük bir alan mevcut.  Arka kısımda Kaffal eş-Şaşi&#039;nin mezarı bulunuyor, külliyenin en eski yapılarından olan mezarın üzerindeki türbenin 1541&#039;de mimar Gulam Hüseyin tarafından inşa edildiği biliniyor.Külliyenin en eski yapılarından, 16. yüzyılda inşa edilen Barakhan Medresesi de Orta Çağ&#039;a özgü yapısı, mimarisi ve desenleriyle Semerkant&#039;ın tarihi medrese ve camilerini andırıyor.  Toplam 34 oda, mescit, ders salonu ve geniş iç avludan oluşan Barakhan Medresesi, iki köşesindeki mavi kubbeleri ve girişteki büyük kapısı ile Orta Çağ&#039;dan kalma Semerkant ve Buhara&#039;daki medrese ve camileri anımsatıyor.  Giriş kapısının üzerindeki yarı kubbe de Orta Asya Türk mimarisine özgü şekil veriyor, giriş kapısının iki kenarına ve üzerine işlenen mavi desenli motif ve Kur&#039;an-ı Kerim ayetleri, medresenin bölgedeki diğer tarihi yapılara benzer izler taşıdığını gösteriyor.Geçen yüzyılın başına kadar medrese olarak faaliyetini sürdüren yapı, eski Sovyetler Birliği döneminde işçi yurdu ve depo olarak kullanıldı. Daha sonra medrese, Özbekistan Müslümanları Dini İdaresinin ilk binası olarak kullanıldı.  Çağatay Hanlığı&#039;nın 13. yüzyılda yaşayan hanlarından Barakhan&#039;ın türbesi de adını verdiği medresede yer alıyor. Medresedeki odalar, hediyelik eşyaların satıldığı dükkanlar olarak kullanılıyor.Külliyede ayrıca 1856-1857 yıllarında inşa edilen Muyi Mübarek (Sakal-ı Şerif) Medresesi bulunuyor, geçmişte Hz. Muhammed&#039;in Sakal-ı Şerif&#039;inin muhafaza edilmesi dolayısıyla bu ismi aldığı biliniyor.  Bugün müze olarak kullanılan medrese, &quot;Osman Mushafı&quot; olarak bilinen ve üzerine Hazreti Osman&#039;ın kanının aktığı ceylan derisine yazılı Kur&#039;an-ı Kerim&#039;in muhafaza edilmesinden dolayı İslam alemi için ayrıca önem taşıyor.  Bu Kuran-ı Kerim&#039;in Timurlu Devletinin kurucusu Emir Timur tarafından 14. yüzyılda Bağdat&#039;tan Semerkant&#039;a getirildiği tahmin ediliyor. Rusların Orta Asya&#039;yı ele geçirmesinin ardından 1869&#039;da St. Petersburg&#039;a götürülen Kur&#039;an-ı Kerim, 1923 yılında geri getirilmesiyle Semerkant’ın ardından Özbekistan Müslümanları Dini İdaresinin müzesi olan Muyi Mübarek Medresesi&#039;nde muhafaza ediliyor. Külliyede ayrıca 19. yüzyılın sonunda inşa edilen Tilla Şeyh ve Özbekistan&#039;ın bağımsızlığını kazanmasının ardından 2007&#039;de yaptırılan Hazreti İmam camilerinin yanı sıra Özbekistan Müslümanları Dini İdaresi ile İmam Buhari Taşkent İslam Enstitüsü de bulunuyor.  Taşkent İslam Enstitüsü, eski Sovyetler Birliği döneminde İslam dini üzerine eğitim veren tek yükseköğretim kurumu olmasıyla dikkati çekiyor. Enstitü, eski Sovyet cumhuriyetleri ve sosyalist ülkelerden gelen, aralarında eski Sovyetler Birliği dönemi Orta Asya ve Kazakistan Müslümanları Dini İdaresinin son Başkanı Muhammed Sadık Muhammed Yusuf, Rusya Federasyonu&#039;na bağlı Çeçenistan&#039;ın eski Cumhurbaşkanı Ahmet Kadirov, Kafkas Müslümanları İdaresi Başkanı Allahşükür Paşazade ve diğer din alimlerinin eğitim aldığı kurum olarak da biliniyor.Hazreti İmam Külliyesi&#039;ni her gün çok sayıda yerli ve yabancı turist ziyaret ediyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JvXMS1F0rUamv2KlEqhb7w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Özbekistandaki, Hazreti, İmam, Külliyesine, turistlerden, yoğun, ilgi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JvXMS1F0rUamv2KlEqhb7w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Özbekistan'daki Hazreti İmam Külliyesi'ne turistlerden yoğun ilgi"><p>Özbekistan'ın başkenti Taşkent'teki Orta Asya mimarisinin ender örneklerinden Hazreti İmam Külliyesi, Orta Çağ mimarisinin izlerini taşıyor.</p><p>Taşkent'in eski şehir kısmında bulunan, turistlerin gözde uğrak noktalarından Hazreti İmam Külliyesi, birçok yapıyı bir araya toplamasıyla dikkati çekiyor.  Adını eski ismi Şaş olan Taşkent'te 10. yüzyılda yaşayan din alimi Ebu Bekir Kaffal eş-Şaşi'nin lakabı "Hazreti İmam"dan alan külliye, başkentin en önemli tarihi yapılarının başında geliyor.</p><p>Külliye, bünyesinde Keffal Şaşi'nin türbesi, Barakhan ve Muyi Mübarek medreseleri, Tilla Şeyh ve Hazreti İmam camilerinin yanı sıra Özbekistan Müslümanları Dini İdaresi ve İmam Buhari Taşkent İslam Enstitüsünü de bulunduruyor.  Her biri farklı dönemlerde inşa edilen bu yapıların olduğu külliyenin ortasında ise aynı anda binlerce kişinin bayram namazlarını kıldığı büyük bir alan mevcut.  Arka kısımda Kaffal eş-Şaşi'nin mezarı bulunuyor, külliyenin en eski yapılarından olan mezarın üzerindeki türbenin 1541'de mimar Gulam Hüseyin tarafından inşa edildiği biliniyor.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FnsNvYwPYUSG-yXETwXMzQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="">Külliyenin en eski yapılarından, 16. yüzyılda inşa edilen Barakhan Medresesi de Orta Çağ'a özgü yapısı, mimarisi ve desenleriyle Semerkant'ın tarihi medrese ve camilerini andırıyor.  Toplam 34 oda, mescit, ders salonu ve geniş iç avludan oluşan Barakhan Medresesi, iki köşesindeki mavi kubbeleri ve girişteki büyük kapısı ile Orta Çağ'dan kalma Semerkant ve Buhara'daki medrese ve camileri anımsatıyor.  Giriş kapısının üzerindeki yarı kubbe de Orta Asya Türk mimarisine özgü şekil veriyor, giriş kapısının iki kenarına ve üzerine işlenen mavi desenli motif ve Kur'an-ı Kerim ayetleri, medresenin bölgedeki diğer tarihi yapılara benzer izler taşıdığını gösteriyor.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Fh1Qb0dGeEyqwsLVQZ4MuA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><p>Geçen yüzyılın başına kadar medrese olarak faaliyetini sürdüren yapı, eski Sovyetler Birliği döneminde işçi yurdu ve depo olarak kullanıldı. Daha sonra medrese, Özbekistan Müslümanları Dini İdaresinin ilk binası olarak kullanıldı.  Çağatay Hanlığı'nın 13. yüzyılda yaşayan hanlarından Barakhan'ın türbesi de adını verdiği medresede yer alıyor. Medresedeki odalar, hediyelik eşyaların satıldığı dükkanlar olarak kullanılıyor.</p><p>Külliyede ayrıca 1856-1857 yıllarında inşa edilen Muyi Mübarek (Sakal-ı Şerif) Medresesi bulunuyor, geçmişte Hz. Muhammed'in Sakal-ı Şerif'inin muhafaza edilmesi dolayısıyla bu ismi aldığı biliniyor.  Bugün müze olarak kullanılan medrese, "Osman Mushafı" olarak bilinen ve üzerine Hazreti Osman'ın kanının aktığı ceylan derisine yazılı Kur'an-ı Kerim'in muhafaza edilmesinden dolayı İslam alemi için ayrıca önem taşıyor.  Bu Kuran-ı Kerim'in Timurlu Devletinin kurucusu Emir Timur tarafından 14. yüzyılda Bağdat'tan Semerkant'a getirildiği tahmin ediliyor. Rusların Orta Asya'yı ele geçirmesinin ardından 1869'da St. Petersburg'a götürülen Kur'an-ı Kerim, 1923 yılında geri getirilmesiyle Semerkant’ın ardından Özbekistan Müslümanları Dini İdaresinin müzesi olan Muyi Mübarek Medresesi'nde muhafaza ediliyor. </p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jwoE5-YqaEGkU2hjweoakA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><p>Külliyede ayrıca 19. yüzyılın sonunda inşa edilen Tilla Şeyh ve Özbekistan'ın bağımsızlığını kazanmasının ardından 2007'de yaptırılan Hazreti İmam camilerinin yanı sıra Özbekistan Müslümanları Dini İdaresi ile İmam Buhari Taşkent İslam Enstitüsü de bulunuyor.  Taşkent İslam Enstitüsü, eski Sovyetler Birliği döneminde İslam dini üzerine eğitim veren tek yükseköğretim kurumu olmasıyla dikkati çekiyor. Enstitü, eski Sovyet cumhuriyetleri ve sosyalist ülkelerden gelen, aralarında eski Sovyetler Birliği dönemi Orta Asya ve Kazakistan Müslümanları Dini İdaresinin son Başkanı Muhammed Sadık Muhammed Yusuf, Rusya Federasyonu'na bağlı Çeçenistan'ın eski Cumhurbaşkanı Ahmet Kadirov, Kafkas Müslümanları İdaresi Başkanı Allahşükür Paşazade ve diğer din alimlerinin eğitim aldığı kurum olarak da biliniyor.</p><p>Hazreti İmam Külliyesi'ni her gün çok sayıda yerli ve yabancı turist ziyaret ediyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>6. Cilo Festivali başladı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/6-cilo-festivali-basladi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/6-cilo-festivali-basladi</guid>
<description><![CDATA[ Hakkari&#039;de Yüksekova ilçesinde 4 bin 135 rakıma sahip Cilo Dağları ve Sat Buzul Gölleri Milli Parkı&#039;nda, bu yıl 6&#039;ncı kez düzenlenen Cilo Festivali&#039;nin (Cilo Fest) , ilk gününde trekking, yamaç paraşütü, yüzme ve dağ bisikleti etkinlikleri yapıldı.Hakkari&#039;de 4 bin 135 rakımlı Cilo Dağları ve Sat Buzul Gölleri&#039;nde, 6 yıl öncesine kadar girişi yasak olan ve adı terörle anılan İkiyaka Dağları’ndaki Sat Buzul Gölleri bölgesi, gerçekleştiren operasyonlarla terörden arındırıldı.   Yüksekova ilçe merkezine 50, kent merkezinden 140 kilometre uzaklıktaki Sat Buzul Gölleri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan &#039;ın Resmi Gazete’de yayımlanan kararı kapsamında da 22 Eylül 2020&#039;de milli park ilan edildi. Hakkari Valiliği&#039;nin organize ettiği, Yüksekova Kaymakamlığı ile çeşitli kurumların da destek verdiği Cilo Festvali&#039;ne, Hakkari&#039;nin yanı sıra birçok ilden katılımlar oldu.   Bugün başlayıp, yarın sona erecek festival kapsamında katılımcılar, dün geceden itibaren çadırlarda kamp yapmaya başladı. Kadınların da aralarında olduğu dağcı ve doğaseverler, göl kıyısında kahvaltı yapıp, kanolar ile gösteri sundu. Trekking, yamaç paraşütü, yüzme ve dağ bisikleti gibi etkinliklerde doğaseverler, Sat Buzul Gölleri önünde fotoğraf çektirdi.   Almanya’dan festivale katılan, Tim Schleer, “Türkiye’ye ilk kez geliyorum ve Antalya&#039;da kalıyordum. Orada Hakkarili bir arkadaşla tanıştım. Bunun üzerine Sat Buzul Gölleri’ne gelmek istedim. Beni davet ettiler. Burası harika bir yer. Cennetten bir köşe gibi&quot; dedi.Arkadaşlarıyla Şırnak’tan geldiğini anlatan İdris Gül, festival alanında yer bulabilmek için bir gün öncesinden bölgeye geldiklerini belirtirken, Mehdi Onat ise Yüksekovalı olduğunu ancak bölgeye ilk kez geldiğini söyledi. Onat, &quot;6’ncısı düzenlenen festivale ilk kez katılıyorum. Harika bir yer ve heyecan verici. Türkiye’nin her yerinde insanlar buraya gelmeye başladı. Çok mutluyuz&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/A3z43gjF6E6MHJdUATveJg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Cilo, Festivali, başladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/A3z43gjF6E6MHJdUATveJg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="6. Cilo Festivali başladı"><p>Hakkari'de Yüksekova ilçesinde 4 bin 135 rakıma sahip Cilo Dağları ve Sat Buzul Gölleri Milli Parkı'nda, bu yıl 6'ncı kez düzenlenen Cilo Festivali'nin (Cilo Fest) , ilk gününde trekking, yamaç paraşütü, yüzme ve dağ bisikleti etkinlikleri yapıldı.</p>Hakkari'de 4 bin 135 rakımlı Cilo Dağları ve Sat Buzul Gölleri'nde, 6 yıl öncesine kadar girişi yasak olan ve adı terörle anılan İkiyaka Dağları’ndaki Sat Buzul Gölleri bölgesi, gerçekleştiren operasyonlarla terörden arındırıldı.   Yüksekova ilçe merkezine 50, kent merkezinden 140 kilometre uzaklıktaki Sat Buzul Gölleri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 'ın Resmi Gazete’de yayımlanan kararı kapsamında da 22 Eylül 2020'de milli park ilan edildi. Hakkari Valiliği'nin organize ettiği, Yüksekova Kaymakamlığı ile çeşitli kurumların da destek verdiği Cilo Festvali'ne, Hakkari'nin yanı sıra birçok ilden katılımlar oldu.   Bugün başlayıp, yarın sona erecek festival kapsamında katılımcılar, dün geceden itibaren çadırlarda kamp yapmaya başladı. Kadınların da aralarında olduğu dağcı ve doğaseverler, göl kıyısında kahvaltı yapıp, kanolar ile gösteri sundu. Trekking, yamaç paraşütü, yüzme ve dağ bisikleti gibi etkinliklerde doğaseverler, Sat Buzul Gölleri önünde fotoğraf çektirdi.   Almanya’dan festivale katılan, Tim Schleer, “Türkiye’ye ilk kez geliyorum ve Antalya'da kalıyordum. Orada Hakkarili bir arkadaşla tanıştım. Bunun üzerine Sat Buzul Gölleri’ne gelmek istedim. Beni davet ettiler. Burası harika bir yer. Cennetten bir köşe gibi" dedi.Arkadaşlarıyla Şırnak’tan geldiğini anlatan İdris Gül, festival alanında yer bulabilmek için bir gün öncesinden bölgeye geldiklerini belirtirken, Mehdi Onat ise Yüksekovalı olduğunu ancak bölgeye ilk kez geldiğini söyledi. Onat, "6’ncısı düzenlenen festivale ilk kez katılıyorum. Harika bir yer ve heyecan verici. Türkiye’nin her yerinde insanlar buraya gelmeye başladı. Çok mutluyuz" diye konuştu.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir antik çağlardan günümüze sağlık turizminin kalbi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/izmir-antik-caglardan-gunumuze-saglik-turizminin-kalbi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/izmir-antik-caglardan-gunumuze-saglik-turizminin-kalbi</guid>
<description><![CDATA[ İzmir, antik dönemlerden günümüze sağlık turizminin merkezi. Pergamon Asklepieion&#039;dan modern termal kaynaklara, şifalı sularıyla sağlık sunuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2024/09/saglik-1.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>İzmir, antik, çağlardan, günümüze, sağlık, turizminin, kalbi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[İzmir, tarihi boyunca sağlık turizminin önemli bir merkezi olmuştur. Şehir, antik çağlardan itibaren termal kaynakları, doğası ve iklimiyle şifa dağıtmış ve bu mirası günümüze taşımaktadır. İzmir'in sağlık turizmindeki önemi, antik dönemlerden bu yana devam etmektedir.

Pergamon Asklepieion: Antik dünyanın sağlık merkezi

İzmir'deki Pergamon Asklepieion, antik dünyanın en önemli sağlık merkezlerinden biri olarak bilinir. Yüzyıllar boyunca dünyanın dört bir yanından gelen hastaları tedavi eden Pergamon Asklepieion, aynı zamanda farmakoloji ve rasyonel tıp geleneğinin öncülerinden olan Galen'in hastalarını iyileştirdiği bir merkezdir. Bu antik sağlık merkezi, şifalı sularıyla ünlüdür ve İzmir'in sağlık turizmindeki tarihî önemini vurgular.



Tarih öncesinden günümüze termal şifa

İzmir'in antik jeotermal kaynakları, tarih öncesi çağlardan itibaren tedavi ve şifa amaçlı kullanılmıştır. Balçova Agamemnon, Allianoi, Asklepieion, Karakoç ve Çeşme-Şifne gibi birçok termal kaynak, antik çağlardan günümüze sağlık arayanların ilgisini çekmiştir. Bu kaynaklar, İzmir'in tarihî sağlık mirasını yaşatmakta ve modern sağlık turizmi için önemli bir kaynak oluşturmaktadır.



Zengin kültür ve üst düzey sağlık hizmetleriyle İzmir

Akdeniz ve Anadolu mutfağının ve kültürünün zenginliğine ev sahipliği yapan İzmir, kolay ulaşımı, muhteşem doğası, şifalı suları ve üst düzey sağlık hizmetleri ile sağlık turizmine her zaman hazırdır. Şehir, hem tarihi hem de modern sağlık hizmetleriyle ziyaretçilerine eşsiz bir deneyim sunmaktadır.



İzmir, antik çağlardan günümüze sağlık turizmi konusunda sunduğu şifa kaynakları ve zengin kültürüyle dikkat çekmeye devam ediyor. Sağlık turizmi için ideal bir destinasyon arıyorsanız, İzmir'in tarihî ve doğal zenginliklerini keşfetmeyi unutmayın.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir’de şehir merkezinde mutlaka görülmesi gereken 10 yer</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/izmirde-sehir-merkezinde-mutlaka-goerulmesi-gereken-10-yer</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/izmirde-sehir-merkezinde-mutlaka-goerulmesi-gereken-10-yer</guid>
<description><![CDATA[ İzmir şehir merkezinde gezilecek 10 harika mekan! Kordon’da manzara, Kemeraltı’nda alışveriş, Kültürpark’ta etkinlikler ve Tarihi Asansör’de muhteşem manzara. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2024/09/izmir-27.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>İzmir’de, şehir, merkezinde, mutlaka, görülmesi, gereken, yer</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[İzmir şehir merkezinde tarihi mekanlardan kültürel merkezlere kadar keşfedilecek pek çok yer bulunuyor. Kordon Boyu'ndan Kültürpark'a, Smyrna Agorası'ndan Tarihi Asansör'e kadar birçok etkinlik sizi bekliyor.

1. Kordon boyunca yürüyüş yapın!

Kordon'da yürüyüş yaparken, hareketli kafelerin ve Ege Denizi'nin nefes kesici manzarasının keyfini çıkarın. Ayrıca, deniz ürünleri sunan restoranlarda lezzetli yemekler yiyebilirsiniz.



2. Kemeraltı Çarşısı'nda gezin!

Kemeraltı Çarşısı, zengin bir tarih deneyimi sunar. Baharatlardan tekstil ürünlerine kadar her şeyin bulunduğu geleneksel tezgahlar, benzersiz dükkanlar ve otantik Türk mutfağını sunan yerel lokantalarla doludur.



3. Konak Atatürk Meydanı'nı keşfedin!

Konak Atatürk Meydanı, İzmir’in sembollerinden biri olan Saat Kulesi ve tarihi Konak Yalı Cami'siyle dolu canlı bir atmosfere ev sahipliği yapar.



4. İzmir Kültür ve Sanat Fabrikası'nı ziyaret edin!

Tarihi Alsancak Tekel Fabrikası'ndan dönüştürülen bu merkez, Arkeoloji ve Etnografya Müzesi, İzmir Resim ve Heykel Müzesi gibi kültürel alanlar sunarak şehrin sanat hayatına yön verir.



5. Alsancak veya Kemeraltı'nda leziz sokak yemekleri yiyin!

İzmir’in zengin mutfağının bir parçası olan sokak yemekleri, bu bölgelerde kolayca bulunabilir. Sokak satıcıları ve yerel fırınlar, İzmir’in lezzetlerini keşfetmek için ideal noktalardır.



6. Smyrna Agorasını keşfedin!

Antik Roma dönemine ait Smyrna Agorası, sütunlar, kemerler ve mozaikler gibi etkileyici kalıntılarıyla İzmir’in tarihine dair önemli bir pencere sunar.



7. Kültürpark'ta derin bir nefes alın!

Kültürpark, yeşil alanları, göletleri ve panayır alanlarıyla hem dinlenme hem de etkinliklere katılmak için mükemmel bir yerdir. Her yıl çeşitli festivallere ev sahipliği yapar.



8. Kıbrıs Şehitleri Caddesi'nde bir şeyler için!

Alsancak’ta bulunan bu popüler alışveriş caddesi, canlı atmosferi, çeşitli alışveriş noktaları, kafeleri ve restoranlarıyla dikkat çeker.



9. İnançların kalbini ziyaret edin!

İzmir, farklı dini yapılarıyla hoşgörü ve çok kültürlülük geleneğini sergiler. Kiliseler, camiler ve sinagoglar şehir merkezinde bir arada bulunur.



10. Tarihi Asansör'den manzaranın tadını çıkarın!

Dario Moreno Caddesi’nden yürüyerek ulaşabileceğiniz Tarihi Asansör, İzmir’in panoramik manzarasını sunar ve şehri yüksekten keşfetmenizi sağlar. Bu caddede ünlü şarkıcı Dario Moreno’nun adı anılmaktadır.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sonbaharda İzmir’in göz kamaştıran 10 manzarası</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/sonbaharda-izmirin-goez-kamastiran-10-manzarasi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/sonbaharda-izmirin-goez-kamastiran-10-manzarasi</guid>
<description><![CDATA[ Sonbaharda İzmir’in büyüleyici manzaralarına göz atın! İşte, bu mevsimin keyfini çıkarabileceğiniz 10 muhteşem yer. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2024/09/sonbahar.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Sonbaharda, İzmir’in, göz, kamaştıran, manzarası</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Sonbahar, hafızalarda derin izler bırakan bir mevsimdir. İzmir, bu mevsimde bambaşka bir kimliğe bürünerek kendine hayran bırakır. İşte bu büyüleyici şehirde, sonbaharı unutulmaz kılacak 10 manzarayı sizler için sıraladık.

1. Ödemiş Gölcük: Doğa ve tarihin kucaklaştığı yer

Bozdağ’ın eteklerinde yer alan Gölcük, 1050 metre yüksekliğinde ve 810 dekarlık bir alana yayılan büyüleyici bir yayladır. Birgi’ye yakınlığıyla, doğa ve tarihin bir arada olduğu bir deneyim sunuyor.



2. Bergama Kozak Yaylası: Çam fıstıklarıyla çevrili bir cennet

Bergama ve Ayvalık arasında, 500-1000 metre yükseklikte bulunan Kozak Yaylası, çam fıstığı ağaçlarının ve tertemiz doğanın tadını çıkarabileceğiniz bir bölge.



3. Şirince: Zamanın dönüştürdüğü güzellik

Bir zamanlar "Çirkince" adıyla bilinen Şirince, geleneksel mimarisi ve büyüleyici doğasıyla artık adını güzelliğiyle duyuruyor. Sonbaharın ruhunu hissedeceğiniz bu köy, mutlaka ziyaret edilmeli.



4. Homeros Vadisi: Efsanelerle dolu bir doğa yürüyüşü

Bornova’da yer alan Homeros Vadisi, tarihle iç içe, sonbaharın tüm renklerini yaşamanız için mükemmel bir rota. Bisiklet yolları, koşu parkurları ve piknik alanları sizi bekliyor.



5. Balçova Terapi Ormanı: Şehrin gizli cenneti

Balçova’nın sakin köşelerinde yer alan Terapi Ormanı, doğayla baş başa kalabileceğiniz 6 kilometrelik bir yürüyüş parkuruna sahip. Yürüyüşünüzü bir şelale veya tarihi manastırla taçlandırabilirsiniz.



6. İnciraltı Kent Ormanı: Doğanın ve deniz manzarasının buluştuğu yer

İzmir’in merkezinde, denizle doğanın buluştuğu İnciraltı Kent Ormanı, bisiklet ve yürüyüş yollarıyla keyifli bir gün geçirmenizi sağlıyor. Burada piknik yaparak sonbaharın tadını çıkarabilirsiniz.



7. Gediz Deltası: Kuş cennetinde sonbaharın sessizliği

İzmir Kuş Cenneti olarak da bilinen Gediz Deltası, 40.000 hektarlık alanda sonbaharın tüm renklerini keşfetmek isteyenler için ideal bir nokta. Farklı kuş türleri eşliğinde unutulmaz bir doğa gezisi yapabilirsiniz.



8. Karagöl: Yükseklerde Doğa ile buluşma

850 metre yükseklikte, 18 hektarlık bir alana yayılan Karagöl, doğanın güzelliklerini sonbaharın renkleriyle buluşturuyor. Çam ormanlarının arasında, göl kenarında huzur dolu anlar sizi bekliyor.



9. Nebiler Şelalesi: Aşıkların şelalesi

Dikili’nin Nebiler Köyü’nde yer alan bu şelale, doğanın gizli kalmış hazinelerinden biri. Efsanelerle dolu bu şelalede sonbaharın en romantik manzaralarına tanık olabilirsiniz.



10. Kadifekale: İzmir’e yüksekten bir bakış

İzmir’in tarihi noktalarından Kadifekale, muhteşem bir şehir manzarası sunuyor. Şehrin üzerinde yükselen bu nokta, sonbaharın getirdiği huzuru iliklerinize kadar hissettiriyor.



Bu sonbahar, İzmir’in sunduğu bu büyüleyici manzaralarla hafızanızda unutulmaz izler bırakmaya hazır olun! Hangi manzaranın hatıralarınızda yer edeceğini seçmek size kalmış.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir&amp;apos;in tarihi ve kültürel hazineleri</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/izmirin-tarihi-ve-kulturel-hazineleri</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/izmirin-tarihi-ve-kulturel-hazineleri</guid>
<description><![CDATA[ İzmir, UNESCO Dünya Mirası Listesi&#039;ndeki antik kentleri, çok katmanlı kültürel yapısı ve doğal güzellikleriyle, ziyaretçilerine benzersiz bir tarih ve doğa yolculuğu sunuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2024/09/unesco-1.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>İzmirin, tarihi, kültürel, hazineleri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[İzmir, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle uygarlıkların kesiştiği bir merkez olarak, günümüz ziyaretçilerine hem tarihin izlerini hem de doğanın güzelliklerini sunan eşsiz bir şehir. M.Ö. 3000'lere kadar uzanan tarihiyle İzmir, çok katmanlı bir kültür mirasını barındırıyor. UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan antik kentlerden doğa harikalarına kadar, İzmir'i keşfetmek, insanlık tarihine ve doğal yaşama dokunmaktır.

Efes UNESCO Dünya Mirası

İzmir’in Selçuk ilçesinde yer alan Efes Antik Kenti, Türkiye’nin en büyük açık hava müzelerinden biridir ve her yıl milyonlarca ziyaretçi tarafından gezilmektedir. Tarihi M.Ö. 6000 yıllarına kadar uzanan bu antik kent, antik dünyanın en büyük tiyatrosuna, Artemis Tapınağı'na ve Celsus Kütüphanesi gibi görkemli yapılara ev sahipliği yapar. Efes, bir zamanlar İyonya'nın on iki şehrinden biri olup, Helenistik ve Roma dönemlerinde de önemli bir liman kentiydi. Burada bulunan Büyük Tiyatro, antik dünyanın en büyük yapılarından biri olarak dikkat çekerken, Artemis Tapınağı, antik dünyanın yedi harikasından biri olarak kabul ediliyordu.



Bergama Çok Katmanlı Kültürel Peyzaj Alanı

İzmir’in bir diğer UNESCO Dünya Mirası alanı olan Bergama, antik dönemde eğitim ve tıbbın merkezi olarak biliniyordu. Burada bulunan Asklepion, dünyanın ilk psikiyatri hastanesi olarak tarihe geçmiş ve şifa merkezi olarak ünlüdür. Ayrıca Bergama'daki Athena Tapınağı ve Zeus Sunağı, şehrin antik dönem zenginliklerini gözler önüne seriyor. Bergama’da yer alan Akropol, antik tiyatrosuyla ünlüdür ve antik şehirdeki yaşamın en güzel örneklerinden birini sunar.



İzmir Tarihi Liman Kenti

İzmir, antik dönemlerden bu yana Akdeniz’in önemli liman şehirlerinden biri olmuştur. Kemeraltı Çarşısı ve Kadifekale gibi tarihi bölgeler, şehrin liman kenti olma niteliğini en iyi şekilde yansıtır. İzmir’in iç limanı çevresinde yer alan bu alanlar, 19. yüzyıldan itibaren şehrin ticaret merkezi olarak gelişmiştir. Bugün UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan İzmir Tarihi Liman Kenti, geçmişin izlerini taşıyan sokakları ve yapılarıyla ziyaretçilerini tarihte bir yolculuğa çıkarıyor.

Birgi

Birgi, İzmir'in Ödemiş ilçesinde yer alan ve UNESCO Geçici Miras Listesi'nde bulunan bir başka tarihi alandır. Geleneksel mimarisiyle tanınan Birgi, taş konakları ve ahşap evleriyle zamana meydan okuyan bir kasaba. Tarihi 5 bin yıl öncesine uzanan Birgi, huzurlu atmosferi ve doğal güzellikleriyle ziyaretçilerine adeta bir zaman yolculuğu sunar.



Foça, Çandarlı ve Çeşme Kaleleri

İzmir’in tarihî kaleleri de UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer almakta. Foça, Çandarlı ve Çeşme Kaleleri, Cenevizlilerin Akdeniz'deki ticaret yollarını korumak için inşa ettiği savunma yapılarından bazılarıdır. Özellikle 11. ve 15. yüzyıllar arasında inşa edilen bu kaleler, Akdeniz'deki ticaret yollarını kontrol eden stratejik yapılar olarak önem kazanmıştır.



Gediz Deltası

İzmir’in hemen yanında yer alan Gediz Deltası, hem doğa severler hem de kuş gözlemcileri için bir cennet niteliğinde. Türkiye’nin en büyük kıyı sulak alanlarından biri olan Gediz Deltası, yüzlerce kuş türüne ev sahipliği yapmaktadır. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Gediz Deltası’nın UNESCO Dünya Doğa Mirası Listesi’ne girmesi için yaptığı başvuruyla, bu bölgenin uluslararası önemi daha da artmaktadır.



İzmir, tarih ve doğanın iç içe geçtiği, ziyaretçilerine hem kültürel mirası hem de eşsiz doğal güzellikleri sunan bir destinasyon olarak öne çıkıyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hayıtlı Merada Termal Tatil Köyü nerede, nasıl gidilir?</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/hayitli-merada-termal-tatil-koeyu-nerede-nasil-gidilir</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/hayitli-merada-termal-tatil-koeyu-nerede-nasil-gidilir</guid>
<description><![CDATA[ Ege&#039;nin şifalı suları Hayıtlı Merada&#039;da sizi bekliyor! Termal kaplıcalar ve 3000 yıllık çamurların iyileştirici gücünden faydalanın. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2024/09/hayitli-merada-termal-tatil-koyu-1.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Hayıtlı, Merada, Termal, Tatil, Köyü, nerede, nasıl, gidilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Ege Bölgesi’nin en zengin jeotermal kaynaklarına sahip olan Hayıtlı Koyu, doğanın sunduğu eşsiz bir şifayı arayanlar için ideal bir destinasyon. Dikili'ye sadece 13 kilometre, İzmir merkezine 120 kilometre, Çandarlı merkeze 18 kilometre ve Bergama'ya 29 kilometre uzaklıkta bulunan bu bölge, huzurlu bir tatil ve sağlık deneyimi arayanları bekliyor.



Doğanın şifalı suları

Hayıtlı Merada Termal Tatil Köyü ve Sağlık Merkezi, özellikle termal sularıyla ünlü. Bölgedeki termal su, her litre başına 3 gramdan fazla mineral içeriyor. Bu mineral zengini su, doğal kaplıcaların şifalı etkilerini destekleyen önemli bir özellik taşıyor. Özellikle 3000 yıllık çamurların içerdiği mineraller, termal sularla birleşerek tamamlayıcı tedavi olarak kullanılabiliyor. Bu doğal şifa kaynakları, hem bedeninizi hem de ruhunuzu dinlendirmek için mükemmel bir fırsat sunuyor.



Tatil ve sağlık için çeşitli seçenekler

Hayıtlı Merada, sadece bir kaplıca merkezi değil, aynı zamanda konforlu bir tatil köyü olarak da hizmet veriyor. Hem rezervasyonlu konaklama seçenekleri hem de üyelik sistemleri mevcut. Günlük ziyaretçiler için de açık olan termal tesislerden, günübirlik faydalanma imkanı bulunuyor. Bu sayede hem yerli hem de yabancı ziyaretçiler, tatil ve sağlık ihtiyaçlarını burada karşılayabilirler.

Nasıl ulaşılır?

Hayıtlı Merada Termal Tatil Köyü ve Sağlık Merkezi, İzmir merkezinden araçla yaklaşık 1.5 saatte ulaşılabilir. Dikili'den ise sadece 13 kilometre mesafede bulunuyor, bu da kısa bir yolculuk yaparak bu doğa harikasına ulaşmanızı kolaylaştırıyor.

Ege'nin doğal güzelliklerini ve şifalı sularını keşfetmek isteyenler için Hayıtlı Merada Termal Tatil Köyü ve Sağlık Merkezi mükemmel bir seçenek. Hem sağlıklı yaşam hem de dinlendirici bir tatil için bu bölgeyi ziyaret edebilir, doğanın sunduğu şifa ile ruhunuzu ve bedeninizi yenileyebilirsiniz.



Hayıtlı Merada Termal Tatil Köyü konum ve adres

Hayıtlı Merada Termal Tatil Köyü ve Sağlık Merkezi, Ege Bölgesi'nin Dikili ilçesine bağlı Hayıtlı Koyu mevkiinde yer alıyor.

Adres: Hayıtlı Merada Termal Tatil Köyü ve Sağlık Merkezi, Hayıtlı Köyü, Dikili, İzmir, Türkiye.

Ulaşım bilgileri


 
 İzmir Merkez'den ulaşım: İzmir şehir merkezinden Hayıtlı Merada'ya araçla yaklaşık 1.5 saatlik bir yolculuk yaparak ulaşabilirsiniz. İzmir'den Dikili yönüne doğru devam edin ve Dikili'ye vardığınızda Hayıtlı Köyü'ne doğru sapın. Hayıtlı Köyü'ne ulaştığınızda, merkeze yönlendiren tabelaları takip ederek rahatça varabilirsiniz.
 
 
 Dikili'den ulaşım: Dikili merkezinden Hayıtlı Merada'ya yaklaşık 13 kilometre mesafe bulunuyor. Dikili'den hareket ederek, Hayıtlı Köyü yönünde ilerleyin. Tabelaları takip ederek kolayca ulaşabilirsiniz.
 
 
 Çandarlı'dan ulaşım: Çandarlı'dan Hayıtlı Merada'ya araçla yaklaşık 20 dakikada ulaşabilirsiniz. Çandarlı'dan Dikili yönüne doğru ilerleyin ve Hayıtlı Köyü tabelalarını takip edin.
 
 
 Bergama'dan ulaşım: Bergama'dan Hayıtlı Merada'ya yaklaşık 30 kilometrelik bir mesafe var. Bergama'dan Dikili yönüne ilerleyip Hayıtlı Köyü'ne doğru saparak merkeze ulaşabilirsiniz.
 




Hayıtlı Merada'ya ulaşmak için en iyi yol, özel aracınızla yapacağınız bir yolculuktur. Ayrıca, Dikili'ye veya İzmir'e ulaşım sağladıktan sonra yerel taksi veya ulaşım araçlarını kullanarak Hayıtlı Köyü'ne geçiş yapabilirsiniz.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir, Türkiye kıyı turizminin kalbi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/izmir-turkiye-kiyi-turizminin-kalbi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/izmir-turkiye-kiyi-turizminin-kalbi</guid>
<description><![CDATA[ İzmir, 629 km’lik kıyı şeridi ve 66 Mavi Bayraklı plajıyla, berrak denizi ve eşsiz tatil beldeleriyle Türkiye kıyı turizminin vazgeçilmez adresi. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2024/09/izmir-1-4.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>İzmir, Türkiye, kıyı, turizminin, kalbi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[İzmir, berrak denizi, el değmemiş koyları, birbirinden güzel plajları ve su sporlarına elverişli tatil beldeleriyle Türkiye kıyı turizminin kalbi olarak öne çıkıyor. Toplamda 629 kilometrelik kıyı şeridi ve 66 Mavi Bayraklı plajı ile İzmir, tatilciler için bir cennet konumunda.



İzmir’in kıyı şeridi: Mavi ve yeşilin buluşma noktası

İzmir, Ege Denizi’nin masmavi suları ile çevrili olup, doğa harikası koyları ve altın sarısı kumsallarıyla Türkiye'nin en güzel kıyı şeritlerinden birine sahip. Sörf, yelken, dalış gibi su sporlarına elverişli yapısıyla hem yerli hem de yabancı turistlerin gözdesi. Özellikle Çeşme, Seferihisar ve Foça gibi bölgelerde yer alan plajlar, yaz aylarında binlerce kişiyi ağırlıyor.



Mavi Bayrak: Çevre duyarlılığının simgesi

Mavi Bayrak, plajlar, marinalar ve yatlara verilen uluslararası bir çevre ödülü olarak bilinir. İzmir’de toplam 66 plaj Mavi Bayrak ödülüne layık görülmüş olup, bu plajlar temiz denizi, yüksek çevre bilinci ve güvenli yapılarıyla dikkat çekiyor. Antalya ve Muğla’nın ardından Türkiye’de en fazla Mavi Bayraklı plaj İzmir’de bulunuyor, bu da şehrin çevreye ve turizme verdiği önemi gösteriyor.

İzmir'in popüler tatil beldeleri


 Çeşme: İzmir’in en popüler tatil beldelerinden biri olan Çeşme, Altınkum, Ilıca ve Pırlanta plajları ile su sporlarına meraklı turistleri ağırlıyor.
 Seferihisar: Türkiye’nin ilk “Cittaslow” unvanına sahip beldesi olan Seferihisar, sakin atmosferi ve berrak deniziyle dikkat çekiyor.
 Foça: Hem tarihi hem de doğal güzellikleriyle ünlü Foça, kristal berraklığındaki denizi ve doğa harikası koylarıyla huzurlu bir tatil arayanların tercihi oluyor.




İzmir’de su sporları: Rüzgar ve dalgaların keyfi

İzmir, her türlü su sporu için uygun ortam sunuyor. Özellikle Alaçatı, rüzgar sörfü ve kiteboard gibi ekstrem sporlarla ünlü olup, dünya çapında tanınan bir destinasyon. Ayrıca dalış ve yelken gibi aktiviteler de geniş bir kitle tarafından tercih ediliyor.

İzmir'in kıyı turizmindeki önemi

İzmir, sahip olduğu zengin kıyı şeridi ve Mavi Bayrak ödüllü plajlarıyla Türkiye’nin en önemli turizm merkezlerinden biri olma unvanını sürdürüyor. Çevre bilincine sahip, temiz ve güvenli plajlarıyla İzmir, her yıl milyonlarca turistin uğrak noktası haline geliyor. Kıyı şeridindeki bu zenginlik, İzmir’i sadece yaz aylarında değil, yılın her döneminde cazip kılan önemli bir özellik.

İzmir’in kıyı şeridinde maviyle buluşmak, temiz denizin keyfini çıkarmak ve unutulmaz bir tatil deneyimi yaşamak isteyenler için İzmir her zaman ilk sıralarda yer alıyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dikili Termal Tatil Köyü hakkında bilgiler, nerede, nasıl gidilir?</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/dikili-termal-tatil-koeyu-hakkinda-bilgiler-nerede-nasil-gidilir</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/dikili-termal-tatil-koeyu-hakkinda-bilgiler-nerede-nasil-gidilir</guid>
<description><![CDATA[ Ege&#039;nin şifalı sularını keşfedin! Dikili Termal Tatil Köyü, Dikili merkeze sadece 13 km uzaklıkta, termal çamurlarıyla sağlık dolu bir tatil vadediyor. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2024/09/dikili-termal-tatil-koyu-1.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Dikili, Termal, Tatil, Köyü, hakkında, bilgiler, nerede, nasıl, gidilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Ege'nin zengin jeotermal kaynaklarıyla ünlü Hayıtlı Koyu'nda bulunan Dikili Termal Tatil Köyü, hem sağlığınızı hem de ruhunuzu beslemek için ideal bir kaçış noktası. Dikili'ye sadece 13, İzmir merkeze 120, Çandarlı'ya 18 ve Bergama'ya 29 kilometre mesafede olan bu tesis, termal turizmin cazibe merkezlerinden biri.

Şifalı suların kaynağı: Hayıtlı Koyu

Hayıtlı Koyu, 3000 yıllık termal sularıyla ünlüdür. Bu bölgedeki termal su, litrede 3 gramın üzerinde mineral içerir. Termal sularda bulunan mineraller, hem cilt sağlığınız hem de genel iyilik haliniz için faydalı olabilir. Hayıtlı'daki termal çamurlar da bu sularla birlikte şifalı bir tedavi sunar. Özellikle kaplıcaların mineral açısından zengin suyu, hem rahatlamanızı sağlar hem de vücudunuzun yenilenmesine katkıda bulunur.



Konaklama ve kullanım seçenekleri

Dikili Termal Tatil Köyü, konforlu bir konaklama deneyimi sunar. Hem günlük kullanım için kaplıcaları ziyaret edebilir, hem de rezervasyonlu konaklama seçeneklerinden faydalanabilirsiniz. Tesiste hem bireysel hem de grup üyelik sistemleri mevcuttur, bu sayede tatiliniz boyunca ihtiyaçlarınıza uygun bir seçenek bulabilirsiniz.

Neden Dikili Termal Tatil Köyü?


 Eşsiz Konum: Ege'nin doğal güzellikleri içinde yer alan bu tatil köyü, huzur dolu bir ortam sunar.
 Sağlık ve Rahatlama: Termal suların ve çamurların sunduğu sağlık faydaları sayesinde, hem bedensel hem de ruhsal olarak yenilenebilirsiniz.
 Esnek Konaklama Seçenekleri: Günlük kullanım veya uzun süreli konaklama için çeşitli alternatifler mevcut.


Eğer siz de Ege'nin şifalı sularından faydalanmak ve ruhunuzu dinlendirmek istiyorsanız, Dikili Termal Tatil Köyü mükemmel bir tercih olabilir. Keyifli bir tatil ve sağlık dolu bir deneyim için bu eşsiz noktayı keşfetmeyi unutmayın!



Dikili Termal Tatil Köyü'ne nasıl ulaşılır?

Adres: Dikili Termal Tatil Köyü Hayıtlı Koyu, Dikili, İzmir, Türkiye.

Ulaşım bilgileri:


 
 İzmir'den Ulaşım: İzmir şehir merkezinden Dikili Termal Tatil Köyü'ne yaklaşık 120 kilometre mesafededir. İzmir’den Dikili’ye gitmek için şu yolları tercih edebilirsiniz:

 
  Kara Yolu: İzmir şehir merkezinden Dikili'ye, E87 karayolu üzerinden direkt olarak ulaşabilirsiniz. Yaklaşık 1,5 saat süren bu yolculuk, yolun durumuna göre değişiklik gösterebilir. Dikili'ye vardıktan sonra, tabelaları takip ederek Hayıtlı Koyu'na yönelin.
 
 
 
 Dikili'den Ulaşım: Dikili şehir merkezinden tatil köyüne ulaşmak oldukça basittir. Dikili'ye vardıktan sonra, Hayıtlı Koyu'na doğru tabelaları takip edin. Yolculuk, Dikili merkezden yaklaşık 13 kilometre sürecektir. Araçla yaklaşık 15-20 dakikalık bir mesafededir.
 
 
 Çandarlı'dan Ulaşım: Çandarlı merkezinden Dikili Termal Tatil Köyü'ne yaklaşık 18 kilometre mesafededir. Çandarlı’dan yola çıkarak, Dikili'ye doğru E87 karayolunu takip edin. Hayıtlı Koyu'na ulaştığınızda, tatil köyünün tabelalarını göreceksiniz.
 
 
 Bergama'dan Ulaşım: Bergama'dan Dikili Termal Tatil Köyü'ne gitmek için yaklaşık 29 kilometrelik bir yol kat etmeniz gerekmektedir. Bergama'dan Dikili yönüne doğru ilerleyerek E87 karayolunu kullanabilirsiniz. Bu yolculuk yaklaşık 30-40 dakika sürecektir.
 


Toplu taşıma imkanları:

Toplu taşıma seçenekleri genellikle İzmir şehir merkezinden Dikili’ye düzenli otobüs seferleri ile sağlanır. İzmir'den Dikili’ye otobüsle gitmek mümkündür. Dikili'ye vardığınızda, şehir içi ulaşım araçları veya taksi ile Hayıtlı Koyu'na geçebilirsiniz.

Tatil köyünün rahat ulaşılabilirliği ve doğal güzellikleri, burayı ziyaret etmek isteyenler için cazip bir seçenek yapmaktadır. Keyifli bir yolculuk ve sağlık dolu bir tatil için bu bilgileri kullanarak Dikili Termal Tatil Köyü'ne kolayca ulaşabilirsiniz.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Eylül’de keşfedilecek yerler: Sonbaharın büyüsünü hissedeceksiniz</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/eylulde-kesfedilecek-yerler-sonbaharin-buyusunu-hissedeceksiniz</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/eylulde-kesfedilecek-yerler-sonbaharin-buyusunu-hissedeceksiniz</guid>
<description><![CDATA[ Sıcaklıkların ılıman, manzaraların ise büyüleyici olduğu zaman. Eylül ayının keyfini doyasıya çıkarabilmeniz için tatil rotalarını derledik... ]]></description>
<enclosure url="http://ortadogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/ortadogugazetesi-com/uploads/2024/09/eylulde-gezilecek-yerler.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Eylül’de, keşfedilecek, yerler:, Sonbaharın, büyüsünü, hissedeceksiniz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Eylül ayı, yazın kalabalığından uzaklaşmak ve daha sakin, huzurlu bir tatil deneyimi yaşamak isteyenler için mükemmel bir zaman dilimidir. Tatil beldeleri, turistlerin yoğunluğundan arınmış, doğanın ve kültürün tadını doyasıya çıkarabileceğiniz bir atmosfere bürünür. Bu dönemde yurt dışında keşfedilecek birbirinden güzel destinasyonlar, hem deniz tatili hem de kültürel ve doğal güzelliklerin peşinden gitmek isteyenler için ideal bir tatil aralığıdır. Eylül ayında tatil yapak isteyenler için en güzel tatil rotalarını sizin için derledik.

Toskana, İtalya: Toskana bölgesi, üzüm bağları ve muhteşem manzaralarıyla ünlüdür. Eylül, şarap hasadı zamanıdır, bu nedenle şarap turları için mükemmel bir zamandır. Floransa, Siena ve Pisa gibi tarihi şehirler de bu dönemde daha sakindir.

Provence, Fransa: Provence, lavanta tarlaları ve şirin köyleri ile ünlüdür. Eylül ayında, hava hala sıcak ve güneşlidir. Yerel pazarları gezebilir ve Fransız mutfağının tadını çıkarabilirsiniz.

Lizbon, Portekiz: Lizbon, Eylül ayında hala sıcak ve güneşli bir hava sunar. Şehir, tarihi yapıları, dar sokakları ve muhteşem manzaraları ile keşfedilmeye değer. Ayrıca, yakındaki Sintra'yı ziyaret etmek de harika bir seçenek.

Santorini, Yunanistan: Eylül ayında Santorini'de hava hala sıcak, ancak yazın yoğun kalabalığı azalmış olur. Beyaz badanalı evler, volkanik plajlar ve nefes kesici gün batımlarıyla ünlü bu ada, romantik bir tatil için idealdir.

Balear Adaları, İspanya: Eylül ayında İbiza, Mallorca ve Menorca gibi Balear Adaları, plaj tatili yapmak isteyenler için harika bir seçenek sunar. Sıcaklık hala yüksektir ve deniz sezonu devam eder, ancak yaz kalabalığı azalır.

Münih, Almanya: Eylül ayında Münih, ünlü Oktoberfest festivali için ideal bir destinasyondur. Alman birası ve geleneksel yemeklerin tadını çıkarabileceğiniz bu festival, eğlenceli bir deneyim.

İzlanda: Doğal güzellikleriyle ünlü İzlanda, Eylül ayında kuzey ışıklarını görmek için ideal bir zaman olabilir. Ayrıca, sıcak su kaynakları ve eşsiz manzaralarla dolu bir tatil sunar.

İstanbul, Türkiye: Ve elbette olmazsa olmaz bir kent İstanbul... Yurt dışında yaşayanlar için Eylül ayında İstanbul'a seyahat etmek de güzel bir seçenek olabilir. Tarihi yarımada, Boğaz, müzeler ve camiler bu dönemde keşfedilmeye değer.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>2024 Güreş Takvimi: Yağlı Güreşin Heyecanı Devam Ediyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/2024-gures-takvimi-yagli-guresin-heyecani-devam-ediyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/2024-gures-takvimi-yagli-guresin-heyecani-devam-ediyor</guid>
<description><![CDATA[ Tüm Türkiye’yi ekranlara kilitleyen yağlı güreşler tüm hızıyla heyecanlı bir şekilde devam ediyor. ]]></description>
<enclosure url="http://ortadogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/ortadogugazetesi-com/uploads/2024/09/gures.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>2024, Güreş, Takvimi:, Yağlı, Güreşin, Heyecanı, Devam, Ediyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Geleneksel Türk sporlarının en önemlilerinden biri olan yağlı güreş, her yıl olduğu gibi 2024 yılında da heyecanla takip ediliyor. Güreş severler için güreş takvimi büyük önem taşırken, pehlivanların yıl boyunca sergileyeceği performanslar merakla bekleniyor. Özellikle yağlı güreş takvimi kapsamında düzenlenen etkinlikler, hem yerel hem de ulusal çapta büyük bir ilgiyle izleniyor. 2024 yılı yağlı güreş organizasyonları, her yıl olduğu gibi bu yıl da önemli mücadelelere sahne olacak.

Yağlı güreşin tarihi ve kültürel önemi, bu sporun Türkiye'deki en köklü geleneklerden biri olmasını sağlıyor. Türkiye’nin dört bir yanında düzenlenen yağlı güreş turnuvaları, güreşçilerin en iyi performanslarını sergilediği platformlar olarak öne çıkıyor. 2024 yılına dair yağlı güreş takvimi, sporcuların ve izleyicilerin büyük heyecanla beklediği organizasyonları içeriyor. Özellikle oynanmamış oyunlar ve yaklaşan turnuvalar, güreş severler tarafından dikkatle takip ediliyor.

Yaklaşan Yağlı Güreş Turnuvaları

2024 yılı yağlı güreş takviminde birçok önemli organizasyon yer alıyor. Henüz oynanmamış olan bu turnuvalar, pehlivanların kıyasıya mücadele edeceği arenalar olarak büyük ilgi görüyor. Bu turnuvalar arasında en dikkat çekici olanlardan bazıları şunlar:

14 Eylül: Çanakkale Geyikli Yağlı Pehlivan Güreşleri

15 Eylül: Edirne Havsa Yağlı Pehlivan Güreşleri

22 Eylül: Antalya Kaş Yağlı Pehlivan Güreşleri

Bu tarihlerde düzenlenecek güreşler, pehlivanların gücünü ve teknik yeteneklerini sergileyeceği önemli turnuvalar arasında. Özellikle Çanakkale Geyikli ve Edirne Havsa yağlı güreşleri, her yıl büyük bir katılım ve ilgiyle izlenen organizasyonlar arasında yer alıyor. Güreş takvimi kapsamında düzenlenen bu etkinlikler, güreş severlerin sabırsızlıkla beklediği tarihi anları oluşturuyor.

Pehlivanlar İçin Kritik Turnuvalar

2024 yılı yağlı güreş takviminde öne çıkan diğer bir önemli nokta, pehlivanların sezon boyunca katılacakları kritik turnuvalar. Pehlivanlar, yıl boyunca çeşitli bölgelerde düzenlenen bu güreş organizasyonlarında kıyasıya mücadele ederek şampiyonluklar elde etmeyi hedefliyor. Özellikle Eylül ayı boyunca oynanacak olan bu turnuvalar, pehlivanlar için sezonun en zorlu mücadelelerinden biri olacak.

Pehlivanlar, bu turnuvalarda gösterdikleri performanslarla hem izleyicilerin beğenisini kazanacak hem de yağlı güreş tarihine adlarını altın harflerle yazdırma şansını elde edecekler. Yağlı güreşin geleneksel ruhunu yansıtan bu organizasyonlar, Türk spor kültürünün en önemli parçalarından biri olarak ön plana çıkıyor. Güreş takvimi doğrultusunda düzenlenen bu turnuvalar, izleyicilere keyifli ve heyecan dolu anlar yaşatacak.

Sonuç olarak, 2024 yılı yağlı güreş takvimi pehlivanların yıl boyunca katılacakları önemli turnuvalarla dolu. Özellikle Eylül ayı boyunca düzenlenecek olan Çanakkale Geyikli ve Edirne Havsa gibi büyük organizasyonlar, güreş severlerin merakla beklediği mücadeleler arasında. Pehlivanların gösterdiği performanslar, bu turnuvalarda büyük bir heyecan yaratacak ve izleyicilere unutulmaz anlar yaşatacak.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kaz Dağları&amp;apos;ndaki eşsiz güzellik: Ayazma Pınarı Tabiat Parkı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/kaz-daglarindaki-essiz-guzellik-ayazma-pinari-tabiat-parki</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/kaz-daglarindaki-essiz-guzellik-ayazma-pinari-tabiat-parki</guid>
<description><![CDATA[ Çanakkale&#039;nin Bayramiç ilçesinde bulunan Ayazma Pınarı Tabiat Parkı, Kaz Dağları&#039;ndaki doğal güzellikleriyle her yıl binlerce ziyaretçiyi çekiyor. &#039;Bin Pınarlı İda&#039; olarak bilinen bu eşsiz park, ziyaretçilerine muhteşem doğa manzaraları sunuyor.Bayramiç&#039;e 30 kilometre uzaklıkta olan, mitolojide &#039;Bin Pınarlı İda&#039; olarak bilinen, dünyanın ilk güzellik yarışmasına ev sahipliği yapan Kazdağları&#039;ndaki Ayazma Pınarı Tabiat Parkı, eşsiz doğa güzelliğiyle ön plana çıkıyor.Ayazma Pınarı Tabiat Parkı, 1986 yılında tescil edilerek 5,85 hektarlık alanıyla tabiat parkı olarak ilan edildi. Kazdağları&#039;nın Bayramiç sınırları içinde yer alan, efsanelere konu olan tarihsel geçmişi, kendine özgü doğası, yüksek oksijen oranına sahip olan Ayazma Pınarı Tabiat Parkı, içindeki şelalelerle her mevsim ayrı bir görsel şölen sunuyor.Bölgenin hemen her yerinde birbirinden güzel şelaleler ve su kaynakları bulunuyor. Bu doğal güzelliği, her yıl binlerce kişi ziyaret ediyor. Kent gürültüsünden uzaklaşarak temiz hava almak isteyenler, hafta sonu tatilinde Ayazma Pınarı Tabiat Parkı&#039;nı tercih ediyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/veNDEbGIWUK6sYb8bDE6Qg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Kaz, Dağlarındaki, eşsiz, güzellik:, Ayazma, Pınarı, Tabiat, Parkı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/veNDEbGIWUK6sYb8bDE6Qg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Kaz Dağları'ndaki eşsiz güzellik: Ayazma Pınarı Tabiat Parkı"></p>
<p>Çanakkale'nin Bayramiç ilçesinde bulunan Ayazma Pınarı Tabiat Parkı, Kaz Dağları'ndaki doğal güzellikleriyle her yıl binlerce ziyaretçiyi çekiyor. 'Bin Pınarlı İda' olarak bilinen bu eşsiz park, ziyaretçilerine muhteşem doğa manzaraları sunuyor.</p>
<p>Bayramiç'e 30 kilometre uzaklıkta olan, mitolojide 'Bin Pınarlı İda' olarak bilinen, dünyanın ilk güzellik yarışmasına ev sahipliği yapan Kazdağları'ndaki <strong>Ayazma Pınarı Tabiat Parkı</strong>, eşsiz doğa güzelliğiyle ön plana çıkıyor.</p>
<p>Ayazma Pınarı Tabiat Parkı, 1986 yılında tescil edilerek 5,85 hektarlık alanıyla tabiat parkı olarak ilan edildi. Kazdağları'nın Bayramiç sınırları içinde yer alan, efsanelere konu olan tarihsel geçmişi, kendine özgü doğası, yüksek oksijen oranına sahip olan Ayazma Pınarı Tabiat Parkı, içindeki şelalelerle her mevsim ayrı bir görsel şölen sunuyor.</p>
<p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HiJI2VR8Vky5flS_3y3YiA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="">Bölgenin hemen her yerinde birbirinden güzel şelaleler ve su kaynakları bulunuyor. Bu doğal güzelliği, her yıl binlerce kişi ziyaret ediyor. Kent gürültüsünden uzaklaşarak temiz hava almak isteyenler, hafta sonu tatilinde Ayazma Pınarı Tabiat Parkı'nı tercih ediyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tatil rezervasyonlarında internet dolandırıcılarına dikkat!  sitesinin adresini kontrol edin</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/tatil-rezervasyonlarinda-internet-dolandiricilarina-dikkat-sitesinin-adresini-kontrol-edin</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/tatil-rezervasyonlarinda-internet-dolandiricilarina-dikkat-sitesinin-adresini-kontrol-edin</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Başkanı Firuz Bağlıkaya, tatil satın alınan web sayfasının adres çubuğundaki ismin dikkatlice kontrol edilmesi gerektiğini belirterek, &quot;Rezervasyon yapıldığında ödeme, seyahat acentelerinin kurumsal IBAN&#039;ına yapılır. Ancak seyahat acentesi olmayan kişiler ödemeleri şahsi IBAN&#039;larına almak suretiyle mağduriyete yol açmaktadır.&quot; dedi.Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Başkanı Firuz Bağlıkaya, turizmde dolandırıcılık vakalarının çeşitli dönemlerde farklı alanlarda yoğunlaştığını anlattı.  Bağlıkaya, salgın sürecinde ve sonrasında villa kiralamalarında dolandırıcılık vakalarının daha çok yaşandığını, son zamanlarda bungalov turizminde de bu tip olayların sık yaşanmaya başladığını aktardı.  2023&#039;te dolandırıcılık vakalarıyla ilgili 12 bin 691 ihbara ilişkin işlem gerçekleştirdiklerinin altını çizen Bağlıkaya, &quot;TÜRSAB olarak bu tip nitelikli dolandırıcılık vakalarının önüne geçmek için özel bir dijital denetim ekibi kurduk. Ekiplerimiz, ilgili kurum ve kuruluşlarla koordineli olarak yoğun bir biçimde çalışmalarını sürdürüyor. Ayrıca, internet üzerinden oluşturduğumuz &#039;TÜRSAB Dijital Doğrulama Sistemi&#039; ile vatandaşlarımıza tatil satın aldıkları şirketin TÜRSAB üyesi seyahat acentesi olup olmadığını kontrol etme imkanı sunuyoruz.&quot; değerlendirmesini yaptı.  Bağlıkaya, internet üzerinden tatil satın alan vatandaşların sayısının son yıllarda giderek arttığını belirterek, &quot;Buna paralel olarak sahte web siteleri ve sosyal medya hesapları üzerinden yapılan dolandırıcılıklarda artış gözleniyor.&quot; dedi.  Kullanıcıların internet üzerinden tatil paketi alırken, satın alımın yapıldığı web sitesinin TÜRSAB üyesi acente olup olmadığını kontrol etmesinin çok önemli olduğunu vurgulayan Bağlıkaya, bunun, özel geliştirdikleri Dijital Doğrulama Sistemi üzerinden kontrol edilebildiğini ve seyahat acentelerinin sayfalarında bu sistemin logosunun bulunduğunu dile getirdi.  &quot;EKİPLERİMİZ 2024 HAZİRAN SONU İTİBARİYLE TOPLAM 16 BİN 705 İŞLEM GERÇEKLEŞTİRDİ&quot;  Acente kimliğini kullanarak yapılan dolandırıcılık faaliyetlerine karşı aldıkları önlemlere değinen Bağlıkaya, şunları kaydetti:  &quot;Birlik olarak gerek TÜRSAB Doğrulama Sistemi&#039;miz gerek dijital denetimlerimiz gerekse de fiziki denetimlerimizle her tür sahtecilik ve dolandırıcılığa karşı büyük bir gayret ve özveriyle çalışıyoruz. Özellikle sosyal medya mecralarındaki sahte hesaplar üzerinden verilen ilanlarla vatandaşlar mağdur edilebildiğini dikkate alarak bu tip istenmeyen olayların önüne geçmek için denetim çalışmalarımızı hız kesmeden sürdürüyoruz. Dijital denetim ekiplerimiz 2024 Haziran sonu itibariyle toplam 16 bin 705 işlem gerçekleştirdi.Ekibimiz hem gelen ihbarlarla hem de internet üzerinden gerçekleştirdikleri yoğun taramalarla buldukları dolandırıcılık amaçlı sayfaları, haklarında işlem yapılması için yetkili kurumlarla paylaşıyor. Bu kapsamda Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı&#039;nı ziyaret ederek sektörümüz adına bilgi paylaşımında bulunduk. Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı vasıtasıyla Cumhuriyet Başsavcılığına 581 dosya sunduk. Mağdur olan vatandaşlarımızı da bu dosyaya yönlendirdik.&quot;  Firuz Bağlıkaya, ayrıca Google ve META şirketleriyle de yakın temas içerisinde olduklarını aktararak, nitelikli dolandırıcılık amacıyla hareket eden web sitelerini Google ile paylaştıklarını, arama motoru üzerinde özellikle üst sıralarda listelenmesinin önüne geçtiklerini bildirdi.  &quot;META İLE GERÇEKLEŞTİRDİĞİMİZ GÖRÜŞMELERDE DE ÖNEMLİ BİR MESAFE ALDIK&quot;  Gerçek seyahat acentelerinin web sayfalarını taklit eden sitelere erişimin engellenmesi için aksiyon alınmasını sağladıklarını belirten Bağlıkaya, &quot;META ile gerçekleştirdiğimiz görüşmelerde de önemli bir mesafe aldık. Dolandırıcılık amaçlı sosyal medya hesaplarının askıya alınması konusundaki temaslarımız ve sektörümüz adına bilgilendirmelerimiz devam ediyor.&quot; dedi.  Bağlıkaya, TÜRSAB olarak bu tür dolandırıcılıklara maruz kalan mağdur vatandaşlara ve şirket ünvanları dolandırıcılık olaylarında kullanılan seyahat acentelerine gerekli hukuki adımları atabilmeleri noktasında da destek vermeye çalıştıklarını söyledi.  Mağdurları, şikayet dilekçe örnekleri ve başvuru şekilleri konularında bilgilendirerek savcılıklara yönlendirdiklerini belirten Bağlıkaya, &quot;Ayrıca, bu tür dolandırıcılık olaylarında ünvanları kullanılmış acentelerimizin sosyal medya hesaplarında bu hususu dile getiren notlar düşmeleri gerektiğine yönelik önerilerde bulunuyoruz. META ya da Google benzeri internet veya sosyal medya mecralarında hizmet sağlayıcı firmalara şikayetlerin iletilmesi de ayrı bir önem arz ediyor. İlgili departmanlarımız bu konuda da mağdurları bilgilendirip yönlendiriyorlar.&quot; ifadelerini kullandı.  Bağlıkaya, tatil satın alınan web sayfasının adres çubuğundaki isminin dikkatlice kontrol edilmesi gerektiğinin altını çizerek, &quot;Zira dolandırıcılar herhangi bir tur şirketinin sayfasını kopyalayıp adres çubuğundaki bölümde küçük bir harf değişikliği yapmak suretiyle benzer bi ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WEX-i9RmmkOXR-T6KaaFUg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Tatil, rezervasyonlarında, internet, dolandırıcılarına, dikkat,  sitesinin, adresini, kontrol, edin</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WEX-i9RmmkOXR-T6KaaFUg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Tatil rezervasyonlarında internet dolandırıcılarına dikkat!  sitesinin adresini kontrol edin"><p>Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Başkanı Firuz Bağlıkaya, tatil satın alınan web sayfasının adres çubuğundaki ismin dikkatlice kontrol edilmesi gerektiğini belirterek, "Rezervasyon yapıldığında ödeme, seyahat acentelerinin kurumsal IBAN'ına yapılır. Ancak seyahat acentesi olmayan kişiler ödemeleri şahsi IBAN'larına almak suretiyle mağduriyete yol açmaktadır." dedi.</p><p>Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Başkanı Firuz Bağlıkaya, turizmde dolandırıcılık vakalarının çeşitli dönemlerde farklı alanlarda yoğunlaştığını anlattı.  Bağlıkaya, salgın sürecinde ve sonrasında villa kiralamalarında dolandırıcılık vakalarının daha çok yaşandığını, son zamanlarda bungalov turizminde de bu tip olayların sık yaşanmaya başladığını aktardı.  2023'te dolandırıcılık vakalarıyla ilgili 12 bin 691 ihbara ilişkin işlem gerçekleştirdiklerinin altını çizen Bağlıkaya, "TÜRSAB olarak bu tip nitelikli dolandırıcılık vakalarının önüne geçmek için özel bir dijital denetim ekibi kurduk. Ekiplerimiz, ilgili kurum ve kuruluşlarla koordineli olarak yoğun bir biçimde çalışmalarını sürdürüyor. Ayrıca, internet üzerinden oluşturduğumuz 'TÜRSAB Dijital Doğrulama Sistemi' ile vatandaşlarımıza tatil satın aldıkları şirketin TÜRSAB üyesi seyahat acentesi olup olmadığını kontrol etme imkanı sunuyoruz." değerlendirmesini yaptı.  Bağlıkaya, internet üzerinden tatil satın alan vatandaşların sayısının son yıllarda giderek arttığını belirterek, "Buna paralel olarak sahte web siteleri ve sosyal medya hesapları üzerinden yapılan dolandırıcılıklarda artış gözleniyor." dedi.  Kullanıcıların internet üzerinden tatil paketi alırken, satın alımın yapıldığı web sitesinin TÜRSAB üyesi acente olup olmadığını kontrol etmesinin çok önemli olduğunu vurgulayan Bağlıkaya, bunun, özel geliştirdikleri Dijital Doğrulama Sistemi üzerinden kontrol edilebildiğini ve seyahat acentelerinin sayfalarında bu sistemin logosunun bulunduğunu dile getirdi.  <strong>"EKİPLERİMİZ 2024 HAZİRAN SONU İTİBARİYLE TOPLAM 16 BİN 705 İŞLEM GERÇEKLEŞTİRDİ"</strong>  Acente kimliğini kullanarak yapılan dolandırıcılık faaliyetlerine karşı aldıkları önlemlere değinen Bağlıkaya, şunları kaydetti:  "Birlik olarak gerek TÜRSAB Doğrulama Sistemi'miz gerek dijital denetimlerimiz gerekse de fiziki denetimlerimizle her tür sahtecilik ve dolandırıcılığa karşı büyük bir gayret ve özveriyle çalışıyoruz. Özellikle sosyal medya mecralarındaki sahte hesaplar üzerinden verilen ilanlarla vatandaşlar mağdur edilebildiğini dikkate alarak bu tip istenmeyen olayların önüne geçmek için denetim çalışmalarımızı hız kesmeden sürdürüyoruz. Dijital denetim ekiplerimiz 2024 Haziran sonu itibariyle toplam 16 bin 705 işlem gerçekleştirdi.</p><p>Ekibimiz hem gelen ihbarlarla hem de internet üzerinden gerçekleştirdikleri yoğun taramalarla buldukları dolandırıcılık amaçlı sayfaları, haklarında işlem yapılması için yetkili kurumlarla paylaşıyor. Bu kapsamda Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı'nı ziyaret ederek sektörümüz adına bilgi paylaşımında bulunduk. Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı vasıtasıyla Cumhuriyet Başsavcılığına 581 dosya sunduk. Mağdur olan vatandaşlarımızı da bu dosyaya yönlendirdik."  Firuz Bağlıkaya, ayrıca Google ve META şirketleriyle de yakın temas içerisinde olduklarını aktararak, nitelikli dolandırıcılık amacıyla hareket eden web sitelerini Google ile paylaştıklarını, arama motoru üzerinde özellikle üst sıralarda listelenmesinin önüne geçtiklerini bildirdi.  <strong>"META İLE GERÇEKLEŞTİRDİĞİMİZ GÖRÜŞMELERDE DE ÖNEMLİ BİR MESAFE ALDIK"</strong>  Gerçek seyahat acentelerinin web sayfalarını taklit eden sitelere erişimin engellenmesi için aksiyon alınmasını sağladıklarını belirten Bağlıkaya, "META ile gerçekleştirdiğimiz görüşmelerde de önemli bir mesafe aldık. Dolandırıcılık amaçlı sosyal medya hesaplarının askıya alınması konusundaki temaslarımız ve sektörümüz adına bilgilendirmelerimiz devam ediyor." dedi.  Bağlıkaya, TÜRSAB olarak bu tür dolandırıcılıklara maruz kalan mağdur vatandaşlara ve şirket ünvanları dolandırıcılık olaylarında kullanılan seyahat acentelerine gerekli hukuki adımları atabilmeleri noktasında da destek vermeye çalıştıklarını söyledi.  Mağdurları, şikayet dilekçe örnekleri ve başvuru şekilleri konularında bilgilendirerek savcılıklara yönlendirdiklerini belirten Bağlıkaya, "Ayrıca, bu tür dolandırıcılık olaylarında ünvanları kullanılmış acentelerimizin sosyal medya hesaplarında bu hususu dile getiren notlar düşmeleri gerektiğine yönelik önerilerde bulunuyoruz. META ya da Google benzeri internet veya sosyal medya mecralarında hizmet sağlayıcı firmalara şikayetlerin iletilmesi de ayrı bir önem arz ediyor. İlgili departmanlarımız bu konuda da mağdurları bilgilendirip yönlendiriyorlar." ifadelerini kullandı.  Bağlıkaya, tatil satın alınan web sayfasının adres çubuğundaki isminin dikkatlice kontrol edilmesi gerektiğinin altını çizerek, "Zira dolandırıcılar herhangi bir tur şirketinin sayfasını kopyalayıp adres çubuğundaki bölümde küçük bir harf değişikliği yapmak suretiyle benzer bir domain adı ve sayfa tasarımıyla sahte bir site oluşturabiliyor." dedi.  Ayrıca dolandırıcıların, izlerinin sürülmesini kolaylaştırması nedeniyle çoğunlukla sabit telefon numarası kullanmadığı bilgisini veren Bağlıkaya, sözlerini şöyle tamamladı:  "Görüşme ve yazışmalarını genelde WhatsApp hatları üzerinden gerçekleştirerek sahte rezervasyon işlemi sürecini tamamlamaktalar. Bu noktanın tüketiciler tarafından göz önünde bulundurulması önem taşıyor. Rezervasyon yapıldığında ödeme, seyahat acentelerinin kurumsal IBAN'ına yapılır. Ancak seyahat acentesi olmayan kişiler ödemeleri şahsi IBAN'larına almak suretiyle mağduriyete yol açmaktadır.</p><p>Sosyal medya hesaplarında kullanıcı adlarının sıklıkla değişmiş olması, olası dolandırıcılığa işaret eden bir diğer nokta. Vatandaşlarımızın bu hususa dikkat etmesini özellikle tavsiye ediyoruz. Ürünün fiyatının piyasa değerinin çok altında olması hali de şüphe sebebi olup vatandaşlarımızın bu hususa da dikkat etmesini özellikle öneriyoruz."</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bosna Hersek&amp;apos;in incisi: Mostar Köprüsü</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/bosna-hersekin-incisi-mostar-koeprusu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/bosna-hersekin-incisi-mostar-koeprusu</guid>
<description><![CDATA[ Bosna Hersek&#039;in güneyinde bulunan ve Neretva Nehri&#039;nin &quot;Osmanlı gerdanlığı&quot; olarak bilinen Mostar Köprüsü&#039;nün yeniden yapılmasının üzerinden 20 yıl geçti.Osmanlı mimarlık tarihinin &quot;zirve&quot; ismi kabul edilen Mimar Sinan&#039;ın öğrencisi Mimar Hayrettin tarafından 1566&#039;da inşa edilen ve Bosna Hersek&#039;teki savaş sırasında 1993&#039;te Hırvat topçu birliklerince yıkılan köprü, restorasyon çalışmalarının tamamlanmasının ardından 20 yıl önce düzenlenen törenle yeniden hizmete açıldı.  Tarihi köprü, Bosna Hersek&#039;teki savaş sırasında Hırvat topçu birliklerinin köprüye saldırmasıyla 9 Kasım 1993&#039;te nehrin sularına gömüldü.  Evliya Çelebi&#039;nin &quot;benzersiz&quot; olarak nitelediği Mostar Köprüsü&#039;nün yeniden inşasına, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA), Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), İslam Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi ile Dünya Bankasının desteğiyle 1997&#039;de başlandı.  Macar ordusunun dalgıçları tarafından orijinal taşları nehir yatağından çıkarılan köprü, inşaatının tamamlanmasının ardından çok sayıda ülkenin üst düzey temsilcisinin de hazır bulunduğu törenle, dönemin İngiltere Veliaht Prensi Charles tarafından 23 Temmuz 2004&#039;te yeniden açıldı.  24 metre yüksekliğinde, 30 metre uzunluğunda, 4 metre genişliğindeki köprü, Mostar şehrine de adını verdi.  Zümrüt yeşili rengiyle bölgeye gelenlerin en çok ziyaret ettiği yerlerden biri olan Neretva Nehri üzerine inşa edilen köprünün yapımında 456 kalıp taş kullanıldı.  Asırlar boyunca Bosna Hersek&#039;te hoşgörü ve kültürel çeşitliliğin sembolü olan tarihi köprü, sporcular tarafından yıllarca &quot;atlama platformu&quot; olarak da kullanıldı. Köprü, Mostar&#039;da yaşayan gençlerin cesaretlerini sergilemek için üzerinden atladıkları platform olarak da kullanılıyor.  Köprü, 2005&#039;te UNESCO tarafından &quot;Dünya Miras Listesi&quot;ne alındı.&quot;BU KÖPRÜ BİR SEMBOL&quot;Mostar Barış ve Çok Etnikli İşbirliği Merkezi Müdürü Safet Orucevic, köprünün yıkıldığı tarihlerde belediye başkanı olduğunu, köprünün tekrar inşa edilme sürecinde birçok zorlukla karşılaştıklarını anlattı.  Orucevic, köprünün yeniden inşa edilme sürecinde ülkedeki tüm etnik grupların beraber çalışmasını savunduğunu ve böylece barış ortamını tekrar kurmak için çalıştıklarını söyledi.  Köprüyü yıkanların da yeniden inşa edilme sürecine destek vermesini istediğini belirten Orucevic, şöyle devam etti:  &quot;Bu köprü bir sembol. Köprünün yeniden inşa edilmesi projesinin başarılı olup olmaması federasyon projesinin ne kadar başarılı olacağını da bize gösteriyordu. Bu kimin ne istediğini ya da ne istemediğini gösteren bir noktaydı. Uluslararası toplumdan büyük destek aldık. Buranın, &#039;Sırplar ve Hırvatlar olmadan inşa edilemeyeceğini&#039; söyledim. Dönemin Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Mostar&#039;a geldiğinde &#039;köprüyü ben yapacağım&#039; demişti. Yanımda Aliya İzetbegoviç (Bosna Hersek&#039;in ilk Cumhurbaşkanı) vardı. Aliya, Demirel&#039;e, &#039;Sayın Cumhurbaşkanı, sizin bir şey vermenize gerek yok, siz zaten burayı ilk yapanlarsınız, bizim için önemli olan buranın uluslararası bir proje olması.&#039; dedi.&quot;  Demirel&#039;in, İzetbegoviç&#039;in köprü hakkındaki projesini beğendiğini aktaran Orucevic, &quot;Türkiye, köprünün yenilenmesi için 1 milyon dolar bağışlayan ilk ülke oldu ve ardından diğer bağışçılar da projeye girmek için yarışmaya başladı&quot; ifadesini kullandı. &quot;MOSTAR, KÖPRÜSÜ OLMAYAN BİR HİROŞİMA&#039;YDI&quot;Orucevic, köprünün yeniden inşa edilmesinden bir yıl sonra UNESCO Dünya Miras Listesi&#039;ne alındığını dile getirdi.  Köprünün, Mostar şehrinin ekonomik açıdan gelişmesine en büyük katkıyı verdiğini vurgulayan Orucevic, şunları kaydetti:  &quot;Köprünün etrafında tam bir turizm endüstrisi oluştu. Yani köprü, &#039;Hiroşima&#039;ya&#039; hayat getirdi. Mostar, köprüsü olmayan bir Hiroşima&#039;ydı. Bir iki cadde ve bir parça yanmış topraktı. Bugün, Mostar&#039;da en az 20 otel, yüzlerce pansiyon ve apartman var. Köprünün yeniden yapımının üzerinden 20 yıl geçmesine rağmen bazıları tarafından bunun &#039;Hırvat kültürel mirası&#039; olarak nitelendirilmesini, üzerinde durulmaya değer bile görmüyorum.  Boşnaklar, o dönemde &#039;Hırvatlar yararına büyük bir proje gerçekleştirdi&#039; diye düşünüyorum. Onlara yıktıkları köprünün yeniden yapımına destek olarak üzerlerine düşen lekeden kurtulma şansı vermek istedik. İlk önce 20 yıl boyunca Boşnakların köprüyü yıktığını iddia ettiler ama biz onların köprünün yıkılışını çeken askerlerinden film satın alıp yayınladık.&quot;  Orucevic, Hırvatların, köprüyü yıkarak moral bozmayı hedeflediğini belirterek, &quot;Mostar kentini oluşturan şeyi yok etmek istediler. Mostar&#039;daki işi bitirdiklerini ve etnik olarak temizleyeceklerini düşündüler. Köprünün yıkılması, bizi savunma ve kuşatmayı kırma ve devletle birleşme konusunda daha da azimli kıldı. Kendimizi savunmayı başardık, bu tarihi bir savunmadır ve köprümüz bizim nasıl insanlar olduğumuzu gösteriyor&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uQ5OwZRooUmsGbv6dgbWvA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Bosna, Hersekin, incisi:, Mostar, Köprüsü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uQ5OwZRooUmsGbv6dgbWvA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Bosna Hersek'in incisi: Mostar Köprüsü"><p>Bosna Hersek'in güneyinde bulunan ve Neretva Nehri'nin "Osmanlı gerdanlığı" olarak bilinen Mostar Köprüsü'nün yeniden yapılmasının üzerinden 20 yıl geçti.</p>Osmanlı mimarlık tarihinin "zirve" ismi kabul edilen Mimar Sinan'ın öğrencisi Mimar Hayrettin tarafından 1566'da inşa edilen ve Bosna Hersek'teki savaş sırasında 1993'te Hırvat topçu birliklerince yıkılan köprü, restorasyon çalışmalarının tamamlanmasının ardından 20 yıl önce düzenlenen törenle yeniden hizmete açıldı.  Tarihi köprü, Bosna Hersek'teki savaş sırasında Hırvat topçu birliklerinin köprüye saldırmasıyla 9 Kasım 1993'te nehrin sularına gömüldü.  Evliya Çelebi'nin "benzersiz" olarak nitelediği Mostar Köprüsü'nün yeniden inşasına, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA), Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), İslam Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi ile Dünya Bankasının desteğiyle 1997'de başlandı.  Macar ordusunun dalgıçları tarafından orijinal taşları nehir yatağından çıkarılan köprü, inşaatının tamamlanmasının ardından çok sayıda ülkenin üst düzey temsilcisinin de hazır bulunduğu törenle, dönemin İngiltere Veliaht Prensi Charles tarafından 23 Temmuz 2004'te yeniden açıldı.  24 metre yüksekliğinde, 30 metre uzunluğunda, 4 metre genişliğindeki köprü, Mostar şehrine de adını verdi.  Zümrüt yeşili rengiyle bölgeye gelenlerin en çok ziyaret ettiği yerlerden biri olan Neretva Nehri üzerine inşa edilen köprünün yapımında 456 kalıp taş kullanıldı.  Asırlar boyunca Bosna Hersek'te hoşgörü ve kültürel çeşitliliğin sembolü olan tarihi köprü, sporcular tarafından yıllarca "atlama platformu" olarak da kullanıldı. Köprü, Mostar'da yaşayan gençlerin cesaretlerini sergilemek için üzerinden atladıkları platform olarak da kullanılıyor.  Köprü, 2005'te UNESCO tarafından "Dünya Miras Listesi"ne alındı.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d8MiPKx3p0W-OlGxH7UHyQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><p><strong>"BU KÖPRÜ BİR SEMBOL"</strong></p><p>Mostar Barış ve Çok Etnikli İşbirliği Merkezi Müdürü Safet Orucevic, köprünün yıkıldığı tarihlerde belediye başkanı olduğunu, köprünün tekrar inşa edilme sürecinde birçok zorlukla karşılaştıklarını anlattı.  Orucevic, köprünün yeniden inşa edilme sürecinde ülkedeki tüm etnik grupların beraber çalışmasını savunduğunu ve böylece barış ortamını tekrar kurmak için çalıştıklarını söyledi.  Köprüyü yıkanların da yeniden inşa edilme sürecine destek vermesini istediğini belirten Orucevic, şöyle devam etti:  "Bu köprü bir sembol. Köprünün yeniden inşa edilmesi projesinin başarılı olup olmaması federasyon projesinin ne kadar başarılı olacağını da bize gösteriyordu. Bu kimin ne istediğini ya da ne istemediğini gösteren bir noktaydı. Uluslararası toplumdan büyük destek aldık. Buranın, 'Sırplar ve Hırvatlar olmadan inşa edilemeyeceğini' söyledim. Dönemin Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Mostar'a geldiğinde 'köprüyü ben yapacağım' demişti. Yanımda Aliya İzetbegoviç (Bosna Hersek'in ilk Cumhurbaşkanı) vardı. Aliya, Demirel'e, 'Sayın Cumhurbaşkanı, sizin bir şey vermenize gerek yok, siz zaten burayı ilk yapanlarsınız, bizim için önemli olan buranın uluslararası bir proje olması.' dedi."  Demirel'in, İzetbegoviç'in köprü hakkındaki projesini beğendiğini aktaran Orucevic, "Türkiye, köprünün yenilenmesi için 1 milyon dolar bağışlayan ilk ülke oldu ve ardından diğer bağışçılar da projeye girmek için yarışmaya başladı" ifadesini kullandı. </p><p><strong>"MOSTAR, KÖPRÜSÜ OLMAYAN BİR HİROŞİMA'YDI"</strong></p><p>Orucevic, köprünün yeniden inşa edilmesinden bir yıl sonra UNESCO Dünya Miras Listesi'ne alındığını dile getirdi.  Köprünün, Mostar şehrinin ekonomik açıdan gelişmesine en büyük katkıyı verdiğini vurgulayan Orucevic, şunları kaydetti:  "Köprünün etrafında tam bir turizm endüstrisi oluştu. Yani köprü, 'Hiroşima'ya' hayat getirdi. Mostar, köprüsü olmayan bir Hiroşima'ydı. Bir iki cadde ve bir parça yanmış topraktı. Bugün, Mostar'da en az 20 otel, yüzlerce pansiyon ve apartman var. Köprünün yeniden yapımının üzerinden 20 yıl geçmesine rağmen bazıları tarafından bunun 'Hırvat kültürel mirası' olarak nitelendirilmesini, üzerinde durulmaya değer bile görmüyorum.  Boşnaklar, o dönemde 'Hırvatlar yararına büyük bir proje gerçekleştirdi' diye düşünüyorum. Onlara yıktıkları köprünün yeniden yapımına destek olarak üzerlerine düşen lekeden kurtulma şansı vermek istedik. İlk önce 20 yıl boyunca Boşnakların köprüyü yıktığını iddia ettiler ama biz onların köprünün yıkılışını çeken askerlerinden film satın alıp yayınladık."  Orucevic, Hırvatların, köprüyü yıkarak moral bozmayı hedeflediğini belirterek, "Mostar kentini oluşturan şeyi yok etmek istediler. Mostar'daki işi bitirdiklerini ve etnik olarak temizleyeceklerini düşündüler. Köprünün yıkılması, bizi savunma ve kuşatmayı kırma ve devletle birleşme konusunda daha da azimli kıldı. Kendimizi savunmayı başardık, bu tarihi bir savunmadır ve köprümüz bizim nasıl insanlar olduğumuzu gösteriyor" diye konuştu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Halıcıoğlu Konağı misafirlerini geçmişte yolculuğa çıkarıyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/halicioglu-konagi-misafirlerini-gecmiste-yolculuga-cikariyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/halicioglu-konagi-misafirlerini-gecmiste-yolculuga-cikariyor</guid>
<description><![CDATA[ Yüzyıllara meydan okuyan eserlere imza atan Mimar Sinan&#039;ın doğup büyüdüğü, taş evleri, taş ustaları ve yer altı şehirleriyle bilinen Kayseri&#039;nin Ağırnas Mahallesi&#039;ndeki Halıcıoğlu Konağı, misafirlerini geçmişte yolculuğa çıkarıyor.Melikgazi ilçesine bağlı mahalledeki tarihi konak, yaklaşık 6 yıl süren restorasyonun ardından ziyarete açıldı. Ziyaretçiler, kemerli odalarda kurulu tezgahlarda halı dokuyor, konağın altında girişi bulunan ve sıcaklığı 17 derece olan ışıklandırılmış yer altı şehrinde serinliyor.  Taş ustalığının inceliğini yansıtan binayı restore ettiren Mustafa Halıcıoğlu, mahallede aralarında babasının evinin de bulunduğu birçok yapının terk edildiğini söyledi.  Halıcıoğlu, kardeşlerinden hisselerini aldıktan sonra baba evinde restorasyona başladığını belirtti.  Evlerinin birbirine yakın olduğunu ve sadece babasının evini yenilemenin yeterli olmadığını ifade eden Halıcıoğlu, &quot;Burada Mimar Sinan gibi bir dehanın komşusuyuz. Gelecek nesillere bir şeyler aktarmalıydık. Restore edip temizledik, çok hoşumuza gitti. Valimiz Gökmen Çiçek yanımızda oldu, burayı gördü, ondan aldığımız cesaretle bir adım daha attık. Burayı misafirlere açtık. Hafta sonları rezervasyonla gelen gruplara kahvaltı, akşam yemeği veriyoruz&quot; diye konuştu.  Tarihi gün yüzüne çıkararak gelecek nesillere bu eserleri aktarmak istediklerini dile getiren Halıcıoğlu, &quot;Babamın halı tezgahlarını buraya yerleştirdim. Gelip gidenler ilgi gösteriyor, halı dokumayı bilenler oturup halı dokuyor. Konağın girişinde bu yöreye ait dorak taşımız var, yoğurdu onda yaparız. Unutulmaya yüz tutmuştu, onu da buraya yerleştirdik&quot; dedi.  Halıcıoğlu, restorasyonun yaklaşık 6 yıl sürdüğünü, birçok yapının toprağın temizlenmesiyle ortaya çıktığını, 1500 kamyonet moloz çıkardıklarını anlattı.İKİ TARİHİ EV DAHA RESTORE EDİLECEK  Mahalle sakinleri ve evlerin sahiplerinin de konağı görünce mutlu olduğunu vurgulayan Halıcıoğlu, şunları kaydetti:  &quot;Şaşırıyorlar, mutlu oluyorlar. Köylüler bizim burayı yapmamızdan mutlu. İnşallah herkes evini ayağa kaldırır. Evin altındaki mağaraların tarihi Roma İmparatorluğuna dayanıyor. Şehrimize, köyümüze iyi bir hizmet yaptığımızı düşünüyoruz. Mimar Sinan gibi bir dehaya komşu olmak bizim için büyük avantaj. Onun evini gelip geziyorlar, sonra buraya geliyorlar. Ben bu evde altıncı kuşağım. Bu nesiller boyu devam eder inşallah. Çocuklarım bu süreçte bana çok büyük destek verdi, onların ilgisini görünce daha çok çalıştım. Burada bir iki ev daha aldım, onları da restore edeceğiz. Çalışırken ustalarla sanki annem babam beni görüyormuş, yanımdalarmış gibi çalıştım. Bu beni daha çok motive etti. Halı tezgahlarını çözüp buraya yerleştirirken çok duygulandım, 13 yaşıma gittim.&quot;Ankara&#039;da yaşayan ve yaz tatili dolayısıyla memleketi Kayseri&#039;ye gelen ses sanatçısı Ayşen Kaya da eşinin köyü Ağırnas&#039;ta turizme açılan konağı gezdiklerini, gezerken eski günleri hatırladığını söyledi.  Annesi ve teyzelerinin eskiden halı dokuduğunu anlatan Kaya, &quot;Buraya halı tezgahları konulmuş. Ben de halı dokumayı bilirim. Annemler, tezgah başındayken çok güzel türküler söylerlerdi. 25 yıl olmuştur halı tezgahına oturmayalı. Burada halı dokudum, türkü söyledim. Çocukluğuma, annemlerin gençliğine götürdü beni, çok mutlu oldum&quot; ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IUUT7ddreUGLgzAkFe1f_g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Halıcıoğlu, Konağı, misafirlerini, geçmişte, yolculuğa, çıkarıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IUUT7ddreUGLgzAkFe1f_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Halıcıoğlu Konağı misafirlerini geçmişte yolculuğa çıkarıyor"><p>Yüzyıllara meydan okuyan eserlere imza atan Mimar Sinan'ın doğup büyüdüğü, taş evleri, taş ustaları ve yer altı şehirleriyle bilinen Kayseri'nin Ağırnas Mahallesi'ndeki Halıcıoğlu Konağı, misafirlerini geçmişte yolculuğa çıkarıyor.</p>Melikgazi ilçesine bağlı mahalledeki tarihi konak, yaklaşık 6 yıl süren restorasyonun ardından ziyarete açıldı. Ziyaretçiler, kemerli odalarda kurulu tezgahlarda halı dokuyor, konağın altında girişi bulunan ve sıcaklığı 17 derece olan ışıklandırılmış yer altı şehrinde serinliyor.  Taş ustalığının inceliğini yansıtan binayı restore ettiren Mustafa Halıcıoğlu, mahallede aralarında babasının evinin de bulunduğu birçok yapının terk edildiğini söyledi.  Halıcıoğlu, kardeşlerinden hisselerini aldıktan sonra baba evinde restorasyona başladığını belirtti.  Evlerinin birbirine yakın olduğunu ve sadece babasının evini yenilemenin yeterli olmadığını ifade eden Halıcıoğlu, "Burada Mimar Sinan gibi bir dehanın komşusuyuz. Gelecek nesillere bir şeyler aktarmalıydık. Restore edip temizledik, çok hoşumuza gitti. Valimiz Gökmen Çiçek yanımızda oldu, burayı gördü, ondan aldığımız cesaretle bir adım daha attık. Burayı misafirlere açtık. Hafta sonları rezervasyonla gelen gruplara kahvaltı, akşam yemeği veriyoruz" diye konuştu.  Tarihi gün yüzüne çıkararak gelecek nesillere bu eserleri aktarmak istediklerini dile getiren Halıcıoğlu, "Babamın halı tezgahlarını buraya yerleştirdim. Gelip gidenler ilgi gösteriyor, halı dokumayı bilenler oturup halı dokuyor. Konağın girişinde bu yöreye ait dorak taşımız var, yoğurdu onda yaparız. Unutulmaya yüz tutmuştu, onu da buraya yerleştirdik" dedi.  Halıcıoğlu, restorasyonun yaklaşık 6 yıl sürdüğünü, birçok yapının toprağın temizlenmesiyle ortaya çıktığını, 1500 kamyonet moloz çıkardıklarını anlattı.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7teBCPsZVUOXyJ34OwHGgg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><strong>İKİ TARİHİ EV DAHA RESTORE EDİLECEK</strong>  Mahalle sakinleri ve evlerin sahiplerinin de konağı görünce mutlu olduğunu vurgulayan Halıcıoğlu, şunları kaydetti:  "Şaşırıyorlar, mutlu oluyorlar. Köylüler bizim burayı yapmamızdan mutlu. İnşallah herkes evini ayağa kaldırır. Evin altındaki mağaraların tarihi Roma İmparatorluğuna dayanıyor. Şehrimize, köyümüze iyi bir hizmet yaptığımızı düşünüyoruz. Mimar Sinan gibi bir dehaya komşu olmak bizim için büyük avantaj. Onun evini gelip geziyorlar, sonra buraya geliyorlar. Ben bu evde altıncı kuşağım. Bu nesiller boyu devam eder inşallah. Çocuklarım bu süreçte bana çok büyük destek verdi, onların ilgisini görünce daha çok çalıştım. Burada bir iki ev daha aldım, onları da restore edeceğiz. Çalışırken ustalarla sanki annem babam beni görüyormuş, yanımdalarmış gibi çalıştım. Bu beni daha çok motive etti. Halı tezgahlarını çözüp buraya yerleştirirken çok duygulandım, 13 yaşıma gittim."<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/v_RddPzkFEC2dehsHsgDtw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="">Ankara'da yaşayan ve yaz tatili dolayısıyla memleketi Kayseri'ye gelen ses sanatçısı Ayşen Kaya da eşinin köyü Ağırnas'ta turizme açılan konağı gezdiklerini, gezerken eski günleri hatırladığını söyledi.  Annesi ve teyzelerinin eskiden halı dokuduğunu anlatan Kaya, "Buraya halı tezgahları konulmuş. Ben de halı dokumayı bilirim. Annemler, tezgah başındayken çok güzel türküler söylerlerdi. 25 yıl olmuştur halı tezgahına oturmayalı. Burada halı dokudum, türkü söyledim. Çocukluğuma, annemlerin gençliğine götürdü beni, çok mutlu oldum" ifadelerini kullandı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yerli turist 45,3 milyar lira harcadı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/yerli-turist-453-milyar-lira-harcadi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/yerli-turist-453-milyar-lira-harcadi</guid>
<description><![CDATA[ Yerli turistler yılın ilk çeyreğinde 45,3 milyar lira seyahat harcaması yaptı. Bu dönemde yurt içinde ikamet eden 8 milyon 262 bin kişi seyahate çıktı. Yakınları ziyaret amaçlı seyahatler ilk sırada yer aldı.Yerli turistlerin bu yılın ocak-mart döneminde yurt içinde yaptığı seyahat harcamaları, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 103,2 artarak 45 milyar 262 milyon 452 bin lira oldu.  Türkiye İstatistik Kurumu, 2024&#039;ün birinci çeyreğine ilişkin &quot;hane halkı yurt içi turizm&quot; verilerini açıkladı.  Buna göre, bu yılın ilk çeyreğinde yurt içinde ikamet eden 8 milyon 262 bin kişi seyahate çıktı. Seyahate çıkanların bir ve daha fazla geceleme kaydıyla ülke içinde yaptıkları toplam seyahat sayısı, bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 2,3 azalarak 9 milyon 854 bine geriledi. Bu çeyrekte seyahate çıkanlar 65 milyon 239 bin geceleme yaptı. Ortalama geceleme sayısı 6,6 gece oldu.  HARCAMALAR ARTTI  Yerli turistlerin yurt içinde yaptıkları seyahat harcamalarının tutarı söz konusu dönemde yüzde 103,2 artarak 45 milyar 262 milyon 452 bin lira olarak gerçekleşti.  Bu harcamaların 43 milyar 273 milyon 587 bin lirayla yüzde 95,6&#039;sını kişisel harcamalar, 1 milyar 988 milyon 864 bin lirayla yüzde 4,4&#039;ünü ise paket tur harcamaları oluşturdu. Seyahat başına yapılan ortalama harcama ise 4 bin 593 lira olarak kayıtlara geçti.  İlk çeyrekte toplam seyahat harcamalarında en fazla payın yüzde 33,3 ile yeme-içme, yüzde 28,8 ile ulaştırma ve yüzde 10,9 ile konaklamada olduğu görüldü.  Harcama türlerinin geçen yılın aynı dönemine göre değişim oranları incelendiğinde ise yeme-içmede yüzde 91,4, ulaştırmada yüzde 80,8 ve konaklamada yüzde 127,3&#039;lük artış gerçekleşti.  YAKINLARI ZİYARET İLK SIRADA  Ocak-mart döneminde yakınları ziyaret amacıyla yapılan seyahatler yüzde 64 ile ilk sırada yer aldı. Bunu yüzde 22,5 ile &quot;gezi, eğlence, tatil&quot;, yüzde 6,6 ile &quot;sağlık&quot; izledi.  Bu dönemde seyahate çıkanlar 53 milyon 228 bin geceleme sayısıyla en çok &quot;arkadaş veya akraba evinde&quot; kaldı. Konaklama türlerine göre geceleme sayısında ikinci sırada 4 milyon 971 bin gecelemeyle &quot;otel&quot; yer alırken, &quot;kendi evi&quot; 4 milyon 354 bin geceleme sayısıyla üçüncü sırada kayıtlara geçti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QUyxdcdvSUaXmchZU8DYgw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Yerli, turist, 45, 3, milyar, lira, harcadı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QUyxdcdvSUaXmchZU8DYgw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both&v=20221021092349875" class="type:primaryImage" alt="Yerli turist 45,3 milyar lira harcadı"><p>Yerli turistler yılın ilk çeyreğinde 45,3 milyar lira seyahat harcaması yaptı. Bu dönemde yurt içinde ikamet eden 8 milyon 262 bin kişi seyahate çıktı. Yakınları ziyaret amaçlı seyahatler ilk sırada yer aldı.</p>Yerli turistlerin bu yılın ocak-mart döneminde yurt içinde yaptığı seyahat harcamaları, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 103,2 artarak 45 milyar 262 milyon 452 bin lira oldu.  Türkiye İstatistik Kurumu, 2024'ün birinci çeyreğine ilişkin "hane halkı yurt içi turizm" verilerini açıkladı.  Buna göre, bu yılın ilk çeyreğinde yurt içinde ikamet eden 8 milyon 262 bin kişi seyahate çıktı. Seyahate çıkanların bir ve daha fazla geceleme kaydıyla ülke içinde yaptıkları toplam seyahat sayısı, bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 2,3 azalarak 9 milyon 854 bine geriledi. Bu çeyrekte seyahate çıkanlar 65 milyon 239 bin geceleme yaptı. Ortalama geceleme sayısı 6,6 gece oldu.  <strong>HARCAMALAR ARTTI</strong>  Yerli turistlerin yurt içinde yaptıkları seyahat harcamalarının tutarı söz konusu dönemde yüzde 103,2 artarak 45 milyar 262 milyon 452 bin lira olarak gerçekleşti.  Bu harcamaların 43 milyar 273 milyon 587 bin lirayla yüzde 95,6'sını kişisel harcamalar, 1 milyar 988 milyon 864 bin lirayla yüzde 4,4'ünü ise paket tur harcamaları oluşturdu. Seyahat başına yapılan ortalama harcama ise 4 bin 593 lira olarak kayıtlara geçti.  İlk çeyrekte toplam seyahat harcamalarında en fazla payın yüzde 33,3 ile yeme-içme, yüzde 28,8 ile ulaştırma ve yüzde 10,9 ile konaklamada olduğu görüldü.  Harcama türlerinin geçen yılın aynı dönemine göre değişim oranları incelendiğinde ise yeme-içmede yüzde 91,4, ulaştırmada yüzde 80,8 ve konaklamada yüzde 127,3'lük artış gerçekleşti.  <strong>YAKINLARI ZİYARET İLK SIRADA</strong>  Ocak-mart döneminde yakınları ziyaret amacıyla yapılan seyahatler yüzde 64 ile ilk sırada yer aldı. Bunu yüzde 22,5 ile "gezi, eğlence, tatil", yüzde 6,6 ile "sağlık" izledi.  Bu dönemde seyahate çıkanlar 53 milyon 228 bin geceleme sayısıyla en çok "arkadaş veya akraba evinde" kaldı. Konaklama türlerine göre geceleme sayısında ikinci sırada 4 milyon 971 bin gecelemeyle "otel" yer alırken, "kendi evi" 4 milyon 354 bin geceleme sayısıyla üçüncü sırada kayıtlara geçti.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İstanbul Havalimanı Avrupa&amp;apos;daki liderliğini sürdürüyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/istanbul-havalimani-avrupadaki-liderligini-surduruyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/istanbul-havalimani-avrupadaki-liderligini-surduruyor</guid>
<description><![CDATA[ Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, İstanbul Havalimanı&#039;nın günlük ortalama 1485 uçuş ile Avrupa&#039;nın en yoğun havalimanı statüsünü koruduğunu bildirdi.Uraloğlu, yaptığı yazılı açıklamada, Avrupa Hava Seyrüsefer Emniyeti Teşkilatının (EUROCONTROL) Avrupa Havacılık Genel Bakış Raporu&#039;nu değerlendirdi.  Rapordaki hava trafik istatistiklerine değinen Uraloğlu, şu bilgileri paylaştı:  &quot;15-21 Temmuz tarihlerinde ülkemiz, havalimanlarından günlük ortalama 3 bin 959 uçuş ile Avrupa&#039;da en yoğun trafik hacmine sahip ülkeleri arasında 6. sırada yer aldı. İstanbul Havalimanı günlük ortalama 1485 uçuş ile Paris Charles de Gauelle ve Amsterdam havalimanlarını geride bırakarak Avrupa&#039;nın en yoğun havalimanı statüsünü korudu. Raporda yer alan küresel ölçekli 25 havalimanı içerisinde 15-21 Temmuz tarihlerinde ortalama 745 günlük uçak kalkışının gerçekleştiği İstanbul Havalimanı dünya genelinde de 7. sırada yer aldı. İstanbul Havalimanı&#039;mız, Avrupa&#039;yı dünya sıralamasında ilk sırada temsil eden havalimanı.&quot;  &quot;TÜRK HAVA SAHASI AVRUPA&#039;NIN EN VERİMLİ HAVA SAHALARINDAN&quot;  Antalya Havalimanı&#039;nın ise günlük ortalama 1036 uçuş ile Avrupa&#039;daki en yoğun havalimanları sıralamasında 8. olduğuna ve Palma de Mallorca ile Rome Fiumicino havalimanları önündeki yerini koruduğuna işaret eden Uraloğlu, şunları kaydetti:  &quot;Bu dönemde EUROCONTROL hava sahasında uçuş başına ortalama 7,5 dakikalık bir gecikme yaşanırken, EUROCONTROL üyeleri arasında ortalama 1 dakikadan fazla gecikme yaşandı. Budapeşte, Ukrayna hava sahasından kaynaklı oluşan kısıtlamalardan dolayı ortalama 9,4 dakikalık gecikme ile en yüksek gecikme yaşayan hava sahası oldu. Türk hava sahası ise bu dönemde, uçuş başına 0,5 dakikanın altındaki gecikme süresi ile Avrupa&#039;nın en verimli hava sahalarından biri oldu.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mnaOlXXcr0WfJEH99Lto5g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>İstanbul, Havalimanı, Avrupadaki, liderliğini, sürdürüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mnaOlXXcr0WfJEH99Lto5g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="İstanbul Havalimanı Avrupa'daki liderliğini sürdürüyor"><p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, İstanbul Havalimanı'nın günlük ortalama 1485 uçuş ile Avrupa'nın en yoğun havalimanı statüsünü koruduğunu bildirdi.</p><p>Uraloğlu, yaptığı yazılı açıklamada, Avrupa Hava Seyrüsefer Emniyeti Teşkilatının (EUROCONTROL) Avrupa Havacılık Genel Bakış Raporu'nu değerlendirdi.  Rapordaki hava trafik istatistiklerine değinen Uraloğlu, şu bilgileri paylaştı:  "15-21 Temmuz tarihlerinde ülkemiz, havalimanlarından günlük ortalama 3 bin 959 uçuş ile Avrupa'da en yoğun trafik hacmine sahip ülkeleri arasında 6. sırada yer aldı. İstanbul Havalimanı günlük ortalama 1485 uçuş ile Paris Charles de Gauelle ve Amsterdam havalimanlarını geride bırakarak Avrupa'nın en yoğun havalimanı statüsünü korudu. </p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FRCSxbjiCkSn3BWQK-6qCA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><p>Raporda yer alan küresel ölçekli 25 havalimanı içerisinde 15-21 Temmuz tarihlerinde ortalama 745 günlük uçak kalkışının gerçekleştiği İstanbul Havalimanı dünya genelinde de 7. sırada yer aldı. İstanbul Havalimanı'mız, Avrupa'yı dünya sıralamasında ilk sırada temsil eden havalimanı."  <strong>"TÜRK HAVA SAHASI AVRUPA'NIN EN VERİMLİ HAVA SAHALARINDAN"</strong>  Antalya Havalimanı'nın ise günlük ortalama 1036 uçuş ile Avrupa'daki en yoğun havalimanları sıralamasında 8. olduğuna ve Palma de Mallorca ile Rome Fiumicino havalimanları önündeki yerini koruduğuna işaret eden Uraloğlu, şunları kaydetti:  "Bu dönemde EUROCONTROL hava sahasında uçuş başına ortalama 7,5 dakikalık bir gecikme yaşanırken, EUROCONTROL üyeleri arasında ortalama 1 dakikadan fazla gecikme yaşandı. </p><p>Budapeşte, Ukrayna hava sahasından kaynaklı oluşan kısıtlamalardan dolayı ortalama 9,4 dakikalık gecikme ile en yüksek gecikme yaşayan hava sahası oldu. Türk hava sahası ise bu dönemde, uçuş başına 0,5 dakikanın altındaki gecikme süresi ile Avrupa'nın en verimli hava sahalarından biri oldu."</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>3 bin yıllık Frig Vadisi&amp;apos;ne 6 ayda 350 bin ziyaretçi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/3-bin-yillik-frig-vadisine-6-ayda-350-bin-ziyaretci</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/3-bin-yillik-frig-vadisine-6-ayda-350-bin-ziyaretci</guid>
<description><![CDATA[ Afyonkarahisar&#039;da 3 bin yıllık tarihiyle ön plana çıkan Frig Vadisi&#039;ni yılın 6 ayında 350 bin kişi ziyaret etti.Frig Vadisi kaya oluşumları, kaya mezarları, kiliseler, sığınma ve barınma amaçlı kayalara oyulan yüzlerce mağarasıyla yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor.  3 bin yıllık yerleşim yeri olan Frig Vadisi, son yıllarda kültür ve doğa turizmi tutkunlarının uğrak yeri haline geldi.  M.Ö. 900-600 yılları arasında yaşayan Friglerden kalma onlarca eserin yanı sıra Romalılar ve Bizanslılara ait birçok yapının da bulunduğu bölgeyi, yılın 6 aylık döneminde 350 bin kişi ziyaret etti.&quot;100&#039;ÜN ÜZERİNDE EV RESTORE EDİLDİ&quot;  Frig Vadisi&#039;nin içindeki Ayazini köyünde 2 yıl boyunca 5 etap sokak sağlıklaştırması yapıldığını belirten İhsaniye Kaymakamı İsmail Bildirici, &quot;100&#039;ün üzerinde ev sokak sağlıklaştırması yapılarak restore edildi. Doğal taştan oluşan bu evler, insanların misafirlerini ağırlamaya hazır bir şekilde günümüze ulaştı. Burada hâlâ çalışmalarımız devam ediyor. Karşılama merkezimiz var, hemen Ayazini girişinde. Karşılama merkezimiz bir interaktif müze aslında. Hem bölgeyi hem Frigya&#039;yı tanıtıyor. Sokak sağlıklaştırması yapılan 2 güzel caddemiz var. İnsanların gelip rahat şekilde gezebilmesi için burayı trafiğe de kapattık&quot; dedi.&quot;HAZİRAN AYINDA 100 BİN ZİYARETÇİ GELDİ&quot;  Ayazini&#039;ni bu yıl haziran ayında 100 bin kişinin ziyaret ettiğini söyleyen Bildirici, &quot;Valiliğimizin himayelerinde yoğun olarak Afyon&#039;a gelen misafirlerimiz bu bölgeye gelmekte. Bu bölge her yıl üzerine koyarak devam ediyor. İlk 6 aylık süreçte 350 bin kadar ziyaretçimiz oldu. Tabii ki yaz aylarında daha da yoğunlaşıyor. Geçen ay 100 bin kadar ziyaretçimiz gelmişti. Bayramın da etkisi oldu. İlk 15 güne bakacak olursak temmuzda da yaklaşık 40-45 bin arasında ziyaretçimiz oldu. Hafta içinde 1000 kadar misafirimiz geliyor, hafta sonu ise 6- 7 bin arasında misafirimiz gelmekte&quot; dedi.Bölgede kaçak kazı yapılmasını önlemek amacıyla jandarma ekiplerinin de sürekli devriye görevi yaptığını vurgulayan Kaymakam Bildirici, &quot;Son 2 yılda büyük çaplı herhangi bir olayla karşılaşmadık. Sadece küçük ihbar diyebileceğimiz birkaç olay oldu. Onlarda da gereken çalışmayı yaparak kişileri yakaladık&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9x_nfPURmEeTqgNo2oLzuw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>bin, yıllık, Frig, Vadisine, ayda, 350, bin, ziyaretçi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9x_nfPURmEeTqgNo2oLzuw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="3 bin yıllık Frig Vadisi'ne 6 ayda 350 bin ziyaretçi"><p>Afyonkarahisar'da 3 bin yıllık tarihiyle ön plana çıkan Frig Vadisi'ni yılın 6 ayında 350 bin kişi ziyaret etti.</p>Frig Vadisi kaya oluşumları, kaya mezarları, kiliseler, sığınma ve barınma amaçlı kayalara oyulan yüzlerce mağarasıyla yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor.  3 bin yıllık yerleşim yeri olan Frig Vadisi, son yıllarda kültür ve doğa turizmi tutkunlarının uğrak yeri haline geldi.  M.Ö. 900-600 yılları arasında yaşayan Friglerden kalma onlarca eserin yanı sıra Romalılar ve Bizanslılara ait birçok yapının da bulunduğu bölgeyi, yılın 6 aylık döneminde 350 bin kişi ziyaret etti.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VNwJxyRiUE-Pk2GtOtpDKA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><strong>"100'ÜN ÜZERİNDE EV RESTORE EDİLDİ"</strong>  Frig Vadisi'nin içindeki Ayazini köyünde 2 yıl boyunca 5 etap sokak sağlıklaştırması yapıldığını belirten İhsaniye Kaymakamı İsmail Bildirici, "100'ün üzerinde ev sokak sağlıklaştırması yapılarak restore edildi. Doğal taştan oluşan bu evler, insanların misafirlerini ağırlamaya hazır bir şekilde günümüze ulaştı. Burada hâlâ çalışmalarımız devam ediyor. Karşılama merkezimiz var, hemen Ayazini girişinde. Karşılama merkezimiz bir interaktif müze aslında. Hem bölgeyi hem Frigya'yı tanıtıyor. Sokak sağlıklaştırması yapılan 2 güzel caddemiz var. İnsanların gelip rahat şekilde gezebilmesi için burayı trafiğe de kapattık" dedi.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dH3xXH5acUSXqCJ_xMp6kQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><p><strong>"HAZİRAN AYINDA 100 BİN ZİYARETÇİ GELDİ"</strong>  Ayazini'ni bu yıl haziran ayında 100 bin kişinin ziyaret ettiğini söyleyen Bildirici, "Valiliğimizin himayelerinde yoğun olarak Afyon'a gelen misafirlerimiz bu bölgeye gelmekte. Bu bölge her yıl üzerine koyarak devam ediyor. İlk 6 aylık süreçte 350 bin kadar ziyaretçimiz oldu. Tabii ki yaz aylarında daha da yoğunlaşıyor. Geçen ay 100 bin kadar ziyaretçimiz gelmişti. Bayramın da etkisi oldu. İlk 15 güne bakacak olursak temmuzda da yaklaşık 40-45 bin arasında ziyaretçimiz oldu. Hafta içinde 1000 kadar misafirimiz geliyor, hafta sonu ise 6- 7 bin arasında misafirimiz gelmekte" dedi.</p><p>Bölgede kaçak kazı yapılmasını önlemek amacıyla jandarma ekiplerinin de sürekli devriye görevi yaptığını vurgulayan Kaymakam Bildirici, "Son 2 yılda büyük çaplı herhangi bir olayla karşılaşmadık. Sadece küçük ihbar diyebileceğimiz birkaç olay oldu. Onlarda da gereken çalışmayı yaparak kişileri yakaladık" diye konuştu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ayasofya&amp;amp;i Kebir Cami&amp;amp;i Şerifi ibadete açıldığından beri yaklaşık 25 milyon ziyaretçi ağırladı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/ayasofyai-kebir-camii-serifi-ibadete-acildigindan-beri-yaklasik-25-milyon-ziyaretci-agirladi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/ayasofyai-kebir-camii-serifi-ibadete-acildigindan-beri-yaklasik-25-milyon-ziyaretci-agirladi</guid>
<description><![CDATA[ Yerli ve yabancı turistler için çekim alanı olan Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi, ibadete açılmasının üzerinden geçen 4 yılda yaklaşık 25 milyon ziyaretçiyi ağırladı.İstanbul&#039;un fethine kadar 916 yıl kilise, 1453&#039;ten itibaren de cami olarak kullanılan Ayasofya, 1934&#039;te alınan kararla 86 yıl müze olarak hizmet verdi.Sürekli Vakıflar Tarihi Eserlere ve Çevreye Hizmet Derneği, Ayasofya&#039;nın camiden müzeye dönüştürülmesine yönelik Bakanlar Kurulu kararının iptali istemiyle açtığı dava 10 Temmuz 2020&#039;de karara bağlandı. Danıştay 10. Dairesi&#039;nin, camiden müzeye dönüştürüldüğü 24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararını oy birliğiyle iptal etmesiyle Ayasofya&#039;da yeniden ibadet etmenin yolu açıldı. Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi, 24 Temmuz 2020&#039;de 86 yıl sonra kılınan ilk cuma namazıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#039;ın da katıldığı törenle ibadete açıldı.İstanbul Müftü Yardımcısı Ahmet Aktürkoğlu, Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi&#039;nin İstanbul&#039;un fethinin en önemli sembollerinden birisi olduğunu söyledi.Ayasofya&#039;nın fetihten sonra asırlarca Müslümanlara hizmet verdiğini belirten Aktürkoğlu, 4 yıl önce alınan kararla tekrar ibadete açıldığını hatırlattı. Aktürkoğlu, Ayasofya yeniden ibadete açıldıktan sonra yerli ve yabancı turistlerden büyük rağbet gördüğünü anlatarak, &quot;Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi ibadete açıldığı 24 Temmuz 2020&#039;de itibaren 4 yıl boyunca yaklaşık 25 milyon ziyaretçiyi kabul etmiş. Ayasofya Camisi&#039;nde hem yerli ve hem yabancı birçok ziyaretçiyi aralıksız olarak ağırlamaktayız&quot; dedi.  Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi&#039;ne ülkenin dört bir yanından gelenler olduğu gibi dünyanın farklı ülkelerinden de Müslüman ve gayrimüslim ziyaretçilerin geldiğini ifade eden Aktürkoğlu, &quot;Herkesin ilgisini çeken önemli tarihi mekanlardan bir tanesi. Ayasofya Camisi sezona göre, günlük ortalama 50 bin civarında ziyaret sayısına ulaşılıyor. Senelik ise yaklaşık 6-7 milyonu bulan ziyaretçi sayımız oluyor&quot; diye konuştu.Aktürkoğlu, Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi&#039;nde günlük namaz vakitlerinin dışında İstanbul Müftülüğüne bağlı çeşitli etkinlikler de yapıldığını aktararak, şöyle devam etti:  &quot;Örneğin; Ayasofya derslerimiz var, cumartesi ve pazar günleri özellikle Sahih-i Buhari dersleri, irşat dersleri, irfan dersleri, bunun haricinde kandil gecelerinde icra ettiğimiz özel programlar ve özellikle Kur&#039;an kurslarımızda yetişen hafızlarımızın icazet merasimlerini de Milli Eğitim Bakanlığıyla ortak yürüttüğümüz hafızlık projesinin icazet merasimlerini de Ayasofya&#039;da yapmaktayız. Yılda iki defa icazet merasimini Ayasofya&#039;da yapıyoruz.&quot;Aktürkoğlu, Ayasofya&#039;da hem irşat hem de teşrifat hizmetleri yaptıklarını &quot;Diyanet personeli olarak burada 50 personelimiz var. Bunlardan bir kısmı teşrifat dediğimiz ziyaretçilerin cami adabına uygun ve namaz esnasında saf düzeninin alınması noktasında cemaatimize yönlendirme ve yardımcı oluyor. Onun haricinde de dini rehberlik yapan, özellikle yabancı turistlere yönelik İslam ile Ayasofya&#039;nın kültürel ve dini yönlerinden bahseden cami rehberlerimiz var&quot; sözleriyle belirtti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7Eofr76mJkWl4Xm85AJMpA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Ayasofya&amp;i, Kebir, Cami&amp;i, Şerifi, ibadete, açıldığından, beri, yaklaşık, milyon, ziyaretçi, ağırladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7Eofr76mJkWl4Xm85AJMpA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi ibadete açıldığından beri yaklaşık 25 milyon ziyaretçi ağırladı"><p>Yerli ve yabancı turistler için çekim alanı olan Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi, ibadete açılmasının üzerinden geçen 4 yılda yaklaşık 25 milyon ziyaretçiyi ağırladı.</p><p>İstanbul'un fethine kadar 916 yıl kilise, 1453'ten itibaren de cami olarak kullanılan <strong>Ayasofya</strong>, 1934'te alınan kararla 86 yıl müze olarak hizmet verdi.</p><p>Sürekli Vakıflar Tarihi Eserlere ve Çevreye Hizmet Derneği, Ayasofya'nın camiden müzeye dönüştürülmesine yönelik Bakanlar Kurulu kararının iptali istemiyle açtığı dava 10 Temmuz 2020'de karara bağlandı. Danıştay 10. Dairesi'nin, camiden müzeye dönüştürüldüğü 24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararını oy birliğiyle iptal etmesiyle Ayasofya'da yeniden ibadet etmenin yolu açıldı. Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi, 24 Temmuz 2020'de 86 yıl sonra kılınan ilk cuma namazıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da katıldığı törenle ibadete açıldı.</p><p>İstanbul Müftü Yardımcısı Ahmet Aktürkoğlu, Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'nin İstanbul'un fethinin en önemli sembollerinden birisi olduğunu söyledi.</p><p>Ayasofya'nın fetihten sonra asırlarca Müslümanlara hizmet verdiğini belirten Aktürkoğlu, 4 yıl önce alınan kararla tekrar ibadete açıldığını hatırlattı. </p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FvG_jhRkuUOnYXPy3yaH8Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="">Aktürkoğlu, Ayasofya yeniden ibadete açıldıktan sonra yerli ve yabancı turistlerden büyük rağbet gördüğünü anlatarak, "Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi ibadete açıldığı 24 Temmuz 2020'de itibaren 4 yıl boyunca yaklaşık 25 milyon ziyaretçiyi kabul etmiş. Ayasofya Camisi'nde hem yerli ve hem yabancı birçok ziyaretçiyi aralıksız olarak ağırlamaktayız" dedi.  Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'ne ülkenin dört bir yanından gelenler olduğu gibi dünyanın farklı ülkelerinden de Müslüman ve gayrimüslim ziyaretçilerin geldiğini ifade eden Aktürkoğlu, "Herkesin ilgisini çeken önemli tarihi mekanlardan bir tanesi. Ayasofya Camisi sezona göre, günlük ortalama 50 bin civarında ziyaret sayısına ulaşılıyor. Senelik ise yaklaşık 6-7 milyonu bulan ziyaretçi sayımız oluyor" diye konuştu.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hVSgu8o1PkOJ8-FJ5UUI6A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="">Aktürkoğlu, Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'nde günlük namaz vakitlerinin dışında İstanbul Müftülüğüne bağlı çeşitli etkinlikler de yapıldığını aktararak, şöyle devam etti:  "Örneğin; Ayasofya derslerimiz var, cumartesi ve pazar günleri özellikle Sahih-i Buhari dersleri, irşat dersleri, irfan dersleri, bunun haricinde kandil gecelerinde icra ettiğimiz özel programlar ve özellikle Kur'an kurslarımızda yetişen hafızlarımızın icazet merasimlerini de Milli Eğitim Bakanlığıyla ortak yürüttüğümüz hafızlık projesinin icazet merasimlerini de Ayasofya'da yapmaktayız. Yılda iki defa icazet merasimini Ayasofya'da yapıyoruz."<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aP9fDT_G_UKRFRwXXqGy1Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="">Aktürkoğlu, Ayasofya'da hem irşat hem de teşrifat hizmetleri yaptıklarını "Diyanet personeli olarak burada 50 personelimiz var. Bunlardan bir kısmı teşrifat dediğimiz ziyaretçilerin cami adabına uygun ve namaz esnasında saf düzeninin alınması noktasında cemaatimize yönlendirme ve yardımcı oluyor. Onun haricinde de dini rehberlik yapan, özellikle yabancı turistlere yönelik İslam ile Ayasofya'nın kültürel ve dini yönlerinden bahseden cami rehberlerimiz var" sözleriyle belirtti.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bozburun&amp;apos;da &amp;quot;Kaletepe Yazıtı&amp;quot; bulundu</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/bozburunda-kaletepe-yaziti-bulundu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/bozburunda-kaletepe-yaziti-bulundu</guid>
<description><![CDATA[ Muğla&#039;nın Marmaris ilçesine bağlı Bozburun&#039;un Helenistik dönemde aktif bir ticaret merkezi olduğunu kanıtlayan &quot;Kaletepe Yazıtı&quot; bulundu.Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Öğretim Üyesi Arkeolojik Yüzey Araştırması Başkanı Dr. Volkan Demirciler ve ekibince, Muğla&#039;nın Marmaris ilçesine bağlı Bozburun&#039;un Helenistik dönemde aktif bir ticaret merkezi olduğunu kanıtlayan &quot;Kaletepe Yazıtı&quot; bulundu.  Dr. Volkan Demirciler tarafından yapılan açıklamaya göre, daha önce bilimsel yayına konu olmayan yazıt, Bozburun Mahallesi&#039;nin Tepebaşı mevkisi sınırlarında ortaya çıkarıldı.  Kaletepe sırtlarındaki titiz araştırmalar sonucunda bilim ve kültür dünyasına kazandırılan yazıtta, Anadolu coğrafyasının farklı kentlerinden gelen 8 kişinin henüz belirlenemeyen bir amaca yönelik yaptığı finansal katkılar yer alıyor.Antik dönemde &quot;Karya Khersonesosu&quot; veya &quot;Rodos Peraiası&quot; olarak bilinen Bozburun Yarımadası&#039;nda bulunan yazıtlar, bölgenin politik ve sosyoekonomik koşulları dahil bilinmeyen birçok yönü hakkında bilgi veren nadir buluntular kategorisinde değerlendiriliyor.  Volkan Demirciler ve ekibi, 2021&#039;den itibaren Bozburun Yarımadası&#039;nın genelinde yürüttükleri arkeolojik yüzey araştırmaları kapsamında, bölgenin arkeolojik envanterini çıkarmanın yanı sıra yerleşim modellerini, antik tarım teraslarını, hidrolojik potansiyelini ve yerleşim-tarım ilişkisi sunan tüm arkeolojik veriyi titizlikle inceliyor, yeni sitlerin izini sürüyor ve bunları belgeliyor.  Bozburun Yarımadası&#039;nın, en az 2 bin 300 yıl önce köylerin bir araya gelerek şehir ölçeğinde örgütlenmesinden oluşan bir bölge olduğu belirtiliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UTqxBHIEB0uX--pcytEdSw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Bozburunda, Kaletepe, Yazıtı, bulundu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UTqxBHIEB0uX--pcytEdSw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Bozburun'da " kaletepe yaz bulundu><p>Muğla'nın Marmaris ilçesine bağlı Bozburun'un Helenistik dönemde aktif bir ticaret merkezi olduğunu kanıtlayan "Kaletepe Yazıtı" bulundu.</p>Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Öğretim Üyesi Arkeolojik Yüzey Araştırması Başkanı Dr. Volkan Demirciler ve ekibince, Muğla'nın Marmaris ilçesine bağlı Bozburun'un Helenistik dönemde aktif bir ticaret merkezi olduğunu kanıtlayan "<strong>Kaletepe Yazıtı</strong>" bulundu.  Dr. Volkan Demirciler tarafından yapılan açıklamaya göre, daha önce bilimsel yayına konu olmayan yazıt, Bozburun Mahallesi'nin Tepebaşı mevkisi sınırlarında ortaya çıkarıldı.  Kaletepe sırtlarındaki titiz araştırmalar sonucunda bilim ve kültür dünyasına kazandırılan yazıtta, Anadolu coğrafyasının farklı kentlerinden gelen 8 kişinin henüz belirlenemeyen bir amaca yönelik yaptığı finansal katkılar yer alıyor.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0oBIcs1WnkaEQy-YR8mDOQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="">Antik dönemde "Karya Khersonesosu" veya "Rodos Peraiası" olarak bilinen Bozburun Yarımadası'nda bulunan yazıtlar, bölgenin politik ve sosyoekonomik koşulları dahil bilinmeyen birçok yönü hakkında bilgi veren nadir buluntular kategorisinde değerlendiriliyor.  Volkan Demirciler ve ekibi, 2021'den itibaren Bozburun Yarımadası'nın genelinde yürüttükleri arkeolojik yüzey araştırmaları kapsamında, bölgenin arkeolojik envanterini çıkarmanın yanı sıra yerleşim modellerini, antik tarım teraslarını, hidrolojik potansiyelini ve yerleşim-tarım ilişkisi sunan tüm arkeolojik veriyi titizlikle inceliyor, yeni sitlerin izini sürüyor ve bunları belgeliyor.  Bozburun Yarımadası'nın, en az 2 bin 300 yıl önce köylerin bir araya gelerek şehir ölçeğinde örgütlenmesinden oluşan bir bölge olduğu belirtiliyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kastamonu&amp;apos;daki Gürleyik Şelalesi turizme kazandırılacak</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/kastamonudaki-gurleyik-selalesi-turizme-kazandirilacak</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/kastamonudaki-gurleyik-selalesi-turizme-kazandirilacak</guid>
<description><![CDATA[ Kastamonu&#039;nun Hanönü ilçesinde bulunan Gürleyik Şelalesi, görsel güzelliği ile ziyaretçi çekiyor.Ağaç çeşitliliği bakımından zengin olan bölge, her mevsim, gelenlerin beğenisini topluyor. Yaklaşık 40 metre yükseklikten iki kademe şeklinde kayaların arasından dökülen suyun çıkardığı ses, kuş sesleri ile birleşerek ziyaretçilere huzur veriyor.Hanönü Belediye Başkanı Metin Yamalı, Hanönü&#039;nün doğal güzellikleri ile ön plana çıkan bir ilçe olduğunu söyledi.  Gürleyik Şelalesi&#039;nin özel bir yapısı olduğunu ifade eden Yamalı, &quot;Gürleyik Şelalemizin kat kat bir yapısı var. Burayı daha çok ön planda tutarak doğa turizmine kazandırmayı planlıyoruz&quot; dedi. Her dönem şelaleyi ziyarete açık hale getirmek istediklerini anlatan Yamalı, &quot;Şelalemiz normalde bayramlarda daha yoğun oluyor. Diğer günlerde de buranın aktif olarak kullanılması için masalar koyacağız, düzenli temizliğini yapacağız. Bölgenin güzelliklerini insanlar görsün diye gerekirse de servis çıkaracağız. Gürleyik Şelalemiz çok güzel ağaçları ile ön plana çıkıyor. Kuş, ağaç ve su sesi ile insanın ruhunu dinlendiriyor. Herkesi bekleriz&quot; diye konuştu.  Hanönü ilçesinin turizm potansiyelinin yüksek olduğunu ifade eden Yamalı, &quot;Tarihi hanımız, Şeyh Şaban-ı Veli köyü, Gökçeağaç Göleti, Karlık Mağarası olmak üzere doğa turizmi açısından önemli değerlerimiz var. Bu değerleri de ön plana çıkarmak için elimizden geleni yapacağız. İlçemizin çok güzel yerleri, müthiş bir altyapısı var ama tanıtım olmamış. İnşallah bundan sonra tanıtımını yapacağız&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RkKwOW5-WkC2YM7Ls89qtw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Kastamonudaki, Gürleyik, Şelalesi, turizme, kazandırılacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RkKwOW5-WkC2YM7Ls89qtw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Kastamonu'daki Gürleyik Şelalesi turizme kazandırılacak"><p>Kastamonu'nun Hanönü ilçesinde bulunan Gürleyik Şelalesi, görsel güzelliği ile ziyaretçi çekiyor.</p><p>Ağaç çeşitliliği bakımından zengin olan bölge, her mevsim, gelenlerin beğenisini topluyor. Yaklaşık 40 metre yükseklikten iki kademe şeklinde kayaların arasından dökülen suyun çıkardığı ses, kuş sesleri ile birleşerek ziyaretçilere huzur veriyor.</p><p>Hanönü Belediye Başkanı Metin Yamalı, Hanönü'nün doğal güzellikleri ile ön plana çıkan bir ilçe olduğunu söyledi.  Gürleyik Şelalesi'nin özel bir yapısı olduğunu ifade eden Yamalı, "Gürleyik Şelalemizin kat kat bir yapısı var. Burayı daha çok ön planda tutarak doğa turizmine kazandırmayı planlıyoruz" dedi. </p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8BV0Pkx35k-JNX9wzOirqQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="">Her dönem şelaleyi ziyarete açık hale getirmek istediklerini anlatan Yamalı, "Şelalemiz normalde bayramlarda daha yoğun oluyor. Diğer günlerde de buranın aktif olarak kullanılması için masalar koyacağız, düzenli temizliğini yapacağız. Bölgenin güzelliklerini insanlar görsün diye gerekirse de servis çıkaracağız. Gürleyik Şelalemiz çok güzel ağaçları ile ön plana çıkıyor. Kuş, ağaç ve su sesi ile insanın ruhunu dinlendiriyor. Herkesi bekleriz" diye konuştu.  Hanönü ilçesinin turizm potansiyelinin yüksek olduğunu ifade eden Yamalı, "Tarihi hanımız, Şeyh Şaban-ı Veli köyü, Gökçeağaç Göleti, Karlık Mağarası olmak üzere doğa turizmi açısından önemli değerlerimiz var. Bu değerleri de ön plana çıkarmak için elimizden geleni yapacağız. İlçemizin çok güzel yerleri, müthiş bir altyapısı var ama tanıtım olmamış. İnşallah bundan sonra tanıtımını yapacağız" dedi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gazze&amp;apos;deki Aziz Hilarion Manastırı, UNESCO Tehlike Altındaki Dünya Mirası Listesi&amp;apos;ne alındı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/gazzedeki-aziz-hilarion-manastiri-unesco-tehlike-altindaki-dunya-mirasi-listesine-alindi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/gazzedeki-aziz-hilarion-manastiri-unesco-tehlike-altindaki-dunya-mirasi-listesine-alindi</guid>
<description><![CDATA[ Filistin Turizm ve Tarihi Eserler Bakanlığı, Gazze Şeridi’nin en eski tarihi eseri sayılan Aziz Hilarion Manastırı’nın UNESCO Tehlike Altındaki Dünya Mirası Listesi&#039;ne dahil edildiğini bildirdi.Filistin Turizm ve Tarihi Eserler Bakanı Hani el-Hayik&#039;in basın ofisinden yapılan açıklamada, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Dünya Miras Komitesi&#039;nin Hindistan&#039;da 46. oturumunu gerçekleştirdiği belirtildi.  Söz konusu oturumda Gazze Şeridi&#039;nin orta kesiminde yer alan Aziz Hilarion Manastırı&#039;nın UNESCO&#039;nun Tehlike Altındaki Dünya Mirası Listesi&#039;ne alındığına işaret edilen açıklamada, manastırın Filistin tarihinin ayrılmaz parçalarından biri olduğuna dikkat çekildi.  Filistin Devlet Başkanlığının Gazze Şeridi&#039;ndeki Filistin tarihini ve kültürünü koruma yönündeki çabalarının bir sonucu olarak bu kararın alındığı aktarılan açıklamada, İsrail&#039;in Gazze Şeridi&#039;nde 7 Ekim&#039;den bu yana Filistin halkına karşı sürdürdüğü soykırım savaşı kapsamında tarihi ve kültürel eserlerin de yok olduğu kaydedildi.  Gazze&#039;nin en eski tarihi eserleri arasında yer alan Aziz Hilarion Manastırı&#039;nın milattan sonra 329 senesinde inşa edildiği belirtiliyor.  Gazze&#039;deki hükümetin Medya Ofisi, 30 Aralık 2023’te yaptığı yazılı açıklama ile İsrail&#039;in Gazze saldırıları nedeniyle bölgedeki 325 tarihi ve kültür varlıktan 200&#039;den fazlasının yıkıldığını bildirmişti.  Yıkılan tarihi yapılar arasında Cibaliya&#039;daki El-Ömeri Camisi, Cibaliya Bizans Kilisesi, Şeyh Şaban Camisi, Gazze kentinin Şucaiyye Mahallesi&#039;ndeki Zafr Demri Camisi, Deyr el-Belah kentindeki El-Hıdr Makamı, Han Yunus&#039;taki Halil er-Rahman Camisi ve Gazze kentindeki Yazma Eserler Merkezi&#039;nin olduğu kaydedilmişti. İsrail&#039;in 7 Ekim&#039;den bu yana Gazze Şeridi&#039;ne düzenlediği saldırılarda en az 16 bin 172&#039;si çocuk, 10 bin 798&#039;si kadın olmak üzere 39 bin 175 Filistinli öldü, 90 bin 403 kişi yaralandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9Z3oxEqmy0mtP3Vp9XdMhw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Gazzedeki, Aziz, Hilarion, Manastırı, UNESCO, Tehlike, Altındaki, Dünya, Mirası, Listesine, alındı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9Z3oxEqmy0mtP3Vp9XdMhw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Gazze'deki Aziz Hilarion Manastırı, UNESCO Tehlike Altındaki Dünya Mirası Listesi'ne alındı"><p>Filistin Turizm ve Tarihi Eserler Bakanlığı, Gazze Şeridi’nin en eski tarihi eseri sayılan Aziz Hilarion Manastırı’nın UNESCO Tehlike Altındaki Dünya Mirası Listesi'ne dahil edildiğini bildirdi.</p><p>Filistin Turizm ve Tarihi Eserler Bakanı Hani el-Hayik'in basın ofisinden yapılan açıklamada, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Dünya Miras Komitesi'nin Hindistan'da 46. oturumunu gerçekleştirdiği belirtildi.  Söz konusu oturumda Gazze Şeridi'nin orta kesiminde yer alan <strong>Aziz Hilarion Manastırı</strong>'nın <strong>UNESCO'nun Tehlike Altındaki Dünya Mirası Listesi</strong>'ne alındığına işaret edilen açıklamada, manastırın Filistin tarihinin ayrılmaz parçalarından biri olduğuna dikkat çekildi.  Filistin Devlet Başkanlığının Gazze Şeridi'ndeki Filistin tarihini ve kültürünü koruma yönündeki çabalarının bir sonucu olarak bu kararın alındığı aktarılan açıklamada, İsrail'in Gazze Şeridi'nde 7 Ekim'den bu yana Filistin halkına karşı sürdürdüğü soykırım savaşı kapsamında tarihi ve kültürel eserlerin de yok olduğu kaydedildi.  Gazze'nin en eski tarihi eserleri arasında yer alan Aziz Hilarion Manastırı'nın milattan sonra 329 senesinde inşa edildiği belirtiliyor.  Gazze'deki hükümetin Medya Ofisi, 30 Aralık 2023’te yaptığı yazılı açıklama ile İsrail'in Gazze saldırıları nedeniyle bölgedeki 325 tarihi ve kültür varlıktan 200'den fazlasının yıkıldığını bildirmişti.  Yıkılan tarihi yapılar arasında Cibaliya'daki El-Ömeri Camisi, Cibaliya Bizans Kilisesi, Şeyh Şaban Camisi, Gazze kentinin Şucaiyye Mahallesi'ndeki Zafr Demri Camisi, Deyr el-Belah kentindeki El-Hıdr Makamı, Han Yunus'taki Halil er-Rahman Camisi ve Gazze kentindeki Yazma Eserler Merkezi'nin olduğu kaydedilmişti. </p><p>İsrail'in 7 Ekim'den bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda en az 16 bin 172'si çocuk, 10 bin 798'si kadın olmak üzere 39 bin 175 Filistinli öldü, 90 bin 403 kişi yaralandı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Seyahat acentelerine yeni pazarlama&amp;amp;satış yasağı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/seyahat-acentelerine-yeni-pazarlamasatis-yasagi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/seyahat-acentelerine-yeni-pazarlamasatis-yasagi</guid>
<description><![CDATA[ Seyahat acentaları, belgesiz konaklama tesisleri ile konutların pazarlama ve satışını gerçekleştiremeyecek.Seyahat Acentaları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Resmi Gazete&#039;de yayımlandı.  Buna göre, seyahat acentası, 12 Mart 1982 tarihli ve 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanunu kapsamında yer alan konaklama tesisleri ile 25 Ekim 2023 tarihli ve 7464 sayılı Konutların Turizm Amaçlı Kiralanmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun kapsamında yer alan konutların belge numaralarına Bakanlık veri tabanı üzerinden doğrulayarak satış ve pazarlama faaliyetlerinde yer vermek zorunda olacak.  Seyahat acentası, belgesiz konaklama tesisleri ile konutların pazarlama ve satışını gerçekleştiremeyecek. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_8zIWIP-LkWvtDHzEp92jw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Seyahat, acentelerine, yeni, pazarlama&amp;satış, yasağı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_8zIWIP-LkWvtDHzEp92jw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Seyahat acentelerine yeni pazarlama-satış yasağı"><p>Seyahat acentaları, belgesiz konaklama tesisleri ile konutların pazarlama ve satışını gerçekleştiremeyecek.</p>Seyahat Acentaları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Resmi Gazete'de yayımlandı.  Buna göre, seyahat acentası, 12 Mart 1982 tarihli ve 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanunu kapsamında yer alan konaklama tesisleri ile 25 Ekim 2023 tarihli ve 7464 sayılı Konutların Turizm Amaçlı Kiralanmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun kapsamında yer alan konutların belge numaralarına Bakanlık veri tabanı üzerinden doğrulayarak satış ve pazarlama faaliyetlerinde yer vermek zorunda olacak.  Seyahat acentası, belgesiz konaklama tesisleri ile konutların pazarlama ve satışını gerçekleştiremeyecek.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>CrowdStrike&amp;apos;ın yazılım sorunu, uçuşlarda gecikme ve iptal rekoru kırdırdı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/crowdstrikein-yazilim-sorunu-ucuslarda-gecikme-ve-iptal-rekoru-kirdirdi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/crowdstrikein-yazilim-sorunu-ucuslarda-gecikme-ve-iptal-rekoru-kirdirdi</guid>
<description><![CDATA[ CrowdStrike&#039;tan geçen hafta kaynaklanan küresel yazılım sorunu sebebiyle Hava Trafik Akış Yönetimi (ATFM) gecikmeleri, önceki haftaya göre yüzde 36 artışla günde 258 bin dakika, uçuş başına 7,5 dakika gibi rekor seviyede gerçekleşti.Geçen hafta siber güvenlik hizmeti veren CrowdStrike&#039;tan kaynaklanan küresel yazılım sorununun en çok etkilediği sektörlerin başında havacılık geldi.Her hafta periyodik olarak Avrupa Hava Seyrüsefer Emniyeti Teşkilatı (EUROCONTROL) tarafından yayımlanan Avrupa Havacılık Genel Bakış Raporu&#039;na göre, geçen hafta ortalama günlük 34 bin 260 uçuş kaydedildi.  Haftanın son üç gününde, 19 Temmuz&#039;daki küresel yazılım krizi nedeniyle önceki haftaya göre daha az uçuş yapıldı.19 Temmuz&#039;da CrowdStrike&#039;tan kaynaklanan hatanın, hava yolları ve havalimanları üzerinde zincirleme etki yarattığı belirtilen raporda, halihazırda oldukça yoğun olan rotalar üzerinde de ilave baskı oluştu. Orta Avrupa&#039;nın büyük bölümündeki zorlu hava koşullarıyla birleşen bu durum, kıta genelinde önemli gecikme ve aksamalara neden oldu.  Rapora göre, ATFM gecikmeleri, önceki haftaya göre yüzde 36 artışla günde 258 bin dakika, uçuş başına 7,5 dakika gibi rekor seviyede gerçekleşti. Güneydoğu Avrupa&#039;da bulunan Hava Sahası Kontrol Merkezleri (ACC) daha fazla etkilendi.  19 Temmuz&#039;da meydana gelen küresel kesintinin çok sayıda hava yolu ve havaalanını etkilediğine işaret edilen raporda, İngiltere&#039;de bulunan, ülkenin ve dünyanın en büyük havalimanlarından Heathrow ve Gatwick&#039;te de kesintiden dolayı gecikmeler yaşandı.  Merkezi ABD&#039;de yer alan &quot;FlightAware&quot; internet sitesindeki verilere göre ise küresel yazılım sorunu dünya genelinde günde ortalama 90 bin uçuş yapan ticari hava yolu firmalarını ciddi sıkıntıya soktu.  Kriz günü 5 bin 171 sefer iptal edilirken 46 bin 13 uçuşta rötar yaşandı.  Dünyada bu yıl günlük uçuş iptal ortalaması yaklaşık 1200 oldu, 19 Temmuz&#039;da ise uçuş iptallerinde 4 katın üzerinde artış meydana geldi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nQLxwqDonUCUvo8a8YwuYw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>CrowdStrikeın, yazılım, sorunu, uçuşlarda, gecikme, iptal, rekoru, kırdırdı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nQLxwqDonUCUvo8a8YwuYw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="CrowdStrike'ın yazılım sorunu, uçuşlarda gecikme ve iptal rekoru kırdırdı"><p>CrowdStrike'tan geçen hafta kaynaklanan küresel yazılım sorunu sebebiyle Hava Trafik Akış Yönetimi (ATFM) gecikmeleri, önceki haftaya göre yüzde 36 artışla günde 258 bin dakika, uçuş başına 7,5 dakika gibi rekor seviyede gerçekleşti.</p><p>Geçen hafta siber güvenlik hizmeti veren CrowdStrike'tan kaynaklanan küresel yazılım sorununun en çok etkilediği sektörlerin başında havacılık geldi.</p><p>Her hafta periyodik olarak Avrupa Hava Seyrüsefer Emniyeti Teşkilatı (EUROCONTROL) tarafından yayımlanan Avrupa Havacılık Genel Bakış Raporu'na göre, geçen hafta ortalama günlük 34 bin 260 uçuş kaydedildi.  Haftanın son üç gününde, 19 Temmuz'daki küresel yazılım krizi nedeniyle önceki haftaya göre daha az uçuş yapıldı.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dC6YyPNIVkaNbBouDIZPBg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><p>19 Temmuz'da CrowdStrike'tan kaynaklanan hatanın, hava yolları ve havalimanları üzerinde zincirleme etki yarattığı belirtilen raporda, halihazırda oldukça yoğun olan rotalar üzerinde de ilave baskı oluştu.</p><p> Orta Avrupa'nın büyük bölümündeki zorlu hava koşullarıyla birleşen bu durum, kıta genelinde önemli gecikme ve aksamalara neden oldu.  Rapora göre, ATFM gecikmeleri, önceki haftaya göre yüzde 36 artışla günde 258 bin dakika, uçuş başına 7,5 dakika gibi rekor seviyede gerçekleşti. Güneydoğu Avrupa'da bulunan Hava Sahası Kontrol Merkezleri (ACC) daha fazla etkilendi.  19 Temmuz'da meydana gelen küresel kesintinin çok sayıda hava yolu ve havaalanını etkilediğine işaret edilen raporda, İngiltere'de bulunan, ülkenin ve dünyanın en büyük havalimanlarından Heathrow ve Gatwick'te de kesintiden dolayı gecikmeler yaşandı.  Merkezi ABD'de yer alan "FlightAware" internet sitesindeki verilere göre ise küresel yazılım sorunu dünya genelinde günde ortalama 90 bin uçuş yapan ticari hava yolu firmalarını ciddi sıkıntıya soktu.  Kriz günü 5 bin 171 sefer iptal edilirken 46 bin 13 uçuşta rötar yaşandı.  Dünyada bu yıl günlük uçuş iptal ortalaması yaklaşık 1200 oldu, 19 Temmuz'da ise uçuş iptallerinde 4 katın üzerinde artış meydana geldi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Atatürk Köşkü yılın ilk yarısında 95 bin ziyaretçi ağırladı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/ataturk-koesku-yilin-ilk-yarisinda-95-bin-ziyaretci-agirladi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/ataturk-koesku-yilin-ilk-yarisinda-95-bin-ziyaretci-agirladi</guid>
<description><![CDATA[ Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk&#039;ün üç kez geldiği kentte konakladığı, manevi miras açısından da öneme sahip Atatürk Köşkü&#039;nü, yılın ilk 6 ayında yerli ve yabancı 95 bin 175 kişi ziyaret etti.Büyükşehir Belediyesi mülkiyetinde ve özel müze statüsünde olan köşk, Trabzon Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun Eylül 2022&#039;de onayladığı restorasyon projesi doğrultusunda tadilata alındı.  Binanın mimari ve sanatsal özellikleri açısından titizlikle yürütülen çalışmaların yaklaşık 1 yılda tamamlanmasıyla köşk, Cumhuriyetin 100. yılında 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı resepsiyonuyla yeniden ziyaretçilerine kapılarını açtı.  Yenilenen yüzüyle misafirlerine ev sahipliği yapan köşk, kentte ziyaret edilen tarihi mekanların başında geliyor.  Her geçen gün daha da ön plana çıkan Atatürk Köşkü&#039;nün ziyaretçi sayısı yılın ilk yarısında 95 bin 175 kişiye ulaştı.  Haftanın 7 günü 09.00-19.00 saatleri arasında açık olan köşkte, Büyükşehir Belediyesi bando ve mehter ekibince her çarşamba Atatürk&#039;ün sevdiği şarkıların seslendirildiği dinleti de gerçekleştiriliyor.&quot;ATATÜRK&#039;ÜN MANEVİ HATIRASINI ORADA YAŞATIYORUZ&quot;Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Trabzon&#039;un özellikli bir şehir olduğunu söyledi.  Trabzon&#039;da cihanşümul 3 padişahın izinin olduğunu belirten Genç, &quot;Trabzon&#039;umuzu böyle anlatıyoruz. Fatih&#039;in fethettiği, Yavuz&#039;un yönettiği, Kanuni&#039;nin doğduğu, Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk&#039;ün üç kez teşrif ettiği ve vasiyetini yazdığı bir şehir. Mustafa Kemal Atatürk şehrimize teşrif ettiklerinde şu anda Atatürk Köşkü olarak ziyarete açık olan bir köşkte, konakta misafirimiz oldular.&quot; dedi.  Genç, Atatürk Köşkü&#039;nün önemine işaret ederek, &quot;Mustafa Kemal&#039;in hem vasiyetini yazdığı hem konakladığı köşkümüz Eylül 2022&#039;de restorasyona girdi. Orada 355 çok kıymetli eser var. Onların ve yapının restorasyon işi yapıldı ve Cumhuriyetimizin 100. yılında 29 Ekim 2023&#039;te yeniden ziyarete açıldı&quot; diye konuştu.  Köşke bu yıl ziyaretçilerin daha çok rağbet ettiğini vurgulayan Genç, şöyle devam etti:  &quot;Ziyaretçi sayımız artan bir oranla da devam ediyor. 6 ayda, 95 bin 175 ziyaretçimiz olmuş. Biz de zaman zaman orada etkinlikler yapıyoruz. Atatürk&#039;ün manevi hatırasını orada yaşatıyoruz. Haftada bir gün Atatürk&#039;ün sevdiği şarkılar başta olmak üzere dinletiler, çeşitli programlar yapıyoruz.&quot;  Genç, Atatürk Köşkü&#039;nün, Trabzon&#039;da ziyaret edilen önemli noktalardan olduğunu anlatarak, &quot;Bu tür mekanlar hem tarihi hem de bize emanet mekanlar. Ayrıca halkımızın ve turistlerin ziyaretine açık mekanlar. Dolayısıyla sayısal anlamda hedefimiz yok ama Atatürk Köşkü&#039;nü aslına en uygun şekliyle ziyaretçilerimize hazır halde tutmak bizim görevimiz. Ziyaretçi sayımız ne kadar artarsa biz de o oranda mutlu oluruz&quot; ifadelerini kullandı. &quot;BURASI GERÇEKTEN GÜZEL&quot;Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti&#039;nden turla bölgeye geldiklerini belirten Şerife Aydıntaş, &quot;Trabzon&#039;da ilk Atatürk Köşkü&#039;ne geldik. Burası gerçekten güzel, görülmeye değer bir yer. Atatürk&#039;ün bütün eserleri, bütün evleri görülmeye değer&quot; dedi.  Antalya&#039;dan gelen Demet Akbulak ise &quot;Burayı hiç görmemiştim. Daha önce de Karadeniz&#039;e gelmiştim ama burası gerçekten mükemmel. Dolmabahçe&#039;de hissettiğimi burada da hissettim. İnsan inanılmaz güzel şeyler hissediyor&quot; diye konuştu.  Ziyaretçilerden Arife Yılmaz, &quot;Çok görmek istiyordum burayı, çok beğendim.Yıllardır söylüyordum zaten, hayalimi gerçekleştirdim. Atatürk&#039;ün Köşkü&#039;nü de gördüm, çok mutluyum&quot; ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Jlds2iZsOUOln0BIn3quTw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Atatürk, Köşkü, yılın, ilk, yarısında, bin, ziyaretçi, ağırladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Jlds2iZsOUOln0BIn3quTw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Atatürk Köşkü yılın ilk yarısında 95 bin ziyaretçi ağırladı"><p>Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün üç kez geldiği kentte konakladığı, manevi miras açısından da öneme sahip Atatürk Köşkü'nü, yılın ilk 6 ayında yerli ve yabancı 95 bin 175 kişi ziyaret etti.</p>Büyükşehir Belediyesi mülkiyetinde ve özel müze statüsünde olan köşk, Trabzon Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun Eylül 2022'de onayladığı restorasyon projesi doğrultusunda tadilata alındı.  Binanın mimari ve sanatsal özellikleri açısından titizlikle yürütülen çalışmaların yaklaşık 1 yılda tamamlanmasıyla köşk, Cumhuriyetin 100. yılında 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı resepsiyonuyla yeniden ziyaretçilerine kapılarını açtı.  Yenilenen yüzüyle misafirlerine ev sahipliği yapan köşk, kentte ziyaret edilen tarihi mekanların başında geliyor.  Her geçen gün daha da ön plana çıkan <strong>Atatürk Köşkü</strong>'nün ziyaretçi sayısı yılın ilk yarısında 95 bin 175 kişiye ulaştı.  Haftanın 7 günü 09.00-19.00 saatleri arasında açık olan köşkte, Büyükşehir Belediyesi bando ve mehter ekibince her çarşamba Atatürk'ün sevdiği şarkıların seslendirildiği dinleti de gerçekleştiriliyor.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XAuF3hdAV02kkD0gkfsTpw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><p><strong>"ATATÜRK'ÜN MANEVİ HATIRASINI ORADA YAŞATIYORUZ"</strong></p><p><strong>Trabzon</strong> Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Trabzon'un özellikli bir şehir olduğunu söyledi.  Trabzon'da cihanşümul 3 padişahın izinin olduğunu belirten Genç, "Trabzon'umuzu böyle anlatıyoruz. Fatih'in fethettiği, Yavuz'un yönettiği, Kanuni'nin doğduğu, Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün üç kez teşrif ettiği ve vasiyetini yazdığı bir şehir. Mustafa Kemal Atatürk şehrimize teşrif ettiklerinde şu anda Atatürk Köşkü olarak ziyarete açık olan bir köşkte, konakta misafirimiz oldular." dedi.  Genç, Atatürk Köşkü'nün önemine işaret ederek, "Mustafa Kemal'in hem vasiyetini yazdığı hem konakladığı köşkümüz Eylül 2022'de restorasyona girdi. Orada 355 çok kıymetli eser var. Onların ve yapının restorasyon işi yapıldı ve Cumhuriyetimizin 100. yılında 29 Ekim 2023'te yeniden ziyarete açıldı" diye konuştu.  Köşke bu yıl ziyaretçilerin daha çok rağbet ettiğini vurgulayan Genç, şöyle devam etti:  "Ziyaretçi sayımız artan bir oranla da devam ediyor. 6 ayda, 95 bin 175 ziyaretçimiz olmuş. Biz de zaman zaman orada etkinlikler yapıyoruz. Atatürk'ün manevi hatırasını orada yaşatıyoruz. Haftada bir gün Atatürk'ün sevdiği şarkılar başta olmak üzere dinletiler, çeşitli programlar yapıyoruz."  Genç, Atatürk Köşkü'nün, Trabzon'da ziyaret edilen önemli noktalardan olduğunu anlatarak, "Bu tür mekanlar hem tarihi hem de bize emanet mekanlar. Ayrıca halkımızın ve turistlerin ziyaretine açık mekanlar. Dolayısıyla sayısal anlamda hedefimiz yok ama Atatürk Köşkü'nü aslına en uygun şekliyle ziyaretçilerimize hazır halde tutmak bizim görevimiz. Ziyaretçi sayımız ne kadar artarsa biz de o oranda mutlu oluruz" ifadelerini kullandı. </p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hJ5EklUVqE6bcu8tjV7muw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><p><strong>"BURASI GERÇEKTEN GÜZEL"</strong></p><p>Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nden turla bölgeye geldiklerini belirten Şerife Aydıntaş, "Trabzon'da ilk Atatürk Köşkü'ne geldik. Burası gerçekten güzel, görülmeye değer bir yer. Atatürk'ün bütün eserleri, bütün evleri görülmeye değer" dedi.  Antalya'dan gelen Demet Akbulak ise "Burayı hiç görmemiştim. Daha önce de Karadeniz'e gelmiştim ama burası gerçekten mükemmel. Dolmabahçe'de hissettiğimi burada da hissettim. İnsan inanılmaz güzel şeyler hissediyor" diye konuştu.  Ziyaretçilerden Arife Yılmaz, "Çok görmek istiyordum burayı, çok beğendim.Yıllardır söylüyordum zaten, hayalimi gerçekleştirdim. Atatürk'ün Köşkü'nü de gördüm, çok mutluyum" ifadelerini kullandı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Pera Palace Hotel&amp;apos;deki &amp;quot;Atatürk Müze Odası&amp;quot; yeniden ziyarete açılacak</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/pera-palace-hoteldeki-ataturk-muze-odasi-yeniden-ziyarete-acilacak</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/pera-palace-hoteldeki-ataturk-muze-odasi-yeniden-ziyarete-acilacak</guid>
<description><![CDATA[ İstanbul&#039;un önemli kültür miraslarından olan ve &quot;müze-otel&quot; işleviyle hizmet veren Beyoğlu&#039;ndaki Pera Palace Hotel&#039;de, Mustafa Kemal Atatürk&#039;ün kaldığı oda ziyaretçilere açılacak.İlk misafirlerini 1895&#039;te düzenlenen açılış balosuyla ağırlamaya başlayan Pera Palace Hotel&#039;de, Mustafa Kemal Atatürk&#039;ün kaldığı oda ziyaretçilere açılacak.Atatürk&#039;ün kritik dönemlerde ülke için büyük önem taşıyan kararları buradaki çalışmaları sırasında aldığı 101 numaralı odanın 2 aylık bakım ve onarım çalışmaları tamamlandı.  Oda, 1 Ağustos itibarıyla 10.00-11.00 ve 15.00-16.00 saatlerinde gezilebilecek. Müze ziyaretleri, oturum başı 50 kişiyle sınırlı olacak.  Atatürk Müze Odası&#039;nı ziyaret için biletlere &quot;www.passo.com.tr&quot; adresinden ulaşılabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3hYl7PKpK0CIw_HPJ9kKjA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Pera, Palace, Hoteldeki, Atatürk, Müze, Odası, yeniden, ziyarete, açılacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3hYl7PKpK0CIw_HPJ9kKjA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Pera Palace Hotel'deki " atat m odas yeniden ziyarete a><p>İstanbul'un önemli kültür miraslarından olan ve "müze-otel" işleviyle hizmet veren Beyoğlu'ndaki Pera Palace Hotel'de, Mustafa Kemal Atatürk'ün kaldığı oda ziyaretçilere açılacak.</p><p>İlk misafirlerini 1895'te düzenlenen açılış balosuyla ağırlamaya başlayan Pera Palace Hotel'de, Mustafa Kemal Atatürk'ün kaldığı oda ziyaretçilere açılacak.</p><p>Atatürk'ün kritik dönemlerde ülke için büyük önem taşıyan kararları buradaki çalışmaları sırasında aldığı 101 numaralı odanın 2 aylık bakım ve onarım çalışmaları tamamlandı.  Oda, 1 Ağustos itibarıyla 10.00-11.00 ve 15.00-16.00 saatlerinde gezilebilecek. Müze ziyaretleri, oturum başı 50 kişiyle sınırlı olacak.  Atatürk Müze Odası'nı ziyaret için biletlere "www.passo.com.tr" adresinden ulaşılabilir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Diyarbakır Ekspresi Time Dergisi&amp;apos;nin en iyi 100 listesinde</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/diyarbakir-ekspresi-time-dergisinin-en-iyi-100-listesinde</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/diyarbakir-ekspresi-time-dergisinin-en-iyi-100-listesinde</guid>
<description><![CDATA[ Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı&#039;nın, TCDD Taşımacılık ile hayata geçirdiği Turistik Diyarbakır Ekspresi, dünyanın önde gelen dergilerinden TIME tarafından, ilgi çekici, yeni ve heyecan verici deneyimler sunan destinasyonların bulunduğu, &quot;2024&#039;te Dünyanın En Harika 100 Yeri&quot; listesinde yer aldı.Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu tarafından 19 Nisan 2024’te Ankara’dan ilk seferine uğurlanan Turistik Diyarbakır Ekspresi, dünyanın en prestijli dergilerinden Time tarafından her yıl düzenli olarak hazırlanan &quot;Dünyanın En Harika Yerleri&quot; özel sayısında, en güzel gezilecek 100 yer arasına girdi.&quot;TREN, YOLCULARINI ANADOLU BOZKIRLARINDAN MEZOPOTAMYA&#039;YA TAŞIYOR&quot;Time Dergisi’nde yayımlanan Dünyanın En Harika Yerleri Listesi’nde, Turistik Diyarbakır Ekspresi ile yolculara eşsiz bir deneyim sunulduğu vurgulanarak şu ifadelere yer verildi:   “Yeni bir gezi treni servisi, yolcuları uçsuz bucaksız Anadolu bozkırlarından ve Türkiye&#039;nin doğudaki dağlarından medeniyetin beşiği olarak bilinen Mezopotamya&#039;nın kuzey düzlüklerine taşıyor. Devlet Demiryolları tarafından Nisan ayında açılışı yapılan haftalık Diyarbakır Ekspresi, Türkiye&#039;nin başkenti Ankara&#039;dan, ülkenin güneydoğusundaki Diyarbakır&#039;a kadar bin 50 kilometre boyunca raylarda ilerliyor.4.yüzyılda inşa edilmiş etkileyici siyah bazalt duvarlarla çevrili olan Diyarbakır&#039;ın tarihi binlerce yıl öncesine dayanıyor. 180 kişi kapasiteli trende yolcular, lavabo ve mini buzdolabıyla donatılmış konforlu yataklı kabinlerinin pencerelerinden ya da yemekli vagonda ızgara köfte ve diğer Türk lezzetlerini yerken, sürekli değişen manzarayı izleyebiliyor. Gezi durakları, iki yönde de yaklaşık 24 saatlik yolculukta farklı duraklarda birkaç saatlik molalarla yolcuların keşif yapılmasına olanak tanıyor.   Cuma günü öğleden sonra Ankara&#039;dan doğuya doğru yola çıkan yolcular, cumartesi sabahı gün doğmadan üç saat önce Bronz Çağı’ndan günümüze ulaşan, M.Ö. 3 bin yılından kalma duvar resimlerinin de bulunduğu Arslantepe’nin evi Malatya’ya varıyor. Batıya dönüş esnasında yolcular, M.Ö. 8. yüzyıldan beri tepeden şehri izleyen Harput Kalesi’nin de bulunduğu Elazığ’da 4 saat, pazartesi sabahı ise karlarla kaplı uyuyan volkan Erciyes Dağı’nın gölgesindeki eski Selçuklu kalesi Kayseri’de 3 saat keşif imkânı buluyor. Tüm bunlar, daha az ziyaret edilen bu bölgenin sunduğu zengin olanakların sadece bir kısmı.”729 KİŞİ SEYAHAT ETTİ  Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, seyahat severler için bir alternatif olarak hayata geçirdikleri Turistik Diyarbakır Ekspresi’nin, bin 51 kilometrelik Ankara – Diyarbakır parkurunda 180 kişilik kapasitesi ve 6 yataklı, bir yemekli vagon ile 19 Nisan – 16 Haziran arasında yaptığı 8 seferde 729 yolcuya unutulmaz bir deneyim yaşattığını söyledi.&quot;TURİZM ELÇİSİ TRENLERİMİZ GEÇTİĞİ İLLERİN EKONOMİSİNE KATKI SAĞLIYOR&quot;  Bakan Uraloğlu, Turistik Diyarbakır Ekspresi ile seyahat eden yolcuların güzel anılar biriktirdiğini belirterek, “Eşsiz coğrafyalarda süzülen turizm elçisi trenlerimiz turizme alternatif sunarak geçtiği illerin ekonomisine de katkı sağlıyor. Ünü ülke sınırlarını aşan ve dünyanın en güzel rotalarından birisinde hizmet veren Turistik Diyarbakır Ekspresimiz de bunlardan biri. Bölge ekonomisini canlandırmaya katkı sağlayan Turistik Diyarbakır Ekspresiyle, güzergah boyunca buralardaki tarihi ve kültürel değerler ile doğa harikası manzaraları görme imkânı sunuldu. Aslında turistik trenler hem vatandaşlarımıza hem de yurtdışından ülkemize gelen konuklarımıza, demiryollarımızın yeni yüzü ve vizyonuyla, dahası Türkiye’nin yeni yüzü ve vizyonuyla örtüşen bir etkinlik sunuyor.” açıklamasında bulundu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_ILD5Hb8yUmeZK8DfGKzoA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Diyarbakır, Ekspresi, Time, Dergisinin, iyi, 100, listesinde</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_ILD5Hb8yUmeZK8DfGKzoA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Diyarbakır Ekspresi Time Dergisi'nin en iyi 100 listesinde"><p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'nın, TCDD Taşımacılık ile hayata geçirdiği Turistik Diyarbakır Ekspresi, dünyanın önde gelen dergilerinden TIME tarafından, ilgi çekici, yeni ve heyecan verici deneyimler sunan destinasyonların bulunduğu, "2024'te Dünyanın En Harika 100 Yeri" listesinde yer aldı.</p><p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu tarafından 19 Nisan 2024’te Ankara’dan ilk seferine uğurlanan Turistik Diyarbakır Ekspresi, dünyanın en prestijli dergilerinden Time tarafından her yıl düzenli olarak hazırlanan "Dünyanın En Harika Yerleri" özel sayısında, en güzel gezilecek 100 yer arasına girdi.</p><p><strong>"TREN, YOLCULARINI ANADOLU BOZKIRLARINDAN MEZOPOTAMYA'YA TAŞIYOR"</strong></p><p>Time Dergisi’nde yayımlanan Dünyanın En Harika Yerleri Listesi’nde, Turistik Diyarbakır Ekspresi ile yolculara eşsiz bir deneyim sunulduğu vurgulanarak şu ifadelere yer verildi:   “Yeni bir gezi treni servisi, yolcuları uçsuz bucaksız Anadolu bozkırlarından ve Türkiye'nin doğudaki dağlarından medeniyetin beşiği olarak bilinen Mezopotamya'nın kuzey düzlüklerine taşıyor. Devlet Demiryolları tarafından Nisan ayında açılışı yapılan haftalık Diyarbakır Ekspresi, Türkiye'nin başkenti Ankara'dan, ülkenin güneydoğusundaki Diyarbakır'a kadar bin 50 kilometre boyunca raylarda ilerliyor.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nHjaRJBY9E6cjW2gdDR_4w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="">4.yüzyılda inşa edilmiş etkileyici siyah bazalt duvarlarla çevrili olan Diyarbakır'ın tarihi binlerce yıl öncesine dayanıyor. 180 kişi kapasiteli trende yolcular, lavabo ve mini buzdolabıyla donatılmış konforlu yataklı kabinlerinin pencerelerinden ya da yemekli vagonda ızgara köfte ve diğer Türk lezzetlerini yerken, sürekli değişen manzarayı izleyebiliyor. Gezi durakları, iki yönde de yaklaşık 24 saatlik yolculukta farklı duraklarda birkaç saatlik molalarla yolcuların keşif yapılmasına olanak tanıyor.   Cuma günü öğleden sonra Ankara'dan doğuya doğru yola çıkan yolcular, cumartesi sabahı gün doğmadan üç saat önce Bronz Çağı’ndan günümüze ulaşan, M.Ö. 3 bin yılından kalma duvar resimlerinin de bulunduğu Arslantepe’nin evi Malatya’ya varıyor. Batıya dönüş esnasında yolcular, M.Ö. 8. yüzyıldan beri tepeden şehri izleyen Harput Kalesi’nin de bulunduğu Elazığ’da 4 saat, pazartesi sabahı ise karlarla kaplı uyuyan volkan Erciyes Dağı’nın gölgesindeki eski Selçuklu kalesi Kayseri’de 3 saat keşif imkânı buluyor. Tüm bunlar, daha az ziyaret edilen bu bölgenin sunduğu zengin olanakların sadece bir kısmı.”<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2AKOfucoj0GaQIL2v-3Lqg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><strong>729 KİŞİ SEYAHAT ETTİ</strong>  Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, seyahat severler için bir alternatif olarak hayata geçirdikleri Turistik Diyarbakır Ekspresi’nin, bin 51 kilometrelik Ankara – Diyarbakır parkurunda 180 kişilik kapasitesi ve 6 yataklı, bir yemekli vagon ile 19 Nisan – 16 Haziran arasında yaptığı 8 seferde 729 yolcuya unutulmaz bir deneyim yaşattığını söyledi.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dZGI5Y5170yRKX2_q5dFRA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><strong>"TURİZM ELÇİSİ TRENLERİMİZ GEÇTİĞİ İLLERİN EKONOMİSİNE KATKI SAĞLIYOR"</strong>  Bakan Uraloğlu, Turistik Diyarbakır Ekspresi ile seyahat eden yolcuların güzel anılar biriktirdiğini belirterek, “Eşsiz coğrafyalarda süzülen turizm elçisi trenlerimiz turizme alternatif sunarak geçtiği illerin ekonomisine de katkı sağlıyor. Ünü ülke sınırlarını aşan ve dünyanın en güzel rotalarından birisinde hizmet veren Turistik Diyarbakır Ekspresimiz de bunlardan biri. Bölge ekonomisini canlandırmaya katkı sağlayan Turistik Diyarbakır Ekspresiyle, güzergah boyunca buralardaki tarihi ve kültürel değerler ile doğa harikası manzaraları görme imkânı sunuldu. Aslında turistik trenler hem vatandaşlarımıza hem de yurtdışından ülkemize gelen konuklarımıza, demiryollarımızın yeni yüzü ve vizyonuyla, dahası Türkiye’nin yeni yüzü ve vizyonuyla örtüşen bir etkinlik sunuyor.” açıklamasında bulundu.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Beyrut Havalimanı&amp;apos;ndaki tüm uçuşlar askıya alındı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/beyrut-havalimanindaki-tum-ucuslar-askiya-alindi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/beyrut-havalimanindaki-tum-ucuslar-askiya-alindi</guid>
<description><![CDATA[ İsrail ordusunun Lübnan&#039;a yönelik olası saldırı tehdidi nedeniyle Beyrut Refik Hariri Uluslararası Havalimanı&#039;ndaki gidiş ve geliş uçak seferleri askıya alındı.Beyrut Refik Hariri Uluslararası Havalimanı&#039;ndaki gidiş ve geliş uçuş bilgi ekranında 28 Temmuz akşamından başlayıp şu ana kadar devam eden tüm uçuşların askıya alındığı görüldü.  Havalimanı internet sitesinden verilen uçuş bilgilerine göre, Beyrut&#039;tan dünyanın çeşitli noktalarına giden ve gelen tüm uçuşlar için &quot;iptal&quot; ya da &quot;ertelendi&quot; yazıldı.  İsrail ordusunun Lübnan&#039;a yönelik olası saldırı tehdidi nedeniyle söz konusu uçuş iptal ve ertelemelerinin sabaha dek süreceği belirtiliyor.  Lübnan devletine ait Middle East Airlines (MEA) Havayolları, dün Beyrut&#039;tan yapılacak bazı uçak seferlerini 29 Temmuz sabahına kadar ertelediğini duyurmuştu.  MECDEL ŞEMS SALDIRISI  İsrail&#039;in işgali altında bulunan Golan Tepeleri&#039;ndeki Mecdel Şems beldesindeki futbol sahasına roket isabet etmesi sonucu aralarında çocukların da yer aldığı 12 kişinin hayatını kaybettiği, 17&#039;si ağır 35 kişinin yaralandığı duyurulmuştu.  İsrail ordusu, &quot;ellerindeki istihbarat ve yaptıkları değerlendirme sonucunda&quot; roketin Lübnan&#039;ın güneyindeki Şeba beldesinin kuzeyinden ateşlendiğini belirterek, Lübnan Hizbullahı&#039;nın sorumlu olduğunu açıklamıştı.  Lübnan Hizbullahı ise Mecdel Şems&#039;teki saldırının kendileri tarafından gerçekleştirildiği iddialarını yalanlayarak, &quot;olayla ilgili herhangi bir bağlantılarının olmadığını&quot; bildirmişti.  İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da saldırıya ilişkin yaptığı açıklamada, &quot;İsrail, bu ölümcül saldırıyı bir kenara not etmeyecek. Hizbullah şimdiye kadar ödemediği ağır bir bedel ödeyecek.&quot; ifadelerini kullanmıştı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Cncdiy7pUEOMqWyT7ojaew.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Beyrut, Havalimanındaki, tüm, uçuşlar, askıya, alındı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Cncdiy7pUEOMqWyT7ojaew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Beyrut Havalimanı'ndaki tüm uçuşlar askıya alındı"><p>İsrail ordusunun Lübnan'a yönelik olası saldırı tehdidi nedeniyle Beyrut Refik Hariri Uluslararası Havalimanı'ndaki gidiş ve geliş uçak seferleri askıya alındı.</p>Beyrut Refik Hariri Uluslararası Havalimanı'ndaki gidiş ve geliş uçuş bilgi ekranında 28 Temmuz akşamından başlayıp şu ana kadar devam eden tüm uçuşların askıya alındığı görüldü.  Havalimanı internet sitesinden verilen uçuş bilgilerine göre, Beyrut'tan dünyanın çeşitli noktalarına giden ve gelen tüm uçuşlar için "iptal" ya da "ertelendi" yazıldı.  İsrail ordusunun Lübnan'a yönelik olası saldırı tehdidi nedeniyle söz konusu uçuş iptal ve ertelemelerinin sabaha dek süreceği belirtiliyor.  Lübnan devletine ait Middle East Airlines (MEA) Havayolları, dün Beyrut'tan yapılacak bazı uçak seferlerini 29 Temmuz sabahına kadar ertelediğini duyurmuştu.  <strong>MECDEL ŞEMS SALDIRISI</strong>  İsrail'in işgali altında bulunan Golan Tepeleri'ndeki Mecdel Şems beldesindeki futbol sahasına roket isabet etmesi sonucu aralarında çocukların da yer aldığı 12 kişinin hayatını kaybettiği, 17'si ağır 35 kişinin yaralandığı duyurulmuştu.  İsrail ordusu, "ellerindeki istihbarat ve yaptıkları değerlendirme sonucunda" roketin Lübnan'ın güneyindeki Şeba beldesinin kuzeyinden ateşlendiğini belirterek, Lübnan Hizbullahı'nın sorumlu olduğunu açıklamıştı.  Lübnan Hizbullahı ise Mecdel Şems'teki saldırının kendileri tarafından gerçekleştirildiği iddialarını yalanlayarak, "olayla ilgili herhangi bir bağlantılarının olmadığını" bildirmişti.  İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da saldırıya ilişkin yaptığı açıklamada, "İsrail, bu ölümcül saldırıyı bir kenara not etmeyecek. Hizbullah şimdiye kadar ödemediği ağır bir bedel ödeyecek." ifadelerini kullanmıştı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bodrum Kalesi gece gezmek isteyenlere keyifli ortam sunuyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/bodrum-kalesi-gece-gezmek-isteyenlere-keyifli-ortam-sunuyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/bodrum-kalesi-gece-gezmek-isteyenlere-keyifli-ortam-sunuyor</guid>
<description><![CDATA[ Muğla&#039;nın Bodrum ilçesinde Sualtı Arkeoloji Müzesi&#039;nin de bulunduğu Bodrum Kalesi, &quot;Gece Müzeciliği&quot; uygulaması kapsamında geç saatlere kadar kapılarını açık tutarak ziyaretçilerini ağırlıyor.Bodrum&#039;un simgesi haline gelen ve 2016&#039;dan bu yana UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi&#039;nde yer alan Bodrum Kalesi, her yıl binlerce yerli ve yabancı turist ağırlıyor. &quot;St. Jean Şövalyeleri&#039;nin kalesi&quot; olarak da bilinen yapıda birçok kule yer alıyor.  Uluburun Batığı, Serçe Limanı Cam Batığı, Doğu Roma Gemisi, Nefertiti&#039;nin Altın Skarabe Mührü, Altın Kadeh ve Bronz Mermer Gözler gibi nadide eserlerin sergilendiği Sualtı Arkeoloji Müzesi&#039;nde, Sikke ve Mücevherat Salonu ile Karyalı Prenses Salonu da ziyaret ediliyor.  2020&#039;den bu yana &quot;Gece Müzeciliği&quot; kapsamında 22.00&#039;ye kadar hizmet veren kaleyi, ziyaretçiler özellikle havanın serin olması nedeniyle gece gezmeyi tercih ediyor.Geçen yıl 350 bine yakın yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği Bodrum Kalesi ve bünyesindeki müze, bu yılın ilk 6 aylık döneminde 150 binden fazla kişiyi konuk etti.  Muğla İl Kültür ve Turizm Müdürü Hüseyin Toprak, 2017&#039;de başlatılan restorasyon çalışmalarının etaplar halinde tamamlanmasının ardından teşhirlerin ve sergi salonlarının yenilendiğini söyledi.  Bodrum Kalesi&#039;nin müze niteliğinde olduğunu belirten Toprak, &quot;İlçedeki Zeki Müren Müzemiz 20.00&#039;ye kadar, Mausoleum Müzesi 18.00&#039;e kadar açık. Bodrum&#039;da kazı çalışmalarımız devam ediyor. Kissebükü kazıları ve Konacık Pedasa&#039;daki restorasyon çalışmaları sürüyor. İlerleyen zamanlarda da bu alanlarımız da ziyarete açılacak&quot; dedi.Kültür ve Turizm Bakanlığının başlattığı gece müzeciliği uygulamasının ilkini gerçekleştirip 2020&#039;den itibaren müzeyi geç saatlere kadar ziyarete açtıklarını belirten Toprak, bu uygulamanın oldukça ilgi gördüğünü dile getirdi.  Sıcak bir coğrafyada yaşadıklarını, kalede yeşillik alanın fazla olmasına rağmen hava sıcaklığının çok yüksek olduğunu ifade eden Toprak, &quot;Sıcakta gezmek gerçekten zor oluyor. Bu projeyle ilgili insanlardan olumlu tepkiler aldık. Hem kalenin ambiyansı, hem Bodrum manzarası ciddi anlamda çekici hale getirdi. İnsanlar gece hem rahat hem de serin bir ortada geziyor. Müzeye odaklı bir gezi yapılıyor. Aynı zamanda panoramik Bodrum manzarası gerçekten güzel bir ambiyans sunuyor&quot; diye konuştu.Muğla genelinde geçen yıl yaklaşık 1 milyon 300 bin olan müze ziyaretçi sayısının bu yıl 1,5 milyonu geçmesini beklediklerini aktaran Toprak, en çok ziyaret edilen yerlerin başında Bodrum Kalesi içindeki Sualtı Arkeoloji Müzesinin geldiğini kaydetti.  Toprak, kale ve müzenin gece de açık olmasının, ziyaretçi sayısı fazlalığında etkili olduğuna işaret etti.&quot;IŞIKLARLA DAHA GÜZEL OLMUŞ&quot;Bodrum&#039;a ailesiyle tatil için Ordu&#039;nun Ünye ilçesinden gelen Zeki Güney, &quot;Bodrum Kalesini merak ediyorduk. Bu kadar güzel olduğunu tahmin etmemiştim. Işıklarla daha da güzel olmuş. Herkesin ailesiyle gezip görebileceği, tatil yapabileceği bir yer&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YO52os3H50a9crngJ4i_Cw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Bodrum, Kalesi, gece, gezmek, isteyenlere, keyifli, ortam, sunuyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YO52os3H50a9crngJ4i_Cw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Bodrum Kalesi gece gezmek isteyenlere keyifli ortam sunuyor"><p>Muğla'nın Bodrum ilçesinde Sualtı Arkeoloji Müzesi'nin de bulunduğu Bodrum Kalesi, "Gece Müzeciliği" uygulaması kapsamında geç saatlere kadar kapılarını açık tutarak ziyaretçilerini ağırlıyor.</p>Bodrum'un simgesi haline gelen ve 2016'dan bu yana UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alan <strong>Bodrum Kalesi</strong>, her yıl binlerce yerli ve yabancı turist ağırlıyor. "St. Jean Şövalyeleri'nin kalesi" olarak da bilinen yapıda birçok kule yer alıyor.  Uluburun Batığı, Serçe Limanı Cam Batığı, Doğu Roma Gemisi, Nefertiti'nin Altın Skarabe Mührü, Altın Kadeh ve Bronz Mermer Gözler gibi nadide eserlerin sergilendiği Sualtı Arkeoloji Müzesi'nde, Sikke ve Mücevherat Salonu ile Karyalı Prenses Salonu da ziyaret ediliyor.  2020'den bu yana "Gece Müzeciliği" kapsamında 22.00'ye kadar hizmet veren kaleyi, ziyaretçiler özellikle havanın serin olması nedeniyle gece gezmeyi tercih ediyor.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hRLFCUMMfkyMyVU9j2Z-yA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="">Geçen yıl 350 bine yakın yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği Bodrum Kalesi ve bünyesindeki müze, bu yılın ilk 6 aylık döneminde 150 binden fazla kişiyi konuk etti.  Muğla İl Kültür ve Turizm Müdürü Hüseyin Toprak, 2017'de başlatılan restorasyon çalışmalarının etaplar halinde tamamlanmasının ardından teşhirlerin ve sergi salonlarının yenilendiğini söyledi.  Bodrum Kalesi'nin müze niteliğinde olduğunu belirten Toprak, "İlçedeki Zeki Müren Müzemiz 20.00'ye kadar, Mausoleum Müzesi 18.00'e kadar açık. Bodrum'da kazı çalışmalarımız devam ediyor. Kissebükü kazıları ve Konacık Pedasa'daki restorasyon çalışmaları sürüyor. İlerleyen zamanlarda da bu alanlarımız da ziyarete açılacak" dedi.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SboNayZ1RE-VDm4NqiCR0g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><p>Kültür ve Turizm Bakanlığının başlattığı gece müzeciliği uygulamasının ilkini gerçekleştirip 2020'den itibaren müzeyi geç saatlere kadar ziyarete açtıklarını belirten Toprak, bu uygulamanın oldukça ilgi gördüğünü dile getirdi.  Sıcak bir coğrafyada yaşadıklarını, kalede yeşillik alanın fazla olmasına rağmen hava sıcaklığının çok yüksek olduğunu ifade eden Toprak, "Sıcakta gezmek gerçekten zor oluyor. Bu projeyle ilgili insanlardan olumlu tepkiler aldık. Hem kalenin ambiyansı, hem Bodrum manzarası ciddi anlamda çekici hale getirdi. İnsanlar gece hem rahat hem de serin bir ortada geziyor. Müzeye odaklı bir gezi yapılıyor. Aynı zamanda panoramik Bodrum manzarası gerçekten güzel bir ambiyans sunuyor" diye konuştu.</p><p>Muğla genelinde geçen yıl yaklaşık 1 milyon 300 bin olan müze ziyaretçi sayısının bu yıl 1,5 milyonu geçmesini beklediklerini aktaran Toprak, en çok ziyaret edilen yerlerin başında Bodrum Kalesi içindeki Sualtı Arkeoloji Müzesinin geldiğini kaydetti.  Toprak, kale ve müzenin gece de açık olmasının, ziyaretçi sayısı fazlalığında etkili olduğuna işaret etti.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NCKpMnNgCk-oVFsoo_NbUQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><p><strong>"IŞIKLARLA DAHA GÜZEL OLMUŞ"</strong></p><p>Bodrum'a ailesiyle tatil için Ordu'nun Ünye ilçesinden gelen Zeki Güney, "Bodrum Kalesini merak ediyorduk. Bu kadar güzel olduğunu tahmin etmemiştim. Işıklarla daha da güzel olmuş. Herkesin ailesiyle gezip görebileceği, tatil yapabileceği bir yer" dedi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Göbeklitepe ve Karahantepe&amp;apos;deki bulgular tarihe yeni yorumlar getirebilir</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/goebeklitepe-ve-karahantepedeki-bulgular-tarihe-yeni-yorumlar-getirebilir</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/goebeklitepe-ve-karahantepedeki-bulgular-tarihe-yeni-yorumlar-getirebilir</guid>
<description><![CDATA[ Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı, Neolitik Döneme ait kazıların sürdüğü Şanlıurfa&#039;daki Göbeklitepe ve Karahantepe&#039;de ortaya çıkarılan eserlerin tarihe yeni yorumlar getirebileceğini kaydetti.Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı, çeşitli temaslarda bulunmak üzere geldiği kentte, AA muhabirine, Türkiye&#039;deki kültür turizminin en önemli noktalarının başında Şanlıurfa&#039;nın geldiğini söyledi.
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından kentte yürütülen Şanlıurfa Neolitik Çağ Araştırmaları Projesi&#039;nin büyük önem taşıdığını vurgulayan Yazgı, kentte eş zamanlı 12 ayrı bölgede kazı çalışmasının yapıldığını ifade etti.Yazgı, Göbeklitepe ve Karahantepe&#039;nin de yer aldığı Taş Tepeler Projesi&#039;nin, adeta tarihin akışına yön verdiğini belirterek, şöyle devam etti:
&quot;Arkeolojik kazı alanlarımızda özellikle geleceğe miras projelerimizle ülkede gerçekleştirdiğimiz arkeolojik kazıların hızlandırılması ve yeniden planlaması yapıldı. Şöyle bir düsturla yola çıktık, gelecek 4 yılda son 60 yılda yapılanları yapacağız. Bunun en önemli örneklerinden bir tanesi de Karahantepe oldu. Karahantepe kazımızla birlikte şu anda bugüne kadar eşine rastlanmamış çok sayıda özel kültür varlıklarımıza ulaştık. Şu anda bilimsel çalışmalarının devam ettiği birçok yapıya ulaştık. Bu bilimsel çalışmaların akabinde Karahantepe ile birlikte Göbeklitepe ve daha sonra şu anda kazılan diğer tepelerimizle birlikte bu kültür varlıkları sayısının katlanarak artacağını düşünüyoruz.&quot;Göbeklitepe ve Karahantepe&#039;de ortaya çıkarılan her bir eseri dünyanın yakından takip ettiğini anlatan Yazgı, arkeolojinin doğasında, her an yeni bir bulguyla karşılaşmanın bulunduğunu dile getirdi.Türkiye&#039;nin kültür rotasının en önemli destinasyonlarından olan tarihi alanlara ilişkin merak ve beklentilerin çok yüksek olduğunu belirten Yazgı, bilim adamlarının büyük bir titizlikle ve çabayla yeni bulguların izini sürdüğünü vurguladı.Bilimsel çalışmaların çok büyük emekle ortaya çıktığını anlatan Yazgı, şunları kaydetti:
&quot;Göbeklitepe ve Karahantepe dönemsel olarak birbirine benzer dönemler ifade ediyor. Göbeklitepe ve Karahantepe yapısal olarak çok daha farklı anlamlar yüklenmiş iki tane yapı ve bundan sonra çıkacak olan yapılar da belki hem fonksiyon anlamında hem de o dönemki kullanım amaçları anlamında, tarihimizde çok daha farklı yorumlar getirmek zorunda kalacak. Tabii bu Kasım&#039;da Şanlıurfa&#039;da yapacağımız Dünya Neolitik Kongresi&#039;nde de özel olarak ele alınacak. Kongreden çıkacak bu bilimsel sonuçların da dünyada oldukça ses getireceğini düşünüyoruz.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/V5CH-TpUpkymdrbQaUbZmA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Göbeklitepe, Karahantepedeki, bulgular, tarihe, yeni, yorumlar, getirebilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/V5CH-TpUpkymdrbQaUbZmA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Göbeklitepe ve Karahantepe'deki bulgular tarihe yeni yorumlar getirebilir"><p>Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı, Neolitik Döneme ait kazıların sürdüğü Şanlıurfa'daki Göbeklitepe ve Karahantepe'de ortaya çıkarılan eserlerin tarihe yeni yorumlar getirebileceğini kaydetti.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/31mLaRjLx0iCNuGvjfmqPA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı, çeşitli temaslarda bulunmak üzere geldiği kentte, AA muhabirine, Türkiye'deki kültür turizminin en önemli noktalarının başında Şanlıurfa'nın geldiğini söyledi.
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından kentte yürütülen Şanlıurfa Neolitik Çağ Araştırmaları Projesi'nin büyük önem taşıdığını vurgulayan Yazgı, kentte eş zamanlı 12 ayrı bölgede kazı çalışmasının yapıldığını ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6_n4sNzGo0yq0lukD7lh7Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yazgı, Göbeklitepe ve Karahantepe'nin de yer aldığı Taş Tepeler Projesi'nin, adeta tarihin akışına yön verdiğini belirterek, şöyle devam etti:
"Arkeolojik kazı alanlarımızda özellikle geleceğe miras projelerimizle ülkede gerçekleştirdiğimiz arkeolojik kazıların hızlandırılması ve yeniden planlaması yapıldı. Şöyle bir düsturla yola çıktık, gelecek 4 yılda son 60 yılda yapılanları yapacağız. Bunun en önemli örneklerinden bir tanesi de Karahantepe oldu. Karahantepe kazımızla birlikte şu anda bugüne kadar eşine rastlanmamış çok sayıda özel kültür varlıklarımıza ulaştık. Şu anda bilimsel çalışmalarının devam ettiği birçok yapıya ulaştık. Bu bilimsel çalışmaların akabinde Karahantepe ile birlikte Göbeklitepe ve daha sonra şu anda kazılan diğer tepelerimizle birlikte bu kültür varlıkları sayısının katlanarak artacağını düşünüyoruz."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-eRfmBdiMUKeP-tm5GlYWQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Göbeklitepe ve Karahantepe'de ortaya çıkarılan her bir eseri dünyanın yakından takip ettiğini anlatan Yazgı, arkeolojinin doğasında, her an yeni bir bulguyla karşılaşmanın bulunduğunu dile getirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hQsNhOQEUEKz_fouztw3Lw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Türkiye'nin kültür rotasının en önemli destinasyonlarından olan tarihi alanlara ilişkin merak ve beklentilerin çok yüksek olduğunu belirten Yazgı, bilim adamlarının büyük bir titizlikle ve çabayla yeni bulguların izini sürdüğünü vurguladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jrSWfUAs1kOFuVudfy6jjg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bilimsel çalışmaların çok büyük emekle ortaya çıktığını anlatan Yazgı, şunları kaydetti:
"Göbeklitepe ve Karahantepe dönemsel olarak birbirine benzer dönemler ifade ediyor. Göbeklitepe ve Karahantepe yapısal olarak çok daha farklı anlamlar yüklenmiş iki tane yapı ve bundan sonra çıkacak olan yapılar da belki hem fonksiyon anlamında hem de o dönemki kullanım amaçları anlamında, tarihimizde çok daha farklı yorumlar getirmek zorunda kalacak. Tabii bu Kasım'da Şanlıurfa'da yapacağımız Dünya Neolitik Kongresi'nde de özel olarak ele alınacak. Kongreden çıkacak bu bilimsel sonuçların da dünyada oldukça ses getireceğini düşünüyoruz."</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Camili Havzası kültürel ekolojik gezilerin rotasında</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/camili-havzasi-kulturel-ekolojik-gezilerin-rotasinda</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/camili-havzasi-kulturel-ekolojik-gezilerin-rotasinda</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye&#039;nin tek biyosfer rezerv alanı olma özelliğini taşıyan, zengin flora ve kültürel mirasa sahip Artvin&#039;in Borçka ilçesine bağlı Camili (Macahel) Havzası, ekolojik gezi ve kampların yeni rotası oldu.UNESCO&#039;nun İnsan ve Biyoküre Programı Ulusal Koordinasyon Konseyi kararı doğrultusunda 29 Haziran 2005&#039;te &quot;Biyosfer Rezervi Alanı&quot; ilan edilen havza, yağmur ormanları, endemik bitkileri, şelaleleri, saf Kafkas arısı, tarihi camileri ve kültürel zenginliğiyle dikkati çekiyor.  Türkiye-Gürcistan sınırında Uğur, Düzenli, Camili, Kayalar, Efeler ve Maral köylerini barındıran Camili Havzası&#039;nda 23&#039;ü endemik olmak üzere 990 bitki türü tespit edildi.  Osmanlı döneminde 1855&#039;te inşa edilen Camili Camisi, 1851&#039;de Maral köyünde ahşap mimari ve kök boya kullanılarak rengarenk motiflerle süslenen İremit Camisi ile &quot;yeryüzü cenneti&quot;, &quot;havzanın incisi&quot; olarak da adlandırılan Maral Şelalesi, ziyaretçilerin ilgi gösterdiği yerler arasında öne çıkıyor.Ardahan Üniversitesi Dr. Öğretim Üyesi Leman Albayrak, 8 yıldır Artvin&#039;in eko turizmdeki potansiyelinin nasıl değerlendirilebileceği konularında çalışmalar yaptığını söyledi.  Geleneksel kültürel ve ekolojik bilginin çok değerli olduğunun altını çizen Albayrak, &quot;Bunun yurt içinden ve yurt dışından gelen turistlere de aktarılması gerektiğini düşündüm. Bu kapsamda yerel halkla işbirliğiyle kültürel ekolojik geziler düzenliyoruz&quot; dedi.Albayrak, etnobotanik mirası uygulamalı olarak gördüklerini ifade ederek, &quot;Bölgedeki kültürü yaşatan köylüleri, arıcıları, yörede el sanatları ustalarını kamplarımıza dahil ederek katılımcılarımıza hoşça vakit geçirebilecekleri bir ortam sunuyoruz. Artvin&#039;in yüzyıllardan beri doğayla iç içe geliştirdiği yerel ekolojik bilgisini tüm yönleriyle şeffaf bir şekilde turistlere aktarıyoruz&quot; diye konuştu.  Artvin&#039;in her köşesinin biyolojik çeşitlilik ve yeryüzü oluşumları açısından çok özel bir coğrafya olduğunu belirten Albayrak, Macahel&#039;in ise bu özel bölgelerin başında geldiğini aktardı.  Albayrak, Camili&#039;de biyolojik çeşitliliği gözlemlediklerini dile getirdi ve &quot;Tam da mevsimi. Kafkas arı ırkı yetiştiricileri var. Yöreye özgü ne varsa tematik olarak onları anlatıp yereldeki halkla buluşuyoruz. Camili Havzası ve içerisindeki köyler UNESCO kültürel miras listesinde olan, Kafkas arı ırkıyla, yöresel mimarisi ile birçok doğa ve kültürel özellikleri ile özgün ve öne çıkan bir bölge. Dolayısıyla bu sahanın korunması, yaşatılması, arazisine, toprağına, suyuna yerli halkla birlikte, onların görüşlerini de önemseyerek sahip çıkılması gerekiyor&quot; dedi.&quot;UNUTULMAZ BİR DENEYİMDİ&quot;Ankara&#039;dan gelerek ücretsiz kültürel ekolojik geziye katılan Meltem Kavurmacıoğlu ise 3 gündür bölgede bulunduğunu anlattı.  Kavurmacıoğlu, 12 yıl önce gezdiği ve hayran kaldığı Camili&#039;ye tekrar geldiği için çok mutlu olduğunu ifade etti.  Gezinin bölgenin kültürünü ve tarihini tanıyıp yemeklerini deneyimleme imkanı sunduğunu anlatan Kavurmacıoğlu, &quot;Pleki denen özel bir pişirme yöntemi kullanılarak yapılan olağanüstü bir mısır ekmeği yedik. Dağ pancarıyla pişirilmiş özel bir çorba içtik. Unutulmaz bir deneyimdi bizim için&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cFakk5UhBkCU3rN-IZ4lKg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Camili, Havzası, kültürel, ekolojik, gezilerin, rotasında</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cFakk5UhBkCU3rN-IZ4lKg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Camili Havzası kültürel ekolojik gezilerin rotasında"><p>Türkiye'nin tek biyosfer rezerv alanı olma özelliğini taşıyan, zengin flora ve kültürel mirasa sahip Artvin'in Borçka ilçesine bağlı Camili (Macahel) Havzası, ekolojik gezi ve kampların yeni rotası oldu.</p>UNESCO'nun İnsan ve Biyoküre Programı Ulusal Koordinasyon Konseyi kararı doğrultusunda 29 Haziran 2005'te "Biyosfer Rezervi Alanı" ilan edilen havza, yağmur ormanları, endemik bitkileri, şelaleleri, saf Kafkas arısı, tarihi camileri ve kültürel zenginliğiyle dikkati çekiyor.  Türkiye-Gürcistan sınırında Uğur, Düzenli, Camili, Kayalar, Efeler ve Maral köylerini barındıran Camili Havzası'nda 23'ü endemik olmak üzere 990 bitki türü tespit edildi.  Osmanlı döneminde 1855'te inşa edilen Camili Camisi, 1851'de Maral köyünde ahşap mimari ve kök boya kullanılarak rengarenk motiflerle süslenen İremit Camisi ile "yeryüzü cenneti", "havzanın incisi" olarak da adlandırılan Maral Şelalesi, ziyaretçilerin ilgi gösterdiği yerler arasında öne çıkıyor.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IcST2h0SxEahL1KAwe_kqw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="">Ardahan Üniversitesi Dr. Öğretim Üyesi Leman Albayrak, 8 yıldır Artvin'in eko turizmdeki potansiyelinin nasıl değerlendirilebileceği konularında çalışmalar yaptığını söyledi.  Geleneksel kültürel ve ekolojik bilginin çok değerli olduğunun altını çizen Albayrak, "Bunun yurt içinden ve yurt dışından gelen turistlere de aktarılması gerektiğini düşündüm. Bu kapsamda yerel halkla işbirliğiyle kültürel ekolojik geziler düzenliyoruz" dedi.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Gj73moJelESG3hnrRjd6uw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="">Albayrak, etnobotanik mirası uygulamalı olarak gördüklerini ifade ederek, "Bölgedeki kültürü yaşatan köylüleri, arıcıları, yörede el sanatları ustalarını kamplarımıza dahil ederek katılımcılarımıza hoşça vakit geçirebilecekleri bir ortam sunuyoruz. Artvin'in yüzyıllardan beri doğayla iç içe geliştirdiği yerel ekolojik bilgisini tüm yönleriyle şeffaf bir şekilde turistlere aktarıyoruz" diye konuştu.  Artvin'in her köşesinin biyolojik çeşitlilik ve yeryüzü oluşumları açısından çok özel bir coğrafya olduğunu belirten Albayrak, Macahel'in ise bu özel bölgelerin başında geldiğini aktardı.  Albayrak, Camili'de biyolojik çeşitliliği gözlemlediklerini dile getirdi ve "Tam da mevsimi. Kafkas arı ırkı yetiştiricileri var. Yöreye özgü ne varsa tematik olarak onları anlatıp yereldeki halkla buluşuyoruz. Camili Havzası ve içerisindeki köyler UNESCO kültürel miras listesinde olan, Kafkas arı ırkıyla, yöresel mimarisi ile birçok doğa ve kültürel özellikleri ile özgün ve öne çıkan bir bölge. Dolayısıyla bu sahanın korunması, yaşatılması, arazisine, toprağına, suyuna yerli halkla birlikte, onların görüşlerini de önemseyerek sahip çıkılması gerekiyor" dedi.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0c82CiN1J0iFUbTljKae9w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><p><strong>"UNUTULMAZ BİR DENEYİMDİ"</strong></p><p>Ankara'dan gelerek ücretsiz kültürel ekolojik geziye katılan Meltem Kavurmacıoğlu ise 3 gündür bölgede bulunduğunu anlattı.  Kavurmacıoğlu, 12 yıl önce gezdiği ve hayran kaldığı Camili'ye tekrar geldiği için çok mutlu olduğunu ifade etti.  Gezinin bölgenin kültürünü ve tarihini tanıyıp yemeklerini deneyimleme imkanı sunduğunu anlatan Kavurmacıoğlu, "Pleki denen özel bir pişirme yöntemi kullanılarak yapılan olağanüstü bir mısır ekmeği yedik. Dağ pancarıyla pişirilmiş özel bir çorba içtik. Unutulmaz bir deneyimdi bizim için" dedi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Saraybosna&amp;apos;daki Umut Tüneli&amp;apos;ne turistlerden yoğun ilgi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/saraybosnadaki-umut-tuneline-turistlerden-yogun-ilgi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/saraybosnadaki-umut-tuneline-turistlerden-yogun-ilgi</guid>
<description><![CDATA[ Bosna Hersek&#039;te 1992-1995&#039;teki savaşta kuşatma altında tutulan başkent Saraybosna&#039;nın &quot;dünyaya açılan&quot; tek kapısı &quot;Umut Tüneli&quot;, ülkeye gelen turistlerin en çok ziyaret ettiği yerler arasında yer alıyor.Başkent Saraybosna&#039;da 31 yıl önce faaliyete giren &quot;Umut Tüneli&quot;, 4 ay 4 gün süren yoğun uğraşların ardından 30 Temmuz 1993&#039;te tamamlandı. Kente turist olarak gelenlerin en çok ziyaret ettiği yerlerden biri olan &quot;Umut Tüneli&quot;, Saraybosnalıların gözünde &quot;özgür dünyaya açılan kapı&quot; olarak biliniyor. Saraybosna Anıt Merkezi danışmalarından Belma Cuzovic, geçen yıl tünele 170 bin, bu yıl da 100 bin ziyaretçi geldiğini söyledi.  Her ülkeden turistin tüneli ziyareti ettiğini aktaran Cuzovic, &quot;Turistler en çok Türkiye, Arap ülkeleri ve Çin&#039;den geliyor. Ziyaretçilerin ağladığı, rehberlerimize sarıldığı duygusal anlar yaşanıyor. Çünkü tüm çalışanlarımız Saraybosna kuşatmasını bilen kişiler&quot; dedi. Tüneli ziyaret eden turistlerden Mei Chung, Saraybosnalıların birbirlerine yardım etme iradesinden etkilendiğini söyledi.  Chung, tünelin nasıl kazıldığı hakkında bilgi aldığını ve bu konuda duygulandığını dile getirerek, &quot;Burada yapılan kesinlikle zor bir iş. Kadınların insanlara su getirip onlara nasıl yardımcı olduklarını görmek de beni etkiledi. Bana göre, hiçbir savaş iyi değil çünkü en çok sıradan insanlar acı çekiyor&quot; diye konuştu.UMUT TÜNELİBosna Savaşı sırasında Saraybosna&#039;nın dünyayla irtibatını sağlayan ve yaklaşık 300 bin insanın hayatını kurtardığı belirtilen &quot;Umut Tüneli&quot;, savaş sürecinde sembol haline gelen yerlerin başında bulunuyor.Saraybosna Havaalanı&#039;nın altından geçen 800 metre uzunluğunda, 1 metre genişliğinde ve 160 santimetre yüksekliğindeki tünel, 4 ay 4 gün süren kazı çalışmalarının ardından 30 Temmuz 1993&#039;te tamamlandı.Savaş boyunca Bosna Hersek&#039;in ilk Cumhurbaşkanı Aliya İzetbegoviç tarafından da kullanılan, tahta bloklarla ve tomruklarla desteklenen, zeminine ray döşenen bu tünel yoluyla Saraybosna&#039;ya askeri malzeme ile silah sevkiyatının yanında yiyecek, mazot, ilaç ve yaralı nakli de yapıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TnC-fZN8zka9Qt2Sma71NQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Saraybosnadaki, Umut, Tüneline, turistlerden, yoğun, ilgi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TnC-fZN8zka9Qt2Sma71NQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Saraybosna'daki Umut Tüneli'ne turistlerden yoğun ilgi"><p>Bosna Hersek'te 1992-1995'teki savaşta kuşatma altında tutulan başkent Saraybosna'nın "dünyaya açılan" tek kapısı "Umut Tüneli", ülkeye gelen turistlerin en çok ziyaret ettiği yerler arasında yer alıyor.</p><p>Başkent <strong>Saraybosna</strong>'da 31 yıl önce faaliyete giren "<strong>Umut Tüneli</strong>", 4 ay 4 gün süren yoğun uğraşların ardından 30 Temmuz 1993'te tamamlandı. Kente turist olarak gelenlerin en çok ziyaret ettiği yerlerden biri olan "Umut Tüneli", Saraybosnalıların gözünde "özgür dünyaya açılan kapı" olarak biliniyor. </p><p>Saraybosna Anıt Merkezi danışmalarından Belma Cuzovic, geçen yıl tünele 170 bin, bu yıl da 100 bin ziyaretçi geldiğini söyledi.  Her ülkeden turistin tüneli ziyareti ettiğini aktaran Cuzovic, "Turistler en çok Türkiye, Arap ülkeleri ve Çin'den geliyor. Ziyaretçilerin ağladığı, rehberlerimize sarıldığı duygusal anlar yaşanıyor. Çünkü tüm çalışanlarımız Saraybosna kuşatmasını bilen kişiler" dedi. </p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/usbLQKFdtEOhnJUTekKUKQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt="">Tüneli ziyaret eden turistlerden Mei Chung, Saraybosnalıların birbirlerine yardım etme iradesinden etkilendiğini söyledi.  Chung, tünelin nasıl kazıldığı hakkında bilgi aldığını ve bu konuda duygulandığını dile getirerek, "Burada yapılan kesinlikle zor bir iş. Kadınların insanlara su getirip onlara nasıl yardımcı olduklarını görmek de beni etkiledi. Bana göre, hiçbir savaş iyi değil çünkü en çok sıradan insanlar acı çekiyor" diye konuştu.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ubxc9qfh-0KeQebmrv8_uQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" alt=""><p><strong>UMUT TÜNELİ</strong></p><p>Bosna Savaşı sırasında Saraybosna'nın dünyayla irtibatını sağlayan ve yaklaşık 300 bin insanın hayatını kurtardığı belirtilen "Umut Tüneli", savaş sürecinde sembol haline gelen yerlerin başında bulunuyor.</p><p>Saraybosna Havaalanı'nın altından geçen 800 metre uzunluğunda, 1 metre genişliğinde ve 160 santimetre yüksekliğindeki tünel, 4 ay 4 gün süren kazı çalışmalarının ardından 30 Temmuz 1993'te tamamlandı.</p><p>Savaş boyunca Bosna Hersek'in ilk Cumhurbaşkanı Aliya İzetbegoviç tarafından da kullanılan, tahta bloklarla ve tomruklarla desteklenen, zeminine ray döşenen bu tünel yoluyla Saraybosna'ya askeri malzeme ile silah sevkiyatının yanında yiyecek, mazot, ilaç ve yaralı nakli de yapıldı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yıldız Sarayı&amp;apos;na 26 günde 200 bin ziyaretçi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/yildiz-sarayina-26-gunde-200-bin-ziyaretci</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/yildiz-sarayina-26-gunde-200-bin-ziyaretci</guid>
<description><![CDATA[ Sultan III. Selim zamanında yaptırılan ve Sultan II. Abdülhamid zamanında genişletilerek devlet sarayı haline getirilen Yıldız Sarayı, 26 günde 197 bin kişiyi ağırlayarak bir rekora imza attı.Milli Saraylar Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, Yıldız Sarayı&#039;nın  kapıları 6 yıllık restorasyonun ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#039;ın katılımıyla 19 Temmuz&#039;da halka açıldı.Restorasyon kapsamında &quot;Büyük Mabeyn Köşkü&quot;, &quot;Çit Kasrı&quot;, &quot;Küçük Mabeyn Köşkü&quot; ve &quot;Harem Dairesi&quot; başta olmak üzere birçok yapı halkla buluştu. Yıldız Sarayı, önceki pazar günü 9 bin 584 kişiyi konuk ederken, günlük ortalama 7 bin 500 kişi tarafından ziyaret edildi.  Uzun yıllar devam eden restorasyon, konservasyon ve peyzaj çalışmalarının ardından müze-saray olarak kapılarını açan yapıdaki Büyük ve Küçük Mabeyn Köşkü, Çit Kasrı, Limonluk Kasr-ı Hümayunu, Sultan II. Abdülhamid’in şahsi kütüphanesi ve Has Bahçe tarihinde ilk kez görüldü.Biyoçeşitliliği, su yolu ve peyzaj tasarımıyla dikkati çeken &quot;Hamid Bahçesi&quot; ile Osmanlı döneminde yabancı devlet adamlarının ağırlandığı &quot;Mabeyn Köşkü&quot; de saray ziyaretçilerinin yoğun ilgisini çeken bölümler arasında yer alıyor.  Saray, 1 Eylül&#039;e kadar, pazartesi hariç her gün 9.00-17.30&#039;da ücretsiz gezilebilecek. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/olJmrcRKC02Qmv49959TOQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Yıldız, Sarayına, günde, 200, bin, ziyaretçi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/olJmrcRKC02Qmv49959TOQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yıldız Sarayı'na 26 günde 200 bin ziyaretçi"><p>Sultan III. Selim zamanında yaptırılan ve Sultan II. Abdülhamid zamanında genişletilerek devlet sarayı haline getirilen Yıldız Sarayı, 26 günde 197 bin kişiyi ağırlayarak bir rekora imza attı.</p><p>Milli Saraylar Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, Yıldız Sarayı'nın  kapıları 6 yıllık restorasyonun ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla 19 Temmuz'da halka açıldı.</p><p>Restorasyon kapsamında "Büyük Mabeyn Köşkü", "Çit Kasrı", "Küçük Mabeyn Köşkü" ve "Harem Dairesi" başta olmak üzere birçok yapı halkla buluştu. Yıldız Sarayı, önceki pazar günü 9 bin 584 kişiyi konuk ederken, günlük ortalama 7 bin 500 kişi tarafından ziyaret edildi.  Uzun yıllar devam eden restorasyon, konservasyon ve peyzaj çalışmalarının ardından müze-saray olarak kapılarını açan yapıdaki Büyük ve Küçük Mabeyn Köşkü, Çit Kasrı, Limonluk Kasr-ı Hümayunu, Sultan II. Abdülhamid’in şahsi kütüphanesi ve Has Bahçe tarihinde ilk kez görüldü.</p><p>Biyoçeşitliliği, su yolu ve peyzaj tasarımıyla dikkati çeken "Hamid Bahçesi" ile Osmanlı döneminde yabancı devlet adamlarının ağırlandığı "Mabeyn Köşkü" de saray ziyaretçilerinin yoğun ilgisini çeken bölümler arasında yer alıyor.  Saray, <strong>1 Eylül</strong>'e kadar, pazartesi hariç her gün 9.00-17.30'da ücretsiz gezilebilecek.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Göbeklitepe, yılın 7 ayında 326 bin ziyaretçi ağırladı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/goebeklitepe-yilin-7-ayinda-326-bin-ziyaretci-agirladi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/goebeklitepe-yilin-7-ayinda-326-bin-ziyaretci-agirladi</guid>
<description><![CDATA[ &quot;Tarihin sıfır noktası&quot; Göbeklitepe&#039;yi 7 ayda 326 bin kişi ziyaret etti.Şanlıurfa&#039;da 12 bin yıllık geçmişiyle &quot;tarihin sıfır noktası&quot; olarak nitelendirilen ve UNESCO Dünya Mirası Listesi&#039;nde yer alan Göbeklitepe&#039;yi 2024 yılının geride kalan 7 ayında 326 bin kişi ziyaret etti.  Vali Hasan Şıldak, sosyal medya hesabından, Göbeklitepe&#039;nin 2024 yılının 7 ayında ziyaretçi sayısında rekor düzeye ulaştığını belirtti.  Şanlıurfa&#039;nın yürütülen çalışmalarla kültürel mirasın ortaya çıkarılması sonucu daha çok ziyaretçi ağırlayacağını aktaran Şıldak, şunları kaydetti:  &quot;Önceki yılların aynı dönemine göre en yüksek ziyaretçi sayısını bu yıl yakalayan Göbeklitepe, 326 bin ziyaretçiyle 2022 yılındaki 290 bin sayısını geride bıraktı. Taş Tepeler Projesi kapsamında 10 noktadaki kazı çalışmalarıyla adeta açık hava müzesi niteliğinde zengin arkeolojik mirasa sahip olan Şanlıurfa, yürütülen çalışmalarla bu kültürel mirasın her geçen gün açığa çıkarılması sonucunda daha çok ziyaretçiyi misafir edecek, kültür ve turizm şehri kimliği güçlenecek.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iIo1H4zNX0S3sq1pp9Z5CQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Göbeklitepe, yılın, ayında, 326, bin, ziyaretçi, ağırladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iIo1H4zNX0S3sq1pp9Z5CQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Göbeklitepe, yılın 7 ayında 326 bin ziyaretçi ağırladı"><p>"Tarihin sıfır noktası" Göbeklitepe'yi 7 ayda 326 bin kişi ziyaret etti.</p>Şanlıurfa'da 12 bin yıllık geçmişiyle "tarihin sıfır noktası" olarak nitelendirilen ve UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Göbeklitepe'yi 2024 yılının geride kalan 7 ayında 326 bin kişi ziyaret etti.  Vali Hasan Şıldak, sosyal medya hesabından, Göbeklitepe'nin 2024 yılının 7 ayında ziyaretçi sayısında rekor düzeye ulaştığını belirtti.  Şanlıurfa'nın yürütülen çalışmalarla kültürel mirasın ortaya çıkarılması sonucu daha çok ziyaretçi ağırlayacağını aktaran Şıldak, şunları kaydetti:  "Önceki yılların aynı dönemine göre en yüksek ziyaretçi sayısını bu yıl yakalayan Göbeklitepe, 326 bin ziyaretçiyle 2022 yılındaki 290 bin sayısını geride bıraktı. Taş Tepeler Projesi kapsamında 10 noktadaki kazı çalışmalarıyla adeta açık hava müzesi niteliğinde zengin arkeolojik mirasa sahip olan Şanlıurfa, yürütülen çalışmalarla bu kültürel mirasın her geçen gün açığa çıkarılması sonucunda daha çok ziyaretçiyi misafir edecek, kültür ve turizm şehri kimliği güçlenecek."]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Avas Su Kemeri kültürel havza oluyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/avas-su-kemeri-kulturel-havza-oluyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/avas-su-kemeri-kulturel-havza-oluyor</guid>
<description><![CDATA[ Mimar Sinan&#039;ın İstanbul&#039;a su sağlamak amacıyla inşa ettiği Avas Su Kemeri&#039;ni restore eden Esenler Belediyesi, şimdi de kemerin bulunduğu alanı, su müzesi ve çocuk köyü gibi yapılarla yaşam vadisine dönüştürmeye çalışıyor.&quot;Mimar Sinan&#039;ın Esenler&#039;e mührü&quot; olarak nitelenen ve kaynaklara göre Süleymaniye su yolunun bir parçası olan Avas Su Kemeri, 1559 öncesinde tamamlandı. Yılanlı Kemer, Kara Kemer gibi isimlerle de anılan ve tarihi haritalarda 12 kemerli çizilen yapı, Mimar Sinan&#039;ın diğer su kemerleriyle benzerlikler taşıyor.  Osmanlı döneminde birkaç kez tamir geçiren ancak zamanla bakımsız bırakılan kemerin çevresinde 1970&#039;lerden sonra birçok bina inşa edildi. Esenler Belediyesi tarafından 2009&#039;da restorasyon çalışmaları başlatılan kemer yeniden ihya edildi.  BİTİŞİĞİNDEKİ VE ÇEVRESİNDEKİ 100 KONUT KALDIRILDIAA muhabirine tarihi su kemeri ve çevresine ilişkin hazırladıkları projeleri anlatan Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu, geçmişte lojistik merkezi olarak kullanılan bölgenin Osmanlı döneminde önemli su yollarından biri haline geldiğini belirtti.  Göksu, 2009&#039;da görevi devralmasıyla birlikte metruk halde bulunan kemerin restorasyon sürecini başlattıklarını anlatarak, &quot;Çalışmalar sonunda kemeri ortaya çıkardık. Bu kemere bitişik ve etrafında olan 100 konut vardı. O binaları kaldırdık, hepsini Türkiye&#039;nin en büyük kentsel dönüşüm alanına taşıttık ve orayı boşalttık. Şu anda oradan çıkan insanlar kendi güvenli konutlarında oturuyorlar.&quot; diye konuştu.  Göksu, kemeri restore ettikten sonra tarihsel ve kültürel yapıyı göz önünde bulundurarak alanı değerlendirmek için harekete geçtiklerini ifade etti.  PROJELERİN ONAYLANMASININ ARDINDAN ÇALIŞMALAR BAŞLAYACAKHazırladıkları projeleri Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kuruluna sunduklarını belirten Göksu, projelerin onaylanmasının ardından hemen çalışmalara başlayacaklarını söyledi. Toplam proje alanının 50 bin metrekare olduğunu bildiren Göksu, kemer vadisinin müze, çocuk köyü, okuma alanı ve cami ile birlikte kültürel bir havza haline dönüşeceğini kaydetti.  Esenler&#039;de suyun İstanbul&#039;un değişik yerlerine hangi ölçekle verileceğini belirleyen su terazilerinin de bulunduğunu dile getiren Göksu, şu bilgileri verdi:  &quot;Öncelikle burada bir su müzesi inşa edeceğiz. Müzenin yanı sıra çocuk köyü yapacağız. Su, çocuk, tarih, kültür buluşmasıyla hem su kemerinin bize kalan tarihi mirasını hatırlamak ve hatırlatmak hem de bu su ruhuna uygun projeyle burayı genişletiyoruz. Yani su kemeri su taşımıyor olsa da tarihi birikimi ile beraber kendi siluetini muhafaza etmiş olacak.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hQaSuB1Me0GNQmCw5eoVgA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Avas, Kemeri, kültürel, havza, oluyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hQaSuB1Me0GNQmCw5eoVgA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Avas Su Kemeri kültürel havza oluyor"><p>Mimar Sinan'ın İstanbul'a su sağlamak amacıyla inşa ettiği Avas Su Kemeri'ni restore eden Esenler Belediyesi, şimdi de kemerin bulunduğu alanı, su müzesi ve çocuk köyü gibi yapılarla yaşam vadisine dönüştürmeye çalışıyor.</p><p>"Mimar Sinan'ın Esenler'e mührü" olarak nitelenen ve kaynaklara göre Süleymaniye su yolunun bir parçası olan Avas Su Kemeri, 1559 öncesinde tamamlandı. Yılanlı Kemer, Kara Kemer gibi isimlerle de anılan ve tarihi haritalarda 12 kemerli çizilen yapı, Mimar Sinan'ın diğer su kemerleriyle benzerlikler taşıyor.  Osmanlı döneminde birkaç kez tamir geçiren ancak zamanla bakımsız bırakılan kemerin çevresinde 1970'lerden sonra birçok bina inşa edildi. Esenler Belediyesi tarafından 2009'da restorasyon çalışmaları başlatılan kemer yeniden ihya edildi.  <strong>BİTİŞİĞİNDEKİ VE ÇEVRESİNDEKİ 100 KONUT KALDIRILDI</strong></p><p>AA muhabirine tarihi su kemeri ve çevresine ilişkin hazırladıkları projeleri anlatan Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu, geçmişte lojistik merkezi olarak kullanılan bölgenin Osmanlı döneminde önemli su yollarından biri haline geldiğini belirtti.  Göksu, 2009'da görevi devralmasıyla birlikte metruk halde bulunan kemerin restorasyon sürecini başlattıklarını anlatarak, "Çalışmalar sonunda kemeri ortaya çıkardık. Bu kemere bitişik ve etrafında olan 100 konut vardı. O binaları kaldırdık, hepsini Türkiye'nin en büyük kentsel dönüşüm alanına taşıttık ve orayı boşalttık. Şu anda oradan çıkan insanlar kendi güvenli konutlarında oturuyorlar." diye konuştu.  Göksu, kemeri restore ettikten sonra tarihsel ve kültürel yapıyı göz önünde bulundurarak alanı değerlendirmek için harekete geçtiklerini ifade etti.  <strong>PROJELERİN ONAYLANMASININ ARDINDAN ÇALIŞMALAR BAŞLAYACAK</strong></p><p><em>Hazırladıkları projeleri Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kuruluna sundukl</em>arını belirten Göksu, projelerin onaylanmasının ardından hemen çalışmalara başlayacaklarını söyledi. Toplam proje alanının 50 bin metrekare olduğunu bildiren Göksu, kemer vadisinin müze, çocuk köyü, okuma alanı ve cami ile birlikte kültürel bir havza haline dönüşeceğini kaydetti.  Esenler'de suyun İstanbul'un değişik yerlerine hangi ölçekle verileceğini belirleyen su terazilerinin de bulunduğunu dile getiren Göksu, şu bilgileri verdi:  "Öncelikle burada bir su müzesi inşa edeceğiz. Müzenin yanı sıra çocuk köyü yapacağız. Su, çocuk, tarih, kültür buluşmasıyla hem su kemerinin bize kalan tarihi mirasını hatırlamak ve hatırlatmak hem de bu su ruhuna uygun projeyle burayı genişletiyoruz. Yani su kemeri su taşımıyor olsa da tarihi birikimi ile beraber kendi siluetini muhafaza etmiş olacak." </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Troya efsanesinin simgesi &amp;quot;tahta at&amp;quot;ın restorasyonunda sona gelindi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/troya-efsanesinin-simgesi-tahta-atin-restorasyonunda-sona-gelindi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/troya-efsanesinin-simgesi-tahta-atin-restorasyonunda-sona-gelindi</guid>
<description><![CDATA[ Çanakkale merkeze bağlı Tevfikiye köyünün girişinde 5 bin 500 yıllık geçmişe ev sahipliği yapan Troya Antik Kenti&#039;ndeki ahşap at heykelinin, Kültür ve Turizm Bakanlığınca başlatılan yenileme çalışmalarının ay sonunda tamamlanması planlanıyor.Homeros&#039;un destanında İthaka Kralı Odysseus&#039;un askerlerinin içine gizlenerek Troya&#039;yı fethettiği belirtilen tahta atı simgelemesi amacıyla dönemin Çanakkale Müze Müdürü İlhan Akşit&#039;in önerisiyle 1973&#039;te yapımına başlanan yaklaşık 15 metre yüksekliğindeki heykel, 1974&#039;te tamamlanıp ziyarete açıldı.  Çam kerestesi kullanılarak inşa edilen tahta atın içine giren ziyaretçiler, Homeros&#039;un İlyada ve Odysseia destanlarında milattan önce 500&#039;lü yıllardaki Troya Savaşı&#039;nda geçen savaş hilesini daha iyi anlama imkanı buluyor.Tevfikiye&#039;deki tahta atın zamanla yıpranan ve eskiyen bölümleri, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğüne bağlı Bursa Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü ekiplerince yenilendi.  Eskiyen parçaları yenileriyle değiştirilen, yüzeyi parlatılan ve restorasyonunda sona yaklaşılan ahşap at heykelinin, 31 Ağustos-8 Eylül&#039;de gerçekleştirilecek Çanakkale Kültür Yolu Festivali&#039;nde ziyarete açılması planlanıyor.&quot;DÜNYANIN EN ÖNEMLİ SİMGELERİNDEN BİRİ&quot;Troya Müzesi Müdürü Rıdvan Gölcük, Troya efsanesinde geçen ve savaş hilesi olarak asırlardır anlatılagelen Troya Atı&#039;nın, dünyanın en önemli simgelerinden olduğunu söyledi.  Söz konusu savaş hilesinin ilk kez Homeros&#039;un Odysseia destanında yer aldığını belirten Gölcük, &quot;10 yıl süren savaşta düşmeyen Troya kenti, at hilesi ile atın kentin içine alınmasıyla düşürülüyor. Bu anlatı dünyada o kadar popüler oluyor ki yaklaşık 2 bin 800 yıllık bu anlatı, Troya Atı&#039;nı birçok popüler konuda kullanılır hale getiriyor&quot; dedi.Tahta at heykelinin yapımına ilişkin bilgi veren Gölcük, &quot;1974 senesine gelindiğinde Kültür ve Turizm Bakanlığı alana tahta Troya atı yapma fikrini ortaya koyuyor. At, bundan tam 50 yıl önce, 1974 senesinde tam bu noktada inşa ediliyor ve sonrasında Troya&#039;daki tahta at o kadar popüler oluyor ki Çanakkale&#039;nin bir simgesi haline geliyor. Hatta bu popülerliği sınırların dışına çıkıyor ve Türkiye&#039;nin belki de en önemli 10 imajından biri haline geliyor&quot; ifadesini kullandı. Gölcük, Troya Antik Kenti&#039;ni her yıl yurt içi ve yurt dışından yaklaşık 1 milyon kişinin ziyaret ettiğini, birçoğunun tahta atın içine girip fotoğraf çektirdiğini anlattı.  Tahta atın, efsanedeki orijinalliğine uygun yapıldığını anlatan Gölcük, şöyle konuştu:  &quot;Kesinlikle ahşaptan inşa ediliyor yani çelik konstrüksiyon yok. Ahşaptan olması sebebiyle de yıllar içinde yıpranabiliyor. Kültür ve Turizm Bakanlığımız, tahta atın yapılışının 50. yıl dönümünde, çok önemli bir tarihte yani yapımının üzerinden yarım yüzyıl geçmişken atı yenileme kararı aldı. 2024 yılı boyunca at yenileme inşaatı tüm hızıyla devam etti. Çanakkale Kültür Yolu Festivali açılışına da tahta Troya atımızın yetişmesi ve ziyarete açılması hedefleniyor.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EtG5h3C6UUq6OMG7fSIV7Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Troya, efsanesinin, simgesi, tahta, atın, restorasyonunda, sona, gelindi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EtG5h3C6UUq6OMG7fSIV7Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Troya efsanesinin simgesi " tahta at restorasyonunda sona gelindi><p>Çanakkale merkeze bağlı Tevfikiye köyünün girişinde 5 bin 500 yıllık geçmişe ev sahipliği yapan Troya Antik Kenti'ndeki ahşap at heykelinin, Kültür ve Turizm Bakanlığınca başlatılan yenileme çalışmalarının ay sonunda tamamlanması planlanıyor.</p>Homeros'un destanında İthaka Kralı Odysseus'un askerlerinin içine gizlenerek Troya'yı fethettiği belirtilen tahta atı simgelemesi amacıyla dönemin <strong>Çanakkale</strong> Müze Müdürü İlhan Akşit'in önerisiyle 1973'te yapımına başlanan yaklaşık 15 metre yüksekliğindeki heykel, 1974'te tamamlanıp ziyarete açıldı.  Çam kerestesi kullanılarak inşa edilen tahta atın içine giren ziyaretçiler, Homeros'un İlyada ve Odysseia destanlarında milattan önce 500'lü yıllardaki <strong>Troya</strong> Savaşı'nda geçen savaş hilesini daha iyi anlama imkanı buluyor.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K0UcIGIrK0uD_zrIxHw37A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="">Tevfikiye'deki tahta atın zamanla yıpranan ve eskiyen bölümleri, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğüne bağlı Bursa Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü ekiplerince yenilendi.  Eskiyen parçaları yenileriyle değiştirilen, yüzeyi parlatılan ve restorasyonunda sona yaklaşılan ahşap at heykelinin, 31 Ağustos-8 Eylül'de gerçekleştirilecek Çanakkale Kültür Yolu Festivali'nde ziyarete açılması planlanıyor.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MlKWaNJviEKmK1niUq4wfA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><p><strong>"DÜNYANIN EN ÖNEMLİ SİMGELERİNDEN BİRİ"</strong></p><p>Troya Müzesi Müdürü Rıdvan Gölcük, Troya efsanesinde geçen ve savaş hilesi olarak asırlardır anlatılagelen Troya Atı'nın, dünyanın en önemli simgelerinden olduğunu söyledi.  Söz konusu savaş hilesinin ilk kez Homeros'un Odysseia destanında yer aldığını belirten Gölcük, "10 yıl süren savaşta düşmeyen Troya kenti, at hilesi ile atın kentin içine alınmasıyla düşürülüyor. Bu anlatı dünyada o kadar popüler oluyor ki yaklaşık 2 bin 800 yıllık bu anlatı, Troya Atı'nı birçok popüler konuda kullanılır hale getiriyor" dedi.</p><p>Tahta at heykelinin yapımına ilişkin bilgi veren Gölcük, "1974 senesine gelindiğinde Kültür ve Turizm Bakanlığı alana tahta Troya atı yapma fikrini ortaya koyuyor. At, bundan tam 50 yıl önce, 1974 senesinde tam bu noktada inşa ediliyor ve sonrasında Troya'daki tahta at o kadar popüler oluyor ki Çanakkale'nin bir simgesi haline geliyor. Hatta bu popülerliği sınırların dışına çıkıyor ve Türkiye'nin belki de en önemli 10 imajından biri haline geliyor" ifadesini kullandı. </p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d8lHh-ap0Eu6h6yWpFD9ZQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="">Gölcük, Troya Antik Kenti'ni her yıl yurt içi ve yurt dışından yaklaşık 1 milyon kişinin ziyaret ettiğini, birçoğunun tahta atın içine girip fotoğraf çektirdiğini anlattı.  Tahta atın, efsanedeki orijinalliğine uygun yapıldığını anlatan Gölcük, şöyle konuştu:  "Kesinlikle ahşaptan inşa ediliyor yani çelik konstrüksiyon yok. Ahşaptan olması sebebiyle de yıllar içinde yıpranabiliyor. Kültür ve Turizm Bakanlığımız, tahta atın yapılışının 50. yıl dönümünde, çok önemli bir tarihte yani yapımının üzerinden yarım yüzyıl geçmişken atı yenileme kararı aldı. 2024 yılı boyunca at yenileme inşaatı tüm hızıyla devam etti. Çanakkale Kültür Yolu Festivali açılışına da tahta Troya atımızın yetişmesi ve ziyarete açılması hedefleniyor."]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dünya Neolitik Kongresi 4&amp;amp;8 Kasım&amp;apos;da Şanlıurfa&amp;apos;da yapılacak</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/dunya-neolitik-kongresi-48-kasimda-sanliurfada-yapilacak</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/dunya-neolitik-kongresi-48-kasimda-sanliurfada-yapilacak</guid>
<description><![CDATA[ Kültür ve Turizm Bakanlığı, dünyada ilk kez düzenlenecek Dünya Neolitik Kongresi&#039;nin 4-8 Kasım&#039;da Şanlıurfa&#039;da gerçekleştirileceğini bildirdi.Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, Türkiye&#039;nin, dünyada ilk kez düzenlenecek kongreye ev sahipliği yapacağı belirtildi.  Kongrenin, 4-8 Kasım&#039;da Şanlıurfa&#039;da gerçekleştirileceği bilgisi verilen açıklamada, şunlar kaydedildi:  &quot;Dünyanın en çok arkeolojik çalışma yürüten ülkesi olarak, Göbeklitepe ile başlayan Taş Tepeler Projesi ile tarihe ışık tutan kazılarımız, koruma çalışmaları ve bilimsel yayınlarımızla dünya arkeolojisinin önde gelen paydaşlarından biri haline geldik. 64 ülkeden, 1000&#039;den fazla katılımcıyla Şanlıurfa&#039;da gerçekleşecek bu önemli etkinlikte, Türk ve yabancı bilim insanlarıyla neolitik çalışmaların geleceğini birlikte şekillendireceğiz.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZffU3pSmNU-WVjN1FGdPVw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Dünya, Neolitik, Kongresi, 4&amp;8, Kasımda, Şanlıurfada, yapılacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZffU3pSmNU-WVjN1FGdPVw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Dünya Neolitik Kongresi 4-8 Kasım'da Şanlıurfa'da yapılacak"><p>Kültür ve Turizm Bakanlığı, dünyada ilk kez düzenlenecek Dünya Neolitik Kongresi'nin 4-8 Kasım'da Şanlıurfa'da gerçekleştirileceğini bildirdi.</p>Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, Türkiye'nin, dünyada ilk kez düzenlenecek kongreye ev sahipliği yapacağı belirtildi.  Kongrenin, 4-8 Kasım'da Şanlıurfa'da gerçekleştirileceği bilgisi verilen açıklamada, şunlar kaydedildi:  "Dünyanın en çok arkeolojik çalışma yürüten ülkesi olarak, Göbeklitepe ile başlayan Taş Tepeler Projesi ile tarihe ışık tutan kazılarımız, koruma çalışmaları ve bilimsel yayınlarımızla dünya arkeolojisinin önde gelen paydaşlarından biri haline geldik. 64 ülkeden, 1000'den fazla katılımcıyla Şanlıurfa'da gerçekleşecek bu önemli etkinlikte, Türk ve yabancı bilim insanlarıyla neolitik çalışmaların geleceğini birlikte şekillendireceğiz."]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Roma mil taşları Boğazkale Müzesi&amp;apos;nde sergileniyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/roma-mil-taslari-bogazkale-muzesinde-sergileniyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/roma-mil-taslari-bogazkale-muzesinde-sergileniyor</guid>
<description><![CDATA[ Çorum&#039;un Boğazkale ilçesindeki çeşitli kazılarda çıkarılan mil taşları, yaklaşık 2 bin yıl önce Roma İmparatorluğu döneminde kullanılan ulaşım ve yol sistemleri hakkında ipuçları veriyor.Çorum Boğazkale Müzesi&#039;nde sergilenen 8 &quot;Roma mil taşı&quot;, yaklaşık 2 bin yıl önce insanların ve orduların hangi yöne ilerleyecekleri ve belli yerleşim alanlarına ne kadar mesafede olduklarına dair bilgiler içeriyor.  Anadolu&#039;nun ilk medeniyetlerinden Hatti ve Hititlerin kültürel mirasının bulunduğu, milattan önce 6 binlerden izler taşıyan Hattuşa Ören Yeri, UNESCO &quot;Dünya Kültür Mirası&quot; ve &quot;Dünya Belleği&quot; listesinde yer alıyor.  Hattuşa ve çevresinde yapılan kazılarda ortaya çıkarılan, kendi dönemine ait birçok bilgiyi barındıran tarihi eserler, Boğazkale Müzesi&#039;nde sergileniyor.  Çeşitli kazılarda çıkarılan 8 Roma mil taşı da müze bahçesinde Roma İmparatorluğu konseptinde düzenlenen temsili Roma yolu bölümünde ziyaretçilerin ilgisine sunuluyor.  Boğazkale Müzesi Müdürü Resul İbiş, silindir şeklindeki 8 Roma mil taşının Roma sütunlarıyla karıştırıldığını, ziyaretçilerin taşların gerçek işlevini öğrendiğinde şaşkınlık yaşadığını söyledi.  Roma mil taşlarının milattan sonra 1 ile 3&#039;üncü yüzyıllara ait olduğunu belirten İbiş, taşlar üzerindeki Latince yazıtlarda yolları yaptıran imparatorlar ve bölgede görev yapan valilerin isimlerinin görüldüğünü anlattı.  Roma mil taşlarının bir diğer öneminin ise bugünkü trafik tabelaları gibi kilometre taşı görevi yaptığına işaret eden İbiş, &quot;Genellikle alt bölümünde bir yerden bir yere ne kadar mesafe kaldığını, kaç Roma mili kaldığının yazıldığı taşlar bunlar. Silindir biçiminde olduğu için genellikle sütunlarla karıştırılır&quot; dedi.  Hattuşa ve çevresinden antik dönemde en az üç önemli yolun geçtiğini belirlediklerini dile getiren İbiş, &quot;Boğazkale Müzesi&#039;ne getirilen bu eserler antik dönemde &#039;Tavium&#039; diye adlandırılan, bugünkü Yozgat Büyüknefes&#039;ten geçen bir antik yol. Boğazkale&#039;nin yakınlarından geçmekte. Sungurlu istikametine devam ederken sola dönüldüğünde antik Galatya ve bugünkü Ankara tarafına gitmekte. İlk sağa dönüldüğünde Helenistik dönemdeki isimleriyle Komana&#039;ya yani bugünkü Tokat tarafında, bir diğeri de bugün kullanılan Çorum-Amasya yoluna gitmektedir&quot; ifadelerini kullandı.&quot;ROMA MİL TAŞLARINI GÜNÜMÜZDEKİ TRAFİK TABELALARIYLA EŞLEŞTİREBİLİRİZ&quot;Yolların geçmişte de çok önemli işlevi bulunduğunun altını çizen İbiş, şöyle devam etti:  &quot;Çünkü o dönemde ordular batıya doğuya gidip gelmekte, seferler düzenlemekte. Bu orduları taşıyan at arabaları, kağnılar var. Bunların rahat şekilde hareket edebilmesi için yollara ihtiyaç duyulmuş ve Romalılar bu bölgede taş döşemeli yollar yapmış. Müzemizde sergilediğimiz eserler de günümüze kalan yansımalar. Bu taşlar ve antik yollardan bölgenin bir kavşak konumunda olduğunu anlıyoruz.&quot;  İbiş, 2 bin yıl önce kullanılan yol sisteminin müzede canlandırıldığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:  &quot;2 bin yıllık yol sisteminden bahsediyoruz. Bunlar hem askeri hem de ticari amaçlı kullanılan yollar olarak karşımıza çıkmakta. Roma mil taşlarını, günümüzdeki trafik tabelalarıyla eşleştirebiliriz. Aynı işlevi görmekteler. O dönemde seyahat edenler, bir yerden bir yere giderken hem yollarını bulabilmekte hem de ne kadar mesafe kaldığını bu tabelalardan öğrenebilmekteler.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BOGuyyVRgUa7kNly-oLXaQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Roma, mil, taşları, Boğazkale, Müzesinde, sergileniyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BOGuyyVRgUa7kNly-oLXaQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Roma mil taşları Boğazkale Müzesi'nde sergileniyor"><p>Çorum'un Boğazkale ilçesindeki çeşitli kazılarda çıkarılan mil taşları, yaklaşık 2 bin yıl önce Roma İmparatorluğu döneminde kullanılan ulaşım ve yol sistemleri hakkında ipuçları veriyor.</p><strong>Çorum</strong> Boğazkale Müzesi'nde sergilenen 8 "Roma mil taşı", yaklaşık 2 bin yıl önce insanların ve orduların hangi yöne ilerleyecekleri ve belli yerleşim alanlarına ne kadar mesafede olduklarına dair bilgiler içeriyor.  Anadolu'nun ilk medeniyetlerinden Hatti ve Hititlerin kültürel mirasının bulunduğu, milattan önce 6 binlerden izler taşıyan Hattuşa Ören Yeri, UNESCO "Dünya Kültür Mirası" ve "Dünya Belleği" listesinde yer alıyor.  Hattuşa ve çevresinde yapılan kazılarda ortaya çıkarılan, kendi dönemine ait birçok bilgiyi barındıran tarihi eserler, <strong>Boğazkale Müzesi</strong>'nde sergileniyor.  Çeşitli kazılarda çıkarılan 8 Roma mil taşı da müze bahçesinde Roma İmparatorluğu konseptinde düzenlenen temsili Roma yolu bölümünde ziyaretçilerin ilgisine sunuluyor.  Boğazkale Müzesi Müdürü Resul İbiş, silindir şeklindeki 8 Roma mil taşının Roma sütunlarıyla karıştırıldığını, ziyaretçilerin taşların gerçek işlevini öğrendiğinde şaşkınlık yaşadığını söyledi.  Roma mil taşlarının milattan sonra 1 ile 3'üncü yüzyıllara ait olduğunu belirten İbiş, taşlar üzerindeki Latince yazıtlarda yolları yaptıran imparatorlar ve bölgede görev yapan valilerin isimlerinin görüldüğünü anlattı.  Roma mil taşlarının bir diğer öneminin ise bugünkü trafik tabelaları gibi kilometre taşı görevi yaptığına işaret eden İbiş, "Genellikle alt bölümünde bir yerden bir yere ne kadar mesafe kaldığını, kaç Roma mili kaldığının yazıldığı taşlar bunlar. Silindir biçiminde olduğu için genellikle sütunlarla karıştırılır" dedi.  Hattuşa ve çevresinden antik dönemde en az üç önemli yolun geçtiğini belirlediklerini dile getiren İbiş, "Boğazkale Müzesi'ne getirilen bu eserler antik dönemde 'Tavium' diye adlandırılan, bugünkü Yozgat Büyüknefes'ten geçen bir antik yol. Boğazkale'nin yakınlarından geçmekte. Sungurlu istikametine devam ederken sola dönüldüğünde antik Galatya ve bugünkü Ankara tarafına gitmekte. İlk sağa dönüldüğünde Helenistik dönemdeki isimleriyle Komana'ya yani bugünkü Tokat tarafında, bir diğeri de bugün kullanılan Çorum-Amasya yoluna gitmektedir" ifadelerini kullandı.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zc285K0CXkm7ClsUk-S-Cw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><p><strong>"ROMA MİL TAŞLARINI GÜNÜMÜZDEKİ TRAFİK TABELALARIYLA EŞLEŞTİREBİLİRİZ"</strong></p><p>Yolların geçmişte de çok önemli işlevi bulunduğunun altını çizen İbiş, şöyle devam etti:  "Çünkü o dönemde ordular batıya doğuya gidip gelmekte, seferler düzenlemekte. Bu orduları taşıyan at arabaları, kağnılar var. Bunların rahat şekilde hareket edebilmesi için yollara ihtiyaç duyulmuş ve Romalılar bu bölgede taş döşemeli yollar yapmış. Müzemizde sergilediğimiz eserler de günümüze kalan yansımalar. Bu taşlar ve antik yollardan bölgenin bir kavşak konumunda olduğunu anlıyoruz."  İbiş, 2 bin yıl önce kullanılan yol sisteminin müzede canlandırıldığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:  "2 bin yıllık yol sisteminden bahsediyoruz. Bunlar hem askeri hem de ticari amaçlı kullanılan yollar olarak karşımıza çıkmakta. Roma mil taşlarını, günümüzdeki trafik tabelalarıyla eşleştirebiliriz. Aynı işlevi görmekteler. O dönemde seyahat edenler, bir yerden bir yere giderken hem yollarını bulabilmekte hem de ne kadar mesafe kaldığını bu tabelalardan öğrenebilmekteler."</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İstanbul Modern&amp;apos;e Yeşil Binalar Konseyi sertifikası verildi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/istanbul-moderne-yesil-binalar-konseyi-sertifikasi-verildi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/istanbul-moderne-yesil-binalar-konseyi-sertifikasi-verildi</guid>
<description><![CDATA[ İstanbul Modern&#039;in Renzo Piano tarafından tasarlanan ve 2023&#039;te ziyarete açılan yeni binası, ABD Yeşil Binalar Konseyi (USGBC) tarafından verilen LEED Altın Sertifika&#039;nın sahibi oldu.İstanbul Modern&#039;in yeni müze binası, 2017&#039;de başlayan değerlendirme süreci sonucunda sürdürülebilir malzemelerin tercih edilmesi, çevreye duyarlı inşaat tekniklerinin kullanılması, erişilebilirlik ilkelerine özen gösterilmesi, enerji tüketiminin minimize edilmesi ve atık kontrolü gibi yeşil bina kriterlerini karşılaması sebebiyle sertifikayı almaya hak kazandı.  Toplam 10 bin 500 metrekarelik kullanım alanıyla sergi ve programlara ev sahipliği yapan müze binası sergi salonları, çok amaçlı mekanlar, ofisler, eğitim ve farklı kültürel etkinlikler ile diğer faaliyetler için çeşitli alanlar barındırıyor.  Müzenin seyir terasının çatısını kaplayan güneş panelleri aracılığıyla binanın enerji ihtiyacının yüzde 8&#039;i yenilenebilir enerjiyle gideriliyor. Yapının değişken ısı kütlesi de hesaba katılarak belirlenen ısıtma ve soğutma stratejisi ise enerji verimliliği sağlıyor.  Binada akıllı otomasyon sistemi kullanılarak ısıtma ve soğutma sistemlerinin performansı artırılabiliyor.​​​​​​​İSTANBUL MODERN HAKKINDA  Türkiye&#039;nin ilk modern ve çağdaş sanat müzesi İstanbul Modern&#039;in Galataport içindeki yeni binası, müzenin kurucu sponsoru Eczacıbaşı Topluluğu ve ana sponsoru Doğuş Grubu-Bilgili Holding’in ortak katkısıyla inşa edildi.  İstanbul Modern&#039;in yeni binası, dünyadaki simge kültür sanat kurumları ve müzelerin mimarisinde imzası olan Renzo Piano’nun liderliğindeki ekip tarafından tasarlandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tTpW7cKn5E-wvO5ZtnVSGw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>İstanbul, Moderne, Yeşil, Binalar, Konseyi, sertifikası, verildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tTpW7cKn5E-wvO5ZtnVSGw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="İstanbul Modern'e Yeşil Binalar Konseyi sertifikası verildi"><p>İstanbul Modern'in Renzo Piano tarafından tasarlanan ve 2023'te ziyarete açılan yeni binası, ABD Yeşil Binalar Konseyi (USGBC) tarafından verilen LEED Altın Sertifika'nın sahibi oldu.</p><p>İstanbul Modern'in yeni müze binası, 2017'de başlayan değerlendirme süreci sonucunda sürdürülebilir malzemelerin tercih edilmesi, çevreye duyarlı inşaat tekniklerinin kullanılması, erişilebilirlik ilkelerine özen gösterilmesi, enerji tüketiminin minimize edilmesi ve atık kontrolü gibi yeşil bina kriterlerini karşılaması sebebiyle sertifikayı almaya hak kazandı.  Toplam 10 bin 500 metrekarelik kullanım alanıyla sergi ve programlara ev sahipliği yapan müze binası sergi salonları, çok amaçlı mekanlar, ofisler, eğitim ve farklı kültürel etkinlikler ile diğer faaliyetler için çeşitli alanlar barındırıyor.  Müzenin seyir terasının çatısını kaplayan güneş panelleri aracılığıyla binanın enerji ihtiyacının yüzde 8'i yenilenebilir enerjiyle gideriliyor. Yapının değişken ısı kütlesi de hesaba katılarak belirlenen ısıtma ve soğutma stratejisi ise enerji verimliliği sağlıyor.  Binada akıllı otomasyon sistemi kullanılarak ısıtma ve soğutma sistemlerinin performansı artırılabiliyor.​​​​​​​</p><p><strong>İSTANBUL MODERN HAKKINDA</strong>  Türkiye'nin ilk modern ve çağdaş sanat müzesi İstanbul Modern'in Galataport içindeki yeni binası, müzenin kurucu sponsoru Eczacıbaşı Topluluğu ve ana sponsoru Doğuş Grubu-Bilgili Holding’in ortak katkısıyla inşa edildi.  İstanbul Modern'in yeni binası, dünyadaki simge kültür sanat kurumları ve müzelerin mimarisinde imzası olan Renzo Piano’nun liderliğindeki ekip tarafından tasarlandı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Alexandria Troas Antik Kenti&amp;apos;nde, 1800 yıllık mimari yapılar gün yüzüne çıkarılıyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/alexandria-troas-antik-kentinde-1800-yillik-mimari-yapilar-gun-yuzune-cikariliyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/alexandria-troas-antik-kentinde-1800-yillik-mimari-yapilar-gun-yuzune-cikariliyor</guid>
<description><![CDATA[ Çanakkale Boğazı&#039;nda, Ezine ilçesi Dalyan köyü yakınındaki 2 bin 400 yıllık liman kenti Alexandria Troas Antik Kenti&#039;nde, devam eden kazı çalışmalarında 1800 yıllık mimari yapılar gün yüzüne çıkarılıyor.Dalyan köyü yakınında yer alan ve 2 bin 400 yıllık liman kenti olan Alexandria Troas Antik Kenti&#039;nde bu yılki kazı çalışmaları, 25-30 kişilik bir ekibin katılımıyla sürüyor.Ankara Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhan Öztepe koordinesindeki kazılar, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü&#039;nün izniyle ve maddi desteğinin yanı sıra Çanakkale Valiliği, Türk Tarih Kurumu, Ankara Üniversitesi ve İÇDAŞ A.Ş. desteğiyle gerçekleştiriliyor. Bu yılki kazı çalışmalarında kentin 1800 yıllık mimari yapıları gün yüzüne çıkarılıyor.Kazı çalışmalarının 1 Temmuz itibarıyla başladığını söyleyen Kazı Başkanı Prof. Dr. Erhan Öztepe, &quot;Çalışmaları ortalama 25-30 kişilik bir ekiple yürütüyoruz. İçerisinde arkeologların, mimarların, koruma uzmanların, restoratörlerin, antropologların ve jeofizikçilerin olduğu bir ekip. Her yıl olduğu gibi bu yıl da bir program çerçevesinde çalışmalarımıza başladık ve yürütüyoruz. Bu çalışmalara Ankara Üniversitesi&#039;nin yanı sıra Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Anadolu Üniversitesi, Çankırı Karatekin Üniversitesi, Ostim Teknik Üniversitesi&#039;nden öğrenciler, uzmanlar ve hocalar katılıyorlar. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi&#039;nin de öğretim üyesi ve öğrenci anlamında ciddi desteği var.
Çalışmalarımızı 7-8 üniversiteyle yürütüyoruz. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Ankara Üniversitesi adına her yıl olduğu gibi çalışmalar yürütülüyor. Bakanlığımızın verdiği izin ve desteğin yanı sıra üniversitemizin, çeşitli üniversitelerin ve özel sektörden ana sponsorumuzun desteğiyle bu çalışmalar yürümekte&quot; dedi.Bu yıl forum alanı olarak adlandırılan, kentin kalbi niteliğindeki alandaki kazı çalışmalarının yoğunlaştığını söyleyen Prof. Dr. Öztepe, &quot;Alanın doğusunda başlangıcından itibaren çalışıyoruz. Alanın doğusu dediğimiz bölgede odeon, podiumlu salon, polygonal yapı gibi önemli yapılar var. Bunlar büyük ölçüde geçtiğimiz yıllarda gün ışığına çıkarılmıştı. Fakat bunların özellikle kuzey ve doğu kesimindeki bölümleri açılmamıştı. Bu yıl çalışmaları kuzey ve doğu bölümlerinde yürütmeye başladık. Doğu bölümünde daha önce çok küçük bir alanda başka bir yapı ya da yapılar kompleksi olabileceğini gördüğümüz alanda devam ediyoruz.
Burada yürüttüğümüz çalışmalar M.S. 2&#039;nci yüzyıldan itibaren bu alanda yapılaşmanın olduğunu ve kendi içerisinde değişimler gösterdiğini ortaya koydu. Bu anlamda 1800 yıl öncesinden başlayıp belki 300-400 yıl içerisinde değişimler gösteren yapılar grubunun bir bölümünü gün ışığına çıkarmaya başladık. Arkadaşlarımız çalışıyorlar. Küçük buluntular olarak dönemleri hakkında bilgi verecek büyük ölçüde korozyona uğramış olan sikkelerin yanı sıra yoğun seramik ve üst yapıya ilişkin çatı kiremitleri yer alıyor. Burada çeşitli iskan evrelerini, buluntu gruplarını değerlendirip tespit edebiliyoruz&quot; diye konuştu.Kentin en parlak döneminin M.S. 2&#039;nci yüzyıl olduğunu söyleyen Prof. Dr. Öztepe, şöyle devam etti:
&quot;O dönemden başlayıp 4 ve sonrasındaki yüzyıllardaki değişimleri mimari katmanlaşmada izleyebiliyoruz. Yani en erken evrenin çekirdeğini buluyorsunuz. Sonrasında mimari katmanlara bunun üzerine yeni dönemler geliyor. Bazı bölgelerde değişimleri duvar örgülerinde görüyorsunuz. Bunları tespit ediyoruz. Bunun yanı sıra bunları destekleyecek küçük buluntular da çıkmaya başladı. Böylece bu alanda belgeleyerek kaldırılması gereken bölümleri kaldıracağız. Ana ilk oluşum evresine ulaştığımız noktalar olacak. Ama bir taraftan da kentin bu yaşanmışlığının dönemsel belgelerini de yerinde koruyacağız. Hedefimiz &#039;doğu yapısı&#039; olarak adlandırabileceğimiz yapının şu anda otopark olarak kullandığımız alanın altından geçtiğini düşündüğümüz kuzeye güney doğrultulu caddeye kadar varlığını tespit etmek. Bir bölümünü tel örgünün içerisinden kazarak tespit edeceğiz. Bir bölümünde de minimal sondajlar yapıp tekrar bakmamız ve kapatmamız lazım. Jeofizik çalışmaları sonucunda geçtiğimiz yıl burada, otopark alanının bir bölümünde büyük bir yapının duvar izleri olması muhtemel grafikte koyulu açıklı alanlar ortaya çıktı. Bu koyulu açıklı alanlardan da referans alarak çalışmalarımızı yürüteceğiz.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DkRBEuP1gEWxTCKkZ6zpUA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Alexandria, Troas, Antik, Kentinde, 1800, yıllık, mimari, yapılar, gün, yüzüne, çıkarılıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DkRBEuP1gEWxTCKkZ6zpUA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Alexandria Troas Antik Kenti'nde, 1800 yıllık mimari yapılar gün yüzüne çıkarılıyor"><p>Çanakkale Boğazı'nda, Ezine ilçesi Dalyan köyü yakınındaki 2 bin 400 yıllık liman kenti Alexandria Troas Antik Kenti'nde, devam eden kazı çalışmalarında 1800 yıllık mimari yapılar gün yüzüne çıkarılıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/r2CypEON006CJux8JtUAEg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dalyan köyü yakınında yer alan ve 2 bin 400 yıllık liman kenti olan Alexandria Troas Antik Kenti'nde bu yılki kazı çalışmaları, 25-30 kişilik bir ekibin katılımıyla sürüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P4yFB9l_SEqt_sZJ3a51gQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ankara Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhan Öztepe koordinesindeki kazılar, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü'nün izniyle ve maddi desteğinin yanı sıra Çanakkale Valiliği, Türk Tarih Kurumu, Ankara Üniversitesi ve İÇDAŞ A.Ş. desteğiyle gerçekleştiriliyor. Bu yılki kazı çalışmalarında kentin 1800 yıllık mimari yapıları gün yüzüne çıkarılıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8ZeDjE22NEiepLK8Va3Bbg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kazı çalışmalarının 1 Temmuz itibarıyla başladığını söyleyen Kazı Başkanı Prof. Dr. Erhan Öztepe, "Çalışmaları ortalama 25-30 kişilik bir ekiple yürütüyoruz. İçerisinde arkeologların, mimarların, koruma uzmanların, restoratörlerin, antropologların ve jeofizikçilerin olduğu bir ekip. Her yıl olduğu gibi bu yıl da bir program çerçevesinde çalışmalarımıza başladık ve yürütüyoruz. Bu çalışmalara Ankara Üniversitesi'nin yanı sıra Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Anadolu Üniversitesi, Çankırı Karatekin Üniversitesi, Ostim Teknik Üniversitesi'nden öğrenciler, uzmanlar ve hocalar katılıyorlar. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'nin de öğretim üyesi ve öğrenci anlamında ciddi desteği var.
Çalışmalarımızı 7-8 üniversiteyle yürütüyoruz. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Ankara Üniversitesi adına her yıl olduğu gibi çalışmalar yürütülüyor. Bakanlığımızın verdiği izin ve desteğin yanı sıra üniversitemizin, çeşitli üniversitelerin ve özel sektörden ana sponsorumuzun desteğiyle bu çalışmalar yürümekte" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iaOF_MeHVk2HErQUdxZDlg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu yıl forum alanı olarak adlandırılan, kentin kalbi niteliğindeki alandaki kazı çalışmalarının yoğunlaştığını söyleyen Prof. Dr. Öztepe, "Alanın doğusunda başlangıcından itibaren çalışıyoruz. Alanın doğusu dediğimiz bölgede odeon, podiumlu salon, polygonal yapı gibi önemli yapılar var. Bunlar büyük ölçüde geçtiğimiz yıllarda gün ışığına çıkarılmıştı. Fakat bunların özellikle kuzey ve doğu kesimindeki bölümleri açılmamıştı. Bu yıl çalışmaları kuzey ve doğu bölümlerinde yürütmeye başladık. Doğu bölümünde daha önce çok küçük bir alanda başka bir yapı ya da yapılar kompleksi olabileceğini gördüğümüz alanda devam ediyoruz.
Burada yürüttüğümüz çalışmalar M.S. 2'nci yüzyıldan itibaren bu alanda yapılaşmanın olduğunu ve kendi içerisinde değişimler gösterdiğini ortaya koydu. Bu anlamda 1800 yıl öncesinden başlayıp belki 300-400 yıl içerisinde değişimler gösteren yapılar grubunun bir bölümünü gün ışığına çıkarmaya başladık. Arkadaşlarımız çalışıyorlar. Küçük buluntular olarak dönemleri hakkında bilgi verecek büyük ölçüde korozyona uğramış olan sikkelerin yanı sıra yoğun seramik ve üst yapıya ilişkin çatı kiremitleri yer alıyor. Burada çeşitli iskan evrelerini, buluntu gruplarını değerlendirip tespit edebiliyoruz" diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7pBxQX9uFEuSJ7HqRUDDXw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kentin en parlak döneminin M.S. 2'nci yüzyıl olduğunu söyleyen Prof. Dr. Öztepe, şöyle devam etti:
"O dönemden başlayıp 4 ve sonrasındaki yüzyıllardaki değişimleri mimari katmanlaşmada izleyebiliyoruz. Yani en erken evrenin çekirdeğini buluyorsunuz. Sonrasında mimari katmanlara bunun üzerine yeni dönemler geliyor. Bazı bölgelerde değişimleri duvar örgülerinde görüyorsunuz. Bunları tespit ediyoruz. Bunun yanı sıra bunları destekleyecek küçük buluntular da çıkmaya başladı. Böylece bu alanda belgeleyerek kaldırılması gereken bölümleri kaldıracağız. Ana ilk oluşum evresine ulaştığımız noktalar olacak. Ama bir taraftan da kentin bu yaşanmışlığının dönemsel belgelerini de yerinde koruyacağız. Hedefimiz 'doğu yapısı' olarak adlandırabileceğimiz yapının şu anda otopark olarak kullandığımız alanın altından geçtiğini düşündüğümüz kuzeye güney doğrultulu caddeye kadar varlığını tespit etmek. Bir bölümünü tel örgünün içerisinden kazarak tespit edeceğiz. Bir bölümünde de minimal sondajlar yapıp tekrar bakmamız ve kapatmamız lazım. Jeofizik çalışmaları sonucunda geçtiğimiz yıl burada, otopark alanının bir bölümünde büyük bir yapının duvar izleri olması muhtemel grafikte koyulu açıklı alanlar ortaya çıktı. Bu koyulu açıklı alanlardan da referans alarak çalışmalarımızı yürüteceğiz."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/p6IuBWByS0-dFePhcOjSAg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/25quEMSCuUOFB_G1-1XB3A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/B4SqugOUtEucwj9bQa2Q0A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fm4pbQ2P90S-r5ISeUmBLg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gEyoqk1MWkC-HkVrwFdaEA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FwAq-AHV90-oDxAux8RvzQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YC6shINF7UaqEEars45FXQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9BWrvxSiqUKS-RnFoAst4Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aY7tn2IvGE6kbf7iAEERog.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sardes Antik Kenti&amp;apos;ndeki 2 bin yıllık mozaikler restore ediliyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/sardes-antik-kentindeki-2-bin-yillik-mozaikler-restore-ediliyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/sardes-antik-kentindeki-2-bin-yillik-mozaikler-restore-ediliyor</guid>
<description><![CDATA[ Tarihte madeni parayı basan ilk uygarlık olarak bilinen Lidya&#039;nın başkenti olan Sardes Antik Kenti&#039;nde yer alan ve antik dönemin en büyük sinagogu olarak kabul edilen yaklaşık 2 bin yıllık yapının taban mozaikleri, bölgedeki kırsal mahallede oturan kadınlar tarafından aslına uygun olarak restore ediliyor.Manisa&#039;nın Salihli ilçesinde bulunan Sardes&#039;te, yaklaşık 120 yıl önce başlayan arkeolojik kazı ve restorasyon çalışmaları, ABD Wisconsin Üniversitesinden Prof. Dr. Nick Cahill başkanlığında devam ediyor. Geçmişi milattan önce 1200&#039;lü yıllara dayanan Sardes, farklı medeniyetlerden ayakta kalmış çok sayıda yapı ve eseri barındırıyor.  Antik kente gelenler, Lidya döneminden kalan tümülüsleri, çok tanrılı dinler döneminden kalan Artemis Tapınağı&#039;nı, Antik Çağ&#039;ın kayıtlara geçen en büyük sinagogunu, Yuhanna İncili&#039;nde bahsi geçen kiliseyi, Roma dönemi anıtsal hamam ve gimnazyum kalıntılarını görme imkanı buluyor. Bu yapılar arasında yer alan sinagog ise bölgenin inanç turizmi zenginliğini öne çıkarıyor.  Üç yıl önce üstü çatı ile kapatılan, geçen yıl da zemininde yenileme çalışmalarına başlanan Sardes Sinagogu, zeminindeki mozaikleriyle de dikkati çekiyor Tahrip olan mozaiklerin restorasyonu için 3 yıl önce başlatılan çalışmada, antik kent yakınlarındaki Sart Mahallesi&#039;nde yaşayan 9 kadın önemli görev üstleniyor.  Aslına uygun olarak yeniden hazırlanan mozaikleri, bu konuda eğitim alan kadınlar titizlikle yerlerine yerleştiriyor.  &quot;EKSİKLERİ YENİ MOZAİK TAŞLARLA DOLDURUYORUZ&quot;Kazı başkanı Prof. Dr. Nick Cahill, AA muhabirine Sardes&#039;te 1963&#039;te kazıyla keşfedilen sinagogun antik dünyanın en büyük sinagogu olduğunu belirterek, tabanındaki zarar gören ya da parçaları kaybolmuş mozaikleri 3 yıldır yenilediklerini söyledi. Cahill, mozaikleri Türkiye&#039;nin farklı bölgelerinden aslına uygun renklerde temin ettikleri doğal taşlarla yenilediklerine dikkati çekerek, oldukça dikkat isteyen bu işte kadınların uzmanlaştığını, desenleri kusursuz şekilde ortaya çıkardıklarını ifade etti.  Mozaiklerin yenilenmesinde tecrübeli ve eğitimli olan bölge sakinleriyle çalıştıklarını dile getiren Cahill, &quot;3 yıldır bu restorasyonu yapıyorlar, eksikleri yeni mozaik taşlarla dolduruyoruz. İleride desenler daha kolay şekilde algılanabilecek.&quot; dedi.  &quot;NAKIŞ GİBİ İŞLİYORUZ&quot;Mozaik döşeyen çalışanlardan Sevinç Akçayım ise kızı ve komşularıyla çalışma yürüttüklerini anlattı.  Bu işin kendileri için gelir imkanı sağladığını, tarihe dokunmanın da heyecan verici olduğunu vurgulayan Akçayım, &quot;Tarihe elimiz değiyor. Yarın biz yaşlandığımızda çocuklarımız buraya gelip &#039;Anne ve teyzelerimizin buraya eli değmiş&#039; diyecek. Tarihi canlandırdığımız için mutluyuz. Nakış gibi işliyoruz, çok zevkli bir iş. Bir mozaiği ortaya çıkardığımızda çok mutlu oluyoruz. Bir eseri canlandırmak güzel. Kızımla birlikte çalışıyoruz, beraber daha zevkli oluyor.&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IJe_tknK0UaGWiGWgROqVQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Sardes, Antik, Kentindeki, bin, yıllık, mozaikler, restore, ediliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IJe_tknK0UaGWiGWgROqVQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sardes Antik Kenti'ndeki 2 bin yıllık mozaikler restore ediliyor"><p>Tarihte madeni parayı basan ilk uygarlık olarak bilinen Lidya'nın başkenti olan Sardes Antik Kenti'nde yer alan ve antik dönemin en büyük sinagogu olarak kabul edilen yaklaşık 2 bin yıllık yapının taban mozaikleri, bölgedeki kırsal mahallede oturan kadınlar tarafından aslına uygun olarak restore ediliyor.</p><p>Manisa'nın Salihli ilçesinde bulunan Sardes'te, yaklaşık 120 yıl önce başlayan arkeolojik kazı ve restorasyon çalışmaları, ABD Wisconsin Üniversitesinden Prof. Dr. Nick Cahill başkanlığında devam ediyor. Geçmişi milattan önce 1200'lü yıllara dayanan Sardes, farklı medeniyetlerden ayakta kalmış çok sayıda yapı ve eseri barındırıyor.  Antik kente gelenler, Lidya döneminden kalan tümülüsleri, çok tanrılı dinler döneminden kalan Artemis Tapınağı'nı, Antik Çağ'ın kayıtlara geçen en büyük sinagogunu, Yuhanna İncili'nde bahsi geçen kiliseyi, Roma dönemi anıtsal hamam ve gimnazyum kalıntılarını görme imkanı buluyor. Bu yapılar arasında yer alan sinagog ise bölgenin inanç turizmi zenginliğini öne çıkarıyor.  Üç yıl önce üstü çatı ile kapatılan, geçen yıl da zemininde yenileme çalışmalarına başlanan Sardes Sinagogu, zeminindeki mozaikleriyle de dikkati çekiyor Tahrip olan mozaiklerin restorasyonu için 3 yıl önce başlatılan çalışmada, antik kent yakınlarındaki Sart Mahallesi'nde yaşayan 9 kadın önemli görev üstleniyor.  Aslına uygun olarak yeniden hazırlanan mozaikleri, bu konuda eğitim alan kadınlar titizlikle yerlerine yerleştiriyor.  <strong>"EKSİKLERİ YENİ MOZAİK TAŞLARLA DOLDURUYORUZ"</strong></p><p>Kazı başkanı Prof. Dr. Nick Cahill, AA muhabirine Sardes'te 1963'te kazıyla keşfedilen sinagogun antik dünyanın en büyük sinagogu olduğunu belirterek, tabanındaki zarar gören ya da parçaları kaybolmuş mozaikleri 3 yıldır yenilediklerini söyledi. Cahill, mozaikleri Türkiye'nin farklı bölgelerinden aslına uygun renklerde temin ettikleri doğal taşlarla yenilediklerine dikkati çekerek, oldukça dikkat isteyen bu işte kadınların uzmanlaştığını, desenleri kusursuz şekilde ortaya çıkardıklarını ifade etti.  Mozaiklerin yenilenmesinde tecrübeli ve eğitimli olan bölge sakinleriyle çalıştıklarını dile getiren Cahill, "3 yıldır bu restorasyonu yapıyorlar, eksikleri yeni mozaik taşlarla dolduruyoruz. İleride desenler daha kolay şekilde algılanabilecek." dedi.  <strong>"NAKIŞ GİBİ İŞLİYORUZ"</strong></p><p>Mozaik döşeyen çalışanlardan Sevinç Akçayım ise kızı ve komşularıyla çalışma yürüttüklerini anlattı.  Bu işin kendileri için gelir imkanı sağladığını, tarihe dokunmanın da heyecan verici olduğunu vurgulayan Akçayım, "Tarihe elimiz değiyor. Yarın biz yaşlandığımızda çocuklarımız buraya gelip 'Anne ve teyzelerimizin buraya eli değmiş' diyecek. Tarihi canlandırdığımız için mutluyuz. Nakış gibi işliyoruz, çok zevkli bir iş. Bir mozaiği ortaya çıkardığımızda çok mutlu oluyoruz. Bir eseri canlandırmak güzel. Kızımla birlikte çalışıyoruz, beraber daha zevkli oluyor." diye konuştu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çanakkale Kültür Yolu Festivali çeşitli etkinliklerle sürüyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/canakkale-kultur-yolu-festivali-cesitli-etkinliklerle-suruyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/canakkale-kultur-yolu-festivali-cesitli-etkinliklerle-suruyor</guid>
<description><![CDATA[ Kültür ve Turizm Bakanlığınca düzenlenen Çanakkale Kültür Yolu Festivali, 2&#039;nci gününde devam ediyor.Türkiye Kültür Yolu Festivali&#039;nin dokuzuncu durağı olan Çanakkale&#039;de festival kapsamında, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi İÇDAŞ Kara Yusuf Kongre Merkezi&#039;nde İstanbul Devlet Tiyatrosu tarafından sahnelenen ve 2 perdeden oluşan &quot;Rumuz Goncagül&quot; tiyatro oyunu seyirci ile buluştu.  Çanakkale Evi&#039;nde düzenlenen Mavi-Beyaz Paneli&#039;nde Prof. Dr. Filiz Yenişehirlioğlu, Prof. Mustafa Tunçalp, Prof. Canan Dizdar Terwiel ve Pepijn Van Den Nieuwendijk konuşmacı olarak yer aldı. Devlet Güzel Sanatlar Galerisi&#039;nde &quot;İpekten Sanata&quot;, Nedime Hanım Konağı&#039;nda ise Ebru Atölyesi çalışmaları Çanakkaleliler tarafından ilgiyle karşılandı.  Troya Müzesi Safvet Paşa Konferans Salonu&#039;nda &quot;Karagöz Yüzsüz Deli Hırsız&quot; Gölge Oyunu gösterimi miniklere eğlenceli saatler yaşattı. Assos Ören Yeri&#039;nde, Assos kazasında çalışan deneyimli arkeologlar tarafından &quot;Aristo’nun İzinden Asos&quot; ören yeri gezisi düzenlendi. Gazeteci Ercan Arslan söyleşisi sonrası Nedime Hanım Konağı&#039;nda Fotomaraton kazananları ödüllerine kavuştu.  ÇOCUKLAR İÇİN FESTİVAL  Anadolu Hamidiye Tabyası Çocuk Etkinlik Alanı&#039;nda kurulan birbirinden renkli aktivitelerin, atölye çalışmalarının, sahne gösterilerinin, tiyatroların, oyun alanlarının ve daha birçok etkinliğin yer aldığı &quot;Çocuk Köyü&quot; minik misafirlerini ağırlamaya devam etti.  Çocuklar festivalin ikinci gününde, çocuk tiyatrosu &quot;Düşler Ormanı&quot;, &quot;Sezgin Maden ile 7 Bölge 7 Çocuk&quot; etkinliği ve Minia Çocuk Orkestrası ile gönüllerince eğlendi.  Çanakkale Kültür Yolu Festivali&#039;nin ikinci gününde şarkıcı Derya Uluğ, Anadolu Hamidiye Tabyası Açık Hava Sahnesi&#039;nde düzenlenen konserde dinleyicileriyle buluştu.  İlk defa Çanakkale&#039;ye geldiklerini belirten Uluğ, &quot;Özellikle 30 Ağustos Zafer Bayramı haftasında Çanakkale gibi milli mücadelede büyük rol oynayan şehirde, böyle güzel doğası ve insanları olan bir şehirde olmaktan dolayı ayrı bir heyecana sahibiz. Bizim burada olmamızın en büyük sebebi Kültür ve Turizm Bakanlığı. Onların sayesinde sizlerle karşılıklı şarkılar söyleyebiliyoruz. Biz bunun görünen yüzüyüz, kocaman bir ekip var. Ben bu akşamki ve bütün organizasyonlardaki emeği geçen başta Kültür ve Turizm Bakanlığına ve sonra bütün emekçi çalışanlara kocaman bir teşekkür alkışı istiyorum.&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_I3qom8Dfk2Jk1C7VL_ZGQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Çanakkale, Kültür, Yolu, Festivali, çeşitli, etkinliklerle, sürüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_I3qom8Dfk2Jk1C7VL_ZGQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Çanakkale Kültür Yolu Festivali çeşitli etkinliklerle sürüyor"><p>Kültür ve Turizm Bakanlığınca düzenlenen Çanakkale Kültür Yolu Festivali, 2'nci gününde devam ediyor.</p>Türkiye Kültür Yolu Festivali'nin dokuzuncu durağı olan Çanakkale'de festival kapsamında, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi İÇDAŞ Kara Yusuf Kongre Merkezi'nde İstanbul Devlet Tiyatrosu tarafından sahnelenen ve 2 perdeden oluşan "Rumuz Goncagül" tiyatro oyunu seyirci ile buluştu.  Çanakkale Evi'nde düzenlenen Mavi-Beyaz Paneli'nde Prof. Dr. Filiz Yenişehirlioğlu, Prof. Mustafa Tunçalp, Prof. Canan Dizdar Terwiel ve Pepijn Van Den Nieuwendijk konuşmacı olarak yer aldı. Devlet Güzel Sanatlar Galerisi'nde "İpekten Sanata", Nedime Hanım Konağı'nda ise Ebru Atölyesi çalışmaları Çanakkaleliler tarafından ilgiyle karşılandı.  Troya Müzesi Safvet Paşa Konferans Salonu'nda "Karagöz Yüzsüz Deli Hırsız" Gölge Oyunu gösterimi miniklere eğlenceli saatler yaşattı. Assos Ören Yeri'nde, Assos kazasında çalışan deneyimli arkeologlar tarafından "Aristo’nun İzinden Asos" ören yeri gezisi düzenlendi. Gazeteci Ercan Arslan söyleşisi sonrası Nedime Hanım Konağı'nda Fotomaraton kazananları ödüllerine kavuştu.  <strong>ÇOCUKLAR İÇİN FESTİVAL</strong>  Anadolu Hamidiye Tabyası Çocuk Etkinlik Alanı'nda kurulan birbirinden renkli aktivitelerin, atölye çalışmalarının, sahne gösterilerinin, tiyatroların, oyun alanlarının ve daha birçok etkinliğin yer aldığı "Çocuk Köyü" minik misafirlerini ağırlamaya devam etti.  Çocuklar festivalin ikinci gününde, çocuk tiyatrosu "Düşler Ormanı", "Sezgin Maden ile 7 Bölge 7 Çocuk" etkinliği ve Minia Çocuk Orkestrası ile gönüllerince eğlendi.  Çanakkale Kültür Yolu Festivali'nin ikinci gününde şarkıcı Derya Uluğ, Anadolu Hamidiye Tabyası Açık Hava Sahnesi'nde düzenlenen konserde dinleyicileriyle buluştu.  İlk defa Çanakkale'ye geldiklerini belirten Uluğ, "Özellikle 30 Ağustos Zafer Bayramı haftasında Çanakkale gibi milli mücadelede büyük rol oynayan şehirde, böyle güzel doğası ve insanları olan bir şehirde olmaktan dolayı ayrı bir heyecana sahibiz. Bizim burada olmamızın en büyük sebebi Kültür ve Turizm Bakanlığı. Onların sayesinde sizlerle karşılıklı şarkılar söyleyebiliyoruz. Biz bunun görünen yüzüyüz, kocaman bir ekip var. Ben bu akşamki ve bütün organizasyonlardaki emeği geçen başta Kültür ve Turizm Bakanlığına ve sonra bütün emekçi çalışanlara kocaman bir teşekkür alkışı istiyorum." diye konuştu.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kapadokya&amp;apos;ya turist akını</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/kapadokyaya-turist-akini</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/kapadokyaya-turist-akini</guid>
<description><![CDATA[ Doğal, tarihi ve kültürel değerleri, tur aktiviteleriyle her yıl milyonlarca turiste ev sahipliği yapan Kapadokya&#039;daki müze ve ören yerlerinde 8 ayda 2 milyon 922 bin 485 yerli ve yabancı konuk ağırlandı.UNESCO Dünya Mirasları Listesi&#039;ndeki Kapadokya bölgesi, kayadan oyma kilise, manastır ve şapelleri, peribacalarıyla kaplı vadileri, yer altı şehirleri, sıcak hava balon turu başta olmak üzere arazi aracı, deve ve atlarla düzenlenen tur etkinlikleriyle gözde turizm merkezleri arasındaki konumunu koruyor.  AA muhabirinin, Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerinden derlediği bilgiye göre, Kapadokya&#039;da müze ve ören yerlerini bu yılın ocak-ağustos döneminde 2 milyon 922 bin 485 kişi ziyaret etti.  Bölgeyi ocakta 153 bin 309, şubatta 159 bin 819, martta 218 bin 479, nisanda 558 bin 464, mayısta 498 bin 354, haziranda 412 bin 730, temmuzda 371 bin 206, ağustosta ise 550 bin 124 ziyaretçi gezdi.  &quot;EN ÇOK ZİYARETÇİ GÜNEY KORE&#039;DEN&quot;TÜRSAB İç Turizm İhtisas Başkan Yardımcısı İsmail Sucu, AA muhabirine, Kapadokya&#039;nın sahip olduğu değerlere ilgi gösteren turist sayısında yıldan yıla artış gözlemlendiğini belirtti.  Farklı tur aktiviteleri ve etkinliklerin yerli ve yabancı konukların bölgeyi tercih etmelerinde etkili olduğunu kaydeden Sucu, şöyle konuştu:  &quot;Kapadokya&#039;ya bu yıl daha çok Güney Kore, Endonezya, ABD ve Çin&#039;den büyük ilgi oldu. 2024 temmuz ayına kadar olan süreçte 2 milyon 300 bin, ağustos ayı ile 2 milyon 800 binden fazla ziyaretçi rakamını görüyoruz. Sezon sonunda 5 milyon ziyaretçi hedefimize ulaşmış olacağız. Kapadokya bölgesinde sıcak hava balonculuğunda da yıl boyu 626 bin yolcu hedefine ulaşmış olacağız. Bölgemizde butik oteller içinde mağara ve taş otel ile ciddi bir yatak kapasitesine ulaşıldı, bu da bölgeye ilgiyi artırmaktadır. Kültür ve Turizm Bakanlığınca düzenlenen Kültür Yolu Festivali de yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekti. Festival süresinde yurt dışından figürlü balonlar geldi, sektördeki balonlarımızla Kapadokya ilginç bir görsele büründü. Bunların yanında ünlü sanatçıların konserleri turizmde ciddi bir doluluk oranına ulaşmamızı da sağladı.&quot;  Bölgede turistlere hizmet sunan bir acentenin sahibi Coşkun Kırtıl ise Kapadokya&#039;nın dünya turizmi açısından önemli bir marka değer olduğunu vurguladı.  Bölgede dünyanın birçok yerinden konukları ağırladıklarını dile getiren Kırtıl, &quot;Birçok medeniyetin yaşamasından dolayı burada, tarih, doğa ve kültür noktasında büyük bir birikim meydana gelmiştir. Bu da Türkiye ve bölgemiz turizmi için ciddi kazanımlar sağlamaktadır. Kapadokya dünya çapında önemli bir turizm merkezidir. Ziyaretçi sayısı her yıl artmaktadır. Bu yoğunluk farklı tur aktivitelerinin ortaya çıkmasını sağlıyor. Kapadokya bir, iki günde gezilecek küçük tur paketlerinin olduğu bir yer değil. Acenteler olarak bir haftalık gezi yapılması yönünde görüş belirtiyoruz. Turlara olan taleplerden dolayı balon, arazi araçları, dağ bisikleti gibi etkinlikler çoğaldı.&quot; diye konuştu.  Turizmci Muammer Sak da peribacası oluşumları ve diğer coğrafi özelliklerin aynı yoğunluk ve genişlikte dünyanın başka noktasında bulunmadığını, bölgenin bu dokusunun turistlerin ilgisini çektiğini söyledi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S0F3oAalzkq_LIYvD41__Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Kapadokyaya, turist, akını</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S0F3oAalzkq_LIYvD41__Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kapadokya'ya turist akını"><p>Doğal, tarihi ve kültürel değerleri, tur aktiviteleriyle her yıl milyonlarca turiste ev sahipliği yapan Kapadokya'daki müze ve ören yerlerinde 8 ayda 2 milyon 922 bin 485 yerli ve yabancı konuk ağırlandı.</p><p>UNESCO Dünya Mirasları Listesi'ndeki Kapadokya bölgesi, kayadan oyma kilise, manastır ve şapelleri, peribacalarıyla kaplı vadileri, yer altı şehirleri, sıcak hava balon turu başta olmak üzere arazi aracı, deve ve atlarla düzenlenen tur etkinlikleriyle gözde turizm merkezleri arasındaki konumunu koruyor.  AA muhabirinin, Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerinden derlediği bilgiye göre, Kapadokya'da müze ve ören yerlerini bu yılın ocak-ağustos döneminde 2 milyon 922 bin 485 kişi ziyaret etti.  Bölgeyi ocakta 153 bin 309, şubatta 159 bin 819, martta 218 bin 479, nisanda 558 bin 464, mayısta 498 bin 354, haziranda 412 bin 730, temmuzda 371 bin 206, ağustosta ise 550 bin 124 ziyaretçi gezdi.  <strong>"EN ÇOK ZİYARETÇİ GÜNEY KORE'DE</strong>N"</p><p>TÜRSAB İç Turizm İhtisas Başkan Yardımcısı İsmail Sucu, AA muhabirine, Kapadokya'nın sahip olduğu değerlere ilgi gösteren turist sayısında yıldan yıla artış gözlemlendiğini belirtti.  Farklı tur aktiviteleri ve etkinliklerin yerli ve yabancı konukların bölgeyi tercih etmelerinde etkili olduğunu kaydeden Sucu, şöyle konuştu:  "Kapadokya'ya bu yıl daha çok Güney Kore, Endonezya, ABD ve Çin'den büyük ilgi oldu. 2024 temmuz ayına kadar olan süreçte 2 milyon 300 bin, ağustos ayı ile 2 milyon 800 binden fazla ziyaretçi rakamını görüyoruz. Sezon sonunda 5 milyon ziyaretçi hedefimize ulaşmış olacağız. Kapadokya bölgesinde sıcak hava balonculuğunda da yıl boyu 626 bin yolcu hedefine ulaşmış olacağız. Bölgemizde butik oteller içinde mağara ve taş otel ile ciddi bir yatak kapasitesine ulaşıldı, bu da bölgeye ilgiyi artırmaktadır. Kültür ve Turizm Bakanlığınca düzenlenen Kültür Yolu Festivali de yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekti. Festival süresinde yurt dışından figürlü balonlar geldi, sektördeki balonlarımızla Kapadokya ilginç bir görsele büründü. Bunların yanında ünlü sanatçıların konserleri turizmde ciddi bir doluluk oranına ulaşmamızı da sağladı."  Bölgede turistlere hizmet sunan bir acentenin sahibi Coşkun Kırtıl ise Kapadokya'nın dünya turizmi açısından önemli bir marka değer olduğunu vurguladı.  Bölgede dünyanın birçok yerinden konukları ağırladıklarını dile getiren Kırtıl, "Birçok medeniyetin yaşamasından dolayı burada, tarih, doğa ve kültür noktasında büyük bir birikim meydana gelmiştir. Bu da Türkiye ve bölgemiz turizmi için ciddi kazanımlar sağlamaktadır. Kapadokya dünya çapında önemli bir turizm merkezidir. Ziyaretçi sayısı her yıl artmaktadır. Bu yoğunluk farklı tur aktivitelerinin ortaya çıkmasını sağlıyor. Kapadokya bir, iki günde gezilecek küçük tur paketlerinin olduğu bir yer değil. Acenteler olarak bir haftalık gezi yapılması yönünde görüş belirtiyoruz. Turlara olan taleplerden dolayı balon, arazi araçları, dağ bisikleti gibi etkinlikler çoğaldı." diye konuştu.  Turizmci Muammer Sak da peribacası oluşumları ve diğer coğrafi özelliklerin aynı yoğunluk ve genişlikte dünyanın başka noktasında bulunmadığını, bölgenin bu dokusunun turistlerin ilgisini çektiğini söyledi.  </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bakan Ersoy: Neolitik Çağ&amp;apos;ın en önemli yerleşim yerlerinden Karahantepe&amp;apos;de yeni keşif</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/bakan-ersoy-neolitik-cagin-en-oenemli-yerlesim-yerlerinden-karahantepede-yeni-kesif</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/bakan-ersoy-neolitik-cagin-en-oenemli-yerlesim-yerlerinden-karahantepede-yeni-kesif</guid>
<description><![CDATA[ Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Şanlıurfa Karahantepe&#039;deki bir kulübenin tabanında koşar halde betimlenen yaban eşeği figürüne ulaşıldığını bildirdi.Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Karahantepe&#039;nin, Neolitik Çağ&#039;ın en önemli yerleşim yerlerinden biri olarak tarihin derinliklerine ışık tuttuğunu, Taş Tepeler projesinin dünya tarihine ışık tutmaya devam ettiğini belirtti.Karahantepe&#039;deki bir kulübenin tabanında koşar halde betimlenen yaban eşeği figürüne ulaşıldığı bilgisini veren Bakan Ersoy, &quot;Şanlıurfa&#039;mızda ilk kez gerçekleştirilecek olan Dünya Neolitik Kongresi öncesinde ulaşılan eser, nadir örneklerden biri olarak döneminin sanat anlayışını yansıtıyor. Bu eşsiz eseri gün ışığına kavuşturan Kazılar ve Araştırmalar Dairesi Başkanlığı ekiplerimize teşekkür ediyorum.&quot; ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EkH27-8ShEGdiSSJGDHmNQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Bakan, Ersoy:, Neolitik, Çağın, önemli, yerleşim, yerlerinden, Karahantepede, yeni, keşif</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EkH27-8ShEGdiSSJGDHmNQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bakan Ersoy: Neolitik Çağ'ın en önemli yerleşim yerlerinden Karahantepe'de yeni keşif"><p>Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Şanlıurfa Karahantepe'deki bir kulübenin tabanında koşar halde betimlenen yaban eşeği figürüne ulaşıldığını bildirdi.</p><p>Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Karahantepe'nin, Neolitik Çağ'ın en önemli yerleşim yerlerinden biri olarak tarihin derinliklerine ışık tuttuğunu,<strong> Taş Tepeler</strong> projesinin dünya tarihine ışık tutmaya devam ettiğini belirtti.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fPr2HIcp-EOCH6vyQf-otQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><p>Karahantepe'deki bir kulübenin tabanında koşar halde betimlenen yaban eşeği figürüne ulaşıldığı bilgisini veren Bakan Ersoy, "Şanlıurfa'mızda ilk kez gerçekleştirilecek olan Dünya Neolitik Kongresi öncesinde ulaşılan eser, nadir örneklerden biri olarak döneminin sanat anlayışını yansıtıyor. Bu eşsiz eseri gün ışığına kavuşturan Kazılar ve Araştırmalar Dairesi Başkanlığı ekiplerimize teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ardahan&amp;apos;da arkeolojik yüzey araştırmaları başlatıldı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/ardahanda-arkeolojik-yuzey-arastirmalari-baslatildi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/ardahanda-arkeolojik-yuzey-arastirmalari-baslatildi</guid>
<description><![CDATA[ Ardahan&#039;ın Posof ilçesinde, Kültür ve Turizm Bakanlığı&#039;nın himayelerinde &quot;Arkeolojik Yüzey Araştırmaları&quot; projesi hayata geçirildi.Ardahan Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü akademisyen ve öğrencilerinin katılımıyla Posof ilçesinde başlatılan çalışma, aynı üniversitenin, İnsani Bilimler ve Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Klasik Arkeoloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi İsaf Bozoğlu Bay&#039;ın başkanlığında yürütülüyor.  İl Kültür ve Turizm Müdürü Uğur Dede, AA muhabirine, çalışmanın olumlu keşiflere sahne olduğunu söyledi.  Bu projeyle, Posof&#039;un mağara ve kaya mezarlarının ilk kez kapsamlı bir şekilde belgelenmeye başlandığını vurgulayan Dede, &quot;Posof&#039;ta pek çok doğal mağara bulunuyor. Bununla birlikte araştırma ekibi, insan eliyle işlenen ve çeşitli işlevlerde kullanılan mağaralar üzerine odaklanarak yeni bulgulara ulaşmayı başardı. Haç plana sahip mağaralardan birinin ibadet amaçlı kullanılmış olabileceği düşünülmektedir. Çok katlı ve birbiriyle bağlantılı farklı mekanlardan oluşan mağaralar, Ortaçağ Ardahan&#039;ında kaya oymacılığı ve inşa kültürünün oldukça uzmanlaşmış ellerce uygulandığını göstermektedir.&quot; dedi.  Çalışmada, Posof kaya mezarlarının, mağaralar gibi kaliteli kaya işçiliğiyle oluşturulduğunu ifade eden Dede, ancak bunların, daha küçük boyutlu ve erişilmesi zor yerlerde konumlandırıldığını belirtti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1kHh7TDMiUS7Gq1t7gbZxg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Ardahanda, arkeolojik, yüzey, araştırmaları, başlatıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1kHh7TDMiUS7Gq1t7gbZxg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Ardahan'da arkeolojik yüzey araştırmaları başlatıldı"><p>Ardahan'ın Posof ilçesinde, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın himayelerinde "Arkeolojik Yüzey Araştırmaları" projesi hayata geçirildi.</p>Ardahan Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü akademisyen ve öğrencilerinin katılımıyla Posof ilçesinde başlatılan çalışma, aynı üniversitenin, İnsani Bilimler ve Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Klasik Arkeoloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi İsaf Bozoğlu Bay'ın başkanlığında yürütülüyor.  İl Kültür ve Turizm Müdürü Uğur Dede, AA muhabirine, çalışmanın olumlu keşiflere sahne olduğunu söyledi.  Bu projeyle, Posof'un mağara ve kaya mezarlarının ilk kez kapsamlı bir şekilde belgelenmeye başlandığını vurgulayan Dede, "Posof'ta pek çok doğal mağara bulunuyor. Bununla birlikte araştırma ekibi, insan eliyle işlenen ve çeşitli işlevlerde kullanılan mağaralar üzerine odaklanarak yeni bulgulara ulaşmayı başardı. Haç plana sahip mağaralardan birinin ibadet amaçlı kullanılmış olabileceği düşünülmektedir. Çok katlı ve birbiriyle bağlantılı farklı mekanlardan oluşan mağaralar, Ortaçağ Ardahan'ında kaya oymacılığı ve inşa kültürünün oldukça uzmanlaşmış ellerce uygulandığını göstermektedir." dedi.  Çalışmada, Posof kaya mezarlarının, mağaralar gibi kaliteli kaya işçiliğiyle oluşturulduğunu ifade eden Dede, ancak bunların, daha küçük boyutlu ve erişilmesi zor yerlerde konumlandırıldığını belirtti.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kaunos Antik Kenti&amp;apos;ndeki kazılarda sarnıç ve sağlık sistemine ait kalıntılara rastlandı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/kaunos-antik-kentindeki-kazilarda-sarnic-ve-saglik-sistemine-ait-kalintilara-rastlandi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/kaunos-antik-kentindeki-kazilarda-sarnic-ve-saglik-sistemine-ait-kalintilara-rastlandi</guid>
<description><![CDATA[ Muğla&#039;nın Köyceğiz ilçesindeki Kaunos Antik Kenti&#039;nde yürütülen kazılarda, sarnıç ile cerrahi malzemeler gün yüzüne çıkarıldı.UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi&#039;nde yer alan alandaki 2 bin 400 yıllık kaya mezarları, 5 bin kişilik tiyatro, bazilika, hamam, agora ve kutsal alanlar ile 1300 yıllık mozaikler, ziyaretçilerin ilgisini çekiyor.  Kazıların bu yıl ağırlıklı olarak yapıldığı Arkaik sur içi manastır alanında, çoğu kentte ilk kez rastlanan malzeme ve yapılar gün yüzüne çıkarılıyor. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Kazı Başkanı Doç. Dr. Ufuk Çörtük, AA muhabirine, manastır bölgesindeki Geç Antik Çağ&#039;a ait yapı kompleksinde 2 yıldır kazı çalışması yaptıklarını söyledi.  Geçen yıldan itibaren yapı kompleksinin odalarını boşaltmaya başladıklarını belirten Çörtük, &quot;Bu yıl yürütülen kazılarda 4 mekanın kazısını tamamladık. Burası büyük bir kompleks. Ortasında büyük bir avlu, bu avlulara açılan dar sokaklar ile etrafına dağılmış vaziyette odalardan oluşan bir yapı var.&quot; dedi. Kazısı yapılan kompleksin milattan sonra 6. yüzyılda ilk evresini gösterdiğini, en son kullanımının ise Osmanlı Türk döneminde olduğunu dile getiren Çörtük, bu nedenle yapının uzun süre Kaunos sakinlerine iskan olduğunu kaydetti.  &quot;ŞU ANA KADAR KOMPLEKSİN 5-6 MEKANINI AÇTIK&quot;Çörtük, bu yıl yürütülen kazı çalışmalarında iki önemli yapıyı gün yüzüne çıkardıklarını anlatarak, şu ifadeleri kullandı:  &quot;Bu yıl yürüttüğümüz kazı çalışmalarında vurgulamak istediğim özel iki yapımız var. Bu kompleksin su ihtiyacını karşılayan büyük bir sarnıcı arkeoloji bilimine kazandırdık. Buranın çalışmalarını tamamladık. Diğer önemli bir yapı ise kompleksin sağlık merkezi. İçerisinden gelen veriler ışığında, burası tıp merkezi olabilecek bir yapı. Kazılarda bu alan içerisinde, özellikle cerrahi müdahalelerde kullanılan dikiş iğneleri, ameliyatlarda kullanılan sonda malzemeleri, kesinlikle bu yapının bir tıp merkezi olduğunu bize gösteriyor. Şu ana kadar kompleksin 5-6 mekanını açtık. Yapıyı tamamen açtığımızda kente Geç Antik Çağ&#039;a ait büyük bir yapı kazandıracağız. Bunu da büyük bir heyecanla bekliyoruz.&quot;  Kazı çalışmalarında 6. yüzyıla tarihlenen geç Roma sikkelerine de ulaştıklarını bildiren Çörtük, tespit ettikleri Fatih Sultan Mehmet dönemine ait sikkelerin ise kompleksin son kullanım evresini gösterdiğini söyledi. Çörtük, bunun yanında Beylikler dönemine ait seramiklerin de yapının geç dönem kullanımının izleri olduğunu dile getirdi.  Ufuk Çörtük, antik kentteki çalışmalara Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, Döner Sermaye İşletmesi Merkez Müdürlüğü ile Muğla İŞKUR Müdürlüğünün destek verdiğini sözlerine ekledi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J4XBi41I4UWG14YM-DGZoQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Kaunos, Antik, Kentindeki, kazılarda, sarnıç, sağlık, sistemine, ait, kalıntılara, rastlandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J4XBi41I4UWG14YM-DGZoQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kaunos Antik Kenti'ndeki kazılarda sarnıç ve sağlık sistemine ait kalıntılara rastlandı"><p>Muğla'nın Köyceğiz ilçesindeki Kaunos Antik Kenti'nde yürütülen kazılarda, sarnıç ile cerrahi malzemeler gün yüzüne çıkarıldı.</p><p>UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alan alandaki 2 bin 400 yıllık kaya mezarları, 5 bin kişilik tiyatro, bazilika, hamam, agora ve kutsal alanlar ile 1300 yıllık mozaikler, ziyaretçilerin ilgisini çekiyor.  Kazıların bu yıl ağırlıklı olarak yapıldığı Arkaik sur içi manastır alanında, çoğu kentte ilk kez rastlanan malzeme ve yapılar gün yüzüne çıkarılıyor. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Kazı Başkanı Doç. Dr. Ufuk Çörtük, AA muhabirine, manastır bölgesindeki Geç Antik Çağ'a ait yapı kompleksinde 2 yıldır kazı çalışması yaptıklarını söyledi.  Geçen yıldan itibaren yapı kompleksinin odalarını boşaltmaya başladıklarını belirten Çörtük, "Bu yıl yürütülen kazılarda 4 mekanın kazısını tamamladık. Burası büyük bir kompleks. Ortasında büyük bir avlu, bu avlulara açılan dar sokaklar ile etrafına dağılmış vaziyette odalardan oluşan bir yapı var." dedi. Kazısı yapılan kompleksin milattan sonra 6. yüzyılda ilk evresini gösterdiğini, en son kullanımının ise Osmanlı Türk döneminde olduğunu dile getiren Çörtük, bu nedenle yapının uzun süre Kaunos sakinlerine iskan olduğunu kaydetti.  <strong>"ŞU ANA KADAR KOMPLEKSİN 5-6 MEKANINI AÇTIK"</strong></p><p>Çörtük, bu yıl yürütülen kazı çalışmalarında iki önemli yapıyı gün yüzüne çıkardıklarını anlatarak, şu ifadeleri kullandı:  "Bu yıl yürüttüğümüz kazı çalışmalarında vurgulamak istediğim özel iki yapımız var. Bu kompleksin su ihtiyacını karşılayan büyük bir sarnıcı arkeoloji bilimine kazandırdık. Buranın çalışmalarını tamamladık. Diğer önemli bir yapı ise kompleksin sağlık merkezi. İçerisinden gelen veriler ışığında, burası tıp merkezi olabilecek bir yapı. Kazılarda bu alan içerisinde, özellikle cerrahi müdahalelerde kullanılan dikiş iğneleri, ameliyatlarda kullanılan sonda malzemeleri, kesinlikle bu yapının bir tıp merkezi olduğunu bize gösteriyor. Şu ana kadar kompleksin 5-6 mekanını açtık. Yapıyı tamamen açtığımızda kente Geç Antik Çağ'a ait büyük bir yapı kazandıracağız. Bunu da büyük bir heyecanla bekliyoruz."  Kazı çalışmalarında 6. yüzyıla tarihlenen geç Roma sikkelerine de ulaştıklarını bildiren Çörtük, tespit ettikleri Fatih Sultan Mehmet dönemine ait sikkelerin ise kompleksin son kullanım evresini gösterdiğini söyledi. Çörtük, bunun yanında Beylikler dönemine ait seramiklerin de yapının geç dönem kullanımının izleri olduğunu dile getirdi.  Ufuk Çörtük, antik kentteki çalışmalara Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, Döner Sermaye İşletmesi Merkez Müdürlüğü ile Muğla İŞKUR Müdürlüğünün destek verdiğini sözlerine ekledi. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uşak&amp;apos;taki Sebaste Antik Kenti&amp;apos;nde Orta Bizans Dönemi&amp;apos;ne ait mezarlar bulundu</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/usaktaki-sebaste-antik-kentinde-orta-bizans-doenemine-ait-mezarlar-bulundu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/usaktaki-sebaste-antik-kentinde-orta-bizans-doenemine-ait-mezarlar-bulundu</guid>
<description><![CDATA[ Roma&#039;nın ilk imparatoru Augustus tarafından kurulan Uşak&#039;taki Sebaste Antik Kenti&#039;nde, Orta Bizans Dönemi&#039;ne ait 9 mezar tespit edildi.Sivaslı ilçesi Selçikler beldesinde yer alan Sebaste Antik Kenti&#039;nde 44 yıl aranın ardından 2022&#039;de yeniden başlayan kazı çalışmaları sürüyor.Uşak Arkeoloji Müzesinin başkanlığında yürütülen çalışmalarda; Uşak Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyeleri Doç. Dr. Emre Taştemür ve Doç. Dr. Münteha Dinç de yer alıyor.Roma İmparatorluğunun Anadolu&#039;daki en önemli kentleri arasında gösterilen dönemin piskoposluk merkezi Sebaste&#039;de bu yıl kazılar, &quot;büyük kilise&quot; olarak adlandırılan bölgede yoğunlaştı. Ağustosta başlayan çalışmalarda &quot;büyük kilise&quot;nin kuzey bölgesinde çoğunluğu bebek ve çocuklara ait 9 mezara ulaşıldı.Doç. Dr. Emre Taştemür, 2022&#039;deki kazılara çevre temizliğiyle başladıklarını, geçen yıl ise alınan harç örnekleri doğrultusunda restorasyon ve konservasyon çalışmaları yürüttüklerini söyledi.&quot;Büyük kilise&quot; olarak bilinen alanın &quot;kuzey nef&quot; (kilisenin içindeki bir alan) bölgesinde yoğun çalışma yürüttüklerini aktaran Taştemür, &quot;Bunun nedeni de buranın Roma hamamının temelleri korunarak yapıldığı düşünülüyordu. Biz bunu kanıtlamak için o bölgede kazıya başladık. Fakat kuzey bölgesinde özellikle Orta Bizans&#039;ın son dönemine ait olduğunu değerlendirdiğimiz 9 mezarla karşılaştık. Mezarlar, milattan sonra 9. ve 13. yüzyıl başları arasında tarihlendirildi. Bu mezarların çoğu bebek ve çocuk mezarlarıydı&quot; diye konuştu.Mezar gruplarında iki farklı tipolojiyle karşılaştıklarını dile getiren Taştemür, bunlardan birinin çatı şeklinde yapılan tuğla mezarlar olduğunu vurguladı.  Tuğla mezarlarda gömünün basit şekilde yapıldığını anlatan Taştemür, şunları anlattı:  &quot;Diğeri ise taş örgüyle yapılan bir mezar tipolojisi. Mezarların Orta Bizans&#039;ın son dönemine ait olduğunu ise şuradan anlıyoruz. Zeminin yaklaşık yarım metre üzerindeki bir dolgudan bunlar çıkıyor. Yani kilise zemininin yaklaşık yarım metre üzerindeki dolgudan. Büyük ihtimalle kiliselerin önemini yitirdikleri bir periyot içerisinde bunlar gömülmüş. Mezarların çoğunluğunun çocuk ve bebeklere ait olmasıyla ilgili çalışmalar sürüyor. İlerleyen periyotlarda bunların ölüm nedenleri, kaç yaşlarında öldükleri ve buraya neden gömüldüklerine ilişkin daha önemli bilgilere ulaşacağız. Ancak bu yıl enteresan bir şekilde yoğun bir mezar ve gömüyle birlikte kuzey nefinin olduğu yerde bunlarla karşılaşmaya başladık. Tıpkı Niğde&#039;deki Konstantin ve Helena kiliselerinde olduğu gibi burada da büyük ihtimalle kiliselerin çevresinde çok sayıda mezarla karşılaşacağız gibi gözüküyor.&quot; Kazılarda kolye uçları ve cam bileziklerin bulunduğunu anımsatan Taştemür, mezarların da Hz. İsa&#039;nın doğudan gelip bütün ölüleri dirilteceği felsefesine uygun bir şekilde doğu batı şeklinde uzandığını kaydetti.Taştemür, kazı çalışmalarına destek veren başta Kültür ve Turizm Bakanlığı olmak üzere Uşak Valiliği İl Özel İdaresine, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne, Sivaslı ve Selçikler belediyelerine teşekkür etti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HYsIj9yfnEKIOoSyrBPWOg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Uşaktaki, Sebaste, Antik, Kentinde, Orta, Bizans, Dönemine, ait, mezarlar, bulundu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HYsIj9yfnEKIOoSyrBPWOg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uşak'taki Sebaste Antik Kenti'nde Orta Bizans Dönemi'ne ait mezarlar bulundu"><p>Roma'nın ilk imparatoru Augustus tarafından kurulan Uşak'taki Sebaste Antik Kenti'nde, Orta Bizans Dönemi'ne ait 9 mezar tespit edildi.</p><p>Sivaslı ilçesi Selçikler beldesinde yer alan <strong>Sebaste Antik Kenti</strong>'nde 44 yıl aranın ardından 2022'de yeniden başlayan kazı çalışmaları sürüyor.</p><p>Uşak Arkeoloji Müzesinin başkanlığında yürütülen çalışmalarda; Uşak Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyeleri Doç. Dr. Emre Taştemür ve Doç. Dr. Münteha Dinç de yer alıyor.</p><p>Roma İmparatorluğunun Anadolu'daki en önemli kentleri arasında gösterilen dönemin piskoposluk merkezi Sebaste'de bu yıl kazılar, "büyük kilise" olarak adlandırılan bölgede yoğunlaştı. Ağustosta başlayan çalışmalarda "büyük kilise"nin kuzey bölgesinde çoğunluğu bebek ve çocuklara ait 9 mezara ulaşıldı.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CJC5mm-3hUSIamQL4OgR0A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><p>Doç. Dr. Emre Taştemür, 2022'deki kazılara çevre temizliğiyle başladıklarını, geçen yıl ise alınan harç örnekleri doğrultusunda restorasyon ve konservasyon çalışmaları yürüttüklerini söyledi.</p><p>"Büyük kilise" olarak bilinen alanın "kuzey nef" (kilisenin içindeki bir alan) bölgesinde yoğun çalışma yürüttüklerini aktaran Taştemür, "Bunun nedeni de buranın Roma hamamının temelleri korunarak yapıldığı düşünülüyordu. Biz bunu kanıtlamak için o bölgede kazıya başladık. Fakat kuzey bölgesinde özellikle Orta Bizans'ın son dönemine ait olduğunu değerlendirdiğimiz 9 mezarla karşılaştık. Mezarlar, milattan sonra 9. ve 13. yüzyıl başları arasında tarihlendirildi. Bu mezarların çoğu bebek ve çocuk mezarlarıydı" diye konuştu.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1tKfQIGkoUKawy4urb8h2w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><p>Mezar gruplarında iki farklı tipolojiyle karşılaştıklarını dile getiren Taştemür, bunlardan birinin çatı şeklinde yapılan tuğla mezarlar olduğunu vurguladı.  Tuğla mezarlarda gömünün basit şekilde yapıldığını anlatan Taştemür, şunları anlattı:  "Diğeri ise taş örgüyle yapılan bir mezar tipolojisi. Mezarların Orta Bizans'ın son dönemine ait olduğunu ise şuradan anlıyoruz. Zeminin yaklaşık yarım metre üzerindeki bir dolgudan bunlar çıkıyor. Yani kilise zemininin yaklaşık yarım metre üzerindeki dolgudan. Büyük ihtimalle kiliselerin önemini yitirdikleri bir periyot içerisinde bunlar gömülmüş. Mezarların çoğunluğunun çocuk ve bebeklere ait olmasıyla ilgili çalışmalar sürüyor. İlerleyen periyotlarda bunların ölüm nedenleri, kaç yaşlarında öldükleri ve buraya neden gömüldüklerine ilişkin daha önemli bilgilere ulaşacağız. Ancak bu yıl enteresan bir şekilde yoğun bir mezar ve gömüyle birlikte kuzey nefinin olduğu yerde bunlarla karşılaşmaya başladık. Tıpkı Niğde'deki Konstantin ve Helena kiliselerinde olduğu gibi burada da büyük ihtimalle kiliselerin çevresinde çok sayıda mezarla karşılaşacağız gibi gözüküyor." </p><p>Kazılarda kolye uçları ve cam bileziklerin bulunduğunu anımsatan Taştemür, mezarların da Hz. İsa'nın doğudan gelip bütün ölüleri dirilteceği felsefesine uygun bir şekilde doğu batı şeklinde uzandığını kaydetti.</p><p>Taştemür, kazı çalışmalarına destek veren başta Kültür ve Turizm Bakanlığı olmak üzere Uşak Valiliği İl Özel İdaresine, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne, Sivaslı ve Selçikler belediyelerine teşekkür etti.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Domuztepe Höyüğü&amp;apos;nde 2024 kazıları tamamlandı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/domuztepe-hoeyugunde-2024-kazilari-tamamlandi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/domuztepe-hoeyugunde-2024-kazilari-tamamlandi</guid>
<description><![CDATA[ Kahramanmaraş&#039;ın Türkoğlu ilçesindeki Domuztepe Höyüğü&#039;nde yürütülen kazı çalışmalarının bu yıl ki kısmı tamamlandı.Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinasyonunda, Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Halil Tekin başkanlığında yürütülen çalışmalar kapsamında önemli eserlere ulaşıldı.  Doç. Dr. Halil Tekin, kazı çalışma değerlendirme toplantısında yaptığı konuşmada, bu yıl ki çalışmalarda silolar, mühürler, çocuk mezarları ve gümüşten yapılmış halka ortaya çıkardıklarını belirtti.  7 BİN 600 YILLIK GÜMÜŞ HALKATekin, 2024 yılı kazılarında çıkarılan buluntular arasında en dikkat çekici eserlerden birinin gümüş halka olduğuna işaret ederek şöyle konuştu:  &quot;Çünkü dünya metalurji tarihinde önemli bir keşif olarak karşımıza çıktı. Gümüşten yapılmış küçük bir halka. Bir çubuğun halka haline getirilmiş olması. Gümüşün arkeolojideki varlığını günümüzden 5500 yıl öncesine kadar bilmiyorduk. Hem Anadolu&#039;da hem İran&#039;daki bulgular bize bunu gösteriyor. Domuztepe&#039;de biz bunu 7 bin 600 yıl yani 2 bin yıl daha önce başladığını görüyoruz. Dünya metalürji tarihinde önemli bir keşif olarak bizi en çok heyecanlandıran buluntu olarak karşımıza çıktı.&quot;  Gümüş halkanın günümüzden 7 bin 600 yıl öncesine ait olduğunu vurgulayan Tekin, &quot;Muhtemelen bu bir bebeğin bileğine takılmış olmalıydı. Bunların analizleri yapılacak ve çok daha değişik sonuçlara da ulaşacağımızı umut ediyorum.&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WVNlCcLNnkC2uFCiUa4QjQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Domuztepe, Höyüğünde, 2024, kazıları, tamamlandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WVNlCcLNnkC2uFCiUa4QjQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Domuztepe Höyüğü'nde 2024 kazıları tamamlandı"><p>Kahramanmaraş'ın Türkoğlu ilçesindeki Domuztepe Höyüğü'nde yürütülen kazı çalışmalarının bu yıl ki kısmı tamamlandı.</p><p>Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinasyonunda, Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Halil Tekin başkanlığında yürütülen çalışmalar kapsamında önemli eserlere ulaşıldı.  Doç. Dr. Halil Tekin, kazı çalışma değerlendirme toplantısında yaptığı konuşmada, bu yıl ki çalışmalarda silolar, mühürler, çocuk mezarları ve gümüşten yapılmış halka ortaya çıkardıklarını belirtti.  <strong>7 BİN 600 YILLIK GÜMÜŞ HALKA</strong></p><p>Tekin, 2024 yılı kazılarında çıkarılan buluntular arasında en dikkat çekici eserlerden birinin gümüş halka olduğuna işaret ederek şöyle konuştu:  "Çünkü dünya metalurji tarihinde önemli bir keşif olarak karşımıza çıktı. Gümüşten yapılmış küçük bir halka. Bir çubuğun halka haline getirilmiş olması. Gümüşün arkeolojideki varlığını günümüzden 5500 yıl öncesine kadar bilmiyorduk. Hem Anadolu'da hem İran'daki bulgular bize bunu gösteriyor. Domuztepe'de biz bunu 7 bin 600 yıl yani 2 bin yıl daha önce başladığını görüyoruz. Dünya metalürji tarihinde önemli bir keşif olarak bizi en çok heyecanlandıran buluntu olarak karşımıza çıktı."  Gümüş halkanın günümüzden 7 bin 600 yıl öncesine ait olduğunu vurgulayan Tekin, "Muhtemelen bu bir bebeğin bileğine takılmış olmalıydı. Bunların analizleri yapılacak ve çok daha değişik sonuçlara da ulaşacağımızı umut ediyorum." diye konuştu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Antalya Nekropol Müzesi binlerce yıllık tarihe ışık tutuyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/antalya-nekropol-muzesi-binlerce-yillik-tarihe-isik-tutuyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/antalya-nekropol-muzesi-binlerce-yillik-tarihe-isik-tutuyor</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye&#039;de ilk olma özelliği taşıyan ve geçen yıl ziyarete açılan Antalya Nekropol Müzesi, içerisindeki 2 bin 300 yıllık mezar alanı (nekropol) ve antik dönemdeki ölü gömme kültürlerine dair izlerle dikkati çekiyor.Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından 2008&#039;de Doğu Garajı mevkisinde yürütülen iş merkezi ve otopark alanı inşaatı çalışmaları sırasında zemin seviyesi indikçe bölgede antik mezarlar olduğu tespit edildi.  Antalya Müze Müdürlüğü uzmanlarının incelemelerin ardından bölgede yaklaşık 3 yıl kurtarma kazıları yürütüldü. Kazılarda milattan önce 3. yüzyıl ve milattan sonra 4. yüzyıl aralığına tarihlenen 1000&#039;e yakın çeşitli tiplerde mezar, çok sayıda envanterlik eser ve iskelet açığa çıkarıldı.Belediyenin bina inşası ve alandaki çalışmaların tamamlanmasının ardından nekropol, müzeye çevrilmesi amacıyla protokolle Kültür ve Turizm Bakanlığına devredildi.  Özgün mimari yapısıyla dikkati çeken müzede, 3 sergi salonu ve tarihi mezar alanlarını yakından görebilme imkanı sunan yürüyüş yolları yer alıyor.  Müzede sergilenen eserler ziyaretçilere, antik dönemdeki ritüeller ve ölü gömme geleneklerine dair veriler sunuyor.Antalya Müze Müdürü Mustafa Demirel, bölgenin Attaleia Antik Kenti&#039;ne ait Doğu Nekropol Alanı olduğunu, varlığı tespit edildikten sonra birinci derece arkeolojik sit alanı olarak koruma altına alındığını söyledi.  Bölgenin tespitinin ardından alanda yoğun çalışmaların yürütüldüğünü anlatan Demirel, &quot;Toplamda proje uygulamalarının tamamlanması da dahil olmak üzere yaklaşık 1000&#039;in üzerinde mezar çıkarıldı. Mezarlar şu anki asfalt yol seviyesinin yaklaşık 2,5- 3 üç metre altında. Tabanda Dromoslu oda mezarların olduğu 3-4 çeşit mezar tipi açığa çıkarıldı. Müze Müdürlüğü uzmanları ve bir dönem olmak üzere Akdeniz Üniversitesi arkeologları bölgede çalışma yürüttü. Nekropol alanı milattan önce 3. yüzyıl ve milattan sonra 4. yüzyıl aralığında aktif olarak kullanılmış yani 700 yıllık bir dönemde içerisinde gömü yapılmış&quot; diye konuştu.  Kazılarda mezarlarda çok sayıda özel eşya, yüzük, kolye gibi takıların, çeşitli kaplar gibi buluntuların gün yüzüne çıkartıldığını belirten Demirel, bunlardan envanterlik değeri olanların restorasyon ve konservasyonunun yapıldığını kaydetti.&quot;TÜRKİYE&#039;DE TEK&quot;Demirel, bu eşyaların bir kısmının Antalya Müzesi&#039;nde büyük bir bölümünün ise salonlarda sergilendiğini belirterek, &quot;Sergi salonlarında Antalya Müzesi&#039;nin açık teşhirinde ve depolarında yer alan eserler değerlendirildi. Özellikle iki salona vitrin koyduk. Bu vitrinlerin içinde de alandan çıkan eserlerden karma sergiler oluşturduk. Bunların içerisinde gözyaşı şişeleri, koku kapları, sikkeler, cam eserler, kaplar ve amforalar var. Bir bölümü de depolarımızda muhafaza ediliyor. Nekropol Müzesi&#039;nde teşhirinde 283 eser yer alıyor. Dünyada ve ülkemizde nekropol müzesi adı altında örnek bir müze oluşturduk. Türkiye&#039;deki tek nekropol müzesiyiz&quot; ifadelerini kullandı.  Müzenin şehrin merkezinde olması nedeniyle kolay ulaşılabilirliğine işaret eden Demirel, sözlerini şöyle sürdürdü:  &quot;Müze açıldığı ilk dönemde ücretsiz ziyaret edildi. Bu yıl marttan itibaren bilet kesilmeye başlandı. Bu döneme kadar yaklaşık 2 bin 500 civarında ziyaretçi ağırladık. Müzemiz şehrin merkezinde olması nedeniyle ilgi çekiyor, ziyaretçi sayımızın gün geçtikçe artacağını düşünüyoruz. Bu konuda tanıtım ve özellikle Antalya&#039;ya gelen yabancı ziyaretçilerin bilgilendirilmesi konusunda çalışmalarımız devam ediyor.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WTACpAytG0CD45K4_2kq1Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Antalya, Nekropol, Müzesi, binlerce, yıllık, tarihe, ışık, tutuyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WTACpAytG0CD45K4_2kq1Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Antalya Nekropol Müzesi binlerce yıllık tarihe ışık tutuyor"><p>Türkiye'de ilk olma özelliği taşıyan ve geçen yıl ziyarete açılan Antalya Nekropol Müzesi, içerisindeki 2 bin 300 yıllık mezar alanı (nekropol) ve antik dönemdeki ölü gömme kültürlerine dair izlerle dikkati çekiyor.</p>Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından 2008'de Doğu Garajı mevkisinde yürütülen iş merkezi ve otopark alanı inşaatı çalışmaları sırasında zemin seviyesi indikçe bölgede antik mezarlar olduğu tespit edildi.  Antalya Müze Müdürlüğü uzmanlarının incelemelerin ardından bölgede yaklaşık 3 yıl kurtarma kazıları yürütüldü. Kazılarda milattan önce 3. yüzyıl ve milattan sonra 4. yüzyıl aralığına tarihlenen 1000'e yakın çeşitli tiplerde mezar, çok sayıda envanterlik eser ve iskelet açığa çıkarıldı.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EHTP8n6y4EOZeXxOuTpyQA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="">Belediyenin bina inşası ve alandaki çalışmaların tamamlanmasının ardından nekropol, müzeye çevrilmesi amacıyla protokolle Kültür ve Turizm Bakanlığına devredildi.  Özgün mimari yapısıyla dikkati çeken müzede, 3 sergi salonu ve tarihi mezar alanlarını yakından görebilme imkanı sunan yürüyüş yolları yer alıyor.  Müzede sergilenen eserler ziyaretçilere, antik dönemdeki ritüeller ve ölü gömme geleneklerine dair veriler sunuyor.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3QamKOUFQk-cx_Wy-kDZWQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="">Antalya Müze Müdürü Mustafa Demirel, bölgenin Attaleia Antik Kenti'ne ait Doğu Nekropol Alanı olduğunu, varlığı tespit edildikten sonra birinci derece arkeolojik sit alanı olarak koruma altına alındığını söyledi.  Bölgenin tespitinin ardından alanda yoğun çalışmaların yürütüldüğünü anlatan Demirel, "Toplamda proje uygulamalarının tamamlanması da dahil olmak üzere yaklaşık 1000'in üzerinde mezar çıkarıldı. Mezarlar şu anki asfalt yol seviyesinin yaklaşık 2,5- 3 üç metre altında. Tabanda Dromoslu oda mezarların olduğu 3-4 çeşit mezar tipi açığa çıkarıldı. Müze Müdürlüğü uzmanları ve bir dönem olmak üzere Akdeniz Üniversitesi arkeologları bölgede çalışma yürüttü. Nekropol alanı milattan önce 3. yüzyıl ve milattan sonra 4. yüzyıl aralığında aktif olarak kullanılmış yani 700 yıllık bir dönemde içerisinde gömü yapılmış" diye konuştu.  Kazılarda mezarlarda çok sayıda özel eşya, yüzük, kolye gibi takıların, çeşitli kaplar gibi buluntuların gün yüzüne çıkartıldığını belirten Demirel, bunlardan envanterlik değeri olanların restorasyon ve konservasyonunun yapıldığını kaydetti.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fwdrGivw-0mntNTqOAonCg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><p><strong>"TÜRKİYE'DE TEK"</strong></p><p>Demirel, bu eşyaların bir kısmının Antalya Müzesi'nde büyük bir bölümünün ise salonlarda sergilendiğini belirterek, "Sergi salonlarında Antalya Müzesi'nin açık teşhirinde ve depolarında yer alan eserler değerlendirildi. Özellikle iki salona vitrin koyduk. Bu vitrinlerin içinde de alandan çıkan eserlerden karma sergiler oluşturduk. Bunların içerisinde gözyaşı şişeleri, koku kapları, sikkeler, cam eserler, kaplar ve amforalar var. Bir bölümü de depolarımızda muhafaza ediliyor. Nekropol Müzesi'nde teşhirinde 283 eser yer alıyor. Dünyada ve ülkemizde nekropol müzesi adı altında örnek bir müze oluşturduk. Türkiye'deki tek nekropol müzesiyiz" ifadelerini kullandı.  Müzenin şehrin merkezinde olması nedeniyle kolay ulaşılabilirliğine işaret eden Demirel, sözlerini şöyle sürdürdü:  "Müze açıldığı ilk dönemde ücretsiz ziyaret edildi. Bu yıl marttan itibaren bilet kesilmeye başlandı. Bu döneme kadar yaklaşık 2 bin 500 civarında ziyaretçi ağırladık. Müzemiz şehrin merkezinde olması nedeniyle ilgi çekiyor, ziyaretçi sayımızın gün geçtikçe artacağını düşünüyoruz. Bu konuda tanıtım ve özellikle Antalya'ya gelen yabancı ziyaretçilerin bilgilendirilmesi konusunda çalışmalarımız devam ediyor."</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tarihin Dönüm Noktası: Çanakkale Savaşları ve Barış Köprüsü</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/tarihin-doenum-noktasi-canakkale-savaslari-ve-baris-koeprusu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/tarihin-doenum-noktasi-canakkale-savaslari-ve-baris-koeprusu</guid>
<description><![CDATA[ 18 Mart 1915’te Türk güçlerinin zaferiyle sonuçlanan Çanakkale Deniz ve Kara Savaşları&#039;nın üzerinden 109 yıl geçti. Bu büyük savaş, Türkiye, Avustralya ve Yeni Zelanda arasında kurulan barış ve dostluk köprüsünü daha da sağlamlaştırıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x580_66e2074c06a9a.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Tarihin, Dönüm, Noktası:, Çanakkale, Savaşları, Barış, Köprüsü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p>Çanakkale Savaşları'nın üzerinden uzun yıllar geçmesine rağmen araştırmacılar, bu efsanevi muharebenin sırlarını açığa çıkarmak için hâlâ çalışmaya devam ediyor. 1915 yılında, Birinci Dünya Savaşı'nın ortasında gerçekleşen bu savaşlarda yüz binlerce insan hayatını kaybetti. Çanakkale Deniz Savaşı'nın ardından başlayan kara muharebeleri, şiddetli çatışmalarla tarihe geçti. Özellikle Anzak birliklerinin çıkarma yaptığı Gelibolu Yarımadası, bugün barış ve anma etkinliklerine ev sahipliği yapmaya devam ediyor.</p>
<p><strong>Stratejik Önemi Yüksek Çanakkale Boğazı</strong></p>
<p>Çanakkale Savaşları’nın gerçekleştiği yer olarak Gelibolu’nun seçilmesinin temel nedeni, Çanakkale Boğazı'nın Karadeniz’den Akdeniz’e açılan en önemli su yolu olmasıydı. Müttefik Kuvvetleri, Osmanlı İmparatorluğu'nu çökertmek ve savaşın seyrini değiştirmek amacıyla büyük bir deniz harekâtı başlattı. Ancak hedefledikleri kolay zafer, boğazı geçerken karşılaştıkları direnişle felakete dönüştü. İngilizler, İstanbul'u ele geçirip Rusya'ya destek göndermeyi amaçladıkları bu planda büyük kayıplar verdi. Özellikle deniz savaşı sırasında birçok müttefik gemisi batırıldı.</p>
<p><strong>Bir Ritüel Haline Gelen Anzak Günü</strong></p>
<p>Anzak birliklerinin Gelibolu’da büyük kayıplar vermesinin ardından, her yıl 25 Nisan’da Avustralya ve Yeni Zelanda'da Anzak Günü olarak kabul edilen tarih, Gelibolu’da da anma etkinliklerine sahne oluyor. Bu özel günde Anzak torunları, atalarını anmak için Gelibolu Yarımadası’na akın ediyor. Etkinlikler sırasında Anzak Koyu’nda bir gece geçiren ziyaretçiler, atalarının savaşa başladığı saatlerde denizden karaya çıkarma anını simgesel olarak yeniden yaşıyor.</p>
<p><strong>Gelibolu: Bir Tarihî Yolculuk</strong></p>
<p>Gelibolu Yarımadası, yalnızca Çanakkale Savaşları'na ev sahipliği yapmadı, aynı zamanda tarih boyunca birçok medeniyetin geçiş noktası oldu. Bölge, Osmanlı İmparatorluğu döneminde önemli bir yerleşim alanıydı ve 1354 yılında Osmanlıların Avrupa’daki ilk fethi burada gerçekleşti. Günümüzde ise yarımada, tarihi dokusu ve müzeleriyle bir açık hava müzesi görünümünde.</p>
<p>Gelibolu Yarımadası Millî Parkı’nda Türk, Avustralya, Fransız, İngiliz ve Yeni Zelanda askerlerinin anısına dikilmiş birçok anıt ve mezar bulunuyor. Ziyaretçiler, Gelibolu Savaş Müzesi, Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi, Conkbayırı ve Anzak Koyu gibi tarihi noktaları gezerek savaşın izlerini takip edebiliyorlar.</p>
<p><strong>Gelibolu'da Bir Avustralyalı: Duygu Yüklü Anlar</strong></p>
<p>Gelibolu’nun Avustralyalılar için ne kadar anlam taşıdığını bizzat bir anıyla paylaşmak istiyorum. Yıllar önce, bir fotoğrafçı arkadaşımla Gelibolu Yarımadası’ndaki savaş alanlarını gezerken Avustralyalı tarih öğretmeni Kerry Brain ile tanıştım. Brain, dedesinin mezarını bulduğunda duygusal bir an yaşamıştı. Bu an, Çanakkale’nin Avustralyalılar için taşıdığı derin anlamın bir yansımasıydı.</p>
<p><strong>Lezzet Durakları ve Yöresel Tatlar</strong></p>
<p>Gelibolu’yu ziyaret ederken yerel lezzetlerin de tadına varmayı unutmayın. Sardalya, kalamar tava gibi deniz ürünleriyle birlikte domates reçeli ve peynir tatlısı gibi yöresel lezzetler, bölgeyi keşfederken mola vermek için ideal.</p>
<p>109 yıl sonra Çanakkale, sadece büyük bir savaşın değil, aynı zamanda barışın, dostluğun ve ortak tarih bilincinin simgesi olarak yaşamaya devam ediyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir’de gezebileceğiniz 10 antik kent</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/izmirde-gezebileceginiz-10-antik-kent</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/izmirde-gezebileceginiz-10-antik-kent</guid>
<description><![CDATA[ İzmir’de tarihi bir yolculuğa çıkın! Efes, Pergamon, Teos ve daha fazlasıyla antik kentlerin büyüleyici atmosferini keşfedin ve geçmişe dokunun. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2024/09/antik.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>İzmir’de, gezebileceğiniz, antik, kent</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[İzmir, her köşesinde tarihi derinlikleri ve kültürel zenginlikleriyle büyüleyici bir geçmişin izlerini taşıyor. Şehir, binlerce yıl öncesine ait antik kentlerle dolu ve bu tarihî mekânlar, ziyaretçilere unutulmaz bir zaman yolculuğu sunuyor. İşte İzmir'de gezebileceğiniz en etkileyici 10 antik kent:

1. Efes Antik Kenti: Efes: Antik dünyanın incisi

Selçuk’ta bulunan Efes Antik Kenti, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor. Bu görkemli kent, 21 bin kişilik tiyatrosu, stadionu ve etkileyici yapılarıyla ünlü. Celsus Kütüphanesi, Hadrian Tapınağı ve Artemis Tapınağı gibi önemli yapılarıyla Efes, tarih meraklılarına büyüleyici bir deneyim sunuyor. Ayrıca, Meryem Ana Evi, Ayasuluk Tepesi, St. Jean Bazilikası ve Çukuriçi Höyük gibi yakındaki yerleri de ziyaret etmenizi öneririz.



2. Pergamon Antik Kenti: Bergama'nın tarihî kalıntıları

Bergama’da yer alan Pergamon Antik Kenti, İzmir’in UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan bir diğer önemli noktası. Bergama Akropolü, antik dünyada önemli bir eğitim merkezi ve Pergamon Krallığı'nın yönetim merkezi olarak biliniyor. Ayrıca, dünyanın en dik antik tiyatrosuna ve Bergama Asklepeion’a ev sahipliği yapıyor.



3. Yeşilova Höyüğü: İzmir’in en eski yerleşim alanı

Bornova sınırlarında bulunan Yeşilova Höyüğü, yaklaşık 8.500 yıl öncesine dayanan bir geçmişe sahip. Arkeolojik kazı alanını gezebilir ve Ziyaretçi Merkezi’nde sergilenen bulguları görebilirsiniz. Neolitik Köy’de çocuklar, dönemin kıyafetlerini giyip, o zamanki etkinlikleri deneyimleyebilirler.



4. Bayraklı Smyrnası: İzmir’in ilk ibadet merkezi

Bayraklı’daki Smyrna-Tepekule Höyüğü, 5 bin yıl öncesine ait uygarlık izlerini günümüze taşıyor. Burada Athena Tapınağı ve diğer önemli yapıları görebilirsiniz. Ayrıca Çifte Megaron, Sur, Anıtsal Çeşme, Gömü Alanı ve Tantalos Mezarı gibi önemli noktaları da ziyaret etmenizi öneririz.



5. Agora Ören Yeri: İzmir’in kalbinde tarih

Şehir merkezinde bulunan Agora Ören Yeri, Smyrna Antik Kenti’nin kalıntılarından biridir. Agora, dünyadaki en büyük kent meydanlarından biri olarak bilinir. Grekçe yazılmış graffitiler, Roma Dönemi’nin halk yaşamının izlerini sunuyor.



6. Metropolis Antik Yerleşimi: Ana tanrıça'nın kenti

Torbalı’da bulunan Metropolis Antik Kenti, MÖ 3. yüzyılda kurulmuş ve Roma İmparatorluğu Dönemi’nden günümüze önemli yapılarıyla ulaşmıştır. Kentte Atrium, Roma Evi, Zeus ve On İki Tanrı tapınaklarını görebilirsiniz.



7. Teos Antik Kenti: İyon kolonisinin kalıntıları

Sığacık’ta yer alan Teos Antik Kenti, MÖ 1000 yıllarında kurulmuş bir İyon kolonisi olarak biliniyor. Antik kentin en ünlü yapısı Dionysos Tapınağı’dır. Ayrıca agora, tiyatro, odeon, surlar ve liman kalıntılarını da keşfetmeyi unutmayın.



8. Erythrai Antik Kenti: Çeşme’nin tarihî derinlikleri

Çeşme’nin Ildırı Köyü’nde bulunan Erythrai, İlk Tunç Çağı’na kadar uzanan bir geçmişe sahiptir. Depremler ve savaşlar sonucunda büyük yıkıma uğramış olan kent, Bizans Dönemi’nde önemini kaybetmiş ve 1366’da Türklerin egemenliğine girmiştir.



9. Klazomenai Antik Kenti: Zeytinyağının doğduğu yer

Urla’da yer alan Klazomenai, dünyada zeytinyağının fabrika ölçeğinde üretildiği en eski tesislere ev sahipliği yapıyor. MÖ 6. yüzyıla tarihlenen ve 2005 yılında restore edilen zeytinyağı işçiliğini ziyaret edebilirsiniz.



10. Notion Antik Kenti: Kale ve Athena Tapınağı

Menderes ilçesinin Ahmetbeyli Mahallesi’nde bulunan Notion Antik Kenti, İzmir merkeze 50 kilometre uzaklıktadır. Akropol’ün doğusundaki iki tepe üzerine kurulmuş olan kent, Athena Polias’a adanmış tapınakla ünlüdür.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir Dikili&amp;apos;nin en güzel plajları</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/izmir-dikilinin-en-guzel-plajlari</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/izmir-dikilinin-en-guzel-plajlari</guid>
<description><![CDATA[ Dikili’nin masmavi denizi ve yemyeşil doğasıyla ünlü plajlarını keşfedin. Garip Adası’ndan Pissa Plajı’na, her bir köşe sizi bekliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2024/09/dikili-1.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>İzmir, Dikilinin, güzel, plajları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Dikili, Türkiye'nin Ege kıyısında, hem masmavi denizin hem de yeşilin tadını çıkarabileceğiniz mükemmel bir tatil beldesi. Ücretsiz olarak faydalanabileceğiniz plajlar ve gizli koylar ile bölgenin güzelliklerini keşfetmek için ideal bir yer. İşte Dikili'deki en güzel plajlar ve koylar:

Garip Adası: Tarihle iç içe bir cennet

Garip Adası, Dikili Bademli Limanı'ndan kısa bir tekne yolculuğu ile ulaşabileceğiniz huzurlu bir yer. Tesisi olmayan bu ada, doğayla iç içe bir deneyim sunuyor. Yanınıza şemsiye ve gerekli ekipmanları almayı unutmayın, çünkü adada gölge alanlar oldukça az. Garip Adası, antik dönemden izler taşıyor ve ünlü tarihçi Strabon'un bahsettiği "Işık Saçan Adalar" (antik adı Arginnsai) üçlüsünden biridir. Zamanla karayla birleşen üçüncü adanın yanı sıra, Kalem Adası da bu bölgededir ve özel bir işletmeye aittir.



Hanımın Koyu: Sakinlik ve doğa için ideal bir yer

Kokarot Koyu olarak da bilinen Hanımın Koyu, karadan ulaşımın imkansız olduğu nadir bakir koylardan biridir. Bademli Limanı'ndan kalkan teknelerle ulaşabileceğiniz bu koya, sakin denizi ve beyaz kumlarıyla huzurlu bir tatil için gitmelisiniz.



Pissa Plajı: Doğanın saf güzelliği

Dikili'nin güneybatısında, Pissa Plajı, beyaz kumları ve berrak denizi ile dikkat çekiyor. Dikili merkeze 12 kilometre uzaklıkta yer alan bu plajda, herhangi bir tesis bulunmuyor. Güneşin batışını izlemek için mükemmel bir seçenek.



Denizköy Plajı: Hem özel hem halka açık alanlar

Denizköy Plajı, Bademli ile Çandarlı arasında yer alıyor ve hem özel işletmeler hem de halka açık geniş bir alana sahip. İzmir’in güzel koylarından biri olan Denizköy, kamp severlerin de tercih ettiği yerlerden biri.



Hayıtlı Koyu: Sessiz ve temiz bir cennet

Dikili'nin güneybatısında, merkeze 15 kilometre uzaklıkta bulunan Hayıtlı Koyu, sakinliği ve temiz denizi ile öne çıkıyor. Bademli Köyü'nden kısa bir toprak yolculuğu ile ulaşabileceğiniz bu plajda tesis bulunmuyor.



Killik Koyu: Doğal kil ile cilt bakımı

Killik Koyu, Dikili merkeze yaklaşık 10 kilometre uzaklıkta ve doğal kil bulunduran sahil şeridi ile ünlü. Beyaz kumları ve turkuaz sularıyla dikkat çeken bu koy, ziyaretçilerine doğal kil ile cilt bakımı yapma imkanı sunuyor. Ücretli özel işletmelerin yanı sıra, dar sahil şeridi halka açık ve ücretsiz.



Küçük Zindancık Koyu: Sakin ve gizli bir bölge

Küçük Zindancık Koyu, gece karanlığı nedeniyle bu ismi almış bir koydur. Hafta sonları sakin bir atmosfer sunan bu koyda, özel mülklerin önünden denize girilebilir. Ayrıca, koyun karşısındaki adaya yüzerek ulaşmak da mümkün.



Dikili'nin bu eşsiz plajlarını keşfederek hem denizin hem de yeşilin tadını çıkarabilirsiniz. Daha fazla bilgi ve Dikili plajlarına dair videomuza buradan ulaşabilirsiniz.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Seferihisar: Türkiye&amp;apos;nin ilk sakin şehri ve doğal cazibesi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/seferihisar-turkiyenin-ilk-sakin-sehri-ve-dogal-cazibesi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/seferihisar-turkiyenin-ilk-sakin-sehri-ve-dogal-cazibesi</guid>
<description><![CDATA[ Seferihisar Türkiye&#039;nin ilk sakin şehri, mandalina bahçeleri ve tarihi mirasıyla keşfedilmeyi bekliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2024/09/sigacik.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Seferihisar:, Türkiyenin, ilk, sakin, şehri, doğal, cazibesi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Seferihisar, İzmir’in merkezine 45 km uzaklıkta, ekonomik olarak mandalina bahçeleri ve balıkçılık üzerine kurulu bir “Sakin Şehir”dir. 2009 yılında Cittaslow Uluslararası Birliği’ne dahil olan Seferihisar, hem tarihi hem de kültürel zenginlikleriyle öne çıkıyor.



Teos Antik Kenti: Tarihin izleri

Teos’un Tarihi ve önemi

Teos Antik Kenti, MÖ 1080’lere kadar uzanan tarihiyle Kuzey İon’un başkenti olarak bilinmektedir. Kentin en önemli yapılarından biri, Dionysos Tapınağı’dır. Helenistik ve Roma dönemine ait kalıntılar arasında Agora, Tiyatro, Odeion ve antik liman yer alır.

Ziyaretçilerin gözünden

Teos, tarih meraklıları ve arkeoloji severler için mükemmel bir destinasyondur. Antik kalıntılar, şehrin geçmişine dair önemli ipuçları sunar ve ziyaretçilere unutulmaz bir deneyim yaşatır.



Sığacık Kalesi: Tarihin ve kültürün kucaklaştığı yer

Selçuklu’dan Osmanlı’ya geçiş

Sığacık Kalesi, Selçuklu döneminde inşa edilmiştir. Osmanlı döneminde Piri Reis’in önerisiyle yeniden inşa edilen kale, bugün tiyatro, konser performanslarına ev sahipliği yapmaktadır. Ayrıca, pazar günleri köy pazarına ev sahipliği yapar.

Kaleiçi’nin canlılığı

Sığacık Kalesi’nin içinde tarihi evler, cami, hamam ve restoranlar bulunur. Pazar günleri, yerel çiftçilerin ürünlerini sattığı köy pazarı, Seferihisar’ın yerel ekonomisini destekler.



Can Yücel Tohum Merkezi: Geleceğe miras

Tohumların korunması

2011 yılında kurulan Can Yücel Tohum Merkezi, yerel tohumları koruma ve gelecek nesillere aktarma amacı güder. 2021’de İzmir Aşık Veysel Rekreasyon Alanı’nda ikinci merkez açılmıştır.

Toprak ve tohum

Merkez, yerel tarım kültürünü yaşatmayı ve bu bilgiyi geleceğe taşımayı hedefler. Etkinlikler, yerel tohumların korunmasını teşvik eder ve bu konuda farkındalık yaratır.



Kent Belleği Müzesi ve Anı Evi: Tarihin yüzleri

Restorasyon ve sergiler

Seferihisar Belediyesi tarafından restore edilen tarihi bina, 2013 yılında Kent Belleği Müzesi ve Anı Evi olarak hizmete açılmıştır. Müzede Seferihisar’ın geçmişine dair eşyalar ve fotoğraflar sergilenir.

Kültürel koruma

Bu müze, Seferihisar’ın kültürel mirasını koruma ve tanıtma konusunda önemli bir rol oynar. Yerel tarih ve kültürü yansıtan sergiler, ziyaretçilere şehrin geçmişi hakkında bilgi verir.

Teos Marina: Denizle bütünleşen lüks

Yatçılar için cazibe merkezi

Teos Marina, 2010 yılında hizmete açılmıştır ve denizde 480, karada 80 tekne kapasitesine sahiptir. İzmir merkeze 40 km ve Adnan Menderes Havalimanı’na 50 km uzaklıktadır.

Tesisler ve aktivite

Marina içinde restoranlar ve çarşı bulunur. Teos Marina, Çeşme, Kuşadası ve Efes gibi turistik yerlere yakınlığıyla dikkat çeker.



Seferihisar Doğa Okulu: Sürdürülebilir yaşamın adresi

Eğitim ve doğa

2014 yılında faaliyete geçen Seferihisar Doğa Okulu, doğa uyumlu üretim yöntemlerini öğretir. Eski okul binası restore edilerek Doğa Derneği’ne tahsis edilmiştir.

Doğayla uyumlu eğitim

Okul, kalfa, çırak, usta ilişkisi ile doğa severlerle tematik çalışmalar yapar. Sürdürülebilir yaşam tarzını teşvik eder.



Su sporları ve plajlar: Denizle iç içe

Sığacık Koylarında su sporları

Seferihisar, su sporları tutkunları için ideal bir destinasyondur. Tüplü dalış ve rüzgar sörfü gibi aktiviteler sunar.

Plajlar

Akkum, Akarca, Ekmeksiz ve Girlen Plajları, Seferihisar’ın popüler plajları arasında yer alır. Her biri farklı özellikleriyle tatilcilere çeşitli seçenekler sunar.

Zeytin Rotası: İzmir’in tarihi zeytin yolu

Güzergâh ve anıt zeytin ağaçları

Seferihisar da Zeytin Rotası üzerinde yer alır. Rota, İzmir’in zeytin kültürünü ve Yarımada’nın doğal güzelliklerini keşfetme fırsatı sunar.

Tarih ve kültür

Rota üzerindeki anıt zeytin ağaçları ve zeytinyağı işlikleri, İzmir’in zeytin kültürünü yaşatır.

Gastronomi: Seferihisar’ın yavaş yemekleri

Yöresel lezzetler

Seferihisar’ın mutfağı, “Slow Food” hareketiyle tanınır. Ekmek Dolması, Oğlak Dolması ve Armola Peyniri gibi yöresel lezzetler, bölgenin gastronomik zenginliğini yansıtır.

Unutulmaya yüz tutan tatlar

Seferihisar, Topan Karakılçık Buğdayı gibi unutulmaya yüz tutmuş tatları yeniden sofralara taşır. Mandalina Tatlısı ve Sakızlı Tarhana gibi geleneksel tatlar, bölgenin mutfak kültürünü korur.



Somut olmayan kültürel miras: Hıdırellez

Kutlamalar ve gelenekler

Hıdırellez, Mayıs ayında Beyler Köyü’nde coşkuyla kutlanır. UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Temsili Listesi’nde yer alan bu gelenek, yöresel yemeklerle ve festivallerle kutlanır.

Cittaslow ve kültürel koruma

Cittaslow hareketi, Seferihisar’ın kültürel mirasını korur ve tanıtır. Yerel lezzetler ve gelenekler, kültürel mirasın yaşatılmasına katkıda bulunur.

Seferihisar, tarihî ve kültürel zenginlikleriyle Türkiye’nin sakin şehirlerinden biridir. Hem doğal güzellikleri hem de yerel lezzetleriyle, keşfetmeye değer bir destinasyondur.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Pergamon&amp;apos;un büyüsü: Bergama&amp;apos;da keşfedilecek tarih ve kültür</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/pergamonun-buyusu-bergamada-kesfedilecek-tarih-ve-kultur</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/pergamonun-buyusu-bergamada-kesfedilecek-tarih-ve-kultur</guid>
<description><![CDATA[ Bergama: Tarih ve kültürün birleştiği bu antik kent, Pergamon&#039;un izlerini, eşsiz mimarileri ve geleneksel tatlarıyla sizi büyüleyecek. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2024/09/bergama-2.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Pergamonun, büyüsü:, Bergamada, keşfedilecek, tarih, kültür</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Bergama, zengin tarihî mirası ve etkileyici kültürel geçmişiyle Türkiye'nin en önemli turistik destinasyonlarından biridir. İzmir'e 110 km uzaklıktaki bu antik kent, Helenistik dönemden Osmanlı İmparatorluğu'na kadar pek çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. İşte Bergama'nın tarihî ve kültürel zenginliklerine dair kapsamlı bir rehber.

Pergamon Antik Kenti (Akropol)

Bergama Antik Kenti, İzmir ilinin modern Bergama ilçesinde yer alır ve tarihi MÖ 5. yüzyıla kadar uzanır. Şehrin yukarı bölümünde kraliyet sarayları, tapınaklar, kutsal alanlar, tiyatro ve kütüphane bulunurken, aşağı bölümde ise tapınaklar, Attalos Evi, Agora ve Gymnasium yer alır. Helenistik dönem mimarisinin en güzel örneklerinden biri olan Pergamon Tiyatrosu, 30 derecelik dik bir yamaç üzerine kurulmuş ve 10.000 kişilik kapasitesi ile dikkat çeker.



Kızıl Avlu (Serapion Tapınağı)

Kızıl Avlu, MS 5. yüzyılda kiliseye dönüştürülmüş olup, Hristiyanlığın yedi kilisesinden biridir. İlk yapıldığı dönemde tamamen mermerle kaplı olduğu anlaşılmaktadır; ancak zamanla tamamen tuğladan inşa edilmiştir. Tapınak, bir avlu yapısını da içerir ve bu nedenle "Kızıl Avlu" olarak bilinir.



Bergama (Ulu) Yıldırım Camii

Bergama'daki en büyük ve eski Türk dönemi camii olan Bergama Ulu Camii, Selçuklu sanatının etkilerini taşır. Mihrap kısmı zengin mermer bezemeye sahiptir ve caminin 1398-1399 yıllarında Sultan Beyazid tarafından inşa ettirildiği belirtilmektedir.

Domuz Alanı ve Kale Mahallesi

Domuz Alanı, Roma dönemine ait geniş bir zemin üzerinde yer almakta olup, etrafı terk edilmiş binalar veya restore edilmiş restoranlar ve otellerle çevrilidir. Kale Mahallesi’nin dar sokakları, eski taş evleri ve meydanı ile tarihi bir atmosfere sahiptir ve fotoğraf çekimleri için ideal bir mekan sunar.

Bergama Arasta (Osmanlı) Çarşısı ve Kapalı Çarşı

Bergama Arasta Çarşısı, 14. yüzyıla dayanan tarihi ile ilçenin merkez çarşısıdır. Ayakkabıcılardan terzilere kadar birçok dükkân bulmak mümkündür. Çarşının ünlü içeceği karadut suyu olup, Kapalı Çarşı'da hediyelik eşyalar ve elektronik ürünler satılmaktadır.

Asklepion Ören Yeri

MÖ 4. yüzyılda sağlık tanrısı Asklepios adına kurulan Asklepion, Batı Anadolu’nun en önemli tedavi merkezlerinden biridir. Burada tıp biliminin sembolü olan yılanlı asa simgesi de tanıtılmıştır. Bergama Asklepion, aynı zamanda bilinen en eski psikiyatri okuludur ve ünlü hekim Galenos burada yetişmiştir.



Bergama Müzesi

1936 yılında açılan Bergama Müzesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk arkeolojik kazı müzesidir. Erken Tunç Çağı’ndan Bizans dönemine kadar geniş bir dönem yelpazesinde arkeolojik eserleri içeren müze, Bergama ve çevresinde yapılan kazılardan elde edilen eserlerle doludur.

Kozak Yaylası

Bergama ve Ayvalık arasında bulunan Kozak Yaylası, doğa yürüyüşleri, kamp ve piknik alanları sunan geniş bir ormandır. Çam fıstığı ile ünlü olan bu bölge, doğal güzellikleriyle doğa severler için ideal bir yerdir.



Mevlana Hacı Hekim Hamamı

Turabey mevkiinde bulunan Hacı Hekim Hamamı, 14. yüzyılda inşa edilmiştir ve Bergama’nın en turistik noktalarından biridir. Kadın ve erkekler için ayrı bölümleri bulunan hamamda, limonata ve ayran gibi ikramlar da sunulmaktadır.

Geleneksel Parşömen Yapımı

Bergama, adını parşömen yapımından almıştır. Parşömen, keçi ve koyun derisinden yapılan, yazı yazılabilen bir malzemedir. Geleneksel yöntemlerle tuzlanarak ve işlenerek elde edilen parşömenler, Bergama’nın girişindeki dükkânlardan satın alınabilir.

Eski Bergama Evleri

Bergama'nın Kale ve Atmaca Mahalleleri, tarihi taş ve ahşap evlerle doludur. Bu bölgeler, hem tarihi atmosferi hem de fotoğraf çekimi için uygun alanları ile dikkat çeker.

Geleneksel Bergama Halıları

Bergama halıları, kendine özgü ilmek teknikleri ve desenleri ile bilinir. Kız Bergama, Sarı Namazlık, Yağcıbedir ve Holbein gibi çeşitleri bulunur. Kız Bergama halısı, özellikle koleksiyoncular tarafından ilgi görmektedir.



Gastronomi

Bergama, yöresel lezzetleriyle de ünlüdür. Bergama Tulum Peyniri, Kozak Fıstık Helvası, Bergama Köftesi ve Çığırtma gibi tatlar, bölgenin mutfak kültürünü yansıtır. Ayrıca, Bergama'nın çarşısında bu lezzetleri tatmak mümkündür.



Bergama, tarih ve kültür meraklıları için zengin bir keşif noktası sunmaktadır. Her bir köşesinde tarihî izler taşıyan bu güzel ilçeyi ziyaret etmek, size unutulmaz bir deneyim yaşatacaktır.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Urla Bağ Rotası: Ege’nin en iyi şarapları ve lezzet durakları</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/urla-bag-rotasi-egenin-en-iyi-saraplari-ve-lezzet-duraklari</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/urla-bag-rotasi-egenin-en-iyi-saraplari-ve-lezzet-duraklari</guid>
<description><![CDATA[ Urla Yarımadası&#039;nda, Ege&#039;nin doğal güzellikleri eşliğinde özenle üretilmiş şarapların tadına varın. Urla Bağ Rotası ile şarap cenneti keşfe çıkın! ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2024/09/urla-4.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Urla, Bağ, Rotası:, Ege’nin, iyi, şarapları, lezzet, durakları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Urla Yarımadası, şarap severler için bir cennet olarak öne çıkıyor. Her biri kendine özgü lezzetler sunan bağlar, bölgenin eşsiz doğasıyla birleşerek mükemmel bir deneyim sunuyor. İşte Urla’nın öne çıkan şarap üreticileri ve ziyaret edilmesi gereken bağlar hakkında detaylar.

Çakır Şarapçılık: Ege’nin şarap ve lezzet durağı

Urla'nın Kuşçular Köyü'nde 2020 yılından beri faaliyet gösteren Çakır Şarapçılık, şarap üretiminde çeşitliliğiyle dikkat çekiyor. Cabernet Sauvignon, Merlot, Syrah, Bornova Misketi ve Chardonnay üzümlerinden üretilen kırmızı, rose ve beyaz şaraplar, şarap tutkunlarına geniş bir seçim imkanı sunuyor. Ayrıca, Ege/İtalyan mutfağından seçkiler sunan restoranıyla da gastronomik bir deneyim vaat ediyor. Burada, mükemmel şaraplar ve özenle hazırlanmış yemeklerle unutulmaz bir ziyafet yaşayabilirsiniz.



Mozaik Şarapçılık: Ödüllü şarapların adresi

İtalyan agronomist liderliğinde faaliyet gösteren Mozaik Şarapçılık, dokuz çeşit kırmızı üzüme sahip ve şaraplarıyla birçok ödül kazanmış bir tesis. Urla Kuşçular'da yer alan bu bağ, şarap yapımındaki titizliği ve sevgisiyle öne çıkıyor. Ziyaretçiler, burada kaliteli şarapların tadını çıkarabilir ve şarap üretim süreci hakkında bilgi alabilirler.



MMG Şarapçılık: Gece hasadının öncüsü

50 dekarlık kireçli ve kayalık arazide üretilen üzümleriyle MMG Şarapçılık, bölgede gece hasadıyla ünlü. Urla-Kuşadası-Efes yolu üzerinde bulunan bu tesis, 200 kişilik bistro tarzı restoranı ve şarap tadım salonuyla öne çıkıyor. Şarap severler, burada hem lezzetli şarapları tatma hem de gurme yemeklerle keyifli bir zaman geçirme fırsatı buluyor.



Urla Şarapçılık: Geleneksel ve modernin harmanı

2000'li yılların başında kurulan Urla Şarapçılık, geleneksel yöntemlerle modern yaklaşımları harmanlıyor. Bölgenin kaybolan şarap kültürünü canlandırmayı hedefleyen bu tesis, yılda 250-300 bin şişe şarap üretimi gerçekleştiriyor. Hem şarap tadımı yapabileceğiniz hem de yerel kültürü deneyimleyebileceğiniz bu mekan, mimarisiyle de dikkat çekiyor.



İkidenizarası: Yağcılar Köyü’nün şarap cenneti

Urla'nın küçük bir kasabasında yer alan İkidenizarası, hem kaliteli şarap üretimi hem de Yağcılar Köyü’nün tanıtımı amacıyla hizmet veriyor. Bu bölgenin coğrafi güzellikleri eşliğinde şarap tadımı yaparak, yerel kültürü keşfetme fırsatını kaçırmayın.



USCA Şarapçılık: Felsefe ve şarap üretiminin buluşması

2003 yılında Urla Kocadağ'da kurulan USCA Şarapçılık, adını filozof Anaksagoras'ın "biz" felsefesinden alıyor. Yılda 30.000 litre şarap üretimi yapan bu tesis, yabancı üzüm çeşitleri ve soğuk fermantasyon teknikleriyle öne çıkıyor. USCA Şarapçılık’ta, özenle üretilmiş şarapların tadını çıkarabilir ve şarap yapım süreci hakkında bilgi alabilirsiniz.



Urlice Şarapçılık: Organik şarapların adresi

2006 yılında kurulan Urlice Şarapçılık, organik sertifikaya sahip ve dünya standartlarında üzüm yetiştiriyor. Üzüm bağlarının içinde yer alan Vineyard Cafe’de, lezzetli şarapların tadını çıkarabilir ve ailenizle birlikte keyifli anlar yaşayabilirsiniz. Ayrıca, müthiş fotoğraf kareleri yakalayabilirsiniz.



Perdix Şarapçılık: Doğa dostu şarap deneyimi

2012 yılında Urla'nın Dağovacık Zeytinler Köyü'nde kurulan Perdix Şarapçılık, doğa dostu yaklaşımıyla dikkat çekiyor. İşletme, ziyaretçilerine tadım etkinlikleri düzenliyor ve şaraplarına eşlik eden lezzetli yemeklerle hizmet sunuyor. Doğa içindeki bu lezzet şölenine katılarak, unutulmaz bir deneyim yaşayabilirsiniz.



Urla Bağ Rotası, şarap severler için adeta bir cennet sunuyor. Bölgedeki her bir şarap üreticisi, farklı lezzetler ve deneyimler sunarak, ziyaretçilere unutulmaz anlar yaşatıyor. Bu rotayı keşfederek, Ege'nin büyüleyici doğası eşliğinde mükemmel şarapların tadını çıkarabilirsiniz.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Eylül’de Alman Koyu’nda denize girmenin keyfi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/eylulde-alman-koyunda-denize-girmenin-keyfi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/eylulde-alman-koyunda-denize-girmenin-keyfi</guid>
<description><![CDATA[ İzmir’in Karaburun ilçesinde bulunan Alman Koyu, eylül ayında da deniz keyfi sunuyor. Berrak suyu ve huzurlu atmosferiyle kesinlikle keşfetmelisiniz! ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2024/09/alman-koyu.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Eylül’de, Alman, Koyu’nda, denize, girmenin, keyfi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[İzmir’in güzelliklerinden biri olan Karaburun’daki Alman Koyu, eylül ayında bile deniz tutkunlarını ağırlıyor. Suyun mükemmel berraklığı ve huzurlu ortamıyla bu koy, yazın sonlarına yaklaşıldığında bile serinlemek isteyenler için ideal bir tercih.

Sakin ve berrak sular

Alman Koyu, suyun berraklığı ve renk tonlarıyla ünlü. Eylül ayında denize girmek isteyenler için eşsiz bir fırsat sunan bu koy, doğayla iç içe bir deneyim vaat ediyor. Koyun suyu, doğanın sunduğu en saf haliyle ziyaretçilerini bekliyor.



Erişim bilgileri ve hazırlık

Koyun konumu, navigasyon yardımıyla kolayca bulunabilir. “Alman Koyu” olarak aratıldığında, size doğru yolu gösterecektir. Ancak, koya ulaştığınızda özel mülklerin arasındaki merdivenlerden aşağı inmeniz gerektiğini unutmayın. Ayrıca, koyda herhangi bir işletme bulunmadığı için, ihtiyaçlarınızı yanınıza alarak gelmeniz önemlidir.

Ziyaret için ipuçları


 İhtiyaçlarınızı Planlayın: Koyda tesis bulunmadığı için yiyecek, içecek ve diğer ihtiyaçlarınızı yanınıza almalısınız.
 Günlük Eşyalar: Yüzme kıyafetleri, havlular ve güneş koruyucu ürünleri yanınıza almayı unutmayın.
 Temizlik ve Doğa: Koyun temizliğini korumak adına çöp atma kurallarına uymanız önemlidir.




Alman Koyu, doğal güzellikleri ve sakin atmosferiyle, İzmir’in keşfedilmeyi bekleyen gizli cennetlerinden biri olarak öne çıkıyor. Eğer sonbaharda deniz keyfi yapmak isterseniz, bu koyu mutlaka ziyaret etmelisiniz.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Cordelion Mutfak Sanatları Merkezi nerede, nasıl gidilir?</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/cordelion-mutfak-sanatlari-merkezi-nerede-nasil-gidilir</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/cordelion-mutfak-sanatlari-merkezi-nerede-nasil-gidilir</guid>
<description><![CDATA[ Cordelion Mutfak Sanatları Merkezi, İzmir Karşıyaka&#039;da yer alıyor. Yemek yapmayı sevenler ve gastronomi tutkunları için ideal bir eğitim merkezi. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2024/09/cordelion-mutfak-sanatlari-merkezi-1.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Cordelion, Mutfak, Sanatları, Merkezi, nerede, nasıl, gidilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[İzmir'in Karşıyaka ilçesinde yer alan Cordelion Mutfak Sanatları Merkezi, 2023 yılında Karşıyaka Belediyesi ve Yaşar Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü'nün işbirliğiyle kurulmuştur. Bu merkez, hem yemek yapmayı sevenler hem de profesyonel bir kariyer hedefleyenler için gastronomi dünyasının kapılarını aralamaktadır.



Gastronomi ve eğitim

Cordelion, mutfak sanatlarını bir sanat dalı olarak ele alarak, yemek yapma becerilerini geliştirmek isteyen herkes için çeşitli fırsatlar sunar. Merkez, alanında uzman akademisyenler ve şefler tarafından verilen eğitimlerle, katılımcılara yemek pişirme sanatı konusunda derinlemesine bilgiler sunmaktadır. Eğitimler, hem amatör aşçılara hem de profesyonel mutfak çalışanlarına yöneliktir.

Ege mutfağına odaklanma

Merkezin bir diğer önemli hedefi, Ege mutfak kültürünü yaşatmak ve tanıtmaktır. Ege'nin zengin mutfak kültürü, yerel malzemeler ve geleneksel tarifler üzerinden öğretilir. Katılımcılar, bu bölgenin özgün tatlarını öğrenme ve deneyimleme fırsatı bulurlar.



Kariyer olanakları

Cordelion, sadece bir eğitim merkezi olmanın ötesinde, yiyecek-içecek sektörüne eğitimli ve nitelikli personel kazandırma misyonunu taşır. Merkez, mezunlarını gastronomi sektöründe başarılı bir kariyer için gerekli bilgi ve becerilerle donatır.

Ziyaretçiler için bilgiler

Eğer siz de mutfak sanatlarına ilgi duyuyor veya bu alanda kariyer yapmayı düşünüyorsanız, Cordelion Mutfak Sanatları Merkezi tam size göre bir yer. Merkez, çeşitli kurs ve workshoplarla herkesin katılımına açıktır. İster bir yemek yapma tutkunu olun, ister profesyonel bir aşçı, burada kendinizi geliştirme fırsatı bulabilirsiniz.

Cordelion Mutfak Sanatları Merkezi, gastronomi tutkunları için hem öğretici hem de ilham verici bir ortam sunmaktadır. Ege mutfağının geleneklerini yaşatmanın yanı sıra, mutfak sanatlarının inceliklerini öğrenmek isteyen herkese kapılarını aralamaktadır. Hem kişisel gelişim hem de kariyer hedefleri için ideal bir merkezdir.



Cordelion Mutfak Sanatları Merkezi'ne nasıl ulaşılır?

Adres: Cordelion Mutfak Sanatları Merkezi Karşıyaka, Yaşar Üniversitesi Kampüsü, Yeşil Kuruçay Mahallesi, Kemalpaşa Caddesi No: 35, 35540 Karşıyaka, İzmir

Cordelion Mutfak Sanatları Merkezi, İzmir'in Karşıyaka ilçesinde, Yeşil Kuruçay Mahallesi'nde yer almaktadır. Merkezi bir konumda olan bu yer, Karşıyaka'nın yerleşim bölgelerine oldukça yakın bir noktadadır.

Nasıl ulaşılır?


 
 Toplu taşıma ile ulaşım:

 
  İzmir şehir merkezinden Karşıyaka'ya gitmek için ESHOT otobüsleri veya İZBAN hattını kullanabilirsiniz. İZBAN ile Karşıyaka İstasyonu'na geldikten sonra, buradan otobüs veya taksi ile merkeze ulaşabilirsiniz.
  Karşıyaka Otobüs Terminali'nden hareket eden otobüsler de merkezi kolayca erişmenizi sağlar.
 
 
 
 Özel araç ile ulaşım:

 
  İzmir şehir merkezinden Karşıyaka'ya doğru Kemalpaşa Caddesi'ni takip ederek ulaşabilirsiniz. Merkez, bu cadde üzerinde yer aldığından, adresi navigasyon sisteminize yazarak kolayca bulabilirsiniz.
  Merkezin çevresinde genellikle park yeri bulmak mümkündür. Ancak, yoğun saatlerde park yeri bulma konusunda dikkatli olmanız faydalı olabilir.
 
 
 
 Taksi ile ulaşım:

 
  Şehir merkezinden veya başka bir noktadan taksi ile doğrudan Cordelion Mutfak Sanatları Merkezi'ne ulaşabilirsiniz. Taksi şoförüne adresi vererek rahatça ulaşım sağlayabilirsiniz.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir&amp;apos;in efsane sokak lezzetleri</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/izmirin-efsane-sokak-lezzetleri</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/izmirin-efsane-sokak-lezzetleri</guid>
<description><![CDATA[ İzmir&#039;in sokak lezzetleri, boyozdan kumruya, kokoreçten şambaliye kadar zengin ve tarihi tatlarla dolu. Seyyar satıcılardan bu ünlü lezzetleri keşfedin! ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2024/09/sokak-lezzet.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>İzmirin, efsane, sokak, lezzetleri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[İzmir, sadece tarihi ve kültürel zenginlikleriyle değil, aynı zamanda sokak lezzetleriyle de meşhur. Şehirde dolaşırken karşınıza çıkacak seyyar satıcılardan ve köşe başlarındaki büfelerden tadabileceğiniz birçok eşsiz tat var. İşte İzmir’in sokak lezzetlerini keşfederken tatmanız gereken 10 ünlü tat!

1. Boyoz: İzmir’in 500 yıllık efsanesi

İzmir deyince akla ilk gelen lezzetlerden biri olan boyoz, neredeyse 500 yıllık bir tarihe sahip. 2017 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından tescillenen bu özel yiyecek, buğday unu, su ve tuzdan yapılır. Hamurdan koparılan küçük yuvarlak parçalar fırında pişirilir ve özellikle İzmir kahvaltılarının vazgeçilmezidir.



Alsancak’ta bulunan tarihi fırınlar, sade boyozun yanı sıra pırasalı, patlıcanlı, enginarlı, peynirli ve tahinli çeşitler de sunar. Alsancak’a gitmeseniz bile, İzmir’in her köşesinde boyoz satan seyyar satıcılara rastlayabilirsiniz.

2. Gevrek: Simitten farklı, İzmir’e özgü

Gevrek, İzmir’de simitle karıştırılan ama aslında ondan farklı olan bir lezzet. Simitten farkı, gevrek hamuru önce kızgın pekmez dolu bir kaba batırılır, ardından fırına verilerek daha çıtır hale gelir. Bu işlem gevreğe özgü çıtırlığı kazandırır ve simitten ayrılır.



3. Kumru: Kumru kuşundan ilham alan eşsiz sandviç

Kumru, İzmir’e özgü bir sandviç olup, kömürde pişirilmiş tulum peyniri, kaşar, domates, biber, sucuk ve salamla hazırlanan bir lezzet. Bu lezzet, ortası geniş ve uçları ince kumru kuşuna benzeyen özel ekmeğiyle dikkat çeker. Kumruyu İzmir sokaklarında günün her saati bulabilir, ister kahvaltıda, ister öğle veya akşam yemeğinde tüketebilirsiniz.



4. Kokoreç: İzmirlilerin favori gece yemeği

İzmir kokoreci, kömürde pişirilmiş iri dilim kokoreçten yapılır ve diğer şehirlerdeki kokoreçten farklıdır. Ekmek içine bıçakla dilimlenerek konan kokoreç, üzerine kimyon serpilip servis edilir. Geceleri özellikle sokaklarda karşınıza çıkacak kokoreç arabalarından bu lezzeti mutlaka deneyin.



5. Midye: İzmir usulü küçük ve taze

İzmir’de midye, diğer şehirlerden farklı olarak daha küçük ve diri etli olur. İzmirliler midyeyi soğuk ve sadece karabiber ekleyerek yerler. Tarçın, kuş üzümü ya da çok pişmiş pirinç gibi malzemeler kullanılmaz, bu da midyenin taze lezzetini korur.



6. Söğüş: Sakadat sevenler için vazgeçilmez

Sakatat sevenler için İzmir’deki en özel sokak lezzetlerinden biri söğüş. Kelle eti, dil, yanak ve beyin gibi kısımlar küçük parçalara ayrılır ve lavaşa sarılarak servis edilir. Üzerine kimyon, pul biber, maydanoz, domates ve soğan eklenerek sunulan bu lezzet, İzmir’in dört bir yanında özellikle Tilkilik, Hisar ve Bostanlı’da bulunabilir.



7. Lokma: İzmirlilerin hayır tatlısı

Lokma, İzmir’in en ünlü tatlısıdır. Kızartılmış hamur parçalarının üzerine şerbet dökülerek hazırlanan bu tatlı, şehirde sıkça rastlanan hayır tezgahlarında ücretsiz olarak dağıtılır. Sokaklarda yürürken bir hayır lokması görürseniz mutlaka deneyin!



8. Torpil: İzmir’in külah pastası

Torpil, İzmir’in pastanelerinde sıkça bulunan, koni şeklinde bir tatlıdır. İçine muhallebi konan milföy hamurunun üzerine pudra şekeri serpilir. Torpile İzmirliler külah pasta da derler. Fındık veya Antep fıstığına batırarak yemeniz tavsiye edilir.



9. Şambali: Seyyar satıcıların en tatlı lezzeti

Revaniye benzeyen ama irmikle yapılan şambali, İzmir’in başka bir ünlü tatlısıdır. Daha az şerbetli ve yağsız olan şambali, sokaklarda yağlı kağıtlara sarılarak satılır. Üzerine yer fıstığı, fındık veya badem ekleyerek bu lezzeti tamamlayabilirsiniz.



10. Sübye Şerbeti: Sefarad mirası bir içecek

Sübye, İzmir’de artık nadir bulunan ancak unutulmamış bir içecektir. Sefarad mutfağından gelen bu 500 yıllık içecek, kurutulmuş kavun çekirdeklerinden yapılır. Yaz aylarında buzla servis edilen sübye, boza kıvamında ve ferahlatıcı bir içecektir.



İzmir’in lezzetlerini kaçırmayın!

İzmir sokaklarında dolaşırken bu lezzetlerin kokusunu duyacak, tezgahların önünde kendinizi durduramayacaksınız. Her biri İzmir’in tarihini, kültürünü ve mutfak zenginliğini yansıtan bu sokak tatlarını mutlaka deneyin. Şehirde her köşede bulabileceğiniz bu lezzetlerle İzmir’de unutulmaz bir gastronomi turu yapabilirsiniz.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir’in vejetaryen ve vegan lezzet durakları</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/izmirin-vejetaryen-ve-vegan-lezzet-duraklari</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/izmirin-vejetaryen-ve-vegan-lezzet-duraklari</guid>
<description><![CDATA[ İzmir, taze sebzeleri, zeytinyağlı yemekleri ve Ege otlarıyla vejetaryen ve vegan mutfağının lezzet durağı olarak öne çıkıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2024/09/vegan.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>İzmir’in, vejetaryen, vegan, lezzet, durakları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[İzmir, sadece tarihi ve doğasıyla değil, mutfak kültürüyle de zengin bir şehir. Özellikle vejetaryen ve vegan beslenme konusunda sunduğu geniş seçeneklerle öne çıkıyor. Taze sebze ve meyveleriyle, zeytinyağlı yemekleriyle ve çeşitli Ege otlarıyla İzmir, sağlıklı beslenmeyi yaşam tarzı haline getirmiş bir şehir olarak karşımıza çıkıyor. Peki, İzmir’in vejetaryen ve vegan dostu lezzetleri nelerdir, nerelerde tadabilirsiniz? Hadi birlikte keşfedelim!

İzmir’de vejetaryen ve vegan yemekler

Ege bölgesi, ot çeşitliliği ve zeytinyağlı yemekleriyle bilinir. İzmir de bu zenginliğin merkezlerinden biri. Vejetaryen ve vegan mutfağı, burada adeta doğal bir yaşam tarzı. İzmir mutfağının özgün lezzetlerinden bazıları, vejetaryen ve vegan seçenekler için de oldukça uygun. İşte birkaç örnek:




 Zeytinyağlı Taze Fasulye: Taze fasulyenin, zeytinyağı ve domatesle yapılan bu hafif ama doyurucu yemeği, vegan sofralarının vazgeçilmezlerinden.
 Kabak Çiçeği Dolması: Genellikle yaz aylarında yapılan bu enfes dolma, İzmir’in simgelerinden. Vegan ve vejetaryen beslenme için ideal bir seçenek.
 Arapsaçlı Kuru Fasulye: Ege otları ile harmanlanmış, protein deposu kuru fasulye, İzmir mutfağının sıradışı lezzetlerinden.
 Enginar Dolması ve Izgara Enginar: Özellikle bahar aylarında enginarın her halini bulabilirsiniz. Hem sağlıklı hem de lezzetli.
 Salatalar: Radika, semizotu, deniz börülcesi gibi Ege otlarıyla yapılan bol yeşillikli salatalar da İzmir’in vejetaryen ve vegan dostu sofralarında sıkça yer alıyor.




İzmir’in meşhur halk pazarları

İzmir’in her ilçesinde kurulan pazarlar, hem yerli halkın hem de ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Bu pazarlar, taptaze sebze ve meyvelerle dolup taşarken, özellikle ot çeşitliliği ile ünlü. İşte İzmir’de ziyaret etmeniz gereken birkaç pazar:


 Bostanlı Organik Pazarı: Karşıyaka’da bulunan bu pazar, organik ürünler arayanların ilk adresi. Meyve, sebze, Ege otları ve doğal ürünlerin en tazesini burada bulabilirsiniz.
 Tire Salı Pazarı: Türkiye’nin en büyük açık hava pazarlarından biri olan Tire Pazarı, yerel üreticilerin sunduğu taze ürünler ile dikkat çekiyor.
 Foça Yeryüzü Pazarı: Dünya çapında bir ağın parçası olan Foça Yeryüzü Pazarı, sürdürülebilir tarım ürünleri ve organik gıdaları ile ünlü.
 Ödemiş Cumartesi Pazarı: 110 yıllık tarihi ile Ödemiş Pazarı, sebze ve meyvelerin yanı sıra ot çeşitliliği ile de dikkat çeker.
 Sığacık Kaleiçi Organik Pazarı: Türkiye’nin ilk sakin kenti Seferihisar’da kurulan bu pazar, organik ve doğal ürünleri ile öne çıkıyor.




İzmir’in vejetaryen ve vegan restoranları

Son yıllarda İzmir, vejetaryen ve vegan mutfağıyla dikkat çeken birçok yeni mekânla tanıştı. Bu restoranlar, sadece sebze ve meyve değil, vegan burgerden mantıya, tatlılardan atıştırmalıklara kadar geniş bir menü sunuyor. İzmir’in her köşesinde bu tür mekânlara rastlayabilirsiniz, ancak en fazla alternatifin bulunduğu bölgeler Alsancak ve Karşıyaka.



Öne çıkan mekânlar


 Vegan Mantı ve Lahmacun: Bu lezzetler, özellikle vegan mutfağında farklı bir deneyim yaşamak isteyenler için ideal.
 Vegan Kahvaltı: Vegan peynirler, humus, falafel, zeytinyağlı otlar ve taze sebzelerle hazırlanan kahvaltılar oldukça popüler.
 Smoothie Kaseleri ve Raw Cheesecake: Sağlıklı tatlı ve atıştırmalıklar arayanlar için raw (çiğ) vegan tatlılar ve smoothie kaseleri geniş bir yelpaze sunuyor.


Ayrıca, İzmir’de vegan yoğurt, vegan peynir ve soya ürünleri gibi özel ürünler satan dükkânlar da mevcut. Vegan dondurma, vegan döner hatta vegan sütlaç gibi seçenekler de bazı kafe ve restoranların menülerinde yer alıyor.



İzmir’in kıyı ilçelerinde vegan alternatifler

İzmir’in sahil ilçeleri olan Çeşme, Urla ve Seferihisar, hem doğal güzellikleri hem de vegan restoran seçenekleri ile dikkat çekiyor. Deniz manzarasına karşı sağlıklı ve lezzetli bir öğle ya da akşam yemeği yemek isteyenler için ideal mekânlar bulmak oldukça kolay. Bazı restoranlar öyle popüler ki, gitmeden önce rezervasyon yaptırmak gerekiyor!

Vejetaryen ve vegan olmayanlar için de alternatifler

Vejetaryen veya vegan beslenmiyorsanız bile, İzmir’deki bu restoranlar size geniş seçenekler sunuyor. Glütensiz beslenme, diyabet dostu menüler, sporcu beslenmesine uygun yemekler, diyet menüleri gibi farklı diyetlere uygun yiyecekler de bulabilirsiniz. İzmir’de sağlıklı yemek yemek, sadece vejetaryen ya da vegan beslenenler için değil, farklı beslenme tercihleri olan herkes için mümkün.

İzmir, sağlıklı ve lezzetli yemekleriyle hem vejetaryen hem de veganlar için adeta bir cennet. Şehirdeki birbirinden farklı kafe ve restoranlar, Ege mutfağının taptaze ürünleriyle geniş seçenekler sunuyor. İzmir’e geldiğinizde, ot pazarlarını ziyaret etmeyi ve bu özel lezzetleri tatmayı unutmayın!]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir&amp;apos;in şifalı otları: Bir keşif yolculuğu</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/izmirin-sifali-otlari-bir-kesif-yolculugu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/izmirin-sifali-otlari-bir-kesif-yolculugu</guid>
<description><![CDATA[ İzmir ve Ege&#039;nin eşsiz otları, lezzetleri ve sağlık yararlarıyla öne çıkıyor. Acı soğandan şevketibostana kadar geniş bir lezzet yelpazesi sunuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2024/09/otlar.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>İzmirin, şifalı, otları:, Bir, keşif, yolculuğu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[İzmir, sadece tarihi ve doğal güzellikleriyle değil, aynı zamanda eşsiz mutfağıyla da ünlüdür. Ege mutfağının temel taşlarından biri olan otlar, İzmir ve çevresinde adeta bir lezzet hazinesi sunar. Bu yazıda, İzmir ve Ege'nin ot kültürüne yakından bakacağız ve bu otların sağlığa olan faydalarını keşfedeceğiz.

Ege’nin zengin ot çeşitliliği

Ege Bölgesi'nin iklimi ve toprağı, çeşitli ve besleyici otların yetişmesi için ideal bir ortam sunar. Bu otlar, yüzyıllardır bölge mutfağında yer almakta ve Ege'ye özgü yemeklerin vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. İzmir’de bulabileceğiniz ot çeşitleri arasında sarmaşık, ebegümeci, ısırgan, cibez, turpotu, hindibağ, şevketi bostan, radika, deniz börülcesi, hardal otu, eşek dikeni, kenger, kuzu kulağı, yaban enginarı ve arapsaçı gibi isimler yer almaktadır.

Sağlık ve lezzet için ege otları

Ege otları, yalnızca lezzetleriyle değil, aynı zamanda sağlık üzerindeki olumlu etkileriyle de bilinir. İşte bu otlardan bazıları ve özellikleri:

Acı soğan

Acı soğan, İzmir’in Alaçatı civarında yetişir. Yaban sümbülünün soğanı olan bu ot, acı tadıyla ünlüdür. İki kere haşlandıktan sonra üzerine zeytinyağı ve limon eklenerek servis edilir. Lezzeti kadar sağlığa olan katkıları da dikkat çeker.



Arapsaçı

Arapsaçı, yapraklarındaki rezene yağı sayesinde anason benzeri bir kokuya sahiptir. Hem yemeklerde hem de salatalarda kullanılabilir. Gaz söktürücü özelliği sayesinde sindirim sistemine yardımcı olur.



Cibez

Cibez, yabani bir lahana çeşididir ve bazı bölgelerde cücük olarak da bilinir. Yumuşak ve lezzetli bir bitki olan cibez, haşlandıktan sonra zeytinyağı ve limonla tatlandırılır.



Deniz börülcesi

Deniz börülcesi, deniz kıyılarında yetişir ve tuzlu, ekşi tadıyla bilinir. Sarımsak ve sirke ile yapılan salatası oldukça popülerdir. İyot eksikliği çekenler için ideal bir seçenektir.



Ebegümeci

Ebegümeci, zeytinyağlı yemekleriyle tanınır ve sadece sofralarda değil, doğal tıpta da kullanılır. Vitamin ve mineral açısından zengin olan ebegümeci, çeşitli sağlık yararları sunar.



Gelincik otu

Gelincik otu, kır çiçeği olarak bilinir ve acı tadıyla dikkat çeker. Ancak, filiz halindeki yeşil yaprakları kavrulduğunda farklı bir lezzet elde edilir. Doğal tıpta da kullanılan gelincik otu, sağlık açısından birçok fayda sağlar.



Hindiba (Radika)

Radika adıyla da bilinen hindiba, hafif acımsı bir tat profiline sahiptir. Hem salata hem de sıcak yemeklerde kullanılır. Kalsiyum ve mineral açısından zengindir.



Isırgan otu

Isırgan otu, İzmir mutfağının vazgeçilmezlerinden biridir. Çorbası oldukça popülerdir ve kendine has lezzetiyle dikkat çeker. Ayrıca, bitki çayı olarak da tüketilir ve kozmetik ürünlerde kullanılır.



Kazayağı otu

Kazayağı otu, Ege ve Akdeniz bölgelerinde yetişen hoş kokulu bir bitkidir. Köftesi, salatası ve turşusu yapılabilir. Ayrıca kavurarak da tüketilebilir.



Sarmaşık

Sarmaşık, acı tadı ile farklı bir lezzet sunar. Genellikle az haşlanıp kavrularak ve üzerine yumurta kırılarak tüketilir. Kolesterol ve üreyi düşürme özellikleri ile bilinir.



Şevketibostan

Şevketibostan, kış aylarında yetişir ve kuzu eti ile yapılan yemeği oldukça meşhurdur. Ayrıca haşlanarak salatası da yapılır. Şifalı bir ot olarak bilinir.



Tarhana otu

Tarhana otu, maydanoz familyasından olup çorbalara ve turşulara lezzet katar. Yaprakları kurutularak da kullanılır ve güçlü kokusuyla tanınır.



Turp otu

Turp otu, kavrulup üzerine yumurta kırıldığında lezzetli bir kahvaltı seçeneği sunar. Haşlanıp salatası da yapılabilir ve birçok faydası vardır.



Ege mutfağında otların yeri

Ege mutfağında otlar, yemeklerin vazgeçilmez bir parçasıdır. Bu otlar, genellikle fazla haşlanmadan, buharda pişirilerek veya çiğ olarak tüketilir. Zeytinyağı ile hazırlanır ve baharat veya katkı maddesi kullanılmadan saf halleriyle pişirilir. Kabak çiçeği dolması, acı ot kavurması, ısırgan salatası, enginar, domatesli börülce ve sütlü ebegümeci gibi lezzetler, Ege’nin özgün tatlarını yansıtır.

İzmir ve Ege Bölgesi’nin ot kültürü, hem lezzet hem de sağlık açısından zengin bir miras sunar. Bu doğal lezzetleri tatmak ve bölgenin ot kültürünü keşfetmek, İzmir gezinizde yapmanız gereken bir deneyimdir.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çeşme bağları: Tarih ve şarabın buluştuğu rota</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/cesme-baglari-tarih-ve-sarabin-bulustugu-rota</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/cesme-baglari-tarih-ve-sarabin-bulustugu-rota</guid>
<description><![CDATA[ Anadolu’nun ilk şarap merkezlerinden Çeşme, Bağlararası, Ovacık, Manastır Bağ Rotası, tarih ve doğayı birleştiriyor. Şarap tadımı ve yürüyüş yollarıyla keşfedin. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2024/09/bag.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Çeşme, bağları:, Tarih, şarabın, buluştuğu, rota</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[Çeşme-Bağlararası-Ovacık-Manastır Bağ Rotası, Anadolu’nun en eski şarap üretim merkezlerinden biri olan bu yarımadada yer alıyor. Milattan Önce 2000’lere dayanan tarihiyle, bölge şarapçılığın köklerini taşıyor. Hititler ve Giritliler’in şarap üretip ihraç ettiği antik Çeşme limanı, tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yaptı. Bu tarih, günümüzde Çeşme-Bağlararası-Ovacık-Manastır Bağ Rotası olarak karşımıza çıkıyor.



Rota üzerindeki keyifli duraklar

1. Bağlararası

Bağlararası, rotanın ilk önemli noktasıdır. Bu bölgede, arkeolojik kazılarla ortaya çıkarılan eski şarap mahzenleri ve üretim alanlarıyla tanışabilirsiniz. Şarap tarihini keşfederken, bölgenin eşsiz doğal güzellikleriyle de göz kamaştırıcı manzaraların tadını çıkarabilirsiniz.

2. Ovacık

Ovacık, bağ rotasının bir diğer gözde durağıdır. Burada, yerel şarap üreticileri ile tanışabilir ve onların ürünlerini tatma fırsatı bulabilirsiniz. Ovacık’ın zengin üzüm bağları, şarap üreticileriyle keyifli sohbetler yapabileceğiniz ve şarap tadımlarında bulunabileceğiniz mükemmel bir ortam sunar.

3. Manastır

Manastır, rota üzerinde tarih ve doğanın buluştuğu bir başka önemli noktadır. Bu bölge, hem doğal güzellikleri hem de tarihî kalıntıları ile dikkat çeker. Yürüyüş ve bisiklet yolları sayesinde, Manastır’ın keşfedilmemiş köşelerini keşfedebilir ve bölgede yetişen üzümleri görme şansı bulabilirsiniz.



Rota üzerinde yapılacak aktiviteler


 Yürüyüş ve Bisiklet Turları: 151 kilometrelik bu bağ yolu, yürüyüş ve bisiklet rotaları ile kesişmektedir. Bu yollar, şarap meraklılarına ve doğa severlere benzersiz bir deneyim sunar.
 Şarap Tadımı: Bölgenin ünlü üzüm bağları ve şarap üreticileri, ziyaretçilere çeşitli şarap tadımları sunar. Farklı çeşitlerdeki şarapları tatma fırsatı bulabilir ve bu eşsiz lezzetleri deneyimleyebilirsiniz.
 Tarihî Keşifler: Antik Çeşme limanından kalan izleri ve diğer tarihî kalıntıları inceleyebilirsiniz. Bu keşifler, bölgenin zengin tarihini anlamanıza yardımcı olacaktır.




Nasıl ulaşılır?

Çeşme-Bağlararası-Ovacık-Manastır Bağ Rotası’na ulaşmak oldukça kolaydır. İzmir şehir merkezinden başlayarak, araçla veya toplu taşıma ile rotanın farklı noktalarına ulaşabilirsiniz. Ayrıca, bölgedeki yürüyüş ve bisiklet yolları, ziyaretçilere doğayla iç içe bir yolculuk yapma imkânı sunar.

Öneriler


 Erken Rezervasyon: Şarap tadımı ve diğer aktiviteler için önceden rezervasyon yapmanız tavsiye edilir.
 Yürüyüş ve Bisiklet Ekipmanları: Uzun yürüyüş ve bisiklet turları için uygun ekipmanlar getirmeniz faydalı olacaktır.
 Yerel Lezzetler: Rota üzerindeki yerel restoranlarda yöresel lezzetlerin tadına bakmayı unutmayın.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bir günlük tarih yürüyüşü: İzmir rotası</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/bir-gunluk-tarih-yuruyusu-izmir-rotasi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/bir-gunluk-tarih-yuruyusu-izmir-rotasi</guid>
<description><![CDATA[ İzmir’in tarihine adım adım tanıklık edin! &quot;Bir Günde 8.500 Yıl Rotası&quot; ile Smyrna Bayraklı Höyüğü&#039;nden Konak Pier’e kadar unutulmaz bir yürüyüş yapın. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2024/09/miras.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Bir, günlük, tarih, yürüyüşü:, İzmir, rotası</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[İzmir’in tarihine adım adım tanıklık edebileceğiniz eşsiz bir yürüyüş rotasıyla tanışmaya hazır olun. "Bir Günde 8.500 Yıl Rotası," Smyrna Bayraklı Höyüğü’nden başlayıp Konak Pier’e kadar uzanan ve 8.500 yıllık tarih boyunca bir yolculuğa çıkmanızı sağlayacak. Bu rota, tarihi kalıntılar, yeşil alanlar ve şehrin önemli noktalarını bir araya getirerek unutulmaz bir deneyim sunuyor.



Rota genel bilgileri

Toplam Uzunluk: 11 km
Tahmini Süre: 2 saat 45 dakika (yürüyüş)

Ana güzergâh etapları:


 
 Smyrna Bayraklı Höyüğü - Aşık Veysel Rekreasyon Alanı
 Mesafe: 3.5 km
 Süre: 1 saat
 Rakım: 0→30 m
 Ortalama Eğimi: %1.8
 
 
 Aşık Veysel Rekreasyon Alanı - Bornova Metro İstasyonu
 Mesafe: 4 km
 Süre: 1 saat
 Rakım: 30→65→33 m
 Ortalama Eğimi: %2.5
 
 
 Bornova Metro İstasyonu - Yassıtepe Höyüğü
 Mesafe: 2 km
 Süre: 25 dakika
 Rakım: 34→19 m
 Ortalama Eğimi: %1.5
 
 
 Yassıtepe Höyüğü - Yeşilova Höyüğü
 Mesafe: 1.5 km
 Süre: 20 dakika
 Rakım: 19→22 m
 Ortalama Eğimi: %1.5
 




Odağı ve temel noktalar


 
 Smyrna Bayraklı Höyüğü: İzmir’in tarihini anlamak için mükemmel bir başlangıç noktası. Bu höyük, antik Smyrna'nın kalıntılarına ev sahipliği yapar ve şehrin ilk yerleşim yerlerinden biridir.
 
 
 Aşık Veysel Rekreasyon Alanı: Doğayla iç içe bir yürüyüş deneyimi sunar. Burada dinlenebilir ve doğanın keyfini çıkarabilirsiniz.
 
 
 Dramalılar Köşkü (Bornova Kent Arşivi ve Müzesi): Yerel tarihe dair bilgi edinebileceğiniz önemli bir mekân. Köşk, Bornova’nın kültürel mirasını sergiliyor.
 
 
 Edwards Köşkü / Murat Köşkü (İBB/Ege Üniv. Gençlik Merkezi): Tarihi bir yapı olan bu köşk, gençler için bir kültürel merkez olarak işlev görüyor.
 
 
 V.Whitall Köşkü (Arkas Deniz Tarihi Merkezi): Deniz tarihine dair zengin koleksiyonlarıyla dikkat çeken bir merkez.
 
 
 Belhomme Köşkü (Bornova Atatürk Kütüphanesi): Şehir tarihine dair kitap ve belgelerle dolu bir kütüphane.
 
 
 Ballian Köşkü (Ege Üniv. Kağıt ve Kitap Sanatları Müzesi): Kağıt ve kitap sanatlarını keşfedebileceğiniz ilginç bir müze.
 
 
 Sirkehane (Ege Üniv. Etnografya Müzesi): İzmir’in kültürel çeşitliliğini yansıtan etnografik eserlerin sergilendiği bir müze.
 
 
 Bornova Metro İstasyonu: Modern İzmir’in önemli ulaşım noktalarından biri.
 
 
 Yassıtepe Höyüğü: Tarihi kalıntılar arasında bir gezinti sunar. Burada, geçmişin izlerini yakından görebilirsiniz.
 
 
 Yeşilova Höyüğü: İzmir’in en eski yerleşim yerlerinden biri olarak tarih meraklılarının ilgisini çekiyor.
 




Final noktası: Konak Pier

Yürüyüş rotasının sonu, İzmir’in simgelerinden biri olan Konak Pier’de denizle buluşuyor. Konak Pier, tarihi dokusu ve deniz manzarasıyla gezinizin mükemmel bir kapanış noktası olacak. Burada, şehri izleyebilir ve günün yorgunluğunu güzel bir manzara eşliğinde atabilirsiniz.



"Bir Günde 8.500 Yıl Rotası," İzmir’in tarihini, kültürünü ve doğal güzelliklerini keşfetmek için mükemmel bir fırsat sunuyor. Her adımda tarih ve modern yaşamın iç içe geçtiği bu rota, hem yürüyüş hem de kültürel keşif yapmak isteyenler için ideal bir seçenek. Gezi sonunda hem fiziksel hem de zihinsel olarak yenilenmiş hissedeceksiniz.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzmir&amp;apos;in zeytin yolu: Tarih ve lezzet rotası</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/izmirin-zeytin-yolu-tarih-ve-lezzet-rotasi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/izmirin-zeytin-yolu-tarih-ve-lezzet-rotasi</guid>
<description><![CDATA[ İzmir Yarımadası&#039;nda zeytinle tarihi bir yolculuğa çıkın! Zeytin Rotası, antik dönemden günümüze zeytin kültürünü keşfetme fırsatı sunuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://habereksprescomtr.teimg.com/crop/1280x720/haberekspres-com-tr/uploads/2024/09/zeytin-1.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>İzmirin, zeytin, yolu:, Tarih, lezzet, rotası</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[İzmir Yarımadası'ndaki Zeytin Rotası, bu tarihi ve kültürel bağları keşfetmek isteyenler için mükemmel bir fırsat sunuyor. Güzelbahçe, Çeşme, Seferihisar, Menderes ve Selçuk ilçelerinden geçen bu rota, zeytin üretimi ve kültürü hakkında derinlemesine bilgi edinmenizi sağlıyor. Zeytince Derneği’nin katkılarıyla oluşturulan bu güzergâh, anıt zeytin ağaçları, zeytinyağı işlikleri, su kaynakları ve zeytinyağı fabrikaları ile İzmir’in zeytin kültürünü detaylı bir şekilde sergiliyor.



Rota üzerinde görülecek yerler

1. Balıklıova-Çatalkaya-Mordoğan zeytin rotası

Balıklıova’dan başlayıp, Çatalkaya ve Mordoğan köylerini kapsayan bu rota, zeytin ağaçlarının ve tarihi işliklerinin arasında keyifli bir yürüyüş sunuyor.

2. Eski Mordoğan-Eğlenhoca-Kösedere-İnecik-Kaynakpınar-Boyabağ zeytin rotası

Eski Mordoğan'dan Eğlenhoca, Kösedere, İnecik, Kaynakpınar ve Boyabağ köylerine uzanan bu rota, bölgenin geleneksel zeytin üretimi yöntemlerini gözler önüne seriyor.

3. Amberseki-Saip-Karaburun Merkez-Bozköy-Tepeboz zeytin rotası

Amberseki ve Saip köylerinden başlayarak Karaburun Merkez, Bozköy ve Tepeboz’a uzanan bu rota, yerel zeytin üreticileriyle tanışma fırsatı sunuyor.

4. Yeni Liman-Hasseki-Sarpıncık-Parlak-Salman zeytin rotası

Yeni Liman’dan başlayan ve Hasseki, Sarpıncık, Parlak ve Salman köylerinden geçen bu güzergâh, zeytin yetiştiriciliği hakkında bilgi edinmenizi sağlar.

5. Balıklıova-Eğriliman-Küçükbahçe-Yaylaköy-Karaburun Merkez zeytin rotası

Bu rota, Balıklıova’dan başlayıp Eğriliman, Küçükbahçe, Yaylaköy ve Karaburun Merkez köylerini kapsar. Zeytin ağaçları ve tarihi mekanlar arasında keyifli bir gezi sunar.

6. Çeşme-Çiftlik-Ovacık-Alaçatı zeytin rotası

Çeşme’den başlayarak Çiftlik, Ovacık ve Alaçatı köylerine uzanan bu rota, bölgenin ünlü zeytinyağı üretim merkezlerini keşfetmenizi sağlar.

7. Zeytinler-Birgi-Barbaros-Kadıovacık-Ildırı zeytin rotası

Zeytinler köyünden başlayarak Birgi, Barbaros, Kadıovacık ve Ildırı köylerine uzanan bu güzergâh, zeytin ve zeytinyağı kültürünü derinlemesine anlamanızı sağlar.

8. Zeytinler-Uzunkuyu-Nohutalan-Germiyan zeytin rotası

Zeytinler köyünden başlayarak Uzunkuyu, Nohutalan ve Germiyan köylerine uzanan bu rota, zeytin ağaçlarının yaşını ve kökenini inceleme fırsatı sunar.

9. Karaköy-Zeytineli-Posköy-Dağovacık zeytin rotası

Karaköy, Zeytineli, Posköy ve Dağovacık köylerini kapsayan bu güzergâh, zeytin kültürünün çeşitli yönlerini keşfetmenizi sağlar.

10. Urla Merkez zeytin rotası

Urla Merkez’deki bu rota, bölgenin zeytin ve zeytinyağı üretimi ile ilgili detaylı bilgi edinmenizi sağlar.

11. Urla-İskele-Burgaz-Özbek-Yuvaca zeytin rotası

Urla’dan başlayarak İskele, Burgaz, Özbek ve Yuvaca köylerine uzanan bu rota, zeytin üretiminin tarihini ve günümüzdeki uygulamalarını keşfetmenizi sağlar.

12. Kuşçular-Yağcılar-Demircili zeytin rotası

Kuşçular, Yağcılar ve Demircili köylerine uzanan bu güzergâh, zeytin ağaçlarının ve zeytinyağı işliklerinin detaylarını gözler önüne seriyor.

13. Seferihisar-Kavakdere-Orhanlı-Beyler zeytin rotası

Seferihisar'dan başlayarak Kavakdere, Orhanlı ve Beyler köylerine uzanan bu rota, bölgenin zeytin kültürünü deneyimleme fırsatı sunuyor.

14. Gölcük-Gödence-Çamtepe-Efemçukuru zeytin rotası

Gölcük, Gödence, Çamtepe ve Efemçukuru köylerinden geçen bu rota, zeytin üretimi ve kültürünü keşfetmenizi sağlar.

15. Güzelbahçe-Küçükkaya-Payamlı-Kavacık zeytin rotası

Güzelbahçe’den başlayarak Küçükkaya, Payamlı ve Kavacık köylerine uzanan bu güzergâh, zeytin ağaçları ve zeytinyağı üretim merkezlerini ziyaret etmenizi sağlar.

16. Güzelbahçe-Yelki-Çamlı-Bademler-Ulamış zeytin rotası

Güzelbahçe’den başlayıp Yelki, Çamlı, Bademler ve Ulamış köylerine uzanan bu rota, zeytinle ilgili zengin bilgileri keşfetmenizi sağlar.

17. Görece-Dereköy-Akçaköy-Çatalca-Yeniköy-Menderes Merkez zeytin rotası

Görece, Dereköy, Akçaköy, Çatalca, Yeniköy ve Menderes Merkez köylerinden geçen bu rota, zeytin üretiminin tüm aşamalarını gözlemlemenizi sağlar.

18. Menderes-Küner-Şaşal-Tekeli-Değirmendere-Çamönü-Ataköy zeytin rotası

Menderes'ten başlayıp Küner, Şaşal, Tekeli, Değirmendere, Çamönü ve Ataköy köylerine uzanan bu güzergâh, zeytin kültürünü detaylı bir şekilde inceleme fırsatı sunar.

19. Selçuk-Şirince zeytin rotası

Selçuk'tan başlayıp Şirince köyüne uzanan bu rota, zeytin ağaçları ve geleneksel zeytinyağı üretim yöntemlerini keşfetmenizi sağlar.



Gastronomi turizmi ve kültürel bağlantılar

Zeytin Rotası, İzmir'in "Dünya Gurme Kentler Ağı"na (DELICE) üye olmasıyla, gastronomi turizmi açısından önemli bir konumda. İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İzmir Ticaret Odası’nın ortaklığıyla Ocak 2015'te gerçekleşen bu üyelik, İzmir ve Yarımada'nın gastronomi turizmi rotasına dahil olmasını sağladı.



Zeytin Rotası, hem tarih hem de lezzet açısından zengin bir deneyim sunuyor. Zeytin ağaçlarının gölgesinde, zeytinyağı işliklerinde yapacağınız ziyaretlerle, bu değerli ürünün geçmişten günümüze nasıl bir yolculuk geçirdiğini öğrenebilir, doğal güzelliklerin tadını çıkarabilirsiniz.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tiran’da Balkanlar üzerine bir konferans</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/tiranda-balkanlar-uzerine-bir-konferans</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/tiranda-balkanlar-uzerine-bir-konferans</guid>
<description><![CDATA[ Tiran’da Balkanlar üzerine bir konferans ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/07/arnavutluk-yazilari-2.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Tiran’da, Balkanlar, üzerine, bir, konferans</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<strong>Tiran’a bu seferki gelişimin sebebi “Batı Balkanlarda Bugünün ve Yarının Jeopolitik Zorlukları” adlı konferanstı. Rusya-Ukrayna savaşı ve küresel göçmen sorunu bütün devlet adamlarınca dile getirilirken, İlir Meta’nın şu vurgulu sözlerini not etmişim: “Balkanlar, AB’nin Ruanda’sı olamaz.” İlir Meta, ayrıca “fiziksel olmayan sınırların kaldırılmasından” söz etti; Ahmet Davutoğlu’nun konuşması da Meta’nın yaklaşımıyla uyumluydu.</strong>

Tirana International otelindeki odamın meydana bakan penceresinden Ethem Bey Camii’nin minaresi gözüküyor.

Arnavutluk’ta, Balkan coğrafyasında olmaktan ötürü mutlu; birazdan veda edeceğim için ise üzgünüm.

Havaalanına gitmek için saatin geçmesini bekliyorum.

Tiran’a bu seferki gelişimin sebebi “Batı Balkanlarda Bugünün ve Yarının Jeopolitik Zorlukları” adlı konferanstı.

Eski Arnavutluk Cumhurbaşkanı İlir Meta, Balkanlar’ın önemli devlet adamlarını biraraya getirip bölgenin sorunlarının tartışılmasını amaçlamıştı.

Üstelik, tam da Sırbistan Cumhurbaşkanı’nın “3. Dünya Savaşı” ihtimalinden bahsettiği günlerde…

“Savaş”, Balkan coğrafyasında hiç dillendirilmemesi gereken yasaklı bir kelime olmalı bence.

İlk savaşın tetiği Saraybosna’da çekilmişti, ikincisi büyük acılar getirdi, Yugoslavya’nın dağılışı kolay değildi, -tıpkı şimdi Gazze’de olduğu gibi- Srebrenica’daki soykırım televizyonlardan canlı yayınlandı, Saraybosna kuşatması dört sene sürdü.

Balkanlar’ın huzurunu yitirdiği bir ortamda dünyanın huzurunun kaçacağını artık herkes biliyor.

İşte tam da böylesine çetrefil günlerde geldi İlir Meta’nın daveti.

İlir Meta haricinde eski Hırvatistan Cumhurbaşkanı Stjepan Mesic, eski Karadağ Cumhurbaşkanı Milo Dukanovic, Kosova’nın ilk Cumhurbaşkanı Fatmir Sejdiu ve Makedonya Sağlık Bakanı Arben Taravari’nin olduğu ilk oturumda Türkiye’yi Ahmet Davutoğlu temsil ediyordu.
<blockquote><em><strong>“AB’yi oluşturan ülkeler önce ekonomik alanda biraraya geldiler ama bir müddet sonra siyasi birleşme de bu süreci takip etti. Balkanlar’ın dünyanın en müreffeh yeri olmak için hiçbir eksiği yok; yeter ki devleti yönetenler sorumlu davransın ve vizyoner olsun.”</strong></em></blockquote>
<h2><strong>YETER Kİ DEVLETİ YÖNETENLER VİZYONER OLSUN</strong></h2>
Rusya-Ukrayna savaşı ve küresel göçmen sorunu bütün devlet adamlarınca dile getirilirken, İlir Meta’nın şu vurgulu sözlerini not etmişim: “Balkanlar, AB’nin Ruanda’sı olamaz.”

İlir Meta, ayrıca “fiziksel olmayan sınırların kaldırılmasından” söz etti; Ahmet Davutoğlu’nun konuşması da Meta’nın yaklaşımıyla uyumluydu.

Davutoğlu, mevcut sınırlara tabii ki riayet edilmesi gerektiğini ama AB’de olduğu gibi sınırları işlevsiz hale getirecek büyük bir atılım yapılması gerektiğinin altını çizdi.

“Doğada sınır yoktur, doğal sınır yoktur,” dedikten sonra şöyle devam etti: “Nehirler sınır tanır mı? Ohri gölü sınır tanıyor mu? Bakın, ülkeler ayrışırken ekonominin ölçeği de küçülüyor. Ekonomiyi olabildiğince büyütmemiz, üretim hacmini artırmamız lazım. Balkan coğrafyasında sınır olmamalı. Ama bunun yolu kesinlikle güçlü ordulara sahip olmaktan geçmiyor. Bunun yegâne yolu, ticarettir. Ticaretin güçlenmesidir. AB bunu başardı, Balkan ülkeleri olarak bizler de başarabiliriz. AB’yi oluşturan ülkeler önce ekonomik alanda biraraya geldiler ama bir müddet sonra siyasi birleşme de bu süreci takip etti. Balkanlar’ın dünyanın en müreffeh yeri olmak için hiçbir eksiği yok; yeter ki devleti yönetenler sorumlu davransın ve vizyoner olsun.”

Balkanlar’ın çeşitliliği ve çokkültürlü yapısının büyük bir zenginlik kaynağı olduğunu ama bunun çok ciddi riskleri de içinde barındırdığını söyledikten sonra “bu riski ya yönetiriz ya da büyük krizlerle karşı karşıya kalırız,” dedi ve ekledi: “Bir entelektüel olarak savaş ihtimalini önemser ve gerekeni yaparım ama devlet adamları bu kelimeyi telaffuz etmemeli.”

Bazı kelimelerin kendini gerçekleştirme gücünü biliriz; misal, bir banka için “iflas” söylentisinin çıkması yeter ya iflas etmesi için, savaş da böyle olabilir, o yüzden, hele Balkan coğrafyasında, tarihten biraz ibret almadan konuşmamak gerekiyor kanımca.

Konferansın ardından bütün katılımcılarla İlir Meta’nın verdiği yemekte bir araya geldik.

Şansıma, karşımda uzun süre Washington ve Birleşmiş Milletler’de görev yapan Büyükelçi Agim Nesho; yanımda ise savaş muhabiri olarak geldiği günlerden beri bölgeye ilgisi hiç kesilmeyen eski Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç vardı.

Hem Nesho hem de Kılıç ile siyasete ve Balkan coğrafyasına dair uzun uzun sohbet etme imkânı buldum.

Etrafta bu kadar savaş varken ve daha geniş çaplı bir savaş ihtimali bizzat devlet başkanlarınca dillendirilirken diyalog kanallarını sonuna kadar açan bu ve benzeri toplantıların önemli olduğunu düşünüyorum.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Juliet’in balkonu</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/julietin-balkonu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/julietin-balkonu</guid>
<description><![CDATA[ Juliet’in balkonu ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/07/italya-yazilari-3.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Juliet’in, balkonu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<span><b>Arenadan Capuletlerin evine -ama böyle derseniz kimse anlamaz, “Juliet’in balkonu” demeniz lazım- alışveriş caddesi boyunca yürüyüp geliyorsunuz. Bahçeye girmeden önce duvara iliştirilen sayısız notta birbirlerine aşklarını haykıran genç adamlarla genç kadınlar, bahçede sarmaş dolaş; bir gözleri sevdiklerinde bir gözleri balkonda, ansızın Juliet çıkacakmışçasına.</b></span>

<span>“Konuşuyor. Ey parlak melek, konuş yine! / Sen göz kamaştıran bir parlaklık veriyorsun geceye; / Cennetin kanatlı ulağısın başımın üstünde, / Tıpkı ölümlerin hayretle açılan gözlerine göründüğün gibi. / Tembel bulutlara binip uçarken o havanın kucağında, / Onu seyreden insanlar gibi hayranlıkla, / Öylece bakıyorum ben sana.”</span>

<span>Romeo, Juliet’in balkonuna tırmandığında söylemişti bu sözleri.</span>

<span>Capuletlerin bahçesindeydi, üstelik bir Montague olarak buna cesaret etmişti.</span>

<span>Capuletler ile Montagueler arasında kan davası vardı ama Romeo, Juliet’e âşık olmuştu ve gözü sevdiğinden başka hiçbir şey görmüyordu.</span>

<span>Juliet de en az Romeo kadar âşıktı.</span>

<span>“Nasıl geldin buraya söyle, hem niye? / Bahçenin duvarları yüksek, zor aşılması, / Kim olduğunu düşün bir de, / Mezar olur sana bu yer, bizden birisi görürse.”</span>

<span>Romeo için Juliet’ten başka hiçbir şey yoktu, Juliet’in olmadığı bir hayat tahayyül edilemezdi, Julietsiz kalmak ölümden beterdi.</span>

<span>“Aşkın hafif kanatlarıyla aştım bu duvarları / Durduramaz sevgiyi çünkü taştan sınırlar, / Hem aşkın isteyip de başaramadığı ne var! / Engel olamaz bana bu yüzden akrabalar.”</span>

<span>Muhtemelen Romeo’nun Juliet’e uzun tiradlar atarak ilanı aşk ettiği noktada duruyorum, Capuletlerin bahçesindeyim, etrafımda dünyanın çeşitli yerlerinden gelen günümüz âşıkları.</span>

<span>Arenadan Capuletlerin evine -ama böyle derseniz kimse anlamaz, “Juliet’in balkonu” demeniz lazım- alışveriş caddesi boyunca yürüyüp geliyorsunuz.</span>
<blockquote><em><b>Verona’da, Capuletlerin bahçesinde, Shakespeare’in Romeo ile Juliet’e söylettiği sözleri duyuyorum hep. O korkunç acı son… Rahip, bir ilaç verecek ve Juliet’i bir süreliğine öldürecektir. Romeo’ya bu durumu izah eden mektubu yazar, Juliet gömülecek, sonra Romeo gelecek, sevgilisini mezardan çıkarıp bilinmez diyarlara kaçacaklar… Oysa mektup ulaşmaz Romeo’ya ve öldüğünü sanır sevdiğinin, mezarı açar, yanında getirdiği zehri içerek ölür.</b></em></blockquote>
<h2><b><img class=" wp-image-118904 alignright" src="https://yeniarayis.com/wp-content/uploads/2024/07/Julietin-balkonu.jpeg" alt="" width="456" height="608">MEKTUP ROMEO’YA ULAŞMAZ…</b></h2>
<span>Bahçeye girmeden önce duvara iliştirilen sayısız notta birbirlerine aşklarını haykıran genç adamlarla genç kadınlar, bahçede sarmaş dolaş; bir gözleri sevdiklerinde bir gözleri balkonda, ansızın Juliet çıkacakmışçasına.</span>

<span>Verona’da, Capuletlerin bahçesinde, Shakespeare’in Romeo ile Juliet’e söylettiği sözleri duyuyorum hep.</span>

<span>O korkunç acı son…</span>

<span>Rahip, bir ilaç verecek ve Juliet’i bir süreliğine öldürecektir.</span>

<span>Romeo’ya bu durumu izah eden mektubu yazar, Juliet gömülecek, sonra Romeo gelecek, sevgilisini mezardan çıkarıp bilinmez diyarlara kaçacaklar…</span>

<span>Oysa mektup ulaşmaz Romeo’ya ve öldüğünü sanır sevdiğinin, mezarı açar, yanında getirdiği zehri içerek ölür.</span>

<span>Juliet kendine geldiğine Romeosuna kavuştuğunu görür ama Romeo ölmüştür, ikisi de mezarda, birisi diri birisi ölü, yan yana yatmaktadırlar.</span>

<span>Juliet, zehirden bir parça olsun alabilmek için Romeo’nun dudaklarını öpse de nafile, bir yudum zehir kalmamıştır genç adamda, alır bıçağını sevdiğinin saplar yüreğine.</span>

<span>Capuletler ile Montagueler arasındaki kan davası da biter böylece.</span>

<span>Verona Prensi çıkar son olarak sahneye.</span>

<span>“Daha acıklı bir öykü yoktur, bunu böyle bilin / Bu öyküsünden, talihsiz Romeo ile Juliet’in.”</span>

<span>Peki, </span><i><span>Romeo ile Juliet</span></i><span> neden Verona’da geçiyor?</span>

<i><span>Veronalı İki Centilmen</span></i><span> diye ayrı bir piyesi de olan Shakespeare için Verona’nın önemi ne?</span>

<span>Ya da, Shakespeare, İtalya’yı özellikle de Verona’yı çok mu sevmişti de burayı seçti?</span>

<span>Shakespeare’in bırakın Verona’yı, İtalya’yı gördüğü bile tartışmalıdır, </span><i><span>Veronalı İki Centilmen</span></i><span>’de şimdi adını hatırlayamadığım karakterlerden biri, denizi olmayan Verona’dan yine denizi olmayan Milano’ya tekneyle gider.</span>

<span>Gelgelelim, bu iddianın yanlış olduğunu söyleyen edebiyat eleştirmenleri ve tarihçileri de vardır.</span>

<span>Onaltıncı yüzyılda, Verona ile Milano arasında gidiş gelişe elverişli bir kanal olduğu artık neredeyse kesin -Shakespeare’in kastı o muydu?</span>

<span>Gene de, bu veriler de bize herhangi bir şeyi ispat etmeye yetmiyor.</span>

<span>“Shakespeare ve İtalya” tartışmalarının ciddi bir geçmişi -ve böyle devam ederse geleceği- var çünkü.</span>

<span>Shakespeare’in hayatına dair bilgilerimiz hem sınırlı hem de çok tartışmalı olduğu için hakkında birçok teori üretildi, üretilmeye de devam ediyor.</span>

<span>Bildiğimiz kadarıyla, William Shakespeare, İngiltere’de, Stratford-upon-Avon’da, 23 Nisan 1516’da doğdu -1616 senesinin aynı gününde öldü.</span>

<span>Kendilerini “Stratford-karşıtları” olarak adlandıran Shakespeare araştırmacılarına göre ise bu cümledeki her şey yanlış.</span>
<blockquote><em><b>Araştırmacılarca yeni bir okuma sonucunda geliştirilen her tez, daha önce akla gelmeyen bir argüman silsilesi sunduğu için, başkaları tarafından derhal o argümanları parçalamaya yönelik antitezler de yazılıyor ve böylelikle “Shakespeare’in kimliğine” dair geometrik büyüyen tartışmalar ciddi bir alanı kapsıyor.</b></em></blockquote>
<h2><b>SHAKESPEARE’İN KİMLİĞİNE DAİR GEOMETRİK BÜYÜYEN TARTIŞMALAR</b></h2>
<span>Shakespeare’in adı, doğum tarihi, doğduğu yer başta olmak üzere bütün bilgilerine dair sürekli yenilenen teoriler öne sürülür.</span>

<span>Hatta, sadece bu alternatif biyografi çalışmalarının bile başlı başına ele alınabilecek bir külliyat oluşturduğunu söyleyebilirim.</span>

<span>Araştırmacılarca yeni bir okuma sonucunda geliştirilen her tez, daha önce akla gelmeyen bir argüman silsilesi sunduğu için, başkaları tarafından derhal o argümanları parçalamaya yönelik antitezler de yazılıyor ve böylelikle “Shakespeare’in kimliğine” dair geometrik büyüyen tartışmalar ciddi bir alanı kapsıyor.</span>

<span>“Stratford-karşıtı” teorilerin en popülerlerinden biri de Shakespeare’in aslında yazıda Crollalanza adını kullanan bir İtalyan -Michelangelo Florio- olduğu.</span>

<span>Bu teoriyi savunanlara göre, Shakespeare aslında Crollalanza kelimesinin İngilizceye birebir tercümesi.</span>

<span>Crollolanza teorisini benimseyenler içinde buna karşı çıkıp Shakespeare’in Michelangelo değil oğlu John Florio olduğunu söyleyenler olduğu gibi, baba-oğul beraber yazdıklarını söyleyenler, hatta onun başka köklere ait söylenenlere hiç alakası bulunmayan bir insan olduğunu iddia edenler de mevcut.</span>

<span>Shakespeare’in Francis Bacon olduğu, hatta başka kimseler daha olabileceğine dair de çeşitli teoriler var.</span>

<span>Bu teorilere girmenin sırası değil ama.</span>

<span>Juliet’in bahçedeki heykelinin çıplak göğsünü tutanlar, Verona’ya sevdikleriyle bir daha gelirlermiş.</span>

<span>Romeo, beni affet.</span>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>West Cape Howe Milli Parkı – Avustralya</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/west-cape-howe-milli-parki-avustralya</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/west-cape-howe-milli-parki-avustralya</guid>
<description><![CDATA[ West Cape Howe Milli Parkı, Turkuaz mavisi deniz, bembeyaz kumsal birlikte Batı Avustralya’da kesinlikle görülmesi gereken yerlerden birisi. Kumsalın giriş bölgesinde kamp ve araba parkı için özel bir bölge ayrılmış.   Milli Parkın Harita Konumu ]]></description>
<enclosure url="http://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-110.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>West, Cape, Howe, Milli, Parkı, –, Avustralya</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>West Cape Howe Milli Parkı, Turkuaz mavisi deniz, bembeyaz kumsal birlikte Batı Avustralya’da kesinlikle görülmesi gereken yerlerden birisi. Kumsalın giriş bölgesinde kamp ve araba parkı için özel bir bölge ayrılmış.</p>
<figure class="wp-caption alignnone"><img decoding="async" loading="lazy" class="wp-image-724 size-full" src="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-110.jpg" alt="bati-avustralya-albany-110" width="950" height="633" srcset="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-110.jpg 950w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-110-300x200.jpg 300w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-110-768x512.jpg 768w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-110-630x420.jpg 630w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-110-640x426.jpg 640w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-110-681x454.jpg 681w" sizes="(max-width: 950px) 100vw, 950px"><figcaption class="wp-caption-text">Milli park alanı, plaj ve kamp alanının genel görünümü</figcaption></figure>
<p> </p>
<figure aria-describedby="caption-attachment-725" class="wp-caption alignnone"><img decoding="async" loading="lazy" class="wp-image-725 size-full" src="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-77.jpg" alt="bati-avustralya-albany-77" width="950" height="633" srcset="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-77.jpg 950w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-77-300x200.jpg 300w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-77-768x512.jpg 768w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-77-630x420.jpg 630w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-77-640x426.jpg 640w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-77-681x454.jpg 681w" sizes="(max-width: 950px) 100vw, 950px"><figcaption class="wp-caption-text">Sevgili dostlarım Steven & Yolanta’yla Full moon party</figcaption></figure>
<figure aria-describedby="caption-attachment-727" class="wp-caption alignnone"><img decoding="async" loading="lazy" class="wp-image-727 size-full" src="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-82.jpg" alt="bati-avustralya-albany-82" width="950" height="713" srcset="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-82.jpg 950w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-82-300x225.jpg 300w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-82-768x576.jpg 768w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-82-560x420.jpg 560w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-82-80x60.jpg 80w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-82-100x75.jpg 100w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-82-180x135.jpg 180w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-82-238x178.jpg 238w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-82-640x480.jpg 640w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-82-681x511.jpg 681w" sizes="(max-width: 950px) 100vw, 950px"><figcaption class="wp-caption-text">Plaj Bölgesi girişi</figcaption></figure>
<figure aria-describedby="caption-attachment-734" class="wp-caption alignnone"><img decoding="async" loading="lazy" class="wp-image-734 size-full" src="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-95.jpg" alt="bati-avustralya-albany-95" width="713" height="950" srcset="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-95.jpg 713w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-95-225x300.jpg 225w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-95-315x420.jpg 315w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-95-640x853.jpg 640w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-95-681x907.jpg 681w" sizes="(max-width: 713px) 100vw, 713px"><figcaption class="wp-caption-text">Kumul bitkiler ve böcek izleri</figcaption></figure>
<figure aria-describedby="caption-attachment-735" class="wp-caption alignnone"><img decoding="async" loading="lazy" class="wp-image-735 size-full" src="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-96.jpg" alt="bati-avustralya-albany-96" width="950" height="633" srcset="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-96.jpg 950w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-96-300x200.jpg 300w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-96-768x512.jpg 768w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-96-630x420.jpg 630w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-96-640x426.jpg 640w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-96-681x454.jpg 681w" sizes="(max-width: 950px) 100vw, 950px"><figcaption class="wp-caption-text">Çadırımız</figcaption></figure>
<figure aria-describedby="caption-attachment-738" class="wp-caption alignnone"><img decoding="async" loading="lazy" class="wp-image-738 size-full" src="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-117.jpg" alt="bati-avustralya-albany-117" width="950" height="633" srcset="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-117.jpg 950w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-117-300x200.jpg 300w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-117-768x512.jpg 768w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-117-630x420.jpg 630w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-117-640x426.jpg 640w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-117-681x454.jpg 681w" sizes="(max-width: 950px) 100vw, 950px"><figcaption class="wp-caption-text">Yamaç paraşütüyle atlama & fotoğraf çekim noktası</figcaption></figure>
<figure aria-describedby="caption-attachment-741" class="wp-caption alignnone"><img decoding="async" loading="lazy" class="wp-image-741 size-full" src="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-164.jpg" alt="bati-avustralya-albany-164" width="950" height="713" srcset="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-164.jpg 950w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-164-300x225.jpg 300w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-164-768x576.jpg 768w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-164-560x420.jpg 560w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-164-80x60.jpg 80w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-164-100x75.jpg 100w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-164-180x135.jpg 180w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-164-238x178.jpg 238w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-164-640x480.jpg 640w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-164-681x511.jpg 681w" sizes="(max-width: 950px) 100vw, 950px"><figcaption class="wp-caption-text">Güney-Batı Avustralya bitki örtüsü</figcaption></figure>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-726" src="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-80.jpg" alt="bati-avustralya-albany-80" width="950" height="713" srcset="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-80.jpg 950w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-80-300x225.jpg 300w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-80-768x576.jpg 768w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-80-560x420.jpg 560w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-80-80x60.jpg 80w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-80-100x75.jpg 100w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-80-180x135.jpg 180w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-80-238x178.jpg 238w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-80-640x480.jpg 640w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-80-681x511.jpg 681w" sizes="(max-width: 950px) 100vw, 950px"> <img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-728" src="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-83.jpg" alt="bati-avustralya-albany-83" width="713" height="950" srcset="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-83.jpg 713w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-83-225x300.jpg 225w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-83-315x420.jpg 315w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-83-640x853.jpg 640w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-83-681x907.jpg 681w" sizes="(max-width: 713px) 100vw, 713px"> <img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-729" src="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-84.jpg" alt="bati-avustralya-albany-84" width="713" height="950" srcset="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-84.jpg 713w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-84-225x300.jpg 225w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-84-315x420.jpg 315w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-84-640x853.jpg 640w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-84-681x907.jpg 681w" sizes="(max-width: 713px) 100vw, 713px"><br>
<img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-731" src="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-87.jpg" alt="bati-avustralya-albany-87" width="950" height="713" srcset="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-87.jpg 950w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-87-300x225.jpg 300w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-87-768x576.jpg 768w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-87-560x420.jpg 560w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-87-80x60.jpg 80w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-87-100x75.jpg 100w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-87-180x135.jpg 180w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-87-238x178.jpg 238w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-87-640x480.jpg 640w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-87-681x511.jpg 681w" sizes="(max-width: 950px) 100vw, 950px"> <img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-732" src="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-92.jpg" alt="bati-avustralya-albany-92" width="950" height="713" srcset="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-92.jpg 950w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-92-300x225.jpg 300w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-92-768x576.jpg 768w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-92-560x420.jpg 560w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-92-80x60.jpg 80w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-92-100x75.jpg 100w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-92-180x135.jpg 180w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-92-238x178.jpg 238w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-92-640x480.jpg 640w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-92-681x511.jpg 681w" sizes="(max-width: 950px) 100vw, 950px"> <img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-733" src="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-93.jpg" alt="bati-avustralya-albany-93" width="713" height="950" srcset="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-93.jpg 713w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-93-225x300.jpg 225w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-93-315x420.jpg 315w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-93-640x853.jpg 640w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-93-681x907.jpg 681w" sizes="(max-width: 713px) 100vw, 713px"> <img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-736" src="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-101.jpg" alt="bati-avustralya-albany-101" width="950" height="633" srcset="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-101.jpg 950w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-101-300x200.jpg 300w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-101-768x512.jpg 768w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-101-630x420.jpg 630w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-101-640x426.jpg 640w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-101-681x454.jpg 681w" sizes="(max-width: 950px) 100vw, 950px"> <img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-737" src="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-113.jpg" alt="bati-avustralya-albany-113" width="950" height="633" srcset="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-113.jpg 950w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-113-300x200.jpg 300w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-113-768x512.jpg 768w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-113-630x420.jpg 630w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-113-640x426.jpg 640w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-113-681x454.jpg 681w" sizes="(max-width: 950px) 100vw, 950px"> <img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-739" src="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-132.jpg" alt="bati-avustralya-albany-132" width="950" height="633" srcset="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-132.jpg 950w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-132-300x200.jpg 300w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-132-768x512.jpg 768w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-132-630x420.jpg 630w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-132-640x426.jpg 640w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-132-681x454.jpg 681w" sizes="(max-width: 950px) 100vw, 950px"> <img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-740" src="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-163.jpg" alt="bati-avustralya-albany-163" width="950" height="713" srcset="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-163.jpg 950w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-163-300x225.jpg 300w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-163-768x576.jpg 768w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-163-560x420.jpg 560w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-163-80x60.jpg 80w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-163-100x75.jpg 100w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-163-180x135.jpg 180w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-163-238x178.jpg 238w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-163-640x480.jpg 640w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-163-681x511.jpg 681w" sizes="(max-width: 950px) 100vw, 950px"> <img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-742" src="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-168.jpg" alt="bati-avustralya-albany-168" width="950" height="713" srcset="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-168.jpg 950w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-168-300x225.jpg 300w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-168-768x576.jpg 768w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-168-560x420.jpg 560w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-168-80x60.jpg 80w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-168-100x75.jpg 100w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-168-180x135.jpg 180w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-168-238x178.jpg 238w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-168-640x480.jpg 640w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-168-681x511.jpg 681w" sizes="(max-width: 950px) 100vw, 950px"> <img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-743" src="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-179.jpg" alt="bati-avustralya-albany-179" width="713" height="950" srcset="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-179.jpg 713w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-179-225x300.jpg 225w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-179-315x420.jpg 315w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-179-640x853.jpg 640w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-179-681x907.jpg 681w" sizes="(max-width: 713px) 100vw, 713px"> <img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-744" src="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-188.jpg" alt="bati-avustralya-albany-188" width="950" height="713" srcset="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-188.jpg 950w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-188-300x225.jpg 300w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-188-768x576.jpg 768w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-188-560x420.jpg 560w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-188-80x60.jpg 80w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-188-100x75.jpg 100w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-188-180x135.jpg 180w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-188-238x178.jpg 238w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-188-640x480.jpg 640w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bati-avustralya-albany-188-681x511.jpg 681w" sizes="(max-width: 950px) 100vw, 950px"></p>
<p>Milli Parkın Harita Konumu</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Burren Milli Parkı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/burren-milli-parki</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/burren-milli-parki</guid>
<description><![CDATA[  İrlanda’nın Eşsiz Peyzaj Alanı Burren Milli Parkı Burren, Cliffs of Moher’den 35 dakikalık bir sürüş mesafesinde bulunur. Burrens peyzajı İrlanda’nın eşsiz alanlarından birisidir. ilk bakışta 3707 dönümlük bir arazinin çöle benzer bir yanı vardır, kapsamlı bir zenginliğe sahiptir ve binlerce yıllık yaşamında birçok savaşa tanıklık etmiştir. Burren İlçesi “Clare” Sadece burada bulacağınız  kalıntıları değil aynı zamanda düzinelerce […] ]]></description>
<enclosure url="http://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/02/burren-milli-parki-irlanda-2.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Burren, Milli, Parkı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h2> İrlanda’nın Eşsiz Peyzaj Alanı Burren Milli Parkı</h2>
<p>Burren, Cliffs of Moher’den 35 dakikalık bir sürüş mesafesinde bulunur.</p>
<p>Burrens peyzajı İrlanda’nın eşsiz alanlarından birisidir. ilk bakışta 3707 dönümlük bir arazinin çöle benzer bir yanı vardır, kapsamlı bir zenginliğe sahiptir ve binlerce yıllık yaşamında birçok savaşa tanıklık etmiştir.</p>
<h3><strong>Burren İlçesi “Clare”</strong></h3>
<p>Sadece burada bulacağınız  kalıntıları değil aynı zamanda düzinelerce <strong>Megalit mezarı</strong> İrlanda’daki bu yapıların en yoğunlaştığı yerdir. Bu mezarlar 5000 yıl öncesine dayanıyor.</p>
<p><a href="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/02/burren-milli-parki-irlanda-2.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="td-modal-image td-post-image-full alignnone wp-image-1774 size-full" src="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/02/burren-milli-parki-irlanda-2.jpg" width="1600" height="1184" srcset="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/02/burren-milli-parki-irlanda-2.jpg 1600w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/02/burren-milli-parki-irlanda-2-300x222.jpg 300w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/02/burren-milli-parki-irlanda-2-768x568.jpg 768w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/02/burren-milli-parki-irlanda-2-1024x758.jpg 1024w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/02/burren-milli-parki-irlanda-2-568x420.jpg 568w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/02/burren-milli-parki-irlanda-2-80x60.jpg 80w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/02/burren-milli-parki-irlanda-2-100x75.jpg 100w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/02/burren-milli-parki-irlanda-2-640x474.jpg 640w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/02/burren-milli-parki-irlanda-2-681x504.jpg 681w" sizes="(max-width: 1600px) 100vw, 1600px"></a> <a href="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/02/burren-milli-parki-irlanda-3.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class=" td-post-image-full td-modal-image alignnone wp-image-1775 size-full" src="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/02/burren-milli-parki-irlanda-3.jpg" width="639" height="353" srcset="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/02/burren-milli-parki-irlanda-3.jpg 639w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/02/burren-milli-parki-irlanda-3-300x166.jpg 300w" sizes="(max-width: 639px) 100vw, 639px"></a></p>
<p>Burren, çoğu İrlanda’dan başka hiçbir yerde bulunmayan geniş bir bitki çeşidine sahiptir; bazı insanlar kayalık topografya göz önüne alındığında bunu alışılmadık bulurlar, ancak tam tersine bu durum burada pek çok farklı türün gelişmesine yardımcı olur.</p>
<p><strong>Bölgeyi belirleyen kireçtaşı, Yaz aylarında ısıyı absorbe eder ve daha soğuk aylarda bertaraf eder,</strong> Burren’in İrlanda’nın geri kalanından daha uzun bir büyüme mevsimi olması anlamına gelir.</p>
<h3><strong>Milli Parkta Eğitim</strong></h3>
<p>Burren Milli Parkı Bilgi Noktası, Nisan ayından eylül sonuna kadar altı ay açıktır. Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında, Ziyaretçi Rehberlerimiz, Burren Ulusal Parkı ve orada yaşayan bitkiler ve hayvanlar hakkında bir eğitim hizmeti vermektedir.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="td-modal-image td-post-image-full alignnone wp-image-1776 size-full" src="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/02/burren-milli-parki-irlanda-4.jpg" width="799" height="454" srcset="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/02/burren-milli-parki-irlanda-4.jpg 799w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/02/burren-milli-parki-irlanda-4-300x170.jpg 300w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/02/burren-milli-parki-irlanda-4-768x436.jpg 768w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/02/burren-milli-parki-irlanda-4-739x420.jpg 739w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/02/burren-milli-parki-irlanda-4-640x364.jpg 640w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/02/burren-milli-parki-irlanda-4-681x387.jpg 681w" sizes="(max-width: 799px) 100vw, 799px"></p>
<h3><strong>Burren Milli Parkı Tarihi ve Özellikleri</strong></h3>
<p>Burren, İrlanda toprak yüzeyinin% 1’ini kaplar ve yaklaşık 250 kilometrekare büyüklüğündedir. Burren’in çoğu bu son derece olağandışı yaşam alanını korumak için Özel Korunum Alanı olarak belirlenmiştir.</p>
<p>Burren Ulusal Parkı, Burren’in güneydoğu köşesinde yer alır ve yaklaşık 1500 hektar büyüklüğündedir. Park arazisi, doğa koruma ve halka açık erişim için Hükümet tarafından satın alındı. Burren: Kireçtaşı Kaldırımı, Çörek otlakları, Hazel ovuşu, Kül / fındık ormanlık alanları, Turfloughlar, Göller, Petrifying yaylar, uçurumlar ve Fen’in içindeki tüm önemli yaşam alanlarının örneklerini içerir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ürdün</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/urdun</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/urdun</guid>
<description><![CDATA[ Ürdün toprakları, Osmanlı İmparatorluğunun hükmü altına 1516 yılında Osmanlıların Memlüklüleri yendiği Mercidabık Muharebesinden sonra girmiştir.Böylece Ürdün, bu büyük imparatorluğun 1516 yılından 1918 yılına kadar bir parçası olmuştur. Daha sonra diğer Suriye gibi diğer Arap ülkeleri de kendi istekleri ile Osmanlı Devletinin hükmü altına girmiştir. I. Selim bu bölgelerin valiliğini Can Berdi El-Gazali’ye vermiştir, ancak I. […] ]]></description>
<enclosure url="http://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-5.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Ürdün</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Ürdün toprakları, Osmanlı İmparatorluğunun hükmü altına 1516 yılında Osmanlıların Memlüklüleri yendiği Mercidabık Muharebesinden sonra girmiştir.Böylece Ürdün, bu büyük imparatorluğun 1516 yılından 1918 yılına kadar bir parçası olmuştur. Daha sonra diğer Suriye gibi diğer Arap ülkeleri de kendi istekleri ile Osmanlı Devletinin hükmü altına girmiştir. I. Selim bu bölgelerin valiliğini Can Berdi El-Gazali’ye vermiştir, ancak I. Selim’in vefatından sonra, Osmanlı İmparatorluğundan bağımsızlığını ilan etmiştir. (Wikipedia)</p>
<p><a href="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-2.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-2527" src="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-2.jpg" alt="" width="1000" height="655" srcset="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-2.jpg 1000w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-2-300x197.jpg 300w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-2-768x503.jpg 768w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-2-641x420.jpg 641w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-2-640x419.jpg 640w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-2-681x446.jpg 681w" sizes="(max-width: 1000px) 100vw, 1000px"></a> <a href="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-3.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-large wp-image-2528" src="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-3.jpg" alt="" width="640" height="420" srcset="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-3.jpg 1000w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-3-300x197.jpg 300w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-3-768x505.jpg 768w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-3-639x420.jpg 639w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-3-640x420.jpg 640w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-3-681x447.jpg 681w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px"></a> <a href="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-4.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-large wp-image-2529" src="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-4.jpg" alt="" width="640" height="419" srcset="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-4.jpg 1000w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-4-300x196.jpg 300w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-4-768x502.jpg 768w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-4-642x420.jpg 642w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-4-640x419.jpg 640w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-4-681x445.jpg 681w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px"></a> <a href="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-5.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-large wp-image-2530" src="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-5.jpg" alt="" width="640" height="418" srcset="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-5.jpg 1000w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-5-300x196.jpg 300w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-5-768x502.jpg 768w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-5-643x420.jpg 643w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-5-640x418.jpg 640w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-5-681x445.jpg 681w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px"></a> <a href="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-6.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-large wp-image-2531" src="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-6.jpg" alt="" width="640" height="417" srcset="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-6.jpg 999w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-6-300x194.jpg 300w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-6-768x500.jpg 768w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-6-645x420.jpg 645w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-6-640x417.jpg 640w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-6-681x444.jpg 681w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px"></a> <a href="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-7.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-large wp-image-2532" src="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-7.jpg" alt="" width="640" height="420" srcset="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-7.jpg 1000w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-7-300x197.jpg 300w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-7-768x504.jpg 768w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-7-640x420.jpg 640w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-7-681x447.jpg 681w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px"></a> <a href="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-8.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-large wp-image-2533" src="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-8.jpg" alt="" width="640" height="425" srcset="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-8.jpg 1000w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-8-300x199.jpg 300w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-8-768x510.jpg 768w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-8-633x420.jpg 633w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-8-640x425.jpg 640w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-8-681x452.jpg 681w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px"></a> <a href="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-9.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-large wp-image-2534" src="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-9.jpg" alt="" width="640" height="976" srcset="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-9.jpg 656w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-9-197x300.jpg 197w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-9-276x420.jpg 276w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-9-640x976.jpg 640w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px"></a> <a href="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-10.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-large wp-image-2535" src="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-10.jpg" alt="" width="640" height="974" srcset="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-10.jpg 657w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-10-197x300.jpg 197w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-10-276x420.jpg 276w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-10-640x974.jpg 640w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px"></a> <a href="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-11.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-large wp-image-2536" src="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-11.jpg" alt="" width="640" height="420" srcset="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-11.jpg 1000w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-11-300x197.jpg 300w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-11-768x505.jpg 768w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-11-639x420.jpg 639w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-11-640x420.jpg 640w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-11-681x447.jpg 681w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px"></a> <a href="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-12.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-large wp-image-2537" src="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-12.jpg" alt="" width="640" height="422" srcset="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-12.jpg 1000w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-12-300x198.jpg 300w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-12-768x507.jpg 768w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-12-636x420.jpg 636w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-12-640x422.jpg 640w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-12-681x449.jpg 681w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px"></a> <a href="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-13.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-large wp-image-2538" src="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-13.jpg" alt="" width="640" height="360" srcset="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-13.jpg 1000w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-13-300x169.jpg 300w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-13-768x432.jpg 768w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-13-746x420.jpg 746w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-13-640x360.jpg 640w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-13-681x383.jpg 681w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px"></a> <a href="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-large wp-image-2539" src="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari.jpg" alt="" width="640" height="418" srcset="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari.jpg 999w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-300x196.jpg 300w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-768x501.jpg 768w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-644x420.jpg 644w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-640x418.jpg 640w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/06/urdun-petra-jordan-fotograflari-681x444.jpg 681w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px"></a>Fotoğraflar: Ahmet Doğanay / Doğa Dergisi</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kuzey Işıkları’nın Uzaydan Görünümü</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/kuzey-isiklarinin-uzaydan-goerunumu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/kuzey-isiklarinin-uzaydan-goerunumu</guid>
<description><![CDATA[ Aurora Borealis olarak bilinen Kuzey Işıkları uluslararası gözlem evi uydusu tarafından kayıt altına alındı. ]]></description>
<enclosure url="http://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2017/09/kuzey-isiklari-fotografi.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Kuzey, Işıkları’nın, Uzaydan, Görünümü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Aurora Borealis olarak bilinen Kuzey Işıkları uluslararası gözlem evi uydusu tarafından kayıt altına alındı.</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Küre Dağları Milli Parkı – Flora &amp;amp;amp; Fauna</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/kure-daglari-milli-parki-flora-fauna</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/kure-daglari-milli-parki-flora-fauna</guid>
<description><![CDATA[ Genetik, tür, habitat çeşitliliği, nadir ve nesli tehlike altındaki türlerin varlığı; ekosistemin yaşlılığı ve olgunluğu, dış etkenlere duyarlılığı gibi etkenler bir alanın doğa koruma açısından önemini ortaya koyuyor. Dünya-da endemizm düzeyi yüksek ve aynı zamanda hızla habitat kaybına uğrayan alanlar doğa korumacılar tarafından Sıcak Nokta olarak adlandırılıyor. Avrupa ormanlarının acil olarak korunması gereken 100 sıcak […] ]]></description>
<enclosure url="http://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bartin-kuredaglari-milli-parki-8.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Küre, Dağları, Milli, Parkı, –, Flora, &amp;amp, Fauna</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>Genetik, tür, habitat çeşitliliği, nadir ve nesli tehlike altındaki türlerin varlığı; ekosistemin yaşlılığı ve olgunluğu, dış etkenlere duyarlılığı gibi etkenler bir alanın doğa koruma açısından önemini ortaya koyuyor. Dünya-da endemizm düzeyi yüksek ve aynı zamanda hızla habitat kaybına uğrayan alanlar doğa korumacılar tarafından Sıcak Nokta olarak adlandırılıyor. Avrupa ormanlarının acil olarak korunması gereken 100 sıcak noktasından dokuzu Türkiye’de yer alıyor. National Geographic Türkiye, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ve WWF–Türkiye’nin işbirliğiyle, Şubat 2005’ten başlayarak doğa koruma çalışmalarında emsalsiz alanlar olan 9 sıcak noktayı okurlarına sunuyor.</span></p>

<a href="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bartin-kuredaglari-milli-parki-18.jpg"><img width="300" height="169" src="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bartin-kuredaglari-milli-parki-18-300x169.jpg" class="attachment-medium size-medium" alt="" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bartin-kuredaglari-milli-parki-18-300x169.jpg 300w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bartin-kuredaglari-milli-parki-18-768x432.jpg 768w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bartin-kuredaglari-milli-parki-18-747x420.jpg 747w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bartin-kuredaglari-milli-parki-18-640x360.jpg 640w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bartin-kuredaglari-milli-parki-18-681x383.jpg 681w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bartin-kuredaglari-milli-parki-18.jpg 950w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px"></a>
<a href="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bartin-kuredaglari-milli-parki-17.jpg"><img width="300" height="169" src="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bartin-kuredaglari-milli-parki-17-300x169.jpg" class="attachment-medium size-medium" alt="" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bartin-kuredaglari-milli-parki-17-300x169.jpg 300w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bartin-kuredaglari-milli-parki-17-768x432.jpg 768w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bartin-kuredaglari-milli-parki-17-747x420.jpg 747w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bartin-kuredaglari-milli-parki-17-640x360.jpg 640w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bartin-kuredaglari-milli-parki-17-681x383.jpg 681w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bartin-kuredaglari-milli-parki-17.jpg 950w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px"></a>
<a href="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bartin-kuredaglari-milli-parki-5.jpg"><img width="300" height="169" src="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bartin-kuredaglari-milli-parki-5-300x169.jpg" class="attachment-medium size-medium" alt="" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bartin-kuredaglari-milli-parki-5-300x169.jpg 300w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bartin-kuredaglari-milli-parki-5-768x432.jpg 768w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bartin-kuredaglari-milli-parki-5-747x420.jpg 747w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bartin-kuredaglari-milli-parki-5-640x360.jpg 640w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bartin-kuredaglari-milli-parki-5-681x383.jpg 681w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bartin-kuredaglari-milli-parki-5.jpg 950w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px"></a>
<a href="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bartin-kuredaglari-milli-parki-29.jpg"><img width="300" height="169" src="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bartin-kuredaglari-milli-parki-29-300x169.jpg" class="attachment-medium size-medium" alt="" decoding="async" loading="lazy" srcset="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bartin-kuredaglari-milli-parki-29-300x169.jpg 300w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bartin-kuredaglari-milli-parki-29-768x432.jpg 768w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bartin-kuredaglari-milli-parki-29-747x420.jpg 747w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bartin-kuredaglari-milli-parki-29-640x360.jpg 640w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bartin-kuredaglari-milli-parki-29-681x383.jpg 681w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bartin-kuredaglari-milli-parki-29.jpg 950w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px"></a>

<p><strong><span>Bir Sıcak Noktanın Öyküsü “KÜRE”</span></strong></p>
<p><span> Yüksek düzlükler, dik eğimli yamaçlar üzerinde yer alan gür ormanlar, geniş ormaniçi çayırlıklar, olağanüstü uzun ve dik kanyonlar, düdenler, kayalık duvarlar, kireçtaşından oluşan anakayayı dikine keserek denize dökülen akarsular, tarla ve bahçelerden oluşan kırsal doku ve bununla bütünleşen kırsal yerleşim alanları… Türkiye’nin mağara ve kanyonlar açısından en zengin yerlerinden biri olarak kabul edilen Küre Dağları, batıda Bartın Çayı’ndan başlayarak Kızılırmak’a kadar, yaklaşık 300 km. boyunca uzanıyor. Dağların kuzey sınırlarını Karadeniz, güney sınırlarını ise Gökırmak çiziyor. “İsfendiyar Dağları” adıyla da bilinen bu sıradağlar, hareketli topografik yapısıyla, önemli bir peyzaj çeşitliliği sunuyor. Anadolu’nun kuzeyini baştan başa kat eden kıyısal dağ sisteminin bir parçası olan bölge, orman, akarsu, kıyı ve geleneksel tarım ekosistemleri gibi çeşitli ana ekosistem tiplerinin birara-da bulunduğu, zengin bir habitat çeşitliliğini barındırıyor. Orta yükseklikte bir dağ sırası olan Küre Dağları’nın en yüksek noktası, Devrekani ve Abana arasında yer alan Ya-ralıgöz Dağı (2019 m.) zir-vesi. Burası aynı zamanda sistemin sub–alpin zona sa-hip tek yüksekliği. Diğer önemli yükseklikler ise Ballıdağ (1746 m.), Kara-kuz Dağı (1282 m.), Göynük Dağı (1804 m.) ve Dikmen Dağı (1657 m.) üzerinde.Dağların kıyıya paralel olarak uzanması nedeniyle Küre Dağları’nın Karadeniz’e bakan kıyıları fazla girintili çıkıntılı değil. Akarsuların denize ulaştığı vadilerde oluşan küçük koylar ve birden yükselen kıyıların oluşturduğu falezler kıyı şeridinin tipik görüntüsünü oluşturuyor. Amasra, Kurucaşile, Cide, İnebolu, Abana, Çatalzeyin, Türkeli ve Ayancık kıyı yolu dağların kuzey eteğini izlerken; Daday, Kastamonu, Taşköprü ve Boyabat güney-de yer alıyor.</span></p>
<p><span><strong><span>Neden Sıcak Nokta?</span></strong></span></p>
<p><a href="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bartin-kuredaglari-milli-parki-8.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-403" src="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bartin-kuredaglari-milli-parki-8.jpg" alt="" width="950" height="534" srcset="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bartin-kuredaglari-milli-parki-8.jpg 950w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bartin-kuredaglari-milli-parki-8-300x169.jpg 300w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bartin-kuredaglari-milli-parki-8-768x432.jpg 768w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bartin-kuredaglari-milli-parki-8-747x420.jpg 747w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bartin-kuredaglari-milli-parki-8-640x360.jpg 640w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bartin-kuredaglari-milli-parki-8-681x383.jpg 681w" sizes="(max-width: 950px) 100vw, 950px"></a><br>
<span> Tehlike altındaki “Karade-niz Nemli Karstik Orman” ekosistemlerinin en iyi ör-neklerine sahip Küre Dağla-rı’nın doğa koruma açısın dan önemini ortaya koyan bir dizi neden var: Bitki kuşakları açısından Avrupa–Sibirya Floristik Böl-gesi’nin öksin kesiminde bulunan alanın doğa koruma açısından önemi; orman ekosistemleri, akarsu ekosistemleri, kıyı ekosistemleri ve geleneksel tarım ekosistemleri gibi çeşitli ana ekosistem tiplerinin birarada bulunma-sı ve bunların sahip olduğu habitat çeşitliliğinden kay-naklanıyor. Bu habitat çeşitliliği, Karadeniz göknar, kayın karışık ormanları, saf göknar ve saf kayın ormanları, karışık yapraklı ormanlar, yalancı makiler, deniz ve kıyı habitatları, ormaniçi çayırlıklar, kayalıklar gibi çok sayıda bileşeni içeriyor. WWF–Türkiye tarafından, 40 ulusal uzmanın katılımı ile belirlenen Türkiye’nin 122 “Önemli Bitki Alanı” arasında da yer alan Küre Dağları’nın sahip olduğu do-ğal yaşam alanlarından bazı-ları Bern Sözleşmesi (Avru-pa Yaban Hayatı ve Doğal Yaşam Ortamlarının Korun-ması Sözleşmesi) listesinde-ki Tehlike Altındaki Habitat-lar listesinde yer alıyor.</span></p>
<p><strong><span>Flora</span></strong></p>
<p><span> Kayın ve göknar ormanları ile yalancı maki formasyonu Türkiye’de geniş bir yayılım alanına sahip. Küre Dağları’nın, karstik alan üzerindeki nemli karışık ormanları ise bitki türleri ve bunların kompozisyonu açısından son derece önemli. Bu ekosistem çeşitliliği içinde, var olan bilgilere göre 675 bitki taksonunun yaşadığı biliniyor, ancak uzmanlar gerçek sayının bundan çok daha fazla olduğunu tahmin ediyor. Küre Dağları 100 ka-darı Türkiye’ye endemik bit-ki, 50 civarında da nadir tak-son barındırıyor. Türkiye Bitkileri Kırmızı Kitabı esas alınarak yapılan değerlendirmeye göre, böl-gede 1’i kritik olarak tehlike-de olmak üzere (Astralagus kastamonuensis), 20 civarın-da nesli tehlike altında bitki taksonu bulunuyor. Küresel düzeyde 2 (Acer cappadoci-cum var. stenocarpum –bir akçaağaç alt türü– ve Trifo-lium euxinum –bir yonca tü-rü) ve Avrupa düzeyinde 33 nesli tehlike altında bitki tak-sonu da, alanın uluslararası düzeydeki önemini ortaya koyan nedenler arasında.</span></p>
<p><span><strong><span>Fauna</span></strong></span></p>
<p><span> Küre Dağları, çok sayıda hayvan türü için sunduğu yaşam ortamları ile de biyo-lojik açıdan çok önemli bir alan. Vaşak (Lynx lynx), ya-ban kedisi (Felis sylvestris), susamuru (Lutra lutra), bo-zayı (Ursus arctos) ve uluge-yik (Cervus elaphus) gibi me-meli türleriyle birlikte, böl-gede Türkiye’de yaşayan 132 memeli türünün 30 kadarı-na rastlanıyor. Milli Park Tasarı Gelişme Planı’na göre, alanda 129 kuş türü yaşıyor ve bunun 46’sı tehdit altında. Özellikle ge-niş vadilere bakan yüksek kayalıklar, akbaba, şahin, kartal ve gece yırtıcılarının barınması için uygun alan-lar oluşturuyor. Alan ayrıca gerek deniz kıyısında üreyen ve kışlayan su kuşları, gerek-se ılıman kuşak orman biyogenler ve çiftyaşarlar gibi diğer fauna türlerinin varlığı hakkında detaylı bilgi bulunmuyor.</span></p>
<h2><strong><span>Küre Dağları’nın Umudu</span></strong></h2>
<p><a href="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bartin-kuredaglari-milli-parki-32.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-408" src="https://dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bartin-kuredaglari-milli-parki-32.jpg" alt="" width="950" height="534" srcset="https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bartin-kuredaglari-milli-parki-32.jpg 950w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bartin-kuredaglari-milli-parki-32-300x169.jpg 300w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bartin-kuredaglari-milli-parki-32-768x432.jpg 768w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bartin-kuredaglari-milli-parki-32-747x420.jpg 747w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bartin-kuredaglari-milli-parki-32-640x360.jpg 640w, https://www.dogadergisi.com/wp-content/uploads/2016/09/bartin-kuredaglari-milli-parki-32-681x383.jpg 681w" sizes="(max-width: 950px) 100vw, 950px"></a></p>
<p><span> Bakanlar Kurulu’nun 7 Temmuz 2000 tarihli kararı, Küre Dağları’nın Milli Park’ a dönüşmesinde en önemli adım oldu. Ancak, doğa koruma açısından önemli bir alanın gerçek anlamda ve etkin bir şekilde korunması için uygulamaya dönük yeni somut adımların atılması gerekiyordu. Her şeyden önce Milli Park’ın idari ve fiziki altyapısının kurulması şarttı. Milli Park’ın oluşum sürecinde, yerel halkta oluşan beklentilerin boşa çıkmaması için alternatif geçim kaynaklarının geliştirilmesi, onların desteğinin sürdürülmesi açısından önemliydi. Ülkemizde, milli parkların korunması ve yönetiminden sorumlu Çevre ve Orman Bakanlığı ile Küre Dağları’nı öncelikli faaliyet alanların dan biri olarak benimseyen WWF–Türkiye’nin bugün paylaştığı ortak düşünce, bu Milli Park’ın sahip olduğu biyolojik çeşitliliğin etkin bir şekilde korunmasını ve yakın çevresindeki doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımını sağlayacak etkin, bütüncül ve katılımcılığa da yalı bir işbirliği modelini hayata geçirmek. Milli Park’ın ilanından bu yana gerçekleştirilen ve bundan sonraki süreçte gerçekleştirilmesi hedeflenen bütün çalışmalar bu ortak düşüncenin yaşama geçirilmesine katkıda bulunmayı amaçlıyor.</span></p>
<h2><strong><span>Yaban Hayatının Korunması</span></strong></h2>
<p><span> Küre Dağları Milli Parkı, tampon bölge de dikkate alın-dığında Türkiye’nin en bü-yük, korunan alanlarından bi-ri. Park ve çevresinde hangi büyük memelilerin olduğu-nu bilmek ve bunların mev-cut durumunu ortaya koy-mak, milli parkın doğa koru-ma amaçlarının belirlenme-sinde önemli bir adım oldu. Esas itibariyle 2000 yılın-dan bu yana Milli Park Mü-dürlüğü ile işbirliği içinde yü-rütülen süreçte, WWF–Tür-kiye Yaban Hayatı Uzmanı Özgün Emre Can tarafından bölgede gerçekleştirilen ça-lışmaların ilk etabında, foto-kapanlar kullanılarak bölge-de dağılım gösteren büyük memeli türleri ve sonra böl-gedeki göreceli popülasyon büyüklükleri çalışıldı. Söz ko-nusu çalışma, Küre Dağları ve yakın çevresinde bozayı neği (WCS) yaban hayatı bi-yologlarından Dr. John Be-echam ile birlikte bölgedeki bozayı habitatları çalışılarak, habitatların ne büyüklükte bir popülasyonu barındırdığı araştırıldı. Çalışmaların ikinci bölü-münde Pınarbaşı’nda ger-çekleştirilen geniş katılımlı bir yaban hayatı çalıştayı ile yöre insanının yaban hayatı ile olan ilişkisi irdelendi. Bu çalışma, özellikle bozayı insan ilişkisinin ortaya konulçevede, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ve yerel yetkililerle işbirliği içinde, Kastamonu’da bozayı ve kurt gibi büyük etobur türler üzerine eğitim, araştırma ve rehabilitasyon çalışmalarının yapılacağı bir merkezin kurulmasına yönelik çalışmalar başlatıldı.</span></p>
<h2><span><strong>W W F Türkiyenin Rolü</strong></span></h2>
<p><span> Küre Dağları Milli Park sürecinin taraflarından biri olan WWF–Türkiye, kendi öncelik listesindeki bu alanın resmi koruma statüsü kazanmasını izleyen dönemde de aktif rol alarak, merkezi düzeyde Çevre ve Orman Bakanlığı ile alanda yapılması gereken bafllıca çalışlmaları içeren bir bütüncül ortak projeyi gelifltirirken, alan düzeyinde Milli Park Müdürlüğü ve diğer ilgili yerel yönetimlerle yakın diyalog içerisinde bir dizi etkinliği hayata geçiriyor. WWF–Türkiye, Milli Park’ın ilan edilmesinden bu yana geçen sürede, Tasarı Geliflme Planı’nda öngörülen öncelikli konulardan, “alternatif geçim kaynağı olarak ekoturizm”, “yerel kapasite gelifltirme”, “eğitim–bilinçlendirme” ve “tanıtım” gibi konulara öncelik vererek, baflta Milli Park idaresi olmak üzere, yerel yöneticilerle iflbirliği içerisinde tampon bölgede pilot çalışmalar gerçekleştiriyor.</span></p>
<p> </p>
<ul>
<li><em>Kaynak:</em> <a href="http://www.kdmp.gov.tr/sayfa/kure-daglari" target="_blank" rel="noopener">1</a></li>
<li><em>Fotoğraflar: </em>Ahmet Doğanay</li>
</ul>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Munzur Dağları&amp;apos;ndaki Şahintaşı Buzulu doğaseverlerin yeni rotası oldu</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/munzur-daglarindaki-sahintasi-buzulu-dogaseverlerin-yeni-rotasi-oldu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/munzur-daglarindaki-sahintasi-buzulu-dogaseverlerin-yeni-rotasi-oldu</guid>
<description><![CDATA[ Tunceli&#039;nin Ovacık ilçesindeki Munzur Dağları&#039;nda yer alan Şahintaşı Buzulu ve çevresindeki yaylalar, doğal güzellikleriyle gezi gruplarını ağırlıyor.arihi mekanları, kültürel alanları ve doğasıyla dikkati çeken 1500 rakımlı Ovacık ilçesi, dört mevsim farklı güzelliklere bürünmesiyle çok sayıda ziyaretçilerden rağbet görüyor.  Akarsu ve vadileriyle çeşitli spor faaliyetlerine de elverişli ortamın bulunduğu ilçede, özellikle ilkbahar ve yaz dönemlerinde turizm hareketliliği yaşanıyor.  İlçenin Munzur Dağları&#039;nda yıllar önce yapılan araştırmalarda tespit edilen Şahintaşı Buzulu da son zamanlarda doğaseverlerin gezmek için tercih ettiği yerlerden oldu. Günübirlik turlarla ilçe merkezinden yola çıkan doğa tutkunları, araçlarla Gözeler köyüne geldikten sonra gerekli hazırlıklarını yapıp buzula doğru yürüyüşe başlıyor.  Munzur Dağları&#039;nın arasındaki patikalardan ilerleyen doğaseverler, yolculukları esnasında sırasıyla Warı Dalkan, Kırkmerdiven, Teng, Susuz ve Gola Surkı yaylalarından geçiyor.Kar ve bahar manzaralarını da aynı kadrajda gören doğa tutkunları, yaklaşık 9 saatlik tırmanışın sonunda 3310 metre yükseklikteki Şahintaşı Buzulu&#039;na varıyor.  Bölgedeki yaylalarda vakit geçiren doğaseverler, buzul üzerindeki farklı yıllara ait birikimi yansıtan oluşumları ve kayaçları fotoğraflıyor.Geziye katılan coğrafya öğretmeni Yılmaz Yılmaz, Munzur Dağları&#039;nda gezilmesi gereken sayısız güzelliğin olduğunu söyledi.  &quot;KÜRESEL ISINMANIN MUNZUR DAĞLARI ÜZERİNDEKİ ETKİSİNİ GÖRMEK İSTEDİK&quot;Şahintaşı Buzulu&#039;nun da bu güzelliklerin arasında yer aldığını belirten Yılmaz, şunları kaydetti:  &quot;2015 yılında keşfedilen bu buzulu merak edip gezi etkinliği organize ettik. Sabah saat 05.00&#039;te Ovacık ilçe merkezinden yola çıktık ve yaklaşık bir saat süren araçlı seyahatimizin dışında 9 saat yürüyüp buzula ulaştık. Küresel ısınmanın Munzur Dağları üzerindeki etkisini de görmek istedik. Bir ay sonra tekrar buraya geleceğiz ve önümüzdeki 5 yıl boyunca da buzula gelmeyi düşünüyoruz. İklim değişikliğinin Munzur Dağları özelindeki etkilerini araştırmaya çalışacağız.&quot;  Yılmaz, 5 kişilik ekiple zorlu parkurları aştıklarını aktararak, &quot;Yolculuğumuz yorucuydu ama bir o kadar da güzeldi. Dağlarda bozayılarla ve dağ keçileriyle karşılaştık. Hareket ettiğimiz yollarda birkaç buzul gölünü de görme fırsatımız oldu&quot; ifadelerini kullandı.&quot;BURASI MUTEŞEM BİR YER&quot;Doğa tutkunlarından Ali Güzel de Tunceli&#039;nin el değmemiş doğasıyla güzel bir şehir olduğunu anlattı.  Ovacık&#039;ın da şelaleleri, yaylaları ve gölleriyle öne çıktığını anlatan Güzel, &quot;Şahintaşı Buzulu&#039;na geldik ve burası muhteşem bir yer. Her yıl arkadaşlarımla Munzur Dağları&#039;na en az 10-15 tane gezi düzenleriz. Bu sene de arkadaşlarımızla yaptığımız plan doğrultusunda bu buzula geldik. Bölgeye ulaşabilmek için en az 8-10 saat yol yürüdük, rotayı çok beğendik&quot; diye konuştu.ŞAHİNTAŞI BUZULUBuzulun varlığı, ilk olarak 2015&#039;te akademisyenler Cihan Bayrakdar, Zeynel Çılğın, Ergin Canpolat ve Mehmet Fatih Döker&#039;in çalışmaları kapsamında Google Earth&#039;ten sağlanan yüksek çözünürlüklü uydu verileri yoluyla tespit edildi.  Bu doğrultuda buzul ve çevresinde arazi çalışması yapan araştırmacılar, buzulun 104 bin 587 metrekarelik yüzey alanına, 410 metre uzunluğa, 386 metre genişliğe ve en kalın bölgesinin ise 90 metreye sahip olduğunu belirledi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0ZPoLEV6l0-F3iRs2hOOrA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Munzur, Dağlarındaki, Şahintaşı, Buzulu, doğaseverlerin, yeni, rotası, oldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0ZPoLEV6l0-F3iRs2hOOrA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Munzur Dağları'ndaki Şahintaşı Buzulu doğaseverlerin yeni rotası oldu"><p>Tunceli'nin Ovacık ilçesindeki Munzur Dağları'nda yer alan Şahintaşı Buzulu ve çevresindeki yaylalar, doğal güzellikleriyle gezi gruplarını ağırlıyor.</p><p>arihi mekanları, kültürel alanları ve doğasıyla dikkati çeken 1500 rakımlı Ovacık ilçesi, dört mevsim farklı güzelliklere bürünmesiyle çok sayıda ziyaretçilerden rağbet görüyor.  Akarsu ve vadileriyle çeşitli spor faaliyetlerine de elverişli ortamın bulunduğu ilçede, özellikle ilkbahar ve yaz dönemlerinde turizm hareketliliği yaşanıyor.  İlçenin Munzur Dağları'nda yıllar önce yapılan araştırmalarda tespit edilen Şahintaşı Buzulu da son zamanlarda doğaseverlerin gezmek için tercih ettiği yerlerden oldu. </p><p>Günübirlik turlarla ilçe merkezinden yola çıkan doğa tutkunları, araçlarla Gözeler köyüne geldikten sonra gerekli hazırlıklarını yapıp buzula doğru yürüyüşe başlıyor.  Munzur Dağları'nın arasındaki patikalardan ilerleyen doğaseverler, yolculukları esnasında sırasıyla Warı Dalkan, Kırkmerdiven, Teng, Susuz ve Gola Surkı yaylalarından geçiyor.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xz3qR_vU4kuRKcaVwnQyNA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><p>Kar ve bahar manzaralarını da aynı kadrajda gören doğa tutkunları, yaklaşık 9 saatlik tırmanışın sonunda 3310 metre yükseklikteki <strong>Şahintaşı Buzulu</strong>'na varıyor.  Bölgedeki yaylalarda vakit geçiren doğaseverler, buzul üzerindeki farklı yıllara ait birikimi yansıtan oluşumları ve kayaçları fotoğraflıyor.</p><p>Geziye katılan coğrafya öğretmeni Yılmaz Yılmaz, Munzur Dağları'nda gezilmesi gereken sayısız güzelliğin olduğunu söyledi.  <strong>"KÜRESEL ISINMANIN MUNZUR DAĞLARI ÜZERİNDEKİ ETKİSİNİ GÖRMEK İSTEDİK"</strong></p><p>Şahintaşı Buzulu'nun da bu güzelliklerin arasında yer aldığını belirten Yılmaz, şunları kaydetti:  "2015 yılında keşfedilen bu buzulu merak edip gezi etkinliği organize ettik. Sabah saat 05.00'te Ovacık ilçe merkezinden yola çıktık ve yaklaşık bir saat süren araçlı seyahatimizin dışında 9 saat yürüyüp buzula ulaştık. Küresel ısınmanın Munzur Dağları üzerindeki etkisini de görmek istedik. Bir ay sonra tekrar buraya geleceğiz ve önümüzdeki 5 yıl boyunca da buzula gelmeyi düşünüyoruz. İklim değişikliğinin Munzur Dağları özelindeki etkilerini araştırmaya çalışacağız."  Yılmaz, 5 kişilik ekiple zorlu parkurları aştıklarını aktararak, "Yolculuğumuz yorucuydu ama bir o kadar da güzeldi. Dağlarda bozayılarla ve dağ keçileriyle karşılaştık. Hareket ettiğimiz yollarda birkaç buzul gölünü de görme fırsatımız oldu" ifadelerini kullandı.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u6Ir2Ackt0ObJEL34yZdMg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><p><strong>"BURASI MUTEŞEM BİR YER"</strong></p><p>Doğa tutkunlarından Ali Güzel de Tunceli'nin el değmemiş doğasıyla güzel bir şehir olduğunu anlattı.  Ovacık'ın da şelaleleri, yaylaları ve gölleriyle öne çıktığını anlatan Güzel, "Şahintaşı Buzulu'na geldik ve burası muhteşem bir yer. Her yıl arkadaşlarımla Munzur Dağları'na en az 10-15 tane gezi düzenleriz. Bu sene de arkadaşlarımızla yaptığımız plan doğrultusunda bu buzula geldik. Bölgeye ulaşabilmek için en az 8-10 saat yol yürüdük, rotayı çok beğendik" diye konuştu.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OvO8thAKUkC-MmSItPXZSg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><p><strong>ŞAHİNTAŞI BUZULU</strong></p><p>Buzulun varlığı, ilk olarak 2015'te akademisyenler Cihan Bayrakdar, Zeynel Çılğın, Ergin Canpolat ve Mehmet Fatih Döker'in çalışmaları kapsamında Google Earth'ten sağlanan yüksek çözünürlüklü uydu verileri yoluyla tespit edildi.  Bu doğrultuda buzul ve çevresinde arazi çalışması yapan araştırmacılar, buzulun 104 bin 587 metrekarelik yüzey alanına, 410 metre uzunluğa, 386 metre genişliğe ve en kalın bölgesinin ise 90 metreye sahip olduğunu belirledi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tios Antik Kenti&amp;apos;ndeki nekropol alanı gün ışığına kavuşuyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/tios-antik-kentindeki-nekropol-alani-gun-isigina-kavusuyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/tios-antik-kentindeki-nekropol-alani-gun-isigina-kavusuyor</guid>
<description><![CDATA[ Tios Antik Kenti&#039;ndeki kazı çalışmalarında, Roma dönemine ait nekropol alanı gün yüzüne çıkarılıyor.Çaycuma ilçesine bağlı Filyos beldesinde yer alan antik kentte, Kültür ve Turizm ile Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlıklarının işbirliğiyle Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) ve TP-OTC&#039;nin destekleriyle 3 yıl önce &quot;sosyal sorumluluk projesi&quot; olarak başlatılan kazı çalışmalarında, Roma dönemine ait nekropol alanı gün yüzüne çıkarılıyor.Bartın Üniversitesi Sanat Tarihi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Şahin Yıldırım&#039;ın başkanlığında yürütülen ve ilk 2 yıl Karadeniz Ereğli Müze Müdürlüğü ile gerçekleştirilen çalışmalar, 44 kişilik ekip tarafından yapılıyor. Çalışmalarda 96 lahit mezar, 23 oda mezar, 7 sanduka mezar, 60 çatkı kiremit mezar bulunurken, 1317 envanterlik eser tespit edildi. Titizlikle sürdürülen çalışmalarda elde edilen bulgular ve eserler, bölgenin tarihine ışık tutmaya devam ediyor.  &quot;DEVASA BİR NEKROPOL ALANIYLA KARŞILAŞTIK&quot;  Prof. Dr. Şahin Yıldırım, AA muhabirine, Tios Antik Kenti&#039;nin bölge için önemli bir yere sahip olduğunu söyledi.  Kazı ekibinin özveriyle yoğun çalıştığını vurgulayan Yıldırım, &quot;Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının işbirliğiyle Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) ve TP-OTC&#039;nin destekleriyle sosyal sorumluluk projesi olarak yürütülen çalışmalar, 3 yıldır devam etmektedir. Kendilerine desteklerinden dolayı çok teşekkür ediyoruz.&quot; dedi.  Yıldırım, Karadeniz&#039;de bugüne gelebilmiş, üzerinde modern yerleşim bulunmayan tek antik kent olan Tios&#039;ta, bölgede daha önce hiçbir antik kentte rastlanmayan nekropol alanıyla karşılaştıklarını anlatarak, şöyle devam etti:  &quot;Tios kentinin doğu nekropolisi olarak da adlandıracağımız bu alanda yapılan ilk çalışmalarda milattan önce 5. yüzyılın sonlarından milattan sonra 5. yüzyıla kadar uzanan devasa bir nekropol alanıyla karşılaştık. Bu kentteki nekropolün ana hüviyeti milattan sonra 1. ve 3. yüzyıllara, yani Roma dönemine tarihlendirilmekte. Bu alanın planlı bir mezarlık alanı olarak inşa edildiğini görüyoruz. Kelime anlamı olarak nekropolis &#039;ölüler şehri&#039; demek. Buradaki mezarlığın da tıpkı bir şehir gibi caddelerden, sokaklardan, teraslardan oluşan bir dokuyla meydana getirildiğini gördük.&quot;Yıldırım, yaklaşık 500 metre uzunluğunda caddeyi ortaya çıkardıklarını, caddenin sağında ve solunda lahitler bulunduğunu ve yamaçlarda, sırt bölümlerinde ise kentte o dönem daha yüksek gelir seviyesine sahip insanlara ait olduğu düşünülen oda mezarlarıyla karşılaştıklarını, özellikle milattan sonra 2. ve 3. yüzyıla tarihlendirilen lahit alanlarında çok sayıda bulguya rastladıklarını dile getirdi.  &quot;BİNİN ÜZERİNDE ESERİ ENVANTERE KAZANDIRDIK&quot;  Yıldırım, binin üzerinde eseri envantere kazandırdıklarını, bunların Karadeniz Ereğli Müze Müdürlüğünde bulunduğunu belirtti.  Roma dönemiyle ilgili birçok önemli bilgiye ulaştıklarını dile getiren Yıldırım, &quot;İmparator Marcus Aurelius döneminde bu kentte yaşayanların önemli bir bölümünün Roma İmparatorluk vatandaşı olma hakkı kazandığını gösteren bulgular, mezar taşları, yazıtlar ele geçti. Roma askerlerine ait olduğunu düşündüğümüz mezarlarla karşılaştık.&quot; dedi.  Yıldırım, antik kentin önemine değinerek, &quot;Karadeniz&#039;de şu ana kadar herhangi bir antik kentte böyle bir nekropol alanıyla karşılaşılmamıştı. Bu alan Türkiye ve Karadeniz arkeolojisi için oldukça önemli bir yere sahip. Bu nekropol alanı, olduğu gibi korunmuş, kendi dokusunu çok önemli bir şekilde koruyabilmiş ve günümüze kadar getirebilmiş.&quot; diye konuştu.  Karadeniz&#039;deki kentlerin hiçbirinde Roma döneminde sur sisteminin olmadığını, bu nedenle kentlerin ani şekilde yağmalandığını ve ele geçirildiğini anlatarak, &quot;Nekropollerin de yağmalandığını burada görmüş olduk. Gotlar&#039;ın saldırıları sırasında mezarların önemli bir bölümünün açıldığını, kıymetli eşyaların bir bölümünün alındığını ve sonrasında Gotlar&#039;ın ayrılması neticesinde Romalıların ölülerinin mezarlarını tekrar düzenleyerek yeni baştan nekropol olarak devam ettirdiklerini gördük. Bu bizim için önemli bir veriydi.&quot; ifadelerini kullandı.  Kazılar sırasında mezarlarda insan iskeletleri bulunduğunu dile getiren Yıldırım, &quot;İlk yapılan antropolojik araştırmalara göre mezarlarda iskeletleri bulunan bireylerin birbirleriyle aile bağının olabileceği öngörülmektedir. Bazı oda mezarlarda bulunan yazıtlardaki isimler de buraya gömülmüş insanların birbirleriyle akraba olduklarını göstermektedir.&quot; dedi.  Yıldırım, milattan sonra 6. yüzyılda oda mezarlarının bir bölümünün Bizanslılar tarafından yeniden kullanıldığını, üst gelir seviyesindeki Romalı ailelere ait mezarlar, mezar taşları ve yazıtlarla karşılaştıklarını sözlerine ekledi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KRcUzhmfoEaEWyEb9H6LsA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Tios, Antik, Kentindeki, nekropol, alanı, gün, ışığına, kavuşuyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KRcUzhmfoEaEWyEb9H6LsA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Tios Antik Kenti'ndeki nekropol alanı gün ışığına kavuşuyor"><p>Tios Antik Kenti'ndeki kazı çalışmalarında, Roma dönemine ait nekropol alanı gün yüzüne çıkarılıyor.</p><p>Çaycuma ilçesine bağlı Filyos beldesinde yer alan antik kentte, Kültür ve Turizm ile Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlıklarının işbirliğiyle Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) ve TP-OTC'nin destekleriyle 3 yıl önce "sosyal sorumluluk projesi" olarak başlatılan kazı çalışmalarında, Roma dönemine ait nekropol alanı gün yüzüne çıkarılıyor.</p><p>Bartın Üniversitesi Sanat Tarihi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Şahin Yıldırım'ın başkanlığında yürütülen ve ilk 2 yıl Karadeniz Ereğli Müze Müdürlüğü ile gerçekleştirilen çalışmalar, 44 kişilik ekip tarafından yapılıyor. Çalışmalarda 96 lahit mezar, 23 oda mezar, 7 sanduka mezar, 60 çatkı kiremit mezar bulunurken, 1317 envanterlik eser tespit edildi. Titizlikle sürdürülen çalışmalarda elde edilen bulgular ve eserler, bölgenin tarihine ışık tutmaya devam ediyor.  <strong>"DEVASA BİR NEKROPOL ALANIYLA KARŞILAŞTIK"</strong>  Prof. Dr. Şahin Yıldırım, AA muhabirine, Tios Antik Kenti'nin bölge için önemli bir yere sahip olduğunu söyledi.  Kazı ekibinin özveriyle yoğun çalıştığını vurgulayan Yıldırım, "Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının işbirliğiyle Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) ve TP-OTC'nin destekleriyle sosyal sorumluluk projesi olarak yürütülen çalışmalar, 3 yıldır devam etmektedir. Kendilerine desteklerinden dolayı çok teşekkür ediyoruz." dedi.  Yıldırım, Karadeniz'de bugüne gelebilmiş, üzerinde modern yerleşim bulunmayan tek antik kent olan Tios'ta, bölgede daha önce hiçbir antik kentte rastlanmayan nekropol alanıyla karşılaştıklarını anlatarak, şöyle devam etti:  "Tios kentinin doğu nekropolisi olarak da adlandıracağımız bu alanda yapılan ilk çalışmalarda milattan önce 5. yüzyılın sonlarından milattan sonra 5. yüzyıla kadar uzanan devasa bir nekropol alanıyla karşılaştık. Bu kentteki nekropolün ana hüviyeti milattan sonra 1. ve 3. yüzyıllara, yani Roma dönemine tarihlendirilmekte. Bu alanın planlı bir mezarlık alanı olarak inşa edildiğini görüyoruz. Kelime anlamı olarak nekropolis 'ölüler şehri' demek. Buradaki mezarlığın da tıpkı bir şehir gibi caddelerden, sokaklardan, teraslardan oluşan bir dokuyla meydana getirildiğini gördük."</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Yja_8LMAZUSJU1SDllnoEg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="">Yıldırım, yaklaşık 500 metre uzunluğunda caddeyi ortaya çıkardıklarını, caddenin sağında ve solunda lahitler bulunduğunu ve yamaçlarda, sırt bölümlerinde ise kentte o dönem daha yüksek gelir seviyesine sahip insanlara ait olduğu düşünülen oda mezarlarıyla karşılaştıklarını, özellikle milattan sonra 2. ve 3. yüzyıla tarihlendirilen lahit alanlarında çok sayıda bulguya rastladıklarını dile getirdi.  <strong>"BİNİN ÜZERİNDE ESERİ ENVANTERE KAZANDIRDIK"</strong>  Yıldırım, binin üzerinde eseri envantere kazandırdıklarını, bunların Karadeniz Ereğli Müze Müdürlüğünde bulunduğunu belirtti.  Roma dönemiyle ilgili birçok önemli bilgiye ulaştıklarını dile getiren Yıldırım, "İmparator Marcus Aurelius döneminde bu kentte yaşayanların önemli bir bölümünün Roma İmparatorluk vatandaşı olma hakkı kazandığını gösteren bulgular, mezar taşları, yazıtlar ele geçti. Roma askerlerine ait olduğunu düşündüğümüz mezarlarla karşılaştık." dedi.  Yıldırım, antik kentin önemine değinerek, "Karadeniz'de şu ana kadar herhangi bir antik kentte böyle bir nekropol alanıyla karşılaşılmamıştı. Bu alan Türkiye ve Karadeniz arkeolojisi için oldukça önemli bir yere sahip. Bu nekropol alanı, olduğu gibi korunmuş, kendi dokusunu çok önemli bir şekilde koruyabilmiş ve günümüze kadar getirebilmiş." diye konuştu.  Karadeniz'deki kentlerin hiçbirinde Roma döneminde sur sisteminin olmadığını, bu nedenle kentlerin ani şekilde yağmalandığını ve ele geçirildiğini anlatarak, "Nekropollerin de yağmalandığını burada görmüş olduk. Gotlar'ın saldırıları sırasında mezarların önemli bir bölümünün açıldığını, kıymetli eşyaların bir bölümünün alındığını ve sonrasında Gotlar'ın ayrılması neticesinde Romalıların ölülerinin mezarlarını tekrar düzenleyerek yeni baştan nekropol olarak devam ettirdiklerini gördük. Bu bizim için önemli bir veriydi." ifadelerini kullandı.  Kazılar sırasında mezarlarda insan iskeletleri bulunduğunu dile getiren Yıldırım, "İlk yapılan antropolojik araştırmalara göre mezarlarda iskeletleri bulunan bireylerin birbirleriyle aile bağının olabileceği öngörülmektedir. Bazı oda mezarlarda bulunan yazıtlardaki isimler de buraya gömülmüş insanların birbirleriyle akraba olduklarını göstermektedir." dedi.  Yıldırım, milattan sonra 6. yüzyılda oda mezarlarının bir bölümünün Bizanslılar tarafından yeniden kullanıldığını, üst gelir seviyesindeki Romalı ailelere ait mezarlar, mezar taşları ve yazıtlarla karşılaştıklarını sözlerine ekledi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Olympos Antik Kenti tarihi kalıntılarıyla turistlerin gözdesi oldu</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/olympos-antik-kenti-tarihi-kalintilariyla-turistlerin-goezdesi-oldu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/olympos-antik-kenti-tarihi-kalintilariyla-turistlerin-goezdesi-oldu</guid>
<description><![CDATA[ Antalya&#039;da bulunan Olympos Antik Kenti, gün yüzüne çıkarılan tarihi kalıntılarıyla turistlerin ilgisini çekiyor.Antalya&#039;nın Kumluca ilçesindeki Olympos Antik Kenti, barındırdığı tarihi kalıntılarıyla kültür, plajıyla sahil turizmine hizmet ediyor. Milattan önce 167-168 yıllarında basılan Likya Birliği sikkelerinde adı geçen ve Helenistik, Roma ile Bizans dönemlerine ait izler taşıyan Olympos, 2006&#039;da başlayan ve son yıllarda ivme kazanan kazılarla yeni bir görünüme kavuşuyor.  Bugüne kadar 1 ve 3 numaralı kilise, giriş kompleksi, Piskoposluk Sarayı, köprü, Lykiarkes Marcus Aurelius Arkhepolis Anıt Mezarı, mozaikli yapı, Antimakhos Lahdi ve Liman Anıtsal Mezarları gibi eserlerin tespit edildiği antik kent, yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor.  Olympos&#039;un bugüne ulaşmış kalıntıları, doğudan batıya doğru denize akan bir ırmağın ağzında ve her iki yakasında yer alıyor. Irmak ağzının 150 metre batısında yer alan tapınak kapısı, kentin görülebilir yapılarından. Kalıntılar arasında en ilginci ise kazılarla gün ışığına çıkarılan &quot;Kaptan Eudomus&#039;un Lahdi.&quot; Nehir ağzının hemen yanında, kayalığın oyuğunda yer alan lahidin üzerinde bir gemi kabartması yer alıyor. Yelkensiz, direksiz ve küreksiz olan geminin arka kısmında Aphrodite kabartması bulunuyor.LİMAN ANITSAL MEZARLARI VE MOZAİKLİ YAPI  Yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı olan diğer bir eser ise Antalya Arkeoloji Müzesi Başkanlığında yürütülen kurtarma kazıları sonucunda ortaya çıkarılan &quot;Liman Anıtsal Mezarları&quot; adı verilen tonozlu anıt mezarlar.  Birinci Liman Anıtsal Mezarı, ana kayanın oyulmasıyla elde edilmiş bir oda içinde yüksek bir podyum üzerine konmuş lahitten oluşuyor. Liman Anıtsal Mezarları&#039;nın ikincisi de ana kayaya oyularak oluşturulmuş iki katlı mekan içinde yer alıyor.  Olympos&#039;un dikkat çeken bir tarihi kalıntısı da mozaikli yapı. Yapıda, tüm mekanların zemini mozaiklerle kaplı. İki katlı olan ve sivil bir konut olarak kullanıldığı anlaşılan yapı, mozaik ve tuğla işçilikleriyle dekoratif yönden oldukça zengin.  Yüzeyde görülen mozaik parçalarının, ikinci katın çökmesiyle zemin kata düştüğü görülüyor. Zemin kat mozaiklerinde geometrik bordürler içerisinde su kuşları, balık, keçi, tavşan, köpek gibi hayvan figürleri yer alıyor. Mozaikler stil özelliklerine göre milattan sonra 3. yüzyıl sonu ve 4. yüzyıl başına tarihleniyor. İkinci kat mozaiklerinde de geometrik bordürler içerisinde hayvan figürleri bulunuyor. İkinci kat mozaikleri milattan sonra 5. yüzyıl sonu ve 6. yüzyıl başının izlerini taşıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aPbe2p43TEmVAdg3jDURDA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Olympos, Antik, Kenti, tarihi, kalıntılarıyla, turistlerin, gözdesi, oldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aPbe2p43TEmVAdg3jDURDA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Olympos Antik Kenti tarihi kalıntılarıyla turistlerin gözdesi oldu"><p>Antalya'da bulunan Olympos Antik Kenti, gün yüzüne çıkarılan tarihi kalıntılarıyla turistlerin ilgisini çekiyor.</p>Antalya'nın Kumluca ilçesindeki Olympos Antik Kenti, barındırdığı tarihi kalıntılarıyla kültür, plajıyla sahil turizmine hizmet ediyor. Milattan önce 167-168 yıllarında basılan Likya Birliği sikkelerinde adı geçen ve Helenistik, Roma ile Bizans dönemlerine ait izler taşıyan Olympos, 2006'da başlayan ve son yıllarda ivme kazanan kazılarla yeni bir görünüme kavuşuyor.  Bugüne kadar 1 ve 3 numaralı kilise, giriş kompleksi, Piskoposluk Sarayı, köprü, Lykiarkes Marcus Aurelius Arkhepolis Anıt Mezarı, mozaikli yapı, Antimakhos Lahdi ve Liman Anıtsal Mezarları gibi eserlerin tespit edildiği antik kent, yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor.  Olympos'un bugüne ulaşmış kalıntıları, doğudan batıya doğru denize akan bir ırmağın ağzında ve her iki yakasında yer alıyor. Irmak ağzının 150 metre batısında yer alan tapınak kapısı, kentin görülebilir yapılarından. Kalıntılar arasında en ilginci ise kazılarla gün ışığına çıkarılan "Kaptan Eudomus'un Lahdi." Nehir ağzının hemen yanında, kayalığın oyuğunda yer alan lahidin üzerinde bir gemi kabartması yer alıyor. Yelkensiz, direksiz ve küreksiz olan geminin arka kısmında Aphrodite kabartması bulunuyor.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ODOSskf-1UGC44-aVU7ycQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><strong>LİMAN ANITSAL MEZARLARI VE MOZAİKLİ YAPI</strong>  Yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı olan diğer bir eser ise Antalya Arkeoloji Müzesi Başkanlığında yürütülen kurtarma kazıları sonucunda ortaya çıkarılan "Liman Anıtsal Mezarları" adı verilen tonozlu anıt mezarlar.  Birinci Liman Anıtsal Mezarı, ana kayanın oyulmasıyla elde edilmiş bir oda içinde yüksek bir podyum üzerine konmuş lahitten oluşuyor. Liman Anıtsal Mezarları'nın ikincisi de ana kayaya oyularak oluşturulmuş iki katlı mekan içinde yer alıyor.  Olympos'un dikkat çeken bir tarihi kalıntısı da mozaikli yapı. Yapıda, tüm mekanların zemini mozaiklerle kaplı. İki katlı olan ve sivil bir konut olarak kullanıldığı anlaşılan yapı, mozaik ve tuğla işçilikleriyle dekoratif yönden oldukça zengin.  Yüzeyde görülen mozaik parçalarının, ikinci katın çökmesiyle zemin kata düştüğü görülüyor. Zemin kat mozaiklerinde geometrik bordürler içerisinde su kuşları, balık, keçi, tavşan, köpek gibi hayvan figürleri yer alıyor. Mozaikler stil özelliklerine göre milattan sonra 3. yüzyıl sonu ve 4. yüzyıl başına tarihleniyor. İkinci kat mozaiklerinde de geometrik bordürler içerisinde hayvan figürleri bulunuyor. İkinci kat mozaikleri milattan sonra 5. yüzyıl sonu ve 6. yüzyıl başının izlerini taşıyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kaleiçi&amp;apos;nin Dünya Kültür Miras Geçici Listesine dahil edilmesi için çalışma başlatıldı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/kaleicinin-dunya-kultur-miras-gecici-listesine-dahil-edilmesi-icin-calisma-baslatildi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/kaleicinin-dunya-kultur-miras-gecici-listesine-dahil-edilmesi-icin-calisma-baslatildi</guid>
<description><![CDATA[ Antalya Valisi Hulusi Şahin, Tarihi Kaleiçi bölgesinin Dünya Kültür Miras Geçici Listesine dahil edilmesi için önemli bir adım atıldığını söyledi.Antalya Valisi Hulusi Şahin, Antalya&#039;nın simge yapılarından tarihi Hadrian Kapısı&#039;nda gerçekleştirilen temizlik, bakım ve önleme çalışmalarını yerinde inceledi. Yapılan çalışmaları inceledikten sonra basın mensupları ile bir araya gelen Vali Şahin, halk arasında &#039;Üçkapılar&#039; olarak bilinen Hadrian kapısında uzun yıllar bakım ve yenileme çalışmasının yapılmadığını belirterek, aradan geçen zamanda ciddi bir kirlenme, lekelenme ve bitki çoğalması oluştuğunu söyledi.  Valilik olarak kapının korunması için çalışma başlattıklarını ifade eden Vali Şahin, &quot;İki bin yıllık tarihi eserimizi korumak için çok hassas çalışıyoruz. Antalya Valiliği olarak bu ikonik kapımızı koruyacak 3 aşamalı bir çalışma planı hazırladık. Şu an birinci aşama üzerinde çalışıyoruz. İlk etapta, kapıyı kaplayan bitkiler temizlendi. Bitki önleyici özel losyonlarla taş yüzeylerin korunması ve basınçlı suyla yıkama işlemleriyle kapının temizliği tamamlandıktan sonra, saf suyla hassas bir temizlik yapılacak. Son aşamada ise taş yüzeylere özel bir kaplama malzemesi sürülecek.&quot; dedi.  Vali Şahin, Kaleiçi bölgesinin Antalya&#039;nın ve Türkiye&#039;nin en önemli turizm destinasyonlarından birisi olduğunu vurgulayarak, &quot;Kaleiçi&#039;nin, Dünya Kültür Miras Geçici Listesine dahil edilmesi için Kültür ve Turizm Bakanlığımız tarafından çalışma başlatıldı. Dünya Kültür Miras Geçici Listesine dahil olabilirsek tanıtım anlamında önemli bir mesafe kat etmiş olacağız.&quot; diye konuştu.  Ülkemizin 2024 yılı için 60 milyon turist ve 60 milyar dolar turizm geliri hedefi olduğuna dikkat çeken Vali Şahin konuşmasını şöyle sürdürdü:  &quot;Türkiye turizminin amiral gemisi Antalya&#039;dır. 60 milyon turistin yaklaşık üçte birine Antalya ev sahipliği yapacak. Bu çok önemli bir rakam ve bu hedefi gerçekleştirmek için Antalya olarak üzerimize düşen görevleri yapmaya devam edeceğiz. Turizm çok dinamik bir süreç. Geçtiğimiz hafta Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız Abdulkadir Uraloğlu ile Kültür ve Turizm Bakanımız Mehmet Nuri Ersoy başkanlığında detaylı bir toplantı gerçekleştirdik. Bu toplantıda Antalya Havalimanı&#039;nda yaşanan rötar sorunları dahil olmak üzere turizmin tüm unsurlarını detaylıca görüştük. Turizm pastasından Türkiye&#039;nin ve Antalya’nın hak ettiği payı alabilmesi için mücadele ediyoruz. Hedefimize ulaşmak için tüm engelleri birer birer aşacağız.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Jkguljqs9UOq67SWqH4EfQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Kaleiçinin, Dünya, Kültür, Miras, Geçici, Listesine, dahil, edilmesi, için, çalışma, başlatıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Jkguljqs9UOq67SWqH4EfQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kaleiçi'nin Dünya Kültür Miras Geçici Listesine dahil edilmesi için çalışma başlatıldı"><p>Antalya Valisi Hulusi Şahin, Tarihi Kaleiçi bölgesinin Dünya Kültür Miras Geçici Listesine dahil edilmesi için önemli bir adım atıldığını söyledi.</p>Antalya Valisi Hulusi Şahin, Antalya'nın simge yapılarından tarihi Hadrian Kapısı'nda gerçekleştirilen temizlik, bakım ve önleme çalışmalarını yerinde inceledi. Yapılan çalışmaları inceledikten sonra basın mensupları ile bir araya gelen Vali Şahin, halk arasında 'Üçkapılar' olarak bilinen Hadrian kapısında uzun yıllar bakım ve yenileme çalışmasının yapılmadığını belirterek, aradan geçen zamanda ciddi bir kirlenme, lekelenme ve bitki çoğalması oluştuğunu söyledi.  Valilik olarak kapının korunması için çalışma başlattıklarını ifade eden Vali Şahin, "İki bin yıllık tarihi eserimizi korumak için çok hassas çalışıyoruz. Antalya Valiliği olarak bu ikonik kapımızı koruyacak 3 aşamalı bir çalışma planı hazırladık. Şu an birinci aşama üzerinde çalışıyoruz. İlk etapta, kapıyı kaplayan bitkiler temizlendi. Bitki önleyici özel losyonlarla taş yüzeylerin korunması ve basınçlı suyla yıkama işlemleriyle kapının temizliği tamamlandıktan sonra, saf suyla hassas bir temizlik yapılacak. Son aşamada ise taş yüzeylere özel bir kaplama malzemesi sürülecek." dedi.  Vali Şahin, Kaleiçi bölgesinin Antalya'nın ve Türkiye'nin en önemli turizm destinasyonlarından birisi olduğunu vurgulayarak, "Kaleiçi'nin, Dünya Kültür Miras Geçici Listesine dahil edilmesi için Kültür ve Turizm Bakanlığımız tarafından çalışma başlatıldı. Dünya Kültür Miras Geçici Listesine dahil olabilirsek tanıtım anlamında önemli bir mesafe kat etmiş olacağız." diye konuştu.  Ülkemizin 2024 yılı için 60 milyon turist ve 60 milyar dolar turizm geliri hedefi olduğuna dikkat çeken Vali Şahin konuşmasını şöyle sürdürdü:  "Türkiye turizminin amiral gemisi Antalya'dır. 60 milyon turistin yaklaşık üçte birine Antalya ev sahipliği yapacak. Bu çok önemli bir rakam ve bu hedefi gerçekleştirmek için Antalya olarak üzerimize düşen görevleri yapmaya devam edeceğiz. Turizm çok dinamik bir süreç. Geçtiğimiz hafta Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız Abdulkadir Uraloğlu ile Kültür ve Turizm Bakanımız Mehmet Nuri Ersoy başkanlığında detaylı bir toplantı gerçekleştirdik. Bu toplantıda Antalya Havalimanı'nda yaşanan rötar sorunları dahil olmak üzere turizmin tüm unsurlarını detaylıca görüştük. Turizm pastasından Türkiye'nin ve Antalya’nın hak ettiği payı alabilmesi için mücadele ediyoruz. Hedefimize ulaşmak için tüm engelleri birer birer aşacağız."]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Anavarza Antik Kenti&amp;apos;nde cami kalıntıları bulundu</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/anavarza-antik-kentinde-cami-kalintilari-bulundu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/anavarza-antik-kentinde-cami-kalintilari-bulundu</guid>
<description><![CDATA[ Adana&#039;nın Kozan ilçesindeki Anavarza Antik Kenti&#039;nde, Abbasi döneminde inşa edildiği düşünülen cami kalıntıları bulundu.UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi&#039;nde yer alan ve tarihte &quot;Yenilmez Şehir&quot; adıyla tanınan antik kentte, Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatih Erhan başkanlığındaki kazılar 200 kişilik ekiple sürüyor.Antik dünyanın ilk çift şeritli yolu, zafer takı ile dikkat çeken ve bugüne kadar tarihe ışık tutacak çok sayıda bulguya ulaşılan Anavarza&#039;da, bu sezon kazılarında cami kalıntılarına rastlandı.
Anavarza Antik Kenti&#039;ne yakın bir noktada yaklaşık 3 metre yükseklikte bulunan izler kapsamında sürdürülen kazı çalışmalarında, cami kalıntıları ve arkeolojik bulgulara ulaşıldı.Abbasi döneminde Halife Harun Reşid tarafından inşa ettirilen ve günümüze kadar yeri kesin olarak tespit edilemeyen camiye ait olabileceği düşünülen kalıntıların olduğu alanda, tarihe ışık tutacak yeni buluntulara ulaşılmaya çalışılıyor.Kazı Başkanı Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatih Erhan, AA muhabirine, Anavarza&#039;nın Türkiye&#039;nin en büyük antik kentlerinden biri olduğunu söyledi.Antik kentte 2013&#039;ten bu yana devam eden kazıları bu sezon 200 kişiyle sürdürdüklerini anlatan Erhan, burada yaklaşık iki haftalık çalışma sonucunda bazı bulgulara rastladıklarını belirtti.
Antik kent merkezinde yaklaşık 80-120 metrelik bir alanda bulunan izlerin bir cami kalıntısına ait olduğunu vurgulayan Erhan, &quot;İslami ve Bizans kaynaklarında merkez kısımda Halife Harun Reşid tarafından 796-797 yıllarında yaptırılmış büyük bir caminin olduğunu ve kentin çevresinin aynı yıllarda surla çevrildiğini biliyoruz. Caminin büyük bir cami olduğundan bahsediliyor ve devamında en son 962 yılında Bizans Generali Nikiforos Fokas tarafından büyük bir katliamla caminin yakılıp yıkıldığından bahsediliyor.&quot; diye konuştu.Erhan, alanda yaklaşık 3 metrelik sondaj açtıklarını belirterek, şunları kaydetti:
&quot;Burada Bizans ve İslami kaynaklarda geçen Nikiforos Fokas mezalimine ait izler bulduk. Buranın eldeki verilerle adı geçen büyük Abbasi camisi olduğunu düşünüyoruz. Biz sondajımızda yukardan itibaren 962 yılının şubat ve mart aylarında Nikiforos Fokas ve kardeşi Lokas Fokas tarafından Bizans adına 55 kentin yakıp yıkılıp katliam yapılan tarihi bir süreci burada somut halde görebiliyoruz. Anadolu&#039;da Türk nüfusun bildiğimiz üzere 1071&#039;den sonra daha çok burada olduğunu biz biliyoruz ama burası şunu gösteriyor ki esas yerleşim çok daha öncesinde, 200 yıl önce başlıyor. Diğer bir önemli husus da Antakya&#039;da yer alan 638&#039;de oraya bir cami inşa ettiriliyor ve fakat o bölge şu an Amanos Dağları&#039;nın arkasında kaldığı için geleneksel olarak Arap bölgesi olarak kabul ediliyor. Dolayısıyla Anadolu ve Türkiye Cumhuriyeti topraklarında daha çok söz edilecek olursa ilk cami burası.&quot;Erhan, açtıkları sondajda yukardan aşağıya indikçe tuğlalar, onun hemen altında muhtemelen çocuk, kadın ve erkek yetişkinlere ait kemiklerle, yoğun bir kül tabakası ve Abbasi seramiğine ulaştıklarını aktardı.
Kazı Başkanı Erhan, arazi yüzeyinde ekibiyle yaptıkları incelemelerde caminin planını aşağı yukarı bildiklerini vurguladı.Buldukları duvarların bir kısmının caminin müştemilatında yer alan hamam ve diğer sosyal amaçlarla kullanılmış yapılara ait olduğunu belirten Erhan, &quot;Camimizin planı, Şam Emevi Cami planı dediğimiz genellikle dikine dikdörtgen olan, güney ve kıble kısmı kapalı şekilde ibadete ayrılmış, kuzeyi ise revaklı avluya ayrılmış bir cami modeli. Bunlar yalın plan tipine de ait olabiliyor, külliye gibi kompleks de olabiliyor.&quot; dedi.Erhan, tarihte önemli bir kent olan Anavarza ile ilgili Orta Çağ İslami ve Bizans kaynaklarında detaylı bilgilerin yer aldığını ifade etti.Bölgeyle ilgili bazı kaynaklarda yer alan bilgilerden bahseden Erhan, şunları kaydetti:
&quot;962 yılının Şubat ve Mart ayında buraya gelen ve kenti kuşatan Nikiforos Fokas, iki aylık kuşatmadan sonra içeriye giremiyor ve &#039;Siz halk olarak merkezdeki büyük camide toplanın, ben geleceğim ama size dokunmayacağım&#039; diye haber gönderiyor. Abbasi tarafı anlaşmayı kabul ediyor ve giriyorlar ama tabii ki sözünde durmuyor. Başta cami içindeki insanlar olmak üzere kılıçtan geçirip herkesi öldürüyor. Ondan sonra camiyi ateşe veriyor. Bu kaynaklardan öğrendiğimiz bir bilgi. Sonrasında bu camide gezerken 40 bin zırh buluyorlar. Bu kentin nüfusuna dair bize bir bilgi veriyor. Bir kentteki savaşçı sayısı eğer 40 binse buna sivilleri de eklerseniz kentin nüfusu en az 200-250 bin kişi diyebiliriz. Bu yapıyla ilgili kaynaklardan bilgimiz var ama yapıyı bilmiyorduk, bulmuş olduk. Alandaki arkeolojik çalışmalar ve önümüzdeki günlerde antropolojik çalışmalar kemiklerde devam edecek. Alanın kazısını bir an önce tamamlayıp yapının bu kapalı ibadet alanındaki mihrap, minber, mahfil ve yan mekanları ortaya çıkartıp bir an evvel restorasyonu başlatmayı planlıyoruz.&quot;
İşte Anavarza Antik Kenti&#039;ndeki kazı çalışmalarından görüntüler... ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Pn9nSsm1lUG2jV6kdAIxjQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Anavarza, Antik, Kentinde, cami, kalıntıları, bulundu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Pn9nSsm1lUG2jV6kdAIxjQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Anavarza Antik Kenti'nde cami kalıntıları bulundu"><p>Adana'nın Kozan ilçesindeki Anavarza Antik Kenti'nde, Abbasi döneminde inşa edildiği düşünülen cami kalıntıları bulundu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Lpvy15S0JkigVGzp1K5CwA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi'nde yer alan ve tarihte "Yenilmez Şehir" adıyla tanınan antik kentte, Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatih Erhan başkanlığındaki kazılar 200 kişilik ekiple sürüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zqPZcAgMBU2jht4Z_PA9Pw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Antik dünyanın ilk çift şeritli yolu, zafer takı ile dikkat çeken ve bugüne kadar tarihe ışık tutacak çok sayıda bulguya ulaşılan Anavarza'da, bu sezon kazılarında cami kalıntılarına rastlandı.
Anavarza Antik Kenti'ne yakın bir noktada yaklaşık 3 metre yükseklikte bulunan izler kapsamında sürdürülen kazı çalışmalarında, cami kalıntıları ve arkeolojik bulgulara ulaşıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gyACml-rOU2xwSArlVPrJQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Abbasi döneminde Halife Harun Reşid tarafından inşa ettirilen ve günümüze kadar yeri kesin olarak tespit edilemeyen camiye ait olabileceği düşünülen kalıntıların olduğu alanda, tarihe ışık tutacak yeni buluntulara ulaşılmaya çalışılıyor.Kazı Başkanı Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatih Erhan, AA muhabirine, Anavarza'nın Türkiye'nin en büyük antik kentlerinden biri olduğunu söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/C_3Htc9aTEmy4aR4k7gF_A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Antik kentte 2013'ten bu yana devam eden kazıları bu sezon 200 kişiyle sürdürdüklerini anlatan Erhan, burada yaklaşık iki haftalık çalışma sonucunda bazı bulgulara rastladıklarını belirtti.
Antik kent merkezinde yaklaşık 80-120 metrelik bir alanda bulunan izlerin bir cami kalıntısına ait olduğunu vurgulayan Erhan, "İslami ve Bizans kaynaklarında merkez kısımda Halife Harun Reşid tarafından 796-797 yıllarında yaptırılmış büyük bir caminin olduğunu ve kentin çevresinin aynı yıllarda surla çevrildiğini biliyoruz. Caminin büyük bir cami olduğundan bahsediliyor ve devamında en son 962 yılında Bizans Generali Nikiforos Fokas tarafından büyük bir katliamla caminin yakılıp yıkıldığından bahsediliyor." diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/V6TcZZ7AtE-qA2W3NIWdfw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erhan, alanda yaklaşık 3 metrelik sondaj açtıklarını belirterek, şunları kaydetti:
"Burada Bizans ve İslami kaynaklarda geçen Nikiforos Fokas mezalimine ait izler bulduk. Buranın eldeki verilerle adı geçen büyük Abbasi camisi olduğunu düşünüyoruz. Biz sondajımızda yukardan itibaren 962 yılının şubat ve mart aylarında Nikiforos Fokas ve kardeşi Lokas Fokas tarafından Bizans adına 55 kentin yakıp yıkılıp katliam yapılan tarihi bir süreci burada somut halde görebiliyoruz. Anadolu'da Türk nüfusun bildiğimiz üzere 1071'den sonra daha çok burada olduğunu biz biliyoruz ama burası şunu gösteriyor ki esas yerleşim çok daha öncesinde, 200 yıl önce başlıyor. Diğer bir önemli husus da Antakya'da yer alan 638'de oraya bir cami inşa ettiriliyor ve fakat o bölge şu an Amanos Dağları'nın arkasında kaldığı için geleneksel olarak Arap bölgesi olarak kabul ediliyor. Dolayısıyla Anadolu ve Türkiye Cumhuriyeti topraklarında daha çok söz edilecek olursa ilk cami burası."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eqLZPoch40Csub4mENonLg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erhan, açtıkları sondajda yukardan aşağıya indikçe tuğlalar, onun hemen altında muhtemelen çocuk, kadın ve erkek yetişkinlere ait kemiklerle, yoğun bir kül tabakası ve Abbasi seramiğine ulaştıklarını aktardı.
Kazı Başkanı Erhan, arazi yüzeyinde ekibiyle yaptıkları incelemelerde caminin planını aşağı yukarı bildiklerini vurguladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xpscKtS6o0qV5IqpLeaUsw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Buldukları duvarların bir kısmının caminin müştemilatında yer alan hamam ve diğer sosyal amaçlarla kullanılmış yapılara ait olduğunu belirten Erhan, "Camimizin planı, Şam Emevi Cami planı dediğimiz genellikle dikine dikdörtgen olan, güney ve kıble kısmı kapalı şekilde ibadete ayrılmış, kuzeyi ise revaklı avluya ayrılmış bir cami modeli. Bunlar yalın plan tipine de ait olabiliyor, külliye gibi kompleks de olabiliyor." dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H3F0ADEf5US0RXcNg_rfZQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Erhan, tarihte önemli bir kent olan Anavarza ile ilgili Orta Çağ İslami ve Bizans kaynaklarında detaylı bilgilerin yer aldığını ifade etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3WVDM7FPOUykgRQxtJYfdA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bölgeyle ilgili bazı kaynaklarda yer alan bilgilerden bahseden Erhan, şunları kaydetti:
"962 yılının Şubat ve Mart ayında buraya gelen ve kenti kuşatan Nikiforos Fokas, iki aylık kuşatmadan sonra içeriye giremiyor ve 'Siz halk olarak merkezdeki büyük camide toplanın, ben geleceğim ama size dokunmayacağım' diye haber gönderiyor. Abbasi tarafı anlaşmayı kabul ediyor ve giriyorlar ama tabii ki sözünde durmuyor. Başta cami içindeki insanlar olmak üzere kılıçtan geçirip herkesi öldürüyor. Ondan sonra camiyi ateşe veriyor. Bu kaynaklardan öğrendiğimiz bir bilgi. Sonrasında bu camide gezerken 40 bin zırh buluyorlar. Bu kentin nüfusuna dair bize bir bilgi veriyor. Bir kentteki savaşçı sayısı eğer 40 binse buna sivilleri de eklerseniz kentin nüfusu en az 200-250 bin kişi diyebiliriz. Bu yapıyla ilgili kaynaklardan bilgimiz var ama yapıyı bilmiyorduk, bulmuş olduk. Alandaki arkeolojik çalışmalar ve önümüzdeki günlerde antropolojik çalışmalar kemiklerde devam edecek. Alanın kazısını bir an önce tamamlayıp yapının bu kapalı ibadet alanındaki mihrap, minber, mahfil ve yan mekanları ortaya çıkartıp bir an evvel restorasyonu başlatmayı planlıyoruz."
İşte Anavarza Antik Kenti'ndeki kazı çalışmalarından görüntüler...</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yAKmj-OjVUynCt0giu_bHw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R6VUvw1I9E-WZ1xVSjIT5w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LRhcbPMY4UC4hYyPMo0UOg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hezS3AAjPUWYtXakRCplUQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FTG_HODNakK9-70bvsJqPQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bJGUuU6UhEKeIHHWmeMVOA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8Gr4cPw7lECjFj05kIe9Mw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FgBCi96mvkiG5eRL2k4YuA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2XS3hnHNOEmU0B_3QWTncw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-1nw63RpokSsssdbCWp-_A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YUqnRpDFvUejlMl3pZ9H8A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ici7X9QgeUu4vcarnEZNNw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-VrUMM6SjE2fkXgXPlFLpw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Osmanlı mirası Maden Deresi&amp;apos;ni turizme kazandıracak projede sona yaklaşılıyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/osmanli-mirasi-maden-deresini-turizme-kazandiracak-projede-sona-yaklasiliyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/osmanli-mirasi-maden-deresini-turizme-kazandiracak-projede-sona-yaklasiliyor</guid>
<description><![CDATA[ Osmanlı döneminin son zamanlarında kurşun, boraks, çinko ve altın çıkarılan bölgenin turizme kazandırılması amacıyla Sakarya Büyükşehir Belediyesi ve Kocaali Belediyesi işbirliğiyle başlatılan &quot;Maden Deresi Eko Turizm&quot; projesinde sona gelindi.Yaklaşık 120 yıl önce bölgede kurulan Osmanlı Madenleri Anonim Şirketince çıkarılan madenlerin taşınması için rayların döşendiği bölge, nehrin zamanla doğal güzelliğe bürünmesiyle piknik alanı olarak kullanılmaya başlandı.  Madencilik faaliyetleri sırasında elektrik ihtiyacını karşılamak amacıyla inşa edilen eski barajın üzerinden dökülen Maden Deresi Şelalesi ile mesire alanı, 2019&#039;da &quot;Nitelikli Doğal Koruma Alanı&quot; ilan edildi.Doğaseverlerin eski dar maden tünellerinden geçerek 45 dakikalık yürümeyle ulaştığı şelalenin yer aldığı bölgenin turizme kazandırılması için hazırlanan proje kapsamında tüneller ışıklandırıldı, kolay ulaşım için ahşap yürüme yolları ile seyir keyfi yaşatılması amacıyla teraslar inşa edildi. Karadeniz&#039;e dökülen derenin etrafında yeşilin tonlarının yer aldığı alandaki çalışmaların yüzde 80&#039;i tamamlandı.  Sıcak günlerde serinlemek isteyen ziyaretçilerine yeşilin ve suyun ahenginde vakit geçirme imkanı sunan Maden Deresi&#039;nin, projenin tamamlanmasıyla önemli turizm alanları arasındaki yerini alması bekleniyor.&quot;ÖNEMLİ DOĞA TURİZM MERKEZLERİNDEN BİRİ OLACAK&quot;  Kocaali Belediye Başkanı Turan Yüzücü, AA muhabirine, misafirlerin hem güvenli hem de daha güzel tatil yapabilmeleri için Sakarya Büyükşehir Belediyesi ve Kocaali Belediyesi işbirliğiyle hazırlanan &quot;Maden Deresi Eko Turizm Projesi&quot;nin geçen yıl hayata geçirilmeye başlandığını anlattı.Projenin yüzde 80 oranında tamamlandığını bildiren Yüzücü, &quot;Çalışmalar kapsamında ilk olarak tünellerin içindeki eski su boru saatleri çıkarıldıktan sonra şelaleye kadar uzanan patika yolda 1400 metre çelik hat ve 8 terasın imalatı tamamlandı. Sadece ahşap kaplamaları kaldı. Ona da başlanıldı. Herhangi bir olumsuzluk yaşanmaması halinde ekim ayında projeyi bütün aşamalarıyla tamamlamayı hedefliyoruz.&quot; diye konuştu.  Yüzücü, projenin sonuçlanmasıyla ülkenin adeta cennet köşelerinden biri olan Maden Deresi&#039;nin, ilçenin, Sakarya&#039;nın ve ülkenin önemli doğa turizm merkezlerinden biri olacağını dile getirdi.&quot;60 TON ÇELİK VE 90 METREKÜP BİRİNCİ SINIF AHŞAP İMALATI YAPIYORUZ&quot;Proje müdürü Gürsoy Akçay da alanda toplam uzunluğu 100 metre olan iki tünelin içinde patika yürüyüş yolları bulunduğunu aktardı.  Onun dışında açık alanda 1400 metre yürüyüş yolları yapıldığını bildiren Akçay, &quot;Burada 60 ton çelik ve 90 metreküp birinci sınıf ahşap imalatı yapıyoruz. Şu an çalışmalarımız yüzde 80 aşamasında tamamlanmış durumda. Artık finale doğru gidiyoruz. Ekimin ortalarında projeyi tamamlamayı düşünüyoruz.&quot; şeklinde konuştu.Akçay, proje başladığından beri alandaki çalışmaları takip ettiğini ve bölgenin doğasını çok beğendiğini, işlemlerin bitişiyle mesire alanının çok farklı görünüme kavuşacağını vurguladı.  Her gelen ziyaretçinin de bölgeden memnun ayrıldığını ifade eden Akçay, &quot;Burası gerçekten doğa harikası. Burada inanılmaz emek vererek çalışmalarımıza devam ediyoruz. Gerçekten bu emeğin sonucunda çok güzel bir tabiat harikasında vatandaşlarımıza yürüyüş parkuru imkanı sunulacak. Bununla ilgili tabii ki, biz de mutluluk duyuyoruz.&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/72ShJXyyPkaIfkcMMduFvQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Osmanlı, mirası, Maden, Deresini, turizme, kazandıracak, projede, sona, yaklaşılıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/72ShJXyyPkaIfkcMMduFvQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Osmanlı mirası Maden Deresi'ni turizme kazandıracak projede sona yaklaşılıyor"><p>Osmanlı döneminin son zamanlarında kurşun, boraks, çinko ve altın çıkarılan bölgenin turizme kazandırılması amacıyla Sakarya Büyükşehir Belediyesi ve Kocaali Belediyesi işbirliğiyle başlatılan "Maden Deresi Eko Turizm" projesinde sona gelindi.</p><p>Yaklaşık 120 yıl önce bölgede kurulan Osmanlı Madenleri Anonim Şirketince çıkarılan madenlerin taşınması için rayların döşendiği bölge, nehrin zamanla doğal güzelliğe bürünmesiyle piknik alanı olarak kullanılmaya başlandı.  Madencilik faaliyetleri sırasında elektrik ihtiyacını karşılamak amacıyla inşa edilen eski barajın üzerinden dökülen Maden Deresi Şelalesi ile mesire alanı, 2019'da "Nitelikli Doğal Koruma Alanı" ilan edildi.</p><p>Doğaseverlerin eski dar maden tünellerinden geçerek 45 dakikalık yürümeyle ulaştığı şelalenin yer aldığı bölgenin turizme kazandırılması için hazırlanan proje kapsamında tüneller ışıklandırıldı, kolay ulaşım için ahşap yürüme yolları ile seyir keyfi yaşatılması amacıyla teraslar inşa edildi. Karadeniz'e dökülen derenin etrafında yeşilin tonlarının yer aldığı alandaki çalışmaların yüzde 80'i tamamlandı.  Sıcak günlerde serinlemek isteyen ziyaretçilerine yeşilin ve suyun ahenginde vakit geçirme imkanı sunan Maden Deresi'nin, projenin tamamlanmasıyla önemli turizm alanları arasındaki yerini alması bekleniyor.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/b36ug32tn0ui6D67_OC9GA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><p><strong>"ÖNEMLİ DOĞA TURİZM MERKEZLERİNDEN BİRİ OLACAK"</strong>  Kocaali Belediye Başkanı Turan Yüzücü, AA muhabirine, misafirlerin hem güvenli hem de daha güzel tatil yapabilmeleri için Sakarya Büyükşehir Belediyesi ve Kocaali Belediyesi işbirliğiyle hazırlanan "Maden Deresi Eko Turizm Projesi"nin geçen yıl hayata geçirilmeye başlandığını anlattı.</p><p>Projenin yüzde 80 oranında tamamlandığını bildiren Yüzücü, "Çalışmalar kapsamında ilk olarak tünellerin içindeki eski su boru saatleri çıkarıldıktan sonra şelaleye kadar uzanan patika yolda 1400 metre çelik hat ve 8 terasın imalatı tamamlandı. Sadece ahşap kaplamaları kaldı. Ona da başlanıldı. Herhangi bir olumsuzluk yaşanmaması halinde ekim ayında projeyi bütün aşamalarıyla tamamlamayı hedefliyoruz." diye konuştu.  Yüzücü, projenin sonuçlanmasıyla ülkenin adeta cennet köşelerinden biri olan Maden Deresi'nin, ilçenin, Sakarya'nın ve ülkenin önemli doğa turizm merkezlerinden biri olacağını dile getirdi.</p><p><strong>"60 TON ÇELİK VE 90 METREKÜP BİRİNCİ SINIF AHŞAP İMALATI YAPIYORUZ"</strong></p><p>Proje müdürü Gürsoy Akçay da alanda toplam uzunluğu 100 metre olan iki tünelin içinde patika yürüyüş yolları bulunduğunu aktardı.  Onun dışında açık alanda 1400 metre yürüyüş yolları yapıldığını bildiren Akçay, "Burada 60 ton çelik ve 90 metreküp birinci sınıf ahşap imalatı yapıyoruz. Şu an çalışmalarımız yüzde 80 aşamasında tamamlanmış durumda. Artık finale doğru gidiyoruz. Ekimin ortalarında projeyi tamamlamayı düşünüyoruz." şeklinde konuştu.</p><p>Akçay, proje başladığından beri alandaki çalışmaları takip ettiğini ve bölgenin doğasını çok beğendiğini, işlemlerin bitişiyle mesire alanının çok farklı görünüme kavuşacağını vurguladı.  Her gelen ziyaretçinin de bölgeden memnun ayrıldığını ifade eden Akçay, "Burası gerçekten doğa harikası. Burada inanılmaz emek vererek çalışmalarımıza devam ediyoruz. Gerçekten bu emeğin sonucunda çok güzel bir tabiat harikasında vatandaşlarımıza yürüyüş parkuru imkanı sunulacak. Bununla ilgili tabii ki, biz de mutluluk duyuyoruz." dedi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Antalya&amp;apos;ya gelen turist sayısı 9 milyonu aştı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/antalyaya-gelen-turist-sayisi-9-milyonu-asti</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/antalyaya-gelen-turist-sayisi-9-milyonu-asti</guid>
<description><![CDATA[ Antalya&#039;ya yılın 7 ayında gelen turist sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10,06 artarak 9 milyon 58 bin 186&#039;ya ulaştı.1 Ocak-31 Temmuz döneminde kente en fazla turist gönderen ülke 2 milyon 40 bin 316 misafirle Rusya oldu. Rusya&#039;yı 1 milyon 770 bin 225 turistle Almanya, 874 bin 356 turistle İngiltere izledi.  Bu ülkeleri Polonya, Hollanda, Kazakistan, Romanya, Ukrayna, Çek Cumhuriyeti ve Slovakya takip etti.  Kente yılın 7 ayında gelen turist sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10,06 artarak 9 milyon 58 bin 186&#039;ya ulaştı.  TEMMUZ AYINDA 2 MİLYON 742 BİN TURİST GELDİ Antalya&#039;ya temmuzda gelen turist sayısı ise geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2,71 artışla 2 milyon 742 bin 965 oldu.  Geçen ay Antalya&#039;ya en çok ziyaretçi 598 bin 40 ile Rusya Federasyonu’ndan gelirken Almanya 441 bin 718 ziyaretçi ile ikinci, Polonya ise 223 bin 982 ziyaretçi ile üçüncü sırada yer aldı.  Polonya&#039;yı sırasıyla İngiltere, Kazakistan, Romanya, Hollanda, Çek Cumhuriyeti, Slovakya ve Ukrayna takip etti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-ei9AljKtUuysZ_x_760_w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Antalyaya, gelen, turist, sayısı, milyonu, aştı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-ei9AljKtUuysZ_x_760_w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Antalya'ya gelen turist sayısı 9 milyonu aştı"><p>Antalya'ya yılın 7 ayında gelen turist sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10,06 artarak 9 milyon 58 bin 186'ya ulaştı.</p><p>1 Ocak-31 Temmuz döneminde kente en fazla turist gönderen ülke 2 milyon 40 bin 316 misafirle Rusya oldu. Rusya'yı 1 milyon 770 bin 225 turistle Almanya, 874 bin 356 turistle İngiltere izledi.  Bu ülkeleri Polonya, Hollanda, Kazakistan, Romanya, Ukrayna, Çek Cumhuriyeti ve Slovakya takip etti.  Kente yılın 7 ayında gelen turist sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10,06 artarak 9 milyon 58 bin 186'ya ulaştı.  <strong>TEMMUZ AYINDA 2 MİLYON 742 BİN TURİST GELDİ</strong> </p><p>Antalya'ya temmuzda gelen turist sayısı ise geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2,71 artışla 2 milyon 742 bin 965 oldu.  Geçen ay Antalya'ya en çok ziyaretçi 598 bin 40 ile Rusya Federasyonu’ndan gelirken Almanya 441 bin 718 ziyaretçi ile ikinci, Polonya ise 223 bin 982 ziyaretçi ile üçüncü sırada yer aldı.  Polonya'yı sırasıyla İngiltere, Kazakistan, Romanya, Hollanda, Çek Cumhuriyeti, Slovakya ve Ukrayna takip etti.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Beçin Antik Kenti&amp;apos;ndeki kazılarda Menteşeoğulları Beyliği döneminden sarnıç bulundu</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/becin-antik-kentindeki-kazilarda-menteseogullari-beyligi-doeneminden-sarnic-bulundu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/becin-antik-kentindeki-kazilarda-menteseogullari-beyligi-doeneminden-sarnic-bulundu</guid>
<description><![CDATA[ uğla&#039;nın Milas ilçesinde UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi&#039;nde yer alan Beçin Antik Kenti&#039;nde yürütülen kazılarda, Menteşeoğulları Beyliği dönemine ait sarnıç ortaya çıkarıldı.Birçok eserin gün yüzüne çıkarıldığı çalışmalarda, ayakta kalan tarihi yapılar restore edilerek turizme kazandırılıyor. Antik kentte, Prof. Dr. Kadir Pektaş başkanlığında, Kültür ve Turizm Bakanlığı kararıyla 12 aya çıkarılan arkeolojik kazı ve restorasyon çalışmaları sürüyor.  Bir dönem Menteşeoğulları Beyliği&#039;ne başkentlik de yapan Beçin Antik Kenti&#039;nde, gün yüzüne çıkartılan kalıntılar tarihe ışık tutuyor.  Beçin Antik Kenti Kazı Başkanı Prof. Dr. Kadir Pektaş, UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi&#039;ne 2012&#039;de alınan antik kentte düzenli olarak kazı çalışmaları yaptıklarını, kentte birçok eser gün yüzüne çıkarılırken, ayakta kalan tarihi yapıların da restore edilerek turizme kazandırıldığını söyledi.  Beçin&#039;in Türk-İslam dönemi yerleşiminde önemli merkezlerden biri olduğunu belirten Pektaş, 2024 yılı kazı ve restorasyon çalışmalarının sürdüğünü kaydetti.KAZILAR İÇ KALEDE YOĞUNLAŞTIİç kalenin iç kısmı ve çevresinde kazılar yaptıklarını belirten Pektaş, &quot;Kalenin iç kısmında Türk döneminden (Menteşeoğulları Beyliği) büyük bir sarnıç ortaya çıkarıldı. Beşik tonozlu uzun dikdörtgen planlı ve oldukça da derin diyebileceğimiz bir sarnıç. İç kalenin dış bölümünde ise Helenistik duvarların bulunduğu yerde bir kazı çalışması başlattık. Buradaki kazılar sırasında Helenistik dönemden çok düzgün planlı bir burç ile karşılaştık. Milattan önce 6 yüzyıla kadar tarihlenen yapı, mimarisi ve buluntularıyla Milas ve çevresinin tarihi için önemli ipuçları verdi&quot; diye konuştu.Burçların bitişiğinde Orta Çağ&#039;dan bir kireç ocağının gün yüzüne çıktığını anlatan Pektaş, bunların arkeolojik açıdan oldukça değerli olduğunu ifade etti. Kadir Pektaş, iç kalede daha önce çıkan kalkolitik döneme ait mezarların da göz önüne alındığında Beçin&#039;de yaklaşık 5 bin yıllık yerleşimin kesintisiz sürdüğünü, bu nedenle ortaya çıkan buluntuların kendileri için çok önemli olduğunu kaydetti.  Kazılarda gün yüzüne çıkan buluntuların antik kentin sıradan bir yerleşim yeri olmadığını gösterdiğine dikkati çeken Pektaş, bölgede bazı alanlarda çalışmaların devam ettiğini, yıl sonuna kadar sürecek kazı çalışmalarında önemli bulgulara daha ulaşılacağına inandıklarını vurguladı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d5S4uJ1ZL0ydFeLtwhxQBA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Beçin, Antik, Kentindeki, kazılarda, Menteşeoğulları, Beyliği, döneminden, sarnıç, bulundu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d5S4uJ1ZL0ydFeLtwhxQBA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Beçin Antik Kenti'ndeki kazılarda Menteşeoğulları Beyliği döneminden sarnıç bulundu"><p>uğla'nın Milas ilçesinde UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alan Beçin Antik Kenti'nde yürütülen kazılarda, Menteşeoğulları Beyliği dönemine ait sarnıç ortaya çıkarıldı.</p>Birçok eserin gün yüzüne çıkarıldığı çalışmalarda, ayakta kalan tarihi yapılar restore edilerek turizme kazandırılıyor. Antik kentte, Prof. Dr. Kadir Pektaş başkanlığında, Kültür ve Turizm Bakanlığı kararıyla 12 aya çıkarılan arkeolojik kazı ve restorasyon çalışmaları sürüyor.  Bir dönem <strong>Menteşeoğulları Beyliği</strong>'ne başkentlik de yapan <strong>Beçin Antik Kenti</strong>'nde, gün yüzüne çıkartılan kalıntılar tarihe ışık tutuyor.  Beçin Antik Kenti Kazı Başkanı Prof. Dr. Kadir Pektaş, UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne 2012'de alınan antik kentte düzenli olarak kazı çalışmaları yaptıklarını, kentte birçok eser gün yüzüne çıkarılırken, ayakta kalan tarihi yapıların da restore edilerek turizme kazandırıldığını söyledi.  Beçin'in Türk-İslam dönemi yerleşiminde önemli merkezlerden biri olduğunu belirten Pektaş, 2024 yılı kazı ve restorasyon çalışmalarının sürdüğünü kaydetti.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lPivAwx_UU2L_ujZHQzGsg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><p><strong>KAZILAR İÇ KALEDE YOĞUNLAŞTI</strong></p><p>İç kalenin iç kısmı ve çevresinde kazılar yaptıklarını belirten Pektaş, "Kalenin iç kısmında Türk döneminden (Menteşeoğulları Beyliği) büyük bir sarnıç ortaya çıkarıldı. Beşik tonozlu uzun dikdörtgen planlı ve oldukça da derin diyebileceğimiz bir sarnıç. İç kalenin dış bölümünde ise Helenistik duvarların bulunduğu yerde bir kazı çalışması başlattık. Buradaki kazılar sırasında Helenistik dönemden çok düzgün planlı bir burç ile karşılaştık. Milattan önce 6 yüzyıla kadar tarihlenen yapı, mimarisi ve buluntularıyla Milas ve çevresinin tarihi için önemli ipuçları verdi" diye konuştu.</p><p>Burçların bitişiğinde Orta Çağ'dan bir kireç ocağının gün yüzüne çıktığını anlatan Pektaş, bunların arkeolojik açıdan oldukça değerli olduğunu ifade etti. </p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/taw9561GoEC8vZ-2wfWAvQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="">Kadir Pektaş, iç kalede daha önce çıkan kalkolitik döneme ait mezarların da göz önüne alındığında Beçin'de yaklaşık 5 bin yıllık yerleşimin kesintisiz sürdüğünü, bu nedenle ortaya çıkan buluntuların kendileri için çok önemli olduğunu kaydetti.  Kazılarda gün yüzüne çıkan buluntuların antik kentin sıradan bir yerleşim yeri olmadığını gösterdiğine dikkati çeken Pektaş, bölgede bazı alanlarda çalışmaların devam ettiğini, yıl sonuna kadar sürecek kazı çalışmalarında önemli bulgulara daha ulaşılacağına inandıklarını vurguladı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Antalya Havalimanı tüm zamanların rekorunu kırdı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/antalya-havalimani-tum-zamanlarin-rekorunu-kirdi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/antalya-havalimani-tum-zamanlarin-rekorunu-kirdi</guid>
<description><![CDATA[ Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 3 Ağustos&#039;ta Antalya Havalimanı&#039;nda 1217 uçak trafiği ve 223 bin 217 yolcu ile tüm zamanların hem uçak trafiği hem de yolcu sayısı rekorunun kırıldığını duyurdu.Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 3 Ağustos 2024 Cumartesi günü Antalya Havalimanı&#039;nda, dış hatlarda 1087, iç hatlarda 130 uçuş trafiği olmak üzere toplamda 1217 uçak trafiğine hizmet verildiğini belirterek, &quot;Bir günde havalimanımızı 203 bin 304 dış hat yolcusu, 19 bin 913 iç hat yolcusu olmak üzere toplam 223 bin 217 yolcu kullandı. Böylece Antalya Havalimanı hem uçak trafiğinde hem de yolcu sayısında tüm zamanların rekorunu kırdı&quot; dedi.  BAKAN ERSOY: 104 BİN TURİST İLE DIŞ HAT YOLCU REKORUNU KIRDIK  Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da konuyla ilgili yaptığı yazılı açıklamada, &quot;Tarih, doğa ve kültürün mükemmel buluşma noktası Antalya&#039;mıza dün gelen turist sayısının 104 bini aşmasıyla tüm zamanların günlük dış hat yolcu rekorunu kırdık. Yalnızca muhteşem plajlarıyla değil, aynı zamanda zengin tarihi, büyüleyici doğal güzellikleri ve eşsiz kültürel mirasıyla da turistlerin gözdesi olan Antalya&#039;da, ağustos ayının ilk 3 gününde ise yaklaşık 280 bin turist ağırladık. Geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10 artış gösteren bu muhteşem başarıda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Ağustos ayının ilk üç gününde Antalya&#039;ya uçakla gelen turist sayısı 278 bin 854 olurken, 2024 yılı toplamında bu rakam 9 milyon 290 bin 308&#039;e ulaştı. Bu veriler, 2023 yılının aynı dönemine göre yüzde 10&#039;luk bir artışa işaret ediyor. Geçen yıl 3 Ağustos tarihinde 88 bin 250 dış hat yolcusu gelmişti. Ayrıca, 3 Ağustos günü Antalya Havalimanı&#039;nda 1217 uçak iniş ve kalkış yaptı. Bu yoğunluk, Antalya&#039;nın turizmdeki önemini bir kez daha gözler önüne serdi&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_q-HadtCg02v2vkQfspU2w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Antalya, Havalimanı, tüm, zamanların, rekorunu, kırdı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_q-HadtCg02v2vkQfspU2w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Antalya Havalimanı tüm zamanların rekorunu kırdı"><p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 3 Ağustos'ta Antalya Havalimanı'nda 1217 uçak trafiği ve 223 bin 217 yolcu ile tüm zamanların hem uçak trafiği hem de yolcu sayısı rekorunun kırıldığını duyurdu.</p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 3 Ağustos 2024 Cumartesi günü Antalya Havalimanı'nda, dış hatlarda 1087, iç hatlarda 130 uçuş trafiği olmak üzere toplamda 1217 uçak trafiğine hizmet verildiğini belirterek, "Bir günde havalimanımızı 203 bin 304 dış hat yolcusu, 19 bin 913 iç hat yolcusu olmak üzere toplam 223 bin 217 yolcu kullandı. Böylece Antalya Havalimanı hem uçak trafiğinde hem de yolcu sayısında tüm zamanların rekorunu kırdı" dedi.  <strong>BAKAN ERSOY: 104 BİN TURİST İLE DIŞ HAT YOLCU REKORUNU KIRDIK</strong>  Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da konuyla ilgili yaptığı yazılı açıklamada, "Tarih, doğa ve kültürün mükemmel buluşma noktası Antalya'mıza dün gelen turist sayısının 104 bini aşmasıyla tüm zamanların günlük dış hat yolcu rekorunu kırdık. Yalnızca muhteşem plajlarıyla değil, aynı zamanda zengin tarihi, büyüleyici doğal güzellikleri ve eşsiz kültürel mirasıyla da turistlerin gözdesi olan Antalya'da, ağustos ayının ilk 3 gününde ise yaklaşık 280 bin turist ağırladık. Geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10 artış gösteren bu muhteşem başarıda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Ağustos ayının ilk üç gününde Antalya'ya uçakla gelen turist sayısı 278 bin 854 olurken, 2024 yılı toplamında bu rakam 9 milyon 290 bin 308'e ulaştı. Bu veriler, 2023 yılının aynı dönemine göre yüzde 10'luk bir artışa işaret ediyor. Geçen yıl 3 Ağustos tarihinde 88 bin 250 dış hat yolcusu gelmişti. Ayrıca, 3 Ağustos günü Antalya Havalimanı'nda 1217 uçak iniş ve kalkış yaptı. Bu yoğunluk, Antalya'nın turizmdeki önemini bir kez daha gözler önüne serdi" dedi.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4IZdiR05KEOJQkd3Hwqtdg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="">]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Birgi &amp;quot;sürdürülebilir turizm destinasyonu&amp;quot; olma yolunda</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/birgi-surdurulebilir-turizm-destinasyonu-olma-yolunda</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/birgi-surdurulebilir-turizm-destinasyonu-olma-yolunda</guid>
<description><![CDATA[ Geleneksel mimari dokunun korunduğu İzmir&#039;in Ödemiş ilçesine bağlı Birgi Mahallesi&#039;nde, sürdürülebilir turizm programı çalışmaları kapsamında Küresel Sürdürülebilir Turizm Konseyince destinasyon değerlendirme çalışması yapıldı.UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesine 2012&#039;de giren, Birleşmiş Milletler (BM) Dünya Turizm Örgütünce 2022&#039;de &quot;Dünyanın En İyi Köyleri&quot; arasında gösterilen Birgi; Frig ve Lidya uygarlıkları, Pers ve Bergama krallıkları, Roma ve Bizans İmparatorluğu, Aydınoğulları Beyliği ve Osmanlı İmparatorluğu dönemlerinden kalma izler taşıyor.  Mimari dokusunu asırlarca koruyan mahalle, bu özellikleriyle her yıl binlerce ziyaretçiyi ağırlıyor.  Birgi&#039;de Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı tarafından yürütülen sürdürülebilir turizm çalışmaları kapsamında, Küresel Sürdürülebilir Turizm Konseyince (GSTC) değerlendirme çalışmaları yapıldı.  GSTC Direktörü Dr. Mihee Kang ile beraberindeki uzmanlar, 7 asırdır mimari dokusunu koruyan Birgi&#039;nin GSTC Destinasyon Kriterleri&#039;ne uygunluğunu inceledi. GSTC uzmanları, Birgi&#039;de yerel idareler, kamu kurum ve kuruluşları, turizm sektöründen temsilciler, sivil toplum kuruluşları ve akademisyenlerden oluşan turizm paydaşlarıyla görüşmeler yaptı, saha gezileri düzenledi.Uzmanların hazırlayacağı rapor doğrultusunda Birgi&#039;de, sürdürülebilir turizm destinasyonu olma yolunda yapılması gerekenler belirlenecek. Birgi, sürdürülebilir turizm destinasyonu olarak belirlendiğinde, turizm faaliyetleri çevresel, sosyal, kültürel ve ekonomik taşıma kapasitesine göre yönetilecek.  BM Dünya Turizm Örgütünün göstergeleri alınan GSTC Destinasyon Kriterleri, sürdürülebilir destinasyon yönetimi oluşturma, yöre halkı için sosyal ve ekonomik fayda, ziyaretçilere ve kültürel mirasa yönelik fayda ile çevreye olan faydayı en üst düzeye çıkarma, olumsuz etkileri en aza indirme etrafında şekilleniyor.  &quot;SÜRDÜRÜLEBİLİR TURİZMDE TÜRKİYE, DÜNYAYA ÖNCÜLÜK ETMEKTEDİR&quot;  Dr. Mihee Kang, AA muhabirine, Birgi&#039;nin korunmuş mimari yapılarının kendisini inanılmaz derecede etkilediğini söyledi.  Kang, konseyin amacının doğa ve çevreyle uyumlu turizmi desteklemek, küresel standartlar çerçevesinde özel sektör ve kamu kurumları arasında işbirliği sağlayarak destinasyonlarda sürdürülebilirliğin sağlanmasına katkı sunmak ve iyi uygulamaları arttırmak olduğunu ifade etti.  Turizm paydaşlarının ihtiyaçlarına yönelik dengeli çözümlere odaklandıklarını belirten Kang, &quot;Sürdürülebilir turizmin iki etkeni var. Birincisi, gelecek nesillere şu an tadını çıkardığımız bütün varlıkları bırakmak, ikincisi ise farklı paydaşların ihtiyaçlarına cevap verebilmek. Örneğin endüstrinin, yerel halkın farklı ihtiyaçları olabiliyor. Bunların hepsini nasıl dengeli bir şekilde ele almamız gerektiğine odaklanıyoruz.&quot; diye konuştu.  GSTC Direktörü Kang, sürdürülebilir turizmde Türkiye&#039;nin inanılmaz bir başarı gerçekleştirdiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:  &quot;Türkiye, sürdürülebilir turizm yolculuğuna çıktı ve buna bütün turizm sektörünü dahil etti. Otellerde başlattığı sertifikasyon süreciyle küresel standartlara uyumlu hale getirilmesini sağladı. Bu program karşısında tabii ki küresel anlamda bir sürü ülke şaşkınlığa uğradı. Bu anlamda sürdürülebilir turizmde Türkiye, dünyaya öncülük etmektedir. &quot;  &quot;BİRGİ&#039;NİN İYİ BİR MODEL OLACAĞINI UMUYORUM&quot;  Mihee Kang, Birgi&#039;nin kültürel anlamda korunmuş varlıklarıyla etkileyici olduğunu dile getirerek, &quot;Kamu sektörünün ve yerel halkın işbirliğiyle korunmuş. Bu anlamda çok büyük bir potansiyel var ancak ilerleyen dönemlerde sadece kamu sektörünün değil çeşitli paydaşların katılımlarıyla birlikte bu sürece devam edilmesi gerekiyor. Çeşitli bakanlıklar öncülüğünde farklı paydaşlarının katılımıyla Birgi&#039;nin iyi bir model olacağını umuyorum.&quot; ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IHk_CAkYaEqzUjQv1GO2RA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Birgi, sürdürülebilir, turizm, destinasyonu, olma, yolunda</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IHk_CAkYaEqzUjQv1GO2RA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Birgi " s turizm destinasyonu olma yolunda><p>Geleneksel mimari dokunun korunduğu İzmir'in Ödemiş ilçesine bağlı Birgi Mahallesi'nde, sürdürülebilir turizm programı çalışmaları kapsamında Küresel Sürdürülebilir Turizm Konseyince destinasyon değerlendirme çalışması yapıldı.</p>UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesine 2012'de giren, Birleşmiş Milletler (BM) Dünya Turizm Örgütünce 2022'de "Dünyanın En İyi Köyleri" arasında gösterilen Birgi; Frig ve Lidya uygarlıkları, Pers ve Bergama krallıkları, Roma ve Bizans İmparatorluğu, Aydınoğulları Beyliği ve Osmanlı İmparatorluğu dönemlerinden kalma izler taşıyor.  Mimari dokusunu asırlarca koruyan mahalle, bu özellikleriyle her yıl binlerce ziyaretçiyi ağırlıyor.  Birgi'de Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı tarafından yürütülen sürdürülebilir turizm çalışmaları kapsamında, Küresel Sürdürülebilir Turizm Konseyince (GSTC) değerlendirme çalışmaları yapıldı.  GSTC Direktörü Dr. Mihee Kang ile beraberindeki uzmanlar, 7 asırdır mimari dokusunu koruyan Birgi'nin GSTC Destinasyon Kriterleri'ne uygunluğunu inceledi. GSTC uzmanları, Birgi'de yerel idareler, kamu kurum ve kuruluşları, turizm sektöründen temsilciler, sivil toplum kuruluşları ve akademisyenlerden oluşan turizm paydaşlarıyla görüşmeler yaptı, saha gezileri düzenledi.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kvVJX4XH7kyTuiYxuKLIBw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="">Uzmanların hazırlayacağı rapor doğrultusunda Birgi'de, sürdürülebilir turizm destinasyonu olma yolunda yapılması gerekenler belirlenecek. Birgi, sürdürülebilir turizm destinasyonu olarak belirlendiğinde, turizm faaliyetleri çevresel, sosyal, kültürel ve ekonomik taşıma kapasitesine göre yönetilecek.  BM Dünya Turizm Örgütünün göstergeleri alınan GSTC Destinasyon Kriterleri, sürdürülebilir destinasyon yönetimi oluşturma, yöre halkı için sosyal ve ekonomik fayda, ziyaretçilere ve kültürel mirasa yönelik fayda ile çevreye olan faydayı en üst düzeye çıkarma, olumsuz etkileri en aza indirme etrafında şekilleniyor.  <strong>"SÜRDÜRÜLEBİLİR TURİZMDE TÜRKİYE, DÜNYAYA ÖNCÜLÜK ETMEKTEDİR"</strong>  Dr. Mihee Kang, AA muhabirine, Birgi'nin korunmuş mimari yapılarının kendisini inanılmaz derecede etkilediğini söyledi.  Kang, konseyin amacının doğa ve çevreyle uyumlu turizmi desteklemek, küresel standartlar çerçevesinde özel sektör ve kamu kurumları arasında işbirliği sağlayarak destinasyonlarda sürdürülebilirliğin sağlanmasına katkı sunmak ve iyi uygulamaları arttırmak olduğunu ifade etti.  Turizm paydaşlarının ihtiyaçlarına yönelik dengeli çözümlere odaklandıklarını belirten Kang, "Sürdürülebilir turizmin iki etkeni var. Birincisi, gelecek nesillere şu an tadını çıkardığımız bütün varlıkları bırakmak, ikincisi ise farklı paydaşların ihtiyaçlarına cevap verebilmek. Örneğin endüstrinin, yerel halkın farklı ihtiyaçları olabiliyor. Bunların hepsini nasıl dengeli bir şekilde ele almamız gerektiğine odaklanıyoruz." diye konuştu.  GSTC Direktörü Kang, sürdürülebilir turizmde Türkiye'nin inanılmaz bir başarı gerçekleştirdiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:  "Türkiye, sürdürülebilir turizm yolculuğuna çıktı ve buna bütün turizm sektörünü dahil etti. Otellerde başlattığı sertifikasyon süreciyle küresel standartlara uyumlu hale getirilmesini sağladı. Bu program karşısında tabii ki küresel anlamda bir sürü ülke şaşkınlığa uğradı. Bu anlamda sürdürülebilir turizmde Türkiye, dünyaya öncülük etmektedir. "  <strong>"BİRGİ'NİN İYİ BİR MODEL OLACAĞINI UMUYORUM"</strong>  Mihee Kang, Birgi'nin kültürel anlamda korunmuş varlıklarıyla etkileyici olduğunu dile getirerek, "Kamu sektörünün ve yerel halkın işbirliğiyle korunmuş. Bu anlamda çok büyük bir potansiyel var ancak ilerleyen dönemlerde sadece kamu sektörünün değil çeşitli paydaşların katılımlarıyla birlikte bu sürece devam edilmesi gerekiyor. Çeşitli bakanlıklar öncülüğünde farklı paydaşlarının katılımıyla Birgi'nin iyi bir model olacağını umuyorum." ifadelerini kullandı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yozgat&amp;apos;taki Roma Hamamı ziyarete açıldı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/yozgattaki-roma-hamami-ziyarete-acildi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/yozgattaki-roma-hamami-ziyarete-acildi</guid>
<description><![CDATA[ Yozgat&#039;ta tarihi Roma Hamamı, çevre düzenlemesinin ardından ziyarete açıldı.Yozgat&#039;ın Sarıkaya ilçesinde 2018&#039;de UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi&#039;ne alınan ve &quot;Kral Kızı&quot; adıyla bilinen Roma Hamamı, çevre düzenleme çalışmalarının ardından ziyarete açıldı. Mimarisi ve 50 derece sıcaklıkta 2 bin yıldır akan termal suyuyla öne çıkan tarihi hamamda, Yozgat Müze Müdürlüğü gözetiminde 2022&#039;de başlatılan çevre düzenleme çalışmaları tamamlandı. Yaklaşık iki yıldır kesik olan termal su tekrar havuza verildi, hamam yeni ışıklandırma sistemiyle de geceleri farklı bir görüntüye kavuştu.  Vali Mehmet Ali Özkan, gazetecilere, Roma Hamamı&#039;nın kentin önemli kültürel dokularından birisi olduğunu söyledi.  Hamamın çevre düzenlemesi ve aydınlatmasının tamamlandığını belirten Özkan, &quot;Kültür ve Turizm Bakanlığımız koordinasyonunda arkadaşlarımızın çalışmalarıyla hamamda hem restorasyon çalışmalarını ve saha düzenlemesini hem ışıklandırma çalışmalarını hem de havuza su verme işlemini yapmış bulunuyoruz. Ziyaretçilerimiz hamamı ziyaret edebiliyor. Oradaki tarihi görseli hem gündüz hem de gece görme imkanı bulabiliyor. Burada en önemli husus da havuza su verilmesidir. Tüm emeği geçenlere teşekkür ediyorum.&quot; diye konuştu.  Tarihi hamamı ziyarete gelenlerden Ertuğrul Yalçın, Almanya&#039;dan Boğazlıyan ilçesine tatile geldiğini dile getirerek, &quot;Gerçekten de çok güzel olmuş. Geçen sene de gelmiştik ama açılmamıştı, bu yıl gelip gezebildik.&quot; dedi.  Ziyaretçilerden Gökhan Gökalp ise Fransa&#039;da yaşadığını, tatil için ailesinin yanına Yozgat&#039;a geldiğini anlatarak, &quot;Buralar birkaç sene önce böyle değildi, güzel çalışmalar yapılmış. Oturma, yürüme alanları yapmışlar, çok güzel olmuş.&quot; ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NyauhuxW_E6xyvdk9ov0xg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Yozgattaki, Roma, Hamamı, ziyarete, açıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NyauhuxW_E6xyvdk9ov0xg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yozgat'taki Roma Hamamı ziyarete açıldı"><p>Yozgat'ta tarihi Roma Hamamı, çevre düzenlemesinin ardından ziyarete açıldı.</p>Yozgat'ın Sarıkaya ilçesinde 2018'de UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne alınan ve "Kral Kızı" adıyla bilinen Roma Hamamı, çevre düzenleme çalışmalarının ardından ziyarete açıldı. Mimarisi ve 50 derece sıcaklıkta 2 bin yıldır akan termal suyuyla öne çıkan tarihi hamamda, Yozgat Müze Müdürlüğü gözetiminde 2022'de başlatılan çevre düzenleme çalışmaları tamamlandı. Yaklaşık iki yıldır kesik olan termal su tekrar havuza verildi, hamam yeni ışıklandırma sistemiyle de geceleri farklı bir görüntüye kavuştu.  Vali Mehmet Ali Özkan, gazetecilere, Roma Hamamı'nın kentin önemli kültürel dokularından birisi olduğunu söyledi.  Hamamın çevre düzenlemesi ve aydınlatmasının tamamlandığını belirten Özkan, "Kültür ve Turizm Bakanlığımız koordinasyonunda arkadaşlarımızın çalışmalarıyla hamamda hem restorasyon çalışmalarını ve saha düzenlemesini hem ışıklandırma çalışmalarını hem de havuza su verme işlemini yapmış bulunuyoruz. Ziyaretçilerimiz hamamı ziyaret edebiliyor. Oradaki tarihi görseli hem gündüz hem de gece görme imkanı bulabiliyor. Burada en önemli husus da havuza su verilmesidir. Tüm emeği geçenlere teşekkür ediyorum." diye konuştu.  Tarihi hamamı ziyarete gelenlerden Ertuğrul Yalçın, Almanya'dan Boğazlıyan ilçesine tatile geldiğini dile getirerek, "Gerçekten de çok güzel olmuş. Geçen sene de gelmiştik ama açılmamıştı, bu yıl gelip gezebildik." dedi.  Ziyaretçilerden Gökhan Gökalp ise Fransa'da yaşadığını, tatil için ailesinin yanına Yozgat'a geldiğini anlatarak, "Buralar birkaç sene önce böyle değildi, güzel çalışmalar yapılmış. Oturma, yürüme alanları yapmışlar, çok güzel olmuş." ifadelerini kullandı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Komana Antik Kenti&amp;apos;ndeki kazı çalışmaları başladı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/komana-antik-kentindeki-kazi-calismalari-basladi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/komana-antik-kentindeki-kazi-calismalari-basladi</guid>
<description><![CDATA[ Tokat&#039;taki Komana Antik Kenti&#039;nde kazı çalışmaları başladı.Bir zamanlar Mitridat Krallığı&#039;nın yönetiminde önemli bir kültür merkezi olan ve Roma İmparatorluğu döneminde de özerkliğini koruyan Komana Pontika&#039;daki kazı çalışmaları başladı.Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Burcu Erciyas, bu sene de her yıl olduğu gibi Komana&#039;da kazı çalışmalarına başladıklarını söyledi. Kazı çalışmalarını bilimsel heyet ile yürütteklerini belirten Erciyas, şunları kaydetti:  &quot;Kazı çalışmalarının odağında daha önceki yıllarda tespit ettiğimiz Selçuklu dönemine tarihlediğimiz kamusal yapıyı ortaya çıkarmak hedefimiz var. Bu hedef için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Aynı zamanda depomuzda eserlerimizi değerlendirmeye, tarihsel ve arşiv çalışmalarımızı sürdürmeye devam ediyoruz. Çalışmaların yürütüldüğü bir yapımız var. Oldukça büyük bir yapı. Kamusal binaya ait olduğunu düşünüyoruz kalıntıların. Bu kalıntıların da aynı zamanda Selçuklu dönemine tarihlenmesi mümkün. Bu dönemde Komana Antik Kenti&#039;nde bir atölyeler bölgesi var. Bir hamam yapısı olduğunu biliyoruz. Türbe ve zaviye olduğunu da biliyoruz. Bunun yanı sıra belki bir cami de olabilir. Kitabesi Tokat Müzesi&#039;nde. Komana Gümenek camisinin veya bir han olabilir. Bu konuda çalışmalarımızı ilerleterek özellikle Tokat&#039;ın Selçuklu dönemini aydınlatmayı hedefliyoruz.&quot;Çalışmaların eylül ayına kadar süreceğini ifade eden Erciyas, bu sene 10 kişilik ekiple 45 günlük bir kazı çalışması yapacaklarını belirtti.KOMANA PONTİKA ANTİK KENTİKaynaklara göre, Mitridat Krallığı&#039;nın yönetiminde önemli bir kültür merkezi olan ve Roma İmparatorluğu döneminde de özerkliğini koruyan Komana Pontika, Anadolu tanrısı Ma&#039;ya adanmış kutsal bir alandı. Aynı zamanda ticaret merkezi olan bölge, o dönemde kutsal alanda düzenlenen festivaller, zengin pazar yeri ve kenti çevreleyen verimli arazisiyle Anadolu&#039;nun tüm bölgelerinden ziyaretçi çekiyordu.  ODTÜ ve TÜBİTAK tarafından da desteklenen Komana Pontika Arkeolojik Araştırma Projesi, Orta Karadeniz Bölgesi&#039;nin klasik çağ kenti Komana Pontika&#039;nın konumunu belirlemek ve kent dokusunu anlamak amacıyla 2004 yılında uygulamaya konulmuştu.  Gümenek Hamamtepe bölgesindeki yüzey araştırmalarının ardından antik kentin gün yüzüne çıkartılması için kazı çalışmaları başlatılmıştı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Vvk41fRk6kOgU-h-dNSAIA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Komana, Antik, Kentindeki, kazı, çalışmaları, başladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Vvk41fRk6kOgU-h-dNSAIA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Komana Antik Kenti'ndeki kazı çalışmaları başladı"><p>Tokat'taki Komana Antik Kenti'nde kazı çalışmaları başladı.</p><p>Bir zamanlar Mitridat Krallığı'nın yönetiminde önemli bir kültür merkezi olan ve Roma İmparatorluğu döneminde de özerkliğini koruyan Komana Pontika'daki kazı çalışmaları başladı.</p><p>Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Burcu Erciyas, bu sene de her yıl olduğu gibi Komana'da kazı çalışmalarına başladıklarını söyledi. Kazı çalışmalarını bilimsel heyet ile yürütteklerini belirten Erciyas, şunları kaydetti:  "Kazı çalışmalarının odağında daha önceki yıllarda tespit ettiğimiz Selçuklu dönemine tarihlediğimiz kamusal yapıyı ortaya çıkarmak hedefimiz var. Bu hedef için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Aynı zamanda depomuzda eserlerimizi değerlendirmeye, tarihsel ve arşiv çalışmalarımızı sürdürmeye devam ediyoruz. Çalışmaların yürütüldüğü bir yapımız var. Oldukça büyük bir yapı. Kamusal binaya ait olduğunu düşünüyoruz kalıntıların. Bu kalıntıların da aynı zamanda Selçuklu dönemine tarihlenmesi mümkün. Bu dönemde Komana Antik Kenti'nde bir atölyeler bölgesi var. Bir hamam yapısı olduğunu biliyoruz. Türbe ve zaviye olduğunu da biliyoruz. Bunun yanı sıra belki bir cami de olabilir. Kitabesi Tokat Müzesi'nde. Komana Gümenek camisinin veya bir han olabilir. Bu konuda çalışmalarımızı ilerleterek özellikle Tokat'ın Selçuklu dönemini aydınlatmayı hedefliyoruz."</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Fh5d02Q1fUOPguoAYH4ZeA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><p>Çalışmaların eylül ayına kadar süreceğini ifade eden Erciyas, bu sene 10 kişilik ekiple 45 günlük bir kazı çalışması yapacaklarını belirtti.</p><p><strong>KOMANA PONTİKA ANTİK KENTİ</strong></p><p>Kaynaklara göre, Mitridat Krallığı'nın yönetiminde önemli bir kültür merkezi olan ve Roma İmparatorluğu döneminde de özerkliğini koruyan Komana Pontika, Anadolu tanrısı Ma'ya adanmış kutsal bir alandı. Aynı zamanda ticaret merkezi olan bölge, o dönemde kutsal alanda düzenlenen festivaller, zengin pazar yeri ve kenti çevreleyen verimli arazisiyle Anadolu'nun tüm bölgelerinden ziyaretçi çekiyordu.  ODTÜ ve TÜBİTAK tarafından da desteklenen Komana Pontika Arkeolojik Araştırma Projesi, Orta Karadeniz Bölgesi'nin klasik çağ kenti Komana Pontika'nın konumunu belirlemek ve kent dokusunu anlamak amacıyla 2004 yılında uygulamaya konulmuştu.  Gümenek Hamamtepe bölgesindeki yüzey araştırmalarının ardından antik kentin gün yüzüne çıkartılması için kazı çalışmaları başlatılmıştı. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çorum&amp;apos;da &amp;quot;Dionysos&amp;quot; kabartmalı ağırlık taşı bulundu</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/corumda-dionysos-kabartmali-agirlik-tasi-bulundu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/corumda-dionysos-kabartmali-agirlik-tasi-bulundu</guid>
<description><![CDATA[ Çorum&#039;un Sungurlu ilçesinde altyapı kazı çalışmasında tesadüfen bulunan, üzerinde mitolojide &quot;şarap tanrısı&quot; olarak anılan Dionysos&#039;un kabartmasının yer aldığı yaklaşık 2 bin yıllık litus (ağırlık pres taşı), Boğazkale Müzesi&#039;nde koruma altına alındı.Sungurlu Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü ekipleri, yaklaşık bir hafta önce Çiftlik Mahallesi&#039;nde kazı yaptıkları sırada büyük bir taş parçasına denk geldi. Taşın üzerinde kabartma olduğunun fark edilmesi üzerine Boğazkale Müzesi&#039;ne haber verildi. Müze görevlilerince yapılan incelemede, taşın Roma döneminde şarap yapımında kullanılan ağırlık taşı olduğu belirlendi.  Üzerindeki kabartmanın, &quot;şarap tanrısı&quot; Dionysos&#039;a ait olduğu düşünülen yaklaşık 2 bin yıllık ağırlık taşı, Boğazkale Müzesi&#039;nde sergilenmeye başlandı. Boğazkale Müzesi Müdürü Resul İbiş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Çorum&#039;un Hitit ve Roma dönemlerinde önemli şarap üretim merkezlerinden olduğunu, bu nedenle bölgede çok sayıda litus bulunduğunu, ancak ilk kez üzerinde Dionysos kabartması bulunan bir litus bulunduğunu söyledi.  İbiş, &quot;Bu taşın önemli olması şuradan kaynaklanıyor, litus diye adlandırdığımız ağırlık pres taşları bölgede çok sayıda bulunuyor. Bunlar, özellikle şarap üretiminde kullanılan mekanizmaya ait parçalar. Ancak burada önemli olan durum taşın ön yüzünde bir Dionysos kabartmasının olması. Dionysos, Zeus ile ölümlü bir kadın olan Semele&#039;nin oğlu olarak mitolojide tanınıyor. Özellikle Dionysos, mitolojide &#039;bağ bozumu tanrısı&#039; ve &#039;şarap tanrısı&#039; olarak biliniyor. Lituslar, araştırmacılar tarafından genellikle Dionysos kültürüyle ilişkilendirilir şaraptan dolayı ancak ilk kez, belki dünyada da başka örneği yok, Dionysos kabartmasının şarap endüstrisiyle alakalı bir taş üzerinde çıkması, bölgede ilk kez görülen bir durum.&quot; dedi.  Dionysos&#039;un taş üzerinde mitolojideki &quot;Medusa&quot; şeklinde tasvir edildiğini dile getiren İbiş, &quot;Ancak kulaklarından yanaklarına doğru sarkan üzüm salkımı kabartmalarıyla da kesinlikle Dionysos olduğunu bize göstermekte. Şarap üretiminde kullanılan mekanizmanın üzerinde ilk kez Dionysos başının ortaya çıkması, araştırmacıların ileri sürdüğü tezi kanıtlamış oldu ve ilk kez burada karşımıza çıkmış oldu. Bu açıdan çok önemli bir eser.&quot; diye konuştu.  Dionysos kabartmalı litusun Milattan Sonra 1. ile 3. yüzyıla tarihlendiğini belirten İbiş, eserin geçmişte bölgede şarap üretiminin ve üzüm bağlarının yaygın olarak yapıldığını gösterdiğini de vurguladı.  İbiş, yaklaşık 2 bin yıllık tarihi eserin Boğazkale Müzesi&#039;nde görülebileceğini sözlerine ekledi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d9Qr7yuy7kWCKDI2nDCthw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Çorumda, Dionysos, kabartmalı, ağırlık, taşı, bulundu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d9Qr7yuy7kWCKDI2nDCthw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Çorum'da " dionysos kabartmal a ta bulundu><p>Çorum'un Sungurlu ilçesinde altyapı kazı çalışmasında tesadüfen bulunan, üzerinde mitolojide "şarap tanrısı" olarak anılan Dionysos'un kabartmasının yer aldığı yaklaşık 2 bin yıllık litus (ağırlık pres taşı), Boğazkale Müzesi'nde koruma altına alındı.</p>Sungurlu Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü ekipleri, yaklaşık bir hafta önce Çiftlik Mahallesi'nde kazı yaptıkları sırada büyük bir taş parçasına denk geldi. Taşın üzerinde kabartma olduğunun fark edilmesi üzerine Boğazkale Müzesi'ne haber verildi. Müze görevlilerince yapılan incelemede, taşın Roma döneminde şarap yapımında kullanılan ağırlık taşı olduğu belirlendi.  Üzerindeki kabartmanın, "şarap tanrısı" Dionysos'a ait olduğu düşünülen yaklaşık 2 bin yıllık ağırlık taşı, Boğazkale Müzesi'nde sergilenmeye başlandı. Boğazkale Müzesi Müdürü Resul İbiş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Çorum'un Hitit ve Roma dönemlerinde önemli şarap üretim merkezlerinden olduğunu, bu nedenle bölgede çok sayıda litus bulunduğunu, ancak ilk kez üzerinde Dionysos kabartması bulunan bir litus bulunduğunu söyledi.  İbiş, "Bu taşın önemli olması şuradan kaynaklanıyor, litus diye adlandırdığımız ağırlık pres taşları bölgede çok sayıda bulunuyor. Bunlar, özellikle şarap üretiminde kullanılan mekanizmaya ait parçalar. Ancak burada önemli olan durum taşın ön yüzünde bir Dionysos kabartmasının olması. Dionysos, Zeus ile ölümlü bir kadın olan Semele'nin oğlu olarak mitolojide tanınıyor. Özellikle Dionysos, mitolojide 'bağ bozumu tanrısı' ve 'şarap tanrısı' olarak biliniyor. Lituslar, araştırmacılar tarafından genellikle Dionysos kültürüyle ilişkilendirilir şaraptan dolayı ancak ilk kez, belki dünyada da başka örneği yok, Dionysos kabartmasının şarap endüstrisiyle alakalı bir taş üzerinde çıkması, bölgede ilk kez görülen bir durum." dedi.  Dionysos'un taş üzerinde mitolojideki "Medusa" şeklinde tasvir edildiğini dile getiren İbiş, "Ancak kulaklarından yanaklarına doğru sarkan üzüm salkımı kabartmalarıyla da kesinlikle Dionysos olduğunu bize göstermekte. Şarap üretiminde kullanılan mekanizmanın üzerinde ilk kez Dionysos başının ortaya çıkması, araştırmacıların ileri sürdüğü tezi kanıtlamış oldu ve ilk kez burada karşımıza çıkmış oldu. Bu açıdan çok önemli bir eser." diye konuştu.  Dionysos kabartmalı litusun Milattan Sonra 1. ile 3. yüzyıla tarihlendiğini belirten İbiş, eserin geçmişte bölgede şarap üretiminin ve üzüm bağlarının yaygın olarak yapıldığını gösterdiğini de vurguladı.  İbiş, yaklaşık 2 bin yıllık tarihi eserin Boğazkale Müzesi'nde görülebileceğini sözlerine ekledi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dülük Antik Kenti jeofiziksel çalışmalarla gün yüzüne çıkarılacak</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/duluk-antik-kenti-jeofiziksel-calismalarla-gun-yuzune-cikarilacak</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/duluk-antik-kenti-jeofiziksel-calismalarla-gun-yuzune-cikarilacak</guid>
<description><![CDATA[ Gaziantep&#039;teki Dülük Antik Kenti&#039;nde 3 üniversiteden uzmanlarca yapılacak jeofizik çalışmalarıyla Roma ve Bizans dönemlerine ilişkin bilgiler gün yüzüne çıkarılacak.Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Almanya Münster Üniversitesi işbirliğinde, merkez Şehitkamil ilçesi Dülük Mahallesi yakınlarındaki antik kentte bu yıl yürütülecek kazı çalışmaları başladı.  Milattan önce binlerce yıl öncesine tarihlendirilen ve insanlık tarihinin en eski yerleşimlerinden biri olarak farklı dinlere ev sahipliği yapan antik kentin kazı başkanlığını Münster Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Michael Blömer yürütüyor.Blömer, antik kentin Roma ve Bizans dönemlerinde oldukça önemli bir yere sahip olduğunu söyledi.  Kazı çalışmalarının yaklaşık 2 ay süreceğini belirten Blömer, &quot;Burada yürüttüğümüz çalışmalarla bölgedeki antik dönem hakkında yeni bilgiler ortaya koymayı ümit ediyoruz. Bu yıl çalışmalarımızın odak noktası Roma dönemi tapınak alanındaki çalışmalar. Öncelikle araştırmalarımızı bu alanda ilerleteceğiz. Çalışmalarımızın başka bir noktasını da arşiv binasında gerçekleştireceğiz. Geçen yıllarda yaptığımız çalışmalarda ortaya çıkardığımız mühür baskılarındaki araştırmayla kentin bürokrasi ve yönetim şeklini biraz daha anlamaya çalışacağız&quot; diye konuştu.Arkeolojik çalışmaların yanı sıra bölgeyle ilgili daha fazla bilgi edinmek için antik kentteki &quot;Keber Tepesi&quot;nde değişik alanlarda jeofizik çalışmaları yapacaklarını aktaran Blömer, şunları söyledi:  &quot;Jeofiziksel çalışmalarla toprak altında kalan binaların, yapıların veya kalıntıların varlığını ortaya çıkarmak istiyoruz. Böylelikle bilinçli ve noktasal çalışmalar gerçekleştireceğiz. Bu yıl jeofizik çalışmaları bütün sezon devam edecek. Edirne, Bitlis ve Isparta üniversitelerinden oluşan bir ekip olacak. Jeoradar ve jeomagnetik gibi yöntemlerle toprak altında kalan kalıntıları görmeyi amaçlıyoruz. Buradan edindiğimiz bilgilerle kazısını yapmak zorunda kalmadan bilgiye ulaşma şansımız olacak. Böylelikle kalıntıların büyük bir kısmını koruyabileceğiz.&quot;  Blömer, ayrıca hayvanlara ait kemik buluntularının da inceleneceğini ve böylelikle o dönemdeki kentin yaşamı hakkında daha fazla bilgiye ulaşabileceklerini ekledi.DÜLÜK ANTİK KENTİAntik dönemde güney, kuzey, doğu ve batıdan uzanan ticaret yollarının kesiştiği kavşak noktasında yer alan, Asurlular döneminde Mezopotamya&#039;dan Kilikya&#039;ya, Helenistik ve Roma dönemindeyse Antakya ve Kilikya&#039;dan Zeugma&#039;ya uzanan İpek Yolu&#039;nun güzergahında bulunan Dülük Antik Kenti, milattan önce binlerce yıl öncesine tarihlendiriliyor.  Taş Devri&#039;nin yanı sıra Bakır Çağı&#039;ndan kalma eserlere ve bilinen en eski matematik işlemlerine rastlanılan antik kentte, Eski Taş Çağı&#039;ndan da izler bulunuyor.Hititler, Medler, Asurlular, Persler ve İskender imparatorluğu arasında el değiştiren antik kent, barındırdığı eserler ve tarihi yapılarla pek çok medeniyetin bilgilerini bugüne aktarıyor.  Bir dönem Mitra inancının hakim olduğu kentte, dünyada bilinen, yer altına inşa edilen Mitras tapınaklarının en büyüğü yer alıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2-tlIJMtxky9PxEaZ3FBLA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Dülük, Antik, Kenti, jeofiziksel, çalışmalarla, gün, yüzüne, çıkarılacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2-tlIJMtxky9PxEaZ3FBLA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Dülük Antik Kenti jeofiziksel çalışmalarla gün yüzüne çıkarılacak"><p>Gaziantep'teki Dülük Antik Kenti'nde 3 üniversiteden uzmanlarca yapılacak jeofizik çalışmalarıyla Roma ve Bizans dönemlerine ilişkin bilgiler gün yüzüne çıkarılacak.</p><p>Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Almanya Münster Üniversitesi işbirliğinde, merkez Şehitkamil ilçesi Dülük Mahallesi yakınlarındaki antik kentte bu yıl yürütülecek kazı çalışmaları başladı.  Milattan önce binlerce yıl öncesine tarihlendirilen ve insanlık tarihinin en eski yerleşimlerinden biri olarak farklı dinlere ev sahipliği yapan antik kentin kazı başkanlığını Münster Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Michael Blömer yürütüyor.</p><p>Blömer, antik kentin Roma ve Bizans dönemlerinde oldukça önemli bir yere sahip olduğunu söyledi.  Kazı çalışmalarının yaklaşık 2 ay süreceğini belirten Blömer, "Burada yürüttüğümüz çalışmalarla bölgedeki antik dönem hakkında yeni bilgiler ortaya koymayı ümit ediyoruz. Bu yıl çalışmalarımızın odak noktası Roma dönemi tapınak alanındaki çalışmalar. Öncelikle araştırmalarımızı bu alanda ilerleteceğiz. Çalışmalarımızın başka bir noktasını da arşiv binasında gerçekleştireceğiz. Geçen yıllarda yaptığımız çalışmalarda ortaya çıkardığımız mühür baskılarındaki araştırmayla kentin bürokrasi ve yönetim şeklini biraz daha anlamaya çalışacağız" diye konuştu.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6V3X2C0faEKuEVMmn7hL0Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="">Arkeolojik çalışmaların yanı sıra bölgeyle ilgili daha fazla bilgi edinmek için antik kentteki "Keber Tepesi"nde değişik alanlarda jeofizik çalışmaları yapacaklarını aktaran Blömer, şunları söyledi:  "Jeofiziksel çalışmalarla toprak altında kalan binaların, yapıların veya kalıntıların varlığını ortaya çıkarmak istiyoruz. Böylelikle bilinçli ve noktasal çalışmalar gerçekleştireceğiz. Bu yıl jeofizik çalışmaları bütün sezon devam edecek. Edirne, Bitlis ve Isparta üniversitelerinden oluşan bir ekip olacak. Jeoradar ve jeomagnetik gibi yöntemlerle toprak altında kalan kalıntıları görmeyi amaçlıyoruz. Buradan edindiğimiz bilgilerle kazısını yapmak zorunda kalmadan bilgiye ulaşma şansımız olacak. Böylelikle kalıntıların büyük bir kısmını koruyabileceğiz."  Blömer, ayrıca hayvanlara ait kemik buluntularının da inceleneceğini ve böylelikle o dönemdeki kentin yaşamı hakkında daha fazla bilgiye ulaşabileceklerini ekledi.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/W4GYqxVq7E-YMXhRiWnPVg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><p><strong>DÜLÜK ANTİK KENTİ</strong></p><p>Antik dönemde güney, kuzey, doğu ve batıdan uzanan ticaret yollarının kesiştiği kavşak noktasında yer alan, Asurlular döneminde Mezopotamya'dan Kilikya'ya, Helenistik ve Roma dönemindeyse Antakya ve Kilikya'dan Zeugma'ya uzanan İpek Yolu'nun güzergahında bulunan Dülük Antik Kenti, milattan önce binlerce yıl öncesine tarihlendiriliyor.  Taş Devri'nin yanı sıra Bakır Çağı'ndan kalma eserlere ve bilinen en eski matematik işlemlerine rastlanılan antik kentte, Eski Taş Çağı'ndan da izler bulunuyor.</p><p>Hititler, Medler, Asurlular, Persler ve İskender imparatorluğu arasında el değiştiren antik kent, barındırdığı eserler ve tarihi yapılarla pek çok medeniyetin bilgilerini bugüne aktarıyor.  Bir dönem Mitra inancının hakim olduğu kentte, dünyada bilinen, yer altına inşa edilen Mitras tapınaklarının en büyüğü yer alıyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çavuştepe Kalesi&amp;apos;nde dış surlara açılan yeni bir koridor bulundu</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/cavustepe-kalesinde-dis-surlara-acilan-yeni-bir-koridor-bulundu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/cavustepe-kalesinde-dis-surlara-acilan-yeni-bir-koridor-bulundu</guid>
<description><![CDATA[ Van&#039;da, Urartu Kralı 2. Sarduri tarafından inşa edilen Çavuştepe Kalesi&#039;nde yürütülen arkeolojik kazılarda, kale ile dış surlar arasında geçişi sağlayan yeni bir koridor ortaya çıkarıldı.Gürpınar ilçesinde, Urartu Krallığı&#039;nın en parlak döneminde yaptırılan Çavuştepe Kalesi&#039;nde yürütülen kazı ve restorasyon çalışmaları devam ediyor.
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Edebiyat Fakültesi Dekanı ve Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Rafet Çavuşoğlu başkanlığında antropolog, arkeolog, şehir plancısı, sanat tarihçisi ve restoratörlerden oluşan ekip tarafından yürütülen kazılarda yeni yapılar tespit edildi.Kalenin kuzey bölümünde yoğunlaştırılan çalışmalarda 2 metre genişliğinde ve yaklaşık 11 metre uzunluğunda bir giriş koridoru bulundu.
Deprem ve yangınlar nedeniyle bazı bölümleri yıkılan koridorun, iç kale ile takı atölyeleri ve dış surlara geçişi sağladığı tahmin ediliyor.Çalışmaları inceleyen Van YYÜ Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli, AA muhabirine, Van Müzesi&#039;nde sergilenen eserlerin önemli bir kısmının Çavuştepe Kalesi&#039;nden çıkarıldığını söyledi.Kalede 1960&#039;lı yıllardan bu yana kazıların sürdüğünü belirten Şevli, şunları kaydetti:
&quot;Yaklaşık 2 bin 800 yıl önce Van&#039;ı başkent olarak kullanan Urartularla ilgili her geçen yıl yeni bulgular ortaya çıkıyor. Bu yılki kazılarda kalede geçmiş yıllarda büyük bir yangının bulguları ortaya çıktı. Yangın taşları bile eritmiş. Aynı bölgede dış surlar ile iç kale arasında bir kapı bulundu. Bu, yeni bir bulgu. Bu kapı veya giriş, kalenin içine açılıyor.&quot;Prof. Dr. Çavuşoğlu ise iç kale ile dış surlar arasındaki bağlantıyı bulmak için uzun zamandır çalışma yürüttüklerini ifade etti.
Koridorun devamında yeni mekanların ortaya çıkmasını beklediklerini anlatan Çavuşoğlu, &quot;Bu seneki kazılarda bu bağlantıyı sağlayan giriş veya koridoru bulduk. Bizim için önemli bir bulgu çünkü bu giriş, iç mekanlar ile dış mekanlar arasındaki geçişi sağlıyor.&quot; diye konuştu.Koridorda yangın izleriyle karşılaştıklarını belirten Çavuşoğlu, şunları kaydetti:
&quot;Kazılarda kalenin büyük bir yangın geçirdiğini tespit ettik. Ahşap çatı tamamen yanmış, duvarlardaki kerpiç yapılar da tuğlaya dönüşmüş durumda. Bu da yangının büyüklüğünü gösteriyor. Ortaya çıkardığımız koridor 2 metre genişliğinde. İç kale ile dış surlar arasındaki ilk bağlantıyı bulduk, bu çok önemli çünkü geçişi bulamıyorduk. Bu giriş inşallah bizi atölyelere götürecek. Kazılar devam edecek. Koridoru açıp başka nelerin olduğunu görmüş olacağız.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kkiEoOcdYE6Fkng_RLZUsg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Çavuştepe, Kalesinde, dış, surlara, açılan, yeni, bir, koridor, bulundu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kkiEoOcdYE6Fkng_RLZUsg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Çavuştepe Kalesi'nde dış surlara açılan yeni bir koridor bulundu"><p>Van'da, Urartu Kralı 2. Sarduri tarafından inşa edilen Çavuştepe Kalesi'nde yürütülen arkeolojik kazılarda, kale ile dış surlar arasında geçişi sağlayan yeni bir koridor ortaya çıkarıldı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J5yOA6kfukqGHsZZrb2t7w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gürpınar ilçesinde, Urartu Krallığı'nın en parlak döneminde yaptırılan Çavuştepe Kalesi'nde yürütülen kazı ve restorasyon çalışmaları devam ediyor.
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Edebiyat Fakültesi Dekanı ve Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Rafet Çavuşoğlu başkanlığında antropolog, arkeolog, şehir plancısı, sanat tarihçisi ve restoratörlerden oluşan ekip tarafından yürütülen kazılarda yeni yapılar tespit edildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GJ6TdO6C8E6Fyz7PiUHShw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalenin kuzey bölümünde yoğunlaştırılan çalışmalarda 2 metre genişliğinde ve yaklaşık 11 metre uzunluğunda bir giriş koridoru bulundu.
Deprem ve yangınlar nedeniyle bazı bölümleri yıkılan koridorun, iç kale ile takı atölyeleri ve dış surlara geçişi sağladığı tahmin ediliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZhibJCKBRk-_pYgG7pH2cg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çalışmaları inceleyen Van YYÜ Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli, AA muhabirine, Van Müzesi'nde sergilenen eserlerin önemli bir kısmının Çavuştepe Kalesi'nden çıkarıldığını söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-9BLdQGnc0OyrgKuiCz15Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalede 1960'lı yıllardan bu yana kazıların sürdüğünü belirten Şevli, şunları kaydetti:
"Yaklaşık 2 bin 800 yıl önce Van'ı başkent olarak kullanan Urartularla ilgili her geçen yıl yeni bulgular ortaya çıkıyor. Bu yılki kazılarda kalede geçmiş yıllarda büyük bir yangının bulguları ortaya çıktı. Yangın taşları bile eritmiş. Aynı bölgede dış surlar ile iç kale arasında bir kapı bulundu. Bu, yeni bir bulgu. Bu kapı veya giriş, kalenin içine açılıyor."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l7w7I0CfyEu3Cx9OnQ1Bog.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Prof. Dr. Çavuşoğlu ise iç kale ile dış surlar arasındaki bağlantıyı bulmak için uzun zamandır çalışma yürüttüklerini ifade etti.
Koridorun devamında yeni mekanların ortaya çıkmasını beklediklerini anlatan Çavuşoğlu, "Bu seneki kazılarda bu bağlantıyı sağlayan giriş veya koridoru bulduk. Bizim için önemli bir bulgu çünkü bu giriş, iç mekanlar ile dış mekanlar arasındaki geçişi sağlıyor." diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nFenrN6CIUa1eU0v7hAM3g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Koridorda yangın izleriyle karşılaştıklarını belirten Çavuşoğlu, şunları kaydetti:
"Kazılarda kalenin büyük bir yangın geçirdiğini tespit ettik. Ahşap çatı tamamen yanmış, duvarlardaki kerpiç yapılar da tuğlaya dönüşmüş durumda. Bu da yangının büyüklüğünü gösteriyor. Ortaya çıkardığımız koridor 2 metre genişliğinde. İç kale ile dış surlar arasındaki ilk bağlantıyı bulduk, bu çok önemli çünkü geçişi bulamıyorduk. Bu giriş inşallah bizi atölyelere götürecek. Kazılar devam edecek. Koridoru açıp başka nelerin olduğunu görmüş olacağız."</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hattuşa Antik Kenti&amp;apos;nde 118&amp;apos;inci kazı sezonu başladı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/hattusa-antik-kentinde-118inci-kazi-sezonu-basladi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/hattusa-antik-kentinde-118inci-kazi-sezonu-basladi</guid>
<description><![CDATA[ Çorum&#039;un Boğazkale ilçesindeki 8 bin yıllık geçmişe sahip Hattuşa Antik Kenti&#039;nde 118 yıl önce başlayan arkeolojik kazı, bu yıl da farklı branşlardan bilim insanlarının katılımıyla devam ediyor.Anadolu&#039;nun ilk medeniyetlerinden Hatti ve Hititlerin kültürel mirasının bulunduğu, milattan önce 6 binlerden izler taşıyan Hattuşa Ören Yeri, UNESCO &quot;Dünya Kültür Mirası&quot; ve &quot;Dünya Belleği&quot; listesinde yer alıyor.  Çorum&#039;un 80 kilometre güneybatısında yer alan Boğazkale&#039;de etrafı 7 kilometre surla çevrili, 2 kilometrekare yerleşim alanına sahip Hattuşa Antik Kenti ve Yazılıkaya Tapınağı, yılın her mevsimi değişen görünümüyle misafirlerini ağırlıyor. 1906 yılından bu yana yapılan kazılarda 8 bin yıllık geçmişi olduğu tespit edilen tarihi kentteki mimari eserler, ziyaretçilerini zamanda yolculuğa çıkarıyor.  Hitit medeniyetine yaklaşık 450 yıl başkentlik yapan Hattuşa Antik Kenti&#039;nde 1906&#039;da başlayan arkeolojik kazılar, 118 yıldır devam ediyor. Alman Arkeoloji Enstitüsü adına Prof. Dr. Andreas Schachner başkanlığında 2006&#039;dan bu yana yürütülen kazı çalışmalarına her yıl farklı ülkelerden ve farklı branşlardan bilim insanları katılarak Türkiye&#039;nin arkeoloji literatürüne katkı sağlıyor.  Schachner, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Hattuşa&#039;nın uzun süre başkent olması ve 8 bin yıllık geçmişe sahip olmasından dolayı burada yapılan kazıların benzersiz bir arşiv niteliğinde olduğunu söyledi.  Hattuşa&#039;daki kazılarda sürprizlerle karşılaşabildiklerini belirten Schachner, &quot;Boğazköy&#039;de (Hattuşa) her yıl sizi neyin beklediğini bilmiyorsunuz. Bazen çok normal geçiyor, bazı seneler ise sürprizlerle dolu olabiliyor. Bu sene şimdiye kadar sürpriz bir şeyle karşılaşmadık ama sezonun 3&#039;te 2&#039;si önümüzde. Dolayısıyla, bakalım bizi neler bekliyor.&quot; dedi. Hattuşa&#039;da ağırlıklı olarak Hitit dönemi üzerinde çalıştıklarını, kazı çalışmalarının Hattuşa&#039;nın kuzeybatı yamacındaki Büyük Kale&#039;de, Saray&#039;da ve Yukarı Şehir&#039;in batı yamacında yoğunlaştığını dile getiren Schachner, kazılarda elde edilen buluntuların tek başına anlam ifade etmediğini, bulunduğu çevreyle birlikte değerlendirilerek çeşitli dönemler hakkında bilgiler verdiğini kaydetti.  Schachner, şu bilgileri verdi:  &quot;2 sene önce Yerkapı&#039;da tespit edilen hiyeroglifleri incelediğimizde Yukarı Şehir&#039;in planlanması, kendi dönemindeki ideolojik manasıyla ilgili birçok yeni şeyler öğrendik. Aynı şey Kalasma tableti ya da kemik üzerine kakma eser için de geçerli. Hepsi bize değişik bir şeyler aktarıyor. Geçen sene Demir Çağ tabakasında ilk kez bir sikke bulundu. O sikkenin Milet şehrinden geldiğini tespit ettik. Demir Çağı&#039;nda bu kadar uzun menzilli değiş tokuş olduğunu görüyoruz. Veya bir tabaka içinde Bizans dönemine ait kurşun mührü bulduk. Bu tarz kurşun mühürler kendi döneminde bir kağıt üzerinde yazılmış bir metnin mührü olarak kullanılmış. Bu mühür Antakya&#039;da papazlık yapan biri tarafından gönderilen bir yazının arkasındaydı. Böylece biz Antakya&#039;ya kadar giden bir ilişki ağı olduğunu görebiliyoruz. Hattuşa&#039;da her dönemde sürprizlerle dolu buluntular karşımıza çıkabiliyor.&quot;  Hattuşa&#039;daki arkeolojik kazıların, uzun soluklu olmasından dolayı çok önemli olduğuna dikkati çeken Schachner, şunları kaydetti:  &quot;Biz her yeni buluntuyla eski buluntuları tekrar değerlendirmek durumundayız. Hattuşa, milattan önce 6 binde başlayarak bugüne kadar iskan edilmiş. Her döneme ait izlerin tarafımızdan bulunup değerlendirilmesi, Kuzey İç Anadolu&#039;da yaşayan insanların yaşam tarzı, tarım tarzı, kullandıkları hayvanlar, kültürleri konularında bilgiler aktarıyor olması önemli. Böylece karşılaştırma yaparak o dönemler hakkında bilgi sahibi oluyoruz. Bu nedenle Hattuşa, ünik bir tarihsel arşivdir. Tabii ki en önemli dönemi Hitit dönemidir, başkentlik yapmasından dolayı. Siyasi ilişkiler, dini uygulamalar, uluslararası ilişkilere kadar uzanan veriler elimize geçiyor ki böylece bu dönemi aydınlatabiliyoruz.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/diYvWrN0IUOpC2KBwtTymg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Hattuşa, Antik, Kentinde, 118inci, kazı, sezonu, başladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/diYvWrN0IUOpC2KBwtTymg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Hattuşa Antik Kenti'nde 118'inci kazı sezonu başladı"><p>Çorum'un Boğazkale ilçesindeki 8 bin yıllık geçmişe sahip Hattuşa Antik Kenti'nde 118 yıl önce başlayan arkeolojik kazı, bu yıl da farklı branşlardan bilim insanlarının katılımıyla devam ediyor.</p>Anadolu'nun ilk medeniyetlerinden Hatti ve Hititlerin kültürel mirasının bulunduğu, milattan önce 6 binlerden izler taşıyan Hattuşa Ören Yeri, UNESCO "Dünya Kültür Mirası" ve "Dünya Belleği" listesinde yer alıyor.  Çorum'un 80 kilometre güneybatısında yer alan Boğazkale'de etrafı 7 kilometre surla çevrili, 2 kilometrekare yerleşim alanına sahip Hattuşa Antik Kenti ve Yazılıkaya Tapınağı, yılın her mevsimi değişen görünümüyle misafirlerini ağırlıyor. 1906 yılından bu yana yapılan kazılarda 8 bin yıllık geçmişi olduğu tespit edilen tarihi kentteki mimari eserler, ziyaretçilerini zamanda yolculuğa çıkarıyor.  Hitit medeniyetine yaklaşık 450 yıl başkentlik yapan Hattuşa Antik Kenti'nde 1906'da başlayan arkeolojik kazılar, 118 yıldır devam ediyor. Alman Arkeoloji Enstitüsü adına Prof. Dr. Andreas Schachner başkanlığında 2006'dan bu yana yürütülen kazı çalışmalarına her yıl farklı ülkelerden ve farklı branşlardan bilim insanları katılarak Türkiye'nin arkeoloji literatürüne katkı sağlıyor.  Schachner, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Hattuşa'nın uzun süre başkent olması ve 8 bin yıllık geçmişe sahip olmasından dolayı burada yapılan kazıların benzersiz bir arşiv niteliğinde olduğunu söyledi.  Hattuşa'daki kazılarda sürprizlerle karşılaşabildiklerini belirten Schachner, "Boğazköy'de (Hattuşa) her yıl sizi neyin beklediğini bilmiyorsunuz. Bazen çok normal geçiyor, bazı seneler ise sürprizlerle dolu olabiliyor. Bu sene şimdiye kadar sürpriz bir şeyle karşılaşmadık ama sezonun 3'te 2'si önümüzde. Dolayısıyla, bakalım bizi neler bekliyor." dedi. Hattuşa'da ağırlıklı olarak Hitit dönemi üzerinde çalıştıklarını, kazı çalışmalarının Hattuşa'nın kuzeybatı yamacındaki Büyük Kale'de, Saray'da ve Yukarı Şehir'in batı yamacında yoğunlaştığını dile getiren Schachner, kazılarda elde edilen buluntuların tek başına anlam ifade etmediğini, bulunduğu çevreyle birlikte değerlendirilerek çeşitli dönemler hakkında bilgiler verdiğini kaydetti.  Schachner, şu bilgileri verdi:  "2 sene önce Yerkapı'da tespit edilen hiyeroglifleri incelediğimizde Yukarı Şehir'in planlanması, kendi dönemindeki ideolojik manasıyla ilgili birçok yeni şeyler öğrendik. Aynı şey Kalasma tableti ya da kemik üzerine kakma eser için de geçerli. Hepsi bize değişik bir şeyler aktarıyor. Geçen sene Demir Çağ tabakasında ilk kez bir sikke bulundu. O sikkenin Milet şehrinden geldiğini tespit ettik. Demir Çağı'nda bu kadar uzun menzilli değiş tokuş olduğunu görüyoruz. Veya bir tabaka içinde Bizans dönemine ait kurşun mührü bulduk. Bu tarz kurşun mühürler kendi döneminde bir kağıt üzerinde yazılmış bir metnin mührü olarak kullanılmış. Bu mühür Antakya'da papazlık yapan biri tarafından gönderilen bir yazının arkasındaydı. Böylece biz Antakya'ya kadar giden bir ilişki ağı olduğunu görebiliyoruz. Hattuşa'da her dönemde sürprizlerle dolu buluntular karşımıza çıkabiliyor."  Hattuşa'daki arkeolojik kazıların, uzun soluklu olmasından dolayı çok önemli olduğuna dikkati çeken Schachner, şunları kaydetti:  "Biz her yeni buluntuyla eski buluntuları tekrar değerlendirmek durumundayız. Hattuşa, milattan önce 6 binde başlayarak bugüne kadar iskan edilmiş. Her döneme ait izlerin tarafımızdan bulunup değerlendirilmesi, Kuzey İç Anadolu'da yaşayan insanların yaşam tarzı, tarım tarzı, kullandıkları hayvanlar, kültürleri konularında bilgiler aktarıyor olması önemli. Böylece karşılaştırma yaparak o dönemler hakkında bilgi sahibi oluyoruz. Bu nedenle Hattuşa, ünik bir tarihsel arşivdir. Tabii ki en önemli dönemi Hitit dönemidir, başkentlik yapmasından dolayı. Siyasi ilişkiler, dini uygulamalar, uluslararası ilişkilere kadar uzanan veriler elimize geçiyor ki böylece bu dönemi aydınlatabiliyoruz."]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kilis&amp;apos;teki Oylum Höyük&amp;apos;te kazı çalışmaları sürüyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/kilisteki-oylum-hoeyukte-kazi-calismalari-suruyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/kilisteki-oylum-hoeyukte-kazi-calismalari-suruyor</guid>
<description><![CDATA[ Güneydoğu Anadolu Bölgesi&#039;nin en büyük höyükleri arasında yer alan Kilis&#039;teki Oylum Höyük&#039;te kazı çalışmaları devam ediyor.Suriye sınırının sıfır noktasındaki Oylum Höyük&#039;te, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kilis Valiliği, Gaziantep Üniversitesi ve GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanı işbirliğiyle başlatılan kazı çalışmalarında Gaziantep Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Atilla Engin başkanlığında 35 kişilik ekip yer alıyor.  Prof. Dr. Engin, gazetecilere, höyükteki kazıların 35 yıla yakın süredir kesintisiz devam ettiğini söyledi. Oylum Höyük&#039;ün Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin en uzun soluklu kazı projesi olduğunu belirten Engin, şöyle konuştu:  &quot;Kazı çalışmalarında özellikle bölge arkeolojisine ışık tutan çok önemli bilgiler elde ediliyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Gaziantep Üniversitesi adına yürütülen bu çalışmalar, Cumhurbaşkanlığı kararı ile yapılan bir kazı. 12 aylık kazı projesi kapsamında çalışmalar devam etmekte. Oylum Höyük, Kilis bölgesinin en önemli kültür varlıklarının başında gelmekte.&quot;  Kazılarda gün yüzüne çıkarın eserlerle Kilis turizmine katkı sunmayı amaçladıklarını anlatan Engin, şunları kaydetti:  &quot;Oylum Höyük Kazı Projesi ile höyük ve 200 metre güneybatısında açığa çıkartılan ve bir açık hava müzesi haline getirilen Oylum Höyük Bazilikasının çeşitli uygulama çalışmalarını gerçekleştireceğiz ve amacımız özellikle bu iki kültür varlığını turizm cazibe merkezi haline getirmek. Böylelikle bu bölgeyi destinasyon noktası haline getirmek istiyoruz. Bu sayede de Kilis turizmine katkı sunmayı amaçlıyoruz.&quot;  Kazılarda çıkarılan önemli kültür varlıklarını korumak, tanıtmak ve bölge turizmine katkıda bulunmak amacıyla çeşitli girişimlerinin olduğunu belirten Engin, projeye katkı sunanlara teşekkür etti.  Oylum Höyük&#039;teki kazı alanını ziyaret eden Vali Yardımcısı Murat Demirbilek de çalışmalar hakkında Kazı Başkanı Prof. Dr. Atilla Engin&#039;den bilgi aldı. Ziyarette GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanı Hasan Maral ile Kilis Kültür ve Turizm İl Müdürü Hüseyin Erkmen de hazır bulundu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PsgSNpSLDEasTIjeJrkIdQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Kilisteki, Oylum, Höyükte, kazı, çalışmaları, sürüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PsgSNpSLDEasTIjeJrkIdQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kilis'teki Oylum Höyük'te kazı çalışmaları sürüyor"><p>Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin en büyük höyükleri arasında yer alan Kilis'teki Oylum Höyük'te kazı çalışmaları devam ediyor.</p>Suriye sınırının sıfır noktasındaki Oylum Höyük'te, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kilis Valiliği, Gaziantep Üniversitesi ve GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanı işbirliğiyle başlatılan kazı çalışmalarında Gaziantep Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Atilla Engin başkanlığında 35 kişilik ekip yer alıyor.  Prof. Dr. Engin, gazetecilere, höyükteki kazıların 35 yıla yakın süredir kesintisiz devam ettiğini söyledi. Oylum Höyük'ün Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin en uzun soluklu kazı projesi olduğunu belirten Engin, şöyle konuştu:  "Kazı çalışmalarında özellikle bölge arkeolojisine ışık tutan çok önemli bilgiler elde ediliyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Gaziantep Üniversitesi adına yürütülen bu çalışmalar, Cumhurbaşkanlığı kararı ile yapılan bir kazı. 12 aylık kazı projesi kapsamında çalışmalar devam etmekte. Oylum Höyük, Kilis bölgesinin en önemli kültür varlıklarının başında gelmekte."  Kazılarda gün yüzüne çıkarın eserlerle Kilis turizmine katkı sunmayı amaçladıklarını anlatan Engin, şunları kaydetti:  "Oylum Höyük Kazı Projesi ile höyük ve 200 metre güneybatısında açığa çıkartılan ve bir açık hava müzesi haline getirilen Oylum Höyük Bazilikasının çeşitli uygulama çalışmalarını gerçekleştireceğiz ve amacımız özellikle bu iki kültür varlığını turizm cazibe merkezi haline getirmek. Böylelikle bu bölgeyi destinasyon noktası haline getirmek istiyoruz. Bu sayede de Kilis turizmine katkı sunmayı amaçlıyoruz."  Kazılarda çıkarılan önemli kültür varlıklarını korumak, tanıtmak ve bölge turizmine katkıda bulunmak amacıyla çeşitli girişimlerinin olduğunu belirten Engin, projeye katkı sunanlara teşekkür etti.  Oylum Höyük'teki kazı alanını ziyaret eden Vali Yardımcısı Murat Demirbilek de çalışmalar hakkında Kazı Başkanı Prof. Dr. Atilla Engin'den bilgi aldı. Ziyarette GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanı Hasan Maral ile Kilis Kültür ve Turizm İl Müdürü Hüseyin Erkmen de hazır bulundu.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sinop&amp;apos;taki İnaltı Mağarası turizme kazandırılıyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/sinoptaki-inalti-magarasi-turizme-kazandiriliyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/sinoptaki-inalti-magarasi-turizme-kazandiriliyor</guid>
<description><![CDATA[ Sinop&#039;ta, tavan yüksekliği, içinde yer alan sarkıt, dikit, sütun, örtü ve duvar damlataşları ile dikkati çeken İnaltı Mağarası&#039;nın turizme kazandırılması için çalışmalar devam ediyor.Vali Mustafa Özarslan, beraberinde Ayancık Kaymakamı Ahmed Çelik, Orman Bölge Müdürü Celal Kanbur ve diğer ilgililerle İnaltı köyünde bulunan İnaltı Mağarası&#039;nı ziyaret etti.  Mağarada incelemelerde bulunan Vali Özarslan, İnaltı Mağarası&#039;nın kentin en özel turizm destinasyonlarından biri olduğunu belirterek, bölgede oluşturacakları ekoturizm yürüyüş rotasına bu özel yerin de dahil edileceğini belirtti.  İki yıl önce ziyarete açılan mağarayı daha çok kişinin görmesi için altyapı çalışmalarına yoğunlaşacaklarına işaret eden Özarslan, &quot;Bu özel yerle ilgili çalışmalarımız bundan sonraki süreçte de devam edecek. 2025 yılı itibarıyla mağaramız çevresinde sosyal donatılar, tuvalet, otopark, kır lokantası düzenlemeleri yapılacak. Yol ve işletmecilik kalitesinin artırılması için de gayretlerimiz devam edecek&quot; ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HnCkwWWEJ0exOpPUOZoasg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Sinoptaki, İnaltı, Mağarası, turizme, kazandırılıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HnCkwWWEJ0exOpPUOZoasg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sinop'taki İnaltı Mağarası turizme kazandırılıyor"><p>Sinop'ta, tavan yüksekliği, içinde yer alan sarkıt, dikit, sütun, örtü ve duvar damlataşları ile dikkati çeken İnaltı Mağarası'nın turizme kazandırılması için çalışmalar devam ediyor.</p>Vali Mustafa Özarslan, beraberinde Ayancık Kaymakamı Ahmed Çelik, Orman Bölge Müdürü Celal Kanbur ve diğer ilgililerle İnaltı köyünde bulunan İnaltı Mağarası'nı ziyaret etti.  Mağarada incelemelerde bulunan Vali Özarslan, İnaltı Mağarası'nın kentin en özel turizm destinasyonlarından biri olduğunu belirterek, bölgede oluşturacakları ekoturizm yürüyüş rotasına bu özel yerin de dahil edileceğini belirtti.  İki yıl önce ziyarete açılan mağarayı daha çok kişinin görmesi için altyapı çalışmalarına yoğunlaşacaklarına işaret eden Özarslan, "Bu özel yerle ilgili çalışmalarımız bundan sonraki süreçte de devam edecek. 2025 yılı itibarıyla mağaramız çevresinde sosyal donatılar, tuvalet, otopark, kır lokantası düzenlemeleri yapılacak. Yol ve işletmecilik kalitesinin artırılması için de gayretlerimiz devam edecek" ifadelerini kullandı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Samsun&amp;apos;daki Şahinkaya Kanyonu&amp;apos;na yoğun ilgi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/samsundaki-sahinkaya-kanyonuna-yogun-ilgi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/samsundaki-sahinkaya-kanyonuna-yogun-ilgi</guid>
<description><![CDATA[ Samsun&#039;un en önemli turizm destinasyonlarından biri olan Şahinkaya Kanyonu&#039;na rağbet artıyor.Samsun Büyükşehir Belediyesinden yapılan yazılı açıklamaya göre, doğaseverlerin her yıl daha fazla rağbet ettiği kanyonu mayıs-haziran-temmuz döneminde 75 bin kişi ziyaret etti.  Vezirköprü ilçe merkezine 17 kilometre uzaklıkta bulunan Şahinkaya Kanyonu doğal güzellikleri ile doyumsuz bir manzara sunuyor.Uzunluğu yaklaşık bin 500 metre, su derinliği ortalama 106 metre, yüksekliği ise ortalama 350 metre olan kanyon suları ve heybeti ile doğa tutkunlarına kucak açıyor. 2011 yılında turizm bölgesi ilan edilen kanyona ilgi her geçen yıl artarak sürüyor. Kanyonda özellikle hafta sonları yoğunluk yaşanıyor.Yerli ve yabancı turistlerin yoğun rağbet gösterdiği Şahinkaya Kanyonu&#039;nda Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından gemi turları düzenleniyor. Gemi turlarıyla misafirler kanyonun güzelliklerini bambaşka açıdan görme fırsatı yakalıyor. Misafirlerin gemi turlarına ilgisi de yoğun oluyor. Yine misafirler Büyükşehir Belediyesine ait Kanyon Kafe&#039;de çay ve kahve eşliğinde kanyonun doyumsuz güzelliğini seyredebiliyor.  Açıklamada görüşlerine yer verilen Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, Samsun&#039;un birçok tarihi ve kültürel zenginliği içinde barındırdığını vurguladı.Doğun, Samsun&#039;un turizm açısından çok geniş bir yelpazeye sahip olduğuna işaret ederek şunları kaydetti:  &quot;Turizmin her alanında destinasyonlarımız mevcut. Vezirköprü ilçemiz de turizmde sayısız güzellik barındırıyor. Bizler &quot;&#039;Odağımız Samsun&#039; diyerek bu güzellikleri herkese tanıtmayı misyon edindik. Bu doğrultuda da çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Şahinkaya Kanyonu&#039;muzda da bu yılın yaz döneminde binlerce ziyaretçimizi ağırladık. Samsun&#039;umuzun en önemli turizm destinasyonlarından biri olan ve ülkemizin ikinci büyük su kanyonu olma özelliğini taşıyan Şahinkaya Kanyonu&#039;na ilgi her geçen yıl daha da artıyor. İnşallah bu sayıyı daha da artırmak, Samsun&#039;umuzun güzelliklerini tüm dünyaya tanıtmak için çalışmalarımıza devam edeceğiz. Doğa tutkunu tüm ziyaretçilerimizi Şahinkaya Kanyonu başta olmak üzere Vezirköprü ilçemizi, tüm şehrimizi görmeye davet ediyorum.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TUNnrwAQKUKrnr22aDeIuA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Samsundaki, Şahinkaya, Kanyonuna, yoğun, ilgi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TUNnrwAQKUKrnr22aDeIuA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Samsun'daki Şahinkaya Kanyonu'na yoğun ilgi"><p>Samsun'un en önemli turizm destinasyonlarından biri olan Şahinkaya Kanyonu'na rağbet artıyor.</p><p>Samsun Büyükşehir Belediyesinden yapılan yazılı açıklamaya göre, doğaseverlerin her yıl daha fazla rağbet ettiği kanyonu mayıs-haziran-temmuz döneminde 75 bin kişi ziyaret etti.  Vezirköprü ilçe merkezine 17 kilometre uzaklıkta bulunan Şahinkaya Kanyonu doğal güzellikleri ile doyumsuz bir manzara sunuyor.</p><p>Uzunluğu yaklaşık bin 500 metre, su derinliği ortalama 106 metre, yüksekliği ise ortalama 350 metre olan kanyon suları ve heybeti ile doğa tutkunlarına kucak açıyor. 2011 yılında turizm bölgesi ilan edilen kanyona ilgi her geçen yıl artarak sürüyor. Kanyonda özellikle hafta sonları yoğunluk yaşanıyor.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nGkmHBhC-U2LWMfz0vUVjw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="">Yerli ve yabancı turistlerin yoğun rağbet gösterdiği Şahinkaya Kanyonu'nda Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından gemi turları düzenleniyor. Gemi turlarıyla misafirler kanyonun güzelliklerini bambaşka açıdan görme fırsatı yakalıyor. Misafirlerin gemi turlarına ilgisi de yoğun oluyor. Yine misafirler Büyükşehir Belediyesine ait Kanyon Kafe'de çay ve kahve eşliğinde kanyonun doyumsuz güzelliğini seyredebiliyor.  Açıklamada görüşlerine yer verilen Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, Samsun'un birçok tarihi ve kültürel zenginliği içinde barındırdığını vurguladı.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OunQvKR570mI-l01mE3FNA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="">Doğun, Samsun'un turizm açısından çok geniş bir yelpazeye sahip olduğuna işaret ederek şunları kaydetti:  "Turizmin her alanında destinasyonlarımız mevcut. Vezirköprü ilçemiz de turizmde sayısız güzellik barındırıyor. Bizler "'Odağımız Samsun' diyerek bu güzellikleri herkese tanıtmayı misyon edindik. Bu doğrultuda da çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Şahinkaya Kanyonu'muzda da bu yılın yaz döneminde binlerce ziyaretçimizi ağırladık. Samsun'umuzun en önemli turizm destinasyonlarından biri olan ve ülkemizin ikinci büyük su kanyonu olma özelliğini taşıyan Şahinkaya Kanyonu'na ilgi her geçen yıl daha da artıyor. İnşallah bu sayıyı daha da artırmak, Samsun'umuzun güzelliklerini tüm dünyaya tanıtmak için çalışmalarımıza devam edeceğiz. Doğa tutkunu tüm ziyaretçilerimizi Şahinkaya Kanyonu başta olmak üzere Vezirköprü ilçemizi, tüm şehrimizi görmeye davet ediyorum."]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Van&amp;apos;daki Selçuklu Mezarlığı&amp;apos;nda kazı çalışmaları devam ediyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/vandaki-selcuklu-mezarliginda-kazi-calismalari-devam-ediyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/vandaki-selcuklu-mezarliginda-kazi-calismalari-devam-ediyor</guid>
<description><![CDATA[ Van&#039;ın Gevaş ilçesindeki Selçuklu Mezarlığı&#039;nda yürütülen kazı ve restorasyon çalışmalarında 6 sanduka mezar ve bir şahide (mezar taşı) gün yüzüne çıkarıldı.Türkiye&#039;de en büyük Türk-İslam mezarlıklarından biri olan, 700 yıl önce yaptırılan Halime Hatun Kümbeti&#039;nin de içinde bulunduğu alanda, Kültür ve Turizm Bakanlığının izniyle üç yıl önce başlatılan kazı ve restorasyon çalışması devam ediyor.Van Müzesi başkanlığında, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ercan Çalış&#039;ın bilimsel danışmanlığında yürütülen kazılarda, alanında uzman 20 kişilik ekip görev alıyor.
Boyları 2,5 metreye varan, üzerlerindeki yazı ve geleneksel motiflerle ilgi çeken 700&#039;e yakın mezar taşının bulunduğu 50 dönümlük alanda bu yıl ortaya çıkarılan 6 sanduka ile bir şahidenin üzerindeki kitabeler, akademisyenlerce çözümleniyor.Çalışmaları inceleyen Van YYÜ Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli, AA muhabirine, Gevaş ilçesindeki Selçuklu Mezarlığı&#039;nın Bitlis&#039;in Ahlat ilçesindekinin ardından ikinci büyük Türk-İslam kabristanı olma niteliği taşıdığını söyledi.
Kırılan ve liken tutan üzeri süslemeli mezar taşlarının restore edildiği mezarlıkta arkeolojik kazıların yapıldığını anlatan Şevli, &quot;Uzman ekibimiz öncelikle toprak altında kalan sanduka ve şahideleri gün yüzüne çıkarıyor. Liken temizlikleri yapılıyor. Taşlar üzerinde titizlikle çalışılarak süslemeler ortaya çıkarılıyor. &quot; dedi.Son çıkarılan mezar taşlarının üzerindeki motiflerin yeni olduğuna dikkati çeken Şevli, şunları kaydetti:
&quot;Çocuk mezarının üzerindeki sandukada bir ok ve yay motifi var. Türk-İslam mezarlıklarında daha önce görülmemiş motifler ilk defa burada kullanılmış. Selçuklu Mezarlığı&#039;ndaki çalışmaları bir an önce tamamlayıp gelecek nesillere aktarmak istiyoruz. Selçuklu Mezarlığı dışında Akdamar Adası, 700 yıl önce yaptırılan Halime Hatun Kümbeti de burada. Burası, adeta açık hava müzesi gibi. Mezarlıkta çalışmalar başladıktan sonra Avrupa ülkelerinden, Almanya&#039;dan, Macaristan&#039;dan turistler gelmeye başladı. Bu da yaptığımız çalışmanın ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.&quot;Doç. Dr. Ercan Çalış ise bu yılki çalışmalarda bir metrelik toprak altından 6 sanduka ile bir şahideyi gün yüzüne çıkardıklarını ifade etti.
Kayıt altına alınmamış mezar taşlarını bulduklarında çok heyecanlandıklarını dile getiren Çalış, &quot;Beklentimizin çok üstünde mezar taşları ortaya çıkıyor. Kazılarda önemli bulgular elde ediyoruz. Toprak altında yaklaşık 700 yıldır kalan taşların yapısında bir değişikliğin olmadığını, tahribata uğramadığını tespit ettik. Taşlar üzerindeki süslemeler, kitabeler ve yazıtlar dönemin sanatını, kültürünü ve yaşam biçimini yansıtıyor. Buradaki Selçuklu Mezarlığı&#039;nı diğer mezarlıklardan ayıran özelliği her mezar taşının farklı bir motifle süslenmiş olması. Toprak altında çıkarttığımız mezar taşlarının üzerindeki bu motiflerle ilk defa karşılaşıyoruz.&quot; diye konuştu.Mezar taşlarındaki motiflerin şaşırttığını anlatan Çalış, şöyle devam etti:
&quot;Mesela en son tespit ettiğimiz bir mezar taşında ilk defa çevgan motifinin kullandığını gördük. Şahidelerin ana bezemesinde karanlığı aydınlığa dönüştürme manasına gelen kandil motifi ile salbekli şemse motifi yoğun kullanılmış. Çevgan, gülbezek, kandil, salbekli şemse motiflerini Türk-İslam eserlerinde çok görürüz ancak bu motiflerin kabristanda kendine has bir şekilde işlenmesine ilk defa rastlıyoruz. Bu yıl ilk defa kullandığımız tazyikli yıkama makinesi sayesinde taşların üzerini kaplayan likenlerin çok daha kolay temizlendiğini gördük. Hem taşların özgün yapısı bozulmuyor hem de çalışmamız daha hızlı ilerliyor. Güzel sonuçlar elde ediyoruz. Normalde bir taşın üzerindeki likenlerin temizlenmesi yaklaşık bir hafta sürerken makine sayesinde bu süre yarım saate düşüyor. Kültürel mirasımızı tahribata uğratmadan gelecek nesillere aktarmaya çalışıyoruz.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wQFg0g3xNkidQodTwooeYg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Vandaki, Selçuklu, Mezarlığında, kazı, çalışmaları, devam, ediyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wQFg0g3xNkidQodTwooeYg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Van'daki Selçuklu Mezarlığı'nda kazı çalışmaları devam ediyor"><p>Van'ın Gevaş ilçesindeki Selçuklu Mezarlığı'nda yürütülen kazı ve restorasyon çalışmalarında 6 sanduka mezar ve bir şahide (mezar taşı) gün yüzüne çıkarıldı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2HnwpC7C-ESUJdsX60_0bA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Türkiye'de en büyük Türk-İslam mezarlıklarından biri olan, 700 yıl önce yaptırılan Halime Hatun Kümbeti'nin de içinde bulunduğu alanda, Kültür ve Turizm Bakanlığının izniyle üç yıl önce başlatılan kazı ve restorasyon çalışması devam ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G80-zd96UkyvRjxj8GDc2Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Van Müzesi başkanlığında, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ercan Çalış'ın bilimsel danışmanlığında yürütülen kazılarda, alanında uzman 20 kişilik ekip görev alıyor.
Boyları 2,5 metreye varan, üzerlerindeki yazı ve geleneksel motiflerle ilgi çeken 700'e yakın mezar taşının bulunduğu 50 dönümlük alanda bu yıl ortaya çıkarılan 6 sanduka ile bir şahidenin üzerindeki kitabeler, akademisyenlerce çözümleniyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vT4Vn4_kS0aBsaJuA_auGQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çalışmaları inceleyen Van YYÜ Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli, AA muhabirine, Gevaş ilçesindeki Selçuklu Mezarlığı'nın Bitlis'in Ahlat ilçesindekinin ardından ikinci büyük Türk-İslam kabristanı olma niteliği taşıdığını söyledi.
Kırılan ve liken tutan üzeri süslemeli mezar taşlarının restore edildiği mezarlıkta arkeolojik kazıların yapıldığını anlatan Şevli, "Uzman ekibimiz öncelikle toprak altında kalan sanduka ve şahideleri gün yüzüne çıkarıyor. Liken temizlikleri yapılıyor. Taşlar üzerinde titizlikle çalışılarak süslemeler ortaya çıkarılıyor. " dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/W0iZ7b58HkWTC3ymbTEW_w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son çıkarılan mezar taşlarının üzerindeki motiflerin yeni olduğuna dikkati çeken Şevli, şunları kaydetti:
"Çocuk mezarının üzerindeki sandukada bir ok ve yay motifi var. Türk-İslam mezarlıklarında daha önce görülmemiş motifler ilk defa burada kullanılmış. Selçuklu Mezarlığı'ndaki çalışmaları bir an önce tamamlayıp gelecek nesillere aktarmak istiyoruz. Selçuklu Mezarlığı dışında Akdamar Adası, 700 yıl önce yaptırılan Halime Hatun Kümbeti de burada. Burası, adeta açık hava müzesi gibi. Mezarlıkta çalışmalar başladıktan sonra Avrupa ülkelerinden, Almanya'dan, Macaristan'dan turistler gelmeye başladı. Bu da yaptığımız çalışmanın ne kadar önemli olduğunu gösteriyor."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/z2-b2ttglUaejlD6oMS4Pg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Doç. Dr. Ercan Çalış ise bu yılki çalışmalarda bir metrelik toprak altından 6 sanduka ile bir şahideyi gün yüzüne çıkardıklarını ifade etti.
Kayıt altına alınmamış mezar taşlarını bulduklarında çok heyecanlandıklarını dile getiren Çalış, "Beklentimizin çok üstünde mezar taşları ortaya çıkıyor. Kazılarda önemli bulgular elde ediyoruz. Toprak altında yaklaşık 700 yıldır kalan taşların yapısında bir değişikliğin olmadığını, tahribata uğramadığını tespit ettik. Taşlar üzerindeki süslemeler, kitabeler ve yazıtlar dönemin sanatını, kültürünü ve yaşam biçimini yansıtıyor. Buradaki Selçuklu Mezarlığı'nı diğer mezarlıklardan ayıran özelliği her mezar taşının farklı bir motifle süslenmiş olması. Toprak altında çıkarttığımız mezar taşlarının üzerindeki bu motiflerle ilk defa karşılaşıyoruz." diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M_MJa7szXkKKjGRW6rib8Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mezar taşlarındaki motiflerin şaşırttığını anlatan Çalış, şöyle devam etti:
"Mesela en son tespit ettiğimiz bir mezar taşında ilk defa çevgan motifinin kullandığını gördük. Şahidelerin ana bezemesinde karanlığı aydınlığa dönüştürme manasına gelen kandil motifi ile salbekli şemse motifi yoğun kullanılmış. Çevgan, gülbezek, kandil, salbekli şemse motiflerini Türk-İslam eserlerinde çok görürüz ancak bu motiflerin kabristanda kendine has bir şekilde işlenmesine ilk defa rastlıyoruz. Bu yıl ilk defa kullandığımız tazyikli yıkama makinesi sayesinde taşların üzerini kaplayan likenlerin çok daha kolay temizlendiğini gördük. Hem taşların özgün yapısı bozulmuyor hem de çalışmamız daha hızlı ilerliyor. Güzel sonuçlar elde ediyoruz. Normalde bir taşın üzerindeki likenlerin temizlenmesi yaklaşık bir hafta sürerken makine sayesinde bu süre yarım saate düşüyor. Kültürel mirasımızı tahribata uğratmadan gelecek nesillere aktarmaya çalışıyoruz."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sZRPKk1Zu0Kty9B1IM5HsQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DVZ8HOwVFkK3KFLCUivz7Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eQX_SI6wqUK7VyXo3ECx1Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Yb5uv2qYKkOWD7zzaIHOKQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2zY0SzfZJ0O83SRC4fJGGQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2f31jbIhKkqg59XqKKpXyA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-9-MhDOVpkSh67TNARUCGQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0NL7E4S8zEuFgmfL7nPMXg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PwAhUBj7mE2iXfQT3gQjLQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Elazığ&amp;apos;daki 2 bin 800 yıllık su sarnıcı turizme kazandırıldı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/elazigdaki-2-bin-800-yillik-su-sarnici-turizme-kazandirildi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/elazigdaki-2-bin-800-yillik-su-sarnici-turizme-kazandirildi</guid>
<description><![CDATA[ Elazığ&#039;da tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapan Harput Kalesi&#039;nde gün yüzüne çıkarılan Urartu dönemine ait yaklaşık 2 bin 800 yıllık su sarnıcının restorasyonu tamamlandı.Milattan önce 3 bin yılında yerleşimin başladığı ve Urartu Krallığı tarafından surlarla çevrilen Harput Kalesi&#039;nde 2004&#039;te başlatılan arkeolojik kazı ve restorasyon çalışmaları sürüyor.  Urartulardan sonra Roma, Bizans, Sasani, Artuklu, Selçuklu, Dulkadiroğulları, Safevi ve Osmanlı gibi birçok medeniyetin izlerini barındıran mekanlar ve buluntular çalışmalarla gün yüzüne çıkarılarak turizme kazandırılıyor.UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi&#039;ndeki tarihi Harput Mahallesi&#039;nde, Urartular tarafından kayalar üzerine inşa edilen kalenin orta mahalle olarak adlandırılan bölümünde yer alan ve 2021&#039;de restorasyonu yapılarak turizme kazandırılan 112 basamaklı Urartu dönemine ait su sarnıcının ardından 52 basamaklı ikinci su sarnıcının da restorasyonu tamamlandı.  Kültür ve Turizm Bakanlığı, Elazığ Valiliği ile Fırat Üniversitesinin desteğiyle restore edilen, yaklaşık 4,5 metre çapında ve 30 metre derinliğindeki su sarnıcı kayalara oyulmuş yapısıyla dikkat çekiyor.Harput Kalesi Kazı Başkanı Prof. Dr. İsmail Aytaç, Harput Kalesi&#039;nde kayalara oyulmuş ve basamaklarla inilen devasa boyuttaki su sarnıçlarının tarih ve turizm açısından önemli yapılar olduğunu söyledi.  Urartu dönemine ait 112 basamaklı sarnıcın 2021&#039;de restorasyonunun tamamlanarak turizme kazandırıldığını ifade eden Aytaç, şöyle konuştu:  &quot;Harput Kalesi&#039;nde çok sayıda küçük çaplı sarnıç bulunuyor. Bunların dışında 2 sarnıç basamaklı ve büyük. İlki Selçuklular döneminde Belek Gazi tarafından haçlı kralının hapsedildiği zindan olarak biliniyordu ve önceki yıllarda turizme açılmıştı. İkinci basamaklı su sarnıcının yakın zamanda restorasyonu tamamlandı. Özellikle giriş bölümünde hafifletme kemerlerinin olduğu tuğla tonozlar bulunuyor. Doğal bir kaya içerisinde 4 metre çapında, 30 metre aşağıya doğru inen 52 basamaklı. Bu tonozlu dediğimiz yerde 3 su akıtma ve havalandırma boşluğu bulunuyor.&quot;Aytaç, Elazığ&#039;ın milattan önce 8. yüzyıldan itibaren başkenti Van olan Urartu medeniyetine ev sahipliği yaptığını hatırlattı.Sarnıçların yaklaşık 2 bin 800 yıllık olduğunu, bunların Urartular&#039;dan sonraki medeniyetler tarafından su temini için kullanıldığını aktaran Aytaç, şöyle devam etti:  &quot;Buranın önemi Türkiye&#039;deki doğal kayalara oyulmuş en önemli, en büyük sarnıçlardan biri olmasıdır. Su bitince gıda deposu olarak kullanılmış. Amacımız kışın ılık, yazın serin olan bu mekanı, yaşanmışlıklarını ve buluntu örnekleriyle beraber gelen insanlarımız için ziyarete açmak. Ziyaretçilerin bölgenin tarihi hakkında fikir edinmelerini sağlamak istiyoruz.&quot;Aytaç, sarnıcın restorasyonu tamamlanarak ziyarete hazır hale getirildiğini, ulaşımı sağlayan yolun düzenlenmesiyle ziyarete açılacağını kaydetti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Enm-WANjTkuQRv1X3AiLcw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Elazığdaki, bin, 800, yıllık, sarnıcı, turizme, kazandırıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Enm-WANjTkuQRv1X3AiLcw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Elazığ'daki 2 bin 800 yıllık su sarnıcı turizme kazandırıldı"><p>Elazığ'da tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapan Harput Kalesi'nde gün yüzüne çıkarılan Urartu dönemine ait yaklaşık 2 bin 800 yıllık su sarnıcının restorasyonu tamamlandı.</p>Milattan önce 3 bin yılında yerleşimin başladığı ve Urartu Krallığı tarafından surlarla çevrilen Harput Kalesi'nde 2004'te başlatılan arkeolojik kazı ve restorasyon çalışmaları sürüyor.  Urartulardan sonra Roma, Bizans, Sasani, Artuklu, Selçuklu, Dulkadiroğulları, Safevi ve Osmanlı gibi birçok medeniyetin izlerini barındıran mekanlar ve buluntular çalışmalarla gün yüzüne çıkarılarak turizme kazandırılıyor.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/e7x0Wdyzy0yE1SZ3NDxHnQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="">UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi'ndeki tarihi Harput Mahallesi'nde, Urartular tarafından kayalar üzerine inşa edilen kalenin orta mahalle olarak adlandırılan bölümünde yer alan ve 2021'de restorasyonu yapılarak turizme kazandırılan 112 basamaklı Urartu dönemine ait su sarnıcının ardından 52 basamaklı ikinci su sarnıcının da restorasyonu tamamlandı.  Kültür ve Turizm Bakanlığı, Elazığ Valiliği ile Fırat Üniversitesinin desteğiyle restore edilen, yaklaşık 4,5 metre çapında ve 30 metre derinliğindeki su sarnıcı kayalara oyulmuş yapısıyla dikkat çekiyor.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JxxcE7tkQUGSnRnXszcEmQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><p>Harput Kalesi Kazı Başkanı Prof. Dr. İsmail Aytaç, Harput Kalesi'nde kayalara oyulmuş ve basamaklarla inilen devasa boyuttaki su sarnıçlarının tarih ve turizm açısından önemli yapılar olduğunu söyledi.  Urartu dönemine ait 112 basamaklı sarnıcın 2021'de restorasyonunun tamamlanarak turizme kazandırıldığını ifade eden Aytaç, şöyle konuştu:  "Harput Kalesi'nde çok sayıda küçük çaplı sarnıç bulunuyor. Bunların dışında 2 sarnıç basamaklı ve büyük. İlki Selçuklular döneminde Belek Gazi tarafından haçlı kralının hapsedildiği zindan olarak biliniyordu ve önceki yıllarda turizme açılmıştı. İkinci basamaklı su sarnıcının yakın zamanda restorasyonu tamamlandı. Özellikle giriş bölümünde hafifletme kemerlerinin olduğu tuğla tonozlar bulunuyor. Doğal bir kaya içerisinde 4 metre çapında, 30 metre aşağıya doğru inen 52 basamaklı. Bu tonozlu dediğimiz yerde 3 su akıtma ve havalandırma boşluğu bulunuyor."</p><p>Aytaç, Elazığ'ın milattan önce 8. yüzyıldan itibaren başkenti Van olan Urartu medeniyetine ev sahipliği yaptığını hatırlattı.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5z_lyn00M0eJ2WunJNSXPg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><p>Sarnıçların yaklaşık 2 bin 800 yıllık olduğunu, bunların Urartular'dan sonraki medeniyetler tarafından su temini için kullanıldığını aktaran Aytaç, şöyle devam etti:  "Buranın önemi Türkiye'deki doğal kayalara oyulmuş en önemli, en büyük sarnıçlardan biri olmasıdır. Su bitince gıda deposu olarak kullanılmış. Amacımız kışın ılık, yazın serin olan bu mekanı, yaşanmışlıklarını ve buluntu örnekleriyle beraber gelen insanlarımız için ziyarete açmak. Ziyaretçilerin bölgenin tarihi hakkında fikir edinmelerini sağlamak istiyoruz."</p><p>Aytaç, sarnıcın restorasyonu tamamlanarak ziyarete hazır hale getirildiğini, ulaşımı sağlayan yolun düzenlenmesiyle ziyarete açılacağını kaydetti.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Apollon Smintheus Kutsal Alanı&amp;apos;ndaki çalışmalar geçmişe ışık tutuyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/apollon-smintheus-kutsal-alanindaki-calismalar-gecmise-isik-tutuyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/apollon-smintheus-kutsal-alanindaki-calismalar-gecmise-isik-tutuyor</guid>
<description><![CDATA[ Çanakkale&#039;nin Ayvacık ilçesine bağlı Gülpınar köyünde Apollon Smintheus Kutsal Alanı&#039;nda devam eden arkeolojik kazılarda, 1500 yıllık konutlar gün yüzüne çıkarılıyor.Ayvacık ilçesine bağlı Gülpınar köyündeki Apollon Smintheus Kutsal Alanı&#039;nda 1980 yılında başlayan kazı ve restorasyon çalışmaları, bu yıl yaklaşık 15 kişilik ekip ile Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Davut Kaplan başkanlığında sürüyor. Bu yılki kazı çalışmalarında, Roma dönemine ait 1500 yıllık konutlar gün yüzüne çıkarılıyor. Kazı çalışmaları hakkında bilgi veren Doç. Dr. Kaplan, &quot;Smintheion&#039;da ilk önce yıllar evvel Neolitik geç evresini bulduk. Kalkolitik dönemi kazdık ve bütün dönemler biliniyor. Yayınlar yapıldı. Klasik dönemlerden Arkaik evreyi biliyoruz. Ancak anıtsal bir mimarisi yok. Klasik döneme ait sadece bir temenos duvarımız var ama Roma Çağı çok daha görkemli ve anıtsal mimari çok yoğun. Fakat bunların da üzerine gelen, az önce bahsettiğimiz gibi Hristiyan Roma&#039;nın çok fazla tahribatı var ve geç anlamda burası bu evrede konutların bulunduğu bir kasabaya dönüşüyor&quot; dedi.&quot;PAGAN KÜLTÜRÜNÜN İZLERİNİ SİLİYORLAR&quot;  Doç. Dr. Davut Kaplan, henüz erken evrelere ulaşamadıklarını belirterek, &quot;Şu anda sözünü ettiğimiz en üst tabakadayız. Yaptığımız kazılar, M.S. sonra 2’nci yüzyıldan 6’ncı yüzyıla kadar devam eden Roma İmparatorluk Çağı evresidir. En son evre, Genç Antik Çağ ya da Bizans olarak adlandırılır ki bunların Apollon Smintheus ile alakası pek yok. Çünkü bunlar, Apollon Smintheus&#039;a inanmayan tek tanrıya inan halk. Tek tanrıya inandıkları için pagan kültürünün izlerini siliyorlar, tapınağı yağmalıyorlar. Hatta onun taşlarını evlerinde kullanıyorlar. Artık burada bir tarım toplumu var. Ticaret yapan bir Romalı var. Fakat bunlar, Hristiyan Romalılar. Eğer bütünüyle bu alan ortaya çıkarılırsa Anadolu&#039;nun Geç Antik Çağı, pek de Anadolu&#039;da yaygın olmayan, üstü örtülen, kapatılan, pek rağbet görmeyen Genç antik çağ daha da fazla aydınlanmış olacak&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rUPQFNN6M0C0dWTNtzym1Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Apollon, Smintheus, Kutsal, Alanındaki, çalışmalar, geçmişe, ışık, tutuyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rUPQFNN6M0C0dWTNtzym1Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Apollon Smintheus Kutsal Alanı'ndaki çalışmalar geçmişe ışık tutuyor"><p>Çanakkale'nin Ayvacık ilçesine bağlı Gülpınar köyünde Apollon Smintheus Kutsal Alanı'nda devam eden arkeolojik kazılarda, 1500 yıllık konutlar gün yüzüne çıkarılıyor.</p><p>Ayvacık ilçesine bağlı Gülpınar köyündeki Apollon Smintheus Kutsal Alanı'nda 1980 yılında başlayan kazı ve restorasyon çalışmaları, bu yıl yaklaşık 15 kişilik ekip ile Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Davut Kaplan başkanlığında sürüyor. Bu yılki kazı çalışmalarında, Roma dönemine ait 1500 yıllık konutlar gün yüzüne çıkarılıyor. </p><p>Kazı çalışmaları hakkında bilgi veren Doç. Dr. Kaplan, "Smintheion'da ilk önce yıllar evvel Neolitik geç evresini bulduk. Kalkolitik dönemi kazdık ve bütün dönemler biliniyor. Yayınlar yapıldı. Klasik dönemlerden Arkaik evreyi biliyoruz. Ancak anıtsal bir mimarisi yok. Klasik döneme ait sadece bir temenos duvarımız var ama Roma Çağı çok daha görkemli ve anıtsal mimari çok yoğun. Fakat bunların da üzerine gelen, az önce bahsettiğimiz gibi Hristiyan Roma'nın çok fazla tahribatı var ve geç anlamda burası bu evrede konutların bulunduğu bir kasabaya dönüşüyor" dedi.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vrJJ3pGSYEuuFhM-dU7RKg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><strong>"PAGAN KÜLTÜRÜNÜN İZLERİNİ SİLİYORLAR"</strong>  Doç. Dr. Davut Kaplan, henüz erken evrelere ulaşamadıklarını belirterek, "Şu anda sözünü ettiğimiz en üst tabakadayız. Yaptığımız kazılar, M.S. sonra 2’nci yüzyıldan 6’ncı yüzyıla kadar devam eden Roma İmparatorluk Çağı evresidir. En son evre, Genç Antik Çağ ya da Bizans olarak adlandırılır ki bunların Apollon Smintheus ile alakası pek yok. Çünkü bunlar, Apollon Smintheus'a inanmayan tek tanrıya inan halk. Tek tanrıya inandıkları için pagan kültürünün izlerini siliyorlar, tapınağı yağmalıyorlar. Hatta onun taşlarını evlerinde kullanıyorlar. Artık burada bir tarım toplumu var. Ticaret yapan bir Romalı var. Fakat bunlar, Hristiyan Romalılar. Eğer bütünüyle bu alan ortaya çıkarılırsa Anadolu'nun Geç Antik Çağı, pek de Anadolu'da yaygın olmayan, üstü örtülen, kapatılan, pek rağbet görmeyen Genç antik çağ daha da fazla aydınlanmış olacak" diye konuştu.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Direniş Müzesi  </title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/direnis-muzesi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/direnis-muzesi</guid>
<description><![CDATA[ Direniş Müzesi   ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/03/Danimarka-Yazilari-4.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Direniş, Müzesi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<strong>İki saate yakın kaldım Direniş Müzesi’nde. Hemen ayrılasım gelmedi, üst kattaki bistroya çıktım, sabahın erken saatleri, bir kahve söyledim. Castellet’nin manzarası çok güzel. En az faşizme direnmek kadar…</strong>

Kopenhag’a gelirken aklımda şöyle en heybetlisinden bir Viking müzesi görmek vardı.

İçinde bir, belki birden çok, Viking gemisi olacaktı; Viking kültürü, Vikingler kimdi, nasıl yaşardı, ne yer ne içerdi…

Böyle bir müze bulamadığım gibi Vikinglere dair gördüğüm her şey hediyelik eşya dükkânlarındaydı: Viking savaşçılarının en karikatürize edilmiş hallerindeki objeler.

Marifet, bunu Vikingler hayattayken yapabilmekte ama işte görüyorsunuz, düşenin dostu olmuyor, Viking bile olsan, kurt kocayınca kuzuya maskara oluyor.

Neyse, görmediklerime hayıflanmak yerine gördüklerimi anlatayım.

Ama öncesinde müzeciliğe dair birkaç söz etmek istiyorum.

Teknoloji gündelik hayatımızı hızlandırdı, özellikle sosyal medya sonrası çağda kimsenin hiçbir şeye -Gülten Akın okumaya bile- tahammülü kalmadı; insanlara bir film izlerken dahi dikkatini toplamak, yoğunlaşmak zor geliyor.

Telefonun ekranını kaydırarak “görüntüleri tüketmek” bir ara kaçış olduğu için herkes ilk fırsatta elini telefonuna atıyor…

Dolayısıyla, müzelerin sükuneti günümüz insanı için bunaltıcı bir hâl aldı.

Heyecan dozu yüksek bir filmi doksan dakika ara vermeden izleyemeyen yeni nesil, bir müzede birkaç saat nasıl geçirsin?

O yüzden, son yıllarda, müzecilik de dönüşüyor, zamana uyum sağlamaya çalışıyor.

İyi de bir müze zamana nasıl uyum sağlayabilir?

Görebildiğim kadarıyla, bunun yolu, şimdilik olabildiği ölçüde ziyaretçiyi işin içine dahil etmekten, yani gelen kişinin edilgen bir izleyici olmamasını sağlamaktan geçiyor.

Yin yang, gelişen teknoloji aynı zamanda bu imkânı sunuyor; müzenin envanterine çeşitli oyunlar, zamanın içine yolculuk, görsel zenginlik gibi boyutlar katılıyor.

Ziyaretçi de gördüğü şeyin bir parçası olduğunu hissediyor.
<blockquote><strong>Direniş Müzesi, olanca yenilikçi yaklaşımıyla beni kendine hayran bıraktı. Üstüne üstlük, savaşın ilk gününü, Ateş ile Limon’un kıyafetlerini, uçakla vurulan yetimhaneyi görmek de beni ayrıca memnun etti. Müze yerin bir kat altına kurulduğu için gün ışığı girmiyor, bu da gerçekçilik algınızı bir anda yükseltiyor, ne de olsa siz de bu direniş hareketinin bir parçasısınız artık.</strong></blockquote>
Beni müzecilik üstüne konuşmaya iten de Castellet’deki Direniş Müzesi oldu.

Nazi işgalindeki Danimarka’da Kopenhaglıların neler yaptığını, nasıl direndiğini anlatan bir müze, ama müzecilik açısından da olağanüstü güzel.

Nazi işgalinin sanat eserleri -sinema, edebiyat, müzikal vb. üzerinden nasıl aktarıldığı benim hep ilgi duyduğum bir konu olmuştur.

Kast ettiğim Nazizmin tarihi değil, o ayrı, benim ilgimi çeken işgale uğramış bir toplumun, sinema gibi bir sanat dalı aracılığıyla yaşadıklarını çeşitli dönemlerde nasıl ifade ettiği.

Müzeye girmeden önce Nazi işgalini anlatan Danimarka yapımı filmler aklımdan geçti.

İşgalin ilk gününü anlatan <em>9 Nisan</em>, Direniş’in tetikçilerini anlatan<em> Ateş ile Limon</em>, yanlışlıkla hedef alınan bir yetimhaneyi anlatan<em> Savaşın Gölgeleri</em>, savaş bittikten sonra çocuk Nazilerin elleriyle mayınları topladıkları o muhteşem<em> Mayın Ülkesi </em>-başka da vardır mutlaka, benim bilmediğim ya da izlemediğim.

Yani, işgal altındaki Kopenhag tarihi değilse de bu işgali Danimarkalıların nasıl gördüğüne dair biraz fikir sahibiydim.

<img class="alignnone size-full wp-image-104401" src="https://yeniarayis.com/wp-content/uploads/2024/03/bilgehan_02.jpg" alt="" width="2000" height="1500">

Direniş Müzesi, olanca yenilikçi yaklaşımıyla beni kendine hayran bıraktı.

Üstüne üstlük, savaşın ilk gününü, Ateş ile Limon’un kıyafetlerini, uçakla vurulan yetimhaneyi görmek de beni ayrıca memnun etti.
<blockquote><strong>Bu müzeyi beş tarihi kişi aracılığıyla geziyorsunuz; onların neler yaptığını görüyorsunuz, her bölümde ayrı bir sahne ya da dönemden kalma bir nesne var ve gölgeler eşliğinde o kişi sizinle konuşuyor.</strong></blockquote>
<img class="alignnone size-full wp-image-104402" src="https://yeniarayis.com/wp-content/uploads/2024/03/bilgehan_03.jpg" alt="" width="1500" height="2000">

Müze yerin bir kat altına kurulduğu için gün ışığı girmiyor, bu da gerçekçilik algınızı bir anda yükseltiyor, ne de olsa siz de bu direniş hareketinin bir parçasısınız artık.

Bu müzeyi beş tarihi kişi aracılığıyla geziyorsunuz; onların neler yaptığını görüyorsunuz, her bölümde ayrı bir sahne ya da dönemden kalma bir nesne var ve gölgeler eşliğinde o kişi sizinle konuşuyor.

Bazen bir işbirlikçinin ucuz hesaplarıyla, bazen bisikletinden başka bir şeyi olmayan cesur bir direnişçiyle, bazen de evinde yemek yaparken bir de bomba hazırlayan sade vatandaşla karşılaşıyorsunuz.

Böylece, bu müze, kurduğu sahnelerle geçmişi bugüne taşırken teknoloji vasıtasıyla da sizi geçmişe götürüyor.

Yetmiyor, sizi direnişin nasıl olduğunu anlamanız için sürece dahil olmaya davet ediyorlar.

Şifreler belli ama frekanslar sürekli karışıyor, siz doğru frekansı bularak en çok mesajı kaydedeceksiniz ve bu sayede hem Nazilerin neler yapacağını öğrenecek hem de yeraltındaki direniş hareketine bilgiyi ileteceğiz.

İşte bir anda kulaklıkları çıkarıp heyecanla not tutmaya başladınız çünkü direnişin kaderi sizin ellerinizde.

Sonra yeniden kurulmuş sahnelere dönecek, beş karakter aracılığıyla neler yaşandığını izlemeye devam edeceksiniz.

Danimarkalılar, belki bir günde teslim olmak zorunda kaldılar ama Nazi işgaline karşı gösterdikleri cesaret Direniş'in yeraltı örgütüyle sınırlı değildi.

Danimarka Kralı, Naziler tarafından ülkesinde yaşayan Yahudilerin yakasına "sarı yıldız" takması şart koşulursa, kendisinin de yakasına aynı yıldızdan iliştireceğini açıklamıştı.

Yerel polis teşkilatı, Nazilerle birlikte "Yahudi avına" çıkmayı reddetti ve toplama kamplarına doğru kitlesel sürgün başladığında hükümetin tamamı bu suça ortak olmamak için istifa etti.

Böylece, misal Hollanda'daki her dört Yahudi'den üçü Nazilerin gadrine kurban giderken, Danimarka'da bu oran kimilerince yüzde bir civarındaydı.

İki saate yakın kaldım Direniş Müzesi’nde.

Hemen ayrılasım gelmedi, üst kattaki bistroya çıktım, sabahın erken saatleri, bir kahve söyledim.

Castellet’nin manzarası çok güzel.

En az faşizme direnmek kadar…

<strong>Danimarka Yazıları serisinin üçüncü yazısını okumak için <a href="https://yeniarayis.com/bilgehanucak/tivolinin-cevresinde/">tıklayabilirsiniz...</a></strong>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Verona’da sanatlı gastronomik şehir turu</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/veronada-sanatli-gastronomik-sehir-turu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/veronada-sanatli-gastronomik-sehir-turu</guid>
<description><![CDATA[ Verona’da sanatlı gastronomik şehir turu ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/07/italya-yazilari-2.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Verona’da, sanatlı, gastronomik, şehir, turu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<span><b>Tuhaf bir şekilde, bu kısa Verona tatilinde, attan salyangoza hayli geniş bir spektrumda yemekler yedim. Bölgenin üzümlerinden üretilen -hepsini de son derece lezzetli bulduğum- Bardolino ve Valpolicella şaraplarından da içtim. Eğer karnınız doyduysa ve dinlendiyseniz, köprüden karşıya geçip fünikülerle Castel San Pietro’ya çıkabiliriz.</b></span>

<span>Verona’ya yeniden geleceğimi biliyordum çünkü balkonunda Jüliet’le…</span>

<span>Şimdi Nihan’la geldiğimiz için bu konuları açmanın hiç sırası değil, biz doğrudan şehri gezmeye koyulalım.</span>

<span>Cavour’un adı verilen cadde üstünde bir yerde kalıyorum.</span>

<span>Sokağa çıkıp sağa döner ve birkaç dakika yürürsem karşıma Eski Kale -Castelvecchio- çıkıyor, kapının karşısında da Cavour’un bir heykelini yapmışlar.</span>

<span>Eski Kale’ye girelim, köprünün -Ponte Castelvecchio- üstünden Adige nehrine ve Verona şehrine şöyle bir bakalım.</span>

<span>Ortaçağ’dan bugün kalan Castelvecchio’nun surları eskiden içi nehirden çekilen suyla doldurulan bir hendekle çevriliymiş.</span>

<span>Naziler, çekilirken, 1945’te, yerle bir edememişseler de bu kaleye de epey zarar vermişler.</span>

<span>Bugünkü halini, aslında, savaştan sonraki -1949- restorasyona borçlu.</span>

<span>Cavour heykelinin yanından doğrudan şehrin içine girebiliriz ama biz düz yürüyelim, Borsari kapısını görüp meşhur Bra meydanına çıkalım.</span>

<span>Opera festivaline denk gelince bir geceyi Arena’da geçirmek kaçınılmaz oldu.</span>

<span>Böylece, “yeryüzünün en İtalyan yeri” olarak nitelendirilen Arena di Verona’da Puccini’nin Sevil Berberi’ni izleme fırsatını buldum.</span>
<blockquote><em><b>Düşünsenize, gecenin karanlığı gereksiz her şeyin üstünü örtmüş, sadece surlar ve Arena ışıklandırılmış, bir de Verona’nın pembe mermer sokakları…Elbiselerini zarif topuklu ayakkabılarıyla tamamlayan kadınların bir kollarında çantaları asılı. Operanın etkisinden kurtulamayan erkekler aristokratça açtıklarına inandıkları kollarına sevdikleri kadının girmesini bekliyorlar.</b></em></blockquote>
<img class="alignnone wp-image-118594 size-full" src="https://yeniarayis.com/wp-content/uploads/2024/07/verona-1.jpg" alt="" width="1600" height="1066">
<h2><b>VERONA’NIN PEMBE MERMER SOKAKLARI…</b></h2>
<span>Operanın konusunu anlatmama gerek yok; oyuncuların, kostümlerin, dekorun ve daha bilumum detayın kusursuzluğunu da tahmin ediyorsunuzdur, ama geceyarısı, operadan çıkmış şık hanımlar ve beylerle dolu ışıklandırılmış meydanın güzelliğini söylemezsem olmaz.</span>

<span>Düşünsenize, gecenin karanlığı gereksiz her şeyin üstünü örtmüş, sadece surlar ve Arena ışıklandırılmış, bir de Verona’nın pembe mermer sokakları…</span>

<span>Elbiselerini zarif topuklu ayakkabılarıyla tamamlayan kadınların bir kollarında çantaları asılı.</span>

<span>Operanın etkisinden kurtulamayan erkekler aristokratça açtıklarına inandıkları kollarına sevdikleri kadının girmesini bekliyorlar.</span>

<span><img class="alignnone wp-image-118529 size-full" src="https://yeniarayis.com/wp-content/uploads/2024/07/verona-3.jpg" alt="" width="1200" height="1600"></span>

<span>Ve böyle yüzlerce-yüzlerce çift ansızın Bra meydanından Verona’nın sokaklarına akıyor.</span>

<span>Arena’nın yanından başlayan alışveriş caddesi Via Roma’yı sonuna kadar yürüyüp sağa dönerseniz Jüliet’in balkonuna geliriz ama biz sola dönüp Ot meydanına -Piazza della Erbe- çıkacak ve pazarı gezeceğiz.</span>

<span>Şehrin en turistik noktalarından olan Lamberti Kulesi’nin hikâyesi matrak: 12. yüzyılda ticaretle zenginleşen burjuva sınıfı arasında kule yapma merakı ve rekabeti hasıl olmuş -malum, burjuva rekabete bayılır.</span>

<span>Şehir bir anda bu kulelerle yükselmeye başlamış ama o zaman da Lamberti’ninki en büyüğüymüş ve bugün hâlâ Verona’ya gelenler için bir cazibe merkezi özelliğini koruyor.</span>

<span>Ot meydanı, eski çağlarda “tıp merkezi” yan anlamını da taşıyor.</span>

<span>Bugün, pazara açılan kemerlerin birinden sarkan balina kaburgası da meydanın ecza deposu gördüğü günlerinden bir hatıra.</span>

<span>Meydana bakan Palazzo Maffei, zengin bir mobilya ve resim koleksiyonu sunmakla kalmıyor, üçüncü kattaki terasından meydanı izlemenize de olanak sağlıyor.</span>

<span>Maffei’de birkaç Picasso, Kandinsky ve Modigliani, bir Warhol, ayrıca pek çok Veronalı ressamın eserleri sergileniyor.</span>

<span>Böyle sergilerde beni en mutlu eden şeylerden biri bilmediğim -bu, genellikle adını daha önce hiç işitmediğim anlamına gelir- ressamların çarpıcı resimlerini görmektir.</span>

<span>Maffei’de de öyle oldu; Giovanni Boldini (1842-1951) ile Umberto Boccioni’yi burada tanıdım. </span>

<span>Her şeyi boş verin, sadece Boldini’nin Donna Franca Florio portresi için bile Maffei’e gelmeye değer.</span>

<span>19 yaşındaki Donna Franca, döneminin en zengin insanlarından biri olan Don Ignazio Florio’nun gönlünü çeler ve evlenirler.</span>

<span>Sonsuz zenginliğin ve güzelliğin biraraya gelmesi insanların hep ilgisini çekmiştir, burada da öyle olmuş, bu aşk, 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başlarında Avrupa sosyetesinin en konuşulan ilişkilerinden biriymiş.</span>

<span>1901’in Mart ayında Florio, çağının en büyük portrecilerinden biri olan Boldini’yi misafir etmiş.</span>

<span>Donna Franca’nın bu portresi yirmi sekiz yaşındayken çizilmiş.<img class="alignleft wp-image-118528 size-full" src="https://yeniarayis.com/wp-content/uploads/2024/07/verona-2.jpg" alt="" width="1500" height="2000"> </span>

<span>Belle Epoque döneminin en kült eserlerinden biri olan bu portre, Paris’te, Florioların malikânesinde resmedilmiş -çeşitli eklemelerle birlikte bitmesi seneler sürmüş.</span>

<span>Maffei’den Castello di San Pietro’ya gitmek için sağa dönünce karşımızda çok lezzetli kekler yapan Borsi’yi buluruz.</span>

<span>Onun karamelle ıslatılmış vanilyalı kekinden almak da şart.</span>

<span>Bu yol bizi Pietra köprüsüne götürecek ama köprünün ayağına gelmeden bir şarküteride biraz soluklanacağız.</span>

<span>Salumeria Gironda, Verona’nın en güzel şarküterisi olabilir, üstelik muhteşem bir manzaraya sahip.</span>

<span>Verona’ya bu gelişimde tesadüfen öğrendiğim bir şeyi anlatmak istiyorum.</span>

<span>Kaldığım evin yakınlarında bir şarküteriye girdim; beşer dilim “bresaola” ve “rozbif” istedim.</span>

<span>Adam kırık dökük İngilizcesiyle istediğim şarküteri ürünlerinin “at eti” olduğunu söyledi, ben inanmaz gözlerle bakınca bizzat fotoğrafla meramını anlattı.</span>

<span>Tam o sırada içeri bir müşteri girdi, meğer benim girdiğim at eti ürünleriyle çok bilinen bir şarküteriymiş; sosisti, sucuktu, köfteydi hep attan imal ediliyormuş.</span>

<span>Tabii ki at diye vazgeçecek değilim, alacaklarımı ilavesiyle aldım.</span>
<blockquote><em><b>Gorgonzola, trüflü peynir, enginar kalbi, çekirdeksiz zeytin söyledim, biraz da et dilimlettim, yanında bir şişe prosecco; karşımızda Castel San Pietro! Ziyafet bu da değilse nedir ben bilmiyorum.</b></em></blockquote>
<h2><b>ZİYAFET BU DA DEĞİLSE NEDİR?</b></h2>
<span>Ama at eti bir yerden bir yere taşımaya uygun değilmiş, hemen kararırmış.</span>

<span>Neyse, Salumeria Gironda’da sordum, onlar at satmıyorlarmış ama merkezdeki bazı şarküterilerde at haricinde eşek eti de bulabilirmişim!</span>

<span>Gorgonzola, trüflü peynir, enginar kalbi, çekirdeksiz zeytin söyledim, biraz da et dilimlettim, yanında bir şişe prosecco; karşımızda Castel San Pietro!</span>

<span>Ziyafet bu da değilse nedir ben bilmiyorum.</span>

<span>Madem yemekten söz ediyoruz, yine Erbe’nin oralardaki Cafe Monte Baldo adlı lokantanın aperitif seçkisini söylemeden geçemeyeceğim.</span>

<span>Birbirinden lezzetli küçük kanepeler yapmışlar; ayrıca salyangoz da var.</span>

<span>Tuhaf bir şekilde, bu kısa Verona tatilinde, attan salyangoza hayli geniş bir spektrumda yemekler yedim.</span>

<span>Bölgenin üzümlerinden üretilen -hepsini de son derece lezzetli bulduğum- Bardolino ve Valpolicella şaraplarından da içtim.</span>

<span>Eğer karnınız doyduysa ve dinlendiyseniz, köprüden karşıya geçip fünikülerle Castel San Pietro’ya çıkabiliriz.</span>

<span>Şehre biraz da tepeden bakar, Verona’nın güzelliklerine şaşar şaşar dururuz.</span>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Johannesburg’da ilk intiba</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/johannesburgda-ilk-intiba</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/johannesburgda-ilk-intiba</guid>
<description><![CDATA[ Johannesburg’da ilk intiba ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/05/guneya-frika-yazilari-1.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Johannesburg’da, ilk, intiba</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<strong>“Yani ortaya suçun, şiddetin, kanunsuzluğun ve kaba kuvvetin günlük düzeni belirlediği bir kent ortaya çıkıyor. Demek […] eşkıyalık bu kentin doğuştan taşıdığı, bir ben veya doğum lekesi gibi bir şey.”</strong>

Gelmeden önce Johannesburg’a dair karıştırdığım kitapların hepsinde aynı ikaz var: Gece çıkmayın, sokakta yürümeyin, takıp takıştırmayın, yalnız kalmayın yoksa gaspa uğrarsınız, soyulursunuz.

Ayrıca, “dünyanın en tehlikeli şehirleri” listesinde zirveyi hep zorlayan performansından hiç vazgeçmemiş Johannesburg.

Ben de bir şehir sokaklarında kaybolmadan nasıl gezilir hiç bilmiyorum.

Anlatılarda biraz abartı olduğunu düşündüm ama herkes de aynı ölçüde abartamaz ya, işin içinde bir tuhaflık olduğu belli.

Buraya elini kolunu sallayarak gelmek, ne bileyim hemen her şehirde yapılan sıradan turistik etkinliklerden biri olan alandan araç kiralayıp dilediğince sürmek gibi mefhumlar henüz kıtanın bu yakasına uğramamış.

Havaalanına geldim, beni karşılayan kişi, “dün akşam fasulye yedim,” dercesine, “geçenlerde bankadan para çekmiştim,” dedi bütün rahatlığıyla, “meğer takip etmişler, ileride arabayı sıkıştırdılar, silah çektiler, soyuldum.”

Bu güzel anekdotu münferit kategorisine koyup yeni ayak bastığım bu kıtaya dair önyargılara kapılmamaya kararlıydım.

Johannesburg’daki şoförümle buluştuk, Shaun, eski bir paralı asker, sağolsun, beni bacak boyunda bir otomatik tüfekle karşıladı -bir buket çiçekle karşılayacak hali yok ya.
<blockquote><em><strong>Büyük bir heykelinin de yer aldığı Nelson Mandela meydanı şık lokantalarla çevrili, küçücük ama çok güvenli olduğu vurgulanan bir meydan.</strong></em></blockquote>
Neyse, ikisinin arka arkaya gelmesi de tesadüf olabilir, diye içimden geçirdim, enseyi karartmamak lazım.

Yola çıktık gidiyoruz, ama ben evlerin hiçbirini göremiyorum, varsa yoksa üstü sıra sıra elektrikli tellerle çevrili kalın duvarlar.

Tabii insanların kendi güvenliğini sağlama çabasında aşırıya kaçması bir yere kadar makul görülebilir ama ya dış dünyayla iletişimi tamamen kesmek?

Derken bir başka tabela dikkatimi çekmeye başladı: “Armed response”.

Hani bizde “Dikkat, köpek var!” tabelası asılır ya, bu da aynı hesapça asılmış, yalnız tek farkı “Silahla mukabele ederim,” demesi.

Yani, “aklında bile geçirme, tetiği çeker vururum.”

Beyrut’ta bir ambulansın kapısında gördüğüm “Kalaşnikofla girilmez” uyarısından sonra bana en absürt gelen ikaz sanırım bu oldu.

Sonra bunun hayli sıradan bir tabela olduğunu fark ettim.

Bazı mahallelerin özel güvenlik şirketleri tarafından korunduğunu ve giriş çıkışların denetlendiğini öğrendim.

Shaun beni Johannesburg’un en mutena bölgesi olan Sandton’daki Da Vinci adlı otele bıraktı.

Böylece, şehrin merkezini keşfe çıktım.

Anlatması gerçekten çok güç, otelin alt katı devasa bir kapalı alışveriş merkezi ve Johannesburg’un meydanı dedikleri yer de bu alışveriş merkezinin avlusu.

Büyük bir heykelinin de yer aldığı Nelson Mandela meydanı şık lokantalarla çevrili, küçücük ama çok güvenli olduğu vurgulanan bir meydan.

Kalın ve yüksek duvarların içinde bir küçük yaşam alanı kurulmuş, her yanda kameralar ve silahlı güvenlik görevlileri var.

Bu alanların güvenliği ve rahatlığı uğruna şehrin güvenliğinden vazgeçilmiş gibi.

“Kamu düzeni” diye bir düşünce kırıntısı dahi kalmamış.
<blockquote><em><strong>Johannesburg’un plaka kodu olan GP, halk arasında “Gangsters Paradise”ın kısaltmasına dönüşmüş -“Çetelerin Cenneti”.</strong></em></blockquote>
Toplu taşıma kullanmamayı, onsekizini dolduran herkesin arabası olmasını, herkesin her yere arabayla gidip dönmesini, hava karardıktan sonra sokağa çıkılmamasını, pek çok mahalleye gidilmemesini, sokaklarda yürünmemesini, meydan diye alışveriş merkezi avlusunun tanımlanmasını, tekinsiz muhitlerde hiçbir trafik işaretine riayet edilmemesini, silah bulundurmayı, etrafı kolaçan etmeyi, nakit para taşımamayı, evin camından duvar ve tel örgü görmeyi, sonsuz tedbiri ve daha birçok şeyi kanıksamışlar.

Bunlar benim anlayabileceğim şeyler değil, hoşlanabileceğim şeyler hiç değil.

Yüzde 45 olan işsizlikten daha kötü olan tek şey gelir dağılımındaki adaletsizlikmiş.

Böyle olunca, teneke mahallelerde yaşayan yoksul kesim ile zenginler arasına çitli duvarlar gerilmiş.

Bu gelir adaletsizliğine Apartheid’ın mezalimini, madende çalıştırılan kölelerin çığlığını ekleyin.

Johannesburg’un plaka kodu olan GP, halk arasında “Gangsters Paradise”ın kısaltmasına dönüşmüş -“Çetelerin Cenneti”.

Hali vakti yerinde olan azınlık için hayatın burada bir cennet olmasının bedelini, şehrin kuruluşundan bu yana geniş yoksul kesim ödemeye koyulmuş.

Johannesburg’un kuruluşu daha dün, mazisi ikiyüz seneye dayanmıyor.

Her şey burada altın ve elmas madenlerinin bulunmasıyla başlıyor aslında.

Beyaz adamın bu madeni çıkaracak köleye -artık köle yerine “ucuz emek” deniyor- ihtiyacı var.

Dolayısıyla, şehrin nüfusu beyaz azınlığın kırbacı altında çalışan siyahlardan oluşuyor.

Murat Belge, seyahatnamesinin ikinci cildinin Güney Afrika’yı anlattığı bölümünde düşünemediğim bir tespitte bulunuyor.

Madende çalışanların erkek olduğunu söyledikten sonra, bu insanların içkiye ve kadına gereksinim duyduklarını, bunun da derhal mafyöz yapıları doğurduğunu anlatıyor.

“Yani ortaya suçun, şiddetin, kanunsuzluğun ve kaba kuvvetin günlük düzeni belirlediği bir kent ortaya çıkıyor. Demek […] eşkıyalık bu kentin doğuştan taşıdığı, bir ben veya doğum lekesi gibi bir şey.”

Eşkıyalık ve gasp bir kentin hamurunda varsa, modernizm bunu kesip atabilir mi?

Uzunvadede evet, atacağı mukadder, ama anlaşılan o günlere daha var…

Bakın akşam oldu, hava karardı.

Ben de pek çok Johannesburglu gibi yürüyüşe çıkmıyor, odamda oturuyorum.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Her seyyah mazoşisttir</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/her-seyyah-mazosisttir</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/her-seyyah-mazosisttir</guid>
<description><![CDATA[ Her seyyah mazoşisttir ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/04/Seyyah-1.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Her, seyyah, mazoşisttir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<strong><a href="https://yeniarayis.com/author/gokhanbozkurt/" target="_blank" rel="noopener">Gökhan Bozkurt</a>’u okurken aklıma Sevan Nişanyan’ın seyahat etmekle ilgili sözleri geldi. Nişanyan, insanın başına bela gelmeden, sersefil, perperişan olmadan bir yere gitmesinin “seyahat etmek” sayılamayacağını söylüyordu.</strong> <strong>Tabii konuya böyle yaklaşınca seyyahların birer mazoşist olduğu sonucuna da varabiliriz ama öyle değil, hem Bozkurt’un hem de Nişanyan’ın doğru bir yere temas ettikleri kanaatindeyim.</strong>

Murat Aksoy’un bana yaptığı en büyük iyiliklerden biri sanırım Gökhan Bozkurt adında bir yazarı hayatımın içine sokmasıdır.

Bugüne kadar kendisini ne gördüm ne telefonda konuştum, ama yazılarını -birlikte Politikyol’da yazdığımız günlerden beri- büyük bir merakla bekliyor, ilgiyle okuyorum.

Bozkurt, geçtiğimiz ay futbolu bir kenara bırakıp gezi alanında üç ayrı yazı yazdı -dördüncüsünün müjdesini de üçün sonunda verdi.
<blockquote><em><strong>Gökhan Bozkurt, dizinin “Seyahat ve tatil arasındaki ince </strong><strong>ç</strong><strong>izgi” adlı ikinci yazısında bu iki kavramın farkını çok güzel tanımlamış: “Seyahatte amaç en iyi okulu ve öğretmeni aramaktır. Gezginler bu ama</strong><strong>ç</strong><strong>la gezerken bazen kaybolurlar, bazen </strong><strong>ç</strong><strong>ok yorulurlar, hatta bazen aradıklarını hiç bulamadan geri d</strong><strong>ö</strong><strong>nerler ama aramaktan asla vazge</strong><strong>ç</strong><strong>mezler.”</strong></em></blockquote>
<h2><strong>GÖKHAN BOZKURT’UN SEYAHAT YAZILARI</strong></h2>
Gökhan Bozkurt, dizinin “<a href="https://yeniarayis.com/gokhanbozkurt/seyahat-ve-tatil-arasindaki-ince-cizgi/" target="_blank" rel="noopener">Seyahat ve tatil arasındaki ince çizgi</a>” adlı ikinci yazısında bu iki kavramın farkını çok güzel tanımlamış.

“Seyahatte amaç en iyi okulu ve öğretmeni aramaktır. Gezginler bu amaçla gezerken bazen kaybolurlar, bazen çok yorulurlar, hatta bazen aradıklarını hiç bulamadan geri dönerler ama aramaktan asla vazgeçmezler. Bu bağlamda, bulmak için aramak şarttır ancak aramak için bulma mecburiyeti yoktur. Çünkü gezgin için ulaşılacak ana hedef yolda olmaktır.”

Şöyle devam ediyor:

“Yalnızca yolculuk keyfi için bile yola çıkılabilir. Tam da bu yüzden bir gezginin seyahatlerinden mutsuz dönme olasılığı çok azdır. Farkındalığı yüksek, beklentisi düşüktür. Bu yüzden yolda onu bekleyen sürprizler, aksaklıklar, hatta minik kazalar bile gezgini seyahat tutkusundan vazgeçiremez.”

Gökhan Bozkurt’u okurken aklıma Sevan Nişanyan’ın seyahat etmekle ilgili sözleri geldi.

Bire bir hatırlamam mümkün değil ama Nişanyan, insanın başına bela gelmeden, sersefil, perperişan olmadan bir yere gitmesinin “seyahat etmek” sayılamayacağını, esasen seyahatin ancak karşılaşılan sorunların üstesinden gelmekle edileceğini söylüyordu.

Tabii konuya böyle yaklaşınca seyyahların birer mazoşist olduğu sonucuna da varabiliriz ama öyle değil, hem Bozkurt’un hem de Nişanyan’ın doğru bir yere temas ettikleri kanaatindeyim.

Hem imkânlar el verdi hem de benim içimde vardı, biraz seyahat etme şansına sahip oldum.

Benim seyahat etmekten anladığım ile genelin anladığı arasında devasa bir uçurum olduğunu görmem ise biraz zaman aldı.

Uzun bir zamandır hep şöyle bakıyorum, bir yerde geçirdiğim gün kadar yazılık malzeme çıkması lazım.

Diyelim, bir yerde beş gün geçirdim ama üç yazı yazabildim; demek ki, diyorum kendime, bu sefer becerememişim.

Doğru insanları bulamamışım, doğru yemekleri yiyememişim, doğru sokaklara sapamamışım…

Zira istisnasız her yerde anlatmaya değer bir şey vardır -iş ki görebilesin.

Günümüzde gezi yazarlığı da tamamen biçim değiştirdi.

Düşünsenize, teknoloji sayesinde artık oturduğunuz yerden hiç kalkmadan bir gezi kitabı yazabilirsiniz.

Her türlü ansiklopedik bilgi, harita veya görüntü elinizin altında.

Jamaika’ya gitmedim, ama biraz uğraşsam gitmiş gibi oraları anlatabilirim.

O yüzden, kendi gezi yazılarımın hepsinde yapmaya çalıştığım şey, bir yeri anlatmak değil, onu nasıl gördüğümü anlatmak oldu.

Eski seyahatnamelerin uzun şehir tasvirlerine lüzum yok demeyeyim de artık yazının gerektirdiği ölçüde var, olmasa da olur, 1932’de bir gazeteye yazıyor olsam, okurun muhayyilesinde canlansın diye Big Ben’in neye benzediğini uzun uzun anlatırdım, bugün Big Ben’i kişinin nasıl gördüğünü ve nereye koyduğunu anlatmasının daha değerli olduğunu düşünüyorum.

Ama bununla da yetinmemeli, şehir kadar kişilerin tecrübeleri de çok önemli.

O tecrübeler, itiraf edeyim ki, kötü olduğu ölçüde yazmaya değer hale geliyor, vartayı atlatmanın coşkulu gururu yazacak bir şey yaşamış olmanın sevincine bırakıyor yerini.

Bu yüzden mesela, sevmediğim bir şehre beni hayal kırıklığına uğratmaz.

O şehri neden sevmediğimi, oraya kanımın neden kaynamadığını anlamaya çalışırım.

Eh, bunu yaparken gün biter, hele bir de akşamına iyi yemek bulduysan seyahatin bir mana kesbetmiş olur.

Belayı çağırmak istemiyorum, ama hiç sorunsuz geçen seyahatin iyi bir şey olmadığına eminim.
<blockquote><em><strong>Planlı programlı seyahatler, nerede kalacağının aylar öncesinden belli olması, seyahatini hayatın getirebileceği sürprizlere kapatmak…</strong> <strong>Bence bir seyahate yapılabilecek en büyük kötülük bunlar.</strong></em></blockquote>
<h2><strong>SEYAHATE YAPILABİLECEK EN BÜYÜK KÖTÜLÜK</strong></h2>
Planlı programlı seyahatler, nerede kalacağının aylar öncesinden belli olması, seyahatini hayatın getirebileceği sürprizlere kapatmak…

Bence bir seyahate yapılabilecek en büyük kötülük bunlar.

Ama görebildiğim kadarıyla seyahat etmek, paylaşılması şart olan bir etkinlik alanına dönüştü.

Seyahatini paylaşmayana meczup gözüyle bakıyorlar.

“Ben daha çok yer gördüm,” diye akıl almaz saçmalıkta yarışlar başladı.

Mesela, bazı eğlencelik tablolar görüyorum, “kaç ülkeye gittin?” falan diye…

Birbirinden şöhretli insanların gittikleri ülke ve şehir sayısını saydıklarını görüyorum, gururla paylaşıyorlar.

Bu bana dehşet verici ölçüde manasız geliyor, çünkü seyahatin un tanesi gibi sayılamaz bir şey olduğu kanaatindeyim.

Neyse, yazıyı daha da uzatmayayım yoksa bitiremeyeceğim, yavaştan valizi toplayayım ben.

Bu hafta geçsin, haftaya anlatmaya başlarım nereye gittiğimi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hollandalılar neden farklıdır?</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/hollandalilar-neden-farklidir</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/hollandalilar-neden-farklidir</guid>
<description><![CDATA[ Hollandalılar neden farklıdır? ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/05/hollanda-yazilari-1.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Hollandalılar, neden, farklıdır</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<span><b>Hollanda deyince aklımıza ilk gelen görüntülerden biri olan değirmenlerin esas işlevi un üretmek değil, suyu taksim etmek. Yani, bir yere haddinden fazla su gelmeye başladıysa onu başka bir yere "kanalize" etmek, boşaltmak. Coates, selden korunabilmek için Hollandalıların ortaklaşa hareket etme kültürünü çok güçlü biçimde tesis ettiklerini yazıyor; ortak karar alma süreçleri ve uzlaşı bu kültürün en önemli parçaları.</b></span>

<span>Cam kenarında oturuyordum.</span>

<span>Uçak Rotterdam’a doğru alçalıyordu ve ben hiç bu kadar sonsuz düzlük görmediğimi düşünüyordum.</span>

<span>Yüzölçümü açısından Konya’yla neredeyse bire bir olduğuna bakmayın, Hollanda pek çok alanda dünyayı derinden etkilemiş bir ülke.</span>

<span>Kendilerini Avrupa’nın ve dünyanın en liberal ülkesi olarak anlatan Hollandalılar, hoşgörü ve uzlaşı kültürünün yerleşikliğiyle de övünüyorlar.</span>

<span>Peki, komşusu Almanya’da nadiren görülen bu özellikler Hollandalıların nasıl vazgeçilmez bir parçası olmuş?</span>

<span>Buraya gelmeden önce ilginç bir kitap okudum, ilginç olduğu ölçüde de güzeldi.</span>

<span>Ben Coates adlı yazar </span><i><span>Why The Dutch Are Different?</span></i><span> -</span><i><span>Hollandalılar Neden Farklıdır?</span></i><span>- adlı kitabında bu soruya düşündürücü bir cevap veriyor.</span>

<span>Hollanda, deniz seviyesinde bir ülke ve birçok yeri deniz seviyesinin altında.</span>
<blockquote><em><b>Avrupa’nın en alçak noktası da burada, Rotterdam’da: Nieuwerkerk aan den Ijssel, deniz seviyesinin yedi metre altında. Bir yerde dağ yoksa mağara da yoktur; yani karanlık ya da saklanma kültürü de pek olmaz. Coğrafyanın sonsuz açıklığı ve düzlüğü, zaman içinde insan ilişkilerini de belirler: insan-insan ve insan-doğa ilişkisi.</b></em></blockquote>
<h2><b>COĞRAFYANIN SONSUZ AÇIKLIĞI İNSAN İLİŞKİSİNİ DE BELİRLER</b></h2>
<span>Dahası, Hollandalılar hâlâ denizden toprak kazanarak ülkelerini var kılmaya çalışıyorlar.</span>

<span>Hollanda’nın İngilizcesi "The Netherlands", Fransızcası ise "Pays-Bas", bunların ikisi de "alçak topraklar" demek -bu coğrafi isimlendirmeye aslında Belçika da dahil.</span>

<span>Avrupa’nın en alçak noktası da burada, Rotterdam’da: Nieuwerkerk aan den Ijssel, deniz seviyesinin yedi metre altında. </span>

<span>Bir yerde dağ yoksa mağara da yoktur; yani karanlık ya da saklanma kültürü de pek olmaz.</span>

<span>Coğrafyanın sonsuz açıklığı ve düzlüğü, zaman içinde insan ilişkilerini de belirler: insan-insan ve insan-doğa ilişkisi.</span>

<span>İkincisi, Coates bunun altını özellikle çiziyor, Hollandalılar için en büyük tehlikenin sel olması.</span>

<span>Şimdi Hollanda deyince aklımıza ilk gelen görüntülerden biri olan değirmenlerin esas işlevi un üretmek değil, suyu taksim etmek.</span>

<span>Yani, bir yere haddinden fazla su gelmeye başladıysa onu başka bir yere "kanalize" etmek, boşaltmak.</span>

<span>Fakat bu suyla mücadele, ancak kolektif verilirse başarılabilecek bir çaba.</span>

<span>Bir mahallede herkesin üzerine düşeni yapması yetmez, yan mahallelerin de aynı özveriyi göstermesi gerekir; aksi takdirde yan mahalleyi ele geçiren sel suları sizin evinizi de yutacaktır.</span>

<span>Coates, selden korunabilmek için Hollandalıların ortaklaşa hareket etme kültürünü çok güçlü biçimde tesis ettiklerini yazıyor; ortak karar alma süreçleri ve uzlaşı bu kültürün en önemli parçaları.</span>

<span>Bir üçüncü sebep de ticaret olmalı.</span>

<span>Selden korunmak için sürekli yatırım yapmak lazım, yani sermaye lazım, değirmen yapılacak, set yapılacak, belli aranlar tarımsal araziye dönüştürülecek, denizden toprak kazanılacak vs…</span>
<blockquote><em><b>Ticaret, önceliği, karşındaki insanın kim olduğunu önemsemeden mal satmaya verdiği için Hollandalılar nezdinde insanlar kimliklerine göre değil nötr bir "alıcı" ve "satıcı" haline gelmişler. Bu da liberalliğin ve uzlaşının bu topraklarda iyice kökleşmesine, bu ülke insanın bir kültürü olmasına yol açmış.</b></em></blockquote>
<h2><b>NÖTR BİR 'ALICI' VE 'SATICI' </b></h2>
<span>Hollandalılar, gerek denizlere hakim oldukları onaltı ve onyedinci yüzyıllarda gerekse de sonrasında ticarete büyük önem vermişler.</span>

<span>Ticaret, adeta varoluşsal bir anlam ifade etmiş.</span>

<span>Ticaret, önceliği, karşındaki insanın kim olduğunu önemsemeden mal satmaya verdiği için Hollandalılar nezdinde insanlar kimliklerine göre değil nötr bir "alıcı" ve "satıcı" </span><span>haline gelmişler.</span>

<span>Bu da liberalliğin ve uzlaşının bu topraklarda iyice kökleşmesine, bu ülke insanın bir kültürü olmasına yol açmış.</span>

<span>Ticaret büyük öneme sahip, evet, ama burada Murat Belge’nin Hollanda’nın diğer Avrupa ülkelerinden neden ayrıldığına dair bir tespitini alıntılamak istiyorum: “Denizden bir halkın kazandığı toprağın toprak beyi olmaz."</span>

<span>Bir ilave etken de belki şu olabilir; Hollanda’daki insan yoğunluğu her yerden fazla çünkü toprak çok az -Hindistan’dan ya da New York’tan katbekat fazla.</span>

<span>Bu kadar kalabalık şekilde bir arada yaşamak için yine uzlaşı kültürüne ihtiyaç var.</span>

<span>Toprak az olduğu için eskiden Hollanda evlerinde duvarlar her türlü sesin geçebileceği denli ince olurmuş, evler ortak bahçelere bakarmış ve insanlar genellikle perdesiz yaşarlarmış.</span>

<span>Böylece, "mahremlik" algısı, iyice aşınmış, neredeyse kaybolmuş.</span>

<span>İki komşu ülke olsalar da Hollanda’yı "liberalliği", Almanya’yı da "Prusya disiplini" ile bilmemizin temel sebebi sanırım bu beş noktada yatıyor.</span>

<span>Misal, Avusturya’nın ikide bir faşizan eğilimlere sahip birini seçmesini anlayabiliyorken Hollanda’nın absürt bir ırkçılığı, tahammül edilemez bir nefret söylemini yücelten siyasetçileri başa geçirmesini anlamakta çok zorlanıyoruz.</span>

<span>Hollanda’nın yüzlerce sene içinde oluşturduğu kültürün böylesine radikal ve "illiberal" devlet adamlarını çıkarmasına şaşıyoruz.</span>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Johannesburg mutfağı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/johannesburg-mutfagi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/johannesburg-mutfagi</guid>
<description><![CDATA[ Johannesburg mutfağı ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/05/guney-afrika-yazilari-5.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Johannesburg, mutfağı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<span><b>Avrupa’da gittiğim Afrika lokantaları daha "otantik" gözükmek için ciddi çaba sarf ederken Johannesburg’dakiler Batılıydı. Tabii Johannesburg’da yemek diyorum ama akşamları yürümek diye bir şey olmadığı için benim lokantalar da hep Mandela meydanının çevresinde oldu.</b></span>

<span>Afrika lokantasına Bologna’da ve Berlin’de gittiğimi, Amsterdam’da gittiğimin ise özellikle Kenya lokantası olduğunu hatırlıyorum.</span>

<span>Dolayısıyla, Güney Afrika’ya giderken, aklımda oradakilere benzer bir lokantalar silsilesi bulacağımı düşünüyordum.</span>

<span>Büyük bir lavaşın üstünde çeşitli -genellikle farklı soslarda- etler olacak ve elinle yiyeceksin -çatal bıçak istediğinde de garson sana önce sertçe bakacak sonra getirecek.</span>

<span>Benim Afrika lokantasına dair fikrim buydu ama Johannesburg’da gittiklerimin hiçbirinde böyle bir seçenek görmedim.</span>

<span>Avrupa’da gittiğim Afrika lokantaları daha "otantik" gözükmek için ciddi çaba sarf ederken Johannesburg’dakiler Batılıydı.</span>

<span>Tabii Johannesburg’da yemek diyorum ama akşamları yürümek diye bir şey olmadığı için benim lokantalar da hep Mandela meydanının çevresinde oldu.</span>

<span>Şehrin öteki kısımlarındaki lokantalar nasıldır bilmiyorum ama bu meydan şehrin en lüks yeriydi ve benim düşündüğüm tarzda bir tane bile lokanta yoktu.</span>
<blockquote><em><b>Güney Afrika’da antiloba benzer çeşitli hayvanlar var: springbok, kudu, venison…</b></em>

<em><b>Springbok, özellikle carpaccio’suyla diğerlerinden ayrışıyor, sevimli olduğu kadar lezzetli de bir hayvan. "Kudu" ise kuru ette Güney Afrikalıların en büyük tercihi.</b></em></blockquote>
<h2><b>"KUDU" KURU ETTE GÜNEY AFRİKALILARIN EN BÜYÜK TERCİHİ</b></h2>
<span>Buraya gelmeden "springbok" denen antilop ve "kingklip" denen balık türüne dair biraz bilgi edinmiştim, springbok’un carpaccio’su çok lezzetli olurmuş.</span>

<span>İlk gün gittiğim Trumps'ın menüsünde "springbok carpaccio" görünce bu şehrin beni gastronomik açıdan yanıltmayacağına dair güçlü bir kanaat geliştirdim.</span>

<span>"Springbok"a Türkçede "keseli ceylan" diyormuşuz ama şimdi bunun adı değil -zaten ben keseli ceylan diye bir hayvan hiç duymadım- tadı önemli.</span>

<span>Güney Afrika’da antiloba benzer çeşitli hayvanlar var: springbok, kudu, venison…</span>

<span>Springbok, özellikle carpaccio’suyla diğerlerinden ayrışıyor, sevimli olduğu kadar lezzetli de bir hayvan.</span>

<span>"Kudu" ise kuru ette Güney Afrikalıların en büyük tercihi.</span>

<span>Bunun yemeği de oluyor ama etinin tadı biraz ekşi, açıkçası yediğim iki örnekten yola çıkarak şunu söyleyebilirim: "Kudu"yu sıcak değil kuru yemeli.</span>

<span>Kuru et demişken, dana haricinde venison’un da -bu aslında bir geyik türü- hayli rağbet gördüğünü söyleyebilirim.</span>

<span>Son gün markette dolanırken venison’un köftesini falan da aldım ama springbok bu kadar kullanışlı bir hayvan değil anladığım kadarıyla.</span>

<span>Johannesburg’dan dönerken kuru et olarak kudu ve venisonun yanı sıra dana, devekuşu falan da aldım, hepsi de çok lezzetliydi.</span>
<blockquote><em><b>Springbok ve salyangozu tamamlayan ana yemek olarak ise devekuşu söyledim ki bu da hayli lezzetli bir başka yemekti. Yanında da bir kırmızı Güney Afrika şarabı, gel de bu şehri sevme kolaysa…</b></em></blockquote>
<h2><b>GEL DE BU ŞEHRİ SEVME</b></h2>
<span>Trumps’ta ısmarladığım ikinci başlangıç yemeği ise sarımsak soslu salyangozdu -ve tek kelimeyle nefisti.</span>

<span>Springbok ve salyangozu tamamlayan ana yemek olarak ise devekuşu söyledim ki bu da hayli lezzetli bir başka yemekti.</span>

<span>Yanında da bir kırmızı Güney Afrika şarabı, gel de bu şehri sevme kolaysa…</span>

<span>Böylece, ilk akşamımda, Johannesburg’da bir ziyafet çekmeyi başardım.</span>

<span>İkinci akşam, yine aynı meydanda ama bu kez bir üst katta yer alan Nanno adlı lokantaya gidip “baby kingklip” balığını yedim.</span>

<span>Ben aslında küçük balık yemem, yani hamsi ya da istavrit yerim ama sarıkanat yemem.</span>

<span>Sorduğumda kingklip için böyle bir yasak olmadığını söylediler, artık doğru mu değil mi günahı onların boynuna.</span>

<span>Kingklip’in boyu yaklaşık iki metre oluyormuş, onbeş kiloya kadar da büyüyebiliyormuş.</span>

<span>Bir sonraki gün, soluğu bir başka lokantada aldım: Trumps’ın tam karşısındaki Butcher’s.</span>

<span>Bu sefer kingklip söyledim.</span>

<span>"Baby kingklip" derisi çıkarılmış ve başıyla kuyruğu kesilmiş bir şekilde geliyor, eti bembeyaz bir balık.</span>

<span>Bunu limon tereyağı ya da peri peri gibi çeşitli soslarla sunuyorlar.</span>

<span>Kingklip ise "Norveç somonu" gibi dilimlenmiş şekilde getiriliyor.</span>

<span>Ne yalan söyleyeyim, baby kingklip’i diğerine göre çok daha lezzetli buldum.</span>

<span>Gelelim, meyvelere diyeceğim ama Johannesburg’un bahtı avokado haricinde pek açık değil.</span>

<span>Biraz kuzeye gidildiğinde çok güzel mangolar yetişiyormuş -aldığım kuru mangolar da çok güzeldi.</span>

<span>Cape Town ise, zamanında Fransa’dan kaçıp gelen Heugenotlar sayesinde üzümün ve dolayısıyla küresel bir marka olan Güney Afrika şarabının şehri.</span>

<span>Başlangıcı söyledik, yemeği yedik, meyveler de geldi…</span>

<span>Şimdi bir de çay söyleyebiliriz.</span>

<span>Güney Afrika, "rooibos" adlı çalının anavatanı.</span>

<span>Siyah ve yeşil çayların aksine rooibos’un içinde kafein bulunmadığı için bolca tüketilebiliyor.</span>

<span>Rooibos’un sağlığa pek çok faydası varmış ama sanırım en önemlisi kalbe iyi gelmesi.</span>

<span>Orada yediklerim haricinde elim kolum epey dolu döndüm.</span>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Herkül Millas ile Atina’da</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/herkul-millas-ile-atinada</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/herkul-millas-ile-atinada</guid>
<description><![CDATA[ Herkül Millas ile Atina’da ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/06/yunanistan-yazilari-3.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Herkül, Millas, ile, Atina’da</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<strong>Veteran bir atlet olduğunu iddia eden ve -güya- kendi yaş kategorisindeki bütün atletizm ödüllerini toplayan Herkül Millas beyan ettiği yaşta değildir.</strong> <strong>Hadi koşuyu falan geçtim, uzun atlama yapıyormuş, uzun atlama, seksendört yaşında!</strong> <strong>Neyse, ben büyük oyunu fark ettim, artık sıra Yunan adaletinin bu hatayı düzeltmesine geldi.</strong>

Herkül Millas’ı ilk kez, <em>Futbol mu? Yok daha neler!</em> adlı kitabıma söyleşi yapmak için Gezi Pastanesi’nde buluştuğumuzda görmüştüm.

Sene 2012 olduğuna, yani ben yirmiüç yaşımda olduğuma göre, demek ki o zamandan beri fena sayılmayacak bir Herkül Millas okuruymuşum.

Ne yazık ki, geçen on küsur sene boyunca Herkül Millas’la buluşma imkânımız hiç olmadı.

Arada -bazen birkaç senelik boşluklar da girdi- mektuplaştık.

Atina’ya gelmeden kısa bir süre önce Herkül Millas’ın Yunus Nadi ödülünü kazanan son romanı Aile Mezarı’nı okudum.

Tam o günlerde bir Atina kaçamağı planlamıştım, eğer zaman bulabilirsem uğrayacağıma dair sözleştik.

Millas ailesinin Aile Mezarı’ndaki kahraman gibi Atina’nın Nea Smyrna bölgesinde oturduğunu öğrenince, dönmeden önce, öğle yemeğinde birlikte olmayı kararlaştırdık.

Evvela, Herkül Millas’la ilgili bir kanaatimi paylaşayım.

Herkül Millas kusura bakmasın ama onun artık büyük bir yalancı olduğuna inanıyorum.

Güya 1940 doğumluymuş, lafa bakın, 1940!

Bu hesapça Herkül Millas’ın 84 -seksendört, sekiz ve dört- yaşında olması gerekiyor, oysa, benim geçenlerde birlikte öğle yemeği yediğim kişi 40 yaşında yok.

Ha bir ihtimal daha var; belki de benim yemek yediğim kişi Herkül Millas’ın profesyonel dublörüdür.

40 yaşında var-yok denecek birinin ısrarla 6-7 Eylül’e tanıklık ettiğini söylemesi bana artık inandırıcı gelmiyor, 12 Eylül’ü gördüğü bile şüpheli.

Biz Nihan’la iki şaşkın, evin numarasına yanlış baktığımız için sonsuz sokağın diğer ucunda indik taksiden.

Yürüye yürüye doğru apartmana geldik, Herkül Bey ile Evi Hanım bize balkondan el ettiler.

Millasların evi beşinci katta -diyorum ya size, bu aile kırklarının başında diye.

Böylece, Evi Hanım’la da tanışmış oldum; kısa bir hoşbeşin ardından sofraya oturduk: mantar çorbası, tavuk, fiyakalı bir pilav ve tatlı yedik.

Matrak bir şey anlatayım, sıra kahveye gelince Evi Hanım nasıl içmek istediğimizi sordu.

Ben de sandım ki, işte sade mi, orta mı, şekerli mi diye soruyor; meğer nasıl bir kahve içmek istediğimiz sorusunun muhatabıymışız.

Kısa bir tartışmanın ardından “kapsül kahve”de karar kılındı, şak, en moda kahveler önümüzde.
<blockquote><em><strong>Herkül ve Evi Millas ile bolca Türk iç politikasının kısır çekişmelerinden, biraz edebiyattan, Atina’dan, tam gezemediğimiz Atina’nın güzelliklerinden, eski İstanbul’dan, yitip giden Heybeli’den, başkalaşan adalardan, kimliğini kaybeden şehirden, kent kültürünün nasıl eridiğinden konuştuk.</strong></em></blockquote>
<h2><strong>HEYBELİ’DEN, BAŞKALAŞAN ADALARDAN KONUŞTUK</strong></h2>
Yahu tevatüre kansam, Herkül Bey ile Evi Hanım’ın seksenlerinde olduğunu düşüneceğim.

Seksenlerindeki insanlar “kapsül kahve” mi içer, evlerinde kapsül kahveleri mi olur -mesela, bende yok.

Herkül ve Evi Millas ile bolca Türk iç politikasının kısır çekişmelerinden, biraz edebiyattan, Atina’dan, tam gezemediğimiz Atina’nın güzelliklerinden, eski İstanbul’dan, yitip giden Heybeli’den, başkalaşan adalardan, kimliğini kaybeden şehirden, kent kültürünün nasıl eridiğinden konuştuk.

Çok sevdiği, kendini ait hissettiği Heybeli’yi bir daha göremeyeceğinden söz ederken Evi Hanım’ın gözleri doldu; ama biz derebeyleri gözyaşlarımızı saklama konusunda daha hünerliyizdir.

“Bilge insan” Herkül Millas’tan çok şeyler öğrendim.

Edebiyattan siyasete, yaşama, azınlıklar meselesine, milliyetçiliğe…

Ama sanırım beni en etkileyen ve çeşitli yazılarda defalarca yazdığım şekilde, insanın sadece tanımadığından -yani, soyuttan- nefret edeceği tespitiydi.

Burada bir kez daha anlatmak istiyorum.

Koyu bir Türk milliyetçisi, misal Ermenilerden -soyut- ölesiye nefret edebilir ama Ermeni kuyumcusunu -somut- o nefretin dışında tutar, o başkadır çünkü, diğerleri gibi değildir.

Çünkü onunla bir iletişim kurmuş ve etkileşim içine girmiştir, o kişi, sadece kimliğiyle değil, fiziğiyle, sevinciyle, gülüşüyle, yaklaşımıyla, acısıyla, ailesiyle, mesleğiyle ve sayısız özelliğiyle o kişinin hayatında yer etmiştir.

Tanımadığı Ermeniler ise onun için can düşmanı olabilir, hepsi aynı amaca hizmet ediyordur vs…

O söyleşimizde, ailece 6-7 Eylül pogromunun muhataplarından biri olduklarını anlatmıştı.

Üstelik babası manto ve kışlık kıyafetler diken bir terzi olduğu için eylül başı ailece borca girip kumaş falan aldıkları bir döneme denk düşüyordu.

7 Eylül’de evden çıkmış babası.

Gene de arkadaşlarının ve ülkesinin kendisine zarar vermeyeceğinden eminmiş, ta ki Gümüşsuyu’ndan Taksim’e geldiğinde etiketlerini yerlerde görene kadar.

Yağmadan payına düşeni almışlar, bir süre sonra da Atina’ya göçmüşler.

Babası bir daha Türkçe konuşmamış, Türklerden nefret etmiş, ama, hayat bu ya, gene de en yakın arkadaşları Türkler olarak kalmış.

O günlerde, Türk Milli Atletizm Takımı’nın rekortmen sporcusu ise Herkül Millas adını taşıyormuş.
<blockquote><em><strong>İstanbul’un vitrinlerinin diğer hiçbir şehre benzemeyen bir ölçüde simetrik olduğunu fark edince, çeşitli örnekleri fotoğraflayıp bir albüm yapmış.</strong> <strong>Tatlılar, midyeler, simitler, kumaşlar, ayakkabılar, aklınıza gelen ne varsa, hepsi askeri bir disiplinle sıralanmış gibi.</strong> <strong>Doğduğumdan beri İstanbul’un vitrinleriyle iç içe yaşarım, Millas’ın gördüğünü ben görememiştim.</strong></em></blockquote>
<h2><strong>MİLLAS’IN GÖRDÜĞÜNÜ BEN GÖREMEMİŞTİM</strong></h2>
Herkül Millas, bu ziyaretimizde çok ilginç bir kitap projesinden bahsetti: <em>İstanbul Simetrik Satar</em>.

İstanbul’un vitrinlerinin diğer hiçbir şehre benzemeyen bir ölçüde simetrik olduğunu fark edince, çeşitli örnekleri fotoğraflayıp bir albüm yapmış.

Tatlılar, midyeler, simitler, kumaşlar, ayakkabılar, aklınıza gelen ne varsa, hepsi askeri bir disiplinle sıralanmış gibi.

Doğduğumdan beri İstanbul’un vitrinleriyle iç içe yaşarım, Millas’ın gördüğünü ben görememiştim.

Neyse, yemekten sonra tam evden çıkacağız, bir baktık Herkül Millas ortalarda yok…

Nerede demeye kalmadan en alt katta olduğu anlaşıldı, beş kat merdivenden ışık hızıyla inivermiş!

Sonradan anladım, Yunanistan’ı da kandırıyormuş -buradan yetkililere ihbar ediyorum, sayın savcılar iyi dinleyin.

Veteran bir atlet olduğunu iddia eden ve -güya- kendi yaş kategorisindeki bütün atletizm ödüllerini toplayan Herkül Millas beyan ettiği yaşta değildir.

Hadi koşuyu falan geçtim, uzun atlama yapıyormuş, uzun atlama, seksendört yaşında!

Neyse, ben büyük oyunu fark ettim, artık sıra Yunan adaletinin bu hatayı düzeltmesine geldi.

Kırk yaşında olduğu şüpheli adama seksendört yaşında dersen tabii bütün rekorları kırar.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Delft</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/delft</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/delft</guid>
<description><![CDATA[ Delft ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/06/hollanda-yazilari-4.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Delft</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<span><b>Vermeer'i Eski Kilise'ye defneden Delft, Willem'i de Yeni Kilise'ye defnetmiş.</b></span>

<span><b>Aynı dönemde, VOC -ticaret-, Vermeer -sanat- ve Willem -siyaset- deyince Delft’in ne kadar önemli bir merkez olduğu daha iyi anlaşılıyor sanırım.</b></span>

<span>Katolik İspanya’ya karşı Protestanların ayaklanmasını başlatan Hollanda’nın milli kahramanı Orange’lı -Sessiz- Willem, aslında Almanya’da doğdu, hayatının büyük bölümünü Hollanda dışında geçirdi ve genellikle Fransızca konuşurdu.</span>

<span>Tarihin tabancalı ilk suikastına uğrayan lideri de o oldu.</span>

<span>Üstelik burada, Delft’te, Prisenhof’taki evinde.</span>

<span>Tarih, 10 Temmuz 1584.</span>
<blockquote><em><b>Bir süre önce, Willem, maiyetindeki Balthasar adlı bir adama -Katolik- kıyafet alması için para vermiş. Balthasar, aldığı bu kıyafetlerin arasına bir tabanca saklamış. Bir kolonun arkasında saklanıp Willem’in yemeğini bitirmesini beklemiş. Willem odadan çıkınca çekmiş silahını, hem göğsünden hem de midesinden vurmuş.</b></em></blockquote>
<img class="alignnone wp-image-115395 size-full" src="https://yeniarayis.com/wp-content/uploads/2024/06/Delft.png" alt="Delft" width="1600" height="900">
<h2><b>TARİHİN TABANCALI İLK SUİKASTINA UĞRAYAN LİDER</b></h2>
<span>Willemler ailece mutat öğle yemeklerinden birini yemişler. </span>

<span>Bir süre önce, Willem, maiyetindeki Balthasar adlı bir adama -Katolik- kıyafet alması için para vermiş.</span>

<span>Balthasar, aldığı bu kıyafetlerin arasına bir tabanca saklamış.</span>

<span>Tabancayı da yine Willem’in adamlarından birinden satın almış çünkü Balthasar’ı kendilerinden sandıkları için güveniyorlarmış.</span>

<span>Bir kolonun arkasında saklanıp Willem’in yemeğini bitirmesini beklemiş.</span>

<span>Willem odadan çıkınca çekmiş silahını, hem göğsünden hem de midesinden vurmuş.</span>

<span>Tabii hemen kaçmaya çalışmış ama nafile, yakalanmış, sonrası hayli sevimsiz işkenceler…</span>

<span>Ateşte çıplak bırakmışlar, asmışlar, sopayla kemiklerini kırmışlar, başından aşağıya kızgın yağ dökmüşler, kızgın demirlerle şişlemişler, yanık yerlerine tuz basmışlar, yetmemiş bir de hadım etmişler.</span>

<span>Vermeer’i Eski Kilise’ye defneden Delft, Willem’i de Yeni Kilise’ye defnetmiş.</span>

<span>Aynı dönemde, VOC -ticaret-, Vermeer -sanat- ve Willem -siyaset- deyince Delft’in ne kadar önemli bir merkez olduğu daha iyi anlaşılıyor sanırım.</span>

<span>Prisenhof’ta Willem’in hayatından kesitler haricinde “Delft porseleni” sergisi vardı.</span>

<span>Geçen yazıda referans verdiğim </span><i><span>Vermeer’in Şapkası</span></i><span> adlı kitabında, Timothy Brook, VOC’unDoğu seferlerinin Avrupa’da nasıl bir heyecan yarattığını ve mavi-beyaz Çin porseleninin Avrupa modasını nasıl ele geçirdiği etraflıca anlatır.</span>

<span>Bugün bile “Delft porseleni” diye hemen her yerde satılan bir tür var.</span>

<span>Üretim açısından Çin’den gelenlerden daha farklı olan Delft porseleni, zaman içinde Çin’deki orijinallerinin yerini bile almış, tercih edilir olmuş.</span>

<span>Prisenhof’taki sergide, nadir görülen siyah porselen de yer alıyordu.</span>

<span>Yine Prisenhof’taki odaların birinde “Delft ustaları” adında bir resim sergisi açılmıştı.</span>

<span>Bu sergide, Gerard Houckgeest, Willem van Aelst, Pieter de Hooch gibi adını hiç duymadığım Delftli ressamların eserleri sergileniyordu.</span>
<blockquote><em><b>Altın Çağ’a hep resim sanatı açısından baksak da Delft’in meydanındaki bir heykel, Hollanda’nın bu çağda sanat kadar bilimde de öne çıktığını gösteriyor. "Uluslararası hukukun" kurucusu kabul edilen Hugo Grotius da 1583’te Delft’te doğmuş -16. yüzyıl sonunun ne kadar bereketli geçtiğine bir örnek daha.</b></em></blockquote>
<img class="alignnone wp-image-115402 size-full" src="https://yeniarayis.com/wp-content/uploads/2024/06/Delft-1.png" alt="Delft - 1" width="1600" height="900">
<h2><b>DELFT MEYDANINDA BİR HEYKEL</b></h2>
<span>Prisenhof’tan çıkıp Eski Kilise’yi geçerek meydana gidelim.</span>

<span>Altın Çağ’a hep resim sanatı açısından baksak da Delft’in meydanındaki bir heykel, Hollanda’nın bu çağda sanat kadar bilimde de öne çıktığını gösteriyor.</span>

<span>“Uluslararası hukukun” kurucusu kabul edilen Hugo Grotius da 1583’te Delft’te doğmuş -16. yüzyıl sonunun ne kadar bereketli geçtiğine bir örnek daha.</span>

<span>Meydan, birbirinden güzel mimariye sahip binalarla adeta süslenmiş.</span>

<span>Benim geldiğim gün Prisenhof’tan meydana kadar bit pazarı kurulmuştu.</span>

<span>Tezgâhlar doluydu ama ben alacak bir şey bulamadım. </span>

<span>Eğer buradan Vermeer’in Delft Manzarası’nı çizdiği noktaya doğru yürürsek kanalların birinin yanında bir başka ressamın müzeye çevrilmiş evinin önünden geçeriz: Paul Tetar van Elven.</span>

<span>Van Elven, Altın Çağ’ın bir ressamı değil, doğumu 1823.</span>

<span>1896’daki vefatından önce evinin müzeye dönüştürülmesini vasiyet etmiş, eşi de bu isteği yerine getirmiş.</span>

<span>1920’lerde müzeye çevrilen ev hâlâ müze olarak kullanılıyor.</span>

<span>Üç katlı bu ev görmeye değer çünkü Van Elven ressamlıktan kazanamadığı serveti demiryoluna yatırım yaparak elde edince koleksiyona epey bir bütçe ayırabilmiş.</span>

<span>Kadın kostümleri toplamış, Delft ve Çin porselenleri almış, antika mobilyalara da merakı varmış…</span>

<span>Van Elven, özgün bir ressam olmak yerine daha çok beğendiği ressamlarının çeşitli tablolarını kopyalayıp satmış.</span>

<span>O yüzden evinde kendi yaptığı bir Raphael ve Rembrandt da var.</span>

<span>Bunca yürüyüşten sonra artık acıkmış olmalıyız.</span>

<span>Van Elven’in evine çok yakın Loetje adlı bir et lokantasına gidebiliriz.</span>

<span>Adeta sosun içinde bir ada şeklinde yükselen çok lezzetli bir biftekten de söyledik mi, değmeyin keyfimize.</span>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Parasız Dünya turu nasıl yapılır?</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/parasiz-dunya-turu-nasil-yapilir</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/parasiz-dunya-turu-nasil-yapilir</guid>
<description><![CDATA[ Parasız Dünya turu nasıl yapılır? ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/05/Parasiz-Dunya-turu.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Parasız, Dünya, turu, nasıl, yapılır</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<span><b>Bu sorunun cevabı herkes için tektir ve geçerlidir: Parasız Dünya turu yapılamaz! Böyle bir şey mümkün değildir. Aksini iddia edenler, iyi niyetli bile olsalar, aslında gençleri yanlış yönlendirmiş olurlar. Genç gezgin adaylarını doğru yönlendirmemiz için yapmamız gereken "yapabilirsin, çıkabilirsin" gibi altı doldurulmamış söylemler yerine, bilgiye dayalı tavsiyelerde bulunmak olmalıdır.</b></span>

<span>Son yıllarda Instagram ve YouTube’daki gezgin hesaplarında gözle görülür bir çoğalma var. Bu durum seyahat kültürünün yaygınlaşması, gençlerin dünya üzerindeki farklı ülkeleri ve kültürleri tanıması adına sevindirici bir gelişme. Diğer yandan sosyal medyada karşılaştığımız içerikleri tüketirken tedbirli olmakta fayda var. Yanıltıcı bilgilere maruz kalma ihtimalini her zaman göz önünde bulundurmalıyız. Kişilerin seyahat tecrübeleri dinlemek faydalıdır ancak bu tecrübeleri genel bilgilermiş gibi kabul etmek risklidir. Yanlış bilgiler, seyahate çıkan birçok gencimizi hayal kırıklığına uğratabilir, yollarda beklenmedik zorluklarla karşılaşmalarına neden olabilir. </span>

<span>Seyahatle ilgili bilmeniz gereken ilk gerçek, bu yazının da başlığını oluşturan sorudur. Bu başlığı hem SEO uyumlu olması için hem de bu konudaki yanlış bilgilendirmeleri düzeltmek amacıyla özellikle seçtim. Parasız Dünya turu nasıl yapılır? Bu sorunun cevabı herkes için tektir ve geçerlidir: Parasız Dünya turu yapılamaz! Böyle bir şey mümkün değildir. Aksini iddia edenler, iyi niyetli bile olsalar, aslında gençleri yanlış yönlendirmiş olurlar. Genç gezgin adaylarını doğru yönlendirmemiz için yapmamız gereken "</span><i><span>yapabilirsin, çıkabilirsin" </span></i><span>gibi altı doldurulmamış söylemler yerine, bilgiye dayalı tavsiyelerde bulunmak olmalıdır. Bu yazının amacı da budur.</span>
<blockquote><em><b>Tam bu noktada müjdeli bir haberim var. Parasız olmaz ancak bu yazıyı okuyan herkesin sahip olabileceği mütevazi miktarlarla dünya turuna çıkmak gayet mümkündür. Sanıldığının aksine seyahate çıkmak maddiyat meselesinden çok zihniyet meselesidir. Cepte zengin olmaktan çok kafada zengin olmayı gerektirir.</b></em></blockquote>
<h2><b>SEYAHATE ÇIKMAK MADDİYAT MESELESİNDEN ÇOK ZİHNİYET MESELESİ</b></h2>
<span>Tam bu noktada müjdeli bir haberim var. Parasız olmaz ancak bu yazıyı okuyan herkesin sahip olabileceği mütevazi miktarlarla dünya turuna çıkmak gayet mümkündür. Sanıldığının aksine seyahate çıkmak maddiyat meselesinden çok zihniyet meselesidir. Cepte zengin olmaktan çok kafada zengin olmayı gerektirir. Seyahati mümkün kılan paradan önce istek, arzu ve eylemlerdir. Önceki yazılarımda bahsetmiştim; seyahat etmek tatile çıkmaktan farklıdır. Bu yüzden bazen zorluklar içerebilir, bazen oldukça yorucu olabilir. Seyahatin bu tür özelliklerini baştan bilir ve kabul ederseniz, seyahate çıkmanızın önündeki en büyük engeli kaldırmış olursunuz. Bir başka deyişle, seyahate çıkmanızın önündeki en büyük engel sanıldığının aksine maddiyat değildir. Önemli olan günlük yaşantımızda oluşturduğumuz konfor alanımızın dışına çıkabilme cesaretini gösterebilmektir. Bu noktada Dünya turuna çıkmak için gereken minimum maddiyat; ilk adımı atmanızı sağlayacak uçak bileti masrafını karşılayabileceğiniz, yolculuk sırasında güvenliğinizi ve sağlığınızı riske atacak istenmedik durumlardan kaçınmanızı temin edecek kadar bir paraya sahip olmaktır. Gerisini yol size verir. 20’li yaşlarımda Avrupa kıtasında defalarca bu şekilde yola çıktım.  Sadece bir uçak bileti ve banka hesabımda yoldaki güvenliğimi ve sağlığımı riske edecek durumlardan kaçınmamı sağlayacak kadar bir parayla 30'dan fazla ülke gezmeyi başarmıştım. Tabii ki bunun için seyahat öncesi iyi bir hazırlık ve planlama yapmanız gerekir.</span>

<span>Şimdi seyahatlerinizi mümkün olduğunca az maliyetlerle gerçekleştirmenizi sağlayacak tavsiyelere gelelim. Bir seyahatin en büyük masraf kalemi konaklama ve ulaşımdır.Vereceğim bilgiler ışığında konaklama ve ulaşım masrafınızı çok büyük oranda azaltmanız mümkündür.</span>
<blockquote><em><b>Konaklama masrafınızı sıfıra indirecek ilk yöntem konaklama paylaşım platformlarıdır. Bu online platformların en ünlüsü ve en iyisi "Couchsurfing" web-sitesidir. Bu tür platformlar gezginler için gezginler tarafından kurulan dayanışma platformlarıdır.</b></em></blockquote>
<h2><b>KONAKLAMA</b></h2>
<span>Konaklama masrafınızı sıfıra indirecek ilk yöntem konaklama paylaşım platformlarıdır. Bu online platformların en ünlüsü ve en iyisi "</span><i><span>Couchsurfing" </span></i><span>web-sitesidir. Bu tür platformlar gezginler için gezginler tarafından kurulan dayanışma platformlarıdır. </span><i><span>Couchsurfing</span></i><span> sitesine girerek bir profil oluşturursunuz. Sonrasında gideceğiniz yeri ve tarihleri girersiniz. O yerdeve tarihlerde evini gezginlere ücretsiz açan diğer gezginleri görürsünüz. Mesaj atarsınız ve kabul etmesi durumunda, evinde ücretsiz olarak kalırsınız. Bu yöntem tamamen ücretsizdir, evini açan kişi sizden para istemez ama karşılığında, </span><i><span>Couchsurfing</span></i><span> adabı gereği, evinde konakladığınız gezgine minik bir jest yapmanız beklenir. Örneğin, akşam yemeğini siz hazırlarsınız, bulaşıkları siz yıkarsınız gibi… Seyahatiniz süresince bu şekilde aylarca ücretsiz konakla imkanına erişebilirsiniz. Benzer şekilde "</span><i><span>home-exchange"</span></i><span> siteleri de kullanılabilir.</span> <span>Ayrıca yerel gezi topluluklarıyla (örneğin ilgili facebook gruplarıyla) bağlantı kurmak da faydalı çözümler arasındadır.</span>

<span>İkinci yöntem gönüllü çalışma programlarıdır. Düşük bütçeli gezginler için en ideal yöntem budur. Gezginleri bırakın, ülkemizde yabancı dil öğrenmek isteyen ancak yurtdışında aylarca kalacak ekonomik güce sahip olmayan gençlerimiz için mükemmel bir çözüm yöntemidir. Örneğin, üniversite birinci sınıfta okurken İngilizce seviyemden memnun olmadığım için yaz tatillerimi bu şekilde geçirmeye karar vermiştim. 3 yaz boyunca 1 kuruş ücret ödemeden ve hiçbir ek masraf yapmadan yazlarımı Amerika Birleşik Devletleri’nde bu yöntemle geçirmiştim. Gençlerimizi bahane üretmek yerine, karşılaştıkları sorunların çözümlerine odaklanırlarsa tüm dünyanın onlara sayısız fırsatlar sunduğunun farkına varacaklardır. Bu tür gönüllü çalışma programlarının mantığı çok basittir. Bir konuda gönüllü iş gücüne ihtiyaç duyan kurumlar, ücretsiz konaklama ve ücretsiz yemek karşılığında dünyanın her yerinden gençlere kapılarını açarlar. Bu işler tamamen gönüllü iş olduğu için turist vizesiyle veya vizesiz gittiğiniz bir ülkede hiçbir ek evrak işine ve yasal izne gerek duymadan çalışabilirsiniz. Yapılacak işler ilan verenin ihtiyaçlarına göre değişir. Zor ve istismara açık işler değillerdir. Patron-işçi ilişkisinin olmadığı, karşılıklı güvene dayalı, arkadaşlık temelinde ilerleyen işlerdir. Gönüllünün zorunlu bir yükümlüğü yoktur. İstediği anda o işyerini terk ederek yoluna devam edebilir. Bu bakımdan gezginleri koruyan güvenli bir yöntemdir. Birçok site olmasına rağmen önerebileceğim en iyi iki site; </span><i><span>worldpackers</span></i><span> ve </span><i><span>workaway </span></i><span>web-siteleridir. Binlerce iş ilanıyla on binlerce gönüllüyü bir araya getirme ve güvenli mesajlaşma hizmeti sundukları için bu siteler, senelik üyelik ücreti talep ederler ancak bu miktarlar yüksek meblağlar değildir. Sonrasında profilinizi oluşturursunuz ve gönüllü işlerin listelendiği veri tabanında size uygun yerlerde ve şartlarda olan işleri arattırırsınız. </span>

<span>İşlerin listelendiği sayfada yapılması beklenen işlerin içerikleri, çalışma saatleri ve karşılığında sunulan imkanların hepsi yazar. Herhangi bir sürprize yer yoktur. Uygun gördüklerinize mesaj atarsınız ve başlarsınız. Somutlaştırırsak; Türkiye’de, şu an bu satırları okuyan bir genç evinde otururken, hemen şimdi Brezilya’nın Rio de Janeiro şehrinde aylarca kalacağı bir yeri hiç kimseyi tanımadan ve ek ücret ödemeden güvenli bir şekilde ayarlayabilir. Bu iş özünde bu kadar basittir. Bu satırları okuyan üniversite öğrencilerimiz varsa, yaz tatillerini bu şekilde her sene farklı bir ülkede geçirmelerini öneririm. Bu şekilde, mezun olana kadar en az 4 farklı ülkede yaşama ve iş tecrübesine sahip olacaklardır. Bu deneyimler dil kabiliyetlerini geliştirirken, mezuniyet sonrası iş hayatlarını da çok olumlu yönde etkileyecektir. Seyahat etmek bir zihniyet meselesidir demiştik. "</span><i><span>Yaz tatilimde çalışmam!"</span></i><span> veya "</span><i><span>Work and Travel yaparım, para kazanırım daha iyi"</span></i><span> zihniyetindeki kişilerde bu yazdıklarım pek yankı bulmaz. Genç yaşlarda sosyal ve kültürel sermaye biriktirmek en değerli kazançtır. Gezginlere dönersek, seyahatleriniz esnasında bu tür gönüllü projelere yardım ederek konaklama masrafınızı sıfıra indirebilir ve yolunuza bu şekilde devam edebilirisiniz.</span>
<blockquote><em><b>Hotel, otel, pansiyon gibi klasik konaklama seçenekleri yerine hostel dediğimiz, gezginlere özel konaklama tesislerini tercih edebilirsiniz. Türkiye’de hostel kültürü pek bilinmez. Bilenler de genelde yanlış bilir. Evet, hostellerin paylaşımlı odaları vardır. Bu özellik hostelin en klasik özelliğidir ancak bu şekilde bir konaklama imkânı sunmaları bu işletmeleri kalitesiz yapmaz.</b></em></blockquote>
<h2><b>HOSTELLERİN PAYLAŞIMLI ODALARI VARDIR AMA BU ONLARI KALİTESİZ YAPMAZ</b></h2>
<span>Üçüncü yöntem hostellerde konaklamadır. Diyelim ki ilk iki yöntemi de denediniz ancak konaklayacak yer bulamadınız. Az bir ihtimal olsa da bu mümkündür ve yolda başınıza gelebilir. Bu durumda hotel, otel, pansiyon gibi klasik konaklama seçenekleri yerine hostel dediğimiz, gezginlere özel konaklama tesislerini tercih edebilirsiniz. Türkiye’de hostel kültürü pek bilinmez. Bilenler de genelde yanlış bilir. Evet, hostellerin paylaşımlı odaları vardır. Bu özellik hostelin en klasik özelliğidir ancak bu şekilde bir konaklama imkânı sunmaları bu işletmeleri kalitesiz yapmaz. Çok kaliteli, çok güvenli ve oldukça konforlu hosteller vardır. İçinde yüzme havuzu, jakuzisi, kaliteli bir barı, restoranı, konforlu bir lobisi olan yüzlerce hostel gördüm. Markalaşmış hostellerin paylaşımlı odaları da hijyen ve konfor bakımından 4 yıldız otellerin odalarını aratmayacak derecede iyidir. Çoğu hostelde tek kişilik odalar veya kadın gezginler için sadece kadınların kalabildiği özel odalar da vardır. Dolayısıyla tek başına kalmak isteyenler ve seyahat eden kızlarımız da gönül rahatlığıyla hostellerde kalabilirler.</span>

<span>Bir gezgin için hostelde kalmanın iki ana mantığı vardır. Birincisi hostel ücretlerinin oldukça düşük olmasıdır. Güney Asya’da günlük 7-8 dolara, Güney Amerika’da günlük 10-12 dolara gayet güzel, kaliteli ve temiz hostellerde kalmanız mümkündür. Aynı şehirdeki hotel odalarının fiyatları ise bu rakamların en az 10 katıdır. Böylece gezginler, hosteller sayesinde konaklama masraflarını ciddi anlamda azaltır.</span>

<span>İkinci neden ise hostelin sunduğu eğlence ve arkadaşlık ortamıdır. Hostellerin yazılı olmayan, ancak herkesin uyması beklenen bir kuralı vardır. İngilizce "</span><i><span>A stranger is just a friend you haven't met yet" </span></i><span>cümlesiyle ifade edilen bu kurala göre, hostelde karşılaştığınız hiç kimse yabancı değildir, sadece henüz tanışmadığınız yeni arkadaşınızdır. Dolayısıyla hostelin barında, lobisinde, odanızda karşılaşacağınız herkesle çekinmeden anında tanışabilir, sohbet açabilirsiniz. Hiç kimse "</span><i><span>bu kişi durup dururken neden bana selam verdi, neden yanıma geldi"</span></i><span> diye önyargıyla yaklaşmaz. Hostelde konaklamanın ana amacı zaten diğer gezginlerle tanışmaktır. Bu bağlamda birçok kaliteli hostel, konaklayan tüm misafirleri için ücretsiz şehir turları, ücretsiz yoga dersleri, ücretsiz partiler düzenler. Çetelesini tutmadım ancak gün sayısını toplarsam ömrümün en az 1 senesi çok lüks 5 yıldızlı otellerde konaklayarak geçmiştir. Ancak bu konaklamalarımdan bana kalan hiçbir dostluk, hiçbir kalıcı arkadaşlık hatırlamıyorum. Aynı şekilde hostellerde de çok kaldım ve bugün bile iletişimde olduğum, halen görüştüğüm hostellerde tanıştığım onlarca arkadaşım var.</span>

<span>Tabii ki iyi bir hostel deneyimi için daha önce altını çizdiğim hazırlık ve planlama aşamasının önemi büyüktür. Beklentilerinize uygun bir hostel bulmak için biraz emek ve zaman ayırmanız gerekir. Aksi durumda herhangi bir otelin kötü çıkması gibi, bir hostelin de kötü veya güvensiz bir yer olma ihtimali vardır. Bu bağlamda; Selina, Viajero, Wild Rover, Generator, St Christopher’s, Wombats gibi uluslararası hostel zincirleri seyahate yeni başlayanlar için en güvenli limanlar olacaktır.</span>
<blockquote><em><b>Ulaşım masraflarınızı kısmak için kadim otostop yöntemi dışında seyahat ederken başvurabileceğiniz en önemli yöntem araç paylaşımıdır. Araç paylaşımı sitelerin en ünlüsü BlaBlaCar uygulamasıdır. Özel araçlarıyla bir şehirden başka bir şehire giden araç sahipleri aracın içindeki boş koltukları bu uygulama sayesinde kiralar.</b></em></blockquote>
<h2><b>ULAŞIM</b></h2>
<span>Ulaşım masraflarınızı kısmak için kadim otostop yöntemi dışında seyahat ederken başvurabileceğiniz en önemli yöntem araç paylaşımıdır. Araç paylaşımı sitelerin en ünlüsü BlaBlaCar uygulamasıdır. Özel araçlarıyla bir şehirden başka bir şehire giden araç sahipleri aracın içindeki boş koltukları bu uygulama sayesinde kiralar. Normal otobüs veya tren fiyatlarına göre çok daha ucuz ve hızlı şekilde ulaşım imkanı sağlar. </span>

<span>Avrupa kıtasında interrail tren biletleri tekil alınan biletlere göre çok daha ucuza mal olur. Interrail, Avrupa'da 30'dan fazla ülkede geçerli olan aylık tren biletidir. Bu sayede tek bir biletle, belirli bir süre boyunca ülkeler arasında sınırsız sayıda istediğiniz kadar tren yolculuğu yapabilirsiniz.</span>

<span>Otobüs yolculuğunu tercih eden gezginler ise uzun yol seyahatlerinde gece yolculuğunu seçebilirler. Böylece konaklama masrafı yapmazlar ve zamanı en verimli şekilde kullanırlar. Uyurken varmak istedikleri destinasyona ulaşmış olurlar. Birçok ülkede gece otobüslerinde yatak olma özelliğine sahip koltuklar vardır ve uyumaya elverişlidir.</span>

<span>Gideceğiniz kıtada veya ülkede faliyet gösteren ucuz hava yollarını (low-cost airlines) bilmeniz seyahat masraflarınızı ciddi anlamda düşürür. Ucuz havayolu şirketleri masraflarını kısmak için kısıtlı reklam ve tanıtım faliyeti yaparlar, dolayısıyla önceden isimlerini bilmeniz zordur. Bu tür havayolu şirketlerini bulmanın en kolay yöntemi </span><i><span>FlightRadar2</span></i><span>4 gibi uygulamaları kullanmaktır. Bu tür uygulamaları kullanarak dünya üzerindeki herhangi bir havaalanından kalkan veya inen bütün uçakların tam zamanlı listesini görürsünüz. Gösterilen bilgiler arasında inen veya kalkan uçak firmalarının isimleri de yazar. Örneğin; Brezilya’da Amazon Ormanlarına gitmek için Manaus şehrine varmanız gerekiyor. Bu tür bir uygulama kullanarak Manaus şehrindeki havalimanına inen/kalkan bütün ucuz havayolu şirketleri kolayca öğrenir ve sonrasında o şirketlerin resmi internet sitelerine giderek biletinizi alabilirsiniz. Ayrıca alternatif yerlerden aktarmalı uçuşları bulmak için </span><i><span>Kiwi</span></i><span>, </span><i><span>Kayaki, Google Flights</span></i><span> gibi seyahat uygulamalarını etkili bir şekilde kullanmayı öğrenmenizi tavsiye ederim.Uçuş ve kalış sürelerinizin esnek olması da maliyetleri ciddi anlamda düşürecektir. Havacılıkta "</span><i><span>Southwest Etkisi" </span></i><span>diye geçen yöntemi kullanarak da bilet fiyatlarını ciddi miktarlarda düşürebilirsiniz. Bu yöntem gitmek istediğiniz ana şehre direkt uçmak yerine, o şehrin yakınlarında bulunan daha küçük bir şehrin havalimanına uçamaya ve sonrasında karayolu ile esas destinasyonunuza devam etmenize dayanır. Aynı şekilde uçuşa başlayacağınız yeri de ana şehriniz dışında size yakın bir havalimanı olarak seçebilirsiniz. Ucuz uçak bileti için sıklıkla kullanılan bir diğer yöntem de "</span><i><span>skiplagging" </span></i><span>dediğimiz yöntemdir. Havayolu şirketlerinin hiç sevmediği bu yöntemin detaylarını burada açıklamayacağım ancak Google’a yazarak rahatlıkla öğrenebilirsiniz.</span>

<span>Yola çıktık, yolda bedavaya veya az para harcayarak konaklamayı öğrendik. Peki seyahatimize devam edebilmemiz için yolda nasıl para kazancağız? Bu sorunun cevabı da aslında sanıldığından çok daha kolay. Haftaya görüşmek üzere…</span>

 ]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Seyahat rotaları</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/seyahat-rotalari</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/seyahat-rotalari</guid>
<description><![CDATA[ Seyahat rotaları ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/04/Seyahat-Rotalari.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Seyahat, rotaları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<span><b>Cennet vatanımız Türkiye’yi zaten tanıdığımızı ve bildiğimizi varsayıyorum. Gelelim yurtdışı seyahat rotalarına.</b></span>

<span>İnsan yaşadığı ülkeyi sevmeli ve bilmeli… Bu yüzden cennet vatanımız Türkiye’yi zaten tanıdığımızı ve bildiğimizi varsayıyorum. Gelelim yurtdışı seyahat rotalarına. Geçen yazılarımızda seyahatin özelliklerinden ve faydalarından bahsetmiştim. Şimdi bu çerçeveye uygun bazı seyahat rotalarına göz atalım.</span>
<blockquote><em><b>Bu ismin verilme nedeni rotanın muz şeklinde bir coğrafyayı kapsamasıdır. Ayrıca bu bölgedeki yerel kafe ve restoranlar, batılı turistlerin gelmesiyle kendi kafelerinde pankek yapımına başladıkları için böyle adlandırılmış. Bu rota Güneydoğu Asya bölgesini kapsar.</b></em></blockquote>
<h2><b>BANANA PANCAKE TRAIL</b></h2>
<span>Gençlere ve kendisini genç hissedenlere önerebileceğim ilk rota Banana Pancake yoludur. Muzlu Pankek Yolu diye çevirebiliriz. Bu ismin verilme nedeni rotanın muz şeklinde bir coğrafyayı kapsamasıdır. Ayrıca bu bölgedeki yerel kafe ve restoranlar, batılı turistlerin gelmesiyle kendi kafelerinde pankek yapımına başladıkları için böyle adlandırılmış. Bu rota Güneydoğu Asya bölgesini kapsar. Kesin sınırları olmamakla beraber Tayland’ın Bangkok şehrinden başlar. Her ülkede mümkün olduğunca uzun kalınır, o ülkenin kültürü, tarihi ve şehirleri derinlemesine deneyimlenir ve sonrasında rota üzerindeki komşu ülkeye geçilir.Tayland’dan sonra, rota genellikle Laos, Vietnam, Kamboçya, Malezya, Endonezya ve Filipinler’i kapsar. Bu rota için en az 3 ay gerekir, kültürel ve doğal güzelliklerin tam manasıyla tadını çıkartabilmek için bence en ideal süre 6 aydır. Bu bölge dünya üzerindeki en güvenli ve en ucuz seyahat rotalarından biridir. Bu yüzden tek başına, ilk uzun yol deneyimi yaşayacaklar için en iyi başlangıç rotasıdır.</span>
<blockquote><em><b>Gringo yolu Orta ve Güney Amerika’yı kapsayan bir rotadır. Gringo İspanyolcada "yabancı" manasına gelir. Aynı zamanda Amerika Birleşik Devletleri vatandaşları için de Amerikalı kelimesi yerine Gringo ismi kullanılır. </b></em></blockquote>
<h2><b>GRINGO TRAIL</b></h2>
<span>Gringo yolu Orta ve Güney Amerika’yı kapsayan bir rotadır. Gringo İspanyolcada "yabancı" manasına gelir. Aynı zamanda Amerika Birleşik Devletleri vatandaşları için de Amerikalı kelimesi yerine Gringo ismi kullanılır. Bu rotayı ilk keşfedenler ve popülerleşmesini sağlayanlar Amerika Birleşik Devletleri’nden gelen gençler olmuştur. Rotanın ismi buradan gelir. Klasik rota Orta Amerika’da Belize’den başlar. Sırasıyla Guatemala, El Salvador, Honduras, Nikaragua, Kosta Rica ve Panama ülkelerinden geçer. Sonrasında Güney Amerika’ya geçilip Kolombiya, Ekvator, Peru, Bolivya ve Şili gezilir. Son yıllarda bu klasik rotaya Arjantin ve Brezilya’da eklenmiştir. Doğa severler için eşsiz bir deneyim sunar. Bu bölge diğer rotalara göre daha tehlikeli bir rotadır. Dolayısıyla deneyimsiz gezginler için başlangıç olarak uygun olmayabilir.</span>
<blockquote><em><b>Takip edilecek güzergâh, tarihi İpek Yolu bölgesini kapsadığı için bu isimle anılır. Bu rota ülkemizden, İstanbul’dan başlar. Türkiye’den sonra sırasıyla Gürcistan, Ermenistan, Azerbaycan, İran, Türkmenistan, Özbekistan, Kırgızistan ve Kazakistan’a geçilir.</b></em></blockquote>
<h2><b>İPEK YOLU ROTASI</b></h2>
<span>Takip edilecek güzergâh, tarihi İpek Yolu bölgesini kapsadığı için bu isimle anılır. Bu rota ülkemizden, İstanbul’dan başlar. Türkiye’den sonra sırasıyla Gürcistan, Ermenistan, Azerbaycan, İran, Türkmenistan, Özbekistan, Kırgızistan ve Kazakistan’a geçilir. Bu ülkeler arasında seyahat edilirken mecbur kalınmadıkça havayolu kullanılmaz. Her ülkeye karayolu veya demiryoluyla geçilir. Ülke içerisinde tarihi, kültürel şehirlerde durulur, doğal güzellikleri mutlaka görülür. Örneğin Türkiye’de, İstanbul’dan sonra Bursa, Ankara, Konya, Nevşehir, Trabzon gibi şehirler üzerinden geçilir. Özellikle Orta Asya’daki ülkelerde turizm yeterince gelişmediği için tecrübesiz gezginler için bu rota pratikte bazı zorluklar barındırır. Örneğin ulaşım ve konaklama imkanları Orta Asya’da nispeten kısıtlıdır. Bununla birlikte turizm yeterince gelişmediği için halkı yabancılara karşı daha misafirperverdir. Ayrıca Türk gezginler, Ermenistan hariç, tüm rota üzerinde ekstra hoşgörü ve misafirperverlikle karşılanırlar. Bu rotanın bir başka avantajı, Orta Asya ülkelerinin diğer rotalara göre daha az turist çekmesinden kaynaklanır. Bu yüzden doğal güzellikleri halen bakirliğini korur.</span>
<blockquote><em><b>1960’ların ve 70’lerin en popüler, en ünlü gezi rotası bu yoldur. 1960’ların kısıtlı ulaşım ve bilgi imkanları göz önüne alındığında bu yöntem aslında mecburiyetten doğmuştur. Londra’dan, Paris’e geçilir. Sırasıyla gidilecek ve görülecek şehirler şu şekildedir: </b><b>Brüksel, Münih, Varşova, Roma, Atina, İstanbul, Beyrut, Amman, Tahran, Kabul, Peshawar, Delhi, Katmandu, Dakka ve Bangkok.</b></em></blockquote>
<h2><b>HIPPIE TRAIL</b></h2>
<span>1960’ların ve 70’lerin en popüler, en ünlü gezi rotası bu yoldur. Londra’dan başlayan seyahat Bangkok, Tayland’a kadar uzanır. Teknolojinin ve ulaşım imkanlarının gelişmesiyle günümüzde eski popülaritesini yitirmiştir ancak nostalji sever gezginler halen bu rotayı birkaç mecburi değişiklik yaparak (mesela Afganistan) takip ederler. Güney Amerika ülkelerinden, Amerika Birleşik Devletleri’nden, Kanada’dan gelen gençler ilk önce Londra’ya giderler. Bu rotayı diğer rotalardan ayıran en önemli özelliği ülke değil, şehir bazlı olmasıdır. Gezginler, ülkeleri değil, önceden belirlenen kadim şehirleri gezerler. 1960’ların kısıtlı ulaşım ve bilgi imkanları göz önüne alındığında bu yöntem aslında mecburiyetten doğmuştur. Londra’dan, Paris’e geçilir. Sırasıyla gidilecek ve görülecek şehirler şu şekildedir: </span><span>Brüksel, Münih, Varşova, Roma, Atina, İstanbul, Beyrut, Amman, Tahran, Kabul, Peshawar, Delhi, Katmandu, Dakka ve Bangkok. İstanbul bu şehirler arasında en büyük öneme sahip şehirdir çünkü tüm gezginlerin ortak buluşma noktasıdır. İstanbul yolun merkezidir, gezinin kalbidir. En azından geçmişte öyleymiş. Nepal’e giden otobüsler İstanbul’dan kalkarmış. Gerek Amerika kıtasından gerekse Avrupa’dan yola başlayan tüm gençlerin buluşma noktası İstanbul’muş. 1960’ların teknolojisini düşünün. İnternet yok, cep telefonu yok, mesajlaşma yok. Kısacası </span><i><span>"ben geldim, sen neredesin?"</span></i><span> diyebilme imkanları yok. Bu yüzden Amerikalı ve Avrupalı gençler İstanbul’da buluşmak üzere tahmini bir tarih belirlermiş ve o tarihte İstanbul’a varmayı umarak evlerinden yola çıkarlarmış. İstanbul’da buluşma noktası ise Sultanahmet’teki Lale Restoran isimli bir mekanmış. Bu restoran gezginler arasında o kadar ünlenmiş ki Nepal’e giden "</span><i><span>Magic Bus"</span></i><span> otobüsleri bile direkt bu restoranın önünden kalkar olmuş. Kalacak yer bulamayanlar bu restoranda konaklarmış. Parası bitenler burada çalışıp harçlık alırmış. İstanbul’a erken gelenler, geç kalanlar, buluşacakları diğer gezginleri arayanlar bilgi vermek için Lale Restoran’ın duvarlarını mesajlaşma tahtası olarak kullanırmış. Lale Restoran’ın duvarları o kadar ünlenmiş ki, bu duvarlar gezginlerin </span><span>önerdikleri pansiyonları, gezi rehberlerini, bilet bilgilerini, alışveriş noktalarını paylaştığı, bilgi notlarını yazdığı bir duvar panosu haline dönüşmüş. Bu anlamda belki de ilk offline gezi web sitesi denemesi bu duvarlarda yapılmış diyebiliriz. </span><span>Lale Restoran’ın sütlacı ünlüymüş ancak yabancı gezginler bu tatlının ismini telaffuz edemediği için burayı "puding shop" olarak adlandırmışlar. Bir efsaneye göre eski ABD başkanlarından Bill Clinton bile gençken Lale Restoran müdavimlerindenmiş ve Asya turuna buradan başlamış.</span>
<blockquote><em><b>Bu seyahat Dünya’nın en uzun tren yolculuğudur. Hiç durmadan ve trenden inmeden giderseniz tam 8 gün sürer. Dünya’nın en derin gölü olan Baykal Gölü bu güzergâh üzerindedir. Güzergâh Rusya’nın başkenti Moskova’dan başlar Rusya’nın pasifik kıyısındaki sınır şehri Vladivostok’ta biter.</b></em></blockquote>
<h2><b>TRANS-SİBİRYA YOLU</b></h2>
<span>Bu seyahat Dünya’nın en uzun tren yolculuğudur. Hiç durmadan ve trenden inmeden giderseniz tam 8 gün sürer. Sırf bu rekoru kırmak için 8 gün boyunca trenden inmeden bu seyahati yapan gezginler vardır ancak doğrusu ve güzeli tren yolu üzerindeki önemli şehirlerde durup, bölgeyi tanıyıp, doğal güzelliklerinin tadını çıkartıp bir sonraki trenle yola devam etmektir. Örneğin, Dünya’nın en derin gölü olan Baykal Gölü bu güzergâhüzerindedir. Güzergâh Rusya’nın başkenti Moskova’dan başlar Rusya’nın pasifik kıyısındaki sınır şehri Vladivostok’ta biter. Güzergâh ortasında Moğolistan ve Çin’e de uğranır,sonrasında ana güzergaha geri dönülür. Çoğu gezgin Vladivostok’tan Güney Kore’ye veya Japonya’ya geçerek turlarına devam ederler.</span>
<h2><strong>SAFARİ YOLU</strong></h2>
<span>Bu seyahat yolu Afrika’nın en iyi safari ülkelerini kapsar. Genellikle ilk durak Güney Afrika’dır. Sonrasında Namibya, Botsvana, Zimbabwe, Zambiya, Tanzanya ve Kenya ülkelerine devam edilir. Afrika kıtasında seyahat ve özellikle safari yapmak ucuz bir seyahat biçimi değildir, bu yüzden bütçesi dar gezginlere öncelikle önerebileceğim bir rota değildir.</span><span> </span>

<span>Bütçesi dar gezginler demişken haftaya değineceğim konu hakkında da ufak bir ipucu vereyim. Seyahat etme alışkanlığı edinmek isteyen gençlerimiz bu gezilerini nasıl finanse edecekler? Bu sorunun çözümü sanıldığından çok daha kolay ve mümkün. Haftaya görüşmek üzere.</span>

 ]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yolda para nasıl kazanılır?</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/yolda-para-nasil-kazanilir</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/yolda-para-nasil-kazanilir</guid>
<description><![CDATA[ Yolda para nasıl kazanılır? ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/05/dijital-nomad.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Yolda, para, nasıl, kazanılır</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<strong>Freelancer işlerde çalışan gezginler belirli bir işverene bağlı olmaksızın proje bazlı veya belirli bir süre için becerili ve bilgili oldukları alanlarda uzaktan online hizmet sunarlar. İş bitiminde kazançları banka hesaplarına online şekilde yatar. Freelancer’lara ücretsiz hesap açan ve ücretsiz bankamatik kartı hizmeti sunan güvenilir uluslararası bankalar vardır.</strong><strong> </strong>

Geçen haftaki yazımda Dünya turuna çıkmak için cepte değil, kafada zengin olmak gerektiğini belirtmiştim. <em>‘‘Gerisini yol size verir’’ </em>diye de eklemiştim. Bir işin mümkün olması, onun kolay olacağı anlamına gelmez. İlk adımı atmak alıştığımız konfor alanımızı terk edebilme cesaretimize bağlıdır. Sonrasında imkansızı mümkün yapan, zoru kolay kılan şey hazırlıktır. Bu haftaki köşe yazımı bu hazırlık sürecine katkı sunacak bazı tavsiyelere ayırdım. Bu bilgiler ışığında seyahate çıkan vatandaşlarımız yolda para kazanabilir, kendi seyahatlerini yoldayken finanse edebilirler.
<blockquote><em><strong>Bilinen ve uygulanan en klasik yöntem ‘‘pasif gelir’’ yöntemidir. Pasif gelir, kişinin çalışma saatleri içinde aktif çalışmasına gerek kalmadan, veya doğrudan çaba harcamadan elde ettiği gelirdir. Bu tür gelirler genellikle borsa yatırımları, faiz gelirleri, gayrimenkul kiraları, telif hakları, bitcoin ve benzeri kripto para kazanımlarıdır.</strong></em></blockquote>
<h2><strong>‘PASİF GELİR’ YÖNTEMİ</strong></h2>
Bilinen ve uygulanan en klasik yöntem <em>‘‘pasif gelir’’</em> yöntemidir. Pasif gelir, kişinin çalışma saatleri içinde aktif çalışmasına gerek kalmadan, veya doğrudan çaba harcamadan elde ettiği gelirdir. Bu tür gelirler genellikle borsa yatırımları, faiz gelirleri, gayrimenkul kiraları, telif hakları, bitcoin ve benzeri kripto para kazanımlarıdır. Kişinin çalışmak zorunda kalmadan gelir elde etmesini sağlayan her türlü gelir bu kategoriye girer. Uzun yol seyahatlerine çıkmak aslında butür bir gelire sahip olanlar için iyi bir tasarruf yöntemidir. Bu şekilde gezerken para biriktirmeniz bile mümkündür. Maalesef Türkiye sıradan yaşamların çok pahalıya yaşandığı bir ülke oldu. Dolayısıyla, Türkiye’de yaşarken harcadığınız miktarlardan çok daha azını harcayarak dünyanın birçok bölgesini artık rahatlıkla gezebilirsiniz.

İkinci yöntem; <em>‘‘freelancing’’</em> denilen bağımsız ve online çalışma yöntemidir. Bu şekilde çalışanlara <em>‘‘freelancer’’</em> denir. Bu yöntemle gezebilmeniz için mutlaka aranan bir beceriye ve uzmanlık alanına sahip olmanız gerekir. Peki bunu nasıl anlarsınız? Başkalarını kısa bir süre kandırabilirsiniz ama kendinize asla yalan söyleyemezsiniz. Yolculuğunuzun uzun ve sorunsuz devam etmesini istiyorsanız yola çıkmadan önce insanların ihtiyaç duyacağı bir beceriye veya uzmanlığa gerçekten sahip olup olmadığınızı kendi kendinize sormanız gerekir. Kendinize vereceğiniz samimi cevabınız <em>‘‘evet’’</em> ise seyahatinizi yoldayken finanse etmeniz mümkündür.

Freelancer işlerde çalışan gezginler belirli bir işverene bağlı olmaksızın proje bazlı veya belirli bir süre için becerili ve bilgili oldukları alanlarda uzaktan online hizmet sunarlar. İş bitiminde kazançları banka hesaplarına online şekilde yatar. Freelancer’lara ücretsiz hesap açan ve ücretsiz bankamatik kartı hizmeti sunan güvenilir uluslararası bankalar vardır. Bu bankalar sizden kalıcı bir adres talep etmez, otel adresinizi vermeniz yeterlidir. Bu şekilde otelinize yollanacak bankamatik kartıyla dünyanın her yerinden hesabınıza yatan paranızı çekebilirsiniz. Telefonunuzu kullanarak bütün ödemelerinizi online yapabilirsiniz.
<blockquote><em><strong>Örneğin; Tayland seyahatiniz sırasında, Kanadalı bir şirketin projesinde çalışabilirsiniz.</strong> <strong>Ücretinizi dolar üzerinden alır, paranızı Tayland’ta istediğiniz ATM’den baht olarak çeker ve harcamalarınızı Tayland bahtı üzerinden yaparsınız.</strong></em></blockquote>
<h2><strong>TAYLAND SEYAHATİNİZDE, KANADALI BİR ŞİRKETİN PROJESİNDE ÇALIŞABİLİRSİNİZ</strong></h2>
Somut bir örnekle açıklamaya çalışayım. Örneğin; Tayland seyahatiniz sırasında, Kanadalı bir şirketin projesinde çalışabilirsiniz. Ücretinizi dolar üzerinden alır, paranızı Tayland’ta istediğiniz ATM’den baht olarak çeker ve harcamalarınızı Tayland bahtı üzerinden yaparsınız. Sizinle aynı işi yapan Kanada vatandaşıyla aynı miktarları kazanırken, Kanada’da yaşayanlardan katbekat daha az para harcayarak Tayland’daki seyahatinize devam edersiniz. Üstelik Kanada’da soğuk kış günlerinde evden çalışmak yerine, bu şekilde sıcak yaz günlerinde Tayland’da (veya dünyanın başka bir ülkesinde) kumsaldan çalışmak her açıdan daha mantıklıdır. Bu tür yöntemler gezginlere daha az parayla daha kaliteli ve mutlu hayatlar yaşama imkanı verir. Bu şekilde yapabileceğiniz işlerin başında; grafik tasarımı, dijital pazarlama, fotoğrafçılık, iş danışmanlığı, yazarlık, çevirmenlik, sosyal medya yöneticiliği, bilgisayar ve yazılım programcılığı, sosyal medya içerik üreticiliği, online eğitmenlik, yabancı dil öğretmenliği gibi iş alanları gelir. Bu işlerin çoğu dijital ortamda gerçekleştiği için bu şekilde para kazanarak gezenlere genel olarak <em>‘‘digital nomad’’</em> denir.
<blockquote><em><strong>Dijital ortam dışında fiziki ‘‘freelancer’’ olarak da çalışabilirsiniz. Örneğin gittiğiniz yerlerde bir süre kalarak İngilizce öğretmenliği yapabilirsiniz. Bulunduğunuz şehirlerde hizmet veren işletmelerin katalog çekimlerini yapabilir, tanıtım videolarını hazırlayabilirsiniz. Sörf, dalış, dans veya yoga eğitmenliği yapabilirsiniz.</strong></em></blockquote>
<h2><strong>FİZİKİ ‘FREELANCER’ OLARAK DA ÇALIŞABİLİRSİNİZ</strong></h2>
Dijital ortam dışında fiziki <em>‘‘freelancer’’</em> olarak da çalışabilirsiniz. Örneğin gittiğiniz yerlerde bir süre kalarak İngilizce öğretmenliği yapabilirsiniz. Bulunduğunuz şehirlerde hizmet veren işletmelerin katalog çekimlerini yapabilir, tanıtım videolarını hazırlayabilirsiniz. Sörf, dalış, dans veya yoga eğitmenliği yapabilirsiniz. Şarkıcılık veya DJ’lik yaparak birçok beach-club veya barda performans sergileyebilirsiniz. Dövmecilik, boyacılık hatta aşçılık yapabilirsiniz. Kısacası, para edecek her türlü zanaatkârlık ve sanatkârlık becerinizi yolda kullanabilirsiniz. Çocuk yetiştiren arkadaşlarıma her zaman söylediğim bir tavsiyeyi yeri gelmişken burada da paylaşayım. 21. Yüzyıl diplomaya değil, beceriye sahip olanların iş bulacağı bir yüzyıl olacak. Bilmenin değil, sorun çözmenin; cevapların değil, soruların önem kazanacağı bir döneme giriyoruz. Bu şekilde yetiştirilen Türk gençleri Dünya’nın heryerinde iş bulma ve yaşama becerisine sahip olacaktır.

Yolda bu tür işleri icraa edebilmeniz için size gerekli olacak malzemeleri de yanınızda taşıyor olmanız gerekir. Örneğin, yanında drone taşıyarak gezen bir arkadaşım Kolombiya’da birçok otelin fotoğraf ve video çekimlerini yaparak gezisini rahatlıkla finanse etmişti. Yanında DJ setup’ını götüren arkadaşım Tayland’da DJ’lik yaparak hem para kazanıp hem de gezisine devam edebilmişti.

Bu tür işleri, seyahat öncesinde ve esnasında yapacağınız etkili bir hazırlık ve planlama süreciyle kolaylıkla bulabilirsiniz. Becerisi olan insanlara dünya’nın heryerinde ihtiyaç ve talep vardır. Ayrıca bu tür işler için Upwork, Freelancer, Fiverr, Bionluk gibi internet sitelerine başvurabilirsiniz. Bu siteler freelancer çalışmak isteyenlerle işverenleri ve proje sahiplerini bir araya getiren çok etkili ve güvenilir platformlardır.

Son yılların en popüler işi YouTuber’lık da seyahat ederken para kazanmak için iyi bir alternatif olabilir ancak yeterli bir gelir getirebilmesi için içeriklerin iyi belirlenmesi önem arz eder. YouTube'dan para kazanmak istiyorsanız, cep telefonuyla herkesin çekebildiği sıradan gezi videolarının ötesine geçmenizi ve içeriklerinizde farklı bir odak noktası belirlemenizi öneririm. Örneğin, Dünya’daki farklı futbol stadyumlarını gezen, taraftar gruplarıyla röportajlar yapan, izleyicilere ilginç maçlardan görüntüler sunan bir spor-gezi kanalı tüm rakiplerinden sıyrılacaktır. Veya sadece sörf destinasyonlarını gezen, Dünya’daki sörf okullarıyla röportajlar yapan, veya Dünya’daki en iyi yoga ve inziva yerlerini araştırıp, bulup izleyicilere ulaştıran içerikler fark yaratacaktır. Örneğin, Dünya Edebiyat Rotası adı altında, Şili’de Pablo Neruda’nın, Brezilya’da Paulo Coelho’nun, Meksika’da Gabriel García Márquez’in evlerini gezen, ünlü yazarları yaşadıkları yerlerde tanıtan, ünlü kütüphanelerden çekim yapan bir edebiyat-gezi kanalının takipçi sayısı hem daha çok artacaktır hem de kurumsal işbirlikleri için daha çekici olacaktır. Bu yüzden yola çıkacak Türk gezginlere uluslararası alanda öne çıkabilmeleri için tek elle cep telefonuyla çektikleri klasik gezi vloglarından uzaklaşıp, daha profesyonel yöntemler kullanarak farklı temalarda içerikler üretmelerini öneririm. Brezilya’ya giden 101’inci Türk gezgin olup Rio sahillerinden benzer görüntüler çekmek yerine, Rio de Janeiro’daki en iyi Capoeira dans okullarını, Ju-jitsu salonlarını izleyicilere sunan 1. gezgin olmanız uzun vadede izlenme trafiğinizi ve gelirinizi arttıracaktır.

Yıllar önce bir duvar yazısı okumuştum. Şöyle diyordu:<em> ‘‘Bazıları bavulunu toplayıp kaçar, bazılarıysa aynı yerde kalarak…’’ </em><em> </em>

Uzun lafın kısası, beş hafta süren bu yazı dizisini şu sözlerle bitirelim<em>: </em>Yola çıkmak istemeyenler için bahane çok, yola çıkmak isteyenler için bahane yok; yol açık, yola çık!]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bir Tema Parkı olarak Venedik: VeniceLand (2)</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/bir-tema-parki-olarak-venedik-veniceland-2</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/bir-tema-parki-olarak-venedik-veniceland-2</guid>
<description><![CDATA[ Bir Tema Parkı olarak Venedik: VeniceLand (2) ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/05/venedik.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Bir, Tema, Parkı, olarak, Venedik:, VeniceLand, 2</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<strong>Artık Avrupa, eğer turizm zoruyla bir eğ</strong><strong>lence parkına dönüşüyorsa ya da dönüşecekse, bunu olabilecek en yüksek getiriyle gerçekleştirip, hiç değ</strong><strong>ilse seçmenleri biraz olsun rahatlatmak istiyor. Ve öyle görünüyor ki artık eğ</strong><strong>lence parkında her aracı en yüksek bedellerle deneyimleyenler dışındakiler Avrupa</strong><strong>’da pek istenmiyor. </strong>

<a href="https://yeniarayis.com/yalinalpay/bir-tema-parki-olarak-venedik-veniceland-1/" target="_blank" rel="noopener">Dün kaldığımız yerden</a> devam ediyoruz…

Venedik, Avrupa’nın öncü eğlence parkı kentlerinden birisi ve belki de birincisi. Fakat Venedik’te yaşayanların duydukları tedirginlik, rahatsızlık, memnuniyetsizlik, mutsuzluk ve öfke, Venedik gibi çok yoğun turist nüfusu alan diğer Avrupa kentlerinde de her geçen gün artarak kendisini gösteriyor. Bu yüzden Venedik’i bir öncü model olarak kabul edersek, Venedik’te meydana gelen gelişmelerin, yakın gelecekte Avrupa’nın diğer belli başlı turistik kentlerinde de yaşanacağını varsayabiliriz.

Venedik’te geçen hafta (25 Nisan) yürürlüğe konan bir Belediye Meclisi kararı, kentin bir eğlence parkı olduğuna ilişkin göstergeleri güçlendirdi. Bundan böyle Venedik’e giriş yapan turistlerden, kişi başına 5 Euro’luk bir giriş ücreti alınacak. Turistler giriş ücretlerini, "Contributo di Accesso a Venezia" (Venedik'e Giriş Ücreti) adıyla oluşturulan siteden rezervasyon yaparak ödeyebilecek. 5 Euro’luk giriş ücretini ödeyen ziyaretçilerin akıllı telefonuna geçiş belgesi özelliğinde bir QR kod gönderilecek ve şehirde rastgele yapılacak kontrollerde bu karekodun gösterilmesi gerekecek. Giriş ücretini ödemeyenler, yerel yetkililerin kontrollerinde tespit edilmeleri halinde giriş ücretine ek olarak 50 Euro’luk idari para cezasına çarptırılacak.

Venedik’in, bütçeden sorumlu belediye meclis üyesi Michele Zuin, 2024 yılı için ücretin "bir deney" olarak 29 yoğun günde uygulanacağı bilgisini verdi. Zuin, gelecek yıl ücret takvimine daha fazla gün ekleneceğini ve ücretlerin 10 Euro’ya kadar çıkabileceğini söylüyor. Yani Venedik şimdilik bir deneme ve promosyon olarak 5 Euro.

Venedik Belediyesi sınırları içerisindeki tesislerde konaklayanlar, Venedik'in içinde bulunduğu Veneto bölgesinde ikamet edenler, 14 yaş altı çocuklar, bakıma muhtaç olanlar, spor müsabakalarına katılanlar, seyahate çıkan lise öğrencileri, güvenlik güçleri ve itfaiye ekipleri giriş ücreti ödemekten muaf tutulacak. Yani uygulama şimdilik, Venedik’i konaklamadan deneyimlemek isteyenlerden, konaklama sırasında alınan şehir konaklama vergisinin konaklamadıkları için alınamamasından doğan ödemeyi tahsil etmeye yönelik görünüyor. Zira Venedik’te konaklamayan fakat Venedik’i deneyimleyen kişiler, kentten yararlanmalarına rağmen şehir vergisini ödemeden, Venedik’e yakın başka bir şehirde konaklayarak, o kente şehir vergisi ödüyorlar. Venedik, bana gelen turist, ödemesini bana yapmalı diye düşünüyor. Bunda belli bir haklılık payı da yok değil.
<blockquote><em><strong>Venedik</strong><strong>’te olup bitenler Venedik</strong><strong>’teki turizm gündemi çok önemli olduğundan değil, Avrupa</strong><strong>’nın genelindeki turizm gündemi için öncü bir konum oluşturduğu için kıymetli. Avrupa yılda yaklaşık 1 milyarlı</strong><strong>k turist alıyor. Yani dünyanın sekizde biri, yıl içerisinde Avrupa</strong><strong>’da turist olarak dolaşıyor. Avrupa nüfusunun 718 milyon olduğu düşünülürse, bu turist sayısının ne kadar fazla olduğu daha iyi anlaşılıyor.</strong></em></blockquote>
Bu durumu Venedik’in muhalefet kanadındaki milletvekillerinden Giovanni Andrea Martini ise, "Fiyatı iki katına çıkarmak şehri bir meta haline getiriyor, bir tema parkından, bir müzeden başka bir şey değil" diye yorumluyor. Belediye'nin gelecekteki projeleri arasında havaalanını büyütme ve lagünde yeni kanallar açma planları olduğunu söyleyen Martini, böylece teknelerin ve hatta 2019'da yasaklanan yolcu gemilerinin Venedik’in daha yakına yanaşabileceğini, bu gelişmelerin de şehrin daha da boğulacağı anlamına geldiğini" ileri sürüyor.

<em>The New York Times International</em>’ın haberine göre, İtalya'da ulusal tatil olan 25 Mayıs Perşembe günü 113.000 kişi Venedik'e girmek için kayıt yaptırmıştı. Bunların 15,700'ü giriş ücreti ödedi ve 40,000'i muaf geceleyen misafirlerden oluşurken, geri kalan ziyaretçiler - yine muaf - öğrenciler, işçiler ve sakinlerin akrabaları ya da arkadaşlarından oluştu. Oysa Venedik'teki Ca Foscari Üniversitesi’ndeki turizm uzmanları tarafından 2020 yılında yapılan bir araştırmaya göre, Venedik'e günde gelmesi gereken optimum ziyaretçi sayısı, yaklaşık dörtte biri günübirlikçi olmak üzere 52.000 kişi civarında olmalı.

Venedik’e koyulan giriş ücretinin doğurduğu bir başka gelişme ise geçtiğimiz yıl BM’nin kültür ajansı UNESCO’nun, kitle turizmini ana endişe kaynağı olarak göstererek, Venedik’in tehlike altındaki Dünya Mirasları listesine alınması yönündeki tavsiyesini, giriş ücretinin onaylanmasının ardından geri çekmiş olması. Ancak UNESCO yetkilileri yaptıkları açıklamada Venedik’in daha fazla ilerleme kaydetmesi gerektiğini ileri sürdüler.

Venedik’in hamlesi hem belediye kasası için bir gelir artışı sağlama hem de turistler için minik de olsa Venedik’e uğramaktan bir caydırma adımı. Şimdilik 5 Euro’luk bir ücret yüksek bir caydırıcılık sunmuyor gibi görünse de, Venedik girişlerinde ödeme yapmak için uzun kuyruklar oluştukça, günübirlik gelen turistler, zaten 5-6 saatle sınırlanmış olan gezi vakitlerinin ve günlük enerjilerinin önemli bir kısmını burada bırakacaklarından, Venedik’e girmemeyi, ya da Venedik’te hiç değilse bir ya da iki gece konaklamayı gündemlerine almaya yönelebilirler.
<blockquote><em><strong>Türkiye</strong><strong>’de son yıllarda AB vizesi almanın giderek zorlaşmasındaki temel nedenlerden birisi de işte Avrupa</strong><strong>’nın bu turiste doymuşluğu. Türkiye</strong><strong>’de gelinen noktada artık Türk vatandaşları AB ülkelerinden vize randevusu dahi alamıyor. Çünkü AB, seçmenlerinin de baskısıyla artık turist sayısındaki bu durdurulamayan artışa bir son vermek zorunda.</strong></em></blockquote>
Venedik’te olup bitenler Venedik’teki turizm gündemi çok önemli olduğundan değil, Avrupa’nın genelindeki turizm gündemi için öncü bir konum oluşturduğu için kıymetli. Avrupa yılda yaklaşık 1 milyarlık turist alıyor. Yani dünyanın sekizde biri, yıl içerisinde Avrupa’da turist olarak dolaşıyor. Avrupa nüfusunun 718 milyon olduğu düşünülürse, bu turist sayısının ne kadar fazla olduğu daha iyi anlaşılıyor. Ve kıta bu büyük ziyaret hareketini, kent yaşantısının her anını yapısöküme, kesintiye, dumura, felce uğrattığı gerekçesiyle reddetmekten yana güçlü bir tavır koyuyor. Avrupa’nın dört bir yanında turist karşıtı eylemler yapılıyor, duvar yazıları yazılıyor, siyasetçilere seçmen baskısı oluşturuluyor.

Yerli halk, bitmek bilmeyen bir antropolojik incelemeye tabi tutulmuş gibi yaşamaktan, turistlerin tükettiği yerel olanaklar yüzünden ev kirasından market alışverişine değin her şeyi çok daha pahalı tüketmek zorunda kalmaktan, sokaklardaki kalabalıktan, trafikteki sıkışıklıktan, kenti kendi kültürel kodlarının dışında deneyimleyen Avrupalı olmayan misafirlerin sesinden, gürültüsünden, davranış kalıplarından, kentin orta ve uzun vadeli çıkarlarına hiçbir duyarlılık göstermeyen tüm tavırlarından rahatsızlık duyuyor. Kentler giderek yerli sakinlerin gereksinimlerinden ve duyarlılıklarından çok geçici turistlerin gereksinimlerine ve duyarlılıklarına uygun şekilde evriliyor. Amsterdam’dan Kanarya Adaları’na, Floransa’dan Paris’e hiçbir turistik kent sakini, turizm odaklı gelir elde etmiyorsa kentteki aşırı turist “işgalini” onaylamıyor; aksine bu durumu tersine çevirmek için elini taşın altına koymak istiyor, gösteriler, yürüyüşler yapıyor, baskı grupları oluşturuyor, geleneksel ve sosyal medyada kendisini her fırsatta ifade ediyor.

Türkiye’de son yıllarda AB vizesi almanın giderek zorlaşmasındaki temel nedenlerden birisi de işte Avrupa’nın bu turiste doymuşluğu. Türkiye’de gelinen noktada artık Türk vatandaşları AB ülkelerinden vize randevusu dahi alamıyor. Çünkü AB, seçmenlerinin de baskısıyla artık turist sayısındaki bu durdurulamayan artışa bir son vermek zorunda. Kişi sayısını azaltmak için en uygun turistler de, günlük harcama ortalaması en düşük olan turistler. Böyle olunca görece ucuz otellerde konaklayan, restoranlardan çok marketlerden alışveriş yaparak gıda gereksinimini gidermeyi tercih eden, yüklü alışverişler gerçekleştirmeyen; kısacası lüks tüketim yap(a)mayan Türkler, kendileri gibi daha düşük günlük harcama gerçekleştiren turistlerle birlikte geri plana atılmış durumdalar. Buna bir de dinsel ve ırksal önyargılar da eklenince, AB’nin korkulu rüyası olan göçmenlerin belleklerinde bıraktıkları kökenlere ilişkin algı yaratan ülkeler, AB’nin yasaklı turistler kapsamına düşüyor.

Artık Avrupa, eğer turizm zoruyla bir eğlence parkına dönüşüyorsa ya da dönüşecekse, bunu olabilecek en yüksek getiriyle gerçekleştirip, hiç değilse seçmenleri biraz olsun rahatlatmak istiyor. Ve öyle görünüyor ki artık eğlence parkında her aracı en yüksek bedellerle deneyimleyenler dışındakiler Avrupa’da pek istenmiyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kabileler ve aslanlar arasında</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/kabileler-ve-aslanlar-arasinda</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/kabileler-ve-aslanlar-arasinda</guid>
<description><![CDATA[ Kabileler ve aslanlar arasında ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/05/guneya-frika-yazilari-3-1.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Kabileler, aslanlar, arasında</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<span><b>Aslan Parkı’nda hayvanlardan daha ilginç Alex diye bir adam var, ben böylesini görmedim. Adam aslanlarla nasıl laubali, görseniz aklınız şaşar. Alex eline alıyor bir çuval et, araçtan inip ahbaplarının yanına gider gibi aslanların arasına gidiyor. Ama siz aslanları görün, nasıl da mutlular Alex’i gördükleri için. Koskoca aslan ev kedisi gibi kendini sevdiriyor, Alex sarıldığı hayvanın sırtını sıvazlıyor.</b></span>

<span>Afrika deyince gözümüzün önüne gelen vahşi ormanların içinde yaşayan ilkel kabile görüntüsünü düşünüyorum bir süredir.</span>

<span>Bu öyle bir görüntü ki, ne yapacağını bilmeyen genç bir erkeğin bir çift şaşkın gözünden ibaret diyebilirim.</span>

<span>Kıtanın sahilini kontrolü altına alan beyaz adam içerilere yürürken bu kabilelerle karşılaşıyor ve bu acayip olay karşısında şaşkınlığını gizleyemeyen kabilenin erkeklerinden biri öylece bakakalıyor.</span>

<span>Ve bu görüntü bizim bu karşılaşmadaki tarafımızı da belirtiyor.</span>

<span>O kadar ilkeller ki medeniyete ihtiyaçları var.</span>

<span>E biz Batılılar da çok medeni olduğumuza göre onlara yardım etmeliyiz.</span>

<span>Bundan sonra bizim dediğimiz gibi çalışacak, bizim dediğimiz gibi yaşayacak, bizim usullerimize uygun davranacak ve böylece medeni birer birey olacaklar.</span>

<span>Bu arada, deniz aşırı plantasyonlarda köle olarak çalıştırılmalarında da hiçbir mahsur yok, burada medeniyetsizce işler yapacaklarına en azından maliyetlerimizi düşürürler.</span>
<blockquote><em><b>Afrika’nın beş kabilesinin -Ndebele, Zulu, Xhosa, Sotho, Pedi- nasıl yaşadığını gösterebilmek için onların köylerinin küçük birer örneğini yan yana kurmuşlar.Böylece, rehber eşliğinde gezdiğiniz birkaç saat içinde beş kabilenin de nasıl yaşadığını hayal etme imkânına sahip oluyorsunuz.</b></em></blockquote>
<h2><img class="alignnone size-full wp-image-112840" src="https://yeniarayis.com/wp-content/uploads/2024/05/guneyafrikayazilari3-3-1.jpeg" alt="" width="1200" height="1600"></h2>
<h2><b>AFRİKA’NIN BEŞ KABİLESİNİN YAŞADIĞI KÖYLERİN BİRER ÖRNEĞİ</b></h2>
<span>Johannesburg’daki Lesedi Kabile Kampı’na giderken en büyük korkum o insanlara beyaz adamın birkaç yüz yıl önce baktığı gibi bakmaktı.</span>

<span>Evet, artık bir “giriş ücreti” ödeniyor; evet, o insanlar o günkü gibi değiller, koşullar çok farklı, gene de insan kendini rahat hissetmiyor, bir zımpara geziniyor adeta bedeninde.</span>

<span>Güney Afrika’nın beş kabilesi ülkenin farklı yerlerindeler ve onların hepsini doğal ortamlarında görmek en azından ciddi bir mesai gerektiriyor.</span>

<span>Şu cümleye yazdıktan s</span>

<span>onra biraz durdum, ne demek insanları “doğal ortamlarında” görmek?</span>

<span>Bu terimi Sartre’ın “soylu vahşisi” gibi bozulmamışlığı yücelten bir anlamda kullanmadığım aşikar; insanın insana bunca yabancılaşması “doğal” mı acaba?</span>

<span>Kendi kendimle çelişme pahasına söyleyeyim, doğru olmasa da doğal olabilir çünkü Afrika yerlisine “yamyam” demenin son derece sıradan görüldüğü bir ortamda yaşıyoruz.</span>

<span>Yüksek lisans tezimi yazmak için radikal bir demokrat olan Reşat Nuri’nin bütün eserlerini okurken onun bile Afrikalılardan “yamyam” diye söz ettiğini görünce hayli şaşırmış ve bu şaşkınlığımı dipnotta belirtme ihtiyacı duymuştum.</span>

<span>Lafı çok uzattım, artık bir an önce Lesedi’ye girmem lazım.</span>

<span>Afrika’nın beş kabilesinin -Ndebele, Zulu, Xhosa, Sotho, Pedi- nasıl yaşadığını gösterebilmek için onların köylerinin küçük birer örneğini yan yana kurmuşlar.</span>

<span>Böylece, rehber eşliğinde gezdiğiniz birkaç saat içinde beş kabilenin de nasıl yaşadığını hayal etme imkânına sahip oluyorsunuz.</span>

<span>Tabii ki bir kabilenin “doğal ortamı” böyle değildir, bu turistik versiyonuna göre sayısız farklılıkları vardır ama gene de başlangıç seviyesi için güzel bir etkinlik.</span>

<span>Ndebele ile başlayalım.</span>

<span>Bunları diğerlerinden ayıran iki temel özellik sanatçılıkları ve gelinlerin başına gelenler.</span>

<span>Yaptıkları duvar resim</span>

<span>leri sayesinde, tabii ki böyle ciddiyetsiz işlerle ancak kadınlar uğraşır, diğer kabilelerden ayrışıyorlar.</span>

<span>Kadınlar, yaptıkları şekiller ve kullandıkları renklerle iç dünyalarını da açığa çıkarmış oluyorlar.</span>

<span>Bir diğer konu da evlilik meselesi.</span>

<span>Şimdi baştan söyleyeyim, bu kabilelerde evlilik başlı başına bir mesele.</span>

<span>Diyelim, Ndebelelerden biri, erkeklerin bir sebepten dışarda bulunduğu bir esnada köyü basıp kızlardan birini kaçırdı.</span>

<span>Ne olacak?</span>

<span>Eve kızı getirdi, oğlanın babası kızı gördü, koşup kabile şefine haber verdi, şef bu haberi her yere yaydı: “Kızı kayıp olan kimse merak etmesin, bizde, konuşmaya hazırız.”</span>

<span>Ama müstakbel kayınvalide durur mu, ya kız kaçarsa?</span>

<span>Böyle bir ihtimale karşı gelin hanımın ayaklarına biraz ağırlık bağlamanın ne sakıncası var?</span>

<span>Bilakis, boşu boşuna kendisini yormamış olur.</span>

<span>İyi de, ya kendisine bir işbirlikçi bulursa?</span>

<span>Onun da çözümü basit, sağa sola bakmasını engellersek kimseyi bulamaz.</span>

<span>Boynuna biraz -kıpırdayamayacak seviyeye gelene kadar- kolye takmak kâfi olacaktır.</span>

<span>Eh, hâlâ kaçabiliyorsa, bu da onun bileceği şey.</span>

<span>Kaçamayan kadınların hayat hikâyelerini ise “ijogolo” denen gelin önlüklerinden okuyabiliyormuşuz.</span>

<span>Bu “ijogolo”ları Newark Sanat Müzesi’nde bulabilirmişiz, ama ben oraya gitmediğim için göremedim.</span>

<span>Sürekli bir halka takılmasından boynu uzamış kadınlar, Afrika kabileleri deyince ilk akla gelen görüntülerden biri.</span>
<blockquote><em><b>Zulu köyünün kapısı kapalı, tepede, gözcü kulesinde bir asker var. Ezkaza elini kolunu sallaya sallaya içeri girdin, muhtemelen birkaç adım sonra mızrak, bıçak ya da herhangi bir delici âleti vücuduna saplamak suretiyle sana hoşgeldin diyecekler. Neyse, izin aldık, sağolsunlar kapıyı açtılar, köyün meydanına geldik.</b></em></blockquote>
<img class="alignnone size-full wp-image-112839" src="https://yeniarayis.com/wp-content/uploads/2024/05/guneyafrikayazilari3-2.jpeg" alt="" width="1200" height="1600">
<h2><b>ZULU KÖYÜ’NÜN GÖZCÜ KULESİNDE BİR ASKER VAR</b></h2>
<span>İkinci kabilemiz Zulular.</span>

<span>Bu Zulular yaman adamlar, Zulu gördün mü uzak duracaksın çünkü seni öldürdükten sonra “ne diyecektin acaba?” diye sorabilir.</span>

<span>Zulu köyünün kapısı kapalı, tepede, gözcü kulesinde bir asker var.</span>

<span>Ezkaza elini kolunu sallaya sallaya içeri girdin, muhtemelen birkaç adım sonra mızrak, bıçak ya da herhangi bir delici âleti vücuduna saplamak suretiyle sana hoşgeldin diyecekler.</span>

<span>Neyse, izin aldık, sağolsunlar kapıyı açtılar, köyün meydanına geldik.</span>

<span>Köyün ortasında üstü açık, etrafı çevrili bir ahır var.</span>

<span>Bu ahır, Zuluların ineklerini sakladıkları yer.</span>

<span>Bu ülkede inek çok önemli, hele bir de siyah oldu mu…</span>

<span>Kim girecek de Zulu köyünün ortasına kadar inekleri çalıp gidecek?</span>

<span>Kimde var o yürek?</span>

<span>Kabilelerde evlilik meselesi karışık demiştim, biraz açayım.</span>

<span>İneği olmayan adamın evlenme ihtimali yok ama bir adamın on ineği varsa, on kadın almasının önünde de bir engel yok.</span>

<span>Yani, ne kadar inek o kadar hanım.</span>

<span>Ama bunun usulü de ilk kadının rıza göstermesiymiş; ilk kadın rıza gösterirse iki-üç-beş-on, kaç ineğin varsa o kadar kadın alabiliyorsun.</span>

19.yüzyılın ilk yarısında başa geçen Zulu Kralı, düşmanlarına saldırmak için mızrak kullanan babasının aslında bir korkak olduğuna kanaat getirip kabilesini bıçakla tanıştırmış.

<span>Ucuna deve kuşu tüyü bağlanan mızraklar hedefi ıskaladığında düşmanın cephanesini oluşturduğu için kaçmak gerekiyor; oysa, Shaka Zulu, kabilesini bıçak ve yakın dövüşle tanıştırdığı için Zulular yenilmez bir hal alıyorlar.</span>

<span>Öyle ki, Zulular, ilkel silahlarıyla, modern bir ordunun sahip olacağı her şeye sahip olan Britanyalıları Isandlwana Muharebesi’nde mağlup etmeyi başarırlar.</span>

<span>Zamanla, birçok kabile, Zululara boyun eğiyor, onların bir parçası oluyor.</span>

<span>Beni gezdiren rehber de bir Zulu’ydu ve Zuluların hâlâ bile sebepsiz yere dövüştüklerini, birbirlerini bıçakladıklarını gösterdi -karnında bir kesik izi ile.</span>

<span>Zuluların evlerinin kapılarını çok alçak yapmalarının iki sebebi var; birincisi ataya saygı, ikincisi de ne olur olmaz misafirin önce başı girsin diye.</span>

<span>Evlilik Zulularda da büyük bir olay.</span>

<span>Evlenen kadın inek derisinden -hayli ağır- bir etek giyiyor, başına da kırmızı bir şapka takıyor.</span>

<span>Ama alyans yerine kullanılan bu şapkayı kadın hiçbir zaman başından çıkaramıyor, sadece, ayda belki bir kez yıkanmak istediğinde büyükannenin rızası olursa çıkarabiliyor.</span>

<span>Peki, şapkalı kadın nasıl yatacak?</span>

<span>O daha da büyük bir sorun çünkü yastık tahtadan!</span>

<span>Gün içinde adamın kendine oturak olarak kullandığı tahta parçası gece oldu mu kadının yastığına dönüşüyor.</span>

<span>Zuluların dansları da savaşı anlatıyor.</span>

<span>Erkek savaştı ya da avlandı ama kadınlar neler olduğunu görmediler, bilmiyorlar, işte o yüzden, danslarıyla neler yaşadıklarını kadınlarına anlatıyorlar.</span>
<blockquote><em><b>Üçüncü kabilemiz, Nelson Mandela’yı çıkaran Xhosalar. Xhosaları diğer kabilelerden ayıran temel özellik eğitime verdikleri önem. Xhosaların evine girdiğimizde erkekler sola, kadınlar sağa oturacak çünkü kapı açıldığında erkekler koşarak savaşmaya gidebilir, kadınlar ise kapının arkasında saklanabilir.</b></em></blockquote>
<h2><img class="alignnone size-full wp-image-112843" src="https://yeniarayis.com/wp-content/uploads/2024/05/guneyafrikayazilari3-1.png" alt="" width="1080" height="1080"></h2>
<h2><b>MANDELA’YI ÇIKAN XHOSALAR’IN TEMEL ÖZELLİĞİ EĞİTİME VERDİKLERİ ÖNEM</b></h2>
<span>Üçüncü kabilemiz, Nelson Mandela’yı çıkaran Xhosalar.</span>

<span>Xhosaları diğer kabilelerden ayıran temel özellik eğitime verdikleri önem.</span>

<span>Xhosaların evine girdiğimizde erkekler sola, kadınlar sağa oturacak çünkü kapı açıldığında erkekler koşarak savaşmaya gidebilir, kadınlar ise kapının arkasında saklanabilir.</span>

<span>Geçerken belirteyim, bu evlerin damlarını yirmi-yirmibeş senede bir onarmaları gerekiyormuş ama bu tamamı doğal malzeme sayesinde sıcaklık hep istenen seviyede korunuyormuş. </span>

<span>Ama Xhosalıların bana en ilginç gelen özelliği, konuşmaları.</span>

<span>Sesli harfler adeta boğazlarından bir patlamayla çıkıyor ve deneyen kimse, o boğaz yapısına sahip olmadığı için, bu sesleri çıkaramıyor.</span>

<span>Bir Xhosa konuşurken arkada onlarca top patladığını hissedebiliyorsunuz.</span>

<span>Xhosa dili misal Zuluların dilinden tamamen farklıymış; yani, aynı ülkedeki kabileler arasında bile dil çok ayrışmış.</span>

<span>Xhosaların, uzun pipolara benzeyen, erkeklerin esrar kadınların tütün çektikleri birer kamışı var.</span>

<span>Kadının kamışı uzun, erkeğinki kısa çünkü kadınlar bebeklerini sırtlarında taşıyorlar ve dumanın bebeklerine zarar vermesini istemiyorlar.</span>

<span>Gene de bu hassasiyet sizi aldatmasın, zamanında topluca intihar etmiş bir kabile -tabii bu da aşırı hassasiyetin bir başka tezahürü olabilir.</span>

<span>1856’da Xhosalardan iki kız kuş yakalamak için bir nehir kenara gittiklerinde bir şey görürler ve o şey onlara bütün hayvanlarını öldürmelerini, ekinleri sürmemelerini, kilerdeki bütün yiyecekleri imha etmeleri gerektiğini söylemiş.</span>

<span>Kızlar da dönünce bu sesin çağrısını anlatmışlar.</span>

<span>Xhosalar kızların bu sözüne önce aldırış etmemişler ama sonra amcaları olan bir kâhin de kızlarla birlikte nehre gitmiş.</span>

<span>Kâhin döndüğünde kendi hayvanını öldürmüş, onun geleceği görme yeteceğine güvenen kabile halkı da hayvanlarını öldürmeye, kileri saçmaya, ekinleri parçalamaya girişmiş.</span>

<span>1856’nın sonlarında, kâhin, kehanetin dolunayda gerçekleşeceğini söylemiş.</span>

<span>Bütün kabile beklemiş ama ne düşmanlar yok edilmiş ne de gökten inekler ve yiyecekler yağmış.</span>

<span>Kâhin yeni tarihler vermiş ama mucize yine gerçekleşmemiş, bunu da Tanrılara yeterince kurban verilmediğiyle açıklamış, az yaptıklarını, suçlu olduklarını, her şeyin yok edilmesi gerektiğini anlatmış.</span>

<span>Bir müddet sonra, kâhin dahil, her on Xhosa’dan sekizi açlıktan ölmüş.</span>

<span>Britanyalılar geldiğinde, yaban köpeklerinin bazı cesetleri parçalayarak yemekte olduğunu görmüşler.</span>

<span>Gelelim Sotholara; bunlar aslında Lesotho denen yerde yaşıyor ve Sisotho konuşuyorlar.</span>

<span>Dağlı adamlar oldukları için evleri ve kıyafetleri diğerlerinden farklı.</span>

<span>Dağda rüzgâr çok sert olduğu için mutfaklarını -mutfak dediğimiz sadece ateş yanabilen bir yer- “artı” şeklinde inşa ediyorlar ve rüzgâr ne taraftan eserse tam karşı tarafı en korunaklı yer haline geliyor.</span>

<span>Orada ateşi yakıp kadınlar yemek yapıyorlar çünkü erkeklerin konuşacak daha önemli konuları var.</span>

<span>Zaten bütün kabilelerde görev tanımı çok belli: Kadınlar mutfakla, evle ve çocukla ilgilenecekler; erkekler ise avlanacak ve savaşacaklar.</span>

<span>Zuluların belalı adamlar olduğunu söylemiştim, Sothoları da rahat bırakmamış, dağa kaçırmışlar.</span>

<span>Ama Sotholar da tepeye çıktıklarında boş durmayıp aşağı kayaları yuvarlamışlar, böylece Zulular onları ele geçirememiş.</span>

<span>Oğlanlar sünnet olduklarında otuz gün boyunca bir evde kalıp dua ediyorlar.</span>

<span>Gündüzleri dışarı çıkmıyorlar hiç.</span>

<span>Otuz gün sonra bu kez tek başlarına ormana gidiyor ve bir otuz gün orada yaşıyorlar.</span>

<span>Bütün bu aşamaları başarıyla tamamlayan delikanlı rüştünü ispat etmiş bir şekilde “erkekler” ile birlikte toplanma alanında oturup kabilenin meselelerini tartışmaya hak kazanıyor.</span>

<span>Zuluların aksine Sothoların kabilesi dışarıda çünkü bu Zuluların hiçbir acıması olmadığı için baskın yersek en azından inekleri alıp gitsinler yoksa hem inekleri alır hem de hepimizi öldürürler diye düşünmüşler.</span>

<span>Sonuncu kabile ise Pediler.</span>

<span>Bunlar İskoç eteği giyiyorlar.</span>

<span>Yahu kabile adamı bırakın eteği tekstil ürününü nereden bulacak da giyecek, diye sorabilirsiniz.</span>

<span>Britanya ordusu ile savaşacakken ön sırada etekli İskoçları görmüşler.</span>

<span>Şef, kadına silah doğrultulamayacağına dair kabile yasasının savaşta da geçerli olduğunu söyleyince hiçbir şey yapmadan öylece beklemişler.</span>

<span>Ne zaman ki etekliler erkek, arkada sıradakilerin ise tüfekli olduğunu anlamışlar, iş işten geçmiş.</span>

<span>Başlarına geleni unutmamaları için kilt giymeye başlamışlar.</span>

<span>Pediler, evlerini Amarula içkisinin yapıldığı “marula” bitkisinden inşa ediyorlarmış.</span>

<span>Burada, itiraf ediyorum, ikram ettikleri tırtılın tadına da baktım…</span>

<span>Kuru bir tırtıl, tuzlanmış, yani bir nevi tırtıl cipsi, ama protein açısından çok zengin.</span>

<span>Böylece, Lesedi köyünü dolaşmış oluyoruz.</span>

<span>Şimdi hediyelik eşyacıdan bir şeyler alıp karşıdaki Aslan Parkı’na gidelim çünkü safari kamyonuna binip Kalahari aslanlarının, beyaz aslanların, antilopların, devekuşlarının, yaban köpeklerinin ve çitaların arasında bir-iki saat geçireceğiz.</span>

<span>Burası bir hayvanat bahçesi değil, hayvanlar kendi hallerinde yaşıyorlar.</span>

<span>Ama Aslan Parkı’nda hayvanlardan daha ilginç Alex diye bir adam var, ben böylesini görmedim.</span>

<span>Adam aslanlarla nasıl laubali, görseniz aklınız şaşar.</span>

<span>Alex eline alıyor bir çuval et, araçtan inip ahbaplarının yanına gider gibi aslanların arasına gidiyor.</span>

<span>Ama siz aslanları görün, nasıl da mutlular Alex’i gördükleri için.</span>

<span>Koskoca aslan ev kedisi gibi kendini sevdiriyor, Alex sarıldığı hayvanın sırtını sıvazlıyor.</span>

<span>Sonra etleri şişe geçiriyor, getirip kafese dayıyor.</span>

<span>Aslan koşarak pençeleriyle kafese yapışıp etleri yemeğe başlayınca içerideki ziyaretçi ile aslanların arasında kafes hariç hiçbir mesafe kalmıyor.</span>

<span>İnsan hakikaten heyecanlanıyor aslanla bu kadar yakınlaşınca.</span>

<span>Aslan Parkı’nın bir başka tarafında ise zürafa besleyebiliyorsunuz.</span>

<span>Ben bu zürafa kadar zarif hayvan bilmiyorum.</span>

<span>Johannesburg’da zürafayı hem besledim hem okşadım, yetmedi bir de fotoğraf çektirdik.</span>

<span>Sağ olsun, o da zarafetini hiç bozmadı, ne dediysem yaptı.</span>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Davutoğlu ile Johannesburg’da</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/davutoglu-ile-johannesburgda</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/davutoglu-ile-johannesburgda</guid>
<description><![CDATA[ Davutoğlu ile Johannesburg’da ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/05/guney-afrika-yazilari-4.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Davutoğlu, ile, Johannesburg’da</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<span><b>Gazze Soykırımı’na karşı sesini en güçlü çıkaran devlet olmakla yetinmeyip söylemindeki kararlılığı eylemle de birleştirerek İsrail’i mahkemeye götüren Güney Afrika’nın daveti üzerine Ahmet Davutoğlu ile birlikte Johannesburg’a gittik.</b><b>
</b></span><b>
</b><span>Johannesburg’a dair çeşitli gözlemlerimi anlattım ama bir türlü sebeb-i ziyaretime gelemedim, bu yazıda “Filistin Üzerine Apartheid Karşıtı Konferans” (Anti-Apartheid Conference on Palestine) hakkındaki düşüncelerimi yazmak istiyorum.</span>

<span>Gazze Soykırımı’na karşı sesini en güçlü çıkaran devlet olmakla yetinmeyip söylemindeki kararlılığı eylemle de birleştirerek İsrail’i mahkemeye götüren Güney Afrika’nın daveti üzerine Ahmet Davutoğlu ile birlikte Johannesburg’a gittik.</span>

<span>Davutoğlu, Johannesburg ziyaretinde, insan hakları savunuculuğunda dünyada çok önemli bir yer edinen Dışişleri Bakanı Naledi Pandor’la, Nelson Mandela’nın varisi ve bir sonraki Devlet Başkanı Thabo Mbeki’yle ve Mandela’nın milletvekili torunu Mandla Mandela ile konferans haricinde özel görüşmeler yaptı.</span>

<span>Yine Filistinli siyasetçi Mustafa Barghouty, eski Bolivya Dışişleri Bakanı Fernando Huanacuni Mamani, eski Mozambik Adalet Bakanı Oscar Monteiro, Sinn Fein Başkanı Declan Kearney ve çeşitli sivil toplum yetkilileriyle yemekte biraraya geldi.</span>

<span>O görüşmelerin tamamında ben de masadaydım ve konuşmaların nasıl ilerlediğini görme şansına sahip oldum.</span>

<span>Lady Pandor dahil olmak üzere görüşmelerin hepsinde Davutoğlu’nun geçmişteki arabuluculuk faaliyetlerine dair tecrübe aktarımı isteği öne çıktı.</span>

<span>Hatta, ülkenin çok saygın büyükelçilerinden biri, bizzat Davutoğlu’nun yanına gelip, yeni atanacağı ülkeye dair kendisinden bilgi edinmek ve neler yapılabileceğini konuşmak istediğini söyledi.</span>
<blockquote><em><b>2009, 2012 ve 2014 savaşlarında ateşkesi sağlayan sürecin en önemli aktörlerinden biri olan Davutoğlu, hem konferans sırasında hem de özel görüşmelerinde sürekli olarak ateşkesi sağlamanın koşullarını anlattı, neler yapılabileceğine dair yol haritaları açıkladı.</b></em></blockquote>
<h2><b>DAVUTOĞLU, ATEŞKESİ SAĞLAMANIN KOŞULLARINI ANLATTI</b></h2>
<span>2009, 2012 ve 2014 savaşlarında ateşkesi sağlayan sürecin en önemli aktörlerinden biri olan Davutoğlu, hem konferans sırasında hem de özel görüşmelerinde sürekli olarak ateşkesi sağlamanın koşullarını anlattı, neler yapılabileceğine dair yol haritaları açıkladı.</span>

<span>7 Ekim’in boşlukta yaşanmadığını, bir sebep değil sonuç olduğunu, yerleşimcilerin yayılmaya devam ettiği müddetçe bu tarz müessif olayların yaşanabileceğini, kalıcı bir çözüm için Filistin devletinin toprak bütünlüğüne tecavüz edilmemesini, Mescid-ül Aksa başta olmak üzere kutsal mekânlara saygı gösterilmesini, İsrail’i durduracak yegâne gücün küresel kamuoyu baskısı olduğunu, dünyanın her yanında sivil toplumcular, akademisyenler, aydınlar, siyasetçiler soykırıma karşı ses çıkarırken bu zulme sessiz kalanların ve İsrail’in yaptıklarını meşrulaştırmaya çalışanların tarih önünde hesap vereceğini, onların da soykırımın işbirlikçisi olarak yargılanacaklarını söyledi.</span>

<span>15 Mayıs Nakba Günü’nün simgesel anlamından yola çıkarak devletlerin bayraklarını yarıya indirmesi, küresel çaptaki protestolarla uyanan bilincin desteklenmesi, Birleşmiş Milletler’de liderler düzeyinde biraraya gelerek İsrail’in ateşkese ve kalıcı barışın şartlarını kabule zorlanması, BM bünyesinden bulunan UNICEF, FOA, WHO gibi kurumların etkili bir şekilde çalışması gibi önerilerini sundu.</span>

<span>Ayrıca, Gazze’de şu an 50 binden fazla hamile kadının olduğunu hatırlatması salonu şöyle bir titretti.</span>
<blockquote><em><b>Otuzu aşkın ülkeden katılımcıların olduğu konferansın sonuç bildirisinde 75 yıldır süregelen soykırımın hız kesmediği ve Siyonizmin ırkçılığın bir türü olduğu açıkça yazıldı.</b></em></blockquote>
<img class="alignnone wp-image-113154 size-full" src="https://yeniarayis.com/wp-content/uploads/2024/05/Davutoglu-ile-Johannesburgda-1.png" alt="Davutoğlu ile Johannesburg’da - 1" width="1600" height="900">
<h2><b>SONUÇ BİLDİRGESİNDE SİYONİZMİN IRKÇILIĞIN BİR TÜRÜ OLDUĞU YAZILDI</b></h2>
<span>Hastanenin, ilacın, yiyeceğin, hijyenin olmadığı bir ortamda kadınların ve bebeklerin ölüm tehlikesini söylediğinde endişe içinde birbirine bakan insanlara, Sare Hanım’ın birkaç hafta önce ne yapacağını bilemeyen bir baba adayını yönlendirerek eşine telefonla doğum yaptırdığını söylemesi bütün katılımcılardan büyük alkış aldı.</span>

<span>Otuzu aşkın ülkeden katılımcıların olduğu konferansın sonuç bildirisinde 75 yıldır süregelen soykırımın hız kesmediği ve Siyonizmin ırkçılığın bir türü olduğu açıkça yazıldı.</span>

<span>Dahası, belki Türkiye’deki yetkilileri üzecek ama, İsrail’e ekonomik ve finansal yaptırımlar uygulanmasına, akademide, sanatta, sportif ve kültürel faaliyetlerde yalnız bırakılmasına, İşgal Kuvvetleri olarak nitelenen İsrail ordusuna hiçbir şekilde silah yardımı yapılmamasına, İsrail limanlarına giden gemilerin sevkiyatlarının durdurulmasına dair çağrı yapıldı.</span>

<span>Zira, apartheid denen ırkçı rejimden çok çeken Güney Afrikalılar yaptırımların ve boykotun önemini deneyimlemiş bir toplum.</span>

<span>1994’te Mandela ve arkadaşlarının gelişinin yolunu açan olaylar silsilesi, Apartheid Güney Afrikası’nın 1960’ta Roma Olimpiyatlarından, 1968’de Olimpiyat Komitesinden ihraç edildiğinde ve dünyadan git gide soyutlandığında, dışlandığında, yalnız bırakıldığında başladı.</span>

<span>Sistem sürekli dışlanmayı ve yalnız kalmayı tolere edemediğinde güçten düştü.</span>

<span>O yüzden, bu açıklamaların başka bir ülkede değil de Güney Afrika’da yapılması daha büyük anlam ifade ediyordu.</span>

<span>Davutoğlu, savaşın İsrail ile Hamas arasında olmadığını, İsrail ile Gazze arasında da olmadığını, İsrail ile Filistin, Araplar ya da Müslümanlar arasında da olmadığını; savaşın sadece İsrail ile İnsanlık arasında olduğunu söylemesi, otuzu aşkın ülkeden konferansı takip etmeye gelen herkesin ortak düşüncesini yansıtıyordu.</span>

<span>Ayrıca, Johannesburg Üniversitesi’nden Prof. Chris Landsberg’in davetlisi olarak katıldığımız panelde Güney Afrikalı profesörün bir sözü hayli çarpıcıydı.</span>

<span>"İsrail’in saldırısı başladığında hangi ülke insanlığın vicdanına konuşacak diye düşünüyordum," dedi Landsberg, "ama aklımda Güney Afrika yoktu. Neresi vardı biliyor musunuz? Türkiye. Ben sandım ki bizim gibi ülkeler Türkiye’yi takip ederler. Oysa tam tersi oldu, insanlığın vicdanını savunmak Dışişleri Bakanımız Pandor aracılığıyla bize düştü. Gurur duyuyoruz. Ama böylesine yalnız bırakılacağımızı da düşünmemiştik doğrusu."</span>

<span>Türkiye’yi Avrupa’nın ya da Asya’nın hatta Avrasya’nın değil, Afro-Avrasya’nın bir parçası olarak gördüğünü söyleyen Davutoğlu, Landsberg’in sözlerine destek verirken bazı ülkelerin “taşıyıcı devlet” olarak görülmesi gerektiğini vurguladı.</span>
<blockquote><em><b>Gazze Soykırımına Güney Afrika’nın karşı çıkması tesadüf değil; sınır komşusu olmaya gerek yok, ortak acı kültürü o bilinç birlikteliğini sağlamaya yetiyor. Ben de konferansın sonuç bildirisinin son sözüyle bildireyim yazıyı. Filistin özgür olacaktır, bir yanı nehir bir yanı deniz…</b></em></blockquote>
<h2><b>FİLİSTİN ÖZGÜR OLACAKTIR, BİR YANI NEHİR, BİR YANI DENİZ…</b></h2>
<span>Davutoğlu, Güney Afrika’dan başka Brezilya, Güney Kore ve Türkiye’nin adını verirken bu ülkelerin birbiriyle uyumlu çalışmaları ve güçlü olmaları durumunda bölgelerine huzur geleceğini söyledi.</span>

<span>Tecrübe kolay edinilir bir şey değil ve ne yazık ki Türkiye’de tecrübeden yararlanmama konusunda ciddi bir tecrübe edindik.</span>

<span>İşte dünyanın bir ucundaki insanlar konuşuyor, tartışıyor, karşı çıkıyor, özellikle arabuluculuğa dair dinliyor, çeşitli sorular soruyor, öneriler getiriyorlar ama burada adeta simsiyah bir perde çekiliyor.</span>

<span>Yurtdışındaki basın röportaj yapmak için sıraya girerken Türkiye’de inanılmaz bir sessizlik hüküm sürüyor.</span>

<span>Gazze Soykırımına Güney Afrika’nın karşı çıkması tesadüf değil; sınır komşusu olmaya gerek yok, ortak acı kültürü o bilinç birlikteliğini sağlamaya yetiyor.</span>

<span>Ben de konferansın sonuç bildirisinin son sözüyle bildireyim yazıyı.</span>

<span>Filistin özgür olacaktır, bir yanı nehir bir yanı deniz…</span>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Vermeer’in şehri Delft’te</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/vermeerin-sehri-delftte</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/vermeerin-sehri-delftte</guid>
<description><![CDATA[ Vermeer’in şehri Delft’te ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/06/hollanda-yazilari-3.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Vermeer’in, şehri, Delft’te</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<span><b>Vermeer</b><b>’</b><b>in </b><b>“</b><b>Delft Manzaras</b><b>ı” </b><b>tablosunda g</b><b>ö</b><b>r</b><b>ü</b><b>len yerlerden biri VOC</b><b>’</b><b>un Delft</b><b>’</b><b>teki </b><b>ş</b><b>ube binas</b><b>ı</b><b>yd</b><b>ı </b><b>-Brook, kitab</b><b>ı</b><b>nda, o g</b><b>ü</b><b>n</b><b>ü</b><b>n ticaretini ve kentin yap</b><b>ı</b><b>s</b><b>ı</b><b>n</b><b>ı </b><b>etrafl</b><b>ı</b><b>ca anlat</b><b>ı</b><b>r.</b></span>

<span><b>Ş</b><b>imdi Delft</b><b>’</b><b>te, ayn</b><b>ı </b><b>yerden </b><b>ş</b><b>ehre bakmak m</b><b>ü</b><b>mk</b><b>ü</b><b>n, ben de bakt</b><b>ı</b><b>m, ama ge</b><b>ç</b><b>irdi</b><b>ğ</b><b>i yang</b><b>ı</b><b>nlar Delft</b><b>’</b><b>i epey de</b><b>ğ</b><b>i</b><b>ş</b><b>tirmi</b><b>ş</b><b>. E</b><b>ğ</b><b>er Vermeer</b><b>’</b><b>in tabloyu yapt</b><b>ığı </b><b>nokta tespit edilmemi</b><b>ş </b><b>olsayd</b><b>ı</b><b>, muhtemelen oray</b><b>ı </b><b>bulamazd</b><b>ı</b><b>m.</b></span>

<span>Onyedinci y</span><span>ü</span><span>zy</span><span>ı</span><span>l ba</span><span>ş</span><span>lar</span><span>ı</span><span>nda d</span><span>ü</span><span>nyan</span><span>ı</span><span>n s</span><span>ü</span><span>per g</span><span>ü</span><span>c</span><span>ü </span><span>haline gelen Hollanda, deniz ticaretine hakim olarak bir anda b</span><span>ü</span><span>y</span><span>ü</span><span>k servet edindi.</span>

<span>Hollanda Alt</span><span>ı</span><span>n </span><span>Ç</span><span>a</span><span>ğı </span><span>olarak an</span><span>ı</span><span>lan bu d</span><span>ö</span><span>nemin en g</span><span>ü</span><span>zel </span><span>ö</span><span>rnekleri ise resim sanat</span><span>ı</span><span>nda g</span><span>ö</span><span>r</span><span>ü</span><span>l</span><span>ü</span><span>r: Rembrandt, Vermeer, Hals, Steen, Ruisdael ba</span><span>ş</span><span>ta olmak </span><span>ü</span><span>zere </span><span>ç</span><span>ok say</span><span>ı</span><span>da ressam k</span><span>ı</span><span>sa bir s</span><span>ü</span><span>rede ciddi bir </span><span>ü</span><span>retim yapt</span><span>ı…</span>

<span>Hollanda i</span><span>ç</span><span>in </span><span>“</span><span>Alt</span><span>ı</span><span>n </span><span>Ç</span><span>a</span><span>ğ” İ</span><span>spanyollarla sava</span><span>şı</span><span>na hemen ard</span><span>ı</span><span>ndan ba</span><span>ş</span><span>lad</span><span>ığı </span><span>i</span><span>ç</span><span>in -bu ayn</span><span>ı </span><span>zamanda bir Katolik-Protestan sava</span><span>şı</span><span>yd</span><span>ı</span><span>- sanat</span><span>ı </span><span>da d</span><span>ö</span><span>n</span><span>üş</span><span>t</span><span>ü</span><span>rme g</span><span>ü</span><span>c</span><span>ü</span><span>ne sahipti.</span>

<span>O zamanlar d</span><span>ü</span><span>nyan</span><span>ı</span><span>n en </span><span>ö</span><span>nemli ticaret merkezlerinden biri olan liman kenti Antwerp, 1585</span><span>’</span><span>te </span><span>İ</span><span>spanyollar</span><span>ı</span><span>n eline ge</span><span>ç</span><span>ince Protestanlar </span><span>ç</span><span>areyi kuzeye ka</span><span>ç</span><span>makta buldular.</span>

<span>B</span><span>ö</span><span>ylece, Amsterdam ve </span><span>ç</span><span>evresi, </span><span>ç</span><span>ok az bir zaman dilimi i</span><span>ç</span><span>inde hatırı sayılır bir n</span><span>ü</span><span>fusa ula</span><span>ş</span><span>arak </span><span>ö</span><span>zg</span><span>ü</span><span>r bir sanat merkezi haline geldi.</span>

<span>Bir fark</span><span>ı</span><span>n alt</span><span>ı</span><span>n</span><span>ı ç</span><span>izeyim, Katolik </span><span>ü</span><span>lkelerde sanat</span><span>çı</span><span>lara en </span><span>ç</span><span>ok i</span><span>ş </span><span>veren kurum Kilise</span><span>’</span><span>dir.</span>

<span>İş</span><span>te </span><span>İ</span><span>talyan ressamlar</span><span>ı </span><span>dedi</span><span>ğ</span><span>imizde akl</span><span>ı</span><span>m</span><span>ı</span><span>za gelen kim varsa bir mabedin duvarlar</span><span>ı</span><span>nda resimlerini g</span><span>ö</span><span>r</span><span>ü</span><span>r</span><span>ü</span><span>z ama Protestanl</span><span>ığı</span><span>n a</span><span>ğı</span><span>r bast</span><span>ığı </span><span>-Kuzey- Hollanda</span><span>’</span><span>da </span><span>“</span><span>Kilise</span><span>”</span><span>nin yerini </span><span>“</span><span>T</span><span>ü</span><span>ccar</span><span>” </span><span>al</span><span>ı</span><span>r.</span>
<blockquote><em><b>Hollanda resminde portrecilik ciddi bir yer tutar mesela, Rembrandt, Hals ve di</b><b>ğ</b><b>er d</b><b>ö</b><b>nem ressamlar</b><b>ı ç</b><b>ok say</b><b>ı</b><b>da portre yapm</b><b>ış</b><b>lard</b><b>ı</b><b>r ama Vermeer gibi bir ressama bakt</b><b>ığı</b><b>m</b><b>ı</b><b>zda onun neredeyse hi</b><b>ç </b><b>dini resim yapmad</b><b>ığı</b><b>n</b><b>ı </b><b>g</b><b>ö</b><b>r</b><b>ü</b><b>r</b><b>ü</b><b>z.</b></em></blockquote>
<h2><img class="alignnone size-full wp-image-115172" src="https://yeniarayis.com/wp-content/uploads/2024/06/Vermeerin-sehri-Delftte-Hollanda-Yazilari-III-1.jpeg" alt="" width="2048" height="1536"></h2>
<h2><b>VERMEER</b><b>’İ</b><b>N NEREDEYSE H</b><b>İÇ </b><b>D</b><b>İ</b><b>N</b><b>İ </b><b>RES</b><b>İ</b><b>M YAPMADI</b><b>Ğ</b><b>INI G</b><b>Ö</b><b>R</b><b>Ü</b><b>R</b><b>Ü</b><b>Z</b></h2>
<span>Bu ayr</span><span>ı</span><span>m, ressamlar</span><span>ı</span><span>n tablolar</span><span>ı</span><span>nda da kendini g</span><span>ö</span><span>sterir.</span>

<span>Hollanda resminde portrecilik ciddi bir yer tutar mesela, Rembrandt, Hals ve di</span><span>ğ</span><span>er d</span><span>ö</span><span>nem ressamlar</span><span>ı ç</span><span>ok say</span><span>ı</span><span>da portre yapm</span><span>ış</span><span>lard</span><span>ı</span><span>r.</span>

<span>Vermeer gibi bir ressama bakt</span><span>ığı</span><span>m</span><span>ı</span><span>zda da onun neredeyse hi</span><span>ç </span><span>dini resim yapmad</span><span>ığı</span><span>n</span><span>ı </span><span>g</span><span>ö</span><span>r</span><span>ü</span><span>r</span><span>ü</span><span>z.</span>

<span>Portrelerini yapt</span><span>ı</span><span>ran insanlar ticaret sayesinde zengin olan burjuvaziydi ama bu paran</span><span>ı</span><span>n kayna</span><span>ğı </span><span>ho</span><span>ş </span><span>ve makbul say</span><span>ı</span><span>lamayacak k</span><span>ö</span><span>le ticareti vb i</span><span>ş</span><span>leri de kaps</span><span>ı</span><span>yordu.</span>

<span>Ba</span><span>ş</span><span>larda k</span><span>ö</span><span>le ticaretine izin vermese de k</span><span>ü</span><span>resel ticarette Portekiz</span><span>’</span><span>in gerisine d</span><span>üş</span><span>t</span><span>üğü</span><span>n</span><span>ü </span><span>g</span><span>ö</span><span>ren Hollandal</span><span>ı</span><span>lar, bir noktada k</span><span>â</span><span>r</span><span>ı </span><span>ilkeye tercih edince ticaretin bu </span><span>“</span><span>sekt</span><span>ö</span><span>r</span><span>ü</span><span>ne</span><span>” </span><span>de el atm</span><span>ış</span><span>lar ve ticaretteki h</span><span>ü</span><span>nerlerini bu alanda da g</span><span>ö</span><span>stermi</span><span>ş</span><span>ler.</span>

<span>Hollanda, </span><span>ö</span><span>zellikle Gana</span><span>’</span><span>n</span><span>ı</span><span>n Portekiz</span><span>’</span><span>den al</span><span>ı</span><span>nmas</span><span>ı </span><span>sonras</span><span>ı</span><span>nda </span><span>“</span><span>Avrupa</span><span>’</span><span>n</span><span>ı</span><span>n k</span><span>ö</span><span>le </span><span>ü</span><span>ss</span><span>ü” </span><span>haline gelmi</span><span>ş</span><span>.</span>

<span>Denizlere hakim olmak demek, s</span><span>ö</span><span>m</span><span>ü</span><span>rgelere sahip olmak demektir.</span>

<span>Surinam</span><span>’ı</span><span>n s</span><span>ö</span><span>m</span><span>ü</span><span>rgele</span><span>ş</span><span>tirilmesi de bu d</span><span>ö</span><span>neme denk d</span><span>üş</span><span>er -bu k</span><span>üçü</span><span>k yerin c</span><span>ü</span><span>ssesinden b</span><span>ü</span><span>y</span><span>ü</span><span>k </span><span>ö</span><span>nemi, Avrupa</span><span>’</span><span>n</span><span>ı</span><span>n </span><span>ş</span><span>eker ihtiyac</span><span>ı</span><span>n</span><span>ı </span><span>kar</span><span>şı</span><span>layabilecek bir potansiyel ta</span><span>şı</span><span>mas</span><span>ı</span><span>ndan geliyor.</span>

<span>B</span><span>ö</span><span>ylece, Hollanda</span><span>’</span><span>y</span><span>ı </span><span>g</span><span>ü</span><span>nden g</span><span>ü</span><span>ne zenginle</span><span>ş</span><span>tiren deniz ticaretinin rotas</span><span>ı ç</span><span>izilmi</span><span>ş</span><span>: Bilumum sanayi </span><span>ü</span><span>r</span><span>ü</span><span>n</span><span>ü </span><span>Avrupa</span><span>’</span><span>dan Afrika</span><span>’</span><span>ya gidecek, Afrika</span><span>’</span><span>dan insanlar k</span><span>ö</span><span>le edilip Brezilya ba</span><span>ş</span><span>ta olmak </span><span>ü</span><span>zere Amerika k</span><span>ı</span><span>tas</span><span>ı</span><span>na ta</span><span>şı</span><span>nacak, k</span><span>ö</span><span>lelerin </span><span>ü</span><span>retti</span><span>ğ</span><span>i de</span><span>ğ</span><span>erli </span><span>ü</span><span>r</span><span>ü</span><span>nler de oradan Avrupa</span><span>’</span><span>ya gelecek.</span>

<span>Ayn</span><span>ı </span><span>zamanda do</span><span>ğ</span><span>u ticaretini y</span><span>ü</span><span>r</span><span>ü</span><span>ten VOC </span><span>ş</span><span>irketi de Endonezya ve </span><span>Ç</span><span>in</span><span>’</span><span>e gidip </span><span>ç</span><span>ok k</span><span>â</span><span>rl</span><span>ı </span><span>anla</span><span>ş</span><span>malar sonucunda baharat ve porselen getirecek.</span>

<span>B</span><span>ü</span><span>t</span><span>ü</span><span>n bu nakliye i</span><span>ş</span><span>lerinde ise ba</span><span>şı </span><span>Hollandal</span><span>ı</span><span>lar </span><span>ç</span><span>ekecek.</span>

<span>Denizlere b</span><span>ö</span><span>ylesine hakim olan bir ulusun b</span><span>ü</span><span>y</span><span>ü</span><span>k k</span><span>âş</span><span>ifler </span><span>çı</span><span>karmas</span><span>ı </span><span>da tesad</span><span>ü</span><span>f de</span><span>ğ</span><span>il.</span>

<span>Ta Avustralya a</span><span>çı</span><span>klar</span><span>ı</span><span>na kadar giden Abel Tasman</span><span>’ı</span><span>n </span><span>çı</span><span>kt</span><span>ığı </span><span>kara par</span><span>ç</span><span>as</span><span>ı </span><span>bug</span><span>ü</span><span>n h</span><span>â</span><span>l</span><span>â </span><span>kendi ad</span><span>ı</span><span>yla an</span><span>ı</span><span>l</span><span>ı</span><span>yor: Tasmania -Tazmanya.</span>

<span>Tasman</span><span>’ı</span><span>n ula</span><span>ş</span><span>t</span><span>ığı </span><span>bir ba</span><span>ş</span><span>ka yeri biz bug</span><span>ü</span><span>n Yeni Zelanda ad</span><span>ı</span><span>yla biliyoruz, Hollanda</span><span>’</span><span>n</span><span>ı</span><span>n </span><span>“</span><span>Zeeland</span><span>” </span><span>b</span><span>ö</span><span>lgesinden geldi</span><span>ğ</span><span>i i</span><span>ç</span><span>in bu adla an</span><span>ı</span><span>l</span><span>ı</span><span>yor.</span>

<span>Hollandal</span><span>ı</span><span>lar</span><span>ı</span><span>n ele ge</span><span>ç</span><span>irdikleri yerlere kentlerinin ad</span><span>ı</span><span>n</span><span>ı “</span><span>Yeni </span><span>…” </span><span>diye ba</span><span>ş</span><span>latarak vermeleri bilinen bir </span><span>ş</span><span>eydir, mesela, </span><span>İ</span><span>ngilizlere sat</span><span>ı</span><span>lmadan </span><span>ö</span><span>nce New York</span><span>’</span><span>un ilk ad</span><span>ı </span><span>da New Amsterdam</span><span>’</span><span>d</span><span>ı</span><span>.</span>

<span>New York</span><span>’</span><span>un mahallelerinde de Hollanda etkisi devam etmektedir: Brooklyn-Breukelen; Harlem, Haarlem, Wall Street-De Waal Straat.</span>

<span>Mauritus</span><span>’</span><span>un ad</span><span>ı </span><span>Prens Maurits</span><span>’</span><span>ten gelirken, u</span><span>ç</span><span>ak kazas</span><span>ı</span><span>yla me</span><span>ş</span><span>hur Hudson nehrine ilk giren de Hollandal</span><span>ı </span><span>kaptan Henry Hudson</span><span>’</span><span>d</span><span>ı</span><span>.</span>

<span>Ke</span><span>ş</span><span>iflerle -dolay</span><span>ı</span><span>s</span><span>ı</span><span>yla, y</span><span>ü</span><span>ksek k</span><span>â</span><span>rlarla- dolu d</span><span>ö</span><span>nem </span><span>“</span><span>Hollanda Alt</span><span>ı</span><span>n </span><span>Ç</span><span>a</span><span>ğı”</span><span>n</span><span>ı</span><span>n ba</span><span>ş</span><span>lamas</span><span>ı</span><span>n</span><span>ı </span><span>sa</span><span>ğ</span><span>lad</span><span>ı</span><span>.</span>

<span>Biz gene resme, Vermeer</span><span>’</span><span>e ve Delft</span><span>’</span><span>e d</span><span>ö</span><span>nelim diyece</span><span>ğ</span><span>im ama Timothy Brook</span><span>’</span><span>un harikulade kitab</span><span>ı </span><span>Vermeer</span><span>’</span><span>s Hat</span><span>’</span><span>te -Vermeer</span><span>’</span><span>in </span><span>Ş</span><span>apkas</span><span>ı</span><span>- g</span><span>ö</span><span>sterdi</span><span>ğ</span><span>i bir </span><span>ş</span><span>eyi aktarmazsam resim ile ticaret aras</span><span>ı</span><span>ndaki ba</span><span>ğ </span><span>eksik kal</span><span>ı</span><span>r.</span>

<span>“</span><span>I</span><span>şığı</span><span>n ustas</span><span>ı” </span><span>diye bilinen Vermeer, Delft</span><span>’</span><span>te ya</span><span>ş</span><span>ad</span><span>ı</span><span>, resimlerini burada yapt</span><span>ı</span><span>, burada </span><span>ö</span><span>ld</span><span>ü</span><span>.</span>

<span>Neredeyse resimlerinin tamam</span><span>ı </span><span>i</span><span>ç </span><span>mek</span><span>â</span><span>ndad</span><span>ı</span><span>r, </span><span>ışı</span><span>k genelde soldan gelir, enstr</span><span>ü</span><span>man ya da kadeh gibi benzer motifleri s</span><span>ü</span><span>rekli kullan</span><span>ı</span><span>r.</span>

<span>Ama Brook, Vermeer</span><span>’</span><span>in resmetti</span><span>ğ</span><span>i baz</span><span>ı </span><span>objelerin Avrupa k</span><span>ı</span><span>tas</span><span>ı</span><span>nda ilk defa g</span><span>ö</span><span>r</span><span>ü</span><span>ld</span><span>üğü</span><span>n</span><span>ü </span><span>ve kullan</span><span>ı</span><span>ld</span><span>ığı</span><span>n</span><span>ı </span><span>yaz</span><span>ı</span><span>yor.</span>

<span>Mesela, kunduz k</span><span>ü</span><span>rk</span><span>ü</span><span>nden devasa </span><span>ş</span><span>apkalar ya da mavi-beyaz </span><span>Ç</span><span>in porselenleri.</span>

<span>Bu da bize, Hollanda Alt</span><span>ı</span><span>n </span><span>Ç</span><span>a</span><span>ğı’</span><span>nda sanatla ticaretin nas</span><span>ı</span><span>l ayr</span><span>ı</span><span>lamaz </span><span>ş</span><span>ekilde i</span><span>ç </span><span>i</span><span>ç</span><span>e ge</span><span>ç</span><span>mi</span><span>ş </span><span>oldu</span><span>ğ</span><span>unu g</span><span>ö</span><span>sterir.</span>

<span>VOC</span><span>’</span><span>un etkili </span><span>ş</span><span>ubelerinden biri Delft</span><span>’</span><span>teydi.</span>

<span>Gemilerin bir b</span><span>ö</span><span>l</span><span>ü</span><span>m</span><span>ü </span><span>yolda telef olsa da d</span><span>ö</span><span>nebilenler </span><span>ç</span><span>ok y</span><span>ü</span><span>ksek k</span><span>â</span><span>rlar getiriyordu.</span>

<span>Delft de bu ticaretin </span><span>ö</span><span>nde gelen merkezlerinden biriydi.</span>

<span>Vermeer</span><span>’</span><span>in </span><span>“</span><span>Delft Manzaras</span><span>ı” </span><span>tablosunda g</span><span>ö</span><span>r</span><span>ü</span><span>len yerlerden biri VOC</span><span>’</span><span>un Delft</span><span>’</span><span>teki </span><span>ş</span><span>ube binas</span><span>ı</span><span>yd</span><span>ı </span><span>-Brook, kitab</span><span>ı</span><span>nda, o g</span><span>ü</span><span>n</span><span>ü</span><span>n ticaretini ve kentin yap</span><span>ı</span><span>s</span><span>ı</span><span>n</span><span>ı </span><span>etrafl</span><span>ı</span><span>ca anlat</span><span>ı</span><span>r.</span>

<span>Ş</span><span>imdi Delft</span><span>’</span><span>te ayn</span><span>ı </span><span>yerden </span><span>ş</span><span>ehre bakmak m</span><span>ü</span><span>mk</span><span>ü</span><span>n, ben de bakt</span><span>ı</span><span>m, ama ge</span><span>ç</span><span>irdi</span><span>ğ</span><span>i yang</span><span>ı</span><span>nlar Delft</span><span>’</span><span>i epey de</span><span>ğ</span><span>i</span><span>ş</span><span>tirmi</span><span>ş</span><span>.</span>

<span>E</span><span>ğ</span><span>er Vermeer</span><span>’</span><span>in tabloyu yapt</span><span>ığı </span><span>nokta tespit edilmemi</span><span>ş </span><span>olsayd</span><span>ı</span><span>, muhtemelen oray</span><span>ı </span><span>bulamazd</span><span>ı</span><span>m.</span>

<span>Sokaklar ve meydan belki ayn</span><span>ı</span><span>d</span><span>ı</span><span>r ama Vermeer</span><span>’</span><span>in Delft</span><span>’</span><span>inden bug</span><span>ü</span><span>ne </span><span>ç</span><span>ok </span><span>ş</span><span>ey kalmam</span><span>ış</span><span>.</span>

<span>Onyedinci y</span><span>ü</span><span>zy</span><span>ı</span><span>l</span><span>ı</span><span>n son </span><span>ç</span><span>eyre</span><span>ğ</span><span>ine girerken y</span><span>ü</span><span>zy</span><span>ı</span><span>l ba</span><span>şı</span><span>ndaki g</span><span>ö</span><span>rkemli g</span><span>ü</span><span>nler geride kalm</span><span>ış</span><span>t</span><span>ı</span><span>; Fransa ve </span><span>İ</span><span>ngiltere ile sava</span><span>ş</span><span>a giren Hollanda i</span><span>ç</span><span>in 1672 tarihi bir </span><span>“</span><span>facia y</span><span>ı</span><span>l</span><span>ı” </span><span>olarak kayda ge</span><span>ç</span><span>mi</span><span>ş</span><span>.</span>
<blockquote><em><b>Hayat</b><b>ı</b><b>n</b><b>ı</b><b>n sonlar</b><b>ı</b><b>nda Vermeer</b><b>’</b><b>in epey maddi s</b><b>ı</b><b>k</b><b>ı</b><b>nt</b><b>ı ç</b><b>ekti</b><b>ğ</b><b>i biliniyor. Bu d</b><b>ö</b><b>nemde, baz</b><b>ı </b><b>ufak tefek bor</b><b>ç</b><b>lar</b><b>ı</b><b>n</b><b>ı </b><b>birka</b><b>ç </b><b>resim vererek </b><b>ö</b><b>demeye </b><b>ç</b><b>al</b><b>ışı</b><b>r. 1675</b><b>’</b><b>te, bir</b><b>ç</b><b>ok ara</b><b>ş</b><b>t</b><b>ı</b><b>rmac</b><b>ı</b><b>ya g</b><b>ö</b><b>re ge</b><b>ç</b><b>mek bilmez ekonomik s</b><b>ı</b><b>k</b><b>ı</b><b>nt</b><b>ı</b><b>lar</b><b>ı</b><b>n</b><b>ı</b><b>n kendisine ve kalabal</b><b>ı</b><b>k ailesine -on k</b><b>ü</b><b>sur </b><b>ç</b><b>ocu</b><b>ğ</b><b>u vard</b><b>ı</b><b>- getirdi</b><b>ğ</b><b>i s</b><b>ı</b><b>k</b><b>ı</b><b>nt</b><b>ı</b><b>lar y</b><b>ü</b><b>z</b><b>ü</b><b>nden k</b><b>ı</b><b>rk </b><b>üç </b><b>ya</b><b>şı</b><b>nda vefat etti.</b></em></blockquote>
<h2><img class="alignnone size-full wp-image-115173" src="https://yeniarayis.com/wp-content/uploads/2024/06/Vermeerin-sehri-Delftte-Hollanda-Yazilari-III-2.jpeg" alt="" width="1536" height="2048"></h2>
<h2><b>VERMEER, HAYATININ SONLARINDA EPEY MADD</b><b>İ </b><b>SIKINTI </b><b>Ç</b><b>EKT</b><b>İ</b></h2>
<span>Sava</span><span>ş</span><span>, d</span><span>ü</span><span>zensizlik demek; d</span><span>ü</span><span>zenin olmad</span><span>ığı </span><span>yerde ticaretin durmas</span><span>ı </span><span>ka</span><span>çı</span><span>n</span><span>ı</span><span>lmazd</span><span>ı</span><span>r ve para ak</span><span>ışı </span><span>yava</span><span>ş</span><span>lad</span><span>ığı</span><span>nda sanata ra</span><span>ğ</span><span>bet kesilir.</span>

<span>Hayat</span><span>ı</span><span>n</span><span>ı</span><span>n sonlar</span><span>ı</span><span>nda Vermeer</span><span>’</span><span>in epey maddi s</span><span>ı</span><span>k</span><span>ı</span><span>nt</span><span>ı ç</span><span>ekti</span><span>ğ</span><span>i biliniyor.</span>

<span>Bu d</span><span>ö</span><span>nemde, baz</span><span>ı </span><span>ufak tefek bor</span><span>ç</span><span>lar</span><span>ı</span><span>n</span><span>ı </span><span>birka</span><span>ç </span><span>resim vererek </span><span>ö</span><span>demeye </span><span>ç</span><span>al</span><span>ış</span><span>t</span><span>ı</span><span>.</span>

<span>1675</span><span>’</span><span>te, bir</span><span>ç</span><span>ok ara</span><span>ş</span><span>t</span><span>ı</span><span>rmac</span><span>ı</span><span>ya g</span><span>ö</span><span>re ge</span><span>ç</span><span>mek bilmez ekonomik s</span><span>ı</span><span>k</span><span>ı</span><span>nt</span><span>ı</span><span>lar</span><span>ı</span><span>n</span><span>ı</span><span>n kendisine ve kalabal</span><span>ı</span><span>k ailesine -on k</span><span>ü</span><span>sur </span><span>ç</span><span>ocu</span><span>ğ</span><span>u vard</span><span>ı</span><span>- getirdi</span><span>ğ</span><span>i s</span><span>ı</span><span>k</span><span>ı</span><span>nt</span><span>ı</span><span>lar y</span><span>ü</span><span>z</span><span>ü</span><span>nden k</span><span>ı</span><span>rk</span><span>üç </span><span>ya</span><span>şı</span><span>nda vefat etti.</span>

<span>Naa</span><span>şı </span><span>Eski Kilise</span><span>’</span><span>ye g</span><span>ö</span><span>m</span><span>ü</span><span>ld</span><span>ü</span><span>.</span>

<span>Vermeer</span><span>’</span><span>in do</span><span>ğ</span><span>du</span><span>ğ</span><span>u evin yeri de biliniyor; tam meydanda, Vermeer Merkezi</span><span>’</span><span>ne </span><span>çı</span><span>kan sokakta k</span><span>öş</span><span>eba</span><span>şı</span><span>ndaki ev.</span>

<span>Bu </span><span>üç </span><span>katl</span><span>ı </span><span>merkezde Vermeer</span><span>’</span><span>e dair </span><span>ç</span><span>ok </span><span>ş</span><span>ey bulabiliyorsunuz.</span>

<span>En </span><span>ü</span><span>st katta, Vermeer</span><span>’</span><span>in yapm</span><span>ış </span><span>oldu</span><span>ğ</span><span>u otuzyedi tablonun bire bir kopyalar</span><span>ı </span><span>ve detayl</span><span>ı </span><span>anlat</span><span>ı</span><span>mlar</span><span>ı </span><span>yer al</span><span>ı</span><span>yor.</span>

<span>Bu tablolar</span><span>ı</span><span>n birka</span><span>çı</span><span>n</span><span>ı</span><span>n onun elinden </span><span>çı</span><span>k</span><span>ı</span><span>p </span><span>çı</span><span>kmad</span><span>ığı </span><span>konusunda h</span><span>â</span><span>l</span><span>â </span><span>baz</span><span>ı </span><span>tart</span><span>ış</span><span>malar var.</span>

<span>Tabii Vermeer</span><span>’</span><span>in yap</span><span>ı</span><span>p yapmad</span><span>ığı</span><span>ndan emin olamad</span><span>ığı</span><span>m</span><span>ı</span><span>z </span><span>“</span><span>Vermeer tablolar</span><span>ı” </span><span>deyince, tarihin en b</span><span>ü</span><span>y</span><span>ü</span><span>k sahtek</span><span>â</span><span>rlar</span><span>ı</span><span>ndan -bu kelimeyi iki anlam</span><span>ı</span><span>yla da kabul edebiliriz- Hollandal</span><span>ı </span><span>ressam Han Van Meegeren</span><span>’</span><span>den de s</span><span>ö</span><span>z etmemiz gerekir.</span>

<span>Van Meegeren, Alt</span><span>ı</span><span>n </span><span>Ç</span><span>a</span><span>ğ </span><span>ressamlar</span><span>ı</span><span>na ama </span><span>ö</span><span>zellikle de Vermeer</span><span>’</span><span>e hayrand</span><span>ı</span><span>.</span>

<span>Pek </span><span>ç</span><span>ok sahte tablo yapt</span><span>ı</span><span>, bunlar</span><span>ı </span><span>orijinalmi</span><span>ş </span><span>gibi satt</span><span>ı</span><span>, k</span><span>üçü</span><span>k </span><span>ç</span><span>apl</span><span>ı </span><span>bir servet edindi.</span>

<span>Ama bu sahtek</span><span>â</span><span>rl</span><span>ığı </span><span>onu resim tarihinin unutulmazlar</span><span>ı </span><span>aras</span><span>ı</span><span>na girmesine yetti </span><span>çü</span><span>nk</span><span>ü </span><span>kendi yapt</span><span>ığı </span><span>Vermeer tablolar</span><span>ı</span><span>ndan birini Nazi Almanyas</span><span>ı’</span><span>n</span><span>ı</span><span>n iki numaras</span><span>ı </span><span>Hermann G</span><span>ö</span><span>ring</span><span>’</span><span>e satm</span><span>ış</span><span>t</span><span>ı</span><span>.</span>

<span>G</span><span>ö</span><span>ring</span><span>’</span><span>e tablo satacak kadar yak</span><span>ı</span><span>n olmak ona i</span><span>ş</span><span>gal s</span><span>ü</span><span>resince bir koruma sa</span><span>ğ</span><span>lam</span><span>ış</span><span>t</span><span>ı</span><span>, ama i</span><span>ş</span><span>galden sonra, G</span><span>ö</span><span>ring</span><span>’</span><span>i kaz</span><span>ı</span><span>klam</span><span>ış </span><span>olmas</span><span>ı</span><span>, ona daha da b</span><span>ü</span><span>y</span><span>ü</span><span>k bir </span><span>şö</span><span>hret kazand</span><span>ı</span><span>rd</span><span>ı</span><span>.</span>

<span>Hollanda h</span><span>ü</span><span>k</span><span>ü</span><span>meti k</span><span>ü</span><span>lt</span><span>ü</span><span>r varl</span><span>ı</span><span>klar</span><span>ı</span><span>n</span><span>ı </span><span>i</span><span>ş</span><span>galcilere satmak ve i</span><span>ş</span><span>birlik</span><span>ç</span><span>ilikten tutuklasa da hakikat ortaya </span><span>çı</span><span>k</span><span>ı</span><span>nca Van Meegeren, Hollanda resminin son d</span><span>ö</span><span>nemdeki en bilinen isimlerinden biri haline geldi.</span>

<span>Ne yaz</span><span>ı</span><span>k ki, Vermeer</span><span>’</span><span>in az say</span><span>ı</span><span>daki tablosunun hi</span><span>ç</span><span>biri Delft</span><span>’</span><span>te de</span><span>ğ</span><span>il.</span>

<span>En yak</span><span>ı</span><span>n</span><span>ı</span><span>, Den Haag</span><span>’</span><span>daki Mauritshuis m</span><span>ü</span><span>zesinde sergilenen </span><span>“İ</span><span>nci K</span><span>ü</span><span>peli K</span><span>ı</span><span>z</span><span>”</span><span>.</span>

<span>O resimde kulland</span><span>ığı </span><span>mavi, </span><span>“</span><span>Vermeer mavisi</span><span>” </span><span>olarak ge</span><span>ç</span><span>iyor.</span>

<span>Delft</span><span>’</span><span>te </span><span>ç</span><span>ok konu</span><span>ş</span><span>tuk ama gezebildi</span><span>ğ</span><span>imiz pek s</span><span>ö</span><span>ylenemez.</span>

<span>Onu da bir sonraki yaz</span><span>ı</span><span>ya b</span><span>ı</span><span>rakay</span><span>ı</span><span>m.</span>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yeniden Berat ve Elbasan’da</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/yeniden-berat-ve-elbasanda</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/yeniden-berat-ve-elbasanda</guid>
<description><![CDATA[ Yeniden Berat ve Elbasan’da ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/07/arnavutluk-yazilari-1.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Yeniden, Berat, Elbasan’da</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<span><b>Elbasan’daki Hünkâr Camii’ni geçen gelişimde görmemiştim, bu sefer gördüm, 1492’de inşa edilen bu cami Balkanlar’ın en eski ibadethanelerinden biri. II. Bayezid’in yaptırdığı caminin imamı, Elbasan’ın “dini merkez” özelliğini uzun uzun anlatırken, hassasiyetlerin zamanında Tiran’dan bile yüksel olduğunu söyledi.</b></span>

<span>İnsan değişiyor, şehir değişiyor, en önemlisi zaman değişiyor.</span>

<span>Her şeyin sürekli değişmekte olduğu bir ortamda bir şehri gerçekten gördüğünüzü söyleyebilir misiniz?</span>

<span>Misal, yirmi üç yaşının coşkulu heyecanı kanını deli akıtırken gördüğün şehre kırk</span>

<span>altı yaşında gittiğinde bambaşka bir şehir bulmaz mısın?</span>

<span>Hiç durmadan yenilendiği ve değiştiği için bir şehrin her yerini görme imkanın da yoktur hiçbir zaman.</span>

<span>Gittiğimiz şehirlerde evvela değişmeyeni, hafızayı aramamız sanırım bu yüzden.</span>

<span>Şehir, zaman ve insan değişti ama işte Ayasofya orada; Mostar köprüsü orada; duvar resimleri orada.</span>

<span>Nesilden nesile başka bir zamanı aktarmaya devam ediyor.</span>

<span>Bu aktarım oradaki insanı da biçimlendiriyor, yoğuruyor…</span>

<span>Bunları bana düşündüren kendimi kısa bir süre sonra yeniden Tiran’dan Berat’a giderken bulmam oldu.</span>

<span>Eski Arnavutluk Cumhurbaşkanı İlir Meta, Balkan coğrafyasının eski devlet başkanlarını bir konferansa davet edince ben de Ahmet Davutoğlu ile birlikte “kartalların ülkesine” geldim.</span>

<span>Konferansın içeriği ayrı bir yazının konusu, gelin şimdi hiç zaman kaybetmeden -ben çene çalmaya çok meraklıyım malum- Elbasan ve Belshi gölüne uğrayarak Berat’a gidelim.</span>

<span>Elbasan’a gittiğimde sorduğum kimsenin “Elbasan tavayı” bilmemesine hayret ettiğimi yazmıştım; meğer, sur içindeki lokantada dört kuşaktır bu yemeği yapmaya devam eden bir adam varmış.</span>

<span>Bu da benim ayıbım olsun.</span>

<span>Elbasan’daki Hünkâr Camii’ni geçen gelişimde görmemiştim, bu sefer gördüm, 1492’de inşa edilen bu cami Balkanlar’ın en eski ibadethanelerinden biri.</span>

1.Bayezid’in yaptırdığı caminin imamı, Elbasan’ın “dini merkez” özelliğini uzun uzun anlatırken, hassasiyetlerin zamanında Tiran’dan bile yüksel olduğunu söyledi.

<span>Enver Hoca, bu caminin tiyatroya çevrilmesine karar verince beş yüz küsur yıllık tarihinde bu acı tecrübeyi de yaşamış.</span>

<span>Güzel bir cami, elden de iyi geçmiş.</span>

<span>Hemen yakınlarda bir de Nazire Camii var ama onun restorasyonu Hünkar’ın aksine insanı sarıp sarmalamıyor.</span>
<blockquote><em><b>Geçen gelişimde iki gece kaldığım Berat’a dair bilgilerim tazeyse de… Uzatmadan hemen anlatayım. Hünkar Camii’nde beni gezdiren imam, başka bir vilayete müftü atanmış; Bekarlar Camii’nin imamı şimdilerde ikisini birden idare ediyor. Bu cami de Enver Hoca’nın gazabından kaçamamış, senelerce buğday deposu olarak kullanılmış, minaresi ise yıktırılmış.</b></em></blockquote>
<h2><b>BUĞDAY DEPOSU OLARAK KULLANILMIŞ BİR CAMİ</b></h2>
<span>Sur İçinde de şöyle bir dolandıktan sonra Belshi gölüne doğru devam edebiliriz.</span>

<span>Belshi büyüleyici bir doğa harikası değil, ama çirkin bir yer de asla değil.</span>

<span>İlk intibam, buranın göl gibi durağan ve cansız bir yer olduğu ama yanılıyor da olabilirim tabii.</span>

<span>Geçen gelişimde iki gece kaldığım Berat’a dair bilgilerim taze ise de…</span>

<span>Uzatmadan hemen anlatayım.</span>

<span>Hünkar Camii’nde beni gezdiren imam, başka bir vilayete müftü atanmış; Bekarlar Camii’nin imamı şimdilerde ikisini birden idare ediyor.</span>

<span>Bu cami de Enver Hoca’nın gazabından kaçamamış, senelerce buğday deposu olarak kullanılmış, minaresi ise yıktırılmış.</span>

<span>Camiyi gezerken, Ahmet Davutoğlu, üst kattaki kadınlar bölmesinin kubbesinde yazan bir detayı fark etti.</span>

<span>Ashab-ı kehfle birlikte uyuyan Kıtmir adlı köpeğin adının da kubbede yer almasını İslam’ın hayvan sevgisinin, daha doğrusu yaratılan her mucizeye karşı duyulan sonsuz sevginin bir dışavurumu olarak anlattı.</span>

<span>Tekkeye ilk gelişimde “çilehane” olan kısma değinmiştim ama gezerken Sare Hanım [Davutoğlu] buranın çilehane olamayacak kadar güzel olduğuna haklı olarak dikkatimi çekti.</span>

<span>Belki de dil engeli yüzünden imamın -artık Müftü- anlattığını ya ben yanlış anladım ya da o yanlış bilgi verdi.</span>

<span>Tekkenin tavan süslemelerine ise bir kez daha hayran kaldım.</span>

<span>Buradan Bekarlar Camii’ne yürüdük.</span>

<span>Geçen gelişimde içini görememiştim, şimdi görebildim, kesinlikle sıcak, güzel ve görülesi bir cami.</span>

<span>Meğer bu caminin de kadınlar için ayrılmış bir üst katı varmış ama zamanla yok olmuş, en sonunda da restorasyonda aklı evvellerden biri “bekarların erkek olacağına, dolayısıyla da kadınlar için bir bölmenin orijinal planda olmadığına” karar vermiş.</span>

<span>Enver Hoca bu caminin de halter salonu olmasını uygun görmüş -bir insanın bu kadar uzun sene düzenli olarak saçma sapan kararlar verebilmesine her seferinde şaşıyorum.</span>

<span>Dolayısıyla da zemin mahvolmuş.</span>

<span>İmam, Bekarlar Camii’nin ayakta kalabilmesi için büyük mücadele veren Nadir Bey diye birinden bahsetti.</span>

<span>Nadir Bey hastaymış, evinden pek çıkmıyormuş.</span>

<span>Davutoğlu, Nadir Bey’i ziyaret etmek istediğini söyleyince hep birlikte evin yolunu tuttuk.</span>

<span>Nadir Bey, 1990 Ramazan’ında Kurşunlu Camii’nde ilk ezanı okuyan kişiymiş.</span>

<span>Enver Hoca döneminde, bir müftü, gizli gizli Kuran ve din dersleri veriyormuş.</span>

<span>Enver Hoca öldükten sonra bile işlerin hemen yoluna girmediğini, ezan okudu diye Enver Hocacılar tarafından taşlandığını anlattı.</span>

<span>Terzilik yapan babası oturdukları evi satın almaya karar verince parayı nereden bulduğuna ve nasıl biriktirdiğine dair Enver Hocacılar çok sorgulamış.</span>

<span>Nadir Bey bize bahçesinde yetiştirdiği gül yapraklarından hazırladığı, her yudumda bir gülizara girmiş gibi hissettiren şekersiz gül şerbeti ikram etti.</span>

<span>Sonra kale, derken Kırmızı Camii, Beyaz Camii…</span>

<span>Gezerken biraz da Berat mitolojisinden bahsedeyim.</span>

<span>Vaktin biri, iki kardeş, aynı kıza sevdalanmışlar.</span>

<span>E bunlar Arnavut, inatları dünyanın malumu, ikisinin de inadı tutunca bir kardeş cinayeti kaçınılmaz hale gelmiş.</span>

<span>Tanrı’nın müdahalesi ise gecikmemiş, oğlanları birer dağa çevirmiş, kız ise ikisinin sonsuz gözyaşlarını akıttığı Osumi nehrine dönüşmüş.</span>

<span>Bakalım, Berat’a yeniden gelirsem kim bilir yeni neler görecek, neler öğreneceğim.</span>

<span>Akşam indi, ayaklarda derman kalmadı.</span>

<span>Bereket, Arnavut mutfağının mükellef sofralarından birine oturdun mu, bütün günün yorgunluğunu daha ilk lokmada unutuyorsun.</span>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Seyahat ve tatil arasındaki ince çizgi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/seyahat-ve-tatil-arasindaki-ince-cizgi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/seyahat-ve-tatil-arasindaki-ince-cizgi</guid>
<description><![CDATA[ Seyahat ve tatil arasındaki ince çizgi ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/04/seyahat-1.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Seyahat, tatil, arasındaki, ince, çizgi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<span><b>Öncelikle belirtmeliyim ki, birisinin iyi diğerinin kötü olduğu şeklinde bir ayrım yapmayacağım. İkisi de değerlidir ve her ikisi de insan için gereklidir. Tatil ile seyahat arasındaki fark, yaşadığımız deneyimlerde yatar. Seyahat etmek bir yaşam biçimidir, tatil ise yaşamda verdiğimiz kısa bir moladır.</b></span>

<span>Geçen hafta, toplumu geliştiren araçlardan biri olarak seyahat kültürünü ele almış ve bu kültürün gençlerimize sunacağı faydalardan bahsetmiştim. Son cümlemde ise tatil kültürü ile seyahat kültürünün aynı kavramlar olmadığını belirtmiştim. Ülke olarak tatil kavramına yakınız ancak seyahat kültüründen hâlâ uzak sayılırız. Bu haftaki yazımı, bu iki benzer ancak farklı kavramı incelemeye ayırdım.</span>

<span>Öncelikle belirtmeliyim ki, birisinin iyi diğerinin kötü olduğu şeklinde bir ayrım yapmayacağım. İkisi de değerlidir ve her ikisi de insan için gereklidir.</span>

<span>Tatil ile seyahat arasındaki fark, yaşadığımız deneyimlerde yatar. Seyahat etmek bir yaşam biçimidir, tatil ise yaşamda verdiğimiz kısa bir moladır.</span>
<blockquote><em><b>Tatili genellikle kısa bir süre işten veya günlük rutinimizden uzaklaşmak amacıyla yaparız. Plaj tatili, kayak tatili veya ünlü bir şehirde hafta sonu tatili gibi çeşitli tatil türleri vardır. Tatilin ana hedefleri dinlenmek ve eğlenmektir.</b></em></blockquote>
<h2><b>TATİLİN ANA HEDEFLERİ DİNLENMEK VE EĞLENMEKTİR</b></h2>
<span>Tatili genellikle kısa bir süre işten veya günlük rutinimizden uzaklaşmak amacıyla yaparız.Plaj tatili, kayak tatili veya ünlü bir şehirde hafta sonu tatili gibi çeşitli tatil türleri vardır. Tatil kelimesini, rutin yaşantımızın dışına çıkarak kafa dinlediğimiz, dinlendiğimiz ve eğlendiğimiz günleri ifade etmek için kullanabiliriz. Tatilin ana hedefleri dinlenmek ve eğlenmektir. Her çalışan insan yorulur, her yorulan insan ise tatil yapma ihtiyacı hisseder. Bu insanoğlunun en doğal ve temel hakkıdır. Toplum mutluluğu için tatil yapmak önemli bir aktivitedir ancak önceki yazımda belirttiğim, toplumsal gelişime katkı sağlayacak faydaların ortaya çıkması için tatil kültürü tek başına yeterli ve etkili değildir. Tatilde insanlar genellikle turist rolündedirler. Bir otelde konaklayıp, en bilinen turistik yerleri gezip, alışveriş yapıp, hatıra fotoğrafları çekmekle yetinirler. Ancak seyahat kültürü bu çerçevenin dışına çıkar. Fark da burada başlar. Örneğin, bir otelin bahçesine gitmekle, Antalya’ya gitmek arasında dağlar kadar fark vardır.</span>
<blockquote><em><b>Seyahat etmek, dinlenmekten daha fazlasını ifade eder. Bu bağlamda seyahat etmek, bazen rutinimizin dışına çıkmak olabileceği gibi rutinimizin ta kendisi de olabilir. Seyahat etmek, yeni kültürleri keşfetmeyi, farklı lezzetler tatmayı, tarihi yerleri ziyaret etmeyi, yerel halkla etkileşimde bulunmayı, kısacası seyahat ettiğimiz toprakların hikayesini bilmeyi gerektirir.</b></em></blockquote>
<h2><b>SEYAHAT ETMEK, DİNLENMEKTEN FAZLASINI İFADE EDER</b></h2>
<span>Seyahat etmek, dinlenmekten daha fazlasını ifade eder. Bu bağlamda seyahat etmek, bazen rutinimizin dışına çıkmak olabileceği gibi rutinimizin ta kendisi de olabilir. Seyahat etmek, yeni kültürleri keşfetmeyi, farklı lezzetler tatmayı, tarihi yerleri ziyaret etmeyi, yerel halkla etkileşimde bulunmayı, kısacası seyahat ettiğimiz toprakların hikayesini bilmeyi gerektirir.Seyahat etmek; tanımayı, sormayı, bilmeyi, öğrenmeyi ve etkileşime geçmeyi içerir. Seyahatin bir parçası kumsalda güneşlenmek olabilir, ama tamamı sadece kumsalda güneşlenerek geçen bir seyahat olmaz. Bu yüzden seyahat etme kültürüne sahip kişilere gezgin veya seyyah deriz. </span>

<span>Gezginler, yerel yaşamı deneyimler, keşfederler, gezerken sorarlar, sorgularlar ve öğrenirler. Deyim yerindeyse, gezginler için seyahat etmek yolda olmaktır. Yolda olmak ise önemli bir hayat okuludur. Bu okulda elde edilecek yeni deneyimler ise hayat boyu istifade edilecek başucu kitapları ve öğretmenlerdir. Seyahatte amaç en iyi okulu ve öğretmeni aramaktır. Gezginler bu amaçla gezerken bazen kaybolurlar, bazen çok yorulurlar, hatta bazen aradıklarını hiç bulamadan geri dönerler ama aramaktan asla vazgeçmezler. Bu bağlamda, bulmak için aramak şarttır ancak aramak için bulma mecburiyeti yoktur. Çünkü gezgin için ulaşılacak ana hedef yolda olmaktır. Yalnızca yolculuk keyfi için bile yola çıkılabilir. Tam da bu yüzden bir gezginin seyahatlerinden mutsuz dönme olasılığı çok azdır. Farkındalığı yüksek, beklentisi düşüktür. Bu yüzden yolda onu bekleyen sürprizler, aksaklıklar, hatta minik kazalar bile gezgini seyahat tutkusundan vazgeçiremez.</span>

<span>Gezginler için konfor alanı gibi kısıtlamalar yoktur. Bu yüzden rotalarını özgürce ve özgünce belirlerler. Herkesin gittiği yerlere göre kendilerini kısıtlamazlar. En ücra yerlere, en bilinmeyen ülkelere bile büyük bir merakla ve zevkle giderler. Bu noktada merak öğrenmeyi tetikleyen önemli bir güçtür. Bu yüzden seyahat kültürüne sahip gençler seyahat edilen yerdeki kültürü özümsemeye ve yerel yaşama daha derinlemesine katılmaya isteklidirler. Bu katılımla beraber gezen insanın gezdiği yerlere ve tanıştığı yerel insanlara karşı saygısı ve duyarlılığı artar.</span>
<blockquote><em><b>Seyahat etmek kişisel gelişim için bir fırsattır. Çünkü yol öğretir. Bu tür kişisel gelişimin en önemli özelliği; gezginin başka şeylerden önce kendisini bulma ve keşfetme şansına erişmesidir. Yunus’tan esinlenerek şöyle diyebiliriz: "Seyahat kendini bilmektir, sen kendini bilmezsen, bu nice gezmektir".</b></em></blockquote>
<h2><b>SEYAHAT ETMEK KİŞİSEL GELİŞİM İÇİN BİR FIRSATTIR</b></h2>
<span>Seyahat etmek kişisel gelişim için bir fırsattır. Çünkü yol öğretir. Bu tür kişisel gelişimin en önemli özelliği; gezginin başka şeylerden önce kendisini bulma ve keşfetme şansına erişmesidir. Yunus’tan esinlenerek şöyle diyebiliriz: </span><i><span>"Seyahat kendini bilmektir, sen kendini bilmezsen, bu nice gezmektir". </span></i><span>Örneğin, doğayı kirleten bir turistle karşılaşmanız mümkündür ancak doğayı kirleten bir gezgin ile karşılaşmanız mümkün değildir. Seyahat kültürüyle elde edilen değerler bunun olmasını mümkün kılmaz. Bu duruma kendim defalarca şahit olmuşumdur. Türkiye’de, Ege sahillerinde, denize 50 metre mesafe yazlığım var. Her yaz kumsala çöpünü bırakıp giden onlarca, belki yüzlerce turistle karşı karşıya geliyorum. Ancak yaptığım onlarca dağ tırmanışında, kamplı doğa yürüyüşlerinde, tarihi alan araştırmalarında karşılaştığım bütün gezginler günlerce ve kilometrelerce çöplerini yanlarında taşıyan insanlar oluyor. Bu bir bilinç ve kültür meselesidir. Doğayla bütünleşme meselesidir. Bu bilinç ve kültür seviyesine ulaşmak için seyahat etmek önemli bir araçtır.</span>

<span>Seyahatler esnasında farklı insanlarla etkileşimde bulunmak, bakış açımızı genişletir, dünya görüşümüzü zenginleştirir. Dolayısıyla, seyahatin en büyük ayırt edici noktalarından biri, yola çıkan kişi ile yoldan dönen kişinin artık aynı kişi olmamasıdır. Bu bağlamda tatil vücudunuzu dinlendirmek için iyi bir fırsattır; seyahat ise ruhunuzu dinlendirir, kişiliğinizi besler, bilginizi arttırır ve sizi daha zengin bir insan yapar. Bu yüzden seyahat, para harcayarak zengin olabileceğiniz ender aktivitelerden biridir. Çünkü tatil biter, ama seyahatin etkileri bir ömür boyu sürer. Bu anlamda seyahat kültürü, insanın tekâmül aşamalarından biridir. Yol, yola çıkanın en yakın yoldaşı olduğunda, seyahat bir gelişim aracına dönüşür veona bir ömür boyu eşlik eder. Bu kültür toplumda yaygınlaşırsa, toplumun gelişmesinde önemli bir rol oynar.</span>

<span>Akıp giden hayatı zihinlerimizde ölümsüz kılmanın en etkili yollarından biri seyahat etmektir. Sizi de bu güzel kültürün bir parçası olmaya davet ediyorum. 20 yılı aşkın seyyahlık maceramda her yaştan, her ekonomik ve sosyal gruptan o kadar farklı ve çok insanla karşılaştım ki inanın bana; yaşınız, ekonomik ve sosyal statünüz ne olursa olsun yol her zaman açık ve sizi çağırıyor. Emin olun </span><i><span>‘"çok geç"</span></i><span> demek için henüz çok geç değil!</span>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Toskana’nın kokusu…</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/toskananin-kokusu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/toskananin-kokusu</guid>
<description><![CDATA[ Toskana’nın kokusu… ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/06/italya-yazilari-1.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Toskana’nın, kokusu…</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<span><b>Gece insin, bahçeye yeniden gelip aynı şezlonga uzanacağım.</b></span>

<span><b>Bütün manzara simsiyah bir çarşafla örtülmüşçesine kaybolurken bana sadece Toskana’nın kokusu ve yıldızlar kalacak.</b></span>

<span>Bir zeytin ağacının griye çalan yeşil yapraklı dallarının altında oturuyorum.</span>

<span>Kuş cıvıltıları, ha bir de birkaç geveze böcek haricinde hiçbir ses yok.</span>

<span>Tam karşımda bir çölden kaçıp gelmişçesine çiçek açmış bir kaktüs var.</span>

<span>Etrafımda sonsuz zeytin ağaçları, manolyalar, morlu turunculu çiçeklerini cömertçe sergileyen ağaçlar…</span>

<span>Bir tepelikten Toskana vadisine bakıyorum.</span>

<span>Pisa ile Floransa arasındaki Torre adlı bir köydeyim.</span>

<span>Torre, “kule” demek; köye adını veren kule vadinin sağında.</span>

<span>Hiç bilmiyorum ama, eğer kuledeki afişi doğru anladıysam, Fransa Bisiklet Turu güzergahı üzerinde bir köy burası.</span>

<span>Poggia Osanna caddesinde bir köy evinin bahçesindeyim.</span>

<span>Her yer alabildiğine yeşil.</span>

<span>Ayağımı içinde yabani otlar, küçük sarı papatyalar, sarının ve kahverenginin her tonundaki yapraklar olan yemyeşil bir zemine basıyorum.</span>

<span>Şu benim yerini şaşırmış kaktüsümün arkasında yine zeytin ağaçları görüyorum, sonra birer şehadet parmağı gibi göğe uzanmaya çalışan serviler, ekilmiş tarlalar, kabakların uçlarında ölmeyi bekleyen kabak çiçekleri, ileride top top saman balyaları, sıra sıra üzüm bağları, koyu yeşil panjurlu bir ev…</span>

<span>Arada planöre benzeyen bir şey geçiyor üstümden, bir de kamikaze pilotu olduğu şaşkınlığında birkaç uçan böcek huzurumu şöyle bir yoklayıp kaçırmaya çalışıyor.</span>

<span>Solumdaki ağaca bir kuş yuvası çakmışlar.</span>
<blockquote><em><b>Gördüğüm her şeyi sayfalarca tasvir etsem gene yeterli olmayacak çünkü hepsinden daha önemli olan bir koku var. Bu ne çiçek kokusu, ne hayvan ne zeytin ne üzüm ne kaktüs ne manolya… Bu galiba sadece Toskana’da olan ve insanı akıl almaz ölçüde bencilliğe götürebilen bir tuhaf  “doğa kokusu”.</b></em></blockquote>
<h2><b>BİR TUHAF DOĞA KOKUSU</b></h2>
<span>Metruk kuş yuvası, bir haziran günü yemyeşil çıldıran doğaya meydan okurcasına hüzün veriyor insana, dökülmüş boyasıyla.</span>

<span>Gördüğüm her şeyi sayfalarca tasvir etsem gene yeterli olmayacak çünkü hepsinden daha önemli olan bir koku var.</span>

<span>Bu ne çiçek kokusu, ne hayvan ne zeytin ne üzüm ne kaktüs ne manolya…</span>

<span>Bu galiba sadece Toskana’da olan ve insanı akıl almaz ölçüde bencilliğe götürebilen bir tuhaf “doğa kokusu”.</span>

<span>Bir zaman sonra, yani bu koku beynini ele geçirip iyice uyuşturunca “eehhh, yere batsın dünyanın derdi!” diyorsun.</span>

<span>Bu koku, bilumum chianti’den daha sert ve daha etkili.</span>

<span>Bence bütün gizem de bu kokuda yatıyor.</span>

<span>Pisa’dan Torre’ye araba sürerken her virajda insanı sersemleten yeni bir manzarayla karşılaşınca ister istemez bir mukayese yapıyor insan.</span>

<span>Pisa da çok güzel, işte şu bahçesinde oturduğum evin bulunduğu Torre de.</span>

<span>Ama ikisinin güzellikleri birbirilerinden ne kadar da farklı!</span>

<span>Pisa’nın meşhur Mucizeler meydanı, her gören çarpılsın diye yapılmış.</span>

<span>Amaç hasıl olmuş, yüzyıllardır her gören bu “mucize üçlemesi” karşısında çarpılıp kalıyor.</span>

<span>Oysa, Torre öyle değil; çok daha fiyakalı çimlerde de oturdum, kusursuz peyzajlar da gördüm, devasa zeytinliklerde de geceledim, doğa harikalarını da hayranlıkla seyrettim.</span>

<span>Hiçbirine benzemiyor ama bu.</span>

<span>Harcıâlem bir güzellik, ama doğa harikası falan da değil.</span>

<span>Şu saman balyaları, üzüm bağları, zeytin ağaçları hepsi olduğu gibi duruyor ve muhteşem olmaya yetiyor.</span>

<span>Doğa harikası değil, insan yapımı bir sanat eseri de değil; Toskana ikisinin kusursuz bir bileşimi.</span>

<span>Sanırım, Toskana’nın muhteşemliğini anlatmak için en iyi terim “iddiasızlık” olabilir.</span>

<span>Pisa’nın aksine hiçbir çabası, iddiası yok Torre’nin.</span>

<span>Aksine, tesadüfen katıldığı yarışmada güzellik kraliçesi seçilecek bir havası var.</span>

<span>Güzel olmak için herhangi bir şey yapmaya ihtiyaç duymama hali, bu delicesine özgüven Toskana’da beni en etkileyen şeydi.</span>

<span>Gece insin, bahçeye yeniden gelip aynı şezlonga uzanacağım.</span>

<span>Bütün manzara simsiyah bir çarşafla örtülmüşçesine kaybolurken bana sadece Toskana’nın kokusu ve yıldızlar kalacak.</span>

<span>Fena bir fikir gibi durmuyor.</span>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bağ evinde</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/bag-evinde</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/bag-evinde</guid>
<description><![CDATA[ Bağ evinde ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/08/sirbistan-yazilari-2.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Bağ, evinde</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<span><b>Jagodina, Niş’ten bir saat kadar sürüyor. Vinarija Piano’nun bağ evinde kalacağım bu gece. Yeşilliğin ortasında oturuyorum; arkamda mısır tarlaları, önümde üzüm bağları, sol tarafımda boynu bükük ayçiçekleri, bostan, tatlı böğürtlenleri mor mor parlayan çalılar… Hiç ses yok. Vinarija Piano’nun kendi şaraplarından bir şişe roze, birkaç zeytin… Bütün Sırp şarapları böyle değildir kuşkusuz ama Vinarija Piano’da içtiklerim birer sanat eseri.</b></span>

<span>Şimdi size “Sırp şarabı” desem umurunuzda olmayacak, iyi bir “Bordeaux” ya da “Chianti” ile karşılaştığınızda duyacağınız heyecanın herhalde binde birini duymayacaksınız.</span>

<span>Jagodina’ya gelene kadar ben de öyle sanıyordum.</span>

<span>Jagodina, Niş’ten bir saat kadar sürüyor.</span>

<span>Vinarija Piano’nun bağ evinde kalacağım bu gece.</span>

<span>Yeşilliğin ortasında oturuyorum; arkamda mısır tarlaları, önümde üzüm bağları, sol tarafımda boynu bükük ayçiçekleri, bostan, tatlı böğürtlenleri mor mor parlayan çalılar…</span>

<span>Hiç ses yok.</span>

<span>Vinarija Piano’nun kendi şaraplarından bir şişe roze, birkaç zeytin…</span>

<span>Büyük bir ağacın altında oturuyorum.</span>

<span>Bütün Sırp şarapları böyle değildir kuşkusuz ama Vinarija Piano’da içtiklerim birer sanat eseri.</span>

<span>Niş’ten kuzey yönüne çıktıkça çok sayıda “şarap yolu” tabelası görüyorsunuz, diğerlerine gitmediğim için onlar nasıldır bilemiyorum ama Vinarija Piano’nun şarapları da, ortamı da, odanın camından gözüken ayçiçeklerinin arasındaki bağ manzarası da, sessizliği de çok güzel.</span>

<img class="alignnone wp-image-120741 size-full" src="https://yeniarayis.com/wp-content/uploads/2024/07/2-4.png" alt="" width="1600" height="900">

<span>Elimdeki rehbere şöyle bir baktım, Jagodina’da görülecek birkaç yerden bahsediyor ama benim hiçbirine gitmeye niyetim yok, burada öylece oturmak, dinginlikte zamanın geçişini seyretmek, günbatımının gökyüzünü şeftali kabuğu renklerine boyayışını, inmekte olan akşamın koyulaşan maviliğini, nihayetinde de yıldızlı geceyi izlemek istiyorum.</span>

<span>Sadece masaya uzanıp kadehi almak ve onca çiçek varken yolunu şaşırıp bana gelen arıları kovalamak için hareket ediyorum.</span>

<span>Hiçbir yere yetişmeyecek olmanın verdiği rahatlıkla rüzgârın esişine karşı hayaller kuruyorum; ayçiçekleri kıpırdanıyor arada, olgunlaşan üzümlerin çatlayışları…</span>

<span>Bunu tabii ki duymuyorum ama hissediyorum, daha doğrusu hissetmek istiyorum, uydurduğum bu yalana inanmak beni mutlu ediyor.</span>

<span>Arada bir uzaklardan geçen tren bölüyor sessizliği.</span>

<span>Ama ne trenler geçiyor, belki otuz-kırk vagon arka arkaya.</span>

<span>Onları izliyorum, sonra esen bir rüzgâr bilmediğim yerlerdeki çiçek kokularını alıp bizim tarlalarda harmanlayarak bana getiriyor -yoksa bunu da uyduruyor muyum?</span>

<span>Rehberde okuduğum gereksiz bir bilgi geliyor aklıma: “Jagodna”, Sırpça “çilek” demektir; Jagodina’nın adı oradan gelir.</span>

<span>Vinarija Piano’nun bağ evi kısmı bomboş, bir tek biz kalıyoruz.</span>

<span>Bir de kâhya mı yoksa buranın sahibi mi olduğunu anlayamadığım bir adam var.</span>

<span>Ama onun ikram ettiği “ayva rakısı” kadar lezzetlisini ömrümde içmedim; bir şişe almak istedim, yok dedi, satmıyormuş meğer, sadece kendine yapıyormuş.</span>

<span>Aslında böylesi daha güzel, buradaki her şeyi alıp götürürsem tüketeceğim, bitecek, oysa şimdi, ister istemez, bu ayva rakısı benim aklımda hep bu haliyle, bu lezzetiyle ve ulaşılmazlığıyla kalacak.</span>

<span>Zaman geçtikçe zihnim o ayva aromasını daha lezzetli hale getirecek.</span>
<blockquote><em><b>"Tamjanika" diye bir üzüm varmış, bilmiyordum, ondan yapılan beyaz şarap getirdiler. Hepsi burada yapılan kadar lezzetli değildir muhtemelen ama Vinarija Piano’nun"tamjanika" şarabı da rozesi gibi muhteşem.</b></em></blockquote>
<h2><img class="alignnone wp-image-120743 size-full" src="https://yeniarayis.com/wp-content/uploads/2024/07/3-3.png" alt="" width="1600" height="900"></h2>
<h2><b>VİNARİJA PİANO’NUN TAMJANİKA ŞARABI DA ROZESİ GİBİ MUHTEŞEM</b></h2>
<span>Aslında bu işin sırası böyle değildir ama protokolün anlamı yok, roze bitti, beyazla devam ediyorum.</span>

<span>“Tamjanika” diye bir üzüm varmış, bilmiyordum, ondan yapılan beyaz şarap getirdiler.</span>

<span>Hepsi burada yapılan kadar lezzetli değildir muhtemelen ama Vinarija Piano’nun “tamjanika” şarabı da rozesi gibi muhteşem.</span>

<span>Arıların yerini sinekler aldı ama üç-beş yerim ısırılacak diye bu koltuktan kalkacak değilim.</span>

<span>Bu bağın ortasında hiçbir şey yapmadan zamanın geçişini izlemek bana iyi geliyor.</span>

<span>İşte akşam oluyor.</span>

<span>Oturduğumda masmaviydi gökyüzü, sonra kavuniçi, yavruağzı, pembeler başladı, şimdiyse gece mavisi.</span>

<span>Günler uzun bu mevsimde.</span>

<span>Hava karardığında saat epey ilerlemiş olacak.</span>

<span>Ama sabahın ilk ışıkları göğü ağarttığında bu bağın içine uyanmak bana iyi gelecek.</span>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Atina’da yapılacak en önemli iş</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/atinada-yapilacak-en-oenemli-is</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/atinada-yapilacak-en-oenemli-is</guid>
<description><![CDATA[ Atina’da yapılacak en önemli iş ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/06/yunanistan-yazilari-2.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Atina’da, yapılacak, önemli, iş</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<span><b>Bu ilk gidişimde Atina’da çok kısa kaldım, zira sebeb-i ziyaretim ne kültür ne tarih ne mitoloji ne gastronomi ne iş ne de başka bir şeydi; uygun bir ortamda evlilik teklif edecektim. Dolayısıyla, Atina benim için başka bir anlam daha kazandı.</b></span>

<span>Ha bugün ha yarın, elbet bir gün gidilir falan derken Atina’ya gidişim hayli gecikti.</span>

<span>Benim için seyyahlığı avukatlığından önde gelen Haluk İnanıcı, </span><i><span>Atina’yı Farklı Gezmek</span></i><span> adlı kapsamlı kitabında bu şehri gerçekten farklı görmemizi sağlar.</span>

<span>Turistlerin görmeyeceği detayları fark edebilir, hikâyelerini öğrenebilirsiniz; bu da, sanırım, bir şehri sevmenin en önemli kıstaslarından biri.</span>

<span>Bu ilk gidişimde Atina’da çok kısa kaldım, zira sebeb-i ziyaretim ne kültür ne tarih ne mitoloji ne gastronomi ne iş ne de başka bir şeydi; uygun bir ortamda evlilik teklif edecektim.</span>

<span>Dolayısıyla, Atina benim için başka bir anlam daha kazandı -İnanıcı alınmasın ama en farklı gezmek böyle olur.</span>

<span>Bir de, benim teklif Paskalya zamanına denk geldi mi, oh, çifte bayram.</span>

<span>Çal zilleri zangoç efendi, öttür düdüğü Yorgo, haydi bakalım Niko, çevirin kuzuları, başlasın şenlik, başlasın karnaval.</span>

<span>Atina’ya gelişimiz akşam uçuşuylaydı, oteli bulmak, yerleşmek falan derken geceyi ettik.</span>

<span>Bereket, bu siestacılar akşam yemeği saatinin de suyunu çıkarıyorlar, o sayede kendimize Plaka’da güzel bir lokanta bulduk.</span>

<span>Uzolu, mezeli, ahtapotlu bir yemek yedik ama cumartesiyi bekleyelim dedim; kızı kaçıracaklarmış gibi ayak basar basmaz yüzük verilmez ya.</span>

<span>Şunu da anlatmadan geçmeyeyim; şimdi, gecenin bir saati Plaka’ya gidip açık bir lokanta bulalım diye yola koyulmamızla birlikte Paskalya törenine denk geldik.</span>

<span>Askerler, papazlar, bilumum üniformalı ahali matem havasını vermek için alabildiğine ağır adımlarla yürüyorlar.</span>

<span>Matem tamam da, yüzlerce insan böyle ağır adımlarla yürüyünce "zombi geçidi" bir görüntü çıkıyor ortaya.</span>

<span>Bir de biz çok açız, lokantaların mutfakları kapanacak diye de endişe ediyoruz, tam hızlanacağız, önümüze üniformalı zombilerden bir grup geçiyor, biz de mecbur yavaşlıyor ve o matemin bir parçası oluyoruz.</span>

<span>Neyse, bir punduna getirip biz yolumuza revan olduk da en azından seneye geçit törenine takılıp açlıktan telef olan iki turisti anmak zorunda kalmayacaklar.</span>

<span>Ertesi gün, Syntagma’dan Plaka’ya, oradan bitpazarına, sağlı sollu sokakları arşınlarken bir de ne göreyim!</span>
<blockquote><em><b>Cebinde yüzük, sırtında ceket olan insan aslında kokoreç gördüm diye sevinmemeli ama insanoğlu bazen anlaşılması zor bir mahluka dönüşür, ben de dedim ki, gel şurada bir kokoreç yiyelim.</b></em></blockquote>
<h2><b>GEL ŞURADA BİR KOKOREÇ YİYELİM</b></h2>
<span>İki kuzuyu çeviriyorlar kömür ateşinde, bir de uzun, upuzun bir kokoreç takmışlar şişe, üçü birlikte dönüyor, kömüre damlayan yağları beyni ele geçiren kokularla bezenmiş bir duman olarak havaya karışıyor.</span>

<span>Cebinde yüzük, sırtında ceket olan insan aslında kokoreç gördüm diye sevinmemeli ama insanoğlu bazen anlaşılması zor bir mahluka dönüşür, ben de dedim ki, gel şurada bir kokoreç yiyelim.</span>

<span>Lakin bu kokoreçi Arnavutluk’tan biliyorum, daha doğrusu tahmin ediyorum, bunun içinde ciğer olur, o yüzden de ağır olur, Nihan bunu yemez.</span>

<span>Çarnaçar -yoksa isteyerek mi?- he dedi, bizi boş bir masaya buyur ettiler.</span>

<span>Bizim masa nerede, tam kuzuların dibinde, loca gibi yer mübarek.</span>

<span>Püfür püfür de "kömürde kuzu" kokuyor.</span>

<span>Ben kokudan mestane bir porsiyon kokoreç ısmarladım ama bu mutluluğu tek başıma yaşamam gerektiğini de idrak ettim hemen: "Tek kişilik servis açın, ben bir şey yemeyeceğim."</span>

<span>Neyse, yapacak bir şey yok, hayat sürprizlerle dolu ve böyle bir kokoreç bulduğunda -cebinde tektaş değil Kaşıkçı Elması da olsa- yiyeceksin.</span>

<span>Böylece, midem de bayram coşkusundan payına düşeni aldı.</span>

<span>Dışarıda bayram, içimde bayram, cebimde bayram, daha ne olsun?</span>

<span>Birkaç hatıralık eşya aldıktan sonra otele yollandık, sonra, baktım beyaz elbisesini giydi, dedim, "hayde bre, vakit bu vakittir."</span>

<span>Döndük Plaka’ya, şık bir lokantaya oturduk, güzel bir masa, "dolmades", "Grek salat", "cacıki", mantar ve uzodan müteşekkil bir sofra kurduk.</span>

<span>Sonrası malum, yanağa doğru süzülen gözyaşları eşliğinde: "Evet!"</span>

<span>Gel de, Atina’yı sevme şimdi.</span>

<span>İster istemez Atina ile aramda -aramızda- kişisel bir bağ kuruldu artık.</span>

<span>Gelmeden Atina’ya dair okuduklarım, gelince gördüklerimden daha fazlaydı, Atina’nın hakkını verdiğimi söyleyemem ama gördüğüm kadarı da bu şehri sevmeme yetti.</span>

<span>Elbet bir daha düşer yolum Atina’ya, gezmesi de o güne kalsın.</span>

https://yeniarayis.com/bilgehanucak/selanik-ve-milliyetcilik/]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kitlesel kıyımlarla iç içe bir kent</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/kitlesel-kiyimlarla-ic-ice-bir-kent</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/kitlesel-kiyimlarla-ic-ice-bir-kent</guid>
<description><![CDATA[ Kitlesel kıyımlarla iç içe bir kent ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/07/sirbistan-yazilari-1.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Kitlesel, kıyımlarla, iç, içe, bir, kent</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<strong>Kelle Kulesi’nde 952 kafatası yer alıyormuş ama zamanla aileler gömebilmek için duvardan kafataslarını toplamışlar, elli kadar kalmış.</strong> <strong>Şimdilerde bu vahşet anıtının üstünü bir şapelle örtmüşler.</strong> <strong>Niş’te kitlesel cinayet mekânları hariç görülecek bir şey yok.</strong> <strong>Bir şehir için pek olumlu bir özellik sayılmasa gerek.</strong>

İstanbul’dan Sırbistan’ın en büyük üçüncü şehri olan Niş’e uçuş süresi birbuçuk saat ama sağ olsun Sırbistan Cumhurbaşkanının yeni bir terminal açacağı tutmuş, uçakta üç saat rötar var.

Cumhurbaşkanı terminal açacak diye uçuşları iptal etmek de neyin nesi?

Niş’teki havaalanının adı Büyük Konstantin -ama bizim ölçeklere göre bu havaalanının büyüklükle hiç alakası yok.

Büyük Konstantin’i biz İstanbul’u kuran imparator diye biliriz ama burada, anlaşılır sebeplerle, “Ortodoksluğu seçen ilk imparator” unvanı öne çıkarılmış.

Doğum yeri burası olduğu için Konstantin şehrin medarı iftiharı.
<blockquote><em><strong>Niş’in meydanı ya da alışveriş caddesi söz etmeye değmeyecek yerler. Ama meydan hisara açılıyor; hisar ise önce hamama, sonra da büyük bir parka. Bir on dakika kadar yürüdükten sonra Kızıl Haç adlı toplama kampına varacağız. Belgrad’daki toplama kampı Sajmiste’den geriye pek bir şey kalmamıştı ama Kızıl Haç öyle değil, o korkunç zulüm senelerinde neler yaşandığını bir parça da olsa hissetmenizi sağlıyor.</strong></em></blockquote>
<img class="alignnone wp-image-120650 size-full" src="https://yeniarayis.com/wp-content/uploads/2024/07/sirbistan-29073.jpg" alt="" width="2000" height="1500">
<h2><strong>NİŞ’TE KIZIL HAÇ ADLI TOPLAMA KAMPI</strong></h2>
Fakat Niş, derme çatmalığıyla Konstantin’in adına yaraşır bir kent gibi gözükmedi bana.

Niş’in meydanı ya da alışveriş caddesi söz etmeye değmeyecek yerler.

Ama meydan, hisara açılıyor; hisar ise önce hamama, sonra da büyük bir parka.

Parkın içindeki Bali Bey Camii’nin içi harap, daha doğrusu zevksiz bir çağdaş sanat galerisine dönüştürülmüş.

Bir on dakika kadar yürüdükten sonra Kızıl Haç adlı toplama kampına varacağız.

Belgrad’daki toplama kampı Sajmiste’den geriye pek bir şey kalmamıştı ama Kızıl Haç öyle değil, o korkunç zulüm senelerinde neler yaşandığını bir parça da olsa hissetmenizi sağlıyor.

Her toplama kampı gibi sonsuz acılarla çevrilmiş olsa da en büyük firar girişimlerinden birinin başarılması Kızıl Haç’ı diğerlerinden ayıran önemli bir özelliği.

Naziler, asayişi sağlamak için acımasız misillemeler yapmaktan imtina etmemişlerdi.

Kızıl Haç’ta da böyleydi: Mahkûmların yaraladığı her Alman askerine karşılık içlerinden ellisi, öldürdüğü her Alman askeri içinse yüzü kurşuna dizilecekti.

Nazilerin ölüm makinesi her zamanki gibi olanca hızıyla çalışmaya devam ederken, Kızıl Haç’taki mahkûmlardan ikisi -Partizanlardan Branko Bjegovic ve Yugoslav ordusundan Vule Vukasinovic- firar planlarını en ince ayrıntısına kadar hesaplamışlardı.

Şartlar elvermediği için birkaç kere erteleseler de 12 Şubat’ta firar etmeye karar verdiler çünkü 13’ü sabaha karşı yeniden bir toplu kıyım yapılacağını haber almışlardı.

Muhafızlarla aralarında çıkan arbede esnasında yüz küsur mahkûm kamptan firar etmeye başardı.

Kaçamayanlar için durum daha da feciydi; Naziler gözleri dönmüş biçimde kitlesel katliama girişmişlerdi.

Kızıl Haç’taki mahkûmları üç sene boyunca kafileler halinde Bubanj tepesine götürüp öldürüyorlardı -bugün orada bir anıt yer alıyor.
<blockquote><em><strong>Kızıl Haç’ta mahkûmların kaldıkları hücreleri, günlük hayatın nasıl olduğunu, ne gibi işkencelere maruz bırakıldıklarını görüyorsunuz.</strong> <strong>Aradan seksen sene geçmiş olsa da toplama kampından çıktığında insan tepetaklak oluyor.</strong></em></blockquote>
<h2><strong>TOPLAMA KAMPINDAN ÇIKTIĞINDA İNSAN TEPETAKLAK OLUYOR</strong></h2>
<img class="alignnone wp-image-120649 size-full" src="https://yeniarayis.com/wp-content/uploads/2024/07/sirbistan-29072.jpg" alt="" width="1500" height="2000">

Kamptaki bilgilerden öğrendiğime göre, 2 Aralık 1942’de ikinci bir firar girişimi olmuş.

Ama çok az sayıdaki firari de birkaç gün içinde yakalanmış.

Kızıl Haç’ta mahkûmların kaldıkları hücreleri, günlük hayatın nasıl olduğunu, ne gibi işkencelere maruz bırakıldıklarını görüyorsunuz.

Hayli asap bozucu olsa da sabırla dolaştım.

Mesela, bir yer var, papyonları dizmişler sıra sıra.

Önce anlamıyorsunuz, toplama kampında rengârenk papyonların ne işi var diyorsunuz, ama sonra o papyonların öldürülenlere ait olduğu bilgisiyle sarsılıyorsunuz.

Sarı yaka yıldızları, kol bantları, Mathausen’dan getirilmiş bir mahkûm üniforması…

Sonra çocuklara, kampta doğan bebeklere dair bilgiler…

Hepsi öldürülen mahkûmların -saptanabilenlerin- adlarının yazıldığı bir odada son buluyor.

Aradan seksen sene geçmiş olsa da toplama kampından çıktığında insan tepetaklak oluyor.

Niş’in en büyük bahtsızlığı ölümle iç içe yaşaması sanırım.

Kentte görülmeye değer iki yer var; biri bu toplama kampı diğeri ise Kelle Kulesi.

Savaşın veçhelerini uzun uzun anlatmayacağım; Sırplar, Osmanlı’ya isyan ediyorlar.

1800’lerin ilk on yılındayız, milliyetçilik ateşi her yanı kavuruyor -zamanın ruhu.

Ama en sonunda Hurşid Paşa gelip Sırp asilerin isyanını bastırıyor.

Asilerin başı Stevan Sindzeliç, Osmanlı ordusuna daha fazla karşı koyamayacaklarını anlayınca cephaneliği havaya uçurmaya karar veriyor.

Hem kendisi hem ordusu ölüyor, ama Osmanlı da epey bir asker kaybediyor.

Buraya kadar alışılmadık bir şey yok gibi gözükse de Hurşid Paşa’nın verdiği emir Çegar’daki bu savaşı başka bir yere taşıdı.

İsyancıların kafalarının kesilmesini ve ibretiâlem için bir duvarda sergilenmesini emretti.

Kelle Kulesi’nin ortaya çıkış hikâyesi bu.

Kelle Kulesi’nde 952 kafatası yer alıyormuş ama zamanla aileler gömebilmek için duvardan kafataslarını toplamışlar, elli kadar kalmış.

Şimdilerde bu vahşet anıtının üstünü bir şapelle örtmüşler.

Niş’te kitlesel cinayet mekânları hariç görülecek bir şey yok.

Bir şehir için pek olumlu bir özellik sayılmasa gerek.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Rotterdam’da</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/rotterdamda</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/rotterdamda</guid>
<description><![CDATA[ Rotterdam’da ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/06/hollanda-yazilari-2.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Rotterdam’da</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<span><b>Rotterdam, Hollanda’nın en büyük ikinci şehri olmasına rağmen, insanın kendini Hollanda’da hissetmemesini sağlayan tuhaf, modern ve sevimsiz bir kent. Tabii ki bu sevimsizliğin bazı objektif sebepleri var ve Rotterdamlıların bunda bir kabahati olduğunu iddia etmek de çok güç. Göring’in Luftwaffe’si, İkinci Dünya Savaşı’nda Rotterdam’ı dümdüz etmiş.</b></span>

<span>Rotterdam'la Delft arasında yer alan Pijnacker diye bir bölgede kalıyorum.</span>

<span>Delft, Vermeer’den ötürü benim Hollanda’da görmeyi en çok istediğim yerlerden biriydi.</span>

<span>Ama Vermeer’in kasabasını bir sonraki yazıya bırakıp şimdi sadece Rotterdam’a dair izlenimlerimi aktarmak istiyorum.</span>

<span>Benim bir yere “tipik Hollanda şehri” diyebilmem için her şeyden önce o yerin suyla ciddi bir mesaisi olmalı.</span>

<span>Kanallar olmalı mesela, onlarca köprü, süslü cepheleriyle sıralanmış evler…</span>

<span>Benim Hollanda’dan anladığım böyle bir şey.</span>

<span>Gelgelelim, Rotterdam, Hollanda’nın en büyük ikinci şehri olmasına rağmen, insanın kendini Hollanda’da hissetmemesini sağlayan tuhaf, modern ve sevimsiz bir kent.</span>

<span>Tabii ki bu sevimsizliğin bazı objektif sebepleri var ve Rotterdamlıların bunda bir kabahati olduğunu iddia etmek de çok güç.</span>

<span>Göring’in Luftwaffe’si, İkinci Dünya Savaşı’nda Rotterdam’ı dümdüz etmiş.</span>

<span>Nasıl olduysa bombanın düşmediği Belediye Binası -Stadhuis- haricinde her şey yıkılmış.</span>

<span>Nazi Almanyası, Hollanda’yı hap gibi yutmadan önce, ertesi gün saat 15.00’e kadar teslim olma çağrısı yapmış, aksi takdirde hava kuvvetlerinin Rotterdam’ı yerle bir edeceği ilan edilmiş.</span>

<span>13 Mayıs 1940 tarihinde, gerekirse şehri yıkabileceklerine yönelik talimat verilmiş pilotlara. </span>

<span>Hollandalılar, epey bir tartışmanın ardından Nazilerin teklifini çaresizce kabul ettiklerini, teslim olduklarını bildirmişler.</span>

<span>Fakat tartışmayı biraz uzun tutmuşlar ve Alman yetkililere teslim olduklarını bildirdiklerinde uçakların havalanmasına sadece birkaç dakika varmış.</span>

<span>Haber, radyolardan pilotlara geçilmiş ama hepsine ulaşmamış.</span>
<blockquote><em><b>Rotterdamlılar, teslim olduklarına dair bilginin pilotlardan bazılarına ulaşmadığından habersizmiş. Göğü karartan Luftwaffe filosundaki pilotlardan birkaçı Rotterdam’ın üstüne ilk bombaları attığında, arkadan gelenler de teslim olma haberinin değiştiğini düşünerek Antwerp için yükledikleri bombaları Rotterdam’dan geçerken serbest bırakmışlar. Sonrası, bir şehrin adeta yok oluşu.</b></em></blockquote>
<h2><b>BİR ŞEHRİN ADETA YOK OLUŞU</b></h2>
<span>Pilotlara, eğer kırmızı işaretleri görürlerse Rotterdam’ı değil Antwerp’ü bombalamaları söylenmiş.</span>

<span>Teslim olmayı kabul ederek şehirlerini kurtardıklarını zanneden Rotterdamlılar, teslim olduklarına dair bilginin pilotlardan bazılarına ulaşmadığından ise habersizmiş.</span>

<span>Göğü karartan Luftwaffe filosundaki pilotlardan birkaçı Rotterdam’ın üstüne ilk bombaları attığında, arkadan gelenler de teslim olma haberinin değiştiğini düşünerek Antwerp için yükledikleri bombaları Rotterdam’dan geçerken serbest bırakmışlar.</span>

<span>Sonrası, bir şehrin adeta yok oluşu.</span>

<span>Hayvanat bahçesinin duvarları yıkılınca korkan vahşi hayvanlar da şehre doluşmuş. </span>

<span>Margarin deposu ateşler içinde yanarken su şebekesi de patladığı için yangına karşı koyamamışlar.</span>

<span>Teslim olsa da faşizmin gazabından kurtulamamış Rottterdamlılar, tonlarca bomba yağmış tepelerine.</span>

<span>Şehrin merkezi böylece yanlışlıkla dümdüz edilmiş.</span>

<span>Rotterdam’ın meydanındaki “Yok Edilen Şehir Anıtı”, şehrin 1940 senesinde yaşadığı faciayı hatırlatıyor.</span>

<span>Rotterdam, o bombalamadan sonra, bir daha eski kimliğini edinmemiş.</span>

<span>Savaştan sonraki Amerikan yardımlarına teşekkür edercesine Amerikanlaşmış, kanallar yerine gökdelenlerle anılır olmuş.</span>

<span>Heykel sağımızda kalsın, caddeden Markthal’e doğru yürüyelim.</span>

<span>Bu da Hollanda’ya alakası olamayacak tarzda bir bina, içinde çok sayıda küçük dükkân, lokanta falan yer alıyor.</span>

<span>Bu yapının karşısında ise sarı kübik evler var.</span>

<span>Yetmişlerde yapılan bu evler, zamanında hayli tartışılmış olsa da şimdilerde yolu Rotterdam’a düşenlerin başlıca uğrak noktalarından.</span>

<span>Ben aslında böyle mimari deneyleri sonu hüsranla bitse de severim, desteklerim de, ama belki şehrin genel havasına ısınamadığımdan kübik evlere pek ısınamadım.</span>

<span>Bu evlerden birinin içinin ziyaret edilebildiğini öğrenince ben de girdim.</span>

<span>İlk intiba olarak sevimli, farklı ama uzun boylu yaşamaya kalksan içini hafakanlar basar.</span>

<span>Gene de buraya kadar gelindiğinde görülmesinde fayda var.</span>

<span>Zaten benim bu şehirle ilgili esas sıkıntım, modernizmin nihai zaferini elde etmesi -bu kübik evler de bu zaferin bir nişanesi gibi.</span>

<span>Rotterdam’ın suyla mücadelesini kazanmış hali bana soğuk ve sevimsiz geldi; benim Avrupa’da görmeyi beklediğim bu hayli modern tavır değil.</span>

<span>Rotterdam’ın bu kişiliğini yitirmiş halini sevemedim.</span>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Samos’ta iki gece</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/samosta-iki-gece</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/samosta-iki-gece</guid>
<description><![CDATA[ Samos’ta iki gece ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/07/yunanistan-yazilari-4.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Samos’ta, iki, gece</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<span><b>Samos’a ilk gelişimde Pagondas’ı Sevan ve Ira’yla birlikte gezmiştik; bu sefer, tabii onlar yoktu, sadece Angelos, Ira’nın oğlu, anahtarı ondan aldım… Pagondas bir dağ köyü, yolları da otomobil değil eşekler için. Ev de dağın tepesinde.</b></span>

<span>Beş sene sonra yeniden, üç günlüğüne Samos’tayım.</span>

<span>Nişanyanların Pagondas köyündeki evlerinde kalıyorum -konağın hemen altındaki müstakil ev.</span>

<span>Samos’a ilk gelişimde Pagondas’ı Sevan ve Ira’yla birlikte gezmiştik; bu sefer, tabii onlar yoktu, sadece Angelos, Ira’nın oğlu, anahtarı ondan aldım…</span>

<span>Pagondas bir dağ köyü, yolları da otomobil değil eşekler için.</span>

<span>Ev de dağın tepesinde.</span>

<span>Arabayla tırmanıyorum ama yol git git sıkışıyor, iki kulaç açıklığında bir sokak olduğuna bakmadan bir de araba park etmişler.</span>

<span>Neyse öyle bir yere geldim ki çakıldım kaldım; ciddi bir rampa var önümde, yokuş yukarı çıkmam, eşzamanlı olarak da direksiyonu sağa kırmam lazım ama eğer açıyı ayarlayamazsam duvardı, arabaydı, evdi ne bulursam çarpacağım.</span>

<span>Allah yardım ediyor bazen: El frenini indirip gaza kökledim ve lastikleri yakma pahasına arabayı o sıkıştığı yerden çıkardım.</span>

<span>Meğer az ileride bir park yeri varmış.</span>

<span>Ben ne bileyim, evin önüne kadar arabayla çıkabileceğimi sanıyorum.</span>

<span>Sonra köyün ana caddesi dedikleri bir yerden geçtim arabayla.</span>

<span>Ana caddenin de maşallahı var, şöyle enlemesine bir uzanayım desem ayaklarım sığmaz.</span>

<span>Aynaları kapatıp sigara kâğıdı geçmeyecek yerlerden arabayı geçirerek park alanına ulaştım.</span>

<span>Bir musibetin bin nasihattan faydalı olduğu fehvasınca ben de köye geliş ve çıkışlarımda bu berbat yokuşu bir daha kullanmadım.</span>
<blockquote><em><b>İşte bu Samos gezim Pagondas’ta ne kadar sıkışık başladıysa sonrasında bir o kadar açık devam etti. Bir kere bu Samos’un denizi fevkalade güzel, nereden denize girersen gir bu kural değişmiyor. İlk gün, köyden Pythagorion istikametine giden yol üstündeki Mare Deus diye bir plajdan girdik denize.</b></em></blockquote>
<h2><b>SAMOS’UN DENİZİ FEVKALADE</b></h2>
<span>O yokuşun en başından sağa saparsanız hemen meydana geliyorsunuz.</span>

<span>İşte bu Samos gezim Pagondas’ta ne kadar sıkışık başladıysa sonrasında bir o kadar açık devam etti.</span>

<span>Bir kere bu Samos’un denizi fevkalade güzel, nereden denize girersen gir bu kural değişmiyor.</span>

<span>İlk gün, köyden Pythagorion istikametine giden yol üstündeki Mare Deus diye bir plajdan girdik denize.</span>

<span>Tabii yerli değil de turist olunca insanın hovardalık yapası daha çok geliyor, birer şezlong seçip uzandık.</span>

<span>İnsanın böyle tatile de ihtiyacı var; bütün senenin derdini sıkıntısını bıkkınlığını unuttururcasına sadece deniz ve güneş.</span>

<span>Denizin tadını çıkardıktan sonra Ira’nın tavsiyesi üzerine Ireon’daki Akrogiali diye bir lokantaya oturduk.</span>

<span>Bu da deniz kıyısında hoş bir lokanta, fiyatı da makul.</span>

<span>Bir sonraki gün ise adanın diğer tarafına gittik: Tsamadou Plajı, Kokkari’ye çok yakın.</span>

<span>Şimdi matrak bir şey oldu, önce onu anlatayım.</span>

<span>Tsamadou’dan denize girmek için arabayı park edip bir yamacı yürüyerek inmek gerekiyor.</span>

<span>Bu koyda gözümüze kestirdiğimiz yer Navagos diye bir işletme, oraya yollanacağız.</span>

<span>Ama inerken gözümüze bir kadın takıldı, derken bir adam, bir başkası, bir…</span>

<span>Meğer biz çıplaklar plajına gelmişiz!</span>

<span>Hilal şeklindeki koyun bir ucu bizim Navagos, diğer ucu da burası; biz iki saf ellerimizde havlularla burada -tabii üstümüzde de mayo.</span>

<span>Ne yalan söyleyeyim, ben bu plajları duymuştum da hiç görmemiştim.</span>

<span>Hatta ben bu plajların yüksek paravanların ardında olduğuna, içerde güvenlik personeli bulunduğuna, hatta hatta cep telefonu gibi kayıt alabilecek âletlerin de içeri alınmadığına nedense emindim.</span>

<span>Bu faslı kapatmadan şunu da ekleyeyim; insanın düşündüğü ile bizzat gördüğü bazen ne kadar da tezat olabiliyor.</span>

<span>İşte plajın bu ucu, insanı kışkırtan onca tantanasına rağmen, ancak bir romanın en hüzünlü bölümü olarak yazılabilir.</span>

<span>Tsamadou’daki her yer gibi Navagos’un plajı da taşlık, dolayısıyla insan suya girerken ayağı acıdığı için çeşitli akrobatik hareketler yapmak zorunda kalıyor.</span>

<span>İzlemesi komik ama girmesi ve çıkması bir dert, şuraya tahtadan küçük bir iskele yapmak bu kadar zor mu?</span>

<span>Akşam yemeğini Kokkari’deki bir balıkçıda yedik.</span>

<span>Sardalya ısmarladım, garson da bu tercihim için beni tebrik etti, çünkü dolunayda sardalya tutulmazmış.</span>

<span>Dolunaya da birkaç gün varmış.</span>

<span>Sardalya benim çok lezzetli bulduğum ve sevdiğim bir balık, hele Yunanistan’da.</span>

<span>Samos’un yerel şarabı ve uzosu da var.</span>

<span>Şarabını içmedim, ama tatlı olduğunu ve kiliselerde kullanıldığını öğrendim.</span>

<span>Uzo olarak ise Frantzesko içtim.</span>

<span>Bunun da iki çeşidi varmış; biri yüzde kırk alkol oranına sahip normali, diğeri ise kırk altılık oranıyla yüksek alkollüsü.</span>

<span>Yeni başlayanlar için olanın tadı nasıl, bilmiyorum.</span>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Potzinger: Güney Steiermark’ın ve Avusturya’nın benzersiz şaraplarından...</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/potzinger-guney-steiermarkin-ve-avusturyanin-benzersiz-saraplarindan</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/potzinger-guney-steiermarkin-ve-avusturyanin-benzersiz-saraplarindan</guid>
<description><![CDATA[ Potzinger: Güney Steiermark’ın ve Avusturya’nın benzersiz şaraplarından... ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/05/Potzinger-saraplari.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Potzinger:, Güney, Steiermark’ın, Avusturya’nın, benzersiz, şaraplarından...</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<strong>Potzinger şarapları; Yeşil-sarı renk, gözle görülür olgunlaşmış üzümler, koyu renk tonu, sarı meyveler, greyfurt, ananas aromaları, Frenk üzümü, belli egzotizm, kremsi doku, ağız dolgunluğu, bol baharat, narin bektaşi üzümü, baharatlı notları ile kendini üst klasman şaraplar listesinde yer bulmaktadır.</strong><strong><em> </em></strong>

Güney Steiermark şarapları çok spesiyal bir şaraptır ve dünya çapında yüksek bir itibara sahiptir. Güney Steiermark şarapları arasında Stefan Potzinger'in şarapları özellikle özeldir; şarap uzmanlarından Hugh Johnson onu Güney Steiermark'ın en iyi şarap üreticilerinden biri olarak saymaktadır. Potzinger ailesi, Graz'ın 45 km güneydoğusunda, Slovenya sınırına yakın Güney Steiermark’daki Gabersdorf'ta 1860 yılından bu yana üzüm bağları yetiştiriyor ve Potzinger aile mülkünün tarihi 16. yüzyıla kadar uzanmaktadır. Burada nefes kesen Toskana görünümüne sahip muhteşem üzüm bağları bulunmaktadır. Geçmişe küçük bir yolculuk yapmak gerekirse, 1860 yılında küçük çaplı üzüm bağları ve şarap üreticilerinin Ratsch'taki evleri satın alındı ve bunlar arasında Ried Sulz, Steinriegel, Kittenberg, Czamillonberg, Oberburgstall, Wilitsch Kapelle ve çok daha fazlası yer alıyor ve ailede bağcılık 160 yılı aşkın bir geleneğe sahiptir. Diğer taraftan Steiermark'ın en uzun aile işletmesi olan mülklerindendir. Şaraphane 1997 yılından bu yana 5. kuşaktan Stefan Potzinger tarafından yönetilmektedir. Ünlü Klosterneuburg şarapçılık okulunu tamamladıktan ve uzun yıllara dayanan pratik deneyimden sonra, 22 yaşında genç yaşta işi devraldı. Stefan günümüzde muazzam bir deneyime sahip ve büyük bir hırs, tutku, azim, detaylara verdiği önem ve sakin tavrıyla şarap imalathanesini Steimark kalitesinin zirvesine taşımaya devam etmektedir. Kendisine yalnızca ticari basın ve şarap severler tarafından değil aynı zamanda meslektaşları tarafından da büyük değer ve önem verilmektedir. Kendisi Ulusal Şarap Komitesi üyesi, Steiermark Şarap Yetiştiricileri Birliği Başkanı, Steiermark Bölgesel Şarap Komitesi Başkanı ve Şarap Steiermark'ın Başkanıdır. Bu görevlerinde aynı zamanda bağcılığın çerçevesinin şekillenmesine de yardımcı oluyor ve diğer yandan Steiermark ve şaraplarının önemli bir sözcüsü konumundadır.
<blockquote><em><strong>Potzinger şaraplarını özetlemek gerekirse; üzümler ancak mükemmel fizyolojik olgunluğa ulaştıklarında hasat edilir; herhangi bir iyileştirme veya düzeltme yapılmaz. Çok özel şaraplar bu şekilde yaratılmaktadır.</strong></em></blockquote>
<h2><strong>ÜZÜMLER MÜKEMMEL OLGUNLUĞA ULAŞTIĞINDA HASAT EDİLİR
</strong></h2>
20 hektarlık üzüm bağları Güney Steiermark'ın geniş bölgelerine yayılmıştır ve hem Güney Steiermark şarap rotası hem de Sausal'daki en iyi konumlardan bazılarını kapsamaktadır. Stefan’ın başarı odaklı sloganı ise şu: “Doğaya karşı duyarlı ve sürdürülebilir bir yaklaşım ile Potzinger'de yaptığımız her şeyin temelini oluşturmaktadır; çünkü en iyi şaraplar en iyi üzümlerden yapılmaktadır. "Büyütülmemiş", mülkün inancını oluşturmaktadır. Üzümler elle ve tercihen dolap alanında hasat edilmekte, yaşlandırma aşaması paslanmaz çelik tanklarda nazikçe gerçekleşmektedir. Estate'te şaraplarda iyileştirme, tanen ve asit düzeltmesi yapılmaz. Doğal yapısı nedeniyle şaraplar çok iyi saklanabildiği gibi, kaliteli yemeklerin yanında da çok fazla tercih edilmektedir. Stefan, diğerlerinin yanı sıra eşi Heidi (şu anda Rust'ta şarap akademisine devam etmekte ve ebeveynleri Maria ve Herbert tarafından destekleniyor.) Stefan, Potzinger şaraplarına Avusturya’nın önemli şarap uzmanlarından ve üyeleri arasında sayılan kiler ustası <strong>Hans Peter Wippel</strong> ve pazarlama uzmanı <strong>Tim Maak</strong> da yer almaktadır.
<blockquote><em><strong>Potzinger şaraplarını değerlendirirsem mevcut beyaz şarap rehberinde 700'ün üzerinde şarap bulunmaktadır. Sauvignon Blanc "Joseph" Ried Sulz Fassreserve 2018, tüm şaraplar sıralamasında kendine üçüncü sırada yer bulmuştur ve bu nedenle benim de en çok tercih ettiğim şaraplarından bir tanesidir.</strong></em></blockquote>
<h2><strong>BEYAZ ŞARAP REHBERİNDE 700’ÜN ÜZERİNDE ŞARAP BULUNMAKTA</strong></h2>
Ben de 2022 yılına kadar Potzinger şaraplarını bilmiyordum. Ne zaman ki Master eğitimim için Avusturya’ya geldim, işte burada haberdar oldum. Ancak tadına baktıktan sonra gerçekten damak zevki konusunda unutulmaz bir tat ve lezzet sunmakta... Potzinger şaraplarını özetlemek gerekirse; üzümler ancak mükemmel fizyolojik olgunluğa ulaştıklarında hasat edilir; herhangi bir iyileştirme veya düzeltme yapılmaz. Çok özel şaraplar bu şekilde yaratılmaktadır. Tadını çıkarmak bir zevktir, çekici bir meyve tadı vardır ve bir sonraki yudumu almak istersiniz. Öte yandan şaraplar gençken lezzetlidir ve uzun yıllar potansiyelini korumaktadır. Her ne kadar Serenay Sarıkaya’nın Netflix'te yayımlanan dizisi “Kimler Geldi Kimler Geçti” de ki gibi şarap müzayedesinde satın alınacak pahalı şaraplar olmasa da Avusturyalılar tarafından yaygın şekilde tercih edilen şarapların başında gelmektedir. Hem ülke içinde hem de ülke dışına aktif olarak satışı gerçekleşmektedir. Ayrıca paranızın tam karşılığını da alıyorsunuz diyebilirim.

Potzinger şaraplarını değerlendirirsem mevcut beyaz şarap rehberinde 700'ün üzerinde şarap bulunmaktadır. Sauvignon Blanc "Joseph" Ried Sulz Fassreserve 2018, tüm şaraplar sıralamasında kendine üçüncü sırada yer bulmuştur ve bu nedenle benim de en çok tercih ettiğim şaraplarından bir tanesidir: Potzinger şarapları; Yeşil-sarı renk, gözle görülür olgunlaşmış üzümler, koyu renk tonu, sarı meyveler, greyfurt, ananas aromaları, Frenk üzümü, belli egzotizm, kremsi doku, ağız dolgunluğu, bol baharat, narin bektaşi üzümü, baharatlı notları ile kendini üst klasman şaraplar listesinde yer bulmaktadır. Genel olarak, büyük bir ustalığa sahip ve geleceğe yönelik bir miktar potansiyele sahip, uyumlu, son derece tipik bir Sauvignon Blanc şarapları...

Bugünkü yazı da bittiğine göre şimdi dolaptan soğuk bir Potzinger çıkarıp, gün batımını izleyebilirim... Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle...]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Torino’da sanatın üç hali</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/torinoda-sanatin-uc-hali</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/torinoda-sanatin-uc-hali</guid>
<description><![CDATA[ Torino’da sanatın üç hali ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/07/italya-yazilari-5.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Torino’da, sanatın, üç, hali</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<span><strong>Juvarra, </strong><strong>Giuliano Vangi</strong><strong>, </strong><strong>Henri de Toulouse-Lautrec</strong><strong>…</strong> <strong>Mimari, heykel, resim…</strong> <strong>Gel de İtalya’yı, gel de Torino’yu sevme!</strong></span>

Torino’ya geçen gelişimde Filippo Juvarra’nın pek çok eserini görmüş ama Stupinigi’ye gidememiştim; bu sefer, gelir gelmez soluğu kraliyetin av köşkünde aldım.

Malum ya, Juvarra, İtalyan barokunun en önemli temsilcisi.

Torino onun elinden çıkan katedralle, binalarla, cephelerle, ahırlarla, saraylarla süslü.

Şehir merkezinden bir saat uzakta bulunan Stupinigi de Juvarra’nın şehre kattığı güzelliklerden biri.
<blockquote><em><strong>Savoy hanedanlığı, kraliyet mimarı Juvarra’ya Stupinigi’yi inşa etme görevini 1729’da vermiş.</strong> <strong>O da burayı iki sene içinde av partileri düzenlenecek hale getirmiş.</strong> <strong>Stupinigi’ye ahırdan giriyoruz ama şehir merkezindeki Kraliyet Sarayı’ndan -Palazzo Reale- aşina olduğumuz üzere burası da “Juvarra’nın ahırları” serisinden.</strong></em></blockquote>
<h2><strong>JUVARRA’NIN AHIRLARI</strong></h2>
Adeta kolunu iki yana çalış gibi duran köşkün tepesinde Stupinigi’nin simgesi olan bir geyiğin heykeli de yer alıyor.

Savoy hanedanlığı, kraliyet mimarı Juvarra’ya Stupinigi’yi inşa etme görevini 1729’da vermiş.

O da burayı iki sene içinde av partileri düzenlenecek hale getirmiş.

Stupinigi’ye ahırdan giriyoruz ama şehir merkezindeki Kraliyet Sarayı’ndan -Palazzo Reale- aşina olduğumuz üzere burası da “Juvarra’nın ahırları” serisinden.

Ahırın ortasında girerken tepede gördüğümüz heykelin bir replikası yer alıyor.

Duvarlar ise hanedan mensuplarının ahşap portreleriyle bezeli.

O yüzden bulunduğumuz yerin bir adı da “Portre Galerisi”.

Birkaç basamak çıktıktan sonra kendimizi Oyun Odası’nda bulacağız ama Stupinigi, sahip olduğu orijinal mobilya zenginliğiyle de büyük bir şöhrete sahip.

O yüzden, masaları, sehpaları, koltuk takımlarını, dolapları insan bir tabloyu seyreder gibi seyrediyor; düşünün, bunlar hanedana üretildiği için döneminin en seçkin ve en zarif ürünleri.

Sadece mobilya da değil, duvarlar da bir acayip!

[caption id="attachment_119921" align="alignnone" width="1536"]<img class="wp-image-119921 size-full" src="https://yeniarayis.com/wp-content/uploads/2024/07/Stupinigi.jpg" alt="" width="1536" height="2048"> Stupinigi[/caption]

İpekle kaplanmış çünkü.

Eh, koskoca Savoy hanedanı itibardan tasarruf edecek değil ya, dolaplarını masalarını en iyi ustaların işlemesini sağladıktan sonra ipek kaplı duvarlarına da birbirinden değerli tablolarını asmışlar.

Ama bu Oyun Odası’ndaki “Uzakdoğu esintisi” dikkati çekmeyecek gibi değil.

Baktığım her yerde o esintiyi görüyorum; bu da zamanın ruhuna uygun tabii -18. yüzyılın ilk yarısı.

Keşiflerden sonra dünya değişiyor, ticaret hızlanıyor, Avrupa, “eski kıta” adını alırken yeni kültürlerle de tanışıyor.

Kültürel etkileşimin en belirgin örneğini resimde görürüz: Misal, Vermeer’in tablolarındaki mavi-beyaz Çin porselenleri Batı ile Doğu arasında sürekli genişleyen ticaret hacmini ve farklı kültürlerin ürünlerinin Avrupa’da nasıl büyük bir pazar bulduğunu bize gösterir.

Kraliyet Sarayı’ndan sonra Stupinigi’de de bir “Uzakdoğu odası” görmek o yüzden beni şaşırtmadı.

Köşkte, bundan başka bir “Çin odası” daha var.

Yine yemek odası, aynalı oda, yatak odaları…

Ama Stupinigi’nin en ihtişamlı yeri hiç kuşkusuz ki Merkez Salon -tabii ki Juvarra’nın elinden çıkma.

Tavandan sarkan devasa avize -aslında “saltanatlı” sıfatı daha uygun- 1773’ten kalmaymış.

Tavan işlemeleri, yerler, boyamalar, resimler…

Stupinigi’de Juvarra’nın dehasına bir kez daha hayran oldum.

[caption id="attachment_119922" align="alignnone" width="1500"]<img class="wp-image-119922 size-full" src="https://yeniarayis.com/wp-content/uploads/2024/07/Stupinigi-2.jpg" alt="" width="1500" height="2000"> Stupinigi[/caption]

 

Ayrıca, Stupinigi’de klasik ile moderni birleştirmeye çalışmışlar.

Ai Weiwei gibi yedi-sekiz sanatçının çeşitli eserleri de av köşkünün çeşitli odalarında sergileniyordu ama bu çağdaş sanat benim çok sevdiğim bir şey olamadı maalesef.

Stupinigi’nin ava çıkılan bahçeleri de eminim ki çok güzeldir ama bakımda olduğu için gezme şansım olmadı.
<blockquote><em><strong>Torino’da iki muhteşem sergiye denk geldim.</strong> <strong>Bunlardan biri, Kraliyet Sarayı’ndaki heykeltıraş Giuliano Vangi’nin sergisiydi.</strong> <strong>Böyle bir yerde yaptığınız her şey zayıf kalabilir ama Vangi’nin heykelleri öyle değil; bilakis, her ortamda artı değer katabilecek niteliğe sahip sanat eserleri.</strong></em></blockquote>
<h2><strong>VANGİ’NİN HER ORTAMDA ARTI DEĞER KATABİLECEK ESERLERİ</strong></h2>
Ama bu kadar bahtsız olduğumu da düşünmeyin hiç çünkü Torino’da iki muhteşem sergiye denk geldim.

Bunlardan biri, Kraliyet Sarayı’ndaki heykeltıraş Giuliano Vangi’nin sergisiydi.

Vangi, 26 Mart 2024’te vefat etmiş -ben gelmeden aşağı yukarı üç ay önce.

Torino’daki Kraliyet Sarayı çok güzel, içindeki tablolar ayrıca güzel, işte İsa’dan kaldığı düşünülen kefen parçası burada falan…

Böyle bir yerde yaptığınız her şey zayıf kalabilir ama Vangi’nin heykelleri öyle değil; bilakis, her ortamda artı değer katabilecek niteliğe sahip sanat eserleri.

Vangi hangi maddeyi kullandıysa ondan birinci sınıf bir heykel yapmayı başarmış.

Bir diğer sergi ise bayıldığım bir ressama aitti: Henri de Toulouse-Lautrec.

[caption id="attachment_119923" align="alignnone" width="1500"]<img class="wp-image-119923 size-full" src="https://yeniarayis.com/wp-content/uploads/2024/07/Toulouse-Lautrec-sergisi.jpg" alt="" width="1500" height="2000"> Toulouse-Lautrec sergisi[/caption]

Toulouse-Lautrec’in 160. doğum yılı şerefine açılan sergide “Divan Japonais” gibi bazı meşhur afişleri dahil 120 eseri yer alıyordu.

Toulouse-Lautrec’in sirk resimlerini bilmiyordum ama Mastio della Cittadella’daki sergi sayesinde hepsini gördüm.

Juvarra, Giuliano Vangi, Henri de Toulouse-Lautrec…

Mimari, heykel, resim…

Gel de İtalya’yı, gel de Torino’yu sevme!]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hapishane molozundan adalet inşa etmek</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/hapishane-molozundan-adalet-insa-etmek</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/hapishane-molozundan-adalet-insa-etmek</guid>
<description><![CDATA[ Hapishane molozundan adalet inşa etmek ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/05/guneya-frika-yazilari-2.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Hapishane, molozundan, adalet, inşa, etmek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<strong>Apartheid sona erdiğinde, Mandela ve arkadaşlarının ilk hedeflerinden bir bu hapishane olmuş.</strong> <strong>Yıkmışlar.</strong> <strong>Ama yok etmemiş, iş</strong><strong>kence g</strong><strong>ö</strong><strong>rdükleri bu hapishanenin molozunu yeniden kullanmak üzere dikkatlice tasnif etmişler.</strong> <strong>Hapishane molozundan Anayasa Mahkemesi’</strong><strong>ni in</strong><strong>şa etmişler, yapılanlar unutulmasın, ibret alınsın ki tekrarlanmasın diye.</strong>

Şimdi bir hapishane getirin gözünüzün önüne.

Sonra, “apartheid” denen sistemin, sınırları en kalın çizgilerle çizilmiş ayrımcılık politikasının korkunç suçlarla hüküm sürdüğü bir evrede olduğunuzu düşünün.

Beyaz adamın siyaha dokunmamak, onunla aynı havayı teneffüs etmemek, onu varoluşundan gelen her türlü haktan mahrum bırakmak için tesis ettiği sistemin mahkumlar için ayrı olması düşünülemezdi.
<blockquote><em><strong>Apartheid sistemi, su</strong><strong>ç işlediğine kanaat getirdiği beyaz-olmayanları sorgusuz sualsiz derdest edip buradaki “90 gün hücresine” kapatabiliyormuş.</strong><strong>Rejime karşı mı çıktın, bütün haklarından yoksun bir şekilde 90 gün hücre seni bekliyor.</strong></em></blockquote>
<img class="wp-image-112573 alignright" src="https://yeniarayis.com/wp-content/uploads/2024/05/guneyafrikayazi2gorsel2.jpeg" alt="" width="450" height="600">
<h2><strong>APARTHEID SİSTEMİNİN “90 GÜN HÜCRESİ”</strong></h2>
Dolayısıyla, bu hapishane de en az iki tane olmalı: Beyazların ve Beyaz-olmayanların hapishaneleri.

Beyaz-olmayanlar derken kastedilen sadece Afrikalılar da değil, Hintliler dahil pek çok kesim.

Onlar renklerinden ötürü apartheid sisteminin mağdurları oldular.

Tabii bu iki hapishane de erkekler için, kadınları erkeklerle aynı yerde yatırmak mümkün değil ama bir beyazla siyahı beraber yatırmak da düşünülemeyeceğinden ötürü kadınlar hapishanesinde de bölümler ayrılmış.

Beyaz kadınlar, beyaz-olmayan kadınlar…

Gördükleri muamele farklı, onlar için hukuk farklı, her şey farklı.

Apartheid sistemi, suç işlediğine kanaat getirdiği beyaz-olmayanları sorgusuz sualsiz derdest edip buradaki “90 gün hücresine” kapatabiliyormuş.

Rejime karşı mı çıktın, bütün haklarından yoksun bir şekilde 90 gün hücre seni bekliyor.

Tabii apartheid sisteminin suçlu gördüğü kişiyi bir gün dışarıda tutup yeniden 90 gün alıkonabileceğini düşünürsek, durumun ne kadar insanlık dışı olduğu sanırım daha iyi anlaşılır.

Apartheid sona erdiğinde, Mandela ve arkadaşlarının ilk hedeflerinden bir bu hapishane olmuş.

Yıkmışlar.

Ama yok etmemiş, işkence gördükleri bu hapishanenin molozunu yeniden kullanmak üzere dikkatlice tasnif etmişler.

İşte şu an, Güney Afrika’nın en yüksek yargı organı olan Anayasa Mahkemesi’nin avlusundayım.

Hapishane molozundan Anayasa Mahkemesi’ni inşa etmişler, yapılanlar unutulmasın, ibret alınsın ki tekrarlanmasın diye.

Mandela’nın insan yaşamının onuruna dair sözleri bu yapıyı birleştiren harç olmuş adeta.

Sadece bu “90 gün hücrelerinin” olduğu sütunları yıkmamışlar, onlar duruyor, gelecek nesiller neler yaşandığını görsün ve hafıza silinmesin diye.

Buradaki bütün duruşmalar Güney Afrika’nın oniki resmi diline de eşzamanlı olarak çevriliyormuş.

Daha çarpıcı olanı, Anayasa Mahkemesi’nin halka açık bir yer olması diyeceğim ama bundan da çarpıcı bir şey var: Binanın yanından yürüyüş yaparken içeride ne oluyor diye merak ederseniz başınızı şöyle bir eğmeniz yeterli çünkü duvarın alt kısmını şeffaflığı vurgulamak için camdan yapmışlar.

Kabilelerin geleneklerini de dışlamamış, bu yapıda yer vermişler ve böylece gelenekle modernite biraraya gelebilmiş.

Eskiden, hatta bazı yerlerde hâlâ, bir anlaşmazlık durumunda kabile şefleri tarafları büyük bir ağacın altında toplar, dinler ve hükmünü bildirirmiş.

Anayasa Mahkemesi’nin zeminini kaplayan halıda yaprak desenleri görüyoruz, dış salondaki avizeler ise yaprak ve dal şeklinde…

Hakim töre yerine kanunlara bağlı karar verse de simgesel açıdan yine bir ağacın altında dinliyor tarafları.

Tel örgülerle, parmaklıklarla, dikenlerle “süslü” merdiven salon açılan kapının hemen yanında, Güney Afrikalıların böyle bir mahkemeye sahip olmak için çektikleri çileli yolculuğu anlatıyor.

Güney Afrika’da inek çok değerli.
<blockquote><em><strong>Apartheid’ın hapishanesinden insan haklarını savunmaya kararlı bir yüce mahkeme çıkarmak, gördüğüm en etkileyici işlerden biri.</strong><strong>Sokaklarında özgürce dolaşamasam da Anayasa Mahkemesi bu şehri sevmek için yeterli bir sebep.</strong></em></blockquote>
<img class="alignnone size-full wp-image-112572" src="https://yeniarayis.com/wp-content/uploads/2024/05/guneyafrikayazi2gorsel1.jpeg" alt="" width="2048" height="1536">
<h2><strong>ANAYASA MAHKEMESİ BU ŞEHRİ SEVMEK İÇİN YETERLİ BİR SEBEP</strong></h2>
Tamam da, haklı olarak bunun Anayasa Mahkemesi’yle alakası ne diye sorabilirsiniz, hemen söyleyeyim, yargıçların oturdukları yerler siyah inek postu ile kaplanmış.

İneğin en makbulü, en değerlisi siyah olanıymış çünkü.

Apartheid’ın hapishanesinden insan haklarını savunmaya kararlı bir yüce mahkeme çıkarmak, gördüğüm en etkileyici işlerden biri.

Sokaklarında özgürce dolaşamasam da Anayasa Mahkemesi bu şehri sevmek için yeterli bir sebep.

Son sözü Mandela’ya bırakıyorum: “Biz Güney Afrika halkları, geçmişle bağımızı geri dönülemez bir kararlılıkla kestik. Adalete, ırkçılık karşıtlığına ve demokrasiye olan ortak bağlılığımızı beyan ettik; eşitlerden oluşan barışçıl ve uyumlu bir ulusa olan özlemimiz burnumuzda tütüyor. Gökkuşağı, milletimizin simgesi haline geldi. Bir zamanlar bizi birbirimizden ayıran dil ve kültür çeşitliliğimizi, güç ve zenginliğimizin kaynağı olarak görmeye başlıyoruz.”

16 Aralık 1995, Uzlaşma Günü’nde yaptığı konuşmadan.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Cinque Terre’nin köyleri</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/cinque-terrenin-koeyleri</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/cinque-terrenin-koeyleri</guid>
<description><![CDATA[ Cinque Terre’nin köyleri ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/07/italya-yazilari-4.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Cinque, Terre’nin, köyleri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<span><strong>Cinque Terre’nin köylerinde gözünüzü kapatıp rastgele deklanşöre bassanız, en azından birkaç tanesinin muhteşem çıkacağı kesin. Riomaggiore’de tepelere yürümek de aynı hissi veriyor; menzil değil önemli olan, o sefer yetiyor size, ille bir yeri görmeye, ille bir yere gitmeye gerek yok çünkü her yer birbirinden güzel.</strong></span>

İtalya’nın birçok yerinde hep aynı his: Bir açıkhava müzesi burası.

Ama çizme biçimindeki bu devasa müzenin en müstesna köşelerinden biri Cinque Terre olsa gerek.

Ardışık yamaçlara kurulmuş bu beş köy, birbirinden farklı pek çok özelliğe sahip olsa da bir bütünlük de arz ediyor.

Yani, bu köylerin birini görmek bir güzelse beşini görmek beş değil, on güzel.

Köylerin isimlerini sırayla yazayım: Riomaggiore, Manarola, Corniglia, Vernazza, Monterosso al Mare.

Ve, hiç zaman kaybetmeden ilkine gidelim.

İlkine deyip duruyorum ama ben Spezia’dan trenle geldiğim için bu yöndeki birinci köy burası, diğer taraftan gelenler için son köy.

Tren, köylerin arasını birkaç dakika içinde geçiyor ama illa otomobille gideceğim derseniz işiniz hayli zor, zira çok keskin yamaçları büyük bir kıvraklıkla dönmeniz gerekiyor.

Bu da yetmez, bir de şansınız yaver gidecek, bazı dönemeçlerde karşıdan araba gelmeyecek…

Ha bu köyler arasında dağları bayırları aşıp yürüme imkânı da var ama bu sıcakta deli işi -serin havalarda da pek akıl kârı olduğu söylenemez.

Riomaggiore’de, şansıma, trenden iner inmez bir şarküteri tezgâhına denk geldim.

Meğer, dağdan getirdikleri çeşitli et ve peynir ürünlerini burada satıyorlarmış.

Böyle bir başlangıç günün ne kadar keyifli geçeceğinin de habercisidir.

Riomaggiore’yi gezmeden önce bir küçük gastronomi turu yapalım, köyler arasında biraz atlayıp duracağız.

Bu bölgenin en meşhur ürünü hamsi, ama mümkünse Monterosso hamsisi.

Ben bu hamsiyi Riomaggiore’de yedim, kâğıttan külah içinde, kızarmış, limonsuz.

Tabii ki hamsiden başka karides, ahtapot, midye gibi çok sayıda deniz mahsulü de bu külahlara konabiliyor ama benim tercihim sadece Monterosso hamsisi oldu.

Deniz mahsulünden bir salatayı ise Vernazza’da yedim soğuk beyaz şarapla…

Neyse, yeme içmeyi bırakıp biraz şehri gezelim.

Cinque Terre’nin köylerinde gözünüzü kapatıp rastgele deklanşöre bassanız, en azından birkaç tanesinin muhteşem çıkacağı kesin.

Riomaggiore’de tepelere yürümek de aynı hissi veriyor; menzil değil önemli olan, o sefer yetiyor size, ille bir yeri görmeye, ille bir yere gitmeye gerek yok çünkü her yer birbirinden güzel.

Kayalıkların üstünde güneşlenen insanlar, bir avuç denizi paylaşmaya çalışan tatilciler…
<blockquote>
<p class="s6"><em><strong><span class="s5">Monterosso</span><span class="s5"> diğerlerinin aksine uzun plajıyla deniz sevdalılarını kendine bir mıknatıs gibi çekiyor.</span> <span class="s5">Diğer köylerin plajlarının toplam uzunluğu </span><span class="s5">Monterosso’nun</span><span class="s5">yarısı etmiyordur.</span> <span class="s5">Trenden inince bir tünelden geçip vardığınız </span><span class="s5">Manarola</span><span class="s5">, adım atar atmaz sizi karşılayan terasıyla o büyülü güzelliği ikinci köyde de bulacağınızı muştuluyor adeta.</span></strong></em></p>
</blockquote>
<img class="wp-image-119608 alignright" src="https://yeniarayis.com/wp-content/uploads/2024/07/Cinque-Terre.jpg" alt="" width="450" height="600">
<h2><strong>MONTEROSSO UZUN PLAJIYLA MIKNATIS GİBİ ÇEKİYOR</strong></h2>
Monterosso haricinde nereden denize girerseniz girin, küçücük bir alan bulacaksınız.

Ama Monterosso diğerlerinin aksine uzun plajıyla deniz sevdalılarını kendine bir mıknatıs gibi çekiyor.

Diğer köylerin plajlarının toplam uzunluğu Monterosso’nun yarısı etmiyordur.

Trenden inince bir tünelden geçip vardığınız Manarola, adım atar atmaz sizi karşılayan terasıyla o büyülü güzelliği ikinci köyde de bulacağınızı muştuluyor adeta.

Özellikle Manarola’da birbirinden şık ve pahalı balık lokantaları gördüm ama yemekler hakkında bir şey söyleyemeyeceğim çünkü cesaret edip de hiçbirine giremedim.

Corniglia, diğerlerinden tamamen farklı bir köy.

Tren gelip yanaştığında diğerlerinin aksine ne köy var, ne meydan ne de bir bina.

Köye gitmek için sonsuz basamaklı bir merdiveni tırmanmak zorundayız.

Bir yamaç merdiven tırmanılacak; haydi marş!

Ama çıkınca alabildiğine sakin bir köyü bizi beklerken bulacağız; eski evleri, şahane manzaralara açılan daracık sokakları, meydanı… işte Corniglia.

Sondan bir önceki köy, bu beşlinin incisi.

Vernazza’nın sadece bir sokağını sayfalarca betimleyebilirsiniz; o renkler, o doku, o göz kamaştırıcı mimari…

İtalya’da, bu tip evlerin cephelerinde hâlâ doğal boyalar kullanılıyor, sanırım estetiği nesilden nesile aktarabilmenin en önemli formüllerinden biri bu.

Vernazza’da Andrea Doria’nın kulesi var ama biz şimdi bırakalım onun kaptan-ı deryalığını, onun denizciliği burada sökmez, Vernazza’nın güzelliği karşısında on para etmez.

Vernazza kadar güzel yerler elbette vardır ama bir yer Vernazza kadar güzelse anlaşılır ki orası muhteşemdir.

Geldik son köye, hamsisiyle ve deniziyle meşhur Monterosso’ya.

Uzun bir sahile geldik -tabii Cinque Terre ölçülerinde.

Şimdi bırakın artık okuyup durmaya, serin havlunuzu bulduğunuz yere, haydi denize.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bir Tema Parkı olarak Venedik: VeniceLand (1)</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/bir-tema-parki-olarak-venedik-veniceland-1</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/bir-tema-parki-olarak-venedik-veniceland-1</guid>
<description><![CDATA[ Bir Tema Parkı olarak Venedik: VeniceLand (1) ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/05/veniceland.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Bir, Tema, Parkı, olarak, Venedik:, VeniceLand, 1</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<strong>Venedik dev bir eğlence parkına, Venedik’te yaşamaya devam edenler de, bu eğlence parkını işleten, bilet kesen, güvenliği sağlayan, temizliği yapan çalışanlara benziyor. </strong>

Yolum Venedik’e ilk kez on beş yıl kadar önce düştü. Havalimanından tekneyle kente yaklaşırken denize serpiştirilmiş adacıklar üzerine yüzyıllar önce neredeyse iç içe geçmiş şekilde inşa edilmiş, her yönüyle modernite öncesinin estetiğini ve kent planlamasını yansıtan pastel renkli binalar, kuleler, saraylar, meydanlar, sokakların ve caddelerin büyük kısmını oluşturan kanallar, karasal yolları bu kanalların üzerinden birbirine bağlayan köprüler, tekne suyun üzerinde yavaşça kayarken tekne kente değil de, kent tekneye yaklaşıyormuş gibi bir görüntü veriyor(du). Tekne ilerledikçe, Venedik’i oluşturan adalar tekne gözlemcisinin konumuna göre bir kalıp halinde yaklaşmayı aşıyor, adalar, girintili çıkıntılı kıyılar, referans noktası olarak sivrilen bazı kuleler, mendirekler ayrı hareket etmeye başlıyor ve daha önce böylesi görüntülere çok alışık olmayan post/modern gözlemci olup biteni, kendisine en tanıdık görsellere, sinemaya, video oyunlarına, arttırılmış gerçeklik ekranlarına gönderme yaparak betimlemeye çalışıyor. Modern zamanların öncesinde, pre-modernitede inşa edilen gerçek bir kent, tekne ona yaklaştıkça postmodern yapay görüntülerin atasıymış gibi görünüyor.

Gözlemcilerin tıpkı premodernitede dünyanın sabit olduğunu ve gökyüzünün dünyanın çevresinde döndüğünü gözlemleyip, bunu duyumsaması gibi, tekneyle Venedik’e yaklaşan gözlemciler de, Venedik onların çevresini sarmalıyor gibi gözlemliyor ve böyle duyumsuyorlar. Kent en uçtaki kollarını siz içeri girmeye devam ettikçe sanki arkanızdan kapatmaya başlıyor ve içeride yeni ayrıntılar, kulelerin ardına gizlenmiş yeni binalar, yeni meydanlar, ortaya çıkmaya başlıyor. Siz bir kuleyi göz hizanıza alınca, bu kez o kule yeni sabitiniz haline geliyor ve Venedik sizin retinanız için şimdi o kulenin ardından yavaşça bir geçit töreni düzenliyor. Venedik, gözlemci teknedeyken, gözlemcinin bir uydusu gibi, merkeze onu alıyor ve onun çevresinde dönüyor. Yanılsama tekne limana yaklaşıp da siz karaya ayak bastığınızda gözlemcinin merkez olduğu şaşalı deneyim sona eriyor. Artık Venedik patron ve merkez, siz de orada yüz binlerce gözlemciden birisine dönüşüyorsunuz. Bundan böyle siz Venedik’in çevresinde dönen bir uydusunuz.

Bağıranlar, çağıranlar, tur rehberinin peşinden koşanlar, her köprü başında, her gondol önünde fotoğraf çekenler ve çektirenler, karaya çıkanlara daha adım atar atmaz bir şeyler satmaya çalışan seyyar satıcılar üzerlerindeki sayısız renkteki kıyafetler, şapkalar, bayraklar, selfie çubuklarıyla premodern düş dünyasının içerisine sızmış postmodern turizmi, o turizmin bir parçası olarak deneyimlemeye başlıyorsunuz. Romantik, esrarengiz, sıradışı, sürprizli, masalsı görünen kent, bir anda bir film platosuna dönüşmeye yüz tutuyor. Bir dönem filmi çekmek için kurulmuş ortaçağ setinde, film çekimi sırasında çalışan onlarca şortlu, tişörtlü, güneş gözlüklü kısacası postmodern giyimli insanın mekanla uyumsuz görünüş, hal ve tavırlarıyla karşılaşınca gözlemcide uyanan bağdaşmazlığın yarattığı ruh halinin aynısı gerçekleşiyor. Burası bir “stüdyo platosu” diyorsunuz. Tıpkı pek çok dönem filmi ve dizisinin çekimlerinin gerçekleştirilmesi için Roma’da 400 dönüm üzerine kurulmuş Cinecitta Stüdyolarındaymış gibi hissediyorsunuz.
<blockquote>
<p><em><strong>Venedik doğumluların kenti terk etmelerinin nedeni ise gerçek bir kentte yaşama arzuları. Üniversite okuma yaşına gelen neredeyse her Venedikli genç, tıpkı minicik bir köyde yaşıyormuşçasına kendisini hemen Venedik dışındaki bir kente atıyor ve bir daha da Venedik’e dönmüyor.</strong></em></p>
</blockquote>
Mekansal ve mimari bütünlük ile tümüyle uyumsuz bu insan tipolojisi hem görünüş, hem davranış, hem de mekanla iletişim kurma bakımlarından kentle herhangi bir aidiyet ilişkisi oluşturmuyor. Bunun nedeni hiçbirinin kentte yaşamıyor oluşu. Onlar geçici olarak gelmiş birer turistler, tıpkı sizin gibi. Bu yüzden de bir Venedikli gibi değil, Venedik’e gelmiş bir turist gibi davranıyorlar; tıpkı bir dönem filmi çeken set ekibinin uyumsuzluk yaratan görünüşü, davranışı ve mekanla iletişim kurma biçimleri gibi.

Kentte yaşayan yerleşik nüfusla, kenti birkaç günlüğüne turistik deneyimler için ziyarete gelen nüfus arasında, sayıca turistler lehine olan uçurum, Venedik’i yaşanabilir, gerçek bir kent olmaktan çok, turistik bir geçici deneyim sahası olmaya sürüklüyor. Turizm dışındaki tüm ekonomik faaliyetler uzun süredir kentten sürülmüş durumda. Venedik’e ilk gittiğimde yerel halkla konuştuğumda, orta yaşlılar ve yaşlılar, son yıllarda artık Venedik’te doğmuş hiçbir gencin yaşamlarına Venedik’te devam etmeyi seçmediklerinden şikayet ediyorlar ve Venedik denen bir kentin artık Venedikli olmayanlarca var edildiğini söylüyorlardı. Venedik doğumluların kenti terk etmelerinin nedeni ise gerçek bir kentte yaşama arzuları. Üniversite okuma yaşına gelen neredeyse her Venedikli genç, tıpkı minicik bir köyde yaşıyormuşçasına kendisini hemen Venedik dışındaki bir kente atıyor ve bir daha da Venedik’e dönmüyor.

Bir şekilde Venedik’ten çık(a)mamış olanlarsa, yaşam alanlarını fotoğraf makineleriyle, kameralarıyla, telefonlarıyla şaşkın şaşkın gezerek, kanallarını uzun sıralar bekleyerek binebildikleri turistik gondollarla sıkış tıkış hale getirerek, tüm kiralık evleri, tüm restoranları, tüm cafeleri ağzına kadar doldurup, yerli halkın bunları tüketebilmesi için gereken makul fiyatların çok üzerine çıkararak ellerinden almış turistler karşısında hınçlı Venedikliler denk geldikleri her yerde hırsla turistlere çarpıyorlar, “burası bizim evimiz, yolumuzdan çekil” gibi sözleri artık daha fazla içlerinde tutamayarak dışa vuruyorlar. Emekli ya da işsiz değillerse de, sevmedikleri bu kalabalık turist güruhuna hizmet vermek için çalışıyorlar. Venedik dev bir eğlence parkına, Venedik’te yaşamaya devam edenler de, bu eğlence parkını işleten, bilet kesen, güvenliği sağlayan, temizliği yapan çalışanlara benziyor.

Devamı yarın…]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çavuştepe Kalesi&amp;apos;nde çıkan metal buluntular mercek altına alındı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/cavustepe-kalesinde-cikan-metal-buluntular-mercek-altina-alindi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/cavustepe-kalesinde-cikan-metal-buluntular-mercek-altina-alindi</guid>
<description><![CDATA[ Van&#039;da, Urartu Kralı 2. Sarduri tarafından inşa edilen Çavuştepe Kalesi&#039;nde yürütülen çalışmalarda gün yüzüne çıkarılan metal buluntular, yabancı akademisyenlerin de katıldığı çalışmayla mercek altına alındı.Gürpınar ilçesinde, Urartu Krallığı&#039;nın en parlak döneminde yaptırılan Çavuştepe Kalesi&#039;nde hem kazı ve restorasyon çalışmaları hem de yüzey araştırmaları devam ediyor. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı ve Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Rafet Çavuşoğlu başkanlığında yürütülen çalışmalarda ortaya çıkarılan metal buluntuların analizine başlandı. Çekya&#039;daki Charles Üniversitesi Klasik Arkeoloji Enstitüsü&#039;nden Dr. Marek Vercik ve Almanya Max Planck Enstitüsü&#039;nden Doç. Dr. Ümit Güder, &quot;Anadolu&#039;da Metal Alaşımların Bilinmeyen Tarihi Projesi&quot; kapsamında kalede araştırma yaptı.Tarihi kaledeki kazılarda şimdiye kadar elde edilen bronz kemer, bilezik, pazıbent, yüzük gibi takı ile bıçak ve hançer parçalarını inceleyen akademisyenler, beraberinde getirdikleri son teknolojik analiz cihazıyla, metal buluntuların cinsi, üretim tarihi ve üretildiği atölyelerle ilgili bilgi topladı.  &quot;KARBON ANALİZLERİ YAPARAK TARİHLERİNİ ORTAYA KOYACAĞIZ&quot;Çavuşoğlu, AA muhabirine, kazı dönemlerinde ele geçen metal buluntuların analizini yapmaya başladıklarını söyledi.  Analiz sonuçlarına göre metal buluntuların üretildiği atölyelerin yerlerini de tespit edebileceklerini anlatan Çavuşoğlu, şunları kaydetti:  &quot;Atölyelerle ilgili 1980&#039;de yürütülen arkeolojik kazılarda 6 eritme ocağından söz ediliyor. Bizler de yüzeyde elde ettiğimiz metal buluntuların analizlerini yapıp diğer eserlerle karşılaştırmasını yapacağız. Yurt dışından gelen akademisyenlerle yürüttüğümüz analiz çalışmalarıyla metal buluntuların kaynağını yani nerde üretildiğini belirleyeceğiz. Çalışmayla bu atölyelerin Urartu dönemi mi yoksa Urartu sonrasındaki döneme mi ait bu, tespit edilecek. Karbon analizleri yaparak tarihlerini ortaya koyacağız. Kısacası metalin içeriği, tarihi ve üretildiği atölyeyle ilgili bilgi ortaya çıkacak. Metal buluntuların analizlerinin bir kısmını alanda yaptık. İlk analizlerde metallerin Urartu dönemine ait olduğu fikri ortaya çıktı.&quot;  &quot;ÇALIŞMALARIN YENİ BOYUT KAZANDIRACAĞINI DÜŞÜNÜYORUM&quot;Doç. Dr. Ümit Güder ise bakır işlemeciliğinde geniş teknikler uygulayan ve büyük miktarda üretim gerçekleştiren Urartularda metal üretiminde kullanılan teknolojinin kaynağını araştırdıklarını ifade etti. Kalede zengin bakır içerikli buluntuların elde edildiğini anlatan Güder, &quot;Çalışmalarımızı daha önce bir atölyenin varlığından söz edilen Haldi Tapınağı&#039;nda yoğunlaştırdık. Metallerin analizlerini yerinde yaparak ne tür buluntular olduğunu, ne tip üretimler gerçekleştirildiğini ve üretim tarihlerine ulaşmaya çalışıyoruz.&quot; dedi. Urartu bronzlarında sıklıkla rastlanan çinkonun kaynağını bulmak istediklerini belirten Güder, şöyle devam etti:&quot;Çinko ve bakır yan yana getirildiğinde pirinç elde ediliyor. Bunlara bronz eklendiğinde altına yakın renk elde ediliyor. Birçok Urartu metal analizinde çinkonun bilinçli bir şekilde elde edildiğine yönelik bulgular söz konusu. Dolayısıyla teknolojinin uygulanıp uygulanmadığını ve Urartu kökenli olup olmadığına yönelik bulgular elde etmeye çalışıyoruz. Proje kapsamındaki en önemli cihazımız yerinde ve hasarsız analiz yapabilen XRF analiz cihazıdır. Bu cihaz sayesinde buluntuların sınıflandırmasını alanda yapabildik.&quot;  Dr. Marek Vercik de &quot;Urartu Krallığı&#039;nın metal üretim teknolojisinde üst sıra olması beni şaşırttı. Yapacağımız çalışmaların yeni boyut kazandıracağını düşünüyorum. Urartuları bakır üretim teknolojilerine dayanarak söylemiyorum. Urartuların bölgesel olarak da metal ve farklı objelerin üretiminde ileri bir uygarlık olarak ortaya çıkarabilecek bilgiler elde edeceğimizi düşünüyorum.&quot; şeklinde konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8N-hDncjr0Kb4R3t2VAYcQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Çavuştepe, Kalesinde, çıkan, metal, buluntular, mercek, altına, alındı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8N-hDncjr0Kb4R3t2VAYcQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Çavuştepe Kalesi'nde çıkan metal buluntular mercek altına alındı"><p>Van'da, Urartu Kralı 2. Sarduri tarafından inşa edilen Çavuştepe Kalesi'nde yürütülen çalışmalarda gün yüzüne çıkarılan metal buluntular, yabancı akademisyenlerin de katıldığı çalışmayla mercek altına alındı.</p><p>Gürpınar ilçesinde, Urartu Krallığı'nın en parlak döneminde yaptırılan Çavuştepe Kalesi'nde hem kazı ve restorasyon çalışmaları hem de yüzey araştırmaları devam ediyor. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı ve Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Rafet Çavuşoğlu başkanlığında yürütülen çalışmalarda ortaya çıkarılan metal buluntuların analizine başlandı. Çekya'daki Charles Üniversitesi Klasik Arkeoloji Enstitüsü'nden Dr. Marek Vercik ve Almanya Max Planck Enstitüsü'nden Doç. Dr. Ümit Güder, "Anadolu'da Metal Alaşımların Bilinmeyen Tarihi Projesi" kapsamında kalede araştırma yaptı.</p><p>Tarihi kaledeki kazılarda şimdiye kadar elde edilen bronz kemer, bilezik, pazıbent, yüzük gibi takı ile bıçak ve hançer parçalarını inceleyen akademisyenler, beraberinde getirdikleri son teknolojik analiz cihazıyla, metal buluntuların cinsi, üretim tarihi ve üretildiği atölyelerle ilgili bilgi topladı.  <strong>"KARBON ANALİZLERİ YAPARAK TARİHLERİNİ ORTAYA KOYACAĞIZ"</strong></p><p>Çavuşoğlu, AA muhabirine, kazı dönemlerinde ele geçen metal buluntuların analizini yapmaya başladıklarını söyledi.  Analiz sonuçlarına göre metal buluntuların üretildiği atölyelerin yerlerini de tespit edebileceklerini anlatan Çavuşoğlu, şunları kaydetti:  "Atölyelerle ilgili 1980'de yürütülen arkeolojik kazılarda 6 eritme ocağından söz ediliyor. Bizler de yüzeyde elde ettiğimiz metal buluntuların analizlerini yapıp diğer eserlerle karşılaştırmasını yapacağız. Yurt dışından gelen akademisyenlerle yürüttüğümüz analiz çalışmalarıyla metal buluntuların kaynağını yani nerde üretildiğini belirleyeceğiz. Çalışmayla bu atölyelerin Urartu dönemi mi yoksa Urartu sonrasındaki döneme mi ait bu, tespit edilecek. Karbon analizleri yaparak tarihlerini ortaya koyacağız. Kısacası metalin içeriği, tarihi ve üretildiği atölyeyle ilgili bilgi ortaya çıkacak. Metal buluntuların analizlerinin bir kısmını alanda yaptık. İlk analizlerde metallerin Urartu dönemine ait olduğu fikri ortaya çıktı."  <strong>"ÇALIŞMALARIN YENİ BOYUT KAZANDIRACAĞINI DÜŞÜNÜYORUM"</strong></p><p>Doç. Dr. Ümit Güder ise bakır işlemeciliğinde geniş teknikler uygulayan ve büyük miktarda üretim gerçekleştiren Urartularda metal üretiminde kullanılan teknolojinin kaynağını araştırdıklarını ifade etti. Kalede zengin bakır içerikli buluntuların elde edildiğini anlatan Güder, "Çalışmalarımızı daha önce bir atölyenin varlığından söz edilen Haldi Tapınağı'nda yoğunlaştırdık. Metallerin analizlerini yerinde yaparak ne tür buluntular olduğunu, ne tip üretimler gerçekleştirildiğini ve üretim tarihlerine ulaşmaya çalışıyoruz." dedi. Urartu bronzlarında sıklıkla rastlanan çinkonun kaynağını bulmak istediklerini belirten Güder, şöyle devam etti:</p><p>"Çinko ve bakır yan yana getirildiğinde pirinç elde ediliyor. Bunlara bronz eklendiğinde altına yakın renk elde ediliyor. Birçok Urartu metal analizinde çinkonun bilinçli bir şekilde elde edildiğine yönelik bulgular söz konusu. Dolayısıyla teknolojinin uygulanıp uygulanmadığını ve Urartu kökenli olup olmadığına yönelik bulgular elde etmeye çalışıyoruz. Proje kapsamındaki en önemli cihazımız yerinde ve hasarsız analiz yapabilen XRF analiz cihazıdır. Bu cihaz sayesinde buluntuların sınıflandırmasını alanda yapabildik."  Dr. Marek Vercik de "Urartu Krallığı'nın metal üretim teknolojisinde üst sıra olması beni şaşırttı. Yapacağımız çalışmaların yeni boyut kazandıracağını düşünüyorum. Urartuları bakır üretim teknolojilerine dayanarak söylemiyorum. Urartuların bölgesel olarak da metal ve farklı objelerin üretiminde ileri bir uygarlık olarak ortaya çıkarabilecek bilgiler elde edeceğimizi düşünüyorum." şeklinde konuştu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İp üstünde Asya&amp;apos;dan Avrupa&amp;apos;ya: Estonyalı akrobat Boğaz&amp;apos;ı geçecek</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/ip-ustunde-asyadan-avrupaya-estonyali-akrobat-bogazi-gececek</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/ip-ustunde-asyadan-avrupaya-estonyali-akrobat-bogazi-gececek</guid>
<description><![CDATA[ İstanbul Boğazı yarın tarihi bir geçiş denemesine sahne olacak. Estonyalı akrobat Jaan Roose, Asya&#039;dan Avrupa&#039;ya ip üstünde yürüyerek geçmeyi deneyecek. Benzer geçişleri dünyanın farklı yerlerinde de yapan akrobat, ip üstünde yürüyerek kıta değiştiren ilk insan olmayı amaçlıyor. (Haber: Sinan Kunter Kamera: Özgen Özel) ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NIO0jsXLqUKvTdpJu0RYng.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>İp, üstünde, Asyadan, Avrupaya:, Estonyalı, akrobat, Boğazı, geçecek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NIO0jsXLqUKvTdpJu0RYng.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="İp üstünde Asya'dan Avrupa'ya: Estonyalı akrobat Boğaz'ı geçecek"><p>İstanbul Boğazı yarın tarihi bir geçiş denemesine sahne olacak. Estonyalı akrobat Jaan Roose, Asya'dan Avrupa'ya ip üstünde yürüyerek geçmeyi deneyecek. Benzer geçişleri dünyanın farklı yerlerinde de yapan akrobat, ip üstünde yürüyerek kıta değiştiren ilk insan olmayı amaçlıyor. (Haber: Sinan Kunter Kamera: Özgen Özel)</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ada görünümlü tarihi Pertek Kalesi&amp;apos;ne turistlerden yoğun ilgi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/ada-goerunumlu-tarihi-pertek-kalesine-turistlerden-yogun-ilgi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/ada-goerunumlu-tarihi-pertek-kalesine-turistlerden-yogun-ilgi</guid>
<description><![CDATA[ Tunceli&#039;nin Pertek ilçesinde düzenlenen tekne turları sayesinde, Keban Baraj Gölü&#039;nün ortasındaki tarihi Pertek Kalesi&#039;ni daha çok turist ziyaret ediyor.Tunceli Pertek, tarihi mekanları, kültürel alanları ve doğal güzellikleriyle turizme büyük katkı sağlıyor. İlçede en çok dikkati çeken yerlerin başında ise Keban Baraj Gölü&#039;nün turkuaz renkli sularının ortasında bulunan ada görünümlü Pertek Kalesi geliyor.  Birçok medeniyetten izler taşıyan kalede savunma amaçlı taş surlar, su ihtiyacının giderilmesi için sarnıçlar ve gözetleme kuleleri yer alıyor.Binlerce yıllık olduğu değerlendirilen kale, bu yaz başından itibaren düzenlenen tekne turları sayesinde de turistlerin uğrak yeri oldu.  Haftanın belirli günlerinde ilçeye gelen ziyaretçiler, feribot iskelesinden tur teknesine binerek kaleye doğru yolculuk yapıyor.  Yaklaşık 5 kilometrelik rotada seyahat eden misafirler, bölgedeki kuş türlerini görme ve fotoğraflarını çekme imkanı buluyor.  Baraj gölünde bir süre vakit geçiren ziyaretçiler, daha sonra rehber eşliğinde ayak bastıkları kalede gezinti yaparak tarihi hakkında bilgi alıyor.TURİZM AÇISINDAN DAHA DA İLERİYE GİDECEĞİZ&quot;Genellikle çevre illerden turlara katılan ziyaretçiler, teknede düzenlenen müzik etkinliğiyle de eğlenceli anlar yaşıyor.  Teknenin sahibi ve kaptanı Kağan Tunç, etrafı sularla çevrili Pertek Kalesi&#039;ne ulaşımı daha da kolaylaştırmak için 50 kişilik tekneyi hizmete sunduklarını belirterek, &quot;Pertek hem Elazığ hem de Tunceli kültürünü yansıttığı için teknemizde kürsübaşı programları da yapılıyor&quot; dedi.  Tunç, hizmete sundukları küçük bir tekneyle de vatandaşların kolayca kaleyi ziyaret edebildiğini anlattı.  Kalenin eşsiz bir manzarasının olduğunu ifade eden Tunç, &quot;Gelen müşteriler gayet memnun ve beklentimizin üzerinde bir talep aldık. İnşallah ilerleyen zamanlarda yatırımlarımız bu yönde devam edecek. Önümüzdeki yıl Pertek Kalesi&#039;ndeki restoranımız da faaliyete girdikten sonra tekne sayımız artacak ve turizm açısından daha da ileriye gideceğiz&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AEHGF8V7ZUa8-8An_o7PJg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Ada, görünümlü, tarihi, Pertek, Kalesine, turistlerden, yoğun, ilgi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AEHGF8V7ZUa8-8An_o7PJg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Ada görünümlü tarihi Pertek Kalesi'ne turistlerden yoğun ilgi"><p>Tunceli'nin Pertek ilçesinde düzenlenen tekne turları sayesinde, Keban Baraj Gölü'nün ortasındaki tarihi Pertek Kalesi'ni daha çok turist ziyaret ediyor.</p>Tunceli <strong>Pertek</strong>, tarihi mekanları, kültürel alanları ve doğal güzellikleriyle turizme büyük katkı sağlıyor. İlçede en çok dikkati çeken yerlerin başında ise Keban Baraj Gölü'nün turkuaz renkli sularının ortasında bulunan ada görünümlü Pertek Kalesi geliyor.  Birçok medeniyetten izler taşıyan kalede savunma amaçlı taş surlar, su ihtiyacının giderilmesi için sarnıçlar ve gözetleme kuleleri yer alıyor.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jUy24AC590uQZdNE8OYQ5A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="">Binlerce yıllık olduğu değerlendirilen kale, bu yaz başından itibaren düzenlenen tekne turları sayesinde de turistlerin uğrak yeri oldu.  Haftanın belirli günlerinde ilçeye gelen ziyaretçiler, feribot iskelesinden tur teknesine binerek kaleye doğru yolculuk yapıyor.  Yaklaşık 5 kilometrelik rotada seyahat eden misafirler, bölgedeki kuş türlerini görme ve fotoğraflarını çekme imkanı buluyor.  Baraj gölünde bir süre vakit geçiren ziyaretçiler, daha sonra rehber eşliğinde ayak bastıkları kalede gezinti yaparak tarihi hakkında bilgi alıyor.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tzUmuHj6MUmsI0yhooEG6g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><p><strong>TURİZM AÇISINDAN DAHA DA İLERİYE GİDECEĞİZ"</strong></p><p>Genellikle çevre illerden turlara katılan ziyaretçiler, teknede düzenlenen müzik etkinliğiyle de eğlenceli anlar yaşıyor.  Teknenin sahibi ve kaptanı Kağan Tunç, etrafı sularla çevrili Pertek Kalesi'ne ulaşımı daha da kolaylaştırmak için 50 kişilik tekneyi hizmete sunduklarını belirterek, "Pertek hem Elazığ hem de Tunceli kültürünü yansıttığı için teknemizde kürsübaşı programları da yapılıyor" dedi.  Tunç, hizmete sundukları küçük bir tekneyle de vatandaşların kolayca kaleyi ziyaret edebildiğini anlattı.  Kalenin eşsiz bir manzarasının olduğunu ifade eden Tunç, "Gelen müşteriler gayet memnun ve beklentimizin üzerinde bir talep aldık. İnşallah ilerleyen zamanlarda yatırımlarımız bu yönde devam edecek. Önümüzdeki yıl Pertek Kalesi'ndeki restoranımız da faaliyete girdikten sonra tekne sayımız artacak ve turizm açısından daha da ileriye gideceğiz" diye konuştu. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bosna Hersek&amp;apos;te bir parkın peyzajı &amp;quot;Yıldızlı Gece&amp;quot; eserinden bire bir uyarlandı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/bosna-hersekte-bir-parkin-peyzaji-yildizli-gece-eserinden-bire-bir-uyarlandi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/bosna-hersekte-bir-parkin-peyzaji-yildizli-gece-eserinden-bire-bir-uyarlandi</guid>
<description><![CDATA[ Bosna Hersek&#039;te bir parkın peyzajı Van Gogh&#039;un eşsiz &quot;Yıldızlı Gece&quot; eserinden bire bir uyarlandıBosna Hersek&#039;in Visoko kenti yakınlarında bir park, Vincent van Gogh&#039;un &quot;Yıldızlı Gece&quot; adlı unutulmaz eserindeki görünümü bire bir yansıtıyor.   Visokolu Halim Zukic, Van Gogh&#039;un 1889&#039;da kaldığı sanatoryumdaki odasının penceresinden görünen geceyi resmettiği ve en unutulmaz eserlerinden biri olan &quot;Yıldızlı Gece&quot;yi doğa parkı haline getirdi.  Parkın peyzajını resimdeki görünümle bire bir aynı yapan Zukic, AA muhabirine, 2004&#039;te bir park yapma hayali kurduğunu, 2018&#039;de de &quot;Yıldızlı Gece&quot; tablosunu park haline getirmeye karar verdiğini söyledi.  Zukic, &quot;6 yıl önce parkı yapmaya başladığımızda traktör toprağın üzerinden geçerken arkasından sarmal izler çizdi. Bu izleri görünce aklıma ilk gelen şey Van Gogh&#039;un o tablosu oldu.&quot; dedi.VAN GOGH TABLOSUNUN BİR PARÇASI GİBİ HİSSETTİRİYOR  Parkın içerisinde çok çeşitli bitki ve çiçeklerin bulunduğunu kaydeden Zukic, yüzde 90&#039;lık kısmının lavantalardan oluştuğunu belirtti.  Zukic, &quot;Yıldızlı Gece&quot; ismini verdiği parkın içerisinde 12 gölün de bulunduğunu ifade ederek, &quot;Doğayı bitki ve hayvanlara bırakmak istedim. Burada aynı zamanda Türkmenistan&#039;ın dünyaca bilinen Ahal Teke atları da var. Gelen ziyaretçilerin onları da tanımasını istiyorum.&quot; diye konuştu.  Parkın aslında kendi içerisinde bir sanat eseri olduğunu dile getiren Zukic, &quot;Amacımız burayı açık hava müzesi haline getirmek. Resmi açılışımızı henüz yapmadık. Yıl sonuna kadar ziyaretçilerimizi ağırlamayı planlıyoruz.&quot; ifadelerini kullandı.  Zukic, Van Gogh&#039;un unutulmaz eserinden ilham alarak hazırladıkları parkın Bosna Hersek&#039;in tanıtımına da katkı sağlayacağına işaret ederek, &quot;Özellikle Kovid-19 salgınından sonra insanlar doğaya daha çok yaklaştı.&quot; dedi.  Van Gogh&#039;un eserinin içinde yürüyormuş ve tablonun bir parçasıymış hissi veren &quot;Yıldızlı Gece&quot; parkı, farklı peyzajıyla ülke dışından da dikkati çekmeye başladı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0KaHu-QmF028wJYXze1o6w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Bosna, Hersekte, bir, parkın, peyzajı, Yıldızlı, Gece, eserinden, bire, bir, uyarlandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0KaHu-QmF028wJYXze1o6w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bosna Hersek'te bir parkın peyzajı " y gece eserinden bire bir uyarland><p>Bosna Hersek'te bir parkın peyzajı Van Gogh'un eşsiz "Yıldızlı Gece" eserinden bire bir uyarlandı</p>Bosna Hersek'in Visoko kenti yakınlarında bir park, Vincent van Gogh'un "Yıldızlı Gece" adlı unutulmaz eserindeki görünümü bire bir yansıtıyor.   Visokolu Halim Zukic, Van Gogh'un 1889'da kaldığı sanatoryumdaki odasının penceresinden görünen geceyi resmettiği ve en unutulmaz eserlerinden biri olan "Yıldızlı Gece"yi doğa parkı haline getirdi.  Parkın peyzajını resimdeki görünümle bire bir aynı yapan Zukic, AA muhabirine, 2004'te bir park yapma hayali kurduğunu, 2018'de de "Yıldızlı Gece" tablosunu park haline getirmeye karar verdiğini söyledi.  Zukic, "6 yıl önce parkı yapmaya başladığımızda traktör toprağın üzerinden geçerken arkasından sarmal izler çizdi. Bu izleri görünce aklıma ilk gelen şey Van Gogh'un o tablosu oldu." dedi.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Roay0LlvW0S_Rdb2B_8-_w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><strong>VAN GOGH TABLOSUNUN BİR PARÇASI GİBİ HİSSETTİRİYOR</strong>  Parkın içerisinde çok çeşitli bitki ve çiçeklerin bulunduğunu kaydeden Zukic, yüzde 90'lık kısmının lavantalardan oluştuğunu belirtti.  Zukic, "Yıldızlı Gece" ismini verdiği parkın içerisinde 12 gölün de bulunduğunu ifade ederek, "Doğayı bitki ve hayvanlara bırakmak istedim. Burada aynı zamanda Türkmenistan'ın dünyaca bilinen Ahal Teke atları da var. Gelen ziyaretçilerin onları da tanımasını istiyorum." diye konuştu.  Parkın aslında kendi içerisinde bir sanat eseri olduğunu dile getiren Zukic, "Amacımız burayı açık hava müzesi haline getirmek. Resmi açılışımızı henüz yapmadık. Yıl sonuna kadar ziyaretçilerimizi ağırlamayı planlıyoruz." ifadelerini kullandı.  Zukic, Van Gogh'un unutulmaz eserinden ilham alarak hazırladıkları parkın Bosna Hersek'in tanıtımına da katkı sağlayacağına işaret ederek, "Özellikle Kovid-19 salgınından sonra insanlar doğaya daha çok yaklaştı." dedi.  Van Gogh'un eserinin içinde yürüyormuş ve tablonun bir parçasıymış hissi veren "Yıldızlı Gece" parkı, farklı peyzajıyla ülke dışından da dikkati çekmeye başladı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Saraybosna&amp;apos;da Köfte Nerede Yenir?</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/saraybosnada-koefte-nerede-yenir</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/saraybosnada-koefte-nerede-yenir</guid>
<description><![CDATA[ Saraybosna köfte, Bosna-Hersek mutfağının en sevilen lezzetlerinden biridir. ]]></description>
<enclosure url="http://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x580_66f17aa2bae65.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Saraybosnada, Köfte, Nerede, Yenir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle Saraybosna şehrinde öne çıkan bu köfte türü, farklı baharatlar ve özel soslarla zenginleştirilmiş et karışımından yapılmaktadır. Eğer bu lezzeti denemek istiyorsanız, işte Saraybosna köfteyi tadabileceğiniz en iyi yerler.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f177e08628c.jpg" alt=""></p>
<h4>1. <strong>Saraybosna Merkez Restoranları</strong></h4>
<p>Saraybosna'nın merkezinde bulunan restoranlar, geleneksel Bosna yemeklerinin yanı sıra Saraybosna köftesini de sunmaktadır. <strong>Cevabdzinica</strong> adı verilen kebapçılarda, köftelerinizi yanında somun ekmeği ve çeşitli mezelerle sipariş edebilirsiniz. Bu tür mekanlar genellikle kalabalık olup, yerel halkın da tercih ettiği yerlerdir.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f1781992466.jpg" alt=""></p>
<h4>2. <strong>Kültürel Mekanlar</strong></h4>
<p>Saraybosna'nın tarihi ve kültürel mekanlarının etrafındaki restoranlar, ziyaretçilere hem güzel bir atmosfer hem de lezzetli yemekler sunmaktadır. <strong>Baščaršija</strong> bölgesindeki lokantalar, hem otantik bir deneyim yaşatmakta hem de mükemmel Saraybosna köftesi servis etmektedir. Bu bölgede dolaşırken köftelerin tadına bakmayı unutmayın.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f176b46ce36.jpg" alt=""></p>
<h4>3. <strong>Yerel Pazarlar</strong></h4>
<p>Saraybosna’daki yerel pazarlar, taze ve doğal malzemelerle hazırlanan yemekleri deneyimlemek için harika bir yerdir. Özellikle <strong>Markale Pazarı</strong>, hem yerel halkın hem de turistlerin uğrak noktasıdır. Burada, sokak lezzetleri arasında yer alan Saraybosna köftesiyle birlikte taze sebze ve meyveleri de bulabilirsiniz.</p>
<h4>4. <strong>Modern Restoranlar</strong></h4>
<p>Son yıllarda Saraybosna'da açılan modern restoranlar, geleneksel yemekleri modern dokunuşlarla sunmaktadır. Bu mekanlarda, Saraybosna köftesini farklı soslar ve garnitürlerle deneyimleyebilirsiniz. Özellikle <strong>4. Kat</strong> gibi popüler mekanlar, hem manzarası hem de yemek sunumlarıyla dikkat çekmektedir.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f17874f1829.jpg" alt=""></p>
<h4>5. <strong>Saraybosna’nın Sokak Lezzetleri</strong></h4>
<p>Saraybosna sokaklarında gezerken, yerel satıcıların hazırladığı köfteleri tatmayı da ihmal etmeyin. Sokak satıcıları, hızlı ve lezzetli bir alternatif sunarak, yerel lezzetleri uygun fiyatlarla deneme imkanı tanır. Özellikle akşam saatlerinde, şehrin sokakları Saraybosna köftesi kokusuyla dolmaktadır.</p>
<h3>Sonuç</h3>
<p>Saraybosna köfte, hem lezzeti hem de sunumuyla Bosna mutfağının vazgeçilmez bir parçasıdır. Şehirdeki çeşitli mekanlar, farklı deneyimler sunarak köftenin tadını çıkarmanıza olanak tanır. Seyahatiniz sırasında bu lezzeti mutlaka denemeyi unutmayın!</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f178c124a78.jpg" alt=""></p>
<p>Saraybosna, köfte kebap konusunda zengin bir mutfağa sahip. İşte Saraybosna'da köfte kebap yiyebileceğiniz en iyi lokantalar:</p>
<h3>1. <strong>Cevabdžinica Avlija</strong></h3>
<p>Saraybosna’nın en ünlü köfte mekanlarından biridir. Taze köfteleri ve geleneksel sunumlarıyla hem yerel halkın hem de turistlerin favorisi.</p>
<h3>2. <strong>Restaurant 4. Kat</strong></h3>
<p>Bu modern restoran, şehrin güzel manzarasına sahip. Saraybosna köftesi, farklı soslar ve garnitürlerle sunuluyor. Rahat bir atmosferde yemek yiyebilirsiniz.</p>
<h3>3. <strong>Buregdžinica Tase</strong></h3>
<p>Köfte kebap konusunda zengin bir menüye sahip. Hızlı ve lezzetli yemekler arayanlar için iyi bir tercih.</p>
<h3>4. <strong>Cevabdžinica Željo</strong></h3>
<p>Yerel halk arasında oldukça popüler olan bu mekanda, geleneksel Bosna köfteleri sunulmaktadır. Samimi bir ortamda yemek yiyebilirsiniz.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f17925a5e8d.jpg" alt=""></p>
<h3>5. <strong>Baščaršija Bölgesi Restoranları</strong></h3>
<p>Bu tarihi bölgede birçok köfte kebap restoranı bulunmaktadır. Farklı yerel tatları denemek için sokaklarda dolaşarak bu mekanlara uğrayabilirsiniz.</p>
<h3>6. <strong>Kebap 45</strong></h3>
<p>Sokak lezzetleri arasında yer alan bu mekan, hızlı servis ve lezzetli köfteleri ile tercih edilmektedir. Uygun fiyatlarla keyifli bir deneyim sunar.</p>
<p>Bu lokantalarda, Saraybosna köftesinin tadını çıkararak yerel mutfağı deneyimleyebilirsiniz. Afiyet olsun!</p>
<p></p>
<div class="flex max-w-full flex-col flex-grow">
<div data-message-author-role="assistant" data-message-id="04fcb040-00f1-4d5f-bf6b-3e078ec0a198" dir="auto" class="min-h-[20px] text-message flex w-full flex-col items-end gap-2 whitespace-normal break-words [.text-message+&]:mt-5">
<div class="flex w-full flex-col gap-1 empty:hidden first:pt-[3px]">
<div class="markdown prose w-full break-words dark:prose-invert light">
<h2>Saraybosna’da Yeme İçme & Yöresel Yemekler</h2>
<p>Saraybosna, zengin tarihi ve kültürel mirasıyla birlikte lezzetli mutfağıyla da dikkat çekiyor. Şehirde en çok tercih edilen yemeklerin başında gelen köfte, özellikle "Cevapi" adıyla bilinen lezzetiyle meşhurdur. İşte Saraybosna’nın yerel mutfağındaki öne çıkan bazı lezzetler:</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f1772287e02.jpg" alt=""></p>
<h3>Cevapi (Köfte)</h3>
<p>Cevapi, Saraybosna’nın en ikonik yemeklerinden biridir. Balkan mutfağının vazgeçilmezi olan bu köfte, genellikle yağlı pide arasında servis edilir. Yanında ise doğranmış soğan, domates ve közlenmiş biber bulunur. Şehirdeki köfteciler "Cevabdžinica" olarak adlandırılır ve hemen hemen her köşede bulmak mümkündür. Fiyatlar da oldukça makuldür; 100 gram köfte 3-4 Bosna Markı, 200 gram köfte ise 6-7 Bosna Markı civarındadır.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f1775588eea.jpg" alt=""></p>
<h3>Burek (Börek) ve Yoğurt</h3>
<p>Bir diğer popüler lezzet ise Boşnak böreğidir. Türkiye’deki böreklerle benzerlik gösteren bu lezzet, kıymalı (Burek), peynirli (Sirnica), patatesli (Krompiruša) ve ıspanaklı (Zeljanica) çeşitleriyle sunulmaktadır. Başçarşı’da birçok börekçi bulunur ve buradaki satıcılar genellikle Türkçe konuşabildiği için sipariş vermekte zorluk yaşamazsınız. Burek fiyatları 6-7 Bosna Markı civarındadır. Ayrıca, restoranda ayran yerine yoğurt bulmanız mümkün; bu yoğurt, kıvam olarak daha yoğun ve biraz tuzsuzdur.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f1778185764.jpg" alt=""></p>
<h3>Dolma ve Sarma</h3>
<p>Bosna mutfağında dolma ve sarma çeşitleri de oldukça popülerdir. Biber dolması, yaprak sarması ve özellikle soğan dolması, denemeniz gereken lezzetler arasında. Saraybosna’daki birçok restoranda bu dolmaların bir arada sunulduğu tabaklar bulabilirsiniz.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66f177a7bdb64.jpg" alt=""></p>
<h3>Begova Çorba (Bey Çorbası)</h3>
<p>Begova çorba, şehrin yöresel lezzetlerinden biridir. Genellikle tavuk, kereviz, havuç, bezelye ve pirinçten yapılır. İsteğe bağlı olarak çorbanın içine krema da eklenebilir. Aşçinitsa adı verilen yerlerde, bu çorbanın yanı sıra Boşnak mantısı (Klepe) veya Bosanski Sahan gibi ev yapımı lezzetler de tadılabilir. Ayrıca, Tuffahiye adlı elma tatlısı da deneyimlenmesi gereken bir lezzettir.</p>
<h3>Sonuç</h3>
<p>Saraybosna, lezzetli yemekleri ve geleneksel tatlarıyla ziyaretçilerine unutulmaz bir gastronomi deneyimi sunuyor. Cevapi, Burek ve Begova çorba gibi yerel lezzetleri tatmadan bu güzel şehri terk etmeyin!</p>
</div>
</div>
</div>
</div>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yedigöller Milli Parkı: Doğanın Kalbinde Bir Kaçış</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/yedigoeller-milli-parki-doganin-kalbinde-bir-kacis</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/yedigoeller-milli-parki-doganin-kalbinde-bir-kacis</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye’nin cennet köşelerinden biri olan Yedigöller Milli Parkı, doğaseverler için adeta bir huzur adresi. Bolu&#039;nun Mengen ilçesinde yer alan bu eşsiz park, zengin flora ve fauna çeşitliliğiyle her mevsim ziyaretçilerini kendine hayran bırakıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x580_66e828fbd0814.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Yedigöller, Milli, Parkı:, Doğanın, Kalbinde, Bir, Kaçış</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>1965 yılında milli park olarak ilan edilen Yedigöller, ismini yedi gölden alıyor ve bu göller, berrak suları ve çevresindeki yemyeşil ormanlarla görsel bir şölen sunuyor.</p>
<p><strong>Yedigöller’in Konumu ve Erişimi</strong></p>
<p>Bolu'nun kuzeydoğusunda, Batı Karadeniz Bölgesi'nin batısında yer alan Yedigöller, İstanbul’a yaklaşık 3, Ankara’ya ise 4 saatlik bir mesafede bulunuyor. Bu ulaşılabilir konumu, hem hafta sonları hem de tatil dönemlerinde doğayla iç içe bir kaçış arayanlar için ideal bir seçenek sunuyor.</p>
<p><strong>Doğa Yürüyüşleri ve Keşifler</strong></p>
<p>Yedigöller’in sunduğu doğa yürüyüşü rotaları, doğaseverlerin ve macera arayanların ilgisini çekiyor. Bolu Dağı Yolu, ormanlık alanlardan geçerek göller arasında dolaşma fırsatı sunuyor ve kuş gözlemi yapmayı sevenler için harika bir fırsat sağlıyor. İnceğiz Göleti Yolu ise daha kısa bir yürüyüş arayanlar için ideal. Gölet etrafında dolaşırken, piknik yapabileceğiniz dinlenme alanları da mevcut. Kurşunlu Şelalesi Yürüyüş Rotası ise parkın kalbinde etkileyici bir doğa gösterisi sunarak, ziyaretçilere unutulmaz anlar yaşatıyor.</p>
<p><strong>Kamp ve Konaklama</strong></p>
<p>Yedigöller’de kamp yapma imkanı, doğayla iç içe bir yaşam isteyenler için mükemmel bir seçenek sunuyor. Çadır kampı yapmak isteyenler için belirlenmiş alanlarda temel konfor imkanları bulunurken, karavan ve kamp araçlarıyla seyahat edenler için özel alanlar da mevcut. Elektrik ve su gibi temel ihtiyaçlar bu alanlarda karşılanabiliyor.</p>
<p><strong>Ziyaretçi Bilgileri</strong></p>
<p>Yedigöller Milli Parkı’na ulaşım oldukça kolay. Bolu il merkezinden dolmuşlarla veya özel araçlarla parka ulaşmak mümkün. İstanbul ve Ankara’dan gelen ziyaretçiler de araçla rahatça parkın kapısını aralayabilirler. Yedigöller, doğa yürüyüşleri, kampçılık, piknik, kuş gözlemciliği ve fotoğrafçılık gibi çeşitli aktiviteler sunarak, her yaş grubundan ziyaretçiye hitap ediyor.</p>
<p>Yedigöller Milli Parkı, doğayla baş başa kalmak, temiz hava solumak ve etkileyici manzaralar eşliğinde huzurlu bir kaçış yapmak isteyenler için ideal bir adres. Doğaseverlerin ve macera tutkunlarının vazgeçilmez noktalarından biri olan Yedigöller, unutulmaz anılar biriktirmek isteyen herkes için mükemmel bir seçenek sunuyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Altındere Vadisi Milli Parkı: Tarih ve Doğanın Büyüleyici Buluşma Noktası</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/altindere-vadisi-milli-parki-tarih-ve-doganin-buyuleyici-bulusma-noktasi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/altindere-vadisi-milli-parki-tarih-ve-doganin-buyuleyici-bulusma-noktasi</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye&#039;nin Karadeniz bölgesinde, Trabzon’un Maçka ilçesinde gizli bir cennet olan Altındere Vadisi Milli Parkı, doğanın ve tarihin buluştuğu eşsiz bir köşe. ]]></description>
<enclosure url="http://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x580_66e829d171631.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Altındere, Vadisi, Milli, Parkı:, Tarih, Doğanın, Büyüleyici, Buluşma, Noktası</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h3>Altındere Vadisi Milli Parkı: Manastır Turları ve Doğa Yürüyüşleri</h3>
<p>Zigana Dağları’nın eteklerinde konumlanan bu park, 2004 yılında koruma altına alınmış olup, 4,422 hektarlık geniş bir alanı kaplamaktadır. Doğal güzellikleri ve tarihi zenginlikleriyle dikkat çeken bu park, ziyaretçilerine unutulmaz bir deneyim sunuyor.</p>
<p><strong>Doğanın ve Tarihin Kucaklaştığı Yer</strong></p>
<p>Altındere Vadisi Milli Parkı, zengin bir biyolojik çeşitliliğe ev sahipliği yapıyor. Çam, kayın ve gürgen gibi ağaç türleriyle kaplı bu vadi, dereleri ve şelaleleriyle de göz kamaştırıyor. Ancak parkın en dikkat çekici yönü, tarihi manastırları. M.S. 4. yüzyılda inşa edilen Sümela Manastırı, kayalıkların tepesinde yer alarak mistik bir atmosfer sunuyor. İçindeki freskler ve tarihi eserler, ziyaretçileri geçmişin derinliklerine götürüyor. Vazelon ve Kuştul Manastırları da parkın tarihi dokusunu zenginleştiren önemli yapılar arasında yer alıyor.</p>
<p><strong>Doğa Yürüyüşlerinin Keyfini Çıkarın</strong></p>
<p>Doğa yürüyüşü yapmak isteyenler için Altındere Vadisi Milli Parkı mükemmel bir tercih. Park içindeki yürüyüş rotaları, hem yeni başlayanlar hem de deneyimli yürüyüşçüler için uygun seçenekler sunuyor. Çeşitli zorluk seviyelerindeki rotalar, ziyaretçilere nefes kesici dağ manzaraları ve yeşil doğa görüntüleri sunuyor. Şelaleler ve dere kenarları ise yürüyüşe ek bir cazibe katıyor, doğayla baş başa kalmak isteyenler için huzur dolu anlar vaat ediyor.</p>
<p><strong>Yöresel Lezzetler ve Kültürel Deneyimler</strong></p>
<p>Altındere Vadisi Milli Parkı, sadece doğal güzellikleriyle değil, aynı zamanda yöresel lezzetleriyle de öne çıkıyor. Park çevresindeki Maçka ve Trabzon şehirleri, zengin bir mutfak kültürüne sahip. Trabzon’un meşhur kuymak yemeği ve Maçka’nın leziz köftesi, ziyaretçilerin beğenisini kazanıyor. Ayrıca, şehirlerdeki tarihi ve kültürel mekanlar da keşfedilmeyi bekliyor.</p>
<p><strong>Sıkça Sorulan Sorular</strong></p>
<ul>
<li>
<p><strong>Altındere Vadisi Milli Parkı’na Nasıl Ulaşılır?</strong><br>Trabzon iline bağlı Maçka ilçesinde yer alan park, Trabzon merkezinden araba kiralama veya toplu taşıma araçlarıyla ulaşılabilir. Trabzon Havalimanı’ndan da araçla parkın kapısına rahatça ulaşabilirsiniz.</p>
</li>
<li>
<p><strong>Altındere Vadisi Milli Parkı’nda Konaklama İmkanı Var mıdır?</strong><br>Park içinde doğrudan konaklama imkanı bulunmamaktadır. Ancak çevredeki Maçka ve Trabzon şehirlerinde birçok otel, pansiyon ve kamp alanı bulunmaktadır. Ayrıca, park yakınlarında kır evleri kiralama imkanı da mevcuttur.</p>
</li>
<li>
<p><strong>Altındere Vadisi Milli Parkı’nda Hangi Aktiviteler Yapılabilir?</strong><br>Parkta doğa yürüyüşleri, manastır turları, piknik yapma, fotoğraf çekme gibi birçok aktivite yapılabilir. Ayrıca, park çevresindeki restoranlarda yöresel lezzetleri tatma fırsatı da bulunmaktadır.</p>
</li>
</ul>
<p>Altındere Vadisi Milli Parkı, doğanın ve tarihin büyüleyici birleşimini sunarak ziyaretçilerine hem ruhsal hem de bedensel olarak dinlendirici bir deneyim vaat ediyor. Muhteşem manzaraları, tarihi yapıları ve doğal güzellikleriyle keşfedilmeyi bekleyen bu park, unutulmaz anılar biriktirmek isteyenler için ideal bir destinasyon.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Niagara Şelalesi: Doğanın Gücünün ve Güzelliğinin İhtişamı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/niagara-selalesi-doganin-gucunun-ve-guzelliginin-ihtisami</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/niagara-selalesi-doganin-gucunun-ve-guzelliginin-ihtisami</guid>
<description><![CDATA[ Niagara Şelalesi, Kuzey Amerika’nın en tanınmış ve etkileyici doğal güzelliklerinden biridir. ]]></description>
<enclosure url="http://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x580_66e5ab75d295f.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Niagara, Şelalesi:, Doğanın, Gücünün, Güzelliğinin, İhtişamı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Niagara Şelalesi, Kuzey Amerika’nın en tanınmış ve etkileyici doğal güzelliklerinden biridir. ABD'nin New York eyaleti ile Kanada'nın Ontario eyaleti arasında bulunan bu muazzam şelale, Niagara Nehri üzerinde yer alır ve her yıl milyonlarca turist tarafından ziyaret edilir.</p>
<p></p>
<p>Coğrafi Konum ve Yapısı</p>
<p></p>
<p>Niagara Şelalesi, üç ana kısımdan oluşur:</p>
<p></p>
<p>Büyük Şelale (Horseshoe Falls): En büyük ve en güçlü olan bu kısım, Kanada tarafında yer alır ve adını at nalı şeklindeki görünümünden alır.</p>
<p>Amerikan Şelalesi: ABD tarafında yer alır ve Büyük Şelale'den daha küçüktür.</p>
<p>İngiliz Şelalesi: Küçük bir şelale olup, Amerikan Şelalesi'nin yakınındadır.</p>
<p>Şelalenin Özellikleri</p>
<p></p>
<p>Niagara Şelalesi’nin toplam genişliği yaklaşık 1.200 metreyi bulur ve yüksekliği 51 metre civarındadır. Bu etkileyici şelale, saniyede yaklaşık 2,800 metre küp suyun düşüşüyle dünyanın en büyük su debisine sahip şelalelerinden biridir.</p>
<p></p>
<p>Tarih ve Turizm</p>
<p></p>
<p>Niagara Şelalesi, tarih boyunca hem yerli halklar hem de Avrupalı kaşifler için önemli bir doğal kaynak ve kültürel simge olmuştur. Bugün, Niagara Şelalesi hem turistler hem de fotoğrafçılar için popüler bir destinasyon olup, ziyaretçilere çeşitli aktiviteler sunar. Bunlar arasında tekne turları, şelale kenarındaki yürüyüş yolları ve panoramik gözlem platformları bulunmaktadır.</p>
<p></p>
<p>Enerji Üretimi</p>
<p></p>
<p>Şelalenin su gücü, elektrik enerjisi üretiminde de kullanılır. 19. yüzyılın sonlarından itibaren, Niagara Şelalesi'nin su gücü, hem ABD hem de Kanada'da elektrik üretimi için kullanılmaktadır. Bu, bölgenin sanayileşmesine önemli katkılarda bulunmuştur.</p>
<p></p>
<p>Koruma ve Sürdürülebilirlik</p>
<p></p>
<p>Niagara Şelalesi'nin korunması, bölgedeki ekosistemler ve çevresel denge açısından kritik öneme sahiptir. Hem Kanada hem de ABD, şelalenin çevresinin korunması ve sürdürülebilir turizm uygulamalarının desteklenmesi konusunda çeşitli önlemler almıştır.</p>
<p></p>
<p>Niagara Şelalesi, büyüleyici görkemi ve doğanın gücünü gözler önüne seren etkileyici bir doğal harikadır. Hem görsel hem de duygusal olarak ziyaretçilere unutulmaz bir deneyim sunar.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bibury: Masal Gibi Bir Şehir</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/bibury-masal-gibi-bir-sehir</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/bibury-masal-gibi-bir-sehir</guid>
<description><![CDATA[ Londra&#039;nın 130 km batısında, Gloucestershire County’de yer alan Bibury, birçok kişinin dünyanın en güzel şehirlerinden biri olarak tanımladığı, adeta masal sayfalarından çıkmış bir kasabadır. ]]></description>
<enclosure url="http://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x580_66e593025e9ea.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Bibury:, Masal, Gibi, Bir, Şehir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p> Londra’ya yakınlığı ile ziyaretçilerini kendine çeken bu küçük İngiliz kasabası, doğallığı ve tarihi dokusuyla görenleri yüzlerce yıl öncesine götürüyor.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66e5930115e40.jpg" alt=""></p>
<p>Bibury’nin en dikkat çekici özelliklerinden biri, korunmuş tarihi mimarisi ve doğal güzellikleridir. Arnavut kaldırımlı sokakları, taş evleri ve yemyeşil vadileriyle Bibury, her köşesiyle kartpostal güzelliğinde bir manzara sunuyor. Özellikle 17. yüzyıldan kalma Arlington Row adlı sıra evler, kasabanın en tanınmış simgelerindendir. Bu taş evler, zamanında dokuma atölyeleri olarak kullanılmış ve günümüzde Bibury'nin görsel sembollerinden biri haline gelmiştir.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66e592ff23d8d.jpg" alt=""></p>
<p>Şehir, 1966 yılında "Olağanüstü Doğal Güzellik Alanı" ilan edilmiştir. Bu unvan, Bibury’nin doğal ve tarihi dokusunun korunmasına büyük katkı sağlamıştır. Kasaba, ziyaretçilere yalnızca göz alıcı bir manzara sunmakla kalmaz; aynı zamanda yürüyüş rotaları, balık çiftlikleri ve huzur dolu köy atmosferiyle bir kaçış noktasıdır.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66e592fab7dd0.jpg" alt=""></p>
<p>Bibury’nin taş evleri ve çevresi, fotoğraf tutkunları için benzersiz fırsatlar sunarken, sinema dünyasının da dikkatini çekmiştir. Kasaba, pek çok film ve televizyon yapımında kullanılmakta, özellikle tarihi ve doğal atmosferiyle göz doldurmaktadır.</p>
<p><img src="https://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x_66e592f8f3dd3.jpg" alt=""></p>
<p>Görseller, bu doğa harikası yerin ne kadar eşsiz olduğunu gösteriyor: İlginç, tuhaf ve bir o kadar da etkileyici Bibury, bir masal diyarını andıran güzelliğiyle büyülüyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Saraybosna’da ne yenir, nerede yenir?</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/saraybosnada-ne-yenir-nerede-yenir</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/saraybosnada-ne-yenir-nerede-yenir</guid>
<description><![CDATA[ Saraybosna’da ne yenir, nerede yenir? ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/01/Bosna-Hersek-yazilari-2.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Saraybosna’da, yenir, nerede, yenir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<strong>Saraybosna</strong><strong>’</strong><strong>nın alametifarikası köfte, ama Boşnakçada </strong><strong>“</strong><strong>cevapi” deniyor -</strong><strong>“</strong><strong>kebap” kelimesinin bu coğrafyadaki söylenişi. Ben gene köfteden devam edeyim, ama Ferhatovic</strong><strong>’</strong><strong>te oturmadan ö</strong><strong>nce Bo</strong><strong>şnak köftesi üstüne biraz laflayalım. Boşnaklar, köfteyi genellikle </strong><strong>“</strong><strong>kajmak” ile yiyorlar ama bu kaymak bizim bildiğimiz gibi değil, tuzlu, çünkü aslında peynir kreması.</strong>

Bosna deyince herkesin aklına evvela Saraybosna gelir, Saraybosna deyince de Başçarşı.

Şimdi biz Başçarşı’ya kütüphanenin yanından girecek ve yiye içe, geze dolaşa öbür ucundan çıkacağız.

Gezmeye Osmanlı Başçarşısı’ndan başlayacağız.

Başçarşı’nın bir özelliği, Saraybosna’nın geçirdiği dönemler burada adeta uç uca eklenmiştir.

Şimdi biz Osmanlı tarafından girdik ya, biraz sonra kendimizi Avusturya tarafında bulacağız, binalar değişecek, mimari tamamen başkalaşacak, kendinizi eski Bursa’dan 19. yüzyıl Viyanasına ışınlanmış hissedeceksiniz, yürümeye devam ederseniz bu sefer de Komünist Yugoslavya’nın Başçarşısında bulursunuz kendinizi.

Girdiğimiz yerden birkaç adım ilerde, sağda, köfteci Ferhatoviç var.

Saraybosna’nın alametifarikası köfte, ama Boşnakçada “cevapi” deniyor -“kebap” kelimesinin bu coğrafyadaki söylenişi.

Ben gene köfteden devam edeyim, ama Ferhatovic’te oturmadan önce Boşnak köftesi üstüne biraz laflayalım.

Boşnaklar, köfteyi genellikle “kajmak” ile yiyorlar ama bu kaymak bizim bildiğimiz gibi değil, tuzlu, çünkü aslında peynir kreması.

Köfteler ekmek içinde, biraz kaymak ve küp küp beyaz soğanla servis ediliyor.

Saraybosna’da sık sık köfte yemek lazım, ben de Başçarşı’da bu çabamdan ödün vermedim hiç -yanında ayranla.

Ferhatoviç’te, karşısındaki Hodzic’te, Nune’de ve bir dönemin meşhur futbolcusu Tarık Hodzic’in sahibi olduğu, akşamları da gelen misafirlerini ağırladığı Galatasaray Lokantası’nda köfte yedim.

Hiçbirine kötü diyemem ama ille de birini söyleyecek olsam Nune derim.

Nune’nin sosisi ve pljeskavica denen büyük köfteleri de çok lezzetli.

Yürümeye devam edelim.

Solda, Hodzic’ten birkaç dükkân ileride ASDZ adlı bir börekçi var, sulu yemek de yapıyor.

Şimdi bakın hayatımda çok börek yedim ama böylesini hiç yemedim.

Bu börek, etrafı korla kaplı sacda pişiyor.

“Boşnak böreği”, yabana atılamayacak bir şey.

Tabii Boşnaklar börek deyince ille etliyi anlıyorlar, ıspanakmış, balkabağıymış, peynirmiş bunlar onların gözünde hep uvertür.

ASDZ’nin sulu yemekleri de birer lezzet şöleni, hele o patatesli et dehşetli bir şey.

Peki, onu da geçelim, biraz ilerde bir meydana ulaşacağız.

Buradan sağa saparsak Galatasaray Lokantası’nı görürüz, az ötesinde şık bir cafe var: Brunch Sa.

“Boşnak kurueti” de dillere destandır.

Ferhadija sokağı üstünde bir kapalı çarşı alanı var, katedrali geçer geçmez sağda, benim gibi şarküteri ürünü sevenler için adeta bir cennet.

Antrikotlar, biftekler, keçi… hepsi vitrine dizilmiş, hepsi birbirinden lezzetli.

Ben tavsiye üstüne doğrudan Tim Babic’in kasap reyonuna gittim, mübareğin ürünleri hakikaten sanat eseri.
<blockquote><strong>Balkanların kadayıfıyla, baklavasıyla aram hiç hoş olmadı benim, bu fikrim Saraybosna</strong><strong>’</strong><strong>da da de</strong><strong>ğişmeyerek artık bir fikri sabite dönüşüyor ama Balkavacı Ducan’ın sadece orada satılan tatlısı için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Benim gibi fıstığa bayılan biri için bu tatlılar fıstıksız düşünülemez ama Ducan’ın çıtır çıtır sarmaları ya fındıklı ya da bademli.</strong></blockquote>
<img class="alignnone wp-image-98231 size-full" src="https://yeniarayis.com/wp-content/uploads/2024/01/Bascarsi-Saraybosna.jpg" alt="" width="2048" height="1536">

Balkanların kadayıfıyla, baklavasıyla aram hiç hoş olmadı benim, bu fikrim Saraybosna’da da değişmeyerek artık bir fikri sabite dönüşüyor ama Balkavacı Ducan’ın sadece orada satılan tatlısı için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.

Benim gibi fıstığa bayılan biri için bu tatlılar fıstıksız düşünülemez ama Ducan’ın çıtır çıtır sarmaları ya fındıklı ya da bademli.

İkisinden de yemeli.

Bu tatlıların orijinal tarifini bilen beş aile varmış Saraybosna’da ama şu anda bir tek burada satılıyormuş.

Tatlıya geçtiğimize göre buradan devam edelim, Saraybosnalıların milli tatlısı “tufahija” denen tuhaf bir tatlı. Elmanın içini oyup ceviz dolduruyorlar, üstüne de krema ve şerbet. Yiyen yemiş olur ama yemeyen de pek bir şey kaybetmez. Ama kış günü buraya geliyorsanız boza içmeden dönülmez.

Boza çok severim ben, buradaki ise bizimkine pek benzemiyor: hem daha akışkan hem de rengi daha koyu, üstelik tarçın ve leblebi gibi eşlikçileri de yok.

Başçarşı’da en güzel boza Sebil’in karşı sokağındaki -aslında Başçarşı’dan karşıya geçmiş oluyoruz- Tip Top’ta var.

Tip Top, Hacı Bekir’i andıran eski usul bir pastane.

Bozadan sonra bir bardak da limonata içtim.

İçinde biraz posa ve bir limon çekirdeği yüzen şeffaf suya limonata diyorlar ama Tip Top ile iddialaşmamak lazım, sonuçta lezzeti yerinde.

Eh, şimdi bunca yemeğin üstüne bir kahve iyi gider diyorsanız, Başçarşı’nın birçok yerindeki kahvelerden birine oturabiliriz ama ben Fabrika’yı seçtim.

Boşnak kahvesi söyleyelim, beklerken de Türk kahvesiyle Boşnak kahvesinin temel farkını konuşalım.

Bir kere, Boşnak kahvesi hiçbir şekilde şekerli olmuyor, o yüzden de kimse size nasıl içmek istediğinizi sormuyor ama yanında şeker getiriyorlar ve kıtlama usulü kahvenizi tatlandırabiliyorsunuz.

Ama pişirme usulü de farklı çünkü Boşnak kahvesi kaynar suya yapılıyor.

Eğer hâlâ yiyip içecek yeriniz kaldıysa siz devam edin, benden bu kadar çünkü.

<strong>Bosna-Hersek yazıları serisinin üçüncü yazısını okumak için lütfen <a href="https://yeniarayis.com/bilgehanucak/bascarsida/">tıklayınız</a>…</strong>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kopenhag’da gastronomi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/kopenhagda-gastronomi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/kopenhagda-gastronomi</guid>
<description><![CDATA[ Kopenhag’da gastronomi ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/03/Danimarka-Yazilari-6.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Kopenhag’da, gastronomi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<span><strong>Danimarkalıların milli içkisi diyebileceğim “Akvavit”, eskiden Aalborg’da üretilirmiş ama birkaç sene önce satıldığı için artık ne kadar Danimarkalı olduğu şüpheli. Gene de Danimarkalılarca çok sevildiği hemen her yerde satılmasından belli. Ben bu Akvavit’ten birkaç yudum aldım, bana yetti.</strong></span>

Önce kahvaltıda bir şeyler atıştıralım, sonra sokak lezzetlerine bakarız, en son da bir lokantada uzun otururuz.

Kahvaltı yapmaya Kopenhag’ın en eski fırını Sankt Peders Bageri’ye geldim.

“Sandviç ister misiniz?” diye sordu, “İsterim,” dedim, o da ekmeğin üstüne sadece tereyağı sürüp peynir koydu, verdi.

Fakat iyi ekmek, iyi tereyağı ve iyi peynirden oluşan bu sandviçle, yanında da iyi kahve olduğunu düşünün, insan güne güzel başlar.

Kopenhaglılar, Danimarka usulü hotdog’un apayrı bir şey olduğunu iddia etseler de öyle olduğu kanısında değilim, zaten nasıl yapıldığını görmediğiniz müddetçe sosis lezzetli bir yiyecektir, yiyeni de mutlu eder.

Kopenhag’ın birçok meydanında hotdog satan seyyar satıcılar bulabilirsiniz.

Kongens meydanının Nyhavn’a bakan tarafında olduğumuzu düşünelim, seyyarlardan biri burada ama biz arkaya dönüp gerisin geri yürüyelim ve Borgergade sokağındaki bir benzincinin içinde yer alan hamburgerci Gasoline Grill’e gidelim.

Bu hamburgercinin şöhreti bırakın Kopenhag’ı, hatta bırakın Danimarka’yı, Avrupa hudutlarını aşmış da gidip Amerika’ya dayanmış.

Hamburgeri -gerçi ben “cheeseburger” yedim- bu şubede ocak ayında mecburen dışarıda oturarak yemek biraz zorlayıcı olabiliyor.

Lacan uzmanı sevgili hocam Özgür Öğütcen, psikanaliz derslerinin birinde “objet petit a”nın ne olduğunu anlatmıştı.

Ben de onun verdiği bir örneğe destek olsun diye, tezgâhını büyütse çok daha fazla köfte satabilecekken müşterileri bir-iki saat bekleten bir köfteciyi örnek vermiştim.

Beş-altı dakika yürüsem, aynı köfteyi sıcak bir iç mekânda yiyebilirim ama yok, illa burada, benzincinin önünde, buz gibi soğukta egzoz dumanıyla yiyeceğim çünkü işin tılsımı bu.

Lacan biliyorum diye hava attığımı sanmayın, Lacan’a dair tek bildiğim iyi köftecide sıra beklemekle “objet petit a” arasındaki ilişki, onun dışında bu beyefendinin ne yapmak nereye varmak istediğine hiç akıl sır erdiremedim.

Lacan Bey’i burada bırakalım çünkü çekilecek dert değil, tam kafa açıyor denenlerden, biz Warpigs’e doğru yollanalım.

Burası eskiden balıkçıların ve kasapların geldiği, etlerini kesip biçtiği bir yapıymış, şimdi sadece küçük bir bölümü bu amaçla kullanılıyor.

Warpigs dediğim lokanta da bu kasaphane kabalığından payına düşeni almış ama her anlamda: hem salaşlık hem de lezzet.

Warpigs’e dair şunu söyleyebilirim: Bir et ne kadar lezzetli olabilecekse o kadar lezzetli.

Yanında “coleslaw”, bir çeşit peynirli makarna “mac’n’cheese” ve soslu turşu yedim; hepsi olağanüstüydü.

Bu yapıda birkaç tane daha bilinen yer var ama onlara gidemedim.

Buraya elli defa daha gelsem onlara değil yine Warpigs’e gidip aynı şeyleri yiyebilirim, öyle bir yer.

Neyse, dönelim bizim Nyhavn taraflarına aksi takdirde Warpigs’ten çıkamayacağım.

Nyhavn’daki restoranların üçüne gittim.

Birinde öyle güzel bir kremalı ıstakoz çorbası içtim ki…
<blockquote><em><strong> </strong><strong>Tabii “Danimarka mutfağında” deniz ürünleri ciddi bir yer kaplıyor; iki akşam da diğer restoranlarda balık yedim. Bazı balıkların görünüşü çok çirkin olur ya, bu da onlardandı ama bunun tadı da pek bir şeye benzemiyordu, gerçi gelen hesaba baksan sanki denizlerin kraliçesini yediğini düşünüyorsun.</strong></em></blockquote>
<h2><span><strong>HESABA BAKSAN SANKİ DENİZLERİN KRALİÇESİ</strong></span></h2>
Tabii “Danimarka mutfağında” deniz ürünleri ciddi bir yer kaplıyor; iki akşam da diğer restoranlarda balık yedim.

Bazı balıkların görünüşü çok çirkin olur ya, bu da onlardandı ama bunun tadı da pek bir şeye benzemiyordu, gerçi gelen hesaba baksan sanki denizlerin kraliçesini yediğini düşünüyorsun.

Bunca yemeğe rağmen hâlâ tam manasıyla Danimarkalı olamadık.

Halis bir Danimarkalı smorrebrod yer, şimdi biz de smorrebrod yemeye gidiyoruz.

Smorrebrod dedikleri, esmer bir dilim ekmeği altlık yapıyorsunuz, üstüne de tadı birbiriyle uyumlu olacak şekilde ne isterseniz koyuyorsunuz.

Smorrebrod yediğim yerde ev yapımı yabanturplu schnapps vardı, ondan da söyledim.

Smorrebrodden razıyım ama aynısını turplu içkim için söyleyemeyeceğim.

İçki faslına geldiğimize göre bir kadeh Linnie söyleyip biraz daha laflayalım.

“Denizde olgunlaştırılan” Linnie, ancak gemilerde küçük çaplı bir dünya turuna çıktıktan sonra içilebilir kıvama gelebiliyormuş.

Bugün, şeri fıçıda dinlendirilmiş bir çeşidi olsa da klasikten şaşmayalım derim şimdilik.

Danimarkalıların milli içkisi diyebileceğim “Akvavit”, eskiden Aalborg’da üretilirmiş ama birkaç sene önce satıldığı için artık ne kadar Danimarkalı olduğu şüpheli.

Gene de Danimarkalılarca çok sevildiği hemen her yerde satılmasından belli.

Ben bu Akvavit’ten birkaç yudum aldım, bana yetti.

Hakkımızı Kopenhaglı olmasa da bir başka Danimarkalı olan Sevablodda’ya saklayalım, reçetesini yalnızca beş aile biliyormuş.

Bu beş ailenin bildiği reçetesi meselesi de matraktır, ben daha dört ya da altı ailenin bildiği bir şey görmedim, mutlaka beş aile bilecek de dördü yapmayacak…

Ama işin güzelliği de hikâyeye inanmak, o yüzden beş diyorlarsa beş olsun.

Beşinin de sağlığına diyelim.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Selanik ve milliyetçilik</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/selanik-ve-milliyetcilik</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/selanik-ve-milliyetcilik</guid>
<description><![CDATA[ Selanik ve milliyetçilik ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/03/selanik-yazilari-1.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Selanik, milliyetçilik</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<strong>Selanik, Yunanların, Türklerin, Yahudilerin ve diğerlerinin birarada yaşadığı bir şehirken mi yoksa sadece Yunanların her yere mavi-beyaz bayraklarını astıkları bir şehirken mi daha güzeldir? Bu soruyu Türkiye</strong><strong>’</strong><strong>ye de uyarlayabilirsiniz.</strong>

Selanik’e ilk gelişimin üstünden tam onbir sene geçmiş.

Yeniden Selanik’teyim.

Selanik, aklımda çok güzel bir şehir olarak kalmıştı; oysa bu gidişimde, o güzelliği bulamadım, onunla da kalmadım, kendiyi çok zaman hayıflanırken yakaladım.

Hayıflandığım şeylerin en başında mimari geliyor, hiçbir estetiğe sahip olmayan devasa binalar gözüme birer heyula gibi gözüküyor.

Sahilden başlıyor ve bütün şehri kuşatıyorlar.

Öte yandan, bu korkunç binaların sardığı şehrin aralıklarında camiler, hamamlar, surlar, taklar, arkeolojik kalıntılar, kısacası bir şehri güzelleştirecek ne ararsanız var.

Adeta şehrin yaşanmışlıktan gelen bütün güzelliğini örtmek için bu binaları dikmiş gibiler.

Atatürk’ün evini baz alalım ve bir an için gözümüzü kapatıp etrafımızdaki bu heyulaların yerine bu evleri koyalım, şehrin alabildiğine güzelleştiğini göreceğiz.

Yani, bu ikinci seferde bana öyle geliyor ki, Selanik’in güzelliğini ancak gözlerimizi kapatıp hayal ettiğimiz müddetçe görebiliriz.

O zaman da bu şehre çarpılıp kalmak için bir sebep bulunamıyor.
<blockquote><em><strong>Selanik</strong><strong>’</strong><strong>e gelenler Beyaz Kule</strong><strong>’</strong><strong>nin etrafında yürürlerken kaçınılmaz şekilde burayı İ</strong><strong>zmir Kordon</strong><strong>’</strong><strong>a benzetirler. Selanik</strong><strong>’</strong><strong>le İzmir arasındaki paralelliğ</strong><strong>i ben ba</strong><strong>şka bir şekilde kurmak istiyorum: Şehirlerin yangınlardan sonra değişen kimlikleri.</strong></em></blockquote>
<h2><strong>SELAN</strong><strong>İK VE İZMİR: ŞEHİR YANGINLARI VE KİMLİK</strong></h2>
Selanik’e gelenler Beyaz Kule’nin etrafında yürürlerken kaçınılmaz şekilde burayı İzmir Kordon’a benzetirler.

Selanik’le İzmir arasındaki paralelliği ben başka bir şekilde kurmak istiyorum: Şehirlerin yangınlardan sonra değişen kimlikleri.

Selanik Yangını, Yunanistan’ın muzaffer olduğu Birinci Dünya Savaşı’nın sonuna doğru, Ağustos 1917’de çıktı, ve ne tesadüf ki, Türklerin ve Yahudilerin yoğun olduğu mahalleleri kül etti.

İzmir Yangını ise, Türklerin kazandığı Kurtuluş Savaşı’nın sonuna doğru, Eylül 1922’de çıktı.

Herhalde bu de bir tesadüf çünkü yangın esasen Rum mahallelerini küle çevirdi.

Böylece, Selanik’ten sonra İzmir’in çokkültürlü hayatının da izleri silinmiş oldu.

Bir de 1924’te Mübadele gelince Selanik bir Yunan şehrine, İzmir de Türk şehrine dönüştü.

Oysa, hem Selanik hem de İzmir çokkültürlü demografik yapısıyla bilinen şehirlerdi.

Ulus-devletleşme sürecinde şehirler de kendi paylarına düşeni alıp bilmedikleri bir millilik gömleği giymeye mecbur kaldılar.

Malum, Yunanlarla Türkler ulus-devletlerini birbirlerine karşı yüzer sene arayla kurdular: 1821’de Mora’da başlayan ayaklanma Yunanistan’ın bağımsızlığını getirirken, Türkiye de Kurtuluş Savaşı’nın ardından Lozan’da bağımsızlığını kazandı.

Ulus-devlet de, tanımı gereği, hakim etno-dinsel zümrenin diğer kültürleri yoksayması demektir.

Bunu becerdiği ölçüde de kendini başarılı addeder.

Tabii ki bu yoksayma, kültürel açıdan fakirleşmeyi ve vasatlaşmayı da beraberinde getirir.

<strong>Rumcanın duyulmadığı bir İzmir eksiktir; tıpkı, Türkçenin konuşulmadığı Selanik</strong><strong>’</strong><strong>in eksik olduğu gibi. İnsanı </strong><strong>esas </strong><strong>ü</strong><strong>zense, her </strong><strong>şeyin, bütün bu </strong><strong>“</strong><strong>kültür silme faaliyetlerinin” bilinçli yapılması. Yani, hakim etno-dinsel zümreye mensup ve yetkisi olan biri, şehri vareden kültürlerden birini yok edebiliyor.</strong>

<strong>K</strong><strong>ÜLTÜR S</strong><strong>İ</strong><strong>LME FAAL</strong><strong>İYETİ</strong>

Rumcanın duyulmadığı bir İzmir eksiktir; tıpkı, Türkçenin konuşulmadığı Selanik’in eksik olduğu gibi.

İnsanı esas üzense, her şeyin, bütün bu “kültür silme faaliyetlerinin” bilinçli yapılması.

Yani, hakim etno-dinsel zümreye mensup ve yetkisi olan biri, şehri vareden kültürlerden birini yok edebiliyor.

Türkiye’den bir örnek vereyim: İçişleri Bakanlığı dahi yapmış biri “Bizans’a karşı” bir çözüm olarak “İstanbul’daki surların yıkılması” gerektiğinden söz etmişti.

Bu zihniyetin sadece Türklerde olduğunu söylemek mümkün değil, eminim ki Yunanistan’da da bu kafada mebzul miktarda insan bulunur, siyasette de vardır.

Maalesef, uluslararası konjonktür de elverdiğinde, bu insanların amaçlarına ulaşabildiğini görüyoruz.

Selanik’i Yunanlaştırdıkça bir şey yapmış olduğunu düşünen, camileri yıkmakla, Türk kültürünü silmekle övünen insanlar var.

Yok etmeye yönelik bu çaba, aslında en büyük zararı o şehre ve o şehrin insanına veriyor.

Selanik, Yunanların, Türklerin, Yahudilerin ve diğerlerinin birarada yaşadığı bir şehirken mi yoksa sadece Yunanların her yere mavi-beyaz bayraklarını astıkları bir şehirken mi daha güzeldir?

Bu soruyu Türkiye’ye de uyarlayabilirsiniz.

Benim her iki soruya vereceğim cevap da ortada: Çokkültürlü bir hayat herkes için daha iyidir, kültürlerin iç içe geçtiği şehirler her zaman daha güzeldir.

“Üsküdar’a gider iken” şarkısını hangi dilde dinlerseniz dinleyin kendinizden bir parça bulursunuz.

Milliyetçiler ise kendilerininki haricinde bir dilde dinledikleri zaman öfkeden kıpkırmızı olurlar.

Ben bu şarkıya Selanik’te Türkçe, İzmir’de de Rumca eşlik ederken mutlu olan insanlarla bir arada yaşamak istiyorum.

https://yeniarayis.com/bilgehanucak/atinada-yapilacak-en-onemli-is/]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mostar’ın öteki tarihi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/mostarin-oeteki-tarihi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/mostarin-oeteki-tarihi</guid>
<description><![CDATA[ Mostar’ın öteki tarihi ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/01/Bosna-Hersek-yazilari-5.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Mostar’ın, öteki, tarihi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<strong>Mostar Köprüsü</strong><strong>, y</strong><strong>ıkıldıktan onbir sene sonra aslına birebir uygun şekilde ihya edildi. </strong><strong>İşte bugün üstü</strong><strong>nden ge</strong><strong>çtiğimiz, hatta bazı maceraperestlerin en yüksek noktasından kendilerini suya bıraktıkları köprü aslında hepi topu birkaç on senelik maziye sahip. </strong><strong>Çarşısında yer alan küçük dükkânları, daracık sokakları, geçmişi bugüne taşıyan köprüleriyle güzel bir yer Mostar.</strong>

Eğri Köprü’den geçip dillere destan Mostar Köprüsü’nün karşısında bir yer bulalım da oturalım, konuşacak çok konu var.

Mostar’a gelirken yol boyunca her yerde dalgalanan Hırvat bayraklarından ve Franjo Tucman’ın adı verilen köprüden söz etmiştim; ilginç bir tesadüf, tam da benim Mostar’a geldiğim gün Avrupa Parlamentosu’ndaki Hırvat milletvekillerinden birinin Mostar Köprüsü’nün “Hırvat Kültür Mirası” içinde yer alması gerektiğine dair konuşma yapacağının haberini gördüm.

Mostar Köprüsü’nün “Hırvat Kültür Mirası” ile ne alakası var?

Ben size söyleyeyim, hiçbir alakası yok.

Ama bu köprünün tarihinde Hırvatların çok büyük bir yeri var, hatta belki de köprüyü 1566’da inşa eden Sinan’ın talebesi Mimar Hayreddin’den bile büyük yeri var çünkü bugünkü haline getiren 1993’teki savaşta tanklarla köprüyü hedef alıp yıkan Hırvat güçleridir.

Mostar’da Soykırım Müzesi’ne gittim, müzenin ikinci katında 1993 senesinin 9 Kasım günü çekilen bir film yayınlanıyor.

Bu filmde Hırvat güçleri tank ateşine tuttukları köprünün her isabet alışını büyük zafer naralarıyla kutluyor, adeta kendilerinden geçiyorlar.

Savaşlarda köprü uçurmak stratejik bir hedeftir, pek çok köprü de havaya uçurulmuştur, Rimagen Köprüsü için filmler bile çekildi ama Mostar’ın ne gibi bir stratejik özelliği olabilir ki?

Birkaç metre ilerde Mostar’a benzer başka köprüler de var, geçecek ordu onların birinden de geçer.

Ama buradaki hedef başka: Özellikle Mostar Köprüsü’nü hedef alıyorlar ki tarihi miras kaybolsun, unutulsun.

Ha de ki başardın de ki Mostar Köprüsü’nü geri gelmeyecesine yok ettin, peki Gündüz Vassaf’ın <em>Mostari</em>’sini ne yapacaksın?

Vişegrad’daki Drina Köprüsü’nü uçurdun diyelim, Andric’in romanını ne yapacaksın?

Burada amaçlanan askeri bir başarı elde etmek değil, dosdoğrudan kültüre bir saldırı.

Mostar Köprüsü’nün Osmanlı eseri olup olmaması ikincil bir öneme sahip, bu köprü yüzlerce yıldır “insanlığın ortak kültürünün” bir parçası ve böyle olması onu daha da değerli kılıyor.

Ama biri çıkıp da “Hırvat Kültür Mirası” arasında göstermek isteyince asabım bozuluyor.

Mostar Köprüsü, yıkıldıktan on bir sene sonra aslına birebir uygun şekilde ihya edildi.

İşte bugün üstünden geçtiğimiz, hatta bazı maceraperestlerin en yüksek noktasından kendilerini suya bıraktıkları köprü aslında hepi topu birkaç on senelik maziye sahip.
<blockquote><strong>Soykırımın mimarlarından Radovan Karaciç’in adı </strong><strong>Lahey</strong><strong>’</strong><strong>de savaş suçlusu bulunmasının hemen ardından bir öğrenci yurduna verildi. Hem de Pale</strong><strong>’</strong><strong>de, Saraybosna</strong><strong>’</strong><strong>nın az ötesinde, Republika Srpska hakimiyetindeki Bosna toprağında.</strong></blockquote>
Çarşısında yer alan küçük dükkânları, daracık sokakları, geçmişi bugüne taşıyan köprüleriyle güzel bir yer Mostar.

Ama bu coğrafyanın hikâyesi doğal veya mimari güzelliklerinin anlatılmasından ibaret değil maalesef.

Şimdi yeniden Soykırım Müzesi’ne dönüp, size doksanların başında yaşananların ne anlama geldiğini mükemmelen gösteren iki insan hikâyesi anlatmak istiyorum.

Hasan Tüfekçiç, Vişegradlı Boşnak: “İkinci Dünya Savaşı esnasında Drazo Mihajloviç komutasındaki Çetnikler, eşini ve beşi kız beşi oğlan on çocuğunu öldürmüştü. Hasan hayatta kaldı ve savaştan sonra yeniden evlendi. Beş çocuğu daha oldu. 1992 senesinde, bu kez Milan Lukic komutasındaki Çetnikler ikisi kız üç çocuğunu öldürdü. İki savaşta Hasan’ın onüç çocuğu öldürüldü.”

Seval Tabakoviç, Vişegradlı Boşnak: “Drazo Mihajlovic komutasındaki Çetnikler Seval Tabakoviç’i -Drina Köprüsü diye bildiğimiz- Vişegrad’daki Sokullu Mehmet Paşa Köprüsü’ne getirip gırtlağını kestiler ve Drina nehrine attılar. Bir şekilde hayatta kalmayı başardıysa da 1992’de Republika Srpska ordusu Seval Tabakoviç’i aynı köprüye yeniden sürükledi, yeniden gırtlağını kesti ve yeniden nehre attı. Yalnız bu sefer işlerini sağlama alıp kurtulamasın diye Seval’i bir iple bağlamışlardı.”

Saraybosna kuşatması sırasında Boşnakların kapatıldığı dört toplama kampının minyatürünü yapmışlar.

Duvarlarda işkence âletleri.

Sırp güçlerinin üniforması giydirilip ellerine tahta tüfekler verilerek ölüme gönderilen Boşnak mahpusları…

Saraybosna kuşatması, Srebrenica soykırımıyla neticelenmişti.

Soykırımın mimarlarından Radovan Karaciç’in adı Lahey’de savaş suçlusu bulunmasının hemen ardından bir öğrenci yurduna verildi.

Hem de Pale’de, Saraybosna’nın az ötesinde, Republika Srpska hakimiyetindeki Bosna toprağında.

Öte yandan, şu küçücük Mostar’ın iki futbol takımı var: Biri Boşnakların biri Hırvatların.

Amblemlerine bakınca, bunların birer milli takımcık olduğu hissine kapılıyorsunuz.

Balkanlar zorlu bir coğrafya, sorunlar bitmedi, çözülmedi, sürekli ekilen nefret tohumlarının cayır cayır bir yangına dönüşmesi için bir kibrit çakımı yeterli olur.

<strong>Bosna-Hersek yazıları serisinin altıncı yazısını okumak için lütfen <a href="https://yeniarayis.com/bilgehanucak/srebrenica-bir-daha-asla/">tıklayınız</a>…</strong>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Prizren’i sevmeli mi, sevmemeli mi?</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/prizreni-sevmeli-mi-sevmemeli-mi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/prizreni-sevmeli-mi-sevmemeli-mi</guid>
<description><![CDATA[ Prizren’i sevmeli mi, sevmemeli mi? ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/02/kosova-yazilari-3-.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Prizren’i, sevmeli, mi, sevmemeli, mi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<strong>Ben Türklükten çok Balkanlılık arıyorum, Prizren’de onu bir türlü bulamadım. Onun yerine Çin malı ucuz ve kötü hediyelik eşyalar, Türkiyeli turist bolluğunu kâra döndürmek için uğraşan esnaflar buldum. Hadi bir yere kadar bunları da hoşgöreyim ama köftenin adına da İnegöl deme be kardeşim!</strong>

Şimdi gelin Prizren’in meşhur Taş Köprüsünün birkaç adım gerisinden şöyle bir bakalım.

Ne görüyoruz?

Öncelikle, tabii ki Prizren’in Taş Köprüsünü, hemen arkasında da olanca heybetiyle yüzyıllara direnen Sinan Paşa Camii’ni.

Camiden yukarıya doğru bir örnek cepheleriyle Balkanların Osmanlı evleri, tepede de Hisar, onun sağında kilise.

Sol tarafımızda Türkiye’nin şık Prizren Başkonsolosluğu binası, onun arkasında Halveti Tekkesi.

Nehir gürül gürül akıyor.

Köprünün diğer tarafında bir küçük meydan var, sıra sıra köprüler iki yakayı birbirine bağlıyor.

Ara sokakların çekiciliği, baktığımız şu noktadan görülmese de hissediliyor.

İşte birçok insana göre Balkanların en güzel şehirlerinden biri olan Prizren’in kalbindeyiz.

Sinan Paşa Camii, 1615’te yaptırılırken civardaki harap manastırlardan birinin taşlarının kullanıldığı rivayet edilirmiş.

Nehrin yine bu tarafında Te Syla adlı bir et lokantası var.

Bu lokantanın köfte çeşitlerinin yanında sucuğu da önerilenler arasındaymış, ben daha baharatlı sevdiğim için sucuğun tadına bayıldığımı söyleyemeyeceğim ama köftelerden memnun kaldığımı rahatlıkla söyleyebilirim.

Madem yemeğe girdik, buradan devam edelim.

Bir akşam canım balık çekince sanırım Prizren’in en güzel lokantasına gitme şansını buldum.

Tuhaf olan, bu lokanta, Fish House, şehrin merkezinde değil, yürüyerek bir on beş dakika kadar uzakta.

Aslında bu da benim “turizm formülüme” uygun bir şey: En güzel yemek, en turistik yerde bulunmaz.

Prizren’in en güzel anılarından biri burada yediğim barbunlar ile ızgara karideslerdi.

Madem merkezden uzaklaştık, Emin Paşa Camii ile şimdilerde müze olarak hizmet veren Gazi Mehmet Paşa Hamamı’na da bir bakalım.

Hamam, 16. yüzyılın son çeyreğinde inşa edilmiş, cami ise daha yenilerde: 1831.

Gazi Mehmet Paşa’nın kendi adını taşıyan camisi de yine bu çevrede.

Tabii Prizren deyince Arnavut Birliği’ne değinmemek olmaz.

Osmanlı, Arnavutları hep kendisinin ayrı düşünülemez bir parçası hissetmiş, Arnavutlar da Osmanlılıklarından hiç vazgeçmemişlerdi.

<strong>Arnavut milliyetçiliğinin tohumlarını eken Fraşeri kardeşler, aslında Türkiye’de de çok iyi bilinen bir ailedir. Genel kabule göre, <em>Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat</em> ile ilk Türk romanını yazmış olan Şemsettin Sami’nin esas adı, Sami Fraşeri’dir ve bu üç kardeşten biridir -diğer ikisi Abdül ile Naim. Şemsettin Sami, aynı zamanda Kamus-ı Türki adını verdiği sözlüğü de yazarak Türk milliyetçiliğinin gelişmesinde önemli bir rol oynamıştır.</strong>

Ama 1878’de imzalanan Ayastefanos Antlaşmasınan sonra işler değişti, Arnavutlar arasında kendi başlarının çaresine bakma fikri egemen oldu.

Bu fikrin en önde gelen temsilcileri ise Fraşeri ailesiydi.

Arnavut milliyetçiliğinin tohumlarını eken Fraşeri kardeşler, aslında Türkiye’de de çok iyi bilinen bir ailedir.

Genel kabule göre, <em>Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat</em> ile ilk Türk romanını yazmış olan Şemsettin Sami’nin esas adı, Sami Fraşeri’dir ve bu üç kardeşten biridir -diğer ikisi Abdül ile Naim.

Şemsettin Sami, aynı zamanda Kamus-ı Türki adını verdiği sözlüğü de yazarak Türk milliyetçiliğinin gelişmesinde önemli bir rol oynamıştır.

İlginç bir şekilde, Arnavutça sözlüğü yazarak, Arnavut milliyetçiliğinin uyanışında da onun adını görürüz.

<strong>Balkanların Osmanlılığı ya da Türklüğü ile bir sorunum olmadığı aşikâr, bilakis seviyorum da zaten Osmanlı’yı çıkarsanız Balkanlardan geriye pek az şey kalır. Ama benim için Balkanlar iç içe geçmişliktir, çokkültürlü yapıdır. Bunu söyleyince Prizren’e haksızlık etmiş olmuyor muyum? İşte cami, işte kilise; aynı kadraja sığıyor.</strong>

Ama Fraşeri ailesinin en bilinen ferdi Şemsettin Sami değil, Galatasaray Spor Kulübü’nün kurucusu ve ilk başkanı olan oğlu Ali Sami Yen’dir.

İşte Fraşeri ailesinin ilk toplantılarını düzenlediği Arnavut Birliği’nin binası da Prizren’de, hemen nehir kenarında.

Prizren’in sevmediğim bir yönünü anlatarak bitireyim: Herkes Türkçe konuşuyor.

Bunun nesi kötü diyebilirsiniz?

Bir ölçüde iyi olduğu da şüphesiz ama herkesin sürekli Türkçe konuştuğu, garsonun köfteyi “İnegöl” diye tanıttığı, getirdiği ayranın Türkiye’den geldiğini gururla söylediği ve her dükkâna “merhaba” diye girilebilen bir şehirde olmak da istemiyorum açıkçası.

Bu söylediğimi biraz açayım.

Balkanların Osmanlılığı ya da Türklüğü ile bir sorunum olmadığı aşikâr, bilakis seviyorum da zaten Osmanlı’yı çıkarsanız Balkanlardan geriye pek az şey kalır.

Ama benim için Balkanlar iç içe geçmişliktir, çokkültürlü yapıdır.

Bunu söyleyince Prizren’e haksızlık etmiş olmuyor muyum?

İşte cami, işte kilise; aynı kadraja sığıyor.

Sığıyor da ben gene de Türklükten çok Balkanlılık arıyorum, Prizren’de onu bir türlü bulamadım.

Onun yerine Çin malı ucuz ve kötü hediyelik eşyalar, Türkiyeli turist bolluğunu kâra döndürmek için uğraşan esnaflar buldum.

Hadi bir yere kadar bunları da hoşgöreyim ama köftenin adına da İnegöl deme be kardeşim!

<strong>Kosova Yazıları serisinin dördüncü yazısını okumak için lütfen <a href="https://yeniarayis.com/bilgehanucak/pristina-sokaklarinda-kosova-yazilari-iv/">tıklayınız</a>...</strong>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çürümüş hiçbir şey yok şu Danimarka Krallığı’nda</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/curumus-hicbir-sey-yok-su-danimarka-kralliginda</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/curumus-hicbir-sey-yok-su-danimarka-kralliginda</guid>
<description><![CDATA[ Çürümüş hiçbir şey yok şu Danimarka Krallığı’nda ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/02/Danimarka-Yazilari-1.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Çürümüş, hiçbir, şey, yok, şu, Danimarka, Krallığı’nda</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<strong>Deniz, birliğin güvenliğini sağlamak üzere Castellet’nin çevresinde bir daire çiziyor, yemyeşil setlerin yanında çevreyle uyumlu sevimli askeri binalar görülüyor, yeldeğirmeni olanca heybetiyle dikiliyor. Gel de Kopenhag’ı sevme kolaysa, ne mümkün!</strong>

Kâinatın bütün önyargılarını toplayıp gelseniz, üstüne de bolca Batı nefreti ilave etseniz, sanırım gene de Kopenhag’ı beğenmemek için bir sebep yaratamazsınız.

Kopenhag’da sürekli Kongens Nytorv’a çıktığım için burası şehrin ağırlık merkezi olabilir diye düşünüyorum ama önce şu Dancanın tuhaflıklarına değinmek istiyorum.

Polonyalıların yazmayı da yazdıklarını okumayı da beceremediğine gidince emin olmuştum, onlar kadar olmasa da Danimarkalıların da okuyup yazma konusunda hayli sorunlu olduklarına eminim artık.

Bir tabela, bir yönerge veya benzeri bir şey görüyorum, soruyorum birine, anlamaz gözlerle bakıyor bana, sanki ilk defa bu kelimeleri duyuyor gibi.

Neden sonra anlıyor ama aynı kelimeleri öyle bir şekilde telaffuz ediyor ki bu sefer ben şüphe ediyorum, acaba doğru mu anladı diye.

Bu Kongens de bunlardan biri, “Kongens” desen olmuyor, “Kancıns” ı-ıh, “Konjan” hakgetire…

Nasılsa Danimarkalılar duymayacağı için siz yazıda nasıl okumak isterseniz öyle okuyun, biz artık Kopenhag’ı gezmeye başlayalım.

İlk istikametimiz, Kopenhag denince akla ilk gelen Nyhavn tabii ki.

Nyhavn, renkli binalarıyla, binaların altındaki şık lokantalarıyla ve masalcı Andersen’in evinin burada yaşamasıyla çok meşhur bir yer.

Nyhavn’daki lokantaların üçüne gittim ama onları sonra anlatırım, Kongens’ten geniş meydanı geçip Nyhhavn’a girdiğimize göre nehrin sağ kolundan yürürsek Andersen’in evini gelebiliriz, e o zaman gelelim, hem sol koldaki rengârenk evleri buradan görmek daha güzel.

Burada bir “Kopenhag fotoğrafı” çektiyseniz karşı tarafa geçelim çünkü Küçük Denizkızı heykelini görmeye gideceğiz.

Ama yolumuzun üstünde öncelikle görmemiz gereken bir saray var.

<img class="alignnone wp-image-103406 size-full" src="https://yeniarayis.com/wp-content/uploads/2024/02/bilgehan_02.png" alt="" width="660" height="885">
<blockquote><strong>Shakespeare’in Hamlet’teki ilk cümlesini hemen herkes ezbere bilir: “Çürümüş bir şeyler var şu Danimarka Krallığı’nda…” İşte kokuşmuşluğuyla tarihe geçen kale bu ama gidip görecek fırsat bulamadım, yolum bir daha Kopenhag’a düşerse evvela bu Kronborg’a gideceğim.</strong></blockquote>
Kraliçe hâlâ burada ikamet etse de sarayın bir bölümü gezilebiliyor ama ben maalesef Amalienburg Sarayı’nın içini göremedim, avlusunu gezmekle yetindim.

Saray demişken Kopenhag’ın bu açıdan hayli zengin olduğunu belirtmemde yarar var; bunlardan en bilineni Kopenhag’ın biraz dışındaki Kronborg -piyesteki adıyla Elsinore.

Shakespeare’in Hamlet’teki ilk cümlesini hemen herkes ezbere bilir: “Çürümüş bir şeyler var şu Danimarka Krallığı’nda…”

İşte kokuşmuşluğuyla tarihe geçen kale bu ama gidip görecek fırsat bulamadım, yolum bir daha Kopenhag’a düşerse evvela bu Kronborg’a gideceğim.

Böylece, bir parka geldik.

Parkta aşina bir yüzün büstü var: Sir Winston Churchill.

Arkasında da Anglikan kilisesi, St Alban.

Gefion çeşmesi de burada, ama ben geldiğimde nedense suyu akmıyordu.

Danimarkalıların Nazi işgaline nasıl direndiklerini anlatan muhteşem Direniş Müzesi, yine bu parkta.

<img class="alignnone wp-image-103407 size-full" src="https://yeniarayis.com/wp-content/uploads/2024/02/bilgehan_03.png" alt="" width="662" height="878">
<blockquote><strong>Küçük bir köprüyü geçip geldiğiniz Castellet’e iki katlı askeri yapıların arasından yürümek keyifli, ama doğal setlerin üzerinden yeldeğirmenine doğru yürümek on kat daha keyifli.</strong></blockquote>
Parkı geçip biraz yürüyelim, şehrin alametifarikası olan heykelin önü her zamanki gibi kalabalıktır.

Kayanın üstünde oturmuş biraz da mahzun bekleyen Küçük Denizkızı’nın hikâyesini de anlatayım: Dünyaca meşhur bira markası Carlsberg’in kurucusunun oğlu Carl Jacobsen, Kopenhag’ın kültür tarihinde çok önemli bir yere sahip. Jacobsen, 1909 senesinde, Andersen’in masalından sahneye uyarlanan <em>Küçük Denizkızı</em> balesine gitmiş. Özellikle de Ellen Price adındaki balerinden çok etkilenmiş. Onun heykelini yaptırmak istemiş. Heykeltıraş Edvard Eriksen’le anlaşmış. Gelgelelim, Ellen Price, sadece yüzünün yapılmasına izin verdiğini söylemiş. Edvard Eriksen, heykelin vücudu için poz vermeye eşi Eline’yi ikna etmiş. Dört senede tamamlanmış.

Buraya kadar gelmişken Castellet’yi görmeden olmaz.

Castellet, anlaşılan, eskiden şehrin savunması için oluşturulmuş, bugün de işlevini bir ölçüde sürdürüyor ama bir mekân militarizmden ne kadar uzak olabilirse o kadar uzak ve ne kadar estetik olabilirse o kadar estetik.

Küçük bir köprüyü geçip geldiğiniz Castellet’e iki katlı askeri yapıların arasından yürümek keyifli, ama doğal setlerin üzerinden yeldeğirmenine doğru yürümek on kat daha keyifli.

Böyle diyorum ama bunu set üstündeyken söylemek kolay değil, zira öyle zalim bir rüzgâr esiyor ki insanın yüzü gözü yer değiştiriyor, yanakların şakaklarına yükselirken bere kafandan uçmasın diye sıkı sıkı sarılıyorsun.

Gene de etrafın büyüleyici güzelliği her şeyin üstüne çıkıyor.

Deniz, birliğin güvenliğini sağlamak üzere Castellet’nin çevresinde bir daire çiziyor, yemyeşil setlerin yanında çevreyle uyumlu sevimli askeri binalar görülüyor, yeldeğirmeni olanca heybetiyle dikiliyor.

Gel de Kopenhag’ı sevme kolaysa, ne mümkün!

<strong>Danimarka Yazıları serisinin ikinci yazısını okumak için lütfen <a href="https://yeniarayis.com/bilgehanucak/kopenhagda-siyah-ve-beyaz/">tıklayınız</a>...</strong>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Başçarşı’da…</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/bascarsida</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/bascarsida</guid>
<description><![CDATA[ Başçarşı’da… ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/01/bosna-hersek-yazilari-3.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Başçarşı’da…</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<strong>Ba</strong><strong>şç</strong><strong>ar</strong><strong>şı’</strong><strong>da iki y</strong><strong>ü</strong><strong>z metre y</strong><strong>ü</strong><strong>r</strong><strong>ü</strong><strong>d</strong><strong>üğü</strong><strong>n</strong><strong>ü</strong><strong>zde hem cami hem sinagog hem de Ortodoks ve Katolik kiliseleri g</strong><strong>ö</strong><strong>r</strong><strong>ü</strong><strong>yorsunuz ki </strong><strong>ç</strong><strong>okk</strong><strong>ü</strong><strong>lt</strong><strong>ü</strong><strong>rl</strong><strong>ü</strong><strong>l</strong><strong>ü</strong><strong>k a</strong><strong>çı</strong><strong>s</strong><strong>ı</strong><strong>ndan bu </strong><strong>ş</strong><strong>ehrin ne kadar zengin oldu</strong><strong>ğ</strong><strong>unu g</strong><strong>ö</strong><strong>steren </strong><strong>ö</strong><strong>rneklerden biri bu.</strong>

Saraybosna’nın Boşnakçası Sarajevo, bu kelime, Sarayova’nın buradaki söylenişinden türemiş.

Bu ince tepeden uzun şehre baktığınızda ovayı görmek mümkün.

Eski adı Vrhbosna olan şehir, 1462’de burada inşa edilen Beylerbeyi Sarayı’ndan sonra Saraybosna diye anılır olmuş.

Saraybosna’yı tanımlayan sözlerden biri “Avrupa’nın Kudüs’ü”.

Başçarşı’da iki yüz metre yürüdüğünüzde hem cami hem sinagog hem de Ortodoks ve Katolik kiliseleri görüyorsunuz ki çokkültürlülük açısından bu şehrin ne kadar zengin olduğunu gösteren örneklerden sadece biri bu.

Saraybosna’daki pek çok tarihi yapının çifte hikâyesi var; misal Latin Köprüsü: 1565’te inşa edilmesi bir yana 1914’te I. Dünya Savaşı’nın başlamasına yol açan suikast burada işlendi. Veya Kütüphane binası: Avusturyalıların şehre kendi damgalarını vurmayı amaçlayan bir yapıyken Sırplar tarafından içinden elyazmalarıyla birlikte yakıldı…

Latin Köprüsü’nün yanında -Kütüphane istikametinde- Hünkâr Camii, Fatih Camii ve İsabey Hamamı’nı görürüz.

Hünkâr Köprüsü’nden geçelim ve Başçarşı’ya girelim, Başçarşı Camii karşımızda, şimdi altında dükkânlar yer alan kervansaray az ilerde.

Küçücük bir alanda çok sayıda caminin varlığı bir Osmanlı kentinde olduğunuzu hissettiriyor.

Tabii bunların en önemlisi Gazi Hüsrev Bey’in cami ve külliyesi.

1531’de tamamlanan cami, Sinan’ın eseri.

Kanuni devrinde Bosna Sancakbeyi olan Gazi Hüsrey Bey’in İslam’ı yaymak amacıyla kurduğu kurumlar bugün bile hâlâ çalışıyor.

Bunlardan biri olan umumi tuvalet, Avrupa’daki en eski örneklerinden biri olarak hâlâ kullanılıyor, yine Hüsrev Bey’in şehre hediyesi olan fırın da her gün pişirdiği ekmekleri ücretsiz dağıtmaya devam ediyor.

Gazi Hüsrev Bey’in naaşı caminin avlusunda yer alan türbeye gömülü.

Yine Hüsrev Bey’in adını taşıyan büyük kütüphane, Saraybosna’nın kültür hayatını yüzlerce yıldır derinden etkilemiş.

Şehri gezerken Gazi Hüsrev Bey’in ya da vakfının adını taşıyan çok sayıda imaret görmek mümkün.

Saat kulesi yine külliyenin içinde.

Ezani saati gösteren bu kule de Saraybosna’daki hemen her şey gibi birkaç hikâyeye sahip: Banisi Gazi Hüsrev Bey, ama bu gördüğümüz orijinali değil zira birkaç kere yanmış yıkılmış.

Yakıp yıkanlardan biri de Savoy Prensi Eugen, hani şu tabyanın yanında adına yer inşa edilen.

Madem geziyoruz, birkaç dükkâna da özellikle uğramak istiyorum.

Bunlardan biri, Kazancı Hidic, yani “Kazandzijska Hidic”, bu dükkânda eski usul üretim devam ettiği gibi dikkat çekici bir de hediyelik eşyası var: Kuşatma sırasında şehre atılan binlerce bombadan üretilmiş vazolar, şemsiyelikler…
<blockquote><strong>H</strong><strong>ü</strong><strong>nk</strong><strong>â</strong><strong>r K</strong><strong>ö</strong><strong>pr</strong><strong>ü</strong><strong>s</strong><strong>ü’</strong><strong>nden ge</strong><strong>ç</strong><strong>elim ve Ba</strong><strong>şç</strong><strong>ar</strong><strong>şı’</strong><strong>ya girelim, Ba</strong><strong>şç</strong><strong>ar</strong><strong>şı</strong> <strong>Camii kar</strong><strong>şı</strong><strong>m</strong><strong>ı</strong><strong>zda, </strong><strong>ş</strong><strong>imdi alt</strong><strong>ı</strong><strong>nda d</strong><strong>ü</strong><strong>kk</strong><strong>â</strong><strong>nlar yer alan kervansaray az ilerde. K</strong><strong>üçü</strong><strong>c</strong><strong>ü</strong><strong>k bir alanda </strong><strong>ç</strong><strong>ok say</strong><strong>ı</strong><strong>da caminin varl</strong><strong>ığı</strong> <strong>bir Osmanl</strong><strong>ı</strong> <strong>kentinde oldu</strong><strong>ğ</strong><strong>unuzu hissettiriyor.</strong></blockquote>
Yine bu dükkânlarda ahşap işlemeciliğinin çeşitli ürünlerini bulmak mümkün.

Çok ilgi çekici bir başka dükkân da üretim tekniğini muhafaza ederek küçücük atölyesinde ayakkabı, kıyafet fırçalamak, masaj yapmak ya da şişe temizlemek için at kılından fırçalar yapan adamınki: Çizmeciluk sokağında, Balagic Remzija.

Buradan kendime iki tane şişe temizleme fırçası aldım, bugüne kadar böyle bir ihtiyaç hissetmemiş olmak bundan sonra da şişe temizlemek istemeyeceğim anlamına gelmez diye düşündüm.

Başçarşı’nın dükkânlarında saf yünden yelekler ve hırkalar ve envaiçeşit kıyafet almak da mümkün.

Saraybosnalılar iki şeyleriyle övünüyorlar; ormanları ve suları.

Dolayısıyla, bu ormanlardan elde edilen ürünlerden çok sayıda eşya üretiyorlar, bu konuda çok gelişmiş oldukları iddiasındalar.

Dünyanın en kaliteli suyunun kaynağının yine Bosna-Hersek dağlarında olduğuna hemfikirler.

Madem su dedik, şehrin alametifarikalarından Sebil’den devam edelim.

<img class="alignnone size-full wp-image-99010" src="https://yeniarayis.com/wp-content/uploads/2024/01/sebil_bosna_hersek.webp" alt="" width="770" height="450">

Rivayete göre, bu sebilden su içenlerin yolu Saraybosna’ya yeniden düşecektir.
<blockquote><strong>Bakmay</strong><strong>ı</strong><strong>n, Saraybosna k</strong><strong>üçü</strong><strong>k yer bir g</strong><strong>ü</strong><strong>nde gezilir diyenlere</strong><strong>…</strong><strong>Hi</strong><strong>ç</strong><strong>bir yer bir g</strong><strong>ü</strong><strong>nde gezilemez, ama Saraybosna</strong><strong>’</strong><strong>n</strong><strong>ı</strong><strong>n sadece Ba</strong><strong>şç</strong><strong>ar</strong><strong>şı</strong><strong>s</strong><strong>ı’</strong><strong>na bile bir g</strong><strong>ü</strong><strong>n yetmez.</strong></blockquote>
Böylece yavaş yavaş Başçarşı’nın Avusturya kısmına geçiyoruz ve Hotel Europe’u göreceğiz.

Hiç şüphesiz şehrin en görkemli, en şık binalarından biri -içindeki Viyana kahvesi de öyle.

Yine şöyle birkaç adımlık mesafede Ferhadiye Camii’ni, Ortodoks kilisesini ve Katolik katedralini gezebiliriz.

Kilisenin karşısındaki parkta Boşnak yazarlarının en meşhurları olan Meşa Selimoviç ile Ivo Andriç’in de büstleri yer alıyor.

Andric’in epey bir kitabını okudum ama Selimoviç’in sadece <em>Dervi</em><em>ş</em> <em>ve </em><em>Ö</em><em>l</em><em>ü</em><em>m</em>’ünü biliyorum.

Bakmayın, Saraybosna küçük yer bir günde gezilir diyenlere…

Hiçbir yer bir günde gezilemez, ama Saraybosna’nın sadece Başçarşısı’na bile bir gün yetmez.

<strong>Bosna-Hersek yazıları serisinin dördüncü yazısını okumak için lütfen <a href="https://yeniarayis.com/bilgehanucak/mostar-yolunda/">tıklayınız</a>…</strong>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Srebrenica, bir daha asla</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/srebrenica-bir-daha-asla</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/srebrenica-bir-daha-asla</guid>
<description><![CDATA[ Srebrenica, bir daha asla ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/02/Bosna-Hersek-yazilari-6.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Srebrenica, bir, daha, asla</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<strong>Soykırımın simgesel günü olan 11 Temmuz’da, Republika Srpska yönetimindeki Srebrenica kasabasında, senenin en görkemli eğlenceleri düzenleniyor, konserler veriliyormuş. Bütün bunları görüp Miloseviç hayranı Peter Handke’nin 2019’da Nobel Edebiyat Ödülü kazanmasını insanın içi almıyor, bir mana veremiyor.</strong>

Bazı yerlerin tarihinde bir olay olur ve orası artık başka türlü anılamaz.

Srebrenica da bu yerlerin başında geliyor hiç şüphesiz.

Srebrenica’nın tarihi 1995 senesinde durdu adeta ne sanayi ne otomobil aküsü üreticiliği ne başka bir şey, tek kelime: Soykırım.

Srebrenica’ya, soykırımın izlerini görmeye giderken aklımda hep Milosevic, Karaciç ve Mladiç triumvirası vardı, nasıl olup da binlerce insanın ölüm emrini verebildikleri…

Saraybosna’dan Srebrenica istikametinde gitmek için yola çıkınca arka arkaya iki tabela dikkatimi çekiyor: İlki, “Republika Srpska’ya hoşgeldiniz”; ikincisi, “Doğu Sarabosna’ya hoşgeldiniz”.

Yalnız ikinci tabelanın altında dipnot gibi bir de açıklama yer alıyor: “157 bin Sırp’ın terk etmek zorunda kaldığı şehir.”

Republika Srpska, 9 Ocak 1992’de, daha sonra Lahey’de “savaş suçlusu” bulunan Radovan Karaciç tarafından kuruldu, dediğimizde izah etmemiz gereken bir soru daha çıkıyor hemen.

Bir soykırım suçlusunun kurduğu yapı bugün eğer çok güçlüyse, nihai durum o yapının kazandığını mı yoksa yenildiğini mi gösterir?

Republika Srpska mesela bir özeleştiri verse ve giriştiği etnik temizlik harekâtının suçlularını içinden çıkarıp atsa, herhalde kimsenin diyecek bir lafı olmaz.

Ama soykırım suçluları hâlâ birer “vatan kahramanı” gibi anılıyorsa, burada ciddi bir sorun olduğunu görmemiz gerekir.

Misal, şöyle gazetelere bakıyorum, Republika Srpska’nın kuruluşunun her sene olduğu gibi bu sene de Banja Luka’da coşkuyla kutlandığını görüyorum.

Bense bir 10 Ocak günü gittim Srebrenica’ya.

Öyle yerlerden geçiyoruz ki insanın kendini Sırbistan’da hissetmemesi olası değil.

Her yerde Sırbistan ve neredeyse aynısı olan Republika Srpska bayrakları, neredeyse her apartmanın cephesinde, her camda, boş buldukları her yerde dalgalanıyor.

Bu sakilliği görünce aklıma tabii Çetin Altan’ın müthiş saptaması geliyor.

Çetin Altan, Türklerin her yere devasa bayraklar asmalarının altında yaşadıkları coğrafyaya yerleşememişlik duygusunun olduğunu söyler ve şöyle bir örnek verirdi: “Evinizin duvarlarına kendi adınızı böyle kocaman harflerle yazma ihtiyacı hissettiniz mi hiç?”

Republika Srpska’da yaşayanların bayrak fetişizmi de bende aynı duyguyu uyandırıyor: Yerleşememişlik, dahası, buradaki özel durumda başkasının toprağında olduğunu bilmenin suçluluk duygusu.

Dolayısıyla, buradakilerin milliyetçilikleri muhtemelen Sırbistan’daki Sırp milliyetçiliğinden daha keskin ve tavizsizdir.

Yol üstünde bir kasabayı geçerken rehberim Cengiz arabayı kenara çekti.

“Edin Salahareviç, döneminde Yugoslavya’nın en büyük basketbolcularından biriydi. Herkes tanırdı, dünyanın gözü üstündeydi. Republika Srpska ordusu onu babasıyla birlikte kaçırdı ve bütün tekliflere rağmen serbest bırakmayı kabul etmedi. Peki, Salahareviç hangi takımın oyuncusuydu? Bosna’nın mı? Hayır. Yugoslavya’nın. Yani hem kaçıranların hem kaçırılanların milli takımı.”

Dili dolanınca konuşmasına ara veriyor.

“Kemikleri 2009 senesinde bir toplu mezarda bulundu. Geçen sene, kardeşi, doğdukları ve şimdi tabii ki başkasının eline geçmiş olan evlerini görmeye gitti. Evin bahçesine girdiğinde komşu evden patlak bir basketbol topu fırlattılar.”

Salaharevic’in korkunç hikayesi bize yaşananların ne kadar bilinçli ve nefretin hâlâ ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor.

Tam çevirisi “Gümüşköy” olan Srebrenica, soykırımdan önce bir madencilik adası, suyunun şifalı olduğu söylenen bir spa beldesiymiş.

Srebrenica’ya yaklaşırken Nova Kasaba’ya geliyoruz, cami 16. yüzyıldan kalma, kilise ise bu yenilerde yapılmış.

Ama kiliseyi konumlandırdıkları yerle kasabanın meydanını da değiştirmişler.

Böylece, kadim bir Müslüman kasabası, kendini bir Ortodoks kasabası olarak bulmuş.

Bu insanlar bölgeyi rızalarıyla terk etmemişler ya da çoğunluğun içinde zamanla erimemişler, düpedüz etnik temizliğe uğratılmışlar, soykırımla karşılaşmışlar.

Milyon civarında insanın savaş yüzünden evini terk ettiği tahmin ediliyormuş.

Zaten bu metruk binaları her yerde görmek mümkün, kimi harap kimi yıkık, öylece bekliyorlar.

Binaların bazılarında mermi izleri görülüyor.

Ama onların arasında bir kadın kahramandan söz etmezsem olmaz: Nana Fata Orlovic.

Nana Fata’nın ailesindeki erkeklerin tümü öldürülmüş, o da çareyi altı çocuğuyla birlikte İsveç’e gitmekte bulmuş.

Çocukları dönmek istemese de Nana Fata savaştan hemen sonra kendini ait gördüğü toprağa, evine geri gelmiş.
<blockquote><strong>Republika Srpska için on üç yaşından büyük olan herkes yetişkin kabul edildiği için hepsi öldürülmüş ama o dinlediğim kişi, on üç yaşında olduğu için, bir şekilde, kendisini katliamdan kurtarmış.</strong></blockquote>
1997’de geldiğinde arazisinde evinin olmadığını, bahçesinin olması gereken yerdeyse bir ortodoks kilisesi dikildiğini görmüş.

Dava açmış ama ilk davayı kaybetmiş.

Republika Srpska’nın kendisine teklif ettiği büyük meblağdaki paraları reddetmiş ve davayı AİHM’e taşımış, en nihayetinde 2018’de haklı bulunduğu sonuca bağlanmış, 2021’de de kilise bahçeden kaldırılmış.

Nana Fata’nın evini dışarıdan gördüm.

Barınma ihtiyacını sağlayan bir konuttan çok meydan okuyuşun simgesel yapısı gibi göründü bana.

Tabii Nana Fata’dan sonra ne olacak, sadece onun evi değil, Boşnakların bölgedeki izi, tarihi ne olacak, hayata farklı ülkelerde başlayan yeni nesiller bu meydan okuyuşu sürdürecek mi yoksa boş mu verecek; bunu da zaman gösterecek.

Srebrenica’ya çok yaklaştık, Kravica’dayız.

Bu kasaba, kitlesel kıyımın en feci şekilde uygulandığı yerlerden biri.

1.300 Müslüman Boşnak erkeği, eskiden fabrika binası olan bu yapının içinde öldürülmüş.

6-7 ay öncesine kadar mermi izleri dururken, Srebrenica Belediyesi, cepheyi güzelce yeniletmiş ve savaşın bütün izlerini temizlemiş -gizlemiş.

Ama dikkatli bakan gözler için içerideki mermi izleri hâlâ görülebiliyor.

Birleşmiş Milletler Koruma Gücü, Srebrenica’yı “güvenli alan” ilan ettikten sonra kasabanın nüfusu ansızın 12 binden 50 binlerce fırlamış.

Barınacak yeterli hane olmadığı için pek çoğu sokaklarda yatmaya başlamış, Srebrenica’da alışılagelmedik bu yeni düzen birkaç hafta içinde kurulmuş.

Ağır çekim bir soykırım, günden güne hayata geçmiş.

Önce Kanada, arkasından da Hollanda bölgeye gelip “güvenli alan” oluşturduğunu söyleyince Boşnaklarda bir umut uyandı ama felaketlerin en büyüğü aslında kendilerini bir ölçüde güvenli saydıklarında yaşanmış.

Bu bilgileri, BM adına burada görev yapan Hollanda birliğinin karargâh olarak kullandığı yapının içindeki anı müzesinden alıntıladım.

Detayları bilmeyenler ya da unutanlar için soykırımın gelişini gün gün anlatmışlar.

Hollanda birliğinin başında Tom Karremans diye biri vardı ve Mladiç’in askerleri bu zayıf birliğe saldırdığında Hollandalıların neredeyse tamamını esir almayı başardı.

Ve sonra, esir askerlerin serbest bırakılması için Mladiç ile Karremans görüştü, kimilerine göre onu sorguladı, yapabileceklerini anlatarak korkuttu, sindirdi.

Ama şunu biliyoruz ki amacına ulaştı ve Karremans’ın birliği Mladiç’in ordusuna her istediğini yapabilmesini sağlayacak imkânı sağladı.

En az 8.372 kişi birkaç gün içinde öldürüldü.

Hatta Karremans, karargâhına sığınan Boşnakları da Mladiç’e vermekten çekinmedi.

Onları öldürerek değil sürerek yok edeceğini söylemişti Mladiç, ama Karremans buna inanmıştı.

Seneler sonra, Hollanda, o sığınan üç yüz kadar kişinin öldürülmesinden sorumlu tutuldu ve tazminata mahkûm edildi.

Oysa, Hollanda’nın sorumluluğu karargâhın içinden ibaret değildi, bütün bölgenin sorumluluğu onlardaydı.

Dolayısıyla, bugün hâlâ soykırım suçlularının bir şekilde paçayı sıyırdıklarını -üzülerek ve öfkeyle- söyleyebiliriz.

Karargâhta soykırımdan kurtulan birinin yaşadıklarını dinledim, gerçek görüntülerden oluşturulmuş yarım saatlik bir film seyrettim.
<blockquote><strong>Hollanda’nın sorumluluğu karargâhın içinden ibaret değildi, bütün bölgenin sorumluluğu onlardaydı. Dolayısıyla, bugün hâlâ soykırım suçlularının bir şekilde paçayı sıyırdıklarını -üzülerek ve öfkeyle- söyleyebiliriz.</strong></blockquote>
Republika Srpska için on üç yaşından büyük olan herkes yetişkin kabul edildiği için hepsi öldürülmüş ama o dinlediğim kişi, on üç yaşında olduğu için, bir şekilde, kendisini katliamdan kurtarmış.

Ailesini bir daha görememiş, hepsi öldürülmüş.

Karargâhtan çıkıp sekiz kilometre ilerdeki Srebrenica kasabasının içinde bir tur attım.

Ne bir lokanta vardı ne bir pastane ne kahve ne başka bir şey.

Sanki savaş hiç yaşanmamıştı ama bu insanlara bir şey olmuştu ve sosyalleşmekten de vazgeçmişlerdi.

Dönüşte Srebrenica soykırımının şehitliğine uğradım.

Bugün hâlâ yeni kemikler bulunuyor, tespiti yapıldıktan sonra mezara gömülüyormuş.

Bazı ölülerin kemikleri de başka başka yerlere gömüldüğü için bazen onları bir araya getiriyor bazen de yeni ölüler için mezar açıyorlarmış.

Soykırımın simgesel günü olan 11 Temmuz’da, Republika Srpska yönetimindeki Srebrenica kasabasında, senenin en görkemli eğlenceleri düzenleniyor, konserler veriliyormuş.

Bütün bunları görüp Miloseviç hayranı Peter Handke’nin 2019’da Nobel Edebiyat Ödülü kazanmasını insanın içi almıyor, bir mana veremiyor.

Handke, Republika Srpska’nın davetlisi olarak Banja Luka’daki törene gelmiş, oradan da Vişegrad’a uçmuş.

Vişegrad’ın bugün en bilinen oteli olan Vilina Vlas’tq kalmış.

O Vilina Vlas ki yüzlerce Boşnak kadının sistematik tecavüze uğradığı, binlerce kişinin işkence gördüğü, öldürüldüğü bir merkez olarak “hizmet etmişti” savaş boyunca.

Handke orada mutlu uyumuştur.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Muharebe meydanı…</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/muharebe-meydani</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/muharebe-meydani</guid>
<description><![CDATA[ Muharebe meydanı… ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/02/kosova-yazilari-1-.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Muharebe, meydanı…</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<strong>Batılıların “kibar şövalye” adını verdiği I. Murad, yirmi senelik hükümdarlığına, hepsine bizzat katılıp hiçbirini kaybetmediği otuzyedi savaş sığdırmış. Osmanlı ordusunun topu ilk defa kullandığı bu savaş, Osmanlı’nın Balkanlara çıkmamak üzere yerleştiğini de gösteriyordu. Murad savaş meydanında ölü sandığı bir Sırp askeri tarafından hançerlenerek öldürünce iç organlarını buraya gömmüşler.</strong>

“Balkanlar” ve “savaş” iç içe geçen iki kelime gibi, sanki biri olmasa öteki eksik kalacak.

Priştine’ye indim, havaalanına Adem Yaşari’nin adını vermişler.

Adem Yaşari, Arnavutların milli kahramanı; fotoğraflarına bakıyorum eli hep silahlı…

Sırplar tarafından öldürülmüş; tabii, “bizim” kaynaklara göre şehit edilmiş.

Neyse, ben 1389’daki Kosova Meydan Muharebesi’nin izini süreceğim.

Ve tam da bu muharebenin geçtiği meydandayım.

Karşımda türbeyle yaşıt olduğu iddia edilen ve yirmi senedir meyve vermediği, sadece yeşillendiği söylenen dev kollu bir dut ağacı var.

Sekiz kilometrekarelik bir alanda yapılmış savaş.

Gene bizim kaynakların “şehit olan ilk ve tek padişah” olarak doğrudan cennete gönderdiği Sultan I. Murad, şu bulunduğum türbenin üç kilometre uzağında otağını kurduğunda iki rekât namaz kılıp bir dua etmiş.

“Bir yağmur nasîb eyle! Bu toz bulutu kalksın… Kâfirin askerini âşikâr görüp, yüz yüze cenk edelim!..”

Duası kabul olmuş, yağan yağmur tozu kaldırmış, sekiz saatlik savaşın sonunda da Osmanlı büyük bir zafer kazanmış.

Ama Murad’ın duası bu kadarla sınırlı değilmiş, şöyle bitirmiş.

“Asâkir-i İslâm için teslîm-i rûha râziyim. Tek ki, bu mü’minlerin uğruna benim rûhum fedâ olsun… Beni gâzi kıldın. Sonunda da lütfen ve keremen şehîd eyle! Amin!..”

Dua olduğu gibi kabul edilince bu bölümü de atlamak mümkün olmamış tabii; savaş sonunda meydanda yürürken bir Sırp askeri tarafından hançerlenmiş.

Bize türbenin içinde yer alan müzeyi gezdiren ve “Prizrenli Ali Şen’in Galatasaraylı hemşerisi” olmakla övünen Zekeriya, hikâyenin bu faslına geldiğinde, titreşen sesine engel olamadan “buracıkta şehit oldu,” dedi.

Aslında bu hamasi milliyetçilik yerlerinden, devasa direklere çekilmiş kocaman bayraklardan falan hiç hazzetmem ama burası, nasıl olduysa, çok sevimli bir yer -öyle devasa bayraklar falan yok zaten.

Bu türbenin türbedarı, aslen Buharalı bir Özbek olan Saniye Hanımmış ama onun hikâyesi belki hepsinden etkileyici.

Kabaca üç-dört asırdır bu türbede türbedarlık eden bir aileye mensupmuş!

Soyadı da çok şaşırtıcı olmayabilir ama, Türbedar!

Türbenin bir köşesinde türbedarların, dolayısıyla Saniye Hanım’ın bütün ailesinin mezarları var…

Küçük, iddiasız mezarlar; küçük ve iddiasız oldukları ölçüde de güzel ve sevimliler.

Sultan Reşat, 1911’de Rumeli’ye gidince bu türbeyi de ziyaret etmiş, girişte sağdaki ilk odada o gezinin bazı fotoğrafları yer alıyor.

O günden beri bir daha restorasyon görmeyen bu türbeyi 2005’te TİKA deyim yerindeyse kurtarmış.

“Neredeyse bütün Balkanlar Halifesini görmeye geldi,” dedikten sonra bize Kosova’nın önemini anlatmaya çalışıyor Zekeriya: “Üst katta Murad Hüdavendigar dönemindeki Osmanlı haritası var, çok önemli, ezberbozan bir harita. Mutlaka görmeniz gerekiyor. Daha İstanbul, Trabzon, İzmir, hatta Anadolu bile Osmanlı değilken burası, bizler Osmanlıydık! Daha eskiyiz yani!”
<blockquote><strong>Tabii Sultan Murad’ı öldüren de Sırpların kahramanı: Savaşı kaybeden Lazar Hrebeljanoviç’in damadı Milos Obiliç. Milos Obiliç’in de karşı tarafta bir anıtı dikilmiş. Ama hikâye git git çetrefil bir hâl alıyor.</strong></blockquote>
Devam: “Düşünün, al bayrağımızın üstüne düşen ilk ay-yıldız da burada görülmüş. Gene bu meydanda, şu aşağıdaki dereden öyle kan akmış ki su kıpkırmızı olmuş, geceleyin sekiz köşeli yıldız ile ay yansımış… Bu olaya sonra bir de Çanakkale’de şahit olunacak.”

İnanıyor bu anlattıklarına.

Müthiş sevimli bir adam, çok güzel Türkçe konuşuyor, hatta hızlı konuştuğunun farkında ve “bizde virgül yok!” gibi espriler de yapıyor ama gel gör ki bunlara inanıyor!

Dere kırmızı olmuş da ay-yıldız yansımış da…

Bizden daha çok “Türk ve Müslüman” olduğunu göstermeye gayret ediyor.

Peki, kime gösterecek bunu?

Bize!

Çok fiyakalı adı olan bir de dernek kurmuşlar, gözlerinin içi gülüyor anlatırken: “Meşhed-i Hüdavendigar Kosova Tarih ve Kültür Derneği”.

TİKA’nın yaptıklarını anlatırken Türkiye ile duyduğu gurur bütün benliğinden fışkırıyor adeta.

Bunu ben daha önce Karadağ’da, Eski Bar’da da görmüştüm.

Bizatihi Tayyip Erdoğan’ın kendilerine sahip çıktığını, başka kimsenin umurunda olmadıklarını düşünüyorlar.

Sadece restorasyon tarihlerini mukayese etmek bile, bir ölçüde haksız olmadıklarını söylemeye yeter sanıyorum.

Dönelim savaşa…

Batılıların “kibar şövalye” adını verdiği I. Murad, yirmi senelik hükümdarlığına, hepsine bizzat katılıp hiçbirini kaybetmediği otuzyedi savaş sığdırmış.

Osmanlı ordusunun topu ilk defa kullandığı bu savaş, Osmanlı’nın Balkanlara çıkmamak üzere yerleştiğini de gösteriyordu.

Murad savaş meydanında ölü sandığı bir Sırp askeri tarafından hançerlenerek öldürünce iç organlarını buraya gömmüşler.

Murad ölünce savaş meydanındaki iki oğlunu çadıra çağırıyorlar; daha sonra “Yıldırım” unvanını alacak Şehzade Bayezid’e biat edilirken, olası bir taht kavgasından kaçınmak amacıyla kardeşi Yakup o çadırda boğduruluyor.

Tabii öldüren de Sırpların kahramanı: Savaşı kaybeden Lazar Hrebeljanoviç’in damadı Milos Obiliç.

Milos Obiliç’in de karşı tarafta bir anıtı dikilmiş.

Ama hikâye git git çetrefil bir hâl alıyor.
<blockquote><strong>Şimdi ben bu kitaptan bahsetsem bütün anlatı çökecek! Sırplar, kendi kahramanlarını kanlı bıçaklı oldukları Arnavutlardan mı devşirdiler? Nerede olursa olsun, milliyetçiliği biraz silkelemeye başlayınca sapır sapır dökülüşünü izlemek çok keyifli.</strong></blockquote>
Murat Belge, Anna di Lellio’nun <em>The Battle of Kosovo 1389 - An Albanian Epic</em> (<em>Kosova Savaşı 1389 - Bir Arnavut Destanı</em>) adlı incelemesinden yola çıkarak <em>Milliyet Kitap</em>’a yazdığı bir yazıda şöyle diyor: “Hatırlıyorum, çocukluğumda popüler tarih metinlerinde Sultan Murat’ı (tabii ‘haince’) öldüren Sırp’ın adı Miloş Kabiloviç olarak geçerdi. Ama daha yakınlarda Miloş Obiliç diye biriyle (Sırp kahramanı) karşılaşmıştım. ‘Herhalde aklımda yanlış kalmış’ demiştim, pek üstünde de durmamıştım. Şimdi bu metinde ve önsözünde karşıma Milloş Kopilik (Millosh Kopiliq) adında bir Arnavut çıktı. Öyleyse benim Kabiloviç buradan geliyor, yanlış değil. Şimdi Hammer’e bakıyorum, o da Kobiloviç diyor; Kantemir ise adını söylemiyor, bir ‘Hıristiyan Tribal askeri’nden söz ediyor.”

Buradaki herkes öldüren askerin adının Miloş Obiliç olduğunda mutabık.

Murat Belge, tartışmaya Uzunçarşılı’yı da çağırmış: “Triballiler Trakya’da, ama belki de Kosova kadar Batı’da yaşayan ve İliryalılar’ın soyundan geldiği sayılan bir halk. Zaten o soy Arnavutlar’ın ataları olarak bilinir. Britanika’daki maddenin sonunda ‘Daha sonra da Makedonya’nın Romalı valileri için bir sorun kaynağı oldular’ denilmiş. Sorun oldularsa bu da Arnavut olmalarına kanıt sayılabilir.  Uzunçarşılı çeşitli kaynaklarda geçen çeşitli adları dipnotunda saymış, orada Bayezid’in ‘Kopilek’ yazdığını da belirtmiş. Herhalde en doğrusu bu olmalı ve bu doğruysa Miloş da Arnavut olmalı.”

Şimdi ben bu kitaptan bahsetsem bütün anlatı çökecek!

Sırplar, kendi kahramanlarını kanlı bıçaklı oldukları Arnavutlardan mı devşirdiler?

Nerede olursa olsun, milliyetçiliği biraz silkelemeye başlayınca sapır sapır dökülüşünü izlemek çok keyifli.

<a href="https://yeniarayis.com/bilgehanucak/kosova-gunlukleri-2-yakova-diye-bir-yer/?preview_id=101898&preview_nonce=842999ce0a&_thumbnail_id=102158&preview=true">Kosova Yazıları serisinin ikincisini okumak için lütfen </a><a href="https://yeniarayis.com/bilgehanucak/kosova-gunlukleri-2-yakova-diye-bir-yer/"><strong>tıklayınız</strong></a><strong>.</strong>..]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kopenhag’ın müzeleri ve bir tuhaf olay</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/kopenhagin-muzeleri-ve-bir-tuhaf-olay</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/kopenhagin-muzeleri-ve-bir-tuhaf-olay</guid>
<description><![CDATA[ Kopenhag’ın müzeleri ve bir tuhaf olay ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/03/Danimarka-Yazilari-5.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Kopenhag’ın, müzeleri, bir, tuhaf, olay</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<strong>Rombuts</strong><strong>’un “İ</strong><strong>skambil Yüzünden Kavga” adlı </strong><strong>tablosuna gördüğüm an çarpıldım. </strong>

<strong>“</strong><strong>Fransız Resmi 1900-1930” salonunda ise Matisse var, bir Picasso hatırlıyorum, Millet, birkaç </strong><strong>tane Jordaens, Rubens</strong><strong>’in büyük bir </strong><strong>“Süleyman’ın Adaleti”.</strong>

Şimdi bu Danimarkalılar burunlarından kıl aldırmıyorlar ya medeniyet konusunda, size bir olay anlatacağım, kararı siz verin.

Bütün günü Glyptotek ile Milli Galeri SMK’deki resim sergisine ayırmaya karar verdik ki Nihan’ın hastalanacağı tuttu, kıvranıyor, antibiyotik alması lazım, ama medeniyetin beşiğindeyiz, hangi doktor yazabilir?

Naçar, bizim otelin arka sokağındaki eczaneye gittik, dedim rica edersek belki en azından acısını dindirecek bir şey verirler.

Vaziyeti anlattık.

İlaç değil ama bir numara verdiler, “arayın, doktor size antibiyotik yazsın,” dedi, akabinde hemen ilacı alabilirmişiz.

Neyse, aradık doktoru, sordu “neyiniz var?” diye, Nihan anlattı, pat, kredi kartı numarası istedi, şak, reçete hazır!

Görmek yok, muayene yok, tetkik yok, hiçbir şey yok.

Ver kredi kartını, al ilacını.

“Turistler için hizmet” imiş bu uygulamanın adı, hasta belki yanlış bir şey istedi, belki kendini yanlış ifade etti, ne malum…

Ama turist ya, çok da önemli değil, yanlışsa yanlış, bir daha arar, bir daha kredi kartı numarasını söyler, yeni ilaç yazılır.

Gene de sağ olsun, en azından bizim programımızı aksatmadı, üstelik Nihan’ın sancısını da geçirdi.

İşte bu sayede kendimizi sanatın şefkatli kollarına bırakabildik.
<blockquote><em><strong>Tivoli</strong><strong>’</strong><strong>nin yanındaki Glyptotek</strong><strong>’</strong><strong>in daha ö</strong><strong>nce </strong><strong>önü</strong><strong>nden ge</strong><strong>çmiştik, şimdi içine girelim. Carlsberg</strong><strong>’</strong><strong>in sahibi, burayı heykel müzesi olarak kurmuşsa da zamanla resme de ciddi bir yer vermiş. Müzeye girdikten sonra camlı bir kubbeye geliyorsunuz, her yan birbirinden güzel heykellerle dolu. En büyük Rodin koleksiyonlarından biri burada.</strong></em></blockquote>
<h2><strong>EN BÜ</strong><strong>Y</strong><strong>Ü</strong><strong>K RODİ</strong><strong>N KOLEKS</strong><strong>İYANLARINDAN BİRİ </strong><strong>BURADA</strong></h2>
Tivoli’nin yanındaki Glyptotek’in daha önce önünden geçmiştik, şimdi içine girelim.

Carlsberg’in sahibi, burayı heykel müzesi olarak kurmuşsa da zamanla resme de ciddi bir yer vermiş.

Müzeye girdikten sonra camlı bir kubbeye geliyorsunuz, her yan birbirinden güzel heykellerle dolu.

En büyük Rodin koleksiyonlarından biri burada.

Mısır ve Yunan heykellerinin yer aldığı iki büyük salon insana ne kadar küçük olduğunu hissettiriyor.

İnsanlık, binlerce sene önce neler yapabilmiş, görüp de hayran olmamak imkânsız.

Mumyaları da görünce gerçekten hayret ettim, Kopenhag’da mumyanın ne işi var?

Ayrıca, her seferinde şaşırıyorum, bu ne bitmek bilmez bir hazineymiş böyle, Londra’da, Torino’da, daha bilmem kaç yerde Mısır müzeleri ya da Mısır bölümleri kuruluyor, gene de yetmiyor.
<blockquote><em><strong>Biz geldiğimizde, Glyptotek, İ</strong><strong>spanyol ressam Joaquin Sorolla</strong><strong>’</strong><strong>nın sergisine evsahipliği yapıyordu. Böylece, Sorolla</strong><strong>’</strong><strong>yla da tanışmış olduk -müşerref oldum efendim. </strong></em>

<em><strong>İspanyol kraliyet ailesi, kırkiki sene sonra ilk defa Danimarka</strong><strong>’</strong><strong>yı ziyaret edecekmiş, ama herhalde önden Sorolla gelsin istemişler.</strong></em></blockquote>
<h2><strong>Ö</strong><strong>NDEN SOROLLA GELS</strong><strong>İN</strong></h2>
Biz geldiğimizde, Glyptotek, İspanyol ressam Joaquin Sorolla’nın sergisine evsahipliği yapıyordu.

Böylece, Sorolla’yla da tanışmış olduk -müşerref oldum efendim.

İspanyol kraliyet ailesi, kırkiki sene sonra ilk defa Danimarka’yı ziyaret edecekmiş, ama herhalde önden Sorolla gelsin istemişler.

“Işığın ustası” denen Sorolla’nın da ölümünün yüzüncü senesiymiş, üstelik Sorolla, 1897’de bir tablosuyla da olsa Glyptotek’e gelmiş.

Onyedi eseri sergileniyordu.

Sorolla’nın hakkını yemeyeyim ama benim için “resimde ışık” deyince Hollandalıların eline kimse su dökemez, hatta cüret edemez.

Anladığım kadarıyla, Sorolla’nın eserlerinde deniz ve kumsal ciddi bir yer tutuyor.

Bunda Valencia doğumlu olmasının payı olduğu şüphesiz.

1863’te doğmuş, 76’da Valencia’da Güzel Sanatlar’da eğitim görmüş, sonra Madrid, Paris, İtalyan şehirleri derken soluğu yeniden Madrid’de alıp yerleşik hayata geçmiş -1899.

1923’te vefat edene kadar da Madrid’de yaşamış, öldüğünde dünya çapında tanınan bir ressammış.

Glyptotek’in “Danimarka resmindeki Fransız etkisi” sergisinde sayıları çok olmasa da Gauguin, Manet, Cezanne, Jacques-Louis David gibi ressamları bulabiliyorsunuz.

Van Gogh’un “St. Remy’den Manzara”sı ile Manet’nin “Absinth İçicisi” gibi bilindik resimler de Glyptotek’in duvarlarını süslüyor.

Manet’nin çok çarpıcı tablosu, “İmparator I. Maximilian'ın İnfazı” da Glyptotek’te.

Daha sonra, bu tablonun orijinalinin Mannheim’da, benim gördüğümün ise yağlı boya eskizi olduğunu okudum.

Eskiz deyip de değerini düşürmeye elim de, dilim de varmıyor.

Danimarka sanatına dair de en büyük koleksiyonlardan biri de tabii ki Glyptotek’te.

En azından yarım gün ayırmanın şart olduğu Glyptotek’ten çıkarken ise gördükleriniz kadar yeterince görmediğinizi düşündükleriniz aklınıza çengelleniyor ya, en kötü tarafı o.

Bir gözümüzü arkada bırakma pahasına Galeri’ye yollanmamız lazım, Rosenberg Kalesi’nin karşısında.

Galeri’nin benim açımdan en önemli kısmı “Avrupa Resmi 1300-1800” çünkü bu aralık Hollanda Altın Çağı’nı da kapsıyor, zaten salona girer girmez karşımızda birkaç tane Rembrandt asılı.

Cranach, Titian, Rubens, Baba Brueghel…

Hollanda Altın Çağı’ndan Gerard Dou’nun “Mutfak Sahnesi”, hemen Rembrandt’ların yanında.

Theodor Rombouts’un Caravaggio’dan çok etkilendiği belli ama olağanüstü bir ressam olduğu da tartışmasız.

Rombuts’un “İskambil Yüzünden Kavga” adlı tablosuna gördüğüm an çarpıldım.

“Fransız Resmi 1900-1930” salonunda ise Matisse var, bir Picasso hatırlıyorum, Millet, birkaç tane Jordaens, Rubens’in büyük bir “Süleyman’ın Adaleti”.

Danimarkalı ressamları hiç tanımıyordum ama ikisinden kısaca söz edeyim.

Sergiyi gezerken gözünüze Kobke isminin çarpmaması mümkün değil.

Kobke’nin “Danimarka Altın Çağı”nın en önemli ressamı olduğunu burada öğrendim -ben gene de “Hollanda Altın Çağı”nı tek geçerim.

Ama onun da hocası olan Eckersberg adlı çok ilginç bir ressam var: “Danimarka resminin babası” diyorlar, hakikaten de öyle, Kobke dahil kimi görsem onun öğrencisi.

Eckersberg’in resmine bayıldığımı söyleyemem ama bir ülkenin resim tarihine damga vuran bunca ressam yetiştirmek görmezden gelinecek bir başarı değil.

Bir de yine adını ilk defa bu müzede duyduğum ama çok beğendiğim birkaç ressama değineyim.

Bunlardan ilki, daha çok iç mekân resimleri çizdiğini öğrendiğim ve bu açıdan Vermeer’le arasında bir paralellik kurduğum Vilhelm Hammershoi.

Bir diğeri, “Roma’da Bir Lokantada” tablosuyla Carl Bloch.

Sonuncusu da birkaç tablosunu gördüğüm Cornelis Norbertus Gijsbrechts.

Haydi şimdi gidip bir şeyler yiyelim.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bir toplumsal gelişim aracı: Seyahat</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/bir-toplumsal-gelisim-araci-seyahat</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/bir-toplumsal-gelisim-araci-seyahat</guid>
<description><![CDATA[ Bir toplumsal gelişim aracı: Seyahat ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/04/seyahat.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Bir, toplumsal, gelişim, aracı:, Seyahat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<strong><span class="s2">Yaşları 18 ile 30 arasında değişen gençler… Amerikalı, Kanadalı, Alman, İngiliz, Avustralyalı, İsviçreli… Yedi düvelin ecnebisi birleşmiş gönüllerince geziyorlar. Bu gençlerin hiçbirisi zengin çocukları değil. Sadece önceliklerini iyi belirlemişler. Ev, araba, arsa, borsa yatırımlarından önce kendilerine yatırım yapma kararı vermişler. Para harcayarak zenginleşecekleri en iyi aktivitenin seyahat olduğunun farkına varmışlar.</span></strong>

<span class="s3">Beş aşamadan oluşan dünya turumun üçüncü kısmını tamamladım.</span> <span class="s4">‘‘Yediğin içtiğin senin olsun, gördüklerini anlat’’ </span><span class="s3">diyorsanız ilk anlatacağım şey </span><span class="s3">gelişmiş ülkelerin </span><span class="s3">gençleri doyasıya dünyayı gez</span><span class="s3">iyor.</span> <span class="s3">Seyahatlerim</span><span class="s3"> boyunca onlarca, yüzlerce yabancı gençle tanıştım. Yaşları 18 ile 30 arasında değişen gençler… Amerikalı, Kanadalı, Alman, İngiliz, Avustralyalı, </span><span class="s3">İsviçreli</span><span class="s3">… Say say bitmez. Yedi düvelin ecnebisi</span><span class="s3"> birleşmiş gönüllerince geziyorlar.</span><span class="s3"> Bu gençlerin hiçbirisi zengin çocukları değil. </span><span class="s3">Sadece ö</span><span class="s3">nceliklerini </span><span class="s3">iyi belirlemişler. Ev, araba, arsa, borsa yatırımlarından önce kendilerine yatırım yapma kararı vermişler. Para harcayarak zenginleşecekleri en iyi aktivitenin </span><span class="s3">seyahat</span><span class="s3"> etmek olduğunun farkına varmışlar. </span>

<span class="s3">G</span><span class="s3">ezilerim esnasında maalesef Türkiye’den çok az gençle karşılaştım. Bu </span><span class="s3">sonucu</span><span class="s3"> sadece ekonomik durumla açıklamak doğru olmaz. Bu hayata bakış açımızla ilgili bir mesele. Bu bir kültür ve alışkanlık meselesi.</span> <span class="s4">‘</span><span class="s4">‘</span><span class="s4">S</span><span class="s4">osyal öğrenme teorisi</span><span class="s4">’’</span> <span class="s3">bu alışkanlığımızın </span><span class="s3">altında yatan </span><span class="s3">neden</span><span class="s3">leri</span><span class="s3"> a</span><span class="s3">nlama</span><span class="s3">k için</span><span class="s3"> bize ışık tut</span><span class="s3">abilir</span><span class="s3">.</span><span class="s3"> </span><span class="s3">Toplumdaki yaygın kültür</span><span class="s3">,</span><span class="s3"> bireyden istenen davranışları</span><span class="s3">n</span><span class="s3"> belirle</span><span class="s3">n</span><span class="s3">me</span><span class="s3">sin</span><span class="s3">de etkili oluyor. </span><span class="s3">B</span><span class="s3">izler de b</span><span class="s3">aşkalarının </span><span class="s3">takdir gören </span><span class="s3">bu </span><span class="s3">davranışlarını gözlem ve taklit yoluyla öğre</span><span class="s3">niyoruz ve</span><span class="s3"> kendi sosyal davranışlarımızı</span><span class="s3"> bu şekilde</span> <span class="s3">belirliyoruz</span><span class="s3">.</span> <span class="s3">Örneğin; </span><span class="s3">iyi bir </span><span class="s3">işe girer girmez kredi çekip araba almak, ev almak</span><span class="s3">, e</span><span class="s3">rken yaş</span><span class="s3">l</span><span class="s3">a</span><span class="s3">rda</span><span class="s3"> evlenip çocuk sahibi olmak…</span><span class="s3"> Sonra o çocuğa miras bırakabilmek için aynı döngüye girmek…</span><span class="s3"> Bun</span><span class="s3">ları</span><span class="s3"> yapan</span><span class="s3">lar</span><span class="s3"> toplum</span><span class="s3">umuz</span><span class="s3">da </span><span class="s4">‘‘doğru yapan’’</span><span class="s3"> kişiler olarak kabul ve saygı gör</span><span class="s3">düğünden</span><span class="s3"> bizim davranışlarımız (ve hatta isteklerimiz)</span> <span class="s3">bu yönde </span><span class="s3">şekillen</span><span class="s3">iyor.</span>
<blockquote>
<p class="s6"><em><strong><span class="s2">Sonuç olarak, kişisel gelişimi ve başarıyı sadece ekonomik gelişime indirgediğimizde, artık bu amaca hizmet etmeyen diğer yatırımları değersiz ve gereksiz görme yanılgısına düşüyoruz. Buna yanılgı diyorum çünkü </span><span class="s5">toplumsal gelişmenin sağlıklı bir şekilde ortaya çıkabilmesi için ekonomik kazanç ve büyüme tek başına yeterli değil.</span></strong></em></p>
</blockquote>
<h2><span class="s2">KİŞİSEL GELİŞİM VE BAŞARIYA DAİR YANILGILAR</span></h2>
<span class="s3">Sonuç olarak, k</span><span class="s3">işisel gelişimi </span><span class="s3">ve başarıyı </span><span class="s3">sadece ekonomik geliş</span><span class="s3">i</span><span class="s3">me indirgediğimizde, artık </span><span class="s3">bu</span><span class="s3"> amaca hizmet etmeyen diğer yatırımları değersiz ve gereksiz görme yanılgısına düşüyoruz. </span><span class="s3">Buna yanılgı diyorum çünkü</span> <span class="s7">toplumsal gelişmenin </span><span class="s7">sağlıklı bir şekilde </span><span class="s7">ortaya çıkabilmesi için ekonomik </span><span class="s7">kazanç</span><span class="s7">ve büyüme tek başına yeterli değil. Bir ülkede toplumun mutlu olması için tek başına </span><span class="s7">maaşların, </span><span class="s7">yolların, köprülerin, binaların yükselmesi yetmez. Son yıllarda ülkemizde</span> <span class="s7">bu yanılgıya fazlasıyla düştük. Gerçek toplumsal gelişim için; entelektüel, sosyal ve</span><span class="s7"> </span><span class="s3">kültürel</span><span class="s7"> birtakım gelişmelerin de eş zamanlı gerçekleşmesi gerekir.</span>

<span class="s3">Tam da bu noktada s</span><span class="s3">ey</span><span class="s3">a</span><span class="s3">hat kültürünün ülkemizde, özellikle gençler arasında, </span><span class="s3">yaygınlaşması</span><span class="s3"> toplum sağlığı</span><span class="s3">nı</span><span class="s3"> ve </span><span class="s3">gelişimi</span><span class="s3">ni</span><span class="s3">olumlu </span><span class="s3">yönde etkileyecektir diye düşünüyorum</span><span class="s3">. Bu bakımdan bu konuyu çok önemsiyo</span><span class="s3">r</span><span class="s3"> ve gençlerimiz arasında </span><span class="s3">seyahat</span><span class="s3">kültürünün </span><span class="s3">erken yaşlarda </span><span class="s3">gelişmesi için elimden geldiğince gayret gösteriyorum. </span>

<span class="s3">20 senedir düzenli </span><span class="s3">seyahat</span><span class="s3"> eden deneyimli bir seyyah olarak </span><span class="s3">seyahat</span><span class="s3"> etme kültürünün toplumsa</span><span class="s3">l</span><span class="s3"> gelişim</span><span class="s3">imize katkı sunabileceği</span> <span class="s3">alanları </span><span class="s3">şu şekilde özetleyebilirim.</span>

<span class="s3">Öncelikle s</span><span class="s3">ey</span><span class="s3">a</span><span class="s3">hat eden gençler,</span><span class="s3"> farklı kültürleri tanır ve yeni deneyimler edinir. Yabancı bir ülkeyi</span> <span class="s3">ziyaret etmek veya</span> <span class="s3">ülke içerisinde </span><span class="s3">farklı bölgeleri gezmek, insanın bakış açısını genişletir</span><span class="s3">, bilgisini </span><span class="s3">ve genel kültürünü </span><span class="s3">geliştirir</span><span class="s3">,</span> <span class="s3">hoşgörü</span><span class="s3">s</span><span class="s3">ü</span><span class="s3">nü</span><span class="s3">artırır. Kendisine anlatılan her </span><span class="s3">hikâyenin</span><span class="s3"> doğru olmadığını birinci elden kendi</span> <span class="s3">deneyimlemiş olur.</span><span class="s3"> Bir siyasetçi veya dini lider kendisine </span><span class="s4">‘‘palavralar’’</span><span class="s3"> sıkmaya başladığında, </span><span class="s4">‘‘bir dakika, o öyle değil, ben kendim gittim, gördüm’’</span><span class="s3"> diyebilme yetisine kavuşur.</span><span class="s3"> Bu bağlamda seyahat etmek, dogmaların, stereotiplerin ve önyargıların yıkılması için en etkili araçtır.</span><span class="s3">Seyahat eden toplum kolayca kandırılamaz.</span>
<blockquote>
<p class="s6"><strong><em><span class="s2">Seyahat etmek ruhumuzu besleyen en önemli gıdalardan biridir. Seyahat eden gençler günlük yaşamın getirdiği stres ve baskılardan uzaklaşırlar. Ruh hali dengeli bir gençlik, ruh hali iyi bir toplumun altyapısıdır.</span></em></strong></p>
</blockquote>
<h2><span class="s2">SEYAHAT RUHUMUZU BESLEYEN EN ÖNEMLİ GIDALARDAN</span></h2>
<span class="s3">Seyahat</span><span class="s3"> etmek ruhumuzu besleyen en önemli gıdalardan biridir. </span><span class="s3">Seyahat</span><span class="s3"> eden gençler günlük yaşamın getirdiği stres ve baskılardan uzaklaşırlar. Bu da gençlerimizin zihinsel ve duygusal rahatlamasını sağlar. Ruh hali dengeli bir gençlik, ruh hali iyi bir toplumun altyapı</span><span class="s3">sı</span><span class="s3">dır.</span> <span class="s3">Gezmeyen, eğlenmeyen, gençliğini doyasıya yaşa</span><span class="s3">mayan</span><span class="s3">, ömrünü dini</span><span class="s3">, </span><span class="s3">örfi</span><span class="s3">, </span><span class="s3">siyasi</span><span class="s3">baskılar</span><span class="s3">l</span><span class="s3">a </span><span class="s3">geçiren</span><span class="s3"> ge</span><span class="s3">n</span><span class="s3">çler yetişkin </span><span class="s3">olduklarında</span><span class="s3"> ülkenin neşesini kaçırırlar…</span>

<span class="s3">Sey</span><span class="s3">a</span><span class="s3">hat etmek y</span><span class="s3">aratıcılığı </span><span class="s3">a</span><span class="s3">rt</span><span class="s3">tırır. </span><span class="s3">Farklı kültürlerin, manzaraların ve insanların etkileşimi</span><span class="s3"> gençlerin zihnini açar. </span><span class="s3">Yeni deneyimler ve görsel uyaranlar, insanın hayal gücünü geliştirir ve yeni perspektifler kazanmasına yardımcı olur.</span><span class="s3">Özellikle tarih, sanat, doğa bilimleri gibi alanlarda sınıf dışı öğrenme fırsatları ve dünya deneyimleri</span><span class="s3"> akademik verimliliği ve başarıyı tetikler.</span>

<span class="s3">Seyahat</span><span class="s3"> etmek gençlerin özgüvenin arttırır. Yeni yerler keşfetmek, farklı dilleri öğrenmek ve farklı kültürlerle etkileşimde bulunmak özgüven</span><span class="s3">l</span><span class="s3">i</span><span class="s3"> bir nesil yetiştirmeye yardımcı olur.</span><span class="s3"> Ayrıca, yolculuklar sırasında karşılaşılan zorluklarla başa çıkmak, kişinin kendine olan güvenini </span><span class="s3">yerine getirir.</span> <span class="s3">Seyahat</span><span class="s3"> eden kişinin sorun yaşama</span><span class="s3">ma</span><span class="s3"> ihtimali </span><span class="s3">yoktur</span><span class="s3">. Önemli olan o sorun esnasında tüm becerilerinizi kullanarak çözüm üretmenizdir ki konfor alanınızdan uzakta, tek başınıza </span><span class="s3">kaldığınız</span><span class="s3"> bir coğrafyada</span> <span class="s3">bulacağınız çözümler bazen</span><span class="s3"> sizi</span><span class="s3"> bile </span><span class="s3">şaşır</span><span class="s3">t</span><span class="s3">ır</span><span class="s3">. Emin olun yaşayacağınız her sorun yıllar sonra gülümseyerek anlatacağınız hoş hatıralara dönüşecektir.</span><span class="s3">Zorlukları başarabilme özgüveni sonraki yıllarda iş yaşamınıza direkt ve olumlu etkiler yapar. Üniversite yıllarında benimle ilk yurtdışı seyahatine çıktığında </span><span class="s3">İ</span><span class="s3">ngilizce </span><span class="s3">adres sormaya bile utanan bir arkadaşımın, yıllar sonra (ve onlarca solo </span><span class="s3">seyahat</span><span class="s3">ten sonra) yurtdışında</span><span class="s3"> bir şirkette iş bulup</span><span class="s3">genel</span><span class="s3"> müdürlük seviyesine kadar </span><span class="s3">yükseldiğini</span><span class="s3"> biliyorum.</span>

<span class="s3">Gençlerin sey</span><span class="s3">a</span><span class="s3">hat esnasında kendi sınırlarını zorlaması, yeni beceriler öğrenmesi ve kendilerini keşfetmesi, onların büyümesini ve olgunlaşmasını sağlar. Bu bakımdan sey</span><span class="s3">a</span><span class="s3">hat etmek aslında en etkili kişisel gelişim yöntemidir. B</span><span class="s3">ana</span> <span class="s4">‘‘en iyi </span><span class="s4">kişisel gelişim kitabı </span><span class="s4">nedir?’’</span><span class="s3"> diye soran </span><span class="s3">arkadaşlarıma </span><span class="s4">‘‘</span><span class="s4">seyahat</span><span class="s4"> ederken okuyacağın</span><span class="s4">ız</span><span class="s4"> kitap</span><span class="s4">tır</span><span class="s4">’’</span><span class="s3"> d</span><span class="s3">iyorum</span><span class="s3">.</span>

<span class="s3">Seyahat etmek insan ilişkilerini ve iletişim becerilerini geliştirir. Yeni insanlarla tanışmak medeni cesaretinizi ve sosyalliğini</span><span class="s3">zi</span><span class="s3"> arttıracaktır.</span><span class="s3"> H</span><span class="s3">ostellerde, gezi noktalarında karşılaş</span><span class="s3">tığınız</span><span class="s3"> insanlarla kur</span><span class="s3">duğunuz</span><span class="s3"> ilişkiler, yeni arkadaşlıkların ve bağların oluşmasına olanak tanır. Bu durum ister istemez empati yeteneğinizi geliştirir. Empati yeteneği yüksek gençler başkalarının duygularını daha iyi anlar ve bu toplumdaki </span><span class="s3">birçok</span><span class="s3"> suni sorunun, günlük yaşantıda kavgayla sonuçlanan meselelerin aslında çok önceden ve kolayca çözümün</span><span class="s3">ü </span><span class="s3">mümkün kılar.</span> <span class="s4">‘‘Türk milleti söylemez, söylenir’’</span><span class="s3">diye bir söz vardır. Seyahat ettikçe itiraz etmeniz gereken yerde konuşmayı, yaşanan eksiklikleri</span><span class="s3">, isteklerinizi, arzularınızı</span> <span class="s3">çekinmeden </span><span class="s3">dile getirmeyi</span> <span class="s3">öğrenirsiniz. Çünkü </span><span class="s3">bunu </span><span class="s3">yapmazsanız yolda kalacağınızı iyi bilirsiniz.</span>
<blockquote>
<p class="s6"><strong><span class="s2">İnsan ilişkileri demişken; seyahat etmek, modern insanın yaşadığı yalnızlık ve izolasyon sorununun giderilmesinde de etkili bir araçtır. Kalabalık şehirlerin yalnız insanları olmamak için seyahat önemli bir arkadaştır. Aynı zamanda seyahat etmek kişinin kendisiyle olan ilişkisini de geliştirir.</span></strong></p>
</blockquote>
<h2><span class="s2">SEYAHAT ETMEK KİŞİNİN KENDİSİYLE İLİŞKİSİNİ DE GELİŞTİRİR</span></h2>
<span class="s3">İnsan ilişkileri demişken; </span><span class="s3">seyahat </span><span class="s3">etmek, </span><span class="s3">modern </span><span class="s3">insan</span><span class="s3">ı</span><span class="s3">n yaşadığı yalnızlık ve </span><span class="s3">izolasyon</span><span class="s3"> sorununu</span><span class="s3">n giderilmesinde </span><span class="s3">de </span><span class="s3">etkili bir araçtır.</span><span class="s3"> Kalabalık şehirlerin yalnız insanları olma</span><span class="s3">mak </span><span class="s3">için seyahat önemli bir arkadaştır.</span><span class="s3"> Aynı zamanda seyahat etmek kişinin kendisiyle olan ilişkisini de geliştirir. Kişinin kendi değerlerini, tutkularını</span><span class="s3">, isteklerini</span><span class="s3"> ve hedeflerini daha iyi anlamasına yardımcı olabilir. Bu da kişinin kendine ve hayallerine olan bağını güçlendirebilir, yalnızlık ve umutsuzluk duygusunu azal</span><span class="s3">tı</span><span class="s3">r.</span><span class="s3"> Örneğin, 11 gün boyunca yürüdüğüm </span><span class="s4">‘‘Camino de Santiago’’ </span><span class="s3">yolunda hayattan ne </span><span class="s3">istediğime</span><span class="s3"> karar vermiştim ve o günden beri o yönde yaşamaya gayret ediyorum.</span>

<span class="s3">Yerel halkla etkileşimde bulunmak ve yerel dili kullanmak, dil becerilerinin gelişmesine ve yeni bir dil öğrenmeye teşvik eder. Bu durum insan ilişkilerinden, iş ilişkilerinize kadar olumlu yansımalara sebep olur. Örneğin</span><span class="s3">,</span><span class="s3"> ben İngilizce dışın</span><span class="s3">d</span><span class="s3">a ikinci</span><span class="s3">,</span><span class="s3"> hatta üçüncü bir dil öğrenme arzusunu ve gerekliliğini </span><span class="s3">seyahat</span><span class="s3">lerim sırasında </span><span class="s3">anladım</span><span class="s3">.</span>

<span class="s3">Seyahat etmek, sosyal adalet</span><span class="s3">,</span><span class="s3"> eşitlik</span><span class="s3"> ve çevre</span><span class="s3"> bilincinin yaygınlaşmasına hizmet eder. Seyahat eden insan, farklı sosyal ve ekonomik koşullarla karşılaşır. Bu da toplumsal adalet, eşitlik ve insan hakları gibi konular hakkında daha duyarlı olmalarına yardımcı olabilir. Örneğin</span><span class="s3">,</span><span class="s3"> Brezilya seyahatlerim sırasında Amazon Ormanları’nın</span><span class="s3"> yarısının</span><span class="s3">2050’ye kadar yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını öğren</span><span class="s3">miştim</span><span class="s3">. B</span><span class="s3">u alanda mücadele eden derneklere</span> <span class="s3">kendimce katkı sundum</span><span class="s3">, eylemlerine katıldım</span><span class="s3">. Bolivya’da yok olma tehlikesi yaşayan yerel dilleri öğreten bir derneğe maddi yardımda bulundum.</span> <span class="s3">Evimden dışarı çıkmasaydım </span><span class="s3">bu konulardan </span><span class="s3">haberim bile olmayacaktı. Benzer şekilde Ege’de</span><span class="s3">,</span><span class="s3">Kaz Dağları’ndaki ormanlarda kamp kurar, akarsularından elinizle su içer, patikalarında </span><span class="s3">yürüyüş</span><span class="s3"> yaparsanız, oraların neden madencilik adı altında yok olmaması gerektiğini birinci elden anlar ve korunması için çaba </span><span class="s3">sarf edersiniz</span><span class="s3">. Bu bağlamda </span><span class="s3">seyahat</span> <span class="s3">deneyimleri, toplumsal eşitsizliklere </span><span class="s3">ve çevresel </span><span class="s3">tehditlere</span><span class="s3"> karşı mücadele etme isteğini artırabilir.</span>

<span class="s3">Tüm bu faydaların toplumsal gelişime katkı sunması için seyahat etmenin</span><span class="s3"> genç yaşlardan itibaren ülkemizde </span><span class="s3">yaygın </span><span class="s3">bir kültür haline gelmesi gerekir. Toplumsal gelişimi tetikleyecek sosyal sermayeyi biriktirmemiz için en kolay ve etkili yöntemlerden biri de </span><span class="s3">seyahat etmektir.</span>

<span class="s3">Tabii ki tam bu </span><span class="s3">n</span><span class="s3">o</span><span class="s3">k</span><span class="s3">tada s</span><span class="s3">eyahat etmek ile neyi kastettiğimizi iyi belirlemek gerekir. Örneğin, bayram tatilinde Bodrum’a kaçmayı, her şey dahil hotellerde kalmayı, alışveriş için Paris’e, Roma’ya uçmayı </span><span class="s3">toplumsal gelişime katkı sunacak </span><span class="s3">sey</span><span class="s3">a</span><span class="s3">hat kültürünü</span><span class="s3">n</span><span class="s3"> bir parçası olarak değerlendirmek doğru olmaz. T</span><span class="s3">urist olmakla gezgin olma</span><span class="s3">k </span><span class="s3">arasında farklar vardır. </span><span class="s3">B</span><span class="s3">enzer ama farklı</span> <span class="s3">kavramları</span><span class="s3">n açıklamasını</span><span class="s3"> gelecek haftaki yazımıza bırak</span><span class="s3">a</span><span class="s3">lım. Şimdilik </span><span class="s3">mutlu bayramlar, </span><span class="s3">iyi tatiller Türkiye…</span>

 ]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tivoli’nin çevresinde </title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/tivolinin-cevresinde</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/tivolinin-cevresinde</guid>
<description><![CDATA[ Tivoli’nin çevresinde  ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/02/Danimarka-Yazilari-3.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Tivoli’nin, çevresinde </media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<strong>Günün her saatinde bu bahçelerde yürüyüşe çıkan, köpeğini gezdiren ya da bisikletle dolaşan insanlar görmek mümkün. Bisiklet deyince, bu şehrin Avrupa</strong><strong>’</strong><strong>nı</strong><strong>n en </strong><strong>“</strong><strong>düz” şehirlerinden biri olduğunu da söylemem gerekiyor. Bu </strong><strong>“</strong><strong>düzlük”, her iki anlamıyla da, kimi durumlarda benim gibi bir İstanbullu</strong><strong>’</strong><strong>nun asabını bozabiliyor.</strong>

Kopenhag’da, şubat ayında, “Işık Festivali” olurmuş.

E ne güzel, 2’sinde dönelim de festivalin en azından açılışını izleyelim, dedik.

Ama bu Kopenhaglıların bazı yaptıklarına akıl sır ermiyor, sanki 1’inde yaparlarsa suç işleyeceklermiş gibi festivali gidip 2’sinde başlattılar.

Böyle olunca biz de göremedik tabii, bizim uçak İstanbul’a doğru giderken habis Kopenhaglılar festivalin tadını çıkarıyorlardı.

Sadece bu kadarla kalsa iyi, Tivoli Bahçeleri’ni de bakıma almışlar, kapısına kadar gittim de mecburen kös kös geri döndüm.

Ama kapının açıldığı meydanı anlatabilirim çünkü burası Kopenhag’ın en önemli meydanlarından birindeyiz.

Belediye binası burada, yine meydanı çevreleyen pek çok güzel ve birbiriyle uyumlu bina burada, aynı zamanda masalcı Andersen’in tam kapının karşısında bir heykeli var.

<strong><img class="alignnone size-large wp-image-104164" src="https://yeniarayis.com/wp-content/uploads/2024/02/bilgehan_02-1-768x1024.jpg" alt="" width="640" height="853"></strong>

Belediye binasının 19. yüzyılda yapıldığını öğrenince şaşırdım, bana birkaç yüz sene daha eski gibi görünmüştü.

Andersen gibi Tivoli’ye baktığınızı düşünün, eğer batıya doğru birkaç adım atarsanız resim ve heykel müzesi Ny Carlsberg Glyptotek’i görürsünüz, onun karşı sokağında Kopenhag Müzesi, onun az ilerisinde ise Danimarka Milli Müzesi yer alıyor.

Bunlardan Glyptotek, dışarıdan da hayli etkileyici bir yapı -içini bir sonraki yazıda anlatacağım.

Danimarka’nın medarıiftiharlarından mimar Dahlerup’un imzasını taşıyor, duvarlardaki heykeller içeride nasıl bir bolluk bereket ile karşılaşacağınızın habercisi gibi.

<img class="alignnone wp-image-104163 size-large" src="https://yeniarayis.com/wp-content/uploads/2024/02/bilgehan_01-1-768x1024.jpg" alt="" width="640" height="853">

Tivoli ile Glyptotek’in arasındaki Tietgensgade sokağına girelim.

Sokağı bitirdiğimizde tarihi gar binasını görüyoruz.

Aynı istikamette yürürsek şehrin Kodbyen dedikleri kısmına geliriz, ama biz acele etmeyelim şimdilik, biraz daha acıkalım.

Yeniden ilk bulunduğumuz yerde, yani Andersen heykelinin yanında, olduğumuzu varsayalım ama bu kez Glyptotek’e doğru değil, Milli Müze’ye doğru yürüyelim.

Milli Müze’ye geldikten sonra şehrin içine giren bir kanala geliyoruz, burası köprülerle anakaraya bağlanmış bir küçük adacık.

Christiansborg Sarayı ve 130 metrelik geniş cephesiyle Borsa binası sayesinde bu adacık şehrin en değerli yerlerinden birine dönüşüyor.

İçeri yürürsek Stroget’e, düz yürürsek Nyhavn’a çıkarız ama ben sizi biraz fazla yürütmek istiyorum, Nyhavn’dan Gothersgade tarikiyle Rosenborg Kalesi’ne gideceğiz.
<blockquote><strong>Bizdeki </strong><strong>“</strong><strong>kaostan” yorulup, hatta helak olup söylenerek </strong><strong>“</strong><strong>düzen ve kural” arıyorum, Danimarka</strong><strong>’</strong><strong>daki düzen de bazen çok sıkıcı ve gereksiz olabiliyor, o da bıktırıyor. </strong><strong>Bunun bir ortası bulunsa bence ideal şehir hayatı o noktada kurulabilir.</strong></blockquote>
“Kopenhag’ın mimarı” diye ünlenen IV. Christian’ın yaptırdığı bazı binalarda “C4” simgesi vardır, Rosenborg da onun yaptırdığı binalardan biri.

Ama kalenin önündeki geniş bahçeleri en az bina kadar etkileyici.

Kale gibi bahçelerin banisi de IV. Christian.

Günün her saatinde bu bahçelerde yürüyüşe çıkan, köpeğini gezdiren ya da bisikletle dolaşan insanlar görmek mümkün.

Bisiklet deyince, bu şehrin Avrupa’nın en “düz” şehirlerinden biri olduğunu da söylemem gerekiyor.

Bu “düzlük”, her iki anlamıyla da, kimi durumlarda benim gibi bir İstanbullu’nun asabını bozabiliyor.

Şöyle ufukta bir dağ olsun, yok, tepe de yok, hatta koca şehirde bir tane yokuş yok.

Dolayısıyla, pedal çevirerek gezmek yürümekten hem daha pratik hem de daha az yorucu olabilir.

Dağ-tepe yoksa yoktur, bunu kabullenirsiniz, ama insanların düzlüğü bazen çok bunaltıcı oluyor.

Trafikten lokantaya her şeyin çok kesin ve içselleştirilmiş kuralları var ve kimsenin herhangi bir konuda bu kuralların aksine bir şey yapmak aklına gelmiyor.

Misal, tek şeritli bir yolda karşıya geçeceksiniz ama yayaya kırmızı yanıyor.

Fakat görünürde bir tek araç yok, ne yaparsınız?

Bir Danimarkalı olarak kesinlikle yeşilin yanmasını beklersiniz.

Geç git işte, ne olacak?

Yolu görüyorsun, hesaplayabiliyorsun, illa niye o ışığa tabi olasın?

İçselleştirilmiş bu “aşırı düzenlilik” hali benim gibi “kaos diyarından” gelen biri için yer yer anlaşılmaz olabiliyor.

Kuralsızlık harikadır, demiyorum, ama böylesine kuralcılık da bence şehrin dinamizmini yere düşürüyor.

Bizdeki “kaostan” yorulup, hatta helak olup söylenerek “düzen ve kural” arıyorum, Danimarka’daki düzen de bazen çok sıkıcı ve gereksiz olabiliyor, o da bıktırıyor.

Bunun bir ortası bulunsa bence ideal şehir hayatı o noktada kurulabilir.

Çene çalmaya başlayınca, ara sokaktaki Mermer Kilise’den -Marmorkirken- bahsetmeyi atlamışım.

Amalienborg Sarayı’nın hemen karşısındaki bu kilise, yeşil kubbesiyle insanda derhal Vatikan çağrışımı yapıyor.

Aynı sokakta -Bredgade- esbabı mucibesini bilmediğim bir de Rus kilisesi var.

Danimarka deyince “tasarım” öne çıkarmış, ben bunlardan hiç anlamam, ama meraklısına söyleyeyim, Tasarım Müzesi de Rus kilisesinin çaprazında.

Son olarak, “av meraklılarının” bileceği Laksen diye çok şık bir giyim mağazasından bahsedeyim -bu da Bredgade’da.

Avcılıktan nefret ederim, günahsız hayvanları spor adı altında zevk için öldüren avcılardan da hiç hazzetmem ama bu Laksen’in her şeyinin birbirinden güzel olduğunu söylemezsem eksik kalır.

Gene de, avcıların bu kadar fiyakalı giyinmeye neden ihtiyaç duyduklarına bir mana veremiyorum.

<strong>Danimarka Yazıları serisinin ikinci yazısını okumak için lütfen <a href="https://yeniarayis.com/bilgehanucak/kopenhagda-siyah-ve-beyaz/">tıklayınız</a>...</strong>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kopenhag’da siyah ve beyaz</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/kopenhagda-siyah-ve-beyaz</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/kopenhagda-siyah-ve-beyaz</guid>
<description><![CDATA[ Kopenhag’da siyah ve beyaz ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/02/Danimarka-Yazilari-2.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Kopenhag’da, siyah, beyaz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<strong>Kopenhag’ın şatafatını, insanların ekonomik gücünü gördükten sonra Christiania’dakilerin tutunamamışlığı ve sefaleti bana acınası geldi. 68’lilerin zamana ayak uyduramamaları, tutunamadıkları ölçüde yozlaşmaları hazin. Yani esrara karşı olup olmamak değil mesele, olmalı mı olmamalı mı ya da nereye kadar serbest tutulmalı bilmiyorum, bir fikrim de yok açıkçası, ama ne kendim buraların müptelası olmak isterim ne de bir tanıdığımın.</strong>

Gene Kongens Nytorv meydanından başlayalım yürümeye ama bu kez Nyhavn’a doğru değil, Avrupa’nın trafiğe kapalı en uzun alışveriş caddesi olan Stroget’e girelim.

Ama meydanda gözümüze ilk çarpan herhalde Hotel d’Angleterre’in 1755’ten kalma gösterişli binası olur.

Şık mağazaların, hediyelik eşya dükkânlarının, kafelerin arasında Guinness Rekorlar Müzesi var.

Kapısında da dünyanın en uzun boylu insanı Robert Wadlow’un bir heykelini yapmışlar -yaşayan en uzun kişi ise 2.51’lik Sultan Kösen.

2.72’lik bu heykelin yanında ben bile küçücük kaldım ama Guinness’in saçma sapan rekorları benim ilgimi pek çekmediği için müzeyi gezmedim.

Kopenhag’a gelen herkesin saatlerini geçireceği Stroget’ten bir başka alışveriş caddesi olan Kobmagergade’ye sapalım.

Burada göreceğimiz arkalı önlü iki yapı var: Rundetaarn ile Trinitatis Kilisesi.

Bilim tarihi benim çok bilgi sahibi olduğum bir alan değildir ama bu Rundetaarn esasen bir rasathane, yani dönemin en namlı astronomların yıldızları ve gezegenleri izledikleri yer.

Matrak bir şekilde, sanki yerden birkaç on metre yukarıya koyarsanız bütün bu gökyüzü hareketlerini daha iyi izleyebileceği düşünülmüş olmalı ki on altıncı yüzyıl rasathaneleri genellikle Rundetaarn gibi yapılardır.

Aslında Tycho Brahe, -ki bu isim çağdaşı Takiyüddin’le de birlikte anılı- hukuk eğitimi görse de astronomlukta karar kılmış.

Genç yaşında güneşin tutulacağını söylemiş, tutturmuş; sonra Jüpiter’le Satürn’ün çakışacağını söylemiş, o da tutmuş.

Bu kadar keramete mükâfat yaraşır, Hven adasında bir yeri rasathane yapması için Brahe’ye vermişler.

Brahe’nin Hven’de kurduğu Uranienborg’un şöhreti şehrin sınırlarını aşmış, Avrupa’ya ulaşmış ama Kral II. Frederik ölüp de yerini ilerde “Kopenhag’ın mimarı” olarak anılacak IV. Christian’a bırakınca, Brahe’nin düşüşü de başlamış.

I.Christian’la anlaşamayan Brahe, gelen davet üzerine aletini edevatını toplayıp Prag’a taşınmış, burada Kepler’le tanışmış, onun yetişmesinde pay sahibi olmuş.

İyi de Brahen’nin rasathanesinin Hven’de olduğunu söylemiştim; bizim geldiğimiz bu rasathane neyin nesi?

Uranienborg’u yıktıran IV. Christian, bir müddet sonra burayı yaptırmış.

Merdiven çıkmak istemediğinden olacak, dönen bir rampa şeklinde tepeye ulaşabiliyorsunuz.

Hem bir seyir terası var hem de teleskop, dediklerine göre burası hâlâ faalmiş ama ben geldiğimde fırtınalar kopuyordu, Rundetaarn’ın tepesi de doğal olarak kapalıydı.
<blockquote><strong>Brahe’nin Hven’de kurduğu Uranienborg’un şöhreti şehrin sınırlarını aşmış, Avrupa’ya ulaşmış ama Kral II. Frederik ölüp de yerini ilerde “Kopenhag’ın mimarı” olarak anılacak IV. Christian’a bırakınca, Brahe’nin düşüşü de başlamış.</strong></blockquote>
Şimdi günün büyük bölümünü birbirinden şık ve lüks mağazaların arasında geçirdik, gecesinde biraz itlik kopukluk yapabiliriz.

Kopenhag içindeki “özerk bölge” denen Christiania’ya gittim.

Ben burayı gerçekten sanatın, ama en önemlisi bohemin hâkim olduğu bir yer sanmıştım, ne de olsa 68’lilerin gelip yerleştiği metruk bir kışla; meğerse, en ucuzundan bir açıkhava batakhanesiymiş.

Danimarka’da satışı yasak olan esrar, burada yasal, Christiania’da istediğiniz bir türünü alıp içebiliyorsunuz.

Bana söylenen esrarı Kopenhag’ın içine sokmanın suç teşkil ettiği ama esrarkeşler, kendileri için küçük bir cennet parçası olan Christiania ile sınırlı tutuyorlar mıdır hiç emin değilim.

Neyse, ben şu Christiania’yı anlatmaya çalışayım; anlayabildiğim kadarıyla.

Ben bu konulardan çok uzak olduğum için girişte kavrulan şekerli bademlerden bir paket aldım, atıştıra atıştıra yürüyorum.

Meğer bu meret kan şekerini çok düşürdüğü için böyle şekerli şeyler yenirmiş, insanlar da sanıyor ben keşin âlâsıyım.
<blockquote><strong>Kopenhag içindeki “özerk bölge” denen Christiania’ya gittim. Ben burayı gerçekten sanatın, ama en önemlisi bohemin hâkim olduğu bir yer sanmıştım, ne de olsa 68’lilerin gelip yerleştiği metruk bir kışla; meğerse, en ucuzundan bir açık hava batakhanesiymiş.</strong></blockquote>
İşte çeşitli dükkânlar var, çeşitli ekipmanlar satıyorlar.

Nasıl kullanıldığını bilmediğim için gördüklerimi gözümde canlandıramıyorum da.

Geldik bir başka sokağa.

Artık bu eşiğin arkasında uyuşturucu satışı aleni.

Ocak ayının son günü, gece inmiş, hava buz gibi.

Özerk bölgenin satıcıları ve alıcılarınınsa hava durumu hiç umurunda değil, yaktıkları ateşle ısınıyorlar.

Tezgâhların karşısında girmişler sıraya, çeşitli otlar alıyorlar, bir başka yerde makasla kesilen başka bir şey satılıyor.

Kopenhag’ın şatafatını, insanların ekonomik gücünü gördükten sonra Christiania’dakilerin tutunamamışlığı ve sefaleti bana acınası geldi.

68’lilerin zamana ayak uyduramamaları, tutunamadıkları ölçüde yozlaşmaları hazin.

Yani esrara karşı olup olmamak değil mesele, olmalı mı olmamalı mı ya da nereye kadar serbest tutulmalı bilmiyorum, bir fikrim de yok açıkçası, ama ne kendim buraların müptelası olmak isterim ne de bir tanıdığımın.

Bohemi beklerken uyuşturucu batağına düşen insanları görmekten hiç memnun olmadım.

Başkalarını bilmem ama Christiania benim Kopenhag’ın en sevmediğim yeriydi.

Çıkışta, “AB’ye Hoşgeldiniz” takının altından geçmek bana daha iyi geldi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Saraybosna’da savaşın izleri</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/saraybosnada-savasin-izleri</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/saraybosnada-savasin-izleri</guid>
<description><![CDATA[ Saraybosna’da savaşın izleri ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/01/Bosna-Hersek-yazilari-1.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Saraybosna’da, savaşın, izleri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<strong>Bosna topraklarının yüzde 49</strong><strong>’</strong><strong>u Republika Srpska denen bir otonom yapı tarafından yönetiliyor. 1992</strong><strong>’</strong><strong>de Saraybosna</strong><strong>’</strong><strong>yı kuşatan bu ordunun başında Ratko Mladiç denen savaş suçlusunun olduğunu söylesem herhalde başka bir şey eklemeye gerek kalmaz. Üçü </strong><strong>de soyk</strong><strong>ırımcılıktan ve insanlığa karşı suç işlemekten hüküm giyen Slobodan Miloseviç, Radovan Karaciç ve Ratko Mladiç’in adını Saraybosna</strong><strong>’</strong><strong>yı </strong><strong>gezerken s</strong><strong>ık sık yineleyeceğiz.</strong>

Tanıl Bora, “Yugoslavya’nın etnik ve kültürel mozaiğinin minyatürü” dediği Bosna-Hersek için şöyle yazıyor: “Yugoslavya’nın söz konusu özelliklerini ve potansiyellerini en canlı, en çarpıcı biçimde cicimleştiren ülkeydi. (…) Dolayısıyla Bosna-Hersek’in ‘yitişi’ herhangi bir dini-milli taraf (öncelikle, sistematik bir etnik kırımın seçilmiş ve ağırlıklı mağduru olan Müslümanlar) adına bir kayıp, bir yenilgi olmaktan öte bu umudun yitişidir, yenilgisidir.”

Saraybosna, yaşanmışlıkla yüklü küfesini taşıyamayıp düşen bir hamalı anımsatıyor bana.

Her şey dağılmış, saçılmış, kırılmış; o hamalsa sapı kopmuş küfesine gözyaşlarıyla kalanları yerleştirmeye çalışıyor.

Bugün Saraybosna’nın yirminci yüzyılını anlatmak istiyorum.

Bu şehrin yüzyılı açıp kapadığı, arada bir de dillere destan Olimpiyat Oyunları düzenlediği söylenir.

Az önce üstünden geçtiğim Latin Köprüsü, 1914’te, Avusturya Arşidükü Franz Ferdinand’ın uğradığı suikast sonucunda eşiyle birlikte hayatını kaybettiği yer.

Bu suikast, I. Dünya Savaşı’nın tetiğini çekti; böylesini daha önce bilmediğimiz bir ölüm sarmalına girdik.

Suikastı gerçekleştiren 19 yaşındaki Gavrilo Princip adlı genç de muhtemelen attığı bombanın nelere yol açacağını bilmiyordu.

Köprüyü geçip biraz yürüyünce, solda, tuhaf bir yapı göze çarpıyor: Sarı-kırmızı çizgili bu Avrupai binanın tepesindeki süslemeler Endülüs’ü çağrıştırıyor.

Avusturyalılar, Saraybosna’yı ele geçirdiklerinde Osmanlıların şehre girdiklerinde görecekleri ilk yere bu binayı inşa etmişler, sene 1876.

Mimarı üslup öğrensin diye Mısır’a yollanmış, sonra Şark’la Garp’ı meczederek Saraybosna’ya bu binayı kazandırmış.

1.Dünya Savaşı’ndan sonra bu bina kütüphane işlevi edinmiş ama 1992 Ağustos’unda Republika Srpska ordusunun karşı tepeden attığı fosfor bombaları sonucunda yanmış.

Atılan bomba sonucunda 25 bini elyazması olan 2 milyondan fazla kitap -yüzde 97- küle dönmüş.

2014’te elden geçmiş.

Republika Srpska dedim, bundan biraz söz etmemiz gerekiyor.

Bosna’nın hiç kimsenin anlayamayacağından emin olduğum bir siyasi sistemi var, on dört tane parlamento ayrı karar alıyor mesela, varın gerisini siz düşünün.

Bosna topraklarının yüzde 49’u Republika Srpska denen bir otonom yapı tarafından yönetiliyor.

1992’de Saraybosna’yı kuşatan bu ordunun başında Ratko Mladiç denen savaş suçlusunun olduğunu söylesem herhalde başka bir şey eklemeye gerek kalmaz.

Üçü de soykırımcılıktan ve insanlığa karşı suç işlemekten hüküm giyen Slobodan Miloseviç, Radovan Karaciç ve Ratko Mladiç’in adını Saraybosna’yı gezerken sık sık yineleyeceğiz.

Zira, bu isimlerden Slobodan Miloseviç, 1389 Kosova Muharebesi’nin 600. senesinde yapılan anmada gösterdiği performansla “Sırpların lideri” unvanını aldı ama o dönemde Yugoslavya’nın başındaydı ve o çokkültürlü yeri bir Sırp Cumhuriyeti yapmaya karar vermişti.
<blockquote><strong>Tarih, savaşı kimin kazandığına göre sürekli yeniden yazıldığı için günün düşmanları, yarının kahramanları olabiliyor, bu da o bildik hikâyelerden biri işte.</strong></blockquote>
Bir psikiyatrist olan Radovan Karaciç, Republika Srpska’nın başındaydı.

“Bosna kasabı” Ratko Mladiç ise Republika Srpska ordusunun bir numarasıydı.

Bu üçlü, Sırp olmayan her şeye ve herkese karşı duydukları akıl almaz nefretle “Saraybosna umudunun” yok edilmesinin baş müsebbibi olarak tarihe geçti.

Kütüphaneyi geçip biraz yukarı çıkalım -ne de olsa arabamız var- ve Sarı Tabya’ya gidelim.

Tepeye kurulmasından savunma amaçlı olduğu ve başka tabyalarla birbirlerine bağlandıkları belli.

Bu binanın hemen yanında, yine Batılı tarzıyla göze çarpan bir bina var.

Rehberim Adnan, o binanın planını gösteriyor, bu apaçık bir “E” harfi.

1878 Berlin Anlaşması’nın ardından Avusturyalılar tarafından yapılan bu bina Savoy Prensi Eugen’e adandığı için böyle bir plana sahipmiş.

Eugen kim? Osmanlı’nın elindeki Saraybosna’yı iki kez yakan adam.

Tarih, savaşı kimin kazandığına göre sürekli yeniden yazıldığı için günün düşmanları, yarının kahramanları olabiliyor, bu da o bildik hikâyelerden biri işte.

Tabyadan şehre bakınca sağda Kovaci şehitliğini görüyoruz, bu alan eskiden bir çocuk parkıymış.

Birörnek mezartaşları arasında kubbeli olan Aliya İzzetbegoviç’e ait.

Çocuk parkından şehitliğe dönüşüm, Saraybosna’yı en iyi anlatan göstergelerden biri.

Böylece, yeniden arabaya binip şehrin biraz daha içine doğru gidebiliriz, bir pazar alanı çıkıyor karşımıza.

“Kuşatma boyunca ‘güvenli alan’ diye bir kavram yoktu,” diyor Adnan, “sadece görece daha güvenli yerler vardı, Boşnaklar oralarda olduklarında kendilerini bir nebze güvende hissediyorlardı, bu pazar yeri de öyle çünkü etrafını çevreleyen büyük binalar var.”

44 ay süren kuşatmada burası da bombalanmış.

Biraz ilerde biri diğerinden küçük iki yeşil taştan oluşan bir anıt var.

Birbirlerine sarılamayan, kavuşamayan anneyle çocuğu.

44 ayda 1.601 çocuk tam 11.541 insan öldürülmüş, resmi rakamlarla, saptanabildiği kadarıyla.
<blockquote><strong>56 binden fazla yaralının olduğu kuşatmanın nihai hedefi tamamen yok etmek değil, belki çıldırtmak ve psikolojik olarak yıkmak, bezdirmek, kaçırmak olduğunu da düşündürüyor -Zira Radovan Karaciç bir psikiyatr.</strong></blockquote>
56 binden fazla yaralının olduğu kuşatmanın nihai hedefi tamamen yok etmek değil, belki çıldırtmak ve psikolojik olarak yıkmak, bezdirmek, kaçırmak olduğunu da düşündürüyor -Karaciç bir psikiyatr.

Zira, her gün, rastgele, 329 bomba atmış Republika Srpska ordusu.

1.425 gün boyunca, her gün, rastgele bombalar.

En güvenli olduğunuzu düşündüğünüz anda yanı başınızda patlayan bir bomba…

Bu yol bizi Olimpiyat oyunlarının düzenlediği tesislere götürüyor.

1984 Kış Olimpiyatları hem Amerika’nın hem de Sovyetlerin katıldığı ilk oyunmuş ve büyük başarıyla düzenlenmiş.

O günler, Saraybosna için, on sene sonra, adeta bir asır kadar uzaklaşmış.

Savaştan sonra tamamen yanmış, harap olmuş binaları gören Olimpiyat Komitesi Başkanı Juan Antonio Samaranch, burayı eski hâline döndürmeye karar vermiş.

Samaranch, bugün Saraybosnalıların en saygıyla andığı isimlerin başında geliyor.

Olimpiyat tesislerinin karşısında yarısı yıkık metruk binalar var.

Adnan burada doğmuş, 1992’de, bu hastaneler hedef alındığında içindeki beş bebek de hayatını kaybetmiş.

Savaşın nelere yol açtığı unutulmasın diye bu binalar birer anıta dönüşmüş.

“Kesinlikle Yugonostaljik değilim,” diyor Adnan, sesi titriyor, kim bilir kaçıncı kez birine buraları gezdiriyor ama sesi hâlâ titrek, gözlerinin aksine engel olamıyor belli ki. “Kuşatma boyunca Saraybosna’da neler yapıldı? Konserler verildi, tiyatrolar oynandı, güzellik yarışmaları düzenlendi, sergiler açıldı, yetmedi, en meşhur şarkıcılar bile bir şekilde geldi şarkı söyledi…”

Bir başka mezarlıktan geçiyoruz, bu da bir futbol stadının yerine yapılmış, bütün dinlerin mensuplarının burada yan yana yattığını görünce insan en kallavisinden bir “ah ulan!” çekmeden edemiyor.

Savaşta Bosnalıların komutanlarından birinin bir Sırp olduğunu öğreniyorum, Jovan Divjak, köken itibariyle Sırp olmasına rağmen vicdanen diğer tarafta savaşmayı seçen bir askermiş.

Derken, yol sütünde bir küçük şapel, ama o da ne, adı Gavrilo Princip!

Yahu bu bizim suikastçı değil mi?

Ne işi var burada? Dahası, bir şapele neden adı verilmiş?

Onun ve arkadaşlarının kemiklerini alıp buraya getirmişler.

Ana caddeye çıktığımızda etraftaki keskin nişancıların nerelerde konuşlandığını görüyorum, bazen de hayal ediyorum, ama işte Saraybosna’dayız, insan ne kadar hayal ederse etsin, hakikat öylesine gerçeküstü ki ona yetişemiyorsunuz.

Hotel Holiday, savaş boyunca gazetecilerin ve pek çok yabancının ikamet ettiği yermiş, hatta buradaki gazetecilerden biri daha sonra “buradayken cepheye gitmenize gerek yok,” demiş, “çünkü cephe ayağınıza geliyor.”
<blockquote><strong>Ana caddeye çıktığımızda etraftaki keskin nişancıların nerelerde konuşlandığını görüyorum, bazen de hayal ediyorum, ama işte Saraybosna</strong><strong>’</strong><strong>day</strong><strong>ız, insan ne kadar hayal ederse etsin, hakikat öylesine gerçeküstü ki ona yetişemiyorsunuz.</strong></blockquote>
Fakat savaşın bile bir alışılageldik hâli var ve bir gazeteci, civarda farklı dillerin konuşulduğunu fark edince evvela buna bir anlam verememiş, sonra üstüne düşmüş ve “Saraybosna Safarisi”ni ortaya çıkarmış.

Dünyanın çeşitli yerlerinden zenginler, herhalde daha çok av meraklıları, Republika Srpska’ya ve keskin nişancılara para ödeyerek canlı hedefler üstünde en aşağılık zevklerini tatmin etmeye çalışmışlar.

Sekiz sokak ötede yürüyen bir kadın veya bir çocuk, koşan bir genç, oturduğu yerden kalkmakta zorlanan takati kalmamış bir ihtiyar…

“Saraybosna Safarisi”ne katılan zenginin hedefinde.

Bazı duvarlarda savaşın izlerini görmek hâlâ mümkün, tabii o izlerin bazılarının safariye katılan acemi zenginlerin yüzünden mi olduğunu bilmekse mümkün değil.

Yine aynı cadde üstünde devasa bir medya binası var, bir heyula, ama bodrumu nükleer-geçirmez özelliğe sahipmiş.

Böylece, Umut Tüneli’ne gidiyoruz.

Savaş esnasında büyük bir gizlilikle, dört ay dört günde inşa edilen 800 metrelik bu tünel sayesinde Saraybosna düşmemiş.

Şehirde yüz küsur yerde görebileceğiniz “Saraybosna gülü”, atılan bomba üç kişi ve daha fazlasını öldürdüyse bir anıt olarak yere dökülüyor.

Tünelin girişine atılan bomba dokuz kişinin ölümüne yol açmış -7 Mayıs 1995.

Tünelin kazıldığı yerin adı İlidza, bu kelime ilaçtan geliyor, bu bölgenin yeraltı suyu mineralli ve değerliymiş.

Dolayısıyla, tünelin dibinde hep su olurmuş, özellikle de yağışlı havalarda bu su diz boyunu bile aşarmış.

Kolar ailesi, tünelin yapılması için evlerini direnişe hediye etmişler.

Kolarların büyükannesi, savaştan sonra yaptığı kahramanlık sayesinde Boşnaklar için bir nevi azize haline gelmiş.

Kolarların torunu, şimdilerde müzede çalışıyor, onunla biraz sohbet ettim.

Savaş başladığında evlerini terk etmek zorunda kalmışlar.

Yirmi beş metresi bu evin altından geçen tünelin açık olan bölümünü ben de yürüdüm.
<blockquote><strong>Savaş kelimesi de tuhaf kaçıyor Saraybosna</strong><strong>’</strong><strong>yı anlatmak için. Çatışma başladığı</strong><strong>nda Bosna</strong><strong>’</strong><strong>nın bir ordusu yok, ordu Yugoslavların ordusu, yani Sırplara olduğu kadar Boşnaklara da ait olması gereken bir ordu. Gelgelelim, olan ile olması gereken arasındaki uçurum milyonlarca insanın hayatını geri döndürülemeyecek şekilde etkiledi.</strong></blockquote>
Tünelin önemini Adnan şöyle anlattı: “Kaçmak, şehri terk etmek yasaktı. Tünelin yapılış amacı bu değildi. Birincisi, ordu buradan gitti ve savaşa devam etti. Şehrin içinde, kuşatma altındayken zihnen tükenmiştik, oysa, dağlar öyle değil. Çataçat savaşabilirsiniz. İkincisi de birçok insani yardım taşındı bu tünelden şehre.”

<img class="alignnone size-full wp-image-97729" src="https://yeniarayis.com/wp-content/uploads/2024/01/resim_2.jpg" alt="" width="1600" height="1058">

Savaş kelimesi de tuhaf kaçıyor Saraybosna’yı anlatmak için.

Çatışma başladığında Bosna’nın bir ordusu yok, ordu Yugoslavların ordusu, yani Sırplara olduğu kadar Boşnaklara da ait olması gereken bir ordu.

Gelgelelim, olan ile olması gereken arasındaki uçurum milyonlarca insanın hayatını geri döndürülemeyecek şekilde etkiledi.

Trebeviç dağına çıkarken Adnan bana bulunduğumuz mahallenin adının “Doğu Saraybosna” olduğunu söyledi, bu bende hiçbir etki yapmayınca pusulayı açtı ve nerede olduğumuzu sordu.

“Güneybatı,” dedim.

Peki, şayet Saraybosna’nın güneybatısındaysak buranın adı neden Doğu Saraybosna?

Buradaki “Doğu” kelimesi, resmi dilde “Sırpların” kelimesi yerine üretilmiş.

Yani, bir şeye Sırpların diyemeyince Doğu diyorsunuz.

Republika Srpska’nın Sırbistan’ı anımsatan bayraklarıyla dolu her yer, neredeyse bütün binaların camları, cepheleri, sokaklar…

Adeta Bosna’da değil de Sırbistan’dasınız, zaten maksat da bu.

Yolda bir grafiti gördüm, Ratko Mladiç’i çizmişler, yenilerde çizildiği bariz, sildirilmek bir yana teşvik edildiği de.

Ratko Mladiç’i çizmişler, soykırımdan, sistemik tecavüzden, binlerce insanın ölüm emrini vermekten sorumlu tutulan ve mahkemede ömür boyu hapse çarptırılan bir katili.

Trebeviç’e çıkarken konu Rus edebiyatına geldi, şair Eduard Limonov’a.

Konuşlandığı bu yerden Saraybosna’da insan avlamış, Republika Srpska ordusunda keskin nişancıymış.

1914’te basit bir bombanın atılmasıyla başlayan yüzyıl, yine Saraybosna’da, Birleşmiş Milletler’in her şey için çok geç kaldıktan sonra müdahale etmesiyle sona erdi.

Bad-el harab-ül Bosna…

<strong>Bosna-Hersek yazıları serisinin ikinci yazısını okumak için lütfen <a href="https://yeniarayis.com/bilgehanucak/bosna-hersek-yazilari-ii/">tıklayınız</a>...</strong>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Priştina sokaklarında</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/pristina-sokaklarinda</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/pristina-sokaklarinda</guid>
<description><![CDATA[ Priştina sokaklarında ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/02/KOSOVA-YAZILARI-4.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Priştina, sokaklarında</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<strong>Bir Balkan başkentinde Balkanlılığı yaşamak istiyorum. Priştina, beni bundan mahrum bıraktı. Belki de ayıp ediyorum, belki de “Balkan Priştina”yı ben bulamadım. Ama mübarek, bu kadar gizlenmez ki!</strong>

Priştina’ya akşam indi.

Kadare’nin adının verildiği bir kafede, burada geçirdiğim iki güne dair düşüncelerimi yazmak istiyorum.

Priştina’ya benim aslında ikinci gelişim bu; ilki, bir Balkan turu esnasında, birkaç saatliğindeydi, hızlı hızlı dolaştığım bu şehri anlamamış, tadına varamamıştım.

Bu sefer daha uzun kaldım Priştina’da, ama bu şehrin tadı keçiboynuzu gibi, bir parça tat için bin eza çekmek gerek.

Kosova, en çok da başkenti Priştina, Arnavutluğunu vurgulamak için elinden geleni ardına koymamış.

Bir yerde Arnavutluk varsa orada -Kadare’den önce- İskenderbey’in heykeli vardır.

Priştina dediğimiz bir uzun cadde ve tabii ki İskenderbey Kastrioti’nin gösterişli heykeli de bu caddenin sonundaki meydanı süslüyor.

Priştina’nın tarihi camileri önemli ama bazılarına kısaca değinmek istiyorum.

Priştina’nın Osmanlı hakimiyetine kesin geçişi Fatih Sultan Mehmet zamanındadır.

1455’te Priştina’yı alan Fatih, burada iki cami yaptırmış.

Bunlardan biri kendi adını taşıyor, öteki de babası Murad’ın ama buraya bir mim koymamız lazım.

Çarşı Camii diye de bilinen bu camiye Muradiye diyenler de var ama hangi Murad’ın adını aldığı müphem.

Caminin temelini atan Yıldırım Bayezid, buraya Kosova Savaşında şehit düşen babası I. Murad’ın adını vermiş ama camiyi yaptırıp bitirmek Fatih’e düşmüş, onun babası da II. Murad.

Bence güzel bir tesadüf eseri iki Murad’ın da adını almış.

Semavi Eyice, İslam Ansiklopedisi’ne yazdığı “Fatih Camii” maddesinde bu caminin Ekrem Hakkı Ayverdi tarafından “Rumeli’nin pek güzel camilerinden biri” olarak değerlendirildiğini hatırlattıktan sonra şu bilgileri verir: “Kapısı üstündeki dört satırlık kitâbesinden öğrenildiğine göre 865 (1460-61) yılında yaptırılmıştır. Ancak kitâbe ta‘lik hatla ve boya ile yazılmış olduğundan orijinalliğinden şüphe edilmektedir.”

Anlaşıldığı kadarıyla, 1460’ta yaptırılan bu cami şimdilerde unutulan bir tarihte ciddi şekilde elden geçmiş.

Ansiklopedinin aynı maddesinde minarenin orijinalliği için de şöyle yazıyor Eyice: <em>“Gövdenin hemen hemen ortasındaki taşların renklerinin daha açık oluşu, minarenin geç bir dönemde buradan itibaren yenilendiğini göstermektedir. Esasen şerefe çıkmaları da bilezikler biçiminde olduğuna göre Fâtih Sultan Mehmed devri mimarisine aykırıdır. Bu durum minarenin yenilendiğini gösteren bir başka delildir.”</em>
<blockquote><strong>Belki bir şeyler vardır da ben bulamamışımdır ama Priştina’nın sıkıcı bir şehir olduğunu söylemekte bir beis görmüyorum. Ne Prizren’in köprüleri var burada ne de Yakova’nın çarşısı. Balkanlılığından mahcup olan ve Batılı olmaya öykünen bir başkente benziyor daha çok.</strong></blockquote>
Ötekilere göre çok daha yenilerde yapılan bir de Yaşar Paşa Camii var; 1834 tarihli.

Yaşar Paşa’nın pek sevilen bir adam olmadığı belli.

Özellikle lükse çok düşkün olduğu söyleniyor, 1840’ta ölmüş.

Kosovalılar, varoluş savaşı esnasında kendilerine yardım eden ABD Başkanlarına minnetlerini hiç saklamamışlar.

Bill Clinton’ın heykeli ve adını verdikleri bulvardan başka, “Oğul Bush”un adına bir başka cadde daha var Priştina’da -Prizren’de de Woodrow Wilson’ın adını gördüydüm.

Bu Amerikancılık faslını daha da uzatmak istemediğim için burada keseyim.

Bunların dışında ne var peki Priştina’da?

Belki bir şeyler vardır da ben bulamamışımdır ama Priştina’nın sıkıcı bir şehir olduğunu söylemekte bir beis görmüyorum.

Ne Prizren’in köprüleri var burada ne de Yakova’nın çarşısı.

Balkanlılığından mahcup olan ve Batılı olmaya öykünen bir başkente benziyor daha çok.

Bu kimliksizlik de benim en sevmediğim özelliklerin başında gelir.
<blockquote><strong>Kosova, AB üyesi olmadığı halde euro bölgesinde ve para birimi olarak euro kullanmaya karar vermiş. Benim euro kullanılmasıyla en ufak sorunum yok ama dedim ya, bu şehirde bir an önce Batılı kabul edilmek isteyen, buna özenen bir hâl var ve bu beni rahatsız ediyor.</strong></blockquote>
Bir şehir kimliğini inkâr etmeye başladıkça bütün özelliğini kaybeder; misal, Yahya Kemal’in Üsküp’ü ne kadar güzelse, bugünkü Paris özentisi heykellerle bezeli Üsküp bir o kadar kişiliksiz.

Bir başka örnek de para birimi olarak Euro’nun kullanılması.

Kosova, AB üyesi olmadığı halde euro bölgesinde ve para birimi olarak euro kullanmaya karar vermiş.

Benim euro kullanılmasıyla en ufak sorunum yok ama dedim ya, bu şehirde bir an önce Batılı kabul edilmek isteyen, buna özenen bir hâl var ve bu beni rahatsız ediyor.

Aradığımı bir türlü bulamayınca yemek yemek için de bir İtalyan lokantasında karar kıldım.

Garsonlar hariç muhtemelen Kosova menşeli hiçbir şeyin giremediği bu lokantada yemekler güzeldi; ama bu lokanta Priştina’da değil, New York’ta olunca güzel geliyor bana.

Bir Balkan başkentinde Balkanlılığı yaşamak istiyorum.

Priştina, beni bundan mahrum bıraktı.

Belki de ayıp ediyorum, belki de “Balkan Priştina”yı ben bulamadım.

Ama mübarek, bu kadar gizlenmez ki!]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Café Eiles</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/cafe-eiles</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/cafe-eiles</guid>
<description><![CDATA[ Café Eiles ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/04/Cafe-Eiles.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Café, Eiles</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<strong>Josefstadt Caddesin'deki Café Eiles'e girdiğinizde neredeyse geçmişe yolculuk yapmış gibi hissedersiniz. Café Eiles, benim de oturduğum ilçe olan Viyana'nın 8. bölgesi Josefstadt'ın köşesinde bulunan Viyana kahve evidir. Arkadaşlarım ile genellikle uğrak noktamız ve evimden ortalama 10 dakika uzaklık mesafesinde.</strong>

Yüksek tavanları, koyu renk mobilyaları, kırmızı örtülü rahat oturma alanları ve büyük avizeler: Josefstadt Caddesin'deki Café Eiles'e girdiğinizde neredeyse geçmişe yolculuk yapmış gibi hissedersiniz. Café Eiles, benim de oturduğum ilçe olan Viyana'nın 8. bölgesi Josefstadt'ın köşesinde bulunan Viyana kahve evidir. Arkadaşlarım ile genellikle uğrak noktamız ve evimden ortalama 10 dakika uzaklık mesafesinde.

Viyana'da ilkbahar sabahı, Café Eiles'te kahvaltıdan daha iyi başlayamazdı. Parlamentonun ve belediye binasının hemen yakınında, 1840'tan bu yana uzun bir geçmişe sahip olan geleneksel Eiles kafesi bulunmaktadır. 2016 yılında şu an ki sahibi olana kadar tekrar tekrar isim değişikliği yapsa da sonunda Gert Kunze tarafından devralındı. Buraya geldiğimde genellikle Cappucino'mu içiyorum ve kendimi gazete okumaya adıyorum.

Hafta içi öğle yemeğinde 10 Euro karşılığında günlük menü, Viyana şinitzeli, gulaş, yumurtalı köfte ve kremalı ıspanaklı klasik Viyana mutfağı, altı çeşit kahvaltı Sachertorte'den haşhaşlı Eiles pastasına kadar ev yapımı hamur işleri de burada bulunmaktadır ve Eiles'in arkasındaki sakin ara sokakta artık hava güzel olduğunda sizi bekleyen şirin bir misafir bahçesi bulunmakta ve ben de genellikle ilkbahar ve yazları dışarda oturmayı tercih ediyorum.
<blockquote><strong><em>Mimarisi, 1839-1940 yılları içerisinde "burjuvazi şehir mimarı" olarak bilinen Anton Grünn tarafından dönemin koyun yünü imalatçısı zengin burjuvazi Joseph Burde için inşa edilmiştir. O dönem için özellikle zevkli ve zarif olan mobilyalar ve 19 büyük penceresi özellikle dikkat çekmektedir. Kafenin içerisinde bulunan İmparator I. Ferdinand'ın portresi, Eduard Schaller tarafından yaratılmıştır.</em> </strong></blockquote>
<h2><strong>BURJUVAZİ ŞEHİR MİMARI ANTON GRUNN TARAFINDAN İNŞA EDİLMİŞTİR</strong></h2>
Mimarisi, 1839-1940 yılları içerisinde "burjuvazi şehir mimarı" olarak bilinen Anton Grünn tarafından dönemin koyun yünü imalatçısı zengin burjuvazi Joseph Burde için inşa edilmiştir. O dönem için özellikle zevkli ve zarif olan mobilyalar ve 19 büyük penceresi özellikle dikkat çekmektedir ve kafenin konumu sayesinde sabah, öğle ve akşamları güneş ve manzaraya sahiptir. Kafenin içerisinde bulunan İmparator I. Ferdinand'ın portresi, tarihi ressam Eduard Schaller tarafından yaratılmıştır.

Adolf Bäuerle'nin Viyana genel tiyatro gazetesinde yeni kafeler hakkında yaptığı yardımsever haberler sayesinde, kafe kısa sürede sanatçılar ve askerler için bir buluşma yeri haline geldi. Diğer yandan 1883 yılında Reichsrat binasının açılışından bu yana çok sayıda parlamento üyesi de kafede buluştu; Belediye Başkanı Eduard Uhl düzenli bir misafirlerdendi.

1901 yılında Friedrich Eiles bu kafeyi devraldı ve burayı Art Nouveau tarzında uyarlattı. Bu kafenin önemli tarihsel olaylarından bir tanesi de 23 Temmuz 1934'te yasadışı "Nasyonal Sosyalistlerin Temmuz Darbesi" öncesi son toplantısı bu kafede gerçekleştirmiştir. Günümüzde belediye binasına ve parlamentoya yakınlığı nedeniyle siyasetçiler için her zaman popüler bir buluşma yeri olmuştur ve eğer duvarların kulakları olsaydı orada mutlaka anlatılacak sayısız ilginç hikâye olurdu diye düşünüyorum.

2016 yılında Gert Kunze "Uyuyan Güzeli" uykusundan çıkardı ve tipik geleneksel çekiciliğini koruyarak özenle modernleştirdi. Gert'in düşüncesi; modern bir şekilde sunulan en yüksek kalite ve şehirdeki en iyi kahveyi Viyana’nın sakinlerine sunmak. Siyasetçiler, öğrenciler, akademisyenler ve bizlerden sonra nicelerin ziyaret etmeye devam edeceği bir kafe...]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yakova diye bir yer</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/yakova-diye-bir-yer</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/yakova-diye-bir-yer</guid>
<description><![CDATA[ Yakova diye bir yer ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/02/kosova-yazilari-2-yakova.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Yakova, diye, bir, yer</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<strong>Yakova çarşısında görülmesi gereken yerlerden biri onaltıncı yüzyılın sonlarından kalan Hadım Camii. Rivayete göre, Hadım Süleyman Paşa, doğduğu yere bir cami yaptırmak istemiş ve uygun bir arazi bulmuş. Fakat arazinin sahibi Jak Vula adında biriymiş ve araziyi vermeyi şehre kendi adının konulması koşuluyla kabul etmiş. Dolayısıyla bu şehir “Jak ovası” diye anılmaya başlanmış.</strong>

Şu Balkanların küçük köylerini görünce benim kadar heyecanlanan sanırım kimse yoktur ama ben hangi birine gitsem benzer bir mutluluk duyuyorum.

“Avrupa’nın en genç ülkesi” olan küçücük Kosova’nın en bilindik şehirleri olan Priştina ya da Prizren’e değil de evvela Yakova’ya gitmem sanırım bu yüzden.

Uçakta yanıma oturan Prizrenli bir kız, ortaokul ve lise öğrencilerine tam günlük Kosova turları düzenlendiğini söyledi.

Böylece, bir tam günde Kosova’nın bilindik bütün şehirlerini ve eserlerini gezebiliyormuş.

Bu tabii benim bir yeri gezme anlayışıma hiç yatkın değil ama ülkenin ne kadar küçük olduğunu gösterdiği için aktarmak istedim.

Neyse, Priştina’dan bir otomobil kiralayıp bir saat uzaklıktaki -Kosova’da her yer birbirine kabaca bir saat uzaklıkta- Yakova’ya geldim ama gelmeden önce yol üstünde anlatmak istediğim bir yer var: Rahovec.

Kosova deyince akla şarap üretimi pek gelmez ama Rahovec sonsuz bağlarıyla Kosova’nın -o da ülke gibi hayli genç olan- şarap ihtiyacını, aynı zamanda da ihracatını, karşılayan bir bölge.

Burada sıra sıra bağlar ve şarap markalarının yerleri var.

En meşhurları Stone Castle’ın bir de şarap müzesi var ama kapalı olduğu için gezemedim.

Bir başka şarap üreticisinin anlattıklarından anladığım kadarıyla Stone Castle devlet destekli -ya da doğrudan devletin- bir marka olduğu için hiçbirinde bulunmayan imkânlara sahipmiş.

Tabii Balkanlarda bağ varsa, orada şarabın yanında rakija da imal edilir.

Çok da oyalanmadan biz gene yolumuza devam edelim çünkü az ilerde Xerxe diye yazılan ama “zızı” gibi tuhaf bir şekilde okunan yerden sapıp Yakova’ya ulaşacağız.

Yakova dediğim yer bir büyük Osmanlı çarşısı aslında, hepsi hepsi o.

<img class="alignnone size-large wp-image-101967" src="https://yeniarayis.com/wp-content/uploads/2024/02/bilgehan_01-768x1024.jpg" alt="" width="640" height="853">

Burası Osmanlı döneminde ticaret yolu üzerinde bulunduğu için kalkınmış.

Ben de çarşının tam ortasında yer alan bir otelde oda tuttum, Carshia e Jupave, sanırım bu bölgenin en güzel oteli.

Bu oteli tutmamın sebeplerinden biri de restoranının dillere destan olduğunun bana söylenmesiydi, ama heyhat ne yediğim Elbasan tavada ne de içtiğim herhangi bir şey o nefaseti bulabildim.

Tabii Elbasan’da arayıp da bulamadığım, dolayısıyla bulup da yiyemediğim, tavayı burada bulmaktan ötürü hoşnudum, bunu saklayamayacağım.
<blockquote><strong>Yakova da çarşısı da Kosova savaşından payına düşeni almış, birçok tarihi eser yerle bir olmuş. Saat kulesine bakınca görebiliyorsunuz bunu, orada eskiden bir başka saat kulesi varmış ama savaşların birinde yıkılmış. Savaşların birinde deme sebebim, bu coğrafya o kadar belalı ki, Balkan Savaşları’na dayanan bir yapı iki Dünya Savaşı’nı da atlatsa feraha eremiyor.</strong></blockquote>
Ha bir de Balkan bozası içtim yine otelde -o da çok ahım şahım değildi.

Gene de Yakova’dan ve otelden memnun kalmadığım düşünülmesin.

<img class="alignnone size-large wp-image-101969" src="https://yeniarayis.com/wp-content/uploads/2024/02/bilgehan_02-768x1024.jpg" alt="" width="640" height="853">

Çarşıda hepsi birörnek beşyüz kadar dükkân var.

Ben gittiğimde ciddi kar olduğu için en az yarısı açık değildi, ama çarşının bütün sokaklarını birkaç kez dolaşmışımdır.

Öğle yemeği için çarşıdaki bir lokantada kaymaklı pljeskavica ısmarladım, bildiğimin aksine bu kocaman köfteyi güveç içinde servis ettiler.

Stone Castle’ı da ilk bu lokantada tattım, köfteden de şaraptan da ziyadesiyle memnun kaldım.

Tabii Yakova da çarşısı da Kosova savaşından payına düşeni almış, birçok tarihi eser yerle bir olmuş.

<img class="alignnone size-large wp-image-101970" src="https://yeniarayis.com/wp-content/uploads/2024/02/bilgehan_03-768x1024.jpg" alt="" width="640" height="853">

Saat kulesine bakınca görebiliyorsunuz bunu, orada eskiden bir başka saat kulesi varmış ama savaşların birinde yıkılmış.

Savaşların birinde deme sebebim, bu coğrafya o kadar belalı ki, Balkan Savaşları’na dayanan bir yapı iki Dünya Savaşı’nı da atlatsa feraha eremiyor çünkü Kosova Savaşı birkaç on senelik bir geçmişe sahip henüz.

Saat kulesini yıkmak Karadağlılara nasip olmuş, ama tepesindeki çanı alıp ülkelerine götürmeyi ihmal etmemişler.

Yine Yakova çarşısında görülmesi gereken yerlerden biri onaltıncı yüzyılın sonlarından kalan Hadım Camii.

Rivayete göre, Hadım Süleyman Paşa, doğduğu yere bir cami yaptırmak istemiş ve uygun bir arazi bulmuş.

Fakat arazinin sahibi Jak Vula adında biriymiş ve araziyi vermeyi şehre kendi adının konulması koşuluyla kabul etmiş.

Dolayısıyla bu şehir “Jak ovası” diye anılmaya başlanmış.

Son olarak bahsetmek istediğim iki de köprü var: Tabak ile Terezi.

İkisi de görülesi güzel köprüler, ama Terezi’yi görmek için otomobile atlayıp Prizren’e doğru biraz gitmeniz gerekiyor.

Eh, biz de öyle yapalım madem.

Bir saate kalmaz, Prizren’e varırız.

<strong>Kosova Yazıları serisinin üçüncü yazısını okumak için lütfen</strong> <a href="https://yeniarayis.com/bilgehanucak/prizreni-sevmeli-mi-sevmemeli-mi/"><strong>tıklayınız</strong></a><strong>...</strong>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Museums Quartier Vienna</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/museums-quartier-vienna</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/museums-quartier-vienna</guid>
<description><![CDATA[ Museums Quartier Vienna ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/04/Wien_-_Museumsquartier-scaled.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Museums, Quartier, Vienna</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<strong>Viyana Müzeler Meydanı ancak zorlu süreçlerin ardından Haziran 2001'de açılabildi. </strong><strong>2001 yılında hem Avusturya’da hem de ülke sınırları dışında açılışını yaptıkları “sanat galerileri” ile tanınmış Kunsthalle (sanat galerisi) ve Museums Quartier bu bölge içerisinde açılmıştır. Bugün MQ, sanatsal yaratım, yeni söylemler, sempozyum ve konferanslar için özel bir platformdur.</strong>

Eminim bazılarınız daha önce Viyana Müzeler Bölgesi'nden (MQ) geçmiştir, hatta ziyaret etmiştir. Bugün size dünya çapında “çağdaş sanatın” en büyük bölgelerinden birinin tarihi hakkında biraz daha bilgi vermek istiyorum. Viyana’ya olur da yolunuz düşerse uğramanız gereken önemli sanat meydanlarından bir tanesidir. Özellikle Viyana’da hafta sonları gençlerin önemli uğrak noktalarından.

Hofburg'un karşısında 1719 ile 1723 yılları arasında yeni saray ahırları inşa edildi. Ve inşa ünlü mimar Johann Bernhard Fischer von Erlach'ın planlarına göre inşa edildi. Hofburg’un ahırları yaklaşık 600 ata yer sunuyordu. Yaklaşık 100 yıl sonra, 1815'te ve 1850-1854 yılları arasında binalar genişletilerek renove edildi. Diğer bir konu Habsburg zamanlarında Viyana Hofburg'un ahırları yüzlerce at arabasına da ev sahipliği yapıyordu; bugün burası Avrupa'nın en büyük sanat alanlarından biri konumunda ve bu bölgeye her adım attığımda görkemliliği beni etkilemekte. Viyana Müzeler Meydanı ancak zorlu süreçlerin ardından Haziran 2001'de açılabildi.
<blockquote><em><strong>Üç büyük müze de bölgeyi mimari olarak tanımlamaktadır: Leopold Müzesi'nde Klimts, Kokoschkas; “Modern Sanat Müzesi”, klasik modernizm ve “Viyana Aksiyonizmi” eserlerinin yanı sıra uluslararası çağdaş sanatın önemli eserlerini de bir araya getirmekte ve “Kunsthalle Viyana” çağdaş kültürel yaratımın sunumuna ve yansımasına emek harcamıştır. </strong><strong>Leopoldmuseum ise, Egon Schiele'nin en büyük eser koleksiyonuna ev sahipliği yapmaktadır. </strong></em></blockquote>
<h2><strong>ÜÇ BÜYÜK MÜZE BÖLGEYİ MİMARİ OLARAK TAMAMLIYOR</strong></h2>
2001 yılında hem Avusturya’da hem de ülke sınırları dışında açılışını yaptıkları “sanat galerileri” ile tanınmış Kunsthalle (sanat galerisi) ve Museums Quartier bu bölge içerisinde açılmıştır. Bugün MQ, sanatsal yaratım, yeni söylemler ve fikir alışverişi ve sanat öğrencileri tarafından tartışmaya açık, sempozyum ve konferanslar için özel bir platformdur. Aynı zamanda dinlenmek, eğlenmek ve şehrin kalabalığı içerisinden bir nebze de olsa kaçmak için soluklanabileceğiniz bir destinasyon alanıdır. Guided Tours olarak bir rehber eşliğinde müze turları olanağı da sunmaktadır. Şunu eklemek istiyorum; gençler için oldukça cüzi miktarlar karşılığında, profesyonel rehberler sizi ister Almanca ister İngilizce dil seçenekleri sunmaktadır. Bu bölge içerisinde yer alan Kafeleri ve mağazalarıyla da ortama seçenek sunmaktadır. Yelpaze o kadar geniş ki, güzel sanatlardan mimariye, müzikten modaya, tiyatrodan dansa, edebiyattan çocuk kültürüne, oyun kültüründen sokak sanatına, tasarım ve fotoğrafçılık gibi birçok sanat seçeneği bulunmaktadır.

Üç büyük müze de bölgeyi mimari olarak tanımlamaktadır: Leopold Müzesi'nde Klimts, Kokoschkas; “Modern Sanat Müzesi”, klasik modernizm ve “Viyana Aksiyonizmi” eserlerinin yanı sıra uluslararası çağdaş sanatın önemli eserlerini de bir araya getirmekte ve “Kunsthalle Viyana” çağdaş kültürel yaratımın sunumuna ve yansımasına emek harcamıştır. Leopoldmuseum ise, Egon Schiele'nin en büyük eser koleksiyonuna ev sahipliği yapmaktadır.
<blockquote><em><strong>Üniversiteden sonra arkadaşlarımla kahvelerimizi, biralarımızı, şaraplarımızı alıp kültürel sohbetlere daldığımız bir alan, Museums Quartier Viyana. MQ'yu akşam ziyaret ederseniz, şehrin güzel manzarasını sunan bir çatı terası olan MQ Libelle'yi ziyaret etmeyi unutmayın. İlkbahar ve yazları bu bölgede “DJ performansları” sizi gün batımında dansa davet ediyor. </strong></em></blockquote>
<h2><strong>ŞARAPLARIMIZI ALIP KÜLTÜREL SOHBETLERE DALDIĞIMIZ BİR ALAN</strong></h2>
Modern oturma alanları, tasarımcılar ve iç mimarlar tarafından özel dokularla tasarlanmıştır ve MQ avlularındaki MQ mobilyaları bölgeyi görmeye gelen turistlere dinlenme, oyalanma, estetik fotoğraflar çekme ve böylece “MQ yaşam alanına” önemli katkı sağlamaktadır. “Enzis” olarak da bilinen MQ özel tasarım oturma alanları sayesinde kısa sürede hem Viyanalıların hem de dünyanın dört bir yanından gelen turistlerin en gözde mekanlarından biri haline geldi ve artık sıklıkla “oturma odası” olarak anılıyor.

Üniversiteden sonra arkadaşlarımla kahvelerimizi, biralarımızı, şaraplarımızı alıp kültürel sohbetlere daldığımız bir alan, Museums Quartier Viyana. Özellikle yaz aylarında, güneş parlarken rengarenk banklardan birine oturup, dondurmanızı, soğuk içeceğinizi yudumlayabilirsiniz. MQ'yu akşam ziyaret ederseniz, şehrin güzel manzarasını sunan bir çatı terası olan MQ Libelle'yi ziyaret etmeyi unutmayın. Özellikle değinmek istediğim bir başka konu ilkbahar ve yazları bu bölgede “DJ performansları” sizi gün batımında dansa davet ediyor.

<strong> </strong>

<strong> </strong>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mostar yolunda</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/mostar-yolunda</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/mostar-yolunda</guid>
<description><![CDATA[ Mostar yolunda ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/01/Bosna-Hersek-yazilari-4.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Mostar, yolunda</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<strong>Mostar’a gelmeden her köşe bucağı çevrelemeye başlayan Hırvatistan bayrakları insana kendisinin Bosna-Hersek’te değil de Hırvatistan’da olduğunu düşündürüyor. Buna bir de Poçitel’e gelmeden önce geçtiğimiz köprülerden birinin adının Franjo Tucman olabildiğini ekleyin, varın durumun vahametini siz düşünün.</strong>

Saraybosna’dan Mostar’a gitmeye karar verdiğinizde Bosna’dan da Hersek’e gitmiş oluyorsunuz.

Hersek’e varmadan kelimenin kökenini anlatayım istiyorum: Osmanlı’nın eline en son geçen bölge Mostar civarındaki Hum Prensliği olmuştu. Hum Prensi Stefan Vukcic Kosaca da Kutsal Roma İmparatoru’ndan “Dük” unvanı almıştı. Bu unvanın Almancası olan “Herzog”u kullanmayı tercih etti. Dolayısıyla, hakim olduğu bölgeye de Herzegovina dendi. Osmanlılar ise Herzog’u kendi dillerine uyarlayıp buraya “Hersek” adını verdiler.

Yamaçlara kurulmuş küçük Boşnak köylerini izleyip dağları delen tünelleri geçerek yol üstündeki ilk durağa geliyoruz: Konjic.

Bosna-Hersek, bir “güzel köprüler” coğrafyası, gerçi Balkanların tamamı öyle.

Konjic Köprüsü, 14. yüzyılda ahşaptan yapılmış ama tabii ki nehrin dalgalarına direnememiş, yıkılmış, bugünkü taş köprü Avcı Mehmed döneminde inşa edilmiş, 1682’de.

Ama bu da orijinali değil, aslına uygun şekilde yeniden inşa edilmiş hali, çünkü işgal sırasında Naziler bu köprüyü havaya uçurmuşlar.

Konjic’i meşhur edenlerden Niksic ailesi, ahşap oymacılığındaki hünerlerini nesilden nesile aktararak burada bir de müze kurmuş.

Müzeyi gezmedim, onun yerine Konak adlı restoranda köprüye karşı bir Boşnak kahvesi içtim.

Konjic’ten Mostar’a uzun ama güzel bir yol var.

Gene de biz her zamanki gibi iki nokta arasına olabilecek en uzun şekilde gidelim ki hedefe vardığımızda görülecek şeyleri olabildiği ölçüde görmüş olalım.

Kravica şelalesine giderken bir tepenin üstündeki hisar dikkat çekiyor, buralara adını veren Herzog Stefan yaptırmış.

Hatta zamanla Hersek içinde bir de Stefangrad diye bir yer kayıtlara geçmeye başlamış.

Kravica şelalesi, gerçek bir doğa harikası.

Yazın, hatta baharda bile insanlar burada gelip yüzüyorlarmış.

Ben bir kış günü geldiğim için yüzemedim ama bir süre, başkaca hiçbir şey yapmadan, öylece durup çağlayarak akan suyun sesini dinledim.
<blockquote><strong>Şu güzel Poçitel’de gördüğüm her şeyin banisi olan Şişman İbrahim Paşa’nın kimliğini de Evliya Çelebi’den öğrenelim: “Vezîriâzam Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Paşa’nın adamı İbrâhim Kethüdâ…”</strong></blockquote>
Sonra, içim burayı bırakmak istemese de, Poçitel’e doğru devam ettim.

Poçitel’i, benim o bayıldığım, Balkanların köşe bucağında aradığım dokusuyla karşımda görünce heyecanlandım.

Minimini bir köy ama görkemli gözükmeye çalışan yamacın ucundaki hisarı, yıkıldığını belli etmemeye çalışan camisi, mektebi, medresesi, hamamı ve taş evleriyle, birörnek sokaklarıyla adeta bir başka zamanı bugüne taşıyor gibi.

16. yüzyılın ikinci yarısında inşa edilen Şişman İbrahim Paşa Camii de 1993’teki Hırvat mezaliminden payına düşeni almış, yerlebir edilmiş.

Avluya dizilmiş caminin orijinal taşları kırık dökük de olsa yapılanlara meydan okuyor.

Şu güzel Poçitel’de gördüğüm her şeyin banisi olan Şişman İbrahim Paşa’nın kimliğini de Evliya Çelebi’den öğrenelim: “Vezîriâzam Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Paşa’nın adamı İbrâhim Kethüdâ…”

Stratejik bir öneme sahip olan Poçitel, 1471’de Osmanlı’ya katılmış.

Bu Poçitel bu kadar küçük olmasa benim birkaç gece geçirmek isteyeceğim bir yer olurdu hiç şüphesiz.

Tabii acıktık, birazdan yemek arası verebiliriz.

<img class="alignnone size-large wp-image-99806" src="https://yeniarayis.com/wp-content/uploads/2024/01/WhatsApp-Image-2024-01-22-at-19.53.51-768x1024.jpeg" alt="" width="640" height="853">

<strong>Blagaj</strong>

O zaman Blagaj’daki balık lokantasında biraz soluklanalım.

Alabalık benim mümkünse tercih etmediğim balıklardan biridir ama Vrelo’da özellikle alabalık yemek tavsiye edildiği için burada alabalık yedim.

Evet, Blagaj’da manzaraya karşı yemek iyi ama günün sonunda alabalık, alabalıktır; çok da bir şey beklememek gerekir.

Blagaj’ı meşhur eden 16. yüzyıl başlarından kalma tekkeyi de ziyaret ettim.

Dua odasını, çilehaneyi, mutfağı; üst katta ise oturma odasını, zikirhaneyle hamamı, bir de şömineli yemek odasını gezdim.

Blagaj tekkesine dair ilginç bir anekdot, Fethullahçılar güçlüyken bu tekke de Cemaat’in kontrolündeymiş, 2016’dan sonra pek çok şey gibi bu tekkeye de veda etmişler.

İşte böyle böyle geldik Mostar’a, ama bu şehre dair konuşmak istediğim çok daha ciddi meseleler var.

Daha Mostar’a gelmeden her köşe bucağı çevrelemeye başlayan Hırvatistan bayrakları insana kendisinin Bosna-Hersek’te değil de Hırvatistan’da olduğunu düşündürüyor.

Buna bir de Poçitel’e gelmeden önce geçtiğimiz köprülerden birinin adının Franjo Tucman olabildiğini ekleyin, varın durumun vahametini siz düşünün.

Mesele tabii ki bayraklar değil, o olmuş bu olmuş, benim için çok mühim değil ama bu “sürekli fethetme ve işgal altında olma hislerinin” bir kıvılcımı yeniden çakması muhtemel gözüküyor.

Bosna-Hersek’tesiniz ama Republika Srpksa bölgesinde sadece Sırp bayrakları, güneyde sadece Hırvat bayrakları dalgalanıyor; müseccel faşistlerin isimleri yollara, köprülere verilebiliyor.

Mostar’da bu konuları etraflıca konuşuruz.

<strong>Bosna-Hersek yazıları serisinin beşinci yazısını okumak için lütfen <a href="https://yeniarayis.com/bilgehanucak/mostarin-oteki-tarihi/">tıklayınız</a>…</strong>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mödling; &amp;quot;Viyana ormanlarının incisi&amp;quot;</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/moedling-viyana-ormanlarinin-incisi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/moedling-viyana-ormanlarinin-incisi</guid>
<description><![CDATA[ Mödling; &quot;Viyana ormanlarının incisi&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/03/Modling.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Mödling, Viyana, ormanlarının, incisi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<strong>Föhrenberg Dağları’nın eteğinde bulunan bu romanlardan çıkmış küçük kasaba çoğu turistin uğrak noktalarından… Mödling’e gitmek için birden fazla neden var. Zira yeni rotam Mödling harika sürprizleri barındırmaktadır.</strong>

Mödling, Viyana’nın 15 km dışında Aşağı Avusturya bölgesinde bulunan ve ziyaret etmekten büyük keyif duyduğum ilçelerinin başında gelmektedir. Föhrenberg Dağları’nın eteğinde bulunan bu romanlardan çıkmış küçük kasaba çoğu turistin uğrak noktalarından… Mödling’e gitmek için birden fazla neden var. Zira yeni rotam Mödling harika sürprizleri barındırmaktadır. Orta Avrupa’nın kalbinde yer alan ağır başlı ve alımlı bu kasaba sahip olduğu kiliseler, sarayları, mimarisi ve doğal güzellikleri ile ilk tercih edilen lokasyonların başında gelmektedir. Altını çizmek istediğim diğer bir konu ilk gittiğim meydan olan ve yerel halk arasında “Fußgängerzone” olarak bilinen ve Türkçe ise “yaya bölgesi veya ana meydan” olarak çevirebileceğim, tüm markaların, yerel kafelerin, yerel fırınların, dondurmacıların ve yerel zanaatçıların bulunduğu, bir nevi Mödling’in kalbinin attığı küçük ama bir o kadar sevimli dükkanlar ile dolu bir meydan.
<blockquote><em><strong>Mödling’e adım attığım an güne güzel bir kahve ile başlamak istedim ve çok fazla ismini duyduğum “Mr. Beans’a” uğradım, bu mekânda özel kahve mümkün olduğu kadar doğrudan ithal edilen kahvelerde bulunmaktadır. Çiftçiler tarafından üretilen kahveler de buraya geliyor.</strong> <strong>Kafede yaklaşık 35 farklı espresso ve filtre bulunmakta.</strong></em></blockquote>
<h2><strong>ÇİFTÇİLER TARAFINDAN ÜRETİLENLER DAHİL PEK ÇOK KAHVE MEVCUT</strong></h2>
Viyana’ya yakın olması ve ulaşımın kolay olması nedenleriyle hem yerel halk hem de turistler tarafından sıkça tercih edilen lokasyonların başında gelmektedir. Çok yönlü olması, kozmopolitan yapısı, kültürel ve geçmiş dönemlere ait yapısal eserleri ile gerçekten “şahsına münhasır” bir ilçe Mödling. Hadi gelin yavaş yavaş gezilmesi ve görülmesi gerekilen lokasyonları tanıtmaya geçeyim bu sevimli ilçenin..

Mödling’e adım attığım an güne güzel bir kahve ile başlamak istedim ve çok fazla ismini duyduğum “Mr. Beans’a” uğradım, bu mekânda özel kahve mümkün olduğu kadar doğrudan ithal edilen kahvelerde bulunmaktadır. Çiftçiler tarafından üretilen kahveler de buraya geliyor ve bizzat Mr. Beans ekibi tarafından kavruluyor. Kafede yaklaşık olarak 35 farklı espresso ve filtre bulunmakta ve istediğiniz filtreyi deneme şansınız da bulunmakta. Diğer yandan gün boyu diğer lezzetli atıştırmalıkların yanı sıra her türden tatlı hamur işleri de denenmeye değer bu kafede.
<blockquote><em><strong>Kafeden sonra hemen yan tarafta Hafnerhaus’ta bulunan “Beethoven Anıtı”nı ziyaret edip, bolca resim de çektim. Devamında Mödling’in en tanınmış kilisesi olan Othmar’ı ziyaret ettim.</strong></em></blockquote>
<strong>BEETHOVEN ANITI VE OTHMAR KİLİSESİ</strong>

Elbette Anninger'in eteğindeki Mödling'de yapabileceğiniz ve yapmanız gereken aktivitelerden bir tanesi de yürüyüşe çıkmak. Yürüyüşün 15. Dakikalarında “Hussar Tapınağı” karşınıza çıkacak ve Aspern Muharebesi'nde şehit düşenlerin anısına dikilen bu savaş anıtı, Föhrenberg Doğa Parkı'nda zirvesinde yer alıyor ve çevreyi kuş bakışı izleye bileyeceğiniz muhteşem manzara sunuyor. Eğer arabanızla gelirseniz yukarıda bahsettiğim su kemerinin altına park edip buradan doğrudan ormana doğru yola çıkabilirsiniz. Ben kafeden sonra hemen yan tarafta Hafnerhaus’ta bulunan “Beethoven Anıtı”nı ziyaret edip, bolca resim de çektim. Devamında Mödling’in en tanınmış kilisesi olan Othmar’ı ziyaret ettim.

Yaklaşık yarım asırdır ayakta duran görkemli kilise, Mödling’in en tanınmış yapısıdır ve diğer yandan sanat tarihiyle ilgilenen turistler, 1454 ile 1523 yılları arasında inşa edilen bu geç Gotik kilisesini, Barok mobilyaları, Neo-Gotik pencereleri ve Haç İstasyonları resimlerini, kanaldaki çağdaş sanatın kanıtlarını görmek amacıyla Viyana’dan buraya günü birlik turlar ile gelmektedir. Günün sonunda meydandan bulunan tanınmış mekanlardan birisinde kız arkadaşlarla beyaz şarap içerek gün batımının keyfini sürdüm… Avusturya gezmeye ve görmeye değer, hangi taşı kaldırsan altından merak uyandıracak bir sürpriz ortaya çıkaran ülke…]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Maldivler değil Bitlis: Nemrut Kalderası&amp;apos;na Mükemmeliyet Ödülü</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/maldivler-degil-bitlis-nemrut-kalderasina-mukemmeliyet-odulu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/maldivler-degil-bitlis-nemrut-kalderasina-mukemmeliyet-odulu</guid>
<description><![CDATA[ Bitlis&#039;in Tatvan ilçesindeki Nemrut Krater Gölü, masmavi ve berrak sularıyla Maldivler&#039;i aratmıyor. Avrupalı Seçkin Destinasyonlar Projesi kapsamında &quot;Mükemmeliyet Ödülü&quot;nü alan Nemrut Kalderası, yerli ve yabancı turistlerden yoğun ilgi görüyor.Bitlis’in Tatvan ilçe sınırları içinde bulunan Nemrut Krater Gölü’nü ziyaret eden yerli ve yabancı turistler, masmavi sularda yüzmenin keyfini çıkarıyor.Kışın etkili olan kar nedeniyle uzun süre yolu kapalı kalan Nemrut Krater Gölü&#039;nü görmek isteyenler, yolun açılmasıyla bölgeye gelerek eşsiz güzelliği görme imkanı buluyor.
Berrak sularıyla dikkat çeken göl, ünlü tatil bölgesi Maldivler&#039;i anımsatıyor.Ayrıca gölün etrafında doğa yürüyüşleri yaparak bölgenin doğal güzelliklerini keşfetmek de mümkün.Havanın sıcak olmasını fırsat bilen vatandaşlar büyük gölde yüzerek bu anlarını kayıt altına alıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0oQF0P-4GE-dAZ1waWKtxA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Maldivler, değil, Bitlis:, Nemrut, Kalderasına, Mükemmeliyet, Ödülü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0oQF0P-4GE-dAZ1waWKtxA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Maldivler değil Bitlis: Nemrut Kalderası'na Mükemmeliyet Ödülü"><p>Bitlis'in Tatvan ilçesindeki Nemrut Krater Gölü, masmavi ve berrak sularıyla Maldivler'i aratmıyor. Avrupalı Seçkin Destinasyonlar Projesi kapsamında "Mükemmeliyet Ödülü"nü alan Nemrut Kalderası, yerli ve yabancı turistlerden yoğun ilgi görüyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kkfkZqMj4U6ZWpd74GNWcg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bitlis’in Tatvan ilçe sınırları içinde bulunan Nemrut Krater Gölü’nü ziyaret eden yerli ve yabancı turistler, masmavi sularda yüzmenin keyfini çıkarıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zJYVcHIEoUmWdtyMS5nfYA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kışın etkili olan kar nedeniyle uzun süre yolu kapalı kalan Nemrut Krater Gölü'nü görmek isteyenler, yolun açılmasıyla bölgeye gelerek eşsiz güzelliği görme imkanı buluyor.
Berrak sularıyla dikkat çeken göl, ünlü tatil bölgesi Maldivler'i anımsatıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eBTMJ0jEQkWh1lX6tHjuAA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ayrıca gölün etrafında doğa yürüyüşleri yaparak bölgenin doğal güzelliklerini keşfetmek de mümkün.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uOk0vYneikuy6NsS2Wy1Sw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Havanın sıcak olmasını fırsat bilen vatandaşlar büyük gölde yüzerek bu anlarını kayıt altına alıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/29IImVNtSk2sKpRUwO2H5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Brugge sakinleri, turist yoğunluğundan şikayetçi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/brugge-sakinleri-turist-yogunlugundan-sikayetci</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/brugge-sakinleri-turist-yogunlugundan-sikayetci</guid>
<description><![CDATA[ Avrupa&#039;nın en turistik kentlerinden, Orta Çağ mimarisi ve su kanallarıyla milyonlarca ziyaretçiyi büyüleyen Belçika kenti Brugge&#039;de halk, turist fazlasından duyduğu rahatsızlık nedeniyle daha dengeli bir turizm politikası talep ediyor.Belçika&#039;nın Batı Flandre bölgesinin başkenti Brugge, Avrupa&#039;nın en gözde turizm merkezlerinden biri olarak yoğun turist çekiyor. Merkezi UNESCO&#039;nun Dünya Mirası Listesi&#039;nde yer alan Brugge, UNESCO tarafından &quot;yüzyıllar boyunca evrim geçirirken tarihi dokusunu koruyan Orta Çağ tarihi yerleşimlerinin olağanüstü bir örneği&quot; olarak tanımlanıyor. Kentin tarihi merkezi olarak bilinen &quot;Grote Markt&quot;, 13&#039;üncü yüzyıldan bu yana süreklilik arz eden bir kentsel yaşamı yansıtıyor.  Gotik mimariyle yapılan binaları, arnavut kaldırımlı sokakları ve su kanallarıyla her yıl milyonlarca turisti ağırlayan Brugge&#039;de halk bu durumdan biraz şikayetçi. Bu nedenle Venedik, Dubrovnik, Amsterdam, Barcelona gibi Avrupa kentlerinden sonra 120 bin nüfuslu Brugge de &quot;turist fazlası&quot; ile mücadele etmeye hazırlanıyor.  Fikir ilk olarak 2019&#039;da Belediye Başkanı Dirk De fauw tarafından dile getirildi. De fauw, önlem alınmazsa kentin &quot;Disneyland&#039;a dönüşeceğini&quot; söyledi.Brugge Belediyesi 2019&#039;dan beri turist sayısını azaltmak, kenti günübirlik geziler yerine birkaç günlük kültür ve gastronomi turlarıyla kaliteli turizmin adresi haline getirmek için çeşitli önlemlere başvuruyor. Son olarak, yaygın kısa süreli konaklama platformu Airbnb&#039;nin mevcut tesislerine yenilerinin eklenmesine izin verilmemesi yönünde karar alındı. Daha öncesinde kent merkezinde yeni otellerin inşası yasaklanmış, kentin limanı Zeebrugge&#039;e yanaşabilecek kruvaziyer gemi sayısı 2&#039;ye düşürülmüş, kentle ilgili tanıtıcı reklamlar geri çekilmişti.  100 KENT SAKİNİ BAŞINA GÜNDE 131 TURİST  Brugge Belediyesinde turizmden sorumlu meclis üyesi Mieke Hoste, AA muhabirine yaptığı açıklamada, tüm dünyadan turist çeken kenti 2023&#039;te 8,3 milyon kişinin ziyaret ettiğini söyledi. Hoste&#039;nin paylaştığı verilere göre, şehirde 100 kent sakini başına günde 131 turist düşüyor.  138 kilometrekarelik kentte turizm faaliyeti 4,4 kilometrekarelik tarihi merkezde ve genellikle 12.00-18.00 saatleri arasında gerçekleşiyor. Kenti 2023&#039;te ocak ayında 588 bin, şubatta 618 bin, martta 651 bin, nisanda 960 bin, mayısta 950 bin, haziranda 797 bin, temmuz ve ağustosta 1 milyon, eylülde 823 bin, ekimde 803 bin, kasımda 645 bin, aralıkta 1,2 milyon civarı turist ziyaret etti. Ziyaretçilerin üçte ikisi günübirlikçilerden oluşuyor.  2016, 2019, 2021 ve 2023 yıllarında kentte turizmle ilgili anketlere göre Brugge sakinleri, giderek daha az oranda hayatlarından memnun olduğunu bildiriyor.  Geçen yıl halkın yüzde 71&#039;i turistler nedeniyle kentin özellikle belli yerlerinde rahat hissetmediklerini, yüzde 59&#039;u turistlerin kentin yaşanabilirliğini azalttığını, yüzde 70&#039;i turizmin kenti daha pahalı hale getirdiğini, yüzde 74&#039;ü turizmin kentte trafik problemlerine yol açtığını, yüzde 68&#039;i turizm nedeniyle başka kente taşınmak istediğini ifade etti.&quot;BU İKİ YÖNLÜ BİR DURUM&quot;  AA muhabirinin görüş aldığı Brugge sakinleri bir yandan turizmin kentin refah seviyesini ve prestijini yükselttiğini kabul etseler de diğer yandan bir denge bulunması gerektiğini ifade ediyor.  Kentin yerlisi Els De Brabander, &quot;Tüm hayatım boyunca burada yaşadım. Brugge&#039;ü gerçekten çok seviyorum. Turizmden biz de faydalanıyoruz ama şehir merkezine gitmiyoruz. Çok fazla turist var. Alışveriş yapmak istediğimizde, 18.00&#039;den sonra yapıyoruz. Otobüsler kalktığında, turistler gittiğinde evlerimizden çıkıyoruz.&quot; dedi.  &quot;Bu iki yönlü bir durum.&quot; diyen De Brabander, turizmin hem avantajı hem dezavantajı olduğunu ve belediyenin alacağı önlemlerle daha dengeli bir politika uygulanması gerektiğini söyledi.  Elsje Hendrycjx de anne ve babasının Brugge&#039;de yaşadığını belirterek, sabah erken saatlerde Arnavut kaldırımlı sokaklardan bavul çekme seslerinin özellikle yaşlı kent sakinlerini rahatsız ettiğini vurguladı. Hendrycjx, &quot;Kendi şehirlerinde alışverişe gitmek için kalabalıklardan geçmek zorundalar. Bu rahatsız edici bir şey.&quot; diye konuştu.  İsmini belirtmek istemeyen birçok Brugge sakini de kentin dar sokaklarında otobüs yoğunluğundan, pahalılıktan, trafikten, esnaf ise kalabalığın çoğunlukla para harcamadan gezen günübirlik turistlerden oluşmasından şikayetçi olduğunu söyledi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lJxade8FOEKkDxwPo0SxrA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Brugge, sakinleri, turist, yoğunluğundan, şikayetçi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lJxade8FOEKkDxwPo0SxrA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Brugge sakinleri, turist yoğunluğundan şikayetçi"><p>Avrupa'nın en turistik kentlerinden, Orta Çağ mimarisi ve su kanallarıyla milyonlarca ziyaretçiyi büyüleyen Belçika kenti Brugge'de halk, turist fazlasından duyduğu rahatsızlık nedeniyle daha dengeli bir turizm politikası talep ediyor.</p>Belçika'nın Batı Flandre bölgesinin başkenti Brugge, Avrupa'nın en gözde turizm merkezlerinden biri olarak yoğun turist çekiyor. Merkezi UNESCO'nun Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Brugge, UNESCO tarafından "yüzyıllar boyunca evrim geçirirken tarihi dokusunu koruyan Orta Çağ tarihi yerleşimlerinin olağanüstü bir örneği" olarak tanımlanıyor. Kentin tarihi merkezi olarak bilinen "Grote Markt", 13'üncü yüzyıldan bu yana süreklilik arz eden bir kentsel yaşamı yansıtıyor.  Gotik mimariyle yapılan binaları, arnavut kaldırımlı sokakları ve su kanallarıyla her yıl milyonlarca turisti ağırlayan Brugge'de halk bu durumdan biraz şikayetçi. Bu nedenle Venedik, Dubrovnik, Amsterdam, Barcelona gibi Avrupa kentlerinden sonra 120 bin nüfuslu Brugge de "turist fazlası" ile mücadele etmeye hazırlanıyor.  Fikir ilk olarak 2019'da Belediye Başkanı Dirk De fauw tarafından dile getirildi. De fauw, önlem alınmazsa kentin "Disneyland'a dönüşeceğini" söyledi.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ou3lnyKjI0irNTdJ8pPA0w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="">Brugge Belediyesi 2019'dan beri turist sayısını azaltmak, kenti günübirlik geziler yerine birkaç günlük kültür ve gastronomi turlarıyla kaliteli turizmin adresi haline getirmek için çeşitli önlemlere başvuruyor. Son olarak, yaygın kısa süreli konaklama platformu Airbnb'nin mevcut tesislerine yenilerinin eklenmesine izin verilmemesi yönünde karar alındı. Daha öncesinde kent merkezinde yeni otellerin inşası yasaklanmış, kentin limanı Zeebrugge'e yanaşabilecek kruvaziyer gemi sayısı 2'ye düşürülmüş, kentle ilgili tanıtıcı reklamlar geri çekilmişti.  <strong>100 KENT SAKİNİ BAŞINA GÜNDE 131 TURİST</strong>  Brugge Belediyesinde turizmden sorumlu meclis üyesi Mieke Hoste, AA muhabirine yaptığı açıklamada, tüm dünyadan turist çeken kenti 2023'te 8,3 milyon kişinin ziyaret ettiğini söyledi. Hoste'nin paylaştığı verilere göre, şehirde 100 kent sakini başına günde 131 turist düşüyor.  138 kilometrekarelik kentte turizm faaliyeti 4,4 kilometrekarelik tarihi merkezde ve genellikle 12.00-18.00 saatleri arasında gerçekleşiyor. Kenti 2023'te ocak ayında 588 bin, şubatta 618 bin, martta 651 bin, nisanda 960 bin, mayısta 950 bin, haziranda 797 bin, temmuz ve ağustosta 1 milyon, eylülde 823 bin, ekimde 803 bin, kasımda 645 bin, aralıkta 1,2 milyon civarı turist ziyaret etti. Ziyaretçilerin üçte ikisi günübirlikçilerden oluşuyor.  2016, 2019, 2021 ve 2023 yıllarında kentte turizmle ilgili anketlere göre Brugge sakinleri, giderek daha az oranda hayatlarından memnun olduğunu bildiriyor.  Geçen yıl halkın yüzde 71'i turistler nedeniyle kentin özellikle belli yerlerinde rahat hissetmediklerini, yüzde 59'u turistlerin kentin yaşanabilirliğini azalttığını, yüzde 70'i turizmin kenti daha pahalı hale getirdiğini, yüzde 74'ü turizmin kentte trafik problemlerine yol açtığını, yüzde 68'i turizm nedeniyle başka kente taşınmak istediğini ifade etti.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KdWkJauDCEShGd7fGmq3ng.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><strong>"BU İKİ YÖNLÜ BİR DURUM"</strong>  AA muhabirinin görüş aldığı Brugge sakinleri bir yandan turizmin kentin refah seviyesini ve prestijini yükselttiğini kabul etseler de diğer yandan bir denge bulunması gerektiğini ifade ediyor.  Kentin yerlisi Els De Brabander, "Tüm hayatım boyunca burada yaşadım. Brugge'ü gerçekten çok seviyorum. Turizmden biz de faydalanıyoruz ama şehir merkezine gitmiyoruz. Çok fazla turist var. Alışveriş yapmak istediğimizde, 18.00'den sonra yapıyoruz. Otobüsler kalktığında, turistler gittiğinde evlerimizden çıkıyoruz." dedi.  "Bu iki yönlü bir durum." diyen De Brabander, turizmin hem avantajı hem dezavantajı olduğunu ve belediyenin alacağı önlemlerle daha dengeli bir politika uygulanması gerektiğini söyledi.  Elsje Hendrycjx de anne ve babasının Brugge'de yaşadığını belirterek, sabah erken saatlerde Arnavut kaldırımlı sokaklardan bavul çekme seslerinin özellikle yaşlı kent sakinlerini rahatsız ettiğini vurguladı. Hendrycjx, "Kendi şehirlerinde alışverişe gitmek için kalabalıklardan geçmek zorundalar. Bu rahatsız edici bir şey." diye konuştu.  İsmini belirtmek istemeyen birçok Brugge sakini de kentin dar sokaklarında otobüs yoğunluğundan, pahalılıktan, trafikten, esnaf ise kalabalığın çoğunlukla para harcamadan gezen günübirlik turistlerden oluşmasından şikayetçi olduğunu söyledi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Van&amp;apos;daki Körzüt Kalesi kalıntısında arkeolojik kazılar devam ediyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/vandaki-koerzut-kalesi-kalintisinda-arkeolojik-kazilar-devam-ediyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/vandaki-koerzut-kalesi-kalintisinda-arkeolojik-kazilar-devam-ediyor</guid>
<description><![CDATA[ Van&#039;ın Muradiye ilçesinde Urartular döneminde yapılan Körzüt Kalesi kalıntısında arkeolojik kazılar sürüyor.Uluşar Mahallesi&#039;ndeki kayalık alana Urartu Kralı Menua tarafından inşa ettirilen kalede, Kültür ve Turizm Bakanlığının izniyle yürütülen kazıların bu yılki çalışmalarına başlandı.Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Sabahattin Erdoğan&#039;ın başkanlığında, antropolog, arkeolog, şehir plancısı, sanat tarihçisi ve restoratörlerden oluşan 15 kişilik ekip tarafından yürütülen kazılar, geçen yıl ortaya çıkarılan tapınak bölümünde yoğunlaştırıldı.Erdoğan, bu yıl &quot;Cumhurbaşkanlığı kazısı&quot; olarak başladıkları kale kalıntısındaki çalışmalarda, şimdiye kadar birçok buluntunun gün yüzüne çıktığını söyledi.Geçen yıl, Urartu Kralı Menua için yaptırılan tapınağa ulaştıklarını hatırlatan Erdoğan, &quot;Tapınağın etrafında tapınak ekonomisiyle ilişkili hediyelerin ya da tapınakla ilişkili eşyaların konulduğu depo odaları olmasını bekliyoruz. Urartularda özgün maden işçiliğine dair önemli buluntulara denk gelmeyi düşünüyoruz. Bunların özellikle kalkan ve mızrak olmasını bekliyoruz. Bunlar, savaş tanrısı Haldi&#039;ye ithaf edilen silahlar. Kazılarda ortaya çıkacak odalarda bu türden bulgulara rastlamayı düşünüyoruz&quot; dedi.Kalenin dış surlarında kullanılan taşların büyüklüğüne değinen Erdoğan, şunları kaydetti:  &quot;Tapınağın dışında özgün değer olarak karşımıza sur duvarları çıkıyor. Bu şekilde ayakta duran bir kale yok. Yani Urartu taş işçiliğinin en önemli özelliklerini burada görüyoruz. Devasa taşlarla sur duvarları mevcut. Bu sur duvarları Urartu kalelerinde farklılığıyla ön plana çıkıyor. Özgün olarak karşımıza çıkmakta.&quot;Çalışmaları inceleyen Van YYÜ Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli ise &quot;Geçtiğimiz yıl tapınak alanında üzerinde çivi yazılarının olduğu kitabeler bulunmuştu. Bilim ve arkeoloji dünyasında oldukça ses getirmişti. Bu yıl da hocalarımız tapınak alanını ve depolara açılan kapıları kazmaya başlayacak. Burada bronz kalkanların çıkmasını bekliyoruz. Dünyanın en büyük Urartu müzesi konumundaki Van Müzesi&#039;nin zenginleşmesi için bölgemizde kazıların yaygınlaştırılması önemli&quot; diye konuştu.Muradiye Kaymakamı Melih Aydoğan da 2 yıldır sürdürülen kazılarda önemli bulgulara rastlandığını belirterek, &quot;Kalenin Urartu dönemine ait birçok eseri barındırdığını düşünüyoruz. Kazı ekibimiz her yıl olduğu gibi bu yıl da kazı çalışmalarına başladı. Bölgenin kadim tarihine ışık tutması açısından önemli bir kazı&quot; ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hOgGCECcxEmeY9LngF3i5g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Vandaki, Körzüt, Kalesi, kalıntısında, arkeolojik, kazılar, devam, ediyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hOgGCECcxEmeY9LngF3i5g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Van'daki Körzüt Kalesi kalıntısında arkeolojik kazılar devam ediyor"><p>Van'ın Muradiye ilçesinde Urartular döneminde yapılan Körzüt Kalesi kalıntısında arkeolojik kazılar sürüyor.</p><p>Uluşar Mahallesi'ndeki kayalık alana Urartu Kralı Menua tarafından inşa ettirilen kalede, Kültür ve Turizm Bakanlığının izniyle yürütülen kazıların bu yılki çalışmalarına başlandı.</p><p>Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Sabahattin Erdoğan'ın başkanlığında, antropolog, arkeolog, şehir plancısı, sanat tarihçisi ve restoratörlerden oluşan 15 kişilik ekip tarafından yürütülen kazılar, geçen yıl ortaya çıkarılan tapınak bölümünde yoğunlaştırıldı.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5dojduCzJUC7ZHDYbMmYhg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><p>Erdoğan, bu yıl "Cumhurbaşkanlığı kazısı" olarak başladıkları kale kalıntısındaki çalışmalarda, şimdiye kadar birçok buluntunun gün yüzüne çıktığını söyledi.</p><p>Geçen yıl, Urartu Kralı Menua için yaptırılan tapınağa ulaştıklarını hatırlatan Erdoğan, "Tapınağın etrafında tapınak ekonomisiyle ilişkili hediyelerin ya da tapınakla ilişkili eşyaların konulduğu depo odaları olmasını bekliyoruz. Urartularda özgün maden işçiliğine dair önemli buluntulara denk gelmeyi düşünüyoruz. Bunların özellikle kalkan ve mızrak olmasını bekliyoruz. Bunlar, savaş tanrısı Haldi'ye ithaf edilen silahlar. Kazılarda ortaya çıkacak odalarda bu türden bulgulara rastlamayı düşünüyoruz" dedi.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Vbo9JyklCkqViCWvHBl4lA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="">Kalenin dış surlarında kullanılan taşların büyüklüğüne değinen Erdoğan, şunları kaydetti:  "Tapınağın dışında özgün değer olarak karşımıza sur duvarları çıkıyor. Bu şekilde ayakta duran bir kale yok. Yani Urartu taş işçiliğinin en önemli özelliklerini burada görüyoruz. Devasa taşlarla sur duvarları mevcut. Bu sur duvarları Urartu kalelerinde farklılığıyla ön plana çıkıyor. Özgün olarak karşımıza çıkmakta."<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/26I1L2UxH0KoQ9rv-Xanvg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><p>Çalışmaları inceleyen Van YYÜ Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli ise "Geçtiğimiz yıl tapınak alanında üzerinde çivi yazılarının olduğu kitabeler bulunmuştu. Bilim ve arkeoloji dünyasında oldukça ses getirmişti. Bu yıl da hocalarımız tapınak alanını ve depolara açılan kapıları kazmaya başlayacak. Burada bronz kalkanların çıkmasını bekliyoruz. Dünyanın en büyük Urartu müzesi konumundaki Van Müzesi'nin zenginleşmesi için bölgemizde kazıların yaygınlaştırılması önemli" diye konuştu.</p><p>Muradiye Kaymakamı Melih Aydoğan da 2 yıldır sürdürülen kazılarda önemli bulgulara rastlandığını belirterek, "Kalenin Urartu dönemine ait birçok eseri barındırdığını düşünüyoruz. Kazı ekibimiz her yıl olduğu gibi bu yıl da kazı çalışmalarına başladı. Bölgenin kadim tarihine ışık tutması açısından önemli bir kazı" ifadelerini kullandı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>The Times seçti: En iyi plaj tatili listesinde Fethiye 3. sırada</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/the-times-secti-en-iyi-plaj-tatili-listesinde-fethiye-3-sirada</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/the-times-secti-en-iyi-plaj-tatili-listesinde-fethiye-3-sirada</guid>
<description><![CDATA[ Muğla&#039;nın Fethiye ilçesi, İngiliz The Times gazetesi tarafından ekimde plaj tatili için dünyanın en iyi destinasyonları arasında üçüncü sırada gösterildi.Fethiye Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, &quot;Best places for a beach holiday in october&quot; başlığıyla &quot;Ekim ayında plaj tatili için en iyi yerler&quot; listesini açıklayan gazete, Türkiye&#039;den sadece Fethiye&#039;yi seçti.Ekim tatili için 11 ülkenin tatil merkezlerini tavsiye eden The Times&#039;ın Fethiye ile ilgili bölümünde şu ifadeler yer aldı:  &quot;İngiltere&#039;den Dalaman havaalanına direkt uçuşlar sayesinde kolayca ulaşılabilen Fethiye, Türk Rivierası&#039;nın ana merkezlerinden biri ve aileler için kusursuz bir seçenektir. Bölgenin çam ormanlarıyla kaplı dağlarını bisiklet sürerek keşfetmek, muhteşem Ölüdeniz plajının ve Mavi Lagün&#039;ün geniş kumlu alanında uzanmak ve geleneksel bir gulet tekne gezisiyle Kelebekler Vadisi&#039;ni keşfetmek için bir üs olarak kullanın. Ayrıca antik kaya mezarlarıyla dolu Likya Yolu&#039;nun bazı kısımlarında yürüyüş yapabilirsiniz.&quot;Avustralya&#039;dan &quot;Exmouth&quot; plajı ilk sırada yer aldı. Listede sırasıyla İbiza, Fethiye, Malta, Zanzibar yer alıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Y9D4f6x5OE2pdtMDxq1ogA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>The, Times, seçti:, iyi, plaj, tatili, listesinde, Fethiye, sırada</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Y9D4f6x5OE2pdtMDxq1ogA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="The Times seçti: En iyi plaj tatili listesinde Fethiye 3. sırada"><p>Muğla'nın Fethiye ilçesi, İngiliz The Times gazetesi tarafından ekimde plaj tatili için dünyanın en iyi destinasyonları arasında üçüncü sırada gösterildi.</p><p>Fethiye Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, "Best places for a beach holiday in october" başlığıyla "Ekim ayında plaj tatili için en iyi yerler" listesini açıklayan gazete, Türkiye'den sadece Fethiye'yi seçti.</p><p>Ekim tatili için 11 ülkenin tatil merkezlerini tavsiye eden The Times'ın Fethiye ile ilgili bölümünde şu ifadeler yer aldı:  "İngiltere'den Dalaman havaalanına direkt uçuşlar sayesinde kolayca ulaşılabilen Fethiye, Türk Rivierası'nın ana merkezlerinden biri ve aileler için kusursuz bir seçenektir. Bölgenin çam ormanlarıyla kaplı dağlarını bisiklet sürerek keşfetmek, muhteşem Ölüdeniz plajının ve Mavi Lagün'ün geniş kumlu alanında uzanmak ve geleneksel bir gulet tekne gezisiyle Kelebekler Vadisi'ni keşfetmek için bir üs olarak kullanın. Ayrıca antik kaya mezarlarıyla dolu Likya Yolu'nun bazı kısımlarında yürüyüş yapabilirsiniz."</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7qFwbYebok-IiyGjkNnbWQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><p>Avustralya'dan "Exmouth" plajı ilk sırada yer aldı. Listede sırasıyla İbiza, Fethiye, Malta, Zanzibar yer alıyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Domuztepe&amp;apos;de 7 bin 450 yıllık 3 silo ve damga mühürler bulundu</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/domuztepede-7-bin-450-yillik-3-silo-ve-damga-muhurler-bulundu</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/domuztepede-7-bin-450-yillik-3-silo-ve-damga-muhurler-bulundu</guid>
<description><![CDATA[ Kahramanmaraş&#039;ın Türkoğlu ilçesindeki Domuztepe Höyüğü&#039;nde yürütülen kazı çalışmalarında, 7 bin 450 yıl öncesine ait olduğu tahmin edilen 3 metre çapında tek sıra taş temelli üç silo kalıntısı ile damga mühürler bulundu.Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinasyonunda Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Halil Tekin ve ekibi tarafından Kelibişler Mahallesi kırsalındaki höyükte yürütülen kazı çalışmalarının bu yılki kısmı tamamlandı.Tekin, AA muhabirine, höyükte başlatılan kazı çalışmalarının yaklaşık 30 yıldır devam ettiğini söyledi.Göbeklitepe ile Sümerlileri bağlayan ara halka olduğu düşüncesiyle yürütülen kazıda milattan önce 5450 yıllarına ait (yaklaşık 7 bin 450 yıl öncesi) tabakada 3 metre çapında üç silo kalıntısına ulaştıklarını anlatan Tekin, şöyle konuştu:
&quot;2023 yılından bu yana burada yürüttüğümüz kazılarda çok ilginç ve bir o kadar da önemli bulgularla karşılaştık. Bunlardan da en önemlisi hemen arkamızda görmüş olduğunuz çok sayıdaki silo, en az üçünün varlığından haberdarız. Bunlar yaklaşık 3 metre çapında tek sıra taş temelli ama bunların üst kısımlarının ahşap, saz ve dallarla kaplı olduğunu düşünüyoruz. Tabii bu neden önemli? Elimizdeki diğer bulgular ki, bunların arasında iklimsel değişimlerle ilgili bulgularımız var. Meteorolojik bulgularda, çok ciddi bir kuraklık olmuş. Ne zaman? Milattan önce 5450 yılında çok net. Elimizdeki veriler çok net gösteriyor. Dolayısıyla şiddetli bir kuraklık var, ısı yükselmiş, yağış seviyesi düşmüş ve bu insanlar ciddi bir biriktirme ihtiyacı hissetmiş. Öylesine bir biriktirme var ki devasa silolar çıkıyor.&quot;Kendilerinden önceki heyetin yine aynı bölgenin 20 metre doğusunda 4 büyük silo bulduğunu hatırlatan Tekin, kazılar sürdükçe höyüğün birçok yerinde devasa silolarla karşılaşmanın normal olduğunu belirtti.Tekin, dönemin sosyal hayatını yansıtan önemli bulgulara ulaşıldığına işaret ederek, şu bilgileri verdi:
&quot;Siloların yanında sayma amaçlı, &#039;sayaç&#039; diye Türkçeleştirdiğim, İngilizce&#039;de &#039;token&#039;, Fransızca&#039;da &#039;jeton&#039; denen nesneler var. Çoğunlukla taş veya pişmiş topraktan yapılmış kapların yuvarlatılmasıyla elde edilen bazen üçgen veya silindir nesnelerle bir bakıma kayıt tutuluyor. Yani yazının üç boyutlu halini görüyoruz. Bu silolarla bağlantılı çanak çömleğe de baktığımızda erken Sümer olarak tanımladığımız ve bambaşka bir çanak çömlekle karşı karşıyayız. Aşağıda Halaf&#039;ın çok zengin figüratif, öykücü anlatımını içeren seramik değişmiş, onun yerine erken Sümer&#039;in seramiği geliyor. Yani burada aslında erken Sümer&#039;in en erken evresini buluyoruz.&quot;Tekin, alanda yapılan kemik ve botanik analizlerde siloların organik malzeme biriktirmede kullanıldığını tespit ettiklerini söyledi.
Domuztepe Höyüğü heyeti olarak &quot;Göbeklitepe ve çağdaşlarından sonra ne oldu?&quot; sorusunun cevabı için çalışmalara başladıklarını dile getiren Tekin, &quot;O muazzam anıtsal yapılar, onları yaratan topluluklar nereye gittiler ve nasıl bir yaşama döndüler? Domuztepe o anahtarı çözecek olan, o potansiyele sahip yerlerden biri ama daha da önemlisi, &#039;Domuztepe&#039;den sonra ne oldu?&#039; sorusunu da biz burada bulduk. O da Sümer. İşte Domuztepe, Göbeklitepe ile Sümer&#039;i birbirine bağlayan halka. Çok önemli bir halka olarak, bir potansiyel olarak önümüzdeki onlarca yıl sürecek olan kazılarla her yıl yeni, güçlü kanıtlar sunarak kamuoyuyla bunları paylaşıyoruz.&quot; ifadelerini kullandı.Arkeolojik kazı çalışmalarında damga mühürler de bulduklarına işaret eden Tekin, bu mühürlerin o dönemin sanat anlayışı ve sembolizmi hakkında ipuçları verdiğini aktardı.Tekin, eski dönemde mührün, ticari malzemelerin mülkiyetini veya güvenliğini sağlamak için kullanıldığını, aynı zamanda üzerindeki geometrik desenlerin o dönemin sanat anlayışı ve sembolizmi hakkında ipuçları verdiğini belirtti.-Mühürlerde geometrik desenler kullanıldığına dikkati çeken Tekin, şunları kaydetti:
&quot;O dönemin mühür anlayışıyla ya da bizim mühür diye adlandırdığımız nesnelerle günümüzünki arasında fark olduğunu düşünüyorum. Her ne kadar mühür mülkiyeti gösteriyor olsa da mülkiyetten ziyade başka bir anlamı olduğunu düşünüyorum. En büyük özelliği üzerinde figüran yani insan, hayvan veya bitki şeklinde görüntüler görmüyoruz. Tamamen bir geometrik anlatım biçimi var. Biz arkeolojide geometrik anlatımı bireysel değil toplumsal ifade olarak algılarız. Bireysel olunca figüratif olur. Demek ki henüz daha tam bireysellikten ziyade toplumsallık yani topluluk halinde ve topluluğun mülkiyeti, eğer mülkiyetse bu, bunu görüyoruz.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vuOySpprXUCD4DElBx9Z-Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Domuztepede, bin, 450, yıllık, silo, damga, mühürler, bulundu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vuOySpprXUCD4DElBx9Z-Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Domuztepe'de 7 bin 450 yıllık 3 silo ve damga mühürler bulundu"><p>Kahramanmaraş'ın Türkoğlu ilçesindeki Domuztepe Höyüğü'nde yürütülen kazı çalışmalarında, 7 bin 450 yıl öncesine ait olduğu tahmin edilen 3 metre çapında tek sıra taş temelli üç silo kalıntısı ile damga mühürler bulundu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sbA9SVNfKEulZE5RgKdf7Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinasyonunda Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Halil Tekin ve ekibi tarafından Kelibişler Mahallesi kırsalındaki höyükte yürütülen kazı çalışmalarının bu yılki kısmı tamamlandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eljAgXBRNkmlAHsg_yjv4Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tekin, AA muhabirine, höyükte başlatılan kazı çalışmalarının yaklaşık 30 yıldır devam ettiğini söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w9qhe-9hBkyA42yv_SPQzQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Göbeklitepe ile Sümerlileri bağlayan ara halka olduğu düşüncesiyle yürütülen kazıda milattan önce 5450 yıllarına ait (yaklaşık 7 bin 450 yıl öncesi) tabakada 3 metre çapında üç silo kalıntısına ulaştıklarını anlatan Tekin, şöyle konuştu:
"2023 yılından bu yana burada yürüttüğümüz kazılarda çok ilginç ve bir o kadar da önemli bulgularla karşılaştık. Bunlardan da en önemlisi hemen arkamızda görmüş olduğunuz çok sayıdaki silo, en az üçünün varlığından haberdarız. Bunlar yaklaşık 3 metre çapında tek sıra taş temelli ama bunların üst kısımlarının ahşap, saz ve dallarla kaplı olduğunu düşünüyoruz. Tabii bu neden önemli? Elimizdeki diğer bulgular ki, bunların arasında iklimsel değişimlerle ilgili bulgularımız var. Meteorolojik bulgularda, çok ciddi bir kuraklık olmuş. Ne zaman? Milattan önce 5450 yılında çok net. Elimizdeki veriler çok net gösteriyor. Dolayısıyla şiddetli bir kuraklık var, ısı yükselmiş, yağış seviyesi düşmüş ve bu insanlar ciddi bir biriktirme ihtiyacı hissetmiş. Öylesine bir biriktirme var ki devasa silolar çıkıyor."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2rwiABcbY0m0zEmh6XIB2w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kendilerinden önceki heyetin yine aynı bölgenin 20 metre doğusunda 4 büyük silo bulduğunu hatırlatan Tekin, kazılar sürdükçe höyüğün birçok yerinde devasa silolarla karşılaşmanın normal olduğunu belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QxuE6x-oI0u4K-Bxxsa9ag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tekin, dönemin sosyal hayatını yansıtan önemli bulgulara ulaşıldığına işaret ederek, şu bilgileri verdi:
"Siloların yanında sayma amaçlı, 'sayaç' diye Türkçeleştirdiğim, İngilizce'de 'token', Fransızca'da 'jeton' denen nesneler var. Çoğunlukla taş veya pişmiş topraktan yapılmış kapların yuvarlatılmasıyla elde edilen bazen üçgen veya silindir nesnelerle bir bakıma kayıt tutuluyor. Yani yazının üç boyutlu halini görüyoruz. Bu silolarla bağlantılı çanak çömleğe de baktığımızda erken Sümer olarak tanımladığımız ve bambaşka bir çanak çömlekle karşı karşıyayız. Aşağıda Halaf'ın çok zengin figüratif, öykücü anlatımını içeren seramik değişmiş, onun yerine erken Sümer'in seramiği geliyor. Yani burada aslında erken Sümer'in en erken evresini buluyoruz."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6ARLd4x1eEidNNqzFIWv_A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tekin, alanda yapılan kemik ve botanik analizlerde siloların organik malzeme biriktirmede kullanıldığını tespit ettiklerini söyledi.
Domuztepe Höyüğü heyeti olarak "Göbeklitepe ve çağdaşlarından sonra ne oldu?" sorusunun cevabı için çalışmalara başladıklarını dile getiren Tekin, "O muazzam anıtsal yapılar, onları yaratan topluluklar nereye gittiler ve nasıl bir yaşama döndüler? Domuztepe o anahtarı çözecek olan, o potansiyele sahip yerlerden biri ama daha da önemlisi, 'Domuztepe'den sonra ne oldu?' sorusunu da biz burada bulduk. O da Sümer. İşte Domuztepe, Göbeklitepe ile Sümer'i birbirine bağlayan halka. Çok önemli bir halka olarak, bir potansiyel olarak önümüzdeki onlarca yıl sürecek olan kazılarla her yıl yeni, güçlü kanıtlar sunarak kamuoyuyla bunları paylaşıyoruz." ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7SsDb3xmxU6PLoRS6dWmfA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Arkeolojik kazı çalışmalarında damga mühürler de bulduklarına işaret eden Tekin, bu mühürlerin o dönemin sanat anlayışı ve sembolizmi hakkında ipuçları verdiğini aktardı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hjBawSfukUarcMr5fvM1LQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tekin, eski dönemde mührün, ticari malzemelerin mülkiyetini veya güvenliğini sağlamak için kullanıldığını, aynı zamanda üzerindeki geometrik desenlerin o dönemin sanat anlayışı ve sembolizmi hakkında ipuçları verdiğini belirtti.-</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vVBTsmIAxk2tVCYMFizKJg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mühürlerde geometrik desenler kullanıldığına dikkati çeken Tekin, şunları kaydetti:
"O dönemin mühür anlayışıyla ya da bizim mühür diye adlandırdığımız nesnelerle günümüzünki arasında fark olduğunu düşünüyorum. Her ne kadar mühür mülkiyeti gösteriyor olsa da mülkiyetten ziyade başka bir anlamı olduğunu düşünüyorum. En büyük özelliği üzerinde figüran yani insan, hayvan veya bitki şeklinde görüntüler görmüyoruz. Tamamen bir geometrik anlatım biçimi var. Biz arkeolojide geometrik anlatımı bireysel değil toplumsal ifade olarak algılarız. Bireysel olunca figüratif olur. Demek ki henüz daha tam bireysellikten ziyade toplumsallık yani topluluk halinde ve topluluğun mülkiyeti, eğer mülkiyetse bu, bunu görüyoruz."</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ani Ören Yeri&amp;apos;ndeki Abughamrents Kilisesi&amp;apos;nin duvarlarında kirlilik oluşturan yazılar siliniyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/ani-oren-yerindeki-abughamrents-kilisesinin-duvarlarinda-kirlilik-olusturan-yazilar-siliniyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/ani-oren-yerindeki-abughamrents-kilisesinin-duvarlarinda-kirlilik-olusturan-yazilar-siliniyor</guid>
<description><![CDATA[ Kars&#039;ta, UNESCO Dünya Miras Listesi&#039;ndeki Ani Ören Yeri&#039;nde bulunan ve bilinçsiz kişilerin duvarlarına yazarak zarar verdiği Abughamrents Kilisesi&#039;nde temizlik çalışması başlatıldı.Arpaçay&#039;ın geçtiği vadide yer alan ve 884-1045 yılları arasında Bagratlılar, 1045-1064 yılları arasında Bizanslıların yönettiği Ani, 16 Ağustos 1064&#039;te Selçuklu Sultanı Alparslan tarafından fethedildi.  Yaklaşık 100 hektarlık alana sahip, tarih boyunca Bagratlı Hanedanlığı, Bizans, Büyük Selçuklu, Gürcü Krallığı, Moğollar, İlhanlılar, Karakoyunlular, Akkoyunlular ve Osmanlı Devleti&#039;nin hüküm sürdüğü Ani Ören Yeri&#039;nde geçmişte Hristiyan ve Müslümanlar yan yana yaşadı.UNESCO tarafından Dünya Miras Listesi&#039;ne 2016&#039;da dahil edilen Ani Ören Yeri, 11. ve 12. yüzyıla ait Türk-İslam mimarisi eserlerini de bünyesinde barındırıyor.  Ani&#039;deki anıtsal yapılardan biri olan Abughamrents Kilisesi&#039;nin duvarlarına bilinçsiz kişilerce yazılan ve görüntü kirliliği oluşturan yazıların silinmesi için çalışma başlatıldı.Kilisenin içerisinde yer alan yazıları titizlikle silen restoratörler, vatandaşlardan eserlere daha duyarlı ve hassas davranmasını istedi.  Kafkas Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Ani Ören Yeri Kazı Başkanı Doç. Dr. Muhammet Arslan, 2024 kazı sezonunun Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ile Kafkas Üniversitesi işbirliğinde 8 noktada devam ettiğini söyledi.  Kazı çalışmalarının yanı sıra anıtsal yapılarda koruma ve çevre düzenlemesi çalışmaları da yaptıklarını anlatan Arslan, &quot;Bagratlılar döneminde inşa edilmiş Abughamrents Kilisesi iç mekanındaki maalesef bilinçsiz ziyaretçiler tarafından duvarlara yazılan, çizilen özgün olmayan yazıları da temizlemeyi programımıza dahil etmiş olduk&quot; dedi.&quot;BU MİRASI KORUMALIYIZ&quot;Kilisenin 10. yüzyılın sonlarına doğru yapıldığını ifade eden Arslan, &quot;Kilise, dıştan onikigen gövdeli, içten ise 4 yapraklı yonca planında tasarlanmış bir yapı ama maalesef dünyadaki en büyük hastalıklardan biri olan kültür varlıklarını yazıp çizme ve onları karalama çalışmalarından bu yapımız da nasibini almış. Bizler de kazı ekibi olarak, kilisenin iç mekanında özellikle duvarlara yazılan yazıları hem de sembolleri, çizgileri restoratör ekiplerimizle beraber bunları temizliyoruz&quot; dedi. Herkesin kültür varlıklarına sahip çıkması gerektiğini vurgulayan Arslan, &quot;Kültür varlıklarımız önemli, her şeyden önce bütün insanlığın, dünya mirası ve özelde de ülkemiz açısından bu mirası korumak zorunluluğu hepimizde olmalı&quot; ifadelerini kullandı.  Arslan, özellikle yetişkinler başta olmak üzere kültür varlıklarına hassasiyet gösterilmesi gerektiğini, çocuklara da bunun aşılanması gerektiğini anlattı.&quot;HERKESİ DUYARLI OLMAYA DAVET EDİYORUZ&quot;Kültürel miras konusunda gençlere ve öğrencilere ülkedeki kültür varlıklarının korunmasına yönelik bilinçlendirme faaliyeti yapılması gerektiğini dile getiren Arslan, şunları kaydetti:  &quot;Maalesef sadece bizde değil dünyada da böyle bir hastalık var. Bu eserlerin bizlerin burada yaşadığının en büyük kanıtı olduğunun farkında değiliz. Tüm insanların özellikle Ani&#039;deki eserleri, kültür varlıkları bilinciyle korumalarını istiyoruz ve zarar vermemeleri konusunda uyaralım. Ani hepimizin, hangi medeniyete ait olursa olsun burası hepimizin sorumluluğunda bir yer, herkesi duyarlı olmaya davet ediyoruz.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pQ_Se70MOkK4uxO8RKqUjw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Ani, Ören, Yerindeki, Abughamrents, Kilisesinin, duvarlarında, kirlilik, oluşturan, yazılar, siliniyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pQ_Se70MOkK4uxO8RKqUjw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Ani Ören Yeri'ndeki Abughamrents Kilisesi'nin duvarlarında kirlilik oluşturan yazılar siliniyor"><p>Kars'ta, UNESCO Dünya Miras Listesi'ndeki Ani Ören Yeri'nde bulunan ve bilinçsiz kişilerin duvarlarına yazarak zarar verdiği Abughamrents Kilisesi'nde temizlik çalışması başlatıldı.</p><p>Arpaçay'ın geçtiği vadide yer alan ve 884-1045 yılları arasında Bagratlılar, 1045-1064 yılları arasında Bizanslıların yönettiği Ani, 16 Ağustos 1064'te Selçuklu Sultanı Alparslan tarafından fethedildi.  Yaklaşık 100 hektarlık alana sahip, tarih boyunca Bagratlı Hanedanlığı, Bizans, Büyük Selçuklu, Gürcü Krallığı, Moğollar, İlhanlılar, Karakoyunlular, Akkoyunlular ve Osmanlı Devleti'nin hüküm sürdüğü Ani Ören Yeri'nde geçmişte Hristiyan ve Müslümanlar yan yana yaşadı.</p><p>UNESCO tarafından Dünya Miras Listesi'ne 2016'da dahil edilen <strong>Ani Ören Yeri</strong>, 11. ve 12. yüzyıla ait Türk-İslam mimarisi eserlerini de bünyesinde barındırıyor.  Ani'deki anıtsal yapılardan biri olan <strong>Abughamrents Kilisesi</strong>'nin duvarlarına bilinçsiz kişilerce yazılan ve görüntü kirliliği oluşturan yazıların silinmesi için çalışma başlatıldı.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HhCnsH1ggkGPitAXjuDOZg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="">Kilisenin içerisinde yer alan yazıları titizlikle silen restoratörler, vatandaşlardan eserlere daha duyarlı ve hassas davranmasını istedi.  Kafkas Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Ani Ören Yeri Kazı Başkanı Doç. Dr. Muhammet Arslan, 2024 kazı sezonunun Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ile Kafkas Üniversitesi işbirliğinde 8 noktada devam ettiğini söyledi.  Kazı çalışmalarının yanı sıra anıtsal yapılarda koruma ve çevre düzenlemesi çalışmaları da yaptıklarını anlatan Arslan, "Bagratlılar döneminde inşa edilmiş Abughamrents Kilisesi iç mekanındaki maalesef bilinçsiz ziyaretçiler tarafından duvarlara yazılan, çizilen özgün olmayan yazıları da temizlemeyi programımıza dahil etmiş olduk" dedi.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZJHuZBBQZEykfvY5uDRRnw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><p><strong>"BU MİRASI KORUMALIYIZ"</strong></p><p>Kilisenin 10. yüzyılın sonlarına doğru yapıldığını ifade eden Arslan, "Kilise, dıştan onikigen gövdeli, içten ise 4 yapraklı yonca planında tasarlanmış bir yapı ama maalesef dünyadaki en büyük hastalıklardan biri olan kültür varlıklarını yazıp çizme ve onları karalama çalışmalarından bu yapımız da nasibini almış. Bizler de kazı ekibi olarak, kilisenin iç mekanında özellikle duvarlara yazılan yazıları hem de sembolleri, çizgileri restoratör ekiplerimizle beraber bunları temizliyoruz" dedi. </p><p>Herkesin kültür varlıklarına sahip çıkması gerektiğini vurgulayan Arslan, "Kültür varlıklarımız önemli, her şeyden önce bütün insanlığın, dünya mirası ve özelde de ülkemiz açısından bu mirası korumak zorunluluğu hepimizde olmalı" ifadelerini kullandı.  Arslan, özellikle yetişkinler başta olmak üzere kültür varlıklarına hassasiyet gösterilmesi gerektiğini, çocuklara da bunun aşılanması gerektiğini anlattı.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LUb_fyUcf0SBBRUUTod7Mg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><p><strong>"HERKESİ DUYARLI OLMAYA DAVET EDİYORUZ"</strong></p><p>Kültürel miras konusunda gençlere ve öğrencilere ülkedeki kültür varlıklarının korunmasına yönelik bilinçlendirme faaliyeti yapılması gerektiğini dile getiren Arslan, şunları kaydetti:  "Maalesef sadece bizde değil dünyada da böyle bir hastalık var. Bu eserlerin bizlerin burada yaşadığının en büyük kanıtı olduğunun farkında değiliz. Tüm insanların özellikle Ani'deki eserleri, kültür varlıkları bilinciyle korumalarını istiyoruz ve zarar vermemeleri konusunda uyaralım. Ani hepimizin, hangi medeniyete ait olursa olsun burası hepimizin sorumluluğunda bir yer, herkesi duyarlı olmaya davet ediyoruz."</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Iğdır&amp;apos;daki Tuz Dağı&amp;apos;nda düzenlenen festivale yaklaşık 25 bin ziyaretçi katıldı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/igdirdaki-tuz-daginda-duzenlenen-festivale-yaklasik-25-bin-ziyaretci-katildi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/igdirdaki-tuz-daginda-duzenlenen-festivale-yaklasik-25-bin-ziyaretci-katildi</guid>
<description><![CDATA[ Doğu Anadolu&#039;nun en büyük tuz rezervlerinden olan Iğdır&#039;daki &quot;Tuz Dağı&quot;nda, yerin 80 metre altında mağarada gerçekleştirilen Tuzluca Fest&#039;i 25 bin kişi ziyaret etti.Iğdır Valiliği ve Tuzluca Kaymakamlığınca, Tuzluca ilçesindeki Tuz Dağı’nın içinde yer alan mağaralarda 11-15 Eylül&#039;de düzenlenen &quot;Tuzluca Fest&quot; Kitap, Kültür ve Çocuk Festivali tamamlandı.  Geçmişten bugüne yapılan tuz madeni çıkarma çalışmaları sonucu oluşan mağaralarda yapılan etkinliğe, bazı yazar ve sanatçıların yanı sıra çok sayıda vatandaş katıldı.Sanattan kitap fuarına, çocuk karnavalından tiyatroya kadar yerin 80 metre altında düzenlenen etkinliğe 5 günde yaklaşık 25 bin kişi katıldı.  Bölgenin tanıtımı, Tuz Mağaraları&#039;nın ziyaretçi çekmesi ve yöre halkının sosyal etkinlikle buluşması amacıyla düzenlenen etkinliğin geleneksel hale getirilmesi hedefleniyor.Tuzluca Kaymakamı Abdullatif Yılmaz, festivalin tüm etkinliklerinin dolu bir şekilde geçtiğini söyledi.  Tuz Mağaralarının, Evliya Çelebi&#039;nin Seyahatnamesi&#039;nde geçen önemli bir yer olduğunu aktaran Yılmaz, &quot;Tüm sanatçılarımız, yazarlarımız, oyun gruplarımız vatandaşlarımızla etkinlikler gerçekleştirdi. Gördüğümüz kadarıyla Ağrı, Kars ve çevre illerden çok yoğun bir katılım oldu&quot; dedi.Yaşanan yoğun katılımın sevindirici olduğunu belirten Yılmaz, &quot;Bu da aslında festivalin ne kadar güzel geçtiğinin bir göstergesi. 5 gün süren festivalimize yaklaşık 25 bin kişinin katıldığını düşünüyoruz. Bu katılımın bölgeye kesinlikle faydası olacak. Tuzluca&#039;yı daha önce duymayan, Iğdır&#039;ı az bilgisi olan insanların çoğuna bu festivalle duyurmuş olduk. İnşallah bu şifalı kaya tuzu mağaramızı festivalin devamı geldiğinde çok daha fazla duyuracağımızı düşünüyorum&quot; diye konuştu.Katılımcıların da festivali çok beğendiklerini ve güzel etkiler bıraktığını dile getiren Yılmaz, şunları kaydetti:  &quot;Özellikle yazarlarımız hayatlarında ilk defa bir mağarada söyleşi yaptıklarını ve çok etkilendiklerini söyledi. Allah izin verirse önümüzdeki sene daha fazla heyecan, daha fazla etkinliklerle daha iyi hale getirerek ikincisini de yapmayı planlıyoruz. Bildiğim kadarıyla Türkiye’de hiçbir şekilde bir festival mağarada gerçekleştirilmemişti, biz aslında bu festivalle iki şeye imza attık. Birincisi Türkiye&#039;de bir mağara festivali yapılabileceğine şahit olduk ve buna imza attık. İkincisi de bir mağara festivalinin ne kadar güzel geçebileceğini göstermiş olduk.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BxKJcnlY2Uu_VShoDSSvxg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Iğdırdaki, Tuz, Dağında, düzenlenen, festivale, yaklaşık, bin, ziyaretçi, katıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BxKJcnlY2Uu_VShoDSSvxg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Iğdır'daki Tuz Dağı'nda düzenlenen festivale yaklaşık 25 bin ziyaretçi katıldı"><p>Doğu Anadolu'nun en büyük tuz rezervlerinden olan Iğdır'daki "Tuz Dağı"nda, yerin 80 metre altında mağarada gerçekleştirilen Tuzluca Fest'i 25 bin kişi ziyaret etti.</p>Iğdır Valiliği ve Tuzluca Kaymakamlığınca, Tuzluca ilçesindeki Tuz Dağı’nın içinde yer alan mağaralarda 11-15 Eylül'de düzenlenen "Tuzluca Fest" Kitap, Kültür ve Çocuk Festivali tamamlandı.  Geçmişten bugüne yapılan tuz madeni çıkarma çalışmaları sonucu oluşan mağaralarda yapılan etkinliğe, bazı yazar ve sanatçıların yanı sıra çok sayıda vatandaş katıldı.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/309HAVN1Z0G1KUOtUpMtPg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="">Sanattan kitap fuarına, çocuk karnavalından tiyatroya kadar yerin 80 metre altında düzenlenen etkinliğe 5 günde yaklaşık 25 bin kişi katıldı.  Bölgenin tanıtımı, Tuz Mağaraları'nın ziyaretçi çekmesi ve yöre halkının sosyal etkinlikle buluşması amacıyla düzenlenen etkinliğin geleneksel hale getirilmesi hedefleniyor.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XXSp3s3OJkeMM_wZwc67hA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><p>Tuzluca Kaymakamı Abdullatif Yılmaz, festivalin tüm etkinliklerinin dolu bir şekilde geçtiğini söyledi.  Tuz Mağaralarının, Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi'nde geçen önemli bir yer olduğunu aktaran Yılmaz, "Tüm sanatçılarımız, yazarlarımız, oyun gruplarımız vatandaşlarımızla etkinlikler gerçekleştirdi. Gördüğümüz kadarıyla Ağrı, Kars ve çevre illerden çok yoğun bir katılım oldu" dedi.</p><p>Yaşanan yoğun katılımın sevindirici olduğunu belirten Yılmaz, "Bu da aslında festivalin ne kadar güzel geçtiğinin bir göstergesi. 5 gün süren festivalimize yaklaşık 25 bin kişinin katıldığını düşünüyoruz. Bu katılımın bölgeye kesinlikle faydası olacak. Tuzluca'yı daha önce duymayan, Iğdır'ı az bilgisi olan insanların çoğuna bu festivalle duyurmuş olduk. İnşallah bu şifalı kaya tuzu mağaramızı festivalin devamı geldiğinde çok daha fazla duyuracağımızı düşünüyorum" diye konuştu.</p><p>Katılımcıların da festivali çok beğendiklerini ve güzel etkiler bıraktığını dile getiren Yılmaz, şunları kaydetti:  "Özellikle yazarlarımız hayatlarında ilk defa bir mağarada söyleşi yaptıklarını ve çok etkilendiklerini söyledi. Allah izin verirse önümüzdeki sene daha fazla heyecan, daha fazla etkinliklerle daha iyi hale getirerek ikincisini de yapmayı planlıyoruz. Bildiğim kadarıyla Türkiye’de hiçbir şekilde bir festival mağarada gerçekleştirilmemişti, biz aslında bu festivalle iki şeye imza attık. Birincisi Türkiye'de bir mağara festivali yapılabileceğine şahit olduk ve buna imza attık. İkincisi de bir mağara festivalinin ne kadar güzel geçebileceğini göstermiş olduk."</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çam Dağı&amp;apos;nda sonbaharın renkleri kendini gösterdi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/cam-daginda-sonbaharin-renkleri-kendini-goesterdi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/cam-daginda-sonbaharin-renkleri-kendini-goesterdi</guid>
<description><![CDATA[ Sakarya&#039;nın Kocaali ve Hendek ilçeleri arasında yer alan Çam Dağı&#039;nda sonbaharın gelmesiyle sarı, kahverengi ve kızılın tonları hakim olmaya başladı.Coğrafi işaretli &quot;Kocaali Çam Dağı Kestane Balı&quot; üretiminin yapıldığı iki ilçe arasında bulunan 900 rakımlı dağdaki kestane, çam ve gürgen ağaçlarının yaprakları, hazan mevsiminin renklerini taşıyor.  Dağın yüksek kesimlerinde oluşan sis de yaprakları sarı, kahverengi ve kızılın tonlarına dönüşen ağaçlarla ahenk oluşturuyor.Çam Dağı&#039;nın sonbahar manzarası, dron ile görüntülendi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S4C3_fQDV0GW2WN9HoZLJg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Çam, Dağında, sonbaharın, renkleri, kendini, gösterdi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S4C3_fQDV0GW2WN9HoZLJg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Çam Dağı'nda sonbaharın renkleri kendini gösterdi"><p>Sakarya'nın Kocaali ve Hendek ilçeleri arasında yer alan Çam Dağı'nda sonbaharın gelmesiyle sarı, kahverengi ve kızılın tonları hakim olmaya başladı.</p>Coğrafi işaretli "Kocaali Çam Dağı Kestane Balı" üretiminin yapıldığı iki ilçe arasında bulunan 900 rakımlı dağdaki kestane, çam ve gürgen ağaçlarının yaprakları, hazan mevsiminin renklerini taşıyor.  Dağın yüksek kesimlerinde oluşan sis de yaprakları sarı, kahverengi ve kızılın tonlarına dönüşen ağaçlarla ahenk oluşturuyor.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QmFMPKgivUOm9ICQLy-Ucg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="">Çam Dağı'nın sonbahar manzarası, dron ile görüntülendi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Arkeoloji dünyasının kalbi Şanlıurfa&amp;apos;da atacak</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/arkeoloji-dunyasinin-kalbi-sanliurfada-atacak</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/arkeoloji-dunyasinin-kalbi-sanliurfada-atacak</guid>
<description><![CDATA[ Dünyanın farklı coğrafyalarında yapılan kazılarda Neolitik Çağ&#039;a (Taş Devri&#039;nin son çağı) ilişkin elde edilen veriler, Şanlıurfa&#039;da gerçekleştirilecek &quot;Dünya Neolitik Kongresi&quot;nde ele alınacak.Kültür ve Turizm Bakanlığı himayesinde 4-8 Kasım tarihinde ilk kez düzenlenecek olan &quot;Dünya Neolitik Kongresi&quot;, UNESCO Dünya Mirası Listesi&#039;ndeki Göbeklitepe ile başlayan Taş Tepeler Projesi&#039;yle tarihe ışık tutan Şanlıurfa&#039;da gerçekleştirilecek.  64 ülkeden akademisyenlerin katılımıyla düzenlenecek etkinlikte, Türk ve yabancı bilim insanlarının Neolitik Çağ&#039;a ilişkin çalışmaları görüşülecek.  &quot;KONGRENİN TÜRKİYE&#039;DE VE ŞANLIURFA&#039;DA DÜZENLENMESİ ANLAMLI&quot;Taş Tepeler Projesi Koordinatörü Prof. Dr. Necmi Karul, AA muhabirine, kongreyi geçen yıl düzenlemeyi planladıklarını, ancak Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023&#039;te meydana gelen depremler nedeniyle ertelediklerini söyledi.  Kongrenin, Kültür ve Turizm Bakanlığı himayesinde gerçekleştirileceğini aktaran Karul, şöyle konuştu:  &quot;İstanbul Üniversitesi ve Harran Üniversitesinin ortaklaşa gerçekleştireceği akademik kongre, dünyanın farklı kıtalarında, farklı coğrafyalarında, farklı neolitiklerin konuşulacağı bir kongre olacak. Katılımcıların birbirlerine öğreteceği, anlatacağı çok şey var. Şanlıurfa&#039;da yapılacak olması da burada yürütülmekte olan Taş Tepeler Projesi babındaki neolitiğin ilk aşamalarını gelecek meslektaşlarımızla birlikte tartışma, onlarla paylaşma fırsatı verecek. Şu ana kadar 702 bildiri ve 61 poster başvurusu var. Bildirilerde katılımcı isim sayısı 1400 civarında, dolayısıyla bin civarında katılımcı bekliyoruz. Bizim için böyle bir kongrenin Türkiye&#039;de ve Şanlıurfa&#039;da düzenlenmesi ayrıca anlamlı, çünkü bu genel anlamda bir arkeoloji değil, çok daha spesifik konuda neolitik dönem uzmanlarını bir araya getirecek bir kongre. Yaklaşık 480 civarında bir kurumun temsilcileri burada olacak. Uzun vadede neolitik araştırmalara yön verecek birtakım ışıkların olacağını umuyoruz. Gelecekte belki bu coğrafyada, belki başka ülkelerde tekrarlanacak, potansiyeli olan bir kongre.&quot;Karul, kongre hazırlıklarının devam ettiğini, bunun yanı sıra Taş Tepeler Projesi kapsamında Şanlıurfa&#039;da Neolitik Çağ&#039;dan kalma alanlarda kazı çalışmalarının sürdüğünü belirtti.  Neolitik Çağ&#039;a ait farklı coğrafyalardaki bulguların bu kongrede ele alınmasının dünyada bir ilk olacağını ifade eden Karul, yüksek katılımcı sayısının da bu kongrenin önemini gösterdiğini dile getirdi.  Necmi Karul, kongrenin, bilim insanlarının yanı sıra arkeolojiye ilgi duyan kişilere de açık olduğunu anlatarak, sınırlı bir yerlerinin bulunmasından dolayı bu alana ilgi duyan kişilerin kayıt yaptırmaları gerektiğini vurguladı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WbyZsyGVZ0ewh28N0m_2eA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Arkeoloji, dünyasının, kalbi, Şanlıurfada, atacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WbyZsyGVZ0ewh28N0m_2eA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Arkeoloji dünyasının kalbi Şanlıurfa'da atacak"><p>Dünyanın farklı coğrafyalarında yapılan kazılarda Neolitik Çağ'a (Taş Devri'nin son çağı) ilişkin elde edilen veriler, Şanlıurfa'da gerçekleştirilecek "Dünya Neolitik Kongresi"nde ele alınacak.</p><p>Kültür ve Turizm Bakanlığı himayesinde 4-8 Kasım tarihinde ilk kez düzenlenecek olan "Dünya Neolitik Kongresi", UNESCO Dünya Mirası Listesi'ndeki Göbeklitepe ile başlayan Taş Tepeler Projesi'yle tarihe ışık tutan Şanlıurfa'da gerçekleştirilecek.  64 ülkeden akademisyenlerin katılımıyla düzenlenecek etkinlikte, Türk ve yabancı bilim insanlarının Neolitik Çağ'a ilişkin çalışmaları görüşülecek.  <strong>"KONGRENİN TÜRKİYE'DE VE ŞANLIURFA'DA DÜZENLENMESİ ANLAMLI"</strong></p><p>Taş Tepeler Projesi Koordinatörü Prof. Dr. Necmi Karul, AA muhabirine, kongreyi geçen yıl düzenlemeyi planladıklarını, ancak Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023'te meydana gelen depremler nedeniyle ertelediklerini söyledi.  Kongrenin, Kültür ve Turizm Bakanlığı himayesinde gerçekleştirileceğini aktaran Karul, şöyle konuştu:  "İstanbul Üniversitesi ve Harran Üniversitesinin ortaklaşa gerçekleştireceği akademik kongre, dünyanın farklı kıtalarında, farklı coğrafyalarında, farklı neolitiklerin konuşulacağı bir kongre olacak. Katılımcıların birbirlerine öğreteceği, anlatacağı çok şey var. Şanlıurfa'da yapılacak olması da burada yürütülmekte olan Taş Tepeler Projesi babındaki neolitiğin ilk aşamalarını gelecek meslektaşlarımızla birlikte tartışma, onlarla paylaşma fırsatı verecek. Şu ana kadar 702 bildiri ve 61 poster başvurusu var. Bildirilerde katılımcı isim sayısı 1400 civarında, dolayısıyla bin civarında katılımcı bekliyoruz. Bizim için böyle bir kongrenin Türkiye'de ve Şanlıurfa'da düzenlenmesi ayrıca anlamlı, çünkü bu genel anlamda bir arkeoloji değil, çok daha spesifik konuda neolitik dönem uzmanlarını bir araya getirecek bir kongre. Yaklaşık 480 civarında bir kurumun temsilcileri burada olacak. Uzun vadede neolitik araştırmalara yön verecek birtakım ışıkların olacağını umuyoruz. Gelecekte belki bu coğrafyada, belki başka ülkelerde tekrarlanacak, potansiyeli olan bir kongre."</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Trr0-OxMJES-SivbjW2QDw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="">Karul, kongre hazırlıklarının devam ettiğini, bunun yanı sıra Taş Tepeler Projesi kapsamında Şanlıurfa'da Neolitik Çağ'dan kalma alanlarda kazı çalışmalarının sürdüğünü belirtti.  Neolitik Çağ'a ait farklı coğrafyalardaki bulguların bu kongrede ele alınmasının dünyada bir ilk olacağını ifade eden Karul, yüksek katılımcı sayısının da bu kongrenin önemini gösterdiğini dile getirdi.  Necmi Karul, kongrenin, bilim insanlarının yanı sıra arkeolojiye ilgi duyan kişilere de açık olduğunu anlatarak, sınırlı bir yerlerinin bulunmasından dolayı bu alana ilgi duyan kişilerin kayıt yaptırmaları gerektiğini vurguladı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dağcılar Sümbül Mağarası&amp;apos;nı tanıtmak için zorlu yolları aştı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/dagcilar-sumbul-magarasini-tanitmak-icin-zorlu-yollari-asti</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/dagcilar-sumbul-magarasini-tanitmak-icin-zorlu-yollari-asti</guid>
<description><![CDATA[ Hakkari&#039;de Sümbül Mağarası&#039;nı tanıtmak için zorlu yolları aşan dağcılar, mağaradaki sarkıt ve dikitleri görüntüledi.Kent merkezi yakınlarındaki, 3 bin 487 rakımlı Sümbül Dağı&#039;nın yamacındaki mağara, sarkıt ve dikitleriyle dikkati çekiyor. Cilo Sat Gölleri ve Buzulları Dağcılık ve Doğa Sporları Derneği (CİSAD), yaklaşık 500 metre uzunluğunda iki bölümden oluşan mağaranın tanıtımı amacıyla etkinlik düzenledi. Dernek binası önünde bir araya gelen 10 dağcı, araçlarla geldikleri Depin bölgesinden tırmanışa geçti.  Eğimin fazla olması nedeniyle zaman zaman ip kullanan dağcılar, 2 saatlik zorlu tırmanışın ardından ulaştıkları mağaranın bazı kısımlarını sürünerek geçti, bazı kısımlarına da metrelerce yüksekten ip yardımıyla inebildi.  Dağcılar, mağarada sarkıt ve dikitleri görüntüledi, bazı kısımları ilk kez görme imkanı buldu. Dağcıların tırmanışını, AA ekibi görüntüledi.&quot;AMACIMIZ KENTTEKİ MAĞARALARI TURİZME KAZANDIRMAK&quot;Gruba rehberlik eden Türkiye Dağcılık Federasyonu İl Temsilcisi ve CİSAD Kurucu Üyesi Naci Ertunç, AA muhabirine, mağaraya ulaşmak için bazı noktalarda tam teknik tırmanış yaptıklarını söyledi.  Mağarada 200 metre ilerledikten sonra iple iniş yaptıklarını anlatan Ertunç, &quot;O noktadan sonra galeri ikiye ayrılıyor. Birinci galeri dağın eteklerine doğru iniyor ve yaklaşık 300 metre teknik tırmanış gerektiriyor. İkinci galeride ise dağın iç tarafına doğru gidiliyor. Burası da sarkıt ve dikitlerin yoğun olduğu bir yer.&quot; dedi.  CİSAD olarak 10 kişilik ekiple güzel bir faaliyet düzenlediklerini, katılımcıların güzel görseller aldığını belirten Ertunç, şunları kaydetti:  &quot;Geçen yıl Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca görevlendirilen 6 uzman mağaracıyla buraya gelmiştik. Buradaki yarasaların dışarıda beslendikten sonra tekrar mağaraya girdiğini görmüştük. Yarasaların yoğun yaşadığı mağaraların ağız kısmı geniş oluyor. Yer altında da ayrı bir dünya olduğunu keşfedebiliyorsunuz. Yüzeyde nasıl bir ihtişam varsa yer altında da muhteşem görüntüler var. Mağaranın turizme kandırılması için girişimde bulunduk. Teknik tırmanış gerektiren ve mağarada iple iniş yapılan yerlere merdiven ve elektrik altyapısı yapılmalı. Yurt dışından gelen turistleri de zaman zaman buraya getiriyoruz. Hepsi mağaraya hayran kalıyor. Amacımız kentteki mağaraları turizme kazandırmak ve bu değerlerin kentin kalkınmasına katkı sunmasını sağlamaktır.&quot;  Etkinliğe katılan Naci Tetik de zorlu bir tırmanışla mağaraya ulaştıklarını ifade ederek, &quot;Mağaranın içi sarkıt ve dikitlerle doluydu. Muazzam bir görüntüsü var. Doğasever ve dağcılara burayı görmelerini tavsiye ederim. Mağaraya girmek için gerekli teknik ekipmanların olması lazım. Buranın görüntüsüne hayran kaldık.&quot; diye konuştu.  Esat Kılınç ise yaklaşık 4 saat mağarada kaldıklarını vurgulayarak, mağaranın kent için önemli turizm değerlerinden biri olduğunu dile getirdi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/o2UMls2SYkmXHXB53d_ABg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Dağcılar, Sümbül, Mağarasını, tanıtmak, için, zorlu, yolları, aştı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/o2UMls2SYkmXHXB53d_ABg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Dağcılar Sümbül Mağarası'nı tanıtmak için zorlu yolları aştı"><p>Hakkari'de Sümbül Mağarası'nı tanıtmak için zorlu yolları aşan dağcılar, mağaradaki sarkıt ve dikitleri görüntüledi.</p>Kent merkezi yakınlarındaki, 3 bin 487 rakımlı Sümbül Dağı'nın yamacındaki mağara, sarkıt ve dikitleriyle dikkati çekiyor. Cilo Sat Gölleri ve Buzulları Dağcılık ve Doğa Sporları Derneği (CİSAD), yaklaşık 500 metre uzunluğunda iki bölümden oluşan mağaranın tanıtımı amacıyla etkinlik düzenledi. Dernek binası önünde bir araya gelen 10 dağcı, araçlarla geldikleri Depin bölgesinden tırmanışa geçti.  Eğimin fazla olması nedeniyle zaman zaman ip kullanan dağcılar, 2 saatlik zorlu tırmanışın ardından ulaştıkları mağaranın bazı kısımlarını sürünerek geçti, bazı kısımlarına da metrelerce yüksekten ip yardımıyla inebildi.  Dağcılar, mağarada sarkıt ve dikitleri görüntüledi, bazı kısımları ilk kez görme imkanı buldu. Dağcıların tırmanışını, AA ekibi görüntüledi.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1r7h9bcroEatev6a_YfV_w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><p><strong>"AMACIMIZ KENTTEKİ MAĞARALARI TURİZME KAZANDIRMAK"</strong></p><p>Gruba rehberlik eden Türkiye Dağcılık Federasyonu İl Temsilcisi ve CİSAD Kurucu Üyesi Naci Ertunç, AA muhabirine, mağaraya ulaşmak için bazı noktalarda tam teknik tırmanış yaptıklarını söyledi.  Mağarada 200 metre ilerledikten sonra iple iniş yaptıklarını anlatan Ertunç, "O noktadan sonra galeri ikiye ayrılıyor. Birinci galeri dağın eteklerine doğru iniyor ve yaklaşık 300 metre teknik tırmanış gerektiriyor. İkinci galeride ise dağın iç tarafına doğru gidiliyor. Burası da sarkıt ve dikitlerin yoğun olduğu bir yer." dedi.  CİSAD olarak 10 kişilik ekiple güzel bir faaliyet düzenlediklerini, katılımcıların güzel görseller aldığını belirten Ertunç, şunları kaydetti:  "Geçen yıl Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca görevlendirilen 6 uzman mağaracıyla buraya gelmiştik. Buradaki yarasaların dışarıda beslendikten sonra tekrar mağaraya girdiğini görmüştük. Yarasaların yoğun yaşadığı mağaraların ağız kısmı geniş oluyor. Yer altında da ayrı bir dünya olduğunu keşfedebiliyorsunuz. Yüzeyde nasıl bir ihtişam varsa yer altında da muhteşem görüntüler var. Mağaranın turizme kandırılması için girişimde bulunduk. Teknik tırmanış gerektiren ve mağarada iple iniş yapılan yerlere merdiven ve elektrik altyapısı yapılmalı. Yurt dışından gelen turistleri de zaman zaman buraya getiriyoruz. Hepsi mağaraya hayran kalıyor. Amacımız kentteki mağaraları turizme kazandırmak ve bu değerlerin kentin kalkınmasına katkı sunmasını sağlamaktır."  Etkinliğe katılan Naci Tetik de zorlu bir tırmanışla mağaraya ulaştıklarını ifade ederek, "Mağaranın içi sarkıt ve dikitlerle doluydu. Muazzam bir görüntüsü var. Doğasever ve dağcılara burayı görmelerini tavsiye ederim. Mağaraya girmek için gerekli teknik ekipmanların olması lazım. Buranın görüntüsüne hayran kaldık." diye konuştu.  Esat Kılınç ise yaklaşık 4 saat mağarada kaldıklarını vurgulayarak, mağaranın kent için önemli turizm değerlerinden biri olduğunu dile getirdi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ardahan&amp;apos;da doğa turizmine yürüyüşle dikkati çektiler</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/ardahanda-doga-turizmine-yuruyusle-dikkati-cektiler</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/ardahanda-doga-turizmine-yuruyusle-dikkati-cektiler</guid>
<description><![CDATA[ Ardahan&#039;da doğa turizmine dikkati çekmek amacıyla yürüyüş düzenlendi.Vali Hayrettin Çiçek ve eşi Berna Çiçek&#039;in de katıldığı yürüyüş, Gürcistan sınırındaki Posof ilçesinde başladı. Doğa Koruma ve Mili Parklar Şube Müdürlüğünün organizesinde gerçekleşen yürüyüş, Çambeli ve Yurtbekler köyleri arasında 4,5 kilometrelik alanda tamamlandı.  Vali Çiçek, burada yaptığı konuşmada, yürüyüşün, &quot;tabiat turizmi etkinlikleri&quot; kapsamında düzenlendiğini söyledi.  Ardahan&#039;ın kış turizminde olduğu gibi yaz turizmi açısından da önemli potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Çiçek, şunları kaydetti:  &quot;Bugünkü etkinliğimiz de bu amaçla yapıldı, kentimizin doğal güzelliklerini tanımak adına önemli bir fırsat. Kırsal turizmin bir parçası olan doğa yürüyüşü etkinliği konusunda farkındalık oluşturmak için buluştuk. İlimizin her noktası ayrı bir güzelliği barındırıyor. Gerek coğrafi yapısı gerek doğal güzellikleri ile güzide ilçemiz Posof&#039;ta yeşilin her tonunu bu mevsimde görmemiz mümkün.&quot;  Çiçek, yeşil doğayı seven ve merak edenleri Ardahan&#039;a davet etti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dSlxfl5qDkmqTlCzXuMWJQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Ardahanda, doğa, turizmine, yürüyüşle, dikkati, çektiler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dSlxfl5qDkmqTlCzXuMWJQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Ardahan'da doğa turizmine yürüyüşle dikkati çektiler"><p>Ardahan'da doğa turizmine dikkati çekmek amacıyla yürüyüş düzenlendi.</p>Vali Hayrettin Çiçek ve eşi Berna Çiçek'in de katıldığı yürüyüş, Gürcistan sınırındaki Posof ilçesinde başladı. Doğa Koruma ve Mili Parklar Şube Müdürlüğünün organizesinde gerçekleşen yürüyüş, Çambeli ve Yurtbekler köyleri arasında 4,5 kilometrelik alanda tamamlandı.  Vali Çiçek, burada yaptığı konuşmada, yürüyüşün, "tabiat turizmi etkinlikleri" kapsamında düzenlendiğini söyledi.  Ardahan'ın kış turizminde olduğu gibi yaz turizmi açısından da önemli potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Çiçek, şunları kaydetti:  "Bugünkü etkinliğimiz de bu amaçla yapıldı, kentimizin doğal güzelliklerini tanımak adına önemli bir fırsat. Kırsal turizmin bir parçası olan doğa yürüyüşü etkinliği konusunda farkındalık oluşturmak için buluştuk. İlimizin her noktası ayrı bir güzelliği barındırıyor. Gerek coğrafi yapısı gerek doğal güzellikleri ile güzide ilçemiz Posof'ta yeşilin her tonunu bu mevsimde görmemiz mümkün."  Çiçek, yeşil doğayı seven ve merak edenleri Ardahan'a davet etti.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Assos Antik Kenti&amp;apos;ndeki çalışmalarda çeşme, han ve surlar ortaya çıkarılıyor</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/assos-antik-kentindeki-calismalarda-cesme-han-ve-surlar-ortaya-cikariliyor</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/assos-antik-kentindeki-calismalarda-cesme-han-ve-surlar-ortaya-cikariliyor</guid>
<description><![CDATA[ Çanakkale&#039;nin Ayvacık ilçesindeki 7 bin yıllık Assos Ören Yeri&#039;nde devam eden kazı çalışmalarında Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait yapılar, gün yüzüne çıkarılıyor.Aristoteles başta olmak üzere Platon&#039;un öğrencilerinin faaliyette bulunduğu, Yunan şehir devletinin en güzel modelleri arasında gösterilen 7 bin yıllık Assos Ören Yeri&#039;ndeki kazılar, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Nurettin Arslan başkanlığında, yurt içi ve yurt dışından gelen toplam 25 kişilik ekiple sürdürülüyor. Assos&#039;ta bu yıl devam eden kazı çalışmalarında Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerinde insanların gündelik yaşantısına ışık tutacak yapılar, gün yüzüne çıkarılıyor.  AKROPOLİSTEKİ SURLARIN TARİHİ ARAŞTIRILIYOR  Kültür ve Turizm Bakanlığı başta olmak üzere İÇDAŞ&#039;ın ana sponsorluğunda devam kazı çalışmaları hakkında bilgi veren Kazı Başkanı Prof. Dr. Nurettin Arslan, &quot;Bu yıl kentin farklı noktalarında kazı çalışmalarımız ve onarımlar devam edecek. Kentin doğusunda bulunan ve bizim agora olarak adlandırdığımız alanda büyük bir yapımız var. Bunun bir nymphaeum, çeşme olduğunu düşünüyoruz. Bu alanda çalışmalarımız devam ediyor. Bunun yanında han olarak adlandırabileceğimiz, Bizans Dönemi&#039;ne ait bir başka yapı batı kapısının hemen gerisinde bulunmakta. Burada da bu yapının her yıl bir odasını açarak, işlevinin nasıl olduğu ve kullanım şekli hakkında bilgiler elde etmekteyiz. Akropolisteki surların tarihi konusunda araştırmalarımız devam ediyor. Bunların tarihlerini belirlemek için bu alanda da bazı sondajlarımız devam ediyor&quot; dedi.&quot;ÇALIŞTIĞIMIZ HER ALAN, FARKLI BİR DÖNEME AİT&quot;  &#039;Büyük yapı&#039; olarak isimlendirilen ve içinde Helenistik Dönem&#039;e ait mozaiklerin yer aldığı yapıda çalışacaklarına dikkati çeken Prof. Dr. Arslan, &quot;Daha sonrasında &#039;gymnasion&#039; dediğimiz bir eğitim kurumunda kazılara devam edeceğiz. Aslında Assos&#039;ta çalıştığımız her alan, farklı bir döneme ait. Örneğin çeşme yapısı, nymphaeum, Roma Dönemi&#039;ne ait. O dönemde belki de kamusal alanlar içinde halkın en çok önem verdiği, çünkü su ihtiyacını karşılayan yapılardan biri. Bir başka yapımız gymnasion. Bu ise Helenistik Dönem&#039;e ait bir eğitim kurumu. Bu da kent açısından önemli ve büyük bir yapı. Yine &#039;ksenodokhion&#039; dediğimiz yapı, Bizans Dönemi&#039;nde dışarıdan gelen insanların konakladığı bir yapı. O nedenle de aslında her yapı, kendi dönemi için ayrı bir önem taşıyor&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PYws8S-rWEGqsL3Nk4LqGw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Assos, Antik, Kentindeki, çalışmalarda, çeşme, han, surlar, ortaya, çıkarılıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PYws8S-rWEGqsL3Nk4LqGw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Assos Antik Kenti'ndeki çalışmalarda çeşme, han ve surlar ortaya çıkarılıyor"><p>Çanakkale'nin Ayvacık ilçesindeki 7 bin yıllık Assos Ören Yeri'nde devam eden kazı çalışmalarında Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait yapılar, gün yüzüne çıkarılıyor.</p>Aristoteles başta olmak üzere Platon'un öğrencilerinin faaliyette bulunduğu, Yunan şehir devletinin en güzel modelleri arasında gösterilen 7 bin yıllık Assos Ören Yeri'ndeki kazılar, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Nurettin Arslan başkanlığında, yurt içi ve yurt dışından gelen toplam 25 kişilik ekiple sürdürülüyor. Assos'ta bu yıl devam eden kazı çalışmalarında Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerinde insanların gündelik yaşantısına ışık tutacak yapılar, gün yüzüne çıkarılıyor.  <strong>AKROPOLİSTEKİ SURLARIN TARİHİ ARAŞTIRILIYOR</strong>  Kültür ve Turizm Bakanlığı başta olmak üzere İÇDAŞ'ın ana sponsorluğunda devam kazı çalışmaları hakkında bilgi veren Kazı Başkanı Prof. Dr. Nurettin Arslan, "Bu yıl kentin farklı noktalarında kazı çalışmalarımız ve onarımlar devam edecek. Kentin doğusunda bulunan ve bizim agora olarak adlandırdığımız alanda büyük bir yapımız var. Bunun bir nymphaeum, çeşme olduğunu düşünüyoruz. Bu alanda çalışmalarımız devam ediyor. Bunun yanında han olarak adlandırabileceğimiz, Bizans Dönemi'ne ait bir başka yapı batı kapısının hemen gerisinde bulunmakta. Burada da bu yapının her yıl bir odasını açarak, işlevinin nasıl olduğu ve kullanım şekli hakkında bilgiler elde etmekteyiz. Akropolisteki surların tarihi konusunda araştırmalarımız devam ediyor. Bunların tarihlerini belirlemek için bu alanda da bazı sondajlarımız devam ediyor" dedi.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fjyaja-PqEGJ3x1MGGSqTw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><strong>"ÇALIŞTIĞIMIZ HER ALAN, FARKLI BİR DÖNEME AİT"</strong>  'Büyük yapı' olarak isimlendirilen ve içinde Helenistik Dönem'e ait mozaiklerin yer aldığı yapıda çalışacaklarına dikkati çeken Prof. Dr. Arslan, "Daha sonrasında 'gymnasion' dediğimiz bir eğitim kurumunda kazılara devam edeceğiz. Aslında Assos'ta çalıştığımız her alan, farklı bir döneme ait. Örneğin çeşme yapısı, nymphaeum, Roma Dönemi'ne ait. O dönemde belki de kamusal alanlar içinde halkın en çok önem verdiği, çünkü su ihtiyacını karşılayan yapılardan biri. Bir başka yapımız gymnasion. Bu ise Helenistik Dönem'e ait bir eğitim kurumu. Bu da kent açısından önemli ve büyük bir yapı. Yine 'ksenodokhion' dediğimiz yapı, Bizans Dönemi'nde dışarıdan gelen insanların konakladığı bir yapı. O nedenle de aslında her yapı, kendi dönemi için ayrı bir önem taşıyor" diye konuştu.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sosyal medya verileri ortaya çıkardı: Dünya&amp;apos;nın en çok konuşulan 10 şehri</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/sosyal-medya-verileri-ortaya-cikardi-dunyanin-en-cok-konusulan-10-sehri</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/sosyal-medya-verileri-ortaya-cikardi-dunyanin-en-cok-konusulan-10-sehri</guid>
<description><![CDATA[ Yapılan yeni bir araştırma dünyanın en çok merak edilen şehirlerini belirledi. Sosyal medya verilerinden elde edilen listede Türkiye&#039;den de bir şehir yer aldı. İşte en çok konuşulan 10 dünya şehri...Yeni bir araştırmaya göre , dünyanın en çok konuşulan şehirleri belirlendi. Bir seyahat şirketinin TikTok verilerini analiz ederek oluşturduğu liste, turistlerin en çok ilgi gösterdiği destinasyonları ortaya koydu.
Listede Avrupa şehirlerinin ağırlığı dikkat çekerken, Seyahat şirketi sözcüsü; &quot;Sosyal medya, seyahat planlaması yaparken ve varış noktasına karar verirken ayrılmaz bir parça haline geldi. Özellikle TikTok, seyahat ilhamı için başvurulan bir platform haline geldi.&quot; cümlelerini kullandı. İşte en çok ziyaret edilmek istenilen 10 şehir!
*Destinasyon: Varış yeri, gidilecek yerJaponya&#039;nın canlı başkenti Tokyo, 23.666.700 hashtag görüntülemesi toplayarak 10. sırada yer aldı.Dokuzuncu sırada ABD&#039;nin  New York eyaleti var. Verilere göre şehirin TikTok&#039;ta 24.338.600 hashtag görüntülemesi bulunuyor.Türkiye&#039;den listeye tek giren şehir İstanbul oldu. Sekisinci sırada yer alan İstanbul 28.580.845 hashtag görüntülemesine sahip. #İstanbulstreetfood tek başına TikTok&#039;ta 2,8 milyon izlenmeye sahip.29.500.000 hashtag görüntülenmesiyle Roma , ziyaret edilmek için yedinci en çok konuşulan şehir.Listedeki altıncı en çok konuşulan şehir ,  34.386.100 hashtag görüntülemesiyle Bangkok oldu.Bu yaz TikTok&#039;un gezginler için en çok konuşulan beşinci destinasyonu 62.890.900 hashtag görüntülenmesiyle Singapur oldu.Amsterdam, 72.201.405 hashtag görüntülemesiyle bu yaz TikTok&#039;ta ziyaret edilecek dördüncü en çok konuşulan şehir.İspanya&#039;nın kültür başkenti Barselona, 101.882.604 hashtag görüntülenmesiyle TikTok&#039;ta en çok konuşulan üçüncü şehir oldu.Aşıklar Şehri olarak da bilinen Paris listede ikinci sırada yer alıyor. Şehir TikTok&#039;ta 481.305.224 hashtag görüntülemesi topladı.Video paylaşım platformunda 1 milyardan fazla hashtag görüntülemesiyle Güney Kore&#039;nin Seul şehri , bu yaz ziyaret edilecek en çok konuşulan TikTok destinasyonu seçildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_8zIWIP-LkWvtDHzEp92jw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Sosyal, medya, verileri, ortaya, çıkardı:, Dünyanın, çok, konuşulan, şehri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_8zIWIP-LkWvtDHzEp92jw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sosyal medya verileri ortaya çıkardı: Dünya'nın en çok konuşulan 10 şehri"><p>Yapılan yeni bir araştırma dünyanın en çok merak edilen şehirlerini belirledi. Sosyal medya verilerinden elde edilen listede Türkiye'den de bir şehir yer aldı. İşte en çok konuşulan 10 dünya şehri...</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HmujdLYJwEGhh7liD7ITuw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeni bir araştırmaya göre , dünyanın en çok konuşulan şehirleri belirlendi. Bir seyahat şirketinin TikTok verilerini analiz ederek oluşturduğu liste, turistlerin en çok ilgi gösterdiği destinasyonları ortaya koydu.
Listede Avrupa şehirlerinin ağırlığı dikkat çekerken, Seyahat şirketi sözcüsü; "Sosyal medya, seyahat planlaması yaparken ve varış noktasına karar verirken ayrılmaz bir parça haline geldi. Özellikle TikTok, seyahat ilhamı için başvurulan bir platform haline geldi." cümlelerini kullandı. İşte en çok ziyaret edilmek istenilen 10 şehir!
*Destinasyon: Varış yeri, gidilecek yer</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rMjQpeUeUUiojOk-KbtL4Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Japonya'nın canlı başkenti Tokyo, 23.666.700 hashtag görüntülemesi toplayarak 10. sırada yer aldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X-L2gH9Oek2ii22zvBY-LA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dokuzuncu sırada ABD'nin  New York eyaleti var. Verilere göre şehirin TikTok'ta 24.338.600 hashtag görüntülemesi bulunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xlBvv6eK0US_BD57B-AoDA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Türkiye'den listeye tek giren şehir İstanbul oldu. Sekisinci sırada yer alan İstanbul 28.580.845 hashtag görüntülemesine sahip. #İstanbulstreetfood tek başına TikTok'ta 2,8 milyon izlenmeye sahip.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qvE-BKG6K0GJ0ziyuyQcxw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>29.500.000 hashtag görüntülenmesiyle Roma , ziyaret edilmek için yedinci en çok konuşulan şehir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u3UtnC3gCEOD75m64DS39g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Listedeki altıncı en çok konuşulan şehir ,  34.386.100 hashtag görüntülemesiyle Bangkok oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8Sc6FgKc10WQZfaNMx9few.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu yaz TikTok'un gezginler için en çok konuşulan beşinci destinasyonu 62.890.900 hashtag görüntülenmesiyle Singapur oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YeWuXdh6P064zlJ-pfn_xw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Amsterdam, 72.201.405 hashtag görüntülemesiyle bu yaz TikTok'ta ziyaret edilecek dördüncü en çok konuşulan şehir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9Kucld24Z0SrMvL7UtD-EA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İspanya'nın kültür başkenti Barselona, 101.882.604 hashtag görüntülenmesiyle TikTok'ta en çok konuşulan üçüncü şehir oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IQlgunteGk-J3RQf4VnZsw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aşıklar Şehri olarak da bilinen Paris listede ikinci sırada yer alıyor. Şehir TikTok'ta 481.305.224 hashtag görüntülemesi topladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dK-v7eN97UCKxqOAbXqXWw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Video paylaşım platformunda 1 milyardan fazla hashtag görüntülemesiyle Güney Kore'nin Seul şehri , bu yaz ziyaret edilecek en çok konuşulan TikTok destinasyonu seçildi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Silifke Kalesi&amp;apos;ndeki arkeolojik çalışmalar ivme kazandı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/silifke-kalesindeki-arkeolojik-calismalar-ivme-kazandi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/silifke-kalesindeki-arkeolojik-calismalar-ivme-kazandi</guid>
<description><![CDATA[ Roma Dönemi&#039;nden 20. yüzyıla kadar kesintisiz yerleşim yeri olan Silifke Kalesi&#039;nin &quot;Geleceğe Miras&quot; projesi kapsamına alınması, farklı medeniyetlerin izlerinin araştırıldığı arkeolojik çalışmalara hız verdi.Adını aldığı Silifke ilçesinde 185 metre yüksekliğindeki tepede yer alan kalede, Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde 2011&#039;de başlatılan kazı ve restorasyon sürüyor.  Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Boran öncülüğünde 30 bin metrekarelik alanda yürütülen çalışmalarda, sanat tarihçisi, antropolog, restoratör ve arkeologların da aralarında bulunduğu 25 kişilik ekip görev alıyor.  Kalede, inşa edildiği Roma, sur ve hendeklerinin tamamlandığı Bizans, Türk-İslam medeniyeti modeline göre yeniden imar edildiği Karamanoğlu ve son şeklini aldığı Osmanlı dönemlerinin izleri araştırılıyor.  Bakanlığın &quot;Geleceğe Miras&quot; projesi kapsamında verilen ödenekle işlemlerin hız kazandığı kalenin, kazı, konservasyon, restorasyon ve çevre düzenlemesinin tamamlanmasıyla turizme açılması planlanıyor.KAZILARIN YÜZDE 80&#039;İ TAMAMLANDIKazı Başkanı Boran, kalenin Anadolu tarihi açısından önemli olduğunu söyledi. Kalenin, Roma Dönemi&#039;nden 20. yüzyıla kadar yerleşim yeri olarak kullanıldığını belirten Boran, &quot;Kalede 30 bin metrekarelik alandaki kazı çalışmalarının yüzde 80&#039;i tamamlandı. Kazılar sonucunda Roma, Bizans, Karamanoğlu ve Osmanlı dönemlerine ait kale kentin dokuları ortaya çıkarıldı&quot; dedi. Boran, &quot;Silifke Kalesi, merkezinde ibadet mekanı, kuzey ve güneydoğusunda iki ana caddesi, bunlarla kesişen sokakları ve 500&#039;e yakın konutuyla günümüze kadar gelebilmiş en önemli kale kent olarak görünüyor. Kazılarda ortaya çıkarılan taşınabilir malzemeler, seramikler, camlar, mimari kalıntılar ve diğer bulgularla buranın kültürel tarihi aydınlatıldı. Anadolu&#039;da önümüzdeki yıllarda turizme açılabilecek en önemli kale kent&quot; diye konuştu.İşlemlerin hızlanmasında &quot;Geleceğe Miras&quot; projesinin katkısına değinen Boran, şunları kaydetti:  &quot;Geleceğe Miras projesi kapsamında 3-4 yıl gibi kısa zamanda kazı ve restorasyonu tamamlayıp bu destinasyon merkezinin kapılarını insanlık tarihine ve Anadolu&#039;ya açabileceğiz. Yüzde 20&#039;lik bir kazı alanımız bulunuyor. Ortaya çıkarılan yerlerin konservasyon ve restorasyonu ile kalenin ziyarete açılması için yürüyüş yollarının tamamlanması hedefleniyor. Bakanlığımız desteğiyle bunlar çok hızlı şekilde yapılacak.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qxTxL-LoNU-xmsWAPKq3bQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Silifke, Kalesindeki, arkeolojik, çalışmalar, ivme, kazandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qxTxL-LoNU-xmsWAPKq3bQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Silifke Kalesi'ndeki arkeolojik çalışmalar ivme kazandı"><p>Roma Dönemi'nden 20. yüzyıla kadar kesintisiz yerleşim yeri olan Silifke Kalesi'nin "Geleceğe Miras" projesi kapsamına alınması, farklı medeniyetlerin izlerinin araştırıldığı arkeolojik çalışmalara hız verdi.</p>Adını aldığı Silifke ilçesinde 185 metre yüksekliğindeki tepede yer alan kalede, Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde 2011'de başlatılan kazı ve restorasyon sürüyor.  Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Boran öncülüğünde 30 bin metrekarelik alanda yürütülen çalışmalarda, sanat tarihçisi, antropolog, restoratör ve arkeologların da aralarında bulunduğu 25 kişilik ekip görev alıyor.  Kalede, inşa edildiği Roma, sur ve hendeklerinin tamamlandığı Bizans, Türk-İslam medeniyeti modeline göre yeniden imar edildiği Karamanoğlu ve son şeklini aldığı Osmanlı dönemlerinin izleri araştırılıyor.  Bakanlığın "Geleceğe Miras" projesi kapsamında verilen ödenekle işlemlerin hız kazandığı kalenin, kazı, konservasyon, restorasyon ve çevre düzenlemesinin tamamlanmasıyla turizme açılması planlanıyor.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZAmHA1_7C0asEsJWVDv-3A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><p><strong>KAZILARIN YÜZDE 80'İ TAMAMLANDI</strong></p><p>Kazı Başkanı Boran, kalenin Anadolu tarihi açısından önemli olduğunu söyledi. Kalenin, Roma Dönemi'nden 20. yüzyıla kadar yerleşim yeri olarak kullanıldığını belirten Boran, "Kalede 30 bin metrekarelik alandaki kazı çalışmalarının yüzde 80'i tamamlandı. Kazılar sonucunda Roma, Bizans, Karamanoğlu ve Osmanlı dönemlerine ait kale kentin dokuları ortaya çıkarıldı" dedi. </p><p>Boran, "Silifke Kalesi, merkezinde ibadet mekanı, kuzey ve güneydoğusunda iki ana caddesi, bunlarla kesişen sokakları ve 500'e yakın konutuyla günümüze kadar gelebilmiş en önemli kale kent olarak görünüyor. Kazılarda ortaya çıkarılan taşınabilir malzemeler, seramikler, camlar, mimari kalıntılar ve diğer bulgularla buranın kültürel tarihi aydınlatıldı. Anadolu'da önümüzdeki yıllarda turizme açılabilecek en önemli kale kent" diye konuştu.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UHfnowwtL02_MS3xTSo45w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="">İşlemlerin hızlanmasında "Geleceğe Miras" projesinin katkısına değinen Boran, şunları kaydetti:  "Geleceğe Miras projesi kapsamında 3-4 yıl gibi kısa zamanda kazı ve restorasyonu tamamlayıp bu destinasyon merkezinin kapılarını insanlık tarihine ve Anadolu'ya açabileceğiz. Yüzde 20'lik bir kazı alanımız bulunuyor. Ortaya çıkarılan yerlerin konservasyon ve restorasyonu ile kalenin ziyarete açılması için yürüyüş yollarının tamamlanması hedefleniyor. Bakanlığımız desteğiyle bunlar çok hızlı şekilde yapılacak."]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye&amp;apos;nin en kuzey noktası Sinop&amp;apos;a 8 ayda 1 milyon 300 bin ziyaretçi</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/turkiyenin-en-kuzey-noktasi-sinopa-8-ayda-1-milyon-300-bin-ziyaretci</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/turkiyenin-en-kuzey-noktasi-sinopa-8-ayda-1-milyon-300-bin-ziyaretci</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye&#039;nin en kuzey noktası Sinop, yılın 8 ayında 1 milyon 300 bin yerli ve yabancı turiste ev sahipliği yaptı.Tarihi yapıları ve milli parklarının yanı sıra uzun ve temiz sahilleriyle dikkati çeken Sinop, ziyaretçilerini ağırlamayı sürdürüyor.  Özellikle yaz dönemlerinde konaklama tesislerindeki doluluğun yüzde 100&#039;e ulaştığı kentte ziyaretçilerin en fazla rağbet gösterdiği yerler ise Tarihi Sinop Cezaevi ve Müzesi, Erfelek Tatlıca Şelaleleri, İnceburun, Hamsilos ve Akliman gibi milli parklar oluyor.  İl Kültür ve Turizm Müdürü Fatih Güzel, kenti özellikle bayram tatilleri ve yaz aylarında binlerce kişinin ziyaret ettiğini, bu durumun Sinop turizmi açısından memnuniyet verici olduğunu söyledi.Güzel, &quot;2024 yılının 8 ayı, turizm açısından ilimiz adına çok verimli oldu. Bu yıl ilimizde yaklaşık 1 milyon 300 bin ziyaretçiyi ağırladığımızı söyleyebiliriz&quot; dedi.  Sinop&#039;a gelen turistlerin, sonraki yıllarda da yine kenti tercih ettiğini anlatan Güzel, şöyle devam etti:  &quot;Ramazan Bayramı&#039;nda resmi verilere göre yaklaşık 430 bin araç girişi oldu ilimize. Kurban Bayramı&#039;nda da ortalama 160 bin araç girişi oldu. Havalimanı yoluyla, iç hatlar uçuşuyla yaklaşık 60 bin yolcu şehrimize geldi. İlimiz kum, güneş, deniz şeklinde nitelendirebileceğimiz deniz turizmi noktasında daha çok tercih edilen bir destinasyon. Bunun dışında doğa ve ekoturizm noktasında çok fazla tercih edilen alanlarımız var. Sinop, doğasıyla, tarihiyle, kültürü, doğal güzellikleriyle büyüleyici bir şehir.&quot;&quot;8 AYDA 20 BİN YABANCI MİSAFİR&quot;  Güzel, kentin yerli misafirlerin yanı sıra yabancı turistlere ev sahipliği yapmasının gelecek adına umut verici olduğunu vurgulayarak, &quot;Bu yıl Sinop&#039;a 6 kurvaziyer geldi, yaklaşık 6 bin misafirimizi ağırladık. 8 ayda 20 bin yabancı misafirimiz mutlu şehrimize gelip mutlu ayrıldı&quot; diye konuştu.  Bu yıl denizde ve karada yapılabilecek turizm amaçlı sportif faaliyetlerin parkur alanlarını belirleme çalışmaları yürüttüklerini dile getiren Güzel, &quot;Bu alanları belirlediğimizde inşallah sportif turizm noktasında da tercih edilen bir destinasyon olacağız&quot; ifadesini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bBvjB1-5UUyekt5O8i1xsw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Türkiyenin, kuzey, noktası, Sinopa, ayda, milyon, 300, bin, ziyaretçi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bBvjB1-5UUyekt5O8i1xsw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Türkiye'nin en kuzey noktası Sinop'a 8 ayda 1 milyon 300 bin ziyaretçi"><p>Türkiye'nin en kuzey noktası Sinop, yılın 8 ayında 1 milyon 300 bin yerli ve yabancı turiste ev sahipliği yaptı.</p>Tarihi yapıları ve milli parklarının yanı sıra uzun ve temiz sahilleriyle dikkati çeken Sinop, ziyaretçilerini ağırlamayı sürdürüyor.  Özellikle yaz dönemlerinde konaklama tesislerindeki doluluğun yüzde 100'e ulaştığı kentte ziyaretçilerin en fazla rağbet gösterdiği yerler ise Tarihi Sinop Cezaevi ve Müzesi, Erfelek Tatlıca Şelaleleri, İnceburun, Hamsilos ve Akliman gibi milli parklar oluyor.  İl Kültür ve Turizm Müdürü Fatih Güzel, kenti özellikle bayram tatilleri ve yaz aylarında binlerce kişinin ziyaret ettiğini, bu durumun Sinop turizmi açısından memnuniyet verici olduğunu söyledi.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/c8Z7lWOli0mCOT2mazOang.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><p>Güzel, "2024 yılının 8 ayı, turizm açısından ilimiz adına çok verimli oldu. Bu yıl ilimizde yaklaşık 1 milyon 300 bin ziyaretçiyi ağırladığımızı söyleyebiliriz" dedi.  Sinop'a gelen turistlerin, sonraki yıllarda da yine kenti tercih ettiğini anlatan Güzel, şöyle devam etti:  "Ramazan Bayramı'nda resmi verilere göre yaklaşık 430 bin araç girişi oldu ilimize. Kurban Bayramı'nda da ortalama 160 bin araç girişi oldu. Havalimanı yoluyla, iç hatlar uçuşuyla yaklaşık 60 bin yolcu şehrimize geldi. İlimiz kum, güneş, deniz şeklinde nitelendirebileceğimiz deniz turizmi noktasında daha çok tercih edilen bir destinasyon. Bunun dışında doğa ve ekoturizm noktasında çok fazla tercih edilen alanlarımız var. Sinop, doğasıyla, tarihiyle, kültürü, doğal güzellikleriyle büyüleyici bir şehir."</p><p><strong>"8 AYDA 20 BİN YABANCI MİSAFİR"</strong>  Güzel, kentin yerli misafirlerin yanı sıra yabancı turistlere ev sahipliği yapmasının gelecek adına umut verici olduğunu vurgulayarak, "Bu yıl Sinop'a 6 kurvaziyer geldi, yaklaşık 6 bin misafirimizi ağırladık. 8 ayda 20 bin yabancı misafirimiz mutlu şehrimize gelip mutlu ayrıldı" diye konuştu.  Bu yıl denizde ve karada yapılabilecek turizm amaçlı sportif faaliyetlerin parkur alanlarını belirleme çalışmaları yürüttüklerini dile getiren Güzel, "Bu alanları belirlediğimizde inşallah sportif turizm noktasında da tercih edilen bir destinasyon olacağız" ifadesini kullandı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Turizmde 2025 rezervasyonları başladı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/turizmde-2025-rezervasyonlari-basladi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/turizmde-2025-rezervasyonlari-basladi</guid>
<description><![CDATA[ Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği Başkanı Kaan Kavaloğlu, turizmde 2025 yılı rezervasyonlarının başladığını, ilk rezervasyonları da İngilizlerden aldıklarını belirtti.Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği Başkanı Kaan Kavaloğlu, turizmde sezonun iyi geçtiğini ve farklı ülkelerden gelen misafirlerin tatillerine devam ettiğini söyledi.  Kültür ve Turizm Bakanlığı&#039;na bağlı Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansının dünyanın her bölgesinde tanıtım faaliyetleri gerçekleştirdiğini anlatan Kavaloğlu, bu yıl sezonun uzayacağını vurguladı.  Kavaloğlu, turizmin çeşitlendirilmesi ve 12 aya yayılması için önemli çalışmaların yürütüldüğüne işaret ederek, yeni yıl için de rezervasyon hazırlıklarının tamamlandığını dile getirdi.  Turizmde 2025&#039;in çok iyi bir yıl olmasını beklediklerini ifade eden Kavaloğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:  &quot;2025 yılı rezervasyonları için ilk kontratları yaptık. Özellikle İngilizler rezervasyonlarını yapmaya başladı. Öncü rakamlar belli oldu ancak yüzdelik oranlar ekimde belli olacak. 2025&#039;i &#039;en iyi yıl&#039; olarak geçirebilmek için tüm ön hazırlıklarımızı yaptık. Hem kamu hem özel sektör 2025&#039;in iyi geçirilebilmesi için elinden geleni yapıyor. Yeni yıl sezonu için ciddi rezervasyon alacağımızı düşünüyorum.&quot;  &quot;ERKEN REZERVASYONLAR 30 KASIM&#039;DA SONA ERECEK&quot;  Kavaloğlu, erken rezervasyonun 30 Kasım&#039;da sona ereceğine dikkati çekerek, bu tarih geldiğinde 2025&#039;in nasıl geçeceğine dair ciddi verilere ulaşacaklarını kaydetti.  İç pazarın da erken rezervasyon sistemine dahil olduğunu aktaran Kavaloğlu, &quot;Ülkemizde yaşayanlar erken rezervasyon yaparak çok ciddi fiyat avantajlarından yararlanabiliyor. Oteller 2025 fiyatlarıyla ilgili kampanyalarını ekim ayı itibarıyla açıklamaya başlayacak. Vatandaşlarımızın bu kampanyaları takip etmelerini öneriyorum çünkü gerçekten avantajlı fiyatlar sadece erken rezervasyonlarda oluyor.&quot; diye konuştu.  Kavaloğlu, ekim ve kasımda iç pazardan da ciddi rezervasyon akışı beklediklerini söyledi.  Otellerin fiyatlarının, turizmdeki geçiş dönemlerinde daha uygun olduğuna değinen Kavaloğlu, &quot;Özellikle yerli turistler Antalya&#039;da nisan-mayıs-haziran veya eylül-ekim-kasım dönemine rezervasyon yaptırabilirlerse en indirimli fiyatlardan yararlanabilir. Oteller, bu dönemde yüksek doluluk olan temmuz-ağustosa göre daha uygun fiyat veriyor.&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cgJPJHjqckGaXmn9r7Y3Tw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Turizmde, 2025, rezervasyonları, başladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cgJPJHjqckGaXmn9r7Y3Tw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Turizmde 2025 rezervasyonları başladı"><p>Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği Başkanı Kaan Kavaloğlu, turizmde 2025 yılı rezervasyonlarının başladığını, ilk rezervasyonları da İngilizlerden aldıklarını belirtti.</p>Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği Başkanı Kaan Kavaloğlu, turizmde sezonun iyi geçtiğini ve farklı ülkelerden gelen misafirlerin tatillerine devam ettiğini söyledi.  Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansının dünyanın her bölgesinde tanıtım faaliyetleri gerçekleştirdiğini anlatan Kavaloğlu, bu yıl sezonun uzayacağını vurguladı.  Kavaloğlu, turizmin çeşitlendirilmesi ve 12 aya yayılması için önemli çalışmaların yürütüldüğüne işaret ederek, yeni yıl için de rezervasyon hazırlıklarının tamamlandığını dile getirdi.  Turizmde 2025'in çok iyi bir yıl olmasını beklediklerini ifade eden Kavaloğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:  "2025 yılı rezervasyonları için ilk kontratları yaptık. Özellikle İngilizler rezervasyonlarını yapmaya başladı. Öncü rakamlar belli oldu ancak yüzdelik oranlar ekimde belli olacak. 2025'i 'en iyi yıl' olarak geçirebilmek için tüm ön hazırlıklarımızı yaptık. Hem kamu hem özel sektör 2025'in iyi geçirilebilmesi için elinden geleni yapıyor. Yeni yıl sezonu için ciddi rezervasyon alacağımızı düşünüyorum."  <strong>"ERKEN REZERVASYONLAR 30 KASIM'DA SONA ERECEK"</strong>  Kavaloğlu, erken rezervasyonun 30 Kasım'da sona ereceğine dikkati çekerek, bu tarih geldiğinde 2025'in nasıl geçeceğine dair ciddi verilere ulaşacaklarını kaydetti.  İç pazarın da erken rezervasyon sistemine dahil olduğunu aktaran Kavaloğlu, "Ülkemizde yaşayanlar erken rezervasyon yaparak çok ciddi fiyat avantajlarından yararlanabiliyor. Oteller 2025 fiyatlarıyla ilgili kampanyalarını ekim ayı itibarıyla açıklamaya başlayacak. Vatandaşlarımızın bu kampanyaları takip etmelerini öneriyorum çünkü gerçekten avantajlı fiyatlar sadece erken rezervasyonlarda oluyor." diye konuştu.  Kavaloğlu, ekim ve kasımda iç pazardan da ciddi rezervasyon akışı beklediklerini söyledi.  Otellerin fiyatlarının, turizmdeki geçiş dönemlerinde daha uygun olduğuna değinen Kavaloğlu, "Özellikle yerli turistler Antalya'da nisan-mayıs-haziran veya eylül-ekim-kasım dönemine rezervasyon yaptırabilirlerse en indirimli fiyatlardan yararlanabilir. Oteller, bu dönemde yüksek doluluk olan temmuz-ağustosa göre daha uygun fiyat veriyor." dedi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Eylül ayı ağustostan daha hareketli başladı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/eylul-ayi-agustostan-daha-hareketli-basladi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/eylul-ayi-agustostan-daha-hareketli-basladi</guid>
<description><![CDATA[ Gaziantep Kültür Yolu festivali yarın başlıyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Gaziantep&#039;te NTV ekibinden Tuana Çiftci&#039;nin sorularını yanıtladı. Bakan Ersoy, &quot;Turizm noktalarında sezon devam ediyor. Eylül ayı ağustostan daha hareketli başladı. Muhtemelen 3. çeyrek sonunda 49 milyona yakın ziyaretçi ile kapatacağız. İnşallah yıl sonunda hedeflerimizi yakalayacağız.&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PxQGZUY4zkirljDMrdHvvQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Eylül, ayı, ağustostan, daha, hareketli, başladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PxQGZUY4zkirljDMrdHvvQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" class="type:primaryImage" alt="Bakan Ersoy NTV'ye konuştu: Eylül ayı ağustostan daha hareketli başladı"></p>
<p>Gaziantep Kültür Yolu festivali yarın başlıyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Gaziantep'te NTV ekibinden Tuana Çiftci'nin sorularını yanıtladı. Bakan Ersoy, "Turizm noktalarında sezon devam ediyor. Eylül ayı ağustostan daha hareketli başladı. Muhtemelen 3. çeyrek sonunda 49 milyona yakın ziyaretçi ile kapatacağız. İnşallah yıl sonunda hedeflerimizi yakalayacağız." dedi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bursa&amp;apos;daki Koza Han&amp;apos;ın köşk mescidi asırlardır ayakta</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/bursadaki-koza-hanin-koesk-mescidi-asirlardir-ayakta</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/bursadaki-koza-hanin-koesk-mescidi-asirlardir-ayakta</guid>
<description><![CDATA[ Osmanlı payitahtı Bursa&#039;da, Sultan 2. Bayezid tarafından yaptırılan ve kentin tekstil merkezi olmasında önemli rol oynayan Koza Han&#039;ın sembolü köşk mescidi, 5 asrı aşkın süredir ziyaretçilerin namazlarını kıldığı nadide yapı olarak varlığını koruyor.Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütünün (UNESCO) Dünya Mirası Listesi&#039;ne 2014&#039;te dahil edilen, kentte &quot;ticaretin kalbinin attığı yer&quot; olarak nitelendirilen Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi&#039;ndeki yapılardan Koza Han&#039;ın avlusundaki köşk mescidi, hem Anadolu Selçuklu dönemine ait bir gelenek hem de Bursa&#039;da erken Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinden biri olarak biliniyor.  Sultan 2. Bayezid tarafından 1490-1491 yıllarında mimar Abdül-Ula Bin Pulad Şah&#039;a yaptırılan, 30 kişinin aynı anda ibadet edebildiği köşk mescidi, 1671&#039;den sonra bazı dönemlerde onarımlardan geçirildi.  Uzun yıllar ipek böceği kozalarının satıldığı, Bursa&#039;nın tekstil merkezi haline gelmesinde ilk adım olan hanın sembol yapısı köşk mescidinde, 534 yıldır han esnafı ve müşterileri ile ziyaretçiler namazlarını kılıyor.Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Hasan Basri Öcalan, hanlar ve içlerinde bulunan mescitlerin İslam&#039;daki bütünlüğüne işaret ettiğini söyledi.İslamiyet&#039;te ticari ve sosyal yaşam ile dini hayatın birbirinden ayrılmadığını belirten Öcalan, &quot;Ticari hayatla uğraşan bir insan, beş vakit namazını da kılar. Bunun için de gerek yol boylarında gerekse şehir merkezlerindeki kervansaraylarda tüccarların ticari hayatı aksatmadan kısa sürede namazlarını kılabilmeleri için hanın içine bir ibadethane yapılmıştır&quot; dedi.Öcalan, mescidin her mahallede küçük mekanlarda yapılan, vakit namazlarının kılındığı yerler olduğunu, minberlerinin bulunmamasından dolayı cuma ve bayram namazlarının kılınmadığını aktardı.  Hem estetik kazandırılması hem de muhtemelen boş alanı değerlendirmek amacıyla hanın ya da kervansarayın ortasına yapılan mescidin &quot;köşk mescidi&quot; olarak adlandırıldığını belirten Öcalan, &quot;Türkiye sınırları içinde günümüze kadar orijinalliğini koruyarak gelen iki köşk mescidinden bahsedebiliriz, bunlardan biri Kayseri&#039;dedir, biri de Bursa&#039;daki Koza Han&#039;daki köşk mescididir&quot; ifadesini kullandı.Öcalan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti&#039;nin başkenti Lefkoşa&#039;daki Büyük Han&#039;ın köşk mescidinin de büyük oranda orijinalliğini koruyarak bugünlere geldiğini anlattı.  &quot;SON DERECE ESTETİK BİR YAPI&quot; Prof. Dr. Hasan Basri Öcalan, Sultan 2. Bayezid&#039;in, Koza Han&#039;ı, İstanbul&#039;daki Bayezid Camisi ve Külliyesi&#039;nin giderleri için inşa ettirdiğini söyledi.  Köşk mescidinin, taç kapıdan girince hanın ortasında butik bir bina olarak ziyaretçileri karşıladığını kaydeden Öcalan, şunları kaydetti:  &quot;Günümüze kadar orijinal haliyle gelen en güzel mescitlerden biridir. Alt tarafı şadırvan, 8 direk üzerine kurulmuş, ortada çok estetik bir mermer direkle desteklenmiş, üstü taşla örülmüş, kubbesi kurşunla kaplı, mermer bir merdivenden çıkılan, merdiven korkulukları bile mermerden yapılmış harika bir köşk mescidi. Burası tabii ki orijinal halinde bu şekle gelmiş ama yıllar içinde oldukça çok tamirler görmüş. Hatta muhtemelen tüccarlara ve cemaate dar geldiği için mescidin yanına küçük bir ahşap mescit daha yapıldığı kayıtlarda var ama o günümüze gelmemiş. Burası 1600&#039;lü yıllardan itibaren çok restore edilmiş ama asıl itibarıyla 1948&#039;de Bursa Eski Eserleri Sevenler Kurumu tarafından esaslı bir restorasyon gerçekleştirilmiştir. Daha sonra 2008&#039;de özel bir banka tarafından restore edilmiş. Tabii alttaki şadırvan aktif değil fakat yan tarafta çeşmeler var, o çeşmelerden insanlar abdest alıyor. İçerisi son derece harika bir görünüme sahip, iki orijinal penceresi günümüze gelmiş. Diğer pencereler de o iki orijinale uygun bir şekilde restore edilerek günümüze kadar gelmiş ve gerçekten de son derece estetik bir yapı.&quot;Bu tür nadir görülen mimari yapıların geçmişten gelen bir miras olduğunun bilinmesi gerektiğini ifade eden Öcalan, &quot;Bu mirası korumamız gerekiyor. Sadece işlevsel olarak değil bu tür binalara estetik açıdan bakmamız gerekiyor. Özellikle tepeden bir görüntü aldığınız zaman gerçekten de harika bir manzara ortaya çıkıyor.&quot; diye konuştu.  Bursa&#039;nın deprem kuşağında yer aldığını hatırlatan Öcalan, 1855&#039;te yaşanan büyük depreme rağmen bu yapıların yıkılmadığını ve ayakta kaldığını sözlerine ekledi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LsfHglBHC0qa8bYA5qDcmg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Bursadaki, Koza, Hanın, köşk, mescidi, asırlardır, ayakta</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LsfHglBHC0qa8bYA5qDcmg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bursa'daki Koza Han'ın köşk mescidi asırlardır ayakta"><p>Osmanlı payitahtı Bursa'da, Sultan 2. Bayezid tarafından yaptırılan ve kentin tekstil merkezi olmasında önemli rol oynayan Koza Han'ın sembolü köşk mescidi, 5 asrı aşkın süredir ziyaretçilerin namazlarını kıldığı nadide yapı olarak varlığını koruyor.</p>Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütünün (UNESCO) Dünya Mirası Listesi'ne 2014'te dahil edilen, kentte "ticaretin kalbinin attığı yer" olarak nitelendirilen Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi'ndeki yapılardan Koza Han'ın avlusundaki köşk mescidi, hem Anadolu Selçuklu dönemine ait bir gelenek hem de Bursa'da erken Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinden biri olarak biliniyor.  Sultan 2. Bayezid tarafından 1490-1491 yıllarında mimar Abdül-Ula Bin Pulad Şah'a yaptırılan, 30 kişinin aynı anda ibadet edebildiği köşk mescidi, 1671'den sonra bazı dönemlerde onarımlardan geçirildi.  Uzun yıllar ipek böceği kozalarının satıldığı, Bursa'nın tekstil merkezi haline gelmesinde ilk adım olan hanın sembol yapısı köşk mescidinde, 534 yıldır han esnafı ve müşterileri ile ziyaretçiler namazlarını kılıyor.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FaKmftliFU--nf_2ixy5HQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><p>Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Hasan Basri Öcalan, hanlar ve içlerinde bulunan mescitlerin İslam'daki bütünlüğüne işaret ettiğini söyledi.</p><p>İslamiyet'te ticari ve sosyal yaşam ile dini hayatın birbirinden ayrılmadığını belirten Öcalan, "Ticari hayatla uğraşan bir insan, beş vakit namazını da kılar. Bunun için de gerek yol boylarında gerekse şehir merkezlerindeki kervansaraylarda tüccarların ticari hayatı aksatmadan kısa sürede namazlarını kılabilmeleri için hanın içine bir ibadethane yapılmıştır" dedi.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TQi-x-fOHUC66KTdulhcaw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="">Öcalan, mescidin her mahallede küçük mekanlarda yapılan, vakit namazlarının kılındığı yerler olduğunu, minberlerinin bulunmamasından dolayı cuma ve bayram namazlarının kılınmadığını aktardı.  Hem estetik kazandırılması hem de muhtemelen boş alanı değerlendirmek amacıyla hanın ya da kervansarayın ortasına yapılan mescidin "köşk mescidi" olarak adlandırıldığını belirten Öcalan, "Türkiye sınırları içinde günümüze kadar orijinalliğini koruyarak gelen iki köşk mescidinden bahsedebiliriz, bunlardan biri Kayseri'dedir, biri de Bursa'daki Koza Han'daki köşk mescididir" ifadesini kullandı.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8N6LVLyA0UeTS2vTjzJwBw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><p>Öcalan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin başkenti Lefkoşa'daki Büyük Han'ın köşk mescidinin de büyük oranda orijinalliğini koruyarak bugünlere geldiğini anlattı.  <strong>"SON DERECE ESTETİK BİR YAPI"</strong> </p><p>Prof. Dr. Hasan Basri Öcalan, Sultan 2. Bayezid'in, Koza Han'ı, İstanbul'daki Bayezid Camisi ve Külliyesi'nin giderleri için inşa ettirdiğini söyledi.  Köşk mescidinin, taç kapıdan girince hanın ortasında butik bir bina olarak ziyaretçileri karşıladığını kaydeden Öcalan, şunları kaydetti:  "Günümüze kadar orijinal haliyle gelen en güzel mescitlerden biridir. Alt tarafı şadırvan, 8 direk üzerine kurulmuş, ortada çok estetik bir mermer direkle desteklenmiş, üstü taşla örülmüş, kubbesi kurşunla kaplı, mermer bir merdivenden çıkılan, merdiven korkulukları bile mermerden yapılmış harika bir köşk mescidi. Burası tabii ki orijinal halinde bu şekle gelmiş ama yıllar içinde oldukça çok tamirler görmüş. Hatta muhtemelen tüccarlara ve cemaate dar geldiği için mescidin yanına küçük bir ahşap mescit daha yapıldığı kayıtlarda var ama o günümüze gelmemiş. Burası 1600'lü yıllardan itibaren çok restore edilmiş ama asıl itibarıyla 1948'de Bursa Eski Eserleri Sevenler Kurumu tarafından esaslı bir restorasyon gerçekleştirilmiştir. Daha sonra 2008'de özel bir banka tarafından restore edilmiş. Tabii alttaki şadırvan aktif değil fakat yan tarafta çeşmeler var, o çeşmelerden insanlar abdest alıyor. İçerisi son derece harika bir görünüme sahip, iki orijinal penceresi günümüze gelmiş. Diğer pencereler de o iki orijinale uygun bir şekilde restore edilerek günümüze kadar gelmiş ve gerçekten de son derece estetik bir yapı."</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6ytXyEdTl0agtLldyRyAoQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="">Bu tür nadir görülen mimari yapıların geçmişten gelen bir miras olduğunun bilinmesi gerektiğini ifade eden Öcalan, "Bu mirası korumamız gerekiyor. Sadece işlevsel olarak değil bu tür binalara estetik açıdan bakmamız gerekiyor. Özellikle tepeden bir görüntü aldığınız zaman gerçekten de harika bir manzara ortaya çıkıyor." diye konuştu.  Bursa'nın deprem kuşağında yer aldığını hatırlatan Öcalan, 1855'te yaşanan büyük depreme rağmen bu yapıların yıkılmadığını ve ayakta kaldığını sözlerine ekledi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Muğla&amp;apos;ya gelen yabancı turist sayısı 2,5 milyonu aştı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/muglaya-gelen-yabanci-turist-sayisi-25-milyonu-asti</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/muglaya-gelen-yabanci-turist-sayisi-25-milyonu-asti</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye&#039;nin önemli turizm merkezlerine sahip Muğla&#039;yı, 8 ayda 2 milyon 617 bin 473 yabancı turist ziyaret etti.Akdeniz ve Ege&#039;nin buluştuğu, doğal güzellikleri ve antik kentleriyle ünlü turizm şehri Muğla, 340 bin yatak kapasiteli tesisleriyle yerli ve yabancı misafirlere hizmet veriyor.  Her yıl milyonlarca turiste ev sahipliği yapan kent, Türkiye&#039;ye gelen İngiliz turistlerin büyük bölümünü de ağırlamaya devam ediyor. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü verilerinden derlenen bilgiye göre, kenti yılın 8 ayında 2 milyon 617 bin 473 yabancı turist ziyaret etti.  En çok turistin geldiği ülkeler, sırasıyla 1 milyon 118 bin 79 kişiyle İngiltere, 278 bin 465 kişiyle Rusya, 211 bin 510 kişiyle Polonya, 163 bin 638 kişiyle Almanya, 66 bin 498 kişiyle Hollanda oldu. Diğer ülkelerden de kente 779 bin 283 turist geldi.  TURİST SAYISI GEÇEN YILIN AYNI DÖNEMİNE GÖRE YAKLAŞIK YÜZDE 8 ARTTI  Vali İdris Akbıyık, AA muhabirine, Türkiye&#039;nin gözde turizm merkezlerinden Muğla&#039;nın geçen yıl 3 milyonun üzerinde yabancı turist ağırladığını söyledi.  Kente geçen sene 8 ayda 2 milyon 429 bin 981 yabancı turistin geldiğini belirten Akbıyık, bu yıl yaklaşık yüzde 8 artışla sayının 2 milyon 617 bin 473&#039;e ulaştığını ifade etti.  Akbıyık, yabancıların yanı sıra her yıl yaklaşık 7 ila 10 milyon yerli turistin Muğla ve turistik ilçelerini ziyaret ettiğini kaydetti.  Vali Akbıyık, İngiltere&#039;nin Muğla&#039;nın en büyük kaynak pazarlarından biri olduğunu belirterek, &quot;Her yıl olduğu gibi bu yıl da kente en çok İngiltere&#039;den turist geldi. Dünyanın önemli turizm destinasyonları arasında yer alan Muğla, denizi, kumu, güneşi kadar tarihi ve doğal güzellikleri, antik kentleri, lüks konaklama tesisleriyle isminden söz ettiriyor.&quot; dedi.  Kentin son senelerde spor turizmiyle de öne çıktığını anlatan Akbıyık, Muğla ve ilçelerinde yıl içerisinde birçok ulusal ve uluslararası spor organizasyonuna ev sahipliği yaptıklarını dile getirdi.  Muğla&#039;da yılın 12 ayı kültür, sanat ve spor aktivitelerinin sürdüğüne işaret eden Akbıyık, bir önceki yıldan daha fazla turisti bu sene ağırlamayı planladıklarını ifade etti.  &quot;BU YIL BUTİK OTELLERE İLGİ DAHA ÇOK ARTTI&quot;  Dalyan Otelciler ve Turizmciler Derneği Başkanı Ali Mürşit Yağmur da bölgeye gelen yerli ve yabancı turistlerin daha çok butik otelleri tercih ettiğini bildirdi.  Özellikle bu yıl gurbetçi misafir yoğunluğu yaşadıklarını anlatan Yağmur, gurbetçi misafirlerin büyük bölümünün Dalyan&#039;ı tercih ettiğini ve bu ilgiden mutlu olduklarını söyledi.  Yağmur, İztuzu kumsalı, sazlıkları ve tarihi yerleriyle Dalyan&#039;ın son yıllarda daha çok tercih edildiğini kaydetti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KphvxorCbUq-sXul9lW-7w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Muğlaya, gelen, yabancı, turist, sayısı, 2, 5, milyonu, aştı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KphvxorCbUq-sXul9lW-7w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Muğla'ya gelen yabancı turist sayısı 2,5 milyonu aştı"><p>Türkiye'nin önemli turizm merkezlerine sahip Muğla'yı, 8 ayda 2 milyon 617 bin 473 yabancı turist ziyaret etti.</p><p>Akdeniz ve Ege'nin buluştuğu, doğal güzellikleri ve antik kentleriyle ünlü turizm şehri Muğla, 340 bin yatak kapasiteli tesisleriyle yerli ve yabancı misafirlere hizmet veriyor.  Her yıl milyonlarca turiste ev sahipliği yapan kent, Türkiye'ye gelen İngiliz turistlerin büyük bölümünü de ağırlamaya devam ediyor. </p><p>İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü verilerinden derlenen bilgiye göre, kenti yılın 8 ayında 2 milyon 617 bin 473 yabancı turist ziyaret etti.  En çok turistin geldiği ülkeler, sırasıyla 1 milyon 118 bin 79 kişiyle İngiltere, 278 bin 465 kişiyle Rusya, 211 bin 510 kişiyle Polonya, 163 bin 638 kişiyle Almanya, 66 bin 498 kişiyle Hollanda oldu. Diğer ülkelerden de kente 779 bin 283 turist geldi.  <strong>TURİST SAYISI GEÇEN YILIN AYNI DÖNEMİNE GÖRE YAKLAŞIK YÜZDE 8 ARTTI</strong>  Vali İdris Akbıyık, AA muhabirine, Türkiye'nin gözde turizm merkezlerinden Muğla'nın geçen yıl 3 milyonun üzerinde yabancı turist ağırladığını söyledi.  Kente geçen sene 8 ayda 2 milyon 429 bin 981 yabancı turistin geldiğini belirten Akbıyık, bu yıl yaklaşık yüzde 8 artışla sayının 2 milyon 617 bin 473'e ulaştığını ifade etti.  Akbıyık, yabancıların yanı sıra her yıl yaklaşık 7 ila 10 milyon yerli turistin Muğla ve turistik ilçelerini ziyaret ettiğini kaydetti.  Vali Akbıyık, İngiltere'nin Muğla'nın en büyük kaynak pazarlarından biri olduğunu belirterek, "Her yıl olduğu gibi bu yıl da kente en çok İngiltere'den turist geldi. Dünyanın önemli turizm destinasyonları arasında yer alan Muğla, denizi, kumu, güneşi kadar tarihi ve doğal güzellikleri, antik kentleri, lüks konaklama tesisleriyle isminden söz ettiriyor." dedi.  Kentin son senelerde spor turizmiyle de öne çıktığını anlatan Akbıyık, Muğla ve ilçelerinde yıl içerisinde birçok ulusal ve uluslararası spor organizasyonuna ev sahipliği yaptıklarını dile getirdi.  Muğla'da yılın 12 ayı kültür, sanat ve spor aktivitelerinin sürdüğüne işaret eden Akbıyık, bir önceki yıldan daha fazla turisti bu sene ağırlamayı planladıklarını ifade etti.  <strong>"BU YIL BUTİK OTELLERE İLGİ DAHA ÇOK ARTTI"</strong>  Dalyan Otelciler ve Turizmciler Derneği Başkanı Ali Mürşit Yağmur da bölgeye gelen yerli ve yabancı turistlerin daha çok butik otelleri tercih ettiğini bildirdi.  Özellikle bu yıl gurbetçi misafir yoğunluğu yaşadıklarını anlatan Yağmur, gurbetçi misafirlerin büyük bölümünün Dalyan'ı tercih ettiğini ve bu ilgiden mutlu olduklarını söyledi.  Yağmur, İztuzu kumsalı, sazlıkları ve tarihi yerleriyle Dalyan'ın son yıllarda daha çok tercih edildiğini kaydetti.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Perre Antik Kenti&amp;apos;nde 2024 kazı sezonu tamamlandı</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/perre-antik-kentinde-2024-kazi-sezonu-tamamlandi</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/perre-antik-kentinde-2024-kazi-sezonu-tamamlandi</guid>
<description><![CDATA[ Adıyaman&#039;daki Perre Antik Kenti&#039;nde bu yılki kazı çalışmaları tamamlandı.Adıyaman Müze Müdürü Mehmet Alkan, Kommagene Krallığı&#039;nın 5 büyük kentinden biri olan Perre Antik Kenti&#039;ndeki çalışmaların bu yılki ayağının tamamlandığını, kazıların gelecek yıl süreceğini dile getirdi.Alkan, &quot;Bu yıl 70 kişilik ekiple 3 dönümlük alanda kazı çalışması yaptık. Çalışmalar kapsamında girlandlı alanlar, yazıtlı oda mezarları, mimari formda olan yapılar tespit ettik. Bizler burada yani nekropol alanda kazı yaptığımızdan dolayı oda mezarları tespit ediyoruz. İlerleyen yıllarda o dönemin insanlarının yaşadığı alanda yapacağımız kazı çalışmalarında daha önemli bulgular bulacağız&quot; dedi.  Antik kenti ziyaret etmek için Tokat&#039;tan gelen Zehra Erdoğan, bölgenin kendisini etkilediğini söyledi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5hPt_zfarUCp2mDbP4DSIQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Perre, Antik, Kentinde, 2024, kazı, sezonu, tamamlandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5hPt_zfarUCp2mDbP4DSIQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Perre Antik Kenti'nde 2024 kazı sezonu tamamlandı"><p>Adıyaman'daki Perre Antik Kenti'nde bu yılki kazı çalışmaları tamamlandı.</p><p>Adıyaman Müze Müdürü Mehmet Alkan, Kommagene Krallığı'nın 5 büyük kentinden biri olan Perre Antik Kenti'ndeki çalışmaların bu yılki ayağının tamamlandığını, kazıların gelecek yıl süreceğini dile getirdi.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cWMVZ570f02OET9t9qYOzQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="">Alkan, "Bu yıl 70 kişilik ekiple 3 dönümlük alanda kazı çalışması yaptık. Çalışmalar kapsamında girlandlı alanlar, yazıtlı oda mezarları, mimari formda olan yapılar tespit ettik. Bizler burada yani nekropol alanda kazı yaptığımızdan dolayı oda mezarları tespit ediyoruz. İlerleyen yıllarda o dönemin insanlarının yaşadığı alanda yapacağımız kazı çalışmalarında daha önemli bulgular bulacağız" dedi.  Antik kenti ziyaret etmek için Tokat'tan gelen Zehra Erdoğan, bölgenin kendisini etkilediğini söyledi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yalvaç: Tarihi ve Doğal Güzellikleriyle Cittaslow Bir İlçe</title>
<link>https://www.kirsehirhaber.org/yalvac-tarihi-ve-dogal-guzellikleriyle-cittaslow-bir-ilce</link>
<guid>https://www.kirsehirhaber.org/yalvac-tarihi-ve-dogal-guzellikleriyle-cittaslow-bir-ilce</guid>
<description><![CDATA[ Isparta&#039;nın 16 bin nüfuslu küçük bir ilçesi olan Yalvaç, 2012 yılında &#039;Cittaslow&#039; yani sakin şehir unvanını kazanarak dikkatleri üzerine çekti. ]]></description>
<enclosure url="http://turk.eco/uploads/images/202409/image_870x580_66f4f118704aa.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 13:16:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kirsehirhaber.org - haberin yeni adresi</dc:creator>
<media:keywords>Yalvaç:, Tarihi, Doğal, Güzellikleriyle, Cittaslow, Bir, İlçe</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Sultan Dağları’nın güney eteklerinde yer alan bu şirin ilçe, tarihi ve doğal zenginlikleriyle göze çarpıyor. Ilıman bir iklime sahip olan Yalvaç’ın tarihi, Neolitik döneme kadar uzanmakta. Bölgede yapılan arkeolojik kazılarda yaklaşık 8 milyon yıllık hayvan fosilleri keşfedilmiş, bu da ilçenin tarih öncesi dönemlere kadar uzanan köklü bir geçmişe sahip olduğunu gösteriyor.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Yalvaç, yalnızca doğasıyla değil, tarihi zenginlikleriyle de öne çıkıyor. İlçede yer alan Antiokheia Antik Kenti, yaklaşık 2 bin yıl önce 120 bin kişilik bir nüfusa sahipti. Roma İmparatorluğu dönemine ait birçok kalıntıyı barındıran bu antik kent, tarih meraklıları için bir cazibe merkezi. Özellikle Hristiyan dünyası için ayrı bir öneme sahip olan Yalvaç, Hz. İsa’nın havarilerinden Aziz Paul’un Antiokheia’ya geldiğine inanılması sebebiyle kutsal bir yer olarak kabul ediliyor. Özellikle Güney Koreli Hristiyanlar, bu bölgeyi hac yolculukları için tercih etmekte.</p>
<p></p>
<p>Cittaslow hareketine katıldıktan sonra Yalvaç, tarihi ve doğal mirasını koruma konusunda daha da bilinçlenmiş durumda. Tarihi eserlerin ve doğal güzelliklerin korunmasına yönelik yapılan çalışmalar sayesinde, ilçenin sakin ve yaşanabilir yapısı geleceğe taşınıyor. Yalvaç, tarihi geçmişi, kültürel zenginlikleri ve sakin yaşam tarzıyla huzur arayanların yeni adresi olmaya devam ediyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>